ayse
09-10-06, 12:05
Lütfen sadace basında çıkan haberleri ekleyiniz.. yorumlarınızı bu bölüme eklemeyiniz...
ayse
ayse
|
Tüm Versiyonu Göster : Sıla - Basında Çıkan Haberler Sayfalar :
[1]
2
ayse 09-10-06, 12:05 Lütfen sadace basında çıkan haberleri ekleyiniz.. yorumlarınızı bu bölüme eklemeyiniz... ayse free_spirit 09-10-06, 12:33 atv'nin izlenme rekorlari kiran dizisi Sıla'nin cekimleri, Mardin'in Midyat ilcesinde devam ediyor. Çekimlere yore halki, ozellikle de çocuklar buyuk ilgi gosteriyor. Midyatli çocuklar, butun gun Sıla'nin cekimlerinde. Kaynak : TAKVİM free_spirit 09-10-06, 12:34 'İzlenme rekoru kiran 'Sıla' adli dizinin basrol oyuncusu Cansu Dere, Mardin'de gerceklesen cekimler sayesinde farkli bir dunya ile tanistigini soyluyor: Torelere gore; yanlis yapmis kizini oldurmeyen babaya bakkal ekmek satmiyor. Adam camide namaz bile kilamiyor!. atv'nin tore ve berdel evliliklerinin actigi yaralari konu edinen dizisi 'Sıla', konusuyla oldugu kadar oyuncularin performanslariyla da konusuluyor. Yonetmenligini Gul Oguz'un ustlendigi; basrollerinde Cansu Dere, Mehmet Akif Alakurt, Menderes Samancilar, Fatos Sezer, Humeyra ve Cemal Toktas'in rol aldigi dizi, yayinlanmaya basladigi gunden bu yana izleyenlerde beklenen etkiyi birakti ve ucuncu bolumu gun birincisi oldu... Oyunculuk yetenegini Ugur Yucel sayesinde gelistirdigini soyleyen dizinin basrol oyuncusu Cansu Dere'nin performansinin, dizinin begenilmesinde buyuk pay tasidigini dusunenlerin sayisi hic de az degil... Dizinin cekildigi Mardin'de hayata bakisinin degistigini soyleyen unlu model, 'Sıla'nin tore cinayetlerine az da olsa faydasi olacagina inandigini soyluyor... * Sıla icin gercekten cok calisiyorum ve oldukca zaman ayiriyorum. Kadin uzerine konusu olan dizilerin tutmasinin zor oldugu yonundeki goruslerin dogruluk payinin ne oldugunu bilmiyorum. Benim dusunmem gereken, verilen rolu en iyi sekilde canlandirmak. İsimin ustesinden en iyi sekilde gelmenin ugrasi icindeyim. * 'Sıla' icin gittigim Mardin'de hayata bakisim degisti, yeni felsefeler edindim. Oradaki olaylari buradan da biliyordum. Ama bilmek ile yasamak cok farkli. Burada basinizin uzerinden gecen askeri helikopteri dikkate almazsiniz ama orada gozden kaybolana kadar takip ediyorsunuz. O bolgede cekilen sikintilari buradan anlamak mumkun degil. BİLENLER BİR ŞEYLER YAPMALI * Tore cinayetleri hakkinda orada bircok olay anlatildi bana. Bunun engellenmesinin en etkin cozumu, kanimca o bolgenin topyekun bir aydinlanmaya girmesi. Bu nasil gerceklestirilir bilmiyorum ama bilenler bir seyler yapmali. O bolgenin torelerine gore, yanlis yapmis bir kizi oldurmeyen babaya bakkal ekmek satmiyor, adam camiye gidip namaz bile kilamiyor! Babanin, agabeyin uzerinde buyuk bir toplumsal baski oluyor. O baskiyi kirmak gerek. Hicbir sey insan hayatindan daha onemli degil. 'Sıla'da bunu anlatmaya calisiyoruz. Ne kadar faydamiz olur bilemeyiz ama hicbir sey yapmamaktan iyidir. Kumsaldaki deniz yildizlarini denize atan adamin hikayesi gibi. * Burada gunluk yasamimizda dert ettigimiz bircok konu, o bolgedeki insanlari hic ilgilendirmiyor. Bizim dert ettiklerimiz onlarin dunyasinda yok. Örnegin orada benim yasimdaki bir kadinin dort-bes cocugu var. Derdi cocuklarina bakabilmek. 'Neden bu kadar cok cocuk yaptin?' demek o kadinlar icin hicbir anlam ifade etmiyor. Çunku onlarin dunyasinda dogum kontrolu diye bir kavram yok. * Sıla'nin en kucuk olcude bile siritmamasi gerekiyordu. Daha once Dogu'ya bir kez gitmistim. Bu ikinci gidisim. 'Sıla'nin ruhunu anlamak icin Mardin'de cok kisiyle konustum. O bolgenin insani nasil dusunuyor, hayata hangi pencerelerden bakiyor anlamaya calistim. Berdel olan bir genc kadinin ruhunda nasil firtinalar esecegini hayal ettim. * Mardin'de bana en cok yardimci olan kisi Menderes Samancilar. Kendisi yore insanini cok iyi taniyor. Bana surekli olarak yore, yasam tarzi, gelenekler konusunda bilgi veriyor. STARLAR ARTIK UZUN BOYLU * Uzun boylu kadinlarin oyunculukta sanslarinin olmadigini dusunmuyorum. Yeni nesil oyuncular hep uzun boylu. Dunyada boyle. Nicole Kidman ve Charlize Theron Oscar almis oyuncular. Eskiden Turkiye'de oldugu gibi Hollywood'da da kadin oyuncular fazla uzun boylu olmuyormus ama simdi degisti. Starlar artik uzun boylu. Kenan İmirzalioglu ve Mehmet Ali Alakurt ile bu konuda hicbir sorun yasamadik. Fikret Kuskan ile de aslinda sanci yaratacak bir boy sorunu icinde olmadik. * Oyunculugu para kazanmak icin degil, cok sevdigim icin yapiyorum. Bir de ustune para veriyorlar. Daha ne isteyeyim? İnsanin sevdigi isi yapmasi ve o isten para kazanmasi cok az kisiye nasip oluyordur. Çogu insan yaptigi isi sevmiyor ve beklentisinin altinda para kazaniyor. İste o insandan yaptigi ise hayir gelmez. Bu nedenle kendimi oyunculuga karşı daha sorumlu hissediyor, elimi tasin altina sokmaktan cekinmiyorum. * Kendimi gelistirmeye calisiyorum. Ögrenme acligi yasiyorum. Algilarimi surekli acik tutmaya calisiyorum. Çevremde ne oluyor ne bitiyor, olan neden oluyor, olmasi gereken neden olmuyor... Bunlarin uzerine dusunuyorum, yorum yapiyorum. Dusunduklerimden, yorumlarimdan cikardigim sonuclari zihnimin bir kosesine depoluyorum. Bir gun mutlaka gerekli olur. Kaynak : SABAH forever.young25@hotmail.c 09-10-06, 12:39 Doğuran mı ana büyüten mi? Öldü sandığı gerçek annesini, kendisini büyüten annesine tercih eden genç kızın bir anda değişen hayatı izleyiciyi ekrana çivileyecek. 'Sıla'da 'doğuran mı yoksa büyüten mi ana?' sorusu çok tartışılacak. Hayat bir anda değişiyor Başrollerini güzel manken Cansu Dere ile genç oyuncu Mehmet Akif Alakurt'un üstlendiği, atv'nin yeni dizisi 'Sıla', bu akşam ilk bölümüyle ekrana geliyor. Gül Oğuz'un yönettiği ve Mardin Midyat'ın büyülü atmosferinde çekilen dizi, konusuyla çok tartışılacak. İstanbul'da köklü bir ailede evlatlık büyüyen 'Sıla', ansızın öldü sandığı gerçek anne-babası ve karşı konulamaz töreleriyle tanışır. Ve kendisini büyüten ailesine veda etmek zorunda kalır. Yürekler çok yanacak 'Sıla'nın 'gerçek' babasını oynayan usta oyuncu Menderes Samancılar, "Bu dizi, izleyiciyi yürekten yakacak" diyor ve ekliyor: "Dizilerin bir meseleye, izleyicilerin yüreğine dokunmasını isterim. 'Sıla' iki unsuru da kapsıyor..." Dizinin bir diğer başarılı oyuncusu 'gerçek' anne rolündeki Zeynep Eronat da yer aldığı projeden ve rolünden memnun: "Çekimler çarpıcı bir mekanda yapılıyor. Bu proje ses getirecek." Bu dizi sezona damga vuracak Diziye adını veren 'Sıla' karakterini canlandıran Cansu Dere, konunun etkileyici ve çarpıcı olduğunu söylüyor: "Senaryoyu okuduğum an tüylerim diken diken oldu. İçinde kadın, aşk, tutku, acı ve töreler var." Aşiret reisi 'Boran'ı oynayan M. Akif Alakurt ise şöyle konuşuyor: "Hissettiğim kadarıyla bu seneye damgasını vuracak bir iş olacak..." forever.young25@hotmail.c 09-10-06, 12:43 Sayısız dizinin sanat yönetmeni, ses getiren onlarca konserin ışık ve sahne tasarımcısı, çoğu Sezen Aksu’nun olmak üzere beş klibin ve geçen yıl Kanal D’de yayınlanan, başrollerini Hale Soygazi ve Özlem Tekin’in paylaştığı Silbaştan dizisinin yönetmeni Gül Oğuz, yine bir kadın hikayesiyle karşımızda. Geçen cuma Atv kanalında yayına giren Sıla adlı dizi de Silbaştan gibi törenin kadınları ve erkekleri kıstırdığı dünyayı sorguluyor. Şu sıralar Mardin’in Midyat ilçesindeki kendine özgü mekanlarda çekimleri süren dizinin öyküsü de Oğuz’a ait. Törelerin gölgesinde, tutkulu bir aşk hikayesini anlatıyor. Töreyi iliklerinde hisseden, kökleri doğuda ama kendisi batıya ait genç kahraman Sıla, küçük yaşta evlatlık verildiği için İstanbul’da, üstelik yalıda büyümüş, kolejde okumuş. 17 yaşında doğduğu yere, Mardin’e geldiğinde, bu bereketli Mezopotamya topraklarında, hiçbiri birbirini görmeyen pencereli, avlulu evlerde, dar sokaklarda kızların kaderini başkalarının yazdığını öğreniyor. Daha önce hiç duymadığı Berdel kelimesiyle Sıla’nın hayatı seyir değiştirecek, hiç tanımadığı ağabeyinin canını kurtarmak için, hiç görmediği aşiret reisi Boran’la zorla evlendirilecektir. Töreye mahkum olduğu kocaman evden kaçmaya çalışırken asıl kaçtığının içinde yavaş yavaş büyüyen aşk olduğunun farkında değildir. Silbaştan dizisinden sonra Diyarbakır’da bir kadın merkezi açan, bu diziyle birlikte Mardin’de de bir kadın merkezi açmayı planlayan yönetmen Gül Oğuz’la, yeni diziyi, Mardin’i ve töreyi konuştuk. Yine bir kadın hikayesi. Doğu, töre ve töre kıskacında aşk... - Bu hikayeyi geçen yıl yazmıştım. Aslında bir sinema filmi yapmak istedim. Daha güzel olur, söyleyeceğimi daha özgür söyleyebilirim diye. Ama düşündüm ki, böyle bir filmin Türkiye’de gişe şansı fazla olmaz. Ne olur? Yurtdışında festivallere gider. Kadın yönetmen, kadın filmi, doğu hikayesi, bunlar batıda cazip şeyler... Ödül almak için her zaman çok iyi bir yönetmen olmaya gerek yok, hikaye çarpıcıysa bazen çok şey getiriyor. Zaten hep bunlar konuşuluyor Avrupa’da. Türkiye sadece bunlardan ibaretmiş gibi düşünülüyor ve olay bir süre sonra Geceyarısı Ekpresi hikayesine dönüşüyor. Oysa Türkiye’de kadın, sadece doğudan, töreden ibaret değil. Karadeniz var, Ege var, Akdeniz’in bambaşka bir medeniyeti var. Babaannem Egeliydi, çok güçlü bir kadındı, Karadenizli arkadaşlarımın hepsinin annelerinden ödü kopar... ÊBir de töreyi önce Türkiye’ye anlatmak lazım belki... - Evet. Burada kendimiz bu problemi çözebiliriz. Bunun için çalışan çok kadın, çok örgüt var. Yani orada iki ödül için, bu tarafı pazarlayamayacağım, diye düşündüm ve hikaye dizi projesine dönüştü. Kafamdaki sinema filmi de farklılaştı: Onlar ve biz diye ayırmadan Türkiye’nin üç dört farklı yöresinden, kesiminden kadınların, aynı yerde, erkek dünyası içinde çakışmalarını anlatan bir hikaye çekmeliyim diye düşünüyorum. TÖRENİN EN ACIMASIZ YÜZLERİNDEN BİRİ Silbaştan’da da töre vardı, Sıla’nın farkı ne? - Bu seferki temamız berdel. Bir aileden bir kız sevdiğine kaçtığında uygulanan bir kural bu; onlar da karşı taraftan kız alıyor. Kız istemese de evlilik zorla gerçekleşiyor. Evlendi, sonra da kahrından öldü diyelim, o zaman "başka kız ver" diyorlar. Berdel, törenin en acımasız yüzlerinden biri. Aslında çok yerde bu kaçmalar öldürmeyle sonuçlanıyor, Diyarbakır, Urfa gibi yerlerde uygulanıyor hálá. Bu daha hafif hali! Mardin içinde öldürmekten çok kız değiş tokuşu var. Çevre köylerde ise öldürmelere rastlanıyor. Batıda bu ağalı, töreli TV dizilerine karşı bıkkınlıktan söz ediliyor son zamanlarda... - Ağa dizilerinden sıkılıyorlar ama yine de seyrediyorlar. Dahası bu mesele ülkenin bir bölümünde bütün acımasızlığıyla devam ediyor. Bu çıtır çerez bir şey değil ki. İzleyici sıkıldı, bıktı diye ülkenin bir gerçeğini görmezden mi geleceğiz? Bugün hálá kadınlar öldürülmüyor mu, evlere kilitlenmiyor mu, hálá ağalık yok mu? Modası geçti diye bunları unutacak mıyız? Bir de ağalığın nasıl ele alındığına bağlı galiba... - Silbaştan’ın çekimleri için buraya geldiğimizde, yöre kadınları dizilerde ağalığın çok teşvik edilmesinden, şahane bir şey gibi anlatılmasından şikayet etmişti. Silbaştan’da da töre vardı, ama bir kader olmadığını söylüyorduk. Kaçın, itiraz edin, kurtuluş mümkün, diyorduk. Bir umut hikayesiydi aynı zamanda. Umut hep olacak, o kapı hiç kapanmayacak. Kapılar hep aralık kalmalı, sonra da sonuna kadar açılmalı. Hayatın gerçeği diye insanların yüzüne kapının kapatılması kadar anlamsız bir şey düşünemiyorum. Nitekim kaçıp kurtulanların sayısı giderek artıyor... - Evet. Bölgede çok iyi çalışan kadın örgütlenmeleri var. Onların yıllardır süren mücadelesi sayesinde töre eskisi kadar borusunu öttüremiyor. Bizim de mutlaka yanlışlarımız, doğrularımız vardır ama bütün mesele şu: Bir kere bu sistemi eleştiriyoruz. Artık buna itiraz etmek lazım, demeye çalışıyoruz. Dizide bir Süryani karakter var. Küçükken bir ağanın oğluyla kan kardeşi olmuş. Bu bir Süryani ile Müslüman arasında hiç olmazmış. "Küçücük yaşımızda başkaldırdık, şimdi kocamansın kaldıramıyorsun" diyor ağanın oğluna. Sonuçta değişimi sağlayacak genç nesildir. Ağanın oğlu da kıracak belki o kıskacı. Tabii bir de aşk var, tutku var. O da önemli. Bununla birlikte bazı bölümlerde küçük küçük sözümü söylemeye çalışıyorum: Repliklere Hasankeyf’le ilgili bir eleştiri cümlesi de ekledim, düğünlerde silah atmamak gerektiğini de. Komik de gelse bunu yapmaya devam edeceğim. Sonuç olarak ne söylüyor bu hikaye? - Töreye, "yapamazsın" diyen bir yanı var. Silbaştan dizisi bittikten sonra, Diyarbakır’da adı Silbaştan olan bir kadın merkezi kurulması için girişimde bulundunuz, ne durumda şimdi orası? - O merkezi Diyarbakır Bağlar Belediyesi işbirliğiyle yaptık. Bina bitti. İçinin tefrişatı kaldı. Sponsorluk görüşmeleri yapıyoruz. Özellikle doğumhane için çok para gerekiyor. Öncelikle ofis ve kadınlara psikolojik, hukuki danışmanlık verecek bölümleri açmaya çalışıyoruz şu sıralar. Bu diziden sonra Mardin ya da Midyat’ta da bir kadın merkezi projesi var mı? - Evet, burası için de bir proje var. Mardin ya da Midyat’ta kadınlara istihdam yaratacak bir merkez olabilir, kadınların üreteceği ve satılacak ürünlerin yapıldığı bir mekan. Çünkü istihdam kadınlar için en önemli şey. Bundan böyle bir kadın dizisi çekip, ardından da bir kadın merkezi açarak mı yaşayacaksınız? - Ne bileyim, hoşuma gidiyor. Silbaştan projesi çok güzeldi. Buradaki kadınların, biz bu diziyi seyrediyoruz ve genç kızlara özellikle seyrettiriyoruz, demeleri anlamlıydı benim için. Sonra Diyarbakır’da bu isimle, kadınlara destek verecek güzel bir mekan oluştu. Dizi adıyla kebapçı açmaktansa, bu daha iyi. HÜMEYRA VE CÜNEYT TÜREL KONUK OYUNCU Yapımcılığını FM Yapım’ın üstlendiği dizinin senaryosunu Sema Ergenekon ve Eylem Canpolat yazdı. Müziği Can Hatipoğlu ve Murat Tunalı imzalı. Hümeyra ve Cüneyt Türel’in konuk oyuncu olduğu dizide Sıla’yı Cansu Dere canlandırıyor. Mehmet Akif Alakurt, Zeynep Eronat, Menderes Samancılar, Fatoş Tez, Fatoş Sezer, Devrim Saltoğlu, Boncuk Yılmaz, Cemal Toktaş, Tayanç Ayaydın diğer önemli oyuncular. HEPİMİZ FARKLI BİRER MEYVEYİZ VE AYNI BAHÇENİN İÇİNDEYİZ Burası çok tuhaf, çok güzel. Kudüs gibi. Üç din, beş kültür... İlk olarak görselliği için seçtim. Ama burada kaldıkça da hayranlığım arttı. Dışarıdan bilindiği gibi değil asla. Herkes beni arayıp "Gül dikkatli ol" diyor. Oysa biz burada çok huzurlu ve rahatız. Sokaklarda hiç rahatsız edilmeden dolaşıyoruz, herkes çok yardımcı oluyor. İnsanlarda toprakla ilişkili, şiddetle içiçe, ölümle yaşam arasında olmanın getirdiği bir doğallık var. Her gün sete biri geliyor, hediye getiriyor. Ayrıca yaptığımız sohbetler, senaryoyu besliyor. Bir Süryani gelmişti mesela, dedi ki "Birer farklı meyveyiz, birimiz elma, birimiz armut, birimiz şeftali... Ama sonuç olarak hepimiz meyveyiz ve aynı bahçenin içindeyiz." Bu dizide bir replik olacak. Töre pranga aşk tutsaklık Cuma günü yayına giren Sıla’nın tanıtım filmlerinde bazı sorular soruluyordu. O soruları ben de dizinin yönetmeni Oğuz’a sordum: Doğuran mı anne, büyüten mi? - Büyüten. Ama doğurdu büyüttü, o zaten anne. Doğurdu zorla elinden alındı, o da anne. Ama doğurdu, kendi isteğiyle verdi, o zaman büyüten anne. Çünkü çocuk emekle, sevgiyle büyür. Töre pranga mı, namus mu? - Tabii ki pranga. Töreye dair bir sürü şeyi karşımıza namus diye getiriyorlar. Ailenin namusu, aşiretin namusu, kadının namusu... Törenin doğru tarafları da var, biz keskin ve yanlış taraflarından bahsediyoruz. Töre kadının namusu değil, kadını da erkeği de mahkum eden bir pranga gibi yaşanıyor daha çok. Peki aşk? Tutsaklık mı, esaret mi? - Aşık olursun, sanki beş bin tane güvercin uçar havaya doğru, özgürlük hissedersin, gökyüzüne yükselir gibi olursun, sonra bir bakarsın ayağını bir şey sıkıyor, bir zincir... Bağımlılık tabii, tutku. Tutsaklık. CANSU DERE: BU HİKAYEYİ EN İYİ BİR KADIN ANLATABİLİRDİ Mankenlikten oyunculuğa geçen, daha önce Güz Yangını, Metropalas ve Alacakaranlık dizilerinde, şu sıralar çekilen Yandım Ali adlı sinema filminde ve Çağan Irmak’ın Kabuslar Evi adlı projesinde rol alan Cansu Dere, Sıla’yla ilgili şunları söylüyor: "Daha önce böyle bir rolüm olmamıştı. Çok farklı bir rol ve çok sevdim. Tabii dizi çekiyoruz ama farkındayız ki bunlar gerçekte var. Küçük yaşta evlendirme, berdel, töre cinayetleri... Burada olmak, bizi bu olaylara daha yakınlaştırdı, içinden hissetmemize neden oldu. Bu bir kadın hikayesi ve en güzel bir kadın yönetmen gözüyle anlatılabilirdi. Gül Oğuz da öyle yapıyor, zaten kendi hikayesi. Çok rahat çalışıyoruz, çok güzel saçları var!" Oyunculukla ilgili düşünceleri ise şunlar: "Daha oyuncu olmadım. Bana bir şans verildi, en iyi şekilde değerlendirmek istiyorum. Modelliği bırakmadım, zaten vaktim yok, bir de doyduğuma inanıyorum, üstelik bir-iki defa kendimi sıkılırken yakaladım. O yüzden en aza indirdim." forever.young25@hotmail.c 09-10-06, 12:49 Yeni Asmalı Konak: Sıla atv'nin yeni dizisi Sıla, 'Asmalı Konak'ın tahtına oturdu. Kalbinde hep hasret büyütmek zorunda kalan bir kızla, töre ve kalbi arasında kalan Boran'ın tutkulu aşk hikâyesini anlatan Sıla, ekrandan yine Cuma akşamının galibi olarak çıktı. Tutkulu aşkın hikâyesi "Sıla" yine zirvede atv'nin yeni dizisi "Sıla" 6 Ekim cuma günü yayınlanan bölümüyle yine en iyi olduğunu gösterdi. Öyküsüyle, senaryosuyla farkını hissettiren, kalbinde hep hasret büyütmek zorunda kalan bir kızla, töreleriye kalbi arasında kalan Boran'ın tutkulu aşk hikayesini anlatan "Sıla" yine zirvenin sahibi oldu. Başrollerini Cansu Dere, Mehmet Akif Alakurt, Menderes Samancılar ve Zeynep Eronat'ın paylaştığı atv'nin yeni dizisi "Sıla" 6 Ekim cuma günü yayınlanan bölümüyle günü önde kapadı. Yeni "Asmalı Konak" atv'nin ünlü dizisi "Asmalı Konak"ın tahtını sallayan "Sıla", tüm kişilerde yüzde 10.00 reyting, yüzde 30.60 izlenme payıyla ve AB sosyal grubunda aldığı yüzde 10.90 reyting, yüzde 32.80 izlenme payıyla cumanın galibi oldu. caykan80 09-10-06, 17:07 Danışmanım Murat Deveci'nin danışmanı ve eşi Selma Deveci, danışmanım olan kocası aracılığı ile haber gönderdi... Danışmanımın danışmanı diyor ki; "Türk televizyon tarihinde Asmalı Konak fırtınası esiyordu bir zamanlar. Şimdi aynı ışığı atv'de Cuma günleri yayınlanan Sıla adlı dizide görüyorum. Umarım senaristler yanlış yapıp diziyi bozmaz..." Henüz üç bölüm yayınlanmasına rağmen 10-11 reyting, 30'un üzerinde share yapıyor Sıla... Müthiş rakamlar... Bugün ucankus sitesinde Bekir Hazarin yazisindan alintidir diga 10-10-06, 05:36 'Sıla' etkiledi 'Töre'yi yazdı atv'nin reyting rekortmeni dizisi Sıla'yı izleyip etkilenen Sezen Aksu, 'Töre' adını verdiği bir parça yazdı. Aksu'nun dizi kahramanları Sıla ile Boran'ın aşklarından etkilenip yazdığı şarkı, dizinin ikinci bölümünden bu yana yayınlanıyor. Sezen Aksu'dan töre şarkısı Sezen Aksu, atv'de yayınlanan 'Sıla' dizisinden etkilenip 'Töre' adını verdiği bir şarkı yaptı. Aksu'nun seslendirdiği şarkı, dizinin ikinci bölümünden itibaren yayınlanıyor. Beğeniyle izlenen atv'nin yeni dizi filmi "Sıla," reyting rekorları kırıyor. Cansu Dere, Mehmet Akif Alakurt, Zeynep Eronat, Menderes Samancılar gibi ünlü isimlerin rol aldığı; Mardin'in Midyat ilçesinde çekilen dizi filmi tutkuyla izleyen milyonlarca kişi arasında, Sezen Aksu da yer alıyor. Cuma günleri yayınlanan "Sıla"yı kaçırmayan Aksu diziden o kadar etkilendi ki, "Töre" adını verdiği bir şarkı yaptı. Ünlü sanatçı, bestelediği şarkıyı aynı zamanda yakın arkadaşı olan dizinin yönetmeni Gül Oğuz'a dinletti. Şarkıyı çok beğenen Oğuz, dizinin ikinci bölümünden itibaren Aksu'nun bizzat seslendirdiği şarkıyı dizide yayınlamaya başladı. AŞKLARI İLHAM VERDİ Sezen Aksu'ya bu şarkıyı besteleme ilhamını, Mardin'de kanun tanımaz törelerve töreye karşı gelen bir "aşkın" kahramanları olan Sıla (Cansu Dere) ile Boran'ın (Mehmet Akif Alakurt) aşkı verdi. Milyonları ekran başına toplayan dizinin konusuna gelince... Sıla, üç yaşındayken ailesinden koparılıp, başka bir şehre sürüklenir. O topraklarda kızların kaderini başkalarının yazdığının farkında değildir. Hiç duymadığı "berdel" kelimesi, hayatını tamamen değiştirecek ve hiç görmediği aşiret reisi Boran ile evlenmek zorunda kalacaktır. Artık Sıla, kocaman bir evde, yıkılmaz kuralları olan bir töreye hapistir. TÖRE Allah'ın emri değil bu Kulların aklı Hak'tan gelen değil bu Bebeler doğar mı silahlı? Töre töre töre Olur mu kul kula köle? Kin koydun kör yüreğe Böyle adalet olur mu? Esin ÖVET - MAGAZİN seza 10-10-06, 06:23 10.Ekim.2006 Bugün gazetesini Melodi ekindeki haber... 'Sıla' adlı dizide başrol oynayan manken Cansu Dere, törelere hiç de sıcak bakmadığını söylüyor. Buna körü körüne inanan ve yasaklarına harfiyen uyanları da hiç anlamadığını vurgulayan Dere, insanların düşünce yapısının değişmesi için eğitimin gerekliliğinin altını çiziyor. Berdel konusunun işlendiği hikâyeyi canlandırırken zorlanmadığını çünkü içindeki isyanı yansıttığına da değinen Dere, "Allah korusun, başıma böyle bir şey gelseydi aynı Sıla'nın davrandığı gibi davranır, isyanımı saklamazdım" diyor. GSealment 10-10-06, 10:17 http://www.yuklerim.com/uploads/838ecc1f79.jpg (http://www.yuklerim.com/)Cansu Dere Sıla'dan geldi Geceye,Sıla"nın başrol oyuncusu Cansu Dere de katıldı. Sıla, kökleri Doğu'da olan ama İstanbul'da büyüyen genç kızın, berdel yöntemiyle zorla evlendirildiği gence içten içe aşk duymaya başlamasını konu alıyor. Sabah Gazetesi gülündikeni 11-10-06, 00:41 http://www.sabah.com.tr/2006/10/11/gny/im/5B9A2807CA8C394AB0120843b.jpg Sıla'nın sesine kulak verelim Bize okulda televizyonun bir "kitle iletişim aracı" olduğu öğretilmişti. Yani kitlelerin birbirlerinden haberdar olmalarını sağlayan bir aletti. Oysa bugün televizyonun başlıca amacı "eğlendirmek" oldu. Ha bir de, reklamveren için mecra oluşturmak... Oysa televizyon, habersiz kitlelere haber ulaştırmanın en etkin ve kestirme yolu. Bunu yapmak için sadece ana haber bülteni ya da haber programı hazırlamak da gerekmiyor. Bazen bir film, bir dizi, onlarca bültenden daha etkili oluyor. Tıpkı atv'nin Sıla dizisi gibi... İzleyenler bilir. İzlemeyenler için kısa özet: Sıla, 3 yaşında İstanbullu bir aileye evlat verilir. Ancak köydeki aile bir olaya karışır. Genç kız "berdel" denilen töre ile tanışır. Hiç tanımadığı ağabeyinin hayatını kurtarmak için aşiret reisi Boran ile zorla evlendirilir. Artık bir konağın içinde hapistir. Bunlar yetmiyormuş gibi anne-baba bildiği insanların öldüğü haberini alır... atv'de daha önce de Zerda ve Aşka Sürgün dizilerinde törenin hayatları nasıl kararttığı anlatılmıştı. Şimdi bayrağı Sıla devralmış görünüyor. Dizi sayesinde şehirliler töre ile tanışıyor. Kırsalda bu derdi çekenler, "Bizim hayatımızı da önemli sayanlar varmış" deyip, mutlu oluyor. Büyük kentlerdeki insanlar hayatlarında duymadıkları bir dram ile tanışıyor. Bu sayede televizyon gerçek işlevine kavuşuyor. "Haber" veriyor... Oysa namus ve töre cinayeti haberleri aylardır gazetelerin üçüncü sayfalarına sıkışıp, kalmıştı. Üç ay önce Diyarbakırlı L. bakire çıkmadı diye kayınpederi intikam almıştı. Gelinine tecavüzden sorumlu tuttuğu kişinin 13 yaşındaki kız kardeşi B.'yi kaçırıp, ona tecavüz ettirmişti. İki hafta önce Muş'ta kayınpeder, gelinin bekaretini bozdular diye misilleme yaptı. Sorumlu tuttuğu kişinin 12 yaşındaki kız kardeşi Z.M.'ye tecavüz ettirdi. Tecavüze ailenin kızları da yardım etti. Ya Batmanlı kızlara ne demeli? Namus belasına odalarda ölüme terk edilen, baskıya dayanamayıp kendilerini çamaşır gibi ağaç dallarına asan o gencecik Batmanlı kızlara?.. 18 yaşında körpecik canına kıyan Saliha için 9 Batmanlı kız geçenlerde şehrin sokaklarında intiharları protesto yürüyüşü yaptı. Hanginiz duydunuz? Peki ya berdel olarak geldiği evde erkek çocuk doğurmadığı için öldürülen Diyarbakırlı Gülistan'dan kaç kişinin haberi oldu? Bazı diziler vardır, eğlenceliktir. Bazılarını izlemek ise adeta "görev" dir. Güneydoğu'nun keskin gerçeklerinden haberler veren Sıla, ikinci gruba girenlerden... Yüksel Aytug http://www.sabah.com.tr/gny/yaz1277-70-110-20061011-200.html POP 13-10-06, 05:46 13.ekim 2006 sabah gazetesi http://img135.imageshack.us/img135/5499/slauy6.png http://img219.imageshack.us/img219/6654/cumabz8.png SzARap 13-10-06, 07:39 Sıla'nın setine Şen dopingi Türkiye'de yediden yetmişe herkes atv'nin yeni dizisi 'Sıla'yı izliyor. Dizinin fanatiklerinden biri de usta oyuncu Şener Şen. Mardin'deki sete gidip oyuncuları tebrik eden Şen: Diziyi hissederek izliyorum Bende doping etkisi yaptı Atv'nin ekranda fırtınalar estiren dizisi 'Sıla'nın Mardin Midyat'taki setinde geçen hafta sürpriz bir konuk vardı. Usta oyuncu Şener Şen dizinin setini ziyaret edip, başarılarından dolayı her oyuncuyu tek tek tebrik etti. Dizide Boran'ı canlandıran Mehmet Akif Alakurt, "Ustadan övgüler almak gurur verdi. Diziyi çok beğendiğini ve hissederek izlediğini söyledi. Şen'in sözleri bende doping etkisi yarattı" diye konuştu. Onunla oynamak hayalim Dizinin 'Sıla'sı Cansu Dere de, Şen'in ziyaretinden çok mutlu: Şener Şen gibi bir ustanın bize destek olması bizi çok mutlu etti. Övgü dolu sözleri gururumu okşadı. Bana daha önce röportajlarda 'kiminle oynamak istiyorsun' diye sorduklarında Şener Şen diyordum. Sıla'nın bir bölümünde, Şen'in 'Gönül Yarası' filminin bir karesi göründü. O karede ben de vardım. Bu kare bile bana yetti. Birlikte rol almış gibi olduk... Para Sıla'yı töreden kurtaracak mı? Bu gece atv'de 'Sıla' gecesi! Töreler yüzünden bir ağayla evlenen Sıla, ailesinden kalan miras sayesinde zengin olacak. Peki bu miras Sıla'yı törelerden kurtaracak mı? MUSTAFA KIZIL diga 15-10-06, 06:30 Sıla, zirveye demirledi Cansu Dere ile Mehmet Akif Alakurt'un başrollerini paylaştığı atv'nin yeni dizisi Sıla, tüm kişilerde yüzde 11.70, AB'de yüzde 12.10 reyting aldı. Tutkulu aşkın hikayesi Sıla yine zirvedeydi... Boran'ın tutkulu aşk hikayesini anlatan "Sıla" cuma gecesinin galibi oldu. atv'deki dizide başrolleri Cansu Dere ve Mehmet Akif Alakurt paylaşıyor. Dizi, tüm kişilerde yüzde 11.70 reyting, 33.10 izlenme payıyla ve AB sosyal grubunda aldığı yüzde 12.10 reyting, 35.70 izlenme payıyla günü önde tamamladı. FBuse 19-10-06, 22:56 Bu şarkı Doğu'nun sesi olsun istedik atv'nin reyting rekorları kıran dizisi 'Sıla' ile son günlerde yeniden gündeme gelen töre cinayetleri; yeni bir rock grubunun, Efsun'un da bir numaralı gündemi... Grup, albümlerine adını veren 'Duy Sesimi' adlı parçanın kendilerinden bağımsız olarak Doğu'nun sesi olmasını istiyor. İki yıl önce kurulan 'Efsun', bugüne kadar başta Hayal Kahvesi olmak üzere birçok mekanda sahne alarak, kemikleşmiş bir hayran kitlesine sahip bir grup. İngilizce ve Türkçe cover'ların yanı sıra, iki yıldan bu yana sahnede kendi parçalarını da okuyan Efsun, şarkılarını nihayet altında kendi imzalarının bulunduğu bir albümde toplamış olmaktan dolayı mutlu... 'Duy Sesimi' adını taşıyan albüm, kapak fotoğrafı ile ağır bir rock müzik hissi verse de, şarkılarda incelikle bir araya getirilen Batı- Doğu sentezi son derece etkileyici... Elektro gitarın kanun ve vurmalı çalgılarla birleştiği albümün en dikkat çeken parçası ise, albüme adını veren ve töre cinayetlerini ele alan Duy Sesimi' adlı parça... Taş plak kayıtlarından Özdemir Erdoğan'a; Behiye Aksoy'dan Radiohead'e; Jimi Hendrix'den Ümit Besen'e kadar çok çeşitli isimleri dinleyen grup, bunun zihinlerini ve müziklerini geliştirme amaçlı olduğunu söylüyor.. * Efsun grubu nasıl ve ne zaman kuruldu? Gülay Boyalar: Efsun iki sene önce Özer ve benim tarafımdan kurulan ve altı kişiden oluşan bir grup. Grubun kare ası gitar, davul, bas ve vokal. Ama bunun yanı sıra müziğimize farklı bir tat katan kanun ve perküsyon eşlik ediyor bize. Özer Dönerkaya: Gülay ile yaklaşık 6-7 yıl önce tanıştık, Kemancı'da 'Pandora' adlı bir grubumuz vardı. Hayal Kahvesi, Old City gibi çeşitli mekanlarda çaldık. O dönem dedik ki, cover projelerinden biraz uzaklaşalım, kendi bestelerimizi çalalım. * Efsun Farsça'da 'büyü' anlamına geliyor. Müziğiniz de bu isim kadar büyülü mü sizce? Gülay B.: Sanatın kendi içinde bir büyüsü olması gerek, olmazsa seyircisiyle ilişkiye geçemez. Biz o büyüyü oluşturduğumuzu hissediyoıruz. Müziğimiz yerel tatlarla birleşince, bu isimle örtüştü. * Grubun vokalisiniz. Ses eğitimiminiz var mı? Gülay B.: Ses eğitimim var ama sesimi kullanmak için şan-piano eğitimi almadım. Bizim ekolümüzdeki insanlar alaylıdır; dünyada da bu böyledir. Pearl Jam'in solisti de konservatuvarlı değil. Farklı bir ekoldür ve gereği konservatuvar dışıdır. İfade tarzı da, kendini ortaya koyuş biçimi de daha alaylıdır. * Albüme adını veren parça 'Duy Sesimi'. Ve bu parça töre cinayetlerini ele alıyor.... Gülay B.: Bu bizim ilk albümümüz ve sesimiz duyulsun anlamına da geliyor. Ama aynı zamanda bu önemli bir parça. Şarkı, töre cinayetlerine adanmış ve onların sesinin duyulmasıyla ilgili. Hem bizim hem onların sesi duyulsa fena olmaz diye düşündük. * Töre cinayetleriyle ilgili bir şarkı yazmanızın nedeni ne? Gülay B.: Bir haberden etkilendim. Özel olarak buna duyarlı olmak diye bir şey yok; özellikle de sanatsal bir iş yapıyorsanız. Yakın çevremde buna dair bir olay yaşanmadı. Tam da bu yüzden yapmam gerektiğini düşündüm. Onların sesi çıkmıyorsa, onların sesi olmamız bir sorumluluk. Bu şarkının, konuyla ilgili projelerde kullanıma açık olmasını istiyoruz. Efsun projesinden bağımsız, kendi başına da hareket edebilsin... * Nasıl bir parça? Gülay B.: Onlardan birinin ağzından yazıldı. Herhangi bir orkestrasyon yok parçada. Hatta bir klip yaparsak biz bile arada olmayabiliriz bence. * Efsun'u gelecekte nerede görüyorsunuz? Gülay B.: Sahnelerde ve turnelerde görmek istiyoruz Efsun'u. İki tane klip parçası üzerine kurulmuş bir albüm yapmadık. Senfonik duygusu olan; kendi içinde bir hikayesi olan bir albümdür bu. * Yaptığınız müziği nasıl adlandırıyorsunuz? Gülay B.: Biz 'İstanbul'un sesi' diyoruz. Köklerimiz rock, duruşumuz alternatif. Ama ne duyuyor ve hissediyorsak bir kulvara ait olmadan duruşumuzu ifade etmek istedik. * İlk klibi de radyolarda çalmaya başlayan 'Rüya'ya mı çektiniz? Gülay B.: Evet ama ben klipten çok radyolarda dönsün istiyorum. Müziğimizin 'rock mı, değil mi' gibi tartışmalardan arınarak, önyargısız dinlenmesini istiyorum. Bazı insanların imajları yaptığı şeyleri kuvvetlendirir; ben müziğimizin bizden daha kuvvetli olduğunu düşünüyorum. SEZEN BAŞARAN GÜNAYDIN Kaynak:http://www.sabah.com.tr/gny/gny101-20061019-200.html gülündikeni 22-10-06, 02:20 Rüzgar Midyat'tan esiyor Altı hafta önce yayınlanan ilk bölümüyle televizyon klasikleri arasında yer alacağının sinyallerini veren 'Sıla' beklentiyi karşıladı... atv'de cuma akşamları ekrana gelen dizi, her bölümüyle reytingleri altüst ediyor. Çekimlerin yapıldığı Mardin halkı ise yöreyi Türkiye'ye tanıttığı için diziye minnettar. Üç yıl önce atv'nin başarılı dizisi 'Asmalı Konak' rüzgarına kapılan Türk halkı, altı hafta önce de 'Sıla' isimli yeni bir rüzgarla tanıştı. Her cuma akşamı ekranın başından ayrılmayan izleyici, gerek konusu gerek oyuncularının başarısı sayesinde yeni fenomeninin 'Sıla' olduğunu reytinglerde de gösterdi. Televizyon eleştirmenlerinin de atv'nin yeni 'Asmalı Konak'ı olarak lanse ettiği 'Sıla'nın çekimlerine Mardin ve Midyat'ta son sürat devam ediliyor. Oyuncular da bu yörede çekim yapmaktan dolayı memnun olduklarını her fırsatta dile getiriyor. Mardin'de ise başka bir bayram havası esiyor. Özellikle Midyat'ta konuşulan tek konu Sıla... Hatta yöre halkı, dizi sayesinde bölgenin güzelliklerinin konuşulmasından memnun. Kadın-erkek Mardinliler dizideki görüntülerin bölgeyi en iyi şekilde gösterdiğini söylüyor. Dizinin konusuyla ilgili yöre insanının konuştuklarına gelince... Bilindiği üzere bir ayağı İstanbul'da, diğeri Midyat'ta gelişen öykü, kanun tanımaz töreyi ve töreye rağmen filizlenen bir aşkı anlatıyor. Giderek daha çok can alan töre cinayetleri ve berdel denilen uygulamaya keskin bir bakış ile karşı çıkışı anlatan 'Sıla', bu açıdan önemli bir toplumsal misyon da üstleniyor. Töreye 'yapamazsın' diyen dizi, işte bu nedenle bölgede tartışmalara neden oluyor. Kadınlar berdelin hala devam ettiğini söylese de, erkekler "Artık berdel kalmadı" demekte ısrar ediyor. Örneğin dizide Sıla'nın annesi Bedar'ı canlandıran Zeynep Eronat, yöre halkından kendilerine gelen tepkileri anlatırken kadın ve erkekler arasındaki görüş farkını şu şekilde dile getiriyor: "Özellikle kadınlar bizim anlattıklarımıza katılıyor ve birebir gerçek olayları anlattığımızı söylüyor. Ama erkekler anlattıklarımızın artık kalmadığını, Mardin'de berdelin olmadığını söylüyorlar." MUSTAFA KIZIL MAGAZİN http://www.sabah.com.tr/gny/mag101-20061022-200.html gülündikeni 22-10-06, 02:29 http://www.sabah.com.tr/2006/10/22/gny/im/90015C9361699E46BC15F1B5b.jpg Biz de buralılar gibi yaşamaya başladık Başarılı oyuncu Zeynep Eronat dizide Sıla'nın annesi Berdar rolünde... Kızını canını verecek kadar çok sevmesine rağmen töre gereği ağzını açamayan bir anneyi canlandıran Eronat, Mardin'e hayran kaldığını söylüyor: "Tam anlamıyla kültür karmaşasının olduğu bir yerde çekimlerimizi yapıyoruz. Çok farklı kültürler burada iç içe yaşıyor. Özellikle bizim çekimlerin yapıldığı Midyat'ta şiveler olsun, mimari olsun çok farklılık gösteriyor. Mesela Süryaniler'in ve Kürtler'in birbirinden farklı mimari yapıları var ve bunlar yan yana duruyor. Büyük şehirlerle buranın kültürü oldukça farklı. Biz Mardin'de buradaki yöre halkının kurallarına uyduk. Biz de burada onlar gibi yaşamaya başladık." http://www.sabah.com.tr/gny/mag103-20061022-200.html seza 23-10-06, 06:23 Çocuklara artık Sıla ve Boran adı veriliyor Mardinliler 'Sıla' dizisinin ekibine öyle büyük bir ilgi gösteriyor ki, çekimlere ara vermek zorunda bile kalınıyor. Ekip bu ilgiyi, dizinin yörede benimsendiğine yoruyor. Bunun bir başka kanıtı ise hastanelerde son zamanlarda doğan çocuklara hep Boran ve Sıla isminin veriliyor olması.... Cuma günkü bölümüyle yine reyting sıralamasında birinciliği kimseye kaptırmayan 'Sıla'nın Mardin'deki setinde, dizi ekibi en büyük eğlencesinin tavla partileri olduğunu söylüyor... Mehmet Akif Alakurt, Menderes Samancılar ve Devrim Saltoğlu arasındaki tavla maçları çok 'sıkı' geçiyormuş. Alakurt'un basındaki röportajlarında tavlada herkesi yendiğini söylemesi, diğer iki oyuncunun içine dert olmuş. Devrim Saltoğlu konuyla ilgili olarak "Mehmet Akif belden aşağıya vuruyor. Maçlarda sürekli yenilmesine rağmen bizi yendiğini lanse ediyor" demeden edemiyor. İşte 'Sıla'nın setinde yaşananlar... * Çekim yapılan mekanlarda yöre halkının yoğun ilgisinden dolayı ekibin zor anlar yaşadığı oluyor. Hatta bazen çekimlere ara vermeleri bile gerekiyor. Bu ilgi, dizinin yöre halkı tarafından benimsendiğini de gösteriyor. * Sette en çok konuşulan konulardan biri de Menderes Samancılar'ın biberleri... Cebinde biberle dolaşan usta oyuncunun, sahne aralarında cebinden biberleri çıkarıp yemesi kimi zaman esprilere neden oluyor. * Boran Ağa'nın konağı olarak kullanılan Midyat'taki konukevi son dönemlerde Mardin'in en popüler turistik mekanı oldu. Çevre illerden çekimlerin yapıldığı mekana çok sayıda turist geliyor. * Bölgede çocuklara verilen isimlerde değişiklikler olmaya başladı. Sıla dizisinden sonra Mardin'de hastanede doğan çocuklara en çok Boran ve Sıla isimleri verilmeye başladı. * Dizinin en ilgi çeken yanlarından biri de müzikleri... Sıla Gencoğlu isimli bir şarkıcı tarafından seslendirilen şarkılar, son dönemlerde internette en çok indirilen dizi müzikleri arasında yer alıyor. * Dizinin ilerleyen bölümlerinin çekimleri için İstanbul ve Mardin arasında daha çok mekik dokuyacak olan ekip, İstanbul'da kendilerini daha zor şartların beklediğini düşünüyor. * Oyunculuğun dışında İstanbul'da Panna Farina isimli pastane ve kafeleri olan Devrim Saltoğlu, İstanbul'dan Mardin'e köfteler, kurabiyeler ve pastalar getirerek ekibe her seferinde ziyafet veriyor. Dizi ekibi Saltoğlu'nun İstanbul'dan gelmesi için yolunu gözler hale gelmiş. http://www.sabah.com.tr/gny/gny106-20061023-200.html seza 23-10-06, 06:24 Mardin gerçeğini fotoğraflıyor Dizide Sıla'nın babası Celil karakterini canlandıran Menderes Samancılar, dizinin çok çarpıcı bir meseleye parmak bastığını ve izleyicileri yüreğinden yakaladığını söylüyor. 'Sıla'nın tıpkı 'Asmalı Konak' gibi başarılı bir dizi olacağını ifade eden Samancılar, çekimlerden fırsat buldukça Mardin'i gezmeye çalışan Cansu Dere'ye rehberlik ediyor. Dizinin yanısıra bir yandan da kitap hazırlıkları içinde olan Samancılar, film güncelerini ve sinema biyografisini topluyor. Usta oyuncu, "Mesleki yaşanmışlıklarımızı güzel bir dille kaleme alıyorum. Ölüp gittiğimizde arkamızdan gelenler hangi yollardan nasıl geçtiğimizi bilsinler" diyor. Samancılar, bir de fotoğraf sergisi açmayı planlıyor, hatta bunun için Mardin'de bol bol fotoğraf çekiyor. http://www.sabah.com.tr/gny/gny107-20061023-200.html seza 23-10-06, 06:25 Kötü adamım diye çocuklar bana sarılmıyor Dizide belki de en çok tepki alan isimlerden biri Devrim Saltoğlu... Boran'ın amcaoğlu Cihan'ı canlandıran başarılı oyuncu, 'Asmalı Konak'ta Seyhan karakterini oynuyordu. Saltoğlu, 'Sıla'nın da bir önceki dizisi gibi çok başarılı bir iş olma yolunda ilerlediğini belirterek, "Konu olarak 'Asmalı Konak'a çok benzemese de durumu, izleyicinin tepkisi ve reytingler açısından benzerlikler var. Rol gereği İstanbul'da daha çok bulunduğum için insanların tepkisini buradan daha çok görebiliyorum. Çevremde hemen hemen diziyi izlemeyen yok. Bu da doğru yolda olduğumuzu gösteriyor" diye konuşuyor. Ama başarılı oyuncunun bir şikayeti var: "Çok güzel tepkiler alıyorum ama daha önce çocuklar bana sarılırken, şimdi uzak duruyorlar. En büyük şikayetim bu. Ama bu, rolün başarılı olduğunu gösteriyor. Aslında ben Cihan karakterini oynamanın tadını çıkarıyorum. Dişi bir rol olduğu için tadı çıkarılmaya oldukça müsait bir rol. Ben de oynarken büyük zevk alıyorum. Bunun dışında Sıla, özellikle Gül Oğuz gibi çok başarılı bir yönetmenle çalışma şansı yakalamam adına da çok önemli bir iş benim için..." http://www.sabah.com.tr/gny/gny108-20061023-200.html seza 23-10-06, 06:26 Belki dizi töreyi değiştirebilir 'Sıla'da başarılı performansıyla büyük beğeni toplayan Cansu Dere, Mardin'de gerçekleşen çekimler sırasında farklı bir dünya ile tanıştığını, hayata bakışının değiştiğini söylüyor. Ünlü manken, "Değişimin bir şekilde bir yerlerden başlaması gerekiyor. Belki bu diziden sonra birçok şey değişecek" diyor. * Dizi teklifi ilk geldiğinde ne düşünerek kabul ettiniz? Hikayeyi yönetmen Gül Oğuz'un ağzından kim dinlese hiç tereddütsüz kabul ederdi. Ben de ilk ondan dinledim ve çok heyecanlandım. Hikaye çok etkileyici, muhteşemdi. O yüzden çok etkilendim. Birlikte çalıştığım isimler ve kanalın atv olması da çok etkili oldu kabul etmemde. O yüzden hiç düşünmeden 'evet' dedim. * Dizideki 'Sıla' karakteri ile benzer noktalarınız olduğunu düşünüyor musunuz? Elbette düşünüyorum. Sıla ve Cansu'nun çok ortak noktası var. En basit örneği; ikimiz de farklı bir kültürle ilk kez karşılaşıyoruz. Bu durumun yarattığı etki, ikimize de aynı şekilde yansıyor. * Gerçek hayatta 'berdel' evlilikleri yaşanıyor. En son örneği de Diyarbakır'da yaşandı. 14 ile 17 yaşındaki iki gencin istemeden evlendirilmesi gündemde şu sıralar... Orada yaşayan insanların geleneklerine bu denli bağlı olması bir bakımdan güzel. Çünkü bu durum, oradaki kültürü ve yaşamı muhafaza ediyor. Öte yandan, berdel gibi hayatının önüne geçen birtakım törelerin elbette ki değişmesi gerekiyor. Çünkü ne olursa olsun hiçbir şey insanın hayatından daha önemli değildir. * Bu iki gencin zorla evlenmelerine rağmen, berdele karşı konuşabilmelerinde diziden cesaret aldıklarını düşünüyor musunuz? Bilemiyorum ama bu şekilde olmasını isterdim. Değişimin bir şekilde bir yerlerden başlaması gerekiyor. Belki bu diziden sonra birçok şey değişecek. * Çekimler dolayısıyla uzun süredir Midyat'ta bulunuyorsunuz. Sizin olduğunuz süre zarfında berdel evliliklere şahit oldunuz mu? Hayır ben hiç şahit olmadım ama bu konuda bir hikaye anlatıldı. Berdel evlilikleri hala devam ediyor ne yazık ki... * Oradaki genç kızlar ile konuşma fırsatı buluyor musunuz? Özellikle berdel konusunda onlarla sohbet ediyor musunuz? Elbette... Sırf genç kızlar ile değil, herkesle sohbet ediyorum. Ama berdel, öyle konuşulması kolay bir konu değil. Biz de hayattan, gelecekten, günümüzden sohbet ediyoruz. Çoğu zaman konu berdele de geliyor tabii. Ama dediğim gibi konuşulması kolay bir konu değil. Çok hassas ve dikkat edilmesi gereken bir konu. * Bu dizi olmadan önce berdel hakkında bu kadar bilgi sahibi miydiniz? Berdelin ne olduğunu tabii ki biliyordum. Ama bunlar benim için genelde gazetede okuduğumuz olaylar ve televizyonda izlediğimiz haberlerden ibaretti. Şimdi birebir içindeyim konunun. O yüzden bu kadar hassas bir konu olduğunu hiç bilmiyordum. Bir yerlerde birilerinin hayatının bu kadar değiştiğini bilmiyordum. * Sıla'nın yaşadıkları Cansu Dere'nin başına gelse, evlenmeyi kabul eder miydi? Kabul edip etmeyeceğinin sorulmadığı bir durum içindesiniz. Eğer gereken yapılmazsa, bu iki insanın hayatına mal oluyor, dizide de ağabeyim ve karısının hayatı için bu durum kabulleniliyor. Ben olsam aynı şeyi yapardım. Çünkü göz göre göre iki insanın ölümüne seyirci kalamazdım. Elbette bu bir kabulleniş değil. Ben de kimsenin zarar görmeyeceği bir şekilde bu durumdan kurtulmanın bir yolunu bulurdum. Yine de insanın başına gelmeden ne yapacağını bilebileceği bir durum değil. * Oradaki insanların size karşı yaklaşımları nasıl? İstanbullu bir genç ile Mardin'de yaşayan bir gencin arasındaki farklılıklar size göre neler? İnsanlar bana göre çok masumlar. İstanbul'da yaşayan insanlardan çok daha farklı kaygıları var. * Rol arkadaşınız Mehmet Akif Alakurtla nasıl çalışıyorsunuz? İyi. Hiçbir sorun yok. Herkes işini yaptığı için hiçbir sorunla karşılaşmadık. Her şey güzel ve başarılı bir şekilde devam ediyor. http://www.sabah.com.tr/gny/gny105-20061023-200.html meriremail 23-10-06, 08:40 sabah gazetesinde açıklandı bugün.sıla dizinin vokalistliğini sıla gençoğlu yapıyormuş . bendende bir fotosu http://img92.imageshack.us/img92/665/siladi1.jpg (http://imageshack.us) SILA GENÇOĞLU cropsy 26-10-06, 09:03 Milliyetteki Sina Koloğlu'nun köşesinden Okurlardan SEZER Uysal "Sıla" dizisindeki berdel olayına takılmış; "Dizide berdelle evlendirilen erkeğin yakışıklı, çok duyarlı vb. bir ağa olması, çok güzel kızımızın bu erkeğe aşık olması bence böyle feci sonuçları olan bir törenin hafife alınmasına neden olmaktadır. Bak, işte berdelle evlenip de ne güzel biri karşına çıkabilir gibi. Berdel bu dizide ulvileştirilmiş ve muhteşem çevre ile örtüşerek gizemli ve izleyiciyi etkileyici bir hal almış." Dediğiniz doğru, bu tarafı görülmemiş. bu da haberin linki: http://www.milliyet.com.tr/2006/10/26/tv/evet.html HaMbUrG* 26-10-06, 17:53 'Sila, bölge insaninin gercegini yansitiyor' Seyhmus Edis|Mardin Töre zoruyla bir araya gelen Boran ve Sila'nin hikayesinin anlatildigi atv'nin yeni dizilerinden 'Sila' basrol oyuncusu Mehmet Akif Alakurt (Boran), Mardin'de katildigi bir yemekte dizide törelerin abartildigiyönündeki elestirilere cevap verdi. 'Sila'da halkin beklentilerini yansitarak bölgenin gelenek ve göreneklerine bagli kaldiklarini söyleyen oyuncu, konunun hayal ürünü olmadadigini su cümlelerle özetliyor: "Daha gectigimiz günlerde benzer bir olay Diyarbakir'da yasandi ve ana haber bültenlerine de yansidi. Berdel bu bölgenin bir gercegi.Bu dizinin yanki bulmasinin tek sebebi gercegi yansitmasidir Kimseyi rencide etmek istemiyoruz. Bölgede berdelle evlenen bircok kisiyle görüstüm. Hic kimse buna sicak bakmiyor; ama evlenen cogu aile ise evliliklerinden memnun olduklarini söylüyor" , dedi. Mardin'de olmaktan cok mutlu oldugunu söyleyen Mehmet Akif Alakurt 'Boran' karekteriylede berdel evliligine sicak bakmadigini gösteriyor. Dizi ile Mardin'in tanitimina da katki sagladiklarini düsünen Alakurt,Sezen Aksu'nun 'Sila' icin yaptigi bestenin, dizinin kalitesini artirdigini söylüyor. 'Sila' dizisine Artuklu Kervansarayi'nda kalan yerli ve yabanci turistler de yogun ilgi gösterirken dizinin basrol oyunculari ile fotograf cekmek isteyenler adeta birbiriyle yarisiyor. Töre cinayetleri ve berdelöe karsi verilen mücadelenin anlatildigi 'Sila' pazertesi günleri ekrana geliyor. [ burasi yanlis, cuma günleri ekrana geliyor, ama ben Yazi'dan hicbirsey degistirmek istemedim!] Kaynak: ZAMAN Gazatesi gÜmÜs_mEhmEt 27-10-06, 00:56 Sıla'da mesaj vermiyor gerçekleri paylaşıyoruz 'Aliye' dizisinde canlandırdığı Doktor Kahraman karakteriyle adını Türkiye'nin gelecek vaat eden oyuncuları arasına yazdıran Tayanç Ayaydın, şu sıralar atv'nin ilgiyle izlenen yeni dizisi 'Sıla'da rol alıyor. Dizide bir Süryani'yi canlandıran genç oyuncu, "Seyirciye törelerle ilgili bir mesaj vermiyoruz, onlarla Türkiye'nin bir gerçeğini paylaşıyoruz" diyor. Onu 'Aliye'de canlandırdığı Doktor Kahraman rolüyle tanıdık. Sempatikliği ve performansı sayesinde de kısa sürede bağrımıza bastık. Biz kendisini yeni yeni tanıyor olsak da Tayanç Ayayadın'ın tiyatroyla tanışıklığı 10 yıl öncesine dayanıyor. 1996 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'ne giren 27 yaşındaki oyuncu, mezun olduktan sonra hayatını kazanabilmek için bir yandan barmenlik yaptığını bir yandan da çalıştığı kafelerde ve özel tiyatrolarda oyunculuğunu icra ettiğini söylüyor. 'ALİYE' BİR OKULDU 2004 yılında Didem Erayla'nın yönettiği 'Ziyaret' adlı kısa filmde rol alarak beyazperdeye adım atan ve yine aynı yıl Ali Özgentürk'ün yönettiği 'Kalbin Zamanı' adlı sinema filminde Halil Ergün'ün oynadığı Cemil karakterinin gençliğini canlandıran Ayaydın, televizyon dünyasındaki ilk uzun soluklu projesinin 'Aliye' olduğunu bertiyor ve ekliyor: "Benim için 'Aliye' bir okuldu. Kahraman'ın hayata pozitif bakması, kendi hayatıma çok yardımcı oldu..." İsmi 'güvenilir' anlamına gelen genç oyuncu, şu sıralar atv ekranlarında yayınlanan 'Sıla' adlı dizide rol alıyor ve ismiyle örtüşür bir kişiliği olan Süryani Abay'ı yani Boran Ağa'nın en yakın arkadaşını canlandırıyor. Yemek yapmayı ve fotoğraf çekmeyi çok sevdiğini belirten ve kalbinin dolu olduğunu söyleyen Ayaydın'la keyifli bir sohbet gerçekleştirdik... * 'Aliye' dizisi size neler kattı? Büyük kitleler tarafından tanınmam bu proje ile oldu. 'Aliye'deki Doktor Kahraman rolünden önce, sinema filmlerinde ve tiyatro oyunlarında canlandırdığım tüm karakterlerin geçmiş ve geleceğini kurgulama imkanı vardı. Dizi projelerinde ise bu imkansız. Karakterlerin ana yapıları aslında belli ama oyuncular oynadıkça ve proje uzun soluklu olunca birçok detay değişebiliyor. Her değişim de oyuncuya karakterle ilgili yeni bir şey öğretiyor. Başta bu durumu çok yadırgadım ama sonra bu yeniliğe alıştım. Kamera önündeki teknik bilgimin çoğunu 'Aliye'de kazandım. Kudret Sabancı, Kemal Şanlı, Cenap Kuşçu ve Nezir Yücel gibi insanlardan set adabı ve tekniği ile ilgili çok şey öğrendim. 'Aliye' benim için bir okul niteliğindeydi. Bu kadar çok şey öğrenirken mutlu olmamak imkansızdı. Tabii ki bir oyuncunun en büyük mutluluklarından biri de halk tarafından çok sevilen bir projede yer almaktır. Kahraman her zaman bardağın dolu kısmını gören ve gösteren bir karakter olduğu için seyirci tarafından çok sevildi. Ben de rolümü çok severek oynadım. Kahraman'ın pozitif bakış açısının kendi hayatıma da çok yardımı oldu. SÜRYANİCE ÖĞRENİYORUM * 'Sıla'nın kadrosuna nasıl dahil oldunuz? Gül Oğuz uzun süre benim canlandırdığım Abay karakteri için ön araştırma yapmış ama bir türlü karaktere uygun bir oyuncu bulamamış. Rolün bana gelmesi epeyce geç oldu. Ama bölgeye geldikten sonra ekibin sıcakkanlılığı nedeniyle kendimi aylardır bu projenin içindeymişim gibi hissettim. * 'Sıla'da Süryani bir karakteri oynuyorsunuz. Bu rol için ön araştırma yaptınız mı? Projeye başlamadan önce Süryanilikle ve Türkiye'deki yaşayış biçimleri ile ilgili bilgim vardı. Daha önce İncil'i okumuştum ve Hıristiyanlık'la ilgili genel bir bilgiye sahiptim. Ama çekim tarihinden önce bölgeye gelip, buradaki Süryaniler'le bizzat tanışıp onlarla iletişime geçmem, bana oynayacağım Abay karakteri ile ilgili uzaktan öğrenemeyeceğim önemli bilgiler verdi. Dizide şimdiye kadar kullanmamış olsam bile Süryanice öğrenmeye çalışıyorum. Ayrıca fırsat buldukça Mardin'deki Süryani köylerini ve kiliselerini gezdim ve geziyorum. ÇOK EĞLENCELİ BİR EKİBİMİZ VAR * İlerleyen bölümlerde Abay'ı neler bekliyor? Boran Ağa'yla arkadaşlığı bozulacak mı? Bilmiyorum. Zaten bilsem de seyirciye bunu söylemek, izlemedikleri bir filmin sonun söylemekten farksız olur. Kimse henüz izlemediği bir filmin sonunu önceden bilmek istemez. Yalnızca Boran'la ilişkilerinin her zaman kan kardeşlik boyutunda süreceğini söyleyebilirim. Boran'la aralarının bozulacağını düşünmüyorum. * Dizide pek çok mesaj verilmeye çalışılıyor. Törelerin insanların hayatını nasıl etkilediği gibi... Müslüman bir toprak ağası olan Boran'ın en yakın arkadaşının bir Süryani olması da bu mesajlardan biri. Sizce dizilerin kitlelere mesaj vermek gibi bir misyonu olmalı mı? Proje ile ilgili bazı tercihler, o projenin yaratıcılarının hayatla ilgili dertlerini seyircilerle paylaşmasına olanak sağlıyor. Bu dertler toplumu ve yapıyı yakından ilgilendiren dertlerse tabii ki mesaj niteliği taşıyor. Ben bu sorunların altını fazla çizmemekte yarar olduğunu düşünüyorum. Altı fazla çizildiği zaman verilen mesajlar dramatik yapının içinde çok sırıtabilir ve itici görünebilir. O zaman da hedefe ulaşmaz. Gül Oğuz zaten çok büyük bir ustalıkla ve incelikle bu mesajları seyirciye ulaştırıyor. Biz aslında dizimizde seyirciye mesaj vermiyoruz. Sadece, Türkiye'nin bir gerçeğini paylaşıyoruz. * Çekimlerinizin olmadığı zamanlarda neler yapıyorsunuz? Bir oyuncunun sette kendi sahnesini beklerken bol bol boş vakti oluyor. Bence bu sürenin çok iyi değerlendirmesi gerekiyor. Böyle zamanlarda genellikle karakterden çıkmadan bir sonraki sahneme hazırlanıyorum. Çekimimin olmadığı günlerde ise zamanımı set içindeki farklı birimlere yardım ederek geçiriyorum. Gün geliyor ışığa, gün geliyor ses ekibine yardımcı oluyorum. Böylece hem kendimi teknik açıdan geliştiriyorum hem de setten kopmamış oluyorum. Çalışmadan duramayan biriyim. Otelde oturmak yerine sette olmak beni çok mutlu ediyor. * Setteki hava ve rol arkadaşlarınızla ilişkileriniz nasıl? Ailemizden çok, birbirimizi gördüğümüz için bütün oyuncularla aram iyi. Birbirimize çabuk ısındık. Menderes Samancılar ve Zeynep Eronat'ın tecrübelerinden çok şey öğreniyorum. Menderes Ağabey çok neşeli biri, hepimizi gülmekten kırıp geçiriyor. Bir de genç ekibimiz var. Oyuncularımızdan Boncuk Yılmaz, Kartal Balaban, Cemal Toktaş, reji ekibinden de Nisan Turgul ve Ender Emir ile çekimden arta kalan zamanlarımızı eğlenerek geçirebiliyoruz. Kısa zamanda çok yol kat ettiğimize inanıyorum. Tabii Gül Oğuz'u da unutmamak lazım. Hepimizle o kadar arkadaş gibi ki, yönetmenlik değerinin yanı sıra setteki varlığı bizi rahatlatıyor ve daha yaratıcı olmamızı sağlıyor. Aklına gelen her şeyi yönetmeniyle paylaşabilme özgürlüğü bir oyuncu için çok önemli. Bu yüzden kendimi çok şanslı sayıyorum. DENİZ AYYILDIZ GÜNAYDIN http://www.sabah.com.tr/2006/10/27/gny/im/1061ECCC19D6A8459A9C9BE3b.jpg http://www.sabah.com.tr/2006/10/27/gny/im/0DE8D474CD5F3A44AE7BC3EEc.jpg neljan 27-10-06, 07:54 Sıla'nın yolu farklı http://img.takvim.com.tr/2006/10/27/im//128E65BE6B078E45923EFA58b.jpg "Sıla" hem oyuncuları hem de farklı senaryosuyla, bu sezonun en çok izlenen dizisi olmayı başardı. Başrolleri paylaşan Mehmet Akif Alakurt ve Cansu Dere'ye önce modellikten geldikleri için dudak bükülmüştü ama şimdi hangi gazeteyi açsanız onların haberleriyle karşılaşıyorsunuz. Verdikleri demeçler de aşağı yukarı aynı. Zira ikisi de rollerine tam anlamıyla odaklanmış durumda; hatta öyle ki neredeyse Mardin'den bile ayrılmıyorlar. "Sıla"nın sosyal bir soruna parmak basan senaryosu ise, ister istemez düşünce dünyalarında yeni bir alan açmış. Ancak "Sıla"nın "Asmalı Konak" ile benzerlikler taşıdığının söylenmesi, bana biraz haksız bir eleştiri gibi geliyor. Dizide farklı bir ağa portresi çizilmesi, kentli kadının geleneklerin girdabında bir aileyle kurduğu ilişki gibi benzerlikler, tek kalemde "Asmalı Konak"la eş olduğunu göstermez. "Sıla" başka bir yol izliyor, biraz zaman tanıyın yeter. http://www.takvim.com.tr/yaz1654-31400-106.html meriremail 27-10-06, 15:17 CANSU ÇOK FARKLI.. Sıla dizisi için Mardin'de bulunan Cansu Dere oradaki yaşıtlarıyla arasındaki farkı anlatırken "Onların gözünde kabullenme var, ölümü kabullenmişler" dedi.... atv'nin sezona damgasını vuran dizilerinden Sıla'nın başrol oyncusu Cansu Dere bugün piyasaya çıkan Yeni Aktüel'e konuştu. Çekimlerin yapıldığı Mardin'in Midyat ilçesinde yaşayan Dere "Doğu çok farklı, çok uzak. En çok çocuklara üzülüyorum" dedi. * Yurtdışı deneyimizi zorlamak yerine niye oyunculuğu seçtiniz? Benim için en önemli şey mutlu olmam. İstediğim şeyin o olmadığına inandım. Bir de Paris'te kızlar modelliğe 14-15 yaşında başlıyorlar modelliğe. Oraya gittiğimde 21-22 yaşımdaydım. Gerçekleri görmek lazım. * Bir aydır Mardin'de Sıla'nın çekimlerindesiniz. Ne çekti sizi bu dizide? Hikaye. Bir şeyler anlatılmaya çalışılıyor. Berdel, aşk, töre. Bunlar öyle siz 'paydos' dediğinizde bitmeyen şeyler. * Berdel, töre cinayetlerine sizin çekim yaptığınız yörede çok rastlanıyor. Sizin şahsen tanık olduğunuz bir olay var mı? Hayır. Bir kere bu konular orada o kadar açık konuşulan şeyler değil. Ama 25 yaşındayım. Benim yaşımda orada 4-5 çocuklu hemcinslerimi gördüm. Ne kadar farklı hayatlar yaşadığımızı gördüm. Çok fazla seçim hakkı tanınmamasının yüzlerine yansımasını görebiliyorsun. Bir kabullenme var, ölümü kabullenmişler bir kere. * Bu konular çok derin ve üzücü. Çekimler esnasında içiniz daralıyor mu? Çocukları gördüğümde üzülüyorum. Sokakta çok fazla çocuk var. Kendini kurtarmasını beceren hayatta kalacak. gülündikeni 28-10-06, 01:01 http://www.sabah.com.tr/2006/10/28/gny/im/EB690F239067434B96642A3Cb.jpg Berdelin acısını hangi sos hafifletir? DEĞERLİ meslektaşım Sina Koloğlu'nun Milliyet'teki köşesinde, okuru Sezer Uysal'ın kritiğini okuyunca, "Bunu ben nasıl fark edemedim?" diye hayıflandım. Hep diyorum ya, "Aslında her evde sıkı bir televizyon eleştirmeni var. Ve sayıları da giderek artıyor" diye... Belli ki Uysal da onlardan biri. Okur Sezer Uysal, Sıla dizisinde yanlış algılanacak bir mesaja dikkat çekmiş. Demiş ki, "Berdel olarak eve hapsedilen Sıla'nın karşısına son derece karizmatik, yakışıklı, romantik bir genç çıkıyor. Bu durumda berdelin kötü bir şey olduğuna genç kızları nasıl inandırabiliriz ki?.." Vallahi haklı... Aşka Sürgün'de de aynı şey olmamış mıydı? Ya da zorla evlendirilen kızların sonunda "kısmetlerine sevdalandıkları" diğer dizi ve filmlerde?.. Son bölümlerde Sıla ile Boran arasında aşk kıvılcımları aleve dönüşüverdi. Muhtemelen ilerleyen bölümlerde her ikisi de "Zorla güzellik olmaz" deyişini boşa çıkartmak için var güçleriyle çalışacaklar. Oysa berdelin sonu pek mutlu bitmez. Her gün gazetelerin üçüncü sayfalarına yansıyan dramatik öyküler, spot ışıkları altında toz pembe bir rota izlemez. Belki dizinin ilerleyen bölümlerinde berdelin bu vahşi ve ürkütücü yüzü de ortaya çıkacak. Ama bildiğim bir şey var: Konu berdel olunca; neresi sıla, neresi gurbet bilinmez. Berdel öyle acıdır ki; istediğiniz kadar aşk sosuna bulayın, yenmez!.. Yüksel Aytug http://www.sabah.com.tr/gny/yaz1277-70-103-20061028-200.html gülündikeni 29-10-06, 00:54 http://www.sabah.com.tr/2006/10/29/gny/im/7627AE86C8ADFA44B0F6FD9Fb.jpg Gerçek Sıla'ların ruhu hesap sormasın bizden Biliyorum 'Sıla'nın bu yılın en başarılı dizilerinden biri olduğunu. Kadın seyirciyi yüreğinden yakaladığını... Herkesin Sıla'ya, Boran'a, Narin'e, Azad'a üzüldüğünü... Dizide 'Berdel' gibi çok önemli bir konuya parmak basıldığını... Mesaj vermek yerine gerçeklerin gösterilmek istendiğini... Tüm oyuncuların ellerinden geleni yaptığını... Ama yine de bir şey var beni rahatsız eden. İlk bölümden itibaren kafamı kurcalıyor. Berdele kurban giden iki sevgilinin birbirine sevdalanması canımı sıkıyor. Biliyorum aşk bu; kapıyı ne zaman çalacağı, okun diğer ucunda kimin olacağı belli olmuyor... Zorunlu nikah olmasa da birbirlerine sevdalanacak bir aşkın kahramanlarının hikayesi anlatılıyor. İyi de, ya "Nikahta keramet vardır!" diyenler, "Gördünüz işte biz haklıyız!" demeye kalkarsa? Töreleri savunanlar "Evlenin, düşmanınız bile olsa koynuna girince böyle seversiniz!" derse... Türk filmlerini seyrede seyrede oradaki gibi bir aşk bekleyip hayal kırıklığına uğrayan kadınlar gibi, berdel mağdurları da evlendirildikleri erkekte Boran'ı aramaya kalkarlarsa ne olacak? Mesela Sabah'ta okuduk (19.10.2006); 14 yaşındaki M.A. ile 17 yaşındaki H.K. Sıla ve Boran gibi istemeye istemeye evlenmek zorunda kaldı. Birinin sevgilisi diğerinin hayalleri vardı ama artık 'yavaş yavaş' birbirlerine alışıyorlar. Yani durumu kabulleniyorlar... Bu haberi okuyunca Sıla'ya ve Boran'a üzüldüğümüz kadar üzüldük mü onlara diye merak ediyorum. Veya bir başka töre kurbanı Naile'ye... Sıla'yı seyrederek ağlayan doktorlar, hemşireler, savcı ve polisler ve tüm olaydan haberdar olanlar, tecavüze uğrayıp hamile kalan Nailecik'i öldürüleceğini bile bile teslim ederken ailesine, ne düşündüler acaba? "Ben ölürsem korkarım ruhum hepinizden hesap soracaktır" diye sona eren bir mektup bırakmıştı ardında, 14 yaşındayken amcaoğluyla evlendirilmek istenmesine karşı çıkan ve bu nedenle öldürülen Emine Kızılkaya... Başına gelecekleri hissederek mektup yazıp göndermiş emniyet yetkililerine Emine, "Ben ölürsem düşmanlarım yüzündendir. Birinci düşmanım şu, ikinci düşmanım bu, üçüncü düşmanım şu" diyerek ihbarda bulunmuş. Mektubun sonuna da şu satırları yazmış: "Evlenmek istemediğim için hamile olduğumu, kürtaj yaptırdığımı söylüyorlar. Benim yaşım kaç ki! Ben ölürsem korkarım ruhum hepinizden hesap soracaktır." Emine'nin hikayesini Filmmor'un düzenlediği 1. Denizli Kadın Filmler Şenliği kapsamında gösterilen Melek Taylan'ın çektiği 'Karanlıkta Diyaloglar' adlı belgesel filmde izlemiştim. Belgeselden aklımda kalan iki cümle daha burada yaşayan kadınların söylediği: "Şiddet her yerde var belki. Ama burada cezalar çok ağır", "Aşk mı, burada aşk yok ki!" 'Sıla'yı seyrederken bir de bunları düşünelim. Olayın gerçek mağdurları için bir şey yapmayı kalkarsak dizi o zaman amacına ulaşmış olur... Seda Kaya Güler http://www.sabah.com.tr/gny/yaz1550-200-135-20061029-200.html ECE...:) 29-10-06, 08:51 28 Ekim 2006 Cumartesi 21:38 ‘SILA’ DİZİSİNİN ÇEKİMLERİ İÇİN MARDİN’DE BULUNAN CANSU DERE’Yİ BİR AŞİRET REİSİ ZİYARET ETTİ. DERE’YE YAZMA HEDİYE EDEN AĞA, “KIZIM SENİ ÇOK BEĞENDİK. AİLEN NEREDE OTURUYOR, ONLARLA BİR TANIŞALIM” DİYEREK OĞLU İÇİN CANSU DERE’YE TALİP OLDUĞUNU GÖSTERDİ. ‘Sıla’ dizisiyle çok beğenilen Cansu Dere, ilginç bir teklifle karşılaştı. Çekimler için Mardin’de kalan Cansu Dere’yi geçenlerde ünlü bir aşiret reisi, oğlu için görmeye geldi. Kendisini ailecek çok beğendiklerini belirten ağa, Dere’ye bir yazma hediye etti. Bu arada, “Kızım biz seni çok beğendik. Ailen nerede oturuyor; onlarla bir tanışalım, görüşelim” diyen ağaya hediyesi için teşekkür eden Cansu Dere, ağayı konuk ettikten sonra yolcu etti... GÖRÜCÜ USÜLÜ BANA GÖRE DEĞİL Aşiret reisinin sete kadar gelip ailesinin sormasının nedenini anlayan ama bozuntuya vermeyen Cansu Dere, böyle bir şeyin olmayacağını söylüyor. Görücü usülü evlenmeyi tasvip etmediğini vurgulayan güzel oyuncu şunları söyledi: “Evleneceğim adamı iyi tanıyıp, ona âşık olmam gerek. Ancak bu şekilde evlenebilirim. Görücü usülüne bu yüzden sıcak bakmıyorum. Doğru düzgün tanımadığım bir insanla evlenmek bana abes geliyor. Aşiret reisi iyi bir insan, eminim oğlu da öyledir ama onların düşüncesi benimkiyle bağdaşmıyor. Dediğim gibi ben ancak aşık olduğum bir adamla evlenirim. Yine de kendilerine beğenileri için teşekkür ederim.” http://gecce.com/pages/haber_detay.asp?haber=68889 gülündikeni 30-10-06, 01:11 http://www.sabah.com.tr/2006/10/30/gny/im/4CB9C0333EB809439C7F6379b.jpg Sosyete 'Sıla' tutkunu atv'nin iddialı dizisi 'Sıla' sosyeteyi de etkisi altına aldı. Esin Demirören, Nil Bentürk, Deniz Berdan ve Selin Fadıllıoğlu; cuma gecelerini 'Sıla'ya ayırdıklarını söyledi. Diziyi kasete aldırıp sonra seyredenler bile var!. Cansu Dere ile Mehmet Akif Alakurt'un başrol paylaştığı 'Sıla' dizisi; yayına başladığı günden beri reyting rekortmenliğini kimselere kaptırmıyor. Doğu'daki 'berdel' geleneğini konu alan dizi; dramatik konusu ile sosyetenin ünlü isimleri tarafından da izleniyor. Her cuma gecesi atv ekranlarına gelen 'Sıla'nın hiçbir bölümünü kaçırmayan Esin Demirören, Selin Fadıllıoğlu ve Nil Bentürk gibi isimler; beğenilerini şöyle ifade ediyor: HİÇ KAÇIRMIYORLAR * ESİN DEMİRÖREN: 'Aliye'yi çok beğeniyordum. Şimdi de Sıla'yı çok başarılı buluyorum. Yavaş yavaş onun da sıkı takipçisi olmaya başladım. Özellikle oyuncular rollerini çok başarılı bir şekilde canlandırıyor. Eğer yayınlandığı saatte evde değilsem; banta aldırmaya başladım. * NİL BENTÜRK: Çok güzel bir dizi. Geçen hafta kaçırmıştım; gelir gelmez tekrarını seyrettim. Ailem ve yakın çevrem de çok seyrediyor. Türkiye için çok güzel bir dizi. Töreyi çok başarılı anlatıyor; insanları bilgilendiriyor. Oyuncular ilk bölümlerine göre daha güzel oynamaya ve daha keyif vermeye başladı. * SELİN FADILLIOĞLU: Kanallar arasında dolanırken tesadüfen ilk bölümüne rastladım. İlk bölümü beğenince de seyretmeye başladım; sürükleyici bir dizi. DEKOR ÇOK BAŞARILI * DENİZ BERDAN: Normalde pek dizi film seyretmek gibi bir alışkanlığım yok ama 'Sıla'dan çok bahsedilince; bakma gereği duydum ve çok beğendim. Artık düzenli olarak izliyorum. * TUVANA BÜYÜKÇINAR: Çok beğendim bir dizi. Özellikle çekim yapılan mekanları çok beğeniyorum. Dekor son derece başarılı. Dizinin konusu da çok sürükleyici. * DİLEK HANİF: Çalıştığım için bazı bölümlerini kaçırabiliyorum. Ama dizinin konusu çok ilginç ve çok beğeniyorum. Cansu Dere'yi çok başarılı buldum. Bir de çekimlerin yapıldığı mekanlardan etkilendim. Çok başarılı bir dizi. * EDA TAŞPINAR: Dizi seyretme alışkanlığım yok ama bir iki kez seyrettim ve çok beğendim. Rastladıkça seyrediyorum. http://www.sabah.com.tr/gny/gny106-20061030-200.html *Sultan* 01-11-06, 18:28 SILA KIMIN HIKAYESI ? Şimdi anlatacağım okur mektubuyla aynı görüşü paylaşmayabilirsiniz. Bu normal. Çünkü mektubun konusu izlenme rekortmeni Sıla dizisiyle ilgili… Ama bir görüşten çok, içerik olarak önemli olduğunu düşündüğüm için sizinle paylaşma ihtiyacı duydum… Okurum Ayça Erman anlatıyor; “Sıla, töre hikayesini anlattığı ve izleyicileri aydınlattığı için izlenmesi gereken bir dizi olarak lanse ediliyor… Ancak dikkat ederseniz Berivan, Aşka Sürgün, Zerda gibi dizilerdeki kadın kahramanlar güçlü, erkeğine karşı çıkan ve hiç kimseyi tanımayan kadınlardı… Ana haber bültenlerinde ev gazetelerdeki töre kurbanları ezik, ekonomik bağımsızlığı olmayan ve çaresiz kadınlar oysa. Yerli senaristler acaba bunu göremiyor mu?... Sıla, sadece zengin bir ailenin içinde geçen, okumuş ve her şeye sahip, güçlü kadın imajı çizen bir karakteri anlatacağına, gerçek ve yardıma muhtaç insanların hikayesini anlatsın. Dallas dizisi olmaya çalışmasın.” Bir not da benden. Elbetteki törenin zengin fakir ayrımı yapmadığını düşünüyorum. Ama okurumun altını çizdiği töre zulmünün kurbanları gerçekten de hep çaresiziler oluyor… Ayça Erman’ın söylediklerinin herkesin gözden geçirmesinde fayda var. Senaristlerin de! Mesut Yar / Gezentilki hırsızpolis 02-11-06, 07:00 Mardin'de 'Sıla' bereketi Berivan'ı "Aşka Sürgün" izledi. Sonra "Azap Yolu" geldi. Ardından Cansu Dere'nin başrol oynadığı "Sıla" Mardin çekimli dizilere eklendi, kente turizm bereketi getirdi... Letonya, Bulgaristan ve Çek Cumhuriyeti'nden 17 genç, kısa metrajlı film çekmek için Mardin'e geldi. Sıla'dan turizme katkı Binlerce yıldır farklı medeniyetleri barındıran Mardin, son yıllarda dizi ve filmlerin mekanı haline geldi. Son üç yılda aralarında 'Berivan', 'Aşka Sürgün', 'Azap Yolu'nun olduğu dizilere şimdi de 'Sıla' eklendi. Kısa metrajlı film çekmek amacıyla AB Gençlik ve Eğitim Projesi kapsamında Letonya, Bulgaristan ve Çek Cumhuriyeti'nden 17 genç 'Sıla'dan etkilenerek Mardin'e geldi. moonbeam 02-11-06, 21:15 http://arsiv.sabah.com.tr/2006/11/01/gny/gny118-20061101-200.html Hülya Koçyiğit, ilk kez 'Var mısınız?' dedi atv'nin yepyeni programı 'Hülya Koçyiğit'le Var mısınız?' önceki gün ekranlara 'merhaba' dedi. İlk kez bir programın sunucusu olarak izleyici karşısına çıkan başarılı oyuncu Hülya Koçyiğit, oldukça heyecanlıydı. Eşi Selim Soydan'ın yalnız bırakmadığı Koçyiğit, ilk programda töre ve berdel konusunu derinlemesine işledi. Aynı konuyu ele alan atv'nin sevilen dizisi 'Sıla'nın oyuncuları ve yönetmeni Gül Oğuz'un da konuk olduğu programda, konuyla ilgili yaşanmış olaylar ekrana taşındı. Çok heyecanlı olduğunu belirten Hülya Koçyiğit, büyük bir sorumluluk altına girdiğini söyledi: "İnsanların 'Hülya Koçyiğit ne yaparsa iyiyi yapar' diye bir güveni var. Ben de seyirciye duyduğum saygıdan dolayı çok heyecanlandım. Bütün samimiyetimle iyi bir şey yapmak istiyorum." moonbeam 02-11-06, 21:17 http://arsiv.sabah.com.tr/2006/11/02/gny/aytug-200.html Var mısınız, yok mu? Hülya Koçyiğit, atv ekranlarında yeni bir gündüz kuşağı programına başladı. Buna sadece "kadın programı" demek haksızlık olur. Zira iki gündür işlediği konular, kadınlar kadar erkekleri de yakından ilgilendiriyor. İlk günün konusu töre cinayetleriydi. Hem uzmanlar, hem bu tür olayları bizzat yaşayanlar hem de berdelin öyküsünü ekranlara taşıyan Sıla dizisinin oyuncuları konuştu. Konu, ilk kez bu kadar detaylı ve kapsamlı bir şekilde ele alındı. İkinci günün konusu da en az ilk günkü kadar önemliydi. Bu kez doğum kontrolü masaya yatırıldı. Yine uzmanlar ve halk fikir çarpıştırdı. Ben her ikisini de keyifle izledim. Hülya Koçyiğit'i de ilk canlı yayınların heyecanına rağmen son derece başarılı buldum. Ama gelin görün ki, program reyting listesinin orta sıralarıyla yetinmek zorunda kaldı. Açıkçası, bunu bekliyordum. Zira gündüz kuşağında bilgi, kalite, ciddiyet ve toplumsal sorumluluk ne yazık ki reyting yapmıyordu. Bilmem haberiniz var mı? Okan Bayülgen'in hazırladığı, "gündüz ekranına çeki düzen vermek" adına yola çıkan, Saba Tümer ile Pakize Suda'nın sunduğu Lütfen Bu Konuya Girmeyelim az reyting aldığı için Star ekranından kaldırıldı. Gündüz izleyicileri pazartesi günü Şebnem Kısaparmak'la Paylaştıkça'yı (Kanal 7), Ayşenur Yazıcı'- nın sunduğu Ademler ve Havvalar'ı (TRT-1), İnci Ertuğrul Sizin Sesiniz'i (TGRT), Mesut Yar'la Uyan Türkiye'yi de izlemediler. Bu programlar listede kendilerine 45'incilikle 91'incilik arasında yer buldular. Oysa hepsi de özenle hazırlanmış, izlenmeye değer, içinde göbek atan ya da sürekli ağlayıp sızlayan kadınların bulunmadığı, magazin dedikodularıyla ya da düzmece aşk hikâyeleriyle reyting avına çıkmamış gündüz programlarıydı. Hülya Koçyiğit ekranlardan gözünüzün içine bakarak soruyor: "Var mısınız?" Şimdilik pek sesiniz gelmiyor. Ben de sesleniyorum: "Orada kimse var mı?" Merhum şair Attila İlhan, "Ne kadınlar sevdim, zaten yoktular" demiş. Ben de ne seçkin ve seçici televizyon izleyicileri gördüm, zaten yoktular!.. Evinde ölçüm cihazı bulunanlar, ne olur bu sözlerimden dolayı beni utandırın... Yüksel Aytuğ moonbeam 02-11-06, 21:30 http://www.haberler.com/haber_530505.asp http://www.haberler.com/medya/haber/05/530505_12940_o.jpg Mardin: İşadamı Evrensel'den 'Sıla' Dizisi Kadrosuna İftar Yemeği Mardinli İşadamı Sebahattin Evrensel Tarafından 'Sıla' Adlı Dizinin Oyuncu ve Teknik Ekibine İftar Yemeği Verildi. Mardinli işadamı Sebahattin Evrensel tarafından 'Sıla' adlı dizinin oyuncu ve teknik ekibine iftar yemeği verildi. Mardin ve Midyat İlçesi'nin tarihi mekanlarında çekimlerine devam edilen Sıla dizisindeki 60 kişilik ekibe, tarihi Artuklu Kervansarayı'nda iftar yemeği verildi. Yemekten sonra işadamı Sabahattin Evrensel ile bir süre sohbet eden dizinin başrol oyuncusu Mehmet Akif Alakurt (Boran), dizide halkın izlenim ve beklentilerini diziye yansıttıklarını belirterek, "Dizide işlediğimiz konular hayal ürünü değildir. Bu dizinin yankı bulmasının nedeni hayatın içindeki gerçekleri yansıtmasıdır. Berdel üzerine kurulan bu dizide işlediğimiz konularla kesinlikle halkımızı rencide etmek istemiyoruz. Mardin'de olmaktan çok mutluyum" dedi. İşadamı Sabahattin Evrensel de, senaryo ve görüntü açısından dizinin çok kaliteli olduğunu ifade ederek, "Mardin ve Midyat'ta çekilen dizi, tarihi kentin turizm atağına geçmesi için çok önemli bir tanıtımdır. Kentimizi seviyor ve gelişmesini istiyorsak bu tür etkinlikler için evlerimizi, işyerlerimizi ve konaklarımız hatta sofralarımızı açmamız gerekmektedir. Tanıtım için önemli bu fırsatları çok iyi değerlendirmemiz gerekir" diye konuştu. (İhlas Haber Ajansı) 21.10.2006 13:46 http://www.haberler.com/medya/haber/05/530505_12940_b.jpg http://www.haberler.com/medya/haber/05/530505_82481_b.jpg http://www.haberler.com/medya/haber/05/530505_61032_b.jpg http://www.haberler.com/medya/haber/05/530505_28643_b.jpg vision 03-11-06, 08:43 http://www.haberler.com/haber_513771.asp Sezen Aksu Çok Etkilendi Sezen Aksu, Atv'de Yayınlanan 'Sıla' Dizisinden Etkilenip 'Töre' Adını Verdiği Bir Şarkı Yaptı. Aksu'nun Seslendirdiği Şarkı, Dizinin İkinci Bölümünden İtibaren Yayınlanıyor. Cansu Dere, Mehmet Akif Alakurt, Zeynep Eronat, Menderes Samancılar gibi ünlü isimlerin rol aldığı; Mardin'in Midyat ilçesinde çekilen dizi filmi tutkuyla izleyen kişiler arasında Sezen Aksu da yer alıyor. Aksu diziden o kadar etkilendi ki, "Töre" adını verdiği bir şarkı yaptı. Ünlü sanatçı, bestelediği şarkıyı aynı zamanda yakın arkadaşı olan dizinin yönetmeni Gül Oğuz'a dinletti. İşte o şarkının sözleri: TÖRE Allah'ın emri değil bu Kulların aklı Hak'tan gelen değil bu Bebeler doğar mı silahlı? Töre töre töre Olur mu kul kula köle? Kin koydun kör yüreğe Böyle adalet olur mu? (Gecce.com) vision 03-11-06, 08:52 http://www.internetteyim.net/medyagoz/cnt292/?post=2731 'Hacı' dizisinde canlandirdigi militan genc Ahmet Gesili karakteriyle begeni toplayan Mehmet Akif Alakurt, atv'nin yeni dizisi 'Sıla'da aşiret reisi Boran olarak seyirci karsisina cikacak. Yakisikli oyuncu, "Boran iyi algilanirsa, aslinda bircok gence örnek olacak bir karakter" diyor. Gecen sezonun iddiali dizilerinden 'Hacı'da canlandirdigi militan genc Ahmet Gesili karakteriyle dikkatleri uzerine ceken Mehmet Akif Alakurt, simdi de atv'nin yeni dizisi 'Sıla'da Boran karakteri ile izleyici karsisina cikmaya hazirlaniyor. 'Hacı' dizisinden ayrildigini aciklayan yakisikli oyuncu, yeni dizisi 'Sıla'yi ve yeni rolunu anlatti... * 'Sıla' nasil bir dizi olacak? Mardin'deki bir aşiret ile İstanbul'daki kulturu bir araya getirecek bir dizi. Bu iki celiski arasinda yasanan olaylar islenecek dizide. Bundan ziyade, aşiretlerdeki bazi toreleri isleyecegiz. Özellikle berdel konusunu isleyecegiz. Ana konuzaten bunun uzerine... ÇOK DUYGUSAL * Ayni cografyada iki farkli kulturu isleyeceksiniz aslinda... Evet... Yillar once evlatlik verilmis, İstanbul'da ve buranin kulturuyle buyumus bir kizla, Dogu'da kendi topraklarinda buyumus bir gencin hikayesi anlatilacak. Zorunlulukla baslayan birlikteliklerinin zamanla tutkulu bir aska donusmesini anlatacagiz. 'İstanbullu bir kizin Mardinli bir aşiret agasiyla paylasacagi ne olabilir'den yola cikacagiz ve bunlarin sonucunda yasanan celiskileri anlatacagiz. * Peki sizin canlandiracaginiz Boran nasil bir karakter? Babasi hasta oldugu icin aşiretin basina gecen bir aga... Aslinda okumus bir aga oldugu icin alisilmisin disinda bir aga. Yalana tahammulu olmayan, muthis gururlu bir insan. Zamaninda evlenmis ve esi intihar ettigi icin evlilige tovbeli. Fakat, sonra tesadufi bir sekilde hayatina Sıla giriyor. Bu birliktelik Boran'in merhametinden kaynaklanan sebeplerden oluyor. Çunku Boran aslinda kadinlara karsi ilgisini kesmis biri. Nedeni ise zamaninda yasadigi ask. İnanilmaz sevmis, onun uzerine baska kimseyi tanimak istememis. Kati gorunusunun altinda cok duygusal taraflari olan bir erkek. Fakat bunu disari vuramiyor. Çunku aşiret agasi olmak guc ister ve duygusalligi kaldirmaz. Bunlari disariya vurdugunuz zaman zayiflik olarak algilanabilir. Bu yuzden de bazi yonlerini gizlemek zorunda kaliyor. * Daha once de bircok aga dizisi cekildi. Bu aganin bir ozelligi de herhalde dogdugu topraklarda buyumus olmasi... Tabii ki. Torelerine inanan, torelerine bagli ve onlarin yasatilmasi gerektigine inaniyor. Fakat bazi seylerin degismesi gerektigine de inaniyor. Bunu ne kadar basaracak, ne kadar basaramayacak gorecegiz. Ben de merak ediyorum. Çunku biz de daha yeni basliyoruz. Kafamizda Boran'i olusturduk ve bitti. Ama bu ekrana nasil yansiyacak bilmiyoruz. * Kafamizda bitti derken? Bir karakteri kabul ettigim zaman oncelikle o karakterde benim icimde olan bir seyi bulmam gerekiyor. Boran'la benim benzesen yanlarimiz var. Senaryoyu simdiye kadar onlarca defa okudum. Çok ince detayina kadar dusunerek su anda kafamda bitirdim. Bu rol icin aşiret kitaplari okudum. Boran'in nasil olmasi gerektigini kafamda oturttum demek istiyorum... AŞİRET TARİHİNE BAKTIM * Daha once cekilen film veya dizilerdeki karakterler nasil davraniyor diye baktiniz yani... İnanin hic oyle seylere girmiyorum. Taklit gibi bir durum asla olmayacak. Herhangi bir film izlemedim. Onlar nasil oynamis diye bakmadim, icimde onu hissettim. Turkiye'deki aşiretlerin baslangicindan gunumuze gelisimini anlatan bir kitap okudum. * Hangi kitabi okudunuz? 'Devlet, Aşiretler ve Kurtler'. Dogulu bir aşiret agasini oynayacagim icin o bolgenin insanini bilmem gerekir. Rolu ozumsedigime inaniyorum. Rolu aldigim andan itibaren karsima gelen Dogulu insanlari dikkatli sekilde takip ettim. Rol, bir oyuncunun uzerinde emanet kalirsa siritir. 'Hacı'da bunu basardim ve orada radikal islamci oldum. Burada da iyi bir aşiret agasi olacağım. * Size gore izleyici 'Sıla'yi nasil karsilayacak? Bu yila damgasini vuracagina inandigim bir is. Çunku cok profesyonel insanlarla calisiyoruz. Bastan beri soylerim; profesyonellerle ben de daha profesyonellesiyorum. O yuzden bu isin bu sene cok ses getirecegine gonulden inaniyorum. Kaynak : SABAH gÜmÜs_mEhmEt 05-11-06, 01:07 Sıla yine zirvede Başrollerini Cansu Dere ve Mehmet Akif Alakurt'un paylaştığı atv'nin sevilen dizisi Sıla, Cuma yayınlanan bölümüyle bir numara oldu. Sıla, tüm kişilerde yüzde 15.70 reyting ve yüzde 37.60 izlenme payı ile AB grubunda yüzde 15 reyting ve yüzde 39.80 izlenme payıyla zirveye yerleşti. http://img.takvim.com.tr/2006/11/05/im/C8546044C84DC14E96F01533b.jpg moonbeam 06-11-06, 22:58 http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=9143 Sıla'nın Sırrı 07.10.2006 - 04:12 Sıla ile ilgili ilk yazımı okuyanlar bilirler; bu diziden hoşlanmadığımı, yapılan işin bana pek de ahlaklı gelmediğini. Hala aynı fikirdeyim ancak benim bu fikirde olmam bu dizinin izlenme oranlarında ki yükselen grafiğini görmemem anlamına da gelmez. O yazımın son bölümünde, Sıla ile ilgili aşağıdaki notu düşmüştüm. SILA’NIN İZLENME ORANLARI: 15 Eylül 2006 Cuma günü genelde beşinci, AB’de de üçüncü sırada yer aldı. Tekrarının yayınlandığı 19 Eylül 2006 Salı günü genelde onuncu, AB’de dokuzuncu oldu. Tekrarı çok geç saatteydi. Cuma günkü yayınsa saat sekizdeydi. Fakat geçtiğimiz hafta iddialı yapımların çoğu ekrana gelmediği için, gerçek izlenme oranı önümüzdeki iki üç hafta içerisinde belli olur. Şimdi o iki haftanın izlenme oranlarını verme zamanı. 22 Eylül 2006 Cuma: Total’de üçüncü, AB’de dördüncü oldu. 29 Eylül 2006 Cuma: Total’e birinci, AB’de üçüncü oldu. Öncelikle şaşırmadığımı söylemeliyim. Beklediğim sonuçtu. Rating’inin iyi olacağı, bizim izleyicinin seveceği apaçık ortadaydı. Gelelim nedenlerine… Bizim kadınlarımız kazak erkekleri sever; yani gücünü kullanan, lafını dinleten ama bir tarafta da duygusal ve kadınına değer veren adamlardan. Ayrıca bizim seyircimiz, kadın erkek ilişkisinde inatlaşmalara da bayılır. Bu inatlaşmalar da hep erkek tarafının haklı çıkması, kazanan taraf olması da tercih edilir. Kadın güçsüz düşmeli, erkek kadının tam da dibe vurduğu nokta da; korumacı, kollayıcı tavrı ile ön plana çıkmalıdır. Yani anlayacağınız erkek hep güç timsali ve adaletli olmalıdır. Yani Boran gibi… Ayrıca Mehmet Akif Alakurt’un yükselen yıldızını da göz ardı etmemek gerek. Hacı dizisindeki performansını burada da devam ettiriyor. Ancak Mehmet Akif Alakurt nasıl başarılı bir tercihse, Cansu Dere’de o kadar kötü bir seçim. Kimse kusuruma bakmasın ama gerçekten çok kötü oynuyor. Keşke bundan iki yıl önce gittiği tiyatro kurslarına devam etseydi. Dizide Sıla karakterinin yaşadıkları, gerçekten de çok yoğun duygu fırtınaları gerektiriyor. Oysa Cansu; o kadar abartılı, o kadar kör göze parmak oynuyor ki, adeta ben rol yapıyorum diye bağırıyor. Ağlamasından kızgınlığına, sevincinden bayılmasına kadar her şey abartı. Sanki evcilik oynar gibi. Üzülerek söylüyorum ama çok kötü… Dizi ile ilgili başka bir konuysa; çok sayıda geri dönüş (flashback) olması. Yani sık sık geçmişten görüntüler giriyor. Bu da tempoyu kötü etkiliyor. Ayrıca pek de hoş olmuyor. Son olarak ben yine de tekrarlıyorum; bana göre Aşka Sürgün’ün kopyası bir dizidir ve yapılan ayıptır. Hele Faruk Bayhan gibi, eskiden bir kanalın genel müdürlüğünü yapmış birinin, ortağı olduğu bir yapım şirketine, böyle iş yapmak yakışmamaktadır. Yaprak Eser gÜmÜs_mEhmEt 07-11-06, 00:19 http://www.sabah.com.tr/2006/11/07/gny/im/F472A227B6F35043BF8DEA1Cb.jpg http://www.sabah.com.tr/2006/11/07/gny/im/EB13074D4DF60C4CBD9935A6b.jpg Beni sadece aşk ve ölüm acısı yıkabilir atv'nin bağımlılık yaratan dizisi 'Sıla'da 'Bedar' rolünü üstlenen Zeynep Eronat: Sıla, herkesin empati kurup 'başıma gelse ne yapardım' diye düşündüğü ve kulağını çekip tahtaya vurduğu bir hikaye!. atv'nin efsane dizisi 'Asmalı Konak'taki 'Piraye Hanım' karakteriyle büyük beğeni toplayan tiyatrocu Zeynep Eronat, şimdi de 'Sıla'da devleşen bir performans sergiliyor. Kızını evlatlık vermek zorunda kalan 'Bedar' tiplemesiyle dikkat çeken usta oyuncu, "Çocuğum yok ama olsaydı onu asla kimseye vermezdim" diyor. Eronat ile 'Sıla'yı, berdeli ve Mardin-Midyat'taki hayatı konuştuk. HEPİMİZİ ÇOK ETKİLEDİ * Sizi 'Sıla'daki rolünüze 'evet' demeye iten ne oldu? Senaryonun ilk sahnesi; yani Sıla'nın minicik bir kızken evlatlık verilme sahnesini okur okumaz; 'Ben bu projede olmalıyım' dedim. Ve gerçekten o sahne çekilirken bütün ekip çok kötü olduk. Minik Sıla'yı oynayan Ece, sahneye o kadar uyum sağladı ki; hepimiz çok etkilendik. 'Sıla'nın hikayesi çok çarpıcı geldi bana. Hem mekan, hem hikaye, hem Gül Oğuz gibi bir yönetmen... Bu üç harika sebep 'Sıla'yı seve seve kabul etmeme neden oldu. * Mardin'e gitmeden önce, 'töre, berdel' gibi kavramlar sizin için ne ifade ediyordu? Ben bir oyuncuyum. Türkiye'nin Batısı'nda doğup, büyümüş olmamın bir önemi yok. Her an herkesi, her kültürü, her mesleği oynamanız istenebilir sizden. O yüzden ülkemin gerçeklerini ve kültürleri araştırmaya çalışıyorum. EMPATİ KURUYORLAR * Peki bu ortamda yaşadıktan sonra, törelerle ilgili neler düşünüyorsunuz? Töre geniş bir kavram. İçinde yardımlaşmayı, misafirperverliği, sevgiyi, paylaşmayı da barındırıyor elbette. Töre demek sırf ailenin onayı olmadan bir erkeğe gönül verip kaçan kızların öldürülmesi demek değil! Ama biz törelerin güzel taraflarıyla birlikte yanlış ve çağdışı olan yönlerini de anlatmaya çalışıyoruz. 'Sıla'nın ana konusu berdel. Bir bakıma ölümden önce verilen son şans. İstemediğin biriyle evlendirilmek! Bu da bir çeşit ölüm değil mi? 'Sıla' herkesin empati kurup 'benim başıma gelse ne yapardım' diye düşündüğü ve belki sonra tahtaya vurup kulağını çektiği bir hikaye. * Sıla şu aralar herkesin, hatta sosyetenin bile gözdesi haline gelmiş bir dizi... Neden bu kadar ilgi gördü sizce? Çünkü empati kuruldu. Herkes Sıla'nın, Bora'nın, Badar'ın, Celil'in, Azad ve Narin'in yerine koydu kendini. İnsanların içlerinde 'kim haklı' tartışması başladı. Aslına bakarsanız bu hikaye içinde her kahraman kendine göre haklı! Bu yüzden bizi her kesimden seyirci sevdi. Empati kurmak için, eğitime, maddi güce, sosyal sınıflara hiç gerek olmadığı için sevdiler diziyi. GÜÇLÜ BİR KADINIM * Oynadığınız rollerin etkisinden olsa gerek; tabir-i caizse 'hükümet gibi kadın' imajı sergiliyorsunuz. 'Asmalı Konak'taki Piraye Hanım da öyleydi, bu dizide de durum aynı. Peki gerçek hayatta nasıl bir insansınız? Ben gerçek hayatta da güçlü biriyimdir. Aklıma yatmayan hiçbir şeye boyun eğmem. Beni sadece iki kavram yere yapıştırır: Ölüm ve aşk acısı! Bunun dışında her şeyle baş edebileceğimden eminim. Yeter ki, çaresiz bir dert çıkmasın karşıma. Doğu kültürü içinde doğup yaşasaydım da, muhakkak kendime göre bazı şeylere katlanma formülleri geliştirirdim. Hem kurallara uyup, hem kendi bildiğim gibi davranarak hayatı daha katlanılabilir hale getirirdim sanırım. Kilo kontrolü iyice zorlaştı! 2 aydır Mardin-Midyat'tayız. Dünyanın en güzel gözlü ve en yanık sesli insanlarının bir arada olduğu büyüleyici bir yer burası. Kürt-Arap-Süryani kültürleri iç içe ve kimse kimseye saygısızlık etmiyor. Ben ramazanda bir Süryani'nin oruç tuttuğuna bile şahit oldum. Nedenini sorduğumda saygıdan olduğunu söyledi. Tüylerim diken diken oldu. Burada halk bizi sevgiyle kucakladı. Her girdiğimiz dükkanda çay-kahve-tatlı ikramları yüzünden kilolarımızı kontrol etmek iyice zorlaştı. Ama buralı çocuklar çok yaramaz. Sesli çekim yaptığımız için Mardin'in meraklı afacan çocuklarını susturmakta zorlanıyoruz açıkçası. Uçsuz bucaksız bir bozkırın tam ortasında dünya şirini bir otelde kalıyoruz. Lobiyi internet cafe haline getirdik; örgüye de başladık. Son dönemde hava şartları ağırlaştı ve feci yağmurlar yağmaya başladı. Kaldığımız otel bozkırın ortasında o kadar yalnız ki; aşk, korku ve gerilim filmleri için eşsiz bir ilham kaynağı olabilir. Kendimi anne olmaya hiç hazır hissetmedim * 'Sıla'daki rolünüz için nasıl bir hazırlık süreci geçirdiniz; şiveyi öğrenmek zor oldu mu? Ben sanırım Türkiye'de çocuğu olmadan, çocukları için kovalarca gözyaşı döken tek kadınım! Bedar'ı çok seviyorum; şu sıralar o benim en yakın arkadaşım. Dertleştiğim, tartıştığım, hak verdiğim, çok şey öğrendiğim şahane bir Anadolu kadını. Ben rollerimle arkadaş olan bir oyuncuyum. Şive konusunda biraz zorlandım ama halkla daha çok zaman geçirince doğru bir dil yakaladım. OLSAYDI VERMEZDİM * Siz çocuğunuzu başka bir aileye ne olursa olsun verir miydiniz? Çocuğum yok ve anne olmaya hiçbir zaman kendimi hazır hissetmedim Ama eğer anne olsaydım evladımı asla veremezdim. Hangi anne yavrusundan kopabilir ki? * Cansu Dere ve M. Akif Alakurt'un performanslarını nasıl buluyorsunuz? Cansu ve Mehmet Akif'le birlikte pek çok genç oyuncu var dizide. Hepsi de çok yetenekli çocuklar. Cansu'yu o kadar çok seviyorum ki; karşılıklı sahnelerimizde bana baktığı zaman gerçekten içim burkuluyor. Onun çok özel, çok çocuksu, çok dokunaklı bir bakışı var. Bana öyle baktığı an gerçekten de annesiymişim gibi kolum kanadım kırılıyor. Çok zeki, çok çalışkan, okuyan, araştıran ve çok güçlü bir kız Cansu. Daha ilk sahnemizde bu işi başaracağını anlamıştım. Mehmet Akif ise artık genç kızların idolü. Fazla söze gerek yok; pek çok kadını kalbinden vurdu! MESLEĞİME TUTSAĞIM * Türkiye'deki oyunculuk sektörünü nasıl buluyorsunuz- Nerelerde hata yapılıyor? Türkiye de dünya sinemasında hatırı sayılır yerlere gelecek yetenekte oyuncular var ama oyunculuk sektörü diye bir şey yok! Sendikası olmayan bir şeyin sektörü de olamaz. Hata burada yapılıyor işte. * Peki oyuncu olmaktan hiç pişmanlık duydunuz mu? Ben dünyaya gelsem yine aynı mesleği seçerdim. Oyunculuk evlat gibi, sevgili gibi, anne baba, kardeş gibi bir şey. Özen ve sevgi istiyor. Nankörlüğe, geçiştirilmeye, ilgisizliğe tahammül edemiyor. Ve çok kıskanç! Sizi kimseyle paylaşmak istemiyor. Ve ben bu kıskanç, bu bencil sevgiliye seve seve tutsak oldum. Asla pişman olmadım. İnşallah ölene kadar ayrılmam mesleğimden. * Yeni projeleriniz var mı? Yaza yeni bir sinema projesi var ama detaylarından bahsetmek için erken. Bir de Tayanç Ayaydın'ın çok güzel bir kısa film projesi var. Yazın Boncuk Yılmaz'la birlikte o projede yer almak için Tayanç'a söz verdik. patasana dilek 11-11-06, 08:11 DİZİ AĞALARININ DUBLAJCISI MEL GIBSON’IN ONAYLADIĞI SESİ VOLKAN AKYILMAZ Volkan Ateş Akyılmaz (40)16 yıllık seslendirme sanatçısı.Mel Gibson’ın aktör tarafından onaylanan Türkiye’deki resmi sesi.Aslında müzisyen olduğunu,bugüne kadar ençok Gary Oldman’ın Drakula karakterini konuşmaktan keyif aldığını söylüyor.Koyu sesler,dominat karakterlere çok uyar.herhalde bu nedenle kolayca o karakterin yapısına bürünebiliyorum.Sıla benim için çok özeldi.karakter üniversite okumş aöa doğu kültürüyle yetişmiş.Doğuda büyüyenin konuşmasında mutlaka bir şive kalır.Benden bu ayrıntı istendi ve sonuç doğala çok yakın oldu.Kızla daha temiz,ailesiyle şiveli konuşuyor.Başta biraz zorlandım.oyuncu hızlı konuşuyordu.Bu hızla şiver vermek zordu.Ağa dominat bir karakterdir.Dırrrkıppp diye konuşmaz.Oyuncuyu uyardım hemen dikkate aldı. HÜRRİYET CUMARTESİ RÖPORTAJ meriremail 17-11-06, 12:07 Konuşuyorum Sunucular: Mete Belovacıklı, Doç. Dr. Erol Göka SILA OYUNCULARI “Konuşuyorum” yepyeni konularla yeni yayın döneminde de TRT’de… Siyasi, ekonomik ve kültürel gelişmeler doğrultusunda ortaya çıkan ve gündemi belirleyen konular konuşulup tartışıldığı programı Gazeteci Mete Belovacıklı ve Psikiyatr Doç. Dr. Erol GÖKA'nın birlikte sunacak. Programın bu haftaki konusu “Töre ve Namus Cinayetleri”... Son dönemlerde özellikle Güneydoğu'da kadın intiharlarında bir artış yaşanıyor. Bu kadınlar niye ölüyor, neden ölüyor pek anlaşılmıyor. Bu ülkede kadınların büyük bir baskı altında kaldıklarını ve bu kadınlara şiddet uygulandığı biliniyor. Programa AKP Gaziantep Milletvekili. TBMM Töre ve Namus Cinayetleri Komisyonu Bşk. Fatma ŞAHİN, Gazeteci Fatih ÇEKİRGE, Gazeteci Mehmet FARAÇ, Dicle Üniversitesi Öğr. Üy. Prof. Dr. Aytekin SIR, Mardin Barosu Bşk. Avukat Mahmut GÜVEN ve SILA dizisinin yönetmen ve oyuncuları konuk oluyor Yayın 17.11.2006 23:25 / TRT1 seza 21-11-06, 07:17 SETTE DÜŞÜP SAKATLANDI. Manken Cansu Dere,Mardin'de çekilen dizi film "Sıla"da Mehmet Akif Alakurt ile başrolü paylaşıyor.Cansu Dere geçen gün çekimlerin yapıldığı konağın merdivenlerinden düşmüş.Ayağı çatlamış.Ayağı bandaja alınan seksi mankenin sakatlanması yüzünden çekimlere dört gün ara verilmiş. Kaynak:21 Kasım 2006 tarihli Posta gazetesi gülündikeni 22-11-06, 11:05 SEYİRCİNİN GÖZÜNDEN KAÇMAZ! Yıla damgasını vuran dizilerin başında geliyor Sıla. Her bölümüyle, hayran kitlesine yenilerini ekliyor ve cuma gecelerinin vazgeçilmezi oluyor. Artık biliyorsunuz, Bizim Ekran’ı takip eden izleyicilerin gözünden hiçbir şey kaçmaz. Hatırlarsanız, geçen haftalarda Mardinli okurumuz İlmen Yüksel’in dizide yakaladığı hataları yazmıştım. İlmen Bey yine bir mektup gönderip yeni bölümdeki hataları sıralamış. Bir konuda da tebrik ediyor Sıla ekibini. Buyrun... 1 - Boran Ağa’nın düşmanı amcasının oğlu Civan, gazetede Sıla’nın kayıp olduğu haberini okuyor. Ancak hiç araştırmadan hemen basıyor telefonun tuşlarına, arıyor gazeteyi ve karşısına haberi yapan muhabir çıkıyor nasıl oluyorsa... 2 - Boran Ağa ve Sıla bağ evine gidiyorlar. Gazeteciler de onları takip ediyor. Bu arada karşılarına dönüş yapmak yasaktır tabelası çıkıyor ama gazetecilerin bulunduğu araç tam da oradan dönüş yapıyor. Yani gazetecilerin arabası açık açık trafik suçu işliyor. 3 - Mardin ayrı dinlerden insanların kardeşlik içinde yaşadığı bir şehrimizdir. Cuma akşamı yayınlanan bölümde Süryani bir kızla Müslüman bir erkeğin nişanı yapılıyor. Fakat Boran Ağa’nın babası ve arkadaşları ayrı dinlerden olan bu çiftin nişanına katılmıyorlar ve bu topraklardaki kardeşlik düşüncesini yaralıyorlar. 4 - Bu küçük hataların yanı sıra Sıla çok önemli bir görev üstleniyor ve Güneydoğu yöresinin kızlarının okula gönderilmesi kampanyasına destek veriyor. Cuma akşamki bölümde de Sıla’nın kardeşi Türkiye çapında bir şiir yarışmasına katıldı ve kazandı. Burada da Sıla ekibini alkışlıyorum... Mehmet Güler http://www2.vatanim.com.tr/root.vatan?exec=yazardetay&tarih=22.11.2006&Newsid=94130&Categoryid=4&wid=132 gülündikeni 22-11-06, 11:10 Gaf kürsüsü Okurumuz Oktay Aydın yakalamış. Diyor ki; "atv muhabirleri Sıla ile Mardin'deki konağın önünde röportaj yapıp, canlı yayında Ali Kırca'ya bağlanıyorlar. Sadece mikrofon ve kamera var. Ama bunun için naklen yayın arabası gerekmez mi?" Yüksel Aytug http://www.sabah.com.tr/2006/11/21/gny/yaz1277-70-117-20061121-200.html TubaBülent 23-11-06, 11:09 ANKET SONUÇLARI Türkiye�nin en çok izlenen, rating rekortmeni dizilerinden �en beğendiğiniz� hangisi? Yüzde Oy Acı Hayat 11,96% 669 Beyaz Gelincik 6,25% 350 Binbir Gece 32,37% 1816 Ezo Gelin 1,88% 112 Hatırla Sevgili 7,21% 441 Hırsız-Polis 9,59% 548 Ihlamurlar Altında 6,06% 372 Sila 23,57% 1332 Ankete Toplam 5640 Kişi Katılmıştır. Anket Arşivi ucankus.com da delfin23 27-11-06, 05:32 SILA diye bir dizi yayınlanıyor. Bizim hanım bayılıyor. Neye bayılıyor? Kız çok güzelmiş, oğlan da çok yakışıklıymış. Vallahi merakımdan oturdum gözümü kırpmadan izledim. Zengin aşiret, kız gelin gitmiş. Diyaloglar, kıyafetler hep bildiğimiz, gördüğümüz, duyduğumuz şeyler. Siyah beyaz Türk filmlerinden bu yana defalarca anlatılanlar. Diyeceksiniz ki sanki diğerleri çok farklı. O da doğru. Nasıl diyeyim bir "Asmalı Konak" vardı, o da üç aşağı beş yukarı aynı konuydu, aynı kahramanlar, ama nasıl diyeyim onun akıcılığı vardı. Mardin enteresan bir şehir, güzel yerler tespit etmişler. Buna diyeceğim yok. Bildiğim kadarıyla vatandaş bu diziye büyük alaka da gösteriyormuş... Dizi bittikten sonra bir de onun mütalası yapılıyor. Birbirlerine telefon açıyor hanımlar. Böyle bir durum "Aliye"de olmuştu en son. Sanki başka bir hayata geçiyorlar. Bizim hanımı zannedersiniz Aliye'nin kaynanası. Burada da Sıla ile genç oğlanın arasını yapacak neredeyse. İçimden "Sen git de gelinle aranı düzelt" diyorum da, içimde kalıyor. rebelsoul 29-11-06, 14:00 Tutkulu aşık Başrolünü Cansu Dere ile paylaştığı Sıla dizisindeki Boran Ağa karakteriyle kadınların kalbini fetheden Mehmet Akif Alakurt, dizideki gibi aşk adamı. "Sevginin olmadığı bir ilişkide yer almam" diyen Alakurt, ilişkilerinde ince eleyip sık dokuyor. Yakışıklı oyuncu, ezik ve zaafı olan kadınlara da asla tahammül edemiyor. "Palavradan ilişki insanı değilim, sadece hayatımı doldurmak için bir kadınla birlikte olmaya ihtiyacım yok" diyen oyuncu, evlenmeyi ve çocuk sahibi olmayı çok istiyor. :happy0064 :happy0064 :happy0064 MeHmEt - GüMüS 29-11-06, 16:52 Yedi gecenin yedi şampiyon dizisi Kanallar arasındaki dizi savaşları, bütün hızıyla devam ediyor. Gecenin en önemli saatlerinde rakiplerinin önüne geçebilmek için mücadele eden televizyon yöneticileri, her hafta yeni bir diziyi yayına sonuyor, düşük reyting alanları ise birkaç bölümden sonra yayından kaldırıyor. Peki reytinglerde haftanın yedi gecesine hangi diziler damgasını vuruyor? Gelin geçen haftanın verileri ışığında haftanın en çok izlenilen yedi dizisinin listesini çıkartalım. Pazartesi gecesinin birincisi, Nermin’le Mehmet’in bir türlü mutlu sonla bitemeyen hikâyesi, Acı Hayat. Show ekranındaki diziyi atv’nin Beyaz Gelincik’i ve Star’ın İki Aile’si izliyor. Aliye’nin sona ermesi ve Kanal D’deki Binbir Gece’nin gösterime girmesiyle salının lideri de belli oldu. Onur’la, Şehrazat arasındaki 150 bin dolarlık ahlaksız teklif, seyirciyi ekran karşısında tuttu. Salı gecelerinin ikincilik ve üçüncülük için yarışan iki yapımı Show’un Ezo Gelin’i ve Kanal D’nin Arka Sokaklar’ı. Çarşamba akşamları Avrupa Yakası’nın birinciliğinde devam ediyor. Yaprak Dökümü ve Karagümrük Yanıyor, Avrupa Yakası’nın yarım adım arkasından geliyor. Kaybolan Yıllar’ın perşembe akşamına çekilmesiyse, hem dizinin hem de yayınlandığı kanal olan Star’ın doğru hamle yaptığı ispatlandı. Geçen perşembe akşamını, Kaybolan Yıllar birinci kapattı. Perşembe gecelerinin birincilik için yarışan diğer iki dizisi ise Hırsız-Polis ve Yalancı Yarim. Atv’nin yeni sezon bombalarından Sıla, ilk bölümünden itibaren cumanın liderliğini kimselere kaptırmıyor. Sıla’yı Kanal D’nin iki dizisi, Yabancı Damat ve Ihlamurlar Altında takip ediyor. Cumartesi geceleri ise dizi tutkunlarının adresi Kanal D. Peşpeşe yayınlanan Fırtına ve Gümüş, cumartesinin diziler ligindeki reyting pastasını kimselerle paylaşmıyor. Daha çok spor ve eğlence programlarının izlendiği pazar akşamları, üç dizi arasında gidip geliyor. Kimi hafta Selena, kimi hafta Sağır Oda ve ara sıra da Acemi Cadı pazar gecesini birinci bitiriyor. (Kaynak:Vatan Gazetesi:Mehmet Güler) zuzu 30-11-06, 20:59 Berdelde acı son 30 Kasım 2006 Barış DURAK/ŞANLIURFA, (DHA) Berdel verildiği için bebeğini sırtına sarıp kendini asan kadının şimdi de kardeşi berdel gidecek. Töre bir kurban daha aldı. Şanlıurfa'da berdel verilen 21 yaşındaki Şahe Fidan, sığındığı baba evinden geri gönderilince, 1.5 yaşındaki bebeğini sırtına sarıp evinin banyosunda kendini astı. Berdel evliliklerinin ve töre cinayetlerinin bir türlü önüne geçilemediği Şanlıurfa'daki son olay, geçen cumartesi günü merkeze bağlı Yeşiltepe Köyü'nde meydana geldi. Ağabeyini evlendiren ailesinin, yengesinin kardeşine 3 yıl önce berdel vererek evlendirdiği Şahe Fidan, geçen hafta sonu eşiyle kavga edince evi terkedip baba evine sığındı. Ancak aile meclisi, ‘Bizde evlenen kadının koca evinden ancak cesedi çıkar. Senin yerin kocanın yanıdır’ diyerek Şahe Fidan'ı yeniden eşinin evine gönderdi. Birkaç gün daha eşiyle sorunlarını çözmeye çalışan ancak başarılı olamayınca bunalıma giren Şahe Fidan, intihara karar verdi. Cumartesi günü evin tenha olduğu sırada 1.5 yaşındaki bebeğini sırtına çarşafla bağlayıp evin banyosunda giren Şahe Fidan, önceden hazırladığı iple kendini tavana astı. Bebeğin ağlaması üzerine evdekiler şüphelenip aradıkları Şahe Fidan'ı banyoda ipte sallanırken buldu. Eşi ve yakınları, hemen bıçakla ipi kesip indirdikleri Şahe Fidan'ı kurtarabilecekleri umuduyla Şanlıurfa Devlet Hastanesi'ne götürdü. Doktorlar, genç kadının ipte öldüğünü saptadı. KARDEŞİ BERDEL GİDECEK Berdel usulüyle evlenen Şahe Fidan'ın intiharı, ailesini evlat acısının yanı sıra geleneklere göre ayrıca sıkıntıya soktu. Ağabeyi İsa Fidan'ın Aysel Göregen ile evliliğine karşılık, ailesinin başlık parası ödememesi için yaklaşık şu an 25 yaşında olan Aziz Göregen'e nikahsız eş olarak verilen Şahe Fidan'ın yerine şimdi 19 yaşındaki kız kardeşinin verilmesi gündeme geldi. Fidan ailesinin yakınları, “Şahe'nin intiharı ailesini de sıkıntıya soktu. Geleneklere göre Fidan ailesi, Göregen Ailesi'ne gelin aldıkları Aysel'e karşılık ya başlık parası ödeyecek ya da 19 yaşındaki diğer kızlarını Aziz Göregen'e eş verecekler” diye konuştu. Bu arada sırtına 1.5 yaşındaki oğlu Abut'u çarşafla sararak kendini asan Şahe Fidan'ın, Zehra adında bir kızı daha olduğu öğrenildi. Otopside intihar ettiği saptanan Şahe Fidan, bölgedeki diğer töre kurbanları gibi Yeşiltepe Köyü'nde sessizce toprağa verildi. Olay Şanlıurfa'da bugün duyuldu. Sivil toplum örgütleri olayın araştırılması için ilgili makamların harekete geçmesini istedi. BERDEL NEDİR? Berdel evlenecek iki taraftaki iki erkeğin birbirlerinin kız kardeşlerini kendilerine eş olarak seçmeleri olarak tanımlanıyor. delfin23 01-12-06, 05:57 Sıla mı, Binbir Gece mi? Bizim Ekran okurlarının yakından takip ettiği televizyon anketlerimize bir süreliğine ara vermiştik. Ancak sesinizi duyurma fırsatıbulduğunuz anketleri gerçekten de çok sevmişsiniz. Ve gönderdiğiniz mektuplarda devam etmesini istediginizi dile getirmişsiniz. Velinimetimizsiniz. Elbette istediğinize uyacağız ve hemen yeni anket sorumuzu soracağız: Sizce bu yıla damgasını vuracak dizi Sıla mı, yoksa Binbir Gece mi? Sonuçlar haftya bugün Bizim Ekran'da olacak. Yanıtlarınız, yılın dizisinin hangisi oldugunu ortaya çıkaracak. delfin23 01-12-06, 06:02 Ekranda zarafet yarışı "Binbir Gece"nin Şehrazat'ını kim giydiriyorsa tebrik etmek gerek. Kıyafetleri, özellikle elbiseleri Bergüzar Korel'in çizdiği zarif ve asil portreyi tam anlamıyla tamamlıyor. Modacılar minimalist diye mi nitelendiriyor emin değilim ama çok sade ve bir o kadar iddialı görünüyor Şehrazat. İyi giyinmek konusunda Şehrazat'a rakip olacak başka bir karakter varsa, o da kesinlikle Sıla. Cansu Dere dizinin başlarında öyküye uygun olarak "İstanbul kızı" havalarında mini elbiseler giyiyordu. Dere'nin güzelliği su götürmez zaten, ama bir ağa karısının böyle turist gibi dolaşması da göze batıyordu. Sonraları daha ziyade yerel kıyafetler kuşanmaya başladı Sıla. Yine ona çok yakışıyor, yine zarafetini ortaya koyuyor. istanbulll 03-12-06, 13:28 http://www.sabah.com.tr/2006/12/03/im//838A18C100EB014CB2061B21b.jpg Türkiye Sıla'yı izledi Cansu Dere, Mehmet Akif Alakurt, Menderes Samancılar ve Zeynep Eronat'ın başrollerini paylaştığı, Sıla 11. bölümünün yayınlandığı 1 Aralık Cuma akşamı birinciliği yine kimselere bırakmadı! Tüm kişilerde aldığı yüzde 16.00 reyting ve yüzde 37.60 izlenme payı ve AB sosyo ekonomik statüde aldığı yüzde 16.50 reyting ve yüzde 41.70 izlenme payıyla bir kez daha zirveye yerleşti. Sıla'ya teşekkür Milyonları ekrana bağlayan Sıla dizisinin setine Güneydoğu bölgesinin valileri ve belediye başkanları teşekkür ziyaretinde bulundu. istanbulll 03-12-06, 13:30 http://img.takvim.com.tr/2006/12/03/im/175006252D43C642A34A76F9b.jpg Sıla'nın setine ziyaretçi akını... atv'nin reyting rekorları kıran ve çekimleri Mardin'de devam eden 'Sıla' dizisinin seti, ziyaretçi akınına uğruyor. Önceki gün de sete Güneydoğu Bölgesi'nin vali ve belediye başkanları teşekkür ziyaretine gelmişti. Onların ardından gelen yöre halkı, bütün gün çekimi izledi. http://img.takvim.com.tr/2006/12/03/im/86D51E1DADB1034E945626CDb.jpg Yine zirvede Sevilen dizi Sıla, tüm kişilerde aldığı yüzde 16 reyting ile yüzde 37.6 izlenme payı ve AB grubunda aldığı yüzde 16.5 reyting ile yüzde 41.7 izlenme payıyla, bir kez daha zirveye yerleşti. Kaynak:TAKVİM delfin23 08-12-06, 05:35 Sıla ve Binbir Gece için ne diyorsunuz? İşte bu anket sorusunu atmıştık ortaya geçen cuma günü. Sıla mı yoksa Binbir Gece mi yılın dizisi olacak diye sormuştuk. Bugüne kadar yaptığımız hiçbir ankete bu kadar çok yanıt gelmedi. Belli ki, iki dizi de çoktan fanatik bir hayran kitlesi edinmişti. Gelen yanıtların çoğu, yılın dizisi olarak Binbir Gece’yi gösteriyordu. Bize de, sizin gönderdiğiniz mektuplardan seçtiklerimizi yayınlamak düşüyordu. Buyrunuz... * Sıla’nın iyi bir dizi olduğuna inanmıyorum. Bana göre vasatın vasatı bir dizi Sıla. Oyuncular, oyunculuktan çok fotoğraf çektiriyormuş gibi duruyorlar. Yan rollerdeki oyuncular, hatta Menderes Samancılar gibi bir karakter oyuncusu bile performansının onda birini sergiliyor. ÖZKAN AVCIOĞLU * Bence sorunuzun yanıtı Binbir Gece. Çünkü bugüne kadar televizyonlarda işlenmemiş en orijinal konu bu dizide. Hatırla Sevgili’yi bile yerinden etti baksanıza... ARET TAHMİZOĞLU * Bunca yıldır ortalarda dolaşan Cansu Dere’yi 17 yaşındaki tecrübesiz liseli kız rolünde izlemek hiç de inandırıcı değil. Bence yılın dizisi kesinlikle Binbir Gece. NAZLI KURUCU * Ortada böyle bir teklif olduğu sürece bu yıla damgasını vuracak dizi tabii ki Binbir Gece olacaktır. Sıla’yı da beğeniyorum ama ilk bölümlerindeki heyecanının kalmadığını düşünüyorum. AHMET AKKUŞ * İki diziyi de seyrediyorum ve cevabım Sıla. Senaristlerin bazı konuşmaları sürekli tekrar etmesine ve konuyu sıkıcı hale getirmelerine rağmen Sıla diyorum. ÇAĞLA BAYKAM seyşelll 10-12-06, 00:39 Gerçek Sılalar Sıla dizisiyle gündeme gelen berdeli, olayın gerçek kahramanları anlatıyor. Ağalarından izin aldıktan sonra sorularımızı yanıtlayan berdelle evlenmiş çiftler, bu değiş-tokuş usulünden hoşnut olmasalar da töreye karşı boyunlarının eğik olduğunu dile getiriyor. Kimi berdel sonucu gerçek aşkı bulduğunu söylüyor, kimi de "Dört gönül bir olmaz," diyor. 'Altı kuşaktır Berdel ile evleniyoruz' Güneydoğu'daki Mendan aşiretinin berdelle evlenmiş çiftleriyle, ağalarından izin alarak konuşabildik. İçlerinde birbirine âşık olanlar vardı, hatta "Aşk bir hastalıktır, biz de bu hastalığa tutulduk," diyecek kadar cesurdular. Kimisi sırtında bebeğiyle kendini asan berdel gelini Şahe Fidan'ın adını ise hiç duymamıştı ama hepsi Sıladizisini biliyordu. İki köyün sınırı. Tam ortası. Ne bir tarafa yakın, ne öbür tarafa. Aynı anda iki köyden tozu toprağı kaldırarak geliyor gelin konvoyu. Lastikler döndükçe toz bulutları içlerine doluyor. Başkasının yerine aldıkları kararın ağırlığı çökmemiş yine de içlerine. Çok hafifler. Sadece toz bulutu rahatsızlık veriyor biraz. Hepsi bu. Tam ortada, sınırda birden duruyor arabalar. İki tazecik gelin, süslenmiş, boyanmış, kat kat giydirilmiş, indiriliyorlar arabalardan. Bir küçük kızı veriyorlar karşıdaki adama, o da yanındakini veriyor öbür tarafa. Böylece bitiyor tören. Hepsi bu işte. Bu kadar basit, iki yaşamın değiş tokuş edilmesi. Evden bir kız çıkıyor, aynı kızın yerine bir başkası konuluyor. Berdel yapılıyor kızlar, değiş tokuş ediliyor. Ya başlık parası olmadığı için, içlerinden biri başlık parası niyetine veriliyor ya da iki aile arasındaki kan davasını bitirmek için. Bir bedel olarak... 1000 YTL'lerin karşılığı... KONUŞMAYA KORKUYORLAR Yakın zamanda tamamlanan bir araştırma, sadece Diyarbakır'da kızların yüzde 16'sının berdelle evlendiğini söylüyor. Geçtiğimiz hafta ise adı Şahe Fidan olan bir berdel gelini, henüz 21 yaşındayken, hem de sırtında bebeğiyle, başını bağladığı örtüyle kendini evinde asıyor. Diyarbakır'ın köylerini geziyoruz sıra sıra. Berdelle evlenen kızlar bulur muyuz diye... Bulmak mı? Herkes berdelle evlenmiş neredeyse. Sormak bile tuhaf. Ama kimse yanaşmıyor konuşup medyaya çıkmaya! Köyden köye geziyoruz. Bu kızları dinleyebilmenin tek çaresi var: Ağalarından izin almak. Ağalardan izin çıkıyor. Kocalarını da alıp başlıyoruz konuşmaya... Gerisi onların ağzından... Ali Temel (55)- Zeynep Temel (52) ve Raif Çabuk (58) -Nesiban Çabuk (56) anlattı. 'BERDEL KALKSIN' - Mendan aşiretinde kaç kuşaktır berdel evliliği var? - Ali Temel: Aşiretimizde altı-yedi kuşaktır berdel evliliği yapılır. Biz de berdelle evlendik. Büyüklerimiz öyle istedi. - Bundan sonra da devam edecek mi? - A.T: Vallahi niyetimiz vardır. Alışkanlık gibi bir şey olmuştur. Dört kişiyi birden evlendiriyoruz biz. İyi değil mi? - Sayı değil, mutlu olup olmadığınız önemli bence. Siz öyle düşünmüyor musunuz? - A.T: Dört kişi evlenince mutlu olunmuyor değil. Ama bazıları kıza iyi bakmıyor. Kız geri dönüyor. O zaman öbürkü de dönmek zorunda kalıyor. Rahatsızlık oluyor. Bizim memlekette öyle dönmek kolay değildir. Döndüğü zaman düşmanlık olur. Aslında berdel kalksın, daha iyi olur. Biz kalksın taraftarıyız. Berdel bir taraftan iyi bir şey, bir taraftan kötü bir şey. - Nesini beğenmiyorsunuz? - A.T: Biri anlaşamazsa, öbürünün de huzurunu bozar. O zaman olmuyor. Dört kişinin kaderi birbirine bağlıdır. Onlar kavga ederse, bizim de huzurumuzu bozar. Dört kişinin de hep iyi geçinmesi lazım. 'BEN KARIMI BOŞAMAM' - İyi tarafı nedir peki? - A.T: Kendi hanımına, çocuğuna iyi bakar çünkü bacısı da öbürünün yanındadır. Bir de kadın hakları da var tabii. Kadın hakkı bizim başımızın tacıdır. Mecbur bakacağız. Şimdi ben karıma iyi bakarım, o da benim kardeşime iyi bakar. Bir tanesi boşandığı zaman öbürü de kasten onu boşatıyor. Bu kötü tarafıdır. Biz bu töreye karşıyız. Töre diyor ki, 'Sen benim bacımı boşatmışsan ben de boşatacağım.' Belki o kocasını seviyor. Onun günahı nedir? Ben inan ki boşamam Zeynep'i. - Raif Çabuk: Ben de boşamayacağım. - A.T: Biz başlığa da karşıyız. Zaten bütün bu berdel başlıktan çıkmıştır. Başlık kalksa, berdel de biter. Gençlerimiz, büyüklerimizin müsaadesiyle parasız evlensinler. Benim yedi tane çocuğum var. Parasız evlenseler daha iyidir. - R. Ç: Benim sekiz tane. Berdelle evlenenler de var aralarında. - Hanımlar ne düşünüyor? - Zeynep Temel: Berdel önce iyiydi, şimdi iyi değildir. Önceleri anlaşıyorduk. Şimdi millet birbirinin huzurunu bozuyor. Senin durumun iyidir, benimki iyi olmasa diyor ki "Benim berdelim tarlada çalışmıyor, sen beni çalıştırıyorsun." Kavga çıkıyor. - Nesiban Çabuk: Berdelde şartların eşit olması lazım. Biz onun için karşıyız. Birine fistan alıyorsun, öbürü "Berdelime alındı, sen bana almadın," diyor, huzur kaçıyor. - A.T: Milletin gittikçe gözü açılıyor. Önce bu adet daha güzeldi. Ama şimdi kimse kabul etmiyor. Mesala benim hanımın altını var ama kız kardeşimin yoktur. İcabında kocaya fırça atıyor. Herkes bilsin, şu an Mendan aşireti olarak ve ben Hacı Ali Temel olarak bunu söylüyorum: Başlık parası ve berdel kalksın. İKİ KÖYDE İKİ DÜĞÜN - Kan davaları da berdelle çözülüyor mu? - A.T: Bir oğlan kızı sevdi. Kaçırsa aşiret birbirine giriyor. Parası yoktur. Berdel yapıyor. Sevmeyen kızı zorla veriyorlar. İyi bir şey değildir yani. Kadın haklarına aykırıdır. - Berdelle evlendirilip intihar eden kızlar oluyor... - A.T: Onları bazen duyarız. İstemiyoruz böyle şeyler. Kan davası için berdel olmasın. Bizim memlekette bu var ama bu kızın suçu değil. Büyüklerin suçudur. - Nasıl evlendiniz siz? - A.T: Raif, kız kardeşim Nesiban'ı sevmiştir. Zaten teyze çocuklarıydık. Teyzem dedi "Sen de benim kızı sevdiysen, onu da sana vereyim." Hee dedim ben. Berdel yaptık. - R.Ç: Önce biz evlenmek istedik. Onlar da evlendi. - A.T: Aynı anda iki düğün oluyor. Biri bizim köyde, biri onların köyde. Kutlamalar iki gün sürüyor. İkinci günün öğleninde, genelde pazar günüdür bu, sınırda buluşuyor taraflar. Gelinler değiş tokuş ediliyor. ELİF KORAP hulyafan_88 10-12-06, 07:06 'Sıla' bu hafta da zirveye yerleşti Yayınlandığı ilk günden bu yana izlenme rekorları kıran 'Sıla', 12'nci bölümünün ekrana geldiği 8 Aralık akşamı da birinciliği kimselere bırakmadı. Dizi, tüm kişilerde aldığı yüzde 17.2 reyting ve yüzde 40.2 izlenme payı ile AB grubunda yüzde 16.7 reyting ve yüzde 44.4 izlenme payıyla, zirveye yerleşti. ECE 71 10-12-06, 13:19 Yazı çok uzun.ama can alıcı bölümlerini yazmaya çalışacağım... SILA'NIN TÖREYLE BİR MESELESİ VAR Coğrafi,kültürel ve folklorik yapısı,görkemli taş konakları,daracık sokakları farklı kültürleri bir arda barındıran atmosferiyel Güneydoğu Anadolu,televizyonlar için çekim merkezi olmayı sürdürüyor. Bazı dönemlerde bölgede aynı anda dört televizyon dizisi çekiliyor.Bölge insanı artık kameralara,oyunculara,film setlerine alışık bir yaşam sürdürüyor.Ancak bölgede çekilen diziler televizyon ekranlarına yansıdığında farklı tepkiler alıyor.Şüphesiz bu durum kimi yönetmenlerin bölgeyi sadece bir fon olarak kullanmasından kaynaklanıyor.Kürt yada Arap kıyafetleri içinde,manikürlü tırnakları,abartılı makyajlarıyla dikkat çeken,istanbul Türkçesiyle konuşan oyuncularıyla,kimi zaman avantür kimi zaman da Westerni andıran sahneler,ortaya Güneydoğu dekorunda absürd dramalar çıkmasına yol açıyor.Sorun yalnızca görsellikle sınırlı kalmıyor.Bazen bölgedeki insanların yaşamlarına yön veren töresel uygulamalar da yanlış aktarılıyor,bölge insanı rencide ediliyor,Güneydoğu kimliği dejenereyle karşı karşıya kalıyor. Tüm bu yanlışlar Güneydoğu insanını tepkisini çekiyor,yurttaşlar bazen setleri basıyor,yönetmen ve oyuncularla tartışıyor,bazen de televizyon kanallarını telefon yağmuruna tutuyor. Bölgenin kanayan yarası töre ve namus cinayetlerinde artış da yurttaşın tepkisin alevlendiriyor.Sonunda birçok yönetmen dizinin devamını İstanbul'da,derme çatma dekorlarda çekmeye çalışıyor. Yapımcı ya da yönetmenlerin tamamı Güneydoğu'yu sadece reyting malzemesi olarak görmüyor.Bölgenin otantik dekorunu kullanırken aynı zamanda yöre gerçeklerine dikkat çekmeye çalışan yönetmenler de var. Üç yıl önce Hasankeyf'de Sil Baştan'ı çeken Gül Oğuz,şimdilerde Sıla adlı dizide yine kadın sorunu için Mardin'in Midyat ilçesini plato olarak kullanıyor. Yönetmen Gül Oğuz,tek derdinin bir dizi film yapmak olmadığını söylüyor,"benim töreyle de meselem var"diyor.Oğuz,birçok yönetmenin aksine sosyal bir sorumlulukla da yola çıktığını,Sıla'nın insanları eğlendirmek ve bilgilendirmenin yanı sıra,Doğu kadınının içinde bulunduğu sorunlara dikkat çekmek ve gerçekleri gündemde tutmak gibi bir misyonu da yüklendiğini belirtiyor.Bölgesel gerçeklerin televizyonlara yanlış aktarıldığı konusu gündeme gelince Gül Oğuz,"Ne olursa olsun yönetmenin süzgeci diye birşey var.Bu hikayede benim de süzgecim var.Doğruyu yapmaya çalışıyorum"diye konuşuyor.Sil Baştan'ı çektiği dönemde Diyarbakır'ın Bağlar Beldesi'nde bir kadın araştırma merkezi kurulmasına öncülük eden Oğuz,Sıla'nın çekildiği bölgeye de bir eser bırakmaya çalışacağını söylüyor.Oğuz'un hedefinde bölgede kadına istihdam yaratabilecek bir merkez oluşturma düşüncesi bulunuyor. Dizinin başrol oyuncularından Cansu Dere,bölge gerçekleriyle ilk kez yüzüyüze kaldığını itiraf ediyor.Bölgedeki yaşamın İstanbul'dan bakıldığı gibi olmadığına dikkat çeken Dere,"Bölgede özellikle kadınların yaşadıklarının gazetelerinin üçüncü sayfalarında karşılaştığımız gibi,dahası masal olmadığını gördüm"diyor. Cansu Dere,yöre kadınlarıyla ilgili gözlemlerini anlatırken çarpıcı bir saptamada bulunuyor: "İlk defa kimi gerçeklerle karşılaştım.En kötüsü ne biliyor musunuz,burada benim yaşımdaki kadınların hiçbiri bana benzemiyor!Genç yaşta evlendirilen,çok sayıda çocuk yapan kadınlar sadece törenin değil yaşamın sıkıntılarının yarattığı bir çöküntü yaşıyor!" Televizyon dizilerine yönelik eleştirileri doğru bulmadığını belirten Dere,törelere değil,insan yaşamının yok edilmesine yönelik uygulamalara karşı olduğunu ifade derken şunları söylüyor: "Aslında hiç kimse çocuğunu öldüremez.Ama her şey toplumsal baskılardan kaynaklanıyor.Televole kültürü bölge insanına cazip gelebilir ama onların bu yaşamdan illaki etkilendiklerini düşünmüyorum.Bence magazin buradaki yaşamı çok fazla etkilemiyor.Bölge kadınının sorunları aileden başlayarak eğitimsizlikte kilitleniyor." Dizinin Boran Ağa'sı Mehmet Akif Alakurt,askerliğini Gaziantep'te yaptığını,bölgeyi biraz tanıdığını anlatıyor.Berdelin ele alındığı Sıla'da,gerçeklere olanaklar ölçüsünde bağlı kalmaya çalıştıklarını vurgulayan Alakurt,törelerin neden sorun yarattığı sorusunu şöyle yanıtlıyor: "Burada insanlar birbirlerine bağlı.Birbirlerine sarılmışlar.Bu nedenle bu bölgede töreyi yıkmak çok güç.Sorun devletin bütün mekanizmalarından geçiyor.Meclisin yeni politikalar geliştirmesi gerkiyor." Cansu Dere'nin aksine Alakurt,televole kültürünün gençler üzerinde olumsuz etkiler yaratığını düşünüyor."Bu kültür kafa karıştırıyor"diyor.Yöre gerçekleri sinemalaştırılırken ince çizgilere dikkat edilmesi gerektiğini belirten Alakurt"Her şey gerçek anlamda yansıtılmalı"diye konuşuyor. Dizide Boran'ın Süryani arkadaşını canlandıran Tayanç Ayaydın ise"Burada çok garip şeyhler öğrendim,tanık oldum"derken Sıla'yla ilgili şunları anlatıyor."Bir hikayeyi ekrana taşırken bölgedeki dertleri de yakından görüyoruz.Dramatik yapıdan kopmadan kadın sorununu aktarmaya çalışıyoruz.Hayatın gerçeklerini de payhlaşmak istiyoruz.Burada egemen bir güç var,toplum da güce sarılarak inanarak yaşıyor.Ama şöyle bir gerçek var,biz burda filtresiz insanlarla karşılaştık.İşte bu çok güzel..." Özellikle Menderes Samancılar'In çarpıcı oyunuyla dikkat çeken Sıla,otantik bir yaşamı,töre denilen uygulamlarla harmanlarken Doğu kadınının içinde bulunduğu dramı da sosyal sorumlulukla aktarmaya çalışıyor.Sıla'da bir Sıla,Batı ile Doğu arasında berdel yapıyor! Yazıyı yazan MEHMET FARAÇ 9 ARALIK 2006 CUMHURİYET HAFTASONU EKİ delfin23 11-12-06, 06:22 EVDE bir "Sıla" kavgası sürüp gidiyor. Hanım "İlla seyredeceğim" diyor. Ben oturdum izledim ama içim daraldı. Nedense bu aşiret dizilerden hiç haz almıyorum. Beni hiç ilgilendirmiyor. Hanımın da ilgilendiği yok o "Kız ne güzel, oğlan ne güzel" diye izliyor. Ama işte dizilerin tutması da hanımlara bağlı, bu da bir gerçek. Bizim esamemiz okunmuyor, yani beylerin. Nitekim apartman bu dizi başlayınca birden sessizliğe bürünüyor. Sanırım her evde durum bizdeki gibi. Beyler bir kenarda kaderlerine razı dizinin bitmesini bekliyor. delfin23 11-12-06, 06:29 Hangisi Türkiye gerçeği? VE aynı akşam TRT'deki Hayat Türküsü dizisine baktım. Güneydoğu'da sakat kalan teğmene madalya veriliyor, bu arada da Cumhurbaşkanı Sezer'in mektubu okunuyordu. Türk halkı, Sıla dizisindekinden daha büyük bir gerçeği anlatan Hayat Türküsü'nü ne yazık ki izlemiyor. Televizyonlar, gazeteler, tuzağa düşüp şehit olanların, sakat kalanların haberleriyle dolu, ama medyaya bakarsanız, gerçek Sıla'da. Çünkü içinde ağalar, hain bakışlı adamlar, zavallının zavallısı kadınlar var... Biz şehitlerimize saygıyı da mı unuttuk yoksa? g |