Tüm Versiyonu Göster : Sıla Senaryolar (Arşiv 6)
bu bölüm birzey...lal...karamann...çiçek....eva-zk...a.s.m....ye gelsin....
54.BÖLÜM
Akşam yemeği vakti gelmişti.bedar ana ve ayşe koşturarak sofrayı hazırlıyorlardı.sıla ile boranın arasında olanlardan kimsenin haberi yoktu.zaten yarını da hüzünlü bir şekilde bekliyorlardı.aileye gelecek olan torun doğma fırsatı bile olmadan ölecekti.herkes üzgündü.aslında sılaya kimse kızamıyordu.olabilirdi.kendini bir anne olarak görmüyor olabilirdi.ama bir bebek.kendi canından bir parça çok farklıydı.herkesin tek dileği sılanın bu kararından vazgeçmiş olması.
Sıla boranın odadan çıkması üzerine kapıyı açmıştı.boş odaya göz gezdirmişti.sinirliydi bu belli oluyordu zaten.ağlamaktan gözleri kıpkırmızı olmuştu.içinden hep “acaba doğru mu yapıyorum…bu bebeği aldırmamalı mıyım…bu benim canımdan bir parça…nasıl kıyacağım ben ona….” Diye düşünürken boranın şu yaptığına da bakın diye söylendi.”sana güvenip te nasıl bu bebeği dünyaya getiririm ben boran…bırak baba olmayı sen daha önceki özelliklerini bırakıp ta koca olmayı başaramıyorsun ki…” demişti.dolabın önünde durdu.çok canı sıkılmıştı üzülmüştü.üstünü giyindi.saçları zaten uzun süre banyoda kaldığından hafif kurumuştu.bukleleri nemli nemli olmuştu.yatağın kenarına gelip bir süre oturduktan sonra yavaşça uzanıp başını yastığa koydu.başı zonkluyordu.ağlamaktan bir de ıslanan saçları baş ağrısı yapmıştı.gözlerini hafifçe kapadı ama hemen uykuya dalıp gitmişti.
Kevser ve firuz masaya gelip oturmuşlardı.hemen arkalarından da narin emre ye haber verip gelmişti.masada bir tek sıla ile boran eksikti.biraz daha bekledikten sonra Kevser “narin..kızım git de ağbinle sıla ya bir bak…neden gelmediler ki acep…” narin “bakayım anacım…” diyerek kalktı masadan sıla ile boranın odasının önüne geldi.abisinin içerde olduğunu sandığından dolayı kapıyı direk açmak yerine tıklattı.narin “ağabeyii…sıla…yemek hazır hadi…” diye biraz alçak bir sesle de bağırmıştı.ama içerden tık yoktu.hiç ses gelmiyordu.narin içinden “herhalde uyuyorlar “deyip tekrardan kapıyı tıklattı bu biraz daha sertti “sılaaa….abi…” diyerek.
Sıla ilk çalan kapı sesine uyanmıştı ama gözünü açamıyordu. başında çok şiddetli bir ağrı vardı.zaten daha mide bulantıları ve baş dönmeleri de geçmemişti.kafasında öyle bir ağırlık vardı ki yastıktan kaldıramıyordu.sessizce “nariiiinn…” dedi ama bu sesin dışarıya ulaşmayacağını da çok iyi biliyordu.kendini biraz zorladı…o şiddetli ağrıya rağmen kalkmıştı yataktan.duvarlara tutunuyordu ama dayanılacak gibi değildi.gözünden yaş bile akamıyordu çünkü o bile ağrısını artırıyordu.duvarlardan destek alarak kapının oraya geldi.titireyen elerli ile uzanıp kapıyı açtı.
Narin kapının açılma sesiyle kapıyı eliyle iterek açtı ama karşısında gözlerini bile açmakta zorlanan sılayı görür görmez panikledi ve hemen sılanın yanına gidip kendisine tutulmasını sağladı.narin “sılacım ne oldu sana…abim nerede…sen niye böylesin…” diye sormuştu panikle.sıla zaten ayakta zor duruyordu şimdi narinin kollarında kendini iyice serbest bıraktı “narin…ne olur bana ağrı kesici getir…başım çok fena…” diyebilmişti zorlukla…narin sılayı yatağa yatırıp “sen bekle ben hemen geliyorum…” diyerek çıkmıştı odadan.koşarak aşağıya mutfağa inmişti.buzdolabından ağrı kesici alıp bir bardak su ile yukarıya çıkarken emre yukardan seslenmişti….”narin…bir sorun mu var…” demişti.narin “emre sılanın başı çok kötü ağrıyor…sanırım biraz da ateşi var…” demiş devamını getirmeden odaya girmişti.emrede hemen peşinden…tabi ki tüm ev halkı.
Emre sılanın başına oturmuş ellini kendi avucuna alıp “sıla…ne oldu sana…doktora gidelim mi…” sıla “emre…hayır…geçer birazdan…” diyordu ama kendide inanamıyordu dediğine.kevser de sılanın başında idi.sürekli başını okşuyor “güzel kızım..ne oldu sana böyle…sıla..kızım…hadi biraz açmaya çalış gözlerini…” sıla “anne…çok kötü ağrıyor…borrraann…oo…nerde…” diye sormuştu belli belirsiz.
bu bölüm ve bundan sonraki gelecek olan bölüm adını hatırlamadığım....tüm okuyanlara gelsinn...hepinizi çok seviyorumm....
55.BÖLÜM
Narin “sıla ağabeymi görmedik ki…sen nerde olduğunu bilmiyor musun…en son seninle odadaydı…” sıla “bilmiyorum…dışarıya çıktı…” demesiyle başını tutup “ahhhh…çok ağrıyor…anne…emre…ne olur bişey yapın…” diye acısıyla bağırıyordu ama bağırdıkça ağrısı iki katına çıkıyordu.kevser sılanın üstünü açıp “güzel kızım hadi bir kalk hele…bir soğuk duş aldıralım…hem ateşine iyi gelir hem de baş ağrısını alır…” diyerek bedarın yardımı ile kaldırmıştı yataktan.emre firuz ve narin de dışarıya çıkmışlardı.sılayı önce soydular sonra soğuk suya sokmuşlardı.sıla ateşi olduğu için tir tir titriyordu.”anne..çok soğuk…çıkart lütfennn…” diyordu.kevser “az kaldı kızım…dayan azıcık…hadi bak iyi gelecek…” diyordu sürekli.bedar “hanımım…doktor çağırsak…bu kız çok kötü…hani bu boran oğul nerede…” diye sormuştu.kevser “ne bilem nerde eşek sıpası….kim bilir ne oldu da bu kız böyle…” diye söyleniyordu.
Banyodan havluya sararak çıkardılar sılayı…Kevser güzelce giydirip yatırdı “hadi güzel kızım…biraz uyumaya çalış…” diyerek başını okşamıştı sılanın.zaten vücudundaki ağırlıktan dolayı hemen yummuştu gözlerini sıla.
Boran a gelirsek.evden çıktıktan sonra azadı n yanına dükkana gelmişti.oturup biraz sohbet ettikten sonra azadın “hadi oğlum eve git…bak daha yeni evlisin..karını bekletme “demesine rağmen içkileri alıp hasankeyfe gelmişlerdi.demleniyorlardı.boran “azad….senn sakın televizyon izleme tamam mı evlendikten sonra…sonra halin benim gibi olur…” diyordu.sarhoş olmuştu.kekeleyerek konuşuyordu.çok hızlı gitmişti.” Duydun mu azad…sonra benim gibi..offf.offff…” diye yakınıyordu.azad gülüyordu boranın bu haline “ne yaptın oğlum sen söyle bakem….niye kızdırdın yengeyi…” boran “ben bişey yapmadım….sadece televizyonda iki tane hatuna baktım diye kıyameti kopardı…sırf onun için bitti dedi yaa…bitti…” azad “sıla nerdeydi sen bu hatunlara bakerken…” boran “odadaydı nerede olacak….” Azad “oğlum dua et ki seni gebertmemiş…delimisin sen ya…karın la aynı ortamdayken mi çapkınlık yapıyon…hem de kendi karın varken…yuhh be oğlum sana yaaa…ne zaman akıllanacan…uyan artık uyan…evlendin sen…” boran “offff azad…ben karımı özledim…eve gidelim…” demişti.azad “kalk hadi kalk…Kevser teyzem boşuna demiyor…eşek sıpası…”
Kevser dışarıya çıktığında emre “teyzecim nasıl iyi mi…doktora gerek var mı?” Kevser “yok oğlum…banyodan sonra uyudu hemen…hadi biz yukarı çıkalım da yemeğiniz yiyin…o da uyusun biraz…” diyerek yukarıya çıkmışlardı hepsi.yukarıya çıkarken emre narine “nerde senin o abin…öldürücem onu yaaa…” narin “emre…sakin olur musun…unutma abim o benim…bir açıklaması vardır elbet…” diye çıkışmıştı.
Boran evluya azadın kolunda girmişti.avluya girdikten sonra azada bağırmıştı “yaaa bırak beni…karımı özledim ben yanına gidicem…sılaaa…..” diye bağırıyordu.azad “oğlum bizde snei karından ayırmıyoz yaa….odaya götürüyoz işte…töbe töbe çattık yaww….” Boran “yaa bırakkk” diyerek merdivenleri çıkmaya çalışıyordu “sılaaaa…aşkım benn geldim…kocan geldi…nerdesin….” Diye söylediklerine şarkılı eşlik ediyordu.yemekte olan tüm ev halkı boranın başına gelmişti.kevser “nerdesin sen eşek sıpası…karın hasta biz seni bulamıyoruz….” Boran annesine dönüp gülümseyerek “oooo Kevser sultan da buradaymışş…nasılsınız…” diyerek yanaklarını sıkmıştı “de get…sıpa….” Demişti.boran enensinin yanındaki babsını görünce askerlerin yaptığı gibi elini alnına götürüp “firuz ağa….emredin komutanım “demişti.bu hareket ile herkes gülmüştü.azad artık dayanamıyordu gülmekten.emre bile o kadar sinirine rağmen gülümsüyordu.firuz bir şey demeden ter ters bakıp yukarıya çıktı.
O sırada emre “nerdesin sen boran…ya biz sana sılayı bu yüzden mi verdik…kız hastaydı sana ulaşamıyoruz…ne yaptın gene boran…” demişti gülmekle kızgınlık arasında.boran ermeye dönüp “emreee…can dostum…haklısın…nerde benim karım…karıcımmmm…..sılaaaaa…”diye bağırıyordu.sonra ermeye dönüp “emre…söz bak seni kendime akraba yapacam…dur bakim…hııhhh buldum seni narinle evlendiricem….”deyip yine “karıcım…bak kocan geldi….nerdesinn…aşkım…”:P:P:P diyerek odaya girmişti.
Cihan: boran boran oğlum uyanınsanıza lan bak ayıp mayıp dinlemicem dalıcam şimdi içeri. Bak açıyorum kapıyı….. ya destur…
Dedi girdi kapıdan içeriye. Sılayla boran sımsıkı sarılmış uyuyorlardı.
Cihan: allahım bu adam beni vuracak böyle içeri daldığım için…ama…boran kalksana be adam çabuk babam arayıp duruyo bir şeylerden şüphelenmiş diyo, bizim remzi. Çabuk toplanıp çıkalım çabuk.
Boran hafifçe gözlerini açtı. Karşısında cihanı görünce şaşkınlıktan ve utançtan ne yapacağını bilememişti. Kendisinin üst kısmı tamamen çıplaktı sıla gecelik bulamadığı için atletiyle yatıyordu ve birbirlerine sımsıkı sarılmış yatıyorlardı.
Boran: ne işin var lan senin burada. Mahrem diye bişey bilmez misin sen?
Cihan: sabahtan beri uyandırmaya çalışıyorum seni. Kızacağına çabuk kalkın çıkalım.
Boran: önce sen şu odadan çık bakalım.
Cihan: ya çabuk kalksanıza.
Boran kafasının altındaki yastığı bir anda alıp cihana fırlattı.
Boran: çık dedim.
Cihan: iyi çabuk kalkın.
Dedi ve çıkıp kapıyı arkadan kapattı.
Boran: sılaaaa. Sılaaammm. Hadi kalk.
Sıla: boraaaannn.
Boran: valla bende çok isterdim şu uyanma faslımızı hergün ki gibi yapalım ama bugün acil bir şey var hemen kalkman lazım.
Sıla: boraaaann.
Boran: hadi kalk birtanem.
Sıla: boraannn.
Boran: allahım ben bu boran deyişine nasıl dayanıcam. Hemen kalkmamız lazım hadi aşkım.
Sıla: yaaaa.
Boran mest oluyordu bu uyanışa. Sıla sadece uyurken bu kadar güzel boran diyordu. Uyanıkkense boran demekle Allah belanı versin demek eş değer diye düşünüyordu boran.
Sılanın bu uyanışını ömür boyu izleyebilirdi ama şimdi acil bir şey vardı.
Boran: hadi kalk kalk gitmemiz lazım.
Sıla: bor..
Boran: boran falan deme hadi kalk.
Sıla: ya ne var başımda sabahtan beri. Saat daha…
Dedi gözlerini açtı bir hışımla boranın kolunu tuttu ve saatine baktı..
Sıla: 7.
Dedi ve boranın kolunu aldığı hızla geriye itti. Ve tekrar daldı uyumaya.
Boran: amcam geliyomuş.
Sıla: neeee?
Dedi hemen yataktan fırladı.
Sıla: şunu daha önce söylesene be adam. Ne oyalayıp duruyosun beni. Aaa hala yatıyo. Hadi hadi hadi çabuk kalk.
Boran: hey allahım yaa.
Dedi ve ayağa kalkıp hazırlanmaya başladı.
Beş dakika sonra ikisi de kapının önündelerdi.
Cihan: sonunda.
Boran: şu olaydan bi kurtulalım seni mahvedecem cihan ağam.
Cihan: ne yapıyım uyansaydın.
Boran: dua et sıla duymadı yoksa seni çoktan lime lime etmişti bile.
Sıla: ne konuşuyosunuz siz çabuk olsanıza.
Dedi kapıdan çıkrken.
Sıla: hazalcım tanıştığımıza memnun oldum. Görüşürüz. Yaniii inşallah.
Hazal: inşallah.
Dedi üzgün yüzünü eğdi.
Sıla: üzülme sen ben yine bir yolunu bulurum getiririm cihanını sana.
Dedi sessizce.
Hazal: gerçekten mi?
Dedi yüzü aydınlanmıştı birden.
Cihan: niye bağırdın öyle? Ne karıştırıyorsunuz siz?
Sıla: cihan ağanın kadın hali de pek güzel diyordum. O da şok yaşadı, garibim.
Cihan: çok komik sıla ağam.
Sıla: bak seni şu halile veririm görürsün dalga geçme sıla ağayla.
Hazalla sıla birbirlerine bakıp kıkırdadılar.
Cihan: ooo kadın ittifakı heee? Hazal hanım?
Hazal: yok cihanım komik geldi birden yoksa ben seni her halinle beğenirim ve asla seni halile kaptırmam.
Yine kıkırdadılar.
Cihan: hazal ağam sen ne çok kıkırdıyosun bugün. Dün bu kadar mutlu değildin.
Hazal: cihannn.
Dedi yüzleri kıpkırmızı oldu bir anda utançtan.
Boran: hadi daha fazla gevezelik etmeyin de gidelim basılıcaz şimdi amcama. Amcam kesin anlar hacerin cihan olduğunu.
Dedi ve sılayla boran kapının önüne geçtiler cihanla hazal vedalaşsın diye.
Cihan: hazalım seni bir daha görmeden nasıl dayanıcam ben. Deli gibi seviyorum seni.
Hazal: bende cihanım bende çok seviyorum seni.
Dedi ve dudaklarına öpücük kondurdu.
Cihan: çok özlücem seni.
Hazal: hayatımın en mutlu günüydü dün atık ölsem de gam yemem.
Cihan: o nasıl söz. Çok yakında yine gelicem bu sefer ömür boyu hiç gitmemek üzere gelicem. Bi yolunu bulucam. Ben artık sensiz yapamam.
Hazal: inşallah cihanım inşallah bir daha ayrılmayalım.
Boran: cihan hadi artık.
Diye bağırdı kapının önünde.
Halil: cihan mı? Ağam ne ettin?
Sıla: sus Halil valla alırım cihanı hacer diye sana görürsün. Bir öür boyu cihan ağanla hacermiş diye yaşamak zorunda kalırsın.
Halil: ama gelin ağam eğer zinhar ağam duyarsa öldürür beni.
Sıla: ölmek mi daha iyi cihanla bir ömür yaşamak mı? Tercihini söyle biz de ona göre davranalım. Hem zaten beşimizden başkası bilmiyo sen de söylemezsen kimse öğrenmez.
Halil: ne yapayım gelin ağam ama başka zaman olursa…
Sıla: sen haceri pek beğendin herhalde Halil.
Halil: peki gelin ağam ben bir şey görmedim.
Dedi kafasını eğdi.
Halil: çabuk çıkın o zaman zinhar ağam geliyomuş.
Boran: hacer hadiii.
Sılayla boran arabaya doğru yürüdü.
Boran: benim karım ne üçkağıtçıymış böyle. Demek cihanla halili evlendirirsin hee?
Sıla: ağasının sözünü dinlemeyen bir adamın var sen buna üzüleceğine karının çözümlerine sataşıyorsun.
Boran: amcama saygısızlık edemem.
Sıla: iyi o zaman karını çözümlerine karışma o zaman.
Boran: ne tehditcisin sen ya.
Sıla: hadi hadi bin artık arabaya.
Bindiler cihanda koşarak geldi ve hızla yola koyuldular.
işte bu son bölüm...bilmiyorum artık devamı ne zaman gelirr.....nasıll bölümlerr güzel miii....
56.BÖLÜM
Bu lafla emre ve narin birbirinin suratına bakmıştı.azad hala gülüyordu “neyse hadi size iyi geceler…bizim ki yine kafayı sıyırdı…kendinde değil..şimdi söylediklerine sabah kendisi gülecek….” Diyerek kendi evine gitti.ardından da bedar ile celil de gittiler.emre ile narin kalmışlardı tek.emre sırıtarak “ahh ahhh…abin keşkebu dediğini sabah hatırlasa….offf offf….” Diyerek o da kendi odasına gitmişti.narin de arkasından kendi odasına.
Boran odaya girmişti sallana sallana….odaya girdiğinde bulanık gözlerle baktı sıla uyuyordu…yavaşça yatağa yaklaştı.saçlarını okşadı sılanın.”aşkım…sılam…hadi kalk…bak terlemişsin…bebebeğim…hadi….” Diye sesleniyordu.sıla çok az gözlerini aralamıştı “boran…” diyerek “hiç halim yokk….” Demişti mırıldanarak.boran “tamam hadi bak ben yardım edeceğim…hadi biraz doğrul bakalım….” Diyerek hafifçe kaldırdı sılayı.sıla kalktığında kafasını boranın omzuna atmıştı direk…boran “önce şu üstünü değiştirelim…bak su gibi olmuşsun canım….” Diyerek geceliği yukarıya doğru kaldırarak çıkarmıştı.sıla borana daha da gömülerek “boran…üşüyorum…” boran “tamam güzelim…biraz böyle dur ben hemen kıyafet getireyim sana…” diyerek kalktı yataktan.dolaptan sılaya kıyafet aldıktan sonra “hadi bakalım…şimdi bunları giyelim…” diyerek üstünü giydirmişti sılanın…aynı bir bebek gibi bakıyordu ona…”hadi şimdi uyu bakalım….” Diyek yatırmıştı tekrardan yatağa.sıla elini bırakmamıştı.boran “güzelim bırak elimi ben de yatayım…böyle mi duracağız…” sıla “hıı hııı…” demişti gözleri kapalı…
Boran zor da olsa elini çekmişti.üstünü değiştirip o da yattı yatağa.sıkıca sarıldı sılaya…kokusunu içine çekti….kulağına “iyi geceler bebeğim…” diyerek o da bıraktı kendini uykunun kollarına.
Bebeğimsin - Hakan Peker
Ah bu karar ne kadar acıdır
Ben sana nasıl uzak olurum
Yar bu kadar karamı o gözün
Bir sözün ile bir ömür hüzün
Yaşanacak çok şey var diyen dilin
Neden susar?
Bir çözümü yok mu bunun
Bir küçük umut ölüme kadar...
Bebeğimsin kıyamam
Hasretimsin kopamam
Içimdeki aşkımsın
Ben sensiz yaşayamam
Bebeğimsin kıyamam
Hasretimsin kopamam
Içimdeki aşkımsın
Birtanemsin...
sabah olduğunda sıla kendine gelmişti…boran da öyle….beraberce hazırlanıp doktora gitmek için çıktılar odadan.sıla “boran…korkuyorum…” boran “korkma canım…sakın korkma…ben her zaman ne olura olsun yanındayım…seninleyim…” diye teselli ediyordu.beraberce kimse uyanmadan çıkmışalrdı evden.arabaya binip hastanenin yolunu tutumuşlardı.giderken iki can giden sıla tek can olarak geri mi dönecekti.
Cihan dün geceki mutluğunu düşündü bütün yol boyunca sıla ve boranın yeni eğlencesi ve kavga sebepleri cihan olmuştu. Her konuda önce cihanla dalga geçiyolar sonra kavga etmeye başlıyolardı.
Boran: sonunda geldik sıla ağa artık kavga etmek için odamıza geçebiliriz.
Sıla: ne kavgacı adamsın sen ya.
Dedi söylenerek indi aşağıya.
Cihan: vahh emmi oğlum vahh. Ben evlenmeden öncede sana yazık diyordum ama kızıyordun şimdi neden söylediğimi anladın demi? Bak bize hazalla hiç kavga ettik mi?
Boran: lan oğlum zaten alt tarafı bir gün görüştünüz ne kadar kavga edebilirsiniz. Hem biz aşkımızı böyle yaşamayı seviyoruz. O bana söyeniyo ben ona geçinip gidiyoruz. Bizim aşkımızı anlatışımızda bu.
Cihan: sırılsıklam aşıksın sen bu kıza kavgalarınız bile hoşuna gidiyo bakalım zeynan kızı sıla ağada bu kavgalardan memnunu mu?
Boran: sen bunları düşüneceğine hesap ver bakıyım. Sen nasıl olurda odamıza dalarsın.
Cihan: ne yapıyım uyansaydın sende.
Boran: ya durumumuz müsait olmasaydı.
Cihan: aman boran ağam sıla ağamla sarılmayı başarmışsın ama gerisini yapmadığına eminim.
Boran: nerden eminsin lan?
Cihan: nasıl yani? Sıla ağa kendine dokundurtmaz ki.
Boran: hıı? Hem sen ne sapık adamsın sana ne bizim yatak odamızdan.
Cihan: ee o zaman siz hala ne diye kavga ediyosunuz böyle.
Boran: dedim ya biz aşkımızı böyle ifade ediyoruz.
Dedi ve indi arabadan aşağıya.
Cihan: deli bunlar.
Dedi o da yoluna devam edip evine gitti.
Sıla: ne var?
Diye bağırışlarını duydu sılanın içeriye girerken.
Boran: babası mı geldi acaba?
Derken avluya girdi.
Abay: sen nasıl birisin yaaa. Sevdiğimle beni nasıl ayırırsın? Eğer boranın karısı olmasaydın seni şimdi…
Sıla: ne yapardın heee ne yapardın? Boranın karısı olmasaydım ne yapardın?
Dedi ısrarla.
Boran: ne oluyo burada.? Abay ne yapıyosun burada.
Abay: karına hesap sormaya geldim.
Boran: sılanın haberi yokmuş bu olanlardan abay.
Abay: hıhhh. Zeynanların kızı sıla ağanın zeynanlardan haber yok öyle mi? Bunu sana inandırabilir ama bana asla.
Boran: abaayyy.
Sıla: evet ben söyledim özlemi ibrahime alalım dedim. Özlemi de seni de ağabeymi de üzüyüm dedim. Hem sen kim oluyosun ki bana hesap soruyosun. İlk önce kiminle konuştuğunu hatırla ondan sonra izin al konuşmak için sonra belki konuşuruz.
Abay: zeynanların şımarık ağası, gencoların düşman gelin ağası dedikleri gibi birisiymişsin. Hiçbir şeye değil de boranıma acıdım şimdi.
Boran: abay ileri gidiyosun.
Sıla.: ne diyolarmış benim hakkımda? Heee?
Abay: senin, özlemin ve benim hayatımı da mahvetmene izin vermicem.
Sıla: bundan önce kimin hayatını mahvetmişim ki.
Boran: abay tamam yeter. Sen sakinleşince konuşuruz ikimiz.
Abay: ben sıla ağayla konuşucam boran.
Boran: abay yeter.
Sıla: ben daha önce kimin hayatını mahvetmişim?
Boran: iki aşiret düşmandı ya ondan bahsediyo.
Abay: boran.
Boran: abay yeter artık.
Dedi kolundan sürükleyerek kenara çekti.
Boran: abay sana karşı kötü davranmak istemem ama yeter haddini çok aştın. Sılanın hiç bir şeyden haberi yoktu ve dün babası ve habisine hesap sordu bu konuyla ilgili ama vazgeçeceklerini sanmıyorum özlemden çünkü biliyorsun bir kere istedimi geri dönüşü yok bunun. Onlarda biliyorlar artık özlemin bir sevdiği olduğunu ama o ağa oğlu. Vazgeçerler mi bilmiyorum. Rezil olmamak için evlene de bilir ama belki de vazgeçer.
Abay: ne yani şimdi sıla bilmiyomuydu.
Boran kafasını salladı ve sinirle merdivenlerden çıkan sılaya baktı.
Abay: tühh ya. Kıza bir ton laf saydım.
Boran: hem az kalsın her şeyi söylüyordun.
Abay: çok ayıp oldu çok.
Boran: hadi seni affederde bu kız beni nasıl affedecek aramız zaten yeterince bozuk. Sağ ol yani daha beter ettin.
Abay: kusura bakma yaa. Ben bi özür mü dilesem?
Boran: sana şimdi çok kızgın karşısında bi daha görürse seni parçalar valla ben bile kurtaramam. Sonra dilersin.
Abay: kusura bakma gerçekten ya.
Boran: tamam tamam. Ben bi gidip bakıyım şu kıza.
Abay: tabii sen git. Bende özlemin yanına gidiyim.
Boran: saçmalama. Onun etrafı doludur şimdi her yerde zeynanların adamları vardır. Sevdiğinin kim olduğunu öğrenmeye çalışırlar sakın gitme.
Abay: öğrensinler.
Boran: sakın! sakın gidiyim deme. Henüz ne düşündüklerini bilmiyoruz zeynanların bunu öğrenene kadar gitmek yok özlemin yanına.
Abay: onu görmeden dayanamam.
Boran: bak benim sılanın yanına gitmem lazım ama sakın gitmeyeceksin inatlaşma şimdi.
Abay: peki tamam.
Ama boran bu pekiye hiç inanmamıştı ve hemen şivanı arayıp abayın arkasına iki adam taktı ve girdi odasından içeriye.
Sıla yatağın üstünde oturmuştu boranı görünce kafasını bile kaldırmadı.
Sıla: o adama söyle bana böyle davranamaz.
Boran: sıla biraz anlayış gösterebilirsin sevdiği kız başkasıyla evlenmek zorunda bırakılıyo.
Sıla: ne olursa olsun bana bu yaşıma kadar kimse bağırmadı şimdi kim olduğunu bile bilmediğim bi adamdan azar işitemem.
Boran: sadece içi yandığı için herkese sataşıyo biraz alttan alsan olmaz mı?
Sıla: olmaz. Siz gelin ağalarınıza böyle davrananlara hesap sormadan gelip gelin ağaya mı bağırırsınız. Bu adam hiç saygı nedir bilmez mi? Ama siz gencolar hep böylesiniz zaten, bir garipsiniz hiç töre adet bilmiyorsunuz. Hem o adam bana ne demek istedi ben kimlerin hayatını mahvetmişim.
Boran: sıla fazla alınganlık yapıyorsun.
Sıla: öyle mi boran ağa?
Dedi ayağa kalktı ve sinirle tam boranın karşısına geçti.
‘ bu kız sinirlenince ne kadar güzel oluyo böyle. Bana bu kadar yakın böyle güzel durursa ben nasıl dayanıcam.’
Boran: sen beni ne kadardır öpmüyosun.
Sıla: bu da nerden çıktı şimdi. Git o adamın haddini bildir yoksa.
Boran: yoksa ne beni öpemez misin?
Sıla: boran ağa sinirlendirme beni çabuk o adamın cezasını kes. Gelin ağasını azarlamak neymiş çğrensin.
Boran: sen beni öpmeye mi utanıyorsun?
Sıla: ben ne diyorum sen ne diyosun.
Boran: utangaç karım benim.
Sıla boranın birden dudaklarına yapıştı ve dudaklarını ısırmaya başladı. bütün sinirini boranın dudaklarından çıkarana kadar ısırdı.
Boran: ahhh.
Diye inleyerek sılanın dişlerini dudaklarından zorlukla çekti.
Boran: ne yapıyosun sen be.
Sıla: ohhhh canıma değsin. Beni korumazsan elin adamlarının yanında böyle olur ohhh canıma değsin.
Boran aynaya baktı dudağı gerçekten yaralanmıştı ve kanıyordu. Sıla boranın yüzüne bakmadığı için kanadığını bilmiyordu boranın dudağının ama boran aynaya yaklaşınca aynadan görmüştü boranın dudaklarından akana kanı.
Sıla: borannn.
Dedi telaşla ve boranın aynaya bakan yüzünü kendine çevirdi.
Sıla: çok kanıyo.
Boran: bırak sıla.
Dedi aslında sılanın bu davranışına kızamsı gerektiğini biliyordu ama içinde garip bir mutluluk vardı.
‘ ben bu kızın bu yabani halini seviyorum galiba.’
Ama sinirli davranmaya çalışıyordu.
Sıla: bi dur boran bi bakıyım.
Dedi boranın yana çevirdiği yüzünü tekrar kendine doğru çevirmeye çalışırken.
Boran: bırak dedim ya.
Sıla: aman iyi be. kanarsa kanasın suç sana iyilik yapmaya çalışanda zaten.
Dedi gidip tekrar yatağa oturdu televizyonu açtı.
Boran: sıla.
Sıla televizyonun sesini sonuna kadar açmış olsa da boranı duyuyordu ama duymamazlıktan geliyordu.
Boran: sıla beni duyduğunu biliyorum….sılaaa….. ya sılaaaaa…bana baksana…..emrediyorum sana kocan olarak madem örf adet biliyosun kocanın seslenişine de bakmak zorunda olduğunu biliyosundur….sılaaaa.
Sonunda sılanın yanına yatağa gitti ve elindeki kumandayı almaya çalıştı.
Sıla: vermicem.
Boran: sılaaa. Çocukluk etme bi dinle beni.
Sıla: dinlemicem.
Boran: sen adamı deli edersin sıla
Sıla: ederim.
Boran: dalga geçme benimle.
Sıla: geçerim.
Boran: güzelce konuşur musun?
Sıla: konuşmam.
Boran: aaaaaaaa.
Dedi ve sılayı yatağa yatırıp iki eliyle bileklerinden sılanın hareket edemeyeceği şekilde tuttu.
Boran şimdi sılanın üstüne duryordu yatakta. Sılaysa sadece ayaklarını oynatabildiği için deli gibi tepiniyordu.
Sıla bir süre borana metiyeler dizdikten sonra. Hiçbir tepki almadığı için bir süre sonra sustu ve bu şekilde durduklarından beri gözünü hiç kırpmadan bakan borana baktı. şimdi sadece gözleri konuşuyordu.
‘ bırak beni ne olur bırak. Bu şekilde daha fazla durmaya katlanamam.’
‘ küçük bir güvercin gibi çırpınıp durdun benden bu kadar mı korkuyosun?’
‘ senden değil içimde daha fazla tutamayacağım sözlerden.’
‘ artık söylesen. Gözlerinde gördüğüm şeyden bi emin olabilsem.’
‘ seni seviyorum aptal anla artık. Ama ya sen?’
‘ ben seni bu kadar severken nasıl anlamazsın bunu nasıl gözlerimden anlamazsın sana olan aşkımı.’
‘ ben söylemem ilk. Eğer beni çok seviyorsan söylersin.’
‘ bana bu kadar tepkili olmasan ben sana neler söylücem amaa…
sıla: aaa yeter boran ağa çekil üstümden.
Boran: efendim anlamıyorum.
Sıla: çekil diyorum.
Boran: ayy kusura bakma hiç duymuyorum televizyonun sesi çok açık.
Sıla: duyduğunu biliyorum.
Boran: yooo duyamıyorum.
Sıla: boran ağa duyuyosun işte. Çekil.
Boran hala kan sızan dudaklarıyla sılanın dudaklarına dokundu. Sıla ilk başta kafasını çekmek zorunda olduğu için çevirmeye çalıştı başını ama boranın dudakları sılanın kafasının yerinden oynamasına bile izin vermiyordu. Zaten sılada istemiyordu boranın dudakalrından ayrılmayı. Karşılık vermedi ama mest oluyordu boranın öpücüklerinden. Karşılık vermemek içinde bütün vücudunu zorluyordu. Uzun bir süre boran dudaklarını boş bırakmadı sılanın sonra sılanın sakinleşmiş haline bakıp boynuna doğru öpücükler kondurmaya karar verdi.
‘ sıla artık ağzın boş hadi dur de… ama istemiyorum ki dur demeyi…. Ama demek zorundayım….. biraz daha öpsün söz kızıcam…. Ama bu kadar zaman neden bekledin diyecek…. Derse desin…. Hayır demesin… ben şimdi nasıl dur derim borana…. Durmasa… hiçbir şey demesem…. Ama olmaz… olmazzz…’
sıla: boran ağa çekil.
Boran: sıla..
Dedi heyecandan nefes nefese kalmış haliyle. Ama tekrar eğildi sılanın omuzlarını öpmek için.
Sıla: boran çekil. Kollarımı da bırak artık.
Dedi o da nefesini zor kontrol ediyordu. Boran bir süre daha öptü sılanın hayran olduğu omuzlarını ve…..
Boran: inatçı keçi. Dudağımı nasıl kanattın.
Dedi sılanın üstünden kalkarken.
Sıla hala yatakta yatıyordu kendini toplamaya çalışıyordu ama bir türlü beceremiyordu her tarafı titriyordu. Çok arzuluyordu boranı.
Sıla: ohhh canıma değsin.
Dedi zorla.
Boran: şimdi sorar herkes dudağına ne oldu diye. bende sıla azgını ısırdı demezsem boran ağa değilim.
Sıla: sakın.
Dedi ve yatakta güçlükle doğruldu.
Boran: banane söylücem herkes öğrensin sıla ağanın sapık ve canavarlığını.
Sıla: bana bak boran ağa.
Boran: bakıyorum.
Dedi ve taaa gözlerinin içine, kalbine dokundu zaten az önceki şeylerden hala kalbi ağrayan sıla bu bakışa hissettiklerine dayanamıyordu artık.
Sıla: sakın.
Dedi ve koşarak banyoya girdi.
Sıla banyodan çıktığında odaya baktı boştu boran gitmişti. İçi biraz rahatlamıştı çıktığında boranı görürsem ne yaparım diye düşünüp durmuştu. Şimdi dışarıdan gelen seslere kulak vermişti.
Kevser: vah vah. Ne yaparız biz şimdi. Vah başımıza gelen. kan davası mı başlayacak şimdi. Yine karışacak ortalık herkes ölecek yine. Bir sürü ana, eş…. Durmayacak göz yaşı, durmayacak.
Kevserin bağrışlarıyla şoka girmişti sıla.
Sıla: ne oluyo böyle. Neden bahsediyo ki annem.
Birden boranın bağırışlarıyla düşüncelerinden sıyrıldı. Sesi çok ürkek ve sinirli geliyordu sanki biraz ağlamaklı bir ses tonuyla.
Boran: ana..(dişlerini sıkarak.) sessiz ol. Sıla duyacak sessiz ol. Sessiz ol sessiz ol.
Sıla şok içinde boranın sesinden anlıyordu çok sinirlendiğini ilk defa bu kadar sinirlenmişti boran.
Sıla: ne oluyo ya. Neden benden bir şeyler gizliyolar ki.
Dedi kapıyı tamamen açıp balkona yürüdü ve avluda volta atan borana baktı. yüzünü göremiyordu ama farkındaydı çok kötü bir şey olmuştu. Çökmüştü sanki boran.
Kevser yukarıdaki merdivenlerden inerken sılayı gördü. Büyük bir çığlık attı sılayı görünce.
Sıla: ne oluyo anne.
Demesiyle boranın sılanın sesinin geldiği yere doğru kaldırdı başını. Sılayla göz göze geldiler şimdi. Boranın biraz önceki halinden eser kalmamıştı şimdi.
‘ ne olmuş borana. Niye böyle hüzünlü bakıyo gözleri. Ne olmuş ki böyle yıkılmış. Niye o dağ gibi duran adam çökmüş. Hem ne kan davası? Ne diye benim duymamam gerek.’
Sıla: ne oluyo boran?
Boran hala sılanın gözlerine bakıyordu. Zorlanarak yutkundu ve tam ağzını açacakken Kevser oğlunu kurtarmak istedi bu durumdan.
Kevser: bizim köyden bi oğlan ölmüşte.
Sıla: niye ölmüş? Kaza falan mı?
Kevser: hastanedeydi zaten.
Sıla: çok mu gençti?
Kevser: henüz yirmisindeydi.
Sıla: cenazeye mi gidiyorsunuz siz şimdi?
Kevser: evet kızım.
Sıla: benimde gelmem lazım mı?
Bu soruyla boran sılaya bakan gözlerini indirdi.
Kevser: yok kızım sen gelme. Zaten köylü sana hala alışamadı. Gelme sen gelme.
Sıla: peki. Başınız sağ olsun.
Kevser: sağ ol kızım. Ayşeyi seninle bırakıyoruz. Biz geç geliriz.
Sıla: peki anne. Tekrar başınız sağ olsun.
Dedi ve borana son bir bakış daha attıktan sonra odaya geçti.
Sıla: ben mi yanlış duydum. Kan davası falan dedi Kevser annem. Kan dedi de ben kan davası mı anladım acaba. Ama boranda sıla duymasın dedi. Öldü diye üzülücem sandı herhalde canım kocam benim karısını da nasıl düşünürmüş.
Sıla boranı bu halini sadece karısını düşündüğü için diye düşünmeyi tercih etmişti aslında kafasında ki bazı soru işaretleri tamamlanmamıştı ama yine de böyle düşünmek için kendini zorlamıştı çünkü böyle kendini çok mutlu hissetmişti.
Ayşe: gelin ağam herkes gitti bende evde tek başıma korkuyorum beraber oturalım mı salonda?
Sıla: burada oturalım.
Ayşe: yok gelin ağam telefon neyin gelir. Salonda oturak nolur.
Sıla: iyi peki. Ayşe.
Ayşe: buyur gelin ağam.
Sıla: bu ölen çok önemli birimiydi? Herkes niye bu kadar telaşlandı.
Ayşe: yok gelin ağam aşiretten bi oğlan.
Sıla: o zaman boran niye o kadar çok üzüldü? Hem nasıl öldü ki?
Ayşe:ben bişey bilmiyom valla gelin ağam. Hem benim bi mutfağa inmem gerekiyo. Sen sakın telefonları açma tamam mı?
Sıla: niye?
Ayşe: gelin ağam açma dedim işte.
Dedi koşarak dışarı çıktı. Laf karıştırmak için mutfağa gidicem dedi ama anında pişman olmuştu ya telefon çalarda sıla bir şeyler öğrenirse diye bu sefer daha büyük bir telaş içine düşmüştü. Ama bir kere mutfağa gidicem dediği için cayamamıştı da. Koşarak mutfağa gitti. Bir an önce elinde bir şeylerle salona tekrar dönebilmek için;
Sıla: efendim. Baba. Niye arıyosun sen?
Celil: kızım. Nasılsın?
Sıla: ben sana küsüm konuşmucam.
Celil: kızım şimdi küslüğün sırası mı?
Sıla: tam sırası.
Celil: kızım ben hemen seni almaya geliyorum.
Sıla: niye ki? ben sana küsüm gelmem o eve.
Celil: kızım iyi misin sen? Seni orda çok üzerler hem böyle bir durumda sen orda kalmayı istemezsin.
Sıla: baba ben sizinle kavga ettim burada ki insanlarla değil.
Celil: kızım sen hala dün ki kavgayı mı düşünüyon. Hem zaten onunda hesabını vereceksin ne diye telefonlarıma çıkmıyon iki gündür. Aman neyse şimdi konumuz bu değil. Ben hemen seni almaya geliyorum sen hazırlan.
Celil o kadar hızlı konuşuyordu ki sıla soracakları soruyu bile soramıyordu.
Celil: hadi hazırlan iki saate ordayım zaten yoldayız hemen geliriz.
Dedi ve sılaya fırsat vermeden kapadı telefonu.
Sıla hiç bir şey anlamamıştı.avluya çıktı.
Sıla: ayşeeee ayşeeee.
Ayşe: buyur gelin ağam.
Dedi telaşla merdivenlerden çıkarken.
Sıla: neler oluyo her şeyi anlat bana. Babam niye beni almaya geliyo. Üstelik sadık babamla beraber.
Ayşe: en telefonu mu açtın sen?
Sıla: evet açtım. Neler oluyo çabuk anlat.
Ayşe: gelin ağam benden bunu isteme vallahi anlatamam.
Sıla: emrediyorum sana benden ne gizliyosunuz çabuk söyle.
Ayşe: gelin ağam ağam öldürür beni isteme benden bunu.
Sıla: ayşe sinirleniyorum ama çabuk söyle. Bekliyorum.
Dedi ellerini bellerine koyup büyük bir sinirle ayağının tekini yere vurmaya başladı.
Ayşe: peki gelin ağam.
Dedi ve başını yere eğip başladı anlatmaya.
Ayşe: ölen iday….sizden yani zeynanalardan kız kaçırmaya çalıştığı için öldü….zeynep…yaşı küçükmüş daha…. Hem istememişte idayı ama ağabeyleri vurmuş kaçarlarken…. Zeynep öldü idayda komadaydı haftalardır…ama sonunda öldürdüler idayı da….kan davası……durmaz artık kan…gelin ağam şimdi ne olacak? Ne olacak şimdi? Herkes ağlayacak herkesin canı çok yanacak..... ya sen gelin ağam ya sen?..... ne olacak şimdi sana…ne yapacaksın, gidecek misin gelin ağam? Gelin ağam bir şey desene. Ne olur gelin ağam bakma öyle garip garip. Ahhh ağam öldürecek beni. Sakın söylemeyin sılaya duymasın dediydi. Gelin ağam yüzün sarardı ne olur gelin ağam kendine gel.
Sıla ayşenin dediklerini duydukca kulakları çınlamaya gözleri kararmaya başlamıştı. İçi yanıyordu hayatında bu kadar büyük bir acıyı yaşadığını hiç hatırlamıyordu kendini bıraksa gözyaşları, hıçkırıkları birbirine karışacaktı ama ayakta durmak zorundaydı.
‘boranı kaybetmek mi?’
kulakları sadece bu soruyla çınlıyordu şimdi. Boranı kaybetmek büyük bir dehşete kapılıyordu bu soruyu kendine her sorduğunda.
‘bir gün bile dayanamamışken bir ömür.’
Bu düşünceyle sıla daha fazla ayakta duramayacağını hissetmişti ve hemen balkonun korkuluklarına tutundu. Ayşenin son anda kollarını tutmasıyla aşağıya düşmekten kurtulmuştu.
Ayşe: aman gelin ağam ne ediyon sen düşecektin nerdeyse.
Diyetelaşla ağlamaya başladı.
Ayşe: gelin ağam sen hiç iyi değilsin. En olur bak ben seni yatırıyım bi.
Sıla bir süre daha oturdu korkuluklarda. Sonra kendini toplayamadı ama en azından toplamaya çalıştı, toplamak zorundaydı.
Sıla: benim hemen babamı aramam lazım bugün gelmemeli. Bugün olmaz. Sen de sakın bana bir şeyler anlattığını söyleme hiç kimseye. Hiç. Öğrendiğimi kimse bilmemeli.
Ayşe: tamam gelin ağam zaten öğrenmesinler ağam beni vurur zaten. Hadi sen hemen babanı ara.
Sıla hemen zorla telefonun başına gidip babasını aradı.
Sıla: baba. Gelmeyin.
Celil: kızım seni almalıyız. Seni zaten sevmiyo köylü şimdi hiç katlanamazlar sana. Hem kötü davranırlar sana artık.
Sıla: sadık babama verir misin telefonu.
Celil: kızım şimdi küslük zamanı değil.
Sıla: sadık babama ver.
Celil: peki.. al sadık.
Sadık: kızım hadi hazırlan geliyoruz biz.
Sıla: gelmem celil baba. Gelemem.
Sadık: yoksa. Yüklü müsün?
Sıla: yok sadık baba ama gelemem.
Sadık: kızım babanın dediği gibi seni rahat bırakmazlar artık. Kan davası bu. İlk hedefleri sen olursun.
Sıla: asıl benim oraya gelmem daha çok karıştırır ortalığı.
Sadık: biliyoruz ama senin acı çekmendense bu daha iyi. Babanda bende senin üzülmene izin veremeyiz.
Sıla: bugün gelmeyin geri dönün. Ben gelmicem.
Sadık: olmaz kızım gelicez.
Sıla: baba.
Dedi artık daha fazla dayanamıyordu. Ağlamaya başladı.
Sıla: gelmeyin sakın gelmeyin. Bugün olmaz ben size haber veririm ama bugün olmaz.
Dedi ve telefonu kapatıp yere çöktü. Ayakları üzerinde duramıyordu daha fazla.
Ayşe: gelin ağam ağlama böyle ne olur gel koltuğa otur gelin ağam yapma böyle.
Sıla: ben boranı çok seviyorum ayşe. Nasıla bırakırım onu.
Sıla ilk defa duygularını açıklıyordu bunca zaman içinde zorlukla sakladığı şeyler şimdi kendiliğinden çıkıyordu.
Ayşe: gelin ağam essah mı diyon? O zaman ağam seni ölse bırakmaz sen niye bu kadar üzüldün ki.
Sıla: idayın babasıyla konuşamam lazım telefonunu bul bana.
Dedi burnunu çekerek. Elleriyle göz yaşlarıyla ıslanmış saçlarını yüzünden geriye attı.
Sıla: sana diyorum çabuk.
Ayşe fihriste bakıp hemen verdi Salih efendinin numarasını.
Sıla: alo. Salih efendi ben sıla. gelin ağanız. Seninle bir şey konuşmam gerek kimse var mı yanında, varsa eğer çekil onların yanından.
Salih: buyur gelin ağa.
Dedi buz gibi bir sesle.
Sıla: biliyorum benimle konuşmak istemezsin. Ama konuşmamız gerek.
Salih: acımız büyük gelin ağa sonra konuşalım.
Sıla: şimdi konuşucaz.
Dedi Salih bunun bir emir olduğunu anlamıştı ve susup sılayı dinlemek zorunda olduğu için hiç bir şey söylemeden sustu.
Sıla: Salih efendi bak beni bi gelin ağa veya zeynan olarak görme. Bak kan davası diyomuşsunuz. Yapmayın sana, oğullarına, eşlerinize, kızlarınıza yazık bu kan davası yıllarca sürer bi başladı mı bitmez.
Sıla biliyordu idayın suçuydu her şey küçücük kızı zorla kaçırmakta ne oluyordu. Eski sıla olsaydı anında bu evi terk etmiş ve kan davasını kendi başlatmıştı ama şimdi sıla bir orta yol bulmaya çalışıyordu haksız olanları haklıymış gibi göstermeye çalışıp bu işten vazgeçirtmeye çalışacaktı.
Sıla: Salih efendi biliyorum beni hala düşmanınız olarak görüyorsunuz. Ama ben artık bi gencoyum.
Salih: gelin ağa sana saygısızlık etmek haddim değil ama gelin ağa olmasaydın şu töreler olmasaydı sana diyeceklerimi bilirdim ben. Genco olarak kabul etmiyo kimse seni, kimse. Belki ağam bile. Hiçbir zaman kabul etmedik seni bu evlilik bir hataydı zati. Ama bunun geri dönüşü yok artık. Gencolardasın bu kan davasına genco tarafı olarak katılacaksın ailen yoktur artık senin için. Aileni sileceksin.
Sıla: Salih efendi hadi ben ailemi sildim sende mi sileceksin? Oğulların, yiğenlerin, kardeşlerin ölecek. Değer mi bir kin için? Biliyorum acın büyük oğlun öldü ama daha fazlası ölmesin.
Salih: bu karşılıksız mı kalsın. başımızda bi zeynan varken
Sıla: tek sorun bu mu? Başınızda gelin ağa olarak bir zeynan olması mı?
Salih: belki eskisi gibi…. Yani zeynanlarla düşman olduğumuz zamanlarda ki gibi, kimse kimsenin köyüne yanaşamasa, iş yapmasa.
Sıla: kan davası olmaz mı yani?
Salih: bizde istemeyiz kimsemizin ölmesini, üzülmesini.
Sıla: tek sorun benim yani.
Salih: sen olduğun sürece hep aramızda bi bağ olacak onlarla.
Sıla: ama….
Salih: kabul ediyon mu gelin ağa?
Sıla: ben buradan gidersem de büyük şeyler olur bilirsin gelin gelmiş bi kızın eve dönüşü kefenle olur..
Salih: ikimizde biliriz sadık ağa ve celil ağa seni alır götürür kimsede hiç bişicik demez.
Sıla: gidersem kan davası başlamadan bitecek öyle mi?
Salih: öyle.
Sıla: tek sorun benim yani.
Salih: aradaki bağ diyelim.
Sıla: peki Salih efendi gidicem. Ama kimseye kurşun sıkmak kan akıtmak yok o zaman ben kendi ellerimle öldürürüm seni.
Salih: söz verirsem dönmem sözümden. Sen git söz kan yok.
Sıla: peki.
Dedi çaresizce. Salih tam telefonu kapatacakken;
Sıla: iki gün daha iki gün izin ver.
Salih: peki.
Dedi kapattı telefonu.
Sıla tekrar hıçkırıklarla ağmaya başladı ayşeyi sokmadığı, kapıyı kilitlediği salonda.
Kimse bilmeyecekti bu aradaki anlaşmayı. Saatlerce halsiz düşene kadar ağladı sıla ayşenin kapıyı vurup geliyolarmış gelin ağam demesiyle kendini hemen toplamaya çalıştı. çok iyi gözükmeliydi çok.
Bir süre sonra kilitli olan kapıyı açıp hiç bir şey olmamış gibi çıktı ayşenin kapısına.
Sıla: sakın ayşe sakın benim öğrendiğimi kimseye söyleme. Kimseye bugün olanlardan bahsetme yemin ederim ben sana yapacağımı bilirim kim ne derse, nasıl zorlarsa zorlasın söylemek yok. Özellikle salihle konuştuğumu bi duyuyum birinin ağzından bi duyuyum.
O kadar ciddiyetle tehdit etmişti ki ayşeyi ayşe mezarda bile sır olarak saklayabilirdi bugün olanları.
Sıla: şimdi ben odama gidiyorum. Ağan geldiğinde uyuyo ve hiçbir şeyden haberi yok de.
Ayşe: emrin olur gelin ağam.
Ve sıla hızla odasına gitti. Dolaptaki Hatice annesinin aldığı beyaz geceliği giydi, hani boranın çok sevdiği, dilinin tutulduğu, içinin gittiği.
Boran gelene kadar, bugün olan hiçbir şeyi düşünmemek için beynini zorlamakla uğraştı.
Boran kapıyı açtı bütün düşkünlüğüyle, hüznüyle, yorgunluğuyla, yıkılmışlığıyla, bitmişliğiyle açtı kapıyı. daha sevdiğine sevdiğini söylemeden gidiyordu.
‘ bırakmıcam sılamı, bırakmam, bırakamam. Gidicek ama gidicek. Beni bir başıma bırakıp gidecek. Buna dayanamam, katlanamam. Ya o da beni seviyorsa, gitmezse, gitmek istemezse…. Yapma boran kandırma kendini gidecek sılan ellerinin arasından kayıp gidecek….. belki istemez…isticek…zaten düşmen değil mi bu kız size….gidecek…gitme sıla seni seviyorum desem…gidecek…ama dicem bu sefer söylücem… aşığım sana… evet evet söylücem artık…giderse de bilsin sevdiğimi…daha güzel günlerimiz olacaktı… salak boran ne diye bu kadar zaman bekledin sevdiğini söyleseydin bunca zaman belki de sana aşık olurdu gitmezdi…. Ya o da seviyorsa… sevmeseydi benimle birlikte olmazdı sıla buna eminim… ama ya aşık değilse sadece hoşlandıysa. Offf offf.’
Bütün gün bu düşüncelerle boğuşmaktan çok yorulmuştu. Kaldıramıyordu, artık düşünmeyi bile kaldıramıyordu. Şimdi sadece gidip sılasına sarılmak istiyordu ve kuşlağına fısıldamak ‘seni seviyorum sılam seni seviyorum’.
Kapıyı açtı ve girdi içeriye.
Sıla: hoş geldin boran ağa.
Dedi büyük bir çaba sarf ettiği gülücükleriyle beraber.
Boran sılayı süzmeye başladı.
Boran: sıla..?
Sıla: konuşma.
Dedi oturduğu yataktan kalkıp boranın ağzını elleriyle kapadı.
Sıla: konuşma.
Dedi sessizce ve boranın dudaklarına dokundurdu dudaklarını. Boran çok şaşırmıştı beklemiyordu bunu hiç. Bi anlam da verememişti ama sılanın güzel dudaklarından da mahrum kalmak istemediği için hiçbir şey sormadı ve sılaya büyük bir istekle karşılık vermeye başladı. uzunca bir süre ayakta öpüştükten sonra. Sıla boranın ellerinden tuttu ve yatağa götürdü sevdiğini. Bu yatakta son beraber yatışları olduğunu bilmesine rağmen ama bunu düşünmemeye çalışarak yattı yatağa.
Boran: sılaaa.
Sıla: sus.
Dedi sessizce.
Boran: Bir şey söylemem lazım.
Sıla: hiç bir şey söyleme.
Sıla boranın söyleyeceği şeylerden çok korkuyordu. Eğer konuşursa, her şeyi anlatırsa boran bu cesaretini yitirirdi biliyordu. en iyisi konuşmadan borana doymak, doymaya çalışmaktı.
Boransa kızıyordu kendine her şeyi bilip de sıladan saklamasını ve kızacağı bir şey olduğu için ve gideceği için böyle bir şey yaşaması ona ağır gelecekti ama sıla dinlemiyordu onu dinlememesi ne kadar işine gelse de.
‘ sılaya yapamam bunu. Her şeyi bilerek onunla beraber olursam nefret eder benden ve nefretine dayanamam.. güzel gözlerinin bana kinle bakmasına dayanamam.’
Boran: sılaaa..
Sıla konuşamıyordu, konuşmak istemiyordu. Boğazına o kadar büyük bi yumru oturmuştu ki nefes bile almasına izin vermiyordu. Hem konuşmak istemiyordu.
Boranı dudaklarına dudaklarıyla dokunarak susturdu. Ve daha bir şehvetle öpmeye başladı. boran artık dayanamamıştı ve sılanın bu cesareti ona güç vermişti. Her şeyi oluruna bırakıp susmaktı belki de en iyisi.
İkisi de birbirinden habersiz bu gecenin dolu dizgin geçmesini, tenlerinin bir kez daha birleşmesini istediler. Hiçbir şeyi düşünmeden aşklarını bir kez olsun hissetmeyi ve yaşamayı istediler. Öyle de oldu. Aşklarını birbirinden habersiz de olsa yaşadılar sabaha kadar.
Sıla borandan önce kalkıp gitmeyi düşünmüştü ama hem o kadar ağlamaktan, üzülmekten bitap düştüğü için hem de yorgunluktan uyanamamıştı.
Boran: sılaaa. Sılammm.
Dedi buruk bir sesle. Dün gece biraz olsun ümitlenmişti.
‘ sılam beni bırakmaz artık. Gitmez…ama…. Ya……’
kafasında ki bütün düşünceleri attı, atmaya çalıştı. ve ayşenin kahvaltı hazır çağrısı için sılayı tekrar uyandırmaya çalıştı.
boran: sılaaa…
sıla: hımmm. Borannnn.
‘ ya giderse bu uyanışını, boran deyişini çok….. gitmicek boran gitmicek’
boran: sılam hadi kalk.
Sıla: yaaa…
Dedi ama aklı yeni yeni yerine gelmeye başlamıştı. Bir anda beyninde fırtınalar koptu dün olanları teker teker aklına getirdi ve dehşete düştü her hatırlayışta sadece biri güzeldi birinde mutluydu sıla. dün gece tekrar boranın olduğunda. Ama artık kalkıp hazırlanmalıydı gitme vaktiydi. Sıla için vakit ayrılık vaktiydi.
Sıla: ya niye uyandırıyosun.
Dedi büyük bir sinirle.
Sıla: hadi çık odadan üstümü değiştireyim gelicem.
Boran: niye sinirlisin sen yine.
Sıla: aaa sana hesap mı vericem boran ağa. Hadi hadi çık.
Boran: sıla dün ge….
Sıla: aaa çık dedim boran ağa çık.
Dedi boranı zorla yataktan iterken.
‘ utangaç karım benim.’
Dedi hafifçe gülümseyip sılanın gözlerine baktı ama sıla çoktan gözlerini çevirmişti bile. Dayanamazdı boranın gözlerine bakmaya. Tabii boran bu yaptıklarını hep utançtan yapıyor diye düşünmüştü. Sılanın bu utangaç halleri de hoşuna gidiyordu sılanın. Aslında her hali hoşuna gidiyordu. Bir an düşündü sevmediğim hali var mı diye ama yok bulamıyordu. Tekrar gülümseyip.
Boran: utangaç.
Deyip çıktı dışarıya.
Mutluluk ve hüzün karışımıyla inerken merdivenlerden boran küçük çapta bir şok yaşadı yok yok küçük değildi hayatının en büyük şoku ama çabuk toparlandı.
Boran: en işiniz var burada.
Celil: sılayı almaya geldik.
Boran: ne demek bu?
Celil: bak boran hiç zorluk çıkartma. Götürücez kızımızı.
Boran: vermem karımı. Nerde görüldü ağa evinden gelin götürmek, evlenen kızı evine götürmek de ne demek oluyo?
Sadık: kızımızı burada daha fazla tutamayız boran. Kavga dövüş olmadan götürelim. Hiçbir şey demeyin. Bu kan davası başımıza bela olacak sıla burada dayanamaz. O narindir, el bebek gül ebebk büyüdü burada çekeceği acılara dayanamaz.
Boran: burada acı falan çekmeyecek o. Hem daha hiç bir şeyi bilmiyo.
Celil: ondan böyle bir şeyi gizleme şansın yok.
Boran: gizleyemeyeceğimi biliyorum ama gidemez.
Sıla zaten uyanmıştı babasının ve sadıkın sesini duyunca;
‘ tam vakti. gitme zamanı geldi sıla ağa. Dayan bakalım dayanabilirsen bu acıya.’
Son bir kez derinden içine çekti boranın yastığına düşen kokusunu. Kalkıp giyindi.
Sıla: aaa sadık baba.
Sadık: kızım.
Diye kollarını açıp aşağıda bekledi sılanın sarılmasını. Sıla mutluymuş gibi davranarak;
Sıla: aa sadık baba ne işiniz var burada sizin.
Dedi ama babasına bakmak istemiyordu hala çok kırgındı ona affedemiyordu onu. Sıladan bir şeyler saklamasını affedemiyordu.
Sadık: kovsaydın bari.
Sıla: yok babacım şaşırdım. Hadi içeri geçelim.
Sadık: senin yüzün niye solgun.
Acaba öğrendi mi diye geçirdi içinden. Bir şeye çok üzülüpte içine attığını anlamıştı sadık.
Sıla: yok ya iyiyim ben. Söyleyin bakalım ne var?
dün gece konuştuklarını söylemesinler diye dua ediyordu. Boranın dün gece olanları bununla karşılaştırmasını istemiyordu. Sıla sırf gideceği için beni istemiş demek istemiyordu.
Sadık bunu anlamıştı borana hiçbir şey söylemediğini fark etmişti.
Sadık: seni almaya geldik. Gidiyoruz.
Sıla: neeee? Niye?
Sadık şimdi emin olmuştu sılanın her şeyi sakladığına.
Sadık olayları kısaca anlatırken boranın gücü tükenmişti artık. Sürekli sılayı izledi bu konuşma boyunca sılanın tepkisini ölçmeye çalışıyordu. Bir yandan da sıla gitmicm desin diye dua ediyordu.
Sıla: peki hazırlanıp geliyorum.
Dedi kimsenin suratına bakmadan çıktı odaya. Odada gözyaşlarını durduramadı daha fazla. ama bir an önce kendini toplayıp çıkmak zorundaydı.
Borana baktı balkondan hala avlunun ortasında olduğu yerde duruyordu.
Hala beyni algılamıyordu gitmez, gitmeyecek diyordu da başka bir şey demiyordu aklı.
Ama sılayı gördü. Merdivenlerden eliyle çantasıyla inerken gördü. Gözleri yalanladı beynini. Gidiyordu artık sılası. Bırakıp gidiyordu boranını.
elif gültekin 04-09-07, 08:53 arkadaşlar adını bulamadım beyenirseniz ikinci bölmü eklicem o zamnda ad önerirseniz sevinrimmmm özelden mesajlarınızı bekliom
:img-blush:img-blush bide ö.m cülerden yardım istiom .öm yazmak içinnnn :img-blush:img-blush
BÖLÜM -1
bu şehirle eşleştirlmesi bazen hoşuna gidyordu aslında seviyordu yaşadığı buyülü sehrin
özelliklerini tasiması onun için bi grur kaynağıydı
yazları sıcak ve kurak kızşları ise sert ve yağışlıydı aynı onun gbi daha küçük olmasına rağmen yöredeki birçok kişinin dikkatini çekiyoru hırçın bu sehir gibi bir bakışısı erkekleri yakmaya yetiyordu yada bi bakısı herşeyi bitrmeye yaşadığı sehir gibi buyulü bir güzlliği vardı herkesi çeken ama erkekleri kendine hayran bırakırken kızları sinir eden bi güzlliği vardı kıskanırlardı onu kızlar bu yuzden
ama onun tek derdi vardı okumak daha yeni liseyi, bitirip sınava girmişti ve kazanmıştı fakat babası ve abisi onu başlık parası için evlendircekti
onun tek derdi kitaplardı okumayı severdi bi tek bir sürü arkadaşı erkeklerle konuşurken yavuklusu olurken o sadece kitaplarına baktı hıoş o yörede öğrendiklerinde gözlerini kırpmadan öldürülüodu kılzar veya kaçi sevdiğine kavuştu oda aşikarrrr çoğu zenginlere verilirdi ikinci yada üçünü kuma olarak yada biraz parası olan başlığı parasına verilene verilirdi kızların sevmekmiş yok onlara sormakmış burlarda öle sey olmazdı haladaha olmaz yaaaaa belkide hiç olmayacak
oda babasının zoruyla gittiği bi düğünde görmüş ve hemn beyenmiş mardinden soylulardan hemen gidip istemiş paralı ya vermişler kızı hiç sormadan
bu haber duyulunca erkeklerin içinde daha bi karizması artmış çünkü güzllerler güzelini alıo urfa sınırlarını aşmamış ama gittiği her yerde asının kaldığı güzli alcak daha bi koltukları kbarmış
ama evlenip evlenmek istemediğini ne sılaya sorulmuş ne de sıla ağzını açıp bi laf demiş sanki o deli fırtına gidip esen kızzz gidip sessiz biri gelmiş gibi
ewt sıla celil ve bedarın kzıydı fakat maraba olması ona bazen güçlükler çıkarsada asla kendini küçük görmez sikayet etmezdi ama diğer kızlar gibi olmasda ses etmemişti biliodu bişey dese dayak yiyecekti korkmuodu dayaktan ama nasılsa okutmayacaklardıda kazanmıştı ama gidemiyordu en azından ilk eşiyim diyordu iişallah benden sonra olmaz daha görmesemde bnm yaşlarımdadır diyordu yaşlı bi adam gitmektense deyip kaderine rağzı olmuştu
damat para yollmaış sılda ve bedar alış verişe gitmişlerdi
bedar . kzım kınalı kuzum benim bak gelin olcan kocanın sözünden çıkma onun gönlünü hoş tut emi
diyordu yolda alçak sesle konuşuyordu ama tüm erkeklerin gözü sıladaydı
sıla ise daha hiç görmediği kocasını düşünmek istemöyerek tamm tamm deyip geçiştiriodu
buyuk alişveriş bitmişti bi kaç bişey kalmişti geriye sıla sadec e bedarın beyenip aldıkalrını başıyla onaylıyor arkalrından gelen adamda parasını veriy ordu nerdeyse tüm gün alş veriş yaptılar bedar sadece sıla için değil diğer ççokları ve kendisi içinde alıyordu
bedar yani sılanınannesi o yöredeki kadınlar gibiydi ses çikaramazdı dayak yemekten korkt uğu için herşeye tamm derdi
tam bi yere geldiler bedar arkaya dönüp adama
bedar. sen burda kal biz alınca sana parasını söleriz sen varirsin dedi,kten sonra
girdiler sıla düşüncelerinden sıyrıldığında ise tuhafiye gibi bi yerdeydiler fakat sadece iç çamasırı gecelik türü şeyler vardı
sıla için iç çamaişri aldıktan sonra sılayı çekiştirp geceliklerin olduğu tarafa getirdi yanındada yardımcı bi bayan
sılaya bi paket açtı sıla biraz açik bulsada annesi
bedar : ya bu neeee daha daha açiği yokmu söle erkeklerin içini oynatan türden sılayda sıla bak erkk kısmını evde tutmanın yolunun basında gelir anladın mı bak şöle açik seçik olsun gecelik dedikten sonra kadının çikardıklarına bakıodu
sıla ise o rada renkten renge girmeye başlamıştı çabucak bitmesini istiodu be bakmadan bni tane seçti bu olsun dedi
kadın. çok zevklisin kızzzz sendeki bu güzlleik ve simdide bu gcelikle kocanın gözü senden başkasını görmez dedi kıkırdayarak
bedar.ise kızım gölezller gözleidir dei ve sılaya bak hele ilkj gece önemli biraz cilveli ol kıkrda kocanlayken ona güzl sözler söle bak bide 9 ay sonra nur topu gibi eekek evlat verince başka birine bakr mı dedi
yağmur yüreklim 04-09-07, 09:13 herkese günaydın:img-wink:
güzel bir gün diliyorum size.. benim için güzel bir gün olacak.. akşam Asena ve Esin'le buluşacağım..bu bölüm ikisine gelsin...
SEVMEYE MAHKUM YÜREKLER
bölüm-131
Sıla “ ne oldu Boran” diye sordu başını Boran’ın göğsünden kaldırarak
Boran “ telefonum çalıyor bitanem” dedi eline telefonunu alıp açarken
Boran “ alo Şivan..”
Şivan “ ağam rahatsız etmiyorum ya”
Boran “ rahatsız etmiyorsun Şivan.. “
Şivan “ ağam”
Boran “ söyle Şivan”
Şivan “ ağam.. hemen Mardine gelmen gerek”
Boran biranda Sıla’dan diğer elini de çekerek Şivan’ın “ hemen gelmen gerek” cümlesinin neden kurulduğunu biran önce anlamak istercesine yüzü gerilerek
Boran “ ne oldu Şivan” diyerek Sıla’yı ortalıkta bırakarak dışarıya çıktı gürültüden kurtulmak için.
Sıla ters giden bir şeylerin olduğunu anlayarak sessizce masaya yöneldi gözleri hala Boran’ı takip ederken
Boran koridora çıktığında
Boran “ Şivan yüksek sesle konuş biraz “ dedi sesi çatallaşarak
Şivan “ ağam Şahvarlar gene rahat durmadılar sen gittikten bir iki gün sonra suyu kesmişler Karan’larda gidip suyu kendilerine çevirmişler”
Boran “ o suyun başında bizim adamlarımız durmuyormuydu Şivan”
Şivan “ duruyordu ağam onları saymamışlar bile ağam onlarda bana haber verdiler ben gittiğimde de iş işten geçmişti.”
Boran “ ne.. ne diyorsun sen Şivan.. ne demek bu”
Şivan “ ağam Karan’lar Şahvar’ların Halil’i öldürmüş”
Boran “ Allah kahretsin” deyip telefonu kulağından çekti elini saçlarına götürerek biranda duyduklarını algılamaya çalıştı.. birkaç dakika aradan sonra telefonu tekrar kulağına getirerek
Boran “ sabah ilk uçakla dönüyoruz..sen şimdi beni iyi dinle” diyerek devam etti konuşmasına
Masa’da gözü sürekli dışarıda olan Sıla’ya seslndi
Abay “ hayırdır Sıla kötü bir şey yok ya “ diyerek
Sıla “ bilmiyorum ki Abay Şivan aradı.. sanırım bir şeyler oldu”
Abay “ Allah Allah ne oldu acaba?”
Sıla “ gelmedi hala Boran” dedi tekrardan kapıya gözlerini dikerek
Abay yerinden kalkarak
Abay “ ben bir bakıp geleyim” dedi masadan ayrılarak
Abay Boran’ın yanına geldiğinde telefonu kapatmış duvara yaslanmış bir noktaya sabitlenmiş bakıyordu
Abay “ Boran” deyince gözlerini o noktadan çevirerek Abay’a döndü
Abay “ iyisin?”
Boran “ hayır” anlamında başını salladı
Abay “ ne oldu Boran.. kötü bir haber mi?”
Boran “ karan’lar Şahvar’ların Halil’i öldürmüş”
Abay “ ne.. nezaman olmuş mu?”
Boran “ yeni”
Abay “ o su işini halletmemişmiydin sen?”
Boran “ demekki halledememişim”
Abay “ hayallah.. ne olacak şimdi”
Boran “ bilmiyorum hemen Mardin’e dönmeliyiz..”
Abay “tamam Boran gidelim hemen ben yarın sabahki uçaktan yer ayırtayım”
Boran “ sağol Abay.. bizde kalkalım şimdi bu kafayla diğerlerinide rahatsız etmeyelim”
Abay “ tamam kalkalım..hadi toparla kendini” deyip Boran’ın kolunu sıvazladı
Boran önde Abay arkada döndüler masaya
Sıla “ Boran.. ne oldu ?” dedi telaşla
Boran “ kalkıyoruz hadi Sıla”
Sıla “ kötü bir haber mi “ diye sordu korkarak
Boran “ konuşuruz güzelim hadi” deyince Sıla hemen ayaklandı
Mehmet “ Boran hayırdır?”
Boran “ sabah Mardin’e dönüyorum yolunda gitmeyen işler var..kusuruma bakmayın erken kalkıyoruz”
Yiğit “ önemi yokta.. yardım edebileceğimiz bir şey varsa?”
Boran “ sağol Yiğit..ama yok” dedi kaşları çatılmış bir şekilde
Sıla Berfin’e sarılarak
Sıla “ seni tanıdığıma çok sevindim” dedi
Berfin “bende canım, artık görüşürüz”
Sıla “ görüşürüz tabi.. Mardin’e de bekleriz”
Berfin “ inşallah”
Boran “ evet hepinizi bekleriz bir ara toplanıp gelin”
Serda “ valla ne güzel olur Mehmet’e hep diyorum gideriz değil mi bak davette ettiler” dedi gülerek
Sıla “ mutlaka gelin” diyerek bu seferde Serda’ya sarıldı
Sıla “ şimdiden mutluluklar dilerim” diyerek
Serda “ düğüne bekliyorum mutlaka”
Sıla “ inşallah..” dedi tebesümle..
Bengü Boran’a sarılırken Abay’da Berfin’in yanına gelmiş vedalaşıyordu
Abay “ şu sonra konuşma işi biraz bekleyecek sanırım” dedi üzgün bir sesle
Berfin “ olsun.. sen şimdi Boran’a lazımsındır” dedi Abay’a “ sen” diyerek
Abay “ haklısın Boran’ın ihtiyacı olacaktır bana ama yine geleceğim İstanbul’a ozaman görüşürüz sende uygun olursan”
Berfin “ olur tabi.. memnun oldum tanıştığıma”” deyip bu sefer kendisi uzattı elini Abay’a…
Vedalaşma faslı bittikten sonra Boran Sıla ve Abay ayrıldılar restaurant’tan.. Önce Abay’ın akrabalarına uğrayarak Abay’ın eşyalarını alarak eve döndüler
Boran geçip oturdu koltuğa
Sıla’da Boran’a yaklaşmaktan korkar gibi çekingen tavırlarla yanına kadar gelerek
Sıla “ Boran anlatmayacakmısın ne oldu?” dedi
Boran derin bir nefes aldıktan sonra
Boran “ şu su işi vardıya.. karışmış” dedi
Sıla “ nasıl karışmış.. ?”
Boran “ bir taraf…diğer tarafı….”
Sıla “ ??”
Boran “bak Sıla… yaşadığımız yerleri sende biliyorsun..koşulları insanların yaşamla olan mücadelelerini.. ama bazen o mücadeleler gereğinden fazla olduğunda insanlar sadece kendi yaşamları için çaba sarfettiklerinde..ileriye gidebiliyorlar..kendi yaşamları için başka..”
Sıla “ ne olmuş Boran” dedi sesi titreyerek
Boran bir kez daha nefes alarak
Boran “ Şahvarlar’ın Halil ölmüş” dedi
Sıla “ nasıl olur bu.. Su yüzünden mi bütün bunlar..”dedi hayretle.
Boran “ maalesef”
Sıla “ ama olacak şey değil ki “ dedi gözleri dolarak
Sıla “ allah’ın yarattığı canı nasıl alabilirlerki.. nasıl kıyabilirler Boran” dediğinde artık gözyaşları yanaklarına doğru süzülüyordu
Boran oturduğu yerden kalkıp sarıldı Sıla’ya
Boran “ haklısın Sıla’m.. haklısın.. keşke bir şey yapabilseydim.. keşke engel olabilseydim” deyip gözlerine yerleşen öfkeyi saklamak için kaçırdı gözlerini kendilerine bakan Abay’dan da
Sıla “ Boran…neden her şey bu kadar zor..neden..” dedi hıçkırarak
elif gültekin 04-09-07, 09:58 YA KİMSE BEYNMEDİ HERELDE kötü de olsa yorum yapın herşeye hazırlıklıyım ona göre devam etcem
BÖLÜM -2
sıla sie bu cümleyle daldı yine ben daha 18 yaşındayım ne anne olması dedi içinden gün yaklaştıkça içini bir korku sarıyodu
evde ise iler bittikten sonra ve gecelri sürekli bedear kocana suratını aşma cilveli ol deiklerini ayp gidi seyler sölüodu düğün günüydü yartın ama ne kocasını görmüştü nede düğünün nerde olcağını biliodu
düğün günü sılaya bedarın verdiklerini giydü önce iç çamişiri ve sonra su gecelik sıla geceliği giyince baktı aynaya ve toplasan 1 metra kumaş yok neresine para verdik biz bunun dedi sonra kendis,ne aynaya bile bakrken utana ve bi erkeğe göz ucuyla bile bakmamışken onun böle görmesi dha da utandırmıştı
hemn gelinliğini giyip duvağını yaptıktan sonra dışarı çıktı ama onu dmat almaya yine gelmedi sonra ise düğünün olcağı otele geldiler burda düğün olcak damatla gelin geceyi burda geçirip ertesi gün evlerine gitceklerdi fakat gelinn aileside kalcaktı ve ağalar
sıla ali ağanın oğlu mertle evleniyordu ama mert işmi gideğildi hatta tam tersi namertti ve kimsenin fazla sevmediği baba parasıyla buyumuş şimarık birydi ve sılayada kendini göstermeyerek aklınca onu meraklandırcak ve kendini gizemli olcak ve gerçek gecesi onu yakışıklılığıyla cezbedecek gece boyuncada onu ateşiyle yakıp uyutmayacaktı
fakat mert in sılayı aldığını duyuanlar sılaya yazık demişlerdi mert yakışıklı değil hatta çirkin bile sayılırdı hafif şiman saçlarını inek yalamış gibi iki yana ayırp tuhaf konuşan yöredeki turislere sarkan bozuk sivesi ve bikaç bildiği ingizlice kelimelerle sadece kendini rezil etmeye yarayan biri idi.
bu düğüne biri daha çağrılmıştı namert mertinde ağası boran ağa aslında boran ağa genco aşiretinin ağası idi v e ali ağada ona bağlı ağalıklardan biri idi
boran ağa iki yıl önce çok sevdiği güzller güzleli yezdasını kaybetmişti yezda çocuğum olmu yor diye baskılara dayanamayıp kendiini intihar etmişti boran ise onun ateşiyle yanıp kavrulmuş fakat daha sonra ne velenmiş nede bi kadına bakmıştı ama b u akşam içmeye başlamıştı öle sarhoş değildi fakat biraz içmişti ve içinden yezda neden böle yaptın diyordu bn seni böle çok severken sen bırakıp giğttin ve bitti dedi sen bittin artık dedi
ama boranın bilmediği bişey vardı o namert mert bozuntusu gitmiş borana birni ayarlamıştı gece için ama bundan daha boranın haberi yo ktu amacı bn bu gece o kızla çok eğlencem sende eğlan yeter bu kadar eğloenmene ba k ve senin gözümde itibarım artsın diye
ama o damat artık keyfi öle yeri,ndeydiki içtikçe içiyo rdu ve geceyi düşündükçe daha bi keyifleniyordu düğün haremlik selamlık olmuştu ve imza atılırken bile damat ayrı sıla ayrı imza atmış sılaya kendini göstermeişti
ve lavaboya gitti damat içkiden ve düşündüklerinden kafasını kaldırıp ve tuvaleti bittikten sonra ellerini yıkamaya gittiğinde aynanın önunde kendisine baktı ve bi kez daha emiim oldu sılanın kendisine bayılacağına ama aynada gözüken çok yakışıklı biri değildi sadece o kendisini öle snaıyordu
aynada ise şişman --çok değil hani öle böle-- sivilceli pö rtlek gözlü ve parpık ve çürük dişli koca ağazlı sırıttığı zamn nuri alconun sırıtısına benzeyen -- hani kızları kandirdıktan sonra-- saçları herzamnki gibi inek yalamış bişeydi ama o kendini çok yakışıklı buluyor ve sılanında ona bayılacağını sanıyordu ve aklına gece geldikçe dhaa bi sırıtıyordu
boarn ağa ise herşeyden habersiz içiyordu haremlik selamlık olsada kızloarın hepsinin gözü boran ağadaydı sıla ise başını yerden kaldırmı yordu hiç kimseyte bakmıodu ve düşüncelere dalmıştı
ve kılzra kendi aralrında sıla yandı ne kadar güzl olursa olsun ama bakın gitti bi kuazimodoya diyorlardı ve kendi aalarında kıkırdıyporlardı sılanınise bunları duymuyordu
artı düğünü anlatmayayım sıkıcı düğün sona ermek üzreydi ve sılayı oteldeki odaya götürdü annesi ve içrei giridene kadar bişeyler anlatsada s ıla heycendan on u dinliyemiyordu bile düşünmediği ve düşünmek istemediği şey biraz sonra başına gelcekti korkuyorduda sonra annesiyle birlikte odaya girdiler ve sıla tam oturacakken yatağa sıla
elif gültekin 04-09-07, 10:52 arkadaşlar daha yazamadım bnm bilgidede sorun oldu siz bununla idare edin ama isim söleyen yokkkkk
bu bölüm diyecemde çok kısa olsada sekersey_bjk sana gelsin
:img-blush:img-blushya bide ö.m cüler yardım edin bu ö.m fakiri arkadaşınıza bi ö.m yazmam lazım bi kaç bölmüe kadar
yorum istiyorum
artı düğünü anlatmayayım sıkıcı düğün sona ermek üzreydi ve sılayı oteldeki odaya götürdü annesi ve içrei giridene kadar bişeyler anlatsada s ıla heycendan on u dinliyemiyordu bile düşünmediği ve düşünmek istemediği şey biraz sonra başına gelcekti korkuyorduda sonra annesiyle birlikte odaya girdiler ve sıla tam oturacakken yatağa sıla
BÖLÜM-3
bedar: kzım çıkar su gelinliği çikarmazsan kocan bu ne böle diyebilir kocan gelince uysal ol dediklerin yap ona karşı gelme ve yine diyom cilveli ol
dedii ve sılanın gelindiğinin ferm aını açöt ı çikar bakayım diyom dimi dedi ve zorla çikardı gelindiği
sıla ise utanıyordu annesinin bile onu bu kısa gecelikle görünce böle utanıosa elalemin adamı görünce dedi ve çok tan domates olmuştu zaten
bedar ah gızım utanmış mıııı kız ne utanması o senin kocan utanmıyacan bak gelince biraz gül yuzune kocanın dedi sonra ise sen böle utanıosan kocan seni soyduğunda ne yapcan dedi ve kıkırdadı bişey dediğinde hemn yap bak sonra sen üzülürsün dedi ve çıktı odadan sıla ise beklemeya başladı
yağmur yüreklim 04-09-07, 10:55 bu bölüm akşamki buluşmayı sabote edeceğini söyleyen şekerşey_FBiçin gelsin
SEVMEYE MAHKUM YÜREKLER
bölüm-132
Boran oturduğu yerden kalkıp sarıldı Sıla’ya
Boran “ haklısın Sıla’m.. haklısın.. keşke bir şey yapabilseydim.. keşke engel olabilseydim” deyip gözlerine yerleşen öfkeyi saklamak için kaçırdı gözlerini kendilerine bakan Abay’dan da
Sıla “ Boran…neden her şey bu kadar zor..neden..” dedi hıçkırarak
“Alo baba” dedi Dilaver
Zinhar “ Dilaver oğlum nasılsın?” diye yanıtladı telefonu
Dilaver “ iyiyim baba ya sen nasılsın?”
Zinhar “ hamdolsun iyiyim”
Dilaver “ ne var ne yok baba Midyat’ta?” dedi bildiği şeyi sormanın keyfiyle
Zinhar “ neler olmuyor ki Dilaver.. dün Şahvarlar’la Karan’lar birbirlerine girmişler..”
Dilaver “ deme”
Zinhar “ hey a.. Halil ölmüş, Muzaffer’de yaralıymış..”
Dilaver “ Boran ağamız ne ediyor peki” dedi alaylı bir ses tonuyla
Zinhar “ Boran’ın aklı beş karış havadadır oğul. Karısıynan İstanbul’da geziyo onun buraynan ne ilgisi vardır nede derdi”
Dilaver “ ağamız karısını görünce dünyayı unuttu desene baba”
Zinhar “ öyle oldu ya..”
Dilaver “ Boran ağa daha döl tutmadı mı “
Zinhar “ ne bilem.. yok öyle bir şey”
Dilaver “ aşiret Boran’dan bir erkek evlat beklemiyormu evleneli oldu kaç ay”
Zinhar “ bekler beklemesinede…”
Dilaver “ yaw baba Boran döl tutmuyor mu yoksa” dedi hani bir gülümsemeyle
Zinhar “ ne diyorsun sen Dilaver” dedi şaşırarak
Dilaver “ olamaz mı baba…şimdiye dek Sıla’nın hamile olması gerekmezmiydi..”
Zinhar “ gerekir ya.. “
Dilaver “ demek ki Boran döl tutmuyor”
Zinhar “ Neyse ne bizene”
Dilaver “ öyle deme baba asıl en çok bizi ilgilendirir bu.. Boran beni nasıl uzaklaştırdı toprağımdan nasıl verdi hükmümü.. bende ona yapacağımı biliyom”
Zinhar “aklından ne geçiyor Dilaver” dedi merakla
Dilaver “ baba şu su davası için aşiret toplanmayacak mı?”
Zinhar “ Boran gelince toplanır elbet..”
Dilaver “tamam sen bu konuyu bir açıver Aliağaya bakalıkm… Boran ağamızın dölünün tutmadığını aşiret, tüm Mardin duysun bakalım” dedi sırıtarak
Zinhar “ eyi bakalım akşam bir bakarım…haydi kapatıyom” diyerek kapadı telefonu
Dilaver arkasına yaslanarak
Dilaver “ el mi yaman yoksa beymi göreceğiz Boran” dedi
Ayşe “ holgelmişsiniz ağam” deyip koşarak geldi yanlarına mutfaktan çıkıp
Boran “ babam nerde Ayşe” dedi yüzündeki gerginlik hat safhadayken
Ayşe “ salondadır ağam” diye cevapladı
Boran merdivenleri hızlı hızlı çıkarken
Sıla’da Ayşe ile sarıldı
Ayşe “ gelinağam..”
Sıla “ neler oluyor böyle Ayşe.. “ dedi sitemkar
Ayşe “ ah gelinağam..bunlar yıllardır böyle düşmanlar birbirlerine.. olacağı buydu işte.. “
Sıla “ ben bi Boran’a bakayım Ayşe” deyip ayrıldı yanından..
Boran salona girdiğinde Firuz koltuğuna yaslanmış düşünceli bir şekilde oturuyordu
Boran “ baba” diyerek içeri girip ellerini öptü
Firuz “ hoş geldin Boran” dedi
Boran “ baba.. bu olayı karakola haber verdiniz mi?”
Firuz “ ne karakolu.. nasıl haber edek.. olacak şey mi.”
Boran “ Halil ölmüş baba.. bildirmek zorundayız”
Firuz “ daha öncede ölümler oldu hiçbirini haber vermedik.. akşama aşiret toplanıyor karar alınacak”
Boran “ ne kararından bahsediyorsun sen baba.. Halil’i öldüren cezasını çekecek..”
Firuz “ Boran.. Şahvarlar sen gittikten sonra gelip Karan’ların kızı Emine’yi oğluları Deniz’e isteyeceklerini söylediler.. Hem akraba olunacak hemde bu dava bitecekti.. Bende münasip buldum.. Lakin Karanlar kızı vermemişler. Siz bize suyu vermiyorsunuz bizde size verilecek kız yok demişler”
Boran “ sırf bu dava bitsin diye kızı vermeleri zaten doğru olmazdı”
Firuz “ sende böyle evlenmedin mi Boran.. Sönmezler’le olan dava bitsin diye evlenmedin mi Sıla’yla.. “ dedi kapıda kendilerini duyan Sıla’dan habersiz
Boran “ Sıla ile bizimki farklı baba nasıl bir tutabilirsin?”
Firuz “ farkı neydi ki oğlum de hele”
Boran “ farklıydı işte “ dedi yeniden..
Firuz “ Genco’lar Sönmezlere senin için dokunmuyorlar.. Sıla senin karın olduğu için.. Sen istediğin evlendiğin için bu kan davasını bitirdiler Boran.. Sen hep bu davaların bitmesinden yana değimlisin?”
Boran “ elbette bitmesinden yanayım ama bu şekilde değil”
Firuz “ öyle yada böyle dava bitecekse…hem Karan’lar Şahvar’lardan bir can aldılar. Şimdi onlara bir can borçları var.. Kızlarını vermezlerse çok kan dökülür çok.. sende bende dur diyemeyiz ozaman” deyince Boran elleriyle yüzünü çevreledi
Boran “ başka bir yolu olmalı.. olmalı” dedi
Firuz “ başka yolu yok Boran.. Akşama aşiret toplantısında bu kararı alman faydalı olacak” deyip yerinden yavaşça kalkıp bastonuna tutunarak ilerledi salondan çıkmak için.. Babasının ardından Boran koltuğa kendini bırakarak başını elleri arasına alarak gözlerini kapatıp derin bir of çekti
Sıla “ Boran” deyince başını kaldırıp Sıla’ya baktı
Sıla “akşam o kararı vermeyeceksin değil mi Boran”
yağmur yüreklim 04-09-07, 11:05 günışığı ablacığım nerelerdesin hala bekliyorum senaryonu...fatoş abla ben sana rep veremiyorum sisteme bişey oluyor :icon_sorr
SEVMEYE MAHKUM YÜREKLER
Bölüm- 133
Boran “ Sıla...gel otur”
Sıla “ o kızı zorla evlendirmeyeceksin değil mi Boran” dedi bir kez daha
Boran “ en doğru karar bu olacak sanırım Sıla”
Sıla “ bunu yapamazsın “ dedi gözlerindeki hayal kırıklığıyla
Boran “ başka çare yok Sıla anlamıyorsun”
Sıla “ evet anlamıyorum, anlamak istemiyorum.. başka bir yolu olmalı”
Boran “ Sıla..”
Sıla “ bir kızın hayatını mahvedemezsin buna hakkın yok”
Boran “ ben istiyormuyum sanıyorsun” dedi oturduğu yerden kalkıp Sıla’nın karşısına geçerek
Sıla “ ozaman başka yollar bul, çareler üret”
Boran “ neden anlamak istemiyorsun.. Ya kız evlenecek yada kan dökülecek.. insanlar ölsün birbirlerini öldürsünler daha mı iyi “
Sıla “ başka yolu olmalı” dedi sesi titreyerek çıkarken
Boran Sıla’ya bir adım yaklaşarak saçlarını geriye itip Sıla’nın yüzünü avuçları arasına alarak
Boran “ ben istemezmiyim sanıyorsun başka yollar bulmayı…ama yok Sıla.. bu işin başka yolu yok anlıyormusun” dedi sesindeki yumuşaklıkla Sıla’yı sakinleştirmeye çalışarak
Sıla elleriyle Boran’ın elinden yüzünü kurtardıktan sonra bir adım gerileyerek
Sıla “ beni hayal kırıklığına uğrattın Boran.. insan hayatı senin için bu kadar değersiz demek” dedi
Boran “insan hayatından daha değerlisi yok benim için.. Bende insanlarınyaşayabilmesi için uğraşıyorum..”
Sıla “ evet bir kızın hayatını mahvederek”
Boran “ töreler böyle”
Sıla “ sen ağasın”
Boran “ ağalar töre yazmaz Sıla”
Sıla “ değiştirebilirsin”
Boran “ bu kadar kolay değil..”
Sıla “ deneyebilirsin en azından”
Boran “ elimden geleni yapacağım akşama.. Ama çok zor Sıla çok zor “
Sıla “ elinden gelenin fazlasını yap " diyerek hızlıca ayrıldı Boran’ın yanından
Boran “ sende anlamazsan beni yanımda olmazsan.. kime sözümü geçirebilirim ki Sıla” dedi Sıla’nın ardından bakakalmışken..
Şivan Boran’ın Mardin’e gelmesinin ardından tüm aşirete haber vermiş akşama olacak olan toplantıya çağırmıştı.. Ayşe telaşla akşam için hazırlıklara başlamış Kevser’de yanında durmuş kontrol ediyordu ne eksik ne tamam diye..
Boran güvercinliğe çıkmış akşam ki olacaklardan önce kafasını toplamaya çalışıyordu.. Abay’ı arayarak akşama konağa gelmesini söyledi
Abay “ ben aşiretten değilim ki Boran” demesine rağmen
Boran “ yanımda olmanı istiyorum Abay.. lütfen” demişti..
Sıla odasından çıktığında Narin ile karşılaştı
Narin “ Sıla.. gel oturalım şöyle “ diyerek kolundan tutup sedirlere çekiştirdi.
Narin “ anlat bakalım neler yaptınız İstanbul’da.. güzel mi İstanbul?”
Sıla “ güzel “ dedi kısa ve net
Narin “ ee anlat hadi.”
Sıla “ Narin anlatacak bir şey yok ki “
Narin “ nasıl yok okadar gün hiç gezmedin mi”
Sıla “ Narin canım çok sıkkın sonra anlatsam olmaz mı?”
Narin “ niye canın sıkkın?”
Sıla “ şu Karahan’lar mı ne… “
Narin “ hee”
Sıla “ onların kızının adı ne?”
Narin “ Emine”
Sıla “ onunla ilgili karar çıkacak değil mi bu akşam..”
Narin “ aşiret toplanacak burda”
Sıla “ ya kızı verirlerse”
Narin “ verirler” dedi istifini bozmadan
Sıla “ nasıl bu kadar rahatsın Narin” dedi hayretle
Narin “ ben ne edeyim Sıla…olmasaydı iyiydi ya abisi Halil’i öldürünce kızı verip kan davasını engelleyecekler”
Sıla “ kurban edecekler Emine’yi” dedi ürpererek
Narin “ akşama bu fırsattan yararlanıp bende Orhan’la görüşecem” dedi umursamazca
Sıla “ Narin.. sen aklınımı kaçırdın?”
yağmur yüreklim 04-09-07, 11:12 bu bölüm pinpin için gelsin.. Canım tatil nasıldı??
SEVMEYE MAHKUM YÜREKLER
bölüm-134
Narin “ abimde babamda toplantıda olacak rahat çıkarım evden”
Sıla “ sen yaşanılanların nezaman farkına varacaksın Narin”
Narin “ ben her şeyin farkındayım”
Sıla “ Eminenin başına gelenlerin seninde başına gelmesine daha fazla seyirci kalamam..Orhan’la buluşmaya gitmiyorsun”
Narin “ gidicem.. “
Sıla “ hayır Narin”
Narin “ sende gelsen hem ozaman daha rahat yollarlar”
Sıla “ Narin.. ben gelmiyorum sende hiçbiryere gitmiyorsun” dedi dişlerini sıkarak
Kevser “ ne ediyonuz bakayım “ diye geldi yanlarına
Narin “ hiç ana konuşuyoz Sıla istanbul’u anlatıyorda”
Kevser “ eyi eyi.. Boran’ımla yalnızda kaldınız iyi oldu.. böyle dönmeyeydiniz iyi olacaktı ya”
Sıla “ anne.. toplantıdan iyi bir sonuç çıkamaz mı”
Kevser “ en iyi sonuç çıkacak zati..”
Sıla “ Emine’yi verecekler yani öylemi”
Kevser “ en hayırlısı bu kızım”
Sıla “ ya kız istemezse?”
Kevser “ kızım bizim buralarda kız kısmına ne istediği sorulur mu hiç.. Büyükleri neyi uygun görürlerse o olur”
Sıla “zavallı kız” dedi yavaşça
Narin araya girerek
Narin “ anaaa” dedi nazlı bir sesle
Kevser “ söyle kekliğim” dedi
Narin “ bu akşam Zeynep ablalara gidecem de.. yani gidiyim mi”
Kevser “ akşam ne işin var Zeynep’te”
Narin “ çok sıkılıyomuş ana, kardeşide Samsun’a gitmişte.. yalnız sıkılıyorum gel dedi”
Kevser “ abin ne der bilmem ki.”
Narin “ Sıla’da gelecek” deyince Sıla gözlerini Narin’e çevirerek baktı hayretle
Narin “ hah ağabeymde geliyor bir söylesen sen”
Kevser ayağa kalkıp aşağı inmekte olan Boran’a seslendi
Kevser “ oğlum”
Boran “buyur ana” diye duraksadı basamakta
Kevser “ az gel hele” deyincede yanlarına geldi
Boran “ne oldu ana?” diye sordu
Kevser “ Zeynep öğretmenin kardeşi köyüne gitmişte kızda tek başına sıkılıyomuş”
Boran “ee “
Kevser “ Sıla’yla Narin’de gitmek istiyolar yanına”
Sıla “ ama ben.. “ demesine kalmadan
Boran “ tamam Haydar götürüp bıraksın çok geç kalmayın” deyip ayrıldı yanlarından.Sıla’nın toplantı esnasında konaktan uzakta olması iyi olacaktı.. Bu yüzden hiç itiraz etmeden izin vermişti zaten..
Kevser “ haydi hazırlanında götürsün Haydar sizi benden de selam söyleyin” deyip odasına gitti
Narin “ hemen hazırlanayım” deyip ayaklandığında Sıla kolundan tutarak
Sıla” bir daha sakın yapma bunu Narin” dedi
Narin “valla yapmam Yengecim” deyip Sıla’nın Yanağından öpüp koşturdu odasına..
Sıla’da çaresiz odasına geçerek hazırlandı.. İçinde ne giyinme isteği vardı ne de ellerinde saçlarını tarayacak kadar derman
Saçlarını aynanın karşısında toplarken kapı açıldı
Sıla arkasını dönüp
Sıla “ Boran” dedi
Boran “ üzerimi değiştireceğim” dedi sanki açıklama yaparcasına..
Boran “ sen hazırmısın?”
Sıla “ hıhı” deyip saçına tokayı takarak Boran’ın yanına geldi
Boran dolaptan kıyafetlerini çıkarırken
Sıla “ Boran” dedi birkez daha
Boran Sıla’ya dönüp baktığında
Sıla “ Emine için elinden gelen her şeyi yap olur mu” dedi yalvaran gözlerle
Boran dolabın kapağını kapatıp
Boran “ merak etme Sıla. Elimden gelenin fazlasını yapacağım” deyince Sıla sarıldı Boran’a
Sıla “ sana güveniyorum.. o kızı kurtar ne olur” dedi
Boran’da Sıla’nın yanağını öperek
Boran “ yeterki yanımda ol Sıla…” dedi kısık bir sesle
Sıla ellerini Boran’dan çekerek
Sıla “ ben gideyim artık” dedi
Boran “ tamam, görüşürüz” dedi gözlerini ayırmadan. Sıla ne gitmek istiyordu şuan nede Boran göndermek istiyordu aslında ama gitmesinin doğru olduğunu da biliyordu Boran..
Sıla odadan çıktığında Narin hazırlanmış bekliyordu kendisini
Narin Sıla’nın koluna girip indiler merdivenleri.. Haydar Zeynep öğretmenin kapısına bıraktıktan sonra
Haydar “ 2 saate gelirim gelinağam” deyip ayrıldı yanlarından..
Sıla çekingen bir şekilde kapıya ilerlerken Narin heyecanla kapıyı çaldı
Orhan kapıyı açınca hemen boynuna sarıldı Sıla şaşkınca ikisine bakarken
Sıla şaşkınlığını üzerinden atmakla uğraşırken biraz uzakta bu manzarayı arabasından izleyen kişi
“vay vay gelinağa bu işlere el attı demek” diyordu sırıtarak
yağmur yüreklim 04-09-07, 11:19 kayram bu bölüm senin için.. benim mesajlarım sana gelmiyor mu ne :icon_whis
SEVMEYE MAHKUM YÜREKLER
bölüm-135
Aşiretin üyeleri toplanmış son olarak Şahvar’ların gelmesini bekliyorlardı.. Boran oturduğu yerden huzursuzca insanların yüzlerini inceliyordu..
Farkında olmadan sağ ayağını sürekli sallayınca yanında oturan
Abay “ Boran” dedi
Boran kendisine doğru döndüğünde
Abay “ sakin ol” dedi yavaşça
Boran “ olmamıyorum Abay.. sonucun ne olacağı şimdiden belli.. ve ben bunu değiştirmek için hiçbirşey yapamayacağım”
Abay “ eğer yapılacak bir şey olsaydı yapardın zaten “
Boran “ olmalı bir şeyler Abay.. ama yok yok” dedi sesinin ayarını düzenleyemeyerek
Şivan “ Şahvarlar geldiler ağam” deyince ayağa kalkıp bekledi
Şahvar’lar birkaç aile büyüğüyle birlikte gelmişlerdi..
“ selamün aleyküm” diyerek girdiler içeriye
Boran “ hoş geldiniz “ deyip yer gösterdi oturmaları için..
Onlarda yerlerine oturduktan sonra
Boran “ öncelikle başınız sağolsun.. Allah rahmet eylesin..Mekanı cennet olsun” diyerek başladı söze
İzzet “ dostlar sağolsun” dedi Boran’a karşılık olarak
Boran “ uzunca bir süredir yaşanan bu su davasının bu şekilde sonuçlanması çok üzücü.. isterdimki vermiş olduğum kararlara uyulsun sorun kalmasın..fakat iki tarafta yine kendi bildiğini okudu. Benim kararlarımı hiçe sayarak yine kafalarınızın dikine gittiniz”
Ziya “ ağam biz senin..”
Boran “ konuşmamı bitirmedim daha “ dedi çatık kaşlarını Ziya’ya çevirerek
Ziya “ bağışla ağam “dedi
Boran tekrardan yönünü çevirerek
Boran “ bunu daha sonra konuşacağız.. Bana kalsa bu olayın mahkemeye intikal etmesini isterim..ama artık anladım ki aşiretimde hiçbirşey bana kalmıyor”
Yaşar “ olur mu öyle şey ağam..Sen bizim başımızsın, ağamızsın”
Boran “ hepsi lafta bunların Yaşar.. yaşanılanlara baksana.. Halil şimdi yaşamıyo neden allahın verdiği suyu paylaşamadığınızdan….” Dedi gözlerinden öfke fışkırarak
Boran “ bu ağa olarak verdiğim son karar olacak.. Ağalığı bırakıyorum” deyince herkes hayretle Boran’a baktı içerde kopmaya başlayan uğultuyla birlikte Abay’da Boran’a bakıyordu kendisinin de bilmediği bu kararı öğrenirken
Ali ağa” ne dersin sen Boran..” diyerek uğultuyu kesti
Boran “ ben bu işi yapamıyorum anladım.. İnsanların bana ve verdiğim kararlara saygısı yok.. Bu yüzden de benim başlarında olmamın bir anlamı yok”
Ali ağa “ aşiret seni severde sayarda Boran…. Lakin bu su davasında bir eşekliktir yapmışlar.. Bu demek değildir ki senin dediklerini yapmayacaklar senin hükümlerine boyun eğmeyecekler”
Boran “ insan yaptıklarını düşünerek yapmazsa olacağı bu.. Ne oldu şimdi bir taraf evladını kaybederken diğer taraf katil oldu”
Ali ağa” düzelecek Boran.. Şahvarlar’da Karan’larda yaptıkları bu hatayı telafi edecekler”
Boran “ hiç sanımıyorum” dedi alaylı bir gülümsemeyle
Mustafa “ ağam bir cahilik etti Seyit sen affet..” dedi
Boran “ onu Allah affetsin..” diye yanıtladı
Mustafa “ Halil’in kanına karşılık kızımızı vermeye hazırız “ deyince
Ali ağa “ Bak Boran her şey yoluna giriyor yavaş yavaş..”
Boran “ bundan başka bir çözüm yolu olmalı” deyince içerdekiler birkez daha şaşırarak baktılar Boran’a
Ali ağa “ nasıl yani “ dedi kaşlarını çatarak
Boran “ Emine bakalım Deniz’le evlenmeyi isteyecek mi?”
Ali ağa “ nerde görülmüş kız kısmının isteğinin sorulduğu”
Boran “ zorla evlendirecek değiliz ya”
İzzet “ benim canım gitti.. onlarında ya canını yakacağım yada kızlarını alacağım oğluma.. Halilîmin kanının bedeli olamaz ya “diyerek lafa girdi
Ali ağa “ ozaman hazırlıklara başlansın vakit kaybetmeden yapalım düğünü”
Mustafa “siz nasıl derseniz.. Kızımın çeyizi hazırdır kaç zamandan beri.. Ne zaman isterseniz alıp götürün”
Boran “ sen kızınla konuştun mu bunu Haberi var mı?” diye sordu Mustafa’ya
Mustafa “ Haberi vardır ağam”
Boran “ ne dedi peki?”
Mustafa “ne diyecek ağam “ dedi Boran’ın bu sorularına anlam veremeyerek
Boran “ bakın.. Eğer Emine istemiyorsa buna izin veremem.. “
Ali ağa” Boran oğlum sen iyimisin?”
Boran “ bir kızın hayatını mahvedecek kararı alamam ben”
Ali ağa “ bu toprakların üzerinde çok kanlar döküldü.. çok canlar yandı Boran..bizler bu kanları durdurmak için törelerimizi uyguluyor insanları yaşatmaya çalışmıyor muyuz?”
Boran “ yaşatmak mı” dedi gülümseyerek
“ yaşatmak” dedi tekrardan
Boran “ her nefes alanı yaşıyor sanıyoruz ne kadar acı değil mi” dedi
Firuz “ Boran.. kararın bizim istediğimiz yönde olacak değil mi” dedi Boran’ı sanki kendine getirmeye çalışıyormuş gibi
Boran babasına dönüp baktı donuk gözlerle..sonra Abay’a kaydı gözleri.. Onun gözlerinde ışık yoksa artık yapacak bir şey yok demekti Boran için..
Boran hüsranla başını çevirip
Boran “ hazırlıklara başlansın” dedi
yağmur yüreklim 04-09-07, 11:26 bu bölüm kardem için gelsin.. Aramıza hoşgeldin
SEVMEYE MAHKUM YÜREKLER
bölüm-136
Zeynep “ hoş geldiniz” diyerek güler yüzle karşıladı Sıla ve Narin’i
Narin Zeynebi öptükten sonra gayet rahat bir tavırla kendi evindeymiş gibi oturdu koltuğa..
Narin “ Bak Zeynep abla bu sefer yengemide getirdim” dedi yanına oturan Orhan’ın elini tutarak
Zeynep “ çok iyi ettin canım” deyip Sıla’ya döndü
Zeynep “ isminizi Narin’den çok duyduk ama tanışmak kısmet olmadı bir türlü.. tatil için Samsundaydık bizde okullar açılınca döndük” dedi
Sıla “ memnun oldum tanıştığıma” deyip oturdu çekinerek.. İçinde öylesine bir rahatsızlık vardı ki.. Narin bile yabancı geliyordu şuan..
Narin dünyayı unutmuş Orhan’la el ele göz göze otururken
Sıla” Narin.. bana lavaboyu gösterirmisin” dedi
Narin “ şu koridorun sonunda sağda yenge” deyince
Sıla “ sen götürsen diyorum” dedi kaç göz işareti de yaparak
Narin “ tamam göstereyim” diyerek kalktı oturduğu yerden
Narin önde Sıla arkada çıktılar salondan
Narin “ bak şurası yenge” demesine kalmadan
Sıla “ Narin sen ne yaptığını sanıyorsun” diye çıkıştı
Narin afallayarak
Narin “ ne yapıyorum ki” dedi
Sıla “ hemen eve gidiyoruz Narin.. “
Narin “ olmaz.. daha yeni geldik.. hem abimde izin verdi neden böyle yapıyorsun”
Sıla “ abin seni burda Zeynep’le oturuyor sanıyor ama sen ne yapıyorsun”
Narin “ ne yapıyorum Sıla..sevdiğimle oturuyorum suç mu.. he söylesene suçmu”
Sıla “ suç değil ama yanlış yaptığın Narin hadi eve gidelim”
Narin “ gitmiyorum..Zaten doğru düzgün göremiyorum Orhan’ı sende bu akşam burnumdan getirme” deyip gitti yanından
Sıla “ Ah Narin.. neden böyle yapıyorsun” diyerek arkasından girdi o da salona
Zeynep daha önceden haberi olduğundan hazırladıklarını sehpalara yerleştiriyordu
Sıla “ nende zahmet ettiniz?” dedi tebessüm etmeye çalışarak
Zeynep “ ne zahmeti..birşey yapmadım zaten”
Sıla “ bende yardım edeyim size” deyip Zeynebin arkasından ilerledi mutfağa
Zeynep bardakları hazırlarken Sıla dayanamayarak
Sıla “ bu duruma nasıl izin veriyorsunuz “ diye sordu
Zeynep “ Narin ve Orhan’a mı” dedi sakince
Sıla “ evet..yani yaptıkları yanlış Boran bir duysa”
Zeynep “ az söylemedim Narin’e de kardeşimede.. ama anlamak istemiyorlar.. gençlik işte.”
Sıla “ böyle devam edemez ki”
Zeynep bardakları bırakıp mutfaktaki sandalyeye oturdu
Zeynep “ bak Sılacım…” deyip duraksadı ardından da
Zeynep “ Sıla dememin bir mahsuru yoktur umarım” diye ekledi
Sıla “ yok elbette” deyince devam etti
Zeynep” Orhan’ın daha önceleri bir iki kız arkadaşı oldu ama bu kadar ciddi değildi..Narin’i gerçekten seviyor..bende zaten bu konuyu Boran’la konuşmak istiyorum artık”
Sıla “ Narin küçük diyecektir..eminim.”
Zeynep “ en azından aralarında söz kesilir beklerler birkaç yıl.. Böylelikle görüşmeleride kolaylaşır”
Sıla “ beni bile alet etti görüşebilmek için nasıl huzursuzum anlatamam” dedi Zeynep’ten gizlemeyerek korkusunu
Zeynep “ bende rahatsızım inan.. Ama görüyorsun birbirlerini görünce dünyayı unutuyorlar” deyip Sıla’nın elinin üzerine elini koyarak
Zeynep “ sen içini rahat tut.. konuşucam en kısa zamanda” deyip kalktı yerinden
Zeynep “ geçelim mi içeriye” dedi tebessümle
Sıla’da aynı tebessümle karşılık vererek
Sıla “ geçelim” dedi çayları alıp giden Zeynebi takip ederken..
Çaylar içilip sohbet edilirken zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştı kimse.. Narin hayatından memnun bir halde kahkahalar atarken Sıla’da Zeynep’le koyu bir sohbete dalmıştı.. Kapı çaldığında Sıla ve Narin toparlandılar ve kendilerini almaya gelen Haydar’la birlikte ayrıldılar Zeynep’lerden
Sıla hızlı adımlarla merdivenleri çıkarak doğruca odaya girdi..Boran’ı orda bulamayınca aklına güvercinlik gelerek yukarıya çıktı yine koşar adımlarla çıktı yukarı..Güvercinliğe yöneldiğinde Boran’ın terasta oturduğunu görüp yanına geldi
Sıla “ Boran” dedi nefes nefese
Boran kendisine bakınca içinde azda olsa bir ümitle
Sıla “ ne oldu Boran….ne karar alındı” dedi
yağmur yüreklim 04-09-07, 11:33 bu bölüm yokluğun için gelsin
SEVMEYE MAHKUM YÜREKLER
bölüm-137
Boran “..”
Sıla “ bişey söylemeyecekmisin Boran”
Boran “ Sıla”
Sıla “ karar çıktı değil mi” dedi sendeleyerek
Boran “ maalesef..”
Sıla “ neden Boran neden..”
Boran “ Sıla” diyerek tuttu kolundan
Sıla “ töreler bu kadar acımasız olamaz.. olmamalı” dedi ağlayarak
Boran Sıla’yı kendine çekip sarılmak istediğinde Sıla kendini geri çekerek
Sıla “ nezaman evlenecek ? “ dedi
Boran “ bilmiyorum ama çabuk olacak”dedi hüzünle
Sıla “ haksızlık bu….” Dedi belli belirsiz ardından da arkasını dönerek merdivenlere yöneldi
Boran “ Sıla” deyince
Sıla “ yatıcam” diyerek indi odasına..
Kapıyı kapatarak arkasına yaslandı.. Emine’yi hiç tanımadığı halde ona bu kadar üzülmesi Sıla’nın içinde gizli tuttuğu insanlığını açığa çıkarıyordu..gözyaşları yanaklarına doğru süzülürken Sıla hem hayata hemde törelere isyan ediyor, Boran’ın da elinden bir şeyler gelmediğini bile bile Boran’a bile gönül kokuyordu nasıl izin verdi diye..
Aşiret dağıldıktan sonra Firuz ve Zinhar hala oturuyorlardı
Zinhar” neyseki tatlıya bağlandı abi bu işte” dedi
Firuz “ bağlandı ya” dedi tesbihini çekerek
Zinhar “ Boran biran bozacak sandım ya olmadı şükür” dedi imayla
Firuz “ Boran öyle konuşsa da töreleride ne yapması gerektiğinide iyi bilir” diyerek susturdu kardeşini
Zinhar “ abi” dedi konuyu değiştirmek için hamle yapıp
Firuz kendisine bakınca
Zinhar “ diyorlar ki..” deyip duraksadı
Firuz” ne diyorlar” dedi başıyla birlikte vücudunuda oturduğu yerden Zinhar’a doğru çevirerek
Zinhar “ şey..abi… derkerki..”
Firuz “ ağzında lafı geveleme de ne diyeceksen de Zinhar” dedi tok sesiyle
Zinhar “ Boran ağa döl tutmuyor derler abi” deyince
Firuz “ ne diyorsun sen Zinhar” diye gürledi
Zinhar “ ben demiyorum abi.. kahvede konuşuyorlardı
Firuz “ Boran evleneli daha ne olmuşta döl tutmuyormuş”
Zinhar “ vallahi ben onların yalancısıyım”
Firuz “ onlar böyle konuşurken sen onları susturamadın mı Zinhar.. ne biçim konuşuyorsunuz ağanız hakkında diyemediniz mi”
Zinhar “ dedim demesine”derken
Firuz “ utanmadan gelip bunu birde bana söylüyorsun “ diyerek kesti sözünü
Firuz “ yazıklar olsun birde kardeş olacaksın” deiyp kalktı yerinden..Zinhar’ın yüzüne bile bakmadan çıktı salondan
Zinhar’da ardından çıkarak söylediğine bin pişman olarak ayrıldı konaktan..
Boran yavaş adımlarla indi odaya.. omuzlarında Emine için verdiği kararın ağırlıyla…ışığı açmadan üzerini bile değiştirmeden yatağın üzerine elbiseleriyle kıvrılmış olan Sıla’nın yanına yatarak
Boran “ Sıla…yatağın içine gir üşüyeceksin” dedi
Sıla “ ıhh” deyip kıpırdadı yerinde
Boran “ üşüyeceksin böyle hasta olursun böyle hadi üzerini değiştirip yatağın içine yat” deyince
Sıla isteksizce kalktı yattığı yerden..
Dolaptan geceliğini alarak giyindi.. Sonrada tekrar yatağa gelip girdi içine.. Boran’a Sırtını dönüp yattı .
Boran’da yatağın üzerine tekrardan uzanarak Sıla’yı sardı arkadan
Boran “ ne olursa olsun bana uzak olma Sıla..aramıza yıkılmaz duvarlar koyma ne olur…sende olmazsan ben bu yükün altında ezilirim Sıla.. nefes alamam” deyince Sıla Boran’a dönerek
Sıla “ Boran” dedi ağlamaklı daha fazla konuşamayarak sarıldı sıkıca
Boran “ Sıla’m…” dedi Sıla’nın saçlarının arasına yüzünü gömerek..
yağmur yüreklim 04-09-07, 11:47 bu bölüm de maa-cd için gelsin
SEVMEYE MAHKUM YÜREKLER
bölüm-138
Ayşe “ gelinağam..gelinağam..” diyerek çaldı kapıyı
Sıla başını kaldırarak yastıktan
Sıla “ gel Ayşe” dedi
Ayşe eteğini tutarak yüzündeki telaşlı ifadeyle konuşmaya başladı
Ayşe “ gelinağam”
Sıla “ söyle Ayşe’cim”
Ayşe “ şey gelinağam Emine geldide ağamla konuşmak ister”
Sıla “ Emine mi?”
Ayşe “ ağam yok dedim seninle konuşmak istiyo gelinağam ne diyeyim”
Sıla “ salona al Ayşe bende geliyorum hemen” deyip yataktan kalktı..Ayşe odadan çıkarken oda alelacele giyinip çıktı odadan
Emine salonda koltuğa oturmuş etekleriyle oynuyordu bilinçsizce
Sıla “ Emine” dedi salona girer girmez
Emine Sıla’nın dizlerine kapanarak
Emine “ geniağam etme eyleme kurbanın olam.. vermeyin o adama beni” dedi
Sıla Emineyi omuzlarından tutup kaldırmaya çalışarak
Sıla “ Emine’cim gel şöyle oturalım”diyerek kaldırdı
Emine şişmiş gözleriyle Sıla’ya bakarak
Emine “ gelinağam yalvarırım kulun kölen olurum yakmayın beni” dedi ağlayarak
Sıla ne demesi gerektiğini bilmiyor Emine’nin perişan haline bakarak içi gidiyordu
Sıla “ Emine’cim biz istermiydik.. “diyebildi sadece
Emine “ ağamla konuşsam gelinağam, yalvarsam, ayaklarına kapansam…”dedi çaresiz
Sıla “ Emine.. Boran elinden geleni yaptı inan..”dedi hüzünlü bir sesle
Emine “ ben tanımam etmem onu nasıl kocam derim gelinağam, nasıl koynuna girerim yüreğimde başkasının sevdası varken”
Sıla “ ne” dedi şaşkınlıkla
Emine “ ben Hasan’a sevdalıyım gelinağam…babamlar başlık parası için vermediydiler.. Oda çalışmaya gitti..biriktirir biriktirmez gelip isteyecekti beni.. etme gelinağam ben ne edeyim nerelere gideyim de bana.. Canımı alsınlar da o adama vermesinler beni” dedi hıçkırıklarla arasıra sesi kesilirken
Sıla “ cana kıymakta ne demek Emine’cim…sen bu caın taşımakla, Allah’ın biçtiği ömrü yaşamakla hükümlüsün…” dedi gözlerini yere indirerek
Sıla “ Allahım neden çaresiz eli kolu bağlı bırakıyorsun bizi bu olaylar karşısında.. sen kullarını nasıl acılarla sınıyorsun yarabbim “ dedi kısık bir sesle..Sonra’da Emine’ye dönerek elini elinin üzerine koyarak
Sıla “ çok üzgünüm..”dedi…daha başka ne söyleyebilirdi ki…Ne yapabilirdi nasıl sakinleştirebilir nasıl derman olabilirdi Emine’nin içindeki yaraya..
Tek yapabildiği Emine’nin gözyaşlarına eşlik etmekti..Başka bir şey gelmiyordu elinden..Aciz kalıyor Emine’nin gözlerinin altında eziliyordu…
Emine “ yani bir çaresi yokmudur gelinağam” dedi olmadığını kendiside bilerek
Emine gittikten sonra Sıla odasına girip telefonu eline aldı
Sıla “ Alo Boran” dedi
Boran “ Sıla…”
Sıla “Boran.. biraz önce Emine geldi buraya”
Boran “ Emine mi?”
Sıla “ evet.. çok kötüydü Boran.. ağlamaktan gözleri şişmiş kızarmıştı da.. Yalvardı biliyormusun” dedi artık hıçkırıklarına engel olamayarak
Boran “ Sıla ağlama güzelim..”deyince
Sıla “ bir sevdiği varmış.. başlık parası için çalışmaya gitmiş.. ne olacak şimdi Boran…Emine nasıl yaşayacak söylesene” dedi sesli ağlamaya başlayarak
Boran” Sıla..bende böyle olsun istemezdim..benimde içim yanıyor ama başka yolu yok…lanet olsun çaresiz kalıyorum hiçbi
şey yapamıyorum Sıla.. kendimden yaşadığım hayattan her şeyden nefret ediyorum”deyip kapadı telefonu.. Boran dirseklerini masaya koymuş elleriyle yüzünü kapatırken Sıla’da telefonu kulağından çekip yere çömelerek ağlamaya devam ediyordu..Birinin çığlıkları sesli diğerininki içten içeydi..Birinde hıçkırıklar yanaklarına süzülen yaşlara eşlik ederken diğerinde fırtınalar kopuyordu ardı ardına.ikiside yaşanılanlara, törelere isyan ediyorlardı çaresiz kaldıkları şeyin karşısında….
yağmur yüreklim 04-09-07, 11:51 bu bölüm eminedeniz için gelsin.. Gel artık senide senaryonuda çok özledik..
SEVMEYE MAHKUM YÜREKLER
bölüm-139
Düğün için tüm hazırlıklar yapılmıştı iki taraftada her şey tamamlanmış yüzlerde rahat bir genişleme vardı
Emine yanındakilerin yardımıyla giyinmiş annesiyle vedalaşıyordu Sıla içeriye girdiğinde..
Sıla “ merhaba” dedi Emine’ye gözleri kayarak
“ hoş gelmişsen gelinağam” dedi yanındakiler
Sıla “ Emine’yle biraz yalnız konuşabilirmiyim?” deyince tek tek çıktılar
Sıla Emine’nin yanına kadar gelerek öncelikle elindeki cumhuriyet altınını taktı boynuna adettendir diyerekten..Sonra’da Emine’nin saçlarına dokunarak
Sıla “ umarım mutlu olursun” dedi
Emine “ sağol gelinağam” dedi metanetli olmaya çalışarak
Sıla “ ben böyle olsun istemezdim inan.. Senin sevdiğinle mutlu olmanı okadar çok isterdim ki..”
Emine “ kaderim buymuş.. ne yapalım.. çekmekse bana düşen.. çekeceğim..”dedi dolu dolu olmaya başlayan gözlerini engellemeye çalışarak
Sıla “ Emine.. ne zaman başın sıkışırsa yada nezaman konuşmak istersen beni bir arkadaş bir dost olarak gör olur mu”
Emine “sağol gelinağam..allah razı olsun”dedi başını önüne eğerek..
Sıla “ben çıkayım artık dediğinde Emine Sıla’ya seslendi
Emine “ gelinağam” diyerek
Sıla arkasını döndüğünde Emine elindeki mendili uzatıp
Emine “ bunu Hasan’a verirmisin gelinağam” dedi utana sıkıla
Sıla “ hıhı “ diyerek başını salladı ve aldı mendili Emine’nin elinden….
Arkasında gözü yaşlı bir gelin bırakarak döndü masasına…Boran’la göz göze gelince gözlerini kaçırarak başka yöne döndü… Hasan’ı tanımadığı için mendili nasıl vereceğini düşünürken aklına Narin geldi.. Yan tarafa dönerek Narin’in kulağına bir şeyler fısıldadı..Narin’den olur yanıtını aldıktan sonra masanın altından uzattı mendili..
Hasan olanları duyduktan sonra daha fazla kalamayarak dönmüştü Mardin’e.. Emine’yle bir türlü konuşamamış… şimdi bir kuytu köşede duvara yaslanmış sevdiğinin düğününü izliyordu..
Narin “ hasan abi” diye seslendi
Hasan başını çevirip Narin’e baktı Narin sağını solunu kontrol ettikten sonra elindeki mendili uzatarak almasını bekledi..
Hasan mendili eline aldıktan sonra Narin hızlıca uzaklaştı yanından..Bu sırada da Emine ve Deniz’de gelmişlerdi avluya.. davullar zurnalar çalıyor herkes oyunlar oynuyordu orta yerde.. Emine masasına oturduğunda doğruca Hasan’ı aradı gözleri..ve bir noktaya sabitlendi o anda..Sıla önce Boran’a baktı, Boran’la göz göze gelincede başını Emine’ye çevirdi, ardından da Boran takip etti Sıla’nın bakışlarını..Sonra ikiside Emine’nin baktığı yöne çevirdiler bakışlarını..Hasan elindeki mendili sıkıca tutmuş gözlerini Emine’den ayırmadan mendili alıp kokladı..Emine’nin gözlerinden yaşlar süzülürken Sıla’da dönüp Boran’a baktı ve kesişti gözleri
Al mendil sende kalsın
Sakla koynunda kalsın
Ben murad alamadım
Mendilim murad alsın
Oy dağlar zalım dağlar
Kurbanın olum dağlar
Deymeyin yaralıyam
Yaradır sözüm dağlar
Perçemin yana yatır
Kirpiğin bana batır
Yar benim alın yazım
Okunur satır satır
Oy dağlar zalım dağlar
kurbanın olum dağlar
Deymeyin yaralıyam
Yaradır sözüm dağlar
(Erdal Erzincan)
düğün olağan geçmiş herkes müziğin ritmine kaptırmıştı kendini bu düğünün iki insanın da hayatını mahvettiğini bir Boran hissediyordu bedeninin her köşesinde bir de Sıla…Emine üzerindeki beyaz gelinliğiyle kefeni giydirilmiş cansız bir beden taşıyordu kulaklarında “ hasan” uğultularıyla boğuşurken…Hasan’ınsa elindeki mendile dökülüyordu bir bir gözlerinden akan damlalar…
kader buydu demekki..alnına yazılan kadere boyun eğmekti insanoğluna düşen… Ve Emine ve Hasan’ın için yas tutmaktı Sıla ve Boran’ın şuan yaşadıkları ilerde yaşayacaklarından habersiz…
düğün bitiminde Boran ve Sıla Kevserler’den önce çıkmışlardı daha fazla kalmak istemeyerek.. ikisinin ardından bakan köylüler kendi aralarında konuşmaya başlamışlardı bile “ Boran ağa döl tutmuyor muş” diye
yağmur yüreklim 04-09-07, 11:54 bu bölüm sayme için gelsin.. Senide çok özledik gel hemen..
SEVMEYE MAHKUM YÜREKLER
bölüm- 140
Düğünden sonraki günler hem Hasan için hemde Emine için çok zor geçmişti.. Hasan Eminenin düğününden sonra Mardin’de duramamış uzaklaşmıştı içindeki sevdayla birlikte..
Emine hayatını alt üst eden bu evliliğe ne kadar alışmaya çalışsa da kabullenmek öylesine zordu ki….yüreğinde başkasının sevdası yakarken içini, tenine dokunan başka elin sıcaklığı ürpertiyordu…
Eş zamanlarda gecenin en karanlığında başka bir ten alev alev yanıyordu sevdiğinin temasıyla
Sıla “ Boran” dedi Boran’ın elleri teninde o noktadan başka bir noktaya ilerlerken..
Boran zoraki bir duraksamayla kendini çekerek
Boran “Sıla’m” dedi karşılık olarak..
Sıla tebessüm ederek
Sıla “ ilacımı unuttum” deyip yatakta doğrulmaya çalışınca
Boran “bunun için mi engelledin beni Sıla” dedi hafif kızarak..Yaşadıkları anın büyüsünü bozduğu için kızmış o ilacın bir günlük aksamasından olası bir aksaklık olupta Sıla hamile kalacaksa da kalsaydı diye düşünerek yatağın üzerine oturup Sıla’nın ilacını içmesini bekledi..
Sıla elindeki bardağı koyduktan sonra Boran’a baktı ışıldayan gözlerle…
Yanı başında oturan Boran’a bakarak
Sıla “ bişey mi oldu” dedi biraz önce kendinden zor ayrılan kocasının şuan hiçbirşey yapmadan bu şekilde beklemesine anlam veremeyerek
Boran “ Sıla… artık bu konuyu konuşsak olmaz mı..yani tamam sen çok erken diyorsun ama ben çocuğumuz olsun istiyorum, babalık duygusunu senin bana vereceğin bir bebekle tatmak istiyorum”
Sıla “ canım…bende istiyorum ama..”
Boran “ artık alışalım, birbirimizi tanıyalım diye sebepler getirme bana.”
Sıla “ öyle sebeplerim yok hayatım” dedi cana yakın sesiyle..sonra’da Boran’ın yüzünde parmaklarını gezdirerek
Sıla “ bende senin çocuğunu doğurmak istiyorum..senin parçan olan bir bebek…ama Boran..hazır hissedemiyorum kendimi..bir yanım istiyor diğer yanım korkuyor..anlıyormusun beni…” dedi
Boran “ anlamıyorum desem ne değişecek” deyiverdi biranda..
Sıla şaşkınlıkla ellerini Boran’ın yüzünden çekerek gözlerini hayretle Boran’ın gözlerine sabitledi
Sıla “ nasıl yani” dedi kendine engel olamayarak
Boran “bebek için neden korktuğunu anlamıyorum Sıla… doğurmaktan mı, büyütmekten mi..neden korkuyosun?”
Sıla “o bebeğin sorumluluğunu almaktan, büyütürken yeteri kadar iyi bakamamaktan..”
Boran “ Sıla.. burda herkes sana yardımcı olur bunu biliyorsun..”
Sıla” elbette biliyorum ama..”
Boran “ sen istemiyorsun ve bunu başka nedenleri bahane ederek ört pas etmeye çalışıyorsun..Oysa senin ve benim….”deyip duraksadı
Boran “ neyse… uyusak iyi olacak…” deyip uzandı yatağa
Sıla “ Boran inan ben…”
Boran “ tamam Sıla. Sonra konuşuruz..iyi geceler” deyip kapadı gözlerini..
Sıla’da Boran’ın ardından
Sıla “ peki Boran…”diyerek uzandı yanına. O kadar kırılmıştı ki Boran’ın kendisine bu şekilde davranmasına..kendisini dinlememişti bile…Sıla nekadar çabalarsa çabalasın bir önemi olmuyordu Boran için…. İkiside gözleri kapalı uzunca bir süre uyuyamadılar…uykuya teslim olduklarında da aynı yatakta birbirlerinden uzaktılar..
Sabah Boran odasından çıktığında Sıla’da açtı gözlerini.. Boran’ın kendisini uyandırmamasına içerleyerek kalktı peşisıra…
Firuz “ Boran..az dur hele” deyip odasının biraz ilerisinde duraksayan Boran’a doğru ilerledi…
Boran “ buyur baba…bir şeyin yok ya” dedi babasının yüzündeki ifadeden telaşlanarak
Firuz “ yok eyiyim ben.. “
Boran “ nedir konuşacağın” dedi yüzü odalarının kapısına doğru dönük olarak
Firuz “ sana daha öncede söyledim ya sen beni ciddiye almadın”
Boran “ hangi konuda baba?”
Firuz” çocuk konusunda elbet…daha ne zaman bir torun verecen bize Boran” deyince Boran isteksizce kıpırdandı..
Bu sırada Sıla’da kapıdan çıkmak üzereydi kapıyı yavaşça aralayınca Firuz ve Boran’ın konuştuğunu görüp duraksadı..
Boran “ biz şuan düşünmüyoruz” deyiverdi biranda
Firuz” düşünmüyoz demekte neymiş Boran..sen bilmezmisin aşiretimiz senden bir erkek torun bekler”
Boran” ama baba”
Firuz” aması yok bu işin Boran..elini çabuk tut…bu işi uzatmanın bir gereği yok…elalemin ağzı torba değilki büzesin”
Boran” elalem?” dedi bir anlam veremeyerek
Firuz” sana bu işi uzatma derim daha bir şey sorma” dedi kaşlarını çatarak
Boran” baba ne demek istediğini öğrenmek istiyorum” dedi oda kaşlarını çatarak
Firuz “ öğrenmek mi istiyorsun.. Boran ağa’nın bebesi olmuyor, Boran ağa döl tutmuyor derler orda burda.. .duydunmu oğul” dediğinde Boran duydukları karşısında hayret dolu gözlerini babasından kaçırdığında kapının önünde duyduklarıyla şok olmuş bir şekilde kalakalmış Sıla ile göz göze geldi….
Yine gam yükünün kervanı geldi
Çekemem bu derdi yavrum bölek seninle
Eremem lokmana çaresiz kaldım
Çekemem bu derdi yavrum bölek seninle
Bağımıza gazel düştü güz oldu
Geçti bu vakitler yavrum ne de tez oldu
Derdim binbir iken binbeşyüz oldu
Çekemem bu derdi yavrum bölek seninle
(Yine gam yükünün kervanı geldi- Kızılırmak)
bye bye
herkese günaydın:img-wink:
güzel bir gün diliyorum size.. benim için güzel bir gün olacak.. akşam Asena ve Esin'le buluşacağım..bu bölüm ikisine gelsin...
ay bak misilleme yapasım geldi nedense...
sevgi kelebeğim ve kahve keyfim için gelsin...:img-wink:
bu arada üzgünüm yine böldüm senaryolarını ama bu sefer sitenin azizliğine uğradım cnm...:img-wink:
Boran “cadı” dedi ardından…
Sıla “duydum seniiii”
Boran “gizli bir şey değil ki bu, cadısın işte”
Sıla “evet cadıyım” dedi, geri geldi elleri belinde…
Boran “ben en iyisi susayım” dedi, bu cümlesine sıla kıkırdarken...
Sıla "artık çok eminim biz kesin şinasi amcayla ayten teyze gibi olacağız"
Boran "inşallah ama bizde huysuz olan sen olursun kesin"
Okula gittiklerinde boran sılayı bölümüne bırakıp kendi bölümüne geçti..
Sıla tam dersliğe giderken bölümün holünde biriyle karşılaştı “seninle biraz konuşalım mı sıla?”
Bir umuttur yaşamak…
Part 201
Boran kendi bölümüne giderken abayla karşılaştı…
Abay “oo boran nerelerdesin, 2 gün oldu hiç sesin çıkmıyor, eskiden gün aşırı arardın sen bu kardeşini”
Boran “haklısın abay, sanırım zamanımın çoğunu sıla alıyor artık”
Abay “sen mutlu ol yeter ki benim bir şikâyetim yok kardeşim… Bu arada bakıyorum da yüzümüzde güller açmış”
Boran “o kadar belli oluyor mu gerçekten?” dedi, biraz utanmıştı…
Abay “hem de nasıl, hatta az önce resmen kulaklarına kadar kızardın” dedi, kahkahayı patlatarak…
Boran “dalga geçme abi ya…”
Abay “yok valla dalga geçmiyorum ama senin hiç bugüne kadar utandığını da görmemiştim”
Boran “dur bakalım sıla hayatımda olduğu sürece daha neler göreceğiz… Bu kızın benim üstümde ciddi bir etkisi var, bir bakmışım bende onunla birlikte çocuklaşıvermişim”
Abay “fena mı işte siz tam birbirinize göre oldunuz… Sen biraz çocuklaşırsın o biraz olgunlaşır ortada bir nokta bulursunuz fena mı?”
Boran gülümsedi “bu arada abay… Sana nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum”
Abay “hangi konuda”
Boran “hani kampta aklımı başıma getirdiğin için”
Abay “hııı… Ne demek efendim görevimiz”
Boran “abay”
Abay “efendim”
Boran “benim sılaya güzel bir sürpriz hazırlamam lazım”
Abay “hımm… Anlaşıldı abi… Hallederiz derhal” dedi göz kırparken…
Boran “teşekkürler” dedi ve ayrıldılar…
Boran dersini bitirip sılayı almaya gitti… Sılanın dersinin bitmesine daha yarım saat vardı, dersliğin kapısına gidip orada bekleme kararı aldı belki erken çıkar diye… Ders saati son bulmuştu ama sıla derslikten çıkmamıştı, boran son kişi çıkana kadar bekledi, sılayı göremeyince dersliğe girip baktı ama nafile sıla orada da yoktu “hayırdır inşallah” dedi, telefonu çıkarıp sılayı aradı ama ulaşamadı “bana bunu yapma sıla, neden kapalı yine bu telefon” diye söylendi… Telaşlanmaya başlamıştı iyice “sakin ol boran yine şarjı bitmiştir” dedi, etrafta gülsümü, serpili ya da deryayı görmek için bakındı ama onları da göremedi… “sinem hoca” dedi, kendi kendine “evet kesin onun yanındadır sıla… Nasıl düşünemedim” diyerek sinemin odasına gitti ama sinemi de yerinde bulamadı… Sonra sinemin kendisine verdiği telefon numarası geldi aklına tam çevirecekken “ya onun yanında değilse... Şimdi sinem hocayı da telaşlandırmayalım, bulamazsam son çare ararım” dedi… “kafeye bakayım” dedi ve koşar adımlarla kafeye gitti ama sılayı orada da bulamadı “kahretsin, neredesin sıla” diye yakındı… Masalardan birinde oturan serpile gülsümü görüp yanlarına gitti “mehaba kızlar”
Gülsüm & serpil “merhaba boran”
Boran “kızlar sılaya ulaşamıyorum gördünüz mü?”
Gülsüm “bugün görmedik hiç”
Serpil “evet sabah ilk derslerimiz ortaktı ona da gelmedi sıla”
Boran bu duyduğuyla şok olmuştu “sabahki derslere de girmemiş… allahım kesin başına bir şey geldi… Nerdesin sıla” diye geçirdi içinden ve kızlara hiçbir şey demeden koşar adımlarla gitti yeniden “sinem hoca, evet sinem hocayı bulmalı” dedi, tekrar sinemin odasına gitti, sinem hala gelmemişti, aylinin odasına yöneldi kapıyı çalıp girdi “merhaba hocam… Sinem hocayı soracaktım... Dersi mi var acaba?”
Aylin “hayır acele bir işi çıktı ve gitti derslerine de ben gireceğim bugün”
Boran “kesin sılayla birlikteler” dedi, az önceki telefon numarasını çıkarıp çevirdi ama meşgul tonuyla karşılaştı… Tekrar arayacakken telefonu çaldı “efendim abay” dedi, telaşla...
Abay “boran “çok acil konuşmamız lazım”
cicim bölümlerime kısa kısa demesene yaaa... biliyorum kesin içinden geçiriyorsun...:)
Bir umuttur yaşamak…
Part 202
Sinem “evet Aylincim seni dinliyorum”
Aylin “sinem geldi boran, seni sordu işinin olduğunu ve gelmeyeceğini söyledim”
Sinem “teşekkürler Aylin”
Aylin “önemli değil ama çocuk pek telaşlıydı sinem”
Sinem “anladım Aylincim, yine gelirse haberim olsun” dedi, telefonu kapattı ve yiyecek bir şeyler hazırladı…
Boran “abay şimdi olmaz sıla kayıp onu bulmam lazım, telefonunu da açmıyor”
Abay “Allah kahretsin… Neredesin sen?” dedi, sinirle...
Boran korkuyla “sılanın bölümündeyim… Ne oldu abay… Konuşsana ne oldu”
Abay “boran… Şey… Erkan, hapishaneye sevk edilirken… Firar etmiş”
Boran olduğu yerde kalakaldı “ne?”
Abay gelmişti bile sılanın bölümüne “boran aklına kötü bir şey getirme sakın”
Boran “sılayı o götürmüş olabilir mi? Hepsi benim suçum, onu yalnız bırakmamalıydım… Allah kahretsin bu sefer onu nasıl bulacağım” dedi, |