Tüm Versiyonu Göster : Sıla Senaryolar (Arşiv 6)


Sayfalar : 1 2 [3] 4

tuluay
12-09-07, 20:11
65.BÖLÜM

Emel-Sen şimdi bize burada ilk ve tek aşkını unuttuğunu mu göstermeye çalışıyorsun.Buna kendin inanmazken bizim inanmamızı beklemiyorsun değil mi
Sıla biran ne diyeceğini şaşırır ve elinde ki kahve tepsisini masaya bırakarak Emel e döner.Bu arada Boran merakla Sıla nın ne diyeceğini bekliyordu.Sıla Emel e gülümseyerek Emel e cevap verir
Sıla-Senin neye inanıp inanmadığın umurumda bile değil.istediğine inanmakta özgürsün.önemli olan benim hissettiklerim ve ben ne hissettiğimi biliyorum.
Emel-Hıh laf kalabalığı kazayı unuttuğunu söyleme bana
Sıla-hayır tabi ki unutmadım ve o kazaya neden olanları da unutmadım
Emel-yani kabul ediyor musun Cenk i halen sevdiğini
Bunu söylediğinde Boran a bakar tepkisini ölçmek için ama Boran ın yüz ifadesinde şaşırma yada kızma belirtisi yoktu.Sadece merakla Sıla nın vereceği cevabı bekliyordu
Sıla-Sıla kahkaha atarak-tabı ki sevmiyorum bir zamanlar sevdiğimi düşünmüştüm ama gerçek sevgiyi görünce o sevginin yalan olduğunu anladım.diyerek Boran ın elini tutar ve ona gülümser.Boran söze dahil olur
Boran-Bakın Emel hanım kişisel hırsların yüzünden karımı üzmenize izin vermem
Emel-Size demin ne söylediğimin farkında mısınız Boran bey
Boran-Evet Emel hanım ne söylediğinizi duydum ama bilmediğin bir şey var
Emel-Küstah bir şekilde-Neymiş o
Boran-ben zaten biliyordum.Şimdi sen bana karımın bana anlatmayacağını mı düşündüğünü söylemeye çalışıyorsun.
Emel şaşırmıştı işte bunu beklemiyordu.Ama Boran onu daha da şaşırtmıştı
Boran-Bakın Emel hanım eğer karımı üzerseniz beni de üzmüş sayılırsınız ki inanın bunun zararını bizden çok siz çekersiniz.Ayrıca ben onu beni sevdiğini çok iyi biliyorum hem de kendi hayatını nhiçe sayacak kadar der ve Sılanın kolunu açar oradaki bandajı gösterir
Boran-Bu nedir biliyormusunuz Emel hanım ben söyleyeyim size beklide benim ölmeme sebep olacak olan kurşunda ama o kurşunun önüne atlayarak ölümü göze aldı benim hayatım için.
Cenk olanları sadece izliyordu ve sonunda olaya müdahale eder
Cenk-Boran bey siz karımın kusuruna bakmayın.Bazen nerde ne konuşacağını bilemez
Biz artık gitsek iyi olacak.tekrar özür dilerim
Sıla-durun bir dakika
Odadakilerin hepsi Sıla nın ne diyeceğini merakla bekliyordu.Sıla Boran ın yanına giderek elini tutar ve sözlerine devam eder
Sıla-bakın bunu tekrar yinelemeyeceğim.Evet bir zamanlar sevdiğimi düşünmüştüm hatta Boran ile karşılaşıncaya kadar da öyle düşünüyordum ki Boran la tanışma koşullarımız farklı olsa da,bu zamana kadar ailemin dışında ki tek güvendiğim erkek o.Sana hiçbir zaman ona duyduğum güveni duymadım.Eğer Emel duymak istediğin buysa duydun işte.Ayrıca kocan için korkmana gerek yok.Aslında size teşekkür ederim sizin sayenizde Boran ı buldum
Boran-sanırım bugünlük bu kadar yeterli ve bu konu burada kapanmıştır açılmamak üzere,sizin iyiliğin için
Cenk-Tabi Boran bey der ve Emel in elinden tutarak sürükleyerek konaktan çıkarlar
Cenk-sen delirdin mi içerde yaptığının bir açıklaması varmıydı şimdi
Emel-Bilmem birden onu öyle görünce bize numara yapıyormuş gibi geldi
Cenk-seni anlamıyorum Emel ne istiyorsun Sıla dan.o kendi hayatını kurdu bizde bizimkini.Bizim yüzümüzden az daha hayatından oluyordu
Emel-Sen ona karşı halen bir şeyler hissediyorsun değil mi o nedenle onu bana savunuyorsun.
Cenk-saçmaladığının farkında mısın ben onunla değil seninle evliyim.Hadi arık eve gidelim ve tek bir söz daha duymak istemiyorum
Boran ile Sıla bir birlerine bir süre bakarlar.Boran aslında duyduklarından memnundu çünkü onu başkalarının yanında sevdiğini söylemişti ve çoktan içten söylemişti.Sıla başını önüne eğerek konuşmaya başlar
Sıla-Boran çok özür dilerim biraz önce yaşananlar için inan böyle olabileceğini düşünmemiştim
Boran-Senin bir suçun yok gelin ağam,sen bilemezdin o kadının bu şekilde agrasif davranabileceğini
Sıla-aslında ben biliyordum illaki bir şey çıkartacağını çünkü sana nasıl baktığını gördüm o bakışları çok iyi bilirim.Cenk le ilk tanıştıklarında da o şekilde bakmıştı.Ama bunu kapatalım bana yeterince zarar verdiler ama bundan sonra onların yada başkalarının bana zarar vermelerine izin vermeyeceğim.
Boran-işte benim kadınım,hadi yukarıya çıkalım ve olanları da unutalım
Boran hastalığı boyunca Sıla dan uzak durmaya çalıştı ne zaman yaklaşmaya çalışsa zaten Sıla bir şekilde bir çaresini buluyordu ondan kaçmak için kendi iyiliği için di ama kendinden gizli bir şeyler çevirdiğininden farkındaydı .Sürekli telefon konuşmaları yapıyor.kendi yanında konuşmuyordu. Ama bugün bunları düşünemeyecek kadar heyecanlıydı çünkü hastaneye kontrole gidiyordu artık evde oturmaktan sıkılmıştı.İşler onu bekliyordu.Sıla gelmişti birlikte hastaneye gideceklerdi.Sıla ona gülümseyerek
Sıla-hadi ağam hazırmısınız bakalım doktora gitmeye
Boran-hem de çok sıkıldım bu hasta muamelesinden
Sıla-hadi o zaman bakalım
Hastaneye birlikte giderler.odaya gitmişler doktoru bekliyorlardı.Doktor içeriye girdiğinde onlara gülümseyerek
Doktor-hoş geldiniz,nasılsınız Boran bey
Boran-vereceğiniz cevaba bağlı der
Doktor-gülümseyerek sizi bekletmeyelim ozaman Boran bey kontrol edelim o zaman
Doktor Boran ı muayene eder.Biraz düşünceliydi

merve_06
12-09-07, 20:33
12.bölüm

.sıla ise boran a karşı boş değildir .ama bu duyguların adını koyamamıştır ve en önemlisi de geçmişi hala sıyrılamamıştır

Konak
S:anneciğim ben de sizi çok özledim.yoo alıştım buralara.ona mı_oo çok iyi biri ama bilmiyorum anne.
N:kızım Zeynep geldi
S:nee?peki beni neden aramadı hiç?temelli mi döndü?
N:sıla bilmiyorum kızım ama kesin dönüş gibi görünüyor.ben onunla konuştum seni araması için.hala pişman
S:ona o kadar çok ihtiyacım var ki anne.hadi annecim kapatayım artık ayıp olacak.iyi akşamlar.
S:oo narin hoş geldin canım
N:hoş bulduk sılacım nasılsın?
S:iyiyim narin nolsun işte
B:sıla kızım nasılsın
S:sağolun efendim siz?
B:ah sılam ne zaman anne diyeceksin bana kızım
S:lütfen efendim.bunları konuşmanın ne yeri ne zamanı
B:peki kızım sen bilirsin der ve Kevser narin bedar sıla bir müddet öyle oturup konuşurlar.sıla konuşmalara pek katılmaz.ve sonra da giderler.akşam yemeği hazırlanır.boran gelir.
K:hoş geldin oğul
B:hoş bulduk ana.der ve sofraya otururlar.sıla her zaman ki gibi suskundur
F:sen niye konuşmazsın kızım
S:ne konuşuyum ki efendim
F:mesala kahvede yaptıklarını anlatabilirsin
S:aslında hiçbir şey yapmadım sadece öğrencilerimi istedim
F:aferim işte gencoların gelini.senin bir gelin ağa olduğun nasıl da belli.insanlara söz geçirmeyi biliyorsun
K:hey a kızım.en doğrusunu yapmışsın.boranımda çok uğraşmıştı okula gitsinler diye.ama işte bir şey oluyor.alıyorlar.
S:bir daha asla böyle bir şey olmayacak zaten.
F:aferim benim kızıma der herkes gülümser.aslında herkes mutludur.böyle bir gelinleri vardır.boran mutludur böyle birini sevdiği için.sıla mutludur böyle bir ailesi olduğu için.boran sıla ile bir kez daha gurur duyar.
Sofra toplanmıştır.herkes odalarına dağılmıştır.sıla üstünü değiştirmiş yatağının içinde kitap okuyordur.boran ise odasında önemli bir toplantı için çalışmaktadır.sıla bir müddet boranı bekler aslında kitap okurken aklında sürekli boran vardır ama kendine itiraf edemez.bir süre sonra da uykuya yenik düşer
Boran ise işlerini halletmiş avluda yıldızları seyretmektedir ve tabi ki sıla yı düşünmektedir
b:off sıla bir derdini söylesen belki çare bendedir.niye içini bana açmıyorsun sıla.neden kilitli kalbin..


İçinden geleni söyle, kalırsa yazık olur
Hayata küsüverirsin, hüzünler seni bulur
Bişeyler yapabilirsem güzel gözlerin için
Başından geçeni anlat, masaldır benim için

Hele bi gel, uzaklar sana gelir
Sen hele bi gel, bütün dertler bitiverir
Hep seni bulur, uzun zor sıkıcı günler
Yazık olur, hadi gel kurtar bizi
(pinhani-hele bi gel)

boran derin düşüncelerle odaya doğru gider.sıla o halde görünce şöyle bir iç geçirir.sıla ayağını yorganın üstüne atmış,geceliği dizinin üstüne kadar çıkmıştır.öyle masum uyuyordur ki boran bir öpücük kondurmadan edemez.öpücüğün ardından da kendi yatağına doğru yol alır.tabiki yarın sıla ya yapacağı süprizi düşünerek.

Kahvaltı

F::ee bugün ne yapacaksınız?
S:benim yapacak pek fazla bir şeyim yok.oturup sınav kağıtlarını okuyacağım.olağan bir haftasonu yani
K:iyi iyi işin zor değil mi kızım?
S:aslında değil anneciğim.bira anda sılanın yüzü kızarır ağzından çıkan lafa.ama diğerleri çok mutlu olmuştur.-şey yani işimi severek yapıyorum.
B:sıla akşama diyorum ki dışarıya yemeğe gidelim
S:bilmem ki
F:olur olur.hem değişiklik olur.eve tıkılıp kaldın
S:peki o zaman akşama hazırlanırım ben.ben kahveleri yaparım ayşe.
Sıla kahveleri getirir.
S:buyrun babacığım,anneciğim.boran.sıla ağzından çıkan anne baba kelimelerine çok şaşırmıştır.alıştım galiba der..boran ise içinden nihayet.her şey artık güzel olacak diye düşünür.

Akşam:
Boran aşağıya inen kadına büyük bir hayranlıkla bakmaktadır.sıla beyaz pembe çiçekli göğüs ve sırt dekoltesi çok az olan diz üstünde bir elbise giymiştir.saçlarını açık bırakmış.çok hafif bir makyaj yapmıştır.üstüne de bir şal almıştır.üşürüm diye.
S:gidebiliriz boran.boran ne oldu ?
B:haa yok bir şey sıla .sadece sen çok güzel olmuşsun
S:hee o mu sağol ..içinden aslında her zaman ki halim ama neyse hadi)
S:ee nereye gidiyoruz boran
B:çok özel bir yere
S:hmm merak ettim şimdi.sessizlik içinde yol alırlar.
B:işte geldik der ve inerler
S:burası çok güzel boran
Geldikleri yer kale tipi inşa edilmiş bir lokantadır.lokanta aslında bir dağa inşa edilmiştir.böyle merdiven üstünde gibi duruyordur.orta katlarda güzel bir yer tamamen mumlarla ve gaz lambaları ile süslenmiştir.
B:evet sıla öyledir.buradan tüm mardini görebilirsin.
S:evet sanki ayaklarının altında der ve otururlar.sıla buranın yemeklerini pek bilmediği boran seçer.yanında kırmızı şarap isterler.yemekler gelir ve mutlulukla yemeğe başlarlar.
S:çok teşekkürler boran burası çok güzelmiş.iyi ki geldik
B:evet.cebinden bir şey çıkarır.bu küpeler babaannemindi senin için
S:çok teşekkürler boran der ve takar.yakıştı mı ?
B:evet hem de çok.bu arada orada ufak bir türkü konseri verilmektedir.ve şu türkü çalmaktadır:
Ahu gözlerini sevdiğim dilber
Sana bir sözüm var diyemiyorum
Sırrımı ellere veremiyorum
Derdimi ellere diyemiyorum

Helal olsun al yanaktan aldığım
El uzatıp gonca gülün derdiğim
İnce belini tatlı dilini sevdiğim
Kırılsın kolların duramıyorum

Al yanaktan aldıracağım azıktır
Tarama zülfünü gönlüm bozuktur
Öksüzüm garibim bana yazıktır
Destursuz yanına varamıyorum
(söyleyen neşet ertaş-ahu gözlerini sevdiğim dilber)

Boran zaten küpeleri vermek için sıla nın yanına gelmiştir.sıla nın yüzünü elleri arasına alır veee
Seni seviyorum sıla .seni ilk gördüğüm andan beri seviyorum
S:boran lütfen bunu söyleme.yapamam
B:neden sıla neden?bir derdin olduğunu biliyorum ama sen anlatmıyorsun
S:boran şimdi olmaz lütfen sonra anlatırım sadece bana zaman ver.sana olan duygularımın adını koymak için sadece zaman ver bana der gözleri yaşararak
B:peki sıla sen nasıl istersen
S:kalkalım mı ?
B:tmm sıla gidelim der ve arabaya doğru giderler.yine hiç konuşmazlar.sıla camdan dışarıya bakmakta ve ağlamaktadır.boran ise aynadan sıla ya bakmaktadır.ve içi içini yemektedir.ne oldu diye?sıla eve gelince koşarak yukarı çıkar geceliğini alıp banyoya geçer.çıktığında boran çoktan yatmış sıla ya bakmaktadır.ve sadece birbirlerine bakarlar.sıla acı dolu gözlerle borana bakıp yatağa yatar.aklında bugün olanlar vardır.boran ı seviyor mudur?evet kesinlikle onun yanında huzurludur,mutludur.bu duyguyu önceden farklı bir şekilde yaşamıştı ya emre der içinden ve uykuya dalar ve yine o rüyayı görür.
E:sıla bak o seni daha çok seviyor.seni koruyacak.
S:ama seni bırakamam
E:beni bırakmayacaksın zaten ben hep seninle olacağım sıla.ama ona kabini aç.o seni koruyacak.der atın üstünde boranı gösterir.
Ve emre gider.sıla ise emre dur gitme ama o diyerek sayıklar.boran ise emre gitme lafı üzerine sinirle yataktan kalkmıştır.ve sıla yı dürtmüştür.
S:hıı boran der korkuyla noldu?
B:kabus görüyordun galiba sürekli sayıkladın da.
S:evet de sen insanları hep böyle mi uyandırırsın
B:iyilik de yaramıyor Allah alllah ya der ve sinirle yatar.sürekli emre adını düşünüyordur.kim bu?sevgilisi mi?ondan mı zaman istedi?of sıla off diye iç geçire geçire uykuya dalar
Sıla ise boranın neden böyle kötü davrandığını düşünmektedir.acaba emre adını mı duydu?off boran ne yapacağım ben senle diye düşünerek tekrar uyur

beğendiyseniz ve yorum yaparsanız çok sevinirmbye:img-icecr

_ışık_
12-09-07, 20:57
a.s.m. bu senin için olsun ,aslında bu gece yollamayacaktım ama senin o güzel ,ince ,espirili isteğini kıramadım..Sevgiler, okuyan herkese teşekkürler ve keyifli okumalar..:img-icecr

BÖLÜM 83 ANILARIN ARASINDA DOLAŞIRKEN


Aşk öyle bir şeydi ki, insan içinde daha tohumu atılırken, bir an da büyüyüp, asırlık çınara dönüşebilen tek duyguydu.. Kimse bir an da birinden o kadar nefret edemez, nefretini bir ağaca döndürüp köklendiremezdi, nefret için bu zaman alırdı..

Ama aşk o var ya işte tohuma su değdiği anda asırlık bir ağaçtı.. O kadar çabuk büyüyen bu ağaç, ancak köklerine şiddetli darbeler alarak zedelenirdi.. Ama bu da ilişki için çok uzun sürerdi.. Bazen ilk darbede sallanırdı , ama daha yeşillenmiş, yaprakları varsa, onlar için kökünü tekrar sağlamlardı.. Bir aşkı oluşturan ne varsa, hepsi ağacın bir taraflarından, esen rüzgarla, hatırlatırdı kendini sana..Ve sen aşkının, sevdiğinin her tarafına bir kılıf uydurarak unutur, affederdin onu.

Özleminle tutkunun içinde bir yerlerde kendini, affetmenin o huzurlu kucağında buluverirdin.. Çünkü aşkın, sevdan yeniydi .. yaşanacak, tüketecek çok duygunuz vardı.. İşte asıl sorunda ilişkilerde burada başlardı.. Aşkı beslemek gerekirdi.. Onun suyu, ilgi, şefkat ve sevgiydi.. Yoksa aldığı bütün darbelerle bir yerlerde tükenip gider, o aşkınızdan öldüğünüz, acılarının içinde kaybolduğunuz kişi, bir gün sizin için herkes gibi biri olur çıkardı karşınıza..

HERKES GİBİ


Gönlümle baş başa düşündüm demin;
Artık bir sihirsiz nefes gibisin.
Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin
Akisleri sönen bir ses gibisin.

Mâziye karışıp sevda yeminim,
Bir anda unuttum seni, eminim
Kalbimde kalbine yok bile kinim
Bence artık sen de herkes gibisin.



BENCE SENDE ŞİMDİ HERKES GİBİSİN

Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdi herkes gibisin

Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktım da işte iyice
Anladım ki sen de herkes gibisin

Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de şimdi herkes gibisin



Nâzım Hikmet Ran (BU İKİ ŞİİRİ AYIRAMADIM ,İKİSİNİ DE EKLEDİM)


Gün aydınlanmadan, huzurlu bir şekilde uyandığında, Sıla kendini Boran’ın göğsüne yatmış olarak buldu. Boran’da kollarıyla onu sarmıştı. Nasıl da birkaç günde birbirlerine alışmış, kavgalı, kırgın bile olsalar, uykularında birbirlerine sarılmışlardı .. Sıla Boran’ı uyandırmaktan korktuğu için hareket etmiyor, ama dünden beri özlediği bu kokuyu içine çekiyor, Boran’ın kollarında olmanın keyfini çıkarıyordu
.
Boran’da uyanmış, Sıla’nın kollarında olduğunu görünce, başını saçlarına gömüp kokusunu içine çekmişti.. İlk hangisi başlattı, kim hareket yoksa ikisi de aynı anda mı başladı ,hiç anlayamadılar bile…Aşk yolunu kendi bulmuştu, duyguların en güçlüsü, bırakmazdı kendini öyle kolayca..

Sıla başını, Boran’a doğru kaldırmış, Boran Sıla’nın dudaklarını karşılayarak, içlerinde bütün gün dizginlemeye çalıştıkları aşkın, kapılarını açmışlar, zincirinden boşalmasına izin vermişlerdi.. Boran, bütün aşkını, sevdasını, tutkusunu ellerine yüklemiş, Sıla’nın bedenine bunu geçirmeye çalışmıştı..Ondan gelen bu aşkı, tutkuyu,sevda’yı alan Sıla, bunu kırılan kalbini yapıştıran merhem olarak kullanmıştı.

Aralarındaki bu güçlü tutku, güneş doğana kadar sürmüş, kendilerini yorgunlukla, uykunun kollarına bıraktıklarında, birbirlerine duydukları aşkın gücünü bir kez daha keşfetmişlerdi.. Hiç konuşmadan birbirlerini anlamışlar. Bu kavgayı daha da büyütmeden, içlerinde bir yerlerde halledip bitirmişlerdi. İnsan affetmek için sebep aramaya görsün, bütün hepsi saklandıkları yerden bir anda çıkar, kendilerini mantıklı bir tahta oturtuverirlerdi hemen..

Boran öğlene doğru telefonun çalmasıyla, kollarında yatan Sıla’yı uyandırmadan doğrulup, telefonunu almaya çalışmıştı. Ama Sıla’da uyanmış, Boran’dan uzaklaşarak, kalkmış, banyoya doğru yönelmişti.

Boran Metin’le konuşmuş, bugün için Sıla’ya yapacak bir sürpriz bulduğuna sevinmiş, o da kalkarak Sıla’nın ardından banyoya gidip, duş kabinine girivermişti.

-Gelin ağam var mı öyle ağanı yatakta yalnız bırakıp kalkmak, cezalısın şimdi beni sen yıkayacaksın, demişti.. Sıla gülerek,

-Ağam bu ceza çok ağır değil mi, biraz hafifletsek ne dersin,

-Tamam o zaman ben seni yıkayım gelinağam ,demiş, Sıla kahkahalar atarak, Boran’a sabunu vermişti bile.. Su üstlerinden akıp giderken, Boran Sıla’ya sarılmış,

-“Çok güzel bir kadınsın, Sıla .Beni aşkınla büyülüyorsun, içinde bir yerlerde kaybediyorum kendimi ben”dedi..Sıla başını Boran’ın göğsüne dayayıp,

-Ben de Boran, sensiz çok kötü hissediyorum, sen yanımdayken hissettiğim huzuru ve mutluluğu hiçbir zaman hissetmemiştim daha önce. Ben sana aidim ve olmam gereken yerdeyim..Seni çok seviyorum..

Dünkü anlaşmazlığı, akan suyun altında temize çekip, sevgilerini tazelemişlerdi. Güzel bir kahvaltı ettikten sonra, Boran Sıla’yı dışarı gezmeye çıkarmıştı.

Metin sabah Boran’,a İngiltere’de ki tabloyu araştırırken, bir galeride açılan karma sergide, Neşe Sönmez’e ait üç resim bulduğunu söylemişti. Boran ,şimdi Sıla’yı o sergiye götürüyordu..Bu arada dün Selen’in onu o saatte niye aradığını konuşuyorlardı. Sıla,

-Aslında ne olduğunu bilmiyorum, ama Selen Oğuz’u çok kırdığını ona nasıl ulaşacağını soruyordu.. Boran,

-Eğer, Oğuz bir kere arkasını dönüp gittiyse, Selen’in işi çok zor, Oğuz düşünmeden asla hareket etmez, hele konu Selen gibi evlenmeyi düşündüğü bir kızsa, ve Oğuz kararını vermişse, Selen hiç uğraşmasa daha iyi bence,

-Öyle deme, işe aşk karışınca bence herkes biraz dağılıyor, Oğuz daha farklı bakabilir olaya, hoş ne olduğunu bilmiyorum ama gene de, insan aşık olunca, kendini pek tanıyamıyor… Boran Sıla’ya dikkatle bakıp,

-Sanırım tecrübe konuştu, deyince ,Sıla gülerek,

-Evet canım tecrübeliyim ben artık,dedi.. Konuşmaya devam ederek yürüdüler, galerinin önüne gelince, Boran kapıyı açıp Sıla’yı içeri soktu.. Sıla,

-Boran, beni resim sergisine mi getirdin, ne hoş, dedi, Boran’ın elini tutup, tek tek dikkatle resimleri incelemeye başladı. Boran resimleri görünce Sıla’nın yüzünü merak ediyor, sessizce izliyordu.. Sıla beğendiği resimleri gösteriyor, yorumluyor, annesinden aldığı azıcık resim bilgisiyle, kafasında sınıflandırıyordu.

Sıla, zamanı geriye döndürerek, anılarını benliğinin derinlerinden çıkaran, ona çocukluğunun kokusunu getiren, resmin karşısında asılı kaldı.. Bu resim de annesi Oğuz’u atını tımarlarken çizmişti. At başını öne eğmiş, sahibi tarafından ilgilenilmekten son derece mutlu bir şekilde resmedilmişti.. Sıla o resmin yapıldığı zamanı çok iyi hatırlıyordu.. Annesinin hastalığı başlamamıştı henüz, Oğuz o gün annesine poz vermekte direnmişti biraz, ama Erkan “hadi, oğlum bak ne güzel bir resim olacak “dediğinde, babasını kıramamıştı..

Diğer resme geçti, Sıla.. Bu babasının ucu bucağı olmayan arazilere doğru bakarken profilden yapılmış bir tablosuydu.. Annesinin babasına duyduğu aşkı, Sıla renklerin içine işlenmiş, fırça darbelerinden görüyordu.

Üçüncü tablo da ise, Neşe evlerini resmetmişti.. Bahçesindeki çardaktan, Ayşe’nin asarak, kuruttuğu kırmızı biberlere, ekili güllerden, upuzun yapraklarıyla gölgeleyen salkım söğüde kadar hepsi en ince detayıyla resme katılmıştı.. Bu üç resim de annesinin hastalanacağını bilmedikleri için, bir sergide isteyene satılmıştı. Oysa bilselerdi ki, Neşe erken terk edecek onları, yaptığı bütün resimleri hatıra olarak saklarlardı.. Hoş Neşe buna hiçbir zaman izin vermezdi.. Ona göre sanat dediğin şey, paylaşılırsa sanattı. Yoksa kuru bir resim olarak kalırdı ellerinde..

Sıla, Boran’ın elini sıkmasıyla, anılarından hızlı bir geçiş yaparak geldi bu dünyaya..

Dönüp sarıldı, kocasına, kulağına doğru uzanıp, “nasıl teşekkür etsem sana, çok mutlu oldum, seni nasıl seviyorum anlatamam” derken, Boran Sıla’yı, kollarının arasında, yeni doğmuş bir bebek gibi şefkatle tutuyor, Sıla’dan ona akan aşkı, tamamıyla hissedip, hepsini kalbine depoluyordu.. İyi ki de öyle yapıyordu, yakında Sıla’dan hiçbir ses alamayacak, gözlerini gözlerine değdiremeyecek, soğuk, bomboş, ümitsiz bir dünyada tek başına kalacaktı..

devamı aşağıdabye

_ışık_
12-09-07, 21:03
BU GECE BENDEN SENARYO İSTEYEN HERKESE GELSİN, HEPİNİZE ÇOK TEŞEKKÜRLER, SEVGİLER,İYİ GECELER:img-pilot

BÖLÜM 84 BENİM KOCAM, BENİ SEVİYOR, BENİMLE UYUYOR

Sıla telefonunu eline alıp, Oğuz’u arayarak ne göstereceğini söylemeden,sergiye çağırırken, Boran’da bu resimleri nasıl satın alabileceğini öğrenmek için görevli kadınla konuşuyordu.

Kadın çok şık, son derece güzel ve bakımlıydı. Boran’ın yaşlarında olmalıydı.
Galeriye girdiklerinden beri bu çifti izliyor, aralarındaki elektriği, oturduğu yerden hissediyordu. Bu yakışıklı, kendinden emin, yürürken küçük dağları ben yarattım havasında olan adamın kendine doğru geldiğini fark edince, heyecanlanmıştı. Elinde değildi işte, adamın yanında birisi olup olmadığı, heyecanlanması için bir engel değildi. Hemen parmağına baktı, alyansını görünce, geri adım atması gerektiğini fark etti. Aslında karısıyla yan yana duruşlarından da belliydi, bu adamın başka kimseye dönüp bakmayacağı ama işte bir umut diye düşünmüştü.

Sıla bu arada hem Oğuz’la konuşuyor, hem de Boran’ın konuşmakta olduğu kadını izliyordu. Kadının Boran’a bakışlarını görünce,içinde ilkel bir bu benim kocam duygusu kıpırdandı, benim kocam, beni seviyor, benimle uyuyor, benimle sevişiyor, bizim çocuklarımız olacak, sen de kimsin, niye öyle bakıyorsun.. Hepsi tek tek geçti bakışlarından. O sırada Boran başını çevirip, Sıla’ya öyle bir bakmıştı ki, Sıla onun gözlerinden okunan bu aşkın ve tutkunun kendi için olduğuna edeceği bütün duaların az kalacağını düşünmüştü..O da kocasına aynı tutkuyla ve aşkla karşılık vermiş, telefonu kapattıktan sonra sergiyi dolaşarak, Oğuz’u beklemeye başlamışlardı.

Oğuz o gün Selen’in yanından ayrıldığından beri, en yakın arkadaşının, kız kardeşiyle balayında olmasından çok memnun olsa da, Boran’la oturup içip, şöyle bir kafa dağıtmaya ne kadar da ihtiyacı olduğunu düşünmüştü. Boran ona iyi gelirdi şimdi. Ama balayında onları kendi sıkıntısı ile yoracak kadar değil.. “Kendimi toplarım nasılsa”, dedi. Çünkü elinde Selen’den uzaklaşıp, onun kendine göre olmadığına emin olduğu harika bir sebebi vardı. Ya da Oğuz bu işin bu kadar kolay olacağını sanıyordu. Şu an kızgınlıkla çevrelediği acısı vardı elinde. Ama kızgınlığı geçince, geriye kalanın ne kadar can yakıcı olacağını anlamamıştı henüz.

Selen’in eski nişanlısını merak etti birden. Selen kendini her şeyiyle ona teslim ettiğine göre çok aşık olması lazımdı. Hem evleneceklermiş bir de. Ne oldu acaba, diye düşündü. Selen ‘in o günkü bakışından artık o adam için hiçbir şey hissetmediği o kadar belliydi ki .Kendini şöyle bir yokladı, gerçekten de Selen’in onun hakkında düşündüğü gibi mi hissederdi, sadece bu yüzden ayrılır mıydı Selen’den? Bunu hiç bilemeyecekti değil mi? Selen ona o şansı vermeye değer bulmamıştı bile, onun adına düşünüp karar vermişti.

Ama Oğuz sanmıyordu, Selen’i bu yüzden bırakmazdım, onu anlamaya çalışırdım önce, ne yaşamış, neden yaşamış, hemen öyle bir anda karar verilecek, yaşanıp tüketilecek hisler değildi ki bunlar.. Oğuz hep aşkı aramıştı. Babasının annesinde bulduğu aşkı. Onu bulunca bir takıntı yüzünden elinden kaçıracağına inanmıyordu hiç. Ama bu Selen’in yaptığı onu çok kırmıştı. Ona güvenmemiş, anlatmaya bile değer bulmamış, Oğuz adına karar vermişti. Daha Oğuz bile ne hissedeceğini bilmezken, düşüneceğini sandığı şeyler yüzünden yargılamıştı, onu Selen..

Aşk, Oğuz için annesinin gözlerinde gördüğü, babasına duyduğu güvendi. Annesi nasıl Mardin’e gelmiş, her şeyini Erkan’a teslim etmiş ve bundan da bir gün bile üzülmemişti.. Oğuz’da bu aşkı arıyordu yıllardır ama tam buldum derken elinde olanın bomboş bir ilişki olduğunu görmüştü. Selen onu nasıl bu kadar şaşırtabilirdi.
Oğuz kendini rüzgarda sürüklenen bir yaprak gibi hissetmemişti hiç, o her zaman emin adımlar atmış, ne istediğini bilmiş, istediğini almış ve hayatın ona verdikleriyle hep mutlu olmayı başarmıştı.. Ne fırtınalar estirmiş, ne de kasırgalarda uçup savrulmuştu ..Şimdi bu acıyı çok kolay atlatacağını sanıyordu. Ama çok yanılacaktı.
Bürodan çıktıktan sonra, arabasını deniz kenarında bir yere park etmiş, bütün bunları düşünerek sabaha kadar oturmuştu. Ve kesin bir şekilde Selen’i hayatından çıkarmanın çok doğru bir karar olduğunu anlamıştı.. Ta ki o güne kadar..Selen’i tekrar görmek zorunda kalacağı o kapkara, çaresiz güne kadar..

BU GECELİK BU KADAR YAKINDA GÖRÜŞÜRÜZ...bye

_yorumsuz_
12-09-07, 21:13
67.part

Yemekten sonra ayşe kahve yapıp getirdi. Birkaç saat sohbetten sonra sumru odasına çekildi. Gizemi araması gerekiyordu. Telefonunda gizemin nosunu bularak arama tuşuna bastı.

Gizem- alo.
Sumru- gizem nasılsın?
Gizem- iyiyim canım sen nasılsın?
Sumru- bende iyiyim sağ ol. Ben senin kulağını çekmek için aramıştım.
Gizem- ne oldu sumru?
Sumru- birde soruyorsun. Geçen hafta abayda abay diye etrafımda dolanan kimdi?
Gizem anlamıştı sumrunun derdini- ben.
Sumru- bugün abaya gittim. O da senden hoşlanıyor. Bak inat etme. Ara abayı. Senden bir telefon bekliyor adamcağız.
Gizem- ya sumru yapamam ben öyle şeyler.
Sumru- çok da güzel yaparsın şeker. Bak şimdi kapatıyorum telefonu ara abayı tamam mı?
Gizem- ama…
Sumru- aması falan yok. Yarın soracağım abaya tamam mı?
Gizem- peki tamam.
Sumru- ha şöyle iyi geceler canım
Gizem- sana da deyip telefou kapadı.

Abay odasıda kitap okuyordu ama kitabı mı okuyordu yoksa gizemi mi düşünüyordu belli değildi. Sumruya güveniyordu. O bu işi hallederdi ama ya o beni istemezse diye içi içini yiyordu. Keşke arasa beni. İçimdekileri ona anlatabilsem diye düşünüyordu. O sırada telefonu çaldı. Bir umut koştu telefonuna. Evet, araya gizemdi. Sumru harikasın diye düşünerek açtı telefonu.

Abay- alo gizem.
Gizem- abay nasılsın?
Abay- iyiyim sen nasılsın?
Gizem- bende iyiyim.
Abay- gizem lütfen bir şey söylemeden dinle beni. Biliyorum seni tanıyalı çok kısa bir süre oldu ama sen bu sürede kalbimin derinliklerine doğru indin bile. Sen ne düşünüyorsun bilmem ama bana şans vermeni istiyorum gizem. Evet, sen orada ben burada ama bir şans versen.
Gizem gülüseyerek- tamam abay şans vereceğim sana. Herkese bir şans vermek gerekir.
Abay- tabi kabul etmemeni doğal karşılıyorum… Bir dakika sen ne dedin?
Gizem- evet dedim abay.
Abay- oleeeeeey. Diye bağırdı. Gizem abayın yüksek desibeldeki sesine dayanamayı telefonu uzaklaştırdı kulağından. Lusin bağrışarı duyup bir şey oldu diye abisinin odasına daldı.
Lusin- abi ne oldu?
Abay- çok güzel bir şey oldu diyerek lusinin kucaklayarak döndürmeye başladı. lusin hem gülüyor hemde ne olduğunu bilmiyordu. Abay gizemin hala telefonda olduğunu hatırladı.
Gizem- abaaaaaay oradamısın? Bağrışlar geliyoooor. Sesini anlamıyorum.
Abay- buradayım gizem.
Gizem- iyi bende bir şey oldu zannetmiştim.
Abay- gizem seni seviyorum. Lusin bunu duyduğunda kikirdemeye başladı. Gizem ise bu itirafı hiç beklemiyordu. Zoraki bir biçimde “bende” dedi.
Gizem- neyse abay ben seni gece gece tutmayayım. Yarın görüşürüz. İyi geceler.
Abay- sana da deyip telefonu kapadı. Karşısında merakla bakan lusine döndü.

Lusin- abi bana bir şeyler anlatma ihtiyacı hissediyor musun?
Abay- geç otur lusin deyip lusine her şeyi anlattı.

10 gün sonra…
--- sumruuuuu sumruuuuuuu
Sumru- geliyorum bekleyin.
Sıla- senin yüzünden gidemeyeceğiz.
Sumru- biri yardıma gelsiiiiin.
Boran- haydar git sumruya yardım et. Haydar sumrunun olduğu kata hızla çıktı. Sumru kapıda o kendisinden büyük meşhur bavuluyla haydardan yardım bekliyordu. Haydar derin bir nefes alarak sumrunun yanına geldi bavulu aldı. Sumru önden yürüdü haydar zorla bavulu taşıyordu. Aşağıdakiler sumruyu görünce sonunda dediler içlerinden ama haydarı arkadan görünce haline acıdılar. Aziz yardıma gitti ve bavulu aşağı indirdiler.

Boran- sumru sen bu bavulun içersindekileri ne yapacaksın. Sıla da aynı ebatlarda bir bavul aldı ve sorduğumda bana kızıyor.
Sumru- kızar tabi boran. O bavulun içersindeki her şey gerekli şeyler.
Boran- bana küçük valiz yetiyor ama.
Sumru- boraaan beni delirtmeye mi çalışıyorsun.
Boran- tamam tamam sumru sustum.
Sumru- iyi hadi bavulum da geldi gidelim dedi ve arabalara yerleştiler. Narinin düğünü için diyarbakıra yolculuk vardı. Zinarlar zinarın rahatsızlığından dolayı düğün günü diyarbakırda olacaklardı. Arabalara binip yola çıktılar. Bir arabada boran sıla sumru ve narin, diğer arabada ise Kevser firuz ve şivan vardı.

Sumru- narin iki gün sonra evleniyorsun.
Narin- sumru nasıl heyecanlıyım anlatamam.
Sumru- e evleniyorsun tabi. Ya bir şey soracağım yezdalar da gelir mi?
Narin- tabi canım gelirler.
Sumru- sıla annelerimiz ne zaman geleceklerdi?
Sıla- onlar düğün günü gelip dönecekler.
Sumru- iyi tamam. Emre ve gizem kesin geliyorlar değil mi?
Sıla- evet canım.
Sumru- güzel deyip narine döner ve gülümser. Her şey çok güzel olacak deyip yaslanır.
Uzun yolculuktan sonra sönmezlerin gencolar için özel olarak hazırlattığı diyarbakırdaki konağa varırlar. Boran kendisini yola verdiği için sılaya ve diğerlerine bakmamıştı hiç. Arabayı durdurup “işte geldik” dedi ama kızların uyuduğunu gördü. Gülümseyip sılanın yüzünü okşamaya başladı. Sonra üçünü dürttü. Sıla ve narin uyanmıştı ama sumru bana mısın demiyordu. Tabi uyurdu. Tüm gün işte çalışıp tüm gece şahinle konuşursa olacağı buydu.

Sıla- boran bu uyanacağa benzemiyor.
Boran- evet. Taşıyacağız mecbur deyip dışarı çıktı. Sumruyu kucağına aldı ve konağa girdi. Oradaki yardımcıların gösterdiği odaya yatırdı sumruyu ve bavulun yerleşmesinde şivana gülerek yardım etti. Konak kocaman ağa konakları gibi büyük değildi. Daha küçük, şirin bir konaktı.

Sıla boranın yanına yaklaşıp sarıldı.- boran Diyarbakır ne güzel yermiş.
Boran- evet hayatım. Çok güzeldir burası. Sıla biz evleneli üç hafta olacak bu Cuma değil mi?
Sıla- evet hayatım.
Boran- düğünden iki hafta sonra hamilelik testi yaptırırız sana o zaman.
Sıla- ya boran sen niye bu kadar meraklısın hamile olmama.
Boran- çünkü çocukları çok severim ve ikimizin bir parçasının dünyaya gelmesini istiyorum. Aşkımızın meyvesinin konağımızda koşturup oyunlar oynamasını istiyorum.
Sıla- bende boran deyip başını boranın göğsüne yasladı. Bir süre öyle durdular.
Boran- sılam hadi odamıza gidip dinlenelim.
Sıla- peki boran dedi ve birbirlerine ayrılan odaya gittiler. Üzerleri değiştirip birbirlerine sarılarak uyudular.

Herkes akşama doğru uyumuştu ama sabaha kadar bu uyku sürmüştü…

Sabah sumru uyandığında nerede olduğunu idrak edememişti. Birden sıçradı yatağından. Hemen dışarı çıktı. Etrafta dolanmaya başladı kaçırıldığını düşünmüştü uyku sersemliği ile. Hemen koşup kapıyı açtı. Kapıda şivanla karşılaştı.

Şivan- günaydın bir isteğiniz mi vardı? Sumru o anda diyarbakırdaki misafir konağında olduklarını anlamıştı. Bozuntuya vermemek için bir şeyler uydurmaya çalıştı.
Sumru- şey saat erken. Biraz yürüyüş yapayım dedim dedi ve yürümeye başladı. Arkasından birkaç kişinin yürüdüğünü biliyordu. Ah sumru bir oturup düşünsene neler yaşadın diye kızdı kendi kendine. Biraz yürüdü sonra dönmek için konağa doğru yürümeye çalıştı ama her yer birbirine benziyordu. Kaybolmuştu sumru. Arkasına döndüğünde kıs kıs gülen adamla karşılaştı. Belliki yolları şaşırdığını anlamıştı. Ellerini beline koyup yaklaştı ona.

Sumru- ne öyle kıs kıs gülüyorsun? Burada daha yeniyiz değil mi? Adam hemen toparlandı.
Fikret- özür dilerim hata ettim affedin.
Sumru- aman affedilecek şey yok. Beni konağa götürün yeter.
Fikret- peki diyerek yürümeye başladı. Kısa sürede konağa vardılar. Sumru içinden meğer ne kadar kolaymış sen sağ yerine dosdoğru gidersen olacağı bu sumru dedi. Etrafta birkaç yardımcı dolanıyordu. Konak sessizdi. Sumru odasına çıkıp bavulunu açtı. Banyo havlusunu, lifini ve şampuanını aldı ve banyoya geçti. Banyoya girdiğinde aslında kendisi için her şeyin hazır olduğunu gördü. Genco konağına ilk geldiğinde de öyleydi. Gülümseyip yeni şeyleri kaldırdı ve kendi eşyalarını kullandı. Kısa sürede yıkanıp kurulandı.

Sıla gözlerini açtı. İlkten o da biraz garipsedi odasını ama sonra alıştı. Borana baktı. Melekler gibi uyuyordu. Sıla bir süre sevdiğini izledi. Saçlarını okşadı. Ama uyanma vakti gelmişti.

Sıla- boraaan.
Boran- mmmmmm sıla 5 dakika daha.
Sıla- olmaz boran hadi kalk
Boran gözlerini açtı. Sılaya baktı bir süre hafif doğruldu. Hala sılaya bakıyordu. Sıla da hiç hareket etmeden borana bakıyordu. Boran sılayı kendine çekti ve sıkıca sarıldı. Sıla boranın bu hareketine şaşırmış, o da borana sarılmıştı. Boran yavaşça sılayı yatağa doğru çekmeye başlamıştı. Sıla boranın niyetini anlayıp gülmüştü. Ama boran sılayı arkasına döndürüp sıkıca sarıldı ve uyumaya devam etti. Sıla neye uğradığını şaşırdı. Boranın kendisi öpmesin beklerken boran uyuyordu. “of boran of” dedi içinden ve bir süre öyle kaldı.
Sıla- boraaaan hadi canım çok uyudun kalk
Boran- olmaz sıla.
Sıla- boran hamileyim.
Boran- iyi dedi ve bir süre durdu. Sıla şaşırmıştı boranın hamilelik yalanına kanmadığına ama sonra…
Boran doğrularak sıla sen ne dedin.
Sıla- hamileyim dedim.
Boran- neeeee allaaaaah diye yataktan fırladı.
Sıla- boran ben sana hamileyim mi dedim. Ah bende kafamı kaldı. Hadi hadi diyeceğime hamileyim çıktı ağzımdan.
Boran- şimdi sen hamile değil misin?
Sıla- hayır aşkım.
Boran yatağa oturarak- yalni bana yalan söyledin dedi gayet ciddiydi boran kaşları çatıktı. Sıla boranın bu şakaya sinirlendiğini anlamıştı. Neden böyle oldu ki dedi kendi kendine.
Sıla- şey kalk diye söyledim.
Boran- sıla yüzüme su atarak da bunu yapaiblirdin.
Sıla- ama boran ben ne bileyim böyle kötü tepki vereceğini dedi ve yüzünü yere eğdi.
Boran- sıla bunu ne kadar çok istediğimi biliyorsun. Ve bu tür şakadan hoşlanmayacağımı da bilmeliydin.
Sıla- bilemedim işte boran dedi. Ağlamamak için zor tutuyordu kendini.
Boran- off sıla off deyip elleri arkada odada volta atmaya başladı.
Sıla ağlamaya başlamıştı boranın yanına giderek.- boran yapma lütfen böyle boran sılanın ağladığını görmüş içi acımıştı. Sevdiği kendisi yüzünden ağlıyordu. Oynadığı oyunu sonlandırmanın vakti geldiğini anladı.
Boran- evet bir hata bu yaptığın. Cezanı da çekeceksin.
Sıla bir şey anlamadı- sen affedeceksen tüm cezalara razıyım.

Boran gülümseyerek sılayı kucağına aldığı gibi yatağa yatırdı. “aşkım” diye fısıldayak boranın boynunu öpmeye başladı.
Sıla- boran ne yapıyorsun?
Boran- cezanı veriyorum.
Sıla- be ne cezası?
Boran- sen bana hamileyim demedin mi?
Sıla- evet.
Boran- senin cezan da yalanını gerçek yapmak deyip sılayı öpmeye başladı. Sıla boranın ona oyun yaptığını anlamıştı. Bari cezamızı çekelim diyerek borana karşılık verdi.

Sevgilerimle...

yağmur yüreklim
13-09-07, 08:16
herkese günaydın..bugün raporlu olmama rağmen işyerinde sistem göçmüş olduğu için birazdan işe gideceğim.. gün boyu giremeyebilirim... dün eklediklerime yapılan yorumları okudum ama cevap yazamadım en kısa sürece döneceğim...
gelen özelmesajlarada dönemedim çok özür dilerim..
odile, ( canım benim önemi yok düşünmen yeter.. bitanesin unutma..:img-yes:) Ye_şil ( klibini izleyemedim daha ama izlicem canım :img-yes:, iyi dileklerin için teşekkürler),arımaya( canım çok sağol iyiki varsınız) aslı ( ben size ne diyeyim ki teşekkür yeterli olmuyor sanıyorum)

SEVMEYE MAHKUM YÜREKLER

bölüm-171

Boran “ derhal gidip dünürlerinle konuşuyorsun.. Selamlarımı iletip başlık parasını benim vereceğimi bizde kuma verilecek kız olmadığını söyüyorsun.. eğer karşı çıkarlarsa kızlarını da almaktan vazge4çip dönüyorsun” dedi gözlerinden ateşler fışkırırken

Sıla Gül ve Zeynep’in ardından Narin’in odasına gitmiş onun uyuyor olduğunu görünce de sessizce çıkarak odasına geçmişti..
Bugün olanları düşünüp yarın olacaklara akıl erdiremediğinden huzursuzca dolandı odanın içinde.. Mihriban’ın durumunu düşünmeden edemiyordu bir türlü.. Narin içinde zor bir durumdu ama Narin nede olsa ağa kızıydı her durumda her koşulda rahat eder ettirilirdi hem biliyorduki Boran ne kadarda kırgın olsa bir yolunu bulur Narin’i sevdiğine verirdi....Ama ya Mihriban... kimsesi yokmuş gibi sahipsiz güçsüz Mihriban... o ne yapacaktı üstelik abisinin evlenmesine karşılık kuma gidecekti..
Sıla “ nasıl bir kader bu” deyip daha fazla odasında duramayarak çıktı dışarıya... konakta sessizlik hakimdi.. kimse birbirinin yüzünü görmemek için odalara gizlenmişlerdi sanki.... Ayşe bile koşuşturmuyordu sanki bilinçli olarak..
Sıla merdivenleri inerek bu sessizliğe son vermek için mutfağa indi hırkasının önünü elleriyle kapatarak
Sıla “ Ayşe “ dedi mutfakta oturmuş radyo dinleyen Ayşe’ye bakıpAyşe hemen ayaklanarak
Ayşe “ buyur gelinağam” dedi
Sıla “ otur Ayşe... sıkıldım odada ne yapıyorsun diye bakmaya geldim”
Ayşe “ ne yapayı gelinağam iş kalmadı bende radyo dinliyodum.. firuz ağamla hanım ağam yemek yemeyeceklermiş.. Narin’de uyuyor sende ağamı beklersin diyerekten sofrayı kurmadıydım ama açsan hemen hazır ederim” deyip ayaklandı tekrar
Sıla Ayşe’nin kollarından tutarak
Sıla “ otur Ayşe’cim aç değilim.. canım yemek istemiyor hiçbirşeyi.. “ dedi yüzünü eksilterek
Ayşe “ havalarda soğuyorya üşütüyorsundur gelinağam ince giyiniyorsun”
Sıla tebessüm ederek
Sıla “ annem gibi konuştun sende” dedi
Ayşe “ah analar.. hepsi aynı değil mi benim anamda kızım üşütme kızım üstün açık yatma diye tembihlerdi her akşam.. Ah anam “ dedi iç çekerek
Sıla “ annenler nerdeler sahi Ayşe?”
Ayşe “ köydeler gelinağam”
Sıla “ neden gelmiyorlar hiç”
Ayşe “ ağa evine aklıları estikçe gelecek değiller ya.. arada bir ben giderim akşama dönerim bazende düğünde bayramda görüşürüz işte” dedi içlenerek
Sıla “ desene ikimizde garibiz burda.. anasız babasız....” dedi dudakları titreyerek
Boran “ sen niye garip olasın ki gelinağam.. Boran ağam var...”
Sıla “ evet var.. Bazen sadece var gibi görünüyor kadar.. hissedemiyorum” dedi
Ayşe “ ne dedin gelinağam.. o nasıl oluyor” dedi anlamayarak
Sıla “ bende bilmiyorum Ayşe’cim.. Bende bilmiyorum.. Newyse ben kalkayım artık “ deyip ayaklandı
Ayşe “ bir siteğin olursa seslen olur mu gelinağam”
Sıla “ sağol Ayşe” diyerek çıktı mutfaktan
Merdivenleri usul usul çıktı hava kararmaya başlarken. Terasa kadar çıkarak esen rüzgarın iliklerine işlemesine izin verdi başını yeni yeni çıkmaya başlayan yıldızları görmek için yukarıya çevirdiğinde..
Sıla “ bir dilek tutsam...kendim için değil.. Mihriban.. Mihbiran için “ dedi belli belirsiz..
Sıla “ yaşayacağı günleri olmalı, mutlu olacaüı, sevip sevileceği yerde yaşlanmalı.. lütfen... lütfen...” dedi yaşlar yanaklarına doğru süzülürken
Esen rüzgar Sıla’nın saçlarını arkasına doğru atıyor yüzüne doğru veriyordu tüm soğukluğunu.. Rüzgarın uğultusunun arasında
Boran “ dileğin kabul olmuş melekler söyledi” dedi
Sıla istifini bozmayarak
Sıla “ yalan söylemiş olmasınlar” diye yanıtladı kırgın sesiyle
Boran “ bilmiyordum Sıla... yoksa izin verirmiydim?”
Sıla “ şimdi biliyorsun...neden birşeyler yapmıyorsun ozaman “ dedi dudaklarını büzmüş titrek sesi çıkarken gözleride üzerine karanlık düşmüş Mardin’e dalarken
Boran rüzgarın geriye doğru ittiği saçlarının yüzüne gelmesiyle kokusunu içine çekerek
Boran”Hadi Sıla’m.. üşüyeceksin” dedi Sıla’nın belinden sarılıp elleriyle Sıla’nın hırkasının önünü kapatmaya çalışarak

Açma zülüflerin yar yar yellere karşı
Senin zülfün benim benim telim değil mi
Bülbül figan eder güllere karşı
O yar benim Gülüm..gülüm değil mi....

Sallama saçların yar yar
Sende bulursun
Azrail misali yar yar canım alırsın
Etme bucefayı yar yar kanlım olursun
Bu kul seni.. senin kulun değil mi...

(Açma zülüflerin- Uğur Karakuş)

yağmur yüreklim
13-09-07, 08:20
yazım hatalarını görmezden gelin olur mu okumadan ekliyorum.. hatta aralarda uygun şarkı diye bir not görürsenizde atlayıp geçin :img-wink:
su- yağmur: teşekkür ederim
günışığı: kaç gündür yeni bölüm diyememiştim yeni bölüm
fatoş abla: verdiğin bilgiler ve gördüğüm resim için çok teşekkürler
Ebr_i Nisan: ablacım varlığın yeter.. iyiki varsın..:img-yes:

SEVMEYE MAHKUM YÜREKLER

bölüm-172

Gece koca yatak ikisinede dar gelmiş gibi bir oyana bir buyana dönüp dururken Sıla Boran’da gözlerini kapatarak uyumak için çabalıyordu oflayarak
Sıla sırtını Boran’a döndükten iki dakika sonra ayaklarını sola doğru iterek sırt üstü yattı bu seferde
Boran “ Sıla..yeter artık” dedi yüzünü yana çevirerek
Sıla “ uyuyamıyorum”
Boran “ uyutmuyorsun da”
Sıla “seni uyutmayan benmiyim yani”
Boran “ sence?”
Sıla “ vicdanın”
Boran “ ne alakası var Sıla..”
Sıla “ bilmiyorum artık”
Boran yattığı yerden kalkarak doğruldu
Boran “ bana böyle şeyler söyleyerek ikna edemezsin”
Sıla “ öyle bir ihtimal var mı yani.. ikna olacakmısın?”
Boran “ beni ya tanımıyorsun yada gerçekten konuşmuş olmak için konuşuyorsun Sıla”
Sıla “ sende olduğun gibi davranmıyorsun hiç.... ne düşündüğünü neye karar verdiğini anlayamıyorum”
Boran “ anlamak istemiyorsun çünkü.. Peşin hüküm vermeye en basit bir durumda bile beni suçlamaya alıştın çünkü.. “
Sıla “ Narin’in yakup denen adamla evlenmesine izin veriyorsun ama”
Boran “ Yakup adam değil benimle yaşıt sayılır....üstelik böyle bir şeye henüz izin vermedim”
Sıla “ ama vereceksin”
Boran “ Narin’in yaptıklarını bu kadar kolay bağışlamamı bekleyemezsin”
Sıla “ ama sevmiş ne yapsın”
Boran “ seviyor olması yaptıklarını haklı göstermez.. Hem Narin daha çocuk..Ne ara görmüş ne ara sevmiş diyeceğim ama maşallah Zeynep’lerden çıkmıyordu bende sanıyorum ki Zeynep sıkılıyor Narin’le oturuyor ama neymiş Narin hanım sevgilisiyle buluşmaya gidiyormuş.. Annemde başını boş bıraktı tabi... işte şimdi olan oldu nasıl çıkılacaksa işin içinden
Sıla “ herşey senin iki dudak arasından çıkaracağın bir xümleye bağlı aslında”
Boran “ Narin üstündeki söz hakkı babamın”
Sıla “ istersen senin sözünün üstüne söz söylenmez biliyorum.. bu sözü söyleyeceksin değil mi Boran”
Boran “hayır”
Sıla “duygusuz”
Boran “ Sıla..”
Sıla “ ne?”
Boran “ ne değil.. Efendim”
Sıla “ ne işte.. ne..ne..” deyince Boran dirseklerinin üzerine doğru kendini vererek sıla’ya doğru uzanıp
Boran “ kocanla nasıl konuşuyorsun sen... Ne değil efendim” dedi birkez daha
Sıla “ Boran Narin’in evlenmesine zini vermeyeceksin öyle değil mi.. Mihribanın evlenmesine de”
Boran “ bilmiyorum henüz karar vermedim..”
Sıla “ Boraannn”
Boran “ düşünüyorumm”
Sıla “ onları kurban etmeyeceksin biliyorum.. yapamazsın sen.. kıyamazsın ki” dedi çocuksu bir edayla
Boran “ kıyamayacağımı biliyorsunda neden ikimizede işkence ediyorsun böyle davranarak”
Sıla “ nasıl davranıyorum ki..”
Boran “ benim kadar yakın davranmıyorsun mesela” dedi parmakları Sıla’nın kollarında dolaşırken
Sıla “ senden söz alayım ondan sonra bunları söylediğine pişman olacaksın...”
Boran “ öyle mi?”
Sıla “ hıhı.. Narin’i affettin mi?”
Boran “ önce seni affetmem lazım..Benden sakladın”
Sıla “ ne yapsaydım.. ispiyonlasamıydım” dedi gözlerini Boran’a dikerek
Boran” söylemeliydin”
Sıla “ söylememezdim”
Boran” o zaman cezanı çekeceksin”
Sıla “ ben cezama razıyım.. sen Narin’i affettin mi Boran ...hı”
Boran “ sen böyle Boran demeye devam edersen aklımı başıma alıp düşünemem ki”
Sıla “ düşünme ozaman” diyerek Boran’ın boynuna ellerini dolayarak kendine çekip dudaklarına küçük bir öpücük kondurarak
Sıla “ affettim de”diye fısıldadı
Boran Sıla’nın boynuna ardı ardına yakıcı öpücükler kondururken
Boran “ affettim......seni..” dedi

yağmur yüreklim
13-09-07, 08:24
zarabircanım benim pazar günü yazdıklarını okumuş yorum yarına demiştim ama bir türlü kısmet olmadı.. özür dilerim..
silver: sana kaç gündür uğrayamıyorum kimbilir kaç bölüm eklemişsindir
cahilperiydim bitanem yeni sayfa açmışsın daha gelemedim hayırlı olsun...

SEVMEYE MAHKUM YÜREKLER

bölüm-173


Ayşe “ gelinağam.. gelinağam gireyim mi..”
Sıla “ ne oluyor sabah sabah” dedi yatakta oyana buyana dönerek.. gözlerini ovuşturarak
Sıla “ Boran” dedi sonrada gözlerini açıp yatağın boş olan sol tarafına baktı
Kapı bir kez daha çalıp dışardan
Ayşe’nin “ gelinağam” diyen sesi duyulunca
Sıla “ gel Ayşe” dedi doğrularak
Ayşe hevesli hevesli
Ayşe “ günaydın gelinağam.. “
Sıla “ günaydın Ayşe”
Ayşe “ Boran ağam gelinağanı kaldırda kursuna geç kalmasın dediydi de”
Sıla yerinden hızlıca kalkarak
Sıla “ gerçekten mi ayşe” dedi hevesle
Ayşe “ he ya gelinağam.. Haydar seni bırakacak mış”
Sıla “ yaşasın” diyerek ellerini çırpıp duraksadı
Sıla “ ya Narin.. o gitmeyecek mi?”
Ayşe “ bişey demedi Narin’le ilgili..”
Sıla “ tamam Ayşe..sağol” dedi yüzünü düşürerek.
Sıla “ ben hazırlanıp geliyorum” deyince Ayşe odadan çıktı
Sıla yüzünü yıkayıp tekrar odaya geldiğinde komidinin üzerinden telefonunu alarak Boran’ı aradı
Boran araba kullanırken titreyen telefonuyla birlikte sağ elini direksiyondan çekerek cebindeki telefonu çıkardı
Boran Sıla’nın ismini görünce tebessüm ederek
Boran “efendim” dedi
Sıla “ Boran..nerdesin?”
Boran “ işe gidiyorum”
Sıla “ neden uyandırmıyorsun giderken?”
Boran “ güzelim geceleri uyutmuyorum birde sabahları kaldırırsam çok gaddar olmazmıyım”
Sıla “ olsun yinede uyandır.. belki seni yolcu etmek istiyorum”
Boran “ ozaman bundan sonra uyandırırım bitanem”
Sıla “ Boran...”
Boran “ efendim”
Sıla “ Narin gitmeyecek mi?”
Boran “ bişey değil hayatım”
Sıla “ o gitmeden ben nasıl giderim.. olmaz ki..”
Boran “ Sıla.. şansını zorlama istersen bu kadar”
Sıla “ peki.. ama oda gelecek değil mi nasılsa?”
Boran “ Sılaa”
Sıla “ tamam.. teşekkür ederim..”
Boran “ rica ederim....şimdi kapatıyorum.. akşama görüşürüz tamam mı canım”
Sıla “ kolay gelsin”
Boran “ bişey unutmadın mı?”
Sıla “ öpüyorum”
Boran “ peki bu sefer bu olsun” dedi gülerek
Sıla “görüşürüz” deyip kapadı telefonu.. isteksizce üzerini giyinip çıktı odadan.. az bir kahvaltı yaparak Narin’in yanına uğradıktan sonra çıktı odadan..
Haydar kursun önünde bıraktıktan sonra okulun bahçesinde sohbet eden Zeynep ve Mert’in yanına doğru yürümeye başladı
Mert “ insan alışıyor zamanla değil mi.. ben ilk gördüğümde ısındım aslında buraya”
Zeynep “ alışıyorsunuz evet hatta seviyorsunuz bile”
Mert “ iç anadolu’dan, Ege’den, Karadeniz’den çok farklı”
Zeynep” Karadeniz’i biliyormusunuz yani gittiniz mi hiç?”
Mert” evet 4 yıl Trabzonda kaldım okul için”
Zeynep “ nasıl yani.. Ktü’de mi okudunuz yoksa?”
Mert “ evet “
Zeynep” inanmıyorum Bende KTÜ’den mezunum” dedi gözleriyle gülümserken
Mert bir anlığına Zeynep’in gülüşüne kaptırmış kendini kayboluyordu ki
Sıla “ günaydın” deyince toparlanarak
Mert “ günaydın” dedi
Zeynep “ Sıla’cım günaydın” dedi tebesümle
Sıla “ günaydın Zeynep abla”
Zeynep “ Narin yok değil mi?”
Sıla “ evet.. ama inşallah gelecek en kısa zamanda”
Zeynep “ inşallah”
Mert “ geçelim mi Sıla hanım derse arkadaşlarınız geldiler çoktan”
Sıla “ tabi hocam” diyerek Zeynep’e gülümseyerek ayrıldılar yanından..
İçeriye girip herkese günaydın dediğinde Sayme’nin yanında boyamaya başlamış olan Mihriban’a bakarak
Sıla “ mihriban.. gelmişsin” dedi sevinçle

yağmur yüreklim
13-09-07, 08:27
asena'cımcanım benim dönmüşsün hoşgeldin..nasıl özledim seni bilemezsin..
zeynep yeni senaryo[/SIZE]dan bölümler eklenmiş hayırlı olsun.. kızmadım haberin olsun :img-yes:
zeliş'e ben ulaşamıyorum siz ulaşabiliyormusunuz??

SEVMEYE MAHKUM YÜREKLER

bölüm-174

Mihriban “ geldim ya gelinağam” deyip karşısında hayretle ve gülen gözlerle bakan, kollarını sarılmak için çoktan açmış olan Sıla’ya doğru yürüyüp sarıldı
Sıla “ çok sevindim.. çok sevindim” dedi Mihriban’la sarılıp bir oyana bir buyana sallanırlarken
Mihriban “ sağol gelinağam”
Sıla kendini çekerek kollarını ayırdı Mihriban’dan
Sıla “ nasıl oldu bu he nasıl?”
Mihriban “ Boran ağam sağolsun”
Sıla “ Boran mı” dedi şaşırarak aslında şaşırmaması gerektiğinide bilerek
Mihriban “ he ya Boran ağam babamı çağırtmış dünürlerine selamlarımı söyle bizde verecek kız yok başlık parasını ben vereceğim demiş.. Tabi onlar önce karşı çıkmışlar ama Boran ağamın selamını alınca ses edememişler..Allah ne muradınız varsa versin gelinağam.”
Sıla “ hepimize Mihriban.. bak aramızdasın… daha ne isteyebiliriz ki” dedikten sonra bugünkü dersleri olan kumaş boyama işine koyuldular.. Sıla’nın yüzünde sürekli tebessüm ve bu ortamda bu insanlarla olmaktan dolayı bir mutluluk vardı
Boran odasında yurt dışına gitmeden önce hazırlanmaya başlanan evrakları gözden geçirirken masanın üstündeki telefonuna gelen mesaj’ın sesiyle gözlerini çevirerek telefonuna baktı.. Çok fazla mesaj almazdı Boran ya arardı yada aranırdı…Elini uzanarak aldı telefonu gelen mesajı açında gülümseyip çok nadirde olsa ortaya çıkan gamzesi gözüktü
“Seni Seviyorum” yazıyordu sadece..Ve bu iki kelime bir çok şeyi anlatıyor insanı dünyanın en şanslı insanı zannetmesini bile sağlayabiliyordu en olmadık zamanlarda..
Boran dayanamayarak Sıla’yı aradı.. Birkaç çalmasına rağmen hala açmayınca vazgeçerek bıraktı telefonu.. tekrardan dosyalara odaklansa da aklı telefonunda kaldığından eline alarak mesaj yazmaya başladı..
Sıla kumaş boyasının kokusundan başı ağrıyınca Gül dışarı çıkıp biraz temiz hava almasını söylemişti.. Sıla’da çantasından peçete almak için açtığında telefonundaki mesajı görerek telefonunu alıp çıktı dışarıya.. Önce Boran’ın çağrısını gördü sonrada mesajı açıp okudu
“kıyamam sana…” yazıyordu kısa ve öz

Sıla hemen aradı Boran’ı
Sıla “ Alo Boran”
Boran “ canım”
Sıla “ teşekkür ederim.. Mihriban geldi bugün kursa”
Boran “ sevindim”
Sıla “ sen konuşmuşsun babasıyla…”
Boran “ evet konuştum”
Sıla “ bana neden söylemedin konuşup bu işi halledeceğini?”
Boran “ bunu söylememe gerek var mı Sıla.. “
Sıla “ doğruya anlamam lazımdı.. Sen kıyamazsın kimseye”
Boran “ ben sana kıyamam Sıla.. Senin üzülmene, mutsuz olmana, gözlerinden akacak bir damla yaşa kıyamam….”
Sıla “ Boran..”
Boran “ söyle güzelim”
Sıla “ söylememe gerek var mı?” deyince Boran tebessüm ederek
Boran “ doğru ya anlamam lazım “ dedi
Sıla “şimdi kapatıyorum… akşama görüşürüz”
Boran “ Sıla”
Sıla “ efendim”
Boran “ bende seni seviyorum.. “ deyince bu seferde Sıla tebessüm ederek
Sıla “ hoşça kal” deyip kapadı. Telefonu bir süre elinde tuttuktan sonra içeriye girdi…
Sayme “ bende sana çağırmaya geliyodum gelinağam” dedi kapıda karşılaştıklarında
Sıla “ geldim Sayme ne oldu ki”
Sayme “ ara verdikte çay içiyoz gelinağam”
Sıla “Sayme… Sıla..”
Sayme “ dilim alışmış gelinağam”
Sıla “ peki Sayme’cim nasıl alıştıysan ozaman.. hadi girelim” deyip elini Sayme’nin omzuna atarak ilerlediler içeriye doğru

yağmur yüreklim
13-09-07, 08:30
gülbeyaz çok geçmiş olsun seni çok çok iyi anlıyorum
sayme canım sana ne oldu ben bişey anlamadım:icon_sorr

SEVMEYE MAHKUM YÜREKLER

bölüm-175


Alev “ çayları doldurdum hocam”
Gül” koy Alev’cim.. hadi kızlar haydi mola” diyerek toparladı herkesi..
Kızlar sandalyelerini ortaya çekerek ortaya da bir masa koyup oturdular
Banu” Mert hocam siz gelmiyor musunuz?”
Mert “ geliyorum banu.. başlayın siz.. ya ders bitmiştir Zeynep hanımı da çağırsak mı?”
Banu “ ben hemen çağırayım hocam”
Gül “ sen dur Banu.. Mert hocan kendi gidip bizzat çağırsın “ deyip güldü kızların sessiz kıkırdamaları arasında..
Mert “ yok canım ben hani çay içsin diye söylemiştim” diyerek toparlamaya çalışsa da kimsenin gözünden kaçmamıştı Mert’in Zeynep’e karşı olan ilgisi..
Sıla “ o açık çayı ben alabilir miyim?”
Çiğdem “ tabi. Buyrun “
Sıla “ sağol canım”
Çiğdem “ afiyet olsun”
Işık “ poğaçaları ben yaptım sabah erkenden kalkıp”
Gül” patetesli de varmı ben çok severim”
Işık” olmazmı hocam.. siz seviyonuz diye patateslide yaptım”
Gül” oh oh mis gibide kokuyor” deyip tepsinin içinden patatesli poğaçaları ayırıp kendi önüne çekmeye başladı bir eliyle de çayını yudumlarken
Merve “ bende kek yaptım “
Sema “ ıslak kek demi kız hadi çıkar.. mola bitecek şimdi… “
Merve “ ıslak kek.. şurdaydı bir uzansana Çiğdem senin arkanda”
Çiğdem “ dur alıyorum” deyip arka masanın orda duran tepsiyi alarak uzattı Merve’ye
Nesli” yarında biz yapalım ne isterseniz.. “
Sayme “he kurabiye yapak bizde akşamdan ablamla yatmadan yaparız”
Nesli” yaparız tabi… başka ne isterlerse”
Gül” kızlar hepinize teşekkür ederim sizlerin bir arada olması iyi geçinmesi ve bir şeyler öğrenmek için bu kadar çabalaması beni okadar etkiliyor ki…Bu kursun burda açılması çok doğru bir karar olmuş”
Işık “ biz size teşekkür ederiz hocam. .siz olmasaydınız olur muydu hiç..”
Merve “ tabi bir de Boran ağam”
Sema “ gelinağamızı da unutmayalım”
Sıla “ ben bir şey yapmadım ki.”
Alev” daha ne yapacaksın ki gelinağam. Allah tuttuğunu altın etsin.. sağolasın..”
Sıla “ ben sizi böyle gördükçe mutlu oluyorum.. Hele bugün Mihriban’ı yeniden aramızda görünce neler hissettim anlatamam..”
Nesli” inşallah Narin’de katılır aramıza kısa sürede”
Sıla “ inşallah” deyip tekrardan durgunlaşıp çayını içmeye koyuldu
Kurs eğlenceli geçmiş..kızlar güle oynaya evlerine dönmüşlerdi ev ödevleri alarak…Sıla konağa geldiğinde salondan gelen gürültülerle ne olduğunu merak edip salona gitmek istediğinde odasının kapısının önünde Narin seslendi ağlamaklı sesiyle
Narin “ Sıla “ diye
Sıla “ Narin.. Nasılsın?”
Narin “ Sıla.. geldiler.. verecekler beni… geldiler Sıla” dedi ağlayarak
Sıla “ kim geldi Narin.. sakin ol ..tek tek anlat kim geldi?”
Narin “ babam Yakuplardan birini çağırtmış konuşacak gelsinler diye.. ben ne edecem verecekler”
Sıla “dur canım olur mu öyle şey.. hem Boran geldi mi?”
Narin “ gelmedi… ağabeymde verecek beni. Kurban olam Sıla.. ben ölürümde evlenmem o adamla”
Sıla “ tamam canım sakin ol.. Boran gelsin konuşurum ben” deyip Narin’i odasına koyduktan sonra odasına gidiyordu ki Boran’ın merdivenlerden hızla çıktığını gördü .. Hemen önüne doğru giderek
Sıla “ Boran… hemen konuşmamız lazım” dedi
Boran “ şimdi olmaz Sıla, sonra “ deyip durmaksızın salona yöneldi.
Sıla “ ama Boran..” deyip yarım kaldı cümlesi
Boran “ bunu yapma Boran.. ne olur yapma..” deyip çaresiz odasına yöneldi

yağmur yüreklim
13-09-07, 08:34
eminedeniz:canım benim mesajını aldım teşekkürler
ışık'cım rep için çok sağol :img-wink:

SEVMEYE MAHKUM YÜREKLER

bölüm-176

Boran salona girerek Yakup’un yakın akrabalarından gelen iki kişiye bakıp
Boran “hoş geldiniz” dedi
Adamlar ayağa kalkarak
“ hoş bulduk ağam” dediler ayağa kalkıp Boran’a olan saygılarını göstererek
Firuz “ Boran akrabalarımız hayırlı bir iş için gelmişler” dedi gerinerek
Boran “ hoş gelmişler.. Nasıl bir hayırlı iş miş bu?” dedi anlamazdan gelerek
Firuz “ Bizim Yakup’a Narin’i isteyeceklermiş”
Boran “ Narin daha küçük baba…evlilik düşünmüyor üstelik”
Firuz “ kız kısmı düşünmeyi ne bilir”
Boran “ baba sonra konuşuruz misafirlerimize ayıp oluyor” dedi yanına oturarak
Firuz “ senin yaptığın ayıpların yanında hiç kalır” dedi sadece Boran’ın duyabileceği kadar sesle
Boran “ işler nasıl?” dedi babasını duymamazlıktan gelerek
“ ne olsun ağam idare ediyoz işte.. bu yıl mahsul iyi değildi inşallah seneye daha iyi olacak”
Boran “ inşallah.. Veli amcaya selamlarımı iletin siz.. ellerinden öpüyorum.. ama Narin daha küçük evlilik çağı gelmedi”
“ sen nasıl dersen öyledir ağam.. bize müsaade ozaman” deyip ayaklandılar..
Firuz’un elini öptükten sonra çıktılar salondan
Firuz bastonun yere vurarak
Firuz “ yeter gayri Boran.. ağasın dedim oğlumsun dedim hep sustum.. Her işe bir çomak sokmana, karşı çıkmana sessiz kaldım, kendi anlasın dedim ama sen yola geleceğine yoldan çıkıyorsun her geçen gün”
Boran gayet sakin bir şekilde babasının karşısına geçerek konuşmaya başladı
Boran “ seni anlıyorum baba ama sende beni anla.. Sen nasıl törelerinden kopmamak için çabalıyorsan bende doğru olduğuna inandıklarımdan sapmamaya, verdiğim her kararda önce o insanı düşünerek hareket etmeye çalışıyorum”
Firuz “ sen töreleri değiştirmeye başka kalıplara sokmaya çalışıyorsun Boran.. Bu hiç hoş değil”
Boran “ töre sana kendi öz kızını istemediği birine ver, ömür boyu mutsuz olmasını mı sağla diyor baba”
Firuz “ onun yaptığı soysuzluğa bakarsan öldür bile diyor ya.. nerde bu töreyi uygulayacak bir ağa”
Boran “ben isteyerek yapmıyorum bu ağalığı… ama eğer ben ağaysam kararlarım sorgulanmadan kabul edilmeli, uyulmalı.. Narin daha çok küçük.. Yaptığı yanlışlarda bu yüzden.. ama bu yüzden onun hayatını karartacak değilim..”
Firuz “ o Orhan denen ırz düşmanına mı vereceksin?”
Boran “hayır baba.. dedim ya Narin Küçük..evlilik yok.. şimdi izninle bu konuyu konuşuruz uygun bir zamanda” diyerek çıktı salondan
Firuz “ küçükmüş.. kendi karın çok büyük sanki…. İşine nasıl gelirse..illa kafayın dikine gideceksin.. elaleme rezil olmuşuz, ağzılarında sakız olmuşuz kimin umrunda” deyip tekrardan oturdu yerine Boran odaya geçip üzerindekini değiştirirken
Sıla “ ne konuştunuz boran”
Boran “ önemli bişey değil”
Sıla “ nasıl önemli olmaz Narin için gelmediler mi?”
Boran “ Sıla sorun yok.. şimdi işlerim var.. tamam mı” deyip çıktı odadan
Sıla “ öyle olsun Boran” dedi kapanan kapının ardından
Boran çalışma odasına geçtiğinde Sıla’da odada dolandı bir süre
Sıla “ söylesen anlatsan ölürsün..merak ediyorum işte.. başka zamanda “ sen gelinağasın” demeyi bilir.. neden bana söylemiyo ozaman…off ne oldu acaba.. Vermiş olabilir mi Narin’i.. yok canım yapmaz Boran.. ama babam kararlıydı ya tamam dediyse.. yok demez.. ya derse.. daha fazla bekleyemem gidip sorucam” diyerek çıktı odadan.. Çalışma odasının kapısının önünde bir süre ileri geri yürüdükten sonra tam çalacakken vazgeçti geri
Boran elindeki dosyaları bakarken çalan telefonuyla ara vererek çıkardı cebinden
Yazan ismi görünce kaşları çatılıp yüz hatları gerildi

yağmur yüreklim
13-09-07, 08:38
marenostrum aşağıda gördüm sanki seni :img-wink:
alev akşam sesini duymak çok güzeldi

SEVMEYE MAHKUM YÜREKLER

bölüm-177

Telefonu istemsizce açarak
Boran “ Dilaver” dedi
Dilaver “ unutmamışsın beni emmioğlu”
Boran “ ne var Dilaver..”
Dilaver “ olmuyor Boran ağa sana böyle konuşmayı hiç yakıştıramadım”
Boran “ Dilaver ne diyeceksen de benim asabımı bozma” dedi ayağa kalkarak bir elini beline koyup
Dilaver “ şu köpeklerini peşimden alsan diyorum…hayır benim görmediğimi sanıyorlarsa iyi saklanamıyorlar”
Boran “onların senden saklanma gibi bir kaygıları yok zaten.. biz senin gibi gizli işler peşinde değiliz.. adamlarımında ne olduğunu senin gibi bir şerefsizden öğrenecek değilim… “
Dilaver “ Boran ağa senin ağzın bozukmuydu yoksa yeni mi oldu”
Boran “ Dilaver yemin ediyorum böyle giderse ölümün benim elimden olacak”
Dilaver “ çok korktum….Bana bak Boran ağa … yakında görüşeceğiz hiç meraklanma”
Boran “ bekliyorum Dilaver… geleceğin varsa göreceğinde var “ deyip kapattı telefonu.. Hırsıyla telefonu fırlatırken Sıla dışardan duyduğu seslerle daha fazla dayanamayarak kapıyı çalmadan açıp
Sıla “ Boran” dedi titreyerek
Boran nefes alıp verirken göğsü kalkıp kalkıp iniyor sinirden elleri belinde kaşları çatılmış bir şekilde bakıyordu Sıla’ya.
Sıla yavaş adımlarla yanına gitmeye korkarmışcasına ilerleyerek
Sıla “ iyimisin?” dedi
Boran “ evet” anlamında başını salladıktan sonra Sıla ne olduğunu sormak yerine Boran’ın beline sarıldı.. Boran’ın hiç hareket etmemesi üzerine biraz daha sokulup başını Boran’ın göğsüne gömdü.. bunun üzerine Boran’da Sıla’yı sararak saçlarından öptü
Boran “ Narin evlenmeyecek” dedi Sıla’nın neyi merak ettiğini bilerek
Sıla gayet sakin başını bile kaldırmadan
Sıla “ biliyordum izin vermeyeceğini” dedi
Boran “ ama yinede merak ediyorum diyorsun”
Sıla “ boran.. kimdi o arayan.. neden çok kızdın” dedi başını kaldırıp Boran’a bakarak
Boran “ önemli değil “
Sıla “ birçok sorunla uğraşıyorsun ama ben sana yardım edemiyorum”dedi dudaklarını büzerek
Boran “sen hep yanımda ol, zor zamanlarımda varlığını hissettir, elimi tut yeter…”
Sıla “ Boran”
Boran “ şiiitt” dedi parmaklarını Sıla’nın dudaklarına değdirerek
Boran “ sen şimdi git dinlen biraz, bende işlerimi bitirip geliyorum”
Sıla “çabuk gel..”
Boran “tamam güzelim..gelirim…ben gelmeden uyuma”
Sıla” uyuyamam ki”
Boran” alışsan iyi olacak iki haftaya kadar yurtdışına gidiyorum”
Sıla “ neden…nasıl yani..bensiz mi”
Boran “aslında seni götürmeyi düşündüm ama vize işlerin uzun sürecek o yüzden başka bir sefere söz”
Sıla “ne kadar kalacaksın”
Boran “ sanırım 1 hafta”
Sıla “ben ne yapacağım burda sensiz?” dudaklarını büzerek
Boran Sıla’nın saçlarını geriye iterek gözlerinin içine bakarak
Boran “beni özleyeceksin… çok özleyeceksin..” dedi

yağmur yüreklim
13-09-07, 08:41
ben Narin'den çok sıkılmıştım sanırım sizde sıkıldınız..
ezgisu: canım sağol
gülce sana bir süprizim var:img-yes:
esin: nasılsın hiç haber alamadım senden

SEVMEYE MAHKUM YÜREKLER

bölüm-178


Sabah kahvaltıda herkes toplanmıştı Narin hariç
Boran “ Ayşe Narin’e seslen kahvaltıya bekliyoruz”
Ayşe “ hemen çağırayım ağam”
Boran “ baba Narin’le konuşacağım birazdan seninde yanımda olacağını inanarak aldım bu kararı”
Firuz “ ne kararıymış bu”
Boran “ onun içinde bizim içinde iyi olacağına inandığım bir karar”
Sıla merakına daha fazla katlanamayarak
Sıla “ ne kararı Boran” derken Narin odasından çıkmış salona gelmişti
Boran “ gel Narin, otur şöyle “
Narin gözlerini kimselere çeviremeden boş sandalyeye geçip oturdu
Ayşe “ çayını doldurayım Narin”
Narin “ yok Ayşe içmeyecem”
Boran “ Narin.. Ben düşündüm…senin içinde bizim içinde olması gerekeni yapmaya karar verdim”
Herkes merakla Boran’ın ağzından dökülecek kelimeleri beklerken
Boran “ Yakup’la evlenmeyeceksin” deyince Narin derin bir “ oh “ çekti
Boran “ Orhan’la da…”
Narin “ nasıl yani” der gibi başını kaldırıp Boran’a baktı
Boran “ yaptıkların ne sana ne de bize yakıştı Narin.. Sorumsuz davranışların ve hiç kimseyi hiçbirşeyi düşünmeden hareket etmen…sen kendi kendine verdin cezanı.. Yarın annemle birlikte Antep’e gidiyorsunuz dayımlara..”
Narin “ ama abi”
Boran “ aması yok Narin. Annem seninle bir süre kalır… sende alışırsın..”
Firuz “ doğru bir karar vermişsin Boran.. gitse iyi olacak.. ne yüzünü göreyim ne sesini duyayım”
Kevser “ ne edek Antep’te yerimiz yurdumuz burayken ben duramam kızımıda bırakmam”
Firuz “ sen hiç konuşma Kevser kadın.. ana olaydın kızını dizinin dibinden ayırmazdın ozaman bunlar gelmezdi “
Boran “ baba…Narin senin kızın bu gerçeği ne yapsan değiştiremezsin.. şimdi kızgınsın o yüzden böyle konuşuyorsun.. o biraz gidip aklını başına toplasın, seninde kızgınlığın geçer….o zaman döner evine.. Zaten Zeynep’lede konuşacağım kesinlikle Orhan’la görüşmek haberleşmek yok.. Zaten Orhan seni gerçekten seviyorsa birkaç yıl bekleyecektir…. Ha beklemiyorsa da.. sana layık değilmiş der geçersin”
Narin “ ben ne ederim oralarda nasıl yaşarım” deyip ağlayarak kalktı sofradan
Sıla Narin’in arkasından kalkmıştı ki
Boran “ Bırak Sıla…” deyince oturdu yerine..
Kahvaltıdan sonra boran konaktan çıkıp okula giderken Sıla’da kursa gitmeyerek Narin’in yanına girerek toplanmasına yardımcı oldu.. Narin sessiz sessiz ağlıyor konuşmuyordu ..Yaptıklarının kötü olmadığını biliyordu ama yanlış olduğunu şimdi çok iyi anlıyordu
Narin “ Orhan’a söyle beni beklesin Sıla….” Dedi gözlerini silerek
Sıla “ tamam canım.ağlama artık.. bak kızgınlıkları geçsin getirtecekler seni..”
Narin “ Orhan seviyodur beni değil mi Sıla.. bekler değil mi.?”
Sıla “ gerçekten seviyorsa bekler.. Hem bak olmaz demedi abin.. beklesin diyor açık kapı bırakıyor sen bu zaman zarfında gönlünü almayı başarırsan Orhan’la evlenirkende yanında olur”
Narin” nasıl yapacam bunu gönderiyor ki..”
Sıla “ geri getirtecek eminim.. fazla ayrı kalamaz senden”
Narin “ inşallah” deyip eşyalarını yerleştirdi ağır ağır..
Boran okula uğrayıp ders arasında Zeynep’le konuşup kardeşini bir süreliğine Samsun’a yollamasını, ortalık durulana kadarda gelmemesini istedi
Zeynep Boran’la konuşup doğru olanın bu olduğuna kanaat getirdikten sonra Orhan’ı yollayacağını en doğrusunun bu olacağını söyledi
Firuz Zinhar’a giderken Kevser’de akşama kadar kızıyla oturup kah ağlayıp kah güldüler Sıla’nın da sohbetlerine katıldığı zamanlarda..
Akşam Boran eve geldikten sonra hazırlanıp çıktılar evden.. Narin ve Kevser’i yolcu etmek için sıla’da geldi Boran’la birlikte..
Narin Sıla ile vedalaştıktan sonra çekinerek Boran’ın yanına gelip
Boran “ abi” dedi ağlamaklı..
Boran Narin’e bakıp önce kızgın soğuk durmaya çalışsada sonra dayanamayarak
Boran “ gel buraya” deyip sarıldı
Narin abisine sıkı sıkı sarılırken
Narin “ üzgünüm.. çok üzgünüm abi” dedi gözlerinden damla damla akıtırken

yağmur yüreklim
13-09-07, 08:45
nesli'cim bitanem seni çok seviyorum biliyorsun değil.
karaman: senide çok seviyorum söylememe gerek bile yok..

SEVMEYE MAHKUM YÜREKLER

bölüm-179

Narin ve Kevser gideli 1 hafta olmuş konak olağan sessizliğini koruyordu
Sıla hergün kursa gidiyor Boran’da birkaç hafta sonra gideceği yurtdışı seyahati için eksik olanları tamamlamakla uğraşıyordu
Bazı akşamlar eve gitmeden Abay’a uğruyor onunla sohbet ettikten sonra eve gidip Sıla ile vakit geçiriyordu
Firuz’un varlığı ile yokluğu belli olmuyor sadece yemeklerde bir arada oluyorlardı.. Konak Sıla ve Boran’a kalmış gibi birlikte hoş vakit geçiriyordular
Boran konaktan çıkıp şirkete doğru giderken dün akşam yarım kalan telefon görüşmesini hatırlayarak telefonunu çıkardı
Boran “ alo.. dün konuşamadık… artık dönebilirsiniz.. O it kendi ayaklarıyla gelecek nasılsa” diyerek kapadı telefonunu..
Boran kaşlarını çatarak çalan türküye eşlik etti parmaklarıyla direksiyona vurup ritim tutarak

Abay bütün gününü kuracağı serada geçiriyor bazen eli telefona bir gidiyor Berfin’i aramak istiyor sonra
Abay “ ne diyeceksin” diyerek vazgeçip kendini işine vermeye çalışıyordu
Firuz ve Zinhar kardeşlik namına bir araya gelip otursalarda ne Firuz kardeşinin densiz konuşmalarından memnun oluyordu nede Firuz Boran’ın Dilaver’le olan münasebetinde Boran’ı suçlamaktan geri kalıyordu
Boran için olağanlaşmış bir gün bitmiş yine eve gitme zamanı gelmişti evde kalan işlerini bitirmek üzere dosyalarını alarak çıktı odasından….Arabasına binerek vakit kaybetmeden konağa doğru yolaldı..
Aziz”hoş geldin ağam” diyerek açtı kapısını saygısını bozmadan
Boran “ hoş bulduk Aziz” deyip elindeki çantayı almak isteyen Aziz’e
Boran “ ben götürürüm gerek yok” deyip tebessüm ederek girdi içeriye
Ayşe yemeği çoktan hazır etmişti salona.. Sıla’da kurstan yarım kalan işlerini evde tamamlayıp Boran’ı beklemeye başlamıştı bile
Boran “ Sıla” dedi salona girdiğinde
Sıla oturduğu koltuğun kenarlarındaki el işlerini bir kenara çekerek
Sıla “ hoş geldin hayatım” dedi tebessüm yüzüne yerleşirken
Boran Sıla’nın yanına kadar gelerek yanağından öperken gözü el işlerine ilişerek
Boran “ sen boyama yapmıyormuydun ?” dedi
Sıla “ boyama yapamıyorum kokusu çok rahatsız ediyor…içindeki maddelerden olsa gerek midem kötü oluyor..bende el işine başladım” deyip kollarını Boran’ın boynuna dolayarak
Sıla “bu kadar ilgilendiğini bilmiyordum?” dedi
Boran “ seninle ilgili her şeyle ilgileniyorum”
Sıla “ öylemi…”
Boran “ öyle..”
Sıla “ acıktım seni beklerken…”
Boran “beklediğini bilseydim daha erken gelirdim”
Sıla “hergün bekliyorum biliyorsun…”
Boran “ ozaman…” derken sözünü kesti telefonu
Sıla kollarını Boran’dan çekerken Boran’da telefonunu açtı
Boran “ söyle Kadir”
Kadir” ….”
Boran “ne.. ne zaman olmuş…”
Kadir “….”
Boran “ Dilaver?”
Kadir”….”
Boran “ tamam hemen geliyorum”deyip telefonunu kapattığı gibi çıktı telaşla
Sıla “Boran ne olmuş”
Boran cevap vermeyerek merdivenleri koşar adım indi
Sıla “ Boran..”diye seslenirken Ayşe’de elinde tencereyle yukarıya çıkıyordu
Ayşe “ gelinağam” dedi Sıla’nın telaşını görünce
Boran “Şivan.. çabuk çıkıyoruz” diye gürledi avludan
Sıla “ Borannn” diye seslendi bir kez daha ama Boran duymamıştı bile
Boran ve şivan aceleyle evden çıkıp gittiğinde Sıla korkuluklara tutunarak
Sıla “ kötü bir şey oldu.. Dilaver diyordu Boran gitmesin..” dedi ağlayarak
Ayşe elindeki tencereyi yere bırakarak
Ayşe “ gelinağam” dedi
Sıla “ başına bir şey gelecek gitmesin.. Boran.. gitme yalvarırım.Ayşe..Ayşe “ deyip gözleri karararak yere doğru kendini bırakırken Ayşe gücünün yettiği kadarıyla Sıla’nın bedenini tutmaya çalışıp sesinin çıktığı kadarıyla da
Ayşe “ gelinağam” diye bağırdı

yağmur yüreklim
13-09-07, 08:48
bu bölüm okuyan herkese gelsin..

SEVMEYE MAHKUM YÜREKLER

bölüm-180


Boran Mardin’i Midyat’a bağlayan kara yolunun 5.km’sine geldiğinde polis ve ambulansta çoktan gelmişti..
Arabasından Şivan’la birlikte inerken durumun ne olduğunu ne merak ediyor nede kötü bir şeyler olmasını diliyordu.. Hissiz bir şekilde ilerleyerek yol kenarına arabalarını park etmiş olan birkaç meraklıyı yararak kazanın olduğu yere geldi
Ortalıktaki cam kırıkları ve Dilaver’in arabasına göz gezdirdi ilk olarak.. Hurda haline dönmüş olan araçtan Dilaver’in nasıl çıkığını merak ederek polis memuruna dönerek
Boran “ durumu nasıl?” dedi belli belirsiz
Polis memuru “ Boran bey” dedi Midyat’ta herkes tarafından tanınan ağayı tanıdığını belirtmek istercesine
Boran “ evet “ anlamında başını sallayarak karşılık verince
Polis memuru” kimliğinde Dilaver Genco yazıyor”
Boran “ evet.. kendisi amcamın oğlu olur… durumu?”
Polis” aşırı hız ve hatalı sollama.. karşıdan gelen kamyonun altına girmiş.. Araba gördüğünüz gibi….başınız sağolsun”
Boran Dilaver’in ölüm haberini alınca ne hissedeceğini ne yapacağını bilemeden öylece kalakaldı…
Başını çevirip ağrılar içinde ambulansa kaldırılırken inleyen kamyon şoförüne ilişti gözü…durumu iyi gibi gözüküyordu en azından yaşıyordu şuan…sonra gözlerini yeniden Dilaver’in arabasına çevirerek baktı.. böyle düşünmemişti hiç.. Ne kadar da aralarındaki sorunlardan dolayı birbirlerine tehditler savursalar da Dilaver için böyle bir son ne düşünmüştü nede istemişti..
Polis memuru” hastaneye kaldırıyoruz cenazenizi.. işlemlerini yaptırıp alabilirsiniz” deyince
Boran “ tamam..” dedi sadece..
Şivan “ ağam ne edecek” dedi Boran’ın yanına geldiğinde
Boran “ amcama haber verelim… bizde hastaneye gidip işlemleri yapalım” derken çalan telefonu yarıda kesti sözünü..
Boran ruhsuz bir şekilde telefonunu açıp
Boran “ söyle Aziz” dedi
Aziz” Ağam gelinağam fenalaştı Midyat Devlet hastanesine gidiyoz” dediğinde Boran çoktan arabasına doğru yönelmişti bile
Elindeki telefonla konuşmayı bırakmış
Boran “ Şivan söylediklerimi yap benim hemen gitmem lazım haberleşiriz” diyerek bindi arabasına,
Kontağı çevirdiğinde tekrar telefonu kulağına getirip
Boran “ neyi var Aziz ne oldu Sıla’ya “ diye sordu telaşla
Aziz” bayılmış ağam, kolonya koklattık seslendik ya ses etmiyor bizde hastaneye götürüyoruz”
Boran “ tamam Aziz bende geliyorum hemen” deyip kapattı telefonunu ayağı gaza yüklenirken
Aziz’ler hastaneye geldiğinde Aziz Sıla’yı kucaklayıp koşar adımlarla girdi acile arkasında da telaşla koşan Ayşe’yle birlikte..getirilen sedyeye Sıla’yı yatırıp hemen odaya aldılar..
Aziz ve Ayşe telaşlı bir bekleyişe koyulmuşken hastanenin diğer kapısından da Dilaver’in cenazesi getirilmişti bir süre sonra..
Boran hastaneye geldiğinde hızlı hareketlerle arabasını park ettiği gibi hastaneye koşturdu… Koridorda Ayşe’yi görünce aralarındaki mesafeye aldırmadan
Boran “ Ayşe” diye seslendi
Ayşe “ ağam..” dedi sesi titrek titrek çıkarak
Boran “ne oldu Sıla’ya?” diye sordu Ayşe’nin dibine kadar geldiğinde
Ayşe “ senin peşinden bayıldı ağam ne ettiysek ayıltamadık..”
Boran “ şimdi nasıl? Nerde?”
Ayşe” daha çıkmadı ağam giren çıkan bişi demiyo”
Boran kapının oraya kadar gelirken içerden de hemşire çıktı
Boran “ hemşire hanım eşim.. eşim nasıl?”
Hemşire “ Sıla hanım kendine geldi, yanında doktoru var” deyip kapıyı açık bırakarak ayrıldı Boran’ın yanından
Boran açık olan kapıdan hiç tereddüt bile etmeden girdi odaya
Boran “ Sıla” dedi yatakta yatmış kolunda serumla halsiz görünen Sıla’ya bakarak
Sıla başını çevirip
Sıla “ Boran” dedi Boran’ı karşısında sağ görmenin verdiği mutlulukla iki damla göz yaşı akarken
Boran iki adımda Sıla’nın yanına gelirken
Dr. Mare “ geldi işte Boran beyde.. eşiniz sürekli sizi sayıkladı durdu” dedi tebessüm ederek
Boran Sıla’nın ellerini tutmuş yatağının kenarına oturarak doktora dönüp
Boran “ durumu nasıl?” diye sordu
Dr. Mare “ Sıla hanım gayet iyi.. Bayılmasıda büyük ihtimalle heyecandan oldu..sizin için endişelenmiş..ama biz yinede kesin emin olmak için bir iki test yaptık.. birazdan kadar çıkar sonuçları o zamana kadar dinlensin” deyip çıktı odadan
Sıla “ Boran neden gittin.. Dilaver geldi değil mi.. kavga etmediniz değil mi” dedi telaşla
Boran “ yok Sıla..birşey olmadı merak etme sen” deyip yanağına eğilip öptü
Boran “ iyimisin şimdi”
Sıla “ iyiyim.. ama çok halsizim”
Boran “ çok açtın ya ondan bayılmışsındır”dedi Sıla’yı güldürmek için
Sıla “ canım bişey istemiyor şimdi”
Boran “ister ister.. .evimize gidelim” dedi Sıla’nın elinin üzerini okşayarak..
Sıla ve Boran bir süre el ele göz göze bekledikten sonra hemşire elindeki sonuçları masaya bırakarak çıktı.. Kısa bir süre sonra da doktor Mare gelerek sonuçları kontrol etti
Mare “ evet.. bir problem gözükmüyor.. dediğim gibi heyecan, stres neden olmuş aniden bayılmanıza.. “deyince Boran derin bir oh çekti
Boran “ çıkabilirmiyiz?” diye sordu
Dr. Mare “ tabi işlemlerinizi halledip çıkabilirsiniz. Yalnız Sıla hanımın bünyesi çok zayıf o yüzden çok iyi dinlenmesi gerekir.. Bebeğimiz anneyi biraz zorlayacağa benziyor” dedi gayet sakin..
Sıla ve Boran “ bebek” kelimesini doğru duyup duymadıklarından emin olamayarak ikiside önce birbirlerine bakıp, sonra bakışlarını Mare’ye çevirerek
Sıla- Boran “ bebek mi?” dediler

not: bebeğin cinsiyeti istekleriniz doğrultusunda olacak banakalsakız ya..:img-yes: byebye

birzey
13-09-07, 09:57
YÜREĞİM YANGINLARDA

okuyan ve yorumlarını eksik etmeyen herkeze gelsin...

11. bölüm

Sılanın çırpınışları fayda etmiyordu… kurtulmaya çalışıyordu ama ağzını kapayan kişi belinden sıkıca kavrayarak geriye doğru götürüyordu… o cebelleştikçe ve
“hı hı “ gibi sesler çıkardıkça ağzındaki el daha da sıkı kavrıyordu… sıla sırtının bir ağaca yaslandığını hissetti…
Fısıltıyla…
“şşşt …sessiz ol…” sıla gördüğü kişiye inanamıyordu… gözlerinde ki öfke çok rahat belli oluyordu…
“ ağzını açacağım ama sakın bağırmaya kalkma tamam mı?”
Sıladan tepki gelmeyine…
“ ne kadar inatçısın … “deyip bırakıvermişti…
“ sen olduğunu biliyordum… bu işlerin başındakinin sen olduğunu biliyordum boran ağa…”
Boran elleri belinde arkasına döndü sinirlerine hakim olmaya çalışıyordu… sılanın bu sözleriyle aniden döndüğünde ise sıla ile burun buruna gelmişti… nefesleri birbirinin yüzlerini yakıp geçiyordu…bir süre gözler konuştu sadece sıla elini kaldırdığında boran sılanın elini havada yakalamıştı…
“Sakın bana bir daha el kaldırmaya kalkma… ve sakın bilmediğin şeyler hakkında fikir yürütme…” sılanın elini bırakıp arkasını dönmüştü…
“ sana uzak durmanı söylemiştim ama sen ne yaptın yine geldin burnunu soktun…”
Artık sinirlerine hakim olamıyordu…
“ git buradan hemen git…” sesi yükselmemişti fısıltı halindeydi ama sesindeki kararlılık ve kızgınlık açıkça ortadaydı…
Sıla ise bileğini tutuyordu…
“ bu sefer olmadı ama poyanı ortaya mutlaka çıkaracağım boran ağa mutlaka… “
Boran yüzünü dönüp…
“ sen neden bahsediyorsun ha… “ eliyle yolu gösterip…
“git buradan…sana buradan git diyorum…”
Sıla bu sefer karşılık vermemişti ve yolu tuttu…
Boransa cebinden telefonu çıkarıp tuşladı…
“ ben size ne dedim ha…ne dedim… gazeteci kıza dikkat edin demedim mi… “
“ ne demek geçmedi…görmedik… “ telefonu sinirle kapatıp oda ayrıldı oradan… çünkü bir şeylerin ters gittiğini anlayıp depodakiler ayrılmaya başlamışlardı…
Boran sinirle arabasını çalıştırıp son sürat sürdü…nereye gideceğini bilmeden…yolları uzattıkça uzatıyordu… ama siniri bir türlü geçmiyordu… kendini huzurlu hissettiği yere gitmeye karar verdi… gözü hiç bir şeyi görmüyordu… kapıya hızlıca vurmaya başladı…
Sıla ile abay göz göze geldi…
“ noluyor abay… kapıyı kıracaklar nerdeyse...”
Abaysa sılaya bakıp…
“ ben kim olduğunu biliyorum sanırım… ben kapıyı açayım… “ kapıya doğru giderken dönüp…
“ ha sıla… sen…”
“ ben içerdeyim abay… “ dedi gözkırparak…
Abayda sonunda akapıyı açmıştı…
“ sakin ol boran… yine ne oldu… esip girlüyorsun…”
“ boransa davet beklemeden içeri girmişti bile… yürürkende yüksek sesle…
“ nasıl sakin olayım abay…nasıl…söylesene nasıl… sürekli işime çomak sokuyor… geçip karşıma dikleniyor… demediğini bırakmıyor…birde bilmiş bilmiş beni suçluyor….”
Sıla içeri girdiğinde kapının vuruluşuyla sinirli birinin geldiğini anlamış ve papatya çayı yapmaya karar vermişti… gelen bağırlık sesleriyle pencereye yöneldi ve gördüğüyle adeta şok oldu… boran ağa oradaydı üstelik bağırıp çağırıyor ortada dört dönüyordu… sıla kulaklarını kabartmıştı ve nerdeyse boranın tüm dediklerini duymuştu… dinlemeye devam ediyordu…
Boran esip gürlemeye devam ediyordu abay dediklerinden hiç bir şey anlamıyordu…
“ aşiretin adını benim adımı lekeleyen adamı enselemek üzereydim abay ama o ne yaptı geldi burnunu soktu… uzak durmasını söyledim… gitmesini söyledim ama o ne yaptı dediklerimi kulak ardı etti… tabiiii acar muhabir ya… yok yok…ben adam olmam abay…kimseye iyilik yapmayacaksın…kızın iki defa hayatını kurtardık… ama o ne yaptı tuttu beni suçladı… offf başım….”
Abay sa şok içinde boranı dinliyor ve gözleriyle onu takip etmeye çalışıyordu….
“ sen hangi kızdan bahsediyorsun boran …bir anlasam…sakin ol hele otur şöyle…”
“ hangi kız olacak abay…hangi kız…şu gazeteci…”
Kapının ordan bir ses yükseldi…
“ sanırım benden bahsediliyor…”
Boran ve sıla göz göze gelmiş abaysa şaşkınlıkla olanları izliyordu…

birzey
13-09-07, 10:01
YÜREĞİM YANGINLARDA

12. bölüm

Boran gözlerine inanamıyordu… sıla karşısında duruyordu üstelik elinde çay tepsisiyle… dönüp abaya baktı… açıklama bekler gibiydi…
Abaysa borandan daha şaşkın sılaya bakıyordu…
“ senin iş dediğin bumuydu sıla… nenden bana söylemedin….”
Sıla ise gayet sakin gidip masanın üzerine tepsiyi yerleştirdi…
“ tamam sakin olun…size papatya çayı yaptın sinire iyi gelir…”
“ benim sinirlerim nedense daha da geriliyor… “ dedi boran sılaya ters bakarak…
Abaysa sılaya dönüp “seni dinliyoruz…”
Sıla gayet sakin sandalyesini çekip oturdu…eline de çayını alıp…
“ ee otursanıza…”
Boran dayanamıyordu artık… abaya dönüp
“ Allah aşkına abay sakın bana bahsettiğim kuzenim bu deme…”
Abaysa dudağını yan büzüp tek kaşını kaldırarak…
“ kuzenim sıla boran ama görüyorum ki siz daha önce tanışmışsınız…”
Borandan önce sıla söze atıldı…
“ ya ne demezsin…tanıştık…çok da kaynaştık…”
Boran sılaya ters bakışını sürdürüyordu…
Abay borana dönüp…
“Oturalım bari… hadi… “ dedi başıyla da yer gösterirken…
Herkez oturmuştu ama boran bir türlü sakin olamıyordu…
Sıla ise sakince
“ çaylarınız soğuyor hadi ama… “
Boran ve abay çaylarını eline almıştı boran çayını sadece tutuyordu içmiyordu…
“ korkma boran ağa içine zehir katmadım… içebilirsin… “
Sıla sözleriyle boranın sabrını biraz daha zorluyordu… sıla biraz dikleşerek boğazını temizledi…
“ sanırım sizden özür dilemem lazım… boran ağa…”
Boran şaşkınlığını gizleyememişti… sıladan böyle bir söz beklemiyordu… hiç bir şey dememsi üzerine sıla devam etti…
“ ben sizin suçlu olduğunuza kendimi inandırmıştım aslında… ama sizde aksini gösterecek hiçbir şey yapmadınız… ifadeniz duruşunuz sözleriniz ben suçluyum diye haykırıyordu adeta….”
Abay söze atıldı…
“ sılaaa… “ uyarır nitelikteydi…
“ abay ama doğruyu söylüyorum… “
Boransa ya sabır çekiyordu…
“ az önce bağırırken dediklerinizi duymasam yada benim burada olduğumu biliyor olsaydınız hayatta inanmazdım söylediklerinize… ama dediklerinize bakılırsa karşı cephelerde değil aynı cephlerde yer alıyormuşuz bu güzel işte…”
Sıla arkasına yaslanıp çayından bir yudum daha alıyordu…
Boransa sesindeki otroriteyle…
“ ne cephesinden bahsediyorsunuz… ben sizinle ne karşı nede aynı cephedenim…”
Abaysa durumu az çok anlamıştı ama nasıl tanıştıklarını bilmiyordu henüz olaya el koyma vaktinin geldiğini düşünerek…
“ sakin olun… bence geçmişi unutalım… en yakın arkadaşım kan kardeşimle en sevdiğim kuzenimi tanıştırmak istiyorum…bunu bana çok görmezsiniz değil mi…şu mevzuyu da kapatalım artık…”
Sıla elini uzatarak “benim için sorun yok” deyiverdi…
Boransa keskin bakışlarıyla sılaya bakıyordu… bu kızı bir türlü anlayamıyordu… tavırları hareketleri çok farklıydı…
Boranda zoraki elini uzatmıştı… sıla tokalaşırken…
“memnun oldum boran… boran dememde sakınca var mı… yok hani duyduğuma göre buralarda ağalara adıyla seslenmek pek alışık olunan bir şey değil de ….”
Boran sılanın iğneleyici sözlerine alışmaya başlamıştı… yüzünde hafif bir gülümseme bile oluşmuştu… sıla birden…
“ aaa tebessüm mü ettiniz… çok şaşırdım…vallahi gülüyo… abay ben doğru görüyorum değil mi… boran gülebiliyo…”
Abay sılanın bu kendi suçunu bastırma olaylarına alışıktı ama şimdi biraz abartmıştı sanki…
Boranda tebessümünü artırarak başını hafif yana eğdi…
“ bende memnun oldum sıla… boran demen de hiçbir sakınca yok… “
Sıla ise daha bir yaslanarak…
“ vallahi gülmek yakışıyor yani….”
Abaysa sılaya imalı bir ses tonuyla…
“ sılaaa… abarttın artık … tamam… suçunu ört bas ettin… kes artık şunu…”
Sıla ise doğrularak...
“ haklısın sanırım abarttım… boran ben gerçekten üzgünüm… ama işine karışmayacağıma söz veremem…”
Boran derin bir nefes alıp sılaya keskin bir bakışla bakıyordu…
“ bu işe daha fazla karışma sen olmasaydın bu akşam onları yakalayıp polise teslim etmiştim … ama sen pişmiş aşıma gelip su kattın… “

birzey
13-09-07, 10:04
YÜREĞİM YANGINLARDA

13. bölüm

Sıla gülerek…
“ aaa lütfen boran ben sana gelip bu gece depoda toplanacaklarını söylemesem haberin bile olmayacaktı…”
Boran arkasına yaslanmış iç çekerek sıla haklıydı…
“ sen nerden öğrendin bu gece depoda toplanacaklarını…”
Sıla ise gerinerek…
“ meslek sırrı…”
Abay bu konuşma da pin pon topu olmuştu adeta başını bir sıla ya bir borana çevirip duruyordu…
Sıla devam etti…
“ gel seninle bir anlaşma yapalım… “
Boran merakla sılaya bakınca…
“ ben aldığım bilgileri seninle paylaşayım sende beni attığın hiçbir adımda yanından ayırma… yani bu konuda…”
Boran kesin ve net bir şekilde …
“olmaz…”
Sıla ise bastırarak…
“ neden olmaz… bal gibide olur… kabul mü… bak kabul etmezsen ayağına dolanmaya devam ederim…”
Boran derin bir iç çekip tek kaşını kaldırmıştı sıla boranın her bir hareketini incelemeye almıştı….
“ kabul ediyorsun yani…”
“ öyle bir şey demedim…”
“aksini de söylemedin…”
“ tek bir şartla kabul ederim… ben ne dersem o olacak… dediğimden bir adım ne ileri gideceksin… anlaştık mı?”
Sıladan sevinç çığlıkları arasından…
“ oleyyy… tabiî ki anlaştık…”
Sılanın telefonu çalmaya başlamıştı…
Abay sese kulak vererek…
Bu çalan senin telefonun değil mi sıla….
Sılada sese kulak kesilmişti…
“ evet benim ama nerde ki…” sıla ayaklanmış sese doğru yürümeye başlamıştı…
Abayla boran baş başa kalmışlardı sonunda…
Boran abaya dönerek..
“ kuzenin çok inatçı…”
Abay gülerek…
“ biliyorum…ondan tanışmanızı istemiştim…birbirinize çok benziyorsunuz…”
Boran birden durgunlaşmıştı…abay söylediğine pişman olmuştu çoktan ama iş işten de geçmişti….boran ayaklanmıştı…
“ ben artık gideyim abay…”
“ boran ne güzel oturmuş sohbet ediyorduk nereye…”
Boran bir şey demeden arkasını dönmüş tam kapıya gelmişti ki sılanın sesi duyuldu…
“ abay ben şimdi ne yapacağım…”
“ ne oldu sıla…”
Boranda meraklanmış dönmüştü…
“ bizim kızlar… ya bugün sevgi demişti de bu kadar çabuk olacağı aklıma gelmemişti ne olacak şimdi…”
“ ne ne olacak sıla sakin ol da anlat hele…”
“ bizim kızlar gelmiş…”
“ eee ne güzel işte… çağır gelsinler… misafirimiz olsunlar…”
“ abay sen ne dediğinin farkında mısın… ben bir iki kişiden bahsetmiyorum… tam tamına 13 kişi bu nereye sığacaklar…”
Abay şok içinde…
“ ne 13 kişimi….”
Sıla soluksuz saymaya başlamıştı…
“ sevgi , asena , gül , zeliş, nesli, filiz, bengü, gülce, esin, sayme, hacer, ayşe , Merve , …tam tamına 13 kişi…”
Abay rengi değişmiş yüzüyle sılaya bakıyordu… içinden… “ amma çok arkadaşın varmış….”
“ gelsinler sıla…sığmaya çalışırız… “
Boranın sesiyle borana döndüler…
“ anlaşıldı bu böyle olmayacak abay… ya sen bize gel ya da sılaları bizim bağ evine yerleştir… yok şehir dışı kalamayız oralarda derseniz de son çare bizim otele yerleştirelim sizi…”
sıla abaya bakıyordu… abayda sılaya… abay sıla ya
“ hangisini tercih ediyorsun…”

birzey
13-09-07, 10:08
YÜREĞİM YANGINLARDA

14. bölüm

Sıla ne karar vereceğini bilmiyordu borana dönüp…
“ ya ne diyeceğimi bilmiyorum… abayın rahatını hiç bozmayalım o burada evinde kalsın… şu bağ evi fena fikir değil sanırım…”
Boran yine yüzündeki keskin ifadeyle…
“ hadi o zaman arabaları alalım da arkadaşlarınızı bekletmeyelim…3 arabaya anca sığarız sanırım…”
Birlikte yola çıkmışlardı…
Hava alanına vardıklarında kızlar büyük bir kalabalık gibi gözüküyordu uzaktan…
Sıla arabadan inip doğruca sevgiye yöneldi…
“ ya ben sana ne dedim ha ne dedim…gelemden haber verin demedim mi…”
“aaa çok sağol sılacım…bende seni çok özlemiştim… kızım bu nasıl karşılama…”
Asena da söze atılmıştı…
“ hiç yani… ben bu kızı sevmem zaten bilirsiniz…haksız mıymışım? Siz olmasanız 1 sn dayanamam yani…”
Zelişse kıyamaz sesiyle…
“ ya gitmeyin benim canımın üstüne… haklı kız bir ordu geldi ne yapacağını şaşırdı tabi…”
Neslihan da destek çıkmıştı hemen…
“ kıyamam ben sılama…”
Gülse
“ben asena ya katılıyorum… utanmasa bizi fırlatıp istanbula yollayacak…yok yok kızlar ben dönüyorum… ben bu şartlar altında daha fazla burada kalamam yani…”
Filiz se sert bir şekilde…
“ ne dönmesi..çocukları bırakıp geldik… eli mahkum..iki gün ağırlayacak bizi…”
Sıla ise filize dönüp…
“ filiz benim burada evim mi var ha… nerde ağırlayacam sizi…”
Merve sılaya kaşlarını kaldırarak…
“ valla orasını da sen düşün sılacım…”
Ayşe ise gülceyi dürtüklüyordu koluyla… fısıltı halinde…
“ şu arkadaki yakışıklıya baksana gülce…”
Gülce ise aynı baygın bakışlarla… iç çekerek…
“ sen asıl şu kepçeye bak… ben o kulaklara kurban olurum….”
Sayme ise konuşmaları duymuş…
“ hadi bakalım … sizi de bizim tarafa alalım artık… bir sizin sevgiliniz yok zaten…”
Gülce yanakları kızararak…
“ ya sayme… sizin var da ne oluyo… çocukları sizinle hiç görmüyoruz nedense…”
Sayme ise gururla…
“ onu diğerlerine söyle sen… benimki askerde şekerim… gelsin hele bak o zaman bir an olsun ayrılıyor muyum yanından…”
Bengü ise artık konuşmaları durdurmak için…
“ bir çadır getireydik keşke… şuraya atıverirdik sabaha kadar konuşurduk… daha çok dikilecek miyiz burada ayaklarıma karasular indi…”
Esin bengüye katılarak…
“ evet sılacım… hadi ama nereye gideceksek gidelim… ama önce bizi arkadaşlarla tanıştırsan fena olmaz…”
Sıla kafasına vurarak
“ ahhh …tabi yaa… haklısınız… akıl mı bıraktınız bende…”
Abaya döndü…
“ kızlar kuzenim abay… “ abaya dönüp… “ kusura bakma kuzen ama tek tek sayamayacağım şimdi sana onları… tanışırsınız nasılsa… bunlar iki gün dediyse kesin bir hafta buradalar…”
Abay kızlara dönerek “ memnun oldum… “ sılaya dönüp…
“ sıla sen nasıl konuşuyorsun öyle…”
Sıla umursamaz bir hava da
“ onlar beni takmaz… ne hallerime dayanıyorlar bir bilsen…”
Boran sılayı dikkatlice izliyordu… “çok hayat dolu” dedi içinden… sıla ile göz göze gelince kaçırma gereği duydu…
Sıla kızlara dönerek…
“bu da ağamız boran…”
Kızların hepsi birden..
“ neee ağamı?”
Sıla kıkırdayarak…
“ evet buraların ağası…”
Boran sılanın bu imasından hoşlanmamıştı… ağzını açıp memnun oldum bile diyememişti… abay sılayı uyara uyara bir hal olmuştu ama yine de “ sılaaaa “ dedi imalı olarak…
Sıla borana bakmıştı bu sefer yüzünde her zaman yer alan sertlik aynen duruyordu ama + sı vardı utandırmıştı sanki sıla onu…
“ tamam … tamam… şaka yaptım…”
Ayşe hemen atılı vermişti… borana elini uzatarak…
“ bizim kız hep böyledir işte patavatsız… alışmak zaman alır ama alışınca da onsuz yapamazsınız… ben ayşe memnun oldum…”

birzey
13-09-07, 10:11
YÜREĞİM YANGINLARDA

15. bölüm

Boranın yüzündeki ifadenin değişmemesi ayşeyi hayal kırıklığına uğratmıştı…
Boran sadece başıyla karşılık vermişti… sonra topluluğa dönerek…
“Hepiniz hoş geldiniz umarım şehrimizden iyi izlenimlerle ayrılırsınız…”
Sıla ayşenin borana olan ilgisini fark etmişti hemen… boranın sert tavrı ilk defa içten içten memnun etmişti onu… ayşe için üzülüyordu aslında ama nedense bu durum hoşuna gitmişti…
Sıla kızlara dönüp…
“kızlar 4 erlik gruplara ayrılıyorsunuz… açıkta kalanı da bagaja atıp gidiyoruz şimdi…”
Hepsi kahkaha atmıştı sılanın bu sözü üzerine boransa gizli bir tebessüm göstermişti ama kimse fark etmemişti…
Ayşe gülcenin yanına giderek
“pek suratsız baksana şuna… insan bi tebessüm eder ama nerde…yok yok pek soğuk nevale sevmedim ben bunu…”
Eşyalar bagajlara yerleştirilmişti…
Zeliş ve esin sılanın arabasının ön koltuğuna birlikte oturmak zorunda kalmışlardı… arkaya da gül asena ve sevgi oturmuştu…
Boranın arabasının ön koltuğuna gülcenin zoruyla ayşe oturmuştu… arka koltuklarına nesli sayme ve hacer geçmişti… abayın arabasında ise ön koltuğu kimseye kaptırmayan gülce filiz bengü ve Merve yerlerini almıştı… boranın arabası önde diğerleri arkada ilerlemeye başlamışlardı… sılanın arabasında kahkahalar havada uçuşuyordu…
Gül imalı olarak sılaya takılıyordu…
“ sen bu ağaya bu kadar takıldığına göre var bişeyler…”
Sıla yok dese de kızların alay konusu olmuştu bir kere….
Boranın arabasında sükunet hakimdi…kimse ağzını açıp konuşamıyordu… asi kızımız hacer dayanamayıp …
“ offff yeter artık yaaa… buraya eğlenmeye geldik… 10 dk dır yoldayız… kimsenin çıtı çıkmıyor… cenazeye filan geldikte benim mi haberim yok… sayme hacere bir cimdik atıvermişti… hacerin öfke dolu bakışlarını görünce oda ona aynı şekilde bakmıştı…
Abayın arabasında ise tam bir sıkıştırma söz konusuydu… evli bayanlarımız gülcenin ilgisini anlamış abayı sıkıştırıyorlardı sorularıyla..öyle ki yol boyunca abay hakkında bilmedikleri hiç bir şey kalmamıştı nerdeyse…
Boranın arabasının durmasıyla sıla kızlara dönüp…
“ geldik galiba…”
Sevgi sıla şaşkın bir şekilde…
“ ne demek galiba… sen nereye geldiğimizi bilmiyor musun…”
Sıla ise gayet sakin arabasını park etmeye çalışarak…
“ burası boranın kullanmadığı eviymiş.. burada kalacağız…”
Zeliş tüm hayranlığıyla etrafa göz gezdiriyordu…
“ burası harika bir yer kızlar… ayyy yanında sevdiğin olacak ne romantik olurdu…”
Asena zelişin sözünün üstüne…
“ eyvahhhh…biizm kızın romantiği geldi… bu gece heba olacak… tüm gece kenanla konuşur bu şimdi….“
Zeliş asenaya dönerek
“ kıskanma kızım …tabiî ki konuşacağım… o benim bi tanecik aşkım…”
Asena ise hayretler içinde zelişe dönüp…
“ben hiç anlamıyorum sizin romantizm anlayışınızdan… ya siz nasıl nefes alıyorsunuz her dakika birliktesiniz… uzak durun temiz hava alın abi ya… bu ne..”
Zeliş asenaya ters bir bakış atıp…
“ sen anlamazsın kızım… sen romantik olacaksında ben göreceğim… gerçi ben senin içinide bilirim ya… Burak yoksa sana dayanamazdı…”
“burağı karıştırma abi burağı karıştırma… zaten kızgınım bana Burak demeyin…”
Sevgi merakla…
“ hayırdır asena… yine kavga ettik deme sakın düşüp bayılırım… sen ne isityosun bu çocuktan anlamadım ki…”
“ kızlar lütfen bu konu hakkında konuşmak istemiyorum…”
Kızlar büyük bir hayranlıkla çevreyi izleyerek girdiler içeriye…ay ve yıldızlar etrafı olduğundan daha güzel ışıtıyorlardı…
Boran ve abay iyi geceler deyip ayrılırken sıla peşlerinden yetişti…
“boran …dur …”
Soluk soluğa kalmıştı…boran şaşkınca sılaya bakıp ne olduğunu anlamaya çalışıyordu…
“ ya bişey unutmadın mı…”
Boran çatık kaşlarıyla başıyla ne unuttum dercesine bir işaret yaptı…
“ boran telefonunu versene…”
Boran çatık kaşlarıyla bakmaya devam ederken…
“ sana diyorum boran telefonunu verir misin…”
Boran telefonunu çıkarıp uzattı… sıla numara tuşlayıp…
“hah işte oldu… dur bide arayayım… hıh çaldı… “ boran hala anlamaz gözlerle bakıyordu sılaya…
“ anlamadın değil mi…numaramı kaydettim… kendimi aradım bende seni kaydederim… “
Boran kesin ve net…
“neden…”
Sıla ise anlatmaya büyük bir istahla devam ediyordu…
“ neden olacak … artık ortak çalışıyoruz ve birbirimize ulaşmamız için telefon numaralarına ihtiyacımız var…”
Boran şimdi anlamıştı ama bu hiç işine gelmiyordu…
“ tamam sıla… ben seni bir şey olursa ararım ama o zamana kadar arkadaşlarınla birlikte vakit geçir sakın benden habersiz iş çevirmeye kalkma…”
Sıla ise oldukça sempatik …
“ buna söz veremem…”
“ sılaaa”
“ bir şey olursa arayacaksın ama…”
Boran başıyla onaylamıştı…
Sıla dönüp eve gidecekken tekrar borana döndü ve…

bu haftalık bu kadar ...pazartesi yeni bölümlerle görüşmek üzere... birazda yasaksın bana 2 yi yazayım... onu bitirmem lazım kanımca......bye

elif gültekin
13-09-07, 13:18
bölüm 21


kevser ise rahat duramamış ve ayseyi arayıp kontrol et bakalım çık yukarıya camdan bak emin ol demişti ayse ise bu haberle tekrar çıktı odasından ve ağır adımlarla yukarıya ağasının odasını doğru yol aldı .


sıla ve boran odaya gelince ise boran bekle demiş ve banyodan gidip bi sabun alarak dönmnüş ve sabunlamaya başlamıştı fakat sabun kavmaya başlamıştı yavaş yavaş ellerinden biraz daha dikkatli olmak için yüzünü biraz yaklaştırdı sılanın sırtına fakat sılanın o lavanta kokusu geliyordu ve yine çakim alanlarına girmişlerdi birbirlerinin sıla boranın nerfesini nsesinde hissettikçe h em kızarıyor hemde ateş basıyordu boran ise sılanın kokusunu duydukça sılaynın ensesine daha çok yaklaşıyor ve elindeki sabunu ve fermuar işini aklından çikarıyordu

ayse ise kaplumbağa adımlarıyla gelmişti üst kata yavş yavş odaya doğru yol aldı aklında ya yakalnırsam diyerek aakat hanım ağası emir vermişti bi kere

sonra ise boran içindekilere daha fazla hakim olamadı ve sılayı boynundan yavaşça öptü bu arada sabunda elinden sıvışmış ve boranın eli sılanın sırtındaydı sıla ise bi anda donmuştu sanki ve aklında herşey uçup gitmişti sonra ise küçük öpücükler daha buyumeye başlamıştı sılada karsı koymuyprdu ve gözlerini kapatmış öpücükleri tüm benliğiyle hissetmeye çalişiyordu artık boranın eli usulu durmuyor ve sılanın sırtını oksuyordu ve eli artık açik kaln yerle kalmamış sırtının yarısı açik olmasına rağmen fermuarı açamadığı yerden elini sokmuş ve sırtının her yerini okşamaya çalişiyordu ama fazla başarılı olmamıyordu sonra eli tekrar fermuara gitti ve ama nasıl olduysa fermuar bi anda kaymıştı şimdi sadece gelinliği sılanın omuzları tutuyordu sonra ise boran sılaya yaklaştı artık sılanın çıplak sırtı boranın göğsüne temas ediyordu boran ise sılanın boynunu son hızla öpmeye devam ediyordu elleri ise sılanın gelinliğinden geçip sılanın göbeiğine gelmişti sıla ise hala herşeyi unutmuş ve boranın öpücüklerinin tadını çikarıyordu boran ise sılanın yanaklarına çıkmıştı yavaş yavaş ordan da dudaklarına yatay bi geçiş yaptı bir süre sılanın boynu yanda öpüştüler artık tutkular onları esir almıştı sılanın ise ellri iki yanda aşğıdayı


boranın eleri sılanın sılanın gelinliğinin içinden çıktı ve artık gelinliğin aradan çıkmasını istiyordu sonra ise sılanı gelinliğinin içinden çıktı ve şimdi ise gelinliğin üstünden karnını okşuyordu ve yukarılara çıktı bir süre sonra ve elleri yavaş yavaş omuzlarına gelmeye başlamıştı ve boran ve sıla ne kadr öpüştüler bilinmez ikiside nefessiz kalınca ayırdılar dudaklarına ve bu anda sıla gözlerini açtı ve camda bi karatıyla karsılaştı ve tam da bu sırada boranın elleri sılanın gelinliğini aşağıya indirmeye başlamışken sıla tekrar kendine geldi ve vemen gelinliğini göğüslerinde yakaldı daha fazla aşığıya inmeden ve sonra bi anda araksını döndü boranla karsı karsıyalardı onra ise sıla kendini toparladı ve

sıla. kızgınca ne yapıyorsun yaaaaa dedi

ayse ise camdan boranı sılayı öptüğünü görmüş biraz kikirdemiş tam giderken sılaya yakalanmıştı bi gölge olarak hemen kevser hanımı arayıp olanları anlattı sonra ise telefonu kapayıp yatmaya gitti ama hala kıkırdıyordu

boran . ama sen karsılık verdin dedi hala yaşannaların etkisinde biraz bozulmuş ve biraz da hüsrana uğramış bi şekilde

sıla ne diyeceğini bilemedi acaba anlamışmıır diyordu ama sonra . hiç bile sen zorladın dedi zeytin yağ gibi üste çikarak

sonra ise bide gözetleyici kokuyor cama ne için diye sordu

boran. ne gözetliyicisi sen nedn bahsediyorsun dedi

sıla aaaaa bide bilmiyormuş gibi yapıyor bak su terbiyesize yaaaa bide ağa olacak dedi ama biraz bağırıyordu

boran : annem dedi sonra ise hem neden bu kadar heycanlandın sonuçta biz karı kocayız dedi bi anda sen de istedim bana karsılık verdin dedi gözlerini çarak sonra pişkince sayiş senin adın ne dedi

sıla ise bi anda ani bi çikiş yapıp .SA- NA NEEEE diye hecelemiş ve tam ellerini açmiş borana saldırcaktı bunu dediği için birden gelinliği biraz aşağıya kaydı bu anda sıla tuttu geliniğini ama boranın gözleri hala ordaydı ve pes etmemeye karar verdi sıla çekmeceden bi gecelik aldı ve abnyoya gitti

giderkende SILA::gelince sende burda olma dedi

elif gültekin
13-09-07, 14:02
sıla ise bi anda ani bi çikiş yapıp .SA- NA NEEEE diye hecelemiş ve tam ellerini açmiş borana saldırcaktı bunu dediği için birden gelinliği biraz aşağıya kaydı bu anda sıla tuttu geliniğini ama boranın gözleri hala ordaydı ve pes etmemeye karar verdi sıla çekmeceden bi gecelik aldı ve abnyoya gitti

giderkende SILA::gelince sende burda olma dedi



bölüm 22

sıla ise yüzüne hemen su çarp soğuk soğuk sonra ise giyinmeye başladı ve demin olanları düşündükçe yanıyordu ve hızlıca üsütünü giyindi

boran ise odada üstünü çikardı ve altına esofmanını giydi bu sırada sılayı düşünüyordu sölesem diyordu acaba bana böle davranmaktan vazgecer mi

ANLATAMIYORUM
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.






Orhan VELİ



evet anlatamıyordu oda sonra düşündü daha adını bile bilmiyordu sonra ise bu sırada sıla banyodan çıktı ve karsısında duran boranı farketti gözlerini boranın vücüdündan alamıyordu


sıla ah ne güzel göğsu var öyle ya hele su kasları diye baygın baygın bakarken

boran ise sılayı baştan aşaıya süzmüş ve ah bu kız beni ölüdrcek sıla ise ateş kımızısı kısacık bi gecelikle çıkmıştı boranın karsısına ve boran gözlerini sılanın vucudundan alamıyordu sonra o yanık teni hele o ince pürüzsüz bacaklar yaaaaa allahım bana sabır vediyordu


sıla kendini toparlayıp:ya ben sana orda urma demedim mi dedi

boran imalıca gülerek tamm durmuyorum dedi ve yatağın içine girdi

sıla . ya sen ne yapıyosun çık ordan ben yatacağım dedi

bi yandan da allahın ben ne yapacağpğım yaaaa diyordu sonra ise sen çıkmazsan ben girmm o yatağa dedi

boran ise karıcığım sen ayaktamı uyuyorsun dedi içinden kıs kıs gülerek kendiside bilimiyordu nasıl sabretcek ama yanınd aistiyordu iste onu

sonra ise sıla. çık ordan dedim ya sen kim oluyorsunda dedi ama boran ise

hemn .: senin kocan dedi :

sıla gülerek allah allah daha adını bile bilmiyorum dedi bi daha güldü


boran : o zman tanışalım dedi ve yataktan kalkarak ben boran genco aşiretinin ağası ve senin biricik kocan dedi

sıla bi an boş bulunarak ben sıla ama sen benim ikinci kocamsın deyi,nce

boran olabilir ama sana benden başkası dolunmadı dedi

betüsüm
13-09-07, 14:02
hayat bir oyundu
hatırlatma
Boran :aç ve bitti cem de
Sıla :yapamam
Boran : nasıl yapamam
Sıla:Leyla var boran unuttun mu sen bitirdin mi ki ben bitireyim
Hem leylaya yaptıklarını bana yapmayacağın ne malum ben sana güvenmiyorum boran
Boran : sen leylayla kendini bir mi tutuyorsun ben onunla Kenan yüüznden niye açıklıyorum ki nasıl olsa sen bana güvenmiyorsun
Ceme güveniyorsun ama o seni hiç aldatmaz emin ol (!!!) leyladan ayrılmayacağımı nereden biliyorsun sordun mu
Sıla :boran anla artık Leyla varken cem varken olmaz aileme ne derim ben bilmediğin çok şey var çok (acaba neymiş o ya )
Boran : ben anladım anlayacağımı(al işte konuşamıyorlar diye şikayet ediyorduk sılada konuştular da ne oldu anlamak istediklerini anlıyorlar konuşarak da anlaşılamıyormuş demek ki )sıla kes sesini ceme aşıksın gelmiş bana kıvırıyorsun burada defol seni görmek istemiyorum cemine git bende leylama giderim o zaman bu arada telefon çalmaktan sıkıldı açsanıza
Sıla:ben ona aşık falan değilim ben sadece bir kişiyi sevdim
İzin verirsen şimdi telefonla konuşacağım
Boran :ne yaparsan yap umurumda bile değilsin soğuk nevale arkasına bakmadan gitmeye başlar
Sıla :boran nereye der ama boran hiç umursamaz
Telefon hala çalıyordur
Sıla sinirle açar telefonu ne var cem ne istiyorsun
Cem :hiç aşkım merak ettim restoranda nereye kayboldun öyle neyse sonra konuşuruz geleyim alayım seni
Sıla: istemiyorum beni rahat bırak yeter senin yüzünden kavga ettim zaten onunla gıcık telefonu suratına kapatır
Etrafına bakar boran baya uzaklaşmıştır arkasından koşmaya başlar
Sıla:boran boran nereye gidiyorsun (helal olsun koşturuyor peşinden boran )

23.Bölüm
bu bölüm tüm okuyuculara gelsin :img-in_lo
Sıla:boran boran nereye gidiyorsun (helal olsun koşturuyor peşinden boran :img-hyste)
Etraf çok sessizdir sıla boranı aramaya başlar görünce koşar yanına gelir
Sıla : hep senin yüzünden kavga ettim cemle bir de peşinden koşturuyorsun der tokat ı yapıştırır.
Boran : bu kaçıncı ya yetti artık
Sıla tam bir tane da vuracakken boran tutar elinden
Sıla :neden yapıyorsun bunu bana boran neden (ne yapıyor be yazık adama senden çekmediği kalmadı neyse ben boranın repliklerini yazmaya başladım devam edeyim )
Boran : ben ne yapıyorum her şeyi sen yapıyorsun bir de üste çıkıyorsun olan bana oluyor tokatları yiyen hep ben :img-pilot
Sıla :ben neden senden nefret edemiyorum ki nereden girdin hayatıma her şeyi alt üst ettin
Boran : isteyerek girmedim canım yoldan çıktım girdim sapağa
Sıla :ben artık dayanamayacağım yarın ilk işim işi bırakmak olacak ukala sırık
Boran : sensin o zaten yarın bir işimiz olmayacak (ee yani restorandan sonra doğaldır)kurtuldum senden oh be gül abla da beni çileden çıkarıyordu zekasız yeteneksiz yönetmen (az kaldı bu sözler dimi asenam:icon_whis )
Sıla :asıl ben kurtuldum senden sakar şey
Boran : ha ha ben mi sakarım kendine bak kaç kere üstüme yada oraya buraya düştün
Sıla :Allahtan bir yerime bir şey olmadı :img-hyste
Boran : sayısını da unuttun dimi balık hafızalı söyle bakalım ne yedin yemekte dün
Sıla : yemekte ne yediğimi değil ama şimdi senin kafana şu topuklu ayakkabıyı yiyeceğin kesin
Boran : sıla bayan olmasan (içinden bir de sevmesem :img-in_lo)dövmüştüm seni şimdiye sabrımı taşırma benim
Sıla : dövde göreyim kendini beğenmiş al sana der boranın ayağına bir tekme indirir
Boran : sıla yeter artık der saçlarını çekmeye başlar (abarttık mı ne :icon_whis)
Sıla : ben sana siyah kuşak olduğumu söylememiş miydim der sırıtarak
Boran :sılacım yaş tahta canım benim siyah kuşak olmadığımı nereden çıkardın
Sıla :hadi ya troest
Boran : nereye gittin peki öğrenmek için
Sıla :altın kemer spor kulubü (böyle bir yer gerçekten var sehercim teşekkürler :img-in_lo)sen nereye gittin boran
Boran : bende gümüş kemer spor kulubune (bunu ben uydurdum ne hazırcıyım demi :img-grin2 )gittim ne olacak sıla
Bir an ikisi de sessiz kalırlar .boran konuşmaya başlar
Acaba ne yumurtlayacak ??:icon_whis
yorumlarınızı bekliyoruz beklettiğimiz için özür :img-blush

_yorumsuz_
13-09-07, 15:08
68.part

Boran uzun süre birbirlerini sevmiş şimdi sarılarak konuşuyorlardı.
Sıla- boran sence cezamı çektim mi?
Boran- nasıl yani?
Sıla- acaba hamile miyim?
Boran- bilmem.
Sıla- boran biliyor musun? Benim günüm üç gün gecikti. Boran önce günü anlamamıştı ama sonra kalına özel günlerin anlamı geldi ve birden sıçradı.
Boran- sen yani ne demeye çalışıyorsun?
Sıla- kesin bir şey söyleyemem. Böyle birkaç gün geçmesi normal. Tabi uzarsa…
Boran- hamilesin demek. Sıla gülümseyerek cevap verdi borana.
Sıla elleri karnında- bilmem belki. Düğünden döndükten sonra zaman bulabilirsem doktora gidelim.
Boran- hadi şimdi gidelim.
Sıla- boran olmaz. Hem biraz daha bekleyeyim. Belki özel günlerime girerim.
Boran- peki aşkım. Peki, çocuk için çalışmak ister misin dedi muzipçe.
Sıla- boraaaan. Zaten saat bayağı erkenken uyandık. Bizim katta birinin kapı sesini duydum biraz önce(sumrunun gelmesi) hadi duşa girelim de kahvaltıya inelim. Diyerek ayağa kalkıp banyoya doğru gitti. Boranın arkasından geldiğini hissedip geri döndü.
Sıla- nereye boran ağa?
Boran- duşa güzelim.
Sıla- iyi diyerek yatağa doğru ilerledi. Boran sılayı kendine çevirdi.
Boran- ne yani sen gelmiyor musun?
Sıla- hayır. Hem gelirsin ikimizin ayrı ayrı duş süresinin iki katı kadar zaman geçiyor.
Boran- aa hadi.
Sıla- olmaz. Zaten misafirlikteyiz. Hadi gir.
Boran- karı koca ayrı ayrı duş alamaz deyip sılayı kucakladığı gibi banyoya götürdü sılanın çırpınışlarına aldırmadan. Ama sılanın dediği gibi uzun sürmemişti duş. Kısa sürede çıktılar.
Sıla- vay boran ağa. Dokunmadın bana hiç duşta.
Boran- ee misafirlikteyiz.
Sıla- bu k