mimarimo
09-10-06, 12:24
umarım doğru birşey yapmışımdır.yalnış isede silin
hadi arkadaşlar alternatif senaryolar buraya,hem takip daha kolay olacak ihi
hadi arkadaşlar alternatif senaryolar buraya,hem takip daha kolay olacak ihi
|
Tüm Versiyonu Göster : Sıla - Senaryolar - Arşiv mimarimo 09-10-06, 12:24 umarım doğru birşey yapmışımdır.yalnış isede silin hadi arkadaşlar alternatif senaryolar buraya,hem takip daha kolay olacak ihi ooozge 09-10-06, 12:33 bende umarım dgru bısey yapmısımdır:) arkadasların senaryolarını bastan sona pcme kaydetmıstım bu sayfaya koyuyrm herkes okumus olur..yazan arkadasların emegıne yuregıne sagılk:) KUSURSUZ arkadasımızın kusursuz senaryosu:) Sıla Emre'nin son sözüyle donakalmıştır. Sıla-Nasıl yani?Ne demek herşey sana kaldı? Emre-(gülümser)Baban ölmeden önce bir vasiyetname hazırlamış.Bütün mal varlığını,son kuruşuna kadar sana bırakmış.(Sıla'nın kollarını tutar)Artık bu eve,bu insanlara muhtaç değilsin.Sen artık istediğin herşeyin yapabilecek kadar güçlüsün.(Sıla şaşkındır.Ciddi bir ifadeyle Emre'ye bakar.) Sıla-Peki Burhan abiler?Onlar bir pay almıcaklar mı? Emre-O konu hakkında bir malumatım yok ama sanırım...(gülümser)sanırım tek mirascı sensin.(Sıla düşüncelidir.Emre'nin yüz ifadesi sertleşir.)Ne o sevinmedin mi?(Sıla toparlanır.) Sıla-Yoo sevindim. Emre-Hiç öyle bir halin yok.(Emre hızla etrafına bakınır ve Boran'la göz göze gelir.Boran ters ters bakıyordur.Sıla'ya döner.)Bak Sıla eğer bu insanlardan korkuyorsan,eğer o yüzden böyle davranıyorsan ben seni onlardan korurum.Ne pahasına olursa olsun,anladın mı?(Sıla başını evet anlamında sallar.Emre sevinir.)O halde benimle gelmeyi kabul ediyorsun.(Sıla duraksar,başını kaldırır ve Boran'ı görür.Şaşırır.Bir süre bakar ve Emre'ye döner.) Sıla-Henüz değil. Emre-Ne demek henüz değil. Sıla-Burda halletmem gereken şeyler var. Emre-Sıla neler söylüyorsun?(Tekrar Boran'a bakar ters ters.Sesini alçaltır.)Eğer o adamdan korkuyorsan... Sıla-O korkulacak biri değil.(Emre onu böylesine korumasına şaşırır.Sıla'da ne dediğinin farkına varıp susar.)Yani engel oluşturan Boran değil demek istiyorum. Emre-Öyleyse ne?(Sıla tekrar çaresizce Boran'a bakar,Boran'le bir süre bakışırlar ve Boran içeri girer.Sıla emre'ye döner.) Sıla-Benden haber bekle.Hazır olunca seni arıcam. Emre-Sıla neden şimdi... Sıla-(Sert bir sesle)Sözümü kesme ve soru sorma.(Duraksar)Bir plan yapıcam ama önce kafamı toparlamam lazım.Şimdi git Emre.(Emre çaresizce bakar.) EmreSeni burda bırakıp gitmek bana çok koyuyor Sıla.(Sıla'nın ifadesi değişmez.) Sıla-Dediğim gibi herşeyi halledince seni arıcam.(Emre çaresizce) Emre-Sılaaaa. Sıla-(Kesin bir sesle)Hoşcakal.(arkasını döner ve merdivenlerden çıkar.Emre arkasından uzun bir süre bakar.) Emre-Seni bu köy ağasına yem etmem Sıla,yem etmem. (Sıla odaya gelir ama orada sadece Abay'yla Ayşe vardır.) Sıla-Boran nerde? Abay-Senin arkandan çıktı.Senin yanına gelmedi mi?(Sıla duraksar.) Sıla-Aaa odaya gitmiştir.(ne diyeceğini bilemez.Ayşe ve Abay ona bakıyordur.)Ben bir bakayım. Ayşe-Film izlemiyor musun gelin ağam? Sıla-Siz izleyin,bizde birazdan geliriz. (Sıla hızla dışarı çıkar ve odaya yöneler.İçeri girer ama Boran yoktur.) Sıla-Nerde bu adam?(Yeni aklına gelmiş gibi gülümser ve kuşluğa yönelir.Tahmin ettiği gibi Boran oradadır.Bir süre ona bakar.Elindeki güvercini şefkatle okşuyordur.Sıla başını eğer ve gülümser.) Sıla-Onlara fazla vakit ayırmıyor musun?(Boran yan gözle ona bakar.Tekrar kuşa döner.) Boran-Fazla şımartıyorsun demeye mi çalışıyorsun?(Sıla bozulur.Kollarını göğsünde kavuşturur ve içeri girer.) Sıla-Ben hiçbişey demeye çalışmıyorum.(Boran gözlerini kuştan ayırmaz.) Boran-Haklısın bazen fazla ilgi boğabilir...(Sıla'ya ters ters bakar.)Şımartır...(Sıla ona yaklaşır ve Boran'ın elindeki kuşu alır.Boran şaşkın bakışlarla onu izliyordur.Sıla kuşun başından yavaşca öper ve gıdıklanmış gibi gülümser.Boran'a bakar.) Sıla-Hiç şımarmış gibi bir hali yok.(Boran hafifçe tebessüm eder ama hemen kendini toparlar.) Boran-Ben bir babama bakayım.(Tam arkasını dönmüş gidiyorken Sıla kolunu tutar.Göz göze gelirler.) Sıla-Neden geldi diye sormayacak mısın?(Boran hiç istifini bozmaz.) Boran-Anlatılacak bişey olursa sen anlatırsın.(Sıla tek kaşını kaldırır.Boran ilerler.) Sıla-(Bağırır.)Daha geçen gün Emre'ye öldürecek gibi bakıyordun.Ne bu anlayışlı tavırlar?(Boran yavaşca ona döner.) Boran-Emre'yi öldürmemi gerektirecek bir durum mu oldu?(Sıla ona şaşkınca bakar.O cevap vermeyince Boran devam eder.)İyi...O halde sorun yok.(Tam gidecekken sıla bağırır.) Sıla-Film izlemiyor musun?(Boran ilerler.) Boran-Hayır...(Hızla uzaklaşır.Sıla hırsla yemliğe ayağıyla vurur.Yemler yere saçılır.) Sıla-Kendini ne sanıyor??? (Sıla odasında oturmuş kara kara düşünmektedir.Bir çıkış yolu bulmalıdır.Artık para ve yer sorunuda kalmamıştır ama asıl sorun Narin ve Azad'ı burdan çıkarmaktır.) Sıla-Offff.(Ellerini başının arasına alır ve ayağa kalkar.Pencereye dğru yaklaşır ve bahçeye bakar.Gözleri Boran'ı arar.) Sıla-Kimbilir nerde?(Hızla toparlanır ve alayla omuz silker.)Benden uzak olsunda.(kapıya yönelir ve dışarı çıkar.Elleri belinde avluda aheste aheste dolaşır.Çok güzel bir gecedir.Mehtap ışıl ışıl parlıyordur.Terasa yaklaşır ve gecenin havasını içine çeker.) Boran-Güzel bir gece.(Sıla hızla döner.Boran gülümser.)Korkuttum mu?(Sıla toparlanır ve gökyüzüne döner.) Sıla-Hayır.(Duraksar.)Küçükken hayaletlerden,sessizlikten,belirsiz tıkırtılardan korkardım.Yatakta yatarken duyduğum bir kuş sesi,yada rüzgarın fısıltısı içime kurt düşürmeye yeterdi.(Gülşümserr.)Kendi kendime senaryolar kurar,yatağımın altından çıkan korkunç canavarın beni bir lokmada yiyeceğini düşünürdüm.(Boran tebessüm eder.)Aynı filmlerdeki gibi...Masallardaki...(Boran'a döner.)Ama artık büyüdüm.Masallara inanmayacak kadar çok...Onların mutlu sonla bitmeyeceğini düşücek kadar...Beyaz atlı prenslerin bir farazi olduğunu bilecek kadar...Hayatta hayaletlerden daha korkunç şeyler olduğunu öğrendim.(Boran ona doğru yaklaşır ve oda gökyüzünü inceler.) Boran-Yıldızlar ne kadar güzel.Küçükken kayarken gelip benim elime düşşeler diye beklerdim.Parıl parıl...Onu avucumda tutsam herşeye uzanabilirmişim gibi...(Sıla ona dikkatle bakıyor yüzünü inceliyordur.Boran ona döner.)Küçükken çok şey isteriz.(Başını eğip Sıla'nın gözlerine bakar.)Şu an iki küçük yıldız bana göz kırpıyor senin gözlerinden.Belki avucumda değil ama çok yakınımda.(Sıla gülümser ve başını eğer.Boran arkasını döner ve ilerler.Sıla şaşkındır.) Sıla-Nereye? Boran-Biraz işim var.(Sıla bozulmuştur.) Sıla-Öyle mi?Bugünlerde çok işin var.(Boran gülümser,cevap vermez ve ilerler.Sıla bağırır.)Hala sormadın.(Boran sabırla arkasını döner.) Boran-Bişey mi sormam gerekiyordu? Sıla-Emre...Emre'yi...Hala sormadın.(Boran ellerini cebine sokar.) Boran-İyi soruyorum.(SIla gülümser) Sıla-Ne soruyorsun? Boran-Sılaaaa.Benimle oyun oynama.(Sıla hala gülümsüyordur.) Sıla-Yoo gerçekten tam olarak soruyu anlamadım.(Boran cevap vermez ve arkasını döner.Sıla bağırır.) Sıla-Babam bütün mirasını bana bırakmış.(Boran duraksar ve arkasını dönmeden konuşur.) Boran-Senin adına sevindim.(Hızlı hızlı ilerler.Sıla arkasından hayretle bakar.) Sıla-Benim adıma sevindin mi?Ne bu şimdi? ooozge 09-10-06, 12:35 kusursuz-dewam Sıla uçarcasına merdivenlerden iner ve mutfağa dalar.Neşeli bir sesle.) Sıla-Napıyorsunuz bakalım?(Ayşe hızla ona döner ve eliyle göğsünü tutar.) Ayşe-Ayy gelin ağam korkuttun.(Sıla gülümseyerek içeri girer.) Sıla-Sen korkmaya programlanmışsın.(Ayşe şaşkınca bakar.) Ayşe-Ne demek istediğini pek anlamadım ama...(gülümser)Ayakta kaldın otursana.(Sıla oturur ve masanın üstünden aldığı bir elmayı ısırır.Önündeki gazeteleri inceler ve ilgisiz bir sesle.) Sıla-O nerde? Ayşe-O kim gelin ağam.(Sıla sabırsızca ona bakar.) Sıla-O işte...(Manalı bir sesle.)Ağan...(Ayşe gülümser.) Ayşe-O seninde ağan.(Sıla'nın sinirli baktığını görünce)Bir kaç saate gelirmiş.Sana öyle dememi istedi.Birde yemeğini yicekmişsin.(Gülümser)Bana tembih etti. Sıla-Tuvalate giderkende ona sorucam yakında.(Hırsla bağırır.)Ona ne benim yemeğimden. Ayşe-Seni düşündüğünden. Sıla- (kendi kendine)Adama bak yaa.Sanki inadına yapıyor ama ben ona göstericem.(Ayşe hızla konuyu değiştirmek istercesine) Ayşe-Kahve içer misin? Sıla-Bu saatte ne kahvesi?Uykumu mu kaçırmak istiyorsun?(Ayşe telaşlanır.) Ayşe-Yok hiç olur mu öyle şey?(Sıla gülümser.) Sıla-Dur sakin ol şaka yapıyorum.(Ayşe sakinleşir ve gülümser.Sıla göz kırpar.)Hadi yap iki kahve karşılıklı içelim. Ayşe-Hiç olur mu?Ben sana yapayım. Sıla-Kendinede yap. Ayşe-Olur mu hanımım?Sen kim ben kim? Sıla-Ayşeee.yap dedim. Ayşe-Ama. Sıla-Sen benim ne kadar inatçı olduğu mu bilmiyorsun di mi?(Ayşe gülümser ve cezveyi alır.Sıla'ya manalı manalı bakar.) Ayşe-Hiç bilmem mi?Boran ağamla didişmelerinizi hep duyuyorum.(Sıla'ya bakar.Hızla.)Yani sizi dinlediğimden değil...(Sıla gülümser.) Sıla-Yaa sen ne kuruntulu kızsın.Konuşuyoruz şurda kız kıza.(Ayşe yine gülümser ve cezveyi karıştırır.) Ayşe-Ama size çok imreniyorum.Çok şanslısın.Ağam çok şefkatlidir,çok iyi,çok dürüst,çok mert...(Duraksar)Ağamda çok şanslı... Sıla-(Sıla elmasını ısırır.Kendi kendine.)Ahhh senin o ağan. Ayşe-Bişey mi dedin gelin ağam? Sıla-Yok yok bişey.(Kendi kendine.)Ahh kafayın yicem bu gidişle.Kendi kendime konuşuyorum.Ahh Boran ahh. Ayşe-Efendim.(Sıla gülmemek için kendine zor hakim olur.) Sıla-Boşver.(Gülümser)Eee yok mu senin bir yavuklun.(Ayşe cezveyi düşürür.Sıla kahkaha atar.)Dur sakin ol.(Ayşe hızla yere eğilir ve silmeye çalışır.) Ayşe-Kusura bakma gelin ağa. Sıla-Tamam canım bişey demedik.Ne var bunda?Gençsin,güzelsin...(Ayşe utangaçca başını yere eğer.) Ayşe-Deme öyle şeyler hanımım. Sıla-Neden canım gayet doğa... Ayşe-Değil işte.Burda işler sizin ordaki gibi yürümez.(Sıla'ya hüzünler bakar.)Ben evden ancak çarşı alışverişi varsa çıkabiliyorum.Oda toplasan bir saat ve tabi bir koruma nezaretinde.(Sıla anlayıp başını eğer.)Bizim burda baban kimi isterse onunla evlenirsin.Genç,yaşlı,güzel çirkin...Artık talihine ne düşerse.Töreler böyle.(Hızla toparlanır.)Ben şuraları temizleyeyim.(Hızla uzaklaşır.Sıla elmasına bıçağı saplar. Sıla-(Hırsla)Töreleriniz batsın. Yorum yapan herkese sonsuz teşekkürler... (Sıla dalgın dalgın bıçakla oynuyordur.Ayşe kahvelerle yaklaşır ve masaya bırakır.) Ayşe-İşte kahveler geldi.(Sıla gülümser ve önüne çeker.) Sıla-Dur bakalım ne kadar maheretlisin.(Kahveden bir yudum alır,ayşe merakla onu izliyordur.Sıla yüzünü buruşturur,Ayşe'nin heyecanlandığını görünce gülümser.)Hımm çok güzel olmuş.(Ayşe gülümser.Sıla neşeli bir sesle.)Eee artık görücüler gelince zorluk çekmezsin.(Ayşe utanarak başını önüne eğer.Sıla kahveyi tabağına usulca bırakır ve Ayşe'ye döner.)Biliyor musun Ayşe,ben seni çok sevdim.(Ayşe mutlulukla Sıla'ya bakar.) Ayşe-Bende seni çok sevdim gelin ağam.Hatta anamada dedim,gelin ağam İstanbul'lu ama hiç burnu havada değil. Sıla-İstanbul'lular öyle mi oluyormuş? Ayşe-Yok aslında...İyi bişey söylicektim.(Sıla gülümseyerek elini omzuna koyar.) Sıla-Biliyorum.Sen devam et.(Ayşe heveslenir.) Ayşe-Ağamda seni çok seviyor.(Sıla eski meraklı ifadesini kaybeder ve kahvesini yudumlar.Ayşe yüzünün asıldığını görünce susar.)Kötü bişey mi dedim?(Sıla ilgisizce.) Sıla-Yoo.Sadece bu gece ondan bahsetmeyelim.(Tam o sırada Boran gelir ve konuşmaları duyup kapıda duraksar.) Ayşe-Kavga mı ettiniz?(Hızla toparlanır.)kusura bakmayasın,haddimi aştım.(Sıla elini onun omzuna koyar.) Sıla-Bak Ayşe,başkalarının yanında bana hanımın gibi davranabilirsin.Öylede yapman gerekir ama yalnızken bir arkadaşın gibi gör.(Boran olduğu yerde gülümser.)Benim burda hiç arkadaşım yok,sanırım sende bu taş konakta benim gibi hapsolmuşsun.Öyleyse birbirimize yoldaş olabiliriz.(Ayşe gülümser.) Ayşe-Peki.Arkadaşım olduğuna göre sorabilir miyim o halde?(Sıla duraksar.Boran dikkatle dinliyordur.) Sıla-Kavga ettik sayılmaz.Aslında pek konuştukda sayılmaz ya neyse.(Kahvesini yudumlar.Boran başını eğer.) Ayşe-O ağa herşeyin elbet en iyisini o bilir.(Sıla ona dikkatle bakar) Sıla-bak Ayşe,benden sana bir nasihat.Asla erkeklere boyun eğme.Sadece erkeklere değil,kimseye boyun eğme. Ayşe-Ama bu bizim kaderimiz. Sıla-Saçma!Kaderimiz diyerek bişeye boyun eğmeniz çok saçma.(Ayşe'nin çenesinden tutar.)Senin bir aklın var di mi?(Ayşe başını sallar.)Öyleyse kararlarını başkalarına aldırma.Allah o beyni sana başının üstünde güzel duruyor diye vermemiş.Eğer aklını çalıştırırsan kimse sana karşı duramaz.Ne bu saçma töreler,nede aklı kıt bir koca.Başkasının buyruğu altında yaşama.Sonra birgün gelir kendine acıyan bir kadın olursun.(Sıla arkasına yaslanıp kahvesini yudumalar.) Ayşe-(İç çeker)Keşke bende senin kadar güzel olsaydım.O zaman belki Boran ağa gibi yiğit,sevecen biri benide severdi.(Boran gülümser.Sıla'da Ayşe'ye gülümser.) Sıla-Sen zaten güzelsin.(Ayşe utangaçca başını eğer.) Ayşe-Sen daha güzelsin.Ağamda öyle düşünüyor.Seni sevdiği nasıl belli.(Boran kaşlarını çatar.Sıla hızla.) Sıla-Öyle mi? Ayşe-tabi yaa sana bakarken gözleri ışıldıyor.(Boran rahatsızca yerinde kıpırdanır.Sıla hızla.) Sıla-Sana bişey mi dedi?(Boran muzipçe gülümser.) Ayşe-Bana niye desin gelin ağam.Dese dese sana der.(Sıla rahatsızca arkasına yaslanır.(Boran tam gidecekken Ayşe'nin sorusu üzerine duraksar.)Peki ya sen,sen ağamı seviyor musun?(Boran kaşlarını çatar.Sıla rahatsızca yerinde kıpırdanır.Ayşe merakla bekliyordur.Sıla ona doğru eğilip gülümser.) Sıla-Sen söyle bakalım,hala cevap vermedin.Bir sevdiğin var mı? Ayşe-Ama sen cevap vermedin.(Sıla ayşe'ye şakayla karışlık vurur.) Sıla-Bu doğulu kızlarda ne meraklı şeyler canım.(İkiside gülüşürler.Boran gülümser.Meraklı ama mutlu bir şekilde uzaklaşır.Kızların gülüşleri avluyu çınlatmaktadır.Eve neşe gelmiştir.Ve bu neşenin adı Sıla'dır...) ooozge 09-10-06, 12:38 ASİA'dan... o kadar uzun değil ama replikten çok uzun bir paragraf diyelim..sizler için... Emre nin gelişi büsbütün yerle bir etmişti Sıla yı...Tam da hayatın rutinine kendini kaptırmış...tam da tereddütsüz teslim etmişken kendini...ezan seslerinin,çan seslerine karıştığı topraklarda... alt üst olmuştu... Geriye odaya geldiğinde ardından ilk defa odaya gelmeyen... Boran'ı fark etti.Kızdı diye düşünürken...daldı...babası ve annesiyle evlerindeki yıllarını...üzerine titreyen annesini...artık uzaklarda kalan silik hayallere dalmıştı ki... Oda kapısı tıklandı... geleni biliyordu..Seslendi... Girin... BORAN: Sıla bu duyduklarım doğrumu..? SILA: Evet sanırım doğru..Emre o kadar yolu bir hiç için gelmez... BORAN:Eee sen ne düşünüyorsun... SILA aha hazır değilim ben..sudan çıkmış balığa döndüm..burada bu izole hayat meğerse beni kendime getirmiş...çok dinginim şu anda..ve bunu hiç bir kuvvetin bozmasını istemiyorum... Bu duydukları karşısında şaşıran Boran Sılaya yaklaştı ve..gerçektenmi...burada herşeyden izole olduğunu mu düşünüyorsun..yani... öyle bir hayat mı sürüyorsun...bizimle..bu sözleri söylerken başını yana çevirdi...ve ufacık pencereden gökyüzüne daldı...gözleri...BİRAZ HÜZÜN BÜRÜMÜŞTÜ SANKİ..BAKIŞLARINI... SILA:Evet Boran şaşırabilirsin ama..yaklaşarak ilk defa tamda gözlerinin içine baktı Boran ın ...ben şu anda hayatımdan son derece memnunum... Hem sen sığınabileceğim...en korunaklı rıhtımsın... şu an benim için... BİLİYORMUSUN... BİR MÜDDET DAHA O ANIN BÜYÜSÜNÜ BOZMADAN KALIRLAR.... ASİA.. Arkadaşlar fazlamı açıldık bilmem..takdir sizin..yine naçizane... Bir kaç ay sonrası... BORAN: Hadi ama..beklettiniz…masa başında yaşlanacağım… ANNESİ ur oğlum…şahan bakışlım… hele bir sabret… Uğraşmış kız…sana beğendirecek diye… BORAN:Niye ki ana …yorulmasına gerek yok…bilmez Sıla öyle şeyler… ANNE: Olsun oğlum..olsun…tutturmuş..börek açacağım diye… Ayşe de yardım etmiş… Gücendirme kızı… olmasada …güzel de…gönlünü hoş et… Hazır kaç zamandır..dellenmedi..hep böyle kalsın oğul… BORAN:tamam ana bir şey demem bir taraftanda mutfak tarafına doğru seslenir…. Hu..hu… yaktınızmı yoksa… Aynı anda mutfakta…. SILA:bak görüyormusun nasılda eğleniyor benimle… AYŞE:yok gelin ağam seni kızdırmak için bilhassa yapıyor… SILA: yok yok… ama ben onun göreceğim şimdi yüzünün şeklini… Sinirli bir şekilde kafasını sallar..burnunun ucu unlanmış…birde içten içe..engel olamadığı heyecanla.. Beğendirmek istemişti…Boran a yaptığı böreği… AYŞE:GELİN AĞAM DUR BÖYLE GİDİLMEZ..Bak yüzün gözün..un içinde.. O esnada ayağa kalkmış olan Sıla sahimi…o zaman şimdi bu soğusun…birden..ayy diyen sesi duyulur…elim yandı.. AYŞE: Gelin ağam dikkat etttt..!! diyecektimki oldu olan… SILA:tamam Ayşe sen belli etme ben suya tutarım geçer… AYŞE: peki sen bilirsin gelin ağam.. Sıla hızla odaya geçer…aynaya baktığında..haline gülemeden edemez..belinde önlük…burnunun ucu bembeyaz…unlu.. Hemen kendine çeki düzen verir..Boran ın aldığı elbiseyi üzerine geçirir…ama sonra vazgeçer… Buralı gibi olmalıyım…ani bir hareketle dolabı açar.. Boy boy dizili yöresel kıyafetlerden birini seçer… Giyinmiştir bile..şöyle elimi yüzümüde yıkadımmı..hazırım diye düşünürken… İçeriden yine Boran ın sesi duyulur..Sıla ..Sıla.. tamam gel olmadıysa..Ayşe hemen yapar bir tane daha…bu arada kahkahalar ..yükselir… Sinirle söylenir..Sıla… -Buda beni ne sanıyor…koskoca okulları bitirmiş ben…bir böreğin hakkından mı gelemeyeceğim…. Mutfağa uğrar…eline tepsiyi aldığı gibi…masaya yönelir… Küçük bir sızı hissetsede…Boran ın tepkisinin merakından doğan heyecana yenilir bu sızı…nedense… Engel olamadığı bir heyecan içinde…yüzü kızarmış…içinden al bakalım..BORAN ağa demeye hazır…masaya bırakır…. BORAN:Nerde kaldın Sıla…yalnız dur…bir dakika… Bir yere telefon açma lazım… SILA: dik başlı çıkan ses tonuna engel olamayarak… en azından bir tadarsın diye düşünmüştüm… BORAN: Sıcacık bir gülümseyişle..evet bende hastaneyi arayacaktım..hayır .. neme lazım eğer zehirleneceksek… senin gibi midemiz yıkanacaksa… haber vereyim diyecektim…yine muzipçe güler ve Sıla ya bakar… O anda diğer masa başındakileri hesaba katmayan Sıla …cüretkar bir şekilde …tehdit eder Boran’ı… Öylemi…demek mideniz yıkanacak….o zaman…o zaman…yumruklamak istercesine…bir hamle yapar…kızgınlıktan yüzü karamış bir şekilde…. O zaman şimdiden gidin..yalnız senin …senin…kızgınlıktan kısık bir ses tonuyla… sadece mideni değil…o taş kalbinide bir yıkasınlar…. Kimse ne olduğunu anlayamadanda koşarak …güvercinlerin ..bulunduğu yere doğru kaçar…. Masadakiler birbirine şaşkınlıkla bakarken…Kevser ana…tövbe tövbe…ne günlere kaldık şeklinde bir hareketle…masadan kalkar… Nasıl anlayacağız yüce rabbim bu şeherli adetlerini… diye söylenir… Sılanın geldiği günden beri dert ortağı Ayşe de… Boran ‘a… ağam sen ne yaptın…bu gün kaç saat uğraştı gelin ağam o börekle biliyormusun sen…? Der…sitemle… Hem elinide yaktı…fırında..ama sana beğendirecek diye onu bile söylemedi… Boran ayağa kalkar..ne … ne dedin sen…? Elimi yandı dedin…. Bir hamlede merdivenlere yönelmişken…peki peki bir şey oldumu yani çok canı yandımı… Sıla nın… Ayşe nin evet dercesine yaptığı hareketi görür görmezde ..güvercinlerin…adeta başka insanlar oldukları o sığınağına doğru koşar… SILA göz yaşlarını tutamamaktadır… Akılsız… akılsız .. ben…neden sanki…neden…böyle bir işe kalkıştım ki… Mağara adamı ne olacak…ne anlarsın sen ..incelikten..birde erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer derler..hah… buralarda o bile farklı baksana… Arkasında duyduğu sesle irkildiğinde…büsbütün kızarır… Şey… sen duydunmu benim söylediklerimi… Boran: ehh birazını… SILA: ama sende beni kızdırdın……yüzünü öne doğru eğer……ani bir hareketle acıyan elini ardına saklar…gururlu küçük bir çocuk gibidir…acısını hissettirmek istemeyen…… Fakat neler oluyordur… Kararlı gözlerle kendine doğru gelen… Boranı farke der doğal olarak…ya tamam beğenmediysen …yada beğenmeyeceksen…(içinden sanki tatttıda..ne olacak kaba adam diye söylenerek) bunu daha uygun bir yolla anlatabilirdin… BORAN:Ne demek Sıla ..sen benim için yaptıysan…iki yana salladığı başıyla gülümser…ben zehir olsa içerim elinden… Daha da yaklaşır…ellerini tutar Sıla nın…ikisininde kalp atışları duyulacak bir hal almıştır… SILA içinden neler oluyor bana…diye düşünsede… çekmez elini… çekemez… BORAN SA … dolan gözlerini yine ayırmadan Sıla dan…ver elini der…daha doğrusu kaçırma…bir kerede isyan etme… Hangi elin yandı…? Sıla şaşırır…:ney… Boran:hangi elin yandı dedim… SILA:yok yok önemli değil..…al al olmuş yanakları tersini söylesede…yüzünü kaçırır..bübütün anlaşılmak istemediği için …sesiz kalır… Karşı taraf üsteler… Sıla mecbur cevap verir…şu küçük parmağım… BORAN hiç cevap vermeden…ince naif parmakları dudaklarına götürür…minik bir buse kondurur..… Diğer eliyle utanan Sıla nın başını kaldırır…gözlerine sabitlerken…gel hadi…hastaneye gidelim… SILA:yok canım…kaprisli küçük bir kız değilim.. ben……hem sadece küçük bir yanık… BORAN zaman hemen mutfağa gidilecek ve buzla kompres yapılacak…anlaştık mı…… Sıla ellerini çeker.. o minik buseninde etkisiyle eli daha beter yanmaktadır halbu ki…ama bu kez başka şekilde…yanan elinin acısını, tutuşan kalbinin sancısı bastırmıştır…. Boran: cevap gelmeyince….Sıla nın ellerini kendininkilere hapseder ve… hadi bakalım…asi prenses …ilk önce …tedavi …sonrada …yemek… diye ekler… Ama yine beklenmeyen ani bir hareketle…Sıla nın yüzünü ellerinin içine alır…biliyormusun…senin o halini görünce …söylemeyi unutmuşum…. ÇOK GÜZEL OLMUŞSUN….!!!!! asia.. ooozge 09-10-06, 12:39 ASİA-devam.. Arkadaşlar uyku kaçtı...kelimeler döküldü..buyrun...herzamanki gibi naçizane... Ertesi Gün... SILA her zamanki gibi kalkıp…aşağı inmek ister… Tam Boran ın yanından geçerken…masumca uyuyan genç adamın yüzüne takılır bakışları… Hala yerde uyuyor…diyede söylenir.. Hiddetlenir birden…inatçı… Banyoda elini yüzünü yıkadıktan sonra…çiğ tanelerinin döküldüğü sabahı hissetmek için…dışarı çıkar… Dün geceyi düşünmektedir bir yandan da…ohhh ama sonunda yedi…onaylatmadan da bırakmadım hani…avluda kendi kendine konuştuğunu gören birileri olur diyede kontrol eder bakışlarıyla…etrafı… Sonra hınzırca bir gülümseyiş belirir yüzünde… ATI… Evet onu nasılda unuttum ben… Birden maziye kaçar düşünceleri…atlı spor klübündeki müsabakalara hep babasıyla katılırlar… derece elde ederlerdi sık sık… Kendini hayatın akışına bıraktığı..bu bilmediği…fakat kökenlerinin bağlı olduğu topraklarda at binmenin keyifli olacağını düşünerek…bir koşuda aşağı iner… İki korumanın yanından sessizce geçer…içindende bir uyuduğunuzu görse ağanız…kimbilir haliniz nice olur demedende edemez… Doğru ahırlara yol alır… Eevet işte orada dost…güzel dost diye söylenir… Demek sen Boran ın hayatını kurtardın…o halde sana teşekkür etmeliyim… Ne söyledim ben….cümlesini kurduğundaysa…çok geç diye tekrarlar yine… Sıla olmaz denen oldu ve….sen şimdi bu adamı seviyorsun…endişe ediyorsun…iki saat görmesen özlüyorsun…düşüncelerini hızlıca akıtır belleğinden… Şimşek hızındaki ağanın atıyla gezinmek oldukça keyifli olacak düşüncesiyle…sanki onu tanıyormuşçasına ters bir tepki vermeyen ata atlar ve önce yavaş…sonra daha hızlı tan yerinin ağardığı yere doğru gözden kaybolurlar… O esnada zamanın nasıl akıp giittğini fark edemeyen Sıla bu büyülü toprakların tadını çıkarmaktadır…delice atı mahmuzlarken…sadece muhteşem…ve beklentisiz…akıntıya kendimi bırakmış…kağıt bir kayık gibi der…evet evet…kağıtdan bir kayık… O haldeyim …ve sadece bu an ilgilendiriyor beni… birde…o derin anlamların yüklü olduğu gözler…. Sahi nasılda beğendi der yine büyük bir zafer kazanmışçasına… evet… yaşasın zafer benim…! İyice evden uzaklaştığını anladığındaysa…içini bir korku kaplar..bu uçsuz bucaksız topraklarda..herhangi bir tehlikeyle karşılaşsa..ne yapacağını düşünür… İlk kez Boran ‘ ın yokluğunu hisseder iliklerinin içinde…şimdi yok…ne zaman başım sıkışsa o vardı ama bu kez yok… Telaşla atı ters yöne doğru sürerken,geçtiği yerleri bir bir aklından geçirmeye çalışır… Ama olmaz… geri dönüş yolunu kaybetmiştir…içinide hem huzursuzluk,hemde özlem dolu bir korku samıştır… Birkaç saat sonra.. Her zaman olduğu gibi uyandığında ilk Sıla ya bakmaya alışmış olan Boran.. yatağın boş olduğunu görünce …duraksasada…herhalde su içmeye falan kalktı diye endişe etmez…. Ancak vakit geçtikçe…ve Sıla dan ses çıkmadıkça telaşı yerini korkuya bırakır… Acaba der… gittimi…sonunda dediği gibi kaçtımı…hızla başını red etmek istediği bu düşüncelerle sallar… Hayır…artık burası onun evi…evim dedi…öyle dedi…. Hızla odadan fırlar… Ayşeeee ana,…. Kalkın…Sıla yı gördünüz mü? Uyku sersemi uyanan…Kevser ana …dur oğlum dur…nereye gidecek…hava almaya çıkmıştır…. Peki kapıdakiler…. Bu sözleri söylerkende elini ağzına götürür istem dışı bir hareketle…… Eyvah halleri nice olacak diye söylenir ama… Ok yaydan çıkmıştır bir kere…yine ellerini göğe kaldırır ve söylenir…Allahım ne gğünahım vardıda bana şeherli bir gelin verdin diyede yakarır….… Adeta kükreyen Boran ın sesi duyulur… Mahmut…. Remzi…Şivan kahya….. Siz ne yaptınız haaaaa…. Herkes şaşkın birbirine bakarken… İlk önce toparlanan dost yürekli Şivan kahya olur… - Dur ağam hemen telaşa kapılmayalım… nereye gidecek ki gelin ağam buralardadır… - Boran: sen ne diyorsun Şivan o buraları bilmiyor…ya başına bir şey geldiyse… - Peki ağam o zaman her yanı araştıralım…hadi dağılın…sizler ne bekliyorsunuz…densizler…sizlere ağa uyuyasınız diyemi maaş veriyor…haydi kıpırdayın… - Olduğu yerde kalan Boran ın aklına Sıla nın bir keresinde üstün körü bahsettiğ at binme hikayesi gelir… - İçine doğmuş gibi ahıra gider ve atının olmadığını görünce…biraz rahatlasada…oda arabaya atlar ve…Sıla yı aramaya koyulur… - Artık dönüş yolundan umudunu kessede Sıla …çaresiz kendini ata teslim eder…atın sık yelelerini okşayarak…hadi beni sahibine götür diye fısıldar… - Çoktan ortalığı birbirine katmıştır…sahibin... - Yarım saat kadar sonra Boran… uzaktan kendisine doğru gelen atını ve Sıla yı görür… - Hışımla vitesi çeker yaklaştıklarında ve delice arabadan iner… - Suçlu bakışlarla onu süzen Sıla ya yaklaşır ve öfkesine engel olamayarak - Sen ne yaptığını sanıyorsun diye sorar.... - Sıla:hiççç şe.. şeyy.. gezmeye çıkmıştım… - BORAN: buı saatte öylemi..? gezmeye çıkmıştın… - Sen her aklına eseni yaparmısın? - SILA:hareketlerim kısıtlanırsa her şeyi yaparım..omuz silker umarsızca…… - Boran: buralara… benim kurallarıma uyacaktın unuttunmu? sen söylemiştin…… - SILA kendini merak eden Boran ın canını acıtmak istercesine..evet ama o dündü…diye ekleyiverir.. biraz da mahcupmuydu neydi Sıla ….buda gözünden kaçmamıştı Boran ın…(en azından diklenmyor diye düşündü) - BORAN: ellerini sıktı, başını eğdi…yutkunmuştu çünkü söylemek istediklerinin Sıla nın gücüne gideceğini biliyordu… - SILA:atıldı..durma haydi söylesene..sen şımarık küçük bir kızsın desene…. - BORAN:durumun ciddiyetini fark edince susar…Sıla nın pişman oluşunu hissetmiştir..o yaralı bakışlarında… içinden yükselen bir sevinç dalgası ona farklı şeyler yaptırıyordur…bütün öfkesi uçar gider…… - Pes etmişçesine …yalvaran bir ses tonuyla… - Ben sadece korktum Sıla …sana bir şey olursa..seni koruyamamaktan korktum..anlıyormusun… Bir hareketle atına komut veriri ve dehleyerek eve yönlendirir... - Ve anındada tuttuğu gibi Sıla yı ön koltuğa oturtur..ve kendiside direksiyona geçerek.evin yolunu tutarlar… - Sıla her zamanki asi davranışlarından utanmışçasına, sesizce yorgunum diyerek odasına çıkar… - Peşinden gelen Boran ın kolunu kavrar odada sıkıca…gerçekten üzgünüm tamammı..ben sadece biraz gezmek istemiştim…haklısın özür dilerim der…. - Gamlı bir şekilde üzerindeki etkisini bildiği genç adama…fısıldar… - Gözleri gözlerinde sorar…peki şimdi uyuyabilirmiyim… - Kızgınlığın geçtimi…hem emin ellerdeydim bak…dostun beni sana getiriyordu değilmi…? - Boran karşısındaki biçimli yüzden bakışlarını kaçırır ve…peki der çaresiz…peki şimdi uyu ama bir daha da bana haber vermeden bir yere gideyim deme… - Sen gezmek istersen söyle ben seni götürürüm nereye istersen… - O sırada Sıla tekrar söze girer… - Peki ama ben uyurken…gitme…. Şaşkınlıkla kendisini süzen… Boran ın tepkisini büyük bir zevkle inceler ve…hani bir kez saçlarımı okşamıştın…. aynısından istiyorum….der…. - Titrek sesine engel olamayarak….yineler… - MÜMKÜNSE….!!!!… - - Asia… ooozge 09-10-06, 12:40 ASİA-devam... Arkadaşlar şimdilik bu kadar...bu seferde ağayı metroseksüel mi yaptık nedir...? GÜNLER GELİP GEÇMEKTEDİR... Beder kadın Ve Celil efendinin in evleri: Azad: ana ne oluyor…bu kız şeherden geldiği beridir…senin bizleri gözün görmez oldu… Yahu ne desek tersliyorsun…. Beder: sen doğru ol…benden adaleti göreceksin oğul…ama böyle oldukça yok bilin beni… Kız orada canınla uğraşmıştır…siz mal davası yapıyorsunuz…hem kimin malını kime veriyorsunuz…. O sırada içerden gelen celil efendi söze girer… -ne demek Beder…kimin malıymış… bizim elbet…eee kız kimin…? Bizim… ne demek kimin malı…düpedüz bizimdir… -Yalnız şimdi bu kızı razı etmek ister…üstelik ağadan habersiz…bilmezmisin…ben Sıla nın malından beş kuruş istemem deyip kestirip atmış… Azad:tabii öyle diyecek baba…ağanın tuzu kurudur…tabii öyle diyecek… Beder: şiştt… susun… şimdi Narin duyacak…tövbeeee…. İçeri giderken…ekler…kızımı sakın ola üzmeyesin Celil …bilki iki elim yakanda olur Azad sözüm hemde sanadır…. O kadar… Sert adımlarla mutfağa girer… Azad:baba anam haklıdır…narin bu meseleyi bilmesin… Celil: ne demek oğlum…biz bize konuşuyoruz…zaten kadın kısmısının ağzı …bir kez açılmaya görsün kapanmaz..benden sana tavsiye vakit tezken susturasın kadınını…yoksa bak…anan gibi olunca hiç susmuyorlar…bilesin… Güler sırtını sıvazlar oğlunun…hadi sen gitde ananın gönlünü al…bir güzel yemekler pişirsin…götürsünde bu keçi kızın ağzını arasın…nedir bu böyle bekle bekle olmayacak…. EVDE... Boran: sabırsız bir şekilde işleri halledip her akşam olduğu gibi erkenden eve gelir… Hemen odaya çıkar ancak…Sıla yı yüzü asık bir şekilde otururken görür… Zaman içinde..iki genç alışmıştır birbirine….hatta Sıla kocasına kendi eliyle yaptığı sIcacık kahve ikramlarına bile başlamıştır…Sular durulmuş gibi görünsede…her an olabilecek kötü bir sürpriz herkesi…tedirgin ediyordur … ODAYA GİRDİKTEN SONRA Boran.. Gün geçtkçe..Sıla dan kopamayacağını anlıyor halim selim davranışlarıyla onları şaşırtan Sıla için ne yapacağını bilemiyordu… Eve gelen dvd lerden sonra…şimdide…evlilik cüzdanından öğrendiği..bu asi kızın doğumgününü kutlama planlarına kaptırmıştı…kendini… İSTANBUL DA İSTEDİĞİ GİBİ AT OYNATAN Cihan aklından çıkmış…tüm dünyası Sıla olmuştu… Bir yandan onun bu üzüntüleri kaldıramayacak gibi duran narin bedeni için kaygılanıyor…daha sonra…ruhsal durumunuda merak ediyor …kaygıları büsbütün artıyordu… BORAN:ne oldu SILA…neyin var… SILA: ne olacak…EMRE…. Boran bu ismi duyunca yüreğine bir bıçak saplanır gibi oldu…bu isim…Sıla ile arasında gördüğü tek engeldi… Ve şaşırarak sordu…(içten içe kızgınca) İyide neden seni sinirlendirdi Emre nin telefonu…. SILA:bak Boran…ben artık itaat edeceğim dedim…buradayım…biliyorsun…. Ne o kalan mal mülk umurumda…nede İstanbul…. Hazır huzuru bulmuşken…gitmek istemiyorum anlıyormusun… Boran çenesinin seyirdiğini hisseder… o zaman…söyle…hemen haddini bildireyim… SILA: Yok yok… kalbinin kırılmasını istemem Emre nin… İstanbul da yaşadıklarımızdan sonra… Boran hışımla döner… Aniden yükselen sesiyle.. Ne oldu İstanbul da… Sıla:Hiçççç flörtümdü ya..buradaki geçirdiğim değişim onu sarstı…alışamadı… henüz… BORAN:neee flört mü dedin..yumruklarını sıktı…başını dikleştirerek…sinirle dudaklarını ısırdı… böyle bir şeyi birde bana Anlatıyorsun… SILA: neyi Boran… Bu çok normal kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz… BORAN: KES ARTIK Sıla bunları duymak istemiyorum…yoksa…var gücüyle aklına gelen düşünceleri savuşturmaya çalışıyordu... SILA:yoksa Boran… ne yaparsın…kaşları anlamlı bir şekilde kalkmıştı… BORAN: nemi yaparım….her şeyi yapabilirim…eğer seni üzen bir şey olursa..... işte o zaman.... bir daha söylerim seni telefona çağırmasınlar…şimdi bekle beni…hışımla odadan çıkar… SILA:ohhhh… beni kıskanıyor..diye içinden geçirir …hemde çoookk… Fazlamı ileri gittim diyede düşünür….ama olsun onun bana yaptıklarından sonra …helede…hala bana gurur yapıyor… O bana bir adım gelmedikçe …bende gitmeyeceğim…(nasıl yapacaksam diyede.. düşünür..onu bu kadar seviyorken…) Ayağa kalktığında saati fark eder ve…neşeyle seslenir…Ayşeee… hadi gel…kuzulara bakmaya gidecektik…bitmedimi işin daha… AYŞE:gelin ağam ... hanım ağam..ne edeceksiniz kuzularla gelin kısmının ağılda ne işi varmış diye kızdı… SILA:bakma sen ona…ne varmış…ağılda… ağalar,gelinler ağıla giremez diye bir kuralmı varmış… AYŞE: ama gelin ağam… elaleme bizi güldürecek…ne işi varmış süt kuzularıyla dedi…çok biliyorsa yapıversinde bir bebe ona baksın dedi… Sıla bu cümleyi duyunca baştan aşağı…bir sıcaklık hissetti kendinde… İkimizin bebeği dedi… Gitmeme sebebini artık buralara alışma sebebi olarak görmek istesede… Boran yüzünden olduğunu biliyordu… Ayşe nin sesiyle kendine geldi…tamam Ayşe oda olur… diyerek göz kırptı..bu evde kendine en yakın hissettiği ikinci kişiye… Başını küçük bir çocuk gibi sabırsızlıkla bir aşağı bir yukarı salladı…eee hadi ama Ayşe..doğdu doğalı çok az gördük…kınalı yı… SILA VE Ayşe… neşeyle ağıla grince… Arkası dönük Boran ı görürler.. Sıla:ağam her yerdede siz çıkıyorsunuz karşımıza der…kızgınlığımız geçmiş gördüğüm kadarıyla……Boran engin hoşgörüsü ve kocaman gülümseyişiyle cevap verir… …onlara doğru döner… Ve elinde hediye paketi gibi sarılmışçasına duran kınalı yı Sıla ya uzatır…mutlu yıllar Sıla…al bakalım..Kınalı senindir..istersen evede götürebilirsin..yalnız..annnem görürse kıyametleri kopartacak bunu bil… SILA:Sevinçle.. yani benim öylemi…. BORAN:yavru kedi ölünce çok üzülmüştün…ve bende söz vermiştim kendime..bu kez seni üzmeyecek bir hayvan almak istiyordum…ama seninde bu yavruya olan ilgini fark edince sürpriz yapmak istedim… SILA:sahi bu gün benim doğum günümmü…tamamen aklımdan çıkmış…eliyle dağılan saçını düzeltirken..bundan bir sene evveli..ve kutlamada yaptıkları dans geldi aklına…Emre ile... Şimdi hissettiklerimin yanında Emre ile ettiğim dans ne sönük kalıyor dedi..içinden…kendine hakim olmak istercesine iç geçirip,emin bir hareketle yaklaştı…Boran ‘a ve onun şaşkın bakışları arasında yanağına bir öpücük kondurdu..ve hızla odaya kaçtı yukarıya….kaçarkende dudaklarından o kelimeler döküldü...sen ve sürpriz ...inanamıyorum...! Orada öylece kalakalan Ayşe ve Boran birbirlerine buda neydi diye bakarken…o çoktan odanın kapısını kilitlemiş…heyecan içinde kınalıyla oynuyordu bile… BORAN Sıla nın sevinmiş olması ve Emre den bu isteksiz bahsi üzerine…odanın kapısına kadar gelir ve seslenir…heyy deli kız…akşama hazır ol…ilk defa seninle bir yerlere gideceğiz…. OLDUMU? İçeriden Sıla nın mutlu sesi duyulur…. Peki ağam siz nasıl isterseniz…!!! İki gençte birbirlerine karşı yoğun duygular besliyorlardı ve… sadece o anı yaşıyorlardı... Gerisimi…. BOŞVERİYORLARDI…!!!. asia.. ooozge 09-10-06, 12:41 ASİA-devam... Arkadaşlar kk dan beni tanıyanlar bilirler...düzen ve kurallara uyma hususunda yeri geldi eleştirilerin en keskinine hedef olmama rağmen doğru bildiğim şekilde seviyesizliğe prim vermedim aynı diğer arkadaşlarım gibi...ben sizler mutlu olun diye birşeyler karalıyorum..emin olun ki yoruma gerek yok..beğendiğinizi,gülümseyerek okuduğunuzu biliyorum...doğru bildiğinizi yapın...sevgiler... Yeşilçamvarimi oldu bilmiyorum ama...bizler zaten biraz da Sıla nın burnu sürtülsün diye istemiyormuyduk.. işte.... ŞİMDİ KORKMA SIRASI SILA DA...(1) Kapı hergünün aksine…deli deli vurulmaktaydı… Kevser ana…çabuk bakın…kim ola bu …diye seslendi… Odasında oyalanan Sıla… aşağıdan gelen karman çorman seslere kulak kabarttığında..yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu anlamıştı… Bu sırada onun kapısıda gürültüyle yumruklanınca…içinin ezildiğini hissetti…. Yok yok dercesine aklından o kötü düşünceleri uzaklaştırdı… Hemen cevap verdi…ne var ne oluyor… Ayşe sen misin.? Ayşe:evet gelin ağam…şey… şey…küçük kız ağlıyor…söyleyeceklerini toparlayamıyordu…bir türlü… SILA:evet Ayşe çatlatma insanı ne oldu… AYŞE:şeyy ağam ağam fenalaşmış…. O sırada odadaki her şey Sılanın etrafında dönmeye başladı…sanki büyük bir girdap onu ve Boranı içine almış…dibe hatta en aşağıya çekiyordu… Ok gibi yerinden fırladı…nerde……. nerde…. Diyorum sana….. Aşağıda… Kapıyı açan korumalara dayanmış…yüzü kireç gibi bembeyaz …buz kesmiş Boran ı görünce…Kevser ana daha fazla dayanamaz hıçkırıklara boğulur… Ne oldu oğlum…evimizin direği….söyle oğul… ne oldu…. Sıla yalınayak koştuğu aşağıda Boran ı görünce…sarsılır…durun kıpırdatmayın ..durun……dikkat edin…hastane……yok yok…üniversite hastanesi yokmu burada…O raya nakledelim….birbirinden alakasız…delice sözler sarf etmektedir…. Bu sırada Şivan kahya durumu izah etmek ister…ancak…çıldırmış vaziyetteki iki kadını susturmak… ve sakinleştirmek mümkün değildir… Gürültüyle odasından çıkan Boran ın babası…bağırır aniden…durun…benim oğlum…koca bir çınar gibi…güçlüdür,muktedirdir…o buraların ağasıdır… Şivan kahyaya seslenir…Kahya..tez hastaneye gidesiniz….acildir…durum… ama geçecektir… Sıla çaresizce atılır…hayır durun…ben bende gideceğim… O anda rahatsızlığı artan Boran güçlü bünyesine rağmen…korumaların kolunda kendinden geçer… Sıla bir feryat koyverir o esnada……. hep onu koruyan,gözeten…cesur yürek…yıkılıyormuydu ne… Buna dayanamazdı…!!! SILA:evet ben gideceğim…aksi takdirde…buraları yıkarım…kurtuluşunuz yok… Şivan kahya:E o zaman haydi gelin ağam kaybedecek vakit yoktur…sen arkaya geç…… Kevser ananın acı feryatları,büyük ağanın içten içe endişesi ile…gözü yaşlı Ayşe yoldu eder onları…. Araba hızla…bölegedeki ilk hastaneye doğru hızla yol alır…. Boran… bir uğultulu dehlizdeydi sanki…. Çeşitli sesler ve kafasındaki uyuşukluğun içinden sadece…Sıla nın bütün gücüyle okuduğu duaları işitebilmekteydi…. Sıla:Allahım sen onu koru…bir şey olmasına izin verme…ben….onu…. Yeni bulmuşken.. kaybedemem…hayır…bu sefer olmaz..buna dayanamam…. Bir taraftanda bağırıyordu…daha hızlı…hala baygın…. Dizlerindeki…. bu soğuk terlere bulanmış…genç adam ne çok kıymetliydi onun için…. şimdi daha çok anlıyordu……. Kilometre taşlarını sayarken Sıla…hastaneye yetişirler…hala baygın olan genç adamsa öylece solgun… hissiz gibi yatıyordu… Korumalarında yardımıyla Boran sedyeye yerleştirilir….doktorlara haykıran Sıla sadece iyileşecek mi…. İyileşecek mi demekteydi…… Doktor ve hemşireler dahil, Sıla ya teskin edici sözler sarf eden herkesin gözleri yaşarmıştı… bu bağlılık…böylesi…figan…çevredekileri duygulandırmıştı… Sıla:doktor geçecek mi…? Nesi var…Allah aşkına bir şey söyleyin… Babacan doktor cevap verir… küçük hanım…hemen müdahale edilecek…nesi var nesi yok sizi haberdar edeceğiz merak etmeyin. Sıla:o iyi olur değil mi…neden ..neden böyle bir şey oldu ki…hiç kimseden bu güne kadar hasta olduğunu duymadım…ne olur….doktorun ellerine sarılır…lütfen onu kurtarın… Hemşire nin sesi duyulur: hocam alıyoruz… geliyormusunuz… Doktor seslenir tekrar, evet… sonra Sıla ya dönerek… şimdi sakince şurada oturun ve bekleyin…hemen haber vereceğiz merak etmeyin…. Müşahade odasına nakledilirken…sedyede hafif bir kımıldanma olsada Boran sadece birbirine karışmış şekillerin içinde ağlayan Sıla yı fark eder…yine düşlerin içine o belirsizliğe yuvarlanır… EVDEDE SÜREGELEN PANİK HAVASI…TÜM KÖYE YAYILMIŞ…İNSANLAR KONAKTAKİ…ENDİŞELİ BEKLEYİŞE ORTAK OLMUŞLARDI… Sıla güçlükle oturduğu sandalyeden kalkarken…kapı açıldı… Doktorun kendisine gelişini ve gülümseyişini görünce…..rahatladı…ancak tam olarak ne olduğunu öğrenmeden…içi rahatlamayacaktı… Sıla:nesi varmış doktor bey… Doktor:geçmiş olsun kızım… eşinizin bünyesi kuvvetliymiş…tansiyonu düşmüş…bu sıralar fazla yorulmayacak…fazla sıcak havalşar ve…bu sıcakta aşırı …yorgunluk bazen buna sebebiyet verebilir… Ama biz yinede gerekli kontrolleri ve testleri yaptıktan sonra kendisini göndereceğiz…şimdi odasına çıkardı arkadaşlar..uyandığındada ilk işi sizi sormak oldu..yanlıyormuyum.. yoksa…Sıla sizsiniz değil mi…. Sıla başını mahcup şekilde öne eğdi…evet benim…çok şanslısınız…çünkü eşiniz iyi olduğumu haber verseydiniz diye…bünyesi zayıftır diye sizin için sizden fazla endilşe etti…inatçı birde zor yatırdık… Çıkın... sanırım sizi bekliyor… Sıla utangaç bir hareketle eliyle saçlarını üzerini düzeltti babacan doktora minnet duygularıyla bakarken… Ve koşarak…yüreği…mutluluktan genişlemiş…o diğer inatçı yüreğin yanına koştu… ASİA.. ooozge 09-10-06, 12:43 ASİA-devam... Hastanede...(2) ikinci bölüm... Odanın kapısına gelince…şöyle bir düşündü Sıla… ne kadar çok korktuğunu..ve onsuz hiçbir güne tahammül edemeyeceğini… Neyse dedi dikleştirdi duruşunu…mademki buraların biricik ağasının karısıyım.güçlü olmalıyım dedi…kendine kapıyı tıklatıp içeriye girdi……. İlk gördüğü…Boran ın kendisine minnetle bakan gözleri oldu…minnet …evet… Genç adam öyle hissediyordu..bu yerinden,yurdundan koparılmış..genç kız onun için endişe etmişti ya…yabancı gibi…el gibi durmamıştı ya… daha ne isteyebilirim diye düşündü… SILA:nasılsın Boran korkuttun bizi..? Boran:iyiyim Sıla sen merak etme…ilk defa böyle bir şey oldu…daha önce hiç tansiyonum.. düşmemişti…gülümsedi..Sılanın gözlerinin derinilklerinde kaybolmayı öyle çok istiyordu ki..yani hiç düşmemişti ve hiç yükselmemişti tansiyonum…. Sıla:kendisinden beklenmeyecek bir şekilde…elini Boran ın alnına götürdü…ohhh sıcaksın…hastaneye getirirken seni..buz gibiydin…öyle soğuktun ki bir ara beni çok korkuttun… Hemen gözlerini camdan yana çevirdiİ…uzaklara bakarken nemli gözlerini kaçırarak…sahiden… çok korktum ben Boran… O an Boran, sanki…yaralı bir yavru kedi gibiydi.. öyle geliyordu Sıla ya bakıma muhtaç küçük bir çocuk gibiydi…… Boran:nemli gözleri… kendisininkilere sabitledikten sonra…olurmu öyle şey Sıla..ben o kadarda çabuk…koyvermem kendimi..gördün bak turp gibiyim.. Sıla:yine o asi çıkışlarından biriyle…ya öylemi..peki arabada boylu boyunca kendinden geçen kimdi…komşu köyün ağasımı….? Neşeyle gülümsedi Boran …. Tamam tamam ben razıyım…sen bana böyle şefkat göster..ben susmaya razıyım… Sıla:kim.. ben mi sana şefkat göstermişim…nerden biliyorsun… Boran:off yorma beni işte…evet ben hepsini duydum.. Sıla:ama bende diyorum ki yanlış duymuşsun..ben sadece eyvah başımıza kaldı şimdi bu birde hasta hasta çekilmez olur diye endişe etmiştim… BORAN:Sılaaa …… Sıla:peki peki…endişe ettim evet….sen demiştin ya bir yerlere gideceğiz diye..:seni beklerken…böyle hasta olduğunu görünce…birde o halin…ölü gibi yüzün… üzüldüm…oldu mu?...hem de senin için endişe ettim… Boran:tamam şimdi anlaştık… Ama senden bir isteğim var…tekrar fenaymış gibi yüzünü buruşturdu..ah…. Sıla :atıldı ne var…yinemi fena oldun..doktorrrr…. çabuk.. Boran: şişştttt şaka yaptım…tepkini ölçmek için…eğlenmişti…. Sıla nın o korku dolu gözlerini kocaman açışı…içinden geçirdi…seviyor….hemde çok…(ama bir katır gibi inatçı..ve itiraf edemiyor..) SILA:öyleyse bende söyleyeceğim….sırrı…. derken…kötü kötü bakan Boran ın daha fazla üzülmesine engel olmak için ve, sarsılan sevdiğini yormamak için…tamam ya sustum..offf sen beni delirtiyorsun… Kahkahalarla gğülen Boran… ne haber…gelin ağam dedi…yalnız farkındamısın sen…… Gülmekten konuşamıyordu… Sıla…yalınayak gelmişsin…. İkiside eğilip yeniden Sıla nın ayaklarına baktıklarında….bir kahklaha koparırlar ki..hastane yıkılacak gibi olur neredeyse…. Boran:Ya sen beni… böyle güldürürsen ne dinlenebileceğim,nede…yine kahkahalarla sözleri bölünmüştü… SILA:aaa aceleyle ayakkabılarımı giymeyi unutmuşum ne diyorum sanki… benim ayakkabı giydiğimi var buraya geldiğimden beri yani terliklerimi işte…senin yüzünden…. O kadar çok gülerler ki gözlerinden yaşlar süzülür…. O sırada Boran ilk defa…kendiliğinden Sıla yı kendisine doğru çeker ve…başını göğsüne yaslar….fısıldar sonrada… Sağol Sıla…bana olan bu alakan ve saygın için…benim için terliklerini giymeyi unutmuşsun bunu hiç unutmayacağım…. Sıla:hele bunu birilerine söyle elimden kurtulamazsın sonrada çabucak kurtulur Boran ın kollarından ve hadi şimdi dinlenme zamanı… Ben burada oturacağım…sende uslu uslu tetkiklerin bitene kadar uyuyacaksın…yada dinleneceksin oldumu inatçı ağam… oldumu… Yatağında aşağı doğru kayan Boran…isteksiz ve canı sıkkın bir şekilde…peki tamam… Ama sözüm söz…seni öyle bir yere götüreceğim ki…. Sıla Yaklaşır…elleriyle Boran ın ağzını kapatır şiişşş şimdi dinlen…sen iyi olda ben bir yere gitmesemde birşey olmaz…. Hem vdekişlere haber verelim ben şivan kahyaya haber vereyim sende konuş kendisiyle….evdekiler…perişandır şimdi… Boran: o iş halloldu… Sıla:hangi arada…yoksa doktoramı emrettin… gülümser Sıla…içini kaplayan huzurla ve o güçlü çehreyle Boran karşısındadır… iyidir… daha ne olsun der… Boran: yok canım sen dışarııdayken…şivan kahyaya işaret ettim, oda haber etti … Hem bende senden bir şey isteyecektim unuttun mu..? Sıla:Evet ağam ne isteyeceksiniz…yoksa çocuk gibi pışpışlayayımmı?…onu yapamam söyleyeyim… Boran:yok öyle değil…. Hatırlıyormusun…sen geçenlerde benden saçlarını okşamamı istemiştin… Sıla:Benmi hiç hatırlamıyorum… içinden geçirir, öne çıkıp başını dikleştirdikten sonra…yutkunarak…(hiçbir şeyide unutmuyor…)hatırlamıyorum… hangi arada böyle bir istekte bulunmuşum… Sonrada offf peki istemiştim ne oldu…. Boran:başını hafifçe yana eğip… birazda utanıp sıkılarak…devam eder… ŞİMDİDE BEN İSTİYORUM…..!!! ASİA.. (Arkadaşlar, daha sonra gidecekleri sürpriz yeri yazacağım ama …kısmetse sonra…sevgiler…) ooozge 09-10-06, 12:44 HARAMİKEDİ'den... Haramıkedıden; alın size bi senaryocuk daha...cumaya kadar şükredin bu kadarını bulduğunuza, di mi ama? emre:* Sıla, hali hazırda böyle bir mirasa sahip olmuşken, elini kolunu bağlayıp dört duvar arasında oturamazsın.En azından bir avukatla görüşmen gerekir. Sıla: *ne konuşacağım avukatla, ben ne yapabilirim? Emre:* merak etme canım, ben yanında olacağım, herşeyi anlayıp,planlayacağız. Yarın avukatla gelirim buraya, konuşuruz. (Sıla, Boran'ın Emre'yi görmekten rahatsız olacağını düşünerek tedirgin olmuştur.) Sıla:* Buraya getirme avukatı Emre, dışarıda bir yerde konuşuruz. emre: tamam, o zaman benim kaldığım otelde avukatla görüştürürüm seni.yarın seni arar,zamanı bildiririm. (Emre yine Sıla'ya sarılmak üzere yaklaşır ama Sıla bu sefer daha temkinlidir, daha soğuk bir uğurlamayla yetinir.) - yarın görüşürüz. (ertesi gün,emre Sıla'yı aramıştır ve onu alması için konağın yakın bir yerine arabasıyla gelmiştir.Boran evde yoktur ve Sıla nasıl dışarı çıkacağını bilememektedir. Yine de şansını dener, kapıya kadar gider ve kapıda duran iki adamla konuşmaya başlar.) -Boran ağam bize birşey demedi, çıkamazsın gelin ağam. -Boran size söylemeyi unutmuş demek ki, haberi var. -biz bilmiyoruz, olmaz gelin ağam. -Boran izin verdi ama siz izin vermiyorsunuz heralde... -"estağfurullah gelin ağam, biz ağama soralım bi o zaman" der ve telefonuna sarılır adamlarından biri. Sıla'nın deli damarı tutmuştur yine, telefonun açılmasını beklemeden kendini yola atar ve emrenin arabasına doğru yürür) Boran telefonunu açar. -ağam, gelin ağama dışarıya çıkmak için izin verdin mi, doğru mudur? Boran Sıla'nın yalan söylediğini ve kaçtığını anlar ama bozuntuya vermez. -"evet, ben izin verdim..." der ve donmuş bir şekilde telefonunu kapatır. bu arada konağa gelmekte olan Cihan, Sıla'yı Emre'nin arabasına binerken görür.Onları takip eder ve aslında Emre'nin kaldığı otel olan bir otele girdiklerini görür.Otelde ne yaptıkları Cihan'ın umurunda bile değildir, tek düşündüğü bunu nasıl kullanabileceğidir.Boran'ı arar, CİHAN:-"Sıla yine havaalanında, bu nasıl iş boran ağa, kaçıyor yine..." der. BORAN çaresizdir:-"Haberim var Cihan, üstüne vazife olmayan işlere burnunu sokma" der. Ve Sıla'nın İstanbul'a kaçtığını düşünerek havaalanı meselesinden haberdarmış gibi davranır. CİHAN sırıtarak devam eder: - Sıla sana havaalanına gidiyorum mu dedi ağa, o halde sana yalan söylemiş, bir otelde tanımadığım bir adamla törelerimizi şereflendiriyorlar desem, ağaya saygısızlık etmiş olur muyum ki? (BORAN delirmiştir.Diyecek tek bir sözü kalmamıştır.Telefonu Cihan'ın yüzüne kapatır. hemen eve döner.Sıla henüz eve gelmemiştir.Boran odalarına gider, delirmiş gibidir ve biz Boran'ı hiç böyle görmedik, tamam mı arkadaşlar:-) Sıla nihayet eve döner, bELKİ bORAN gELMEMİŞTİR diye hızla odasına yönelir,odasının kapısını açtığında Boran'ın şu ana kadar yüzünde hiç görmediği bir sertlik ve öfkeyle kendisine baktığını görünce, yakalandığını anlar, odadan kaçar, kendini güvercinlerin odasına atabilir.Boran da hızlı adımlarla onu yakalamıştır bile. SILA: (Boran'ın hiçbir soru sormasını beklemeden) - avukatla görüştüm...ıııııı...emre götürdü..miras filan varmış...evdekiler rahatsız olur, emre'yi sana saygısızlık anlarlar diye...sen kızarsın diye... BORAN sıla'nın üstüne yürür, yine yumruklarını sımsıkı sıkmıştır) Sılaaaa..bundan sonra benden habersiz tek bir adım atarsan...sılaaa, bir tek kez daha o adamı (emre'yi kastediyor) görürsen...sebebi ne olursa olsun bir kerecik daha görürsen... (sıla hayli sinmiştir ama saldırmak onun damarlarında var): -"ne olur o zaman?ne yaparsın? hakaret mi edersin, döver misin beni,öldürür müsün,ne yaparsın neeee?" diye bağırır Sıla, güvercinler bile tedirgin olur, bazıları uçuşur. Boran'ın yüzündeki öfkenin yerini hüzün alır birden ve cevap verir: -"ben bu dediklerinin hiçbirini yapamam, yapmam Sıla. Ama böyle pervasız davranırsan söylediklerinin hepsini sana yaparlar ve ben engel olamam, seni koruyamam diye korkuyorum Sıla..." der ve güvercin odasından çıkar. Sıla çok utanır, içi sevgiyle dolar ama ne yapacağını bilemez.özür dilemek kanına dokunuyordur.Boran'ın arkasından koşar, . - "nereye gidiyorsun?" diye sorar Boran'a. -"ben de gelebilir miyim?" -Boran gülümser. "gel, en azından nerede olduğunu bilirim" der hafif suçlayıcı bir bakışla. SILA: "ben de seninle gelirsem, en azından doğru yerde olduğumu bilirim." der (çeşme başında gülü alırken ki o bakışıyla.) BORAN: (O Zaman geceleri neden doğru yerde değilsin Sıla?) diye içinden geçirir Boran, aklına gelene gülümser kendisi de..Sıla da bu gülümseyişe bir anlam veremez ama o da gülümser...boran'ın koluna girer ve birlikte çıkarlar konaktan ooozge 09-10-06, 12:45 CHARM'dan... Benden bir senaryo arkadaslar, forumumuz bu gece costu zaten, umarim begenirsiniz, ilk defa yapiyorum böyle birsey cünki Sila ve Boran odada oturmus, sohbet ediyorlar. B: Sila.. Sila disariya bakip düsünür, Borani hic duymaz. B: Sila... Silaa! S: Ne? B: Neden suskunsun bu aksam? S: Hic öylesine. B: Yok birsey var Sila! S: Ya yok birsey, anlamazmisin lafdan? B: O Emre denen adam gittikten sonra böyle oldun. Ne icin gelmis yine? S: Sey.. Beni ähm.. Beni merak ettigi icin gelmis. Hem sanane neden herseyi bilmek istiyorsunki? Bunudami Törelerin sart kosuyor? B: Sila! Hoslanmiyorum bu Emreden,buraya gelmeyecek birdaha! S: Annemide Babamida kaybettim, acim büyük, sense nelerle ugrasiyorsun. Birakta acimi bari onunla paylasayim! B: Sila, yakismiyor bu konusmalar, o kimki acini onunla paylasiyorsun? Kocan burda dururken o kim oluyor? Ben seni kötü haberden sonra hic yalniz biraktimmi? Sana her saniye saygiyla, sefkatle yaklastim, seni asla inciltmek istemedim. Ama sen ne yaptin? Acini Emre denen adamla paylasiyorsun. Boran bu sinirle odadan cikar, ve Güvercinlerinin yanina gider. Sila ise Boranin bu konusmasindan sonra düsünmeye baslar. Boran Güvercinlerin odasinda: B: Ya iste böyle, Insanlar ne kadar tuhaf oluyor degilmi? Sizler ben size baktikca beni bana hatirlatiyorsunuz, bana yol gösteriyorsunuz. Sizler dogdugunuz yuvayi unutmazsiniz, ama O unutuyor... Sizler ikinci bir esle ciftlesmezseniz, ama o... Ama o... O aklimdan hic cikmiyorki... Ama o... Onun acisini paylasmadigimi, onun yaninda olmadigimi zannediyor... Boran Güvercinleriyle dertlesirken Sila gelir. S: Boran.. Boran konusabilirmiyiz. Sana anlatmam gereken seyler var. B: Neden bana anlatacaksinki, ben senin acini paylasmiyormusumki. Ben kimimki? S: Yapma böyle Boran, sana ihtiyacim var. B: Peki gel o zaman disari cikalim. Sila önden cikar, Boranda Güvercinlerine sevincten göz kirpip odadan cikar. B: Evet seni dinliyorum. S: Bak Boran, olaylar cok degisti, Emre bu aksam bana önemli birsey söylemek icin gelmis. B: Neymis peki? S: Boran... Miras... Babam ölmeden önce bana birakmis mirasini... B: Ne? Nasil? S: Bana birakmis, su an bütün Miras bana ait.. Boran gitmek ister. S: Dur! Dursana...! Nereye gidiyorsun? B: Daha ne dememi bekliyorsunki, Miras sana ait, burda kalmak istemiyordun Mirasida aldin artik tamamen gideceksin.. Tutamaz seni kimse burda.. Biliyorum.. S: Boran... Ben.. sey.. B: Tamam Sila. Birsey söyleme. S: Boran ben gitmeyecegim Istanbula. Burdayim. Yanindayim. B: Anlamadim? S: Boran, bana yaptiklarini inkar edemem, her zaman saygiliydin, sabirliydin bana karsi. Ve senin kötü biri olmadigini cok iyi anladim, ben seninleyim Boran. Herzaman seninleyim. B: Sila... Cok sevindim buna, ama Mirasini alman icin Istanbula gitmek zorundasin... S: Evet gitmek zorundayim, ama.. B: Ama? S: Ama yalniz degil, seninle beraber. Gidip herseyi halledip yine geri dönecegiz. Cünki sunu anladimki Asla dogdugum yuvayi unutamam... Ve asla Ihanet edemem... ooozge 09-10-06, 12:46 FREZZY'den... Ferzzyden; Düşündüğününz senaryoyu canlandıriyim deedim wakit geçsin bari yoksa kaldık böle Sıla borana istanbula göre giiynmesi gerektiğine dair öğütler veriyodur boranda sılayı dinliyodur sonra Sıla:boran ben arkadaşlarımla buluşmaya giidyorum sende yapıcak bişiler bulursun herlade kendine Boran:tamam bnde buradaki tanıdıklarımı görürüm Sıla:senin burada tanıdıkların mı war Boran:işlerle ilgili olanlar işte Sıla:tamam akşam burada olurum Boran tamam Sıla bi kafede bi kaç arkadaşıyla oturruyodur O sırada arkadaşlarından biri adı nazlı olsun :kızlar karşıda oturan gruptaki çocua bakın Diğeri:hangisi ya Nazlı:ya şu sağdaki uzun boylu olan ne kadar yakışıklı ya Diğeri:ay evet böle birini bulsam wala bi daka kaçırmam Nazlı:ne diyosun bn öble birini elde etmek için neler yaparım Sılada:arkadaşların dinliyodur we en sonunda merakla sordu Sıla:kimmiş o gözünüzün kaldığı çocuk Nazlı:bak tam şu karşıda sağda oturan çocuk Sıla:o zaman bnde bakiyim der we bakar O anda karşısında boranı görmüştür ve ne yapacağını bilemez hale gelir sıla Nazlı:diim ama sıla çok yakışıklı sıladan cewap gelemdiğini anlayınca Nazlı:noldu kızım çok mu etkilendin şokamı girdin tamam sana söz alıcaz sana öle bi tane Sıla:ne efendim ama bu boran Nazlı:boran mı o da kim Sıla:boşwerin bn bi iki daka sora gelicem Der we boranın masasına gider o sırada boran we arkadaşlarıda ünivesite maceralarının anlatıyodur Sıla:boran senin burada ne işni war hani sen işle ilgili giidcektin Boran:vala arkadaşlarım bnim istanbulda olduğumu örenmişler beni çağırdılar bende geldim işte ha bu arada bunla benim üniversite arkadaşlarım der boran yanındakilerde sorar peki bu güzel kız kim boran Boran:o sıla yani benim karım sıla resmen şok olmuştur arkadaşalrının boran hakında söledikleri ve boranın istanbulda üniversite okumuş olması sılayı resmen şoka sokar……. tuh be olsun yurtdışıda olur dimi doru bilmediğim şehir dedi ya uff olmadı şimdi nese bi senaryo daha ahahaha sıla şok olmuştur ve o sırada ıslanın arkadaşlarıda o masaya glemiştir we hepsi boranla tanışmaya çalışmıştır sıla bu durumu görünce hemen o benim kocam demiştir çünkü içtenm içe arkadaşlarının borana olan ilgisinden şikayetçidir çünkü onu bi anda nedeninin iblemediği şekilde kıskanmıştır ve nazlı en sonunnda sıla bu akşam biz bi yerlerde tkaılmayı düşünüyoruz boranı alıp sende gelsene fakat sıla bi anda yok biz gitmeyiz dimi boran demiştir boran ise tabiki memnunuiyetle geliriz demiştir we bu sılayı çok daha fazla kıskandırmıştır akşam sıla borana neden bu teklifif kabul etin diiyp bağırır boanda ne kötülüğü warki der sılaya sıla ise bni rezil ediceksin onlar hep dans edilenyerlere giderler sen bilmiyosunki dans etmeyi boran ise nerden biliyosun dans bilmediğimi demiştir sıla ise bunun üstüne he o köyde oynadığımız danslara benzemez bunlar deyip gülüp geçmiştir akşm sıla ve boran gelmiştir sıal her zamanki gibi güzel ve alımlıdır boranın ise ondan yakışıklılıkta aşağı kalır yanı yoktu herkesin gözü bir anda bu güzel ve yakışıklı 2 insana cevrilmiştir nazlı:hoşgeldiniz hoşgeldin boran evet bu akşam tangonun mekanına gelelim dedik birazdan program başlar sıla:ha tango demek ha ne güzel diim boran boran:wala bnce güzel sıla:iyi öle olsun bakalım der we yerlerine geçerler program başlamıştır we tango şöleni başlamıştır boran sılaya gelir we dansa kaldırır sıla ise seninle tango yapıp rezil olmak istemem der ve güler boran buna çok bozulmuştur o sırada nalzı borana gelip dans edelimi diye sorar boranda kabul eder ve çok güzel ib şekilde tango yaparlar sılanın azı açık kalmıştır boranın tangoyu bilmesine hala inanamıosur bi yandanda oonun nazlıyla dans etmesinin içerlemiştir boran nazlıya nalzıda borana teşekür eder we erlerine otururlar sıla:sen nerden biliyosun bu kadar güzel tangoyu boran üniversitede örenmiştim der we güler bu gecede böle biter.... ooozge 09-10-06, 12:47 RZOMBİE'den... Rzombieden; Boran yattığı yerde kıvranmaktadır, bir sağa döner bir sola ama bir türlü uyuyamaz. Kalkar ve Sıla'ya bakar. Sıla derin uykudadır. Gidip Sıla'nın yanına oturur. Seyreder, seyreder, seyreder. (Bu arada aklından Sıla ile çeşme başındaki karşılaşmaları, düğünde dans edişleri geçer.) Yavaşça Sıla'nın saçını okşar. Tam bu sırada da Sıla rüyasında konuşmaya başlar. - '' Tabi İstanbul'a gelicem Emre.'' Boran çok bozulur hemen elini Sıla'nın saçından çeker ve kalkmaya yeltenir. Sıla devam eder: - '' Ama Boran'la. (Boran şaşırır, olduğu yerde kalır.)Ne demek neden, Emre o benim kocam ve sanırım ben ona aşık oluyorum.'' der ve birden Boran'ın olduğu tarafa döner, çarşafla beraber Boran'ın eline sarılır. Boran duyduklarının etkisiyle şoktadır. Ne düşüneceğini, ne yapacağını şaşırır. Bütün vücudu uyuşmuştur sanki, kalbi hızla çarpar. Kendi kendini telkin etmeye çalışır ama başaramaz. Şaşkınlık, heyecan, sevinç duygularının karmaşası kaplar vücudunun dört bir yanını. Yavaşça elini çeker, Sıla irkilerek tekrar diğer tarafa döner. Boran hemen odadan dışarı çıkar, avluya oturur. Derin bir nefes alır, o gece her zamankinden daha da bir parlayan yıldızlara bakar. Ve: - '' Allahım bana noluyor böyle? Bu duyduklarımda beni bu kadar heyecanlandıracak ne vardı ki? Sıla'nın Emre'ye karşı koyuşumuydu beni böyle yapan yoksa yoksa bana aşık olduğunu söylemesi miydi? Sıla'ya aşık mı oluyorum? Böyle birşey olamaz, olmamalı bunu Yezda'ya nasıl yaparım? '' Bunun gibi kendini sorgulayan bir sürü soru geçirir kafasından. Hem kızgın hemde şaşkın bir şekilde. Aslında kendiside Sıla'ya karşı birşeyler hissettiğinin farkındadır ama bunu kendine itiraf etmekten korkuyordur. Biraz temiz hava aldıktan sonra odaya geri döner, usulca Sıla'ya bakar ve yerine yatar. Kafasındaki bu sorularla uykuya dalar. Ertesi sabah erkenden Sıla uyurken kan kardeşi Abay'ın yanına gider. Kendisinin yaşadığı duygu karmaşası hariç dün gece olan herşeyi anlatır. Abay, - '' Boran ne yalan söyliyim ben bu duruma hiç şaşırmadım.'' der. Boran şaşkınlıkla sorar: - '' Nasıl? Nasıl şaşırmadın Abay?'' Abay devam eder: - '' Sıla'nın eninde sonunda benim sende sezinlediğim şeyleri sezinleyeceğini ve onun da tepkisiz kalamayacağını biliyordum. Ben zaten senin gözlerinde görmüş, sözlerinde duymuştum bunu.'' Boran hiddetle: - '' Bunları söyleyen ben değilim, Sıla. Hem benim gözlerimde, sözlerimde ne sezinliyormuşsun sen?'' - '' Bana bağırıp çağırıyorsun ama sen ona aşık olmuşsun Boran ve sanırım oda sana.'' Boran Abay'ın bu söylediklerine çok sinirlenir ve hemen ordan ayrılarak yalnız kalabileceği bir yere gider. Ucunda çok derin bir uçurum olan bir yamaçta oturur. Farkında olmadan sürekli Sıla'yı düşünür, kulaklarında Sıla'nın söyledikleri çınlar, gözleri önünde hayali. 1 saat kadar orada oturduktan sonra eve gitmeye için kalkar. Arabada kendi kendine sürekli Sıla'ya aşık olmadığını tekrar eder. Sonra bir karar alır, Sıla'dan uzak duracaktır. '' Merhametimin yanlış anlaşılmasına izin vermemeliyim'' der ve eve gelir Boran eve geldiğinde Sıla'da yeni kalkmıştır. Sıla Boran'ı odada göremeyince üstünü değiştirir ve aşağıya iner. Avluda Boranı görünce ona: - '' Bu sabah beraber kahvaltı yapalım mı?''der. Boran birkaç önemli işi olduğunu, hiç vakti olmadığını ve hemen çıkması gerektiğini söyler. Sıla kendi kendine söylenir: - '' Bende tek başıma yaparım zaten senden birşey isteyende kabahat.'' Boran evden çıkar, Sıla'da kahvaltısını yapar ve Bedar'ı arayarak yanına çağırır. Bedar bu telefona çok şaşırır, çünkü Sıla onu kabul ederek konuşmak için ilk defa yanına çağırmaktadır. Bedar hemen hazırlanıp kızının, Sılasının yanına gider. Sıla her ne kadar ona anne demesede bu kez onu büyük bir içtenlikle karşılar, elini öper ve avluya geçerler. Bu durum karşısında Bedar'ın gözleri dolar. Sıla: - '' Lütfen ağlamanızı istemiyorum. Bu duruma zamanla alışıyorum, sizleri kabulleniyorum artık. Lütfen ağlamayın.'' der. Hal hatır sorulduktan sonra Sıla: - '' Sizinle özel birşey paylaşmak ve bana bir akıl vermenizi istiyorum.'' der. Bedar'ın yüzünde bir tebessüm belirir. Sıla'nın bu tebessümü yanlış anlamasını istemez ve - '' Canım kızım, benimle birşeyler paylaştığını bilmek beni çok mutlu etti.'' diyerek açıklar. Sıla yatak odasında konuşmaya devam etmek ister, odaya geçerler. Sıla tek tek herşeyi; bütün mirasın ona kaldığını duyduğunda Azad ve Narin'i de alarak burdan kaçış planları yaptığını anlatır. Sıla bunları anlatırken Bedar ağlayarak onu dinler ve birden: - '' Lütfen canım yavrum sana yalvarıyorum skın böyle birşey yapma, ben sizleri kaybetmeye dayanamam.'' diye haykırır. Sıla Bedar'ın elini tutarak sakin olmasını ve spnuna kadar dinlemesini söyler. Sıla kaldığı yerden devam eder: - '' Ama birkaç gündür kendimi dinliyorum, bunu gerçekten istiyor muyum diye. İnanamayacaksınız belki ama hayır gerçekten istemiyorum. Burdan, sizlerin yanından ve (kısık bir sesle) Boran'ın yanından ayrılmak istemiyorum.'' Sıla Boran'ın adını söylerken Bedar'ın onu duymadığını düşünmektedir. Bedar ise şaşkınlıkla: - '' Boran mı?'' der. Sıla başını öne eğer ve hiç sesini çıkarmaz. - '' Bak kızım sen benim canımsın, kanımsın. Senin bu sert çıkışların aslında içindekileri gizli tutmak için. Ben senin ananım. Sen Boran'a aşık oluyorsun, yüreğindeki yaralar sadece onunla kapanıyor, değil mi?'' Sıla Bedar'a sert çıkar: - '' Hayır yok öyle birşey. Ben Boran derken onun insanlığını kastetmiştim, bana yaptığı iyilikleri, bana karşı anlayışını. Neyse sonuçta buradan gitmemeye karar verdim.'' Bunu duyan Bedar kendini tutamaz, Sıla'ya sarılır. Sıla da ona sarılır ve yanında olup onu dinlediği için teşekkür eder. Son olarak Bedar Sıla'yı Celil'in ısrarları karşısında dayanıklı olup, ona olur vermemesi konusunda uyarır ve gider. Sıla Bedar'ı geçirdikten sonra odaya geri döner. Yatağa uzanır ve Boran'ı düşünür. Bu arada Boran da avare avare dolaşmaktadır. Ne işe gider, ne de Abay'ın yanına. Başka şeyler düşünmeye çalıştıkça aslında sürekli Sıla'yı düşünüyor olduğunu fark eder. Kendi kendine kızar. Sabah eve dönerken verdiği karar gelir aklına '' Merhametimin yanlış anlaşılmasına izin vermemeliyim.'' . - '' Saçmalıyorum galiba, iki gün önce Sıla'ya ''Olacakların önüne geçilmez, engelleyemezsin Sıla.'' diyen sen değil miydin Boran Ağa?'' diye sorar kendine. Cevabını bildiği bi soruyu cevaplaması gerektiğini bilir. Eğer Sıla'yla yeni bir başlangıç yapacaksa önce gitmesi gerektiğini düşündüğü yere gider. teşekkür ederim okuduğun için. ooozge 09-10-06, 12:48 RZOMBİE-devam... bu 2. senaryom, canım ooozge arkadaşım sağolsun, onun yardımlarıyla bunuda tamamladım.teşekkür ederim ooozgecim. Boran eve geldiğinde Sıla'da yeni kalkmıştır. Sıla Boran'ı odada göremeyince üstünü değiştirir ve aşağıya iner. Avluda Boranı görünce ona: - '' Bu sabah beraber kahvaltı yapalım mı?''der. Boran birkaç önemli işi olduğunu, hiç vakti olmadığını ve hemen çıkması gerektiğini söyler. Sıla kendi kendine söylenir: - '' Bende tek başıma yaparım zaten senden birşey isteyende kabahat.'' Boran evden çıkar, Sıla'da kahvaltısını yapar ve Bedar'ı arayarak yanına çağırır. Bedar bu telefona çok şaşırır, çünkü Sıla onu kabul ederek konuşmak için ilk defa yanına çağırmaktadır. Bedar hemen hazırlanıp kızının, Sılasının yanına gider. Sıla her ne kadar ona anne demesede bu kez onu büyük bir içtenlikle karşılar, elini öper ve avluya geçerler. Bu durum karşısında Bedar'ın gözleri dolar. Sıla: - '' Lütfen ağlamanızı istemiyorum. Bu duruma zamanla alışıyorum, sizleri kabulleniyorum artık. Lütfen ağlamayın.'' der. Hal hatır sorulduktan sonra Sıla: - '' Sizinle özel birşey paylaşmak ve bana bir akıl vermenizi istiyorum.'' der. Bedar'ın yüzünde bir tebessüm belirir. Sıla'nın bu tebessümü yanlış anlamasını istemez ve - '' Canım kızım, benimle birşeyler paylaştığını bilmek beni çok mutlu etti.'' diyerek açıklar. Sıla yatak odasında konuşmaya devam etmek ister, odaya geçerler. Sıla tek tek herşeyi; bütün mirasın ona kaldığını duyduğunda Azad ve Narin'i de alarak burdan kaçış planları yaptığını anlatır. Sıla bunları anlatırken Bedar ağlayarak onu dinler ve birden: - '' Lütfen canım yavrum sana yalvarıyorum skın böyle birşey yapma, ben sizleri kaybetmeye dayanamam.'' diye haykırır. Sıla Bedar'ın elini tutarak sakin olmasını ve spnuna kadar dinlemesini söyler. Sıla kaldığı yerden devam eder: - '' Ama birkaç gündür kendimi dinliyorum, bunu gerçekten istiyor muyum diye. İnanamayacaksınız belki ama hayır gerçekten istemiyorum. Burdan, sizlerin yanından ve (kısık bir sesle) Boran'ın yanından ayrılmak istemiyorum.'' Sıla Boran'ın adını söylerken Bedar'ın onu duymadığını düşünmektedir. Bedar ise şaşkınlıkla: - '' Boran mı?'' der. Sıla başını öne eğer ve hiç sesini çıkarmaz. - '' Bak kızım sen benim canımsın, kanımsın. Senin bu sert çıkışların aslında içindekileri gizli tutmak için. Ben senin ananım. Sen Boran'a aşık oluyorsun, yüreğindeki yaralar sadece onunla kapanıyor, değil mi?'' Sıla Bedar'a sert çıkar: - '' Hayır yok öyle birşey. Ben Boran derken onun insanlığını kastetmiştim, bana yaptığı iyilikleri, bana karşı anlayışını. Neyse sonuçta buradan gitmemeye karar verdim.'' Bunu duyan Bedar kendini tutamaz, Sıla'ya sarılır. Sıla da ona sarılır ve yanında olup onu dinlediği için teşekkür eder. Son olarak Bedar Sıla'yı Celil'in ısrarları karşısında dayanıklı olup, ona olur vermemesi konusunda uyarır ve gider. Sıla Bedar'ı geçirdikten sonra odaya geri döner. Yatağa uzanır ve Boran'ı düşünmeye başlar. Bu arada Boran da avare avare dolaşmaktadır. Ne işe gider, ne de Abay'ın yanına. Başka şeyler düşünmeye çalıştıkça aslında sürekli Sıla'yı düşünüyor olduğunu fark eder. Kendi kendine kızar. Sabah eve dönerken verdiği karar gelir aklına '' Merhametimin yanlış anlaşılmasına izin vermemeliyim.'' . - '' Saçmalıyorum galiba, iki gün önce Sıla'ya ''Olacakların önüne geçilmez, engelleyemezsin Sıla.'' diyen sen değil miydin Boran Ağa?'' diye sorar kendine. Cevabını bildiği bi soruyu cevaplaması gerektiğini bilir. Eğer Sıla'yla yeni bir başlangıç yapacaksa önce gitmesi gerektiğini düşündüğü yere gider. Köprüye geldiğinde içindeki acıyı derinden hisseder. Aklına O gün Yezda'ya yetişemeyişi gelir. Her yıl burdan Yezda'ya güller atacağına söz vermiştir ve şuan tam orada durup Yezda'ya olan duygularıyla hesaplaşmak üzeredir: - '' Yezdam bir çocuk için seni kurban ettiler, beni arkanda kalanı hiç düşünmediler. Onu da abisinin canı için kurban ettiler, arkasında kalanı hiç düşünmediler. Hiç bilmediği bir yere getirerek, hiç tanımadığı birine vererek kolunu kanadını kırdılar. Kuşluğuma gelen kanadı kırık en son güvercindi O. Onunla, yaralarıyla o kadar çok ilgilendimki, diğer güvercinlerimi unuttum. Hayır hayır onları unutmadım ama O da beni kırık kanadımı sardı, iyileştirdi. Bu beni ona bağladı. Seni çok sevmiştim ama Onu da sevdim Yezdam.'' İçinde yaşattığı Yezdası vardır hala. Ancak artık duygularına karşı koyamamaktadır Boran ve farkında olmadan Sıla'ya olan duygusunun adını koyduğunu fark eder. Böylece Yezda'yı içinde yaşatmaya devam etmesi ve Sıla'ya nasıl davranması gerekiyorsa öyle davranması gerektiğine karar verir. Böylece herşeyin zamanla yoluna gireceğini, kendisininde Sıla'nın da zaman içinde duygularının hayatlarına nasıl bir yön vereceğini düşünür. Boran eve geldiğinde nerdeyse akşam olmak üzeredir. Odaya çıkar ve Sıla'nın uyuduğunu görür. Sessizce banyoya girer, üstünü değiştirir. Çıktığında Sıla karşısında durmaktadır. Sıla ona sabah için hesap sormadan Boran; - '' Sabah için özür dilerim. Gerçekten gitmem gerekiyordu. Ama eğer istersen yarın sabahtan akşama kadar her öğünü beraber yeriz.'' der gülerek. Sıla: - '' Ne o koskoca Boran Ağa benden yarına randevu alabilmek için yalvarıyor mu?'' diyerek Boran'ı kızdırmayı hedefler. Ancak Boran: - '' Evet gelin ağa hazretleri, aynen öyle.'' deyince Sıla çok şaşırır ve kabul eder. Akşam yemeği için sofraya giderler. ooozge 09-10-06, 12:49 GÜLTEN'den... Gultenden; sila dona kalmisti. birden bütün hayatini bir film seriti gibi aklindan gecirmisti. ve tebesüm etti. aslinda gülüncek bir durum degil, düsündü kendince. suanda benim londrada olmam lazimken... ben burdayim mardinde... hayatimda sadece okuldan duydugum resimlerini okuldan bildigim bir yerdi mardin. ve simdi burasi benim evim, benim yuvam... benim dogdum yer... sila yavasca cama dogru ilerler. yildizlara bakar. "yeryüzünde sizin kadar yanlizim", der sessice. "benide yaniniza alin... benimde burdan hic bir dayanam yok..." sila göz yaslari tutar. simdi ne olucakti peki? burhan abisi pesini birakmicakti, bosanmasi icin zorlucakti onu. yine tebesüm eder. istedigide bu degilmiydi? istememismiydi borandan ayrilmayi, biran önce mardini terk edip istanbula gitmeyi? derin nefes aldiktan sonra, aklina boranin aldigi elbise, ve güzel kolya gelir. icini ceker. aslinda cok iyi bir insan... beni kirmayan tek insan burda, benim icin okadar seyler yapiyorki... ama ben yinede gidebilirken gidemiyorum? annesindenmi? öz annesi burda oldugu icinmi birden mardini terk etmek kabus geliyordur silaya? yoksa baska ne olabilirmi? birden boranin güvercinleri gelir aklina. ne demisti ona? "onlar asla ihanet etmezler..." sila gözlerini kapatir ve boranin kaplumbaya icin durdunu hatirlar. evet, boranda asla ihanet etmeyenlerdendir... ama icinde bir aci var, gözlerinden okadar belli oluyor ki, acisi var. ama ne? ayseye mi sorsam? diye düsünür. sila kafasini sallar. allahim, borani neden bukadar düsünüyorumki??? "nasilsin, sila?" diye birden boranin sesi gelir kullagina. sila ürperir, korkmustur. "Iyiyim, girdigini duymadim..." "gec oldu, hadi yatalim..." tam yer yatagini hazirlarken sila der borana: "boran, nekadar büyük bir tesadüfdü demi, seni ilk cesmenin orda görmem?" boran kafasini silaya dogru cevirir ve der: "hayatta hic birsey tesadüf degildir, sila..." sila gülümser. "peki ne? tesadüf degilde ne?" "hayatta olucaklar tesadüf degildir sila, sadece kacilmazdir..." sila birden sabahligini cikarir ve boranin kolunu tutar- "Boran.... demistin ya, gönlün olmadan gelmem diye.." boran birsey demez, sessiz kalir. "gönlüm hala yok, yalanini gercek yapmaya, ama gönlüm el vermiyor, yerde yatmana, havalarda sogdu... yatakta zaten cok büyük. sen bir kösede ben bir kösede yatariz..." sila gülümser. "olmazmi?" boran yine sessiz kalir, ve yer yatagindan kalkar, "allah rahatlik versin, sila" der arkasini döner ve gülümser... ooozge 09-10-06, 12:51 GÜLTEN81'den... Boran ucumurun kenarinda düsünceli bir sekilde acaya dogru dalip gitmistir. Suan kendini okadar yanliz hissediyorduki, icinden haykirmak ister, herkez icindeki büyük aciyi duysun diye. Aglamak ister, herkez icinde sönmeyen yanginlari görsünler diye, ve yanliz kalmak ister, herkez bu agir yükü tasiyamadigini görsün diye... Boranin gözleri dolar, ama kendini tutar, ben aglayamki, der kendince. Ben aglarsam, bütün asiretim aglar... Gözlerini semaya dogrultur. „allahim bana sabir ver“, der. Silayla cok büyük kavga etmistiler. Sila neler demisti ona? „Sen kimsinki beni burda tutabilicek? Ben istersem burdan cekip giderim, ve beni ölüm bile burda tutamaz, Boran aga! Hem Emrede burda, eger rezillik cikmasini istemiyorsun birak beni gideyim! Bir insan bir baska insani bukadar ezemez! Senin bu yasina kadar evlenmedigin nekadarda belli! Senin kurallarina uyucak bir kadin göster bana, senin kölen olayim! Ama seni seveni görmedim! Herkez senden korkuyor! Ben korkmuyorum!“ Sila üzerine yürümüstü boranin. „Hadi, yalanini gercek yapta, ben herkeze diyeyim, ne kadar kaba nekadar cahil bir adam oldugunu!“ Boran sadece ellerini yumruk haline getirmistir ve: „Beni sevene sen görmedin, cünkü o artik yok... Benim icin ölümü bile göze almisti. Ama sen bilmiyorsun gercek sevgi neye kadir...“ Boran bu sefer göz yaslarini tutamamistir. Nekadarda agir konusmustu sila... „ben ellimden geleni yapiyorum, ama bu kiza yaranamiyorum...“ ve birden sicak bir eli hissetmistir kolunda. Ürkmüstür ve arkasini dönmüstür boran. „Sila?“ der saskinca. Hemen arkasini döner ve göz yaslarini siler. „senin ne isin var burda?“ Sila aglamistir. Gözleri kip kirmizi yüzü ise kar gibi beyaz olmustu. Boran hemen telaslanmisti ve silanin kolunu tutmustu. „ne oldu sila? Iyimisin? Aglamissin sen...“ Sila gözlerini borandan kaciriyordu. „Boran...“ der sadece. „Ne oldu?“ „boran... neden?“ boran artik iyice merak etmistir ne oldugunu. „ne oldu, sila? Yoksa annemmi...“ „Neden bana anlatmadin?“ „Neyi?“ Sila yutkunur. „Yezdayi... Senin icin ölümü göze alan kadini...“ Sanki daglar yikilmisti, üstüne cökmüstü dünya boranin, o an ölmek istemisti... Derin nefes aldiktan sonra arkasini dönüp gitmek istedi boran, ama sila kolundan tutmustu onu. „neden söylemedin, dur gitme boran...“ boran cok sinirlidir. „sila, ne olur birak...“ „Ilk karin senin icin öldügünü bana neden demedin? Her sene, onun icin ucurumdan güller attigini neden söylemedin?“ sila agliyordu. „Bu ayip degilki... ben sana ne dicemi bilmiyorum... sen sevince... ölümüne seviyorsun...“ boran silanin gözlerine bakar. „evet...“ „peki ya beni, boran?“ „burda oldugumu kim söyledi? Sen nasil geldin buraya?“ „Abay...“ Boran silanin gözlerine dalip gitmistir. „Silaa...“ Boran silaya dogru bir adim atar. „Aglama sila, ben senin göz yaslarina dayanam...“ ooozge 09-10-06, 12:52 YABANGÜVERCİNİ'nden... kısa bir senaryo... ________________________________________ Sıla duydukları karşısında şaşkındır. "Türkiye'nin en zengin kadınlarından birisin sen Sıla." Emre'nin söyledikleri beyninde zonklamaktadır Sıla'nın. Sonra başını yukarı kaldırır. Boran'ı görür... Ona bakar... Emre ise sabırsızlıkla Sıla'nın cevabını beklemektedir. E: "Hadi Sıla hemen gidelim. Artık kimse seni burada zorla tutamaz." S: "Kimse beni burada zorla tutmuyor Emre." E: "Sıla sen ne diyorsun? Hadi hazırlan. Gidelim." S: "Git Emre. Ben sana daha sonra haber yollarım." E: "Saçmalama Sıla. Hadi birlikte gidiyoruz buradan." S: "Emre git dedim sana. Benden haber bekle." der ve hızla odaya geri döner... Boran da odadadır. Sıla ona bakar. Ne diyeceğini, nasıl tepki vereceğini merak etmektedir ama Boran ne birşey sorar ne de konuşur. Ve hep birlikte filmi izlerler. Sonra öylesine geçer saatler... Ve akşam olur... Sıla odada oturuyordur. Boran biraz sonra içeri girer. Ve yine hiçbir şey söylemeden yatar. Aslında sormak ve bilmek istediği o kadar çok şey vardır ki ama Sıla'yı kırmamak için birşey yapmaz. Sormaz... Susar ve Sıla'nın konuşmasını bekler. Sıla ise yatağında düşünmektedir. Ne yapmalıydı şimdi? Başından geçenleri düşündü. Buraya geldiği ilk günü... Çeşmedeki ilk karşılaşmalarını... Bu sırada Boran'a baktı. Onun kendi için anlamının ne olduğunu bir türlü çözemiyordu. Oysaki daha bir kaç gün öncesine kadar kurtulmak için onca çaba sarfettiği adam değil miydi o??? Sonra uyuyamaz. Ve üzerine hırka alıp dışarı çıkar. Sıla'nın çıktığını duyan Boran da uyanır ve arkasından gider. Gökyüzünü izliyordur Sıla... Yıldızlar ne kadar da parlak buradan? Şu geçirdiği bir kaç günü düşündü. İntihar edişini... O günden sonra yüzünü güldürmek için Boran'ın yaptıklarını... Ve Boran'ın güvercinler için söylediği sözü hatırladı. "Onlar asla ihanet etmezler. Doğdukları yuvayı unutmazlar..." Burası... Sıla'nın köklerinin olduğu, doğduğu şehir... İliklerinde hissettiği bu topraklar... Rüyalarına giren uçsuz bucaksız tarlalar... Sesli düşünmeye başladığını farketmeden konuşmaya devam etti. S: "Uçsuz bucaksız gökyüzü... Köklerimin olduğu bu topraklar... Yıldızlar... Törelerin canlar aldığı bu şehir... Sorsam söyler misiniz içimdeki yangının nedenini? Sorsam bilir misiniz katran karası geceleri? Bilmezsiniz değil mi? Bir yanım büyüdüğün yer seni bekliyor derken, bir yanım doğduğun topraklarda kal. Buraya kök sal derken hangisi doğru? Bileniniz var mı? Yok değil mi? Bende... Bende bilmiyorum..." B: "Bu sorunun cevabını kendin bulmalısın. Ancak kendin bulursan, doğruyu bulursun." Sıla şaşkındı. Boran'ın orada oluşuna çok şaşırmıştı. Ama şaşkınlığını belli etmeden tersledi. S: "Geceleri de mi izleniyorum artık?" B: "Hayır. Ben... Sadece..." S: "Beni rahat bırak. Tamam mı?" B: "Ben..." S: "Ben dediklerini yapıyorum. Sende artık beni izlemeyi bırak." der ve hızla odaya geri döner. Hızla yatağına yatar. Ve yine düşünmeye devam eder ama işin içinden bir türlü çıkamaz. Sabah olur... Sıla erkenden kalkar. Mutfağa iner. Ayşe kahvaltı hazırlıyordur. S: "Ben de yardım edebilir miyim?" A: "Olur mu hiç gelin ağam? Sen git otur ben şimdi getiririm." S: "Seninki de can benimki de. Bir fark yok." der ve kahvaltıyı hazırlamaya koyulur... Boran uyanmıştır. Sıla'yı göremeyince telaşlanır ama onun sesini duyunca rahatlar. Kahvaltı sofrasına oturur ve biraz sonra Sıla elinde çayla gelmiştir. Sessizce kahvaltı ederler. Kahvaltıdan sonra Sıla Boran'ın yanına gider. S: "Biraz konuşabilir miyiz?" B: "Seni dinliyorum." S: "Emre... Emre dün... Babam tüm mirasını bana bırakmış. Onu söylemek için gelmiş." B: "Ne?" S: "Evet." B: "Gitmek istediğini mi söyleyeceksin yine?" S: "Ben..." Tam o sırada Ayşe gelir. A: "Gelin ağam. Misafirin geldi. Dün ki adam." S: "Tamam Ayşe." der ve aşağı iner. Bütün aile toplanmıştır avluya... Emre yanında iki jandarma ile gelmiştir. E: "Hadi Sıla gidiyoruz. Bak artık kimse engel olamaz sana. Hadi." Sıla şaşkındır. J: "Boran ağa bu bey karını zorla burada tuttuğunu söylüyor. Doğru mu?" der ama Boran'ın cevap vermesine fırsat vermeden Sıla söze girer. S: "Hayır. Kimse beni burada zorla tutmuyor. Yok böyle birşey." Boran şaşkındır. Sıla'nın cevabı onunla beraber tüm ev halkını şaşkına çevirmiştir. Ama Sıla bütün şaşkın bakışlar içinde daha da şaşırtıcı şeyler söylemeye başlar... S: "Emre bana bir iyilik yapar mısın?" E: "Söyle Sıla." S: "Tüm mirası benim yerime bir hayır kurumuna bağışlar mısın? Ama bir kısmını ayır. Burada yapmak istediğim şeyler var. Sonra bana evrakları verirsin. Tamam mı?" E: "Bunların hepsini birlikte İstanbul'da yapacağız Sıla. Hadi." S: "Emre ben hiçbir yere gelmiyorum. Sen dediklerimi yaparsan çok sevinirim. Kimse beni burada zorla tutmuyor. Ben gelmek istemiyorum. Ben aradığım cevapları buldum. Burası... Bu şehirde atıyor kalbim. Bu yer benim kök salmak istediğim yer... Anlıyor musun? Gelemem Emre. Gelemem. Ben buraya aitim. Git şimdi. Ve bir daha da gelme." der ve hızla yukarı çıkar. Boran da arkasından... B: "Niye gitmedin?" S: "Gidemem." B: "Bu en çok istediğin şey değil miydi?" S: "Evet öyleydi. Ama artık değil. Burada kalmalıyım. Burası benim evim..." der ve devamını getiremez. Ama sonra devam eder yine... S: "Burası evim ve sende benim kocamsın. Hiçbir yere gidemem ben." Boran şaşkındır... Ne diyeceğini bilemez... B: "Ben..." S: "Burada kalıyorum." der ve yatar... Uzun zamandan sonra ikisi de huzurlu uyurlar... Mutlu günlerin başlangıcıdır bu gece... mimarimo 09-10-06, 13:09 gülten81'in senaryosunun ilk bölümü ooozge'nin koydukları devamı sila emrenin gözlerine saskinlika baktiktan sonra, gözü borana kayar. eli saclarina gider ve: "sen ne diyorsun emre der?" "evet sila, sen artik okadar güclüsünki, buralari satin bile alabilirsin!" sila halen boranin gözlerine bakar ve hafice tebesüm eder. bir iki adim attiktan sonra, emreye dogru döner ve der: "ben yinede biryere gelmiyorum emre..." "nasil ya?" boran arkasini döner ve abayin yanina gider. o siradada sila emreye yaklasir ve fisildar: "simdi gidemem emre, 2 kisinin hayati bana bagla, plan yapmam lazim. sen git, beni arama sakin, ben seni aricam..." sila boranin yanina gider. boran soruyor: "yine ne istiyordu o adam?" sila boranin gözlerine bakar ve der:"annemler miraslarini bana birakmislar, boran..." boran hic bir sey demez "gönül yarasi" filmini devdam izler. ve sila iyi gelinaga rolünü devam etmektetir, herkezin isteklerini yerine getirir boranlada en azinda arkadas gibi anlasirlar. sila ama bu arada haince kacmanin planlarini kuruyordur, ama unmadik bir misafir planlarini alt üst eder... silaa artik en varlikli kadinlardan biridir, bu gücü en iyi sekilde kullanmak istiyordur. biran önce mardinden kacip istanbula gitmek ister. evini cok özlemistir en önemliside burhan abisinin yüzünü merak etmektedir. mirasin hepsi silaya kaldiginda cildirmistir diye düsünür sila. birden silanin aklina gelir, borana ne demisti? "simdi burdayim, ama belki yarin belki 10 sene bile gecse, kacicam burdan..." hafifce tebesüm eder. allahtan 10 seneyi bulmadi diye düsünür. borani bütün gün görmemistir o günü. birden icinde tuhaf birsey olmustur. boran nerde? sorar kendi kendine. birden sasirir. "banane canim, nerde olursa olsun" der kendince. ama kacma plani iyi hosta, ici neden aciyordur silanin? ve silanin eli boynuna gider. boran ona güzel bir kolye almistir, ve hic cikartmamistir... ve telas icinde, ayse gelir ve:"gelin agam, cabuk birseyler oluyor... boran agam.." "ayse, neden yine ödümü kopariyorsun?" der gülümseyerek. "yok gelinagam bu sefer gercekten..." silanin icine kötü seyler dogar, ve asaga kosmaya baslar. boran duramaz yerinde, ellerini avusturur ve silayi gördügü zamanda: "silaa.." "ne var yine?" "sila... bak sakin ol tamammi?" sila boranin üzerine dogru gider. "ne oldu boran? birden tanidik ses cinlar silanin kullaginda. "sila, güzelim!" sila arkasini döndügünde gözlerine inanamaz. "senin ne isin var burda?" der sert bir dille. "hani benim artik ailem yoktu?" bu kisi burhan abisinden baska biri degildir. yanindada baska bir adam vardir. "aman canim, ben onu sinir halinde dedim..." silaya sarilmak ister ama sila boranin yanina gecer. "niye geldin?" "ah, kuzenini böylemi agirliyorsun sen?" "ne istiyorsun?" diye diretir sila. "seni zorla evlendirdiler ya, bak avukat getirdim... senin bir celsede bosanman icin! hemen istanbula gideriz... hem okadar zenginsin artik, elin adamina mi birakacaksin paralarini?" sila o anda herseyi anlamistir ve karar alir... "burhan abi, elin adami dedigin benim kocam! herkez bana sirt cevirdiginde o vardi benim yanimda! ve bende burda kaliyorum, hic bir yere gitmiyorum! boran cok sasirir ama belli etmez... burhan ve avukat konagi terk ederler ama giderkende:"gidiyorum ama yine gelicem..." der ve kapiyi vurur. silanin birden neler dedikleri aklina gelir ve boranin yüzüne bakamaz. basini eger. boran bu durumu anlar ve silanin yanina gider, silanin saclarina dokunmak icin elini uzatir, ama her zaman oldugu gibi elini ceker. "egme basina... sen egecek hic bir sey yapmadin..." sila gülümser ve borana bakar. "sen niye böylesin?" "nasil?" "neden bukadar sabirlisin? bukadar iyisin? neden?" silanin gözleri dolar... aglamaya baslar... boran bu sefer elini silanin omuzuna koyar ve der:"sevdiklerimin göz yaslarini görmek istemedigim icin... onlarin üzülmemesi icin herseyi yaparim..." sila saskinlikla boranin gözlerine bakar ver ilk karsilastiklari cesmeyi hatirlar... Kaan 09-10-06, 13:10 Gülten 81 adlı üyenin senaryosudur: Sila yezdayi ögrendikten sonra, borana karsi daha duyarli olmayi ister. Boranin canini oda cok yakmistir. Düsünüyorduda, istanbulda hersey okadar farklidirki... yani en basiti, bir erkek cocuk icin nasilda bukadar israrli olabilir bir insan? Bir erkek evlat doguramadigi icin, bir cana kiyilirmiyidi? Peki simdi ne olucakti? Siladanmi bekliyorlardi bir erkek bebek? Sila ürperir. Ben, ve hamile? Diye düsünür... Sila boranin aldigi elbiseyi giymistir, ve odadan cikmamistir daha. Biraz cekiniyordu boranin annesinden. Silanin eli yanagana gider. Birden tokati akina gelir silanin. Sirtindan buz gibi terler akiyordu. Tam o anda, boran girer odaya. „Silaa“ diye seslenir. Sila tebesüm eder. „efendim“ boranin agizi acik kalir. Silayi cok uzun zamandir böyle görmemistir. Hep annesinin aldigi kiyafetlerde görmpüstür. Boran yutkunmustur. „Elbiseyi begendin, ne mutlu bana... cok yakismis...“ sila gülümseyerek:“sagol, sen aldigin elbise.. Ama annen birsey demesin?“ „Silaaa, ben aldim bunu sana, kimse karisamaz!“ „Sen niye gelmistin?“ „Bu aralar hersey üst üste geldi. Eger sende istersen, disarda yemek yiyelim bu aksam, sadece sen ve ben...“ Sila tebesüm eder. „gercektenmi?“ „Evet...“ Sila yine sevincten borana sarilir. Boran bu durum karsisinda sasirir ama oda elini silanin beline koyar ve saclarinin kokusunu alir. Birden silayi hic birak istemez kollarindan. O anda silada düsünüyordu, bu kollardan korkmuyorum, beni her zaman tutucaktir... Benim yaptigim cok ayip ama düsünür sila. Ben bunu borana yapamam... Gözleri dolar. Ben bukadar hain olamam. ooozge 09-10-06, 13:10 saool mıamrımo wallahı kacrmısım orayı:( son bolumunude eklıyım gulten rıca ettı:) GÜLTEN81-devamı... buyrun bir senaryo daha... -------------------------------------------------------------------------------- Sila yezdayi ögrendikten sonra, borana karsi daha duyarli olmayi ister. Boranin canini oda cok yakmistir. Düsünüyorduda, istanbulda hersey okadar farklidirki... yani en basiti, bir erkek cocuk icin nasilda bukadar israrli olabilir bir insan? Bir erkek evlat doguramadigi icin, bir cana kiyilirmiyidi? Peki simdi ne olucakti? Siladanmi bekliyorlardi bir erkek bebek? Sila ürperir. Ben, ve hamile? Diye düsünür... Sila boranin aldigi elbiseyi giymistir, ve odadan cikmamistir daha. Biraz cekiniyordu boranin annesinden. Silanin eli yanagana gider. Birden tokati akina gelir silanin. Sirtindan buz gibi terler akiyordu. Tam o anda, boran girer odaya. „Silaa“ diye seslenir. Sila tebesüm eder. „efendim“ boranin agizi acik kalir. Silayi cok uzun zamandir böyle görmemistir. Hep annesinin aldigi kiyafetlerde görmpüstür. Boran yutkunmustur. „Elbiseyi begendin, ne mutlu bana... cok yakismis...“ sila gülümseyerek:“sagol, sen aldigin elbise.. Ama annen birsey demesin?“ „Silaaa, ben aldim bunu sana, kimse karisamaz!“ „Sen niye gelmistin?“ „Bu aralar hersey üst üste geldi. Eger sende istersen, disarda yemek yiyelim bu aksam, sadece sen ve ben...“ Sila tebesüm eder. „gercektenmi?“ „Evet...“ Sila yine sevincten borana sarilir. Boran bu durum karsisinda sasirir ama oda elini silanin beline koyar ve saclarinin kokusunu alir. Birden silayi hic birak istemez kollarindan. O anda silada düsünüyordu, bu kollardan korkmuyorum, beni her zaman tutucaktir... Benim yaptigim cok ayip ama düsünür sila. Ben bunu borana yapamam... Gözleri dolar. Ben bukadar hain olamam. ekin-20 09-10-06, 14:53 sila ve boran istanbul gitmeye kaar vermislerdi S:boran sana ne koyim B:koy iste yada sen brak ben kyoarim S:yok olmaz ben yapicam B:peki(gülümser ve onu izler) S:cok sevindim kabul ettigin icin B:ne demek zaten sadece cok kalmiycagiz degil mi S:aslinda B:sila....biliyorsun durumu S:biliyorum ve ayse gelir bagirarak A:aga geldiler sizi bekliyorlar B:tamam ayse sidi geliyoruz S:hadi cikalim sila ve boran nihayet istanbula varirlar boran saskinlikla B:bunlarin epsi simdi senin mi S:evet(gülpmser)....gel(elinden tutar)seni gezdirim boran onun elinin tutmasini sevinir ama sila hic farkinda degildir elini tutuguna sonra gezdirir S:bak burasi odam B:hos boran odada emrenin fotografini görür sonra sila fark etirmeden avuclarin icinde fotografi cöpe atar S:gel bahceye gidelim cok güzel seyler var gezdiricek B:tamam sila hpsini göstermek zorunda degilsin S:yaa .......ama o anda silanin en iyi arkadasi gelir adi neslihan N:sila canim geldin artik S:evet nasilsin N:yaa sen beni ne yapicaksin S:hehe ben iyim N:sila lütfen bana rüya de.. S:ne konuda N:bu m senin kocan S:evet N:ay coban gibi S:neslihan susarmisin bozulur sen onu disina bakma o.......(nefes alir)o cok iyi biri Boran dinlemeye baslar S:benim hersey mi...ne istedigimi hep cok cok iyi bilir.....onun hakkkinda yine böyle konusursan bozusuruz N:anladim yaa hadi benim gitmem lazim sila boranin yanina gider B:tesekkür ederim dediklerin icin S:sen bizi dinledin mi yoksa B:sey... S:tamam aciklama yapma birsey degil ben sadece dogrulari söylerim boran ve sila birbilerine gülümserler sonra sila borani farkli elibisler gigdirip bir mekana giderler gülten81 09-10-06, 15:21 Bir kac gün gecmesine ragmen, silanin aklinda hala istanbula kacmak vardi. Hep aklindaydi. Boran evde olmadigi zamanlarda emre ile telefon görüsmeleri yapmisti hep. Emre bütün evraklari hazirlamisti, sadece onun imzasi gerekiyordu, bosanmak icin hemde miras icin. Sila borani düsündügü zaman kalbi küt küt atiyordu. Oda bilmiyordu bu duygunun ne oldugunu... emrede bile böyle olmuyordu. Ama boranin ona sahiplenmesi, onu okadar korumasi ve onun icin ailesine yalan söylemesi, icini isitiyordu. Ben napiyorum? Haince planlar yapiyorum. Kacma planlari yapiyorum, ama ben neden kaciyorum? Sila aya kalklar ve kirmizi geceligini giyer. Saclarini taradiktan sonra, aynaya bakar. „Sila... gözlerin gülüyor sila... ne oldu sana sila?“ der kendi kendine. Birden kapi calinir. Boran cevap beklemeden kapiyi acmistir ve silayi o gayet acik geceliginde görür. Boranin gözlerin silanin üzerinde kalir. Sila da örtünme cabasinda bulunmaz, sadece tebesüm eder. „Gel boran...“ der. Boran basini igidikten sonra, kapiyi kapatmak ister. „ben banyoda giricem“, der ve direk banyoya girer. Kapiyi kapadiktan sonra, sila yine gülümser ve banyoya dogru gider. Kapayi calmadan acar. Boranin üzerinde sadece boxerleri kalmistir, ve ciglik atar. „napiyorsun sila?“ der üzerini havlu ile örtmek isterken, sila: „gerek yok boran, benim gönlüm var artik...“ boran duyduklarina inanamaz ve borani beklemeden yatak odasina gecer. Boran yinede havluya sarilip cikmistir banyodan. „Eminmisin sen?“ „evet, hayatimda hic bukadar emin olmadim, Boran...“ ve boranla hic bir zaman unutamicaklari bir gece gecirirler... Yanliz sabah kalktiginda, boran gözlerini actiginda, yaninda sila degilde, sadece bir mektup vardir... diyar 80 09-10-06, 16:17 Haramikedinin ilk senaryosu unutulmuş,onu da ekleyelim; Uydurdum.Cumaya kadar beklemeyi daha çekilir hale getirelim. di mi ama? boran abayla konuşmaktadır, abay, son gelişmelerden sonra, Boran'ın Sıla'yı İstanbul'a götürmesi gerektiği fikrindedir. -BORAN: burası benim Kalem. Surlarımın olmadığı bir yerde Sıla'yı kaybederim,gitmesine izin veremem. -abay: korktuğun Sıla'yı kaybetmek mi? (Boran kendisinin bile farkında olmadığı kelimelerle konuştuğunu farkeder) -Boran: hayır,öyle demek istemedim, sen de biliyorsun abay, Sıla'yı kaybetmek en azından 2 can demek. (abay anlamlı bir şekilde gülümser)ve devam eder: -yani töre azat etseydi Sıla'yı , sen öylece bırakır mıydın onu? (bu sorunun cevabı Boran'ın ifadesinde açıkça görülür, Boran başını öne eğer, susar.birkaç saniye sonra devam eder: -tek gerçek var, o da, Sıla'nın benim olduğuna inanmadan onu hiçbir yere bırakmayacağım. ( ortama son anda gelen ve gizlice onları dinlemeye çalışan Sıla sadece Boran'ın son cümlesini duyar ve duyduğundan İstanbul'a gidebilmesi için tek çarenin Boranla gönlüyle birlikte olmuş gibi yapması olduğu anlamını çıkarır.halbuki Boran "benim olduğuna inanmadan onu bırakmam" derken "Sıla'nın kendisini sevmesini" kastetmiştir.) Sıla bu arada hem ailesinin hayatlarını verdiği işlere sahip çıkmak istemektedir, hem özgürlüğünü özlemektedir, hem de kayınvalidesinin baskılarından kurtulmak ihtiyacı duymaktadır. (Sıla odasına gider, aynı kuşları uçurduğu zamanki gibi gülümseyerek kafasında planını kurar. gece Boran odaya gelir, Sıla uyuyor gibidir, Boran da yer yatağına uzanır.Kısa bir süre sonra Sıla yatağından kalkar, Boran'ın yanıbaşına gelir, onun pikesini kaldırarak Boran'ın yanına hiçbirşey söylemeden uzanır ve pikeyi kapatır. Boran çok şaşırmış hem de etkilenmiştir.Yine de garipsemekten kendini alamaz.) BORAN: -SILA? SILA: -EFENDİM? BORAN: SEN... SILA: -"ben bu gece burada uyuyacağım." (der panikle.) BORAN: -benimle mi? ( Boran'ın yüzünde güven, şefkat eksik değil tabi yine. Sılaya biraz daha yaklaşmıştır, ellerini saçlarında dolaştırır) ( Sıla birden heyecanlanır ve yaptığı şeyden korkarak aniden kendini Boran'ın yanından alır ve kaçarcasına kendi yatağına döner.Boran çok sinirlenir, Sıla'nın kendisiyle birlikte olmak istemediğini düşünür, o da öfkeyle fırlar yatağından) BORAN: -ne yapmaya çalışıyorsun sen? Niye yatağıma geldin? ve şimdi niye yatağındasın? SILA:-Sana hesap vermek zorunda değilim. BORAN:- Sılaaa....şımarıklık sınırını geçtin, ateşle oynuyorsun, neler geçiyor aklından? Sıla cevap vermeyince Boran iyice delirir ve Sıla'nın üzerine yürür, kolundan incitmeden hafifçe sarsarak onu doğrultur.Sıla da hem bi önceki sahnenin etkisinden kendini kurtaramamıştır, hem de panik halindedir ve.... (SILA ağlamaklı bir şekilde): -"Boran, İstanbul'a gitmeme izin ver, neolur" der. Boran hayalkırıklığına uğramıştır.birden durgunlaşır.demek herşey bunun içindir.Sıla'nın kolunu bırakır. ve... : "istediğin yere git, özgürsün" der. Sıla sevineceğine bozulur. o GECE Boran odada uyumaz. Boran dışarıda, Sıla içeride uykusuz kalır. sabah olmuştur.Boran yine konağın teras kısmından aşağıya bakmaktadır.Sıla bavuluyla avluya çıkmıştır.o sırada açık televizyondan bir şarkı ortamı sarar hangi şarkı biliyo musunuz?) "bana neolur ellerini ver, gideceksin ama yine gel, döneceksin diye söz ver.." Boran Sıla'nın gidişini görmemek için içeri girer, televizyonu kapatır, başını öne eğer.önce adım seslerini, sonra da yanıbaşındaki Sıla'yı farkeder.Sıla'nın söyleyeceği birşey vardır: -Boran, tek başıma İstanbul'da yapamam, neyle karşılaşacağımı bilmiyorum.benimle gelir misin? Boran belli belirsiz bir şekilde gülümser. BU BÖLÜM DE BURADA BİTER.ÇÜRÜK DOMATESLERİNİZİ GÖNDERECEĞİNİZ MAİL ADRESİMİ Bİ ARA GÖNDERİRİM GENÇ KIZ FANTAZİLERİNDEN DAHA DEHŞET VERİCİ NE OLABİLİR Kİ ZATEN:-) asia 09-10-06, 22:48 ARKADAŞLAR...GENELDE...ADIM ADIM REPLİKTEN ZİYADE HİKAYE YAZDIĞIMA İNANIYORUM..KENDİMCE TABİİ...(SEVGİLERİMLE..) HASTANEDEN BİR KAÇ GÜN SONRA... EVDE... Hadi Sıla nerdesin ..deminden beri…bekliyorum…. Çabuk…! Her gün odasında vakit geçiren sıla… son günlerde hep bahçedeydi… ve yine Kınalı yı almış…oynuyordu… O sırada avluya çıkan Kevser ana mutfağa geçecekken…yine sinir olduğu bu duruma şahit olur… tövbe yarabbim,sen aklıma mukayyet ol…nerde görülmüş bu…! Çık çık çık… Ne bu böyle… bir kuzuları evde otlatmadığımız kalmıştı…oda oldu şükür… Gülerek yaklaşan Boran… tamamlar… Anacım sana ne zararı var…garip işte… o garip…Sıla garip günahtır ne istiyorsun kızdan..…senin dediklerinide giyiyor…daha ne istiyorsun..bu kız şehirli…köy kızı değil…bunu yaptığına şükret… büyüksün sen…geçimli olmak sana düşer…. Kucağından Kınalı yı eksik etmeyen Sıla aşağıya iner…seslenir: AYŞEEE.. HADİ CANIM SEN VER SÜTÜNÜ…BEN DÖNENE KADARDA İYİ BAK… ONA GÖRE…(inatla vurgulamıştır..) Yan yan da Kevser anaya bakarak...biberon aldırdımda korumalara... küçük daha..büyüsün ağıla dönecek merak etmeyin... Boran söze girer tamam… büyütmeyin hadi Sıla, Ayşe bakar sen merak etme…. Bu arada bir şey dikkatini çekmiştir, Sılaya aldığı elbise vardır Sıla nın üzerinde.. İçten içe sevinir.. bu neşesini büyük bir ciddiyetle maskeledikten sonra... Bu olmuş mu şimdi… Sıla:ney olmuşmu...? Boran:ney olacak… ben yalnızca benim yanımda giy demedimi sana… Sıla:Ne... sen demedinmi.. ben aldım, kimse bir şey diyemez diye...! sen beni oynatıyormusun... dur! hareket etme... gidip değiştireceğim...dur dedim sana...ama inananda zaten kabahat...sende değil ki...! Boran: dur… dur… ya... şaka yaptım….çok yakışmış…kızdırmak istedim sadece…bu hallerin çok hoş oluyor….ehlileştirilmemiş vahşi taylara benzetiyorum seni… gözleriyle Sıla yı beğeni içinde süzüyordur…. Boran:ben sizin şaka anlayışınızı hiç anlayamayacağım…BORAN Bey….ya bir şey değil yüreğime indireceksin o zaman göreceğim seni…bakalım o zamanda benimle eğlenebilecekmisin böyle…. Kevser ananın sesi duyulur... çınlayan sözlerle, aa tövbee.. siz gitmedinizmi hala...kimseye sözümü geçiremeyecekmiyim ben....! Ayşee….. kızım… nerdesin sen çabuk gel buraya…. İki genç arabaya binerler… bu sırada; İlk önce uzun bir sessizlik olur… Sıla bu büyülü toprakları inceliyordur…. Biliyormusun der birden... Ben daha önceden buraları çok güzel bulurdum….ama kökenlerimin bu topraklardan geldiğini öğrendiğimden beri…daha da bağlandım biliyormusun? Boran: sadece topraklara mı bağlandın…yani…Sıla ya bakmadan dikiz aynasıyla ilgileniyormuş gibi yapar… Sıla huzursuz bir şekilde saçlarını toplar…off çok sıcak farkında değilmisin….. (konuyu değiştirir) bağlandım tabii bağlanmaz olurmuyum…. AYŞE VAR…KINALI VAR…. Şeyyy... utanır, ve susar...arkasına yaslanır sanki Boran ın menzilinden kaçmak istercesine..ekler.. BAŞKA KİME BAĞLANACAKTIM Kİ…! Başını çevirerek….Boran ın profilini inceler...ne bir kıskançlık belirtisi.. nede bir şaşkınlık göremediği içinde bozulur.. ve yeniden susar.... Boran bozulduğunu belli etmeden…içinden geçirir yine…inkar et bakalım….et….nereye kadar…. Sıla:Boran nerden aklına geldi bir yere gitmek? Boran:sıkılmışsındır diye düşündüm…geldiğinden beri konağa tıkılıp kaldın… Sıla: yok canım…dedim sana ne bir yere gidiyorum nede hayatımdan şikayetçiyim…akıntıya bıraktım kendimi itirazsız bir şekilde… Bu arada yine Boran a döner…peki sen nasılsın….nasıl gidiyor işlerin….bunu sormamın bir mahsuru yok değilmi…yine buralarda kadınlar böyle sorular sormaz diyeceksen…. Boran: yok canım iyi işte…. Hep aynı…. Sıla:ne kadar kaldı…daha çok varmı…? Boran:yok az kaldı…biliyormusun birde hikayesi var…gittiğimiz yerin…. Sıla:öylemi merak ettim... Boran: yüzyıllar önce mitolojik hikayeye göre… bir çoban ve...ölümsüz tanrıçanın aşkını anlatan mozaikler var mağaranın duvarlarında… Günümüze kadar gelmiş…ama ölümlü çobanla …ölümsüz tanrıçanın aşkı…hüzünlü bir şekilde resmedilmiş….bir su kenarı var…ve elini gökyüzünden uzatan güzel tanrıça… Sanki aramızda çok engeller var der gibi duran çobansa…tanrıçaya arkası dönük işlenmiş…nedense…her gördüğümde etkilenirim….bir kezde Yezda ile gelmiştik…. yine sesizlik olur...anlaşmış gibi... Dururlar bu esnada..geldik hadi der BORAN… Mağaraya girerler…öyle eşsiz bir manzaradır ki Sıla nın nutku tutulur…bu.. burası nasıl bir yer böyle… Nereye bakacağını şaşırır…daha diplere doğru görünen yerde….küçük bir su birikintisi…doğal kaynağından fışkırırken...…. İnceden inceden gelen suyun sesi…ortamı…büyüleyici hale getiriyor…ıslak…nemli havası…insanı üşütürken…dışarının sıcağından sonra sanki insana çöl ortasında.... bir vahaya varmış hissini uyandırıyordu… O anda Sıla.. duvarda işlenmiş yüzyıllar ötesinden gelen…o nefis görüntüyü gördü…. Sadece ağzı açık kalmıştı… Boran… burası… bugüne değin gördüğüm en etkileyici ve muhteşem yer…. Boran:biliyordum beğeneceğini…sanırım sanat tarihinede meraklısın.. Sıla:evet öyle ..hemde çok...ve mitolojik hikayeler... Boran:bende o yüzden zaten buraya getirdim seni…ısmarladığım kitaplarında gelmek üzere….çok sevdiğin Hasankeyf ve Zeugma ya dair…. Sıla:ahh ne diyeceğimi bilemiyorum… teşekkür ederim…burada olduğumdan beri hayatımı kolaylaştırmak için ne gelirse elinden yapıyorsun… Ya şu mozaiklere bakarmısın…nasılda eli boş kalmış…güzel tanrıçanın değilmi…sanki boynunu bükmüş gibi duruyor… Boran::evet çobanda olmayacak...ayrı evrenlerin varlıklarıyız der gibi... ardını dönmüş... Sıla:yada biliyormusun…yetişmek istemişte yetişememiş …hissini uyandırdı bende… sanki elinden geleni yapamamış...gibi...bir mahcubiyet sezmedinmi sende... çobanın yüzünde... Birden Boran ın renginin attığına şahit olur Sıla... Boran dolan gözlerini gizlemek için arkasını dönmüştür o an ... Boran: derinden gelen bir sesle… neyse…. istersen güzel konulardan bahsedelim….SILA… Usulca yaklaştı Boran ın yanına .. Ne hissediyorsun BORAN? bana anlatabilirsin... farkında olmadan duramam senin endişelerinin…. ve tabii uzun zamandır tuttuğun yasının… Boran:Başını kaldırır... sağol SILA..... KISA BİR AN: Gözlerini yumar ve sağol Sıla… sağol der….. Sonrada kasvetli ortamı dağıtmak için… Evettt... beğendiğine göre sıra sürprizde…! Sıla:aa zaten sürpriz bu değimliydi… Boran: Dikleştirdiği başıyla ...neşeli ses tonuyla birlikte... Hiç olurmu…ağalığın şanı nerede kaldı peki der… Sıla:EE O zaman sabırsızlandırma beni... Boran:o zaman gözlerini kapat… Az önceki durgun,üzücü sözlerin yerini iki gencin… sabırsızlıkları doldurmuştu şimdi… Boran:evet… sıkıca yum ama gözlerini… Sıla:tamam kapattım… baştan aşağı hissettiği heyecan dalgasıyla…ellerini uzatır ... Boran: Sıladan daha sabırsız bir şekilde...…tamam der… İlk önce sabırsızca nefesini bırakır…hışırdayan bir paket çıkarır…cebinden… Sıla:daha dayanamayacağını belli etmek için… hadi ama…yoksa çatlayacağım….benide şu tanrıça gibi yalnız bırakmada burada…oda sürprizin bir parçası olmasın..heyecandan sesi titremişti… Boran:oldu şimdi açabilirsin… Sıla gözlerini açar…Boran ın uzattığı paketi çarçabuk açar…. Ortaya çıkan şey karşısında…sadece…ince bir sesle…ayyyy….. harikulade diyebilmiştir…. Boran:beğendinmi….(tereddütlü..) Sıla:o ne biçim söz…beğenmek mi bayıldım.. Boran:buralarda adettendir…geline böyle …elde işlenmiş …özel bir usta tarafından yapılan… sedef bir ayna verilir …. Sıla:sahimi..hiç bilmiyordum..demek böyle ince hareketlerinizde var…çok hoş…ve anlamlı… Boran:evet…olmazmı..rivayete göre..biliyorsun buraların ne efsaneleri tükenir..nede bu efsunlu hikayeleri… ilk evlendikleri gece..eşi verirmiş bu aynayı…geline…amaç… beraber…geleceğe bakacağız demekmiş…sonsuzadeğin birlikte…bu ayna şahit olsun mutluluğumuza diye…. Sıla:çok incesin Boran..sanırım sana bazen haksızlık yapıyorum…. Üzülmüştü aynı zamandada…son zamanlarda fark ettiği şey..gerçektende BORAN A TERS DAVRANDIĞIYDI…! Sıla kendi acısından diğer insanlarında benzer hisleri olabileceğini unutmuş…diğer insanlarında…yaralanacağını , veya yaslarının olacağını görememişti…hüzünle…gözleri parladı…boğazına kadar gelen şey… Güçlükle konuşmasına sebep oluyordu inceden bir yaş süzüldü sonunda... gözlerinin hapsine dayanamayarak... Boran da ondan farksızdı… Yaklaştı genç adam…elleriyle Sıla nın küçük yüzünü ellerinin içine aldı…sadece baktı..uzun… uzun…. Asia.. asia 09-10-06, 22:55 Sıla o gözlerde…bende senin sonsuza kadar yanındayım deyişini gördü Boran ın… oda… aynı şekilde sadece gözleriyle o koyu manaların içinde kayboldu ve dakikalarca o vaziyette kaldılar… Neden sonra sessizliği bozan ve o anı savuşturmak isteyen içindeki ikileme yenik düşen Sıla oldu... Çok teşekkür ederim…bana son zamanlarda yaşattıkların için ve bu …bu özel hediye için… Boran:ellerini geri çekti…hızlıca aldığı nefesini tutup..önemi yok Sıla dedi…sana layık değil…sadece gelecek için bir ümit ışığı…ve gelin olduğun günleri hatırlarsan… Bu hediyeyi o zaman verseydim… başımda parçalardın herhalde… Gülerek..değilmi cevap versene.. yanılıyormuyum.. Sıla:evet haklısın…şimdi ben bile kendimi tanıyamıyorum… Ayrıca çok ince bir işçilik var bu aynanın çerçevesinde… Boran:yaşlı bir usta yapıyor…sanırım…sanatının son temsilcisi….bende özel olduğunu ve itina etmesini söyledim… vereceğim kişininde özel olduğunu ifade ettim… Aslında aralarındaki mesafeyi azaltmak,Sıla yı kollarına almak…evet…seni seviyorum…bağlandım… bende sana... üzerimdeki bu etkini açıklayamıyorum demek istiyordu… Sıla:Sessiz kalan Boran a... evet çerçevesi sedef ve sapı gümüş dedi… Ömrümün sonuna kadar saklayacağım… Senin dediğin gibi…huysuz,çekilmez bir ihtiyarda olsam bunu hep saklayacağım… inan ki sende özelsin BORAN… Ve sanki aralarında yeminliymiş gibi gözleri buluştu…sessizliği bozan bu kezde Boran oldu…. Bunu kabul ettiğine göre Sıla…yüreğimde tam manasıyla …benimsin demektir… Peki sen...? Yüreğini bana açmaya hazırmısın…? Asia.. asia 10-10-06, 14:45 Arkadaşlar, şimdilik bu kadar...ertesi gün ve düğün..biraz daha sonra...malum koşturmacada var..Ramazan..(sevgiler ....) Oyun devam ediyor... O an Sıla.. cevap veremedi… yalnızca cevap vermek yerine…uzanıp aldığı Boran elini yavaşça sıkar güç verir gibi…….en azından yanındayım mesajı veriyordur… bu hareket…. VE konağa doğru hareket ederler..yeniden.. Konağa varıştan sonra Sıla kınalı ya bakmak için Ayşe yi bulmaya gider, Boran çalışma odası gibi düzenlenen odada bir aşağı bir yukarı gezinirken…kafasındaki düşüncelerle boğuşmaktan bunalmış bir haldediri.Nedense çalan telefonun sesi…yeniden yaşadığı dünyaya döndürür Boran’ı …karş taraftan…gelen ses candandır… Birden bir aydınlık belirdi bu sesle Boran ın yüzünde…efendim halacım…nasılsın…iyimisiniz…bir rahatsızlık yoktur inşallah…. KARŞI TARAF CEVAP VERDİ: YOK OĞUL ..YOK…SADECE.. Feride yi isteyen çıkmıştır……baban büyüğümüzdür…o ne derse olur…şimdide onun yerini sen aldığın için kızıda sen veresin istedik…bir müşkülün yoksa tabii oğlum…hem gelin hanımımızıda bir yakından görelim,gelin bizim soframızı..şenlendirin…hepimiz…güzel gelini |