Tüm Versiyonu Göster : Sıla - Anektodlar ( Replik Ve şiirler)
Biraz önce büyük usta Tanju Okan'dan dinledim.:icon_sorr
Hapisteki Boran'a Sıla'dan gelsin.:img-blush
bu akşam çok efkarlıyım
kalbim neden kan ağlıyor
bunu bir bilsen sevgilim
güneş solgun gündüz gece
içimde sen bir bilmece
ızdırabı heceliyor
sensiz yalnız sensiz içim
gözyaşlarım yağmur gibi
yanağımı ıslatıyor
kollarım bekliyor seni
öpsem öpsem ellerini
yine de sana hasretim
dudaklarım da bir ateş
avuçlarımda alevsin
sensiz yalnız sensiz içim
ilahımsın sevgilim
sen benim herşeyimsin
hayatım anlamsız şimdi
sendin bana neşe veren
\"seviyorum, sevdim\" diyen
sen benim sıcak güneşim
güzel tatlı tek eşimdin
kara sevdam sevgilimdin
unutamam asla seni
hergün anıyorum yasla seni
n\'olursun dön dön bana
kollarım bekliyor seni
öpsem öpsem ellerini
yine de sana hasretim
GURBET TÜRKÜSÜ
Ben bir gurbet türküsünde
Akşamın mavi örtüsünde
Öyle durdum bekliyordum
Geçmeyenler köprüsünde
Bağlandım kör düğüm oldum
Yolların şaç örgüsünde
Ah şu eller eller eller :img-in_lo
Gurbet eller yetti gayrı
Birbirini çok sevenler:love09:
Böyle durmaz ayrı ayrı :sad53:
Sen bir yerde ben bir yerde
Ayrı düştük aynı yerde :img-cray:
Senden önce bilmiyordum
Şimdi düştüm ben bu derde
Gurbet olmuş sıla olmuş
Ayrılık var varya serde
Ah şu eller eller eller
Gurbet eller yetti gayrı
Birbirini çok sevenler
Böyle durmaz ayrı ayrı
İLHAN ŞEŞEN
Merhaba..Ela gözlü forum kızları için bir şiir.. Karacaoğlan yerine, Boran söylüyor diye düşünün.:)
Ela gözlü, benli dilber
Koma beni el yerine
Altın kemerin olayım
Dola beni bel yerine
Hecine gönlüm, hecine
Yiğide ölüm gecine
Al beni zülfün ucuna
Sallanayım tel yerine
Gel kız, karşımda dursana
Şu benim halim sorsana
Zülfünden bir tel versene
Koklayayım gül yerine
Karac’oğlan der n’olayım
Kolum boynuna dolayım
Nazlı yar, kölen olayım
Kabul eyle kul yerine
Bir de çok sevdiğim bir Ahmet Hamdi Tanpınar şiiri.. Ela gözlü diye başlıyor ama siyah saçlar ve acıklı ifadeden dolayı Sıla ya uyuyor bence. Leyla ismine aldırmayın. Eski şiirlerde hep kullanılan bir isimdir. Aklınıza başkası gelmesin.:)
Leyla, ela gözlü bir çöl ahusu
Saçları, bahtından daha siyahtır
Dün akşam rüyamda Leyla yı gördüm
Derdini ağlarken yanan bir muma
İpek saçlarını elimle ördüm
Ve bir kement gibi taktım boynuma
Bir damla inciydi kirpiklerinde
Aşkın, ıstırapla dolu rüyası
Bir başka güzellik var kederinde
Bir başka güzellik, ruhunun yası
Leyla ela gözlü bir çöl ahusu
Saçları, bahtından daha siyahtır
zeynepsudem 03-10-07, 08:07 Bu şarkı... Boran' dan Sıla' ya gitsin.:love04::mad72:
ASLA VAZGEÇEMEM SENDEN ASLA
Ah, gözlerin
Gözlerin beni benden alan
Sislerin ardından, buğulu bakan
Ah, sözlerin
Sözlerin beni benden çalan
Bir nehir misali, kalbime akan
Asla, asla vazgeçemem, senden asla
Olamam ben sensiz
Yapamam sevgisiz
Asla, asla vazgeçemem, senden asla
Olamam ben sensiz
Yapamam kimsesiz
Ah, saçların
Saçların alev alev yakan
Rüzgarla savrulup bin ışık saçan
Tarkan
ÖZLEDİM
Sen gittin ya yaşantımın bir anlamı kalmadı :icon_sorr
Sen gittin ya pencereme bir kez güneş doğmadı
Sen gittin ya senden sonra mutluluğum olmadı
Senle geçen günlerimin kıymetini bilmedim
Özledim teninin kokusunu özledim
Özledim sımsıcak nefesini özledim
Özledim sohbetini o sesini özledim
Gelmedin gözbebeğim can yoldaşım gelmedin:img-cray:
Sen gittin ya gözlerimde yaşlar bir an dinmedi
Sen gittin ya ellerimden resmin bir an düşmedi :icon_sorr
Sen gittin ya o gün bu gün inan yüzüm gülmedi
Senle geçen günlerimin değerini bilmedim
Özledim teninin kokusunu özledim
Özledim sımsıcak nefesini özledim
Özledim sohbetini o sesini özledim
Gelmedin gözbebeğim can yoldaşım gelmedin
Söz: Selami Şahin
Seslendiren :Nalan Altınörs
Sıla dizisine gelsin:)
Herkes Yaralı
Ne zaman canın yansa bu kadar derinden
Sanırsın mümkün değil bir daha üzülmen
Ne inat ne gözü kara ne dayanıklı yürek
Acıyor aynı yerden her şeye rağmen
Ne akıl kar ediyor ne fikir o sırada
Biliyorsun geçiyor zamanla ama ne fayda
Yaralı tepeden tırnağa herkes yaralı
Alışılmıyor acıya yok kaidesi kuralı
Kanayıp ne kadar tutabilirsin gül uğruna dikeni
Ne gelen anladı ne giden olanı biteni
Adıyorum aşka geri kalanımı
Suya söyledim gitti en son yalanımı
Aşkın da en hesapsız kitapsız olanını
Yaşamazsam kara kaplıya kaydedin beni
Sezen AKSU
Şarkı aslında bir erkeğin duygularını dile getiriyor ama ayrılık acısı ve yumuk eller olunca Sıla'dan Boran ve Bedirhan'a olsun.:img-wink:
Deli gönül sevdasını ben bilirim ben bilirim
Yardan ayrı kalmasını ben bilirim ben bilirim
Yumuk yumuk elleri var kömür kömür gözleri var
Daha daha neleri var ben bilirim ben bilirim
Kışlalara erdi bahar tezkereye birkaç gün var
Barışa da bir sorsalar ben bilirim ben bilirim
Sevgili Barış Manço,mekanın cennet olsun.:icon_sorr
BUHUR DAĞI İLE KINALI CEYLAN'IN MASALI
Bir varmış, bir yokmuş... Bir vakitler, herkeslerin türlü savaşlardan sonra terkettiği bir viran şehrin yanında, bir dağ varmış... Bahar geldiğinde, eteklerine dağılmış binlerce kocayemiş, ıhlamur, amber ve mersin ağaçlarından yayılan baş döndürücü koku, tüm şehri tütsülermiş...Bu yüzden halk, Buhur Dağı ismini vermiş ona eskiden...
Dağ onca ağacına, çiçeğine, suyuna, taşına rağmen çok yalnızmış... Gün geceye durduğunda, gökyüzüne bakar, gördüğü her yıldıza bir türkü söylermiş... Efkarından pınarları ağlar, toprağı sızım sızım sızlarmış... İstermiş ki rüyaları gerçek olsun, gönlüne göre bir yareni olsun, koynunda uyuyup koynunda uyansın, dağ daha bir dağ olsun, sevda daha bir sevda olsun.
Yine öyle gecelerden bir gece, kaldırmış başını göğe, haykırıyormuş türküsünü ki; birden, bir hışırtı duymuş... Bakmış ki güzeller güzeli kınalı bir ceylan durur karşısında... Durur da öylece süzer nazlı gözlerini ona doğru...Buhur Dağı'nın kalbine kor ateşler düşmüş, heyecanla sarsılmış gövdesi...Dile gelmiş de seslenmiş bir bakışta vurulduğu Kınalı Ceylan'a...
"İşte nicedir beklediğim, nicedir düşlediğim yarim geldi, umudum, ışığım, sevincim geldi, hoş geldi... Yaklaş maralım, daha da yaklaş ki yakından göreyim güzelliğini."
Ceylan ürkek, ceylan telaşlı, ardına bile bakmadan, seke seke gözden kaybolmuş sessizce... Sinmiş uzaktaki bir ağacın gölgesine, derdini dillendirmiş kendince:
"Sesini duydum uzak diyarlardan, yaktığın türkülerde anlattığın bendim koca dağ, Buhur Dağı!... Sesine sevdalandım da buldum seni, yüreğine sevdalandım da sevdim seni. Ne var ki ben bir yaralı ceylan, sana ne hayrım olur ki, sana verecek neyim var ki. Geldim, gördüm, bildim seni...Fakat benim daha gidecek yolum, çekecek çilem var."
Rüzgarlar Kınalı Ceylan'ın sedasını taşıdığında Buhur Dağı'na, kara bulutlar çökmüş zirvesine... Dağ öfkeli, dağ kırgın, adeta kükrer gibi söylemiş meramını:
"Duydum seni kınalım, duydum da duymasına, hem kendini gösterir hem de neden kaçarsın? Her gece seni söyledim ezgilerimde, seni yazdım gökyüzüne. Uçan kuşun kanadında, çağlayan nehirlerin nefesinde, tan yerinde şavkıyan seherlerde, yağmurların buğusunda aradım izini. Önce bana görün, sonra bırak git diye mi? Hemen şimdi dönesin bana geri, ya da ilelebet kanasın yaran; öyle ki kımıldayamayasın, öyle ki bir yudum su içmeye kalkamayasın çöküp kaldığın yerden!"
Ceylanın küçücük yüreği burkulmuş acıyla... Korka korka dağın hışmından, seslenmiş ona titreyen sesiyle:
"Nedir bu hiddetin, feryadın? Nedir bu halden sual etmez gazabın?... 'Zaman' dedikleri bir ilaç varmış, ben daha yollara düşüp onu bulacağım, yaramı onunla sarıp bekleyeceğim iyileşmeyi... Sende kalırsam şu halimle; sana acıdan, tasadan başka bir şey veremem. Sen bir yüce dağsın, sabır taşlarıyla döşeli bayırların... Beni sen de anlamazsan, kimler anlasın?"
Dağ küsmüş, ceylan boynu bükük; vurmuş kendini yollara... Bağrında Buhur Dağı'nın hasreti, vuslata ömrü yetsin diye dualar ederek Yaradan'ına, gözden kaybolup, gitmiş uzaklara...
Buhur Dağı fısıldamış ardından:
" Bekleyeceğim seni maralım, taşım üstünde taş kalmayıncaya, toprağımda tek bir ot bitmeyinceye değin..."
Ay güneşi, güneş ayı kovalamış durmuş, mevsimler mevsimlere, yıllar yıllara kavuşmuş... Diyar diyar gezmiş ceylan, deva bildiği mahir zaman iyileştirirken yarasını, Buhur Dağı'nın içli sesi, gönlünün mabedinden bir an olsun silinmemiş... Kızıl kınalı başını semaya kaldırıp da sevdasının ve sevdalısının sırrına erdiği yalnız gecelerinde, her bir yıldızdan yüreğine yansıyan ışık, yarinin kendisine adadığı türkülerinin giziymiş...
"Gecedir; ayrı düşmüş sevgililerin elzemi hasretleri göğsünde emziren... Gecedir; tek yürekte iki taşkın nehir gibi coşan, ikiyi bir kılan, biri ikiye bölen sevdaların beşiği... Ömür denilen ise ahu gözlü ceylanın kirpiğinde kanat çırpması kadar bir kelebeğin... Ceylan fani, dağ fani... Geldi vakti saati... Düştü ceylan sevdasının, sevdalısının yollarına..."
Günler birbiri ardına inci gibi dizilirken, hiç durmadan koşmuş ceylan... Ayaklarında dermanı kalmamış, acıkmış, susamış... Bir an olsun durmamış, Buhur Dağı'nın billur ırmaklarının suyuymuş susadığı, Buhur Dağı'nın kaynağıyla besleyip büyüttüğü ağaçların yemişleriymiş acıktığı... Derman, Buhur Dağı'nın koynundaymış.
Birbirlerini gördükleri ilk andaki kadar ışıltılı ve sakin bir gece, Kınalı Ceylan varmış yarinin eteklerine... Nice soğuk iklimlerden sıcak iklimlere değin yolunu gözlediği ceylanını, gelişinden bilmiş Buhur Dağı... Seslenmiş usulca:
"Ey kınalım, ey güzeller güzeli ceylanım, döndün demek sonunda bana... İyileşti mi yaran? Buldun mu çareni; bir su damlası gibi akıp gittiğin, bir kum tanesi gibi savrulduğun yollarda? Senin gönlümü kasıp kavuran hasretin, ehramı oldu ağaçlarımın, çiçeklerimin; tohumlar bile çatlayamadan küle döndü toprağımda... Vardın geldin ama; şimdi benim sana verecek neyim var; susuzluğunu gidereceğin bir pınarım bile yok ki; kuruyup gitti hepsi, acıktıysan seni neyle doyurayım; sabır taşlarımda biten otlarla kanmazsın ki açlığına."
Ceylan bitkin; tırmanırken dağın yamacına, devrilivermiş bedeni kurumuş dalların arasına, küçücük kınalı başını vurmuş kocaman bir taşa... Son mecaliyle konuşmaya çalışırken, şu kelimeler dökülmüş dilinden:
"Sar beni Buhur Dağı'm... Sar beni yazgım olan; canım tenimden çıkmadan beni sana kavuşturan sevdan ile... Toprağından kanıma aksın ölüm, kanımdan toprağına aksın dirim, hasretinle yaktığın çiçeğin, ağacın, kanımla hayat bulsun yeniden. Ben sana karışayım, sende son bulup, sende doğayım... Bak şu kızıl yıldız var ya; işte o benim yıldızımdır. Ona söyleyerek şimdi en güzel türkünü, kollarında uyut beni güzel sesinle..."
Ve canını teslim etmiş ceylan oracıkta, nazlı gözleri kapanırken düşen iki damla yaş; yuvarlanıp dağın iyi yanına, iki ayrı ırmağa dönüşürken...
Buhur Dağı, tüm acılardan da büyük bir acıyla öyle sarsılmış, öyle inlemiş ki, gökyüzü yırtılmış sesinden, şimşekler çakmış, simsiyah bir yıldırım düşmüş zirvesine; ikiye bölmüş koca dağı...
O geceden sonra mevsim ne vakit bahara dönse, Buhur Dağı'nın ikiye ayrıldığı, Kınalı Ceylan'ın gözyaşlarından oluşan iki ırmağın kavuştuğu yerde kızıl bir gonca gül bitermiş. Açıp da yaprağını, kokusunu yele verdiğinde yıldızlı gecelerde; kimselerin duymadığı, kimselerin bilmediği bir türkü yankılanırmış o vadinin en kuytu yerinde...
Ben Yağmur Yüklü Bir Bulutum
Son kibrit çöpüm gibi sakladım seni
Rüzgarlıydı hava
Tiryakiydim üstelik yakmadım seni
Ben yağmur yüklü bir bulutum
Kime çarpsam ağlarım
Artık sabah olmaz bu kentte bana
Tutmuz kimseler sigara bile
Düştüğün yere saplanmış bakışlarım
Bakmaz kimselere bakamaz
Artık bu kentte sabah olmaz
Ben yağmur yüklü bir bulutum
Kime çarpsam ağlarım
Kime çarpsam kendimi
Ve bölsem milyarlara
Payı sen paydası sen
Ağlarım
Farzet delsem karanlığı
Farzet ki delsem
Işığım sen güneşim sen ayım sen
Onur Akın
Ne zamandır şarkı eklemiyordum. Nasip bugüneymiş. Tabikide şarkım şuanda dizide adı bile geçmeyen ama giderken bende derin izler bırakan Emre Türkoğlu'na gidiyor :img-in_lo Bu şarkıya Turuncu'm klip yapıcaktı vakti zamanında ama olmadı. Kim bilir belki bi ara yapar :img-in_lo
http://img73.imageshack.us/img73/7423/hzngzlmug0.jpg
Yeliz - Ağla Kalbim
Anlıyorum ben seni,
Bana aşık değilsin ki,
Benim seni çok sevmem,
Kendimle ilgili.
Bana biraz zaman ver,
Yaralarım çok yeni,
Kabahat sende değil ki,
Bu benimle ilgili...
Ağla kalbim,
Ağla gözlerim,
Başkasını seversin,:icon_sorr
Unut onu yüreğim.:img-cray:
Ağla kalbim,
Ağla gözlerim,
Başkasını seversin,:icon_sorr
Unut onu yüreğim. :img-cray:
Anlıyorum ben seni,
Bana aşık değilsin ki,
Benim seni çok sevmem,
Kendimle ilgili.
Ahh bana biraz zaman ver,
Yaralarım çok yeni, :img-cray:
Kabahat sende değil ki,
Bu benimle ilgili.
Ağla kalbim,
Ağla gözlerim,
Başkasını seversin,:icon_sorr
Unut onu yüreğim.:img-cray:
Ağla kalbim,
Ağla gözlerim,
Başkasını seversin,:icon_sorr
Unut onu yüreğim. :img-cray:
****************************
yaprak1907 09-10-07, 19:19 Metallica= nothing else matters
So close no matter how far :img-in_lo
Couldn't be much more from the heart
Forever trusting who we are
And nothing else matters
Never opened myself this way
Life is ours, we live it our way
All these words I don't just say
And nothing else matters
Trust I seek and I find in you :img-in_lo
Every day for us something new
Open mind for a different view
And nothing else matters
Never cared for what they do
Never cared for what they know
But I know
So close no matter how far :icon_sorr:img-in_lo
Couldn't be much more from the heart
Forever trusting who we are
And nothing else matters
Never cared for what they do
Never cared for what they know
But I know
Never opened myself this way
Life is ours, we live it our way
All these words I don't just say
And nothing else matters
Trust I seek and I find in you
Every day for us something new
Open mind for a different view
And nothing else matters
Never cared for what they say
Never cared for games they play
Never cared for what they do
Never cared for what they know
And I know
So close no matter how far
Couldn't be much more from the heart
Forever trusting who we are
No nothing else matters
aşk bitermi bilinmez ama aşk her yerde
Aşk Bitti
Söz ve Müzik: Nadir GÖKTÜRK ---ezginin günlüğü
Aşk bitti, elimden sanki minik bir balık kayıp gitti
Aşk bitti, içimden sanki bir şeyler kopup gitti
Aşk hiç biter mi
Hiçbir şey olmamış gibi boşlukta kaybolup gider mi
Aşk hiç biter mi, aşk hiç biter mi
Kalır adımızla bir sokak duvarında
Bir ağaç kabuğunda, bir takvim kenarında
Kalır bir çiçekte bir defter arasında
Bir tırnak yarasında bir dolmuş sırasında
Kalır bir odada bir yastık oyasında
Bir mum ışığında bir yer yatağında
Aşk hiç biter mi, aşk hiç biter mi
Kalır dilimizde yinelenen bir şarkıda
Bir okul çıkışında bir çocuk bakışında
Kalır bir kitapta bir masal perisinde
Bir hasta odasında bir gece yarısında
Kalır bir durakta yırtık bir afişte
Buruk bir gülüşte dağılmış yürüyüşte
Aşk hiç biter mi, aşk hiç biter mi
Kalır bir sokakta bir genel telefonda
Bir soru yanıtında bir komşu suratında
Kalır bir pazarda bir kahve kokusunda
Bir tavşan niyetinde bir çorap fiyatında
Kalır bir yosunda bir deniz kıyısında
Bir martı kanadında bir vapur bacasında
Aşk hiç biter mi, aşk hiç biter mi.
zeynepsudem 11-10-07, 01:03 Çooook sevdiğim bu şiir, çoooook sevdiğim Boran' ıma hediyem olsun..:img-in_lo:love01::img-kiss::love04:
BEN SANA MECBURUM
Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski istanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun
Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
Fatih'te yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun
Belki haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin..
Atilla İlhan
yaprak1907 11-10-07, 13:59 Yalnızlık,fırtınanın gölgesinde
Camdan dışarı bakmış düşünüyorum,
Kaçmak zor olan mı?
Hayır,kaçmak alışılmışlık!
Zor olansa kalmak,
Arkasından bakıyorum,
Zor olanı yapması için,
Bir umut bekliyorum işte!!
Dönüp arkasına baktığını görüyorum,
Gözlerimden yaşlar süzülüyor,
Çünkü zor olanı başarmak üzere,
Tekrar önüne dönmesin,
Bana gelsin diye dua ediyorum,
Ama nafile!
Biliyorum gelecek!
Geri dönecek!
Hasretin sırtını kamçılaması mı gerekiyor?
Bana geri gelmesi için?
Döneceğini biliyorum,
Ama söz geçiremediğim kalbim!
Taşlaşmış bir kere,
Dönecek!
Ama ben o eski ben olmayacağım..
Ayaklarımın soğumaya başladığını hissediyorum!
Dönecek!
Ama karşılaştığı şey bedenimin karışmış olduğu toprak olacak!
Farkettimde tüm bedenim soğuyor!
Son kez görmeliyim onu!
Ama gözlerime söz geçiremiyorum,
Biliyorum, biliyorum beni yalnız bırakmayıp, gelecek!!:icon_sorr
Kara Sevda
Bir kere sevdaya tutulmaya gör;
Ateşlere yandığının resmidir.
Aşık dediğin, Mecnun misali kor;
Ne bilsin alemde ne mevsimidir.
Dünya bir yana, o hayal bir yana;
Bir meşaledir pervaneyim ona.
Altında bir omur done dolana
Ağladığım yer penceresi midir?
Bir köşeye mahzun çekilen için,
Yemekten içmekten kesilen için,
Sensiz uykuyu haram bilen için,
Ayrılık olumun diğer ismidir
Cahit Sıtkı Tarancı
Yalnız Bir Opera
ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
imrendiğin, öfkelendiğin
kızdığın ya da kıskandığın diyelim
yani yaşamışlık sandığın
Geçmişim
dile dökülmeyenin tenhalığında
kaçırılan bakışlarda
gündeliğin başıboş ayrıntılarında
zaman zaman geri tepip duruyordu.
Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun,
Biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.
Başlangıçta doğruydu belki.
Sıradan bir serüven, ratsgele bir ilişki gibi başlayıp,
Günden güne hayatıma yayılan,
Büyüyüp kök salan , benliğimi kavrayıp, varlığımı ele geçiren
Bir aşka bedellendin.
Ve hala bilmiyordun sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
Bütün kazananlar gibi
Terk ettin...
Murathan Mungan
Bırakmadın
Hasret ettin yaşamaya
Çıkacak yol bırakmadın;
Vebâlinini taşımaya
Tutacak kol bırakmadın.
İnandım dost sözüne
Boyun büktüm her nazına
Yıllar var ki el yüzüne
Bakacak hâl bırakmadın
Yaralıysam vuran sensin
Günahıma giren sensin
Umudumu kıran sensin
Tutacak dal bırakmadın
Dudak büktün her soruma
Fesat kattın her yoruma
Kırk yılda bir hayrıma
Çıkacak fal bırakmadın.
Üstümde yok başımda yok
İsim de yok aşım da yok
Yaslanacak taşım da yok
Yatacak çul bırakmadın.
Âlem duydu âvazımı
Küfre yordu niyâzımı
Musâllada namazımı
Kılacak kul bırakmadın...
Cemal Safi
Kırçiçeğim'e Sevgilerle :img-kiss:
Bu sayfaya Emre için bir şarkı yazacağım hiç aklıma gelmemişti...:img-wink:
http://img140.imageshack.us/img140/71/emrezm8.jpg (http://imageshack.us)
Yarım Kalan Aşk
Bir kere sevdim diye
Bin pişman etme beni
Bir kere sevdim diye
Bin pişman etme beni
İstemiyorsan bırak
Perişan etme beni
Bırak boş kalsın elim
Yol yakınken dönelim
Arkadaşım ol yeter:img-yes:
Böylesi daha güzel
Bırak beni ne olur
Burda bitsin şarkımız
Bırak beni ne olur
Burda bitsin şarkımız
Zamanla unutulur
Yarım kalan aşkımız
Bırak boş kalsın elim
Yol yakınken dönelim
Arkadaşım ol yeter
Böylesi daha güzel
Deniz Seki
Çok güzel bir şarkı armağan edicem şimdi:) Ditoların sahibine gelsin bu şarkı:img-hyste Bide TuruncuYaz'ımın kulakları çınlasın :img-in_lo
Kera
Kumbaraya tumbaya
Kumbaraya tumbayara
Tente yare be kera
Zappa tere kanta ya
Zappa kanta yare
Pele tente yara be kera
Zappa tere kanta bere ya
Zappa kanta yare
Pele tente yara be kera
Bu şarkının sözleri böyle
Zappa tere kanta tetaiye
Kumbaraya tumbaya kere
Ne mana kel alaka
Mesela dedik
Dolu boş söyle
Sertap Erener
:img-hyste :img-hyste :img-hyste
Ağalığı elinden alınan Boran Ağa'ma gelsin.:img-in_lo
"Someone's Watching Over Me"
Found myself today
Oh I found myself and ran away
Something pulled me back
The voice of reason I forgot I had
All I know is you're not here to say
What you always used to say
But it's written in the sky tonight
So I won't give up
No I won't break down
Sooner than it seems life turns around
And I will be strong
Even if it all goes wrong
When I'm standing in the dark I'll still believe
Someone's watching over me
Seen that ray of light
And it's shining on my destiny
Shining all the time
And I wont be afraid
To follow everywhere it's taking me
All I know is yesterday is gone
And right now I belong
To this moment to my dreams
So I won't give up
No I won't break down
Sooner than it seems life turns around
And I will be strong
Even if it all goes wrong
When I'm standing in the dark I'll still believe
Someone's watching over me
It doesn't matter what people say
And it doesn't matter how long it takes
Believe in yourself and you'll fly high
And it only matters how true you are
Be true to yourself and follow your heart
So I won't give up
No I won't break down
Sooner than it seems life turns around
And I will be strong
Even if it all goes wrong
When I'm standing in the dark I'll still believe
That I won't give up
No I won't break down
Sooner than it seems life turns around
And I will be strong
Even when it all goes wrong
When I'm standing in the dark I'll still believe
That someone's watching over
Someone's watching over
Someone's watching over me
Someone's watching over me....
seni güneşin batışını seyrederken görüyorum
Senin yağmurum akışını dinlerken duyuyorum
Seni yollar da dolaşırken hayal ediyorum
İnan inan ki seni seviyorum
Akan gözyaşların durmak bilmezse
Şu yalan dünyada yüzün gülmezse
Seni seviyorum diyenler çekip giderse
Bu da geçer bir tanem boş ver üzülme
Bir dileğim olsaydı eğer
Tanrıdan seni dilerdim
Uğrunda ölüm olsa seve seve giderdim
Kadehime şarap olsan doya doya içerdim
İnan inan ki seni seviyorum
Akan gözyaşlarım durmak bilmezse
Seni seviyorum diyenler çekip giderse
Bu da geçer bir tanem boş ver üzülme
baha
Gözlerine düşmesin gölgesi ayrılığın
Çizilmemiş resmisin sen ilkbaharın
Kirpiğine değmesin yağmuru yalnızlığın
Düşlerdeki öpüşüsün sen tutkularımın
Deli bozgun, dolu dizgin
Aşkı sana vermeli
Kuralsızca ve sınırsız
Bir tek seni sevmeli
Bir ateşsin içimde Tanrı'nın yaktığı
Ver bana içindeki en temiz günahı...
yıldız tilbe
borandan sılaya
Karanlık gecelerin yıldızı sensin
Hep beni bekletip hep söyletirsin
Hep yalan yeminler
Hep yalan sözler
Bir gün gerçek olup gelemez misin
Ooofff
Yıldızlar da kayar durmaz yerinde
Solar güzelliğin kalmaz yüzünde
Sensiz can verirken
Son nefesimde
Bir yudum su vermeye gelemez misin
Aydınlık dünyamı karartmadan gel
Simsiyah saçımı ağartmadan gel
Şimdilik güzelsin herşey seninle
Seni son bir defa görmem belkide
Yıldızlar da kayar durmaz yerinde
Solar güzelliğin kalmaz yüzünde
Sensiz can verirken
Son nefesimde
Bir yudum su vermeye gelemez misin
Gelemez misin
zeynepsudem 02-11-07, 00:35 Bugün sözlerine nette ilk kez rastladığım; Sezen Aksu' nun bu güzel şarkısı.. Boran' ıma hitap ediyor:good::img-in_lo:img-in_lo:img-in_lo
Erkek Güzeli
Gözlerim gözlerine kitlenir
Doyamam seyretmelere seni
Özlerim bir kaç saat fazla gelir
Yağızım yiğidim erkek güzeli
Gel de eğ, eğ şu asi başını
Kaçırma gel şu olgun çağımı ( kendime uyarladım; gençlik çağımı:img-wink:)
Anladım korkunu telaşını
Görünce çakmak çakmak yeşillerini ( kahverengi gözlerini:img-wink:)
Seni pamuklara sarmalar sararım
Ne bedel isterim ne hesap sorarım
Ne sitemle güzel kalbini yorarım
Sakınma tatlı dillerini
Sezen Aksu
zeynepsudem 17-11-07, 01:53 Bu şarkı... Boran' dan Sıla' ya gitsin:love05::love04::img-in_lo:img-blush
Kıskanırım Seni Ben
Saçın yüzüne değse, tenini kıskanırım
Birine söz söylesen, dilini kıskanırım
Kıskanırım seni ben, kıskanırım kalbimden
Bu nasıl aşk Allahım, öleceğim derdimden
Sakın takma göğsüne, gülünü kıskanırım
Seni saran kemerden belini kıskanırım
Deli ediyor Beni, gezinir her yerini
Okşadıkça her yerini elini kıskanırım
Kıskanırım seni ben, kıskanırım kalbimden
Bu nasıl aşk Allahım, öleceğim derdimden
Muazzez Ersoy
Boran'dan Sıla'sına
ÇARESİZ
Seni görmediğim günler bir çakır diken büyüyür
gözbebeklerimde...
Bir çocuk ağlaması başlıyor, kulaklarımda uzun uzun
Ellerim bir yerlere yapışıyor, kurtaramıyorum
Ya ayaklarım, o benim zavallı ayaklarım
Öyle şaşkın, öyle kararsız, öyle çaresiz ki
Seni görmediğim günler
Karanlıktayım, katran gecelerdeyim
Cehennem misali bir yerdeyim
Bir demir nasıl paslanır, bir elma nasıl çürürse
İşte öyleyim...
Ümit Yaşar Oğuzcan...
sibel canın bu şarkısını o kadr sevmiyorum ne yala söylüyeyim ama her duyduğumda boranın DELİ BORAN aşkı geliyor aklıma ve SILANIN sürekli terkedişi... Ardından umutsuz yarınsız bir BORAN
UNUTU SENİ
Boşuna ağlayıp bakma yollara
Gelmez zalim gelmeyecek unuttu seni
Yanağından düşen gözyaşlarını
Silmez silmeyecek unuttu seni
Biranda inandın kandın sözüne
Toz pembe göründü herşey gözüne
Yüzünden düşsede birgün gelip yüzüne
Gülmez gülmeyecek unuttu seni
Hasretin deryasında kaybolduğunu
Hergece ağlayıp kahrolduğunu
Sevdası uğruna mahfolduğunu
Bilmez bilmeyecek unuttu seni
Koparıp atamazsın candır canında
Dolaşır sevdadır aşktır kanında
Çok istersin onu birgün birgün yanında
Kalmaz kalmayacak unuttu seni
***********************************
MİSAFİR
Kurtulur muyum acıdan
Seni sevmekten vazgeçsem
Bu dökülen göz yaşlarım
Kimbilir kimin ahı
Çektiklerim reva mı
Bir de senden vazgeçsem
Bu da bana reva mı
N'olur senden vazgeçsem
Yıllar yılı misafirdim
Kal diyemedin
Sevgi borcun vardı bana
Henüz ödemedin
Çaresizce vurdum yola :icon_sorr
Dur diyemedin
Senden çok şey mi istedim
Gözlerimdeki yaşları
Bir gün silmedin
Şöyle sevgilinmiş gibi
Sarılıp öpemedin :love04:
Seni sevmedim, sevmedim
Hiç sevemedim
Demeyi ne çok isterdim :icon_whis
Bak dün gece karar verdim
Demet Sağıroğlu
66. SONE
Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
Ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru,
Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen' e
Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
Seni yalnız komak var, o koyuyor adama.
William SHAKESPEARE
Tanrı Beni İlkbaşta Sana Kul Yaptı
Tanrı beni ilkbaşta sana kul yaptı, sonra
Keyfine el koymayı kurmamı yasak etti.
Ya da özlem duymamı hesaplı zamanlara;
Kölenim ya, boş vaktin olsun diye bekletti.
Ah, bırak katlanayım, el pençe divan: değer,
Senin özgürlüğünün tutuklu yokluğuna;
Her mihnete sabreder, her azara baş eğer,
İncittin diye hiç suç yüklemez bile sana.
Sen nerde olursan ol, yetkin, güçlü, özgürsün;
Hâkimsin dilediğin gibi kendi vaktine:
Canın neyi isterse varsın o keyif sürsün,
Kendine suç işlersen kendin bağışla yine.
Beklemek cehennemdir, ama beklerim seni,
İyi kötü demeden, suçlamadan keyfini.
William SHAKESPEARE
Korkuyorum
Yağmuru seviyorum diyorsun,
yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun...
Güneşi seviyorum diyorsun,
güneş açınca gölgeye kaçıyorsun...
Rüzgarı seviyorum diyorsun,
rüzgar çıkınca pencereni kapatıyorsun...
İşte,bunun için korkuyorum;
Beni de sevdiğini söylüyorsun...
William SHAKESPEARE
AĞLAMAK İÇİN GÖZDEN YAŞ MI AKMALI?
Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, mal mı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mi olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş kurşun olamaz mı?
Victor Hugo
zeynepsudem 26-11-07, 13:37 Issız, karanlık sokaklarda vurulan Boran' ımın:img-cray::img-cray::img-cray: durumunu yansıtan ve çook sevdiğim bir şarkıyı eklemek istiyorum:img-wink:
Dönence
Dün çoktan döndü buralarda
Ve ben simsiyah bir gecenin koynunda yapayalnız bekliyorum
Duyuyorum, görüyorum bir gün gelecek dönence biliyorum
Simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız
Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor
Görüyorum dönence
Kupkuru bir ağacın dalıyım yapayalnız
Uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor
Biliyorum dönence
Çatlamış dudağımda ne bir ses ne bir nefes
Uzaklarda bir yerlerde türküler söyleniyor
Duyuyorum dönence
Simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız
Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor
Görüyorum dönence
Kupkuru bir ağacın dalıyım yapayalnız
Uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor
Biliyorum dönence
Çatlamış dudağımda ne bir ses ne bir nefes
Uzaklarda bir yerlerde türküler söyleniyor
Duyuyorum dönence
Duyuyorum biliyorum görüyorum dönence
Dönence gün dönende dönence
Bir gün gelecek dönence biliyorum
Barış Manço
http://img259.imageshack.us/img259/2825/borandf6.jpg (http://imageshack.us)http://img259.imageshack.us/img259/6100/65031718vr6.jpg
SUSMA
Anladım gidiyorsun daha öncekiler gibi
Hiç olmazsa son bir defa öp
Bu kadar zor mu seni sevdim bir zamanlar demek
Öyle zor ki yeniden sevmek
Yalnızlık eski bir ezber
Ayrılık alışkanlık
Sensizlik bana dost bana eş
Bu kadar mağrur olma
İnan sen olmasan bile
Hayat devam eder, doğar güneş
Susma veda ederken
Biraz gül, bir şey söyle giderken
Gitme, hemen gitme kal
Biraz dur, daha erken
AŞKIN NUR YENGİ
Sıla' dan Boran' a .......
Gitme
Işığın sustuğu yerde gülüşlerin aydınlatır
Payımıza düşen keder sevinçlerimizden kalır
Bir daracık yerde kaldık sensiz dağlarım devrilir
Uçarken yollarda ölen kuşların çığlığı kalır
Gitme dağlar öksüz kalır/gitme yıldızlar azalır
Gitme bu şarkı yarım kalır/gitme
Gitme yüzün bende kalır/gitme çiçek susuz kalır
Gitme bu şarkı yarım kalır/gitme
Hazan şimdi genç ömrümüz bir temmuzun ortasında
Geçeriz bu kıyametten gönlümüzde sızı kalır
Bu şehri seninle sevdim sevgim ateş ortasında
Beni sensiz bir başıma koyup gitme yazık olur:img-in_lo
Gitme dağlar öksüz kalır/gitme yıldızlar azalır
Gitme bu şarkı yarım kalır/gitme
Gitme yüzün bende kalır/gitme çiçek susuz kalır
Gitme bu şarkı yarım kalır/gitme
Boran' dan Sıla ya ......
Gidemem
Bilemem nereye sürüldüğümü bekleme
Belki kaybolup gidecek bu yürek
Karla kaplı yüreğimde
Hüzne doğan kır çiçeğim
Yandım aman öldüm aman
Sararıp soldum aman
Kar boran yollar
Ardımda sevdan var
Seni bırakıp gidemem
Ağlama sil akan gözyaşlarını ağlama
Bir de sen tuz basma gülüm yarama
Gitmeler çok zor küçüğüm
Yoldaş olur yalnızlığım bana
Yandım aman öldüm aman
Sararıp soldum aman
Kar boran yollar
Ardımda sevdan var
Seni bırakıp gidemem
KIZILIRMAK.....
boranın ölüceğini düşündükçe aklıma gelen ilk şarkı
Toprağından dönsün yüzüm
Ölünce sevemezsem seni
Kan ağlasın iki gözüm
Ölünce sevemezsem seni
Hak reahmetin görmeyim
Gonca gülün dermeyim
Muradıma ermeyim
Ölünce sevemezsem seni
Yaşamak yıldızlarda
Seninle olmak istiyorum
Sevişmek hüner değil
Yanında kalmak istiyorum
Sevişmek hüner değil
Yanında ölmek istiyorum
Ben bu yerde ölsemde
Ay yüzlüm yine elde
Muhtaç olayım namerde
Ölünce sevemezsem seni
AYNA
felseğenle ilgili şarkı bulunurda eklenmez mi...
FESLEĞEN - AYNA
Yağmurla gelen ilkbahar gibi gözlerin
Bıktım geceden her zaman güzeldi düşlerim
Niyetim sensin gel
Fesleğen kokulu yarimsin
Çarem ssensin gel
Alnıma yazılı tazemsin
Sevmedim yalanı sevemem ben
Aldatmam seni el gibi
Anladım aşkı gözlerinden
Oldum ben de sen gibi
Aşkıma saygı bekliyorum senden
Bir acı türkü dinliyorum yelden
Mevsimi geçtim geçmiyorum senden
Bir acı türkü dinliyorum yelden
...sıla
DÖN DEMEYİ UNUTTUM BEN( meret)
Sen gidince ötede kaldı hayat
Kırılıp toparlanamadım
Aşk...
Bir deli düzeni bu
Akıllı masalında
Ya boşan, alışkanlığımdan
Ya otur kalkmamaya.
Ayrılık seni görmezden gelirim
Meret, oyalama aklımı
Uzakta saldım yüzde yüzümü
Dön demeye valla unuttum ben
Uzun zaman olmuş bu sayfaya uğramayalı... Ekleyeceğim şiir + şarkı Boran'dan, Sıla'ya gelsin...
http://img407.imageshack.us/img407/6152/zlmeeyx8.jpg
Soner Arıca - Kusursuz Aşk
Artık gitme demeyeceğim, zaten iyice hazırsın bu sefer.
Herşeyi yanında götür; anılarımızı, umutlarımızı, sevgimi de al belki lâzım olur.
Tek kelime etmesem diyorum, ama etmeliyim,
Sana bilmediğin bir şeyden bahsetmeliyim; '' Kendimden''
Evet, onca zaman tanıdığını sandığın benden.
Hırçın yanımı gördün daha çok, oysa öyle uysal bir çocukmuşum ki.
Neydi beni zaman zaman hoyrat yapan?
Sanırım, düşünmedin.
Birini ayrı tutsam da renklerin hepsini sevdim, mevsimleri de.
Aslında çok şey var sevdiğim,
Kavgalar ve savaşlar dışında bir de niye olursa olsun vedalaşma anları...
İsterdim ki uyumlu halimi yaşasaydın daima
Ama bana hep vurgun saatlerinde geldin ya da sen vurdun!
Uzaklara bakardım uysal çocukluğumda, içimde dolmayan derin boşluğumla,
Denizden gelecek bir gemi bekledim durdum...
Sonra yıldızlara baktım yıllarca ve sen sandığım bir yıldıza.
Kadınlar, erkekler, çocuklar ve şehirler tanıdım, çoğunu da sevdim.
Aşklarım da oldu, hem de uğruna ölebileceğim aşklar,
Ama en çok seni sevdim!
Ve şimdi gidiyorsun, evet git içimdeki melek sana dua edecek.
Sanırım kahrolmayacağım bu veda sahnesine - senin baban öldü mü?-
Bu gidiş ölümden beter olamaz.
Hangisi doğru bilmiyorum,
Seni uğurlayıp öylece kalmak mı?
Yoksa, benim uyumamı bekleyip gitmen, benim de sensiz sabaha uyanmam mı?
Bence şimdi git, hayır gitme. Yani git de önce üstümü ört,
Ben uzanayım şöyle, ışığı kapat ve git.
Hayır hayır gitme...
Yani git de ışığı yak git, ben karanlıktan korkuyorum da.
Hem sensizlik hem karanlık bu kadarı fazla...
Üstümü de örtme bu şevkat de fazla, ışıkların hepsi açık olsun.
İçim burkuluyor sen nasıl gidersen git.
Dur, burayı iyi dinle; birkez daha söylüyorum ve son kez.
Seni seviyorum.
Sen giderken ben içimden haykıracağım kusursuz bir aşktı bu diye.
Kusursuz bir aşktı benim sana büyüttüğüm, sen ne yaşadın bilmiyorum...
Yine de tanıdı gönlüm yaşadı,
Bir kusursuz aşk büyüttüm sana, pişman değilim!
Her akşam vaktinde bu gönül üzülür,
Hüzünle dolar, seni düşünür...
Şimdi çok uzakta kimbilir neredesin?
Geri dön ya da dönme, ben sendeyim...
BORANDAN SILAYA BUGUN İÇİN
Asi ve Mavi --- ONUR AKIN
Bugün kederliyim, beterim bugün
Sesime ses değse çığlık oluyor
Üşüyor toprak, taşlar üşüyor
Vuslatı yakın eden yollar üşüyor
Yumma gözlerini, uyuma bugün
Bütün gölgeler akşam oluyor
Üşüyor yaprak, dallar usuyor
Savrulup yirtilan ruzgar üşüyor
Oysa ben senden neler neler isterdim
Senli sevdalarda doğmak isterdim
Sabahlar isterdim, asi ve mavi
Büyüsün isterdim ışığın rengi
Ama gel gör ki kötüyüm bugün
Sesime ses değse çığlık oluyor
Üşüyor toprak, taşlar üşüyor
Vuslatı yakın eden yollar üşüyor
Yumma gözlerini, uyuma bugün
Bütün gölgeler akşam oluyor
Üşüyor yaprak, dallar usuyor
İçimde kış gibi bir mevsim üşüyor
Oysa ben senden neler neler isterdim
Senli sevdalarda doğmak isterdim
Sabahlar isterdim, asi ve mavi
Büyüsün isterdim ışığın rengi..
zeynepsudem 01-12-07, 17:09 http://i180.photobucket.com/albums/x102/cise_407/diGer1/bscap130wd6.jpg
Yoğun bakımda... bebekler gibi masum yatan Boran' ıma gitsin bu şarkı:img-in_lo:love01::img-kiss:
Uyan Bebeğim Sevdiğim Uyan:img-cray:
Dudakların buz, gözlerin kapalı
Sen böyle yapmazdın, böyle durmazdın susmazdın
Anladım gidiyorsun Beni öksüz bırakıp
Gidiyorsun sonsuzluğa
Beni atıp yanlızlığa
Bende gelmek istiyorum
Dayanamam sensizliğe
A bebeğim uyan bebeğim uyan uyanda göğsüme dayan
Yan yüreğim yan yan ciğerim yan yan parçalan.
Açmasın güller gelmesin bahar istemem
Açmasın güller doğmasın güneş istemem
Ben sensiz yapamam sensiz duramam
Olamam yaşayamam
Olurmu hayat sensiz
Olurmu sevgisiz
Yaşam neki ölüm neki
Birden bir iş gönlümdeki
Bende ölmek istiyorum taşıyamam bu yükü
A bebeğim uyan bebeğim uyan uyanda göğsüme dayan
Uyan yüreğim yan yan ciğerim yan yan parçalan
İbrahim Erkal
http://img252.imageshack.us/img252/1970/boranpy7.jpg (http://imageshack.us)
UYAN SUNAM
Şafak söktü yine sunam uyanmaz
Hasret çeken gönül derde dayanmaz
Çağırırım sunam sesim duyulmaz
Uyan sunam uyan derin uykudan:img-cray:
Çektiğim gönül dilinden
Usandım gurbet elinden
Hiç kimse bilmez halimden
Uyan sunam uyan derin uykudan :img-cray:
Bunca diyar gezdim gözlerin için
Niye küstün bana el sözü için
Dilerim Mevla’mdan sızlasın için
Uyan sunam uyan derin uykudan:img-cray:
Çektiğim gönül dilinden
Usandım gurbet elinden
Hiç kimse bilmez halimden
Uyan sunam uyan derin uykudan:img-cray:
ŞÜKRİYE TUTKUN
Not: "Sunam" yerine Boran'ı düşününüz..:icon_sorr
Sıla'dan ölümle boğuşan Boran'ı için gelsin...:icon_sorr
Rüya
Değmeyin feryadıma
Figanıma değmeyin
Eğer sevda bu demekse
Ben vazgeçtim beni sevmeyin
Garipliğim kader değil
Geçici gülmeyin
Bu kış da efkarlıyım
Bahara Allah kerim
Hadi yüreğim ha gayret
Hele sıkı dur hele sabret
Başını eğme dik tut
Bu bir rüyaydı farzet...
Sertap Erener...
Bu da uyuyan Boran'a:sad53:
Can Evimden
Uçurumun kenarında,gidiyorum yalpa yalpa
Bir yanımda hatıralar,bir yanım yasta
Düştü düşecek gözlerimden sel gibi yaşlar
Akşam oldu,şimdi artık sancılar başlar
Aman bu sevda yine beni buldu
Işığım kayboldu
Yalan bu dünya,tuzağını kurdu
Canevimden vurdu...
Düşe kalka vardığım yer,biliyorum bir boy arpa
Bunca çaba bunca gayret,yüreğim hasta
Düştü düşecek gözlerimden sel gibi yaşlar
Akşam oldu,şimdi artık sancılar başlar...
Fatih Erkoç...
boran uyan
aslı güngör-kalp kalbe karşı
uyandım birden seninle
gece üçü bulmamış
bir bulut durdu gözümde
hasret bize uymamış
kalp kalbe karşı derler
sen de üzüldün mü
ay bile çeker gider
geceyi düşündün mü
yalnızlık bende saklı
çıkmaz bir an dışarı
elimde bir fotoğraf
o şimdi burda olmalı
kalp kalbe karşı derler
sen de üzüldün mü
ay bile çeker gider
beni hiç düşündün mü
http://img411.imageshack.us/img411/9885/12hastagz9.png (http://imageshack.us)
Leman Sam bu şarkıyı çok severim
pemceremin perdesini
havalandıran rüzgar
denizleri köpük köpük
dalgalandıran rüzgar
gir içeri usul usul
beni bu dertten kurtar
gir içeri usul ussul
beni bu derten kurtar
yabancısın buralara
nerelerden geliyorsun
otur dinlen baş ucuma
belliki çok yorulmuşsun
bana esmeyii anlat
bana sevmeyii anlat
anlat ki çözülsün dilim
ben rüzgarın demeliyim
rüzgalığı anlat banaaa
senin gibi esmaeliyim
bana esmeyii anlat
bena sevmeyi anlat
anlatki çözülsün dilim
ben rüzgarın demeliyim
rüzgarlığı anlat banaa
senin gibi esmaliyim
Sıla'dan Boran'a...
Beni Sarıver
Güneş olup doğuver
Yağmur olup yağıver
Ya sen gel ya da beni
Yanına alıver
Hasreti kaldır aradan
Sensiz herşey sıradan
Beni çabuk buradan
Yanına alıver
Canım seni arzuluyor
İnan ki sensiz olmuyor
Tenim tutuştu yanıyor
Hadi gel beni sarıver
Yanına alıver
Harun Kolçak
Boran'dan Sıla'sına:img-blush
Müptelayım Sana
Sigaram gibisin
En tutkulu keyfimsin
Yanımdayken özlüyorum
Dumanın yakıyor
Kalbim hızla hızla atıyor
Ellerim seni arıyor
Müptelayım sana
Zarar versen de bana
Katlanıp acılara
Seni içime çekiyorum
Dudaklarım alışık
Ellerimle barışık
Duygularım çok karışık
Tadın kokunla geliyor
Kalbim hızla hızla atıyor
Ellerim seni arıyor
Müptelayım sana
Zarar versen de bana
Katlanıp acılara
Seni içime çekiyorum
Harun Kolçak
zeynepsudem 09-12-07, 19:44 50. bölümün ilk sahnesi:
Boran: Günaydın!.. sabahları başka bir güzel oluyorsun:img-in_lo
Sıla: Seni çok özledim
Boran: biliyorum bitanem biliyorum Bende Seni çok özledim, tabii oğlumuzu da, ağlama artık ağlama Sıla, geldim artık buradayım.
Sıla: tamam ağlamıyorum.
Boran: aferin Sana. ( uyuyan Bedirhan' a bakarak) rüya görüyor galiba birazdan uyanacak, gözlerini açacak, Seni görecek, kokunu duyacak sıcaklığını, çok mutlu olacak kendimden biliyorum, Biz baba oğul çok şanslıyız.
Sıla: Sen eve dönmeyince, Sen olmayınca çok korktum, Beni bıraktığını düşündüm.
Boran: asla bırakmayacağım Seni Sıla, Seni çok seviyorum, sakın bunu unutma, ne olursa olsun hep Senin yanında olacağım sonsuza kadar.
Sıla: söz ver
Boran: söz, yalnız böyle ağlayıp durursan, bir daha düşünmek zorunda kalabilirim.
Sıla: ağa sözü ver
Boran: ancak eski bir ağanın sözünü verebilirim ya da en iyisi izci sözü vereyim:img-in_lo
zeynepsudem 09-12-07, 19:54 50. bölümün son sahnesi:
Sıla Boran' a: Sana birşey itiraf edicem Sevgilim, Ben Seni ilk gördüğüm anda sevdim, sonrasında çok kere karşı durdum, direndim, kızdım, anladım ki kendime kızmışım, kendime direnmişim, kendimle kavga ediyormuşum, Senin rüzgarına, çekim gücüne o kadar çabuk teslim oldum diye... Sen nasıl bir insansın Sevgilim... o kadar fedakar, o kadar çekici, o kadar sadık, o kadar sevecen... bu insan Benim kocam, arkadaşım, sevgilim, Benim yanım Senin yanın, Seni çok seviyorum, Sende Bizi sev, ama hiç bir yere gitme sakın bir yere gitme...( Boran gözlerini açar:img-in_lo)
Boran'dan Sıla'ya
Sevdam Ağlıyor
Bir duru sözle gönül alana
Bir kuru dalla çiçekle gelene
Gitti gidiyor yaralı yüreğim
Gitti gidiyor kanadından tut
A benim gözleri görmeyenim
A benim kadrimi bilmeyenim
A benim hasreti dinmeyenim
Beni elinle ellere gönderme
Ah anam garip anam
Ne sarayda ne handa
Bir zalim ocağında sevdam ağlıyor
Ne gam ölsem uğrunda
Beni zehir zemberek diller dağlıyor
Sertab Erener...
Boran'dan Sıla'ya
İSYAN
Sana kırık yaşıyor her bir bakışım
Yıktığın hayaller tek can yoldaşım
Seninle hep vardım seninle kaldım
Hıçkırık bağrımda son aldanışım.
Sana buruk dudaklar her bir gülüşte
Neşeyle hüznününü perdeleyişte
Seninle hep yandım seninle soldum
Hüsranlı gönlümde son bulunuşun.
Sana seni anlatamam isyan edersin
Aşkı tekrar istemem ziyan edersin
Seninle hep yandım seninle soldum
Bir varlığım yok ki muradım olsun.
Ferhat Göçer
DÖN BANA
Üzülürüm yine
Resmini görünce
Maziye bakarak
Vazgeçemem senden
Bir ömür geçse böyle
Ardından yalvararak
Dön bana yeniden ne olur
Sev beni yeniden ne olur
Al beni yanına ne olur
Dön bana yeniden ne olur
Ne olur...
Unuturum sandım
Zamana bırakınca
Seni nasıl sevdiğimi
Ama bugün yine
Söylüyorum hep aynı
Hep aynı şeyi
Dön bana yeniden ne olur
Sev beni yeniden ne olur
Al beni yanına ne olur
Dön bana yeniden ne olur
Ne olur...
CEM ÖZKAN
51.Bölümden Sıla & Boran 'ın hastaneden çıktıktan sonra yapılan bir konuşmaları
Sıla-Boran biliyor musun?? sen hastanedeyken Ay hiç görünmedi ne Mardin'de ne İstanbul'da
Sıla-onu sevecek Dünya olmayınca kayboldu Ay
Boran-Dünya hep oradaydı Sıla
Boran-milyonlarca yıldır Ayı seyreder Dünya Onu bırakıp gider mi?
sıla-gitmez mi?
boran- gitmez
sıla- ayda biryere kaybolmadı üzüntüsünden ,yalnızlığından bulutların ardına saklandı .Dünya onun ağladığını üzüldüğünü görmesin diye...
kara gözlüm
Sevemedim karagözlüm(bilin bakalım bu kim)
Seni doyunca
Hep kıskandım seni elden
Yıllar boyunca
Kuşlar gibi ikimiz bir
Yuva kuralım
Ayırmasın mevlam bizi
Ömür boyunca
Aramıza kimse
Gelip girmesin
Ayırmasın mevlam bizi
Ömür boyunca
Bana cefa ediyorlar
Bilmem nedendir
Benim korkum senden değil
Kaderimdendir
Herkes bana deli diye
Gülüp geçiyor
Senin aşkın beni karagözlüm
Deli ediyor
Aramıza kimse
Gelip girmesin
Ayırmasın mevlam bizi
Ömür boyunca...
Bu şarkıyı her dinlediğimde aklıma Diyar'ım geliyor.:img-in_lo Neden acaba?:img-in_lo
Sıla'dan Boran'a gelsin tabi ki.:icon_whis
MÜHÜR GÖZLÜM
Mühür gözlüm seni elden
Sakınırım, kıskanırım.
Uçan kuştan, esen yelden
Sakınırım, kıskanırım.
Havadaki turnalardan
Su içtiğin kurnalardan
Yerdeki karıncalardan
Sakınırım, kıskanırım.
Yıldız Tilbe
zeynepsudem 30-12-07, 14:40 Bu şarkı Benden Sıla dizisi'ne gitsin:icon_sorr:icon_sorr:icon_sorr:icon_sorr
Karaya vuran gemiler gibi
Üstüme yıkıldı dağ gibi bir hasret
Yaraları sarmaya alışıp unutmaya
Koca bir hayat lazım yıllar yetmez
Senin uzağında hayat çok hüzünlü
Şimdi kime yar diye sarılıyor ellerin?
Gitsen bide gözlerin benden gitmez
Resimlerde hep o güzel yüzün
Yüreğimde hep ağlayan bir hüzün
Karaya vuran gemiler gibi
İçimdeki kalp yaralı bereli
Hançerli şu gönlüm
Sevdanla kanarken
Unutmak ne mümkün severken
Hayatla barışmak
Bir yerden tutunmak
Herşeyde sen varken
Kolay mı ah unutmak
Resimlerde hep o güzel yüzün
Yüreğimde hep ağlayan bir hüzün
Karaya vuran gemiler gibi
İçimdeki kalp yaralı bereli
Funda Arar
Kalp Kalbe Karşı
Uyandım birden seninle
Gece üçü bulmamış
Bir bulut durdu gözümde
Hasret bize uymamış
Kalp kalbe karşı derler
Sende üzüldün mü
Ay bile çeker gider
Geceyi düşündün mü
Yalnızlık bende saklı
Çıkmaz bir an dışarı
Elimde bir fotoğraf
O şimdi burda olmalı
Kalp kalbe karşı derler
Sende üzüldün mü
Ay bile çeker gider
Beni hiç düşündün mü
Sensizlik bende saklı
Çıkmaz bir an dışarı
Elimde bir fotoğraf
O şimdi burda olmalı...
Aslı Güngör-Ferhat Göçer
İKİ KİŞİYE BİR DÜNYA
Gelme diyorsun
Bu gel demektir
Birazdan günes dogacak
Dolu dizgin atlilar geçecek yüregimden
Seni düsünecegim
Gümüs mahmuzlarin parlakliginda
Yagmur nal izlerini örtmeden
Sana gelecegim
Bekle beni
Hindistan'da Banaras sehrinde seni aradim
Ganj'in sularinda lanetlenmis insanlar yikaniyordu
Ganj'in sulari pisti bulanikti
Içtim
Bir kadin tanidim Haydarabat'da
Cüzamliydi güzeldi üstelik
Sana benziyordu
Etli dudaklari vardi
Brahman mabetlerinde sevistik üç gün üç gece
Taslarin üstünde yattik
Bir hayvan tarafimiz vardi alimli
Bir Tanri tarafimiz vardi igrenç
Bir insan tarafimiz olacakti
Aradik üç gün üç gece
Bulamadik
Bir Tanri tarafimiz vardi korkunç
Sevemedik
Sonra Nijerya'da Mozambik'te Altinsahillerinde
Kulaklarimda ulu ormanlarin ugultusu
Vahsetin musikisini dinledim yesil yesil
Zifir gibi bir yalnizlikti içimde yoklugun
Iri bir memeydin kalçaydin avuçlarimda
Belki bir tutam tuzdun kirli
Seni düsündükçe susuyordum
Nehirler göller kandirmiyordu beni
O kadinlara gidiyordum
O bakir tenli kadinlara
O kadinlarla da yattim
Adam boyu yapraklarin üzerinde
Boyanip boyanip yeryüzüne çikiyorduk derinlerden
Yorgundum
Kuskuluydum
Iliklerime kadar bendim
Bir yesildim
Bir beyazdim
Karanliktim
Insan eti yiyenler anladi beni
Kanarya adalarinda
Bir kamis kulübede iki ayna buldum
Birinde ellerim vardi kemik kemik
Parmaklarim beni çagiriyordu sana
Birinde gözlerim vardi
Agliyordum
Çignenmis otlara döndüm
Aglamakli denizlere
Köpek baliklarinin azi disleri avutmaz beni
Bir gemiydim
Battim
Santa Isabelle adasinin önünde
Simdi 3200 metre derindeyim
Sana ahtapot gözleri topluyorum
Sana mürekkep baliklarinin gözyaslarini getirecegim
Birak beni
Yosunlarla bir çesmeden su içiyorum
O derinliklerde bir magarada buldum kendimi
Önce garipsedim çiplakligimi
Utandim
Sonralari alistim güzelligime
Bir elim sendin
Bir elim ben
Ayaklarimi göremezdin
Öyle uzaktaydi
Sag kolumu Mekke'de kestiler safak vakti
Utanmaz yalnizligimla kaldim çaresiz
Bitmez
Haçli seferleri boyunca anlatsam macerami
Yakina gel
Dört yanimiz iri istakozlarla dolu
Yalniz degiliz
Tuk ki bu tuzlu baliklarda benim yüreklerim çarpiyor
Tut ki gözümün yarisi elmada yarisi kapanik
Tut ki ben beyaz peynirim ben zeytinim
Al
Ekmegine katik et beni
Dufy'nin bir sokagi vardi bilir misin
Ilkin seni o mor sokakta gördüm
Temmuzun ondördüydü
Bütün itligi üzerindeydi günesin
Bir yesil elbisen vardi
Bir siyah ayakkabin vardi
Bir gözlerin vardi
Bir dudaklarin vardi
Ama ben yoktum o sokakta
Tahiti adalarinda
Gaugin'le seni düsünüyordum
Absent kadehlerinde ellerini içiyordum yudum yudum
Dufy'nin sokagi aklima nereden geldi
Bir çift zar aldim
Attim gökyüzüne
Adis-Ababa sehrine düstü
Adis-Ababa sehrinde kadinlar
Hepyek bakiyordu yüzüme
Yüzümde cinayetler isleniyordu her gece
Kadmiyum kirmizisindan kanlar akiyordu nehir nehir
Sen baksan görürdün
Her gözüme bir düses oturmustu
Sen görsen anlardin
Titanyum beyazi yalnizligimi
Budapeste köprüsünün üzerinde
Bir çingene falima bakti
Dedi üç günde öleceksin
Ben üçbin yildir seni ariyorum
Kapilara sigmiyor umutsuzlugum
Lagim kokulari gibi çirkef gibi kederliyim
Içimden dünyayi ipe çekmek geliyor
Cümle yildizlar sahidim olsun
Yapmazsam adam degilim
Sanghay'da orospular benimle yatmadi
Çirkinsin dediler
Pissin dediler
Yikandim arindim
Afyon yüklü mavnalar geçiyordu Çin denizinden
Birisi geçmisime küfretti
Tuttum öldürdüm
Geçmisim seninle güzeldi temizdi akti
Kirlettim
Affet beni
Hamamatsu'da bir geysa kizi yüzüme tükürdü
Pyong-Yang'da kursuna dizdiler beni
Tiz bir boru sesi üç defa ti çekti
Trampetler basimda zonkluyordu
Kederliydim
Çaresizdim
Canim Tchaikovski'yi dinlemek istiyordu
Ah o keman konçertolari öldürdü beni
Dinsizdim Istanbul'da minareler üstüme yikildi
Yoksuldum Kudüs'te kiliseler kabul etmedi beni
Gelme diyorsun
Bu gel demektir
Birazdan aksam olacak
Rachmaninof'la bir meyhanede içmeliyim bu gece
Sonra sana gelmeliyim
Rachmaninof nereye giderse gitsin
Simdi bir derin mavide aksam oluyor
Gök mavi deniz mavi
Mor daglar yesil agaçlar mavi
Bozuk düzen mavi gecelerden sesleniyorum sana
Ne opera aryalari
Ne besinci senfonisi Beethoven'in
Bir yalnizlik marsidir çaliniyor uzakta
Gün isigi arkamizda kaldi bak
Tanyerinde unuttuk gözlerimizi
Gel artik
Hayata yeniden başlayalim
Gel artik
Bu mavilerde kimseler görmez bizi
Solfej anahtarlarini kaldiralim
Do'larin mi'lerin önünden
Birakalim bu dünyayi alabildigine dönsün
Ölmekse daha kolay ne var
Yasamaksa sensiz mümkün degil
Iskender adam edemedi bu dünyayi
Biz mi edecegiz
Eflatun çözemedi yasamanin sirrini
Biz mi çözecegiz
Bütün yataklar bir kisilik
Git diyorsun
Nereye gideyim
Birazdan gece olacak
Agir kiliçlar parçalayacak yüregimi
Pis bir koku gibi çökecek üstüme yalnizligim
Seni düsünecegim stepler ortasinda yorgun kimsesiz
Dolu dizgin atlilar geçmeyecek yüregimden
Bir gözümde gümüs mahmuzlarin piriltisi hazin
Bir gözümde bozulmus nal izleri
Durup durup aglayacagim
Sen bu ayriliklar için mi yaratildin söyle
Bu zehir zemberek kederler için mi
Bak bütün orkestralar sustu
Bütün isiklari söndü dünyanin
Korkma
Haydi uzat ellerini
Geçmis yillari yeniden yasayalim bir bir
Bak dinle
Bir seslenen var uzaklardan
Bak dinle
Kader kapiyi çaliyor
Gelme diyorsun
Gelme diyorsun
Bu gel demektir.
Tanrinin biraktigi yerden biz basliyalim
Alti milyar insanin yarisini sen öldür yarisini ben
Üç kisi kalsak yetisir yeryüzünde
Yaklas bana
Seninle kardes degiliz
Hüzünle karisik sevinçlerden kurtul artik
Arzularin o belli belirsiz sicakligini sev
Biliyorsun
Önce Tanri insani yaratti
Sonra insan sevgiyi
Ne yapsak bos
Ne kadar çabalasak faydasiz
Geriye dönemeyiz
Olanlar oldu is isten geçti
Çamurumuza sevgi katilmis bir kere
Kim bu sarkilari söyleyen
Karcigar faslindan düm tek üzere
Aklim bir yere eristi durdu
Susun
Simdi üçgenlerle oynuyorum
Kaldirin bu daireleri
Bir model kiz geldi soyundu karsimda
Saçlarindan üç firça yaptim
Üç tüp boyan vardi
Verenoz yesili zümrüt yesili krom yesili
Hepsini kattim birbirine
Senin yesilini buldum
Senin yesilinde orkestralar Debussy'den çaliyordu
Senin yesilinde unuttum siyahligimi
Bu deli eden ugultu nerden geliyor
Kim kirdi bu aynalari
Toplayin yüzümüzü görelim
Çirkin degiliz artik
Bir kapi açilda önümüzde ölümsüzlüge
Güzeliz
Sabahlar bizimle dolu
Isik diyordun al iste
Kör kiyilara kadar isidi yeryüzü
Renk diyordun iste bak
Buram buram mavi
Çarsilar dolusu kirmizi
Süt beyazindan geceler
Sari günesler ortasinda turuncu bir gün
Yitirilmis saadetlerin bahçesinde mor çiçekler
Kardes degiliz diyorum inanmiyorsun
Yalan bunca faziletler yalan
Bizi bu cigeri bes para etmez insanlar mahvediyor
Aldirma diyorum sana
Dünya ikimiz için yaratildi
Üç milyar insan is olsun diye geldi yeryüzüne
Verdigin her kederin yüregimde yeri var
Hangi kitabi açtiysam seni okudum yillardir
Hangi aynaya baktiysam seni gördüm
Gel desen gelemem
Git desen gidemem
Öl desen kanim akmaz
Anladim artik seni sevmek yüce bir sey
Anladim seni sevmek Tanri'ya yaklasmak gibi
Insanlar içinde bir sana inandim
Bir seni sevdim kendimden baska
Uykularimin bölündügü saatlerde
Sendin düsündügüm soluk soluk
Sivri biçaklar gibiydin karanligimda
Gözümü yumsam seni görüyordum
Oynak türkülere benzeyen yürüyüsünle
Sen çikiyordun karsima
Karanligimda
Iki yildizdi ellerin görülmedik
Karanligimda
Bir orman yanginiydi dudaklarin
Istesen hayat verirdim bu karanliklara
Istersen gökyüzünü bir mendil gibi yirtardim
Denizlerden göllerden nehirlerden
Sana görmedigin renkler yaratirdim
Zamanin ötesinde
Yeni bir dünya kurardim sana
Insansiz Tanrisiz kedersiz
Severdin
Dag rüzgarlarinin serinligince
Yasardin
Bu sefil dünyamizdan uzak
Bir yanip bir sönen isiklar gibiyim
Yumruk kadar yüregimde sen varsin
Kutsal kederler içinde seninleyim artik
Sari badanali evlerde basbasayiz
Bütün duvarlara gölgen kazinmis
Kokun sinmis bütün perdelere
Kapilarda parmaklarin beyaz beyaz
Sokaklarda ayaklarinin izi
Ben bu sokaklarda ölsem
Kaldirimlar çekmez agirligimi
Söylesem askimi asirlar boyunca
Bu iki yüzlü insanlar anlamaz beni
Desem ki yeryüzüne bes peygamber geldi
Besincisi sensin
Desem ki iki kisi kaldik dünyada
Ikincisi sensin
Desem ki biri var yeri gögü var eden
O da sen olurdun
Sana tapmak için
Kilden bir heykel yapardim güzelligince
Bilsem ki sen Tanri'dan iyisin
Bilsem ki Tanri senden güzel degil
Senin o kocaman kocaman gözlerin yok mu
Nasil duruyor boslugunda arzularin anlamiyorum
Nasil nasil bakiyor bana
Böyle merhametten uzak
Git diyorsun
Nereye gideyim
Ümitlerim ne olacak
Bunca siirleri kim söyleyecek sana
Kim anlatacak dünyaya sigmayan güzelligini
Gitmek mümkün olsa da gitsem uzaklara
Sevmesem seni bir daha
Paramparça etsem yüregimi cam gibi
Sonra yaksam
Savursam küllerini karli daglardan açik denizlerden
Yine seni severdim toz toz
Yine sana tapardim küllerimin agirliginca
Bu oksijen gazi olmasa da olurdu
Ama Beethoven gelmeseydi dünyaya
Seni bu kadar sevemezdim
Ikimizin ortasinda o duruyor
Sagimizda birinci keman
Solumuzda ikinci keman
Karsimizda üçüncü keman
Sonra orglar flütler kontrbaslar
Sustur su orkestrayi Beethoven
Simdi dokuzuncu senfoninin sirasi mi
Bunca yalnizliklar bunca yokluklar benim isim degil
Bu çirkinligi ben yaratmadim
Ne de bu kahpe güzellikleri
Bende sevmedigin ne varsa senden türedi
Su karanlik bakislar
Su ellerimin pisligi
Su dudaklarimdan çikan igrenç sözler
Besbelli senin eserin
Ne buldumsa sende buldum kötülükten yana
Ne ögrendimse senden ögrendim
Seni sevdikten sonra basladim yasamaga
Seni Tanri yarattiysa beni kim yaratti
Bu azabi kim verdi bana
Çingirakli yilanlarin zehirini içtim
Balinalarin kusmuklarini
Kükürt kokulu imkansizliklar içindeyim
Oysa güzeldim tarihin ilk çaglarinda
Görsen sasardin
Öyle aydinliktim
Öyle iyiydim
Kobalt mavileriyle doluydu yüregim
Kursun beyazlariyla
Severdin beni
Midye kabuklarinin yesilligince
Sonunda dedigim çikti iste
Samanyolundan bir yildiz düstü dünyaya
Sinekler gibi eziliverdi insanlar
Her sey bir anda olup bitti
Yapayalniz kaldik
Ne radyo aktivite ne mantar seklinde bulutlar
Ne yasamak sevinci ne ölüm korkusu
Sonunda üç kisi kaldik dünyada
Sen
Ben
Bir de Jiro'nun Manon Lesko'su
Yine bana bakarken yüzün kizariyor
Toplum kurallarindan kurtulamadin daha
Bütün çayirlar bombos
Görmüyor musun
Al basini daglara çik
Avaz avaz sarki söyle sokaklarda
Bir kibrit çak
Bütün evler yansin
Yüzbin yilin öcünü al bu serefsiz dünyadan
Sonra kaldir kendini denize at
Biraz serinle
Sevebildigim kadar insanim ben
On gram arsenik yeter canima
Beni düsünme
Uzun mistral rüzgarlarinin üzerine
Nimbüs bulutlari geliyor kaç
Uykumuz bölündü çiril çiplagiz
Kum firtinalari basladi
Çin seddinin ötesinde
Gölgemizi bir Asya sehrinde unuttuk
Taklamakan çöllerinde kaldi rüyalarimiz
Haydi git
Yok olduk iki oldugumuz yerde
Haydi git
Bir kalirsak yine var olacagiz.
Devamı var.....:D
Besyüz borazan birden çaliyor
Bin davul birden vuruyor basimda
Gök gürültüleri
Çekiç sesleri makine sesleri
Daglardan kopan kocaman çiglar
Taslar
Kayalar
Ey üstüme üstüme gelen deniz
Ey cam kiriklarindan kader
Yeter artik
Nerdeyse çildiracagim
Bir yesil ötesine geldim durdum iste
Merdivenin son basamagindayim
Bir adim daha atsam
Kimseler tutamaz beni
Bir adim daha atsam karanliktayim
Kaç kere söyledik
Su potpuriyi çalmayin diye
Anlamiyor musunuz
Fa diyez bemol çaresizlikler içindeyi
Bir duvar yikiliyor altinda kaliyoruz
Bir adam ölüyor bizi gömüyorlar
Susturun su kemanlari
Biraz da ilahlar aglasin yoklugumuza
Kirli gözyaslari kirik iskemleler
Basi bozuk Çigan havalari
Yeminler notalar akortsuz teller
Ve sakat çocuklari Nagazaki'nin
Biz bunun için mi geldik yeryüzüne
Devirin su putlari
Mukaddes kitaplar bize göre degil artik
Sinemaskop rezaletler içindeyiz
Café Chantant'larda dua ediyoruz
Mabetlerde çiftlesiyoruz artik
Mesuduz
Dokunmayin keyfimize
Saint Pierre'in doksandokuzuncu göbekten torunu
Strip tease yapiyor
Foli Bergere revüsünde her gece
Gelsin arkasindan sampanya siseleri
Kauçuk gögüslü kizlarda bir naz bir çalim
On derste ask
On derste güzellik
On derste cinsiyet
Ve tam onbin yildir arayip bulamadigimiz fazilet
Sonra mezarliklar dolusu günah
Genelevler dolusu namus
Velhasil ailece rock'n roll dansi ögrendik
Tepinip duruyoruz
Pirinç tanelerine çizdigimiz kral resimleri bizi kurtarmadi
Ne de Babil'in asma bahçeleri
Hakkini veremedik alin terimizin suçluyuz
Har vurup harman savurduk ömrümüzü
Akilli bir maymun olmaktan öteye gidemedik
Simdi bu kördögüsünde yenildikse suç bizim
Geç anladik zavalliligimizi
Her seyi bu sagir göklerden bekledik yillardir
Bizi kimseler inandiramadi ölüme
Bize kimseler ögretmedi insanligimizi
Kim kurdu bu düzeni nerdeyiz
Bu tekerlekler nasil dönüyor boslukta
Bu umutlar bu dualar bu kahrolasi hayaller
Nasil bunca yildir barindirdi bizi
Bu kati yürekli topraklar
Bu gülünç mezartaslari
Ölümler ölümler ölümler
Ölümlerden beter yalnizligimiz
Bu macera ne zaman bitecek söyleyin
Söyleyin ne zaman aydinlanacak
Bu karanlik alin yazimiz
Harun-er Residin gazabina ugradik cümlemiz
Basparmaklarimizin birinci bogumundan vurdular bizi
Bir düsüs düstük Eiffel kulesinden
Sersefil oldu ölümüz caddelerde
Nice evlerin nice apartmanlarin bütün agirligi üzerimize kursun gibi çöktü
Sokak köpekleri isedi kanli gömlegimize
Yedi yildiz senesi bagirdik agladik
Kimseler duymadi sesimizi Lili Marlen
Besyüz sene sonra anlasildi yoklugumuz
Iste biz böyle yitirdik inancimizi Tanriya
Keyfimize dokunmayin
Adamakilli sarhosuz
Ya bir gül koparin bahçenizden
Koklayalim
Ya bir yudum su doldurun taslarimiza
Içelim
Ya da bir dilim ekmek verin
Sükredelim yasadigimiz
Karanliklar içinde
Çamurlar içindeyiz
Tutun kaldirin bizi
O yalanci sevginiz sizin olsun
Biz yasamak için geldik yeryüzüne
Alin basiniza çalin merhametinizi
Körsünüz ya da sagirsiniz
Beyaz çorap giydi diye
Ku Klux Klan derneginin adamlari
Bir zenciyi linç ettiler
Görmediniz
Ibni Mansurun besinci karisini topraga gömdüler beline kadar
Sabahtan aksama dek yedibin kisi tasladi
Yedibin kisi tükürdü yüzüne görmediniz
Su gökkubbenin altinda
Bosa gitti nice bonjour'larimiz
Sonra üç kere good night dedik
Duyan olmadi
Ya savas meydanlarinda yitirip bulamadigimiz gerçek
Engizisyon iskenceleri yirminci yüzyilin
Firinlar
Gaz odalari
Kitle halinde ölümler
Kara sineklerin kondugu çürümüs et yiginlari
Yaylim ateslerile delik desik olmus insanligimiz
O azgin atlarin çignedigi kollar bacaklar
O kan çanagi gözler
O süngü uçlarinda yükselen kesik baslarimiz
Bizi alçaltan bu kanli zafer taçlari iste
Öptügümüz o pis eller
O maymun maskara soytarilar
Küçük orospular
Kirli zevklerimiz
Yatagimiza giren frengili kadinlar
Aldigini geri vermez bir karanlik dört yanimizda
Hangi perdeyi aralasak gece
Hangi tasi kaldirsak çaresizlik
Ölüm isli bir fener isigi bu karanliklarda
Ölüm yorgun askerlerin tek umudu sicak
Biz bu ölümlerle yakiniz ölümsüzlüge
Bu karanliklarla uzak
Siz dilediginiz sarkiyi söyleyin yine
Yine karamelalarla kandirin küçük kizlari
Irzina geçin torunlarinizin
O sapik arzulariniz yükseltecek sizi
O karanlik odalarin basibos rahatligi
Varin dilediginiz gibi yasayin artik
Bir gün bütün günahlariniz bagislanacak Tanri katinda
Ne cehennem atesleri ne o köprüler kildan ince
Sizin için degil
Siz öyle Tanrilarin böyle kullarisiniz iste
Simdi de oturmus tuz biber ekiyorsunuz yaramiza
Kiliselerde camilerde ögütler veriyorsunuz Tanri adina
Sonra her gece bir cinayet isliyorsunuz
Temiz çarsaflarda pis kaniniz
Uykularimizda gölgeniz korkunç belali
Sizi sayiyla mi verdiler bize
Defolun karsimizdan
Bize kendi derdimiz yeter
Kaninizi bulastirmayin ellerimize
Yüzsüzlügün bu kadarina pes dogrusu
Haydi biraz egin basinizi
Bizden af dileyin
Kederimizi anlayin artik
Saygi gösterin sevgimize
Belki sizi affedebiliriz
Ne de olsa insaniz biz de
Bir zayif tarafimiz vardir
Nasil aldandik bunca zamandir
Nasil inandik güzelligine hayatin
Bize ne dogan günesten
Büyüyen bugdaydan akan sudan bize ne
Alabildigine kederliyiz yorgunuz
Bize dostlugu ögrettiniz
Bize sevmesini ögrettiniz böyle delicesine
Sevdikse günahlarimiz Tanri ‘nin boynuna
Sevilmedikse insanlar utansin kederimizden
Ne aradik ne bulduk dünyanizda söyleyin
Bir sevgiyi bile çok gördünüz bize
Öpüstük uykularimizda ayipladiniz
Kara kara yengeçleri saldiniz üstümüze
Simdi de bir yasamaktir tutturmussunuz
Rahat birakin bizi
Gögüyle deniziyle
Tasiyla topragiyla
O yoktan var ettiginiz Tanri'siyla
Dünyaniz sizin olsun.
Bogaz tokluguna yasamalar bizi kurtarmaz artik
Biz oldum olasi kör dogmusuz
Brakisefal kafalarimiz bir ise yaramiyor
Hele su bizimsiz ayaklarimizin haline bakin
Aptalligimiz yüzümüzden belli
Aynaya bakip gülüyoruz
Oysa bütün çirkinligimiz asikar ayna gibi
Söyleyin bir Shakespeare mi akilliydi içimizde
To be or not to be
To be or not to be bir sey degil yine
Sen olmasan benim varligimdan ne çikar
Ama sen yoksun iste
Bense bütün insanlar gibi ha varim ha yogum
Yine sana çikiyor bütün yollar
Yine bütün iki kere ikiler dört ediyor
Dönüp dolasip ayni yere geliyorum.
Hani o iki kisilik dünyalar bizimdi
Hani sen iyiydin
Halden anlardin
Hani sen git demeyecektin bana
Ve ben her seye ragman gelecektim
Içimde bir umut
Ellerimde olgun meyvalar
Dünya nimetleri
Gözlerimde yanip yanip sönen bir pirilti
Ama ne sen gel dedin
Ne de ben gelebildim her seye ragmen
Askimiz ayriliklarla basladi
Deli dolu akan nehirlerden tas tas sular içtik
Öyle ateslerle doluydu yüreklerimiz öyle tutkundu
Karli daglarin serinliginde uyurduk geceleri
Deniz fenerlerinin isiginda yikanirdik
Köpükten bir çalkantiydi içimizde zaman
Ne yana baksak denizdi maviydi isikti
Sonra bir çaresizlikti zifir
Akintiya kapilmis gemiler gibiydik
Bir org çalinir gibi yanibasimizda
Öyle kendinden geçmis öyle basibos
Öyle derin duygular içindeydik anlatilmaz
Sarhos rüzgarlara biraktik kendimizi
Aldigini geri vermez dalgalara
Görmedigimiz ülkeler gördük gün dogusunda
Tatmadigimiz yemislerden tattik günahkar olduk
Alevden bir tasta eridi günler
Bir cehennem atesiydi ask içimizde
Hiç sönmiyecekmis gibi yaniyorduk
Tutsakligimiz nasil basladi bilinmez
Pasli demir kapilar kapandi üstümüze
Tas duvarlarda kayboldu boguk seslerimiz
Çaresizligimizi bize aynalar söyledi inanmadik
Kusatildik ansizin kederle ayrilikla
Aman vermez karanliklar sardi dört yanimizi
Yalnizlik bir agri gibi çöktü basimiza
Uyuduk bir daha uyanamadik
Simdi bir kutup var sana çeker beni
Bir kutup var senden öteye
Ben onun için böyle ortalikta kaldim
Dag yollarinda caddelerde sokaklarda
Onun için bulup bulup yitirdim seni
Hangi kapiyi çaldiysam sen açtin bana
Hangi gözümü yumduysam seni gördüm
Zamandin zamandan öte bir seydin
Yillarca bir mesale gibi yandin uzaklarda
Bu manyetik alanda bogulmam senin yüzünden
Bu zincirleri sen vurdun ellerime
Sen getirdin bunca karanliklari
Al sunu mumu yak
Korkuyorum
Bir tas aldim attim denize
Günahlarimdan kurtuldum
Alfabenin yirmisekizinci harfindeyim
Öteye gidemem
Itme beni
Benim de bir insan tarafim vardi
Bakma böyle kötü olduguma
Benim de dileklerim vardi
Benim de bir bekledigim vardi yasamaktan
Yeter artik vurma yüzüme çirkinligimi
Her gün bir kadin aglar benim yüzümde
Büyük dertler içinde benim ellerim
Anlamiyor musun
Sen sevildigin için güzelsin bu kadar
Ben sevilmedigimden böyle çirkinim
Bütün kötü yerlerde ben kokarim
Biliyorum
Bir hayvan lesiyim öleli kirk gün olmus
Fabrika bacalarinda bir kara dumanim
Zehirim akrep kuyruklarinda
Kötüyüm sevemedigin kadar
Öyle fenayim
Kapanmamis biçak yaralarinda
Bu pis çöp tenekelerinde unut beni
Unut artik
Bayat bir ekmek gibi
Çürümüs bir elma gibi
Sarin badanali evlerde kazanlar kaynar
Sari badanali evlerde günah islenir her gece
Sari badanali evlerde ölüler yikanir
Sari badanali evleri sev biraz
Bu evlerde zaman benim aksamlarimdir yitirilmis
Bu kazanlarda benim gözbebeklerimdir kaynayan
Bu sarilarda benim yüregim bir ölür bir dirilir
Anladim
Bu dünyada benden baska kimse yok beni anlayan
Tosca' dan bsir arya hatirliyorum simdi
Sus biraz
Ensemde bir akrep yürüyor
Birak yürüsün
Sabaha asacaklar beni
Dokunma
Yedi canim vardi ikisi gitsin
Bunca ölümler az gelir bana
Kalbimi yardim
Bir damla kan akti
Kutuplara kar yagiyordu
Üsüdüm
Failatun vezniyle seni çagiriyorum
Bana inbiklenmis yesilligini getir
Dur gitme
Bes kurusum vardi kaybettim
Dur gitme
Isirgan otlarindan kurtar beni
Deniz analarinin gözlerini çaldim
Sana bakmak için
Günesi üçe böldüm
Al biri senin olsun
Yüzümde bes biçak yarasi var
Bir de sen vur
Barut kokusunu severim
Bir portakali dilim dilim soy
Aciktim
Tut ki ben yogum artik yeryüzünde
Tut ki bir marul yapragiydim
Öldüm
Al su serçe parmagim sende kalsin
Ben kötüyüm
Allahsizim
Korkunç çirkinim
Ben seksensekizinci tul dairesiyim
Sag gözümün üç kirpigini kestim
Al
Ben lanetlendim
Chopin'in cenaze marsi çaliniyor
Ölüler ayaga kalkti
Görüyor musun
Su soldan ikinci benim
Senin yüzünden öldüm
Simdi seni getiriyorlar karanligima
Agliyorum
Biraz sev beni
Yaklas biraz
Gül biraz
Seni affediyorum
Kuskonmaz dallarina astim kendimi
Sedir agaçlarina gül yapraklarina
Basimi taslara vurdum
Gözbebeklerimde büyük camlar parçalandi
Tanrisal duygular içindeydim
Bütün Tanrisizligimdan uzakta
Bir kemiklerinin sertligini aldim
Bir teninin akligini
Sonra sicakligini dudaklarinin
Gel bak
Sana bir Tanrı getirdim
Gel bak
Bir tanrı yarattım senden
Ümit Yaşar Oğuzcan
İşte Gidiyorum
İşte gidiyorum
Birşey demeden
Arkamı dönmeden
Şikayet etmeden
Hiçbirşey almadan
Birşey vermeden
Yol ayrılmış, görmeden gidiyorum
Ne küslük var ne pişmanlık kalbimde
Yürüyorum sanki senin yanında
Sesin uzaklaşır herbir Adımda
Ayak izim kalmadan gidiyorum
Gerdiğin tel kalbimde kırılmadı
Gönülkuşu şarkıdan yorulmadı
Bana kimse sen gibi sarılmadı
Işığımız sönmeden gidiyorum
Kazım Koyuncu
çok severim bu çalışmayı Kazım Koyuncu'yu rahmetle anıyorum...
Farkında değilsiniz
Yüzümün güldüğüne sakın aldanmayın
Ben hergün ağlıyorum farkında değilsiniz
Dilimden dökülen sözlere kanmayın
Ben hergün ölüyorum farkında değilsiniz
Mutluluk oyunu oynuyorum ben
Derdimi kederimi gizliyorum ben
Rüyalarımda bile içiyorum ben
Ben hergün sarhoşum farkında değilsiniz
Bıktım artık çektiğim bunca çileden
Geçiyor ömrüm birgün bile gülmeden
Dostlarım anlamıyor kötü halimden
Ben hergün ölüyorum farkında değilsiniz
Yazan: ahmet sorgun
Boran'ın Sıla'ya yatakta okuduğu şiririn tamamı
NE GÜZEL ŞEY HATIRLAMAK SENİ
Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...
Ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının...
İçimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti...
Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının,
güneşli bir rahatlık
ve etin daveti:
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
sıcak koyu bir karanlık...
Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazamak sana dair,
hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek:
filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi değil
edasındaki dünya...
Ne güzel şey hatırlamak seni.
Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:
bir çekmece
bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
Ve hemen
fırlayarak yerimden
penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin sütbeyaz maviliğine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım...
Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinde,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...
NAZIM HİKMET
Mucize Ajda Pekkan
Söz : Tuna Kiremitçi / Müzik : Tuna Kiremitçi
Bir gün gülersin bir gün ağlarsın
Bir gün bulursun kendini yerde
Ama belli olmaz hayat bu inanılmaz
Zengin de olsak aynı fakir de
Bir mucize Tanrım bize
Hayat biraz gülsün diye
Günah değil ayıp ne de
Tanrım bize mucize
Melek de olsak şeytan da olsak
Toprak da olsak aynı ateş de
Bir mucize Tanrım bize
Hayat biraz gülsün diye
Günah değil ayıp ne de
Tanrım bize mucize
Boran & Sıla 1. Raund (Köşk salon)
Zeliha: Ağam bağışlayın, kusura bakmayın ben,
Sıla: Tamam Zeliha’cım iyisin ya hadi geçti hepsi
Sıla: Ben Bedirhan’a bakıım
Boran: Otur Sıla
Sıla: Peki
Boran: Nasıl Yaparsın bunu
Sıla: Boran
Boran: Bak Sıla seni anlamaya çalışıyorum. Gerçekten anlamaya çalışıyorum. Niye gittin?
Niye yaptın bunu? Neden Allahaşkına? Ne düşünüyorsun?
Sıla: Bişey yapmam gerekiyordu. Ben sadece ..
Boran: Ne sanıyorsun. Berzan’la konuşacaksın herşeyi halledeceksin öyle mi? Ne?
Sıla: Bana bağırma Boran. O adama söylemem gereken bir çift lafım vardı. Gittim söyledim.
Herşeyi halledeceğimi düşünmedim. Aptal değilim. Oraya yalnız gitmedim. Adamların peşimdeydi.
Ayrıca gördüğün gibi kimseye de bişey olmadı. Herşeyi tek başıma halledebileceğini düşünen ben değilim Boran. Sensin. Ayrıca birçok şeyi de mahvettiğini görmüyorsun.
Boran & Zeynep karşılaşması (Ofis)
Boran: Hoş geldin.
Zeynep: Hoşbulduk.
Zeynep: Zeliha’yı anlamak zor değil. Yakın bir zamanda çok sevdiği iki insanı kaybetti. Ve çok tedirgin tetikte yaşıyor. Bence herşeyin bitmesini istemesi çok beklenebilir bir sonuç.
Boran: Evet maalesef. Sence tekrar deneyebilir mi?
Zeynep: Yüzde yüz yapar diyemem ama Zeliha’nın şuan ki durumunda pek tahmin etmiyorum açıkcası.
Boran: Umarım tekrar denemez.
Zeynep: Aslında Zeliha’yı bir görsem biraz konuşabilsem. Bir sakıncası olur mu? Senin için. Yani eğer onunla konuşabilirsem onunla ilgili net bir sonuca ulaşabilirim.
Boran: Çok iyi olur. Mardin’e gönderirken içim rahat olur. Tabi sana zehmet olmayacaksa.
Zeynep: Ne demek canım olur mu öyle şey. Ama ben yarın akşam gidiyorum ne zaman yapabiliriz.
Boran: Hemen gidelim istersen.
Zeynep: Olur
Boran & Zeynep (Araba)
Zeynep: Sıla’ya haber versemiydik acaba benim geleceğimi
Boran: Veririz
Zeynep: Boran herşeyin yolunda olduğuna eminmisin. Yani Berzan meselesi hariç.
Boran: Berzan meselesinin dışında hiçbişi kalmadı ki.
Boran & Zeynep & Sıla Paslaşması (Köşk salon)
Boran: Zeynep Zeliha’yı ziyarete geldi.
Sıla: Hoş geldin.
Zeynep: Merhaba
Ayşe: eh Ben Zeliha ablanın odasını gösteriyim size şurdan.
Boran & Sıla 2. Raund (Yatak Odası)
Sıla: Keşke bana da söyleseydin Zeynep’in geleceğini. Tuhaf bir durum oldu.
Boran: Gerektiğini düşünmedim.
Sıla: Anlıyorum. Ama yine de bilseydim daha iyi olurdu.
Boran: Evet ben de Berzan’a gideceğini bilseydim daha iyi olurdu.
Sıla: Naapmaya çalıştığının farkındamısın Boran. Canımı acıtmaya çalışıyorsun. Hırsını birtürlü alamıyorsun. Kendini savaş oyununa öyle kaptırdın ki beni bile düşmanın olarak görüyorsun artık.
Sıla: Bişey söylemicekmisin. Karşı taraflardayız sanki yabancı gibi. Boran beni de düşmanın olarak gördüğün doğru değil mi?
Boran: Bunda senin hiç mi payın yok peki?
Sıla: Bi süre ayrı kalsak daha iyi olucak. İkimizin de düşünmeye ihtiyacı var.
Boran: Nasıl istersen.
-Sıla valizini kaptığı gibi merdiven başına Zeynep’e “hoşça kal”
-Ardından Boran oda kapısını açar, karşıdan Zeynep bakar
Sıla & Melis sohbeti (Melis’in evi)
Sıla: Sağol Melis.
Melis: Şimdi olay olduktan sonra ahkam kesen çok olur. Bir karar vermişsin sakin ol bekle.
Sıla: Yapıcak başka bişey yok zaten.
Melis: Aradı mı hiç
Sıla: (başını sağa sola...)
Melis: Söylememe gerek yok istediğin kadar burada kalabilirsin biliyorsun.
Sıla: Biliyorum Melis sağol.
Melis: Tabii bunu temenni etmiyorum. Kısa bir mola diyelim buna sonra zaten oyun devam edecek
Sıla: Bilmiyorum hiç bu kadar ciddi olmamıştı. Boran’ı hiç böyle görmemiştim.
{Boran: Annenin kokusu sinmiş üstüne oğlum benim, gel. Bedirhan, Bedirhan.}
Sıla: Ona iyi bakıldığını biliyorum. Babasının üstüne titrediğini de biliyorum. Ama yanında değilim ya onu göremiyorum kokusunu içime çekemiyorum bir yanım eksik sanki
Melis: İstediğin görebileceğini biliyorsun, istediğin zaman buraya da getirebilirsin
Sıla: Evet, biliyorum. Annelik tüm hayatı değiştiren bişey.
Melis: Eminim herşey düzelicek. Bunu sen de biliyorsun.
Sıla: Umarım, umarım Melis. Boran kendine gelir benim bildiğim Boran olur. Herşey yoluna girer.
Melis: Yani herşey Boran’a bağlı.
Boran & Zeynep Sohbeti (Cafe)
Telefon (arayan Boran)
Zeynep: Efendim Boran
Boran: Müsaitmisin
Zeynep: Müsaitim hayırdır.
Boran: Görüşebilirmiyiz.
Cafe de
Boran: Herşey altüst oluyor. Benim kontrolümden çıkmış gibi. Toparlamaya çalıştıkça daha kötüye gidiyor. Başkasının üzmesine tahammül edemediğim insanları ben kırıyorum. İstemesemde uzaklaştırıyorum kendimden. (Zeynep önceki sohbet flash) Hayatımda ilk defa kendimi bu kadar çaresiz hissediyorum.
Zeynep: Bunun bir süreç olduğunu düşün Boran. Herkes zaman zaman böyle şeyler yaşar. Canını sıkan bir durum farkında olmadan hayatının her alanına taşırsın. Aslında tek bir sorunun vardır ortada ve onu aşmayı başarabildiğin an bide bakmışsın ki herşey kendiliğinden düzelmiştir.
Boran: Haklısın tek bir sorun var aslında. Berzan.
Zeynep: Hala görmemekte direniyorsun. Bence sorun Berzan değil. Daha önce de onun gibilerle defalarca karşılaştığına eminim. Peki hayatını bu denli etkilemişmiydi hiç. Sanmıyorum, bence seni bu hale getiren şey Sıla’nın yokluğu. Onu geri getirmelisin .
Boran: Gitmeyi o istedi. Gelirse de o istediği için getiririm. Kimseyi yanımda zorla tutamam.
Boran & Abay Sohbeti (Araba)
Abay: Şaka yapıyorsun değil mi Boran.
Boran: Bunun şakası olur mu Abay. Gitti işte.
Abay: Sen naaptın peki.
Boran: Hiçbişi
Abay: Nasıl yani, Sıla gidiyor sen birşey yapmıyorsun öyle mi?
Boran: Naapıcaktım yani ayaklarına mı kapanıcaktım. Yalvarıcakmıydım?
Abay: Nereye gitti peki.
Boran: Nerden bilirim Abay gitti işte kapat bu konuyu
Abay: Boran, Sıla gidiyor ben soruyorum kardeşin, kapat bu konuyu öyle mi?
Boran: Evet naapayım yani gitmek isteyen gider. Kim olursa olsun gider.
Abay: Boran sen naaptığının ne dediğinin farkındasın. Gitti dediğin karın.
Boran: Karışma bu işe Abay.
Arabadan inip yol kenarı
Abay: Boran çok sıkıntılı günler geçirdiğini biliyorum ama bu söylediklerini bir daha düşün.
Boran: Düşüncek bişi yok Abay
Abay: Nasıl yok Boran
Abay: Sıla Şile’ye kaçtığı zaman ortalığı birbirine katan sen değildin. Ahmet ağanın adamı hükmü uygulayacağı zaman Mardin’i birbirine katan sen değildin. Bütün aşiretle beraber töreye karşı koyan. Ben şimdi hangi Boran’a inanayım.
Boran: Sana karışma dedim Abay bu benim meselem. Karışma anlıyormusun.
Abay: Boran, Sıla gitti diyorsun susuyorsun, kardeşine sen karışma diyorsun. Şimdiye kadar senin verdiğin bütün kararların arkasında durdum. Sonuna kadar. Ama ben artık kardeşimi tanıyamıyorum. Ne yazık ki kardeşim de beni tanıyamıyor. Şunu bil ki sen istediğini yaparsın. Ama ben bugün durmam
Zeynep & Sıla Sohbeti
Telefon (Arayan Zeynep)
Zeynep: Sıla merhaba,
Sıla: Efendim Zeynep
Zeynep: Rahatsız etmiyorum dimi. Müsaitmiydin.
Sıla: Müsaitim.
Zeynep: Eğer vaktin varsa birlikte bir kahve içelim diyecektim. Seninle konuşmam gereken çok önemli bir konu var.
Sıla: Olur tabii
Restaurant
Sıla: Kusura bakma geciktim trafik vardı.
Zeynep: Önemli değil hoş geldin.
Zeynep: Nasılsın
Sıla: Afedersin (Boran arıyor) Seni dinliyorum.
Zeynep: Hatırlıyormusun birgün bana sende gerçek sevgiyi bulursun demiştin.(Sıla başını sallar) Ben hala bulmayı umuyorum. İnşallah birgün benim de karşıma güvenebileceğim, gerçekten sevebileceğim, bana gerçekten değer veren biri çıkar.
Sıla: Umarım hayatın ne zaman ne getireceği pek belli olmuyor.
Zeynep: Doğru söylüyorsun. Ama istediklerin umdukların hiçte kolay şeyler değil. Biliyorum belkide hayatımın bu kısmı hep boş kalıcak. Kimbilir hayat herzamn her güzelliği vaadetmiyor insana. Bu yüzden sen çok şanslısın biliyormusun. Gerçi bunu defalarca sana söylemek istedim ama hiç fırsatım olmadı. Boran’la senin çok özel bir ilişkiniz var. İnsanı imrendirecek kadar güzel. Masal gibi işte.
Zeynep: Boran’la biraz konuştuk. Şu anda çok sıkıntılı bir süreç geçiriyor.
Sıla: Evet çok sıkıntılı ve gergin. Kafasında çözemediği onu rahatsız eden bir sürü problem var. Kendince çözmeye çalışıyor ama ...
Zeynep: Doğru söylüyorsun. Her şeyi kendi yöntemleri ile kendisi çözmeye çalışıyor.
Sıla: Ama bunları yaparken hem kendisine hem çevresine nasıl zarar verdiğinin farkında değil. Belki sen ona yardımcı olabilirsin.
Zeynep: Yardımcı olmak çok isterdim. Ama şu anda Boran’ın ihtiyacı olan şey benim yapabileceğim terapi değil. Bu terapi de ilaç ta sensin.
Berzan & Boran Paslaşması
Boran: Ne istiyorsun.
Berzan: Boran karın tehlike de.
Boran: Yine neyin peşindesin Berzan. Yeter artık.
Berzan: Dinle Boran, Esma Sıla’nın peşinde bir şey yapabilir.
Restaurant
Zeynep: Bence birbirinize destek olarak herşeyin üstesinden gelebilirsiniz.
(Esma ayağa kalkar ve yanlarına yaklaşır)
Zeynep: Yeter ki bunlara inanalım.
(Esma ellerini çırparak )
Sıla: Esma
Esma: Çok dokunaklı. O kadar etkilendim ki gözlerim yaşardı nerdeyse. Ah kusura bakmayın konuşmalarınıza kulak misafiri oldum. İkinizi birlikte birbirinize destek olurken görmek beni çok şaşırttı. Yanılmıyorsam en son Boran için kavga ediyordunuz.
Sıla: Haddini aşıyorsun Esma
Esma: Oh öylemi özür dilerim. Ama konu sen olduğun zaman elimden daha fazlası gelmiyor. Tebrik ederim yine kazanan olmuşsun. Ama bu herzaman kazanacağın anlamına gelmiyor öyle değil mi? Seni defalarca uyardım defalarca ama o kadar aptalsın ki anlamıyorsun.
Sıla: Esma zor günler geçirdiğinin farkındayım (Esma oo) ama haddini aşıyorsun. Bence kendini daha fazla rezil etmeden gitsen iyi olur.
Esma: Öyle mi olmasını istiyorsun Sıla hanım (Zeynep Seza flash)
Boran & Koruma Paslaşması
Boran: Nerdesiniz, oraya geliyorum, hemen siz içeri girin. Sıla tehlike de biran bile gözünüzü ayırmayacaksınız.
Koruma: Tamam
Restaurant
Zeynep: Hadi gitme vaktimiz gelmişti değil mi Sıla? Hadi.
Sıla: Esma
Koruma: At silahını
Zeynep: Hayır durun. Tamam herkes sakin olsun lütfen. Kimse ateş etmicek. Esma hadi at silahını. Bak kimse sana dokunmıcak. Bunun yanlış olduğunu sende biliyorsun. Esma hadi indir o silahını he. Kimseye bişey olmadan çekip gidelim burdan. Bak bana güvenebilirsin tamam mı? Hiçkimse sana hiçbişi yapmıcak. Yemin ederim, yemin ederim. Hadi, hadi tamam çok güzel. Teşekkür ederim sakin ol şimdi. Aferin.
Boran: Sılaa
Sıla: Boraannn.
Dıkşıın.
Merhabalar.. Bölümdeki Sezen Aksu şarkısının sözlerini eklemek istedim..
Aşkları da Vururlar
Gel
Bana kalbini göster ne olur
Sen değilsin bu sudaki aksin
Hadi gel kader değil bu
Hepimize öğretilmiş öfkeler
Ne olur teslim olma
Bu kızgın, bu kalp kıran eller
Bir zaman bebektiler
Hadi gel
Aslını göster
Suretin çok zalim
Çok mu üzdüler seni
Sahiplenme, senin değil bu dikenler
Sözlerin hançer
Yareler açar
Yareler gülüm
Sür gözlerinin namlusuna
Sür beni, aşktan olsun ölümüm
Aşkları da vururlar
Şarkıya şiir olur
Adanır sonsuz anısına
Kanayan sevdanın
Eyvah şiirler azalmış
Günümüz perişan
Yanıyor içimizdeki
Koskoca orman
Söz: Sezen Aksu, Yelda Karataş
Müzik: Aşkın Arsunan
Albüm: Deli Kızın Türküsü
69. Bölüm
Abay & Boran
Abay: Ne düşünüyorsun..?
Boran: Ya Sıla beni sevmeseydi diye düşünüyorum.. Ya sevmeseydi.. Ne yapardım..
:icon_whis
Kolay olmayacak elbet üzüleceğiz
Mutlaka bir iz bırakacak
Belki de çocuk gibi sana küseceğim
Seneler sonra utanarak
Dokunup birer birer sevdiğim eşyalara
Hatta belki ağlayacağım
Acı çektiğim doğru ama sen bana bakma
Ne olursa olsun seni unutacağım
Seni sevdiğimi unut sevişmelerimiz yalan
Unut beni de her yalan gibi unut
O sevgiler ki yoktular onlar ümitlerimizdi
Ne ümitler yaşlandı gel zaman git zaman
Ayrıldığımızı unut yalnızlıklar zaten yalan
Unut beni de her yalan gibi unut
SEZEN AKSU
Firari
Sana çirkin dediler, düşmanı oldum güzelin,
Sana kafir dediler, diş biledim hak'ka bile.
Topladın saçtığı altınları yüzlerce elin,
Kahpelendin de garez bağladım ahlaka bile...
Sana çirkin demedim ben, sana kafir demedim,
Bence dinin gibi küfrün de mukaddesti senin,
Yaşadın beş sene kalbimde misafir demedim.
Bu firar aklına nerden, ne zaman esti senin?
Zülfünün yay gibi çelik tellerine
Takılan gönlüm asırlarca peşinden gidecek.
Sen bir ahu gibi dağdan dağa kaçsan da yine
Seni aşkım canavarlar gibi takip edecek...
Faruk Nafiz ÇAMLIBEL
71 sonu gündüz
Boran “Nasıl geçti günün iyi vakit geçirdin mi okulda? Sıla canını sıkan bişey mi oldu?
Sıla “Yoo okulda yoruldum herhalde biraz, hadi odaya gidelim Bedirhan bizi özlemiştir.”
Akşam Yemek
Sıla “Zeliha’ya bakarmısın, bebeği ile ilgilenmek için odasına çıkmıştı, belki bir ihtiyacı vardır?”
Ayşe “baktım gelin ağam, bebeğini uyutmuştu, fırsatını bulmuşken ben de uyuyum demişti. Yine ara ara bakarım ben.”
Sıla “sağol”
Ayşe “hadi afiyet olsun”
Kevser “ee bebekli kadın olmak kolay değil. Bebek büyüyene dek bundan sonra böyle, mecbur.”
Triplenen Sıla masadan kalkar, ardından
Boran “afiyet olsun”
o anda Şivan'ın gelmesi “afiyet olsun, ağam”
Boran “ne oldu Şivan”
Şivan “müsaitsen diyeceklerim var önemlidir.”
Firuz “Hayırdır Kevser kadın bi tatsızlık mı? Var.”
Kevser “Yok ağam bundan sonra da heç olmayacak.”
Sıla Bedirhan’a “Naapıcaz oğlum nasıl geçicek bu sıkıntılarımız hı”
Şivan “Oruç aşiret karışıkmış ağam, Zeliha bacının üstünde ki hükmü uygulamak istiyorlarmış. Biraz önce duyduğuma göre aşiretin şıhıda bu işi uygulaması için adam görevlendirmiş.”
Boran telefonda birisine “tamam sağolasın, sabah erkenden, tekrar teşekkürler.”
Sonra Şivan’a dönerek “sabah erkenden gönderiyoruz Zeliha’yı, güvenliği için başka çare görünmüyor.”
Şivan “tamam ağam başım üstüne.”
Sabah Zeliha'nın uğurlanması
Boran “Berzan’ın ne zaman ne yapacağı belli olmaz böylesi herkes için daha iyi olucak güven bana”
Sıla “o kadar ani oldu ki”
Boran “merak etme herşey yoluna giricek”
Akşam Ayşe'nin kahve sunması,
Sıla “Bana da mı yaptın Ayşe içmicektim”
Ayşe “içmicekseniz geri götüriim.”
Sıla “İçmiim içeri geçicem birazdan”
Boran “Birazdan mı ne acelen var.”
Sessiz telefon Sıla “alo”
Boran “ne oldu”
Sıla “konuşmadı”
Kevser “sesini beğenmedi herhalde.”
Sıla “müsaadenizle ben kalkım, iyi geceler”
Boran “Baba iznin olursa sana sormak istediğim bir şey var. Muratın verdiği evraklar varya geçen gün sana göstermiştim biraz araştırdım.”
Kevser “daha ne var ki araştırıyorsun. Bırakın artık şu meseleyi kapansın gitsin.”
Firuz “sen karışma kevser kadın”
Kevser ”eyi madem nasıl biliyorsanız öyle yapın”
Firuz “ne diyordun Boran”
Boran ”O yangının olduğu zaman resimdeki sümer ailesine ait bir bebek varmıydı evde”
Sıla Kevser yatak odası
Sıla “Ben söylemedim boran’a nedenini de iyi biliyorsunuz. Ama gördüğünüz gibi hiçbirşey gizli kalmıyor.”
Kevser “onu bunu bilmem gelin hanım gözüm üzerinde. Olaki bu ailenin düzeni bozulsun hesabını senden sorarım bilmiş ol. O dakkadan sonra da çocuğunu göremezsin bi daha”
Sıla “siz ne dediğinizin farkındamısınız?”
Kevser “emin ol herşeyin farkındayım”
Firuz “dediğim gibi oğul benim sana anlattıklarımın dışında diyeceğim bişi yoktur.”
Yatak odası akşam,
camda bakınarak gömlek düğmelerini çözen Boran
Sıla “bişey mi oldu Boran”
Boran “bilmiyorum Sıla, yok gibi de var gibi de”
Sıla “bişeye mi sıkıldın?”
Boran “evet”
Sıla “neye”
Boran “sanki herkes bişeyler saklıyor benden. Soru sormamı istemiyorlar konuşmamı istemiyorlar sanki.”
Sıla “ne hakkında”
Boran “bilmiyorum bunu sadece hissediyorum, bazen sadece hissedersinya her zaman bildiğin insanlar tanıdığın gibi davranmazlar, konuşmazlar, çok cabuk konuyu kapatmak senden uzaklaşmak için gözlerinin içine bakarlar çok tuhaf.”
Sıla “belki yoktur, bu olanları hepimizi çok yıprattı belki de bundandır.”
Boran “umarım, sanki arkamı döndüğümde bişeyler fısıldanıyor sonra ben döndüğümde herkes susuyor gibi, oysa en huzurlu kendimi en rahat hissettiğim zamanlar ailemin yanıdır. İyi ki sen varsın sıla birtek senin yanında rahat ediyorum.huzur buluyorum. Değil sana güvenmek kendimi teslim etmek çok güzel bir duygu.”
Sıla “Bende ben de sana güveniyorum çok. Bir sabah uyandığımda herşeyin bitmesini diliyorum. Sana sarılmak, senin yanında ömür boyu huzurlu yaşamak istiyorum.”
Yatak odası akşam, yatak üzerinde oturma
Sıla “bunlar seni çok yordu biraz dinlenmelisin" (parmak ucu ile dokunma)
Boran “biliyorum ama dinlenmeye vaktim mi var, sanki hızla giden trendeyim, pencerede gördüğüm resim sürekli değişiyor. Hiç durmıcakmış gibi”
Sıla “oysa insan gördüğü şeylere uzun uzun bakmak istiyor değil mi? Tadına varmak dinlenmek.”
Boran “evet, ortaokulda lisede çok fazla kitap okuyamadım. Üniversiteye girdiğimde bu sefer elime ne geçtiyse okumaya başladım. Beni en çok etkileyen kitap neydi biliyormusun?"
Sıla “neydi”
Boran “Robinson Cruso, tek başına bir adada yaşam mücadelesi beni çok etkilemişti.”
Sıla “biliyorum ben de çok sevmiştim."
Boran “diyorum ki seni Bedirhan’ı alıp ıssız bir adaya gidiim. Başkalarının sorunları olmadan bizi üzen olaylar olmadan üçümüz yaşasak. Hayatı yavaşlatsak, uzun uzun denize girsek, ağaçlar kuşlara baksak, karşımıza çıkan zorlukları yensek.”
Sıla “biz zorlukları her zaman yeneriz, beraberiz, ıssız adada da yeneriz burada da yenicez görürsün. Mutlu huzurlu günlerimize geri dönücez. Herşey geride kalıcak. İyi ki seni tanıdım iyi ki sevgilim oldun, iyi ki kocam oldun.” Şap Boran'a yanaktan öpücük. O da eline öpücük.
(Sabah koruma alışveriş malzemelerini eve getirmesi Zeliha’nın yok olduğunun anlaşılması,)
Yatak odası sabahı,
Boran "Bedirhan canım" (telefonu çalar)
Sıla "Kim bu saatte acaba"Bakalım kimmiş
Koruma "Ağam Zeliha bacım kayıp"
Boran "Ne nasıl oldu kahretsin, hemen çevreyi aramaya başlayın. Yakınlarda olabilir geliyorum hemen."
Koruma "Tamam ağam."
Sıla "Boran ne oldu?"
Boran "Zeliha yok"
Sıla "Nasıl yok, gitmiş mi?"
Boran "Bilmiyorum"
Sıla "Berzan"
Boran "Ne"
Sıla "Berzan yerini biliyodu"
Boran "Sen nerden biliyosun Sıla, ne biliyosun, niye bana söylemedin"
1-Kevser
Sıla Bedirhan'ın diş kontrolü “göster anneye afferin”
Kevser'in gelişi ve “gelin hanım az bir vaktin varsa konuşalım seninle”
Kevser “Ben bu eve geleli çok sene geçti, çok şey gördüm. İyi kötü çok şey yaşadım. Ama tek bişeyi istedim ailemin içersinde huzur içinde yaşamayı. Onun içindir ki gün geldi hiç bişey duymadım, gün geldi hiçbişey söylemedim. Eğer bu evde yaşamak istiyorsan bunu kural belirliceksin.”
Sıla “Merak etmeyin Kevser hanım Boran’a hiçbirşey söylemedim.Söylemicemde ama bunu sizin tehditlerinizden korktuğum için yapmadım onun üzülmemesi için söylemedim. Onun gözünde dürüst olan sizlerin gerçek yüzünü görürse nasıl acı çekiceğini bildiğim için söylemedim."
2-Bedar
Sönmezler de Bedar Sıla otururken gelen sessiz telefon. (Narin, Emir, Feride etrafta dolanıyorlar)
Bedar "Sıla'm sıkıntılı gibisin biraz, ne oldu yavrum de bana"
Sıla "Önemli bir şey değil anne, bazen kendini sıkışmış hissedersin ya herşey üstüste gelir ya"
Bedar "Hay böyle sanki herşey senin dışında senden habersiz olup biter sonra gelir sana dokunur"
Sıla "Üstesinden gelinir elbet geçer gider zamanla elbet"
Bedar "hay geçer gider elbet, nasıl geçer nasıl olur bilemezsin, ama sonunda muhakkak geçer. Güzel yavrum benim"
3-Berzan ve Kevser
Sıla konakta çalan sessiz telefon, 1.de ses yok.2.sinde “konuşmıcakmısız?”
Berzan ”kusura bakmayın rahatsız ettim.”
Sıla “ne istiyorsunuz”
Berzan “Boran’ın anladığını sanmıştım. Ama yanılmışım. Benim tek isteğim oldu yanında olmak. Ona oyunun bittiğini söyledim ama hala sürdürüyor.”
Sıla “Boran sadece Zeliha’yı korumak istedi.”
Berzan “Zeliha’yı benden koruması gerekmiyor. Asıl böyle davranarak tehlikeye attınız ikisinide. Yerini öğrenmem hiçte zor olmadı. Aşirette bulacaktır eninde sonunda.”
Sıla “sizi daha fazla dinlemek istemiyorum”
Berzan “bidakka kapatmayın, Sıla hanım Boran’a bunu ancak siz anlatabilirsiniz. Çünkü beni dinlemeyecek. Söyleyin ona hata ediyor. Zeliha ile buluşmamaızı sağlaması gerek. Ancak Boran söylerse dinler, güvenir ona. Sürekl kaçamazlar, peki çocuğun hayatı ne olacak? Ben onlara çok uzaklarda yepyeni bir hayat kurabilirim.Tıpkı Boran’ın daha önce sizin için düşlediği gibi. Başka çare yok, Boran’ı ancak siz ikna edebilirsiniz. Daha önce beni ikna ettiğiniz gibi.”
Sıla “Size güvenmiyorum, niye inanıyım ki daha önce verdiğiniz hiçbir sözü tutmadınız.”
geriden gelen kulak kesilen kaynana
Kevser “kiminle konuşuyordun sen” Sıla “Sizi ilgilendirmez”
Kevser “bana bak gelin hanım ayağını denk al, yine ne işler çeviriyorsun bilmem ama, aileme zarar verecek şeyler yapmana müsaade etmem.”
Sıla “ben de, ben de aileme zarar verecek bişeyler yapmanıza müsaade etmem”
1-Boran Zinar amcasını ziyareti
Boran “Babam bi anlam veremedi ama bunlar Fevzi Devran’ın evinde ne arıyordu?”
Zinar FD üzerine “günahını almak istemem bla bla “ diyerek yalanları sıralaması
O sırada gelen Hamit ağa’ya Zinar’ın yeğenini tanıştırması
Hamit ağa “yok daha önce tanışmadık ama namını duydum”
Boran “estağfirullah, ben de gidiyordum zaten”
{-Şivan’ın Zeliha ve bebeği hakkında Boran’a bilgi vermesi.}
2-Boran Abay ofiste konuşması
Boran koruması ile telefon konuşması Zeliha’nın yerleştirildi haberi bunun üzerine gelen Abay Feride'yi bırakmışmış gelirken.
Abay "İyiyim seni sormaya gerek yok tabii, seni böyle mutlu görmek iyi geliyor bana."
Boran "Berzan vazgeçti derken aşireti düştü kızın peşine neyse başka bir yere aldırdım güvende şimdi ama yarın ne olur bilmiyorum."
Abay “Boran sen elinden geleni fazlası ile yaptın, dediğin gibi yarın öbür gün problem çıkabilir. Ama bir kere de o şeyi o an olsun düşünmeyiver.”
Boran “Bir de Murat meselesi var ona ne diyeceğimi de bilmiyorum hiç".
Abay “O çocuğun bildiği herşey değişecek altüsüt olucak".
Boran “Babası ile asla konuşamıcak, hesaplaşamıcak, affedemicek.”
{-Murat servis aracında Boran’ı arayıp buluşma istemesi, Boran’ın Abay ile paslaşması ve tarih üzerine yorum yapmaları.}
3-Boran ve Abay emniyet çıkışı
Emniyette Boran ile Abay’ın yangın ve sümerler üzerine araştırması. Kayıtlarda bebek ölüsünün bulunmaması.
Boran ]“bu çok anlamsız kayıtlara göre ev tamamen yanmış, Fevzi Devran bunları nasıl ele geçirmiş? Olabilir ki. Ne zaman ve neden?”
Abay "belki ailenin başka bağlantıları vardır. Belki tanıyordur onları.”
Boran “19 Mayıs 1983 yazıyor burada, yangın 22 Mayıs 1983 te olmuş”
Abay “kayıtlara göre ölenlerin arasında bebek cesedi yok öyle mi?
{-Boran Abay ofis önü, Murat Devran ile terasında bişi bulamadım ayaküstü sohbeti ve evrakları iade etmesi.}
4-Boran’ın konağa gelmesi annesi ile diyalog
Kevser "biraz konuşalım mı”
Boran “konuşalım”
Kevser “Hayırdır oğul pek keyifsiz halin, canını sıkan bişey mi var?”
Boran “yok iyiyim yani sorunlar oluyor tabii olucak”
Kevser “böyle ufak tefek şeyler olacak. Onlar önemli değil yeter ki ailemiz birarada olsun”
Boran “bu sahip olduğun aileyi de bağlıyor maalesef herkes bizim kadar şanslı değil. Her insan bir olmadığı gibi her ailede bir olmuyor. Aynı sıcaklığı temiz duyguları barındırmıyor içinde.”
{-Sabah (yatak cıbıllık) gelen telefon üzerine
Boran “Şivan çabuk arabaları hazırlayın gidiyoruz.”Arabadan korumaya telefon yanında Şivan’a Berzan’ın evi için talimat.}
{-Korumanın odaya girip Zeliha mektubunu bulması, gelen Boran’a mektubu vermesi, Boran'ın Şivana Berzan’a yollanan korumaların geri çekilmesi talimatını vermesi.
Boran “kaçırılmamış kendi gitmiş, bu da savunmasız olduğunu gösteriyor. Ne aşiret ne Berzan bilmemeli yoksa büyük tehlikede olcak”
Şivan “Ne yazpıcaz ağam.”
Boran “Zeliha nın yerini değiştirdiğimiz düşünecekler yani öyle düşünmelerini sağlıcaz”}
5-Berzan’ın Boran’ı ziyareti.
Berzan “evet Boran yine karşı karşıyayız işte.Sana oyun bitti demiştim, anladığını sanmıştım.”
Boran “ben oyun oynamıyorum Berzan. Başından beri oyun oynayan yalnızca sendin. Aslında zavallı aciz bir adam olduğunu unutmak için yaptın bunu. Yalanlarla iğrenç sırlarla bir oyun oynadın.”
Berzan “bu doğru değil,kar etmeye çalışma”
Boran “aynı olduğumuzu anlatmaya çalışma bana tekrar değiliz. Seni anladım doğru ama bu sana güveniceğim anlamına gelmez Berzan.”
Berzan “evet kime güveniyorsun sen Boran, babana mı? Firuz ağaya mı?”
Boran “ne demek bu”
Berzan “bu senin meselen vakti gelince öğrenirsin. Şimdi bizim meselemizi konuşucaz. Duymak istemedin sana kendi kendinle satranç oynama dedim. Farkında olmadan kendine mağluğ olursun dedim dinlemedin. Şimdi şansın yok Boran mağlup olucaksın. Çünkü bu bir oyun değil savaş ölüm kalım savaşı.”
Boran “elinden |