Tüm Versiyonu Göster : Mahir Günşiray


bahar_can
09-10-06, 18:16
Mahir Günşiray, 10.08.1960, İstanbul

Eğitim: Lisans (1979-1983); Ankara Hacettepe Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Devlet Konservatuarı, Tiyatro Bölümü.

Yüksek Lisans (M.A.) (1984-1985); Leeds University, The Workshop Theatre.

Sanatta Yeterlik (1987-1990); Mimar Sinan Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Sahne ve Görüntü Sanatları Bölümü.

Çalıştığı Tiyatrolar: Bursa Devlet Tiyatrosu, İstanbul Devlet Tiyatrosu, Tiyatro Stüdyosu, Theatre an der Ruhr (Almanya), Tiyatro Ti, Tiyatro Oyunevi.

Tiyatroda Oynadığı Oyunlar: "Yıldırım Beyazıd", Hidayet Sayın; "Kısmet", Erhan Gökgücü; "Cimri", Moliere; "Kral Üşüyor", S.K. Aksal; "Afife Jale", Nezihe Araz; "Kan Kardeşleri", Willy Russel; "Küçük Burjuvalar", M.Gorki; "Bernarda Alba'nın Evi" F.G. Lorca; "Kaybolma Üzerine Bir Piyano ve Dört Oyuncu ile Fantezi", Nesrin Kazankaya, Mahir Günşiray, Özden Çiftçi, Ayşe Günşiray; "Adam Adamdır" B. Brecht; "Hizmetçiler" J. Genet; "Hikaye-i Don Kişot" Cervantes/Mahir Günşiray,Çetin Sarıkartal; "Ceza Kolonisi"nde, Franz Kafka; Unutmak, Joel Jouanneau, Enzo Cormann, Eugene Durif, Eric-Emmanuel Scmitt; "Gavara" Nihat Genç; "Döne Döne", Werner Schwab; "Tol", Murat Uyurkulak.
Tiyatroda Yönettiği Oyunlar: "Sezuan'ın iyi insanı", B. Brecht, (The Workshop Theatre, Leeds); "Hapishane'den Mektuplar" Nazım Hikmet, (The Workshop Theatre, Leeds); "Sayım Suyum Yok", Ahmet Önel, (Bursa Devlet Tiyatrosu); "Soğan", Aldo Nikolai, (İstanbul Devlet Tiyatrosu); "Quad", Samuel Beckett, (Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği); "Adam Adamdır", B. Brecht (Tiyatro Ti); "Hizmetçiler", J. Genet, (Tiyatro Oyunevi); "Antigone", Sofokles, (Tiyatro Oyunevi); "Hikaye-i Don Kişot" Cervantes/Mahir Günşiray, Çetin Sarıkartal (Tiyatro Oyunevi); "Ceza Kolonisi"nde, Franz Kafka; "Ormanların Hemen Önündeki Gece", Bernard-Marie Koltes; Unutmak, Joel Jouanneau, Enzo Cormann, Eugene Durif, Eric-Emmanuel Scmitt (Tiyatro Oyunevi); "Bir Äehir Bir Äair" Ahmed Arif, (Theater Rast, Amsterdam); "Gavara" Nihat Genç (Tiyatro Oyunevi); "Döne Döne", Werner Schwab; "Tol", Murat Uyurkulak.

Rol aldığı filmler: "Oğlum Oğlum", 1966; "Bebek", 1979; "Baharın Bittiği Yer", 1989; "Metamorfoz" (Atatürk filmi), 1990; "Seni Seviyorum Roza", 1991; "Sarı Tebessüm", 1992; "Yer Çekimli Aşklar", 1996; "Avrenos Müşterileri", 1996; "Ölmeye Yatmak" (kısa film), 1997; "Parçalanma", 1998.

Rol Aldığı Televizyon Dizileri: "Dudaktan Kalbe", 1987; "Ayaşlı ile Kiracıları", 1988 (Tiyatro ve Televizyon Yazarları En iyi Erkek Oyuncu); "Kaldırım Serçesi",1989; "Borsa", 1992; "Çaylak", 2003.

Yönettiği Video Film: "Film", S. Beckett, 1985.

Tiyatro Alanında Eğitmenliği: 1987-1992, Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı, Tiyatro Bölümü, "Hareket", "Doğaçlama", Fonetik"; 1988-1992, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı, Tiyatro Bölümü "Hareket"; 1996-1998,Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Tiyatro Bölümü, "Oyunculuğa Giriş"; 1997, Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Sahne Dekoru ve Kostüm Bölümü, Tiyatro Anasanat Dalı, "Oyunculuk".

Katıldığı Etkinlikler: "Doğaçlama", Gazhane II sergisi, 1990; "Quad" S. Beckett, Kesintisiz Sanat Etkinliği, Plastik Sanatlar Derneği, (1996); Proje adı: Git-gel, Oyun: "Hizmetçiler" J. Genet, SANART, Sanat ve Çevre, 1997.

İşte size gerçek bir sanatçı... Eğitimiyle, filmleriyle, tiyatroculuğuyla, dizi oyuculuğuyla, yönetmeliğiyla, akademisyenliğiyle ve etkinlikleriyle tam bir sanat adamı... Ben başlığı açtım... sizden özellikle resimlerini koymanızı rica edeceğim çünkü ben bu konuda tam bir cahilim:img-grin2 görüşmek üzere...

bahar_can
15-10-06, 18:24
Mahir Günşiray'a 'sineklik' sorgusu


İstanbul - Hakkari Sanat Köprüsü etkinlikleri kapsamında tiyatrocu
Mahir Günşiray'ın Hakkari'de sahneleyeceği 'Gavara' adlı oyunun dekorunda yer alan sineklik, yeşil, kırmızı ve sarı renklerinden dolayı DGM'lik oldu. Bir
öğretmenin ihbarı üzerine Günşiray ile oyunda rol alan arkadaşları Hakkari Cumhuriyet Savcılığı'nda ifade verirken, sinekliğe el konuldu.
Hakkari Valiliği'nin desteklediği ve mekan olarak Öğretmenevini tahsis ettiği 'Gavara' adlı oyun için tiyatrocu Mahir Günşiray, dün saat 18.00 sıralarında prova yaptı. Provayı izleyen bir öğretmen, tiyatro oyununun
dekorunda bulunan ve bordo, sarı, turuncu, kırmızı ve yeşil renklerden oluşan sinekliği sakıncalı olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet Savcılığına ihbar etti. Bunun üzerine, öğretmenevine gelen polisler sinekliği çıkarıp götürdü.
Tiyatrocu Mahir Günşiray da, bugün saat 20.00'da sahnelenmesi gerken oyununu oynamaktan vazgeçti. Sanatçı Günşiray ile oyunda rol alan arkadaşları, sabah saatlerinde savcılıa çağırılarak, sineklikle ilgili olarak 1.5 saat süreyle ifade verdi. Savcılık, tiyatrocuların serbest bırakılması ve olay hakkında yetkisizlik kararı vererek, adli emanette tutulan sinekliğin Van DGM'ye gönderilmesini kararlaştırdı. DGM Savcılığı'nca yapılacak incelemede suç unsuru bulunursa dava açılacak.

GÜNŞİRAY ŞAŞKIN

Tiyatrocu Mahir Günşiray, Adliye çıkışında soruları yanıtlarken, bir erkeğin sünnetinden askerliğine kadar yaşadığı olaylardan kesitlerin konu edildiği oyununun Kürtçeyle bir ilgisi olmadığını, Trabzon halkının kullandığı bir kelime olan 'Gavara'nın, 'aniden ortaya çıkan bela' anlamına geldiğini söyledi. Günşiray, "Sinekliğin dava konusu yapılması ve tutuklanması bizleri çok şaşırttı. Savcılıkta ifade verdim. Sinekliğin Van DGM'ye gönderilmesi kararlaştırıldı. AB'ye girmek için üst üste uyum paketlerinin çıkarıldığı bir dönemde, bu olayı şansızlık olarak değerlendiriyorum" dedi.
Tiyatro sanatçılarıyla birlikte adliyeye giden Sanat Köprüsü Koordinatörü Vecdi Sayar ise, bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen etkinliklerin geçmişte olduğu gibi yine birtakım engellerle karşılaştığını söyledi. Sayar, şöyle konuştu: "Bu bölgede hassas olan sarı, kırmızı, yeşil renkler nedeniyle dekora el konulmuştur. AB yolunda olan Türkiye'de renklerin mahkum edilmesi, hiçbir demokratik ülkenin uygulamalarından değil. Çok üzüldük."

VALİ: DEMEK Kİ SUÇ UNSURU VAR

Hakkari Valisi Erdoğan Gürbüz ise olayın kendilerinin dışında ve savcılıkça yürütülen bir soruşturma olduğunu ifade ederek, "Bir grup vatandaş savcılığa telefonla ihbarda bulunmuş. Savcının talebi üzerine polis gerekeni yapmış. Sözü edilen dekora, bir suç unsuru var ki el konulmuş" dedi.

18/06/2003 Radikal

bahar_can
15-10-06, 18:48
Hürriyetin ekinden:
http://img165.imageshack.us/img165/74/tarasm0.jpg (http://imageshack.us)

Dizideki performansı her zamanki gibi çok iyi...

bahar_can
15-10-06, 18:53
[QUOTE=Melal;1173520]Kanal D'nin yeni yayın dönemi tanıtım fragmanından birkaç resim:)

http://img469.imageshack.us/img469/4930/bscap0000om9.jpg (http://imageshack.us)

<A href="http://imageshack.us" target=_blank>http://img241.imageshack.us/img241/186/bscap0001vs6.jpg (http://img241.imageshack.us/img241/186/bscap0001vs6.jpg)

bahar_can
15-10-06, 19:05
[QUOTE=samsunlu10;1297412]
http://www.mitglied.lycos.de/samsunlu1/diziler/sagiroda/2/11.JPG
http://www.mitglied.lycos.de/samsunlu1/diziler/sagiroda/2/12.JPG

bahar_can
15-10-06, 19:29
Tiyatro Oyunevi, "Kültür Bakanlığı Özel Tiyatrolara Destek Değerlendirme Kurulu" tarafından adeta cezalandırıldı; 2006 yılı projesi için hiçbir destek verilmiyor.

Tiyatro Oyunevi Müdürü Nilgün Kurt'un yaptığı basın açıklamasına göre, Tiyatro Oyunevi, bugüne değin adaletsiz ve haksız uygulamalara karşı çıktığı için "Kültür Bakanlığı Özel Tiyatrolara Destek Değerlendirme Kurulu" tarafından adeta cezalandırıldı; 2006 yılı projesi "Lorcahane" için hiçbir destek verilmemesine karar verildi!


Nilgün Kurt'un yaptığı açıklama şöyle:

Bugüne değin her sanat sezonunda dağıtımın adaletsizliğinden payını (!) alan Tiyatro Oyunevi, her şeye rağmen, her sezon yeni projeler üreterek yoluna devam edecek, seyircilerinin ve yakın tiyatro dostlarının olağanüstü desteği ile perdelerini açmayı sürdürecek ve yeni projesi "Lorcahane"yi gerçekleştirecektir.

Özel Tiyatrolara Devlet Desteği Kapsamında 2005-2006 Sanat Sezonunda, yönetmeliğin gerektirdiği tüm kıstaslara uyduğumuz ve gerekli prosedürleri eksiksiz ve zamanında yerine getirdiğimiz halde devlet desteğinden yararlanmadığımızı gerekçesiz olarak öğrenmiş bulunuyoruz.

Komisyon üyelerinden aldığımız duyumlara göre, devlet desteğinden yararlanmamamızın nedeni tiyatromuzda da yönetmenlik yapan Mahir Günşiray'ın Devlet Tiyatroları'nda çalışıyor olmasıdır. Hatta bu gerekçe nedeniyle Tiyatro Oyunevi puan usulü oylama aşamasında devre dışı bırakılmıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Yasasının 28. Maddesi uyarınca Mahir Günşiray'ın "görevini aksatmamak kaydıyla" aldığı izinlerle kalan zamanlarında tiyatroya hizmete devam etmesinin, yasal açıdan hiç bir sakıncası yoktur ve bu gerekçenin yasal bir dayanağı da olamaz.

Değerlendirme Kurulu Mahir Günşiray'ı cezalandırırken aslında Tiyatro Oyunevi ve Türk Tiyatrosu cezalandırılmıştır.

Daha önceki sezonlarda gerçekleştirdiğimiz Sofokles?in "Antigone", Cervantes'in "Hikaye-i Don Kişot", F.Kafka'nın "Ceza Kolonisi"nde, B.M. Koltes'in "Ormanların Hemen Önündeki Gece" projelerine destek aldığımızda Mahir Günşiray, halen olduğu gibi o zaman da devlet memuruydu.

Tiyatro Oyunevi herşeyden önce, düzenli olarak vergisini ödeyen bir kurumdur.

1996 Kuruluş yılından beri repertuar tiyatrosu olma yolundaki çalışmalarını sürdüren Tiyatro Oyunevi, Jean Genet "Hizmetçiler", Sofokles "Antigone", Cervantes "Hikaye-i Don Kişot", Franz Kafka "Ceza Kolonisi", (Tiyatronline Seyirci Ödülü En İyi Sahne Tasarımı) Bernard-Marie Koltes "Ormanların Hemen Önündeki Gece", N.V.Gogol "Evlenme", Joel Jouanneau, Enzo Cormann, Eugene Durif, Eric-Emmanuel Schmitt "Unutmak", (Ankara Sanat Kurumu 2003 En iyi Yönetmen ödülü) Nihat Genç "Gavara", Werner Schwab "Döne Döne" (2005 Tiyatro Tiyatro Dergisi En İyi Yapım Ödülü), Murat Uyurkulak "Tol" oyunlarını gerçekleştirerek ülkemiz kültür ve sanatı adına dikkate değer katkı yapmayı başarmış, yurtiçi turneler yapmış ve yurt dışı turneleriyle bu katkıyı uluslararası platforma taşımıştır. "Bir Avuç Hayvan Mayvan" ve "Bebek Fil" çocuk oyunlarıyla da küçük izleyicilerini unutmamış olan Tiyatro Oyunevi, 2000 yılından itibaren çalışmalarını sürdürdüğü İSM 2. Kat'da (İstanbul Sanat Merkezi) seyircisini ağırlamayı sürdürmektedir.

başka bir siteden alıntıdır.

emel altuner
15-10-06, 20:06
Yeniliğe tutkun tiyatroseverlerin sığınağı Tiyatro Oyunevi ve Mahir Günşiray...
Geçtiğimiz 2003 yılında Mürtüz Yolcu tarafından düzenlenen 8. Diyalog Tiyatro Festivali'ne İstanbul'dan katılan tiyatro grupları arasında Tiyatro Oyunevi'de vardı. Sergiledikleri Unutmak adlı oyun ilgiyle izlendi. Oyunun yönetmeni Türk sinemasının bir zamanlar önemli isimlerinden olan Orhan Günşiray'ın oğlu Mahir Günşiray idi. 6 yaşında iken babası Orhan Günşiray ve Filiz Akın'la aynı film setini paylaşmışlar. İlk zamanlar sinema oyuncusu olmak istediğini söyleyen Mahir Günşiray, sanat yaşamını şöyle özetliyor
6 yaşında iken babam Orhan Günşiray ve Filiz Akın'la bir filmde oynadım. Sinema oyuncusu olmayı arzu ediyordum. Ancak yaptığım filmlerde kendimi oyuncu olarak pek iyi bulmadım. Ankara Hacettepe Devlet Konservatuarı'nda Tiyatro Bölümü'nde tiyatro eğitimi aldım. Daha sonra yönetmenliğe daha çok ilgi duydum. İngiltere'de 2 yıl yönetmenlik üzerine master yaptım. Türkiye'ye döndüm, Mimar Sinan Üniversitesi'nde doktoramı yaptım. 1986 yılında Devlet Tiyatrosu'na oyuncu ve yönetmen olarak girdim. Sinema filmlerinde ve televizyon dizilerinde oyunculuk yaptım

Oynadığınız ve yönettiğiniz bazı oyunlar?

Bursa Devlet Tiyatrosu'nda Ahmet Üner'in "Sayım Suyum Yok" adlı çocuk oyununu yönetmekle başladım. Arkasından İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda oyunculuğum oldu. Kurduğumuz Tiyatro Stüdyosu'nda Kan Kardeşleri'nde oynadım. Ayşe Günşiray, Özden Çiftçi ve Nesrin Kazankaya ile Devlet Tiyatrosu'nda yaptığımız bir projeyle Bonn Bienali'ne katıldık.
Kurmuş olduğunuz Tiyatro Oyunevi'ni tanıtır mısınız?
Ben ve bazı arkadaşlar 1996 yılında Tiyatro Oyunevi'ni kurduk. Tiyatro Oyunevi, kurulduğu ilk günden bu yana izleyicisine hep sıradışı yapıtlar sundu ve yeniliğe tutkun tiyatroseverlerin neredeyse sığınağı oldu

Grubumuz politik bir tiyatro grubudur. Ancak politik tiyatrodan anladığımız aslında daha çok sergilemekten ibarettir. Görevimiz toplumda olanları düşündüğümüz doğrultuda sergilemektir. Vazifemiz söz söylemek değil.
Söz söylemek kişilerin kendi başlarına, kendi karar verecekleri cümleler olmalıdır. Tiyatro oyunculuğu, kendi bedenimize, kendi ruhumuza vurduğumuz neşterlerden ibarettir. Oynadığımız oyunların konularında hiçbir çözümümüz yok. Çıkış yolunu bulup göstermek değil, çıkış yolunu arama süreci önemlidir. Tiyatro Oyunevi, temelde faşizm ve iktidar kavramlarını, bu kavramların farklı biçimlerini, görüntülerini ve kadın-erkek insan bedeninin bu kavramlar ya da oluşumlarla ilişkisini sorgulamaya çaba gösterdi.
Tiyatro Oyunevi'nin çalışmalarından örnekler?
Sophokles'in Antigone'si, Genet'nin Hizmetçiler'i, Cervantes'in Hikaye-i Don Kişot'u, Kafka'nın Ceza Kolonisi'nde'si, Koltes'in Ormanların Hemen Önündeki Gece'si, Gogol'ün Evlenme'si, kendiliğinden birbirinden farklı gelişen sahneleme ve oyunculuk yaklaşımlarıyla hep oynama arzusu, oyuncunun kendini sahnede temsil etme kararlılığı ve politik olanın nasıl segilenmesi gerektiği üzerine yapılan çalışmalar oldu. Bütün bunlar, ortaya koyduğumuz sorunları
anlamaya çalışma, oyunu seyirciyle paylaştıkça yeni şeyler farketme, böylece yeni sorular çıkartabilme uğraşı ve bir çıkış yolu arayışı süreci olarak yaşandı.
8. Diyalog Tiyatro Festivali'nde sergilediğiniz UNUTMAK adlı oyun üzerine neler söylersiniz?
Unutmak adlı oyunun metni, Uluslararası Af Örgütü'nün 1996 yılında Fransız tiyatro yazarlarından unutmaya karşı tiyatro teması doğrultusunda kaleme almalarını istediği yapıtlardan oluşan bir kolaj. Kötülüğü ya da iktidarı parmakla gösterebilecek kadar açık bir biçimde tanımlayabilmenin güçleştiği bir süreç içindeyiz. Kim kötü kim iyi? Kim şeytan kim melek? Kim insanlık için kim hayvanlık için? Kim barış için kim savaş için? Kim güçlü kim aciz? İktidar kimde ve nerede? Her yönüyle şiddetin, işkencenin, kötülüğün ve iktidar kavramının bambaşka bir yüzü ile karşı karşıya olduğumuz bu çağda "Unutmak" bu sorulara yanıt bulabilme çabasıdır. Unutmak oyununu iki ana tema üzerinde okumaya çalıştık: unutmak ve kötülüğün, iktidarın biçim değişimi.

Yeni projeleriniz var mı?
2004'ün Mayıs'ında Atatürk Kültür Merkezi'nde Kırmızı Başlıklı Kız'ı bir show olarak sunacağız. Yanlız bu Rold Dahl'ın yazdığı Kırmızı Başlıklı Kız'dan daha dağişik. Paul Petersen adlı bir besteci bu hikayeyi bir orkestra için yazmış. Bu gösteride büyük bir sahneye gereksinim var. Bundan başka Werner Schwab'dan çevirdiğimiz "Döne Döne" adlı bir projemiz var.
Adem DURSUN / Merhaba / Berlin

emel altuner
15-10-06, 20:08
http://img177.imageshack.us/img177/2807/admahirgunsiray001xm0.jpg
http://img104.imageshack.us/img104/9837/admahirgunsiray002cc8.jpg
http://img177.imageshack.us/img177/2123/admahirgunsiray003op6.jpg
http://img177.imageshack.us/img177/7003/admahirgunsiray004ix9.jpg
http://img104.imageshack.us/img104/6594/admahirgunsiray005dl3.jpg
http://img102.imageshack.us/img102/2959/admahirgunsiray006uj7.jpg

bahar_can
15-10-06, 20:11
Emelciğim, çok teşekkür ederim... bu resim koyma işini öğrenmek için kısa zamanda senin kapını çalacağım sanırım:img-grin2 :img-kiss: :img-icecr

bahar_can
16-10-06, 16:03
'Tol'u okumadan gel

İSTANBUL - "Devrim vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi" diyor Murat Uyurkulak, geçen yıl çıkan ve eleştirmenlerden övgüler alan ilk romanı 'Tol' için. 12 Eylül kuşağından Yusuf'la 68 kuşağından bir şairi, Türkiye'nin yakın siyasi tarihinden hikâyeler eşliğinde 1950'lerden 90'lara yolculuğa çıkaran 'Tol', şimdi tiyatroda. Tiyatro Oyunevi tarafından sahnelenen 'Tol'un promiyeri geçen ay Diyarbakır'da yapılmıştı.
Önümüzdeki günlerde Bursa ve İstanbul'da seyirciyle buluşacak oyunu tiyatroya Mahir Günşiray uyarladı. Mahir Günşiray'ın yönetip Güven İnce'yle birlikte rol aldığı oyunun sahne tasarımını Claude Leon, müziklerini Ümit Kıvanç, ışık tasarımını ise Yüksel Aymaz'a hazırladı. 'Tol'la ilgili konuştuğumuz Günşiray "İzlemek isteyenler kitabı okumadan oyuna gelsin" diyor.

'Tol'u neden oyunlaştırmak istediniz?
Okuduğumda, dilindeki vahşiliğe, hayvansılığa hayran oldum. Sanki cümleler, yazarın beyninden fışkırmış ve bir defada kağıda dökülmüş gibiydi. Ayrıca roman, 70'li yılların çalkantısında yaşamış bir karakterin, 2000'lere geldiğinde nerelere savrulduğunu çok iyi anlatıyor. Karakterlerin içi boşaltılmamış, slogancı bir anlatım yok. Bence, geçtiği dönemi anlatabilen en sıkı metin.
Metinde sekiz karakter var ama biz sahnede iki kişi gördük..
O dünyadaki insanların tümünü canlandırma gibi bir durumumuz yok. Zaten Canan karakterini canlandıracak oyuncumuz yok! Aslında oyun, 12 Eylül kuşağı iki erkeğin farz-ı misal bir tren yolculuğundaki kuşak çatışması ve hesaplaşması üzerine. Yani iki kişinin oynaması gereken bir oyun. Diyelim ki herkesi canlandırmaya kalktık, zaten Cananımız olmadığı için meddahlığa düşmek zorunda kalırdık!

Kitabı okumayanlar, oyunu anlamakta zorlanıyor mu?
Oyunda olaylar ve karakterler arasındaki bağlantı defalarca söyleniyor. Mesela anlatıcı, "Oğuz ve Canan mahalleye çok yakıştılar" diyor, "topal oğlan yaralı yüze âşık olur" diyor. Ardından Yusuf, 'babamın' dediği bohçayı açıyor, içinden babasına ait eşyalar çıktığı andan itibaren babasının rolüne giriyor. Oyun, kolay bir oyun değil. Yani bu konuda yapılan bir eleştiri haklı olabilir. Romansa hiç kolay değil; zaman ve mekan kurgusu çok farklı. Ama sonucunda her şey birbirine bir 'puzzle' gibi bağlanıyor. Buna karşılık biz oyunu çok basitleştirdik. Ben keşke daha cesaretli olsaydım da daha çok zaman kaydırması yapabilseydim. Kitabı okuyarak gelme konusunda ise, tam aksine romanı okumadan gelin diyorum. Çünkü romanı okumadan oyunun yüzde 80'inin anlayabiliyorsa insanlar biz kendimizi yüzde 300 başarılı sayarız.

'Tol'da metin çok oyunlaşamamış gibi görünüyor.
Bu oyunu, hikâye anlatıcılığı şeklinde yorumladık. Oyunu tiyatroya dönüştürmeye çalıştık ancak dramatizasyona kaçmadık. Çünkü metni dramatize ettiğiniz zaman oyun bildik bir tiyatroya dönüşürdü, diyalog halinde geçen sahneler fazla olacaktı. Yağmurlar bölümünde, insanların Kalpdere dedikleri, belki biraz Kızıldere'ye göndermesi olan; Oğuz ve Canan'ın karargâh gibi bir yerde, Şadi ve Adnan'la -bu da Mahir ve Deniz'lere gönderme- birlikte olduğu, uzunca ve şiirsel bir bölüm var. 10 dakika sürüyor. Bunu dramatize ettiğiniz zaman, buradaki şiirsellik kaybolur. Burada bizim de yakalamaya çalıştığımız şey zaten seyirciye anlatı üzerinden, metindeki karakterlere birebir bürünmeden kafalarında hikâyeyi kendilerinin kurmasını sağlamak. Bu, seyircinin alışmadığı bir uygulama ama aynı zamanda seyirciyi aktif kılıyor. Murat (Uyurkulak), roman yazarı gibi dursa da ve 'Ben kötü şiir yazıyorum' dese de 'Tol', şiir gibi bir roman.
Hikâyeyi, seyircinin kafasında klasik bir oyunla da canlandırabilirdiniz...
Biz tiyatronun bir zanaat olduğunu hissediyoruz ve hissettirmek istiyoruz. Bu nedenle oyunculuk, sahneleme ve dekorda sadeliği tercih ediyoruz. Bazı tiyatrolarda kostümler, panolar var. Adam giriyor kadınla konuşuyor, birtakım duygular yaşıyorlar, müzik giriyor komedi oluyor, müzik giriyor dram oluyor, çıkıyorlar. Bu, geri kalmış, yaşamayan bir tiyatro. Yaşayan tiyatro, ancak seyredenin başka yerde göremeyeceğini bildiği bir tiyatrodur.

Gelen tepkiler nasıl?
Murat, oyunu Diyarbakır'daki prömiyerinde izledi. Çok çok beğendi. 'Kitaba bu kadar sadık kalmayabilirdin' diye de ekledi. Kitabın hayranları beni ilk tebrik edenlerden. Hatta hemen prömiyerin ertesinde, Ekşi Sözlüğe bile girmişiz.

18/05/2005 Radikal
AYŞE MİNE BALKANLI

Kaan 82
17-10-06, 04:39
cok iyi oyuncu

NeSLiHaNNeSLi
30-12-06, 19:30
Burhan Ayeri'nin diziler ile ilgili yazmış olduğu yazıya karşı bir metin hazırlandı ve bu metni kendisine göndereceğiz. Lütfen sizde bize destek verin...Bunun için yapmanız gereken bana yada Hande'ye isimlerinizi özel mesaj ile bildirmek. Gönderilecek olan metni KY forumunda basında çıkan haberler başlığında bulabilirsiniz.

Memo_İSOM
01-01-07, 23:30
harika şahane bir oyuncu adam gibi bir oyuncu..

FBuse
08-04-07, 02:16
cok iyi oyuncu
katiliyorum.. bencede cok iyi bi oyuncu!! Sagir Oda´yi izlemiyorum hala dizide yer aliyormu kendisi??

nessa
02-07-07, 12:21
Sağır oda ve Kaybolan Yıllar dizilerini severek izliyordum.İkisinde de çok başarılı bir oyunculuğu vardı.Zaten tiyatro kökenli bir oyuncu olması nedeniyle bu başarı bir tesadüf değil elbette.Soğuk ve ciddi bir duruşu var,karizma katıyor bu oynadığı role.Sık olmasa da gülümsüyor bazen ve bence bu ona çok yakışıyor.Kaybolan Yıllar bitti kesin olarak.Sağır Oda'nın devam etme ihtimali var sanırım,umarım öyle olur.

ehlocan
10-08-07, 14:04
Gitmek'in çekimleri tamamlandı

Filmin çekimleri kasım ayında başlayıp, aralıkta sona erdi. İstanbul’da başlayan çekimler, sırasıyla Diyarbakır, Mardin, Silopi, Van, İran’ın Urmiye, Kuzey Irak’ın Erbil ve Süleymaniye kentlerinde yapıldı.





AŞK SAVAŞI YENEBİLİR Mİ?



İstanbul’da yaşayan tiyatrocu Ayça ile Kuzey Irak’lı tiyatrocu Kürt Hama Ali, Türkiye’de çekilen bir film setinde tanışır ve âşık olurlar. Film çekimleri bittikten sonra Hama Ali Irak’a Ayça ise İstanbul da ki rutin yaşamına geri döner. Irak’ta savaşın patlamasıyla birbirlerine ulaşmaları mucize halini alır. Ailesiyle, tiyatro çevresi ve kendisiyle mücadele eden Ayça, herkes Irak’tan kaçmaya çalışırken Hama Ali’ye ulaşmak için adeta tersine bir yolculuğa çıkar. İki sevgili savaşın acımasız şartlarında buluşabilecek midir?


İnsan haklarına vurgu yapan filmleriyle tanınan, ödüllü yönetmen Hüseyin Karabey “Gitmek” adlı ilk uzun metraj filminde aşkı uğruna zorlu bir yolculuğa çıkmayı göze alan bir kadının hikâyesini anlatıyor. Filmin çekimleri üç ülke sınırlarında çok uluslu küçük bir ekiple gerçekleşti. Sonbaharda vizyona çıkacak olan filmin çekim sürecinde 6 bin kilometre yol kat edildi.



GERÇEĞİN ÖYKÜSÜ

Film, gerçek bir aşk öyküsüne dayanıyor. Filmde başrolleri paylaşanlarsa gerçek yaşamdaki kendi rollerini oynuyorlar. Bu aşkın gerçek yaşamdaki ve filmdeki kahramanları ise Ayça Damgası ve Hama Ali Khan. Oyuncu kadrosunda ayrıca Nesrin Cavadzade, Mahir Günşiray, Volga Sorgu, Cengiz Bozkurt, Ani İpekkaya gibi isimler bulunuyor. Karabey’in Ayça Damgacı ile birlikte senaryosunu yazdığı filmin görüntü yönetmenliğini Emre Tanyıldız yaptı. Filmin müzikleri Kemal Sahir Gürel imzası taşıyor. Film, Batı’dan doğuya bir yolculuk yaşatırken, değişen coğrafyaların siluetinde savaşın acı yüzünü orta koyuyor.



ERİC ROHMER’İN KURGUCUSUYLA ÇALIŞIYOR

Filmin kurgusunu ünlü Fransız yönetmen Eric Rohmer’in son 20 yıldır tüm filmlerinin kurgusunu yapan Mary Stephen yapıyor. Stephen, filmin kurgusu dolayısıyla Paris, İstanbul arası mekik dokuyor. Hong Kong’lu olan, Kanada’da sinema eğitimi alan Stephen, Paris’te mesleğini sürdürüyor. Aynı zamanda “La Femis” Film okulun da kurgu dersleri veriyor.



FİLMİN YAPIM SÜRECİ



Roterdam Film Festivali’nde Hubert Bals Fonu’ndan senaryo desteği almasıyla filmin çekimine varan süreç başladı. Ardından Kültür Bakanlığı’ndan senaryo desteği alan Karabey, Rotterdam Film Festivali’ndeki film markete 450 proje arasında seçilen 40 proje arasından yer bularak, burada Hollanda’dan yapımcı bulma imkânı buldu. Ardından yine Rotterdam Film Festivali bünyesinde geçen yıl açılan Hubert Bals Plus’tan ilk yapım desteği alan filmler arasında yer aldı. Kültür Bakanlığı’ndan yapım desteği almasıyla birlikte filmin yapım süreci hız kazandı. Sonra Amerika’da No Borders adında bağımsız filmleri destekleyen NewYork’ta gerçekleşen film markete davet edilen yönetmen, oradan da Global Film Infiative’den ufak bir destek aldı. Bu desteğin en önemli ayrıcalığı filmin Amerika’da dağıtımını garanti etmesi.


Bu filmi çok merak ediyorum hem konusu hem oyuncu kadrosu hemde müzikleri açısından..

rüştü
10-12-07, 18:15
Salı günü 20:00 yayınlanacak olan " MAHŞER" dizisinde yer alıcak kendisi.

Sevenlerine duyrulur.

Diziden bir kaç foto.

http://img502.imageshack.us/img502/4761/01em9.png

rüştü
10-12-07, 18:28
http://img249.imageshack.us/img249/5103/02rk4.png

http://img148.imageshack.us/img148/1047/03qd0.png

cenup
24-03-08, 00:28
Hani bazı oyuncular vardır onlar için "iyi bir oyuncu" veya "başarılı bir oyuncu" demek hafif kalır tarif etmeye çalıştığınızda da kelimeler yanında hafif kalır.İşte Mahir Günşiray da benim için onlardan biri kesinlikle.Oyunculuğuna hayran kaldığım bir insan.Tiyatro sahnesinde izlemeyi çok istediğim oyunculardan biri çünkü biliyorum ki sahnede olmak onun neredeyse yaşam tarzı olmuş.Sağır Oda'yı izlemiş biri olarak orada apayrı bir havası vardı, "Mahşer"i hem onun için hem de başarılı oyuncu kadrosu için izlemiştim(Sağır Oda'yı da aynı şekilde tabiî)."Bıçak Sırtı"nda yer alması ise benim için tam bir sürpriz oldu hem sevindim bu güzel kadroya bir de Mahir Günşiray'ın dahil olmasına hem de kendilerini yeniden bir projede izleyebilmeme.:img-blushBirgün kendilerini tiyatro sahnesinde de izleyebilme dileğiyle.

Muammer Yanmaz'ın "40 Ayna" adlı tamamı tiyatroculardan oluşan 40 oyuncuyla gerçekleştirdiği fotoğraf projesinden Mahir Günşiray;:img-blush

http://img213.imageshack.us/img213/3069/mahirgunsiraybez0.jpg (http://imageshack.us)

hozcan
26-06-08, 00:05
kendisini sağır oda ile tanıdım müthiş oynamıştı ya
mahşer dizisindede oynadı ama dizi fazla tutmadığı için malesef kaldırıldı :img-wink: