ayse
12-10-06, 20:41
Lütfen bu bölümde yorum yapmayınız.. yorumlar bölümüne düşüncelerinizi yazabilirsiniz...
|
Tüm Versiyonu Göster : Yalancı Yarim- Senaryolar (Arşiv 1) ayse 12-10-06, 20:41 Lütfen bu bölümde yorum yapmayınız.. yorumlar bölümüne düşüncelerinizi yazabilirsiniz... tarik_naz 02-12-06, 21:18 naz, tarığa "aptal" dedikten sonra tekrar uyur. sabah olur ve naz rüyasında tekrar o öpüşme sahnesini görür ve sıçrayarak kalkar. alkolün etkisinden dolayı başı ağrımaktadır. tarığa bakar ama o hala uyumaktadır. aklına gördüğü rüya gelir. o öpüşmenin gerçek mi, rüya mı olduğundan emin değildir. biraz düşündükten sonra tarığa sormaya karar verir. naz: tarıkk, tarıkkk, kalk hadi sabah olmuş (ama tarık'tan ses çıkmaz, hala uyuyodur) naz: tarıkk, sana bişey soracam. (naz, şüphelenir, tarığın yanına gelir, elini tarığın alnına koyar ve tarığın ateşler içinde yandığını görür) naz: tarık kalkarmısın tarık:(halsiz bi biçimde) naz hanım? naz: tarık sırılsıklam olmuşsun, ateşin var (içses) yine mi numara yapıyo,geceki olanları unutturmaya mı çalışıyo acaba ama ateşi çok yüksek nasıl numara yapsın tarık: iyiyim bennn naz: nasıl iyisin basbaya hasta olmuşsun. ay ben ne yapacam şimdi. (çok telaşlanır) (tarık ayağa kalkar, ama dengesini sağlayamaz tekrar oturur. Naz iyice korkmaya başlar) Tarık: ben gidip arabayı tamir edecem. Naz: hiç biyere gitmiyosun, seni bu halde hiç bi yere yollamam ( tarığın kolundan tutup kaldırır ve kendi yattığı yere yatırır, üzerini örter.) Naz: çok soğukkk, odun da yok yakacak, sen iyice üşüteceksin şimdi. Tarık: durun ben biraz odun kırayım o zaman. Naz: otur oturduğun yerde ve kıpırdama, ben kırarım Tarık: siz? Naz: evet beğenemedin mi? Neden şaşırdın Tarık: şimdiye kadar hiç bi kadın benim için böyle fedakarlık yapmamıştı. ( naz, tarık için hayatında ilk defa odun kırmaya gider, tabi çok zorlanır odun kırarken ama tarığın son lafları ona güç vermiştir.) ( naz odunları kırarken orada gezmekte olan 2 kişi naz’ı görür ve) Serseri1 : oğlum şuna bak. Serseri2: off, offf Serseri1: bunun ne işi var buralarda, kurtlara yem olur. Gidelim yanına belki bi yardımımız olur. Hahahahahahah Serseri2: abi, ya içerde başka birileri daha varsa, dur bakalım içeri girsin. Bakalım başka birileri daha var mı? Serseri1: doğru. Naz: evettt, odun kıramaz diyenler utansın (acele gücele şömineyi yakar, tarık çok bitkin haldedir. Uyuyakalmıştır yine, naz tarığın yanına oturur, ateşini kontrol eder, sonra eliyle tarığın yanağını okşar ve çok üzüntülü bi şekilde tarığı izler. ) Naz: ah tarık ah, hep benim yüzümden, keşke tatile gidecem demeseydim. Sana bişey olursa kendimi ömür boyu affetmem. (O sırada serseriler camdan tarık ve naz’ı izler, tarık tan zarar gelmeyeceğini düşünüp direk kapıyı tekmeleyerek içeri girerler, ellerinde birer tane bıçak vardır.) (Naz çok korkar, tarık hemen uyanır ve naz’ arkasına alır ama ayakta zor durmaktadır.) Serseri1: vay vay vay şunlara bak. Gözden uzak tatil yapıyolar. Ama yanlış yer seçmişsiniz. Serseri2: zuhahahahaa (tarık biraz kendini toplamıştır ve dikkatlice adamları takip etmeye başlar) Serseri1: kardeş, görüyorum ki çok hastasın, biz insaflı kişileriz, sen en iyisi kızı bize bırak, biz senin gitmene izin verelim. Naz, acayip biçimde korkmaya başlar Naz: tarıkk, beni bırakmaaa Tarık: demek kızı size bırakıp, ben gidecem. Sıkıysa gelin kendiniz alın. Serseri1 : işimizi zorlaştırma, bi sakaktlık çıksın istemeyiz. (elindeki bıçağı gösterir) Tarık: sizden ve o bıçaklardan korkacak değilim. tarık tüm gücüyle adamların üzerine doğru koşar ve bir tanesine uçarak tekme atar ve kapıdan dışarı çıkarlar ikisi de, o sırada diğeri tarığa bıçak savurmuş ve tarığın sol omzunu bıçakla yaralamıştır. Naz: tarıkkkkk Tarık dışarı fırlattığı adamın bıçağını alır. Adam tekmenin şiddetiyle yerden kalkamaz. Evin içindeki diğer adamda dışarı çıkmıştır. Tarığa bıçak sallar ama tarık kaçar, sonra adam bi daha bıçak salladığında tarık adamın kolundan tutar ve yere yatırır. Bora’yı dövdüğü gibi dövmeye başlar. Adam, pes eder. Tarık onunda bıçağını alır ve adamları ordan uzaklaştırır. Tarık, adamlar gözden uzaklaşana kadar arkalarından bakar ve sonra içeri girer. Naz korkusundan iki büklüm olmuş oturmaktadır. Tarığı görünce ayağa kalkar. Naz: ne oldu? Tarık: kaçtılar (çok bitkin haldedir, kolu kanamaya başlamıştır) Bunun üzerine naz koşarak tarığa sarılır. ve ağlamaya başlar sonra da tarığın yanağından öper. kolunun kanadığını görünce iyice kötü olur.. Tarık: naz hanım biran önce buradan gitmeliyiz. Naz: senin kolun kanıyooo. Tarık: önemli bi yara değil. Naz: ne demek önemli bi yara değil. Hep benim yüzümden, hep benim yüzümden. Burada mahsur kaldık, hiç bi yere gidemeyecez (ağlaması daha da artmıştır, ne yapacağını şaşırmıştır,kulübenin içinde deli gibi dolanırken tarık birden kolunu tutar) Tarık: hiç bişey senin yüzünden olmadı. Her şeyin bi olacağı vardır. Tıpkı şimdi olacaklar gibi.. Der vee naz’ı dudaktan öpmeye başlar… tarik_naz 05-12-06, 20:11 filiz ve ümit, kulübeye gelirler... ümit, ablasını tarıkla yatarken bulunca çok şaşırır, filiz ise abisini yatakta baygın halde görünce çok korkar vee filiz: abiiii!!! naz: ümit!! (ümit şaşkın bi şekilde naz'a sarılır) filiz: abi ne oldu? ümit: naz ne oldu size, alfonso niye yatıyo orda? naz: sorma başımıza gelenleri, sonra anlatırım hepsini (ümit de tarığın yanına gelir, tarık uyanır ve filiz abisine sarılır) Ümit: alfonso ne oldu ya? tarık: yok bişeyim ya, gece üşüttüm biraz. (bu sırada naz, filizi fark eder ve ümitin kolundan çekip ordan uzaklaştırır) Naz: bunun ne işi var burada. (sessizce filizi gösterir ve ümitle sessizce konuşurlar) Ümit: abisi için meraklandı, aynı benim seni merak ettiğim gibi ve doğal olarak o da geldi. Naz: abisi mi? Sen daha uyu uyu, onlar abi kardeş değiller Ümit: ne? Peki neler? Naz: onlarrr, sevgili Ümit: hadi canım, dağda mahsur kalma sana hiç yaramamış, yine hayal alemlerinde geziyosun, basbaya kardeşler işte. Naz: dur şimdi sana ispatlayım. (der ve filiz ve tarığa doğru yaklaşır) Naz: hasret gidermeniz bittiyse filiz hanım size bişey soracam? Filiz: tamam sor bakalım Naz: tarıkkk, senin gerçekten abin mi? Tarık: naz hanım şimdi bunun sırası mı? Naz: evet, hem de tam sırası. (filiz, tarığa bakar. Tarık, naz’a yalan söylemek istemez ve filiz’e gözlerini yumarak söyle işareti verir) Filiz: evet. naz: nasıl yani siz gerçekten kardeşsiniz. filiz: eveett. (bu laftan sonra naz’ın aklına ayşe’nin, söyledikleri geliverir.) Naz: her şey şimdi anlaşıldııı . demek ayşe’nin dedikleri doğruymuş. Tarık: ne? Filiz: ayşe’nin dedikleri mi? Naz: evet Tarık: ayşe sana ne dedi ki. Naz: ikinizin de öksüz olduğunuzu, filiz’in zengin bir aileye verildiğini, senin de hacer annelere baktığını söyledi. Bu zengin aile de tekelioğulları oluyo. Filiz: haa, evet evet , ayşe söylemişti bana bunları. Tarık: benim niye haberim yok, siz kızlar yokmusunuz, hep arkamızdan işler çevirirsiniz. (bu lafın üzerine Tarık ve filiz derin bi ohh çekerler) Tarık: gördünüz mü naz hanım, ben size demiştim aramızda abi kardeş ilişkisi dışında bişey olamaz diye (naz, pişman ve hayran bir şekilde tarığa bakar) Filiz: naz, ne var sanıyodu aramızda Tarık: güya ikimiz sevgiliymişiz. (filiz kahkaha atmaya başlar, bu arada ümit araya girer) Ümit: o iş zor alfonso, çünkü … (filiz le biz sevgiliyiz demek ister ama) Filiz : uhu uhu Naz: neyse canım bi yanlış anlaşılma olmuş. (hala tarığa bakar). Şimdi nasılsın tarık? İyi misin? Tarık: iyiyim naz hanım, çok saolun bana baktığınız için. Ümit: abla sen gelsene biraz (naz’ı yanına çeker) Naz: ne oldu? Ümit: sen neden alfonso ile beraber yatıyodun? Naz: üşüyodu , onu ısıtmak için, Ümit: (alaycı bi şekilde) yaaaaa … iki kişi hakkında senaryo yazmak kolay da dört kişi baya zor yaw. senaristleri gerçekten tebrik etmek lazım. işleri çok zor:) tarik_naz 08-12-06, 11:29 Naz,tarık'la konuşmasından sonra odasına gider ve odaya girer girmez için için ağlamaya başlar. Sürekli Tarığa yaptıkları aklına gelir. Kendisini çok kötü hissetmektedir. Yaptıklarının affedilir gibi şeyler olmadığını fark eder. İçin için ağlarken uyuyakalır. Tarık aşağıda , naz odasında uyumaktadır. Naz birden rüyasında ilk öpüşme sahnesini görür, o sırada tarık da aynı rüyayı görür. Naz rüyanın etkisiyle birden yerinden sıçrar, eli yine dudaklarındadır. Ama tarık uyumaya devam etmektedir. Ama suratında hafif bi gülümseme oluşur. Naz: alla alla, eğer bu öpüşme olmadıysa ben niye aynı rüyayı sürekli görüyorum. Off ya keşke tarığa akşam söyletseydim. Naz şaşkın şaşkın bakarken Naz: tarık ne yapıyo acaba, yine titriyo mudur yoksa ateşi yine çıkmış olmasın. İnip baksam mı? Ya babamlar görürse, yanlış anlarlarsa. Aman boş ver naz görürlerse görsünler, tarık şuan senin için daha önemli. Naz aşağı tarığın yanına iner. tarığın yanı başına oturur. Tarık ,naz’ın geldiğini fark eder ama uyanmaz. Yine uyuyomuş gibi yapar. Naz: uyuyomuş, canım yaa,(elini tarığın alnına koyar) ateşi de azalmış. (biraz bekledikten sonra) Naz: çok özür dilerim tarık , ne kadar özür dilesem yetmez. Sana güvenmediğim için, sana sürekli yalancı dediğim için, seni sürekli kıskandığım için ve seni sürekli azarladığım için. Bütün gece “ben bunları nasıl yaptımm” diye düşündüm. Sebebini de buldum çünküü “benn seni deliler gibi seviyorum”, bunu yüzüne karşı nasıl söylerim ya da aramızda böyle bir ilişki nasıl olur bilemiyorum. Herkesin önünde ben patronum, sen şoförsün. Ama şunu bil ki bundan sonra sana hiçbir zaman şoför gözüyle bakmayacam. Sen benim için artık “her şeysin” bunu bil. Ben şimdiye kadar hiç aşık olmadım ve aşık olan insan nasıl davranışlarda bulunur bilmiyorum. Sanırım yaptığım bu aptalca hareketleri sadece aşık olanlar yapar. Naz bu kelimeleri söyledikten sonra tarığı yanağından bi kere öper, ateşini tekrar kontrol eder ve odasına gitmek için arkasını döndüğünde, tarık yatakta arkasına dönmeye çalışırken Tarık: hı hı Bunun üzerine naz, tarığın uyumadığını anlar ve söylediklerini tarık duyduğu için biraz utangaç, biraz da mutluluk içinde odasına gider. SEYKO 08-12-06, 14:49 Naz odasına çıkar.Naz yine uykusunda tarığı onu öperken görür. Naz olup olmadımı diye düşünmeye başlar. Bir süre sonra dayanamayıp aşağı iner. Tarığın yerinde yoktur Naz:Tarıkkk Naz tarığı bahçede görür ve hemen yanına gider Naz:tarık sen burda napıyosun Tarık:hava almaya çımtım Tarık:naz hanım siz bana bakmayamı geldiniz Naz:hayır ben su içmek için kalktım Tarık: iyide mutfak diğer tarafta Naz:hazır inmişmen bide sana bamayım dedim naz tarığın yanına geçip oturdu Naz:tarık ben senden özür dilerim sana yaptıklarım ve söylediklerim için ama sende bana söyliye bilirdin hani arabada sana birşey sormuştum banden sakladığın birşey varmı eğer varsa şimdi söyle unutalım demiştim sende düşünüp hayır demiştin şimdi sana yine aynı soruyu soruyorum varmı Tarık:hayır Naz:iyi Naz:tarık sana cevabını yarın almak istediğim bir soru sormuştum sanırım şimdi alsam benam için çom daha iyi olucak naz tarığa bakar arkadaşlar bu benim ilk senaryomdu beyendiyseniz devamını yazarım tarik_naz 08-12-06, 20:05 Sabah olur. Naz, gece tarığa bi nebze de olsa açıldığı için mutludur. Artık tarığa iyi davranmaya karar vermiştir. Merdivenlerden aşağı iner ama iner inmez suratındaki o mutluluk ifadesi bi anda kaybolmuştur. Naz: günay…. Berrak, tarığın yanına oturmuş yine çorba tutmakta ve diğer başında da Belkıs hanım oturmaktadır. Belkıs: günaydın nazcım. Aşk olsun ama tarık hasta oluyo ve bize haber vermiyorsunuz. Biz de vahi beyle, belgin hanımlarda muhabbete daldık geldiğimiz de geç vakit olduğu için kimseyi fark etmedik. Naz: kusura bakmayın Belkıs hanım, saolsun berrak iyi baktı tarığaaa. Naz sinirli bi şekilde berrağın yanına gider ve yine sinirli bi şekilde tarığa bakarak. Berrağın elindeki tepsiyi alır. Berrak: ne yapıyorsunuz naz hanım? Naz: ben içirecemm Tarık: neeee? Belkıs hanım, tarık ve berrak çok şaşırırlar. Naz: tarık hatırlamıyo musun dün sen hastayken sana çorba yapayım mı demiştim ama olmadığı için yapamamıştım. Tarık: evet Naz: sonra sana söz vermiştim, burada yapamadım ama eve gidince kendim sana çorba içirecem demiştim. Tarık naz’ın niyetini anlar . Tarık: hımm. Hatırladım. Naz çorbayı tarığa içirmeye başlar. Bu sırada vahi ve ümit de uyanmıştır. Naz’ı çorba içirirken çok şaşırırlar. Vahi: tarık evladım çok çok geçmiş olsun. Valla seni oralara yolladığım için ben de kendimi şuçlu hissediyorum. Tarık: kendinizi şuçlu hissetmenize gerek yok. Ben gece üzerimi örtmemişim. Üşüttük işte. (naz’a bakar) Ümit: olamaz olamaz, naz, tarığa çorba içiriyo. Gidip hemen kameramı getireyim bu anı kaydetmem lazım. Naz: ümitttt.!!!! Dağda söz vermiştim, onu yerine getiriyorum. Sonra tarığın dilinden kurtulamam. “söz vermiştiniz de yapmadınız” diye. Ümit: hadi inandım !! Naz : ümittttttt, yine başlama Vahi: naz kızım neye başlamasın. Ümit: yok bişey baba. Aramızda. Baba benim aklıma çok güzel bi fikir geldi Vahi: ne? Ümit: tekstil işi artık bizi kesmiyo. Başka başka alanlara yönelelim. Vahi: ne gibi alanlar? Ümit: hazır kışta geldi. Bi soba fabrikası açalım. Adı da “NAZ SOBALARI” olsun. (der ve kaçmaya başlar) Naz: ümittttt!!! Evdekiler kahvaltı yapmak için masaya doğru giderler. Naz ve tarık baş başa kalmışlardır. Tarık: bana çorba içirmek için neden herkese yalan söylediniz? Hem bana kızıyosunuz yalan kötü bişey diye, hem siz yalan söylüyorsunuz. Naz: fazla konuşma iç işte aptal. Kıymetini bil. Tarık: hıh ( hafifçe güler) Naz: neden güldün? Tarık: hiçç içimden geldi Naz: neden güldün çabuk söyle. Kaşığı mı kötü tutuyorum yoksa. Tarık: yok çok güzel tutuyorsunuz Naz: eee Tarık: bu bana ikinci kez “aptal” deyişiniz. Ona güldüm ( Naz şaşkın bi ifadeyle) Naz: onu da mı duydunnnn? Yuh artık. Sende de ne kulak varmış. Tarık: o gece söylediğiniz her şeyi duydum. Naz: o zaman şimdi söyle bakalım. öptün mü öpmedin mi? Tarık: naz hanım size şunu söyleyim. Son 2 gündür ne yaşadıysak, ne gördüysek, ne duyduysak, neye inandıysak hepsi gerçekti. Sizin bunları oyun sanmanız normaldi. Kim olsa oyun sanırdı. Naz: o zaman sen beni öptün? Tarık: siz oraya takıldınız? Öpmemi ister miydiniz? Naz: eğer istemesem , sürekli rüyalarımda o olayı görmezdim. Tarık: o zaman sizi rahatlatayım. (naz heyecanla, “öptüm” demesini bekler ) Tarık: öptüm. Çok güzeldiniz, kendimi tutamadım ve öptüm. İnşallah kızmamışınızdır. Naz, içindeki mutluluğun vermiş olduğu utangaçlık ile başını yere eğmiştir. Ama tarık, naz’ın çenesinden tutup başını kaldırır ve birbirlerinin dudaklarına bakmaya başlarlar. Ama Naz: çorba bitmiş. Ben şunu götüreyim. Deyip tarığın yanından ayrılırken birden aklına gece tarık için söyledikleri gelir, ve tarığın bunları duyup duymadığından emin olmak için geri döner. Naz ve tarık aynı anda Naz: bu gece Tarık: bu gece Naz: önce sen söyle Tarık: hayır siz söyleyin Naz: emrediyorum önce sen söyleyeceksin Tarık: tamam… bu gece bi rüya gördüm de bunu sizinle paylaşmak istedim. Naz: anlat bakalım neymiş rüyan. Tarık: rüyamda bi kız gördüm ama suratını şeçemedim.uzun şaçlıydı. Bana “seni seviyorum” dedi ve yanağımdan öperek yanımdan uzaklaştı. Peşinden koştum ama yetişemedim. Sabahtan beri merak ediyorum acaba bu kız kim olabilir diye. Naz: hımm. Ben de merak ettim bak. Acaba bu şanslı kız kimmiş. tarık ve naz tekrar birbirlerine çok samimi şekilde bakarlar Naz, gece tarığın her şeyi duyduğunu tamamen anlamıştır. Hafif bi gülümseme ile geri dönüp gidecekken Tarık: *sei anche il mio tutto (sen de benim her şeyimsin) Naz: ne? Ne dedin? Çabuk söyle. Tarık: zamanı ve yeri gelince söylerim. Naz üstelemez, arkasını dönüp gider, tarık hafif bir gülümseme ile naz’ın gidişini izler. Naz: (içses) ne dedi şimdi bu. Seni seviyorum mu dedi acaba. Yok yok o “tiamo” ydu. Burada “tutto” falan dedi. Off ya delirecem. Onu kesin öğrenmem lazım yoksa meraktan çatlarım. (* ~topiqq~ İtalyanca için teşekkürler) tarik_naz 09-12-06, 11:32 Vahi, yine her zamanki gibi spor salonuna gitmek için evden ayrılır. Ümit de ders çalışmak için odasına çıkar. Naz ise bi yandan kahvaltısını yaparken bi yandan da tarığı süzmektedir. Çünkü berrak ve Belkıs hanım, tarığın etrafında pervane gibi dönmektedirler. Tarık, naz’ın sinirli bakışlarının nedenini anlar. Tarık: Belkıs hanım, berrak hanım ilgilendiğiniz için saolun ama benim hava almam lazım, biraz dışarı çıkıp dolaşacam. Belkıs: ama tarıkcım, hasta hasta dışarı çıkman iyi olur mu? Naz ordan atlar Naz: olur olur, iki gündür yatıyo. Biraz hava almasının bi sakıncası yok. Belkıs: sen bilirsin, ama üzerini sıkı giyin. Tarık: tamam… Tarık, bahçeye havuzun kenarına gidip oturur. Naz da hemen üzerine bişeyler alıp, fırsat bu fırsat tarığın yanına doğru gider. O sırada tarık şarkı söylemeye başlar. sevdim seni bir kere baskasını sevemem deli diyorlar bana desinler degisemem,desinler degisemem... (naz, tarığın yanına yanına oturur) (tarık, naz’ın gözlerinin içine bakarak şarkısını söylemeye devam eder) hayatta en zor olan bir insanı tanımak, kabul etmek huylarını, degismeden bir olmak. sevgi anlasmak degildir. nedensiz de sevilir. bazen kücük bir an icin (naz, öpüşme sahnesini hayal eder.) omur bile verilir. daha yolun basındasın degisirsin diyorlar oysa sana cıkıyor bildigim butun yollar. sevgi anlasmak degildir nedensiz de sevilir bazen kucuk bir an icin omur bile verilir. Naz: ömrümü yedin ömrümü… Tarık: ne yaptım ki? Naz: öpüşme gerçekmiydi, değilmiydi , cevabını bulacam diye ömrümden ömür gitti. Tarık: o gece sorsaydınız hemen söylerdim. Naz: sordum, ama sordum da ne oldu. “hı” “hı” başka bişey yok. Kafamı iyice karıştırdın. Bilerek benimle oyun oynadın demi? Tarık: (alaycı bi ifadeyle) unuttunuz mu naz hanım, o gece benim yaptığım her şey size göre oyundu. “hı” “hı” ların da oyun olduğunu nasıl anlamadınız hayret ettim. Naz: üfff iki de bir konuyu oraya getirmesen olmaz. Tamam işte yaptım bi hata, o kadar da özür diledim bu… (bu gece diyecekti ama konunun “seni seviyorum’a” gelmesinden korktuğu için yarıda keser) Tarık: ne zaman özür dilediniz. Valla ben hatırlamıyorum. Hem o kadar dilediğiniz özür beni kesmez. Naz: ne? Tarık: akşam bi yemek ısmarlarsanız özrünüzü kabul edebilirim. Naz: neee? Hayatta olmaz. Ben bi kere özür dilerim, ister kabul edersin ister etmezsin, o senin sorunun. Hem sen bana şunu şöyle bakayım, sabah bana İtalyanca olarak ne dedin? Tarık: çok mu merak ediyosunuz? Naz: sorduğun soruya bak. Tabi merak ediyorum. Gece rüyanda bi kız görüyosun, sonra ben giderken “tutto” “mutto” diye bişeyler diyosun. Belki de franceska’yı görmüşsündür. Tarık: eh ne yapalım madem yemek işi olmayacak İtalyanca söylediğimi de öğrenemeyeceksiniz desenize? O zaman size bol meraklı günler dilerim. Naz: (sinirli bi şekilde) sana da sevgili İtalyan şoförüm. (tarık İtalyan şoför lafına güler) Naz, tarığın İtalyanca söylediğini yemekte açıklayacağını duyunca yemek teklifini kabul eder ama tarığa şimdilik söylemez. Naz: hem sen benden yemek ısmarlamamı istiyorsun ama akşama kadar iyileşebilecek misin? Tarık: oohooo. Ben bu bakımla 2-3 saate kalmaz turp gibi olurum Naz: memnunsun yani berrak’tan? 2-3 saate kadar iyileştirir mi seni? Tarık: nasıl memnun olmayım, kız işinde uzman, koskoca milyon dolarlık,bankacı Hulusi tekelioğlunu iyileştirdi, benim gibi 700 ytl lik maaşla çalışan bi şoförü hayli hayli iyileştirir. Naz: ama Hulusi tekelioğlu’nu 15 gün de iyi etti. Seni nasıl hemen iyi edecek. Tarık: hızlı tedavi ile Naz: ne? Tarık: berrak hanım söyledi. Onun hızlı tedavi için özel yöntemleri varmış. Hulusi tekelioğlu yaşlı olduğu için ona uygulayamamış. Benim yaşım özel yöntemlere müsaitmiş. 2-3 saate iyileşirsin dedi. Naz iyice deli olmuş bi halde tarığın yanından ayrılır. Ve yeni düşmanı berrak olmuştur. tarik_naz 09-12-06, 15:47 SONUNDA İTİRAF Naz, tarığın “hızlı tedavi ve özel yöntem” laflarına çok kızar. Filiz yüzünden birden tatile gittiği gibi, berrak yüzünden birden … Naz: kalk hadi gidiyoruz. (tarığın kolundan tutup kaldırır) Tarık: nereye? Naz: yemek ısmarlamamı istemiyo muydun.? Tarık: evet Naz: tamam işte şimdi ısmarlıyorum. Yemeğe gidiyoruz. Tarık: iyi de ben akşam için demiştim. Naz: ben şimdi gitmek istiyorum, bi itirazın mı var? İtirazın varsa şimdi söyle Tarık: evet var. Naz: ne? Tarık: naz hanım daha tam olarak iyileşmedim (numaradan öhö öhö), dışarıda fazla durursam yine hastalanabilirim. Hem siz daha yeni kahvaltı yapmadınız mı? Naz: evet yaptım. Ama yine acıktım. Yarım saat süren var hazırlanman için. Tarık: şu süreyi bir saat yapsak. Naz: olmaz, yarım saat sonra çıkıyoruz. Tarık: (gülerek) berrağa söyleyimde hızlı tedaviyi biraz daha hızlandırsın o zaman. Naz: bak hala berrak diyo. Biraz daha berrak dersen benden hızlı bi tokat yiyeceksin ona göre. (elini kaldırır). Hem senin hastalığın falan kalmamış, fırsat eline geçti, hazır hastayken her istediğimi yaptırayım diye nazlanıyosun. Ama ben yutmam, gidiyoruz… Tarık: iyi de araba yok nasıl gidecez? Naz: ümit’in arabasını alırız. Tarık: evdekilere ne diyecez? Naz: sen orasını bana bırak. Naz, güzelce süslenir, en güzel kıyafetlerini giyer. Tarık da hazırlanmış aşağıda naz’ı bekler. Naz: ümittttt!! Biz tarık’la bi yere kadar gidecez, arabanı alıyoruz. Ümit: nereye gidiyosunuz? Alfonso hem sen hasta değil misin ? Tarık: değil mişim? !! Ümit: nasıl “değil mişim” ? Tarık: valla ben de anlamadım ablana sor. Naz: tamam fazla uzatmayın. Biz arkadaşlara dağ tatiline gelemeyeceğimizi söylemeye gidiyoruz. Bi cafede toplanmışlar beni bekliyolar. Babam gelince söylersin. Ümit: hadi öyle olsun!!! Naz ve tarık arabaya binip yola çıkarlar. Tarık: naz hanım, size bişey soracam? Naz: sor ama bildiğim yerlerden olsun. (naz güler ama tarıktan tepki gelmez.) Ayy çok kötü espri oldu demi. Tarık: yaniii Naz: (içses) bi espri yapalım dedik, yaptığımız espriye bak. Rezil oldum. Naz: ee ne soracaktın? Tarık: bu yemeği özrünüzü kabul etmem için mi ısmarlıyorsunuz yoksa şu İtalyanca söylediğim cümlenin cevabını öğrenmek için mi? Naz: daha önce de söyledim. Ben bir kere özür dilerim ,ister kabul edersin ,ister etmezsin. Tarık: eee ? Naz: ne eee si, İtalyancanın cevabı için ısmarlıyorum tabii. Yemekte söylerim demiştin ya. Tarık: ben ilki için ısmarlamanızı isterdim. İkincisini yaşıdıklarımız zaten anlatıyo. Naz iyice merak ediyodur İtalyanca cümleyi. Tarık: bu arada bugün ikinci kez yalan söylediniz. Yavaş yavaş bana yaklaşıyosunuz. Size “yalancı patronum” dememe az kaldı. Naz: hep senin yüzünden. Tarık: yine ben ne yaptım? Tamam cep telefonu yeme alışkanlığım yüzünden babanızı arayamadınız, şimdi siz yalan söylüyosunuz, bu niye benim yüzümden. Naz: ne demişler üzüm üzüme baka baka kararır. Ben de sana baka baka yalancı oldum. Ne yapalım çekecez artık bu durumu. (tarık sinirlenir ve arabayı durdurur) Tarık: eğer size ben yalan söyletiyorsam bi daha bakmayın bana. Ve eğer gerçekten yalan söylemek istemiyorsanız bırakın gideyim ben. Size yalan söylemişsem, bilin ki hep sizin iyiliğiniz içindi. Sonuçta yalanlarım ortaya çıktı. Filiz tekelioğlu’nun kardeşim olduğunu öğrendiniz. Bu sırrı saklamak için bi ton yalan söyledim. Bunun için sizden özür dilemiştim zaten. Tarık arabayı geri çevirir ve eve doğru gitmeye başlar. Çok sinirlidir. Naz: tarıkk (ağlamaklı bi ifadeyle) Tarık: naz hanım lütfen konuşmayalım, size kötü örnek olduğumu yüzüme karşı söylediğiniz için teşekkür ederim. çünkü ben kimseye kötü örnek olmak istemem. eğer oluyosam orda bi dakika durmam. haa şunu da söyleyim. şu çok merak ettiğiniz italyanca cümle "sen de benim herşeyimsin" di. bu benim için hala geçerli ama ben sizin herşeyiniz olmayı haketmiyorum. siz kendinize yalansız dolansız birisini "herşeyiniz" olarak kabul edin. Naz, tarığı üzmeyeceğine dair kendine verdiği sözü tutamadığı için ve italyanca cümlenin cevabını öğrenince ağlamaya başlamıştır. Naz: tarıkkk Tarık: ne varr!!! Naz: lütfen durdur arabayı lütfennn. Tarık naz’ın ağlamasına dayanamaz ve arabayı durdurur. Arabayı durdurduğu yerde bir sürü insan vardır. Naz ağlayarak arabadan iner. tarığın kapısını açar ve onu arabadan indirir. “yalancı yarim” şarkısı arka fonda çalmaya başlar.(sizde bu kısımda dinlerseniz süper olur) Birbirlerinin gözlerinin içine bakmaya başlarlar. Naz’ın gözleri kıpkırmızı olmuştur. Etrafdaki insanlar meraklı gözlerle onları izlerler. Ve sonunda naz… Naz: TARIK SENİ SEVİYORUM Der ve tarığa sarılır. Tarık buna şaşırmaz çünkü biliyodur naz’ın sevdiğini. İlk başta naz’ın sarılmasına tepki vermez ama naz’ın ağlayışı tarığın içini acıtmıştır. Tarık: ben de SENİ SEVİYORUM NAZ ben de seni O da naz’a sarılır. Ve çok istediğimiz öpüşme sahnesi bu sefer hakikaten gerçekleşir. Etrafdaki insanlar belki de ilk defa görmüş oldukları bu manzara karşısında çok şaşırırlar ve tarık ve naz öpüşürken hep birlikte alkışlarlar. 22.bölüm sonu kusursuz 09-12-06, 18:19 Bende çok kısa bir senaryo yazdım... Tarık yattığı yerde Naz'ın söylediklerini düşünüyordur."Başka var mı Tarık Tekelioğlu'yla bir ortak yanınız?Umarım yoktur." Küçük bir yalanla başlayan bu oyun katlanıp kocaman bir sorun yumağına dönüşmüştür.Tarık,Naz'ın herşeyi öğrenmesi dahilinde başına gelecekleri düşünüp gözlerini kapar...Çözülmesi gereken sorunlar bir yumak halide onu bekliyordur...Ama çözmeye nereden başlayacağını bilemiyordur... Elllerini yastığının altında birleştirmiş salonun büyük tavanını izlerken aklına yeni bişey düşer...Tüm bunların öğrenilmesi onu neden bu kadar korkutuyordur?Vahi beyi,Ümit'i,Naz'ı ve tüm ev halkını hayal kırıklığına uğratmak mı?Yoksa sadece birini hayal kırıklığına uğratmak mı?Bakışlarını tavana diker. Tarık-Offff...Başını sallar.Bütün bu aldatmacalardan sonra Naz'a kendini nasıl affettiricektir?Acıyla farkına varır...Belkide Naz'ı sonsuza dek kaybedicektir. Hızla yattığı yerden kalkar.Sanki bir güç tüm ağırlığıyla üstüne çullanmış gibi içi sıkılmıştır. Naz tüm çabalarına rağmen uyuyamamış,yatakta dönüp durmuştur.Sonunda bu belirsizliğe dayanamayıp aşağı iner.Uykulu gözlerle mutfak lambasını yakar ve... Naz-Tarık...Tarık hızla ona bakar.Mutfak masasında oturmuş pasta yiyordur. Tarık-Naz hanım...Naz şaşkın. Naz-N'apıyorsun burda?Tarık önce elindeki çatala sonrada Naz'a bakar.Gayet sakin. Tarık-Pasta yiyorum. Naz-(Tek kaşını havaya kaldırır.)Emin misin? Tarık-(Şaşkın)Efendim. Naz-Burdan uzay mekiği gibi duruyorda.(Sinirle bir sesle)Sen benle dalga mı geçiyorsun?Tarık gülümser.Masum bir ifadeyle. Tarık-Ben sadece pasta yiyorum.(Naz'ın hala dikkatle baktığını görünce)Yok eğer yeme ben onu paket yapıcam diyosanız...Naz kapıya dayanıp kollarını göğsünde kavuşturmuştur. Naz-Yok yok sen benle sahiden dalga geçiyorsun.Tarık sandalyesine yaslanıp keyifle. Tarık-Ne haddime. Naz-Yani ben salağım,sende beni yönlendiren akıllı şoförümsün.Bunu mu ima etmeye çalışıyorsun? Tarık-Ben sadece pasta yiyorum.İnanın başka bir amaç gütmedim. Naz-Ha ben sana iftira atıyorum...Zalim patron...Tarık gülümser. Tarık-Siz öyle diyosanız,bana söz düşmez.Naz sinirle ona bakarken tarık keyifle gülümsüyordur.Pastayı göstererek...Sizde yemez misiniz?(Naz kızgın kızgın bakar...)Dolapta daha var.İsterseniz...(Naz yavaşca yaklaşıp Tarık'ın yanına oturur.O ne olduğunu anlamadan elindeki çatalı alıp pastasını yemeye başlar.Tarık başta şaşırır.Sonra onun pastayı büyük bir iştahla yiyişini gülerek izler.Naz ona bakıp tek kaşını kaldırır.) Naz-Komik olan nedir?Tarık ciddiyetle arkasına yaslanır. Tarık-Bu kadar aç olduğunuzu bilseydim önceden haber veriridim. Naz-Sorun değil.Geç olsun ama güç olmasın.(Bir lokma pastayı ağzına atıp iştahla çiğner.)Hımm...Pastayla buluşmamızın unutulmaz sonu.(Tarık'a bakıp)Sende ister misin?(Tarık tam konuşucakken...)Ayy ama sen hastaydın,dokunur fazlası.(Tarık gülümserken o ağzına bir lokma daha atar.)Bakma bana öyle.Ben turp gibiyim.(Tarık gülümseyerek başıyla onaylar.)Hem çikolatalı pastaya karşı aşırı bir düşkünlüğümde vardır.Bu sebeple sağlıklı veya sağlıksız olmak benim için sorun teşkil etmiyor.Her fırsatta yerim yani. Tarık-Ben aranıza girmeyeyim o zaman. Naz-Ayy bir susarsan girmeyeceksin ama...Bir çene bir çene.Lak lak lak lak.Ne bu canım?Bir izin varda tadına doyayım. Tarık-Buyurun doyun. Naz-Hayır kıskanıyorsun biliyorum ama...Bu kadarda belli edilmez ki. Tarık-Kıskanıyor muyum?Naz hızla... Naz-Yani pastayı...Aramızdaki muhteşem bağı...(Tarık "ne" dercesine bakar.Naz hızla)Yani pastayla aramızdaki muhteşem bağı demek istedim.Hani sen yiyemiyosun ben yiyorum ya.O bakımdan.Ay anladın sen işte.(Pastayı yerken duraksar,Tarık'a bakar.)Anladın di mi?Tarık gülmemek için kendini zor tutarak. Tarık-Anladım.(Naz gülümser.)Dersem kocaman bir yalan söylemiş olurum.Naz sinirle. Naz-Sen zaten neyi anlarsın ki?Anladım deseydin çok büyük bir şaşkınlık duyucaktım.Anlamamışsın.(Gülümser.)Demekki herşey yolunda.(Tarık ayağa kalkar.Kapıya doğru ilerler.)Nereye?Tarık ona döner. Tarık-Biraz uyucam.Sabah kalktığımdaysa bu gecenin fantezilerimin ürettiği bir kabus olduğunu varsayıcam. Naz-Terbiyesiz.Ne o öyle fantezi mantezi.Sapıkça rüyalarına beni alet etmesen iyi olur Tarık efendi.(Tarık gitmek için döner.)Nereye?(Tarık tekrar ona döner.) Tarık-Gidip acilen rüyamın senaryosunu yeniden yazmam lazım.Siz beni çıkar dediniz ya.Ben her gece böyle kurarım kafamda öyle uyurum.Genelliklede kurduklarımı görürüm.Siz söyleyin ne görmemi istediğinizi ben ona göre hareket edeyim. Naz-Biliyor musun Tarık senin yaptığın şu toplum dışı,fi tarihinden kalma ve bir o kadarda soğuk espriler her geçen gün beni dahada şaşırtıyor.Bu konuda performansın hat safhada.Hayır yani ben yabancı değilim.Yarın öbür gün yabancı birinin yanında yaparsın maazallah seni avrupa insan hakları mahkemesine verir.Ehh insan dayanamıyor bir yerden sonra.Hak vermem lazım. Tarık-Haklısınız.Ama siz şimdiye kadar hiç dava edildiğinizi söylememiştiniz.Yani söz konusu kötü espri olunca sorayım dedim...Nasıl beraat ettiniz? Naz-Bu konuda uzman olan sensin Tarık'cım.Bir kaç tüyo verde yararlanalım biz acemiler.Tarık bir kahkaha atarak. Tarık-Aman efendim ne haddimize.Yarın bir kalem kağıt alıp gelin seve seve paylaşırım o engin tecrübelerimi.Bilgiyi saklamak hırsızlıktır.(Tam gidicekken.) Naz-Şurdan biraz daha pasta versene.Valla çok güzelmiş.Tarık döner. Tarık-Bende demin tam onu diyordum. Naz-Neyi? Tarık-Pasta...Pasta diyordum...Bittide...O yediğiniz son dilimdi.Naz şaşkınca bakar. Naz-Neden daha önce söylemedin? Tarık-Bişey farkeder miydi? Naz-Ederdi...(Ayağa kalkıp Tarık'a yaklaşır.)Eee sen gitmiyor muydun?(Naz'ın gözlerinin içine ısrarla bakar.) Tarık-Gidiyorum...(Hala bakıyordur.) Naz-Eee. Tarık-Ne eee? Naz-Hala burdasın. Tarık-Öyle mi?Hiç farkında değilim. Naz-Farkında olsan iyi olur.Çünkü farkında olmaman benimde aleyhime.(Tarık hevesle gülümser.) Tarık-Nasıl yani? Naz-Eee yolumu kesiyorsun geçemiyorum.(Tarık hayal kırıklığıyla anlar ve kenara çekilir.) Tarık-Buyurun.(Naz ona dikkatle bakarak geçer.Kapıya gelince arkasını döner.) Naz-Bir gün biticeğini biliyordum.Ama böyle aniden olması...(Tarık'a bakar.Tarık'da ona.)Tamda seviyorken..(Susar.Tarık yavaşca ona yaklaşır.Gözlerinde muzip ışıklar belirir.) Tarık-Evet... Naz-Bilseydim bu kadar alıştırmazdım kendimi...Tarık gülümser.Hevesle... Tarık-Neye?(Naz bir süre bakar sonra hızla) Naz-Neye olucak pastaya...(Tarık derin bir nefes alıp başını sallar.Naz'sa gülümseyerek onu izlemektedir.)Sen ne sanmıştın?(Tarık ona bakar.) Tarık-Hiç...Hiç sanmıştım. Naz-Hadi hadi söyle utanma.(Tarık başını sallar ve üzgün bir ifadeyle.) Tarık-Sanmıştım ki...(Naz hevesle.) Naz-Evet... Tarık-Sanmıştım ki...Arabayı değiştiriceksiniz.Hani şu geçende gördüğümüz lüks jaguarı alıcaksınız.(Naz hayal kırıklığıyla bakar.Tarık gülümser.)Siz ne sanmıştınız? Naz-Biliyor musun Tarık cevap vermicem.Çünkü bu muhabbbet sabaha kadar böyle devam eder."Siz ne sanmıştınız?" "Siz ne sanmıştınız?"(Tarık keyifle gülmeye başlar.Naz ona kızgın kızgın bakıp)Ne sırıtıyorsun? Tarık-Aklıma temelin bir fıkrası geldide...(Tarık bir süre durur.Sonra...)Siz ne sanmıştınız?(Naz gözlerini devirip ona bakar ve arkasını döner.Tarık'sa keyifle onu izlemektedir.Naz tam giderken döner ve...) Naz-Yarın saat 9'da arabayı hazır et.(Tarık şaşkınca ona bakar.) Tarık-Ama izinlisin demiştiniz. Naz-Şimdide değilsin diyorum...(Tam ağznını açıcakken Tarık hızla...) Tarık-Sakın "siz ne sanmıştınız" demeyin. Naz-Demicem...(Bir süre durur.)Yani ben senin patronun olduğuma göre "siz dememe gerek yok.(Sonra gülümser ve masum bir edayla)Sen ne sanmıştın?...(Naz bir süre bakar ve sonra yüzünde kocaman bir tebesssüm uzaklaşır.Tarık bir süre arkasından bakar.Kollarını göğsünde kavuşturup gülümser.) Tarık-Oğlum Tarık birgün bu kelime oyunlarıyla bir yere varıcaksın ama hadi hayırlısı..... tarik_naz 09-12-06, 23:32 öpüşme sonrası Naz ve tarık öpüştükten sonra etraflarındaki kalabalığın onları alkışladığını hatta bazılarının cep telefonlarıyla fotoğraflarını çektiklerini görünce çok şaşırırlar ve birbirlerine bakıp içlerindeki mutluluğu çok güzel bir şekilde dışa vurup gülmeye başlarlar. Ve tekrar birbirlerine sarılırlar. Sarılmış vaziyettelerken, Naz: sonunda oldu galiba Tarık: evet canım, ikimizin de sabırsızlıkla beklediği an bu an. Ama biran önce gidelim yoksa birisi nikah memuru ile çıkıp gelecek. Naz: (gülerek) ama bugün Pazar isteseler de bulamazlar. Tarık: (gülerek) haklısın. Tarık, naz’ın belinden kavrar ve arabanın ön tarafına bindirip o tarihi yerden uzaklaşırlar. Naz tarığın göğsüne kafasını yaslar. Naz: nereye gidiyoruz? Tarık: bilmem, sen nereye gitmek istersen oraya gidelim. Naz: eve gitmek istemiyorummm. Naz:Eee bu duruma hangi şarkı gider. Tarık: hıh Ve tarık bu güzel şarkıyı söylemeye başlar. (ayna- çayımın şekeri) Ben Yaşamaya Gelmedim Dedim Öyle Bir Bakıyorum Hayata Seni Tanımadan Öncelerde Rest Çekmiştim Sevdaya Nasıl Olcak Bu İşler Dedim Kurt Kuzuyla Yan Yana Birde Aşk Olmaz Dedim Ama Sen Çıkıverdin Karşıma Dünyaya Seni Bulmaya Geldim Bu Dünyaya Senin Olmaya Geldim Bu Dünyaya Aşkı Bulmaya Geldim Bu Dünyaya Senin Olmaya Geldim Çayımın Şekeri Gitarımın Teli Yazımın Sıcağı Kışımın Ocağı Denizimin Sesi Melodimin Esi Hey Şeyimsin sen Ana Baba Bacı Acımın İlacı Evimin Huzuru Aşkımın Huzuru Bilgimin Kusuru Sular Gibi Duru Her Şeyimsin Sen Bu Dünyaya Seni Bulmaya Geldim Bu Dünyaya Senin Olmaya Geldim Bu Dünyaya Aşkı Bulmaya Geldim Bu Dünyaya Senin Olmaya Geldim Naz bu şarkıyı dinlerken, tarığı ilk gördüğü an, ona yaptığı eziyetler, yaptığı kıskançlıklar, tarık için ağlayışları ve sonunda geldikleri nokta tek tek kafasından bir film şeridi gibi geçer. Tarık, naz’ı, naz lisedeyken sürekli geldiği boğaz kıyısına getirir. Arabayı iyice içeri çeker. Naz arabadan iner ve ellerini iki yana açarak deniz kıyısına doğru koşar. Tarık da teybi açar biraz kurcaladıktan sonra şarkılarını bulur ve sesini iyice yükseltir. Fikret kızılok’un orijinal sesiyle gönül şarkısı çalar. bunca yıl herkesten kaçtın en sonunda buldum sandın ansızın içini açtın yapma dedim yaptın gönül gözleri senden uzaktı farkedilmez bir tuzaktı sana böylesi yasaktı yapma dedim yaptın gönül o bir yolcu sen bir hancı gördüğün en son yalancı içindeki derin sancı gitmez dedim kaldı gönül sen istedin ben dinledim senden ayrı olmaz dedim en sonunda ben de sevdim şimdi beni kurtar gönül gözlerin bakar da görmez ellerin tutar da bilmez gece gündüz farkedilmez demedim mi sana gönül? sabahın tam üçündesin dertlerin en gücündesin hala onun peşindesin gitme dedim gittin gönül böylesi sevdiğin için bir kör düğüm oldu için ağlıyorsun için için demedim mi sana gönül? sen istedin ben dinledim senden ayrı olmaz dedim en sonunda bende sevdim şimdi beni kurtar gönül naz denizin temiz havasını içine çektikten sonra tarığa döner ve koşarak ona sarılır. Tarık: bu dansı bana lütfeder misiniz? Naz: ne demek Ve ilk dans… Naz: bu şarkıyı hatırlıyor musun Tarık: evet Naz: sen daha güzel söylemiştin. Tarık: susss , bu anın tadını çıkaralım. Naz’ın sadece müziğe konsantre olması ve o güzel havasının bozulmaması için susturur. Ve şarkı bitene kadar birbirlerine sarılmış bir şekilde dans ederler. Dansları bittikten sonra elele tutuşup sahil boyunca yürümeye başlarlar. Naz: eee şimdi ne olacak? Tarık: ne nolcak? Naz: eve el ele tutuşup gitmeyecez heralde. Tarık: hımm. Nazcım, yine her zamanki gibi davranacaz.. Naz: nasıl? Tarık: nasılı mı var, ben yine senin şoförün olacam, sen yine beni herkesin içinde rezil edeceksin, berrak beni tedavi ederken sen kıskanacaksın, sonra sinirini benden çıkaracaksın,.ben belgin hanımla pozitif enerji seansı yapacam, sen yine sinirini benden çıkaracaksın. Naz tarığın yanağına hafifçe tokat atar. Tarık: bunu niye yaptın? Naz: ne demiştim ben sana ? Tarık: ne demiştin, hatırlayamadım? Naz: bir daha berrak dersen tokat atarım dememiş miydim Tarık: kıskandın galiba. Naz: evet kıskandım. Tarık: Ama bu tokat hızlı değildi. Naz: ne? Tarık: tokat hızlı değildi diyorum. Hızlı bi tokat atarım demiştin galiba. Naz: onu söylediğimde sevgili değildik, ama şimdiii… Tarık: o zaman söylesem hızlı vuracaktın yani.. Naz: evet. Biraz yürüdükten sonra tarık, naz’ın yarım kalan cümlesini tamamlar. Tarık: ama şimdi sevgiliyiz demi. İnanasım gelmiyo. Bir saat önce nasıldık, şimdi nasılız. Naz: boşuna dememişler büyük aşklar, büyük kavgalarla başlar diye. Tarık: ama bizimki baya bi büyük kavga oldu galiba. Naz: yoo bundan daha büyüklerini de yapmıştık. Tarık: onları da hesaplayarak büyük kavga demek istedim zaten … not: medea, Ayna'nın şarkısını sen tavsiye etmiştin ordan aklımda kaldı. sanırım en uygun bu şekilde söylenir. :) bu arada 22. bölüm hakkında tiyolar geldi ama ben yazmaya devam edecem :) tarik_naz 10-12-06, 17:18 uğur kedi'nin 22. bölümle ilgili verdiği tüyoya göre yeni bir senaryo. 22'de ise tarık feci hasta. biriniz yazmıştınız, naz artık bir çorba yapar diye. yapar yapar da nasıl yapar? ne çorbası yapar? naz bu, hem deli gibi merak eder, hem merakını saklarken saçmalar. senaryo Naz odasına gittikten sonra tarığa söylediklerinin hepsini tek tek düşünmek ister fakat Naz: Adama bak ya “senin de aklın hep başka şeylere gidiyo” diyorum, “hı hı” diyo, nerden alıyo ki bu cesareti de şoförlük dışındaki başka bişeye “hı hı” diyebiliyo. Kesin öptü beni öptü. Uff ya biraz önce keşke öpüşme gerçekmiydi değilmiydi söyletseydim, ne güzel söyleyecekti, ya yarın söylemezse, eline bi koz geçti ya şimdi ağzından laf almak için binbir türlü oyun yapar. Tarığın son “hıhı” sı naz’ın aklındaki diğer tüm düşünceleri siler. Ve dayanamaz gerçeği öğrenmek için tekrar aşağı iner. Naz: tarıkk ben dayanamayacam, şimdi söyle öptün mü öpmedin mi? Ama Tarık çok yorgun olduğu için gerçekten uyumuştur. Naz, tarığın uyuduğunu görünce hemen kulaklarını kapatır Naz: “hı hı” duymak istemiyorummmmm Diye bağırarak odasına doğru koşar. Odasına girdiğinde eli hala kulaklarındadır. Yatağına oturur Naz: off ya ne vardı sanki uyanıkken söyletsem. Yatağa yatar, uyumaya çalışır ama uyuyamaz ama sonra o öpüşme sahnesini hayal eder ve hayal ederken uyuyakalır. Sabah olur. Naz, öpüşmenin cevabını alamadığı için merak içinde uyanmıştır. Ama biraz erken uyanmıştır. Çünkü uyandığında saat daha 7 dir ve evdekilerin hepsi daha uyunmamışlardır. Naz: (esneyerek uyanır) (içses) saat daha 7. ymiş. İyiki erken uyandım kimse uyanmadan gidip tarıktan cevabı alayım. Yoksa Belkıs ve berrak rahat bırakmaz gün boyunca tarığı. Naz geceliğinin üzerine bişey geçirip aşağı iner. Tarık da uyuyodur ama üzerindeki yorgan yere düştüğü için bütün gece yine üzeri açık şekilde uyumuş ,elleri birbirine bağlı iki büklüm yatar, titremesi ve ateşi dağdaki gibi olmuştur. Naz, tarığı öyle görünce telaşla hemen yanına koşar. Yerden yorganı alır, hemen tarığın üzerine örter, Ateşini kontrol eder. Naz: (içses) üff ya yine mi. Tam da öptün mü öpmedin mi cevabını alacakken. Naz saçmalama, adam hasta, ölüyo senin düşündüğün şeye bak.. Naz: tarıkk Tarıktan ses çıkmaz Naz: tarıkk uyan yine ateşin çıkmış , hadi dağda ben üşümeyim diye her şeyi benim üzerime örttün, şimdi niye üzerin açık uyudun. Tarık: (titreyerek) naz hanım, çok hastayımm. , Naz: görüyorum. Tarığın sesi de çok kötüdür. Naz iyice telaşlanır. Ne yapacağını şaşırır ve aklına ilk gelen şeyi yapmaya gider. Naz: çorba yapayım mı? Tarık kafasını hafifçe “olur gibisinden” sallar Naz: (içses) çorba yapayım mı dedim ama şimdiye kadar hiç çorba yaptım mı , televizyondan izlediğim kadarıyla sıcak suyun içine hazır çorbayı döküyosun ve biraz karıştırıyosun o kadar Mutfağa gelir,su ısıtıcısında suyu ısıtmaya başlar. Sonra buzdolabını hazır çorba almak için açar ama hazır çorba bulamaz Naz: eee çorba yok, şimdi ne yapacam. Çorba bulamayınca iyice telaşlanır , mutfak dolaplarını sert bi şekilde açıp kapayarak hazır çorba bulmaya çalışır. Tabi ortalığı da baya dağıtır. Hazır çorba bulamaz ama bir poşetin içinde kırmızı mercimek görür. Naz: ne yapalım hazırı yoksa biz de gerçeğini yaparız. Der ve ocağın üstüne bi tencereye mercimekleri boşaltır, ısıttığı suyu da onun üzerine boşaltır, ocağın altını yakar ve karıştırmaya başlar. Naz: oluyo galiba, biraz tuz, biraz da kırmızı biber attık mı tamamdır. Orjinali gibi olmadı ama bu kadar kısa sürede ancak böyle olur. Mutfaktaki gürültüye evdekilerin hepsi uyanmıştır. Mutfağa ilk berrak gelir. Berrak: (mutfağın halini görünce) olamazzzzz Naz: oluyo oluyo. Hatta şimdiii bitti. Berrak: naz hanım mutfağı ne yaptınız. Naz: çorba yaptım. Berrak : (içinden) o belli oluyo Naz: ne dedin. Berrak: yok bişey naz hanım. Naz yaptığı çorbayı bi kaseye koyar. Suyun içinde yüzen mercimekler çok komik bi görüntü oluşturur. Naz: berrak bi tepsi ile kaşık verir misin? Berrak: hazır çorba vardı, niye onu yaptınız Naz: bulamadım kii, Allah bilir nereye soktunuz. Berrak mermerin üzerinde duran çorbaları gösterir. Daha sonra hazırladığı tepsiyi ve kaşığı naz’a uzatır. Naz: (içses) naz kendine gel, telaş yapma, gözünün önündekini görmüyosun Naz: sizin uyanacağınız yok, Tarık çorba istedi ben yapayım dedim.Görmemişim onları Berrak : iyi de naz hanım o çorba… (güler) Naz çorbayı tepsiye koyar ve hızla mutfaktan çıkarken, vahi, ümit ve, Belkıs da mutfağa gelmişlerdir. Belkıs: a a a a a buranın hali ne böyle? Vahi: kızım o ne? Naz: (sinirli bi şekilde) bana soru soracağınıza tarığa bakın, ateşler içinde yanıyo. Ümit: eyvahhh, tarık naz’ın elinden yapılmış olan ilk çorbayı içecek. Ben hemen ambulansı çağırıyorum. Vahi: ümitttt Ümit: olsun baba her halükarda çağıracaz zaten, gelirken baktım da gerçekten tarığın durumu iyi değil. Naz heyecanlı heyecanlı tepsiyi taşırken birden sendeler ve elindeki tepsiyle birlikte yere düşer. Ümit: oh bee,Allahın sevgili kuluymuşsun alfonso o çorbayı içmene izin vermedi. Naz: zevzeklik edeceğine yardım et de kalkayım. Vahi: berrak kızım koş sen bi çorba yapıver. Tarık gürültüye uyanır., Tarık: naz hanım ne yapıyosunuz yerde Naz: incilerim dağıldı onları topluyorum. Düştüm görmüyomusun. Ümit: alfonso gerçekten şanslısın , naz sana çorba getiriyodu, sendeleyip düştü, şimdi de yerdeki mercimekleri topluyo. Tarık: ne mercimeği Ümit: sana mercimek çorbası yapmış, ama görmeliydin , içinde mercimekler 100 metre yüzme yarışı yapıyolar. Naz: ümitttttt Vahi: Tarık evladım hiç iyi gözükmüyosun, ambulans çağırdık şimdi geliyo, hastanede tedavi olsan daha iyi olur. Tarık: saolun vahi bey. Vahi: naz kızım neden berrağı uyandırmadın da kendin çorba yapmaya kalktın Naz: tarığı titrerken görünce çok korktum, aklıma gelmedi sizi uyandırmak. Zaten daha öğrenemedim ( naz’ın aklında hep öpüşmenin merakı olduğu için lafları karıştırır) Vahi: neyi öğrenemedin Naz: şeyyyiii, mercimek çorbası yapmayı öğrenemedim. keşke dün öğrenseydim diye kızıyorum kendime. Vahi: dün mü? Ümit: baba ben bi ambulans daha çağırıyorum, bu kız gitmiş. Naz: dün dediğim, çok önceden yani. Keşke çok önceden çorba yapmasını öğrenseydim şimdi size ve tarığa rezil olmazdım. Tarık, naz’ın ne demek istediğini anlar Tarık: üzülmeyin naz hanım, böyle giderse ben bir hafta daha yatarım, sizde o zamana kadar öğrenirsiniz. tarik_naz 11-12-06, 01:03 Berrak çorbayı hazırlamış elinde tepsiyle getirirken, bir yandan da ürkek bakışlarla naz’a bakar. Sonuçta naz herkesin içinde rezil olmuş ve berrak karşısında mağlup duruma düşmüş gibi hisseder kendini. Berrak da bunun farkındadır. Berrak tarığın başına gelir elindeki tepsiyi naz’a göstererek “siz tutun” gibisinden göz işareti yapar ama naz o sinirli bakışlarını kaçırarak berrağın tutmasına izin verir. Belkıs : ee berrak kızım ne duruyosun içirsene tarığa çorbayı. Berrak: efendim, hee tamam tamam Berrak tarığa çorbayı tutmaya başlar. Vahi: berrak kızım çorbayı içirdikten sonra sen de üzerini değiştir de ambulansta tarığa sen refakat et. Berrak : tamam vahi bey. Naz , tarık ve berrağın aynı ambulansta gideceğini duyunca, berrağın mini etekli hemşire kıyafeti aklına gelir. Ve yine kıskançlığı tutar Naz: (içses) naz ne yapıp edip o ambulansa sende binmelisin, ama ne yapsam, kafam durdu. Naz: ben gidip üzerimi değiştireyim Vahi: naz kızım senin bişey var mı? Naz: ne? Vahi: düştün ya bişeyin var mı diyorum Naz: (içses) işte fırsat ayağına geldi naz, şimdi yap numaranı Naz: yok bişeyim baba, biraz kolum ağrıyo o kadar, üzerine düştüm galiba. Belkıs: aaa, nazcım hemen üzerini değiştir. Naz: ne oldu ki? Belkıs: ne oldusu mu var, ambulans gelince sen de gidiyosun? Naz: yok yok ben iyiyim Belkıs: kızıyorum bak, maazallah çıkık falan vardır, kolun eğri kalır. Naz, ilk defa Belkıs hanıma içinde sevgi oluşmuştur onu da ambulansla yolladığı için. Elinde olsa koşup ona sarılmak ister. Belkıs: dur ben sana yardım edeyim nazcım. Naz ve Belkıs hanım beraber giderler. Tarık: çok iyi geldi valla. Elinize sağlık berrak hanım Tarığın söylediklerini naz duyar ve merdivenlerin başında durup tarığa çok sert bakar ve yukarı hışımla çıkar. Ümit: tabi iyi gelecek alfonso, berrak yapıyo. Berrak: abartmayın ümit bey, hazır çorba sonuçta suya koyup karıştırıyosun o kadar. Ümit: öyle deme berrak, naz’ın çorba anlayışını gördük Eliyle yerdeki mercimekleri gösterir. Ama Tarık bu lafa biraz kızar. Tarık: sonuçta ablan düşünüp bişeyler yapmaya çalışmış, olmuş ya da olmamış, düşünmesi bile yeter ama senin ablanla böyle dalga geçmen çok ayıp. Vahi: Tarık haklı, bi de sen çorba yap da senin marifetlerini görelim. Ümit: marifet dediniz de birden aklıma öss geldi, çünkü marifetlerimi öss de göstermem lazım , alfonso sana geçmiş olsun, baba sana da iyi günler. Berrak çorbayı içirdikten sonra, hemşire kıyafetlerini giyip salona gelir, naz da numaradan kolunu tutarak aşağı iner. o sırada ambulans da gelmiştir. Ümit de aşağı iner, tarığı sedyeyle ambulansa taşırlar. Berrak ambulansa biner, naz ilk başta binmek istemez. Belkıs: nazcım binsene, Naz: gerçekten önemli bişeyim yok, gitmesem olmaz mı? Vahi: nazzz, inat etme bin işte. Naz, çok iyi bi numarayla kimseye belli etmeden amacına ulaşmıştır ve ambulansa biner. Vahi: biz demi gitseydik. Belkıs: şimdilik gerek yok, eğer bişey olursa gideriz. Ambulans ayrılırken, Hulusi de vahilere gelir. Hulusi: hayrola vahi, bu ambulans kimin için? Vahi: bizim şoför rahatsızlandı da onun için geldi. Hulusi : önemli bişey varsa biz de gidelim. Vahi: şimdilik bişey yok, saolsun berrak hanım da ilgileniyo. Hulusi: heeee, tamam, iyi etmişsin berrak varsa gözün arkada kalmasın. Vahi: neyse biz içeri geçelim. Ambulansta tarık sedyede yatmakta, naz ve berrak yanında oturmaktadırlar. Naz gözünü tarıktan bi saniye dahi olsun ayırmaz. Öyle içten bakıyodur ki bi an dalmıştır. Tarık: (boğuk bi sesle) naz hanım kolunuz nasıl? Naz: heh, ne kolu? Haaa, şu ağrıyan kolum, şimdi biraz daha iyi, belki hastaneye gidene kadar geçer ağrısı. Tarık: anladım Tarık ve berrak, naz’ın ambulansa binmek için kolunu bahane ettiğini anlamışlardır ve birbirlerine bakarak hafifce gülerler. Bu arada filiz abisinin durumu sormak için abisini arar ama tarığın telefonu evde kalmıştır cevaplayan olmayınca ümiti arar ve tarığın hastaneye kaldırıldığını duyunca durumu annesine de anlatır Ambulans hastanenin acil servisine gelir, naz bi sedyede oturarak, tarık da bir yan sedyede yatarak tedavi olurlar. Röntgenler çekilir. Doktorlar röntgen sonuçlarına baktıktan sonra. Doktor: hanımefendi, kolunuzda endişelenecek bişey yok. Naz: demiştim hastaneye gidene kadar geçer diye. Tarık kısık sesle Tarık: doktor bey, rapora incinmiş yazıp, koluna da biraz sargı bezi sarın da inandırıcı olsun. Doktor şaşırır. Naz: şu halde de espri yapabiliyosun ya bravo yani. Siz bakmayın doktor bey, teşekkür ederim. Eee tarığın nesi var Doktor: burada durum pek de iç açıcı değil Naz: nee? Doktor: aşırı şoğuk algınlığa bağlı olarak zaatüre başlangıcı var, hemen yoğun bakıma alınması lazım. Naz: neee? O an nerdeyse dünya naz’ın üzerine yıkılır. Olduğu yerde donakalır. Hemşireler acilen sedye getirirler tarığı apar topar yoğun bakım odasına götürürler. Naz da peşlerinden gider. Yoğun bakımın camekanından tarığa yapılan işlemleri izlerken gözünden içindeki acıyo gösteren bir damla yaş akar. Filiz ve belgin hanım da hastaneye gelmişlerdir, tarığın yoğun bakıma alındığını duyunca filiz ve belgin hanım koşarak yoğun bakımın olduğu yere gider. Naz, filizi görünce koşarak ona sarılır ve hüngür hüngür ağlamaya başlar, Naz: hep benim yüzümden , hep benim yüzümden… Filiz: naz tamam ağlama. Doktor odadan çıkar. Filiz naz’ı sandalyeye oturtturur ve doktorun yanına gider, naz ağlamaya devam etmektedir. Belgin hanım ise oğlunu öyle görünce olduğu yere çökmüştür. Filiz: doktor bey abimin durumu nasıl? Doktor: aşırı soğuk algınlığı , dolayısıyla zaatüre başlangıcı, fazla önemli bişey değil. Tedbir olsun diye yoğun bakımda tutuyoruz. Ümit, durumu öğrenmek için berrağı arar, berrak da tarığın yoğun bakıma alındığını söyler. Ümit: babaaa, alfonso’yu yoğun bakıma almışlar. Belkıs: aaaaa Hulusi : alfonso mu? Ne alfonso su? Vahi: tabi ya ne alfonso su Vahi, tarık ve hulusi’nin meselesini bildiği için ümiti susturmaya çalışır. Ümit: alfonso yaa, haa Hulusi amca sen bilmiyosun demi, bizim tarık işte, İtalyan ralliciye benzediği için ben alfonso diyorum. Hulusi : tarık mııı? Vahi: ümitttt, ben sana sonra sorarım. Ümit: ben ne yaptım şimdi ya. Hulusi: vahiii, şoförün yoğun bakıma alınıyo sen daha buradasın, yürü hastaneye gidiyoruz. Ben merak ettim valla. Belkıs: hadi hadi , çabuk gidelim. Hulusi: (içses) alfonso, tarık. Umarım bu söylenen sen değilsindir tarık. Vahi, naz’ı arar ama ulaşamaz. Artık iş işten geçmiştir. Hulusi de hastaneye gelir. tarık bir kaç iğne vurulduğu için onların etkisiyle uyumuştur. Belgin, naz ve filiz, tarığın durumunu izlerlerken, filiz biran arkasını dönünce gördükleri karşısında şok olur. Çünkü babası yaklaşmaktadır. Filiz: anneeee, babammmm Belgin: neee? Naz: nee? Belgin hemen hulusi’nin önüne koşar ve tarığı görmesine engel olmaya çalışır. Ama Hulusi’yi tutamazlar Belgin: Hulusi durrrr Hulusi: çekilin önümden (yalancı yarim şarkısının melodisi çalmaya başlar) Hulusi, herkesi geçer ve camekandan oğlunun, tarığın yattığını görür, ama gördüğü manzara karşısında donup kalır, kalbi sıkışır. O an aklına hiçbişey gelmez. Belgin ve filiz de ağlamaya başlamışlardır, naz,vahi ve belkıs olup biteni şaşkınlıkla izler. Hulusi çok üzülmüştür oğlunu öyle baygın görünce , hiçbişey demeden kalbini tutarak ordan uzaklaşmaya başlar. Belgin de arkasından gider, Hulusi hastanenin önüne çıkar ama ağzını bıçak açmıyodur. Belgin: Hulusi her şeyi açıklayabilirim. Hulusi bi taksi çevirir. Belgin: hulusiii Hulusi taksiye binecekken Hulusi: bana bunu da yaptınız ya, bana bu oyunu oynadınız ya helal olsun Taksiye binip ordan uzaklaşır. Belgin olduğu yere oturur ve ağlamaya başlar. Hulusi: (sadri’yi arar) Sadri, hiç soru istemiyorum, şu hastaneye gidiyosun hiç bi masraftan kaçınmadan tarık için ne gerekiyosa yapıyosun. Çabuk olll. . tarik_naz 15-12-06, 12:56 AŞK, ACI, AYRILIK Naz, tarığın yanından uzaklaştıktan sonra tarık ne olup bittiğini anlamadığı için naz’ın peşinden koşar. Tarık: naz hanım, durun. Tarık, naz’ın kolundan tutar. Ama naz tarığa yüzünü dönmez çünkü gözleri dolu doludur. Naz: sesini bile duymak istemiyorum artık. Bırak peşimi. Ve bi daha sakın benimle konuşma Tarık: naz hanım yine ne oldu? Naz kolunu tarık’ tan kurtarır ve arabaya binip hızla uzaklaşır. Tarık: oğlum tarık yine bilmediğin bi işler dönüyo ama dur bakalım çıkar yakında. Deyip tekrar hastaneye girer. Naz ise duyduğu haber yüzünden çok sinirlidir. Arabayı çok hızlı kullanır. Arabanın içerisinde kendi kendine konuşurken bir yandan da gözlerinden yaşlar akmaktadır. Naz: demek ayşe hamileymiş ha, demek senin yüzünden bu kız hamileymiş. Ben sana ne yaptım da bana böyle alçakça bi oyun oynarsın ha ne yaptım ben sana. Aniden frene basarak Naz: ne yaptım ben sana Der ve başını direksiyona koyup ağlamaya başlar... ____ Saat baya ilerlemiştir. Ayşe’nin hastalığı da ortaya çıkmış, kızın apandist sorunu olduğu ortaya çıkmış. Tarık hastanede ayşe’nin durumu ile ilgilenirken birden telefonu çalar. Arayan vahi bey’dir. Vahi: tarık evladım, saat 11 oldu naz hala yok, telefonunu da kapamış, yanında mı acaba, merak ediyorum. Tarık, evi telaşa sokmak istemez. Tarık: he evet evet yanımda, bi yakınım hastalanmıştı da saolsun naz hanım da göreyim dedi. Telefonunun da şarjı bitmiş. Biz birazdan geliriz. Siz merak etmeyin Tarık, durumu Sadrilere söyler ve arabaya atladığı gibi hastanenin önünden uzaklaşır. Tarık: nereye gider bu kız ya, Allah bilir yine neler duydu da kızdı bana. Biraz düşündükten sonra aklına naz'ın lisedeyken sürekli gittiği deniz kenarı gelir. Ve oraya gider. Tahminin de yanılmamıştır. Naz, babası hastayken tarık la oturdukları bankta oturmaktadır. Tarık yavaşça yanına yaklaşır. Hava çok güzel ve gökyüzünde yıldız bolluğu vardır. Naz’a biraz daha yaklaşınca onun ağladığını fark eder. Tarık: bu güzel yerde, bu güzel hava da, böylesine güzel bir kızın gözyaşlarına yıldızlar şahit olmamalı. Yıldız, mutluluk ifadesidir, sizin gözyaşlarınıza dayanamayıp sönüverirler. Naz: ne işin var burada, yalnız kalmak istiyorum, git başımdan. Naz banktan kalkar ve yürümeye başlar, Tarık: gidemem çünkü babanız sizi benim yanımda biliyo. Naz: umrumda değil. Hem senin yanında olman gereken daha önemli kişiler var. Tarık: o mesele halloldu naz hanım. Naz: yaaa hayırlı olsun o zaman Allah analı babalı büyütsün. Tarık: neee? Naz: kız mı oğlan mı? Tarık: neeee? Naz hanım ne saçmalıyorsunuz. Naz: tarık git başımdan diyorum sana, hatta eve gidip eşyalarını da toplayarak git başımdan. Tarık: naz hanım yine kelime oyunlarına başlamayalım. Siz yine neyi nasıl anladınız bilmiyorum ama yine kesin yanlış anlamışsınız. Bu yanlış anlaşılmalar artık beni yordu. Bu yanlış anlaşılmanın da sebebini sormayacam çünkü kesin haklı bi yanınız vardır. Ama erken hüküm giydirmeniz, artık burama kadar geldi. İnsanın da bi sabır taşı vardır ve benim sabır taşım kırıldı artık. Arabanın anahtarını yavaşça yere bırakır. Ve naz’ın yanından uzaklaşmaya başlar. Naz: (tarığın arkasından bağırarak) tabi haklıyım, hastaneye geliyorum, ayşe’nin hamile olduğunu öğreniyorum, sonra sen gelip benim yüzümden oldu diyosun. Tarık durur ve geri dönüp naz’a Tarık: işte bi yanlış anlaşılma daha, daha ne deyim bilmiyorum. Naz: tabi tabi hep yanlış anlaşılma olur. Allah bilir melisa ile olanlarda gerçekti, belki yakında onunda hamile olduğunu öğreniriz. Sonra franceska italya’dan bi bebekle dönsün gelsin. Kim bilir belki 9 ay sonra berrak’tan da bi çocuk görebiliriz. Birden aklına dağ evi ve kendisinin sarhoş olduğu aklına gelir… Naz: yoksaaa, inanmıyorum ya, sen aşağılık pisliğin tekisin, geçen gece dağda… Naz iyice saçmalamış, Tarık da çok sinirlenmiştir, o kadar sinirlenmiştir ki naz’ın kendisine söylediği ağır hakaret karşında naz’a bi tokat atar. Naz tokatın etkisiyle biraz afallamış ve yanağı yanmıştır. Elini yanağına koyup tarığa çok sert şekilde bakar. Tarık: yeter naz yeter. Bu kadarı yeter. Ayşe benim 15 yıllık kardeşim, KARDEŞİM, ona bişey olduğunda ben yanında olmayacam da kim olacak, Sadri ve filiz sabahtan beri onun başındalar, doktorlar sabahtan beri onunla uğraşıyolar, kızın apandisti patlamış, biraz daha gecikseler kız ölecekmişti. İki kişilik odada yatıyodu ve yanındaki bayan hamileydi. Ama senin her şeyle benim bir bağlantım olduğunu sanman, bana kusur bulman ve bu kıskançlık krizlerin hele hele bu son yaptığın hakaret son noktaydı. Oyun bitti. Size hayatınızda mutluluklar dilerim. Tabi başarabilirseniz. Tarık arkasını dönüp gidecekken, naz ağlamaya başlar. Tarık bi anda geri dönüp Tarık: madem sabah sorduğunuz soru hayatınızdaki en önemli sorusuydu, hazır beni son kez görmüşken cevabını verip de gideyim. işte cevabı… Tarık, naz’ı kendine çeker ve acayip bir şekilde dudağından öpmeye başlar. Biraz öpüştükten sonra naz tarığı itekler ve o da tarığa sert bi tokat atar. İkisi de birbirine çok ateşli şekilde bakarlar. Ama Tarık bu sefer ciddidir ve tokattan sonra naz’ı orda tek başına bırakıp gider. Naz da dizlerinin üzerine çöküp ağlayarak tarığın arkasından bakar… tarik_naz 15-12-06, 17:44 işte size naz'ın o tokata karşılık çılgın tepkisi Evet Tarık kalbini naz’ın yanında bırakıp, gözünde bir damla yaş ile naz’ı orda bırakıp gider. Tarık nazdan uzaklaşırken Gülay ve mutaf’ın düeti olan hüküm şarkısı orijinal sesle çalmaya başlar. Gülüm yar… Sar… Hüküm yazdın bana hiç acımadan. O yar şimdi köle mi? Köleyim!! Biz masal olduk şimdi sevdalara; Sarıl yar… Dönüp sorma bana ‘ne dursun zaman’… O yar şimdi köle mi? Köleyim!! Bu hüküm ah, vuslatsız sevdalara… Aşk sunan kucaklara… O gül yeminli dudaklara… Aşk yakıp tutuşanlara… Yasak aşklara, eyvah… Eyvah bana! (Şarkı çalarken naz arabayla eve gelir ama çok üzgündür, vahi ve ümit ona bişeyler sorarlar ama naz hiç bişey demeden odasına gider. Tarık ise bora’nın evlilik teklifinden sonraki ikinci ciddi yol ayrımındadır, gecenin karanlığında tek başına bi yerde otururken naz’a attığı tokat aklından çıkmaz. Ve çok pişmandır.) Şarkı bittikten sonra Tarık ayşe’nin durumunu öğrenmek için sadri’ yi arar Tarık: Sadri, ayşe nasıl Sadri: Tarık, ameliyat olacak diyo doktorlar, buraya gelsen iyi olur. Tarık: hemen geliyorum. Ümit de naz’ın üzgün halinin nedenini anlar ve naz’ın yanına gider. Naz yatağına yatmış pişmanlığın ve ayrılığın vermiş olduğu acı ile ağlamaktadır. Ümit: naz, konuşmak ister misin? Naz: ümit bi de sen gelme üstüme Ümit: naz hiç iyi görünmüyosun Naz: evet iyi değilim ve sen soru sormaya devam ettikçe iyice kötü olacam. Ümit: Naz, ben senin kardeşinim. Sorunlarını böyle içine atarak kendini heba edemezsin. Ve buna izin vermem. Her şey apaçık ortada, artık saklamana gerek yok, onun yüzünden demi? Naz: ya bana tokat attı ya, inanabiliyor musun tokat attı? Sonra da beni orda tek başıma bırakıp gitti. Ümit: inanmam, alfonso öyle şey yapmaz. Naz sanki oda da ümit yok muş gibi konuşmaya devam eder. Naz: bana nasıl tokat atar ya, ama ben de hak ettim. Çok üzerine gittim. Ama ne olursa olsun o tokadı atmayacaktın Tarık, ardından bi de utanmadan öpüyo. Ümit: neee? Bi de öptü mü? Naz sen yat uyu en iyisi, ben de seni daha fazla meşgul etmeyeyim çünkü iyice saçmalaya başladın. Naz: ama görürsün Tarık efendi, o tokadın acısını senden nasıl alıyorum göreceksin. Deyip odadan hışımla çıkar ve arabaya atlayıp direk hastaneye gider. Bu arada Tarık da hastaneye gelmiştir. Sadri, tarığı görünce ona doğru yürür ve tarığa sarılır. sadri de çok üzgündür. Sadri: Tarık, ayşe’ yi ameliyata alacaklarmış, hazırlıyolar şimdi. Ama tarığın aklı orda değildir. Sadri: Tarık iyimisin? Tarık: heh ne? Sadri: ayşe’yi ameliyata alıyolar. Tarık sen iyi değilsin. Ne oldu söylesene Tarık: her şey bitti Sadri. Artık şoför Tarık da yok. Sadri: yine kovuldun demi? Boş ver yarın yine işe alınırsın? Tarık: bu sefer tamamen bitti, tokat attım Sadri, naz’a tokat attım. Artık hayatta o eve gidemem. Sadri: neyse gel otur şuraya Tarık: kusura bakma Sadri, hem ayşe hem naz moralim çok bozuk. Bi süre geçtikten sonra naz da hastaneye gelmiş, ayşe’de sedyeyle odadan çıkmaktadır. Sadri: hah ayşe çıkıyo Ayşe acı içinde kıvranarak sedyeyle taşınırken bi yanında filiz, diğer yanında Tarık ve Sadri yan yanadır, Tarık ve Sadri’nin koridora sırtı dönüktür. Ama filiz birden naz’ın sinirli bi şekilde geldiğini görür ve Filiz: abiii, nazzzz Tarık arkasını döner dönmez naz’la burun buruna gelir. Tarık naz’dan tokat beklerken, naz kimsenin yapmaya cesaret edemeyeceği bi çılgınlık yapar ve öyle olmaz böyle olur dercesine, tarığı dudaktan öpmeye başlar. Öyle içli öpüşürler ki ordaki herkes şok olur. Ayşe’de onları öyle görür ve başını yana çevirerek ağlamaya başlar. sadri, filiz ve ordaki doktor ve hemşireler gördüklerine inanamazlar. Öpüşmenin ardından Naz: işte öyle olmaz böyle olur Tarık efendi. Deyip hızlı adımlarla arkasını dönüp gider. Tarık ne yapacağını şaşırmış olduğu yerde kalakalmıştır. Doktorlar ayşe’ yi ameliyathane sokmuşlardır. Filiz hemen abisinin yanına gelerek Filiz: ne duruyosun hala peşinden gitsene Tarık şaşkın bi ifadeyle filiz’e bakar ve naz’ın peşinden koşmaya başlar. Tarık: nazzzz Ama geç kalmıştır, Tarık tam hastane kapısına geldiğinde naz arabaya binmiş gidiyordur. Naz dikiz aynasından tarığı görür ve Naz: böyle şaşırıp kalırsın işte, bu daha hiç bişey değil Tarık efendi. Patronuna tokat atarak sen beni şaşırttın, ben de herkesin içinde şoförümü öperek seni şaşırtırım. yalancı yarim 17-12-06, 14:34 23.Bölüm Senaryosu... Naz aysenin hamile olduğunu duyduktan sonra tarığı doğru düzgün dinlemeden hastaneden ayrılmıstır... tarık ise nolduğunun farkında diildir...kafası iice karısmıstır...tarık sadrnin yanına gelir!!! sadri:doktor bey artık neolduğunu söleyin bize kötü bisi warsa bile söleyin öğrenelim... doktor:hastanın akrabasımısınız?? bu sırada tarık gelir!!! sadri:ewet akrabasıyım...we artık durumu öğrenmek istiyoruz... doktor:endiselenicek korkucak bisi yok... tarık:eeeee yani sonuc nedir?? doktor:yaptığımız test sonuclarından ciddi bi rahatsızlık cıkmadı...basit bi soğuk algınlığı...boğazlarda enfeksiyon(kusura bakmayın biras sallıyorum)hastamızın mide bulantısı we ağrılarının sebebi ise rahatsızlığından kaynaklanıyo ama mide bulantısı we ağrılar asırı stres yada üzüntüden dolayı olabilir... tarık:peki bukadar test bukadar uğras niyeydi basit bi soğuk algınlığı ise... doktor:bu konularla ilgili uzman doktorumuz böyle gerek gördü we size bunları iletmemi istedi... sadri:peki hastanede kalmasına gerek warmı yoksa ewine dönebilirmi?? doktor:isterseniz bikac gün burda misafirimiz olsun burada ii bi bakımla daha cabuk iilesir hemde bizim gözetimimizde... sadri tarığın kulağına eğilerek:tarık hacer anneme ne dicez?? tarık:eğer ayse daha cabuk iilesicekse kalsın ben bi bahane bulurum hacer anneme sen merak etme aysenin yanında ol... tarık:doktor bey ayse burda sizlerin gözetiminde kalsın...ii bakın ona o bizim icin cok önemli!!! doktor:özel bi odaya alıcaklar filiz hanım böyle istemis... sadri:ewet saolsun..neyse ben aysenin yanına gidim...bilgiler icin saolun... doktor:gecmis olsun..(der we gider) sadri:eee tarık aklına hacer anneme söleyebilicen bi yalan geliyomu?? tarık:düsünüyorum sadri...(saatine bakar)benim gitmem lazım...yolda bi yalan bulurum ben gider hacer anneye uydururum bisiler...sen aysenin yanında ol sana ihtiyacı war... sadri:sen merak etme yanındayız biz hadi sen git... tarık gider!!!buarada nazı unutmustur cünkü hacer annesine bi yalan uydurması gerekmektedir... tarık gelmistir hacer annesinin ewine !!!kapıyı calar... hacer anne:aaa hosgeldin tarık..gel iceri... tarık:hosbulduk hacer annem!!!nasılsın görüsmeyeli?? hacer anne:iiyim iyi olmasınada bizimkileri bekliyorum kahwaltıya die gittiler gelemediler... tarık:bekleme hacer annem... hacer anne:ne diyosun tarık niye beklemim?? tarık:cünkü gelmicekler bugün onlar!!! hacer anne:nedemek gelmicekler??yoksa kötü bisimi oldu tarık??söle hemen... tarık:yok hacer annem kötü bisi olduğu yok...ayseyi okuldan bi arkadası cağırmıs yakın sewdiği bi arkadası bu gece onlarda kalıck napsın kızda kıramamıs kabul etmis... hacer anne:ayse niye gelip bana haber wermedi hem o gece kimsede kalmaz olmaz öle sey baska bisimi war?? tarık:yok walla hacer annem ayse aricakmıs seni telefonlada kızarsın diye arayamamıs sadride söleyeMEmis sana beni aradılar illa git sen söle diye bende kıramadım geldim sana sölemeye... hacer anne:siz kırmayın kimseyi ama ben kırıcam sizin bigün kemiklerinizi...söle ayseye arkadsının ewine gidince hemen beni arasın...peki sadri nerde ?? tarık:o mu bilmiyorum bende belki kalmam aksam ewde dedi bugün bi deisiklik olsun bende arkadaslarımla takılim dedi..ee ben rahatsızım gidemiyorum bırak hacer annem baksınlar keyiflerine... hacer anne:tarık yalan sölemiyosun dimi?? tarık:ben sana nezaman yalan söledim hacer annem?? hacer anne:(güler)peki peki inandımm.. tarık:nese gidim ben artık hadi dikkat kendine hacer anne:sende sende hadi güle güle!!! tarık kapıdan cıkar... tarık:ohh bu iside hallettim...artık gidip rahatca dinlenebilirim... tarık ewe gelir...üstünü deistirip uzanır... naz gelir...sinirli bi sekilde... naz:sen coktan ilestin tarık efendi bide hala yatıyomusun?? tarık:hastanedeki doktorlar bile sen hala iilesmemissin dedi test edip onayladılar... naz:senin irenc esprilerini dinlicek bosa harcicak zamanım yok...hem sen niye geldin niye müstakbel esinin yanında diilsin... tarık:neee?? naz:tabi isine gelmediği zaman neee dersin... tarık:naz hanım ben gercekten bisi anlamadım!!! naz:kıza bukadar sey yapmıssın hemde daha ewlenmeden..ne bicim bi adamsın sen ya bide gerile gerile benim yüzümden olmasından korktum diyosun bumu senin erkekliğin... tarık:naz hanım basit bi olay neden bunu bukadar abartıyosunuz?? naz:tarık sen iice yoldan cıkmıssın yazık sana...doğrusu acıyorum o kıza..bide buna basit bi olay diyosun... tarık:ewet basit bi olay...hepimiz rahatsızlanabiliriz...soğuk algınlığı,boğaz enfeksiyonu yani bunlar büyütülücek seylermi?? naz:neee?? tarık:isinize gelmediği zaman neee dersiniz:) naz:ama yani olamaz bu !! tarık:neden olmasın?? naz:cünkü bana ordaki görewli kız sey dedi... tarık:ney dedi?? naz:hasta zor bi hamilelik geciriyo dedi... tarık:yani siz bunun icinmi bana kızdınız??ya baska bi hastayla karıstırmıstır... naz:nebilim ben sen benim yüzümden olmasından korktum fln diyince... tarık:doktor bize doğru we gereken acıklamayı yaptı ortada böle bisi yok...olmasıda imkansız... naz:yani hamile diil...we seninlede ilgisi yok!!! tarık:(gülümseyerek)ewet diil we benimlede ilgisi yok!!! naz:ozaman artık sorumun cewabını alabilirmiyim??sen o gece beni öptünmü?? tarık:gülümser... VE SON!!! tarik_naz 17-12-06, 23:28 Naz arabayla uzaklaştıktan sonra tarık geri hastaneye ayşe’nin yattığı 217 numaralı odanın önünden geçerken, odadan içeri hamile bir bayanın girdiğini görür. Tarık: (içses) ah ah bilmeyerek de olsa yaktınız beni O sırada da ayşe’nin ameliyatı devam etmektedir. Filiz: ne oldu abi? Tarık: yetişemedim, boş ver şimdi sen onu, ameliyat sürüyomu hala? Filiz: niye peşinden gitmedin. Tarık: (sinirli bi şekilde) filiz bi soru sordum Filiz: evet devam ediyo. Tarık: eee Sadri nerde? Filiz: ayşe’nin odası hazırlanmış da eşyalarını götürdü. Bu arada tebrik ederim iyi öpüşmeydi. Şaşkınlıkla izledik, fazlasıyla kıskandık. Tarık: filizzz sinirliyim zaten, bi de sen üzerime gelme Filiz: tamam tamam, ama şunu söyleyim Allah sana sabır versin Tarık: niye ki Filiz: niyesi var mı abi, naz sana fena abayı yakmış Tarık: çok mu belli oluyo Filiz: abi sen en iyisi git bi yere kafanı vur da aklın başına gelsin. Ya hangi kız gelip de herkesin içinde bi erkeği böyle deli gibi öper. Bi de belli oluyo mu diyosun. Naz, eve gelmiştir, salonda vahi, Belkıs, belgin, Hulusi ve teo sohbet etmekteler. Ümit de dayanamayıp filiz’i aramış ve ayşe’nin hastalığını , filizlerin de hastanede olduğunu öğrenince hastaneye gitmek için merdivenlerden inerken naz da hızlı adımlarla odasına çıkar. Vahi: ümit ne oluyo bu kıza Ümit: telaşlanma baba şoförünü 8. defa kovdu. Vahi: neee? Niye ki Belgin: neee? Ümit: telaşlanma dedim ya yarın 9. defa geri alır. Naz: (bağırarak) aslaaa Ümit: derr, ben de “alırsın alırsın” derim Vahi: sen nereye gidiyosun. Ümit: (belgin’e dönüp) belgin teyze, filiz’le konuştum hastanedelermiş Belgin: neee, tarıkk (tarığa bişey oldu sanır) Hulusi: ne olmuş filiz’e, ne tarığı, ne diyosun sen oğlum. Ümit: yok yanlış anladınız, hacer teyzenin torunu hastaymış filiz de başındaymış Hulusi: ayşee Belgin: kalk Hulusi kalk hemen hastaneye gidelim. Ümit oğlum hangi hastanedelermiş Ümit: durun ben de sizle geliyorum söylerim yolda. Vahi, tarık ve hulusi’nin kavgalı olduğunu bildiği için onu tutmaya çalışır Vahi: Hulusi sen kalsaydın Hulusi: saçmalama vahi, hacer anne dedin mi akan sular durur. Hulusiler evden çıkar çıkmaz vahi hemen tarığı arar ve hulusinin hastaneye geldiğini söyler. Tarık: benim hemen gitmem lazım Filiz: ne oldu ki? Sadri : ne oldu tarık? Tarık: babam ve annem geliyomuş buraya Sadri: ee nereye gideceksin o olaydan sonra (öpüşmeyi kasteder) Tarık: valla bilmiyorum eve gidemem, bankaya giderim heralde Filiz: saçmalama abi, doğru eve git. Hiç bişey olmamış gibi davran. Sen suçlu değilsin ki. Tarık: haklısın Tarık, filiz’in dediğini yapar ve eve gelir. Tarık: saolun vahi bey haber verdiğiniz için Vahi: bişey değil Tarık, ha bu arada naz’ın nesi var, ümit yine seni kovdu falan diye bi şeyler söyledi. Tarık: vahi bey beni işe siz aldınız, siz kovmadığınız sürece ben hep sizin emriniz de olacam Vahi: o zaman uzun bi süre daha buradasın desene Tarık: vahi bey müsaadenizle, bişey olursa ben müştemilattayım. Vahi: tamam evladım gidebilirsin. Tarık, odasına gidince şarkı söylemeye başlar. AŞKIN MAPUSHANE Keşke seni tanımamış,keşke sevmemiş olsaydım Zincire vurulmuş gibi,sana bağlı kalmasaydım Aşkın maphushane içinde ben mahkum, Saçların parmaklık,gözlerin gardiyan olmuş İçinde ben ziyan oldum Alın yazımda varmışsın,kalbimi benden çalmışsın Sensizliğe bir duman gibi,sigaranda beni yakmışsın Naz, şarkı sırasında sahilde yaşadıklarını, birbirlerine attıkları tokatları ve öpücükleri düşünür ve bi yandan tarığa yaptıkları için üzülürken bi yandan da tarığa ciddi anlamda aşkını belli ettiği için sevinir . Ama galiba üzüntü daha ağır basar ve gözü çellosuna kayar. Ve çellosunu alıp bahçeye havuzun başına gider. Hava soğuk ve rüzgarlıdır ama naz’ın üzerine çok ince bir kıyafet vardır. Üşür fakat farkında değildir. Çellosunu çalmaya başlar. Tarık çello sesini duyar ve odasının kapısından bi süre naz’ı izler. Yanına gidip gitmemektekte kararsız kalır, ama naz’ın bu soğuk havada daha fazla üşümesine dayanamaz ve kendi montunu alıp naz’a doğru yaklaşır. Naz çello çalarken arkasından yavaşça gelir ve montu naz’ın sırtını örtecek şekilde omuzlarına asar. Naz hiç duruşunu bozmaz ve çalmaya devam eder, Tarık ise ayakta naz’a sırtını dönmüş şekilde durur. Naz, çello çalmayı bitirdikten sonra, Naz: neden geldin? Tarık: tebrik etmeye Naz: ne için tebrik ediyosun ki Tarık: cesaretiniz için, kimse cesaret edemez herkesin içinde gelip de şoförünü öpmeye, belli ki babanıza çekmişsiniz Naz: babam da mı şoförünü öpmüş? Tarık: (gülerek) yok öyle değil, babanız da 10 milyon dolar kredi aldığında ben de deli cesareti var demişti Naz: ne demek istiyosun şimdi ,yani ben de mi deliyim? Tarık: ama çok güzeldi Naz: ne güzeldi Tarık: ne olabilir? Naz: şaşırdın demi? Tarık: bişey soracam, neden böyle bişey yaptınız? Naz: hani seni şaşırtıyormuşum ya, sabah söylemiştin Tarık: evet Naz: düşündüm düşündüm, ama seni ne zaman şaşırttığımı bulamadım. Böyle bişey yaparak seni şaşırtmak istedim Tarık: bak şimdi şaşırttınız işte. Naz: neden Tarık: yalan söylediniz. Naz: tamam söylüyorum, attığın tokata çok sinirlendim, nasıl tepki veririm diye düşündüm aklıma bu geldi. Tarık: bu aklınıza gelen, bundan sonra da geçerli olacak mı acaba? Naz: aslaaa __ Tarık: naz hanım işin aslına gelirsek neden geldin diye sormuştunuz tebriğimi ettim şimdi ise müsaadenizle gidiyorum Naz: nereyeee? Tarık: naz hanım siz patronsunuz ben ise şoför, aramızda olanlardan sonra yanınızda çalışamam. kardeşim ve Sadri her şeyi gördü ve bu olanlar muhakkak belgin hanım’a ya da Hulusi tekelioğlunun kulağına ulaşır. Sizi şoförüne aşık zavallı kız olarak düşünmelerini istemem… Bu yüzden işten ayrılıyorum. Naz “zavallı aşık kız” lafını duyunca Belkıs hanımın söyledikleri aklına gelir. Ve tarığın elinden turarak Naz: tarık gitme Tarık: sizi üzdüğüm her şey için özür dilerim. Ama gitmek zorundayım. Naz: Tarık, gitmeni istemiyorum. Kim ne derse desin, kim ne düşünürse düşünsün umrumda değil. Yalnız kalmak istemiyorum. Tarık: emin olun hiçbir zaman yalnız kalmayacaksınız. Çünkü ben yokken de(kalbini göstererek) burası her zaman sizin yanınızda olacak. Naz: ben sahibinin de yanımda olmasını istiyorum. Der ve babasının ya da evdeki herhangi birisinin onları izleyebileceğini hiçe sayarak tarığa sarılır. Tarık da ona sarılarak saçlarını okşamaya başlar. Naz: beni bırakıp gitme… . tarik_naz 18-12-06, 18:50 naz'ın tarığa ufak oyunu Sabah olur. Berrak ve Belkıs kahvaltı sofrasını hazırlamış, vahi de tek başına kahvaltı yapar. İlk olarak salona ümit iner. telefonda konuştuğu kişinin Sadri olduğunu öğrendiği için çok mutludur. Ümit: ( gülücükler saçarak) herkese günaydınnn, ooooff miss gibi sucuk kokuyo Vahi: hayrola ümit neşen yerinde, dün suratından düşen bin parçaydı. Ümit: o parçaları toplayıp yeniden yapıştırdım bu şekil çıktı. Beğenmedin mi. Vahi: çene tarafına yapıştırıcıyı az sürmüşsün galiba, biraz gevşek olmuş. Ümit: baba yine başlama yaaa. Bak yine dünki halime dönerim. Vahi: şaka şaka, hep böyle gül, asık surat sana yakışmıyo hiç. Naz da dün gece tarık’ la olan yakınlaşmadan dolayı mutlu uyanır. O da salona gülücükler saçarak iner. Naz: herkese günaydın. Günaydın babacım Deyip babasını yanağından öper. Ve kahvaltı masasına oturur. Bu sırada Belkıs hanımda sofraya oturur. Naz: günaydın Belkıs hanım. Belkıs: günaydın nazcım. naz: belkıs hanım dün yaptıklarım için tekrar özür dilerim belkıs: ben unuttum bile nazcım Vahi: ne oldu size böyle. İki kardeş bi gece de nasıl değiştiniz böyle. Baksanıza belkıs hanım ikisi de gülücükler saçıyo. Belkıs: allah bozmasın vahi bey. bakın siz mutlu oldukça burası nasıl da pozitif enerji ile doldu. naz: pozitif enerji dediniz de, sizin yaptığınız hareketin gerçekten faydası varmış, uyanınca ben de yaptım. belkıs: ondan böyle gülüyosun değil mi? ümit: başka nedenleri de olmasın...(tarığı kasdeder) naz: ümittt Kısa bir süre sonra Belkıs: a a ama evin en önemli pozitif enerji kaynağı aramızda yok. Ümit: kim? Belkıs: tarıkk Vahi: alla alla saat kaç oldu hala uyanmadı mı? Ya da sabah bi işi vardı da bi yere mi gitti ki? Belkıs: bırakın uyusun, yoruldu çocukcağız 2-3 gündür. Hastalığı daha yeni yeni atlatıyo. Naz, birden irkilir. Çünkü tarık dün işten ayrılmadan bahsetmiş ve naz’a kesin cevap vermemiştir. Naz: (içses) neden bu saate kadar gelmedi bu. Yoksa gerçekten de gitti mi? Ümit: ne oldu naz bi anda dondun. Naz: okula geç kalıyorum, gidip tarığı uyandırayım. Vahi: naz, tarık bugün de dinlensin, seni okula ümit götürür. Naz: yok baba okuldan sonra da işlerim var, ümit şimdi bana acele ettirir, hem yeter bu kadar dinlendiği. Ümit: (manalı bi biçimde) tabi tabi, ben çok aceleciyimdir. Alfonso’ yla rahat rahat gezsinler Naz: ümittt saçmalama Naz, tarığın odasına bakmak için müştemilata doğru gider. Naz: (içses) inşallah gitmemiştir, inşallah uyuyakalmıştır. Ya gittiyse. Naz, odanın kapısına gelir, tam kapıyı açacakken tarığı içerde mışıl mışıl uyurken görür. Naz: (içses) ohhh gitmemiş. Nasıl da derin uyuyo. Dur şuna bi oyun yapayım. Yeter bu kadar uyuduğu. Naz, tarığı uyandırmak için bahçedeki çalılardan ince bi çubuk koparır. Odanın kapısını sessizce açar ve tarığın baş ucuna sessizce yaklaşır. Elindeki çubuğu tarığın burnuna hafifçe sürter. Tarık: ııııhhhhh Deyip burnunu kaşır. Naz tekrar çubuğu tarığın burnuna sürter, tarık yine burnunu kaşır. Naz yine çubuğu sürter ama bu sefer tarık uyanır ve birden naz’ın elini tutar ve naz’ı kendine doğru çekerek yataktan fırlar. Naz la burun buruna gelmişlerdir. Naz tabiî ki çok korkar. Naz: ödümü patlattın o nasıl uyanış.. Naz elini tarıktan çeker ve ayağa kalkar. Tarık: (hala uyku sersemidir) naz Naz: naz hanım diyeceksin Tarık: nee? Naz: pardon dün anlaşmıştık, sadece ikimizin olduğu ortamlarda “naz” diyebiliyodun artık. Tarık: ne arıyodun burada. Naz: seni Tarık: beni mi? Neden? Naz: saat kaç oldu sen hala gelmedin kahvaltıya. Tarık: sadece bunun için mi? Naz: tamam itiraf ediyorum, gittin diye korktum. Tarık: ne gitmesi, bi yere mi gidecektim? Naz: dün gece işten ayrılıyorum falan dedin ya, sonra da kesin cevap vermedin, şimdi de kahvaltıya gelmeyince gittin sandım. Tarık: (gözlerini naz’dan kaçırarak) hımm Naz: yoksaaa, yüzüme bak, gitmeyecektin değil mi? Tarık: tamam seni daha fazla yormadan itiraf ediyorum “blöf” yaptım. Naz: inanmıyorum sana yaa, ağzımdan laf alabilmek içindi demek bütün o sözler. Tarık: nasıl? çok mu inandırıcıydı. Naz: ne demek inandırıcımıydı, ciddi ciddi gidiyosun sandım. Doğru söyle şoförlükten önce oyunculuk dersi falan aldın mı? Tarık: yooo, bu benim ilk oyunum. Yapımcıların beni keşfetmesini bekliyorum ama şoförlük yapmaktan kendimi gösteremiyorum. Naz: çok komik, demek blöf yaptın, o sözlerin hepsi demek oyundu Tarık: evet, ama son söylediğim hariç. Naz, tarığın son söylediği lafı hatırlar “emin olun hiçbir zaman yalnız kalmayacaksınız. Çünkü ben yokken de(kalbini göstererek) burası her zaman sizin yanınızda olacak.” Ve tarıkla romantik bi bakışma yaparlar. Naz: hadi çabuk ol yoksa kahvaltı sofrası kalkacak ona göre. Tarık: sorun değil berrağa söylerim bana yeniden hazırlar. Naz: sen benim kendi başıma yaptığım ilk çorbayı içmek istiyosun galiba. (dizide ağzını burnunu unla bulaştırarak yaptığı çorba) Tarık hemen yerinden sıçrar Tarık: tamam tamam sen git ben hemen geliyorum. Berrağa söyle sofrayı kaldırmasın. ... tarik_naz 22-12-06, 14:50 Tarık, elemeyi yarışını kazanmış ve sadri’yi de direksiyona oturtarak büyük bi dostluk örneği göstermiş oldu. Parayı aldıktan sonra, tekrar sadri’nin yanına doğru giderken, Sadri ve kızların dışarı çıktığını görür. Kızları önceden gördüğünü belli etmeden, Tarık: ooo kızlar sizin ne işiniz var burada. Sadri’yi izlemeye mi geldiniz. (sadri’nin omzuna vurarak) Koçum Sadri, yanılttın beni, ben kesin iki üç takla atarsın diyodum. Ama neden heyecan yaptın anlamadım, yarıştan sonra yanına gittim heyecandan bayıldın galiba. Adamlar da beni çağırdı parayı vermek için. Tarık elindeki parayı ayşe’ye verir. Filiz, abisinin çevirdiği numarayı anlar ama kimseye belli etmez. Tarık: ayşe bu para senin, ameliyatın için. Öyle değil mi Sadri? Sadri: iyi de tarıkk Tarık: sana öyle değil mi dedimmm. (sadri’ye kaşlarıyla sus işareti yapar) Sadri: yaa, evet evet ameliyatın için. Naz: biz seni yarıştı sandık. Tarık: siz sadri’yi tanımamışsınız, en az benim kadar iyi araba kullanır. Benden tek farkı biraz heyecanlandın mı bayılıveriyo. Sadri: yaaa, bayılıveriyorum işte. Tarık: eee ne duruyoruz, hadi gidelim. Siz neyle geldiniz buraya Filiz: sadri’nin arabasıyla. Tarık: iyi o zaman siz direk Ayşelere gidin. Biz de naz hanımla gideriz, belgin hanıma da ilgilendiği için teşekkürlerimi iletirsin. Tarık ve naz arabada giderlerken. Naz: aferin sadri’ye, kızın ameliyatı için kendisini tehlikeye atıp yarışmış. Ayşe’den hoşlanıyo galiba. Tarık: galiba. Naz: bak iyiki şüpheci kimliğimden sıyrıldım yoksa şuan aslında senin yarıştığını, bizi kenarda görüp ben kızmayım diye sadriyle yer değiştirdiğini düşünüyo olacaktım ve sana bana yine yalan söylediğin için bi dünya laf edecektim. Hadi yine iyisin Tarık: haklısın, kim olsa benim yarıştığımı sanırdı, ama Sadri de yabana atılacak biri değil yani. Naz: ayrıca yine eski şüpheci ben olsaydım bu 20 bin ytl’yi neden filiz, annesinden ya da babasından istemiyo da Sadri yarışarak kazanıyo diye düşünüp kendimi boş yere harap edecektim. Yok yok iyiki kurtulmuşum bu kötü alışkanlığımdan Tarık: (biraz kısık sesle) iyiki Naz: ne dedin Tarık: Sadri dedim Naz: ne olmuş sadri’ye Tarık: Sadri, gururlu birisidir. Ayşe için bu parayı benim kazanmam lazım, kimseden yardım almam dedi. Naz: oooo, Sadri abayı yakmış anlaşılan (içses) bunu öğrendiğim iyi oldu. Naz, tarık ve ayşe arasında hiç birşeyin olmadığını öğrendiği için iyice keyiflenmiştir. Naz: şarkı söyler misin? Tarık: istek parçan var mı? Naz: sabah ki şarkını neden kısa kestin, devamını bilmiyor musun yoksa. Eğer biliyosan onu söyle. Tarık: peki Kimler Geldi Kimler Geçti Bilmem ki bu akşam sen de bir hoş musun İçmeden hatıralardan sarhoş musun Ellerin sanki bak hala ellerimde Yanıyor duyuyor musun Dostlar seni söylüyor sahi mutsuz musun Bu yolda dönüş yok sen bilmiyor musun Herşey gönlünce olmaz demiştim sana Kaderden kaçılmaz görüyorsun Kimler geldi hayatımdan kimler geçti Hiçbirisi hasretini gidermedi En güzeli senin kadar sevilmedi Kimler geldi kimler geçti Şarkı bitiminde eve gelmişlerdir. Naz artık tarığı şoförü gibi görmediği için onun kapısını açmasını beklemez ve kendisi iner. sabahın köründen beri ayakta olduğu için biraz yorgundur. Naz: ne gündü ama Tarık: evet, baya hareketliydi. Naz: sen ne yaptın ki? Tarık: hiçç git gel baya yoruyo adamı. Bi de hastalıktan yeni kurtuldum onun yorgunluğu da var. Naz: haklısın Tarık: sen ne yaptın? Naz: ne? Tarık: ne yaptın da yoruldun Naz: ben yorulmadım ki, nerden çıkardın yorulduğumu Tarık: ne gündü ama dedin de öyle anlam çıkardım. Naz: ne gündü ama derken, sabah sabah belgin hanımlara gittim orayı karıştırdım, sonra Ayşelere gittik, ayşeyle tartıştım, sonra sizin yarışa gittiğinizi duyduk aceleyle koştur koştur oraya gittik. Tarık: yorulmuşsun o zaman Naz ters ters bakarak tarığın önünden eve girer. ... tarik_naz 22-12-06, 17:10 Vahi, çocuklarının, özellikle de naz’ın son zamanlardaki davranışlarını pek beğenmediğini üstü kapalı da olsa ümite söylemişti. Bunun üzerine naz’la konuşmaya karar verir. Vahi: nerelerdesin naz, sabah bi çıktın haber falan yok. Merak da bırakıyosun beni Naz: meraklanacak bişey yok baba. Tarık dün belgin hanımlarda kalmıştı gittim onu getirdim. Vahi: tarık evladım nasılsın, iyileştin mi biraz. Tarık: saolun vahi bey, gayet iyiyim. Vahi: aman iyi iyi Tarık: müsaadenizle ben odama gideyim. Vahi: tamam evladım gidebilirsin Tarık müştemilata gider, ardından naz da odasına çıkmak ister. Naz: eh ben de odama çıkayım Vahi: naz kızım, otur şuraya biraz. Naz: ne oldu baba Vahi: biraz konuşalım. Naz: ne hakkında konuşacaz Vahi: tarık Naz: ne? Vahi: ne oluyo naz sana. Son günlerde aklın bi karış havada, şimdiye kadar sustum, bi bildiğin vardır dedim ama tarığın yanında sabahlamalar, sabah sabah tarığı eve getirmek için milleti rahatsız etmeler. Naz: düşündüğün şeye bak baba ya, tarık’la aramızda ne olabilir ki. Hem sen demiyomuydun evde çalışanlarla iyi geçinin, iyi davranın diye. Tarık da benim hem şoförüm hem arkadaşım. Baba, tarıkla ya da evdeki başka birileriyle arkadaş olmama en çok senin sevinmen lazım. (üzüntülü bi ifadeyle)Annem öldükten sonra, kendimizi buraya kapadık, hiç güvenebileceğimiz bi arkadaşımız olmadı, hem benim hem de ümitin. Ama tarık, bize hem arkadaş oldu hem de yardımcı, en zor zamanlarımız da yanımızda oldu. Ümit ve senin de tarığı ne kadar çok sevdiğinizi biliyorum. İçin rahat olsun baba. Vahi: haklısın kızım, kusura bakma böyle hesap sorar gibi geldim üstüme Naz babasına sarılarak Naz: ne kusuru, sen bizim biricik babamızsın, kızarsın da, hesap da sorarsın. Şimdi ben gidip yatacam, (sessizce) çok yoruldum valla. Der ve babasının yanında kalkıp odasına doğru gider Vahi: kızım yorgun olduğunu niye sessizce söyledin ki Naz: yani baba biraz daha bağırda müştemilattan da duyulsun. Hulusi, metroseksüellik dersi almaya karar vermiş ve sadriyi de bankaya çağırmıştır. Sadri’nin de tarığın yaptığı bu davranış hem hoşuna gitmiş hem de gitmemiştir. Tarığın bunu neden yaptığını sormak için tarığı arar. Bu arada naz da odasına gelince telefonu çalar. Okuldan bi arkadaşı naz’ı arar Naz: aloo, sude sen misin? Hayrola, bişey yok demi? Yarın mı? Doğru ya akıl mı kaldı ben de bak ben onu tamamen unutmuştum, evden izin alabilirsem kesin gelirim. Naz aldığı haberden sonra koşarak evden çıkar ve tarığın yanına doğru gider. Tarık da o sırada Sadri ile konuşmaktadır. Sadri: tarık oğlum niye böyle bişey yaptın? Tarık: sen istemiyo muydun yarışmayı Sadri: istiyodum ama Tarık: sen yarıştın işte gerisini boşver. Sadri: iyi de parayı nasıl alabildin, haftaya yarıştan sonra almayacakmıydın Tarık: evet öyleydi Sadri: nasıl aldın ozaman Tarık: yarışın ödülü 50bin ytl imiş, adam beni daha önceden tanıyodu, acil 20bin ytl lazım dedim, Sadri: eee Tarık: o da parayı verdi. Sadri: eee şimdi haftaya ne yapacaksın. Bu sırada naz odanın kapısına gelir tam içeri girecekken tarığın konuşmasını duyar. Tarık: mecbur yarışacam haftaya, ve mecbur birinci olmam lazım yoksa başım baya bi derde girecek o kesin. Yalnız bu sırrı sadece ikimiz biliyoruz ona göre. Bu lafı duyunca naz hışımla içeri girer. Naz: demek sen yarıştın. İnanmıyorum yaa Tarık elinde telefonla bakakalır Sadri: ne oldu tarık. Tarık: artık ikimiz bilmiyoruz. Deyip telefonu kapatır. Ve naz’ın konuşmasına fırsat vermeden Tarık: naz, sen yine eski haline dönmeden ben her şeyi anlatayım. Yalnız şunu bilmek istiyorum Naz: neyi? Tarık: şuan da bana inanıyor musun? Naz: şuan da evet Tarık: iyi o zaman. Evet bugün yarışan bendim. Ayşe benim kardeşim sayılır, onunla beraber büyüdüm, çarşambaya kadar ameliyat olması lazım ve para lazımdı, filiz ben vereyim dedi ama dediğim gibi Sadri çok gururlu bi çocuk, kabul etmedi. Benim de aklıma yarışmak geldi. Sadri ve filiz engel olmaya çalıştılar ama yapacak başka bişey yoktu. Sadriyle gittik ben de yarıştım ve parayı kazandım. Naz: (sakin bi ifadeyle) iyi de neden Sadri ile yer değiştirme gereği duydun. Tarık: sanırım Sadri ayşe için bişeyler yapmak istiyodu ve ben yarışacam diye başımın etini yedi ben de onu bayılttım, yarış bittikten sonra onunla yer değiştik. Ayşe’nin gözünde kahraman oldu. Naz: ondan baygın baygın duruyodu Sadri şimdi anladım. Tarık: neden yer değiştirdiğim ikinci nedeni de var Naz: neymiş? Tarık naz’ın kızacağını düşünerek yine siz’li konuşmaya başlar. Tarık: sizi üzmek istemedim. Çünkü size söz vermiştim ama tutamadım. Ve bunu görmeni istemedim. Biliyorum yine kızacaksınız bana ama ne yapayım ben böyleyim işte. Sevdiklerimin başına bişey gelmesini ve sevdiklerimi üzmeyi istemiyorum. Naz, tarığın “ayşe’nin tarık benim için yarıştı düşüncesine” kapılmasını önlediği için tarığa kızmaz hatta bu duruma sevinir. Naz: niye siz’li konuşmaya başladın Tarık: anlattıklarımdan sonra yine eski naz olursunuz sandım Naz: bu halimi beğendin yani Tarık: yani Naz: önceden beğenmiyor muydun beni (yine pot kırar) yani “beni” derken o zaman ki hal ve hareketlerimi, sana kızmalarımı, rezil etmelerimi, o anlamda beğenmiyor muydun dedim. Tarık: cidden kızmadınız mı? Naz: senin gibi birisine nasıl kızabilirim ki. Sen gerçekten pırlanta gibi birisin, gerçekten de sevdiklerine çok düşkünsün, kardeşini ve beni bora’dan kurtardın, ümit’in eve geri dönmesini sağladın, dağda benim hayatımı kurtardın, ayşe’nin ameliyat parasını buldun, iflas ettik en zor zamanımızda yanımız da kaldın. Bizim ve başkaları için kendi hayatını tehlikelere atan adama kızılır mı? Tarık: o zaman eski naz’a dönmediniz Naz: dönmedin Tarık: ne? Naz: dönmedin diyecektin. Tarık, olayı tatlıya bağladığı için mutludur. Naz gitmek için dışarı çıkacakken Tarık: neden gelmiştin buraya. Naz: haa bak ne için gelmiştim neler oldu unutuyodum valla. Ama iyi oldu yarış meselesini hemen söylediğin sonradan öğrenseydim çok fena olurdu. Ya neden geldiğimi burada söylemesem olur mu? Tarık: neden? Naz: burası da bana şoför-patron olduğumuzu hatırlatıyo ve ben yine söylemek istediklerimi söyleyemiyorum. Dışarı çıkalım, o zaman söyleyim Tarık: biraz önce söylediklerinizi şoförünüze mi söylediniz Naz: bak fikrimden vazgeçerim ona göre. Tarık: tamam tamam geliyorum. ... tarik_naz 22-12-06, 21:33 işte muhteşem son. tadını çıkarın. naz, tarığı bahçede tarığa bişey söyleyeceğini dedikten sonra. Naz: aman bu sefer üstünü sıkı giyin, belli mi olur yine belgin hanım çıkagelir sonra yine azar işitirim. Tarık montunu giyinip, nazla birlikte yürümeye başlarlar. Tarık: ee ne söyleyecektiniz bana? Naz: biliyosun yarın yılbaşı, Tarık: evet Naz: biraz önce okuldan arkadaşım aradı, bi kafede yılbaşı partisi hazırlamışlar. Beni de davet etti. Gitmeyi de çok istiyorum. Tarık: vahi bey mi izin vermiyo. Naz: yokk babam izin verir Tarık: eee, neden gidemiyormuş gibi ifade ettin. Naz: yaa tek başıma gitmek istemiyorum anlasana, şimdi herkes oraya birileriyle gelir ben orda tek başıma. Hiç zevki çıkmaz partinin. Tarık naz’ın kendisini davet edeceğini anlar ve imalı imalı konuşmaya başlar. Tarık: ümit ne güne duruyo onunla gidersin, hem esprileriyle sıkılmazsın da Naz: bennn, ümitle partiye gidecemmm, hayatta olmaz. Gittiğimizle geldiğimiz bir olur. Tarık: eee, kiminle gideceksin Naz: ben de onun için senin yanına geldim. Benimle partiye gelirmisin diye soracaktım. “Gelirmisin?” Tarık: bilmem ki, ben yılbaşında sevdiklerimin yanında olmayı planlamıştım Naz bu lafa baya bozulur. Ayşe, filiz ve belgin aklına gelir. Naz: hımm iyi o zaman, ben de gitmem partiye Tarık: yani burada Naz: ne? Ne dedin? Tarık: yılbaşını burada hep birlikte geçiririz diye planlamıştım ama madem partiye gitmek istiyorsunuz tamam beraber gidelim Naz: sevdiklerine ayıp olmasın Tarık: ayıp olmaz, yanımda olduktan sonra Naz bu sözden çok etkilenir ve tarıkla romantik bi şekilde bakışırlar. Naz: tamam o zaman anlaştık, yarın beraber gidiyoruz. Naz, tarıkla gideceği için çok mutlu olmuştur. Naz: ben artık gideyim üşümeye başladım. Tarık: ben de hemen gideyim, yarına kadar tamamen iyileşmem lazım. Naz: neden Tarık: partide yanınızda hapşırıp, öksüren birisinin olmasını istemezsin heralde Naz: aşk olsun, sen geliyosun ya o bana yeter Naz arkasını dönüp giderken tarık arkasından; Tarık: bu arada, beni burada davet ettiniz yani dışarda Naz: eee ne olmuş. Tarık: o zaman yarın sizinle şoför olarak gelmeyecem galiba. Valla bu anlamı çıkardım. Naz: (gülümseme ile tarığa dönüp) sen daha gitmedin mi odana. Tarık: emredersiniz. tarik_naz 22-12-06, 21:33 (ertesi gün olacakları es geçiyorum, çünkü kesin bi olay olur parti marti olmaz. Tarık ve naz’ın yılbaşı partisine gitmesine kimse engel olamaz,ama orda olay olur mu müamma) Tarık, şık bi kıyafet giymiş arabada naz’ı bekler. Naz da gayet güzel bi gece kıyafeti giyinmiş. Yaptığı makyajla çok güzel olmuş. Son hazırlıklarını yaptıktan sonra gitmeye hazırlanır. Vahi: kızım bu ne şıklık, çok güzel olmuşsun Naz: saol babacım, tarık nerde? Vahi: araba da bekliyo Naz: tamam, biz gidiyoruz, kusura bakma baba sizin yanınızda olmayı isterdim ama arkadaşları kıramadım, zaten dağ tatili de olmadı, buna da gitmezsem baya kırılırlar. Vahi: ne demek kızım, zaten yılbaşı falan bize göre değil. Siz çıkın eğlenin. Yalnız geç kalmak yok. Naz: Tamam baba. Naz kapıdan çıkınca tarık naz’ın güzelliği karşısında ağzı açık kalır. Gözünü naz’dan alamaz. Naz: eee kapıyı açmayacak mısın? Tarık: nee? Hımm emredersiniz naz hanım. Vahi: tarık evladım çok geç kalmadan gelin Tarık: tamam vahi bey gecikmeyiz. Naz ve tarık arabaya binip giderler. Tarık: çok şıksın Naz: sen de Tarık: o zaman şıklığımızla kafedeki bütün herkesi büyüleyelim. Naz: bu lafı ben nerden hatırlıyorum. Heee, konser verdiğimiz gece de böyle demiştin. Tarık: o zaman hoşunuza gitmemişti Naz: o, o zamandı Tarık: şimdi hoşunuza gitti yani. Naz: heralde yani. İkimiz de şıkız, yanımda yakışıklı bi kavalye, herkesin gözü üzerimizde olacak. Sakın seni kullanıyo muşum gibi düşünme. Düşünmedin demi Tarık: asla, bilirim böyle partileri, herkes şıklık yarışına girer. Sonuçta ikimiz de şıkız, yanımda da güzel bi bayan, neden öyle düşüneyim ki. Naz tarıktan böyle güzel iltifatlar duydukça ona daha da aşık olur. Tarığa bakışları daha da değişir. Naz: eee bu son gecede tüm senenin anlamını taşıyan bi şarkı iyi olur aslında Yılın son günü, bu gece yılbaşı, bu şarkı, hüzün, karmaşa, cevapsız kalan çağrılar, yalnızlıklar, tatsız sohbetler, sevmeler, sevilmeler, ağlamalar, kavgalar, ayrılıklar, korkular... hayat karışık. ve çoğu zaman anlamsız. ve kayıp. ve garip. DÖN DİYEMEDİM Başta kolay değildi çekindim Çok zor oldu söyleyemedim Sonra unuttum neden Yaptığım hataları döndüremedim Kırgın değilim kendim seçtim aslında yalnızlığımı Sevdim ben olmayı seninle sensizliğimde Dargın değilim kaldım uzak diyarların kıyılarında Sevdim ben olmayı seninle sensizliğimde Sebepsiz tuttum kendimi senden İnkar ettim sarıldım yalnızlığıma Sonra yıkıldım Neden ben sana dön diyemedim Tarık şarkıyı söylerken, naz 2006 yılında olup bitenleri düşünmeye başlar. Tarık’ la ilk bakışmalarını, kıskançlıklarını, ağlamalarını, tarık’ la kavgalarını, tarığı ne kadar üzdüğünü, ona aslında ne kadar haksızlık ettiğini düşünür. Naz: ne anlamlı şarkı yaa Tarık: evet Naz: ya bişey soracam, sen bu kadar şarkıyı nerden biliyosun. Hepsi çok güzel şarkılar. Tarık: şarkıların hepsi çok güzeldir. Tabii söyleyenine ve kimin için söylendiğine bağlı Naz: ama sen gerçekten çok güzel söylüyosun. Bi kaset çıkartalım mı sana. Yok satar valla. O konser senin bu konser senin gezersin. Şoförlük yapmana da gerek kalmaz. Tarık: olmaz Naz: neden. Tarık: meşhur olup herkese konser vermek yerine, şoför olup sadece size konser vermeyi tercih ederim. ama illa para kazanmamı istiyosan bundan sonra her söylediğim şarkı başına belli bi miktar alabilirim. Naz ve tarık gülüşürler. Tarık: naz şimdiden söyleyeyim, içki içmek yok Naz: ooo emir vermelere de başladık Tarık: dağda olanları unuttunuz galiba bi kadeh şarapla sarhoş oldunuz. Naz: (kısık sesle) iyiki olmuşum Tarık: ne dedin Naz: tamam içki yok, meyve suyu içeriz artık ne yapalım. Naz: hah geldik, hadi bakalım gösterelim kendimizi Tarık: memnuniyetle Naz, tarığın koluna girer ve o şekilde içeri girerler. Gerçekten de kendilerini övdükleri kadar olur ve salondaki tüm gözler bir anda onların üzerine çevrilir. Herkes naz’a hoş geldin derken bi yandan gözleri tarığa takılır. Naz’ın arkadaşı(sude) : hoş geldin naz, geldiğin için teşekkür ederim. Bu arkadaş kim. Naz: tanıştırayım, erkek arkadaşım tarık. Tarık naz’ın kulağına eğilerek Tarık: bu kadarını beklemiyordum Naz: aa neden sen benim arkadaşım değil misin, ne diyecektim kız arkadaşım mı deseydim. Sude: (yüksek sesle) arkadaşlar naz’ın sevgilisiyle tanıştırayım sizlere. Tarıkk. Tarık: (naz’a tekrar eğilerek) bunu demek istemiştim. Daha sonra tarık ve naz bi masaya otururlar. naz: olan oldu artık idare edecez. Tarık: benim için sorun değil de Naz: değil de ne? Tarık: sen yarın okulda manşet olabilirsin. Naz: nasıl? Tarık: dua edin de şurda beni sizin şoförünüz olarak gören biri çıkmasın. Yoksa yarın okulda şoförüyle çıkıyo diye manşet olursun. Naz: sahi mi? Tarık: naz, yarın her halükarda bi kere benim gibi biriyle çıktığın için okulda konuşulacaksın, ama şuan bizi görüp de kıskanan bazı kişiler bu haberi hiç istemediğin şekilde duyurabilirler. Naz: neee? Tarık: mesela şu arkandaki kız, buraya oturduğumdan beri bana göz kırpıyo. Ve büyük ihtimal seni kıskanıyo, Naz: kalk hadi gidiyoruz. Tarık: nereye Naz: gidiyoruz dedim. İçime kurt düşürdün, duramam artık ben burada. Tarık: biraz daha kalsaydık ayıp olur arkadaşına Naz: biraz daha duralım da bi kaç kız daha sana göz möz kırpsın, kalk dedim sana. Yoksa ben tek başıma gidecem Tarık: peki tamam Sude: nereye naz daha gece yarısı olmadı. Naz: kusura bakma sudecim, sevgilim böyle ortamlarda fazla duramıyo, öyle değil mi tarıkcımmm (tarığın kolunu dürter) Tarık: yaaa, duramıyorum , sanki üzerime üzerime geliyolarmış gibi oluyo. Sude: kimler? Tarık: kız… Naz: kızacam ama haaa. İyi geceler sudecim iyi yıllar. Naz, tarığın koluna girerek kafeden çıkarır ve hızla arabaya binerler. Naz: bi yılbaşı gecemiz vardı sayende o da mahvoldu. Tarık: naz, dağ tatilini de ben mahvetmişim gibi konuşma Naz, hiç üstelemez ve hemen iyi moda geçer. Naz: neyse nereye gidelim şimdi. İstersen eve gidelim babamlarla yeni yıla gireriz. Tarık, hiç bişey demez ve arabayı sürer. Naz: niye geldik buraya Tarık, yüksek bi yerde arabayı parketmiştir. Ama tepenin manzarası öyle harikadır ki. İstanbul boğazı tüm güzelliğiyle sanki avuçlarının içindedir. Fatih köprüsü hemen yanı başındaymış gibi bir yere getirmiştir naz’ı Tarık: anladım ki bize kalabalık yaramıyo, sonunda hep tartışma oluyo, madem bize huzur yok, burası geldi aklıma Naz: burası nere ki? Tarık: burası da benim lisedeyken sürekli kaçıp huzur bulduğum yer. Lisedeyken tek başıma buraya gelir, sana söylediğim şarkıların çoğunu burada kendi kendime söylerdim. Denizin temiz havasını da içime çekip huzur bularak giderdim. Beğendin mi? Naz: evet, manzarası çok güzel. Naz, çimlere oturarak manzaraya bakar, tarık da yanına oturur. Naz: ne garip değil mi? Herkesin farklı farklı sıkıntılardan kurtulma yöntemi var. Tarık: evet, yalnız bugün buraya sıkıntım olduğu için gelmedim. Tepe çok rüzgarlı ve nazın da kıyafeti ince olduğu için naz üşümüştür. Tarık da elini nazın omzuna atarak, naz’ın kafasını göğsüne yaslamasını sağlamıştır. Naz: neden geldin peki? Bu sırada saat tam 24:00 olmuş, istanbulun heryerinden havai fişekler atılmaya başlamıştır. Fatih köprüsünden de havai fişekler çok güzel şekiller çıkararak atılır.. Tarık: yeni yılın kutlu olsun Naz birden tarığın göğsünden kafasını kaldırır hayatında ilk defa böyle bi manzara görmüş ve çok şaşırmıştır. Gerçekten çok güzel bi manzara vardır. Gökyüzü rengarenk. Naz yüzünde kocaman bi gülümseme ile Naz: tarıkkkk , sen harikasın, hayatımda gördüğüm en güzel şeyy Deyip tarıkla çok romantik bi şekilde bakışmaya başlarlar. Artık aralarında kimse yoktur. Romatizim had safadadır. Gözler yine dudaklarda. Ve naz dayanamaz arka ekranda havai fişeklerin güzelliğiyle tarığı dudaktan öpmeye başlar. . tarik_naz 27-12-06, 21:19 tarık, eski naz'ı geri istiyor Tarık, partide naz ile dans etmek ister ama Sadri ve ümitlerin yanında uygun olmayacağını düşünüp naz ile dans etmez. Naz da tarığı artık arkadaşı gibi gördüğü için önce onunla dans etmek ister fakat tarık reddedince çıkıp tek başına dans eder. bu arada tek başına dans eden bi genç de naz’ın tek olduğunu görüp onunla dans etmek için izin ister ve naz da tarığın kızmayacağını düşünerek izin verir. Çocukla dans ederken tarığa “nasıl iyi mi?” gibisinden işaretler yapınca tarık çok sinirlenir ve kaşıyla “değil” işareti yapar. Fakat naz bu tepkiye rağmen hala o çocukla dansını sürdürünce tarık dayanamaz ve ayağa kalkıp hızla naz’ın yanına gidip arkası dönük pozisyonda olan naz’ın kolundan tutup kendisine çevirir. Naz: a aaaa ne yapıyorsun sen yaa, kolumu acıttın Tarık: naz Naz: bırak kolumu yaa, derdin ne senin? Tarık: benim ... Tarık tam ne olduğunu söyleyecekken birden kapının önünde bi hareketlilik olduğunu fark eder ve oraya baktığında babasının içeri girdiğini görür. Ve naz’a durumu fark ettirmemek için üzgün bi şekilde Naz: eee Tarık: benim gitmem lazım Deyip naz’ın kolunu bırakıp hızla dışarı çıkar. Naz: nereye? (içses) işte tarık efendi böyle kıskandırırım seni. Arkadaşlık öyle olmaz böyle olur. İyi de nereye gidiyo şimdi bu. Filiz de burada ayşe de. Yoksa bilmediğim başka bi kız daha mı var. Saçmalama naz, yine başladın şüphe etmeye. Naz, her zamanki gibi yine merakından duramaz ve tarığın peşinden gider. Tarık, gece kulübünün bahçesinde, sırtı gece kulübüne doğru dönük vaziyette bi kaldırıma oturup üzüntülü bi şekilde düşünürken, naz kulübün kapısında tarığın oturduğunu görüp yanına gider. Naz: söyle bakalım neden birden kolumu tuttun ve sonra çıkıp gittin Tarık: yok bişey. Naz: var bişey var. O çocukla dans etmeme kızdın galiba. Ama hakkını vermek lazım güzel dans ediyodu. Tarık: evet güzel dans ediyodu, ikiniz güzel bi ikili oluşturmuştunuz. Devam etseydiniz dansınıza neden geldiniz. Naz, tarığın kıskandığından emin olmuş ama yine de tarığın üzgün halini görmesine rağmen üzerine gitmiştir. Naz: iyi o zaman ben içeri gidiyorum. Biraz daha dans edeyim. Tarık bu lafı duyunca arkasını dönüp naz’ın suratına imalı bi şekilde bakar ve oturduğu yerden kalkıp naz’ın yanından biraz uzaklaşır. Naz: sen gelmiyor musun içeri? Ayıp olacak kardeşine Tarık: size iyi eğlenceler naz hanım. ben biraz yürüyecem, ordan da eve giderim. Naz: iyi de araba ne olacak Tarık: ben yarın sabah gelir alırım. Naz hala tarığın üzüntüsünün gerçek sebebini anlamadığı için, arkadaşça tavırlarına devam eder. Naz: olmaz, yarın okula çok erken gidecem. anahtarları ver de bari, ümit getirir. Tarık: peki Tarık geri dönüp naz’a yaklaşır ve bi eliyle naz’ın elini tutup avucunu açar diğer eliyle de anahtarı naz’ın avucuna koyar koymasına da tarığın iki eli naz’ın elini sarmış vaziyette sıcak bi görüntü oluşmuştur. tarık o şekilde naz’ın gözlerine bakar. Tarık: buyrun Naz, bu hareketten çok etkilenmiştir. Sanki tarık işi bırakıp gidiyormuş gibi hisseder ve bir garip korku salar içini. Tarık: size iyi eğlenceler. Der ve naz’ın elini bırakıp arkasını dönüp gider. Naz, tarığın başka bişeylere canının sıkıldığını anlar, dayanamayıp arabayla tarığın yanına gider ve arabayı tarığın önünde durdurur. Camı açar Naz: bin şu arabaya. Tarık ilk başta binmek istemez Naz: bin dedim Bu sefer arabaya biner. Ama hiç konuşmaz. Naz: neyin var senin? iki gün önce her şeye gülen, espriler yapan tarık gitmiş, yerine suratı beş karış tarık gelmiş. Tamam işte artık senden şüphe etmiyorum, istediğin bu değilmiydi. İki gündür sana arkadaşça davranıyorum. Mümkün olduğunca seni kırmak istemiyorum. Neden böyle davranıyosun ki şimdi? Tarık: söylediğiniz cümleleri bi daha düşünün cevabını bulacaksınız. Naz: ne? Tarık arabadan iner ve yine yürümeye başlar. naz da tarığın söylediği lafı düşünür ama bi anlam çıkartamaz. Ve yine tarığın yanına arabayı sürer ama bu sefer biraz sinirlidir. Naz: bana bak tarık efendi benimle oyun oynama, bişey söyleyeceksen açıkça söyle. Tarık bu sefer arabaya binmez cama eğilip öyle konuşur. Tarık: naz hanım, benimle iyi geçinmek, arkadaş olmak için kendinize işkence etmeyin. Haksız olduğum yerde bile bana haklıymış gibi davranıp beni çocuk yerine koyuyorsunuz. Ben bunu istemiyorum. Naz: yani Tarık: yanisi karar sizin. Tarık eski naz’ı istediğini naz’a açık açık belli etmiş ve arabanın yanından uzaklaşmıştır. Naz da bunu anlamış ve tarığın kendisini doğal haliyle sevdiğini, onun gözüne girebilmek için türlü türlü tiplere girmesine gerek olmadığının farkına varmış ve tarığı üzdüğü için morali bozulmuştur. Bu arada ümit naz ve tarığın olmadığını fark edip dışarı çıkmış ve naz’ın yanına gelmiştir. Ümit: naz, ne yapıyosunuz ya. Pasta kesilecek siz ortada yoksunuz. Alfonso nerde? Naz: canı sıkılmış. gitti. Ümit: merak etme bizim de canımız sıkılacak, birazdan bizde çıkarız. Naz: aa neden Ümit: sorma yaa, içeri girince görürsün Naz içeri girince hulusi'nin deli gibi dans ettiğini görür ve tarığın dışarıya alel acele çıkmasındaki başka bi nedeninin de Hulusi olduğunu anlar. Tarık ise tek başına caddede yürürken hem naz’a olan duygularını açıkça söyleyememenin hem de naz’ın bu tavırların vermiş olduğu kafa karışıklığı ile şarkı söylemeye başlar. Tamer karan - Vursalar Beni içimde yeni bir sevda nereye gitsem bilemem aklım dağınık bulanık açılsam sana derdimi döksem nasıl bunca yıl sustuğumu içimde söndürdüğüm ateşimi şimdi okyanuslar yetmez söndürmeye alevini vursalar beni susamam öldürseler beni duramam sen yazıldın yüreğime istemesem de atamam yanmışım tutuşmuşum bunca yıl nasıl susmuşum taş basmışım yüreğime susamam artık yorgunum naz ise bu arkadaş tavırlarının tarığı üzdüğünü düşündüğü için morali bozuk bi şekilde partiye devam eder. Tarık şarkıyı bitirdikten sonra bi taksiye binip eve gider ve hiç bişeyle oyalanmadan direk yatar. Nazlar ise pastayı kestikten ve biraz daha eğlendikten sonra hep beraber eve gelmişlerdir. Naz, tarık gelmiş mi gelmemiş mi diye merak eder ve direk müştemilata gider. Odanın kapısından tarığın uyuduğunu görünce hiç rahatsız etmeden geri gider. Sabah olur. Naz’ın okulu bugün biraz erkendir. Bu yüzden naz erkenden kalmış, dışarıda tarığı bekler ama tarık gelmeyince meraklanır ve müştemilata gider. Tarık da o sırada uyanmış fakat geç uyandığının farkına varıp aceleyle üzerini değiştirirken, naz, tarığı üstsüz görür. Biraz utangaç bi ifadeyle tarığa bakar, tarık da naz’ın geldiğini görmüştür. Daha sonra naz içeri girer. Tarık: naz hanım, kusura bakmayın geciktim naz hiç oralı olmaz ve direk lafa girer. Naz: sen neden sürekli yalan söylüyosun? Tarık: yine ne zaman söylemişim? Naz: dün ben senin niye aceleyle dışarı çıktığını öğrendim. Tam bana bişey diyecektin Hulusi amcayı görünce kavgalı olduğun için çıkıp gittin? Tarık: iyi de ben size neden dışarı çıktığımı söylemedim ki. Bişey söylemediğime göre yalan da söylememiş sayılırım. Hem Hulusi tekelioğlu gelmese bile ben orda bi dakika bile duramazdım. Naz: olsunn. Sonuçta sana bişey sordum ve sen bana doğru cevabı vermedin? Tarık: ne fark ederdi ki? Naz: çok şey fark ederdi. Sen bana o an da neden çıktığını söyleseydin ben “beni kıskandığını, senin hayatında başka birisini…” Naz, yine pot kıracağının farkına varıp lafını yarıda keser fakat tarık naz’ın ne demek istediğini anlamıştır. Ve eski naz’ın geri döndüğünden emin olmak için bi kaç deneme yapar. Tarık: benim hakkımda yine şüphe edecektin yani Naz: edecektiniz diyecektin heralde Tarık: pardon edecektiniz, gerçekten şüphe ettiniz mi? İlk deneme başarılıdır. Naz, tarığa sinirli sinirli bakar ve Naz: 10 dakika içinde arabayı hazırla okula geç kalıyorum. Deyip dışarı çıkarken tarık bi deneme daha yapar. Tarık: emredersiniz. Deyip bıyık altından güler. Naz: ne oldu. Neden güldün? Tarık: hiçç yok bişey. İçimden geldi. Naz tam dışarı çıkacakken, tarık titreyerek Tarık: naz hanım kapıyı sıkı örter misiniz, üşüyorum da (içses)hadi oğlum tarık buna da tepki verirse eski naz gelmiş demektir. Naz, tarığın sinsice gülmesinden sonra bu lafına kızar ve kapıyı sonuna kadar açık bırakıp tarığın suratına sertçe bakarak gider. Naz gittikten sonra, naz’ın eski haline dönmesinin mutluluğu ile; Tarık: saol baba, seni gördüğüme sevindim. . tarik_naz 07-01-07, 21:20 26.bölüm senaryosu Tarık, verdiği cevabın naz tarafından yanlış anlaşıldığını anlayınca morali bozulur. Tarık: oğlum tarık, işte her lafa sazan gibi atlarsan olacağı budur. Adam bi “kimi” diye sorar. Al işte şimdi de pınar’ı sevdiğimi düşünecek. Gidip gerçeği söylesem mi ki, ee ne diyecem öyle pat diye de “pınar’ı değil seni seviyorum ” denilmez ki. Naz da aldığı cevap karşısında biraz üzülmüş, kapıyı kapadıktan sonra sırtını kapıya dayayıp Naz: demek pınar’ı seviyosun tarık efendi, aman kimi seversen sev hiç de umrumda değil, ama “evet” derken de gözlerimin içine nasıl da bakıyo öyle, sanki beni kastederek “seviyorum” dermiş gibi, saçmalama naz seni niye sevsin, seni sevse o kızın peşinde gitmezdi. Hem unuttun mu siz arkadaşsınız, dur bakalım eğer beni kastederek “evet” dediyse kesin birazdan kapıya vurur ve benimle konuşmak ister, pınar için “evet” dediyse arabaya atlayıp onun yanına gider. O sırada tarığı Sadri arar Tarık: alo Sadri: alo tarık Tarık: Sadri hayrola ne oldu bu saatte Sadri: oğlum buraya gelmen lazım, bi sorunumuz var Tarık: ne oldu anlatsana Sadri: telefonla anlatılacak bişey değil eve gelince görürsün Tarık: tamam hemen geliyorum. Naz, arabanın sesini duyar ve kapıyı açıp tarığın hızla gittiğini görür. Naz: düşündüğünde haklıymışsın naz, bak, pınar’la tarığın ilişkisinde aradaki engel benmişim, benden onayı alınca koşa koşa onun yanına gidiyo. Naz yine eski şüpheci haline dönüyosun farkında mısın, hem nerden biliyosun tarığın o kıza gittiğini belki başka yere gidiyodur. İyi de bu saatte nereye gidebilir ki. Bunu öğrenmenin tek yolu var. Naz, tarığın nereye gittiğini öğrenmek için tarığı arar. Tarık: alo Naz: nereye gidiyosun, bana haber vermeden arkadaşım Tarık: kuzguncuğa Naz: hımm, pınar’a gitmiyosun yani Tarık: gitmemin senin için bi sakıncası var mı ki. Hem biraz önce ilişkimize karışmayacağını söyledin, ister giderim ister gitmem Naz: yoo, niye bi sakıncası olsun ki, tabi ki ister gidersin ister gitmezsin, ben şeyy için arayım dedim, öyle haber vermeden gidince, bana pınar’a gideceğini söylemekten çekiniyosundur da gizli gizli kaçayım düşüncesindesindir gibi geldi bana. Yani öyle gideceğin zaman bana söyleyebilirsin, hiç bi sakıncası yok. öyle değil mi arkadaşım. Tarık: tabiî ki arkadaş |