Tüm Versiyonu Göster : Eve Dönüş


Ms.Alabora
05-11-06, 17:29
3 Kasım'da vizyona girdi.
Başlık açılsın birçok döküman eklicem

Ms.Alabora
05-11-06, 17:29
Resim!

http://i91.photobucket.com/albums/k281/naz_lican/nazlican/bscap0025-3.jpg
http://i91.photobucket.com/albums/k281/naz_lican/nazlican/bscap0026-3.jpg
http://i91.photobucket.com/albums/k281/naz_lican/nazlican/bscap0027-2.jpg
http://i91.photobucket.com/albums/k281/naz_lican/nazlican/bscap0028-2.jpg
http://i91.photobucket.com/albums/k281/naz_lican/nazlican/bscap0029-3.jpg


-KESİNLİKLE BAŞKA YERDE YOK!!!!!-

Ms.Alabora
05-11-06, 17:30
http://img172.imageshack.us/img172/7641/4mm9.jpg

TAVSİYE EDİLİR

Ms.Alabora
05-11-06, 17:31
http://i91.photobucket.com/albums/k281/naz_lican/nazlican/bscap0015-3.jpg
http://i91.photobucket.com/albums/k281/naz_lican/nazlican/bscap0016-3.jpg
http://i91.photobucket.com/albums/k281/naz_lican/nazlican/bscap0017-4.jpg
http://i91.photobucket.com/albums/k281/naz_lican/nazlican/bscap0018-3.jpg
http://i91.photobucket.com/albums/k281/naz_lican/nazlican/bscap0020-4.jpg
http://i91.photobucket.com/albums/k281/naz_lican/nazlican/bscap0021-4.jpg
http://i91.photobucket.com/albums/k281/naz_lican/nazlican/bscap0022-3.jpg

http://i91.photobucket.com/albums/k281/naz_lican/nazlican/bscap0023-4.jpg
http://i91.photobucket.com/albums/k281/naz_lican/nazlican/bscap0024-3.jpg

Ms.Alabora
05-11-06, 17:32
EVE DÖNÜŞ FİLMİNDEN RESİMLER

http://img137.imageshack.us/img137/2177/1ew9.jpg
http://img135.imageshack.us/img135/4282/2tz5.jpg
http://img135.imageshack.us/img135/3844/3zn0.jpg
http://img135.imageshack.us/img135/4651/4jb4.jpg
http://img137.imageshack.us/img137/329/5vo0.jpg
http://img135.imageshack.us/img135/9373/6oa7.jpg
http://img282.imageshack.us/img282/778/7gq0.jpg
http://img282.imageshack.us/img282/3029/8kr0.jpg :cry:
http://img282.imageshack.us/img282/3517/9ct6.jpg
http://img135.imageshack.us/img135/1135/10ue8.jpg
http://img137.imageshack.us/img137/2843/11ae9.jpg
http://img282.imageshack.us/img282/8987/12wv9.jpg

alıntı

Ms.Alabora
05-11-06, 17:34
Ömer Uğur 'Eve Dönüş'te 12 Eylül'ün sıradan insanların hayatında bıraktığı izleri anlatıyor. En yakın arkadaşlarını 12 Eylül'de kaybeden Uğur, 14 yıl sonra aklındaki filmi çekebildi

Yönetmen Ömer Uğur'un kişisel tarihinde hem 12 Mart hem de 12 Eylül var. Özellikle 12 Eylül, herkes gibi onun da hayatına nüfuz etmiş. Hapse girip, işkence görmüş, en yakın arkadaşı idam edilmiş. Uğur'un, o dönemli ilgili tanıklıklarından yola çıkarak yazdığı 'Sorguda' adlı senaryosu yıllar önce 1992'de Montpellier Akdeniz Film Festivali'nde en iyi senaryo seçilmişti. Uğur iki kere (1999 ve 2002'de) bu senaryoyu beyazperdeye aktarmaya niyetlense de olmadı. Türkiye'nin siyasal atmosferinden etkilenen yapımcılarla anlaşamadığı için ertelemek zorunda kaldığı filmi Uğur, 'Eve Dönüş' adıyla 14 yıl sonra çekmeye başladı.

Memet Ali Alabora, Sibel Kekilli, Altan Erkekli, Savaş Dinçel, Perihan Savaş, Civan Canova, Erdal Tosun ve Cengiz Küçükayvaz'ın rol aldığı filmde Uğur, işçi Mustafa ile karısı Esma'nın 1980 ağustosu ile ekim arasında yaşadıklarını anlatıyor.

'Hemşo'dan altı yıl sonra sinema filmi için setlere dönen Uğur 'Eve Dönüş'ü 80'li yıllarda "aynı evde kaldığım, birlikte yattığımız" dediği, sonra idam edilen arkadaşı Seyit Konuk'a ithaf ediyor. Türkiye'nin, 12 Eylül gibi dönemlerle yüzleşmesi, hesaplaşması gerektiğine inanan Uğur'a göre 'Bunun için onlarca film çekilebilir'. Çekimleri eski Sümerbank Deri ve Kundura Fabrikası'nda devam eden film yetişirse 12 Eylül'de galası yapılacak. Eylül ayında da vizyona girecek. Böylece biz yine 12 Eylül'le yüzleşeceğiz.



- 12 Eylül hayatınızı nasıl etkiledi?

- 1974 yılında köy öğretmeniydim. O dönemki siyasal hareketlerin içerisinde bulundum ve 'Eve Dönüş'te anlatılanlara malzeme olan değişik durum ve insanlarla karşılaştım. Bu dönemde siyasi nedenlerle 18 ay cezaevinde yattım. Ben biraz geç yaşta üniversiteye girdim. Onun için bütün bu siyasal gelişmelerin daha bir farkındaydım. 12 Eylül sürecinde İzmir'de öğrenciydim ve 'Eve Dönüş'te anlatılan bazı şeyler de bizzat bizim başımıza geldi. Yani 12 Eylül bizim içimizden geçti. Onun için bu film hariçten gazel okuma hikâyesi değil. Çok iyi algıladığım bir dönemdi. Bütün çevrem de 12 Eylül paletinden yara aldı. Benim en yakın arkadaşım Seyit Konuk, İzmir'de aynı evde yaşıyorduk, birlikte yatıyorduk, asıldı. Ben de filmi ona adayacağım. 'Eve Dönüş'ü çekmesem içimde ukde kalırdı.



- Neden bunca yıl beklediniz bu filmi çekmek için?

- 1999 ve 2002'de filmi çekmeyi denedim ama ikisinde de makul ve mantıklı bir yapımcıyla karşılaşamadım. İnsanlar bu tür bir film yapmaktan çekiniyordu. Şimdi Avrupa Birliği sürecinin getirdiği olumlu hava bu çekinkenliği kırdı.



- Türk sinemasıında zaman zaman 12 Eylül'le ilgili filmler çekildi. Bu filmin onlardan farkı ne olacak?

- Türkiye'de 12 Eylül, 12 Mart gibi dönemlere bakılırken daha çok kahramanca hikâyeler anlatılıyor. 12 Eylül'ün kıyısından geçiliyor. Yani 12 Eylül biraz fon olarak kullanıldı filmlerde. Ben daha çok bu tür dönemlerde sıradan insanlar ne yaşadı onun peşindeyim. 12 Eylül sadece solcunun ya da sağcının üzerinden geçen bir şey değil, tüm ülkenin üzerinden geçti. Herkesin bir 12 Eylül acısı var bu ülkede.



- Karakterlerinizin politik bir kişilik olmaması bundan dolayı yani.

- Evet. Ben o dönemde ve cezaevinde bir nedenle bu işlerle hiçbir ilgisi olmayan insanların da yattığını biliyorum. Adam simit satarken hapse girmiş. Mahkeme onları serbest bırakıyor ama o zamana kadar dört beş ay yatıyorlar.



- O dönemi 'derinden' yaşamış birisi olarak filmde bakışınız nasıl olacak?

- 12 Eylül meselesine ben acımı sızımı bir kenara koyup objektif bir gözle bakmaya çalışıyorum. Bu bir resimleme filmi. Biz sıradan bir işçi ile karısının hayatlarının peşine takılıp, 1980 ağustos sonu ile ekim sonu arasında yaşadıklarını resmediyoruz. 12 Eylül'ü yargılamıyoruz, gösteriyoruz. Yargılamayı seyirciye bırakıyoruz. Türkiye'nin, bu dönemlerle sıkı bir biçimde yüzleşmesi, hesaplaşması gerektiğine inanıyorum. Bunun için onlarca film çekilebilir.



- Siz işkence gördüğünüzü söylüyorsunuz, peki işkence sahnelerini çekerken neler hissettiniz?

- Hiç kimsenin böyle bir deneyimi olmasa da hiç kimse böyle deneyimlerini aktarmasa. O sahnelerde kendimi çok kaptırmadım. Bir mesafem oldu.



Alabora: Sinirlerim bozuldu

'Eve Dönüş'te, Memet Ali Alabora fabrika işçisi Mustafa'yı canlandırıyor. Senaryoyu okuduğu zaman 'kesinlikle bu filmde oynamam gerek' diyen Alabora, Ömer Uğur'a çok istekli olduğunu da belli etmiş. Uğur da Alabora'nın çok istekli olduğunu görünce diğer adaylardan vazgeçip rolü ona vermiş. Alabora özellikle işkence sahneleri çekilirken bayağı etkilenmiş. Neler hissettiniz dediğimiz zaman Mehmet Ali Alabora şunları anlattı: "Uzun uzun 78'ler Vakfı'nın başkanı Celalettin Can'la konuştuk. Psikologlarla, psikiyartlarla ve fizik tedavicilerle konuştuk. Hani 'rolüne kendini kaptırma' olayı vardır, ben genelde böyle şeylere pek aldırmam. Ama ilk defa bir şey oldu. Bir rolü oynarken sinirlerim bozuldu. Bu sinir bozukluğu olumlu anlamda peliküle yansıyacaktır. Gözüm bağlanınca gerçekten sinirlerim bozuldu. Geriliyor insan. Sonra biri saçını çekiyor, diğeri vuruyor. Dikkatli davranılsa bile kayıt esnasında insanın canı acıyor. Ama bu can acısı işkence gören bir insanın duyduğu ıstırabın yanından bile geçmez. Ama onun halet- i ruhiyesini yakalamak için bir ipucu veriyor. Ben bu filmde olmaktan çok mutluyum. Bu film bittikten sonra yine böyle bir film teklifi gelse 'hemen çekmesek olur mu' derim. Çok kolay değildi. Canımızın acımısından da bahsetmiyorum. Başka bir yerim acıdı".

Ms.Alabora
05-11-06, 17:35
Senaryo-Yönetim: Ömer Uğur

Görüntü Yönetmeni: Mustafa Kuşçu

Kamera: Moviecam SL ve Cooke S4 Primes (Lokomotif)

Kamera Asistanları: Erol Beraha, Özgür Gür, Ozan Temiz

Yapımevi: Limon Yapım

Yapımcı: Hayri Aslan

Yapım Koordinatörü: Cengiz Deveci

Yapım Sorumlusu: Aydoğan Gündoğdu

Prodüksiyon Amiri: Hakan Mataracı

Oyuncu Sorumlusu: Behruz Firuzment

Çekimler: 22.05.-29.06.2006



'Hemşo', 'Zulüm' ve 'Son Urfalı' gibi sinema filmlerini yöneten Ömer Uğur'un 'Eve Dönüş' ismini taşıyan filminde başrolleri Memet Ali Alabora ve Sibel Kekilli paylaşıyor.

yasden
07-11-06, 03:14
Sabah Gazetesi yazarı "Rahşan Gülşan"ın 02/11/2006 Tarihli Yazısı

Drakula'yı unutun 'Eve Dönüş' korkunç

'Testere', 'Halka', 'Elm Sokağında Kabus', 'Şeytan'... Tüm bu korku filmlerini unutun. Bunların 30'u birleşip gelse 'Eve Dönüş' filminin üzerinizde yaratacağı etkinin yanında hiç kalır. Darbe olduğunda ben 5 yaşındaydım. Benim için kafamdaki darbe görüntüleri Mehmet Ali Birand, Can Dündar belgeselleri ile sınırlıdır. 16 yaşımda üniversite için İstanbul'a gelene kadar, hayat TRT'nin bir yansıması idi. Ben o apolitiklerden olmayı seçtim. Mersin'den gelen azıcık para ile hayatımı idame ettirip, okuyup bir an evvel kariyerimi kurmam gerekiyordu. Kulağa çok seksi gelmese de benim gerçeğim buydu. Sonrasında yaşayanların hayal meyal anlattığı hikayeler, Hasan Mutlucan türküleri ve Deniz Gezmiş oldu benim için darbe.

DUYGU TRANSFERİ

Ama diyorum ya; hiçbir şey yaşamadan olanları belgesel tadıyla izlemek insanda çok da net bir resim yaratmıyor. 'Eve Dönüş' filmi, o yıllarda yaşananları kuru bilgi olmaktan çıkarıp, tanıkların duygularını bize yansıtıyor. Ve sağlam bir duygu transferi yaşatıyor. Filmin serim bölümü tatsız tuzsuz. Özellikle Sibel Kekilli'nin (Yüksel Aytuğ'a fena halde katılıyorum) Altın Portakal'ı bu tatsız tuzsuz oyunla nasıl aldığı bir muamma! Hiçbir duyguyu veremeyen Kekilli, aksanı yüzünden de bizi, oynadığı karaktere yabancılaştırıyor. Bu açıdan Alabora'nın ailesi üzerine kurulu olan serim bölümü Kekilli ve klişe diyaloglar yüzünden topallıyor. Ancak işin içine Altan Erkekli ve Civan Canova girince film coşuyor. Oturduğunuz koltuk dar gelmeye başlıyor. Ve nedense üzerinizi örtme eğilimi baş gösteriyor. Başarılı surround ses kaydı da, salonda birilerinin çığlık attığı izlenimini uyandırıyor. Alabora ve Erkekli gürül gürül işkence görürken, Kenan Evren'in 'kimseye işkence yapmıyoruz' açıklaması insanın içini çok fena burkuyor.

LAF OLA BERİ GELE...

Civan Canova, işkenceci polislerin psikolojisini öylesine benimsemiş ki; içimden gala çıkışı adamı dövmek geldi. Ama sonra işkence sahneleri aklıma geldi, sakinleştim. Altan Erkekli ise benim Güven Kıraç ile birlikte son dönemlerdeki iki favori aktörümden biri. Bu arada, filme Kekilli'nin seksi sahneleri için gitmek isteyenler avuçlarını yalar. Kekilli o sahnede sadece bacaklarını açmış uyuyor. Yani filmle hiç alakası olmayan, laf ola beri gele bir sahne. Pazartesi Günaydın'da yayınlanan o tuhaf fotoğraf, sadece yapımcının 'Kekilli fantazisi' olan erkekleri sinemaya getirmek için yaptığı tuhaf bir manevra. Bu hareket de, yakın tarihimizle ilgili böylesine ağır saptamalar yapan bir filme hiç ama hiç yakışmıyor. Bu film, özellikle 12 Eylül'den sonra doğmanlar tarafından mutlaka izlenilmesi gereken bir film. Ve işkence sahnelerinde gözlerinizi kapatmayıp, daha da açmalısınız. Gözlerinizi açtıkça, zihninizin daha da açıldığını göreceksiniz.

gzd_gzd
07-11-06, 10:03
filmi oldukça merak ediyorum ama çook fazla işkence sahnesi varmış,o yzden açıkcası biraz da çekniyorum gitmeye...:s:s

lostsever
07-11-06, 11:39
3 kasım cuma akşamı ani bir kararla sinemaya girip izledim filmi. fragmanı bile görmemiştim, tek önyargım belkide Memet Ali Alabora olabilirdi,çünkü daha önce cevirdiği hababam sersi yok maskeli beşleri filan beğenmedim. Sibel Kekilli'yi duvara karşıda izleyip beğenmiştim zaten. Başka da kim var kim yok bilmeden gittim.
ilk başta söyleyeceğim işkence sahneleri emin olun hergün tv de dönen rambo filmleri kadar değil. bence çok fazla tepki almamak adına kanlı sahneler koymamışlar herşey çok dozundaydı bence. yoksa tekme yumruk elektirik şoku hepimizin bildiği sahneler.
Memet Ali Alabora harika oynamış arkadaşlar. diğer karakterler o kadar uyumlular ki, özelikle işkence yapan polis olan Civan Canova gibi bir ustayı halk bu filmde daha iyi farkına varıp tanıyacaktır,rolünü okadar başarılı yaptıki emin olun bir kaç gün aklınızdan çıkmayacak.. Altan Erkekli de bir diğer karakterdi. o da sizi şaşırtıcak.
Salondakilerin konuşmalarına tanık olursanız onlar yada ailenizle birlikte giderseniz onlarda size o dönemi anlatır, çünkü hepsi türkiye gerçekleri.
filmin kurgusunu çok beğendim. hayal ve gerçek birbirine karışacak. tek eleştireceğim nokta Sibel Kekilli'nin konuşması aksanı. keşke seslendirme yapılsaymış.
herkese tavsiye ediyorum.

erten07
08-11-06, 17:42
O sahneler sert, ama yaratıcısı biz değiliz
Sosyal konulara duyarlılığıyla tanınan Mehmet Ali Alabora, Eve Dönüş'te 12 Eylül döneminde suçsuz olduğu halde polislerden işkence gören bir işçiyi canlandırıyor. Varlığını rahatsız eden bir meseleyi anlatan bu filmde rol almaktan mutlu olduğunu söyleyen Alabora'yla 12 Eylül'ü, Eve Dönüş'ü ve filmdeki işkence sahnelerini konuştuk.


Genç bir oyuncusunuz. 12 Eylül'de sanırım 3 yaşındaydınız. 12 Eylül askeri darbesi ne ifade ediyor sizin için?
-12 Eylül'le ilgili birinci elden anılarım yok ama sonrasında hayatımızı etkileyen pek çok şey hatırlıyorum. Çünkü sonuçta o tarihten sonra doğmuş çocukların bile hayatını etkileyen bir darbeden söz ediyoruz.

Nasıl etkilendi sizin hayatınız?
-Darbeci generallerin çıkardığı 1402 yasasıyla babam şehir tiyatrolarından atıldı ve balıkçılık yapmaya başladı. Eve 1,5 yıl balık tutarak ekmek getirdi. Ben küçükken yaşadığımız yokluğun nereden kaynaklandığını öğrenmem ise sonradan oldu.

Çevrenizdeki herkes sizin kadar biliyor mu o yıllarda olanları?
-Tabii ki hayır. Ama hem ailemin politik geçmişi hem de benim bu konulara meraklı bir çocuk olmam 12 Eylül'ü uzak göstermiyor bana. Askeri darbeyi ve sonuçlarını bu film için çalışmaya başlamadan önce de gayet iyi biliyordum. Tabii birebir deneyimle bilmiyorum ama ne anlama geldiğini ve bugüne dair çözümlemelerini yapabiliyorum. Filmde olmaktan mutluyum. Benim varlığımı rahatsız eden bir meselenin Ömer Uğur'un da varlığını rahatsız etmiş olması birbiriyle çok iyi örtüştü.

MEMOLİ'YLE MUSTAFA ARASINDA BİR İRONİ VAR TABİİ

Herkesin sevgilisi olmuş polis Memoli karakteriyle tanınan Mehmet Ali Alabora şimdi polisten işkence gören birini canlandırıyor. Ne kadar ironik bir durum, öyle değil mi?
-Bugün yaşadığımız her şeyde olduğu gibi bunda da bir ironi var tabii. Yılan Hikayesi'nde biz polislerin hayatını anlatalım demedik. Yılan Hikayesi bir çizgi film estetiğiyle yapılmıştı ve vurdusu kırdısı bile çizgi roman tadındaydı. Ama yükseldiği dizide polis olan bir adamın bir başka filmde polisten işkence görmesi tabii ki ironik bir durum. Şunu da belirteyim, polis rolüyle meşhur olmuş biri olarak, eylem yaptığımda polisler tarafından "Mehmet Ali bey, hoşgeldiniz" şeklinde karşılanmış da biriyim.

Polisler hayatınızdan çıkmıyor bir türlü. Onlarla ilgili ilginç bir anınız var mı?
Alabora ile Hürriyet sinema yazarı Ömür Gedik konuştu.

-Olmaz olur mu? 26 Ocak 2003'te savaş karşıtı eylem yapmak üzere Beyazıt Meydanı'nda toplanmıştık. Biz en öndeyiz. Önümüzde çelik kuvvet durmuş. Beni görünce açıldılar, "Buyrun Mehmet Ali Bey hoşgeldiniz, geçin" dediler. Ben de, arkadaşlar da benimle, dedim. Arkamda 8 bin kişi var. Hep birlikte alana girdik.

Ömer Uğur bu filmde sosyal konulara duyarlı bir aktörle çalışmış olmaktan mutludur herhalde?
-Eve Dönüş, Ömer Uğur'un hayatının filmi. Dünyaya borcumu ödedim, dediği bir film. Başrolünü oynayacağı bir aktörün filmin lafının arkasında duracak biri olmasını istemiştir herhalde. Ama seçiminde sadece bu mu etkili olmuştur, o tabii kendisinin verebileceği bir cevap.

Filmdeki işkence sahneleri etkileyici. Çekimler sırasında nasıl bir ruh hali içindeydiniz?
-Bugüne dek farklı rollerde oynadım ama buradaki durum başkaydı. Altan Abi'yle (Erkekli) tensel bir ilişki kurduk. Her sabah sete gelip, tüm vücudunuz boyalı halde, üzerimizde tek bir iç çamaşırı, eller kelepçeli, gözler bağlı soğuk bir taşın üzerine yatıyorduk. Tabii işkence görmüş birinin acılarıyla karşılaştırılamaz ama özellikle gözüm bağlandığında işkencenin nasıl bir şey olabileceğini anladım, o da büyük bir gerginlik yarattı. İnsanın uydurduğu ve insanın insana yapabileceği en vahşi şeyin işkence olduğunu düşünüyorum. O sahneler sert bulunuyor. Ama biz yapmadık o sahneleri. Keşke 26 yıl önce bunlar yaşanmasaydı ve biz de böyle bir film çekmeseydik. Bu konu işlenmek durumundaydı ve bizim de bu konuyu harcamadığımızı, layıkıyla işlediğimizi düşünüyorum.

gizmo771
12-11-06, 14:12
Bugün filme gitme fırsatım oldu gerçekleri göz önüne güzelce koyan bi film mehmet ali alabora özellikle süper oynamış lostsever arkadaşa katıldığım nokta sibel kekillinin aksanı biraz olmamış dublaj olaiblrmiş gerçekten ama buda o kadar kötü durmuyo film çok güzel gidilip görülmeli...

erten07
17-04-07, 12:23
'Altın Palmiye' için Türk filmleri yarışta



'Eve Dönüş', 'Polis' ve 'Mutluluk' adlı 3 Türk filmi, 'Altın Palmiye' ödülüne aday olabilmek için 'Cannes Film Festivali'nin kapısını aralamaya çalışıyor.

Oscar'dan sonra sinema sektörünü en çok heyecanlandıran ödül olan 'Altın Palmiye'ye aday olabilmek için 'Eve Dönüş', 'Polis' ve 'Mutluluk' kıyasıya yarışıyor. Önümüzdeki ay düzenlenecek 'Cannes Film Festivali'nin yarışma bölümünde yer alabilmek için başvuruda bulunan üç yapımcı olumlu cevap aldı! Festivalin değerlendirme komitesi, 3 filmi de değerlendirmeye alınacak yapımlar olarak seçti! Festival Komitesi, önümüzdeki günlerde yarışma bölümünde Türk filmi olup olmayacağına, olacaksa da hangi filmin yer alacağına karar verecek.
* 12 Eylül döneminin sancıları! Ömer Uğur'un yönettiği, Memet Ali Alabora ve Sibel Kekilli'nin başrollerini paylaştığı 'Eve Dönüş', 12 Eylül İhtilali'nde fabrika işçisi Mustafa ile ailesinin yaşadığı zorlukları hikaye ediyor.
* Polisin aşkı Haluk Bilginer ve Özgü Namal'ın başrol oynadığı, Onur Ünlü'nün ilk yönettiği film olan 'Polis', cinayet masası polisi Musa Rahmi'nin bir yandan mafyayla uğraşırken diğer yandan kendisinden 40 yaş küçük sevgilisiyle eşi arasındaki gel-gitleri beyazperdeye taşıyor.
* Meryem'in dramı! Abdullah Oğuz'un yönettiği 'Mutluluk'ta Özgü Namal ve Murat Han rol alıyor. Filmde, töre gereği 17 yaşındaki Meyrem'in öldürülmesine karar veriliyor. Film bu karardan sonra yaşananları anlatıyor.

erten07
08-05-07, 09:39
"En iyi yardımcı kadın oyuncu" ödülü, 'Hayatımın Kadınısın' filmindeki rolüyle Ezgi Mola'ya verilirken, "En iyi yardımcı erkek oyuncu" ödülü ise 'Eve Dönüş' filmiyle Civan Canova ile 'Sis ve Gece' filmiyle İlyas Salman arasında paylaştırıldı.

kırık_kanat431
08-05-07, 15:10
film çok yavan anlatılmış, sibel kekilli'nin neyine o ödülü vermişler anlamadım? bi kere aksan'ı çok kötüydü, oyunculuk'da öyle.

movie_monster
09-05-07, 17:21
çoğunluk filmin işkence sahnelerinden etkilenmiş.ama beni esas etkileyen işkence sonrası dır.mustafa karakterinin işkence sonrası müthiş çöküşü çok iyi anlatılmış.tabi bunda musatafa alaboranında müthiş oyunculuğunun büyük etkisi var.
sibel kekillinin oyunculuğunu gösterebileceği bi rol de oynamadığını düşünüyorum.2.planda kalan bi roldü.aksanına gelince kendini ne kdara zorlasada sırıttığını düşünüyorum.oyunculuğunun kötü olduğunu düşünmüyorum ama bu film için uygun bi isim değildi.
bu filmde dikkatimi çeken diğer oyuncu ise cihan canova dır.bu filmi kim izlediyse o adamdan nefret etmiştir.bu da onun muhteşem bi performans ortaya koyduğunu gösterir.keşke daha fazla yapımlarda yer alsa.
genel olarak filmde beni etkileyen unsurlar oyunculardı.sıradan oyuncularla çevrilse beğenmezdim.sırf mustafa alabora ve cihan canova nın performanslarını görmek için bile izlenebilir.

kırık_kanat431
10-05-07, 13:36
bence mehmet ali alabora'a çok kötüydü... ben o adamı hep komedi filmlerinde izledim... o yüzden sırıtmış filmde...

civan canova'dan nefret etmiştim film çıkışında:icon_whis

erten07
14-05-07, 10:36
Yönetmen Ömer Uğur Plato Film Okulu'nda!




Geçtiğimiz aylarda gösterime giren 'Eve Dönüş', kaçıranlar için bugün saat 13.00'te yapılacak özel gösterimle izleyicilerle buluşacak. Film gösteriminin ardından yönetmen Ömer Uğur ve Memet Ali Alabora ile keyifli bir söyleşi yapılacak. Gösterime katılım ücretsiz olacak.
Yer: Plato Film Okulu
Tarih: 13.00
Bilgi için: 0212 292 63 84

cenup
15-10-07, 14:29
‘Eve Dönüş’, New York’ta gösterildi

“Eve Dönüş” filminin senaristi ve yönetmeni Ömer Uğur, Kekilli’nin oyunculuğunu çok beğendiğini, Kekilli’nin filmdeki performansından son derece memnun olduğunu belirtti.

9. New York Türk Film Festivalinde gösterilen “Eve Dönüş” filminin senaristi ve yönetmeni Ömer Uğur ABD’ye geldi.

Başrollerini Mehmet Ali Alabora ile Sibel Kekilli’nin paylaştığı ve 12 Eylül ihtilali sırasında geçen bir olayın anlatıldığı filmin festivalde gösterilmesi dolayısıyla New York’a gelen Ömer Uğur, filmin senaryosunu 1989 yılında yazmaya başladığını, 1992 yılında tamamladığını belirterek, senaryonun hem Yunus Nadi senaryo ödülünü hem de Fransa’da en iyi film projesi ödülünü aldığını söyledi. Uğur, senaryonun film haline getirilmesinin oldukça uzun sürdüğünü ve zor olduğunu, filmin 3 kez çekilme aşamasına geldiğini, ancak bunun çeşitli nedenlerle ertelendiğini, nihayet 2006 yılında filmin çekilmesine başlanıldığını kaydetti.

Uğur, New York’a ilk kez geldiğini ve filmin ilk kez New York’ta gösterildiğini belirterek, şunları söyledi:
“Ben burada izleyicilerin filme bakışlarını daha çok merak ediyordum, çünkü Türkiye’de gelen tepkiler olumlu ya da olumsuz normal olmadı, sert oldu. Beğenen çok beğendi, sinirlenen çok sinirlendi. Buradaki tepki daha çok filme yönelik, daha katıksız, daha naif çünkü filmi izleyen Amerikalılar 12 Eylül’ü yaşamadı, dolayısıyla onların düşünceleri benim için çok önemli.”

‘SİBEL KEKİLLİ’NİN FİLMDEKİ PERFORMANSINDAN ÇOK MEMNUNUM”
Yönetmen Ömer Uğur, filminin festivalin yapıldığı Manhattan’daki Anthology Film Archives’te gösterilmesinden sonra seyircilerin filmle ilgili sorularını da yanıtladı.

Uğur, Sibel Kekilli’nin Türkçesinin aksanlı olmasına rağmen neden başrolde oynadığıyla ilgili bir soru üzerine, Kekilli’nin oyunculuğunu çok beğendiğini, kendisiyle filmi çekmeden önce 2 ay kadar çalıştıklarını ve sonuçta Kekilli’nin filmdeki performansından son derece memnun olduğunu belirtti.

Uğur, filminin içerik açısından biraz problem yarattığını, “ülkelerin, halkların pek çok yüzü olduğunu, bu filmin de ülkenin başka bir yüzünü anlattığını” söyledi.

1980 dönemine pencere açmaya çalıştığını anlatan yönetmen Uğur, sinemacıların bu anlamda sorumlulukları olduğuna inandığınıvurguladı.

Kahramanların başından geçen olayın bir “kolaj” ya da “mix”olduğunu söyleyen Uğur, vermek istediği mesajın ve temenninin bir daha o günlere dönülmemesi olduğunu belirtti.

Bu arada Amerikalı izleyicilerden birinin “Bu filmin özgürce çekilip gösterilmesi ve sizin burada bizimle olmanız Türkiye’nin özgür bir ülke olduğunu gösteriyor” demesi üzerine Uğur, filmin 80 dönemini anlattığını, Türkiye’nin o dönemden sonra hızla değiştiğini belirtti.

Kaynak:ntvmsnbc.com