Tüm Versiyonu Göster : Yaprak Dökümü Haberler
!! Elyf !!
21-03-08, 02:33
Fikret biraz kitap okusa ya?
BU aralar çocuğa ilaç içirir gibi, edebiyatı televizyon dizilerinin içine tıkıp, izleyiciye yutturuyorlar. Geçenlerde bir ankette en fazla tanınan edebiyatçının Reşat Nuri Güntekin olduğu ortaya çıkmıştı. Eminim bunda Yaprak Dökümü ve Dudaktan Kalbe dizilerinin etkisi vardır. Sessiz Fırtına dizisi de son dönemde bir "edebiyat atağına" kalktı. Cemal Süreya'nın şiirleri, dizinin erkek kahramanlarının dudaklarında aşk itirafları olarak soluk kazanıp, izleyiciye ulaşıyor. Ancak bana göre edebiyata ekrandan destek vermesi gereken ilk dizi Yaprak Dökümü olmalı. Zira Reşat Nuri Güntekin'in ünlü romanında Fikret karakteri, kitap okumaya çok hevesli bir genç kadındı. Adeta kitapları elinden düşürmüyordu. Oysa dizi versiyonunda Fikret'i hiç kitap okurken görmüyoruz. Acaba senaristler arada bir Fikret'in eline bir roman tutuştursalar ve Türk Edebiyatı'nın ölümsüz klasiklerini ekran başındakilere "çaktırmadan" tanıtsalar nasıl olur?
Kaynak : Sabah Gazetesi - Yüksel Aytuğ
Kanal D’nin, reyting rekortmeni dizisi “Yaprak Dökümü” yine birinci oldu.
Kanal D’nin, yediden yetmişe herkesçe büyük bir beğeniyle izlenen, reyting rekortmeni dizisi “Yaprak Dökümü”nün Çarşamba akşamı ekrana gelen bölümü yine birinci oldu.
Milyonları ekran başına kilitleyen dizinin, geçtiğimiz hafta yayınlanan bölümünün özeti de ikinci oldu.
Kanal D’nin başrollerinde Halil Ergün, Güven Hokna, Bennu Yıldırımlar, Caner Kurtaran ve Deniz Çakır’ın oynadıkları sevilen dizisi “Yaprak Dökümü”nün Çarşamba günü ekrana gelen bölümü, Tüm Kişiler’de yüzde 16.1 reyting ve yüzde 36.9 izlenme payı, A/B Sosyo Ekonomik Statü’de de yüzde 17.1 reyting ve yüzde 40.1 izlenme payı ile yine günün en çok izlenen programı ve birincisi oldu. Yaprak Dökümü’nün, geçtiğimiz hafta ekrana gelen bölümünün özeti ise Tüm Kişiler’de yüzde 11.4 reyting ve yüzde 29.1 izlenme payı, A/B SES’te de yüzde 11.2 reyting ve yüzde 29.8 izlenme payı ile ikinci oldu.
Hayriye Hanım ile Ali Rıza Bey arasında gerginlik
Dizinin önceki akşam ekrana gelen bölümünde; Masum bir tesadüf, Ali Rıza Bey ve Hayriye Hanım arasındaki gerginliği büyüttü. Hayriye Hanım bir süre evden uzaklaşmak için Fikret’e gitti. Ali Rıza Bey’i ve ailesini bundan sonra nelerin beklediğinin yanıtı ise dizinin önümüzdeki hafta ekrana gelecek yeni bölümüne kaldı.
Kanal D Ana Haber Bülteni yine birinci
Mehmet Ali Birand yönetiminde ekrana gelen Kanal D Ana Haber Bülteni de,Tüm Kişiler’de yüzde 7.0 reyting ve yüzde 20.3 izlenme payı ile ana haber bültenleri arasında yine ilk sırada yer aldı.
kaynak: Hürriyet 21 Mart 2008
Tahsin kadar sabırlı değilim, kestirip atarım!
'Yaprak Dökümü' dizisindeki 'Tahsin' karakteriyle, kadınların gönlünde taht kuran Ahmet Saraçoğlu, gerçek hayatında Tahsin kadar sabırlı olmadığı söyledi: Sabrımın sınırı vardır. Karşımdaki insandan ümidim kalmadıysa kestirip atarım!..
Son aylarda 'Yaprak Dökümü' dizisinin en çok konuşulan karakterlerinden biri olan 'Tahsin'e hayat veren Ahmet Saraçoğlu, "Ben Tahsin'in tam aksiyim. Çok canlı ve kıpır kıpır bir insanım. Onun kadar sabırlı olmam da çok zor" dedi. Dizide, 'Anlaşmalı evlilik' yaptığı 'Fikret'e (Bennu Yıldırımlar) olan sevgi dolu ve anlayışlı tavırlarıyla hayranlık uyandıran Saraçoğlu, 'Yaprak Dökümü'nü ve kendisini anlattı.
http://img.sabah.com.tr/2008/03/23/gny/im/1C74108FDA7CBA439A7CDC92r.jpg
İYİ OLDUĞUM ANLAŞILDI
* Diziye nasıl dahil oldunuz?
Daha önce 'Hırsız-Polis' adlı dizide oynuyordum. O dönemde 'Yaprak Dökümü'nün ilk sezonu bitmek üzereydi. 'Hırsız Polis'in finalinden iki hafta sonra bana bu rol teklifi geldi. Gerçekten başarılı bir işti ve ben de rolü kabul ettim.
* Tahsin'in bu kadar sevilmesini neye bağlıyorsunuz?
Herkes Tahsin'i çok sevdi çünkü o çok iyi bir adam. (Gülüyor) Sanırım çok sevilmesi sadece Tahsin'e bağlı değil. Bunda Fikret'in de payı büyük. Fikret'in mutlu olmasını isteyen geniş bir seyirci kitlesi var. İlk başta Tahsin'in Fikret'e mutluluk getireceği belli değildi. Tahsin'in iyi bir insan olduğu anlaşıldıktan sonra izleyici onu daha çok sevdi.
* Cevriye Hanım gibi bir anneniz olsa siz Tahsin kadar anlayışlı ve sabırlı davranabilir miydiniz?
Yok zannetmiyorum, çok zor... (Gülüyor) Tahsin'in orada yaşadığı şey çok zor. Annesi ve karısı arasında kalıyor, bir de üç çocuk var.
YAŞLI GÖSTERİYORUM!
* Anneniz diziyi nasıl buluyor?
Annem çok beğeniyor, ben diziye başlamadan önce de izliyordu. Benden sonra daha da mutlu oldu.
* 1975 doğumlusunuz ve üç çocuk babası rolü için gençsiniz aslında... Sizce neden bu rolü size teklif ettiler?
Çünkü yaşlı gösteriyorum! (Gülüyor) Ben de 'Nasıl olacak üç çocuk babası rolü?' diye sordum. O konuda biraz dikkat etmeye çalışıyorum açıkçası. Kıyafetimle, hareketlerimle, konuşmamla ve bakışlarımla Tahsin'i oynuyorum. Çünkü bu adamın yaşı küçük olsa bile, üç çocuk babası olmasının getirdiği bir ağırlığı var. Özellikle onu öne çıkarmaya çalışıyorum. Tahsin, çok çabuk açılamayan, derdini hemen söyleyemeyen bir karakter. Böyle bir karakter olması da bana yardımcı oluyor.
* Siz gerçekte de böyle misiniz?
Yok değilim, kıpır kıpır ve neşeli biriyim. Tahsin'in tam aksiyim.
* Tahsin en başından beri Fikret'e karşı çok sabırlı davrandı. Siz özel hayatınızda kadınlara karşı Tahsin kadar sabırlı mısınız? Ve bu arada evli misiniz?
Evli değilim. Ben aslında sabırlı bir adamım ama bu sabrımın da bir sınırı var. O noktada ümidim kalmadıysa karşımdaki insandan, kestirip atarım ben. Artık çok sabretmişsem ki; bu bir sevgili de olabilir, bir arkadaş da, bir iş ilişkisi de... Bir şeyler yolunda gitmiyorsa sabrederim, düzeltmeye çalışırım. Baktım ki olmuyor, çok da fazla uğraşmam. Açıkçası Tahsin kadar sabırlı değilim.
* Tahsin'in yaşadığı ikilem toplumda çok yaşanan bir durum. Çoğu erkek karısı ve annesi arasında kalıyor. Sizce Türk erkekleri Tahsin gibi dengeyi kurabiliyor mu?
Bence Türk erkeği daha sabırsız. Biz ataerkil bir toplumuz, kadın başından beri bizim toplumumuzda bu kadar söz sahibi olmadı. Fikret kadar kocasını etkileyebilen kadın sayısı azdır Türkiye'de. Erkekler kendilerine yakın gördüler mi bilmiyorum ama kadınların hayalindeki erkek figürü Tahsin oldu.
'FİKRET'İ ÜZME' DEDİLER
* Sokakta tepkiler nasıl?
İlk bölümlerde herkesin söylediği şey şuydu: "Fikret'i üzme ne olur..." Sonra da "Ne zaman birlikte olacaksınız?" sorusu geldi. Şimdi herkes çok mutlu. Sadece "Annenizin durumu ne olacak?" diyorlar.
* Bizde oyuncuları oynadıkları rollerle çok özdeşleştirirler... Tahsin de 'Yaprak Dökümü'nün Romeo'su gibi oldu. Kadınların ilgisi nasıl? Kısmetleriniz artmıştır...
Hangi ilgiden bahsediyorsunuz? (Gülüyor) Tabii ki arttı çünkü dizi çok izleniyor. İnsanlar özdeşleştirdiği için 'gerçek hayatta da bu kadar sabırlı mısınız?' ya da 'aslında çok gençmişsiniz; ekranda yaşlı gösteriyorsunuz' diyor. Bunların hepsi çok güzel şeyler. Şu sıralar ilginin daha fazla olduğu kesin.
* Dizinin başarısını neye bağlıyorsunuz?
Bir işin başarısı sadece oyuncu veya senaristle ya da yönetmenle olmaz. Ekip işi ve biz iyi bir ekibiz. Herkes çok iyi anlaşıyor ve bu da işimize yansıyor. Diziyi çok eğlenerek çekiyoruz ve bu da yansıyor ekrana. Sıcak ve samimi geliyor insanlara...
Dizi ekibi beni öyle candan karşıladı ki!
* 'Tahsin' başından beri bu kadar detaylı düşünülmüş bir karakter miydi, yoksa izleyici beğendikçe mi daha fazla öne çıktı?
Düşünülen bir roldü. 'Tahsin' karakteri romanda çok daha farklıdır; daha yaşlı ve Fikret'e eziyet eden biridir. Ben senaristlerimizle ilk konuştuğumdan itibaren, onlar bana bu rolü çok detaylı bir biçimde anlattı. Asla romandaki gibi olmayacağını, başka bir Tahsin yazdıklarını söylediler.
* Diziye geç dahil olmaktan endişe duydunuz mu?
33 bölüm çekmiş bir ekibin arasına girmek, ilk başta insanı tedirgin ediyor ama o kadar iyi karşıladılar ki! Hemen o tedirginlik gitti ve ben de ekipten biri oldum. Setteki herkesin iyi niyeti sayesinde oldu bu...
Kaynak:Günaydın/Sabah
kaçınkurası
28-03-08, 08:53
Kanal D’nin sevilen dizisi Yaprak Dökümü’nde bu hafta Şevket’ten ses seda yoktu. Şevket’in hiç bir sahnede görünmemesi senaryo gereği gibi dursa da durum çok daha başka aslında. Bir süre önce uyuşturucu nedeniyle başı derde giren Caner Kurtaran’ın tedavisi için diziden bir kaç bölüm uzak kalacağı söylenmekteydi. Yapımcı firma Ay Yapım’ın sahibi Kerem Çatay da Kurtaran’ın içinde bulunduğu durumun kendilerini aştığını söyleyerek çok katı bir tedavide olduğunu kimseyle görüştürülmediğini anlatmıştı. Çatay, Caner Kurtaran’ın Yaprak Dökümü dizisinden ayrılmasının kendisi için kötü sonuçlara neden olabileceği konusundaki hassasiyetini dile getirerek Şevket karakterinden de vazgeçmelerinin de söz konusu olmadığını ifade etmişti. Anlaşılan o ki Şevket dönecek. Ancak Caner Kurtaran’ın biraz zamana ve kafasını toplamaya ihtiyacı var. Bu açıklamalardan sonra Şevket karakteri, izleyicinin pek de beklemediği bir yola girmişti. Şevket’in kumar batağına saplanarak en sonunda çalıştığı bankayı dolandırması ve müfettişlerin eve gelmesiyle birlikte geçen haftaki bölümde Caner Kurtaran son kez kaçarken görülmüştü. Anlaşılan o ki tedavi için Kurtaran bir süre diziden ayrı kalacak. Genç oyuncu, tedavisi başarılı olur ve uyuşturucu batağından kurtulursa diziye dönecek ancak tersi yaşanırsa senaryo gereği belki de hep kaçmaya devam edecek.(televizyongazetesi)
'İnşallah şımarmaz iftihar ediyorum'
Yaprak Dökümü'nün Necla'sı Fahriye Evşen'i şöhrete ulaştıran Oya Aydoğan, genç oyuncunun programına katılan 100 kişiden biri olarak stüdyoya geldiğini ve kulisin önünden geçerken görüp konuştuğunu söyledi. Ünlü sanatçı, "Fehriye teklifimi kabul etmedi, ben peşini bırakmadım" dedi.
'Beni arar'
Aydoğan, "Önce ailesinden korktu ama Allah ona bunu nasip etmiş. Ben sadece vesile oldum. İlk diziyle şöhreti yakaladı, inşallah şımarmaz. Beni hep arar" diye konuştu.
kaynak:takvim.com.tr
Diziden kovulmamış tedavi iznine çıkmış!
'Yaprak Dökümü' dizisinin 'Şevket'i Caner Kurtaran, üç hafta daha ekranda olmayacak! Kokain kullandığı iddia edilen oyuncu, şu sıralar tedavi gördüğü için izinli!..
Geçtiğimiz haftalarda kokain kullandığı iddiasıyla gözaltına alınan oyuncu Caner Kurtaran'ın 'Yaprak Dökümü' dizisindeki akıbeti belli oldu.
YAPIMCISI AÇIKLAMIŞTI
Senaristler 'Şevket'i 'bankasını dolandırdığı için' kaçmak zorunda bırakınca, Caner Kurtaran'ın uyuşturucu skandalı nedeniyle diziden gönderildiği iddiaları ortaya atılmıştı. Ay Yapım'ın yöneticisi Kerem Çatay ise Caner Kurtaran'ın diziden ayrılmadığını söyledi. Çatay, bir süre önce 'Şevket'i canlandıran genç oyuncunun, yaşadığı sıkıntılar yüzünden çok katı bir tedaviye girdiğini ve kimseyle görüştürülmediğini açıklamıştı. Kerem Çatay, Caner Kurtaran'ın diziden ayrılmasının kötü sonuçlara yol açabileceğini de ifade etmişti.
ÜÇ HAFTA DAHA YOK
Tedavi molasına çıkan Caner Kurtaran'ın ancak üç hafta sonra diziye katılabileceği ve bu yüzden 'Şevket' karakterinin senaryo gereği üç bölüm daha kaçak hayatı yaşayacağı öğrenildi. Bu arada Caner Kurtaran'ın diziye dönmemesi halinde, yerine getirilecek bir oyuncu arayışının yapıldığı da söylentiler arasında yer alıyor.
Kaynak:Günaydın/Sabah
Vah Ali Rıza Bey'e...
Miss Turkey 2008'i Pınar Altuğ ile birlikte sunan Mehmet Ali Erbil'in boy hedefinde yine Yaprak Dökümü'nün "Ali Rıza Bey"i Halil Ergün vardı. Mehmet Ali canlı yayında aldı sazı eline: "Yaprak Dökümü'nü biliyor musun? Halil Ergün var hani, ağlamaktan kaşları ta buralarına çıktı adamın... Bu nasıl devlet memuruysa, her hafta botoks yaptırıyor. Reşat Nuri de öbür taraftan ha bire yazıp, yazıp gönderiyor. Bitemedi dizi bir türlü..." Zavallı Ali Rıza Bey zaten bin bir türlü dertle boğuşup, duruyordu. Başına bir de Mehmet Ali belası çıktı!..
Yüksel Aytuğ/Sabah
Vatan Gazetesi, Memet Guler'in kose yazisindan
İşte yedi gecenin yedi birincisi
Yani 100 civarında rakibin kapıştığı diziler liginin yedi şampiyon dizisi. Kanallarının ve hayranlarının yüz akı yapımlar. Tarihin en amansız reyting savaşının yaşandığı sezonun kralları. Kimi zaman gündem belirleyen, yayın saatlerinde sokakları-caddeleri boşaltan, tiryakilik yaratan, kızdıran, saç-baş yolduran ve elbette hepimizin sudan ucuz yegane eğlencesi. İşte size haftanın yedi gecesinin yedi birincisi.
‘Sessiz Fırtına’ bitti
Pazartesi akşamının aslan payını Arkak Sokaklar alıyor. İki kategorideki reytinglerin ortalaması göz önüne alındığında, Arka Sokaklar rakiplerine fark atıyor. Hem de bu işi, ekranda dizi trafiğinin en yoğun olduğu haftanın ilk gecesinde başarıyor. Elveda Rumeli de altın çağını yaşıyor. İlk zamanlar seyircinin biraz tereddüt ettiği dizi, şimdilerde atv’nin en çok izlenen işi. Doktorlar, Bıçak Sırtı, Köprü, İki Aile, Pars Narkoterör bu akşamın kalburüstü diğer dizileri.
Salı gecesi, elbette Binbir Gece tartışmasız birinci. Biliyorum, seyircisi hikayesinin çetrefilleşmesinden şikayetçi ama Binbir Gece diziler liginin en kuvvetli tiryalik örneği. Hangi kanal karşısına ne koyduysa etki etmedi. Salı geceleri iki senedir hep Binbir Gece’nin liderliğinde geçti. Sessiz Fırtına geçen haftaki finalle yayından kalktı. Ezo Gelin düşüyor; Karayılan’sa iyice gerilerde kaldı. Bir diziyi gösterime sokacak olsam, Salı geceleri PT2’yi, yani saat 22.00’de başlayan zaman dilimini boş bırakmazdım. Elimde sağlam bir dizim olsa, hiç beklemem bu gün ve bu saatte yayına koyardım.
Çarşamba akşamlarının kralı Yaprak Dökümü. Dudaktan Kalbe yükselen bir reyting grafiğiyle onun peşinden geliyor. Elveda Derken, bu iki yapımı takip ediyor. Ve tabii ki Avrupa Yakası. Atv’nin dizisi, sevenleri için çarşambaların kaçırılmazı.
Perşembe, haftanın en zorlu ikinci gecesi. Reyting basamaklarının üst sıralarında yine hep diziler var. Gecenin birincisi Kurtlar Vadisi Pusu. Onu, iki Kanal D dizisi olan Annem ve Kavak Yelleri takip ediyor. Samanyolu’nun Tek Türkiye’si bu gecede, her on evden yirmisinde kendisini seyrettirmeyi başarırken, yarışa iyi başlayan Parmaklıklar Ardında’nın reytingleri her hafta biraz daha eriyor.
‘Asi’ rakiplerini geçti
Asi çok önemli bir iş başardı ve her geçen bölümünde seyircisini daha artırarak Hatırla Sevgili gibi, Sıla gibi güçlü rakiplerin yarıştığı cuma gecesinde zirveye adını yazdırdı.
Geçen sezonlarda cumartesi gecesini dizisiz geçiren kanallar, bu yıl bu geceyi de boş bırakmadı. Kanal D, Genco ve Menekşe ile Halil’le zirveyi yine kaptırmıyor. Atv Selena, Star da Çılgın Dünürüm ve Vazgeç Gönlüm’le yarışta var olmaya çalışıyor.
Pazarları Fox’un Arka Sıradakiler’ini saymazsak zirveye aday bir dizi yok. Pazar günü ekran sinemaların ve yarışmaların. Atv bu boşluğa bu hafta Benim Annem Bir Melek ile daldı. Oya Başar ile Ali Sunal’ı buluşturan dün gece tanıştığımız Benim Annem Bir Melek’i yazmak ise önümüzdeki günlere kaldı. Hepinize iyi haftalar.
24 - 31 MART HAFTASININ EN ÇOK İZLENEN DİZİLERİ
TÜM KİŞİLER
KANAL REYTING SHARE
YAPRAK DÖKÜMÜ KANAL D 19.20 44.20
KURTLAR VADİSİ PUSU SHOW 17.10 39.70
BİNBİR GECE KANAL D 15.20 35.70
ARKA SOKAKLAR KANAL D 12.40 29.10
ASİ KANAL D 9.70 24.30
TEK TÜRKİYE STV 8.40 20.70
KAVAK YELLERİ KANAL D 7.60 17.90
DUDAKTAN KALBE SHOW 7.40 27.40
ANNEM KANAL D 6.90 21.20
ELVEDA RUMELİ ATV 6.90 16.10
KÖPRÜ STAR 6.70 20.60
GENCO KANAL D 6.40 17.00
SELENA ATV 6.00 15.90
ELVEDA DERKEN KANAL D 5.70 19.50
MENEKŞE İLE HALİL KANAL D 5.30 15.90
AB GRUBU
KANAL REYTING SHARE
BİNBİR GECE KANAL D 20.30 49.40
YAPRAK DÖKÜMÜ KANAL D 20.20 48.70
KURTLAR VADİSİPUSU SHOW 15.40 36.30
ELVEDA RUMELİ ATV 10.10 24.90
ASİ KANAL D 9.90 24.70
DUDAKTAN KALBE SHOW 9.00 30.50
ANNEM KANAL D 9.00 26.50
KAVAK YELLERİ KANAL D 8.60 21.40
ARKA SOKAKLAR KANAL D 7.60 18.90
DOKTORLAR SHOW 7.10 17.70
BIÇAK SIRTI KANAL D 6.90 20.60
SESSİZ FIRTINA KANAL D 6.40 20.20
ELVEDA DERKEN KANAL D 6.20 19.70
GENCO KANAL D 5.70 15.40
!! Elyf !!
02-04-08, 02:10
Banka soymak serbest mi?
KANAL D'nin dizisi Yaprak Dökümü'nde Şevket'in zimmetine para geçirip, banka müşterisini dolandırmasıyla ilgili bölüm, kafalarda soru işaretleri bıraktı. En iyisi sözü konunun uzmanı Nilgün Dolay'a bırakalım: "İki yıldır severek izlediğimiz Yaprak Dökümü adlı dizide öyle bir saçmalık yapıldı ki inanılır gibi değil. Adam bankayı soyuyor, 'Yaa polise vermeyelim, müşterilerin zararını çaktırmadan biz kapatalım, bankanın itibarı zedelenmesin, hırsız borcunu ödesin, kapansın bu iş' deniyor. Hiç mi araştırma yapmazlar bu diziler için, hiç mi sormazlar böyle durumlarda ne yapılıyor diye? Ben anlatayım o zaman: Tabii ki bankanın itibarı önemli, ama böyle durumlarda hırsıza 'Kardeşim sen öde şu parayı da işi örtbas edelim' demezler. Ayrıca adamın suçlu olduğuna banka müfettişleri karar veremez. Müfettişler delilleri toplar, şüphelinin savunmasını alır ve anında savcılığa suç duyurusunda bulunurlar. Bankanın itibarını korumak için de bu tür soruşturmalar gizli tutulur, basına yansıtılmaz. Banka, müşterilerin zararını kapatır ve bu parayı suçludan tahsil etme yoluna gider. (Ama babasına kredi açarak değil) Savcılık suçluyu yakalar, sorgular, bütün malvarlığına tedbir koyar ve kanuni prosedür işler. Bankanın ilk yapacağı şey, şüpheli için savcılığa suç duyurusunda bulunmak ve delilleri sunmaktır, daha sonrasını adalet halleder." Zimmetine para geçirmek isteyen kötü niyetliler sakın ola ki Yaprak Dökümü'ne aldanmasın!
Kaynak : Sabah Gazetesi - Yüksel Aytuğ
Şevket Bodrum’a gitti
Yaprak Dökümü’nün bu haftaki bölümünde Şevket yine kayıplardaydı. Sedef’i Şevket’i yolcularken gördük. Gözyaşları içinde giden Bodrum otobüsünün arkasından el sallayan Sedef’i zor anlar bekliyor.
http://www.televizyongazetesi.com/img/haber/buyuk/sedef_yaprakdokumu.jpg
Kanal D’nin sevilen dizisinde Caner Kurtaran’ın tedavisi nedeniyle Şevket karakteri ’kaçak’ halini sürdürmeye devam ediyor. Bu hafta konu hep Şevket üzerine dönse de Kurtaran tek bir karede dahi görünmedi.
Bu haftaki bölümde Sedef’i bir Bodrum otobüsünün arkasından ağlarken gördük. Kendisinden yardım isteyen Şevket’e para götüren Sedef, bu sırrı daha fazla saklayamadı ve annesinin ısrarları sonucu olanları anlattı. Ancak, merak içinde kıvranan aileye bu durumu anlatma gücünü Sedef kendisinde bulamadı. Tam anlatmak üzereyken de Ferhunde’nin hamile olduğunu öğrendi ve Şevket ile ilgili bildiklerini anlatamadı.
Final sahnesi de oldukça ilginç bir yerde son buldu. Eve gelen polisler Şevket’i sorarken, tam o anda Sedef’in telefonu çaldı ve arayanın Şevket olduğunu gören Sedef, kendisini bahçeye attı. Ancak O’nu orada bir sürpriz beklemekteydi. Bahçe kapısından içeri giren Ferhunde ve Ali Rıza Bey, Sedef’in Şevket’le konuştuğuna şahit oldular.
Sonuç olarak, bu haftaki bölümün hikayesi Şevket üzerine kuruluydu. Ancak yalnızca gıyabında. Anlaşılan Caner Kurtaran’ın tedavisi bir süre daha devam edecek ve aile de merak içindeki beklemelerini bir kaç bölüm daha sürdürecekler.
Haftaya Sedef’i gizlediği gerçekler nedeniyle zor anlar bekliyor. Üstelik Ferhunde ile aralarındaki gerginlik bu durumu daha da büyüteceğe benziyor.
Bu arada diziye bir kaç bölüm önce giren ve Hayriye Hanım ile Ali Rıza Bey’in aralarının açılmasına neden olan eski aşk Sevda Hanım, bu haftaki bölümde öldü. Ali Rıza Bey, onca acının içinde bir de bu acıyla boğuşmak durumunda kaldı.
Bütün bu hüzün ve acının içinde ise daha önce sert ve aşağılayıcı tavırlarıyla Fikret’e etmediği eziyet kalmayan kaynana Cevriye Hanım, artık dizinin gülümseten yanı olma yolunda ilerliyor. Yavaş yavaş çözülen Cevriye Hanım’ın meraklı tavırları, kendince küçük oyunları ve bu haftaki meraktan çatlayacak halleri, hatta telefonla öğrenemeyeceğini anlayınca çantasını kapıp İstanbul’a gelmesi, ekran başındakileri epey güldürdü.
Kaynak:Televiyongazetesi
YAPRAK DÖKÜMÜ’NDEKİ CEYDA ROLÜ YÜZÜNDEN BİR DÖNEM İNSANLARIN KENDİSİNE GARİP TEPKİLER VERDİĞİNİ SÖYLEYEN BAŞAK SAYAN, ŞİMDİ DURUMUN DEĞİŞTİĞİNİ ANLATTI...
Yaprak Dökümü dizisinde Ceyda’yı oynayan Başak Sayan, Ceyda’nın çizdiği ’kötü kadın’ portresi nedeniyle sokakta karşılaştığı insanlardan ilginç tepkiler aldığını söyledi. İnsanların dizi karakteriyle kendisini özdeşleştirerek yaptıkları bu tepkileri Sayan, Ceyda’nın anne olmasıyla da bu tepkilerden bir nebze sıyrılmış.
Televizyon gazetesinin haberine göre, Berna Laçin’in sunduğu ’Kadın Olmak’ programına konuk olan Başak Sayan, 'Ben aslında eğlenceli bir insanım ama dizide hep ağlak bir durumdaydım. Bir dönem bana gelen tepkileri anlatsam inanamazsınız. Beni o insan olarak algılıyorlar. Ancak bu sene o tepkiler yumuşadı. ’Vah vah senin halin ne olacak kızım’ diyorlar. Geçen sene nefret ediyorlardı, bu sene acıyorlar. ’Yazık kadına hamileydi, anne oldu’ diyorlar. Gerçekten enteresan bir şekilde kadının içindeki iyi niyet ve iyi duygular ortaya çıktı. Anne olunca böyle oluyor galiba insan' diye konuştu.
Bebek 12 saat önce doğmuş
Başak Sayan, dizide rol gereği yaşadığı annelikten sonra çocuk sahibi olmanın ne kadar zor bir şey olduğunu anladığını söyleyerek 'Evlenip çocuk yapıp boşanmak istemiyorum. O yüzden doğru tercihi yapıp ondan sonra evlenmek istiyorum. Çünkü çocuk sahibi olduktan sonra o çocuğun hem anneye hem de babaya ihtiyacı var. Ciddi bir sorumluluk' dedi.
Bu arada Başak Sayan dizideki ilginç bir ayrıntıya da dikkat çekti. Sayan, Yaprak Dökümü’nde Oğuz ve Ceyda’nın bebeği rolünde yer alan bebeğin doğduktan 12 saat sonra sete getirildiğini ve kamera karşısına geçtiğini kaydetti.
31 Mart - 7 Nisan Haftasının En çok Izlenen Dizileri
Tüm Kişiler
Kanal Reytıng Share
Yaprak Dökümü Kanal D 19.50 42.20
Kurtlar Vadisi Pusu Show 16.40 38.00
Binbir Gece Kanal D 14.30 32.90
Arka Sokaklar Kanal D 13.00 29.80
Asi Kanal D 10.00 24.00
Tek Türkiye Stv 8.30 20.80
Kavak Yelleri Kanal D 7.20 17.00
Annem Kanal D 6.70 18.60
Elveda Rumeli Atv 7.60 17.40
Köprü Star 6.70 19.30
Genco Kanal D 6.60 17.70
Selena Atv 6.30 16.80
Dudaktan Kalbe Show 6.10 16.20
Doktorlar Show 5.90 13.80
Hatırla Sevgili Atv 5.70 17.30
Ab Grubu
Kanal Reytıng Share
Yaprak Dökümü Kanal D 19.60 43.50
Binbir Gece Kanal D 18.90 44.20
Kurtlar Vadisi Pusu Show 16.90 35.90
Elveda Rumeli Atv 11.20 25.80
Asi Kanal D 9.60 24.90
Annem Kanal D 9.30 22.70
Kavak Yelleri Kanal D 9.30 21.20
Hatırla Sevgili Atv 9.20 26.40
Doktorlar Show 8.30 19.40
Arka Sokaklar Kanal D 8.00 18.20
Avrupa Yakası Atv 7.90 18.20
Dudaktan Kalbe Show 7.20 18.10
Köprü Star 6.60 17.50
Benim Annem Bir M... Atv 6.80 17.70
Elveda Derken Kanal D 6.40 16.90
kaynak:vatan gazetesi
YAPRAK DÖKÜMÜ’NÜN ELMA YANAKLI NECLA’SI FAHRİYE EVCEN ENTERESAN SÖZLER SARFETTİ, “BENİM HAYATIMDA NECLA’NIN HAYATINA YER YOK”… PEKİ GÜZEL OYUNCU NEDEN BÖYLE BİR ŞEY SÖYLEDİ!..
9/4/2008 12:51
Yaprak Dökümü, dizisinin güzel ama dertli kızı Necla’yı bilmeyen, tanımayan yoktur…
Herkes onu “Necla” olarak tanıyor ama Fahriye Evcen hayatına “Necla” karakterini sokmamaya gayret gösteriyor…
Fahriye Evcen kendisine yöneltilen, “Yaprak dökümündeki Necla olmanın sokaktaki Fahriye’ye yansıması nedir? Necla Fahriye’nin hayatında ne kadar var?” sorusuna şöyle yanıt veriyor:
Necla seyircinin hayatında fazlasıyla yer alıyor, fakat Fahriye’nin özel hayatında çok fazla yer almıyor. Çünkü ben objektif bir gözle bakıyorum ve benim için kurgunun ötesine geçemiyor. Seyirci ise her Çarşamba onunla vakit geçiriyor, yaptıklarını sorguluyor, belki kendini biraz onda buluyor veya tepki gösteriyor. Onu belki ertesi güne bile taşıyor, hakkında yorum yapıyor. Kısacası günlük yaşamında ona yer veriyor ve bu yüzden seyirci için kurgunun dışına çıkıp gerçek bir karakter haline dönüşüyor. Ama bazen sokakta Necla ile yüzleşmiyor değilim, çünkü birçok insan bana Necla diye hitap ediyor, ve ben garip bir şekilde buna karşılık veriyorum. Bunun üzerine sorular sorup, yorumlar yapıyorlar, niye böyle yaptın, keşke şöyle yapsaydın daha iyi olurdu gibi. Dolayısıyla sokakta yürürken bazen kendimi Necla olarak bulabiliyorum.
kaynak:uçankuş
Yaprak Dökümü'nde sürpriz
Şevket nihayet eve dönüyor! Yaprak Dökümü dizisinde Şevket'i canlandıran Caner Kurtaran, tekrar diziye dönerek çekimlere başladı...
TELEVİZYONGAZETESİ
Kanal D'nin sevilen dizisi Yaprak Dökümü'nde Şevket'i oynayan Caner Kurtaran'ın başı uyuşturucu nedeniyle derde girmişti. Bir süredir hastanede tedavi gören Caner Kurtaran, dün çekimlere başladı. Kurtaran'ın tedavisi sırasında kilo aldığı da söylenmekte.
Caner Kurtaran'ın tedavisi nedeniyle senaryoda yapılan değişikliklerle Şevket, çalıştığı bankayı dolandırdıktan sonra kaçak konumuna düşmüştü. 4 hafta süren tedavisi boyunca dizide yer alamayan Caner Kurtaran, yeniden çekimlere başladı. Bir hafta daha Şevket senaryoda yok. Ancak 71. bölümden itibaren Şevket Yaprak Dökümü'ne dönecek.
Dizinin dün akşamki bölümünde de Şevket'in dönüş sinyalleri verilmekteydi. Sedef ile iletişime geçen Şevket'in telefon konuşmasını duyan Ferhunde ve Ali Rıza Bey, konuşulanlara tanık oldu. Ferhunde, kendisini değil de Sedef'i aramasına çok bozulsa da en azından bir haber almanın sevinciyle aile biraz olsun rahatladı. Ali Rıza Bey ise Şevket ile yaptığı konuşmada bir an önce gelip cezasını çekmesi için oğluna baskı yaptı. Olayların gazetede çıkmasıyla aile bir kez daha gerildi.
Bu hafta neler oldu?
Ferhunde hamilelik haberinden sonra derin bir düşünme sürecine girdi. Evlilik yüzüğünü çıkarıp çekmeceye kaldıran Ferhunde, Şevket'in Sedef'i arayıp kendisini aramamasına fena bozuldu. Görünen o ki Ferhunde'nin gönlü Şevket'ten geçmeye başladı. Bu arada Ceyda'nın kucağında bebeğiyle gelip Oğuz'a açtığı davadan vazgeçmesi için yaptığı duygu sömürüleri, hamileliği nedeniyle Ferhunde'yi yumuşattı. Ancak Ferhunde'nin Oğuz'u yüklü bir miktar para almadan bırakmaya pek niyeti yok! Üstelik bir bebeğin kendisini zayıf kılacağını farkeden Ferhunde, bebeği istemedi ve 'Şevket baba olmayı hak etmiyor' diyerek kararını verdi ve çocuğunu aldırdı.
Eski aşkı Sevda Hanım'ı yıllar sonra karşısında bulan ancak kısa bir süre sonra ölüm haberiyle sarsılan Ali Rıza Bey'in geçmişiyle yüzleştiği anlar ise ekran başındakileri duygulandırdı. Hayriye Hanım'ın kıskançlık duygularını bastırarak Ali Rıza Bey'e destek olması ve cenazeye gitmesi ise olumlu bir gelişmeydi. Hayriye hanım anılarla rekabet etmekten vazgeçip 'Düşüncene yasak da koyamam ya hatırlamak istersen hatırlarsın' dediği eşinin gönlünü kırdığı plağı hediye ederek almaya çalıştı.
Bu davranış karşısında çok duygulana Ali Rıza Bey ise 'Anılara dokunamazsın ki ama sana uzanıyorum, dokunuyorum. Sen benim yol arkadaşımsın bundan sonra da öyle olacaksın. Ne güzel düşünmüşsün' diyerek eşiyle olan kırgınlığını giderdi.
Tüm bu sorunlar arasında aile bireylerinin birbirlerine yakınlaşmaları ise en çok Necla ve Leyla'nın arasındaki buzlarının erimeye başlamasına sağlamakta.
Şimdi hem ekran başındakiler hem de aile Şevket'in Bodrum'dan dönmesini bekliyor. 71. bölümü bekleyip olanları hep birlikte göreceğiz.
KAYNAK: TELEVİZYONGAZETESİ
Şevket Eve Dönecek mi?
Yaprak Dökümü dizisinde Şevket'i canlandıran Caner Kurtaran, tekrar diziye dönerek çekimlere başladı... Yaprak Dökümü'nde Şevket'i oynayan Caner Kurtaran'ın başı uyuşturucu nedeniyle derde girmişti. Bir süredir hastanede tedavi gören Caner Kurtaran, dün çekimlere başladı. Kurtaran'ın tedavisi sırasında kilo aldığı da söylenmekte. Caner Kurtaran'ın tedavisi nedeniyle senaryoda yapılan değişikliklerle Şevket, çalıştığı bankayı dolandırdıktan sonra kaçak konumuna düşmüştü. 4 hafta süren tedavisi boyunca dizide yer alamayan Caner Kurtaran, yeniden çekimlere başladı. Bir hafta daha Şevket senaryoda yok. Ancak 71. bölümden itibaren Şevket Yaprak Dökümü'ne döneceği konuşuluyor.
Kaynak:hurriyet
Bir süredir hastanede tedavi gören başarılı oyuncu, önceki gün çekimlere başladı.
Kanal D'nin sevilen dizisi "Yaprak Dökümü"nde Şevket karakterini canlandıran Caner Kurtaran'ın başı uyuşturucu nedeniyle derde girmişti. Bir süredir hastanede tedavi gören başarılı oyuncu, önceki gün çekimlere başladı. Kurtaran, dizinin 71. bölümden itibaren ekranda olacak.
kaynak: Hürriyet 12 Nisan 2008
Necla rolünü önce kabul etmemiş Yaprak Dökümü ile tanınan Fahriye Evcen, Oya Aydoğan'ın programında farkedilip teklif götürüldüğünde önce işi kabul etmediğini söyledi. Evcen'in hedefinde, oyunculuğu Almanya'da sürdürmek var.
Herkes O'nun Oya Aydoğan'ın programına izleyici olarak katıldıktan sonra dikkatleri çektiğini biliyor. Fahriye Evcen, sonrasında yaşadıklarını HABERTURK'te Balçiçek Pamir'in 'Söz Sende' programında şöyle anlattı:
"Biraz tesadüfen oldu. Benim televizyonla alakam yoktu. Oya Aydoğan'ın televizyon programına seyirci olarak katıldım. Ondan sonra televizyondan teklif geldi. Önce reddettim. Çünkü orada kurulu bir düzenim var ve okula gidiyorum. Aklımın ucundan bile televizyonda çalışmak geçmemişti. Sonrasında biraz düşündüm. Orada çok daha az konservatuar var ve biraz daha seçici ve daha zor girmek. O yüzden o beni biraz ürküttü ve profesyonelce tiyatro yapamadım. Fakat burada bir başlangıç yapabilir ve oraya taşıyabilirim. Gerçi 2 senedir buradayım. Oraya henüz taşıyamadım ama taşıyacağım. Bu fırsatı değerlendirmek istedim ve kabul ettim."
Aksanım kötüydü
Türkiye'ye geldiği ilk günlerde aksanının çok iyi olmadığını söyleyen Evcen, "O kadar kusursuz değil. Çok zorlanıyorum Türkçe konuşurken, çok kontrollü davranıyorum konuşurken. Bu da beni zorluyor. İlk geldiğimde aksanım vardı, daha belirgindi ama bu iki sene içinde galiba biraz düzelttim" diye konuştu.
Tiyatro sayesinde kendimi farkettim
Almanya'da kısa bir süre tiyatroda oynayan Fahriye Evcen "Ben çok ucundan tattım. Çok uzun seneler yapmadım. Çocukluğumdan başlayan bir tiyatroya gitme alışkanlığıyla 2 sene eğitim aldım. Bunun oyunculuğuma katkısı oldu tabi ki. Televizyon, sinema ve tiyatro farklılar ve kısa süreli yapınca pek bir şey getirmiyor, ama en azından o havayı tatmamı ve biraz da olsun kendimi tanıyabilmemi sağladı. Onu farkettim" dedi.
Bu işi Almanya'da yapmak istiyorum
Babasının çok disiplinli bir insan olduğunu vurgulayan Fahriye Evcen, iş ve özel yaşamında disiplinli ve programlı olmasının da babasından öğrendiğini söyledi ve "Babam abartısız asker gibidir. Aslında peyzaj mimarı. Hiç bir yere geç kalmaz asla. Randevu saatinden önce gider, bize de öyle öğretmiştir. Babamdan dolayı bizde öyle spontane şeyler olmaz. Her şey düzenli ve programlıdır. Ama yine de ben bundan 5 sene sonra mı bile görebiliyorum. Yapmak istediklerimi ve nerede yapmak istediğimi biliyorum. 5 yıl sonra Almanya'da da bu işi yapmak istiyorum" diye konuştu.
Dizilerin kraliçeleri
İnternette yapılan bir ankette; 'hangi dizi oyuncusunun en çekici olduğu' soruldu. Sedef Avcı herkese fark attı İnternette yapılan bir ankette; 'hangi dizi oyuncusunun en çekici olduğu' soruldu. Sedef Avcı herkese fark attı.
Dizi izlemeyenimiz var mı bilinmez ama her yerli dizinin bir güzel oyuncusu olduğu kesin! İşte bu tezden yola çıkan bir internet sitesi de okuyucularına; "En güzel ve çekici dizi oyuncusu kim?" sorusunu yöneltti. Listenin sonucu ise bir hayli ilginçti. 'Menekşe ve Halil' dizisinin magazinden uzak kalmayı başaran oyuncubu Sedef Avcı, tüm rakiplerini gölgede bıraktı. Avcı, oyların yüzde 26'sını alarak açık ara farkla "dizilerin en güzel ve çekici oyuncusu" unvanını aldı. Sedef Avcı'yı takip eden isim ise 'Doktorlar' dizisinin başrol oyuncusu Yasemin Ergeney'di. Ergene; oyların yüzde 9'unu aldı. Üçüncü sırada ise özellikle gençlerin ilgiyle takip ettiği 'Kavak Yelleri' dizisinin genç oyuncus Pelin Karahan vardı.
DİĞER İSİMLER ŞÖYLE...
Oyların yüzde 8'ini alan oyuncuyu; 'Hatırla Sevgili'yle herkesin hayranlığını kazanan Beren Saat izledi. Saat'in oy oranı ise yüzde 6. Sevilen grup Hepsi'nin kızları da aldıkları yüzde 5.8'lik oyla listenin 5. sırasında yer aldı. Diğer sıralama ise şöyle: 'Şehrazat' karakteriyle gönüllerde taht kuran Bergüzar Korel, Sıla'nın güzel oyuncusu Cansu Dere, 'Yaprak Dökümü'nde kötü gelini canlandıran Deniz Çakır, 'Bıçak Sırtı'nın Güneş'i Vildan Atasever, atv'nin beğeniyle izlenen dizisi Selena'nın başrol oyuncusu Sinem Kobal.
kaynak:Takvim//saklambaç
--------------------------------------------------------------------------------
7 - 14 Nisan Haftasının En çok Izlenen Dizileri
Tüm Kişiler
Yaprak Dökümü Kanal D 21.00 47.10
Kurtlar Vadisi Pusu Show 17.00 40.30
Binbir Gece Kanal D 12.40 28.10
Arka Sokaklar Kanal D 11.00 25.30
Asi Kanal D 9.20 23.70
Tek Türkiye Stv 8.50 21.40
Kavak Yelleri Kanal D 8.20 19.30
Avrupa Yakası Atv 8.10 18.70
Dudaktan Kalbe Show 7.80 23.00
Elveda Rumeli Atv 7.60 17.50
Köprü Star 7.00 19.70
Annem Kanal D 6.80 18.90
Doktorlar Show 6.50 15.20
Genco Kanal D 5.80 16.50
Selena Atv 5.40 15.30
Ab Grubu
Yaprak Dökümü Kanal D 19.90 46.40
Binbir Gece Kanal D 17.20 40.80
Kurtlar Vadisi Pusu Show 15.90 36.60
Avrupa Yakası Atv 13.70 31.50
Elveda Rumeli Atv 11.10 27.40
Kavak Yelleri Kanal D 9.80 23.90
Asi Kanal D 9.60 26.00
Annem Kanal D 8.90 23.20
hatırla Sevgili Atv 8.40 25.90
Dudaktan Kalbe Show 7.00 19.80
Doktorlar Show 7.00 17.60
Bıçak Sırtı Kanal D 6.60 19.70
Köprü Star 6.60 18.50
Parmaklıklar Ard. Atv 6.60 15.70
Sıla Atv 5.60 15.40
Vatan Gazetesi - Hasmet Babaoglu'nun kose yazisindan bir bolum
Yaprak Dökümü’nden Akşam Güneşi’ne...
Bir iki kez göz attım ama hiç doğru düzgün izlemedim Yaprak Dökümü’nü..
Hatta kaçındım bundan.
Neden? Reşat Nuri Güntekin’in romanıyla bu dizi arasındaki uçurumun gitgide açılmasını izlemeye dayanamadığımdan mı?
Dizinin bir tür “Yalan Rüzgârı” halini almasından mı?
Bilmiyorum! Aslında öyle tutuculuklarım yoktur.
Kaldı ki, olayları başka bir zaman dilimine taşıyan; ister istemez reyting hesapları yapan ve başarılı da olan bir dizinin sıradan kaderidir bu.
Ama Yaprak Dökümü dizisinin tek tük de olsa bazı izleyicilerini Reşat Nuri okumaya sevk etmesi çok hoşuma gidiyor. Burası kesin.
***
Geçen gün Yaprak Dökümü dizisini hipnotize halde izleyen bir arkadaşımın bu etkiyle hem Yaprak Dökümü romanını, hem de Çalıkuşu’nu okuduğunu öğrendim.
Bana şunu da sordu arkadaşım: “Dikkat ettim, Reşat Nuri’nin ergen ve genç kız tiplemeleri çok çarpıcı! Şaşırtıcı bir tanıklık sanki! Bunun özel bir nedeni var mıdır?”
Bu soru benim için de anlamlıydı.
Çünkü romancının az bilinen “Akşam Güneşi” romanını yeni bitirmiştim ve orada da böyle muhteşem bir Jülide karakteri vardı. Hatta bir de Ayşe karakteri...
Belki de, dedim arkadaşıma; Reşat Nuri Güntekin’in 23 yaşında başlayan ve 1927’ye kadar on beş yıl süren öğretmenliğinin bunda büyük payı vardır. Hele dönemin namlı okulları Erenköy Kız Lisesi ve Çamlıca Kız Lisesi’nde bulunduğu düşünülecek olursa...
BAŞAK SAYAN, GEÇTİĞİMİZ GÜN AT BİNMEK İÇİN GİTTİĞİ BİNİCİLİK TESİSİNİN MERDİVENLERİNDEN DÜŞTÜ.
Kaza sonucu sağ omzunda kırıklar meydana gelen oyuncu, kontrollerin ardından Florence Nightingale Hastanesi'nde ameliyata alındı. Omzuna 12 titanyum çivi ve bir titanyum plaka takılan Sayan, 'Ölümden döndüğüm bir gerçek. Yaklaşık iki ay fizik tedavi göreceğim' dedi.
FLAŞ… YAPRAK DÖKÜMÜ’NDE “ŞOK’’ GELİŞMELER… DİZİDEN AYRILAN VE “ŞEVKET’’ KARAKTERİNİ CANLANDIRAN CANER KURTARAN, HAPİSHANEYE GİRİYOR… HABER EDİTÖRÜMÜZ MURAT DEVECİ’NİN ÖZEL HABERİ…
Rating rekortmeni Yaprak Dökümü dizisinde tedavi görmesi nedeniyle birkaç bölümdür rol olmayan Şevket karakteri ile tanınan Caner Kurtaran diziye geri dönüyor…
Peki nasıl dönüyor bu da ilke kez Uçankuş’ta...
Dizideki rol gereği çalıştığı bankanın hesaplarında oynama yapması nedeniyle polis tarafından her yerde aranan Şevket, polis tarafından yakalanacak ve hapishaneye girecek. Şevket böylece diziye de dönmüş olacak.
Şevket, hem diziye hem de hapishaneye giriyor ama senaryoya göre Oğuz’un yani Tolga Karel’in kaldığı koğuşa dahil olacak. Dizideki hareketlilikte önümüzdeki haftalarda çok ilginç gelişmeler yaşanacak.
Ferhunde oltasını salladı
http://img253.imageshack.us/img253/2030/fahriyeevcenhbrturkqs7.jpg
Yaprak Dökümü’nde, hırsı yüzünden aileye getirdiği felaketler yetmemiş gibi şimdi de başka planlar peşinde olan Ferhunde’nin kurnaz tavırları, gelecek bölümlerde kopacak fırtınaların da habercisi gibiydi adeta...
Şevket’in ortadan yok oluşuyla Ferhunde’nin duygularında da büyük değişim oldu. Hamile olduğunu öğrendikten sonra, bir an önce kendisini hayata ve insanlara karşı yumuşatacağını farkettiği çocuğunu aldıran Ferhunde, yeni planlar peşinde. Şevket’in bir kaçak ve muhtemelen sonrasında da bir mahkum olarak iyi bir baba olmayacağı ve tek başına çocuğunu büyütmek gibi bir çabaya da giremeyeceğini düşünen Ferhunde, ilk iş olarak bebekten kurtulma yoluna gitti.
Bu arada Oğuz’a açtığı davadaki şikayetinden vazgeçmek için de oldukça yüklü bir para isteyen Ferhunde, yalnızca kendini düşünmeye devam ediyor. Hatta, ailenin Şevket’in borçları için çektiği krediyi ödeyebilme çabasına ortak olmak isteyen Ferhunde’nin pek de o kadar iyi niyetli olmadığı izleyenlerce aşikar.
Hırsları yüzünden Şevket’in batağa saplanmasına neden olan Ferhunde, bu kez Şevket’i arkasına alarak başka hırsların peşine koşmaya başladı bile. Büyük bir holdinge yaptığı iş başvurusunda bile başka planlar peşindeydi.
Dün akşamki bölümün son sahnesinde Ferhunde, iş görüşmesi için gittiği şirkete kabul edildi ve tam kapıdan çıkmak üzereyken de şirketin patronu ile karşı karşıya geldi.
Ferhunde’nin yüzündeki ifadeden gelecek bölümlerin sinyalleri de okunmaktaydı. Ailenin başına gelen bir çok felaketin gizli sorumlusu olan Ferhunde, bakalım bu kez hangi planların peşinden koşacak.
Zaten çoktan parmağındaki yüzüğü çıkarıp çekmecesine kaldıran Ferhunde’nin artık Şevket ile evliliğinden bir beklentisi olmadığı anlaşılmakta. 70. bölümün son karesinde Ferhunde’nin yüzünde donan sahnede duyulan Fikret’in sesi de olacakların alameti gibiydi: "Ferhunde hırs denizine oltasını salladı. Gelecek balığı beklemeye başladı. Ancak bu kez o balık Şevket kadar küçük olmayacaktı!"
Ferhunde’nin oltasına balık vuracak mı vurmayacak mı ve sonrasında neler yaşanacak izleyip göreceğiz, ancak bir sonraki bölümde Şevket artık eve dönüyor. Bakalım neler olacak....
Ve bir hatalı uygulama
Bugün köşemizde "hayati" konular ağırlıkta. Okurumuz Seda Bakıcı Kara da ilkyardımın ne derece önemli olduğunu Vazgeç Gönlüm dizisinde rastladığı bir hatalı uygulama ile örnekliyor: "Söz konusu dizide bebeğin boğazını bir yiyecek tıkıyor. Anneanne ise cismi görememesine rağmen bebeğin ağzına elini sokup, cismi çıkartarak onun hayatını kurtarıyor. Oysa bütün uzmanlar böyle bir durumda yani cisim görülmüyorsa bebeğin ağzına elimizi sokmamamızı öğütlüyor. Çünkü farkında olmadan cismi daha fazla geriye iterek tıkanmayı arttırabilirmişiz. Bu durumda yapılacak şey ise bebeği yüzükoyun dizimize yatırıp, sırtına biraz sertçe vurmak olmalıydı. Tabii bu işlemin detayları var ama başınızı daha da şişirmek istemem. Birçok annenin bu diziyi seyrettiğini varsayarak bunun önemli bir detay olduğunu düşünüyorum. İlk yardım çok önemli, özellikle çocuklarımız söz konusu olduğunda. Umarım yazdıklarımı dikkate alırsınız. Sevgilerimle..." Daha önce Yaprak Dökümü'nde Fikret'in doğru bir uygulama ile (Hemlich Manevrası) kayınvalidesinin boğazını tıkayan cismi arkadan beline sarılıp, baskı yaparak çıkardığın görmüştüm. Kollama adlı dizide de türbanlı doktor, otomobil kullanırken boğazına kraker kaçan ve boğulmak üzere olan bir kadını benzer bir yöntemle kurtarmıştı. Sanırım televizyonun geniş kitlelere ulaşma gücünü kullanarak, özellikle diziler yardımıyla doğru ilkyardım uygulamalarını anlatıp, pek çok hayat kurtarabiliriz.
Yüksel Aytuğ/Sabah
ay çarpması
18-04-08, 12:00
Arkadaşlar!!!!! :happy0064
altın kelebek ödüllerinde son iki günmüş hatırlatırım..
Dizimizi ve oyuncularımızı destekleyelim hadiii..:happy0064:happy0064:happy0064
www.yaprakdokumu.tv adresine link açmışlar.
ayrıca www.hurriyet.com.tr den kelebek ödülleri için tıklayabiliyorsunuz..
Haydi son iki gün, bu yıl başka dizilere bırakmayalım ödülleri :happy0064:happy0064
Arkadaşlar!!!!! :happy0064
altın kelebek ödüllerinde son iki günmüş hatırlatırım..
Dizimizi ve oyuncularımızı destekleyelim hadiii..:happy0064:happy0064:happy0064
www.yaprakdokumu.tv adresine link açmışlar.
ayrıca www.hurriyet.com.tr den kelebek ödülleri için tıklayabiliyorsunuz..
Haydi son iki gün, bu yıl başka dizilere bırakmayalım ödülleri :happy0064:happy0064
Tam linki verelim bari, sakıncası yoktur herhalde:
http://dosyalar.hurriyet.com.tr/altinkelebek_2008/
Duygu~Aydin
19-04-08, 17:29
'İnsan enişteyle kaçar mı?' diye soruyorlar
Yaprak Dökümü'nün yıldızı Necla'dan ilginç açıklamalar!
http://www.bugun.com.tr/images/haber/buyuk/22809_fahriye1.jpg
Yaprak Dökümü'ndeki Necla karakterini canlandıran Fahriye Evcen, insanların sokakta kendisini durdurup uyarılarda bulunduğunu söyledi.
Evcen, "Bundan bir kaç ay öncesine kadar insanlar beni sokakta durdurup 'Enişteyle kaçılır mı, ablaya bunlar yapılır mı' diyorlardı. Bir şekilde cevap vermeye ve espiriyle geçiştirmeye çalışıyordum. 'Ben o değilim' diyorsun, çünkü diyecek başka birşey yok. İnsanlar kaptırıyorlar kendilerini ama onlar da hayatlarında bir parça gibi görüyorlar. Sonrasında da 'Ama olsun biz seni yine de seviyoruz' diyorlar" dedi.
Dizide sürekli ağlama sahneleri nedeniyle zorluk yaşadığını anlatan Evcen "Ben şöyle bir şey hatırlıyorum. 31 sahne çekecektik ve ben 28'inde ağlıyordum. Senaryoma baktım ve 'Necla ağlar' yazıyor. 3 sahnede ağlamıyordum. Dayanamadım gidip yönetmene gidip sordum 'Bu nasıl olacak, hepsinde ağlamasam da gözlerimi doldursam olur mu?' diye" açıklamasını yaptı.
Ağlamak için destek alıyorum
Bir süre önce Fahriye Evcen, dizide sürekli ağlayan bir karakter haline gelmişti. Evcen, o süreçte zor anlar yaşadığını söyleyerek 'Ağlamak için ne yapıyorsun?' sorusuna da şöyle yanıt verdi:
"Ağlarken bir çok şey yapılır. Kendin ağlarsın, olmazsa destek alırsın. Göz yaşartıcı damlalar, bazı maddeler var. Kendim ağladığım sahneler de var tabii ama istediğin kadar teknik kullan her seferinde aynı duyguya giremezsin, bir süre sonra hakikaten etkisi gidiyor. Ama teknik de bir saatten sonra yapamıyorsun ve artık gecenin 11'inde 12'sinde 'arkadaşlar bir damla alabilir miyim' diyorsun."
Kaynak: Televizyon Gazetesi
Vatan Gazetesi, Memet Guler'in kose yazisindan
Aralarına kimseleri sokmuyorlar
Kimler geldi, kimler geçti... Kimler, kimler şanslarını denemedi... Ancak diziler liginin zirvesine adını yazdırmayı başaran yapımlar, hiçbirisinin aralarına girmesine izin vermedi. Ekranların en çok seyredilen dizileri listesinde, en tepede hep geçen sezondan devam eden eski dostlar yer alıyor. Diziler ligindeki amansız reyting yarışı, sezonun başından bu yana aradan geçen sekiz ayda hiçbir yeni yapımın zirveye tırmanmasına şans tanımıyor.
Birincilik Kanal D’nin
Yaprak Dökümü, Binbir Gece, Kurtlar Vadisi Pusu, Arka Sokaklar, Avrupa Yakası hep geçen yıllardan devam eden ve kimselerin içlerine karışmasına izin vermeyen diziler olarak ekranda krallıklarını sürdürmeye devam ediyor. Bu sezon gösterime giren yüze yakın dizi ise en iyi ihtimalle onların arkasından beşinci olabilmek için mücadele veriyor. Peki bu sezonun yüz akı işleri hangileri? Hangi yeni yapımlar ekranda tutunmayı başardılar? Şimdi birer birer onların da adlarını analım. Önümüzdeki sene, geçtiğimiz yıllardan da çetin bir dizi savaşı yaşanacak. Kanallar bu savaşa ellerindeki hangi kozlarla girecek, gelin beraber bakalım. Bu sene yeni dizilerini beğendirmekte birincilik Kanal D’nin elinde. Asi, Kavak Yelleri, Annem ve Bıçak Sırtı, Kanal D’nin ilk sezonları olmasına rağmen çok sevilen, ilgiyle izlenen dizileri olarak öne çıktılar. Kanal D bu sezon sadece Sessiz Fırtına ve Oyun Bitti’nin yayınına erken son verdi. Bu iki dizinin dışındaki bütün yapımlarını tutturan kanal, elbette en az dizi de israf edendi. Show’un yeni ve tutulan işi olarak Dudaktan Kalbe öne çıkıyor. Kanalın diğer iki yeni dizisi Eşref Saati ve Pars Narkoterör ise ilk 20 dizi barajının sınırlarında dolaşıyor. Atv yeni dizileri arasından bir tek Elveda Rumeli’yle zirve mücadelesi yapıyor. Parmaklıklar Ardında da iyi başlamıştı ama şimdilerde keskin bir düşüş yaşıyor. Kanalın sezonun başından bu yana gösterime soktuğu iki düzine dizinin çoğundan hiçbir haber alınamıyor.
Star strateji değiştirdi
Sezonun diziler ligindeki en büyük hayal kırıklığını ise Star yaşıyor. Star’ın Köprü ve İki Aile dışında kalan bütün yapımları bir türlü istedikleri seyirciyi bulamıyor. Bu yüzden bu günlerde Star’da belirgin bir strateji değişikliği yaşanıyor. Kanal, şimdilerde dizilerden çok yarışmalarıyla reyting arıyor. Fox’un dizilerinden Bez Bebek ve Samanyolu’nun Tek Türkiye’si her iki kanalın en sevilen işleri. Bu yazının bir yerinde bir şekilde adları geçmeyenler ise maalesef sezon sonu için gün sayıyor. Hepinize iyi haftalar...
14 - 21 NİSAN HAFTASININ EN ÇOK İZLENEN DİZİLERİ
TÜM KİŞİLER
KANAL REYTING SHARE
YAPRAK DÖKÜMÜ KANAL D 19.70 45.10
KURTLAR VADİSİ PUSU SHOW 15.40 38.30
BİNBİR GECE KANAL D 14.20 35.00
ARKA SOKAKLAR KANAL D 12.20 29.80
ASİ KANAL D 10.10 26.10
TEK TÜRKİYE STV 8.30 21.30
KAVAK YELLERİ KANAL D 8.30 19.80
DUDAKTAN KALBE SHOW 7.50 25.60
KÖPRÜ STAR 6.70 19.50
AVRUPA YAKASI ATV 6.30 14.70
ELVEDA RUMELİ ATV 6.20 15.80
ANNEM KANAL D 6.50 18.60
DOKTORLAR SHOW 5.70 14.10
GENCO KANAL D 5.50 16.10
BEZ BEBEK FOX 5.20 12.10
AB GRUBU
KANAL REYTING SHARE
YAPRAK DÖKÜMÜ KANAL D 21.10 48.90
BİNBİR GECE KANAL D 19.10 47.10
KURTLAR VADİSİ PUSU SHOW 15.50 37.90
AVRUPA YAKASI ATV 11.60 26.60
ASİ KANAL D 10.20 26.50
ELVEDA RUMELİ ATV 8.90 23.20
KAVAK YELLERİ KANAL D 8.80 22.00
ANNEM KANAL D 8.20 22.50
DUDAKTAN KALBE SHOW 7.80 23.70
HATIRLA SEVGİLİ ATV 7.70 21.80
ARKA SOKAKLAR KANAL D 7.20 17.70
DOKTORLAR SHOW 6.60 17.10
BIÇAK SIRTI KANAL D 6.50 18.70
KÖPRÜ STAR 6.50 17.20
ELVEDA DERKEN KANAL D 5.80 17.60
SeLim-EsMa(ArHaN)
23-04-08, 18:29
" Yaprak Dökümü " üçünçü sezonuyla 2008 2009 yayın dönemınde ızleyıcı ekran başına toplamaya devam edıcek!
Kaynak : AY YAPIM
Hurriyet Gazetesi, Kelebek Eki
Eşimin tecavüz sahnesini izlerken boğazıma bir yumruk düğümlendi
"Yaprak Dökümü"nün Cem'i Kıvanç Kasabalı, "Menekşe ile Halil"in Menekşe'si eşi Sedef Avcı'yla mutlu bir evlilik sürdürüyor. Kasabalı, dizide ihanete uğramış bir adamı canlandırırken, Sedef Avcı'nın canlandırdığı Menekşe karakteri ihanete uğradığına inanan bir adam tarafından tecavüze uğruyor. Eşinin tecavüz sahnesini seyrederken zorlandığını ve boğazına bir yumruk düğümlendiğini belirten Kasabalı, "Sedef de kendini ağlayarak izledi" dedi.
"Yaprak Dökümü" ilk oyunculuk deneyiminiz mi?
- Evet, ilk oyunculuk deneyimim.
Peki daha önce hiç teklif gelmedi mi?
- 10 yıldır mankenlik yapıyorum. Oyunculuk teklifleri de geldi, ama kısmet olmadı. Oyunculukla ilgili eğitim almadan yapmak istemiyordum. Hep, "Daha vakit var nasıl olsa" diyordum. Sonra da askere gittim zaten.
Peki planladığınız gibi oyunculuk eğitimi alabildiniz mi?
- "Yaprak Dökümü"ne başlamadan önce Şahika Tekand’ın oyunculuk kurslarına gittim. Fakat o dönem evlendiğim için ara vermek zorunda kaldım. "Yaprak Dökümü"nden teklif geldiğinde hemen görüşmeye gittim. Canlandıracağım karakter üzerine konuştuk. Zaten 5, 6 bölümlük bir rolüm vardı. Uzun sürecek bir rol değildi ama hálá devam ediyor. Daha önce "Kanlı Düğün" adlı bir dizide Zafer Ergin’in gençliğini canlandırmıştım iki bölüm. Ama tabii ki onu tam bir deneyim olarak saymıyorum. Kamerayla tanışma gibi bir şey olmuştu.
Kamera karşısına geçip rolünüzü canlandırmaya başladığınız o ilk an neler hissettiniz?
- Çok heyecanlandım. Beni rahatlatan oradaki sıcak ekipti. Bir de dizide çok usta oyuncular var. Ekip sayesinde uzun zamandır onlarla çalışıyormuşum gibi bir hava yakaladım.
Peki bundan sonrası için "Artık hep oyunculuk yapmak istiyorum" diyor musunuz? Asıl mesleğiniz ne olacak, mankenlik bitti mi?
- Bitmedi aslında, ara ara yapıyorum. Ama öyle eskisi kadar piyasada iş yok. Tekstil firmaları reklam gelirlerini kıstı. Eskisi gibi defile yapmıyorlar. Zaten yapılırsa da büyük kampanyalar yapılıyor. Onlarda da yabancı mankenler kullanıyorlar. O yüzden bundan sonraki yerimiz oyunculuk. Bir de oyunculuğun tadını aldıktan sonra insan gerçekten bırakamıyor.
Bizim ülkemizde mankenlikten sonra oyuncu ya da şarkıcı olmak bir kural gibi. Bu konuda sizin fikriniz nedir?
- Yol sizi oraya götürüyor. Çünkü o ortamın içindesiniz. Mankenlik de yapsanız, yıllarca ister istemez yapımcılarla, reklam ajanslarıyla görüşüyorsunuz. O yüzden mankenler de dizi oyunculuğuna kayıyorlar.
KIVANÇ TATLITUĞ’UÇOK TAKDİR EDİYORUM
10 yıldır bu işi yapmanıza rağmen, yeterince tanınmamanız biraz da yapınızdan kaynaklanıyor olmalı...
- Nasıl diyeyim; magazinsel yönüm yok. Genelde işimi yapıp, evime gittim hep. Bir de erkek manken olarak baktığınız zaman, kadınlar kadar ön planda olmuyoruz. Bizim dönemden Burak Hakkı ve Mehmet Akif Alakurt var mesela. Şimdi oyunculuk yapıyorlar. Mankenlik zamanında hep geri planda kaldık.
Hayatınızda en medyatik olduğunuz zaman Tuba Ünsal’la birlikte olduğunuz zamandı herhalde...
- O zaman da ön planda olmayı tercih etmedim. Genellikle geri planda kaldım.
"Keşke hiç yaşamasaydım o ilişkiyi" dediğiniz oluyor mu?
- Yaşandı ve üstünden yıllar geçti. Aklımda bile yok artık. O dönemden sonra askere gittim. Bir yıl kadar yoktum burada. 2001 gibi de Sedef’le tanıştım zaten.
İlaç gibi geldi mi Sedef Avcı?
- Geldi tabii. O yüzden mutlu bir insanım zaten. "İyi ki de evlenmişim" diyorum. Beş yıllık bir flört dönemimiz oldu. 2001 Miss Turkey yarışmasında tanışmıştık. Gaye Sökmen Ajans düzenliyordu yarışmayı. Bana da "Yarışmacılara kavalye olmak için katılır mısın?" dedi Gaye Abla. Ben de kabul ettim. Aslında Sedef’in kavalyesi değildim. Ama arkadaşlarla konuştum ve Sedef’in kavalyesi oluverdim!
Siz mankenlikte eşinizden daha mı kıdemlisiniz?
- Aslında ikimiz de aynı dönemde ajansa gelmişiz olabiliriz. Ama Sedef okuluyla daha çok ilgilendiği için çok iş yapmıyordu o dönemde. Gelen teklifleri; "Okulum daha önemli" diye kabul etmiyordu. Bir tek Miss Turkey yarışmasından sonra işler yoğunlaşınca okulla işi bir arada götürdü.
Sizin yürüdüğünüz yolda önceden yürüyen ve örnek aldığınız birileri var mı?
- Mankenlikten gelen ve benim beğendiğim 3-4 kişi var; Kenan İmirzalıoğlu, Kıvanç Tatlıtuğ, Burak Hakkı ve Mehmet Akif Alakurt. Adaşım Kıvanç’ı çok takdir ediyorum. Oyunculuğunu da beğeniyorum.
Dizide eşinizin canlandırdığı Menekşe tecavüze uğruyor. O sahneyi izleyebildiniz mi?
- Sedef’le beraber izledik. Hatta Kıvanç da vardı. Çok duygulandım. Çığlık atamıyor, ağzı bantlı. Bir yumruk düğümlendi boğazıma. Sedef de izlediği zaman tutamadı kendini, ağladı. Gerçek hayatta böyle bir şeyi Allah kimsenin başına vermesin. Nasıl davranılır bilmiyorum ama en güzel şey; dizideki gibi insanın eşine sahip çıkmasıdır.
Üç kişilik mutlu bir aileyiz
Eşinizle birbirinize vakit ayırabiliyor musunuz?
- Benim setim en fazla haftada iki gün sürüyor. Sedef ilk başlarda çok yoğundu. Gece geç saatlerde geliyor, "iyi geceler" deyip yatıyordu. O dönemlerde biraz sıkıntı yaşadık. Son iki aydır rahatız. Haftanın üç günü çalışıyor. Onun dışında birbirimize vakit ayırıyoruz. Köpeğimiz Oscar var; Golden Retriever. Sedef bir gün barınağa gitmiş. Oscar’ın fotoğrafını çekip yolladı; "Kıvanç burada bırakmışlar. Bunu alabilir miyiz" diye sordu... Zorlanacağımızı düşündüm. Çünkü ikimiz de çalışıyoruz. Ama dayanamadım. Ertesi gün gittik, gerekli işlemleri yaptık ve Oscar’ı aldık. Şimdi üç kişilik mutlu bir aileyiz.
Röportaj: Pınar YILMAZERLER
Ve Şevket döndü...
Yaprak Dökümü dizisinde oynayan Caner Kurtaran, tedavisinin bitmesinin ardından diziye yeniden döndü. Bu hafta final sahnesinde kısaca görünen Şevket'i haftaya daha uzun süre izleyeceğiz.
http://www.televizyongazetesi.com/img/haber/manset/sevket_aliriza.jpg
Bir süre önce uyuşturucu nedeniyle zor günler geçiren Caner Kurtaran, ciddi bir tedavinin ardından yeniden diziye döndü.
Bu haftaki bölümün son sahnesinde yürekler ağza geldi. Geceyarısı Ferhunde'nin odasında beliren esrarengiz kişinin son saniyelerde Şevket olduğu ortaya çıktı. Final sahnesi olan bu görüntüler de Ferhunde'nin şaşkın bakışlarında dondu. Ancak jeneriğin ardından giren yeni bölümün fragmanında, gelecek haftaki bölümün büyük kısmında Şevket'in yer alacağı da anlaşıldı.
Haftaya neler olacak?
Dizinin gelecek haftaki bölümlerinde Şevket'i zor günler bekliyor. Geceyarısı Ferhunde'nin çığlıklarıyla ev halkının uyanıp Şevket'i görünce yaşadığı şaşkınlığa şahit olacağız. Ali Rıza Bey, oğluna oldukça sert bir konuşma yapacak.
Bu arada Ferhunde ile araları açılan Şevket, Sedef ile yakınlaşıyor. Tabii bu durum karşısında Ferhunde'nin tavrı da oldukça sert olacak.
Baba Ali Rıza Bey ise çalıştığı bankayı dolandırmakla suçlanan ve polis tarafından aranan oğlunu ihbar edip etmemek konusunda kararsız kalacak. Ancak Şevket'in kendisinin polise teslim olması bekleniyor.
Kaynak:Televiyongazetesi
Jenerikteki anlamlı mesaj
Kanal D'deki Yaprak Dökümü dizisinin jeneriğini izleyenler bu kez aile fotoğrafları yerine son derece anlamlı fotoğrafların yer aldığı görüntüleri izlediler. Peki kime aitti bu fotoğraflar?
Yaprak Dökümü dizisinin jenerik bölümünde sponsorlar ve diziye emek verenlerin yer aldığı jenerik akarken daha önce izleyenlerin gönderdiği aile fotoğrafları da arka fonda yer alıyordu.
Ancak dün akşamki bölümün jeneriğini izleyenler bu kez aile fotoğrafları yerine Pippa Bacca'nın fotoğraflarıyla karşılaştılar.
Bilindiği gibi, Pippa Bacca adıyla tanınan 33 yaşındaki Giuseppina Pasqualino di Marineo, arkadaşı Silvia Moro’yla birlikte 8 Mart’ta Milano’dan yola çıkmıştı. Barışa dikkat çekmek amacıyla Üzerlerinde gelinliklerle yola çıkan iki sanatçı, Balkan ülkeleri ve Türkiye üzerinden kara yoluyla otostop yaparak Tel Aviv’e ulaşmayı hedefliyorlardı. Ancak Bacca, Türkiye'de tecavüze uğrayıp, boğularak öldürüldü.
Dizinin jeneriğinde Bacca'nın fotoğraflarına yer verilerek 'Barış Gelini' bir kez daha anılmış oldu.
Kaynak:Televiyongazetesi
Şevket teslim oldu
Yaprak Dökümü'nde Şevket'in kaçak hali sona erdi. Geçen haftanın son sahnesinde ortaya çıkan Şevket, bu hafta kendi isteğiyle polise teslim oldu...
http://www.televizyongazetesi.com/img/haber/manset/sevket_polis.jpg
Kanal D'nin sevilen dizisi Yaprak Dökümü, 4 haftadır diziden uzak olan
Caner Kurtaran'ın dönüşüyle ivme kazandı.
Kurtaran'ın tedavisi nedeniyle senaryoda yapılan değişiklikle kaçak durumuna düşürülen Şevket'in dönüşü de heyecanla beklenmişti. Geçen haftanın final sahnesinde görülen Şevket, bu hafta ekran başındaki herkesin gözlerini doldurdu. Önce yurtdışına kaçmaya çalışan Şevket, Sedef'in ısrarlı tavrı sonucunda kaçmaktan vazgeçip teslim olmaya karar verdi. Tabi bu durum bütün aileyi bir nebze de olsa sevindirdi. Özellikle çocuklarını dürüst yetiştirmek için büyük çaba harcayan Kaymakam emeklisi Ali Rıza Bey'in, cezasını çekmesi için oğlunu kendi elleriyle adalete teslim etmesi de tam kendisine yakışır bir davranıştı. Geçen hafta da televizyongazetesi'nde Şevket'in kendisinin teslim olmaya karar verdiğini bildirmiştik.
Ekran başındakileri en çok hüzünlendiren sahneler ise, sabah karakola gitmek için hazırlanan Şevket'in kızkardeşleri ve annesiyle vedalaşma sahneleriydi. Ertesi gün duruşmaya çıkmadan önce kendisine temiz giysiler getiren babasıyla demir parmaklıklar ardında yaptığı konuşma ise, dizinin müdavimlerini bir hayli duygulandırdı.
Sonunda kaçak suçunu itiraf etti ve ilk duruşmasına çıktı. Ali Rıza Bey'in yüreği ise bir nebze olsun rahatlamıştı. Yine de baba yüreği oğlunun elleri kelepçeli hapisaneye gitmesine zor dayanmaktaydı.
Bakalım haftaya Şevket'i ve aileyi ne gibi sürprizler bekliyor....
Kaynak:Televiyongazetesi
Dizi senaristleri dizileri anlattı
Türkiye’de en çok izlenen ’Yaprak Dökümü’, ’Dudaktan Kalbe’ ve ’Menekşe ve Halil’ dizilerinin senaristleri olan Melek Gençoğlu ve Ece Yörenç, dizileri nasıl yazdıklarını, çalışma şartlarını ve yeni projelerini anlattılar.
http://www.televizyongazetesi.com/img/haber/manset/melekgencoglu_eceyorenc.jpg
Yaprak Dökümü, Menekşe ve Halil ve Dudaktan Kalbe dizilerinin senaristleri Melek Gençoğlu ve Ece Yörenç, SKYTURK’te Cengiz Semercioğlu’nun Full Ekran programına konuk oldular.
Senaristlerin senaryolarını yazarken nasıl bir çalışma temposunda oldukları merak konusudur. Ece Yörenç, normal çalışanlar gibi sabah 9 civarında biraraya geldiklerini ve akşam saatlerine kadar çalıştıklarını, haftada bir günü de kendilerine ayırdıklarını söyledi. Yörenç, "Evde çalışıyoruz. Tretman çalışmasında biraradayız. Tretman çıktıktan sonra sahneleri paylaşıyoruz, yarıya bölüyoruz ve ayrı ayrı çalışıyoruz" dedi.
Dudaktan Kalbe’yi daha kolay yazıyoruz
Bir diziye başlarken bütün sezon ne yapacaklarına baştan karar verdiklerini anlatan Yörenç, "Gideceğimiz yol belli zaten. Arada belli duraklar koyuyoruz kendimize. Özellikle sezon finalini ne yapacağımız, eğer dizi sağlıklı bir şekilde ilerlerse çok şaşırtıcı olmuyor. Hikayeyi yükselten, nabzı yokladığımız yerler oluyor ama yola baştan karar veriyoruz" dedi.
Reşat Nuri Güntekin’in Yaprak Dökümü ve Dudaktan Kalbe kitaplarını diziye uyarlayan Yörenç ve Gençoğlu, 90 dakikalık senaryonun 45’er dakikalık bölümlerini ayrı ayrı yazdıklarını anlattılar. Melek Gençoğlu, yazdıkları senaryolar arasında en çok Dudaktan Kalbe’yi daha kolay yazdıklarını söyleyerek "Onların tarzı daha akıcı geliyor. Yaprak Dökümü daha oturaklı bir tarz karakterler açısından. O kolay, o zor diye ayıramayız ama Dudaktan Kalbe daha rahat gidiyor" dedi.
Biz de merakla izliyoruz
Ece Yörenç ise, "Biz yazarken çok iştahlı yazıyoruz. Dizi izler gibi merakla, sonu nasıl olacak acaba diye yazıyoruz. Menekşe ve Halil’in matematiği çok daha farklı bir iş. Ama yine de onda da bir merak unsuru var. Yaprak Dökümü’nü ise bir sonraki bölümü bilerek bitiriyoruz. Yani hikayeyi kurmada Yaprak Dökümü daha rahat ilerliyor. Seyirci nasıl haftaya nasıl olacak acaba diye bekliyorsa biz de öyle bekliyoruz" diye konuştu.
Hayal ettiğimiz dünyayı kuruyorlar
Sete zaman zaman keyif olsun diye gittiklerini söyleyen Yörenç, "Bizim çalıştığımız bütün ekiplerin setleri çok medeni ortamlar. Bu tabii yapımcı Kerem Çatay’dan da kaynaklanan birşey. 3 dizi de AY Yapım’ın. Kerem yapımcılığa başladığından beri birlikteyiz" şeklinde konuştu.
Yazdıkları bölümleri önce birbirlerine daha sonra Yapımcı Kerem Çatay’a gönderdiklerini anlatan Yörenç, senaryonun kontrol edilmesinden sonra da yönetmene ve ekibe dağıtıldığını anlattı.
"Biz o dünyayı kurarken bütün tartışmalarımızı masada hallediyoruz. Yani biz kafamızdaki dünyayı hem yapımcıya hem yönetmene anlatıyoruz. Ondan sonra onlar mucizevi bir şekilde o dünyayı kuruyorlar. Kitabını okuduğunuz filmi seyretmek biraz buruk gelir, çünkü kafanızdaki o değildir. Ama bu son derece planlı ve profesyonel bir düzen. Biz senaryoyu yazdığımızda çoğunlukla oyuncular ve mekanlar belli olmamış oluyor. Fakat gittiğimiz zaman mekana, kafamızdaki şeyi görüyoruz. Çok şanslıyız ki işinin en ehli yönetmenlerle çalışıyoruz. Onlar da o dünyayı öyle güzel yansıtıyorlar ki.."
Hangi diziler devam edecek?
Yörenç ve Gençoğlu, Dudaktan Kalbe’nin ve Yaprak Dökümü’nün bu sezon finalinin Haziran ortasında olacağını ancak yeni sezona devam edeceğini söylediler. Menekşe ve Halil’in ise 36. bölümde biteceğini, şu anda son bölümü yazdıklarını aktardılar.
Kaynak:Televiyongazetesi
apple-core
03-05-08, 03:26
Yaprak Dökümü dizisinin forum sitelerinde ilginç bir tartışma var. İzleyicilerin bir bölümü, dizinin kötü karakteri Ferhunde'nin son zamanlarda "iyiliğe yönelmesini" sertçe eleştiriyor ve "eskisi gibi kötü olmasını" istiyorlar. Belli ki Ferhunde insanların içlerindeki kötülüğü sağan, onlar için "paratoner" görevi üstlenen bir toteme dönüşmüş. Aslında televizyoncular "kötü kadına duyulan ilginin" uzum zamandır farkındalar. Bu nedenle neredeyse her dizide bir "çıban başı" var. Yaprak Dökümü'nde Ferhunde'nin yanı sıra bir Cevriye Kaynana var ki, Allah düşmanıma vermesin. Bizim zavallı Fikret, ahir dünyada cenneti şimdiden garantiledi. Çünkü Cevriye sayesinde günahlarının cezasını bu dünyada fazlasıyla ödedi! Binbir Gece'de Ali Kemal'in yeni karısı tam bir çıngıraklı yılan... Parmaklıklar Ardında dizisinin zalim Gardiyan'ı Gülten'in uyguladığı psikolojik işkenceler, Filistin Askısı'nın mucidini bile kıskandıracak cinsten. Doktorlar dizisinde Didem Uzel'in canlandırdığı, cerrahlara silah zoruyla ameliyat yaptıran mafya patroniçesi de kötüler sıralamasında mutlaka ilk beşe girer. Eh, bize de ekran başında bol bol "şeytan taşlamak" düşer!..
Şevket'in gidişi hikayede varmış
Yaprak Dökümü'nde Şevket rolünü oynayan Caner Kurtaran'ın bir süre diziden uzak kalması senaryonun da değiştirildiği düşüncesini doğurmuştu. Oysa hikayede zaten böyle bir kaçış varmış...
http://www.televizyongazetesi.com/img/haber/manset/eceyorenc_melekgencoglu.jpg
Kanal D'nin sevilen dizisi Yaprak Dökümü'nün senaristleri Melek Gençoğlu ve Ece Yörenç, Cengiz Semercioğlu'nun SKYTURK'teki Full Ekran programına konuk oldular.
Her hafta merakla beklenen Yaprak Dökümü dizisinde Şevket'in bankayı dolandırarak kaçması, özel hayatında uyuşturucu nedeniyle tedavi gören Caner Kurtaran'ın diziden bir süre uzaklaşması gerektiği için senaryonun değiştirildiği düşüncesini doğurmuştu. Semercioğlu, senaristlere bu durumu sordu. Ece Yörenç şöyle cevap verdi:
"Yaprak Dökümü büyük bir aile. Ailede olabilecek her şey, hayatta olabilecek her şey. O kadar gerçek bir dizi ki... Bizde de olabilir ve biz 3-4 bölüm stoklu çalışıyoruz zaten. Kitapta da Şevket karakteri evden kaçar. Hatta ararlar, bulamazlar, haber alamazlar. Sonra da tutuklandığı haberi gelir. Biz hikayeye bağlı kalarak devam ediyoruz. Aile içinde yaşanan şanssızlıklar olabilir ama Şevket'in gidişatı buydu. Biz de öyle devam ettik."
Oğuz karakteri gidiyor mu?
Cengiz Semercioğlu, Tolga Karel'in oynadığı Oğuz karakterinin bir dönem diziden gideceği söylentileri olduğunu gündeme getirdi. Ece Yörenç, bu durumu şöyle açıkladı:
"Tolga Karel'in oynadığı Oğuz ve Deniz Çakır'ın oynadığı Ferhunde karakteri, koyduğumuz çatalları oluşturacak bu karakterler, dizinin sürekliliğini de sağlayacak karakterler. Böyle bir şey olmadı."
Kaynak:Televiyongazetesi
Vatan Gazetesi, Memet Guler'in kose yazisi
İşin sırrı sağlam 5 dizi bulmakta
Bastıracaksınız parayı, alacaksınız. Hiç boşu boşuna olmadık projelerle oyalanmayacaksınız. Eğer Türkiye’nin en çok izlenen 5 kanalından biri olmaksa hedefiniz, sağlam 5 dizi bulacaksınız. Kanallar arasındaki reyting yarışı, her geçen ay daha da çetinleşiyor. Zirvenin ilk dört sırasının adresi belli. Birinci, iki seneyi aşkın bir süredir Kanal D. Peşinden Show, Star ve atv geliyor. Ancak atv uzun süredir ciddi tehlike sinyalleri veriyor. Hele de diziler liginde, atv’nin işleri geçen yıldan devam eden dizilerini saymazsak hiç yolunda gitmiyor.
İşte sonuçlar ortada
Bu durum da Fox, Kanal 1, TRT 1 ve Samanyolu’nu potaya itiyor. Biri devlet televizyonu olmak üzere, bu dört kanalın da elinde önemli mali imkanlar var. Ancak kulaklarını hep ters taraftan gösteriyorlar. Kendilerini zirveye taşıyacak dizileri transfer etmek dururken, sürekli yeni ve birkaç haftada silinip giden projeler deniyorlar. Sonuçlar ortada, ellerindeki hiçbir yapımla haftanın en çok seyredilen dizileri listesine giremiyorlar. Oysa meseleye bir futbol kulübü yöneticisi gibi baksalar; dizi transferi işini yıldız topçu transferi gibi algılasalar işlerini kolaylaştırırlar. Belki lider olamazlar ama, seyir zevki veren, seyirci çeken ve kendilerine de en azından haftanın bir günü reytinglerde birincilik getiren diziler bulurlar.
Transferlik beş dizi
Bir televizyon kanalını yönetiyor olsaydım, ilk iş rüştünü ispat etmiş 5 tane diziyi transfer ederdim. Örnek mi? Hemen vereyim... Mesela pazartesi günleri Arka Sokaklar’ı, salı Binbir Gece’yi, çarşamba Yaprak Dökümü’nü, perşembeleri Kurtlar Vadisi’ni ve cuma da diziler liginin yeni yükselen değeri Asi’yi yayınlardım.
Önden ana haber bültenini sağlam tutup, arkasına güçlü bir dizi koyup, geceyi bir tartışma-haber ya da magazin programıyla kapardım. Dizilerin gücünü iyi okuyamayan kanal yöneticileri, “Şu mektepler olmasa, maarifi ne güzel yönetirdim” diyen eğitim bakanına benziyor. Elinizde sağlam diziler yoksa, yayınladığınız en parlak yapımlar bile arada kaynıyor, en görkemli projeleriniz güme gidiyor. Hepinize iyi haftalar...
*****
28 NİSAN - 5 MAYIS HAFTASININ EN ÇOK İZLENEN DİZİLERİ
TÜM KİŞİLER
KANAL REYTING SHARE
YAPRAK DÖKÜMÜ KANAL D 20.00 47.80
KURTLAR VADİSİ PUSU SHOW 16.20 41.10
BİNBİR GECE KANAL D 15.30 37.50
ARKA SOKAKLAR KANAL D 10.20 25.70
ASİ KANAL D 9.10 24.40
TEK TÜRKİYE STV 8.00 22.20
ELVEDA RUMELİ ATV 7.20 17.70
KÖPRÜ STAR 7.10 21.10
ANNEM KANAL D 6.90 20.00
KAVAK YELLERİ KANAL D 6.80 17.60
AVRUPA YAKASI ATV 6.70 16.40
DUDAKTAN KALBE SHOW 6.10 21.70
SELENA ATV 5.40 15.30
DOKTORLAR SHOW 5.40 13.70
PARS NARKOTERÖR SHOW 5.30 15.20
AB GRUBU
KANAL REYTING SHARE
YAPRAK DÖKÜMÜ KANAL D 22.30 51.60
BİNBİR GECE KANAL D 19.60 49.10
KURTLAR VADİSİ PUSU SHOW 15.20 36.90
ELVEDA RUMELİ ATV 11.10 28.50
AVRUPA YAKASI ATV 11.00 25.50
ASİ KANAL D 10.00 28.70
ANNEM KANAL D 8.50 23.10
BIÇAK SIRTI KANAL D 8.30 24.90
DUDAKTAN KALBE SHOW 7.10 21.50
KAVAK YELLERİ KANAL D 7.00 17.60
HATIRLA SEVGİLİ ATV 6.50 19.70
DOKTORLAR SHOW 6.30 16.70
KÖPRÜ STAR 5.70 16.40
ARKA SOKAKLAR KANAL D 5.70 15.00
PARMAKLIKLAR ARDINDA ATV 5.20 13.10
Şevket gerçekleri öğreniyor
Yaprak Dökümü'nde hesaplaşma vakti geldi. Bu haftaki bölümün final sahnesinde cezaevinin avlusunda karşılaşan Şevket ve Oğuz arasında yaşanan kavga Ferhunde'nin bütün planlarını da su yüzüne çıkaracak.
TELEVİZYONGAZETESİ
Kanal D'nin sevilen dizisi Yaprak Dökümü'nde yaşanan gelişme diziyi farklı bir noktaya taşıyacak.
Çalıştığı bankayı dolandırarak kaçan ve daha sonra teslim olan Şevket, bu haftanın final sahnesinde Oğuz ile cezaevi avlusunda karşılaşmıştı.
Gelecek hafta aynı yerden devam edecek olan dizide bu kez hesaplar ortaya dökülecek. Yaşadığı zor günlere dayanmakta güçlük çeken Şevket, Oğuz ile karşı karşıya gelince ondan hesap sormak isteyecek. Ancak Şevket, duydukları karşısında başka bir gerçekle sarsılacak.
Ferhunde'nin davadan vazgeçmek için Oğuz'dan para aldığını öğrenen Şevket, zaten öfke duyduğu Oğuz'u dövmeye kalkacak.
Bu arada patronunun gözüne girmek için ne yapacağını şaşıran Ferhunde, sonunda emeline ulaşacak. Ferhunde'nin dikkatini çekmeye çalıştığı patronu Levent Bey ile de aralarında sürpriz bir yakınlaşma yaşanacak. Şevket'ten iyice ümidini kesen Ferhunde'nin yeni planları bakalım başına ne işler açacak. Özellikle de bütün ailenin Şevket'in borcu için çekilen krediyi ödemek için gösterdiği çaba karşısında Ferhunde'nin aldığı onca para ortaya çıkınca neler olacak?
KAYNAK: TELEVİZYONGAZETESİ
Çarşamba’nın birincisi “Yaprak Dökümü”
Kanal D’nin, yediden yetmişe herkesçe büyük bir beğeniyle izlenen, reyting rekortmeni dizisi “Yaprak Dökümü”nün Çarşamba akşamı ekrana gelen bölümü yine birinci oldu. Milyonları ekran başına kilitleyen dizinin, geçtiğimiz hafta yayınlanan bölümünün özeti de ikinci oldu.
Kanal D’nin başrollerinde Halil Ergün, Güven Hokna, Bennu Yıldırımlar, Caner Kurtaran ve Deniz Çakır’ın oynadıkları sevilen dizisi “Yaprak Dökümü”nün Çarşamba günü ekrana gelen bölümü, Tüm Kişiler’de yüzde 19.3 reyting ve yüzde 46.5 izlenme payı, A/B Sosyo Ekonomik Statü’de de yüzde 19.6 reyting ve yüzde 48.3 izlenme payı ile yine günün en çok izlenen programı ve birincisi oldu.
Yaprak Dökümü’nün, geçtiğimiz hafta ekrana gelen bölümünün özeti ise Tüm Kişiler’de yüzde 12.6 reyting ve yüzde 36.8 izlenme payı, A/B Sosyo Ekonomik Statü’de de yüzde 11.9 reyting ve yüzde 34.3 izlenme payı ile ikinci oldu.
Milliyet Gazetesi (Cok hos fotograflar da var ama onlari ekliyemedim)
Hayriye hanım ve kızları
MİRAÇ ZEYNEP Ö.
Şu sıralar memleketin her adımını takip ettiğimiz en gözde ailesi kim desem, ne cevap verirsiniz? Hiç uzatmayayım, iki sezondur çarşamba akşamlarından zaferle çıkan “Yaprak Dökümü”nün Tekin ailesi... Reşat Nuri Güntekin’in 1930’larda yazdığı romanın bu uyarlaması, Türk televizyon tarihinin en başarılı dizilerinden biri oldu. Çarşamba gününün reyting listesinde birinci sırayı bırakmadığı gibi, diziden önce yayımlanan özetiyle ikinci sıranın da müdavimi olmuş durumda.
Anneler Günü münasebetiyle biz de Tekin ailesinin annesi ve kızlarını ziyaret edelim dedik; Beylerbeyi’ndeki köşkün yolunu tuttuk.
Köşkten içeri girince gerçekten de “Yaprak Dökümü”ne girmiş gibi oluyorsunuz. Salon, odalar, mutfak orada bir aile yaşıyormuşçasına düzenli. Telefonun üstündeki örtüden tutun da kanapenin üzerindeki yarım bırakılmış
örgüye kadar. Kahvaltı sofrası hazır, taze ekmekler konmakta... Çünkü aile kahvaltıda buluşacak bu bölüm...
Halil Ergün, Güven Hokna, Gökçe Bahadır ve Fahriye Evcen çekime hazır. Bennu Yıldırımlar’ın oynadığı Fikret evlenip yuvadan ayrıldığı için sahnesi yok, ama ricamızı kırmayıp katılıyor ekibe. Halil Ergün’den izin isteyip Tekin ailesinin hanımlarıyla söyleşiyoruz.
“Babama karşı hislerimi tarif edemiyorum”
Gökçe Bahadır (Leyla)
Leyla’ın en belirgin özellikleri duygusallığı ve kendine güveninin olmaması. Leyla’nın hareketlerinin altı birazcık boş, çok gelgitleri olan bir karakter. Bence daha çok babasına benziyor, zaten ona çok düşkün. Ben de babama çok düşkünümdür. Annemle babamı sevgi anlamında ayıramam ama babama karşı olan tarif edemediğim bir duygu.
Leyla’nın annesine pek düşkünlüğü yok. Leyla kocasıyla mutlu olmadığını söylediğinde annesi “Git, yuvanı kurtar” dedi. O zaman düşünmüştüm anne olsaydım ve kızım bana gelip mutlu değilim deseydi, “Çık gel” derdim, başka bir şey düşünmezdim.
Ben tek çocuğum. Bu senaryoyla da bambaşka bir hayatla tanıştım. Bir geldim abi var, abla var, kardeş var, küçük kardeş var... O yüzden bana çok keyifli geldi.
Sanki Leyla benim hayatımdaki biri gibi olmaya başladı, çok fazla iç içeyim onunla. Bazen bir durumda kalıyorum, Leyla olsa ne yapardı acaba diye düşünüyorum. Rol yaparken ister istemez kaptırıyorum, gözlerim doluyor. Sonuçta gencecik bir kız; hayatımda böyle biri olsa ona çok üzülürüm.
Zamanla sette ekip olarak birbirimizi tanımaya, sevmeye başladık, anlaşmaya başladık ve bir aile gibi olduk. Bu köşke girince evime gelmiş gibi hissediyorum.
Seyirciler sokakta durdurup hırslandıklarını, üzüldüklerini, biz ağlarken ağladıklarını, biz sevinirken sevindiklerini ya da şu aile hiç sevinemeyecek mi diye düşündüklerini söylüyor. Ben bile her şeyini bildiğim halde izlerken sinirleniyor, üzülüyorsam onlar nasıl üzülmesinler?
Anneler Günü'nde babamla birlikte annemi bir yere götürürüz. Zaten öncelikle bir anneanne babaanne ziyareti yapılıyor bizde. Ben özel günleri, sürprizleri, şaşırtmayı çok severim.
“Almanya’daki Türk aileler dizidekine çok benziyor”
Fahriye Evcen (Necla)
Ben Almanya’da büyüdüm. Oradaki Türk aile yapıları “Yaprak Dökümü”ndeki aile yapısına çok yakın. Biz de büyük bir aileyiz; üç ablam var. Babam asker gibi bir adamdır. Annem daha yumuşak...
Ali Rıza bey her şeye iyi tarafından baktığı için bazı kötülükleri belki göremiyor, belki de görmek istemiyor. Ağırlığını koyuyor zaman zaman, ama biraz daha sert bir tavırla koysa belki daha farklı olur.
Hayriye anne modeli olarak ne derece doğru bilmiyorum ama çok idareci. Sonuçlara baktığımızda aslında başarısız. İdare ettim sanıyor ama büyük felaketlere yol açabiliyor. “Yaprak Dökümü”nde çocuklardan dolayı yaprak dökümü yaşanıyor ama annenin de bunda payı büyük.
Necla’nın en baskın özelliği, yaşına göre bazen çok olgun davranabilmesi. Mantıklı tarafı daha ağır basıyor, çok duygusal bir kız değil.
Necla çok büyük bir hata yaptı ve kardeşinin kocasıyla kaçtı. Aynı şeyi yaşayan kadınlarla karşılaşıyorum ve diyorlar ki “30 senedir kız kardeşimle görüşmüyorum”. Bu aile Necla’yı affetti, birlikte tekrar o gücü toplayıp normale dönebildiler. İnanıyorum ki, olumlu tarafından bakarak felaketleri hafifletebilirsiniz.
Senaryolar haftada bir geliyor. Her hafta büyük bir heyecanla ne olacak diye bekliyorum.
Annem Almanya’da. Ona şimdilik günü gününe bir hediye veremeyeceğim ama sezon sonunda Almanya’ya gideceğim. Ona en büyük hediyem bu olacak.
“Romandaki Hayriye bugüne uyarlanınca konumu, durumu ve anneliği de değişti”
Güven Hokna (Hayriye, Anne)
Senaristlerimiz çok kıvrak ve güzel yazıyor, her aile kendinden bir şey buluyor. Başarının sırrı; senaryo ve doğru gözle çekim tabii. Ama sanatçıların bu uyarlamaya katkıları da hiç yadsınamaz. Bu başarıda tesadüfi hiçbir şey yok. Çalıştığım bütün işler tavan yapmıştır dikkat ederseniz, böyle bir uğur taşıdığıma inanıyorum. İddialı olmak gibi bir sorunum yok, o amatör işidir. Ben yaptığımdan o kadar eminim ki...
Romanın orijinalinde anne karakteri daha zayıf. Günümüze uyarlandığı zaman Hayriye’nin konumu, durumu, anneliği de farklılaştı.
Hayriye yalan da söylüyor, yeri geliyor kocasına cephe de alıyor. Bana göre Hayriye çok da akıllı bir kadın değil.
Her insan hata ve yanlış yapar. Anneler hata yapmaz diye bir kural yok. Ama annenin yaptığı hataya karşı öyle bir özverisi vardır ki; o unutulur, hoşgörülür.
İçimde daha dışarı çıkmamış ne karakterler var. Mesela Cahide Sonku’nun hayatı çok büyük dramlar içerir, onun son günlerini oynamak isterim. Bir ekoldü bana göre, bir daha gelmez.
Biz bir aileyiz ve bir ailede olan her türlü şeyi yaşıyoruz. Hatta bir kez o kadar güzel yazılmış ki senaryo, Ali Rıza'nın gelip Şevket ile ilgili gerçekleri açıkladığı sahneyi oynarken sanki biz oyduk. Bir anda “Biz şu anda rol yapmıyoruz, gerçekten bir aileyiz ve gerçekleri yaşıyoruz” dedim.
İki kere evlenip ayrıldım. Bir kızım, 8 yaşında bir torunum var. Kızım benden hiçbir şeyini saklamaz. Kardeş ve arkadaş gibiyizdir.
Kızım Ankara’da yaşıyor. Şimdi uzağız ama Anneler Günü’nü kutlarız. Kendimi annesi olmayan bütün genç dostların annesi yerine koyuyorum ve onları kucaklıyorum.
“8,5 yaşındaki kızımla çok geniş zamanlara yayılan bir anne-kız ilişkisi kuramadık”
Bennu Yıldırımlar (Fikret)
Fikret'in romandaki yoğunluğu bu kadar değildi. “Yaprak Dökümü” 150 sayfalık bir roman, biz her hafta 90 sayfa çekiyoruz. Şehir Tiyatroları'nda sahnelenen “Yaprak Dökümü”nde de Fikret rolünü oynuyorum. 430 küsur oyun oynadık, hep kapı pencere yıkıldı. Bizim toplumumuz bu romanın kahramanlarını çok seviyor.
Fikret çok sabırlı. Bu, bizim toplum için bir meziyet diyebilirim. Aslında inatçı bir kişiliği var.
Toplum olarak çocuklarımızı çok korumacı yetiştiriyoruz. Kendi ayakları üzerinde döküp saçarak da olsa bir şeyleri halleden çocuklarla çok mutlu olamayan insanlar görüyorum ben.
Kızım 8,5 yaşında. Çocukla birlikte dünyanın başka türlü algılanması gerektiğinin farkına varıyorsunuz. Çok geniş zamanlara yayılan bir anne-kız ilişkisi yaşadığımız söylenemez.
Çok özel bir Anneler Günü geleneğimiz yok. Biz anne-baba olarak da yoğun çalışıyoruz ama kızım da yoğun. İleride “Evde annemi babamı beklerdim, canım da çok sıkılırdı” demesin diye onu da boş bırakmadık.
Şehir Tiyatroları'nda Anton Çehov’un “Üç Kızkardeş”inde de oynuyorum. Oyunun sonunda gelip biz sizi “Yaprak Dökümü”nde seyrediyoruz diyebiliyorlar. Televizyon dolayısıyla gelen, sizi sahnede canlı görmek isteyenlerin genelde tepkileri böyle oluyor.
üstteki haberin fotograflari
http://img237.imageshack.us/img237/7420/64821573yy1.jpg (http://imageshack.us)
http://img164.imageshack.us/img164/9572/31927235uz9.jpg (http://imageshack.us) http://img112.imageshack.us/img112/9484/13837154xn0.jpg (http://imageshack.us)
http://img112.imageshack.us/img112/64/30546073bd0.jpg (http://imageshack.us) http://img164.imageshack.us/img164/548/80857169kw5.jpg (http://imageshack.us) http://img366.imageshack.us/img366/4590/30931301jh9.jpg (http://imageshack.us)
Oyuncunun işi reyting olmamalı
“Yaprak Dökümü” dizisinde Fikret ve Tahsin’i oynayan Bennu Yıldırımlar ve Ahmet Saraçoğlu’nu bir araya getiren D-Smart dergisi, keyifli bir sohbete vesile oldu
Tiyatrodayız ve öncelikle tiyatroyla ilgili sorularla başlayalım. Şu anda hangi oyunlarda oynuyorsunuz?
Bennu Yıldırımlar: Ben iki oyunda birden oynuyorum: “Üç Kız kardeş” ve “Saygılı Yosma”’. Oldukça yoğun bir tempom var.
Ahmet Saraçoğlu: Bizim “İstanbul Kraliyet Tiyatrosu” adında kendi tiyatromuz var. İki sene önce kurduk bu tiyatroyu. Üç sezondur da “Hastayız” adında bir oyun oynuyoruz. Yalnız, bizim oyunumuz tiyatro sahnesinde değil, Beyoğlu Balans’ta gerçekleşiyor. Oldukça rahat bir ortam, örneğin içki ve sigara içebiliyorsunuz. Barda oynayınca, seyirci de oyuna katılabiliyor. Çünkü neredeyse seyircinin kucağında oynuyoruz.
Türkiye’de tiyatro ne durumda?
A.S.: Devlet Tiyatroları’nı ve Şehir Tiyatroları’nı takip eden bir kesim her zaman var. Ne zaman gitseniz koltuklar dolu. Özel tiyatrolara gidenlerin sayısı daha az. Tiyatro seyircisi genelde Şehir Tiyatroları’nı ve Devlet Tiyatroları’nı tercih ediyor.
Dizilerde oynamak, bir oyuncunun seyircisini artırıyor mu? B.Y: Tabii ki tiyatroya yansıyor. Hayatında hiç tiyatroya gitmeyen biri, dizi bahanesiyle gelip sizi canlı olarak seyrediyor. Ayrıca çok sevilen ve tutulan bir dizinin oyuncusu olmak, tiyatro oyuncusuna tanınması açısından da bir avantaj sağlıyor. Ama tabii ki, mesleği tiyatro oyunculuğu olan birinin bunu çok dikkate alacağını zannetmiyorum. 1988 yılından beri Şehir Tiyatroları’nda oynuyorum. Dizide oynamak ya da oynamamak önemli değil, tiyatronun çok farklı bir durumu var. Tiyatroda montaj yok. Her seyircinin kendi kamerası var.
A.S.: Dizide oynamak, oyununuza tabii ki bir artı sağlıyor. Sizi televizyonda görüp sevenler, oyununuza geliyor ve belki de tiyatroyu çok seviyor, alışkanlık kazanıyor.
“Yaprak Dökümü”nde bazı oyuncuların özel yaşamları da çok dikkat çekiyor. Bu, dizinin çok izlenmesinden mi kaynaklanıyor?
B.Y.: Onu belirleyen gazetecilerdir. Sonuçta herkesin kendi özel hayatı var. Önemli olan, yaşananların saptırılmaması, doğru olanın yazılması ve gösterilmesi.
A.S.: Çok izlenen bir dizinin oyuncusunun peşinde
“Yaprak Dökümü’nde oynamanıza diğer oyuncu arkadaşlarınızın tepkisi ne oluyor, rekabet var mı aranızda?
A.S.: Öyle bir rekabet yok. Ama şöyle bir şey var, herkes bu dizide oynamak istiyor. En çok duyduğum cümle, “Keşke ben de bu dizide oynasam!”. Televizyonda reytinge bağlı olduğunuz için, performansınız ne kadar iyi, dizi ne kadar kaliteli olursa olsun; iki-üç bölümde kalkabiliyor. Aslında başarısız değilsiniz ama burada oyuncunun yapabileceği bir şey yok. Biz bile reytinge bakmak durumunda kalıyoruz. Oysa bir oyuncu bunlarla ilgilenmemeli, işi bu olmamalı.
B.Y.: Eskiden böyle bir şey yoktu. Televizyonda kendinize bakarken, “İyi oynamış mıyım, burada neden böyle yapmışım” gibi kaygılar yaşarken, şimdi kendimizi bir reyting kavgası içinde buluyoruz.
Ödül size ne ifade ediyor?
B.Y.: Ödül insanı heyecanlandırır. Ama hiçbir oyuncu ödül adına bir şey yapmamalı. En azından ben böyle düşünüyorum. Bunun değeri biçilir ve verilir. Ben ödüllerin bilimsel verilere dayanarak verildiğine de inanmıyorum. Hedefiniz ödül olmamalı. Oyuncu, oynadığı karaktere ne kadar inanır ve içten olursa o kadar başarılı olur.
A.S.: Ben hiç ödül almadım ama bana “başarının nazar boncuğu” gibi geliyor. Ne çok önemli ne de çok önemsiz. Her zaman hatırlanacak, köşede duracak bir nazar boncuğu.
Türkiye’de dizi oyuncusu olmak kolay mı?
A.S.: Kolaylaştı. Çünkü 100 tane dizi var. Bu kadar diziye oyuncu bulmak zorlaşıyor. Ama kaliteli işler azalıyor. İki-üç başarılı genç arkadaş var. Onun dışında çoğunun eğitimi yok, sadece televizyonda yer alma derdindeler.
B.Y: Ama ben mankenlerin, modellerin de kullanılması gerektiğine inanıyorum. Çünkü onların da kullanıldığı alanlar var. Bu, yurt dışında da böyle. Fakat onlara uzun soluklu, sürükleyici karakterlerin verilmesi gibi bir durum söz konusu olmamalı.
Kızınız Ada oyuncu olacak mı?
B.Y: Ada ressam olmak istiyor. Aslında sekiz yaşında bir çocuk için oldukça fazla iş yapıyor. Konservatuvar keman bölümüne gidiyor. İş Sanat’ta tiyatro oynamaya devam ediyor. Bence çok şanslı bir çocuk. Kendinden çok emin ve kendini iyi bir oyuncu olarak görüyor.
Siz ileride bir oyuncuyla evlenmeyi düşünür müsünüz?
A.S.: Benim öyle bir tercihim yok. Ama aynı meslekte olmanın tabii ki avantajları vardır. Mesela eleştirel açıdan... İleride çocuğunuz olduğu zaman sizi görmesi ve özenmesi gibi bir durum da söz konusu. Ama ben çocuğumun oyuncu olmasını istemem.
“Yaprak Dökümü” gelecek sezon devam edecek mi?
B.Y. - A.S.: Evet (gülüyorlar).
kaynak: milliyet.com.tr
Kelebek Ödülleri gecesi dün akşam gerçekleşti!!! Peki hangi ünlü isimler ödül aldı?
Altın Kelebek Ödülleri gecesi dün akşam Hilton Convention Center’da düzenlenen törenle gerçekleşti...
Gecenin sunuculuğunu Cem Davran ve Aysun Kayacı yaptı.
Hilton'daki organizasyona iş, sanat, spor, medya ve sosyeteden bir çok ünlü isim katıldı.
Müjde Ar, Perihan Savaş, Halil Ergün, Tarık Akan, Türkan Şoray, Emel Sayın, Tolga Karel, Erol Evgin, Muazzez Abacı, Adnan Şenses, Nükhet Duru, Petek Dinçöz, Pınar Aylin, Banu Zorlu, Nadide Sultan, Tolga Çevik, Halit Kıvanç, Yeliz Yeşilmen, Tuğba Ekinci, Pınar Altuğ Yağmur Atacan çifti, Fatih Ürek, Şenay Akay, Ferhat Göçer, Ece Gürsel, Seçkin Piriler, Şebnem Schaeffer, Yavuz Seçkin geceye katılan ünlü isimler arasındaydı.
Ayrıca gazeteciler M.Ali Birand, Ertuğrul Özkök, Metin Uca, Cengiz Semercioğlu, Selim Akçin, Güneri Civaoğlu, Fikret Ercan, Emre İskeçeli, Demirhan Hararlı, Sema Denker de gecede yerlerini alan isimlerdendi.
İşte, 35'inci Altın Kelebek TV Yıldızları Yarışması'nda ödül kazananlar:
En iyi kadın sunucu: Seda Sayan
En iyi erkek sunucu: Acun Ilıcalı
En iyi anchorman: Mehmet Ali Birand
En iyi haber programı: Arena-Uğur Dündar
En iyi yerli dizi: Yaprak Dökümü
En iyi kadın oyuncu: Bennu Yıldırımlar
En iyi erkek oyuncu: Halil Ergün
En iyi komedi dizisi: Komedi Dükkânı
En iyi kadın komedi oyuncusu: Binnur Kaya
En iyi erkek komedi oyuncusu: Tolga Çevik
En iyi yarışma programı: Var mısın Yok musun?
En iyi talk show: Haydi Gel Bizimle Ol
En iyi spor programı: Stadyum
En iyi magazin programı: Bizden Kaçmaz
En iyi güncel kültür-sanat programı: Şeffaf Oda-Güneri Cıvaoğlu
En iyi Türk Pop Müziği kadın solist: Hande Yener
En iyi Türk Pop Müziği erkek solist: Ferhat Göçer
En iyi Türk Sanat Müziği kadın solist: Bülent Ersoy
En iyi Türk Sanat Müziği erkek solist: Ahmet Özhan
En iyi fantezi müzik kadın solist: Sibel Can
En iyi fantezi müzik erkek solist: İbrahim Tatlıses
En iyi çıkış yapan grup: ENBE, Pinhani
En iyi çıkış yapan solist: Sıla, Aslı Güngör, Mustafa Ceceli
En iyi klip: Belki Bir Gün Özlersin / Yön: Gürcan Keltek
Yılın şarkısı: Evlerinin Önü Boyalı Direk / Öykü&Berk
Türk Sanat Müziği'ne katkı özel ödülü: Fatih Erkoç
Altın Kelebek 35. yıl Özel Ödülü
Türkan Şoray, Perihan Savaş, Tarık Akan, Kadir İnanır, Nilüfer, Muazzez Abacı, Ajda Pekkan, Müjde Ar, Erol Evgin, Sezen Aksu, Nükhet Duru, İbrahim Tatlıses, Emel Sayın
Onur Ödülü
Erkan Özerman, Tekin Akmansoy
Hürriyet kelebek
Ali Sunal’ın çırağıyım
İki yıldır reyting rekorları kıran ‘Yaprak Dökümü’ dizisinde Leyla karakteriyle izlediğimiz Gökçe Bahadır yakında bir süredir birlikte olduğu Ali Sunal’la bir tiyatro oyununda aynı sahneyi paylaşacak
Oynadığı ‘Hayat Bilgisi’ dizisindeki Törpü karakteriyle dikkatleri üzerine çeken Gökçe Bahadır, iki sezondur Kanal D’nin reyting rekorları kıran dizisi ‘Yaprak Dökümü’nde Leyla karakteriyle izleyici karşısında. ‘Yaprak Dökümü’ dizisiyle birlikte oyunculuk anlamında kendisini çok iyi ifade edebildiğini belirten Gökçe Bahadır, önümüzdeki aylarda bir süredir birlikte olduğu Ali Sunal’la birlikte bir tiyatro oyununda aynı sahneyi paylaşacak.
‘Yaprak Dökümü’nde Leyla karakterini oynamaktan sıkıldınız mı?
Aslında çok sıkılmadım. Leyla’yı oynamaktan sıkıldım dersem ona çok büyük haksızlık etmiş olurum. Leyla oyuncuyu yoran, oldukça fazla derinliği olan bir karakter. Leyla sürekli olarak değişik duygular içinde yaşadığı için sıkılma imkânım yok. Özellikle yeni sezonda başına çok daha değişik durumlar gelecek. Leyla adrenali yüksek bir karakter. Başına her an bir şey gelebilir. O yüzden sıkılmadan, çok büyük bir zevkle oynuyorum.
Oynadığınız karakterin insanlar tarafından bu kadar beğenilmesini neye bağlıyorsunuz.
Açıkçası bu kadarını ben de düşünmüyordum. Leyla’yı sevdirebildiysem ne mutlu bana. Ben bana verilen rolü en iyi şekilde oynamak için elimden geleni yapıyorum. Leyla’yı sevenler de var sevmeyenler de. Leyla’yı çok doğal bulduklarını ve ona çok üzüldüklerini biliyorum. Ekranda rol yapmıyormuşum gibi duruyor ve Leyla’ya çok inanıyorlar. Leyla’nın hüznü, acısı beni etkilediği için ben de çok inanarak rol yapıyorum.
Leyla biraz sorunlu bir karakter. Sürekli acı, hüzün var. Stop dendiğinde Leyla karakterinden çıkmanız ne kadar zaman alıyor?
Çok yoğun sahnelerde Leyla karakterinden hemen kurtulamıyorum, etkisi kalıyor. O evde, Leyla’nın kıyafetleri ve saçıyla bulunduğum her dakika Leyla gibiyim. O karakterden kurtulmam imkânsız. Ne zaman ki, kıyafet çıkıyor, saç baş değişiyor ve setten dışarı çıkıyorum o zaman Gökçe’ye dönüyorum.
İlk iki projenizin bu kadar başarılı olmasını neye bağlıyorsunuz. Hayatta hep bu kadar şanslı mısınız?
Çok şanslı olduğuma inanmıyorum. Ben şansımı hep kendim yarattım. Gittiğin bir yerde, başladığın bir işte insanlar iyiyse bu senin için bir şanstır. Ama o insanlara bir şekilde kendini ifade etmek ve göstermek, verilen fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek senin elinde.
Siz bu fırsatları nasıl değerlendirdiniz?
Yeteneklisindir ama o yeteneği gösteremediğinde, yetenek senin içinde yok olup gider. Eğer içine kapanık biriysen içindeki yetenek çürür. Dışa dönük yeteneksiz kişilerin bile bu işte başarılı olduğunu gördüm. Ben bu işi yapacağım dedim ve ilerledim. Yeteneğimi en iyi şekilde göstermeye çalıştım. Bu işe girerken hiç tanıdığım yoktu. Kendi kendimi göstermem gerekiyordu. Kabul edilmediğimde, beni aramadıklarında sürekli aradım. Yılmadan sürekli insanlara ‘Ne oldu’ diye telefonlar açtım. Hiç vazgeçmedim, yılmadım, üşenmedim, çekingen davranmadım. Bugün yaptığım bu hareketler sayesinde buradayım.
Neredeyse milli maç kadar reyting alan bir projede yer alıyorsunuz. Bu dizinin sizin kariyerinizdeki ve hayatınızdaki önemi nedir?
‘Yaprak Dökümü’ hayatımın çıkış noktası oldu. ‘Hayat Bilgisi’ de tanınmama neden oldu. Törpü karakterini herkes çok seviyordu ve sempati duyuyordu. Ancak kimse bana gelip ‘Çok güzel oynuyorsun’ demiyordu. Ama Yaprak Dökümü’nde bu sevgi ve sempati “Çok iyi oynuyorsun” durumuna dönüştü. Oyunculuk anlamında kendimi en iyi şekilde ifade edebilmem ‘Yaprak Dökümü’nde oldu. Leyla çok farklı ve benimle tam zıt bir karakter. Bende olmayan durumları orada yaşamayı çok seviyorum. Onun duygularını, farklılığını yaşamayı çok seviyorum. Leyla çok uç noktalarda yaşayan biri.
Leyla gökkuşağı gibi rengarenk Yaprak Dökümü’nde romanın dışına çıktığınıza dair hâlâ tepkiler aldığınızı duyduk?
Evet, insanlardan böyle tepkiler geliyor. Ancak birçok kişi roman olduğunu unutup dizi olarak izliyor. Bu tepki daha çok romana çok bağlı olan insanlardan geliyor. Dizinin sonunun romandaki gibi olup olmayacağını çok merak ediyorlar. Hikâye bitmediği için dizi uzuyor. Sürekli farklı konular işleniyor. Daha kötü günler gelmedi. Yaşanacak çok daha kötü olaylar var. Karakterlerin hikâyeleri bitmediği için insanların diziden sıkılacağını sanmıyorum.
Dizide evli ve bir çocuk babası Can’a aşık oldunuz. Gerçek hayatta böyle bir ilişkiye bakış açınız nedir?
Aslında Leyla’nın yaptığı her şey bana çok ters ve yanlış. Evli bir adama aşık olmak, onunla bir ilişki yaşamak bana çok ters. Evli bir adamla asla birlikte olmam. Bir insanın yuvasını yıkmak kötü bir şey. Ben bir kadın olarak, başka bir kadına ihanet edemem. Aynı şey bir kadın olarak benim başıma da gelebilir. O yüzden bana yapılmasını istemediğim bir şeyi başka birine yapmam. Hele bu başka birinin kocasını elinden almaksa asla.
Evli adamla birlikte olduğunuz için izleyicilerden tepki alıyor musunuz?
Çok fazla tepki alıyorum. İnsanlar yolda çevirip ‘Leyla, sen de mi kardeşinin yaptığını yapacaksın. Ayıp değil mi evli adama aşık olmak. Sürekli hata yapıyorsun. Yine hata yapacaksın’ diyorlar.
Ali beni çok güldürüyor
Bir süredir Ali Sunal’la birliktesiniz. İlişkinizi çok gözönünde yaşamayı sevmiyorsunuz.
Yapı olarak gösterişi seven insanlar değiliz. Mütevazı hayatlarımız var ve gözönünde olmaktan zevk almıyoruz. Herkes kadar rahat değiliz tabii ama bu bizi rahatsız etmiyor. Çünkü aşırı egolarımız yok bu nedenle rahatsızlık yaşamıyoruz.
Ali Sunal’la birlikte bir tiyatro oyununda oynamak için hazırlık yaptığınızı duyduk?
Evet, öyle bir projemiz var. Çok daha başındayız işin ama beynimiz çok yoruldu. Oyuna henüz karar vermedik. Komik ama içinde duygusallığı olan bir oyun olsun istiyoruz. Sahnede olmayı çok seviyorum. Ali’nin de sahnede olduğunda çok mutlu olduğunu biliyorum. Onunla böyle bir şey yaşamak inanılmaz keyifli olur. Ayrıca kendisi benim ustam olur. Senelerini bu işe vermiş bir isim olarak ben Ali’nin çırağı durumundayım. Ondan öğreneceğim çok şey var.
Oyunculuk anlamında size yardımcı oluyor mu?
Yardımcı oluyor. O benden daha rahat biri olduğu için sürekli fikrini söylüyor. İnanılmaz acımasızdır (Gülüyor). Bu kadar acımasız ve doğru eleştirileri başka kimden duyabiliriz ki. Ya sevgilimizden, ya ailemizden. Ali’nin beni eleştirmesi çok güzel. Tabii yeri geldiği zaman çırak olarak ben de düşüncelerimi kendisine söylüyorum. O da çırağını dikkate alıyordur herhalde (Gülüyor).
Ekranda Ali Bey’e güler misiniz?
Çok gülüyorum. Ali, dizide oynadığı karakterlerin yanısıra özel hayatında çok komik biridir.
İLKNUR TAŞ/ MİLLİYET
Fahriye dizi bitince gidecek
Tatil için geldiği İstanbul'da keşfedilen
Fahriye Evcen, Yaprak Dökümü dizisi bitince Almanya'ya dönecek.
Yaprak Dökümü’nün 'Necla'sı Fahriye Evcen, dizi bittikten sonra doğup büyüdüğü Almanya'ya döneceğini açıkladı.İki yıl önce tatil için geldiği İstanbul'da Oya Aydoğan tarafından keşfedilen Evcen İstanbul'a alışamadığını söyledi.
Güzel oyuncu "İstanbul'da yaşamak çok zor. Hayatımın geri kalanını burada geçirmek gibi bir niyetim yok. Türkiye'de hiçbir şeyin garantisi yok. Türkiye ne kadar ülkemse, Almanya da ülkem. Almanya'da oyunculuk yapabilirim” dedi . Evcen Almanya'ya döndükten sonra üniversite eğitimine de devam edeceğini belirtti.
Şebnem ÖZUZCAN/ BUGÜN
Yaprak Dökümü’nde hesaplaşma vakti
Bu akşam ekrana gelecek olan Yaprak Dökümü dizisinde Oğuz ve Şevket karşı karşıya geliyorlar. Ferhunde ise patronuna yaklaşmanın bir yolunu buluyor. İşte ayrıntılar...
TELEVİZYONGAZETESİ
Kanal D’nin sevilen dizisi Yaprak Dökümü’nde geçen hafta cezaevi avlusunda biten heyecanlı dakikalar bu hafta kaldığı yerden devam edecek.
Çalıştığı bankayı dolandırarak kaçan ve daha sonra teslim olan Şevket, geçen haftanın final sahnesinde Oğuz ile cezaevi avlusunda karşılaşmıştı. Böyle bir karşılaşmanın tedirginliğini yaşayan Ali Rıza Bey’in korktuğu olacak ve Şevket ile Oğuz, kavga edecekler.
Yaşadığı zor günlere dayanmakta güçlük çeken Şevket, Oğuz ile karşı karşıya gelince ondan hesap sormak isteyecek. Ancak Şevket, Oğuz’dan Ferhunde ile ilgili duyduğu gerçekler karşısında şok olacak. Ferhunde’nin davadan vazgeçmek için Oğuz’dan para aldığını öğrenen Şevket, zaten öfke duyduğu Oğuz’u dövmeye kalkacak.
Bu arada patronunun gözüne girmek için ne yapacağını şaşıran Ferhunde, sonunda emeline ulaşacak. Ferhunde’nin dikkatini çekmeye çalıştığı patronu Levent Bey ile aralarında sürpriz bir yakınlaşma yaşanacak. Şevket’ten iyice ümidini kesen Ferhunde’nin yeni planları bakalım başına ne işler açacak. Özellikle de bütün ailenin Şevket’in borcu için çekilen krediyi ödemek için gösterdiği çaba karşısında Ferhunde’nin aldığı onca para ortaya çıkınca bakalım neler olacak?
Öte yandan Cem annesinin Hayriye Hanım ile konuştuğunu öğrenir ve bu öfke Cem’in Necla’ya yakınlaşmasına neden olur. Sedef ise Şevket’e söyleyemediği aşkı nedeniyle daha da çok içine kapanmıştır.
KAYNAK: TELEVİZYONGAZETESİ
Can düşmanıyla aynı programa çıktı!Deniz Çakır, Yaprak Dökümü dizisinde can düşmanı olan Başak Sayın'ın programına konuk oldu...
tv8'de 'Kayıt Dışı' programını yapan Yaprak Dökümü'nün oyuncusu Başak Sayan, aynı dizide rol aldığı Deniz Çakır'ı programına konuk etti.
Yaprak Dökümü'nde Ferhunde karakterini canlandıran Deniz Çakır, rol seçiminde oynayacağı karakterin yanısıra senaryonun da çok önemli olduğunu söyleyerek "İyi bir senaryo seni alıp götürür. Sen 80. bölümü çekerken bile aynı heyecanı yaşarsın. Ama oynadığım oyuncular da çok önemli. Ben sanıyorum doğru anlaşıldım. Mesela ben popüler işler sevdasında olan bir insan değilim. Öyle laylaylom işlerde yer almak istemem. Sinemada da dizide de öyle. Yani arşive konulmayacak bir işte yer almak istemem. Bana zaten öyle teklifler gelmiyor zaten. Daha eli yüzü düzgün teklifler geliyor.Bu konuda şanslıyım, herhalde anlaşılabildim" diye konuştu.
Deniz Çakır, bu yaz bir sinema filminde rol alacağını da sözlerine ekledi.
Kaynak:Televizyon Gazetesi
http://www.hurriyet.com.tr/_np/8857/5578857.jpg
Çarşamba birincisi
"Yaprak Dökümü"nün çarşamba akşamı ekrana gelen bölümü yine birinci oldu.
Kanal D'nin, yediden yetmişe herkesçe büyük bir beğeniyle izlenen, reyting rekortmeni dizisi "Yaprak Dökümü"nün çarşamba akşamı ekrana gelen bölümü yine birinci oldu.
Milyonları ekran başına kilitleyen dizinin, geçtiğimiz hafta yayınlanan bölümünün özeti de ikinci oldu. Halil Ergün, Güven Hokna, Bennu Yıldırımlar, Caner Kurtaran ve Deniz Çakır'ın başrolde olduğu dizinin önceki akşam ekrana gelen bölümü, Tüm Kişiler'de yüzde 20.2 reyting ve yüzde 47.5 izlenme payı, A/B Sosyo Ekonomik Statü'de de yüzde 19.8 reyting ve yüzde 48.5 izlenme payı ile yine günün en çok izlenen programı ve birincisi oldu.
kaynak:hürriyet
Bizim yerimizde olmak istiyorlar
Bennu Yıldırımlar ve Ahmet Saraçoğlu, D Smart dergisi için set yerine tiyatroda buluştu.
http://img119.imageshack.us/img119/1764/yd1ls2.jpg (http://imageshack.us)
Türkiye’nin en sevilen dizisi "Yaprak Dökümü", 35. Altın Kelebek Ödülleri gecesinde ödüle doymadı. Dizide zoraki bir evlilik yaptığı eşini sonradan çok seven Fikret’i canlandıran Bennu Yıldırımlar da bu rolüyle "En İyi Kadın Oyuncu" seçildi. D Smart dergisi, "Yaprak Dökümü"nün aşık çifti Bennu Yıldırımlar ve Ahmet Saraçoğlu ile Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde görüştü.
Tiyatrodayız ve öncelikle tiyatroyla ilgili sorularla başlayalım. Şu anda hangi oyunlarda oynuyorsunuz?
- Bennu Yıldırımlar: Ben iki oyunda birden oynuyorum: "Üç Kız Kardeş" ve "Saygılı Yosma". Oldukça yoğun bir tempom var. Dizi ve iki oyun arasında mekik dokuyorum.
- Ahmet Saraçoğlu: Bizim "İstanbul Kraliyet Tiyatrosu" adında kendi tiyatromuz var. İki sene önce kurduk bu tiyatroyu. Üç sezondur da "Hastayız" adında bir oyun oynuyoruz. Yalnız, bizim oyunumuz tiyatro sahnesinde değil, Beyoğlu Balans’ta gerçekleşiyor. Oldukça rahat bir ortam, örneğin içki ve sigara içebiliyorsunuz. Barda oynayınca, seyirci de oyuna katılabiliyor. Çünkü neredeyse seyircinin kucağında oynuyoruz.
Türkiye’de tiyatro ne durumda?
- A.S: Devlet Tiyatroları’nı ve Şehir Tiyatroları’nı takip eden bir kesim her zaman var. Ne zaman gitseniz koltuklar dolu. Öyle boş salona oynama durumu olduğuna inanmıyorum. Özel tiyatrolara gidenlerin sayısı daha az. Tiyatro seyircisi genelde Şehir Tiyatroları’nı ve Devlet Tiyatroları’nı tercih ediyor.
Dizilerde oynamak, bir oyuncunun seyircisini artırıyor mu?
- B.Y: Tabii ki tiyatroya yansıyor. Hayatında hiç tiyatroya gitmeyen biri, dizi bahanesiyle gelip sizi canlı olarak seyrediyor. Ayrıca çok sevilen ve tutulan bir dizinin oyuncusu olmak, tiyatro oyuncusuna tanınması açısından da avantaj sağlıyor. Ama tabii ki mesleği tiyatro oyunculuğu olan birinin bunu çok dikkate alacağını zannetmiyorum. 1988 yılından beri Şehir Tiyatroları’nda oynuyorum. Dizide oynamak ya da oynamamak önemli değil, tiyatronun çok farklı bir durumu var. Tiyatroda montaj yok. Her seyircinin kendi kamerası var.
- A.S: Dizide oynamak, oyununuza tabii ki bir artı sağlıyor. Sizi televizyonda görüp sevenler, oyununuza geliyor ve belki de tiyatroyu çok seviyor, alışkanlık kazanıyor.
http://img170.imageshack.us/img170/5272/yd2qu1.jpg (http://imageshack.us)
"Yaprak Dökümü"nde bazı oyuncuların özel yaşamları da çok dikkat çekiyor. Bu, dizinin çok izlenmesinden mi kaynaklanıyor?
- B.Y: Onu belirleyen gazetecilerdir. Sonuçta herkesin kendi özel hayatı var. Önemli olan, yaşananların saptırılmaması, doğru olanın yazılması ve gösterilmesi.
- A.S: Çok izlenen bir dizinin oyuncusunun peşinden koşturmak normal gibi geliyor bana.
"Yaprak Dökümü"nde oynamanıza diğer oyuncu arkadaşlarınızın tepkisi ne oluyor, rekabet var mı aranızda?
A.S: Öyle bir rekabet yok. Ama şöyle bir şey var, herkes bu dizide oynamak istiyor. En çok duyduğum cümle, "Keşke ben de bu dizide oynasam"... Televizyonda reytinge bağlı olduğunuz için, performansınız ne kadar iyi, dizi ne kadar kaliteli olursa olsun; iki-üç bölümde kalkabiliyor. Aslında başarısız değilsiniz ama burada oyuncunun yapabileceği bir şey yok. Biz bile reytinge bakmak durumunda kalıyoruz. Oysa bir oyuncu bunlarla ilgilenmemeli, işi bu olmamalı.
- B.Y: Eskiden böyle bir şey yoktu. Televizyonda kendinize bakarken, "İyi oynamış mıyım, burada neden böyle yapmışım" gibi kaygılar yaşarken, şimdi kendimizi bir reyting kavgası içinde buluyoruz.
35. Altın Kelebek Ödül Töreni’nde diziniz ödüle doymadı. "En iyi yerli dizi" seçilen "Yaprak Dökümü", Bennu Hanım’a da "En iyi kadın oyuncu" ödülünü kazandırdı. Peki, ödül sizin için ne ifade ediyor?
- B.Y: Ödül insanı heyecanlandırır. Ama hiçbir oyuncu ödül adına bir şey yapmamalı. En azından ben böyle düşünüyorum. Bunun değeri biçilir ve verilir. Hedefiniz ödül olmamalı. Oyuncu, oynadığı karaktere ne kadar inanır ve içten olursa, o kadar başarılı olur.
- A.S: Ben hiç ödül almadım ama bana "başarının nazar boncuğu" gibi geliyor. Ne çok önemli ne de çok önemsiz. Her zaman hatırlanacak, köşede duracak bir nazar boncuğu.
Kızınız Ada oyuncu olacak mı?
- B.Y: Ada ressam olmak istiyor. Aslında sekiz yaşında bir çocuk için oldukça fazla iş yapıyor. Konservatuvarın keman bölümüne gidiyor. İş Sanat’ta tiyatro oynamaya devam ediyor. Bence çok şanslı bir çocuk. Kendinden çok emin ve kendini iyi bir oyuncu olarak görüyor.
http://img119.imageshack.us/img119/6162/yd3bi9.jpg (http://imageshack.us)
Siz bir oyuncuyla evlenmeyi düşünür müsünüz?
- A.S: Benim öyle bir tercihim yok. Ama aynı meslekte olmanın tabii ki avantajları vardır. Mesela eleştirel açıdan... İleride çocuğunuz olduğu zaman sizi görmesi ve size özenmesi gibi bir durum da söz konusu. Ama ben çocuğumun oyuncu olmasını istemem.
Son bir soru: "Yaprak Dökümü" gelecek sezon da devam edecek mi?
- B.Y: Evet.
Mankenlere uzun soluklu roller verilmemeli
Türkiye’de dizi oyuncusu olmak kolay mı?
- A.S: Kolaylaştı. Çünkü 100 tane dizi var. Bu kadar diziye oyuncu bulmak zorlaşıyor. Ama kaliteli işler azalıyor. İki-üç tane başarılı genç arkadaş var. Onun dışında çoğunun eğitimi yok, sadece televizyonda yer alma derdindeler.
- B.Y: Ama ben mankenlerin, modellerin de kullanılması gerektiğine inanıyorum. Çünkü onların da kullanıldığı alanlar var. Bu, yurtdışında da böyle. Fakat onlara uzun soluklu, sürükleyici karakterlerin verilmesi gibi bir durum söz konusu olmamalı.
http://img178.imageshack.us/img178/2159/yd4ss2.jpg (http://imageshack.us)
kaynak: Hürriyet 16 Mayis 2008
YERLİ DİZİLERİN ÖNE ÇIKAN KADINLARI
Yerli diziler çoğalıp reytingleri tavana vururken, onların hayran kitlesi de gittikçe büyüdü. İşte yerli dizilerden öne çıkan kadın karakterler...
Onları sevilen televizyon dizilerinden tanıyoruz. Yerli diziler çoğalıp reytingleri tavana vururken, onların hayran kitlesi de gittikçe büyüdü. Dizilerin öne çıkan kadın karakterleri ile bazen özdeşleştik bazen de onları çevremizdeki kadınlara benzettik. Kimi güzelliği, kimi zekası kimi de gücü ve cesaretiyle idol oldu. Hatta içlerinden bazıları vardı ki; kötü kalpli olsalar bile bir kuralı bozup izleyicinin sevgisini kazandılar.
İşte yerli dizilerden öne çıkan kadın karakterler...
Ferhunde Tekin - Deniz Çakır
Yaprek Dökümü'nün hem en kötü hem de en sevilen kadını. Tekin ailesinin gelini. Şevket'le ikinci evliliğini yaptı. Kötü geçmiş bir çocukluğun izlerini üzerinden atamıyor. Hayata tutunabilmek ve kendini güvende hissetmek için kötülük yapmaktan çekinmeyen bir karakter. En büyük amacı sınıf atlamak ve daha iyi yaşamak.
Mine - Aslı Enver
Kavak Yelleri'nin yaramaz kızı... Almanya’dan İzmir-Urla'ya anneannesi ile dedesinin yanına gönderiliyor. Annesinin evlilik dışı dünyaya getirdiği bu kız çocuğu, babasını hiç tanımamış olmanın ve kendini bir aileye ait hissetmemenin hırçınlığını taşıyor. Almanya'dan Urla'ya oradan da üniversite için anneanesi ve Urla'dan arkadaşları ile İstanbul' a geliyor. Kendini arkadaş grubuna dahil edemediği için türlü oyunlara devam ediyor. Erkekleri kullanarak birlşeyler elde etmeye çalışıyor.
Aslı - Pelin Karahan
Kavak Yelleri'nde ailelerin örenk gösterdiği kız. Urla'da orta halli bir ailenin iki kızından küçüğü. Çalışkan, ahlaklı, iyiliksever ve çocukluk arkadaşı Deniz'e deli gibi aşık. Hayal ettiği tıp fakültesini kazanıyor. Hislerini ifade etmekte hep çekingen...
Şehrazat Evliyaoğlu - Bergüzar Korel
Binbir Gece'nin masal kahramanı... Güzel, akıllı bir mimar. Çalıştığı holdingin patronunun ilgisini kazanan ama bir türlü mutluluğu bulamayan bir kadındır Şehrazat. Çocuğunun hastalığını tedavi ettirebilmek için patronunun "tek gecede 100 bin dolar" teklifini kabul etmek zorunda kalmıştır. İyiliksever, dürüst ve güçlü bu kadının çevresinde Onur'dan ( Halit Ergenç'ten) başka erkekler de vardır.
Yasemin Ünsal - Beren Saat
Hatırla Sevgili'nin çıtıpıtı ama güçlü demir leydisi... Demokrat Parti Milletvekili Rıza Ünsal' ın kızı. Naif, utangaç, yetenekli, biraz inatçı, çalışkan ve sanata eğilimli genç bir kız. Güzel sanatlar fakültesi öğrencisi... İyi bir yüzücü... Çocukluğundan beri babasının en yakın arkadaşı olup aynı zamanda farklı siyasal görüşlere sahip Şevketi'in oğlu Ahmet'e aşık. Yıllar sonra aşkına karşılık bulsa da siyasal olaylar onların ilişkisinin de kader olacaktır.
Menekşe - Sedef Avcı
Naif, zarif, iyi kalpli... Berlin’de başlayan, İstanbul’a sürüklenen imkansız bir aşkın kadın kahramanı. Ailesinin baskısı altında ezilmiş ama aşkı için herşeyi göze alan bir kadın. Aşkını korumak için aşkından kaçabilecek kadar fedakar. Cesur ve güzel, sözün kısası...
Şahika Koçarslanlı - Binnur Kaya
Zengin, obur, duygusal, 'moda ikonası'... 'Şaşırdım', 'bebeğim,' oh may god' repliklerini herkesin diline pelesenk eden Avrupa Yakası'nın en komik kadın karakteri. 'Salon kadını' ama arasıra 'podyum kadın çizgimden çıkarmayın', beni diye histerik çığlıklar atabiliyor. Lahmacuna ve Sacit'e dayanamıyor.
Peri - Selenay Sarıkaya
Limon Ağacı'nın masalsı atmosferine uygun olarak, adı üstünde, bir peri... Saf bir o kadar muzip ve inatçı... Sinan Çetin, tam da bu karaktere uygun birini nasıl da keşfetmiş! Son günlerde de başında kavak yelleri esiyor.
Lamia - Aslı Tandoğan
Reşat Nuri Güntekin'in unutulmaz eseri Dudaktan Kalbe'nin 'Kınalı Yapuncak'ı... Annesi babası ölmüş amcalarının yanında kalan sakin uysal çilli bir kız çocuğu. Ne kadar büyüse de her daim küçük bir kız çocuğu kadar masum. Ancak masumiyetinin ardındaki aşık kadını Keman virtüözü Hüseyin Kenan'ı tanıyınca açığa çıkaracaktır. Tabi aynı anda ona acı verecek gururlu kadın su yüzüne çıkacaktır.
Fatma - Şebnem Dönmez
Elveda Rumeli'nin, dominant annesi. Sütçü Ramiz’in karısı. Tam bir Balkan kadını. Biryandan 5 kızını idare edip, evi çekip çevirir. En az kocası kadar inatçı ve dediğim dedik bir kadın olan Fatma, evlilik çağındaki kızlarını hayırlı kısmetlerle evlendirmek ister.
Ela - Yasemin Ergene
Doktorlar dizisinin en iyi kalpli kızı... Genç, güzel bir doktor... Aynı zamanda, ona inanmayan ve her seferinde " Ela bu işi başaramayacaksın. Çünkü yeterli değilsin" diyen dünyaca ünlü bir cerrahın kızı... Hayran olduğu babası ona hiçbir zaman inanmamış ama o her seferinde kendi ayakları üzerinde durmayı başarmıştır. Dışardan bakıldığında çok mutlu, çok başarılı, çok güzel bir kadın...Oysa o da hayat mücadelesinde tek başına... Yasemin Ergene 'nin 'oyuncu olmasam doktor olurdum,' sözlerinden de bu rolü nasıl gerçekçi bir şekilde oynadığını anlayabiliyoruz.
Zeynep - Gamze Özçelik
Arka Sokaklar'ın seksi ve güçlü polisi... Ekibe yeni katılan çiçeği burnunda bir komiser. Kanunsuzluklarla savşan, gözüpek bir kadın. Her gün İstanbul sokaklarında yaşadığı binbir türlü hikaye karşısında sağlam ver dirayetli durabilirken, aşk karşısında son derece hassas ve duygusal.
Kaynak: Posta Gazetesi
angel eyes
19-05-08, 11:12
Ferhunde'nin ipliği pazara çıkıyor
Yaprak Dökümü'nde Ferhunde'nin hapisteki kocasını unutup yeni hırsları peşinde koşmasına tanıklık ettik. Ancak Şevket'in Oğuz ile yaptığı konuşmadan sonra Ferhunde ile Şevket arasındaki uçurum daha da büyüyecek.
Kanal D'nin sevilen dizisi Yaprak Dökümü'nde Şevket'in hapse girmesiyle Ferhunde'nin yeni planları da su yüzüne çıktı.
Yeni patronu Levent Bey'e yakınlaşmak için çabalayan Ferhunde, geçen haftaki bölümde kısmen de olsa muradına erdi. Patronunun ilgisini çekmeyi başaran Ferhunde, bunun için Yaman Bey'i kullanmaktan da çekinmedi.
Şevket ise hapishane avlusunda Oğuz'un söyledikleri üzerine kuşkuya düştü. Ferhunde'nin davadan vazgeçmesi için 350 bin YTL para aldığını kabullenmek istemeyen Şevket, görüşe gelen Ali Rıza Bey'e de durumu anlattı. Ferhunde'ye bir an önce ulaşarak hesap sormak için yanıp tutuşan Şevket, dizinin final bölümünde Ferhunde'yi cep telefonundan aradı. O anda patronu Levent Bey'e kur yapma telaşında olan ve bir barda eğlenen Ferhunde, Şevket'in sesini duyunca şaşırıp kaldı.
Bu hafta yayınlanacak bölümde, Ferhunde'yi kötü bir sürpriz daha bekliyor. Oğuz'dan para aldığını saklamaya devam eden Ferhunde, Necla'nın banka hesap cüzdanını bulmasıyla zor durumda kalacak.
Tüm yaptıklarından sonra Oğuz'dan aldığı para ortaya çıkınca Ferhunde'nin evi terketmekten başka çaresi de kalmayacak. Daha sonraki bölümlerde Ferhunde'yi başka bir evde görebiliriz....
KAYNAK: TELEVİZYON GAZETESİ
arkadaşlar bn dun beylerbeyindeydim dizi çekildiği eve gittim çekim vardı ama içeriye almıyorlardı bizde dışarıdan bahçeyi izliyorduk kuöuk ayse ile konuştukı Fikrete düğün yapıyorlarmış butun oyuncular evdeydi yani düğün olduğu belli oluyordu.Halil Ergun turku soyluyordu settekilere çok guzel bi sesi var.bide çekim olmadığı gunler vin sahibi isterseniz size evi gezdiriyor haberiniz olsun
Böyle fukaralığa can kurban
Böyle fukaralığa can kurban
Herkesin havuzlu villalarda ikamet ettiği yerli dizilerde "fukaralık" tanımı da değişti. Örneğin; Binbir Gece'de işyerine haciz gelen, faturaları bile ödemekte güçlük çeken Kerem'in "çıkma" babası ve kız kardeşi, hâlâ kocaman LCD televizyonun karşısında keyif çatmaktalar. Evleri ise İstanbul'un en "mutena" semtlerinden birinde ve kral daireleri gibi döşenmiş.. Yaprak Dökümü'nde ev halkı ekonomik zorluklarla "sözde" boğuşuyor. Sözde diyorum çünkü bir giydiklerini bir daha giymiyorlar. En kısa mesafeye bile taksi ile gidiyorlar. Evlerinde uyurken bile tüm lambalar açık. Sofralarında bir kuş sütü eksik. Ama evde internet bağlantısı eksik değil. Bu arada ne zamandır yazacağım, fırsat olmuyor. Bari bu vesile ile değineyim: Çocuklarından biri hapse düşmüş, kız çocukları birbirine girmiş, eşi türlü acılara gark olmuş annenin "kırmızı" saç boyası, içine düştüğü kederli durum ile çelişmiyor mu sizce de? Kavak Yelleri ise bir başka alem... Efe'nin ağabeyi polis ama İstanbul'da dubleks bir dairede yaşıyorlar. Üstelik eve para getiren başka kimse de yok. Gözünü seveyim böyle fukaralığın...
YÜKSEL AYTUĞ
__________________
angel eyes
22-05-08, 09:13
Aileden biri gibiyim
Yaprak Dökümü dizisinde Fikret'i canlandıran Bennu Yıldırımlar, sokakta insanların kendisine aileden biri gibi davrandığını söyledi.
Kanaltürk'te yayınlanan 'Renkli Televizyon' programına konuk olan Bennu Yıldırımlar, insanların her Çarşamba günü dizi ile birlikte kendilerini evlerine kabul ettiği düşüncesinde olduklarını söyledi.
Bu durumun sokaktaki yansımasına da değinen Yıldırımlar, "Bir rahatlıkları var ve onların gözünde iyi olan bir karakteri oynamaktan dolayı da reaksiyonları çok güzel. Sempatik, içten ve çok aileden biri gibi. Arada sırada bizim de normal yaşayan insanlar olduğumuz unutuluyor. Her zaman daha fazla gülmemiz gerektiği sanılıyor. Bazen insanın gerçekten moralinin bozuk olduğu, kötü haberler aldığı ve kafasının karışık olduğu dönemler de olabiliyor" diye konuş