Tüm Versiyonu Göster : John Cusack


kaptan jack
09-11-06, 16:20
arkadaşlar şöyle bir baktım da john cusack ın adının forumda olmadıgını görünce biraz şaşırdım....bence başarlı bir oyuncu ve romantik komedilere çok güzel gidiyor.........:img-grin2

kaptan jack
13-11-06, 20:13
Doğum: 28 Haziran 1966. Evanston, Amerika.

Aile : Babası Richard bir belgesel yönetmeni annesi ise bir öğretmendi. Kardeşleri Joan, Susan ve Bill oyunculuk yaparken diğer kızkardeşi Ann ise bir müzisyen.

İlişkiler: Minnie Driver, Claire Forlani ve Neve Campbell ile ilşkileri oldu.

Eğitim: Evanston Township Lisesini bitirdikten sonra New York Üniversitesine başladı. Ancak sadece bir dönem devam etti ve okuldan ayrılarak oyunculuğa yöneldi.

Çocukluk: 7 yaşında belgesel yönetmeni olan babasının etkisiyle Chicago'da birçok tiyatro yıldızını yetiştiren Piven Theatre Workshop'a girdi. Henüz 12 yaşına geldiğinde bazı küçük roller almış ve reklamlar için seslendirme yapmıştı bile.

Başlangıç: Üniversiteyi bıraktıktan sonra sinemaya ağırlık veren Cusack, çocuk ve genç rollerinin değişmez ismi oldu. Ancak dikkatleri üzerine çekmesi için 1989'daki "Say Anything"e kadar beklemesi gerekecekti.

Rol: Yeteneğine rağmen Hollywood'da 20 milyon dolar alan oyuncular arasına girmeyi önemsemiyor. "Indecent Proposal"da önce kendisine teklif edilen rolü " Demi Moore'un Donald Trump'la yatmasını neden izlemek isteyeyim" diyerek reddetti. Benzer şekilde "Apollo 13"te Bill Paxton'ın oynadığı rol de önce Cusack'a teklif edilmiş ama o reddetmişti.

Biliyor musunuz?: Kariyerinde birçok büyük oyuncuyla çalışan Cusack, "City Hall" da birlikte oynadığı Al Pacino'nun filmlerini izleyerek büyüdüğünü ve oyuncu olmaya karar vermesinde Pacino'nun önemli faktörlerden biri olduğunu söylüyor.

Söz: "Hollywood'dakiler yaptıkları işlerin ahlaki sonuçlarını düşünmüyorlar. "Top Gun"ı izleyen gençler hemen jet pilotu olacaklarını ve Kelly McGills ile tanışacaklarnı düşünerek orduya yazılmaya başlıyorlar. Oysaki tek yapacakları uçakların boyasını temizlemek olacak."

"Şöhret ölüm demektir ..... Şöhret, bir oyuncunun başına gelebilecek en kötü şey."

kaptan jack
13-11-06, 20:14
Filmografi
Runaway Jury, The (2003)
Adaptation (2002)
Max (2002)
Serendipity (2001)
America's Sweethearts — 2001
Arigo — 2000
Life of the Party — 2000
White Jazz — 2000
High Fidelity — 2000
Cradle Will Rock — 1999
Being John Malkovich — 1999
This Is My Father — 1999
Pushing Tin — 1999
The Thin Red Line — 1998
Con Air — 1997
Grosse Pointe Blank — 1997
Midnight in the Garden of Good and Evil — 1997
City Hall — 1996
Road to Wellville — 1994
Floundering — 1994
Mrs. Parker and the Vicious Circle — 1994
Bullets Over Broadway — 1994
Map of the Human Heart — 1993
Roadside Prophets — 1992
Shadows and Fog — 1992
Bob Roberts — 1992
The Player — 1992
True Colors — 1991
The Grifters — 1990

kaptan jack
13-11-06, 20:15
Fat Man and Little Boy — 1989
Married to the Mob — 1988
Stars and Bars — 1988
Tapeheads — 1988
Eight Men Out — 1988
Broadcast News — 1987
Hot Pursuit — 1987
Stand by Me — 1986
One Crazy Summer — 1986
The Sure Thing — 1985
Heaven Help Us — 1985
Better Off Dead — 1985
The Journey of Natty Gann — 1985
Grandview, U.S.A. — 1984
Class — 1983

kaptan jack
13-11-06, 20:16
Gerçek Adı: John Paul Cusack
Doğum Yeri: Evanston, Illinois, ABD
Doğum Tarihi: 28.06.1966

Boy : 1.89 m


Onu Ünlü Yapan Ne? Say Anything (1989) filmindeki romantik, şeker sevgili Lloyd Dahbler rolü

Birliktelikleri:
Sevgilisi: Minnie Driver, aktris
Sevgilisi: Alison Eastwood, aktris, 1997
Sevgilisi: Claire Forlani, aktris; 1997-98
Sevgilisi: Neve Campbell, aktris, 1998-2003


Ailesi:
Babası: Richard, aktör, film yapım şirketi sahibi
Annesi: Nancy, emekli matematik öğretmeni
Kardeşi: Joan, aktris
Kardeşi: Susie, aktris
Ablası: Ann, aktris
Kardeşi: Bill, aktör


Ödüllerinden Bazıları:
1990: Chicago Film Festivali - En çok ümit veren aktör, Say Anything
1990: Joseph Jefferson Ödülü, En iyi yönetmen, Methusalem
1990: The Jefferson Citation (Chicago'da yerel bir ödül)


Eğitim:
- Evanston Township Lisesi, Evanston, Illinois
- New York Üniversitesi, New York, Bir yıldan daha az bir süre devam etti
- Piven Theater Workshop, Evanston, Illinois


Meraklısına...

Genellikle filmlerinde geleneklere uymayan kahramanları canlandırıyor.
Ailesindeki çoğu kişi aktör ya da aktris
Kardeşleri gibi O'da Piven Theater Workshop'a katıldı ve 12 yaşından itibaren tiyatrolarda, TV reklamlarında oynamaya başladı.
17 yaşında ilk filmi olan Class (1983) romantik komedi filminde Rob Lowe ve Andrew McCarthy ile birlikte rol alarak sinema dünyasına girdi.
New Crime Productions adlı film yapım şirketinin sahibi
Boş zamanlarında Helikopter Snowboard'u ve kickboxing yapıyor
Fall Out Boy'un "Honorable Mention" adlı şarkısına konu olmuştu

kaptan jack
14-11-06, 14:32
Sessiz ve Derinden...

Yavaş ve sessiz bir şekilde Hollywod’un sayılan aktörleri arasına girmeyi başaran 33 yaşındaki John Cusack, çocukluktan başladığı sinemada 40’a yakın filme imza atarak yetişkin bir oyuncu haline geldi. Bugüne kadar birçok ünlü yönetmen ve oyuncuyla çalışan Cusack, son filmi “ High Fidelity ”de İngiliz sinemasının son dönemdeki en iyi yönetmenlerinden Stephen Frears ile birlikte çalıştı. Kardeşi Joan Cusack’ın da yer aldığı filmde eski 45’likler satan bir müzik dükkanın 30 yaşlarında aylak sahibi Rob Gordon’u canlandıran Cusack filmdeki performansıyla ustalık mertebesine yükseldiği tescilledi.

--------------------------------------------------------------------------------

Rob Gordon sizin için mükemmel bir rol. Kitabını arayıp bulmaya kalktınız mı ?

Bunu daha önce Disney’in “ Grosse Pointe Blank ” filmi için yapmıştım...Büyük bir ilişkimiz oldu. Kitabı bize gönderdiklerinde “ Kitabı uyarlayacak olan gençler sizler misiniz ? Sen bu filmi yapabilirsin ve başrolü oynarsın. ” demişlerdi. Ben de “ Böyle bir hediyeyi hak edecek ne yaptığımı bilmiyorum ” demiştim.



Kitabı okudunuz mu ?

Hayır okumadım fakat Nick’in bazı yazılarını okumuştum. Kitap hayatım boyunca okumaya ihtiyaç duyacağım bir kitap ama henüz okumuş değilim.


Rob’a benzediğimizi kabul etmek istemiyoruz.

Bence High Fidelity kitabını okuyan her genç kendini onunla özdeşleştirebiliyor.

Evet. Belki Rob’a benzediğimizi kabul etmek istemiyoruz ama bence kitabı dahice yapan şey herkesin olduğu gibi olması ve ne yapıyorsa onu yapması. Rob Gordon oldukça ilginç bir karakter çünkü aylak bir adam olduğu kadar gerçekten dürüst olabiliyor, ki bu da onu affedilebilir yapıyor.



Affedilebilir..evet ama bir sürü değersiz şeyler de yapıyor.

Şöyle bir şey var aslında: insanların canı onun ahmak biri olmasına sıkılıyor ve ona ya da filme yakın durmak istemiyorlar, ama yapıyorlar. Çelişkiye düşüyorlar çünkü karakter hiçbir şekilde klasik Hollywood kahramanlarına benzemiyor. Ben de diyorum ki, acaba Hugh Grant’in “ Notting Hill ”de canlandırdığı gence benzediğini gerçekten düşünüyor musunuz ? Bu tarz filmlere karşı olan hiçbir şey yok, onlar saf ve romantik fantezilerdir ama eğer ilişkiler ve erkekler üzerine bir film yapıyorsanız filminiz çok daha ilgi çekici hale gelebilir ama karakteriniz insancılsa ve de problemleri ve kusurları varsa bu mümkün olabilir. İnsanlar aslında bununla ilgileniyorlar. Farkında olmadan filmi seven insanlar filmin çok dürüst olduğunu da kanıksıyorlar.



Kafamızda hep kendimizin iyi olduğuna dair bir fikir var her ne kadar olmasak da...

Anlıyorum bu bir parça büyümek ve yetişkin olmakla ilgili. Herkes aynı hataları yapıyor ve siz bunu er ya da geç onlardan öğreniyorsunuz.


özlü ve dürüst bir kitap

Senaryo kitaba oldukça yakın bir şekilde hazırlanmış.

Üç yazar vardı – ben, StevePink ve D.V.DeVincentis – hepimiz de kitabı sevmiştik ve Rob’a çok farklı yollardan yaklaştık. Elimizde çok iyi bir kaynak vardı ve onu filme çok iyi yedirmek istiyorduk. Gerçekten de kitap çok özlü ve dürüst şeyler taşıyordu. Amerikalı olmamıza rağmen herhangi bir İngiliz gibi yaklaşabildik sanırım.



Mekanlarda çekim yaparken zorluk yaşamadınız mı ?

Tam olarak değil çünkü yazar Nick Hornby’i çağırdık; o da hayır dualarını verdi bize. Kitaptaki en ilginç şeylerin coğrafik durumla ilintisi yoktu. En önemli mekan Rob’un kafasının ve kalbinin içindeki ölü merkezdi. Nick de bizimle aynı fikirdeydi. Bizimle aynı fikri paylaşmayan insanlar kitabın geçtiği yerlerdeki komşulardı. Ama bir sebep vardı o da kitap her şeye rağmen bir best-seller’dı.



Neden Chicago’yu tercih ettiniz ?

Çünkü ben Chicago ve her şeyin geçtiği yeri biliyordum. Nerede plak döndürdüğünü, Wicher Park’ta nerede yaşadığını, bunalıma girdiğinde içki içmek için nereye gittiğini biliyordum. Arkadaşlarımla orada büyüdük; o kadar ki kitabı oraya nasıl oturtacağımızı hemen gördük. Bence bir şekilde kitabı Los Angeles’a koyarsanız çok farklı bir film çıkar ortaya.



Bahsetmediğiniz dördüncü yazar hakkında bir anlaşmazlık çıkmadı mı ?

Tam bir anlaşmazlık olduğu söylenemez. Bize, stüdyo amirine ve diğerlerine güveni hak etmediğini, bir tek kelime yazmadığını ve hatta gramer kontrolü bile yapmadığını itiraf etti. Demek istediğim biz hiçbir zaman onunla bu konu hakkında konuşmadık ta ki para için gittiğini kabul etmesine kadar. Bunu kendisi itiraf etti. Bana kalırsa eğer kendisinin bir domuz olduğunu itiraf etseydi bu onu kancadan kurtarabilirdi. Ama sanırım bu işler böyle yürümüyor...


kadınlar filmi sevdi

Erkekler üzerine bir film olan High Fidelity’nin kadınları cezbettiğini düşünüyor musunuz ?

Bence tuhaf bir şekilde film kadınlara yöneliyor. Kadınlar gerçekten de filmi sevdiler çünkü her zaman için erkeklerin neden bu tür kabullenmek gibi sorunları olduğunu öğrenmek istiyorlar. “ Kafalarında neler geçiyor ? ” diye merak ediyorlar. Biz de gerçeğin bir kısmını göstermeye çalışıyoruz. Filmi izlerken size iyi bir film gibi geliyor ama eve giderken arabada ilginç bir tartışmaya giriyorsunuz.



Bu sizce iyi bir şey mi?

Evet, yani bu tür şeyler her zaman için iyidir. Bazen ilk başlarda rahatsız edici olabilir çünkü bu tür şeyleri itiraf etmekten pek hoşlanmıyoruz ama eğer yaparsak büyük bir ihtimalle bizim için her şey daha iyi oluyor.

kaptan jack
14-11-06, 14:33
Neden biz erkekler hep ayak sürüyoruz ?

Bence bizim sahip olduğumuz aşk bir şekilde romantik bir tercüme. Her zaman ilk iki aylık mücadelen sonra köşeden bir kadının çıkacağını umuyoruz. Erkeklerin kadınların yaklaşık beş yıl gerisinde kaldığını düşünüyorum. Bence kadınlar, nasıl oluyor bilmem, bir şekilde erkeklerden daha yararcı oluyorlar. Erkeğe bakıyorlar ve aşka sahip olduklarını ve bunun zamanla başka bir şeye dönüşeceğini çok iyi biliyorlar. Erkeklere sanki onların iyi ve kötü yanlarının seceresini çıkarmış gibi bakıyorlar. “ Tamam, bu erkek buna değer. Şimdi bunun üzerine çalışmalı ya da çalışmamalı ” diyorlar.



Ya erkekler ?

Erkeklerde ise, siz öncelikle bir kadınla birliktesiniz ve onun dünyanın en güzel kadın olup olmaması umrumda değil. Onlar yalnızca bir insan oluyorlar ve yeni insanlar her zaman daha ilgi çekici gözüküyor. Bizler işin yürüyüp yürümeyeceğiyle ilgilenmeyiz. Yalnızca kızı gördüğümüz anda herhangi bir mücadele olasılığı taşımamak zorundayız. Bu kadar iyi bir oyuncu kadrosunu nasıl bir araya getirdiniz ?

Yalnızca oynamalarını rica ettik. Onlar da evet dediler.



Bu kadar kolay mı ?

Demek istediğim oyuncuların birçoğu yakın dostlar, belki böyle olması işimizi kolaylaştırdı. Bazıları rollerini oldukça eğlenceli buldu ve filmin iyi bir proje olduğunu düşündüler.


eski 45'liklerden seçmeler

Ya Bruce Springsteen ?

Onu önceden tanıyordum. Çağırdım ve projeye katılmasını istedim ama büyük olasılıkla reddedeceğini bekliyordum, sanırım benim çılgın olduğumu düşünmüştür. Ona “ Bu bin çekimden yalnızca biri. Ama sanırım benim oynadığım karakterle sohbet eden kendini oynamak istemezsiniz, ister misiniz ? Bu müzik üzerine bir film ve sizin müziğinize göndermeler de yapıyor. Film tıpkı bir müzikseverin kitabı gibi bir şey. Büyük bir olasılıkla hayır diyerek hiçbir zaman bu sohbeti yapmadık diyeceksiniz, ama ben sizi Los Angeles’da oynarken görmek istiyorum ” dedim. O da evet dedi, buna gerçekten inanamamıştım.



Filmin müziklerinin toplanmasında parmağınız oldu mu ?

Evet. Filmde gerçekten birçok önemli şarkı yer alıyor. Biz yalnızca 12 ya da 13 tanesini soundtrack’e koyabildik, hatta öyle ki ikinci bir set daha çıkarmak zorunda kaldık. Velvet Underground , Love , Bob Dylan, The Beta Band, bence bunlar muhteşem parçalar. Elvis Costello, Smog, Sterolab, gerçekten bu şarkıları dinlemeyi seviyorum.



Kendi kuşağınıza bağlı görünüyorsunuz.

Bu bence iyi bir şey.



Sinemasal açıdan baktığımızda, filmleriniz kendi kuşağınız kapsıyor gibi görünüyor. Bunu hiç düşündünüz mü ?

Bunun amaçlı olduğunu düşünmüyorum. Ama bu filmleri kalpten yapmaya çalışıyorsunuz. Hitap edebileceğiniz şeyleri, kendinizle diğer insanlar arasındaki ortak noktaları soruşturmaya çalışıyorsunuz. Eğere konusu ve düşüncesi olan filmler yapmaya çalışıyorsanız ve bunun için gerekli özveriyi gösteriyorsanız bir şekilde insanlara ulaşıyorsunuz. Arada bir titreşim oluşabiliyor çünkü yapmak istediğiniz dürüst olmak yoksa bir züppe olmak değil. İnandığım ve normal hayatta nasıl olabileceğine kafa yorduğum filmler yapmaya çalışıyorum.


yazmak size özgürlüğünüzü veriyor

Yazmak oyunculuğunuzu nasıl etkiliyor ?

Yaptığınız işin yapısının farkına varmanızı sağlıyor; hikaye anlatımı ve denge sağlama konusunda daha da derinleşmenizi sağlıyor. Eğer kendiniz için yazıyorsanız, çekim yaptığınız gün sağlıklı bir şekilde senaryoyu dikkaet almayabilirsiniz, gereksiz şeyleri bir kenara atıp metinden bağımsız bit şekilde hareket edebilirsiniz.



Senaryolarınızı kendiniz çekmeyi düşünüyor musunuz ?

Evet çok istiyorum. Ama buna henüz hazır değilim, en azından iki yılım daha var. Belki de o zaman hazır olduğuma emin olabilirim.



Birçok kişisel film yaptığınız için seyircinin sizi bir film yıldızından daha öte bir şekilde tanıdığını düşünüyor musunuz ?

Bilmiyorum. Bence ekranda gördüklerinize dayanarak bir aktörün estetiğini bilebilirsiniz. Yani belki oynadıkları karakterler gibi olmayabilirler ama dile getirmek istediklerine bakarak bir şeyler çıkarabilirsiniz. Bence bir insanın filmlerine bakarak onun hakkında çok fazla şey öğrenebilirsiniz. Ortaya çıkan eserin insanların kendilerini göstermek istediklerinden çok daha fazlasını ortaya serebildiğini ve de bunu çok daha dürüstçe yaptığını düşünüyorum.



Dürüstlüğünüzü sürdürürken zorluk çekiyor musunuz ?

Kesinlikle, ama bugüne kadar yalnızca “ Tamam, bu politik bir film ve bu film beni başka yerlere götürecek ” dediğim filmler yaptım. Bu konuda hiçbir utanç taşımıyorum. Fakat çoğu zaman daha iyi olabilirdi dediğim oluyor

kaptan jack
14-11-06, 14:35
Koyu Katolik bir İrlandalı ailenin dördüncü çocuğu olarak dünyaya gelen John Cusack, oyunculuktaki başarılı kariyerini bir ölçüde de olsa genlerine borçlu. Babası Richard bir zamanlar hem oyuncu ve belgesel sinemacı iken dört kardeşi Joan, Susan, Anna ve Bill de oyunculukla uğraşıyorlar.

Eğlence dünyasına girmeye çok erken yaşlarda heves eden Cusack, 8 yaşındayken tiyatro ve sinemaya birçok Chicago’lu yıldız kazandıran Piven Theatre’daki oyunculuk çalışmalarına katıldı. On iki yaşına geldiğinde film endüstrisinin sihirli dünyasına yelken açan aktör, radyo ve ticari filmler için seslendirme yapmaya başladı. Beş sene sonunda ilk defa kamera karşısına geçen Cusack, bir gençlik komedisinde rol aldı.

80’li yıllarla birlikte kamera karşısına daha fazla çıkmaya başlayan genç aktör, deneyimini arttırdıkça yeteneğini de konuşturmaya başladı. Bu yıllarda hatırda kalan filmlerde rol alan aktör, “ Sixteen Candles ”, “ Better of Dead ”, “ The Sure Thing ”, “ The Journey of Natty Gann ” adlı filmlerde oynadı. Cameron Crowe’un 80’lerin klasiği haline gelen “ Say Anything ”de Lloyd Dobler karakterini canlandıran Cusack, ilk defa kendisine yakın bir karakteri oynama şansını buldu.

Dönemin “ Stand By Me ” ve “ Broadcast News ” gibi beğeni toplayan filmlerinde başarılı bir grafik çizen Cusack, gelecek vadeden oyuncular arasına girdi. Giderek daha iyi rol teklifleri almaya başlayan aktör, en önemli olgun rolünü Martin Scorsese’nin “ The Grifters ” adlı filminde oynadı. Birlikte oynadığı Angelica Huston ve Annette Benning’in Oscar’a aday gösterildikleri filmde bu iki usta oyuncuya rağmen dikkat çekmeyi başaran genç aktör, özellikle eleştirmenlerden tam not aldı.

Ertesi yıl yönetmenliğini James Spader’ın üstlendiği “ True Colors ” adlı dostluk ve sadakat temalı filmde Peter Burton karakterini canlandıran Cusack, artık yeteneğini ve tecrübesiyle kendini ispat etmiş Hollywood’un sayılı birkaç genç yıldızından biri haline geldi.

Özellikle bağımsız Amerikan sinemasına ağırlık veren Cusack, düşük bütçeli bağımsız filmlerin hem sinema dili anlamında hem de dürüstlük anlamında daha kaliteli olduğunu düşünüyor. Eğlence dünyasının perde arkasını konu alan “ The Player ”da kendisini canlandıran Cusack, 1993 yılında “ Money for Nothing ”de inanılmaz bir performans sergileyerek bir kez daha ne kadar yetenekli bir oyuncu olduğunu gösterdi.

Sinema kariyeri boyunca tıpkı kardeşi gibi genellikle yan rollerde oynayan Cusack, bunun kendisinin değil yapımcıların tercihi olduğunu belirtiyor. Hollywood’un tipik kahramanlarından biri olacak kadar yakışıklı ve cool olmadığını söyleyen genç aktör, ayrıca tek kalemde çizilen karakterleri canlandırmaktan haz etmediğini vurguluyor.

1994 yılında ünlü yönetmen Woody Allen’ın “ Bullets Over Broadway ” adlı filminde başrolü canlandıran Cusack, artık başrollerin aranan ismi haline geldi. Al Pacino ile “ City Hall ” adlı filmde muhteşem bir oyunculuk gösterisi sergileyen aktör, kendisi için tam bir dönüm noktası sayılabilecek “ Grosse Pointe Blank ”in başrolünün yanı sıra senaryo ve yapımcılığını üstlendi.

1997 yılında John Malkovich, Nicolas Cage gibi ünlü aktörlerle birlikte yılın en iyi yaz filmi olan “ Con Air ”de rol alan Cusack, ticari filmler serisine seslendirme yaptığı “ Anastasia ” ile devam etti. Farklı bir bakışı olan ve bunu dürüstçe yansıtabilen filmlerde oynamayı tercih ettiğini söyleyen aktör, hiçbir filminde oynadığı için pişmanlık duymadığını belirtiyor. 1998 yılında Oscar adaylı Vietnam filmi “ The Thin Red Line ”da sağduyulu bir askeri canlandıran Cusack, dev bir oyuncu kadrosuna sahip bu filmde yine ustalığını konuşturdu.

Aynı yıl içerisinde bir Aidan Quinn yapımı olan “ This Is My Father ”da başrol oynayan Cusack, ertesi yıl Billy Bob Thornton ile birlikte Mike Newell’in “ Pushing Tin ” ve oldukça ilginç bir bağımsız yapım olan “ John Malkovich Olmak ” ( Being John Malkovich )filmlerinde rol aldı.

Cusack, çekimleri 2000 yılı başlarında tamamlanan ünlü İngiliz yönetmen Stephen Frears’ın “ High Fidelity ” filminde Rob Garden adlı bir plak satıcısını canlandırdı. Aktör, aynı zamanda filmin senaryo ve yapımında da görev aldı.

Ardından Julia Roberts, Billy Crystal ve Catherine Zeta Jones'un da yer aldığı güçlü bir kadroyla " Gözde Çift " ( America's Sweethearts ) filmi için kamera karşısına geçen aktörün 2001 yılında rol aldığı bir diğer çalışma, " Tesadüf " ( Serendipity )isimli romantik komedi oldu.

Jusack'ın son çalışmaları arasında " Adaptation ", " Hoffman " ve " I.D." isimli filmler bulunuyor...

kaptan jack
14-11-06, 14:37
Ivır Zıvır:
- Indecent Proposal (1993) filminden gelen teklifi reddetti.
- Neve Campbell ile çıktı.
- Lili Taylor ile çıktı.
- Alison Eastwood ile çıktı.
- Claire Forlani ile çıktı.
- Neve Campbell ile çıktı.
- Minnie Driver ile çıktı.
- Apollo 13'de Bill Paxton'nun oynadığı rolü reddetti.
- Jeremy Piven ile sıkı dost. Tam 10 filmde birlikte oynadılar. (One Crazy Summer (1986), Elvis Stories (1989), Say Anything... (1989), The Player (1992), Floundering (1994), The Grifters (1990), Grosse Pointe Blank (1997), Serendipity (2001) ve Runaway Jury (2003))
- Willow (1988) filminde oynamak için deneme çekimine çağrılmış fakat rolü Val Kilmer'e kaptırmış.
- Kardeşi Joan Cusack'ın 8 filmi var. (Class (1983), Sixteen Candles (1984), Grandview, U.S.A. (1984), Broadcast News (1987), Say Anything... (1989), Grosse Pointe Blank (1997), Cradle Will Rock (1999) ve High Fidelity (2000))
- The Stepford Wives (2004) filminde oynamak için anlaşılmış fakat zaman darlığı yüzünden role Matthew Broderick uygun görülmüş.

kaptan jack
14-11-06, 14:42
Filmin Konusu

.
Sevgili bulmak hiç bir zaman kolay olmamaıştır. Zamana karşı sürdürülen ruh eşi arayışı bir parça aşağılanma, iki parça kötüye gidiş, ve talihliye sunulmuş bir tutam şansla birlikte gelir.

Oyunun bugünkü uyarlaması web siteleri, hızlı öğle yemekleri ve sizin için ‘doğru’ kişiyi tanıyan arkadaş ve akrabaların zorlamalarının bir karışımıdır.

Otuz küsur yaşındaki anaokulu öğretmeni Sarah Nolan (DIANE LANE) sekiz ay önce boşanmıştır, ki bu süre ailesinin kaldıramayacağı kadar uzundur. En iyi niyetleriyle ve tamamen onun mutluluğunu gözeterek, Sarah’yı öyle veya böyle pijamalarından çıkartıp tekrar flört arenasına sokmak için bir darbe düzenlerler. Ekibin başında Sarah’nın uygun adayları sıraya dizmeye niyetli kızkardeşleri Carol (ELIZABETH PERKINS) ve Christine (ALI HILLIS) ile İnternet üzerinden sevgili bulma arenasına yeni ve başarılı bir giriş yaparak iyi bir örnek teşkil eden dul babası Bill (CHRISTOPHER PLUMMER) bulunmaktadır. Bill son günlerde İnternet’te tanıştığı özgür ruhlu Dolly’nin (STOCKARD CHANNING) yanı sıra, isimlerini kızının bile aklında tutamadığı çok sayıda bayanla görüşmektedir.

Kızkardeşlerinin siber buluşma adımını atması için aşırı istekli olan Carol ve Christine, Sarah’nın adını kullanarak onun bilgilerini perfectmatch.com’a (mükemmeleş.com) yazmakla kalmaz, bir de baştan çıkarıcı bir not düşerler: “Şehvetli, seksi, baştan çıkarıcı ve eğlenceli. DWF yıldızlı geceleri paylaşacak özel bir erkek arıyor. Köpekleri sevmesi şart”. Şimdi sıra akın akın gelecek yanıtları beklemeye gelmiştir.

Çok geçmeden, Sarah bir dizi traji-komik ve uyumsuz eşleşmelere, ve web sitesinin önerdiği bir dizi istekli talibe göğüs gererken, bir de ‘belki mümkün’ bir adaya rastlar. Anlaşılması zor ama ilginç biri olan tekne üreticisi Jake Anderson (JOHN CUSACK) romantizmi Dr. Zhivago standartlarıyla ölçen biridir. Duygularını biraz fazlaca yoğun yaşayan Jake, belki de Sarah’nın şu an için istediğinden biraz fazlasını arıyordur. Bu arada, iş yerinde de yeni bir gelişme vardır: Sarah’nın öğrencilerinden birinin eşinden henüz ayrılmış babası Bob Connor (DERMOT MULRONEY). Çekici ve rahat bir tip olan Bob, adeta sipariş üzerine yapılmış, mükemmel bir adamdır… ama acaba gerçek olamayacak kadar mı iyidir?

kaptan jack
14-11-06, 14:43
Filmin Konusu

.


Bir zamanlar Hollywood'un en mükemmel çifti olan Gwen ve Eddie'nin arası Gwen'in başka bir aktör için Eddie'yi aldatmasıyla açılır ve aralarında bir nefret oluşur.

Son oynadıkları filmlerinin promosyonu için biraraya getirilmeleri gerekmektedir ve bu konuda görevlendirilen Lee, Gwen'in kız kardeşi, aynı zamanda yardımcısı olan Kiki'den yardım ister. Kiki için kaprisli kardeşi ile uğraşmak zaten zor iken bu durum iyice canını sıkar. Fakat zamanla Eddie ile aralarında oluşan romantizm işleri farklı bir yöne kaydırır.

kaptan jack
14-11-06, 14:45
Filmin Konusu

.
Craig (John Cusack), Manhattan'da alçak tavanlı bir ofiste kuklacılık yapmaktadır. Bir gün ofisinde bir kapı farkeder. Kapı John Malkovich'in (John Malkovich) düşüncelerine açılmaktadır. 15 dakikalığına onun duyduğunu duymakta gördüğünü görmekte ve hissettiklerini hissetmektdir.

Kuklacı daha sonra bu seyahatleri bir iş haline getirir.

kaptan jack
14-11-06, 14:47
Filmin Konusu

.
Günümüzden on yıl önce, Noel zamanıdır... Muhteşem bir kar manzarası altında insanlar Noel alışverişlerini tamamlamak için acele etmektedirler. O akşam, gecikmiş hediyeleri almak için son fırsattır. Mağazalar oldukça kalabalıktır ve malları tükenmek üzeredir. Yirmili yaşlarda iki gencin eli birdenbire aynı kaşmir eldivene uzanır. Bu yıllar sürecek bir arayışın başlangıcı olacaktır.



Jonathan (John Cusack) ve Sara (Kate Beckinsale) eldiveni satın alabilmek için tartışmaya başlarlar. Sara eldiveni çok beğenmiş ve kendisine Noel hediyesi olarak almak istemiştir. Jonathan ise kız arkadaşına hediye almayı unutmuş ve eldiveni görünce onun çok hoşuna gideceğini düşünmüştür. Birbirlerini ikna etmeye çalışırlar, sonunda zafer Sara’nın olur.



Mağaza çıkışında beraber ‘Serendipity’ adında bir restorana giderler.



Orada uzun süre sohbet ederlerken birbirlerinden oldukça etkilenirler. Jonathan Sara’ya ilk görüşte aşık olduğunu düşünmektedir. Sara’ya, daha sonra da görüşmek istediğini, beraber olabileceklerini söyler. Sara bu fikri sıcak karşılamaz; Jonathan’ın bir sevgilisi olduğunu biliyordur. Kendisinin de birlikte olduğu biri vardır.



Restorandan ayrılırlarken kapıda, Jonathan’ın ısrarlarına dayanamayan Sara, bir kağıt parçasına telefon numarasını yazar. Tam Jonathan’a verecekken, birden çıkan rüzgar kağıdı uçurur. Kadere, alın yazısına ve mistik güçlere fazlasıyla inanan Sara, bunun bir işaret olduğunu, biraraya gelmemeleri gerektiğini söyler. Jonathan bu fikri aptalca bulur fakat Sara kararlıdır. Eğer biraraya gelmeleri gerekiyorsa, bu mutlaka olacaktır, kader bunu planlayacaktır, doğru zamanı beklemeleri gereklidir. Bunları söyledikten sonra Sara bir taksiye atlar ve uzaklaşır.



Jonathan allak bullak olmuştur. Bir gecede aşık olmuş ve bir gecede kaybetmiştir. Dalgın dalgın evine gider. Sara eve gittiğinde alışveriş paketlerini restoranda unuttuğunu farkına varır. Serendipity’e geri döner. Oturdukları masada paketleri hala durmaktadır. Paketlerini alırken, sandalyenin üzerinde Jonathan’ın ceketini fark eder, onu da alır ve oradan buz pistine gider.



Jonathan’ın kaderin oyunu sonucu oraya geleceğini ümit eden Sara saatlerce buz pistinde bekler. Onun artık gelmeyeceğini düşündüğü anda Jonathan uzaktan belirir. Geceyi kayarak, eğlenerek ve sohbet ederek geçirirler. Saatler ilerledikçe birbirlerinden daha fazla etkilenirler. İkisi de artık çılgınca aşık olmuşlardır.



Ayrılma vakti geldiğinde Jonathan Sara’dan telefon numarasını tekrar ister; ancak Sara’nın düşüncelerinde hiçbir değişiklik yoktur. Uzun süren bir tartışma sonucu Sara biraz yumuşar ve bir plan yapar: Bir beş dolarlık banknotun üzerine Jonathan’ın telefonunu yazar ve o parayla bir dergi satın alır. Kendisi de eve gittiğinde en sevdiği kitap olan Marquez’in “Kolera Günlerinde Aşk”ının ilk basımının ilk sayfasına kendi telefon numarasını yazacak ve kitabı bir sahafa satacaktır. Eğer bir gün bu kitap ve banknot birbirlerinin eline geçerse, kader onları o zaman biraraya getirecektir. Eğer bir daha sonsuza dek karşılaşmazlarsa, bu onların asla biraraya gelmemeleri gerektiği anlamına gelecektir. Ve iki genç ayrılırlar.



Aradan tam on yıl geçmiştir. Bakalım hayat onları nerelere sürüklemiş, başlarına ne sürprizler örmektedir

kaptan jack
14-11-06, 14:52
Filmin Konusu

.
Bu acıklı komedi filminde Rob Gordon (John Cusack) Chicago'da orta halli bir plak dükkanının sahibidir. Eski moda vinil üzerine müzik plakları satmaktadır.

Rob, tam bir müzik bağımlısıdır. Bütün gününü Championship Vinyl'de iki çalışanıyla beraber ge.üçirmektedir,Dick (Todd Louiso) and Barry (Jack Black).

Pop müzik hakkında ansiklopedik dereceye varan bilgisine ve müzikle adeta bütünleşmiş olmasına rağmen, bu ona kız arkadaşı Laura(Iben Hjejle) konusunda yardımcı olmamaktadır. Laura onun bu hayat tarzından artık bıkmıştır.

Rob her romantizm denemesinde başarısız olmakta mutlu olmayı bir türlü başaramamaktadır. Bu gidişat onu bir süre sonra bir kenara itilmiş, içen biri haline getirir..

kaptan jack
14-11-06, 14:54
Jackson korkuya doymuyor
05.04.2006




Samuel L. Jackson, 'Snakes On A Plane'in ardından Stephen King'in kısa romanından uyarlanacak '1408'le korku türüne 'devam' diyor...

Derailed' filminin İsveç yönetmeni Mikael Hafstrom'un yönetmenliğini yapacağı, korku edebiyatının usta kalemi Stephen King'in kısa romanından uyarlanacak '1408'de John Cusack'a Samuel L. Jackson eşlik edecek.

Filmde Cusack'ın canlandırdığı karakter, sıradışı olayları görme yeteneğine sahiptir ve Dolphin Oteli'ndeki kötü ünüyle bilinen 1408. odaya girdiğinde asıl dehşetle yüz yüze gelecektir. Son olarak 'Snakes On A Plane' filminde bir FBI ajanını canlandıran Jackson, filmde otel müdürünü canlandıracak.
Kaynak: e-kolay.net

kaptan jack
14-11-06, 19:24
Beyazperdede "hukuk"

Hukuk dünyasında yaşananlara dikkat çekmek isteyen İstanbul Barosu, beyazperdenin unutulmaz hukuk konulu yerli ve yabancı filmlerini yeniden izleyiciyle buluşturmak için 23 ile 28 Şubat tarihleri arasında "Sinema ve Hukuk Buluşması" adıyla özel bir etkinlik düzenliyor. Açılış filmi Gary Fleder'ın yönettiği, başrollerini John Cusack, Gene Hackman ve Dustin Hoffman'ın paylaştığı "Jüri".
Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği (ÇASOD) işbirliği ile bu yıl ilk kez düzenlenen “Sinema ve Hukuk Buluşması” etkinliği ile hukukçu ve sinema yapımcılarının bir araya gelmesi amaçlanıyor.

kaptan jack
14-11-06, 19:26
Yönetmen: Cameron Crowe
Oyuncular: John Cusack, Ione Skye, John Mahoney
Süre: 100 dak / Geniş ekran
İngilizce altyazı
20th Century Fox (Tiglon)


Hem kendisinin hem de Sean Penn’in ilk kez adının duyulmasını sağlayan “Fast Times at Ridgemont High” filminin senaryosunu yazdıktan 7 yıl sonra imzasını ilk kez yönetmen olarak bu filme atmıştı Crowe. Artık onu bütün dünya bir kuşağın “sesi” olarak tanıyor. Bu tatlı komedide aslında birbirine pek uymayan iki gencin yaşadığı bir aşk mevsimini anlatıyor Crowe. Lloyd ne yapacağını tam bilemeyen bir boksördür; Diane ise Avrupa’da eğitim sürdürmek isteyen bir entelektüel. Pırıl pırıl diyaloglarla, sevinç ve korkularıyla iki insanın düşlerini ve kabuslarını izliyoruz. Kendimizden pek çok izler bularak.

kaptan jack
14-11-06, 19:29
Sinema salonunda gerilmeyi, korkmayı seviyorsanız Kimlik (Identity) tam size göre bir film. Girl Interrupted filmiyle tanınan James Mangold'un yönetmenliğini üstlendiği filmin yapımcılığını da bir başka korku filminin, Scream'in de yapımcısı olarak tanınan Cathy Konrad üstleniyor. Eleştirmenlere göre 'insanın zihnini allak bullak eden' bir film olan Kimlik'in başrollerinde John Cusak,Ray Liotta,Amanda Peet ve Rebecca DeMornay var.


FİLMİN KONUSU

Şiddetli bir fırtına, sırları olan on yabancıyı bir araya getirir: Bir limuzin şoförü, 80’li yılların bir televizyon yıldızı, bir katili nakleden bir polis, bir tele kız, yeni evli bir çift ve kriz içinde olan bir aile sinirli bir gece müdürü (John Hawkes) tarafından idare edilen ıssız bir motele sığınırlar.

Sığınak bulmadan kaynaklanan rahatlama kısa sürede yerini korkuya bırakır; çünkü yolcular birer birer ölmeye başlar. Fazla geçmeden anlarlar ki, yaşamak istiyorlarsa, onları bir araya getiren sırrı çözmeleri gerekmektedir...

FİLMİN KÜNYESİ
Yönetmen: James Mangold
Senaryo: Michael Cooney
Oyuncular: John Cusack, Ray Liotta, Amanda Peet, Rebecca DeMornay,
Clea Duvall, William Lee

kaptan jack
14-11-06, 19:31
İnsanlık tarihinin asla unutulmayacak karakterlerinden biri Adolf Hitler. Mor Yıllar'ın (The Color Purple) senaryosuyla Oscar'a aday gösterilen Hollandalı Menno Meyjes, Genç Hitler'de (Max) 20'nci yüzyılın en büyük fekaletini "kendi elleriyle" ve fikirleriyle yaratan Hitler'in yaşamının gençlik yıllarına farklı bir yorum getiriyor. Bu arada hatırlatalım, bu bir belgesel değil anlatılan öykü Meyjes'in hayal gücünün ürünü.


FİLMİN KONUSU

Münih, 1918. I. Dünya savaşından yalpalayan bir dünyada ve yenilginin şokunda, herkesin zihni gelecekle meşguldur... Büyük Savaştan dönen asker Max Rothman (John Cusack) için her şey hayal ettiğinden daha radikal bir değişikliğe uğramıştır. Umut veren bir sanatçıyken, sağ kolunu ve bununla birlikte resim yapma yeteneğini de kaybetmiştir. Yine de, hareketsiz kalamayarak çalışan Max'ı gelecek hâlâ bir mıknatıs gibi çekmektedir. Bir anda büyük beğeni toplayacak bir sanat galerisi açar. Yeni sergisinin açılışında gelecekle ilgili heyecanları olan bir başka adamla tanışır. Bu adam ressam olmayı arzu eden, ailesi, evi ve arkadaşı olmayan deneyimli savaş adamı ve kararlılığıyla yaratıcı yeteneğini politikaya transfer ederek inançlarına çıkış yolu bulan ve 20. yüzyılın en büyük felaketine yol açacak olan dönemi başlatan Adolf Hitler'dir. Bu arkadaş geleceğin cazibesiyle yanıp tutuşan, hırslı Max'ın hayatını sonsuza kadar değiştirecekir.

FİLMİN KÜNYESİ
Yönetmen:Menno Meyjes
Senaryo: Menno Meyjes
Oynayanlar: John Cusack , Noah Taylor, Leelee Sobieski ...
Resmi sitesi:http://www.maxthemovie.com/

kaptan jack
14-11-06, 19:32
Şirket, Pelikan Dosyası, Rainmaker gibi çok izlenen filmlere ilham kaynağı olan John Grisham'ın romanından uyarlanan bir film Jüri (Runaway Jury). 23 ile 28 Şubat tarihleri arasında ilk kez düzenlenen Sinema Hukuk Buluşması'nın açılış filmi de olan Jüri'nin yönetmeni Gary Fleder. Dikkatli sinemaseverler Fleder adını R.U.S.H ve L. A. Doctors gibi televizyon dizilerinden hatırlayacak. Jüri'nin oyuncu kadrosunda Dustin Hoffman, Gene Hackman ve John Cusak'ın olduğunu da hatırlatalım.


FİLMİN KONUSU

Wendal Rohr, kocasının ölümünden çok uluslu bir silah şirketini sorumlu tutan genç bir kadının avukatlığını üstlenir. İlk bakışta kolay bir dava olarak görünen durum, silah lobisinin kazanmak için her şeyi mübah sayan tutumu, sınırsız mali gücü ve işini bilen avukatlarının belirmesiyle farklı bir hal alır.

Davalı şirketin elindeki en önemli kozsa, jüri seçmelerinde bulanacak olan acar Jüri danışmanı Rankin Fitch'dir. Fitch davanın sonucuna karar verecek jürnin seçimi ve jüri üyelerinin yönlendirilmesi konusunda uzmandır. Olası jüri üyelerinin özel hayatlarını, zaaflarını, umutlarını araştırıp onları köşeye sıkıştırmak çekinmez. Jüri odasının dışında bunlar olurken, jüri üyelerinin arasında da tuhaflıklar yaşanmaktadır. Jüri üyelerinden genç bir adam, Nicholas Easter gizemli bir kadın aracılığyla iki tarafında avukatlarıyla temasa geçer. Nicholas karşılığını ödemeye hazır olan taraf için karar vermeye hazırdır.

FİLMİN KÜNYESİ
Yönetmen: Gary Fleder
Senaryo: Brian Koppelman, David Levien
Oynayanlar: John Cusack, Dustin Hoffman, Rachel Weisz, Bruce Davison,
Gene Hackman
Resmi sitesi: http://www.runawayjurymovie.com/

gunebakan
18-11-06, 19:38
john cusack'ın üç filmini seyrettim. aslında bu aktörü tanımam yaklaşık bir sene önce trt'de serendipity (tesadüf) filmini seyretmemle başladı... buzların üstünde, kar yağışının altında, aşkı bulmak için arayış içine giren bir adam... film bitti, şaşkındım bu kadar güzel bir film ve bu kadar güzel bir oyuncu tanıdığım için mutluydum da... seyrettiğim ikinci film ise grosse pointe blank (romantik katil) doğrusu bir filmde bir katili bu kadar sempatik bulabileceğimi hiç düşünmemiştim... ve son olarak must love dogs (aşkla randevu) yine hayran olunacak bir karakter çıkıyor karşımıza... duygusal, sürekli teoriler üreten, kayık yapan, çok konuşan, aşkı arayan... daha seyredilecek çok filmi var... zaten bol bol film çekmeli john cusack... o kadar kaliteli bir oyuncu ki "oyuncu dedikleri bu olmalı" dedirtiyor insana... şöhreti sevmemesi de daha bir saygınlık uyandırıyor... işte böyle bişiy john cusack:)

kaptan jack
18-11-06, 20:18
john cusack'ın üç filmini seyrettim. aslında bu aktörü tanımam yaklaşık bir sene önce trt'de serendipity (tesadüf) filmini seyretmemle başladı... buzların üstünde, kar yağışının altında, aşkı bulmak için arayış içine giren bir adam... film bitti, şaşkındım bu kadar güzel bir film ve bu kadar güzel bir oyuncu tanıdığım için mutluydum da... seyrettiğim ikinci film ise grosse pointe blank (romantik katil) doğrusu bir filmde bir katili bu kadar sempatik bulabileceğimi hiç düşünmemiştim... ve son olarak must love dogs (aşkla randevu) yine hayran olunacak bir karakter çıkıyor karşımıza... duygusal, sürekli teoriler üreten, kayık yapan, çok konuşan, aşkı arayan... daha seyredilecek çok filmi var... zaten bol bol film çekmeli john cusack... o kadar kaliteli bir oyuncu ki "oyuncu dedikleri bu olmalı" dedirtiyor insana... şöhreti sevmemesi de daha bir saygınlık uyandırıyor... işte böyle bişiy john cusack:)

sana katılmanak elde degil....gerçekten çok iyi ve sempatik bir oyuncu....ben grosse pointe yi ve must love dogs u izlemedim ama en yakın zamanda bulucam işşallah.....daha dün anything say(birşey söyle)yi izledim ve büyülendim....en kadar sempatik ve sıcak bir oyunculugu varki insanı içine çekiyor....iyilik ve kötülük bahçesinde geceyarısı dada aynen böyledi....tabi sadece romantik komedi oyuncuu olmadıgını ben identity ve runaway jury adlı filmlerde kanıtladı....identity de gerilimi yaşartırken runaway jury de rachel weizs le maceranın en iyisini yaşatılar....umarım en yakın zamanda yeni projelerini görürüm..........

kaptan jack
18-11-06, 20:31
Hollywood'un en parlak yüzlerinden John Cusack, gerilim filmi "Kimlik"te sessiz, sakin bir limuzin şoförünü oynuyor

Sansasyon yaratan bir film çekmeden veya zembille gökten düşmeden de kaliteli bir Hollywood aktörü olunabileceğinin en güzel kanıtlarından biri John Cusack. Tüm adımlarını sessiz sedasız atmasına ve daha 37 yaşında olmasına rağmen çevirdiği 40'a yakın filmle "olgun" kuşağın sayılı bir-iki aktörü arasında şıkır şıkır parlıyor. 1999'daki "John Malkovich Olmak" filmiyle terfi ettiği "olgunluk" mertebesinde şimdi de bu hafta gösterime giren "Identity/Kimlik"te bir limuzin şoförünü oynuyor. Cusack, fırtınalı bir havada garip ölümlerle uğraştığı bu filmle bir de hayalini gerçekleştirmiş ki, çekimle ilgili sorulan tüm soruları aynı şekilde yanıtlıyor: "Hep düşünmeme rağmen hiç bu türde bir gerilimde oynamamıştım. James Mangold'un yönetmenim, Ray Liotta'nın da rol arkadaşım olması yıllardır istediğim bir şeydi. Tabii tüm bunları bir araya getiren bu projeyi görünce hemen atladım". Hitchcockvari bir film diye tanımladığı
"Kimlik"te canlandırdığı sessiz Ed karakteri de onu epey rahatlatmış.
Ne yazık ki Cusack'ın sessizlik özlemi sadece filmlerinden ibaret değil. Yedi kişilik bir evde büyüyüp, hepsi de yıldız olma hayalleri kuran Joan, Ann, Bill ve Susie kardeşlerden biri olarak çocukluğu epey hareketli geçmiş. Emmy ödüllü belgesel yönetmeni babası Dick Cusack sayesinde kliket sesinin eksik olmadığı hayatlarında, kendini halıya atıp ölü taklidi yapandan tutun da, merdivenlerin üzerine çıkıp tencere tavayla dövüşen minik savaşçılara kadar rol kesen keseneymiş. John Cusack "Neyse ki hepimiz tiyatro okuluna yazıldık da biraz olsun normal bir evimiz oldu" dese bile insanın o evdeki zavallı anneye acıyası geliyor. Diğer kardeşleri
gibi çeşitli reklam filmleri, sahne performansları derken sinemaya geçen oyuncu, ilk olarak 17 yaşında Rob Lowe ve Andrew Mc Carthy'nin yanında
"Class/Sınıf"ta, sonrasında da irili ufaklı gençlik filmlerinde yer aldı. Büyük ihtimalle çoğu kişinin aklında kalan da, sivilceli ergeni oynadığı filmlerinin sonuncusu olan 1989 yapımı "Say Anything/Bir Şey Söyle"ydi. Tam da bıyıklarındaki terleri atıp delikanlı kıvamındaki rolleri kotarabilecek hale geldiğinde sinemaya ara verdi Cusack. Ama boş da durmadı. "The New Criminals/Yeni Suçlular" adlı tiyatro grubu için oyunlar yazıp yönetti. Arada bolca küçük bütçeli film ve Woody Allen'ın yönettiği
"Broadway Üzerinde Kurşunlar"da göründükten sonra da liseden arkadaşları Steve Pink ve D. V. DeVincentis ile 'New Crimes Productions/Yeni Suçlar Prodüksiyonu' adlı şirketi kurdu.

kaptan jack
18-11-06, 20:32
John Cusack, henüz 37 yaşında ama başarılı performansı ve kaliteli işleriyle şimdiden Hollywood'un ağır abileri arasında yerini aldı.

Oturaklı rollerin adamı
Artık filmlerinin hem yapımcısı, hem senaristi hem de oyuncusu olan Cusack'ın hızlı bir çıkışla hayata geçirdiği ilk yapımı 1997'deki "Grosse Point Black"ti. Minnie Driver'a âşık bir adamı canlandırdığı bu filmi gerçek hayatına uyarlama konusunda da hiç geç kalmayarak magazin sayfalarını şenlendirmişti o dönemde. Artan şöhret, dedikoduları ve yeni filmleri bir arada getiriyordu.
Bir yandan Alison Eastwood, Claire Forlani, Neve Campbell ve daha birçok kadınla adı anılırken, bir yandan da peş peşe filmler çekti. Aynı yıl içinde bir ajanı canlandırdığı "Con Air", Clint Eastwood'lu "Midnight in the Garden of Good and Evil/Tanrı ve Şeytanın Bahçesinde Geceyarısı" ve "İnce Kırmızı Hat" filmleri oldukça takdir toplarken gençlik yıllarına da hafiften bir veda niteliği taşıyordu. Çünkü iki yıl sonra "John Malkovich Olmak"ta oynadığı kuklacı rolü için teklif gelmişti Cusack'a. Ne de olsa diğer yapımlarına göre en ağır çekeni ve en başarılısıydı bu film ve gayri resmi bir şekilde daha oturaklı rollerin adamı unvanını getirmişti ona. Hollywood'da da bir etiket oyuncunun üzerine yapıştı mı kolay kolay çıkmadığından, traşlı ve tertemiz bir yüzle çektiği "High Fidelity/Sensiz Olmaz" bile kâr etmedi. Aynı şekilde yakın bir zamanda Türkiye'de de gösterilen filmi "Gözde Çift" ve "Tesadüf" de nafile. Sıradaki "Max" ve "Runaway Jury/Kaçak Jüri" filmleri artık ona hangi damgayı vurur bilinmez ama Cusack, şimdi üzerinde olan "olgun" limuzin şoförü damgasından çok hoşnut görünüyor.

kaptan jack
18-11-06, 20:34
http://img212.imageshack.us/img212/1531/resim1nl4.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
18-11-06, 20:35
http://img237.imageshack.us/img237/4816/resim2nn3.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
18-11-06, 20:36
http://img406.imageshack.us/img406/8813/resim3xv6.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
18-11-06, 20:37
http://img237.imageshack.us/img237/7538/resim4xf3.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
18-11-06, 20:37
http://img237.imageshack.us/img237/1680/resim5jx0.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
18-11-06, 20:38
http://img406.imageshack.us/img406/4187/resim6aw0.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
18-11-06, 21:33
John Cusack
Büyük bir eserin parçası olmak istiyor!

John Cusack, tıpkı canlandırdığı karakterler gibi sıradışı bir kahraman aslında. Chicago doğumlu oyuncu tuhaf adamları, dışlanmışları ve sınırda yaşayanları da kattığı oyunculuk kariyerinde ayaklarını hep yere sağlam bastı. Bu hafta onu, favori türü olan bir romantik komedide “Aşkla Randevu”da, Diane Lane'le birlikte izliyoruz.

John Cusack, aktörlüğünü aileye bağlayabileceğimiz oyunculardan biri. Öyle ki annesi Nancy Cusack’i saymazsak, tüm familyasının eğlence sektöründe olduğunu görüyoruz. Baba Dick Cusack bir oyuncu ve film yönetmeni, kardeşleri Joan Cusack, Ann Cusack, Bill Cusack ve Susie Cusack’e de oyunculuğun zorlu merdivenlerinde rastlayabilirsiniz.

Bu hârika oyuncu, tıpkı ağabeyleri ve kız kardeşleri gibi, henüz küçücük bir çocuk iken Chicago’da Piven Theatre Workshop’a gitmeye başladı. Yalnızca on iki yaşındayken birçok sahne uyarlamasında rol almıştı bile; reklamlar için seslendirme yapıyor ve birçok teklif alıyordu. Yasal yaşına ulaşmasına daha pek çok yıl varken, işte 17 yaşında ilk uzun film çalışmasında, Rob Lowe ve Andrew McCarthy ile, romantik komedi filmi "Class"da rol aldı. Yıl 1983.

kaptan jack
18-11-06, 21:34
Anne ve sevgili arasında

Sonraki rolü, Anthony Michael Hall’ın ekibinde oynadağı "Sixteen Candles", Cusack’ı gençlik filmlerinin ilginç oyuncularından birisi haline getirdi. Bir yandan küçük filmlerde bir yandan da "The Sure Thing", "Better Off Dead" gibi daha büyük yapımlarda önemli rollerde oynuyordu.
Genç Cusack’ın en çok hatırlanan, hâlâ hayranlarının gözünde ayrı bir yere sahip olan filmi ise romantik Lloyd Dobler’ı canlandırdığı "Say Anything" oldu. Bir yıl sonra, sinema salonlarında çok farklı bir Cusack izlenecekti: artık büyümüş, gençliğinin o ilk körpeliğinden kurtulmuş, daha olgun bir Cusack: film, tabiî ki "The Grifters" idi.

Sonraki yıllar John Cusack için oldukça sakin geçti, ama bu boş yılları çeşitli tiyatro işleriyle doldurmayı da bildi. Ne de olsa ilk aşkı tiyatroydu ve sinema sonuçta o büyük düşünürün deyişiyle "gölgelerin bir dansı", "bir oyunu"ndan başka da bir şey değildi.
Chicago’da, doğduğu ve ilk defa tiyatro sahnesinde ayakta durduğu o güzel şehirde, The New Criminals isimli sahne grubuyla çalıştı. Bu ilginç isimli tiyatro grubunun (Yeni Suçlular) ismi, aslında bir başka tiyatro kökenli büyük oyuncunun, Tim Robbins’in Actors’ Gang’inden esinlenilmişti (?Oyuncular Çetesi?). Cusack, siyasî ve avant-garde işler yapıyordu bu grupta. Dört yıl sonra Cusack, lise arkadaşları Steve Pink ile D.V. DeVincentis’le birlikte yeni bir film şirketinin kuruluşunda çalıştı: New Crime Productions (Yeni Suç Prodükisyon). Bir kez daha, suçla, karanlıkla dolu bir ismin altındaydı genç aktör.

kaptan jack
18-11-06, 21:35
Garip bir dünya

Şirketin ilk işi iyi yazılmış bir komedi olan "Grosse Pointe Blank" oldu ve bu film Cusack için adetâ bir yeniden doğuş oldu. Senaryo yazımına katkıda bulundu ve bir tetikçiyi canlandırdı. Lise mezuniyetinden on yıl sonra yeniden toplanan eski dostların arasına gidiyor, Minnie Driver’ın oynadığı karaktere aşık oluyordu canlandırdığı karakter bu filmde. Sonra, Oscar Wilde’ın dediği oldu ve hayat sanatı taklit etti, Cusack liseden arkadaşlarıyla bir onuncu yıl buluşması için biraraya geldi ve Minnie Driver’a da o gün aşık oldu. "Blue Velvet"taki garip olayların çeşitli anlarında McLuhan ile Dern arasındaki diyalog, bu tuhaf duruma da çok iyi uyuyor aslında: "It’s a strange world", evet, garip bir dünya bu.

John Cusack’ın sonraki rolü "Con Air"deki federal ajan tiplemesiydi. Bu filmi seçme sebebi artık para kazanmayı, daha çok daha çok kazanmayı istemesiydi. Clint Eastwood’un "Midnight in the Garden of Good and Evil"i de biraz bundandı belki, ama daha çok büyük ustayla birlikte çalışmak içindi. Burada bir cinayetle uğraşan Yankee gazeteciyi canlandırdı.

Cusack’in maddîyatçı seçimleri onu ilk aşkı olan avant-garde yapımlardan uzaklaştırmadı hiç. "Being John Malkovich"in başrolündeki oyunu, Spike Jonze’un hârika fikirlerinin sinemadaki yansımasında gerçekten de muhteşemdi.

kaptan jack
18-11-06, 21:36
Büyük bir eserin parçası olmak

Bu kuklacı, bu yetenekli oyuncu 2000 senesinde "High Fidelity"de bir kez daha sinema ve müzik severlerin sevgisini kazandı. Biraz buruk, aslında gülüyor da, neşesi de yerinde, ancak burukluğunun arkasında, her sanatçının muzdarip olduğu o sebep yatıyor belki de: (kendi sözleriyle) "büyük bir sanat eserinin parçası" olmak istiyor John Cusack ve artık öznesi olmadığımız hayatlarımızda bunu nasıl yapacağını da pek bilemiyor. Çocukluğunda canlandırdığı Çehov’lar, Gogol’lar ve daha yakın zamandan Beckett da yok artık. Ama meselâ bir Mamet, Jonze veya birkaç yıl önce ?Kimlik?te (?Identity?) birlikte çalıştığı, ?Heavy? (1995), ?Cop Land? (1997) ve ?Girl, Interrupted? (1999) gibi başarılı filmleriyle tanıdığımız James Mangold var. Geçen yıl vizyona giren ?Jüri? de Gene Hackman ve Dustin Hoffman gibi iki usta isimle çalışması Cusack?ın bu ?büyük sanat eseri? projesini öne almaya çalıştığını düşündürtebilirdi belki, ama vasat bir düzeyde seyreden bu filmin onu bu idealine yaklaştırma yolunda bir katkı yapmadığını belirtmemiz gerek.

Sonrasında karşımıza çıkan "Genç Hitler" ("Max") de, Cusack'in arzuladığı ?büyük sanat eseri? olmanın fersah fersah uzağında bir filmdi; ancak filmde Cusack?in canlandırdığı Max Rothman karakteri sanatla yatıp sanatla kalkan biri. Bu sanat tutkusu vesilesiyle yolu, genç bir ressam olan Adolf Hitler?le kesişen Rothman, gözlerinin önünde, günden güne kendini radikal politik düşüncelerinin kollarına bırakan genç Hitler?in sanata olan ilgisini canlı tutmaya ve onu politikadan uzaklaştırmaya çalışsa da, yol açtığı acı tarihsel olaylarla hepimizin beynine kazınan, sadece 20. yüzyılın değil, tüm insanlık tarihinin bu en karanlık, en faşist diktatörünün doğmasına engel olamıyor. Her ne kadar film, ?Holocaust? travmasını hafife almakla, Hitler gibi bir diktatöre hümanist bir perspektiften bakmakla eleştirilse de, Cusack, bu eleştirilerin filmi izlemeyen kişiler tarafından yapıldığını ve bir gün ?Genç Hitler?in değerinin anlaşılacağını düşünüyor: ?Bu filmle iki farklı dünya görüşünü bir arada göstermeye çalıştık. Bir canavarı insanileştirmeye çalıştığımız, Holocaust?u sömürdüğümüz, vs. yolunda çıkan eleştirilerin filmle uzaktan yakından ilgisi yok. Filmin tek yapmaya çalıştığı şeytani kötülükte tarihsel bir figüre insan maskesi takarak onu anlamaya çalışmak; onun ve temsil ettiği ideolojinin yeniden hortlamasını ancak böyle önleyebiliriz.?



Romantik komediye dönüş yaptığı ?Aşkla Randevu?da klasik anlamda romantik diyebileceğimiz bir tekne üreticisi olan Jake?i canlandıran John Cusack, canlandırdığı karakterle ilgili şunları söylüyor: ?Tekrar biriyle çıkacaksa, bunun destansı bir aşk olmasını istiyor. Bazı iniş çıkışların olacağının ve bazı keskin acıların yaşanacağının farkında, ama tüm bunları kucaklamaya hazır; tutkulu bir karakter? diyor. Ama yine de, tüm bu tutkuya rağmen, yine aradığı büyük eserin çok çok uzağına düştüğü kesin gibi...

kaptan jack
19-11-06, 14:44
http://img295.imageshack.us/img295/913/johntf3.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
19-11-06, 14:45
http://img153.imageshack.us/img153/6795/john4nz3.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
20-11-06, 20:16
http://img124.imageshack.us/img124/764/john3gu8.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
20-11-06, 20:19
http://img122.imageshack.us/img122/553/kimlikwd7.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
01-12-06, 21:20
http://img129.imageshack.us/img129/5955/john1iz0.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
01-12-06, 21:30
http://img489.imageshack.us/img489/4296/gzdeiftxw3.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
01-12-06, 21:31
http://img129.imageshack.us/img129/5913/gzdeift1nw6.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
01-12-06, 21:32
http://img489.imageshack.us/img489/1716/kimlik1tt5.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
01-12-06, 21:46
http://img164.imageshack.us/img164/8771/resim2ol7.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
01-12-06, 22:00
http://img487.imageshack.us/img487/4937/kimlik2ln7.jpg (http://imageshack.us)

BlueBird
01-01-07, 13:13
http://www.cartelia.net/fotos/s/serendipity.jpg

BlueBird
01-01-07, 13:16
http://www.boxofficeprophets.com/images/serendipity.jpg

BlueBird
01-01-07, 13:17
http://images.contactmusic.com/images/reviews2/serendipity.jpg

BlueBird
01-01-07, 13:17
http://www.hollywoodjesus.com/movie/serendipity/06.jpg

nessa
31-03-07, 21:30
Çok fazla filmini izleme şansım olmadı ama sempatikliği ve olgunluğuyla beğenimi kazanmış bir oyuncu.Kimlik'teki performansı çok iyiydi.Daha çok görmek isterim onu beyazperdede.

padme_
01-04-07, 21:44
"kimlik" ve "tesadüf" filmlerinden izlediğim kadarıyla iyi bir oyuncu olduğu söyleyebilirim.Kimlik filminin kurgusu güzeldi,tesadüf de romantik komedi türünün iyi bir örneği iki filmi de izlerken sıkılmadım,kadronun da iyi olması sebebiyle... türkiye'de ne zaman vizyona girer bilmiyorum ama yapımı tamamlanmiş ve yapım aşamasındaki bazı filmleri;

Igor (2008) (in production) (voice) .... Igor
Talking with Dog (2008) (pre-production)
War, Inc. (2007) (post-production)
The Martian Child (2007) (completed

bluenight05
03-04-07, 16:21
john cusack ı kimlik(identitly,.) filminde izledim gerçekten iyi bir oyuncu....

kaptan jack
25-04-07, 14:10
http://img172.imageshack.us/img172/714/47238wz2.jpg (http://imageshack.us) http://img172.imageshack.us/img172/8279/sayanythingma8.jpg (http://imageshack.us)

http://img257.imageshack.us/img257/469/normal224fc3e60zy2.jpg (http://imageshack.us)

http://img257.imageshack.us/img257/5243/sa281929pe4.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
25-04-07, 16:23
http://img152.imageshack.us/img152/5938/normalsa281829kh2.jpg (http://imageshack.us)
http://img455.imageshack.us/img455/7594/normalsa282429li5.jpg (http://imageshack.us)
http://img267.imageshack.us/img267/6110/normalsa282829sa0.jpg (http://imageshack.us)
http://img455.imageshack.us/img455/5531/normalsa283129sa4.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
25-04-07, 19:01
High Fidelity (2000)

"Yanlış davranma korkusu, işinden nefret etme, aşık olma ve diğer güncel konular üzerine bir komedi"



"Hangisi önce geldi; müzik mi, sefalet mi?
Çocukların şiddet dolu filmler izlemesinden endişe duyuluyor.
Şiddet kültürünün etkisinde kalacakları düşünülüyor.
Kimse çocukların kalp yarası, dışlanma, acı, sıkıntı ve kayıplarla ilgili binlerce şarkı dinlemesinden endişe duymuyor.
Sıkıntılarım olduğu için mi pop müzik dinledim?
Yoksa pop müzik dinlediğim için mi sıkıntı bastı?"

Müziğin insanların hayatında önemli bir yer tuttuğu günümüzde, sıradan bi insanın yaşamındaki müzik etkisi, bunun ilişkilerine yansıyışı, müziğin sosyal açıdan kurulan diyaloglardaki belirleyici rolü belki de ilk kez bugüne kadar bu kadar doğal anlatılmış. Kadın erkek ilişkilerinde dinlenilen müziğin karakterlere yansıyışının getirdiği tavrın etkisi ve beğenmediğin tarzda bir müziği dinleyen insanlar için önceden oluşan önyargı.. Dinlediği müziğe göre yargılanan, sınıflandırılan insanları ve bunu yapanların psikolojisini ilk kez bu kadar açık ve net anlatan bir film var karşımızda..Genelde içinde, başrol oyuncusu eskilerden bir rock yıldızını canlandırmıyorsa fon olarak kalan müzik, bu filmde ilk kez başrolleri paylaşıyor John Cusack ve Iben Hjejle ile..

"14 yaşımdan bu yana zamanın değiştiğini düşünmek hoş olurdu. İlişkiler daha karmaşık, kadınlar daha acımasız insanlar daha vurdumduymaz, içgüdüler daha gelişmiş. Ama o zamandan bu yana yaşamımdaki her şey o günün izlerini taşıyor. Aşk hikayelerimin tümü o ilkinin farklı bir versiyonu.."

Bir insanın çocukluktan çıkmaya başlayıp, hayatın nasıl bir şey olduğunu anlaması için gereken şeyin karşı cinsle, karşı cinsin ona uyandırdıklarıyla tanışmaya başlaması olduğunu idrak etmemizi sağlıyor John Cusack... 14 yaşında (ortalama) başladığımız ilişki devrine, ilk öpüşme gibi hayatımızdaki dönüm noktalarından birini geçirdikten sonra, ilişkilerin zaman ilerledikçe değişen hayat, bizler ve diğerleri ile farklılaşsa -belki boyut atlasa da- aslında özünde hep aynı kalan bir şeyler olduğunu gösteriyor..



Rob (John Cusack), 30'lu yaşlarının başlarında, piyasada az bulunan plak/single ları satan ve meraklıları dışında pek kimsenin uğramadığı dolayısıyla pek de iyi iş yapamayan bir plak dükkanı sahibi, eski dj (gece hayatının yorucu tozunu yalamış diyebiliriz), kadınlar konusunda kendine güvenini zaman zaman yitiren ama biraz da ukala bir adamı canlandırıyor. Ama her şeye rağmen yanında çalışan "müzikal moronlar'ın da etkisiyle -istemeden de olsa- gayet renkli bir yaşam sürüyor..

Julia (Iben Hjejle) ise modern hayatın duygusal kadını her şeyiyle. Prezentabl, iyi bir iş sahibi, iyi para kazanan.. lakin insanın yaptıkları yapacaklarının teminatı değil ve julia rob için yaptığı tüm fedakarlıktan sonra başka bir erkek için çekip gidebiliyor ama kopamıyor, belki bir arayış, evlilik düşünen insanın beyninde dolaşan hayatındaki tek insanın o olacağına dair şüpheler..



Bahsi geçen müzikal moronlardan biri olan Barry (Jack Black) filmin bir komedi filmi olmasını sağlayan etmenlerden, filmi canlandırıyor her monotonlaştığını düşündüğünüz anda.. Dick (Todd Louiso )ise elinde güvendiği bir tek müzik zevki olan ezik ama çok sempatik ve ne diyeceğini bilemeyen şaşkın bir karakter. Ama bu kadar sosyallikten uzak gibi gözükse de müziğin insanları sosyalleştirmesine güzel bir örnek oluşturuyor filmde..




Nick Hornby'nin kitabından uyarlanmış olan film Julia'nın Rob'u terkedişiyle başlıyor. İlk başlarda "Çok da acı vermedi beni terkedişin." diyen Rob, bu ayrılığın altındaki sebebin başka bir erkek olduğunu öğrenince deliye dönüyor. "Neden bütün kadınlar beni terk ediyor?" sorusu beyninde yankılanırken; artık bu soruyu kendi kendine sormaktan vazgeçip, 14 yaşından beri yaşadığı ilişkileri gözden geçirmeye karar veriyor..

Bir nevi bütün bunların ve yaşananların anlamı ne sorusu ile özetlenebilicek 30'lu yaşlarındaki erkek bunalımına giriyor. Bir erkeğin,- standartlar dışındaki en azından- evliliğin sorumluluğunu almaya karar vermesi için geçilen aşamalar anlatılıyor özet şekilde. Tabii herkes aynı şeyleri yaşamıyor şu dünyada ama izleyen herkesin kendi ilişkilerinden bir parça bulacağı kesin.

Filmi diğer güncel hayattaki ilişkiler ve getirdikleri konulu filmlerden ayıran en önemli özellik kurgusu ve John Cusack' ın direk kameraya bakarak konuşması ve sanki bütün olayı size anlatıyormuş hissiyatı vermesi sanırım. Bu da izleyiciyi çok kolay filmin içinde bir gözlemci yapmaya yetiyor. Karşında sana başından geçenleri anlatan ve zaman zaman cevap bekleyen karizmatik bi adamı kim dinlemez ki? "Being John Malkovich" ten de tanıdığımız John Cusack mükemmel bir oyunculuk sergiliyor. Lisa Bonet ve Tim Robbins de filmde rol alan diğer oyunculardan..

High Fidelity "aşk" dediğimiz yüce kavramın içinin boşaltılıp sadece günlük ilişkiler kalıbına sokulduğu, beraber olunan insana karşı saygının da kalmadığı şu günlerde; hala içinde bu özelliklerini(aşk, sevgi, saygı) kaybetmemiş ya da daha doğru bir deyişle günümüz ilişkilerinin yıprattığı ama yıkamadığı ve kendini toparlamak isteyen herkese çok güzel bir ders veriyor..

İzler izlemez hayatınızda izlediğiniz en iyi filmler listesi top 5 e girmeye aday bir film kesinlikle. Ya da biraz daha gerçekçi olursak top 10 diyelim. Ama her daim arşivinizde bulunması, zaman zaman izlenip ders alınması ve özümsenmesi gerekli filmlerden biri..



Duygu Esirkuş

kaptan jack
26-04-07, 19:35
http://img395.imageshack.us/img395/514/conairkc8.jpg (http://imageshack.us)
http://img395.imageshack.us/img395/2886/conair28629ud6.jpg (http://imageshack.us)
http://img395.imageshack.us/img395/1892/normalconair28429lh9.jpg (http://imageshack.us)
http://img292.imageshack.us/img292/3281/sa28429na6.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
26-04-07, 19:42
http://img395.imageshack.us/img395/5197/sa28529gf1.jpg (http://imageshack.us)
http://img292.imageshack.us/img292/1007/sa28629ee7.jpg (http://imageshack.us)
http://img252.imageshack.us/img252/8536/sa28929wa2.jpg (http://imageshack.us)
http://img252.imageshack.us/img252/5115/sa28729zb0.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
26-04-07, 19:47
http://img395.imageshack.us/img395/2042/sa281129wv6.jpg (http://imageshack.us)
http://img252.imageshack.us/img252/6364/sa281529dg8.jpg (http://imageshack.us)
http://img292.imageshack.us/img292/3702/sa282029fk2.jpg (http://imageshack.us)
http://img292.imageshack.us/img292/3894/sa282329bt7.jpg (http://imageshack.us)

BlueBird
26-04-07, 19:49
kaptan jack eklediğin resimler için çok teşekkürler. ben çok seviyorum John u. çok fazla filmini izlemedim ama izlediğim kadarıyla çok başarılı bi oyuncu.

tubi1986
27-04-07, 09:05
john'a high fidelity (sensiz olmaz) filminde bayılmıştım.
süper bi romantik komediydi.ben çok sevmiştim john'u bu rolde.romantik komedilere çok yakışıyor bu adam.

kaptan jack
28-04-07, 11:09
rica ederim arkadaşlar....bu aralar john cusack a acayip takmış bulunmaktayım....dün gece being john malcovich ile red thin line da izledim kendisini........ikisindede bambaşka rollerde çıktı karşıma...her ne kadar red thin line da 15 dakika görünsede o bile yetti.....pek fazla konuşmadı ama bakışlarıyla her şeyi bitirdi diyebilirim...being john malcovich e gelirsek orda resmen döktürmüş diyebilirim....uzun saçları,gözlükleriyle konuşması ve hareketleriyle resmen aştı diyebilirim....en sıradışı john cusack görmek istiyorsanız mutlaka izleyin....umutsuz,içinde fırtınalar kopan ve ilginç bir kuklacı görmek istiyorsanız bu film tam size göre.....tabi diger güzel oyunculuklarda cabası.........:img-wink:

şu zamana kadar Identity,Con Air,Runaway Juri,Serendipity,Being John Malkovich,Thin Red Line,Midnight in the Garden of Good and Evil ,Say Anything,The Contract,True Colors filmlerini izledim ve hiç pişman degilim.....şimdide Max ve High Fidelity ti yi arıyorum umarım bulurum.........:icon_sorr

kaptan jack
28-04-07, 11:22
http://img144.imageshack.us/img144/9822/sa282729dx6.jpg (http://imageshack.us)
http://img82.imageshack.us/img82/7947/sa283329zp4.jpg (http://imageshack.us)
http://img82.imageshack.us/img82/5527/sayanythinghl2.png (http://imageshack.us)
http://img144.imageshack.us/img144/8997/sayanything0rr1.png (http://imageshack.us)

kaptan jack
29-04-07, 14:41
John Cusack
Büyük bir eserin parçası olmak istiyor!


John Cusack, aktörlüğünü aileye bağlayabileceğimiz oyunculardan biri. Öyle ki annesi Nancy Cusack’i saymazsak, tüm familyasının eğlence sektöründe olduğunu görüyoruz. Baba Dick Cusack bir oyuncu ve film yönetmeni, kardeşleri Joan Cusack, Ann Cusack, Bill Cusack ve Susie Cusack’e de oyunculuğun zorlu merdivenlerinde rastlayabilirsiniz. Bu hârika oyuncu, tıpkı ağabeyleri ve kız kardeşleri gibi, henüz küçücük bir çocuk iken Chicago’da Piven Theatre Workshop’a gitmeye başladı. Yalnızca on iki yaşındayken birçok sahne uyarlamasında rol almıştı bile; reklamlar için seslendirme yapıyor ve birçok teklif alıyordu. Yasal yaşına ulaşmasına daha pek çok yıl varken, işte 17 yaşında ilk uzun film çalışmasında, Rob Lowe ve Andrew McCarthy ile, romantik komedi filmi "Class"da rol aldı. Yıl 1983.?

Anne ve sevgili arasında Sonraki rolü, Anthony Michael Hall’ın ekibinde oynadağı "Sixteen Candles", Cusack’ı gençlik filmlerinin ilginç oyuncularından birisi haline getirdi. Bir yandan küçük filmlerde bir yandan da "The Sure Thing", "Better Off Dead" gibi daha büyük yapımlarda önemli rollerde oynuyordu. Genç Cusack’ın en çok hatırlanan, hâlâ hayranlarının gözünde ayrı bir yere sahip olan filmi ise romantik Lloyd Dobler’ı canlandırdığı "Say Anything" oldu. Bir yıl sonra, sinema salonlarında çok farklı bir Cusack izlenecekti: artık büyümüş, gençliğinin o ilk körpeliğinden kurtulmuş, daha olgun bir Cusack: film, tabiî ki "The Grifters" idi. Sonraki yıllar John Cusack için oldukça sakin geçti, ama bu boş yılları çeşitli tiyatro işleriyle doldurmayı da bildi. Ne de olsa ilk aşkı tiyatroydu ve sinema sonuçta o büyük düşünürün deyişiyle "gölgelerin bir dansı", "bir oyunu"ndan başka da bir şey değildi. Chicago’da, doğduğu ve ilk defa tiyatro sahnesinde ayakta durduğu o güzel şehirde, The New Criminals isimli sahne grubuyla çalıştı. Bu ilginç isimli tiyatro grubunun (Yeni Suçlular) ismi, aslında bir başka tiyatro kökenli büyük oyuncunun, Tim Robbins’in Actors’ Gang’inden esinlenilmişti (‘Oyuncular Çetesi’). Cusack, siyasî ve avant-garde işler yapıyordu bu grupta. Dört yıl sonra Cusack, lise arkadaşları Steve Pink ile D.V. DeVincentis’le birlikte yeni bir film şirketinin kuruluşunda çalıştı: New Crime Productions (Yeni Suç Prodükisyon). Bir kez daha, suçla, karanlıkla dolu bir ismin altındaydı genç aktör.?

Garip bir dünya Şirketin ilk işi iyi yazılmış bir komedi olan "Grosse Pointe Blank" oldu ve bu film Cusack için adetâ bir yeniden doğuş oldu. Senaryo yazımına katkıda bulundu ve bir tetikçiyi canlandırdı. Lise mezuniyetinden on yıl sonra yeniden toplanan eski dostların arasına gidiyor, Minnie Driver’ın oynadığı karaktere aşık oluyordu canlandırdığı karakter bu filmde. Sonra, Oscar Wilde’ın dediği oldu ve hayat sanatı taklit etti, Cusack liseden arkadaşlarıyla bir onuncu yıl buluşması için biraraya geldi ve Minnie Driver’a da o gün aşık oldu. "Blue Velvet"taki garip olayların çeşitli anlarında McLuhan ile Dern arasındaki diyalog, bu tuhaf duruma da çok iyi uyuyor aslında: "It’s a strange world", evet, garip bir dünya bu. John Cusack’ın sonraki rolü "Con Air"deki federal ajan tiplemesiydi. Bu filmi seçme sebebi artık para kazanmayı, daha çok daha çok kazanmayı istemesiydi. Clint Eastwood’un "Midnight in the Garden of Good and Evil"i de biraz bundandı belki, ama daha çok büyük ustayla birlikte çalışmak içindi. Burada bir cinayetle uğraşan Yankee gazeteciyi canlandırdı. Cusack’in maddîyatçı seçimleri onu ilk aşkı olan avant-garde yapımlardan uzaklaştırmadı hiç. "Being John Malkovich"in başrolündeki oyunu, Spike Jonze’un hârika fikirlerinin sinemadaki yansımasında gerçekten de muhteşemdi.?

Büyük bir eserin parçası olmak Bu kuklacı, bu yetenekli oyuncu 2000 senesinde "High Fidelity"de bir kez daha sinema ve müzik severlerin sevgisini kazandı. Biraz buruk, aslında gülüyor da, neşesi de yerinde, ancak burukluğunun arkasında, her sanatçının muzdarip olduğu o sebep yatıyor belki de: (kendi sözleriyle) "büyük bir sanat eserinin parçası" olmak istiyor John Cusack ve artık öznesi olmadığımız hayatlarımızda bunu nasıl yapacağını da pek bilemiyor. Çocukluğunda canlandırdığı Çehov’lar, Gogol’lar ve daha yakın zamandan Beckett da yok artık. Ama meselâ bir Mamet, Jonze veya birkaç yıl önce “Kimlik”te (“Identity”) birlikte çalıştığı, “Heavy” (1995), “Cop Land” (1997) ve “Girl, Interrupted” (1999) gibi başarılı filmleriyle tanıdığımız James Mangold var. Geçen yıl vizyona giren “Jüri” de Gene Hackman ve Dustin Hoffman gibi iki usta isimle çalışması Cusack’ın bu ‘büyük sanat eseri’ projesini öne almaya çalıştığını düşündürtebilirdi belki, ama vasat bir düzeyde seyreden bu filmin onu bu idealine yaklaştırma yolunda bir katkı yapmadığını belirtmemiz gerek. Sonrasında karşımıza çıkan "Genç Hitler" ("Max") de, Cusack'in arzuladığı ‘büyük sanat eseri’ olmanın fersah fersah uzağında bir filmdi; ancak filmde Cusack’in canlandırdığı Max Rothman karakteri sanatla yatıp sanatla kalkan biri. Bu sanat tutkusu vesilesiyle yolu, genç bir ressam olan Adolf Hitler’le kesişen Rothman, gözlerinin önünde, günden güne kendini radikal politik düşüncelerinin kollarına bırakan genç Hitler’in sanata olan ilgisini canlı tutmaya ve onu politikadan uzaklaştırmaya çalışsa da, yol açtığı acı tarihsel olaylarla hepimizin beynine kazınan, sadece 20. yüzyılın değil, tüm insanlık tarihinin bu en karanlık, en faşist diktatörünün doğmasına engel olamıyor. Her ne kadar film, ‘Holocaust’ travmasını hafife almakla, Hitler gibi bir diktatöre hümanist bir perspektiften bakmakla eleştirilse de, Cusack, bu eleştirilerin filmi izlemeyen kişiler tarafından yapıldığını ve bir gün “Genç Hitler”in değerinin anlaşılacağını düşünüyor: “Bu filmle iki farklı dünya görüşünü bir arada göstermeye çalıştık. Bir canavarı insanileştirmeye çalıştığımız, Holocaust’u sömürdüğümüz, vs. yolunda çıkan eleştirilerin filmle uzaktan yakından ilgisi yok. Filmin tek yapmaya çalıştığı şeytani kötülükte tarihsel bir figüre insan maskesi takarak onu anlamaya çalışmak; onun ve temsil ettiği ideolojinin yeniden hortlamasını ancak böyle önleyebiliriz.”?

Romantik komediye dönüş yaptığı “Aşkla Randevu”da klasik anlamda romantik diyebileceğimiz bir tekne üreticisi olan Jake’i canlandıran John Cusack, canlandırdığı karakterle ilgili şunları söylüyor: “Tekrar biriyle çıkacaksa, bunun destansı bir aşk olmasını istiyor. Bazı iniş çıkışların olacağının ve bazı keskin acıların yaşanacağının farkında, ama tüm bunları kucaklamaya hazır; tutkulu bir karakter” diyor. Ama yine de, tüm bu tutkuya rağmen, yine aradığı büyük eserin çok çok uzağına düştüğü kesin gibi...

kaptan jack
03-05-07, 19:52
http://img504.imageshack.us/img504/116/23dd74770nu8.jpg (http://imageshack.us)
http://img478.imageshack.us/img478/8935/hfgg1.jpg (http://imageshack.us)
http://img504.imageshack.us/img504/2849/hf281129id1.jpg (http://imageshack.us)

http://img478.imageshack.us/img478/9223/klasiktopfr6.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
07-05-07, 15:53
http://img488.imageshack.us/img488/8436/normal2099075b0ez1.jpg (http://imageshack.us)
http://img59.imageshack.us/img59/3562/normalserscpk6.jpg (http://imageshack.us)
http://img59.imageshack.us/img59/4994/normalsersc28429gi8.jpg (http://imageshack.us)
http://img517.imageshack.us/img517/7363/normalsersc28529qe4.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
07-05-07, 15:56
http://img488.imageshack.us/img488/5773/normalsersc28729ns1.jpg (http://imageshack.us)
http://img517.imageshack.us/img517/5664/normalsersc28929nq3.jpg (http://imageshack.us)
http://img488.imageshack.us/img488/769/normalsersc281129un3.jpg (http://imageshack.us)
http://img517.imageshack.us/img517/385/normalsersc281329vv6.jpg (http://imageshack.us)

heyrodrigo
07-05-07, 22:25
kaptan jack

Son İki Mesajda Verdiğin Capslar Serendipty'den (Tesadüf) Olsa Gerek Çok Hoş Bir Filmdi. John ile Kate Çok İyi Bir İkili Olmuşlardı... :good:

Bu Arada Bir Kaç Sayfa Önceki Mesajlarında Aradığın Bazı John Cusack Filmlerinin Linkleri Bende Mevcut İstersen Sana PM'den Atarım :)

kaptan jack
08-05-07, 17:40
canım evet o filmde gerçekten ikiside çok iyiydi....çok şirin bir filmdi..........:img-blush güzelim açıgı yavaş yavaş kapatıyorum birkaçını buldum bulamazsam yardımını isticem ilgin için çok sagol.........:img-wink:

bu arada dün iki aydır aradıgım max i sonunda buldum ve izledim.......gerçekten harikaydı.....hitler ile ilgili genelde pek film izlemem zaten anltılanlar genelde onun yaptıklarıyla ilgilidir ama bu film kamerayı direk hitler e dogrultuyor ve hitler nasıl hitler oldugunu ögreniyoruz...gelelim john cusack ın performansına.....ne denebilir ki tek kelime ile harikaydı....bir kolunu savaşta kaybetmiş bir ressam olarak yaşadıklarını ve ruh halini bize çok iyi yansıttı.....bu filmle her rolün oyuncusu oldugunu kanıtladı bence her ne kadar daha çok romantik komediler ve o tarzda filmlerde görünmeyi teercih etsede her karakterin altından çok başaılı bir şekilde kalkıyor........film hakkında daha çok şey yazmak isterdim ama ilerde izleyecekler için haksızlık etmiyeyim.....neden bu adamı bu kadar çok sevdigimi bu filmde daha iyi anladım.....ayrıca belitmek isterim ki noah taylor ın performasında bir o kadar muhteşemdi....sanat ve politika arasında sıkışmış bir hitler görmek istenler için ideal....sonu ve bazı vurucu sahneleri mükemmeldi....

üç dvd sini daha sipariş ettim haftaya geliyor izlemek için sabırsızlanıyorum gerçektem.....:happy0064

kaptan jack
09-05-07, 16:09
http://img513.imageshack.us/img513/264/normalsersc281429cn8.jpg (http://imageshack.us)
http://img265.imageshack.us/img265/9541/normalsersc281629xc8.jpg (http://imageshack.us)
http://img513.imageshack.us/img513/3769/normalsersc281729hw0.jpg (http://imageshack.us)
http://img513.imageshack.us/img513/4572/normalsersc282029lj5.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
09-05-07, 16:12
http://img265.imageshack.us/img265/5711/normalsersc282329fd1.jpg (http://imageshack.us)
http://img265.imageshack.us/img265/9219/normalsersc282529dj4.jpg (http://imageshack.us)
http://img265.imageshack.us/img265/6100/normalsersc283229ek6.jpg (http://imageshack.us)
http://img265.imageshack.us/img265/2597/normalsersc283429st9.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
12-05-07, 18:54
http://img526.imageshack.us/img526/9516/normalsersc283529qs3.jpg (http://imageshack.us)
http://img406.imageshack.us/img406/1599/normalsersc283829wa1.jpg (http://imageshack.us)
http://img161.imageshack.us/img161/5689/normalsersc284129fv1.jpg (http://imageshack.us)
http://img161.imageshack.us/img161/7681/normalsersc284329md9.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
12-05-07, 19:31
http://img517.imageshack.us/img517/6113/normalsersc284529bu7.jpg (http://imageshack.us)
http://img517.imageshack.us/img517/7019/normalsersc284729qb6.jpg (http://imageshack.us)
http://img490.imageshack.us/img490/2319/normalsersc284929ko6.jpg (http://imageshack.us)
http://img490.imageshack.us/img490/913/normalsersc285129ls4.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
15-05-07, 16:00
dün high fidelty yi izledim çok ama çok güzeldi....hayatımda gördügüm en şirin john bu filmdeydi....konusuda harikaydı....üzerinde ayrıntılı bir yoruz yazıcam en kısa zamanda..........:img-pilot

kaptan jack
16-05-07, 18:47
Temmuz ayında vizyona girilmesi beklenen filmin yonetmenligini Mikael Hafstrom üstlenicek.Basrollerinde ise John Cusack ve Samuel L.Jackson gibi iki yıldız olucak.

Filmin konusu dogaüstü olaylara meraklı John Cusack'in bir otelin 1408 no'lu odasındaki tuhaflıkları arastırmasıyla baslar ve bu tuhaflıklar zamanla korkunc seyleri meydana getirir.

1408 Kıng'in Karanlık oykuler kitabında bulunuyor

kaptan jack
16-05-07, 18:51
Stephen King Sunar

1408 numaralı oda ziyaretçilere açıldı...
(9 Mayıs 2007)

Stephen King'in kısa öyküsünden uyarlanan 1408 projesiyle ilgili gelişmeleri size aktarmıştık.

Uzun bir süre ortada gözükmeyerek dedikodulara yol açan proje yakın zamanda web sitesini açtı. İlgi çekici web sitesi hayli ürkütücü imajlarla karşılıyor ziyaretçilerini.

Temmuz ayında vizyona girmesi beklenen 1408'in yönetmenliğini Mikael Håfström, başrolünü ise John Cusack ve Samuel L. Jackson üstlendi.

Film, doğaüstü konulara meraklı yazar John Cusack'in, bir otelin 1408 numaralı odasındaki tuhaflıkları araştırmasıyla başlayacak ve beklenmedik korkunç olaylarla devam edecek.

1408 öyküsü, Stephen King'in Karanlık Öyküler kitabında bulunuyor. Henüz okumayan King okurlarına tavsiye ederiz.

kaptan jack
16-05-07, 19:11
http://img366.imageshack.us/img366/9103/hfuo5.jpg (http://imageshack.us)
http://img184.imageshack.us/img184/3653/hf28229gx7.jpg (http://imageshack.us)
http://img468.imageshack.us/img468/6146/hf28629nx4.jpg (http://imageshack.us)
http://img366.imageshack.us/img366/1221/hf28729cc3.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
18-05-07, 14:12
http://img408.imageshack.us/img408/1291/hf28829rj9.jpg (http://imageshack.us)
http://img99.imageshack.us/img99/7165/hf281129bk1.jpg (http://imageshack.us)
http://img99.imageshack.us/img99/7301/hf282529fa2.jpg (http://imageshack.us)
http://img99.imageshack.us/img99/7315/hf285029pn3.jpg (http://imageshack.us)

tubi1986
18-05-07, 17:23
dün high fidelty yi izledim çok ama çok güzeldi....hayatımda gördügüm en şirin john bu filmdeydi....konusuda harikaydı....üzerinde ayrıntılı bir yoruz yazıcam en kısa zamanda..........:img-pilot

evettt harika bi film gerçektende :happy0064 bende çok severim high fidelity'i

türkçeye de sensiz olmaz diye çevirmişlerdi. :img-wink: oldukça hoş bir romantik komedi.erkeklerin zayıf noktaları,hayalkırıklıkları,aşkları,kaybedişleri,s evinçleri üzerine güzel bir film.:good:

BlueBird
19-05-07, 22:49
kaptan jack eklediğin resimler ve bilgiler için çok teşekkürler.
high fidelity'i ben izlemedim ama tubi de sen de çok güzel bahsetmişsiniz merak ettim baya. bi ara ben de bulup izliyim bari :img-yes: daha izlemediğim biçok filmi var aslında ama hepsinde oyunculuğunun süper olduğuna eminim... özellikle tesadüfte çok tatlıydı ya :img-in_lo
bu arada rica etsem bikaç imza ve avatarını yaparmısın acaba???

tubi1986
20-05-07, 10:27
imza ve avatarını ben yaparımm :)

gerçi çok güzel yapamıorum ama yapıyımm ;)

tubi1986
20-05-07, 19:49
hangi resimlerden yapayım peki??
buraya eklediklerinden yapıorum o zaman :)

BlueBird
20-05-07, 19:54
benim elimde burdakilerin dışında pek resim yok o yüzden sen hangileriyle istiyosan onlarla yap sorun olmaz canım...

kaptan jack
21-05-07, 15:24
kaptan jack eklediğin resimler ve bilgiler için çok teşekkürler.
high fidelity'i ben izlemedim ama tubi de sen de çok güzel bahsetmişsiniz merak ettim baya. bi ara ben de bulup izliyim bari :img-yes: daha izlemediğim biçok filmi var aslında ama hepsinde oyunculuğunun süper olduğuna eminim... özellikle tesadüfte çok tatlıydı ya :img-in_lo
bu arada rica etsem bikaç imza ve avatarını yaparmısın acaba???

rica ederim canım....film gerçekten çok güzeldi.....erkekleri anlama klavuzu olarak söyleyebilirim...bazı sahneleri gerçekten çok komikti...john cusack her zaman ki gibi döktürmüştü...her ne kadar sütten çıkmış ak kaşık havalarında ortada dolaştıysada çok şirindi....jack black le olan dialogları ayrı güldürü unsuruydu....

bu arada tubi eger imza ve avatar yaparsan çok sevinirim...bende ne zamandır istityordum da pek o konuda kabiliyetim olmadıgı için yapmadım.....:img-blush

kaptan jack
21-05-07, 19:19
http://img514.imageshack.us/img514/9572/hf285129tt0.jpg (http://imageshack.us)
http://img252.imageshack.us/img252/1015/hf285329wz7.jpg (http://imageshack.us)
http://img252.imageshack.us/img252/2316/hf285529qs0.jpg (http://imageshack.us)
http://img514.imageshack.us/img514/3435/hf285629nz2.jpg (http://imageshack.us)...en güzel sahnelerden biridir........:img-hyste

kaptan jack
21-05-07, 19:22
http://img102.imageshack.us/img102/7406/hf285729il1.jpg (http://imageshack.us)
http://img252.imageshack.us/img252/7123/hf285829ko3.jpg (http://imageshack.us)
http://img514.imageshack.us/img514/996/hf285929tt4.jpg (http://imageshack.us)
http://img102.imageshack.us/img102/4366/hf286129ul9.jpg (http://imageshack.us)

tubi1986
21-05-07, 22:09
ok arkadaşlar bende öyle müthiş yapamıorum ama elimden geldiğince güzel yapmaya çalışırım :)

yarın yapıp eklerim bi aksilik olmazsa ;)

kaptan jack
23-05-07, 13:50
http://img520.imageshack.us/img520/4805/hf286229je7.jpg (http://imageshack.us)
http://img73.imageshack.us/img73/6734/hf286329cg4.jpg (http://imageshack.us)
http://img73.imageshack.us/img73/5401/hf286429ei8.jpg (http://imageshack.us)
http://img520.imageshack.us/img520/1158/hf286529mn8.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
23-05-07, 13:54
http://img520.imageshack.us/img520/6378/hf286629mr8.jpg (http://imageshack.us)
http://img371.imageshack.us/img371/8281/hf287029bu1.jpg (http://imageshack.us)
http://img371.imageshack.us/img371/1299/hf286729dr1.jpg (http://imageshack.us)
http://img371.imageshack.us/img371/5148/hf286929el0.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
24-05-07, 20:42
http://img66.imageshack.us/img66/5011/hf287329oi6.jpg (http://imageshack.us)
http://img504.imageshack.us/img504/4173/hfonsetao6.jpg (http://imageshack.us)
http://img460.imageshack.us/img460/4473/hfposternz0.jpg (http://imageshack.us)
http://img374.imageshack.us/img374/8122/hfprem28129kg6.jpg (http://imageshack.us)

tubi1986
25-05-07, 18:35
ya arkadaşlar sözümü unutmadım avatar ve icon yapıcam size ama finallerim haftaya bitiyo.
ok kusura bakmayın cnm?

BlueBird
26-05-07, 00:01
sen sıkma canını tubicim sınavlarını hallet çalışmaların hiç acelesi yok canım. benim de finallerim var zaten çok giremiyorum.
kaptan jack yine çok güzel resimler eklemişsin sağol canım...

tubi1986
26-05-07, 07:42
avatarlar:
benden ;)

http://img243.imageshack.us/img243/700/untitled1fh8.png+http://img213.imageshack.us/img213/4588/untitled3sh8.png+http://img526.imageshack.us/img526/7166/untitled4kx2.png+http://img213.imageshack.us/img213/3466/untitled5gg7.png

http://img213.imageshack.us/img213/4142/untitled6dm8.png+http://img526.imageshack.us/img526/2568/untitled7af8.png+http://img213.imageshack.us/img213/7803/untitled8oi3.png+http://img213.imageshack.us/img213/5567/untitled9xz9.png

kaptan jack
30-05-07, 16:13
http://img501.imageshack.us/img501/3301/6840cl2.jpg (http://imageshack.us)
http://img230.imageshack.us/img230/5408/6841le3.jpg (http://imageshack.us)
http://img501.imageshack.us/img501/9020/6842jp1.jpg (http://imageshack.us)
http://img49.imageshack.us/img49/7954/6843on3.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
30-05-07, 16:16
http://img501.imageshack.us/img501/6774/6845rf8.jpg (http://imageshack.us)
http://img230.imageshack.us/img230/7413/6846nj7.jpg (http://imageshack.us)
http://img49.imageshack.us/img49/7046/6848eb6.jpg (http://imageshack.us)
http://img49.imageshack.us/img49/5509/6850za5.jpg (http://imageshack.us)

sevgi86
06-08-07, 11:52
iki gece önce contract diye bir film izledim
morgan freeman ve john cusack
ve seni andım kaptan jack
ilk senin imzanda okumuştum adını çünkü
ailecek bağrımıza bastık çocuğu
aslında ben kendisini sevdiğim 4 oyuncuya da benzettim(ed,geri,snape ve darcy)
ama oyuncuğu hakkında bir iki şey yazmam gerekirse
öncelikle;
ben bu adamı bir yerden tanıyorum
sonra
gayet beğendim
sen romantik komedilere iyi gidiyor diye yazmışsın
acaba ben de izledim mi bir romantik komedide
neyse hatırlarsam yazarım
ayrıca bağrıma bastım

kaptan jack
10-08-07, 13:26
iki gece önce contract diye bir film izledim
morgan freeman ve john cusack
ve seni andım kaptan jack
ilk senin imzanda okumuştum adını çünkü
ailecek bağrımıza bastık çocuğu
aslında ben kendisini sevdiğim 4 oyuncuya da benzettim(ed,geri,snape ve darcy)
ama oyuncuğu hakkında bir iki şey yazmam gerekirse
öncelikle;
ben bu adamı bir yerden tanıyorum
sonra
gayet beğendim
sen romantik komedilere iyi gidiyor diye yazmışsın
acaba ben de izledim mi bir romantik komedide
neyse hatırlarsam yazarım
ayrıca bağrıma bastım

demek contract ı izledin...fena film degildir,bu filmde john na bir kez daha hayran olmuştum....tabi bizimkiler filmi morgan freeman için izlemişlerdi ama olsun onuda severim zaten.....:img-icecr

bir yerden tanıdıgını söylemişsin valla kimlik ten olabilir,güzel bir gerilim filmiydi...belki ordan tanırsın çok filmi var mutlaka bir yerde rastlamışsındır....:img-pilotayrıca romantik komedilerde oynaması istemiyorum çünkü romantik komedi türünden pek hoşlanmam onun sayesinde izlemeye başlamıştım.......hatta birkaç filmi bende bagımlılık falan yapmıştı zamanında....bagrına bastıgına sevindim,ee bagrına basılmıcak gibi mi yaa.......:img-in_lo

sevgi86
17-08-07, 16:06
sanırım john cusack ın yeni filmlerinden biri daha vizyona girmedi 1408
belki de gelmez türkiyeye
biz pirate izledik
stephen king referansına rağmen pek beğendiğimi söyleyemem
ama allah için adam iyi kotarmış
izlemed,ysen ben de sana onu tavsiye ederim
gerilim seviyorsun sanırım

kaptan jack
17-08-07, 18:06
sanırım john cusack ın yeni filmlerinden biri daha vizyona girmedi 1408
belki de gelmez türkiyeye
biz pirate izledik
stephen king referansına rağmen pek beğendiğimi söyleyemem
ama allah için adam iyi kotarmış
izlemed,ysen ben de sana onu tavsiye ederim
gerilim seviyorsun sanırım



1408 28 eylülde vizyona girecek diye biliyorum ben beklicez yani dvd bulursam alırım o kadar bekleyemem artık bakalım birde the martian child var oda 26 ekimde...1408 merak ediyorum malum gerilim ama uyarlama sanmam ama inşallah güzel olmuştur....john un kimlik teki performansından sonra bu filmde iyi birşeyler başardıgına eminim zaten.....sende johncu oldun gözümden kaçmadı yani....:icon_whis

kaptan jack
18-08-07, 16:41
http://img444.imageshack.us/img444/8749/mcdf04161fqe8.jpg (http://imageshack.us)
http://img444.imageshack.us/img444/2914/01ei8.jpg (http://imageshack.us)
http://img444.imageshack.us/img444/25/02ao0.jpg (http://imageshack.us)
http://img444.imageshack.us/img444/1938/03qi8.jpg (http://imageshack.us)
http://img444.imageshack.us/img444/2900/04ax7.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
18-08-07, 16:52
http://img444.imageshack.us/img444/5416/05ls5.jpg (http://imageshack.us)
http://img444.imageshack.us/img444/426/06qn1.jpg (http://imageshack.us)
http://img444.imageshack.us/img444/521/07sp2.jpg (http://imageshack.us)
http://img444.imageshack.us/img444/9602/08go1.jpg (http://imageshack.us)
http://img444.imageshack.us/img444/7042/matianchildbigwp6.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
18-08-07, 16:55
http://img444.imageshack.us/img444/3476/n41514bx8.jpg (http://imageshack.us)

http://img444.imageshack.us/img444/6673/martianchildbbp7.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
18-08-07, 17:30
http://img142.imageshack.us/img142/8814/14085sv6.jpg (http://imageshack.us)
http://img250.imageshack.us/img250/5867/140820071ne3.jpg (http://imageshack.us)
http://img142.imageshack.us/img142/9995/1408pubaxe5.jpg (http://imageshack.us)
http://img250.imageshack.us/img250/1359/1408pubbjf1.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
18-08-07, 17:35
http://img250.imageshack.us/img250/7641/1408pubdhj5.jpg (http://imageshack.us)
http://img58.imageshack.us/img58/9199/1408pubfmu1.jpg (http://imageshack.us)
http://img250.imageshack.us/img250/2634/1408pubids9.jpg (http://imageshack.us)
http://img58.imageshack.us/img58/4351/14082rk4.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
18-08-07, 17:39
http://img58.imageshack.us/img58/9256/14084tu7.jpg (http://imageshack.us)


filmin afişi

http://img250.imageshack.us/img250/954/14082007postervk1.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
22-08-07, 12:14
Ünlü korku romanı yazarı Mike Enslin (John Cusack) sadece kendi gözleriyle gördüğü şeylere inanır. Uyduruk perili evler ve mezarlıklarda geçen doğan üstü olayları kötüleyen bir dizi çok satan kitap yazdıktan sonra Enslin’in hayaletlerden uzak ve yalnız geceleri, yeni projesi için gittiği kötülüğüyle ün salmış Dolphin Otel’in 1408 numaralı odasında kalmaya başladığında değişmeye başlar.







Otel müdürünün (Samuel L. Jackson) uyarılarına karşı koyan yazar, perili olduğu söylenen bu odada yıllardan beri kalan ilk kişidir. Yeni bir liste başı kitabın eli kulağındadır, ama birçok diğer Stephen King kahramanı gibi, öncelikle yaşayabilmek için şeytanlarıyla yüzleşmelidir.







YAPIM HAKKINDA



Kendi ülkesinde yaptığı filmlerle iyi tanınan ve Oscar adayı olan İsveçli yazar/yönetmen Mikael Håfström, Clive Owen ve Jennifer Aniston’ın baş rollerini paylaştığı 2005 yapımı gerilim filmi “Derailed” Amarikan izleyicisi ve eleştirmenlerinin dikkatini çekti. Son çalışması, Stephen King’in kısa korku hikayesi “1408”, Håfström’ü tüm zamanların tartışmasız korku ustası tarafından yaratılan bambaşka bir dünyaya götürüyor.







“1408”in Londra’daki çekimleri ilk başladığında, Håfström ikinci kez İngilizce olarak film çekmesine rağmen kendisine son derece güvenliydi. Håfström Oscar adayı kurgucu Peter Boyle, kostüm tasarımcısı Natalie Ward, yapım tasarımcısı Andrew Laws, görüntü yönetmeni Benoît Delhomme’dan oluşan “Derailed” ekibiyle çalışmaktan da mutluydu.







Håfström, donanımlı korku türü senaristi Matt Greenberg ve Golden Globe ödüllü senaristler Larry Karaszewski ve Scott Alexander tarafından yazılmış senaryonun ve rol alan oyuncuların da çok başarılı olduğunu söylüyor.







Filmin baş rolünde, Hollywood’da her türlü rolde gösterdiği başarıyla ünlü olan John Cusack, eziyet gören yazar Mike Enslin rolünde. Oyuncu, Håfström’ün 2004 yapımı olan ve “Yabancı Dilde En İyi Film” dalında Oscar adayı olan “Evil” adlı filmini izlediğinde oldukça etkilendiğini ve Håfström’ün bu tip konulara bilgelikle yaklaştığına inandığını söylüyor ve ekliyor “Håfström İsveçli ve İsveçlilerin önsezileri çok güçlüdür ve benliklerindeki ruhani yanla iletişim kurabilirler. Bu özellik de bu filmi büyük ölçüde besliyor.”







Håfström Cusack’i yönetmekten duyduğu mutluluğu şöyle dile getiriyor: “Onun star olmasının nedeni sadece oyunluluk yeteneği değil aynı zamanda sevilmesi de. Kadınlar da erkekler de onu seviyor ve bu yanını, canlandırdığı olumsuz yazar karakteriyle çok iyi bütünleştiriyor. Çünkü Cusack’in kendisini sevdirmesi, izleyicinin yazar Enslin karakterinin yaklaşımlarını anlamasından öte onu sevmesini sağlıyor.”







Bu role hazırlanırken Cusack, filmin alındığı Stephen King’in yazdığı kısa hikayeyi okudu. Cusack hikaye hakkında harika ve gerçekten eğlendirici” diyor ve devam ediyor. “King gerçekten harika bir hikaye yazarı. Hikayeleri nasıl sarsıcı ve ürkütücü hale getireceğini çok iyi biliyor. İnsanları nasıl bu kadar derinden korkutabildiğini, ya da bunu başarmasının arkasındaki itici gücü tam anlayamıyorum ama ruhları ve şeytanları harekete geçirdiği kesin.







Cusack’in canlandırdığı karakter, tüm efsane ve söylentileri araştırarak, perili evler ve dünyadaki diğer korku dolu yerler hakkında romanlar yazmaktadır. Aynı zamanda hayatında büyük bir trajedi yaşamıştır.







Håfström, Enslin karakterini, genç yaşta kaybettiği kızının acısını içinden atamayan dik başlı bir ruh olarak tanımlıyor ve devam ediyor: “O çok üzgün ve depresyonda ve bir arayış içinde.”







1408 gizemini işaret eden şaibeli bir kartpostal alan Enslin, son romanı olan “Perili Otel Odaları”nın son bölümü için buradan iyi bir hikaye çıkabileceğine karar verir.







Enslin New York’daki Dolphin Otel’e gider ve otel müdürü Bay Olin ile buluşur. “1408 konusunun otel müdürü ve çalışanların ortak bir kandırmacası olduğuna inanır Enslin. Çünkü bu konuda yazarsa, otel müşterilerinin sayısı yüzde elli artacaktır.” diyor Cusack.







“Ama bir süre sonra, söylenenler gerçekleşir ve oda bir karaktere bürünmeye başlar. Ve gerçekten saldırır.” Diyor Cusack.







“Mike Enslin, 1408 numaralı odada, dehşetle, kendi kafasındaki şeytanlar şeklinde karşılaşır ve onlarla savaşmak zorunda kalır.” diyor Håfström.







Samuel L. Jackson, hikayede daha küçük bir rolü olmasına rağmen, filmde daha büyük bir rolü olan Olin karakterini canlandırıyor.







“Sam’in oyunculuğunu hep sevmişimdir, Olin rolu için aklınıza birçok isim gelebilir. Ama Sam Jackson’ı gözünüzün önüne getirin, Sam o odaya gitme derse, o odaya gitmemelisiniz!” diyor Cusack.







Jackson kendi karakterini şöyle anlatıyor: ”Olin bir süredir otel müdürü ve bu pozisyonundan guru duyuyor. İnsanları 1408 numaralı odadan uzak tutmaya çalışıyor. Bu odanın pisliğiyle daha fazla uğraşmak istemiyor. Kendisi görevdeyken orada dört kişi ölmüş ve hiç zevkli deneyimler yaşamamış o dönemlerde. Bu durum otelin itibarı için de iyi olmamış.”



Jackson filmi “doğaüstü bir korku türü” olarak tanımlıyor ve devam ediyor: “O odada çok gerçek bir şey var. Ama bunun ne olduğunu ve neden var olduğunu kim bilebilir?”



Mary McCormack filmde Mike Enslin’in tuhaf karısı Lilly’i canlandırıyor. McCormack, Håfström’ün daha önceki işlerini pek bilmiyordu ama arkadaşı yönetmenin yakın arkadaşıydı. “ Daha once L.A’de onunla çalışanlar ona hayrandılar. Bu nedenle emin ellerde olduğu biliyordum” diyor McCormack ve devam ediyor “Stephan King’e gelecek olursak, yazdıkları gerçekten herkesten daha fazla tüyler ürpertici ve çok da inandırıcı. Bu nedenle de çok daha korkutucu.”







Oyuncu en çok Mike ve Lilly arasındaki karmaşık ilişkinin üzerinde duruyor. “İlişkilerinin sağlıklı olduğu zamandan görüntüler yer alıyor ama kızları öldükten sonra bir daha hiçbir şey aynı olmuyor. Yıllar içinde birbirlerinden uzaklaşıyorlar ama gene de bir birlerine aşık olduklarını düşünüyorum. Bir kapana kısılıyorlar, bu konuda konuşmuyorlar, aynı şekilde yas tutmuyorlar ve ikisinin de konuşmak istemedikleri konudan başka konuşacakları hiçbir şey yok.” diyor McCormack.







Bu bildiğimiz maskeli gençlik korku filmlerinden değil, gerçek bir korku. Bir hayalet hikayesi ve psikolojik bir gerilim filmi. Sonunda, olanlar gerçek miydi yoksa Mike’ın kafasının içinde miydi emin olabileceğinizi sanmıyorum.







Fantaki ve gerçek arasındaki bu net olmayan çizgi filmin ana teması.







Mike’ın gördüğü birçok şey gerçek olabilir, belki de gerçek, ya da Mike’ın en kötü kabusları.” Diyor Cusack.







Odada, orada kalanların geçmişlerinden getirdikleri olayları yönlendirebilen bir ruh var. “Mike hayali şeyler görmeye başlıyor. Ama bunlar onun başına gelmiş şeyler. Belki yarı yarıya doğru. Aile fertlerini, eski ilişkilerini ve kafasında tam olarak işinin bitmemiş olduğu ölü insanları görüyor.” Diyor Cusack

kaptan jack
22-08-07, 12:17
OYUNCULAR HAKKINDA



John Cusack / Mike Enslin:


John Cusack son 20 yılda Hollywood’un aranan oyuncuları arasına girmeyi başarmıştır. Son olarak “Martian Child” ve “1408” filmlerinde rol alan Cusack bu filmlerden önce 2007 Sundance Film Festivali’nde gösterilen “Grace Is Gone” da oynadı ve büyük beğeni kazandı. 2008 yılında sinema izleyicisiyle buluşacak “Igor” isimli çizgi filmde seslendirme yapacak olan Cusack son yıllarda “Brand Hauser: Stuff Happens”, “The Ice Harvest”, “Runaway Jury”, "Identity", “Max” ve ona Altın Küre kazandıran "High Fidelity" gibi filmlerde rol aldı. "Cradle Will Rock", "The Thin Red Line", "Grosse Pointe Blank", "Con Air", "Midnight in the Garden of Good and Evil", "City Hall", "Shadows and Fog", "Bullets Over Broadway", “Broadcast News”, “Serendipity”, “America’s Sweethearts”, “Say Anything”, “Sixteen Candles”, “The Grifters”, “Eight Men Out”, “Adaptation”, “Being John Malkovich” gibi filmlerde rol alan aktör halen Los Angeles’ta yaşamaktadır.




Samuel L. Jackson / Gerald Olin:



Hollywood’un en çalışkan aktörlerinden biri olan Jackson “Pulp Fiction” filminde canlandırdığı Jules karakteriyle sinema izleyicisinin beynine kazınmış bir oyuncudur. Jackson son olarak “Black Snake Moan” filminde rol aldı. Yakın zamanda oyuncu olarak görev yapacağı filmler arasında “Snakes on a Plane”, “Jumper”, “The Cleaner”, “Black Water Transit”, “Lakeview Terrace” bulunmaktadır. Jackson son yıllarda “Freedomland”, “The Man”, “Coach Carter”, “In My Country”, “XXX: State of the Union”, “Star Wars: Episode III – The Revenge of the Sith”, “S.W.A.T”, “Changing Lanes”, “Formula 51”, “XXX”, “Stars Wars Episode II: Attack of the Clones”, “Caveman’s Valentine”, “Unbreakable”, “Shaft”, “Rules of Engagement”, “Deep Blue Sea”, “Star Wars Episode



One: The Phantom Menace”, “The Negotiator”, “Jackie Brown”, “A Time to Kill” ve “Jungle Fever” filmlerinde rol aldı.







Jackson’ın rol aldığı diğer filmler arasında “Twisted,” “187,” “Sphere,” “The Long Kiss



Goodnight,” “Hard Eight,” “Kiss of Death,” “Losing Isaiah” and “Amos and



Andrew.” Additional film credits include: “Ragtime,” “Sea of Love,” “Coming to



America,” “Ray,” “Do the Right Thing,” “School Daze,” “Mo’ Better Blues,”



Goodfellas,” “Strictly Business,” “White Sands,” “ Patriot Games,” “Jumpin’ at the



Boneyard,” “Father and Sons,” “Juice,” “Fresh” ve “True Romance” bulunmaktadır.







Mary McCormack / Lily Enslin:



“The West Wing”, “K Street”, “Traffic”, “24” gibi televizyon programlarındaki oyunculuğuyla ünlenen aktrist “Dickie Roberts: Former Child Star”, “K-Pax”, “Mystery, Alaska”, “Gun Shy”, “True Crime”, “Deep Impact: The Alarmist” filmlerinde rol aldı. Başarılı bir tiyatro geçmişi de bulunan oyuncu Neil LaBute’un “Bash” i ve “My Marriage to Ernest Borgnine” ile “A Fair Country” gibi oyunlarda yer aldı.




Jasmine Jessica Anthony / Katie Enslin:



5 yaşında “Catch Me If You Can” filmiyle Leonardo DiCaprio'nun karakterin kız kardeşini canlandırarak sinema dünyasına adım atan Anthony, “A Christmas Carol”, “Oliver”, “Commander in Chief”, “Medium”, “My Name is Earl” gibi yapımlarda rol aldı.







FİLMİ YAPANLAR HAKKINDA







Mikael Håfström / Yönetmen



Lund, İsveç doğumlu yönetmen, Stockholm Üniversitesi ve NY School of Visual Arts’dan mezun olduktan sonra İsveç televizyon programlarında yönetmen yardımcılığı ve senaryo yazarlığı yaptı. 1995 yılında ilk filmi olan “Vendetta” yı yöneten Hafström, Days Like These, Evil (Ondskan), Drowning Ghost ve Derailed filmlerini yönetti.







Lorenzo di Bonaventura / Yapımcı



Harvard’dan mezun olduktan sonra Columbia Pictures’ın dağıtım ayağında çalışmaya başlayan Bonaventura, 1989 yılında Warner Bros.’da film yapımının başına geçti. O zamandan günümüze yaklaşık 130 filmde yapımcı olarak imzası bulunan Bonaventura, “Falling Down” (1993), “A Time to Kill” (1996), ”The Matrix” (1999), “Analyze This” (2000), “The Perfect Storm”, “Oceans Eleven” (2001), “Harry Potter and the Sorcerer’s Stone”, “Training Day” ve “Scooby Doo” (2002) gibi filmlerin yapımında çalıştı.



2003’te Bonaventura Pictures’ı kurdu ve “Four Brothers”, “Constantine”, “Derailed”, “Doom”, “Transformers”, “Shooter”, “Stardust” filmlerine yapımcı olarak imza attı.







Jake Myers / Yönetici Yapımcı



Miramax Films ve Dimension Films’de yapımcı olarak çalışan Myers, “Chicago”, “Dirty Pretty Things”, “Ella Enchanted”, “The Adventures of Sharkboy and Lavagirl 3-D”, “Derailed” ve “The Brothers Grimm” filmlerine yapımcı olarak imza attı.







Stephen King / Orijinal Hikaye



1947 Portland, Maine doğumlu yazar ilk kısa hikayesini (The Glass Floor) 1967 yılında Mystery Stories isimli dergiye sattı. 1971 yılında Hampden Academy’de İngilizce dersleri vermeye başlayan yazarın ilk romanı Carrie 1973 yılında yayınlandı. Salem's Lot romanından sonra dikkatleri üzerine çeken King, 1975 yılında yayınlanan The Shining ve The Stand romanlarından sonra en fazla satan yazarlar arasına girdi. The Dead Zone romanından sonra yönetmenliği deneyen King 1985 yılında kendi kısa hikayesinden uyarlanan Maximum Overdrive’ı yönetti. King’in dünya çapında milyonlar satan 40’tan fazla kitabı bulunmaktadır.







Matt Greenberg / Yazar



Yale’den mezun olduktan sonra senaryo yazarlığı yapan Greenberg “Prophecy II”, “Halloween: H2O”, “Reign of Fire” filmlerinin senaryolarını yazdı. Televizyonda ise “Midnight Sun”, “The Invisible Man”, “The Fair-Haired Child” ve “Masters of Horror” yapımlarında yazarlık yaptı.







Scott Alexander - Larry Karaszewski / Senaryo



USC School of Cinema’da tanışan Scott Alexander ve Larry Karaszewski’nin yazdıkları ilk senaryo “Ed Wood” oldu. “The People vs. Larry Flynt”, “Man On The Moon”, “Auto



Focus”, “Screwed”, “Agent Cody Banks”, “Problem Child”, “Problem Child 2”, filmlerini yazan ikili şu an Stephen King’in “Cell” isimli romanının beyazperde uyarlaması üzerine çalışmaktadırlar.







Andrew Laws / Yapım Tasarımı



“1408” Andrew Laws’ın Mikael Hafstrom’la “Derailed” filminden sonra ikinci birlikte çalışmasıdır. “Jackie Brown”, “Rushmore”, “Gone in Sixty Seconds”, “Swordfish”, “Tigerland”, “Phone Booth”, “The Number 23”, “Down With Love”, “Beyond the Sea” ve



“The Break-Up” yapım tasarımcısı olarak imza attığı diğer filmlerdir.







Benoît Delhomme / Görüntü Yönetmeni



1961, Paris doğumlu olan Benoit ilk görüntü yönetmenliği deneyimini 1992 yılında



Tran Ahn Hung’un “The Scent Of The Green Papaya” fimiyle yaşadı. “When The Cat’s Away”, “Family Resemblances”, “Artemisia”, “The Loss Of Sexual Innocence”, “Miss Julie”, “The Winslow Boy”, “Sade”, “Adolphe”, “What Time Is It There?”, “The Merchant Of Venice”, “The Proposition”, “Breaking and Entering”, “Salomaybe” gibi filmlerin görüntü yönetmenliğini yapan Benoit şu an “The Boy in Striped Pajamas” filminde görüntü yönetmeni olarak çalışmaktadır.







Natalie Ward / Kostüm Tasarımı



1992 yılında Wimbledon School of Art’tan mezun olan Ward “Dad Savage” ve “I Want You” filmlerinde çalıştı. “Intimacy” ve “Bridget Jones” filmlerinde kıyafet sorumlusu olarak çalıştıktan sonra “Wonderland”, “Twenty Four Hour Party People”, “Code 46”, “Enduring Love”, “Venus”, “Derailed”, “Breaking And Entering”, “Death At A Funeral”, “The Boy In The Striped Pyjamas” filmlerinde kostüm tasarımcısı olarak çalıştı.







Peter Boyle / Kurgu



“The Hours” filmindeki çalışmasıyla Oscar ve BAFTA’ya aday gösterilen Peter Boyle, “Clockwise”, “Still Crazy”, “Sommersby”, “Robin Hood Prince of Thieves”, “Twelfth Night: O What You Will”, “McVicar”, “Witness for the Prosecution”, “Fanny Hill”, “The Razor’s Edge”, “A Prayer for the Dying”, “The Beast of War”, “The Postman”, “Quills”, “Twisted”, “Queen of Hearts”, “Tune in Tomorrow” ve “Derailed” filmlerinin kurgusunu yaptı.

kaptan jack
22-08-07, 19:08
http://img59.imageshack.us/img59/3974/010lnp4.jpg (http://imageshack.us)
http://img59.imageshack.us/img59/9558/011lxk3.jpg (http://imageshack.us)
http://img385.imageshack.us/img385/2253/012lnr5.jpg (http://imageshack.us)
http://img59.imageshack.us/img59/4444/013lhu8.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
22-08-07, 19:15
http://img213.imageshack.us/img213/8858/014lyu0.jpg (http://imageshack.us)
http://img385.imageshack.us/img385/8021/martians28329fi8.jpg (http://imageshack.us)
http://img385.imageshack.us/img385/2756/martians28429hm9.jpg (http://imageshack.us)
http://img213.imageshack.us/img213/7881/martians28529uv4.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
25-08-07, 11:34
http://img440.imageshack.us/img440/2245/martians28629pa0.jpg (http://imageshack.us)
http://img337.imageshack.us/img337/6696/martians28829ej5.jpg (http://imageshack.us)
http://img440.imageshack.us/img440/2343/martians28929lw0.jpg (http://imageshack.us)
http://img440.imageshack.us/img440/8987/mc7pk7.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
26-08-07, 20:23
http://img158.imageshack.us/img158/1980/262a88260uq8.jpg (http://imageshack.us)
http://img158.imageshack.us/img158/7289/282ffb3a0jz5.jpg (http://imageshack.us)
http://img158.imageshack.us/img158/2276/2090ed6c0ga1.jpg (http://imageshack.us)
http://img158.imageshack.us/img158/8306/2831f73a0bq7.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
27-08-07, 21:07
http://img105.imageshack.us/img105/2425/jchatev8.jpg (http://imageshack.us)
http://img205.imageshack.us/img205/4606/2576899ax2.jpg (http://imageshack.us)
http://img205.imageshack.us/img205/8306/2577758bt9.jpg (http://imageshack.us)
http://img205.imageshack.us/img205/4921/2577873cl6.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
28-08-07, 00:14
Grace is Gone/Grace Gitti
John Cusack, Grace Gitti'de karısı Irak'ta ölen iki çocuklu bir babayı canlandırıyor. "Ölü fotoğraflarına yasak konar konmaz tek istediğimin eve gönderilen tabutlarla ilgili bir hikâye anlatmak olduğunun da farkına vardım".



Çekimleri süren 'Grace is Gone' adlı filmde ise John Cusack, iki küçük kızına annelerinin Irak Savaşı'nda öldürüldüğünü söylemek zorunda kalan acılı babayı canlandırıyor. Cusack, film için, "İzleyiciler, Irak savaşında insanlara ne kadar değer verildiğini anlayacaklar." diyor.

kaptan jack