HilalRuhi
13-10-05, 10:59
Engin Hepileri hakkindaki dusuncelerimizi burada paylasalim
|
Tüm Versiyonu Göster : Engin Hepileri Sayfalar :
[1]
2
HilalRuhi 13-10-05, 10:59 Engin Hepileri hakkindaki dusuncelerimizi burada paylasalim rubio 13-10-05, 23:29 arkadaşlar engin hepileriyi sadece emret komutanımdan tanımıyorsunuzdur umarım... kendileri canım kocacım dizisinde sinan, kampüsistan dizisinde oğuz rollerinde... ayrıca nescafe, çokonat reklamlarının da yıldızıdır... ayrıca şimdi adını hatırlamıyorum ama bi rolüyle baya da ii bi ödül almıştıı... missbaggio 26-11-05, 12:56 Kendisi Kent Oyuncuları'nda kadrolu olarak yer almaktadır.2004 Afife Jale Tiyatro Ödülleri'nde Inishmore'lu Yüzbaşı oyunundaki rolüyle ’Yeni Kuşak Özel Ödülü’ne layık görülmüştür.Ayrıca bu sezon oyunculuk performansını canlı olarak izlemek isteyenler Kenter Tiyatrosu'nda Kumarbazın Seçimi oyununda kendisini izleyebilirler. ayrıca Palio reklamında Batman rolüyle de izledik kendisini.Sinamada ise Zeki Ökten'in Gülüm filminde yer almıştır.Mustafa Altıoklar'ın yeni filmi Beyza'nın KAdınları'nda da yer alacak muhtemelen... gurbetci 05-12-05, 23:29 yildiz kenterin gozdelerinden :) iyi bir oyunucu.ayrica hollanda milli takim kalecesi van der sar a benziyor :) вєуαzιиcı 06-12-05, 23:16 iyi bi oyuncu ve çok tatlı... özellikle çokonat ve nescafe reklamında çok beğendim ;) ECE...:) 16-01-06, 00:03 ewt ciidden hoss biriri ama ek deki rolünü sevmiyorum !! kampüsistanda cook basar1l1yd1 !!:.. yaseraydin 16-01-06, 10:34 hatırlayacağınızı sanıyorum. ayrıca İKİ ARKADAŞ adlı türk sinemasınde RIZA rolünü canlandırmıştı. missbaggio 01-02-06, 14:33 Kendisi geçen sene çocuklar için "Serüven D"ismindeki programın sunuculuğunu da yapmıştır.Sabahın erken saatlerinde (pazar sabahları) çocukları ekran karşısına kilitlemiştir... "İste serüven D,cocukların engin abisi" 17 Martta gösterime girecek Beyza’nın Kadınları’nda Komiser Yard. Hüseyin rolüyle izleyeceğiz kendisini.Filmin fragmanlarından gördüğümüz kadarıyla siyah Tom Cruisevari güneş gözlükleriyle gayet karizmatik olmuştur. Ne var ki yeteneğiyle ön plana çıkmasını arzu ettiğim bu genç oyuncu,filmin ilk fragman gösterimi için basın mensuplarına gönderilen e-mailde tanıtılırken “genç kızların yeni gözdeleri Arda Kural ve Engin Hepileri "olarak tanıtılmıştır. Ortaokul yıllarından itibaren tiyatroya gönül vermiş,mensubu olduğu tiyatroyu daha geniş kitlelere yayabilmek için oyuncu arkadaşlarıyla yeni projeler üreten, “Dün gece bir tiyatrodan çıktım ve arka kapıda "Ben bu işi seviyorum ve bu işten para kazanmak istiyorum"” diyen bir adama biraz haksızlık olmuyor mu,-genç kızların yeni gözdesi- gibi popülist bir söylem kullanmak… P.S:Kendisinin bu söyleme bir itirazı yoksa,belki de bize bisey soylemek düsmez…. İşine ne kadar saygı duydugunu,işini ne kadar önemsediğini ; "Beyza'nın Kadınları"nın galasına ilk gelen oyuncu olmasından bir kere daha teyit edebiliriz.Filmde cok az yer almasına ragmen,eminim birgün onun da basrolünü oynadıgı bir film olacakkk. Pazar sabahına uyanmaya gitmeden önce ; tv makinasından gelip geçen konukların ekrandan film şeridi gibi geçtiği dakikalarda ;o konuklardan Engin Hepileri’ye dikkat edin. 25 Aralıkta gecenin saat 3 buçuğunda çekilen o görüntüyü dondurma imkanımız olsa,ülkede bir şeyler üretmek ,bir şeyleri yeniden canlandırmak adına verilen çabanın ; o gözlerde nasıl parladığını ,nasıl gülümsemeye dönüştüğünü görebilirsiniz. O içten, sıcacık gülüşü (saniyenin onda biri kadar da olsa!) bir kere daha izlemek,o çabaları yürekten alkışlamak için uykusuz kalmaya değer bence P.S:(Ki ben öyle yapıyorum!!!!!!!!) missbaggio 10-04-06, 16:58 Her ne kadar Altıoklar Production' ın bir diğer dizisi Kızlar Yurdu'nda konuk oyuncu olarak yer aldığı belirtilse de,görünen köy kılavuz istememekte,Engin Hepileri’nin kızların yurdundaki popülaritesi hızla yükselmektedir. (Kızlar yurdundaki erkek oyuncu noksanlıgı da böylece tamamlanmaktadır….) P.S:Aklıma takılansa, doğumgünlerinin olmazsa olmazı hediye faslının hiçe sayılmasıdır.(yalancıktan da olsa )doğumgünü çocuğu olan seyfinin de hakkı değil midir yeni yaşını şöyle yaratıcı bir hediye ile kutlamak?:)))) Aslında umudum vardı,Afife jale Töreninin sonuna yetiştiği gibi (ulvi görevini yerine getirdikten sonra) Sadri Alışık Sinema ve tiyatro Ödüllerinin dağıtıldığı geceye de yetişebilirdi. Ama gelmedi… Galiba geceye sezonun 3.ödülünü almak için katılan Bartu Küçükçağlayan ‘a eşlik etmeye gerek yoktu,çünkü Bartu da ödüle alışmıştı. Afife Jale ‘nin gölgesinde kalan ödül töreninde bize düşense-ne hikmetse ödüllerin büyük bir kısmını toplayan- şehir tiyatroları oyuncularını alkışlamak oldu.Gözümüz yollarda kalsa da… özgür_keremcem 05-06-06, 17:22 çokk şeker birisiiii........... missbaggio 26-06-06, 16:54 23 Haziran’da “Emret Komutanım”dan arkadaşı Dost Elver’in sunuculuğunu üstelendiği “Akşam Yıldızı “ programında görülmüştür.Kendisi daha önce de 2004 yılının 26 mayısında Metin Uca ile Passaparolada da yarışmıştır.O günkü Passaparola’da ekrandan dahi fark edilen heyecanına rağmen gayet iyi yarışmıştır. (metin ucayla yarışmış biri olarak o duyguyu ii bilirim de…)Her ne kadar Kayseri'nin Bünyan ilçesi ve Halit Refik Karay ile ilgili soruya doğru cevap veremese de...:)) “Akşam Yıldızı”nın yayınladığı saatlerde (onun ekranda olduğunu bilmeden) ; güzel anılarının olduğunu tahmin ettiğim Club Prestige’nin önünden geçiyor olmak , tesadüften ötesi olmasa gerek!!! ((LG))_34 29-06-06, 08:30 televizyon dizilerinde değilde tiyaroda daha başarılı bence. beyzanın kadınlarında güzeldi. http://img163.imageshack.us/img163/8462/engin2oe.jpg (http://imageshack.us) http://img20.imageshack.us/img20/5612/engin7lp.jpg (http://imageshack.us) missbaggio 03-07-06, 15:55 Bir hakan altun şarkısına eşlik ederken dinledik kendisini.Sesinin güzelliği de teyit edilmiş oldu böylece.”Güneşimi hak ettin”le başlayan başka “temalı” bir şarkıda dinlemek te nasip olur heralde.Birgün... J.Lo fan 06-07-06, 21:16 Kendisini maalesef 1 tek kampusustan filminde izlemek nasib oldu,ama yetengine bayildim.Hakikaten cok yetenekli biri!Bu arada kampusistan tekrarlariyla hafta ici her gun 17.15-de. filmden 1 resim-mydestiny arkadasimiz cekmish http://img100.imageshack.us/img100/699/35ht.jpg forgetmenot 06-07-06, 21:20 Ben 'Inıshmore'lu Yüzbaşı' ve Kumarbazın Seçimi adlı tiyatro oyunlarında, kendisini izleme şansını yakalamıştım.TV'deki performansı ne ki?Gerçekten büyük bir yetenek,CVsini okumuştum,sanırım genç yaşına rağmen, konservatuvarda hocalık ta yapıyormuş,donanımlı,çok yetenekli bir şahsiyet sanırım! missbaggio 07-07-06, 10:33 Yaz ayları boyunca Kampusistan ın tekrar bölümleri sayesinde ekranda göreceğiz kendisini. Diziyi tekrar izleyişimde emin olduğum tek gerçek; Bora Akkaş’ın Engin Hepileri’ye ne kadar benzediğidir.Bu başarılı genç oyuncu (Bora Akkaş) 39.Antalya Altın Portakal Film.Festivali’nde “Gönlümdeki Köşk Olmasa” daki rolüyle ‘En İyi Çocuk Oyuncu’ ödülüne layık görülmüştür. Bu 2 başarılı genç oyuncuyu ortak bir yapımda görmeyi de dileriz:)) ECE...:) 07-07-06, 13:51 Ben 'Inıshmore'lu Yüzbaşı' ve Kumarbazın Seçimi adlı tiyatro oyunlarında, kendisini izleme şansını yakalamıştım.TV'deki performansı ne ki?Gerçekten büyük bir yetenek,CVsini okumuştum,sanırım genç yaşına rağmen, konservatuvarda hocalık ta yapıyormuş,donanımlı,çok yetenekli bir şahsiyet sanırım! ewt bn dee okudum sanırım yıldız kenter tiyatrosunda hocalık yapıo :img-nyam: dilara_acemicadı 08-07-06, 18:56 ewt bn dee okudum sanırım yıldız kenter tiyatrosunda hocalık yapıo :img-nyam: çok sevimlii ya çok şekerrrrrrr en çok kampüsistanda seviodum amaaaa orda bi başkaydı ya çok tatlıkıı:):):):):):):) ECE...:) 08-07-06, 20:32 aynnen bnecede en ii kampüsistandaydı SETURK 11-07-06, 16:59 Gayet iyi bi oyuncu bence.Forografı olanlar koyabilir mi? nzessia 28-07-06, 19:58 ben bu oyuncuyu scooby doo' daki shaggy'ye benzetiyorum. Tip aynı, çok sevimli. Zaten dizide de evde scooby doo oyuncakları var, ordan aklıma geldi. ECE...:) 28-07-06, 20:00 aaa aslında cidden benzio ya söleyince aklıma geldi bnmde cidden benzio !! =) noway 28-07-06, 20:08 gercekten de cok iyi oynuyo ve cok tatlı biri.. ben onu kampüsistanda ilk izledim ve cok beğenmiştim.. insallah bundan sonrada bolbol izleme sansımız olur.. gzd_gzd 28-07-06, 20:34 çooook tatlı ve çoook başarılı bi oyuncu bence,oyunculuğunun ne kdr ii olduunu kampüsistandan snra emret komutanımda da kanıtladı:img-grin2 :img-grin2 gün batımı 03-08-06, 12:51 evt ya çok tatlıııı.ve ii bir oyuncu emret komutanımda oynuo şuan. purple_princess 04-08-06, 19:49 ya nie silindi bu mesajım benim anlamadım neyse engini çok seviorum ve benim için Türkiyenin en ii oyuncusu.......... arkadaşlar engin hepileri ile ilgili haber felan bulursanız paylaşın lütfen...:img-sorry sezinti 04-08-06, 20:20 ya nie silindi bu mesajım benim anlamadım neyse engini çok seviorum ve benim için Türkiyenin en ii oyuncusu.......... Forum kuralları Mesaj yazarken büyük harf kullanmak bağırmak anlamına gelir ve bağırmak bir saygısızlık örneğidir, bu yüzden bu tür konular mesaj sahibine bildirilmeden düzenlenir veya ya silinir saygılar. *~*RaiNBoW*~* 04-08-06, 21:18 Engin Hepileri,bence çok başarılı bir oyuncu.Ayrıca çok da pozitif bir ekran elektiriği var.Çokonat reklamlarında sıkça rastladığım turuncudan kaçan çocuk olarak bir imaj çizdi bende.Kampusistan'da da başarılıydı.Umarım yolu açık olur.. purple_princess 05-08-06, 10:39 ben bu oyuncuyu scooby doo' daki shaggy'ye benzetiyorum. Tip aynı, çok sevimli. Zaten dizide de evde scooby doo oyuncakları var, ordan aklıma geldi. evet ya gerçekten benziolar ikiside çok sevimli ve tatlı....ikisinide çok seviyorum....:img-grin2 ECE...:) 05-08-06, 11:07 Türk tiyatrosunun yükselen yıldızları Ezgi BAŞARAN Onlar Türk tiyatrosunun yeni gözbebekleri. Daha okuldan mezun olmadan keşfedildiler. Zamanında kulisten heyecanla izledikleri hocalarıyla artık karşı karşıya oynuyorlar. Afife Jale ödüllü Erdem Akakçe, Genco Erkal'ın Ankara'da öğrenciyken izleyip tiyatrosuna çağırdığı bir keşif diyelim. Ali Poyrazoğlu 23 yaşındaki oyuncusu Eser Ali'yi yere göğe sığdıramıyor, "Valla bu aralar dizi, film derken benden çok teklif alıyor, benden çok kazanıyor kerata" diyor. Yıldız Kenter'in "çocukları" Engin Hepileri, Okan Yalabık ve Bartu Küçükçağlayan ise Kenter Tiyatrosu'nun son dönemdeki bütün oyunlarında görev aldılar. Bu sezon konulan ünlü İngiliz yazar Patrick Marber'ın oyunu Kumarbazın Seçimi'nin bütün prodüksiyon detaylarıyla ilgilendiler, ustaları Köksal Engür ve Cüneyt Türel'le sahneye çıktılar. Bir keşfedilme hikayeniz var mı? Engin Hepileri: Ben üçüncü sınıftaydım. Martı'yı yönetmek üzere Rusya'dan bir yönetmen gelmişti. Yıldız Hoca, Şükrü Hoca, Tilbe Saran, Köksal Engür oynuyordu. Ben de onların çevresinde dolanıyordum. Birden Yakov rolündeki oyuncu, yönetmenle kavga etti ve provaya gelmedi. Kim olabilir filan diye Yıldız Hoca etrafına bakarken ben atladım, bir deneyeyim, dedim. Yakov zaten Martı'nın en küçük rolüdür. Ama mesela Yıldız Hoca'yla karşılıklı bir repliğim vardı. Çok önemli bir şey bir öğrenci için. İşte deneme diye başladı ve devam etti. Okan Yalabık: Benim başlangıcım da Martı'dır. İkinci sınıftaydım. Bu Rus yönetmen oyunda canlı müzik yapacak, en azından gitarı tıngırtadacak birini arıyordu, ben yaparım diye atladım. Bartu Küçükçağlayan : Konservatuvarda 2. sınıfı bitirdiğimde Kenterlerde Inishmore'lu Yüzbaşı oyununda Okan Yalabık'ın kardeşini oynayacak birini arıyorlarmış. Beni buldular. Eser Ali: Uzun yoldan geldim İstanbul'a ve elimdeki tek şey Bodrum Amatör Tiyatro grubunda oynadığım oyun kasetleriydi. Çiğdem Sururi beni Ali Poyrazoğlu'yla tanıştırdı. Kasetlerimi izledi ve her şey öyle başladı. Erdem Akakçe: Bilkent'te 3. sınıfta Michael Frayn'ın "Oyunun Oyunu" adlı komedisini oynuyorduk. O sırada Ankara'da turnede olan Dostlar Tiyatrosu kalkıp bizim oyunu izlemeye geldi. Genco Erkal'a kendimizi gösterme fırsatımız orada oldu diyebilirim. Bir yıl sonra mezun olurken Genco Erkal'ın bizim oyundan ben dahil üç kişiyi yeni oyununun denemelerine çağırdığını öğrendim, atladık üç arkadaş gittik. Birer parça oynadık. Genco Abi o oyun için diğer iki arkadaşa uygun rol olmadığını, benimle çalışmak istediğini belirtti, hikaye böyle başladı. Sizde usta-çırak ilişkisi geçerli. Tiyatroyu kimden öğrendiniz? Engin: Yıldız Kenter'den. Ama eğer tiyatroyla ilgili benim görüşlerim diyebileceğim şeyler varsa bunlarda bütün hocalarımın örneğin Haldun Dormen'in ve çalıştığım yönetmenlerin katkısı vardır. Okan: Klasik tiyatro eğitimimden katıldığım atölye çalışmalarına kadar önüme ne çıktığıysa maksimumu hortumlamaya çalıştım. İlk oyun Martı çok önemlidir gerçekten. Biz öğrenci tayfası olarak ortalarda duruyoruz ve Köksal Engür ve Tilbe Saran'ı kulisten izleyebiliyoruz. Çok katkısı olmuştur. Bartu: Okulda ilk üç senemde Yıldız Kenter sayesinde bu işi anlamaya başladım sanırım. Bu işi öğrenirken günün 24 saatini ve yaşayan her şeyi kullanabileceğimizi söyledi Yıldız Hanım bir derste. Bu inanılmaz bir söz bence. Bunu hayata geçirmeye çalışıyorum. Erdem: Oyunculuk denirse üç isimden bahsedebilirim. İkisi hocamdır, biri ustam. Lemi Bilgin, Çetin Tekindor ve Genco Erkal. Hocalardan işittiğiniz en ağır fırça neydi? Erdem: O-hoo hangi birini sayayım. Ben okul dönemi biraz disiplinsizdim sanırım, hatta bu yüzden okullar arası tiyatro buluşmasından bile atılmışlığım vardır. Lemi Hoca demişti, pılını pırtını topla defol, diye. Hálá aklıma gelince soğuk terler dökerim. Bir de Cüneyt Gökçer yırtık kotumdan dolayı beni provadan kovmuştu, onu da hálá unutmam bak! Engin: Ben bir yığın ağır laf işitmişimdir. "Sahnede odun gibisin", "Sahnede resmen duvara çarptın" gibi şeyler. Çok üzülmüşümdür ama sonra salim kafayla düşündüğümde hak da verdim çoğu kez. Ve yararı da oldu. Eser: Sağlık Olsun oyununda Bülent Abi (Kayabaş) 13 seneden sonra tekrar tiyatroya dönmüşken benim yaptığım bazı terbiyesizlikler yüzünden provayı terk edip gitti. Ertesi sabah 7'de Ali Poyrazoğlu'nun telefonuyla uyandım. "Kalk, Bülent oyunu oynamaktan vazgeçti, özür dilemeye gidiyoruz" dedi ve sabah 7.30'da Bülent Abi'nin Pangaltı'daki evine gittik. Apartman kapısından Bülent Abi'nin çıktığını görür görmez 'Bülent abi beni affet' diyebildim. Çünkü ağlamaktan sesim çıkmıyordu. Başladı o da ağlamaya. Bülent Abi ağlıyor diye başladı Ali Hoca da ağlamaya. Sonra Bülent Abi'ye sarıldım ve o da kulağıma "Hadi 4'te provada görüşürüz" dedi. Fırçayı bilemiyorum ama bu benim bir hocadan aldığım en iyi dersti. Dizilerde oynamanın birinci motivasyonu para mı? Okan: Para önemli bir faktör. Okuldayken hocalar daha çok kızıyordu dizilerde oynamaya ama şimdi onlar da oyuncularının para kazanmasını istiyor. Engin: Profesyonel oyuncuyum ve oyunculuğumu göstereceğim her şeyi yaparım. Bundan para kazanıyorsam da ne álá. Erdem: Bu işin tek motivasyonu para, kaldı ki tek bir formülü var, dizide para var, tiyatroda yok. Ama yine de bir şeyin eleştirilip makbul görülmemesi için daha iyi bir alternatif sunulmuş olması gerek. Eser: Bir sürü insan da para için değil tanınmak için dizilerde oynuyor. Bartu: Valla ben bu işleri biraz öğreneyim diye başladım. Para da vereceğiz dediler. Tamam dedim. Gayet makul bir anlaşma sanırım. İstediğiniz rolü başkası kaparsa ne oluyor? Okan: Bizim aramızda rekabet yok olsa bu son oyun Kumarbazın Seçimi'ni çıkaramazdık. Öyle rekabet, çekişme filan kaldırmıyor tiyatro sahnesi. Engin: Bu oyunda hepimiz erkeğiz. Aramızda kadın olsa rekabet olurdu ama kadın yok rekabet yok! Geçen gün bir rol konuşuluyordu ben hemen Erdem oynasın dedim mesela. Çok seviyorum onun oyunculuğunu. Erdem: O rol ona verildiyse kesin daha uygun bulunmuştur da verilmiştir diye düşünmeli. Siz gençsiniz diye provalarda cıvımanıza izin var mı? Okan: Yok biz hiç cıvıyamıyoruz. Çünkü hep ustalarla çalışıyoruz. Engin: Kumarbazın Seçimi'nde Köksal Engür ve Cüneyt Türel var. Cıvımak yemez yani. Bir kere saygı var. Erdem: Ben mekan zaman tanımaksızın cıvıyorum. Genco Abi de sağolsun beni böyle kabul etti. Hiç Devlet ya da Şehir Tiyatroları'nda çalışmayı düşündünüz mü? Engin: Hiç düşünmedik. Ödenekli tiyatroya karşıyız. Erdem: Tiyatro devlet tekelinde olmamalı diye düşünüyorum. Bağımsız olmalı sanat dediğin. O yüzden özel tiyatro yapıyoruz. Bu meslekle ilgili yaşadığınız en büyük dert nedir? Engin: Dün gece bir tiyatrodan çıktım ve arka kapıda "Ben bu işi seviyorum ve bu işten para kazanmak istiyorum" dedim. Ama şu andaki şartlarda imkansızı istiyorum. Sadece tiyatrodan kazanılan parayla yaşanmıyor. Seyirci azlığı lafına da karşıyım. Eğer seyirci az derseniz, az olarak kalmaya devam eder. Okan: Elbette seyircide bir devamsızlık söz konusu. Ama mazeretleri vardır diye düşünüyoruz. Hallolunca gelecekler. Eser: Hocalarımızın böyle karamsar olmaları bence en büyük sorun. İyi işlere seyirci gidiyor. Bartu: Ben en fazla oyun yazılmamasına bozuluyorum. Başkalarının dertlerini anlatmak yerine kendi dertlerimi anlatmak istiyorum. Erdem: Seyirci azlığı, maddi yetersizlik, özel bir tiyatro olunca turneyle ayakta kalabilme zorunluluğu, salon sıkıntısı bunların önde gelenleri. Ama bunların bir çoğunu da aşılamayacak şeyler olarak görmemeli diye düşünüyorum, yoksa hepten bitmişiz demektir. Hep ilerisi iyi olacak, salon dolacak diye telkin yapmak gerekiyor. Aklınızdan sizin yaşınızdaki insanları tiyatroya çekmek için cinlikler geçiyor mu? Engin: Ben öyle fikirlerle dolup taşan bir insan değilim. Benim tiyatroda yakaladığım zevki seyirciye geçirmek için bir mekan ya da form değişikliğine ihtiyaç yok. Türkiye'deki gençler tiyatroya geldiğinde sıkılıyor biliyorum. Bizden öncekilerden daha zor işimiz, çünkü dışarıdaki dünya çok hızlı. O dünyanın dilinden konuşacağımız oyunları planlıyoruz. Okan: DVD'ler, Dvix'ler, MP3'ler var hayatımızda eğlencelik olarak. O yüzden tiyatroyla ilgili yapılacak iş "İtalyan sahne kalksın, seyircilerin arasında oynayalım da" olabilir ama ondan önemlisi ben çok yeni oyunlar oynamak istiyorum abi yani, onlar Türkçe'ye çevrilsin istiyorum. Bartu: Ben işte tam o insanım. Bilgisayarla doğdum ve büyüdüm. Şahsen ben tiyatro sahnesinde bugün yaşadığım hayata dair şeyler görmek istiyorum. Türk yazarlar böyle şeyler yazsın, biz de oynayalım istiyorum. Erdem: Karşı karşıya olduğumuz nesil öyle sağlam ve ucu bucağı olmayan bir ekipmanla hazırlanıyor ki hayata. Benim onu kıçıkırık tiyatromla alaşağı etmemin mümkünatı yok! Dolayısıyla çözüm tiyatro, tv ya da bilgisayarda değil bence, onlarda. Sanallıktan sıkılıp, gerçek insan gerçek hikaye görmek isteyen gelir, daha ne diyeyim! ECE...:) 05-08-06, 11:08 Bir keşfedilme hikayeniz var mı? Engin Hepileri: Ben üçüncü sınıftaydım. Martı'yı yönetmek üzere Rusya'dan bir yönetmen gelmişti. Yıldız Hoca, Şükrü Hoca, Tilbe Saran, Köksal Engür oynuyordu. Ben de onların çevresinde dolanıyordum. Birden Yakov rolündeki oyuncu, yönetmenle kavga etti ve provaya gelmedi. Kim olabilir filan diye Yıldız Hoca etrafına bakarken ben atladım, bir deneyeyim, dedim. Yakov zaten Martı'nın en küçük rolüdür. Ama mesela Yıldız Hoca'yla karşılıklı bir repliğim vardı. Çok önemli bir şey bir öğrenci için. İşte deneme diye başladı ve devam etti. Okan Yalabık: Benim başlangıcım da Martı'dır. İkinci sınıftaydım. Bu Rus yönetmen oyunda canlı müzik yapacak, en azından gitarı tıngırtadacak birini arıyordu, ben yaparım diye atladım. Bartu Küçükçağlayan : Konservatuvarda 2. sınıfı bitirdiğimde Kenterlerde Inishmore'lu Yüzbaşı oyununda Okan Yalabık'ın kardeşini oynayacak birini arıyorlarmış. Beni buldular. Eser Ali: Uzun yoldan geldim İstanbul'a ve elimdeki tek şey Bodrum Amatör Tiyatro grubunda oynadığım oyun kasetleriydi. Çiğdem Sururi beni Ali Poyrazoğlu'yla tanıştırdı. Kasetlerimi izledi ve her şey öyle başladı. Erdem Akakçe: Bilkent'te 3. sınıfta Michael Frayn'ın "Oyunun Oyunu" adlı komedisini oynuyorduk. O sırada Ankara'da turnede olan Dostlar Tiyatrosu kalkıp bizim oyunu izlemeye geldi. Genco Erkal'a kendimizi gösterme fırsatımız orada oldu diyebilirim. Bir yıl sonra mezun olurken Genco Erkal'ın bizim oyundan ben dahil üç kişiyi yeni oyununun denemelerine çağırdığını öğrendim, atladık üç arkadaş gittik. Birer parça oynadık. Genco Abi o oyun için diğer iki arkadaşa uygun rol olmadığını, benimle çalışmak istediğini belirtti, hikaye böyle başladı. Sizde usta-çırak ilişkisi geçerli. Tiyatroyu kimden öğrendiniz? Engin: Yıldız Kenter'den. Ama eğer tiyatroyla ilgili benim görüşlerim diyebileceğim şeyler varsa bunlarda bütün hocalarımın örneğin Haldun Dormen'in ve çalıştığım yönetmenlerin katkısı vardır. Okan: Klasik tiyatro eğitimimden katıldığım atölye çalışmalarına kadar önüme ne çıktığıysa maksimumu hortumlamaya çalıştım. İlk oyun Martı çok önemlidir gerçekten. Biz öğrenci tayfası olarak ortalarda duruyoruz ve Köksal Engür ve Tilbe Saran'ı kulisten izleyebiliyoruz. Çok katkısı olmuştur. Bartu: Okulda ilk üç senemde Yıldız Kenter sayesinde bu işi anlamaya başladım sanırım. Bu işi öğrenirken günün 24 saatini ve yaşayan her şeyi kullanabileceğimizi söyledi Yıldız Hanım bir derste. Bu inanılmaz bir söz bence. Bunu hayata geçirmeye çalışıyorum. Erdem: Oyunculuk denirse üç isimden bahsedebilirim. İkisi hocamdır, biri ustam. Lemi Bilgin, Çetin Tekindor ve Genco Erkal. Hocalardan işittiğiniz en ağır fırça neydi? Erdem: O-hoo hangi birini sayayım. Ben okul dönemi biraz disiplinsizdim sanırım, hatta bu yüzden okullar arası tiyatro buluşmasından bile atılmışlığım vardır. Lemi Hoca demişti, pılını pırtını topla defol, diye. Hálá aklıma gelince soğuk terler dökerim. Bir de Cüneyt Gökçer yırtık kotumdan dolayı beni provadan kovmuştu, onu da hálá unutmam bak! Engin: Ben bir yığın ağır laf işitmişimdir. "Sahnede odun gibisin", "Sahnede resmen duvara çarptın" gibi şeyler. Çok üzülmüşümdür ama sonra salim kafayla düşündüğümde hak da verdim çoğu kez. Ve yararı da oldu. Eser: Sağlık Olsun oyununda Bülent Abi (Kayabaş) 13 seneden sonra tekrar tiyatroya dönmüşken benim yaptığım bazı terbiyesizlikler yüzünden provayı terk edip gitti. Ertesi sabah 7'de Ali Poyrazoğlu'nun telefonuyla uyandım. "Kalk, Bülent oyunu oynamaktan vazgeçti, özür dilemeye gidiyoruz" dedi ve sabah 7.30'da Bülent Abi'nin Pangaltı'daki evine gittik. Apartman kapısından Bülent Abi'nin çıktığını görür görmez 'Bülent abi beni affet' diyebildim. Çünkü ağlamaktan sesim çıkmıyordu. Başladı o da ağlamaya. Bülent Abi ağlıyor diye başladı Ali Hoca da ağlamaya. Sonra Bülent Abi'ye sarıldım ve o da kulağıma "Hadi 4'te provada görüşürüz" dedi. Fırçayı bilemiyorum ama bu benim bir hocadan aldığım en iyi dersti. Dizilerde oynamanın birinci motivasyonu para mı? Okan: Para önemli bir faktör. Okuldayken hocalar daha çok kızıyordu dizilerde oynamaya ama şimdi onlar da oyuncularının para kazanmasını istiyor. Engin: Profesyonel oyuncuyum ve oyunculuğumu göstereceğim her şeyi yaparım. Bundan para kazanıyorsam da ne álá. Erdem: Bu işin tek motivasyonu para, kaldı ki tek bir formülü var, dizide para var, tiyatroda yok. Ama yine de bir şeyin eleştirilip makbul görülmemesi için daha iyi bir alternatif sunulmuş olması gerek. Eser: Bir sürü insan da para için değil tanınmak için dizilerde oynuyor. Bartu: Valla ben bu işleri biraz öğreneyim diye başladım. Para da vereceğiz dediler. Tamam dedim. Gayet makul bir anlaşma sanırım. İstediğiniz rolü başkası kaparsa ne oluyor? Okan: Bizim aramızda rekabet yok olsa bu son oyun Kumarbazın Seçimi'ni çıkaramazdık. Öyle rekabet, çekişme filan kaldırmıyor tiyatro sahnesi. Engin: Bu oyunda hepimiz erkeğiz. Aramızda kadın olsa rekabet olurdu ama kadın yok rekabet yok! Geçen gün bir rol konuşuluyordu ben hemen Erdem oynasın dedim mesela. Çok seviyorum onun oyunculuğunu. Erdem: O rol ona verildiyse kesin daha uygun bulunmuştur da verilmiştir diye düşünmeli. Siz gençsiniz diye provalarda cıvımanıza izin var mı? Okan: Yok biz hiç cıvıyamıyoruz. Çünkü hep ustalarla çalışıyoruz. Engin: Kumarbazın Seçimi'nde Köksal Engür ve Cüneyt Türel var. Cıvımak yemez yani. Bir kere saygı var. Erdem: Ben mekan zaman tanımaksızın cıvıyorum. Genco Abi de sağolsun beni böyle kabul etti. Hiç Devlet ya da Şehir Tiyatroları'nda çalışmayı düşündünüz mü? Engin: Hiç düşünmedik. Ödenekli tiyatroya karşıyız. Erdem: Tiyatro devlet tekelinde olmamalı diye düşünüyorum. Bağımsız olmalı sanat dediğin. O yüzden özel tiyatro yapıyoruz. Bu meslekle ilgili yaşadığınız en büyük dert nedir? Engin: Dün gece bir tiyatrodan çıktım ve arka kapıda "Ben bu işi seviyorum ve bu işten para kazanmak istiyorum" dedim. Ama şu andaki şartlarda imkansızı istiyorum. Sadece tiyatrodan kazanılan parayla yaşanmıyor. Seyirci azlığı lafına da karşıyım. Eğer seyirci az derseniz, az olarak kalmaya devam eder. Okan: Elbette seyircide bir devamsızlık söz konusu. Ama mazeretleri vardır diye düşünüyoruz. Hallolunca gelecekler. Eser: Hocalarımızın böyle karamsar olmaları bence en büyük sorun. İyi işlere seyirci gidiyor. Bartu: Ben en fazla oyun yazılmamasına bozuluyorum. Başkalarının dertlerini anlatmak yerine kendi dertlerimi anlatmak istiyorum. Erdem: Seyirci azlığı, maddi yetersizlik, özel bir tiyatro olunca turneyle ayakta kalabilme zorunluluğu, salon sıkıntısı bunların önde gelenleri. Ama bunların bir çoğunu da aşılamayacak şeyler olarak görmemeli diye düşünüyorum, yoksa hepten bitmişiz demektir. Hep ilerisi iyi olacak, salon dolacak diye telkin yapmak gerekiyor. Aklınızdan sizin yaşınızdaki insanları tiyatroya çekmek için cinlikler geçiyor mu? Engin: Ben öyle fikirlerle dolup taşan bir insan değilim. Benim tiyatroda yakaladığım zevki seyirciye geçirmek için bir mekan ya da form değişikliğine ihtiyaç yok. Türkiye'deki gençler tiyatroya geldiğinde sıkılıyor biliyorum. Bizden öncekilerden daha zor işimiz, çünkü dışarıdaki dünya çok hızlı. O dünyanın dilinden konuşacağımız oyunları planlıyoruz. Okan: DVD'ler, Dvix'ler, MP3'ler var hayatımızda eğlencelik olarak. O yüzden tiyatroyla ilgili yapılacak iş "İtalyan sahne kalksın, seyircilerin arasında oynayalım da" olabilir ama ondan önemlisi ben çok yeni oyunlar oynamak istiyorum abi yani, onlar Türkçe'ye çevrilsin istiyorum. Bartu: Ben işte tam o insanım. Bilgisayarla doğdum ve büyüdüm. Şahsen ben tiyatro sahnesinde bugün yaşadığım hayata dair şeyler görmek istiyorum. Türk yazarlar böyle şeyler yazsın, biz de oynayalım istiyorum. Erdem: Karşı karşıya olduğumuz nesil öyle sağlam ve ucu bucağı olmayan bir ekipmanla hazırlanıyor ki hayata. Benim onu kıçıkırık tiyatromla alaşağı etmemin mümkünatı yok! Dolayısıyla çözüm tiyatro, tv ya da bilgisayarda değil bence, onlarda. Sanallıktan sıkılıp, gerçek insan gerçek hikaye görmek isteyen gelir, daha ne diyeyim! OKAN YALABIK (27) Şişli Terakki Lisesi'nde tiyatro kolunun işlerine koşturmaktan 9 dersin 7'sinden kaldı. Ailesi onu devlet lisesine verdi. İstanbul Devlet Konservatuvarı'ndan 2001'de mezun oldu. ERDEM AKAKÇE (30) Bilkent Üniversitesi Tiyatro bölümünden mezun olduğundan beri Dostlar Tiyatrosu'nda. Yalınayak Sokrates, Ben Feuerbach, Yarışma, Yaşasın Savaş, Fay Hattı, Buluşma'da oynadı. Şu anda Aymazoğlu ile Kundakçılar'da oynuyor. Yarışma'daki rolüyle Avni Dilligil en iyi yardımcı erkek oyuncu, Yaşasın Savaş'taki rolüyle Ankara Sanat Kurumu en iyi erkek oyuncu ve Fay Hattı'ndaki rolüyle Afife Jale en iyi yardımcı erkek oyuncu ödüllerini aldı. BARTU KÜÇÜKÇAĞLAYAN (22) İstanbul Devlet Konservatuvarı dördüncü sınıf öğrencisi. 2 senedir bir türlü okulu bitiremiyor. Kenterler'de Inishmore'lu Yüzbaşı ve Kumarbazın Seçimi oyunlarında oynadı. ENGİN HEPİLERİ (27) İstanbul Devlet Konservatuvarı'ndan 2000'de mezun oldu. Martı, Sırça Kümes, Nükte, Çözüm, Aşk Çemberi, Inishmore'lu Yüzbaşı, Hep Aşk Vardı ve Kumarbazın Seçimi'nde oynadı. 2003'te Afife Jale Genç Yetenek Ödülü'nü aldı. ESER ALİ (23) İlk kez sahneye Hidayet Sayın'ın Topuzlu adlı oyunuyla çıktı. Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu'ndaki ilk oyunu Ferhan Şensoy'un yazdığı Bizim Sınıf'tı. Ayşen Gruda'yla başrolü paylaşıyordu. KİMİ OYNAMAK İSTERSİNİZ? Engin: Leaving Las Vegas'ta Nicholas Cage'in oynadığı rolü oynamak isterdim. Okan: Ben de kesinlikle bir müzisyenin hayatını oynamalıyım. Eser: Yakında Tunç Başaran Adnan Menderes'in hayatını çekecek. Ben de Menderes'in gençliğini oynayacağım. Ama en çok oynamak istediğim kişi sanırım Bach. Erdem: Fark etmez desem. Tum enginleri cizemedim =)=) http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=3696617&tarih=2005-12-26 ECE...:) 05-08-06, 12:01 http://www.tiyatrom.com/images/engin_hepileri_2.jpg http://www.tiyatrom.com/images/engin_hepileri_1_small.jpg http://www.tiyatrom.com/images/engin_hepileri_3_small.jpg ECE...:) 05-08-06, 12:04 KENTER TİYATROSU OYUNCULARINDAN ENGİN HEPİLERİ... ‘’İnsan tiyatroya yaşamı bulmak için gider, fakat tiyatronun dışındaki yaşamla içindeki yaşam arasında hiç bir fark yoksa, tiyatronun bir anlamı yoktur.’’ der Peter Brook bir kitabında. İşte bu farkı yaratan oyunculara, yer veriyoruz bu köşede. Onlardan biri de bu ayki konuğumuz Engin Hepileri. Sanırım, ayinesi işidir kişinin söze bakılmaz diye düşünüyor olsa gerek ki sorularımıza çok kapsamlı cevaplar vermedi. Yine de sevenleri keyifle okuyacaktır diye düşünüyorum. Ve Engin Hepileri… 1978 İstanbul doğumlu olan Engin Hepileri, tiyatroyla lise yıllarında tanışmış. O yıllarda Devlet Tiyatroları’nda dört oyunda, 1998 yılında ‘Anlat Şehrazat’ müzikalinde, Tiyatro Fora’da ‘Ölümsüzler’ adlı oyunda yer almış. 1998 ve 2002 yılları arasında İstanbul Üniveristesi Devlet Konservatuarı’nda lisans eğitimini tamamlamış, ardından da okuduğu bölümde Araştırma Görevlisi olarak çalışmaya başlamış. Bu yıllar arasında Kenter Tiyatrosu’nda sıra ile ‘Martı’, ‘Nükte’, ‘Hep Aşk Vardı’, ‘Çözüm’, ‘Sırça Kümes’, ‘Aşk Çemberi’ ve ‘Inishmorelu Yüzbaşı’ oyunlarında yer almış. Halen İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda Araştırma Görevlisi olarak çalışmakta olan Hepileri, 2004 Afife Tiyatro Ödülleri’nden ‘Yeni Kuşak Özel Ödülü’ne layık görülmüştür. Genellikle söyleşilerimde hep en başından başlamak isterim. Tiyatroyla ilk tanışıklığının nasıl gerçekleştiğinden bahseder misin? O yıllardaki oyunculuğu tercih etme nedenlerinle şimdi düşündüğünde tiyatro yapma nedenlerin arasında fark var mı? Varsa bu farklar neler? Lisede ders kaynatmak için tiyatro koluna girdim. O günden bugüne tiyatro ile uğraşıyorum. Bir yaşama biçimi olmalıdır tiyatro. Benim için hep öyle oldu. Lise yıllarımda Devlet Tiyatrosunda çalışırken oradaki tiyatrocuları ve yaşamlarını, tanıma fırsatı da buluyordum. Sahnede bulduklarım dışında. Ve tamam dedim. Ben de hayata böyle bakmalıyım ve böyle yaşamalıyım. Nedenlerim hep aynı. Hiç değişmedi. Konservatuar yıllarına dönelim: İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı öğrencisi olmanla neler değişti hayatında? Yani oyunculuğu öğrenmeye başladıktan sonra oyunculuğa ve diğer oyunculara bakışında neler değişti diye sormak istiyorum. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı, Prof. Yıldız Kenter’in önderliğinde eğitim verir, aynı zamanda bu eğitimi sadece oyunculukla kısıtlamayıp tiyatronun etiğini de öğretir. Bu nedenledir ki temeli sağlam olan bir eğitim yıllar içerisinde gelişir ve kendini geliştirir. Yaklaşık 3 yıldır okuduğun bölümde Araştırma Görevlisi olarak çalışıyorusun. Senin aldığın eğitimi ve şu an verilen eğitimi ayrı ayrı değerlendirmeni ve nesil olarak eğitim verdiğin kuşak ile kendi kuşağın arasında gözlemlediklerini bizimle paylaşmanı istiyorum. Hayata ve tiyatroya bakışlarıyla bizim kuşağın bakışı açısından değerlendirir misin? Tiyatronun gelişen ve zamana ayak uyduran canlı bir sanat olduğuna inanırım. Verilen eğitimde bir değişiklik olmaz ama yeni gelen öğrencilerle okul ve eğitim kendini yeniler zaten. ECE...:) 05-08-06, 12:05 Şu an Kenter Tiyatrosunun kadrosuna baktığımızda bildiğimiz usta isimlerin dışında genç oyuncu olarak sadece seni ve Yeşim Koçak’ ı görüyoruz. Şimdilik misafir oyuncu olarak yer alan Okan’ ı (Yalabık), Bartu’yu (Küçükçağlayan) ve diğer oyuncuları saymıyorum. Çünkü dediğim gibi onlar şimdilik misafir oyuncu kadrosundalar. Bu saydığımız isimlerden Yeşim’ i ve seni ayıran nedir sence? Sekiz senede oniki projede aktif olarak yer almış olmakdır herhalde. Tabiki bu Yıldız Hocam’ın bize verdiği en büyük armağanlardan biridir. Kenter Tiyatrosu repartuarını nasıl belirliyor? Oyun seçme kriterleri nelerdir? Herkesin önerileri değerlendirilir. Okunur. İncelenir. Ve Hocalarımızın takdiri doğrultusunda her sezon en az iki yeni oyun sahnelenir. Kalite ve sanatsal değerdir seçme kriteri. Genç ve yeni yüzlerin Kent Oyuncuları'nın deneyimli oyuncularıyla kaynaştığı Nükte,Çözüm, Hep Aşk Vardı,Aşk Çemberi,Sırça Kümes Inishmorelu Yüzbaşı ve ardından da geçtiğimiz sezon seyirciyle buluşan ‘Kumarbazın Seçimi’. Bildiğim kadarıyla Kumarbazın Seçimi,oyunda gördüğümüz Okan, Bartu ve senin talebinle Cengiz Bozkurt tarafından çevirildi. Oyun metninde sizi etkileyen öğeler nelerdi? Saydığın üç ismin dışında bir de Bülent Şakrak vardır ki diğer iki arkadaşım kadar mukaddestir kendisi. Sıcak bir dillle yazılmıştı tekst. Akıcı, akılcı ve tempoluydu ve tam bizim aradığımız işti. Bunların dışında dikkatimi çeken bir şey var. Kenter Tiyatrosu’nun köklü kadrosundaki çoğu ismin Çehov’a olan ilgisi. Elbette ki Çehov çağdaşlarından pek çok yönüyle daha başarılı hatta Dünya Tiyatrosu Tarihinde de en başarılı sayacağımız yazarlar arasındadır. Bunların dışında Kenter Tiyatrosu’nun Çehov tercihleri arkasında duran nedenler nelerdir diye sormak istiyorum. Yalınlığı kadar zordur Çehov oynamak, sahnelemek. Kenter Tiyatrosu bana göre bu klasikleşmiş oyunların klasikleşme nedenlerini bulmuş ve uygulamıştır Bir kaç yıl önce Afife Tiyatro Ödülleri’nden ‘Yeni Kuşak Özel Ödülü’nü aldın. Bu ödülün sendeki yeri nedir? Türkiye’de ve dünyadaki ödül/ödül kıstasları gibi kavramların senin ve Kenter Tiyatrosu terminolojilerindeki yerlerini açıklar mısın? Bilemiyorum. Ödül verene teşekkür, çalışmaya devam. Aynı zamanda Tiyatro sanatında ‘başarı’’ nedir? Türkiye’deki ödül sisteminin kafandaki başarıyla orantısı nedir diye sormak istiyorum. Tiyatronun başarısını seyirci belirler. Bir sezon boyunca bir oyunu dolu salona oynarsanız o oyun başarılıdır. İlk oynadığın oyunla son oynadığın oyun arasındaki ‘yetkinliği’ ve ‘coşkuyu’ kıyaslamanı istesem? Doğal olarak dünyayı algılayışımızdan kaynaklanan bir yetkinlik farkı olacaktır her şeyden önce. Bunun sanatına yansımasını ve aradaki farkları değerlendirir misin? Tecrübedir en önemlisi. Yetkinlik elbette artacaktır ama çoşku dozu değişmez yani ilk günkü kadar yoğun kalır. Kenter’lerdeki ilk oyunun Anton Çehov'un yazdığı, Moskova'da bulunan ‘‘Skola Sovremennay Pyes’’ tiyatrosunun yöneticisi Jossef Raikhelgaouz sahneye koyduğu ‘Martı’ sanırım. Rus yazarın kaleminden çıkan bir metini yine aynı milletten usta bir yönetmenle çalışmak başlangıç için oldukça iyi bir deneyim.Bu deneyiminden yola çıkarak yabancı yönetmen ve yerli yönetmen ile çalışmanın farklıklarından bahseder misin? Dolayısıyla tiyatroda yönetmenin oyuncu üzerindeki etkisi nedir sence diye de sormak istiyorum. Yönetmenlik bir bakış açısıdır. Ve her değişik bakış açısı size oyuncu olarak yeni dünyalar açar. Kenter Tiyatrosu’nda bu yıl başlayan oyunculuk kurslarında sen de eğitim veriyorsunuz bildiğim kadarıyla. Bu kurstan biraz bahseder misin? Amacı nedir ve şimdilik bu kursa katılanlar üzerindeki etkisi nedir? Oyunculuğun abc’si olarak adlandırılan bu kurs oyunculuğa giriş eğitimi verir. Gözlemleyebildiğim kadarıyla biz de dahil herkes memnun. Müfredat uygulandı ve katılım da tamdı. Peki , bir de eleştiri konusunda da görüşlerini öğrenmek istiyorum. Tiyatro yaratıcısına elle tutulur ne getirmektedir sence? Eleştiri gerçekten seyirciye ve tiyatro sanatına kılavuzluk etmekte midir? Bu soruyu’Türkiye ve Dünyada eleştiri’açısından değerlendirirsen sevinirim. Eleştiri yapıcı olduğu sürüce çok önemlidir. Özellikle Tiyatro sanatı ile ilgili yetkin eleştirmenleri takip ederim. ECE...:) 05-08-06, 12:07 Biraz da özeleştiri yapmanı istesem. Çağımızın karmakarışık yapısı altında oyuncu/sanatçı sanatını yapabiliyor mu? Böyle bir ortamda insanın bir sanatçı olarak hayata karşı bir tavırla durması ne kadar mümkün? Sanatçı üzerine düşen sanatçı sorumluluğunu taşıyabilir mi-taşıyabiliyor mu? Sen taşıdığına inanıyor musun? Bir sezon içerisinde en az bir projede yer alıyor ve 100 kereden fazla seyirci karşısına çıkabiliyorsam bu sorumluluğu taşıdığıma inanırım. Çünkü benim yaratım alanım sahnedir. Tiyatronun son yıllardaki en büyük eksikliği nedir sence? Devlet desteği. Eğitim ve yetenek. Oyunculuk için bunların payları yüzde kaç sana göre? Sadece bunlarla da olmaz. Oyun çıkarma sürecinde,bir rolü inşa ederken neler yapıyorsun?Bugüne kadar seni zorlayan bir süreç oldu mu? Kendimi yerine koyar ve tepkilerimi ölçerim. Sezgi, akıl, mantık, teknik donanım bunların önem dereceleri nedir sana göre? Hepsinden fazlası ile alsak.? Konservatuar eğitimi almak isteyen ve tiyatroya gönül veren gençlere tavsiyelerin var mı? Bu iş meşekkat ister. İyi düşünsünler önce kendileri inansınlar. Son olarak tüm konuklarımıza sorduğumuz bir soru? Engin Hepileri kendiyle nasıl hesaplaşır? Oturur düşünür. Uzun uzun… http://www.tiyatrom.com/yeni_nilay_citak_03.htm bndn bu kdr !! :img-grin2 ECE...:) 05-08-06, 13:03 http://img239.imageshack.us/img239/1416/enginud7.jpg bu fotoyu buldum avatar yapim dedim ya bu ceketi engin ne kdr cok giyio ek de de giyiodu beyzanın kadınlarında da giymiş.. :) http://img239.imageshack.us/img239/7261/engin1ni1.jpg angel3 05-08-06, 13:29 ben bu oyuncuyu scooby doo' daki shaggy'ye benzetiyorum. Tip aynı, çok sevimli. Zaten dizide de evde scooby doo oyuncakları var, ordan aklıma geldi. bence tipitip e benzio. hani varya çizgi flm kahramanı. hem zaten kızlar yurdunada gelmiştiya engin. o zama ordaki kızın tekide öle demişti belki hatırlarsanız. aslında ben daha öncede benzetiodum onu ama Allah için çok tatlı birisi yaaa çok sempatik bide. :img-kiss: canım yaaa alp kırşandan yakışıklı olmasın bayaaaa hoş çocuk:img-haha: :love05: Billush 05-08-06, 16:56 Yer aldığı projeler(dizi ve film): 1- Beyza'nin kadinlari (2006) .... Huseyin 2-"Emret komutanim" (2005) TV Series .... Sinyor Seyfi 3- Gülüm (2003) 4-"Hürrem Sultan" (2003) (mini) TV Series .... Cihangir 5-Kampüsistan" (2003) (mini) TV Series .... Oguz purple_princess 05-08-06, 17:25 kimseye benzetmeyinn ya o bitane dimi amaa varmıı ondan ötesi daha iisi aşkımm yaa:img-grin2 yildiz kenter'in sag kolu olan ogrencilerinden, hep ask vardi'nin gizemli azrail'i, sirca kumes'in gonulcelen adami. bu oyunda gercekten basariliydi. takip etmeye calisiyoruz kendilerini sahnelerde. pek isiltili bir gulusu var, ses tonu da hos. pek de gencmis. ama birazcik yemek yese hic fena olmayacak, mazgallardan iceri kacmak istemiyorsa tabii. daha cok oyunda izlemek, alkislamak istedigimiz parlak oyuncu... ekşi sözlktnn:img-grin2 2004 afife jale tiyatro ödülleri , yeni kusak basarı ödülü ile kusak atlamıs kişidir kendisi.. ekshi:img-grin2 nat nat nat çokonat reklamlarında şirin şirin koşturan adam... turuncudan kaçıoo hani..:img-kiss: ayni okuldan mezun, yedi numara´da oynayan cenk tunali´nin biricik kankasi alıntı... ECE...:) 05-08-06, 21:16 süppersin saol... bişi diil =) ya bişi sorcam cenk tunali yedi numarada hangisiydi ?? ya da ters köşe de oynuomus hangisi acaba ?? purple_princess 06-08-06, 11:00 bişi diil =) ya bişi sorcam cenk tunali yedi numarada hangisiydi ?? ya da ters köşe de oynuomus hangisi acaba ?? ters köşede mehmetmişte yedi numarayı bilmiorumm.... ECE...:) 06-08-06, 11:36 http://img137.imageshack.us/img137/6318/kopyasbannerms7.gif BU resimde var mı ??? tanyel_1004 06-08-06, 13:59 özellikle kampüsistanda her defasında kendisine hayran kalıyorum..gerçekten çok tatlı yaaaa!!! gzd_gzd 06-08-06, 14:01 izlemediğim için bilemiycem bu arada dün akşam kızlar yurdu frmnda emrt kmtnmdki liz vardı misfrmzdi.ondan engini ne kdr çok sevdiğimizi ve bu sity sylmsni istedim inşallah engndee glcekkkk:img-grin2 ay ne ksel olurr yaa inşallah gelse bu steye de konuşsakk:img-kiss: :img-kiss: gilmoregirls 06-08-06, 14:56 bişi diil =) ya bişi sorcam cenk tunali yedi numarada hangisiydi ?? ya da ters köşe de oynuomus hangisi acaba ?? 7 numarada rüyanın sevgilisi doktor deniz rolündeydi tiger 06-08-06, 15:42 mrb beyaz inci bn de thalia yı severm.ayrıca engin hepileri'ye yıldız kenter ck tahta gibi durduunu sölemşsahnede. bn buna katılmıorm.gayet ii oynadığına inaniorm iii bi oyuncu:img-grin2 tiger 06-08-06, 15:45 gzd_gzd slm engnn geldegni kimdn öğrendin.ve gercktn öle bişi varmı yani sitedeklerle konusma fırsatı.ne gsl olurdu gelse tiger 06-08-06, 15:47 mrb beyaz inci bn de thalia yı severm.ayrıca engin hepileri'ye yıldız kenter ck tahta gibi durduunu sölemşsahnede. bn buna katılmıorm.gayet ii oynadığına inaniorm iii bi oyuncu purple_princess 06-08-06, 18:43 arkadaşlrm ben söyledim kesin bişi diil kızlr yurdnn frmna emrt kmtnmdki liz misfrmz olmuştu bnde ondn rica ettm sette sylesinn onu çok sevyrz aramızada grmk istyrz fln sityi onada sylyn dedim oda memnunietle dedi bklm ne olucakk? dilara_acemicadı 06-08-06, 19:25 çok seviyorummm ssempatik yani helede kampüsistandaaa bu başlığın açılması ii olmuş çok şekerrrr gerçekten bu siteye mi gircekk???entresann şaka şaka bakalım nolcakk:D[/B] ECE...:) 06-08-06, 20:19 bn de diziden cıkan yazıcı karakteriyle konusmustum .. ona bigun sormustum acaba arda, engin msn kullanıolar mı fln die o da 2 sinin de ilgisi yok pek pc le demişti ama bakalım hayırlısı !! :) Tatlibelam 06-08-06, 22:16 bende engin hayraniyim cok beyeniyorum onu cok seviyorum bence o cok iyi bir oyuncu _girl_ 08-08-06, 11:52 engini çok seviyorum yaa...inş gelir de konuşuruz canım benim yaa..... *duygu* 08-08-06, 12:30 çok tatlı ve sempatik bi oyuncu _girl_ 09-08-06, 13:35 onu ilk kez iki arkadaş filminde görmüştüm dikkatimi çekmişti sonra unuttum. ama yeniden emret komutanımda görünce onu hiç unutmadığımı ve unutamayacağımı anladım. onu çok seviyorum. mary osbourne 13-08-06, 16:06 bende ilk iki arkadaş die bi tv filminde görmüştüm.şimdi de emret komutanım daki oyunculuğuyla hem kendisine hem de oyunculuğuna hayran kaldım nurche 18-08-06, 08:01 kapüsistandaki haline bittim yaaa purple_princess 20-08-06, 14:08 arkadaşlr yaa bu formu boş bırakmylm çok tatlı çok ii bi oyuncu engin nedense pek deeri bilinmio elleernde resim avatr imza flnkim vrsa koyabilirmi=) _girl_ 20-08-06, 15:29 bence de bu formu boş bırakmayalım purple princess sana katılıyorum. radyo makinasını dinledim dün. çok güzel bi programdı,engin hepileri çok önemli şeyler söyledi tiyatro hakkında. çok değerli bi oyuncu gerçekten... gzd_gzd 21-08-06, 11:57 bi kaç tane engin hepileri imzası yaptm umarm beenrsniz...... http://img218.imageshack.us/img218/2584/ouzzzf3.jpg (http://imageshack.us) http://img244.imageshack.us/img244/6302/untitledimzaqa1.jpg (http://imageshack.us) purple_princess 22-08-06, 10:52 eline sağlık çok gzel olmuş=) gzd_gzd 22-08-06, 21:03 saol cnm yeterki enginin sayfası boş kalmasnnn SETURK 23-08-06, 12:51 http://img174.imageshack.us/img174/1167/04170649az8.png (http://imageshack.us) http://img220.imageshack.us/img220/7611/04164233hc2.png (http://imageshack.us) http://img220.imageshack.us/img220/9687/kopyas04170709ir4.png (http://imageshack.us) SETURK 23-08-06, 13:01 http://img246.imageshack.us/img246/7449/kopyas04170709nn8.png (http://imageshack.us) gzd_gzd 23-08-06, 21:43 resmler we yaptıın avatar çok güzel,eline saalık:):) missbaggio 01-09-06, 08:14 2 haftadır sabah 7 de yayınlanan Hürrem Sultan dizisinin izlenme sebebi.... Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan'ın üstüne titredikleri Şehzade Cihangir rolünde Star tv ekranlarında izledik kendisini.Gülben Ergen ve Ali Sürmeli'nin oğulları olarak.Abisi Şehzade Mustafa'nın babası tarafından öldürülmesine dayanamayarak hayata küstü ve gözlerini yumdu dizinin son bölümünde. Akılda kalan ise babası Süleyman'ın "senin gözlerinden hayata bakabilmek isterdim şehzadem, senin gözünden bakınca hayata herşey çok farklı gözüküyor" lafı oldu. _girl_ 01-09-06, 11:14 Missbaggio keşke daha önce söyleseydin izlerdim. Engin'in fotoğrafları varsa foruma koyabilir misin?Acaba tekrar verirler mi,bilgin varmı? b_r_k 16-09-06, 15:07 bende önceden kampüsstn ayfasından ekledğm bikaç fotoyu koymak istedim.elinizde olup olmadıını bilmiyrum.umarım beğenrsnz http://img101.imageshack.us/img101/9145/121727528kcls8.th.jpg (http://img101.imageshack.us/my.php?image=121727528kcls8.jpg) http://img178.imageshack.us/img178/6992/image07311726cvbsue5zi3.th.jpg (http://img178.imageshack.us/my.php?image=image07311726cvbsue5zi3.jpg) http://img178.imageshack.us/img178/2687/121duqw3.th.jpg (http://img178.imageshack.us/my.php?image=121duqw3.jpg) gs-tugba93 27-01-07, 17:51 hic kimse girmiyor bu forum ya bari resim ekliyim dedim http://img116.imageshack.us/img116/3820/arda390vj.jpg GÜLÇEM 27-01-07, 17:53 kampüsistanda süperdi yaa ;) gs-tugba93 27-01-07, 17:56 http://img127.imageshack.us/img127/6273/yenibitelemresmi55gj.png gs-tugba93 27-01-07, 17:58 http://img357.imageshack.us/img357/2987/adsz50xr.png (http://imageshack.us) gs-tugba93 27-01-07, 18:11 http://img151.imageshack.us/img151/2493/189oz.jpg http://img151.imageshack.us/img151/6720/196tp.jpg gs-tugba93 27-01-07, 18:20 http://img363.imageshack.us/img363/2710/ekcopy1gb.jpg gs-tugba93 27-01-07, 18:21 http://img199.imageshack.us/img199/877/1240oo.jpg gs-tugba93 27-01-07, 18:23 http://img199.imageshack.us/img199/7446/1226xb.jpg gs-tugba93 27-01-07, 18:26 http://img261.imageshack.us/img261/3076/1102nu.jpg gs-tugba93 27-01-07, 18:26 http://img261.imageshack.us/img261/6654/1155eo.jpg gs-tugba93 27-01-07, 18:29 http://img230.imageshack.us/img230/9782/092134204lc.png gs-tugba93 27-01-07, 18:33 [/URL][URL="http://img439.imageshack.us/img439/7778/image06080223cvbs31qe.jpg"]http://img439.imageshack.us/img439/7778/image06080223cvbs31qe.jpg (http://imageshack.us) nejatdidem 28-01-07, 12:23 kampüsistanda süperdi yaa ;) evet ztn kampüsistan tartışılmaz ztn onu bize tanıtan dizi oydu gibi bişey...ya bide bizim okula afişlerini asmışlardı bi tiyatro oyununda oynuyodu ama adı neydi unutuum o kadar da bakmıştım hatta okan yalabık da oynuyoduu:img-blush missbaggio 29-01-07, 09:53 Merhaba, Engin Hepileri'nin Okan yalabık ile birlikte oynadığı oyunun adı "Kumarbazın Seçimi" . 2005 sezonundan bu yana Kenter tiyatrosunda oynanan oyunun fragmanını www.kentoyunculari.com'da izleyebilirsiniz.Oyun bu sezon cok fazla sahnelenmiyor:(( Ama kendisini bu sezon Kent oyuncularında "Anna Karenina" da izleyebilirsiniz.aynı zamanda oyunda yönetmen yardımcısı olarak ta görev almış. Dünyaca ünlü bu klasik romanı tiyatro sahnesinde izlemeyi ertelemeyin derim:)) sweety_esk 29-01-07, 13:16 resimler icin sagol tugba.....:img-in_lo :img-in_lo :img-in_lo havin-sevgisi 29-01-07, 19:11 kampüsistanda harikaydı,çok komikti.. turuncu reklamındada öyle :) sweety_esk 27-02-07, 19:01 cok seker yaa.... yerim beng onuuu askım_gkhan_alp 03-03-07, 11:40 Resimlerrr Için Teşkürrrr:) sweety_esk 07-03-07, 15:45 TİYATRONUN ENGİN İNSANINDAN SİNEMAYA DAİR.. Her ülkede mutlaka her sektörün bir altın çocuğu vardır. Hem epey gençtir ve yaptıkları yapacaklarının göstergesidir. Başarılı projelerdeki kimliğine inat mütevazılığı ile okuldan işe işten eve koşturan eski toprak tiyatrocu yeni nesil sinemacı O! Aradığını çoktan bulmuş, hayallerinin peşi sıra karakterli mesafeli duruşuyla Kampüsistan’ın Oğuz’u, Gülüm’ün Çağatay’ı Beyza’nın Kadınları’nın Hüseyin’i, Türkiye’nin Adrien Brody’si Engin Hepileri’yi bu ay Ters Köşe’ye aldık, içimizden geldiği gibi.. 28 yaşında biri için nasıl büyük bir başarıdır bu? Tiyatro, film, dizi, reklam ve akademisyenlik... Çok keyifli, her birinin apayrı bir yeri oldu artık hayatımda. Tiyatro bambaşka bir parantez içinde duruyor. Okula girmeden önce de sevdalandığım bir iş tiyatro, hepsinin merkezinde o duruyor aslında. Akademinin şöyle bir anlamı ve güzelliği var; okulda kaldığınız sürece öğrenci olmaya devam ediyorsunuz. Tiyatronun en önemli yanı bence öğrenmeye devam edebilmek ve konservatuar bunun için çok uygun, her sene 8-10 arası pırıl pırıl yeni beyin geliyor, o dönemin düşünceleri..Ben de onlarla beraber sürekli olarak kendimi yeniliyorum tabii ki. Bu sebepten; onlar çok saf ve temiz olduğu için konservatuar da benim her zaman olmak istediğim mabet gibi çok anlamlı bir yer. Yüksek lisansımı tamamladım dolayısıyla araştırma görevlisi misyonum bitti ve şimdi askere gitmek durumundayım. Döndükten sonra da doktora eğitimime başlayacağım arkasından da öğretim görevlisi olmak istiyorum ama tabii bunlar için daha vakit var. Kenter Tiyatrosu’nda da şu an açılan “Oyunculuğun A B C’si” kursları var, eğitmenliğe orada da devam ediyorum. İki Arkadaş ilk tv filmin ama bir sinema filmi olan “Gülüm” ile daha çok tanındın, tv dizisi “Kampüsistan”ın da yadırganamaz etkisi büyük tabii.. Elbette Kampüsistan’ın etkisi çok. O, benim ilk dizim değildi, “Yılan Hikayesi”ne 5-6 bölüm, “Canım Kocacım”da rahmetli Şükran Güngör hocamla 13 bölüm oynamıştım. Kampüsistan’dan önce bu iş nasıl yapılıyor diye setlere girdim çalıştım da hiç bir şey gözetmeden, ışık asistanlığı bile var bunun içinde çünkü tiyatroda ışığı çok seviyorum, özellikle okul oyunlarının ışıklarını ben yapıyorum, evimde de çok önem veriyorum ışığa. Gülüm’de Tarık Akan ve Okan Bayülgen’le beraber sıradan bir Türk mahallesinde alışılmış, sade bir eşcinseli oynadın. Karaktere karar verme süreci nasıldı, özellikle pek çok aktörün hala “hayır” dediği bir rolü kabul etmek zor oldu mu? Çok zor olmadı çünkü eğer oyuncudan bahsediyorsak her şeyi oynaması gerekir. Pek çokları için zor olabilir ama sizi orada Zeki Ökten gibi bir yönetmen gördüyse, çağırıp da “bu rolü sen oynarsın” dediyse, aynı kadroda Okan Bayülgen, Tarık Akan, Rutkay Aziz varsa, baktığınız zaman o filmin kimlere ve nereye hitap ettiğini, hangi düşünce için varolduğunu anlıyorsun dolayısıyla da o noktadan itibaren “ben bir eşcinseli oynamam” gibi bir tavrın ben çok arkasında duramıyorum, ben oynarım ama nasıl oynarım? Benim mesleğimin sırrı da o. Bu işin sırrı bu, herkes oynar ama nasıl? Onun hayatı, düşünceleri, hayata bakışı işte onları iyi yakalamak gerekir. Sarhoş oynamak kolaydır derler, herkes oynayabilir ama inandırıcı sarhoşu oynamak çok zordur. Eşcinseli oynamak da kolaydır derler, hayır çok zordur çünkü kafalarda bir eşcinsel prototipi vardır, onu oynarsın olur biter ama işte detay koymadığın ve kendinden bir şey yansıtmadığında o iş olmaz. Gülüm’de bu fazlasıyla vardı, oradaki küçük engelli çocukla, eşcinsel “Çağatay” karakterinin kurduğu o bağ çok farklıydı. Tercihleri hayatın içerisindeki gibi klasik ölçülerde olan bir genç ile bir eşcinsel genç arasında, o engelli çocuğa yaklaşımları açısından çok fark olacaktı. Senaryo çok iyiydi, havada kalmıyordu sadece “eşcinseli oynamak” için eşcinsel oynamadım. Cv’me gururla koyduğum işlerden biridir “Gülüm” Pekiyi diğer oyuncuların bu konudaki duvarları?.. Kişisel tercih meselesi. Biz sınıflandıramayız kim oyuncudur kim değildir. Bu benim kendi bakış açım, oyuncu her şeyi yeniden canlandıran insandır ve bu hayatın içinde varsa buna sırt çevirip yokmuş gibi davranmak benim aklımın erdiği bir şey değil. Herhangi bir aktör, kendini o şekilde ifade edemeyeceğini düşünüyorsa saygı duymaktan başka yapılabilecek bir şey yok ama bana sorarsan oyunu her şeyi oynamalıdır, oynayabiliyorsa oyuncudur bence.. Beyza’nın Kadınları en son filmin. Tiyatro sahnesinden morglara, kanlı cinayet mekanlarına uzanmak nasıldı? Aslında en son oyunum Inishmore’lu Yüzbaşı’dan dolayı kan ve dehşete uzak sayılmam. O da bir kara komediydi biliyorsun. Ama tiyatro sahnesinde pek çok şey gösterilmeden anlatılır, Beyza’nın Kadınları’nda kesik bacaklar ve bol bol kan vardı.. Yurt dışından o bacakların geldiği günkü halimizi hatırlıyorum hala ve ben hiç morga girmemiştim, önümde otopsi yapıldı, seyrettim. İşte, iki soru üstteki konuya bağlayabiliriz aslında, “ay ben oraya girmem” diyemezsin, girmek zorundasın. Oradaki “Hüseyin” karakteri, şefinin peşinden koşan ve şefi ne yapıyorsa onu yapan, onun küçük bir örneğiydi. Usta çırak işi gibi bu hafiyelik işi de, tiyatroda olduğu gibi. Beyza’nın Kadınları aslında başka bir görsel şöleni hedefliyordu, dolayısıyla bu şölenin alt metni çok daha genişti. Takdir edersin ki filmin senaryosu o kadar değildi, seyrettiğimizin iki üç katı daha genişti, müthiş çalışmalardan geçmişti. Hüseyin’in hikayesi de öyleydi. Filmin hizmet etmesi gereken o süre içinde görünmesi gereken daha önemli resimler vardı görüntü yönetmenimiz Soykut Turan sayesinde onlar da gerçekleştirilince Hüseyin’in backgroundu konusunda birazcık daha ılımlı davranabildim çünkü aslında çok fazla sahnem filmden atıldı ama ben Mustafa Altıoklar’ın kafasında hayal ettiği şeyi biliyordum. Tiyatroya tekrar geri dönelim. 2004 yılı Afife Tiyatro ödüllerinde “Yeni Kuşak Özel Ödülü” senin oldu, bu çok gurur verici olsa gerek? Evet, özellikle Kenter Tiyatrosu’nda bunu almış olmak çok büyük bir gurur. Sebebi de; konservatuara girmeden önce “Lütfen Kızımla Evlenir misin?”i, Yıldız Kenter’i izlemeye gelmiştim, bu salonda koltuklarda oturup seyrediyordum, sahneye daha hiç çıkmamıştım ve o günden sadece yedi yıl sonra o sahnede başrol oynayıp ödül almış olmak benim için çok çok önemliydi. Ama ödülü aldım çoktan koydum kenarda tozlanıyor, o benim hayatımda vardı artık yok çünkü hedeflediğim bir şey değildi. Geldi çok güzel oldu, o çiçeği vazosuna koydum kaldırdım. Bundan sonra ödül alayım, onun peşinde koşayım gibi iddialarım hiç yok. Yıldız Kenter sana “oğlum” diyor, bu sorumluluğu taşımak?.. Sağolsun gerçekten çok büyük sorumluluk. Yüksel lisans tezimi yeni verdim ve benim danışman hocam Yıldız hocamın öğrencisi, hocamın hocası oluyor Yıldız Kenter ve ben kendisine yaklaşık altı yıl okulda dört yıl da tiyatroda asistanlık yaptım. En başta, örnek bir insan diyebilirim, yaşama bakışı ve algılayışı, hayata ve yazıya verdiği önem. Ve her şeyin ötesinde de kendini ifade etme arzusunda tiyatroya verdiği önem..O’nunla yaşadığınız zaman anlıyorsunuz ki bazı şeyleri es geçmek o kadar da kolay değilmiş hayatımızın içinde, müthiş bir tecrübe, elli yıllık bir sanat yaşamı..Fikirlerimizin uyuşmadığı zamanlar olabiliyor ama bunu tartışabiliyoruz en önemlisi. Yıldız hocadan her şeyi alabilirsiniz ama uygulama noktasını size bırakır. Çok basit bir örnek vereyim sana; geçen yıl “Kumarbaz’ın Seçimi” oyununun prodüksiyonunu ben üstlenmiştim şimdi yine bizim yeni bir hayalimiz var, Okan Yalabık, Bülent Şakrak ve Bartu Küçükçağlayan’ın da için de bulunduğu yeni bir oyun projemiz var. Bir hafta önce teksti Yıldız hocaya vermiştim “hocam bakar mısınız” diye.. dün sabah odasına çağırdı, metinde imla ve çeviri hataları olduğunu, dramatik kurgusunun çok eksik olduğunu uzun uzun anlattı ve “istiyorsan yap” dedi ve ekledi: “Biz burada hayal etmek için varız..” Çok teşvik eder, heyecanlandırır, yükseltir, ateşler ama ateşlerin etrafını da hep korur, “dışına çıkma yanarsın” der. Ben de dışına çıkmam ama sonuna kadar da kendi özgürlüğümü kullanırım. Yıldız Kenter benim için bir ekoldür ve böyle bir ekolle yaşamak da gerçekten çok zor oluyor.. Pek çok oyuncu tanındıktan sonra tabiri caizse yan gelip yatmayı seçiyor, gece eğlenceleri işinden daha ön plana çıkıyor. Engin Hepileri’yi hiç görmüyoruz sahnenin ve okulunun dışında, bu bir Kenter ekolü mü yoksa Engin zaten hep böyle mi? Ben hep öyleyim ama..sevdiğim ve beraber yarattığım bir arkadaş grubum var, sayıları da hiç az değil, ben iki hafta her birine tek tek giderek zamanımı geçirebilirim İstanbul’da. Birbirimize gider geliriz, film seyreder, içeriz, bir tiyatro oyunu okuruz ama muhakkak önce eğleniriz. Bu bizim için çok önemli; biz eğlenmek için toplanırız, eğlenirken yaratmayı deneriz, yaratmak için toplanmayız çünkü o eğlenceyi boşa, sokağa atmak istemeyiz, oturup maç seyretmeyiz mesela ama oturup film seyrederiz ya da bir oyunu baştan oynarız farklı biçimde uçlarını açık bırakarak. Bu anlamda benim gece dışarı çıkacak çok da vaktim yok, beni çok da çekmiyor bu, tatmin olduğum başka taraflar var. Kız arkadaşımla beraber mutlu bir hayatım var, arkadaşlarımla hem eğleniyorum hem üretebiliyorum hem daha rahat içebiliyorum. Neler seyrediyorsunuz evde? Korku-drama- aşk-komedi...? Ne bulursak seyrediyoruz. Şimdi bugünlerde, dogma işleri seyrediyoruz. Danimarkalı adını şimdi hatırlayamayacağım, “Fasten” adında bir film seyrettim en son. Işık, bilgisayar olmadan hiç bir şey kullanılmadan sadece bir el kamerası ile çekilmiş ve bir çok Hollywood prodüksiyonundan çok daha iyi bir film. Oyunculuklar çok daha iyi, tema çok daha iyi. Bunların dışında Fatih Akın’ı çok seviyorum. Tarantino’yu çok seviyorum. Avrupa sinemasını daha çok tercih ediyorum ama ticari olmadığını hissedersem bir Amerikan yapımı da kabulüm. Mesela dün akşam Uma Thurman’ın “My Ex Girlfriend”i seyrettim. Güzel bir fantezi fakat bu fanteziyi ben kafamda kurabilirim. Niye çektiklerini anlamadım, mutlaka sevenleri olmuştur ama ben öyle seyrettim ve bitti. “Seyrettim ve bitti” bunu sevmiyorum işte, pop albümü gibi Türkiye’de, dinliyorsunuz, beş ay sonra sıkılıyorsunuz ve bir daha arşivden çıkartmamak üzere kaldırıyorsunuz. Bu nasıl bir yaratıcılıktır anlamıyorum. Bülent Ortaçgil’i her zaman çıkarıp dinlersiniz. Diğer yandan rock da keza öyle, Duman’ın ilk albümünü zaman zaman koyar yine dinlerim ama ben beş ay sonra “çakkıdı çakkıdı” oynamıyor olabilirim. Ben de peşinden gidiyorum bu dediklerimin, dinliyorum ama anlamıyorum satılıp tüketilecek bir yaratımın neden yaratıldığını anlamıyorum.O zaman tişört satalım onda da para var gibi bir şey yani. Büyük bir hayran kitlen var özellikle genç kızların oluşturduğu. Tv dizilerinde popülariteyi artıyorsun böylelikle izlenmeyecek diziler bile seninle baş tacı ediliyor, çok teklif alıyor musun? Beni çocuklar seviyor daha çok. Tv ile ilgili çok teklif alıyorum. Biliyor musun, tiyatro ve akademisyenlik, bunları topladığın zaman maalesef bir memurun maaşını geçemeyecek kadar gelirim var. Bu kişinin geliştirmesini engelliyor, ek iş yapıp ek zaman sarfetmek zorundasın, belki de kendi branşın dışında işler de olabilir bunlar. Nitekim ben yaptım, üniversitedeyken harcım için çalışıyordum. Televizyon dizileri de bana getirisi olan işler. Kampüsistan, başta çok da emin olmadığım bir projeydi fakat sonra hem çok eğlendim hem kendimi çok iyi ifade edebildim o rolde ve hem de çok iyi kazandım. Emret Komutanım da öyle, belki iki yıl sonra seyretmeyeceğiz bilmiyorum ama o da gündelik bir şey aslında. Üret, sat ve bitir. Ben şurasından bakıyorum; Emret Komutanım’ın senaryosunu ben yazmadım, prodüktörü ben değilim, ben sadece oradaki “Seyfi”yim, kendi tırnakları içinde Engin Hepileri’yim dolayısıyla Seyfi’yi en iyi şekilde oynamakla mükellefim. Piyasada, prodüktörlerinden elinden gidiyor aslında işler, her şey kanalların istekleri doğrultusunda hazırlanmaya başladı. Tiyatrocu için sinema daha mı kolay? Sahnede hata affedilmez ama sette dilediğin kadar yeni baştan çek.. Kolay demeyelim ama daha keyifli diyebiliriz. Bir film çektiğiniz zaman- bu tiyatroda da böyledir, oradaki karakterin bir önü ve bir sonu vardır. Ve sen o karaktere bu hikayenin sonunda ne olacağını bilirsin. Dizide bunu bilmiyorsun, karakter her an her yerde sona erebilir. Her yerde bitebilirse ben hangi noktadan başlayacağım? Tutunacak dalım yok dizide. Sinema, samimiyetten bahseder ama televizyonda sevimlilik çok daha önemli. En çok oynamayı istediğin karakter ne olur sinemada? Ben hep, Polanski’nin Piyanist’indeki Adrien Brody’i yakıştırıyorum sana. Pek çok kez karşılaşıyoruz Adrien beyle (kahkahalar), çok severek izliyorum her filmini. Çok isterim tabii ya neden olmasın, şimdi ben kafamda oluştursam burada söylesem birileri verir diye belki böyle bir rol.. Hemen açılsın teklifler buradan o zaman.. Öyle bir durumum yok çünkü kısıtlanmış hissederim kendimi. Karşıma öyle farklı işler geliyor ki mesela çok yakın zamanda bir sinema filmi için toplantıya girdim, bir karakteri oynayıp oynamama konusunda. The Score’da Edward Norton olmamasına rağmen müze sahnesinde çok iyi spastik oynamıştı ya işte onun gibi bir rol çıktı karşıma. Çok çeşitli nedenlerden dolayı olmadı ama böyle bir şeyin karşıma çıkmasını hiç beklemiyordum. Çok değişik yönetmenlerden çok değişik teklifler alıyorum tabii ki ama işte bu yüzden hiç bir karakteri hayal etmek istemiyorum, her şey çıkabilir karşıma ve ben de her şeyi oynayabilen bir adam olmak istiyorum. Aç gözlü değilim ama cüsse resmimin uyabileceği her şeye açığım. Hayatımın filmi dediğin.. Snatch (Kapışma) galiba ve Lock, Stock and Two Smoking Barrels (Ateşten Kalbe, Akıldan Dumana) İngilizlerin o taraflarını çok seviyorum, konuşmaları kadar hızlı yaşam tarzlarını, kargaşalarını kendime çok yakın buluyorum. Guy Ritchie’ye bayılırım. Yeni sezonda ne bekliyor bizi hem Kenterler’de hem sinemada.. Kenterler’de Tolstoy’un Anna Karenina’sı bekliyor. 15 kişilik bir kadrosu var. Hakan Gerçek, Yeşim Koçak, Demet Evgar, Engin Altan Düzyatan, Sibel Taşçıoğlu ve ben oynuyoruz, Mehmet Birkiye yönetiyor. Bu klasik romanı hepimiz duymuşuz ya da okumuşuzdur ama bu oyunda öyle ağır bir performans beklemiyor. Tiyatroda nasıl görülebilecekse öyle, o hızda, müthiş dansları var, müzikleri çok etkili ki St. Petersburg’da yapılıyor şu an. Çok değişik bir ışık şovu olacak. Çok heyecanlıyız. Sinemada da net bir şey yok ama ilk defa buradan söylüyorum; bahsettiğim arkadaşlarımla kaşınıyoruz artık, çok şey hayal ediyoruz hep hayalde kalıyor galiba artık biraz bunları görmek istiyoruz, bazı projelerimiz var ama zamanını bilmiyoruz henüz. Amacından başka daha fazla bir şey söyleyemem . Türkiye’de bunu anlayabilecek ve bekliyor olan insanların olduğunu biliyorum. Belli bir ticari kaygıyla belli bir kitle için yapılmamış işleri görmek istiyorlar. Mesela “Babam ve Oğlum” böyleydi işte! Doğru çözülmüş denklem, temiz yönetilmiş, iyi oynanmış, işte bu! Çok samimi bir prodüksiyon bekliyor. Ve bir son haber daha; yine Altıoklar’la bir tv dizisine başlıyorum. Bu tarihi bir dizi, 1911’en 1923’e uzanan Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile ilgili “Kutsal İsyan” yine aynı isimli kitaptan uyarlanmış ve Enver Paşa’yı oynayacağım. Bu projeye çok iyi hazırlanmak gerektiği için sanıyorum Aralık-Ocak gibi başlayacak ve Emret Komutanım’ı bitirip oraya geçeceğim. (alintidir)(Betül bak bea enver pasam benim ya...) sweety_esk 12-03-07, 18:57 ya bu çocuğun doğum günü kaç yılında ve tam olarak günü ne? bilen varsa bana söyleyebilirmi dogum yilini biliyorum sadece 1978 gün ve ay olarak bulamadim ama hemen ara$tirmaya koyuluyorum... hoe 13-03-07, 14:21 gün ve ay olarak önceki sayfalarda yazıodu sanırım ama tam olarak hatırlayamadım şimdi önceki sayfalara bakarsan bulabilirsin ;) sweety_esk cnm benim hayatım memom zati engin onun kumalarından zati ;) ama burdaki en çk seven sensin bence ;) yane içime douyo :D sweety_esk 13-03-07, 15:58 gün ve ay olarak önceki sayfalarda yazıodu sanırım ama tam olarak hatırlayamadım şimdi önceki sayfalara bakarsan bulabilirsin ;) sweety_esk cnm benim hayatım memom zati engin onun kumalarından zati ;) ama burdaki en çk seven sensin bence ;) yane içime douyo :D canim benim insallah bi gün memona kavusursun bende enginime... hastayim bu cocuga ya bilgisayarim resimlerinden gecilmio...rüyalarim desen aynen öyle...ben onu cok seffiom yaa hemde deliler gibbiiiiiii:img-in_lo :img-in_lo :img-in_lo :img-in_lo hoe 17-03-07, 15:49 kesinlikle özellikle kampüsistanda Fenerbahcelikiz 18-03-07, 12:15 bence emret komutanimda daha yakisikli :img-wink: sweety_esk 19-03-07, 17:26 http://www.imagecraze.com/image.php?type=2&user=sweety_esk&image=e5d706f7b8de.bmp http://www.imagecraze.com/image.php?type=2&user=sweety_esk&image=822b97a7a850.bmp sweety_esk 22-03-07, 10:06 hemde nasil ya cok sekerdi hep seker zaten... Kampüsistani ne yazikki cok gec fark ettim... emret komutanimda onu görünce asik oldum:img-in_lo ve birgün canm sIkIldI Kampüsistana bakiodum ve enginim cikmaZmi hemen diziye bakmaya basladim ama ne yazikki gec fark ettim icin dizide bitti :sad53: hoe 25-03-07, 15:01 ben ilk bölümünden beri tekrarlari dahil hep seyrettim ama d maxta az seyredebildim yane sadece kusadası bölümlerini seyrettim sweety_esk 15-04-07, 15:26 süper bu fotolar ya bende tesadüfn buLdum dedim hemen payLasaLim aramaya devam ediyorum... emret komutanim bitcek 3 hafta sonra feLan ve engin yeni bir projeye imza atacak insaLLah...ordan cok cok resimLer cekiLiR güzel bise oLcakmi$ ve ozmana insaLLah burasida ta$aR...:img-in_lo hoe 15-04-07, 15:31 ewet saol cnm bilgiler için yaa haberim yoktu benim emret komutanımada ne zmndır fazla bakamıorum sabahta okulda oluorm zati yeni proje heyecanlandırdı beni :D missbaggio 16-04-07, 22:16 26.uluslararası istanbul film festivali süresince, her filmden önce, iksv'nin reklam filminde kendisini izledik.ama nedense, filmlerde göremedik ((: Aynı filmlere denk gelemedik herhalde!!! Sanata katkılarını yürekten alkışlıyor, başarılarının devamını diliyoruz.. P.S:Reklam filmini www.iksv.org dan izleyebilirsiniz... hoe 17-04-07, 18:10 bende bulamadım yaa bi açıklarsa ;) memo dün geri geldi ama sadece filmde bi kasette :D yane ama 6 aylık baba 11 mayısta yeni filmi vizyonda sonra istanbul film festivalinde jüri üyelerindendi cmrtsi ödül verdi bide perşembe gecesi izlicem ... saymakla bitmio :D yaa engin süper olcak ne olarak gelio acaba yeni projede missbaggio 17-04-07, 18:20 merhaba, engin hepileri'nin oynadığı reklam filmi http://www.iksv.org/film/index sayfasında duyurular kısmının altında.. sweety_esk 19-04-07, 16:41 Tugce memnun oLdum bende seda... enginin röpörtajindan bi alinti yeni proje hakkinda: Bu tarihi bir dizi, 1911’en 1923’e uzanan Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile ilgili “Kutsal İsyan” yine aynı isimli kitaptan uyarlanmış ve Enver Paşa’yı oynayacağım. Bu projeye çok iyi hazırlanmak gerektiği için sanıyorum Aralık-Ocak gibi başlayacak ve Emret Komutanım’ı bitirip oraya geçeceğim. Kutsal isyan olcak yaneee.... hoe 26-04-07, 14:59 yaa bende memoma öyleyim 4 ay boyunca şu kadar gün kaldı die gün saydım o günde dizide ölüşünü gösterdiler ii mi yaa reklamda falan oynar yine bence engin ya bırakmaz hayranlarını hiç olmadı tiyatroda olur sinyor Sabri 26-04-07, 15:18 engin hepileri duruşu,yaşam biçimi ve disipliniyle tam örneklik bir adamdır.onun büyük bir hayranıyım. http://img406.imageshack.us/img406/8926/1226xbez8.jpg (http://imageshack.us) hoe 26-04-07, 15:27 öncelikle foto çk güsel sinyor sabri tşk ;) eet bu adam çk tatlı yaa sempatik gelio bana benimde favori sevdiklerim arasında kesinlikle ama keşke daha fazla görebilsek sinyor Sabri 26-04-07, 15:42 :img-cool2 Ben kararlıyım Engin Hepileri seven ve onu takdir eden biri olarak onu bu sitede daha iyi tanıtmaya. aha şuraya yazıyorum Türkiye'de akıllı kültürlü oyuncuların başında gelecektir kendisi.onun bir yığın projesi var.onu ilerde daha iyi tanıyabiliriz. mesela GÜLÜM adlı türk filminde fakir bir gayı canlandırmıştı. mesela kenter tiyatrosu parasal zorluk çekerken bu oyuncu cebinden para ödemiştir bu tiyatroya.e daha ne diyeyim. http://img124.imageshack.us/img124/7012/189ozhx9.jpg (http://imageshack.us) kendisi üstteki resimde elinde tepsi olan haşin bakışlı zaad.hayır tanımayanlar falan varsa ... sinyor Sabri 26-04-07, 15:49 :good: engin hepileri biyografisi:buyrun 1978 de İstanbul’da doğdu. Cağaloğlu Anadolu Lisesi’nde tiyatro ile tanıştı.1996 yılında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro bölümünü ve 2002 yılında aynı üniversitenin Oyunculuk Yüksek Lisans bölümünü kazandı.1993-1996 yılları arasında Devlet Tiyatroları’nda dört oyunda,1998 yılında ‘Anlat Şehrazat’ müzikalinde , Tiyatro Fora’da ‘Ölümsüzler’ adlı oyunda ve 1998-2005 yılları arasında Kenter Tiyatrosu’nda sıra ile ‘Martı’, ‘Nükte’, ‘Hep Aşk Vardı’, ‘Çözüm’, ‘Sırça Kümes’, ‘Aşk Çemberi’, ‘İnishmorelu Yüzbaşı’ ve 'Kumarbazın Seçimi' oyunlarında rol aldı. ‘Canım Kocacığım’ ve ‘Kampusistan’ adlı televizyon dizilerinde ve ‘Gülüm’ adlı sinema filminde oynayan Hepileri, halen Kenter Tiyatrosu’nun kadrolu oyuncu ve İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda Araştırma Görevlisi olarak çalışmakta. Engin Hepileri 2004 Afife Tiyatro ödüllerinden ’Yeni Kuşak Özel Ödülü’ne layık görülmüştür. sweety_esk 26-04-07, 15:59 sagoL sinyorSabri Engin HepiLeri benim askim ya onu gördügüm zaman ne yapcagimi biLemiom...ama gurbette oLdugumdan onu görme sansim yok...bence türkiyenin en ii oyuncuLarindan biri kendisi onu cooook cooook seviyor cok tatLi benim askim yaa :img-in_lo sinyor Sabri 26-04-07, 16:10 http://img87.imageshack.us/img87/7231/sar21ta4.th.jpg (http://img87.imageshack.us/my.php?image=sar21ta4.jpg) ALEM NELER DÜŞÜNÜYOR! kent oyuncuları'ndan, yıldız kenter öğrencisi oyuncu kişilik...bi ödül töreninde* yıldız hanımın ödülünü filan almıştı onun yerine*, sahnelerin yakışıklı*, başarılı ve genç oyuncusu diye bahsedilmişti kendisinden * hatırlarım... (sebze, 04.07.2002 14:23 ~ 26.02.2003 13:09)#1404429 !? arko reklamları'nda kredi kartını bulamayan, hatun kişiye rezil olan erkek adam (sebze, 04.09.2002 09:28 ~ 16.09.2003 09:22)#1566918 !? (bkz: iki ileri bir geri) (bluesman, 04.09.2002 09:49 ~ 09:50)#1566951 !? canım kocacım dizisinde adını gördüğüm kendini göremediğim merakla beklediğim sonun da feraha erdiğim başarılı bulduğum oyuncu (sebze, 10.10.2002 13:34 ~ 16.10.2002 16:14)#1667795 !? mezun olduğu okulda * yüksek lisans yapan, şu sıra kent oyuncuları tarafından oynanan tennessee williams oyunu sırça kümeste rol alan oyuncu. (iiaa2, 23.10.2002 15:09 ~ 15:18)#1704348 !? sirca kumes oyunundaki performansını gayet başarılı bulduğum (jim) ses tonu, (haliyle) diksiyonu gayet güzel olan, genç (1978 doğumlu), iyi (daha iyi olacağını düşündüğüm) oyuncu .. (sebze, 21.02.2003 11:26 ~ 11:28)#2396290 !? hep aşk vardı'da ve çözüm isimli oyunlarda da rol alan çözümdeki oyunculuğuyla ayakta alkışlamak istediğim (fakat pek bi yorgundum) iyi, bi o kadar da nazik oyuncu... (sebze, 27.02.2003 15:16 ~ 27.03.2003 17:15)#2432497 !? yaptığı ışıkları* bi türlü sevemediğim oyuncu.. (sebze, 20.05.2003 15:17)#2835739 !? bi tanecik aktor kardeşim.. ev arkadaşıyla voltranı oluşturan gemlik zeytini.. setlerin aranan jokeri.. kendisiyle aynı sahneyi paylaşma şerefine bir kısa filmde nail olduğum abim.. çok saoll.. (iiaa2, 29.05.2003 22:27)#2884698 !? efendim son giden'in klibinde (ki bu klibi ali soner'in çektiğini düşünürsek fazla söze gerek var mı bilemiyorum ) oynamış kişi ... 18-19'lu yaşlarımızın en eğlenceli vakitlerini geçirmemizi sağlayan kişilerden yalnızca biri.bir de cal mezunudur kendisi. (sebze, 16.06.2003 09:55)#2972343 !? (bkz: uzay hepari) (lhurgoyf, 16.06.2003 15:28)#2973546 !? hep ileri gideceginden, dunya'nin kendine ozgu sekli nedeniyle tekrar basladigi yere donecek engin arkadasimiz* (archaon, 16.06.2003 15:32)#2973561 !? kisinin, izledigim bir oyunundan ogrendigim bir kisim vardir ki o da bu kisinin biraz olsun etine dolgun olmasi icin calismasi gerektigidir, sonra biraz da dublaja onem vermesi lazim, sonracigima isiklar konusunda da bir bilenden ders almasi gerekiyor.. en sonunda da sen sag ben selamet.. (susayaci, 16.06.2003 17:03)#2973928 !? yildiz kenter'in sag kolu olan ogrencilerinden, hep ask vardi'nin gizemli azrail'i, sirca kumes'in gonulcelen adami. bu oyunda gercekten basariliydi. takip etmeye calisiyoruz kendilerini sahnelerde. pek isiltili bir gulusu var, ses tonu da hos. pek de gencmis. ama birazcik yemek yese hic fena olmayacak, mazgallardan iceri kacmak istemiyorsa tabii. daha cok oyunda izlemek, alkislamak istedigimiz parlak oyuncu... (kacin kurbagasi, 16.06.2003 17:33 ~ 17:36)#2974040 !? yildiz kenter'in tasiyamadigi cicekleri de kucaklar kendisi, o derece hurmetkardir... (kacin kurbagasi, 16.06.2003 17:40)#2974073 !? bu hürmetkar oyuncumuz aşk ve gurur isimli dizide de küçük bir rol almıştır fekat nejat*'ın ışığı gözlerimiz kamaştırdığından o zaman kendisini fark edememişizdir .. yazık olmuştur. ayrıca takanlar ve takılanlar'ın ışık tasarımını da yapmıştır! (sebze, 22.07.2003 08:45 ~ 05.08.2003 15:38)#3130248 !? kampusistan'da gördüğümü sandığım belki de gerçekten gördüğüm kişi.. (sebze, 15.09.2003 15:31 ~ 13.06.2004 16:46)#3339970 !? kampusistan'da gordugum, ama gozlerime bir turlu inanmak istemedigim, ancak ismini gorunce uyandigim sahis. ama o karizmaya... hic olmus mu? (bkz: sen de mi brutus) (kacin kurbagasi, 04.11.2003 14:05 ~ 14:07)#3539740 !? anlamsız zamanlarda rüyalara girme özelliği bulunan bir kişidir kendisi.. farklı bir enerjisi vardır.. (sebze, 04.12.2003 16:41)#3646629 !? asansör adlı kısa filmde görülmüş kişi. (yourstruly, 09.12.2003 12:42)#3665822 !? kisinin, izledigim ikinci oyunundan ogrendiklerim de vardir; misal, gayet iyi bir oyuncudur kendisi. uzun sac yakismiyordur. ben de olmayan bir iron maiden tisortu vardir. zamani gelsin kendisine, therion da dinletecegimdir ve saded olarak da, basarilarinin devamini diledigimdir ki bu da kendisine saygi duydugumu gosterir. ahmet san burda olsaydi yolu acik olsun derdi, iyi ki yok. ben diyecegim, yolun acik olsun sevgili engin, pop star olamazsin belki ama buyuk bir star olabilirsin. * (susayaci, 15.12.2003 09:03)#3687393 !? (bkz: inishmorelu yüzbaşı) (sebze, 15.12.2003 11:46 ~ 17.12.2003 10:26)#3687707 !? artık oyunculuğunun ne derece başarılı olduğunu söylemekten sıkıldığım ki aksini iddia eden biriyle karşılaşmışlığım da yoktur çok iyi almanca bildiğini bildiğim kendisi hakkında fazlaca bilgi sahibi olup bunun nasıl olduğu konusunda bi fikrimin olmadığı zat-ına hoşça bakasıca*, nihayetinde sobelenen ebe ... (sebze, 16.12.2003 16:50 ~ 16:51)#3693085 !? oğulcan kırca'nın tek yönünde adını gördüğümü sandığım yine vaktimi sanmalarla geçirdiğim yeni nescafe reklamı yıldızı ... (sebze, 16.01.2004 11:38)#3795531 !? kesinlikle ama kesinlikle, yetenek abidesi bir oyuncu.. bunun disinda kampusistan isimli diziyi izlmemizdeki en buyuk etken.. cok guluyrum kendisine o dizi de, boyle bazi bazi yerlere bile yatiyorum, annemin koluna vuruyorum "anne ne komik ya di mi" diyorum, oha falan oluyorum.* (susayaci, 23.02.2004 21:43)#3914175 !? -------------------------------------------------------------------------------- sinyor Sabri 26-04-07, 16:13 Türk tiyatrosunun yükselen yıldızları http://img339.imageshack.us/img339/6534/engin7lpmz1.jpg (http://imageshack.us) ENGİN HEPİLERİ VE OYUNCU KANKİLERİNİN RÖPORTAJI:buyrun Onlar Türk tiyatrosunun yeni gözbebekleri. Daha okuldan mezun olmadan keşfedildiler. Zamanında kulisten heyecanla izledikleri hocalarıyla artık karşı karşıya oynuyorlar. Afife Jale ödüllü Erdem Akakçe, Genco Erkal'ın Ankara'da öğrenciyken izleyip tiyatrosuna çağırdığı bir keşif diyelim. Ali Poyrazoğlu 23 yaşındaki oyuncusu Eser Ali'yi yere göğe sığdıramıyor, "Valla bu aralar dizi, film derken benden çok teklif alıyor, benden çok kazanıyor kerata" diyor. Yıldız Kenter'in "çocukları" Engin Hepileri, Okan Yalabık ve Bartu Küçükçağlayan ise Kenter Tiyatrosu'nun son dönemdeki bütün oyunlarında görev aldılar. Bu sezon konulan ünlü İngiliz yazar Patrick Marber'ın oyunu Kumarbazın Seçimi'nin bütün prodüksiyon detaylarıyla ilgilendiler, ustaları Köksal Engür ve Cüneyt Türel'le sahneye çıktılar. Bir keşfedilme hikayeniz var mı? Engin Hepileri: Ben üçüncü sınıftaydım. Martı'yı yönetmek üzere Rusya'dan bir yönetmen gelmişti. Yıldız Hoca, Şükrü Hoca, Tilbe Saran, Köksal Engür oynuyordu. Ben de onların çevresinde dolanıyordum. Birden Yakov rolündeki oyuncu, yönetmenle kavga etti ve provaya gelmedi. Kim olabilir filan diye Yıldız Hoca etrafına bakarken ben atladım, bir deneyeyim, dedim. Yakov zaten Martı'nın en küçük rolüdür. Ama mesela Yıldız Hoca'yla karşılıklı bir repliğim vardı. Çok önemli bir şey bir öğrenci için. İşte deneme diye başladı ve devam etti. Okan Yalabık: Benim başlangıcım da Martı'dır. İkinci sınıftaydım. Bu Rus yönetmen oyunda canlı müzik yapacak, en azından gitarı tıngırtadacak birini arıyordu, ben yaparım diye atladım. Bartu Küçükçağlayan : Konservatuvarda 2. sınıfı bitirdiğimde Kenterlerde Inishmore'lu Yüzbaşı oyununda Okan Yalabık'ın kardeşini oynayacak birini arıyorlarmış. Beni buldular. Eser Ali: Uzun yoldan geldim İstanbul'a ve elimdeki tek şey Bodrum Amatör Tiyatro grubunda oynadığım oyun kasetleriydi. Çiğdem Sururi beni Ali Poyrazoğlu'yla tanıştırdı. Kasetlerimi izledi ve her şey öyle başladı. Erdem Akakçe: Bilkent'te 3. sınıfta Michael Frayn'ın "Oyunun Oyunu" adlı komedisini oynuyorduk. O sırada Ankara'da turnede olan Dostlar Tiyatrosu kalkıp bizim oyunu izlemeye geldi. Genco Erkal'a kendimizi gösterme fırsatımız orada oldu diyebilirim. Bir yıl sonra mezun olurken Genco Erkal'ın bizim oyundan ben dahil üç kişiyi yeni oyununun denemelerine çağırdığını öğrendim, atladık üç arkadaş gittik. Birer parça oynadık. Genco Abi o oyun için diğer iki arkadaşa uygun rol olmadığını, benimle çalışmak istediğini belirtti, hikaye böyle başladı. Sizde usta-çırak ilişkisi geçerli. Tiyatroyu kimden öğrendiniz? Engin: Yıldız Kenter'den. Ama eğer tiyatroyla ilgili benim görüşlerim diyebileceğim şeyler varsa bunlarda bütün hocalarımın örneğin Haldun Dormen'in ve çalıştığım yönetmenlerin katkısı vardır. Okan: Klasik tiyatro eğitimimden katıldığım atölye çalışmalarına kadar önüme ne çıktığıysa maksimumu hortumlamaya çalıştım. İlk oyun Martı çok önemlidir gerçekten. Biz öğrenci tayfası olarak ortalarda duruyoruz ve Köksal Engür ve Tilbe Saran'ı kulisten izleyebiliyoruz. Çok katkısı olmuştur. Bartu: Okulda ilk üç senemde Yıldız Kenter sayesinde bu işi anlamaya başladım sanırım. Bu işi öğrenirken günün 24 saatini ve yaşayan her şeyi kullanabileceğimizi söyledi Yıldız Hanım bir derste. Bu inanılmaz bir söz bence. Bunu hayata geçirmeye çalışıyorum. Erdem: Oyunculuk denirse üç isimden bahsedebilirim. İkisi hocamdır, biri ustam. Lemi Bilgin, Çetin Tekindor ve Genco Erkal. Hocalardan işittiğiniz en ağır fırça neydi? Erdem: O-hoo hangi birini sayayım. Ben okul dönemi biraz disiplinsizdim sanırım, hatta bu yüzden okullar arası tiyatro buluşmasından bile atılmışlığım vardır. Lemi Hoca demişti, pılını pırtını topla defol, diye. Hálá aklıma gelince soğuk terler dökerim. Bir de Cüneyt Gökçer yırtık kotumdan dolayı beni provadan kovmuştu, onu da hálá unutmam bak! Engin: Ben bir yığın ağır laf işitmişimdir. "Sahnede odun gibisin", "Sahnede resmen duvara çarptın" gibi şeyler. Çok üzülmüşümdür ama sonra salim kafayla düşündüğümde hak da verdim çoğu kez. Ve yararı da oldu. Eser: Sağlık Olsun oyununda Bülent Abi (Kayabaş) 13 seneden sonra tekrar tiyatroya dönmüşken benim yaptığım bazı terbiyesizlikler yüzünden provayı terk edip gitti. Ertesi sabah 7'de Ali Poyrazoğlu'nun telefonuyla uyandım. "Kalk, Bülent oyunu oynamaktan vazgeçti, özür dilemeye gidiyoruz" dedi ve sabah 7.30'da Bülent Abi'nin Pangaltı'daki evine gittik. Apartman kapısından Bülent Abi'nin çıktığını görür görmez 'Bülent abi beni affet' diyebildim. Çünkü ağlamaktan sesim çıkmıyordu. Başladı o da ağlamaya. Bülent Abi ağlıyor diye başladı Ali Hoca da ağlamaya. Sonra Bülent Abi'ye sarıldım ve o da kulağıma "Hadi 4'te provada görüşürüz" dedi. Fırçayı bilemiyorum ama bu benim bir hocadan aldığım en iyi dersti. Dizilerde oynamanın birinci motivasyonu para mı? Okan: Para önemli bir faktör. Okuldayken hocalar daha çok kızıyordu dizilerde oynamaya ama şimdi onlar da oyuncularının para kazanmasını istiyor. Engin: Profesyonel oyuncuyum ve oyunculuğumu göstereceğim her şeyi yaparım. Bundan para kazanıyorsam da ne álá. Erdem: Bu işin tek motivasyonu para, kaldı ki tek bir formülü var, dizide para var, tiyatroda yok. Ama yine de bir şeyin eleştirilip makbul görülmemesi için daha iyi bir alternatif sunulmuş olması gerek. Eser: Bir sürü insan da para için değil tanınmak için dizilerde oynuyor. Bartu: Valla ben bu işleri biraz öğreneyim diye başladım. Para da vereceğiz dediler. Tamam dedim. Gayet makul bir anlaşma sanırım. İstediğiniz rolü başkası kaparsa ne oluyor? Okan: Bizim aramızda rekabet yok olsa bu son oyun Kumarbazın Seçimi'ni çıkaramazdık. Öyle rekabet, çekişme filan kaldırmıyor tiyatro sahnesi. Engin: Bu oyunda hepimiz erkeğiz. Aramızda kadın olsa rekabet olurdu ama kadın yok rekabet yok! Geçen gün bir rol konuşuluyordu ben hemen Erdem oynasın dedim mesela. Çok seviyorum onun oyunculuğunu. Erdem: O rol ona verildiyse kesin daha uygun bulunmuştur da verilmiştir diye düşünmeli. Siz gençsiniz diye provalarda cıvımanıza izin var mı? Okan: Yok biz hiç cıvıyamıyoruz. Çünkü hep ustalarla çalışıyoruz. Engin: Kumarbazın Seçimi'nde Köksal Engür ve Cüneyt Türel var. Cıvımak yemez yani. Bir kere saygı var. Erdem: Ben mekan zaman tanımaksızın cıvıyorum. Genco Abi de sağolsun beni böyle kabul etti. Hiç Devlet ya da Şehir Tiyatroları'nda çalışmayı düşündünüz mü? Engin: Hiç düşünmedik. Ödenekli tiyatroya karşıyız. Erdem: Tiyatro devlet tekelinde olmamalı diye düşünüyorum. Bağımsız olmalı sanat dediğin. O yüzden özel tiyatro yapıyoruz. Bu meslekle ilgili yaşadığınız en büyük dert nedir? Engin: Dün gece bir tiyatrodan çıktım ve arka kapıda "Ben bu işi seviyorum ve bu işten para kazanmak istiyorum" dedim. Ama şu andaki şartlarda imkansızı istiyorum. Sadece tiyatrodan kazanılan parayla yaşanmıyor. Seyirci azlığı lafına da karşıyım. Eğer seyirci az derseniz, az olarak kalmaya devam eder. Okan: Elbette seyircide bir devamsızlık söz konusu. Ama mazeretleri vardır diye düşünüyoruz. Hallolunca gelecekler. Eser: Hocalarımızın böyle karamsar olmaları bence en büyük sorun. İyi işlere seyirci gidiyor. Bartu: Ben en fazla oyun yazılmamasına bozuluyorum. Başkalarının dertlerini anlatmak yerine kendi dertlerimi anlatmak istiyorum. Erdem: Seyirci azlığı, maddi yetersizlik, özel bir tiyatro olunca turneyle ayakta kalabilme zorunluluğu, salon sıkıntısı bunların önde gelenleri. Ama bunların bir çoğunu da aşılamayacak şeyler olarak görmemeli diye düşünüyorum, yoksa hepten bitmişiz demektir. Hep ilerisi iyi olacak, salon dolacak diye telkin yapmak gerekiyor. Aklınızdan sizin yaşınızdaki insanları tiyatroya çekmek için cinlikler geçiyor mu? Engin: Ben öyle fikirlerle dolup taşan bir insan değilim. Benim tiyatroda yakaladığım zevki seyirciye geçirmek için bir mekan ya da form değişikliğine ihtiyaç yok. Türkiye'deki gençler tiyatroya geldiğinde sıkılıyor biliyorum. Bizden öncekilerden daha zor işimiz, çünkü dışarıdaki dünya çok hızlı. O dünyanın dilinden konuşacağımız oyunları planlıyoruz. Okan: DVD'ler, Dvix'ler, MP3'ler var hayatımızda eğlencelik olarak. O yüzden tiyatroyla ilgili yapılacak iş "İtalyan sahne kalksın, seyircilerin arasında oynayalım da" olabilir ama ondan önemlisi ben çok yeni oyunlar oynamak istiyorum abi yani, onlar Türkçe'ye çevrilsin istiyorum. Bartu: Ben işte tam o insanım. Bilgisayarla doğdum ve büyüdüm. Şahsen ben tiyatro sahnesinde bugün yaşadığım hayata dair şeyler görmek istiyorum. Türk yazarlar böyle şeyler yazsın, biz de oynayalım istiyorum. Erdem: Karşı karşıya olduğumuz nesil öyle sağlam ve ucu bucağı olmayan bir ekipmanla hazırlanıyor ki hayata. Benim onu kıçıkırık tiyatromla alaşağı etmemin mümkünatı yok! Dolayısıyla çözüm tiyatro, tv ya da bilgisayarda değil bence, onlarda. Sanallıktan sıkılıp, gerçek insan gerçek hikaye görmek isteyen gelir, daha ne diyeyim! Bir keşfedilme hikayeniz var mı? Engin Hepileri: Ben üçüncü sınıftaydım. Martı'yı yönetmek üzere Rusya'dan bir yönetmen gelmişti. Yıldız Hoca, Şükrü Hoca, Tilbe Saran, Köksal Engür oynuyordu. Ben de onların çevresinde dolanıyordum. Birden Yakov rolündeki oyuncu, yönetmenle kavga etti ve provaya gelmedi. Kim olabilir filan diye Yıldız Hoca etrafına bakarken ben atladım, bir deneyeyim, dedim. Yakov zaten Martı'nın en küçük rolüdür. Ama mesela Yıldız Hoca'yla karşılıklı bir repliğim vardı. Çok önemli bir şey bir öğrenci için. İşte deneme diye başladı ve devam etti. Okan Yalabık: Benim başlangıcım da Martı'dır. İkinci sınıftaydım. Bu Rus yönetmen oyunda canlı müzik yapacak, en azından gitarı tıngırtadacak birini arıyordu, ben yaparım diye atladım. Bartu Küçükçağlayan : Konservatuvarda 2. sınıfı bitirdiğimde Kenterlerde Inishmore'lu Yüzbaşı oyununda Okan Yalabık'ın kardeşini oynayacak birini arıyorlarmış. Beni buldular. Eser Ali: Uzun yoldan geldim İstanbul'a ve elimdeki tek şey Bodrum Amatör Tiyatro grubunda oynadığım oyun kasetleriydi. Çiğdem Sururi beni Ali Poyrazoğlu'yla tanıştırdı. Kasetlerimi izledi ve her şey öyle başladı. Erdem Akakçe: Bilkent'te 3. sınıfta Michael Frayn'ın "Oyunun Oyunu" adlı komedisini oynuyorduk. O sırada Ankara'da turnede olan Dostlar Tiyatrosu kalkıp bizim oyunu izlemeye geldi. Genco Erkal'a kendimizi gösterme fırsatımız orada oldu diyebilirim. Bir yıl sonra mezun olurken Genco Erkal'ın bizim oyundan ben dahil üç kişiyi yeni oyununun denemelerine çağırdığını öğrendim, atladık üç arkadaş gittik. Birer parça oynadık. Genco Abi o oyun için diğer iki arkadaşa uygun rol olmadığını, benimle çalışmak istediğini belirtti, hikaye böyle başladı. Sizde usta-çırak ilişkisi geçerli. Tiyatroyu kimden öğrendiniz? Engin: Yıldız Kenter'den. Ama eğer tiyatroyla ilgili benim görüşlerim diyebileceğim şeyler varsa bunlarda bütün hocalarımın örneğin Haldun Dormen'in ve çalıştığım yönetmenlerin katkısı vardır. Okan: Klasik tiyatro eğitimimden katıldığım atölye çalışmalarına kadar önüme ne çıktığıysa maksimumu hortumlamaya çalıştım. İlk oyun Martı çok önemlidir gerçekten. Biz öğrenci tayfası olarak ortalarda duruyoruz ve Köksal Engür ve Tilbe Saran'ı kulisten izleyebiliyoruz. Çok katkısı olmuştur. Bartu: Okulda ilk üç senemde Yıldız Kenter sayesinde bu işi anlamaya başladım sanırım. Bu işi öğrenirken günün 24 saatini ve yaşayan her şeyi kullanabileceğimizi söyledi Yıldız Hanım bir derste. Bu inanılmaz bir söz bence. Bunu hayata geçirmeye çalışıyorum. Erdem: Oyunculuk denirse üç isimden bahsedebilirim. İkisi hocamdır, biri ustam. Lemi Bilgin, Çetin Tekindor ve Genco Erkal. Hocalardan işittiğiniz en ağır fırça neydi? Erdem: O-hoo hangi birini sayayım. Ben okul dönemi biraz disiplinsizdim sanırım, hatta bu yüzden okullar arası tiyatro buluşmasından bile atılmışlığım vardır. Lemi Hoca demişti, pılını pırtını topla defol, diye. Hálá aklıma gelince soğuk terler dökerim. Bir de Cüneyt Gökçer yırtık kotumdan dolayı beni provadan kovmuştu, onu da hálá unutmam bak! Engin: Ben bir yığın ağır laf işitmişimdir. "Sahnede odun gibisin", "Sahnede resmen duvara çarptın" gibi şeyler. Çok üzülmüşümdür ama sonra salim kafayla düşündüğümde hak da verdim çoğu kez. Ve yararı da oldu. Eser: Sağlık Olsun oyununda Bülent Abi (Kayabaş) 13 seneden sonra tekrar tiyatroya dönmüşken benim yaptığım bazı terbiyesizlikler yüzünden provayı terk edip gitti. Ertesi sabah 7'de Ali Poyrazoğlu'nun telefonuyla uyandım. "Kalk, Bülent oyunu oynamaktan vazgeçti, özür dilemeye gidiyoruz" dedi ve sabah 7.30'da Bülent Abi'nin Pangaltı'daki evine gittik. Apartman kapısından Bülent Abi'nin çıktığını görür görmez 'Bülent abi beni affet' diyebildim. Çünkü ağlamaktan sesim çıkmıyordu. Başladı o da ağlamaya. Bülent Abi ağlıyor diye başladı Ali Hoca da ağlamaya. Sonra Bülent Abi'ye sarıldım ve o da kulağıma "Hadi 4'te provada görüşürüz" dedi. Fırçayı bilemiyorum ama bu benim bir hocadan aldığım en iyi dersti. Dizilerde oynamanın birinci motivasyonu para mı? Okan: Para önemli bir faktör. Okuldayken hocalar daha çok kızıyordu dizilerde oynamaya ama şimdi onlar da oyuncularının para kazanmasını istiyor. Engin: Profesyonel oyuncuyum ve oyunculuğumu göstereceğim her şeyi yaparım. Bundan para kazanıyorsam da ne álá. Erdem: Bu işin tek motivasyonu para, kaldı ki tek bir formülü var, dizide para var, tiyatroda yok. Ama yine de bir şeyin eleştirilip makbul görülmemesi için daha iyi bir alternatif sunulmuş olması gerek. Eser: Bir sürü insan da para için değil tanınmak için dizilerde oynuyor. Bartu: Valla ben bu işleri biraz öğreneyim diye başladım. Para da vereceğiz dediler. Tamam dedim. Gayet makul bir anlaşma sanırım. İstediğiniz rolü başkası kaparsa ne oluyor? Okan: Bizim aramızda rekabet yok olsa bu son oyun Kumarbazın Seçimi'ni çıkaramazdık. Öyle rekabet, çekişme filan kaldırmıyor tiyatro sahnesi. Engin: Bu oyunda hepimiz erkeğiz. Aramızda kadın olsa rekabet olurdu ama kadın yok rekabet yok! Geçen gün bir rol konuşuluyordu ben hemen Erdem oynasın dedim mesela. Çok seviyorum onun oyunculuğunu. Erdem: O rol ona verildiyse kesin daha uygun bulunmuştur da verilmiştir diye düşünmeli. Siz gençsiniz diye provalarda cıvımanıza izin var mı? Okan: Yok biz hiç cıvıyamıyoruz. Çünkü hep ustalarla çalışıyoruz. Engin: Kumarbazın Seçimi'nde Köksal Engür ve Cüneyt Türel var. Cıvımak yemez yani. Bir kere saygı var. Erdem: Ben mekan zaman tanımaksızın cıvıyorum. Genco Abi de sağolsun beni böyle kabul etti. Hiç Devlet ya da Şehir Tiyatroları'nda çalışmayı düşündünüz mü? Engin: Hiç düşünmedik. Ödenekli tiyatroya karşıyız. Erdem: Tiyatro devlet tekelinde olmamalı diye düşünüyorum. Bağımsız olmalı sanat dediğin. O yüzden özel tiyatro yapıyoruz. Bu meslekle ilgili yaşadığınız en büyük dert nedir? Engin: Dün gece bir tiyatrodan çıktım ve arka kapıda "Ben bu işi seviyorum ve bu işten para kazanmak istiyorum" dedim. Ama şu andaki şartlarda imkansızı istiyorum. Sadece tiyatrodan kazanılan parayla yaşanmıyor. Seyirci azlığı lafına da karşıyım. Eğer seyirci az derseniz, az olarak kalmaya devam eder. Okan: Elbette seyircide bir devamsızlık söz konusu. Ama mazeretleri vardır diye düşünüyoruz. Hallolunca gelecekler. Eser: Hocalarımızın böyle karamsar olmaları bence en büyük sorun. İyi işlere seyirci gidiyor. Bartu: Ben en fazla oyun yazılmamasına bozuluyorum. Başkalarının dertlerini anlatmak yerine kendi dertlerimi anlatmak istiyorum. Erdem: Seyirci azlığı, maddi yetersizlik, özel bir tiyatro olunca turneyle ayakta kalabilme zorunluluğu, salon sıkıntısı bunların önde gelenleri. Ama bunların bir çoğunu da aşılamayacak şeyler olarak görmemeli diye düşünüyorum, yoksa hepten bitmişiz demektir. Hep ilerisi iyi olacak, salon dolacak diye telkin yapmak gerekiyor. Aklınızdan sizin yaşınızdaki insanları tiyatroya çekmek için cinlikler geçiyor mu? Engin: Ben öyle fikirlerle dolup taşan bir insan değilim. Benim tiyatroda yakaladığım zevki seyirciye geçirmek için bir mekan ya da form değişikliğine ihtiyaç yok. Türkiye'deki gençler tiyatroya geldiğinde sıkılıyor biliyorum. Bizden öncekilerden daha zor işimiz, çünkü dışarıdaki dünya çok hızlı. O dünyanın dilinden konuşacağımız oyunları planlıyoruz. Okan: DVD'ler, Dvix'ler, MP3'ler var hayatımızda eğlencelik olarak. O yüzden tiyatroyla ilgili yapılacak iş "İtalyan sahne kalksın, seyircilerin arasında oynayalım da" olabilir ama ondan önemlisi ben çok yeni oyunlar oynamak istiyorum abi yani, onlar Türkçe'ye çevrilsin istiyorum. Bartu: Ben işte tam o insanım. Bilgisayarla doğdum ve büyüdüm. Şahsen ben tiyatro sahnesinde bugün yaşadığım hayata dair şeyler görmek istiyorum. Türk yazarlar böyle şeyler yazsın, biz de oynayalım istiyorum. Erdem: Karşı karşıya olduğumuz nesil öyle sağlam ve ucu bucağı olmayan bir ekipmanla hazırlanıyor ki hayata. Benim onu kıçıkırık tiyatromla alaşağı etmemin mümkünatı yok! Dolayısıyla çözüm tiyatro, tv ya da bilgisayarda değil bence, onlarda. Sanallıktan sıkılıp, gerçek insan gerçek hikaye görmek isteyen gelir, daha ne diyeyim! OKAN YALABIK (27) Şişli Terakki Lisesi'nde tiyatro kolunun işlerine koşturmaktan 9 dersin 7'sinden kaldı. Ailesi onu devlet lisesine verdi. İstanbul Devlet Konservatuvarı'ndan 2001'de mezun oldu. ERDEM AKAKÇE (30) Bilkent Üniversitesi Tiyatro bölümünden mezun olduğundan beri Dostlar Tiyatrosu'nda. Yalınayak Sokrates, Ben Feuerbach, Yarışma, Yaşasın Savaş, Fay Hattı, Buluşma'da oynadı. Şu anda Aymazoğlu ile Kundakçılar'da oynuyor. Yarışma'daki rolüyle Avni Dilligil en iyi yardımcı erkek oyuncu, Yaşasın Savaş'taki rolüyle Ankara Sanat Kurumu en iyi erkek oyuncu ve Fay Hattı'ndaki rolüyle Afife Jale en iyi yardımcı erkek oyuncu ödüllerini aldı. BARTU KÜÇÜKÇAĞLAYAN (22) İstanbul Devlet Konservatuvarı dördüncü sınıf öğrencisi. 2 senedir bir türlü okulu bitiremiyor. Kenterler'de Inishmore'lu Yüzbaşı ve Kumarbazın Seçimi oyunlarında oynadı. ENGİN HEPİLERİ (27) İstanbul Devlet Konservatuvarı'ndan 2000'de mezun oldu. Martı, Sırça Kümes, Nükte, Çözüm, Aşk Çemberi, Inishmore'lu Yüzbaşı, Hep Aşk Vardı ve Kumarbazın Seçimi'nde oynadı. 2003'te Afife Jale Genç Yetenek Ödülü'nü aldı. ESER ALİ (23) İlk kez sahneye Hidayet Sayın'ın Topuzlu adlı oyunuyla çıktı. Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu'ndaki ilk oyunu Ferhan Şensoy'un yazdığı Bizim Sınıf'tı. Ayşen Gruda'yla başrolü paylaşıyordu. KİMİ OYNAMAK İSTERSİNİZ? Engin: Leaving Las Vegas'ta Nicholas Cage'in oynadığı rolü oynamak isterdim. Okan: Ben de kesinlikle bir müzisyenin hayatını oynamalıyım. Eser: Yakında Tunç Başaran Adnan Menderes'in hayatını çekecek. Ben de Menderes'in gençliğini oynayacağım. Ama en çok oynamak istediğim kişi sanırım Bach. Erdem: Fark etmez desem sinyor Sabri 26-04-07, 16:18 http://img232.imageshack.us/img232/4603/image06080223cvbs31qevt6.jpg (http://imageshack.us) sinyor Sabri 26-04-07, 21:44 ENGİN HEPİLERİ SICACIK RÖPORTAJ Dizi ve reklam geçici tiyatronun yeri başka!" http://img49.imageshack.us/img49/6255/imagesah7.jpg (http://imageshack.us) Genç sanatçı, "Sahnede kendimi çok mutlu hissediyorum. Bir Sheakespare tragedyasında önemli bir rolde oynamak en büyük dileğim" diyor 'Martı'da Yakov, 'Çözüm'de Harold olarak izledik onu ve şimdi de 'Kumarbazın seçimi'nde Frankie rolünde karşımıza çıkıyor Engin Hepileri... Kent Oyuncuları'nın yetenekli isimlerinden olan sanatçı, televizyon ekranlarının da tanıdık simalarından... Hepileri, tüm kalbini, tüm enerjisini tiyatroya adamış bu yüzden en çok kendine zaman ayıramamaktan ve spor yapamamaktan şikayetçi. Genç oyuncuyla İzmir Sanat'ta çok keyifli bir sohbet gerçekleştirdik... HAYATIM TİYATRO - Tiyatro, oyunculuk, aşkı ne zaman ve nasıl girdi yaşamına? "Orta okuldaydım bir tiyatro grubuna girdim ve hayatımın değişmeye başladığını anladım. Lise 1. sınfta tamamen tiyatroyla uğraşmaya başladım. Bu sırada Devlet Tiyatrosu'nda figürasyon yapmaya başladım orada ustalarla tanıştım. Zaten liseye başladığımda konservatuvara girmeye karar vermiştim. Ailemin desteği ile iki sene ciddi bir çalışma temposuna girdim. Sonra da konservatuvar oldu zaten." USTALARDAN DERS - Devlet tiyatrosu sizin için çok önemli bir şans olmalı... "Müthiş oldu, çünkü çok önemli tiyatrocularla çalıştım. Onlar da bana daima doğru yolu gösterdiler. Onların sayesinde buralara kadar geldim." SAHNE ÇOK FARKLI - Dizilerde, sinema filmlerinde ve tiyatroda rol alıyorsunuz. Hangisi daha çok heyecanlandırıyor sizi? "Tabii ki tiyatro. Tiyatro çok çok farklı. Tiyatro canlı performans gerektirdiği için çok farklı. Bu yüzden tiyatroyu hiç birinin yerine koymam. Ama ben oyuncuyum. Her projenin içerisinde yer alabilirim. Önemli olan benim, o role nasıl baktığımla ilgili. Ama tiyatronun heyecanı bambaşka. Tiyatroda projenin sadece içinde yer almak yerine projenin kendisi olmaya çalışıyoruz. Kumarbazın Seçimi, afişinden, dekoruna kostümüne kadar kendi çabalarımızla oluşturduğumuz bir proje ama Yıldız Hoca'nın desteğini almanın ve Kenter Tiyatrosu'nun çatısı altında olmanın avantajı çok büyük tabii ki." MÜŞFİK HOCA BAŞKA - Bu kadar usta oyuncunun içinde olmak zor mu? Bu sizi korkutuyor mu? "Değil. Neden değil. Çünkü oyunculuk herkesin kendine has bir meslek. İbret alınabilir sadece. Kıskanılmamalıdır. Müşvik Hoca'nın yanında asistanlık yaptığım dönemlerde onu seyrettiğim zamanlarda onun kadar iyi olabileceğimi hiç bir zaman düşünmedim. Onun için onun gittiği yolları kullanıp kendi oyunculuğumu geliştirmeye çalıştım. Özeniyorum ama zorlanmıyorum." YETENEK VE AZİM - Oyunculuk bir yetenek işi mi yoksa eğitimle de oyuncu olunabilir mi? "Oyuncu olmak için çok çok fazla şey biriktirmeniz gerekiyor. Eğitim almalısınız, hayata bakışınız çok önemli, psikoloji bilmelisiniz, yetenekli olmalısınız ki bir şeyler aktarabilesiniz tabiki ama sadece yetenekle oyuncu olunmaz. sadece bir şeyler bilmekle de oyuncu olunmaz. Hepsi birlikte bir bedende toplanabiliyorsa işte o zaman gerçek bir oyuncu olunuyor." ROLLER YAŞIYOR - Şimdiye kadar oynadığın karakterlerden en çok hangisini benimsedin. Sana en yakın olan hangisiydi? "Hepsini oynadığınızda size en yakın gelmeli ki o an çok sevip, onun içerisine girebilmelisiniz. Şu anda Frankie'yi oynuyorum. Şu an Frankie benim çok sevdiğim ve içimde yaşattığım bir karakter. Çok eğleniyorum onu oynarken. Ama 'Çözüm'de oynarken de Harold'ı çok seviyordum. Bir tanesi var ki Kenter Tiyatrosu'nda ilk başladığıda Yakov rolünü oynadım. Çok büyük ustalarla birlikte Şükran Güngör, Köksal Engür ve Tilbe Saran ile oynadım. Bu yüzden onun yeri bir başka tabii." İYİ VE KÖTÜ OYUN - Pişman olduğunuz, keşke bu karakteri oynamasaydım dediğiniz bir karakter var mı? "Yok yok. Hiç bir şekilde pişmanlık duymadım. Oynarım. Kötü oynadıysam da kötü oynadım derim, önüme bakar yoluma devam ederim." OYUNUN ZİRVESİ - Peki oynamak istediğiniz bir karakter var mı? "Var. Bir Sheakespare tragedyasında önemli bir rolde oynamak isterim. Bunun adı çok önemli değil." DERSLERE GİRİYOR - Oyunculuktan başka bir şey ile uğraşıyor musunuz günlük hayatınızda? "Uğraşıyorum. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda araştırma görevlisiydim ben 3 senedir. Tiyatro tarihi derslerine giriyordum. Yüksek lisansımı bitirdim bu yıl. Tezimi verdim. seneye inşallah doktora yapacağım. Tiyatrodan çıkıp diziye gidiyorum. Başka da vaktim yok zaten. Ama vaktimin biraz daha fazla olmasını ve spor yapabilmeyi, kendime bakabilmeyi çok isterdim." "PİŞMEK" ÇOK ERKEN - Şu an da istediğiniz yerde misiniz? "Piştim" ben artık diyebilir misiniz? "Hayır. İmkanı yok. Hiç bir zaman 'Piştim ben' demem. Keşke mümkün olsa da 'Bugün çok iyi oynadım' diyebilsem. Ama oyunculuğun en önemli değerlerinden bir tanesi tecrübe olduğu için ve ben bu yolun henüz çok başında olduğum için önümüzdeki her senenin bana bir şey katacağını düşünerek olgunluk oyunculuğumu çok merak ediyorum. HAYAL VE GERÇEK BİRBİRİNE KARIŞTI - Hedefleriniz var mı? "Yine tiyatro ile ilgili. Ama benim dışarıda yaptığım tüm performanslarım, dizi oyunculuğundan okulda verdiğim derslere kadar hepsi Kent Oyuncularındaki bu genç kuşağın devam etmesi yolundaki çabalar ile ilgili olacak. Hayallar yerine gerçeklerden giderek plan yapıyorum. Bu yüzden her yıl oynayabilmeyi hedefliyorum şimdilik." ETKİ VE TEPKİ - Seyirciden gelen bir tepki ya da ses. Konsantrasyonunuzu bozuyor mu? Örneğin dün oyunda birisi hapşırdı... "Asıl bir gün önce şöyle bir şey oldu. Oyunda bir espri yapıldı ve bir seyirci 'ha ha ha' diye alaycı bir tepki geldi. Ama bu bizi niye etkiledi ki biz her seyircinin tepkisine göre bir şey yapmış olsaydık yanmıştık. Oynarken başka yerlerde değiliz biz ordayız. Biz çok keyif alıyoruz." "Kahrolası diziler!" - Dizilerde rol alıyorsunuz... "Diziler kahrolası diziler. Sor hadi sor..." - Neden kahrolası diziler. Aslıda dizilerle ilgili değildi tam olarak sorum ama siz böyle deyince... "Hayır bakış açısı hoşuma gitmiyor. Dizinin kötü olması oyuncuya mal ediliyor beni o üzüyor. Oyuncu bir prodüksiyonun içinde vardır ve kendini kanıtlamakla yükümlüdür. Ama o projeyi oyuncu yapmaz. Proje kötüyse, ki bir çok proje çok kötü oluyor. Oyuncuara mal ediliyor. Nebileyim ben böyle olacağını bana anlattıklarında güzeldi. 'Emret Komutanım' dizisini bana anlattıklarında 'Full metal Jacket' gibi olacak dediler." EĞİTİMLİ İZLEYİCİ - Ciddi misiniz? "Ben de heyecanlandım hadi yapalım, hadi yapalım diye...(gülerek) Bunu savunmak zorunda hissetmiyorum ben kendimi. Kenter Tiyatrosu'ndaki gibi gururla oynamıyorum ama profösyonelce işimi yapıyorum. Aşağılamıyorum veya alt bir kategoriye koymuyorum. Ama dizileri izleyenler koyuyor ve diyor ki dizilerde oynuyor. Evet oynuyorum. Sen iyi diziler iste bu dizileri izleme ki onlar da bu dizileri çekmesinler. Mesela Cnbc-e deki dizilerin çoğu iyi diziler. Ama kimse seyretmiyor. Neden çünkü alt yazılı oduğu için zor geliyor okumak. Dublaj yapılsa nasıl da seyredilir. Kolaycı bir milletiz. Onun için hiç bir şey tek taraflı değildir. İzleyicisi olmayann oyun bir şeye yaramaz. Eğitimli bir seyircisi olmayan tiyatrodan da toplumu yukarılara taşıması beklenemez." sinyor Sabri 26-04-07, 21:51 KENTER TİYATROSU'nda son aylarda bu oyun oynanıyor.bir çok usta tiyatrocunun gıbte ile baktığı oyun,özellikle ışık ve kostüm başarısıyla göz dolduruyor. ben geçen hafta Harbiye'deki Kenter Tiyatrosu'na oyuncularla tanışmak için gitmiştim.fakat herhalde geç kaldım.kimseyi göremedim.fakat oyunlarına gideceğim. http://img252.imageshack.us/img252/2285/annalq7.th.jpg (http://img252.imageshack.us/my.php?image=annalq7.jpg) OYNAYANLAR Yıldız Kenter Cüneyt Türel Hakan Gerçek Yeşim Koçak Engin Hepileri Demet Evgar Engin Altan Sibel Taşcıoğlu Cengiz Bozkurt Osman Sonant Ahsen Gül Ece Aksel Ece Erişti Derya Aslan Ferdi Alver Hakan Silahsızoğlu Hare Sürel Seval İşgören Ushan Çakır sinyor Sabri 26-04-07, 21:55 ya beyler bayanlar kimse bana yardımcı olmayacak mı?oyuncuyu seven başka arkadaşlar buraya.sizlerdende yazılar bekliyorum.:love05: sinyor Sabri 26-04-07, 22:05 :img-in_lo :img-in_lo :img-in_lo :character :love01: http://img391.imageshack.us/img391/1900/44757ac2.jpg (http://imageshack.us) fotonun anlamını tam olarak kavramış değilim fakat özel olsa gerek. :img-in_lo :img-in_lo :img-in_lo mavi18 27-04-07, 13:05 Engin hepilerini bende çok beğeniyorum.Özellikle yıllar önce iki arkadaş isimli filminden beri takip ederim. Sinyor sabri onunla ilgili haberleri eklediğin için teşekkürler.:happy0064 :happy0064 :happy0064 :happy0064 sinyor Sabri 27-04-07, 14:40 ENGİN HEPİLERİ ÇOKONAT REKLAMINI İZLEMEK İÇİN LİNKİ TIKLA!:happy0064 :happy0064 :happy0064 Oleyyy buldum işte!daha önce bulundu mu bilmiyorum ama,Engin Hepileri çokonat reklamı çekimlerini buldum.buyrun! http://www.youtube.com/watch?v=b3Vg-Tt4MyE sinyor Sabri 27-04-07, 14:59 çokonat reklamı hakkında ENGİN HEPİLERİ'DE DAHİL TABİİ Engin çocuk Egin abijjjiğim bence çok başarılı bu reklamında.yüz mimikleri ve konuşma fonksiyonları tıpkı Jım Carry gibi geldi bana.ve burda bi şeyi farkettim Engin Hepileri'ne komedi rolü çok daha uygun.zaten Engin bey'de bir röportajında çocukların kendisini çok sevdiğini söylemişti.:img-clapp :img-clapp :img-clapp :img-clapp :img-clapp :img-clapp :img-clapp :img-clapp :img-clapp sinyor Sabri 27-04-07, 15:13 http://img253.imageshack.us/img253/8362/ewdv5.jpg (http://imageshack.us) :img-yes: :img-yes: :img-yes: :img-yes: :img-yes: :img-yes: :img-yes: hoe 27-04-07, 15:19 eet engine komedi çk yakışıo onun mimikleri gülüşü herşeyi çk güsel zati kampüsistandaki rolü mükemmeldi jim carry e de çk benzio hakkaten ya biz ablamla filmlerini öyle seyredioduk :D sinyor Sabri 27-04-07, 15:38 http://img293.imageshack.us/img293/5507/34656312nx5.jpg (http://imageshack.us) ENGİN HEPİLERİ EĞİTMENLİK YAPTI. Yıldız Kenter, Oyuncu Yetiştirmeye Devam Ediyor… Kent Oyuncuları, Yıldız Kenter yönetiminde, oyunculuk kursları düzenliyor. Kent Oyuncuları’nda oyunculuk yapmak isteyenler 15 Mart& |