Tüm Versiyonu Göster : Angels In Amerıca


angel5
06-10-04, 13:11
http://www.sabah.com.tr/2004/10/06/im/DC9ED7EC744A2D42AB3D7165b.jpg


Ödül rekortmeni dizi bu akşam başlıyor

Al Pacino, Meryl Streep ve Emma Thompson'ın rol aldığı 11 Emmy ödüllü 'Angels in America' adlı mini dizi film bu akşam 22.00'de, CNBC-e ekranında

Son yılların, hakkında en çok konuşulan dizi filmlerinden 'Angels in America' bu akşam CNBC-e kanalında start alıyor. Bundan böyle çarşamba akşamları saat 22.00'de, kanalın 'Ustalara Saygı Kuşağı' içinde yayımlanacak dizi, altı bölüm halinde ekrana gelecek. Al Pacino, Meryl Streep ve Emma Thompson gibi ünlü yıldızların rol aldığı fantastik dizi, AIDS hastası iki eşcinselin yaşamlarını ve çevrelerinde gelişen olayları konu alıyor. 1985'de Ronald Reagan'ın ABD Başkanı olduğu dönemde geçen 'Angels in America,' Amerika'daki siyasi yapıyı ve toplumun AIDS hastalarına ve eşcinsellere karşı tavrını da eleştiriyor. 11 dalda Emmy ödülü, beş dalda da Altın Küre kazanan yapım, Tony Kushner'in tiyatro oyunu olarak yazdığı bir hikayenin televizyon uyarlaması aslında. Kushner, dizi filme konu olan oyunuyla Pulitzer ödülü kazanmıştı.
http://www.sabah.com.tr/gny/mag102-20041006-100.html

angel5
06-10-04, 13:17
http://www.cnbce.com/i/pr-dizi/angelsinamerica.jpg

Angels In America CNBC-e’de

Yönetmen: Mike Nichols
Oyuncular: Al Pacino, Meryl Streep, Emma Thompson, Justin Kirk, Ben Shenkman, Mary-Louise Parker, Jeffrey Wright, Patrick Wilson, James Cromwell.

http://www.cnbce.com/pr-diziyeni-angels.asp

angel5
17-10-04, 10:06
56. Emmy Ödülleri ...

TV’nin en iyilerinin belirlendiği EMMY Ödülleri sahiplerini buldu.
Angels in America’nın 11 ödül kazandığı 56. Emmy Ödül Töreni'nde
Arrested Development da En İyi Komedi dalı dahil 3 ödül kazandı.
56. Emmy Ödül Töreni’nin yıldızı, 11 dalda ödül kazanan ve Çarşamba geceleri saat 22:00'de CNBC-e’de yayınlanan Angels In America oldu.

Mini Dizi dalında En İyi Dizi, En İyi Erkek Oyuncu (Al Pacino), En İyi Kadın Oyuncu (Meryl Streep), En İyi Yönetmen, En İyi Yardımcı Erkek ve Kadın Oyuncu ile En İyi Senaryo dahil 11 dalda ödül kazanan Angels In America’nın yanı sıra Komedi dalında En İyi Dizi Ödülü de bir başka CNBC-e dizisi olan Arrested Development’a verildi. En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo Ödülleri’ni de kazanan Arrested Development, CNBC-e’de Pazartesi akşamları saat 20:30’da yayınlanıyor.

Frasier’ın başrol oyuncusu Kelsey Grammer’ın Komedi Dalında En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü aldığı törende, aynı dalda En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü de rol arkadaşı David Hyde Pierce’e verildi.

56. Emmy Ödül Töreni’nde verilen ödüllerin dağılımı şöyle oldu.

http://www.cnbce.com/i/emmy-angels.jpg
Angels in America
11 dalda ödül aldı

56. Emmy Ödülleri


TV Filmi / Mini Dizi Dalında En İyi Dizi
Angels In America

Komedi Dalında En İyi Dizi
Arrested Development

Drama Dalında En İyi Dizi
The Sopranos

TV Filmi / Mini Dizi Dalında En İyi Erkek Oyuncu
Angels in America - Al Pacino

Komedi Dalında En İyi Erkek Oyuncu
Frasier - Kelsey Grammer

Drama Dalında En İyi Erkek Oyuncu
The Practice - James Spader

TV Filmi / Mini Dizi Dalında En İyi Kadın Oyuncu
Angels in America - Meryl Streep

Komedi Dalında En İyi Kadın Oyuncu
Sex and the City - Sarah Jessica Parker

Drama Dalında En İyi Kadın Oyuncu
West Wing - Allison Janney

TV Filmi / Mini Dizi Dalında En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
Angels in America - Jeffrey Wright

Komedi Dalında En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
Frasier - David Hyde Pierce

Drama Dalında En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
The Sopranos (1999) - Michael Imperioli

TV Filmi / Mini Dizi Dalında En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
Angels in America - Mary-Louise Parker

Komedi Dalında En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
Sex and the City (1998) - Cynthia Nixon

Drama Dalında En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
The Sopranos (1999) - Drea de Matteo

TV Filmi / Mini Dizi / Dramatik Özel Yapım Dalında En İyi Yönetmen
Angels In America – Mike Nichols

Komedi Dalında En İyi Yönetmen
Arrested Development – Joe Russo, Anthony Russo

Drama Dalında En İyi Yönetmen
Deadwood – Walter Hill

Komedi Dalında En İyi Senaryo
Arrested Development

TV Filmi / Mini Dizi / Dramatik Özel Yapım Dalında En İyi Senaryo
Angels In America

Drama Dalında En İyi Senaryo
The Sopranos
.................................................. ...........................................

ANGELS IN AMERICA’NIN KAZANDIĞI EMMY ÖDÜLLERİ
(TV Filmi / Mini Dizi Dalında)

En İyi Dizi
En İyi Erkek Oyuncu (Al Pacino)
En İyi Kadın Oyuncu (Meryl Streep)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Jeffrey Wright)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Mary-Louise Parker)
En İyi Yönetmen (Mike Nichols)
En İyi Senaryo (Tony Kushner)
En İyi Sanat Yönetimi
En İyi Kadro
En İyi Makyaj
En İyi Ses

http://www.cnbce.com/pr-emmy.asp

JediBurak
29-10-04, 12:30
Bireysel mutluluk, insan hak ve özgürlükleri, cinsel tercihler, ilerleyen yaşla birlikte paniğe dönüşen insan hasletleri, umutlara sahip çıkmak, homofobi ilkelliği ve zavalllılığı, kıyamet ve alametleri, AIDS musibeti, melekler, kapitlaizmin harika çocuklarının anavatanı Amerika, dinler tarihi, ama tüm anlatılanlar gözönünde bulundurulduğunda hepimize dair bir başyapıt, "ANGELS IN AMERICA" ...

"Konusu nedir?" , "neler anlatılıyor?" sorularını dizi izleyicilerine yönlendirdiğinizde her seyircinin kendi meşrebince farklı yanıtlar verebileceği hemen hemen tek dizi olması zaten işin büyüsünü, eşsizliğini anlatmak için kafi. Ama ben yine de bu infromasyonu, keyifle derinleştirmek niyetindeyim.

'50'li yıllarla birlikte, göç akınının da etkisiyle Amerika'da ciddi bir popülasyona sahip Yahudilerin, sinemadan , diğer sanatsal kulvarlara, hukuksal altyapıdan ticari hayata varıncaya dek, karma olsada ağırlıklı olarak "İrlanda-İskoç-İngiliz" elbirliğiyle inşaa edildiği söylenen Amerika'nın asıl mimarları olduğu realitesinin bu denli cesurca dile getirildiği tek yapım öncelikle. Fakat diğer yandan yahudilerin mimarı oldukları bu bütünü ne denli bencil ve ırkçı bir refleksle dinamite dönüştürdükleri ve fitlini dünyanın her yerinde ateşlemeyi başardıkları realitesi de itiraf ediliyor. Tüm bu sosyolojik gerçeklerin vbücut bulmuş hali ise, "ne eylerse güzel eyler" kabilinden oyunculuğu, her performansıyla yeraldığı en sönük senaryoları bile cilalamayı başaran görkemiyle Al PACINO. Başkent Washington'da süregiden kirli oyunlar sonucu "mesleki ahlaksızlık" hakkını kullanan ve bunun sonucunda kariyerini kaybetmek üzere olan avukat Roy COHN rolünde...

Muhafazakar anne, eşini kaybedeliberi toparlanmayı başaramamış, avukatlık yapan oğluyla gururlanarak hayata sarılan, ilkeli, ahlaki şablonları esnemez, müşfik bir kadın Hannah PITT olünde Meryl STREEP. Bir mutfak dolabını bile oynayabilecek kadar tehlikeli bir aktris, gerçek bir sinema ikonu.

İnsanoğlunun malum bencilliği, doğa ve kural tanımazlığı, açgözlülüğü, geçmiş trajedilerden ders almayı düstur edinememiş zayıf hafızası nedeniyle Allah'ın toleransını iyice tükettiği şu dönem içinde son bir şans için belirlenecek olan Mesih' e (Mesajcı / the messenger olarakta bilinir) tebliğgatı yapan melek, İngiliz sinemasının başarılı aktrisi Emma THOMPSON (Angel/Melek). şatafatlı, bol ışıltılı sembolik geniş huzur veren bembeyaz kanatlarının yanı sıra ilginç bir mizah anlayışına ve jestlere sahip , dokunabileceğiniz hissi veren bir melek.

AIDS hastalığından muzdarip New York'lu bir gencecik adam, Prior WALTER (Justin KIRK). Hastalığın evreleri ilerledikçe eşcinsel mutlu birlikteliğinin patneri olan erkek arkadaşı tarafından terk edilince hastalık, ölüm korkusuna terk edilmenin hüznünü de yüklenen ve bu yükü taşıyamayacağı hissinin doruğa çıktığı anda ilahişokla irkilen bir adam. Zira Tanrı, insanlığın uyarılması için mesajların iletilmsei görevini Prior WALTER'a veriyor. İlk etapta hastalığın olası halisünasyonları zannettiği doğa üstü olaylar zincirinin buz gibi gerçeğin ta kendisi olduğunu anlamasıyla hayatında hazmı zor ama umut veren bir vizyon açılıyor. Adı sanı duyulmamış bir aktör olan Justin KIRK o kadar etkileyici bir efor sarfediyor ki, daha uzuuun yıllar bu adamın yeraldığı başarılı filmler izleyeceğiniz fikrine kapılmadan edemiyorsunuz.

Ve Hannah PITT'in gurur duyduğu oğlu Joe PITT (Patrick WILSON). Onun umursamazlığından ilgisizliğinden yakınan, depresif bir hamilelik dönemine giren , eşinin "eşcinsel olduğunu itirafı"yla kara bir yalnızlığa gömülen ama aşkı bitmeyen karısı Harper PITT rolünde ise yine önemli bir aktris Mary-Louise PARKER. Sisteme uyumlu kalabilmek, avukatlık kariyerini riske etmemek adına teninde, ruhunda yatan asıl profili baskı altında tutmaktan usanan Joe'nun annesine sabahın kör karanlığında telefon açarak ağlama krizine tutulur halde eşcinsel olsam beni yine böyle sever gurur duyar mıydın? - sorusunu Central Park'ın ıssızlığında haykırdığı sahne şimdiden klasikler arasında girmeye aday. Joe'nun eşi ve annesine cinsel tercihini itirafının hemen sonrasında hayatına giren insan ise, Meleğin mesajları tebliğ ettiği AIDS hastası genç adam Prior'u terk eden erkek arkadaşı Lois IRONSON (Ben SHENKMAN). Lois de tıpkı yaşlı kurt avukat Roy gibi yahudi ırkının tipik bir temsilcisi. Her iki yahudi karakterde de üç ahir zaman kitabına dair göndermeler yapan senaryo bu anlamda ki dinler tarihine ilişkin derinliğiyle de pes dedirtiyor.

Dizinin geneline bakıldığında Yönetmen Mike NICHOLS'ın şapka çıkartılacak dehasına şahit oluyoruz. Oluyoruz çünkü PACINO ve STREEP dışında kalan isimlerin hemen hepsi adları duyulmamış, ama yetenekleri itibariyle uzun yıllar sinemanın "en iyileri" arasına girmeye aday oyuncularla dolu. Bu oyuncular arasında performansıyla en büyüleyici statüde yeralanlardan biriside hastabakıcı Belize rolündeki (Jeffrey WRIGHT). O da bir gay. Prior'un yakın arkadaşı, kadim dostu. AIDS hastalığının son evrelerine yaklaşan avukat Roy COHN (Al PACINO) nun görev yaptığı hastaneye yatırılmasıyla yolları kesişir. Katlanılmaz derecede kaprisli, ırkçı, eşcinsellerden tiksinen PACINO ile aralarında cereyan eden kan revan içinde söz düelloları seyrine doyulmaz bir şölen izleyenler için.

Hem en ölümcül günahların, hem bencilliğin, hem de özgürlüklerin anavatanı olan rüyalar ve fırsatlar ülkesi Amerika'da cereyan eden bu insan ilişkileri yönetmen Mike NICHOLS' ın devasa prizmasıyla öyle renklere bölünüyor ki, Al PACINO ve Meryl STREEP'in nasıl olupta "asla dizi projesinde yeralmam" ilkelerini çiğneten gücü anlayorsunuz.

Amerikanın sistematik özeleştirisi, bunun tüm dünya insanlarına etkileri, rüya ülkenin kilden bir heykel gibi başını çevirdiğinde nasıl da kırılıp yıkıldığını, aslolanın insanın kendini keşfi ve birbirlerine tahammül göstermesi olduğunu anlatan bu başyapıtı CNBC - E ' de izleyen herkes "dizi film" le "dizi film" müsveddeleri arasındaki keskin farkı daha net görebilecek.

JediBurak
02-11-04, 08:26
Bu yazıya eklemek istediğim çok estetik, özel diziye dair fotoğraflar vardı...Fakat nasıl ekleyeceğim konusunda yardıma ihtiyacım var :-(

solitude
14-01-05, 12:06
İlk yayınlandığında sadece son bölümüne bakabildiğim;ve Al Pacino'nun ölü taklidi yaparak Ethel'e şarkı söyletip sonra kandırdım seni diye hasta yatağında doğrulduğu sahnede hayret-feza kaldığım,acaba bu sahneyi okullarda ders olarak okutuyorlar mıdır diye düşündüğüm bu kadar görkemli bir sahne ancak Al Pacino tarafından oynanır dediğim;İkinci yayınlanışında sadece ilk bölümünü kaçırdığım,Allah'ın hakkı 3'tür olur da yayınlanırsa tekrar makus talihimi yenip baştan sona izleyebilirim diye temennide bulunduğum, şu an itibariyle 5.bölümde izlemeye devam ettiğim dizide beni en etkileyen oyunculuk yetenekleri diyebilirim..Prior rolündeki Justin Kirk'e hayran kaldım ki başta Al Pacino olmak üzre hepsi son derece başarılı..

Ama şu var ki son derece didaktik bir eseri orijinal-alt yazılı izlemek iyi hoş da, alt yazıları okumaktan,ne dedi şimdi burda diye düşünmekten, aman hiçbir jest-mimik kaçmamalı diyerekten ne yapacağımı şaşırmış durumdayım..Tez elden ''the cat is climbing the tree'' den öte İngilizce öğretecek bir kursa yazılmam gerek (ki ne mümkün) ya da bana greencard verecek bir hayırsevere ihtiyacım var,o da olmadı simultane bir tercüman..Latife bir yana,aslında bence bu diziyi en az 2 kez izlemek lazım..Zira didaktik ama karışık uzun dialogları anlamak ve görsel şöleni iyice hazmetmek için 1 kez izlemek yeterli gelmiyor...Dediğim gibi Allah'ın hakkı 3, bekliyorum hadi hayırlısı..

Joe'nun eşcinsel olduğunu annesine itiraf ettiği sahnede itirafta bulunmadan önce neden ''babam beni sever miydi'' diye sorduğunu anlamış değilim.

Al Pacino'nun hastaneye kaldırılmadan önceki sahnedeki can hıraş halinde Ethel ile giriştiği dialoglar, hastanedeki bakıcıyla olan bol küfürlü söz düellosu,Joe'nun evine geldiğindeki dialogları hakeza iş teklifini konuştuğu yemek masasındaki de dahil olmak üzre velhasılı kelam;bulunduğu bütün sahnelerdeki oyunculuğu kelimelerin kifayetsiz kaldığını birkez daha ispatladı.

Ama herşeyin efendisi Amerika'nın ırkçılığını,homofobisini,meslek ahlakını,insan sevgisini bütün insan karmaşasını vs.. eleştirilirken yine de ''Dünyayı Kurtaran Adam Modeli'nin'' illa ordan çıkması düşündürdü beni..

Bir de Angel'ın o muhteşem kanatlarından bir çift de ben ısmarlamak isterim,çok güzeldiler zira..Hele bir de mırıl mırıl bir şarkı gibi I..,I..,I..(Türkçe okunuşunu yazsam daha güzel olacak ay ay ay) dediği sahneler çok hoşuma gitti..Ama son bölümü daha önce izlediğimden biliyorum bu kadar güçlü bir melek nasıl olur da ayağını tutan bir insana yenik düşer anlamadım,yani bunun da bir felsefesi var mıydı?Şöyle ki,melek olduğu halde ölümlü bir insanla cinsel ilişkiye giren bu melek Cennet'te Tanrı gitti biz kaldık kabilinden konuşan bu melek,biraz da melekte olsam insani taraflarım var ya da insanın zayıf tarafı cinselliktir bunu göstermek için bunu yaptım demeye mi geldi pek anlamadım..Ya da her insan hem melek, hem şeytandır?

Bir de Cennet'te Allah'ın olmamasından,artık herşey o kadar çarpıklaştı ki o bile dayanamadı bizi bıraktı kabilinden dünyanın artık inanılmaz bir hızla çirkefliğe, tahammülsüzlüğe,primitif bir egomanyaya gark olduğunu çıkardım ben..Ki bu zaten bir gerçek..Ama henüz yalnız değiliz ve terkedilmedik diyorum ben..

Şu da var ki;isteyince herşeyi yaparım diyen insan biraz böyle gösterilmeye çalışılsa da (Prior'un hala yaşadığını ve Angel ile mücadelesini varsayarsak) Roy'un ölmesi insan acziyetinin en açık göstergesiydi..

Bir oyuncunun birkaç rolde oynaması da pek bir enteresan ve başarılı..

Dediğim gibi bu diziyi şöyle 2'şer bölüm birleştirilerek (tabii sansürsüz diyeceğim ki sanırım imkansız) tekrar izlemek daha iyi olacak..
Başka dinlere de göndermeler çoğunlukta onları anlamak için de ayrıca bir araştırma gerekecek..

Velhasıl;izlemek için, anlamak için ayrıca bir araştırma gerek..

spikey
15-01-05, 10:55
arkadaslarım izlemiş de ilk bolumleri falan bayaa bi bayıkmıs.yine de merak ediyorum.acaba sonuna kadar oolemi dewam edio?

solitude
18-01-05, 11:55
5.bölüme dair;

En beğendiğim bölüm oldu diyebilirim..

Harper'ın sonu gelmez halüsinasyonlarından biri daha...
Kuklaya sorulan soru..''İnsanlar neden değişir?''..El cevap (aklımda kaldığı kadarıyla):

Bir keskin tırnak boğazından başlayarak bedenini yarar, bütün organların orada; canlı ve kanlı; hepsini çıkarır...Ve sonra hepsini geri koyar ama hepsi birbirine karışmıştır..''Dikmek sana kalır''..

Harper'ın tamamlayıcı sözü gelir sonra:''Ve ayağa kalkmakta''...

Siyahi karakter Belize(Norman)'nin Roy ile hastanede yaptığı konuşma ve faşizmi en derinden yeren cümleleri:

Kimim ben?

Roy:Yok saydığım adam,sen bir hiçsin..

Belize:Ben mezarına vuran gölgeyim...

Ki bundan önce daha birçok monolog şeklinde söylevi vardı Belize'nin..Cennetteki melez meleklerden de bahsetti..

İşin ilginci Roy'un bütün nefret ettiği değerler Belize'de mevcutken, hastalığın en acı zamanlarında,dayanılmaz ağrıları çekerken sarılacak tek kişi olarak Belize var yanında..Ne ironi!

Belize'in melek heykelinin olduğu parkta Lois ile konuşması,Lois ile Joe'nun bölüm başında sahilde yaptıkları konuşma hepsi ayrı bir diyalektik örneği ve bir o kadar gerçek...

İnsanoğlunun en zayıf tarafı bu mu acaba?Bitmez tükenmez egosu?Kazanma hırsı?.. Kazanırken etrafındakilerin üzerine, değerlerine basıp geçme arzusu?

Bütün şaşaalı ama içi boş yapımların arasında sistemi ve insani değerleri tamamiyle hicvetmek üzerine kurulu, felsefik ve diyalektik bir dizi olması münasebetiyle,ekranda lay lay aşkları, sevdaları,komedileri görmek isteyenlere sıkıcı gelebilir zira gerçekler bazen çok sıkıcı ve can yakıcı olabilirler,doğrudur..

solitude
24-01-05, 14:27
Bütün ihtişamıyla inanılmaz söz öbekleriyle süregelen bölümlerden sonra son bölüm slow motion gibi geldi bana...

Sancılı yaşamlar çok ağır bir biçimde sereserpe gözler önüne serilirken, herşeyin bir anda toparlanması anlatımdaki vuruculuğu biraz örseledi gibi oldu sanki..
Hayat irdelendi felsefik sözler havada uçtu yakalayamadım bile bazılarını ama sonra biraz çabuk bir son ve iyimserlik oldu gibi(Belki bu bölümü önceden izlediğimden oldu bilemiyorum)..Bu biraz da benim hayata bakışımla ilgili belki böyle bir anda gelen iyimserlikleri hiç tatmin edici bulmam bundan dolayı bazen yavan bulurum bu pembelikleri..
Bir ölümlü olarak cennete gideceksin sana gönderilen kitabı kabul etmeyeceksin Tanrı dönünce O'nu dava edin diyeceksin,velhasıl kafa tutacaksın herşeye ve hala ayakta duracaksın!Keşke bu kadar kolay olsa..Burda hemen Oğuz Atay'ın tutunamayan karakteri Selim Işık geliyor aklıma..Bu kadar kolay olsaydı Selim Işık ''tutunamayanlar'' ı yaşar ve yazar mıydı acaba?

Halüsinasyonları biten, bir anda kararlarını büyük bir cesaretle veren ve Joe'yu terkeden Harper çok şaşırttı beni..''Tek derdi kredi kartı mıydı?''diye bakakaldım.Gerçi başka seçeneği yoktu doğruyu yaptı ama çabuk toparlanmasına şaşırdım..

Belki bu bölümdeki şu replik açıkladı olanları:Hiçbirşey sonsuza dek kaybedilmez!

Sonsuzluktan ne anladığımızla ilintili bir meal çıkar bu cümleden ama..Dünya'daki yaşam bir sonsuzluk değil,devranın dönmesi için belki kıyameti beklemek gerekebilir..Toz pembe hayallerin pembesi gidebilir çoğu zaman..Umarım gitmez o ayrı ama pembe sonları dediğim gibi pek inandırıcı bulmuyorum...

mrdoom
10-08-05, 12:24
http://www.moviecitynews.com/static_images/images/2004/200x200/angels_in_america.jpg

Böyle bir dizinin Türkiye’de ulusal bir kanalda gösterilebilmesi için daha kaç yıl bekleyeceğiz acaba?

lightone
13-02-06, 19:57
diziyi 5 defa izledim ve her izlediğimde gerçekten daha iyi kavradım.Çok fazla şey saklıyo içinde bu dizi.Bir insandan bekleyebileceğim neredeyse bütün psikolojik yaklaşımları barındırdığı sahnelerde gördüm.Çok değerli hatta yüce :) bir dizi.Lütfen dvd sini edinin ve tekrar izleyin. Bişeyler değişecek ve gelişecek,içinizde bunu hissedeceksiniz...

lightone
25-06-06, 21:43
piyasada varmı bilmiyorum ama bizim okulun kütüphanesinde Tony Kushner dan hem millenium approaches hem de perestroika mevcut...Tabi anadilinde(ingilizce).Gerçekten okumak daha büyük bir zevk veriyor...O kadar derin manalar çıkartıyorsunuzki okurken bazı şeyleri sorgulamak zorunda kalıyorsunuz...

jade_tuana_89
12-08-06, 13:52
yaw ne deli diziydi bu,izledim bütün bölümlerini nerdeyse ama çok saçma geldi ki felsefik şeyleri severim aslında ama baymıştı ya