Tüm Versiyonu Göster : yüksel aksu
Yüksel Aksu
yönetmen, senarist, oyuncu.
1966, Muğla, Ula doğumlu.
Buca Eğitim Fakültesi Coğrafya bölümünde dört yıl okuduktan sonra
1989 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Televizyon Bölümüne girdi.
Aynı okulda yüksek lisans yaptı.
Yönetm enliğini yaptığı belgeseller
Underground Kadir ve Sinema Çetesi - 1995
Maksat Namım Yürüsün - 1995 / 1996
CANLAR CANI 1996
Yönetmenliğini yaptığı kısa filmler
Zamanın Labirentinde Karşılaşma - 1993
Yönetmenliğini yaptığı uzun metrajlı filmler
Dondurmam Gaymak - 2005
Yönetmenliğini yaptığı dizi filmler
Bir Dilim Aşk 2004
Büyük Yalan 2004
Pilli Bebek 2003
Yılan Hikayesi 1999
Yasemince 1997
Ödülleri
Dondurmam Gaymak, 25.İstanbul Film Festivali, 2006, Jüri Özel Ödülü
Underground Kadir ve Sinema Çetesi, 7. Ankara Uluslararası Film Festivalinde ikincilik ödülü 1995,
Adana Belgesel Filmler arasında birincilik ödülü 1995.
http://img85.imageshack.us/img85/9518/gaymak19oa1.jpg (http://imageshack.us)
Masalcı tadında bir yönetmen
'Bireyciliğin' yükselen değer olduğu bir dönemde sahici insanlarla sahici bir film yapan Yüksel Aksu'ya, 'Dondurmam Gaymak'la ulaştığı seyirci kitlesi yetiyor. Film, aday olduğu Oscar'ı kazanırsa o da işin 'gaymağı' olacak
1988'in temmuz ayı. İzmir'de pabucun asfalta yapıştığı bir sıcak. Buca Eğitim Fakültesi Tarih-Coğrafya bölümü öğrencisi Yüksel Aksu'nun öğretmen çıkmasına 15 gün var. Hedefi belli, Anadolu'da dolaşan, gittiği yerlerde masal, bilmece derleyen, roman yazan, Fakir Baykurt gibi bir öğretmen olacak.
Ama her şey tersine döner birden. Okuldan atıldığını öğrenir, işkenceyi protesto eden bir eyleme katıldığı için. Aynı gün askere çağrılır, bir de üstüne sevgilisi onu terk eder. Uğursuz gibi görünen o günün aslında çok parlak bir geleceğin müjdecisi olduğundan habersiz Ula'ya döner. Bütün yaraların sarıldığı yere, evine...
Doğup büyüdüğü Muğla'nın Ula ilçesi, Kavafis'in "Şehir"i gibi, Yüksel Aksu için. Dönüp dolaşıp geleceği yer... Çocukluğu, 23 Nisan 1966'da başlayan, gözleri parlayarak anlattığı bir masal. Babası postane memuru, annesi ev kadını. Ona göre ikisi de çok yetenekli birer meddah. Dört kardeşin en büyüğü olarak okul hayatı Aydın'da başlar ve Ula'da devam eder. Arada Bornova Anadolu Lisesi'ne gittiyse de hasrete dayanamayıp geri döner.
Ali Usta'nın çırağı!
"Dondurmam Gaymak"taki gibi bir çocukluk geçirir, evlerinin çardağı günde 30-40 misafir ağırlar. Yazları iyi öğrenciler eczacı, tembeller demirci yanında çalışırken, takdirlik bir öğrenci olan Yüksel Aksu dondurmacı Ali Usta'nın yanına çırak olarak girer. Harçlığının neredeyse tamamını götüren dondurma masrafından kurtulur böylece, üstelik arkadaşlarına torpil yapabileceği bir iktidar alanına da sahip olur. İyi bir çıraktır, eğer satış azsa rahat edemez, bisiklete atlayıp dolaşarak satar dondurmasını.
Daha o zamandan muhabbetçidir de ustasının anlattığına göre, "İmamla müftü, hâkimle hâkim olur, hepsini dolduruverir dükkâna". Her yaş ve sosyal gruptan insanla sohbet ettiği, öğlenleri de tek başına kitap okuduğu bir yerdir dondurmacı dükkânı. Kemalettin Tuğcu'ları, Andersen'den Masallar'ı devirip küçük yaşta klasiklere geçer.
'Öğretmen olacağım' derken
Bir yandan da halkevinde 'devrimci ağabeylerle' sohbet etmeye, tiyatroyla ilgilenmeye başlar. Önceleri gazeteci olmak vardır aklında, sonra kaymakam ya da öğretmen. O yıllarda sinema aklının ucundan bile geçmez. Lise bitince Ankara Siyasal'a girer, bir yıl sonra da Buca Eğitim'e. 4 sene sonunda fakülteden atıldığında "Okul için ağlarsan emzirdiğim sütü helal etmem" diyen annesini dinler ve arkasına bakmaz hiç.
Yeni Asır gazetesindeki ilanı görür bir gün. İzmir Devlet Tiyatrosu'na yardımcı oyuncu alınacaktır. Tiyatrocu hemşerisi Turan Özdemir torpil yapar ona. Yıllar sonra, güzel hikâye anlatan bu çocuğun bir film yapacağını, ona da başrol vereceğini rüyasında görse inanmaz herhalde. Ama aklına sinemayı ilk düşüren de Özdemir olur. Bir de o sıralar tiyatroda birlikte oynadığı arkadaşı, gazeteci Ersin Kalkan.
Böylece 23 yaşında, 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Televizyon Bölümü'ne girer. Mülakatta hocalar, "Zengin değilsen ya okula girme ya da açlığı göze al" derler. Alır. Ama şanslı bir kuşaktırlar, 1990'da Türkiye'nin ilk özel televizyonu açılır ve mezun olmadan iş teklifleri başlar.
9 Eylül, Yüksel Aksu'nun Ula'da temeli atılan binasını inşa ettiği, birbirinden iyi hocaların elinde yoğrulduğu, İtalyan sinemasına vurulduğu yer. Birinci sınıftayken Yusuf Kurçenli'nin asistanlığını yapmaya başlar. Mustafa Altıoklar, Serdar Akar, en son Zeki Ökten asistanlığını yaptığı yönetmenlerden... 1995'te İstanbul'a taşınır, 1999'da "Yasemince" dizisinin yönetmeni olur. Onu "Yılan Hikâyesi", "Bir Dilim Aşk", "Büyük Yalan" izler. Gönlü hep sinemadan yana da olsa, dizileri prova imkânı bulduğu için sever.
İmece usulüyle film
Bir yönetmen ilk filminde en iyi bildiği şeyi anlatmalıdır ona göre. 2001'den beri çekmeye çalıştığı film de adını, çocukluğunda duyduğu "Dondurmam gaymak, anası gızından oynak" cümlesinden alır. Filmde büyüdüğü coğrafya, tanıdığı insanlar, bildiği öyküler olacaktır. Ama yapımcılara anlatamaz bir türlü. "Hikâyen güzel" derler, "Şu şu isimleri oynat, aslanlar gibi gişe yap". Ama bu, yerel bir filmdir, malzemesi de yerel olacaktır, taviz vermez.
2005 yazında ortağı Tankut Kılınç ve görüntü yönetmeni Eyüp Boz'la paralarını birleştirip Muğla'nın yolunu tutarlar. Başrol oyuncusu bellidir, geri kalanlar için hoparlörle anons yapar, gönüllüleri toplarlar. Binlerce başvuru arasından seçtikleri 100-150 kişiyi Memet Ali Alabora'yla altı hafta çalıştırırlar. Bir arkadaşları yemekleri karşılar, bir belediye konaklamayı, bir diğeri ulaştırmayı derken tamamen 'imece usulüyle' kotarırlar filmi. "Dondurmam Gaymak", Kültür Bakanlığı'nın desteği ve Hermes Film'in el vermesiyle tamamlanır. İlk gösterimi de davul zurna eşliğinde Muğla'da yaparlar.
Ödül üzerine ödül
İstanbul Film Festivali'nden jüri özel ödülü ve Gerard Depardieu'nun övgüleriyle çıkan "Dondurmam Gaymak" şimdi Türkiye'nin Oscar adayı.
Filmin ortak yapımcılarından Elif Dağdeviren Güven, geçen hafta New York Queens Film Festivali'nden çifte ödül ve filmin Altın Küre'de yarışacağı müjdesiyle döndü.
Yüksel Aksu'nun ise çok daha fazla önemsediği şeyler var; mesela 'bireyciliğin' tek yükselen değer olarak pompalandığı bir dönemde gücünü 'toplumsallığından' alan sahici bir film yapmış olmak... Üstüne Oscar gelirse o da işin 'gaymağı' olur herhalde ama o bütün dondurmasını satmış olmanın rahatlığıyla muzip bir gülümsemeyle izliyor olan biteni. Gözü ise Oscar'dan çok daha ileride, yeni filmlerde...
http://img96.imageshack.us/img96/9383/gaymak8ic3.jpg (http://imageshack.us)
http://img71.imageshack.us/img71/7462/gaymak11fy8.jpg (http://imageshack.us)
http://img205.imageshack.us/img205/3972/gaymak7gt1.jpg (http://imageshack.us)
http://img267.imageshack.us/img267/7475/adem8mc6.jpg (http://imageshack.us)
http://img248.imageshack.us/img248/194/istf21kk1.jpg (http://imageshack.us)
Limak 18. Ankara Uluslararası Film Festivali, Ulusal Uzun, Kısa ve Belgesel Film yarışmalarının ödül töreni ile sona erdi.
Yüksel Aksu, festivalde iki ödüle layık görüldü. “Dondurmam Gaymak” filmiyle Umut Veren Yeni Yönetmen Ödülü’nü Limak Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ebru Özdemir’in, Mahmut Tali Öngören Özel Ödülü’nü de Varlık Özmenek’in elinden alan Aksu, “40 yaş bunalımı yaşarken, umut veren yönetmen olmak iyi geldi. Bundan 10 sene önce festivale öğrenci olarak gelirdik, şimdi jüri olarak geldik. Festival kısa filmleriyle bize umut verdi, şimdi de ben onlara umut verdim” dedi.
''Türk Sineması Türkiye'nin Prestiji''
Yönetmen Aksu: ''Sinemanın köprü, yol, fabrika yapmaktan daha karlı bir yatırım olduğu ortadadır. bu dönemde yatırım yapıldı ve sadece rüsumda iki kat olarak geri döndü'' ''Hem ekonomik girdi hem de yurt içinde ve uluslararası alanda prestij üretiyoruz'' Telif hakları ve sinema genel müdürü Ertaş: ''Maliye bakanlığında, bandrol ve rüsum gelirlerinden kalan 15 milyon YTL var. Bunu almak için görüşüyoruz''.
Yönetmen Yüksel Aksu, Türk sinemasına yapılan desteğin iki kat geri dönüş sağladığını belirterek, ''Sinemanın köprü, yol, fabrika yapmaktan daha karlı bir yatırım olduğu ortadadır. Biz hem ekonomik girdi hem prestij üretiyoruz'' dedi. ''Dondurmam Gaymak'' filmiyle bir çok ödül alan yönetmen Yüksel Aksu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk sinemasının nitelik ve nicelik açısından son iki yılda ciddi yükselişe geçtiğini söyledi. Bunda Kültür ve Turizm Bakanlığının katkısının büyük olduğunu belirten Aksu, ''Dondurmam Gaymak'', ''Takva'', ''Babam ve Oğlum'' gibi uluslararası başarı elde eden bir çok yapımın bakanlık destekli olduğunu hatırlattı.
Aksu, ''Örneğin ben bakanlık desteği olmasaydı Muğlalı köylülerle böyle bir film çekemezdim ve bu kadar özgün olmazdı, normal, ortalama bir komedi olurdu'' diye konuştu.
''Türkiye İçin Hem Ekonomik Girdi Hem Prestij...''
Son yıllarda Türk filmlerine yapılan yatırımın iki kat getiri olarak geri döndüğünü, bunun yanında ülkeye prestij kazandırdığını ifade eden Aksu, şunları kaydetti: ''Sinemanın köprü, yol, fabrika yapmaktan daha karlı bir yatırım olduğu ortadadır. Bu dönemde yatırım yapıldı ve sadece rüsumda iki kat olarak geri döndü. Bakanlıktan 250 bin YTL destek aldım, istatistik yaptık, kazandırdığımız rüsum 450 milyar lira.
Düşünün hem ekonomik girdi sağlamış hem de yurt içinde ve uluslararası alanda prestij getirmiş. 'Takva' Berlin'de ödül aldı, ben Amerika'da üç tane aldım, 'Babam ve Oğlum' var.
Yani, Kültür ve Turizm Bakanlığı bir yere 'köprü' yapmış, iki yıl içinde iki katı kazanmış. Tanıtım, turizm ve enformasyon cabası, normalde 100 milyon dolarlar harcanıyor bu işe.''
''Destekler Seyirci Olarak Geri Döndü''
''Dondurmam Gaymak'' filminin Amerika'daki gösteriminin ardından Muğla'ya gelen Amerikalı sayısının da yüzde 10-20 civarında arttığını söyleyen Yüksel Aksu, ''Şimdi bizim film Amerikan televizyonlarına satılıyor, İngiliz televizyonlarına satılacak. Bu Türkiye için prestij ve tanıtım olacak, sinemanın gücü buradadır'' dedi.
Aksu, son yıllarda yerli film izleme oranının Amerikan filmlerini geçtiğini kaydetti. Yerli film izleme oranın yüzde 52'ye ulaştığını dile getiren Aksu, Fransa'nın yüzde 40, Güney Kore'nin de yüzde 70'lik kotasına rağmen bunu yakalayamadığını bildirdi.
''15 Milyon YTL Maliye Bakanlığında''
Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürü Selahattin Ertaş da sinema filmlerine desteği bu yıl arttırmayı hedeflediklerini söyledi. Sinema Destekleme Kurulunun 4-7 Mayıs tarihleri arasında bu yılın ilk değerlendirmesini yapacağını kaydeden Ertaş, kurulda hangi filmlerin destekleneceğine karar verileceğini bildirdi.
Ertaş, 5224 sayılı Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun gereği Maliye Bakanlığından alacakları olduğunu hatırlatarak şunları kaydetti:
''Kanun gereğince gerek rüsumda gerekse bandrol gelirlerinde elde edilenlerin bir sonraki seneye aktarılması lazım. Ancak bugüne kadarki uygulamada Maliye Bakanlığımız bu paranın tamamını hesaba aktarmadı. Maliye Bakanlığı, paranın belli bir kısmını aktarıyor, diğer kısımlarını 'bandrol harcamaları bunun içinde' diyerek buradan karşılıyor. Bu konuda bakanlık ile müzakere yapıyoruz. Çünkü, 2005 ve 2006 yılında aktarılan paraları düştükten sonra geriye bandrol ve rüsum gelirlerinden 15 milyon YTL kalıyor. Sayın Bakanımızın talimatları doğrultusunda yaklaşık 15 milyon YTL'yi geri alacağız.''
Yüksel Aksu da konu ile ilgili olarak, ''Maliye Bakanlığı benden alıyor, örneğin Devlet Su İşlerine veriyor. Benim kazandığımı, sektör anlamında söylüyorum, bana versin ben daha çok kazandırayım. Çünkü hem katma değer hem ekonomik girdi hem prestij üretiyoruz. Dolayısıyla biz kazandığımızı kendimize rica edeceğiz, cebimize değil, yeni filmlere'' dedi.
http://img48.imageshack.us/img48/4089/ankara2lt3.jpg (http://imageshack.us)
http://img240.imageshack.us/img240/6628/yksela1aj5.jpg (http://imageshack.us)
http://img231.imageshack.us/img231/2407/yksela2bx7.jpg (http://imageshack.us)
'En İyi Film Ödülü'nü 'Dondurmam Gaymak' aldı
Üsküdar Belediyesi tarafından düzenlenen 19'uncu Katibim Şenliği kapsamında dağıtılan İsmail Dümbüllü Ödülleri'nde 'En İyi Film Ödülü'nü 'Dondurmam Gaymak' ile yönetmen Yüksel Aksu kazandı.
Bu yıl ikincisi dağıtılan İsmail Dümbüllü Ödülleri, yarın akşam saat 19.00'da sahiplerini bulacak.
Halkın oylarıyla yapılan seçimde geleneksel Türk tiyatrosunun en büyük ismi İsmail Dümbüllü adına yılın tiyatro oyunu ise Gazanfer-Gönül Özcan Tiyatrosu'nun 'Öp Babanın Elini' seçildi.
Üsküdar Katibim Şenlikleri kapsamında dağıtılan İsmail Dümbüllü Ödülleri'nde yılın dizi filmi ise 'Köprü' seçildi.
Üsküdar Altunizade Kültür Merkezi'nde düzenlenecek ödül töreninde Suna Pekuysal ve Zihni Göktay da 'Yaşam Boyu Onur Ödülü' alacak.
Törende Dümbüllü'nün hayatından kesitler sergileyen bir fotoğraf sergisi de düzenlenecek.
Gazanfer Özcan, Zihni Göktay, Halit Akçatepe, Nejat Uygur ve Levent Kırca ödül töreninde halkla söyleşi yapacak, tiyatro yaşamlarından kesitler sunacak.
---gamze--- 02-09-07, 19:11 Yönetmen: Çağan Irmak
Senaryo: Çağan Irmak
Oyuncular: Çetin Tekindor, Hümeyra, Şerif Sezer, Yetkin Dikinciler, Şener Kökkaya, Mahir İpek, Selda Özer, Zuhal Gencer Erkaya, Mahmut Gökgöz, Melis Birkan, Kaya Akaya, Feride Çetin, Ümit Çırak, Timur Acar, Deniz Kurtoğlu, Rıza Kocaoğlu, Güvenç Dağüstün, Çağlar Yiğitoğulları, Özlem Aktaş, Ömer Turat, Hilmi Özçelik, Füsun Kostak, YUKSEL AKSU, Engin Alpateş, Muzaffer Demirel, Engin Benli
Yapımcı Şükrü Avşar
Bütün güzel masallar gibi Yaradan’ ın adıyla başlar hikâyemiz.
Heybetli, dağ gibi bir adam Zekeriya bir civanın hikâyesini anlatmaktadır etrafındaki çocuklara. Bu hikaye, başına ne hal geldiyse, aklı başından alınmış, ağzı dili lal olmuş, baktığını başka gören, duyduğunu başka duyan Ulak İbrahim’in hikayesidir.
Zekeriya köy köy dolaşıp Ulak İbrahim’in hikâyesini anlatan bir gezgindir. Anlatmalıdır ki başka çocuklar da bilsin bellesin Ulak İbrahim’in hikâyesini. Masalla gerçeğin buluştuğu noktada cesaretin dilidir Ulak İbrahim. Ulak İbrahim anlatılmalıdır ki yaşasın… yaşasın ki Zekeriya’nın yüreğindeki acı soğusun. Zekeriya sadece çocuklara anlatır bu hikâyeyi, saflığı bozulmasın diye, kendi de bir zamanlar masallara inanan bir çocuktu diye.
Yüksel Aksu ile söyleşi
Beksav Sinema Atölyesi tarafından düzenlenen ''Bir film-Bir yönetmen'' etkinliğinin ocak ayı konuğu ''Dondurmam Gaymak'' filminin yönetmeni Yüksel Aksu olacak.
Yönetmen, film gösteriminin ardından izleyicilerin sorularını yanıtlayacak. Ege’nin küçük bir kasabasında dondurmacılık yapan Ali Usta’nın mesleğini tehdit eden büyük dondurma markalarına karşı verdiği var olma mücadelesini anlatan film, 27 Ocak Pazar günü saat 15.00’te; Aksu ile söyleşi ise 17.00’de izlenebilir.
(0216) 349 91 55 - 56,
''Kısa Çek Film Festivali''
Antalya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığınca düzenlenen 1. Gençler Arası Kısa Film Festivali bugün başlıyor.
Büyükşehir Belediyesinden yapılan yazılı açıklamada, 367 kısa film başvurusunun yapıldığı festivalin, yarın konuk sanatçıların ve yarışmacıların Cumhuriyet Meydanı’ndan, Büyükşehir Belediyesine kadar
yapacağı kortej geçişiyle başlayacağı kaydedildi.
Açıklamada, bu yıl ilk kez düzenlenen "Kısa Çek Film Festivali"nin amacının, sinemaya ilgi duyan bu konuda kendini geliştirmek isteyen ve yaratıcılığına güvenen geleceğin gençlerini ve sinemacılarını ortaya çıkarmak olduğu vurgulandı.
ÜNLÜ İSİMLER
Yeditepe Üniversitesi Radyo Televizyon Sinema Bölüm Başkanı Prof. Dr. Işık Özkan, Selçuk Üniversitesi Radyo Televizyon Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Aytekin Can, Maltepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisi
Fotoğraf ve Video Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Kaya Özakgün, Akdeniz Üniversitesi Sinema Televizyon Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Fadıl Sözen, Kartal Belediye Kısa Film Atölyesi Yönetmeni Dr. Özlet Taluer, Kurtlar Vadisi Konsept Danışmanı Ömer Lütfi Mete, Yönetmen Yüksel Aksu, Yönetmen Aydın Sayman ve Oyuncu Mehmet Özgür’den oluşan Kısa Film Festivali Jürisi, önseçici kurulun 10’a düşürdüğü film arasından ilk üçü belirleyecek.
Kısa Film Festivali ödül töreni 21 Haziran Cumartesi günü Antalya Kültür Merkezinde (AKM) gerçekleştirilecek. Festivale katılacak konuk sanatçılar arasında Ömer Lütfi Mete, Tardu Flordun, Hasibe Eren, Sümer Tilmaç, Sueda Çil, Yüksel Aksu, Şefik Onat, Eray Türk ve Mehmet Özgür yer alıyor.
|
|