Tüm Versiyonu Göster : Sermiyan Midyat


Melal
31-10-05, 16:49
Emret Komutanımın Arıza Hamza'sı bu dizideki en iyi oynayanlardan biri gerçekten de çok iyi bir oyuncu yani geç keşfedilenlerden,Sermiyan Midyat hakkındaki düşüncelerinizi ve bildiklerini burada paylaşırsanız süper olur...

Melal
31-10-05, 16:54
Takıntılı çıplak

"Gece Yürüyüşü" ve "Emret Komutanım"dan tanıdığımız Sermiyan Midyat, "Banyo"da obsesif Sinan'ı oynuyor, bolca da soyunuyor

Moda'da şahane denize bakarak sohbeti bayağı ilerletmişiz. Sermiyan Midyat, "Ben arkadaşlarımla sohbet etmeyi çok severim, ama ilgimi çekmesi lazım. Baktım ilgimi çekmiyor, çay ya da kahve içelim mi filan diye geyiğe sararım" diyor. Daha iki saniye geçmeden "Sahi ya, çay ya da kahve içelim mi" demiyor mu? Diyor, çok ayıp yani, bu kadar da yüzümüze söylenmez ki! Pardon filan deniyor ama hikâye! Neyse ki öncesinde öyle bir şey sorulmamış biz de konuşmuşuz Sermiyan Midyat'la. Kendisini "Emret Komutanım", "Gece Yürüyüşü" gibi dizilerden ya da "Hiçbiryerde" ve "Pardon" filmlerinden hatırlayabilirsiniz. Bu hafta ise çıkışı daha büyük. Mustafa Altıoklar'ın herkesi akça pakça yaptığı filmi "Banyo"da başrollerden biri. Ve daha da güzel yanı, şimdiye kadar hep Doğulu ya da kötü adam rollerinden çıkıp, oyunculuğunu gösteriyor olması. Öyle heybetli filan görünüyor ama basyabağı komik bir adam.

Filme nasıl dahil olduğunuzla başlayalım.

Dört yıl Zuhal Olcay-Haluk Bilginer'le "Dolu Düşün Boş Konuş"ta oynamıştım. O oyunu oynarken bizim tiyatroya zaten "Banyo"nun teksti gelmişti, tiyatro oyunu olarak. Fakat değerlendirememiştik. Bu Şubat'ta Mustafa Altıoklar'la konuştuk. Yapacağı bir iki proje vardı, "Emret Komutanım" dizisi ve "Banyo" filmi. İkisi için de genel bir konuşma yaptık. Sinan karakteri, fiziğime aykırı olabilecekmiş gibi gözüken sıradanlıkta ve doğallıkta bir karakter olduğu için beni kışkırttı. Bir maço ya da seksist, cepten yiyerek kotarabileceğiniz karakterler ama çok doğal bir karakterse acayip zorlaşıyor. Sinan karakteri de beni o yüzden çok cezbetti.

Sinan da hakikaten sinir bozucu bir sıradanlıkta.

Biraz obsesif. Atletini bile çıkarıp katlayarak çamaşır sepetine koyuyor. Gayet rutin bir hayatı var. Slip külot giyiyor, o bile çok belirleyici. Sinan normal hayatı garanticilik üzerine kurmuş biri. İki sene sonraki tatilini planlayan bir adam gibi. Bu kadar planlı giderken birden adamın başına gelmedik kalmıyor. Banyosunda hiç tanımadığı bir kadın buluyor ve bir sebepten onunla yakınlaşma ihtiyacı hissediyor. Çünkü kendi karısı da başka bir adamla başka bir banyoda. Aslında düştüğü durum çok komik, ama öte yandan çok trajik.

Aslında Sinan karısı onu aldattığı için çok üzülüyor, ama o sırada o da karısını aldatıyor. Siz ne düşünürsünüz aldatmak meselesinde?

Özellikle Türk toplumunda çocukluktan başlayarak, arkadaş arasında ettiğimiz küfürler bile becermek üstüne. Becermek bir insan üstünde iktidar kurmanın aynısı. Ve erkeğin sinirlendiği biraz da o oluyor: "Benim karımı biri becerdi". O yüzden erkekler aldatıldıkları zaman uç noktada şeyler yapıyorlar. Kadınlar meseleye daha duygusal yönden bakıyor. Yapan kişi yaptığını o kadar büyük görmüyor, ama yapılan çok fena oluyor. Aldatmak çok karışık mesele. Toplumda hep çoğunluğun dediği geçerlidir, çoğunluğun istediğidir ahlâk kuralı olan, fakat yeryüzünde bir tek bunda durum değişiyor. Atıyorum, dünyada beş milyar insan varsa, dört milyarı aldatıyor ve aldatmak hâlâ yasak!

Türk sinemasında erkeklerin soyunduğu sayılıdır. Siz ise bayağı bir soyunuyorsunuz. Her şey sanat için mi?

Bunu bir cesaret olarak görmüyorum. Mustafa "Estetik bir şekilde görmek istiyorum, çıkartır mısın çamaşırını" dedi. Ben de "Tamam" dedim. Küvete paltoyla girmezsiniz. Filmin adı "Üç Oda Bir Salon" olsaydı ve ben o odalardan birinde soyunuyor olsam, itirazım olabilirdi. Filmin oturduğu kanal anlamında arınmaya dair bir meselesi var. O anlamda da örtüşüyor çıplaklıkla.

Şimdi biraz çocukluğunuza dönebilir miyiz?

74'lüyüm. Ankara'da doğdum. Babam Bayındırlık Bakanlığı'nda çalışıyordu. Annem ev kadınıydı. İki erkek, iki kızız. Ben üçüncüyüm. Aileden kimsenin oyunculukla ilgisi yok. Soyadımın Midyat olması, Mardin Midyatlı olmamızdan. Bir aşirettir bizim aile.

Sermiyan ne demek?

Aşiret reisi demek! Tuhaf bir aile düzenimiz var. Hatta ben tiyatrocu olduğum zaman "bilmem ne mi olacaksın lan?" diyenler bile oldu. Akabinde yazarlığım ortaya çıkınca "Bu ağır iş yapıyor tamamdır" dediler ve ciddiye almaya başladılar. Ben yedi yaşındayken babam 18 ay siyasi suçlu olarak bizden ayrıldı. Biz de İstanbul'a yerleştik. Suadiye Lisesi'de okurken filan yoğun bir serserilik dönemim vardı. Hayatım tuhaf ilerledi, 14-15 yaşında Ahmet Kaya dinlerdim, tespih olurdu elimde, sigara içerdim, haraç keserdik filan. 17-18 yaşlarında bu sefer yoğun bir bar ve serserilik döneminden geçtim. Sürekli eğleneyim, hayatı umursamayayım durumları yaşadım. Sonra baktım ki, adam olma zamanı geldi.

Yani ben oyuncu olacağım diye yırtınan çocuklardan değildiniz?

Yok, çok sonra keşfettim ama çok matrak bir çocuktum. Tanımadığım insanlar bile "Benim doğumgünüme gelsene, eğlendirsene bizi" derlerdi. Ben bunu ciddiyetsiz bulurdum. Çünkü ailede avukatlar, mühendisler, doktorlar var. Annem mühendis olmamı istiyordu. Ben de İstanbul Üniversitesi Kimya Mühendisliği'ne girdim. Aklımda oyunculuk yoktu. Ama müspet bilimlerin sanata katkısı olduğuna müthiş inanırım. İyi bir tretman çıkartabilirsem, bunu matematiğe borçluyum. Çünkü hep şüpheyle yaklaşırım. Neyse, okulda İ.Ü. Mühendislik Fakültesi Tiyatro Kulübü vardı. Oraya bulaştım.

Ne vardı orada?

Bizim bölümde tuhaf insanlar vardı, eğlenceli bir yer yoktu. Ama orası eğlenceli, makara dönüyor. Anton Çehov'un "Ayı" oyununda ayıyı oynadım! Sonra Çehov'un "Bir Evlenme Teklifi"ni yönettim. İkinci sene başkanlığını yaptım kulübün. Bütün derslerden kalmışım. İkinci sene tek kişilik gösteriler yapmaya başladım, harçlık oluyordu bana da. Artık 23 yaşına gelmiştim, fakültenin de üçüncü sınıfındaydım, ben oyuncu olayım dedim. Sonra konservatuvar sınavlarına girdim, ama yaş sınırından alınmadım. Kadıköy Halk Eğitim Merkezi'ne gittim iki sene. Sonra Ferhan Şensoy'un Nöbetçi Tiyatro sınavlarına girdim, kazandım. Ve üç yıl orada oynadım. Sonra da Oyun Atölyesi'ne geçtim.

Dizilere bulaşmanız nasıl oldu?

99'da Kanal 6'da bir televizyon şovu yaptım, "Uykudan Önce Şov" diye. Kötü, çok kötüydü! Ayrıca yazıp çiziyordum, öykü, hikâye, deneme vs. Bu arada yazma hikâyesi, sevgilime yazdığım mektuplar sonrası başladı. O bana çok güzel yazdığımı filan söyledi, ben de devam ettim yazmaya. Türker İnanoğlu okumuş, beğendiğini söyledi ve ondan sonra "Bizim Otel" diye bir diziye espriler yazmaya başladım. Rol de verdiler. Sonra "Kuzenlerim", "Şarkılar Seni Söyler", "Biz Boşanıyoruz", "Şöhretler Kebapçısı", "Gece Yürüyüşü". Aslında bu camianın içine girmem yazarlıkla oldu. "Aşkına Eşkiya"yı 49 bölüm yazdım, hiç tarzım olmasa da. "Berivan"ı 11 bölüm yazdım, "Dişi Kuş"u yazdım ve en son oynadığım "Emret Komutanım"da danışman editörlük yaptım.

Nazan Özcan-Radikal-04/09/2005

HilalRuhi
31-10-05, 16:58
ayy ben buna hastayimm
AYIP OLUYO BABACAN!!

zugasibere
31-10-05, 17:06
bence çok iyi oynuyor...daha önce BİZ BOŞANIYORUZ adlı dizide oynamıştı o zamanda çok komikti....

Melal
31-10-05, 17:21
işte Sermiyan Midyat'la ilgili eksta bilgiler:

Doğum Tarihi:1974
Doğum Yeri:Ankara
Boy:1.87
Kilo:83
Göz Rengi:Kahverengi

Özgeçmiş:
1998 yılında sınavla girdiği Nöbetçi Tiyatro'da (Ortaoyuncular) Ferhan Şensoy, Derya Baykal, Rasim Öztekin ve Tuncel Kurtiz'den tiyatro eğitimi aldı. 1993 yılından 1996 yılına kadar Kadıköy Halk Eğitim Merkezi'nde akademik tiyatro eğitimi gördü. 1994 yılında girdiği İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Bölümünde 3 yıl okuduktan sonra, ayrılarak İşletme Fakültesi'ne geçiş yaptı.Kanal 6 televizyonunda Cumartesi geceleri "Uykudan Önce Show" adlı talk show programını hazırlayıp sundu. "İnsan Görsün Yüzünü" adlı (henüz sahnelenme fırsatı bulamamış) tiyatro oyununu yazdı. "Tek Yumurta Dördüzleri" adlı kabare oyununu yazdı. Çeşitli radyo programları hazırlayıp ve sunuyor. Oyun Atölyesinde Dolu Düşün Boş Konuş adlı oyunda oynadı. Çeşitli kısa oyunlarda oynadı. Kadıköy Halk Eğitim Merkezi'nde oyuncu ve yönetmen yardımcısı olarak görev yaptı.

Rol Aldığı Dizi ve Sinema Filmleri:

Emret Komutanım-2005-Arıza Hamza(Tv Dizisi)
Banyo-2005-Sinan(Sinema Filmi)
Pardon-2004-Enişte(Sinema Filmi)
Şöhretler Kebabçısı-2004-Ali Babaç-(Tv Dizisi)
Gece Yürüyüşü-2004-Süleyman(Tv Dizisi)
Biz Boşanıyoruz-2004-Ali Babaç(Tv Dizisi)
Bizim Otel-2001(Tv Dizisi)
Hiçbir Yerde-2001
Kuzenlerim-2003
Şarkılar Seni Söyler

Senaryosunu Yazdığı Yapımlar:
Dişi Kuş-2004
Sınırlı Aşk-2003
Berivan-2003
Aşkına Eşkıya-2001

valla Sermiyan Midyat hakkında bulabildiklerim bu kadar aramaya devam ediyorum eğer daha fazla bilgileye sahip olanınız varsa burada paylaşırsa çok iyi olur...

king
31-10-05, 18:49
bu adamı çok seviyorum ben ya ilk defa kuzenlerimde görmüştüm o günden bugüne kadar gerçekten çok geliştirmiş kendini

rubio
01-11-05, 10:55
ilk kez kuzenlerimde izledim sermiyan midyatı... erkek düşmanı çiğdemi kendine aşık etmişti ama askerlik yüzünde onu yarıda bırakıp gitmişti... ozaman adını bile bilmiyordum... sonra banyo filmine bilet almıştık sinema salonuna girmeyi beklerken afişine baktık filmin kim bu sermiyan midyat ya dedim... ondan sonra filmde hatırladım... eve geldiğimde bi baktım ki bambaşka bi rolle emret komutanımda.... çok ii bi oyuncu tüm rollerin altında başarıyla kalkıyo tebrikler

zugasibere
19-11-05, 13:49
çok güzel oynamaya devam ediyor.....

Medea
19-11-05, 15:39
Gerçekten geç keşfedilmiş bir oyuncu.Dramda da komedi'de de süper oynayabiliyor.Umarım ileride çok daha başarılı olur ve insan harcayan bu medya ortamında kaybolup gitmez.

purna
20-11-05, 08:01
ben bunu kadın sanıyordum

pashansedat
19-07-06, 15:32
çok başarılı vede çok ii oynuyor ben onun çok ii yerlere geleceğine inanıyorum

forgetmenot
19-07-06, 22:36
Senaryo yazdığı da biliniyor.Çok yönlü bir sanatçı anlaşılan!

Meryemce90
20-07-06, 20:33
cok iyi bi oyuncu ve harika baska baska dizilerde de oynamasi gerekir baabcannlarr

maison
23-07-06, 14:06
iyi bir oyuncu
ben kendisini cok begenerek izliyorum:))

elif_gs
18-09-06, 22:54
kırık kanatlarda oynayacakmış galiba ama emin değilim. zaten emret komutanımdan da çıkıyormuş duyduğum kadarıyla

b_r_k
19-09-06, 09:12
kırık kanatlarda oynayacakmış galiba ama emin değilim. zaten emret komutanımdan da çıkıyormuş duyduğum kadarıyla
öylemiymişşş nerden duydun acaba???

elif_gs
19-09-06, 11:44
bi sitede okumuştum emin değilim ama

mliSrkan
20-09-06, 15:09
Çooooookk seviyorum ben bu adamı yaa..ilk kuzenlerimde görmüştüm ama kendini Emret Komutanımda gösterdi bence..Çok iyi bir oyuncu yaa bayılıyorum..Emret Komutanımda en sevdiğim oyuncu..Diğerlerini de çok seviyorum ama en iyi oyuncu o bence..Arıza Hamza olmadan olmaz o dizi..Onun o konuşmalarına falan bayılıyorum yaa :D

_meLike_
20-09-06, 17:30
hatırlarmısınız bilmiyorum ama star tv de biz boşanıyoruz diye komik bir dizi vardı hilal cebeci,cengiz küçükayvaz da oynuyordu ben ordaa sermiyan midyat a çook gülüyordum dizide ali babaç rolündeydi :img-grin2

börtüböcek
21-09-06, 11:49
Bir şey soracağım Sermiyan Midyat Emret Komutanım'dan ayrılıyor mu??

elif_gs
21-09-06, 16:32
galiba. kırık kanatlara geleceği konuşuluyor. ama bazıları da kaan girgin gelecek diyor. tam belli değil. haftaya belli olur herhalde. belki de iki diziyi birden idare eder. hem ikisinde de asker. çok zorlanmaz herhalde

spider_th
24-09-06, 09:45
Arkadaşlar kırık kanatların setine giden bir arkadaş sermiyan midyatı yeni zaptiye amiri olarak görmüş.İnşallah kk da çok başarılı olur.:happy0064

elif_gs
27-09-06, 23:31
kk da daha ilk bölümüydü ama çok iyi bir oyunculuk sergiledi. umarım böyle devam eder ki ben öyle olacağına inanıyorum:img-grin2

kardem
27-09-06, 23:52
KK kadrosuna alınması son zamanlarda dizimiz için alınan en doğru kararlardan biri..ki bunu bu gece sermiyan bey de kanıtlamaya başlamdı çok iyi denilebilecek oyunculuğuyla..
dizimize yeni bir kan ve canlılık getirdi..hayırlısı olsun..umarım KK tüm kadro ve Sermiyan beyle yeni başarılara imza atar..
başarılarının devamını dilerim şahin yüzbaşımızın..:img-grin2

d.cansel
28-09-06, 06:10
valla hi önceleri çok tmkinli yaklaşıyordum ama şimdi görünce biraz fikirlerim değişmeye başladı gibi ya onu başka rolde verselerde zaptiye amirliğine Yunus devam etse...fazla şey istiyorum değil mi?

KIRÇİÇEĞİ
28-09-06, 07:53
Sermiyan Midyat'ı Emret Komutanım da Arıza rolüyle çok seviyordum zaten şimdi KK da ve de Şahin Yüzbaşımız olarak da hayran kaldım:)

Oyunculuğunu konuşturdu bu bölümde..başarılarının devamını diliyorum... Şahin Yüzbaşı hoşgeldin Kırık Kanatlar'a:)

elif_gs
28-09-06, 09:11
valla hi önceleri çok tmkinli yaklaşıyordum ama şimdi görünce biraz fikirlerim değişmeye başladı gibi ya onu başka rolde verselerde zaptiye amirliğine Yunus devam etse...fazla şey istiyorum değil mi?
canım cemalin eski görevi diye düşünme yepyeni bir karakter diye düşün. çünkü cemalle kıyaslarsak sevemeyiz. gönül isterdi ki hep cemal kalsın ama napalım gitti. sermiyan da fazlasıyla hakkını verdi rolünün:img-grin2

grrdbtlr
28-09-06, 23:53
bence aylar sonra kırık kanatlarda yasanmıs tek güzel , yüzümüzü güldüren olay semiryan midyatın kadroya dahil olması umarım onunla birilikte güzellesmeye baslar bazı seyler

eva-zk
29-09-06, 11:14
ya arkadaşlar ben sermiyan beyin gelişine ençok tilki recepten daha sinsi olmasından dolayı sevdim bide cemal gibi iyilerin yanında olursa değmeyin keyfime

elif_gs
29-09-06, 19:28
ya arkadaşlar ben sermiyan beyin gelişine ençok tilki recepten daha sinsi olmasından dolayı sevdim bide cemal gibi iyilerin yanında olursa değmeyin keyfime
evet canım bence de :img-grin2 büyük ihtimalle öyle olacak kök söktürecek bekir hocayla recep efendiye:img-grin2 iyilerin yanında kötülerin arkasında yer alacak:img-nyam: :img-nyam:

cropsy
01-10-06, 12:36
http://www.yuklerim.com/uploads/946cbe1f05.jpg

http://www.yuklerim.com/uploads/0959ddfcd9.jpg

http://www.yuklerim.com/uploads/22c4e9a4e2.jpg

http://www.yuklerim.com/uploads/e45b5bcce4.jpg

http://www.yuklerim.com/uploads/3e28581c0b.jpg

http://www.yuklerim.com/uploads/d689e59f40.jpg

http://www.yuklerim.com/uploads/cce3bca02e.jpg

kendisine yeni dizisinde başarılar dilerim..çok beğendiğim bir oyuncudur,yolu açık,şansı bol olsun..

mliSrkan
02-10-06, 18:48
Çok sevdiğim bir oyuncu...Her rolü başarabilecek bir kapasitesi var...Komedi,dram farketmez o her rolün üstesinden gelir bence ;)

elif_gs
02-10-06, 18:49
Çok sevdiğim bir oyuncu...Her rolü başarabilecek bir kapasitesi var...Komedi,dram farketmez o her rolün üstesinden gelir bence ;)

bence de geçen hafta kk da gördük ki bu rolün de üstesinden gelecek:img-grin2

elif_gs
04-10-06, 23:46
tam beklediğim gibi çıktı valla kendisini alkışlamak istiyorum:happy0064 :happy0064 bu bölüm bütün oyuncular iyiydi. tebrik eder başarılarının devamını dilerim:img-grin2

gizem_89
07-10-06, 18:18
hep ARIZALIK YAPMASINI BEKLiYO insan emret komutanmdan sonra ama ben bu rolüde YAKISTIRDIM ONAA

cropsy
09-10-06, 22:27
http://www.yuklerim.com/uploads/14a32fb073.jpg

http://www.yuklerim.com/uploads/f5c42b6164.jpg

http://www.yuklerim.com/uploads/5de5cb13b1.jpg

http://www.yuklerim.com/uploads/8e7f4061fb.jpg

http://www.yuklerim.com/uploads/ea4d1124f1.jpg

eva-zk
12-10-06, 12:16
yeni yüzbaşımız şahin bey gözüme çok batıyo yav nevzatla yunusu bi rahat bıraksa bende bi oh çekecem ama nerde nefesim kursamda kaldı şimdi bi hafta bekle artık

börtüböcek
12-10-06, 13:28
Adam çok iyi rol yapıyor bir şeye değinmeden geçemeyeceğim:AYŞE'ye bakışlarını hiç beğenmedim!

elif_gs
12-10-06, 13:47
Adam çok iyi rol yapıyor bir şeye değinmeden geçemeyeceğim:AYŞE'ye bakışlarını hiç beğenmedim!

ben de hiç beğenmedim ama kız kendini paraladı yahu artık anlasın yanii:icon_evil
bu arada gerçekten süper oynamış ya tebrik ediyorum kendisini:img-grin2 :img-kiss:

cropsy
15-10-06, 11:58
Konusu: Deneyimli Polis Musa Rami yıllardır mafya ailesi Selanikli'lerin peşindedir. Sonunda Volkan Selanikli'yi suç üstü yakalar ancak direnince öldürmek zorunda kalır. Artık Musa Rami ve tüm ailesi tehlike altındadır, üstüne üstlük Musa Rami genç bir kıza aşık olmuş ve kanser olduğunu öğrenmiştir. Musa Rami ailesini kurtarmak için mafyayla mücadeleye girer...

Bu kara film tadındaki çekim aşamasındaki yapım sinemamıza yeni bir soluk getireceğe benziyor. Konusu, ritmi ve başarılı oyuncu kadrosuyla dikkat çekeceği düşünülen filmin başrolünde yer alan Haluk Bilginer'in neredeyse her sahnede olacağı söyleniyor. Polis, bir kahramanın düşüşünü kovalamacalı bir hikayeyle anlatıyor.

Yönetmen:Onur Ünlü
Oyuncular:Haluk Bilginer (Musa Rami) , Özgü Namal (Funda) , Ragıp Savaş (Komser Yılmaz) , Sermiyan Midyat (Nihat) , Settar Tanrıöğen (Hayri) , Kaan Çakır (Tayfun Selanikli) , Aylin Çalap (Sevgi) , Yeşim Ceren Bozoğlu (Derya) , Emre Karayel (Bekir) , Zafer Diper (Doktor Demir) , Sinan Çalışkanoğlu (Haluk) , Emel Pala (Perihan) , Engin Benli (Volkan İzmitli) , Neşe Sayles (Yo yo ma) , Enis Yıldız , Murat Cemcir (Komiser Hüseyin) , Hasan Şahintürk (Psikiyatrist) , Gözde Akyıldız (Ece)

http://img182.imageshack.us/img182/7536/polis1501vf1.jpg http://img178.imageshack.us/img178/9608/1ai8.jpg

http://img139.imageshack.us/img139/8494/2vq9.jpg

Memo_İSOM
15-10-06, 14:39
Emret komutanım'da tek hayran olduğum karakter hımm hım hayre t pişey süperdi.Kırık kanatlarda izliyorum harika rol yapıyoya adam her rolün oyuncusu diyebilceğimiz türden

Çanakkale83
01-11-06, 22:50
Bu bölümde süperdi yaa bayıldım resmen. Tebrik ediyorum burdan kendisini. Yüzbaşı olmak çok yakıştı ayrıca.

tuuuche
02-11-06, 17:46
adam cidden çok iyi oyuncu..
ama ya cemaldan sonra...kim gelse oturmaz benim gözümde şak diye...
bi de emret komutanımdan sonra adam o dizide kopartıyodu şimdi adamı gördükçe tırsıyorum...
ama cidden hakkını teslim etmek lazım...

Memo_İSOM
04-11-06, 21:25
Çok çok çok çok çok ne kadar çok vrsa yazarım buraya çok çok çok iyi bir oyuncu harika,her,dizide,farklı karaktere bürünüyo bu beni acayip derecede tatmin ediyor.Ve gün geçtikçe daha çok bağlanıyorum,kendisine. EN BAŞARILI BULDUĞUNUZ OYUNCU KİM DİE SORSANIZ,KESİNLİKLEHİÇ SÜPHESİZ SERMİYAN MİDYAT DERDİM.

betü$_ozan
21-11-06, 18:05
Siz de dizilerdeki kötü gidişattan memnun değilseniz bu kapmanyaya katılın. Aşağıdaki yazıyı yazarlara,gazetecilere yollayın. Yazar adreslerini Ö.M isteyebilirsiniz. İlginiz ve sabrınız için şimdiden teşekkürler

SİZDE BİZE DESTEK VERİNEvet, bu gün birçok kaliteli yapımın raiting denilen şey yüzünden yayından kaldırıldığını ya da raiting kaygısı yüzünden senaryoların bozulduğunu görüyoruz.…. önümüzde bir sürü örnek var. Mesela birde yayından kaldırılan yapımlar var harcanan onca çaba, emek heba olup gidiyor birilerinin buna dur demesi lazım ya da bir şeyler yapması.. evet bu raitingler bizler yani halk tarafından seçiliyor ama Türkiye'de 2000 kişi değil 70.000.000 kişi var ve bende o 70.000.000 kişinin içindeyim.

Öncelikle yayından kalkan dizilere değinelim. Bir sürü dizi bir iki bölüm sonra yada dört bölüm sonra yayından kalktı; Esir Kalpler,Seher Vakti ,Rüzgarli Bahçe,Unutma Beni, Koçum Benim,bir sürü var ama benim(bizim) aklıma gelenler bunlar

Reyting uğruna senaryosu değişime uğrayan diziler;

Kırık Kanatlar: Kurtuluş Savaşı'nı konu alarak ölümsüz bir aşk destanını işlemişti başlarda. İnsanların inancını ve yürekliliğini sonraları yapılan bir analaşma sonucu Yunanistan da yaşayan Türklerin yurda geri dönmesini ve Yunanlı'larında Türkiye'den zorla ayrıldıklarını gördük oradaki dostluğu gördük, eğitim için neler yapıldığını ne zorluklara göğüs gelindiğini gördük.
Daha sonra ise bir yüzbaşı'nın ve bir öğretmen'in intiharını izledik, o savaşta galip gelen askerlerin dağda bir grup eşkıyayı yakalayamadığını, eski bir teğmen'i bir kaçak durumunda izledik, kanunları hukuku kabul etmeyen eski bir teğmen. Yaşlı bir kervancı'nın ağzından bu ülkede hukuk var kelimesinin duyulmasına karşın sürekli kötülerin kazandığı, evlerin yandığ…bir diziyi izler olurduk ve hiç birimiz bu durumdan memnun değiliz. Senaryoyla ilgili sorunları yapım şirketine bildirdik mail attık telefon açtık ama bu diziyi izleyen halkın sözüne kulak verilmedi. Her bölüm düzelecek umuduyla baktığımız dizi şimdi daha da kötüye gidiyor.

Ihlamurlar Altında: Başta ne güzel başlamıştı söz verilen aşklara diye. Delikanlı Yılmaz ve mahallenin en güzel kızı Elif’in aşk öyküsüydü.. Birde Elife âşık zengin oğlu Ömer'in aşkları. Yılmaz başta çok kıskançtı ve güvensizdi buda onu Elifi kaybettirdi. Ömer ise her zaman Elif'in yanında oldu ona güvendi ve onunla evlendi. Ama hiçbir zaman onun aşkına sahip olamadı. Yılmaz uğruna dayak yediği uğruna hapse girdiği kızdan vazgeçti intikam uğruna yaklaştığı Ömer'in kardeşi Filizi sevdi. Aslında benim(bizim) anlatmak istediğim bir süre sonra senaryodan uzaklaşılması bir işyerine bomba koyulması, Ömer'in ayağından vurulması, Ekrem'in vurulması, Kemal Bey'in vurulması ve ölmesi, Filizin babasına verdiği söz için Yılmaz'dan uzaklaşması ve aradan dört yıl geçmesi ve şimdide yeniden birlikte olmaları yani madem böyle bir şey yazacaksınız niye zaman atlaması yaptınız ki, yavru bir kedinin yüksekten inmesine yardım eden bir adamın bir anda kötü olması Yılmazı dövdürmesi, çocukluk arkadaşı olan Ömer i vurdurması ve tabiî ki birde Ömer in hala Elifi sevmesi ve düşünmesi, hatırlaması. Ama Yılmaz'ın ise Elif'i hiç düşünmemesi bu mu söz verilmiş aşklar hayır bu değişen bir senaryo, rayından çıkan ve benim artık izleyemediğim bir proje.

Gümüş: ilk başlarda sevdiği kadını kaybeden bir adam ve çocukluk'tan beri sevdiği adamla evlenme hayalleri kuran ve sonunda istediğine kavuşan bir kadın. Önceleri sevgisi karşılıksızdı ama sabretti ve sonunda ikisi de birbirini sevdi. Ama olmadı burada da senaryo bozulmaya başladı.. İlk önce gümüş düşük yaptı, enişte dedikleri onları sırtından vurdu şirketi dolandırdı, uyuşturucu kaçakçılığı bile işlendi, buda yetmedi ilk başta dost olan ama daha sonra paronayak olduğunu anladığımız bir adam çıktı ortaya. ,buda yetmedi öldüğünü sandığımız kız tekerlikli sandalyeyle karşımıza çıktı.
Gerçektende ağır bir kaza yapmıştı ama karnındaki çocuğa bir şey olmamıştı ameliyatta verilen narkoz ve de verilen ilaçlara rağmen çocuğu gayet sağlıklıydı. Şimdi ise eşini çocuğundan kıskanan bir eş ve eski sevgiliye olan ilgisi yüzünden bir ayrılığı daha izliyoruz.… daha mutluluğu yakalayamadılar.

Sıla: Aslında çok güzel bir dizi ama konusunda berdel'i ve töreyi anlatmak için başladı. Ama Sıla'nın çok zengin olması ve dik başlı olması ve Boran'a karşı bir şeyler hissetmesi.

Ama doğuda insanlar daha çocukken evlendiriliyor,kızlar neredeyse ilkokuldan sonra okula gönderilmiyor Hatta bu yüzden bir kampanya başlatıldı baba beni okula gönder diye
Ve insanlar sevmediği biriyle evlendiriliyorlar ve ayrılmaları demek ölmeleri demek töre bunu emrediyor. Son bölümdeki o örnek tecavüze uğrayan ve hamile kalan kadın ve zorla o kişiyle evlendirilmesi yani çaresizlik. Bu kişi köylü ve elinden hiç bir şey gelmeyecek birisi işte töre bence(bizce) bu.

Nerde o eski günler öyle değimli: ADİLE NAŞİT, MÜNÜR ÖZKUL,HALİT AKÇETEPE,KEMAL SUNAL,TARIK AKAN,TÜRKAN ŞORAY, FİLİZ AKIN,HÜLYA KOÇYİĞİT,GÜLŞEN BUBİKOĞLU,CÜNEYT ARKINLI Benim aralarında en çok sevdiğim Adile Naşit ve Münir Özkul'un oynadığı Neşeli Günüler O birbirine kilitlenmiş güzel insanlar kışın soğukta dışarıda kaldıklarında bile birbirine sımsıcak sarılan insanlar, o ayrı kalan kardeşlerin birbirlerini bulduklarındaki sarılmaları ve tabiî ki de en çok sevdiğim o mutlu biten hikâyeler her zaman içinde kahkahanın olduğu sahneler.

Birde mavi boncuk vardı hatırlarsanız Emel Sayını kaçıran beş altı kişinin komik hikayesi ve Emel Sayın'ın onların arasında kalırken o sıcaklığı, o sevgiyi, dostluğu aşkı bulduğu o güzel ,o komik hikayesi olan film. yani anlatmak istediğim şimdi bunlar yok sürekli kötü şeyler işleniyor ve sırf projenin ömrünü uzatmak için .

PEKİ HİÇ KONUSUNDAN SAPMAYAN YAPIMLAR OLMADIMI OLDU TABİ AMA ÇOK AZ
İŞTE BUNLARDAN BİR KAÇI

SICAK SAATLER, Sedat yalçın, Buket hazar, cehennem Cevdet, ve Bosnalı o çocuk tüm kadroyu hatırlamıyorum konusu ise gazetecilerin yaşadığı zorluklara rağmen gerçekleri halka duyurmak isteyen iki gazetecinin aşkı.

ÇALI KUŞU:bu aslında hepinizin bildiği bir hikâye bir muallimin aşkında kaçmak için Türkiye'yi gezmesi ve yaşadığı zorluklar yanında da bir kız.

SÜPER BABA: üç çocuğuyla birlikte yaşan Fikret’;in hikâyesi evet bu bence unutulmaz bir dizi birbirine sığınan bir aile ve bir babanın hayatı. çocuklarına örnek olmak için çabalayan bir babanın hikayesi.

HAYAT BİLGİSİ: Kir öğretmenin haksızlığa boyun eğmeden öğrencilere dostluğu ve arkadaşlığı ve öğretici konuşmaları benim için harikaydı.

ARKA SOKAKLAR:i Polislerin hikayesi onların yaşadığı zorluklar aldığı tehditler görev başında yaşadığı zorluklar

GÜLBEYAZ: İki düşman ailenin konusunu anlatan bir yapım. Ama hiç kimsenin çocuklarının torunlarının bile bilmediği bir düşmanlık eski bir aşk hikayesi.

ÇEMBERİMDE GÜL OYA: O kadar güzel bir hikâyeye sahipti ki 1970 li yılların ki o kadar güzel bir aşk hikayesi izledik ki tekrarlarını hiç bıkmadan izleyebiliriz Yurdanur la Mehmet in hikayesi o güzel sımsıcacık hikaye. insanın içini ısıtan bir dizi. Bence en güzel dönem dizilerinden biriydi.

Evet umarım sizde bize destek verirsiniz ve medya sektöründe hala yapılacak bir şeyler vardır çünkü sizin yazdığınız bir yazıyı milyonlar okuyor desteklerinizi bekliyoruz ve umarım bize bir cevap verirsiniz teşekkürler

mary61
24-11-06, 18:24
ya süperdi sahin yüzbasi ya süper oyunculugu var sermiyan midyatin ya basarilar dilerim....

zeynosiyah
11-02-07, 23:26
çok iyi bir oyuncu bence. çok da karizmatik. insanı hemen kavrayan bir sıcaklığı var. özellikle kırık kanatlarda çok etkileyiciydi bence. bu tür dramatik roller oynayarak devam eder inşallah. sanırım haluk bilginerle oyunda da oynuyor.

sweet10
10-08-07, 11:17
çok iyi bir oyuncu başarılı çok da yakışıklı yzübaşı şahin karakteri kendisine çok yakışmıştı

angy86
14-10-07, 21:09
http://www.resimhost.com/images/35891zv3.jpg (http://www.resimhost.com)
http://www.resimhost.com/images/80412jj8.jpg (http://www.resimhost.com)

angy86
14-10-07, 21:12
http://www.resimhost.com/images/22971vE_bscap0039.jpg (http://www.resimhost.com)

http://www.resimhost.com/images/294461X_bscap0041.jpg (http://www.resimhost.com)

http://www.resimhost.com/images/9582DvM_bscap0038.jpg (http://www.resimhost.com)

http://www.resimhost.com/images/8544XaV_bscap0034.jpg (http://www.resimhost.com)

boncuk-girl
01-02-08, 09:34
arkadaşlar sermiyan midyatı sılanın fragmanında gördüm
diziyi izlemediğim için de anlamadım
acaba konuk oyuncu olarak mı girdi diziye yoksa tamamen mi?
eklenen herşey için de çok tşkler

belize22
04-02-08, 15:45
Sermiyan beyi Sıla'da ki performansını çok beğendim. Umarım Sıla'da ki oyunculuğu kısa sürmez.:img-wink:

belize22
04-02-08, 16:37
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Avatar-Imza/gbg1.jpg

http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Avatar-Imza/gbg2.jpg

belize22
04-02-08, 16:41
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Avatar-Imza/bbd1.jpg http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Avatar-Imza/bbd2.jpg

http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Avatar-Imza/bbd3.jpg

belize22
04-02-08, 17:10
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Avatar-Imza/sermiyan1.jpg http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Avatar-Imza/sermiyan2.jpg

belize22
04-02-08, 17:23
http://img267.imageshack.us/img267/1672/0000000000009976yk8.jpg

http://img122.imageshack.us/img122/3943/9978pb4.jpg

http://img253.imageshack.us/img253/7108/573uo6wp3.jpg

belize22
04-02-08, 17:25
http://img253.imageshack.us/img253/5749/572pz4hi1.jpg

http://img267.imageshack.us/img267/3517/571ib6fn0.jpg

belize22
04-02-08, 17:27
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_57/s57_099.jpg

http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_57/s57_100.jpg

http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_57/s57_102.jpg

belize22
04-02-08, 17:29
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_57/s57_135.jpg
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_57/s57_136.jpg
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_57/s57_137.jpg
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_57/s57_138.jpg
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_57/s57_140.jpg
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_57/s57_141.jpg

belize22
04-02-08, 17:31
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_57/s57_266.jpg
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_57/s57_268.jpg
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_57/s57_271.jpg

belize22
04-02-08, 17:32
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_57/s57_316.jpg
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_57/s57_317.jpg
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_57/s57_321.jpg
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_57/s57_322.jpg
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_57/s57_323.jpg
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_57/s57_353.jpg

İlsu
07-02-08, 14:03
http://i200.photobucket.com/albums/aa136/O2GG3/htru65-1.png

EDİT:Yalnız Sermiyan Midyat'ın soyadını Midyatlı diye yazmışım.. Olucak işmiydi şimdi böyle bir hata.. Bir yerde öyle okumuştum bölüm yorumlarındaydı galiba aklımda öyle kalmış:img-cool2

_yorumsuz_
07-02-08, 19:14
İlk olarak sıla dizisinde görücü gözüyle izleidm onu. gayet başarılıydı bence.

belize22
07-02-08, 21:58
Sıla Resmi Web sitesinde bulunan video'dan resimler..

http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila/Sergi/sergi_05.jpg

http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila/Sergi/sergi_06.jpg

Sermiyan & Akif

belize22
07-02-08, 22:00
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila/Sergi/sergi_14.jpg

http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila/Sergi/sergi_15.jpg

http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila/Sergi/sergi_16.jpg

Sermiyan & Gül Oğuz

angy86
11-02-08, 18:41
sermiyan midyat
bende onu sila dizisinde, yani fragmanda izledim, cok shashirdim, ve cok ta merak ediyorum kotu rol mu yoksa iyi bir rolde mi oynuyo sermiyan beyimiz?
Simdiye kadar hep iyi rollerde izledikte kendisini.

melek:D
11-02-08, 19:04
http://www.resimekle.gen.tr/files/im21d62qabpogw9hmyvf.png

sema_.
12-02-08, 18:41
http://img412.imageshack.us/img412/4714/95869137no7.jpg (http://imageshack.us) http://img131.imageshack.us/img131/2137/93047078ul2.jpg (http://imageshack.us) http://img131.imageshack.us/img131/4081/60988347cv1.jpg (http://imageshack.us) http://img131.imageshack.us/img131/6250/76175758ak7.jpg (http://imageshack.us)

http://img108.imageshack.us/img108/6425/43460841ew0.jpg (http://imageshack.us)

http://img108.imageshack.us/img108/7614/89852563am8.jpg (http://imageshack.us)

belize22
13-02-08, 00:58
sermiyan midyat
bende onu sila dizisinde, yani fragmanda izledim, cok shashirdim, ve cok ta merak ediyorum kotu rol mu yoksa iyi bir rolde mi oynuyo sermiyan beyimiz?
Simdiye kadar hep iyi rollerde izledikte kendisini.

Bu sefer çok kötü bir rolde oynuyor. Ama kötüyü de oynasa ben onun oyunculuğuna hayran kaldım. Sıla dizisine ayrı bir renk kattı.:img-wink:

belize22
14-02-08, 00:24
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_58/s58_020.jpg

http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_58/s58_023.jpg

http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_58/s58_025.jpg

http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_58/s58_026.jpg

belize22
14-02-08, 00:26
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_58/s58_027.jpg

http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_58/s58_028.jpg

http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_58/s58_029.jpg

http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_58/s58_030.jpg

http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_58/s58_031.jpg

belize22
14-02-08, 00:28
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_58/s58_143.jpg

http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_58/s58_144.jpg

http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_58/s58_145.jpg

http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_58/s58_198.jpg

http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_58/s58_199.jpg

http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_58/s58_200.jpg

melek:D
14-02-08, 20:24
http://img248.imageshack.us/img248/7910/20124869fw0.png

angy86
15-02-08, 10:17
ya ben izleyemedim sila dizisini orda Sermiyan bir kadina silah cekiyodu, oldurdu mu onu?
cvp yazarsaniz sewinirim.

-Cansu91-
15-02-08, 10:55
ya ben izleyemedim sila dizisini orda Sermiyan bir kadina silah cekiyodu, oldurdu mu onu?
cvp yazarsaniz sewinirim.

Elbette o da Cihangillerden canım,hemen Berzan'ın ıstediğini yapmadı diye öldürdü pis Berzan:img-yes:

Cakma Cihanlara hayır!Cakma Cihan istemıyorum:img-hyste

legends_of
15-02-08, 14:04
bbasalan a çok teşekkürler...59. bölüm..SILA..:img-icecr

***vallahi çok popüler oldu Boran ın 1 resmi var Berzan ın 5..:dito....:dito..

http://www.resim-yukle.com/thumbs/17/8940830000000000009970.jpg ('http://www.resim-yukle.com/viewer.php?id=img01/17/8940830000000000009970.jpg')

http://www.resim-yukle.com/thumbs/17/2015940000000000009971.jpg ('http://www.resim-yukle.com/viewer.php?id=img01/17/2015940000000000009971.jpg')

http://www.resim-yukle.com/thumbs/17/6419870000000000009972.jpg ('http://www.resim-yukle.com/viewer.php?id=img01/17/6419870000000000009972.jpg')


Boran forever...te o kaa...

http://www.resim-yukle.com/thumbs/17/8559370000000000009973.jpg ('http://www.resim-yukle.com/viewer.php?id=img01/17/8559370000000000009973.jpg')

http://www.resim-yukle.com/thumbs/17/9399140000000000009974.jpg ('http://www.resim-yukle.com/viewer.php?id=img01/17/9399140000000000009974.jpg')

belize22
15-02-08, 19:40
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_58/s58_222.jpg
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_58/s58_354.jpg
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_58/s58_356.jpg

belize22
15-02-08, 19:42
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_58/s58_362.jpg
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_58/s58_363.jpg
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_58/s58_369.jpg
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_58/s58_370.jpg

belize22
15-02-08, 19:44
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_58/s58_420.jpg
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_58/s58_422.jpg
http://i199.photobucket.com/albums/aa116/belizes23/Sila_58/s58_425.jpg

UnTidY
22-02-08, 02:08
Arkadaşlar resimler için çok teşekkürler. Gerçi yakında güzel bir imzayla çok farklı resimlerini de kullanacağım. Dokuz Ay Son Gün'e gittiniz mi? Gitmediyseniz şiddetle öneririm. web adresi verebiliyor muyuz bilmiyorum. Kurallara aykırı olmasın (malum acemilik) Bir de facebook'taki mesajlarıma cevap verseydi :( Kısacası beğeniyorum ben bu adamı. Hem yaptığı işleri hem de gözlerini ;)

Burfter-i
25-02-08, 20:07
Sen benim aşkımsın bebişim...

Senin hergün o kötü karizmatik hallerini görmessem olmuyor...

Pisko erkek berzanım penim...Şeytani erkek...

Ama oyunculuğu süper ve gerçekçi...Eğer sıladaki sesi bu ise süper bir ses tonu var...

Gözleri çok manalı...

Ama kaşlarını almış....Rastıklı...


BELİZE'cim resimler için çok saol emeğine sağlık şeker...Ay bir saat nickini

yazamadım bu arada...


BERZAN FOVERER....

shahmaran
25-02-08, 20:46
Yepyeni bir tiyatro grubu olmasına rağmen ilk oyunları 9 Ay Son Gün ile Tiyatro Oyunbozan yılın en çok ses getiren gruplarından biri oldu. Grubun kurucusu ve aynı zamanda oyunun yazarı, yönetmeni ve oyuncusu olan Sermiyan Midyat ile Barış Manço Cafe’de sohbet ettik. Görünüşe göre Oyunbozan; inancı, öfkesi ve Sermiyan Bey’in hayalleriyle 9 Ay Son Gün’ü bile gölgede bırakacak oyunlarla bundan sonra hep karşımızda olacak. Sermiyan Midyat ile tiyatro geçmişi, televizyon ve sinema projeleri, Oyunbozan’ın değerleri, mizahın önemi ve daha pek çok konu hakkında yaptığımız keyifli söyleşiyi okuyabilirsiniz..

İstanbul Üniversitesi’nde Kimya okudunuz? Tiyatro ilginiz nasıl doğdu, nasıl başladınız?
Kimya mühendisliğine girdim, kaydımı yaptırdıktan sonra 2. işim kantinde çay içmekti. Çay içerken gördüğüm Mühendislik Fakültesi Tiyatro Kulübü’ydü. Derslere girmeden önce oraya kayıt oldum. Elbette aklımın bir köşesinde hep vardı; ilkokulda, ortaokulda, önde olmayı bir şeyler anlatmaya seviyordum. Rahmetli babamın da bana taktığı bir muhalefet lakabım vardı, yani bir şeylere karşı durma huyum hep vardı, onunla çok örtüştü. Aslında sadece tiyatro değildi, her insanı kaşıyan önde olmak, popüler olmak duyguları vardır. Sonra bu boyut değiştirdi tabi. Üniversiteye ilk girdiğimde Anton Çehov’un Ayı oyununda ayıyı oynamıştım, Bir Evlenme Teklifi’ni yönetmiştim. Tek kişilik bir oyun yaptım, Marmara Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi gibi pek çok yerde de oynadık. Sonra televizyon show’u vs yaptım. Konservatuar sınavında ilk aşamayı geçtikten sonra 2. aşamada Yıldız Hanım bana yaş sınırı olduğunu, benim 23 yaşında olduğumu ve okulu bitirmek üzere olduğumu söyledi, giremedim ve sonra Kadıköy Halk Eğitim’e girdim, 2 yıl bir sürü hocadan tiyatro eğitimi aldım. Sonra Nöbetçi Tiyatro ilanına rastladım gazetede. İstiklal Caddesi’nde yürüyüp de önünden geçerken yavaşladığım bir yerdir benim Ses Tiyatrosu, orada durup hayal kurardım. Öyle bir fırsat çıkınca gittim, Ferhan Şensoy’un deneme yazılarını aldım, İnsan Böcek diye bir tiradı vardı onu hazırladım, kazandım. 1.5 yıl orası sürdü. Sonra Ferhan Hoca kendi tiyatrosu dışında ilk kez bir oyun yönetecekti. Zuhal Olcay ve Haluk Bilginer, Oyun Atölyesi’ni kuruyorlardı. Bana önemli bir rol teklif etti. Ben ilk teklifi alıp ailemi aradığımda dizlerimin bağı çözülmüştü, o kadar heyecanlanmıştım. Ondan sonra da bir daha çıkmadı hayatımdan tiyatro. Bu süreçte televizyon ve sinemaya da daha fazla yoğunlaştım. Televizyona çok fazla yazıyorum. Bir de film yazdım, önümüzdeki yaz çekilecek.

Televizyonda neden sanat yapılmadığına dair şöyle bir fikrim var; çünkü televizyon bir rating kurumu. Televizyonda öfkelendiğiniz taksiciyle ya da hiç hoşlanmadığınız ideolojideki bir adamla da aynı paralelde, bir ortak noktada uzlaşmak zorundasınız, çünkü rating almak zorundasınız, onun da beğenisini çekmek gerekiyor. Sinemada da bir eser yazdığınız zaman yapımcı en az 1 milyon dolar yatırıyor ve bu 1 milyon dolar -bizim oyunda da geçtiği üzere artık bir tek şeye tapıyorsun o da capital- herkesin Tanrısı olduğu için, yapımcı tanrılık hakkını kendisinde hissettiği için şu sahneyi değiştir, bu sahneye böyle yapma şeklinde bir ilişki kurabiliyor sizinle. Tiyatro bunlara nazaran çok özgür bir alan. Elbette onun da yapım, oluşum şartları var ama bir televizyon sinema gibi insanların parasal kaybı yok, dolayısıyla insanlar söylemek istediklerini daha kolay söyleyebiliyorlar. Bu yüzden de daha özgür olabileceğim, hayata olan öfkemi sahneden aktarabileceğime inandığım için…

Oyun Atölyesi’nden sonra başka oyunda oynadınız mı?

Hep Ortaoyuncular ve Oyun Atölyesi, benim hayatımda başka tiyatro olmadı. 2 yıl yapmadım, 2 yıl televizyon yaptım. Sonra Ferhan Şensoy’la Park Orman’da Kabare Majör’ü oynadık, sonra Atinalı Timon’u oynadık.

Bundan sonra da tiyatro yazmak ve bu şekilde devam etmek istiyorum çünkü tiyatronun bütün diğerlerinden daha fazla entelektüel bir sanat olmadığını düşünüyorum. Tiyatro halkın, sokağın ta kendisi olmak durumunda ama tiyatronun hep bir snop, fazla entelektüel, insanların anlamayacağı bir tarafı olduğu düşünülmek isteniyor. Atıl bir yerde kaldı tiyatro. Bunun en büyük nedeni yazar çıkmaması. Tiyatroda bir yılda yazdığını bir 70 sayfadan 1 yılda kazanacağınız parayı televizyonda 4 günde kazanıyorsunuz. Dolayısıyla birçok yazar televizyonu tercih ediyor. Tiyatronun bu kadar entelektüel durmasındaki sebeplerden biri de şu; hep yabancı tekstlerin uyarlamaları, çevirileri ile oynuyoruz ama biz onları hayatlarımıza denk düşüremiyoruz. Mesela biz sülale boyu yaşıyoruz; dayımız, eniştemiz, kayınbiraderimiz, eltimiz, amcamız, teyzemiz, görümcemiz, baldızımız, her şeyimiz var, onların akrabalarından bir uncle bir de aunt var başka da bir şey yok. Çok birey yaşıyorlar. Onlar numaralı caddede oturuyor, biz mahallede oturuyoruz. Sonuçta o kültürde, büyümüş, o geleneklerde yetişmiş bir yazarın oyununu burada oynadığınızda çok anlamıyoruz. Ancak adam gibi uyarlamalar çeviriler yaptığımızda anlayabiliyoruz. Mesela Oyun Atölyesi’nin Shakespeare çevirilerinde bunu başardığını düşünüyorum çünkü buradan kodlar kullandılar, Haluk Abi, Kemal Aydoğan, Selçuk Aydoğan bunu başardılar... Bir seyirci Anton Çehov’un Martı’sını izlediğinde 2 yıl tiyatroya uğrama ihtimali yok çünkü beynine tokat yiyor. Belki onun eksiği ama “hadi kardeşim senin eksiğin” demenin anlamı da yok, bu kimseyi bir yere götürmez. Oyunbozan’ın manifestosunda onu yazdım. “Kendi aranızda konuşmayın” diye azarlanan bir çocukluk geçti. İşte o çocukluğun büyüyerek anlaşabileceği bir dil ve mizah üzerinden seyirci ile buluşmak hedefi. Kimine fazla komik gelebilir oyun, çok komik geldiğinden “aman böyle sulu tiyatro mu olurmuş” denilebilir, kimine mesajı sert gelmiş olabilir ama yazdığım sinema filminde de şu an üzerinde çalıştığım diğer oyunda da hep bu ikili yapı devam edecek. Bir yandan bu kadar sert bir meselesi olacak ama bir yandan o kadar sert bir mizahı da olacak.

Yazarlığınızı nasıl fark ettiniz?

Lisedeyken herkes gibi şiir karalardım, daha çok mektup yazardım arkadaşlarıma. Sonra bazı arkadaşlarım abarttılar, senin bu mektupların edebi eser, devam et dediler. Daha sonra Ferhan Abi’ye okuttum (ustamdır, yolumu açık eden beni var eden bir insandır), çok tatlı-sert ve fikirlerini direk söyleyen birisidir. Yazdıklarımı okudu ve bir ironimin olduğundan bahsetti, beni çok yüreklendirdi. Akabinde Haluk Abi (o da ayrıca benim sahne ve hayat ustam, manevi babam diyorum çoğu yerde hatta) yazdıklarımı okudu ve beni çok şevklendirdi. Daha sonra televizyona yazmaya başladım 7-8 yıl önce. Biraz şansım da yaver gitti, biraz üstüne fazlaca kafa patlattım, yazdığım işler başarılı oldu. Bu da benim yazarlığımı geliştirdi yazar etiketi almamı sağladı. Tiyatro yazabilmem için Aysa Organizasyon’dan Alattin Bey büyük ikna çalışmaları ile beni ikna etti. Tiyatro çok ağır bir durum, Televizyona yazdığınız zaman “cut” yapabiliyorsunuz, Ayşe ile Mehmet’in sahnesinden sıkılıyoruz, diğer sahneye geçiyoruz. Tiyatroda öyle bir olasılık yok ki, seyircinin dikkatini toplamak çok zor. O beni ikna ettikten sonra 1 yıl ben kendimi ikna etmeye başladım, ikna ettikten sonra da oturup yazdım. Çok şükür ki çok olumlu tepkilerle karşılaşıyoruz. 2 korkum vardı, eleştirdiğim “ağır entelektüel bir faaliyet olarak algılanmamak” istiyordum, çok avam, sulu sepken bir komedi olarak da algılanmak istemiyordum. Bunun ikisinin arasında bir yer olduğuna inanıyorum ve oyun o kanala oturmaya başladı. En azından ilk senesinde bunun işaretini verdiğine inanıyorum Oyunbozan’ın. Bu sinemadan da çok örneklediğim bir şey. Türk sinemasında ya Kahpe Bizanslar, Maskeli Beşler, Hababam Sınıfları gibi gişe kaygılı, ticari bir şeyler yapılıyor ya da Zeki Demirkubuz, Nuri Ceylan, Reha Erdem gibi pek çok yönetmen bir şey umursamadan başka bir şey yapmaya çalışıyor. Ama onlara seyirci gelmiyor diğerlerine abartılı bir seyirci geliyor. Biri tamamen ticari kaygılı, hiçbir şey anlatmıyor, birinin de hiç ticari kaygısı umurunda değil kendi söylemek istediğini söylüyor. Benim fikrime göre bu ikisinin ortası elbet var. Seyirciyi önemsemiyorsanız oturun evde manifesto yazın. Ben seyirciyi çok önemsiyorum. Ben yaparım seyirci gelir-gelmez diye bir düşüncem yok.

4 spermin hikayesi aklınıza nerden geldi?
Aslında bu hikaye tamamen 4 spermin hikayesi. Çok matrak bir hikaye, ben yazarken çok eğleniyordum ama senaryo çalışmıyordu. Bunlar senaryo tabirleri belki tiyatro metni tabirleri değil ama çok fazla senaryo alışkanlığımdan kullanıyorum. Hollywood’da usta yazarlar der ki “bir hikayeyi tek cümlede anlatamıyorsan onu çöpe at”. Bir mektup bile giriş gelişme sonuç olarak tüm matematiği kurgulanmadan yazılırsa trafik kazası kaçınılmazdır. Ana rahminde 4 spermi ne kadar anlatabilirsiniz ki, eğlenceli falan... Bunu bulduğumda bana yetmedi, bunu hiçbir zaman oyun olarak yazmam dedim. Bir gün geldi ki dünyada çok şey değişti, ikiz kulelere saldırı oldu, akabinde HSBC binası patladı vs. Müthiş ürkütücü bir hadise canlı bomba olayı. Amerika sözüm ona dünyanın en güvenlikli ülkesi ama onların bile engel olamadığı şey canlı bomba. Canlı bombalar hakkında çok okudum. Sovyet Sosyalistler’in yıkılması ile birlikte büyük artış olmuş. Eskiden Süryaniler de yapıyormuş, kamikazeler vardı ama canlı bombaların dünyayı rahatsız etmeye başladığı milat Sovyet Sosyalistler’in yıkılması. Araştırmacılar diyorlar ki dünyada kapitalist ve komünist 2 denge vardı. Birbirine karşı olanlar bunların etekleri altına sığınıyorlardı. Bu dengelerden birisi hak ile yeksan olunca, çökünce ortada tek güç kaldı, o da Amerika. Amerika’ya karşı saklanacak yer kalmadı. Bütün canlı bomba eylemcileri şunu söylüyor ; “düşmanda var olan silahlar bizde yok. Kendimizi savunabileceğimiz tek eylem var.” Bunun da etkisini görüp devam etmeye başladılar. Sovyet Sosyalistler’den sonra 550ye yakın canlı bomba saldırısı olmuş. Bunun 300 küsuru kadın eylemciler, neden kadınlar seçiliyor bilmiyorum. Ama bir kadının olması çok daha ilginç çünkü kadın doğanın üretebilen varlığı. İşte bu aklıma geldiğinde çok heyecanlandım. Çünkü oyuna bir çalışma noktası arıyorduk. Canlı bomba ile birlikte oyun bambaşka bir noktaya girdi. Entelektüeller ayrı bir keyif alıyor, eğlenmek isteyen seyirci ayrı bir keyif alıyor.

Oyunbozan nasıl kuruldu?

Küstahlık yaptığımın düşünülmesinden korkuyorum, okuyanların böyle düşünmemesini rica ederim. Benim olmasına inandığım tiyatroyu Ortaoyuncular yapıyordu, hala yapıyor, Oyun Atölyesi de yapıyor.. Bunun dışında tiyatro ya çok entelektüel bir faaliyet olarak algılanıyor ya da çok avam çok başka bir yerlere gitmeye başlıyor. Oyunbozan bu algıyı değiştirmek istiyor. Seyirciye gerçek bir sanatsal estetikte, bir kalitede, hiçbir şeyden kaçınmadan, her şeyin hakkını vererek, sahneye çıktığımız dakika itibariyle hiçbir özür barındırmadan bir oyun sergilemeyi amaçlıyor ve bu oyunda eğlendirmeyi (güldürmek ve ağlatmak bir eğlence biçimidir) yüzde yüz vaat ederek oraya çıkmayı amaçlıyor. Bunu beceremiyorsa da asla köşesine çekilip ağlamayacak, ne acayip seyirciler var demeyecek, bunu üzerine alacak. Tiyatroya seyirci gelmiyorsa biz yapamıyoruzdur. Sahneye çıktığında bir öfkesi, bir derdi olacak, bu şekilde var olacak bir tiyatro olacak. Öfkesi ile Adolf Hitler önce resim yapmak istedi, onu almadılar sanat okuluna, o da gitti Yahudileri katletti. Öfkenin çok önemli bir duygu olduğuna inanıyorum. Ustam Haluk Bilginer ile konuşmalarımızda o da benzer şeyler söylüyor. Öfke bir insana cinayet de işletir, sanat da yaptırır, soykırım da yaptırır. Bu, öfkeyi nasıl kullandığınızla çok ilgili, öfkeyi pozitif kullanırsanız müthiş olumlu faydaları olabilir. Eğer vicdanınız varsa, insan gibi insansanız öfkelenebilirsiniz, yoksa vurdumduymaz olursunuz. Öfkelenebildiğimiz sürece o sahneye çıkmak ve bu öfkeyi seyirciye bir şekilde aktarmak ama bunu öfkeli suratlarla değil ironik, gülen, dalgasını geçen suratlarla yapmak... Oyunbozan’ın amaçları bunlar..

shahmaran
25-02-08, 20:49
Oyunbozan’ı kurmadan önceki beklentilerinizi bu oyun karşıladı mı?
Beklediğimiz üzerinde oldu, ortalama 30-40 seyirciyle sakin sakin başlayacağımızı düşünüyordum. Öncelikle basın bizlere çok ilgi gösterdi. Oyunu sevdikleri için büyük ilgi gösterdiler. Yaptıkları röportajın haricinde sonraki hafta arkadaşlarını toplayıp geldiler, akabinde bu seyirciye ulaştı. Ve tiyatroda seyirci gerçekten eğlenmeye başladı. Tabi ki yapacaklarımız bitmedi. Hala oyunu istediğimiz seviyeye çıkarma düşüncemiz var. Eğer 33 yaşındaysanız benim gibi, eğer ilk defa bir tiyatro oyunu yazıyorsanız, tiyatro kuruyorsanız, tiyatro oyunu yönetiyorsanız –yani her şeyi ilk defa yapıyorsanız- insanları inandırmanız, ikna etmeniz çok zor. Çünkü elinizde bir veri yok, diyemiyorsunuz ki benim bir yazı dilim, üslubum, mizah anlayışım var, bu iddiayı ortaya atamıyorsunuz, buna siz inanıyorsunuz ama bunu birlikte çalıştığınız oyuncuya, dekorcuya, müzikçiye aktarması çok zor oluyor. Ancak oyun çıktıktan sonra size inanmaya başlıyorlar. O yüzden oyun ilk günden itibaren istediğimiz yüksek seviyede başlayamıyor.

Bence tiyatro sinema vs sanat, ön oyun arka oyun kaldıramıyor, çok süratli bir çağdayız. Kimsenin böyle şeylere tahammülü olmadığı için gerçekten hızlı, baş döndürücü bir şey izletme taraftarıyım.


Dizilerde, sinemada, tiyatroda oynadınız? En çok hangisinde kendisini ifade edebiliyorsunuz?
Eğer karakteri sevdiysem hepsini severek oynuyorum, zaten sevmediğim bir karakteri oynamadım, bir şeye mecbur kalıp da oynamadım. Ferhan Usta’dan edindiğim komedi zamanlaması diye bir şey vardır, bu konuda kendime güvendiğim için sahnede bunu yaşamayı seviyorum çünkü o zamanlamayı anında görüyorum. İçimden geçiyor, “şu an espri yapacağım ve siz de güleceksiniz”. Zaten ufacık bir tereddüt olduğunda o seyirci gülmüyor. Bir şekilde seyirci o tereddüdü anlıyor. Sahne çok daha adrenalinli, ama kalıcılık bakımından da sinema çok keyifli... Televizyona da “para kazanmak için yapıyoruz” diyorlar, böyle bakmıyorum, ben televizyona çok önem veriyorum. Çünkü televizyon tiyatrodan sinemadan insanların ayağını kesti. Eskiden insanlar gazinoya giderdi, sinemaya giderdi, tiyatroya giderdi, şimdi değişen tek bir şey var, artık televizyon var. Televizyon çok büyük bir güç. Dolayısıyla onu yadsımamak gerekiyor. Televizyonun sizi kullandığı gibi siz de televizyonu akıllı bir şekilde kullanırsanız popülerliğinizi gündemde tutarsınız, yaptığınız sinema ve tiyatro faaliyetleri de dişe dokunur bir ilgi çeker. Bu demek değildir ki her dakika o kanalda bu kanalda olacaksınız.


Bir oyuncu olarak birlikte oynamak istediğiniz oyuncular ya da bir yazar olarak oyunlarınızda oynamasını istediğiniz oyuncular var mı?
Şanslı bir yazarım bu anlamda. Birçok oyuncuyla televizyonda vs çalıştım. Haluk Abi ile tiyatro kulisinde geliştirdiğimiz bir oyun vardı, ne zaman çekilir bilmiyorum. Herhalde bu ülkede her yazarın, oyuncunun, yönetmenin de çalışmak istediği birisidir. Bir yere kilitlenip kalmıyor. Haluk Abi’ye 2.5 metrelik bir basketbolcuyu oynayın derseniz hakikaten 2.5 metrelik bir basketbolcu olur, yani inanırsınız, bu adam 2.5 metrelik bir basketbolcu dersiniz.


Ondan öğrendiğim bir şeydir; oyuncu dediğin salt yeteneği ile idare edemez, oyuncu çok zeki olmalı. Bunu tecrübelerle yaşadıkça bir kez daha ne kadar doğru olduğunu görüyoruz. Bir de onun çok güzel bir lafı var, kulisine de astı hatta : “Oyun, bir oyuncuya emanet edilemeyecek kadar ciddi bir iştir.” Çünkü oyuncu başka türlü algılıyor. Ama taşın altına elinizi soktuğunuzda şunu fark ediyorsunuz ki gerçekten oyuncu dediğiniz yaratık şımarıkmış çünkü hiçbir şeyle ilgilenmiyor, geliyor provasını yapıyor. Ama oyunun yazarı ya da yönetmeni öyle değil. Öyle bir 1.5 ay geçirdim ki, annem bana çok yakın mesafede oturur, görmedim, telefonlaşamadım. Oradan oraya koştur, dekor ne olacak, kostüm ne olacak, ışık ne olacak, afiş ne olacak, organizasyon şirketi ne yaptı vs, bir de sonra gelip orada oynama durumu var. İlk seneyi atlattık, umarım yolumuz açık.


Ben bir oyunu yazarın yönetmesi gerektiğine inanıyorum çünkü çok profesyonel yetişen bir sektör değiliz. İlk kez bu yaz ağabeyimin yanına Amerika’ya gittim orada çok profesyonel herkes. Bir senaryoyu analiz edebilecek, kendi ruhuymuş gibi adapte edebilecek çapta kişiler yok bizde. Mesela sinema sektörüne bakın. -Tiyatroda örneği olmadığı için sinemadan anlatıyorum, çok yazar yok tiyatroda, Özen Yula ve birkaç yazar var o kadar- Sinemada son 10 yıla bakın, gişe yapmış eserlerin %70-75i oranında kim yazdıysa onun çektiği filmlerdir çünkü duygusunu sahici geçirebiliyor. Mesela Mahsun Kırmızıgül, herkes kötüledi ama adam kendi yazdığı bir şeyi çektiği için başarıya ulaştı. Sırrı Süreyya, Beynelmilel’i çekti, Muharrem Gülmez ile büyük başarıya ulaştı. Cem Yılmaz kendi yazıyor çekiyor, Yılmaz Erdoğan, Fatih Akın, Yüksel Aksu... Memleket henüz endüstriyel anlamda büyük noktalara ulaşmadığı için bir süre daha yazarın sete gelip ya da oyuna gelip yönetmesi taraftarıyım.


Nasıl bir tiyatro izleyicisisiniz?

O kadar iyi değilim son 2-3 yıldır ama festival oyunlarına gidiyorum. Kendimi biliyorum, sahte izleyici değilim ve sahte izleyicilerden hiç haz etmiyorum. Benim izleyicimin de sahte olmamasını önemle rica ediyorum ve bu seyirciyle Oyunbozan’ın bulaşacağına inanıyorum. Daha 12 oyun oldu, özellikle bizim seyircimizin üniversite kampüslerinde olduğuna inanıyorum.

Bir oyun geliyor, biz hiçbir şey anlamıyoruz, salonun çoğu ayağa kalkıyor, alkışlıyorlar ama sonra oradaki kapı tokmağı ile 4.5 saat neyi anlatmak istediklerini tartışıyoruz. Niye bunu tartışıyoruz yani, eğer bunu 4.5 saat tartışıyorsak anlatamamıştır demek ki. Neden bir şeyi anlaşılmamak üzerine kuruyoruz onu anlamış değilim. Terminolojisinden tut bir sürü şeyine kadar çok yukarıda bakıyoruz her şeye, mesela “tercih ederim” demiyor da “benim seçkim öyle diyor” adam sahnede. Niye, o sahnede olduğu için mi öyle diyor?


Elbette seyircinin dilinde konuşabilmek adına avamlaşmaktan da bahsetmiyorum. Mesela televizyonda arz-talep meselesi diyorlar ya, böyle bir yalan yok. Talep yaratmak diye bir şey vardır. Mesela adam bir buzdolabı üretiyor ve diyor ki bilmem ne soğutucusu bilmem ne üfleyicisi buzluğundan bir şey yapıyor da meyveleri şöyle güzel yapıyor. Yani evinde oturan kadın bunu mu istiyor da adam bunu yapıyor. Adam o talebi yaratıyor işte sana. Halkın ne istediğini üretici yönlendirecek ama maalesef biz üretici bir toplum değiliz tüketici bir toplumuz. Mesela Playstation 3 diye bir makine var, şimdi bu makinayı kimse talep etmedi. Eğer birileri çıkıp da bu fikri ortaya atmasaydı kimse onu talep etmeyecekti, ya da Windows Programı… Bu talebi yaratmak diye bir şey vardır ama bu her şeyle ilgili, devletin kültür politikası ile ilgili, vs. Pek çok unsuru akılcı bir şekilde bir araya getirip zekice yaptığınız zaman Oyun Atölyesi’nin, Evlikte Ufak Tefek Cinayetler oyunu gibi, mart ayına bile bilet kalmayacak şekilde bir talep yaratırsınız. Bunları imkansız görmüyorum ve dolu dolu tiyatro seyircisi olacak bir tiyatronun oluşması için Oyunbozan adına bu konuda bir iddiamız olduğunu söyleyebilirim, umarı bu iddiamızın altında ezilmeyiz.


Oyunlarınızın komedi olması sizin için önemli mi?

Komediye şu yüzden çok inanıyorum. Erol Günaydın, komedyenlerin korkak olduğunu söyledi. Altında aslında şunu anlatmak istiyordu bence. Antik Yunan’dan beri komedi tiyatronun en güçlü silahı oldu. Bir dram, bir melodram, bir trajedi gibi değil, onlar genelde suya-sabuna dokunmazlar, aşka dair, bireye dair bir şey anlatırlar, var oluşa, bireyselliğe inmeye başlarlar. Ama komedi gerçekten siyaset barındırır, muhalefet barındırır, bir cesaret işidir. Komedi bir gülmece değildir, tam tersinde mizah dediğimiz noktada işte o karalığı, o muhalefeti, o asiliği, isyanı barındırırsanız gerçek bir mizah yapıyor olursunuz. Dünyada da bunca yıldır böyle gelmiştir. Charlie Chaplin hep komedi yaptı ama çok şey söyledi bize, Woody Allen hep komedi yapıyor ama çok şey anlatıyor bize.. Komedi ile çok şey anlatabilirsiniz, çok güçlü bir silahtır. O yüzden komediyi tercih ediyorum. Komediden bütün iktidarlar Antik Yunan’dan beri hep korkmuştur, yasaklamıştır. Komedinin olması gerekir ama komedinin içeriği uzun uzun tartışılmalıdır.

Bu keyifli söyleşi için Sermiyan Midyat’a çok teşekkür ediyoruz.

İsmail Can Törtop
Yasemin Aktaş
Tiyatro Dünyası

özlem22
19-03-08, 18:12
http://img210.imageshack.us/img210/3175/0000000000009942cm6.jpg (http://imageshack.us)
http://img238.imageshack.us/img238/7337/0000000000009943wf1.jpg (http://imageshack.us)

sevde & sevde
22-03-08, 14:18
Emret Komutanımda Çoook Şekerdi..:img-in_lo
Liz & Hamzaa...:img-blush

http://img126.yukle.tc/images/8276lizhmzaa.jpg (http://www.yukle.tc) +http://img126.yukle.tc/images/3440lizhmzaa_1.jpg (http://www.yukle.tc) +http://img126.yukle.tc/images/8380lizhmzaa_2.jpg (http://www.yukle.tc) + http://img126.yukle.tc/images/2849lizhmzaa_3.jpg (http://www.yukle.tc)
--
http://img126.yukle.tc/images/4499lizhamza_1.jpg (http://www.yukle.tc)

sevde & sevde
22-03-08, 14:19
Liz'i Onun Liz'i Onun.:img-hyste:img-in_lo
http://img126.yukle.tc/images/7484lizhmzaavi.jpg (http://www.yukle.tc) + http://img126.yukle.tc/images/2302lizhmzaavi_1.jpg (http://www.yukle.tc) + http://img126.yukle.tc/images/862lizhmzaavi_2.jpg (http://www.yukle.tc) +http://img126.yukle.tc/images/5090lizhmzaavi_3.jpg (http://www.yukle.tc)
--
http://img126.yukle.tc/images/2000lizhamza.jpg (http://www.yukle.tc)

HAYAT GÜLÇİN
16-05-08, 16:26
sermiyan beyi daha önce de pek çok kez izlemiştim.Ama açıkçası ilk kez bu kadar yakışıklılığı ön plana çıktığı dizi Sıla olmuş.:love05:onu izlemek gerçekten çok güzel.:happy0064

HAYAT GÜLÇİN
24-05-08, 21:51
niye kimse bişey yazmıyoo.:img-cray:Resim ekleyin lütfenn:good: