Tüm Versiyonu Göster : Berkun Oya
İZMİR'İN KAVAKLARI 31-12-06, 20:03 Doğumu
03.03.1977
Eğitimi
Mimar Sinan Üni. Konservatuvarı
Filmleri- oyuncu
Sahra
Havada Bulut
Filler ve Çimen
Baykuşların Saltanatı
Senaryo
Şapkadan Babam Çıktı
bu başlığın açılması bence çook iyi oldu sahrada çok başarılıydı
Neler yapıyor bu adam?
Berkun Oya öne doğru biraz eğilse, tam soru işareti şeklinde olacak. Tuhaf ama sıcak bir insan.
'Defakto' isimli komik ama tuhaf programın tek ve baş sorumlusu olan Berkun Oya, türünün son örneği
Televizyonda yıllardır birbirinin benzeri programları izleyip duruyoruz. Sadece bu açıdan bakarsak bile, Berkun Oya'nın hazırlayıp sunduğu 'Defakto' isimli tuhaf program fazlasıyla ilgiyi hak ediyor. Tuhaf dedim çünkü programı izlerken, Oya'nın ne yaptığını, ya da ne yapmadığını anlamak pek de kolay olmuyor. Hani talk show desen değil, realitiy show desen hiç değil, sohbet programı desen o da pek uymuyor. Ama hepsinden var bu 'Defakto'da. Programın tek alışagelmiş unsuru, kadrolu dansözü. Yolda yürürken bile dans ediyor bu dansöz.
Sonuç olarak bence hayatın manasızlığı ile inceden dalgasını geçiyor bu Berkun Oya bey. Neden böyle bir program yaptığını ise kendisiyle sohbete dalınca anlıyorum. Berkun Oya, içine kapanık gibi de değil. Çünkü içinde öylesine fırtınalar kopuyor ki, bunu saklaması mümkün olmuyor. Sakin biri gibi ama yırtıcı. Ne yaptığının değil, ne yapmadığının farkında olan, fizik özellikleriyle de zaten soru işaretine benzeyen bir adam bu Berkun Oya. Defakto'yu izlerken çok gülüyorum, söyleşi sırasında da, ona çok güldüm. Komik olduğu için değil. Değişik ve kendi gibi olduğu için. O kadar özlemişim ki, orijinal bir insanla konuşmayı. Pek çıkmıyor bunlardan çünkü.
Berkun Oya, tiyatro camiasının yakından tanıdığı biri aslında. M.Ü Üniversitesi Tiyatro Bölümü'nü bitirmiş. Bu konuda öylesine umarsız konuşuyor ki, sanki bundan pişman gibi;
"Yoo değilim. Ben yazayım, yöneteyim, çizeyim filan diye gittim o okula. Oyunculuk aklımda yoktu. Kendi oyunlarımda ben olsam, beni ikinci gün kovarım o tiyatrodan. Ben olsam kendimi oynatmam oyunlarda. Birlikte 'Krek Tiyatro Topluluğu'nu kurduğumuz arkadaşım Ali Atay'a 'Ben çok sıkılıyorum abi, sahnede sigara içmek istesen içemezsin, aklına başka söz gelse söyleyemezsin, benim için çok zor' diyorum. Benim için hakikaten çok zor ve kendi oyunlarımda oyunu en fazla sabote eden benim. Hakikaten, ben beni izlesem kendimi tekme tokat indiririm sahneden öyle yani. Tiyatro neyse de, şimdi bir de bir dizi işi ('Sahra'da doktor Hüseyin'i canlandırıyor) açtılar başıma, bana 'Hiç canın yanmayacak, on gün Fas'a gideceksin böyle tatlı tatlı yaşayacaksın' dediler. O zaman paraya ihtiyacım vardı ve el sıkıştım. Başıma bela oldu, kendimi izledim ve 'Ulan bir de bunun okuluna gittin, yazıklar olsun' dedim. Nasıl kasım kasım oynamışım öyle. Hiç hoşuma gitmedi açıkçası."
Bu karmaşık arkadaşa, 'Defakto'yu ve ne yapmak istediğini sordum. O da bilmiyor ama dedi ki;
"Hiçbir şey yapmak istemiyorum, on yıldır 'Onu yap, bunu yap, dizi yap, senaryo yaz' diye baskı yaptılar. Ben hep kaçtım. Ama para kazanmak lazım. İnceldiği yerden kopsun dedim. Olursa olur. Seyirci Defakto'yu ya çok seviyor ya da nefret ediyor. İnternette biri çok güzel şeyler yazmış, 'Umarım boku çıkmaz' demiş. Olay budur, hep aynı korkuyu yaşıyoruz. İyi bir şey görünce, 'Aman saçmalamasalar' diyoruz. Konuk meselesi çok zor bazen acayip yabancılaşıyorum hakikaten, 'Ne işim var burada, bu adama niye soru soruyorum?' diye. Çok zor yani. Ama bazen de çok eğleniyorum. Bu arada, 'Televizyon yapıyoruz ki tiyatroyu yaşatalım' filan gibi söylemleri sevmem, yapıyoruz işte."
'Onu beğenmiyor, bundan haz- zetmiyorsunuz, kıl mısınızdır biraz?' diye soruyorum, ne yapayım;
"Biraz uyuzluğum var ama çok öyle inciği ile cinciği ile uğraşmak anlamında değil. Daha tutarlı olmak ve ne bileyim yani, istikrar çok önemli. Öbür türlü kafam karışıyor benim, kırmızı gömlek bile giysem kafam karışıyor zaten benim. Beyaz çorap da kırmızı çorap da giyemem, öyle bir şey. Tiyatroda dalga geçiyorlar benimle, bütün dekorlar bembeyaz olduğu için 'Ölmeden cennette yaşatıyorsun bizi' diye. Beyaz olmazsa kafam karışıyor benim. Bütün dekorlarım bembeyazdır. Beyaz iyi geliyor."
Berkun Oya'nın yazıp yönettiği, Ahmet Uğurlu ve Ülkü Duru'nun rol aldığı 'Yangın Duası' isimli oyun aralık ayında AKM Oda Tiyatrosu'nda tekrar sahnelenecek. Berkun Oya'ya son olarak kıl olacağı bir soru sorup kaçıyorum. 'Boş zamanlarda ne yaparsınız?:
"Bozcaada'ya balık tutmaya gidiyorum. Geçen gün gittik, hiçbir şey tutamadık o da ayrı."
HIZIR TÜZEL
Biri beni sevmeyince rahat ederim
Tiyatroyla haşır neşir olanlar Berkun Oya'yı tanırlar, Tiyatro Krek'in kurucusu, yazar, yönetmen. Peki ya olmayanlar? CNN Türk'te Defakto diye bir program seyrettiniz mi hiç? Hani şu hiç beklenmedik anlarda bir dansözün ortaya çıkıp göbek atıverdiği, ilginç dekorlu, farklı program. İzlemediniz mi? O zaman Sahra diyelim, hiç olmadı oradan bilirsiniz. Yakışıklı doktor Hüseyin karakteri. Üç seçenekten birine mutlaka takılmışsınızdır herhalde. Defakto'nun sert bakışlı sunucusu da, Sahra'nın doktoru da Berkun Oya. Karlı bir günde Taksim'de buluştuk. Önce fotoğraf çekelim dedik. Her karede 'Yeter mi?' diye sordu ve hiçbir karede gülümsemedi. Röportaja başladık, sanki zorla konuşuyormuş gibiydi. Yaptığı iş iyi olup çok tuttuğu halde bu kadar memnuniyetsiz tavır sergileyen kimseyi görmedim. Ortam bir ara gerildi, teşekkür edip teybimi kapatırken 'Ben röportaj yapmayı becerebilen bir insan değilim. Bunu ukalalık olarak algılama. Yaptığın iş üzerine konuşmak bana göre zırva bir şey.' dedi. Hakkında kendimce yaptığım ilk yorumu söyledim, 'Ne kadar aksi ve lanet birisiniz.' Cevap verdi: 'İlk başta herkes böyle düşünür, zamanla fikri değişir, sever.' Berkun Oya tıpkı programı gibi farklı biri ama farklı olmak için değil, özünde öyle. Röportaj bitti ve biz sohbete devam ettik. Aksi ve lanet sözümü geri aldım, tam tersi hayli kafa dengi.
Nasıl başladı bu Defakto hikayesi?
Benim televizyon programı yapmak gibi bir niyetim yoktu. Televizyoncu değilim, olmak gibi bir iddiam da yok ama bir şekilde televizyon hayatıma girdi. Daha önce de farklı şekillerde girmişti. TRT'ye Şapkadan Babam Çıktı diye bir dizi yaptım, senaryolar yazdım ama uzak kalmayı tercih ediyordum. Bu küçümseme değil, sadece televizyon çok keyif aldığım, zevkle çalıştığım bir alan değil. Sonra bir kanaldan teklif geldi 'Program yapmayı düşünür müsün?' diye. Önce reddettim ama çevremdekiler diretince bir pilot çektim.
Çevrenizdekiler nasıl ikna etti sizi?
Bizim işimizi yapan insanlar için hayallerini gerçekleştirmenin yolu televizyondan geçebiliyor. Geçmek zorunda da değil tabii, televizyona muhtaç değiliz ama pratik bir çözüm gibi. İstediğim şeyi istediğim şekilde yapma şansı da tanınınca bir pilot çekim yaptım. Ama sonra vazgeçtim, uğraşamadım. Programın yapımcısı da ben olacaktım, yük ağır geldi. Yeni oyunun provaları da vardı. Ezel Akay ahbabımdır, bu arada o devreye girdi. 'Yapımcı ben olayım, sen yaz, çek ve sun. Ne istersen onu yap' dedi. Aklıma yattı. CNN Türk oldu ve Defakto başladı.
Ne demek Defakto?
Latince'de bilfiil, hakikatte, hakiki demek. Bana çok daha iddialı, fazla havalı isimler önerdiler. İstemedim ama şimdi insanlar gelip ne anlama geldiğini sorup çok iddialı diyorlar. Ben de keşke önceden söylenenleri duysaydınız, diyorum.
Başka ne soruyorlar programla ilgili?
Format yabancı mı, diye soruyorlar. Ben de ne formatı diyorum, format falan yok ortada. Böyle bir düşüncem de yok. Çıkıyorum ve yazılı tarifi olmayan bir şey yapıyorum. En çok montajda ve kurguda eğleniyorum. Şimdiden kendi gelmek isteyen konuklar oluyor. Hafiften bir liste bile oluştu.
İDDİAM YOK
Sizinki öyle bir program ki ya çok sevilir ya nefret edilir cinsinden...
Öyle diyorlar zaten. Ortası yok. Benim bir iddiam yok. Televizyona çıkıp farklı bir program yapayım diye yapmadım bu programı. Hala kendime 'Ne işim var burada, nereden çıktı bu program?' diye soruyorum. Kendime bile yabancılaşıyorum, çünkü bu benim işim değil. Beğenen beğenir, beğenmeyen beğenmez. Kimi mail atıyor '24 saat olsa izlerim' diyor. Öbür tarafta da 'Bu programı yapan terbiyesizlere, yayınlayan ahlaksızlara...' diye başlayan bir mail geliyor. Biri beni sevmeyince ben rahat ederim ya, sevilmemek o kadar kötü bir şey değil. Sevmiyor, oh ne rahat. İşin kolay.
Sevilmemek güzel bir şey mi yani?
Sevilmemek güzeldir demiyorum ama biri seni sevmiyorsa ve sevmemeyi de kafaya takmışsa tamam, sen de bununla ilgili bir şey yapamazsın. Bu bir konfor alanıdır.
Sanki size zorla yaptırıyorlar Defakto'yu havasındasınız, yoksa bana mı öyle geliyor?
Her iş insanın başına beladır ya. Sabah kalkmak beladır zaten. Kalkıp yüzünü yıkamak beladır, sokağa çıkarkan ayakkabını bağlamak en büyük beladır.
Ama bu belayı yapıyorsunuz ve ortaya seyredilir bir şey çıkıyor.
Çıkıyorsa eyvallah ama oturup üstüne çok da konuşmaya gerek yok. Yaptık, ettik, acayip iş çıkardık falan. Ben anlamam yani, ben yapımcı, televizyoncu değilim. Televizyonda bir kariyer yapmak gibi derdim de yok. Hiç bir alanda kariyer yapmak gibi bir derdim yok. Ben de herkes gibi sabah uyandığımda aklıma ne geliyorsa onu yapıyorum.
TİYATRO KUTSAL ALAN
Bu röportajı da zorla yapıyor gibisiniz...
Ben yaptığım şeylerle ilgili konuşmayı, 'Ben bunu şunu yaptım' demeyi beceremem. Bu bana ayıp gelir, yanlış gelir. Çünkü zaten çıkmışsın, utanmadan böyle bir şeyi yapmışsın. Bir de üstüne konuşmak bana garip geliyor. Ama işimin bir parçası olarak röportaj veriyorum. Ben televizyona sabah unutulması gereken 45 dakikalık sabun köpüğü bir program yapıyorum. Bugün bitirsem altı ay sonra kimse hatırlamaz. Demek ki bu programı çok tanınmak, ünlü olmak için yapmıyorum. Böyle bir derdim yok, hatta bunun dezavantajlarının avantajlarından fazla olduğunu düşünüyorum. O zaman niye yapıyorsun dersen, arada bir kendime ben de soruyorum bu soruyu. Para kazanmak zorundaydım. Cazipti, istediğimi yapma fırsatını verdiler. Bu bir lükstür, kabul ettim.
Sizin asıl yapmak istediğiniz iş ne? Neyi severek yapıyorsunuz?
Yapmak istediğim şeyleri yapıyorum zaten. Tiyatroyu daha fazla severek ve isteyerek yapıyorum, çünkü o alanın kutsallığı başka. Televizyon adamın akşam evde otururken, orasını burasını kaşıyarak seyrettiği bir şey sonuçta. Ertesi sabah unutulması gereken bir şey. Tiyatro öyle değil. Tiyatro insanlar oyundan çıktıktan sonra evine gitsin, yatsın uyusun diye yapılmıyor. Bazen uyuyamasın diye yapılıyor.
Televizyon sevmiyorsunuz ama biz sizi bir de Sahra diye bir dizide seyrediyoruz.
Dizilerde hiç oynamadım, tercih etmedim. Hor görmek anlamında da değil, istemedim. Ben becerebileceğimi de düşünmüyordum ama işte çok ısrar ettiler. Hiç acımayacak gibi yaptılar. '10 gün gel Fas'a. Sen güzel güzel gez, biz çekivereceğiz. Hiç canın acımayacak' dediler. 10 gün Fas'a gitti, çektim ve döndüm. Çektiğim sahneleri bölümlere o kadar çok yaydılar ki bu kadarını tahmin etmiyordum. En azından insanların sokakta 'Doktor Hüseyin' diye çevireceklerini falan beklemiyordum. Fas'ı göremedim de zaten. Her gün çektiler, bitmedi bir türlü.
Sizin için televizyonun iyi bir tarafı var mı?
Para kazandırıyor ama çıkıp 'Ben para kazanmak için yapıyorum' demek de saçma. İnsan sırf para kazanıyor diye bir şey yapmaz. Geçen gün gemiye bilet alıyordum, son bileti adam 'Dekarto' diyerek bana verdi. Böyle şeyler bir yere kadar eğlence ama düne kadar gazete aldığın bir adamın bir gece önce seni televizyonda gördü diye o sabah gazeteyi verirken yüzünde bir sırıtma oluşması insanda bir yabancılaştırma yaratıyor tabii. Tuhaf bir şey daha var. Tiyatrodan dolayı da yolda çevirirlerdi, soru sorarlardı ama daha başkaydı. Televizyon daha korunaksız bir alan. Şimdi diziyle ilgili çevirip 'Çok yakışıyorsunuz Arzum'la' diyorlar. İş birden basitleşiyor yani.
En sevdiğiniz tiyatroya dönelim o zaman. Bu sezon nelere imza atıyorsunuz?
Benim yazıp yönettiğim, Ahmet Uğurlu ve Ülkü Duru'nun rol aldığı Yangın Duası adlı oyun, bu sezon Devlet Tiyatrosu'nda seyirci karşısına çıkıyor. Aralık'ta AKM Oda Tiyatrosu'nda sahnelenecek. Devlet Tiyatrosu'ndan teklif geldiğinde başta biraz korktum açıkçası. Kafamda önyargılarım vardı ama çok utandırdılar beni. Çok rahat çalıştım.
Herhangi bir müdahaleden mi çekindiniz?
Devlet tiyatrosu yani. Türkiye'de sanat kurumları devletin elinde olduğu sürece gerçekten sanat kurumu olmalarına imkan yok.
Her şey para değil
Defakto'yu başka kanala yapmazdım. Yarın ya da öbür gün bu programı katmerlendirip başka yerlere taşımak, bir şovmen olmak gibi bir derdim yok. Küçümsediğim için değil, işim gücüm var. Bu programı yaptığım için ben oyunumu daha rahat sahneleyeceğim ama gün gelir bu program yüzünden kendi oyunumun provasına gidemezsem, yazamazsam haftada beş yüz milyar da verseler bırakırım. Önceliklerim var, her şey para değil. En çok korktuğum şey insanların 'Yeni bir herif çıktı, önüne gelenle dalga geçiyor. Ona laf sokuyor, buna laf sokuyor. Vay beee yeni şovmen' gibi bir şey demesi. Aman böyle bir şey sanmasınlar. Sırf böyle şeyler demesinler diye bazen kasıtlı olarak bırakıyorum programı, konuğa dokunmuyorum. Çünkü ben dalga geçme amaçlı bir şey yapmıyorum. İnsan böyle bir şey yapar mı? Biriyle hususi dalga geçmek için insan bir şey yapıyorsa kendi gülünç duruma düşer.
FERİDE ÇIKIT
http://img153.imageshack.us/img153/9230/sahravideo29it9fi6.jpg (http://imageshack.us)
http://img153.imageshack.us/img153/3175/c3xx3.jpg (http://imageshack.us)
İZMİR'İN KAVAKLARI 03-01-07, 11:28 http://img291.imageshack.us/img291/3720/ekran6rx8.jpg
http://img160.imageshack.us/img160/9531/jenerikberkunoyaxu9.jpg
İZMİR'İN KAVAKLARI 03-01-07, 11:32 Yangın Duası
AKM Oda Tiyatrosu
Türk tiyatrosunun genç yaratıcılarından, “Adamlar” ve “Op’la Zo’nun Dramı”nın yazar ve tasarımcısı Berkun Oya’nın en son eseri, “boşluğa karışmak” “kaybolmak” ve “ölmek” - daha doğrusu “ölememek” - üzerine çizgi üstü bir fantazi kuruyor. Genetik mühendisleri insan ömrünü yüzyıllara uzatmanın peşindeyken gelin, meseleyi “öteki” yanından kurcalayalım. Boşluğa karışma arzusunun ne kadar eğlenceli olduğuna birlikte karar verelim.
Oyun, ara dahil 1 saat 55 dakikadır.
5. Lions Tiyatro Ödülleri (2005)
En Başarılı Kadın Oyuncu (Ülkü Duru)
En Başarılı Erkek Oyuncu (Ahmet Uğurlu)
En Başarılı Işık ve Efekt (Berkun Oya)
İZMİR'İN KAVAKLARI 03-01-07, 11:34 http://img411.imageshack.us/img411/148/43ca8.gif
http://img411.imageshack.us/img411/4122/2690ax8.jpg
İZMİR'İN KAVAKLARI 03-01-07, 18:13 http://img150.imageshack.us/img150/6593/adamlar2te6.jpg
http://img150.imageshack.us/img150/2540/infomanik2.jpg
http://img352.imageshack.us/img352/5152/berkunoyaqu5.jpg
http://img118.imageshack.us/img118/706/berkunoya29zdjq2.jpg (http://imageshack.us)
http://img297.imageshack.us/img297/1435/berkunoyaveulkudu2abcx1.jpg (http://imageshack.us)
alıntıdır
http://img441.imageshack.us/img441/6820/sa56be8br1.jpg (http://imageshack.us)
http://img441.imageshack.us/img441/4821/sa57ph0my7.jpg (http://imageshack.us)
kendisine ait Defakto programını izlemiştim...
çok ilginç ve güzel bir programdı...
tiyatrocu kimliğini açıkça yansıtıyordu programa da...
BERKUN OYA'NIN FİLMİ
* Tiyatro ve sinema oyuncusu Berkun Oya'nın, uluslararası bir ekip ve oyuncu kadrosuyla Londra'da çektiği ilk filmi 'İyi Seneler- Londra' 13 Nisan saat 24.00'de Beyoğlu Sineması'nda olacak. Ülkü Duru, Denis Lavant, Ali Atay, Zuhal Olcay ve Hugh Hayes gibi oyuncuların rol aldığı filmde uluslararası üne sahip şarkıcı Yaşar Nur'un başından geçen olaylar anlatılıyor. Biletler tüm festival sinemalarından ve Biletix'ten temin edilebiliyor.
Bilgi için: 0216 556 98 00
Filmin konusu:
Uluslararası üne sahip şarkıcı Yaşar Nur, konserinden bir gün, yılbaşından birkaç gün önce Londra'ya varır. Şehir, karanlık bir gecede, yıllar önce karanlığa gömülmüş anıları canlandıracaktır. Eski bir dost, genç kadına taşıyamayacağı bir sorumluluk yüklediğinde, dengesiz bir hayranı saplantısıyla yüz yüze gelmeye karar verdiğinde ve cesareti kırılmış bir koca eşini özgürleştirecek bir karar aldığında neler olacak? Öykü, bu kişilikleri tesadüflerin gölgesinde bir araya getiriyor ve önce kendileriyle, ardından birbirleriyle iletişim kurmaya zorluyor. Bu uzun gecenin sonunda yalnızca birkaçı sabahı görüyor
İZMİR'İN KAVAKLARI 18-07-07, 06:25 http://img181.imageshack.us/img181/6852/176ulhq4.jpg
Bu başlığı yeni gördüm de bir iki söz söylemesem olmaz Berkun Oya'ya. Nevi şahsına munhasir, tanımlanması zor bir kişidir bana kalırsa. Yaptığı işler,programları,tiyatro oyunu,sinema filmi,fikirleri hepsi bir tuhaf bu adamın.Ama bu tuhaflığı ilginç bir bağımlılık yaratıyor insanda.Yaptığı her işte acaba bu kez nasıl bir absürdlükle karşımıza çıkacak moduna giriyor insan. Berkun Oya'yı seven ya çok seviyor ya da sevmeyen de hiç hoşlanmıyor. Ben sevenlerdenim onun tarzını. Kendisini Defakto'da tanıdım ve ilk zamanlarda ne yaptığını ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalıştım. Çok anlaşılması gereken bir şey yapmadığını anladım sonra..Konuk gelir Berkun Oya havalara bakar, sohbetin en can alıcı noktasında ortada bir dansöz beliriverir, birden garip bir vtr girer araya ve dumur eder izleyiciyi.Bilgi yarışması kısmı ise ayrı bir olaydı.
Defaktodan sonra Infoman ile çıktı karşımıza herşeyi bilen adamolarak. O da yine tam Berkun Oya'lık bir işti.Ama Defaktonun yerini doldurmadı bende.
Sonra öğrendim ki hem yazıp hem yönettiği 'Yangın Duası' oyunu varmış. Gittim ve hayran kaldım. İzlediğim en absürd oyun sanırım. Yer çekimi yok, saçlar havada, tekerlekli sandalyede oturan Bin, Mişka ve Zajo adında 3 tip :) Var olmak,yok olmak boşluğa karışmak, gibi kavramları irdeleyen ama bunları irdelerken acayip eğlendiren,güldüren, çok keyifli ve bir o kadar da düşündürücü bir oyundu. Ülkü Duru , Ali Altay ve Ahmet Uğurlu döktürüyordu. İkinci sene Berkun Oya geldi Ahmet Uğurlu'nun yerine. İyi mi oldu bilemiyorum. Oyunculuğu hakkında bir karara varamıyorum ben. Bazen çok doğal geliyor bazen çok tuhaf sanki sahneye zorla oturtmuşlar gibi. Ama ilginç yani o da hoş bir hava katıyor değişik işte herşeyi gibi oyunculuğu da tarif edemiyorum.
Bu sene İst. Film Festivalinde gösterilen Berkun Oya'nın yazıp yönettiği Ülkü Duru, Ali Atay, Zuhal Olcay'ın oynadığı 'İyi Seneler Londra' filmi ise her Berkun Oya işi gibi bir enteresandı. Ama 'Yangın Duası'nda aldığım tadı alma umuduyla gittim,alamadım..
Yangın Duası
İst.DT
Yazan ve Yöneten : Berkun Oya
Müzik : Tan Tunçay
Reji Asistanları: Can Uslu,Ülkü Duru
Rol Dağılımı:
Ülkü Duru
Berkun Oya
Ali Altay
Özet:
Herhangi bir tanrıya sorgusuz sualsiz inanmayı ve kollarımı gökyüzüne kaldırıp, histerik tezahürlerle şükretmeyi hiç bu kadar arzulamamıştım. İnananlar bu şükür anını görkemli yaşamak uğruna sabır diye adlandırmayı bir erdem edinirler...Ama tanrılar ticarette zayıftır, onlarla alışverişte teslimat günleri her zaman aksar...
http://img525.imageshack.us/img525/6808/eser10883e6d9c7pc2.jpg (http://imageshack.us)
http://img516.imageshack.us/img516/967/eser10888e71e13zr3.jpg (http://imageshack.us)
http://img264.imageshack.us/img264/3481/eser10881f45f82ob8.jpg (http://imageshack.us)
http://img103.imageshack.us/img103/548/eser10882e1f621es5.jpg (http://imageshack.us)
http://img329.imageshack.us/img329/9231/eser108812e77636yo7.jpg (http://imageshack.us)
http://img511.imageshack.us/img511/712/eser10887e7c2cfrv0.jpg (http://imageshack.us)
http://img412.imageshack.us/img412/9686/eser10889e7e887wp8.jpg (http://imageshack.us)
İYİ SENELER- LONDRA
Yönetmen
Berkun Oya
Senaryo
Berkun Oya
Oyuncular
Denis Lavant, Bill Hurst, Zuhal Olcay
Görüntü
Barış Özbiçer
Müzik
Tan Tunçağ
Yapım Yılı
2007
Yapımcı Ülke
Türkiye, İngiltere
Dili
Türkçe, İngilizce, Fransızca
Süresi
90'
Ya hiç beklenmeyen şeyler inancınız oluverirse? Benimser misiniz yoksa kaçar mısınız? Uluslararası üne sahip Yaşar Nur, konserinden bir gün, yılbaşından birkaç gün önce Londra'ya varır. Bu pek sevdiği şehir, her şeyin değişeceği bir gecede, karanlıkta kalması daha hayırlı anıları canlandıracaktır. Eski bir dostu, genç kadına taşıyamayacağı bir sorumluluk yüklediğinde, dengesiz bir hayranı saplantısıyla yüz yüze gelmeye karar verdiğinde veya cesareti kırılmış bir koca eşini özgürleştirecek bir karar aldığında ne olacak? Bu öykü, bu kişilikleri bir araya getirir ve önce kendileriyle, ardından birbirleriyle iletişime girmeye zorlar. Yalnızca birkaçı kurtulacaktır.
İyi Seneler Londra
Zuhal Olcay ve Hugh Hayes'in rol aldığı "İyi Seneler Londra", önümüzdeki aylarda vizyona girecek.
Berkun Oya 'nın yönettiği, Ülkü Duru, Denis Lavant, Ali Atay, Zuhal Olcay ve Hugh Hayes'in rol aldığı "İyi Seneler Londra", önümüzdeki aylarda vizyona girecek. Filmin konusu kısaca şöyle: Uluslararası üne sahip şarkıcı Yaşar Nur, yılbaşından birkaç gün önce Londra'ya varır. Şehir, yıllar önce karanlığa gömülmüş anıları canlandıracaktır. Eski bir dost, dengesiz bir hayran ve cesareti kırılmış bir koca üçgeninde gelişen öykü, bu kişilikleri tesadüflerin gölgesinde bir araya getiriyor ve birbirleriyle iletişim kurmaya zorluyor. Bu uzun gecenin sonunda yalnızca birkaçı sabahı görür...
İZMİR'İN KAVAKLARI 28-10-07, 15:56 ozlem05 Arzum Onan in sayfasina eklemis...
emegine saglik
http://img530.imageshack.us/img530/8452/92982374ws1.th.jpg (http://img530.imageshack.us/my.php?image=92982374ws1.jpg)
böyle bir haber buldum kendisiyle ilgili,defakto dan beri zevkle izliyorum..
çok sıradışı bir tip...
http://www.tumgazeteler.com/?a=1841143
İZMİR'İN KAVAKLARI 04-11-07, 12:21 http://img340.imageshack.us/img340/9593/18613819gt0.th.jpg (http://img340.imageshack.us/my.php?image=18613819gt0.jpg)
İZMİR'İN KAVAKLARI 16-12-07, 21:30 Justin girlun emegine saglik
http://img114.imageshack.us/img114/3378/86357117ve1.jpg
http://www.resim-yukle.com/img01/14/7144304.jpg
http://www.resim-yukle.com/thumbs/766683111.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/766683111.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/447024115.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/447024115.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/117452119.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/117452119.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/877923120.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/877923120.jpg')
Resimlerin üzerine tıklayın..
http://www.resim-yukle.com/thumbs/757838124.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/757838124.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/744300155.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/744300155.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/509416157.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/509416157.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/399348162.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/399348162.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/209157163.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/209157163.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/239049167.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/239049167.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/163852172.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/163852172.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/516751175.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/516751175.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/517272bscap0012.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/517272bscap0012.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/842505bscap0015.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/842505bscap0015.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/124316bscap0020.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/124316bscap0020.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/808291bscap0021.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/808291bscap0021.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/516208bscap0022.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/516208bscap0022.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/91681bscap0023.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/91681bscap0023.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/67256bscap0024.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/67256bscap0024.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/634886bscap0025.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/634886bscap0025.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/589042bscap0026.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/589042bscap0026.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/834116bscap0027.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/834116bscap0027.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/325816bscap0028.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/325816bscap0028.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/946811bscap0029.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/946811bscap0029.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/452049bscap0030.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/452049bscap0030.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/423338bscap0031.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/423338bscap0031.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/155885bscap0032.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/155885bscap0032.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/571797bscap0034.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/571797bscap0034.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/836227bscap0037.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/836227bscap0037.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/223582bscap0038.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/223582bscap0038.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/232571bscap0040.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/232571bscap0040.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/835240bscap0042.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/835240bscap0042.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/145198bscap0043.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/145198bscap0043.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/343472bscap0044.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/343472bscap0044.jpg')
http://www.resim-yukle.com/thumbs/750115bscap0045.jpg ('http://www.resim-yukle.com/img01/14/750115bscap0045.jpg')
İZMİR'İN KAVAKLARI 27-12-07, 18:15 http://img81.yukle.tc/images/94204674576.jpg
'İyi Seneler BOLVADİN' Geliyor
Berkun Oya, ilk filmi 'İyi Seneler Londra'yı çekmek için bankadan 400 bin YTL kredi almış! Masrafların çıkması için filmi en az 150 bin kişinin izlemesi gerek..
PARAYI LONDRA'DA HARCADI!
Yeşilçam'da kredili dönem! Yönetmen Berkun Oya, ev ya da araba için değil sanat için ihtiyaç kredisi kullanarak bir ilke imza attı! Oya, cuma günü gösterime giren ilk film 'İyi Seneler Londra'yı finanse etmek için 400 bin YTL banka kredisi kullandı! Filmin yapımcılığını da üstlenen genç yönetmen parayı Londra'daki çekimlere harcadı.
'İYİ SENELER BOLVADİN' GELİYOR
Başrollerini Zuhal Olcay, Ülkü Duru, Ali Atay ve Fransız oyuncu Denis Lavant'ın paylaştığı filmin masraflarını kurtarması için en az 150 bin kişi tarafından izlenmesi gerekiyor! Bu arada Berkun Oya, üçleme olarak düşündüğü filmin ikincisi 'İyi Seneler Bolvadin' için de kolları sıvadı.
İZMİR'İN KAVAKLARI 01-01-08, 01:39 http://img82.yukle.tc/images/25665CFE0A0283700442BA05C410r.jpg
İZMİR'İN KAVAKLARI 06-01-08, 15:43 http://img84.yukle.tc/images/6215ufakresim.jpg
İstanbul Life dergisinin Ocak sayısında Berkun Oya ile yapılan bir röportaj var. Tiyatro ve İyi Seneler Londra filmi hakkında. Biraz kısa bir söyleşi olmuş ama yinede güzel. Şimdilerde ise hem tiyatro hemde İyi Seneler Londra filminin devamı niteliğinde olan İyi Seneler Bolvadin filmi ile ilgileniyormuş. Dergiyi daha sonra scanlayıp eklicem:img-yes:
NTV'de programa başlayacakmış. 'Defakto' ve 'Infoman' gibi yeni program da değişik hoş birşey olacaktır tahminimce. Programın ismi "2022 İstikbal Tarifleri". 12 kişiyle 15 sene sonrasını konuşacaklarmış. Yönetmenliğini kendisi yapacak,programın içinde olacak ama sunucu olarak değil daha çok moderatör gibi olacakmış.
Bu sene İst.Dt de sahnelenecek denilen oyunu "İnsanın Başına Gelen Şeyler", önce ist.tiyatro festivalinde olacak yani DT'de önümüzdeki sene gösterimde olur herhalde. Programı da merak ediyorum ama "Yangın Duası" oyununa bayılan biri olarak özellikle bu yeni oyununu çok merak ediyorum. Sanırım yine Ülkü Duru ve Ali Atay var kadroda. Öyle demişti bir programda.
İZMİR'İN KAVAKLARI 13-01-08, 21:57 bu cok guzel bir haber DEFAKTO yuda INFOMAN i cok buyuk keyifle izlemistim...bunun da harika olacagindan suphem yok.
Zuhal Olcay: Şimdi de hep birlikte, İstanbul Tiyatro Festivali'nde 'İnsanın Başına Gelen Şeyler' adlı oyunla seyircinin karşısına çıkmaya hazırlanıyoruz.
oyunda Zuhal hnm da var.ne yazik ki benim izleme gibi bir sansim yok keske turne yapsalar ve herkes bu tarz oyunlari seyredebilse...
http://img293.imageshack.us/img293/6503/pdvd001iq0.jpg (http://imageshack.us)
Fas - Hossein & Sahra sahneleri (3-4.bölüm)
İyi Seyirler:img-wink:
http://www.dizifilm.com/modules.php?name=Links&file=viewarticle&id=2931
Sevgili Gormlaith video için çok teşekkürler :)
İstanbul Life dergisindeki röportajı eklicem fakat boyutları epey büyük olduğu için ekleyemiyorum :icon_sorr
Şimdilik röportaj resmini ekliyorum :img-wink:
http://img254.imageshack.us/img254/7069/berkunoyacopymd4.gif
İşte röportaj :img-yes:
http://img91.imageshack.us/img91/9830/resimcopyiz3.gif
http://www.resimhost.com/images/80440000000000180905.jpg
http://www.resimhost.com/images/33290000000000180906.jpg
http://www.resimhost.com/images/36920000000000180908.jpg
http://www.resimhost.com/images/38990000000000180910.jpg
http://www.resimhost.com/images/67190000000000180909.jpg
Berkun Oya dönüyor ekranlara sonunda. Star’da bir yarışma programı sunacak, ‘Rus Ruleti’… Bilgi yarışması ancak tabi işin içinde Berkun Oya varsa bir enteresanlık olmak zorunda o da şu: yanlış verilen her cevap, yarışmacının açılan platformdan düşmesi ve sahneden kaybolmasına neden olacak..
Berkun Oya’yı yarışmada değil de şöyle kendine özgü, ‘Defakto’ tadında bir programda görmeyi çok isterdim aslında..
Berkun Oya, televizyon ve tiyatrodan sonra şimdi de sinemaya bulaştı...
http://img205.imageshack.us/img205/816/74ai9.jpg (http://imageshack.us)
İlk filminiz ‘İyi Seneler Londra’ vizyona giriyor. Devlet Tiyatroları’nda ise ‘İnsanın Başına Gelenler’ adlı oyun hazırlanıyor...Tempolu bir üretim sürecinde nasıl geçiyor hayat?
İyi Seneler Londra’nın vizyon öncesi hazırlıkları devam ediyor. Bir yandan üçlemenin ikinci filmi ‘İyi Seneler Bolvadin’in senaryosunu bitirmeye çalışıyorum. Yeni yıldan sonra ufak ufak prodüksiyon hazırlıkları başlayacak. ‘İnsanın Başına Gelen Şeyler’in prömiyeri sezon sonunda Tiyatro Festivali’nde olacak; onun provaları da devam ediyor. Bir yandan da NTV’ye bir program yapacağım; tahminen Ocak’ta yayına girecek.
Nasıl bir program bu?
Adı ‘2022 İstikbal Tarifleri’; ekonomi, sanat, sağlık gibi farklı alanlardan seçilmiş 12 kişiyle 15 sene sonrasını konuşacağız. Hazırlayıp yönettiğim bir program; ben de içinde olacağım ama sunucu olarak değil; daha çok moderatör gibi.
Bu zamana kadar alışılmadık senaryolar yazdınız; yaratıcılığınız nereden besleniyor?
Şu an aklıma gelmesi mümkün olmayan her şeyden. Aşk meşk, ayrılık, şu kitap bu yazar gibi primitif kelime karşılığı yok. Şu karşımızdaki televizyonun gözüme giren kırmızı ışığı da olabilir.
Hayallerinizi realize etmek için tiyatronun şartları daha mı uygun?
Aslında tiyatro veya sinemadan ziyade kendi meseleniz haline dönüşmüş bir şeyi farklı formlarda ifade edebilirsiniz... Bu anlamda kalan iç sıkıntısı ve yetersizlik hissi hepsinde baki. Ancak dönüp dolaşıp kendimi bulduğum alanın tiyatro olması, hatayı engelleyemediğim yerin tiyatro olmasından kaynaklanıyor. Yazdığınız metnin iyi bir metin, sahnelediğinizin ne kadar iyi bir bütün olduğunu düşünseniz de, seyircinin birinin oyunun en olmayacak yerinde öksürmesi en önemli anı silip götürür. Bu anlamda hayata çok daha yakın...Oyuncunun ruh halinden, seyircinin tepkisine kadar türlü aksilik olabilir; gerçek ve sıradan hayat kurguladığınız her şeyi bozabilir. Böyle olması egomu terbiye ediyor. Sahne tozu, alkışlar gibi zırvaların uzağında bambaşka bir his bu...
Huyumuzdur; alışkın olmadığımız işlere bünyemiz tepki verir. Ürettikleriniz seyirciden nasıl tepkiler aldı?
Yaptığım işlerden ya şiddetle nefret ettiler ya da şiddetle sevdiler. İki uç da çok sağlıklı değil aslında. Ama ben sağlıklı kalmaya gayret ediyorum. Yapmak istediğiniz işi yapıyorsunuz nihayetinde. Her zaman kusursuz bir inançla olması şart değil. Devam etme duygusu hakim bir duygu her zaman. Bir de en önemlisi yaparken bunları düşünmüyorsunuz; yaptıklarınız aklınızı, duygularınızı kapsıyor yeterince...
Aldığınız tepkiler üretiminizde değişikliklere neden oldu mu?
Zaten yaptığımız her iş buluşmaların arifesi... Bu aynı aşık olma arzusuyla yanıp tutuşup, bunun zihninizde mütemadiyen prova edilmesi gibi. Sonra bir gün bir lokantada arkadaşlarıyla oturan bir kadına baktığınızda birden yüzünüzün kızarması gibi. Seyirciyle kurduğunuz ilişkide yüzünüz kızardıktan sonra ki süreç aslında. Karşıda oturan kadının da yüzü kızarıyorsa epey iyi tabii. Size ters ters bakıp önüne de dönebilir. Ya da sizi yanındaki adama şikayet de edebilir. Belki de oturduğu yerden kalkıp, topuklu ayakkabıları ve uçuşan etekleriyle yanınıza da gelip dudaklarınıza da yapışabilir. Her seferinde değişen ve asla tahmin edemeyeceğiniz bir durum bu. Siz de buna göre tepki veriyorsunuz. Bazen dudaklarınıza yapışan kadını itebilir ya da yanındaki adamla sabaha kadar kavga edip karakolluk olabilirsiniz. Bazense her şey iki yüzün kızarması olarak kalır ve geçer...
Oyunlarınızda grafik anlamda beyazların hakim olduğu rafine bir dünya yaratıyorsunuz. Karmaşadan uzak bir kişiliğiniz mi var?
Beyaz bir sonsuz fonun önünde çalışmadığımda kafam feci karışıyor. Konsantre olamıyorum, hepsi bu.
Sadece çalışma ortamınız mı beyaz; yoksa eviniz de beyaz mı?
Yazdığım kağıtlar, sahnedeki dekor ya da programın seti beyaz. Özellikle de seçmiyorum; bir gün uyanıp ‘yaptığım tüm işlerin fonu beyaz olsun’ demedim. Her şey sezgisel olarak gelişti; günün birinde bundan vazgeçmenin ya da vazgeçmemenin bile bir karşılığı yok benim için. İyi Seneler Londra’nın beyaz bir fonda geçmesini istedim ama prodüksiyon anlamında mümkün olmadı.
Projelerinizi hem yazıyor, hem yönetiyorsunuz. Bu anlamda hangisine daha yakın hissediyorsunuz kendinizi?
Ben dekorumu da ışığımı da kendim yapıyorum. Ancak bu elbette ışığı benden iyi başka birinin yapamayacağını ya da benden daha iyi bir dekorcu bulunamayacağı anlamına gelmiyor. Ben bütünle ilgiliyim; oyunu yazdıktan sonra sahnelemeyi düşünmüyorum ya da reji aşamasını bitirdikten sonra kostümleri düşünmüyorum. Hepsini ben yaptığımda, eksileri ve artılarıyla o zaman bir bütün olduğunu hissediyorum.
Ruhunuzu ne terbiye ediyor?
Aşk.
İstanbul’da iyi vakit geçirmek için ne yapıyorsunuz?
Süssüz meyhaneleri seviyorum... Bende müdavim olma durumu ağır basıyor. Aslolan sohbet ve yemek bittikten sonra beyaz masa örtüsünün üzerinde kalan kahve lekeleri... Bu hale her yerde ulaşabilirsiniz belki ama lakerdayı hep aynı kalitede yiyeceğinize emin olduğunuz özellikle de gelişimle değişimi birbirine karıştırmayan; yıllardır varolduğu halini koruyan yerler doyuma ulaştırır. Beşiktaş’taki balık pazarı, Hisar’da Karaca gibi...Onun dışında lunaparkları ve Maçka Parkı’ndaki teleferiklere binmeyi seviyorum. Bir de, Gümüşsuyu’nda oturmama rağmen Beşiktaş gibi yaşama alanları daha çok hoşuma gidiyor.
İyi bir oyun nasıl olmalı?
Umarım hiçbir zaman bunun cevabını veremem. Çünkü sürekli değişen bir şey bu, hiç bitmeyen bir şey... Şairin dediği gibi henüz yapılmamış olan... Zaten eğlenceli ve hayata benzer tarafı bu belki de.
Hayatta en son neyi değiştirdiniz?
Çoraplarımı.
Sizin henüz yapmadığınız şeyler ne?
Çocuk. Yapmayı düşündüğümden değil; sorunuza cevap olarak aklıma gelen ilk şey. Bir de işleri rayına oturtabilirsem bu ülkenin sularında balıkçılık yapmak istiyorum; örneğin Karadeniz’de. Çocukluğumdan beri çok özeniyorum balıkçılığa. Ancak bununla ilgili planlarımı bir müddet daha ertelemek zorundayım sanırım.
Nasıl bir seyircisiniz?
Ben çok kolay etkilenirim. Bir şeyi izlerken ‘bu işi ben de yapıyorum’ düşüncesiyle
izleyemiyorum. Hiç beğenilmemesi gereken şeyleri de çok beğendiğim oluyor. Bir şeyi izlerken anneannem gibi izliyorum galiba...Çok vasat bir klipte bile ağladığım olmuştur. İyi filmler de izliyorum tabii; en son dün gece, herhalde yedinci kez Haneke’nin ‘Bilinmeyen Kod’unu seyrettim. Nuri Bilge Ceylan’ın filmini merak ediyorum; filmi seyretmek için koltuğa oturup, ışıkların kararacağı anı düşünmek beni mutlu ediyor.
İsminiz duyuldukça hayatınızda neler değişti?
Bakkalın ifadesi değişti; artık bana bir tuhaf bakıyor. Benden istediği bir şey varmış gibi geliyor...Evet, bakkal bana artık bir tuhaf bakıyor...
Kaynak: Time Out İstanbul - Aralık 2007
Berkun Oya'nın 16. Uluslararası İst.Tiyatro Festivali kapsamında gösterilecek oyunu:
İNSANIN BAŞINA GELEN ŞEYLER
Krek Tiyatro Topluluğu
Türkiye
27.05.2008 Salı 20.30
28.05.2008 Çarşamba 20.30
70' sürer; ara yoktur.
Garajİstanbul
Yazan, Tasarım ve Yöneten: Berkun Oya
İnsan ömrü ortalama 75 sene olarak hesaplanıyor. İnsanın Başına Gelen Şeyler, bu 75 seneyi sekiz farklı oyundan oluşan bir gösteriyle anlatıyor. Oyunlardaki şeyleri, dönemlere göre sıralanıyor: 10'lu, 20'li, 30'lu (iki oyun), 40'lı, 50'li, 60'lı ve 70'li yaşlar. Bu dönemlere denk düşen oyunların isimleri ise sırasıyla, Düşüversem, Sakal, Briolla, Mevsim (Monolog), Sazlık, Bomba, Leopar'ın Uykusu ve Annelerin İntikamı.
Biletler: 10 YTL
http://www.resim-yukle.com/thumbs/18/475038000005.jpg ('http://www.resim-yukle.com/viewer.php?id=img01/18/475038000005.jpg')
Berkun Oya'nın 16. Uluslararası İst.Tiyatro Festivali kapsamında gösterilecek oyunu:
İNSANIN BAŞINA GELEN ŞEYLER
Krek Tiyatro Topluluğu
Türkiye
27.05.2008 Salı 20.30
28.05.2008 Çarşamba 20.30
70' sürer; ara yoktur.
Garajİstanbul
Yazan, Tasarım ve Yöneten: Berkun Oya
İnsan ömrü ortalama 75 sene olarak hesaplanıyor. İnsanın Başına Gelen Şeyler, bu 75 seneyi sekiz farklı oyundan oluşan bir gösteriyle anlatıyor. Oyunlardaki şeyleri, dönemlere göre sıralanıyor: 10'lu, 20'li, 30'lu (iki oyun), 40'lı, 50'li, 60'lı ve 70'li yaşlar. Bu dönemlere denk düşen oyunların isimleri ise sırasıyla, Düşüversem, Sakal, Briolla, Mevsim (Monolog), Sazlık, Bomba, Leopar'ın Uykusu ve Annelerin İntikamı.
Biletler: 10 YTL
Proje iptal olmuş ve festival programında yer almayacak.:icon_sorr
Evet maalesef programdan çıkmış "İnsanın Başına Gelen Şeyler" :icon_sorr Merakla bekliyordum bu oyunu. Seneye İst.DT kapsamında izleyeceğiz inşallah.
Bu arada yeni programı 'Rus Ruleti' de bugün başladı. Berkun Oya kendine has tarzıyla başka türlü programlar yapabilir yarışma sunuculuğu yerine. Ekranda görmek güzel ama pek sevmedim ben bu yarışmayı.
st-papatya 13-04-08, 12:39 Dün akşam bende tesadüfen gördüm yarışmayı. Hoşuma gitti benim aslında. Farklı bir tarzda sunuyor, bence diğer yarışmalardan sıyrılıyor sunucu sayesinde aynı zamanda.
Rus Ruleti başlıyor
http://www.hurriyet.com.tr/_np/3265/5353265.jpg
http://www.hurriyet.com.tr/_np/7407/5357407.jpg
Bilgi yarışması "Rus Ruleti", bu akşamdan itibaren Star TV'de ekrana gelecek.
Yayınlandığı her ülkede heyecan fırtınası yaratan bilgi yarışması "Rus Ruleti", bu akşamdan itibaren Star TV'de ekrana gelecek. Ünlü yönetmen Berkun Oya'nın sunacağı, cumartesi ve salı akşamları ekrana gelecek yarışmada, her bir yarışmacı bilinmeze açılan ve bir anda ortadan kaybolmasına neden olan bir platformun üzerinde yarışacak.
n "Rus Ruleti" nasıl bir program? Diğer bilgi yarışmalarından farkı ne?
- "Rus Ruleti"nin enteresan bir format olduğunu düşünüyorum. Bilgi yarışmasının içine dahil edilmiş bazı atraksiyonlar, işi daha eğlenceli hale getiriyor. Diğer taraftan gerilimi de sürekli yüksek tutuyor. Bu aksiyonun seyircilerin hoşuna gideceğini düşünüyorum.
n Bu daha önce Türkiye’de denenmemiş bir format, öyle değil mi?
- Format bugüne kadar 25 ülkede kullanılmış, ama dediğiniz gibi Türkiye’de ilk olacak.
n Programın içeriğinden biraz söz edebilir misiniz?
- Her programda beş yarışmacı olacak. Zevkli ve tuhaf tarafı, yarışmacıların birbirlerine meydan okuyarak ilerledikleri bir yarışma olması... Bir soruyu kimin cevaplayacağına bilgisayar tarafından seçilmiş yarışmacı karar veriyor. Seçtiği kişi doğru cevap verirse yarışmaya devam ediyor.
n Yarışmacılar arasında ciddi çekişmeler olacak yani...
- Evet, yarışmacıların birbirlerinin zaaflarını tahlil etmeleri gerekecek.
n Siz aslında yönetmensiniz. Bu programı sunma fikri nasıl doğdu ve size "evet" dedirten ne oldu?
- Daha önce hiç böyle bir iş yapmamıştım. Televizyondan genelde uzak dururum. Ama bu format, daha önce de söylediğim gibi bana çok enteresan geldi. Birlikte çalıştığım insanlara güvenip teklifi kabul ettim. Umarım her şey yolunda gider...
n Yani kamera önüne geçmek istemiyordunuz...
- Evet, bu kendi tercihim. Kamera arkasında olmak bana daha çok zevk veriyor, daha üretken oluyorum.
n Şu anda neler yapıyorsunuz?
- "İyi Seneler Londra" filminin çalışmaları hálá devam ediyor. Sinema bir türlü bitmeyen bir iştir. Ayrıca yeni bir tiyatro oyunu var, onun hazırlıkları içerisindeyim.
n Aynı zamanda tiyatro oyunu yazarı olarak, Türk tiyatrosunun şu anki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Tiyatrocuların her zaman dertleri olur. Bu ülkede sanatla ya da başka herhangi bir üretimle uğraşan herkesin olduğu gibi... Tiyatronun mekan problemi var. Maddi destek sıkıntısı var. Ama bunlar ülkenin geneliyle ve ülkenin genel problemleriyle paralel giden şeyler... Tiyatronun problemini çözecek olan yine tiyatroculardır.
n Sizce, umut var mı?
- Ben tiyatronun gidişatından çok, aslında ülkenin gidişatıyla ilgileniyorum. Siyasette, ekonomide, modada, kadın-erkek ilişkilerinde gittiğimiz yerin çok iç açıcı olmadığını düşünüyorum. İnanıyorum ki, bir "Rus Ruleti" oynanmalı ve programdaki gibi bazen kapaklar açılmalı artık. Bazı kişiler, yarışmada söylediğim gibi "tarihin derinliklerine doğru yol almalı"...
Kaynak: hurriyet.com.tr
Sizler tabi daha yakından takip ediyorsunuz, çok daha iyi bilirsiniz ama ben tv de yeni bir yarışma programı daha başlıyor haberini aldığımda 'ay bu kaçıncı' dedim içimden. O gün elimde kumanda kanalları gezerken 'Rus Ruleti' yarışmasında durdum 1-2 saniye, tamda yarışmacılardan biri düşüyordu o esnada. İyi ki de durmuşum. Yarışmacının düşmesindeki şoku yaşarken birden sunucunun yüzümde gülümsememe neden olan replikleriyle karşı karşıya geldim. Oturup programı izlemeye başladım.
Ben bu adamı çok beğendim. Diğer sunuculardan farklı oluşunu beğendim. Ve beni o gece çok güldürdü. Sanırım gülmenin ne kadar değerli bir duygu olduğunu ve bana yaşattığı içinde. Ben sevdim bu adamı.
Porgramı yani 'Defakto' hala CNN de devam ediyormu acaba?
Sevgiler..
Sanirim o eski programlari ( Infoman ve defakto) coktan gösterimden kalkti. Sanmiyorum hatta, biliyorum, eminim:)
Aslinda ben de sizlere, bu programlarin görüntülerini (arsiv) nerden bulabilirim sizce diye sormak istemistim. Internette aradim ama su ana kadar basarili olamadim malesef.
Rus Ruleti'nin ilk programı pek hoşuma gitmemişti Berkun Oya açısından ama geçen gün baktım daha rahat görünüyordu. Bu kadar yarışma varken ortada çok da gerekli gelmediğinden bu format pek ilgilenmedim ancak Berkun Oya'nın kendine özgü enteresan sunumunu izlemek adına bakılma tabi :img-polic
öjeni, defakto 4 sene önce yayınlanan bir programdı. Yayınlanmıyor şu an maalesef.
bettyb, video konusunda hiç bir fikrim yok.Olsa keşke ben de isterim tekrar izlemek defakto'yu.
|
|