Tüm Versiyonu Göster : Avrupa Yakasi - Basinda Cikan Haberler
ayse:http://www.hurriyetim.com.tr/displayimage/0,,141901,00.jpg
‘Oha oldum’la parladı
Ekranın en şımarık, en saf, en patavatsız ama en sevilen karakteri o... Avrupa Yakası’nın ‘Selin’i Evrim Akın, rolü kadar ‘Oha oldum’ gibi herkesin diline yerleşen sloganlarıyla da gündemde. Genç oyuncu Elle dergisine konuştu, aşkından işine her şeyi anlattı.
- Oyunculuk serüveni nasıl başladı?
İzmir’de Konak Belediye Tiyatrosu’nun kurslarında tiyatroya başladım. Sonra lise tiyatrosunda oyunlar çıkarttım. Sahnede her şeyi unuttuğumu fark ettim. Ne buluğ çağı sorunları, ne derslerimin kötü oluşu, ne aşk vaziyetleri; hatta vücudumu bile hissetmiyordum sahnede. Bu yüzden oyunculuğu çok sevdim. Ardından Konak Belediye Tiyatrosu’nun kadrolu oyuncusu oldum. Bir de fark edilme arzusu vardı. Belki de bu işe başlamamın gerçek nedeni o. Çocukluğumdan beri böyle bir ilgi budalalığım var.
- Avrupa Yakası’ndan önce hangi projelerde yer aldın?
En çok önemsediklerim Nisan Yağmuru, Estağfurullah Yokuşu, bir de Bosch reklamı var.
- Avrupa Yakası dizisinin bu kadar çok tutulmasını neye bağlıyorsun?
Yüzde yüz yerli oluşuna... Senaristimiz Gülse Birsel’in zekasına ve seçtiği oyunculara. Herkes çok doğal, içten, ben de uyum sağlamaya çalışıyorum.
- Canlandırdığın Selin tiplemesi ilgi gördü. Hatta kimi lafların sloganlaştı... Bunların yaratıcısı kimdi?
Onları ben tavsiye ettim. O kadar çok böyle kız var ki çevremizde. Bunların 15-20 kelimelik dağarcıkları var, günü böyle kotarıyorlar. Hatta yaşamlarını böyle idame ettiriyorlar. ‘Kal geldi’, ‘Oha oldum’, ‘Falan yani’ derler. Ben bunları duyuyordum sokakta, ben yaratmadım yani. Sonra iyiymiş dedi Gülse, tipe bunu da ekledik.
- Yolun başında mısın?
Evet, çok başındayım. Daha neyim ki... Bana ‘Çok yeteneklisin’ diyorlar. Durun ya daha çok yeniyim.
-Yine de mesleğinle ilgili bazı prensiplerin oluşuyordur yavaş yavaş...
Tabii ki prensiplerim var. Ama bunlar soyunmam, öpüşmem, dokunmam gibi salak şeyler değil. Bu işi yapıyorsan eşek gibi her şeyi yapacaksın abi. İnsan sevişmiyor mu? Senin annen, baban sevişti ve sen oldun işte. Ama elbette ki her şey güzel ve estetik olmalı. Tabii ki pornoya dönmemeli, avamlaşmamalı, çirkinleşmemeli. Ama çıkıyor yeni oyuncular, ‘ben öpüşmem, sevişmem’... Hadi ya, yürü o zaman, bırak yapma bu işi. Mini etek giyip çıkıyorsun ama....
- İçinde bulunduğun sektörün biraz kurtlar sofrası olduğunu düşünüyorum. Bu seni ürkütüyor mu?
Yoo, alnım o kadar açık ki kimse kalkıp da benim için ‘Bu kız benim sayemde oldu’ diyemez. Bu piyasada ne akrabam vardı, ne dostum. Kendi kişiliğimi koruyabilen, ailesine laf getirmeyen bir birey olarak yetiştirildim.
- Ailen senin oyunculuğa yönelmeni nasıl karşıladı?
Memur çocuğuyum. Babam 17 yaşımdayken vefat etti. İzmir’de yaşıyorlardı o zaman. Ben burada para kazanmaya başlayınca annemi, kardeşimi yanıma aldım. Şimdi evin erkeği benim. Kardeşimi okutuyorum. Kendi halinde yaşayan bir aileyiz. Benden istedikleri tek bir şey var, o da ailemize hiçbir leke getirmemem.
- Uzun soluklu ilişkilerin oldu mu?
Tabii... 6 ay. Valla en uzunu o.
- Yalnızlık duygusu yaşamıyor musun? Kendine yeten birisin o halde...
Yalnızlığı seviyorum. İnsan alışıyor bir süre sonra. Çok aşık olmam lazım iyi davranmam için karşımdakine.
- Peki hiç aşık oldun mu?
Oldum. Kokusunu özlediğim bir adam oldu. Yatıyorsun yatağa, tam uykuya dalacaksın, onun kokusu geliyor. Bana bunu hayatımda bir kişi yaşattı.
- Bence sen ancak kendinden daha dengesiz birine aşık olabilirsin, boşuna dengeli birini arıyorsun...
Acayip dengesizdi. Ondan mı arızaları buluyorum ben? O özlediğim adam deliydi, deli. Hakikatli bir arızaydı, yani öyle benim gibi eften püften değil.
http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~436@nvid~448777,00.asp
ayse:
http://www.sabah.com.tr/2004/08/04/gny/im/4ADDEA8F0780D549AB7168E6b.jpg'Hayatımın en güzel dönemi'
"Avrupa Yakası"nın başarılı ve yakışıklı oyuncusu Levent Üzümcü'nün 18 aylık baba olduğunu biliyor muydunuz? Üzümcü çifti, çocuk sahibi olmaya nasıl karar verdiklerini ve bebekleri olduktan sonraki duygularını Bebeğim ve Biz dergisine anlattı.
Levent Üzümcü'yü ilk olarak "Biz Size Aşık Olduk" adlı televizyon dizisiyle tanıdık. Son zamanlarda da "Avrupa Yakası" dizisinde "Cem" karakteriyle, herkesin beğenisini kazanmaya devam ediyor. Çiçeği burnunda baba Levent Üzümcü ve anne Ebru Üzümcü'yle Bebeğim ve Biz dergisi çocukları üzerine konuştu.
* Eşinizin hamilelik döneminde neler yaşadınız?
Levent: O kilo aldı, ben de aldım. Bir gün kendimi televizyonda izlerken çok kilo aldığımı fark ettim. Ben tam bunu düşünürken babam aradı ve bana "Oğlum çok kilo almışsın" dedi.
* Anne olmak size neler hissettiriyor?
Ebru: O kadar yoğun bir duygu ki... Alışılmış bir söz olacak, ama hakikaten anlatılamaz. Hayatım boyunca üzerime aldığım işlerin altından kalkmışımdır, ama çocuk bakmak çok zor. Ama ona baktığım zaman kendimle gurur duyuyorum ve "Biz ne kadar güzel bir şey yapmışız" diyorum. Kendimi tamamlanmış hissediyorum, sanki bir bütünün parçası oldum. Benim için büyük bir mutluluk ve hakikaten gurur verici. Çocuk sahibi olmak sizi sorumlu bir dünya vatandaşı yapıyor. Çünkü şimdi dünya, onun da dünyası ve neler yaptığımız daha bir önem kazandı.
* Sizin uzmanlık alanınız nedir?
Ebru: Benim uzmanlık alanım aslında "Aile İçi Şiddet". Bu konu üzerine Amerika'da bir rehabilitasyon merkezinde, şiddete ve cinsel tacize maruz kalmış çocuklarla çalıştım. Her yaş grubundan çocuklarla; bebekliklerinden tutun, 18 yaşına kadar olan bütün çocuklarla birlikteydim.
http://www.sabah.com.tr/2004/08/04/gny/im/147AA808FC8ED542BCD90753b.jpg* Levent bey hamileliğinizde size yardımcı oldu mu?
Ebru: Hamilelik dönemimde Levent, sürekli yanımdaydı ve bana her zaman yardım etmeye hazırdı. Levent'ten asıl yardımı doğumdan sonra gördüm. Çünkü doğumdan hemen sonra ben ciddi bir depresyon geçirdim. Hakikaten çok zor bir dönemdi. O dönem Levent hakikaten büyük bir sabırla her an yanımdaydı. Sevgisini ve desteğini hep hissettirdi. Beni "Geçecek canım, bak birlikte başaracağız" diyerek sürekli teselli etti.
* Evden iki kişi çıkıyorsunuz ve kucağınızda bir bebekle üç kişi olarak dönüyorsunuz...
Levent: Ada'ya baktığım zamanlarda yabancılaştığım çok oluyordu. Hamilelik süresince bebeğin cinsiyetini bildiğimiz için bebeğin adını belirlemiştik. Kendimizi Ada'ya göre hazırlıyorduk. Artık ileri teknolojiler sayesinde de simasını görebiliyorsun. Sürekli bizimle var olmuştu ve o küçük kalp parçacığını gördüğümden bu yana kendimi hazırlamıştım.
* Neden 6 yıl sonra çocuk sahibi olmaya karar verdiniz?
Levent: Bu ikimizin aldığı bir karardı. Çevremizde bizimle birlikte başlayan ilişkilerin yüzde 95'i bitti. Bu yüzden ilk önce kendimizi tanımak istedik. Çünkü ikimiz de çok erken 23-24 yaşında evlendik. Ayrılan insanlara saygım var, beni yanlış anlamasınlar. Ama ilişki bitecekse o ilişkiyi kurtarmak için çocuk yapmanın bir anlamı yok.
* Çocuk sahibi olmak size neler kazandırdı?
Ebru: 5 saat uykuyla yaşayabileceğimi öğrendim. Dünyada ne kadar çok keyif alınabilecek ufak tefek şeylerin olduğunu fark ediyorsunuz.
Levent: Ada'dan öğrendiğim kadarıyla, çocuklar, kendi ayaklarının üzerinde durabilen ve kendi kararlarını alıp onların üzerinde diretebilen varlıklar. Onun o durumuna ne kadar saygı duyuyorsan, o da sana o kadar sevgi duyuyor.
http://www.sabah.com.tr/gny/gny107-20040804-200.html
Avrupa Yakası'nın başrol oyuncusu rejime başladı!..
130 kiloluk komedyen Ata Demirer, şağlık sorunları artınca diyet yapmaya karar Verdi!.. Troid bezlerinde sorun olduğunu söyleyen Ata Demirer sıkı bir rejime başladı!..
Özel bir yöntemle bir ayda altı kilo birden veren ünlü komedyen, "Dizi çekimleri yoğun geçiyor!.. Ben de kilolu olduğum için çok çabuk yoruluyorum. Bu yüzden yürümekte bile zorlanıyorum. Şişman halim sempatik ama sağlığım için kilo vermek zorundayım!.." şeklinde konuştu!
GÜLSE BİRSEL’İN KADERİNE BAK!.. PROGRAMINA SON VEREN KANALIN YILDIZI OLDU...
Geçtiğimiz Yıl, Gülse Birsel’in hayatında tam bir dönüm noktası yaşandı. Atv’de başarılı komedi-mizah programı "GAG"ı ahızralıp sunan Gülse Birsel, en iyi program ödülü aldığı gün, GAG yayından kaldırılmıştı. Şimdi, aynı kanalda, hem kalemiyle hem de oyunculuğuyla bir kez daha yıldızlaştı...
Atv’de önceki yıllar ilgiyle izlenen GAG programını hazırlayan Gülse Birsel, Magazin Gazetecileri Derneği 11. Altın Objektif Ödülleri törenide ödül aldığı gece, programı yayından kaldırılmıştı...
Gülse Birsel, yılmadı, didindi çalıştı ve yeni projeyle yine atv’nin yıldızı olmayı başardı. Senarist kimliğinin yanı sıra, oyunculuğuyla da izleyiciden tam not alan Gülse Birsel, son bir yıldır inanılmaz mutluluklar yaşıyor.
’Bilgisayar karşısında aynadan daha çok vakit geçiriyorum
Avrupa Yakası’nın ’Aslı’sı, reklamların ’Selma’sı, Günaydın’ın köşe yazarı Gülse Birsel...
Her perşembe sabahı herkes onları konuşuyor, onlarsa ekipçe izlenme rekoru kırmanın keyfini yaşıyor. Dizide bakımlı bir Nişantaşı kızını canlandıran Birsel, bakımına özen gösterdiğini ama temposu nedeniyle bilgisayara daha çok bakmak zorunda kaldığını söylüyor ’.
Artık herkes onu ’Avrupa Yakası’nın senaristi ve başrol oyuncularından biri olarak tanısa da, Günaydın’ın en renkli yazarlarından biri Gülse Birsel... Her perşembe sabahı diyalog belli: "Avrupa Yakası’nı seyrettin mi? Süperdi! Gülmekten kırıldııımmmmm"... Daha önce oyunculuk alanında bir deneyimi olmasa da, değme oyunculara taş çıkaracak kadar başarılı, esprili ve günlük hayatta başımıza gelen birçok detayı ekranlara yansıtabilen bir senarist Birsel... Tabii reklamlardaki başarısını da unutmamak gerek...
* Dizinin senaristi olarak tuttuğunuz karakter-karakterler hangileri?
Volkan’ı ve Şesu’yu yaratırken çok heyecanlandım. İkisinin patlayacağını biliyordum. Çok katmanlı karakterler, Volkan çok maskeli bir karakter. Sinan Çetin onu okuduğunda şöyle demişti: "Bu rolü oynayıp da star olmayacak adam çok yeteneksiz demektir."
* Ata Demirer olmasa da patlayacağını düşündüğünüz bir karakter miydi Volkan?
Ata hakikaten çok çok iyi yaptı bu işi. Tiplemeyi canlandırabilecek 5-6 isim vardı düşündüğümüz. Çok oyuncaklı ve eğlenceli bir karakter Volkan. Bazen rolün Ata’ya göre yazılıp yazılmadığı soruluyor. İlk üç bölüm, çekimler başlamadan yazılmıştı zaten. Şesu da aynı şekilde. Benim ilk yazdığım karakterdir Şesu. Onu yazarken çok heyecanlandım. Şimdiye kadar bizim gördüğümüz kapıcı, hademe, ofis-boy tiplemelerinden farklı bir karakter. Herkesten daha çok şehre adapte olmuş, daha çok metropol insanı. Her yere adapte olabilen, bir taraftan Anadolu’luğun iyi taraflarını almış, kendine göre prensipleri olan bir karakter."
[/img]http://www.magazinci.com/pic_lib/gulse_birsel_portre1.jpg
Kaynak:Günaydın
http://www.ucankus.com/img/sesu2.jpg
Hovardalık erken başladı!..
Avrupa Yakası’nda oynadığı “entel kro” tiplemesiyle ün kazanan Şesu yani Bülent Polat “Ün demek çapkınlık demek” parolasına uydu ve daldı gecelere...
İki tane güzelle bir barın girişinde yakalanan Şesu karşısında bizi görünce epey panikledi... Ama suratındaki alaycı sırıtma bu yakalanmadan memnun olduğunu açık seçik gösteriyordu... Reklamın iyisi kötüsü olmaz tabi...
http://www.ucankus.com/img/avrupayakasi3.jpg
EKRANLARIN SEVİLEN DİZİSİ “AVRUPA YAKASI” BU HAFTA TAHSİN BEY’SİZ YAYIMLANACAK!.. USTA TİYATROCU GAZANFER ÖZCAN, AŞIRI YORGUNLUKTAN HASTANELİK OLDU!..
“Avrupa Yakası”nda başrol oynayan, 'Kiralık Daire' adlı yeni bir tiyatro oyunu da hazırlayan Gazanfer Özcan, geçen hafta aşırı yorgunluktan hastanelik oldu.
Boynunda damar tıkanıklığı olduğu anlaşılan sanatçı, perşembe günü balon anjioplastisiyle sağlığına kavuştu. 74 yaşındaki oyuncunun yarından sonra evde istirahat edeceğini söyleyen eşi Gönül Ülkü, ilk gecesinde ertelenen 'Kiralık Daire'nin de aralık sonunda sahneleneceğini belirtti. Özcan, en erken 2 hafta sonra setlere döneceği için geçen hafta tekrarı yayımlanan “Avrupa Yakası” bu hafta 'Tahsin Bey'siz bir senaryoyla yayımlanacak.
Tahsin'e çok gülüyorum
Yılların tiyatro oyuncusu Gönül Ülkü Özcan, ilk kez eşini televizyondan izlemeyi tercih etti ve tam anlamıyla 'müptelası' oldu. 'Avrupa Yakası' isimli dizide eşini evin babası 'Tahsin' rolüne çok uygun bulan ve Hümeyra'yla da yakıştıran Gönül Ülkü, "Ama Gazanfer evde Tahsin kadar kolay değil" diyor.
Eşini televizyonda izlerken çok gülüyor Gönül Ülkü Özcan. "Gazanfer'le Tahsin birbirlerine çok benziyor" diyor. Hümeyra'yı da çok beğeniyor. Eşimin yanında keşke ben oynasaydım diye geçirmiyor bile aklından. Hem zaten o, 'Avrupa Yakası'nın müptelası olmuş, çok eğleniyor.
* Tahsin Bey karakterine çok gülüyorum. Gazanfer'le Tahsin birbirlerine çok benziyor. Gerçek hayatla örtüşen yanları hemen hemen var gibi. Gazanfer de titiz, çocuklarına Osmanlıca davranan, biraz muhafazakar bir insan. Ama Gazanfer dizideki kadar şen şakrak değil, evde biraz zordur. Bunda geçirdiği hastalıkların da etkisi var. Mesela sesi kısıldığı zaman biraz sinirli oluyor. Bir de biraz da simetri hastalığı vardır.
* Gazanfer Özcan ve Gönül Ülkü Özcan'ı 16 yıl 'Kuruntu Ailesi' isimli dizide birlikte izledik. Ancak uzun süredir ikiliyi televizyon ekranlarında birlikte göremiyoruz. Gönül Ülkü, boyun damarlarındaki daralmadan dolayı iki sene önce ciddi bir rahatsızlık geçirdiği için gelen teklifleri reddediyor.
* İç karartıcı ve ızdırap verici şeyler bana iyi gelmiyor. 'Avrupa Yakası'nda çok eğleniyorum. Bu dizinin bu kadar sevilmesindeki en önemli neden bence Türkiye'nin tıpkı 'Kuruntu Ailesi'nde olduğu gibi bu aileyi de bağrına basması. Bir de oyuncuların hepsinin yüksek tahsilli olması ve birkaç dil biliyor olmaları gibi nitelikler de diziye belli bir kalite getiriyor.
* Gülse Birsel'in kullandığı dile ve gözlemlerine hayranım.
* Hümeyra'nın oynadığı karakteri keşke ben oynasaydım diye bir şey geçmiyor aklımdan. Çünkü kendisi çok güzel oynuyor. 50 senedir zaten Gazanfer'le birlikte oynuyoruz, öyle bir duygu olmaz bizim için. Artık biraz da ayrı ayrı oynamak istiyorum. Hümeyra'yı hayranlıkla izliyorum. Hatta diziden sonra ona 'Hümeyracığıma' diye övgü dolu özel notlar yazıp gönderiyorum.
* Beni ve Gazanfer'i hayata bağlayan oyunlarımız, tiyatromuz... Doktorlar da zaten öyle söylüyor; 'Siz gidin de bir an önce başlayın oyunlarınıza tiyatroda. Başka türlü iyi olacağınız yok'.
http://sabah.com.tr/2005/01/26/gny/im/0505D56D6E59FB47A6EFA533b.jpg
http://sabah.com.tr/2005/01/26/gny/im/406B8C1AC4D83B4DBAC9A15Bb.jpg
mystery_girl 09-02-05, 11:37 Röportaj
Reklamlardaki kız ünlü oldu
Avrupa Yakası'nda moda editörü rolünde izlediğimiz Hale Caneroğlu aynı zamanda İstanbul Gelişim Orkestra'sında solist. Oyuncu 30 yıla çok şey sığdırmış, meyvelerini ise yeni yeni topluyor.
Hale Caneroğlu'nu Avrupa Yakası'nın deli dolu moda editörü olarak tanıdık. Ama onunla karşılaşınca ben seni bir yerden tanıyorum ama nereden hissine kapılmamak imkansız. Çünkü Hale, şimdiye kadar defalarca reklam filmlerinde oynamış. Örneğin Doritos reklamında cipsleri sosa batırıp hapır hüpür yiyen kız desem, hııııı! diyeceksiniz. Dolmabahçe Sarayı'nın önündeki parkta çekim yapıyoruz. Malum millet Saray'ı gezerek kültürel aktivitede bulunmanın verdiği gönül rahatlığıyla biraz da magazin diyerek çekimin başından sonuna kadar bizi izledi. Herkes o muydu, bu muydu, Avrupa Yakası'ydı filan derken Hale'yi tanıdı.
İstanbul?a dönünce neler yaptınız?
Dizi görüşmeleri çok oldu ama ünlü bir yüz olmadığım için bir türlü istedğim projede yer alamadım. Reklam filmlerinde oynamaya devam ettim. 1.5 yılda 14 adet reklam filmi çektim. Sonra bir gün Avrupa Yakası projesini duydum ve kendim aradım. Gülse Birsel de Doritos reklamlarındaki kız diye beni arıyormuş zaten. Çok iyi denk geldi ve rolü aldım.
Görüşmelerden olumsuz cevaplar almak sizi demoralize etti mi ya da döndüğünüze pişman oldunuz mu?
Döndüğüme hiç pişman olmadım. Altı-yedi ay alışma dönemi geçirdim. New York ve İstanbul çok farklı. Oradaki ve buradaki iş ve disiplin anlayışları çok farklı. Orada bir barda çalışabilirsiniz, garsonluk yapabilirsiniz. Bütün oyuncular bunu yapar. Burda bunu yaptığınız takdirde imajınız zedelenir ve size iyi rolleri bile vermezler.
O günlerde burada nasıl geçindiniz?
Süründüm. Aylarca arkadaşlarımın salonlarındaki koltuklarda yattım. Bavullarım, eşyalarım üç ayrı yerdeydi. Sonra reklam filmi çekmeye başladım. Yedi-sekiz ay hiçbir şey çekemedim. Perişan oldum, kredi kartının canına okudum. Aileme de yüklenmek istemedim. Çok ağır geldi o yaştan sonra. Yine anneciğim sağ olsun elinden geleni yaptı, telefonumu yeniledi, faturalarımı ödedi. Bir süre sonra çocukluk arkadaşımın yanına taşındım. Kira ödemeden kendi ayaklarımın üzerinde durmaya çalıştım. Geçen aralık ayına kadar çok zor bir süreç geçiriyordum. Ama hiç pes etmedim, Oturup ağladığım ve ''Allahım ben bir gün başaracak mıyım, olacak mı?'' dediğim günler çok oldu. Yirmi beş yaşından sonra oyuncu olmaya karar verdim ve bu işi başaracağıma inandım. Zengin bir ailem olmadığı halde Amerika'ya gittim, herkes benimle dalga geçerken ben hepsini başardım. Birgün Türkiye'de tanınacağım, iyi bir dizide iyi bir rol oynayacağım, şarkı söyleyeceğim dedim ve oldu. Şu an Türkiye'nin en popüler dizisinde çok cici, sevimli bir rolüm var. Türkiye'nin en saygın orkestrası olan Gelişim Orkestrası'nda bir yıldır solistim ve yetişiyorum. Sabrettim ve başardım.
İstanbul Gelişim Orkestrası'na girmeniz nasıl oldu?
Bundan bir buçuk yıl önce Melih Kibar yeni sesler ve yetenekler arayışı içindeymiş. O dönemde beni birisi Melih Kibar'a götürdü. O günden sonra Melih Kibar benim ''Melih Babam'' oldu. Beni yetiştirdi, eksiklerimi gidermeye çalıştı. Gelişim Orkestrası'nda o sırada yeni solist arayışı varmış. O da bunu duymuş ve beni önermiş. Ben de Garo Mafyan'ın evine gittim. Melih Babam, Atilla Abi (Özdemiroğlu) hepsi oraya geldi ve ben de onlara şarkı söyledim. O gece bir nevi eleme yaptılar. Sesimi beğendiler ve orkestraya girdim. Şu anda süper bir solist değilim ama yetişiyorum. Onların önünde şarkı söyleyebilmek onlarla yetişmek çok büyük bir ayrıcalık.
http://www.elele.com.tr/roportaj/00245/imperiaflex_0_0_0.jpg
mystery_girl 09-02-05, 11:41 'Yeteneksiz kız' artık şöhret oldu
'Senden bir şey olmaz' diyerek lisedeki tiyatrodan, 'yeteneksizsin' diye Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nden atıldı ama herkes onu konuşuyor
İlknur Gülmez
Oynadığı "Avrupa Yakası" adlı dizide Tiki Selin karakteriyle dikkatleri üzerine çeken Evrim Akın, dizi sayesinde artan popülaritesinin mutluluğunu yaşıyor. Lise yıllarında öğretmeni tarafından "Senden hiçbir şey" olmaz diyerek tiyatro grubundan, "yeteneksiz" olduğu gerekçesiyle de Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nden atılan Akın'la konuştuk:
Oyunculuğunuzu siz nasıl buluyorsunuz?
Nasıl bir oyuncu olduğumu bilmiyorum. Beş yıl önce bir anda kendimi sette kamera karşısında buldum. Herkes beni yetenekli olarak görüyor ama ben öyle görmüyorum. Daha yolun başındayım. Bu kadar popüler bir dizide başka biri olsaydı 'Tamam ben oldum artık oyuncuyum' derdi. Ama ben oyuncu değil, oyuncu adayıyım. Bu mesleği hakkıyla yapmak için ise benden istenilenleri yapmak zorundayım.
Dizide kullandığımız "Oha falan oldum, kal geldi" gibi sözcükler herkesin dilinde. Rolünüze hazırlanırken özel bir çalışma yaptınız mı?
Diziye başladığımda tiki bir kızı oynayacağımı söylediler. Çok yakın bir tiyatrocu arkadaşım sürekli o insanların taklitlerini yapıyordu. Ben de Gülse Birsel'e gidip, 'Bu tarz kızların kelime dağarcığı geniş değil. 10 kelimeyle günü tamamlarlar. Onların söylediği 'Oha falan oldum yani' kelimesi var. İstersen bu kelimeyi de senaryoya koyalım' dedim. Gülse Birsel de 'Güzel olur' diyerek kabul etti. Ve dizide o kelimeyi kullanmaya başladık. O günden sonra da bu konuşmalar herkesin diline yapıştı.
Nasıl tepkiler alıyorsunuz?
Sokakta yürürken insanlar beni gördüklerinde gülümsüyor. Ama bu duruma çok alışık olmadığım için ilk başlarda çok yadırgadım. İlk zamanlar sokakta bana baktıkları zaman 'Neden böyle bakıyorlar, acaba kötü bir şey mi yaptım?' diye kendimi bir hafta eve kapattım. Aslında paranoyak biriyim. Yolda yürürken insanların beni tanıdığını unutuyorum.
Sarışın ve aptal bir kadını oynadığınız için size o yönde yaklaşanlar oluyor mu?
Hayır, hiç rahatsız edici tepki almadım. Zaten gerçek saç rengim koyu. Dizi için saçımı boyadıklarında ağladım. Tarzım değil, doğal olmayan herşeye karşıyım. Sarı saçlarımla aynaya baktığım zaman sanki başka birini görüyorum. Bu nedenle dizi tatile girer girmez saçlarımı eski saç rengime boyattım.
http://www.milliyet.com.tr/2004/06/28/magazin/resim/amag.jpg
Annem ve kardeşim için yaşıyorum
Röportaj: Rıza ÖZİŞ
‘Avrupa Yakası’ dizisinin haşarı kızı Selin rolünü başarıyla canlandıran genç oyuncu Evrim Akın, ‘Aslında çok tanınmak fazla umurumda değil’ diyecek kadar cesur! Akın için yaşamanın tek amacı, annesi ve kardeşi.
Devamlı gülen bir yüz, yerinde duramayan hiperaktif bir kişilik ve ne tarafa baktığı belli olmayan fırıl fırıl dönen gözler... Evrim Akın’la birlikteyken sanki kuvvetli bir mıknatısın çekim alanına girmiş gibi hissediyorsunuz kendinizi.
- Tiyatroyla nasıl tanıştınız?
1979 Ankara doğumluyum. Babamı 17 yaşında kaybettim. Annem ve 20 yaşındaki erkek kardeşim Selçuk’la birlikte yaşıyoruz. Benim hayattaki tek yaşama amacım annem ve kardeşim. Tiyatroya yıllar önce İzmir’de, Konak Belediye Tiyatrosu’nda kursiyer olarak başladım. Lise yılları sonrasında ise tiyatro aşkı beni İstanbullu yaptı. Mimar Sinan Üniversitesi’nde sınavlara girdim ama kazanamadım. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ni burslu olarak kazandım, ama oradan da atıldım.
- Peki daha sonra nasıl var oldu Evrim Akın?
Oyunculuk kariyerim ‘Nisan Yağmuru’ adlı TRT’ye çekilen bir dizi ile başladı. Daha sonra ‘Estağfurullah Yokuşu’ benim televizyon oyunculuğunu gerçek anlamda yaptığım ilk işim oldu.
- Avrupa Yakası, oyunculuk hayatınızda bir mihenk taşı mı?
Evet, en azından buradaki işimi sevdiğim, birlikte olmaktan mutluluk duyduğum insanlarla yapıyorum. Ve bu yüzden de kendimi çok şanslı sayıyorum. Bu iş benim çıkış noktam oldu!
- Artık bütün Türkiye’nin yakından tanıdığı bir kişi oldunuz, nasıl hissediyorsunuz kendinizi?
Sokaktaki insanların bana ‘Aaaa Selin’ demesi, doğrusunu söylemem gerekirse pek de umurumda değil! İşimin tadını çıkarıyorum.
- Gelecek için projelerinizden bahseder misiniz?
Şimdiden belirlenmiş projelerim yok. Ama ilerisi için en büyük hayalimi soracak olursanız... Bir gün bu işin eğitimini almış arkadaşlarla birlikte tiyatro kurmak istiyorum.
- Size de sormasak olmaz! Oyunculukta kurallarınız var mıdır?
Ben her rolü kabul eden bir oyuncu olmak istemem. Eğer bir rol beni doğallıktan, estetikten uzaklaştıracaksa, yani beni avamlaştıracaksa o rolü kabul etmem. Ama onun haricinde mızmızca şeyler söylemek bir oyuncunun yapacağı şeyler değil!
En uyumlu ekip biziz
Gazanfer Özcan gibi bir deryanın yanında olmak, Hümeyra gibi hayatın hep güzel yanlarını görmeyi ilke edinmiş bir kadınla yan yana, aynı koltukta oturmak ve onlarla aynı havayı solumak, benim için hayatımın en büyük ödülü... Ve biz burada sen tiyatrocusun, ben televizyoncuyum ayrımı da yapmıyoruz. Gülse Birsel yazıyor, hem kendisi, hem bizler elimizden gelenin en iyisini yapıp, rollerimizi oynuyoruz.
http://www.hurriyetim.com.tr/displayimage/0,,175952,00.jpg
kaynak:http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~436@nvid~535561,00.asp
mystery_girl 12-02-05, 18:03 * Avrupa Yakası Muhteşem kadrosu ve eğlenceli öyküleriyle ekranlarda kahkaha fırtınası estiren, çok sevilen ve izlenen Avrupa Yakası'nı atv'de çarşamba akşamları izlemek şart! Dizinin başrol oyuncularından Aslı, modadaki son trendlerin sıkı takipçisi.Her zaman şık olmayı başarıyor. Aslı'nın dizideki ofis kıyafetleri Park Bravo'dan. Ev kıyafetleri ise Nike ve Lacoste'tan. Diğer oyunculardan Selin rolündeki Evrim Akın, Fatoş rolündeki Şenay Gürler ve Yaprak rolündeki Hale Caneroğlu da yine moda trendlerini takip ediyor. Selin'in kıyafetleri Adil Işık, Fatoş'un kıyafetleri Morgan, Artistic ve Lilies, Yaprak ise Topshop ve FCUK'dan. Tüm oyuncuların ayakkabıları Hotiç ve Nine West, takılar ise Reminiscence ve Zerrin Özer'in kendi tasarımları... Avrupa Yakası için kostüm görevi Kerem Bozok'un.
http://www.sabah.com.tr/2005/02/12/cpsabah/im/F8927B4FC0AF22408B7973DEb.jpg
Yeni başlayan bir serüven
Evrim Akın
Genç oyuncu Evrim Akın, ilgiyle izlenen Avrupa Yakası dizisindeki Selin karakteriyle büyük beğeni topluyor. Evrim Akın ile dizi setinde, oyunculuk ve yakaladığı başarı üzerine keyifli bir söyleşi yaptık...
Oyunculuğa başlamanız nasıl oldu?
İlk olarak kendimde, fark edilme ve takdir edilme duygusunun ağır bastığını hissettim. Bunun bir çıkış noktası olmalıydı. Bu da alkış alabileceğim yer olarak sahne üzeriydi... Daha sonra kurslarla ilk adımı atarak, İzmir Konak Belediye Tiyatrosu'nun kadrosuna alındım ve çeşitli oyunlarda rollerim oldu. Bu sırada Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nin sınavlarına girdim ve kazandım. Ancak bir yıl sonra başarısız bulunduğum gerekçesiyle çıkarıldım. O dönemde geçinmek için birçok dizi film ve çizgi filme dublaj yaptım. İlerleyen zaman içinde dublaj sektörü düşüşe geçince maddi olarak da yetersiz olmaya başladı. İşte o arada bir yandan televizyon oyunculuğuna da yakınlaştım.
İlk dizi çalışmam Nisan Yağmurları ile televizyon dünyasındaki oyunculuk serüvenim başlamış oldu. Televizyon oyunculuğunun söylendiği gibi insanı yıpratacak bir yanının olmadığını düşündüm. Öyle olsaydı bugün Hümeyra Akbay ya da Gazanfer Özcan televizyonda olmaz, bu işi yapmazdı.
Dublaj çalışmalarınız oyunculuğunuzu da güçlendirmiş olmalı...
Ses eğitimi ve karakter anlamında çok büyük katkıları oldu. Sonuçta her çalışmada farklı bir karakteri seslendiriyordum. Bir gün cadıyı konuşuyorsun bir gün tavşanı ya da başka bir şeyi... Ben bugün çizgi film seslendirmesi yapmasam da çizgi film izlemeyi çok seviyorum. Çünkü oyunculuk adına da çok önemli olduğunu düşünüyorum.
http://www.etietieti.com/images/etidunyasi/etidunyasi_photo_eakin3.jpghttp://www.etietieti.com/images/etidunyasi/etidunyasi_photo_eakin1.jpghttp://www.etietieti.com/images/etidunyasi/etidunyasi_photo_eakin2.jpg
Dizideki başarınızı neye bağlıyorsunuz?
Ben harika bir ekibin içinde olduğum için, bugün daha da cesaretlendiğimi söyleyebilirim. Çünkü ilk bölümlerde bu kadar iyi hissetmiyordum kendimi. Hümeyra Akbay ve Gazanfer Özcan gibi isimler her anlamda bize yardımcı oluyorlar. Yeri geldiği zaman biz gençlerin söylediklerini de kabul edebilen olgun insanlar... Dizideki başarı bir ekip başarısıdır. O anlamda bu sette star yok. İşimizi yapıyor ve eğleniyoruz. Ekipteki insanlarla rahat olduğum için, bunun da yaptığım işe yansıması olumlu oluyor ve takdir ediliyorum. Bu başarıda yönetmenimizin de büyük payı var. Çünkü o beni rahat bırakmasaydı, stresin ve sıkıntının olduğu bir set ortamı kursaydı, dizideki tiplemeyi çıkaramazdım.
Dizideki karakteriniz ilk bölümlerde bugünkü kadar baskın bir karakter değildi. Selin'in kendini bulmasında rahat çalışma ortamının da bir etkisi oldu mu?
Kesinlikle var. Her şeyden önce yönetmenimiz işimizi ciddiye aldığımızı biliyor. O nedenle bizleri sette rahat ve özgür bırakıyor. Dolayısıyla bu oyunculuğumuzu da etkiliyor. Bu kadar rahat bir ortamda çalıştığım için rolü daha iyi ele aldım, daha iyi canlandırıp daha iyi seslendirdim. Dediğiniz gibi karakter zamanla kendini buldu. Bunun sonucunda da bugüne gelindi...
Selin'le benzeşen yönleriniz var mı?
Bende renkler var ve ben bu renkleri elimden geldiğince rolle bağdaştırıp sunmaya çalışıyorum. Selin'in rengi de var ama Selin'in birebir aynısı yok. Zaten hem sosyolojik hem de psikolojik açıdan çok farklı karakterleriz. Ama Selin'in havası tabii ki olacak. Hep söylerim ben tek bir kız değilimdir, tuhafımdır diye. İkizler burcu olduğum için bir bedende kırk karakter gibiyimdir. Nasıl uyanırsam öyle gidiyor. Şunu söyleyebilirim ki Selin'in o enerjisi içimde var...
Size göre oyunculuğun gücü nerede gizli?
Bence oyunculuğun gücü geldiğiniz yerde gizli. Ben annemin ve babamın çocuğu olmaktan çok mutluyum. Babamın tarafı askerken, annem Doğulu bir kadınıdır. Ben her iki sınıfı da görerek büyüdüm. Çok uç sınıfları da gördüm ve çocukluğum boyunca da gözlemledim. Halen gözlem yaparım. Çünkü oyunculuk gücünü buradan alıyor.
Oyunculuğun zor yanları nelerdir?
Çekim saatleri uzadığı zaman fiziksel yorgunluğu oluyor tabii ki ama çok değil. Daha çok zihinsel bir yorgunluk yaşıyoruz... Çünkü olmadığın bir şey oluyorsun. Normal hayatında kendine ait değerlerin, hayata bir bakış açın var. Bir anda kahkaha atman ya da ağlaman isteniyor. Bu da insanın ruhunu yoruyor açıkçası. Ama yine de işimi çok keyif alarak yapıyorum. Düşündüğümde başka bir iş yapamayacağım sonucuna varıyorum. Annem babam memurdular. Ben olamazdım, çok sıkılırdım herhalde...
Hedefleriniz ve projelerinizden neler?
İyi işlere imza atmak, beni bir adım ileriye götürecek kaliteli insanlarla çalışmak istiyorum. Bir de keyif almalıyım. Kamera arkasında eğlenmeliyiz, dram da çeksek... Henüz yolun çok başındayım. Öğreneceğim çok şey var. Her şeyden önce oyunculukta her an gelişime ihtiyaç duyuluyor. Bu noktada içinde bulunacağım keyifli projelerle oyunculuğumu geliştirmek istiyorum.
Şu anda Avrupa Yakası'nın ve reklam çalışmasının dışında herhangi bir proje yok. Teklifler var fakat dizideki rolüme zarar vereceğini düşündüğüm için kabul etmiyorum. Tabii ki zaman geçtikçe farklı projeler içinde yer alacağım.
Evrim Akın bir gününü nasıl geçiriyor?
Çekimlerin dışında zamanımın büyük bir kısmı söyleşilerle geçiyor. Bunun için daha çok üniversitelere gidiyorum. Kalan zamanda arkadaşlarımla birlikte olmayı tercih ediyorum. Genelde evde buluşuyoruz. Sinemada ya da evimde film izlemeyi çok seviyorum. Vizyonda kaçırırsam mutlaka evde izlemek için alıyorum. Son dönemdeki tutkum ise arabayla gezmek...
"Bende renkler var ve ben bu renkleri elimden geldiğince rolle bağdaştırıp sunmaya çalışıyorum."
http://img261.imageshack.us/img261/8121/image22ks.jpg
Vatan Gazetesi Yüksel Aytuğ
Avrupa Yakası'nda ince hesap hataları var
İzlerken büyük keyif aldığım 'Avrupa Yakası'nın yeni sezondaki ilk bölümünde yine karamsarlığa kapıldım. Aynen ilk izlediğim gibi... O zaman demiştim ki 'Şimdi çok hoş. Ama belli bir zaman sonra tekrarlar başlayacak. TV seyircisi dergici kızların kendi aralarında kurduğu farklı dünyayı anlayamaz. Belli zaman sonra sıkılırlar. Neyse ki yakışıklı genel müdür ile Gülse Birsel arasındaki aşk macerası ve Ata Demirel'in çizdiği kent delikanlısı tipi monotonluğu kurtardı. Tam tersi herkesi hep güldürdü. Zaten sitcom üçünün çevresinde döndü. Yeni sezonda ise 'mutlu son' var. Kardeşini devamlı kıskanan, 'uzun' dediği eniştesine sataşan, mahallenin sert delikanlısı otomatik olarak düştü. Dergiye gelen görgüsüz idare müdürü ise üç beş dakika sonra tekrar oldu. Kusura bakmasınlar ilk bölüme kimse gülemedi. İki hafta böyle devam ederse...
Bugün Gazetesi- Aykut Işıklar
http://www.sabah.com.tr/2005/10/26/gny/im/EFCC7436F8516F46B4FA2311d.jpg
20:00 Avrupa Yakası
Japonlar'ın muhallebicinin altında bulduğu petrol Volkan'ın hayatını değiştiriyor. Doğum günü unutulan Tahsin umutla hatırlanmayı bekliyor. Aslı'nın ise sürpriz bir sevgili adayı var
Çarşamba ekranının zirvesinden inmeyen, Türkiye'yi güldüren "Avrupa Yakası" yeni bölümleriyle ve tüm eğlencesi ile sürüyor. Dizinin bu akşam yayımlanacak bölümüne ünlü sanatçı Emre Altuğ ve Japon Oyuncu Ayumi de konuk olarak katılıyor. İşte bölüm özeti: Babanın doğum gününü aile fertleri, günlük koşuşturma içinde unutmuşlardır. Tahsin Bey bütün hafta umut ve sabır içinde bekler.
SÜRPRİZ PARTİ
Herkesin aklı başına doğum günü gecesi gelir! Acaba her şey için çok mu geçtir, yoksa alelacele süpriz bir parti yapılabilecek midir? Japonlar muhallebicinin altında uydu aracılığıyla petrol bulup Volkan'la görüşmeye gelirler. Ancak petrolün çıkması için dükkanın yıkılması gerekmektedir. Bu kadar büyük bir operasyon babaya çaktırmadan nasıl yapılacak ve Volkan'ın Japonlar'la ilişkisi ne olacak? Aslı artık yeni birileriyle tanışmaya hazır olduğunu söyler ve ofis teki kızlarla sevgili adayların teker teker görüşmeye alınmasına karar verilir! Ancak adaylardan biri büyük bir süprizdir!
atv 20.00
Kaynak: http://www.sabah.com.tr/gny/tel01-200.html#1
TELE - BAROMETRE
26 EKİM 2005 ÇARŞAMBA
No Program Adı Kanal Rating (%) Share (%)
1 ASK OYUNU [NET] ATV 8,30 24,40
2 YAGMUR ZAMANI [NET] SHOW 6,50 17,70
3 GUMUS [NET] KAND 6,30 17,80
4 AVRUPA YAKASI [NET] ATV 5,90 16,50
5 STAR ANA HABER BULTENI [NET] STAR 5,60 17,60
6 HIRSIZ-POLIS [NET] KAND 5,40 15,40
7 CENNET MAHALLESI (TKR) [NET] SHOW 5,20 20,10
8 YANIK KOZA [NET] SHOW 5,10 15,20
9 EN SON BABALAR DUYAR [NET] STAR 4,90 13,80
10 ATV ANA HABER BULTENI [NET
TELE - BAROMETRE
HEDEF KİTLE : A/B
26 EKİM 2005 ÇARŞAMBA
No Program Adı Kanal Rating (%) Share (%)
1 AVRUPA YAKASI [NET] ATV 7,80 25,30
2 ASK OYUNU [NET] ATV 7,10 23,60
3 GUMUS [NET] KAND 6,30 20,80
4 STAR ANA HABER BULTENI [NET] STAR 5,80 21,30
5 ATV ANA HABER BULTENI [NET] ATV 5,30 19,40
6 YANIK KOZA [NET] SHOW 4,80 16,30
7 HIRSIZ-POLIS [NET] KAND 4,80 15,70
8 YAGMUR ZAMANI [NET] SHOW 4,80 15,30
9 YA SUNDADIR YA BUNDA (FINAL) ATV 4,50 18,80
10 ATV SPOR HABERLERI
Kaynak: http://www.ucankus.com/ratingler.asp
http://www.sabah.com.tr/2005/11/02/gny/im/E862FCCAEE6DC945B13EF5C6d.jpg
20:00 Avrupa Yakası
Tahsin Bey, Aslı ve Volkan'a bayramı evde geçirmeleri için baskı yapınca kıyamet kopuyor... Bu arada Şeşu'nun köyden gelen sürpriz sözlüsü ortalığı karıştırıyor.
Çarşamba ekranının zirvesinden inmeyen "Avrupa Yakası" bu akşam 'bayram özel' bölümüyle karşınıza geliyor. Devin Çınar'ın konuk oyuncu olarak yer alacağı dizinin 66'ncı bölümünde Aslı ve Volkan'- ın bayram günü evden kovulmalarını ve Şesu'nun sürpriz sözlüsüyle aralarında yaşanacak olayları izleyeceksiniz.
TELAŞ BAŞLIYOR
İşte bölüm özeti: Sütçüoğlu Ailesi bayram için hazırlanmıştır. Anne ve baba üç gün boyunca giyinip kuşanıp, misafir ağırlayarak klasik bir bayram geçirmek isterken Aslı ve Volkan'ın dışarıda bambaşka planları vardır. Tahsin Bey çocukların evden çıkmasını yasaklayarak geleneksel bir bayram kutlaması sağlamaya çalışır. Ancak Aslı ve Volkan bütün bayramı zehir eder. Sonunda Tahsin Bey, çocukları evden kovar. Bakalım Aslı ve Volkan'ı özgür yaşamlarında neler beklemektedir? Bu arada Aslı'nın Cem'le görüşmesi kesinlikle yasaklanmıştır. Cem'in ailesi de Aslı'ya artık pek sıcak bakmamaktadır. Cem ve Aslı bu ani düşmanlığın nedenini bir türlü anlayamazlar. Gizli sebep acaba nedir? Öte yandan Şesu'ya, memleketinden evlenmesi için bir kız yollanır: Yaşar!
KIZLAR İŞE KARIŞINCA
Şesu'nun Anadolu'nun bağrından kopup gelmiş Yaşar'la değil evlenmeye, tokalaşmaya bile niyeti yoktur. Ofisteki kızlar ise Yaşar'a acıyıp el birliğiyle onu Şesu'nun beğeneceği bir Nişantaşı kadını haline getirmeye çalışırlar. atv 20.00
Kaynak: http://www.sabah.com.tr/gny/tel01-200.html#1
Ne mankenim ne şarkıcı niye medyatik olayım
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/759388.jpg
Gözde YILMAZ
‘Avrupa Yakası’nın Kubilay’ı Vural Çelik, şöhrete inat medyadan uzak bir yaşam sürüyor. Kalabalıklardan ürktüğünü söyleyen oyuncu, ‘Ben ne şarkıcıyım ne de manken... Her gece birileriyle bara da gitmiyorum. Bu şartlar altında medyatik olamam’ diyor.
Tiyatro eğitimi aldınız mı? İsterdim ama alaylı diye tabir ettiğimiz oyunculardanım. - ‘Kubilay’ karakteri sayesinde herkesin tanıdığı biri haline geldiniz. Bu başarıyı ve popülariteyi koruyabileceğinize inanıyor musunuz?
Ben her eserde Vural Çelik’in farklı bir yönünü ortaya çıkarmak isterim. Yani bir daha Kubilay olmam. Kendimi kabullendirebilmem için başka roller lazım. Beni izleyenler, ‘Ben bu filmi daha önce görmüştüm’ dememeli. Halkı başka bir karakterle de güldürebilirim.
- Önce yan karakterdin, çok nadir görüyorduk sizi dizide. Şimdi ise her bölüm rolün var.. Nasıl gelişti Kubilay karakteri?
Aslında bu dizide rol almam tamamen tesadüfi. Bir gün Ata Demirer ‘Küçük bir rol var, sen oynar mısın’ dedi. Memnuniyetle kabul ettim. Ben Kubilay’ı canlandırırken Gülse Birsel de beni destekledi. Derken Vural Çelik doğaçlamalar yaptı. Bir gün ‘Gördüm seni’ dedi. Birsel beğenerek ‘Evet, bunu kullanalım’ dedi. Başka bir gün Kubilay kötü bir espri yaptı ama çok güzel olduğunu iddia ederek ‘Biri beni durdursun canım’ı senaryoya ekledi. Böylece Kubilay karakterini oturttuk.
BENİ YETİŞTİRENLERE İHANET ETMEYECEĞİM
- Kubilay karakterine çok şey katmışsınız. Peki gerçekte Kubilay’la aranızda benzerlikler var mı?
Ben çok duygusal, azla yetinmesini bilen, ihtirassız, magazin camiasından olmayan, halktan biriyim. Halk olabiliyorsan aktör de olabilirsin. 1989’dan beri tiyatro sahnesinin tozunu yuttum. Buralara gelebilmem için elimden tutan insanlara ihanet etmemem gerek. Ne oldum delisi olursam, beni toprak altından çıkarıp şekil veren o insanlara ihanet etmiş olurum. Ben ne şarkıcıyım ne de manken... Medyatik olamam ki! Her gece birileriyle bara da gitmiyorum. Bir arabam ve evim bile yok!
- Kimlere ihanet etmek istemezsiniz mesela?
Necati Akpınar ve Yılmaz Erdoğan’a minnettarım. BKM oyuncusu olmak benim için gurur meselesidir. Onlardan ‘Seninle gurur duyuyoruz’ cümlesini duyduğum için gözüm arkada kalmaz. Yarın diziden çıksam bile fark etmez. ‘Bir Demet Tiyatro’da oynamam, ‘Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü’ gibi 15 ödül alan bir oyunda yer almam, çok güzel bir duygu.
- Gülenay karakteri kısa zamanda belki de Kubilay’dan bile çok sevdirdi kendini...
Kubilay kendisini çok yukarılarda gören bir karakter, Gülenay ise halka daha yakın. O bakımdan beni daha çok anlatıyor. Babam bizi terk ettiğinden beri çok zor günler geçirdik. Hálá annemle yaşıyorum. Kubilay karakterini besledim ama Gülenay’ı kendi hayatımdan bir parça gibi yaşadım.
- Peki set haricinde nerelere gider, nasıl zaman geçirirsiniz?
Reina’ya, Laila’ya hiç gitmedim. Bu oraların gidilmeyecek yerler olmasından kaynaklanmıyor. Yapım gereği çok kalabalık ortamlar beni ürkütür, sıkar. O yüzden erkenden evime giderim. Bilgisayarımda zaman geçiririm. Her akşam bir film izlerim.
- Özel hayatınızda biri var mı?
1,5 senedir sözlüyüm. Ankara’da, Nejat Uygur Tiyatrosu’nun ‘Türkiye’nin Gemisi’ isimli oyununda görev alıyordum. Orada tanıştık. Seyirci olarak gelmişti.
Anneme bir ev alabilsem sonra limon bile satarım
Annemden asla kopamam. Hiçbir güç, hiçbir kadın, maddi manevi hiçbir şey annemi gözardı etmeme sebep olamaz. Benim bu dünyada bir tek annem var. Annem gözlerini kapattığı zaman yüzünde tebessüm olsun. Onu görmek istiyorum. Anneme bir ev alayım, o evde ölelim. Bu hayalim gerçekleştiği zaman, ertesi gün pazarda limon bile satabilirim. Çocukluktan beri çok eziyet çektik. Ben çoraplarımı köşeye attıktan sonra ‘Annecim şunu al’ dersem, ‘Tamam oğlum’ der. Karın bunu demez ama! Bu tabiatın gerçeği.
http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/3590329.asp?gid=68
Ben annemin gözleriyim onun için yaşıyorum
http://www.sabah.com.tr/2005/12/17/cpsabah/im/C7044800D5D1FF4290781ECAb.jpg
Meşhur kahkahasıyla 'Avrupa Yakası'nın en beğenilen oyuncularından Vural Çelik nam-ı diğer Kubi, gözleri görmeyen annesiyle yaşıyor. Görmediği halde çalışıp çocuklarını büyüten anne Cemile Çelik, oyuncunun en değerli varlığı.
Annem fabrikada çıkan öğle yemeğini yemez bize getirirdi
Askerlikten sonraki dönemim hızlı geçti. Annemi üzdüm biraz o zamanlar... Sabahlara kadar gezmeler, içki içmeler falan... Şimdi mecbur kalmadıkça gece hiç bir yere çıkmıyorum. Evim benim mabedim.
- Gözlerinizi nasıl kaybettiniz?
- Cemile Çelik: 20 yaşlarındaydım, doktor "Tavuk karası ama gözlüğün zamanı geçmiş" dedi. Sonra zamanla daha az görmeye başladım ve 1973'te Vural doğduktan birkaç yıl sonra gözlerimi tamamen kaybettim.
- Hiç tedavisi yok muydu?
- Birkaç yıl önce Vural yine doktora götürdü ama şu an için tedavisi yok. Hücre nakli üzerinde çalışıyorlarmış yurtdışında, o yapılabilirse belki... Ama ben böyle çok mutluyum, hiç şikayetçi değilim halimden.
- Vural Çelik: Tavuk karası maalesef böyle bir şey. 10 numara gözü 0'a düşürebiliyorlar ama bu bir retina hastalığı olduğu için bir şey yapılamıyor. Ben annemin görebilmesini, telefon ettiğimde "Oğlum pazardayım, alışveriş yapıyorum" demesini çok isterdim. Ama ne yazık ki tek başına sokağa çıkması mümkün değil.
- C.Ç: Ben alıştım. Evde oğluma yemek pişirebiliyor, ütüsünü bile yapıyorum. El becerisi isteyen her işi yaparım. Bunu nasıl yaptığımı sorsanız, inanın size anlatamam. Allah'ın verdiği bir güç herhalde...
BABAM BİZİ TERKETTİ
- Görmemenize rağmen çalışıp çocuklarınıza da bakmışsınız. Neden çalışmak zorunda kaldınız?
- C.Ç: Vural'ın babası bizi terketmişti. Çocuklarım küçüktü o zaman. Vural 11, kızım Kadriye 9 yaşındaydı. Ben de 36.
- Neden terketmişti sizi?
- C.Ç: Başka bir kadın yüzünden.
- Siz de çocuklara bakmak için iş aramaya başladınız...
- C.Ç: Evet, Bayrampaşa İş ve İşçi Bulma Kurumu'na gittim. Bir tanıdık engellilere iş bulduklarını söylemişti. Gittim, "Ben çalışıp çocuklarıma bakmak zorundayım. Bakkala borç yazdırarak doyuruyorum onları, ne olur bana yardımcı olun" dedim. Onlar da sağolsun, bana bir fisto fabrikasında iş buldular. Her zaman duacıyım, benim hayatımı kurtardılar. Yedi yıl çalıştım, sonra malulen emekli oldum.
- Ne iş yapıyordunuz peki, rahat mıydınız?
- C.Ç: Açıkcası ilk gittiğimde çok korktum, "Ya işimi düzgün yapamazsam, ya beni hor görürlerse" diye... Hiç unutmam ilk hafta geceleri hep ağladım korkumdan. Ama hiç öyle olmadı, çok güzel arkadaşlarım oldu, çok rahat çalıştım. Makinelerde fisto kesilir, rulo halinde sarılırdı. Ben de onların iple başını bağlayıp makasla keser ve 50'şer 50'şer dizerdim. Başkası bir posta mal yaparken ben ikinci postayı bitirirdim. Ustabaşım dermiş ki "O kadın görmeyen gözleriyle ne kadar iş yapıyor, siz hala bitiremediniz!" (Gülüyor)
- V.Ç: Annem çok meşakattliydi, çok çalışırdı. İnanın öğlen verilen yemeği yemez, akşam bize getirirdi. Biz tavuğu ayda bir görürdük. Geçen sabah konuşuyorduk, "Biz o günleri nasıl atlatmışız" diye. 100 gr. peynir, 100 gr. zeytin ve iki yumurta alırdı kahvaltılık olarak.
- C.Ç: Yumurtanın birini oğluma, birini kızıma alır, kendim yemezdim. Öğlenleri fabrikada işte çıkan çorbayı içer, yemeği de ekmeğin arasına koyar getirirdim. Çocuklar yemediğimi anlamasın diye de "Bize çıkmadan da akşam yemeği veriyorlar" derdim. Böyle böyle idare ettik işte, çok şükür bugünlere geldik.
- V.Ç: Öyle yapardı gerçekten... Bir de bizim meşhur ekmek makarnamız vardı. Ay sonlarına doğru para bitince yapardı annem. Ekmeklerin üzerine salçalı su yapıp dökerdi. Biz de afiyetle yerdik. Şimdi arada anneme "Bir ekmek makarnası yapalım mı?" diyorum.
- Peki siz babanızı daha sonra görmediniz mi, arayıp sormadı mı hiç?
- V.Ç: Yıllar sonra bir kere görüşmek istedi ama ben kabul etmedim. Cenazesine bile gitmedim. Gözleri görmeyen bir kadını ve iki çocuğunu, genç bir kadına tercih edip giden bir adamı kim affeder? Üstelik bunların sonu ne olur, kötü yola mı düşerler, bunları hiç düşünmeden... Bunu hiçbir vicdan affetmez ve ona "Baba" diyemez.
- C.Ç: Öyle deme yavrum, rahmetlinin arkasından...
- V.Ç: Rahmetine bir şey demiyorum anne.. Ama böyle bir kadın ortada bırakılır mı? İşte bu beni anneme daha da çok bağladı. Ona nasıl sahip çıkmam, nasıl bakmam? Ben annemin gözleriyim, onun için yaşıyorum. Tek istediğim Allah gecinden versin, ömrünün son gününe kadar onu gülerken görmek. Hepsi bu!
AŞK FALAN DİNLEMEM
- C.Ç (Sesi titriyor, gözleri doluyor): Allah herkese benim oğlum gibi evlat nasip etsin. Her zaman öper, koklar... Geceleri çekim uzun sürmüş, geç saate kalmışsa arar "Anne canın bir şey çekiyor mu, sana ne getireyim?" diye sorar. Yavrum çocuktu, beni sabahın 5 buçuğunda karanlıkta servise bindirirdi. Sonra uyuya kalmamak için eve dönmez, okula erken gidip kapıda beklerdi. Her akşam da servisden beni alırdı.
- Çocukken siz de çalıştınız mı?
- V.Ç: Ben 7-8 yaşımdan beri çalışıyorum. Babam varken de maddi durumumuz iyi değildi, kahvede çalışırdı babam. Ben de okul çıkışı su satardım, sakız satardım. Bir ara ayakkabı boyadım. Sonra bizim mahallede bir nalbur vardı, Seyfettin abi, o beni işe aldı. Liseye kadar onun yanında çalıştım.
- C.Ç: Aslında anlatılacak bir hayat değil bizimkisi, çok zorluklar yaşadık. Ama kimsenin hiçbir kuruşuna tenezzül etmedik. Allah bana böyle bir evlat verdi ya, ben çektiğim acıların hepsini unuttum. Benim mükafatım da evlatlarım oldu.
- Peki diyelim günün birinde evlenmek istediniz, annenizi bırakabilecek misiniz?
- V.Ç: Kesinlikle bu mümkün değil. Ancak anneme layık, onu sevecek bir kadın olursa aynı çatı altında yaşayabiliriz. Dünyanın tüm nimetleri de önüme serilse bunu yapmam. Beni bu günlere getiren de annemin sevgisi zaten. Yoksa ben o renkli, şatafatlı dünyaya özenip bana ve mesleğime zarar getirecek şeyler yapabilirdim. Annemin bana emanet olması, benim her türlü kötülükten uzak durmamı sağladı.
- Ya aşık olursanız ve sevdiğiniz kadın birlikte yaşamak istemezse..?
- V.Ç: Yok, aşk falan dinlemem. Benim şartlarım böyle... Beni gerçekten seven insan, annemi de sevecektir zaten. İstemezse ben de onu sevemem.
- Şimdi ünlü oldunuz, daha renkli bir hayatın içindesiniz. Gece hayatınız hiç yok mu, çekimden çıkıp eve mi geliyorsunuz hep?
- V.Ç: Benim askerlikten sonraki dönemim biraz hızlı geçti. Doğu'da askerlik yaptım, zor günlerdi. Annemi biraz üzdüm o zamanlar, sabahlara kadar içki içmeler falan... Bu beni çok yordu. İki yıldan beri alkol almıyorum. Çok nadiren bir kadeh şarap belki. Evim benim mabedim, mecbur kalmadıkça hiçbir yere çıkmıyorum.
İlknur K. AKMAN
Oyunculuğa gazete ilanıyla kabul edildim
http://www.sabah.com.tr/2005/12/17/cpsabah/im/43DF8E80C2A5574489B9FF7Db.jpg
http://www.sabah.com.tr/2005/12/17/cpsabah/im/94E2EEB2FDA82146B403BE86b.jpg
http://www.sabah.com.tr/2005/12/17/cpsabah/im/9913C24323FD20409581A494b.jpg
Avrupa Yakası'nın herkesi gülmekten kırıp geçiren Kubilay'ı Vural Çelik'in aslında hiç bilmediğiniz bir yaşam öyküsü var. Hayatını gözleri görmeyen annesine adayan Çelik annesi Cemile Çelik'le birlikte yoksulluk içinde geçen yıllarını ve kah gülüp kah gözleri dolarak anlattı.
- Oyuncu olmak hep istediğiniz bir şey miydi, yoksa tesadüflerle mi gelişti her şey?
- Ortaokul-lise çağında herkesin taklitlerine güldüğü, desteklediği bir öğrenciydim. Zamanla insanlar bana "Sen niye tiyatrocu olmuyorsun?" demeye başladı. Bir arkadaşım Levent Kırca Tiyatrosu'na gazete ilanıyla oyuncu arandığını söyledi. Başvurdum ve kabul edildim, 89 yılıydı. Ondan önce de Avni Dergisi'nde ofisboyluk yapıyordum.
- BKM oyuncularından birisiniz şu an, bu nasıl oldu?
- Levent Kırca Tiyatrosu'ndan sonra Yasemin Yalçın'ın tiyatrosuna girdim. Orada sanat yönetmenimiz Selahattin Taşdöğen'e yardım ediyordum. Bir gün tiyatroda Selahattin Abi beni Necati Akpınar'la (BKM'nin ortağı) tanıştırdı. Ve ben Necati Akpınar'ın yanında organizatörlüğü öğrenmeye başladım. Bu arada oyunculuğu rafa kaldırmıştım. Yılmaz Abi de (Yılmaz Erdoğan) Yasemin Yalçın'ın "Kadınlık Bizde Kalsın" oyununu yazıyordu o sırada. Birbirimizi çok severdik, onlar Necati Abi'yle BKM'yi kurunca tekrar oyuncu olarak BKM kadrosuna dahil oldum.
- Ama sizi herkes "Avrupa Yakası" ile tanıdı, teklif nasıl geldi?
- Aslında sadece bir bölüm için Kubilay'ı oynayacak; yakışıklı, manken görünümlü birini arıyorlarmış. Ata Demirer'le de biz çok eski arkadaşız. Aklına ben gelmişim ama aradıkları tipe de uygun değilim... O yine de, "Valla yakışıklı değil ama ben size adam gibi bir oyuncu tavsiye edebilirim" demiş. Sonra beni aradı.
- Bir bölümlük oyuncu ararken, sizi tanıyınca herkesin fikri değişmiş anlaşılan...
- Öyle oldu, sağolsun senaristimiz Gülse Birsel bana böyle bir fırsat verdi. Ondan öncesinde de Ata'ya çok şey borçluyum tabii. Aklına beni getirmeseydi, şimdi kimse benden bu kadar bahsetmeyecekti. Aslında herkese; yapımcılarımız Sinan Çetin, Atilla Aslan ve yönetmenimiz Jale Atabey Özberk'e de çok teşekkür ediyorum. Beni motive etmeseler, bana bu kadar destek olmasalar, başarılı olamazdım.
- Yolda size nasıl sesleniyor insanlar?
- V.Ç: Kimi "Kubilay", kimi "Gülenay" diyor. Geçen gün yürürken trafikte duran bir arabanın aynasına çarptım, adam başını uzatıp "Sakar gördüm sizi" dedi. Bu laf herkesin ağzına dolanmış durumda. Bir arkadaşın çocuğu da öğretmenlerinin ödev yapmayanlara "Tembel gördüm sizi" diye takıldığını anlatmıştı.
http://www.sabah.com.tr/cp/gnc121-20051217-101.html
Ata'nın şarkısı patladı
Ünlü komedyen Ata Demirer'in atv'nin sevilen dizisi 'Avrupa Yakası'nda söylediği 'Fındık-Fıstık' adlı şarkısı herkesin dilinde. Korsan kayıtları internette dolaşan neşeli parça, cep telefonlarına bile melodi oldu.
Avrupa Yakası'nın 'Volkan'ı Ata Demirer'in dizinin son iki bölümünde söylediği Fındık-Fıstık' adlı şarkı, son günlerde dillerden düşmüyor. atv'nin izlenme rekorları kıran dizisinde; popstar olma hayali kuran Volkan karakterini canlandıran Demirer'in org eşliğinde söylediği parça, şimdilerde internetten en çok indirilen' şarkılar arasında yer alıyor. Megastar Tarkan'ın şarkılarını anımsatan 'Fındık- Fıstık'ın korsan kayıtları, sadece internet sitelerine düşmekle de kalmadı. Artık pek çok kişinin cep telefonunda bu melodi çalmaya başladı! Oldukça basit sözlere sahip olan şarkıyı cazip hale getiren etken ise hızlı temposu ve kolay ezberlenebilen sözleri. Söz ve müziği Ata Demirer'e ait olan şarkıya birçok genç popçunun talip olduğu söyleniyor. Ayrıca Ata Demirer, 'Fındık-Fıstık'a izleyenlerin yoğun ilgi göstermesi üzerine şarkıya yeni çıkaracağı albümünde yer verme kararı aldı.
Fındık Fıstık
Fındık fıstık of of
Sensin fıstık of of
Ah bize lazım of of
Yorgan yastık of of
Güneşten
yanmışsın
İlacın benim
Bu aşkın tapusu
Telifi benim
Bu aşkın tapusu
telifi benim
Koç gibi gençlerin
Katili gözlerin
İndir güzelim indir
Bu hayat sensin
Fındık fıstık of of
Sensin fıstık of of
Ah bize lazım of of
Yorgan yastık of of
http://www.sabah.com.tr/gny/mag103-20060129-200.html
ATA DEMİRER, HÜMEYRA'YA ÇOK AYIP ETTİ
Son yılların en sevilen komedyenleri Beyazıt Öztürk, Cem Yılmaz, Yılmaz Erdoğan ve Mehmet Ali Erbil çok büyük haksızlığa uğrayıp, çok üzülüp kontrollerini kaybetseler bile Ata Demirer'in Hümeyra ablasına yaptıklarını akıllarına bile getirmezlerdi..
Belki gidip duvarlara kafa atarlardı ama 'O kadınla ben aynı sahnede görülmek istemiyorum' deyip, tek başına ayrı çekim yaptırmazdı.
Düşünsenize nişan sahnesi çekiliyor. Hümeyra odanın sağ tarafındaki koltukta oturuyor, Ata Demirer ise sol tarafta. Ama Ata bey böyle istediği için aynı gün çekim yapılmıyor. Birbirlerini hiç görmeden dizi çekiyorlar. Yapımcı Sinan Çetin ise masaya yumruğunu vuramıyor. Senarist Gülse Birsel ise tabii ki Ata'dan yana...
Dediğim gibi Beyaz, Yılmaz, Erdoğan ve hele Erbil, bir sanatçı ablalarına böyle çirkin ve onur kırıcı biçimde asla davranmaz. Erbil'e daha geçen hafta Erkan Yolaç ile Huysuz Virjin neler dedi. Erbil yanıt bile vermedi. Ustalarını nerede görse elini öper. O Hümeyra ki, Demirer'den büyük oğlu var. Babası annesinin kulağına Hümeyra'nın şarkılarını mırıldanırken, Ata daha doğmamıştı. Hadi yaşa saygı kalmadı. Büyük- küçük dinlemiyor Ata efendi. Bari ustaya, sanata saygı gösterse ya...
Ama bir gün gelecek Ata Demirer de yaşlanacak. Şayet kilosu izin verirse, iş teklifi yapan çıkarsa yani bu işlere devam edebilirse o da film setlerinde veya kulislerde genç sanatçılarla karşılaşacak. Moruk veya dinazor muhabbeti ile hakarete uğrarsa ne yapacak? Üzülmeyecek mi, ayıplamayacak mı?
Ata Demirer, Sinan Çetin'den haftada 40 bin YTL aldığı için kendini daha büyük yıldız sanıyor. Oysa sokağa çıksın bakalım halk kimi daha çok seviyor? O dizide Hümeyra, Gazanfer Özcan, Kubilay, Şesu ve derginin patronu daha çok seviliyor. İsteyen sokağa çıkıp araştırsın.
HERKESİN ÖNÜNDE ELİNİ ÖPÜP ÖZÜR DİLEMELİ
'Avrupa Yakası' geçen hafta çok iyi idi. Sanırım bu bölümün senaryosu bir piyesten yürütülmüş. Gülse Birsel'in yazdığına hayatta inanmam. Birsel bu kadar profesyonel yazar ise hemen Amerika'ya dönmeli. Uykuya dalan yaşlı akraba, sarhoş olup sapıtan Burhan Altıntop, odalar arası insan taşımaları, hayalet kısaca her sahne, herkes çok başarılı idi. Zaten AB Grubu'nda bir numara oldu.
Ancak o başarılı sahneler çekilirken film setinde yaşananlar, insanlık adına utanç verici sahneler ile dolu idi. Olayın özeti şöyle: Gecenin geç saatlerine dek film setinde de kalmak zorunda olan Hümeyra ile Gazanfer Özcan isyan ediyorlar. 'Biz yaşlıyız. 12 saat ayakta kalamıyoruz. Bizim işler yarına kalsa' diyorlar. Ama kimse onları dinlemeyip, paydos yapılmıyor. Tam tersi çekimler sırasında yan odadan kahkaha sesleri yükseliyor. Viski içerken şamata yapan genç grubun gürültüleri Hümeyra'yı çıldırtıyor. Yorgun vücudu rolüne konsantre olamıyor, tekrarlar ile zar zor çekim yapıyor. Biraz söylenmesi doğal değil mi? Ata Demirer'in koyduğu tavır her halde TV tarihine geçecek. 'Ben o kadınla aynı sahnede görünmek istemiyorum' diyor ve dediğini yapıyor. Meraklı gözler fark etmiştir. Nişan sahnesinde Ata Demirer gruba hiç katılmadı. Ablası nişanlandı, Ata bey başka odalarda dolaştı. Dizinin başında muhallebicide pırıl pırıl oturuyordu. Eve gelince simsiyah sakallı oldu.
Sonuçta Ata haklı olabilir ama Hümeyra'ya yaptıkları çok ayıp. Bunlar benim gibi birilerinin kulağına gidecek, sonra bütün Türkiye duyacak. Ata için iyi mi olacak?
Kaynak : bugün
Selin'in tarzını ve giydiklerini hiç beğenmiyorum
http://www.sabah.com.tr/2006/03/25/cpsabah/im/774E2EC416AC454ABD9C2791b.jpg
Başlangıçta Avrupa Yakası'nda küçük bir rol alması düşünülen Evrim Akın, dizinin en sevilen karakterlerinden Selin'e aslında hiç benzemediğini söylüyor; "Benim kıyafetlerim bile siyahtır, renkli biri değilim."
Renkli biri değilim evden dışarı çıkmam
http://www.sabah.com.tr/2006/03/25/cpsabah/im/92AF281C51F68341945F66EDb.jpg
Avrupa Yakası'nın çılgın kızı Evrim Akın gerçek hayatında Selin karakteriyle hiç bağdaşmıyor. Rock müzik tutkunu olan Akın, Türkçe şarkıları sevmiyor.
Karşılaştığınızda enerjisinden gözünüz kamaşacak sanıyorsunuz, sanki onu bir saat için bile olsa oturtup röportaj yapmak zor olacak... Ama Evrim Akın, yani AvrupaYakası'nın nam-ı değer Selin'i özel yaşamında oldukça sakin görünüyor. Kendinden bahsettikçe ayakları üzerinde durmayı bilen, tüm enerjisini işine akıtan ve mütevazı bir hayat tarzını benimsemiş birini buluyorsunuz karşınızda. En büyük hayalinin Hamlet'i oynamak olduğunu söyleyen Akın'ı çok yakında tiyatro sahnesinde görürseniz şaşırmayın...
- Bu dizi size şans getirdi mi, teklifler geliyor mu?
- Evet, özellikle de tiyatrolardan çok teklif geldi. Ama sezon başında biz yapımcımızı bilgilendirmek zorundayız yıllık planımızla ilgili. O yüzden benim sezon ortasında yeni bir projeye "evet" demem doğru olmaz. Bir de uygun projeyi bekliyorum açıkcası, belki yeni sezonda olabilir.
- Sizin için "uygun proje" hangisi?
- Valla benim okul dönemimden beri tek istediğim Hamlet'i oynamak. Öyle ütopik bir hayalim var ama çok zor olduğunu biliyorum. Belki büyüyünce kendi tiyatrom olursa yaparım.
- Gönlünüzde asıl yatan tiyatro mu?
- Biliyorsunuz biz televizyonu tiyatro ve sinemaya geçiş adına yapıyoruz. Ve aynı zamanda ekonomik parametreleri yükseltmek adına... Ama bu kesinlikle televizyonu dışladığım ya da küçümsediğim anlamına gelmesin. Çok şey öğreniyoruz bir kere, müthiş bir antreman. Ama tabii ki ben İzmir'den İstanbul'a tiyatro yapmaya geldim. Sinemayı da çok istiyorum, bambaşka bir büyüsü var.
- Kaç yıl oldu İstanbul'a geleli?
- 96'da geldim. 98-99 arası dublaj yaptım dizilere. 2000 yılında televizyonda birkaç dizide yeraldım. Sonra Avrupa Yakası geldi.
- O ara dönemde çok pişman olduğunuz, pes ettiğiniz, "Bu iş olmayacak" dediğiniz oldu mu?
- Olmaz mı! Ama bunun nedeni başıma çok tatsız şeyler geldiği için değil, sabırsız olmamdı. Kanım kaynıyordu o dönemlerde, gerçi hala da öyle. Ne var ki oyunculuk sabretmeyi gerektiriyor. Bir diziye başlıyorsunuz, bütün yıllık planınızı, hesabınızı ona göre yapıyorsunuz ama bir bakıyorsunuz ki dizi yayından kaldırılmış... Ev kirası, elektirik-su faturası gibi bir sürü derdin de var... Bu noktada "Yok ben yapamayacağım" dediğim çok oldu. Hatta bir ara üniversiteye girmeye karar verdim, kursa yazıldım. Para kazanacak başka bir meslek edinirim hiç olmazsa diye.
- Girdiniz mi sınava?
- Hayır kursa devam edemedim çünkü çok mutsuz oldum. Kazansam da mutlu olamayacaktım çünkü içimdeki enerjiyi akıtabileceğim, beni mutlu edecek tek şey oyunculuk. Başka bir iş yaptığımı hayal bile edemiyorum.
- Selin aslında itici ve birçok eksisi olan bir karakter olmasına rağmen insanlar onu çok sevdi, sizce neden?
- Toplum olarak cinnet noktasına yaklaşıyoruz. İnsanların tahammülleri giderek azalıyor. Hayatta her şey zor giderken Selin'deki o hafiliği sevmiş olabilirler. Onun rahatlığı, vurdum duymazlığı ve enerjisi izleyenlere nefes aldırıyordur belki. Bir de çok renkli... Kostümleri, saçı, her şeyi o kadar dikkat çekiyor ki insanın içini açıyor.
- Siz özel hayatınızda bu kadar renkli misiniz peki?
- Hayır, kesinlikle değilim. Selin'in tarzını, giydiği hiçbir şeyi beğenmiyorum, yakıştıramam onları dışarıda kendime. Bir de onları giyersem Selin gibi olacağım sanıyorum. Ben hep siyahı ve koyu renkleri tercih ederim giysilerimde. Hatta saçlarım bile siyahtı, dizi için boyattım. Karakter olarak da Selin'e benzemiyorum. Hiç sosyal bir tip değilim.
- Selin gibi olmak sizi korkutuyor mu?
- Aslında hayır, öyle olsa kendimi ispat etmek için başka şeyler yapardım. Benim kim ve nasıl biri olduğumu bilen biliyor.
- Nasıl bir hayatınız var peki, neler yapıyorsunuz sete gitmek dışında?
- Evden pek dışarı çıkmıyorum. Ayda bir gece çıkıp kurtlarımı döküyorum. Evde müzik dinliyorum çoğu zaman, güzel bir arşivim var.
- Neler dinliyorsunuz?
- Rock müzik seviyorum. Yerli müzik dinlemem, Bülent Ortaçgil, Fikrek Kızılok, Zuhal Olcay dışında. Sezen Aksu'nun da 70'lerdeki kıyıda köşede kalmış şarkılarını seviyorum.
İlknur K. AKMAN
Bu dizi tutmaz demiştim
http://www.sabah.com.tr/2006/03/25/cpsabah/im/1E0E53923CD7FC4189517920b.jpg
- Dizinin bu kadar tutmasını bekliyor muydunuz? - Aslında beklemiyordum, hatta senaristimiz Gülse Birsel'e "Bu dizi tutmayacak, görürsün" demiştim, o da bana ters ters bakmıştı. Üstelik ben ana karakterlerden biri de değildim dizide. Bana "Birkaç bölümde bir çekime geleceksin, küçük rollerin olacak" demişlerdi.
- Sonra nasıl değişti fikirleri?
- Selin çok beğenildi, medya çok ilgi gösterdi bu karaktere. Biz de onu hep birlikte geliştirdik.
- Paranız olmadığı için geçtiğimiz senelerde çok sevdiğiniz Massive Attack konserine gidememişsiniz. Bu canınızı acıttı mı? Parayla ilişkiniz nasıldır genelde?
- Evet gidemedim, canımı da acıttı! Para böyle bir şey; varlığı bir dert, yokluğu yara... Ama genelde tutumluyumdur, ihtiyaçlarım doğrultusunda para harcıyorum.
- Dizideki Selin'in erkeklerde aradığı belirgin özellikler var; gelirinin iyi olması, onu gezdirmesi, hediyelerle şımartması gibi. Sizin karşı cinste aradığınız özellikler neler?
- Sadece karşı cinste değil genelde insan ilişkileri adına önem verdiğim iki şey var: Samimiyet ve dürüstlük. Onun dışında karşı cinsten bir şey beklemem, o da benden beklemesin. Beklentiler üzerine ilişki kurmak bana göre son derece riyakar bir tutum.
- Aşık mısınız?
- Şu anda değilim ama her an olabilirim. Aşksız olur mu? Olmaaz, olmamalı!
http://www.sabah.com.tr/cp/gnc121-20060325-101.html
Ekranların en beğenilen komedi dizisi “Avrupa Yakası''nın özel bir durumu söz konusu. Dizi ya bitecek ya da yoluna Ata Demirer'siz devam edecek. Dizinin önemli karakterlerinden "Kubilay"ın dediği gibi "Avrupa Yakası"nı çok çıkmazda gördüm.
AVRUPA YAKASI SONA ERİYOR, ATA DEMİRER SON 7 BÖLÜMDE OLMAYACAK
07.04.2006 10:38
Dün atv ile toplantı yapan Sinan Çetin, ekranın çok izlenen dizisi Avrupa Yakası'nın bitmesi yönünde karar aldı. Dün akşam Habertürk'e canlı yayına katılan Sinan Çetin, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı...
Cengiz Semercioğlu'nun sunduğu ve dün akşam Mehmet Barlas'ın konuk olarak katıldığı Full Ekran'a telefonla bağlanan Sinan Çetin şu açıklamayı yaptı:
"atv ile yaptığımız görüşme sonrasında Avrupa Yakası'nın bitmesi yönünde karar aldık. Ancak kanalla herhangi bir anlaşmazlığa düştüğümüz için bu kararı almadık. Dizinin yaratıcısı Gülse Birsel'le Avrupa Yakası'nın ömrünün tamamladığını düşünüyoruz".
"atv ile para konusunda bir anlaşmazlığa düşmedik. Dizinin bitmesinin Ata Demirer ve Hümeyra arasında yaşanan problemle de ilgisi yok. Ata'yla konuştuk, bu dizinin marka olduğunu ve kendisi olmadan da devam edeceğini söyledi. Son 7 bölümde Ata Demirer kadroda olmayacak. Diziyi 100'üncü bölümde bitireceğiz".
Ata'yla Hümeyra çekişmesi diziyi bitirdi
Sinan Çetin, Avrupa Yakası'nın dizisinin bitmesi yönünde karar aldığını açıkladı. "atv ile yaptığımız görüşme sonrasında 'Avrupa Yakası'nın bitmesi yönünde karar aldık. Dizinin yaratıcısı Gülse Birsel'le 'Avrupa Yakası'nın ömrünün tamamladığını düşünüyoruz. Ata'yla konuştuk, bu dizinin marka olduğunu ve kendisi olmadan da devam edeceğini söyledi. Son yedi bölümde Ata Demirer, kadroda olmayacak" dedi.
Dün atv ile toplantı yapan Sinan Çetin, ekranın çok izlenen dizisi Avrupa Yakası'nın bitmesi yönünde karar aldı. Dün akşam Habertürk'e canlı yayına katılan Sinan Çetin, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı. Cengiz Semercioğlu'nun sunduğu ve önceki akşam Mehmet Barlas'ın konuk olarak katıldığı "Full Ekran"a telefonla bağlanan Sinan Çetin, "atv ile yaptığımız görüşme sonrasında 'Avrupa Yakası'nın bitmesi yönünde karar aldık. Ancak kanalla herhangi bir anlaşmazlığa düştüğümüz için bu kararı almadık. Dizinin yaratıcısı Gülse Birsel'le 'Avrupa Yakası'nın ömrünün tamamladığını düşünüyoruz. atv ile para konusunda bir anlaşmazlığa düşmedik. Dizinin bitmesinin Ata Demirer ve Hümeyra arasında yaşanan problemle de ilgisi yok. Ata'yla konuştuk, bu dizinin marka olduğunu ve kendisi olmadan da devam edeceğini söyledi. Son yedi bölümde Ata Demirer, kadroda olmayacak. Diziyi 100'üncü bölümde bitireceğiz" açıklamasını yaptı.
http://kelebek.hurriyet.com.tr/_newsimages/1348532.jpg
http://kelebek.hurriyet.com.tr/_newsimages/1348534.jpg
Avrupa Yakası'nın biteceği yönündeki dedikodu ve haberler ortaya çıktığından beri posta kutum tıkanmış durumda! İnsan reyting listeleri ve sokağın ilgisinden yaptığı işin popülaritesi hakkında bir fikir ediniyor elbette. Ama bu kadar çok fanatiğimiz olduğunu bilmiyordum doğrusu! Daha fazla rivayet ve habere gerek bırakmayacak net ve doğru bilgiler şunlardır:
Avrupa Yakası, Haziran ortasına kadar tam kadro ekranda olacak. 93. bölümde yaz tatiline çıkacağız. Eylül ve Ekim 2006'da yeni oyuncular ve karakterlerin katılımıyla, Volkan dışında eksiksiz kadrosuyla, Avrupa Yakası'nı 7 bölüm daha izleyeceksiniz.
Böylece, Ekim 2006 sonu, 100. bölüme ulaşmış olarak final yapacak ve ekranlara veda edeceğiz!
Yani panikleyen, yalvaran, ağlayan, hatta beni kanalı/stüdyoyu basıp gösteri yapmakla tehdit eden (ki sayıları az değil) seyircilerimizin yüreğine su serpeyim: Geçtiğimiz hafta 84. bölümüne ulaşan ve her zamanki gibi yine AB grubunda birinci olan dizimizi, 16 bölüm daha seyredeceksiniz.
100. bölümde bitirme kararımızın sebebine gelince...
Neden hala seyircinin ve kanalın beğenisi, isteği, işin başarısı sürerken bitiriyoruz?
Bu tip, çok fazla kişiyi ilgilendiren önemli kararların hiçbir zaman tek sebebi yoktur, malumunuz.
Basına yansıyan/yansımayan birçok neden dışında, bu kadar sevilmiş, büyük ihtimalle alanında çıtayı yükseltmiş bir diziyi, popülaritesinden hiçbir şey kaybetmeden, tadında bırakarak bitirme arzumuz ve benim biraz dinlenip başka işler yapma isteğim de etkili oldu elbette.
Ama dediğim gibi, daha bomba gibi 16 bölüm var ve biz heyecanımızdan hiçbir şey kaybetmiş değiliz.
Vedalar için henüz çok erken.
gülse birsel röportajı:KAYNAK:UÇANKUŞ
19 Nisan 2006 çarşamba
Tele - Barometre
1 Ask Oyunu [net] Atv 7,20 21,20
2 Gumus [net] Kand 7,10 18,60
3 Avrupa Yakasi [net] Atv 6,70 17,60
4 Arsenal-villarreal [net] Star 6,20 17,60
5 Yanik Koza [net] Show 6,10 16,10
6 Kirik Kanatlar [net] Kand 5,80 18,60
7 En Son Babalar Duyar [net] Star 5,10 13,80
8 Ya Sundadir Ya Bunda (final) Atv 4,30 23,40
9 Mavi Ruya [net] Stv 3,90 11,10
10 Cemile [net] Show 3,90 10,70
Tele - Barometre
Hedef Kitle : A/b
19 Nisan 2006 çarşamba
1 Avrupa Yakasi [net] Atv 9,90 29,00
2 Kirik Kanatlar [net] Kand 7,60 24,10
3 Ask Oyunu [net] Atv 7,50 22,50
4 Gumus [net] Kand 7,20 21,10
5 Arsenal-villarreal [net] Star 6,20 18,10
6 Yanik Koza [net] Show 5,80 17,00
7 Sabah Sabah Seda Sayan [net] Kand 4,40 32,70
8 Sabah Sabah Seda Sayan (ozel) [net] Kand 4,20 32,50
9 Cemile [net] Show 4,10 11,50
10 Ya Sundadir Ya Bunda (final) Atv 3,60 23,50
Avrupa Yakası için pazarlık başladı
ATV'nin sevilen bir dizisi için hem yapımcılar, hem senaryo yazarı hem de kanal yöneticileri büyük bir pazarlıkta... Pazarlığı yapılan dizi, Avrupa Yakası.
Şu anda Plato yetkilileri, Gülse Birsel ve ATV'nin yönetimi tartışma halindeler.
Ata Demirer'le, Hümeyra arasında başlayan gerginlik yüzünden dizinin sona ermesi gündeme gelmişti. Sinan Çetin de farklı nedenlerle de olsa son bölümlere gelindiğini açıklamıştı.
Ancak ATV yönetimi dün de AB grubunda birinci olan dizinin devamı için yaratıcılarıyla masaya oturdu. Sonuç ne zaman belli olacak belli değil ama pazarlığın kıyasıya geçeceği kesin...
REST ÇEKİNCE
Ekranların sevilen dizisi Avrupa Yakası'nı dikkatli izleyenler ilginç bir ayrıntıya takıldılar. Dizide ana-oğulu oynayan Ata Demirer ile Hümeyra, uzun süredir hiç aynı karede gözükmüyorlar. Nedeni ise Ata ile Hümeyra arasında çekimler sırasında yaşanan bir gerginlik ve Ata'nın 'Artık onunla yan yana gelmem' restiymiş.
BİTECEK DİYE...
O günden sonra yönetmen, dizinin birkaç hafta sonra biteceğini gözönünde bulundurarak ilginç bir yönteme başvurmuş. Ata ile Hümeyra'nın sahneleri ayrı ayrı çekiliyor. Ata, karşısında 'annesi' varmış gibi rol yapıyor, Hümeyra'da bir başka çekimde 'oğluna' karşılık veriyor
Bu uzucu.Iyi olmicak beraber olmamalari. :(
çalışkankız 06-05-06, 07:50 aynı haberi bende okudum birde geçenlerde bir gazetede şöyle yazıyordu:dizi tatile girene kadar volkan oynayacak fakat yeni sezonda wolkan yok zaten yani sezon toplam 7 bölüm olacakmış böyle yapmalarındaki amaç diziyi 100. bölümde bitirmek istemeleriymiş ama volkansız o dizinin tadı çıkar mııı
'Avrupa Yakası'na 5 üniversiteden ödül
atv'nin izlenme rekorları kıran televizyon dizisi 'Avrupa Yakası', geçen hafta boyunca toplam 5 üniversiteden 6 ödül aldı.
Karadeniz Teknik Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Kulubü'nün düzenlediği Üni-Anket 2005'te 'En Çok İzlenen TV Dizisi' kategorisinde yüzde 42'lik oyla 'Avrupa Yakası' birinci oldu. Trakya Üniversitesi Rektörlüğü, Sağlık, Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı bünyesinde, Kariyer ve Yönetim Topluluğu'nun 4 bin öğrenci üzerinde yaptığı ankette, yüzde 34.25 oy oranıyla 'Yılın En İyi TV Dizisi' 'Avrupa Yakası' oldu. Aynı ankette 'Yılın En İyi Bayan Oyuncusu' da dizinin senaristi ve başrol oyuncusu Gülse Birsel seçildi. Dizi; Sakarya Üniversitesi Vakfı Özel Okulları ve Basın Yayın Kulübü öğrencilerinin 3 bin kişilik anketinde, yüzde 69 oyla 'En İyi Komedi Dizisi' seçildi. Uludağ Üniversitesi Radyo ve Televizyon Ödülleri için 4 bin öğrenciye uygulanan ankette ve İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nin 'Yılın İletişimcileri' ödüllerinde de sonuç aynıydı: 'Yılın En İyi Yerli Dizisi'; 'Avrupa Yakası'...
http://www.sabah.com.tr/2006/05/08/gny/im/C4506FE2E8DBD94192D228A9b.jpg
Total
24 Mayis 2006 çarşamba
No Program Adı Kanal Rating (%) Share (%)
1 Belcika-turkiye [net] Atv 10,60 31,10
2 Altay-sakaryaspor [net] Show 6,50 20,20
3 Gumus [net] Kand 5,80 17,70
4 Yanik Koza [net] Show 5,50 17,20
5 Kirik Kanatlar [net] Kand 5,30 16,90
6 Renkli Hayatlar.(extra) [net] Star 4,60 13,10
7 Renkli Hayatlar. [net] Star 4,10 18,30
8 Avrupa Yakasi [net] Atv 4,10 14,50
9 En Son Babalar Duyar [net] Star 3,90 12,40
10 Sabah Yildizlari (ozel) [net] Atv 3,20 28,20
Hedef Kitle : A/b
24 Mayis 2006 çarşamba
No Program Adı Kanal Rating (%) Share (%)
1 Belcika-turkiye [net] Atv 10,50 34,90
2 Avrupa Yakasi [net] Atv 5,70 22,40
3 Gumus [net] Kand 5,60 19,80
4 Altay-sakaryaspor [net] Show 5,50 19,20
5 Kirik Kanatlar [net] Kand 5,30 18,40
6 Yanik Koza [net] Show 4,60 16,00
Ata yerine Şahan!
Ata Demirer'in kadrodan ayrılma kararının ardından yapımcıların bitireceklerini açıkladığı 'Avrupa Yakası' devam edecek. Dizinin yeni Volkan'ı ise Şahan Gökbakar...
Avrupa Yakası'nda anne oğulu canlandıran Hümeyra ile Ata Demirer arasındaki birkaç ay önce gerginlik yaşanmıştı. Hümeyra, sette dinlenirken Demirer ve arkadaşları yüksek sesle eğlenince tepki göstermişti. Demirer'in "O kadınla aynı sahnede görülmek istemiyorum" demesi tartışmayı alevlendirmişti. Demirer ardından da diziden
ayrılmaya karar vermişti. Bu yüzden ikilinin ortak sahnelerinin çekimleri bile ayrı ayrı yapılıyordu. Yapımcılar da dizinin bu sezon biteceğini açıklamıştı. Ancak sürpriz bir gelişme oldu. Dizi bitmiyor. Demirer'in canlardırdığı Volkan karakterini ise komedyen Sahan Gökbakar'ın devraldığı söyleniyor.
Avrupa Yakası'nda anne oğulu canlandıran Hümeyra ile Ata Demirer arasındaki birkaç ay önce gerginlik yaşanmıştı.
Demirer'in "O kadınla aynı sahnede görülmek istemiyorum" demesi tartışmayı alevlendirmişti. Demirer ardından da diziden ayrılmaya karar vermişti. Yapımcılar da dizinin bu sezon biteceğini açıklamıştı. Ancak sürpriz bir gelişme oldu. Dizi bitmiyor. Demirer'in canlardırdığı Volkan karakterini ise komedyen Sahan Gökbakar'ın devraldığı söyleniyor.
KAYNAK:UÇANKUŞ
İşte Avrupa Yakası’nın yeni kadrosu
Avrupa Yakası’nın 100’üncü bölümde biteceğini, Eylül’de yayınlanacak son 7 bölümde Ata Demirer’in olmayacağını Sinan Çetin ilk olarak Habertürk’teki programda açıklamıştı bana...
Geçenlerde bazı gazeteler Ata Demirer’in yerine diziye Şahan Gökbakar’ın katıldığını yazdı.
Ama bu doğru değildi.
Bazı oyuncularla görüşüldüğünü, ancak Şahan’la anlaşılmadığını biliyordum.
Doğru kadroyu açıklayayım da bu konudaki polemiklere nokta koyalım.
Avrupa Yakası’nın 93’üncü ve sezon finali önümüzdeki hafta 21 Haziran’da yayınlanacak.
Ata Demirer’in son kez sette yer aldığı bu bölümün çekimleri dün tamamlandı.
Bu arada eylül ayından itibaren son yedi bölümde yer alacak yeni kadro ise belirlendi.
Ata Demirer’in yerine gelen isim Tolga Çevik.
Beşiktaş Kültür Merkezi oyuncusu olan Çevik, Avrupa Yakası’na katılan tek isim değil.
Anlaşılan diğer iki isimse Asuman Dabak ve Peker Açıkalın.
Dikkat ederseniz katılan isimlerin ortak bir paydası var.
Her üçü de ortalama falan değil, benim tek tek her birini beğendiğim çok iyi oyuncular.
Hiçbir isim diğerinin yanında zayıf kalmıyor, daha önce yaptıkları işlerdeki performansları ortada...
Peki çok başarılı olan bu üç oyuncu biraraya geldiğinde nasıl bir sonuç çıkar?
O da Gülse Birsel’in maharetine kalmış ki, kendisi 92 bölümdür her hafta o mahareti kanıtladı zaten...
Tolga Çevik, Asuman Dabak, Peker Açıkalın’lı Avrupa Yakası, eylülde 7 bölüm yayınlanacak.
O 7 bölümdeki performans dizinin kaderini belirleyecek.
Her ne kadar şimdilik 100’üncü bölümde bitecek gözükse de, benim hissiyatım dizinin yeni kadrosuyla 100’den sonra da yola devam edeceği yönünde...
Cengiz Semercioğlu Kelebek/Hürriyet
Aslı'nın 'hala kızı' geliyor...
Tatlı Hayat dizisinin hizmetçi kızı Menekşe'yi canlandıran Asuman Dabak, Avrupa Yakası'nın yeni sezonunda Aslı'nın (Gülse Birsel) hala kızı olarak karşımıza çıkacak.
Menekşe değil, Makbule
Haluk Bilginer ve Türkan Şoray'la rol aldığı Tatlı Hayatdizisindeki Menekşe rolüyle hayatımıza giren Asuman Dabak, önümüzdeki sezon Avrupa Yakası dizisinin yeni yüzü olacak.
Düşünün,onca yıl eğitim alıyorsunuz, kendinize bir kariyer yaratma peşindesiniz. Ama televizyonda yaptığınız bir iş yüzünden insanlar sizi Asuman Dabak değil de Tatlı Hayat dizisindeki hizmetçi, Menekşe diye hatırlıyorlar. Görünüşe göre Asuman bu durumu pek kafaya takmıyor. Menekşe'nin kişisel egosunun önüne geçmesinden hiç de rahatsızlık duymuyor. Hatta içten içe başarısıyla gurur duyuyor. Onu gelecek sezon göz bebeğimiz Avrupa Yakası'nda Makbule rolünde izleyeceğiz. Tip Menekşe'ye benzer mi bilinmez. Ama gelecek sezon da çok eğleneceğimiz kesin görünüyor.
-Tatlı Hayat disizindeki Menekşe rolü sağlam bir çıkıştı. Bu rol sonrası hayatında gelişenler, beklentilerinin ötesinde miydi?
-Tatlı Hayat, hayatımın en ilginç döneminin başlangıcıdır. İnsanların tezahürat ve iltifatları hayatıma çok büyük renk kattı. Ama çok sevilen bir oyuncu olmanın getirdiği birtakım zorlukları da omzuma yükledi. Çok güzel bir çizgiyi yakalamışsınız, çıtanız giderek yükselmiş... Bu, benim için işin en zor kısmının başlangıcı oldu. Çünkü bunu korumak, yaratmaktan daha zor. Çünkü Tatlı Hayat, bizim hayatımızda yapabileceğimiz en güzel işlerden bir tanesiydi. Benim adıma çıta çok yükseldi. Bu nedenle her dizi projesini kabul edemez hale geldim.
-Yani bu durumda sen Tatlı Hayat yüzünden işsiz mi kaldın?
-Değil, tabii ki değil. Ama daha seçici olmak zorunda hissediyorum kendimi. Çünkü ben hiçbir zaman inanmadığım bir işin içinde olmadım. Bundan sonra da olmayı düşünmüyorum. Tiyatro zaten halihazırda beni çok tatmin eden bir olay. Tiyatro yapmaya devam ediyorum.
Kaynak : http://www.sabah.com.tr/cp/yas108-20060617-101.html
rappergirl 24-06-06, 09:50 Avrupa Yakası’nın 100’üncü bölümde biteceğini, Eylül’de yayınlanacak son 7 bölümde Ata Demirer’in olmayacağını Sinan Çetin ilk olarak Habertürk’teki programda açıklamıştı bana...
Geçenlerde bazı gazeteler Ata Demirer’in yerine diziye Şahan Gökbakar’ın katıldığını yazdı.
Ama bu doğru değildi.
Bazı oyuncularla görüşüldüğünü, ancak Şahan’la anlaşılmadığını biliyordum.
Doğru kadroyu açıklayayım da bu konudaki polemiklere nokta koyalım.
Avrupa Yakası’nın 93’üncü ve sezon finali önümüzdeki hafta 21 Haziran’da yayınlanacak.
Ata Demirer’in son kez sette yer aldığı bu bölümün çekimleri dün tamamlandı.
Bu arada eylül ayından itibaren son yedi bölümde yer alacak yeni kadro ise belirlendi.
Ata Demirer’in yerine gelen isim Tolga Çevik.
Beşiktaş Kültür Merkezi oyuncusu olan Çevik, Avrupa Yakası’na katılan tek isim değil.
Anlaşılan diğer iki isimse Asuman Dabak ve Peker Açıkalın.
Dikkat ederseniz katılan isimlerin ortak bir paydası var.
Her üçü de ortalama falan değil, benim tek tek her birini beğendiğim çok iyi oyuncular.
Hiçbir isim diğerinin yanında zayıf kalmıyor, daha önce yaptıkları işlerdeki performansları ortada...
Peki çok başarılı olan bu üç oyuncu biraraya geldiğinde nasıl bir sonuç çıkar?
O da Gülse Birsel’in maharetine kalmış ki, kendisi 92 bölümdür her hafta o mahareti kanıtladı zaten...
Tolga Çevik, Asuman Dabak, Peker Açıkalın’lı Avrupa Yakası, eylülde 7 bölüm yayınlanacak.
O 7 bölümdeki performans dizinin kaderini belirleyecek.
Her ne kadar şimdilik 100’üncü bölümde bitecek gözükse de, benim hissiyatım dizinin yeni kadrosuyla 100’den sonra da yola devam edeceği yönünde...
Hürriyet
Cengiz Semercioğlu
_duygucuk_ 25-06-06, 10:00 ugün atv de harika pazar da diziye yeni sezonda katılacak kişileri söylediler hala oğlu olarak tolga çevik hala kızı olarak asuman dabak ve kapıcı olarak peker açıkalın katılacakmıış ve evrim akında diziden ayrılmışş dizide babası onu amerikaya göndermiş .... yeeni sezonda stüyolar yani mekanlar genişleyecekmiş burhan bir evi olacakmış ve restoran ve cafe gelecekmişşşşş
harika pazar
25.06.2006
Avrupa Yakası’nda neler olacak?
“Avrupa Yakası” dizisinde yeni yayın dönemi için çalışamalar sürüyor.. İşte yeni dönemde dizide olacak isimler:16 Haziran 2006 11:46
İşte Avrupa Yakası’nın yeni kadrosu
Avrupa Yakası’nın 100’üncü bölümde biteceğini, Eylül’de yayınlanacak son 7 bölümde Ata Demirer’in olmayacağını Sinan Çetin ilk olarak Habertürk’teki programda açıklamıştı bana...
Geçenlerde bazı gazeteler Ata Demirer’in yerine diziye Şahan Gökbakar’ın katıldığını yazdı.
Ama bu doğru değildi.
Bazı oyuncularla görüşüldüğünü, ancak Şahan’la anlaşılmadığını biliyordum.
Doğru kadroyu açıklayayım da bu konudaki polemiklere nokta koyalım.
Avrupa Yakası’nın 93’üncü ve sezon finali önümüzdeki hafta 21 Haziran’da yayınlanacak.
Ata Demirer’in son kez sette yer aldığı bu bölümün çekimleri dün tamamlandı.
Bu arada eylül ayından itibaren son yedi bölümde yer alacak yeni kadro ise belirlendi.
Ata Demirer’in yerine gelen isim Tolga Çevik.
Beşiktaş Kültür Merkezi oyuncusu olan Çevik, Avrupa Yakası’na katılan tek isim değil.
Anlaşılan diğer iki isimse Asuman Dabak ve Peker Açıkalın.
Dikkat ederseniz katılan isimlerin ortak bir paydası var.
Her üçü de ortalama falan değil, benim tek tek her birini beğendiğim çok iyi oyuncular.
Hiçbir isim diğerinin yanında zayıf kalmıyor, daha önce yaptıkları işlerdeki performansları ortada...
Peki çok başarılı olan bu üç oyuncu biraraya geldiğinde nasıl bir sonuç çıkar?
O da Gülse Birsel’in maharetine kalmış ki, kendisi 92 bölümdür her hafta o mahareti kanıtladı zaten...
Tolga Çevik, Asuman Dabak, Peker Açıkalın’lı Avrupa Yakası, eylülde 7 bölüm yayınlanacak.
O 7 bölümdeki performans dizinin kaderini belirleyecek.
Her ne kadar şimdilik 100’üncü bölümde bitecek gözükse de, benim hissiyatım dizinin yeni kadrosuyla 100’den sonra da yola devam edeceği yönünde...
Hürriyet
Cengiz Semercioğlu
'AVRUPA YAKASI'NDA BİR AYRILIK DAHA
Ekranın beğeniyle izlenen dizisi "Avrupa Yakası"nın sevilen karakterlerinden Şesu'yu canlandıran Bülent Polat, Ata Demirer'den sonra diziden ayrılma kararı aldı.
Bu kararı aldıktan sonra yapım şirketinin tarafından bu isteğinin geri çevrildiğini söyleyen Polat şunları söyledi: "Sözleşmem gereği benim çok fazla konuşmaya da hakkım yok. Bir çok oyuncu diziden ayrıldı ve ben de bir ayrılık kararı aldım. Çalıştığımız şirketin sert bir tavrı var ama zorlamanın bir anlamı yok. Diziyle anlaşmam bitmedi. 40 bölüm daha sözleşmem var. Avukatım ile görüşüyorum. Ben karşı taraftan olumlu bir yanıt alacağıma inanıyorum. Çünkü artık tiyatro yapmak istiyorum. İnsanların ekmek parasıyla oynamak doğru değil. Ben Şesu karakterini keyifli bir yere getirdim, daha aşağıda bırakmak istemiyorum. Çok şey verdim. Sonuçta bu da benim çocuğum, ben onunla yaşıyorum. Ama şu anda bıyıklarımı kestim. Başka bir projeyle ilgili çalışıyorum. Bir müzikal. Bundan sonra bu role göre vücudumu şekillendirip, ruh halimi oluşturacağım..."
Dizinin yapımcısı Plato Film'in sahibi Sinan Çetin ise, Bülent Polat'ın bu açıklamalarına, "Benimle çalışmak istemeyen biriyle ben neden çalışmak isteyeyim" diye yanıt verdi.
KELEBEK / Gözde Yılmaz
Avrupa Yakası'nın öteki yüzü
Avrupa Yakası'nda problem geçen sezonun ortalarında başlamıştı. Hümeyra, Ata'yı setin ortasında azarlamış, Ata da rest çekip, "Beni bu kadınla aynı sahnede oynatmayın" demişti. Bunun üzerine Hümeyra ve Ata'nın sahneleri ayrı ayrı çekilmeye başlanmıştı. Her ikisi de sözde birbirlerine hitap ediyor, ama bir oyuncu için en zor olanı yapıp, boşluğa bakarak oynamaya çalışıyorlardı. Bu durum, dizinin senaryo ekibini ve yönetmenini de zorluyordu. Sonunda Ata Demirer diziden ayrılmaya karar verdi. Aslında bu kopuş, aylardır iplerin gerilmesinin bir sonucuydu. Hümeyra'nın iç mimarlık yapan gelini, Ata Demirer'in yeni evini dekore ediyordu. Ancak Ata ortaya çıkan işten memnun kalmadı. Bunu da sert bir biçimde ifade etti. Hatta sette dekoratör gelini hakkında Ata'nın yaptığı olumsuz eleştirileri duyan Hümeyra sert tepki gösterdi. Bunun ardından bir çalışma sırasında Ata'nın davranışlarını lakayt olarak niteleyen Hümeyra, ünlü şovmeni herkesin içinde azarlamaya kalktı. Bu tartışma, bardağı taşıran son damla oldu.
SELİN DE AYRILDI
Ancak Avrupa Yakası'nda sular bir türlü durulacak gibi değildi. Kadroya yeni eklenen Tolga Çevik, Peker Açıkalın ve Yasemin Dabak, eski ekibin bir bölümünde rahatsızlık yarattı. Dizide Şesu rolünü üstlenen Bülent Polat yeni sezon çekimlerinin başlamasına bir gün kala diziden ayrılmak istediğini açıkladı. Gerekçe olarak da Tolga Çevik'e fazla rol yazılmasını gösterdi. Oysa Şesu'nun aşık olacağı yeni kızı canlandırmak için ofis ekibine yeni bir karakter eklenmiş, Şesu ile ilgili üç bölümlük yeni senaryo bile yazılmıştı. Bu arada dizide Selin karakterini canlandıran Evrim Akın da bir anda diziden ayrılmak istediğini açıkladı. Akın, Selin karakterinin üzerine fena halde yapıştığını, şımarık kız rolünden başka teklif alamamaktan endişe ettiğini belirtip, oyunculuk kariyerini yeniden yapılandırmak istediğini dile getirdi. Bunun üzerine Volkan'dan sonra Şesu ve Selin karakterleri de diziye veda etmiş oldu. Avrupa Yakası'nın yeni sezon çekimleri ise dün Plato Film stüdyolarında başladı. Duyduğuma göre sorun yaratan oyuncuların diziden ayrılması, geride kalanların rahatlamasına yol açmış. İşlerini büyük bir disiplin ve profesyonellik içinde yapan Tolga Çevik, Peker Açıkalın ve Yasemin Dabak'ın inanılmaz performansı, başta Gülse Birsel, Hümeyra ve Gazanfer Özcan olmak üzere herkesi son derece mutlu etmiş. Geçen sezonun son bölümlerinde öyküsü tıkanır gibi olan Avrupa Yakası belli ki bu kan değişimiyle yeni sezonda yine adından en fazla söz ettirecek komedi dizisi olacak. En azından dizi ekibi birbirine küs oyuncuları kamera ve senaryo oyunlarıyla bir arada gösterebilmek için ter akıtmayacak. Setteki gerginlik de ekrana yansımayacak... Bülent Polat ve Evrim Akın'a gelince... Allah yollarını açık etsin. Umarım yeni işlerinde de iki gün çalışıp, haftada 8-10 milyar kazanacakları bir ofis ortamı bulurlar...
KAYNAK SABAH/GÜNAYDIN /Yüksel Aytuğ 29.06.2006
Bu güzel kadınlar her 'yaka'ya lazım...
Yerli standuplar arasında kendine özgü karakterleriyle Türk izleyicisinde alışkanlık yaratan 'Avrupa Yakası'nın hepsi birbirinden güzel, 'O ha' falan olan, yoga yapan, şuh bir edayla ortalıkta dolaşan üç hanımı bu ayki Marie Claire dergisinde bir araya geldi. İlginç diyaloglar da birbiri ardına sıralandı.
EVRİM AKIN (Selin)
Bana yeni yıl hediyesi oldu
* 12 Haziran 1979'da Ankara'da doğdum. Dört kişilik memur bir ailenin çocuğuyum. Rahmetli babam çok eğlenceli adamdı, neşemi ondan aldım.
* Müjdat Gezen Sanat Merkezi'ni kazandım. Sonra atıldım ve çalışmaya başladım.
* Para kazanmaya başlayınca, hayatta kendimden daha değerli iki varlık, annem ve erkek kardeşimi yanıma aldırdım. Hayattaki tek amacım onları korumak.
* Dizinin kastı oluşurken Selin rolü için uygun kimseyi bulamamışlar. Orada çalışan arkadaşım Jale beni tavsiye etmiş. Görüşmeye gittim, saçlarımı sarıya boyatıp boyatamayacağımı sordular. Vee 31 Aralık 2003'te rolün bana verildiğini söylendi. Benim için tam bir yılbaşı hediyesi oldu yani.
* Selin'le benzer taraflarımız hiç yok. O çok kokoş, ben daha spor bir kızım; jean, tişört, spor ayakkabı ya da terlikle gezerim. Topuklu ayakkabılara, süslü kadınlara özeniyorum ama öyle rahat olamıyorum. Bana göre Selin çok sıradan...
HALE CANEROĞLU (Yaprak)
Hale'nin tarzını Yaprak'a taşıdık
* 1974'de Almanya'da doğdum. Annem öğretmen, babam ressamdı. 1993'te Galatasaray Üniversitesi Sinema-TV Bölümü'nü kazandım. Okulun son iki yılında reklam filmlerinde oynarken, yönetmen yardımcılığı da yapmaya başladım. Bu bana kamera arkası ve önünü karşılaştırma fırsatı verdi. Kamera önünüdekileri hep kıskandım ve oyuncu olmaya karar verdim.
* Türkiye'deki konservatuvarlar 25 yaşından sonra almıyor. 'Au-pair' olarak Amerika'ya gittim. Bir yıl sonra New York'ta konservatuvara başladım ve çok iyi bir şan eğitimi aldım.
* Yeni dizi çekildiğini duydum ve yönetmeni tanıyordum. "Bana göre bir rol var mı" diye aradım. Gülse de beni arıyormuş. Doritos reklamında görmüş ve 'İşte Yaprak bu kız' demiş. Çevrem, kendimi oynadığımı söylüyor. Uzakdoğu kültürü merakı benim de hep ilgi duyduğum konular. Yaprak'ın giyim tarzı da benim tarzım. Hale'nin tarzını Yaprak'a taşıdık.
ŞENAY GÜRLER (Fatoş)
Fatoş'tan daha güçlüyüm ben
* İzmir'de doğdum ama doğum yılım sır! Çok haşarı bir çocuktum. Erkek kardeşimle para karşılığı Hacivat-Karagöz oynatırdık.
* Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunuyum. Sinema-Televizyon- Fotoğrafçılık okudum, bir yandan da dışarıdan tiyatro yaptım. Ardından TRT'de sunuculuk... İzmir'de yapabileceğim her şeyi yaptığıma inandığımda (evlilik, boşanma ve dünyalar güzeli bir kız çocuğu dahil), kendimi aşmam gerektiğine karar verdim ve kimseyi tanımadığım koca şehir İstanbul'a geldim; yıl 1992... Yönetmenlik yapmak istiyordum, oyuncu oldum. İyi ki de olmuşum!
* Geçen yaz Reha Erdem'le 'İnsan Nedir Ki?' diye bir film çektim, ekimde vizyona girecek. Sonra Gülse Birsel'le tanıştım ve rolümü anlattığında çok etkilendim. Ama ben kesinlikle Fatoş'tan daha güçlü bir tipim. Çünkü hayatta yalnızsın ve ayakta durman gerekiyor. Ancak Fatoş'un erkeklerle zaman geçirmesi gerekiyor.
Nasıl bir erkek hayal ediyorlar?
Evrim: Mütavazı ama aklı da bir karış havada olsun. İç dünyasında dengeyi kurmuş olsun ama bir yanda da biraz arıza olsun. Öyle çok normal tiplerle uyuşamıyorum.
Şenay: Başımı omzuma yaslayabileceğimi bileyim ama aynı zamanda, 'bu kadın yalnız başına da ayakta durabiliyor'u da fark edebilecek zeki bir erkek olsun. Esmer ve uzun boylu olursa tercihim ama sürprizlere de yer var tabii! Şu an bir sevgilimin olmadığını da ekleyeyim.
Hale: Karşımdakinin bana verdiği enerji beni etkiliyor. Bakımlı, kendine saygısı olan, güzel kokan, eğlenceli erkeği severim. Kendine has bir tarzı olmalı. Arkadaş olabilmek çok önemli.
Selin: Playboy olsun da çamurdan olsun.
Fatoş: Tek erkek olmaz, şu ölümlü dünyada! Her çeşit olsun, hepsi birbirini tamamlıyor çünkü. Birinin parası var, birinin yakışıklılığı var, diğeri daha seksi, ötekiyle kimyam uyuşuyor. O nedenle tek erkek hayatta olmaz.
Yaprak: Sıkıldım modern erkeklerden. Kedi gibi mır mır mır birine sokulmak istiyorum. Beni sahiplensin ve ben teslim olayım. Volkan'ın yaptığı gibi yani...
5 Temmuz 2006 Çarşamba
‘AVRUPA YAKASI'NDA OYUNCU KARMAŞASI BİTMİYOR. ATA DEMİRER'DEN SONRA DİZİDEN EVRİM AKIN VE BÜLENT POLAT DA AYRILMIŞTI. SON OLARAK KADROYA KATILAN ASUMAN DABAK DA DİZİDEN AYRILDI
Avrupa Yakası'nın sezonda başlayacak yeni bölümlerinde yer alacak isimlerden biri de Asuman Dabak’tı. Ancak yetenekli oyuncu diziden başlamadan ayrıldığını açıkladı.
“Avrupa Yakası, başından beri, beğendiğim, zaman buldukça da izlediğim bir dizi idi. Dizinin yapım şirketi tarafından bana rol teklifi geldiğinde açık söylemek gerekirse heyecanlandım. Bana önerilen “Makbule” karakteri hakkında bilgi istedim. Sağ olsun senarist Gülse Birsel’den, “Makbule”nin çok ayrıntılı bir biçimde hazırlanmış dört sayfadan oluşan karakter analizi geldi. Okudum ve çok sevdim. Çekime çok kısa bir zaman kalması nedeni ile karakter için hemen hazırlanmaya başladım. Bu arada gittiğim on günlük tatilin dönüşünde artık Makbule’yi tanıyordum. Çekim günü öncesi okuma provasına giderken her şey hazırdı. Ancak o gün bir sürprizle karşılaştım. Makbule rolünün eşleştirildiği karakter son anda değiştirilmiş ve bu bana okuma provasında bildirilmişti. O anda, ayaküstü tarif edilmeye çalışılan yeni karakter ile diğerinin hiçbir ilgisi yoktu. Yıllardır gerek sinema gerekse tiyatroda her çeşit karaktere büründüm. Ancak bu yapılanı hiç profesyonelce bulmadım. Bu sebepten ötürü diziden ayrıldım
KAYNAK /GECCE
Kendime torpil yapmıyorum
atv'nin uzun soluklu dizisi 'Avrupa Yakası'nın oyuncusu ve yazarı Gülse Birsel Harper's Bazaar' dergisine konuştu: Zamana karşı işleri bitirmeye uğraşırken, gerginliği iyi enerjiye çeviriyorum.
Avrupa Yakası'nın hem senaristi hem de başrol oyuncusu olarak; ekranların 'en komik kadını' namıyla anılan Gülse Birsel; Harpers' Bazaar dergisinin eylül sayısına konuştu. Günlük hayatın stresleri ve alışveriş çılgınlığı üzerine Oben Budak'la sohbet eden Birsel, stresten arınmak yerine onunla beslendiğini belirterek, "Paniğin getirdiği bir yaratıcılık ve tempo oluyor. Zihnimi boşaltmayı sevmiyorum" dedi. Yeni sezonda ekrana yepyeni bir 'Avrupa Yakası'yla gelmeye hazırlanan Gülse Birsel bakın neler anlattı:
BU İŞ ÖYLE ZEVKLİ Kİ!
* Tatil boyunca hem malzeme topladım hem de kafamı dinledim. Bu iş o kadar zevkli ki, düşünmeden edemiyorsun. Masanın üstünde, salonda, başucumda, çantamda, her yerde not defterleri ve kalemler var. Aklıma geleni yazıyorum!
* 'Avrupa Yakası'nda geçen sezon zor günler yaşadık. Son on üç bölüm, iki oyuncumuz ayrı ayrı çekilip montajlandı. Ama ben kötü şeyleri hemen unutuyorum, sadece iyi zamanlar aklımda kalıyor. Bu sezon dört yeni oyuncumuz var. Tolga Çevik, Peker Açıkalın, Hasibe Eren ve Sarp Apak.
* Tolga Çevik, Aslı'nın yıllardır nefret ettiği ve Aslı'dan nefret eden yaşıt kuzeni Sacit rolünde. Peker Açıkalın ise apartmanın yeni kapıcısının oğlu. Küçükken menenjit geçirdiği için biraz tuhaf olduğu söyleniyor...
* Dizinin senaryosunda kendime torpil geçmiyor aksine kötü davranıyorum. Bu kadar yıl başrol olmasına rağmen, Aslı'nın kendi macerası çok ender olmuştur. Genellikle diğer oyunculara pas atar, onlar gol atsın diye.
ZİHNİM DOLU KALSIN
* Bu yoğunluk içinde stres atamıyorum. Zaten bir süre sonra stresten beslenmeye başlıyorsun. Gerginliği iyi enerjiye çeviriyorsun. Zamana karşı işleri bitirmeye uğraşırken, paniğin getirdiği bir yaratıcılık ve tempo oluyor.
* Zihnimi boşaltmayı sevmiyorum. Dolu kalsın! Manzara seyretmeyi, 60'ımdan önce yapmayı düşünmüyorum. DVD izlemek tamam, ama zihni boşaltan filmler değil. Terapi için Kapalıçarşı ve Eminönü'ne giderim.
* Eğlenmek için sabahlara kadar ayakta kalacak zamanım yok. "Sabaha kadar oturacaksam, şu bölümü yazıp bitireyim" diye düşünüyorum. Altı kişi aynı akşam bir araya gelmek için iki ay program yapıyoruz. Genellikle de eken ben oluyorum. Son anda çekim uzuyor, yazı bitmiyor falan.
Sabah-Günaydın
arkadaşlar Peker Açıkalın konuk oyuncu olarak katılmıştı dimi hani pikniğe gitmişlerdi ordaki kızın abisi böyle pjamalı fln
Hayata bakışı ile herkesi güldürdü
atv'nin sevilen dizisi 'Avrupa Yakası'nda 'İdare Müdürü Burhan' tiplemesiyle büyük beğeni toplayan Engin Günaydın önceki gece Açıkhava sahnesine çıktı. 'O Hikayedeki Mal Benim' adlı gösterisiyle izleyenleri kahkahaya boğan Günaydın; hayata bakışında korumaya çalıştığı samimiyeti esprili bir dille anlattı. Sanatçının hayata dair küçük hikayeleri şarkılar eşliğinde anlattığı gösteriyi; yaklaşık 2 bin kişi izledi.
Sabah-Günaydın
Televizyonu açmayı sakın unutmayınız!
Geçen yıl bitti, bitecek söylentilerinden sonra izleyicilerin büyük tepkisiyle karşılaşan Avrupa Yakasıdizisi, kısa bir aradan sonra bu çarşamba akşamı 94. bölümüyle ekrana gelecek. Bu sezon, 16 kişilik dizi ekibinden üçü gitti, onların yerine dört yeni oyuncu geldi: Peker Açıkalın, Hasibe Eren, Tolga Çevik ve Sarp Apak.
Yılın 'o zamanı' geldi çattı! Televizyon sezonu açılıyor! Bu sektör ya da havalı söylenişiyle 'beyazcam', dışarıdan bakıldığı kadar eğlenceli bir sektör değildir, inanın. Medyaya, televizyon piyasasıyla ilgili yansıyan birkaç çeşit haber vardır: 1) Falanca oyuncu, filanca dizisinden bölüm başı şu kadar milyar para alıyor! 2) Feşmekan dizisi 25. bölümünü zıttırıpıt barda neşeyle kutladı, oyuncular "Biz bir aile gibiyiz," dediler! 3) Haftanın şu günü yayınlanacak olan dizi, güçlü oyuncu kadrosu ve hayatın içinden hikâyeleriyle gümbür gümbür geliyor! Şimdi size televizyon piyasasının gerçeklerini açıklıyorum efenim: Bu piyasada çalışanların hayatı deliler gibi para kazanıp, gülmek, kutlamalar yapmak ve 'gümbür gümbür gelmekle' geçmez! Alalım bir televizyon dramasını örneğin.
UYKU VE YEMEK SETTE
Dramalar haftada altı, yedi günde çekilir. Oyuncular çoğunlukla en geç sabah sekizde sette olur ve çekim, ertesi sabaha kadar sürebilir. Uyku, yemek, tuvalet gibi ihtiyaçlar sette giderilir. Ancak bizde Hollywood filmlerindeki gibi her oyuncunun lüks bir karavanı, ekip için yapılmış bir yemekhane, seyyar duşlar gibi lüksler yoktur. En ünlü oyuncular, soğukta kaldırımlarda oturup sıralarının gelmesini bekler, yakındaki evlere rica edip tuvaletlerini kullanırlar, yorgunluktan bayılacak durumdayken biraz kestirmek için bazen mahalle kahvelerini mesken tutarlar! Teknik ekibin işi ise bunun iki katı yıpratıcıdır. Bazen çekimler uzak bir şehirde yapıldığı için, ekip senenin 10 ayı evinden, yakınlarından uzak kalır. Her zaman "Biz bir aile gibiyiz," denir, ama çoğu zaman ekipte sürtüşmeler, kamplaşmalar yaşanır, dedikodu gırla gider. Senarist, gözleri kan çanağı olana dek yazar, yönetmen paket paket sigara bitirir, yapımcı uykusuz geceler geçirir. Ve bunların sonucunda dizi yayınlandıktan yaklaşık 12 saat sonra karne gelir: Reyting ölçümleri! Çoğu zaman onca fiziksel ve beyinsel çaba, maddi ve manevi yatırım, beklentiler, bir gecede çöp olur. Çünkü o gece maç vardır, çünkü o gece başka bir kanal o diziyi vurmak için müthiş bir filmi yayına sokmuştur veya çünkü o gece dizi normal saatinin 20 dakika öncesinde yayına girmiştir! Televizyon piyasasındaki rekabet, bütün sektörlerin içinde en acımasızlarındandır! Bu yıl, önümüzdeki iki hafta içinde, stüdyo programlarını bir yana bırakırsak, aşağı yukarı 50 yeni dizi seyirci karşısına gelecek. Her ekibin yaklaşık 100 kişi olduğunu düşünürsek, 5 bin kişi ve onların ailelerinin kaderi, bir ay içinde belli olacak! Bu 50 yeni dizi, devam etmekte olan işlerle her hafta çarpışacak ve kimisi piyasadan silinirken, kimisi ayakta kalmayı başaracak. Başarılı olan işlerin çoğu da belli çevrelerde dudak bükülerek karşılanacak, kalitesiz, avam, sıradan bulunacak! Başarısız olup kaldırılanların arasında, arkasından "Hay Allah çok kaliteliydi, ama halk anlamadı," denenler bulunacak! Çok az iş, belki senede bir veya iki tanesi, hem reyting ölçümlerinde başarıyı yakalayıp hem A grubu seyirci, medya, sanat dünyası hatta televizyon düşmanları tarafından da alkışlanacak! Lafı nereye getirdiğimi az çok tahmin etmişsinizdir. Avrupa Yakası son üç yıldır bu ender işlerden biri oldu! Popülarite ve kalitenin minicik kesişim kümesinde yerini aldı. Bu çarşamba, Avrupa Yakası, 94. bölümüyle dördüncü yılına başlıyor! 16 kişilik oyuncu ekibinden üçü gitti, dört yeni oyuncu geldi: Tolga Çevik, Peker Açıkalın, Hasibe Eren ve Sarp Apak. Çevik ve Eren, Aslı'nın halasının çocukları Sacit ve Makbule'yi canlandırıyor. Açıkalın, Sütçüoğlu Apartmanı'nın kapıcısının oğlu Gaffur. Apak ise ofisin yeni çaycısı. Geçen yıl bir ara diziyi bitirmeyi düşündük. Ancak bu haber duyulmaya başlandığında seyirciden öyle sert ve güçlü bir tepki geldi ki kararımız değişti. Ben iş konusunda hep kötümserimdir! En berbat ihtimalleri düşünürüm, evhamlıyımdır, titizimdir. Böylece her şeye hazırlıklı olunur, hayalkırıklığı yaşanmaz, önlem alınır. Herkesin dizine vura vura güldükleri bir bölümde benim tek dikkatimi çeken düşük tempolu bir sahne veya arkadaki figüranın kameraya bakması olur! Ağız tadıyla, eğlenerek, gülerek bir Avrupa Yakası seyretmişliğim yoktur, şimdiye kadar. Sadece kusurları görürüm! Ama birinci bölümün çekimlerinden sonra şu kadarını söyleyeyim, doğru kararı verdiğimize kanaat getirdim! Sanırım o küçük kesişim kümesinde olmaya devam edeceğiz. İyi seyirler.
Sabah Gazetesi
Komedinin adresi yine değişmedi
Avrupa Yakası yenilenmiş kadrosuyla sezonu açtı. Aslında tam olarak açtığını söyleyemem. Zira ilk bölüm, yeni karakterlerin tanıtıldığı bir demo gibiydi. Gülse Birsel ile konuştum. "Sen asıl ikinci bölümü bekle. İddia ediyorum, bugüne kadar çekilen en komik bölüm oldu. Gülmekten zor tamamladık" dedi. Gülse öyle diyorsa, gerçekten komik olmuş demektir. Merakla bekleyeceğim... İlk bölüme gelince: Bana göre en büyük değişiklik Cem'in (Levent Üzümcü) saçlarıydı. Bali'deki balayından gür saçlarla dönmüş. Ya havası suyu yaramış, ya da ektirmiş. Bilemem artık... Diziye yeni katılanlardan Sacit belli ki Ata Demirer'den doğan boşluğu kısa sürede dolduracak. Ama BKM oyuncusu Tolga Çevik'in bir an önce üzerindeki 'Yılmaz Erdoğan izlerinden' kurtulması lâzım. Zira Sacit, fena halde Yılmaz Erdoğan'ı çağrıştırıyor. Selin'in geçen sezonlarda herkesi gülümseten yanlış Türkçe'si yeni bölümlerde Makbule'ye (Hasibe Eren) miras kalmış. Makbule "Tam teşekkürlü hastane" derken, aklıma hemen Selin (Evrim Akay) geliverdi. Yeni ofisboy Tanrıverdi'nin (Sarp Apak) üzerine ise ağır bir Şesu (Bülent Polat) kokusu sinmiş gibi. Oysa büyük kentin moleküllerine ayrıştırıp asimile ettiği Anadolulu genç tiplemesinin son kullanım tarihi Şesu ile dolmuştu. Keşke oyuna farklı bir ofisboy karakteri eklenseydi. Ne bileyim, efemine bir tip gibi mesela... Sapık kapıcı oğlu rolündeki Peker Açıkalın ise ilk bölümde sadece göz kırptı. Oyunculuğunu çok takdir ettiğim Peker'in yeni bölümlerde herkesten rol çalacağı şimdiden belli oldu. Bu arada Cem'in tatilini bir hafta uzatmak istemesi yüzünden işten kovulması bana garip geldi. Zira bir sezon önceki ara finalde tüm dergi ekibi topluca tatile çıkmamışlar mıydı? Derginin yayınına koca bir yaz sezonu boyunca ara vermeyi göze alabilen bir patron, bir sonraki yıl elemanına bir hafta fazla tatili neden çok görür ki? Gelelim sadede... Önemli oyuncuları yitirmesine rağmen, Avrupa Yakası'nın bu sezon da komedinin değişmez adresi olacağını iddia etmiştim. İddiamın arkasındayım.
Sabah Gazetesi-Yüksel Aytuğ
Bugün Sabah Gazetesi' nin Günaydın ekinde, Yüksel Aytuğ' un köşesinde Gülse Birsel' in yeni sezonun 2. bölümü hakkındaki yorumlarından bahsediliyordu. Gülse Birse, "Sen asıl 2. bölümü bekle. İddia ediyorum bugüne kadar çekilen en komik bölüm oldu. Gülmekten zor tamamladık." demiş. Ben de merakla bekliyorum, Gülse Hanım kendimi çok eleştiren bir insan eğer o bile bu kadar beğendiyse vardır bir hikmeti.
OLLEEYYY! OLEEEYY!!!! BOMBA GIBI HABER!!!! :) :)
Komedi Merkezi
Güldürünün ustalarından alışılmışın çok dışında bir program geliyor... Şahan Gökbakar, Bülent Polat, Alpay Atalan ve Evrim Akın her hafta programlarında bir ünlüyü ağırlıyor. Komedi Merkezi, konuğuyla hem söyleşiyor hem de yaşama ait bazı kesitleri skeçler ve VTR'lerle izleyenlerle paylaşıyor.
Yeni program.Hemde evrim ve bulent beraber olucaklar.Inanabiliyormusunuz arkadaslar? su an o kadar sevincliyimki icimden dans edesim geliyor. :P
Yarisma Showtv'de yayinlanicak bu arada. :)
HANGİ DİZİ REKLAMLARINDA BİLE ÇOK YÜKSEK İZLENME PAYI ELDE ETTİ?
05.10.2006 18:32
Türkiye'de ortak kanıdır. Reklamlarda izleyici kaçar. Ama dün bir dizi reklam lotunda bile yüksek rating almayı başardı...
Avurpa Yakası dizisi dün akşam reklam slotunda bile yüksek bir ratinge ulaşmayı başardı.
Dizi rakiplerinin oynadığı saatlerde bile reklama girdiği dakikalarda 14 ila 15 arasında share yani izlenme payı aldı...
Senaryoları kim yazıyor?
BU da laf mı şimdi? Tabii ki senaristler diyeceksiniz değil mi? Hayır efendim, kazın ayağı hiç de öyle değil. Tamam, senaryo yazarları, çekirdek öykü etrafındaki gelişmeleri kağıda döküyor, diyalogları, tredmanları yazıyor olabilirler. Ama çoğu zaman, yazdıklarını, bozmak zorunda kalıyorlar. Çünkü dizinin demirbaş oyuncusu, herhangi bir nedenle sezonun ortasında ayrılıveriyor. Ondan sonra ayıkla pirincin taşını... Senaryo yazarları başlıyorlar kara kara düşünmeye, "Giden oyuncuyu öldürsem mi, seyahate ya da askere mi göndersem, yeni karakteri oyuna nasıl soksam?" diye... Bu durumda senaryoyu, senarist değil, setten giden oyuncu yazmış oluyor!.. İki sezondur bunun örneklerini yaşıyoruz Avrupa Yakası'nın Volkan'ı askere yollandı. Üstelik karısı Selin'i de yanında götürdü!..
Avrupa Yakası dizisi, Engin Günaydın'ın oyunu ile sürüyor, çünkü o komiklik yaptıkça kadrosu zayıflayan dizinin izleyicisi, diziyi terk edemiyor. Ata Demirer zamanında hiçbir oyuncuya bu kadar ağırlıklı rol verilmezdi... Şu sıralarda Avrupa Yakası dizisini terk eden Demirer'den ses çıkmıyor, sanırım yakınlarda iyi bir projeyle ortalığı birbirine katacak, ama o ortalıktan kaybolurken, yarattığı boşluk Engin Günaydın'a yaradı, dizideki performansı yüzünden Avrupa Yakası neredeyse onun için yazılıyor, o da ününü her gün biraz daha büyütüyor. Son yıllarda yeni bir komedyen üretemeyen televizyonlar farklı bir tiplemeyle bu boşluğu doldurdular, her yerde ona rastlamamız da bundan; diziler, reklamlar, parodiler... Avrupa Yakası'na bir sözüm var, Engin Günaydın bu kadar öne çıkarsa ve yakın bir gelecekte diziden ayrılmayı düşünürse, ne yapacaklar, çünkü alternatifi yok; diğer oyuncular fazla geride bırakıldı. Bir de hatırlatma, dizide zaman doldurma öne geçti. Bu hafta Peker Açıkalın'ın Çakkıdı dansıyla reklam arası verdiler. Uzun uzun yayınlanan reklamlardan sonra bölüm yeniden başladı ve aynı dansla bitti...
Yedek kulübesinde futbolcu gibiyim
Sema DENKER
Ata Demirer, Avrupa Yakası'ndan ayrıldıktan sonra altı ayda hazırladığı yeni stand-up gösterisiyle sahnelere dönüyor. "Avrupa Yakası"ndan ayrıldıktan sonra Bozcaada'da inzivaya çekilen Ata Demirer, "Havadan-Sudan" adlı yeni bir stand-up gösteri hazırladı. Demirer, "Şu an yedek kulübesinde gol atmayı bekleyen bir adam var... İşe ilk başlayan, o idealist çocuğu çok özlemiştim. O çocuk şimdi geri geldi" dedi. Ünlü komedyen, pişmanlıklarından Özlem Kaya ile olan birlikteliğine ve "Avrupa Yakası"nda yaşananlara kadar birçok konuda samimi açıklamalarda bulundu. İşte Sema Denker'in özel röportajı...
Yedek kulübesinde gol atmayı bekliyorum
"Avrupa Yakası"ndan ayrıldıktan sonra Bozcaada’da inzivaya çekilen Ata Demirer, altı ayda hazırladığı "Havadan-Sudan" adlı yeni stand-up gösterisiyle sahnelere dönmeye hazırlanıyor. Ünlü komedyen, pişmanlıklarından Özlem Kaya ile olan birlikteliğine, "Avrupa Yakası"ndan Ramazan Bayramı sonrası sahneleyeceği stand-up gösterisine kadar birçok konuda açıklamalar yaptı. Demirer; "Şu an yedek kulübesinde gol atmayı bekleyen bir adam var" diyor.
Bayramdan sonra başlayacağınız yeni stand-up gösterinizden bahseder misiniz?
- "Tek Kişilik Dev Kadro" isimli ilk gösterim, çok süratli ve renkliydi. Yedi yıl boyunca bu gösteriyi sahneledim. Aslında bir yıl daha götürürdüm ama kendi oyunumdan artık sıkılmıştım. Sistemli çalışarak ilk gösteriyi aşabileceğim yeni şeyler hazırladığıma inanıyorum. Çok sancılı bir altı ay geçirdim ama şimdi mal elimde ve ona çok güveniyorum.
Her şey değişti mi?
- Her şey değişti. İlk gösteri aslında bir yetenek gösterisiydi. Bu yüzden de eleştiriye açıktı. Zaten, "Çok taklit yapıyor, çok kendinden bahsediyor" gibi eleştiriler de aldım. Bu gösteri, daha aktüel. İçinde siyaset var, siyasetçiler var, gençlerle ilgili hikáyeler var, vs. Yani tam bir stand-up oldu bu. İlk gösterideki aslan-ceylan hikáyesi, Fatih Terim’ler, Bülent Ersoy’lar, yeni oyunda yok artık. Hiçbir şekilde eskiye yaslanmadık. Bunların yerine başka arkadaşlar geldi.
İsim de değişti tabii...
- Değişti, "Havadan-Sudan" oldu. Öyle havadan, sudan konuşacağız işte. Bazı sohbetler, ’havadan-sudan konuştuk’ diye basite indirgenir ya, aslında o sohbetin altı çok doludur. Dolayısıyla bizim hava ve su anlayışımız da öyle. Seyirciyle muhabbet edeceğiz. Ben bu gösteride daha farklı şeyler deneyeceğim. Bir performans sanatçısı kendini her zaman yenilemelidir. Hayal kırıklığı ve riski göze alıyorum. Sonuçta bunu yapmasaydım, dünyanın en zengin adamı bile olsam, psikolojik olarak rahat edemezdim.
Yerli Harry Potter tadında bir film çekmeyi planlıyordunuz. Hatta senaryosunu bile yazmaya başlamıştınız. Ne durumda bu projeniz?
- Hayata geçmesi zor bir proje. Olurdu ama istediğimiz gibi olmazdı. Şimdi başka fantezilerim var.
Mesela?
- Mesela gişe filmi kokmayan, dramatik tarafımı gösterebileceğim bir filmde oynamak istiyorum. Çağan Irmak, Zeki Demirkubuz, Nuri Bilge Ceylan, beni plastik olarak değerlendirmeyip, başka taraflarımı algılamak isterlerse, bana çok büyük iyilikleri dokunmuş olur. Robin Williams gibi Ölü Ozanlar Derneği tarzı bir film bekliyorum. Gerçek hayatta karşılığı olan hikáyelerin içinde olmak istiyorum. Yani benim derdim sinema. Emin olun şu an yedek kulübesinde gol atmayı bekleyen bir adam var. Biri, bir gün beni oyuna sokacak ve ben de o golü atacağım. Maçı da alacağım.
AVRUPA YAKASI 10 YIL DAHA GİDER
Çok soruldu ama Avrupa Yakası’ndan neden ayrıldınız?
- Üçüncü sezona başlarken hem yapımcıya hem de Gülse Birsel’e sezon sonunda işten ayrılmak istediğimi söyledim. Onlar da anlayışla karşıladı ve ona göre senaryolar yazıldı. Bunu bir futbol maçı gibi düşünün. Ben o kulüpte oynamak istemiyordum. Bu tamamen yenilenme arzusuyla ilgili bir şeydir. Televizyon, alışkanlıkların makinesidir. Ama ben sahnede, canlı canlı, riskleriyle, korkularıyla, enerjisiyle, alkışıyla büyük oynamaya alıştım. Dolayısıyla çok özlemiştim sahneyi. Artık dizi çekerken huzursuz olmaya başlamıştım. Ben huzursuz olunca, doğal olarak etrafımdaki insanlar da huzursuz oluyor. Planladığımız gibi sezon sonunda karşılıklı feragat ettik.
Gülse Birsel ayrılmanızın diziyi etkilemeyeceğini söylemişti...
- Dizi devam eder tabii. Çünkü matematiği ona göre kurulmuş. Benim durumumda Tamer Karadağlı olayı yoktu. Yani hikáye benim üzerime dönmüyordu ki. Ben sadece Volkan’ı çok parlak oynadığım için biraz ön planda gibiydim.
Yani hikáye önemli...
- Tabii her zaman büyük senarist vardır. İyi bir teknik direktör varsa, hemen araya birini monte eder. Yani o kadar da kendini büyütmene gerek yok! Benim kendi egomu büyüttüğüm ve iddialı olduğum yer, sahne. Bu konuda kapışmak isteyen varsa, sahneye çıkarız. Ama dizide, sinemada, sana verilen rolü çok iyi oynarsan, oynarsın. Sensiz o işin gitmemesi için, senin üzerine dönen bir iş olması lazım. Mesela "Çocuklar Duymasın" dizisi, tamamen Tamer Karadağlı üzerine kurulu olduğu için, o çıktıktan sonra dizi sallandı ve düştü. Bizim dizinin ise ilk 40 bölüm hariç, ondan sonraki bölümlerinde çok doğru bir matematiği vardı; herkese şans verildi.
İlk 40 bölüm sizin üzerinize mi kurgulandı?
- Benim üzerime dönüyormuş gibi oluyordu. Ama senaryoda öyle değildi. Volkan Bayhan oldu, Lerzan oldu derken iş bir anda genişledi ve övünülecek bir hál aldı. Yenilendiği sürece bu dizi 10 yıl daha gider. Mesela şimdi Peker Açıkalın’ın canlandırdığı kapıcı çok başarılı bir karakter. Onun, benim zamanımda da olmasını çok isterdim açıkçası. Ben kimseyi yarı yolda bırakmam. Ben gidince, her şeyin çok farklı olacağına inansaydım, farklı şeyler de yapardım.
BİR HESABIM VAR
Verdiğiniz kararlardan pişmanlık duyuyor musunuz?
- Hayır, verdiğim kararların hepsinin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha anladım. Çünkü ben bu işe ilk başlayan, o idealist çocuğu çok özlemiştim. O çocuk şimdi geri geldi. Geçmişe bir sünger çektim. Bundan sonra da o heyecanımı hiç kaybetmek istemiyorum. İlk başladığımda deli gibi çalışarak kendimi göstermek istedim. Ben şimdi yine kendimi deli gibi göstermek istiyorum. Kendimi kandırdığımı hissettim ve tekrar sıfırdan başlamaya karar verdim. Yani yediğimin, içtiğimin, kazandığımın hiçbir anlamı, hiçbir tadı, lezzeti yoktu. Bu yeni oyunu halledersem, yani tahmin ettiğimiz gibi bir etki yaratırsa, o zaman çok daha mutlu bir insan olacağımı hissediyorum. Kendimle ilgili bir hesabım var; tekrardan başa dönülebildiğini görmek istiyorum.
Peki Hümeyra Hanım ile tartıştınız. Her şey yazıldığı gibi miydi?
- Geçsek bu konuları... Yorum yok.
Sevimli, yetenekli genç Ata Demirer, bir anda huysuz, kaprisli, şımarık biri olarak anılmaya başlandı...
- Böyle biri olmadığımı herkes bilir. Ben sadece bir ara çok yoruldum. Bu yorgunluk sırasında hiç düşünmeden cevaplar verdim, gaflar yaptım. Şimdi ise temizim. Detoks yaptırdım. (Gülüşmeler) Ben de insanım ama inan şımarmış bir adam değilim. Şımarıklığın anlamını biliyorum. Benim her şeyim ortada.
Başka yeni projeniz var mı?
- Bir mizah kitabı çıkarmayı düşünüyorum. Bu yeni gösteri biter bitmez kitabı çıkartacağım.
Ezel Akay’dan özür diliyorum
"Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?" filminde oynayacaktınız. Neden ayrıldınız?
- Sekiz yıllık sanat geçmişimde, gerçekten çok utandığım ve pişman olduğum tek olay, Ezel Akay’ı hayal kırıklığına uğratmamdır. Çünkü söz verdiğim halde, maalesef sözümde duramadım. Bunu hayatımda ilk kez yaptım. Çok üzgünüm!
Ne oldu peki?
- Çok yoğun ve yorgun bir dönemdeydim. Gösterimi bitirmiş, 2005 yılında da Avrupa Yakası’ndan ayrılmayı düşünüyordum. O yüzden Ezel Ağabey ile bu film için çok rahat konuştum. Fakat sonradan, Avrupa Yakası’nda bir sezon daha oynamam gerektiğini düşündüm. Çünkü sokaktaki insanın sevgisi çok yoğundu. Dolayısıyla film ile Avrupa Yakası aynı anda gitmezdi. Şu an bu teklif gelmiş olsa, daha farklı davranırdım. Oradan bir ders çıkardım.
Ezel Bey kırılmış, belki de kızmıştır size?
- O günden sonra onunla hiç konuşmadık. Ama ben buradan sizin aracılığınızla kendisinden özür diliyorum. İnsanlar hata yapar. Bu filmde yer alamamak, benim tamamen kişisel planlama hatamdan kaynaklanıyor. Yoksa, gayet güzel bir film oldu. Mecbur kaldığım bir fikir değişikliği sonucu ortaya böyle bir şey çıktı. Pişmanım yani! Ezel Akay’ı kırdığım için de çok üzgünüm.
Çocuk doğur diye yalvarabilirim
- Özlem Kaya ile berabersiniz değil mi?
Evet. Uzunca bir süredir birlikteyiz.
- Hatırlarsanız benimle yaptığınız röportajda, arkadaşız demiştiniz...
Efendim tabii insan olgunlaşıyor...
- Nişanlandığınız yazıldı, doğru mu?
Aramızda sembolik bir şey oldu ama bu nişan değildi.
- Evlenecek misiniz?
Bu karşılıklı hissetme ve zamanlama meselesidir. Açıkçası ben kendimden çok emin olamıyorum. Yani uzun vadeli planlar yapamıyorum. Yarın sabah, çocuk doğur diye yalvarabilirim de. O da beni çok iyi tanıdığı için bu kadar yıldır birlikteyiz. Her şeyden önce bizim çok iyi bir arkadaşlığımız var. Bir ilişkide de en önemli şey, birlikte konuşup, eğlenebilmektir. Bunu yaşayabildiğimiz için de bir sıkıntı çekmiyoruz.
Evrim Akin Hakkinda......
EVRIM 10 KASIM'DA SINEMALARDA!!!!!! :)
Film:Şaşkın
Mehmet, İstanbul’da üniversite öğrencisidir. Tesadüfen dinlediği bir radyo programında bir kızın aşk üzerine konuşmalarından çok etkilenir ve onu bulmak için ev arkadaşı Çetin’i de yanına alarak Antalya’nın yollarına düşer. Peşinden gittiği bu esrarengiz ses hakkında, tek bildiği Antalya’da bir otelde staj yaptığı ve isminin Deniz olduğudur. Sonunda Mehmet ve Zeynep, Antalya’da telefondaki sesin birbirlerine ait olduğunu bilmeden tanışırlar.
Yönetmen : Şahin Alparslan
Oyuncular : Onur Ünsal, Evrim Akın, Ahmet Mümtaz Taylan, Serdar Yeğin, Selin Demiratar, Serdar Keskin
Senaryo : Şahin Alparslan, Doğu Yücel
Öykü : Şahin Alparslan, Cengiz Keten
Yapımcı : Erol Avcı
Türü : Romantik komedi, gençlik filmi
Yapım : 2006 Türkiye yapımı, 90 dk.
Gösterim tarihi : 10 Kasım 2006 (TMC Film / Özen Film)
Web sitesi : http://www.imm.com.tr/saskin
http://sinemam.net/suleymansatir/files/2/afis%281%29.jpg
http://sinemam.net/suleymansatir/files/2/s4.jpg
http://sinemam.net/suleymansatir/files/2/s3.jpg
|