Tüm Versiyonu Göster : Kiss Kiss Bang Bang
Cannes'da yarışma dışı gösterilen bu kurnaz ve sinsi kara film parodisi, hem gelmiş geçmiş dedektifleri ve onların klişelerini bolca kullanıyor hem de akla sığmayan tesadüfler, imkânsıza yakın aksiyon sahneleri ve kahraman dedektifler sayesinde bu öğelerle dalga geçiyor. Ufak hırsızlıklarla geçinen Harry, bir dedektif rolü almak üzere Hollywood'da oyuncu seçmelerine katılmak durumunda kalır. Eşcinsel Perry lakabını taşıyan bir özel dedektif de Harry'ye rolü için yardım edecektir. Bu arada, Harry'nin oyuncu olmayı aklına koyan lise aşkı Harmony de ekibe katılır. Kahramanlık taslamanın Harmony'nin kalbine giden yolu açacağını düşünen Harry, birden kendini klasik dedektif filmlerinde bolca rastlanan kovalamacalar ve cinayetlerle dolu dolambaçlı bir olayın tam ortasında bulur.
Oyuncular: Robert Downey Jr., Val Kilmer, Michelle Monaghan
Yönetmen: Shane Black
Süre:102 dk.
http://img358.imageshack.us/img358/6100/posterkkbb4zj.jpg
http://img358.imageshack.us/img358/9589/kisskissbangbang10ei.jpg http://img358.imageshack.us/img358/3213/kisskissbangbang28un.jpg http://img358.imageshack.us/img358/5634/kisskissbangbang41xd.jpg http://img358.imageshack.us/img358/424/kisskissbangbang50eq.jpg
Filme olumlu yaklaşırsak "Kiss Kiss Bang Bang"in "Çığlık"ın korku sinemasında yaptığını tekrarladığını söyleyebiliriz. Yani türü iyi bilen sinemaseverle köşe kapmaca oynuyor. Genel yapıyı ve klişeleri korumakla birlikte zekice eğip büküyor. Olumsuz yaklaşırsak "Kiss Kiss Bang Bang" iki cami arasında beynamaz..
Alin Taşçıyan, Milliyet
İpe sapa gelmez olaylar dizisi ve bu olayların her yeni adımında yeniden tanımlanan dostluklar, sürprizler ve beklenmedik bağlantılar... Yönetmen Shane Black, doğrusu türün hakkını fazlasıyla veriyor. Sadece Shannyn Sassamon'a ayrılan süre biraz az, filme ilişkin de tek itirazımız bu yönde.
Uğur Vardan, Radikal
Filmin güzelliği, bütün saçmalıkları gerçek gibi kabullenmek zorunda kalmadan klişe olduklarını bilerek seyretmekte. Zaten yönetmen Shane Black de Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde katıldığı söyleşide "Film, film olduğunun farkında." demişti. Daha önce de Filmekimi’nde gösterilen film, seyircilerden tam not almıştı.
Elif Tunca, Zaman
Hollywood'un en güçlü isimlerinden Joe Silver... Yüz milyon dolarlık filmlere imza atıyor. 'Cehennem Silahı' serisini başımıza sarmaktan sorumlu olsa da 'The Matrix' gibi hayırlı işleri de var. Konuşurken sürekli telefonu çalıyor, asistanı yanıtlıyor, bazılarına kendisi yanıt vermek zorunda kalıyor. İnsan böyle meşgul bir insanın geceleri nasıl uyuduğunu merak ediyor.
* Halen 'V for Vendetta' gibi dev bütçeli bir filmle uğraştığınızı biliyoruz. Bu filmin 'mütevazı' senaryosunda sizi çeken ne oldu?
Shane Black'i yıllardır tanırım, biliyorsunuz birçok senaryosunun yapımcısı bendim. Bu senaryo da çok hoşuma gitti. Gerçi çok büyük bir para değil, ancak 15 milyon dolar bulabildik. Bu film için düşük bir bütçe.
* Daha pahalı bir film gibi duruyor...
Teşekkürler, amaç da buydu zaten. Bazen az parayla çok iş yapmak gerekir. Oyuncularımız müthişti, yönetmenimiz çok hazırlıklıydı. Sonuçtan çok memnunum.
* Nasıl proje seçiyorsunuz? Yaratıcılık ve milyonlarca doları riske atmak işi biraz çelişiyor da. Diğer yandan 'Matrix' bunun başarılı bir örneği...
Her film bir risktir. Bir formülü var mı? Hayır. Beni heyecanlandıran, insanların izlemek isteyeceğini düşündüğüm bir film olursa çekilmesini sağlamak için gereken zaman ve çabayı harcarım. İnsanların beğeneceği bir film yaptığımda ödülüm o filmin başarısıdır. Çünkü insanlar izlemek için para öder.
BU İŞİN FORMÜLÜ YOK
* Yani sonuçta iyi film olsa ama pek ilgi görmeyip izlenmese durum vahim ötesi midir?
Her zaman için izlenmesini umarım. Tabii ki arada hayalkırıklıkları oluyor. Dedim ya maalesef formülü yok.
* Milyonlarca dolarla oynayan büyük bir isimsiniz. Bu çok stresli olmalı, geceleri rahat uyuyabiliyor musunuz?
O kadar da değil ama haklısınız. Bazen zor uyuduğum doğrudur. Büyük bir isim olduğumu düşünmüyorum ama çok film yapıyorum ve çok çalışıyorum. Ama bence çok çalışan ve iyi işler çıkaran bir sürü yapımcı var. Filmler iş yapmaz, insanlar tarafından beğenilmez ve çalışmaya devam edemezsem büyük bir isim de olamam. Hollywood dediğiniz ilginç bir yerdir.
* Matrix'den sonra küçük bir bütçeyle çalışmanın farkı nedir?
Bazen küçük film yapmak büyük bir film yapmaktan daha zor olur. Bu film için yönetmenin 37 günü vardı. Büyük filmlerde çekim için 237 gün vardır. Ama yine de sinir bozucudur, sürprizlere gebedir, ne olacağı belli olmaz. Daima bir korku vardır ama onu yener ve işini yaparsın.
kaynak:www.sabah.com.tr
'İskender' filminde izlediğimiz Val Kilmer bu kez 'Kiss Kiss, Bang Bang'teki eşcinsel dedektif rolündeki keyifli performansıyla komediye dönüş yapıyor. Kariyerine tiyatro ile başlayan, 'The Doors' gibi bir müzikalle hayranlık toplayan ünlü aktör, bu rolünde çok eğlendiğini söylüyor: "Artık eğlenmek ve eğlendirmek istiyorum..."
http://img209.imageshack.us/img209/5749/82a68a666bfaba41b53f4826b8qb.jpg
* 'İskender'deki 'ağır baba' rolünüzden sonra, sizi bir komedide görmek hoş bir süpriz oldu.
Yıllardır bir komedi istiyordum ama kimse önermiyordu. Beni eğlendiren bir hikaye bulmaya çalıştım ki, benim de izleyicileri eğlendirme şansım olsun.
* Filmdeki rolünüz gibi rahatlamış, hafif 'tuzu kuru' bir haliniz var. Rol seçiminize de yansıyor mu bu?
Evet, keyfe keder bir dedektif. Çok para kazanmış. Artık başını derde sokmaya, hayatını tehlikeye atmaya ihtiyacı yok. Sinema ve TV'ye teknik danışmanlık yaparak para kazanıyor. Filmin başındaki pozisyonu bu. Sonra Robert Downey'ye rol için yadımcı olmaya kalkıştığımda çifte cinayete karışıyorum ve her şey alt üst oluyor. Sette çok eğlendik canım.
FİLM TARZLAR KARIŞIMI
* Kara film türünü de pek sevdiğinizi duyduk...
Evet, çok. Farklı tarzlar, özellikle de kara film daima ilgimi çekmiştir. 'Çin Mahallesi' bence bugüne dek yapılmış en iyi renkli kara filmdir. Bizim filmimiz bir tarzlar karışımı.
* Kariyerinize tiyatro ile başladınız, yine var mı böyle bir proje?
Evet, Londra'da bir tiyatro oyununda rol alıyorum, 'Postacı Kapıyı İki Kere Çalar' romanının uyarlaması. Hollywood dediğiniz ilginç bir yerdir, arada uzaklaşmak gerekir. Size broşürünü vereyim, beklerim...
Onu her daim izlemek istesek de bazen alkol ve uyuşturucu sorunları nedeniyle 'tedaviye alındığı' haberleriyle ortalıklarda görmüyoruz. Neyse ki Mel Gibson gibi ona inanan yönetmen ve yapımcı sayısı hayli fazla. 'Keyfe keder' ve inandığı projelerde yer almasıyla ünlü... Oscar'a aday olduğu 'Chaplin'deki gibi arada varoluşunu sorguluyor. Dünya yüzüyle gördüğümüz Robert Downey Jr., hayallerimizin de ötesinde hoş, zeki, hazır cevap ve ukalalıktan uzak.
http://img209.imageshack.us/img209/2364/31b5837016a1a641b86aaf3db4io.jpg
* Sizi bir süredir izleyemiyorduk. Bu filme sizi çeken ne oldu?
Senaryoyu çok eğlenceli buldum. Bir oyuncu olarak daima ilginç bir şeyler yapmak isterim. Kara mizah ve kara film gibi türleri buluştursundan da öte, film kendisiyle de dalga geçiyor. Filmi izlemeyip sadece senaryosunu bile okusanız yüksek sesle gülersiniz.
* Senaryoya sadık kalındı mı, yoksa 'eğlenirken' yeni espriler üretip doğaçlama da yaptınız mı?
İkisi de. Bazen bir sahne o kadar iyi yazılmıştır ki, hiçbir şeyiyle oynamak istemezsiniz. Ve bazen de yine o kadar iyi yazılmıştır ki, dikkatli olmanız ve sahneye çok güvenmemeniz ve bir iki şeyi değiştirmeniz gerekir. Açıkçası Val (Kilmer) benden daha çok doğaçlama yaptı. Olağanüstü büyük bir oyuncu.
* 'Uyumsuz iki ahbap çavuş' olarak gayet uyumlusunuz...
Komik değil mi? Sonuçta bu bir Shane Black filmi. 'Cehennem Silahı'nda aile babası Danny Glover'ın intihara meyilli Mel Gibson ile ortaklığını hatırlarsınız. Bu filmde de bana maço bir dedektif olmayı öğreten adam aslında eşcinsel. Ve hayatta duruşu benden daha sağlam. Ben saf ve çabuk kırılan bir karakteri oynuyorum.
BEN ÇOK ŞANSLIYIM
* Filmde kazara aktör olan sıradan bir hırsızı canlandırıyorsunuz. Naif ve tüm yaşadıklarına rağmen kendi içinde tutarlı. Bu anlamda kendi Hollywood maceranızla benzerliği var mı?
New York'ta garson yamaklığı işinde çalışıyor ama başka bir şey yapmak istiyordum. Bazı kulüplerde çalıştım, tiyatro yaptım. Bir şikyetim de yoktu. Hollywood'a geldiğimde çok gençtim, 20 yaşında bile değildim. Filmdeki karakterden farkım; aktör olmaya niyetli bir havada geziniyordum ama neler olup bittiği hakkında pek fikrim yoktu. 'Kiss Kiss Bang Bang' bir zaman bir yerde hayatın sillesini yediğini düşünmüş olan herkes için mükemmel bir film. Ben de sonuçta bilinçsizce bir sürü şey yaşadım ama pişman değilim. Hollywood dediğin başka bir alem, yanılsamaya kapılmak her an mümkün. Şöhret, sorunlar filan, sonuçta yaşadığım için çok şanslıyım bence, çok şey öğrendim. Yaşayıp, öğreniyorum.
kaynak:www.sabah.com.tr
maria clara 26-07-08, 23:18 En beğendiğim filmlerden biri.Senaryosu ve esprileri harika.İzlemek için harcadığınız vakte kesinlikle değer.
Eğlenceli bir film ama güzel bir finali yok. Film çok ortada kalıyor bana göre...
|
|