Tüm Versiyonu Göster : Turgut Yasalar
Doğumu
1956 - Bursa
Filmleri - Oyuncu (2 Film)
Şellale Mr. Johnson 2001
Kanunun Ötesinde 1992
Filmleri - Yönetmen (6 Film)
Sis ve Gece 2006
Koltuk Sevdası 2001
Nisan Yağmuru 2001
Can Dostum 1999
Leoparın Kuyruğu 1998
Çılgın Bediş 1996
Filmleri - Yapımcı (2 Film)
Sis ve Gece 2006
Leoparın Kuyruğu 1998
Filmleri - Senaryo (4 Film)
Sis ve Gece 2006
Şeytan Ayrıntıda Gizlidir 2004
Leoparın Kuyruğu 1998
Ayaşlı ve Kiracıları 1989
Ödülleri
35.Antalya Film Şenliği, 1998
En İyi Senaryo Leoparın Kuyruğu
şubat ayında vizyona girecek sis ve gece filmi ile ilgili bilgi verirken
http://img179.imageshack.us/img179/1151/sisgece1ob4.jpg (http://imageshack.us)
http://img252.imageshack.us/img252/3507/sisgece4ko2.jpg (http://imageshack.us)
http://img238.imageshack.us/img238/2640/sisvegece1tx7.jpg (http://imageshack.us)
Hani nerde yazarla yönetmenin kavgası?
http://img207.imageshack.us/img207/7986/2902817dl0.jpg (http://imageshack.us)
"Sinema tarihi kitaplardan uyarlanmış filmlerin hayal kırıklıklarıyla dolu. Aslında bu, filmini kitaptan uyarlayan herkesin başına gelebilir" diyor Turgut Yasalar. Öyleyse ne demeye kalkıp, kitaptan sinema uyarlaması yapıyor? Çünkü hikayeye vurulmuş.
Hadi onun cephesi böyle, peki kitabının film halini sinemada görünce yüzünü ekşitmeyen yazara pek rastlanmazken, Ahmet Ümit kalkıp neden Sis ve Gece romanının filmleştirilmesine evet, demiş? Ve nasıl olmuş da film bittiğinde yazarı da yönetmeni de memnun etmiş? İşte aşağıda bu soruların cevaplarını bulacaksınız.
Polisiye romanın Türkiye’deki popüler yazarlarından Ahmet Ümit’in, 1996’da yayınlanan Sis ve Gece romanı 11 yıl sonra sinemaya uyarlandı. Ümit’in ilk romanı olmasına rağmen büyük başarı sağlayan Sis ve Gece, yabancı dile çevrilen ilk polisiye Türk romanı olarak da önem taşıyordu. Turgut Yasalar’ın senaryolaştırıp yönettiği filmin başrollerini Uğur Polat, Yetkin Dikinciler, Selma Ergeç paylaşıyor. Sis ve Gece, 23 Şubat’ta gösterime giriyor. Kısa rolüyle müthiş bir performans sergileyen İlyas Salman ise filmin gerçek sürprizi.
İLYAS SALMAN 17 YIL SONRA SİNEMADA
Turgut Yasalar senaryoyu yazarken, televizyonda İlyas Salman’ı görüyor. O sırada Cuma karakterine yoğunlaşmış: "İşte Cuma, dedim. Filmin oyuncularını seçerken bazı karakterlerde karar veremediğimiz isimler oldu ama İlyas Salman isminde çok ısrarcı oldum. Bir taraftan da başarısız olur diye korkuyordum. Kendisiyle buluştuğumuzda, "17 yıl rüyalarımda film çektim" dedi. Kameraya susamıştı. Fakat doğasındaki oyunculuk çok sağlammış ki, unutmamış. Okuma provaları yaptırırken de hálá, nasıl olur acaba, diye korkuyordum. Filmi izleyenleri etkileyen sorgu sahnesini çekeceğimiz gün, bütün gece uyumamış, eli ayağı yaprak gibi titreyerek geldi sete. Sette ona azami ihtimam gösterilmesini istedim. Sorgu sahnesinin provasını yaptığımızda gayet iyiydi. O sahnenin çekimleri gece başlayıp oldukça uzun sürmüştü. Provalarda bir kutunun içinde, elleri kelepçeliydi. Canı yandı. İstemeden de olsa, fiilen işkence yaptık. Dayandı. "Artık çekelim mi" diye sorduğumda, "Hazırım çekelim" dedi. Filmi sesli çektiğimiz için çıt çıkmaması gerekiyordu. Ama o, o kadar etkileyici oynadı ki, sette çıt çıkamadı zaten, hepimiz kalakaldık. Sahne bitiminde gidip kucakladım. Filmin en etkileyici sahnelerinden ama Allah’tan filmin finali sağlam da ezip geçmiyor. Ahmet Ümit ise şöyle diyor: "Kitaplarımın demokratik bir yapısı vardır. Ana karakter yan karakterleri hiçbir zaman ezemez. Yan karakterler de o kadar güçlüdür ki, "Hoop bir dakika burada ben de varım" diye okuyucuya kendini hissettirir. İlyas Salman’ın son derece başarılı bir oyunla canlandırdığı Cuma karakteri de onlardan biri.
YAZAR YAZDI YÖNETMEN VURULDU
Turgut Yasalar
Sis ve Gece’yi almıştım, kütüphanemde okunmak için bekliyordu. Ahmet’in Kukla romanı yayınlandı. Bir yayınevi, Kukla’nın 16 sayfalık kitapçığını basmış. Metroda dağıtılıyordu. İstasyonda okudum ve çok sevdim. Taksim’e döndüğümde Kukla ve Patasana’yı aldım. Okuyunca büyük lezzet aldım ve bütün kitaplarını okumaya karar verdim. Hepsini bir çırpıda okudum ama aralarında Sis ve Gece kadar beni etkileyen olmadı. Vuruldum hikáyeye, bunu film yapmak lazım, dedim. Sis ve Gece 1996’da çıkmıştı, ama ben kitabı 2002’de okumuştum. Okur okumaz Ahmet’le tanışmak istedim.
Ahmet Ümit
Bir arkadaşım, Turgut Yasalar’ın görüşmek istediğini söyledi. "Abi ne görüşecek ya, benimle çok kişi görüşüyor, herkes bir proje söylüyor kimi uyuyor, kimi uymuyor" dedim. Zamanım değerliydi, o yüzden pek görüşmek istemedim. Neticede Beyoğlu’nda salaş bir meyhanede buluşup rakı içtik. Turgut’un bunu ne kadar hayata geçirebileceğini anlamaya çalıştım. Turgut bana romanla ilgili öyle şeyler söyledi ki, ancak metni yazan kişinin, yani benim söyleyebileceğim cümlelerdi. Bunun üzerine, bu iş olur, dedim.
KAVGA ÇIKMADI ÇÜNKÜ EGO-HORMON SEVİYELERİ DÜŞÜK
Turgut Yasalar
Senaryoyu yazmaya başladığımda, temel prensibim romanın kurgusuyla oynamamaktı. Çünkü kitaptaki her karakterin başlıbaşına bir hikáyesi vardı, bunu muhafaza etmek istedim. İlk metin roman gibi, tam 260 sayfaydı. 50 sayfaya indirdik. Senaryoyu defalarca değiştirdim. 10’uncu versiyonu filme çekildi. Sis ve Gece’nin ön çalışmaları üç buçuk yıl sürdü. Arada Ahmet Ümit’le birlikte TRT1’e kitaplarından uyarlanan Şeytan Ayrıntıda Gizlidir dizisini çektik. Birlikte çalışırken birbirimizi daha iyi tanıdık. Genellikle ego problemleri çıkar, biz yaşamadık. Senaryoları Ahmet’e gönderirken, değişiklik yapacaksa egosundan değil gerektiğinden yapacağını biliyordum.
Ahmet Ümit
Sis ve Gece benim romanımdı ama neticede sinema başka bir sanat dalı. "Eyvah, romanımdan bir bölüm gitti, bunu korumalıyım" diye düşünmedim. Değişikliklerin sanat yapıtına ne gibi faydaları olabileceğini düşündüm. Hatta Turgut’a senaryoda uzun bulduğum yerleri atmasını söyledikçe, o atmayalım diyordu. Sis ve Gece, iyi bir film oldu, bu beni çok mutlu ediyor. İyi bir film olmasaydı bile, bana bir şey olmazdı. Kitabım ortada. Şimdi iki kat daha mutluyum, eserimden esinlenen bir başka sanatçı ikinci bir eser ortaya çıkardı. Sis ve Gece, başarılı, kendini kanıtlamaya ihtiyacı olmayan bir roman. Umarım bu film de Turgut’a böyle bir başarı getirir.
KİTAP VE SİNEMA MUZ VE PORTAKAL GİBİ
Turgut Yasalar
Sinema tarihi kitaplardan uyarlanmış filmlerin hayal kırıklıklarıyla dolu. Aslında bu, filmini kitaptan uyarlayan herkesin başına gelebilir. Çünkü edebiyatın özgürlük alanı çok geniş, elinize kalemi alıyorsunuz ve sürekli yazıyorsunuz. Ama sinema en azından bir çerçeveden bakmayı gerektiyor. Sis ve Gece’ye çok sadık kaldım çünkü romanın kurgusu, karakterleri, finali çok sinematogrifikti zaten. Bu yüzden, gelecekteki edebiyat uyarlamalarında kitaba bu kadar sadık kalabilir miyim, bilmiyorum.
Ahmet Ümit
Kitapla sinemayı kıyaslamak, muzla portakalı kıyaslamak gibi bir şey. İkisinin ayrı ayrı lezzetleri var. Her filmde edebi bir lezzet alamazsınız ama bu filme edebi bir lezzet sindiğini gördüm. Her kitabın bir şifresi vardır. Bir kitabı sinemaya uyarlarken, bu şifreyi çözerseniz sinema diline dönüşür. Turgut’un kitabımın şifresini çözdüğüne çok inandım. Bu romanı ben yazdım, bu karakterleri ben yarattım, çekimler için dört buçuk hafta hep bir aradaydık, hikayenin akışını biliyordum ama buna rağmen büyük bir merakla, bir sonraki planda neler olacağını izliyordum.
http://img337.imageshack.us/img337/3189/turgut1eh9.jpg (http://imageshack.us)
http://img115.imageshack.us/img115/5784/turgut2rw5.jpg (http://imageshack.us)
http://img341.imageshack.us/img341/73/turgut3vr7.jpg (http://imageshack.us)
güzel bir film olmuş, yönetmenin filminde küçük bir rolde oynaması filme güzellik katmış
yalnız iç hesaplaşma sahnelerinde müzik konuşmayı bastırıyor sözler anlaşılmıyor
sinemanın ses düzeninden mi bilmiyorum
film ince bir çizgide, merak uyandırarak kitabı okumaya yöneltiyor
umarım yönetmenimizin önümüzdeki yıllar daha da güzel filmlerini izleriz
http://img107.imageshack.us/img107/5031/sissvegece3bu7.jpg (http://imageshack.us)
-Sis ve Gece nasıl aklına düştü?
http://img374.imageshack.us/img374/7686/29286bl1.jpg (http://imageshack.us)
Ahmet Ümit’in “Sis ve Gece”si ve “Kar kokusu” evimde okunmak üzere bekliyordu. Bir gün metroya bindim. Yeni çıkan Kukla romanıyla ilgili bir promosyon fasikül basmışlardı. 4. Levent’e giderken yol boyunca okudum. Sonra Taksim’e döndüm Kukla’yı aldım. Patasana’yı aldım. Şu sırayla yazılmıştı; Sis ve Gece, Kar Kokusu, Patasana ve Kukla. Sırayla hepsini okudum.
-Ahmet Ümit’le tanışıyor muydunuz?
Ortak bir politik geçmişimiz ve ortak arkadaşlarımız olmasına rağmen tanışmıyorduk. Aklım Sis ve Gece’de kaldı. Erden Akbulut aracılığıyla tanıştık, ona film projemden söz ettim. Tamam dedi. Sonra senaryo yazmaya ve para aramaya başladım. Herkes çok güzel proje dedi; ama paramız yok dediler. 3-5 ay sonra “hayır” cevabı geldi.
-Hayır cevabının ortak noktaları var mı? Çünkü hikayenin ortasında MİT bulnuyor.
Kimse “şu nedenle hayır diyorum” diye bir açıklama yapmadı. Genellikle paramız yok, bu işe yatırım yapamayız dediler. Prodüktörlük yapmak istemiyordum. Metnine ve yönetmenliğe konsantre olmak istiyordum. Ama başka çarem kalmadı, Kültür Bakanlığı’ndan aldığım krediyle filme başladım.
-Kaç günde çektin filmi? Mekân olarak nereyi kullandın?
-4,5 haftada İstanbul’da çektim. Tünelde boş bir mekân vardı. Orayı bulduk ve dekore ettik. Hastane ise Çapa’daki öğretmen okulu. Oradaki bir sınıfı muayenehaneye çevirdik. Bir de Gayrettepe’de Emniyet Müdürlüğü var.
-Gençliğinin Emniyet Müdürlüğü orası, vatanı bilmezsin sen değil mi?
-Birinci Şube… Vatanı bilmem; ama Gayrettepe’yi çok net hatırlıyorum, o merdivenleri çok inip çıktım. Kısmet orada film de çekmek varmış.
-Hiç düşünür müydün bir gün orada film çekerim diye?
-Hiç aklıma gelmezdi.
-Sen bir solcusun ve ilk filminden de, ait olduğun kesimi ön plana çıkarıyorsun. Şimdi ise karşı pencereden bakıyorsun. İstihbaratçılar var, polisler var, diğerleri ise dekor olarak kalıyor. Kahramanın da o taraftan. Bu değişimi nasıl okumalı izleyenler?
-Kahraman bir yargısızı infaz operasyonuna gözlemci olarak katılan ve sonunda da onun bedelini ağır ödeyen bir adam portresi var orada. Benim kahramanlaştırmaya çalıştırdığım biri yok orada. Yargısız infaz söz konusu olmasaydı, böyle bir şey olmazdı. Tüm film onun üzerine kurulu. Bugün geçerli, dün de geçerliydi. Romanın kurgusu böyleydi, ben ona çok sadık kaldım. Bir tek anlatım sırasını değiştirdim. 90–100 dakikaya sığacak bir şekilde kısaltılmıştır. Romanı sevmemin sebebi, çok iyi bir kurgusu, muhteşem bir finali ve şahane karakterler vardı. Onların hepsini hikâyeye taşıdım.
-Aktörlerini çok ekonomik değerlendirmişsin. Çok iyi oyuncular var ve rolleri çok kısa.
-Uğur da şöyle ifade eder; ben durdum Türkiye’nin en iyi oyuncuları önümden geçti. Hepsi çok iyi oynadılar. 6 kişi de ilk filmim Leoparın Kuyruğu’ndan gelmedir. Yetkin Devrim, Hakan Pişkin, Tardu Flordun, Ümit Çırak ve Murat Karasu. Uğur benim arkadaşım zaten.
-Film öyle bir zamana denk geldi ki. MİT’in bir takım karanlık işlere bulaştığı tartışılıyor gazetelerde, filmin içinde de böyle şeyler var. Bunları nasıl değerlendiriyorsun?
Tartışmalar, filme çok denk düşüyor. Sadece o değil, mesela orada bir azınlık vardır. Madam Eleni. Onu ürkütüp kaçırma meselesi vardır. Bunu Hrant Dink’e kadar götürebiliriz. O anlamda çok güncel bir film. 96’da geçmesine rağmen günümüzle paralellikleri olan bir film. Bu durum romanın gücünden geliyor.
-Bir de Türkiye’nin istikrarından, sürekli faili meçhuller ve yargısız infazlar. Ama ben, romanın içinde bütün bu katmanlar varken, aşk hikâyesini biraz ön plana çıkardım. Aslında bu bir aşk hikayesi.
-Yardımcı oyuncu rollerinde çok önemli isimler var. Oktay Kaynarca ve İlyas Salman gibi. Sen nasıl ikna ettin onları bu rollerde oynamaları için?
http://img69.imageshack.us/img69/3940/29287du8.jpg (http://imageshack.us)
Oktay benim arkadaşım, çok severim. Burada bir polis rolü var gelip oynayacaksın dedim, önce hayır dese de sonra razı oldu. İlyas Salman’a ise senaryoyu bıraktım. O da oynamayı memnuniyetle kabul etti. 16 yıl sonra kamera karşısına geçti.
-Uğur Polat için neler söyleyeceksin?
-İyi ki Uğur olmuş diyorum. “Sedat” maskesini üstüne giydi ve film bitene kadar da çıkartmadı. Bazen bu adamın problemimi var diyordum. Muhteşem oynadı. Filmi başından, sonundan ve ortasından çektik ve Uğur o devamlılığı sağladı. MİTçiler gibi taş suratlı olmasını istedik. Fakat öyle anlarda öyle küçük mimikler yaptı ki, o acıyı yüzünde görüyoruz, o canını acımasını yüzünde görüyoruz. 128 plan var, Uğur da 126’sında var. Her gün beraberdik.
-Filmin seyirciyle buluştuğunda nasıl tepkiler bekliyorsun?
-İlk izleyenlerin pozitif reaksiyonları oldu. Olumlu eleştiri alacağına inanıyorum. Çok iyi bir senaryo yazdım. Ahmet Ümit’in de katkıları var. Çok iyi bir castingimiz (oyuncu seçimimiz) var. Görüntü yönetmeni Gökhan Atılmış’la oturup nasıl çekeceğimize dair konuştuk. Müziğimiz muhteşem, ışığımız çok iyi. Bütün bunlardan sonra kimsenin kötü eleştiride bulanacağını düşünmüyorum. Tam tersine çok pozitif eleştiriler alacağını düşünüyorum.
http://img81.imageshack.us/img81/7558/turgut4eh8.jpg (http://imageshack.us)
melis_krmcm 22-08-07, 23:09 Keremcem röportajından:
Eylül ayında çekimlerine başlanacak 'Sen Ağlama' adlı dizide Keremcem'in rol arkadaşı Gözde Türkpençe. Daha önce 'Şöhret Okulu'nda da oynayan Türkpençe konservatuvarın modern dans bölümünden mezun. Çeşitli müzikallerde dans etti ama ileride ses ve oyunculuk dersi alıp gerçek bir müzikal yıldızı olmayı hayal ediyor.
* Son diziniz pek umduğunuz gibi olmadı galiba?
Keremcem: 'İki Yabancı' çok güzel bir dizi olarak başladı. Ama Ürgüp'teki ve prodüksiyondaki tersliklerin üzerine başka şeyler de gelince dizi artık yapmaktan memnun olmadığımz bir hale dönüştü. Biz de bitirmeye karar verdik.
* Keremcem'in dizilerini izliyor muydunuz?
Gözde Türkpençe: Evet, 'Aşk Oyunu'nu izliyordum. Keremcem'in oyunculuğunu beğeniyorum Bazı insanlar belki çok karizmatik olur, belki çok yakışıklı olur ama bir enerji veremez. Seyirciye geçmez o elektrik. Ama Keremcem'de etrafına sıcaklık yayan pozitif bir etkisi var.
K: 'İki Yabancı' bittiğinde haliyle bir sürü hikaye okuduk ama hiçbir şeyi beğenmedik. Aykut Gürel ile istediğimiz şey hikayede sıcaklık olması, kanımızı kaynatmasıydı. 'Sen Ağlama' yı bir çırpıda okudum. Gözde konusunda da hikaye konusunda da herkes fikir birliğine vardı. Dizinin senaryosunu Süheyla Acar yazdı. Yönetmeni Sis ve Gece'nin yönetmeni Turgut Yasalar. Yasemin Conga, Naşit Özcan ve Cem Karakaya da oynayacak.
* Konusu ne?
K: Tesadüf eseri bir apartmanda bir araya gelen insanların hayatlarının dışarıda da kesişmesini anlatan bir hikaye. Bir avukatı canladırıyorum. Babam da avukat zaten ve senaryoyu okuduktan sonra "Bu benim hayatım" dedi. İnamadım. İlişkiler çok iyi ayarlanmış. Saçma sapan tesadüfler yok.
G. T. : Ben evlenmekten son anda vazgeçen kariyer sahibi bir kadını canlandırıyorum. Rol benim de çok içime sindi. Çünkü bir sürü senaryo var ve hepsi birbirine benziyor. Ablam (Ahu Türkpençe) hep şunu söyler; Eğer bir rolü gerçekten sevmezsen onu oynayamazsın.
44. Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması'nda yarışacak Türk filmleri belli oldu.
Real'in ana sponsorluğunda, TÜRSAK ve AKSAV Vakfı'nın işbirliğinde bu yıl 44.'sü gerçekleştirilecek olan Antalya Altın Portakal Film Festivali, Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması'nda yarışacak Türk filmleri belli oldu.
Türk Sineması'nın yapımcı, yönetmen, senarist, akademisyen, eleştirmen olarak alanlarında uzman ve usta isimlerin yer aldığı geniş bir seçici kurulun izleyerek, gizli oylama ile sonuçlandırdığı 44.Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması filmleri seçkisi aşağıda alfabetik sırayla yer almaktadır.
Töre, günah-sevap ve kadın-erkek ilişkileri üzerine farklı bir bakış açısı sunan, Türk Sineması'nın önemli senarist-yönetmenlerinden Barış Pirhasan'ın, altı sene sonra dönüş yaptığı filmi "Adem'in Trenleri".
Farklı kişilikleri tesadüflerin gölgesinde bir araya getiren ve önce kendileriyle, ardından birbirleriyle iletişim kurmaya zorlayan olayların konu edildiği, Berkun Oya yönetmenliğindeki "İyi Seneler Londra"
Kasaba'nın genç delisi Jan Jan'ın naif aşk öyküsünün anlatıldığı yönetmenliğini Aydın Sayman'ın üstlendiği "Janjan"
Zülfü Livaneli'nin aynı isimli kitabından uyarlanan Abdullah Oğuz yönetmenliğindeki "Mutluluk"
Türk bir delikanlının, Alman sığınma sisteminin içine düşüp, o çarkın içinde eriyip gitmesini anlatan, Reis Çelik'in senaryosunu yazıp yönettiği "Mülteci"
Üç farklı gazete haberinden yola çıkılarak çekilen ve çağın çürüyen ruhunun resmini çizmeye çalışan, Yavuz Altun yönetmenliğindeki "Münferit"
Suç ve günah temalarını derinlemesine inceleyen, senaristliğini ve yönetmenliğini Tayfun Pirselimoğlu'nun yaptığı "Rıza"
Namus cinayetlerini konu alan, Handan İpekçi'nin senaryosunu yazıp, yapımcılığını ve yönetmenliğini de üstlendiği "Saklı Yüzler"
Turgut Yasalar'ın Ahmet Ümit'in romanından uyarladığı "Sis ve Gece"
Bu seneki Cannes Film Festivali'nde ‘en iyi senaryo' ödülünü kazanan, senaristliğini ve yönetmenliğini Fatih Akın'ın yaptığı "Yaşamın Kıyısında"
Şehir hayatı ile doğup büyüdüğü kasaba arasında sıkışıp kalmış bir karakterin işlendiği, Cannes Film Festivali'nde gösterilen, Semih Kaplanoğlu'nun senaryosunu yazıp yönettiği ‘Yumurta'
İnsanlar arasındaki yabancılaşma, çaresizlik ve aşk duygularını konu alan,Cemal Şan'ın senartistliğini ve yönetmenliğini yaptığı "Zeynep'in Sekiz Günü" .
Uluslararası Avrasya Film Festivali Senaryo Geliştirme Fonu Aday Projeleri Açıklandı
Uluslararası Avrasya Film Festivali Senaryo Geliştirme Fonu Önseçici kurulu Senaryo Geliştirme Fonu ana jürisi tarafından değerlendirilecek olan 7 aday projeyi açıkladı. Aday projeler şöyle sıralanıyor:
1. 419B
Senaryo: Sedef Ecer
2. Bal
Senaryo: Semih Kaplanoğlu
3. Beyoğlu Rapsodisi
Senaryo: Umut Aral, Ahmet Ümit
4. Gözlerinde 50 Sebep
Senaryo: Cem Akaş
5. K ve Ali
Senaryo: Pelin Esmer
6. Karmaşa
Senaryo: Semir Aslanyürek
7. Tanık
Senaryo: Turgut Yasalar
Yedi aday projenin senaristleri, jüri karşısında projelerini sunmak üzere festivale davetli olacaklar. Fondan destek almaya hak kazanan proje(ler) festival ödül töreninde açıklanacak. Türk Sineması'nda ortak yapımları teşvik etmek ve Türkiye'nin doğal platolarını dünya film endüstrisinin kullanımına açmak adına başlatılan Uluslararası Avrasya Film Festivali Senaryo Geliştirme Fonu film yapım sürecinin en önemli aşaması olan Senaryo Geliştirme konusunda film yapımcılarına destek sağlamayı amaçlıyor.
Kültür turizminin temelini oluşturan kültür öğelerinin ve varlıklarının korunması, değerlendirilmesi ve kültürel sanatsal etkinliklerin desteklenmesi konularına öncelik veren Türkiye Seyahat Acentaları Birliği TÜRSAB tarafından da desteklenen Uluslararası Avrasya Film Festivali Senaryo Geliştirme Fonu'nda kazanan proje(ler) toplam 25,000 YTL'lik ödülün sahibi olacaklar.
http://img179.imageshack.us/img179/1885/2976666613c979de45doq5.jpg (http://imageshack.us)
http://img338.imageshack.us/img338/825/297850096f855f6e50dvs9.jpg (http://imageshack.us)
http://img338.imageshack.us/img338/5261/297850630e07d5e0b71uv3.jpg (http://imageshack.us)
http://img401.imageshack.us/img401/1970/37167221911849df26elo7.jpg (http://imageshack.us)
http://img186.imageshack.us/img186/4671/37167463290dfe61085st2.jpg (http://imageshack.us)
http://img172.imageshack.us/img172/9020/371677012388aecad6doe0.jpg (http://imageshack.us)
|
|