Tüm Versiyonu Göster : Hatırla Sevgili - Aklımıza Kazınan Replikler
Ali-Rüya
R:Sen nereden çıktın?
A:Sevinmedin mi beni gördüğüne?
R:Sevindim de daha çok şaşırdım ortalarda görünmemen gerekiyordu ya.
A:Sana çok iyi bir haberim var.Onun için gelmiştim.
R:Öyle mi?Ne?
A:Zeynep’i yarın bırakıyorlar.
R:Sahi mi?Nerden öğrendin?
A:Ahmet abi aradı.Ona da Nejdet abi haber vermiş.Ben hastanede Selma ablanın yanındaydım.
R:Çok sevindim.
A:Eve gitmeden önce uğrayıp seni de alayım dedim.
R:İyi yapmışsın.
A:Sana noldu böyle?Ortalarda görünmüyorsun artık.
R:Nasıl yani hep ortadayım.
A:Kızım gece gündüz peşimden ayrılmazdın.Şimdi yüzünü gören cennetlik.Bir ortasını tuttursana şunun.
R:Ortalarda olmayan sensin.
A:Son günlerde evet ama senin durumun yeni değil.
Kadir_Reis 01-05-08, 22:18 Necdet:Ne Yani Adam Benim Yüzünden mi Ölmüş?
Ahmet:Anne
Defne:Hiç Kimse vazgeçilmez değildir,Sen Bile
Harun:Senin Ne İşin var burda
Yaşar:Konusmamız Gerek
Harun:Konu Ne?
Yaşar:Işık
Yasemin: Babam, babam ölüyor.
Ahmet: Daha her şey bitmedi, hala bir umut var.
Yasemin: Bir umut var. Söylenecek başka bir şey de yok. Gerçek bu… Ahmet'in babası Şevket Gürsoy, Yasemin'in babası Rıza Ünsal'ın idam hükmünü imzaladı. Asıl gerçek bu. Bizim bir türlü görmek istemediğimiz gerçek. Bu gerçekle nasıl yaşanır. Hangi zaman bize ilaç olabilir. Birlikte olmamızı istemediler ve artık haklılar.
Ahmet: Sen ne diyorsun Yasemin.
Yasemin: Bu kadar büyük bir acının üstüne nasıl mutluluk kurulabilir? Sana baktığımda sadece seni görebilir miyim artık? Böyle bir geceyi nasıl unuturum?
Ahmet: Evet, evet haklısın böyle bir geceyi ikimiz de unutamayız ama olanlardan dolayı çaresizlik içindeyim ve ne yazık ki elimden bir şey gelmiyor. Böyle bir günde yanında olmak istiyorum ama aynı anda sana büyük bir acı veriyorum.
Yasemin: Bu geceden sonra artık birlikte olmamız mümkün değil, Ahmet. Mümkün değil.
Ahmet: Mutlaka bir yolu olmalı.
Yasemin: Bütün yolları tecrübe ettik. Uzaklara gidip evlenmeyi. Ailelerimizi ikna etmeyi hatta onları reddetmeyi bile göze aldık. Ama öyle bir şey başımıza geldi ki bununla başa çıkmamız imkansız. Babamın hayalini görüyorum, tek başına ipe doğru ilerliyor. Artık kabul etmeliyiz Ahmet.
Ahmet: Mutlaka bir çare olmalı.
Yasemin: Hayatımın sonuna kadar tek aşkım olacaksın, ne yaşarsak yaşayalım bunu sakın unutma.
Ahmet: Yasemin!!
Yasemin: Şimdi arkamı dönüp gideceğim
Ahmet: Yasemin!
Yasemin: Sana bir daha bakmayacağım. Eğer yüzünü bir daha görürsem yapamam.
Ahmet: Yasemin!
Yasemin:Tam 2 ay 26 gün oldu...Onu son görüşüm olduğunu bilseydim başka türlü bakardım yüzüne.Her dediğini inceler,ezberlerdim.Bütün kızgınlığıma rağmen hala hayatımın aşkı olması inanılır gibi değil.Onu deliler gibi özlüyorum.:love05:
---
Ahmet:Yasemin ben hayatımın bir yerinde takıldım kaldım.Ordan bir santim ileri gidemiyorum.Sanki o noktada hayatım durdu.Bir kapana kısıldım.Çabaladıkça daha çok batıyorum.Kendi kendime çözmeye çok çalıştım.Ama olmadı.Hatta daha da kötü oldu.Senin yardımın olmadan bununla baş edemem.Mümkün değil.Bunu artık anladım.Bize noldu Yasemin?:img-cray:
--
Harun:Tek taraflı aşkın kanunu budur.Biri diğerini üzer.Bu kaçınılmazdır.
-Ben hayallerimden çoktan vazgeçtim ama senin hayal kırıklığına uğramanı istemiyorum.:img-cray:
---
Harun:Yıllarca seninle böyle yürüyebilmenin hayalini kurdum.Bunun mümkün olmayacağını düşündüğüm zamanlarda bile bu hayali kurdum.Demek ki hayaller gerçek olabiliyormuş.:)
---
:img-icecr:img-icecr:img-icecr:img-icecr
Defne:Hadi kalk gidelim vapuru kaçırmak üzereyiz.
Deniz: Daha bir saat var.
Defne: Daha iyi ee meydana kadar yürürüz.
Deniz: Ee sandviçler nolcak?
Defne:Burda bırakalım hem burda bir sürü köpek var onlar yer.
küçük_günışığı 06-05-08, 19:58 aklıma kazınan bi sahne.....ahmetin repliğine dikkat edin....neye sahibim ben neye?????????????????????????????*
NECDET: Ahmet, artık olan oldu. Ama biz e kızmakta haklısın. Fakat unutma ki aramızdaki en günahsız insan Rüya. Biraz daha büyümesini beklememiz gerekmez mi sence de.
AHMET: Ondan ayrı geçireceğim birkaç yıl daha mı istiyorsun benden?
NECDET: Hayat hepimize haksızlık etti Ahmet. İnsan her istediğine sahip olamıyo, sen de olamazsın…
AHMET: NEYE SAHİBİM BEN NEYE? SEVDİĞİM KADINA MI KIZIMA MI NEYE? İKİSİNE DE SEN SAHİPSİN!!! Şimdilik.
Kadir_Reis 08-05-08, 23:08 (Defne ve Deniz’in son konuşması)
DEFNE: Deniz…Deniz beni duyuyor musun? Merhaba.
DENİZ: Merhaba…Mehmet Sinan…
DEFNE: Çok iyi. Annemle halama emanet ettim.
DENİZ: Defne…
DEFNE: Söyle canım. Söyle bir tanem.
DENİZ: Beni unutturma. Oğlum beni unutmasın.
DEFNE: Niye bunu söyledin ki?
DENİZ: Yolun sonu Defne…
DEFNE: Hayır, daha yolun başındayız. Daha yapacak çok şey var.
DENİZ: Hayata küsmek yok tamam mı?
DEFNE: Böyle konuşma. Ben sensiz yayamam.
DENİZ: Yaşayacaksın Defne. Oğlumuz için yaşayacaksın. Mücadelemiz için…Defne…seni öpmek istiyorum. Sevgilim…seni gördüğüm ilk gün sana aşık oldum…
DEFNE: Ben de sana aşık oldum.
DENİZ: O zaman şanslıyız işte… zaman kısa olmuş ne önemi var. Biz birbirimizi bulduk…
Baba,
Mektup elinize geçmiş olduğu zaman aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben en kadar üzülmeyin desem yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler. Önemli olan çok yaşamak değil yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de düşmeyeceğimden şüphen olmasın. Oğlun ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir. O bu yola bilerek girdi ve sonunda da bu olduğunu biliyordu. Seninle düşüncelerimiz ayrı ama beni anlayacağını tahmin ediyorum. Cenazem için avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara’da 1969’da ölen arkadaşım Taylan Özgür’ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul’a götürmeye kalkışma. Annemi teselli etmek sana düşüyor. Kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özelikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum.bilimle uğraşsın ve unutmasın ki bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir. Son anda yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir seni, annemi, ağabeyimi, kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım.
Oğlun Deniz Gezmiş.
Sevgili babacığım,
Bu mektubu aldığın zaman ben ebediyen bu dünyadan göç etmiş olacağım. Ne kadar sarsılacağını tahmin ediyorum. Bir buçuk seneden beri benim yüzümden nasıl üzüntü içinde olduğunuz malum. Bu son olayı da metanetle karşılamanızı sadece dileyebiliyorum. Babacığım, bu olaydan da annemin ve Yücel’in senin tesellilerine ve desteklerine ihtiyaçları çok. Elbetteki yıllarca emek verip yetiştirdiğin bir oğlun bir günde öldürülmesi kolay göğüslenecek bir olay değildir. Fakat siz, benim ne için, kimlere karşı mücadele verdiğimi biliyorsunuz. Ben bu açıdan rahat ve vicdan huzuru içinde gidiyorum. Sizlerin de bu bakımdan rahat ve huzur içinde olduğunuzu ve olacağınızı biliyorum. Babacığım ceza evinde kalan arkadaşları ara sıra yoklarsan, hallerini hatırlarını sorarsan çok memnun olurum. Her biri oğlun sayılır. Dışarıda bizler için uğraşan dostlarımı ve dostlarını unutmayacağını biliyorum. Mektubum burada biterken sizi, annemi, Yücel’i, ablamı, Aziz ağabeyi, Mehtap’ı hasretle kucaklarım babacım.
Sağlıcakla kalın, hoşça aklın,
Yusuf Aslan.
Babama, anneme, kardeşlerime ve yakın akrabalarıma söyleyecek fazla söz bulamıyorum. Bir insanın sonunda karşılaşacağı tabi sonuç bildiğiniz sebeplerden dolayı erken karşıma çıktı. Üzüntü ve acınızı tahmin ediyorum. İleride durumumu çok daha iyi anlayacağınız inancındayım. Metin olunuz. Üzüntü ve acılarınızı unutmaya çalışınız. Bütün varlığımla hepinize kucak dolusu selamlar, sevgiler. Yazılacak çok şey var fakat hem mümkün değil hem de sırası değil.
Candan selamlar,
Hüseyin İnan.
YASEMİN: Kendimi külkedisine benzetiyorum. Birden sihirli bir biçimde elbisem oldu. Atların çektiği bir arabayla partiye gidiyorum ama prens benim farkımda değil
LALE : Masal da öyledir yaa baloya gidene kadar prens kızın varlığından bile haberdar değildir ama sonraa .... Hatırla Sevgili 2. bölüm
"Onu yıllardır görmedim. Şimdi neye benziyo bilmiyorum ama kalbimdeki yeri ayrı başköşede... Sureti hep gözlerimin önünde.. Mağrur, muzip, cazibeli..." Yasemin' in defterinden - Hatırla Sevgili 2. Bölüm
MICHELLE: Bakışmak yetmez. Aşk için ölünür mü? Sevgili gitti onu bekle. Bu çok saçma
YASEMİN: Niye saçma olsun bunun gerçek hayatta çok karşılığı var
MICHELLE: Sahi mi? Gerçek hayat Böyle mi?
YASEMİN: Benim için aşk uğruna ölünecek bişidir. Zaten bu kadar kuvvetli hissetmiyosan o nasıl aşk olabilir. Ve evet aşık olduğum kişi ile birlikte olamazsam hayatta başka biri ile birlikte olmam. Başka bir birlikteliğin hiçbir önemi yoktur. Gerekirse ömür boyu sevdiğimi beklerim eğer kavuşamıyorsam ona uzaktan bakmak bile bana yetebilir. Platonik bir aşk derin bir mevzu bence Hatırla Sevgili 2. bölüm
NECDET: Sahiden doğru insanı bulduysan bu tür kuşkuların asla olmaz. Benim tutkulu aşk konusunda kesin düşüncelerim var. O insana rastlamak zaten bir mucize ve ondan sonra ömrünü onunla geçirmek konusunda tereddüde düşmek bu mümkün değil.
AHMET: Sen de tutkulu aşka inananlardansın öyleyse
NECDET: Evet hem de uğruna her türlü günaha girmeyi göze alanlardan. Bence aşkın kanunu yoktur engel tanımaz. Hatırla Sevgili 3. bölüm
YASEMİN: Tabii sen de defteri gördün
AHMET: Kendimi alamadım Yasemin, beni affet. Yalnız merak ettiğim beni nasıl bu kadar iyi tanıyabildin? Bu kadar mesafe varken bu nasıl oldu; hangi ara?
Neden utanıyosun? Yasemin... Yüzüme bak lütfen bunda utanacak ne var? Böylesine hissetmek için ömrünü verenler var. Lütfen bişiler söyle Yasemin....
Böyle susmak sana yakışmıyor... Yasemin neler oluyor? Bu mucize gibi bişi gerçek olmayacak kadar güzel. Hem de çok güzel.... Yasemin... Hatırla Sevgili 3. bölüm
YASEMİN: Sen ne dedin?
AHMET: Sonsuza kadar elimi bırakma dedim. Bundan sonra biran bile yanımdan ayrılma dedim. Dedim ki... Hatırla Sevgili 4. bölüm
"Ayrılıklar kalpler kırılmadan olmuyor maalesef " Ahmet - Hatırla Sevgili 4. Bölüm
YASEMİN: Necdet, sen hiç aşık oldun mu?
NECDET: Oldum evet, hem de harika bir kıza aşık oldum. Çok güzel, ışıl ışıl o kadar parlak ki o içeri girdiğinde herşeyin rengi biranda soluveriyor. Çok canlı, çok neşeli o kadar neşeli ki onun yanındayken tüm sıkıntılar yok oluyo ve çok akıllı o kadar akıllı ki o yanımdayken duygularımı anlayacak diye ödüm kopuyo.
YASEMİN: Bütün bunları ona söylemedin mi yoksa
NECDET: Hayır
YASEMİN: NEDEN
NECDET: Çünkü o başkasını seviyor.... Hatırla Sevgili 5. bölüm
Lale: Sevgiyi ne sanıyosun sen grip gibi bir şey mi?
Yasemin: Keşke öyle olsaydı bir ilaç alırdım bu kadar acı çekmezdim. Hatırla Sevgili 5. bölüm
Alıntı Arkadaşlar
64.bölüm ışık harun konuşması
Harun:Buraya her gelişimde denizin hayatımdaki eksikliğini hissediyorum.
Işık:Bende
Harun:Her bakımdan arkdaş olarak,devrimci olarak kendimi bazen çok yalnız hissediyorum.bir sürü şeyi onunla paylaşmak isterdim.Neyse mustafa çıkıyo yakında.Şimdi sen yoldaşım oldun artık ışık gerçek bir yoldaş
Işık:Büyüdük dimi.Ben bunu çok hissediyorum burda ellerini birleştirip birbirini korumak için yemin eden o saf çocuklar değiliz artık.Başka dertlerimiz var.
Harunlmalıda zaten.
Işık:Buranın bana verdiği duygu hep aynı harun kendimi iyi hissediyorum.
Harun:Evet öyle çok anımız varki öyle unutulmaz anılarki seni ilk defa burda öpmüştüm mesala.
Işık:bugün bu anılara bir yenisi eklenicek o zaman harun.Seni buraya getirmemin bir sebebi var.Daha doğrusu bir sorucam.Benimle evlenirmisin
Harun:Cevabımı biliyosun aylar öncesinden vermiştim
__________________
YAŞAR’dan inciler;
(tabi harika oyunculuguyla birlesince baska bir degerli oluyor)
64. Bolum
(Yasar, Harun, Isik, Sevim ve Ali arabayla ilerlerken yolda baska bir arabanin durdurulmus oldugunu ve yolcularinin dovuldugunu gorur, o noktaya yaklasmaktadirlar ve dururlar)
Y: Harun yavasla biraz
S: Ne yapiyor bunlar?
I: Kim bu insanlar? Neden durdurmuslar onlari?
S: Bizi de durdurabilirler cocuklar
Saldirgan Gruptan: Gir iceri, vs sesleri
Magdurlardan: Inlemeler
Y: Yavasla Harun, sakin hizlanma. Bunlarin sagi solu belli olmaz
A: Bize bakiyorlar
Saldirganlarin Basi: Durun!
Saldirganlar: Inin asagiya!
SB(saldirganlarin basi) : Inin asagiya cabuk. Inin diyorum, cabuk!
(Herkes arabadan iner)
S (Saldirganlar) : Cabuk, cabuk!
SB : Cabuk, cabuk diyorum hadi
S: Oyalanmayin, gec soyle, gec soyle
SB: Soyle kenara gecin
Y: Ne istiyorsunuz, neden durdurdunuz bizi?
(Saldirganlar tufegin arkasiyla Yasari’in gogsune bir darbe indirir)
I: Ne yapiyorsunuz siz!?
SB : Gec!
I: Niye vuruyorsunuz! Ne yapti ki!
SB: Nereye gidiyorsunuz?
H: Istanbul’dan geldik, oraya donuyoruz
SB : Ne isiniz vardi Kahramanmaras’ta?
Sevim : Gazeteciyiz biz, olaylari duyup geldik. Gorevimizi yapiyoruz.
SB: Gazetecilermis, ne yazicaksin bakalim gazetende. Ortaligi karistircak seyler mi? Gazeteciyiz demek yetmez, kimsiniz, nesiniz?
Y: Elhamdülillah Müslümanız
SB: Kulhüvallahü oku o zaman
Y: Vaktiniz varsa Yasin’e baslayim, bilirsiniz biraz uzun surer. Benim amelde meshebim hanefi, itikatte mahduriyedidir. Otuziki farzida sayayim mi? Bu isi birakin, evinize, koyunuze, coluk cocugunuzun yanina donun. Sonradan pisman olacaginiz, utanacaginiz isler yapmayin, size yakismaz. Hesabini ne bu dunyada ne de obur dunyada veremezsiniz. Devlet her sucun hesabini sorar, yol kesip adam durdurmak, dinini dilayetini sormak ne demek!? Siz eskiya misiniz? Allah’in verdigi cani Allah’tan baska kimse alamaz.
SB: Binin lan arabaya, hadi! Acin onunu, cekilin, cekil
Cip geliyor. Acele edin binin cabuk
(Yasar arabaya binmez)
Y: Hadi Harun, bas gaza, gazla
--------------------------------------------------------------------------
Kahramanmaras’ta 19 Aralik’ta baslayan olaylar sirasinda 105 kisi hayatini kaybetti, 176 kisi yaralandi. Bugun 13 ilde siki yonetim ilan edildi. 25 Aralik’ta Bolu, Nevsehir ve Diyarbakir’dan gelen birliklerin katilimiyla alinan askeri onlemler sayesinde saldirilar yatisti. Askerlerin ev ev gezerek yaptigi operasyonda uzun namlulu otomatik silahlar ele gecirildi. Saldiriya ugrayan mahallelerde mahsur kalanlar askerler tarafindan kurtarildi. Guvenlik gucleri Kahramanmaras olaylari hakkinda genis capta sorusturma baslatildigini sucun cezasiz kalmayacagini bildirdi. Katliamin fahillerinin yakalanmasi ve yargilanmasi icin devletin herturlu olanaginin kullanilacagini soyleyen yetkililer….
(haber devam etmekte)
(Yasar & Metin izliyorlar)
Y: Bu vahset kimin eseri Metin bizim mi?
M: Bu bizi asar, Alevi dusmanligi bizi asar. Ustelik bizim arkadaslarimiz arasinda da Aleviler, Bektasiler var.
Y: Nasil bir oyunun icindeyiz Metin!? Neye alet oluyoruz!? Birbirimizi nicin olduruyoruz!? Bu cinayetlerden kim kazancli cikiyor!? Su Maras’ta ki masum insanlara bak, (televizyonu kapar) Ya onlari oldurenler!? Hepsi siradan insanlar, isinde gucunde, gecim telasinda insanlar. Kendi evladinin basini oksamaya kiyamadigi eliyle bir baska cocugun basini kopariyor. Nasil birden canavar haline gelebiliyorlar!? Nasil gozleri hicbirseyi gormuyor!? Nasil!? Nasil! NASIL!
M: Yasar, boylesine buyuk bir katliam devletin derinlerinde ki birinden habersiz olmaz. Birileri bunu istedi, belli; planladi, o da belli ve icra etti. Ben sadece amacin ne oldugunu anlayamadim. Siki yonetim ilan etmek icin yuz kisinin olmesine gerek yok ki.
Y: Ustelik bu devleti yasatmakta imkansiz hale gelicek. Bir taraf Yavuz, bir taraf Sah-Ismail. Devlet hic kendisine boyle bir zarar verir mi?
M: Verir Yasar, verir. Zararsa tabii. Bu adamlar icin insan hayatinin hicbir degeri yok. Istediklerini elde etmek icin yuz kisiyide bin kisiyide gozden cikarirlar
Y: Elde etmek istedikleri sey ne o zaman Metin?
M: (Siritarak) Ne olacak? Devletin kendisi
SULEYMAN HEP BASBAKAN HEP BASBAKAN HEP BASBAKAN
SULEYMAN HEP BASBAKAN HEP BASBAKAN HEP BASBAKAN!!!
Kadir_Reis 11-05-08, 14:25 Yaşar:Elhamdüllah Müslümanım
Yaşar:Sizde Yasini Şerif Okumaya Başlayın
Yasemin:Kiminle Gidiyorsun,Uçakla mı Gitseydin
Necdet:Hayırrrrrr
dimple_burcu 12-05-08, 13:39 Yasemin: Babam, babam ölüyor.
Ahmet: Daha her şey bitmedi, hala bir umut var.
Yasemin: Bir umut var. Söylenecek başka bir şey de yok. Gerçek bu… Ahmet'in babası Şevket Gürsoy, Yasemin'in babası Rıza Ünsal'ın idam hükmünü imzaladı. Asıl gerçek bu. Bizim bir türlü görmek istemediğimiz gerçek. Bu gerçekle nasıl yaşanır. Hangi zaman bize ilaç olabilir. Birlikte olmamızı istemediler ve artık haklılar.
Ahmet: Sen ne diyorsun Yasemin.
Yasemin: Bu kadar büyük bir acının üstüne nasıl mutluluk kurulabilir? Sana baktığımda sadece seni görebilir miyim artık? Böyle bir geceyi nasıl unuturum?
Ahmet: Evet, evet haklısın böyle bir geceyi ikimiz de unutamayız ama olanlardan dolayı çaresizlik içindeyim ve ne yazık ki elimden bir şey gelmiyor. Böyle bir günde yanında olmak istiyorum ama aynı anda sana büyük bir acı veriyorum.
Yasemin: Bu geceden sonra artık birlikte olmamız mümkün değil, Ahmet. Mümkün değil.
Ahmet: Mutlaka bir yolu olmalı.
Yasemin: Bütün yolları tecrübe ettik. Uzaklara gidip evlenmeyi. Ailelerimizi ikna etmeyi hatta onları reddetmeyi bile göze aldık. Ama öyle bir şey başımıza geldi ki bununla başa çıkmamız imkansız. Babamın hayalini görüyorum, tek başına ipe doğru ilerliyor. Artık kabul etmeliyiz Ahmet.
Ahmet: Mutlaka bir çare olmalı.
Yasemin: Hayatımın sonuna kadar tek aşkım olacaksın, ne yaşarsak yaşayalım bunu sakın unutma.
Ahmet: Yasemin!!
Yasemin: Şimdi arkamı dönüp gideceğim
Ahmet: Yasemin!
Yasemin: Sana bir daha bakmayacağım. Eğer yüzünü bir daha görürsem yapamam.
Ahmet: Yasemin!
benim ve herkesin deliler gibi ağladı hs nin bence en can alıcı sahnesi
küçük_günışığı 12-05-08, 14:45 A: bugün seni yalnız yakalamak için çok çaba sarfettim, ama olmadı... defteri vermek için yani... seni incittiğimiz için çok üzgünüm... resme çok kabiliyetin var...
Y:tabi sen de defteri gördün...
A : kendimi alamadım yasemin...beni affet... yalnız merak ettiğim ( yasemine doğru yaklaşır) beni nasıl bu kadar iyi tanıyabildin... bu kadar mesafe varken, bu nasıl oldu... hangi ara... (yasemine doğru hafifçe eğilir, bakışları kısılır) neden utanıyorsun...yasemin... (elini yaseminin yanağına koyar) yüzüme bak lütfen...bunda utanılacak ne var? böylesine hissetmek için ömrünü verenler var...lütfen birşeyler söyle yasemin...böyle susmak sana yakışmıyor...yasemin... neler oluyor...bu mucize gibi birşey...gerçek olamayacak kadar güzel...yasemin...
aklıma kazınan anlardan biri daha....Bir erkek nasıl bu kadar ince olabilir...nasıl bir kadının ruhuna bu kadar hitap edebilir...İnsan sadece sözlere vurulur...kalır...ahmetin güzelliğine bakmadan...ruhunun güzelliği yansıyor en başta...kelimelerine....eşsiz cümlelerine....
küçük_günışığı 12-05-08, 14:50 Yasemin,
Sana ne kadar hasretim tahmin edemezsin. Sanki hayat durdu. Sanki artık yaşamıyorum, kalbim atmıyor, nefes alamıyorum. Sen benim ışığımsın. Senden ayrı bir saniye bile geçirmek istemiyorum. Beni affet sevgilim. Sana olan aşkımın büyüklüğünü anlamam için biribirimizden ayrı geçen ilk saniye yetti de arttı bile.Şimdi lütfen pencereden dışarı bak.
Ahmet
ve asla kafamdan silinmeyecek olan mektup...allahım...artık yaşamıyorum...kalbim atmıyor..nefes alamaıyorum...bu denli sevmek...dahada önemlisi bu denli sevilmek...allahım ne büyük şey.......
küçük_günışığı 12-05-08, 14:53 YasemiN: O zaman ne kadar da mutluyduk... Hiç böyle olacağını tahmin edebilir miydik?... Ahmet.. Biz neden bu kadar talihsiziz, neden her şey bize engel oluyor?
Ahmet Yasemini belinden tutarak kendisine çevirir.
Ahmet: Talihsiz miyiz? Hiç sanmıyorum. Herkes böyle bir aşka sahip olabilir mi? Biz çok talihliyiz...
Ahmet gülümseyerek alnını Yaseminin alnına yaslar ama Yasemin çok mutsuzdur, Ahmetten ayrılarak yatağa oturur. Ahmette Yaseminin yanına oturur.
Yasemin: Şimdi evlenmiş olabilirdik? Senin karın olabilirdim...
Ahmet elini Yaseminin yüzüne götürür.
Ahmet: Olacaksın birtanem... Olacaksın...
Yasemin inanmayan bir tavırla başını sallar ve ağlayarak yatağa uzanır. Ahmette Yaseminin yanına yan olarak uzanır.
Ahmet elini Yaseminin yüzüne götürür. Yaseminin bu üzüntüsü onu çok etkilemiştir.
Ahmet: Sen zaten benim karımsın... Gerisi formalite... ben sana ömür boyunca bağlandım Yasemin...
Yasemin: Bende...
artık 3.mesajım oldu ama çok hoşuma giden sahneler çünkü bunlar....
ben sana bir ömür bağlandım.......sen zaten benim karımsın....gerisi formalite......
rüzgargülü 15-05-08, 19:41 bu konuşma harikaydı eklemek istedim
YAŞAR: Bos ver, yalnızlığın çaresi yok. Bak ne diyor şair "yalnızlık, sigara külü kadar yalnızlık ve toprağın rüyaya yılan gibi girişi" Bu Mona Roza'dan Sezai Karakoç'tan.. Sana vermiştim Tufan bu şiiri ezberlemeden seni bekleyen dişi kurdu ikna edemezsin. Ben bir zamanlar peri padişahının mavi gözlü güzel kızınaa bu şiiri okumuştum. Sonra belki bir başka Karakoc'tan, Abdurrahim Karakoc'tan yalnızlığı dinlemelisin. " öyle bir yalnızlık ki, bir mumun ardında bekleyen rüzgar ışıksız ruhumu sallar da durur." ... Neyse sen Cemil Meriç okumaya devam et. Doğru adamı bulmuşsun. İnsani önce çarpar sendeletir, tokatlar kendine getirir. Sonra böyle yapayalnız bırakır. Ne yapsam, ben de kitaplara mi sığınsam? Neyse, ben en iyisi gidip yatayım. Bir an önce uyuyayım. Uyusam iyi gelir, unuturum belki. ."
Yaşar: Eski çağlarda yaşasaydık, seni atımın terkisine atar kimsenin bizi tanımadığı diyarlara götürürdüm… Bütün hayatımı bir kilim gibi ayaklarının altına sererdim. Seni mutlu etmek için saraylar inşa eder, seni korumak için ejderhalarla savaşırdım. Hata bizde değil Işık, HAYATLARIMIZDA…
iReMJeLiBoN 20-05-08, 15:30 :)
defne: canım benimm.
deniz: oo bu güzel kokular ne böyle birer ısırık alalım şunlardan
defne denizin eline vurur.
defne: bırak şunları.
deniz: o gülüyorsun demek gül bakalım gül. bak rüya bu defne ablanı varya iyi tanı dünyanın en cadı kızıdır o.
defne: rüyacım böyle birinin hakkından anca cadı gelir sende bunu hiç unutma tamam mı?
deniz: bu çörek alma işini eskiden hep annen yapardı biliyor musun?
rüya: öyle mi
deniz: ayrıca Işıklada sürekli kapışırlardı.
rüya: sizin gibi
defne: ee Rüyacım bu sene okul başlayacak heyecanlı mısın bakalım?
deniz: biliyor musun ben okula gitmeyi hiç istemezdim açıkçası korkuyordum
rüya: neden?
deniz: çünkü kimseyi tanımıyorsun bi tomar yeni şey öğreneceksin he sabah uykularına da elveda artık. belli ki tamamiyle hayatın kayıyor yani artık sana rahat yüzü yok.
defne dürter.
defne: ee? sonra ne oldu denizcim?
deniz: sonra tabi arkadaşlarım olunca hiç eve gelmek istemedim hatta bi kaç gece okulda kalacaktımda babam izin vermedi
ben yazdım :)
küçük_günışığı 27-05-08, 20:58 Ahmet,
Seni çok özledim, o kadar çok özledim ki, biran bile görebilmek için pencereye yapıştım.
Artık sabredemiyorum.
Haberin olsun kapınıza dayanabilirim. Buna engel olmak elinde.
İstanbul'da harika bir yer keşfettim.
Ortalıkta olmayan gizli bir yer. Bugün orda buluşabiliriz.
Adresi yazıyorum"
Yasemin
Hatırla Sevgili 4. bölüm
eklendimi bilmiorum ama eklim dedim...
YAŞAR: Bos ver, yalnızlığın çaresi yok. Bak ne diyor şair "yalnızlık, sigara külü kadar yalnızlık ve toprağın rüyaya yılan gibi girişi" Bu Mona Roza'dan Sezai Karakoç'tan.. Sana vermiştim Tufan bu şiiri ezberlemeden seni bekleyen dişi kurdu ikna edemezsin. Ben bir zamanlar peri padişahının mavi gözlü güzel kızınaa bu şiiri okumuştum. Sonra belki bir başka Karakoc'tan, Abdurrahim Karakoc'tan yalnızlığı dinlemelisin. " öyle bir yalnızlık ki, bir mumun ardında bekleyen rüzgar ışıksız ruhumu sallar da durur." ... Neyse sen Cemil Meriç okumaya devam et. Doğru adamı bulmuşsun. İnsani önce çarpar sendeletir, tokatlar kendine getirir. Sonra böyle yapayalnız bırakır. Ne yapsam, ben de kitaplara mi sığınsam? Neyse, ben en iyisi gidip yatayım. Bir an önce uyuyayım. Uyusam iyi gelir, unuturum belki. .
yasemin:dün akşam zeynep benimle konuşmaya geldi çok dürüst davrandı senden etkilendiğini söyledi doğru hissetmişim dimi
ahmet:evet bu konuda haklıymışsın ama bunun bizimle ne alakası var benim duygularımla ne ilgisi var
yasemin:özür dilerim böyle bir ihtimali düşünmek bile beni ne hale getirdi anla artık
ahmet:böyle bir ihtimali sakın düşünme bida tamammı
yasemin:tamam
ahmet:sana bir haberim var
yasemin:nedir
ahmet:bir bebeğimiz olacak test sonuçlarını almayı unutmuşsun hemişirede bana verdi tabiki açıp baktım önce ödüm koptu hastalık felan zannettim ama okuyunca
yasemin:bundan sonra mümkün değil düşünüyodum artık hiç umudum yoktu o yüzdende daha fazla üstünde durmadım
ahmet:ama hayat bize bir süpriz hazırlamış meğer
yasemin:hemde en beklemediğim anda kim biliyo başka
ahmet:daha kimse bilmiyo müjdeyi birlikte veririz süprizlerim daha bitmedi ama
alıntıdır
Harun: Keşke şu anda Deniz de yanımızda olsaydı.
Mustafa: Diğerleride. Deniz, Hüseyin, Yusuf, Sinan, Tayfur hepsi. Hepsini çok özlüyorum.
Harun: Nerde hata yaptık.. Galiba hata yapmadığımızı düşünerek ilk hatayı yaptık..
Mustafa: Bu konuda düşünüceğiz hep birlikte.
Harun: İlişkimiz kopmayacak Mustafa.
Mustafa: Sürekli haberleşeceğiz tabi. 15 günü geçmez ilişki sağlarız. Artık buradakilerin başına bir iş gelirse dönersiniz. Bağlantılarına nerden ulaşacağını biliyorsun.
Harun: Evet. (Ayağa kalkar ve) Hadi bütün devrimcilerin şerefine içelim. Denizlerin, Hüseyinlerin, Yusufların, Mahirlerin, Sinanların, Ulaşların, İbrahim ve Alpaslanların..
Mustafa: Bütün devrimcilerin şerefine. (Gülerek) Saymaya kalkarsak sabahı buluruz.
Harun: Bu gece uyumak yok Mustafa ona göre. Onun için saymaya devam et. Eyvallah...
Zamanında bi arkadasım istemisti cıkaramamıstım,bugüne kısmetmis.
(Deniz öldükten sonra Harun ve Deniz Gezmiş'in konuşmaları ..)
Deniz:Harun ..Harun ..Yüzünü görmek istiyorum.
Deniz:Nasılsın kardeşim? Biliyorum çok eski arkadaştınız siz.
Harun:Onu sınıfta ilk gördüğüm günü hatırlıyorum.Önce birbirimize girmiştik.
Deniz:Kavgacıydı bilirim.
Harun:Sonra birbirimizden ayrılmaz olduk.Mücadeleye bile birlikte atıldık.
Deniz:Deniz çok sağlam bi devrimciydi
Harun:Çocukluğundan beri ..Eski günleri düşünüyorumda ..O hep devrimciymiş.
Deniz:Kızıldere’de arkadaşlarımız katledildi.Yiğitçe savaşmışlar.Onlara ancak saygı duyulur.Ahh Deniz ahh ..Ya Cihan?Nasıl yaktı yüreğimi Cihan..On gözünü militandan esirgemez bu dilekolay.Başka yapacak şey yokmu?Bu ağlanmak sızlanmak olmaz.Dur bakalım gün doğmadan neler doğar.
Not:Kendim cıkardım,emeğe saygı :img-wink:
Bölüm 33 // Deniz iyilestikten sonra Sevim,Şevket,Selma konusması ..
Sevim:Sonra nörolog gelip muayene etti.Herşey yolundaymış.Mehmet’in sevincini görücektiniz.Oda Deniz’le beraber hayata döndü sanki ..
Selma:Ahh canım ..Deniz çok önemli bişey atlattı Sevim.Bu halde olması bile bir mucize.
Şevket:Selma,yarın sabah gidip bir ziyaret edelim.
Selma:Tabi canım.
Şevket:Peki şey..Bizim kız nasıl?Kimbilir ne kadar sevinmiştir şimdi.
Sevim:Deli misin?Havalara uçtu
Şevket:Tabi tabi ..
Selma:Aynı şeyimi düşünüyoruz?
Şevket:Zannederim ..
Sevim:O zaman ben size hemen meseleyi açıkça ortaya koyim.Onlar bir süredir sevgili oldular.
Selma:Ne diyorsun?Hiç farketmemiştik.(:img-hyste)
Sevim:Canım aramızda hiç konuşmadık ya onun için söylüyorum ..Valla abi açıkçası ben senden çekiniyordum.
Şevket:Niye?
Sevim:E tabi ..Ne kadar demokrat geçinsende kızın konusunda her baba gibi pek tutucusun.
Şevket:Öyleydim ..Ama hayat demek bana da birşeyler öğretiyor ..
Ahmet'in yaptığı konuşma :img-in_lo
Ahmet:Müsadenizle ben bir konuşma yapmak istiyorum burası hepimizin çok sevdiği unutulmaz anılarımızın olduğu bir yer...Şimdi aramızda olmayan sevdiklerimle birlikte harika günler yaşadık!Onları en az benim kadar özlediğinizi biliyorum sanki hala buradalar sanki babamla Rıza amca o ünlü tartışmalarına başlıyacaklar birazdan,Mehmet abi az sonra dergisiyle birlikte gelecek Nezahat Abla Yasemin'e seslenecek, Deniz o meşhur kahkasını atacak,Ali Rüya'ya "gel sana kitap okuyayım" diyecek.Şimdi bütün ülke zor günler yaşıyor biliyoruz pek çok kişi bizim gibi yakınlarını kaybediyor,yurtlarını terk etmek zorunda kalıyor, hapishanelerde çürüyor ve bu durum devam edecek o da belli...Ama bu arada hayat devam ediyor ve bazen de güzel süprizler hazırlıyor bize umut vermek ister gibi biraz gülümsetmek bu kadar sıkıntının arsında nefes almamızı ister gibi ...bir bebeğin gelişinin müjdesi gibi!:img-blush
:img-cray::img-cray:
Deniz-Defne
Deniz&Defne :img-in_lo
DEFNE:Güneş çok güzel
DENİZ:Bir kere de Bodrumda böyle biran yaşamıştık hatırladın mı?
DEFNE:İskelede oturduğumuz akşamı mı diyorsun?
DENİZ:Evet etrafta çıt yoktu.
DEFNE:Burası da çok sessiz
DENİZ:Bir kere de büyük adada çadır kurmuştuk.
DEFNE:Metruk evin bahçesinde
DENİZ:Beni de ilk oraya sen götürmüştün.
DEFNE:Aa gerçekten mi?
DENİZ:Ama sen teklif etmiştin
DENİZ:Evet hatırlamıyor musun? Üstünde kısa kollu bir elbise vardı. Saçlarını arkanda toplamıştın:img-in_lo
DEFNE:Sen de ağlıyordun.
DENİZ:Çünkü babamdan ilk defa ayrı kalıyordum. Siz olmasaydınız heralde buna dayanamazdım özellikle de sen ve Işık da..
Ayy çanım benim ya bahtsız Deniz'im :img-cray:
Ameet Ameet'in mektubu bir insan bu kadar da olabilemez :img-in_lo
Sevgilim
Son zamanlarda ne kadar gergin oldugunu biliyorum.
Yasananlar’da üstune eklenince, iyice sarsirdiginin farkindayim.
Ama sana olan ilgimin azaldigini dusunmeni affedemiyorum.
Hatirla sevgilim, yasadiklarimizi. Yillarca ayri kalmamiza ragmen sadece birbirimizi dusundugumuz günleri hatirla. Butun engellere ragmen askimizin daha buyudugunu nasil unutursun Yasemin. Ben unutmadim. Gülunce icimi aydinlatan o dünya güzeli kiz. Simdi benim karim oldu. Onun kiymeti nasil bilmem, ona olan ilgim nasil azalir. Sen benim herseyimsin. Her gecen gün seni daha cok seviyorum. Lütfen bana daha önemlisi askimiza haksizlik yapma. Bunu ikimizde hak etmiyoruz.
Ahmet
Emin'in Rüyaya mektubu...
Rüya... birtanem bana hala kızgın mısın? Yoksa biraz olsun anladın mı artık? (artık kelimesinde bir ima seziyorum sanki :img-hyste) Buraya geleli iki gün oldu, nasıl burnumda tütüyorsun, nasıl özledim seni anlatamam... Anneannenlerde burada nasılsa, daha şimdiden nasıl buluşuruz nasıl görüşürüz diye planlar yapmaya başladım. En yakın zaman da görüşmek dileği ile... Emin.
Ali'den Zeynep'e... :img-in_lo
Zeynep, ablamdan ve Ahmet abi'den haberlerini alıyorum... Yeni bir hayata doğru yola çıkıyorsun gittiğin yerde yine aynı şekilde çalışmaya devam edeceğinden, ülke'de kalan arkadaşlarınla dayanışma içinde olacağından eminim. Sana ne zamandır söylemek istediğim ama bir türlü cesaret edemediğim birşey var, benim için çok özel birisin Zeynep... Bu cehenneme yüzünü hayal ederek dayanabiliyorum. Birşey umut edecek durumda değilim, hem maddi hemde manevi olarak senin duygularını bilmiyorum çünkü... ama sen benimkileri bil istedim. Özgür bir dünya'da seninle mücadelenin içinde olmayı çok isterdim ama faşizm bir kez daha yolumuzu kesti... Burada bize neler olduğunu, neler yaptığımızı düşünüp duruyorum. Sende düşünmelisin Zeynep, düşünmeden tek bir adım atmamalısın, artık biliyorum buradan başka biri olarak çıkacağım ama ülkesinde olanların daha fazla farkında biri olarak, o zaman belki... belki tekrar karşılaşırız. Ali...
Tufan'dan Yaşar'a...
Muhterem amcacım, sana karşı mahcubum... senin istediğin gibi biri olmayı, senin gibi biri olmayı çok isterdim. Ama amca, sende biliyorsun her nesil kendi tecrübesini kendisi kazanır. Bana anlattıklarını, bana okuduklarını burada tekrar tekrar düşünme fırsatım oldu. Mamak insan onurunun kirletildiği bir yer, burada bizler hayvan muamelesi görüyoruz. Amca ben istiklal marşımız için hayatımı verirdim, burada bu marşı dayakla söyletiyorlar. Bunlar insan olamazlar... Ama bana bu işkenceleri yapanları, beni, insanlık onurumu çiğneyenleri de affedemem. Sen aydın bir milliyetçisin amca, ve sen rüzgarlara kapılmadın, şiddete karşı çıktın, sağduyunu muhafaza ettin üstelik haklı çıktın. Senin bilmeni istiyorum benim fakültede karşı karşıya geldiğim komünistler, bana bugün bu işkenceleri yapanlardan daha yakın geliyor... ve inanıyorum ki, onlarda bizlerde oyuna gelmişiz, ülkede olanları anlamam için ne yazık ki buraya düşmem lazımmış amca... ellerinden öperim yeğenin Tufan.
Tülin'den Yaşar'a...
Size nasıl hitap edeceğimi bilemedim, bu mektubu yazmaya cesaret ettiğim için çok şaşkınım ama yazmam gerekiyordu. Çünkü uzun zamandır sadece sizi düşünüyorum...
Avukat Ahmet Gürsoy, HS'nin 11. bölümünde DP milletvekili Rıza Ünsal'ın savunmasını yaparken:
Ahmet: Muhterem başkan ! Müvekkilim Rıza Ünsal, henüz müdafaa noktasına gelmediğimiz bir davada mahkemenizin müdahalesine maruz kalmıştır. Savcılığın böyle bir müdahaleye hakkı yoktur. Başından beri duruşma yapılan davalara bakınız. (Alaycı bir tebessümden sonra ) Köpek ve bebek gibi, Demokrat Partili milletvekillerini küçük düşürmeyi hedef almış davalarla uğraşıldı. Bu davaların basitliğini Adalet Divanı'nın ehemmiyetiyle karşılaştırdığınız zaman amacın ne olduğu hemen anlaşılır. Karşınızdaki insanların haklarını ve ailelerinin haysiyetini korumak mahkemenizin görevidir. Her türlü delil ve mesnetten uzak iddianameyle, millet vicdanının beklediği adaleti sağlamak mümkün olmaz.
Şevket: ( sabırsızlıkla Ahmet'in sözünü keserek ) Muhterem başkanım ! Önce sanık , şimdi de sanık müdafii mahkemenize hakaret etmektedir !
Ahmet: Sayın başkan! Sayın savcıya hatırlatmak isterim, hiçbir savcının adaleti saptırmaya hakkı yoktur!
Şevket: Muhterem başkanım konuşmak için müsaadenizi istiyorum !
Mahkeme Başkanı: Buyrun!
Şevket: Muhterem başkan! Burada genç avukatın iddia ettiği gibi sadece köpek ve bebek mevzuularına bakılmamış, memleketin her türlü iktisadi ve içtimai değerlerini alt üst eden suçlar da ele alınmıştır. Millet vicdanında derin yaralar açan, ve namuslu vatandaşların canını, ırzını ayaklar altına alan 6-7 Eylül hadiseleri de bu mahkemede yargılanmıştır. Masumiyet iddiasına karşı hatırlayınız! Öldürülen üniversitelileri hatırlayınız! Polis zindanlarında işkence görenleri hatırlayınız! Şimdi, hangi masumiyet iddiası bu olanları yok sayabilir ki! Bunlar anayasayı ihlal edenlerdir. Bu dava millet haklarına ihanetin ifadesidir. Genç avukatın mesleğe yeni başlamanın heyecanıyla yaptığı bu müdahaleyi, mahkemenize ve savcı makamına yönelik haksız ve mesnetsiz iftira olarak görüyorum!
Ahmet: Sayın başkan! Adalete saygımı korudum! Ama hala müvekkillerim için haksızlık yapılıyor!
Şevket: Yüce mahkemenizi halkın gözünde küçük düşürmeyi amaçlayan böyle bir müdahaleye mahkemenizin müsamaa göstermesi beklenemez. İddia makamı olarak bu yersiz ve mesnetsiz üslubu mutlaka cezalandıracağınıza eminim!
Ahmet: Sayın başkan!
Mahkeme Başkanı: Burası laf cambazhanesi değildir avukat bey!
TriandafiLis 24-06-08, 18:33 Işık: Merhaba Harun...
Harun: Merhaba.. Kim çenesini tutamadı?.. Deniz mi Defne mi?
Işık: Uğurlanmak istemediğini biliyorum.. Ama mutlaka gelmem lazımdı.. Benimle vedalaşmadan mi gidecektin Harun?.. Bütün bu olanlardan kendimi sorumlu tutuyorum.. Çok ama çok üzülüyorum..
Harun: Yoo öyle değil.. Sen nasıl sorumlu olabilirsin ki? Tek taraflı aşkın kanunu budur.. Biri diğerini üzer, bu kaçınılmazdır inan; kaçınılmaz... Kendini sakın suçlu hissetme.
Işık: Arkadaşım Harun'u kaybetmeyi hiç istemiyorum.
Harun: Onu kaybetmedin sen.. Zaten onu kaybetmemen için gidiyorum.. Bu meseleyi tek başıma halletmem lazım. Bende seni kaybetmek istemiyorum Işık. Bana biraz zaman tanı olur mu?.. Makinende film var mı?
Işık: Hı hı...
Harun: Versene.. ( Makinayı alır ve Işık'ı çeker. ) Bu fotoğrafı bana yolla olur mu? Gidince sana adresimi yazarım...
Işık: Tamam.
Harun: Burada vedalaşalım. ( Sıkması için elini Işık'a uzatır, Işık acıyla bakar ve kollarını Harun'un boynuna dolar, Harun'un eli havada kalır, Işık'ın saçlarını tutar; sıkı sıkı sarılırlar ve ayrılırlar. Harun merdivenlerden çıkar, kapıdan geçmeden döner ve el sallarlar. Arkasını döner ve gider... )
Bahtsız Harun'um benim...:img-cray:
!Mavi_SekeR! 07-07-08, 18:54 :icon_sorr:icon_sorr:img-cray:
:img-in_lo:img-blush
35.Bölümden
Yasemin ile Rıza'nın arasında geçen konuşma:
Rıza : Teşekkür ederim.
Yasemin : Afiyet olsun.İyi misin?
Rıza : Nasıl iyi olayım Yasemin.Baksana hadiseler daha yeni başladı.Herkes duyunca kimbilir başımıza daha neler gelicek rezalet yani rezalet.
Yasemin : Biliyorum özür dilemem bir işe yaramayacak baba.Senden beni anlamanı da beklemiyorum.Ama son günlere bakıyorumda bu konuyu gzlemekle demekki haklıymışım.
Rıza : Ufff!! Bu neticeye nasıl geldin anlamadım şimdi..
Yasemin : Rüya'nın varlığı bile iki aileye mutluluk veremedi.
Rıza : Bizden de fazla anlayış bekliyorsun Yasemin.Hepimiz çok sarsıldık.
Yasemin : Biliyorum.Ayrıca bana kızmakta haklısınız.Ama ben Rüya'dan bahsediyorum o şevket amcanında torunu baba sahip çıkmak istemesinden tabi ne olabilirki..
Rıza : Bende bunu konuşmaya gittim zaten.Mahkemelerden sürünmeyelim dedim.
Yasemin : Artık bana güvenmiyorlar.Resmi olarak Rüya'nın ailesi olmak istiyorlar.Ne olur biraz sakin ol babacım şimdi sana o kadar ihtiyacım varki.
Rıza : Yasemin kavga etmek istemedim Şevket öyle ters ters konuşunca ayrıca kavgayı önce o başlattı.
Yasemin : kendini Şevket amcanın yerine koy baba ne yapardın?
Rıza : ne yapardım? Bende torunuma sahip çıkmak isterdim tabi.
Yasemin : Evet.Bu konuda anlaşmak zorundasınız artık kavga edemezsiniz.Üstelik o senin çocukluk arkadaşın.Arkadaşlık konu edilince hep ondan örnek olarak gösteriyordun bize.Nasıl yüzdüğünüzü,nasıl balık tuttuğunuzu,nasıl bisiklete bindiğinizi,kızlara nasıl fiyaka yaptığınızı..
Rıza : Bütün bunları ben öğrettim ona yaaa..
Yasemin : Yaa..
Rıza : Ha madem sende bu kadar yüce gönüllüsün niye Ahmet'le anlaşmanın yolunu bulamadın? Üstelik Necdet'le ayrılıyorsun,neden Ahmet'le..
Yasemin : Baba benden nefret ediyor,affedemiyor,kimbilir belki de artık beni sevmiyor..Benimde ikilemim bu işte hem ona hak veriyorum hem yaptığı şeyin karşısındayım.
Rıza : Kendimizi düşünmekten senin ne halde olduğunu farkedemedik kızım.
Yasemin : Cezam neyse razıyım baba.Ama bu kızımın üzülmesi olmasın ama o zaman bende kılıçlarımı kuşanırım.
Rıza : Gidiyor musun?
Yasemin : Hıhı..Necdet eve dönüyor bu gece.
Rıza : Peki böyle zor olmayacak mı Yasemin?
Yasemin : Dava sonuçlanana kadar başka çare var mı?
Rıza : Off Offf!
Yasemin : (Birbirlerine sarılırlar) Babam..
!Mavi_SekeR! 08-07-08, 22:52 :img-in_lo:img-blush
Ahmet ıslık çalarak bisiklet sürmektedir.Diğer sokaktanda bisikletle Yasemin yaklaşır.Bir köşe başında karşılaşırlar ve yasemin Ahmet'i görünce düşer.
Yasemin-Ahh.(Ahmet hızla bisikleti durdurur ve yanına gelir.)
Ahmet-İyi misin?Yaralandın mı?
Yasemin-(Bozulmuş bir şekilde)İyiyim.Birşeyim yok.Birden karşıma çıkınca.(Ahmet durumu anlamış gibi tatlı tatlı gülümser.)
Ahmet-Kusura bakma.Neyseki biryerine bişey olmadı.
Yasemin-Ne aksilik.(Sinirle yere dökülen zerzevatları toplamaya başlar.Ahmet'de ona yardım eder.)
Ahmet-Çok üzgünüm.
Yasemin-Önemli değil.
Ahmet-Yardım ister misin?İstersen eve kadar yardım edebilirim.
Yasemin-Teşekkür ederim,gerek yok.(Hızla bisikletine biner ve uzaklaşır.Ahmet arkasından tatlı tatlı bakarken,Yasemin rezil olmanın verdiği hezimetle oflayıf puflamaktadır.Sonra ahmet Yasemin'in yere düşen küpesini alır ve arkasından bakıp gülümser.)
Yasemin sinirle odasına girer.Rezil olmuştur.Ayakkabılarını bir hışım çıkarıp kenara atar.Pantolonunun tozlanan yerine bakar ve sinirle silkeler.Dolabını açıp yeni bir pantolon çıkarır ve o sırada annesinin doğum günü için aldığı elbiseyi görür.Yatağa yaklaşır ve memnuniyetsizlikle elbiseyi evirip çevirir.
Nezahat-Beğendin mi?
Yasemin-Çok güzel anne ama...
Nezahat-Ne aması?
Yasemin-Benim için fazla abartı değil mi?
Nezahat-Çabuk giy şunu bakayım.En azından üstünde nasıl duruyor bir görelim.(Yasemin istemeye istemeye elbiseyi giyer.)Aaaa...O kadar emek harcandı.
Yasemin-Anne...Off anne nasıl giycem ben bunu?
Nezahat-Kızım bugün senin doğum günün.Abartılı olucak tabi.Canım,hem bu elbisenin nesi abartılı allahaşkına?Sana uygun sade bir elbise bulalım diye Melahat'la göbeğimiz çatladı.Dön arkanı.
Yasemin-Ufff
Nezahat-Kıpraşma.
Lale-Merhaba.
Nezahat-Hoşgeldin Lale'cim.
Lale-Hoşbulduk.Ne oluyor?
Nezahat-N'olcak yine savaşıyoruz.Tüüü tüüü tüü tüüü.Peri kızı gibi oldun maaşallah.
Yasemin-Daha çok güzel görünmeye çalışan zengin kızlarına benzedim.
Nezahat-Lale şu kıza bişey söyle allah aşkına.Bu elbisenin nesi var?Nesi abartı?
Lale-Abartılı falan değilki,harika bişey.Bayıldım.
Nezahat-O zaman dikkafalı arkadaşını ikna et giymeyecekmiş.
Lale-Aaa,niye giymiyorsun?
Yasemin-Sen ne zaman benim üstümde böyle bişey gördün Lale?
Lale-Görmedim ama artık görmek istiyorum.Bir bakar mısın?(Aynaya çevirir)Öyle yakışıyor ki.Üstelik annenin hediyesi giymemek ayıp değil mi?
Yasemin-Ahh,küpeler.(pantolonunun ceplarina bakar.)Mahvoldum.Babamın hediye ettiği küpenin teki yok.(Telaşla etrafına bakınr.)Demin sokakta düşürdüm.Bisikletle yere devrilince.
Lale-Ne diyorsun?Hiçbişey anlamıyorum.
Yasemin-Birazdan geliyorum.(Telaşla çıkar.)
Lale-Ayağına bişey giyseydin bari.
Yasemin çıplak ayak sokağa fırlar.Tam o sırada evine giricek olan Ahmet onu görür ve bir süre izler.Yasemin koşar adım uzaklaşır,Ahmet'se nereye koştuğunu anlayıp gülümser.Elleri cebinde Keyifli keyifli Yasemin'in arkasından gider.Yasemin düştüğü yere gelir ve yere eğilip küpesini aramaya başlar.Ellerini tozların içinde gezdirir ama bulamaz.Tam o sırada Ahmet yaklaşır.
Ahmet-Bunu mu arıyorsun?(Elindeki küpeyi uzatır.Yasemin şaşkın ve sevimli...Ayağa kalkar.)Yerde buldum.Arkandan yetişip vermek istedim ama o kadar hızlı gittin ki.Düşmene sebep olduğum için galiba bana biraz kızgındın.(Yasemin mahçup bir ifadeyle küpeyi alır.)
Yasemin-Hayır kızgın değildim.
Ahmet-Bana öyle geldi o zaman.Defne'yle yollamayı düşünüyordum.Neyse lüzum kalmadı.
Yasemin-Teşekkür ederim.Benim için çok kıymetliydi.(Yürümeye başlar.)Bu sabah babam doğumgünü için hediye etmişti.(Ahmet dikkatle onu izliyordur.)
Ahmet-Hımm.Demek bugün doğum günün.Tebrik ederim.
Yasemin-Teşekkür ederim.Kabalık ettiysem özür dilerim.Yani düştüğüm zaman..Kendimi aptal gibi hissetmiştim.(Ahmet geri çekilip onu şööyle bir bakar ve gülümser.)
Ahmet-Hepimizin başına gelebilir...Bende sık sık düşerim.(Yasemin utangaçca gülümser.)
Yasemin-Öğleden sonra doğumgünü partim var.Yani...(Duraksar.Heyecandan kalbi durucak.)
Ahmet-Yani...
Yasemin-(Yasemin hızla içini çeker ve sonunda cesaretini toplar.)Gelirsen memnun olurum.
Ahmet-Gelirdim ama havaalanına gitmem lazım.Bir arkadaşımı karşılıcam.Sonrada onu yalnız bırakmam ayıp olur.
Yasemin-Onuda getir.İsterse oda gelebilir.
Ahmet-(Gülümser)Olur.Burayı ve arkadaşlarımı çok merak ediyordu.Hemde hepsini bir kerede tanımış olur.(Yasemin mutluluk sarhoşu...)
Yasemin-İyi o zaman.(Arkasını dönüp uçarcasına ilerler.Ahmet onu şööyle bir süzer.)
Ahmet-Doğum günü elbisen bu mu?
Yasemin-Evet.Annemin sürprizi.(Elbisesinin eteklerini iki yandan tutar.)
Ahmet-Çok güzel bir elbise...(Yasemin'in yüzüne bakar.)Sanada çok yakışmış.Herkesten önce ben mi gördüm yoksa?
Yasemin-Öyle oldu.(Mest olmuş bir şekilde,suratında kocaman bir gülümseme ilerler.Ayakları yere değmiyordur adeta.Ahmet onun arkasından bakar ve ayaklarının çıplak olduğunu farkeder.Muzip muzip gülümser.)
Ahmet-Görüşürüz.(Yasemin ona döner.)
Yasemin-Tamam.(Yerinde hafifçe zıplar ve arkasını dönüp uçarcasına uzaklaşır.)
En sevdiğim repliklerden biri :img-wink:
Deniz: Annenle aranı düzelttin. Baban ne olacak?
Defne: Bunu benim halletmem lazım Deniz, babam hayatta gelip benimle konuşmaz. Ben gideceğim.
Deniz: Bakalım Şevket Amca'yla benim aram nasıl düzelecek...
Defne: Sabırlı ol biraaz, her şey yoluna girer...Harun anlattı mı ODTÜ'de yaptıklarımızı?
Deniz:Haa anlattı. Göle götürmüş seni? Bahçede çilingir sofrası falan kurmuşsunuz?
Defne: Çok güzeldi, keşke sen de olsaydın. Deniz Gezmiş, Mustafa Gürkan, öbür Mustafa... çok eğlendik. Bu senin Deniz Gezmiş de az değil ha! Baktım bütün kızların gözü üzerinde. O da memnun ama durumundan. Ama sahiden çok cazibeli. Kızları anlıyorum yani...
Deniz: Demek cazibeli ha? Beğendin yani bizim Deniz'i! İki gün yalnız bıraktık şu hale bak yaa!
Defne: Aaa! Deniz ne diyorsun sen yaa!
Deniz: Ne demek istediğimi anladın! Al, kurmuyorum masa falan sana kendin kur! (elindeki çatal-bıçağı masaya bırakır)
Defne: Aaa! (Deniz'in peşinden koltuğa oturur) Hayır efendim kıskandın!
Deniz: Ya seni mi kıskanacağım Allah aşkına!
Defne: Kıskandın işte!
Deniz: Gider misin konuşmuyorum senle!
Defne: Kıskandın işte! Aptal mısın sen ya! Aptal Deniiz (Deniz: tamam bırak bırak) Aptal Deniiz (Deniz: yaa tamam bırak!) Aptal Deniizzz!!
Deniz: Kim aptal, ha, kim aptal? :img-in_lo Evde yalnızız di mi? (:love05: üzereyken...)
(Kapı çalar)
Deniz: Tıngıt takımı! Bu kadar dakik olmak zorundaydılar çünkü! Offf!
|
|