Tüm Versiyonu Göster : İki Aile - Basında Çıkan Haberler


BERNA
25-01-07, 19:11
Basında Çıkan Haberleri Buradan Paylaşalım...Oyuncularımız,Yönetmenimiz veya Dizimizle ilgili Tüm haberleri...

Basligin daha okunabilir olmasi icin bu haberlere yorumlari bolum yorumlari basliginda yapmaya devam edelim.

ozzde
25-01-07, 23:46
Star televizyonunda yayınlanan “İki Aile” adlı dizinin çekimlerinin bir bölümü İstanbul Üniversitesi (İÜ) İletişim Fakültesi’nde gerçekleştirildi.



İstanbul(İÜHA)- İletişim Fakültesi kantininde gerçekleştirilen çekimlerde, dizi oyuncularından İclal Aydın ve Kürşat Alnıaçık da yer aldı. Çekilen sahnelerde başrol oyuncularının 20 yıl önceki karşılaşmaları anlatıldı.
Dizinin yardımcı yönetmeni Semra Dündar, bir dönem sahnesi çekileceği için dönemi en iyi yansıtan mekan olarak İletişim Fakültesi’nin kantinini seçtiklerini belirtti. Kendisi de İletişim Fakültesi’nin eski mezunlarından olan Dündar, “Benim de eski mezunlardan olmam mekan seçiminde etkili oldu” dedi.
Yaklaşık 3 saat süren çekimlerde fakülte öğrencileri de rol aldı.

http://img201.imageshack.us/img201/471/ikiaile7om.jpg (http://imageshack.us)

paçiii_melos
26-01-07, 11:53
GELECEK SEZON İKİ AİLE TÜREVLERİNİ İZLEYECEĞİZ…

Kalemi kadar İki Aile’de canlandırdığı Eda Hanım tiplemesi ilede adından sıkta sözettiriyor İclal Aydın…Dizinin Başarısını benzeri olmayan bir yapım olmasına bağlayan Aydın:”Şu anda bana gelen tekliflerin çoğu”İki Aile” tarzında…Sanırım Gelecek Sezon “İki Aile” türevleri izleyeceğiz…

* İki Aile’ye kadar uzunca bir süre dizi projesinde görmedik sizi…Nedeni Neydi…?

Bu piyasa çok büyük cehennem aslında.Bu cehennemin içinde yanmamak çok zor.Ticari kaygılar var,eğitim kaygıları var,eğitim tahammülsüzlük meselesi….O yüzden nekadar iyi bir iş yaptığınızı düşünürseniz düşünün karşılığını eğer kağıt üzerinde varsayılan değerler ölçüsünde almasanız mutsuzluk yaratıyor.Bu yüzden bayağı soğumuştum.Kaldı ki,yazı yazmak gibi yaşamımı devam ettireceğim başka alanlarda kendimi gösterebiliyordum…O yüzdende 5-6 yıldır bana gelen önerileri okumuyordum bile.İçimden gelmiyordu.O nedenle İclal Aydın Oyunculuğu,televizyonu bıraktı düşüncesi giderek yayıldı….

* Bu kadar küsmüşken “İki Aile” dizisini kabul etmeniziz nedeni *neydi peki?

Çok iyi yazılmış,çok rastlanmayan bir yapım…Emre’nin diziyi kabul etmesi de etkiledi beni…Star bir yenilenme dönemindeydi,bu tür şeylere çok dikkat ediyorum,yenilenme sürecinde tahammüller biraz daha fazla olur,insanlar yaptıkları işlere özenle bakarlar,işverenle işçiler arasında daha özenli bir ilişki olur,çünkü yeni bir doğum gerçekleşiyordur….

* Mafya,Aşk,İntikam dizileri genellikle ağırlıklı duruyor ekranda.İki Aile dizisi çok fazla sert konulara değinmiyor,ayakta durmasının sebebi ne?

Ayakta durmasının sebebi birbirine çok benzeyen dizilerin benzer saatlerde savaşması…Diğerlerine benzemeyen bir iş yapıyoruz,alternatifsiz…Alternatif ya biri ya diğerdir,hepsinin karşısında bir seçenek olarak çıkıyorsunuz.Bizim başarımızdan sonra şuanda bana gelen tekliflerin çoğu “İki Aile” tarzında…Öyle görülüyorki gelecek sezonda “İki Aile Türevleri izleyeceğiz…

* Peki Eda hanım rolü size ilk teklif edildiğinden bu yana karakterde farklılıklar var mı kendinizden bir şeyşeyler kattınızmı?

Beraber büyüyoruz…Ben bir şeyler ekliyorum,senaristlerin hoşuna gidiyor.Bakıyorum bir sonraki bölüme onu monte etmişler,yani bir karakteri aslında birlikte oluşturuyorsunuz…

* Eda’nın En çok takdir ettiğiniz tarafı ne?

Eda biraz tutucu ve çocuklarına çok düşkün…En çok bu tarafını seviyorum….

* Eda evleneceğini açıklayabilecekmi Çocuklara?

Bu bölümler bu sıra böyle gidecek,tam olarak ne olacak bilmiyorum.Biz de neler olacak bilmiyoru senaristlerin eline kaldık.Ama Eda herhalde bir yolunu bulacaktır…Görelim bakalım neler olacak.?..

* Emre Bey ile böylesi uyumlu bir ikili olacağınızı ve bu uyumun reytinglere kadar yansıyacağını tahmin etmişmiydiniz…?

Ben her zaman en kötü 4’üncü olacağımızı tahmin ediyordum…Biraz daha rasyonel bakıyorum olaylara,Emre daha duygusaldır,daha kötümserdir o hep felaket bekler,ben daha doğru değerlendirmeler yaparım.Rasyonel bakmama rağmen ben daha olumluyumdur,açıkçası bu işin televizyon başarısı olacağını görmüştüm.Sokaktaki insanı iyi tahmin ederim,kulak veririm,ne yaşıyor,ne hissediyorine bekliyor,neye ihtiyacı var…İnsanların şu sıralar en çok sakinliğe ihtiyacı var…Zaten buda usul usul sıcak ve huzurlu bir iş…

* Başarınızı Neye Bağlıyorsunuz…?

Emre ile kameranın önüne geçtiğimiz zaman zaman biz eğleniyoruz…O kadar eğleniyoruzki seslenidrmede yabancılaşıp “Şu salaklara bak gene ne yapmışlar” bu hafta diye de ayrı gülüyoruz….Kadınla erkek oyuncunun anlaşabilmesi çok önemli…Eğer anlaşamıyorsanız bu elektirik ekrana yansıyor.Emre’nin eşi Emine hanımda çok destek bu konuda…Benim eşimin de Emre’nin eşininde bize verdikleri destek çok önemli…

* Reytinglerin üst sıralarındasınız,mutlu bir evlilik yaptınız,uğurlu zamanınızmı?

Uğurlu zamanlar,uğursuz zamanlar diye pek ayırmak istemiyorum…Tabii dizi benim kariyerimde çok önemli çıkışlarımdan biri oldu…Daha önceki dizilermde de kendinde söz ettiren diziler olmuştu…”Bir demet tiyatro” ve” Sıcak Saatler” gibi….Ama bu “Süper Baba” gibi oldu,tam bir İstanbul Hikayesi…

* Yakın Zamanda başka projeler varmı gündeminizde?

Şuan çok yoğun bir durumdayın,setten dışarı çıkamıyorum,yeni bir şey yapmaya gücüm yok…Çocuğuma ve eşime vakit ayıramıyorum,kitap okuyamıyorum,yeni bir şey yazamıyorum,o yüzden ne bir imza günü nede bir söyleşi hiçbirşey yapabilecek durumda değilim…Zannediyorum “İki Aile” birkaç yıl ekranda olacak…

KAYNAK:VATAN GAZETESİ TV EKİ

paçiii_melos
26-01-07, 11:54
KARŞILIKLI MANİKÜR PEDİKÜR!

İki Aile dizisinin iki yıldızı Emre kınay ile iclal Aydın'ın küçük sırları var.Aynı Kuaföre giden İkili,birlikte manikür pedikür yaptırıyor.Tabi bu durum Kınay'ın metroseksüel bir erkek olduğu gerçeğini ortaya çıkardı.Kınay "Aynı kuaföre gittiğimiz doğru.Aslında iclal ile eşim çok yakın arkadaş.Bu gruba sonradan dahil oldum.Onların saçı boyanırken benim saçım kesilir.Arada manikür pedikür yaptırılır.Çünkü işim gereği el detayları alıyorlar bir bakıyorsun kenardan şeytan tırnağı çıkmış kötü görünüyor.Yoksa bayıldığımdan değil" diyor...

11/01/2007 vatan tv

paçiii_melos
26-01-07, 11:54
Sinema filmi çekecek

İki Aile dizisinde Oğuz’u canlandıran Emre Kınay oyunculuğunun yanı sıra eğitimenlik de yapıyor. Pazartesi akşamları Star ekranında yayınlanan dizinin güldüren adamı Kınay, Plato Sinema Okulları’nda oyunculuk bölüm başkanlığı ve Yeditepe Üniversitesi’nde öğretmenlik yapıyor. Ama deneyimli oyuncunun asıl arzusu yönetmenlik... Kızı Duru’nun adını verdiği bir de tiyatrosu olan Kınay hayallerini anlatırken; “Öğrendikçe ne kadar az şey bildiğinizi fark ediyorsunuz. Her geçen gün bir şey öğreniyorum ve geliştiğimi hissediyorum. Kendim oynamadan bir film çekmek niyetindeyim” diye konuştu.

kaynak: 24/01/07 vatan tv

ozzde
26-01-07, 11:57
http://img258.imageshack.us/img258/8820/duru1yp0.jpg (http://imageshack.us)


Duru Tiyatro, ‘Kara Sohbet’te ...
Duru Tiyatro, bu sezon yine ‘Kara Sohbet’ ile perdelerini açıyor. Emre Kınay’ın kurucusu olduğu tiyatro, ilk oyun olarak farklı bir seçimle seyirciye merhaba diyor.



Suha Çalkıvik
NTV-MSNBC

İSTANBUL - Eser, son yıllarda adından çok söz edilen, Belçikalı yazar Amelie Nothomb’un romanı ‘Kara Sohbet’in aynı adlı oyun uyarlaması.


24 Ekim’de Oyun Atölyesi’nde sahnelenecek olan iki kişilik oyunda Textor Texel’i canlandıran Emre Kınay ve Jérome Angust karakterini canlandıran Arif Akkaya ile görüştük.

Duru Tiyatro’da nasıl bir tiyatro anlayışından yola çıkarak çalışıyorsunuz?
Emre Kınay- Geçen sezon 8 Mart 2005’te DURU TİYATRO, ‘Kara Sohbet’ ile Profilo Kültür Merkezi’nde perdelerini açmıştır. Duru Tiyatro her ne kadar adını küçük kızımdan almışsa da adı gibi pür tiyatro, salt tiyatro yapmak amacıyla Arif Akkaya ve Arzu Bigat Baril ile kurduğumuz bir yapı. Amacımız Dünya Edebiyatı’nın seçkin tiyatro eserlerini, özellikle Türkiye’de daha önce sahnelenmemiş ve/veya sahnelenmeye cesaret edilmemiş oyunları seyre sunmaktır. İlk oyunumuz ‘Kara Sohbet’ de bu anlayışla sahnelediğimiz ilk oyunumuz. Oyun, bir roman uyarlaması. Amelie Nothomb’un romanından ekip çalışması ile oyunlaştırdığımız ve dünya prömiyeri Duru Tiyatro tarafından yapılan bir oyun.


Arif Akkaya- Nasıl bir tiyatro yaptığımızı veya yapmak istediğimizi söylemek değil, sahnede göstermektir önemli olan bence. Ama üç ayrı kurumdan üç insanı bir araya toplayan şey “dışarıda soluk almak” diyebiliriz. Siyasi baskılardan uzak, özgür çalışma arzusu. Gişe kaygısı gütmeyen oyunları seçmenin ve bunu kabul etmenin zorluğu, oyuncu ve yönetmen olarak kendini değiştirmeyi ve varetmeyi yaşamanın özlemi, beraber karar verebilmenin hazzı, afişini kendin tasarlamanın zevki, çay paralarını ve kirayı denkleştirmenin hüznü. Tiyatroya önem vermeyen toplumda sponsor kapılarının yüzüne çarpmasıyla pes etmeden dizi paralarını harcayan arkadaşın...Yani ilkelerin aslında bu değişen toplum ve sanat düzeyinde “düzeysiz” kalıyor. O zaman da proje bazlı oyunlar ve belli insanlarla çalışmayı düşünüyorsun. Kirlenmiş de olsa saf kalanları safa çekmek için bir heyecan bu. Arzu Bigat’ın (yönetmen) projesiydi üçümüzü biraraya getiren. Burada beraber durmayı becerdiğimizi düşünüyorum. Tabii ki takdir seyredenin, ama daha yolun başındayız yani bu yaşa rağmen duru kalmayı istiyoruz.

-Amelie Nothomb’un ‘Kara Sohbet’ eseri, Duru Tiyatro ‘nun ilk oyunu. Neden bu eseri seçtiniz?
Emre Kınay- Seyircinin ucuza, kolaya alıştırılmasından mutlu değilim. Yapabildiğim kadar bunun karşısında duracağım. Belki bir özel tiyatronun yapmayacağı şeyleri bu yüzden yapacağız. Hem oyun seçimimiz, hem prodüksiyon biçimimiz böyle belirlenecek. Örneğin bu yüzden oyundaki bazı aksiyonel sahneleri filme çektik. Bu film sahnede yeni bir anlatım biçimine ulaşmamıza yardımcı oluyor. Arkadaşlarımın da benim de söyleyeceklerimiz var, enerjimiz var, yeteneğimiz var. En iyi bildiğimiz yerden, sahneden, bunları seyirciye ulaştırmak istiyoruz. Söylediklerimiz de, dilimiz de farklı olacak. İlk oyun olarak belki çok da bilinçli olarak Amelie Nothomb’u seçişimizin nedeni budur. Belki de içten içe, genç bir tiyatroya da genç ve farklı bir dil kullanan bir yazarın oyunu yaraşır diye düşündük.

Arif Akkaya- ‘Kara Sohbet’ bir roman aslında, ama sanki tiyatro oyunu olmak için yazılmış. Çağımızın kirlenmiş insan sorgulamasını veya hesaplaşmasını hem felsefi hem de insan yanıyla çok iyi tartışıyor, hem de kişilik tartışmasına yeni bir boyut katıyor. Hastalıklı bir çağda, rahatsız insanın bir açılımı sanki. Hangi ülkede olursa olsun farketmeyecek cinsten. Neden bu oyun? Biz bu metni çok ama çok sevdik ve çok heyecanlandık, inandık.

Oyun kişilerine sahnede can katarken nasıl bir yöntem izlediniz?
Arif Akkaya- Masa başında başlayan süreçten itibaren bir kere çok eğlenerek
çalıştık. Doğaçlama çalışmaları ile üçümüz metnin altını araştırıp neler bulabileceğimize baktık. Sonra bunları süzgeçten geçirip (yapamadıklarımız da dahil) sahnede tartıştık. Özgür alanlar yarattık kendimize, bazen kaybolduk bazen suyun yüzündeydik. Eksiklerimiz hep oldu ve yönetmenimiz ile onları toparlamaya çalıştık, hala da çalışıyoruz.

Bu sezon başka hangi oyun ya da oyunları sahneye koymayı düşünüyorsunuz?
Emre Kınay- Duru Tiyatro, 2005-2006 sezonu boyunca Beşiktaş’ta Akatlar Kültür Merkezi ve Moda’da ‘Oyun Atölyesi’ sahnelerinde faaliyet gösterecek. Ayrıca yine bu sezon Georg Tabori’nin yazdığı bir Hitler ironisi oyunu olan ‘Kavgam’ ve ‘Deri Ceket’ adlı oyunlarını sahnelemek düşüncesindedir.

http://img180.imageshack.us/img180/5311/imagesju7.jpg (http://imageshack.us)

Oyunun Konusu:
Jérome Angust, havaalanında uçağının gecikmeli kalkacağını öğrendiğinde bunun başına ne dertler açacağından habersizdir. Uçak saatinin gelmesini beklerken çantasındaki kitabını açıp okumaya başlar. Yanına yanaşıp onunla zorla sohbet etmeye çalışan densiz adamı önce pek önemsemez. Ne var ki işin rengi kısa sürede değişir. Adının Texel Textor olduğunu söyleyen tuhaf yabancı,onu canından bezdirecek kadar sinir bozucu biridir. Jerome Angust hiç istemediği halde onu dinlemek zorunda kalır. Yaşam öyküsünü anlatmaya başlar. Küçüklüğünde yediği kedi mamalarından tecavüze, cinayetlere kadar yığınla saplantı.. Jérome Angust’u adım adım çileden çıkaran büyük bir işkenceye dönüşür bu sohbet. Amelie Nothomb, her kitabında olduğu gibi, ‘Kara Sohbet’te de gerilimi giderek arttırıyor,olayları mizahla yoğurup hiç beklenmedik bir finale gidiyor. “Kara Sohbet” müthiş bir kara mizah diyalogu sunuyor seyirciye. Oyun, diyaloglardan kurulu olarak yazılmış romanın, hiç değiştirilmeden neredeyse bütünüyle sahneye taşınmasıyla oluşturulmuş. Amelie Nothomb’un bütün kitapları gibi, ‘Kara Sohbet’ de pek çok dilde yayımlanmış ve ‘çok satanlar listesine’ girmiş. Eser, ilk kez Türkiye’de oyun olarak oynanıyor.
http://img258.imageshack.us/img258/622/images1in7.jpg (http://imageshack.us)

Oyunun Künyesi
Yazan: AMELİE NOTHOMB
Orijinal Adı: COSMETİQUE DE L’ENNEMİ
Çeviren:SİNEM YENEL
Yönetmen: ARZU BİGAT BARİL
Oynayanlar: EMRE KINAY - ARİF AKKAYA
Dekor : ALİ YENEL
Işık: KEMAL YİĞİTCAN
Kostüm: DİLARA ENDİCAN
Vtr-Film Reji: EMRE KINAY-VOLKAN DURAN
Vtr-Film Kast: EMİNE ÜN KINAY


Eski bir haber,fakat oyun hala sergileniyor.Bilginize:img-yes:

ozzde
26-01-07, 12:01
EMRE KINAY, ROLÜN CANLI ORGANİZMASINI DENERKEN: “KARA SOHBET”
.

“Yapı Kredi Sigorta - Afife Tiyatro Ödülleri - 2006”nın “En Başarılı Erkek Oyuncu” ödülü “Kara Sohbet”teki “Textor Texel” tiplemesiyle Emre Kınay’a verildi. Bence de hak edilmiş bir ödüldü, ancak Arif Akaya neden ihmal edildi diye beni hayli düşündürdü. Düşünürken, bu oyunu bu hafta yazmak/tanıtmak işi üstüme düştü.



DELİ Mİ BU EMRE KINAY

Duru Tiyatro’nun “Kara Sohbet”ini seyrederken, sanatın kendinden başka hiçbir şeyi dile getirmediğini bir kez daha düşünmüştüm. Sanatın tıpkı düşünce gibi bağımsız bir yaşamı vardı ve yalnızca kendi çizgisi üzerinde gelişiyordu.



Evet… Emre Kınay'ın kurucusu olduğu Duru Tiyatro, ilk oyun olarak geçen yılın mart ayının ortasında çok farklı bir seçimle İstanbul’da seyircisinin karşısına çıktı. Son yıllarda adından çok söz edilen, Belçikalı bir 'best seller' yazarı olan Amelie Nothomb'un romanı “Kara Sohbet”i, Profilo ve Akatlar Kültür Merkezlerinde sahneleyeceklerdi. Deli miydi bu Emre Kınay? Deli miydi ki, kimi tiyatrolar havlu atarken gidip tiyatro kuruyordu. Belki de değişmeceli anlamda, gerçekten “deli”ydi! Ama: “Medeni toplumlarda sanatın insanı özgürleştirmek gibi görevi vardır,“ diyebilen bir “deli”ydi. Ne tuhaf!.. “Sanatın kendisi özgürlük hareketidir,” dedikten sonra; “Türkiye'nin siyasileri sanatın yeşermesini, dallanıp budaklanmasını, yaygınlaşmasını istemiyorlar,” diye inleyebilen bir “akıllı-deli”ydi. Sonuç olarak, karar verdim ki: “İnsanlar birbirinden nefret ediyor. Kapı komşusunu tanımıyor. Sanat iletişim sağlar,” gözleminden yola çıkan bir “akıllı”ydı o. Mecazı falan bir kenara bırakalım: “Bunu istemiyorlar tabii ki,” diye celallenirken, alnı öpülesi bir gözlemciydi. Bir üstün akıllıydı. Bir sanatçıydı…


BEKLENMEDİK SONA ULAŞAN BİR OYUN

Amélie Nothomb denilince, Fransızca yazan, 1967 doğumlu, on yedi yaşından beri yazmakta olan Belçikalı bir yazar olduğunu biliyordum ve “Kara Sohbet”i (Can Yayınları) okumuştum. Okumuş olduğum için de, Emre Kınay’ın Duru Tiyatro’yu kurarak günümüz tiyatro düşüncesini, tiyatronun işlevini, biçimini, seyirci ile ilişkisini bir kez daha irdelemek istediğini anladım.


Romanda, Jérôme Angust, havaalanında uçağının rötarlı kalkacağını öğrendiğinde, bunun başına neler açacağından habersiz oturuyor, uçak bekleyen biri olarak, kitabını açıp okumaya başlıyordu. Yanına yaklaşıp, kendisiyle zorla söyleşmeye başlayan münasebetsiz adamı da ilk başta ciddiye almıyor, ne var ki, işin rengi kısa süre sonra değişiyordu. Adının Textor Texel olduğunu söyleyen tuhaf yabancı, Jérôme Angust’u canından bezdirecek kadar çenesi kuvvetli ve sinir bozucu biri çıkıyor, hiç istemediği halde, zorla ona kendini dinletiyor, ardından yaşam öyküsünü anlatmaya başlıyordu: Küçüklüğünde kedi maması yediği günleri, tecavüzleri, cinayetleri, yığınla saplantıyı... Jérôme Angust, giderek bu hastalıklı insanın kendi hayatında önemli bir yer tuttuğunu, burada bulunuşunun da bir rastlantı olmadığını anlayacaktı. Anlayacaktı, ama Jérôme Angust’u, gıdım gıdım çileden çıkaracak kadar büyük bir işkenceydi bu söyleşi ve gerilim giderek artacak, olaylar mizahla yoğrulup, hiç beklenmedik bir sona ulaşacaktı.



“JANSENİZM” NEDİR, NE DEĞİLDİR

Oyun, Sinem Yenel’in çevirisiyle oynanmakta. Arzu Bigat Baril, diyaloglardan kurulu roman yapısını, neredeyse hiç değiştirmeden bütünüyle sahneye taşımış. Taşırken, eğlenceli ve zekice kurguları olan Amélie Nothomb’un gerilimini, fevkalade titizce artırmasını bilmiş. Olayların muzipçe öykülenmesine katkıda bulunurken, beklenmedik sonu iyi saklamış. İnsandaki kötü tarafın başrolde olduğu, adım adım deliliğe yürüyen, bu müthiş kara mizah diyalogunu bir hassas terazi duyarlılığıyla yönetmiş. Yönetmiş de, oyun içinde: “Jansenizmi ise özellikle severim…” ya da “…jansenistin teki tarafından kafası ütülenen biriyim,” gibi tümceleri bir şekilde açıklasaymış, açıklayabilseymiş!



NEDEN AÇIKLAMA GEREKİR

17. yüzyıl ortalarında Fransa'da yaygınlaşan adına “Jansenizm” denilen bu Katolik hareketin insanın sorumluluğuna inanan bir hareket olduğunu her seyircinin bilmesine ya da algılamasına olanak yok, öyle değil mi ama Özdemir Abi! Jansenciler’in, ilk günahın ve şehvetin gücünün insan doğasındaki bozgununa, iyiliğe ve insan yazgısının Tanrı'nın elinde olduğuna inananlar oldukları; insanın doğasına ve özgürlüklerine karşı da hayli katı bir tutum içinde bulundukları bilinmezse oyunun o bölümleri kurumaz mı? “Jansenizm”in oyunda ciddi bir yeri varsa “Jansenizm” bir biçimde seyirciye aktarılmalı derim ben. Arzu Bigat Baril: “Nasıl,” diye soracak olursa, gönül rahatlığı içinde: “Oyun broşüründe canım,” diye yanıtlayabilirdim. Sormadı.


DEKOR ÇOK İYİ

Ali Yenel, hiç kuşkusuz Volkan Duran’ın süpervizör katkısından, Emre Kınay’ın VTR rejisinden yararlanarak, ön sahne kemerini silmiş; mobilya kullanımında, geniş sahne çerçevesinden doğan ve pek çok sahne tasarımcısının atladığı o acayip mi acayip boşluk izlenimini yok edecek çareler bulmuş. Boyalı sahne donatımı sorununu çözmüş. Göze derinlik sunan bir dekor çıkmış ortaya.


Işığa gelince her kim yapmışsa yapmış, oyunun zorunlu kıldığı ışık efektleri bir yana, gene yandan, karşıdan çiğ ışıklar kullanılmış. Hakan Alakavuk’un efektleri ile Dilara Endican’ın kostümlerine ise sözüm yok.


YA OYUNCULAR…

Arif Akkaya, Jérôme Angust’un iradesinin gizemli güçlerle ya da kendisini sınırlayan, kendisini aşağılayan doğal güçlerle çatışmasını o kadar güzel yansıtmış ki, inanılması seyretmeden gerçekten zor. Angust’un ölümle, toplumun yasalarıyla, ön yargılarıyla, budalalıklarıyla, kötülükleriyle çatışmasını seyirciye aktarışı ise, mükemmel düzeyde. Oyun içinde pasif bir hali bile teatral terimlerle yansıtıyor Arif Akkaya. Bravo doğrusu.



Emre Kınay ise, Textor Texel’i aynı gerçek hayat gibi sürekli yükselen arzular, özlemler, aksiyona çağrılar ve onların içsel ve dışsal aksiyonlardaki tüketimlerinden oluşturmuş. Ben, Emre Kınay’ın “Kara Sohbet”deki oyununu, bir motorun bağımsız, sürekli yenilenen patlamalarının, bir otomobilin yumuşak hareketiyle sonuçlanmasına benzettim. Textor Textel’in arzularının kesintisiz patlamalar dizisi, yaratıcı iradesinin aralıksız hareketini geliştiriyor, içsel yaşam akışını kuruyor. Emre Kınay, Textor Texel’in canlı organizmasını deniyor.


Emre Kınay – Emine Ün çiftinin kızları Duru’ya da, Duru Tiyatro’ya da uzun ömürler diliyorum.


Kutluyorum.


“Kara Sohbet”i göremeyenlere: “Bu kere kaçırdınız, bari önümüzdeki sezon kaçırmayın, yoksa sonrasında hayıflanmayın,” diyorum.


Emre Kınay ve Arif Akkayanın sahnelediği ''KARA SOHBET''in eleştirisi...
ÜSTÜN AKMEN

ozzde
26-01-07, 12:41
29 ocak pazartesi günü TV8 deki Sanatla 30 Dakika programında saat:21:00 de
Başarılı oyuncu Emre Kınay yeni kurduğu tiyatrosu Duru’yu ve Kara Sohbet oyununu anlatıyor..

Haberi ''Emre Kınay'' başlığı altına ekleyen Chaylak'a teşekkür ederiz....:happy0064

HG_GUMUS
31-01-07, 12:04
ANKETİNİZİ CEVAPLAYIN EN SEVDİĞİNİZ OYUNCUYLA TANIŞIN

Her dizinin olmazsa olmaz bir kötü karakteri var.Türlü türlü oyunlarla dizideki herkesi inletiyor bu kötü karakterler…Tabii onların bu kadar inandırıcı olmasının nedeni de o karakteri başarıyla canlandıran usta oyuncular…Bu hafta da sizlerin oylarıyla ‘En Başarılı Kötü’yü seçelim istedik.İşte adaylar:



* Binbir Gece – Yonca Cevher (Füsun Evliyaoğlu)
* Ihlamurlar Altında –Cenk Ertan (Cem)
* Sıla – Devrim Saltoğlu (Cihan)
* Beyaz Gelincik-Olgun Şimşek (Aziz)
* Selena-Aslı (Selda Özbek)
* Şöhret-Nurseli İdiz(Müberra)
* Sağır Oda – Mahir Günşıray(Girayhan Kırımlı)
* Hayatın Sana Feda – Asu Emre(İrina)
* Hırsız Polis- Uğur Yücel(Aksak)
* İki Aile –Hakan Vanlı(Yaman)
* Ezo Gelin-Mustafa Avkıran (Bilal Ağa)


Cevaplarınızı tvanket@gazetevatan.com adresine bekliyoruz.Adınızı,adresinizi,telefonunuzu ve tanışmak istediğiniz oyuncuyu yazmayı unutmayın.



Vatan TV

GizemliSahne
02-02-07, 12:47
Köprünün ışıkları
http://www7.vatanim.com.tr/pics/yazarlar/10.jpgBizim dizinin tatlı üçkağıtçısı Ferit efendi, (Öner) Çengelköy’de bir eve taşındı. Cep telefonunun ekranında yeni evinin şahane manzarası, hepimize hava atıp duruyordu. Sonunda evine bir ziyaret mümkün oldu. Yani hakikaten öyle bir manzara ki efsunlanmış bir şekilde Boğaz Köprüsü’nden başka hiçbir şeye bakamıyorsunuz. Şahane bir köprü-Boğaz manzarası fakat köprünün korkunç ışıklandırması karşısında insanın beynine giden kanda bir azalma oluyor. Karşınızda kocaman bir köprü var ve o köprünün üzerinde berbat mavi, kırmızı, yeşil ışıklar yanıp sönüyor.

Üstelik bir de utanmadan hareket yapıyor. Zikzaklar, bir yanıp bir sönmeler, Meksika dalgası çekmeler filan...

Ama temassızlık dediğimiz, ülkemiz teknik çalışanlarının sanırım en sevdikleri durum burada da geçerli. Çünkü Meksika dalgası köprünün yarısında kopuyor. Gökkuşağı başladığında köprünün bir yarısı rengârenk, diğer yarısı karanlıkta kalıyor...

***
Böyle bir durumda Öner’in bizi nasıl kırıp geçirdiğini tahmin edersiniz. (Diziyi izleyenler yani.)

Japon pavyona hoşgeldiniz diyerek başladı. Bir ara kahkahalarımız arasında Öner’i takip bile edemediğimizi fark ettik. Çünkü sözel espri anlayışını müzikal olarak süslemeye karar vermişti ve elindeki gitarla Eric Clapton’ın Leila’sını çalıyor ama üzerine İbrahim Tatlıses’in Hülya’sını okuyordu. Köprünün feci ışıklarından gözümü alamadığım için konuyu sürekli köprüye getirmek istiyordum. “Kim karar verebilir böyle bir zevksizliğe diye sordum” Bu zihniyetin sevgililer gününde üzeri simle kaplı plastik gülleri güzel bulup satın alan kişilerde olduğunu söyledi Öner. Sonra İstanbul Belediyesi’nde köprü ile ilgili gelişen muhtemel diyalogları canlandırdık karşılıklı.

“Amirim, halk köprüden nefret ediyor.”

“Niye etsinler canım o kadar para harcadık.”

“Ama amirim imza topluyorlarmış, bir de bizim çocuklar ampulleri takarken bir kısmını zayi etmişler. İmza şey ederseniz eksik ampulleri de alsak taksak.”

“Adamı hasta etmesene. Hem halk köprüyü sevmiyor diyorsun hem eksik ampul felan.”

“Hayır amirim, önümüzde sevgililer günü var ya, köprüyü kıpkırmızı yaparız. Giriş çıkışlarda üzeri sim kaplı plastik güller satarız. KGS kullananlara hatta 1 milyondan veririz.”

“Aslında iyi fikir. Bu arada halk niye sevmemiş güzelim ışıklarımızı.”

“Çok zevksiz buluyorlarmış, sünnet sarayı gibi diyorlar.”

***
Dönüşte yol boyu bütün gece İstanbul’u konuştuğumuzu düşündüm. Oysa kimimiz İzmirli kimimiz Ankaralıydık...

Yoksa bugün Bill Gates’in yeni dijital anahtarı Windows Vista, Ertuğrul Özkök’ün Hürriyet’teki dünkü yazısı ile Zaman’da yazan Etyen Mahcupyan’ın yazısının arasındaki “fark” ya da “benzerlik”, Diyarbakır’da kız arkadaşının babasının ve ağabeyinin tecavüzüne uğrayan delikanlıya “davayı çek kızla evlen” teklifi, İstanbul’da hastanenin bahçesinde tecavüze uğrayan genç kadın haberi ve Bertold Brecht’in günlüklerinin toplu basımı üzerine yazmak daha yerinde olurdu...

Ama bazen siz de ışıklara bakıp gülmek istemiyor musunuz?


İCLAL AYDIN-01.02.2007-Vatan...

paçiii_melos
05-02-07, 16:56
Anketimizi Cevaplayın En Sevdiğiniz Oyuncuyla Tanışın...

Bu hafta da sizlerin oylarıyla " En İyi Komedi Dizisi'ni " seçiyoruz. İşte Adaylar ;

- Avrupa Yakası
- Cennet Mahallesi
- Emret Komutanım
- Fırtına
- Acemi Cadı
- Selena
- Yalancı Yarim
- Ters Yüz
- İki Aİle
- Şöhret Okulu
- Bir Demet Tiyatro

Cevaplarınızı " tvanket@gazetevatan.com " adresine bekliyoruz. Adınızı, adresinizi, telefonunuzu ve tanışmak istediğiniz oyunucuyu yazmayı unutmayın.

bytepoem
07-02-07, 05:58
Yeni Aşk

Manken Ece Gürsel'in yeni aşkının, reklam filmleriyle tanınan genç oyuncu Öner Erkan olduğu öğrenildi.

Star TV'de ekrana gelen "İki Aile" dizisinde rol alan, bugüne kadar birçok yapımda izlediğimiz son dönemin genç yeteneklerinden Öner Erkan, gönlünü Hıncal Uluç'un sweetheart'ı olarak ünlenen Ece Gürsel'e kaptırdı.

İstanbul gece gezmeleri sırasında tanışan ikili, Erkan'ın "İki Aile" dizisinden kazandığı parayla aldığı Boğaz sırtlarındaki yeni evinde buluşuyor. Bugüne kadar ilişkileriyle sık sık gündeme gelen Gürsel, bu kez ilişkisini sır gibi saklıyor.

sezinti
09-02-07, 11:20
İki Aile dizisi oyuncularından Ece Çeşmioğlu ve Doğaç Yıldız Samanyolu televizyonunda Yeşil Elma programındadırlar. İzlemek isteyenler programı izleyebilirler. İyi seyirler

bugra9
10-02-07, 13:09
yurdanur_mehmet Arkadaşımız Tarafından Eklenmiştir...Buraya Alıntı Yapıyor ve Teşekkürlerimi Gönderiyorum...

Artık yoldan geçeni oyuncu yapıyorlar!

http://www.aksam.com.tr/foto/2007/02/10/5.jpg

Bir dönem 'sanatçı duruşu nedir, ne değildir' diye çok tartışılmıştı hatırlarsınız. Üzerinden çok zaman geçti hayatta, sanatta duruşu olanlar kendilerini geri plana çekip, meydanı başkalarına bıraktılar. Onlardan biri olan Emre Kınay, oyunculuk kanı kaynamaya başlayınca kendini yeniden dizi yıldızı olarak buluverdi

Bazı oyuncular vardır; izlediğiniz projelerinden etkilenmişsinizdir, bir yerde konuşmasını dinlemişsinizdir veya tavrını seversiniz. Emre Kınay da 'benim oyuncularımdan' biri. Son dönemlerde izlediğim 'İki Aile' dizisindeki kahramanım. Beni ve içimdeki kadını ortaya çıkaran tiyatro oyunu 'Kara Sohbet'in kahramanı da o. Emre Kınay ile tesadüf eseri doğum günümde buluştuk; ülkeye, tiyatroya ve hayata dair keyifli bir o kadar da hüzünlü bir sohbet çıktı ortaya

'İki Aile' dizisiyle yeniden ekranlardasınız. Bir küskünlüğünüz vardı ekrana. Nasıl geri döndünüz televizyona?

Doğru, dizi yapmamaya karar vermiştim. Vazgeçmiştim televizyondan. Kırılmıştım çünkü. Hatta emlak ofisi açtım o dönem. Oyuncu olmayanlara prim veren bir hale geldi televizyon. Sokaktan her geçenin yapacağı bir iş haline getirdiler oyunculuğu. Bir şey yapamıyorsan, katılmazsın dedim. Fakat bu proje çok faklıydı. Öncelikle ilk şartım, yüzde 99 oyuncu olan bir casttı. Ve her şeyden önemlisi elime son 10 yılda gelen en detaylı snopsisti. Karakterin her şeyi yazılmıştı. Psikolojik halinden burcuna kadar titizlikle anlatılmıştı. Çok etkilendim. Çünkü ben her senaryoda karakterimin bir gününü okuduğumda bir gün önce ne yaptığını sorarım. Sağlam bir karakter için önemli bir ipucudur bu. Yazarlarımız Saygın Delibaş ve Fethi Kantarcı çok iyi yazıyorlar diziyi. Kabul ettim ve çok iyi bir iş çıkıyor ortaya. Diğer işler niye olmadı derseniz; belki senaryo bu kadar iyi değildi, belki de benim hatalarım oldu bilemiyorum.

Neyse bu dizi ile emlak işinden dönmüş oldunuz

Evet Sette de çok eğleniyoruz. Sürekli ağa hikayelerinden bıkmıştım. Kasıntılı ağa olmaktansa; hayatın içinden bir karakter olmak daha güzel. Bu diziyle ben her türlü rolü oynayabildiğimi gösterebildim.

Biraz da sinemadan bahsedelim istiyorum

Bu ülke sinemasından bahsedemeyiz. 70 milyon olan bir ülkede en iyi gişe yapan bir film 3 milyon ise ülke sinemasından bahsedemezsiniz. Herkes ulus sinemasından bahsediyor hangi ulusun sineması? 'Emret Komutanım', 'Hababam Sınıfı' devamı olarak çekilen filmler ne anlatıyor, derdi nedir? Bu ulusun sineması mıdır? Bana bu projelerle gelmiyorlar zaten gelseler de açacak kapım yok!

Beğendiğiniz, içinde olmak istediğiniz projeler neler?

'Eve Giden Yol', 'Beynelmilel' gibi bir projede olmak isterdim. Yıllar önce Uğur Polat'ın oynadığı 'Sis' gibi bir filmde yer almak isterdim. Keşke 'Ağrı Dağı Efsanesi' ya da 'İnce Memed' gibi bir proje çekilse; içinde olmak isterim. 'İnşaat' filminde oynadım, çok mutluyum. Kaliteli bir işti çünkü!

VAHŞETİN VE AŞKIN HİKAYESİ

Sizin sinema projeniz var mı?

Yazın çekeceğim bir projem var. Ben yöneteceğim, oynamayacağım. Bir yazarın hikayesi, enterasan bir proje.

Kurduğunuz tiyatro, çok istediğiniz bir oluşumdu. Ne zaman hayata geçti Duru Tiyatro projesi?

8 Mart 2005 Dünya Kadınlar Günü'nde. Benim için anlamlı bir gün. Tiyatronun doğum gününün bugünde olması benim için özel bir tercihti. Ayrıca o gün benim de doğum günüm. Duru, kızımın adı. Adından anlaşılacağı gibi duru bir tiyatro talebimiz var bizim. Yaptığımız ilk oyun da bir kadın yazarın oyunu. Kadın yazarın gözünde iki erkeğin hikayesi; bir erkek üzerinden anlatılan aşk ve vahşet öyküsü aslında Duru Tiyatro'nun kuruluş günüyle, adıyla, sahnelemek için seçtiği oyunla duruşu olan bir tiyatro.

İkinci oyununuz 'Hamlet' olacak. Provalara başladınız mı?

Provalara başladık. 'Hamlet'i Can Yücel'in çevirisiyle oynuyoruz. Bence en başarılı çeviri. Bana ait, Türkçe'ye ait çünkü. Can Yücel'in devrimci bir tavrı var çünkü!

Ekipte kimler var?

Özge Özberk, Vahide Gördüm, Sinan Tuzcu, Hakan Vanlı Benim gördüğüm rüyaya inanan arkadaşlarım var ve hep birlikte aynı rüyayı görüyoruz. Ben tek değilim; Arif Akkaya var 'Kara Sohbet' oyununda da birlikte oynuyoruz. Yönetmenimiz Arzu Bigat Baril.

Hangi oyunları sahnelemeyi düşünüyorsunuz?

Dileğim oynanmamış ya da oynanıp da klişe olarak algılanmış oyunları yeniden yorumlayarak, sahnelemek. Yeni bir bakış ve yorum katmak.

Ne olacak bu memleketin hali?

Göztepe AFL Kültür Merkezi'nde sahnelenen 'Kara Sohbet' nasıl gidiyor?

İyi gidiyor aslında. Fakat tiyatro yapmak istediğinizde çok zorlanıyorsunuz. Artık bir şeylerden rahatsız olanların, iletişime geçmeleri için tiyatroya gelmelerini istiyorum. Tiyatro bir ritüeldir çünkü! Tiyatroya gelirsiniz; çay-kahve içersiniz, muhabbet edersiniz sonra oyun izlersiniz. Oyundan sonra ülkeyi tartışırsınız. Forum alanlarıdır tiyatrolar. Geçmişten bugüne kimi yazarların, tiyatrocuların siyasetle politikayla ne işi var diye düşünenlerin aksine amfiteatrlarda başladı bu düşünceler. Tartışmalar çıktı. Dönemin filozofları çıktı, yaşamlar şekillendi. Dolayısıyla tiyatrolardan özellikle, 80 sonrası uzaklaşma meselesi hükümet edenlerin politikasıydı. Apolitize ettiler bizi. Çünkü tiyatroya gelmek politik bir tavırdır. Toplum buralardan çıkar. Şu andaki gidişattan çok memnun değilim. Tiyatroların dolup taşması gerekir.

Bu ülke de oyuncu olmaktan mutlu musunuz?

Ben ülkemi canımı verecek kadar çok seviyorum. Ama bu ülkede oyuncu olmak istemezdim. Yakın bir tarihte yurtdışına gittim ve opera izlemek istedim. Bir aylık temsillerinde, 2500 kişilik sahnelerinde yer yoktu. Hadi opera onların sanatı. Peki, bizim hangi sanatımız ilgi görüyor? Hepimiz uzaktan kumandayla yaşıyoruz hayatımızı; bu çok acı bir durum.

Mutlu Hesapçı - mutluhesapçi@yahoo.com



http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=67195,103 (http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=67195,103)

gncyasmak
14-02-07, 17:02
Emre Kınay'ın bir röpörtajı...


Dizilerin tiyatro kökenli oyuncularından biri Emre Kınay. Yılan Hikayesi ve Berivan dizilerinden sonra ‘İki Aile’de üç kız babasını canlandırıyor. 2.5 yaşında kızı olan sanatçı “Entelektüellerin bile sanatına sahip çıkmadığı bir ülkede kızımın tiyatro yapmasını istemem.” diyor.


‘Televizyon ekranlarına damgasını vuran ağa dizilerine öncülük eden oyuncu kim?’ diye sorulsa, cevabı Emre Kınay olur kuşkusuz. Yılan Hikayesi’nde Erkan Ağa, Berivan’da Ferhat Ağa rolleriyle tanıdık ünlü oyuncuyu. Sonra Yeditepe İstanbul’da Yusuf karakteriyle çıktı karşımıza. 15 yıllık tiyatro geçmişine onlarca oyun, 4 sinema filmi sığdırdı. İnşaat filmindeki performansıyla 2004 yılında düzenlenen 23. İstanbul Film Festivali’nde en iyi erkek oyuncu ödülüne layık görüldü. Beyazcamı ticari bir araç olarak gören Kınay, paranın konuşulduğu yerde sanatın yapılamayacağı görüşünü savundu yıllarca. ‘Televizyona iş yapacağıma Tahtakale’de toptancılık yaparım’ çıkışı da bu yüzdendi. Ancak beyazcamın sihrini anlaması uzun zaman almadı. Öyle ki artık televizyonu, oyuncuların sinema ve tiyatroya yatırım yapmaları için beslenme kaynağı olarak görüyor. “Televizyonu reddetmek ahmaklık olur” söylemi ise düşüncelerini özetliyor.

Emre Kınay şimdilerde başrollerini İclal Aydın’la paylaştığı ‘İki Aile’ dizisinde üç kız babası reklamcı Oğuz Bey’i canlandırıyor. Şimdiye kadar oynadığı roller bir tarafa Oğuz karakteri biçilmiş kaftan ünlü oyuncu için. Çünkü o gerçek hayatta da bir kız çocuğu babası. Her baba gibi 2,5 yaşındaki kızı Duru Lal için iyi bir gelecek hazırlamanın derdinde olan Kınay’ın hayatına zoom yaptık. İşte gözümüze takılanlar...

Şimdiye kadar başkalarının hikâyelerini anlattınız rollerinizle. Şimdi kendinizi anlatma zamanı?


İstanbul kökenli bir ailenin altıncı kuşak çocuğuyum. Babam ses mühendisi, annem de tiyatrocuydu. Onlar sayesinde sinemayla erken yaşta tanıştım. Babamın montajını, dublajını yaptığı kısa filmleri izleyerek büyüdüm. Yaramaz bir çocuktum. Küçükçekmece’de bahçeli bir evde oturuyorduk, ağaç tepelerinde geziniyordum. Yönetmenlik hayalleri kurarken, şimdi çok önemli bir ismin hazırladığı (isim vermiyorum polemik olmasın diye) soruları aptalca bulup ‘Böyle bir sinema okulunda okuyacağıma oyuncu olurum’ diyerek son anda yönetmen olmaktan vazgeçtim. 1990 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Konservatuar’ı kazanıp tiyatro bölümünde okumaya başladım. 1992 yılından beri profesyonel olarak oyunculuk yapıyorum.

9 yaşınızda babanızı kaybetmişsiniz, zor bir çocukluk olsa gerek sizinki?


Babasız bir çocuk olarak büyümek çok zor. Bir de erkekseniz daha zor. Erken yaşta hayatın yükünü üzerinize almanız gerekebilir. Nitekim bende de öyle oldu. Babam tam işinden emekli olup birikim yapmaya başlayacağı zaman vefat etti. Bu yüzden bütün ailece maddi ve manevi çok zorluk çektik, küçük yaşta çalışmaya başladım. 9 yaş ile 11 yaş arası tamamen flu. Hiçbir şey hatırlamıyorum. Babasız büyümenin bende neleri eksik bıraktığını bilmiyorum. Çünkü insanın babası olduğunda nasıl büyüdüğünün formülünü bilmiyorum.

Ailenizin size bıraktığı ilkeler mutlaka olmuştur...


Çok demokratik bir aile ortamında yetiştim. Herkes çata çat hakkını arıyordu. Türkiye’de herkesin hayalini kurabileceği kadar demokratikti. Öyle ki ailenin en küçüğü bile oylamada söz sahibiydi. Evle ilgili bütün kararları oyla alıyorduk.

Mesela...


Eve alınacak televizyonun ebadı, arabanın rengi ve modeli, çocuk yuvaya gitmeli mi.. gibi. Bu kuralları şimdi bile devam ettiriyoruz.

Baba olmak nasıl bir duygu?


Bu duyguyu kelimelerle anlatmak imkansız. Babalık Allah’ın bir insana bağışlayabileceği en büyük şey.

Çocuk büyütmek zor zanaat. Kız çocukları daha nazlı olur. Korkularınız oluyor mu?


Cinsiyet ayrımının bence bir önemi yok. Ama özgürlükleriyle ilgili korkularım var. Bu ülkede kadın olduğu için biraz zorluk çekecek. Çünkü erkeklerin nasıl olduğunu ben kendimden biliyorum.

Televizyon ve bilgisayar çocuklar için büyük tehlike olarak görülüyor. Sizce de öyle mi?


Bence teknolojiyi nasıl kullanacağınız önemli. İyi kullanırsanız lehinize çevirmek sizin elinizde. Televizyondan da çocukların öğrenebileceği çok şey var. Ben hayvanat bahçesinin olmadığı bir ülkede zebrayı nasıl göstereceğim kızıma? Param yok, Amerika’yı, Arjantin’i nasıl gezdireceğim? Bu yüzden iyi ki televizyon ve bilgisayar var.

Aileye düşen görev ne?


Çocuğun eğitiminde aile birincil etken. Ailenin, çocuk doktor çıktığında ‘Bizim oğlan doktor’ diyerek koltukları kabardığı gibi oğlan uyuşturucu bağımlısı olduğunda da pay çıkarması gerekir. Biz toplum olarak başarıları paylaşır, başarısızlıklarda ise o kişiyi yalnız bırakırız. Eğer çocuk eşcinsel olursa, onu 11 yaşına kadar kız çocuğu gibi büyütmekte aramayız suçu, yalnız bırakırız. Ama oğlan mahallenin zamparasıysa hepimiz baş tacı ederiz. Bu zihniyet değişmeli.

Kızınız bir gün ‘Baba ben konservatuara gitmek istiyorum.’ derse?


Beni ikna ederse seve seve kabul ederim. Ama bu ülkede tiyatro yapmasını istemem. Çünkü entelektüellerin bile sanatına sahip çıkmadığı bir ülkede kime tiyatro yapacak?

Hangi mesleği seçsin istersiniz?


Hangi mesleği seçerse seçsin yeter ki hakkını vererek yapsın. Ama iç mimar, tıbbiyeci veya diplomat olsun isterim.

Yoğun bir tempoda çalışıyorsunuz. Ama babalık da ihmale gelmez. Zaman ayırabiliyor musunuz?


Maalesef ayıramıyorum. Dizi çekimlerinden arta kalan zamanı tiyatroda geçiriyorum. O yüzden kızıma ve eşime zaman ayırmak için yazı bekliyorum...

Rol aldığınız ‘Sen misin Değil misin?’ ve ‘İstanbul Şahidimdir’ dizileri birkaç bölümden sonra yayından kaldırılmıştı. İki Aile ile başarıyı yakaladınız sanırım...


Evet bir başarı var ortada; ama ben buna gerçek başarı diyemiyorum nedense. Dizi reyting alıyor, biz sevdiğimiz işi yapıyoruz. Ama benim için başarıda asıl kriter tiyatro ve sinema. Çünkü televizyonda işler biraz sizin dışınızda gelişiyor, kurallarını siz belirlemiyorsunuz. Televizyonda işler ticari. Paranın çok konuşulduğu yerde sanat olmaz. Dünyanın en iyi dizisini çektiğinizi iddia etseniz de ertesi gün reyting sonuçları iyi değilse o dizi yayından kalkıyor. Oysa sanatsal işlerde rakamsal değer güdülmemeli.

“Televizyona iş yapacağıma Tahtakale’de toptancılık yaparım” gibi büyük bir söz etmiştiniz. Ama bugün televizyonla gündemdesiniz. O günden bu güne ne değişti?


Ben televizyonu seviyorum. Yaptığım işlerin hepsini de severek yaptım. Ama şu da bir gerçek ki televizyona yaptığım işlerin hepsi ticari. Bugün sinema ve tiyatronun, gazetecisinden tutun da işadamına kadar her kesimden dirsek gördüğü toplumda televizyon, sinema ve tiyatroya destek veriyor. Çünkü orada eleman istihdam ederek onların sinemada ve tiyatroda ürün vermelerini sağlıyor. O yüzden de televizyonu reddetmek ahmaklık olur.

Başarıyı formüle etseniz...


Einstein demiş ki: Başarı X+Y+Z ise; X çok çalışmayı, Y durmadan araştırmayı, Z gerektiğinde susmayı bilmektir. Ben de aynı düşüncedeyim.

Gençlere neler tavsiye edersiniz?


Hayat ÖSS’den ibaret değil. Üniversite okunmadan adam olunmaz zihniyetine karşıyım. Fırsat verilse üniversite sınavını bugün kaldırırım. Meslek liselerine ağırlık veririm. Gençler ne iş yapıyorlarsa onu en iyi şekilde yapmak için uğraşsınlar.



arkadaslar belki siz bunu daha önce paylasmıssınızdır ama ben daha yeni okudum ve sizlerle paylasmak istedim...

paçiii_melos
21-02-07, 10:16
En çok reklam alan dizi hangisi?
Reklam alan dizileri duyduğunuzda kulaklarınıza inanamayacaksınız!

EN ÇOK REKLAM ALANLAR

Kanal Adı Dizi Adı Reklam Adedi

Stv......................Sırlar Dünyası..........................908
Kanal 7...............Kalp Gözü...............................827
Stv......................Beşinci Boyut......................... .807
Show TV............Acı Hayat.................................741
Stv......................Büyük Buluşma........................718
Kanal 7...............Eksi 18....................................688
Atv......................Avrupa Yakası........................653
Star......................Köprü................... .................640
Stv.......................Yağmurdan Sonra...................637
Atv......................Sıla..................... .....................626
Stv.......................Yeşeren Düşler........................586
Show TV..............Ezo Gelin................................563
Atv.......................Şöhret.................. ...................547
Show TV..............Emret Komutanım...................532
Atv........................Selena................. ...................513
Show TV...............Yanık Koza...........................509
Star........................İki Aile..................................507
Show TV................Cennet Mahallesi...................504
Atv.........................Hatırla Sevgili.........................502
Atv.........................Bir Demet Tiyatro...................499


kaynak: digimedya
http://www.digimedya.com/Content/News/166489.aspx

nazlikiz
27-02-07, 12:58
Yassak

Binbir Gece'yi kaldırın. Fuhuşa teşvik ediyor.
Sıla'yı kaldırın. Töre cinayetlerini körüklüyor.
Avrupa Yakası'nı kaldırın. Sınıf ayrımcılığını komikleştirip, kabul edilebilir kılıyor.
Acı Hayat'ı kaldırın. Çok kanlı. Kadınları dövüyorlar.
Sağır Oda'yı kaldırın. Çin malı Kurtlar Vadisi çünkü.
Hırsız-Polis'i kaldırın. Hırsızlığı meşru gösterip polisleri rezil ediyor.
Bebeğim'i kaldırın. Yasal olmayan taşıyıcı anneliği dayatıyor.
Hatırla Sevgili'yi kaldırın. Dönem dizisi adı altında tarihi yeniden yorumluyor.
Beyaz Gelincik'i kaldırın. Aile içi çekişmeleri mübah kılıyor.
Yabancı Damat'ı kaldırın. Türk-Yunan dostluğunu pekiştiriyor.
Cennet Mahallesi'ni kaldırın. Çalmadan oynuyorlar.
Selena ve Acemi Cadı'yı kaldırın. Çocuklar birden ortadan kayboluyor.
İki Aile'yi kaldırın. Evlenmeden çoluk çocuk aynı evde yaşıyor.
Ezo Gelin'i kaldırın. İşkembeciler uyuz oluyor.
Yeter mi?

Takvim - Ozan Pezek

http://www.takvim.com.tr/2007/02/25/yaz1612-31400-160-20070218.html

fame_star
01-03-07, 07:24
Seyirci ne istiyor?

Ne dedikleri anlaşılmıyor....
İki aile neden dublajlı olarak çıkmıyor seyircisinin karşısına? Bu dizi bir sit-com değil ki sesli çekilsin.... Dışarıda yapılan çekimlerde sesler birbirine karışıyor ve hiçbirşey anlaşılmıyor. Çoğu zaman duymak bile zor oluyor söylediklerini. Bu hafta ekrana gelen bölümde onlar eve konuşurken,sokaktan gelen otomobil gürültüleri yüzünden yine dediklerinden hiçbir şey anlamadık. Oysa eski bölümler böyle değildi. Eğer bir an önce bu soruna bir çara bulmazlarsa seyircilerini kaybederler.

SONER TABAK

Kayanak: Vatan Gazatesi Vatan Tv eki....

Ben sesli çekimden yanayım....dublaj bana çok yapmacık geliyor....Sesli çekim ise daha samimi ve daha doğal....

bugra9
05-03-07, 09:13
http://img391.imageshack.us/img391/5917/91572190ah7.jpg

http://img391.imageshack.us/img391/1223/21121687pd0.jpg

KAYNAK:VATAN TV

paçiii_melos
05-03-07, 10:06
Seyirci ne istiyor?

İki Aile’yi erkene alın

İki Aile dizisini ailece, çocuklarımızla beraber seyrediyorduk. Ama yayın saatini değiştirmelerinden dolayı artık çocuklarımız diziyi seyredemiyor. Onun yerine 7+ yaş sınırı olan bir dizi koydular. Çocuklarımızla seyredebileceğimiz bir dizinin yayın saatini 22.00’ye alıp onun yerine Köprü’yü koymaları çok yanlış. İki Aile dizisinde ailece seyredilecek yayın logosu var ama tabii o saatte hâlâ seyredecek aile bulabilirlerse... Dizinin eski saatine dönmesini istiyoruz.

CEYDA GÜNERAL

http://www.gazetevatan.com/tv/detay.asp?id=6675

fame_star
05-03-07, 11:20
http://img257.imageshack.us/img257/4963/dsc00155ra3.jpg

Vatan Gazetesi Vatan Tv Ekinden 05.03.2007

BeyazGelincik1980
05-03-07, 11:53
'Oyunculuk da yapsam şarkıcıyım'
Bir zamanlar 'Bal Gibi Olur' adlı şarkısıyla listeleri alt üst eden Asu Maralman'ı şimdilerde 'İki Aile' dizisinde izliyoruz. Yılların sanatçısının tam film gibi bir hayat öyküsü var... Maralman'la samimi bir sohbet gerçekleştirdik

Oyunculuk mu yoksa yorumculuk mu daha zor?
Bu soruya şöyle cevap vereyim. Ben bir şarkıcıyım. Benim yerime seçebilecekleri yüzlerce tiyatrocu vardı bu rol için. Emre Kınay'ın emektarını oynuyorum dizide. Benim bir kimliğim var. Artı oyuncu olursam ne mutlu bana...

'Bal Gibi Olur' kaç yılında bestelenmişti?
1977 doğumlu 'Bal Gibi Olur'... Ben de sahneye çıkarken 1977 doğumluyum diyorum. Seneye 30 yaşına gireceğim yani... Bu dizi için şarkıyı orjinaline uygun olarak yeniden yorumladım.

Üzücü bir rahatsızlık geçirdiniz... Ancak Azrail'e çalım atıp tekrar döndünüz sanat dünyasına... O günleri anlatır mısınız biraz?
Her sabah kalktığımda hamdolsun diyorum. 2 ameliyat geçirdim. Biri Fransa'da yapıldı. Diğeri basına reklam olmaması için Ankara Hacettepe'de yapıldı. Prof. Ali Ayhan gerçekleştirdi. Kasıklardaki lenfler alındı. 32 lenf alındı. Bana radyoterapi uygulanacağı söylendiği zaman sol ayağımın çalışmayacağı hayatımın kalan kısmını aksak yürüyebileceğim söylendi. Dostlarım 'hayatın önemli, ayağın değil' dediler. Bir hafta düşünmek için izin istedim. Bu çılgınca bir risk bazılarına göre ama benim için değildi. Radyoterapiyi reddettim. Operatör İlhami Güneralp'e gittim. Alternatif tedavi için İngiltere'den bir ilaç geldi. Bir de Bodrum'da yapılan bir ilaç kullandım. Doğal beslenerek, C vitamini aldım bol bol.

Kanserle mücadeleniz kaç yıl sürdü?
2001 yılında başladı, hâlâ tedavim sürüyor. 2'nci ameliyatın üzerinden üç yıl geçti ama check-up'a gidiyorum. Hastaneden çıkıp sete koşuyorum.

KOCAM AMELİYATTAYKEN BENİ TERKETTİ

Peki hastaneden çıkıp sete koşarken neler hissediyorsunuz?
Ben çok şanslı olduğumu hissediyorum. Şükrediyorum. Bu kadar patırtının içinde hasta olmadan önce eşimden ayrılmak zorunda kaldım. Paramı, sağlığımı, her şeyimi kaybettim. Ama bu hastalık bana hayatın herşeyin değerini öğretti. Dostlarım nasıl koştular.

Neden boşandınız?
Eşim depremden sonra bünye değiştirdi. 'Ruh sağlığını kaybetti dedim' ben. Değişiklik olsun diye Alanya'da yaşayalım dedim. Gittik... Fakat orada bu çok ciddi adam gitti, hercai bir adam geldi yerine. Komşumuzun hamile bir hatunuyla dost oldu, kız boşandı, bana da boşanmamam gerektiğini söyledi. Ben canımla uğraşıyordum o sıralarda, bana kanser teşhisi konulduğu zaman pes ettim. Hiç üstlerinde durmadım... Bir terlik bir elbiseyle teşhis için dönmüştüm İstanbul?a... Daha ameliyattayken terketti beni. 2002 Ocak?ta boşandım.

Biraz da müzikten bahsedelim. Yeni bir albüm olacak mı?
Kesinlikle sıfır yeni şarkılardan oluşan bir CD yapmak istiyorum. Bu parçalar eskimemiş eski parçalar olabilir. Benim seslendirmediğim de aklımda kalan mesela 'Altın Kafes' gibi parçalar da olabilir. Benim belleğimde hit olmuş parçalar yani.. Ben oyunculuk da yapsam şarkıcıyım her zaman...

Şarkıcısınız ama rolünüzün de hakkını veriyorsunuz...
Saygılı yapıyorum. İşime, arkadaşlarıma... Set beni yoruyor ama aldığım keyif yorgunluğumu alıyor. O insanlarla beraber olmaktan mutlu oluyorum.

En çok hangi dizileri seyrediyorsunuz?
Şu ana kadar çok ayıp olacak ama hiç dizi izlemedim. Dizileri izleyene kadar şarkılar yapıp besteler yapıyorum. Bir ara Avrupa Yakası'nı izledim. Güzel bir dizi...

Ufukta bir evlilik var mı?
Ben üç zehirli maddeyi kullanmadım. Bir sigara, iki alkol, üç koca... Hayatımda 12'şer yıldan 2 kez evlendim. Yeter de artar bile... 1'incisinde mezun oldum, 2'ncisinde master yaptım, profesör oldum. Prof. Dr. Asu Maralman'ım artık eski eşlerimin sayesinde...

İlk evliliğimde mezun oldum. 2'ncisinde
master yaptım ve profesör oldum. Prof. Dr. Asu Maralman'ım artık eski eşlerimin sayesinde...

Kaynak: Vatan TV

paçiii_melos
07-03-07, 08:27
’Diziler tüketilmek için yapılan bir araç’

İki Aile’nin haşarı çocuğu Ferit’e can veren Öner Erkan: “Diziler tüketilmek için yapılan bir araç. Para kazanmamız gerekiyor ve tiyatrocular sadece tiyatrodan para kazanamıyor ne yazık ki. Daha iyi şeyler yapmak için de para kazanmamız şart...”

* Öncelikle dizide canlandırdığınız rolü bize anlatır mısınız?
Aynı köşkü kumar borcu yüzünden İclal Aydın ve Emre Kınay’a satmak zorunda olan Adanalı bir ağanın tek oğlunu oynuyorum. İyi kalpli bir çocuk fakat bir takım yanlış eğilimler nedeniyle kumar yoluna sapmış.

* Bu projede size cazip gelen yön neydi?
Bir kere çok dişi bir roldü. Bir köşk var, onun sahibisiniz. Kumar borcunuz var ve bundan dolayı sahte vekaletname düzenleyip onu satmak zorunda kalıyorsunuz. Birden iki müşteri çıkıyor ve çok komik olaylar gerçekleşiyor. İclal Aydın ve Emre Kınay başta olmak üzere, iyi bir senaryo olması da rolü kabul etmemde etkili oldu. Ayrıca şöyle enteresan bir olay var rolle ilgili, tüm cast yapılmış, bir tek benim rolüm kalmış. Emre Kınay ‘Oyun Atölyesi’nde Othello oyununda oynayan bir arkadaş var, o oynasın’ demiş. İclal Aydın da ‘Orada Silvio’yu oynayan bir çocuk var o oynasın’... Lale Hanım da ‘Arçelik reklamlarındaki çocuk oynasın’ demiş. Üçü de birbirinden meğer habersiz benden bahsediyorlarmış. Sonra buldular beni, teklif getirdiler, senaryoyu okudum. Ekibi de keyifli bulunca kabul ettim.

* Ferit’le benziyor musunuz?
Oyuncular oynadıkları rollere mutlaka kendilerinden bir şey katar. Muhakkak benzeyen ve benzemeyen yanlarımız vardır. Benzemeyen yanımız Ferit biraz hiperaktif ve hareketli. Normal hayatımda ben öyle bir insan değilim. Daha sakin, daha durağan biriyim.

* Normal hayatınızda da Damla gibi bir kız sizi çeker mi?
Mesele aşksa bir şey beni çeker, bir şey beni iter demek mümkün değil pek galiba. Çünkü hiç belli olmuyor aşık olunca insan... O zaman mantık devre dışı kalıyor. Bir şey demiş olsam boş konuşmuş olurum.

* Dizide son bölümde Damla kaçırılıyor, sizin başınıza böyle bir şey gelse ne yaparsınız?
Çok zor bir şey. Sadece sevdiğiniz kız değil, herhangi biri de kaçırılsa çok zor bir şey. Tehlikeli bir durum.

* Tiyatro oyunculuğu mu, dizi oyunculuğu mu?
Dizi oyunculuğu ne yazık ki para kazanılan ama çabuk tüketilen bir şey. Ama bunu kabul etmek lazım, diziler tüketilmek için yapılan bir araç. Bizim de daha iyi şeyler yapabilmemiz için para kazanmamız gerekiyor ve ne yazık ki tiyatrocular sadece tiyatrodan para kazanamıyorlar. Ama kesinlikle tiyatro ön planda benim için...

* Peki insanlardan nasıl tepkiler alıyorsunuz..
Olumlu tepkiler alıyorum genelde insanlar sıcak yaklaşıyorlar.

* Çok güzel de bir sesiniz varmış, şarkı söylemeyi hiç düşündünüz mü?
Ben kendi kendime gitar çalıyorum, arkadaşlarla beraber tıngırdatıyoruz. Öyle bir iddiam yok.

* Genç yaşınıza rağmen ‘Organize İşler’, ‘Hırsız Var’ gibi birçok projede yer aldınız. Bunu neye bağlıyorsunuz?
1995 yılında amatör tiyatroya başladım ve meslek olarak da kendime bunu seçtim. Hayatımı buna göre yönlendirdim. Genç yaşında başarıya ulaştı gibi bir iddiam yok. En korktuğum şey ukala görünmek. İyi projelerde elimden geleni yapmaya çalıştım.

* Tiyatro devam ediyor mu?
Moda’da ‘Haluk Bilginer Oyun Atölyesi’nde bir oyunumuz var. Onun dışında diziden pek bir şey yapmaya vaktim olmuyor. Önümüzdeki hafta bir festival filminin çekimlerine başlıyoruz. ‘Dün Gece Rüyamda Almanya’ ismi... Ece Temelkuran’ın kardeşi İlhan Temelkuran yönetmeni. Cem diye Türkiye’den Almanya’ya gitmiş orada çalışan bir çocuğu canlandıracağım.

‘Ece Gürsel olayı bitti’

* Bir dönem isminiz Ece Gürsel ile anılmıştı...
Hiç bulaşmak istemediğim halde magazinel şeylere bulaştım ne yazık ki, öyle bir şey vardı ve bitti.

* Arkadaş olarak görüşmüyor musunuz?
Hayır.

http://www.gazetevatan.com/tv/detay.asp?id=6708

kissorkill
08-03-07, 11:37
http://img80.imageshack.us/img80/7042/adszqa5.jpg

http://img174.imageshack.us/img174/4610/adszlk2.jpg



VATAN TV

GizemliSahne
09-03-07, 09:07
Üsküdar'da bir hayal vakti

Daracık sokağın köşesindeki koca su tankerine bakıyorum dehşetle. Az sonra o tankerin içindeki buz gibi sular üzerime sıkılacak...

Daracık sokağın köşesindeki koca su tankerine bakıyorum dehşetle. Az sonra o tankerin içindeki buz gibi sular üzerime sıkılacak.

Ve bendeniz "Eda" yağmur altında İstanbul sokaklarında ev arıyor olacağım.

Sanat yönetmenimiz Natali "Bakkal Numan'ın vitrinine çiçekler yapmakla meşgul. Bakkal Numan'a hayat verecek olan Halit Akçatepe elindeki senaryoyu okumakta. Kostüm tasarımcımız Nurten hanım bana giymekten usanacağım yedekli yeşil gömleğimi:) gösteriyor. Türkiye'nin yakın zamandaki yeni yıldızı Öner ise güneş gözlüklerini takmış elindeki para dolu çantayı inceliyor. Emre Kınay bu sahnede yok. Şanslı işte yahu... Bir sonraki sahnede ben ıslanırken o arabayla önümden geçecek...

Öyle güzel bir sabah ki...

Üsküdar da sanki çizilmiş gibi bir sokaktayız.

Kahvehanesi, eczanesi, fırını, çiçekçisi, manavı, kedileri ile nasıl saklı kalmış şu hoyrat İstanbul'da inanmak güç...

Fırından tazecik ekmek kokusu geliyor. Ohhhh!.... Yardımcı yönetmenimiz Suna sokaktan geçmekte olan hırdavatçıyı derhal sahnenin içine ekliyor. Hırdavatçı çok mutlu. Dizide oynayacak çünkü... Bisikletli iki çocuk "abla biz de geçelim mi kameradan" diyorlar. Gülüyorum...

Hayat usul usul akıyor bu sokaktan.

Biz de onu kaydedeceğiz az sonra...

Yönetmenimiz Nursan Esenboğa yumuşacık ses tonuyla bizden ne istediğini anlatıyor.

Suratına bakıp sırıtıyorum.

Anlamıyor ama o da gülümsüyor.

Oysa ben ona sarılıp onu öpmek istiyorum. Herkese şaka yapabilir, herkesi öpebilirim şu
anda... Güneş ışıl ışıl tepemizde...

Off, offf, fırından yine ekmek kokusu geliyor.

Muhammed ve Sabahattin kahve getiriyorlar Halit Akçatepe'yle ikimize. Kahvelerimizi içerken Halit ağabeye Kemal Sunal'ı soruyorum. Tatlı tatlı anlatıyor. Hababam sınıfı yıllarına gülüyoruz birlikte...

Sokağın diğer köşesindeki ahşap evi soruyorum komşu emlakçıya. "Geçen hafta bir mimar aldı çok ucuza" diyor. Hayıflanıyorum . Niyeyse?..

Derken çekim başlıyor.

Sokağı suni yağmurumuz ıslatıyor. Benim elimde hamura dönmüş gazeteler sokakta yürüyorum. Buz gibi su içimi titretiyor. İlk plan bittiğinde tatlı asistanımız Ece, o güzelim kız çocuğu sesiyle "Dayanabilecek misiniz?" diye soruyor...

Dayanmak mı?...

Hayatı geri aldım be Ece... Nasıl mutluyum bilsen. Tankerden üzerime sıkılan su kendime getiriyor beni... Hayal dünyası diyoruz bir de şu işe...

Ne hayali? Hayatın kendisi işte burada, tam bu sokakta, na şuramda atıyor şimdi...

Suyla oynayan çocuk gibiyim... Çekime ara verildiğinde fırına gidiyorum. Tazecik bir ekmek alıyorum. Çocukken annemin "sokakta ucunu yemeden gel" tembihini unutup yediğim bütün ekmek uçları gibi tatlı şimdi bu elimdeki sıcak ekmek...

İstanbul'un sürtük kedilerinden biri işte karşımda, gözünü dikmiş bana bakıyor. Miyavlıyor ve ben anlıyorum onu...

"Haklısın şekerim" diyorum. "Haklısın, aslında hepsi bu!"

Makyözümüz Feride bir sonraki sahne için makyajımı tazelerken bana gülümsüyor.

"Bir dakika" diyorum. Tuvalette gözümü siliyorum.

Gülmeyi böyle güzel bilen insanlar beni hâlâ ağlatıyor çünkü...

İclal Aydın..

GizemliSahne
09-03-07, 09:14
Huysuz ihtiyar

Dizi setleri bir parça yatılı okul havasındadır. O kadar çok birarada kalınır ki tuhaf bir kader birlikteliği inşa edilir. Dizi biter ve onca zamanı birlikte geçirmiş insanlar birbirlerinden koparlar...

Dizi setleri bir parça yatılı okul havasındadır.
O kadar çok birarada kalınır ki tuhaf bir kader birlikteliği inşa edilir.

Dizi biter ve onca zamanı birlikte geçirmiş insanlar birbirlerinden koparlar...

Artık malumunuz bir süredir yine "yatılı okuldayım" ...

Üstelik siz bu satırları okurken biz kader ortakları dizimizin bu akşamki ilk bölümünün heyecanı içinde olacağız.

Günlerimizi geçirdiğimiz köşkün bahçesinde, odalarında, çekim aralarında bugünlerdeki tek sohbet konumuz, "Bakalım izleyici bizim kadar eğlenecek mi?" sorusu oluyor.


***

Şu anda makyajım yapılmış, çekim sıramı beklerken bu yazıyı yazıyorum bir yandan da. Dün gece sabaha karşı sevgili rol arkadaşım Emre Kınay dizini sakatladığından çekim programında neler değişti bilemiyoruz. Zaten yağmur yağması gereken günlerde güneş açtığından, güneşli olması gereken günler dinmeyen yağmurdan, benim konuşma programlarımdan, Emre'nin henüz biten diğer çekiminden, dizideki çocukların okul düzeni yüzünden her şey banyodan sonra karışmış bir saça dönüştü...

Yardımcı yönetmenimiz Suna (ki biz ona kendi aramızda "Gestapo" diyoruz düğüm olmuş iş programını çözmeye çalışıyor.

Müthiş bir emek harcayan ışık ve set ekibinin koşturması karşısında insan yoruldum diyemiyor. Utanıyor çünkü...

Üstelik dizi ile ilgili yazdığım ilk yazıda setteki bir sürü insandan bahsetmemiş olmam da çeşitli serzenişlere yol açtı...

Çünkü sen yani ben tut, o güzelim kahvelerimin kralı Bahattin'in adını Sabahattin olarak yaz. Apo'dan hiç bahsetme. Alemin en karizmatik Işık şefi İbrahim'den; yardımcıları her daim bakımlı olan yakışıklı Orçun'dan, Karadeniz türkülerini Volkan Konak kadar güzel söyleyen Murat'tan, seyredeceğiniz sahnelerin hazırlanmasında uçan karıncalar gibi çalışan Nezihe ile Pınar'dan, en önemlisi saçlarımın prensi İsa'dan bahsetme...

(Önder dur sinirlenme, nasılsa daha çok bahsedeceğim bu diziden)


***

İşte bizim "okulun" bazı simaları...

Ah, pardon! Zeynep Lal Başbuğ ile Duru Kınay'ı
unuttum.

Kendileri setimizin yönetmen asistanları olarak sanat grubundan, rejiye, ofisten, makyaja her konuda yardımlarını esirgemiyorlar. Yönetmenimiz Nursan hanım ve kıymetli yardımcısı Suna (ki biz ondan pek korkarız bir tek bu ikisine çok toleranslı davranıyorlar. Arkadaşların uykusu geldi mi reji masasının arkasına yastık atılıyor, üstleri örtülüyor, haftalıkları çil çil birer liralıklar olarak ellerine sayılıyor... Bunlar bir de utanmadan yönetmenin kucağına oturuyorlar. "Anne, baba çok güzel oldu" diye megafondan bağırıyorlar... Ne yapalım idare ediyoruz artık...


***

İdare ettiğimiz biri daha var...
Ben gençliğini de tanınm. Böyle değildi eskiden. Yatılı okulların huysuz ihtiyarlarını bilirsiniz. Hiçbir şey mutlu etmez onları. Yemeği beğenmezler, öğrenciden şikayet ederler, mevsimler, insanlar, domatesler bile değişmiştir onlar için. Öyle huysuzdurlar yani...

Bizdeki kafasını monitöre gömüp etrafa yüzünü ekşiterek bakıyor. Huysuz ihtiyar dediğime bakmayın, gençliğini bilirim diyebileceğim bir yaşta kendisi. Ama sonunda sakalları da saçları da beyazlayınca bizim ki biraz asabi olmuş. Dünyanın en şeker kameramanı Şeref bile (ki Allah nazarlardan saklasın bir oğlu var; al canına sok, öyle şeker bir çocuk) bizim huysuz ihtiyarı mutlu edemiyor.

Yine de yönetmenimizin yanında monitördeki suratıma yüzünü ekşiterek bakan görüntü yönetmenimiz Muko'ya (ki ben şu ana kadar kendisinden huysuz ihtiyar diye bahsettim) teşekkürler borçluyum... Her şeyin mükemmel olması için gösterdiği onca huysuzluk için yani...


***

Şimdi köşkün alt katında Asu Maralman ve sihirli annem dizisinden tanıdığınız Zeynep (ki siz onu Çilek olarak tanıyorsunuz) güle oynaya bir sahne çekiyorlar. Dünyanın en şeker adamlarından biri olan Emre Kınay iyiymiş, sete geliyormuş. Az sonra Tekin Akmansoy jenerik çekimi için köşke gelecek ve herkese sigaranın ne kötü bir şey olduğunu söyleyecek.

İşte hayatımın yeni kahramanları... Ama size daha Öner'den bahsetmedim (ki yakında herkes onu konuşacak) Sonra Bahar'dan, Ece'den, Doğaç'dan, Akçahan'dan...

Dün bahçede bulduğumuz, yuvadan erken ayrılmış yavru serçe var daha sözü edilmedik. Köpeğimiz kerata var, gece çorbaları var, Halit Akçatepe'nin anıları var...

Bu akşam saat 20.00'de Star ekranlarında içtenlikle kotarılmış, kaliteli bir iş var ki biz buna "özlediğiniz her şey" diyoruz...

İclal Aydın

Umarım bu sıcaklık hep böyle devam eder ve daha bir kaç sezon bu sıcaklıkla bizlerin karşısında olmaya devam ederler.. :img-wink:

paçiii_melos
12-03-07, 11:54
Geleneksel "Altın Kelebek TV Yıldızları Yarışması Ödülleri"nin 34'üncü yılı, yine görkemli bir şekilde kutlanıyor. Her yıl olduğu gibi bu yılın zirvesindeki sanatçıları yine siz belirliyorsunuz. Oylamaya katılmak için www.hurriyet.com.tr/altinkelebek internet adresindeki formları, en geç 28 Mart 2007 kadar bize ulaştırmanız gerekiyor. Böylece sizin seçtiğiniz adaylar, zirveye çıkacak.

http://dosyalar.hurriyet.com.tr/altinkelebek/

kaynak : hürriyet-kelebek

Dizi, Oyuncu kategorileri de olduğu için dizimizi ve oyuncularına sahip çıkalım. İnş. kazanırlar ;)

paçiii_melos
13-03-07, 11:54
’Oyuncu olduğumu zor rollerde hissediyorum’

Önce ‘Bir İstanbul Masalı’nda izledik onu... Ardından da ‘Kapıları Açmak’’ta... Şimdilerde de ‘İki Aile’ dizisinde evin büyük kızı Damla olarak ekrana geliyor. “Zorlayıcı karakterleri oynamak istiyorum. O zaman oyuncu olduğumu dahaçok hissediyorum” diyen Bahar Yanılmaz, meslekte emin adımlarla ilerliyor

* Dizide Damla karakterine hayat veriyorsunuz. Damla nasıl bir kız... Biraz anlatır mısınız?
Emre Kınay’ın büyük kızını oynuyorum ben dizide... Yani Damla... Tıp öğrencisi... Soğuk, içine dönük ve sorunlu bir karakter bu... Aslında özünde öyle değil ama son zamanlarda oldukça agresif bir ruh halinde... O nedenle böyle gerginleşti.

* Bu projede size cazip gelen neydi?
Her şeyden önce tabii ki oyuncular... Oyuncuların tamamının tiyatro kökenli olması ve gerçekten kaliteli insanlardan oluşması, çıtamı daha da yükseltir diye düşündüm. Daha sonraki neden hikayeydi. Hikayenin de çok sıcak bir havası vardı.

* Oyunculuk eğitiminiz var mı sizin peki?
Evet Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde okudum.

* Daha önce hangi projelerde rol almıştınız?
‘Bir İstanbul Masalı’nda oynadım. Daha sonra ‘Kapıları Açmak’ ve ‘Esir Kalpler’ dizilerinde de rol aldım. Şimdi de oynadığım ‘Gomeda’ adlı bir film vizyonda. ‘Gomeda’ bir korku filmi... Farklı bir konuya sahip...

‘DAMLA DA BENİM GİBİ AĞIRBAŞLI’

* Damla’yla benzer yönleriniz var mı?
Damla da aynı benim gibi ağırbaşlı bir kız... Genelde arkadaş çevrelerinde çok ağırbaşlı olmasam da dışarıda onun gibiyim. Onun dışında benzer yönümüz hiç yok hemen hemen... Çünkü benim olaylar ve durumlar karşısında gösterdiğim tepkiler, Damla’nınkilerden çok daha farklı oluyor.

* Dizide yaşadığınız aşk tarzında bir şeyler yaşadınız mı hiç, daha gizli saklı?
Hayır öyle bir şey hiç yaşamadım.

* Normalde Ferit gibi bir tip ilginizi çeker miydi?
Ya konu aşk olunca hiçbir şey belli olmadığı için o sorunun cevabını biraz açık bırakırım ben. Hoşlanmak ya da aşık olmak, sonuçta sipariş verilecek bir şey değil.

* Siz de babanıza Damla kadar düşkün müsünüz?
Bizim biraz daha mesafeli bir ilişkimiz var babamla... Ama o kadar belli etmeyiz, içten yaşarız.

* Peki sinemada özellikle oynamak istediğiniz rol var mı?
Ben Lars Von Trier’in filmlerini çok beğenirim. O tarz projelerde rol almayı çok ama çok isterim. Zorlayıcı karakterleri oynamak hoşuma gidiyor. O zaman oyuncu olduğunu daha çok hissediyorsun zaten.

* Yeni projeleriniz var mı?
Diziden pek vakit kalmadığı için şimdilik bir şey yok. Konu aşk olunca hiçbir şey belli olmuyor. Hoşlanmak ya da aşık olmak sonuçta sipariş edilecek bir şey değil

http://www.gazetevatan.com/tv/detay.asp?id=6801

paçiii_melos
14-03-07, 08:43
İşte Bu Sizin Gücünüz.....

İki Aile , pazartesi günleri Köprü'nün arkasına kaydırılıp saat 22:00'de yayınlanınca, tepki göstermiştiniz. Bu durumu eleştiren, diziyi izleyemediğiniz dile getiren mektuplar göndermiştiniz.Geçtiğimiz hafta bu mektuplardan birkaçını Bizim Ekran'da yayınladım. Bu pazartesi günü bir de baktım, İki Aile eski saatine geri dönmüş. Star'ın yöneticileri, seyircinin sesini duymuş; onların dileğine uymuş. İşte bu sizlerin gücünüzün ispatıdır. Seyircinin dileğine kulak veren Star yönetimi de, bu vesileyle alkışlanmalıdır.Hep beraber alkışlayalım......

:happy0064 :happy0064 :happy0064 :happy0064 :happy0064 :happy0064 :happy0064

Kaynak: 14/03/04 Vatan Tv ( Mehmet Güler'in Yazısı )

ebruertg
17-03-07, 20:21
Gamzeli çiftten nispet pozu

Evliliklerinin bitme noktasına geldiği ve boşanacakları iddia edilen gamzeli çift Tuna Kiremitçi ile İclal Aydın, önceki gece Cahide Variete'de sarmaş dolaş eğlendi.

Normal şartlar altında tanınmış mekanlara pek uğramayan ikili gece boyunca dans etti. Kulüp çıkışı söylentilerin aksine mutluluk pozu veren çift, gazetecilerin "Ayrılıyor musunuz" sorusuna İclal Aydın, "Her şey gördüğünüz gibi arkadaşlar" derken, eşi Tuna Kiremitçi "Bunlar mahrem konular kamuya açık konuşulmaz" cevabı verdi. İkilinin bu davranışı başta kendilerini eleştiren gazeteci- yazar Ahmet Hakan olmak üzere bazı kişilere nispet olarak değerlendirildi.

Okan IŞIK / İSTANBUL

Kaynak: Bugün Gazetesi

fame_star
23-03-07, 09:22
İKİ AİLE MGD 14. ALTIN OBJEKTİF ÖDÜLLERİNDE YILIN EN İYİ DİZİSİ KATEGORİSİNDE ADAY.....

Aşağıdaki linki tıklayarak ücretsiz üye olarak....24 saat arayla istediğimiz kadar oy gönderebiliyoruz:D Herkese duyurulur....

http://www.mgdmagazin.com/oylama2006.asp?CID=21

(ayb!ke)
27-03-07, 09:20
'İKİ AİLE YAZINDA YAYINLANACAK'
İki aile dizisinn sevilen karakteri Oğz'u canlandıran Emre Kınay'dan müjdeli haber var...Dizinin tahminlerinin çok üstünde bir ilgi gördüğünü ve ciddi bir izleyici kitlelerinin oluştuğunu söyleyen Kınay"Dizi o kadar çok sevildiki değil mayıs sonunda bititrmek yada tatile girmek biz yazında dewam edeceğiz.İnsanlar dizinin bitmesini istemiyor bizde devam etme kararı aldık."diyor.Kınay sözlerine "Bütün ekip birbirine çok alıştı.Özel hayatımızda da neredeyse sürekli görüşüyoruz.Çocuklar birarada olmadığımız anlarda baba diyerek arıyor beni.Sanıyorum bu sıcaklık izleyicilere de aynen yansıyor.Hatta öyleki biz artık yazılanları oynamıyor.O kadara aile gibi olduk ki ekrandaki hallerimiz kendi hallerimiz oluverdi."

kaynak:gazetevatan.com

GizemliSahne
29-03-07, 18:20
TİYATRO DA TATLI ÇEKİŞME... OYUNDA MİKADODUN ÇÖPLERİ, OYUNCU DALINDA, EMRE KINAY ZIRVEDE...

Yılın Tiyatro oyunu dalında, Akatlar Kültür Merkezi'nin sahnelediği "Mikado'nun Çöpleri" birinci sıraya açık ara yerleşmiş durumda... Levent Kırca-Oya Başar Tiyatroso'nun "Ateşin Düştüğü Yer" adlı oyunu ise ikinci sırada bu oylama rekabetini izliyor... İstanbul Şehir Tiyatrolarının bir başka iddialı oyunu "Keşanlı Ali Destanı" ise, 3.ncü sırada..., Aysa Produksiyonun sahnelediği Nathalie 4, Orta Oyuncular'ın sahnelediği "Fername" ise ilk 5'te..

Tiyatro oyuncusu dalında ise ustalarla, kıdemliler arasında tam bir oy rekabeti var... İnternet üzerinde yapılan oylamada, dizi ve tiyatro oyuncusu Emre Kınay, zirveye geçti... Onu yakından izleyen isim ise yılların duayyen oyuncusu Yıldız Kenter... Zuhal Olcay, değerlendirmede sevenlerinin oylarıyla 3. sırada... Müfettiş oyunundaki rolüyle Yetkin Dikiciler ilk beşe giren tiyatro oyuncu oldu...

Oy Vermek İçin; (Burcu'cum duyurduğun için çok sağol.. :img-wink: )

http://www.mgdmagazin.com/oylama2006.asp

cyrus
01-04-07, 08:07
Çocuk oyuncular




Çocuk oyuncularla çalışmak nasıl diye sorulur hep... Çoğu oyuncu bu işin zorluğundan bahseder ama açıkçası ben bizim dizinin -İki Aile- şahane çocuklarından hiç kopamayacağımı düşünüyorum.

Okul ve oyunculuğu birarada götürebilen bu tatlı kişilerden söz etmek isterim bugün.

Küçük oğlumu oynayan Akçahan Akça’dan (Timur) başlayalım.

Bu yakışıklı içimizde evi şehrin en uzak yerinde olan tek oyuncu. Üstelik okulu Bahçeşehir’de. İstanbul’un en iyi okullarından birinde Yıldızlar Koleji’nde okuyor ve çok çok çalışkan. Uykusunu daima yollarda tamamlıyor.

Ama hiç şikâyet etmiyor. Açıkçası set aralarında ödevlerine yardımcı olurken okulunu bu kadar sevmesine de hayran oluyorum. İngilizcede müthiş ilerledi.

Ön dişlerinden biri çıktı diğerini de dört gözle bekliyoruz.

Akçahan’ın okulundaki yıldızlar genellikle sporculardan oluşuyor ve aktörlük konusunda faaliyet gösteren tek kişi olmanın kafasını pek de karıştırmadığı ortada. Okulunun özel eğitim sistemi sayesinde her iki konuda da son derece başarılı ve tevazu içinde büyüyor.

Emre Kınay’ın küçük kızı Zeynep Özkaya (Merve) ise Anabilim Koleji’nde okuyor ve bildiğiniz bir adet kırmızı biber! Bu kadar mı güzel öyküler yazılır? Kırgınlık, sevinç resimlerle bu kadar mı güzel anlatılır?

Bu kadar mı afacan olunur ve Akçahan bu kadar çok mu kızdırılır?

Zeynep setlerde büyümüş ve olgunlaşmış bir çocuk yıldız. Pek çoğunuz onu hâlâ Çilek olarak tanıyor. İyi bir oyuncu olmanın yanısıra bir gün bir yazar olarak da anılmak istiyor Zeynep.

Yemek başında olduğumuz sahnelerde çıkardığı oyunu çok doğal buluyormuş çünkü yemek yemeyi çok seviyormuş. Bu küçük oyuncunun ne kadar çalışkan bir öğrenci olduğunu söylememe bilmem gerek var mı?

Ortancalara gelince...

Yani Doğaç (Efe) ve Ece (Cemre)...

Her ikisi de okul, dersane, sınav ve çekim arasında koşturuyorlar ve Şebnem Ferah’ı çok seviyorlar.

Onlar aslında nasıl bir dünyanın içinde olduklarını çok da fark etmeyen iki gencecik insan. Kendileri için açılan hayran sitelerini, ayılıp bayılanları şaşkınlıkla izliyorlar.

Öyle büyük bir gelecek kaygısı içindeler ki... Ama yine de kurduğumuz aile içinde umut en çok onlara yakışıyor...



***

Geçtiğimiz hafta bir set arasında sohbet ettik.

Akçahan uyumak istiyordu, Zeynep ise oyun oynamak... Oysa sette bizi bekliyorlardı. Her haftasonu ve boş her dakikalarında, yaz tatilinde çalışan bu arkadaşların kazandıkları parayı eğtimlerinde kullandıklarını biliyor muydunuz?

Burslu ve yarı burslu okuyan bu kocaman çocuklar sadece kendi eğitim masraflarını karşılamakla kalmıyor kardeşlerinin eğitimine de destek oluyorlar.

Ve bu yüzden o küçük gözleri uykusuzluktan kapanırken karşılarında saygıyla eğilmek istiyorum.

Sorumlu ve tek başına bir birey olmanın ciddiyetini, karar verebilme hakimiyetini ve kendi parasını kazanmanın tadını küçük yaşta öğrendikleri için bu çocuklar; bu zor yolda onlara daima yanlarında olarak destek veren ve çocuklarını bize güvenerek bizimle paylaştıkları için anneleri çok önemliler benim gözümde...

Saygımın bir ifadesi olarak bugünkü yazımı bu kocaman küçük oyunculara ayırmak istedim...

Çok özel örnekler oldukları için...

GizemliSahne
04-04-07, 13:06
Usta oyuncu Yıldız Kenter, sevenlerinin detek oylarıyla Zirveye yerleşti... Emre Kınay, 10 gün süren zirvedeki yerini Yıldız Kenter'e devretti.... Emre Kınay'ı, Zuhal Olcay ve Yetkin Dikiciler izliyor... Gerilerden sessiz bir tırmanışa geçen bir başka isim de genç oyuncu Bülent Polat... Polat'ı, küçük bir oy farkıyla Hasibe Eren takip ediyor...

3 Nisan 2007 tarihi ve saat 22.45 itibariyle Tiyatro oyuncusu dalındaki oylama durumu şöyle:

1-Yıldız Kenter
Gece Mevsimi
%22.35

2- Emre Kınay
Kara Sohbet
%16.78

3- Zuhal Olcay
Nathalie
%15.20

4-Yetkin Dikiciler
Müfettiş
%11.90

5-Bülent Polat
Bana Mastikayı Çalsana
%9.74


Oy vermek için;

http://www.mgdmagazin.com/oylama2006.asp?CID=18

paçiii_melos
09-04-07, 11:03
Tekstilci Oluyorlar

İki Aile'nin Oğuz'u Emre Kınay ile eşi Emine Ün, kızları Duru'nun geleceğini garanti altına alabilmek için ticarete atılmayı planlıyor. Kınay, ev tekstili işine düşünüyor. Dizide başarılı bir reklamcıyı oynayan oyuncu "Eşimle birlikte ev tekstili üzerine bir iş kurmayı istiyoruz. Ancak bu işi, seçimlerden sonra mı kursak yoksa şimdi mi diye bir türlü karar veremiyoruz. Bir hafta on gün içinde kesin kararımızı verip çalışmalara başlayacağız. Malum her seçim dönemi bir ekonomik kriz yaşanıyor. Biz de kurban olmak istemiyoruz" diye konuştu...

http://www.gazetevatan.com/tv/detay.asp?id=7135

bytepoem
13-04-07, 05:57
Hürriyet Gazetesi'nden...

Gamzeli yazar eski eşine dönüyor

"Gamzeli Aşıklar" olarak tanınan İclal Aydın ile Tuna Kiremitçi, boşanıyor.
1.5 yıl önce tanışan, beş ay önce de evlenen İclal Aydın'la Tuna Kiremitçi çifti boşanmak üzere mahkemeye başvurdu. Kiremitçi'nin, 2005 yılında, hamileyken boşandığı eşi Yasemin'e geri döndüğü iddia edildi.

2005 yılında tanışan İclal Aydın ile Tuna Kiremitçi çifti, "Gamzeli aşıklar" olarak gündeme damgasını vurmuşlardı. İclal Aydın, yönetmen eşi Kemal Başbuğ'dan henüz boşanmış bir kız annesi, Tuna Kiremitçi ise eşi Yasemin Kiremitçi'den henüz yeni ayrılmıştı. Bir davette tanışan iki ünlü yazar, o günden sonra bir daha birbirlerinden ayrılmadılar.

İlk başlarda yanlış anlaşılma korkusuyla ilişkilerini saklayan çift, daha sonra davetlere birlikte katılarak beraberliklerini gözler önünde yaşamaya başladılar... Ve çok geçmeden de 2006'nın kasım ayında nikah masasına oturdular. Masalımsı bir düğünle, 8 Kasım 2006'da Kuruçeşme'deki Les Ottomans'da yapılan düğünle hayatlarını birleştiren İclal Aydın'la Tuna Tiremitçi çifti, ayrılmaya karar verdiler.

Eski eşine döndü
İkilinin, bundan bir ay önce de beraberliklerinde kara bulutlar dolaştığı gündeme gelmiş, ancak İclal Aydın her evlilikte yaşanabilcek sıkıntılar yaşadıklarını, boşanmanın söz konusu olmadığını dile getirmişti. Ancak Tuna Kiremitçi'nin hamileyken ayrıldığı eşi Yasemin ve bir yaşındaki oğlu Can'la çok sık görüşmeye başlaması, Aydın'ın da bu görüşmelerden rahatsızlık duyduğunu dile getirmesi, ikili arasındaki kavgalara neden oldu. Bu iddiaların üzerinden çok geçmeden İclal Aydın ile Tuna Kiremitçi çifti, boşanmaya karar verdi. Boşanma işlemlerini başlatmak üzere avukatıyla görüşen İclal Aydın, ayrılık kararı aldıklarını söyledi. Bu arada Kiremitçi'nin, eski eşi Yasemin'in evine taşındığı da iddialar arasında.

E-POSTA İLE AYRILIK AÇIKLAMASI
Bu arada İclal Aydın ile Tuna Kiremitçi, geç saatlerde medya kuruluşlarına bir e-posta göndererek ayrılıkalrını açıkladı. İkilinin ayrılıklarıyla ilgili e-mail’de şu cümleler yer aldı:
“Beraberliğimizi ortak aldığımız bir kararla sonlandırmış bulunuyoruz. Birbirimize verdiğimiz değer ve dostluğumuz her zaman devam edecektir. Basın sektöründeki dostlarımızı konu ile ilgili bilgilendirir, gerekli duyarlığı göstereceklerinden emin olduğumuz için şimdiden teşekkür ederiz.
Saygılarımızla.
Tuna Kiremitçi-İclâl Aydın

digiplato
13-04-07, 14:39
Bir yıllık beraberliklerinin ardından 5 ay önce evlenen İclal Aydın-Tuna Kiremitçi çifti ayrılmaya karar verdi. Ayrılma kararı aldıklarını söyleyen Tuna Kiremitçi, Aydın ile yaşadıkları evi terk ettiğini de itiraf etti. Yaşanan en ilginç gelişme ise ünlü yazarın İclal Aydın’ın yanından eski eşi Yasemin Kiremitçi’nin evine taşınması oldu. Tuna Kiremitçi, oğlu Can bir aylıkken eşinden boşanmış ve İclal Aydın ile evlenmişti.

NOT: Dizi ile ilgili bir haber değil ama ilginç bir haber.Ünlülerin gerçek yaşamlarındaki görüntüleri ile ekrandaki görüntüleri ne kadar farklı olduğunu gösteren bir haber !!!

KAYNAK (http://www.showtv.com.tr/magazin/9.shtml)

paçiii_melos
15-04-07, 22:02
www.khas.edu.tr/anket2007/anket.aspx

Arkadaşlar İki Aİle dizimizin oyuncuları

Emre Kınay ; 2006 Yılının En “ Has “Oyuncusu ( Erkek )

İclal Aydın ; 2006 Yılının En “ Has “Oyuncusu ( Kadın )

dallarında yer almaktadırlar. Sonuçlar aslında pek iç açıcı değil ama olsun...

Hep Destek, Tam Destek ;) ;) ;)

bugra9
19-04-07, 22:14
23 NİSAN’DA ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMINDA “ACEMİ CADI” VE “İKİ AİLE”’NİN OYUNCULARI ÇOCUKLARLA D&R’DA BULUŞUYOR!!!

Yapımcılığını D Productions’ın üstlendiği sevilen diziler “Acemi Cadı” ve “İki Aile” ’nin oyuncuları 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı için D&R ‘da çocuk izleyicilerle buluşacaklar.

Kanal D Home Video’nun çocuklar için çıkardığı DVD filmleri imzalayacak olan oyuncular minik hayranlarıyla sohbet edip fotoğraf çektirecek ve onlara süpriz hediyeler de verecekler.

Acemi Cadı Ekibi: Suadiye D&R saat 14.00’te
İki Aile Ekibi : Erenköy D&R saat 15.00’te sevenleri ile buluşacaklar...

Tarih: 23 Nisan Pazartesi 2007

bugra9
06-05-07, 12:36
:icon_shad :icon_shad :icon_shad "İKİ AİLE" Dubai'de:icon_shad :icon_shad :icon_shad

STAR TV'de İki Sezondur devam eden D productions yapımı "İki Aile" dizisi Dubai'ye ihraç edildi.İclal Aydın ve Emre Kınay'ın Başrollerini paylaştığı dizi merkezi Dubai'de olan Otri Productions tarafından satın alındı."İki Aile" artık MBC televizyon kanalını da bünyesinde barındıran Arapya yayın yapan kanallarda gösterilecek.

KAYNAK:Millyet Televizyon

BERNA
28-05-07, 13:46
BU YIL GÖSTERİME GİREN EN BAŞARILI İLK ON DİZİ

1-BİNBİR GECE

2-YAPRAK DÖKÜMÜ

3-SILA

4-ARKA SOKAKLAR

5-EZO GELİN

6-DOKTORLAR

7-HATIRLA SEVGİLİ

8-SELENA

9-İKİ AİLE

10-KÖPRÜ

kaynak : Vatan Gazetesi , Mehmet Güler

bugra9
02-06-07, 12:03
:icon_shad :icon_shad :icon_shad http://img154.imageshack.us/img154/9789/02062007ju4.jpg (http://imageshack.us):icon_shad :icon_shad :icon_shad

KAYNAK:MİLLİYET CUMARTESİ...(02.06.2007)

apple-core
02-06-07, 14:46
Bugünün (02.06.2007) Sabah Gazetesin'nin "Günaydın" ekinde,İki Aile dizisinin yaz boyunca devam edeceği yazıyor...Vallaha kafam karıştı benimde devam edecek mi dizimiz yoksa ara varmı:icon_whis neyse bekleyip göreceğiz...

_seboist_s
02-06-07, 16:54
Hangi dizi bitecek? Hangisi devam edecek?

Sezon sonu yaklaştıkça okurlarımızdan gelen "meraklı" mesajlar da arttı. Herkes izlediği dizinin akıbetini soruyor: "Filanca dizinin, falanca bölümde biteceğini duyduk. Doğru mu Yüksel Bey?" Soruların hepsini tek tek yanıtlamaktan parmaklarım nasır tutmuşken, imdadıma Hafta Sonu dergisi yetişti. Orada bu sezon bitecek, gelecek sezona devredecek ve yeni başlayacak dizileri listelemişler. Bendeki bilgileri de ekleyip, sizlerle paylaşmaya karar verdim: Şu sıralar ekranlarda 50'ye yakın dizi var. Geçen sezondan devam edip, bitenler, bu sezon başlayıp, reyting alamadığı için zamanından önce yayından kalkanlar ve onların yerine başlayanlarla birlikte bu sayı sezon içinde 150'ye yaklaşıyor. Öncelikle yaz tatiline girip, gelecek sezon da devam edecek yeni dizilerin listesini verelim de tiryakileri rahat bir nefes alsın: Sıla, Yersiz Yurtsuz, Selena, Şöhret (atv), Binbir Gece, Yaprak Dökümü, Arka Sokaklar (Kanal D), Geniş Zamanlar, Köprü, Kader (Star TV), Ezo Gelin, Kara Duvak, Doktorlar (Show TV), Hayat Türküsü (TRT 1), Yemin (FOX). Sırada bu sezon sonunda izleyicilerine veda edecek diziler var: Sağır Oda, Fırtına, Yabancı Damat, Ihlamurlar Altında, Gümüş, (Kanal D), Beyaz Gelincik, Bebeğim, Gemilerde Talim Var (atv), Kaybolan Yıllar (Star TV), Acı Hayat (Show TV), Üç Tatlı Cadı (FOX). Bu diziler arasında Ihlamurlar Altında 80. bölümüyle veda ediyor. Kaybolan Yıllar'ın veda tarihi 28 Haziran. Star TV'nin iki dizisi İki Aile ve Yalancı Yarim ile Kanal D'deki Acemi Cadı ve atv'nin yayınladığı Duvar ise ara vermeden yaz boyunca ekranlara gelmeye devam edecek. Ve yeniler: Bu yaz ekran gençlik dizilerine teslim. Star TV'deki Aşk Kapıyı Çalınca ve Kanal D'deki Kavak Yelleri ile yaz ekranına gençlik aşısı yapılacak.

YÜKSEL AYTUĞ (Sabah- Günaydın)

http://www.sabah.com.tr/gny/aytug.html

optik
04-06-07, 15:46
Dizi Magazin
21:30 Pazartesi (04-06-2007)
Magazin programı Cine 5Dizilerin perde arkasında neler oluyor, oyuncular, yönetmenler, set çalışanları, özel röportajlar ve renkli görüntüler. Hepsi Dizi Magazin'de ekrana geliyor!Her hafta ünlü bir dizi oyuncusunun sunacağı Dizi Magazin'in ilk bölümünü 'Elveda Derken' dizisinin oyuncusu Burcu Kara sunacak. 'İki Aile' dizisinin oyuncusu İclal Aydın'ın çok özel açıklamalarının yer alacağı ilk bölümde; Aydın, Emre Kınay'la neden kavga ettiğini, seti neden bırakıp gittiğini, araya kimin girdiğini, geçmişte yaşadıklarını, biten evliliğini ve pişmanlıklarını anlattı.

Program bilgileri
Genel
Dizi dünyasından gelişmeleri ekrana getiren programın ilk bölümünün konuğu İclal Aydın...

lykiadreamer
04-06-07, 23:31
Arkadaşlar ben cine5te yayınlanan programı izledim.İclal Aydın'ın morali çok bozuktu,tüm röportajı asık bir suratla yaptı.Emre Kınay'la olan tartışmasını bilmiyorum ama evliliğinin bitmesini hala üzerinden atamamış gibiydi.Birkaç tane güzel cümle söyledi biten evliliği üzerine."Yüzme bilmeyenle hazine aramaya inmeyeceksin" gibi bir cümleydi.Anlaşılan kalbi çok kırık.Gene de çok fazla detaya inmedi.ama çok üzgün olduğu her halinden belliydi..:(

ebruertg
06-06-07, 17:00
http://www.startv.com.tr

adresi yenilenmiş. Ve bir de anket eklemişler.

En sevdiğiniz dizi hangisi ? diye soruluyor. Ben oyumu verdim.

Şu anda

İki Aile %45
Kaybolan Yıllar %54

Oy almış...

Dizimizin videoları da eklenmiş. :happy0064

http://img521.imageshack.us/img521/8573/ikiaile300x340yr8.jpg

apple-core
06-06-07, 20:48
Ece Gürsel ile kısa süreli bir aşk yaşayan oyuncu Öner Erkan, manken Burcu Okultumuş'la birlikte.Organize İşler adlı filmde rol aldıktan sonra, İki Aile adlı dizide başarılı bir performans çizen Erkan, Arçelik'in reklamlarında da oynayarak adını duyurmuştu..Helin Avşar'ın şu an ki sevgilisi Fatih Ceylan ve sevgilisi Burcu Okutulmuş ile reina ya gelen Erkan, içeride yeni sevgilisi ile bir hayle samimiydi...Yakın arkadaşı olan Ceylan ise Helin Avşar ile yaşadıkları son olaylardan ötürü yalnız eğlenmeyi tercih ederken, basın mensuplarının sorularını yanıtlamak istemedi...
http://img240.imageshack.us/img240/7141/3466307gd1yy7.jpg (http://imageshack.us)

yorumum kısa ama öz olucak.öner erkan'a yakıştıramıyorum bu tarz şeleri ben...ama kendi görüşüm siz ne dersiniz bilmem:icon_whis

ebruertg
08-06-07, 14:44
Star Tv'de Miss Turkey güzelleri İki aile dizisinin setine gittiler az önce gösterdi. İclal Aydın 52. bölümden sonra yaz tatiline gireceklerini söyledi. Senaristler 51. bölümde Eda ile Oğuz'un evleneceğini söylemişler İclal Hanım'a. Sezon sonunun nasıl biteceğini kendiside bilmiyormuş. Ağustos'da yeni bölümleri çekmeye başlayacaklarmış...

ekin...
09-06-07, 08:49
Bu aileyi seviyorum

İKİ Aile'yi keyifle izlemeye devam ediyorum. Bu diziyi tercih etmemin pek çok nedeni var. Birincisi; şiddetten, acıdan, hastalıktan reyting sağmayan ender dizilerden biri olması. İkincisi; "aile"nin ne demek olduğunu, usul usul, insanların gözüne sokmadan, adeta oya gibi işleyerek anlatması. Oyunculuklar ise mükemmel. En genç oyuncudan, ulu çınar Tekin Akmansoy'a kadar herkes dizinin setine sanki yüreğini sermiş. Emre Kınay ile İclal Aydın arasındaki uyum her bölümde daha da artıyor. Hem aralarında çok iyi paslaşıyorlar hem de bu pas alışverişini izleyiciye hissettirmeden yapıyorlar... Dizinin duygusal sahneleri de sanki imbikten süzülmüş gibi. Öyle rafine, öyle duru ve abartısız ki, sizi kolayca içine çekiyor. İki hafta önce evin büyük kızı ABD'ye gitmeye karar verdiğinde ev sakinleri onu ne kadar sevdiklerini anlatan bir kısa film hazırlamışlardı. Ailenin topluca bu filmi izlediği sahne, bana göre sezonun en duygusal, en nahif kareleriydi. Diziye yakın durmamı sağlayan bir başka etken de derimizin altına doğru, hissettirmeden, zarifçe Türk Sanat Müziği zerk ediyor olması. Seçilen eserler pek çoğumuzun kulağının aşina olduğu, unutulmaz şarkılar olunca, İki Aile'yi izlemek benim gibi Türk Sanat Müziği severler için iki kat zevkli hale geliyor. Bu arada Emre Kınay, ilk kez geçen hafta pikabında çaldığı bir şarkıya sesiyle eşlik etti. Bana göre ses rengi, söyleme tekniği, usül ve makam bilgisi şu anda sahne alan pek çok şarkıcıdan daha iyi. Kendisine naçizane tavsiyem; Türk Sanat Müziği'ne bu yakınlığının sadece "hobi" düzeyinde kalmaması...

9 Haziran 2007 SABAH GAZETESİ GÜNAYDN EKİ YÜKSEL AYTUĞ'UN YAZISI

ebruertg
09-06-07, 21:05
http://www.startv.com.tr/ anketinde öne geçtik...:happy0064

AnketEn sevdiğiniz dizi hangisi ?

İki Aile 53%
Kaybolan Yıllar 46%

bugra9
10-06-07, 23:36
http://img101.imageshack.us/img101/6101/33204011uj3.jpg
http://img157.imageshack.us/img157/217/91708107ie6.jpg
http://img246.imageshack.us/img246/4613/78338683xc4.jpg
http://img152.imageshack.us/img152/7802/75457632hg2.jpg
http://img149.imageshack.us/img149/4250/83838234es5.jpg

NOT: Eveet Gördüğünüz gib "Dizifilm" Dergisinin ilk sayısına benim habersiz foruma yazdığım satırlar alınmış...Benim içinde büyük bir Sürpriz oldu...Sizlerle paylaşmak istedim...Seçimi yapan Medea arkadaşımıza Çok Teşekkür Ederim...Benim birkaç Ay önce sizlerle paylaştığım ve bu kadar büyük kitleye ulaşacağını tahmin etmediğim satırlarımızın bu güzel dergide yayınlanması beni ziyadesiyle mutlu etti...Şunuda söylemeden geçemeyeceğim...Dizifilm dergisi buram buram emek kokan ve özveri ile hazırlanmış güzel bir dergi olmuş...Ben açıkçası elime alana kadar böyle bir dergiyle karşılaşacağım tahmin etmemiştim...Emeği geçenlere buradan Teşekkürlerimi gönderiyorum...

Hoşçakalın...:good: :good:

başkozlu
11-06-07, 21:43
Sevgili Kardeşim Buğra

Derginin küpürlerini görünce ne kadar sevindim bilemezsin. İyi ve güzel emeğin
karşılığı her zaman vardır. Yeterki bu güzellikler adına her zaman ısrarlı ve kararlı
olalım. Halk bunu istiyor diye zorla burnumuza dayatılan bayağılıkları hiçbir zaman kabul etmedim, etmeyeceğim. Benim gibi milyonlarca insan olduğunu da
biliyorum. Hem ülkemizde hem de dünyada milyonlarca kişi var. Namus, şeref,
iyiniyet, dürüstlük, nezaket, yardımseverlik her zaman yükselen değerler
olacaktır. ''Bunların modası geçti, artık devir serbest rekabet, küreselleşme
devri, iktidar için her yol mübah'' safsatalarına hiçbir zaman inanmadım. Kişi
herkesi kendisi gibi bilirmiş derler, doğrudur. Bu çapulcular da herkesi kendileri
gibi sanıyorlar. Bunların çoğunlukmuş gibi görünmelerinin sebebi, amaçlarına
ulaşmak için her türlü yolsuzluğu, hile ve hurda yöntemlerini kullanarak kilit
noktaları geçici de olsa işgal etmelerinden kaynaklanıyor.

İşte sevgili kardeşim iyiniyet ve doğruluk; eğer ısrarcı olursan her zaman
hedefini bulur. Yukarıdaki örnek bunun en güzel ispatı.
Açıksözlülük ve dürüstlük konularında hiç de mütevazı olamıyacağım.
Bu yüzden şunu belirtmek istiyorum. Derginin reklam konusundaki öncelikleri
hiç ilgimi çekmediği için almayı geciktiriyordum. Şimdi seninle ilgili küpürleri
görünce yarın ilk işim dergiyi almak olacak ve bugüne kadar olduğu gibi
hep sizleri (yani emeğe saygılı, dürüst, iyiniyetli ve İNCELİKLİ
gençleri) destekleyeceğim. Daha önce de söylediğim gibi kişi herkesi kendisi gibi
bilir. Ben de çoğunluğun kendim gibi olduğunu biliyorum. Azınlık gibi görünmemizin nedeni çok damarımıza basılmadıkça başımızı kaldırmamamızdır.

Her şey gönlünce olsun kardeşim.
Forumumuzdaki sloganımızı senin için tekrarlıyorum.
HEP DESTEK TAM DESTEK

:happy0064 :happy0064 :happy0064

punk princess
17-06-07, 11:04
az önce harika pazarda ece çeşmioğlu vardı,liseden mezun olmuş kep fln vardı annesiyle birlikteydi annesi ece oyunculuk istiyor biz de destekliyoruz dedi.köşkte de emre kınayla gösterdiler emre kınay dedi kızım duru kıskanıyor burdaki kızlarımı fln,ece çok iyi bir oyuncu ileride çok başarılı olucak dedi.bi de reklam filmine eğer ilhan abi babası olduğu için izin verdim benden de izin aldılar dedi

cgl_svr
24-06-07, 08:52
arkadaşlar söylendimi bilmiyorum ama bugün STARDa BEŞE GİDENDEN AKILLIMISIN programına İCLAL AYDIN konuk oluyo iki ailesi ailesinin dikkatine

icom_
27-06-07, 23:00
Memet Güler 27.06.2007 Vatan Gazetesi

Bakın yazlık diziler çoğu zaman seyirci tarafından tutuluyor ve kış sezonunda da devam ediyor. Emret Komutanım, İki Aile, Fırtına,Yalancı Yarim bu konuya verilebilecek en güzel dört örneği teşkil ediyor

Yüksel Aytuğ 27.06.2007 Sabah Gazetesi

bugra9
18-07-07, 03:05
Merhabalar Yönetmenimiz Metin Günay'ın Güzel bir Söyleşisini sizlerle paylaşmak istedim...Söyleşiyi Bulan Şule'ye buradan çok Teşekkürlerimi Gönderiyorum...Sizinle paylaşmama vesile oldu...

Türk sineması hepsinden iyi

Alternatif Bakış’a bu haftaki konuğum ünlü yapımcı-yönetmen Metin Günay oldu. Metin Günay, genç yaşına rağmen Türkiye’de büyük ses getirmiş ve aradan uzun yıllar geçmesine rağmen halen unutamadığımız birçok dizinin yönetmenliğini yapmış bir isim. ‘Gurbetçiler’, ‘Kral’ın Hayatı’, ‘Sıcak Saatler’, ‘Deli Yürek’, ‘Ekmek Teknesi’, ‘Kasabanın İncisi’, ‘Aynalar’, ‘Rüzgarlı Bahçe’ ve şu anda Star TV ekranlarında oynamakta olan
‘İki Aile’ dizileri bunlardan sadece birkaçı. Genç yaşında bunca başarılı işe imza atmış Metin Günay’ın bir diğer önemli özelliği ise sadece yaptığı başarılı işlerle anılmak istemesi. Zaten bu duruşunu bunca başarılı işe imza atmasına rağmen yazılı ve görsel basından ‘bilinçli’ olarak uzak durmasından kolaylıkla anlayabiliyorsunuz.
Kendisi ile yapmış olduğum uzun ama bir o kadar da keyifli söyleşide, Türk Sineması’nı, Türkiye’deki televizyon dizilerini ve Metin Günay’ın ülkemizde büyük yankı uyandıracak projeleri hakkında konuştuk. Umarım sohbetimizden sizler de keyif alırsınız. O zaman buyurun sohbetimize...

Rekorlar kırabiliriz


İsterseniz sohbetimize Türk Sineması ile başlayalım. Özellikle son yıllarda Türk Sineması’nda ciddi bir kıpırdanma söz konusu. Tabii medyanın da bunda katkısı inkâr edilemez bir gerçek. Türk Sineması’nın bugünkü durumu hakkında siz neler düşünüyorsunuz?

Bana göre Türk Sineması, hikaye ve tema olarak dünya sinemasının bir adım önünde. Bugün dünya sinemasının işleyebildiği konular tekrara binmiş durumda. Dikkat edin, son zamanlarda yapılan filmlerin konuları birbirinin tekrarı durumunda. Ancak bizler bu konuda gerçekten de çok şanslıyız. Çünkü öyle bir toprağa ayak basıyoruz ki, eğer bastığımız bu toprağın hikayelerini, destanlarını, değerlerini ve binlerce kilometrelik yolculuklardan sonra buralara gelen atalarımızın hikayelerini farklı bir bakış açısı ile değerlendirebilirsek, buradan çıkacak olan malzeme Türk Sineması’nın dünya sinemasından bir adım önde olduğunu göstermeye yetecektir. Eğer, kendi kimliğimizi, bastığımız toprakların geçmişini araştırıp, ortaya koyabilir ve teknik ile sermaye de bunun yanında olursa, dünyanın her ülkesinde gişe başarısı sağlayabilecek ve rekorlar kırabilecek filmlere imza atabiliriz.

Dolayısı ile bu konu ile ilgili hamasi söylemleri bir kenara bırakmamız gerekiyor. Öyle değil mi?

Kesinlikle evet. Sizin de söylemiş olduğunuz gibi, Türk Sineması olarak, eğer dünya sineması içerisinde bir yer edinmek istiyorsak öncelikle hamasi söylemleri bir kenara bırakmamız ve belli şartları bir araya getirmemiz gerekiyor. Çünkü biraz önce de anlatmaya çalıştığım gibi bir sinema filmini ancak film olabilecek normları bir araya getirerek yapmak mümkündür. Eğer ‘hadi bugün bir film çekelim’ düşüncesi ile işe başlarsanız, yaptığınız o iş başka bir iş olur; ancak sinema filmi olmaz. Eğer bu anlamda bir sinema filmi yapma hedefiniz varsa, o filmin gerek hikaye, gerekse de teknik donanım ve oyuncu kadrosu ile yurt dışında da gişe başarısı elde etmesi gerekiyor.

Stara ihtiyaç yok


Yapmış olduğunuz işlere baktığımda, popüler isimlere yer vermeden başarılı olduğunuzu görüyorum. Örneğin, Ekmek Teknesi dizisinde başrol oyuncusu yoktu; ancak yayınlandığı saatlerde Türk halkını ekranlara kilitliyordu. Bunu nasıl başarıyorsunuz?

Aslında bu bir metot. Mesela, elinizde bir projeniz vardır ve bu projenizi hedef kitlesine ulaştırmak için bir star kullanma ihtiyacı hissedersiniz. Yani, ana karakterinizin rolünü bir stara verirsiniz. Aslında dünyanın her yerinde de bu metot kullanılır. Diğer bir metot ise; hikayenize güvenir, kime hangi hikayeyi anlattığınızı iyi bilir, bundan şüphe duymaz ve böylece projenizdeki başrolü bir stara verme ihtiyacı hissetmezsiniz. İşte biz de yapmış olduğumuz işlerde bu ikinci metodu kullanmaya çalışıyoruz. Bunun da en büyük sebebi, kime, nasıl bir hikaye anlattığımızın farkında olmamız. Bu sebeple de genellikle stara ihtiyaç duymuyoruz. Bizim için yapmış olduğumuz işlerdeki karakterlerin hepsi ayrı ve önemli.

Farklı bir tanım


Bu işlerde genellikle muhafazakâr bir duruş ile de karşılaşıyoruz. Bu duruşun arkasındaki sebep bilinçli mi yoksa senaryo gereği ortaya çıkan bir durum mu?

Doğruyu söylemek gerekirse, yapmış olduğumuz işleri, belli bir duruşa sahiplermiş gibi değerlendirmemek gerekiyor. Çünkü yaptığımız işlerin altında yatan söylemin temeli, nerede yaşadığımızı bilmemizden kaynaklanıyor. Nerede yaşadığımızı sorguladıktan sonra karşınıza çıkan sonuca baktığınızda gördüğünüz şey, bizim yaptığımızdır. Tarih, ekonomi ve sosyoloji gibi meselelerde nerede yaşadığımızı bilmemiz gerekiyor. Eğer ilk olarak yaşadığımız yere ve insanlara ait bir hikayeyi anlatamıyorsanız, başka bir dünyaya ait hikayeyi anlatmanız mümkün değildir. Bu konuda muhafazakâr bir duruşa sahip olmak yerine, farklı ve yeni bir tanım ortaya koymamız gerekiyor. Bu tanımı yapabilmek için de yeni bir perspektife ihtiyacımız var. İşte bu perspektif de yaşadığımız yerden dünyaya bakabilmek ve günümüz şartları ile dünyayı anlamaktır. Bu da Türkiye Cumhuriyeti sınırlarından çok daha geniş yerlere bakmaya çalışmakla mümkündür. Bütün Türkistan’ı, Avrupa’yı, Hazar’ı ve hatta daha geniş bir coğrafyaya bakmak gerekiyor. Bizim toprağın renginden, kokusundan, ışığından beslenerek bakmak, bu yeni perspektifi kazandırmak açısından bence çok önemlidir.

Ancak bu topraklardaki büyük tarihi olaylar hiçbir zaman büyük prodüksiyonlara konu olmadı. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

Söylemiş olduğun bu filmleri çekmek bizim için bir ideal aslında. İdeallerin sonuçlanması ise uzun bir yol ve bu yolu biz sinemacıların tek başına tamamlaması mümkün değil. Toplumun diğer dinamiklerinin ve enerjisinin de aynı yolculuğa hazır olması gerekiyor. Bu şu demek; bu ülkenin romancısı, devlet adamı, ressamı, siyasetçisi, sermaye sahibi, akademisyeni ve vatandaşı bu tür projeleri yapabilme perspektifine sahip olmalıdır. Ancak bu şekilde başarı sağlanabilir. Eğer bu dinamikler ortak bir noktada buluşamazsa, bu hikayelerin büyüklükleri ve dünya insanlık tarihindeki önemleri çok basit bir fıkra haline gelir. Dolayısı ile her yönü ile hazır olmamız gerekiyor. Yani, sadece sinema sektörü değil, sermaye de buna hazır olmalıdır.

Siz aynı zamanda Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden mezunsunuz. Bu yönünüzün yönetmenlik mesleğinize ne gibi katkıları oluyor?

Mimarlık, sanatın anasıdır. Mimari hacim içerisinde bütün sanatlar vardır. Yani filmlerin içindeki hikayeler mekansal bir gerçekçilik içinde anlatılır. Bu anlamda; dağ, ova veya nehir de bir mekandır. Yani bir ev gibi onlar da mimaridir. İnsanın yaşadığı her yer mekan olduğu için mimarlık ile sinema doğru orantılıdır. Aslında ben yönetmenlik yaparken, mimarlığımı da hayata geçiriyorum.

İşimle anılmak isterim...


Pek çok başarılı işe imza atmanıza rağmen sizi yazılı ve görsel basında hiç görmüyoruz. Bunun sebebi sadece işinizle anılmak isteği mi, yoksa başka bir sebebi var mı?


Dil çok şey söyleyebilir ancak bizim sektörde dil ne kadar söylerse söylesin, önemli olan yapmış olduğunuz işin ne söylediğidir. Eğer yaptığınız iş gerçekten iyi ise ne fotoğraf vermeniz ne kendinizi göstermeniz ne de çok şey söylemeniz gerekir. Eğer yaptığınız iş kötü ise bunların hepsi âdeta uzaydaki boşluk gibidir. Yani, bir nokta kadar bile kıymeti yoktur. Biz de yapmış olduğumuz işlerle bir şeyler söylemek ve öyle anılmak istiyoruz. Yapmış olduğumuz işler de halkımız tarafından beğeniliyorsa ne mutlu bize.

Duyumlarıma göre Türkiye’de ve dünyada büyük ses getirecek bir sinema filmi projeniz var. Bu projenizi bizimle de paylaşır mısınız?

Yaklaşık iki yıldır devam eden ve Çanakkale Destanı ile ilgili bir film projemiz var. Bu filmin dört ülkede geçen bir çekim süreci olacak. Yani, zor ve sorumluluğu fazla olan bir proje. Biz de bu bilinçle çalışmalarımıza devam ediyoruz. Umarım uluslararası alanda başarılı olacak bir işe imza atarız.

KAYNAK: TÜRKİYE GAZETESİ...

bugra9
28-07-07, 09:53
İKİ AİLE BODRUM'DA

STARTV'NİN Geçen yıl yaz dizisi olarak başlayan,gördüğü ilgi üzerine de devam ettirilen "İki Aile" dizisinin yeni bölüm çekimleri önümüzdeki hafta Bodrum'da başlayacak.Başrollerini İclal Aydın ve Emre Kınay'ın paylaştığı dizide,Eda ve Oğuz çıktıkları balayı zehir olunca soluğu Bodrum'da alacak...

Kaynak: Milliyet Televizyon

başkozlu
28-07-07, 11:54
Bir haber de benden;

Bize gelince:
Dizimizin çekimlerindeyiz, başladık bile.

İclal Aydın'ın bügünkü köşe yazısından.

ggnibsgk
02-08-07, 16:32
Eklesem mii diyee çok düşündümm ama "ekliyim canım nolcak?..."dedim en sonunda...İşte Tuna Kiremitçi'nin dizimizle ilgili Vatan'daki köşesinde yazdıkları...Sadece dizimizle ilgili kısmı ekliyorumm...;)

Yeni yaz dizilerinde bariz bir “İki Aile” etkisi var.

Herhalde geçen yaz sessizce başlayıp seyircisini ve kanalını yıl boyu mutlu ettiği için, bazı yapımcılar onu bir çeşit “sihirli formül” olarak görmeye başladı.

Unutulan şeyse şu: “İki Aile”nin başarısının asıl sırrı, başka dizileri taklit etmemesinde.

tekstura
04-08-07, 08:13
İclal Aydın

iaydin@gazetevatan.com 04.08.2007

Ne istemediğini bilmek


Hava sıcak, yaz tam ortasında, kimi Cumhurbaşkanlığı için kaygıda, kimi ateşli kişisel kavgalarda...

Bangır bangır bir müzik var dışarıda. Demet Akalın şarkı söylüyor ve havuz kenarındakilerin kimi uyukluyor kimi de gazete okuyor.

Bu gürültüde okuyorlar.

Okuyabiliyorlar.

Ama kitap okuyan neredeyse yok gibi. Zaten kitap okumak isteyen burada ne arasın? Bodrum güneşi tepemizde, çekim yapmaya çalışıyoruz. Bülent Ersoy’un evliliği ya da gazeteci kadınların kavgası kimsenin umurunda değil. Ama gazeteler bunu önemli sayıyor işte. Küçük oğlumu oynayan Akçahan’ın derdi çekimden kaçıp havuza atlamak. Yardımcı yönetmenimiz Ali “on günde bu işi nasıl bitireceğiz” derdinde. Dizide Ceren’i oynayan Ece bir an önce bronzlaşma telaşında.

Ben yazımı nasıl yetiştireceğim diye düşünmekteyim.

bugra9
06-08-07, 10:07
:icon_shad:kahve:icon_shadBODRUM'DAN NOTLAR...:icon_shad:kahve:icon_shad


Onun şemsiye tutucusu var!

Dizi çekimleri için Club Flipper tatil köyüne gelen oyuncu Emre Kınay, hem iş hem de tatil yaptı. Kovboy şapkası ile görüntülenen Kınay, çekim aralarında bol bol güneşlendi. Sıcak havadan bunaldığını söyleyen oyuncunun başında bir set işçisi sürekli şemsiye tuttu. Kınay'ı görenler şaşkınlıklarını gizleyemedi!

Denizden çok korkuyor

Oyuncu ve köşe yazarı İclal Aydın, dizi çekimleri için geldiği Bodrum'da yakalandı. 14 yaşındayken denizde ciddi bir ölüm tehlikesi geçirdiğini söyleyen ve hayata suni solunumla döndürüldüğünü anlatan Aydın, "O günden beri su korkusundan bir türlü kurtulamadım" dedi.

KAYNAK: Sabah-Günaydın...

"İşte Bugün Evde olunca size size sıcak sıcak Bodrum Esintileri getirdim..."

Hoşçakalın...

selin90
06-08-07, 10:30
http://img364.imageshack.us/img364/4393/iclalyz0.jpg (http://imageshack.us)++http://img247.imageshack.us/img247/8122/emreknayqm3.jpg (http://imageshack.us)

ggnibsgk
07-08-07, 14:29
Selamlarrr:)

Yine bi kaç günlük aradan sonra geri döndüm vee ilk olarak bi yazıyla giriş yapıyım dedim...İşte Memet Güler'in Vatan gazetesindeki bügünkü yazısı(Gerçi Kavak Yelleriyle ilgili bi başlığı var ama olsun ehe!...)Yine sadece bi kısmını koyuyorum...;)

Kavak Yelleri kışın da eser

Zordur, yazın gösterime soktuğunuz yazlık yapımları kışın da izletebilmek zordur. Çünkü bütçeleri düşüktür, yıldız isimler yoktur. Kanallar, yaz sezonunda ekranı bu anlamda iddiasız yapımlarla doldurur. Bu, yıllardır hep aynısını yaşadığımız, hiç değişmeyen bir durumdur. Geçen sene de böyle olmuştu. Ekrandaki onlarca yazlık yapımdan ancak İki Aile ve Yalancı Yarim gibi birkaçı arşive yollanmaktan kurtulmuştu. İki Aile’nin yeni sezon bölümlerinin çekimleri şu günlerde devam diyor. Yalancı Yarim ise Barış Akarsu’nun anısıyla hafızalarımızda yaşamaya devam ediyor. Şimdilerde bütün kanallarda otuza yakın yeni dizi dönüyor. İçlerinde kış sezonunda da devam etme şansı bulabilecek dizi sayısı ise yine ne yazık ki ikiyi, üçü geçmiyor. Hırsız-Polis’in Jilet’i, Kavak Yelleri’nin Efe’si Dağhan Külegeç’in dizisi, yazlık yapımlar arasında haftalardır en çok reytingi toplayan yapım olarak öne çıkıyor. Küçük bir Ege kasabasındaki, Urla’daki liseli gençlerin öykülerini anlatan Kavak Yelleri, bu reytinglerle kışın de esmeye devam edecek gibi görünüyor

tekstura
09-08-07, 05:30
İclal Aydın iaydin@gazetevatan.com 09.08.2007

Bodrum yorgunu


Hah! Bu başlık size televizyonlarda izlediğiniz fittiri fittiri gezenlerin, çılgınlar gibi dans edenlerin, ellerinde kadehleri saçlarını savuranların, paparazzilere sert bakışlar atarak racon kesenlerin tatil sonrası cümlesi gibi geldi değil mi?

Hiç de değil efendim.

Hiç değil!

Ben böyle sıcak görmedim! Tam üç buçuk saattir aynı noktada çekim yapmaya çalışıyoruz. Kafama yumurta kırsanız kömür olmuştu şimdiye. Hayır sesimi de çıkaramıyorum, karşımda benden beter bir set ekibi var. Kameraman o kadar terledi ki zayıfladı vallahi gözümün önünde.


***

Yalıkavak’ta Club Flipper’da çekim yapmaktayız. Sıcaklık kırk beş derece filan galiba. Bizim senaryo grubu da yazmış Allah yazmış! Çek çek bitmiyor. Yeni yönetmenimiz Hülya Bilban çocuk oyuncuları denizden çıkarmaya uğraşırken kendini kaybedip Şener Şen gibi beline kadar suya giriyor. Ses kayıt teknisyenleri mikrofon tutmaktan ve kızgın kumlarda koşmaktan, set ekibiyse oyuncular şezlongda ışık yapılmasını beklerken ter içinde o kocaman ağır aletleri indirip kaldırmaktan perişan olmuş durumdalar.

Fethi bey fethi bey... Ve de Saygın bey Saygın bey, (ikilersem daha iyi olur diye düşündüm) (bu arada Fethi Kantarcı ve Saygın Delibaş bizim senaristlerimiz oluyorlar) püfür püfür esen bir Cunda adası atmosferinde yazılmış olan satırlarınıza adeta bir cehennem sıcağında hayat vermeye çalışıyoruz. Siz biri 159 sayfalık diğeri ondan aşağı kalmaz iki senaryoyu on günde çekip bitirmeye çalışan bir ekip nasıl içsel acılar, sancılar, döngüler, dönüşümler, birikimler, sıkıntılar, dramlar yaşar hiç düşündünüz mü? Biliyorum düşünmüşsünüzdür... (Zaten sitemim size değil; hepimizin el birliği ile bugüne getirdiği sisteme.)

icom_
09-08-07, 21:50
Artık sadece Lal var



Ünlü yazar Tuna Kiremitçi'den fırtınalı bir şekilde boşanan İclal Aydın, kendini yönetmen Kemal Başbuğ'dan olan kızı Lal Başbuğ'ya adadı.

Aydın, kızını dizi setlerinde bile yanından ayırmıyor. Ünlü oyuncu, Emre Kınay ile başrolünü paylaştığı "İki Aile" dizisinin Bodrum'daki çekimlerine kızını da yanında götürdü. Çekim aralarında kızı Lal ile vakit geçiren Aydın, aşka kalbini kapamadığını fakat bir daha evlenmesinin çok zor olduğunu açıkladı. Anneliğin bambaşka bir duygu olduğunu belirten Aydın, artık tüm hayatının kızı Lal olduğunu söyledi.

Hürriyet

bugra9
11-08-07, 10:01
:good::good:YAZLIK YERDE DİZİ GERÇEKTEN YORDU BİZİ…:good::good:

İki Aile Dizisinin Star Tv’de Ekrana gelecek yeni bölümlerini Bodrum’da çeken oyuncular,Sıcaktan ve Çok yoğun çalışmaktan yana dertli….

Star TV’de Yaz dizisi olarak başlayıp seyirci ilgi gösterince yaz-kış süren “İki Aile” adlı dizinin yeni yayın döneminde ekrana gelecek ilk iki bölümünün çekimleri Bodrum Yalıkavak’taki Clup Flipper’da sürüyor…Oyuncusundan Teknik Ekibine yaklaşık 55 kişiyle Clup Flipper’ı mesken tutan “İki Aile” ekibi,iki bölümü çekimini 10 günde tamamlayıp İstanbul’a dönecek ve çekimlerini Acıbadem’de kaldıkları yerde Sürdürecekler.Bodrum’da bir yandan yazın sıcağı,diğer yandan hayli yoğun geçen dizi çekimleri yüzünden yorgun düşen İclal Aydın ve Emre Kınay’la “İki Aile”yi konuştuk.

Çekimler Nasıl Gidiyor?

İclal Aydın: Çekimler tatil bölgesinde ama çok da tatil modunda geçtiğini söyleyemem.Zaten dizi çekmek çok zahmetli.Burada İstanbul’da olduğumuzdan daha yoğun bir tempo içerisindeyiz.Yeni Sezona da giriyoruz.Zorlu bir sezon olacak.Burada Çılgınlar gibi gece gündüz çalışıyoruz.Clup Flipper gibi güzel bir yerde yapıyoruz çekimlerimizi.Yazlık kıyafetlerle sezona yumuşak bir başlangıç oldu bizim için.
Emre Kınay: Eşimi ve kızımı özledim.Onlar İstanbul’da.Şimdi ipimi bıraksalar,koştura koştura giderim.Buralarda çalışmak İstanbul’da çalışmaktan daha zor.Clup Flipper’ın bir düzeni var ve bizde sesli çekim yapıyoruz.O düzeni bozmamaya çalışıyoruz.Ama nekadar olursa olsun onlar bizi,biz onları etkiliyoruz sonuçta.Allah’tan üç tane resepsiyonu var buranın.İmkanları geniş olduğu için çekimlerde fazla zorluk yaşamıyoruz.Tabii ki ,biz çekim yaparken yüzen insanları görmek,çocukken boğazınız şiş olduğunda dondurma yalayan çocuğa bakmak gibi.

Burada Tatil Yapanların Size Karşı Tepkileri Nasıl,İlgileri Sizin için Dezavantaj Oluyor mu?

Aydın: Bir defa olağanüstü bir şey.Dizi Aile dizisi olduğu için anne,baba ve çocuklar bir arada izliyor.Burada ki insanlara çekimler kulüp etkinliği gibi geliyor.Bizi seyrediyorlar.Bizimle çok güzel ilişki kuruyorlar.Fotoğraflar çektiriyorlar.Çok Keyifli.Birde bu konuda Emre benden daha iyi bilgiler verecektir ama Tiyatroda yaptığınız işin tepkisini bir bir aldığınız gibi burada da daha sıcak.İstanbul’da o kadar yoğun çalışıyoruz ki,bazen dizinin bölümlerini bile izleyemiyoruz.Burada insanlarla iç içe olduğunuz için tepkilerini anında görebiliyorsunuz.Sahne çekerken gülüyorlar,alkışlıyorlar.Yaptığınız işin karşılığını almak açısından da burada yapılan çekimler iyi oldu.Bizim için Özgüven tazelemesi oldu.

Siz Diğer Dizileri İzliyormusunuz?

Aydın: Bu bu yıl tatilimi yurtdışında geçirdim.Bu seneki yaz dizilerine onun için pek fazla bakamadım.Ailemden,kızımdan ve çevremden gördüğüm kadarı ile birkaç yaz dizisinin devam edeceği tüyosunu aldım.Mesela “Benden Beba Olmaz” devam edecek olan dizi.”Kavak Yelleri” ni de çok seviyorlar.
Kınay: “Kavak Yelleri” dizisinin şarkıları da çok güzel.Ben dizi izlemiyorum.Hepsine kenardan bakıyorum.Tekrarlarını izleyebiliyorum.Sonuçta dizilerde oynayan arkadaşlarım var.Onlara bir şey söyleyebilirim,ayıp olmasın.Bence de “Kavak Yelleri” ve “Benden Baba Olmaz” devam edecek yaz dizileri.

Tatil Beldesinde Yaptığınız Çekimlerden Sonra İstanbul’a Döndüğünüzde Motivasyon Sorunu Yaşarmısınız.?

Kınay: İclal ‘in kızı burada benim Ailem İstanbul’da.Ben eve gitmeyi istiyorum.
Aydın: Sanmıyorum.Çünkü burada da çok yoğun ve hızlı çalışıyoruz.Maşallah Senarist arkadaşlarımız yazmışlar da yazmışlar yani.

Dizinin Bu Kadar Sevilmesinin Sebebi Sizce Ne Olabilir?

Aydın: Bu tür dinamikler her zaman değişken.Mesela “Binbir Gece” çok tartışılan bir dizi olduğu için ilgi çekti.”Hatırla Sevgili” dönem dizisi olduğu için ilgi çekti.Bu dizi bence çok sakin bir dizi.Hayatın içinden bir dizi.İnsanlar dinleniyorlar ve çok kafaları yorulmuyor.Oturup hep birlikte izliyorlar.Bu dizinin bu kadar sevilmesinin sebebi doğru kadronun doğru işte buluşması.
Kınay: Birde bu dizi,yeni bir şey değil.Adile Naşit’ten beri bu tür hikayeleri biliyoruz zaten.Burada Sıcaklık önemli bir şey.Ekibimiz de çok keyifli.Bu da,Doğal olarak işe yansıyor.Türkiye’de 11 yıl devam eden “Bizimkiler” dizisi var.Türk Milleti maceranın dışında kendilerinden parçalar buluyor dizide.

Dizide Evlendiniz ama karı-koca ilişkisi yaşayamıyorsunuz.Bu ilişki hep böyle mi devam edecek?

Aydın: Yok.Eda Hamile.En sürpriz bu.Gerçekten ne olacağını biz de bilmiyoruz.Geçen yıl bunlar evlenecek mi diye geçti.Şimdi Evlendiler.İkimizin de iki çocuğu var.Gerçek hayatta bu çok zor bir şey.Dizinin bu seneki bölümlerinde de inanın çok fazla sürpriz var.
Kınay: Valla,Ne olacağı hiç belli olmaz.

Yeni Yayın dönemi de yaklaşıyor.Dizinz Aynı Başarıyı Devam Ettirecek mi?

Kınay: Bizim şansımız. Belli diğerlerinin ki ne olur? Diğerlerinin durumunu bende çok merak ediyorum.Çünkü her işte bir çok emek var.Büyük ekipler ve çok önemli kadrolar yarışıyor.40 tane dizi başlayacak ve bunların hepsininde tutması mümkün değil.Yarısından çoğu bitecek.Ama gönül ister ki,hiç biri bitmesin ve herkes ekmek yesin.Ama biz,yine 1. Veya 3.arasında değişen oranlarda bütün sezonu bitiririz…

İclal Hanım,Özel Hayatınızda yaşadıklarınız Oyunculuğunuzu Etkiledi mi?.

Aydın: Bu soruya.Emre Cevap versin benim yerime.
Kınay: İclal benim çok sevdiğim çok eski bir arkadaşım.Ailece de görüşüyoruz.Ama bu durumlar İclal’in işini hiç etkilemedi.İclal Hanım yüzünden her hangi bir aksama da olmadı.Sete geçte gelmedi.Hiçbirşey olmadı.Aynen işimize devam ettik.Çünkü o profosyonel.Dolayı ile hiç etkilenmedi.Burada onu üzen şeyler oldu ama bunlar yaşananlar değildi.Bilmeyen kişilerin abuk subuk konuşmaları ve uzun uzun hem yazılı basında hemde görsel basında konuşup yazmalarıydı.Ben bunu ahlaki bulmuyorum.Bu bir Hayat ve Kimin ne olacağı hiç belli olmaz.
Aydın: Bu çok özen gösterdiğimiz bir konuydu.Kişinin kendini anlatması ve dışarıdan bakması çok zor.Ama ben işimi seviyorum.Bütün kederlerde gerçekten Emre,Ailesi ve dizi ekibi çok büyük destek oldu.Ama bana gerçekten Emre Çok ağabeylik yaptı.Eşi Emine’de aynı şekilde.Ama işimizi bizçok büyük keyifle yaptık ve devam da edeceğiz.Az önce sordunuz ya dizi neden bu kadar sevildi diye.Biz bir yıl boyunca dizideki çocuklarımızın her şeyi ile yakından ilgilendik.Ben Almanca,İngilizce,Emre Matematik çalıştırdı.Ödevlerine,projelerine yardımcı olduk.

Sette Yaşadığınız İlginç anınız varmı…?...

Aydın: Sette bir gün Emre ile Kavga ettik.Ben Emre’ye küstüm ve bu üç gün sürdü.
Kınay: Hiçbir konuşma yok aramızda işimizi yaptık ve gittik.
Aydın: (Gülerek) Onun böyle konuştuğuna bakmayın.O konuşmak istedi ama ben konuşmadım.O gün nedense yorgunduk e benim de deli anıma geldi.O bana ben ona küstük sonuçta.Çocuklar o kadar üzüldü ki anlatamam.Nasıl anne baba kavga e