PDA

Tüm Versiyonu Göster : Basinda Cikan Haberler


Sayfalar : 1 2 [3]

nur33
08-05-08, 08:40
Mesele o ilk cümleyi bulmakta

Gaye Boralıoğlu. Hırsız-Polis ve Bıçak Sırtı gibi ekranın en kaliteli dizilerine imza atan senaryo ekibinden. Geçenlerde uzun bir mektup gönderdi. Her iki diziyle ilgili kaleme aldığım yazılarda, özellikle de senaryoya vurgu yapmış olmam onu ve arkadaşlarını sevindirmişti. Bu arada yaşadıkları tuhaflıkları da dile getirdi.

Senarist şamar oğlanı mı?

“Kimse bizim tam olarak ne yaptığımızı bilmiyor” diyor Gaye. Ve devam ediyor: “Seyirci, dizilerdeki diyalogları oyuncuların ’söylediğini’ sanıyor. Sahne sıralamasının da yönetmen tarafından yapıldığını düşünüyorlar. Oysa bunların hepsi senaryoda zaten var. İyi giden diziler, yönetmenin ya da oyuncunun başarısına yoruluyor. Oysa pek çok kere diyalogların gerçekliğine, hikayenin inandırıcılığına bağlıdır oyuncunun ya da yönetmenin başarısı. Bir şeyler kötü gitmeye başlayınca da hemen senaryo yazarları kötüleniyor. İşte bizim makus talihimiz! Öte yandan herkes ’senaristler uzattıkça uzatıyor’ diye sürekli senaryo yazarlarını azarlıyor. Oysa kanallar daha çok reklam alabilsin diye uzuyor dizilerin süreleri. Sektöre girdiğimde dünya standartlarında, 45 dakikalık işler yapıyorduk. Şimdi bu süre 90 dakikalara çıktı. Bu, her hafta bir sinema filmi yazmak demek. En sıradan sinema filminin senaryosu bile üç aydan önce yazılamaz. Bizlerse, bir haftada işimizi bitirmek zorundayız.”

Gaye Boralıoğlu’nun mekbunu, edebiyatı önemsediğim ve sözlerine sonuna kadar hak verdiğim için aldım Bizim Ekran’a. Sevdiğiniz dizilere bir de bu açıdan bakmanızı istedim. Senaristlerin isimleri dizilerin jeneriklerinde sessizce akıp gider. Herkes oyuncuları tanır, yönetmenini bilir ama senaristler perde arkasında kalan gizli kahramanlar gibidirler.



http://www9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=11.11.2007&Newsid=177254&Categoryid=4&wid=132 (http://www9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=11.11.2007&Newsid=177254&Categoryid=4&wid=132)

.

edit : Bugün yayınlanan Gaye Boralıoğlu’nun mektubu nette yok maalesef, mektubun tamamı gazetede yayınlanmışsa okumak için gazeteyi almamız gerekecek... :img-wink:

.

nur33
03-06-08, 13:27
Rica üstüne şevkle…

Okur Elif İlay Akın’ın uzun mektubu bir hayli duygulandırdı beni. Şimdi tatlı hatıralar rafında duran Hırsız Polis (Kanal D) isimli dizinin fanatiklerinden biriydi Akın…

Ve dizinin bitmesinin üstünden neredeyse yıl geçmesine rağmen, izleyicilerinin internette hala yaşattığını söylüyordu Hırsız Polis’i…

O dönemde dizi hakkında yazdıklarımdan birer parça da koymuştu mektubuna. Güzel diziydi. Süper Baba, Bir İstanbul Masalı, Yeditepe İstanbul ve birkaç dizi gibi taraflı izlediğim ve yazmaktan keyif aldığım bir işti…
“Ne olur ismini bir kez daha görelim köşenizde, ne bileyim belki bir klibi çekilir, tekrarları yayınlanır sayenizde” diyordu okurum Elif Hanım…

Kıramadım. Yazmamın bir şey değiştirmeyeceğini bilerek hemde. Ama eğer yüzlerin gülmesine bir katkı olacaksa şimdi Parmaklıklar Ardında’da oynayan güzel ve Mavi hırsız Özlem Düvencioğlu, nerede olduğunu bilmediğim Polis Çınar Timuçin Esen ve yeni bir dizi hazırlığında olan Aksak Uğur Yücel’i severek ağırlarım bu köşede…

Bir kez daha şevk ile!



Yazıda Özlem Düvencioğlu Uğur Yücel ve Timuçin Esen’in -ortada Aksağın olduğu- HP resmide ekli…

.

Lucyka
02-07-08, 04:53
Nette buldugum eski bir roportaji eklemek istiyorum.Buraya belki daha once eklenmistir ama ben yeni okudum ve cok begendim:good:.Benim gibi okumayan yada unutup tekrar hatirlamak isteyenler icin :img-wink:


http://img180.imageshack.us/img180/5311/54432391tp3.jpg (http://imageshack.us)

Gözünü sevdiğimin televizyonu, nelere kadir! Dizi aşkları yüzünden memleket ikiye bölündü. Herkes esas kız ya da oğlanın kime varması gerektiğini konuşuyor; mevzu ana haber bültenlerine taşıyor. Kanal D'deki Hırsız Polis, seyredenlerini vuslat konusunda merakta bırakıyor. Dizinin Çınar'ı (Timuçin Esen) ve Mavi'si (Özlem Düvencioğlu) geçen hafta ekranın en beğenilen çifti seçildi. Biz bir başka ikiliyle, dizinin asıl yaratıcılarından Neşe Şen ve Gaye Boralıoğlu'yla birlikteyiz.

Ne yapıyordunuz fikir çıktığında; piknikte miydiniz, duşta mı? Hikaye nasıl, niçin ve kimden çıktı?

Neşe Şen: Hırsız Polis'in özgün hikayesi, Gaye'nin. O cevap versin.

Gaye Boralıoğlu: Ben Hırsız Polis fikrini oluştururken uyuyordum. Daha doğrusu uyuyamıyordum. Biraz uyku problemim var ama yıllar içinde bunu bir avantaja dönüştürmenin yolunu buldum. Yatakta dönüp dururken hayaller kuruyorum, fikirler buluyorum. Ama tabii temelde güçlü çatışmaların, gerçek imkansızlıkların olduğu, hayati sorunların insanları sıkıştırdığı köşelerde neler olabileceğinin araştırıldığı, sıradışı, ilginç ama yaşayan karakterlerin canlandığı, adaletin, fakirliğin, aile kavramlarının sorgulandığı bir 'hikaye' anlatma ihtiyacı vardı. Fikri ben buldum ama ekipçe geliştirdik.

Kim hangi karakteri yarattı, kim kimi isimlendirdi?
N.Ş: Özgün hikayede temel kahramanlar vardı zaten: Hırsız kız, polis, çete şefi, kumarbaz abi, çocuklar. Hikayeyi geliştirirken yan karakterler ekledik. Ama kim hangi karakteri ekledi, hatırlamak zor. Bazı karakterler oyuncuya göre geliştirildi. Bir İstanbul Masalı'nda Vahide Gördüm'le çalışmıştık, mükemmel bir anne olmuştu. Onu eski bir konsomatris yapmaya baştan karar vermiştik. Bazı karakterler ise sonradan doğdu. Mesela Dursun. Aksak'ı geliştirirken yarattık onu. Karakterlerin isimleri ise bütün ekip tarafından kondu. Biz Hırsız Polis'i beş kişi yazıyoruz. Bizim dışımızda Şerif Erol, Gülden Çakır ve Emine Algan var. Çete elemanlarının çoğunun isim babası Şerif Erol. Aksak, hikayenin başında Çolak'tı, sonra fiziksel özürüyle birlikte adı da değişti...

G.B: Mavi'nin adı da jeneriğimizi çeken Ümit Kıvanç'ın Naze isimli belgeselinden geldi.

SEYİRCİ KÖŞEYE SIKIŞTI

Dizide bir yanda aşk akıyor, bir de polisiye tarafı var. Her iki konunun da erbabı mısınız? Bunları ayrı ayrı paylaştığınız söyleniyor, öyle mi?

N.Ş: Herhangi bir konunun erbabı olmak gibi bir iddiamız yok. Ama klişelere değil, gerçeklere yaslanan hikayeler anlatmak gibi bir tercihimiz var. Anlattığımız aşk hikayesi, kurduğumuz polisiye düğümler seyirciye iyi geliyorsa, bence bunun altında o 'gerçeklik' duygusu var. Ekibimiz içinde sen aşkı yaz, sen polisiyeyi yaz gibi bir işbölümü yapmadık. Bütün ekip bir arada kuruyoruz öyküleri...

Haftada kaç gün/saat çalışıyorsunuz?

G.B: Haftanın bir günü öykü toplantısıyla geçiyor. Bölümün genel öyküsü. Sonra sahne akışı/tretman yazılıyor. O tretman son haline getiriliyor ve senaryo yazımına geçiyoruz. Haftanın altı gününe yayılan bir tempo bu.

Evde mi çalışırsınız, ofiste mi? Ne yer ne içer, ne dinlersiniz yazarken?

N.Ş: Bütün grubun katıldığı öykü toplantılarını evde yapmıyoruz, kafelerde filan toplanıyoruz. Biraz gürültülü oluyor, yan masalar gelecek bölümleri duymasın diye sesimizi kontrol ediyoruz ama daha eğlenceli. Senaryoya geçtiğimizde herkes kendi başına çalışıyor. Ben geceleri yazıyorum. Telefonlar susuyor en azından. Yazarken özel bir şey dinlemiyorum, gecenin o saatinde ne bulursam onu yiyorum ve sürekli sıcak şeyler içiyorum.

G.B: Benim bir tercihim yok. Başına oturduğum zaman yazarım. Dizi yazmanın keyifli yanı bu işte; önünüzde boş bir kağıt olmuyor, size önceki bölümlerden miras kalan çatışmalar, bildiğiniz, kanlı canlı karakterler var. Onun için de ben düğmeye basınca makine çalışmaya başlıyor.

Nelerden beslenirsiniz yazarken? Basında çıkan yazılar, yapılan yorumlar etkili olur mu gidişata?

N.Ş: Ben, en çok kendi yazdığımız karakterlerden besleniyorum. Ciddi ciddi merak ediyorum mesela, Mavi geceleri nasıl uyuyor diye. Kolay değil, onca insanın sorumluluğu tepenizde. Bir yandan aşk acısı... Bir yandan polis korkusu. Ne düşünür yatmadan önce, neyi hayal eder bu kız. Ya da Aksak. Delik deşik, yaralı bir karakter. Ama bir sürü de erdemi var... Kendinizi bu karakterlerin içine sokmaya çalıştığınızda, hiç bilmediğiniz şeyler öğreniyorsunuz. Hem onlar, hem kendiniz hakkında. Çevreden gelen dilek ve istekler anlamında Hırsız Polis çok ilginç bir proje. Tabii Çınarcılar, Aksakçılar ve Maviciler var etrafımızda ama çok net tercihler yok. Kimse Aksak'tan nefret edemiyor mesela. Ya da gün geliyor, en koyu Çınar hayranı bile sinirleniyor, sen kızı nasıl kelepçelersin diye! Seyirciyi de köşeye sıkıştırdık yani.

G.B: Gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinden, sevdiğim roman ve filmlerden besleniyorum herhalde. Bir de belgesel izlemeyi, röportajlar okumayı çok severim. Aslında bu işle ilgili ilginç bir durum var. Normal olarak seyirciler hep kızla oğlan kavuşsun ister. Ama Hırsız Polis'te durum farklı. Mesela bir izleyicimiz şöyle demiş: 'Senaristlere diyorum ki öyle hemen kavuşturmasınlar Çınar'la Mavi'yi. Öyle yansın kavrulsunlar ki biz daha güzel sözler duyup, daha çok zulamızı doldurabilelim.'

Bu projenin yazarlı olsanız da, siz de insansınız. Gönlünüz kimden yana, Mavi kime varsın?

N.Ş: Kimseye varmasın bence. Ama ille de seçim yapacaksa, Aksak derim. Mesela on yıl sonra Çınar'ı seçmiş bir Mavi, iki çocuk annesi mutlu bir kadın olur. Aksak'ı seçmiş bir Mavi'ninse ne olacağını göremiyorum. Onu yazmak ilginç olurdu.

G.B: Tabii Aksak'ın sevgisiyle Mavi'yi boğma tehlikesi de var. Sanki bıraksalar onu bir yere kapatır ve çıkmasına izin vermez gibi duruyor. Ben Çınar komiserimi seviyorum. O aslında değişebilen biri ve gerçekten sevmeyi bilen bir erkek. Mavi onun hakkından gelebilir (gülüyor).

Yazdıklarınıza kapılır mısınız?

N.Ş: Evet. Güle ağlaya yazıyorum ben. Yazmanın en zevkli, en vazgeçilmez tarafı da bu zaten.

G.B: Ben de öyleyim. Bir keresinde Mavi'nin bu işin olamayacağını Çınar'a anlattığı çok acıklı bir sahneyi yazıyorum. Bir yandan da ister istemez ağlıyorum. Fakat canım soda içmek istedi. Bakkalı aradım, sesim o kadar ağlamaklıymış ki, bakkal endişeye kapıldı, 'abla iyi misin?' diye sordu. O zaman kendime geldim. Güldüm yani acınacak halime.

AKSAK OLMAK İSTERDİM
SSK'lı mısınız mesela ya da ellerinizi sigortalatma gibi bir durum var mı?

N.Ş: Bir sigortalatma durumu yok ama bir daha yazamayacağımı bilmek, korkunç olurdu herhalde.

G.B: Benim sigortam önce Neşe, sonra Şerif, Gülden ve Emine. Ben yazamasam da onlar yazarlar.

Yüzde yüz anlaşıyor musunuz yazarken?

G.B: Ekibin en huysuzu benim sanırım. Şerif dört kadının arasında bir melek oldu yazık, Gülden ve Emine de çok pozitif ve çok yaratıcılar. Bazen anlaşamadığımız oluyor tabii. O zaman saatlerce tartışıyoruz. Ama bazen de şunu hissedebiliyoruz: Bu kadar ısrar ediyorsa, benim göremediğim bir şeyi görüyor demektir. O zaman onun dediği gibi olsun. Bunu hissedebilmek uzun süre birlikte çalışmanın bize verdiği bir lüks.

N.Ş: Olabilecek en yüksek düzeyde anlaştığımızı düşünüyorum. Bu, bütün ekibimiz için geçerli. Hani derler ya, bir daha hayata gelseniz diye... Ben yine aynı ekibi seçerdim birlikte çalışmak için.

Özellikle Uğur Yücel'in replikleri çok afili. Ruhunu mu okuyorsunuz adamın, ne işler çeviriyorsunuz?

N.Ş: Siz böyle sorunca Aksak'a hak geçirmişiz gibi geliyor kulağa. Oysa değil. Ama şunu da kabul etmek gerek, Aksak gerçekten çok sıradışı bir karakter. Onun diyaloglarını yazmak bir keyif.

Karakterlerden en çok kimi yakın buluyorsunuz kendinize?

G.B: En çok Dursun'u kıskanıyorum. Konuşmadan her şeyi anlatabiliyor. Mavi'nin ikilemi, çaresizliği kalbimi parçalıyor, aslında galiba en çok Çınar'ın hayatla ilişkisi, mücadele biçimi bana benziyor, Aksak ise olmak istediğim karakter diyeyim. Yasadışı olmayı bu kadar 'legal' bir şekilde üzerinde taşıyan biri olmak çok başka bir mertebe.

N.Ş: Ben tercih yapamayacağım. Mahide desem Fulya'nın hatırı kalır. Kiraz desem Aksak ne olacak! Selahattin Komiser de dahil olmak üzere hepsi çok insani, tanıdık ve sıcak geliyor bana.

Doğrudan kendinizden bir şeyler kattığınız karakter var mı?

N.Ş: Olmaz mı! Bütün ekip, en kendimize dair hikayeleri dur durak bilmeden Dursun Amca'ya katıyoruz... Onun replikleri ipucudur yani.

Oyunculara hangi gözle bakıyorsunuz, kukla mı, araç mı, ruh mu?...

G.B: Ruh çok doğru. Bu işte. Onlar gökyüzünde yalnız gezen ruhlar. Biz onlara yeryüzünde elbiseler dikiyoruz, evler buluyoruz, aileler, geçmişler, gelecekler yaratıyoruz. Tutkularını, takıntılarını, zaaflarını, rüyalarını, hayallerini fısıldıyoruz kulaklarına ve sonra davet ediyoruz. Onlar inanırlarsa bizim anlattığımız hikayelere, o kılıklara bürünüyorlar ve ortaya bir büyü çıkıyor.

N.Ş: Hayatında bir kez bile sinemaya ya da tiyatroya gitmiş herhangi bir insanın, bir oyuncuya kukla ya da araç diye bakabileceğine ihtimal vermiyorum. Eğer bir aracılık varsa, kelimeler de araç. Kafamızda yarattığımız hikayeleri ancak kelimelerle iletebiliyoruz. O hikayelerin canlanmalarını istiyorsak, kelimeler de yetmez; oyuncu gerek. Oyuncular, iyi oyuncular, başlı başına birer ilham kaynağıdır bence. Biz çok şanslıyız, Hırsız Polis'te onlardan çok var.

SEVDİKLERİ REPLİKLER

Hırsız-Polis'in en sevdiğiniz sahnesi hangisi ve tabii en sevdiğiniz replik?
N.Ş: En zor soruları sonlara sakladınız galiba... İlk aklıma gelen, Arıza'nın intihara kalkıştığı sahne; çekimiyle, oyunculuğuyla, müziğiyle unutulmaz bir sahnedir bence. Sonra bomba sahnesi. Herhalde dizi ekranlarında patlamış ilk gerçek bomba oydu. Aksak'ın Mavi'ye aşkını ilan ettiği sahneninse, her kadının başına hayatta en az bir kere gelmesini diliyorum. Replik seçmek daha da zor: Başlardaki bir bölümümüzde vardı. Fulya, Hayri'ye 'Ne bileyim, dünyanın binbir türlü hali var' diyordu. Hayri de, 'Benim dünyamın tek hali var. O da sensin.' demişti... Aksak, Yakup'a, 'Korku herkesin elini kolunu bağlar. Korku, herkesi birbirine bağlar' demişti. Çınar, Mavi'ye sarılırken 'Ben dayanamıyorum. Sen nasıl dayanıyorsun?' demişti.

G.B: Benim galiba en sevdiğim sahne Aksak'ın babasını Darülaceze'de bulup gözyaşlarını ve öfkesini kalbine gömüp onu sırtlayıp evine götürdüğü sahne. Replik söylemek ise gerçekten zor. Çok var, ama bence dizinin meselesinin en net konuşulduğu diyaloglardan biri şuydu: Çınar, 'Hırsızlar olmasaydı biz polislere de gerek kalmazdı' demişti Mavi'ye, Mavi de ona 'Fakirlik olmasaydı belki hırsızlık da olmazdı' demişti.

OYUNCULARIMIZA HAYRANIZ

Sete gider misiniz?

N.Ş: Gitmek istediğimiz kadar sık gidemiyoruz. Hem tempomuz yoğun, hem çekim mekanları yakınımızda olmuyor. Ama yönetmenimizle sık sık görüşüyoruz. Sete gittiğimizde de hayretle izliyoruz ekibimizi. Bu kadar mı cansiperane çalışılır! Tamam yazarların işi de zor, her hafta neredeyse uzun metrajlı bir film senaryosu kadar senaryo çıkarıyoruz. Ama çekim bambaşka macera. Oyuncularımızın her birinin tek tek hayranıyım.

G.B: Oyuncularımızın hepsi arkadaşlarımız. Çoğunu bu proje için biz önerdik zaten. Hayranlık kelimesi benim için de geçerli. Türkan Derya'nın da sağduyusuyla çok doğru yorumluyorlar senaryoyu. Bizim ilham kaynağımız oluyorlar.

'Abla bana Çınar'dan bir imzalı fotoğraf alsana' cümlesini kaç bin kere duydunuz?

Nese Şen: Kaç bin kere duyduğumuzu unutacak kadar...

nur33
03-07-08, 14:14
http://img.sabah.com.tr/2008/06/05/gny/im/EFB5DEBCE3689D4593368606r.jpg

‘Hırsız-Polis’ dizisindeki ‘Mavi’ karakteriyle şöhret olan Özlem Düvencioğlu, ‘Parmaklıklar Ardında’da sert bir kadını oynuyor. Genç oyuncu, diziye yöneltilen ‘çok sert’ eleştirilerine ise karşı çıkıyor: Gerçek hayatı yansıtıyoruz!

Sokakta insanlar bana mesafeli davranıyor

'Hırsız- Polis' dizisiyle şöhret olan Özlem Düvencioğlu, 'Parmaklıklar Ardında' dizisindeki rolüne gösterilen tepkiyi anlattı: Sert bir hapishane müdürünü oynadığım için bana mesafeli davranıyorlar! Uzaktan sadece 'Merhaba' diyorlar!..

http://img.sabah.com.tr/i2/sp.gif
atv'nin sevilen dizisi 'Parmaklıklar Ardında'da 'Hapishane Müdürü Handan' karakteriyle öne çıkan Özlem Düvencioğlu, "Bu projede kadın hikayesi olduğu ve ekrandaki tüm dizilerden farklı bulduğum için yer aldım" dedi. 'Parmaklıklar Ardında'daki şiddet unsurunun fazla olduğu eleştirilerine karşı çıkan Düvencioğlu, "Bazı dizilerde bir bölümde onlarca insan ölüyor. Her bölüm silahlar patlıyor ve birçok insan ölüyor. Bu şiddet değil mi? Bizim dizimizde gerçek hayat yansıtıldığı için bu kadar tepki alıyor" şeklinde konuştu.

DUYUNCA TÜYLERİM ÜRPERMİŞTİ
* Sinop Cezaevi'nde çalışıyor olmak nasıl bir duygu? Cezaevi size neler hissetiriyor?
Çok soğuk! Cezaevine ilk geldiğimde çok tuhaf duygular hissettim. Sonuçta çok eski ve ünlü bir cezaevi. İlk geldiğimizde burada yaşananları ve idam edilenleri duyunca, tüylerim ürperdi ve çok etkilendim. Ondan sonra insanların birçok şeye alıştığı gibi biz de cezaevine alıştık. Normal bir çekim platosu gibi gelmeye başladı. Ama belli yerlerde yine ruhumun daraldığını hissediyorum. Tabutluk ve hücreler hâlâ tüylerimizi ürpertiyor.

* Almanya'dan geldiğiniz için Türkiye'deki cezaevi sistemine yabancı olmalısınız. Hapishane Müdürü Handan rolüne nasıl hazırlandınız?
Benim 'hukuki bilgilerim' tabii ki Almanya'ya yönelik. Türkiye'de 2.5 yılda ne öğrendiysem, onları biliyorum. Burada sistem tamamen farklı. Ben bu diziyi zaten Almanya'dan biliyordum. Oradaki cezeavi müdürü de Handan'a benziyordu. Sertliği, tavırları aynıydı. Yani Handan, Almanya'dan geliyor ve bu cezaevinde olmayan bir sistemi yerleştirmeye çalışıyor.

* Karaktere yakınlaşmak için bir cezaevi müdürüyle falan konuştunuz mu?
Evet, buraya geldiğimizde hapishane müdürleriyle tanıştım ve onlarla konuştum. Kendi kafamda bildiklerimden bir şeyler eklemeye çalıştım. Handan genç, idealist bir kadın. Zaten cezaevi de sert bir yer. Bir yere yeni geldiğinde kendini ispatlamak zorundasın!

İLLE DE GERÇEK Mİ OLMASI GEREK?
* Genelde bir meslekten birilerini canlandırdığınız zaman onunla ilgili dernekler ayaklanabiliyor. Siz öyle bir tepki aldınız mı?
Biz burada bir dizi yapıyoruz. Bu bir hayal ürünü. Her şey birebir aynı olmak zorunda değil, zaten olamaz da. Gerçekleri gösterseydik, eminim bu dizi çok daha farklı olurdu. Genel anlamda aldığım tepkiler çok güzel. Bazıları 'bir hapishane müdürü bu kadar iyi olmaz' diyor. 'Sen çok iyi davranıyorsun mahkumlara. Cezaevi müdürleri daha geride durur' diyorlar. Televizyonda gözüken her şeyin ille gerçek mi olması gerekiyor?

* Şöhreti yakaladığınız 'Hırsız-Polis'teki 'Mavi' karakteriyle çok güzel tepkiler almıştınız. Handan'da durum nasıl?
Gelen tepkiler çok iyi ama insanlar bu defa bana biraz daha farklı davranıyor. (Gülüyor) İnsanlar çok tuhaf... Bu duruma çok gülüyorum. Karakter yani hapishane müdürü ve sert olduğu için mesafeli davranıyorlar! Çekindikleri için benimle sadece tokalaşıyorlar. (Gülüyor) Mesela,Yelda (Reynaud) ile yolda yürürken, onu görünce boynuna atlıyorlar, sarılıyorlar. Bana da uzaktan sadece 'Merhaba' diyorlar! Ama önceden böyle değildi. 'Handan' rolünden sonra yaklaşımları değişti.

BEN ÇOK ŞANSLI BİR İNSANIM
* Bu durumu kıskanmıyor musunuz? "Bana da sarılın" falan demiyor musunuz?
İşin şakası bir yana Yelda adına gerçekten çok seviniyorum. Onun bu haliyle çok gurur duyuyorum. Sonuçta bizim beraber bir şirketimiz de var. Onun böyle bir tepki alması çok mutlu ediyor. Yelda Reynaud bence çok iyi bir oyuncu, gerçekten bir canavar. Maalesef onu bugüne kadar sadece sinema kitlesi tanıyordu. Şimdi bütün Türkiye'nin tanıması çok güzel bir şey. Bunu hak ediyor.

* Yelda Reynaud bu projeyle kendini buldu değil mi?
Hayır; Yelda bu projede olmasaydı, başka bir projede de izleyicinin dikkatini çekerdi.

* Kendinizi şanslı buluyor musunuz?
Gerçekten çok şanslı bir insanım. Hayatımda başıma o kadar çok şey geldi ki, geriye dönüp baktığımda gerçekten şanslı olduğumu söyleyebiliyorum.

* 'Hırsız-Polis' dizisinde bir aksilik olsaydı ve hayal kırıklığına uğrasaydınız oyunculuğa devam eder miydiniz?
Hayal kırıklığı olarak görmezdim. 'Tamam şansımı denedim ve tutmadı, bitti' derdim. Benim öyle bir hırsım yok. Hiçbir zaman da olmadı. 'Bu dizi tutacak, ondan sonra şurada burada oynayacağım' gibi bir düşüncem de olmadı. Öyle hedeflerim yok. Tabii ki insanlar beni sevmeseydi burada kalmazdım. Belki ikinci bir projede de yer almazdım.



http://www.sabah.com.tr/gny/haber,649AC1EFDFBF4D638BE88220BE1F7205.html (http://www.sabah.com.tr/gny/haber,649AC1EFDFBF4D638BE88220BE1F7205.html)


Ekleyen : Bu röportaj HP'in başrol bayan oyuncusuna ait olduğu halde ve HP'den de bahsedilmesine rağmen daha önce eklenen röportajın silinmesine hiçbir anlam veremeyen forum kişisi... :img-fie:..:icon_sorr
.

ehlocan
15-08-08, 12:06
CANLI KAYIT

Müzikseverler artık tv8 ekranlarında “Canlı Kayıt”ta buluşacak… Rock’tan pop’a, rap’ten hip hop ve etnik müziğe kadar her dalda müziğin en kaliteli isimleri, canlı performanslarıyla Canlı Kayıt’ta… Programda, yorumcular, beste ve söz yazarlarıyla keyifli söyleşiler, müzik dünyasından en son haberler ve müziğin mutfağından gelen kişilerle yapılan renkli röportajlara da yer veriliyor.

Bu haftalki konuk sanatçı CEM YILDIZ..

Yayın tarihi : 17 Ağustos Pazar Saat 18:00

nur33
16-10-08, 08:05
Kronik arıza

http://img.sabah.com.tr/2008/10/16/gny/im/17575D9DA683BE4B83278401y.jpg


Murat Daltaban'ı uzun bir süredir büyük bir dikkatle takip ediyorum. Televizyonda patlama yaptığı rolü, Hırsız-Polis'teki "Arıza" tiplemesiydi. Evin kumar düşkünü hayırsız ağabeyi rolünü büyük bir başarıyla canlandırmıştı.

Sonra bir ara Gece-Gündüz dizisinde görür gibi oldum. Yine komiserin kumarbaz ve hayırsız ağabeyini canlandırdı. Zaten iki bölüm sonra da öldürüldü. Daltaban'ı son olarak Star'daki Kalpsiz Adam'da izledim. Bu kez "Dünür Mesut" rolündeydi. Ama huylu huyundan vazgeçer mi? Bu sefer de müstakbel damadını uyuşturucu işine sokup, ölümüne neden oldu. Bu Daltaban'da bir "düztabanlık" var ya, neyse...

Aslında gönlüm bu kadar yetenekli bir karakter oyuncusunun, üstelik alternatif tiyatro grubu DOT'u kurmuşken, "tek tip" roller üstlenmesine razı gelmiyor ama adam da işin hakkını veriyor be kardeşim, yapımcılar ne yapsın? Yılmaz Erdoğan'ın film projesinden diziye çevrilen Kalpsiz Adam'a gelince: Bu sezon nihayet farklı, özgün bir hikaye ile karşılaştım. Hem çekim tekniği, hem yönetimi hem kurgusu hem de oyunculukları iyi. Bir-iki başarısız denemenin ardından son dönemde televizyondaki şansı dönen Yılmaz Erdoğan, Çok Güzel Hareketler Bunlar'dan sonra Kalpsiz Adam'la da kalpleri yeniden fethedeceğe benziyor...


http://www.sabah.com.tr/gny/haber,0DE1B53744244E3791730F80F221561F.html (http://www.sabah.com.tr/gny/haber,0DE1B53744244E3791730F80F221561F.html)
.

nur33
19-10-08, 13:32
Şans kapıyı kırınca

Siyasette milyonları peşinden sürükleyen, ekranlarda severek izlenen ünlü simaları bugün oldukları noktaya getiren nedenler, kimi için bir tesadüftü, kimi için hayal kırıklığı.. Kimi için bu yoluna çıkan bir engeldi, kimi için de geyik olsun diye söylediği bir şarkı. Sonuçta şans onların çalmayıp adeta kırmıştı.

EMETİ SARUHAN

En durağan ve sıkıcı olduğunu düşündüğünüz zamanda hayat öyle bir şey yaşatır ki size şaşırıp kalırsınız. Çünkü hayat sürprizlerini sıradanlık yorganı altına saklayıp, gizli gizli hazırlar ve bir gün aniden ortaya çıkarıverir. Bugün ekranlarda seyrettiğimiz pek çok şarkıcı, aktör ve aktrist de bir zamanlar sıradan bir hayat yaşıyordu. Bazıları ünlü olma hayalleri kurarken, bazıları böyle bir şeyi aklından bile geçirmiyordu. Sonra bir gün ne olduysa oldu, sihirli bir değnek kafalarına değdi ve büyülü bir dünyanın kapıları önlerine açıldı. Bazıları bu fırsatı değerlendirdi. Bazıları çekimser kaldı ama şans kapıyı çalmaktan ziyade kırmıştı bir kere. Onlar da kendilerine açılan bu yoldan ilerledi. Sonrasını zaten biliyorsunuz.


MAVİ TUR'A GELMİŞTİ

Hırsız Polis dizisinde Mavi karakteriyle şöhreti yakalayan Özlem Düvencioğlu, Mavi Tur için geldiği Türkiye'de keşfedilmiş. Almanya'da yaşayan Düvencioğlu, 'Bir-iki fotomodellik ve reklam çekimi yapıp para kazanır, mavi tura çıkarım, sonra da geri dönerim' diyormuş. Hırsız-Polis'i hazırlayan ajansın sahibi Özlem'i görünce 'işte Mavi' demiş ve rolü vermiş.


Haberin tamamı için : http://yenisafak.com.tr/Pazar/?t=19.10.2008&c=29&i=145544 (http://yenisafak.com.tr/Pazar/?t=19.10.2008&c=29&i=145544)
.

ALAN
12-12-08, 17:31
hafta içi saat 05.00 de hırsız polis var :) yuppiiiiii 05.05 de başlıyo 06:10 da bitiyo ve hiç reklam bile girmiyo ben 6. bölümüne rastladım izledim :D

ALAN
30-12-08, 18:11
bu kanal d nin ne yaptıgıda belli değil yaa şimdide 6:00 da başlıyor 7:00 de bitiyor