Tüm Versiyonu Göster : Mahsun Kırmızıgül
Dediğini yaptı: Ağlattı
"Babam ve Oğlum" nasıl dökülen gözyaşı miktarına indirgendiyse, "Beyaz Melek"in başarısının sırrı da burada... Nitekim Mahsun Kırmızıgül 1994'te işin formülünü koymuştu ortaya: Sanatçı ya ağlatmalı ya oynatmalı. Kafasını dinlemek isteyen Rodrigo dinlesin
Bir Portre
Asu Maro
Unkapanı'nın merdivenlerini tam yedi sene arşınlamıştı Mahsun Bazencir. Kırılıp dökülen hayallerini tekrar tekrar topladığı, horlandığı, bilendiği yedi yıl... Vazgeçecekken hep kendine verdiği sözü hatırladı, başarılı olmadan dönmeyecekti doğduğu topraklara. Öyle de oldu nitekim, "Dönüşü muhteşem oldu" Diyarbakır'a.
Hayata 10-0 yenik başlamıştır kendi tabiriyle. 13 yaşında evlenip 18'inde üç oğulla dul kalan annesi, hayatını sürdürebilmek üç karılı, 17 çocuklu Çerkez Bazencir ile evlenip Bingöl'e gelin gider. Ancak tez zamanda karnında dördüncü çocuğuyla döner Diyarbakır'a.
Yeni doğan bebeğe Abdullah adı verilir. Sene 1967'dir, karpuz zamanı. İlk kez 6 yaşındayken gördüğü babası daha 'Mahsun' adıyla yazdırır oğlunu nüfusa. Doğum günü ise 26 Mart olarak geçer kayda.
Babasının boşluğunu ağabeyleriyle doldurur. Hele hele en küçükleri Mahmut, onu Yılmaz Güney, Ferdi Tayfur, Orhan Gencebay filmlerine götüren gerçek bir kahramandır gözünde. 22'sinde elektrik çarpmasından ölen ağabeyinin adını, oğluna vererek yaşatacaktır Mahsun ilerde.
Kendisini taş ocağında çalışarak büyüten annesine de çok düşkündür. Beş yaşında ilkokula başladığında hala meme emmektedir, annesi de gelir oğluyla beraber okula, teneffüslerde emzirmeyi sürdürür onu. Ve Mahsun, müdürden ilk azarını bu yüzden işitir.
İkinci meme azarı!
İkinci 'müdür azarı' ortaokulda ve gene 'meme' temalıdır. "Tombul Tombul Memeler" türküsünü söylemektir kabahati bu kez... Orta 3'te ise ondaki cevheri keşfeden Almanca hocasından "Sen çok büyük bir sanatçı olacaksın" sözlerini işitir.
Sesinin güzelliğine böylece ikna olan Mahsun, 1983'te Diyarbakır Karpuz Festivali'ndeki yarışmada birinci olur. Bir yıl sonra, çaycılıktan kazandığı parayı cebine koyup gittiği Mersin'deki ses yarışmasından gene birincilikle döner. Ödülün üstüne bisikletini satarak ek yapar ve bir kaset doldurur kendisine. Otobüs şoförü bir yakınları, o amatör kaseti İstanbul'a, Güneş Plak'ın sahibi Mustafa Güneş'e götürür. Kısa süre sonra Mahsun yola düşmüştür. Başarmadan dönmeyeceğine söz vererek...
Mustafa Güneş'le dört kasetlik bir anlaşma imzalar. Bütün hayatını onun ellerine teslim eden bir anlaşma. İlk iş de soyadı değişir zaten, ondan habersiz. Kasetinin ilanında görür "Mahsun Kırmızıgül" adını. "Böyle soyadı mı olur, neonlara sığmaz!" diye dertlenir.
Sekiz tutmayan kaset, kötü otellerde yatıp kalkmalar, sigara - çiğ köfte satarak üç beş kuruş kazanmalar, itilip kakılmalar derken Mustafa Güneş'ten işittiği "Biz hancıyız, sizler yolcusunuz, senden bir b.. olmaz..." sözü, milat olur onun için adeta. Onu utandırmayı koyar kafasına. İTÜ Devlet Konservatuvarı'na girer önce. Bu arada evlenmiştir de. 'Gölgem' adlı bir oryantalle. Oğulları Mahmut doğar, yolları ayrılır. Şöhret olma umudu ise gitgide silikleşmektedir. Unkapanı'nda Hilmi Topaloğlu'yla karşılaşana kadar... Beraber yaptıkları ilk albüm "Nilüfer", 13 binde kalır. Morali iyice bozulur Kırmızıgül'ün.
Tatlıses'le ters düştü
Şeytanın bacağını 1993'te "Alem Buysa Kral Sensin" ile kırar. Şarkıyı duyduğu anda "Oğlum sen artık zenginsin" diyen Hilmi Topaloğlu haklı çıkar. Albüm 800 bin satarken, gün, bir zamanlar Diyarbakır'ın Kore Mahallesi'nde "Ayağında Kundura"yı dinleyip ağlayan, "Acaba bir gün ben de...?" diyen çocuğun günüdür artık.
Şöhrete kavuşur kavuşmaz ilk ters düştüğü isim de İbrahim Tatlıses olur. Ona olan saygısından söz ederken sürekli "Ben 25 yaşındayım, o 48" der, "Genç kızlar artık benim posterlerimi asıyor duvara, ben Tatlıses'i niye kıskanayım ki?"
Ona göre, "Alem Buysa..."yı sattıran, şarkıdaki slogan değil, yüreğindeki sevgi, barış ve kardeşliktir. O gün bugündür dilinden düşürmeyeceği ve ikinci albümündeki "Kardeşlik Türküsü"yle adeta patentini alacağı üç kavram.
Hiçbir partiye yakın duramaz, 'kardeşlik partisi'nden yanadır. Ama ANAP'la seçim gezisine çıkar. İHD "Kardeşlik Türküsü"nü söylemesini istediğinde ise reddeder, "Sol kesimin olduğu yer. Sola da sağa da mal edilmek istemem" diyerek.
Neticede "Kardeşlik Türküsü" de, onu izleyen "İnsan Hakları" da 1 milyondan fazla satar. 'Barış ve dostluk' kazanır da kazandırır da... "Yıkılmadım Ayaktayım" ise tam bir fenomen olur. Bir taraftan da "Bebeğim Benim" gibi "Sevdalıyım" gibi 'delikanlı' aşk şarkılarını da ihmal etmez. Kliplerinde sarı saçlı kızlar, havuz başları, tropikal adalar onu bekler.
Nitekim hayatından da Cansel Özzengin gibi, Seda Sayan gibi sarışınlar gelip geçer. Ama hiçbir sevgilisiyle ortalığa çıkmaz. "Bu hazzı hiçbir kıza yaşatmadım. Kadınlar suyunu çıkarana kadar kullanırlar adamı" diye açıklar durumu.
Lahmacun değil pizza
En çok son sevgilisi Bade İşçil'le görülür. Ayrıldıktan sonra birlikte lahmacun değil İtalyan yemeği yediklerini, İşçil'e Paris'in lüks lokantalarını tanıttığını öğreniriz. Bir zamanlar belediye otobüslerinden zengin arabalarına "Şerefsizin oğlu, kim bilir nasıl kazandı bu parayı" diye küfreden Mahsun ona bakan 'gariban'ların "Sana yakışır, aslanım benim" dediklerine inanır. Onların yerine de yaşıyordur adeta...
1995 - 2001 Prestij Müzik'te 'patronluk' dönemidir. Edip Akbayram'dan Alişan'a, Özcan Deniz'den Küçük Onur'a sayısız isim gelir geçer bu 'aileden'. Kırmızıgül, 2001'deki ekonomik krizle beraber yüklü bir borçla ayrılır şirketten. Krizin hediyesi tam zamanına rasgelen "Ülkem Ağlar" şarkısıyken, 2002 tarihli "Yüzyılın Türküleri" de Prestij'le yaptığı son albüm olur.
Kaçınılmaz son
Bu arada şarkıcı - aranjör - yapımcı Mahsun'un yanı sıra bir de oyuncu Mahsun girmiştir hayatımıza. Yılmaz Güney pozları veren... "Alem Buysa" ile başlayarak her tutan şarkısının adını taşıyan bir dizi yapmıştır... "Hemşerim", "Bu Sevda Bitmez", "Yıkılmadım"... Setler aynı zamanda okuludur. Giderek 'klip yönetmeni' olarak da anılmaya başlar...
Ve işte kaçınılmaz son: Mahsun Kırmızıgül artık sinema yönetmeni. Bir 'duayenler takımı'nı oynattığı "Beyaz Melek" üç haftada 800 bin izleyiciyi geçti. Ana haber bültenlerinde filmden ağlamaktan katılarak çıkanları izliyoruz. "Babam ve Oğlum" nasıl dökülen gözyaşı miktarına indirgendiyse, "Beyaz Melek"in başarısının sırrı da burada. Taş olsan ağlıyorsun, yapacak bir şey yok. Ve sonuç:
"Ağladım, öyleyse beğendim".
Nitekim Mahsun Kırmızıgül daha 1994'te işin formülünü koymuştu ortaya: "Sanatçı ya ağlatmalı, ya oynatmalı. Kafasını dinlemek isteyen Rodrigo dinlesin."
milliyet
Beyaz Melek usta işi bir film
Tufan TÜRENÇ/hürriyet
AYLAR önce Mahsun Kırmızıgül’le bir konserde karşılaştım. Heyecandan yerinde duramıyordu.
"Öyle bir film yaptım ki inanamayacaksın. Kasım ayında galası var, seyredince çok beğeneceksin" dedi.
Yarattığı yapıtın kusursuz olduğuna yürekten inanıyordu. Bu inancın verdiği güvenle konuşuyordu.
Merakla beklemeye başladım filmi.
Daha sakin bir kafayla izlemek için galasına gitmedim.
Bir pazar günü izledim.
Özellikle belirtmem gerekir ki, Beyaz Melek yer yer soluk kesecek kadar çarpıcı bir film olmuş.
Anlaşılıyor ki, Mahsun’un içgüdüsel bir sinema yeteneği var.
Sinemacılar, yetenekli aktör ve yönetmenler için "Hayvani yanı var" derler.
Örneğin, ünlü yönetmen Elia Kazan anılarında, efsanevi aktör Marlon Brando’yu şöyle anlatır:
"Ona nasıl oynayacağını hiçbir şekilde anlatmanıza gerek yok. Çünkü Marlon, o hayvani yanıyla sizin istediğinizden çok daha mükemmel oynar rolünü."
İşte ben Beyaz Melek’i izlerken Mahsun’un bu "hayvani yanını" keşfettim.
* * *
Aynı zamanda filmin senaryosunu da yazan Mahsun, öyküyü inanılmaz insani ilmeklerle oya gibi örmüş.
Bizim çocukluğumuzda hiç bilmediğimiz, ancak günümüzde giderek yayılan yaşlılardan kurtulma dramını, sinemanın dilini ve görüntü gücünü kullanarak anlatmayı başarmış.
Bu sıcak insan öyküleriyle dolu filmde zaman zaman gülüyorsunuz ama daha çok hüzünlü bir girdabın içine yuvarlanmaktan kurtulamıyorsunuz.
Hem gülerken, hem de ağlarken, film sizi sıcacık sarıp sarmalıyor.
Filmdeki başlangıç planları, Tuz Gölü, Diyarbakır’daki karşılama, cirit gösterisi gibi sahneler, Hollywood ustalığı ve birikimiyle çekilmiş sanki.
Çok çarpıcı.
Müzik ise tartışmasız harika.
* * *
Oyunculara gelince...
Mahsun Kırmızıgül ve kardeşi rolündeki Sarp Apak çok başarılı.
Babayı oynayan Arif Erkin, konuşmadan da olağanüstü bir kompozisyon çizilebileceğini gösteriyor.
Köyünde her dediği kanun olan güçlü bir ağanın kansere yakalanarak nasıl çaresizlik içine düştüğünü sadece bakışları ve yüz mimikleriyle anlatma ustalığını yakalıyor.
Yıldız Kenter, Erol Günaydın, Gazanfer Özcan, Nejat Uygur, Toron Karacaoğlu, Lale Belkız, Tomris Oğuzalp...
Türk tiyatrosunun bu ustalarını anlatmaya gerek yok.
Hepsi filme değer katmışlar.
Ben bu ustaları gençken de çok izledim sahnelerde. O zamanlar da Türk tiyatrosunu sırtlarında taşıyorlardı.
Şimdi hepsi yaşlanmışlar.
Ama oyunculukları, yani o "hayvani yanları" dipdiri ayakta duruyor.
Toron Karacaoğlu, 1960’lı yıllarda Türk sinemasının pek çok jönünü konuşurdu.
Abdurrahman Palay, Hayri Esen ve Toron Karacaoğlu dublajın krallarıydı.
Toron Karacaoğlu’nun sesi hálá yıllara meydan okuyor. Sesinin tınısı güzelliğinden hiçbir şey yitirmemiş.
Bir de Yıldız Kenter’in Tuz Gölü’nün kenarındaki ölüm sahnesi ne kadar doğaldı.
Genç oyuncular bu filmi bir ders gibi tekrar tekrar izlemeliler.
Mahsun bu başarıyı burada noktalamamalı. O "hayvani yanı"yla yeni yapıtlar yaratmalı.
Hanımağa evlendirecek
Murat ÇORAKBAŞ
Fragman / Foto galeri "Beyaz Melek" filmiyle büyük ses getiren Mahsun Kırmızıgül, sahneye çıktığı düğünde evleneceğini öğrendi.
“Beyaz Melek” isimli filmiyle eleştirmen ve sinemaseverlerin beğenisini kazanan Mahsun Kırmızıgül, Ankara’da bir düğünde sahne aldı. Akka İnşaat ve Antalya’da dört otelin sahibi olan Celal Kahraman’ın oğlu Erdinç Kahraman, Azerbaycanlı Günay İbrahimov’la dünya evine girdi. Bilkent Otel’de gerçekleşen muhteşem düğüne çok sayıda önemli davetli katıldı.
Düğüne Fahrettin Aslan’ın eşi Arzu Aslan’la birlikte katılan Nadire İçkale, Mahsun Kırmızıgül’ün şakasıyla neye uğradığını şaşırdı. Nadire İçkale’nin oğlu Ozan İçkale ile çok yakın arkadaş olan Mahsun Kırmızıgül, Nadire Hanım’ın arkasından yavaşça yaklaşarak, bir anda Hanımağa’nın boynuna sarıldı. “Anne” diyerek hitap ettiği Nadire İçkale ile hasret gideren Kırmızıgül, Nadire İçkale’yi kendi annesi gibi sevdiğini söyledi. Nadire İçkale ise Kırmızıgül’e parmağını sallayarak “Seni de evlendireceğim” dedi.
Kırmızıgül, davetliler arasında bulunan Limak Holding’in ortağı ve Fenerbahçe Asbaşkanı Nihat Özdemir’e filme sponsor olduğu için teşekkür etmeyi ihmal etmedi. Kırmızıgül, geline de jest yaparak bir Azeri şarkısı seslendirdi. Gelin ve arkadaşları, piste çıkarak uzun süre Kırmızıgül’ün şarkıları eşliğinde oynadılar.
Azeri şahit bekletti
Genç çiftin nikah şahitliğini İçişleri eski Bakanı Abdülkadir Aksu, AKP Genel Başkan Yardımcısı Necati Çetinkaya, IC Holding’in sahibi İbrahim Çeçen ve gelinin en yakın arkadaşı Günel Eliyeva, üstlendiler. Şahitlerden üçü, gelin, damat ve nikah memuru masada hazır bulunmalarına rağmen 4. şahit Günel Eliyeva, ancak üçüncü anonsta nikah masasına gelebildi. Abdülkadir Aksu, Necati Çetinkaya ve İbrahim Çeçen de Azeri şahidi merakla beklediler. Güzel şahit masadaki yerini alınca nikah kıyılabildi.
!! Elyf !! 18-12-07, 01:29 http://img155.imageshack.us/img155/5762/89076844wn9.png (http://imageshack.us)
Kaynak : Sabah Gazetesi
!! Elyf !! 21-12-07, 03:20 http://aycu25.webshots.com/image/36944/2003183965069856083_rs.jpg (http://allyoucanupload.webshots.com/v/2003183965069856083)
Kaynak : Sabah Gazetesi
Bu film beni hasta etti
Senaryosunu yazıp yönettiği, aynı zamanda başrol oynadığı "Beyaz Melek" filmi ile son zamanlarda adından sıkça söz ettiren Mahsun Kırmızıgül, sessizliğini Kelebek için bozdu: "12 ay bu filmle yatıp kalktım. Uykumda bile film çektim,
kurguladım, müzik yaptım. İnanın çok yoruldum. Panikatak oldum. Ama elde edilen başarı bu yorgunluğa değdi. Film, 4'üncü haftasında 1.5 milyon gişe yaparak 2007'nin en çok izlenen filmi oldu."
İlk sinema filmi "Beyaz Melek"le büyük başarı elde eden Mahsun Kırmızıgül, hakkında çıkan eleştirilere Kelebek aracılığıyla yanıt verdi. Kırmızıgül, "12 ay bu filmle yatıp kalktım. Uykumda bile film çektim, kurguladım, müzik yaptım. İnanın çok yoruldum. Panikatak oldum. Ama elde edilen başarı bu yorgunluğa değdi" diyor.
Kaynak : Hürriyet
BEYAZ MELEK, ZAZACA’NIN KONUŞULDUĞU İLK FİLM
O zaman, "Mahsun Kırmızıgül de sinemacı oldu ya!" diyenlere bir sözünüz vardır...
- Onlara bir şey söylemem gerekmiyor. 4. haftasında 1.5 milyonu geçen "Beyaz Melek", 2007’nin en çok izlenen filmi oldu. İzleyici zaten her şeyi söylüyor.
Mahsun Kırmızıgül’e karşı hep bir ön yargı var. Bunu, filminizde oynayan bazı oyuncular da dile getirdi. Acaba "Beyaz Melek" bu önyargıları yıkmış mıdır?
- Bilmem, umurumda da değil zaten. İnsanoğlu yaradılış olarak ne yazık ki, hep önyargılı olmaya meyillidir. Bana karşı bazı kesimlerde bir önyargının olduğunu biliyordum. Özellikle filmi çekmeye başladığımda kimileri burun kıvırıp ciddiye almadılar. Neden almadıklarını düşündüğümde, bunun bugüne kadar var olduğum müzikal kimliğimden kaynaklandığını fark ettim. İnsanların ne dediği ile ilgilenmiyorum. Ben yarınlarda yapacağım projeleri tasarlamaya ve düşünmeye başladım bile...
Peki, "Ağlatarak gişe yapmaya çalıştığı için filmin her karesine bir dram koymuş" eleştirilerine ne diyeceksiniz?
- Bunu söyleyenlere katılmıyorum, filmin her karesinde dram yok. Ben bu filmde hayatın gerçeklerini anlattım. Filmde komedi de var, dram da... Gözyaşları silinir, komiklikler unutulur ama "Beyaz Melek"teki bazı sahneler, seyredenler tarafından asla unutulmayacaktır. "Beyaz Melek"te amaçladığım gişe başarısı değildi. Verdiğim mesajların doğru yerlere gitmesiydi, gittiğine de inanıyorum.
Kaynak : Hürriyet
çok güzel ya sağolun anneniniz 90lı yıllarda gitmiş galiba.saçı 90lardaki gibi.
alone_tguti 29-12-07, 23:02 Ben Düper Bir Oyuncu Beyaz Melek Le Oyunculugunu Kanitladi Artik Yeni Bati Formatinda Bir Dizii Cekmesi Lazim.]http://img412.imageshack.us/img412/2571/86947049iv9vn7.th.png[/URL]
nanbo29 istegi üserine bir kas imza daha etim
http://img166.imageshack.us/img166/6969/64888805xb9.bmp
http://img247.imageshack.us/img247/4117/95547050di3.bmp
http://img247.imageshack.us/img247/483/84640680zl7.bmp
http://img293.imageshack.us/img293/7117/26480684mw2.bmp
http://img295.imageshack.us/img295/2392/97577666po5.bmp
http://img246.imageshack.us/img246/3986/43121949pz4.bmp
http://img169.imageshack.us/img169/4425/98237158yr5.bmp
http://img169.imageshack.us/img169/8599/30126366jg1.bmp
çok güzel imzalar sağolun.
Nesiller buluşuyor, çok da güzel oluyor...
Hakan TARTAN
Siyasi Partilerin siyaset dışında da iş yapmaları çok güzel.
Yani... Halka inmeleri... Onunla bütünleşmeleri...
Çağdaş ülkelerde bunun sayısız örnekleri var.
Biz de ise yeni yeni.
Hani zaman zaman "kadın eli" diyoruz ya...
Bazen kadın eli ile.
Nitekim AKP’nin "Nesiller Buluşuyor" projesinde olduğu gibi.
Hem doğru bir yaklaşım, hem çağdaş bir tavır, hem de kadın eli.
Hepsi bir arada.
"Nesiller Buluşuyor" AKP’nin Sosyal İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, İzmir Milletvekili Prof. Dr. Hükhet Hotar’ın bir projesi.
İlki İstanbul’da gerçekleşmişti.
Birçok önemli isim bir araya gelmişti.
Anımsadıklarım; ünlü sanatçılarımız Sezen Cumhur Önal, Nejat Uygur ve Çolpan İlhan, uluslararası gururumuz Prof. Münci Kalayoğlu, Deprem Dede Prof. Mete Işıkara.
Amaç; gençler ile yaşlıları bir araya getirmek.
Sadece kaynaşma mı? Deneyimlerin aktarılması, güzelliklerin paylaşılması...
Sonra birlikte, geleceğe umutla bakmak. Gereksinimleri ortaya koymak. Dayanışmayı çoğaltmak.
Belli bir yaşın üzerindeki insanların yaşama, sosyal aktivitelere katılımını çoğaltmak...
Gençlik güzel de...
Sonrasında yaşlılık günleri...
Hani Orson Welles’in o çok sevilen şarkısında olduğu gibi:
"Ben gençlik ne demek biliyorum / Ama sen yaşlılık ne demek bilemezsin".
Ne zaman dinlesem o şarkıyı içimden bir şeyler koparır, gözlerimde iki damla yaş belirir.
Çevremdeki insanları düşünürüm, sevdiklerimi.
Var olanları, yitirdiklerimi.
Bazen derin bir özlemdir, bazen tatlı gülümseme.
Ne güzel şeylerdir Onlardan bize kalan.
Sıcaklık, sevgi... Hoşgörü, sabır...
Oooo, neler neler...
Her geçen gün bazı değerler yitirilse de...
Gelenekler, görenekler zayıflasa da...
Saygı, sevgi, paylaşım zaafa uğrasa da...
İzmir’de Başbakan Tayip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleşen 2. buluşma galiba pek de hak ettiği yankıyı bulamadı.
Başka demeçler, değerlendirmeler biraz gerilere mi itti bu güzel projeyi?
Belki haberler de, belki yorumlar da öyle, ama...
Gönüllerdeki yeri; "birincilik".
Bu kesin!
İzmir’deki "nesiller buluşması"nın da ünlü konukları vardı:
Büyük tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, ünlü sanatçı Tomris Oğuzalp, Prof. Dr. Rüveyde Bayraktar, Doç. Dr. Nihat Hatipoğlu...
Ve Mahsun Kırmızıgül.
Yaşlılara sevgi ve saygı gösterilmesi sorumluluğunu hatırlatan, hepimizi göz yaşlarına boğan, duygulandıran "Beyaz melekler" filminin yürekli yapımcısı...
Nesiller’in buluşması ne güzel.
Manevi değerlerdeki coşkunluk. İnsanı insan yapan özelliklerin patlaması...
Kimi milletvekili boyuna demeç verir, her konuda...
Eser, gürler, halkı kandırdığını sanır. Bir işe yaramaz!
Kimi de hizmet verir, sevgi elini uzatır.
Hatırlar, hatırlatır, anar, paylaşır.
Nükhet Hotar’ın yaptığı gibi.
Ve bu güzellik hiçbir zaman unutulmaz.
Çağdaş Türk kadınına yakışan bir tavır olarak tarihteki yerini alır.
Bravo Nükhet Hocama...
Yeni Nesiller Buluşması nerede olacak, dersiniz?
Yani... Yeni sevgi buluşması...
Mahsun sinemacı olarak rüştünü ispat etti
Sinan Çetin'in, Mahsun Kırmızıgül'ün beş yıl önce hikayesini yazıp kendisine teslim ettiği 'New York'ta Beş Minare'nin yönetmenliği için yine Kırmızıgül'ü düşündüğü söyleniyor..
'New York'ta Beş Minare' adlı sinema filmi ilk kez bundan 5 yıl önce gündeme gelmişti. Filmin hikayesini yazan Mahsun Kırmızıgül; Sinan Çetin'den, 'New York'ta Beş Minare'nin yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlenmesini istedi. Çetin de, hikayeyi beğenerek 'Çekilebilir' onayını verdi. Daha sonra 'New York'ta Beş Minare'nin haklarını alarak, filme çekmeye karar verdi. Bunun üzerine senaryo yazıldı ve oyuncu kadrosu kuruldu. Başroller için de Mahsun Kırmızıgül, Mazhar Alanson, Şahan Gökbakar ve Fransız oyuncu Jacqueline Bisset'nin adı geçiyordu. Ne var ki, Sinan Çetin'in diğer filmleri 'Komser Şekspir' ve 'Banka' araya girince, filmin çekimlerine bir türlü başlanamadı. Sinan Çetin, geçtiğimiz haftalarda 'New York'ta Beş Minare'yi yeniden gündeme getirdi ve filmin çekileceğini açıkladı. Yönetmenliğini de, kendisinin yerine bir başkasının yapacağını belirtti. Çetin'in yönetmen olarak aklındaki isimler ise; Mahsun Kırmızıgül ve Mustafa Altıoklar.
TEK EKSİK OYUNCULAR
Mahsun Kırmızıgül'ün, 'New York'ta Beş Minare'nin yönetmenliğine aday olmasında 'Beyaz Melek'in payı büyük. Çünkü Sinan Çetin'e göre Kırmızıgül, 'Beyaz Melek' ile sinemacı olarak rüştünü ispat etti. Şu anda filmin tek eksiği oyuncu kadrosu.
Kaynak:sabah.com.tr
adammış da haberimiz yokmuş."
Gerçekten haberimiz yok muydu yoksa biz farkına varmamak için çaba mı sarf ettik? Onu bir magazin objesi olarak görmek isteyişlerimiz; dip duygularını, suyun altında kalan meziyetlerini ıskalamamıza sebep mi oldu ne dersiniz?
İŞTE 'ÖBÜR' MAHSUN
Kendi payıma onun farklı bir adam olduğunu keşfedişim eskidir. Dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım ama ben de kıramadım meslektaş çerçevelemesini.
Sadece bir kaç kez görebildiği babasının ölümünden sonra "Babanı anlat" demiştim ve anlatırken kullandığı dil-duygu zenginliği bugün Beyaz Melek'i beceren adamın ipucuydu.
Bir göz atın:
ANADOLU ADAMI
- Rahmetli babanı anlatır mısın Mahsun?
- Köklü bir ailenin oğluydu. Mert, dürüst, kendi kurallarına göre yaşayan tam bir Anadolu insanı. Belki beni yetiştiremedi, onu çok iyi tanıma fırsatı bulamadım. Çünkü annem bana hamileyken Diyarbakır'da babamla ayrılmışlar. Ben resmi nikahsız doğan bir çocuğum. Babamın 4 eşi vardı. Yaklaşık 18 kardeşi büyütmüş ve o 18 kardeşin içinde çok sanatçı var. İkisi resim sanatçısı, biri mühendis, çok güzel yapılara imza atan bir isim. Diğer bir abim öğretmen, eğitmen Mersin'de.
ÇERKEZ EFENDİ
- Tahsilli bir adam mıymış baban?
- O zaman Bingöl'de okuma yazma oranı yüzde 2'lerde-yüzde 3'lerdeymiş Savaş Abi. 50-100 kişi okuyup yazabilirmiş. Ve bunlardan biri de babammış. Devletin tahsildarıymış. Köy köy dolaşıp o zamanki vergileri toplayan memurmuş. "Çerkez Efendi" derlermiş ona. Belki de onun kendine göre, dini kavramlarına göre, inançlarına göre dul kadınları sahiplenip onlara aş vermek, düşünüyorum bir sosyal yaraydı belki o dönemlerde. Annem ilk amcamla evlenmiş. 3 çocuğu var. Kocası bir gün çığ altında kalıp ölüyor. Dul kalan anam 3 çocuğuyla birlikte Bingöl'e taşınıyor kendi annesine. Babam o sıra hastanede ayniyat muhasırı. Annemi de orada tanımış. Dul olduğunu görünce, "Ben evliyim ama istersen Allah'ın emriyle gelip kızını isteyeyim" diye haberci göndermiş neneme. Nenem de "Gel iste" demiş. Böyle evlenmişler. Evlendikten 6 ay sonra annem demiş ki: "Bey biz seninle gene karı koca olalım ama ben çocuklarımla artık ekmeğimin peşinde Diyarbakır'a gideyim, çünkü benim 3 çocuğum var.
'YANINA OTURDUM'
- Ayrılış böyle anlaşarak oluyor yani?
- Evet. Ayrıldıktan yaklaşık 4 ay sonra ben dünyaya geliyorum. Sonrasında babamı ilk 7 yaşımda gördüm. Çok heyecanlanmıştım. Bir cam düşün, ortasını işte çerçeveler bölmüş, dikdörtgen böyle. Oradan böyle köşeden babama baktım, siyah saçları, zaten kendine çok bakardı, ilk orda gördüm, sonra dayanamadım anneme dedim ki: "Ben babama gitmek istiyorum." Ve 1976'ydı herhalde. Babamın evine gittim. İlk defa yanına oturdum. Beni öptü. 1 yıl sonra götürdü ayakkabı aldı bana. Bir pantolon almıştı. Abilerim de çok pantolon almıştı ama onun alması çok farklı oldu.
'ANAN İYİ KADIN'
- Az gördün ama ağır iz bırakmış baban?
- Çok hem de. En büyük saygınlığı çocuklarıyla yüz göz olmamasıydı. Çapkınlıklarını, arkadaşlıklarını... Ben babamı ilk bir de askere giderken işte, 22-23 yaşındaydım o zaman. Evine gittiğim zaman hiç unutmam. Öbür kardeşlerimle içerde oturuyoruz, sabah kahvaltısı yapıyordu. Sabah kahvaltısında sadece erkeklerle otururdu. Abilerimle ama. Çocuklar oturmazdı mümkün değil. Abimin biri işte, mühendisti, diğeri öğretmen olan Adil'le, Remzi hep karşısında otururdu. Beni de aldı yanına ilk defa. "Sende emeğim yok. O yüzden şimdi yanımda oturuyorsun. Annen de çok iyi kadın" dedi. Şaşırmıştım ama meğer anamla gizli gizli görüşmüşler. Heeep görüşmüşler... Yıllarca.
Savaş Ay (Takvim Gazetesi)" savaş ay
KENAN ERÇETİNGÖZ'ÜN HAZIRLAYIP SUNDUĞU 'YÜZ YÜZE' CANLI YAYINLA EKRANLARA GELDİ..ERÇETİNGÖZ'ÜN BU HAFTAKİ KONUKLARI MAHSUN KIRMIZIGÜL VE YEŞİM SALKIM'DI..
Yönettiği 'Beyaz Melek' ile adından övgüyle bahsettirden Mahsun Kırmızıgül programın ilk konuğuydu..
‘Beyaz Melek çok iyi tutuldu sayı iki milyona yaklaştı.. Bir ABD filmi ile yarışmaktansa Türk filmi ile yarışmak daha iyi’ diyen Mahsun Kırmızıgül, “Sinemada geçen yıla göre kayıp var.. Ama iyi bir rakama ulaştık” dedi..
1991 yılında Kenan Erçetingöz’le Şişli’de tanıştığını söyleyen Kırmızıgül, “18 Ocak - 9 Şubat arası gişe gelirinin yarısı huzurevlerine bağışlanacak. Proje sırasında Kültür Bakanlığı destek vermedi.. Ama film ortaya çıktıktan sonra bakan Nimet Çubukçu destek verdi.. Projeler yeterince okunmuyor.. Ama bundan sonra daha iyi okunacak” diye konuştu.
Annesiyle yaşadığını belirten Kırmızıgül, “Prestij müzik depreminde maddi olarak çok şey kaybettim ama manevi değerlerim vardı. Elimden tutan biri vardı; o da annemdi.. Babamı canlı yayında kaybettiğimi öğrendim. 2000 yılında.. Kafamda bu filmi çekmek vardı.. Uğur Dündar’ın sayesinde düşüncemi uygulamaya koydum..” dedi.
YEŞİM DE STÜDYODA
Mahsun Kırmızıgül'den sonra canlı yayında stüdyoya gelen ve oldukça keyifli olduğu gözlenen Yeşim Salkım, “Kulisten sizi izlemek çok iyiydi. Değişen yok, gelişen insan vardır. Mahsun da gelişen kişilerden. Ben de önce lahmacun yedim sonra Suşi. Filmi ne yazık ki seyredemeyen kişilerden biriyim..” dedi.
Salkım, 18 Ocak'tan sonra filmi izleyerek gişe gelirine etkisi olacağını belirtti.
YEŞİM'İN GÖZYAŞLARI
Yüz Yüze canlı yayını tüm hızıyla sürüyor..
Mahsun Kırmızıgül ile ‘Nemrut’un kızı’ türküsünü canlı yayında birlikte söyleyen Yeşim Salkım gözyaşlarını tutamadı…
2000 yılından sonra magazine girdiğini belirten Yeşim Salkım, “Evimde nikahsız erkek oturtmadım. Türkiye bunu istiyor. Mahsun erkek o yapabilir.. Ama ben yapmadım” dedi.
Araya giren Kenan Erçetingöz, “Mahsun senin sevgilin var mı, anlatır mısın?’ dedi. Mahsun “Bir şarkı söyleyeceğim. Gitmem lazım” diyerek konuyu kapatmaya çalıştı..
Yavuz-Burcu ayrılığına değinen Kırmızıgül, “Yavuz’u ilk kez bu kadar severken gördüm. Çok yakışıyorlar birbirlerine. Yavuz hakikaten iyi bir yüreğe sahip. Umarım barışırlar çünkü çok üzgün ikisi de” dedi..
Kenan Erçetingöz’ün özel sorularıyla köşeye sıkışan Mahsun Kırmızıgül, stüdyoyu kaçarcasına terk ederken Yeşim Salkım, canlı yayında Kenan Erçetingöz’e ‘yılın itirafları’nda bulundu..
ARMAĞAN ÇAĞLAYAN, MAHSUN KIRMIZIGÜL'LE RÖPORTAJ YAPTI; İKİLİ BEYAZ MELEK FİLMİNDEN TARTIŞILAN FOTOĞRAFA KADAR HER ŞEYİ KONUŞTU..
Başarılı televizyoncu Armağan Çağlayan, Beyaz Melek filmiyle çıkış yapan Mahsun Kırmızgül'le Vatan Gazetesi'nin Bizim Kahve eki için bir röportaj yaptı.. İşte o röportaj:
Mahsun Kırmızıgül’le röportaj yapmak için Ulus’taki film şirketinde buluşuyoruz. Doğal olarak yazıhanenin her yerini Beyaz Melek afişleri süslüyor. Eskiye oranla daha suskun, daha içe dönük biri olarak oturuyor karşımda... Aslında konuşmak istiyor... Konuşsa anlatacak çok şeyi var ama nedense frenliyor kendini... Bir otokontrol mekanizması geliştirmiş. “Söz gümüşse, sükût altındır” felsefesiyle hareket ediyor. Otokontrolünü kaybettiği zamanlarda ise sizi şaşırtacak kadar net cümlelerle çok “önemli”, çok “büyük” laflar ediyor..
Çocukluğunda da film izlemeyi sever miydin?
Sinemada oynayan hiçbir filmi kaçırmazdım. Özellikle Yılmaz Güney, Kartal Tibet ve Cüney Arkın filmlerini... Diyarbakır’da teyzemler televizyon alınca onların evinden çıkmaz olmuştum. TV’deki her şeyi seyrediyordum.
İlk kez sinemaya gittiğinde kaç yaşındaydın?
16...
Hangi filmdi?
Yılmaz Güney’in Umut filmi..
O zamanlar “Bir gün bu perdede benim çekeceğim filmler gösterilecek” öngörüsü var mıydı?
Sinema hep içimde var olan bir hayaldi. Tabii bu hayalim sadece oyunculukla sınırlıydı.
Peki nasıl oturdun yönetmen koltuğuna?
Bugüne kadar çok film teklifi geldi ama bir türlü kısmet olmadı. 4 yıl bir proje üzerinde çalıştık. O da kısmet olmadı. 4 yıl koca umut ve hayallerle geçince çok üzüldüm. Sonra kendimi toparlayıp Beyaz Melek’i yazmaya başladım.
Filmin kadrosu büyük ustalardan oluşuyor. Zor olmadı mı onlara rol göstermek?
Onların öyle kompleksi yok.
Bizim gibi değiller yani...
Tiyatro kökenli insanlar komplekse sahip değil. Birinci günkü konuşmamızdan sonra teslim oldular. Ne istedimse onu yaptılar. Bana çok yardımcı oldular. Hatta üzerine çok şey kattılar. İyi ki böyle bir film yapmışım. Yüz binlere konserler verdim, Beyaz Melek’te aldığım kadar tebrik ve dua hiç almamıştım. Siz de izlemişsinizdir. Bu film başka bir şey oldu.
Bülent Hanım’ın ağlamasından zaman zaman konsantrasyon sorunu yaşadım...
Öyle mi? (gülüyor)
Biz birlikte seyrettik de... Hıçkıra hıçkıra ağladı. Dönüp Bülent Hanım’a bakmaktan filmden koptum...
Beyaz Melek’in herkesin yüreğine dokunan bir film olduğunu düşünüyorum.
Daha az eleştirilmek için mi bu kadar usta isimlere yer verdin?
Bu filmde oynayan bir çok oyuncu maalesef sinemacıların unuttuğu değerlerdi. Bu kadro ile yola çıktığımda sektördeki birçok kişi bu filmin, bu kadro ile iş yapmayacağını konuşuyordu. Ben inandığım insanlarla inandığım filmi yaptım. Umarım bu yıl ustalar, festivallerden hak ettikleri ödülleri alır.
Senin için yapılan “Yeni Yılmaz Güney” benzetmeleriyle ilgili ne düşünüyorsun?
Yılmaz Güney olmak kolay değil. Yeri dolmayacak bir sinemacı. Ama hiçbir zaman başkalarına benzemek ve onlar gibi olmak gibi bir derdim olmadı.
Bıyıklı halinle yüzleşince, “Vay be nereden nereye” diyor musun?
Sonuçta eski olan da yeni olan da benim. Pişman olduğum, “Keşke yapmasaydım” dediğim o kadar çok şey var ki... Ama sonuçta yeniyken böyle şeyler oluyor. Sen de Popstar’da jüri üyeliği yapıyorsun. Oraya gelen gençlerin tek hedefi var. Çok tanınan ünlü bir sanatçı olabilmek. Onlara “Şöyle giyin, saçını şöyle kes” diyorsun. Senin dediklerine göre davranıyorlar. Bugün yıldız olan sanatçıların hayatlarına bakın, tüm bunlar vardır.
Hep birlerine kandık yani...
Ben o birilerine kandık derken birilerini asla eleştirmiyorum. O dönem onu gerektiyordu. Kırmızı, yeşil ceket giyiyordum. Çünkü o anda bana akıl veren insan kendi gördüğü doğruları ortaya koyuyor. Doğru mu yaptık, yanlış mı yaptık? Doğru olmasa bugünlerde olmayacaktık. O yanlışları yapmasaydık, belki doğruları bilmeyecektik. Onun için bütün yanlışları başkalarına mal etmiyorum. Ben de zaman zaman çok büyük hatalar yaptım. Ama önemli olan o yanlışları geride bırakabilmek. Bizler bir ileriye bakabilsek. Toplum olarak ileriye bakamıyoruz. Burada bir problem var. Biz daha ne olduğumuzu bilmiyoruz. Zaman zaman Doğulu oluyoruz zaman zaman Batılı oluyoruz. Zaman zaman Arap oluyoruz.
İşimize geldiği gibi...
Yani... Rüzgar hangi yönden eserse, oradayız. Ama şöyle de bir şey var. Son dönemde hep insanların kötü yönlerini örnek almaya başladık. Umarım bu değişir. Umarım ben de bundan sonra daha az hata yaparım. Çünkü belli bir yaşa gelince artık hata yapma şansınız da azalıyor.
‘Olgunluk çağına geldim’ diyorsun artık...
Bundan sonra gerçekten zor hata yaparım.
Beyaz Melek de bu olgunluk çağının bir ürünü galiba..
Aslında bu son 5-6 yıldır hata yapmamak adına bir değişiklik vardı. Ama bazen ne yapsanız kabul etmiyorlar. Mesela Seyşeller’de klip çektim. Sonuçta İstanbul’da çek çek nereye kadar? O bile eleştiriliyor. Kardeşim, Türkiye’de bu kadar güzel yerken varken, senin ne işin var orada? Hele sen bir de Mahsun Kırmızıgül’sen... Çok önemli bir şey söyleyeceğim sana...
Nedir?
O klip çektiğim yerlerde var ya, bir zamanlar Türkiye’den giden turist sayısı yılda 1500-2000 kişi iken şu anda her yıl 80-100 bin arası insan gidiyor oralara... Önemli bir rakam yani... Çünkü insanlara bir şeyler gösteriyorsun. Görsellik çok önemli. Bu konuda hep ilklere imza attım. Kendimi sürekli olarak yeniledim. Hem sound olarak, hem görsel anlamda, hem klip olarak. Beyaz Melek’le sinemada da farklı bir şey yaptık.
Şantaj olunca kendimizi soyutlama kararı aldık
Başta bütün sanatçılar magazinin içerisinde yer alıyor. Sonra araya bir “mesafe” giriyor. Şöyle mi bakılıyor olaya: “Başta kullanılabilir ama sonrasında kullanılmasa da olur.”
Yaptığınız projeyi gündeme getirmek istiyorsanız mutlaka magazini kullanıyorsunuz. Magazin de sizi kullanıyor. Tabii son 5-6 yıldır magazin Türkiye’de kabuk değiştirdi. İşin içerisinde para, reyting ve şantaj girince çok daha farklı bir boyuta ulaştı. Onun için biz de kendimizi soyutlamaya çalıştık. Açıkçası çok fazla da işin dışında gündeme gelmek istemedim. Aslında bu konuda konuşacak çok fazla bir şeyim de yok. Çünkü özelim benim özelim. Çok da iyi malzeme değilim.
Aslında onlar iyi bir malzeme olduğunuzu düşünüyorlar ki zaman zaman gerçekte var olmadığını söylediğiniz haberlerle de gündeme geliyorsunuz. Dava açıyor musunuz bu durumda?
Türkiye’de özellikle son 10 yıldır star diye dolaşan birçok sanatçı magazincilerin eteğinde... Bu ahbap-çavuş ilişkilerinden dolayı sanatçıların çok büyük zarar görüyor. Mesela ben tedbir kararı aldırdım. Bir kanalın magazin programı 2.5 yıldır adımı, soyadımı, şarkılarımı ve görüntülerimi kullanamıyor. Ama bütün sanatçılar o programlara çıkabilmek için...
Sıraya giriyorlar...
Evet aynen öyle. Bu çok acı bir durum. Hem de Türkiye’nin en sevilen sanatçıları bunlar... Zaten artık yavaş yavaş tükeniyor. Çünkü insanlar aynı şeylerden, aynı yüzlerden sıkıldı.
Ortalarda görünmemenizin nedeni bu mu? Yoksa bu stratejinin bir parçası mı?
Strateji değil, arınmak...
Yoruldun mu?
Yoruldum çünkü artık uğraşmak istemiyorum.
Ünlü olmak insanı galiba asosyal yapıyor galiba...
Yerine göre aslında. Çok da asosyal bir yaşamım yok.
Haberlerde anneme tercümanlık yapıyorum
Ortalarda yeni bir fotoğrafın dolaşıyor... (PKK bayrağı önünde çekildiği iddia edildiği fotoğrafla ilgili olarak)
Aşka Sürgün için gittiğim Kuzey Irak’ta, protokol VIP salonunda, gazetecilerin olduğu bir ortamda çekilmiş bir resim.
Fotomontaj mı?
Fotomontaj değil. Fotoğraftaki K. Irak bayrağı... Niye böyle bir şey yapıyorlar anlayabilmiş değilim. Vallahi hiçbir başarı mükafatsız kalmıyor yani... Her film yaptığımda ya da yeni kaset yaptığımda önüme çıkıyor. Herhalde bu da böyle bir şey... Yine çıktı mesela... Ya ben yola çıktığımda da çocukluğumda da hayatımda çok büyük siyaset yoktu. Çünkü abilerim apolitik adamlardı. Zaten hiçbir zaman bu topraklara gerçek anlamda hiçbir zaman barış gelmedi. Yüzyıllardır bu topraklarda çatışma alabildiğince büyüdü. Sağ-sol tartışmaları bitiyor. Türk-Kürt tartışmaları başlıyor. O bitiyor, Alev-Sünni tartışmaları yaşanıyor. Bu ülkede insanlar huzurlu değiller... Ne aydınlar ne de meclistekiler bunu çözebildi. Beni de zaman zaman bu tartışmaların içerisine çekme çalışıyorlar.
Kürt kökenli misin?
Hayır, ben Zazayım.
Dilinizi konuşabiliyor musun?
Tabii, annem ve babamla Zazaca konuşuyorum.
Annen Türkçe bilmiyor mu?
Biliyor ama çok az biliyor. Mesela yıllardır haberleri izlerken anneme ben tercümanlık yapıyorum. Çünkü Türkçe’yi çok iyi anlayamıyor.
Peki huzursuz oluyor musunuz?
Hayır. Kimse beni olmadığım bir kalıba sokamaz ama neden beni bir kalıba sokmaya çalıştıklarını da anlamıyorum. Çünkü ben öyle bir adam değilim. Ben bu ülkeyi hakikaten çok seviyorum. Her zaman şunu söyledim. Atatürk olmasaydı, ülkenin Güneydoğusu da, ülkenin Batısı da sömürgeydi. Tabii bu duruma devletin bazı yanlış politikalarıyla da gelindi. Bu da ayrı bir tartışma konusu.
Benden arabesk film bekleyenler yanıldı
Galiba senden böyle bir film beklenmiyordu...
Benden beklenen türkü söylememdi. Müzikal, daha arabesk bir film beklediler ama yanıldılar.
Beyaz Melek’ten sonra sen kendini nasıl konumlandırıyorsunuz? Bundan sonra Mahsuh Kırmızıgül’ü daha sık olarak yönetmen koltuğunda mı göreceğiz, yoksa şarkıcı olarak mikrofon başında mı?
Şarkıcı deği, ses sanatçısı ya da yorumcu diyelim.
Neden? Kötü bir şey değil ki şarkıcı olmak...
Çünkü Türkiye’de herkes şarkıcı... Orhan Gencebay, sanata ömrünü vermiş. Ona şarkıcı diyebilir misiniz? Hayır. O bir sanatçı... Sinemayla müziği birbirinden ayıramazsınız. Çünkü ikisi de sanatın en önemli iki dalı bence. Açıkçası bu yıl albüm yapmayı düşünmüyorum.
Bir film daha var mı ufukta?
Sinema benim için macera değil. Müziği sevdiğim kadar çok seviyorum sinemayı. Zaten bu kadar çok sevmeseydim, insanların beğendiği bir film olmazdı diye düşünüyorum. Bundan sonrasını düşünmedim. Tabii sinemada devamlılık esastır. Bir film yapıp kenara çekilmeyi istemiyorum. Her iki yılda bir, elimden geldiğince yapmaya çalışacağım. Her şeyi ben yapacağım diye bir kriterim de yok. Çok iyi bir senaryo gelirse, sadece oyunculuk da yapabilirim. Çok iyi senaryo gelirse “al, çek” derlerse sadece yönetmenlik de yapabilirim.
vatan gazetesi
Mahsun müzikte değil sinemada kazandı
Mahsun Kırmızıgül; ilk filmi 'Beyaz Melek'le ticari anlamda büyük başarı sağladı. Film, bugüne kadar, Türkiye'de 1 milyon 910 bin, Avrupa'da 325 bin olmak üzere toplamda 2 milyon 235 bin kişi tarafından izlendi.
Yapımcının yüzü güldü
Kırmızıgül, yapımcısına, bugüne kadarki bilet satışından yaklaşık 3 milyon dolar kâr ettirdi. Buna televizyon yayın hakkı ve DVD satışından elde edilecek gelir de eklendiğinde, yapımcının filmden kârı 4 buçuk milyon doları bulacağı tahmin ediliyor. Kırmızıgül, geçen yıl çıkardığı 'Dinle' adlı albümünden ise yapımcısına sadece 210 bin dolar kâr ettirebilmişti.
Sabah
!! Elyf !! 06-02-08, 03:57 Türkücüden yönetmen mi olurmuş? (!)
40. SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) Ödülleri'nin aday listesi geçen hafta açıklandı. En İyi Yönetmen adaylarına baktım, Mahsun Kırmızıgül'ün adı yok. En İyi Film listesine baktım, Beyaz Melek yer almıyor. Tamam, film festivali jürilerinin daha "sanat ağırlıklı" bir bakışı vardır, bunu kabul ediyorum. Biraz üstten bakmayı, snob davranmayı, gişe hasılatı elde eden filmleri "piyasa" kategorisine koymayı pek severler. Ama bana göre yılın en fazla ses getiren, en çok konuşulan, en fazla hasılat elde eden, sosyal bir sorumluluğu hatırlamamızı sağlayan ve hatta bunun için yasa koyucuları bile harekete geçiren filmini ve onun yönetmenini ödüle layık görmemek, içinde yaşadığınız toplumu "görmemek" anlamına gelir. Belli ki bir "türkücünün", kameranın arkasına geçip, yönetmenliğe soyunması yadırganmış. Dahası, hafifsenmiş... Belli ki birileri "Mahsun'a yönetmen dersek, diğerlerine ne diyeceğiz?" kaygısına kapılmış. SİYAD'ın değerli üyelerinin bu ülkede sinema sanatına yön verecek, yenileri "cesaretlendirecek" en yetkin ve etkin kalemler olduğuna inanıyorum. Keşke Mahsun'u ve Beyaz Melek'i yok saymak yerine Diyarbakırlı bir türkücünün, sinema sanatı adına fedakarca ortaya koyduğu iyi niyetli çabasına biraz destek verselerdi. Belki o zaman Diyarbakır'ın çöplüklerinde ekmek toplarken, gözü bir gazete parçasına ilişip de, "Mahsun Kırmızıgül'e büyük ödül" yazısını görecek çocuğun gönlüne bir umut ışığı düşürebilirlerdi... Sakın yanlış anlaşılmasın. Amacım; bir sinema ödülü üzerinden etnik ayrımcılık yangınına benzin dökmek değil. Çabam; sanatın sınırlarını bu ülkenin coğrafi sınırlarına eşitlemek ve bir sinema gönüllüsünün, Zülfü Livaneli gibi bir örnek ortada dururken, sırf "türkü söylediği için" bu sanatın dışına iteklenmesini önlemek...
Kaynak : Sabah Gazetesi
mahsunn abii 06-02-08, 11:32 İki milyon kişi gördü SİYAD görmedi!
Türkiye'deki sinema yazarları 'Beyaz Melek'i görmedi! Bu yıl 40'ıncı kez dağıtılacak olan SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) Ödülleri'nde, Mahsun Kırmızıgül'ün yazdığı, yönettiği ve oynadığı 'Beyaz Melek', 'En İyi Film' ve 'En İyi Yönetmen' dallarında aday olamadı. 2007'nin en çok izlenen filmi olan ve hükümeti yaşlılarla ilgili yasa değişikliği yapma konusunda harekete geçiren filmin, SİYAD tarafından görmezden gelinmesi tepki çekti.
SADECE İKİ DALDA ADAY OLDU
Beyaz Melek' sadece 'En İyi Görüntü Yönetmeni' (Eyüp Boz) ve 'En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu' (Yıldız Kenter- Zeynep Tokuş) dallarında aday gösterildi. 55 SİYAD üyesinin, Mahsun Kırmızıgül gibi bir türkücünün yönetmenliğe soyunmasını yadırgadığı, "Mahsun'a yönetmen dersek diğerlerine ne diyeceğiz" kaygısına kapıldığı bu yüzden de filmi görmezden geldiği iddia edildi.
USTALAR İLK KEZ BİRARADA
SİYAD; adayları 2007'de gösterime giren 40 Türk filmi arasındanseçti. Erol Günaydın'dan Nejat Uygur'a birçok ustayı birarayagetiren Beyaz Melek' ise önemli dallarda aday olamadı.
kaynak : SABAH
ARENA - BEYAZ MELEK - 04.02.2008
http://img113.yehhe.com/images/4492Arena-BM_3.jpg (http://www.yukle.tc)http://img113.yehhe.com/images/1872Arena-BM.jpg (http://www.yukle.tc)
http://img113.yehhe.com/images/3793Arena-BM_1.jpg (http://www.yukle.tc)http://img113.yehhe.com/images/318Arena-BM_2.jpg (http://www.yukle.tc)
Ben, Mahsun Kırmızıgül'ü yakın takip etmiyorum, fakat elimde varken sizlerle paylaşmak istedim..
feritcaglayan 14-02-08, 22:33 haberler iicin tsk ettim
mahsunn abii 16-02-08, 13:55 OSCAR'da Şans Büyük!
2 milyon 230 bin kişinin izlediği 'Beyaz Melek' SİYAD ödüllerine aday gösterilmeyince yapımcıları Murat Tokat ve Levent Üngör ağır konuştu: Bu, Mahsun Kırmızıgül'e ilişkin önyargılarla verilmiş bir karardır!..
Geçen yılın en çok konuşulan filmi, yönetmenliğini Mahsun Kırmızıgül'ün yaptığı 'Beyaz Melek' oldu. Yaşlıların bakımına yönelik yasanın 'Beyaz Melek Yasası' adıyla TBMM'de görüşülmesine neden olan film, geçen hafta açıklanan SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) ödüllerine aday olmadığı için de çok konuşuldu. Filmin yapımcıları Murat Tokat ve Levent Üngör, 'Beyaz Melek' filmini anlattı.
* Yapımcılığını üstlendiğiniz ilk film 'Beyaz Melek'. Bu filmi yapmaya nasıl karar verdiniz?
Levent Üngör: Evet yapımcılığını üstlendiğimiz ilk film 'Beyaz Melek' oldu. Gerçekleşme hikayesine gelince... Aslında iyi bir proje arıyorduk, sıfırdan değer yaratan bir yapım şirketimiz olsun istiyorduk. Mahsun (Kırmızıgül) ile Avrupa turnesinde karşılaştık, bize hikayeyi anlatınca çok heyecanlandık ve 'Beyaz Melek'i çekmeye karar verdik.
MAHSUN'A GÜVENDİK
* İlk kez bir sinema filminde oyunculuk, en önemlisi de yönetmenlik yapacak olan birine nasıl güvendiniz?
Murat Tokat: Mahsun bu ülkenin en önemli starlarından biridir. Mahsun'a çok sinema teklifi gelmiş ama o gelen tüm teklifleri geri çevirmiş. Bize anlattığı hikaye karşısında büyülendik ve ona güvenerek yola çıktık. İyi ki yapmışız, Mahsun güvenimizi boşa çıkarmadı.
* Yola çıkarken, filmin iş yapmayacağını, zarar edebileceğinizi düşündünüz mü?
L.Ü.: Bütün sektör 'Beyaz Melek'in iş yapmayacağını ve bu filme yatırım yaptığımız için çok büyük zarar edeceğimizi düşünüyordu. Ama biz asla zarar edeceğimizi düşünmedik. Hayat risklerle doludur, kâr zararın kardeşidir. Hayatımızın kumarını oynadık. Zarar etseydik ilk ve son filmimiz olurdu.
* Filmin başarısından memnun musunuz?
L.Ü.: Film şansız bir dönemde vizyona çıktı. Milli maçların, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın şampiyonlar ligi maçlarının yoğunluğu yanında havaların güzel olması da bize en az 1 milyon seyirci kaybettirdi. Ama yine de maddi ve manevi açıdan son derece memnun olduk.
M.T.: Başta Mahsun Kırmızıgül olmak üzere emek veren tüm arkadaşlara teşekkür ederiz. Bizim için en sevindirici olay; yıllardır sinemaya gitmeyen insanların da sinemaya gelmiş olması.
* Filmle festivallere katılmayı düşünüyor musunuz?
M.T.: Evet, gönderdiğimiz birçok festival var. Katılabileceğimiz bütün festivallere katılacağız.
OSCAR'DA ŞANS BÜYÜK!
* Bu film Oscar'a gider mi?
L.Ü.: 'Beyaz Melek'i yeniden revize ederek festivallere hazırladık. Bugüne kadar Oscar'da Türkiye adına bir başarı elde edilmedi. Akademi ödülleri, Avrupa'da yapılan film festivallerinden daha farklıdır. 'Beyaz Melek', Oscar'a giderse şansı çok büyük olur. Özellikle konusu ile evrensel olan 'Beyaz Melek', müzikleri ile de kesinlikle ilk beşte olur.
* SİYAD, 2 milyon 230 bin kişiye ulaşan filmi sizce neden hiçbir dalda aday göstermedi?
M.T.: Bu tamamen Mahsun Kırmızıgül ile ilgili önyargılarla verilmiş bir karardır. 'Beyaz Melek'in afişinde yönetmen olarak başka bir isim olsaydı, film SİYAD'da en az 10 dalda aday gösterilirdi. Komik ama filmin; klasik çevrelerin bile şapka çıkarttığı, Prag Senfoni Orkestrası'nın, Gasparyan'ın ve ünlü keman virtüözü Cihat Aşkın'ın da katkılarıyla gerçekleştirilen müzikleri bile ilk beşte aday değil!
ÖDÜLÜ HAK ETMİŞTİ
* Mahsun Kırmızıgül bu konuda neden susuyor?
M.T.: Ne söylemesini bekleyebiliriz ki? Haklı olarak susuyor. Doğru olan; halkın baş tacı ettiği Mahsun Kırmızıgül'e hak ettiği ödüllerin verilmesidir.
L.Ü.: Ayrıca unutulmamalı ki; bu, Kırmızıgül'ün ilk filmi.
* Sinema sektöründe gişe yapmayan filmlerin festivallerde ödül almaları konusunda ne düşünüyorsunuz peki?
L.Ü.: Kültür Bakanlığı ve Euroimages'dan aldıkları paralarla film çeken arkadaşların kaybedecek şeyleri yok. Ama sinemaya hayatını yatıran insanlar, yani biz ve bizim gibi deliler büyük çılgınlıklar yaparak film çekmeye çalışıyoruz. Eğer kaybetseydik hayatımız kararacaktı. Ama onların kaybedecekleri bir şey yok! Burada büyük bir adaletsizlik ve haksızlık var.
Levent Üngör: Biz 'Beyaz Melek'ten kazandığımız parayı sinemaya yatıracağımızın kararını, filmi çekmeden önce vermiştik. Sinemayı asla, tek atımlık bir ticari iş olarak görmüyoruz. Yeni projelere kapımız açık, herkesle çalışabiliriz. Bu yıl iki film çekeceğiz.
Kaynak: Sabah.com.tr
http://img110.imageshack.us/img110/7035/56668745cq8.jpg (http://imageshack.us)
http://img507.imageshack.us/img507/8739/55498916ty4.jpg (http://imageshack.us)
http://img507.imageshack.us/img507/8739/55498916ty4.10bae90ae2.jpg (http://g.imageshack.us/g.php?h=507&i=55498916ty4.jpg)
http://img86.imageshack.us/img86/9739/18555732nd7.jpg (http://imageshack.us)
http://img104.imageshack.us/img104/7626/53427972th6.jpg (http://imageshack.us)
feritcaglayan 01-03-08, 00:30 cok saol kardes resimler icin ilk resim cok muthis ya
sağol kardeşim bir yerden yeni buldum şu haberi haber çıktığı zaman neden görmedim ki.
Özcan ile Mahsun'un 7 farkı
08 Kasım 2007 Perşembe 11:32
Biri sosyete sevdalısı, diğeri ağlatma meraklısı... İşte aradaki 7 fark...
Bir zamanlar yakın arkadaş olan Özcan Deniz ile Mahsun Kırmızıgül arasındaki 7 farkı, Ahmet Hakan şöyle sıraladı;
BİR Özcan geçmiş günlerine sünger çekerken zerre kadar vicdan azabı çekmeyecek kadar zalimdir... Mahsun ise "Neredeydik / Nerelere geldik" şarkısını mırıldanmaktan asla vazgeçmeyecek kadar vefalı...
İKİ Mahsun’un bütün çabası "Sosyeteyi ağlatan Doğulu" olmak içindir. Özcan’ın bütün çabası ise "Tartışmasız sosyetik" olmak içindir.
ÜÇ Özcan eski günleri anımsamamak için kebapçıya adımını atmaz... Mahsun ise kebapçıda "Buraya da gelirim / Çin lokantasına da giderim" açıklaması yaparak durumu kurtarmaya çalışır.
DÖRT Özcan, sinema ve televizyondan elde ettiği yeni imajını Beyaz Türklerin büyük katkısına borçludur... Mahsun ise "Apolitik bir Yılmaz Güney" imajını tırnaklarıyla kazıyarak elde etmeye çalışır.
BEŞ Özcan "suşi" üzerinden yükselir... Mahsun ise kebabı "rizotto" üzerinden dengelemeye çalışır.
ALTI Mahsun ne kadar beyazlaşırsa beyazlaşsın, alnında oluşan kederli çizgilerin yaydığı arabesk tınının etkisinden kurtulamaz. Özcan ise dudaklarına kondurduğu çapkın kıvrımla çoktan kedere ve tasaya son vermiştir.
YEDİ Özcan öyle ya da böyle tatmin olmuştur, halinden memnundur. Mahsun ise adını koyamadığı bir derdin sahibidir.
Berrak'a Mahsun kıyak
01 Mart 2008 Cumartesi 17:29
Mahsun Kırmızıgül- Berrak Tüzünataç aşkı gün yüzüne çıkmaya başladı
Beyaz Melek filmindeki başarısıyla adından uzun süre başarıyla söz ettiren Mahsun Kırmızgül'ün, genç oyuncu Berrak Tüzünaç ile aşk yaşadığı ortaya çıkmıştı. Bu aşk dedikodularını yalanlayan Mahsun Kırmızıgül'ün yeni filmi 'New York'ta Beş Minare'de başrolü Berrak Tüzünataç'a vermesi ise aşk söylentilerinin yeniden doğruğa çıkmasına neden oldu..
Birliktelikleri konusunda ser verip sır vermeyen ikiliden Mahsun Kırmızıgül, çıkan aşk söylentilerini engellemek için 'Ben Berrak Tüzünataç'ın oyunculuğunu Elveda Rumeli adlı dizide gördüm ve beğendim Ardından teklifte bulundum' dedi.
Berrak Tüzünataç ile iş dışında görüşmediklerini söyleyen Kırmızıgül, 'Nisan ayının sonunda Amerika'da çekimlere gidiyoruz. Başarılı olacağımıza inanıyoruz' dedi.
takvim
magazinsel yönüyle değil de bu haberler filmin çekileceğine işaret umarım gerçektir.
Cengiz SEMERCİOĞLU csemercioglu@hurriyet.com.tr
Yumurta’dan gına geldi...
Önceki akşam yapılan SİYAD törenini görünce sinema yazarlarının kendilerini tatmin için ödül dağıttıklarına kesin inandım.
Yumurta 8 dalda ödül almış!
Yok artık daha neler!
En iyi film, yönetmen, senaryo ödüllerini verdiler...
Yetmedi!
En iyi erkek, en iyi kadın oyuncuyu da Yumurta’dan seçtiler.
Sinema yazarlarını bu da kesmedi...
Görüntü yönetimi, sanat yönetimi, en iyi kurguyu da Yumurta’ya verdiler.
Breh, breh, breh!
Altın Portakal’da da 5 ödül birden kazanmıştı film.
Bu kadar ödül adlığını gören de Oscar’lık bir film zannedecek Yumurta’yı...
Peki Türkiye’de almadık ödül bırakmayan filmi sinemada kaç kişi izlemiş?
34.000!
Yazıyla otuzdört bin...
8 hafta vizyonda kalıp, topladığı seyirci bu.
Elbette bir filmin iyi olduğunu sadece gişedeki durumu göstermez ama bu kadar ödül alan bir filmden de biraz izlenmesi beklenir.
Sinema Yazarları Derneği neredeyse bütün ödülleri verdi Yumurta’ya, bir tek Derya Alabora (Adem’in Trenleri) ve İlyas Salman (Sis ve Gece) yardımcı oyuncu ödüllerini aldılar her nasılsa...
SİYAD’a üye 50’ye yakın sinema yazarının üyesiyle belirleniyor bu ödüller.
Ancak ben sinema yazarlarının bu kadar lobici olmasına, sadece entelektüel filmlere prim vermesine şiddetle itiraz ediyorum.
Mesela o kadar usta oyuncunun rol aldığı, geçen yılın en çok izlenen filmi Mahsun Kırmızıgül’ün Beyaz Melek’i tek bir ödülü de hak etmez mi?
Adaylar arasında bile yok Beyaz Melek.
Çünkü Mahsun yönetmen sayılmaz çünkü Mahsun türkücü değil mi?..
Poplüler sinemaya bu kadar uzak duran, kendi kapalı dünyasında ödül dağıtan sinema yazarları dünyanın başka neresinde var acaba?
Hadi Mahsun’u geçtim...
Abdullah Oğuz’da mı yönetmen değil, geçen yılın en iyi filmi Mutluluk’u resmen görmezden geldi sinema yazarları.
Ayıp olmasın diye bir müzik ödülü verdiler Mutluluk’a, Zülfü Livaneli olmasa onu bile vermeyecekler belki..
Ya Fatih Akın’ın Yaşamın Kıyısında’sı...
Hiç Alman filmi demeyin, Altın Portakal’da yarıştı.
SİYAD ödül törenine gitmedim, sırf bunların yaşanacağını, ödüllerin böyle dağıtılacağını tahmin ettiğimden...
Onlar popüler sinemaya uzak durdukça ben de bu ödül törenine uzak durmaya devam edeceğim.
Sağlık kaosu
Şu sağlık konusunda ağır bir dezenformasyon yaşanıyor.
Hangi bilgi doğru, hangi bilgi yanlış belli değil.
Son olarak E vitamininin kanser yaptığı haberi çıktı gazetelerde...
Eeeee...
Bugüne kadar E vitamini yararlıdır diye alanlar kandırıldı mı yani?
Şu son süt mevzusunda bunu daha iyi anladım.
"Süt sigaradan sonra en zararlı şey" diye yazdım (bunu ben iddia etmiyorum, doğru yalan bilmem, detoks uzmanları söylüyor) gelen mailerin haddi hesabı yok...
Bazıları sütün iyi olduğunu söylüyor.
Diğerleri "no milk" diye açılmış sitelerin linklerini gönderiyor.
Dün Osman Müftüoğlu’nun, "Süt iyidir ama yağsız olanını için" sözlerini yayınladım.
Sabah programlarında şöhret olup Posta’da günlük yazılar yazmaya başlayan Erkan Topuz’un hastalarından mail yağmuru gelmeye başladı;
"Erkan Hoca bize sütü asla tüketmemezi tavsiye etti" diyorlar. Sohbetimiz sırasında Osman Müftüoğlu da aynı şeyden yakındı.
"Bilen bilmeyen herkes konuşuyor, herkes tavsiyelerde bulunuyor, gazetelerde çeşitli haberler çıkıyor" dedi...
Sağlık konusunda tam bir dezenformasyon yaşanıyor yani... Şaşkına döndü millet!
Mesela bundan sonra E vitamini almayacak mıyız?
Bu konuyla ilgili de rica ediyorum mail atmayın, hiçbir fikrim yok..
Birleşin artık
TMSF Başkanı Ahmet Ertürk’ün, müzik meslek birliklerinin eşkiyalık düzeni kurduğu iddialarına müzik birliklerinden sert yanıt geldi.
Timur Selçuk da dahil kimse eleştirmeye kalkmasın, Türkiye’de bu meslek birlikleri sayesinde telif hakları konusunda çok ciddi yol alındı.
Televizyonlardan, radyolardan alınan her kuruş sanatçılara aktarılıyor, çalınan her eserin telifi ödeniyor.
Bu sistemdeki kafa karıştıran tek şey sektörde dört meslek grubunun olması.
Biri gelir radyodan para ister, iki gün sonra diğeri gelip para ister...
Sanıyorum Ahmet Ertürk’ü de çıldırtan nokta bu.
Oysa yurtdışında olduğu gibi, bu işte bir tek muhatab olması lazım.
Dört müzik birliği tek çatı altında birleşmeli, talep ettiği parayı ona göre istemeli, sonra kendi aralarında nasıl paylaşıyorlarsa paylaşsınlar.
Mesam Başkanı Ali Rıza Binboğa, MSG Başkanı Garo Mafyan, Müyobir Başkanı Ali Kocatepe ve Müyap Başkanı Bülent Forta masaya oturup bunun çözümünü bulsunlar.
Yoksa "Bu paralar nereye gidiyor" sorusuyla daha çok karşılaşırlar...
feritcaglayan 09-03-08, 14:29 http://freeimgupload.com/files/8jsyjbtf2asycvcm1nn3.png
http://freeimgupload.com/files/5eyupzvj7msfrhxaubrl.png
http://freeimgupload.com/files/sa1prlcp69bbvz2wfsgh.png
http://freeimgupload.com/files/oboxzwg7yjaa26rpcqol.png
http://freeimgupload.com/files/62t4ag0mfun1qte3o7ww.png
http://freeimgupload.com/files/eeplti8rd9akmf7jivzo.png
feritcaglayan 09-03-08, 14:31 http://freeimgupload.com/files/7j65eg6ogr9s2bl1dfqs.png
http://freeimgupload.com/files/b3yn9dnukd70jb5tbf2j.png
http://freeimgupload.com/files/vl25qhafki9nj6ifpyi4.png
http://freeimgupload.com/files/v73nz2sizl66vg9kjw35.png
http://freeimgupload.com/files/um99ovdkr62hxiw6p78i.png
http://freeimgupload.com/files/enr6mt9uq2r5fdp0cokm.png
http://freeimgupload.com/files/tzqov7pliwaw8d35h92b.png
http://freeimgupload.com/files/6df8dy9xi756jjtdioic.png
http://freeimgupload.com/files/lb9pe4it7ztdo07ydygg.png
http://freeimgupload.com/files/e98pfmbbzvm6r9lrxzdk.png
:happy0064
çok güzel resimler sağol kardeşim. hee ferit senin sevdiğim azar azar videonu silmişsin galiba ben başka yerde bulup youtubea atmıştım sorun olmaz herhalde değil mi kardeşim.
DAHİLER ORADA KEŞFEDİLDİ
'BEYAZ MELEK' FİLMİ, DÜNYA PRÖMİYERİ İÇİN SİNEMA ENDÜSTRİSİNİN KALBİ AMERİKA'DAN DAVET ALDI.
Mahsun Kırmızıgül'ün senaryosunu yazdığı, yönettiği ve başrol oynadığı 'Beyaz Melek' filmi, Uluslararası Houston Film Festivali kapsamında düzenlenecek yarışmaya davet edildi. Festival, Steven Spielberg, George Lucas, Coen Kardeşler, Ridley Scott, Brian de Palma, Oliver Stone, David Lynch gibi ustaları Amerikan sinemasına kazandırması açısından büyük önem taşıyor.
13 Nisan'da gidiyor
41'incisi 11-20 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek Uluslararası Houston Film Festivali'ne 'Beyaz Melek'le katılacak olan Kırmızıgül, 13 Nisan'da Teksas'a gidiyor. Sanatçı, 'Amerika'dan gelen davet beni ve film ekibini çok onurlandırdı. Ayrıca bir Türk filminin Amerika'da düzenlenen köklü bir festivalde yarışacak olması da sinema sektörümüz adına heyecan verici' dedi.
gecce.com
Mahsun yolun açık olsun
"Beyaz Melek" ağzıyla kuş tutsa sinema eleştirmenlerine ve yerli festivallere yaranamıyor.
Filmi Mahsun Kırmızıgül yazdı ve çekti ya, 5 milyon gişe de yapsa öyle bir film yok gibi davranıyoruz. Nuri Bilge Ceylan ve Zeki Demirkubuz gibi iki önemli sinemacımız "Beyaz Melek"i beğenmiş ve Mahsun’u tebrik etmiş.
Yine de kimsenin umurunda değil. Mahsun Kırmızıgül müzisyen ya, bu işe sonradan girdi ya. E bir de başarılı oldu tabii.
Ne filmiyle ne oyuncularıyla ne görüntüleriyle ne de filmin müzikleriyle kimseye yaranamıyor.
Filmin SİYAD’da En İyi Müzik dalında bile aday olmamasına, İstanbul Film Festivali’ne kabul edilmemesine ne demeli bilemiyorum.
Bir şey dememek lazım belki de. "Beyaz Melek" cevabını kendi veriyor çünkü.
Mahsun’un filmi buradaki reddedilişine nispet yaparcasına ve filmi izleyen milyonlarca izleyiciyi haklı çıkarırcasına Amerika’da bir festivalde yarışmaya hak kazandı.
Bizdeki otoriteler oturup bir düşünsünler bakalım bu filmi yabancılar beğendi de biz niye beğenmedik acaba diye.
Önyargı desek!
Neyse, ben buradan Mahsun’u tebrik ediyor ve yolu açık olsun diyorum.
Ömür gedik Hürriyet
feritcaglayan 12-03-08, 18:13 çok güzel resimler sağol kardeşim. hee ferit senin sevdiğim azar azar videonu silmişsin galiba ben başka yerde bulup youtubea atmıştım sorun olmaz herhalde değil mi kardeşim.
ayip kardes boyle sorumu olur tepe tepe kullan ;) :happy0064
Alem buysa kral satılık!
Bir zamanlar 2 milyonun üzerinde satan albümler sanatçıların vergi borcundan doğan haciz nedeniyle bugün satılıyor. Mahsun Kırmızıgül "e şöhreti getiren "Alem Buysa Kral Sensin" albümü de satış listesinde
KORSAN yayınlar ve İnternet "ten dolayı müzik sektörü son yıllarda büyük darbe alırken vergi borcundan dolayı haciz konulan ünlü sanatçılara ait albümler satışa çıkarılıyor. 1991-2003 yılları arasında 46 sanatçının yaptığı albümlerin CD ve kaset olmak üzere toplam 108 versiyonu İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından bugün satışa sunuluyor. Değişik tarihlerde söz konusu albümleri çıkaran sanatçılar vergi borçlarını ödemeyince Maliye ile karşı karşıya geldi. Aralarında Mahsun Kırmızıgül , Gülşen , Mustafa Topaloğlu gibi isimlerin de bulunduğu sanatçılar Maliye "nin ödeme emirlerine rağmen vergi borcunu ödemeyince borçlar haciz aşamasına geldi.
MİLYON SATAN ALBÜMLER
UZUN süren tahsilat aşamasından sonra haciz noktasına gelindikten sonra Maliye , 108 albümü satmaya karar verdi. Bazıları piyasaya çıktığında hazırlayan sanatçı için dönüm noktası olan ve büyük başarı yakalayan albümler için toplam 54 bin 300 YTL muhammen bedel tespit edildi. Ancak albümler içerisinde toplam muhammen bedelin 30 bin YTL "si sadece Mahsun Kırmızıgül "ün 8 albümünden oluşuyor. "Alem Buysa Kral Sensin" ismiyle 1993"te piyasaya çıkan ve Kırmızıgül "ün Türkiye "de şöhreti yakalamasında büyük pay sahibi olan albüm de satış listesindeki albümler arasında yer alıyor. Ayrıca sanatçının 1998"de çıkardığı ve haftalarca en çok satan albümler listesinde yer alan "Yıkılmadım " albümü de satışa sunulan albümler arasında yer alıyor.
PRESTİJ MÜZİK İFLAS EDİNCE...
SATIŞA konu olan albümler bir zamanlar müzik piyasasında zirveye çıkan ancak daha sonra ortaklar arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle düşüşe geçen Prestij Müzik "ten çıkmıştı. 1994"de Prestij Müzik "e ortak olan Kırmızıgül , şirketin atağa geçmesini sağlamıştı. Örneğin "Yıkılmadım " albümü 2.2 milyon adet satışla gelmiş geçmiş en çok satışa ulaşan albümlerden biri olmuştu. Kırmızıgül , bu albümle müzik dalında ödüller almıştı. Ancak Prestij Müzik "in piyasada uzun ömürlü olamaması, albüm yaptığı onlarca sanatçının da mali açıdan sıkıntı yaşamasına yol açmıştı. Satılacak albümler arasında yine Prestij Müzik "ten çıkan Mustafa Topaloğlu "nun dışında, Gülşen , Nazan Şoray , Kerem gibi sanatçıların albümleri var.
İlk profesyonel albümüyle zirveye çıkmıştı
ALEM Buysa Kral Sensin, 22 çocuklu bir ailenin ferdi olan Mahsun Kırmızıgül için büyük önem taşıyor. 1969"da doğup ilk ve ortaöğrenimini Diyarbakır "da tamamlayan Kırmızıgül , daha sonra İstanbul "a gelerek İTÜ Türk Musikisi Konservatuvarı"nda eğitim görmeye başladı. 1980 yılında müzik çalışmalarına başlayan Kırmızıgül "ün amatörce 8 albüm yaptıktan sonra, ilk profesyonel albümü olan "Alem Buysa Kral Sensin" ile Türkiye çapında tanınır hale geldi. Haftalarca müzik listelerinin zirvesinden inmeyen albüm 2.3 milyon adet satmıştı.
feritcaglayan 18-03-08, 23:10 http://freeimgupload.com/files/yqffkjryjo932uxal6wx.png
http://freeimgupload.com/files/gl8xfv5la8nfwa7hcrx7.png
http://freeimgupload.com/files/5jxe95s1f9w2znln7uxd.png
http://freeimgupload.com/files/x1v9kw0y6benfzhkudtx.png
http://freeimgupload.com/files/8hjxdq916boos6b8yf52.png
http://freeimgupload.com/files/12i1aaxy8akhukjmk8hn.png
http://freeimgupload.com/files/gauo2e58gvu670b3j4kc.png
http://freeimgupload.com/files/iu6inmnpn07c30e7uvka.png
http://freeimgupload.com/files/8p9efhkyw59awyt5eqep.png
feritcaglayan 18-03-08, 23:16 http://freeimgupload.com/files/zz1nn3rq83smzonslb6v.png
http://freeimgupload.com/files/nfpwccb7bqixrretbt3j.png
http://freeimgupload.com/files/hokilncg60xhx4vu3686.png
http://freeimgupload.com/files/t1q0ktdcjn2u2cuhj7jo.png
http://freeimgupload.com/files/bovor3t53mdylwd8g0rb.png
http://freeimgupload.com/files/9ohcfva3cbba2prc9qjr.png
http://freeimgupload.com/files/zyj0yzfqgsgh5075zs1w.png
http://freeimgupload.com/files/5hdhp8yuijf2z290zyv3.png
http://freeimgupload.com/files/9005eciamsmfdqm3bzhx.png
http://freeimgupload.com/files/o60wrvty9kqh9mebmbiq.png
http://freeimgupload.com/files/wxv1b22nxkkwj9vk5e65.png
http://freeimgupload.com/files/77b1ms9docwxem7qmytn.png
feritcaglayan 18-03-08, 23:19 kobee kardes nasil ama resimler
http://freeimgupload.com/files/fyatc29fs06ygx1j8d3o.png
http://freeimgupload.com/files/v92ex3rc6zmhvnfkd9qd.png
http://freeimgupload.com/files/ejmza650pknuv122bi58.png
http://freeimgupload.com/files/wjfjoh2tkwds0qwtg1od.png
http://freeimgupload.com/files/js4iidqjqilhl4tfxj73.png
http://freeimgupload.com/files/v6vu5xxwhsiwn1infese.png
http://freeimgupload.com/files/hi2x0cntyv6pcz067q3a.png
http://freeimgupload.com/files/hi2x0cntyv6pcz067q3a.png
http://freeimgupload.com/files/uhhvg9urk5ncfoc7ohlm.png
http://freeimgupload.com/files/p17fnoijkjuad9ycpcso.png
SİYAD görmedi ‘Yeşilçam’ 3 kez gördü
Gecenin sunuculuğunu Levent Üzümcü ile güzel oyuncu Bergüzar Korel üstlendi.
TÜRKİYE Sinema ve Audiovisuel Kültür (TÜRSAK) Vakfı ile Beyoğlu Belediyesi’nin işbirliğinde yapılacak ‘Yeşilçam Ödülleri’nin adayları önceki akşam Garajistanbul’da açıklandı. Sinema Yazarları Derneği’nin (SİYAD) ödül listesinde yer almayan ‘Beyaz Melek’ üç dalda aday gösterildi. Mahsun Kırmızıgül’ün yazıp yönetip oynadığı film, ilk kez bir yerli festivalde aday gösterilmiş oldu. Ödül töreni, 24 Mart’ta Lütfi Kırdar’da yapılacak. HAKAN SADIÇ
15.03.2008
http://img393.imageshack.us/img393/9974/78443287yx6.jpg
MAHSUN KIRMIZIGÜL, 'BEYAZ MELEK' FİLMİNİN NORVEÇ'TEN SATIN ALINDIĞINI AÇIKLADI.
'Beyaz Melek' filmiyle yaşlılarla ilgili sorunları Türkiye'nin gündemine taşıyarak 'Beyaz Melek' yasası çalışmalarının başlamısını sağlayan Mahsun Kırmızıgül, filminin Norveç'ten satın alındığını açıkladı.
Önceki gün Cevahir Alışveriş Merkezi'nde düzenenlenen Alzhimer seminerine katılan Kırmızıgül, 'Geçenlerde 'Beyaz Melek' filmini izleyen Norveçli bir grup geldi bize. Nüfusu 5 milyon ve yaşlılık oranının yüzde 60'larda olan Norveç'te bu filmi başka insanlara da seyrettirmek için bizden film aldılar. Batılı ve çağdaş ülkeler bu sorunu çözebilmişler' dedi.
gecce
http://img221.imageshack.us/img221/2094/mahsuncalismasidg3.png (http://imageshack.us)
http://img168.imageshack.us/img168/7685/mahsuncalismasi2ck3.png (http://imageshack.us)
kobee kardes nasil ama resimler
http://freeimgupload.com/files/fyatc29fs06ygx1j8d3o.png
http://freeimgupload.com/files/v92ex3rc6zmhvnfkd9qd.png
http://freeimgupload.com/files/ejmza650pknuv122bi58.png
http://freeimgupload.com/files/wjfjoh2tkwds0qwtg1od.png
http://freeimgupload.com/files/js4iidqjqilhl4tfxj73.png
http://freeimgupload.com/files/v6vu5xxwhsiwn1infese.png
http://freeimgupload.com/files/hi2x0cntyv6pcz067q3a.png
http://freeimgupload.com/files/hi2x0cntyv6pcz067q3a.png
http://freeimgupload.com/files/uhhvg9urk5ncfoc7ohlm.png
http://freeimgupload.com/files/p17fnoijkjuad9ycpcso.png
abi benim bilgisayarda bişey var galiba görünmüyoor resimler
Musti, Mahsun`un filminde oynayacak
Pop müziğin sevilen sesi Mustafa Sandal , yıl boyunca hayata geçirmeyi planladığı projeleri hakkında açıklamalar yaptı.
Senaryo yazıyor
Sözlerine bu yıl yine Muhabbet Kart reklamlarında rol alacağını belirterek başlayan ünlü şarkıcı, kariyerine yeni bir boyut kazandıracağını dile getirdi. Mahsun Kırmızıgül `ün yöneteceği `New York `ta 5 Minare` adlı film için kamera karşısına geçeceğini belirten Mustafa Sandal , şöyle konuştu: "Kendimi artık oyunculuğa alıştırmaya çalışıyorum. Önce, `New York `ta 5 Minare`de oynayacağım. Sonrası için de kendim bir senaryo hazırlıyorum
http://img519.imageshack.us/img519/7290/bscap000wh4.jpg
http://img519.imageshack.us/img519/95/bscap001ko4.jpg
http://img519.imageshack.us/img519/9853/bscap002sl8.jpg
http://img519.imageshack.us/img519/5527/bscap003sb0.jpg
http://img519.imageshack.us/img519/9427/bscap004dq9.jpg
http://img519.imageshack.us/img519/3151/bscap005rw8.jpg
http://img519.imageshack.us/img519/5934/bscap007mo4.jpg
http://img519.imageshack.us/img519/7849/bscap009ed8.jpg
http://img519.imageshack.us/img519/3995/bscap010xw5.jpg
http://img519.imageshack.us/img519/8466/bscap011ff6.jpg
http://img519.imageshack.us/img519/9474/bscap012sz4.jpg
http://img519.imageshack.us/img519/6979/bscap013bn2.jpg
http://img519.imageshack.us/img519/6670/bscap014gh5.jpg
http://img519.imageshack.us/img519/1521/bscap015xc6.jpg
http://img519.imageshack.us/img519/484/bscap017hw4.jpg
http://img519.imageshack.us/img519/430/bscap018yy8.jpg
http://img519.imageshack.us/img519/5849/bscap019sx0.jpg
http://img519.imageshack.us/img519/6464/bscap021vg4.jpg
http://img519.imageshack.us/img519/2706/bscap022zv9.jpg
http://img519.imageshack.us/img519/6901/bscap023lq8.jpg
http://img519.imageshack.us/img519/3694/bscap025xr8.jpg
Sevdalıyım 1996 Çok sevdiğim bir şarkı ve video :)
feritcaglayan 04-04-08, 21:25 resimler super..
ya benim yuklediklerimde silinmis ya :( tuh yukledigim siteden silinmis :( :)
Bingöl New York arası 'Mahsun' yolculuk
Uzaktan baktım, siyah saçlı yakışıklı bir adam. Anneme dedim ki ben babama gitmek istiyorum. 7 yaşında ilk kez babama gittim
Evimiz Diyarbakır'da eski genelevin olduğu sokaktaydı... Bardakla su satardım kapısında. Orasının neresi olduğunu bilmeden. Şimdi okul yapıldı o binanın yerine
Şimdi yerinde yeller esiyor ama vaktinin çok mühim bir eğlence mabediydi Çakıl...
Gazinoların altın devrinde Yenikapı gibi bir orta sınıf semtinden, Taksim'in göbeğinde kurulu bir saraya, Büyük Maksim'e meydan okuyan bir gazinoydu. Çocuktum, 9-10 yaşlarımdaydım. Anam daha ilk taş plağını bile çıkartmamış kendi halinde bir şarkı okuyucuydu. Çakıl'da uvertürdü. Yani fasıldan sonra ilk o alırdı sahneyi.
ZEKİ MÜREN'E RAKİP
Biraz da babamın torpiliydi onu orada tutan. Çünkü rahmetli peder hem gazino sahibi merhum Hasan Şeremet'in yakın arkadaşı hem o devirde pek makbul olan falcı-sihirbazdı. Zeki Müren'e rakip çıkarılan Adnan Pekak'la assolist ve 'Şahane Kadın' Sevim Çağlayan'ın arasında babam alırdı sahneyi. İllüzyon gösterilerini bitirince fal açmaya başlar, seyirci arasından kimlere kısmet olduysa onlara söylerdi güya "neyin ne olacağını". Epey bir müşterisi, hatırı sayılır bir şöhreti vardı alemde.
HARİKALAR DİYARI
Ben yaşlarda bir haytanın ana-baba kuyruğuna takılıp o mavra mekanına gitmesi, çocuk gözlerle hayatın o tarifsiz renk ahengine teyellenmesi say ki Alis'in Harikalar Diyarına düşmesi gibiydi... Aradan 30 yıl filan geçti. 93 yılının bir gece vakti tepe lambaları yanan, siren sesleri sükuneti kezzaplayan polis arabalarının arasında, dışarıdan ve 25-30 metre uzaktan bakmadayım şimdi Çakıl Gazinosu'na. Herkes içeride çıkan ölümlü yaralamalı çatışmanın telaşını soluyor, ben nostalji yapıyorum işe bak. Sonra birden silkinip kendime geliyor ve ta eski günlerimden bildiğim "zula kapısı" na gidiyorum gazinonun. Hayranlardan sanatçı kaçırmak amacıyla sotalı bir yere açılan o kapı hala var şükür ki.
NEDİR BU PATLAYAN
Kameramanım şaşkın. "Abi herkes ana kapıda. Biz buraya niye geldik ki?" diye soruyor, iş atlayacağız korkusunu pay ediyor benimle. Hemşire fotoğraflarındaki "Sus" işaretinden yapıyorum. Az sonra o zula kapı açılıyor ve yanında 2-3 adamla genç türkücü çocuk çıkıyor o kapıdan usulca. Karşısına dikilip mikrofonu uzatınca zaten titreyen eli ayağı daha bir zıngırdamaya başlıyor ve iyice panikliyor...
Evlat ne oldu anlat bana?
Abi vallahi anlamadım ne oldu. Bu gece ilk kez büyük bir gazinoda sahneye çıktım hayatımda. Heyecanım vardı. Birden şampanyalar patladı diye sevindim. Saz heyeti ve seyirciler kendilerini yere atınca anladım ki silahlarmış patlayan. Kurşunlar paçalarımı sıyırarak geçti inan olsun. Hasım 2 grup podyumun 2 tarafına oturmuş meğer. Önce bakışmalar sonra sataşmalar ve sonunda silaha sarılmalar. Gidiyorduk az daha...
KADER AĞLARI ÖRDÜ
O gece orada tanıştığım 22 yaşındaki o genç türkücü yıllar geçtikçe gelişti, ünlendi, sevildi, bilindi ve koca Mahsun Kırmızıgül oldu. Neden bilmem başardığı her şeyden sanki de bir yakın akraba gururu hissettim. Ve 15 yılın ardından izlenimlerimi, onun adına kurduğum düşlerle birleştirip "iz'DÜŞÜM'- ler"e konu edeyim istedim. Hazır daha New York'a gitmemişken, memleket toprağındayken paylaşalım onları haydi.
SANDAL'LA GİDECEK
Mahsun'un oraya gitme sebebi herkesçe malum aslında. O yanında bir diğer sevgili evlat Mustafa Sandal'la birlikte gidecek ve "New York'ta 5 Minare" sinema filmini çekecek.
NASIL BİR FİLM
Mahsun bana uzun uzun anlatmıştı zamanında filmin konusunu. Demişti ki; "Mustafa ve ben polis rolü oynayacağız. Bu iki polis FBI tarafından Amerika'da yakalanan ünlü bir Türk kaçakçıyı teslim almak üzere New York'a gidecek.
İNTİHARA BEŞ KALA!
Ancak tam uçağa binmek üzereyken suçlu kaçmayı başaracak. Genç polisler çaresiz bir halde kentin sokaklarında dolanıp sonra da intihar etmek üzere dünyanın en yüksek binalardan olan Impare State Bulding'in tepesine çıkacaklar. Ölüme beş kala ben kentin görüntüsünden çok etkileneceğim ve elimi kulağıma atıp, yanık yanık söylemeye başlayacağım. 'New York'ta Beş Minareeeee. .'
BABALAR-OĞULLAR
Yine günlerden bir gün. Mahsun kardeşin babası rahmete yeni yürümüş. O zaman da gidip yanaklarından öpüp, başsağlığı dileyip uzuun uzun babasını anlattırmıştım ona. Babam köklü bir ailenin oğluydu. Mert, dürüst, kendi kurallarına göre yaşayan tam bir Anadolu insanıydı. Annem bana hamileyken Diyarbakır'da babamla ayrılmışlar. Ben resmi nikahsız doğan bir çocuğum. Babamın dört eşi vardı. Yaklaşık 18 kardeşi büyütmüş ve o 18 kardeşin içinde çok sanatçı var.
ÇERKEZ EFENDİ
Tahsilli bir adam mıymış baban?
O zaman Bingöl'de 50-100 kişi okuyup yazabilirmiş. Ve bunlardan biri de babammış. Devletin tahsildarıymış. Köy köy dolaşıp o zamanki vergileri toplayan memurmuş. 'Çerkez Efendi' derlermiş ona. Belki de onun kendisine göre, dini kavramlarına göre, inançlarına göre dul kadınları sahiplenip onlara aş vermek sevaptı. Benim annemi de öyle almış, çünkü benim annem ilk amcamla evlenmiş. Kendi amcasının çocuğuyla evlenmiş. Ama çığ altında kalıp ölüyor eşi. Annem dul kalıyor üç çocuğuyla birlikte. Bingöl'e taşınıyor. Babamla orda karşılaşıyor.
ALLAH'IN EMRİ
Dul olduğunu görünce anneme: 'Ben evliyim ama istersen Allah'ın emriyle gelip seni isteyeyim' demiş. Bir haberci göndermiş evlenmişler. 6 ay sonra annem demiş ki: 'Bey biz seninle gene karı-koca olalım ama ben çocuklarımla artık ekmeğimin peşinde Diyarbakır'a gideyim, çünkü benim üç çocuğum var.' Ve işte ayrıldıktan yaklaşık 4 ay sonra ben dünyaya geliyorum. Sonrasında babamı ilk 7 yaşımda gördüm.
İLK GÖRÜŞ
Nasıl oldu o karşılaşma?
Çok heyecanlanmıştım. Uzaktan baktım, siyah saçlı yakışıklı bir adam. Anneme dedim ki ben babama gitmek istiyorum. Ve 1976'ydı herhalde... Babamın evine gittim. İlk defa babamın yanına oturdum. Beni öptü. Götürdü ayakkabı aldı bana. Bir de pantolon almıştı. Zaman zaman öfke duymuştum babama. Çünkü biz çok fakirdik. Biz çok yamalı pantolon giyerdik, çook kara lastik giydim. Lise üçte bile kara lastik giydim ben. Evimiz Diyarbakır'da eski genelevin olduğu sokaktaydı. Ben bardakla su satardım kapısında. Orasının neresi olduğunu bilmeden hem de. Şimdi okul oldu o binanın yerine. Ne güzel oldu değil mi?.
Ne söyledi baban sana ilk?
Demişti ki, 'Sende emeğim yok. O yüzden şimdi sofrada yanımda oturuyorsun. Annen çok iyi kadındır' dedi. Meğer annemle hep gizli gizli görüşmüşler. Heep görüşmüşler... Yıllarca. Ben geçen yıl gitmiştim sessiz sedasız. Helalliğini aldım ki sonradan içimde bir ukde olmasın....
Hepimiz kardeşiz
Ahmet Kaya olayıyla ünlenen Magazin Gazetecileri Derneği gecesini anımsayın. Ortalık bir anda karışmıştı merhum Ahmet'in sözleriyle. Sonra o ayrıldı gitti. 1 saat filan geçti, nispeten sakinledi ortalık. Gecenin solisti İbrahim Tatlıses'ti. Bir ara bizim oturduğumuz masaya doğru geldi Tatlıses.
MADEM Kİ
Şarkısı o anda bitti. Elinden mikrofonu alıp bir çağrı yaptım. "Mademki kavga dövüş istemiyoruz. Mademki barış yanlısıyız, bunu ispatlayalım. Toplumsal barışa giden yolda sanatçılar arası barış önemli bir kilometre taşıdır. Mahsun kardeşimi de sahneye davet ediyorum. İbrahim abisiyle birlikte barış türküleri okusunlar."
İLK KEZ YAN YANA
O ana kadar birbirlerine televizyonlardan, gazetelerden 'ateş eden' iki sanatçı alkışlar arasında ilk kez yan yana geldi ve birlikte okudu türküyü; "Hepimiz kardeşiz bu kavga ne diye."
Aşka Sürgün ve Beyaz Melek
Millet dudak büktü, "Nasıl olacak?" dedi ama yazıp yönettiği Beyaz Melek filmi harika netice aldı. Daha önce de başrol oynadığı atv dizisi Aşka Sürgün yayınlandığında reyting rekorları kırıyordu zaten. Mardin'de çekilen dizinin konuk oyuncusu olduydum ben de. Rolüm gereği Iraklı direnişçilerin elinde esir olan Mahsun'u kurtaracak arabulucuyu oynadım. Haftalarca o bölgede birlikte olduk Mahsun'la.
Herkes seviyor
Bir sanatçının topluma mal olması ne demektir. Dağdaki çobanın, tarladaki ırgatın bile sevdiği bir sanatçıyı görünce nasıl candan yürekten bağrına basması ne demek daha iyi gözledim. Mahsun'u çoluk çocuk, yaşlı-genç, kız-kızan, işçi- memur, köylü-kentli herkes herkes çok seviyor içine sokuyordu sarılırken. O da bu sevgiyi içtenlikle yanıtlıyor, tafra yapmıyor, onların bir parçası olduğunu çoook iyi hissettiriyordu.
resimler çok süper sağolun. sevdalıyım ayrı bir klip zaten. keşke yine öyle bir klip çekse.:happy0064
abi sevdalıyım biraz komik bir klipti ama mahsunun hareketleri neydi öyle şimdi mahsun nere eski mahsun nere.
insan abi değişiyor gelişiyor. önemli olan olumlu gelişme.
Sorun benim ön yargılarım mı?
Cumartesi, 12 Nisan 2008
Erol Günaydın ile evinde yaptığım bir sohbette; “Mahsun Kırmızıgül’ü Yılmaz Güney’e benzetiyorum...” dediğinde garipsemiş ve “Yapma hocam, Mahsun kim? Yılmaz Güney kim?” demiştim.
Beyaz Melek Filmi’nde birlikte oynadıkları için daha yakından tanıdığını ve bu görüşünü tecrübelerine güvenerek söylediğini de sözlerine eklemişti...
* * *
Her ne kadar sinema eleştirmenleri ve otoriteleri Beyaz Melek’i tasvip etmeseler de, ben beğendiğimi saklamak istemiyorum.
Film Türkiye’nin çok önemli bir gerçeğini yansıttığı ap açık ortada...
Kaldı ki filmi izledikten sonra Mahsun Kırmızıgül’ün hakkındaki düşüncelerim ciddi öldü de değişti.
Sanki o bizim bildiğimiz “arabesk” tavırlarından uzaklaşmış, biraz da olsa siyaset katarak güzel bir film ortaya çıkarmıştı.
Kaldı ki ilk filmiydi...
Bu tarzdaki girişimlere saygı duymamız gerektiğine inanan bir kişiyimdir!
* * *
Geçenlerde İstanbul’da birkaç arkadaşla birlikte tiyatrocu Yasemin Alkaya’nın işlettiği “5. Kat Kafe’de” Mahsun Kırmızıgül ile karşılaştık.
Televizyon konusunda özürlü olan “ben”, Yasemin Alkaya’nın kim olduğunu ilk kez o gün yazar arkadaşım Ayşe Burcu’dan öğrendim.
Aynı zamanda Cihangir’de kafe işleten Alkaya’nın çok iyi bir oyuncu olduğunu öğrendiğimde utançtan masanın altına girdim.
Hatta filmleri dahi varmış!
O gece içtiğim viskinin tadını bile o utanç ile alamadım.
Mahsun Kırmızıgül’de Yasemin Alkaya’nın davetlisi olarak birkaç arkadaşıyla birlikte aynı mekandaydı.
Masalar öylesine iç içe girmişti ki, Mahsun Kırmızıgül ve Yasemin Alkaya’yı tanıma fırsatı bu ortamda kendiliğinden doğdu.
Hayatım boyunca hiçbir şarkısını dinlemediğim bir insanı tanıdıkça ön yargılarım azaldı.
Filmine giderken dahi “of puf” eden “ben” gecenin sonunda arkadaşlara dönüp; “Ya ben Mahsum Kırmızıgül’ün bu kadar nitelikli ve vizyonlu olduğunu tahmin etmiyordum...” dedim.
Mahsum, konuşurken hem Erol Günaydın’ın görüşleri hem de Amerikalı bir dostumun bana sürekli söylediği “Sen tam bir Türk gibi davranıyorsun!” sözleri aklıma geldi.
Zaman-zaman hepimizin yaptığı en büyük yanlış, insanları tanımadan, iç dünyalarını bilmeden yanlış düşüncelere kapılmak!
Mahsun Kırmızıgül, benim dünyam da Yılmaz Güney olamasa bile kesinlikle “arabesk” olmadığı kesinleşti...
Ancak madalyonun bir diğer yüzü var ki, bu insanların kendilerini kamuoyuna nasıl yansıttığıyla ilgili...
Belki de sorun benim ön yargımda değil, ortaya çıkan fotoğrafta...
Cemal Şan`ın "Aşk Üçlemesi"
Yönetmen Cemal Şan`ın ``Aşk Üçlemesi``nin ilk filmi ``Zeynep`in Sekiz Günü``nün devam filmleri ``Ali`nin Sekiz Günü`` ve ``Dilber`in Sekiz Günü`` çekim aşamasına geldi.
Alınan bilgiye göre, yönetmen Cemal Şan , dostları ve kendi olanaklarıyla çektiği ikinci uzun metrajlı filmi "Zeynep `in Sekiz Günü"nün ardından "Aşk Üçlemesi"nin diğer filmlerinin de çalışmalarını tamamladı.
Şan, "kalp", "akıl" ve "ruh" sözcükleri ile ilgili olan 3 filmle birlikte "Aşk Üçlemesi"ni tamamlayacak.
"Ali `nin Sekiz Günü`nün çekimleri İstanbul `da yapılacak. Daha sonra da Mardin ve Erzincan `da "Dilber `in Sekiz Günü" adlı filmin çekimleri gerçekleştirilecek.
Fırat Tanış , Nesrin Cavadzade, Serdar Orçin , Begüm Birgören , Mustafa Üstündağ ,Süleyman Atanısev , Necmettin Çobanoğlu ve Macit Sonkan `ın başrollerini paylaştıkları bu 2 filmde Erkan Petekkaya , Bülent İnal , Yavuz Bingöl ve Mahsun Kırmızıgül de konuk oyuncu olarak görev alacak.
Yalnızlık, çaresizlik, çıkışsızlık, öfke ve tutku temaları arasında dolaşacak olan 2 filmin senaryolarını da Cemal Şan yazdı.
Üçlemenin ilk filmi
Senarist ve yönetmen Cemal Şan `ın "Zeynep `in Sekiz Günü" adlı filmi, 30 Kasım 2007`de vizyona girdi. Fadik Sevin Atasoy , Mustafa Üstündağ , Ahmet Mümtaz Taylan , Cengiz Sezici, Uğur Çavuşoğlu , Sinan Taymin Albayrak , Ferit Kaya , Arzutan Bayraktutan , Necmettin Çobanoğlu , Işıl Dalamanlı , Müfit Aytekin , Uğur Çınar ve Cengiz Okuyucu`nun rol aldığı filmin müziklerini "Babazula " yaptı.Filmin konusu özetle şöyle:
"İçine kapanık, izole bir dünyada kendine steril bir dünya kuran, obsesiflik seviyesinde düzenli bir hayat süren, kendine ait bir dünyası olan ve dışarıya kendini tamamen kapatan, sabah kahvaltısında yediklerinden otobüste oturduğu yere kadar hayatında hiçbir şeyi değiştirmeyen, tek başına yaşadığı her günü birbirinin aynı olan Zeynep `in (Fadik Sevin Atasoy ) bir akşam bir barda tek başına otururken kendini müziğin ritmine bırakıp içinden geldiği gibi dans eden Ali Mustafa Üstündağ ) adında bir gençle tanışması sonucu yaşadığı aşk
"Beyaz Melek"in büyük başarısı!..
Mahsun Kırmızıgül'ün ilk yönetmenlik deneyimi ''Beyaz Melek'', ABD'nin en köklü film festivallerinden 41'inci Uluslararası Houston Film Festivali'nde, ''Altın Remi'' ödülünü almak için yarışan 450 film arasından ilk 5'e kaldı.
"Beyaz Melek", festival kapsamında Amerikalı izleyicilerle buluştu. "Beyaz Melek"in prömiyerinde seyirci sayısı 250 kişiyi aşınca festival yetkilileri filmi 750 kişilik salona taşıdı.
İlk kez bir Türk filminin katıldığı festivalde, "Beyaz Melek"in de "Altın Remi" ödülünü almak için yarışacağı uzun metraj kategorisine 450 film başvurdu.
Festival komitesi, 450 film arasından 52 film seçti. Seçilen 52 filmin içinden jürinin değerlendirmesi sonucunda Beyaz Melek ilk beşe kaldı.
Mahsun Kırmızıgül'ün ilk yönetmenlik deneyimi olan "Beyaz Melek"te Kırmızıgül'ün yanı sıra Sarp Apak, Ali Sürmeli, Arif Erkin, Bilge Zobu, Cihat Tamer, Cezmi Baskın, Emel Sayın, Erol Demiröz, Erol Günaydın, Gazanfer Özcan, Nejat Uygur, Yavuz Bingöl, Yıldız Kenter, Zeynep Tokuş gibi oyuncular rol alıyor.
Bir grup insanın hayata ve birbirlerine duyduğu aşk ve sevginin anlatıldığı filmin 7 hafta süren çekimleri İstanbul, Adapazarı, Tuz Gölü ve Diyarbakır'da yapılmıştı.
Kaynak:cnnturk.com
Mahsun Kırmızıgül`ün büyük başarısı
Mahsun Kırmızıgül`ün `Beyaz Melek` filmi, ABD`nin en köklü film festivallerinden 41. Uluslararası Houston Film Festivali`nde, ödül için yarışan 450 film arasından ilk 5`e kaldı.
Mahsun Kırmızıgül `ün `Beyaz Melek ` filmi, ABD `nin en köklü film festivallerinden 41. Uluslararası Houston Film Festivali `nde, ödül için yarışan 450 film arasından ilk 5`e kaldı.
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, ``Beyaz Melek ``, festival kapsamında Amerikalı izleyicilerle buluştu. ``Beyaz Melek ``in prömiyerinde seyirci sayısı 250 kişiyi aşınca festival yetkilileri filmi 750 kişilik salona taşıdı.
İlk kez bir Türk filminin katıldığı festivalde, ``Beyaz Melek ``in de ``Altın Remi `` ödülünü almak için yarışacağı uzun metraj kategorisine 450 film başvurdu. Festival komitesi, 450 film arasından 52 film seçti. Seçilen 52 filmin içinden jürinin değerlendirmesi sonucunda Beyaz Melek ilk beşe kaldı.
Mahsun Kırmızıgül `ün ilk yönetmenlik deneyimi olan ``Beyaz Melek ``te Kırmızıgül `ün yanı sıra Sarp Apak , Ali Sürmeli , Arif Erkin , Bilge Zobu , Cihat Tamer , Cezmi Baskın , Deniz Oral , Emel Sayın , Erol Demiröz , Erol Günaydın , Fadik Sevin Atasoy , Fırat Danış , Gazanfer Özcan , Hüseyin Avni Danyal , İlkay Saran , Lale Belkıs , Necmi Yapıcı , Nejat Uygur , Nurşin Demir, Salih Kalyon , Suna Selen , Tanju Tuncel , Toron Karaca , Tomris Oğuzalp , Yağmur Dilan Bozacı, Yavuz Bingöl , Yıldız Kenter ve Zeynep Tokuş rol alıyor.
Bir grup insanın hayata ve birbirlerine duyduğu aşk ve sevginin anlatıldığı filmin 7 hafta süren çekimleri İstanbul , Adapazarı , Tuz Gölü ve Diyarbakır `da yapılmıştı.
göçmen kızı'ndaki klipte oynayan kız. çok güzel bi kız yabancıydı galiba. 3-5 resmini ekleyeyim.:img-wink:
http://img73.imageshack.us/img73/9583/mahsunkirmiziglgcmenkizbd4.jpg (http://imageshack.us)
http://img168.imageshack.us/img168/1999/mahsunkirmiziglgcmenkizaz2.jpg (http://imageshack.us)
http://img178.imageshack.us/img178/2604/mahsunkirmiziglgcmenkizhl0.jpg (http://imageshack.us)
http://img249.imageshack.us/img249/6650/mahsunkirmiziglgcmenkizyc0.jpg (http://imageshack.us)
http://img238.imageshack.us/img238/2262/mahsunkirmiziglgcmenkizwt1.jpg (http://imageshack.us)
http://img238.imageshack.us/img238/4439/mahsunkirmiziglgcmenkizjy3.jpg (http://imageshack.us)
http://img238.imageshack.us/img238/6781/mahsunkirmiziglgcmenkizaq1.jpg (http://imageshack.us)
http://img168.imageshack.us/img168/4261/mahsunkirmiziglgcmenkizhy1.jpg (http://imageshack.us)
http://img238.imageshack.us/img238/9274/mahsunkirmiziglgcmenkizgj4.jpg (http://imageshack.us)
Amerika'nın en köklü film festivallerinden 41. Uluslararası Houston Film Festival'inde Beyaz Melek'in Amerika Prömiyeri dün gece gerçekleşti..
Beyaz Melek'in Prömiyer'inde seyirci sayısı 250 kişiyi aşınca festival yetkilileri, filmi 250 kişilik salondan 750 kişilik salona taşıdı. Salonu dolduran Amerikalı ve Türk izleyiciler filmin sonunda gözyaşlarını tutamadılar. Gösteriminden sonra festival başkanı Hunter Todd yaptığı konuşmada 'Beyaz Melek'in festivalimizde olması Houston için bir tarihtir. 41 senelik festival tarihimizde ilk kez, bir Türk filmi yarışıyor. Seyircinin en çok ilgi gösterdiği film şu anda Beyaz Melek'tir' dedi.
İlk gösterimin sonunda Amerikalılar tarafından ayakta alkışlanan filmin yönetmeni Mahsun Kırmızıgül ve oyuncu Fadik Sevin Atosoy'un mutlulukları görülmeye değerdi. 41'incisi gerçekleşen Houston Film Festivali'ne farklı kategorilerde binlerce film başvurdu. Beyaz Melek'in de yarışacağı uzun metraj kategorisine 450 film başvurdu. Festival komitesi 450 Film arasından 52 film seçti. Seçilen 52 filmin içinden jürinin değerlendirmesi sonucunda Beyaz Melek ilk beşe kaldı. Amerika'da Türkiye'yi temsil eden Beyaz Melek, festivalde yabancı film dalında favori olarak gösteriliyor. 19 Nisan Cumartesi akşamı ödül törenine katılacak olan Mahsun Kırmzıgül ve Fadik Sevin Atasoy 'Filmimiz Amerika'da çok büyük bir ilgi görüyor. Özellikle Houston'da bu büyük ilginin Altın Remi ile ödüllendirilmesi bizi ve bu filme inanan insanları çok mutlu edecektir' dediler
http://img444.imageshack.us/img444/8678/4b7c50aec1a8624db72268aqe5.jpg (http://imageshack.us)
feritcaglayan 20-04-08, 20:36 aynen sevdaliyim klibi cok komik ama cok guzel bir parca!!!! arada bir tvt gosteriyor klibi!
Beyaz Melek filminin büyük başarısı üzerine yeni film için kolları sıvayan Mahsun Kırmızıgül , 5 yıl önce gündeme getirdiği bir projeyi hayata geçirmeye hazırlanıyor. Diyarbakırlı iki polisin bir Türk kaçakçıyı FBI `dan teslim almak için New York `a gitmesini konu alan `New York `ta Beş Minare ` isimli filmin kadro çalışması da tamamlandı. Beş yıl önceki ekipte; Mahsun Kırmızıgül , Mazhar Alanson , Şahan Gökbakar ve Fransız oyuncu Jacqueline Bisset yer alıyordu. Ancak ünlü sanatçı kadro fikrini değiştirdi ve Mustafa Sandal , Berrak Tüzünataç , Haluk Bilginer ve Yıldız Kenter `i filmine dahil etti.
Ünlü yönetmen Sinan Çetin `le de anlaşan Mahsun Kırmızıgül , Mustafa Sandal `la birlikte polisi canlandıracak. İkili dünyanın en yüksek binalardan olan `Empire State Bulding`in tepesine çıkacaklar ve intihar etmek isteyecek. Ölüme beş kala Mahsun Kırmızıgül kentin görüntüsünden çok etkilenecek ve elini kulağına atıp, yanık yanık türkü söylemeye başlayacak. `New York `ta Beş Minareee...` Filmin çekimlerine temmuz ayında New York `ta başlanacak.
Kültür Bakanlığı Houston `da Mahsun Kırmızıgül `den önce Steven Spielberg , George Lucas , Oliver Stone gibi yönetmenlerin de ilk ödüllerini aldığını hatırlattı.
ANKARA (ANKA) - Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay , yönetmenliğini Mahsun Kırmızıgül `ün yaptığı "Beyaz Melek " adlı filmin, 41. Houston Film Festivali `nde, "En İyi Uluslararası Yabancı Film " ve "Jüri Özel En İyi Yönetmen Ödülü " almasının Türk sinemasının son zamanlardaki gelişmesinin bir kanıtı olduğunu belirtti.
Kültür ve Turizm Bakanlığı `ndan yapılan açıklamada, ABD `nin Houston kentinde 19 Nisan `da gerçekleşen 41. Uluslararası Houston Film Festivali `nde Türkiye adına yarışan Beyaz Melek `in, iki dalda en önemli ödülleri alarak ödel gecesine damgasını vurduğu kaydedildi. Beyaz Melek `e, "En İyi Uluslararası Yabancı Film " ödülü ve Mahsun Kırmızıgül `e, "Jüri Özel En İyi Yönetmen Ödülü "nün verildiği festivalin, daha önce Steven Spielberg , George Lucas , Coen Kardeşler , Ridley Scott , Brian de Palma , Oliver Stone , David Lynch gibi yönetmenlere ilk ödüllerini vererek dünya sinemasına kazandırdırdığı bu açıdan büyük önem taşıdığı belirtildi.
Açıklamaya göre, ödül töreninin hemen ardından Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay sanatçıları şu sözlerle kutladı:
"Bir Türk filminin uluslararası bir yarışmada iki büyük ödül alması gerçekten çok sevindirici bir olaydır. Bu ödülleri son zamanlarda Türk sinemasındaki gelişmenin bir kanıtı sayıyorum. Sevgili Mahsun Kırmızgül`ü, filmde rol alan sanatçıları ve bütün emeği geçenleri kutluyorum, coşkuyla alkışlıyorum." (ANKA)
mahsunn abii 22-04-08, 11:57 22 Nisan 2008Ödüllü "Beyaz Melek"e bakan övgüsü
ANKARA,21.04.2008 19:09:23
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, yönetmenliğini Mahsun Kırmızıgül'ün yaptığı ''Beyaz Melek'' adlı filmin, 41. Houston Film Festivali'nde ''En İyi Uluslararası Yabancı Film'' ve ''Jüri Özel En İyi Yönetmen Ödülü'' almasının Türk sinemasında son zamanlarda yaşanan gelişmenin bir kanıtı saydığını ifade etti.
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, yaptığı yazılı açıklamada, Mahsun Kırmızılgül'ün Beyaz Melek filminin ABD'den 2 ödül almasının çok sevindirici bir olay oldu ğunu belirterek, "Bu ödülleri, son zamanlarda Türk sinemasındaki gelişmenin bir kanıtı sayıyorum. Sevgili Mahsun Kırmızıgül'ü, filmde rol alan sanatçıları ve bütün emeği geçenleri kutluyorum, coşkuyla alkışlıyorum'' dedi.
Bakan Günay, ödül gecesinin ardından sanatçıları hemen kutladığını da bildirdi.
feritcaglayan 22-04-08, 15:37 haberler icin tskler... ya su odul toreninden bir kac resim buldum burayada ekliyorum:
GIRIS BURASIYMIS:
http://img182.imageshack.us/img182/911/283b0e80casg6.jpg
http://img166.imageshack.us/img166/5958/groooooootrw5.jpg
http://img166.imageshack.us/img166/3437/114039jt4.jpg
http://img261.imageshack.us/img261/3601/1133vp6.jpg
http://img177.imageshack.us/img177/5518/beyazmelekgr2.jpg
http://img138.imageshack.us/img138/3338/ks2004081np3.jpg
http://img138.imageshack.us/img138/1817/mahsun1bec3.jpg
http://img177.imageshack.us/img177/7897/ks2004082gf0.jpg
BUNLARIDA BULDUM EXTRADAN EKLIYORUM:
http://img76.imageshack.us/img76/640/200105akc6.jpg
http://img182.imageshack.us/img182/2555/23239mahsunuk3.jpg
http://img76.imageshack.us/img76/5642/26596pv1.jpg
http://img177.imageshack.us/img177/6328/kirmizigulai2.jpg
feritcaglayan 22-04-08, 15:39 http://img508.imageshack.us/img508/9600/mahsun1e65555c1e3c6d13bsd1.jpg
Cannes kardeşler
'Bildiğin Gibi Değil' programına katılan Mahsun Kırmızıgül, 'En İyi Erkek Oyuncu' dalında Altın Palmiye için yarışacak olan dostu Yavuz Bingöl'e destek için Cannes'a gideceğini söyledi.
Beyaz Show’a katılan Scarlet dizisinin seksi yıldızı Natassia Scarlet Malthe, Beyaz’ın hediye ettiği ’Mahsun Kırmızıgül’ posterini öptü...
http://img211.imageshack.us/img211/2613/natassiascarletmaltheyh2.jpg (http://imageshack.us)
’Kırmızı’nın gizeminin anlatıldığı Scarlet dizisinin başrol oyuncusu Malthe’ye Türkiye’deki kırmızılardan hediyeler sunan Beyaz, önce Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk’un ’Benim Adım Kırmızı’ isimli romanını hediye etti.
Beyazıt Öztürk, daha sonra ise türkücü Mahsun Kırmızıgül’ün posterini çıkarttı ve Mahsun’u beğenen Malthe, resmi dudağından öptü.
Herkesi güldüren ve biraz da şaşırtan bu durum karşısında Beyaz, ekip arkadaşlarına seslenerek, ’Benim oradaki büyük posterimi getirin’ deyip durumdan pay çıkarmayı ihmal etmedi.
Scarlet diye bir dizi yokmuş
http://img211.imageshack.us/img211/1425/natassiascarletposterlv0.jpg (http://imageshack.us)
Hürriyet’teki habere göre Scarlet isimli bir dizi yok. Dizinin dünya prömiyeri 6 Mayıs’ta SuAda’da yapılacağı bir kaç haftadır duyuruluyor. Malthe cuma günü İstanbul’a geldi. Herkes onun Scarlet dizisinin oyuncusu olduğuna inandı. Ama gerçek öyle değil. Ortada Scarlet diye bir dizi yok. Her şey bir pazarlama kampanyasından ibaret. Söz konusu Scarlet bir dizi ya da kişi değil, bir ürün. Ürünün ne olduğu 6 Mayıs’a kadar sır.[/I]
Televizyon Gazetesi
feritcaglayan 06-05-08, 10:18 saol haber icin kardes ayrici videosunuda youtubeden izledim acayip komik ya :) bakmismidir acep mahsun programa :)
KIRMIZIGÜL ÖN YARGILARDAN ŞİKAYETÇİ Mahsun Kırmızıgül, Beyaz Melek filmiyle farklı bir alana kaydı. Ünlü şarkıcı, kendisi hakkındaki ön yargılar nedeniyle filmdeki önemli noktaların gözden kaçmasından dert yandı.
Skytürk'te Şirin Sever ile Ali Saydam'ın sunduğu 'Bildiğin Gibi Değil' programına konuk olan Mahsun Kırmızıgül, kendisi hakkındaki genel algı nedeniyle Beyaz Melek filmindeki bazı önemli noktalara dikkat edilmemesinden yakındı.
Televizyon Gazetesinin verdiği haberde ABD'nin Houston kentinden iki ödülle dönmenin kendisi adına büyük bir başarı olduğunu ifade eden Kırmızıgül, "Sinemanın merkezi Amerika. Bugün dünya sinemasının merkezi haline gelmiş."
"Baktığınız zaman dünyaya yaptığı her işi satan bir dev var. Amerika'dan şu ana kadar yapılan birçok festivalden, ödül törenlerinden ilk defa bir Türk filmi iki dalda ödül alarak geliyor. Benim için çok önemliydi. Ben böyle ödüller beklemiyordum açıkcası. Bir de üstüne jüri özel en iyi yönetmen ödülünü verince bana, bir sonraki yapacağım filmler için inanılmaz motivasyon oldu" diye konuştu.
Beyaz Melek filminde sevgi ve saygıyı anlatmaya çalıştığını ifade eden Kırmızıgül, kendisinin genel imajı nedeniyle bu tür detaylara dikkat edilmemesinden yakındı. Kırmızıgül, "Biz Mahsun Kırmızıgül'e ön yargılarımızdan dolayı, konusu sevgi ve saygı olan emekçileri bir anda unutuyoruz. Benim filmimde oynayan oyuncuların hangisi kötü oynadı? Bana birisi çıkıp söylesin!" dedi.
Houston'dan ödül aldıktan sonra kendisini ilk arayan kişinin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay olduğunu ifade eden Kırmızıgül, "O ödülü ben değilde başkası alsaydı, inanın her şey daha farklı olacaktı" diyerek kendisini eleştirenlerin yanlı davrandığını ifade etti.H2
Ne istediyse Tanrıverdi!..
NERGİHAN ÇELEN
Gençliğinin hakkını veren, tabir yerindeyse kıpır kıpır, yerinde duramayan bir oyuncu Sarp Apak. 26 yaşında olmasına rağmen elde ettiği şöhretin tatlı rehavetine kendini kaptırmadan istikrarlı bir biçimde meslekî yaşamını sürdürmek istiyor. “Aslında İstanbul’da kirli bir hayat yaşıyoruz, nihayetinde paraya endeksli.” diyor ve samimiyetinin, tek silahı olduğunu vurguluyor.
“Televizyonda üç hafta görünmezseniz dördüncü hafta insanlar sizi unutur. Popüler kültür böyle bir şey. Bu nedenle piyasadan silindiğimde dibe vurmamak için iç dünyama ve sevdiklerime yatırım yapıyorum.” Bu cümleler Avrupa Yakası’nın Tanrıverdi’si olarak yıldızı parlayan Sarp Apak’a ait. Birçok sanatçının hayatında kolaylıkla karşılığını bulabileceği bu tespit, gösteri dünyasının acımasızlığını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Mezun olduktan bir yıl sonra akranlarının aksine şöhret merdivenlerini hızla çıkan Apak, renkli dünyanın pırıltısına aldanmamakta kararlı. Tanınmadan önce meslekî anlamda yaşadığı problemleri unutmadığını söyleyen genç oyuncu, şöhret merdivenlerini birer birer ve sağlam adımlarla çıkmak istiyor. Avrupa Yakası’nın Tanrıverdi’si rolünün hayattaki tek becerisi olmadığını ısrarla vurguluyor ve oynadığı karakterlerin farklı olmasına özellikle dikkat ediyor. İnsana tanıdık biriymiş hissi veren samimi duruşunu muhafaza edeceğini belirten genç oyuncu, magazin dünyasından uzak duruyor. Öğrenciyken arabesk sanatçılarının yaptığı filmleri eleştiren Apak, Mahsun Kırmızıgül’ün projesinde yer almayı önyargılarının yıkılması olarak görüyor. Turkcell reklâmlarındaki sempatik oyunculuğunun yanı sıra Beyaz Melek filmindeki Reşat rolüyle de göz dolduran Sarp Apak’la gösteri dünyasını ve kişisel tarihini konuştuk.
Yerinde duramayan çok canlı, hareketli bir yapınız var. Çocukken hiperaktif miydiniz?
15 yaşına kadar çok müthiş bir enerjim vardı. Kardeşim de benim gibi hareketliydi. Anneme gerçekten çok zor günler geçirttik. Hatta ailem bana sakinleştirici ilaçlardan vermeye kalkmış. Ama psikiyatrist olan teyzem, ‘beni serseme çevirir, uzun vadede zarar verir’ diye vazgeçirmiş.
Peki bu hareketliliğin başınıza iş açtığı da oldu mu?
6 yaşındayken annemin teyzesini sandalyeye bağlamıştım. Saatlerce de açmayıp kadıncağızı rehin almıştım. Hâlâ o yaştaki bir insanı, oturması için nasıl ikna ettiğime şaşırıyorum. Çok hareketliymişim. Oyun oynamayı o kadar çok seviyormuşum ki bana yemek yediremezlermiş. Oyundan geri kalmamak için sadece süt içiyormuşum.
Aileniz ve kendinizden bahseder misiniz?
1981’de Diyarbakır’da doğdum. Annem edebiyat öğretmeni, babam da makine mühendisi. Beş yaşına kadar Diyarbakır’da yaşadım. Ondan sonra Bursa ve İstanbul arasında mekik dokuduk. Babam Adanalı, annem de Hataylı olduğu için ülkenin farklı kültürlerini tanıma fırsatım oldu. Ama öz olarak Adanalıyım diyebilirim.
Bu şehirler arasındaki geliş gidiş ruh dünyanızı nasıl etkiledi?
Çok kötü anlar yaşadım. Tam bir arkadaş çevresi kuruyorum, başka bir yere taşınıyoruz. Artık o kadar çok sıkılmıştım ki babama yalvarmıştım bir daha taşınmayalım diye. O günlerin bana en büyük faydası, girişken olmamı sağlaması. Çünkü şimdi nereye gitsem, kiminle görüşsem çok kolay iletişim kurabiliyorum.
Doğru mesleği seçtiğini düşünüyor musunuz?
Kesinlikle. Kendimi bu konuda çok şanslı görüyorum. 9 Eylül Güzel Sanatlar Fakültesi Oyunculuk Ana Sanat Dalı bölümünde okudum. Ve bu alanda çalışmak beni çok mutlu ediyor.
Çok popüler bir iş yapıyorsunuz, bunun sizi değiştirmesinden korkmuyor musunuz?
Bu işe başladığımdan beri yakın çevrem sürekli bana ‘sakın değişme’ diyor. Aileme ve değerlerime çok önem veriyorum. Ve bunu hiçbir şeyin değiştirmesine izin vermem.
Beyaz Melek filminde babasına, ağabeyine ve ailesine son derece bağlı, saygılı bir genci oynuyorsunuz. Sarp Apak, Reşat rolüyle ne kadar uyuşuyor?
Tamamen uyuşuyoruz. Babamın istediği her şey benim için mutlaka yerine getirilmesi gereken bir şeydir. Sadece Reşat’ın saygı ve sevgisini gösteriş şekli benimkinden biraz daha farklı. Ben daha rahat yetişen bir çocuk olduğum için saygıda kusur etmememe rağmen o kadar açık ifade etmiyorum.
26 yaşındasınız ve bütün Türkiye artık sizi tanıyor. Bunu hazmetmekte ve anlamlandırmakta zorluk çekiyor musunuz?
Açıkçası ben bugünleri hep hissetmiştim. Evde ilk torun olduğum için hep el üstünde tutuldum. Oyuncu olmam tamamen kaderin takdiri. Çünkü 17 Ağustos depreminden sonra korktuğumuz için Bursa’dan İzmir’e taşındık. Ve yetenek sınavlarına 15 gün vardı. Çok yakın bir arkadaşımı kaybetmiştim ve hiç olmadığım kadar üzgündüm. Ailem bana moral olması için güzel sanatlara giriş formu almış. Hiçbir şey bilmiyordum. O süre içinde biri beni yarım yamalak çalıştırdı. Ve Allah’ın yardımıyla sınavları geçtim.
Gösteri dünyası çok nankör ve acımasız. Bir gün popülerliğinizi kaybederek yok olmaktan korkmuyor musunuz?
Bu yüzden, insani olarak değerlerimi korumaya çalışıyorum. Çünkü çok iyi biliyorum ki televizyonda üç hafta görünmeseniz dördüncü hafta insanlar sizi unutur. Popüler kültür böyle bir şey. Bu nedenle meslekî olarak kaybettiğim şeyler bana maddi olarak zarar verebilir, ama insani değerlerime zarar vermez. Hayata kaldığım yerden olduğum gibi devam edebilirim. Piyasadan silindiğimde dibe vurmamak için iç dünyama ve sevdiklerime yatırım yapıyorum. Zaten girdiğim projelerde de, yaptığım işlerde de çok dikkatli olmaya ve hata yapmamaya çalışıyorum. İnsanların beni Tanrıverdi olarak değil, Sarp olarak görmelerini istiyorum.
Hemen hemen herkes ilk başta Mahsun Kırmızıgül’le Beyaz Melek projesini bağdaştıramamıştı. Sizde de benzer tereddütler oldu mu?
Tabii, olmaz mı? İlk başlarda Mahsun Kırmızıgül ismi bana çok uzaktı. Konservatuardan bir buçuk sene önce mezun olmuştum. Ve okul yıllarında arabeskçiler dizi yapıyor diye eleştiriyorduk. Ama senaryoyu elime alıp okuyunca gerçeğin böyle olmadığını gördüm. Önyargının çok kötü bir şey olduğunu Mahsun’u sette görünce daha iyi anladım. Daha sonra samimi olunca da bunları Mahsun Kırmızıgül’e de anlattım.
Avrupa Yakası, Sarp Apak’ın tanınmasını sağladı. Diziye nasıl dahil oldunuz?
Vallahi o da tamamen kader. Çünkü seçmelerde Gülse Birsel yüzlerce kişi arasından beni seçti. Bu camiada hiçbir tanıdığım yoktu. Hiçbir torpilim de yoktu.
Tanrıverdi’nin Tanrı ile münasebeti nasıl acaba?
İnançlı biriyim. Ve çok uzun süre yüzeysel yaşadığımda bunun eksikliğini çok hissederim. İçimdeki kirlenmeyi sevgi ve saygımla temizlemeye çalışıyorum. Çünkü İstanbul’da kirliye yakın bir hayat yaşıyoruz. Paraya endeksli bir hayat nihayetinde. Özümde temiz kalabilmek bunun için çok önemli. Zaten magazine de girmemeye çok önem veriyorum. Samimiyetimle yaşamaya çalışıyorum. Bu tek silahım. Para yaşam amacım değil, benim için bir araç sadece.
Türkiye’de bir handikap var. Sevilen bir rolle tanınan birçok kişi ne kadar farklı rollerde oynasa da izleyiciye hep o kişiyi canlandırıyormuş gibi geliyor. Sizde de bunu yaşayacak mıyız?
Hayattaki tek becerim Tanrıverdi değil. Bu nedenle her projede farklı bir rol almaya dikkat ediyorum. Ama maalesef insanların beklentisi bu. Mesela ben Turkcell reklâmlarında da Tanrıverdi gibi davransam insanlar yadırgamazdı. Hep aynı şeyleri yapıp aynı şeyleri söyleyerek insanları bıktırmak istemiyorum.
Güzel sanatlardan mezun olup da iş bulamayan epeyce genç var ve bir yerlere gelebilmek için ciddi zorluklar yaşıyorlar. Siz de yaşıtlarınız gibi engeller yaşadınız mı? İstanbul’a beş kuruş parasız geldim. Ailemden, bilerek para istemedim. Bir değer olana kadar bu camiada kimse yüzünüze bakmıyor. Kaba davranışlara bile maruz kaldım. Mesleğim bu, bunun okulunu okudum ve çok çalıştım. Bu yüzden yapılanlara çok kırılıyordum. Ben de işi kuralıyla oynamaya karar verdim. Ve isyan etmeden başarılı ve görünür olmanın yollarını aradım
"Mahsun yüzünden bana iş yok" Usta tiyatrocu 'Beyaz Melek'te oynadığı için artık iş bulamıyor.
09.05.2008 19:05
Erol Günaydın, Mahsun Kırmızıgül'ün filminde rol aldığı için kendisine iş verilmediğini iddia etti.
Erol Günaydın, Mahsun Kırmızıgül'ün "Beyaz Melek" filminde rol aldığı için artık kendisine iş verilmediğini iddia etti. Hafta Sonu dergisine konuşan Erol Günaydın, "Tıpkı Yılmaz Güney’le çalıştıktan sonra işsiz kaldığım gibi, şimdi de Mahsun Kırmızıgül’ün filminde oynadığım için işsiz kaldım. 'Beyaz Melek'te oynadık diye, Mahsun’u övdük diye artık kimse bana iş vermiyor" dedi. Erol Bey, var mı yeni çalışmalar?
- Olmaz mı, olmaz mı! Şimdi Beylikdüzü Belediyesi’nin organizasyonuyla o bölgedeki bir eğlence merkezine kurulan bir tiyatro var. Bu tiyatronun adını Erol Günaydın Sahnesi koydular. Yaşarken böyle bir şeyi görmek beni çok mutlu etti. Tiyatro Günü’nde oraya gidip tiyatroseverlerle sohbetler ettim. Onlara söz verdim, orada bazı gösteriler sunacağım. Oradaki amatör toplulukla Ramazan eğlenceleri için şimdiden kolları sıvadık bile. Oradaki çalışmalarımıza
karar verdikten sonra Okan Bayülgen’le konuştuk, ona anlattım durumu. Ve o da Ramazan eğlenceleriyle ilgili bu gösteriyi Nişantaşı’nda yapmanın daha güzel olacağını söyledi. Şimdi buna karar verdik. Ben meddah olacağım ama bu gösterinin içinde Hacivat ile Karagöz de, kantolar da, Direkler Arası da olacak. Bu gösteriye "Mazi Kalbimde Yara" adını verdik. Hazırlıklarımız sürüyor.
Meddah demişken, sormak istiyorum. Siz Türkiye’de meddah sanatının son temsilcisisiniz. Günümüzde meddah değil de, stand-up diyorlar bu olaya. Bunlar aynı paralelde sanatlar mı, yoksa farklılıkları var mı?
- Çok farklılıkları var. Tek benzerlikleri tek kişi tarafından sunulması. Meddah dediğimiz olayda tek kişi çıkıyor sahneye ve bir tiyatro ekibinin yaptıklarını yapıyor. Stand-up dediğimiz olayda ise sahneye çıkan kişi lak lak yapıyor. Zaten bu gösteriden sonra dışarı çıkanların aklında kalan bir şey olmuyor ki. Sadece o anda gülüp eğleniyorlar o kadar. Şimdikiler anlık kahkahalar attırıyor. İşi ucuzlattılar, kolaylattılar. Bu olay sadece para kazandırır insana, başka bir şey yaptırmaz.
Yetenekli ve ünlü stand-up’çılarımızdan kapınızı çalan, sizden bilgi alan, fikir soran oldu mu, oluyor mu?
- Hayır, olmadı. Ben bazen mesajlar veren, siyasetle ilgili espriler yapın da dedim onlara. Ama "Biz başımıza iş almak istemiyoruz abi, ne şiş yansın ne kebap" dediler.
Ancak gerçek sanatın içinde de şişler kebaplar yanmalı, değil mi?
- Elbette yanmalı. O şişler, kebaplar yanmazsa biz nasıl çıkacağız, Nazım’ın (Hikmet) dediği gibi aydınlıklara. Ben istiyorum ki, topluma bir şeyler versinler, mesaj versinler. Mesela Ferhan Şensoy yapıyor bunu, Metin Uca yapıyor. Gençlik dönemimden bugünlere gelene kadar çok siyasiler tanıdım, çok ihtilaller gördüm, çok dayaklar yedim, çok baskılarla karşılaştım.
Bu arada parayı pulu da ilk planda düşünmediniz galiba...
- Şu gördüğünüz bodrum katımdan başka bir şeyim yok. Parayı değil sevgiyi kazandım ben. Şimdi sokağa çıktığım anda herkesin babası, abisi, dedesi gibi ilgi ve sevgi görüyorum.
Sağlığınızı konuşalım Erol Bey, şu anda durum nasıl?
- Kanser hastasıyım, bunu gizlemeye gerek yok. Mide ve bağırsaklarım hasta. Bu ikili sancılar, akraba sancıları gibi. Beni rahat bırakmıyorlar. Şu an bile akraba sancıları devam ediyor.
Size şifa diliyoruz efendim.
- Sağol oğlum, sağol.
n "Beyaz Melek" filmi, Amerika’daki 41’inci Uluslararası Houston Film Festivali’nde "En İyi Yabancı Film" ve "En İyi Yönetmen Jüri Özel Ödülü"nü kazandı. Mahsun Kırmızıgül, "Bu iki ödülü filmde oynayan usta oyunculara armağan etmek istiyorum" dedi. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
- Bana telefon etti Mahsun, "Ödüller sizlerindir" dedi. Çok mutlu oldum.
Duygularınızı öğrenebilir miyiz?
- Herkes ileri geri konuştu. Mahsun için demediklerini bırakmadılar. Ben Mahsun’u tanımıyordum ki filmden evvel. Bir gün evimde oturuyordum, karşıma biri geldi oturdu. "Benim gözüm seni bir yerden ısırıyor" dedim. Mahsun Kırmızıgül’müş o.
Çünkü ben o güne kadar dinlememiştim bile. Arabeskleri de dinlemem pek. Mahsun Kırmızıgül, "Hocam sana bir rol teklif edeceğiz" dedi. Senaryoyu anlattı. O kadar güzel anlattı ki, "Sen meddah gibi ne güzel anlattın yahu. Ne kadar hoş bir senaryo, elbette oynarım" dedim. "Ben, kim çeksin diye düşünüyorum" dedi. "En iyi sen çekersin. Çünkü senaryoya o kadar hakimsin ki, en ince detayına kadar biliyorsun. Usta bir kameramanı yanına alırsan, sana resmin nasıl yapılacağını gösterir, sen de ona göre çekersin" dedim. Ben bu kadar pozitif elektrik veren, hiç sesini çıkarmadan büyük sabır gösteren bir adam görmedim. Mesela Nejat Uygur daha önce film çekmemiş, mizansen veriyoruz adama, kendi bildiğini oynuyor, başka şeyler söylüyor. Yazıyoruz, karşısına koyuyoruz. "Ben bunu böyle oynayacağım" diyor. Gece sabahlara kadar Nejat bizi hem güldürdü hem de mizansenlerini kendi yaptı. Ona da sağlık, sıhhat diliyorum. Umarım iyileşir.
Mahsun Kırmızıgül bu durum karşısında ne yaptı peki?
- Öyle bir sabır gösterdi ki Mahsun, sabahlara kadar çalışıyorduk. Sesini yükseltmedi, sinirlenmedi. Kendi set işçilerine bile son derece yumuşak davrandı. Tam bir Anadolu efendisi, delikanlısı bir adamdı. İş bittince "Ne kadar güzel bir iş" dedim. Sonrasında ayaklarım tutmaz oldu, damar tıkandı. Stent taktılar. Ama ben onun çalışmasına ve efendiliğine hayran oldum. "Yılmaz Güney’le çalışırken, herkes korkardı ondan ama çok efendi adamdı" dedim. "Vay efendim sen Yılmaz Güney’e mi benzetiyorsun onu" dediler. "O da sessiz sakin, işini bilen bir insan gibi çalışırdı" dedim. Yüksek ses kullandığını duymadım Yılmaz’ın. Bu adamcağız da sessiz sakin işini yapan bir delikanlı. Son derece saygılı bir biçimde işini yapan, ne diyeyim yani başka bir kusur mu bulayım. "Bırak ya kıronun teki!" mi diyeyim?
Siz Yılmaz Güney’i de tanıdınız. Hatta onun yüzünden işsiz de kaldınız değil mi?
- İşsiz de kaldım evet. Kimse iş vermedi. Şimdi de Mahsun’un filminde oynadık diye, Mahsun’u övdük diye kimse iş vermiyor. Yılmaz Güney’de yaşadığımı Mahsun’da farklı yaşıyorum.
Atatürk’ü görmek büyük mutluluktu
Atatürk’ün 1937’deki Trabzon gezisini hatırlıyorsunuz. Çünkü babanız sizi omzuna alarak Gazi’yi karşılamaya gitmişti o gün. O günü anlatır mısınız?
- Ufacıktım. Beni aldı omzuna çıkardı babam. Trabzon’dan geçen paşaların arasında Atatürk sivildi. "Paşam! Paşam! Çok yaşa!" diye bağırıyordum. Onu görmenin büyük mutluluğu içindeyim. Babam Atatürk’e çok düşkündü.
Yüksel Şengül-Kelebek
bilmiyorum neden ama bu mahsun kirmizi gül bana hep itici gelmistir
bilmiyorum neden ama bu mahsun kirmizi gül bana hep itici gelmistir
Şimdi Mahsun istanbul doğumlu olsaydı sana itici gelmeyecekti.Hala gerçek sanatçıları görememekten aciziz.Mahsun sen bitanesin her zaman arkandayız.
fazla uzatmayalım nanbo boşverelim.
http://img524.imageshack.us/img524/3425/mahsun2fr1.jpg (http://imageshack.us)
http://img524.imageshack.us/img524/3425/mahsun2fr1.d40f5ab4e9.jpg (ht |