Tüm Versiyonu Göster : Lost Hakkında Genel Bilgi+Genel Yorum
deadly_angel 06-04-08, 18:50 “LOST” 1. Sezon Türkçe Dublajlı Olarak TNT Tv’de Başlıyor
Türkiye’de sadece DigiTürk ve internet yoluyla takip edilen dünyaca meşhur dizi “LOST“, 7 Nisan saat 21:15′te TNT Tv’de 2 bölüm peşpeşe yayınlanarak 1. sezon prömiyerini yapacak. Dizinin Türkçe dublajlı bölümleri Pazartesi günleri yayınlanırken tekrar bölümleri Türkçe altyazılı olarak Pazar geceleri saat 23:00′da yayınlanacak.
Anten: CNN Türk Frekansında
Uydu: TürkSAT 2A, 42° Doğu, 11.804 Mhz, Dikey, 24444 MSYM/S
Kablo Tv: Jetix ile dönüşümlü (20:00 - 07:00 arası)
D-Smart: 21. Kanal
DigiTürk: Henüz belli değil.
Kaynak: DiziDizi
Dizimizin Türkçe dublajlı halini çok merak ediyorum..Kim kimi seslendirecek,aynı tadı verecek mi,bakalım yarın göreceğiz..
Bir de keşke diziden sonra dublaj yapanların adlarını da verseler,daha iyi olurdu..:sad53::sad53:
Dizimizin Türkçe dublajlı halini çok merak ediyorum..Kim kimi seslendirecek,aynı tadı verecek mi,bakalım yarın göreceğiz..
Bir de keşke diziden sonra dublaj yapanların adlarını da verseler,daha iyi olurdu..:sad53::sad53:
Aynen bende bunun merakı içindeyim. Kimler seslendirecek, nasıl olacak, aynı heyecana yakın bişeyler hissettirecek mi.....
Eminim seslendirme sanatçıları bu diziyi seslendirmek için sıraya girmişlerdir. En çokta Jack'i kim seslendirecek onu merak ediyorum :img-in_lo umarım bölüm sonunda jenerikte adları geçer :img-yes:
türk dublajcıları diğer ülkelere göre çok daha başarılı bazı oyuncuların kendi seslerinde daha başarılı oluyo onun için çok iyi olur
ben en çok sawyer ve kate in sesini merak ediyorum
Ya ismini unuttum ama soyadi `Tabak` olan bir dublajcimiz vardi,
O sesi her dizide mutlaka duyariz:)
Bence Jack`i o seslendirir gibime geliyor,
Ama gercekten dublajli halini cok merak ettim.
Annem hep merak ediyordu diziyi ama alt yazili diye izlememisti benimle birlikte,
Bu aksam ona izlettircem bakalim begenecekmi:)
7 Nisan 2008 Pazartesi Saat 21.15 Türkçe Dublaj (2 bölüm birden)
13 Nisan 2008 Pazar saat 22.45 Orjinal dilinde alt yazılı (2 bölüm birden)
Herkese iyi seyirler ........
Nülü kız içine mi doğdu:img-hyste
jack:Umut Tabak
shannon:Sabanur Aksoy
kate:Ayça Bingöl
clarie:Pınar Erengil
Hurley:Arda Aydın
michael:Beyti Engin
sayid:Erol Eren
Walt:Ebru Çapraz
locke:M.Ali Kaptanlar
charlie:Fatih Özkul
sawyer:Murat Şen
Sun:Nur Gürkan
Boone:Harun Can
Liste budur arkadaşlar :img-wink:
Kaynak: seslendirme.org
Ya ismini unuttum ama soyadi `Tabak` olan bir dublajcimiz vardi,
O sesi her dizide mutlaka duyariz:)
Bence Jack`i o seslendirir gibime geliyor,
Ama gercekten dublajli halini cok merak ettim.
Annem hep merak ediyordu diziyi ama alt yazili diye izlememisti benimle birlikte,
Bu aksam ona izlettircem bakalim begenecekmi:)
Umut Tabak..:)
Evet bence de kesin onun sesini duyarız,jack olması da çok yüksek ihtimal ayrıca..
Ama Ben Jack'i Yekta Kopan'ın seslendirmesini isterdim..Çok başarılı bir dublajcı ve sesi de Jack'e çok yakışacaktır..
neyse az kaldı,akşama hepsini öğreneceğiz..:happy0064:happy0064
Nülü kız içine mi doğdu:img-hyste
jack:Umut Tabak
shannon:Sabanur Aksoy
kate:Ayça Bingöl
clarie:Pınar Erengil
Hurley:Arda Aydın
michael:Beyti Engin
sayid:Erol Eren
Walt:Ebru Çapraz
locke:M.Ali Kaptanlar
charlie:Fatih Özkul
sawyer:Murat Şen
Sun:Nur Gürkan
Boone:Harun Can
Liste budur arkadaşlar :img-wink:
Aaa gerçekten de Umut Tabak seslendiriyor..:img-hyste
Diğer isimleri pek bilmiyorum sadece Murat Şen var tanıdık..Karayip Korsanları'nda Johnny Depp'i seslendirdiğini biliyorum...Bu arada Aşka Sürgün'de Mahsun Kırmızıgül'ü,Matrix'te Neo'yu,Yüzüklerin Efendisi'nde Legolas'ı seslendirmiş...Kısacası çok başarılı bir sanatçı..
Jack ve Sawyer'ı çok merak ediyordum..İkisini de çok başarılı isimler seslendiriyor..:happy0064:happy0064
Ayça Bingöl'ü de tanıyorum zaten sesini duyunca çok tanıdık gelecek kendisi en son İki Aile'de avukatı oynamıştı.
Güzel bir kadro ama Walt'ı bir kadın seslendiriyor çok şaşırdım doğrusu :P
Keşke MayKIL'ı da kadın seslendirseydi Waaaallllllttt waalllttt diye tiz bi ses bekliyorum :img-hyste:img-hyste
mia y miguel 07-04-08, 12:03 Ayça Bingöl'ü de tanıyorum zaten sesini duyunca çok tanıdık gelecek kendisi en son İki Aile'de avukatı oynamıştı.
Güzel bir kadro ama Walt'ı bir kadın seslendiriyor çok şaşırdım doğrusu :P
Keşke MayKIL'ı da kadın seslendirseydi Waaaallllllttt waalllttt diye tiz bi ses bekliyorum :img-hyste:img-hyste
ayca bıngolun sesını bende cok begenıyorum acıkcası ama umut tabak ın sesı jack te garıp durucak gıbı gelıyo nedense acıkcası jackın kateın ve sawyerın seslerının orjınal ama turkce olmasını cok ısterdım (nasıl bır ıstekse bu:img-hyste)
deadly_angel 07-04-08, 14:25 Walt:Ebru Çapraz
Nasıl yani??
Türkeç dublaj olayını baştan sevmedim.Aksanlar, karakter özellikleri... Tüm bunlar yansıtılması zor şeyler.
Yinede merak ediyorum, aslında ben Lost'un Tnt'de yayınlanmasına hem sevinip hem üzülenlerdenim.Sanırım diziyi paylaşamama durumu var bende.
Deniz'cim bende sadece bu Walt seslendirmesinden kıllandım ama incelendiğinde genelde çocuk dublajlarını kadınlar yapıyor bilmiyorum umarım güzel olur ve rezil olmayız :(
Diğer konularda aksan elbette olmaz ama dublajcılarımız bence kariyerleri açısından iyi hazırlanmıştır.
Akşam göreceğiz artık :img-yes:
Walt:Ebru Çapraz
Nasıl yani??
Erkek çocuklarını genelde bayanlar seslendirir. Mesela benim sesim 9 yaşındaki erkek çocuklarına uygunmuş,ki sesimde gayet incedir:)
Türkçe dublajlı Los'un kötü olacağını sanmıyorum.Çok fazla eleştiri alsada Türkiyede çok başarılı seslendirme sanatçılarının olduğunu düşünüyorum.
deadly_angel 07-04-08, 14:35 Deniz'cim bende sadece bu Walt seslendirmesinden kıllandım ama incelendiğinde genelde çocuk dublajlarını kadınlar yapıyor bilmiyorum umarım güzel olur ve rezil olmayız :(
Diğer konularda aksan elbette olmaz ama dublajcılarımız bence kariyerleri açısından iyi hazırlanmıştır.
Akşam göreceğiz artık :img-yes:
O da doğru.Ama Walt'un esrarengiz ve bir hayli kalınbir sesi vardı.Bakalım artık nasıl olacak.Eminim iyi seçimler yapılmıştır seçimler konusunda.Ama tabi şöyle bir durum var, ne sen Jack'in orjinal sesinden vazgeçersin ne de ben James'in:)
Erkek çocuklarını genelde bayanlar seslendirir. Mesela benim sesim 9 yaşındaki erkek çocuklarına uygunmuş,ki sesimde gayet incedir:)
Türkçe dublajlı Los'un kötü olacağını sanmıyorum.Çok fazla eleştiri alsada Türkiyede çok başarılı seslendirme sanatçılarının olduğunu düşünüyorum.
Türkiye'de dublaj konusunda çok beğendiğim isimler var.Karakter eşleştirmeleri konusunda bazı şüphelerim var benim.Türkçe olarak izlemeye başlayanların Lost'un tadını tam olarak alamayacaklarını düşünüyorum.Örneğin bir Desmond'ın aksanını, Sawyer'ın lakaplarını, yine aynı şekilde Charlie'nin İngiliz aksanını nasıl yansıtacaklar.Yansıtılmaz bunlar, yansıtılsada Türkçe olarak birşey anlaşılmaz.
Bir diziyi nasıl izlediysek ona alışıyoruz. Lost'u orjinal izlediğimiz için dublajı ne kadar mükemmel olsa da garip gelecek. Ama mesela CSI'ı TRT 1'de izledim ben hep ve sonra orjinal izleyince garip oldum. Oyuncuların kendi seslerini onlara yakıştıramadım. :)
Dublaj konusunda birçok ülkeye göre iyiyiz. Tabi ki orjinali gibi asla iyi olamaz ama bu sayılan isimler işlerin gerçekten çok başarılılar. Herkesin ellerinden geleni yapacağı belli.
TNT'nin her iki izleyici kitlesine de hitap etmeye çalışması ayrıca + puan :) Kimse artık ''neden Türkçe bu?'' ya da ''neden İngilizce bu'' diyemez.
Hah tamam Umut`mus adi hatirladim :img-blush
Nülü kız içine mi doğdu:img-hyste
jack:Umut Tabak
shannon:Sabanur Aksoy
kate:Ayça Bingöl
clarie:Pınar Erengil
Hurley:Arda Aydın
michael:Beyti Engin
sayid:Erol Eren
Walt:Ebru Çapraz
locke:M.Ali Kaptanlar
charlie:Fatih Özkul
sawyer:Murat Şen
Sun:Nur Gürkan
Boone:Harun Can
Yok canim valla icime dogmadi:)
O adam varya hangi dizi olursa olsun mutlaka sesini duyuyorum artik fenalik geldi :img-hyste
Herhalde studyoda yatip kalkiyordur adam (okadar cok dizi varki):img-hyste
Yani Jack olmazsa Sawyer`da olurdu :P
Seslendirmeli olarak ilk kez izliycem o yuzden simdiden heyecanlandim :img-in_lo
Sudemcim sana katiliyorum, ilkin bize cok tuhaf gelecektir,
Pek alisacagimi sanmiyorum ama yinede eski sezonlari hatirlamak bana keyif verecek:img-icecr
Pazar Akşamı 23.00 ' Da altyazı olan bölüme bağlanıcam herhalde.Şöyle bir tekrar ediyim tüm sezonları.TNT Çok güzel bir iş yapıyor bence. :) :img-icecr
Pazar Akşamı 23.00 ' Da altyazı olan bölüme bağlanıcam herhalde.Şöyle bir tekrar ediyim tüm sezonları.TNT Çok güzel bir iş yapıyor bence. :) :img-icecr
Demin YouTube'dan Hurley'in Claire'e Charlie'nin öldüğü sahneyi izledim.Çok ağladım yine ^^ . Her defasında Claire dışında hepsinin sevdiğine kavuşması,Claire olaylardan habersiz gözlerinin Charlie'yi araması.Bebeğin kucağında sanki öksüz kalmış gibi geldi bi' an her ne kadar Charlie bebeğin babası olmasa da.Hurley söyleyince ikisinin de ağlayarak sağlaması insanı çok üzüyor ya.
:icon_sorr
Dublaj şahane olmuş. Tebrik ediyorum kendimizi. Çok iyi iş çıkmış. İlk defa izleyenler için ve altyazı sevmeyenler için çok iyi bir fırsat oldu bu. Tüm dublaj sanatçılarımız tebrik ediyorum. TNT iyi oldu herkes izleyebilecek şimdi hem dublajlı hem altyazılı. Ama inşallah diğer sezonda d-smart almak zorunda bırakmaz milleti.
‘Lost’ dizisinin hayranlarına müjde!
Dünyanın birçok ülkesinde beğeniyle izlenen ve ‘Emmy ödüllü’ Tv dizisi Lost'taki ‘Sawyer’ rolüyle tanınan Amerikalı oyuncu Josh Holloway, Türkiye'de bir reklam filminde rol almak üzere İstanbul'a geldi.
Dünyada izlenme rekorları kıran ‘Lost’ dizisinin oyuncusu ve ABD'de ekranların ‘en seksi erkeği’ olarak gösterilen, dizide ‘Sawyer’ takma ismi kullanan 'James Ford' karakterini canlandıran 39 yaşındaki başarılı oyuncu Josh Holloway, bu akşam saat 22.10'da Türk Hava Yolları'nın tarifeli uçağıyla ABD'den Münih aktarmalı olarak İstanbul'a geldi.
Bugüne kadar reklam filmlerinde Elizabeth Hurley ve Eva Longoria gibi ünlülerle çalışan bir dondurma firmasının reklam filminde rol alacağı belirtilen aktör Holloway, Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali'nde, kendisini karşılayan hayranlarını kırmayarak bol bol fotoğraf çektirdi.
Primeclass görevlileri tarafından karşılanan Holloway, “İlk kez geldiğim Türkiye hakkında yeterli bilgiye sahip olmasam da bu ülkenin heyecan verici ve güzel olduğunu duymuştum” diye konuştu.
Senaryosu Pars McCann Erickson tarafından hazırlanan reklam filmini Atlantik Film yönetmeni Can Ulkay'ın çekeceği de belirtildi
Milliyet
görünce,şok oldum eklim dedim,herkesin haberi olsun.umarım bi değişiklik olmaz:)
Lost'un Sawyer'ı Beyaz Show'da
Lost dizisinin fanatiklerini cuma gecesi Beyaz Show'da müthiş bir sürpriz bekliyor. Beyazıt Öztürk ve ekibi, Lost dizisinde canlandırdığı "Sawyer" karakteri ile hanımların aklını başından alan yakışıklı aktör Josh Holloway'i ağırlamaya hazırlanıyorlar. (Bu satırların yazıldığı saatlerde henüz kesin anlaşma sağlanamamıştı. Bir son dakika değişikliği olmazsa Sawyer, Beyaz Show'da olacak.) Özellikle genç hanımlara tavsiyem, programı izlemeden önce kardiyoloji kontrolünden geçmeleri. Zira bir tarafta Beyazıt Öztürk, öte yanda Sawyer... Maazallah bir yerlerine iner vallahi... Bu arada son iki yıldır magazin dergilerinin anketlerinde "ekranın en seksi erkeği" seçilen aktör Josh Holloway, aslında Magnum dondurmalarının çekimi için Türkiye'ye gelecek. Firma daha önce reklam çekimlerinde ünlü yıldız Elizabeth Hurley ve Umutsuz Ev Kadınları dizisinden tanıdığımız Eva Lougoria ile çalışmıştı. Sanırım bu kez kadın tüketiciyi "tam kalbinden" vurmayı hedeflemişler.
sabah-yüksel aytuğ
Evet ya kaçmaz bu program.Lost'u izlemeye bu sene başladım ve bağımlısı gibi oldum bazen günde 7-8 bölüm izliyorum herkese tavsiye ederim.Ben bu diziyi keşfetmekte gerçekten geç kalmışım
En iyi TV dizisi hangisi?
En iyi TV dizilerini birlikte seçelim
İngiliz sinema dergisi Empire, okuyucularının oylarıyla tüm zamanların en iyi 50 televizyon dizisini seçti. (Merak edenler için http://www.empireonline.com/50greatesttv/ listesinden bakılabilir). Çok güzel dizileri de barındıran listenin birinci sırasında "The Simpsons" var. Buraya kadar normal de, "Buffy The Vampire Slayer"ın ikinci sırada yer alıp "Prison Break"in 49'uncu olmasına ya da Lost'un 5. sırada yer bulmasına ne demeli... "Beyaz Gölge" ya da "Evli ve Çocuklu" gibi diziler de listede yok. Ben baktıkça delirdim ve bir liste yapmaya karar verdim. En iyi yerli ve yabancı dizilerin sıralandığı bir liste... Bir kaç hafta içinde şekilleneceğini düşündüğüm liste için e-maillerinizi bekliyorum. Sizce son 25 yılın en iyi yerli/yabancı dizileri hangileri?
...
Nilay Örnek/Milliyet
4x9. bölüm yarın yayınlanmaya başlıyor. Benjamin Linus merkezli olacak diye duydum.
FİNAL 2010'DA !
Variety’nin haberine göre ABC ve yapımcılar aralarında anlaşıp final tarihi olarak 2010′u belirledi. 2010′a kadar olan bu üç sezonluk zamanda 48 bölüm çekilecek ve bu 48 bölüm üçe bölünerek her sezon 16 bölüm şeklinde yayınlanacak. Dizinin final bölümü 2009-2010 sezonunda yayınlanacak 119. bölüm olacak.
Aslında yapımcılar diziyi 48 bölümden oluşan iki sezonla bitirmek istiyordu ancak ABC yöneticileri bu bölümlerin üç sezona yayılmasını istedi. Alınan karara göre 16 bölümden oluşacak sezonlarda hiç ara olmayacak ve tüm bölümler ardı ardına (tahminen Şubat-Mayıs arası) yayınlanacak.
arkadaşlar şimdi 4. sezonun 9. bölümünü biz nerden izliycez. bugün ABC de yayınlanıyosa biz ne zaman ve nerden seyredicez. bana ayrıntılı bilgi verirseniz çok sevinirim.
miracle girl 24-04-08, 20:53 arkadaşlar şimdi 4. sezonun 9. bölümünü biz nerden izliycez. bugün ABC de yayınlanıyosa biz ne zaman ve nerden seyredicez. bana ayrıntılı bilgi verirseniz çok sevinirim.
Canım ertesi gün internete düşer o zaman indirebilirsin ancak öyle izleyebilrisin :img-wink:
7 Questions with Matthew Fox
First, seven things to know about Matthew Fox:
1. He grew up on an Indian reservation where his father raised cattle and grew barley for Coors beer.
2. He made his television debut on Wings.
3. His first big break was on Party of Five where he played the patriarch Charlie Salinger opposite Scott Wolf and Neve Campbell.
4. He modeled and chewed tobacco at the same time.
5. He’s married and has two children who are with him while he shoots Lost on location in Hawaii.
6. He went to Columbia where he played football.
7. He’s a closet smoker.
Zimbio: Now that the strike is over and you can shoot a few more episodes of Lost, what is the feeling on the set?
Matthew Fox: Panic. [Laughs] No, it's been chaotic, as it always is this time of year for us. I mean, we're doing many shows. I think we're shooting three episodes simultaneously, so it's anywhere between two and three units working at the same time. Going back and forth between them and shooting things very out of sequence, which you always do, but like when you're covering three episodes, it's a lot. But it's great. It's really great.
Zimbio: With only a few episodes left, is there still time to really forward the story?
Matthew Fox: Oh, yeah. You won't believe what happens in the next five episodes. The show is building to its climax of the year and a lot of things are happening and it's big and it's going to be good. I think it's been a good year for us. The strike, obviously, was difficult, just because we were really on a roll through [episode] eight, then we took this break. But I think everybody was really excited to get back to it.
Zimbio: Is doing the flash forward stuff very different for you?
Matthew Fox: Well, Jack's a frickin' mess in the future so that has not been pleasant to revisit that. It's never fun to put yourself into a place where you're suicidal and really, really messed up and desperate. So he's really gotten to the rock bottom, but I understand why we're taking him there. There will be a turn in there where he begins to sort of build towards a redemption. Taking him to the very pit of despair is going to make that more rewarding, I think.
Zimbio: Well, he seemed all right when he visited Kate in court.
Matthew Fox: Well, yeah. There was a period when he gets back where he's built a construct of denial that he still can maintain. But things start to intrude on that bubble of denial and he can no longer maintain the lie that he's telling himself and things start to fall apart.
Zimbio: Do you like playing flawed heroes better than total good guys?
Matthew Fox: Yeah, I do. I don't really buy into the notion of pure heroes. I think that's kind of an antiquated idea. For me, it's more exciting to play somebody who's actually very human, like we all are, and flawed in many ways, but in very, very difficult circumstances does heroic things and finds some redemption in that. That's, I think, really interesting and challenging and more relatable, for me anyway.
Zimbio: You're in the movie version of Speed Racer this summer. Were you a fan of the cartoon?
Matthew Fox: I wasn't. I didn't grow up in a household where television was allowed. My first attraction to the project was the Wachowskis, them as filmmakers and knowing that they were going to be doing something really innovative and different. When I met with Larry and Andy the first time, after that meeting I started punching up the imagery, and when I saw it, I immediately recognized it. It was in my consciousness, but I don't think I'd ever seen an episode in full. So I went and got a bunch and watched a bunch of the original source material, which was really fun. My kids are now watching it and are really fired up. It's really cool. I mean, there are so many very cool things about it and I can completely understand why, in the 1960s, that style of anime was so intriguing and grabbed so many people, like Larry and Andy. They were huge fans of it.
Zimbio: No TV? What's the deal with that?
Matthew Fox: My father was part of a religious cult. [Laughs] No, he wasn't so much anti-television, he was just pro-books. Both my mom and dad were and that's important to me and my wife and I. I mean, we allow our kids some television. We certainly allow them cool movies and some television, but it's limited. I think it's really important that they develop their own imaginations and find and use those imaginations. A great thing about being in Hawaii is they spend a lot of time outside. I just watched my daughter catch like five or six waves within a half an hour the other day, and ride them. She's 11 and really just suddenly discovered surfing. She's amazing. It's like she's been doing it her [whole life]. It's really amazing to see. That's a fatherly tangent right there.
Q&A by Fred Topel
deadly_angel 26-04-08, 16:10 Season 4 Dvd
5 diskten oluşacak ve 9 Aralık günü piyasaya çıkacak.
http://s244.photobucket.com/albums/gg5/courageousangel/Losttt/th_losts4dvdol1.jpg (http://i244.photobucket.com/albums/gg5/courageousangel/Losttt/losts4dvdol1.jpg)
deadly_angel 27-04-08, 12:11 Episode 4x09 The Shape of Things to Come - Ratings
http://img258.imageshack.us/img258/6905/ratingschartee9.png
http://img258.imageshack.us/img258/4989/ratingschart2nn2.png
arkadaslar ben dün 4.sezon 9.bolumu izledim haftaya 4.sezon bitiyor mu neden bu kdr kısa sürdü yaaaa:img-cray::img-cray::img-cray:
retıngler kotu yıne wat bıle gecmıs :img-cray:aslında bu bızım ıcın sasırılcak bıse abd de tam bı polısıye furyası var:img-pilot
Sanırım Lost DvDleriyle ve internet üzerinden daha çok iş yapıyor. Bölümleri arka arkaya izlemek daha heyecan verici, tv'de çok izlenmemesi o yüzden bence. Ayrıca 4. sezonun ratinglerinin diğer sezonlara göre düşmesine şaşırmadım. En beğenmediğim sezon oldu.
Üstelik Sawyer da çok az göründü bu sezon.Claire de öyle. Flash forwardlar flash back'ler kadar hoşuma gitmedi. Charlie de yok zaten, ikiye ayrılmaları da can sıkıcı.
deadly_angel 27-04-08, 19:52 Arkadaşlar spoilera girecek yorumlrı spoiler sayfasından tartışsak daha doğru olur bence.Buraya diziyle ilgili genel bilgileri, reytingleri, haberleri yazalım.Daha dördüncü sezona gelmemiş pek çok arkadaşımız var, onlara haksızlık olmasın.:img-wink:
Lost’taki Türkçe, hayranlarını ikiye böldü 28 Nisan 2008
Selçuk YAŞAR/İSTANBUL
Lost dizisinde "Benjamin Linus" karakterini canlandıran Michael Emerson’un Türkçe konuşması dizinin Türk hayranlarını ikiye böldü.
4’üncü sezonun 24 Nisan’da ABD’de yayınlanan 9’uncu bölümünde kendini Tunus’un güneyinde Sahra Çölü’nde bulan Benjamin Linus, atla dolaşan silahlı iki teröriste, Türkçe bildiğini ima ederek "Türkçe biliyor musunuz" diye soruyor. Linus, daha sonra üstünü arayan teröristi etkisiz hale getirip diğerini de silahla öldürüyor. Çok iyi yalan söyleyebilen, istediği insana istediği şeyi konuşarak yaptırabileceğine inanan Benjamin Linus karakterinin Türkçe bildiğinin yansıtıldığı bölümü internetten indirip izleyen hayranları forumlarda hemen tartışma başlattı. Türk izleyicilerin yorumları şöyle:
Adamlar hálá bizi Araplarla karıştırıyor. Terörist muamelesi yapmışlar resmen.
Sawyer sağ olsun. İşte Türkiye’nin reklamını yaptı. Normal yani, izleyice jest olmuş.
İlk izlediğimde vay dedim. Sonra düşündüm, adamlar terörist.
Sanırım Benjamin Linus, Sawyer’ı kıskandı. Benjamin’i de çağırsınlar diye Türklere yalakalık yapıyor.
Acaba Benjamin neden Türkçe öğrenme ihtiyacı duymuş da Türkçe öğrenmiş? Bence asıl sorun bu. Galiba dizinin ilerleyen bölümleri Türkiye’de geçecek.
Önce İngilizce, sonra başka bir dilde. sonra da Türkçe konuşuyor. "Türkçe biliyor musunuz?" diye soruyor adamlara. Adamlar Arap. Türk falan yok ortada. Dolayısıyla Türklere bir hakaret de yok.
Haber için teşekkürler hyoldas. Bu konuyu sahneyi gördüğüm an düşündüm. Ama artık yoruldum ''acaba bunu mu kastediyorlar?'' diye düşünüp durmaktan. Türkiye'de Arapça, Farsça, İngilizce bilen insanlar olduğu gibi Irak'ta İran'da ya da başka Arap ülkelerinde de Türkçe, İngilizce, Fransızca konuşulabilir. Biz mi çok alıngan olduk yoksa gerçekler mi bunlar emin olamıyorum. Ama şuan için sadece Ben'in Türkçe konuşmuş olduğunu düşünüp mutlu oluyorum.
Haber için teşekkürler hyoldas. Bu konuyu sahneyi gördüğüm an düşündüm. Ama artık yoruldum ''acaba bunu mu kastediyorlar?'' diye düşünüp durmaktan. Türkiye'de Arapça, Farsça, İngilizce bilen insanlar olduğu gibi Irak'ta İran'da ya da başka Arap ülkelerinde de Türkçe, İngilizce, Fransızca konuşulabilir. Biz mi çok alıngan olduk yoksa gerçekler mi bunlar emin olamıyorum. Ama şuan için sadece Ben'in Türkçe konuşmuş olduğunu düşünüp mutlu oluyorum.
Sudem'cim rica ederim. Sabahtan beri bir sürü haber sitesinde olumsuz yorumları okuyup geriliyorum. Aslında ne yazık ki millet olarak bir çok konuda olduğu gibi kendimize güvenmiyoruz. En son Vestel reklemında hemşire'nin şuh görüntüsünden dolayı hemşireler ayağa kalkmış protesto etmişler. Aslında konumuz bu değil ama Benjamin ilk önce İbranice soruyor zaten dizinin yapımcısı J.J Abrahms yahudi kendi mezheplerini terörist olarak göstermeyeceklerien göre gereksiz bir tartışma. Hazımsızlık olarak görüyorum.
Ben o sahneden dolayı oldukça memnun oldum. Benjamin gibi sevdiğim bir karakterin Türkçe bilmesi çok hoşuma gitti. Umarım Lostielerin bir gün Türkiye'ye yolu düşer. :img-wink:
Ayrıca atıyla gelenlerin de terörist olduğuna dair bir ipucu da yok o nerden çıktı anlayabilmiş değilim.
deadly_angel 28-04-08, 13:12 Haber için teşekkür ederim canım.Gerçekten üzücü ve sinir bozucu bir haber.Niçin diziye taş atılıyo çok merak ediyoum.Neden sürekli bu tarz yanlış anlaşılmalar ya da tuhaf tuhaf üstüne alınmalar yaşanıyor anlamış değilim.Bu sahne benim çok hoşuma gitti.Kaldıki Türkçe sadece Türkiye'de konuşulan bir dil değil.Benjamin'in etkisiz bıraktığı adamlarında terörist olduğuna dair herhangi bir kanıt yok.Bu sahneyi son derece şirin buldum, Michael Emeron sevdiğim o harika aksanıyla şirince bir Türkçe kelime kurdu.Bunu büyütmenin, çarptırmanın ve insanların diziye karşı bir önyargı beslemelerine sebep olmanın ne gereği var.
Bu haberi yapan kişi kesinlikle iyi ir Lost izleyicisi değil.Ona bakılırsa Benjamin'in kitaplığında tüm dinlere ait kitaplar var.İlla ki Türkçe bilmek dizi ilerde Türkiye'de geçecek değil.
Benjamin oraya yarı korkmuş halde adamlarla anlaşabilmek için bildiği tüm dilleri denedi.Kesinlikle bir alakası yok!
Bu işte Lost'u bir türlü alamayan Cnbc-e ve yeni aldığı bölümlerde yeterli ilgiyi göremeyen Digiturk yayın organlarının parmağı var diyorum. -muyum acaba:icon_whis-
Doğan grubu TNT'de Lost'u yayınlamakla bu iki kanalında önüne geçti.
Şaka mı yapıyorum bende kestiremiyorum ama genelde bu tip karalamaların ardında hep medya savaşları vardır. :kahve
Lost'un reytinglerinin reyting rakamı olarak doğru olsa da gerçek izleyici kitlesini yansıttığını düşünmüyorum. Lost genel olarak net ortamaından indirilerek takip edilen bir dizi.
Kanal karalamaları fikri de süphesiz doğru.
Haber için teşekkürler hyoldas. Bu konuyu sahneyi gördüğüm an düşündüm. Ama artık yoruldum ''acaba bunu mu kastediyorlar?'' diye düşünüp durmaktan. Türkiye'de Arapça, Farsça, İngilizce bilen insanlar olduğu gibi Irak'ta İran'da ya da başka Arap ülkelerinde de Türkçe, İngilizce, Fransızca konuşulabilir. Biz mi çok alıngan olduk yoksa gerçekler mi bunlar emin olamıyorum. Ama şuan için sadece Ben'in Türkçe konuşmuş olduğunu düşünüp mutlu oluyorum.
Neyi kastettiklerini bende düşündüm. Hakaret mi yoksa jest mi?
Ben o şekilde bir yerde gözümü açsaydım ve karşıma o şekilde eli silahlı 2 kişi çıksaydı onlarla anlaşabilmek için bildiğim tüm dillerde iletişim kurmaya çalışırdım. Nitekim Benjaminde herşeyi konuşarak halledebileceğine inanan biri olduğuna göre....
Ama yinede hala kararsızım hakaret mi yoksa jest mi...
dun aksamın retıng sıralaması dusuk:img-cray:(dızı bakımından baz aldım)
1. csı :happy0064
2 greys
3.wıthout a trace
4.lost :icon_sorr
5.er
ben bu dızılerın hepsını ızlıyorum abd de olamısım :img-hystehepsı de bı gune konulurmu vıcdansızlık :kahvecnbce le ıdare edek barım:img-pilot
kaynak zap2hit
dogan gurubu su an onde duruyo gıbı olabılır ama dogus gurubunun atagı gelıcektır cunku bıtek lost la yurumez tmm cok ıyı bı gırıs yaptı ama cnbce okadar elestırmeme ramen yınede tnt cnbce yı yakalaması ıcın da cok ılerı gıtmesı gerekıyo bızde olmasa bıle abd nın en cok ızlenen dızılerıne sahıp olan kanal sonucta:img-pilotgrevden dolayı plansız yakalandılar seneye yenı donem acısını cıkatcaklardır sımdıden 2 yenı dızı aldılar bıle:img-icecr
sen onu burda paylasma yasak cunku lınk vermek
1 AMERICAN IDOL-TUESDAY FOX Tue 8:00 PM 14.5/23.0 16,366,000 25,094,000
2 AMERICAN IDOL-WEDNESDAY FOX Wed 9:00 PM 13.6/21.0 15,343,000 22,800,000
3 DANCING WITH THE STARS ABC Mon 8:00 PM 11.8/18.0 13,364,000 18,222,000
4 DANCING W/STARS RESULTS ABC Tue 9:00 PM 11.4/17.0 12,815,000 17,059,000
5 CSI CBS Thu 9:00 PM 11.1/17.0 12,500,000 18,012,000
6 DESPERATE HOUSEWIVES ABC Sun 9:00 PM 10.8/17.0 12,186,000 16,757,000
7 GREY'S ANATOMY-THU 9PM ABC Thu 9:00 PM 10.2/16.0 11,549,000 15,313,000
8 NCIS CBS Tue 8:00 PM 9.4/15.0 10,591,000 14,763,000
9 CSI: MIAMI CBS Mon 10:00 PM 9.2/15.0 10,429,000 13,880,000
10 HOUSE-MON 9P FOX Mon 9:00 PM 8.8/13.0 9,942,000 14,641,000
11 WITHOUT A TRACE CBS Thu 10:01 PM 8.7/15.0 9,790,000 12,834,000
12 CRIMINAL MINDS CBS Wed 9:00 PM 8.3/13.0 9,414,000 13,030,000
13 LAW AND ORDER:SVU NBC Tue 10:00 PM 8.2/14.0 9,298,000 12,313,000
14 TWO AND A HALF MEN CBS Mon 9:00 PM 7.9/12.0 8,918,000 12,915,000
15 CSI: NY CBS Wed 10:00 PM 7.6/12.0 8,522,000 11,508,000
15 SURVIVOR: MICRONESIA CBS Thu 8:00 PM 7.6/13.0 8,525,000 12,320,000
17 BROTHERS & SISTERS ABC Sun 10:02 PM 7.3/12.0 8,265,000 10,463,000
17 COLD CASE CBS Sun 8:01 PM 7.3/12.0 8,222,000 11,562,000
19 60 MINUTES CBS Sun 7:00 PM 7.1/14.0 7,978,000 10,732,000
20 EXTREME MAKEOVER:HOME
kaynak: zap2it
haftalık retıngler
simdı burda bı eksık var ama ne:img-cray:( ılk 20 bıle gırememısız yaaaa :img-cray::img-cray:
(N)(A)(Z)(L)(I) 08-05-08, 19:57 ben lostun bütün bölümlerini şu anda bitirdim ve çok acaip bi dizi ya merak ettiğim bu dizinin yeni bölümleri haftada bir mi yayınlanıyo bide yeni bölüm internete n ezaman düşer
lost'un yeni bölümü bu gece abd'de yayınlanacak(tsi ile sabah karsı oluyor bu). yayınlandıktan kısa bir sure sonrada nete duser. oglen saatlerinde de altyazı duser nete. izlersin rahat rahat
lost malesef her hafta yayınlanmıyor. ustuste bir kaç bölüm yayınlandıktan sonra upuzun ara veriyor şu yapımcılar. ah su yapımcılar yok mu :icon_sorr
onumuzdeki bolumlerin yayın tarihleri, şunun şurasında 3 bölüm kalmıs ;
*Season 4, Episode 11: Cabin Fever
8 May 2008
*Season 4, Episode 12: There's No Place Like Home: Part 1
15 May 2008
*Season 4, Episode 13: There's No Place Like Home: Part 2
29 May 2008
deadly_angel 08-05-08, 20:08 Aslında ben reyting olayını pek önemsemiyorum.Diğer dizilerle arasındaki farktan ziyade benim için önemli olan Lost2'un kendi bölümleri içerisindeki reyting durumu.Bununla ilgilenmeyi daha çok seviyorum.Çünkü Amerika'da sayısız dizi var.Ve izleyici çok ama çok fazla.Lost'un bu anlamda bir yara alacağını düşünmüyorum.
ben bu yazıyı çok beğendim,ve bana da çok mantıklı geldi umarım sizlerde beğenirsiniz...biraz uzun ama okumaya değer bir yazı...
/////lost'un sırrı artık kesin çözüldü gördüğüm en mantıklı TEORİ kesinlikle okuyun?\\\\\
Black Rock (Kara Kaya) Pasifik okyanusunu geçen bir nakil gemisiydi. Gemideki insanlar karışık metal mineraller taşıyordu. Beklenmedik bir şekilde, gemi LOST adasıyla karşılaştı. Bunlar olurken ada eşsiz magnetik özelliklere sahip ve gemideki magnetik materyaller adadaki tüm bu magnetik kuvvetlerden etkileniyor ve gemi tam anlamıyla adaya çekiliyor. Ve geminin mürettebatı bizim ‘’others’’ (diğerleri) olarak bildiğimiz kişiler oluyor. Richard ta onlardan biri…
1970 ÖNCESİ: İnsan ırkının gelişimi için DHARMA girişimi kuruldu. Bilimsel araştırmalarla başlayan bu girişim daha sonra kaderi test etmek için tasarlanmış büyük çapta bir proje haline geldi. DHARMA’nın çalışmaları sırasında birisi zaman makinası icat etmeyi başardı. Tabi o sırada bu zaman makinesi akım kapasitörlü bi Delorian ( ç.n. : “Geleceğe Dönüş” filmindeki “zaman makinası araba”. Keşfedilen şeyin basit birşey olduğunu ima ediyor ) değildi. Aslında o çok daha basit bi makinaydı. (ç.n. : Burda makinanın nasıl çalıştığını anlatıyor) Diyelim ki DHARMA zaman makinesini icat etti ve 1960 yılında harekete geçirdi; makine 1 yıl çalıştıktan sonra birisi 1961′de makineye girmeye karar verdi. onlar sadece zamanda geri gidebildiler ve sadece 1 yıl geri gidebildiler ( yani makinenin çalışmaya başladığı zamana) . Bunun da ötesinde geçmişe dönersen geçmişte kalıyordun. 1961′e geri dönemezsin çünkü sen şu an geçmişte varsın. Diyelim ki sen 1965de ölümcül bir hastalığa yakalandın ve 1960′a geri dönüyorsun (yani hastalığa yakalanmadan önceki bir zamana), bu durumda geçmişe döndüğünde zaman makinasından çıktığında hastalık geçmişe dönen bedeninle geri dönmüyor. Yani dönmüş olduğun zamanda hasta olmuyorsun.
Bu yüzden, DHARMA bu aletin gücünü anladığından deneyi zaman makinasını test edebilecekleri gözlerden ırak, uzak bi adaya taşımaya karar verdi. DHARMA insanları zaman makinasıyla geçmişe göndermeden önce çalışmalarını kutup ayıları gibi hayvanlarla yaptı. Bir kutup ayısını bikaç yıl geri gönderdiler ve yaşayıp yaşamadığını görmek için doğal yurdunu değiştirdiler. DHARMA kutup ayılarının geçmişe gittikten sonra adada ve uzak çöllerde yaşayabildiğini gördü. DHARMA bu kutup ayılarının çölde “geçmişe gönderildikleri zamana kadar” yaşayabildiklerini gördü , bu onları kısmen yenilmez yapmıştı. ( ç.n : normalde çölde yada tropik adada ölmeleri gerekirken zamanda yolculuğa başlama anına kadar yaşayabiliyorlar , kafalarına kurşul sıkılmazsa tabi) Kutup ayılarıyla yapılan bu deneyden kısa süre sonra Dharma insanları da zamanda geriye göndermeye başladı. Zaman makinesi deneyinin boyunca birkaç yıl içinde Dharma geriye gönderdiği insanların zamanın akışını değiştirip değiştiremeyecekleriyle ilgilenmeye başladı. Ve zamanda geri gidecek yolcularına zamanın gidişatını değiştirecek görevler vermeye başladı. Maalesef geriye giden insanlar çoktan yazılmış olan kaderi değiştirebilecek hiçbir şey yapamadılar.
Şimdi zaman makinasının hiç bir yararını görmeyip umutsuzluğa kapılan DHARMA hastalıkların tedavi edilip edilemediğini görmek için ada yerlilerinden oluşan bir grup kurmaya karar verdi ve ‘’others’’ların birçoğunu etkileyecek bir hastalığı adaya bulaştırdı.Ve ‘’others’’lara bu hastalığı zaman makinesı aracılığıyla tedavi edebilecekleri konusunda ısrar etti. Ama bu others için çok açık/ anlaşılır bir durum değildi. onlar sadece tedavi olmak istiyorlardı. ve bu zaman makinesinin sadece kompleks bi aşı olduğunu düşünüyorlardı. Dharma asıl olarak insanlar onlara bu virüs aşılanmadan evvelki bi zamana gittiklerinde bu virüsten kurtulup, tedavi olup olmadıklarını görmek istiyordu.Kaderin önceden buyurduğu gibi ‘’others’’ lar onlara hastalık enjekte edildiğinden önceki bi zamana giderek hastalıktan kurtuldular tabi sadece kara duman tarafından öldürülene kadar çünkü karaduman zaman çizgisinin kendisini düzelttiği fiziksel bi vasıtadır. Kara dumanla ilk kez karşılaşan DHARMA şimdi bu zaman makinesinin düşünülen hiç bir amaca hizmet etmeden sonuçlanacağından korkuya kapılmış/ dehşete düşmüş durumda. Dharmanın başarabildiği tek şey ada sakinlerini adadan defetmekti.
1970 -1985 : Ben’in annesi Dharma tarafından adaya gelmesi ve zaman makinesi üzerinde çalışması için işe alınır. Testin başlamasından yıllar sonra da zaman makinesininin becerilerinden bıkmıştır.Aynı zamanda Richard (others’ın geecekteki lideri) la tanışır. Richard ona Dharma’nın yaptığı ve birçok ‘’others’’ın öldüğü bu korkunç deneyden bahseder.Ben’in annesinde , bilim adı altında yok saydıkları ahlaki değerlerden ötürü Dharma’ya karşı nefret gelişir.Dharma ’nın yaptıklarından etkilenen masum insanlar için Dharma’ yı yok etmenin kaderi olduğuna hüküm verir. Fakat adadan ayrılmak yerine bir taşla iki kuş vurmayı planlar: adadan sadece ayrılmak ve muhtemelen de Dharmayı ayrılışıyla kızdırmak yerine zaman makinesini kullanarak adaya geldiği zamana geri döner. Ve adadan ayrıldı. Bu şekilde dış dünyaya adaya hiç gitmemiş gibi görünecekti .Yaşamının adada testler yaparak kaybettiği 15 yılını tekrar yaşamak için geri gitti. Akıllıca…
1970 : Ben’in annesi 1970′e yaklaşık olarak 15 yıl geriye seyehat etti ve kendini yeniden Oregonda buldu. Mükemmel bir çocukla tanıştı,evlendi ve hamile kaldı. Fakat ada dışında yaşadığı alternatif hayatta çocuksuzdu.Malesef Dharma henüz anne ve çocuk ölümleri ile zamanda yolculuk arasındaki bağlantıyı keşfedememişti. (Hatırlayın Juliet 26 yaşında olmasına rağmen 70 yaşındaki bi kadınınki gibi görünen rahim röntgenini görmüştü. Görünen o ki zamanda yolculuğun benzersiz bir etkisi de bedeniniz değil ama rahminiz yaşlanıyor..)
Ben’in annesinin doğum zamanı geldiğinde çocuğu doğurmayı başarıyor ama kendisi ölüyor. onun ölmesinin nedeni ise zaman çizgisinin gidişatı onu Ben ile değiştirerek düzeltmesidir. Ben onun tecessümüydü (cisimleşme/yeniden dünyaya gelişi gibi bişey) ve hayal kırıklığına uğramış olan bu DHARMA mühendisinin en sonunda bu şaibeli/kanunsuz/kötü kuruluşu yıkmak olan vasiyetini/hedefini gerçekleştirmek için yaratılmıştı. Ben’in rolü kaderi çözme konusunda çalışmak ve zaman makinesini DHARMA’nın metotlarını kullanmadan çalıştırmanın bir yolunu bulmaktı.
1980′LER: Annesinin ölümünün üzerinden çok geçmeden Ben ve babası adaya gittiler. Horace Dharma’ya katılmıştı ve Ben’in annesini araştırmak için gönderilmişti. Ancak onun öldüğünü öğrenince kocasını ve Ben’i adaya gönderdi. Ben ve babası adaya geldiklerinde Ben’in babasını DHARMA’nın sadece bir piyonu olmuş şekilde buluyoruz. Ben onların adaya gelmesinin gerçek nedeniydi: Ben’in görevi annesinin kaderini gerçekleştirmekti. Malesef o zaman Ben bundan haberdar değildi. O sadece kendini eğlendirmeye ve babasının çok fazla kendini bırakmamasını sağlamaya çalışıyodu.
alıntıdır
devam...
1981: Ben adada biraz iyi zaman geçirdikten sonra adada evin dışında ölmüş annesini duymaya ve görmeye başladı! Onun annesini görmesinin nedeni “alternatif gelecekte” annesinin hala hayatta ve DHARMA için çalışıyor olmasıydı. O ona yarı ölü gibi görünüyordu çünkü onun ölü ruhu Ben’e kaderini anlamakta yardım etmesi için dizayn edildi.böylelikle Ben onun vasiyetini devam ettirebilecekti. Sonuç olarak onu ruhu zamanın geleceği düzeltmek için bulduğu yoldu.
Ölü annesini gördükten çok kısa bir süre sonra Ben ormanda “henüz hazır değilsin diyen” Richard’ı görür. Richard bir zaman yolcusu ve Dharma’dan nefret eden biridir. Ben Richard’la ormanda karşılaştığında Richard 2000 yılından 1981 yılına seyehat etmişti. Bu nedenle Richard Ben’le çalışırken yaşlanmıyordu. Neden Richard Ben ile iletişime geçmek için geçmişe gitmişti? onu örgütlemek/ işe almak (yani kendi amacı doğrultusunda onunla birlikte çalışmasını sağlamak için) için. Richard alternatif zaman çizgisindeki Ben’in annesini biliyordu ve Ben’in annesinin yeniden vücut bulmuş/cisimleşmiş hali olduğunu biliyordu ve Ben’in bir çeşit dahi/mucizevi bir çocuk olduğunu da biliyordu. Ondan sonra Richard ve Ben daha sonraki yıllarını DHARMA’yı nasıl yıkacaklarını ve zaman makinasını insanları öldürmeyi içermeyen testlerde nasıl kullanacaklarını planlamakla geçirdiler.
1988: Rousseau’nun gemisi adaya çarpar ve Rousseau Ben ve Richard tarafından çabucak kaçırılan Alex’i doğurur. Böylece onun DHARMA tarafından bulunmasını engellemiş oluyorlardı. Rousseau’nun adaya tam anlamıyla neden geldiğini bilmiyoruz ancak ben inanıyorum ki o adada güç mücadelesi olup olmadığını belirlemek için DHARMA tarafından gönderilmiş bir ekibin parçasıydı. DHARMA’daki güçlü kimseler kendileri gidecek kadar aptal değillerdi ve önce oraya daha sonra adada ölmek zorunda olan bir grubu gönderdiler. Rousseau’nun grubu DHARMA’nın o sırada test ettiği/yaydığı hastalığa yakalanarak öldü.
1981-2005: Ben büyür ve Richard ile birlikte DHARMA’yı tamamen ortadan kaldırmak için “nihai planı” planlamaktadır: Tasfiye/Temizlik (The Purge). o sıralarda DHARMA zaman makinasını başka amaçlarla kullanıp kullanamayacaklarını görmek için adanın diğer kendine has özelliklerini test etmeye devam etmektedir. Bu çalışmaların ortasında, DHARMA SWAN istasyonu vasıtasıyla adanın manyetik anomalisini keşfetti. Bu manyetik anomali bütün adayı kapsayan bir hava kabarcığıydı.Ama malesef DHARMA onu herhangi bir şey için nasıl kullanacaklarını bilmediklerinden bu anomali üzerinde ancak basit/temel testler yapabildiler. Bu sıralarda hem DHARMA hem de OTHERS zaman makinesini “daha büyük menfaat/yarar/iyilik” için nasıl kullanacaklarını öğrenmeye çalışıyorladı.
Zaman makinesi üzerindeki testler sırasında DHARMA ve others zaman yolculuğu ile ilgili aşağıdaki buluşları yaptılar:
1) Birisi makinaya girdiğinde sadece geçmişe geri gidebiliyor ve sadece makinenin çalıştığı zamanlara gidebiliyor.
2) Geçmişe gittiğinde yeniden yaşlanmıyorsun. Mesela eğer 50 yaşındaysan ve 10 yıl geriye gitttiysen 40 yaşındaki bedenine sahip olmuyorsun. 50 yaşındaki bedeninle geri dönüyorsun. Ancak senin bu 50 yaşındaki bedenin sonraki 10 yıl boyunca yaşlanmıyor (yani zamanda yolculuk yaptmak için zaman makinasına girdiğin ana kadar)
3) Zaman yolculuğunda bedenin fiziksel olarak yeniden yaşlanmıyor ancak makineye girmeden önceki fiziksel rahatsılıkların iyileşiyor. Mesela, varsayalım ki sen 2010 yılında felç oldun- 2015′de de zaman makinasına girmeye ve 10 yıl geri dönmeye (felç olmadan önceki bir zaman) karar veriyosun. 2005′e geri döndüğünde tekrar yürüyebilirsin. ancak 5 yıl geçtikten sonra kader seni yeniden felç etmek için başka bir yol bulacaktır. Belki ilk kez felç olmanın nedeni pencereden itilerek belinin üzerine düşmen olabilir ancak ikinci kez belki bi arabanın çarpmasından dolayı felç olablirsim.
4) Geçmişe geri döndüğünde sadece kaderinin üzerinde etkisi olmayan şeyleri değiştirebilirsin. Başka bir deyişle; belli bir tarihteki bir filmi izlemeye gittiysen ve sonra zamanda geriye gittiysen o tarih geldiğinde o filmi tekrar izlemeye gitceksin diye bi kaide yok. ancak o film hayatını değiştirecek bir karar almanı sağladıysa kader sana bu kararı aldıracak başka yollar bulur (filmi izlemen olan bu orjinal yoldan başka bir yol).
5) Eğer geçmişe gittiysen ve öldüysen tam anlamda ölü olmazsın çünkü evrende senin gelecekte hayatta olduğun bir yörünge zaten mevcuttur. Bu nedenle sen bir “yarı ölü” haline gelirsin. Başka bir deyişle senin varlığın bazı kimselerce bilinir ama diğerlerince bilinmez. Varlığın sadece kaderine etki etmen gerektiğinde bilinebilir. mesela diyelimki sen Google’ın mucitisin.Google bulmadan önceki bir zamana geri döndün diyelim. Ancak sonra bilinmeyen bir nedenden dolayı öldün. bu durumda kader yine Google’ı buldurmanın bir yolunu bulur. Büyük ihtimalle de senin yarı ölü bedenin başka birine görünür ve sen ona Google’2 yaratma konusunda fikir verirsin. Böylece evrene hükmeden tüm olaylar serisi asla değişmez, ama sen teknik olarak ölü olursun.
6)Eğer hiç çocuğun olmadıysa ; geçmişe gidip doğum yapamazsın. kader gerçekte var olmayan yeni bir varlığın geçmişte var olmasına izin vermez.. Kader yönünü düzeltmek için ya anneyi ya bebeği ya da her ikisini öldürür.
2005: Nefretle kabaran düşmanlıkla Ben, Richard ve Jacop 2000 yılına geri gider ve DHARMA’yı ortadan silerler(The purge: temizlik/ tasfiye operasyonu). Dünyanın diğer yerlerinde de DHARMA üyeleri (Penny’nin babası gibi) olduğunu farkeden “The others:diğerleri” DHARMA’nın adaya tekrar ulaşmasını engellemek ve onları ortadan kaldırmak için çabucak bişeyler düşünmesi gerekir. Ben geçmişe gitmek ve dış dünyadan gizlenmek için bütün adayı “Time loop: zaman döngüsü” içine sokar. ,bu time loop adayı geçmişte bi zamanda (2000 yılı) askıda bırakır (o yılda tutar). Böylece dışardaki DHARMA çalışanlarının adaya ulaşmasını engellemiş olurlar. Time loop’u başlatan Ben ve Richard adanın diğer yerlilerini toplarlar ve bu kişiler büyüyerek DHARMA!nın karşı gücünü oluştururlar: “The others”.
Bu “time loop”u yaratmak için Ben ve Richard zaman makinesini ARROW istayonundan alıp SWAN istasyonuna götürürler.Mikhailin mühendislik dehasıyla zaman makinasını SWAN istasyonu içinde derinlerde bi yerde çimentoyla kaplarlar. Ayrıca Mikhail zaman makinası ve tüm adayı saran manyetik anomaliyi birlikte hareket ettirmeyi başardı. bu da others’ın tüm adayı geçmiş zamana göndermelerini sağladı! Daha sonra 108 dakikada bir düğmesine basılması gereken bilgisayar sistemini kurdular; ancak bu düğmeye basma işi aslında 108 dakikada bir zaman makinasını aktive ediyordu. Uzun yıllar boyunca her 108 dakikada bir zaman makinasını resetleyerek zamanı durdurmayı başardılar. Malesef bu işin bi dezavantajı; adada zaman duruyor olmasına rağmen dünyanın geri kalanında zamanın hala geçiyor olmasıdır. Bu yüzden ada hala 2000 yılındayken gerçek dünya 2004 yılındadır. Ben’in 3. sezonda Richard’a doğum günlerini ne zaman kutladığımızı hatırlıyormusun cümlesine dikkat edin. Others her 108 dakikada bir zamanı tekrarladıkları ve dolayısıyla yaşlanmadıkları için doğum günlerini kutlamalarının bi anlamı yok.
2000-2000:ADA ZAMANI: Adada zaman sabit kalırken ; şimdi dışarı karşı görünmez olan “diğerleri” zaman yolculuğu üzerindeki testlerini devam ettirebildiler. “Diğerleri” adada yeni bir yaşama başlamak istediler. Ama tek problem neydi? duran zamanla ve yaşlanan rahimlerin zayıf birlikteliğinden dolayı adada üremek/çoğalmak/türünü devam ettirebilmek için bir yol bulmak zorundaydılar. bu yüzden mevcut hamilelik sorununu araştırması için Juliet’i işe aldılar. ayrıca 108 dakikada bir düğmeye bassın diye prestijli bir askeri görevli (Kelvin) de buldular ve ona dünyayı koruduğunu düşündürttüler. Bu arada, Diğer yerliler yaşlanmadan günlerini geçiriyordu (Richard, Ben ve tüm diğerleri buna dahil). Ayrıca 2. adanın 1. adanın manyetik kabarcığının dışında olduğu düşünülüyordu, bu yüzden ana adamızın manyetik kabarcığından ayrılan birisi 2000 yılındaki zaman çizgisinden sonra yaşlanmaya başlıyordu. Z
amanın belli bir noktasında Jacop ölür. Ancak Jacop önceki zaman çizgisinde 2005′ kadar yaşadığından dolayı onun ruhu Ben, Richard ve toplulukla iletişime geçebilmek için hayatta kalır.
2000-2004:ORJİNAL ZAMAN ÇİZGİSİ:
Ada 2000 yılında sıkışıp kalmışken, Lost un bütün karakterleri flashbackler aracılığıyla yaşamları devam ediyor. Biz onların zaman içindeki ilk döngülerinden başlangıç hikayelerini görüyoruz. Kahramanlarımız adadan kurtarıldıklarında, 3. sezonun sonunda Jack’in “flashforward” ında da gördüğümüz gibi yaşamlarının bu zamanını tekrar yaşamaya başlayacaklar.
2000Ada Zamanı- 2001 civarı orjinal zaman): Juliet cocuk doğumlarıyla ilgili sorunları incelemek için tutuldu. O gerçekten iyi bir insandı ve kız kardeşine yardım etmek için her şeyi yapardı. Ancak adadaki “time loop”tan haberi yoktu ve Ben onu adada tutmak için onun bu haberdar olmayışından faydalanıyordu.
2000ada zamanı-2001 civarı orjinal zaman): Kızının Desmondla birlikte olmasından bıkan Dharma lideri olan Penny’nin babası Desmondu adaya göndermek için akıllıca bi plan tezgahladı. Libby’i ( Dharma için çalışan bir ajan) Desmondu adaya göndermek için tuttu
2004:GERÇEK ZAMAN ÇİZGİSİ: Desmond düğmeye basıp zaman makinasını resetleyip adayı 108 dakika geri göndermediği için Uçak ada üzerinde kaza yapıyor. Düğmeye basılmaması zaman makinasının manyetik balonun güçlerini çalıştırmasını geçici olarak durdurdu thus creating an opening over the island the split second Oceanic 815 flew over. The resulting power of the current flowing through the magnetic field ripped the plane in half. Biz izlyiciler olarak 2 büyük soruyla karşı karşıya kaldık: Desmond’un düğmeye basmamasıyla uçağın düşmesinin aynı anda olması tamamen bir rastlantımı yoksa DHARMA bir grup insanın adayı “time loop”un içinden çıkaracağını bildiğinden kazanın bilerek uçağın adanın üzerinden geçtiği saniyede olmasını mı tezgahladı. bu durum arkadaşlar bizi Lost’un temasına geri götürüyor- uçak kazasına kader mi neden oldu yoksa Dharma bazı karakterleri (sonunda adamızın kahramanı olacak karakterler) özellikle mi devreye soktu? Ya da bu durum hem kaderin hem de DHARMA’nın çalışmalarının bir sonucumuydu?
Uçak kazasından sonra artık kahramanlarımız adada 2000 yılında ve bedenlerini 2000 yılından aldılar. Locke iyileşti çünkü onun geçirdiği kaza henüz olmamıştı (2002 civarında)- Rose’unkiyle aynı.
Maalsef 2004 yılında (orjinal zamanda) uçak eskiden adanın bulunduğu yer olan okyanusun ortasında bi yerde kaza yaptı. Siz şu an 2000 yılında var olan adayı görüyorsunuz ve bu ada muhtemelen 2004den önce yok edildi ve böylece gerçek hayatta 2004′den sonraki insanlara asla görünmeyecek. Bu yüzden Naomi 815 uçağından kurtulanların kazadan sonra okyanusun dibinde bulunduklarını söyledi. Aslına bakarsanız Daha açık olmak gerekirse uçağın kopyası yapıldı. Uçağın bi versiyonu şu an adada 2000 yılında var diğeri de 2004yılında okyanusta kaza yaptı. yani sonuç olarak bizim kahramanlarımıza ne olursa olsun onlar uçağın kaza yaptığı zamana yani 2004′e ulaştıklarında ölecekler!!
2000 ADA ZAMANI: Lostun ilk 2 sezonunun geçtiği zaman. Anbar keşfedildi ve Locke en sonunda düğmeye basmadı ve Desmond anahtarı çevirdi. Bu zaman makinesini imha etti ve adada artık zaman 2000 yılından itibaren ilerlemeye başladı! Şimdi ada gerçek dünyanın 5 yıl gerisinden ilerliyor. Desmond anahtarı çevirdiğinde onun yaşamı gözlerinin önünden geçti. Aslına bakarsanız hayatının bu 5 yılını yeniden yaşamak zorunda kaldı! Adadan kurtarıldıklarını, charlie’nin ölümüne şahit olduğunu sonra yaşamına tekrardan başladığını, , penny ile tanıştıklarını ve sonra adaya yeniden döndüklerini anımsadı- böylece onun yaşam hikayesinin döngsü yaratılmış oldu. Desmond kaderinden kaçamadı. Onun hayatını tekrar yaşamasının tek nedeni onun anahtarı çeviren kişi olmasıdır. Ben iddia ediyorum ki o zaman makinasının tam kalbindeydi ve o alternatif geleceğini diğer kişilerden biraz daha iyi bir şekilde görebiliyordu.Bu da Charlie’nin ölümü ile ilgili flash’ları nasıl görebildiğinin açıklaması. Onun yaşamını tekrardan kaç kez yaşadığını kim bilebilir. O yaşamını her yeniden yaşadığında kahramanlarımızı neyin adadan çıkartmasını sağladığını ve charlie’nin mesajı gönderdiğini gördü.
2007-2010 (eski zaman çizgisi): Oceanic 815′in enkazı en sonunda okyanusun dibinden bulundu. Uçak 2004′de kopya edildiğinden bizim şu an 2 tane zaman çizgimiz var. 1. zaman çizgisinde bizim ölü kahramanlarımızın okyanusun dibinde yatıyor ama yeni zaman çizgisinde kahramanlarımız adada 2001′de bulunuyor. Sezon 4′de biz Oceanic 815!in okyanusun dibindeki görüntülerini görüyoruz (yani orjinal zaman çizgisinin seyrini görüyoruz). DHARMA ve Naomi Okyanusun dibinde herkesin ölü olduğunu doğruladıklarında , zamanda geri dönmek ve adayı bulabilmek için planlarını uygulayabildiler.
2010 (eski zaman çizgisi)/ 2001 (yeni zaman çizgisi): Naomi Dharma tarafından geçmişe geri gönderilmek ve adanın kontrolünü yeniden kazanmak için görevlendirildi. o adaya gitmeden önce bi takım oluşturdu. Onun takımı misyonlarını gerçekleştirmek için DHARMA tarafından özel olarak seçildi çünkü bütün üyeşer Ben’i adadan atmak için kilit rol oynayacaktı. Ayrıca takımın tüm üyeleri Dharma’yı çok iyi tanıdıklarını gösteren bişeyler yapmışlardı. Bu yüzden Dharma’nın bakış açısıyla onlar bi ara ortadan kaldırılmak zorundaydılar.
2001 (ada zamanı/yeni zaman çizgisi): Desmond Charlie’nin “Looking Glass”da kaderini gerçekleştirmesini sağladıktan sonra Jack Naomi’nin telsiziyle irtibat kurabildi. Bu cihaz DHARMA tarafından özel olarak üretilmişti ve Naominin geçmişten gelecekteki DHARMA (2010 yılındaki) ile irtibata geçmesini sağlıyordu. Jack’in bilmediği ise Naominin gelecekten adada Others’ın adayı hangi noktaya kadar ele geçirdiklerini belirlemek için gönderildiğiydi. Kate Naomiye iletişim cihazını (telsizi) geri verdiğinde Naomi o zamanki tarihi girdi böylece DHARMA’nın takımı onun bulunduğu zamana geri gidebilecek ve adaya sızabileceklerdi. Aslına bakarsanız Naominin takımı adadaki zamanın 31 dakikasının içine girmeye çalışıyorlardı. Daniel’in gemideki arkadaşı roketi fırlattığında 31 dakika sonraki gelecekten fırlatıyorlardı.Bu da Daniel’e gösterdi ki adadaki kişilerle gemi arasında gemiye geri dönebilmek için az bi zaman farkı var ( yani adadaki zamanla gemideki zaman birbirine çok yakın). Naominin takımındaki kişiler DHARMA’nın insanlarıydı, mutlu değillerdi ve Ben’in peşindelerdi. Onlar Dharma’nın neden adadan silindiğini öğrenmek istiyorlardı.
2001(yeni zaman çizgisi): Adadaki güç savaşı & hayatta kalanın adadan çıkmasını sağladı (Jack, kate, sayid, Hurley…) DHARMA bunları adadan aldı ve diğerlerini adada bıraktı. ama ne DHARMA ne de BEN onlara adayı 2001 yılında terkettiklerini söylemedi (onlar 2005 de terkettiklerini düşünüyorlardı). Ayrıca hiç bir kazazedenin adayı terketmesi beklenmiyordu bu yüzden DHARMA’nın Oceanic 815′in diğer yolcularının hepsinin öldüğüne dair bi kanıt göstermesi gerekiyordu. ayrıca kurtulan bu 6 kişinin de yaşamlarının son 4 yılını yeniden yaşadıklarını idrak etmesi neredeyse imkansızdı. Onların bakış açısıyla olduğunu düşündükleri şey sadece uzun bir rüyaydı (mesela Hurley’nin lotoyu kazanması gibi). ancak Jack hala onların doğruyu bildiklerini ima ediyor.
2002(yeni zaman çizgisi): Hurley Charlie’nin hayaletiyle karşılaşıyor. Charlie orjinal zaman çizgisinde bir rock şarkıcısı olarak yaşadığından ama şimdi yeni zaman çizgisinde ölü olduğundan hayaleti Hurley’e yarı ölü olarak görünüyor. Ayrıca bi polis memuru Hurley’e Ana lucia’yı soruyor. Polisin bakış açısıyla Hurley ve Ana “815′in değişik versiyonlarında” 2001 yılında kaza yaptılar.
2002(yeni zaman çizgisi): Diğer 6 kişiyle birlikte Ben de adadan çıkmayı başarıyor. Onun da gelecekten (2005 civarından) 2000 yılına zaman yolculuğu yaptığını hatırlayın. Bu yüzden yeni zaman diliminde, 2001′de, kader geri kalan hayatta kalanları hayatta bırakacaktır-en azından 2005′e kadar. Ben şu an dışarda olduğundan yönü/rotayı düzeltmek için Sayid’i kullanıyor. Biz Sayidin tam anlamıyla neden Ben’in seçtiği kişileri vurduğunu bilmiyoruz ancak muhtemel sebep yeni zaman çizgisinin korunması için bu kişilerin ölmesi gerekmektedir. Ben’in amacı DHARMA’yı ele geçirmek ve zaman makinasının kontrolünü yeniden kazanmaktı. Eğer bunu başarırsa tekrar 2000 yılına geri dönecek, adaya gidecek ve “time loop”u yeniden başlatacaktı.(inşallah!)
2004 (yeni zaman çizgisi): Jack adanın dışında yeni zman çizgisinde 3-4 yıl yaşadı. Jack 22 eylül 2004 de hayatının sona ereceğini biliyordu. Bu yüzden kaderi test etmeye karar verdi. Birinin kendini kurtarıp kurtarmayacağını görmek için köprüden atlamaya karar verdi. Sonra gazetede Sawyer’ın öldüğünü okudu- bu kaderin kendi yolunu izlediğini ve bu 6 kişiyi de yavaş yavaş öldüreceğini kanıtlıyordu
okumuştum ama yazmamıştım sıtenın adını hatırlamıyorum ama siteninde adında zeytin qeçiyodu..en saqlam teoridir kendisi..
çürütülecek çok yani var bence teorinin birincisi ada ile normal zaman arasında bir gün gibi bişiy var sayid ve desmon hilikopterle yola çıktığında bu kadar zaman aralığı vardı ve aynı şekilde gemiden roket fırlatılmıştı oda 20 dakka hatırladığım kadaraıyla gecikti...
desmont adaya gelmeden öncede geleceği görüyodu...
tabut sawyer için çok küçük...
ben yanılıyoda olabilirim ama bunlar dikkatimi çekti
desmond la penny telefon konuşması yaptığında günler aynıydı belki yıllar farklıdır bilmiyorum
ada ile gemi arasında 31 dk vardı
eğer ölen sawyersa kate neden kayıtsız kalsınki
ama gerçekten güzel bi teori ekleyenin yazanların eline sağlık
(N)(A)(Z)(L)(I) 10-05-08, 15:14 yazının hepsini okudum ama ne kadar anladığımı bilmiyorum çok karışık ya peki bütün bunlar doğruysa dizide gelecek bölümlerde açıklarlar heralde dimi
hekimoglu64 10-05-08, 20:31 arkadaslar lost haftada bir mi
yayinlaniyor hayir cünki ben her zaman takip edemiyorumda
mesela 4 seszonn sanirim su an 11 bölümü var aslinda daha cok olmali ya ben takipetmiorum fazla o yüzden....yani haftada 1 mi yayinlaniyo.......
deadly_angel 11-05-08, 00:04 Episode 4.11 - Cabin Fever - Ratings
http://img145.imageshack.us/img145/8092/61807210cr0.jpg
http://img229.imageshack.us/img229/9408/33700496qj2.jpg
deadly_angel 11-05-08, 00:08 The Episode League Table - Week 11 Update
Here is the latest table from Episode 4.11 - Cabin Fever. It's currently the 3rd best rated episode this season.
Current averages:
Season 3 : 4.13
Season 4 : 4.27
http://img148.imageshack.us/img148/710/tablewk11lu0.jpg
Kaynak: Darkufo
1. American Idol - Weds (FOX)
2. American Idol - Tues (FOX)
3. Dancing with the Stars - Tues (ABC)
4. Dancing with the Stars - Mon (ABC)
5. CSI (CBS)
6. Grey's Anatomy (ABC)
7. Desperate Housewives (ABC)
8. Without A Trace (CBS)
9. CSI: Miami (CBS)
10. NCIS (CBS)
11. Two and a Half Men (CBS)
12. House (FOX)
13. Survivor (CBS)
14. Criminal Minds (CBS)
15. CSI: NY (CBS)
16. Survivor (CBS)
17. Extreme Makeover (ABC)
18. Hell's Kitchen (FOX)
19. Lost (ABC):img-pilot
20. Brothers & Sisters (ABC)
kaynak:.tvsquad
Rating sonuçları çok hayret verici. Amerikan halkı için son seçimlerin sonucu açıklanınca aptal olduklarına dair başlık atmıştı bir Fransız gazetesi. Bu sonuçlara ne diyorlar acaba?Tuhaf şey... American idol belki olabilir de her bölümünde birbirinden bağımsız, ayrı bir macera olan polisiye diziler, her bölümünde bazı soru işaretlerini cevaplayıp yeni sorular ortaya atan losttan nasıl daha çok izleniyor anlaşılması zor.
doqru söylüyorsun birbirine baqlantısı olmayan bölümlü diziler
nasıl lost qibi 1.sezonundan son sezonuna kadar bilinmesi qereken
ayrıntının ayrıntısına kadar inen bir dizi böyle bir rayting alıyo inanası qelmiyor insanın..
Rating sonuçları çok hayret verici. Amerikan halkı için son seçimlerin sonucu açıklanınca aptal olduklarına dair başlık atmıştı bir Fransız gazetesi. Bu sonuçlara ne diyorlar acaba?Tuhaf şey... American idol belki olabilir de her bölümünde birbirinden bağımsız, ayrı bir macera olan polisiye diziler, her bölümünde bazı soru işaretlerini cevaplayıp yeni sorular ortaya atan losttan nasıl daha çok izleniyor anlaşılması zor.
amerıcan ıdol gıbı porgramların zırvede olmasını anlamıyorum ama polısye dızı derken csı 8 sezondur zırvede olan bı dızı ne bı karaktere baglı nede ask olaylarına kalıtesını hıc bozmadan koruyo polısıye dızılerı de lostuda sevıroyum ama bıde gercek var kalıte bakımından kusura bakmayın ama ılk basladın dan ıtıbaren cızgısını koruyan dızıler cbs nın dızılerı lost kabul edersınız ask olaylarından ıyıce sapıttı
deadly_angel 14-05-08, 18:17 amerıcan ıdol gıbı porgramların zırvede olmasını anlamıyorum ama polısye dızı derken csı 8 sezondur zırvede olan bı dızı ne bı karaktere baglı nede ask olaylarına kalıtesını hıc bozmadan koruyo polısıye dızılerı de lostuda sevıroyum ama bıde gercek var kalıte bakımından kusura bakmayın ama ılk basladın dan ıtıbaren cızgısını koruyan dızıler cbs nın dızılerı lost kabul edersınız ask olaylarından ıyıce sapıttı
Ben reyting düşüklüğünün sebebini kesinlikle aşk dörtgenindeki tutarsızlıklar olduğunu sanmıyorum.Aksine insanlar dh büyük bir merakla bekliyorlar.En aızndan yabancı forumlardan anladığım bu.Zaten aşk olayları fanların pek umrunda olan şeyler değil artık.Ona sıra gelene kadar açıklanacak pek çok gizem var ortada.
Yine de şaşırtıcı sonuçlar bunlar.Ama bana yetiyor, Lost tehlikede olmadığı sürece tabi.Ve ortada böyle bir durum da görünmüyor.
Ben reyting düşüklüğünün sebebini kesinlikle aşk dörtgenindeki tutarsızlıklar olduğunu sanmıyorum.Aksine insanlar dh büyük bir merakla bekliyorlar.En aızndan yabancı forumlardan anladığım bu.Zaten aşk olayları fanların pek umrunda olan şeyler değil artık.Ona sıra gelene kadar açıklanacak pek çok gizem var ortada.
Yine de şaşırtıcı sonuçlar bunlar.Ama bana yetiyor, Lost tehlikede olmadığı sürece tabi.Ve ortada böyle bir durum da görünmüyor.
ask olayları bı noktadan sonra bellı bı kesmı sıktıgı acık gızem var tabıkı benıde losta baglayan bı ama dıyer dızılere laf atılması hos deyıl cunku bu dızılerın tekrarı varken de wat tekrarıla gecmıstı lostu bende yuksek olmasını ısterım ama bu sonuc olmayınca da baska ıyı ve kalıtelı dızılerı bu sekılde deyerlendırmek hos deyıl
deadly_angel 14-05-08, 18:25 ask olayları bı noktadan sonra bellı bı kesmı sıktıgı acık gızem var tabıkı benıde losta baglayan bı ama dıyer dızılere laf atılması hos deyıl cunku bu dızılerın tekrarı varken de wat tekrarıla gecmıstı lostu bende yuksek olmasını ısterım ama bu sonuc olmayınca da baska ıyı ve kalıtelı dızılerı bu sekılde deyerlendırmek hos deyıl
Aslında bu sadece bir tercih meselesi.İnsanları cezbeden daha köklü diziler, yarışma programları var.Lost'un izleyici kesimini ben kaliteli buluyorum.Lost için yapılan siteler, dernekler ve daha pek çok şey.
Diğer dizi ve yarışma programlarını izleyen kesim hakkında birşey söyleyemem çünkü çok fazla bir bilgiye sahip değilim.Listedeki birkaç diziyi izliyorum o kadar.Ama sırf Kate bir Jack'e bir James'e gidiyor diye bir düşme yaşanmıyordur dizide.Listede izlediğim dizilerle ilgili birşey söylemek gerekirse bence Lost hepsinden çekici.
Yanlış anlaşılsın istemem, ben o dizileri de izlemekten keyif alıyorum. Without a trace ve csi benim de zevkle izlediğim ve beğendiğim diziler, american idol izlenebilir demekteki gayem de çok kaliteli ve iyi bir iş olduğundan değil, stüdyo programı olduğu için canlı izlenmesi gerktiğinden. Dizilerle ilgili kastettiğim de şuydu: O tarz polisiyelerin bir bölümünü izlemeyince de bir sonraki izlenebilir bir şey kaçırılmaz ama lost öyle değil, baştan sona izlenmesi gereken bir dizi, bağlantıları çözmek için, bir bölümde gödüğün bir yan karakter bir kaç bölüm sonra önemli bir soruya cevap olabiliyor mesela. Ayrıca aşk meselelerini bu kadar önemsemiyorlar oralarda izlenimime göre. Açıkçası benim için de çok ön planda değil aşk çıkmazları vs.
deadly_angel 15-05-08, 13:25 Lost'un yıldızları evlerinin kapılarını açtı
Tüm dünyada izlenme rekorları kıran 'Lost' dizisinin ünlü yıldızlarının nerede yaşadıklarını merak ediyor musunuz? In Touch dergisi dizinin fanatik hayranları için Lost'un sevilen karakterlerinin gerçek hayattaki evlerine girdi!..
Hawaii'de yaşıyor
http://img.sabah.com.tr/2008/05/15/gny/im/77F6A047FD2ED341BFC1F8E1r.jpg
Koreli ünlü aktör Daniel Dae Kim, eşi Mia ve iki çocuğuyla birlikte Hawaii'deki bu evde yaşıyor. Kim, "Çekimler bitince soluğu Seul'da alıyoruz" diyor. Geleneksel Kore hayatını evlerinde de sürdürdüklerini belirten Mia, "Adadaki evimiz bir cennet gibi" diyor.
Kütüphanesini çok seviyor
http://img.sabah.com.tr/2008/05/15/gny/im/9929A5E066799E4094C5DB16r.jpg
Lost'un genç yıldızlarından Tania Raymonde, gerçek hayatında Los Angeles'ta yaşıyor. Evinin geniş bir kütüphanesi olduğunu belirten genç yıldız, "Bu odanın direkt terasa açılan bir kapısı var. Burada aradığım huzuru buluyorum ve çok dinleniyorum" şeklinde konuşuyor.
Çiçeklere çok meraklı
http://img.sabah.com.tr/2008/05/15/gny/im/A1A60219480AD94DB1418D65r.jpg
"Los Angeles'taki tüm hayatıma ara verip Hawaii'de yaşamaya başladım" diyen Rebecca Mader, West Hollywood'da oturuyor. İşleri biter bitmez soluğu evinde alan Mader, çiçeklerini çok sevdiğini ve evinin bahçe gibi olduğunu dile getiriyor.
Ailece Hawaii'ye taşındılar
http://img.sabah.com.tr/2008/05/15/gny/im/CBB4FF13E63D214EAD88492Br.jpg
Terry O'Quinn, dizinin kadrosuna dahil olduktan sonra eşi Lori ile birlikte Amerika'daki evlerini satıp Hawaii'ye yerleştiklerini söylüyor. "Buradaki hayatım bir rüya gibi diyen" ünlü aktörün evinde bir de havuz bulunuyor. Çiftin Hawaii dışında Baltimore'da da bir evleri var.
Kaynak: Sabah / Günaydın
deadly_angel 16-05-08, 19:55 The Episode League Table - Week 12 Update
Here is the latest table from Episode 4.12 - There's No Place Like Home - Part 1. This episode is currently rated on a par with Flashes Before Your Eyes.
Is this where you would rank it?
Current averages:
Season 3 : 4.13
Season 4 : 4.28
http://img504.imageshack.us/img504/2559/clipboard01dn9.jpg
deadly_angel 17-05-08, 10:39 Episode 4.12 - There's No Place Like Home - Part 1 - Ratings
Lost" (10:00-11:00 p.m.)
No. 1 in its new time period for 4 weeks in a row, ABC's "Lost" overshadowed its 10 o'clock competition among Adults 18-49 (5.0/13), defeating second-place CBS' season finale of "Without a Trace" by 39% (3.6/10) and third-place NBC's "ER" finale by 52% (3.3/9). In fact "Lost" ranked No. 1 in its time period among Adults 18-49 for its 12th consecutive original airing this season. "Lost" ranked No. 1 in Thursday's 10:00 p.m. hour for the 4th straight week in all key adults, men and women.
* "Lost" was up from the prior week among Total Viewers (11.4 million vs. 10.8 million) and Adults 18-49 (5.0/13 vs. 4.7/13), increasing its overall audience for the 2nd week in a row.
* Continuing to demonstrate strong retention of its "Grey's" lead-in with key adults, "Lost" built on its lead-in for the 4th time in as many weeks across all key men demos (M18-34/M18-49/M25-54). "Lost" was Thursday's No. 1 TV show with Men 18-49 (4.2/12) for the 4th straight week.
http://img137.imageshack.us/img137/2858/63193614pa2.jpg
http://img297.imageshack.us/img297/2369/46351075af9.jpg
Kaynak: ABC
12. bölüm sezon finaliydi galiba değil mi?
deadly_angel 17-05-08, 12:47 12. bölüm sezon finaliydi galiba değil mi?
Hayır.Ama yarı final niteliğindeydi.Sezon finali iki hafta sonra yayınlanacak.
Lost harikulade bir dizi, eğer reytingler çok yüksek gelmiyor ise bunda tv yerine internetten de takip edilmesinin büyük katkısı olduğunu düşünüyorum. Keşke Lost 6 sezon değil çok uzun yıllar daha sürebilse idi...
Ben reytinglerin düşük olmasını, dizinin ilk üç sezonda gösterdiği performansı bu sezonda tekrarlayamamasına ve verilen uzun aralara bağlıyorum. Bir de tuz gibi her yere serpilen gizeme, açıkcası birçok bilinmeyen açıklanmamışken yerine yenilerinin eklenmesi biraz sıkmaya başladı. Özellikle bu sezonun bölümlerindeki yavan tad da eklenince bu reyting geldi; ama 11. ve 12. bölümlerde dizi toplardı bence herhalde 13. bölümde de güzel bir finalle kapatacaklar. Bizlerde 5. sezonu yine iple çekeceğiz...
Lostun ratingleri düşük gibi geliyor bize ama aslında değil... Amerika bizim gibi değil sonuçta... biz 1 gece de max 2 dizi yayınlar günü bitiririz... neden çünkü 1 diziyi en az 2 saatte yayınlıyoruz... 60 ile 80 dk arasında çekiyoruz...
amerika da durum bellidir... en uzun dizi 40 dk sürer... reklamla max 1 saat yer kaplar prime-time da... bu da 4 dizi yayınlayabilirsiniz demektir...
lost perşembe günü... amerikanın en kritik dizi gününde yayınlanıyor...
CSI 8. sezonunda CSI Miami 6. Greys Anatomy 4. böyle giden bir liste var...
ayrıca yarışmalar fln da var...
kanal bol izleyici bol... orda kıstas ilk 20 de olabilmek bizde ki gibi ilk 3 değil...
bir de yayınlanan tüm diziler kaliteli... nerdeyse hepsini ben burda dizimax ya da cnbc-e ile devamlı izliyorum...
bizde ki yapımlardan bir kaçı kalitelidir herkes ona hücüm eder...
TisdaleLove 18-05-08, 11:07 Lostun ratingleri düşük gibi geliyor bize ama aslında değil... Amerika bizim gibi değil sonuçta... biz 1 gece de max 2 dizi yayınlar günü bitiririz... neden çünkü 1 diziyi en az 2 saatte yayınlıyoruz... 60 ile 80 dk arasında çekiyoruz...
amerika da durum bellidir... en uzun dizi 40 dk sürer... reklamla max 1 saat yer kaplar prime-time da... bu da 4 dizi yayınlayabilirsiniz demektir...
lost perşembe günü... amerikanın en kritik dizi gününde yayınlanıyor...
CSI 8. sezonunda CSI Miami 6. Greys Anatomy 4. böyle giden bir liste var...
ayrıca yarışmalar fln da var...
kanal bol izleyici bol... orda kıstas ilk 20 de olabilmek bizde ki gibi ilk 3 değil...
bir de yayınlanan tüm diziler kaliteli... nerdeyse hepsini ben burda dizimax ya da cnbc-e ile devamlı izliyorum...
bizde ki yapımlardan bir kaçı kalitelidir herkes ona hücüm eder...
Çok doğru söylemişsin..Lost'un yayınlandığı gündede birsürü kaliteli ve izleyicisi bol dizi var..Tabi ordaki diziler bizimkisi gibi sinema filmi uzunluğunda deiL:D
hilarybushko 18-05-08, 14:16 Aynen size katııyorum.
Dizi erken saate alınırsa hiç seyredilmez diye düşünüyorum
Merhaba arkadaşlar ben diziyi biraz geç farkedenlerdenim.
İnternetten izliyorum 1 haftadır ve şuan 1. sezon 21. bölümdeyim.
Tam anlamıyla müptelası oldum diyebilirim :)
Eve adımımı atar atmaz internetin başına geçiyorum.
Bu arada ismim Tamer.
2008 Dream Emmy Ballot Part Deux: Best in Drama
Dear Emmy voters:
Yesterday, I told you suggested which actors and actresses on the comedy side most deserved your Emmy love. Today, things get more serious, with my picks in the dramatic acting categories. Please, I beg of you, study this list before filling out your ballot (which should be arriving in your mailboxes any day now). Otherwise, all the wrong people will get nominated again and, well, that'll suck for everyone.
Sincerely, Michael Ausiello (with strong input from Matt Roush and Bruce Fretts)
Lead Drama Actress
Connie Britton (Tami, Friday Night Lights)
Glenn Close, Patty (Damages)
Ginnifer Goodwin (Margene. Big Love)
Chloë Sevigny (Nikki, Big Love)
Jeanne Tripplehorn (Barb, Big Love)
FNL threw everything but the kitchen sink at Britton this season (new baby, hellion daughter, marital problems), and she cleaned up; Close was scary as hell, and we still rooted for her Damages counterpart; and the three wives at the center of Big Love, riding the show's quality wave, turned in the best work of their careers. You try picking a favorite from the batch. (OK, we may be the teensiest bit partial to Goodwin, who impressed us as the not-as-naive-as-we-thought Margene.)
Lead Drama Actor
Kyle Chandler (Eric, Friday Night Lights)
Bryan Cranston (Walter, Breaking Bad)
Matthew Fox (Jack, Lost)
Michael C. Hall (Dexter, Dexter)
Jon Hamm (Don, Mad Men)
No matter how demanding his FNL storyline, Chandler continued to make it look easy; eschewing the "middle" ground, Cranston got us high on his drug-dealing suburbanite; Fox quietly solidified his status as one of the tube's most reliable and unshowy stalwarts; Hall slayed us by adding a touch of crazy to his sexy, cool serial killer; and Hamm proved anything but in a performance that was as subtle as it was memorable.
Supporting Drama Actress
Christina Hendricks (Joan, Mad Men)
Adrienne Palicki (Tyra, Friday Night Lights)
Maggie Siff (Rachel, Mad Men)
Ally Walker (Katie, Tell Me You Love Me)
Grace Zabriskie (Lois, Big Love)
Among all the Men, Hendricks' office manager and Siff's mistress were the only ones with real cajones; Palicki's killer performance was one of the few upsides of FNL's ill-advised murder plot; Walker brought admirable nuance to her unsatisfied married mother character; and Zabriskie... oh, c'mon! They should package her special brand of crazy already! At this point, she doesn't even have to steal scenes; writers lay them at her feet as sacrifices.
Supporting Drama Actor
Ted Danson (Arthur, Damages)
Matthew Rhys (Kevin, Brothers & Sisters)
John Slattery (Roger, Mad Men)
Donald Sutherland (Tripp, Dirty Sexy Money)
Michael K. Williams (Omar, The Wire)
Cheers to Danson, who played evil so well that he made us forget all about Sam Malone; Rhys, as the uptight gay sibling who learned to loosen up and fall in love, warmed our hearts and swept us off our feet along the way; Slattery imbued his ultracool character with a shock of vulnerability; Sutherland delivered a modern-day Blake Carrington deserving of his dynasty; and Williams showed a surprising vulnerability as the ultimately doomed stick-up artist Omar.
OK, it's your turn: Agree/disagree with the selections above? Any glaring ommissions you'd like to alert Emmy voters to? Sound off below!
1 AMERICAN IDOL-WEDNESDAY FOX Wed 9:00 PM 14.6/22.0 16,504,000 24,863,000
2 AMERICAN IDOL-TUESDAY FOX Tue 8:00 PM 14.4/23.0 16,210,000 24,772,000
3 DANCING WITH THE STARS ABC Mon 8:00 PM 11.9/18.0 13,470,000 18,469,000
4 CSI CBS Thu 9:00 PM 11.2/17.0 12,676,000 18,063,000
5 DANCING W/STARS RESULTS ABC Tue 9:00 PM 11.1/17.0 12,523,000 16,987,000
6 DESPERATE HOUSEWIVES ABC Sun 9:00 PM 10.7/17.0 12,104,000 16,837,000
7 GREY'S ANATOMY-THU 9PM ABC Thu 9:00 PM 10.5/16.0 11,799,000 15,546,000
8 WITHOUT A TRACE CBS Thu 10:01 PM 9.6/16.0 10,832,000 14,537,000
9 NCIS CBS Tue 8:00 PM 9.5/15.0 10,667,000 14,879,000
10 CSI: MIAMI CBS Mon 10:00 PM 9.1/15.0 10,276,000 13,923,000
10 HOUSE-MON 9P FOX Mon 9:00 PM 9.1/13.0 10,222,000 15,022,000
12 TWO AND A HALF MEN CBS Mon 9:00 PM 8.5/13.0 9,569,000 13,824,000
13 CRIMINAL MINDS CBS Wed 9:00 PM 8.3/13.0 9,371,000 12,876,000
14 CSI: NY CBS Wed 10:00 PM 7.7/12.0 8,637,000 11,858,000
15 LAW AND ORDER:SVU NBC Tue 10:00 PM 7.6/13.0 8,617,000 11,496,000
16 ACM AWARDS(S) CBS Sun 8:00 PM 7.3/12.0 8,281,000 11,731,000
17 60 MINUTES CBS Sun 7:00 PM 7.1/13.0 8,058,000 10,790,000
17 SAMANTHA WHO? ABC Mon 9:32 PM 7.1/11.0 7,983,000 10,241,000
19 EXTREME MAKEOVER:HOME ED. ABC Sun 8:00 PM 7.0/12.0 7,886,000 11,217,000
20 LOST ABC Thu 10:02 PM 6.9/12.0 7,776,000 10,962,000:img-pilot
kaynak zap2it
Smallville18 29-05-08, 18:00 ANAGRAMLAR
Anagram, bir sözcüğün ya da sözcük grubunun içindeki harflerin yerini değiştirerek yeni bir sözcük ya da sözcük grubu oluşturmaya verilen addır. Anagram dizide sıkça kullanılan bir “sürpriz yumurta” olarak karşımıza çıkar. İlk olarak ETHAN ROM’un aslında OTHER MAN (Diğer Adam) sözcüklerinin anagramı olması ve bu yönü ile Ethan’ın bir Others olduğunun ipuçlarının verilmiş olması, tüm dizi izleyicilerinin dikkatini isimlere ve muhtemel anagramlara yöneltmesine neden oldu.Dizide şimdiye kadar bulunan anagramlar aşağıda yer alıyor. Bunların bir kısmı yapımcılar tarafından kabul edilmiş olsa da diğerleri dizinin izleyicilerinin bulduğu ve çoğu anlamlı olan anagramla :ETHAN ROM = Other Man (Diğer Adam) DANIELLE ROUSSEAU = A Real Lie Used On Us (Üzerimizde Kullanılan Gerçek Bir Yalan - ki bu ifade onun bir Others olduğunu gösterebilir)CHARLIE = Rich Ale (Pahalı Bira - Desmond’a sahilde sunduğu McCutcheon viskisinden hareketle)HENRY GALE MINNESOTA = See An Other Man Lying (Bir “Diğer Adam”ı Yalan Söylerken Görün - bu da kendisini Henry Gale gibi gösteren kişinin bir Other olduğuna dair ipucu veriyordu, ki sonunda da bu kişinin aslında Others’ın lideri Benjamin olduğu ortaya çıktı)ANTHONY COOPER ADAM SEWARD = Sawyer, The Con Man, A Poor Dad (Sawyer, Dolandıcı, Zavallı/Kötü Bir Baba - Gerçek Sawyer’ın kullandığı iki isimden çıkan anagram onun nasıl bir dolandırıcı ve ne kadar kötü bir baba olduğunu gösterecek şekilde düşünülmüş olabilir.)RICHARD ALPERT = Rare Child Trap (Nadir Çocuk Tuzağı - Others’ın çocuk kaçırmasına atıf olarak düşünülebilir)SAM TOOMEY = My Osteoma (Osteom rahatsızlığım - Osteom bir çeşit kemik tümörü. Hurley, akıl hastanesinde sayıları öğrendiği Leonard’ın beraber çalıştığı Sam Toomey’i bularak sayılar hakkında bilgi alabilmek için Avustralya’ya gider. Sam, karısı ile beraber geçirdiği trafik kazasında karısının bir bacağını kaybetmesi nedeniyle sayıların lanetine inanarak intihar etmiştir. Anagram, osteomun ağır seyretmesi halinde bacağın kesilmesine neden olabilmesinden yola çıkarak oluşturulmuş olabilir.)BENJAMIN LINUS = Sun - A Nimble Jin (Sun - Marifetli Jin)NAOMI DORRIT = Maid in Motor (Motordaki Bayan) ya da Raid Monitor (Baskın Takipçisi) [Özellikle Raid Monitor anlamı ile Naomi’nin adaya bir baskın için öncü kuvvet şeklinde gönderildiği ve Others’ın karşı fraksiyonundan olduğu düşünülebilir.]HEATHERTON (Corporation) = Ethan Other (Francis Heatherton, Charlie’nin sevgilisi Lucy’nin babasıdır. Charlie’ye iş vererek Lucy’yi memnun etmeye çalışır ama Charlie ilk işinde uyuşturucu krizi nedeniyle başarısız olur. Heatherton’ların çıktığı bölüm (Homecoming - s01e15) Charlie’nin Ethan’ı öldürdüğü bölümdür.)MITTELOS BIOSCIENCE = Time Coil. It’s obscene (”Zaman Sarmalı. Tiksindirici” - zamanın döngü sorununa atıf olabilir.)
Time bisection close (Zaman ikiye bölmesi /zamanın ikiye bölünmesi yakın - özellikle son bölüm düşünüldüğünde zamanda bir kırılma ya da bölünme olduğundan bahsedilmesi mümkün)
Ice loon bisects time (Buzlu tembel zamanı ikiye bölüyor)
Be nice cos I lost time (Nazik ol çünkü zaman kaybettim)
I become lost in cities (Şehirlerde kayboluyorum)HERARAT AVIATON = Earth Variation (Dünya Değişimi = Juliet’in bayıltılarak denizaltı ile başka bir evrene, adaya getirilmesini gösterir.)
The Ovarian Atria (Yumurtalık kemeri/avlusu - Juliet’in adaya getiriliş nedeni ile uyumludur.)HERARAT = Earhart (Pasifik’te kaybolan kadın pilot Amelia Earhart’a atfen kullanılıyor olabilir)
Her A Rat (Juliet’in kazazedeler arasına girmiş olan köstebek olduğuna işaret edebilir.)HOSTILES = He Is Lost (O (erkek) kayıp = Benjamin’in Hostiles ile ilk karşılaşmasına atıf olabilir. Kaybolmuş Ben Hostiles’a katılır.)DEPARTMENT OF HEURISTICS AND RESEARCH ON MATERIAL APPLICATIONS = Penelope hits Desmond after Antarctica crisis. Ruler not a pharma (Penelope Antartika krizi sonrasında Desmond’ı bulur. Yönetici değil, ilaçdır (ya da yönetici ilaç değildir) MORIAH VINEYARDS = Harmed Visionary (Bozulmuş Öngörülü Kişi - Desmond’ın yeni öngörüsüne atfen) / Diversionary Ham (Oyalayan/aldatan acemi oyuncu - Desmond’ın beceriksizce söylediği yalanla Charlie’yi çekmesine atfen olabilir) HOFFS/DRAWLAR = Flash Forward (Son bölümde Jack’in yaşadıklarının aslında geleceğe bir gidiş olduğunu göstermek için kullanılır.)FUNERAL PARLOR = Run for Real Lap (gerçek iktidara aday olmak, adaylığını koymak).
deadly_angel 05-06-08, 11:15 25.05.08-01.06.2008 Haftası Reytingleri
1. Lost (ABC)
2. Two and a Half Men (CBS)
3. Million Dollar Password (CBS)
4. 60 Minutes (CBS)
5. NCIS (CBS)
6. Criminal Minds (CBS)
7. CSI: NY (CBS)
8. So You Think You Can Dance - Thurs (FOX)
9. Hell’s Kitchen (FOX)
10. So You Think You Can Dance - Weds (FOX)
11. CSI (CBS)
12. Without A Trace (CBS)
13. Rules of Engagement (CBS)
14. 48 Hours Mystery (CBS)
15. Dateline (NBC)
16. Price Is Right (CBS)
17. Cold Case (CBS)
18. NBC Nightly News (NBC)
19. Moment of Truth (FOX)
20. Law and Order: SVU (NBC)
Kaynak: DiziDizi
sonun da 1. oldu ama tabı bunun sebebı butun programların bıtmesı olsun 1.de oldu ya bunu da gorduk ole bole:img-pilot
ya geçen sözlükte rastladım bilmeyene lost anlatmak diye burada paylaşayım dedim belki okumayanlar vardır.. bazıları çok komik:)
- abi bi dizi varmis, supermis. adamlar adaya dusuyorlarmis falan, duydun mu?
- fo eyt fiftin sixtin tuvenitri fotitu
- ne diyon olum sen?
- fo eyt fiftin sixtin tuvenitri fotitu
- ...?
- fo eyt fiftin sixtin tuvenitri fotitu
- allah'indan bul!
-----
lost izlenirken babam salona gelir:
- kurtulamadı hala bunlar burdan ya?
- yok baba, acaip şeyler oluyor, bilmiyosun hem
- ne oluyor??? o kadar kişiler amma salaklar
- yok baba, adadaki olaylar normal değil, bambaşka şeyler oluyor
- bu adam kim, dost mu düşman mı, others diolar hani?
- bilmiyorum ki..
- bu dharma nın sırrı neymiş?
- bilmiyorum..
- rakamların olayı neymiş?
- bilmiyorum
- bilmediğin şeyi niye seyrediyorsun?
- ..
--
abi şimdi lost diye bi dizi var, adaya düşüyo bunlar, uçak ikiye bölünüyo, kıçı bi yere, başı bi yere düşüyo..
- eeee?
- eeesi, adada millet ölmüyo, bi de ağaçları yerinden söken sinek sürüsü gibi bi şey var, ama çok aktif rolü yok henüz, adada kutup ayıları falan var, oraları biraz muallak, ben de tam anlamadım
- abi bu dizinin olayı nedir peki?
- lost işte olum süper diyom sana, prison break, heroes bi de lost vardır bu alemde...
- sonra işte michael scofield diye bi cocuk var, doktor bu, zamanı bükebiliyo, gelecekten gelip adaya düşüyo falan...
- ???????
--
- şimdi bir tane benjamin var pörtlek gözlü,
+ kim o?
- dur şimdi onu sonra anlatıcam, bağlantıyı sonra kurarsın,
+ ee ?
- ana lucia var, ama o öldürülüyor koltukta,
+ kim öldürüyor?
- michael, ama aslında libby'yi kazara öldürüyor, istemeden, michael dedim ama jin ona maeuykuul diyebiliyor,
+ haaaaa
- dumanlar çıkıyor etraftan, domuzlar var, locke domuz avlıyor felan, ah bi de eline verdiğini havaya uçurmasa,
+ mesela?
- orası muhim değil de, kate'de pek kararsız bi jack bi sawyer
+ sawyer derken?
- ford yani
+ ford ?
- ford? yoook değil minibüs mavi ama markasını bilmiyorum,
+ anladım,
- juliet'i zaten duymuşsundur, kadın doğumcu, kızkardeşi kanser,
+ öldü yani?
- orası kesin değil, ben bilir onu, ama hugo da para çok yüzelli altı milyon doları var şişkonun, bak onun dedesi kesin öldü,
+ ne diyorsun bilader ya?
- uçak düştü demiştim ben sana oceanic 815, bir de düğmeye basacan 108 dakka bir
+ anladım,
- bekle anladın, yalancı
+ la olm çok dağıttın belki ondandır, toparlayamıyorsun,
- pardon ya, anlamışsın işte, toparlanamıyor
---
diziyi seyretmeyi düşünmeyen birine şu şekilde özetlenecek olay
bir ıssız ada düşün:
-havadan yiyecek içeçek atılan,
-elektromanyetik anormalliklerin olduğu,
-psikolojik ve para psikolojik deneylerin yapıldığı,
-ciddi hastalıkları olanları mucizevi şekilde iyileştiren,
-garip yaratıkların kendilerini bir gösterip bir kayboldukları,
-deney yapan bilimadamlarının kılık değiştirerek ortalıkta dolaştığı,
-bir şekilde, bir yerlerde karşılaşmış bir sürü insanın farklı zamanlarda düştüğü,
nerede olduğu pekte belli olmayan bu adaya
rotasından sapmış bir uçağın adanın gariplikleri sayesinde düşmesini,
hayatta kalan yolcuların bu garip ada da anlayamadıkları olayların ortasında kaybolmalarını anlatan dizi
---
- abi işte bi ada var, insanlar düşüyo buraya uçak kazası sonucu
- robinson crusoe gibi yani
- robinson uçakla mı düştü adaya?
- cast away?
- lan ne alakası var, insanlar diyorum, bir grup insan
- neyse devam et.
- sonra işte bunlar sesler falan duyuyor böyle , yarat..
- jurassic park gibi desene
- ya sabır, dinazor değil, sonra görüyoruz onu. neyse, şimdi bir grup daha var adanın diğer tarafında
- survivor'daki gibi mi?
- hay seni survivorlar.......
- ne bileyim işte onda da öyle ya, ada falan. hatta iki grup var bi kısmı bu tarafta diğerleri öteki tarafta hani, ondan dedim
- olm saçmalama lan, ne alakas.. hass.. nerden biliyosun lan sen diğerlerini?
- ha?
--
-hoca, bir gün biri gelir de sana lost diye bir dizinin dvd'sini verirse, alma.
+niye?
-alma işte. inan bana böyle çok mutlusun. huzurun var.
+lan neymiş bu lost böyle?
-hayır! soru sorma. her şey soru sorarak başlıyor. boşver. unut gitsin. söylemedim say.
+meraklandırdın lan.
-hayır diyorum! sakın!
+hocam, versene şu lost'u bana sen.
--
-lost'un konusu nedir?
-düşen bir uçaktan kurtulan bir kaç insanın adadan kurtulma çabası.
-aman, klasik.
-klasik mi? (savunmaya geçilir hemen.) delirmiş olmalısın, izle de gör.
-ne ya? uçak düşüyor bıdı bıdı, insanlar kurtuluyor.
-öyle insanlar diye geçiştiremezsin. hepsinin bir özelliği var.
-benim de var özelliklerim hahaha...
-öyle değil, böyle adaya düşmeleri filan bir tesadüf.
-ya bırak.. ne tesadüfü dizi işte.
-hem bir de diğerleri var..
-onlar kim?
-siyah dumanlar ve ormanın sesi.
-canlı mı orman?
-hışırtılar var... hamile kız var bir de avcı adam, sonra doktor var, zaten diziyi o götürüyor..
-?
-böyle.
-ormanın sesi demek.
- anlamıyorsun yani izleyince... o yüzden izledikçe izleyesin geliyor anlamak için. ( anlasa anlatacak belki...)
-
---
-hoca nedir bu lost'un olayı?
-108
-nası 108?
-toplayınca 108 ediyo
-neyi toplayınca?
-4 8 15 16 23 42.. 4 8 15 16 23 42..
-abi iyi misin?
-108 işte..
-bi şey anlamadım..
-toplayınca oluyo, iyi düşün
-git başımdan..
-bak 4 8 15 16 23 42
-lostunu da al git ulan!
--
finelde kullanılan efektler
normal bir masa üstü pc’de bir kaç saatte yapılabilir.
particle illusion(booomlar)
ps, Aeffect (ışık hüzmesi, adanın kaybolması)
bunlar kefenede cep yaptı mezara qötürcekler parayı heralde..
1.bölümde 10 küsürmilyon $ harca en hit zamanında yaptıklarına bak..
aslanselda 19-06-08, 14:27 yine TNT'ye yazı yazdım, allah'ım şu sözlerimi artık dikkate alsalar iyi olacak.
.................................................. ...
Merhabalar,
size bir önerim var, Lost dizisi haftaya 1.Sezon Finali yapıyor ve 3 saatlik bir finalle ara vermeyi düşünüyorsunuz sanıyorum.
Eğer hemen 2.sezondan devam etmezseniz ara verirseniz, tüm diziye 1. bölümden başlayan büyük kitle dvd lerden veya netten 2.sezonu ve diğer sezonları izleyip orjinale yaklaşmayı hedefleyecek.
dolayısıyla siz aylar sonra 2.sezona başladığınızda belki izletecek seyirci bile bulamayacaksınız.
benim önerim, ara vermeden sezonlara devam edip, yeni izleyicileri yani türkçe dublajlı izleyicileri orjinale yaklaştırmayı hedefleyip, böyle oluşan seyirci kitlesini kemikleştirerek reytinglerinizi de koruma altınıza almanız olacaktır.
böylelikle hem bizler tv den izleme keyfine erişirken, sizlerde seyirci kaybına uğramayacak aksine seyirci kitlenizi oturtmuş olacaksınız.
bu bir öneridir, mantıkda gayet doğrudur bana göre, uygulayıp uygulamamak size kalmış birşey tabi ama dikkate almanızı dilerim.
Saygılar,
John Locke’u takdimimdir
oray.egin@aksam.com.tr
Bundan iki sene önce Londra’da The Soho Hotel’de yuvarlak masaların etrafına toplanmış, dünyanın çeşitli yayın organlarından gazetecilerle “Lost” kadrosundan oyuncularla tanışma fırsatı bulmuştuk. O zamanlar görüştüğümüz oyuncuların hemen hemen tamamı dizinin geleceğinden endişe duyuyordu. “Altı yedi sezona sakız gibi uzamasındansa üç sezonda bitecek harika bir dizi olsun” diyorlardı.
İki sene önce “Lost”un akıbeti bilinmiyordu, ama yapımcılar dizinin altı sezonda biteceğini açıkladılar. İki sezon daha demek bu. Hayranlarını üzecek belki, ama hafızalarda da “tadı damağında” kalacak.
Londra’da, bu sefer Browns Hotel’in lobisindeki küçük toplantı odalarında yine “Lost” oyuncularıyla beraberim. Yanımda İspanya, İtalya, Norveç gibi ülkelerden gazeteciler var. Sabahın erken saatleri ve elinde Starbucks’tan alınmış bir kahve bardağıyla John Locke geliyor.
Dizideki adıyla John Locke. Ama sokaklarda da insanlar onu gördüklerinde John Locke diyormuş, bundan da hiç rahatsız olmuyormuş.
“Ben bir film izlerken, tanıdık bir aktör görürsem önce onun o olduğu gerçeğini aşmam gerekiyor. ‘Tom Cruise değil bu oynadığı karakter’ diye ikna olmam vakit alıyor, ama ben de bu diziden sonra umarım iyi bir aktör olarak hatırlanırım.”
Terry O’Quinn, John Locke rolünün kendisi için yaratıldığı gibi büyük konuşmalara hiç girmiyor ama “Lost”ta yer alışını şöyle anlatıyor: “J.J. Abrams’ın bir başka dizisi olan ‘Alias’ta konuk oyuncuydum ve hiç para kazanmıyordum neredeyse, o yüzden de bir gün beraber düzenli bir iş yapacağımızı konuşmuştuk ve sonra bu iş çıktı. Ama ilk başladığında rolün bu kadar büyüyeceğini hiç tahmin etmezdim.”
“Lost” oyuncuları senaryo hakkında hiç fikre sahip değil. Genellikle çekimden bir hafta önce bir sonraki bölümde ne olacağını ve rollerini öğreniyorlar. Dizinin nasıl biteceğiyle ilgili bir fikirleri de yok, tahmin de etmek istemiyorlar.
Ama O’Quinn ölmek istemediğini söylüyor gülerek. Lafı olası bir oyuncular grevine getirdiğimde de “Hiç kimse iyi bir işi varken greve gitmek istemez” diyor, “Ama sorun da şu ki pek çok oyuncu şu anda işsiz ve onlar için greve gidip gitmemek fark etmiyor. Eğer greve gidersek hiçbir prodüksiyon olmayacak Hollywood’da. Hepimiz bir sendikaya bağlıyız ve yapımcılarla stüdyolar o sendikalarla çalışıyor. Yazarlar grevi bu seneki prodüksiyonları çok etkiledi. Yeni diziler, yeni filmler çok az artık.”
O yüzden de “Lost”la ilgili yeni sezon tahminleri için “eğer” kelimesini çok sık kullanıyor: “Eğer başlayabilirsek ağustosta çekimler olacak ben de en az sizin kadar ne olacağını merak ediyorum.”
Dizideki “her an her şeyi yapabilecek” kadar tehlikeli ve alıngan karakterine karşı Terry O’Quinn diğer oyunculardan daha canayakın ve sıcak kanlı görünüyor. Zaten o da fazla ortak yönleri olduğunu düşünmüyor. Sadece yaşı gereği “Lost” cast’inden daha ayrıksı yaşıyor, evi kuzeyde ve diğerlerinden daha uzak, daha yalnız. Oyuncuların bir araya geldiği zamanlarda ise Naveen Andrews’un çaldığı gitarın eşliğinde liseli gençler gibi şarkılara eşlik ederek eğleniyorlarmış.
Terry O’Quinn’in en sevdiği ve eşlik ettiği şarkı ise Bob Dylan’dan “I Shall Be Released.”
O’Quinn, karakterinin adını aldığı düşünür John Locke’la ilgili pek bir şey bilmiyor. Hiç okumamış, diziye kadar da adını duymamış, hiç felsefe çalışmamış zaten. “Eğer senaryoya bir katkısı olsaydı, çalışırdım ama bir faydası olmayacak, öğrenirsem sadece kendi merakım için öğrenirim” diyor.
John Locke’a ayırdığımız süre doluyor, odadan çıkartılıyoruz ve birazdan Sayid’le buluşacağız.
17.06.2008
Lost buluşmasına devam
oray.egin@aksam.com.tr
Fenomen dizi “Lost”un son zamanlarda en çok ilgi çeken karakteri kuşkusuz Sayid rolündeki Naveen Andrews. Hint kökenli olmasına rağmen Londra’da doğan Andrews, Los Angeles’ta yaşıyor ve kendisine orada yeni bir hayat kurmuş. Londra’dan hiç hoşlanmıyor, burada geçirdiği günleri hatırlamak istemiyor. Londra’dan kurtulduktan sonra hayatının düzene girdiğini düşünüyor, “Çünkü en azından Los Angeles’a gidince ayıldım” diyor. Her türlü bağımlılığından orada kurtulmuş.
Bu arınma ona nasıl yaramış bilmiyorum. Terry O’Quinn’le karşılaştırdığımda kendisini fazlasıyla beğenmiş, herkese tepeden bakmak isteyen ve samimi konuşmayan bir oyuncu buldum karşımda. Adeta star olmadan star gibi davranmaya başlamış gibi. Mesela O’Quinn büyük bir dürüstlükle insanların kendisine karakterinin adı John Locke diye seslendiklerini söylerken, Andrews herkesin her şekilde kendisini tanıdığını iddia ediyor. Çok inandırıcı gelmedi doğrusu.
Hanif Kureishi’nin iki oyununda oyunculuğa başlamış biri olarak edebiyata ilgisini soruyorum, “Çok uzun zaman önceydi, Hanif bana ilk işimi verdi” diyor, geçiştirmeye çalışıyor. Biraz daha ısrar ediyorum, “En son okuduğum kitabı herhalde Intimacy (Mahremiyet)” diyor.
Londra’da yetişmiş olmasına rağmen futbolla hiç ilgilenmediğini söylüyor. Kendisini Londra’ya ait her şeyden soyutlayıp soyutlamadığını soruyorum, Londra’da yaşayan bir oğlu olduğu için mecburen geliyormuş.
“Lost”la ilgili düşüncelerinde de bir çekicilik yok doğrusu. Tahmini? Yok. Dizide ölme korkusu? Umurunda değil, çünkü yazarların şovuymuş ve ne isterlerse yaparlarmış. Ayrıca “Lost”u da hiç mi hiç izlememiş, sadece pilot’a bakmış, ne olacağını da merak etmiyormuş.
Ben de kendisi hakkında daha fazla bir şey merak etmediğime karar verip, Jorge Garcia’yla buluşmak için yanından ayrılıyorum.
19.06.2008
aslanselda 20-06-08, 20:37 Lost buluşmasına devam
oray.egin@aksam.com.tr
Fenomen dizi “Lost”un son zamanlarda en çok ilgi çeken karakteri kuşkusuz Sayid rolündeki Naveen Andrews. Hint kökenli olmasına rağmen Londra’da doğan Andrews, Los Angeles’ta yaşıyor ve kendisine orada yeni bir hayat kurmuş. Londra’dan hiç hoşlanmıyor, burada geçirdiği günleri hatırlamak istemiyor. Londra’dan kurtulduktan sonra hayatının düzene girdiğini düşünüyor, “Çünkü en azından Los Angeles’a gidince ayıldım” diyor. Her türlü bağımlılığından orada kurtulmuş.
Bu arınma ona nasıl yaramış bilmiyorum. Terry O’Quinn’le karşılaştırdığımda kendisini fazlasıyla beğenmiş, herkese tepeden bakmak isteyen ve samimi konuşmayan bir oyuncu buldum karşımda. Adeta star olmadan star gibi davranmaya başlamış gibi. Mesela O’Quinn büyük bir dürüstlükle insanların kendisine karakterinin adı John Locke diye seslendiklerini söylerken, Andrews herkesin her şekilde kendisini tanıdığını iddia ediyor. Çok inandırıcı gelmedi doğrusu.
Hanif Kureishi’nin iki oyununda oyunculuğa başlamış biri olarak edebiyata ilgisini soruyorum, “Çok uzun zaman önceydi, Hanif bana ilk işimi verdi” diyor, geçiştirmeye çalışıyor. Biraz daha ısrar ediyorum, “En son okuduğum kitabı herhalde Intimacy (Mahremiyet)” diyor.
Londra’da yetişmiş olmasına rağmen futbolla hiç ilgilenmediğini söylüyor. Kendisini Londra’ya ait her şeyden soyutlayıp soyutlamadığını soruyorum, Londra’da yaşayan bir oğlu olduğu için mecburen geliyormuş.
“Lost”la ilgili düşüncelerinde de bir çekicilik yok doğrusu. Tahmini? Yok. Dizide ölme korkusu? Umurunda değil, çünkü yazarların şovuymuş ve ne isterlerse yaparlarmış. Ayrıca “Lost”u da hiç mi hiç izlememiş, sadece pilot’a bakmış, ne olacağını da merak etmiyormuş.
Ben de kendisi hakkında daha fazla bir şey merak etmediğime karar verip, Jorge Garcia’yla buluşmak için yanından ayrılıyorum.
19.06.2008
teşekkürler arkadaşım, bunları bizlerle paylaştığın için, demek oray tanışmış onlarla gözlemlediklerini paylaşmış,
sayid ile ilgili söyledikleri gerçekten hoşuma gitmedi, söylendiği gibi burnu havada bir tipse
hele hele diziyi hiç oturup izlememiş olması da çok büyük bir ayıp, bu yaptığı işe saygısızlık gibi geliyor, madem merak etmiyorsun, ilgilendirmiyor seni, niye oynuyorsun o zaman, işin ne senin orda
insan montajlanmış, diğer arkadaşlarının sahnelerini, dizinin bütününü konusunu merak etmez mi, izlemez mi ya bu ne saçmalık. Şaşırdım vallahi, söyleyecek söz bulamıyorum.
peki sadece sayid ve locke'la mı tanışmış, başka oyuncularda var mı ???
varsa bizimle paylaşmaya devam edersen seviniriz :img-wink:
Yazılarına devam ediyor o yazdıkça ben de buraya eklerim.:)
Yalnız Naveen Andrews hakkında bence yanılmış olabilir, ya da ona öyle gelmiştir, bazen insanları ilk görüşte yargılamamak gerekir. Benim bildiğim kadarıyla kendisi de burnu havada bir tip. belki de bu yüzden Naveen Andrews da ondan hoşlanmadı ve ona ters gelecek cevaplar verdi olabilir. Ayrıca bildiğim kadarıyla N. Andrews Lost oyuncuları arasında en çok ünlü olanı, çok fazla sinema filminde ve başka dizilerde rol almıştı önceden de belki bu yüzden kendine aşırı güveni olabilir.
aslanselda 22-06-08, 00:54 Yazılarına devam ediyor o yazdıkça ben de buraya eklerim.:)
Yalnız Naveen Andrews hakkında bence yanılmış olabilir, ya da ona öyle gelmiştir, bazen insanları ilk görüşte yargılamamak gerekir. Benim bildiğim kadarıyla kendisi de burnu havada bir tip. belki de bu yüzden Naveen Andrews da ondan hoşlanmadı ve ona ters gelecek cevaplar verdi olabilir. Ayrıca bildiğim kadarıyla N. Andrews Lost oyuncuları arasında en çok ünlü olanı, çok fazla sinema filminde ve başka dizilerde rol almıştı önceden de belki bu yüzden kendine aşırı güveni olabilir.
aslında sende haklısın, çünkü oray gerçekten itici olabiliyor çoğu zaman :D belkide dediğin gibi birşey olmuştur :D
merhaba, ben genel kanallar dısında fazla bir kanal izlemiyorum (dum),pazar günü tüm kanallara bakayım ne var ne yok dedim.
tnt de biraz durdum. son zamanlarda fazlasıyla duydugum lost dizisi yayındaydı. o güne kadar duymama ragmen , hiç izleme geregi duymamıştım. biraz izleyince bundan pişmanlık duydum tabi :img-wink: resmen kilitlenip kaldım o kanalda.
ertesi günde yeni bölümleri oldugu yazıyordu. dün akşamda tnt de sezon sonu olan bölümleri izledim. sabahtan beri internette lost la ilgili her haberi bulup okudum ve okuyorum bir taraftan da bu mesajı yazıyorum.
daha önce neden izlememişim diye hayıflanıyorum. çok çok çokkkk güzel bir dizi. resmen lost kolik oldum :good: şimdi tnt 2 sezon bölümlerini eylüldemi yayınlayacak. site de ki yayın akışında bir sey görünmüyor. öyle olursa çok kötü olur. o kadar gün nasıl beklenir :img-cray: artık bu bölümünde müdavimi olacagım gibi. görüşmek üzere. sevgiler...
meraba arkadaşlar bende sizler gibi lostkolikim :happy0064
bildiğimiz gibi TNT de 1. sezon bitti.
2. sezonun ne zaman başlayacağına dair bir bilgisi olan bizlerle paylaşabilir mi ?
cvp bekliyorum... bye
deadly_angel 25-06-08, 13:23 Lost, Fox, Emerson and Mitchell take down the Saturn Awards
On the TV side, ABC's "Lost" was the big winner with four trophies: best network television series, best TV actor Matthew Fox, best TV supporting actor Michael Emerson, and best TV supporting actress, for which "Lost's" Elizabeth Mitchell tied with Summer Glau of "Terminator: The Sarah Connor Chronicles."
Kaynak: THR
meraba arkadaşlar bende sizler gibi lostkolikim :happy0064
bildiğimiz gibi TNT de 1. sezon bitti.
2. sezonun ne zaman başlayacağına dair bir bilgisi olan bizlerle paylaşabilir mi ?
cvp bekliyorum... bye
bilen varmı lütfen :img-cray:
ya bu oray denen adam bnı oldurecek ya .
saıde gıtmıs ukala demıs . sen nesın pekı?
ıyyy sarkı soylemek lazımda cıkıyordu da kıl edıyordu bnı her gun ya .
uyuuuuzzzz.
kesın saıde yıne sınır bzucu bır sey soyledı adam da gıttı bunu tersledı bu da takacak bır kulp bulamadı adama ukala dedı.
gıt be . senın ne kadar burnu havada bır ınsan oldugunu herkes bılıyor.
Deniz'im haber için çok teşekkürler conem :happy0064
Ödülleri onların alacağını tahmin etmiştim :img-wink:
Özellikle de Michael'ın zaten kaç senedir Matthew bu Saturn ödüllerinin abonesi oldu:img-hyste
Reytingleri falan boşverin ödüller konuşuyor
Lost'un oyuncuları cidden bir numara :good:
Ben Oray'ı ciddiye almıyorum diziyi bile izlemeden röportaj yapmaya nasıl gönderirler bir adamı çok saçma Naveen Andrews'ın mütevazi ya da ukala olup olmadığını bilmiyorum ama Oray kadar olamayacağı kesin :img-hyste
deadly_angel 27-06-08, 13:02 Deniz'im haber için çok teşekkürler conem :happy0064
Ödülleri onların alacağını tahmin etmiştim :img-wink:
Özellikle de Michael'ın zaten kaç senedir Matthew bu Saturn ödüllerinin abonesi oldu:img-hyste
Reytingleri falan boşverin ödüller konuşuyor
Lost'un oyuncuları cidden bir numara :good:
Ben Oray'ı ciddiye almıyorum diziyi bile izlemeden röportaj yapmaya nasıl gönderirler bir adamı çok saçma Naveen Andrews'ın mütevazi ya da ukala olup olmadığını bilmiyorum ama Oray kadar olamayacağı kesin :img-hyste
Öyle vallahi, reytingler çok önemli bir kavram değil görüldüğü üzere.:) Ben özellikle Michael Emerson için çok sevindim.Adamın konuşmasına bile gerek kalmıyor, bir insan bakışlarıyla pek çok şeyi aynı anda ifade edebilir mi? Muhteşem bir oyuncu.Matt'e de çok sevindim.O da oldukça haketmişti ödülü.Evet canım dediğin gibi artık abonesi oldu.:) Ve son olarak Liz'in almasına hem şaşırdım hem de bu sonuca bayıldım!! Muhteşem bir kadro ve muhteşem bir dizi...
Naveen Andrews'ı hiçbir zaman öyle aman aman sevmedim.Hatta Sayid karakterini bile pek sevdiğim söylenemez.Ukala olup olmadığı da pek ilgilendirmiyor zaten.Ben röpörtajı okurken sevdiğim oyuncunun kısmına ağırlık verdim.Bana göre Naveen, Jorge, Terry üçlüsünden gerçek oyuncu olan Terry Q'Quinn.Ve röpörtaja verdiği yanıtları da çok sevdim.
Oray Eğin'i ben de kesinlikle ciddiye almıyorum.Ama Naveen herhalde kafasından uydurmuyor tanınma olayını.Oray Eğin yurtdışında eğitim almış olacak ama sanırım Amerikan televizyon dünyasının genişliğini unutmuş.:img-pilot
Liz'in ödül alacağını tahmin ediyordum cidden kadın süper :good:
FB'leri özellikle harika oyunculuk sergilemişti.
Downtown'ı unutamıyorum :img-icecr
Ama Lost'un kadın oyuncularının nedense bir şanssızlığı var hiç biri piyasada iyi yer edinemediler erkekleri daha bir revaşta ;)
Evangeline'nin bu zamana kadar hiç bir ödül aldığını duymadım mesela :icon_whis
Sayid karakterini ben seviyorum Lost'un gizeminde pek onu göremesekte iyi yazılmış bir karakter olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca Naveen'ın böyle bir açıklama yapmayacağını şu sebepten dolayı da tahmin etmiyorum geçmişte Hindistan'da porno -ya da erotik diyelim:img-pilot-
filmlerden gelme birisi dünyaca ünlü star havalarında değildir yok ya :img-hyste
bu yıl emmy ödüllerinin 60.'sı verilecek. her yıl belirli bir tarihte, tüm kategorilerden 5 aday açıklanır. bu yıl academy of television farklı olarak, iki ana kategorinin 10 adayını erkenden açıklama gereği hissetmiş.. asıl açıklama aslında 17 temmuz'da. 5 adaya kimler arasından inildiğini görebileceğiz bu aslında iyi bir şey, bir de erken den tahmin yürütmeye başlayabiliriz.
işte liste:
en iyi 10 komedi
* Curb Your Enthusiasm
* Entourage
* Family Guy
* Flight of the Conchords
* The Office
* Pushing Daisies
* 30 Rock
* Two and a Half Men(favorim)
* ugly Betty
* Weeds
en iyi 10 drama
* Boston Legal
* Damages
* Dexter
* Friday Night Lights
* Grey’s Anatomy
* House
* Lost(yürü kim tutar)
* Mad Men
* The Tudors
* The Wire
-22dakika-
frıdayın kanalıının bıle ıptal etmıs oldu bı dızı gırmesıne sasırdım kanallarda dıgı ve cnbce onde benım gonlumden gecen 5 lost dexter tudors mad man greys
crn_fb_turkey 29-06-08, 22:28 ben tv'den takip edemiyorum o saatte başka bi dizim var ama bilg. 4.sezona kadar bölümler var şuan 1.sezonun 22.bölümündeyim.Boone öldü ve inanamadım gerçekten sevdiğim ve favori karakterlerimden biriydi neden öldü anlamadım...
deadly_angel 29-06-08, 23:31 UK to get Season 4 DVD early
Thanks to Toby for alerting me to the fact that it appears that the UK will be getting the Season 4 DVD before those of you in the US. The dates and links below are the latest dates we have currently. (Note: It appears that the UK no longer has an Amazon page for the Season 4 Blu-Ray).
http://i244.photobucket.com/albums/gg5/courageousangel/Karisik/losts4dvd.jpg
The Season 4 DVD and Blu-Ray Releases for Season 4 are now both available for pre-ordering.
USA Version - DVD : 9th December 2008
USA Version - Blu-Ray : 9th December 2008
UK Version - DVD : 27th October 2008
Canadian Version - DVD : 9th December 2008
Canadian Version - Blu-Ray : 9th December 2008
Apple, iTunes Store için tezgâhi yeni bir ülkeye daha açıyor. Bu sefer meşhur dizileri bölüm bölüm satmak için yola çıkan Apple, bir Lost bölümünü kaça veriyor?
Avustralya'da önde gelen televizyon kanallarıyla anlaşan Apple, iTunes Store'u ünlü dizilerle donatıyor. Diziler ve programlar arasında Pimp My Ride, South Park, Grey's Anatomy, Lost ve Scrubs gibi dünya çapında üne kavuşmuş diziler mevcut. Apple iTunes Store aracılığıyla burada tam listesini bulabileceğiniz dizi ve televizyon programlarını Avustralyalı kullanıcılara bölüm başına 2,99 Avustralya Doları fiyattan satıyor. Yani bölüm başına 3,5 YTL ödüyorsunuz. iTunes Store Türkiye'ye gelmiyorsa, var bir bildikleri. :)
-ShiftDelete-
-Londra Lost Zirvesi-
“Lost” dizisinin oyuncularından Jorge Garcia (Hurley), Naveen Andrews (Sayid) ve Terry O’Quinn (John Locke) ile adayı da konuştuk Fatih Terim’i de
Londra’da Dover Street’teki butik otel Browns’dayım. Digiturk kanallarından Dizimax’te yayımlanan, en popüler dizilerden “Lost“un oyuncularıyla röportaj yapmak için dünyanın dört bir yanından gelen gazetecilerleyim. Elime tutuşturulan krokiyle koridorlarda geziniyorum. Her oda bir yıldıza ayrılmış.
Önce dizide Iraklı eski bir işkenceci olan Sayid‘i canlandıran Naveen Andrews gelip oturuyor karşıma. Diğer oyuncular günlük kıyafetlerleyken Naveen çizgili takım elbise ve beyaz gömlek giymiş. Saçlarını atkuyruğu yapmış. Havalarda biraz, hafif ukala, az biraz da alaycı. “Biri rol icabı ölüp diziden ayrıldığında ne hissediyorsunuz?” diye soruyorum, “Zor oluyor. Çünkü insanlarla ilişki kuruyorsunuz ve bu birden kesiliyor” diyor. “Veda partisi oluyor mu?” diyorum, adam bir garipsiyor, dakikalarca gülüyor, “Veda partisi mi? Bu gidişlerini kutlamak gibi olur; uygunsuz” diyor. Bir sonraki soruma cevap verirken aklına yine bu geliyor ve arada “Veda partisi mi?” demekten ve kahkaha atmaktan kendini alıkoyamıyor. Hıristiyanların cenazelerinin bile kutlama havasında geçtiği düşünülürse (ki bence harika) çok mu garip “Lost”tan ayrılan birine veda partisi yapma düşüncesi? “Lost”tan ayrılmak ölümden beter galiba…
Terry O’Quinn, dizideki adıyla John Locke‘ın olduğu odaya giriyorum. Locke dizideki favori karakterlerimden. Jack ile birlikte lider konumda olan Locke adanın sihirli güçleri olduğuna inanıyor. Konuştukça O’Quinn ve Locke aynı kişilermiş gibi geliyor. “Ortak yanlarınız var mı?” diye sorunca bir dolu şey sayıyor, benziyorlar hakikaten. Türkiye’yle ilgili pek bir şey bilmiyor ama Josh Holloway (Sawyer) ona “Mutlaka gitmelisin!” demiş. “Türkiye’de Josh Holloway’e kadınların ilgisini görmeliydiniz” diyorum, “Josh için bu genelde her yerde öyle” diyor.
Son olarak lanetli sayıların sahibi Hurley‘yi canlandıran Jorge Garcia‘yla konuşuyoruz. Dedesi vefat etmiş, Garcia hem durgun hem hüzünlü. Ama Hurley gibi o da karanlıktayken de hayata komik yanından bakabilen biri. Hayattan çok şey istemiyor, Hawaii’de bir ev ve piramitleri görmek…
Naveen Andrews (Sayid)“Türkiye-Çek Cumhuriyeti maçında teknik direktörünüz çok komikti”
-“Lost” size ne kazandırdı, sizden ne götürdü?
Hepimiz daha çok tanındık. Olumsuz yanı ise özel hayatımızın elimizden alınması oldu.
-Sayid olmasaydı hangi karakteri canlandırmak isterdiniz?
Favorim kesinlikle birinci sezondaki John Locke.
-Sayid en sonunda öldürülmeyecek olan bir kadınla beraber olabilecek mi?
Umarım. Sayid gerçekten “İngiliz Hasta”daki Juliette Binoche gibi…
-Sayid’i nasıl görmek isterdiniz?
Biraz deli olsa güzel olurdu. Elbise giyse mesela! Ama Sayid bunun için fazla disiplinli bir adam.
-Kiminle iyi arkadaş oldunuz?
Maggie Grace(Shannon) ama sonra onu öldürdüm.
-People dergisi tarafından dünyanın en güzel erkeklerinden biri seçildiniz. Bu sizi nasıl hissettiriyor?
Gururumu okşuyor ama insanın kendi |