Tüm Versiyonu Göster : Atıl İnaç
Filmleri - Oyuncu (7 Film)
Zincirbozan Sedat 2007
Kısık Ateşte 15 Dakika 2006
Çat Kapı Konuk Oyuncu 2005
Türev 2005
Hırsız Var! Haydar 2004
Geçmiş Bahar Mimozaları 1989
Yasak Aşk 1988
Filmleri - Yönetmen (5 Film)
Zincirbozan 2007
29-30 2006
Yine de Aşığım 2005
El Bebek Gül Bebek 2005
Çocuğun Var Derdin Var 2004
Filmleri - Senaryo (3 Film)
Yine de Aşığım 2005
Çat Kapı 2005
Çocuğun Var Derdin Var 2004
13 Nisan'da vizyona girecek Zincirbozan, 12 Eylül 1980 darbesini, bilinmeyen yönleriyle anlatıyor. Demirel, Ecevit, Evren ve Özal gibi dönemin siyasilerini başrollerine oturtan filmin galasına beklenen sürpriz konuk ise Kenan Evren.
Son yıllarda Türkiye'de, geniş kitleler yakın tarihe ilgi duymaya başladı. Bu ilgi de televizyon ve sinema yapımlarına yansıdı. Önce Hatırla Sevgili, Menderes dönemini bir siyasi belgesel gibi anlatmaya başladı. TürkMax'te bir dizi olarak yayınlanması planlanan, daha sonra ise sinema filmine dönüşen 13 Nisan'da vizyona girecek Zincirbozan ise 12 Eylül 1980 darbesini, bilinmeyen yönleriyle, 'gerekçelerinin' yanı sıra 'nedenlerine' de değinerek anlatacak. Filmin kahramanları, dönemin gerçek siyasi ve askeri kişilikleri... Zincirbozan, gazeteci Abdi İpekçi suikasti ile başlıyor ve dönemin terör olaylarını, ordunun yönetime el koymasını, siyasi liderlerin sürgüne gönderilişini konu alıyor. Filmin yapımcılarından olan senaryo yazarı gazeteci Avni Özgürel, siyasilerle olan ilişkileri sayesinde, onların ve dönemin olaylarının pek bilinmeyen ilginç yönlerine değinmiş. Filmin bir diğer özelliği de, Demirel ve Ecevit çiftlerini, Kenan Evren'i ve Turgut Özal'ı canlandıran oyuncuların, gerçek karakterlere olan benzerliği. Zincirbozan'ı vizyona girmeden önce; yönetmeni Atıl İnaç ile konuştuk.
http://img293.imageshack.us/img293/9995/c091be276dd03541aa0a333ir9.jpg (http://imageshack.us)
- Avni Özgürel'in siyasi bir görüşü de var, peki bu filmin bir siyasi duruşu var mı?
- Atıl İnaç: Avni Özgürel eski MHP kökenli bir gazeteci olarak bilinir. O anlamda sağcı bir kişi olduğu da malumdur pek çokları için. Ve bu sebeple, 'Yazdığı senaryo acaba 80 darbesini, bugüne kadar sinemada görmeye alıştığımız sol perspektiften farklı bir tarzda mı anlatıyor?' gibi bir kaygı yaratıyor olabilir. Ama bana göre Avni Özgürel, sağcı kişiliğiyle tanımlanabilecek biri değil. Siyasi görüşünün çok daha üzerinde, çok sağlam bir entelektüel. Bence senaryosunu Avni Ağabey'in yazmış olması çok büyük bir artı. Çünkü bugüne dek 12 Eylül'ün nedenlerine ilişkin bir şey yapılmadı sinemada. Çok şey söylendi, yazıldı, tartışıldı. Ama 12 Eylül'ün gerçek nedenlerinden bahsedilmedi. Zincirbozan bunu yapıyor. Uluslararası dinamiklerde, Türkiye'de bir darbenin yapılmasının, o dönemde zorunlu bir hale geldiğini anlatıyor. Zaten hangi aklı başında insan bir askeri müdahaleyi olumlayabilir, meşru yazabilir ki.
- Şu 'bilinmeyen yönler' ve 'uluslararası dinamikler' konusunda biraz ipucu verebilir misiniz?
- A.İ: Temel olarak da Amerikan müdahalesinin ne boyutta olduğunu... Yani şöyle bir önemi de var; bu bir darbenin nasıl tezgâhlandığını anlatan bir film. Ve malum, askeri müdahale Türkiye'de bir defaya mahsus olmuş bir şey değil. 'Yakın tarihte acaba bir daha tekrarlanır mı?' diye giderek de artan şüpheler içerisindeyiz. Bugünün koşulları - Ermeni meselesinin kaşınması, cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili yaşanan endişeler vs.- biraz benzerlikler göstermeye başladığı için, Zincirbozan'ın şu anda vizyona giriyor olması da bence ayrıca önemli.
- Film tarihi gerçeklerin yanı sıra özel hayatlara da giriyor mu?
- A.İ: Süleyman Demirel senaryoyu okumuş ve çok beğenmiş. Rahşan Hanım da öyle. Avni Özgürel'in onların özel yaşantılarına vakıf olduğunu ve bunları yansıttığını biliyoruz.
- Gerçek karakterlere bu kadar benzer oyuncuları nasıl buldunuz?
- A.İ: Bizim amaçladığımız buydu, yani karakterleri taşıyabilecek, içselleştirebilecek ve onlara hayat verecek bir kasttı.
- Siyasilerin darbeden sonra sürüldüğü Zincirbozan sahneleri nerede çekildi?
- A.İ: Sürgüne ilk gönderildikleri yer olan Hamzakoy sahneleriyle birlikte Muğla ve Gökova Körfezi'nde. Hamzakoy'a 12 Eylül'ün hemen ertesinde götürülüyor ve iki ay kalıyorlar. Zincirbozan'a ise 83 yılının haziran ayında gidip altı ay kalıyorlar. O yaz günlerinin atmosferini yakalamak için Çanakkale'yi değil, Muğla'yı tercih ettik.
- İlginç anılar var mı?
- A.İ: Askeri araçlar ve dönem arabaları ile çalıştık. Ve maalesef bunların hiçbiri Türkiye'de çalışır durumda değil. Her oyuncumuzun bu filmde bir araba itme anısı vardır.
12 Eylül dönemini işleyen "Zincirbozan" 13 Nisan'da gösterime giriyor. Yönetmen Atıl İnaç "Filmi Demirel, Ecevit, Evren üzerinden anlatıyoruz ve tarihi bir gerçek olduğunu iddia ediyoruz" diyor. Senarist Avni Özgürel ise "Ben ezberi bozmaktan yanayım. Bu ezberin tam ortadan delinmesi gerektiğini düşünüyorum" diye konuşuyor
Karakterleri Bülent ve Rahşan Ecevit, Süleyman ve Nazmiye Demirel, Kenan Evren olan; TBMM'de 12 Eylül askeri darbesi sonrası siyasi liderlerin hapsedildiği Zincirbozan askeri tesislerinde geçen bir film kuşkusuz çok tartışılacak. Digiturk tarafından altı bölümlük bir mini dizi olarak tasarlanan ancak bir de sinema filmi kurgulanan "Zincirbozan"ın senaryosunu 40 yıllık gazeteci Avni Özgürel yazdı. Ağabeyi Ulaş İnaç ilk filmi "Türev" ile Altın Portakal kazandığı için soyadı hemen dikkat çeken, televizyon ve reklam deneyimli Atıl İnaç yönetmenliği üstlendi.
Filmde Bülent Ecevit'i Bülent Emin Yarar, Süleyman Demirel'i Haldun Boysan, Kenan Evren'i Suavi Eren, Nazmiye Demirel'i Ayşe Tunaboylu, Rahşan Ecevit'i Suna Selen canlandırdı. 13 Nisan'da gösterime girecek "Zincirbozan" İstanbul Film Festivali'nde Ulusal Yarışma'ya da seçildi.
Atıl İnaç
"Kimse sütten çıkmış ak kaşık gibi gösterilmedi"
İlk filminizde Türkiye'nin yakın tarihinden çok önemli bir olayı ve kötü şöhretli bir mekanı ele almak nereden aklınıza geldi?
Proje çekileceği kesinleştikten sonra bana geldi. Digiturk, Avni Özgürel'den altı bölümlük mini dizi olarak istemiş. 300 sayfalık bir senaryo, 286 sahne! Üç seneyi farklı hatlarıyla, siyasileri, askerleri, sağda ve solda mücadele eden aktivistleriyle anlatmak kapsamlı bir metin gerektirirdi.
Şöyle bir korku doğdu: Doğrudan o dönemin aktörleriyle bir darbeyi anlatmanın çok tehlikeli bir tarafı var. İster istemez protagonisti (iyi karakter) bir tarafa vereceksiniz. Ya Demirel'i kahraman olarak anlatacaksınız ya da "Türkiye felakete sürükleniyordu, asker geldi kurtardı" mantığıyla bu sefer askere bir güzelleme yapacaksınız.
Bu projenin klasik anlamda bir protagonisti yok. Hâlâ siyasi tarihimizle barışık değiliz, kimse sütten çıkmış ak kaşık değil. Karakterler bütün zaaflarıyla var burada.
12 Eylül hâlâ belleklerde canlı, aynı tartışmalar sürüyor. O dönemi yaşamış olanlar tepki verecektir. Genç olduğunuz için size yükleneceklerdir. Bundan çekinmediniz mi?
Hâlâ çekiniyorum ama ciddi bir korku değil. Bugüne dek birkaç 12 Eylül filmi yapıldı ama bu açıdan değil. Demirel, Ecevit, Evren üzerinden anlatıyoruz filmi ve tarihi bir gerçek olduğunu iddia ediyoruz. Bu iddianın arkasında da 40 yıllık bir gazetecinin birikimi yatıyor. Referansı güçlü. Anlattığımız kişilerin birçoğunu şahsen tanıyor.
Benim de değiştirme, yorum katma, farklı tercihler kullanarak çekme gibi müdahalelerim doğal olarak oldu. Bunlara eleştiri gelecektir. Kurguda olayların kronolojik sırasında tahrifatta bulunduk. Daha dramatik, akıcı olsun, heyecan ve ilgiyi yüksek tutsun diye. Yaşımla ilgili eleştirilere pek kulak asmayacağım.
"Demirel'in Isparta şivesi yok"
Böyle bir konuyu başta nasıl bir tarzla ele almak istediniz?
Başlıca sorun gerçek karakterleri oynayacak oyuncuları nasıl seçeceğimizdi. Ne kadar benzemeliydiler? Oynarken taklit mi edeceklerdi, yoksa kendileri mi bir kompozisyon oluşturacaktı? Biyografik filmi Amerikalılar çok iyi yapıyor. Taklitten kaçınıyorlar. Andırması onlar için yeterli, ötesine gittiği vakit parodi oluyor. Biz de ilke olarak taklit etmemeye karar verdik. Demirel, Isparta şivesiyle konuşmayacaktı. Evren sürekli "Netekim" deyip durmayacaktı. Bu kurala sadık kaldık, bazı yerlere bazı şeyler serpiştirmek gerekti yine de.
Öte yandan "Ne kadar gerçeklik duygusu olacak ne kadar soyutlayacağız sorusu?" vardı. Işık, mekan, resim açısından. Avni abi sayesinde gerçek mekanlarda çekim yaptık. Bu, belgesel duygusu yaratmadan filmin belgesel niteliğinin olmasını sağladı. TBMM'yi, Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nün girişini, nizamiyesini, Demirel'in evini yerinde çektik.
Bu ilk uzun metrajlı filminiz. Her yönetmen kendi imzasını atmak ister. Yönetmene dair bir şey yok mu, tamamen disiplin altında mı film?
Senaryoda bir yol haritası var; mizansenler, diyaloglar, mekan size bir çerçeve çiziyor. O yol haritasına göre provaları yaptık, bazen içimden geçenleri yansıtmadığını düşündüğümde yeni şeyler denedik. Emprovize planlarımız, sahnelerimiz var. İnsan sadece yol haritasına sadık kalarak gittiğinde bir şeyler eksik kalabilir. Filmim oldu diyebilirim.
http://img385.imageshack.us/img385/5289/zincir3ni4.jpg (http://imageshack.us)
|
|