Tüm Versiyonu Göster : Kırık Kanatlar-Mantık Hataları
Bu bolume dikkatimizi ceken Mantik, Sureklilik yada kostumlerle ilgili hatalari yazabiliriz arkadaslar.
Ilk bolum bi harikaydi, benim dikkatimi ceken birsey herhangi bir terslik olmadi ama eger sizlerin dikkatini ceken birsey varsa bu baslik altinda yazabiliriz.
Bence ilk bölümde fazla bir mantık hatası olmadı.Yanlız nazlının keman çalarken parmaklarını hiç oynatmaması bir müzisyen olarak çok gözüme battı...
evet aynen benimde o dikkatimi cekti ve cok gozume batti..muzik sonradan eklendigi icin parmaklari uymuyodu nazli duruyodu ama muzik devam ediyodu..nazli keman calan bir karakter oduguna gore bence bi cozum bulsunlar buna bi bolumde kac kere caldi hep böyle devam etmesin komik oluyo bencede..
dizyi sevdim fakat savaş sahneleri gerçekten bana komik geldi...kurşun yağdıran türk askerinin kimle savaştıı hiç gösterilmedi...buda bende haybeye kurşun saçıolar galiba sorusunu aklıma getirdi...atılan bombalar da ayrı bir sorundu...ayrıca allah allah nidalarıyla haykıran askerlerin bunu saldırıya geçerken yapmaları gerekmez mi...savunma yaparken pek olmuo
bence ilk bölüm gayet iyiydi yalnız nazlının o kemenı kendisinin çalmadığı çok belli oldu.
ya benim ilk bölümde tek sinir olduğum şey nazlı nın nişanlısıydı ne dediği hiç anlaşılmıyodu keşke dublaj falan yapsalardı
Bende ölümleri çok tepkisiz karşıladıları ona anlam veremedim!
Arkadaşlar, ben ölümlerin tepkisiz karşılandığını sanmıyorum.
Nazlı için babasının ölümü beklenen bir durum kendisini buna hazırlamış olmalı ki zaten babasının son isteği olduğunu düşünerek de keman çalmaya devam etti. Devamında da yapması gerekenleri yapmaya çalıştı.
Ayşe de karakteri ve kardeşine sorumluluğu doğrultusunda çok olağan tepki verdi. Kardeşinin tepkisi de yeteri kadar üzüldüğünü belirtiyordu.
Nazlı ve Ayşe'nin durumları göz önünde bulundurulduğunda etraflarında teselli edecek kimse olmayınca ağıt yakmalarının bir anlamı yok. Yapmaları gerekene devam etmek zorundalar. Kaldı ki dizinin ele aldığı zaman için daha da olağan karşılanacak ölümler göreceğimizi ummak yanlış olmaz...
bencede ölüm konusunda güçlü olmaları gerekiyrdu ki bu beklenn bişeydi nazlınn babası hasta yattığı için onn beklediği bi durumdu ve ona olan son görevini yerine getirmeliydi bu yüzdende sakin kaldı,ayşenn zaten karekteristik özelliği olaylardan etkilenmeyen,güçlü bir karakter onn ağlaması hiç beklenemzedi...
keman çalınması başlı başına bi fiyaskoydu eğer bundan sonra ki bölümlerde savaş hemen başlayacaksa zaten keman çalacak vakti olmaz cephede hemşire olarak çalışacaktı fragmanlarda öleydi en azından kemanlı pek fazla bölüm olmaz heralde...
Bende dün tekrarını izledim çok keyif aldım..Ama top atılan sahnelerde biraz daha inandırıcılık olabilirdi diye düşünüyorum..Çünkü sanki bir fünye patlıyor,parlıyor ve hemen geçiyor..Yani top bu biraz oyuk falan bırakır dimi ? Neyse canım ilk bölüm bu... :)
lola--angel 25-01-06, 12:52 Nazlı'nın keman çalışı biraz daha inandırıcı olabilirdi.Ve savaşta sadece bizim askerleri göstermeleri..Hani kimle savaşıyoruz biz?Nerde Yunanlılar dedirttiler bana biraz..Ama onun dışında mükemmel diyebilirim.
yunan askerlerinin kurdugu karargahi gosterdiler zaten.tegmen nevzat daha once gidip kontrol etmisti oralari.birebir catismada da cekimler ekseri siper icerisinden yapildigi icin benim pek dikkatimi cekmedi düsman askerinin gosterilmemesi.
ya benim ilk bölümde tek sinir olduğum şey nazlı nın nişanlısıydı ne dediği hiç anlaşılmıyodu keşke dublaj falan yapsalardı
bence nişanlısının sesinin öyle olması sorunlu değildi,çünkü orda beceriksiz,garip(uygun sözcüğü bulamadım :icon_mrgr :) ) bi adam imajı çiziliyordu o ses de gayet uygundu
Siper neden kazılır.... Düşmandan korunmak için....O tamam.... Peki askerler gecenin bir yarısı neden 2 büklüm siperde yatar... mümkündür ki düşmam ordadır.... İşte o yüzden siperin 10 metre gerisinde ayan beyan bir komutan çadırı olmaz... Ve o asker mektup yazamayınca elini kolunu sallayarak siperden çıkıyorsa ya askerler neden siperler yatıyo.... '2. bölümde operasyon sırasında saklanma oyunları ne o öyle deve kuşu kafasını kuma gömüyor sanki.... Moralim bozuldu.... Bu kadar olmamalı ya.... bunlar ıskalanmamalı....
koskoca cephaneyi patlatıyorsun ama bir kaç metre ötesinde yaralanmıyorsun bile. bu çok mantıksız olmuş. cephanede kimbilir kaç tane patlayıcı madde var. o sahnede mesela vatanı uğruna ölecek askerler tercih edilebilir ve hepsi ölebilirdi. çünkü bu hali çok saçma olmuş.
benim de dikkatimi yüzbaşı cemalin ahmet ölürken mektubu yazdığı kalem çekti.bildiğin ve şimdi kullanılan Johann Faber marka kurşun kalemin markayı yazan kısmını kazımışlar ve eline vermişlerdi.bu tür şeyleri genç nesil bilir yani keşke geçen bölümde kullandıkları dışı tahta gibi görünen kurşun kalemlerden kullansalardı...
ben Hristo'nun biraz daha Rum şivesiyle konuşmasını beklerdim doğrusu, çünkü diğer Rumlar şiveli konuşuyorlar.
;)
benim de dikkatimi yüzbaşı cemalin ahmet ölürken mektubu yazdığı kalem çekti.bildiğin ve şimdi kullanılan Johann Faber marka kurşun kalemin markayı yazan kısmını kazımışlar ve eline vermişlerdi.bu tür şeyleri genç nesil bilir yani keşke geçen bölümde kullandıkları dışı tahta gibi görünen kurşun kalemlerden kullansalardı...
sana kesinlikle katılıyorum benim de dikkatimi çekti düşündüm o zaman da öyle kalem varmıdır acaba diye ama olmaması lazım
bide hristo biraz daha şivesi bozuk bi biçimde konuşabilirdi
ya istiklal ya ölüm 30-01-06, 19:04 ben en çok hristonun şivesi düşündürdü başak dizilerdede rumlar vardı ve onlar bu kadar net türkçe konuşmuyordu birde hristonun atinada okuduğunu düşünürsek bayağı ii türkçe konuşuyor
bustedspii 30-01-06, 19:08 Ahmete müdahele ederken sıhhiye Ahmetin eli yattıgı yerin üstündeydi bu sırada yüzbaşı cemal mektup yazarken o el bi yukarda bi aşagıdaydı yani Ahmetin eli..burası bnm gözüme battı acıkcası en son anda ölünce eli düşüyodu Ahmetin ama o sahnede 2-3 defa bi aşagıda düşmüş halde gösterdiler daha ölmeden..
ama bu diziyi dün gece oturdum tekrar izledim sıkılmadan..bence bu dizi güzel iş cıkarcak..
ben de ahmetin boğuşurken nasıl sırtından vurulduğunu anlamaya çalışıyorum...:)
ben de ahmetin boğuşurken nasıl sırtından vurulduğunu anlamaya çalışıyorum...:)
İzlerken ben de bunu anlamadım önce boğuştuğu adam vurmadıysa arkadan gelenlerden biri görüp ateş etti herhalde dedim ama onlardan da yakında görünen yok. Hala çözebilmiş değilim yani... :img-huh:
evet aynı şey benimde dikkatimi çekti önce kendi kendini falan vurdu sandım.etrafta düşman falanda yoktu.sonra anladımki düşmen vurmuş ne alaka dedim kendi kendime :))))
ruhi yapıcı 31-01-06, 16:49 bence orada arkadan gelenler vurdu ve dikkat ederseniz çatışma çıktı... :good: :img-thumb :good:
ya arkadaslar benimde bişeyler dikkatimi çekti...tamam dizi çok hoş çok güselde olayların(bazıları için)belirli bi çizgisi yok havada kalıyor sürekli...evet duygusal anlamda acitasyonlarla yüklü kaliteli bi dizi olmuş fakat bu kaliteyi devam ettirmeliler.bence sadece şu şuna yakışıyor şu diğerine yakışıyordan cok yaşamsal olanlarla ilgilenelim.mesela benimde en çok dikkatimi ceken şeylerden biri bi sonraki olayı kolayca tahmin edebilmemiz.örneğin yaşanacak aşklar yada ahmetin ölmesi gibi...lütfen süprizler artırılsın mümkünse biz tahmin edemeyelim yada yanılalım vs vs...lütfen böyle bir diziyi elen bırakmayalım eğer dizi ekibinden takip eden varsa bunlarda bildirilsin.ayrıca hristonun diziyi renklendirmesi diziyi daha cekici kılmış...sanırım turk olan bi kişi yanında kaçanlarda öyleydi sanırım ve o sahneler cok net olmamasıyla beraber etkili olmuş fakat sonrası havada kalmış sanırım muhtar ahıra kilitleyecek eee sonra?yada onlar kaçarken neden yunan askerleri peşine düşmedi ve bu kadar cabuk pes ettiler veya neden hristo bişiler yapamadı vs vs?belkide 3,bölümde devamı vardır ama bu tarz sorular yanıtlanmalı.gösteriş için dizi yapılmamalı ayrıca insana bişyleri vermek ve gözboyamaktan cok bulmaca cözmeye sefketmemeli işte o zaman kalitesi dahada cok aratacaktır...3,bölümü heyecanla bekliyorum umarım sorular kalkar ve daha cok süprizler olur
berk_hakman_sana_asıgım 01-02-06, 00:11 Siper neden kazılır.... Düşmandan korunmak için....O tamam.... Peki askerler gecenin bir yarısı neden 2 büklüm siperde yatar... mümkündür ki düşmam ordadır.... İşte o yüzden siperin 10 metre gerisinde ayan beyan bir komutan çadırı olmaz... Ve o asker mektup yazamayınca elini kolunu sallayarak siperden çıkıyorsa ya askerler neden siperler yatıyo.... '2. bölümde operasyon sırasında saklanma oyunları ne o öyle deve kuşu kafasını kuma gömüyor sanki.... Moralim bozuldu.... Bu kadar olmamalı ya.... bunlar ıskalanmamalı....
siper saklanmakiçin kazılır ona bi şey diyemem
ama malum kurtulus savaşı yııları türk ordusunun elinde doğru duzgun hiç bir şey yok buna çadırda dahil boyle bir ortamda tum askeri yatıracak cadırı nerden bulsunlar ayrıca aniden bir saldırı olursa tum askerlerin çadırlarından cıkarak siperlere gitmesi epey zaman alırdı bu yuzden siperlerde yatmaları mantıklı bence komutanlarından bir ayrıcalığı olmalı o yuzden çadırda kalması da normal ahmetinde siperden cıkması normal 24 saat siperin içinde kalamazlar ki elbeete dısarı cıkıp ihtiyaclarını giderecekeler
bence orada arkadan gelenler vurdu ve dikkat ederseniz çatışma çıktı... :good: :img-thumb :good:
evet arkadan gelenler vurduda ben ilk etapta anlayamamıştım. :)
ruhi yapıcı 01-02-06, 11:44 bende ilk etapta anlayamamıştım ahmeti boğuşurken asker vurdu zannetmiştim daha sonra ayak sesleri ve ateşlerle çatışma başlayınca bayada fazlalardı orada net bir şekilde anlaşıldı :good: :img-thumb :good:
_butterfly_ 03-02-06, 00:16 aklımaa dizinin başından beri bir şey takıldıı..bir dönem dizisini anlatıyorr tamamm..muhteşemm her şey.. ama şu kıyafet dış görünüş meselesii ozamnlardaa böylemiydi ben çok süslü gördümm ne yalan sölimm...ee tabi diyeceksinizzz pasaklımı görelim ama bana göre o döneme göre biraz fazla geldi küpee falan... bu ayrıntıı dizinin kalitesini düşürmezz ... sadece gözüme çok çarptıı..
Benim dün akşamki bölümde anlayamadığım da Yunus Yunanlı subayı yakalıdı,sonra Nevzat geldi ve götür bunu dedi. O adam oyuncak mı? Ne elini bağladılar ne bişey yaptılar. Bu kadar korumasız bir şekilde bir askere düşman subayı emanet edilir mi? Burası çok saçma geldi bana.
Benim dün akşamki bölümde anlayamadığım da Yunus Yunanlı subayı yakalıdı,sonra Nevzat geldi ve götür bunu dedi. O adam oyuncak mı? Ne elini bağladılar ne bişey yaptılar. Bu kadar korumasız bir şekilde bir askere düşman subayı emanet edilir mi? Burası çok saçma geldi bana.
Bu, benim de dikkatimi çekti tamam Türk askerinin elinden hiç kimse kurtulamaz da bu kadar da pervasız davranılmaz ki...
bide nazli nisanlsinin ölüm haberini alinca, hic aglamamasi.
aysegul261 04-02-06, 17:19 ahmetin ölüm tarihi ile mektubun tarihinin aynı olması lazım değilmi çünkü ahmet ölürken yazmıştı nasıl daha sonraki tarih olabilir ki komutan mı hata yapıp tarihi yanlış yazacak dimi ama ?
ahmetin ölüm tarihi ile mektubun tarihinin aynı olması lazım değilmi çünkü ahmet ölürken yazmıştı nasıl daha sonraki tarih olabilir ki komutan mı hata yapıp tarihi yanlış yazacak dimi ama ?
tarihi bir dizide bu tip hataların yapılmasını çok yanlış buluyorum. Özellikle kırık kanatlar gibi güçlü bir yapımda :mad72:
tarih" iyice karıştı pehh:icon_whis ...nazlı'nın ahmet'in ölümü haberinde ağlamamasının tek sebebi şu olabilir onu sevmemesidir bana göre..atla gezerken ahmet'le buluştuğu yerlerden geçiyordu o sırada bir iki damla aktı gibi ama yine de benim fikrim ahmet'i çok sevmediği içindir aşk yoktu yane.bence ölmesi de iyi oldu birşey anlamadım dediklerinden anneme soruyordum "hö ne dedi?" die :blink:
Not : Lütfen mesajlarınızda vurgulama yapmaniz gerekmedikçe renkli font kullanmayiniz..Aksi takdirde mesajlariniz silinmek zorunda kalacaktir..
Sevgilerimle
Bavarde
ya ağlasa kendini harap etse hiç olur mu hem o güçlü kız rolü oynuyo hem fark etmediniz mi gözleri doldu sonra resmi sakladı anıları falan aklına gelince baya bi üzüldü ayrıca düşününsene ahmeti deliler gibi seviyo ee ahmet öldü zaten konuk oyunucuydu asıl yüzbaşıyı seveceği belli olmuyo mu nasıl olurda ahmeti okadar seven biri tekrar yüzbaşıyı sever bence hiç mantık hatası asıl kendini çok hırpalayıp üzseydi olurdu sizinde bu konu hakkındaki görüşlerinizi bekliyorum
Bencede Nazlı Ahmet'i öyle büyük bir aşkla sevmiyor.Zaten Ahmet karakterini canlandıran kişi konuk oyuncuydu.Daha baştan diziden ayrılacağı belliydi.Nazlı öyle büyük bir aşkla Ahmet'e bağlı olsaydı sonra Yüzbaşı'ya nasıl aşık olabilirdiki.Yani Nazlı ilerdeki bölümlerde Yüzbaşıya aşık olacak.
ya ağlasa kendini harap etse hiç olur mu hem o güçlü kız rolü oynuyo hem fark etmediniz mi gözleri doldu sonra resmi sakladı anıları falan aklına gelince baya bi üzüldü ayrıca düşününsene ahmeti deliler gibi seviyo ee ahmet öldü zaten konuk oyunucuydu asıl yüzbaşıyı seveceği belli olmuyo mu nasıl olurda ahmeti okadar seven biri tekrar yüzbaşıyı sever bence hiç mantık hatası asıl kendini çok hırpalayıp üzseydi olurdu sizinde bu konu hakkındaki görüşlerinizi bekliyorum
Arkadaşlar dizi ve filmlerin en büyük zaafı ölümsüz aşk fikrinin empoze edilmeye çalışılmasıdır.Ve nedense bu fikir insanlar tarafından çok çabuk benimsenmiştir.Şunu kabul etsek iyi olur ölümsüz aşk diye bir şey yoktur.Nazlı Ahmet'i seviyordu,O öldü Cemal'i sevecek Cemal de ölürse illa ki birini sevecek.Bizi sonsuza kadar sevecek birilerini bekliyoruz.Korkarım daha çok bekleyeceğiz.
Not:Bu konunun mantık hataları bölümünde tartışılması yanlış.Çünkü aşk mantık hatası olamaz, zira aşkta mantık olmaz:)
Arkadaşlar üye olduğum başka bir Türk dizileri ile ilgilli sitede adını vermiyorum.Rana_Su diye bir üyenin yaptığı Kırık Kanatlar ile ilgili yorumlarda mantık hatalarına çok güzel değinilmiş onları size aktarmak istiyorum.
Rana_su yorumlarının hepsini taşımadım.Mantık hatası olarak yazdıklanı aktardım.
ilk bölümü izledim fena değil. şu çılgın türkleri okuyan varmı bilmiyorum ama orda ordunun durumu ayrıntısıyla anlatılır. çok fakir ayağına giyecek çarığı bile olmayan, üniforması olmayan bir ordu. maddi sıkıntılar içinde savaştığını bildiğimiz bir ordunun tek tip elbise, ayaklarda sağlam postallar ve yüzbaşı cemalin gösterişli, pencereli çadırını görmek bana pek gerçekçi gelmedi.
beğenmediklerim:
1-bizimkilerin yunanlıları çok abartılı bir şekilde basması. adamların burnunun dibine kadar giriyorlar yetmiyor, karargahın ortasına kadar gidip cephaneliği havaya uçuruyorlar. yunanlıların hiç mi nöbetçileri yok etrafta, ortalıkta dolaşırken hiç mi kimse görmüyor bunları. o kadar asker nerde. nevzat gözetlerken çok kalabalıktılar ama hepsi yer yarıldı içine girdi.
2-nazlının ve ayşenin yunanlıyı saklamaları. o dönemde, o koşullarda anadoludaki herkes onlardan nefret ediyor. nazlı ayşe ve zeynep hiç mi kin duymuyorlar yunanlılara. adamlar işgale gelmiş, babalarını öldürmüş, nişanlısı onlara karşı cephede ama bunlar hangi hakla hizmet saklıyorlar.
3- nazlının bakkala neden silah doğrulttuğunu anlayamadım. normal istese vermeyecekmi bakkal birşey. eşkiya gibi davrandı.
4-o dönemde nazlının başı açık dolaşması nasıl oluyor. herkes çarşafla veya başka birşekilde örtünerek gezerken müslüman bir genç kızın erkeklerin arasında öyle dolaşması acaip.
5- muhtar çok sinir. satmak için silahları stoklamış
6-horoz meselesini anlayamadım.koskoca çiftlikte hiç tavuk veya horoz yokmu. horozu neden istediki.civciv mi çıkarttıracak acaba.
beğendiklerim:
ayşe en büyükleri sanırım.birinin idareyi ele alması gerekiyordu.ayşe bu işi iyi kıvırıyor.
nevzat cemalden daha iyi rol yapıyor.şimdilik öyle.
muhtarın oğlu babasından daha cesur ve vatansever.sakatlığına rağmen ilerde babasına karşı çıkıp vatanı için birşeyler yapacak gibi. babası gibi çıkarcı ve adi değil.
Rana_Su yorumlarını aktarmaya devam ediyorum.Çünkü Rana_su'nun dikkatimiz çektiği noktalara bu sitede hiç değinilmemiş hatta bu konular günümüz için normal değerlendirildiğinden üstünde bile durulmamış ama olaylar 1922'de geçiyor.Henüz Cumhuriyet ve Devrimler yapılmamış .Zaman perspektifi ele alınarak yapılan bu yorumlar çok yerinde. :good:
1-ne sakarya savaşında nede büyük taarruzda böyle düzenli giydirilmiş bir ordu yoktu. bu savaş yunanlılar anadoluya mühimmat yığdıklarına göre ve bizimkiler vur kaç taktikleriyle savaştıklarında büyük ihtimal sakarya savaşı. rum çeteler var ayrıca köylerde hala rumlar yaşıyor.
2-dönemin kültürel yapısı ve adetleri zengin veya fakir farketmez herkes içindir. müslüman kadınlar değil başlarını açmak namahrem erkeklerin yanına bile çıkmazlardı. evlerdeki haremlik ve selamlık bölümleri bunun için kurulmuştur, kadınlar ve erkekler birbirini görmesin diye. nazlının başı yarı açık dışarı çıkması, erkek kıyafetleri ile dolaşması bu yüzden döneme uymuyor. istanbulda olsa belki diycem ama burası anadolu. zengin olması birşeyi değiştirmez. o dönemde istanbulda bile zengin müslüman kadınlar sokağa çıkarken çarşaf giyip peçe takarlardı.
ayrıca resimlerde birşey dikkatimi çekti konuyla bağlantılı olarak. nazlı bir oda dolusu subaya keman çalıyor. o döneme göre böyle birşeyi sadece (erkeklerin önünde enstrüman çalmak) gayrimüslim kadınlar yapabilirdi.
ayrıca nazlı ile cemalin garda tokalaşması
bunlar küçük şeyler gibi görünüyor ama bir dönem filmi veya dizisi çekerken bunlara dikkat etmek gerekir. benim gözüme battı ve rahatsız etti.
Rana_su'nun yorumlarını aktarmaya devam ediyorum.Ayrıca kendisini kutluyorum. :img-thumb Çok iyi dizi ve uzun metrajlı film eleştirme olabilir kendisi.
A)beğenmediklerim:
1-zeynepin hangi akla hizmet eşkiyaların ve rum çetelerin cirit attığı bir dönemde kalkıp komşu rum köyüne gitmesi. hiç korkmuyor mu bu kız?
2-hristonun evde kimse yokken ev halkından biriymiş gibi evi kullanması, banyo yapması. yapıyosa bile ne o öyle iki saat sabunlanmak falan.hamammı orası.
B)daha önce düşünmüştüm ama yazmaya fırsat olmamıştı.ahmet askere gittikten sonra ailesi nazlıyı hiç arayıp sormamıştı.babası öldüğünde bile gelmemişlerdi. gelinleri tek başına ne yapar ne eder hiç mi merak etmediler bunlar. ahmetin ölüm haberini almadan önce niye ona gidiyorlardı ki.
Buda benim nacizane kendi yorumumdur.
Nazlı ve kuzenleri Anadoluda nerede yaşıyorlar onu çok merak ediyorum. Gayet rahat bir bölge ne düşman var ne çetelerin verdiği zarar nede asker kaçakları ve eşkıyaların zulmü. Muğla bölgesi haricindeki tüm Ege köy, kasaba ve şehirleri Yunan ordusunca yakılmıştı. Ayrıca kızların üçünün de başı açık. Nazlı ise hiç başını örtmüyor. O devirlerde böyle bir davranış taşlanmaya neden olurdu. Bizim şimdi normal karşıladığımız şeyler o zaman dinsizlik olarak algılanırdı.
Ayrıca Türk ordusu gerçek bir yokluk içindeydi. Büyük Taarruzda Türk ordusu ikmalini Yunan Ordusundan yapmıştı.Silah, mühimmat, giyecek, gıda.Tarihi çerçeveye hiç önem verilmeden sadece karakterler baz alınarak dizi çekilmiş.Tarihi bir drama çekiminde fonda yer alan tarih kesiti çok iyi incelenerek detaylar ona göre hazırlanmalıdır
bende başlarının neden açık olduğunu merak ediorum .. ya
İşte bu tip sorulara cevap alamadığımız için dizilerin sadce aşk hikayelerinden ibaret olduğunu düşünüyoruz. Yorum yapan arkadaş gerçekten çok ince düşünmüş şimdi kimimiz ya bu kadar ince düşünmeye ne gerek var seyrediyoruz işte diyebilir. Evet seyrediyoruz bilmediğimiz için bazı şeylere bu tip eleştriler yapmaktan kaçınıyoruz. Önemli olan kim kime aşık olacak, kim kiminle bakışacak!!!
Değinmek istediğim konulardan biri de o zamanlar Türkiye'de dallasvari yaşantılar boy göstermemişti. Kimse kimsenin nişanlısına yan gözle bakamaz başı bağlı kızlar(özellikle Anadolu'da) kimsesi yoksa kayınvalidesine hizmet ederdi. Bir bayan olarak söylüyorum Üst katımızda silah patlasa içeriye kaçar ve korkarım. Yok ama bunlar güçlü. Dizi çok güzel iyi bütçeli oyuncularını severiz ama enayi yerine koyulmaya kimse tahammül edemez. Şundan belki 10 sene öncesine kadar kız çocukları sokağa yalnız çıkamazdı. Belki çok ince ayrıntılara takılmayalım ama en azından bunları düşünelim
Trueblue'nin bahsettiği hususlar gerçekten önemli ama salt doğru değil.Zira yıllar boyunca birlikte yaşamış Rum-Türk halklarının birden düşman olması düşünülemez(bunu birlikte yaşayan insanlar için söylüyorum.Zira Rum ve Türk düşmanlığı potansiyeli hala mevcuttur.).Kaldı ki iletişim günümüzdeki kadar yaygın değil köylerinin yakınından rum çeteleri ya da yunan ordusu geçene kadar asırlardır birlikte yaşadığı komşusunun düşmanı olduğuna inanmayan insanların varlığı tarihi kaynaklarla ispatlanmıştır.Yani kızların Hristo'yu saklamaları abesle iştigal değildir benzeri vakalar tarihimizde mevcuttur.
İkinci olarak Türk birliklerinin Yunan karagahını basması bunda da tuhaf birşey yoktur.Bir orduyu bitirmenin en kesin yolu ikmal kollarını zayıflatmak ya da yok etmektir.Türk ordusunda bu işle ilgilenen akıncı kolları ve Türk çetecile vardır.Dizide nasıl gösterildi bilmiyorum ama kaynaklar Yunan ordusuna ciddi zayiat verdiren baskınların olduğunu söyler.Hatta bu baskınlardan birinden Yunan veliahtı ve yüksek rütbeli komutanları son anda kaçabilmişlerdir.
Benim dikkatimi çeken birkaç husus daha var uykum geldi daha sonra devam ederim:)
Bilmiyorum mantik hatasi yada küsük bir ayrinti.Ben kapi olaylarina takiyorum.3 yanliz kadin bir evde üstelik savas ortasinda.bir cok tehlike söz konusu iken birakin kapilari kitlemeyi acik koyup gidiyorlar.
Buda benim nacizane kendi yorumumdur.
Nazlı ve kuzenleri Anadoluda nerede yaşıyorlar onu çok merak ediyorum. Gayet rahat bir bölge ne düşman var ne çetelerin verdiği zarar nede asker kaçakları ve eşkıyaların zulmü. Muğla bölgesi haricindeki tüm Ege köy, kasaba ve şehirleri Yunan ordusunca yakılmıştı. Ayrıca kızların üçünün de başı açık. Nazlı ise hiç başını örtmüyor. O devirlerde böyle bir davranış taşlanmaya neden olurdu. Bizim şimdi normal karşıladığımız şeyler o zaman dinsizlik olarak algılanırdı.
Ayrıca Türk ordusu gerçek bir yokluk içindeydi. Büyük Taarruzda Türk ordusu ikmalini Yunan Ordusundan yapmıştı.Silah, mühimmat, giyecek, gıda.Tarihi çerçeveye hiç önem verilmeden sadece karakterler baz alınarak dizi çekilmiş.Tarihi bir drama çekiminde fonda yer alan tarih kesiti çok iyi incelenerek detaylar ona göre hazırlanmalıdır
Ben bölüm yorumlarında bu kıyafet meselesi için bir kaç şey yazmıştım.Bu konu biraz abartıldı sanıyorum.Sanki İmp . dönemindeki insanlar taş devrinde yaşıyormuş gibi yazmışsınız.Elbette ki tutuculuk vardı, bugünkü gibi değildi ama İstanbul da zengin ve soylu ailelerin çocuklarına Avrupai eğitim veriliyordu..Eğitimleri iyiydi,kendi aralarında kadınlı erkekli görüşüyorlardı.Bunu eski romanlardan okuduğumuzda görebiliriz...Tabii ki ev dışında kıyafetler kapalıydı ama evlerde kendi tanıdıklarıyla kadınlı erkekli toplantılar yapılırmış,orada kadınlar tamamen Avrupa modasına göre giyinirlermiş.Daha tutucu olan haremlik selamlık çevreler de vardı ama böyle aileler de çoktu.Mesela Ömer Seyfettin in Harem hikayesini okursanız, orada evsahibi hanımın konuklara şarkı söyleyip, piyano çaldığı anlatılır,yani Nazlı nın keman çalmasında bir tuhaflık yok.Aynı şey taşra zenginleri için de geçerlidir.Hatta Çalıkuşu nda şöyle bir cümle vardır.Feride öğretmenlik yaptığı yerdeki bir aile için söyler:”Ekseri bütün dışarlık zenginleri gibi, bizden daha fazla İstanbullu lar”Sanırım bizim kendi tarihimiz hakkında bilgi eksikliğimiz var.Dizinin bir sanat danışmanı olduğuna ve kostümlere dikkat edildiğine eminim.Galiba biz o dönemin insanlarını vahşi falan zannediyoruz.Taşlama falan denildi de yapmayın, böyle bir olay,resmi olarak İmp.ta ancak bir kere, o da 1600 ler de yaşanmış..Başı açık ama kendi evinde..Dışarıya çıktıklarında başlarına örtü alıyorlar.Orası doğu bölgesi değil..Batı, Ege tarafları olmalı, o yüzden insanlar bu kadar tutucu değil.Bir de kırsal kesimde insanlar birbirini daha çok tanıdığı için tam aksine kıyafet konusunda daha rahat olabilirler, komşular, tanıdıklar arasında..Mesela resimlerde dans sahnesi var, sizin söylediklerinize bakarsak bunun da olması imkansız, halbuki o devirde İstanbul da soylu ailelerdekiler için bunlar normal davranışlardı.Yüzbaşı da Nazlı da böyle yetişmiş..TRT de Kemal Tahir in Esir Şehrin İnsanları kitabından uyarlanan bir dizi vardı 2 -3yıl önce, çok güzeldi.Orada da soylu ailelerin nasıl yaşadığı anlatılıyordu...Bir paşa oğlu ve karısı, yabancı subayların tertiplediği balolar, orada danslar..Galiba bu eleştiriler, bilgi eksikliğinden kaynaklanıyor.Yabancıların söylediklerine fazla kulak asıp, atalarımızın vahşi gibi yaşadıklarını düşünüyoruz.Elbette büyük çoğunluk çok muhafazakardı ama böyle yaşayan aileler de vardı..Buradaki karakterler bu kesimden, o yılların eğitimli gençlerini gösteriyor.Savaş sahnelerinde yanlışlar olabilir, gönül ister ki daha iyi olsun ama çok zor öyle sahneler çekmek.. Zaman belli değil ama Büyük Taarruz dan önceki dönem.Yunanlılar gösterilen yöreyi işgale daha yeni geliyorlar gibi..Tarihi ayrıntıları mutlaka danışmanlara sorduklarını düşünüyorum.Eleştirileri yaparken de mutlaka konuları çok iyi bilmeliyiz.Açıkladığım gibi bazı eleştiriler çok temelsiz....
.
Saba yorumlarına katılıyorum ve destekliyorum.Dizinin aksayan yönleri mutlaka var.Bunlara değinmek en doğal hakkımız ama izlediğmiz şey konusunu bir gerçekten alsa da en nihayetinde bir kurgu.Her şeyi bire bir yansıtmasını bekleyemeyiz.Bu bir dizi belgesel değil.Eleştirilerimizi bunu aklımızdan çıkartmadan yaparsak daha iyi olacak.
Ayrıca Saba'nın bahsettiği Esir Şehrin İnsanları dizisine denk gelirseniz mutlaka izleyin.Salt kıyafetlere takılmadan tabii:P
Ben de son bolumde Hiristo'nun kacak olarak kaldigi bir evde banyoya girip avazi ciktigi kadar bagira bagira sarki soyleyerek banyo yapmasina hic bir anlam veremedim. Adam savasin ortasinda, vurulmus ve karsi taraftan olan birilerinin evinde saklaniyor buna karsin bir nese bir nese. Ya saklanan adam bu sekildemi davranir? Olabildigince sessiz ve cabuk olmaya calismazmi? Bana cok tuhaf geldi.
bence ilk bölüm biraz yapay geldi özellikle o savaş sahneleri...ne bilim işte o duyguyu alamadım...ama şimdi yerine oturuyor...herhafta daha bir güzel oluyor sanki :img-icecr
timucin_hastasi 09-02-06, 21:29 valla benimde en çok takıldığım sahneler arkadaşın dediği gibi savaş sahneleri.. orda koskoca yunan ordusu var 3 kişi giriyor onların cephaneliklerine ve patlatıyor.. oraya gidişleri falan çok yapaydı yani.. sanki tarlada yürüyolar gibiydiler..
Melisa2000 10-02-06, 11:28 Ben bölüm yorumlarında bu kıyafet meselesi için bir kaç şey yazmıştım.Bu konu biraz abartıldı sanıyorum.Sanki İmp . dönemindeki insanlar taş devrinde yaşıyormuş gibi yazmışsınız.Elbette ki tutuculuk vardı, bugünkü gibi değildi ama İstanbul da zengin ve soylu ailelerin çocuklarına Avrupai eğitim veriliyordu..Eğitimleri iyiydi,kendi aralarında kadınlı erkekli görüşüyorlardı.Bunu eski romanlardan okuduğumuzda görebiliriz...Tabii ki ev dışında kıyafetler kapalıydı ama evlerde kendi tanıdıklarıyla kadınlı erkekli toplantılar yapılırmış,orada kadınlar tamamen Avrupa modasına göre giyinirlermiş.Daha tutucu olan haremlik selamlık çevreler de vardı ama böyle aileler de çoktu.Mesela Ömer Seyfettin in Harem hikayesini okursanız, orada evsahibi hanımın konuklara şarkı söyleyip, piyano çaldığı anlatılır,yani Nazlı nın keman çalmasında bir tuhaflık yok.Aynı şey taşra zenginleri için de geçerlidir.Hatta Çalıkuşu nda şöyle bir cümle vardır.Feride öğretmenlik yaptığı yerdeki bir aile için söyler:”Ekseri bütün dışarlık zenginleri gibi, bizden daha fazla İstanbullu lar”Sanırım bizim kendi tarihimiz hakkında bilgi eksikliğimiz var.Dizinin bir sanat danışmanı olduğuna ve kostümlere dikkat edildiğine eminim.Galiba biz o dönemin insanlarını vahşi falan zannediyoruz.Taşlama falan denildi de yapmayın, böyle bir olay,resmi olarak İmp.ta ancak bir kere, o da 1600 ler de yaşanmış..Başı açık ama kendi evinde..Dışarıya çıktıklarında başlarına örtü alıyorlar.Orası doğu bölgesi değil..Batı, Ege tarafları olmalı, o yüzden insanlar bu kadar tutucu değil.Bir de kırsal kesimde insanlar birbirini daha çok tanıdığı için tam aksine kıyafet konusunda daha rahat olabilirler, komşular, tanıdıklar arasında..Mesela resimlerde dans sahnesi var, sizin söylediklerinize bakarsak bunun da olması imkansız, halbuki o devirde İstanbul da soylu ailelerdekiler için bunlar normal davranışlardı.Yüzbaşı da Nazlı da böyle yetişmiş..TRT de Kemal Tahir in Esir Şehrin İnsanları kitabından uyarlanan bir dizi vardı 2 -3yıl önce, çok güzeldi.Orada da soylu ailelerin nasıl yaşadığı anlatılıyordu...Bir paşa oğlu ve karısı, yabancı subayların tertiplediği balolar, orada danslar..Galiba bu eleştiriler, bilgi eksikliğinden kaynaklanıyor.Yabancıların söylediklerine fazla kulak asıp, atalarımızın vahşi gibi yaşadıklarını düşünüyoruz.Elbette büyük çoğunluk çok muhafazakardı ama böyle yaşayan aileler de vardı..Buradaki karakterler bu kesimden, o yılların eğitimli gençlerini gösteriyor.Savaş sahnelerinde yanlışlar olabilir, gönül ister ki daha iyi olsun ama çok zor öyle sahneler çekmek.. Zaman belli değil ama Büyük Taarruz dan önceki dönem.Yunanlılar gösterilen yöreyi işgale daha yeni geliyorlar gibi..Tarihi ayrıntıları mutlaka danışmanlara sorduklarını düşünüyorum.Eleştirileri yaparken de mutlaka konuları çok iyi bilmeliyiz.Açıkladığım gibi bazı eleştiriler çok temelsiz.....
kadınlar taşlanmazdı ama toplumsal baskı çok fazla olduğundan kimse açık gezemezdi.benim dedem osmanlı zamanında subaymış babaaname dini nikah hariç resmi nikahta yapmış ve asla ikinci eş almamış bir insanmış.ancak babaannem ilk çocuğunun ishalden ölümü üzerine depresyona girince doktor raporu ile peçesiz gezmesine izin verilmiş.o sırada istanbulda yaşıyorlarmış.yolda peçesiz gezerken raporu yanında taşımaktaymış. kapalı olmanın vahşilikle bir tutmana çok güldüm.sadece farklı bakış açısı ve hayat tarzı.geçmişinden haberi olmayanların geleceği olamaz.halide edip adıvar kurtuluş savaşında cephede önce er sonra onbaşı olarak görev yapmış.istanbulda yaşarken aydın çevrelerde başı açık gezsede anadoluda bulunduğu zamanlar dışarıda hep başı örtülü gezermiş.ayrıca fikriye hanımın yada latife hanımın Atatürkle beraber halk içinde ve ev dışında çekilen resimlerde hiç başlarını açık gördünüzmü?
istanbulda kadınlar ve erkeklerin bir arada olduğu toplantılar olurdu.şu çılgın türkleri okudunuzmu bilmem orda türk ordusunun bir örnek kıyafeti bırakın çarık ve elbiseyi bulmak için halktan vergi toplandığını anlatıyor.bu tarihi bir gerçek bir çok kaynak giyecek, yiyecek, mum, gaz, çivi, saman vb. malzemelerin halktan vergi olarak toplandığını anlatıyor.anlatıyor yorum ve eleştiri yazarken daha çok tarihi eser okumanı tavsiye ederim.çünkü o yorumları yazan insanlar tarihsel konjüktür hakkında oldukça bilgililer.evet istanbul yada bir şehir zenginlerinden birin kızı misafirleri eğlendirmek ve marifetlerin göstermek için piyano veya keman çalabilir.ama savaş ortasında kurtuluş savaşı tarihinde örneğini bulamazsınız.
size türk subayları ile ilgili ismet paşanın bir sözünü aktarayım.ben ömrümde potini (yani ayakkabıyı kastediyor.) ilk defa lozan konferansına gittiğimde giymiştim.çocukken çarık, askariyede çizme giyerdim. sizin bahsettiğiniz eğitimli zengin mutlu azınlık nüfusun %1'ydi. okuma yazma oranı %7 lerdeydi.
büyük taaruz öncesi sakarya savaşından sonra çok beklenildiği için mustafa kemal paşa ve diğer komutanlara çok baskı yapılmıştır.silah, mühimmat ve ikmal malzemesi yeterli seviyeye ulaşmadığı için beklemek zorunda kalmışlardı. dizide nazlı ata biniyor başı açık.dışarda geziyor başı açık. benim başım örtülü değil ama zamana uymak lazım.fatih sultan mehmetin istanbulu fethini anlatan bir filmde telgraf direkleri görünüyordu. eğer roma filmi çeviriyorsanız en az maliyetlede olsa o günkü yaşamı ve ahlak anlayışını vermek zorundasınız.
kırık kanatlardaki ayrıntıların uzmanlara danışılmadığı yapılan bariz hatalardan belli. sabanın savunması yukarıda açıkladığım gibi temelsiz. :img-tomat
ayrıca hırsız polis ile yada uğur yücel hakkındaki polemiğe girmenin bir anlamı yok.biz burada kırık kanatlar hakkında yorum yapıyoruz ve bunu saygı çercevesinde yapıyoruz. .:img-angel
4.bölümde benim en dikkatimi çeken şey cemalin türk köyüne top almaya gittiğinde oradaki yaşlı adam sıcak olduğunu dışarda yattıklarını söyledi.ama havadan yaz ayında olmadıkları belliydi ve sıcaksa neden nazlı ve ayşe ceketle dolaşıyorlar birtürlü anlamadım. :icon_roll :icon_roll
kadınlar taşlanmazdı ama toplumsal baskı çok fazla olduğundan kimse açık gezemezdi.benim dedem osmanlı zamanında subaymış babaaname dini nikah hariç resmi nikahta yapmış ve asla ikinci eş almamış bir insanmış.ancak babaannem ilk çocuğunun ishalden ölümü üzerine depresyona girince doktor raporu ile peçesiz gezmesine izin verilmiş.o sırada istanbulda yaşıyorlarmış.yolda peçesiz gezerken raporu yanında taşımaktaymış. kapalı olmanın vahşilikle bir tutmana çok güldüm.sadece farklı bakış açısı ve hayat tarzı.geçmişinden haberi olmayanların geleceği olamaz.halide edip adıvar kurtuluş savaşında cephede önce er sonra onbaşı olarak görev yapmış.istanbulda yaşarken aydın çevrelerde başı açık gezsede anadoluda bulunduğu zamanlar dışarıda hep başı örtülü gezermiş.ayrıca fikriye hanımın yada latife hanımın Atatürkle beraber halk içinde ve ev dışında çekilen resimlerde hiç başlarını açık gördünüzmü?
istanbulda kadınlar ve erkeklerin bir arada olduğu toplantılar olurdu.şu çılgın türkleri okudunuzmu bilmem orda türk ordusunun bir örnek kıyafeti bırakın çarık ve elbiseyi bulmak için halktan vergi toplandığını anlatıyor.bu tarihi bir gerçek bir çok kaynak giyecek, yiyecek, mum, gaz, çivi, saman vb. malzemelerin halktan vergi olarak toplandığını anlatıyor.anlatıyor yorum ve eleştiri yazarken daha çok tarihi eser okumanı tavsiye ederim.çünkü o yorumları yazan insanlar tarihsel konjüktür hakkında oldukça bilgililer.evet istanbul yada bir şehir zenginlerinden birin kızı misafirleri eğlendirmek ve marifetlerin göstermek için piyano veya keman çalabilir.ama savaş ortasında kurtuluş savaşı tarihinde örneğini bulamazsınız.
size türk subayları ile ilgili ismet paşanın bir sözünü aktarayım.ben ömrümde potini (yani ayakkabıyı kastediyor.) ilk defa lozan konferansına gittiğimde giymiştim.çocukken çarık, askariyede çizme giyerdim. sizin bahsettiğiniz eğitimli zengin mutlu azınlık nüfusun %1'ydi. okuma yazma oranı %7 lerdeydi.
büyük taaruz öncesi sakarya savaşından sonra çok beklenildiği için mustafa kemal paşa ve diğer komutanlara çok baskı yapılmıştır.silah, mühimmat ve ikmal malzemesi yeterli seviyeye ulaşmadığı için beklemek zorunda kalmışlardı. dizide nazlı ata biniyor başı açık.dışarda geziyor başı açık. benim başım örtülü değil ama zamana uymak lazım.fatih sultan mehmetin istanbulu fethini anlatan bir filmde telgraf direkleri görünüyordu. eğer roma filmi çeviriyorsanız en az maliyetlede olsa o günkü yaşamı ve ahlak anlayışını vermek zorundasınız.
kırık kanatlardaki ayrıntıların uzmanlara danışılmadığı yapılan bariz hatalardan belli. sabanın savunması yukarıda açıkladığım gibi temelsiz. :img-tomat
ayrıca hırsız polis ile yada uğur yücel hakkındaki polemiğe girmenin bir anlamı yok.biz burada kırık kanatlar hakkında yorum yapıyoruz ve bunu saygı çercevesinde yapıyoruz. .:img-angel
Doğrusu bugün yazmaya hiç niyetim yoktu ama yazdıklarımın tamamen başka taraflara çekildiğini görünce yazmak zorunda kaldım.Öncelikle tarihi kitap okumadığım gibi bir sözü kabul edemem çünkü ben çocukluğumdan beri okurum, özellikle eskileri ve klasikleri..Evimde de yeteri kadar geniş bir kütüphane var.Ayrıca geçmişinden haberi olmayan bir yeni nesil mensubu değilim..Buranın yaş ortalamasının üstündeyim...Ben “vahşi” sözünü, taşlama lafı ortaya atılınca kullandım..Bazen öyle oluyor ki, atalarımızın çok küçümsendiğini, o insanlara olmadık yakıştırmalar yapıldığını görüyorum .Kapalı olmayı böyle görmek ise kesinlikle benim söyleyebilecepğim bir şey değil, tam aksine, ben geleneklerine bağlı, hatta bazılarına göre tutucu bile sayılabilecek bir insanım...
Benim yazdıklarım o devir için herkesin aynı şekilde yaşadığını farzeden yazılara karşıydı.Oysa ki çok farklı aileler vardı.Eğitimli azınlık çok az bir sayıda bile olsa vardı.Elbette ev dışında İstanbul da çarşaf giyilirdi,son yıllarda “pelerin çarşaf” denilen, altı uzun bir eteklik, üstü ise başı örtecek şekilde yapılmış bir pelerin, yüze de şeffaf bir peçe takılıyordu..Ama bu da yine sınıfsal olarak değişirdi..1900 lerin başlarından itibaren daha farklı giyim tarzları da oluştu.TRT nıin çektiği dizilerde ki, TRT tarihi doğruluğa çok önem verir,mesela Kurtuluş ta, Halide Edip in çarşaflı değil, “sıkma baş” denilen, başın arkasında toplanan bir başörtü takıp, uzun pardesü giydiğini görüyoruz..Gene “Esir Şehrin İnsanları” n da, ( Kemal Tahir in Esir Şehrin İnsanları ve Esir Şehrin Mahpusu adlı romanlarından alınmıştır,ben ikisini de okudum) 3 farklı kadın giyim tarzı vardı.Bir Paşa nın oğlunun karısı olan, kendisi de soylu bir aileden gelen Nermin hanım Avrupa dan geldikten sonra, dışarda bir şapka ve uzun mantoyla geziyordu..2. bir kadın hapisteki bir avukatın karısı ve bir gazete işleten Nedime hanım, Halide Edip gibi sıkma başlı ve uzun pardesülüydü..3.kadın hapisteki Kuvayi Milliyeci nin karısı ise İstanbul un eski mahallelerinden birindendi ve eski model bir kara çarşaf giyiyordu.1920 de geçiyordu...Yani benim söylediğim, kadınların o yıllarda sosyal statülerine göre bir giyiniş tarzları vardı..Taşra zenginleri de buna dahil.Tabii ki belli sınırlar içinde kalmak şartıyla...Ayrıca yine kasabalarda,köylerde şehirden farklı olarak çarşaf yerine daha çok yöresel kıyafet giyilirdi..Dizide kasaba kadınlarının giyinişi doğru bu yüzden.. Mesela Ahmet in annesi de onlardan farklı giyiniyordu.. Başörtü ve manto şeklinde..İstanbul da evlerde kadınlı erkekli toplantılar yapılırdı..Taşra zenginleri içinde aynı şey vardı.Tabii tanıdıklar arasında...Ev dışında zaten başlarına örtü alıyorlar, Nazlı nın başörtüsü biraz iğreti duruyor ama var.Ben hiç başı açık ata bindiğini görmedim...Evlerde piyano da çalınırdı keman da. Dizide subaylara çalındığı söyleniyor.Bunun nasıl bir ortamda oluştuğunu bilmiyoruz, gördüğümüz zaman saçma mı, değil mi anlarız…Ama o devirde üst rütbeli subaylar, ülkenin en eğitimli kesimlerindendi.Böyle konularda daha moderndiler..Bu yüzden bu onların yadırgayacağı bir durum değil.Burada Yüzbaşıyla Nazlı nın hiç konuşmaması, el sıkışmaması, haremlik selamlık olunması gerektiği gibi şeyler söylenmişti, bunlar doğru değildi, buna karşı yazmıştım biraz da..
Dizide eleştirilecek şey yok mu, tabii ki var..Ben de savaş sahnelerinin pek iyi olmadığını düşünüyorum..Askerlerin giyimi iyi deniliyor, olabilir ama bir sürü eksik olduğu hep vurgulanıyor.1922 ye geldiğimize göre, ordu biraz daha toparlanmış durumda, çünkü halktan çok yardım alınmıştır.Büyük Taarruz dan önce bir kanun çıkarılarak halkın elinde olan malvarlığının yüzde 40 ının toplanmasına (Daha sonra telafi edilmek şartıyla) karar verildi..Halkın çoğunluğu da buna uydu.Dünya Müslümanlarından yardım istendi, Rusya ile anlaşmalar yapıldı..Tabii ki bunlara rağmen büyük bir yokluk vardı.
Dizide her şeyin çok kusursuz olduğunu söylemiyorum ama bence takılınan noktalar, çok ta ön plana çıkacak şeyler değil..Asıl senaryoda aksayan, eleştirilmesi gereken yerler var, teknik hatalardan önce, ama bunu bölüm yorumlarında yazmak gerek..
Ne kadar açıklayıcı oldu bilmiyorum ama söylemem gerekir ki, doğru olduğunu bilmediğim şeyleri doğruymuş gibi yazmak adetim değildir, kendi tarihimiz konusunda da yeteri kadar bilgim var..Siyasi tarih okumuş biri olarak memlekette meşrutiyetten sonraki siyasi, hukuki ve toplumsal gelişmelerin nasıl olduğu konusunda da bir fikrim var..Söylenmesi gereken farklı sınıflardan insanların farklı yaşadığıydı. Ve her şey çok hızlı gelişiyor, bir kaç sene içinde bile alışkanlıklar değişebiliyordu..Bu yüzden, ufak tefek hatalar olsa bile, çok büyük bir facia yok kıyafetler konusunda..Esas eleştirilmesi gereken başka konular var bence..
4.bölümde benim en dikkatimi çeken şey cemalin türk köyüne top almaya gittiğinde oradaki yaşlı adam sıcak olduğunu dışarda yattıklarını söyledi.ama havadan yaz ayında olmadıkları belliydi ve sıcaksa neden nazlı ve ayşe ceketle dolaşıyorlar birtürlü anlamadım. :icon_roll :icon_roll
Ben de bu mevsim işine bayağı takılmış durumdayım...Ayşe ve Zeynep geldiğinde, ısınma sorunu yüzünden hepsi bir arada kalmıyorlar mıydı zaten?Ayrıca komutanlar için hazırlanan odada şömine de yanıyordu...Şimdi sorun şu; hava sıcak mı değil mi? :img-huh:
_butterfly_ 10-02-06, 17:02 dizide bir yerde yağmur yağmaya başladı ama diğer sahneye geçince yağmur yooktu..
birde dizide geçiş sahneleri kesik kesikk oldu..müzikk varken birden kesilmiş gibi başka sahneye geçtiler..dikkatimi çekti bayabi...
İlk bölüm geçişlerde çok iyiydi.Özellikle şu masa örtüsüne geçiş falan...Bu bölümdeki geçişler herkes gibi benim de gözüme battı...
İyi hoş ,ağzım açık izliyorum izlemesine ama,bir şey eksik ya da yanlış gibi geliyor...bu konuda yalnız olmadığımı da biliyorum....
:) Son bölümde dikkatimi çeken önemli bir konu var. Cemal ile Nazlı içeride konuşurlarken Cemal'in sakalları epeyce koyu ve uzamıştı. Ama Nazlı koşarak dışarı çıkıp çardağa oturduğunda Cemal yanına geldiğinde Yüzünde çok hafif sakal kalmıştı. O arada derede bir tıraş oluvermiş... :icon_whis :) :icon_cool
2.bölümde Hristo kaçıp Lena'nın evine gelir.Lena'ya ailesini sorar.Lena Hristo'ya ailesinin iyi olduğunu bir Türk Ailesinin yanına sığındıklarını söyler.4.bölümde ise Nevzat'ın köyünü çeteciler basmıştır.Nevzat'ın ailesi en yakın arkadaşı Hristo'nun evine sığınmıştır.(!!!)
2.bölümde Hristo kaçıp Lena'nın evine gelir.Lena'ya ailesini sorar.Lena Hristo'ya ailesinin iyi olduğunu bir Türk Ailesinin yanına sığındıklarını söyler.4.bölümde ise Nevzat'ın köyünü çeteciler basmıştır.Nevzat'ın ailesi en yakın arkadaşı Hristo'nun evine sığınmıştır.(!!!)
evet bu benim de çok dikkatimi çekmişti.enteresan olmuş..herhalde sırayla iki aile birbirlerinin evine sığınıyorlar :D
Melisa2000 13-02-06, 14:14 Sevgili Saba
3 dönem siyasi tarih okumuş biri olarak önce siyasi tarihin 1789 fransız ihtilalinden başlayarak ülkelerin siyasi oluşum içindeki değişim ve etkilenmelerini işleyen tarih çeşidi olduğunu biliyorum.ayrıca üniversitede Atatürk ilkeleri ve inkılap tarihi dersini başarılı başarısız olarak değil, bölüm dersi ve not ortalamasına katılan ders olarak profösörden almış biri olarak konu hakkında ve ortam hakkında az buçuk bilgim var.ama burada tamamını yazmak ders özeti gibi olacağından bilimsel değil günlük konuşma diliyle yazmaya çalıştım.
19 yüzyıl sonlarında çok moda olan feracelerin kışın giyilenleri yünlü kumaştan yazın giyilenleri düz renk ipekliden yapılır, yaka içine, renge uygun sura astar konur, yaka ve kol kenarlarına ağır motifler boncuklu ve saçaklı süsler dikilirdi. Yüze ise gözler açık kalacak şekilde şeffaf kumaştan yaşmak takılırdı. Kadınlar gözlerine sürme ve rastık çekince çok güzel gözükürlerdi.ferace çok şık ve kadınsı bulunduğundan gayrimüslim kadınlar açık renk feraceler giyerlerdi.pelerin çarşaf sonradan moda olmuştu.dediğin gibi okumuş kadınlarda sıkma baş çok modaydı.
Esir şehrin insanların, üç İstanbul ve trt tarafından çekilen pek çok diziyi izledim.trt dizilerinde giyim kuşam ortam gibi detaylara çok dikkat ediliyordu.Anadolu da çevre baskısı istanbula göre çok daha fazlaydı.üst rütbeli subayların bir kısmı zengin aile çocukları olsalarda.İsmet İnönü, Mustafa Kemal Atatürk ün orta seviyedeki ailelerden geldiğini hatırlatırım.benim dedemde orta sınıf bir aileden gelmesine karşın Rauf Orbay ın sınıf arkadaşıydı.Enver paşa bile sonradan saraya damat olmuştur.
Dünya müslümanlarından yardım istenmesine gerek kalmadan Hint müslümanları (bu günkü Afganistan ve Pakistan haricinde Hindistanda yüzmilyonun üzerinde müslümün yaşamaktadır.)para topladılar ve gönderdiler.İngiliz egemenliğinde bulunan Müslümanlar Kurtuluş savaşını Müslüman hristiyan savaşı olarak gördüler.ayrıca Kazan Cumhuriyeti Sovyetler birliğince işgal edilmeden 100.000.000. (yüz milyon) altınını Ankara hükümetine bıraktı.bu paranın 5.000.000. (beşmilyon)u Ankara ya gönderildi 95.000.000. altın ise bu güne kadar alınamadı. Mustafa Kemal Atatürk Lenin e mektup yazarak düşmanın ortak olduğunu Anadoluya İngilterenin yerleşmesinin Moskova nında zararına olacağını bildirdi.Sovyet yardımı II. İnönü zaferinden sonra başlamış ve bir sürü sıkıntıyla devam etmiştir.
bu bölüm mantık hatalarına ayrılmış bir bölüm olduğu için buraya yazıyorum.
sence esas eleştirilmesi gereken mevzular neler o konuya açıklık getirirmisin?
Sevgili Saba
3 dönem siyasi tarih okumuş biri olarak önce siyasi tarihin 1789 fransız ihtilalinden başlayarak ülkelerin siyasi oluşum içindeki değişim ve etkilenmelerini işleyen tarih çeşidi olduğunu biliyorum.ayrıca üniversitede Atatürk ilkeleri ve inkılap tarihi dersini başarılı başarısız olarak değil, bölüm dersi ve not ortalamasına katılan ders olarak profösörden almış biri olarak konu hakkında ve ortam hakkında az buçuk bilgim var.ama burada tamamını yazmak ders özeti gibi olacağından bilimsel değil günlük konuşma diliyle yazmaya çalıştım.
19 yüzyıl sonlarında çok moda olan feracelerin kışın giyilenleri yünlü kumaştan yazın giyilenleri düz renk ipekliden yapılır, yaka içine, renge uygun sura astar konur, yaka ve kol kenarlarına ağır motifler boncuklu ve saçaklı süsler dikilirdi. Yüze ise gözler açık kalacak şekilde şeffaf kumaştan yaşmak takılırdı. Kadınlar gözlerine sürme ve rastık çekince çok güzel gözükürlerdi.ferace çok şık ve kadınsı bulunduğundan gayrimüslim kadınlar açık renk feraceler giyerlerdi.pelerin çarşaf sonradan moda olmuştu.dediğin gibi okumuş kadınlarda sıkma baş çok modaydı.
Esir şehrin insanların, üç İstanbul ve trt tarafından çekilen pek çok diziyi izledim.trt dizilerinde giyim kuşam ortam gibi detaylara çok dikkat ediliyordu.Anadolu da çevre baskısı istanbula göre çok daha fazlaydı.üst rütbeli subayların bir kısmı zengin aile çocukları olsalarda.İsmet İnönü, Mustafa Kemal Atatürk ün orta seviyedeki ailelerden geldiğini hatırlatırım.benim dedemde orta sınıf bir aileden gelmesine karşın Rauf Orbay ın sınıf arkadaşıydı.Enver paşa bile sonradan saraya damat olmuştur.
Dünya müslümanlarından yardım istenmesine gerek kalmadan Hint müslümanları (bu günkü Afganistan ve Pakistan haricinde Hindistanda yüzmilyonun üzerinde müslümün yaşamaktadır.)para topladılar ve gönderdiler.İngiliz egemenliğinde bulunan Müslümanlar Kurtuluş savaşını Müslüman hristiyan savaşı olarak gördüler.ayrıca Kazan Cumhuriyeti Sovyetler birliğince işgal edilmeden 100.000.000. (yüz milyon) altınını Ankara hükümetine bıraktı.bu paranın 5.000.000. (beşmilyon)u Ankara ya gönderildi 95.000.000. altın ise bu güne kadar alınamadı. Mustafa Kemal Atatürk Lenin e mektup yazarak düşmanın ortak olduğunu Anadoluya İngilterenin yerleşmesinin Moskova nında zararına olacağını bildirdi.Sovyet yardımı II. İnönü zaferinden sonra başlamış ve bir sürü sıkıntıyla devam etmiştir.
bu bölüm mantık hatalarına ayrılmış bir bölüm olduğu için buraya yazıyorum.
sence esas eleştirilmesi gereken mevzular neler o konuya açıklık getirirmisin?
Merhaba Melisa..Öncelikle aktardığın bilgiler için teşekkürler.Aslında pek de farklı şeylerden bahsetmiyoruz.Sonuçta yazdıklarımızın hepsi olan şeyler.Benim yazımda yanlış anlaşılan bazı noktalar vardı sanırım, o yüzden açıklama yapma ihtiyacı hissetmiştim.Tabii Anadolu da İstanbul dan daha fazla tutuculuk vardı.Fakat yine de bir zenginin kızına davranışla, kasabada herhangi birinin kızına davranış, hiç bir zaman aynı olmamıştır..Ben, bu kıyafet meselesinin facia olacak kadar yanlış aktarıldığını düşünmüyorum..Mesela ordu için de söylenenler doğru olabilir ama yine de ilk baştaki halinden daha iyiydi, B.Taarruza gelindiğinde ordunun durumu.Yani demek istediğim bunlar hoşgörülemeyecek olaylar değil..Benim için önemli olan senaryo, diyaloglar.Mantık hatasını ise ben daha çok teknik hata olarak düşündüğümden, senaryoda yanlış bulduğum bir şey varsa, onu bölüm yorumlarına yazıyorum.Cumartesi de yazdım zaten.Mesela Cyrano de Bergerac tan bu kadar alıntı yapılmış olması beni rahatsız ediyor.Aşkın bu mektup meselesine bağlanması da.Ama büyük bir saçmalık olmadıkça diziden soğumam.Bu dizi gerçekten diğerlerinin arasında çok kaliteli bir yapım..Oyunculuklarıyla, karakterleriyle..Böyle devam etmesini diliyorum.Burada da birbirimize karşı yanlış anlamadan, görüş alışverişi yapabileceğimiz mesajlar yazarsak ortamın gayet hoş olacağını düşünüyorum.. Belki konudan saptık biraz, onun için diğer arkadaşlardan özür dilerim..Umarım bundan sonra güzel mesajları paylaşırız.
İyi günler ve sevgiler…
meltemyucel 14-02-06, 10:56 2.bölümde Hristo kaçıp Lena'nın evine gelir.Lena'ya ailesini sorar.Lena Hristo'ya ailesinin iyi olduğunu bir Türk Ailesinin yanına sığındıklarını söyler.4.bölümde ise Nevzat'ın köyünü çeteciler basmıştır.Nevzat'ın ailesi en yakın arkadaşı Hristo'nun evine sığınmıştır.(!!!)
Nevzatın ailesi Hristonun evine sığınmadı. Sadece onların ev sahibiydi. Nevzat ev sahibimiz bir Rum aile diyordu çünkü..
arkadaşlar 5.bölümü izledinizmi ben kırık kanatların fanatiği olmama rağmen gerçekten düm akşam çok güldüm savaş sahnesine herkes yerlerde yatıyo ben allah öldürler ya derken birden kalkıyorlar.tamam belki orda savaşta yorgun düştükleri için öyle yatıyolardı.ama bence çok komik olmuş birden fırladılar ya bide kadınlar mermi taşıyorlardı ya ben ortada hiç top falan göremedim siz gördünüzmü.akşam evdekilere zorla harika dizi diye izlettirdim gülmekten yerlere yattılar nerdeyse moralim bozuldu ya... :blush:
sirineeee gibi benimde dikkatimi çeken savaş sahnesinde herkes yerlerde yatıyodu öldürler derken birden zaferin açıklanmasıyla herkes kalkıyo zıplamaya koşmaya başlıyorlar.o sahne gerçekten biraz komik olmuş.birde yazıları hep sağ dan sola yazmalarına rağmen yüzbaşı cemal ahmetin madalyasını aldıktan sonra imza atarken imzayı soldan sağa doğru attı.
hatalar tabiki olacak ama en aza indirmek lazım bunları...birileri söylemeli ki tekrar yapılamsınlar...
ben de savaş sahnesine takıldım...karşı tarafı hiç görmedik dizinin başından beri...artık savaş bitti ya sorun yok...
bir de o çocuğun ne işi vardı orada onu anlamadım.o cephe yerleşim alanına uzak bir yer değil mi?
benim dikkatimi çekenler:
1-savaş ne çabuk bitti? sahnelerin hangi cephede geçtiği belli değil
2-büyük taaruz anlatılıyor ama dizide yunanlılar saldırıyor türkler siperde savunmada kalıyor büyük taaruzda saldıran taraf yunanlılar değil Türklerdi
3-askerler ne çabuk terhis edilmeye başlandı,taaruzdan sonra ordu izmire kadar yürümüş ordan da çanakkaleye yürüyüşe geçmişti barış antlaşması yapılmadan nasıl terhisler başladı?
theroseberry 18-02-06, 03:27 Cemal göğsünden yaralıydı ama elbisesinde delik yırtık falan yoktu. Ayrıca kan kuruyunca hala kırmızı olmaz. Kahverengimsi bordomsu bir renge dönüşür. Fakat dizide günler önce alınan yaraların bıraktığı kan lekeleri mütemadiyen kırmızı...
arkadaşlar 6.bölümde yanibu haftaki bölümde yunus ahmetlerin evinin önünde kafasınıduvara dayamıştı hani o akşamonlara geleceklerini söylemek için gittiklerinde o zaman kapı numarası 76 yazıyordu daha sonra arapça yazmıştı yoksa yanlış mı gördüm?
GOKCENAGAR 24-02-06, 09:47 Arkadaşlar bir çoğunuz eleştirilerinizde haklısınız ama unutmamalı ki bu dizi,ne tam bir tarihi dizi, nede bir belgesel değil ve Büyük Taarruz döneminde, esas işlenen konu bir kaç aşk hikayesi.
Asker ahmedin kapısının önünde dururken içeriye baktığında duvarda hane numarası olarak 76 görünüyordu üstelik arka arkaya birkaç sahnede aynı hata yapıldı.
Belgesel cekilmiyor ki sonucta bu bir dizi, savas sahneleri de bana gore gayet basariliydi. Dizide anlatilmak istenen aslinda savas degil ki yada tarih dersi, ama yinede hakli olabilirsiniz.
Savaş sahnelerinin uzatılması mantık hatası değil.. Zaten günümüzde savaşı görüyoruz.. Bide dizide görürsek ve bu uzatılırsa.. çok kötü olur.. bana göre gayet iyiydi..
Arkadaşlar! Bence Kusur Aramayin. Hangi Dizi De Yok Ki? Sonuçta Bir Hikaye Anlatiliyor. Tabi Ki, Mantik Hatalari Olacak. Savaş Sahnelerini çekmek Oldukça Zor Ve Maddi Açidan Bir O Kadar Da Külfetli. Bence Dizinin Gerçek Sevenleri Olarak, Dizimize Sahip çikalim. Yayinlanmasi Yönünde Olumlu Mesajlar Verelim. O Kadar Kusur Kadi Kizinda Da Olur. Ben Herşeyiyle Dizimi Seviyorum. Inşallah Devam Eder.
YA ARKADAŞLAR NE KADAR GEREKSİZ VE ÖNEMSİZ AYRINTILARA TAKILIYORSUNUZ. DAHA ÖNCEKİ YORUMUMDA DA BELİRTMİŞTİM. BU SONUÇTA BİR DİZİ. MANTIK HATALARI TABİ Kİ, OLACAK. OLMAYAN BİR DİZİ GÖSTEREBİLİRMİSİNİZ BANA. BEN 27.02.2006'DA BU SİTEYE ÜYE OLDUM. AMA GÖRÜYORUM Kİ BOŞUNA OLMUŞUM. BİZLER DİZİNİN SEVENLERİ OLARAK DİĞER BİRÇOK SİTELERDE, DİZİNİN BİTMEMESİ YÖNÜNDE KAMPANYALAR BAŞLATTIK. BELKİ DUYMUŞSUNUZDUR. DİZİNİN, REYTİNG ALAMADIĞI İÇİN YAYINDAN KALDIRILMA TEHLİKESİ VAR. MAALESEF NE ACIDIR Kİ, BİR DİZİNİN AYAKTA KALABİLMESİ İÇİN HERŞEY REYTİNGE BAĞLI. SİZLER, BU ACIMASIZ ELEŞTİRİLERİNİZLE, BU SÜRECİ DAHA DA HIZLANDIRIYORSUNUZ. YA SEVMİYORSANIZ SEYRETMEZSİNİZ. BIKMADIK MI, NE İDÜĞÜ BELİRSİZ, MAFYA BOZUNTUSU DİZİLERDEN. BIRAKIN BİZİM DİZİMİZ DE KENDİNE BİR YER EDİNSİN. AMA EN AZINDAN, SEVENLERİNE VE HARCANAN BUNCA EMEĞE BİRAZ SAYGI GÖSTERİLMELİ.
öncelikle şunu söyleyeyim forumda bütün harflerin büyük yazılması yasak
sonra tabi ki her dizide hatalar olacak sonuçta insan yapımı ama ne kadar dikkat edilirse o kadar iyi iş çıkar...senaristler ve yönetmen birçok konuyu atlıyor birçok dizide ve izleyenlerin farketmeyeceğini düşünüyorlar.
eğer biz izlediğimiz dizilerin içindeki yanlışları görmezsek o diziler nasıl daha iyi bir hal alır?
ayrıca kimse beğenmiyor diye bir durum yok..beğeniyor ve izliyoruz ama düzeltilmesi gereken yanlış var...
BENCE ŞU YANGIN OLAYINDA NEDEN EVİ Bİ ASKER BİLE KORUMUYO?KIZLARIN YANINA 2 ASKER YOLLUYOLAR AMA YANLARINDA 1 ASKER BİLE YOK. :img-book:
Savas bitmis, kendileri de asker sonucta neden korunmasi gerekir ki zaten Cemal yuzbasi Yunanli askerlerinin baskin yapmasini mantiksizlik olarak dusundu.
evet asker ateş etmeden önce dur teslim ol dedi
mantik hatasi olarak yorumlanamaz belki ama bu hafta cemal yüzbasinin sac kesimi o yillara gore oldukca modern bir kesimmis gibi geldi bana.yakismis olmasi ayri bir mesele tabii ;)
Bende gecen bolumden bır sey soyleyeyım mantık hatası olur mu bılemem yorumlarınızı beklıyorum. Ayse ıle hrısto ahır da konusurken hrısto nevzat'ı tanıdıgını soyledıgınde ayse zeynep dedı hrısto hayır soylemedım dedı daha sonra ayse suphelı suphelı baktı hrıstoya hrsıto da yemın ederım kı soylemedım dedı. Hrısto hrıstıyan degıl mı? (Tabı hrıstıyanlarda yemın edıyorlar ama aynı musluman gıbı soylemesı tuhaf geldı bana) cevap yazarsanız sevınırım.
Bence onun anlayacagi sekilde yemin etti, bir de yillarca yasadigi ulkenin kulturunden bir seyler almis.
Bende gecen bolumden bır sey soyleyeyım mantık hatası olur mu bılemem yorumlarınızı beklıyorum. Ayse ıle hrısto ahır da konusurken hrısto nevzat'ı tanıdıgını soyledıgınde ayse zeynep dedı hrısto hayır soylemedım dedı daha sonra ayse suphelı suphelı baktı hrıstoya hrsıto da yemın ederım kı soylemedım dedı. Hrısto hrıstıyan degıl mı? (Tabı hrıstıyanlarda yemın edıyorlar ama aynı musluman gıbı soylemesı tuhaf geldı bana) cevap yazarsanız sevınırım.
Bu kulturler arasi etkilesimin en guzel orneklerinden biri aslinda. Turkiye'deki gayri muslim vatandaslarimizin hemen hemen hepsinden "İnşallah", "Maşallah", "Evelallah", "Vallahi Billahi" vs. turunden kelimeleri duymaniz son derece dogaldir. Ustelik "yemin ederim" sozu dini degil, vicdani bir soylem burda. Ne de olsa herhangi bir dine ait kutsal bir olgu ustune yemin etmedi Hristo...
Umarim yardimci olabilmisimdir.
Kurtuluş savaşından sonra orduda görev alan tüm askerler rütbelerine bakılmaksızın savaş kazanıldığı için bir rütbe terfi ettirilmişlerdir.Dizideki yüzbaşı ve teğmen ise savaş zamanında ve savaştan sonra aynı rütbede kalmaları tarihsel bir mantık hatasıdır.ancak bununla birlikte dizinin genel mantıksal yapısına zarar vermeyen ufak bir detaydır.saygılar.
Kurtuluş savaşından sonra orduda görev alan tüm askerler rütbelerine bakılmaksızın savaş kazanıldığı için bir rütbe terfi ettirilmişlerdir.Dizideki yüzbaşı ve teğmen ise savaş zamanında ve savaştan sonra aynı rütbede kalmaları tarihsel bir mantık hatasıdır.ancak bununla birlikte dizinin genel mantıksal yapısına zarar vermeyen ufak bir detaydır.saygılar.
Evett! Bunu hiç düşünmemiştim. Hepsi yükseldi de Cemal ile Nevzat mı kaldı? :img-huh:
kırık kalbim 03-03-06, 21:57 çok güzel bi ayrıntı yakalamışın.ama bu onursal bişeydi.yani zaten bi rütbe yükselmişlerdir.ama bu ayrıntıyı kaçırmışlar.olur böyle şeyler.yeni bölümler çekilirse düzeltirler muhakkak
ya ben de bişey soracam pek emin değilim ama hristo trenden kaçarken normal bir asker üniforması giymişti benim gördüğüm kadarıyla subay değildi dün cemal subay apoletleri buldu cebinde hem de teğmen bilgisi olan varsa ve beni aydınlatırsa çok sevinirim :img-huh:
Hristonun subay ( teğmen ) olarak yakalanması normaldir çünkü o tarihtede günümüzdede üniversite mezunları asteğmen rütbesiyle orduda görev alırlar ve savaş durumunda teğmen rütbesiyle orduda görevlendirilirler.Hristonun yakalanınca cebinden teğmen apoleti çıkması normaldir.saygılar
hayır normal de trenden kaçarken subay üniforması giymemişti normal bir asker üniformasıydı
Arkadaslar Ben Ilk Deta Yaziyorumda Bu Konu Hakkinda Bi Sey Yazildimi Bilmiyorum Ama Arkadaslar Fark Ettiniz Mi Bilmiyorum Ama Yaa Aksam Cekimleri Cok Aydinlik Değil Mi Ne Bileyim Hristo Ormanda Kacarken Heryer Yayla Gibi Aydinlatmislardi. Neyse Ben Diziyicok Seviyorum Izlemekten Vazgecmiyeceğim =)))
Az önce 9. Hariciye Koğuşunu izledim.Bu filmin konusu da kurtuluş savaşı yıllarında geçiyor, biliyorsunuzdur sanırım.Orada paşanın kızından zevcesine yardımcılarına kadar bütün bayanlar dışarıya çıktıklarında çarşaf giyiyorlardı.İçerde ise yine modern giyiniyorlardı.Hatırlarsanız Çalıkuşu'nda da aynı şeyi görürsünüz.
olay ege bölgesinde geçmekte ve dizideki kızlar çağdaş görüşlü bir ailenin kızları olarak lanse edilmektedir örneğin fransızca roman okumakta ve keman çalmaktadır bu yüzden o dönemki kadınlar için geçerli kıyafetlere pekte uymamaları doğaldır.
sayın tweety ,hristonun trende gelirken giydiği kıyafetle yani er kıyafeti ile subay kıyafeti arasında çok büyük fark yok eğer siz o zaman omuzlarındaki apoletlere dikkat ettiyseniz ve omuzlarında tek yıldız yoksa o zaman mantık hatası var demektir ancak ben o tren sahnesinde rütbesine tam dikkat etmediğim için kesin bir bilgi veremeyeceğim.saygılar
diziyi başından beri izliyorsan yunus bir bölümde yunanlı bir subay yakalamıştı ve kıyafeti hristonunkine benzemiyordu multimedyada resimler bölümde 2.sayfada hristonun üniformalı bir resmi var. teşekkürler
olay ege bölgesinde geçmekte ve dizideki kızlar çağdaş görüşlü bir ailenin kızları olarak lanse edilmektedir örneğin fransızca roman okumakta ve keman çalmaktadır bu yüzden o dönemki kadınlar için geçerli kıyafetlere pekte uymamaları doğaldır.
benim bahsettiğim filmler de İstanbul ve Bursa civarında geçiyor.ve orada ki bayanlarda kolej mezunu idiler.Hatta 9. Hariciye Koğuşundaki yine bir paşa kızıydı,hemde İstanbullu.Ama dışarıda çarşaf giyiyorlardı.
Kurtuluş savaşından sonra orduda görev alan tüm askerler rütbelerine bakılmaksızın savaş kazanıldığı için bir rütbe terfi ettirilmişlerdir.Dizideki yüzbaşı ve teğmen ise savaş zamanında ve savaştan sonra aynı rütbede kalmaları tarihsel bir mantık hatasıdır.ancak bununla birlikte dizinin genel mantıksal yapısına zarar vermeyen ufak bir detaydır.saygılar.
Arkadaşlar savaş bitti denilirken o bölgedeki savaştan bahsediliyordu. Cemal komutanıyla konuşurken sana verilecek görev çok" diyordu. Savaşta cepheler tek tek kazanıldı. Heryerde birden avaş bitmedi. Dolayısla n
Kurtuluş savaşından sonra orduda görev alan tüm askerler rütbelerine bakılmaksızın savaş kazanıldığı için bir rütbe terfi ettirilmişlerdir.Dizideki yüzbaşı ve teğmen ise savaş zamanında ve savaştan sonra aynı rütbede kalmaları tarihsel bir mantık hatasıdır.ancak bununla birlikte dizinin genel mantıksal yapısına zarar vermeyen ufak bir detaydır.saygılar.
Arkadaşlar savaş bitti denilirken o bölgedeki savaştan bahsediliyordu. Cemal komutanıyla konuşurken sana verilecek görev çok" diyordu. Savaşta cepheler tek tek kazanıldı. Heryerde birden avaş bitmedi. Dolayısla Nazlıların köyünün yakınındaki cephede savaş bitmiş olmasına rağmen yurdun diğer yerlerinde hala savaş devam ediyor.
guzel dizi hos dizi ama dikkatimi ceken olaylardan biri hic bir sekilde ataturkun adi cook az gecmekte yani mustafa kemal adii basladiginda bu yana 2 yada 3 kez gecmistr..ayrica bunlar savastilar ettiler hcmi dusman gucu yoktu..dusman kuvvetlerden cookk az gosterildi o da figurasyon olarak..tarihi bir yapim yapmak cookk zor bnce bu konu cook iyi arastirilmali..bu savas zamani hicm ankara hhukumeti ile iletisim gidilmedi ayrica ismet inonu bati ordular kkomutaniydi nie ondan soz edilmedi..guseldizi ama tarihi bir yapim yaparkken kesinlikkle tarihhle ic ice olmaliyiz..her turlu ayrinti coook onemlidir.. ve bu dizi ege yoresinde gecmekte ne yalan soliyeyim bir egeli ve br tarihcinin kizi olarakk hic bir egelii kkoylu kadin halen daha nazli,ayse ve zeynep gibi giyinmezler ve hic bir sekilde bu kadar gusel bir istanbul sivesi ile de kkonusmazlar...ege bolgesinin ozellikle aydin-izmir-denizli cevresinin kendisine hhas siveleri vardir..bu kkonu da gozden kaciriilmamasi gereken bir kkonudur....
ayrica bir tespit da bulunacagim son bolumde nevzat izne cikarkken askkerlerin sorumlulugunu yusufa veriyor..ayol bu karargahh ta baska subay mii kalmadii hic mi subay yuzbasi yada tegmen yok bi onbasiya askerleri gorevlendiriyosun..
Savaş sahneleinin pek iyi çekilmediği doğru..Ama burada hata bu diziden bir Kurtuluş Savaşı anlatımı yapması gibi bir beklenti doğurulmuş olması.Halbuki bu dizinin teması başka..Zaten o şekilde savaşı anlatan bir dizi çekmeleri imkansızdı. Bence tanıtım yanlış yapıldı, herkes öyle sandı.ben yaşanan yerin Ege değil, İç Anadolu ya daha yakın olduğunu düşünüyorum.Çünkü B.T. çok yakında oldu, cephe gerisi gibiydi kasaba..Kadın kıyafetlerini de çok konuştuk daha önce... Kızlar tamamiyle İstanbullu gibi yetiştiklerinden şiveleri düzgün, bütün taşra zenginleri gibi.Ayrıca ilk bölümde Nazım bey İstanbul daki akrabalardan da bahsetmişti..Sorumluluğun Yunus a verilmesine gelince orada sadece Yüzbaşı en yüksek rütbeli asker sanırım, sonra da Nevzat geliyor.Tabii başka teğmenler de olabilirdi ama o zaman oyuncu sayısının artması gerekirdi.Yunus unda öne çıkması için yapıldığını sanıyorum bunun..Tabii bazı hatalar var ama tarihi dizi çekmek gereçekten zor.Bu yüzden sadece bunun için bile kutlamak gerek..Diğer dizilerin arasında cesaret isteyen bir işe kalkıştılar..
Arkadaşlar bir kere şu konuya açıklık getirmek istiyorum dizinin 3 bölüm öncesinde büyük taaruzdan söz edilmiş arkasaından savaş yapılmış ve zafer haberleri her yerde yankılanmış hatta köyde bilee halk sevinç gösterileri yapmıştır.büyük taaruzdan sonra hiçbir bölgede küçük çatışma olmamış ve yunan askerleri kademe kademe gemilerle anayurtlarına gönderilmişlerdir.Bu nedenle bundan sonraki bölümlerde bir savaş durumundan söz edilemez.
Mustafa Kemal'in ileriki dönemlerde söylediği sözler o dönemde bilinemezdi amageçiyor dizide.gerçi bu diziyi daha etkileyici hale getiriyor.
Çok basit bir ayrıntı ama ben şuna takıldım...Hani şerbetçiye gittiler sonra herkes tek tek kalktı..Orda hesabı kim ödedi:))
Çok basit bir ayrıntı ama ben şuna takıldım...Hani şerbetçiye gittiler sonra herkes tek tek kalktı..Orda hesabı kim ödedi:))
:img-grin2 içmedikleri için ödememişlerdir:)
O zamanlarda türk bayrağı yoktuki.Karargah binasının önünde hep türk bayrağı var.O zamanlar osmanlı bitk olsada yine bayrağı olması gerekmez mi?
Dizide kullanılan Türk bayrağı tarihi gerçeklere uygun olarak kullanılmıştır herhangi bir hata yoktur.Sizin kastettiğniz Yeşil bayrak 2.mahmuttan önceki dönemlerde Osmanlı devletinde kullanılmıştır.III. Selim ve II. Mahmud dönemlerinde bayraklara belirli ölçüler geti*rildi. Kırmızı zemin üstüne hilal ve sekiz köşeli bir yıldızlı bayrak 19. yüzyılda Os*manlı Devleti'nin resmi bayrağı oldu. Ab*dülmecid döneminde (1839-61) sekiz köşeli yıldız beş köşeliye dönüştürüldü.
Saltanat (1 Kasım 1922) ve halifelikle (3 Mart 1924) birlikte saltanat ve hilafet bay*rakları da kaldırılınca yalnızca resmi bayrak kaldı. 29 Mayıs 1936 tarihli ve 2994 sayılı Türk Bayrağı Kanunu ve 5 Haziran 1937 tarihli ve 2/7175 sayılı Türk Bayrağı Nizam*namesi ile Türk bayrağının biçim ve boyutları, kullanım kuralları belirlendi.SAYGILAR.
ya rakadaslar diyosununz bu burda niye var su burda olmali o yokdu falan,ama dusunun onalr bi film dizi cekiyolar hehalde dusunuyolar oyuncaq deyilki ,cioidi bisey onlar bence herseyi cok iyi bilib herseyi yerinde yerlesdirilyorlar..
beyonce_lili 13-03-06, 13:30 O zamanlarda türk bayrağı yoktuki.Karargah binasının önünde hep türk bayrağı var.O zamanlar osmanlı bitk olsada yine bayrağı olması gerekmez mi?
bence yoktu cunku osmanli padisahi kendini coktan teslim etmisti dusmanlarin eline ve kurtullus savasinda dokulen kanlardan olusan bayragimizi yeni bir ulke kurarken ataturk bu bayragi secti yani onlar artik osmanli devleti degillerdi....yeni bir devlet kuruldu
turkiye cumhuriyeti
Dizide kullanılan Türk bayrağı tarihi gerçeklere uygun olarak kullanılmıştır herhangi bir hata yoktur.Sizin kastettiğniz Yeşil bayrak 2.mahmuttan önceki dönemlerde Osmanlı devletinde kullanılmıştır.III. Selim ve II. Mahmud dönemlerinde bayraklara belirli ölçüler geti*rildi. Kırmızı zemin üstüne hilal ve sekiz köşeli bir yıldızlı bayrak 19. yüzyılda Os*manlı Devleti'nin resmi bayrağı oldu. Ab*dülmecid döneminde (1839-61) sekiz köşeli yıldız beş köşeliye dönüştürüldü.
Saltanat (1 Kasım 1922) ve halifelikle (3 Mart 1924) birlikte saltanat ve hilafet bay*rakları da kaldırılınca yalnızca resmi bayrak kaldı. 29 Mayıs 1936 tarihli ve 2994 sayılı Türk Bayrağı Kanunu ve 5 Haziran 1937 tarihli ve 2/7175 sayılı Türk Bayrağı Nizam*namesi ile Türk bayrağının biçim ve boyutları, kullanım kuralları belirlendi.SAYGILAR.
Sevgili rheme'nin verdigi bilgi bugün de kullanmakta olduğumuz ve dizide de görülen Türk Bayrağı hakkındaki gerçek bilgidir. Bayrağımızın şehitlerin kanlarının oluşturduğu bir birikintiye gece yansıyan hilal ve yıldız görüntüsünden alındığı kaynağı belli olmayan bir söylentidir sadece :)
slm
ben bisey soylemek istiyorum. Bu zamanda bile bir turk kizinin yabanci biriyle evlenmesi cok hos karsilanmiyor. O donemde zeyneple hristonun durumuna ne nazli nede ayse, hicbi negatif tepki vermediler. Yanlis anlamayan karsi oldugumdan degil, sadece yanlis lanse ediliyo gibi geliyo bana. Bu donemde bile o kadar acik goruslu insanlar azken, o denemde oyle olmasi cok mantiksiz bence...
beyonce_lili 16-03-06, 11:31 slm
ben bisey soylemek istiyorum. Bu zamanda bile bir turk kizinin yabanci biriyle evlenmesi cok hos karsilanmiyor. O donemde zeyneple hristonun durumuna ne nazli nede ayse, hicbi negatif tepki vermediler. Yanlis anlamayan karsi oldugumdan degil, sadece yanlis lanse ediliyo gibi geliyo bana. Bu donemde bile o kadar acik goruslu insanlar azken, o denemde oyle olmasi cok mantiksiz bence...
hatirlarsan ayse birara hristonun yanina gelmisti ve zeyneple iliskiniz soz konusu olamaz demisti....yani ayse tepki verdi...
ama o donemlerde insanlar yunanlilarla kardes gibiydiler...dogru kiz alip vermezlerdi ama severlerdi birbirlerini....
bence nazlilar artik birsey demiyorlar cunku onlar cumhuriyetci bir baba tarafindan yetistirildi....ve o zamanlarda ferit bey veya nazim bey gibi bey efendiler de vardi tabiii...
nazlilarda artik hristonun daha cok bir turk gibi oldugunu bence artik ondan izin veriyorlar...:ok
Not : Lütfen yazilarinizda vurgulama yapmaniz gerekmedikçe renkli font kullanmayiniz..Aksi takdirde mesajlariniz silinmek zorunda kalacaktir..
Sevgilerimle
Bavarde
bence bu dizideki en büyük mantıksızlık kızların giydiği kıyafetler çok avrupayi kıyafetler kendimi 1950lerde çekilen amerikan filmlerinde gibi hissediyorum
bence bu dizideki en büyük mantıksızlık kızların giydiği kıyafetler çok avrupayi kıyafetler kendimi 1950lerde çekilen amerikan filmlerinde gibi hissediyorum
Kiyafetler daha cok Fransiz tarzi sanirim, Amerika'lilar zevksiz olduklari icin pek onlarin kiyafetlerine benzemiyor.
Kiyafetler daha cok Fransiz tarzi sanirim, Amerika'lilar zevksiz olduklari icin pek onlarin kiyafetlerine benzemiyor.
Bence amerikalıların zevksizlikleri son 20 yılda artmıştır annem koleksiyon meraklısı olduğu için 1950lerde falan çekilen filmlerin çoğunun dvdleri vardır bizde özellikle nazlının gydği kıyafetler onların tıpkısının anlısı tamam anlıyorum o zaman gerek kültürde gerek giyim kuşamda fransız yada başka tolumlara özentilik vardı ama dizideki kadarını aşırı buyluyorum
Valla diziyi öyle bir izliyorum ki mantık hatalarına falan dikkat edemiyorum. Ama geçen bölüm bir şey farkettim. Cemaller köyden ayrılıyordu. O sahneden sonra Nazlıları gösterdiler hemen sonra tekrar Cemal'i gösterdiler o sırada Cemal traş olmuştu. Oysa bir kaç kare önce traşlı değildi. Bu benim dikkatimi çekti.
Dizide Nazlı Ayşe ve Zeynep o kasabanın köklü ailelerinden oldukları için ve iyi yetişmiş oldukları için halka nazaran daha avrupai giyiniyorlar ama bazen aşırı oluyor. benim dikkatimi çeken şey genelde kasabadaki kadınlar kapalıyken Nazlı'lar kasabaya inerken bile pek örtünmüyorlar. Henüz Osmanlı egemenliğindeyken benim bildiğim yalnız İstanbul'da rahat bir giyim hakimdi. onun sebebi de Beyoğlu gibi yerlerdeki Fransız kültürünün etkisiydi.
Bence çok göze batıcak bişi yok kızların kıyafetlerinden bahsetmişsiniz ama bence çok fazlada dikkat çekmiyor normal geldi ama bana sakal konusuda her dizide oluyor çünkü bize birbiri ardına gelen sahneler farklı farklı günlerde bile çekilemiliyor aynı uzunlukta sakal olmayabilir tabiki ama dikkat edilmeli bence
Not : Lütfen mesajlarınızda vurgulama yapmaniz gerekmedikçe renkli font kullanmayiniz..Aksi takdirde mesajlariniz silinmek zorunda kalacaktir..
Sevgilerimle
Bavarde
mademoiselle 18-03-06, 22:11 Kiyafetler daha cok Fransiz tarzi sanirim, Amerika'lilar zevksiz olduklari icin pek onlarin kiyafetlerine benzemiyor.
diziyi olumsuz eleştiren bi köşe yazarı da kıyafetlerini heidininkilere benzetmişti:) bence çok güzel kıyafetleri.onlar özellikle bu kıyafetleri seçiyorlardır.diğerlerinden farklı bi eğitim ve kültürle büyütülmüş taşra zenginleri olduklarını vurgulamak için...başlarının açık olması da aynı şekilde ama o dönemde başları açık olamazdı herhalde ama dediğim gibi bişeyi vurgulamaya çalışıyorlar gibi ve bu kadar dikkate alıncağını düşünmüyorlardır...
diziyi olumsuz eleştiren bi köşe yazarı da kıyafetlerini heidininkilere benzetmişti:) bence çok güzel kıyafetleri.onlar özellikle bu kıyafetleri seçiyorlardır.diğerlerinden farklı bi eğitim ve kültürle büyütülmüş taşra zenginleri olduklarını vurgulamak için...başlarının açık olması da aynı şekilde ama o dönemde başları açık olamazdı herhalde ama dediğim gibi bişeyi vurgulamaya çalışıyorlar gibi ve bu kadar dikkate alıncağını düşünmüyorlardır...
Benim icin kiyafetler o kadar da onemli degil, gayet uygun secim yapilmis. Nazli'larin ise kiyafetleri kesinlikle dogru.Aslinda Nevzat'in koyde giydigi ve koylulerin kiyafetleri bizim kulturumuze uygun secilmis.Baslarinin acik olmasi da beni rahatsiz etmiyor ama koye indiklerine hep kapatiyorlar.Daha oncede soylemistim bu bir dizi belgesel degil. Bu yuzden bu bolume yazilanlari pek onemsemiyorum, ama yinede dogruyu bilmek acisindan onemli.Dizi super baska ne diyebilirim ki...
Arkadaşlar belki bir mantık hatası değil yalnız dizimizde bir alıntı var son bölümde kızların köyün ileri gelenleri tarafından namussuzlukla suçlanması ve taşlanmaya çalışılması aslında Halide edip Adıvarın '' Vurun Kahpeye '' adlı romanından alınmıştır.Çünkü romanda kurtuluş savaşından sonra anadolunun bir köyüne gelen öğretmene halk tarfından iffetsizlikle suçlama yapılmış ve taşlanarak öldürülmüştür.Köy öğretmeninin sevdalısıda orduda görevli bir subaydır ve olayı öğrenince köye döner ve bu olayı gerçekleştirenlerden katledilen öğretmenin intikamını alır.
İşte bu romandaki olayla dizimizdeki olay çok benzemektedir ve bu kadar alıntı yaratıcılık açısından dizinin ileriki bölümlerde alarm verdiğinin en büyük kanıtıdır,kanaatindeyim.SAYGILAR
Arkadaşlar belki bir mantık hatası değil yalnız dizimizde bir alıntı var son bölümde kızların köyün ileri gelenleri tarafından namussuzlukla suçlanması ve taşlanmaya çalışılması aslında Halide edip Adıvarın '' Vurun Kahpeye '' adlı romanından alınmıştır.Çünkü romanda kurtuluş savaşından sonra anadolunun bir köyüne gelen öğretmene halk tarfından iffetsizlikle suçlama yapılmış ve taşlanarak öldürülmüştür.Köy öğretmeninin sevdalısıda orduda görevli bir subaydır ve olayı öğrenince köye döner ve bu olayı gerçekleştirenlerden katledilen öğretmenin intikamını alır.
İşte bu romandaki olayla dizimizdeki olay çok benzemektedir ve bu kadar alıntı yaratıcılık açısından dizinin ileriki bölümlerde alarm verdiğinin en büyük kanıtıdır,kanaatindeyim.SAYGILAR
Bir kac arkadasta Vurun Kahpeye adli romandan bir kesiti animsatigini yazmisti aslinda dogru animsatiyor, yine linc girisimi var fakat burda sadece uyan sahne koylunun linc girisimi.Vurun Kahpe cok unlu bir roman bu yuzden aklimiza gelen sahne tabii ki bu romandan. Aslinda o donemde buna uygun belki onlarca olay yasandi ama sansiliyiz ki Halide Edip Adivar bunu kaleme almis ve aklimiza kazinmistir. Oysa ki bu romanla sinirli olmayan binlerce hikaye var kaleme alinmayan. Bence senarist bu konuya deginerek cok kisinin iligisine cekecektir.
Yazinda ki alarmi ne konuda yazdigini kavrayamadim beni aydinlatirsan sevinirim.
dizimakinası 21-03-06, 14:19 bu bölüme ilk defa giriyorum ve yazıları okudum bence sponsor olmadan bu yapılanlar çok bile bence dekor kıyafetler oyuncular kusursuz nazlıların öyle giyinmeleri üst tabakadan bir aile olmaları bunu herkes anlamıştır heralde ben bu mantık hatalarını bulmanın dizinin gölge düşüreceğine inanıyorum bu bölüme bakmıyorum bile yazılanlar gereksiz bence
Yazımdaki alarmdan kastım dizinin az bir bölüm yayınlanmış olmasına rağmen konu sıkıntısı çektiğini düşünmemdir.Eğer konu sıkıntısı çekmemiş olsaydı daha önceden işlenmiş konuları işlemezlerdi diye düşünüyorum.Bununla birlikte şu anda TV deki en iyi dizininde bu olduğu gerçeğini unutmamak gerekiyor.Saygılar.
Yazımdaki alarmdan kastım dizinin az bir bölüm yayınlanmış olmasına rağmen konu sıkıntısı çektiğini düşünmemdir.Eğer konu sıkıntısı çekmemiş olsaydı daha önceden işlenmiş konuları işlemezlerdi diye düşünüyorum.Bununla birlikte şu anda TV deki en iyi dizininde bu olduğu gerçeğini unutmamak gerekiyor.Saygılar.
Ben bu dizide konu sikintisi cekilecegine hic ama hic ihtimal vermiyorum.Senaryo cok yonlu, ulkemizin gecirdigi sikintilar,toplumun bilinclenmesi,anayasalar,ekonomi, yonetim,zaferin ardindakiler,yoksuluk,catismalar,duzenin saglanmasi,egitim...yani benim bunlar bir saniyede sayabildiklerim yani bu dizide yok yok.Bence de mukemmel otesi...
BİLEN VARSA BENİ AYDINLATSIN
Yüzüğe ne oldu yüzüğe?
--İz sürücülüğüyle ünlü teğmen kundaklanan evin avlusunda yüzüğü buldu.
--Yüzüğün Hristo'ya ait olduğu anlaşıldı.
--Kundaklamayı yapanların Hristo ve yunanlılar olmadığı ortaya çıktı.
-- Yüzüğün muhtara verildiği ispatlandı.
ŞİMDİ;
--Niçin kimse, özellikle teğmen, yüzüğün kundaklanan evin bahçesine nasıl gittiğini MERAK ETMEDİ?
--Bir ev kundaklandı, ortada bir delil var. Suçluları niye aranmadı
( Acaba o devirlerde ev kundaklama suç sayılmıyormuy du? Muhtarın devlete yapılan yardımı hortumlaması, günümüzdeki gibi hak mı sayılıyordu? )
--Rum çeteciler diye öldürülen türkleri, köyün meydanında tanıyan kadın, tanıdı da ne oldu? Çavuş bu kadını gördü de ne oldu?
( Bu oyuncu biraz para kazansın diye mi kadroya sokuldu? )
Taşlama olayının bu kadar çabuk geçiştirilmesi benim çok tuhafıma gitti.. Mahkemenin verdiği kararlar çok inandırıcı değildi.. Sokak ortasında insan taşlayanlar serbest bırakıldı.. Kızlar hiç kimseden şikayetçi olmaması da çok saçmaydı..
Muhtarın onca askerin içinde Nevzat'a silah çekmesi çok inandırıcı değildi..
şimdi Babama Sordum:) Kurtuluş Savaşi Sonrasi Halki Kişkirtmamak Için Savaşa Girmiş Bir Askerin Suçsuz Bir Sivili Vurmasindan Dolayi Görevinden Alinmasi Mantik Hatasi Mi Diye. Hayir Anormal Bir Durum Değil Dedi. öyle Bir Karar Alinabilir O şartlarda Dedi.. Tabiki affedilebilirmiş ama anormal değilmiş yani
yunusun gordüg kadini muhtar heybesi dolu bir sekilde ziyaret etti.kadina eger susarsa onu koruyuor kollayacagina dair soz verdi.kadin da sustu.muhtar gorevden alindigi icin gelecek bolümlerde saliha hanim (kadinin adi bu) belki konusabilir.
konak yanginina gelince;bence bu esirlerin sevkiyati vs.arasinda unutuldu ama dünkü mahkemede muhtara gorevden alinisinin sebebi olarak bunlar da aciklandi.onun da gelecek bolümlerde aciga cikmasini umuyorum
bana asil mantiksiz gelen taslanmis,saatlerce yerlerde sürüklenmis insanlarin sanki hicbirsey olmamis gibi sapasagla ayakta olmalari.biraz düsündürücü tabii.
Arkadaşlar Dizide geçen tarih olağanüstü olayların yaşanabildiği bir tarihtir.Bu nedenle özellikle o tarihlerde içte kargaşa çıkaranlar en ağır cezalara çarptırılmışlardır.Bu yüzden son bölümde Milli Mücadeleyi desteklediği mahkemede anlaşılan üç bayanın bu şekilde bir saldırıya uğraması mahkemece affedilemez.Gerekirse tüm kasaba çeşitli cezalara çarptirlirdi.bunun örnekleri tarihimizde mevcuttur.Cezadan kastım hapis değildir.Örneğin menemen olayından sonra menemende oturan olaya karışan aileler farklı yerlere gönderilmiştir.Saygılar
Tolga Şankulu
Taşlama olayı bencede çabuk geçti orada kızların kalkmaya çalışması kazıma bakmaları sonra heryerleri kan içindeydi hastanede kalmaları gerekirdi cemal ve nevzatı gördüklerinde bi mutluluk belirtisi gibi şeyler olmalıydı ama herhaliyle güzel kırık kanatlarrr
Bide bende Zeynep Cemal ve Nevzata abilerim gibisiinden Nevzatt abi giyip koşup sarılıyor filan Nevzatla hristo nun yaşları aşağı yukarı aynı hristo ise sevdiği kişi neden Nevzatı abiliğe layık görmüşler o kadar yaşlı da değil Adını söylesin bence çook komik ama bende buna takıldım yani
Not : Lütfen yazılarınızda renkli fontlar kullanmayınız...
Sevgilerimle..
Bavarde
bana mantıksız gelen de cemal "bu kızlar masumdur" dedi ve halk ta "aaa yanlış anlamışız" diye hemen dağıldılar. :img-huh:
Libra arkadaşımız doğru bir konuya değinmiş bencede madem yüzbaşının her dediğine hemen inanıyorlar ilk olarak bu işin aslını ona sorup öğrenmeleri gerekirdi,imama değil..
Libra arkadaşımız doğru bir konuya değinmiş bencede madem yüzbaşının her dediğine hemen inanıyorlar ilk olarak bu işin aslını ona sorup öğrenmeleri gerekirdi,imama değil..
bencede halk hemen aaaa yanlış anlamışız falan dedi.
bu konuda size katılıyorum.
orası biraz garipti..
bencede halk hemen aaaa yanlış anlamışız falan dedi.
bu konuda size katılıyorum.
orası biraz garipti..
Bana garip gelmedi, sonucta halki savasta koruyan askerlerimizdi ve en yetkili olan o kasabada tabii ki Yuzbasi Cemal'di neden inanmasinlar ki? Aslinda inanmasalaridi cok garip olurdu. Belgelerden bahsetti yani kanitlar var ortada inanmazlar mi?
Benimde garibime gitti halkin hemen oyle inanmasi ama pek umursamadim ben o olayi sonucta kim ne derse ona inaniyorlar. Benim daha cok garibime giden kizlara yemek fln goturduklerinde kapiyi calmadan pat diye iceri dalmalariydi. Cok sacmaydi orasi bence.
Aslında herkes inanmadı ki.Kapıya gelenler bunu belirttiler.Zaten kalabalığın içinde bazıları "biz de inandık sanki" türünden bir şeyler söylüyordu.Kalabalık da dağılmadı , sadece kızlar önlerinden geçtiler.Sonra kızlar da hemen iyileşmediler.Aradan 5-6 gün geçmişti.Bu hapisteki Bekir hoca nın sözlerinden anlaşıldı.Orada bir tuhaflık yok.Gelenler ise olayları engellemeseler de taşlamaya karışmayanlardı bence...Ama evin kapısında kilit olmaması ve kızları korumak için asker bırakılmaması mantıksızdı.
Aslında herkes inanmadı ki.Kapıya gelenler bunu belirttiler.Zaten kalabalığın içinde bazıları "biz de inandık sanki" türünden bir şeyler söylüyordu.Kalabalık da dağılmadı , sadece kızlar önlerinden geçtiler.Sonra kızlar da hemen iyileşmediler.Aradan 5-6 gün geçmişti.Bu hapisteki Bekir hoca nın sözlerinden anlaşıldı.Orada bir tuhaflık yok.Gelenler ise olayları engellemeseler de taşlamaya karışmayanlardı bence...Ama evin kapısında kilit olmaması ve kızları korumak için asker bırakılmaması mantıksızdı.
evet bencede çok haklısın benimde gözümü şu çarptı nazlının cemalin yarlarını sardıktan sonra konuştukları bi sahne vardı cemal senin bi yerine bi şey olursa bende akıl mantık kalmaz diyordu ama biz hiç bunları göremedik
Ya bence herkesin ortasında Cemal'in Ayşe'ye sana önemli bir şey söylemem lazım yarın sahile gel demesi saçmaydı! Herkes ne anlar yaniiii! Bence orası mantıksız olmuş.
Ya bence herkesin ortasında Cemal'in Ayşe'ye sana önemli bir şey söylemem lazım yarın sahile gel demesi saçmaydı! Herkes ne anlar yaniiii! Bence orası mantıksız olmuş.
evet öyle bir konusma yaptıki kızın böyle anlamsı cok dogru
ben yüksel aytugun yazısına katılmıyorum kızlar ertesi gün ayakta degildiler kazım gömülmüs babası mezarına ziyarete gitmis aslında bunu belirtmeleri gerekiyordu senaryo yazarken olayın üztünde bir hafta gecti gibi bir sey yazsaydı daha iyi olurdu
olayın üztünde bir hafta gecti gibi bir sey yazsaydı daha iyi olurdu
evet bencede 1 hafta sonra gibi bir yazı yazsalardı daha iyi olurdu
bide kızları iple götürüken yeni bi tane ev vardı oda benimgözüme çarptı ama olsun o kadarcıktan bi şey olmaz
ama 11 bolmun ozetin okuduk cemal ayseye onu sevmediyini nevzat icin burda olduqunun soyluyo..
Arkadaşlar en önemli mantık hatası son bölümde Atatürkün 10 . yıl nutkunun gramafondan dinletilmesidir.Bunu dinleyebilmeleri için savaştan sonra 15 yıl geçmiş olması lazım oysaki bu mümkün değil çünkü çeteler hala dağlarda geziyor kaymakam yeni gönderiliyor.Bu durum oldukça büyük bir mantık hatasıdır.SAYGILAR.
10.yıl nutkunun orjinal metninin ilk giriş kısmını aşağıda veriyorum .
Yurttaşlarım!
Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, Temeli, Türk
kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir. Bundaki
muvaffakiyeti Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber
olarak azimkarane yürümesine borçluyuz. Fakat yaptıklarımızı asla kafi
göremeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve
azmindeyiz. Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri
seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah, vasıta ve
kaynaklarına sahip kılacağız. Milli kültürümüzü muasır medeniyet
seviyesinin üstüne çıkaracağız. Bunun için, bizce zaman ölçüsü geçmiş
asırların gevşetici zihniyetine göre değil, asrımızın sürat ve hareket
mefhumuna göre düşünülmelidir.
Tarih : 29 Ekim 1933
herkes plaktan dinlediğimizin 10.yıl nutku olduğunda emin ama bence emin olmadan birdaha izleyelim derim.çünkü bir tarih öğretmeni arkadaşımın dediğine göre Atatürk kurtuluş savaşının bitimin de,sonra cumhuriyetin ilanının ilk yıllarında sonrada izmir de kendine girişilen süikastin akıbındede benzer söylevler vermiş.bu bölümü izlerken gerek heyecandan gerekse sesdeki cızırtıdan bence dikkatlice dinlemedik bu yüzden hangi söylev olduğundan bence şuan için emin olamayız.dolayısıyla bu 10.yıl nutkudur buyüzden hatadır demek için şuan erken.lütfen karar vermek için tekrarı bekleyelim.
Prazzl; bende sana katiliyorum, esimde beni uyardi bu konuda bir kere daha seyretmekte,emin olmakta fayda var.
Bende bu bolumde hic mantik hatasi gormedim, cok basariliydilar...Sevgiler.
Arkadaşlar Kırık Kanatların sitesinde bir tarih öğretmeni Atatürk'ün konuşmasıyla ilgili böyle bir açıklama yapmış. Buraya da eklemek istedim. Bir sakıncası yoktur umarım.
"Yazıyı yazan mine tarih 30 Mart 2006 Perşembe saat 10:30 IP Kaydedilmiş
SELAM KK DOSTLARI ÖNCELİKLE SİZLERE NACİZHANE BİR AÇIKLAMA YAPMAK İSTİYORUM.TARİH MEZUNU BİR ÖĞRETMEN OLARAK ATA'NIN DÜNKÜ KONUŞMASI 10. YIL NUTKUNDAN DEĞİL. BÜYÜK TAARRUZDAN SONRA CUMHURİYETİN İLANI SIRASINDA YAPTIĞI BİR KONUŞMADIR.KAYMAKAM DA İTTİHAT VE TERAKKİ CEMİYETİNE BENZER BİR CEMİYET ÜYESİDİR.HİLAFETİ SAVUNMUYORLAR AMA MUSTAFA KEMAL'İN DE ÖN PLANA ÇIKMASINI İSTEMİYORLAR.AMAÇLARI YENİ KURULACAK OLAN TÜRK DEVLETİ'NİN TÜM KURUMLARINA ADAMLARINI YERLEŞTİRMEK VE YÖNETİMDE SÖZ SAHİBİ OLMAKTIR "
Bu yorum dediğim gibi bana ait değil. Başka bir yerde bir tarih öğretmeni yapmış yorumu. Ben de gördüm ve buraya taşıdım.
Arkadaşlar dizideki o bölümü iki kez izledim bir kez kanal d den bir kezde euro d den ve başlangıç az zamanda çok büyük işler başladık cümlesi ile başlıyor bu da 10 .yıl nutkunun giriş cümlesidir.Ben Tarih bölümünde yüksek lisans yapmaktayım ve alanım yakınçağ tarihidir.daha ayrıntılı bilgi almak isteyenlere arşivimi açabilirim ve istedikleri bilgileri MSN aracılığıyla verebilirim.
10. yıl nutkunun tam ve orjinal metnini okumak isteyenler aşağıdaki linke girebilirler.
http://www.mkutup.gov.tr/ata10.html
SAYGILAR
Arkadaşlar ayrıca tarihi filmler veyahut dizilerde bu türden hatalar oldukça normaldir çünkü genelde bu tür dizilerde akademik danışman ( TARİHÇİ )olmuyor veyahutta genel olarak senaryoyu okuyor ileriki bölümlerde dahil olmadığından bazı küçük hatalar çıkabiliyor.Bu hatalarıda elbette bu işle uğraşanlar anlayabilir aynı hastalıkları bir doktorun anlaması gibi,bu nedenlerden dolayı mantık hatası yoktur demek yanlış olabilir benim tespit ettiğim dizi başına en az 10 tane hata var ancak her hafta en önemlisini buraya yazıyorum.Bununla birlikte dizi oldukça başarılı ve hakettiği övgüye ne yazıkki ulaşamıyor.SAYGILAR
Beni şu ana kadar rahatsız eden en büyük mantık hatası hangi bölüm olduğunu hatırlamıyorum ama Büyük Taaruz'un geçtiği bölümde savaşın çok kısa zamanda bitmesi ve Yunus'un elinde telefonla koşup bir anda yerde yatan herkesin HURRAAAAA diye bağırıp ayağa kalkması bakın kaç bölüm geçmiş hala aklımda
bu bölümde bişi dikkatimi çekti...
cemal 3 kez ( tam hatırlamıorum yanlış ise düzeltin lütfen ) nevzattan yumruk yedi ve cemale hiç bir şey olmadı.. küçük bi morluk bile yok!!!!!
Arkadaşlar ben mi yanılıyorum yoksa Mustafa Kemal ATATÜRK'ün kendi sesiyle dinlediğimiz konuşması 10. YIL NUTKUNDAN değil miydi? Yani dizide ben hiç farketmedim dizinin 10 yıl ileriye gittiğini. Eğer yanılmıyorsam, bu çok büyük bir tarihi hatadır. Mantık hatasını da geçer bu durum. Lütfen yanıldığımı söyleyin. (Bu arada önceki sayfalara şimi bakacağım, yani eğer bu konu yazıldıysa lütfen kusura bakmayın.)
Kurt_Memati 30-03-06, 21:58 Burda Atatürk'ün o konuşmayı kaç yılılnda yaptığı önemli değil önemli olan dizimize şehitlere acı çektiriyorlar diyenlere cevap niteliği taşımasıdır.
Sevgili Sahra'nın koyduğu videoları iyice dinledikten sonra bende artık bu konuşmanın 10. yıl Nutku olduğundan emin oldum. Ama bence de burda önemli olan halkın atamıza bağlılığını vurgulamaları. Bazı kişilere iyi bir cevap olmuştur. Ben bunu mantık hatası olarak görmek istemiyorum. Çünkü gerekliydi dizimiz için. Ben şahsen dinlerken çok duygulandım.
beyonce_lili 31-03-06, 10:22 benimde dikkatimi ceken o zamanda ataturkun sesini plaga kimcekti ve hikmet hoca o plagi nerden gettirtirdi??? yani begenmedigimden degilde oylesine aklima takildi...
Burda Atatürk'ün o konuşmayı kaç yılılnda yaptığı önemli değil önemli olan dizimize şehitlere acı çektiriyorlar diyenlere cevap niteliği taşımasıdır.
Aslında haklısın. Kesinlikle bazı insanlara cevap niteliğinde oldu. Bu açıdan bakınca iyi ki de eklemişler o sahneyi. HELAL.
Sevgili Sahra'nın koyduğu videoları iyice dinledikten sonra bende artık bu konuşmanın 10. yıl Nutku olduğundan emin oldum. Ama bence de burda önemli olan halkın atamıza bağlılığını vurgulamaları. Bazı kişilere iyi bir cevap olmuştur. Ben bunu mantık hatası olarak görmek istemiyorum. Çünkü gerekliydi dizimiz için. Ben şahsen dinlerken çok duygulandım.
Sevgili Buseemm ve aynı görüşü paylaşan diğer arkadaşlara sesleniyorum.Ata'nın 10.yıl nutku olduğunu düşünmüyorum. Nutuk Adlı eserde,3 cilttede böyle bir söylevi bulunmamaktadır.
...milletçe zor bir savaşın içinden çıktık...Şimdi elbirliği ile vatanımızı tekrar yapılandırmalıyız...
bu bölümde bişi dikkatimi çekti...
cemal 3 kez ( tam hatırlamıorum yanlış ise düzeltin lütfen ) nevzattan yumruk yedi ve cemale hiç bir şey olmadı.. küçük bi morluk bile yok!!!!!
Bunun sebebi Nevzat'ın sinirli Cemal'in de şaşkın olmasından ileri geliyor. Nevzat "Allah ne verdiyse" deyip Cemal'e indirdi yumrukları ama Cemal başından beri hep onun sakinleştirmeye çalışırken artık o son raddede sadece susturma amaçlı o yumruğu indirdi. Bütün sebep bu olsa gerek diye düşünüyorum.
İşin asıl merak uyandıran tarafı yumrukları sahiden yiyip yemedikleri ile ilgili. Şimdi bunlar tiyatro kökenli oyuncular ya sahici olsun diye hakkaten birbirlerini dövmüşlerdir. Ne dersiniz:)
Sevgili Buseemm ve aynı görüşü paylaşan diğer arkadaşlara sesleniyorum.Ata'nın 10.yıl nutku olduğunu düşünmüyorum. Nutuk Adlı eserde,3 cilttede böyle bir söylevi bulunmamaktadır.
...milletçe zor bir savaşın içinden çıktık...Şimdi elbirliği ile vatanımızı tekrar yapılandırmalıyız...
Sağ ol Muvakkit. Ben tam olarak ne söylendiğini de çözemediğim için çok emin konuşamamıştım. Haklısın bu sözler Kurtuluş Savaşı'ndan sonra söylenmiş olmalı. Ama mükemmeldi böyle bir şeyin düşünülmüş olması. Kırık Kanatlar çok farklı (bunu iyi anlamda söylüyorum, yanlış anlaşılmasın) bir dizi. Çarşamba günlerini ULUSAL KIRIK KANATLAR GÜNÜ ilan ettim. :)
muvakkit çok haklısınız bu konuşma kesinlikle 10.yıl nutku değil.hem tarih öğretmeni arkadaşımda aynı şeyi söyledi,10.yıl nutkunda kesinlikle böyle sözler yok bu kurtuluş savaşı henüz bitmişken ülke şekillenirken cuhuriyetin ilanı zamanlarında büyük bir olasılıkla ilanından önce yapılan halka seslenişmiş.arkadaşım daha ayrıntılı olarak inceleyebilirse tabi vakti olduğu zaman size daha detaylı bilgiler sunacağım.
Sevgili Buseemm ve aynı görüşü paylaşan diğer arkadaşlara sesleniyorum.Ata'nın 10.yıl nutku olduğunu düşünmüyorum. Nutuk Adlı eserde,3 cilttede böyle bir söylevi bulunmamaktadır.
...milletçe zor bir savaşın içinden çıktık...Şimdi elbirliği ile vatanımızı tekrar yapılandırmalıyız...
Evet 10. Yıl Nutku'nda böyle bir söylevi yoktur. Zaten dizide de böyle bir söylev yoktur. Videoyu indirip dinleme imkanı buldun mu bilmiyorum ama ben defalarca dinledim kesinlikle nutuk. Hatta bazı yerleri makaslanmış konuşmanın. Ben elimde kağıt kalem kelime kelime ne söylediğini yazdım. Buraya da yazıyorum.
Yurttaşlarım!
(Burda ilk makaslanma olmuş) Bundaki mufvaffakiyeti Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak azimkarane yürümesine borçluyuz. Fakat yaptıklarımızı asla kafi göremeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz. (Burda ikinci makaslanma olmuş yani nutukun bir kısmını atlamışlar) Bunun için bizce zaman ölçüsü geçmiş asırların gevşetici zihniyetine göre değil, asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir. Geçen zamana nispetle daha çok çalışacağız. Daha az zamanda (burda bişey diyo ama kelime yarım anlayamıyorum) ve ülkemizi bunda da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur. ( Ben bu cümleyi anlayamadım çok karıştırmışlar burda) Çünkü ( burda da imam orayı terk ediyodu makaslandı mı yoksa imamın konuşmasını almak için mi kestiler bilmiyorum) karakteri yüksektir. Birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir.
Hepsi bu kadar. İnanın her kelimeyi belki 10 kere dinlemişimdir. Nutukla da karşılaştırdım. Bütün cümleler aynı. Eksiği var fazlası yok. Eğer videoyu indirme şansı olanlar varsa benim bu yazdıklarımı videoyla bir karşılaştırın sizde göreceksiniz.
Arkadaşlar daha önceki sayfalara bakarsanız bunun 10 . yıl nutku olduğunu size bilimsel olarak kanıtladım.Milli kütüphanenin sayfasının linkini yapıştırdım.oradan tam metni okuyabilirsiniz . Atatürkün sesi üzerinde kesip biçme imkanı olamaz çünkü zaten sesinin kayıtlı olduğu envanter sayısı oldukça azdır.Bu konuda hala tereddütleri olanlara Msn de her türlü bilgi ve 1. elden kaynağı gönderebilirim.Ayrıca Atatürk birçok söylev ve demecinde aynı türden giriş cümleleri kullanmaktadır.Bu konuda bilgi edinmek isteyenler '' Atatürk ün söylev ve demeçleri '' adlı esere bakabilirler.3.cilt olan bu eserde tüm söylev ve demeçler bulunmaktadır.Tarih bölümünde yüksek lisans yapan biri olarak size her türlü kaynak ve bilgiyi sunmakla kendimi sorumlu hissettiğim için bu kadar uzun yazdım umarım sıkılmamışsınızdır.Saygılar.
Arkadaşlar daha önceki sayfalara bakarsanız bunun 10 . yıl nutku olduğunu size bilimsel olarak kanıtladım.Milli kütüphanenin sayfasının linkini yapıştırdım.oradan tam metni okuyabilirsiniz . Atatürkün sesi üzerinde kesip biçme imkanı olamaz çünkü zaten sesinin kayıtlı olduğu envanter sayısı oldukça azdır.Bu konuda hala tereddütleri olanlara Msn de her türlü bilgi ve 1. elden kaynağı gönderebilirim.Ayrıca Atatürk birçok söylev ve demecinde aynı türden giriş cümleleri kullanmaktadır.Bu konuda bilgi edinmek isteyenler '' Atatürk ün söylev ve demeçleri '' adlı esere bakabilirler.3.cilt olan bu eserde tüm söylev ve demeçler bulunmaktadır.Tarih bölümünde yüksek lisans yapan biri olarak size her türlü kaynak ve bilgiyi sunmakla kendimi sorumlu hissettiğim için bu kadar uzun yazdım umarım sıkılmamışsınızdır.Saygılar.
10. Yıl Nutku'nda böyle bir söylev yoktur derken ben Muvakkit arkadaşımızın yazdığı "...milletçe zor bir savaşın içinden çıktık.... Şimdi elbirliği ile vatanımızı yeniden yapılandırmalıyız..." söze hitaben demiştim.
Bu yazdığım 10. Yıl Nutku'nda sence de bazı eksikler yok mu? Ben bu yazdığımı diziyi tekrar tekrar izleyerek ordan aldım. Yani orda gramafonda çalan Atatürk'ten Nutuk fakat bazı yerler malesef kesilmiş. Mesela;
Yurttaşlarım dedikten sonra Bunda ki muvaffakiyet diye mi giriyor söze Atatürk Nutuk'ta. Ama dizide böyle girilmiş. Umarım anlatabilmişimdir.
Ayrıca orda ki cümleyi ( "Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, Temeli, Türk kahramalığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir") sözünü henüz dizide koyamazlar. Çünkü diziye göre henüz Cumhuriyet ilan edilmedi. O sebepten ötürü montaj yapılırken makaslanmıştır. Dizi ekibi tarafından.
Bunun sebebi Nevzat'ın sinirli Cemal'in de şaşkın olmasından ileri geliyor. Nevzat "Allah ne verdiyse" deyip Cemal'e indirdi yumrukları ama Cemal başından beri hep onun sakinleştirmeye çalışırken artık o son raddede sadece susturma amaçlı o yumruğu indirdi. Bütün sebep bu olsa gerek diye düşünüyorum.
İşin asıl merak uyandıran tarafı yumrukları sahiden yiyip yemedikleri ile ilgili. Şimdi bunlar tiyatro kökenli oyuncular ya sahici olsun diye hakkaten birbirlerini dövmüşlerdir. Ne dersiniz:)
benim burada bahsetmek istediim
yumruk yiyen birinin yüzünde morluk olur , o anda yüzü kızarır ,dudağı patlar bişi olur yani
ama nevzat 3-4 yumruk attı cemale cemalin suratında yumruk yediğine dair bi belirti yok!!!!
Arkadaşlar bu 10.yıl nutku ile nutuk(söylev) arasındaki tartışmalar hala devam ediyor.Aslına bakarsanız size ne kadarda ilmi kanıtlar sunsamda siz sanırım kendi istekleriniz ve hayalleriniz doğrultusunda düşünmek ve bu düşünceleri kabullenmek istiyorsunuz.Ancak yinede bilimsel gerçekleri öğrenmek isteyen arkadaşlar için son kez ayrıntılı bir açıklama yapma gereğini duydum.
Öncelikle sorun neydi?Eğer bu 10.yıl nutkundan alınmış sözlerse dizimizde zaman açısından çelişkiler ve hatalar var demektir.Yani 10. yıl nutku 1933 te halka aktarılmıştı ve bu diziyle uyum göstermiyordu.
Diğer yandan eğer bu arkadaşların dediği gibi nutuktan alınmışsa yine hata var çünkü nutuk ta 15 ekim 1927 de TBMM de meclis üyelerine Ulu önder tarafından okunmuştur.Yani her iki durumda da zaman açısından hatalar vardır.Dizinin bir önceki bölümünde kurtuluş savaşı yeni bitmişken birden ( eğer nutuktan alıntı ses ise ) 1927 ye atlanılmış oluyor.Eğer 10. yıl nutkundan alınmışsa 1933 e atlanılmış oluyor.Anlatmak istediğim her iki durumda da hata vardır arkadaşlar...
Diğer yandan Nutuk (Söylev )de Büyük Kurtarıcı Atatürk tam 5 gün süren tarihi konuşmasında 1919 - 1927 yılları arasındaki gelişmeleri kendi kaleminden, kendi sesinden aktardı. Daha sonra "Nutuk, Büyük Nutuk, Söylev" adlarıyla anılan bu uzun konuşma Osmanlı İmparatorluğu'nun son günleri, ulusal bağımsızlık mücadelesi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu üzerine bilinen en önemli kaynaklardan, tarihi belgerden biri haline geldi.O tarihte henüz "Atatürk' adını almamış olan Gazi Mustafa Kemal in ne yazıkki Nutuk;u okurkenki ses kaydı yok 3 gün süren konuşma kaydedilemedi ama 10. yıl nutku kaydedildi ve günümüze ulaştı.Nutuk ile ilgili ses kayıtları ise daha sonradan hazırlandı.( yani dizideki tarihi süreç içerisinde hemen getirilip gramafonda dinletilmesi için 30 yıl daha geçmesi gerekirdi).
Sonuç olarak arkadaşlar Dizideki konuşmalar 10.yıl nutkundan alınmıştır ve bu konu hakkında ayrıntılı bilgileri öğrenmek isteyen arkadaşlar özel olarak mesaj atabilirler her türlü soruları tarafımdan titizlikle cevaplandırılıacaktır.Saygılar.
Ekin Teksoy 03-04-06, 11:32 yeni üye oldugum icin simdi yazabiliyorum
hani hristo nazlilarin evinde saklanirken daha dogrusu o saatte evde hic kimse yoktu ozamanda hristo eve girip banyo ediyordu ve yüksek bir sesle sarki söylüyordu tam o zamanda muhtar eve geldi ve neden hristonun sesini duymadi ama hristo muhtarin geldigini gec farketti
bu arada alakasi yok ama hristo daha dogrusu berk hakman diziden ayrildimi kac bölümden beri dizide yok insallah ayrilmamistim ask oyununa baktigim icin belki onu dizinin baslarinda gösteriyorlardir
belki mantik hatasi degil ancak zararsiz bir ayrinti diyebilirim sanirim,
nevzatin koprü üzerindeki gorüntüsüne takildi aklim.son bolümün son sahnesinde sac ve sakali fazla degildi.ancak bu bolüm fragmaninda gordügüm kadariyla saclari ve sakali bayagi uzamis bir anda.
12. bölümün fragmanında bir mantık hatasıda benden:newzat wuruldugunda nuskasınında düşmesi bence cok sacma baglı olan birseyin aniden düşmesi weya aniden gewseyip düşmesi ama yinede OKADAR KUSUR KADI KIZINDA DA OLUR DİZİMİZ SÜPERR :img-fullm
muhalif1982 04-04-06, 23:58 Arkadaşlar bu 10.yıl nutku ile nutuk(söylev) arasındaki tartışmalar hala devam ediyor.Aslına bakarsanız size ne kadarda ilmi kanıtlar sunsamda siz sanırım kendi istekleriniz ve hayalleriniz doğrultusunda düşünmek ve bu düşünceleri kabullenmek istiyorsunuz.Ancak yinede bilimsel gerçekleri öğrenmek isteyen arkadaşlar için son kez ayrıntılı bir açıklama yapma gereğini duydum.
..............
Sonuç olarak arkadaşlar Dizideki konuşmalar 10.yıl nutkundan alınmıştır ve bu konu hakkında ayrıntılı bilgileri öğrenmek isteyen arkadaşlar özel olarak mesaj atabilirler her türlü soruları tarafımdan titizlikle cevaplandırılıacaktır.Saygılar.
evet sana katılıyorum arkadaşım çok haklısın.dizide verilen bant nutuk değil bundan eminim.,diziyi ilk bölümünden beri izliyorum ama tarihimizi anlatan ya da en azından konusunu tarih olarak seçmiş bir dizide bu kadar basit hatalar yapılması çok üzücü.daha dikkatli olmalılar.
arkadaslar ben bilmiyorum ama annem hani muhtar geçen bölümde silahlarin felan oldugu yere gidiyorya elinde bir ates var. annem dediki atesle girilmez oraya patlar.Ama patlamadi
beyonce_lili 05-04-06, 11:29 evet ayni seyi bende dusundum dedimki salak kendini patlatacak orda ama patlamadi nede olsa film icabi iste...
Birde mağaraya girerken dikkat ettim girişte ki çalıla |