Tüm Versiyonu Göster : Çagan Irmak
Çağan Irmak'ın bu yeni dizisini düzenli takip etmesem de çok iyi bir yönetmen olduğunu düşünüyorum. Özellkle Şaşıfelek Çıkmazı ve Asmalı Konak'ta, ama özellikle Şaşıfelek Çıkmazı'nda muhteşem bir kadronun da yardımıyla elbet, çok eğlendiren, çok düşündüren ve çok sevilen bir dizi ekrana koyarak kendisini fazlasıyla kanıtlamıştır.
meltemyucel
09-12-04, 14:55
Doğum Tarihi : 1970, İzmir, Seferihisar
1970 yılında hayata gözlerini açtığı, ilk ve orta eğitimini aldığı yer İzmir'in Seferihisar ilçesidir. 1992 yılında mezuniyet belgesini alacağı yüksek öğrenimini ise Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu Radyo Televizyon bölümünde gerçekleştirir. Öğrenim gördüğü yıllarda çektiği "Masal" ve "Kurban" isimli kısa metrajlı filmlerle Sedat Simavi Ödülünü alır. 1992 yılından itibaren çeşitli yönetmenlerin yanında, yönetmen yardımcılığı yaparak sinemaya girdi. Sırasıyla Orhan OĞUZ, Mahinur ERGUN, Filiz KAYNAK, Yusuf KURÇENLİ ile çalıştı.
1998'de senaryosunu kendi yazdığı "Bana Old And Wise'ı Çal" isimli kısa metrajlı filmiyle İFSAK'ın birincilik ödülüne lâyık görülür.
1999 yılında hem yazıp hem yönettiği Günaydın İstanbul Kardeş isimli TV filminin ardından senaryosunu yazıp yönetmenliğini üstlendiği bir başka proje olan Çilekli Pasta gelir.
Aynı dönemlerde Mahinur Ergun'un yazdığı TV dizisi Şaşıfelek Çıkmazı'nın yönetmeliğini üstlenir. Bu arada Bir Aşk Hikayesi adlı TV filminin senaryosunu da yazar. 2001 yılında senaryosunu yazdığı "Bana Şans Dile" adlı ilk filmini çeker. Tüm bunlar onu Asmalı Konak'a getirir ve ilk bölümünden itibaren New York çekimleri hariç yönetmenliğini üstlendiği Asmalı Konak'ı son bölümüne kadar devam getirir. Asmalı Konak çeşitli kuruluşlardan 20'ye yakın ödül getirir. Asmalı Konak ile izlenme rekorları kıran Çağan IRMAK, cesaretli çerçeve anlayışı ile günümüzün genç sinemacılarının arasında kariyer sahibidir.
"Karanlıkta Biri Var" ve "Pencereden Kar Geliyor" isimli, filme çekilen 2 senaryosu da olan Çağan Irmak 2000 yılında çekilen "Beni unutma" isimli bir filmde de oyuncuk yapmıştır.
YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI SİNEMA FİLMLERİ
Bana Şans Dile - 2001
Mustafa Hakkında Herşey - 2003
YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI TELEVİZYON FİLMLERİ
Günaydın İstanbul Kardeş / 7 Bölüm
Çilekli Pasta
Şaşı Felek Çıkmazı - 2001
Asmalı Konak - 2002
YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI KISA FİLMLERİ
Masal Kurban
Bana 'Old and Wise'ı Çal - 1998
SENARYO FİLMOGRAFİSİ
Karanlıkta Biri Var -
Pencereden Kar Geliyor -
Günaydın İstanbul Kardeş -
Çilekli Pasta -
Bana Şans Dile -
Bana 'Old and Wise'ı Çal - 1998
ÖDÜLLERİ
Masal - Sedat Simavi Ödülü
Kurban - Sedat Simavi Ödülü
Bana 'Old and Wise'ı Çal - İFSAK Kısa Film Festivali Birincilik ödülü. 1998
EN SON SİNEMA FİLMİ
Mustafa Hakkında Herşey
Merhaba,ben de bir oyuncuyum,(her ne kadar başka dizide oynuyor olsam da),ve yönetmen olarak sevgili Çağan'ın hayranıyım.Özellikle Çemberimde Gül Oya'yı izlerken.Her bölüm ağlatıyorsun bizi Çağan :wink: Senin daha anlatacak çok şeyin olduğuna inanıyorum.Hani her insanın hayalleri vardır ya,kimisi ütopya'da olsa...Bir gün seninle çalışmak en büyük hayalim.Setinde pozitif enerji olduğu o kadar belli ki yaptığın işe de yansıyor.Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim,o işkence sahneleri neydi ööle.Bir insanın ruhunun gördüğü işkence bu kadar mı güzel verilir.Ellerine sağlık.Seni seviyoruz.Anlatacaklarını bize iletmeye devam et.
http://www.istanbulguide.net/istguide/im/caganirmak.jpg
forgetmenot
04-02-05, 00:31
Mavi boncuk taksak,yeridir.Özgün,ruhu temiz,çocuk yanını korumuş,ülkesini seviyor.
Cagan Irmak hakkinda eski bir Röportaj
Yönetmen Çağan Irmak
Aslında sporcuymuş!
Yeni filmi "Mustafa Hakında Herşey" bu ay ortasında gösterime girecek olan yönetmen Çağan Irmak"ın sıkı bir sporcu olduğunu biliyor muydunuz? Ya bir dönem lisanslı masa tenisi oynadığını? Irmak, haftanın 3 günü mutlaka spor salonuna uğruyor. "Spora zamanım yok" bahanesini ise asla kabul etmiyor ve "Sporun bana verdiği mutluluğu seviyorum" diyor.
Yeşim Nur
http://www.formsante.com.tr/roportaj/00495/imperiaflex_0_6_0.gif
Birer çay söyleyip röportaja başlıyoruz. Çağan Irmak, 1970 İzmir doğumlu, çocukluğu Seferihisar'da geçmiş. Anne tarafından Giritli bir aileden geliyor. Konuştukça yönetmen Irmak'ın farklı yönlerini öğreniyoruz. Mesela haftada üç gün spor yaptığını, Bach tutkunu olduğunu hatta iyi yemek yaptığını! Hele söz sağlıklı yemek ve sebzelerden açılınca biz susuyoruz o anlatıyor. Ne mi anlatıyor? Hepsi aşağıda...
Yönetmen Çağan Irmak nasıl biri set dışında? Sıkı spor yaptığınızı duydum mesela...
Haftanın 3 günü mutlaka spora zaman ayırıyorum. Aletli body building çalışıyorum ama çok fazla geliştirmek de istemiyorum. Belli bir limitte tutuyorum. Her gittiğimde en az 40 dakika koşuyorum. Zaten her yere mümkün olduğunca yürüyerek giden biriyim. Bir de biliyorsunuz spor yaptıktan sonra vücut endorfin salgılıyor. O gerçekten sizi mutlu ediyor, sporun bana verdiği mutluluğu da çok seviyorum. İnsanların "spor yapmaya zamanım yok" bahanesini de kabul etmiyorum. Mutlaka bir zaman yaratılır.
http://www.formsante.com.tr/roportaj/00495/imperiaflex_0_5_0.gif
Spor yapmanın en çok nasıl faydasını görüyorsunuz?
İçindeki fazla enerjiyi attıktan sonra daha sakin daha uyumlu oluyorsun. O siniri atıyorsun. Bütün o metropol yaşantısının getirdiği sıkıştırılma duygusunu atıyorsun. Dolayısıyla hayatında insanlarla ilişkilerini etkileyen olumlu bir şey bu. Mesela Mustafa Hakkında Herşey'in hazırlıkları sırasında bir gün çok bunalmıştım. O gün her şey çok ters gitmişti. Gidip spor salonunda 1 saat boyunca koştum. Ama her şey bitti o anda işte...
Hazır söz açılmışken nasıl bir film bu Mustafa Hakkında Herşey?
Bir lokantaya gidersin mesela, bir mönü verirler. Mönüde yemeklerin fotoğrafları vardır ama hiçbir zaman o istediğin, resimde gördüğün yemeği yiyemezsin. Reklamda gösterilen şey sana verilen şey değildir. İşte hep böyle anların, aldatıldığın anların filmi Mustafa...
Ve ödül sahibini buldu.En iyi drama yönetmeni.ÇEMBERİMDE GÜL OYA-ÇAĞAN IRMAK
Ve ödül sahibini buldu.En iyi drama yönetmeni.ÇEMBERİMDE GÜL OYA-ÇAĞAN IRMAK
çok yerinde bir ödül oldu.çağan ırmaka tebrikler.
Cagan Irmagi kutluyorum.
Sevgiler
Rose
Çagan ve Özge bu ödülü hakettiler...
Bence en çokta Çagan çünkü bu diziyi harika çekmi$...
ÇAĞAN IRMAK hakettiği ödülü aldı.. ayrıca ÖZGE ÖZBERK dün akşam çok tatlıydı :p
http://www.gecce.com/web/images/haber/cagairmakcemberimdeguloya.jpg
http://www.gecce.com/web/main/img_alt/n35579.jpg
çağan ırmak gerçekten de 1 numarasın
yalniz_kurt
25-06-05, 12:24
en sevdiğim yönetmenlerin başında geliyor ...
dün akşam bir kez daha çağan ırmağa hayran kaldım. genç yaşına rağmen çok iyi işler başarıyo ve bence dalında bir numara!
susandelgado
25-06-05, 19:53
son dönemdeki en iyi türk yönetmen bence..39.bölüm yorumlarına da yazdım zaten.
çağan Irmak Eğer Beni Duyuyorsan Bir Ricam Olacak:asmali Konakta Yaptiğin Gibi 'those Words The Days"i Söylesene çemberimde Gül Oyada Da..... ;) ;) :)
Lütfeeeennnnn.
çağan Irmak Eğer Beni Duyuyorsan Bir Ricam Olacak:asmali Konakta Yaptiğin Gibi 'those Words The Days"i Söylesene çemberimde Gül Oyada Da..... ;) ;) :)
Lütfeeeennnnn.
çok iyi olur
Arkadaslar merhaba :)
Her yerde aramama ragmen Cagan Irmak'in mail adresini bi turlu bulamadim. Eger aranizda bulan ya da bilen ya da Cagan'a ulasabilecegim hakkinda herhangi bi bilgi verebilirse cok cok coooook sevincegim... :(
Arkadaslar merhaba :)
Her yerde aramama ragmen Cagan Irmak'in mail adresini bi turlu bulamadim. Eger aranizda bulan ya da bilen ya da Cagan'a ulasabilecegim hakkinda herhangi bi bilgi verebilirse cok cok coooook sevincegim... :(
kendisine resmi web sitesiden ulasabilirsin, www.caganirmak.com
harika aydın
01-07-05, 23:53
gerçekten teşekkür ediyorum.bana bir şeyleri hatırlattığın için.bundan sobra seni takip ediceğim.tebrikler!
çağan ırmak gerçekten muhteşem bir yönetmen yaptığın işe ruhunu koyan biri.
bugüne kadar izledğim ve keyif aldığım tek türk yönetmen.başarısını bize 'çemberimde gül oya'yla gösterdi.bugüne kadar konudan kopmadan bu kadar duygu yoğunluğu içinde işlenen belki de tek dizi.bu başarısından ve bize kendini tanıttığından dolayı kendini ayrıca tebrik ediyorum.
bu adamin yaptigi isleri takib edin..
kelimeler çok yetersız kalıyor, bir gün görürsem sarılıp ağlamak istediğim ender kişilerden biri
bu arada, son bölümdeki imza gününde görünen çağan ırmak değilmi?
arkadaşlar, çagan ırmak cgo sitesinin ziyaretçi defterine dUn ve bugün iki mesaj bıraktı :
Yazıyı yazan cagan irmak tarih 01 Temmuz 2005 Cuma saat 20:54 IP Kaydedilmiş
sevgili arkadaşlar tekrar tekrar yazıyorum beni üzüyorsunuz diziyi bitireceğimiz tarih bir yıl önceden belliydi çünkü hikaye bu kadardı devamı yalan olur, kötü olur beni anlayın sizi seviyorum ilginize ve sevginize çok tesekkürler
Izmir (TR)
Yazıyı yazan cagan irmak tarih 02 Temmuz 2005 Cumartesi saat 01:26 IP Kaydedilmiş
sevgili dostlarım herkesin yazdıklarını tek tek okudum çok güzel bir şey paylaştık hpinizle size teşekkür edecek kalimelerim tükengi siz seviyorum
Istanbul (TR)
merhaba bu diziyi izlerken kendimi içinde bir parça olarak gördüm o dönemi yaşamadım, hatırlamıyorum demek daha doğru ama her bölümünü heyecanla bekledim her karakteri merak edip ayrı ayrı hissettim ve bunu sağlayan size teşekkür ederim. tv kalitesini yükseltiniz tv izlerken kötü ve iyiyi ayırt edebiliyorum. sizin yaratmış olduğunuz aşkı doğallığı gerçek hayatta olmasını da diliyorum. çok teşekkür ederim. iyiki varsınız.
Cagan Irmak in yeni filmi "Babam ve Oglum" Kasim ayinda vizyona girecek galiba...
http://www.karacabey.com/can/can11.jpg http://www.karacabey.com/can/can10.jpg
http://www.karacabey.com/can/can1.jpg http://www.karacabey.com/can/can6.jpg
http://www.karacabey.com/can/can5.jpg http://www.karacabey.com/can/can4.jpg http://www.karacabey.com/can/can3.jpg
http://www.karacabey.com/can/can12.jpg http://img285.imageshack.us/img285/2285/cagan2xw.jpg http://www.e-kolay.net/sinema/images/caganirmak_bo2.jpg http://www.radikal.com.tr/veriler/2005/08/06/52.gif http://www.portorama.net/images/stories/Kultur/100_4925.JPG
http://www.magazinci.com/pic_lib/altinport_olgun_cagan_irmak.jpg http://img361.imageshack.us/img361/5412/caganrop20ov.jpg
http://img97.imageshack.us/img97/237/caganirmakseldaalkor35096fr2di.jpg
http://www.ntvmsnbc.com/news/189968.jpg
http://www.ntvmsnbc.com/news/189962.jpg
http://www.sabah.com.tr/2005/11/19/gny/im/427300632C42FF449B83EFA4b.jpg http://www.sabah.com.tr/2005/11/19/gny/im/3A68C508EFCD1D418F153BD9b.jpg
http://www.gazetevatan.com/pics/gulumsefoto/7382_1_1.jpg http://www.magazinci.com/pic_lib/cagan_irmak_port.jpg http://dpu_sosyoloji10.sitemynet.com/mynet_resimlerim/100_4975.jpg
http://www.zaman.com.tr/2005/08/31/kultur.jpg http://dpu_sosyoloji10.sitemynet.com/mynet_resimlerim/image_39_.jpg http://www.sabah.com.tr/2006/01/26/gny/im/5DF2AFE2D05A844F80C3B19Db.jpg http://67.15.75.204/1138007536.jpg http://www.milliyet.com.tr/2005/12/08/ege/resim/ege13.jpg http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/958030.jpg
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/1154339.jpg
[IMG]http://www.sabah.com.tr/2006/03/01/gny/im/B0E9B3B39CC7F8439F4F586Cb.jpg http://www.sabah.com.tr/2006/03/01/gny/im/C8E8654A0657CA4BB5260CA1b.jpg
http://img97.imageshack.us/img97/6298/148ol1cv.jpg
Son zamanların en ıyı yapımcısı ve yonetmenı... Babam ve Oğlum, Çemberimde Gül Oya.. Gercekten cok guzellerdı... Daha cok seyler beklıyoruz kendısınden.... basarılarının devamını dılıyorum....
Bu kadar insanın ağlaması beni rahatsız etti
’Babam ve Oğlum’la 4 milyon kişiyi ağlatan Çağan Irmak, ’Kábuslar Evi’ ile korkutacak.
SICAK, TEMİZ VE SEKSİ NASIL OLUYORSA HEPSİ
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/1414576.jpg http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/1414577.jpg
Son zamanlarda seyrettiğim en iyi filmdi. Neden ya da kimin için ağladığımı hiç bilmiyorum. Ama boğazım düğümlendi, kendimi tutmaya çalışmama rağmen, başaramadım. Kendimle başa çıkamadım. Koyverdim, gitti. Ama bu röportajı yaptığım kişinin en önemli özelliği, kendisini kontrol edebiliyor olması. Çok açık görünmesine rağmen, çözülmesi kolay biri değil. Hayata karşı defansif bir duruşu var. Kendisi söylüyor. 4 milyon insanı ağlatabilecek bir güce sahip biri olmasına rağmen, bunu bir zafer gibi görmüyor, tam tersine bu olay onu rahatsız ediyor çünkü duygu sömürüsü yaptığının söylenmesinden korkuyor. Çağan Irmak’ın şimdiye kadar yaptıklarını saymaya gerek yok, hepsini zaten saniye saniye izlediniz. Ama yapacağı, daha doğusu yapmakta olduğu bir şeyi haber vermek boynumum borcu: Kabuslar Evi. "Duyguların adamı" bu kez sizi ne güldürecek ne ağlatacak. Korkutacak. Fantastik bir korku dizisiyle. Kabuslar Evi Mayıs’ta başlayacak ve bizi ekrana kilitleyecek. Kibar, zarif, düşünceli, zeki ve son derece çekici biri Çağan Irmak. Kabuslar Evi’nin setinde görüştük. Ondan aklımda kalanı size anlatmazsam ölürüm, Çağan Irmak’ın en çok çay içişini sevdim. İnce belli bardağı bir erkek bu kadar güzel tutar. Öyle bir çevirip içişi var ki, şiir gibi. Gerçekten. Şiirsel bir yaklaşımla çay içiyor resmen. Eğer bütün Egeli erkekler böyle çay içiyorsa, yanmışız! Ya unutmuşum bir şey daha var, bir de gülüşü çok güzel. Sıcak, temiz ve seksi. Nasıl oluyorsa hepsi!
1970 yılında Seferihisar’da doğdunuz. Gerçekten çocukluğunuz "Babam ve Oğlum" filmindeki gibi bir çiftlikte mi geçti?
- Evet. Kışları kasabanın içinde yaşardık, yazları da filmde gördüğünüze benzer kerpiç bir çiftliğe giderdik. Gerçi, biz oraya "çiftlik" değil, "bahçe" derdik. Yazları da "bahçe"ye gitmez, "göçerdik!"
Nasıl bir aileydi sizinki?
- "Kasaba eşrafı" denir ya öyle. Eşraftan ve aydın insanlar. O bakımdan çok şanslıyım. Siyaset konuşulan, kitap okunan bir ev. Babam o zamanın belediye başkan yardımcısı ama aynı zamanda çiftçi. Annem ise ev hanımı ama aynı zamanda dönemin aktif CHP kadın kolu başkanlarından. Aslında kız meslek lisesi mezunu bir öğretmen. Bir kız kardeşim var. Fakat bu, sadece bizim çekirdek ailemiz. Yoksa, biz çoook kalabalığız...
Yani filmde izlediğimiz teyzeler, halalar sizin gerçek hayatınızda da var. Onları filme renk katsın, sinematografik öğe olsun diye kullanmadınız...
- Olur mu? Hepsi var benim ailede. Ama sizin ailenizde de var. Çok bildiğimiz, bizden karakterler onlar. Belki o yüzden sıcak ve tanıdık geldi izleyenlere.
Peki filmin ne kadarı sizin hayatınızdı?
- Filmdeki olay, birebir yaşanmadı. Ama söylüyorum, filmdeki bütün karakterler benim ailemden ve hálá Seferihisar’da yaşıyorlar. Gerçi, "bahçe"ye gitme adeti bir süredir ortadan kalktı. Zaman değişti, "bahçeye göçmek" demode oldu, artık denize yazlığa gidiliyor!
Kasabalı olmak... Bir çiftlikte büyümek... Nasıl kavramlar bunlar?
- Mandalina, portakal, zeytin ve nar ağaçları arasında geçen bir çocukluk. Yalınayak, başı kabak, sümüklü çok ama çok güzel bir çocukluk. Hálá bazen rüyalarıma girer. Bir daha da hiç çocukluğumdaki kadar mutlu olmadım. Derler ya, "Mutluluk, sonradan hatırlanan bir şey, yaşarken fark etmezsiniz" diye, gerçekten öyleymiş...
Peki Egeli olmak?..
- Müthiş bir şey. Çocukluğunuzdan beri bir sürü renk ve insan malzemesiyle donanıyorsunuz. Üstelik bütün bunlar siz farkında olmadan oluyor. Egeli olmak, özellikle kadın karakterleri tanımak açısından çok faydalı. Kadın karakterler, yaratıcılığınıza çok şey katıyor. Bir de kadınlar Türkçe’yi çok güzel kullanır Ege’de, çok renkli bir Türkçe’nin varlığını fark edersin onların dilinde...
Siz kamera gibi onları izler miydiniz?
- Şimdi anlıyorum ki öyle yaparmışım. İzleyip, biriktirdiğim görüntüleri de cebimde saklarmışım meğer...
Gözünüzü kapatın, o çiftliğe, pardon "bahçe"ye dönün. Duyduğunuz sesler neler?
- Ağustos böceklerinin sesini duyuyorum, hiç durmadan öten. Sonra bahçenin arkasındaki sulama havuzunun motorunun sesi geliyor kulağıma. Ve tabii mutfaktan gelen çığlıklarla karışık kadın sesleri. Bunların hepsi mutluluğun sesi...
Hálá gözünüz kapalı değil mi? Şimdi çocukluğunuzdan burnunuza gelen kokuları anlatın...
- Tabii ki önce zeytinyağı kokusu. Sonra Trabzon hurması. Dedem, hurmaları ve greyfurtları, peçetelere sarıp bir odaya bırakırdı, onlar kışa kadar orada beklerdi. Hiç unutmuyorum o odanın kokusunu, mis gibi kokardı.
Dede nereli?
- Girit göçmeni.
Girit’e hiç gittiniz mi?
- İki yaz önce, sırt çantamı kaptım, gittim. Keçilerin arasında bir hafta tepindim. Dedemin babasının evini arıyorum. Ama bulamadım...
Neden?
- E bizim aile biraz garip, herkes başka bir yer söylüyor! Anneannem başka bir yer, teyzem başka bir yer. Cep telefonuyla sürekli bunları arıyorum, "Sözünü ettiğiniz yerin Türkçe adı başka, Yunancası başka" diyorum, haritalara bakıyorum. Bulamadım ama araması bile eğlenceliydi...
Bütün bunlar... Giritli olmak, Egeli olmak nasıl bir fark yaratıyor insanın hayatında?
- Bence insan karakterlerini bile kısmen coğrafya şekillendiriyor. Coşkuluysam -ki öyle olduğumu düşünüyorum- bunu biraz da Ege’de yetişmeme bağlıyorum. Çünkü Ege’de hayat da coşkulu yaşanır. Ege bir sürü farklı rengin, kokunun, bitkinin, meyvenin olduğu bir yerdir. Haliyle çok eğlencelidir Egeliler. Onlar düğünü de, ölümü de büyük coşkularla yaşarlar. Yaşadıklarını her an hissetmek isterler...
Bütün hayatı şehirde geçmiş bir adam, "Babam ve Oğlum" gibi bir film yapabilir miydi?
- Bilmiyorum. Zannetmiyorum. Bence insanlar kendi bildikleri dünyanın filmini yapmalılar...
Nedir bu? Bir dönem filmi mi? 12 Eylül filmi mi? Bir Ege kasabası filmi mi? Yoksa bir baba- oğul hesaplaşması mı?
- Önce şu konuda anlaşalım: "Bir 12 Eylül filmi" dersek yanılırız, yanlış yapmış oluruz. Çünkü 12 Eylül bu kadar kolay anlatılabilecek bir şey değil. Çok daha büyük bir araştırma yapmak lazım. Ben de zaten 12 Eylül filmi yaptığımı iddia edersem çok büyük terbiyesizlik yapmış olurum.
12 Eylül’le derdiniz nedir? Birebir yaşamış olamazsınız. Yaşınız bile yetmiyor...
- Evet yetmiyor. Zaten ben 12 Eylül’ü anlattığımı da iddia etmiyorum ama derdim var. O yara beni çocukken etkilemişti. 12 Eylül’le ilgili sadece imgeler var kafamda. Babamın sorguya götürülüşü mesela. Kendi çapında dönemin hızlı politik insanlarından biriydi. Sonra yine bahçeye gidişimiz ve kitapları toprağa gömüşümüz aklıma geliyor. Evde bir telaş, Nazım Hikmet kitapları toplanıyor, annem onları alelacele Firdevs Nine’ye veriyor. Hemen torbalara koyuyoruz, götürüp bahçeye gömüyoruz...
Geldik Freudyen soruya: "Babam ve Oğlum" filmini yapmanıza neden olan, sizin de babanızla yaşadığınız bir hesaplaşma mı?
- Alakası yok. Benim hiç sorunum olmadı babamla. Ama kimseye anlatamıyorum bunu. Nedense artık insanlarda baba problemi olan bir çocuk izlenimi bırakıyorum!
Peki nasıldı aranız babanızla?
- Çok iyi. Ama gel de insanlara anlat. Filmi izlemiş bir psikolog Sabah Gazetesi’ne "Eminim Çağan Irmak’ın babasıyla ilgili hiçbir problemi yoktur" diye yazmış. Aradım ve isabetli gözlemlerinden dolayı kendisini tebrik ettim.
Babanız sevgisini gösterebilen bir adam mıydı?
- Hayır. Her Türk babası gibi sevgisini gösteremezdi ama ben bilirdim ki, beni seviyor...
Yani onun tarafından onaylanmadığınızı hissettiğiniz filan olmadı...
- Ih-ıh. Kurosawa’nın bir lafı vardır: "Yönetmenler ya çok sevdikleri ya da nefret ettikleri şeylerin filmini yaparlar" diye. Ben bu anlamda çok şanslıyım, çok mutlu bir baba oğul ilişkisi yaşadım. Bu filmleri de bunu yaşamayanlar için yapıyorum. Şunu söylemek istiyorum aslında: "Dikkat edin, bu hayatta ölüm de var. Hiç ölmeyecekmiş gibi davranmayın!" İşin bütün özeti bu. "Yol yakınken aklına başına topla, küsecek kadar uzun değil hayat..."
İyi ama hayatınız boyunca bir kere sarılmışsınız babanızla. Bu durumu nasıl açıklıyorsunuz?
- Açıklamıyorum ki. Tamam, öyleydi. Ama bunun altında deşecek hiçbir şey yok. İyi bir ilişkiydi bizimki.
Size daha fazla sarılsın istemez miydiniz?
- Yooo, istemezdim.
"Bir gün ölecek ve ben kendimi onun cenazesinde bulacağım" diye düşünüp, üzüldüğünüz olmuyor muydu?
- Hayır. Çünkü böyle bir problemim yoktu. O hep yanımdaydı. Aklıma bile gelmedi bir gün onu kaybedeceğim. Kaybettiğimi öğrendiğim anı ise hatırlamıyorum. Çok silik. Beynim tamamen silip atmış, çok büyük bir acıydı, kaldıramayacağım kadar büyük.
Neden öldü?
- Kalp yetmezliği ama bence gerçek nedeni: Hayat onu yordu. Çok mücadeleci bir insandı, ülke için fazla savaştığı için, o kadar yükü kaldıramadı. Seferihisar için de çok çok çabaladı. Cenazesinde, hayatımda görmediğim kadar büyük bir kalabalığı gördüm.
Babanızın mezarına gider misiniz?
- Elbette. Seferihisar’a her gittiğimde. Mezarında, "Yolun yolumuz, ışığın ışığımız olacaktır" yazar. Ben yazdım.
Babanızın başarılarınızı görmesini ister miydiniz?
- Evet.
Babam ve Oğlum’u izlemiş olsaydı ağlar mıydı?
- Şunu yapardı: "Olmuş bu!" derdi. Öyle çok duygusal şeyler söylemezdi. Öğrenciyken yaptığım filmleri izledi, "Tamam olmuş işte" dedi. Bunun için de öyle derdi
Gelecekteki çocuğunuzla kuracağınız ilişki üzerine düşünüyor musunuz?
- Evet. Babamla kurduğum ilişki gibi olsun isterim.
Tamam, sizin babanızla hiçbir sorununuz yok...
- Valla yok, olsa dükkan sizin. Söylemekten çekinmem!
DUYGU SÖMÜRÜSÜ YAPMIŞ DEMELERİNDEN KORKTUM
Biri "Çok ağladım" deyince, "Oleeeey! Bu benim için bir zaferdir" mi diyorsunuz yoksa üzülüyor musunuz?
- Ne zaferi. İtiraf edeyim, bu ağlama meselesi beni biraz rahatsız etti...
Neden?
- "Duygu sömürüsü yapmış!" diyeceklerinden korktum. Bir de gözyaşı perdesi, bazı şeyleri görmenizi etkileyebilir. Belki bir yıl sonra izlendiğinde, göz pınarları kuruduğunda, belki bir filmin zamanı geri getirebildiğini fark edecekler. Benim filmde en sevdiğim şeyi bir tek kişi söyledi, Işık Yenersu, "Ya" dedi, "O film makinesi, zamanı geri getirdi" dedi. O kadar hoşuma gitti ki.
Yani "İnsanların ağlamaları benim için zaferdir!" demediniz...
- Asla. Tam tersine, çok korktum. Çünkü bizim gibi toplumlarda ağlamak utanç veriyor insanlara...
Olur mu canım, herkes pek memnundu yaptığınız filmi seyredip, böğür böğüre ağladığı için...
- Valla bilemiyorum. Bana hep şunu söylediler: "Sen çok esprili bir adamsın. Komiksin. Neden bu kadar drama taktın? Sen şimdi bir komedi yap." Onu da yapacağım tabii. Ağlattığım insanları güldüreceğim.
4 MİLYON GİŞE YAPMAMIŞ GİBİ DAVRANIYORUM
"Mustafa Hakkındaki Herşey"den sonra "Babam ve Oğlum’u sadece belli bir kesim izler" dediniz. Herkesin izleyeceğini tahmin mi edemediniz, önlem mi almak istediniz?
- Film, herkesi haksız çıkardı. Bu konuda en geniş düşünen insan Şükrü Avşar’dı, yapımcımız, o bile "1 milyon kişi gelecek" diyordu. Gerçi 4 milyon kişinin bir filme gitmesi, onu başarılı yapmaz. "Mustafa Hakkında Herşey"i de sadece 80 bin kişinin izlemiş olması, onu başarısız yapmaz. Anlatabiliyor muyum?
Hayır.
- Sinematografik anlamda düşündüğünüz zaman, gişe kriter değil. Ama çok insana ulaşmak tabii ki bir başarı...
"Babam ve Oğlum" sizin başyapıtınız mı?
- Öyle olduğuna inanmak istemem. İnşallah değildir!
"Babam ve Oğlum’u geçemem!" diye düşünmüyorsunuz yani...
- Deli miyim böyle bir yarışa gireyim? Hiç böyle şeyler düşünmüyorum.
Büyük duygular yaşıyorsunuz. Büyük başarılar, büyük kıskançlıklar... Kendinizi korumak için ne yapıyorsunuz?
- Başarıydı, kıskançlıktı gibi şeylere kendimi kaptırırsam, ruh hastası olurum. Gerçeği söyleyeyim mi? Ben "Babam ve Oğlum" 4 milyon gişe yapmamış gibi davranıyorum!
AMCAMIN SİNEMASI OLMASAYDI BELKİ DE SİNEMACI OLMAYACAKTIM
Sinemayı seçmenizde, amcanızın sinema salonunun olmasının etkisi var mı?
- Olmaz mı? Var tabii...
Amca nasıl bir tip? Ve neden sineması var? Ne alaka?
- O yıllarda, bütün kasabalarda, hatta köylerde sinemalar vardı. Sözünü ettiğim yıllar, "asri zamanlar." Herkes, kendini geliştirmeye ve modern olmaya çalışıyor. Annemin genç kızlık fotoğraflarına bakıyorum da müthiş enstanteneler. Onların giymeye cesaret ettiği etekleri, bugün hiç kimse giyemiyor. Annem şöyle anlatıyor: "Bırak İzmir’i, bunları giyer, bizim kasabada gezerdik. Hiç kimse de dönüp bakmazdı." Bu nasıl bir şeydir? Annelerimizin giydiği kıyafetleri Türkiye’nin bazı yerlerinde bugün çocuklarımız giyemiyor. Yani Seferihisar’da o yıllarda sinema salonu gayet normal. İnsanlar için o zamanlar gazinoya gitmek, sinemaya gitmek, bir etkinlikte bulunmak, olmazsa olmaz şeyler. Çok büyük bir yaşam kalitesi varmış, şimdi öyle yaşamıyoruz. Herkes o yıllarda maaile sinemaya gidiyor. Amcamın sineması da doğal olarak dolup taşıyor. Cumartesi gündüz, askerlere ve öğrencilere oynuyor. Ben her an oradayım. Star Wars’lardan tutun da Jaws’lara, Türkan Şoray’lı filmlerden Hülya Koçyiğit’lere kadar her şeyi izliyorum. Ve bir gün Lütfü Akad’ın "Gelin" filmini izleyince birdenbire sinemacı olma fikri beliriyor zihnimde...
Sinemayla ilgili ilk hayaliniz, filmleri çeken adam olmak mıydı?
- Hayır filmleri gösteren makinist olmak! Yönetmen nedir, nasıl bir şeydir, filmleri nasıl çeker, o ayrımları bilmiyordum. Ama sinema beni büyülüyordu...
Peki siz sinema okumak istediğinizi söyleyince, ailenizin tepkisi ne oldu?
- Beni desteklediler...
Yani "Ziraat oku biz çiftçi aileyiz" filan demediler?
- Hayır. Babam sadece "Hukuk okumayı düşünür müsün?" dedi. Sinema okumak istediğimi söyledim. Annem de babam da şunu söyledi: "Senin geleceğin, sen nasıl istersen. İstanbul’da başaramazsan dön, bu bahçe, bu ev senin. Ve unutma, oradakiler senden daha kıymetli değil!" İzmir’de sinema okudum, bitirdim. Ve bir gün "Ben yarın İstanbul’a gidiyorum" dedim. 21, 22 yaşındayım..
Ne yapmaya gidiyorsunuz!
- Allah’ın izniyle yönetmen olacağım. Kalktık İstanbul’a geldik. Klasik hikaye: Yeşilçam’da kapı kapı dolaşarak iş istedim. Olmadı. Sonunda Canan Gerede’yi buldum, "X Yapım diye bir yer var, benim adımı ver ve çalışmaya başla" dedi. Onun sayesinde bana iş verdiler. Genç Indiana Jones Türkiye’de diye George Lucas’ın yapımcılığında bir yabancı prodüksiyonda çalışmaya başladım. İlk yönetmenim son Harry Potter filminin yönetmeni, Mike Newell. Şaka gibi değil mi? Ben tabii 5. asistan filanım. 92’den 98’e kadar debeleniyorum, kendime bir yol tutturmaya çalışıyorum...
Aileniz neden tedirgin?
- Çocuğunu büyük şehre yollayan bütün anne ve babalar gibi, "Hayat, bu çocuğu hırpalar mı, üzer mi?" diye düşünüyorlar. Benim için endişeleniyorlar...
KAFAM KÖTÜLÜĞE ÇALIŞMAZ BENİM
Kafam kötülüğe çalışmaz benim. Kafam bir dolu şeye çalışmaz aslında. Kazandığım parayı nasıl kullanacağımı da bilmem. Öyle bir yeteneğim de yok. "Yapımcı ol, kendi filmlerini yap" diyorlar. O kadar uzak ki yapımcılık bana, "Mümkün değil" diyorum. Ticari bir kafam yok.
KENDİMİ SEVDİĞİMİ SÖYLEYEMEM
Kendinizi hangi sıfatlarla tanımlarsınız: Utangaç, alçakgönüllü, çekingen, şüpheci, mahcup, paranoyak, dikkatli, uyanık olmayan, çocuksu saflık barındıran...
- Bu saydıklarınızın hepsi. Ben karmakarışık bir şeyim. Biraz komplike bir ruh hali. Ama kendimi sevdiğimi söyleyemem. Sebebi yok. Sormayın yani. Yaratılış. Hatta yüzümü bile bir hayli anlamsız buluyorum.
Kendi kendinizden yorulduğunuz oluyor mu?
- Çok. Başkalarını yorduğum anda beni iyi tanıyanlar bilirler ki, aslında ben onları yormuyorum, benim meselem kendimle. Mesela, sette delirdiğim zaman yeni gelenleri uyarırlar: "Panik yapacak bir durum yok, 5 dakika sonra kendine gelir! Üstelik herkesten özür diler. Gör bak, ’Ya kusura bakma, sesim yükseldi’ der." Gerçekten öyle de yaparım.
Yani "Ben genç yetenek. Müthiş yönetmen!" diye ortalıkta dolanan biri değilsiniz!
- Aman Allah korusun. Ben bu tür şeylerden ürkerim. O kadar ki, kendimle ilgili olumlu bir yazı da, olumsuz bir yazı da beni aynı şekilde korkutur. Tercihim, aslında varlık olarak hiç ortalarda olmamak. Mümkünse sadece filmlerim konuşulsun. Böyle bir derdim var.
Utangaç ve mahcup olduğunuz için mi?
- Sadece o değil. Varlık olarak görünmek, filmlerinin doğru okunmasını etkileyebilir. Oysa, benim için hayattaki en önemli şeylerden biri bu: Filmlerimin doğru okunması...
STARLARDAN KORKUYORUM
Star oynatmamak bir tür meydan okuma mı?
- Hiç değil. Ben biraz korkuyorum starlardan.
"Baş edemem, kontrol edemem, bunların abuk sabuk talepleri olur" diye mi?
- Evet. Onlarsa bu konularda hiç tedirgin olmamam gerektiğini söylüyorlar.
Kedi gibi dolanıyorlar mı etrafınızda acaba bir filminde rol alabilir miyim diye.
- Nerde? En çok reddedilen yönetmenlerden biri benim. Çok kişi oynamak istemedi benim filmlerimde.
Sizin Şener Şen’iniz Fikret Kuşkan mı?
- Biraz öyle.
Kolayınıza mı gidiyor hep aynı insanlarla çalışmak?
- Hayır. Şöyle bir şey: "Tekrar yolculuğa çıkıyorum. Ne dersiniz? Var mısınız? Hadi yine birlikte gidelim, sizsiz tadı olmaz..."
BENİ SARHOŞ GÖRMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR
Kontrollü bir tip misiniz?
- Evet. Mesela sarhoş olmam. Beni sarhoş görmek mümkün değildir...
E bu çok övünülecek bir şey değil. Demek ki, bırakamıyorsunuz kendinizi?
- Doğru, bırakmam. Tam anlamıyla defansif davranıyorum hayata karşı...
O zaman siz kimselere kolay kolay da güvenmiyorsunuzdur...
- E zaten "Mustafa Hakkında Herşey"i de o yüzden yazmıştım. Bir güvensizlik filmiydi. Ama benim halimden bir şikayetim yok. Ben böyle bir adamım.
ÇOCUKKEN ŞİŞKOYDUM
Babam ve Oğlum filmindeki Ege kadar şeker ve yakışıklı bir çocuk mıydınız?
- Şişmandım ben, çok şişman.
"Şişmandım" derken...
- Bizim okul yokuştaydı, "Aman Çağan düşmesin, yoksa aşağı kadar yuvarlanır!" derlerdi. Doğru, o kadar şişmandım. Sonra lisede ergenlik dönemleriyle, kendimi beğendirmek filan önem kazandı, baskete başladım ve zayıfladım.
Ne tür ilgi alanlarınız vardı çocukken?
- Bağlama çaldım, türkü söyledim, halk oyunları oynadım. Bir sürü yöreyi oynadık, hatta profesyonel oynadık, yarışmalara katıldık. Adıyaman, Zeybek, Ege, Dinar hepsini bilirim.
HAZIRLANIN!
DUYGULARIN YÖNETMENİ MAYIS’TA KORKUTACAK: KABUSLAR EVİ
ÖLÜNCEYE KADAR EKİP
Çekirdek çintmek, gazoza leblebi doldurmak, yer yatakları, 80’lerin pikeleri, hastanenin kafeteryasındaki sürahi, eşyalar, Renault 12 Toros araba... Bütün bu ayrıntılar kimin beyninden çıkıyor?
- Ben ayrıntıcıyım. Ama her şeyin üzerine yatamam. Çok iyi sanat yönetmenlerimiz ve prodüksiyon ekibimiz var. Hemen hemen aynı yaştayız. Ben onlara yaşadıklarını hatırlama fırsatı veriyorum, onlar da çok güzel hatırlıyorlar, filme ilave ediyoruz. Çok uzun zamandır birlikteyiz. Ölene kadar ekip durumları. Bin yıl filan dostluklar bizde. Bakmayın ekip dediğime, hepsi arkadaşım...
kaynak:hürriyetten bir ayse arman ropörtaji
Harika yürekli insan.
Beni bu kadar ağlatmaya ne hakkın vardı .
Senin beni ağlattığın kadar Allah seni güldürsün ve mutlu etsin
GoLdEn_AnGeL
17-07-06, 01:34
dayim bana babam ve oglumun kitabini getirdi .. roportajlar bolumunde bi sozu var cok hosuma gitti kelimesi kelimesine aklimda diil ama yaziyorum.diyor ki: 70lerde en sevdigim seylerden biri de mektup yazma aliskanligi..smdilerde kalmadi ... gorulmuyor ama oysa cok buyuk bir kayip.insan mektup yazinca kendiyle basbasa kalir o anki duygularini kagida doker,kendini tanir... simdi herseyi biriki uyduruk mesajla hallediyorz..
sonuna kadar hakli .. ne mutluyum ki ben bu mektup yazma aliskanligini kaybetmedim
sevgili çağan ırmak'a uzun uzun ve verimli ömürler diliyorum.
diliyorum ki önceden yaptığı gibi güzel işler yapabilsin.
yapabilsin ki biz de oturup izleyelim ve gururlanalım "bu adam bizim topraklardan çıkmıştır" diye.
dilara_acemicadı
10-08-06, 00:21
ben böyle bişey görmedim ya bunedir
çemberimde gül oya mı desem
babam ve oğlum mu desem
mustafa hakkında herşey mi desem...................ne diyim mütişş biri yaaaa ne denilebilirkiiii??????????harikasınnnnnnnn ya böyle senaryolar oyuncular görmedim ben hep böyle görmek ve yeni projeler dileğiylee
bravooooooooooooooo
*AşKveGuRuR*
21-08-06, 06:28
çok ii ve başarılı bi yönetmen
başarılarının deamını dileriz
bence türkiyedeki yönetmenler arasında en başarılı olanlarından biri.şaşıfelek çıkmazında çok iyiydi asmalı konakla devleşti.her zaman izleyiciyi kalbinden vurmasını iyi biliyor.
onu cok özledik
yeni projelerin sabirsizlikla bekliyoruz
cok ciddiyim sadece türkiyenin degil dünyanin en iyi yönetmeni
tam bir sanatci ve insan gibi bir insan
bi türk olarak onun gibi bilgili güclü ve yetenkli bir türk yönetmenin olmasindan cok gurur duyuyorum
tüm dizileri muhtesemdi tüm filmleri
ama cemberimde gül oyanin ayri bi yeri var bende
seni cok seviyoruz cagan abi:happy0064
vBulletin® v3.8.0 Beta 2, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.