Tüm Versiyonu Göster : Ara


ECE...:)
24-05-07, 19:37
ARA

ARA’nın cekimleri 10 Mayis’ta basliyor. Ara,yonetmen Umit Unal’in 3. filmi. Ara, birbirini seven ama aldatan, olesiye kiranama birakamayan dort kisinin hikayesi. Gecmisleri ve calkantili iliskileri, Istanbul ve donemedikleri “memleket”leri, itiraf edemediklerisirlari ve mecburi yalanlari arasinda; alaturkave alafranga arasinda, tam manasiyla “arada” kalmis insanlarin acik uclu hikayesi. Filmin tumu tek bir apartman dairesinde geciyor.Kamera sokaga sadece bir kez, tek bir plandacikiyor. Ama daireye pek cok farkli goruntu, baska filmlerden, reklam ve dizilerden goruntuler siziyor. 10 yillik bir zamana yayilan hikaye, bugoruntulerin arasinda, zaman icinde ileri geri gidislerle anlatiliyor.Cekimler Kuledibi Kucuk Hendek Sokak’ta, Yalova Apartmani’nda yapilacak. Panasonic DVCPro HDkamerayla, high definition video cekilecek. Filmcok kucuk bir butceyle, tum calisanlarin gonullukatkisiyla, tamamen bagimsiz bir yapim olarak cekiliyor.
Yazan/Yoneten/Yapimci: Umit Unal
Oyuncular (Alfabetik Sirayla):ERDEM AKAKCE, BETUL COBANOGLU, SERHAT TUTUMLUER, SELEN UCER
Goruntu Yonetimi: Gokhan Atilmis
Muzik: Ozgur Yilmaz (Kaptanizade Ali Riza, ErikSatie)
Kurgu: Cicek Kahraman
Sanat Yonetimi: Serdar Yilmaz
Kostum: Nadide Argun

bengu_
25-05-07, 00:36
Proje cok deısık..
Serhat Bey de projenın ıcınde hayırlı olsun
Bılgı ıcın tşk. ececim

hidden girl
25-05-07, 10:54
Cenneti beklerken den sonra bu film haberi süper oldy ya..
kadroda serhat bey var ise bn senaryodan hiç şüphe etmem.gözüm kapalı alırım biletleri..kanka bak gördün mü yeni konuşulacak konu çıktı..e anladın sen onu :):):)

first lady
25-05-07, 16:27
çoooooookkkkk sevindim haberi görünce:happy0064 .serhat bey'i tekrar bi sinema filminde görmek çok hoş.umarım çok başarılı bi film olurbye

melo91
25-05-07, 18:56
Bu haberi duyduğuma çok sevindim.Serhat Beyi projede görmek çok güzel.Umarım ona yakışacak bir proje olur ki bundan hiç şüphem yok..:happy0064 :img-wink:

gizz
25-05-07, 21:09
konu güzele benziyor zaten Serhat Tutumluer oynuyosa kesin iyidir
onu yeni bir projede görmek istiyorduk zaten :)

erten07
02-06-07, 09:52
http://img74.imageshack.us/img74/9373/cf12210b7b644b4eafd86a1oj8.jpg (http://imageshack.us)
Yönetmen Ümit Ünal ile oyuncuları; (soldan sağa) Betül Çobanoğlu, Serhat Tutumluer, Selen Uçer ve Erdem Akakçe, filmin bitişini sette kutladı.

Ümit Ünal'ın 'Ara' filmi 13 günde çekildi, bitti!


Yönetmen Ümit Ünal'ın öyküsü aşk, dostluk ve ihanet üzerine gelişen yeni filmi 'Ara'; Antalya Film Festivali'nde izleyiciyle buluşacak..

Her yeni filmini heyecanla beklediğimiz senarist ve yönetmen Ümit Ünal, bu kez bizi gerçekten şaşırttı. Mayıs ayında yeni filmi için kamera arkasına geçtiği haberini aldıktan çok kısa bir süre sonra; çekimlerin tamamladığını öğrendik. Önceki akşam film setindeki küçük ve özel bir kutlamayla biraraya gelerek, eğlenen ekibin davetine katıldığımızda ise; aslında montajın da bittiğini öğrenmek büyük süpriz oldu.

ANTALYA'DA İZLENECEK
Ümit Ünal, 'Ara'yı 13 günde tamamlamış. Aslında biz 'Anlat İstanbul'dan sonra ondan İngiltere'de çekilecek ve Serra Yılmaz'ın da rol alacağı 'Sultan Mutfakta'yı beklerken, arada bu filmi yapmasının nedeni ise; tamamen bütçeyle ilgili! Ünlü yönetmen, arada boş durmamış, bir sinemacı olarak yaratma ihtiyacını; senaryosunu geçen yaz yazdığı 'Ara'yı çekmekle gidermiş. Ünal, enerjik ve neşeli bir ifadeyle filmi bu kadar kısa arada tamamlamasını da "Günlük çekimlerden sonra oturup montajladık. Genelde uzun planlardan oluştuğu için de hiç zorlanmadık" sözleriyle açıklıyor. Sabırsızlıkla bekleyenler ise filmi muhtemelen 'Antalya Film Festivali'nde izleyecek.

ARADA KALMIŞLIK HALİ
'Ara', Ümit Ünal'ın kendi parasıyla, küçük bir bütçeyle kotardığı son derece kişisel bir film. Dört ana karakterin 10 yıla yayılan dostluk ilişkileri üzerinden kişisel sorgulamalara giren ve 'arada kalmışlık' halini anlatıyor. Filmde tiyatro kökenli genç oyuncular yer alıyor. Erdem Akakçe, Betül Çobanoğlu, Serhat Tutumluer ve Selen Uçer başrolde. Tutumluer, Derviş Zaim'in 'Cenneti Beklerken' filmindeki 'Eflatun' rolüyle de sinemada öne çıkmıştı. Yine tiyatro sahnelerineki başarısıyla konuşulan Akakçe ve Uçer ise iki ayrı karakteri canlandırıyor.

'Ara'nın tamamı, Kuledi-bi'ndeki 80 metrekarelik kü-çük bir apartman dairesindeçekilmiş. Yani dijital çekilenfilm; yine dar alanda geniş vemühim mevzulara el atacak.

YER VE DURUŞ ARAYIŞI
Türkiye'nin son 20 yıldakikültürel ve ekonomik çalkan-tıları arasında, kendine yerve duruş arayan insanlarınanlatıldığı film; belli ki sınıfatlarken ayağımızın nasıl ta-kıldığı üzerine bir çalışma. Ünal, aşk, dostluk ve iha-net yani ilişkiler yumağı üze-rine gelişen öyküyü; "Sonuç-ta dört karakterin yavaş ya-vaş çözülmesi" olarak özetli-yor ve işin ironisini de vurgu-luyor: "En baştan kendi ara-larında konuştukları ve sakın-dıkları üzere, sonuçta başları-na gelebilecek en korkunçşeyleri yaşıyorlar."

hidden girl
02-06-07, 13:51
Arkadaşlar film ne zaman vizyonda haberi olan var mı??

erten07 haberi paylaştığın için teşekkürler.:good:

kurk mantolu...
02-06-07, 14:26
Sınıf atlarken ruhumuz sınıfta kalıyor!

Sınıf atlarken ruhumuz sınıfta kalıyor!
Ümit Ünal'ın 'Ara' adlı filminin çekimleri Kuledibi'ndeki bir apartman dairesinde yapılıyor. Ve tüm film bu apartman dairesinde geçiyor.
Türk sinemasında çekim sezonunu Ümit Ünal 'Ara' filmiyle açtı. Ünal, dört kişinin 10 yıla yayılan ilişkisi üzerinden birden zengileşen ve sonra da manevi olarak boşluğa düşen insanların ruhlarına bakıyor. Filmde Erdem Akakçe, Betül Çobanoğlu, Serhat Tutumluer ve Selen Uçer başrolde


Türk sineması hareketli bir sezonun ardından hiç dinlenmeden yeni sezona hazırlanıyor. Sinemacılar yavaş yavaş mutfağa girmeye başladı. Şimdilik mutfaktan ilk çıkan, senarist-yönetmen Ümit Ünal gibi gözüküyor. Çünkü Ünal, 10 Mayıs'ta 'Ara' filmi için kurduğu setle sezonu açtı; çekimler bitmek üzere.
Kuledibi'nde, bir apartman dairesindeyiz. Çok büyük değil 70-80 metrekarelik bir dairede yapılıyor çekimler. Bütün film de bu dairede geçiyor. Ünal birbirlerini seven ama aldatan, ölesiye kıran ama bırakamayan dört kişinin hikâyesini anlatacak 'Ara'da. Bu dört kişiyi de Erdem Akakçe, Betül Çobanoğlu, Serhat Tutumluer ve Selen Uçer canlandırıyor.
Aslında biz Ünal'dan Serra Yılmaz'ın rol alacağı İngiltere'de çekilmesi planlanan 'Sultan Mutfakta' filmini bekliyorduk. 'Para bulamadım' demesi her şeyi açıklıyor. Ama ne gam! Senarist olarak geçen yaz kaleme aldığı daha kolay çekilebilecek bir film projesini, yani 'Ara'yı araya almış Ünal.
Film çekim süreci dışardan bakıldığı zaman çok zahmetli gözükür. Yoğun tempo gerektirir. Ama çoğu yönetmen en çok da bu süreçten keyif aldığını söyler. Nitekim, Ümit Ünal'da da bir keyif hali var; sakal kesilmiş, gözlerinin içi gülüyor.
Sette İstanbul Film Festivali'nin eski yönetmeni Hülya Uçansu da var. O da bizim gibi ziyarete gelmiş. Ünal'la konuşuyorlar. Film çekmenin ne zor bir iş olduğunu, çocuk dünyaya getirmeye benzediğini söylüyor: "İkisinde de ortaya ne çıkacağını bilemiyorsun."
Yavaş yavaş set yeni sahnenin hazırlıklarına başlıyor. Bu sırada erik ve kiraz ikram ediyorlar bize. Sete girmemize yardımcı olan Atlantik Film'den yapımcı Gülin Üstün de 'Beş Vakit'in Tribeca Film Festivali'nde gösterilmesi nedeniyle New York'tan yeni gelmiş. 'Ara'nın gönüllü destekçilerinden. Kirazları yerken hemen Robert De Niro'yu soruyoruz 'nasıl biri' diye. "Canlandırdığı hiç bir karaktere benzemiyor, oldukça mütevazı" diyor. Akla Harvey Keitel geliyor mütevazı deyince. Üstün de birlikte davete geldiklerini, yakın arkadaş olduklarını anlatıyor.
Biz, De Niro dedikodusu yaparken Serhat Tutumluer ile Betül Çobanoğlu içerdeki odada senaryo provası yapıyor. Biraz sonraki sahne onların. Hararetli bir tartışma öncesi gergin bir sahne çekilecek.
Fırsat bilip Ünal'la konuşuyoruz. Tek mekânda geçen filmlerin bıçak sırtı bir durumu vardır. Eğer ipin ucunu kaçırırsanız sıkıcı bir filmle seyirciyi baş başa bırakabilirsiniz. Ünal '9'da bu konuda ne kadar başarılı olduğunu göstermişti bize. Referansı sağlam yani! Nitekim, Ünal da film boyunca seyircinin dikkatini canlı tutmaya özel önem veriyor. Filmdeki dört karakterin de bir şekilde 'arada kalmış' insanlar olduğunu söylemesiyle dönüp oyunculara soruyoruz: 'nasıl bir arada kalmışlık izleyeceğiz?'
Erdem Akakçe rolünü anlatıyor: 'Ender çok zengin bir insan olsa bile küçükken çok sıkıntı çekmiş ve dolayısıyla bunun getirdiği bir doyumsuzluk var'. İtibar gören bir fiziği olmasa da (kısa boylu, şişman), çapkın bir
adam olduğunu anlatıp bir nevi sonradan görmelerin yaşadıkları türden bir 'arada kalmışlıktan' bahsediyor.
Selen Uçer 'Gül, Ender'in tam zıttı bir karakter' diyerek başlıyor anlatmaya karakterini. "Rahat bir ailede büyümüş. Annesi Fransız. Ama annesiyle ve babasıyla iyi bir ilişki kuramamış. Babaannesinin yanında büyümüş, aslında bu evin sahibi olmasına rağmen bir türlü sahiplenemiyor. Kendini ailesine, Türkiye'ye, Fransa'ya ait hissedemiyor. Onun arada kalmışlığı da böyle."
Serhat Tutumluer Veli'yi canlandırıyor. Ender'in küçüklükten arkadaşı olan Veli, onun gibi zengin.
Onun özelliği ilişkilerde hep denge kurmaya çalışması. Betül Çobanoğlu ise Selda rolünde. "En şirin karakter benim" demekle yetiniyor.

'Rahatsız edici bir film olacak'
Ünal'ın temel derdi birden zenginleşen ve sonra da boşluğa düşen insanların ruhlarına bakmak. "Türkiye'de son 20 yılda insanlar acayip bir sınıf atladı" diyerek söze giriyor: "Bir dönem herkes yoksuldu. Şehirde Mercedes'e üç beş kişi binerdi. Şimdi herkes zengin gibi. Ama aslında bu yalancı bir durum. Şimdilerde 40 yaşlarında olan pek çok insan ciddi manevi boşluklar içerisinde."
Tabii dört karakter arasında Ünal taraf tutmadığını objektif yaklaştığını söylüyor. Tutumluer "Biz burada sakin sakin çalışıyoruz ama seyirciler açısından rahatsız edici bir film olacak. Bir şekilde izleyen hayatından bir şey bulacak" diyor.
Şimdiye kadar incelikli işlere imza atan Ünal'ın setinden umutlu ayrılıyoruz. Ünal'ın bizi yine bir şekilde şaşırtacağını biliyoruz. Bu arada filmi ne zaman göreceğiz derseniz. Prömiyerinin Antalya'da yapılması planlanıyor.

küçük bir resim
http://img166.imageshack.us/img166/4105/nalukg1.gif

_Jade_
03-06-07, 13:02
çok farklı bi proje olacak gibi görünüyo...
ama Serhat Beyin yine harikalar yaratacağından eminim...
çekimler de tamamlanmış bize de heyecanla beklemek kalıyor....

sevgi86
18-07-07, 15:27
film izleyiciyle ne zaman buluşacak acaba bilgisi olan var mı?

bu arada filmin fragmanından çektiğim resimleri paylaşayım sizinle

http://img252.imageshack.us/img252/7013/serarapx3.jpg


http://img466.imageshack.us/img466/1648/serara2pe5.jpg

_Jade_
22-07-07, 20:33
sevgili berrinin Serhat Tutumluer başlığına eklediği resimler :img-wink:

http://img102.imageshack.us/img102/1706/ara1qr61zs1.jpg

http://img102.imageshack.us/img102/8900/ara2jv51ju0.jpg

http://img123.imageshack.us/img123/2714/ara3lq41bb6.jpg

http://img266.imageshack.us/img266/1623/ara4od11ih6.jpg

http://img266.imageshack.us/img266/9341/ara7ci11rd5.jpg

berrin
22-07-07, 22:14
Sevgili _Jade_, senin için iki resim daha :img-wink:

http://img20.imageshack.us/img20/7784/aracast2ew7.jpg (http://imageshack.us)

Bu da küçük bir resim:

http://img122.imageshack.us/img122/9321/ara1yn5.jpg (http://imageshack.us)

berrin
23-07-07, 14:17
Türkiye’de Bütünüyle Hard Diske Çekilen
İlk Uzun Metrajlı Film “Ara” Oldu


--------------------------------------------------------------------------
Uzun yıllardır Türk sinemasında özgün senaryoları ve filmleriyle çalışmalarını sürdüren, ilk kez video ile çekilip 35 mm filme basılan filmi gerçekleştiren Ümit Ünal ile yeni filmi “Ara” üzerine konuştuk.

--------------------------------------------------------------------------

Ümit Ünal’ı tanıyabilir miyiz?
1965 doğumluyum. İzmir, 9 Eylül Üniversitesi GSF Sinema Bölümü mezunuyum. Sinemaya senaryo yazarı olarak başladım. İlk senaryom “Teyzem” 1986 yılında Halit Refiğ tarafından çekildi. Sonra “Milyarder”, “Hayallerim, Aşkım ve Sen” vb. 8 senaryom daha filme çekildi.

Uzun bir dönem reklam yazarlığı yaptım, 1996’da reklam filmleri çekmeye başladım. 2001 yılında ilk uzun metrajlı filmim olan “9”u çektim. 2004’te “Anlat Istanbul” adlı senaryomu 5 farklı yönetmenle birlikte yönettik. “Ara” yönetmen olarak 3. uzun metrajlı filmim. Yazdığım ve çektiğim filmlerin çoğu Türkiye’de ve uluslararası kimi festivallerde çeşitli ödüller aldı.

http://img504.imageshack.us/img504/6531/soylesi42dsc00563lu4.jpg (http://imageshack.us)

Gerçekleştirdiğiniz son çalışmanız hakkında bilgi alabilir miyiz?
“Ara” bir tek mekan hikayesi. Filmin bütünü bir tek apartman dairesinde geçiyor. 10 yıllık bir süre içinde boş bir apartman dairesinde buluşan, kavga eden, sevişen, birbirini ölesiye kıran ama ayrılamayan 4 kişinin karmaşık aşk ilişkilerini izliyoruz. Başrollerde Erdem Akakçe, Betül Çobanoğlu, Serhat Tutumluer ve Selen Üçer var. Senaryo her zamanki gibi bana ait. Filmin çekimleri 14 gün gibi çok kısa bir sürede bitirildi. Oyuncusundan teknik kadroya, tümüyle gönüllü olarak çalışan bir ekip yer aldı. Filmi çabuk bitirebilmemizin sebeplerinden biri, çok planlı ve ön çalışması, provaları iyi yapılmış bir film olmasıydı. Ama ikinci önemli sebep filmi video çekmemiz oldu sanırım.

Filmde kullandığınız teknik altyapıyı seçerken nelere dikkat ettiniz? Kullandığınız ekipmanları ve eğer öne çıkan özellikleri varsa onları öğrenebilir miyiz?
Filmi Başarı Elektronik’in desteğiyle, Panasonic AG-HVX200 kamera ile çektik. Sanırım Türkiye’de bütünüyle hard diske çekilen ilk uzun metrajlı film “Ara” oldu. Kullandığımız kamera, bana bir kısa filmci arkadaş tarafından tavsiye edilmişti. Sinema filmi renklerine ve dokusuna en yakın görüntüyü bu kamerayla alacağımı gördüm.

http://img504.imageshack.us/img504/4783/soylesi42dsc00775xx8.jpg (http://imageshack.us)

Uzun metraj filmi videoyla çekmek, filmin ilk maliyetinde önemli bir tutarı ortadan kaldırıyor, bunun dışında kullanımı 35 mm kameraya göre çok daha pratik, daha az ışıkla, çok daha esnek bir çalışma olanağı sağlıyor. 35 mm çekseydik, filmi 14 günde çekmemiz çok zor olurdu. Burada tabii en önemli mesele, videoyu, video ışığını, videodan 35 mm’ye aktarma koşullarını bilen bir görüntü yönetmeniyle çalışmak. Ben de bu konuda çok deneyimli biri olan Gökhan Atılmış ile çalıştım. Çıkan filmin görüntü kalitesinden çok memnunum.

Çekimler bitti mi? Kurgu aşamasının teknik ayrıntıları hakkında bilgi alabilir miyiz?
Çekimler dediğim gibi bitti, bugünlerde Avid üzererinde kurgu ile meşgulüz. Kurguyu doğrudan online görüntüyle yapıyoruz. Filmin kurgusu bittiğinde ses işlemleri ve 35 mm filme aktarımı yapılacak.

http://img165.imageshack.us/img165/345/soylesi42dsc01685hi1.jpg (http://imageshack.us)

Filmin bütçesi, sponsorluk ve gösterime girişi hakkında neler söylemek istersiniz?
Yukarda bahsettiğim gibi “Ara” çok çok küçük bir bütçeyle çekildi. Benim daha önceki filmim 9 gibi ticari sinemanın koşulları içinde yapılması zor bir senaryoydu. Filmin yapımcılığını da kendim üstlendim. Ama bu tür ayrıksı filmler de sinema çalışanlarına ayrı bir heyecan veriyor, her zamankinden farklı daha özgür bir iş yapmak teknik ekibinden oyuncusuna herkesi heyecanlandırıyor. Sonuçta festivallerde ödül alan, dikkat çeken işler de hep aslında bu tür filmler arasından çıkıyor. Filmde yer alan herkes, oyuncular dahil, ücretsiz olarak, sadece senaryoyu beğenip heyecan duydukları için gelip çalıştılar. Örneğin ışık şirketimiz filme tüm malzemeyi ücretsiz verdi. Kamerayı da Başarı Elektronik’in sponsorluğuyla aldık. Filmin gösterim tarihi henüz belirlenmedi. Herşeyiyle bittiği zaman dağıtımcı şirketlerle görüşeceğim. Ama ilk hedefim Antalya Film Festivali sırasında ilk gösterimini yapmak.

http://img259.imageshack.us/img259/580/soylesi42dsc0269in7.jpg (http://imageshack.us) http://img504.imageshack.us/img504/6601/soylesi42dsc0300wv6.jpg (http://imageshack.us)

Ülkemiz sinema sektöründeki teknik işleyiş ve güncel teknolojiyi kullanım anlamında durum nedir, yaşanan sıkıntılar var mı?
Ben hem konu, hem anlatım açısından yeni şeyler denemeyi seven bir yönetmenim. Bu teknik açıdan da böyle. İlk filmim “9” Türkiye’de ilk kez video ile çekilip 35 mm filme basılan filmdi. Bizim sinemamızda teknik konularda biraz tutuculuk vardır. Fakat “9”un ardından video çekilen bir filmin de gayet güzel olabileceği görüldü ve pek çok güzel örnek çekildi. Türkiye’de reklam sektörünün etkisiyle çok iyi bir teknik altyapı var, dünya çapında teknik yeterliğe sahip stüdyolarımız var. Türkiye’de temel sıkıntı teknik olmaktan çok yaratıcılık ve işin ticaretini yapan insanların dar kafalılığı. Ama yavaş yavaş o da değişiyor.

http://img410.imageshack.us/img410/1760/soylesi42dsc0305bs2.jpg (http://imageshack.us)


Ufukta yeni çalışmalar olacak mı?
Şu an elimde iki senaryom daha var. Biri yurt dışında geçen bir hikaye, 3-4 senedir bu film için finans bulmaya çalışıyorum. Diğeri geçen yaz bir arkadaşımla ortak yazdığım bir aşk filmi. İkisiyle de ilgili görüşmeler yapmaya devam ediyorum.

Kaynak:Broadcasterinfo - Sayı: 42 - Haziran 2007

_Jade_
23-07-07, 19:44
Sevgili _Jade_, senin için iki resim daha :img-wink:


çok teşekkürler berrin abla resimler için...:happy0064
ayrıca röportaj için de çok teşekkürler emeğine sağlık...:img-wink:

berrin
05-08-07, 22:01
Ünal’dan Kısa Bir Ara

Türk Sinemasının son 20 yılında çeşitli açılardan önemli bir yeri olan Teyzem, Hayallerim Aşkım ve Sen, Piano Piano Bacaksız, Berlin in Berlin ve Amerikalı gibi filmlerin senaryo yazarı Ümit Ünal, bundan beş sene kadar önce ilk yönetmenlik deneyimini 9la büyük alkış toplamıştı.Hemen ardından beş masalımsı hikayeyi içlerinde kendisinin de olduğu beş ayrı yönetmenin ellerine teslim ettiği ve ortaya 9 kadar “bol övgülü” Anlat İstanbul çıktı.Ünal şimdi bir hayli düşük bütçeyle çektiği üçüncü filmini Ara’da geçmiş ve gelecek arasında gidip gelen, bol flashback’li bir öyküye soyunuyor. Filmi Antalya Film Festivali’ne hazırlanıyor.”Türkiye,” diyor Ünal, “son 20-30 yıl içinde bir sınıf atlaması yaşadı. Çocukluğumuzun yoksul, mütevazı ülkesi bir hatıra artık.”
Bu hatıradan yola çıkmış olsa gerek, filmin tümünü İstanbul Kuledibi’ndeki tarihi bir apartmanda çekti yönetmen. 10 yıllık bir zamana yayılan hikaye birbirini seven ama aldatan, ölesiye kıran ama bırakmayan dört kişiyi konu alıyor. Filmin kahramanları son yıllarda sinemamızda görmeye alışığımız ‘Beyaz Türkler’:”Zaman, ‘iyi yaşamak’, ‘yırtmak’ isteyen ve bunun için her türlü arsızlığı yapabilecek insanların zamanı,” diyor Ünal. “Ben yırtmış, iyi bir yaşam standardına kavuşmuş ama ciddi bir manevi boşluğa düşmüş bir grup insanın hikayesini anlatmaya çalıştım. Hiçbir zaman istedikleri kadar beyaz olmayacak ‘BeyazTürkler’in kara hikayesini... “Bu satırlar yazılırken her şey bitmiş, kopyalar basılmayı bekliyordu. Unutmadan, filmin dört oyuncusu tiyatro kökenli isimler: Erdem Akakçe (Zincirbozan), Betül Çobanoğlu, Serhat Tutumluer(Cenneti Beklerken), Selen Uçer(Anlat İstanbul)...

Kaynak: Empire Dergisi – Temmuz Sayısı

erten07
09-08-07, 20:53
yönetmen Ümit Ünal: "ara" 1996 da başlıyor, 2006 ya kadar geçen sürede bir odada 4 kişinin ilişkilerini işliyor.
karakterlerin hepsi arada kalmış insanlar, kimliklerini bulamamış insanlar.
bir türlü manevi boşluk içerisindeler, o boşluğu başka şeylerle doldurmaya çalışıyorlar.
ilişkiler içerisinde birbirimizi nasıl yok ediyoruz, nasıl öldürüyoruz

http://img410.imageshack.us/img410/2600/mitnal1la9.jpg (http://imageshack.us)

http://img62.imageshack.us/img62/8108/ara1by3.jpg (http://imageshack.us)

http://img62.imageshack.us/img62/9968/ara2db1.jpg (http://imageshack.us)

berrin
23-08-07, 08:16
Ümit Ünal'ın 20.08.2007 tarihli Milliyet İnsankaynakları gazetesindeki röportajından :
Alıntıdır:

...
Son filminiz ‘Ara’dan bahseder misiniz?

‘Ara’ çok küçük bir proje; bir evin içinde geçiyor. Tabii küçük proje diye bir şey yok, her an her şey aksayabilir, yüzlerce ayrıntı var. Filmi iki haftada, küçük ama çok iyi bir ekiple çektik, para almadan çalıştılar. Normalde bir filmi iki haftada çekmeye imkân yok ama beş ay öncesinden oyuncularla sürekli prova yaptık. Kameraman Gökhan Atılmış’la planları önceden konuştuk, çok iyi hazırlanarak ilerledik. ‘Ara’ sert bir film oldu. ‘9’da ve bu filmde aklımda seyirci fazla yoktu. Daha çok kafamdakini bir an önce filme geçirme derdindeydim. İkisinde de beklediğimden sert ve acıklı bir film çıktı ortaya. Ama son yıllarda çok büyük bir içeriksizleşme var sinemada; çoğu insan bir şey söylemeden film yapıyor ya da söyledikleri filmler bir şey demiyor. Ben biraz daha içerikten yola çıkarak ilerlemeye çalışıyorum. Anlatmaya çalıştığım şeyin de filmde geçtiğini hissettim.

Filmlerinize ‘Bağımsız film’ denebilir mi?

Sinemayı yöneten büyük stüdyolar, şirketler olmadığı için Türkiye’de nerdeyse her film bağımsız. Asıl bağımsızlık, zihniyet bağımsızlığı. Kısa film yapan genç yönetmenler var, aslında çok da bağımlılar; kendilerini bir uzun metrajcı olarak göstermeye ya da klip, dizi çekebileceklerini kanıtlamaya çalışıyorlar. Kısa film yapıyorlar ama, hâlâ özgür değiller. ‘Ara’ bağımsız bir film. Televizyonda veya sinemada daha önce ya da şu an söylenmemiş olanı söylemeye çalışıyorum.
...
Bundan sonra neler yapacaksınız? Reklam, senaristlik, yönetmenlik, yazarlık...
Reklam tabii ki devam edecek, asıl para kazanma işim o olduğu için. Uzun metrajdan para kazanmıyorum, tam tersi harcıyorum. Reklamdan kazandığım parayı en son ‘Ara’ filmine harcadım. 3-4 senedir elimde sürünen bir kitap var, çok yavaş yazdığım bir roman, bu sene biteceğini zannetmiyorum. Sinemaya çok fazla enerji verdiğim için edebiyat kenarda kaldı ama bazı fikirler film olamıyor, onları roman olarak yazmaya çalışıyorum. ‘Ara’, Eylül sonu tümüyle bitmiş olacak. Sırada 4 senedir uğraştığım Sultan Mutfakta filmi var. İngiltere’de yaşayan bir Türk kadınının hikâyesi, yavaş yavaş seri katil oluyor. Başrolü Serra Yılmaz oynayacak. Film boyunca sürekli yemek tarifleri veriyoruz; tandır, sarma, mantı, baklava tarifleri ama cinayetlerle iç içe geçiyor.

berrin
30-09-07, 14:03
Ümit Ünal Altın Portakal için ağır konuştu

Yönetmen Ümit Ünal, son filmi 'Ara'nın yarışmaya girememesi üzerine bugünkü yapısı sürdüğü sürece Antalya Festivali çatısı altında olmayacağını söyledi. FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

29/09/2007

İSTANBUL - 19-28 Ekim tarihlerinde yapılacak 44. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin yarışma filmleri listesi açıklanır açıklanmaz tartışmaları da beraberinde getirdi. '9' adlı filmle dikkat çeken ve İstanbul Film Festivali (en iyi film) başta olmak üzere pek çok festivalde ödül kazanan Ümit Ünal, yeni filmi 'Ara'nın yarışmaya seçilmemesi üzerine festivali ağır dille eleştirdi. Ünal, festival başkanı Engin Yiğitgil'e de gönderdiği yazılı açıklamada 'sözde objektiflik' adına ön jürideki isimlerinin gizli tutulmasını eleştirerek bundan sonra festivale katılmayacağını vurguladı.
Ünal, açıklamasında "Bugün filmim 'Ara'nın Antalya Festivali'ne kabul edilmediğini öğrendim. Festivalin bu derece gelişme göstermesinden duyduğum sevinci belirteyim. Tevazuyu bir an için bir kenara bırakırsam bu ülkenin en özgün sinema yaratıcılarından biri ve katıldığı her festivalden mutlaka ödüllerle dönmüş biri olarak benim filmimi reddediyor olmanız festivalinizin çıtasının hayli yükseldiğini gösteriyor. Kim olduklarını kimsenin bilmediği (isimleri de oyları gibi gizli anlaşılan) ön seçici kurulunuzu da bu vesileyle tebrik etmek isterim. Umarım festivaliniz gelişimine aynı doğrultuda devam eder ve daha da büyür, güzelleşir. Ancak ben festivalinizin gelecek başarılarını paylaşamayacağım. Bugüne kadar yönettiğim filmler başka festivallerde ödül aldığı için Antalya'da yarışmaya hiç katılamamıştım, bundan sonraki Antalya festivallerine de, kendi irademle katılmayacağım. Ümit Ünal'ın yazdığı/yönettiği herhangi bir film bugünkü yapısı sürdüğü sürece Antalya Festivali çatısı altında asla olmayacak" ifadelerine yer verdi.
Real'in sponsorluğunda düzenlenen Altın Portakal'da yarışacak filmler 'Adem'in Trenleri' (Barış Pirhasan), Oscar'da Almanya'yı temsil edecek 'Yaşamın Kıyısında' (Fatih Akın), 'İyi Seneler Londra' (Berkun Oya), 'Janjan' (Aydın Sayman), 'Mutluluk' (Abdullah Oğuz), 'Mülteci' (Reis çelik), 'Münferit' (Dersu Yavuz Altun), 'Rıza' (Tayfun Pirselimoğlu), 'Saklı Yüzler' (Handan İpekçi) 'Sis ve Gece' (Turgut Yasalar), 'Yumurta' (Semih Kaplanoğlu) ve 'Zeynep'in Sekiz Günü' (Cemal Şan) olarak belirlenmişti. Ön jürinin başka hangi filmleri elediği 'objektiflik' prensibi yüzünden açıklanmazken sinema çevrelerinde yarışma için 30'un üzerinde filmin başvurduğu konuşuluyor. Öte yandan yarışma filmlerin sayısının da neden 11 ile sınırlı tutulduğu da bilinmiyor. Altın Portakal'ın her zaman örnek aldığı vurgulanan Cannes, Venedik, Berlin gibi festivallerde ana yarışmada 20'nin üzerinde film yer alıyor. (Kültür Sanat)

Kaynak:Radikal Gazetesi

berrin
30-09-07, 14:05
Ali Özgentürk sinema dünyasını Ümit Ünal'a desteğe çağırıyor

Ali Özgentürk, "Ön jürinin gizli tutulması demokratik değil" diyor.

30/09/2007

İSTANBUL - Yeni filmi 'Ara'nın, adı açıklanmayan ön jüri tarafından yarışmaya seçilmemesi üzerine Altın Portakal Film Festivali'ni eleştirerek bir daha festivale katılmayacağını açıklayan Ümit Ünal'a yönetmen Ali Özgentürk'ten destek geldi. Radikal'i telefonla arayan 'Hazal', 'At', 'Bekçi Murtaza', 'Balalayka' gibi önemli filmlerin yönetmeni Ali Özgentürk, "Öncelikle şunu belirteyim. Benim bu yıl filmim yok, festivale katılmıyorum ama Ümit Ünal'ın açıklamalarını Radikal'de okudum. Onu destekliyorum ve Antalya Festivali'ne filmleri seçilmiş bütün yönetmenleri, bütün sinema derneklerini Ümit Ünal'ı desteklemeye davet ediyorum" dedi.


'Bütün filmler gösterilmeli'
11 milyonluk Yunanistan'da bile yılda yaklaşık 60 filmin çekildiğini hatırlatan Özgentürk, "Biz 30 filmi fazla zannediyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde, bir ülkede 30 film çekiliyorsa bunlar ulusal bir festivalde önseçime tabi tutulamaz. Filmleri eleyerek yeni sinemacıların gelişimini köstekliyorlar. İlk filmlerin yer aldığı bir yarışma kategorisi yaparsın ve 30 film de gösterilir, tartışılır, güzel bir ortam oluşur. Festival budur. Ama bizimkisi şov. Kendini Cannes'a benzeten bu festival sömürge olan bir ülkenin festivalini andırmakta. Çünkü onlara göre Coppola'nın gelişi Türk sinemasından daha önemli. Elbette Coppola'nın getirilmesi başarı. Ama aynı zamanda Türk sinemasını izlemesi, sinemacılarla diyalog kurması açısından önemli. Yoksa 'Döner kebab çok güzel, deniz çok güzel. Hiç Türk filmi izlemedim ama Türk filmleri çok güzel!' demesi için değil" diye konuştu.
Altın Portakal'ın son birkaç yıldır Türk sinemasını bir figüran gibi kullandığını söyleyen Özgentürk şöyle devam ediyor: "Büyük bir para ödülü vermek yeterli değildir. Bizim filmlerimizin doğru zemin bulması, etkili bir ortam yaratılması daha önemlidir. Ayrıca ön jürinin gizli tutulması da demokratik bir tutum değil. Cannes diyorlar. Nereden Cannes oluyorsun, haddini bil, ulusal bir festivalsin sen. Altın Portakal'ın bu yapısı değişmedikçe ben de filmlerimle festivalde yer almayacağım." (Kültür Sanat)

Kaynak:Radikal Gazetesi

_Jade_
04-10-07, 17:50
berrin ablacım haber için çok teşekkürler öncelikle..
Festivale katılcak filmler arasında Ara'yı göremeyince merak etmiştim..İlgili bi haber de bulamamıştım..:icon_sorr Filmin yarışamaya seçilememesi oldukça ilginç!!..:icon_whis
umarım vizyona giriş tarihi çok uzak değildir..Merakla bu filmi bekliyorum..:img-wink:

berrin
04-10-07, 22:27
Altın Portakal Jürisine açık mektup

Ümit Ünal filmi 'Ara'nın Altınportakal Film Festivali'ne seçilmemesi sonucu başlıyan polemiğe yeni bir hamleyle hız verdi. Festival jüri üyelerine açık bir mektup yazarak çağrıda bulundu. İşte o mektup...

44. Altın Portakal Film Festivali Jüri üyelerine açık mektup:

Sayın jüri üyeleri,

Festivalinizde yarışmak üzere başvuran ARA adlı filmim kimlikleri, sayıları, kriterleri, filmleri nasıl değerlendirdikleri gizli tutulan bir 'ön jüri' tarafindan yine gizli tutulan bir gerekçeyle ve yine gizli tutulan 20 küsur filmle birlikte elendi.

Basında ve TV'de yaptığım açık itirazlar sonucu çıka çıka karşımıza eleştirmen Atilla Dorsay çıkarıldı. Gizli isimlerden biri oymuş. Kendisine neden jurinin başvuru öncesi açıklanmadığı, gizli tutulduğu sorulduğunda Dorsay dünyanın her festivalinde, mesela Cannes'da da ön eleme olduğu cevabını verdi.

Sorunun cevabı bu değil. Her festivalde ön eleme vardır ama ismi belirli kişiler festivalleri yönetir ve seçimleri yaparlar. Filminizi yollarken kime yolladığınızı bilir, karanlık bir kuyuya atar gibi başvuru yapmazsınız.

Dorsay belli bir sinema anlayışını temsil eden, çoğu zaman o anlayışla da tutarlı olmayacak şeyler yazan bir eleştirmen. Yazdıklarının çoğunu en hafifinden hicap duyarak okurum ve eğer bu yarışmanın 'ön' jürisinde Dorsay'ın temsil ettiği anlayışın olduğunu bilseydim filmimi asla yollamazdım. Antalya, Sayin Dorsay'ı 'baş danışman' olarak haketmek için ne yaptığını kendi bilir.

Sayin jüri üyeleri, ben filmimi size yolladım. Sizin değerlendirmenize sundum. Fakat arada, tamamen karanlıkta, o ana kadar orada olduklarını bilmediğim bir takım insanlar filmimi el çabukluğu marifet kaybettiler ve size ulaşmasını engellediler. Böyle bir şey olur mu?

Elenen diğer 20 filme kefil olamam. Hangi filmler olduklarını bilmiyorum. Ama ne ben ne de filmim bu uygulamaya layik değiliz, onu biliyorum.

Yaptigim bütün itirazlar, Tursak tarafında Dorsay'ın temsil ettiği korkunç bir pişkinlikle karşılanıyor. Beni filmi beğenilmediği için mızıkçılık yapan kaprisli sanatçı konumunda göstermek istiyorlar. Ön jürinin bilindiğini söylüyorlar, 'bilmiyorsa onun suçu' diyorlar. Göz göre göre bu festivali yapacaklar, yüklü para ödülleri dağıtacaklar ve içleri rahat edebilecek.

Sizin edecek mi sayın jüri üyeleri? Benim bu adamların hepsini 'ilahi adalet'e havale etmekten ve derdime yanmaktan başka yapacak bir şeyim yok. Ama şu an bu gidişe dur diyebilecek tek yetkili sizsiniz. Tüm filmleri görmek ve kendi değerlendirmenizi yapmak istemeyecek misiniz? Dorsay'ın temsil ettiği sinema anlayışının festivali ve jurinizi rehin almasına izin verecek misiniz? Bu konuda merakınız, değistirme çabanız, ısrarınız olacak mı?

Ben filmimin kurban edilmesine kızgınım evet ama koskoca Altın Portakal'ın hala bu pişkin, 'ben yaptım oldu'cu anlayışın elinde oyuncak olabilmesine daha çok kızgınım. Bu festival bu haliyle yapılırsa bence büyük bir zan altında, büyük bir haksızlığın gölgesinde yapılacak. Sizin de içinde olduğunuz Türk Sineması'na bir hakaret olacak.

Bu noktada son sozu sizlere bırakıyorum, bir daha bu konuda söz almayacağım. Saygılarımla.


Umit Unal

Kaynak:Star Gazetesi

berrin
04-10-07, 22:31
...

Altın Portakal başlamadan ilk polemik

Malum, Altın Portakal demek biraz da polemik demek. Artık bu duruma alışıldı neredeyse.

Lakin bu kez erken başladı polemikler. Hadise şu: Yönetmen Ümit Ünal yeni filmi "Ara"nın Ulusal Film Yarışması’na alınmamasına itiraz ediyor.

Diyor ki Ünal, "Kim olduklarını bilmediğim bir festival ön jürisi var. Onlar başvuran filmleri eliyomuş. Oysa böyle bir lüksümüz yok. Altın Portakal üretilen her filme destek olmak zorunda".

Peki neden eliyor filmleri festival ön jürisi?

Çünkü yarışmaya başvuran film çokmuş ve film sayısını 12’ye indirmek için (her yıl yarışan film sayısı o kadar) böyle bir ön jüri oluşturulmuş.

İyi de Altın Portakal, Cannes ya da Berlin değil ki?

Oraya yüzlerce film başvuruyor, elemekte haklılar. Ki eledikleri halde en az yirmi film yarışıyor o festivallerde.

Peki Altın Portakal niye 12 filmle sınırlı?

Madem başvuran film 30’un üzerinde, o zaman yarışacak film sayısı neden artırılmıyor? Kanun mu var bu konuda?

Öte yandan hakikaten bu ön jüri neden gizli? "Birbirlerinden haberdar olmasınlar" demek nasıl bir mantık?

Bu camia üç aşağı beş yukarı aynı isimlerden ibaret, herkes eminim haberdar birbirinden. Ki Atilla Dorsay ön jüride olduğunu söyledi NTV’de, "Bir sinema yazarı arkadaşım da var, gerisini bilmiyorum" dedi üstelik.

Altın Portakal yine çok tartışmalı başladı kısacası...

Kaynak:Hürriyet-Kelebek - Onur Baştürk

erten07
08-10-07, 20:32
http://img146.imageshack.us/img146/8480/araa1mt8.jpg (http://imageshack.us)

http://img146.imageshack.us/img146/1810/araa2ut8.jpg (http://imageshack.us)

http://img204.imageshack.us/img204/1814/araa3sg6.jpg (http://imageshack.us)

http://img204.imageshack.us/img204/3829/araa4ez0.jpg (http://imageshack.us)

http://img204.imageshack.us/img204/9439/araa5hg8.jpg (http://imageshack.us)

pelin-ce
02-11-07, 14:39
Ya hala belli değilmi filmin vizyona giriş tarihi?
Bilgisi olan varsa paylaşabilir mi lütfen...:icon_whis

ecr
28-11-07, 12:52
http://i227.photobucket.com/albums/dd29/ecr1990/aras-b.jpg
Bir Ümit Ünal Filmi

Ümit Ünal'ın yeni filmini merakla bekliyoruz... Usta yönetmenin yeni filmi Ara önümzüdeki aylarda vizyon izleyicisi ile buluşuyor...

(28 Kasım 2007) Ümit Ünal’ın yönettiği ve Erdem Akakçe, Betul Çobanoğlu, Serhat Tutumluer ile Selen Üçer’in oynadığı Ara, önümüzdeki aylarda Ümit Ünal tarafından vizyona çıkarılıyor.

"Birbirini seven ama aldatan, ölesiye kıran ama bırakamayan dört kişinin hikâyesini anlatıyor film.

Geçmişleri ve çalkantılı ilişkileri, İstanbul ve dönemedikleri “memleket”leri, itiraf edemedikleri sırları ve mecburi yalanları arasında, alaturka ve alafranga arasında, tam manasıyla “arada” kalmış insanların açık uçlu hikâyesi."

Görüntüler, Gökhan Atılmış'a; kurgu, Çiçek Kahraman'a; müzikler ise Özgür Yılmaz'a ait.

Beyazperde

gormlaith
21-12-07, 23:55
SERHAT TUTUMLUER
http://img149.imageshack.us/img149/7843/n67013024518756845044de9.jpg


SELEN UÇER
http://img519.imageshack.us/img519/7420/n67013024518860625387mi0.jpg (http://imageshack.us)


ERDEM AKAKÇE
http://img519.imageshack.us/img519/7689/n67013024518860619126ec4.jpg (http://imageshack.us)


BETÜL ÇOBANOĞLU
http://img519.imageshack.us/img519/5315/n67013024518860601120zc0.jpg (http://imageshack.us)

gormlaith
21-12-07, 23:58
http://img176.imageshack.us/img176/7614/n67013024518761907326sr2.jpg
http://img262.imageshack.us/img262/4541/n67013024518761929655sh9.jpg
http://img521.imageshack.us/img521/5798/n67013024518761942196ns5.jpg
http://img526.imageshack.us/img526/3910/n67013024518773202706zx4.jpg
http://img153.imageshack.us/img153/1024/n67013024518773213818me2.jpg

seno
23-12-07, 14:01
Bir an önce girse keşke vizyona...
dört gözle bekliyorum valla

İZMİR'İN KAVAKLARI
11-01-08, 23:14
harika bir film oldugundan suphe bile duymuyorum cunku Umit UNAL...
tek endisem ist disinda vizyona girememesi...umarim yersiz bir endisedir ve izleyebilirim...

İZMİR'İN KAVAKLARI
11-01-08, 23:17
http://img300.imageshack.us/img300/9830/arafilm05vq5.jpg

_Jade_
12-01-08, 15:42
http://photos-d.ak.facebook.com/photos-ak-sf2p/v167/53/88/670130245/n670130245_1898967_4727.jpg

http://photos-c.ak.facebook.com/photos-ak-sf2p/v167/53/88/670130245/n670130245_1898874_3491.jpg

http://photos-a.ak.facebook.com/photos-ak-sf2p/v167/53/88/670130245/n670130245_1898872_9876.jpg

http://photos-c.ak.facebook.com/photos-ak-sctm/v158/53/88/670130245/n670130245_1898782_6406.jpg

http://photos-d.ak.facebook.com/photos-ak-sf2p/v167/53/88/670130245/n670130245_1898755_4519.jpg

http://photos-b.ak.facebook.com/photos-ak-sf2p/v167/53/88/670130245/n670130245_1898753_7665.jpg

http://photos-a.ak.facebook.com/photos-ak-sf2p/v167/53/88/670130245/n670130245_1898752_1735.jpg

http://photos-d.ak.facebook.com/photos-ak-sf2p/v154/53/88/670130245/n670130245_1895743_4288.jpg

http://photos-a.ak.facebook.com/photos-ak-sf2p/v154/53/88/670130245/n670130245_1895624_3504.jpg

_Jade_
12-01-08, 15:48
http://photos-b.ak.facebook.com/photos-ak-sf2p/v167/53/88/670130245/n670130245_1877549_9991.jpg

http://photos-c.ak.facebook.com/photos-ak-sf2p/v167/53/88/670130245/n670130245_1877054_1720.jpg

http://photos-b.ak.facebook.com/photos-ak-sf2p/v167/53/88/670130245/n670130245_1877053_4678.jpg

http://photos-d.ak.facebook.com/photos-ak-sf2p/v167/53/88/670130245/n670130245_1877051_9065.jpg

http://photos-a.ak.facebook.com/photos-ak-sf2p/v167/53/88/670130245/n670130245_1876292_2982.jpg

http://photos-d.ak.facebook.com/photos-ak-sf2p/v167/53/88/670130245/n670130245_1876291_5172.jpg

http://photos-d.ak.facebook.com/photos-ak-sf2p/v154/53/88/670130245/n670130245_1876191_6126.jpg

http://photos-d.ak.facebook.com/photos-ak-sf2p/v154/53/88/670130245/n670130245_1875683_6077.jpg

http://photos-c.ak.facebook.com/photos-ak-sf2p/v154/53/88/670130245/n670130245_1875682_5099.jpg

http://photos-b.ak.facebook.com/photos-ak-sf2p/v154/53/88/670130245/n670130245_1875681_4025.jpg

http://photos-245.ll.facebook.com/photos-ll-sf2p/v112/53/88/670130245/n670130245_1054506_5029.jpg

_Jade_
15-01-08, 01:41
http://img.sabah.com.tr/2008/01/15/gny/im/BB093E6C9D74B04591592D60r.jpg

40'lı yaşlarını süren ve eş değiştirenlerin hikâyesi

Bugün 40'lı yaşlarında olanların ruh halini anlatmayı amaçlayan 'Ara' adlı filmin çekimleri tamamlandı. Film, çiftlerin 'eş değiştirme' sahneleriyle çok konuşulacak..

Yönetmen ve senarist Ümit Ünal, üçüncü sinema filmi 'Ara'da 40'lı yaşlardaki insanların temel sorunlarına değindi. Bugün 40'lı yaşlarında olanları 'arada kalmış nesil' olarak tanımlayan Ünal, yaşanan travmalar içinde en sık rastlananın, eşlerin birbirlerini aldatmaları olduğunu vurguladı. Mart ayında gösterime girecek olan 'Ara' sıkıyönetim zamanında temel gereksinimler için saatlerce kuyrukta bekleyen ergenlerin, sonraki yıllarda Türkiye'nin yaşadığı büyük değişimden nasıl etkilendiklerini yansıtacak.


İNSAN RUHU DEĞİŞMİYOR

Film 'çiftlerin eş değiştirme' sahneleriyle de çok konuşulacak. Birbirini seven ama aldatan dört kişinin hikayesi olan 'Ara', geçmişleri ve çalkantılı ilişkileri, İstanbul ve dönemedikleri memleketleri, itiraf edemedikleri sırları ve yalanları, kısacası tam anlamıyla arada kalmış insanların sıkıntılarını anlatacak. Ümit Ünal bu filmi çekme sebebini şöyle anlattı: "Türkiye, son 30 yılda çok büyük bir değişim geçirdi. O yıllar ergenliğine denk gelenler sonradan daha çok tüketmeyi, hırsı, arsızlığı, yırtıklığı öğrendi. Ama insan ruhları aynı hızla değişmedi. 30 yıl öncesine göre daha zengin bir ülkeyiz ama manevi hayatımız aynı şekilde zenginleşmedi. İnsanlar 40'lı yaşlarında ciddi bir manevi boşluk yaşamaya başladılar."


NOSTALJİ YAŞATILACAK

Tiyatrocular Serhat Tutumluer, Betül Çobanoğlu, Erdem Akakçe ve Selen Uçer'in başrollerini paylaştığı filmde 'Dallas', 'Şahin Tepesi', 'Kartallar Yüksek Uçar' gibi dev dizilerin toplum üzerindeki etkilerinden, sık sık yaşanan elektrik kesintilerine kadar geniş bir dönem hatırlatması da yapılacak.


Betül Çobanoğlu

Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nden mezun oldu. 'Bir Sevda Öyküsü' ve 'Budala' gibi onlarca oyunda sahneye çıktı. Biz Size Aşık Olduk' ve 'Yağmur Zamanı' adlı dizilerde rol aldı.


Serhat Tutumluer

Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nden mezun oldu. 'Giordano Bruno', 'Hamlet' gibi çeşitli oyunlarda, televizyon dizilerinde ve 'Cenneti Beklerken' adlı sinema filminde oynadı.


Selen Uçer

Boğaziçi Üniversitesi'nden mezun oldu. Chicago'da Roosevelt Üniversitesi'nde burslu olarak oyunculuk ve tiyatro alanında yüksek lisans yaptı. Çeşitli tiyatrolar ve operalarda yer aldı.


Erdem Akakçe

Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Tiyatro Bölümü mezunu. Çeşitli oyunlarda sahneye çıktı. Avni Dilligil ve Afife Jale ödüllerini kazandı. 'Anlat İstanbul' adlı sinema filminde ve dizilerde rol aldı.



Filmin Konusu:

Ender (Erdem Akakçe), kendi şirketi olan bir tekstilcidir. Gül (Selen Uçer), Ender'in sevgilisidir. Veli (Serhat Tutumluer), Ender'in ortağı ve işletme fakültesinden arkadaşıdır. Selda (Betül Çobanoğlu), Veli'nin karısı, Ender'in çocukluk arkadaşıdır. Selda kocasının ortağı ve en yakın dostu Ender ile cinsel ilişkiye girer. Eşler, aldatıldıklarının farkında olmalarına rağmen görmezden gelmeyi tercih ederler. Aldatılmanın oluşturduğu sendromlar bir süre sonra hepsinin hayatını karartmaya başlar.


Kaynak:Sabah Gazetesi

omayra73
31-01-08, 14:24
http://img158.imageshack.us/img158/5504/87706619no8.th.jpg (http://img158.imageshack.us/my.php?image=87706619no8.jpg)

http://img158.imageshack.us/img158/7597/71199660sb4.jpg (http://imageshack.us)

elyz
14-02-08, 17:15
Candan Erçetin ve Teoman tarafından seslendirilen "KİM" adlı şarkıya (Teoman'ın son albümünden)çekilen klip müzik kanallarında dönmeye başladı( ya da başlayacak)...bu şarkı ARA filminin ses kuşağında yer almaktadır..bilginize..
klipte ARAdan sahnelerde yer almakta...

İZMİR'İN KAVAKLARI
19-02-08, 00:54
ARA
Hiçbir gerekçe gösterilmediği halde 44. Altın Portakal Film Festivali'ne kabul edilmeyerek sinema dünyasında polemiklere yol açan 'Ara' filmi, 14 Mart'ta vizyona giriyor. Filmde birbirlerini çok sevmelerine rağmen aldatan çiftlerin öyküsü anlatılıyor. Film, içerdiği cesur ve ateşli sevişme sahneleriyle de adından söz ettireceğe benziyor.

BAŞROLLER TİYATROCULARIN
Senaryo yazarlığını ve yönetmenliğini Ümit Ünal'ın yaptığı film; Erdem Akakaçe, Serhat Tutumluer, Betül Çobanoğlu ve Selen Uçer gibi tiyatroculardan oluşan oyuncu kadrosuyla da dikkat çekiyor. Türkiye'nin son 30 yıldır büyük bir değişim geçirdiğini ve daha iyi yaşama, daha çok para kazanma gibi duyguların insanları her anlamda arsızlığa sürüklediğini belirten Ünal, filmin çıkış noktasının bu değişime dayandığını söylüyor:

ÇOK DEĞİŞTİK!
"Artık 30 yıl öncesine göre daha zengin bir ülkeyiz ama manevi hayatımız aynı şekilde zenginleşmedi. Son yıllarda, çevremde tek tek insanların veya çiftlerin darmadağın olduğunu gördüm. Birçok arkadaşım 40'lı yaşlara gelince hayatlarında ciddi bir manevi boşluk olduğunu gördü. Koca bir kara delik... Kimi o boşluğu daha çok para ve daha çok eşyayla, kimi cinsel fetişlerle, kimi inançla, kimi de alkol veya uyuşturucuyla doldurmaya çalıştı. Kimi tamamen kayboldu gitti, kimileri ise kendilerini kandırmayı başardı."

Sabah gazetesi gunaydin eki

elyz
02-03-08, 16:37
Ara'nin gosterim tarihi 21 Mart olarak degismiş olmakla beraber,
Fragman, sinemalarda dönüyor..
Bu arada 4 buyuk sinema dergisinin (Empire, Altyazi, Total Film, Sinema) Mart 2008 sayilarinda filmle ilgili kapsamli soylesiler varmış.
.
duyurulur

elyz
13-03-08, 01:09
http://img204.imageshack.us/img204/9776/32309429fdeaf549a061ee6fy0.jpg (http://imageshack.us)

http://img210.imageshack.us/img210/8143/fff8fa113e203340aa99348gj2.jpg (http://imageshack.us)
Mustafa Uslu’nun yapımcılığında çekilen ‘Ara’da başrolleri; Serhat Tutumluer, Betül Çobanoğlu, Erdem Akakçe ve Selen Uçer paylaştı.

"Çok izleneyim bol ödül alayım"
Yeni filmi 'Ara' 21 Mart'ta vizyona girecek olan yönetmen Ümit Ünal: "'Az izlenen filmler ödül alır, ödül alan filmler az izlenir' anlayışına karşıyım. Filmim hem çok izlensin hem ödül alsın"".
Yönetmen Ümit Ünal, yeni filmi 'Ara'yı anlattı: Ahlaki değerlerin esnemesi ve gözünü hırs bürümüş mutsuz insanların artması manevi boşluk yarattı. 'Ara'nın çıkış noktası da Türkiye'nin geçirdiği hızlı değişimin yan etkileri oldu..

Yönetmen ve senarist Ümit Ünal, 21 Mart'ta vizyona girecek olan üçüncü filmi 'Ara' ile, Türkiye'nin son 30 yılda yaşadığı hızlı değişimin toplum üzerindeki yan etkilerini beyazperdeye yansıtacak. Yeni filmi, 5-20 Nisan tarihleri arasında yapılacak 'Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde 'Altın Lale' ödülü için de yarışacak olan Ümit Ünal, "Toplumdaki değişim özümsenmeye fırsat bırakmayacak kadar hızlı geliştiği. Bu değişimler de toplumda manevi boşluk yarattı" dedi.

* 'Ara' ile izleyiciye ne anlatmaya çalıştınız?
Türkiye son 30 yıl içinde büyük değişimler yaşadı. Benim çocukluk döneminde topluma mütevazılık hakimdi. Yoksulluk yine vardı ama zengin de çok zengin değildi. Yoksul ile zengin arasındaki fark, bugünkü kadar derin değildi. 30 yıl içinde refah seviyesi büyük değişime uğradı. Buna bağlı olarak ahlak anlayışı da değişti. İşte ben insanlara 30 yıl içinde hayatlarındaki değişimleri anlatmaya çalıştım. 'Ara' bir anlamda son 30 yılın aynası misyonuna sahip bir film oldu.

ÖZÜMSEYEMEDİLER
* 'Ara'nın çıkış noktasındaki arada kalmış insanlar kim?
Margarin, tüpgaz gibi temel gereksinimleri satın alabilmek için saatlerce, günlerce kuyrukta beklendiği, siyah-beyaz televizyona bile sahip olmanın zenginlik göstergesi olduğu dönemleri hatırlayan insanlar; kısa bir süre içinde bilgisayar, cep telefonu, internet, uydu yayınlarından faydalanmaya başladı. Bu insanlar bir boyuttan diğer boyuta öyle hızlı bir geçiş yapmak zorunda kaldı ki; değişimleri özümseyecek kadar zamanları olmadı.

DEĞERLER KAYBOLDU
* Peki nelere maruz kaldılar?
Geçmişin samimi duyguları rularına işlemiş insanları, bugünün samimiyetten uzak, çıkar ilişkileri merkezli acımasız hayat şartlarına ayak uydurmak zorunda kaldılar. Ne geçmişten kopabildiler, ne de bugünün şartlarını tamamen benimseyebildiler. Bir yandan samimi duygulara özlem duyup, diğer yandan bu duyguların tam aksi konumundaki çıkar ilişkilerini yaşamak zorunda kaldılar. Arada kalanlar; manevi boşlukları içinde yüzen insanlar oldular...

* Bu boşluğa Türkiye'deki hızlı değişimi mi neden oldu?
Evet, bunun yanında bir de insanlar değişime uyum sağlayamadı. Türkiye, son 30 yılda birçok açıdan daha zengin bir ülke oldu. Ancak, her zenginliğin bir bedeli vardır. Türkiye, bu bedeli bazı ahlaki değerlerden vazgeçerek de ödüyor. Arada kalmış insanların sıkıntısı da bu bedeli ödemek zorunda kalmaktır. Çocukluklarından beri benimsetilen ilkelerden sürekli olarak ödün veriyorlar. Bu insanlar, hep bir ikilem içinde yaşamak zorunda oldukları için de bhuzur bulamıyorlar.

TAHAMMÜL KALMADI
* 'Ara'daki kahramanlar bu ikilemi nasıl yaşıyor?
'Ara'daki kahramanlardan biri, aşk ilişkilerinin arasında kalıyor. Diğeri cinsel konularda ikilem yaşıyor. İkilem yaşamalarının merkez noktası hep o eski duygulara, ahlaki değerlerden ödün verilmeyen dönemlere duyulan özlemdir. Ben filmde sadece insanları değil, Türkiye'nin geçirdiği hızlı değişimin sonuçlarını da eleştirdim.

* Yönetmen olarak çok fazla gözlem yapıyor olmalısınız. Sizce toplumsal konularda bir büyük tehlikeler söz konusu mu?
Türkiye'de birlikte yaşama arzusu, neredeyse ortadan kalkmış durumda. Özellikle büyük şehirlerde bu sorun kendini daha fazla gösteriyor. İnsanlar birbirlerine sürekli hakarette bulunuyor. Tahammülsüzlük had safhada!
'Ara'nın hedef kitlesi sadece 30-40 yaş grubu mu?
Hayır, 18 yaşından sonraki her izleyici grubu, filmi keyifle izleyecektir. Şimdiye kadar filmi her yaş grubundan 60 kişi izledi. Hep olumlu tepkiler aldım. Farklı mesleklere sahip insanlar filmde kendilerinden bir şeyler buldu.

* Yeni nesil sizce 'Ara' filminde ne bulacak?
Benim 20'li yaşlarda da arkadaşımlar var ve filmden hoşlandılar. Hikayeyi samimi bir şekilde anlattığımı gördüler. Yeni nesil, kendilerinin yaşamadığı dönemlerde Türkiye'nin yakın geçmişinde yaşananları merak ediyor. Meraklarını az veya çok gidermiş olacaklar.
* Anlatmak istediğiniz konuları sadece dört kişi üzerinden aktarmak zor olmadı mı?
Dört kişilik arkadaş grubunun yaşadığı ilişkileri anlatıyorum. Asıl anlatmak istediğim toplumdaki değişimleri; bu dört kişiyle vurgulamayı amaçladım. Dört kişinin içindeki manevi boşluğu vurgu olarak kullandım. Böylelikle izleyici yorulmadan, konudan kopma olasılığı yaşamadan filmi izleyebilecek
* 'Ara' filmi için hedef ve beklentileriniz neler?
İzleyicide beklediğim etkiyi bırakmasını hedefliyorum.

* İki milyon izleyici mi, yoksa iki ödül mü istersiniz?
Her ikisini de isterim. Bir yönetmeni daha mutlu edecek ne olabilir? Hem geniş kitlelerce izleneceksiniz, hem de ödül alacaksınız. Benim için bundan büyük mutluluk olamaz.

* Sizce ödül almak için stratejik hesaplamaların içine giriliyor mu?
Evet, giriliyor. Ancak sinemada bu formüller her zaman işe yaramaz.
------------------------------------------------------------------------
Yayın tarihi: 13 Mart 2008, Perşembe
sabah

elyz
17-03-08, 16:19
Ender (Erdem Akakçe), kendi şirketi olan bir tekstilcidir. Şişmanca ama yakışıklı bir adamdır. Orta halli bir memur ailesinden gelir. Gül(Selen Uçer), anne tarafından yarı Fransızdır. Ender’in sevgilisidir. Hiç bir iş yapmaz. Aileden biraz zengindir. Zevk için Ender’in şirketinde tasarımcı olarak çalışmaktadır.

Veli(Serhat Tutumluer), Ender’in ortağı ve işletme fakültesinden arkadaşıdır. Sakin, içine kapalı bir adamdır. Çok yakışıklıdır. Sade ama çok şıktır. Orta halli bir asker ailesinden gelir. Selda(Betül Çobanoğlu), Veli'nin karısıdır. Ender'in ise çocukluktan arkadaşıdır. Sesi güzeldir, konservatuarda okumuştur. Ama belli bir iş yapmamaktadır. Selda kocasının ortağı ve en yakın dostu Ender ile cinsel ilişkiye girer.

Gül ile Veli de birbirleriyle sevişerek aldatma eylemini gerçekleştirmektedir. Eşler, aldatıldıklarının farkında olmalarını rağmen görmezden gelmeyi tercih etmektedirler. Aldatılmanın oluşturduğu sendromlar bir süre sonra hepsinin hayatını karartacaktır.

gormlaith
20-03-08, 19:49
http://img228.imageshack.us/img228/2175/ara3bx2.th.jpg (http://img228.imageshack.us/my.php?image=ara3bx2.jpg)

erten07
21-03-08, 13:07
http://valentine.kucukresim.com/uploads/ara26897.jpg (http://www.kucukresim.com)

elyz
27-03-08, 15:32
Hayırlı bir 'Ara'...

Fatih Özgüven

27/03/2008

Okumuş yazmış kentli ortasınıfın ya da işte beyaz yakalıların Türk filmlerinde ne kadar iğreti durduğunu hepimiz biliriz. 'Sarı Tebessüm'de Cohen dinleyen bir salon dolusu arkadaşı, Atıf Yılmaz komedilerindeki kokteylleri hatırladıkça ürperirim. Halbuki onların da kendilerine göre kimlikleri, dertleri, şusu busu vardır. Ama nedense bu sinema onları kusar, 'söz'ünün içine almaz ya da onların 'söz'lerini ciddiye almaz görünür. Belki, Türk filmlerini üretenler de çoğunlukla onlar oldukları halde, sözlerini o sinemanın içine katamadıklarındandır bu. Belki de aynı 'bu', Türk sinemasını hala gizlice küçümsedikleri, sözlerini onun içine katmaya değer bulmadıkları için bu konuda alışkanlık geliştirmediklerindendir. En son Nuri Bilge'nin 'İklimler'inde onların nisbeten gerçeğe yakın, kendileri olarak göründükleri bir sahnecik vardı. Hani, dört arkadaş, sanatsal işlerle meşgul iki karı koca yazlık bir evin balkonunda oturuyorlardı da, bir gerilim yaşanıyor, hır çıkacak gibi oluyordu. Ama film esas çiftle uğraştığı için sahne güme gidiyordu. (Ondan sonra da gelsin 'aşüfte serbest kadın' gitsin 'aymaz profesör arkadaş' oluyordu.)

İşte Ümit Ünal'ın 'Ara'sı bu işe kafadan dalıyor ve pekala da başarıyla üstesinden geliyor.
Kentli okumuş yazmışların dönem dönem kendileri için uydurdukları 'kuşak yenilgisi' ya da 'ne güzel çocuklardık biz' edebiyatına girmeyelim. Olay basit; ancak bizimki gibi bir ülkedeki kentli okumuş yazmış ortasınıfın olabileceği kadar kafası karışık, yani pek pek karışık dört arkadaşın hikayesi 'Ara'. Herbirinin hikayesi birbirinin içine girip girip çıkıyor ve gayet zarifçe ortak bir örgü oluşturuyor. Korkaklıkları, özlemleri, özentileri, (kaçınılmaz) taşra kökenleri, sarhoş olduklarında (kaçınılmaz) alaturka söyleme sahneleri, artistik çalışmaları, para basan şirketleri, Parisleri, anneleri, babaları, hiçbirşey eksik değil.

'Ara' gücünü öncelikle iyi yazılmış diyaloglardan, bu diyalogları doğallıkla söyleyen başarılı oyunculardan ve en 'sanat filmi' sahnede konuya dalan ezan sesini hesaba katmasından alıyor.

Bu insanlar bunları konuşur, böyle konuşur ve olaylar burada ve şimdi geçer. Evet, mizansen tiyatrovari ama sıkıcı değil. Dört arkadaşın çeşitli aralarla tek tek, iki iki ya da dört kişi kullandıkları boş ev buluşu evin duvarlarına asılan/ yapıştırılan/ fışkırtılan şeylerle, eşyalarla, en çok da karakterlerin evdeki varlıklarıyla çeşitlendiriliyor, hareketleniyor. (Öyle ki, aslında set olarak kiralanan evdeki diğer faaliyetler aralara serpiştirilmese olurmuş- tahmin ediyoruz onları, 'metafor değerlerini' de.)
Ümit Ünal ilk filmi 'Dokuz'da da filmin açık alanlarda geçtiği sahnelerde bile bir kapalılık, bir klostrofobi hissi bulmuştu. Olayların cereyan ettiği toplumsal ortamla ilgili bir histi bu. 'Ara'da aynı kapalılık hissini bir yük, bir sıkıntı haline getirmeden geliştiriyor, bundan gözü her an meşgul eden bir estetik çıkarıyor, o kadar ki film sonunda sokağa taştığında bile tuhaf bir kutunun içinde olduğumuz hissini geride bırakamıyoruz. 'Ara', 'Yumurta' ve 'Rıza'yla birlikte bu senenin dikkate değer Türk filmlerinden. Ayrıca ne öbür iki filme benziyor, ne de Ünal'ın başkaları için senaryosunu yazdığı ya da konseptlediği filmlerdeki şirinlikler var burda. Kendine özgü, ayrı ve yeni bir cesaret; Ümit Ünal'ın asıl izlemesi gereken yol. Mahut soruya gelecek olursak; 'Ara' neden Antalya festivalinin yarışma filmleri arasına giremedi? Birçok başkaları gibi ben de bunu anlayamıyorum. Girmeliydi ve eğer girseydi, en azından oyuncularından birinin, Selen Uçer'in ödül alacağına kesin gözüyle bakılabilirdi. 'Ara'yı görünüz, ya da en azından ('Ara'daki dört arkadaş böyle yapardı muhtemelen) festivalde kaçırmayınız.

berrin
29-03-08, 07:42
İki 'Ara'da bocalayanların hikâyesi


Yönetmen Ümit Ünal, boş bir evde geçen, fon olarak aldatma ve aldatılmayı kullanan son filmi 'Ara'da son 25 yılda Türkiye'deki değişime ayak uyduramayanların hikâyesini anlattığını söylüyor


İSTANBUL - 'Ara' şimdi 40'lı yaşlarını süren, orta halli aileler içinde büyümüş, bir şekilde sınıf atlamış, ama hiçbir şeye doyamamış insanların hikâyesini anlatıyor. Ender'in (Erdem Akakçe) babacan tavrının altında yatan kaypak hali, Gül'ün kendini ne büyüdüğü Fransa'ya ne de yaşadığı Türkiye'ye bağlı hissetmesi (Selen Uçer), Selda'nın (Betül Çobanoğlu) ne istediğine bir türlü karar verememesi ve Veli'nin (Serhat Tutumluer) görüntüyü kurtarma çabaları hikâyenin sadece suyun üzerinde görünen kısmı. 'Aşkın Alfabesi' ve 'Kuyruk' gibi romanların yazarı, 'Teyzem' ve 'Arkadaşım Şeytan' gibi bir kuşağın zihnine kazınmış filmlerin senaristi Ümit Ünal'la son filmi 'Ara' üzerine söyleştik...
'Ara'nın fikri nasıl ortaya çıktı?
Eşimden ayrılıp birlikte oturduğumuz evi boşalttıktan sonra, eve bakıp içinde yaşadıklarımızı düşündüm. Boş bir evde geçen, fon olarak aldatma ve aldatılmayı kullanan on yıllık bir hikâye anlatmak istedim. Hatta asıl anlatmak istediğim on yıldan da öncesi, Türkiye'nin değişmesiyle beraber tüketim toplumu haline gelmemizdi. Son 25 senede insanlar bayağı bir sınıf atladı. 'Ara' o değişime ayak uyduramama hikâyesi. Ülkenin görünüşü değişti ama manevi dünyası değişmedi, insanların çoğu boşlukta yaşıyor. Özellikle 40 yaşına geldiğinde bu durum birden vuruyor.
Bu değişimi yaşayanlar belli bir sınıfa mensup kentli insanlar.
Sonuçta anlattığım bir 'değişmeme' hikâyesi. Filmdeki bütün kahramanlar değişmedikleri için acı çekiyor. 'Ara' lafının bütün manalarını kullanmaya çalıştım. Aramak fiilinin emir kipi, aralık, 'bir ara verelim'in, 'aranızda ne var'ın, 'arada kaldım'ın 'ara'sı... Bütün karakterler bir şeylerin arasında kalmış. Bir tanesi yarı Fransız, Türkiye'yle de bağı yok. Filmdeki kimliksiz boş ev onun evi, ama orayı silmeye çalışıyor. İki adam da geleneksel ailelerden gelip ahlaki değerlerle istekleri arasında kalmışlar. Evde sanki hayatlarına ara veriyorlar, dışarıda yapmayacakları şeyleri orada yapıyorlar. Bütün karakterlerin en korktukları şey başına geliyor. Biraz karanlık ve sert bir film oldu, elimde değil böyle çıktı. (gülüyor)
'Ara' kapalı mekânda geçtiği için mekânın ayrı bir önemi var ve eşyalar da farklı anlamlar yükleniyor.
Mekânı neredeyse oyunculardan biri gibi kullanmaya çalıştım. Aslında evin oturma odasıyla ona bitişik odadan başka hiçbir yerini görmüyoruz. Bir tiyatro sahnesi gibi düşündüm. Ev reklam, klip ve diziler için sürekli kiralanıyor. Oturdukları odanın rengi, duvar kâğıdı sürekli değişiyor. Ev ellerinde esir kalmış gibi. Böylece eşyalar bile ayrı bir mana kazanıyor.
Normalde bu tip karakterlerin hep gitme arzusu olur. Ama 'Ara'dakiler çakılıp kalmış İstanbul'da.
Karakterlerden birisi zaten inzivaya çekilmek için o evi buluyor, 'İstanbul'dan bir haftadan fazla ayrı kalamam' diyor. Yarı Fransız kadının da gidecek hali yok, 'ne oralıydım ne de buralı' diyor. Ben de kendimi öyle, arada kalmış hissettim. Yabancı biriyle evliydim, on bir sene yurtdışında yaşadım. Yarı Fransız kadının dile getirdikleri benim de hislerim. Kendim için yaptığım, bağımsız olabildiğim işlerde beni en çok rahatsız eden şeyleri yazmaya çalışıyorum. Tabii ki belli formüllere göre ticari unsurlar katarak yazdıklarım da var. Ama 'Teyzem' ya da 'Dokuz' şimdi de 'Ara', içinde böyle şeyler olmayan filmler. Yazmazsam, anlatmazsam öleceğim, diye düşündüğüm şeyleri yazdım. O da ister istemez otobiyografik oluyor.
Filmleriniz edebiyata yakın filmler. Roman öykü gibi de tasarlanabilir.
Yazarlıktan geldiğim için filmlerimin yazı tarafı ağırlıklı oluyor. İkincisi, küçük bütçeli bir şey yaptığın zaman işin görsel tarafını çok abartmıyorsun. Bunlar kısa sürede çekilmiş, ama senaryosu üzerine oyuncularla çok çalışılmış filmler.
'Ara'daki reklam, klip ve dizi çekimleri filme ne katıyor sizce?
Onlar ham, olmamış planlar. Senaryonun ilk halinde bu çekimler yoktu, dekorun değişmesinden anlıyorduk. Sonradan Ümit Kıvanç'ın "bunları filmde neden görmüyorsun" diyerek verdiği ilham üzerine ekledik. Her biri, filmde gösteremediğim geçmiş parçaları, karakterlerin flashback'i gibi. Mesela kız evin asıl sahibi babaanneden bahsediyor, o evde kedilerle yaşamış korkunç bir kadın. Sonra bir korku filmi sahnesi görüyoruz. Ya da bir kahramanın çocukluğundan hatırladığı alaturka bir şarkı var, film onunla başlıyor.
Bundan sonra ne yapacaksınız?
Hasan Ali Toptaş'ın 'Gölgesizler' adlı romanının uyarlamasını yazdım. Mayıs ayında çekimlere başlayacağız. Yapımcısı Hakan Karahan, oyuncu kadrosu da tamamlanıyor. Çok heyecan verici bir proje. 'Ara'ya kıyasla büyük bütçeli. Toptaş çok ilginç bir yazar. Uyarlamalara yakın durmuyorum ama yapmak istediklerime çok yakın, sert, karanlık, üzücü tarafları da var kitabın.

Kaynak : Radikal Gazetesi

sevgi86
29-03-08, 21:13
sanırım kimse buraya film ile ilgili yorum yazmamış
son günlerde gazeteler dergiler ve televizyon programlarıda sıkça yer veriliyor
iyi tanıtım yapıldı bence
filmi bu pazartesi jade ile izledik efendim
hatta ben çağırmamıştım ama bizim sınıftan bir arkadaşım da peşimize takıldı(jade kusuruna bakma genç kız heves etti)

jade beni epey korkuttu filmle ilgili eleştirilerden bahsetti filmden önce(negatif eleştiriler özellikle de serhat'ın biraz geri planda kalmış olması vs vs vs)
neyse başladı izledik(benim yüzümden birazcık da geçkaldık ama başında öncemli bir şey olmadığı belliydi)
film bana sert geldi en baştan söyleyim
filmdeki cinselliği abartılı bulduğumdan değil ama biraz baskın gelmiş çok mu yer verilmiş ne aman yarabbim
diyaloglar pek hoş güzel laflar edilmiş
karakterler kendi açıklarının farkındalar öz eleştiri yapıyor herkes
seda hariç bence o çocuksu bir iyilik hali içinde kendini eyleyen bir hali vardı tüm film boyunca
konu klasik ama insanı sarıyor
sonu başı karışık o filmlerden olduğu için sonu bizi pek de şaşırtmıyor(sonu başı karışık filmler derken öyle bir tanım yok da işte anlayın nasıl bir şey olduğunu fleşbekler çat çat çat)
Erdem Akakçe döktürmüş bravo doğrusu
adamı ziyan ediyorlar dizilerde geri rollerde eskimesin
böyle bir samimiyet uzun zamandır görmedim
filme serhat tutumluer için gitmiştim
hatta gittik
ama eminim arkadaşım özlem de bana katılır erdem bey konusnda
film düşük bütçeli iddiasız bir film
arada kalmış hayatlar filan da yok öyle derin mesajlar da yok
dediğim gibi bazı sahnelerde cinsellik aşırıya kaçar gibi olmuş ama kaçmamış
18 yaş sınırı bile gerekmezdi bence
konudan bahsetmiyim zaten fazla sürprizi yok yazık olur gidecek olanlara
içimi karartmadı dibe vurmuş insanlardan seçmeler bekliyordum özellikle fragmanı izledikten sonra
gerçekten içi boşaltılmış insanlardı hepsi ama çevremde çok var bu doymaz kanmaz insanlardan
acı bir eleştiri olmuş ama yine de neşeli bile sayılabilirdi film
hatta sonunu beğendim
oyunculuklar çok iyiydi
serhat biraz tiyatral konuşmuş
erdem bey dediğim gibi çok iyiydi daha samimi buldum onu
kızları da çok sevdim ayrı ayrı
Selen Uçer çok güzel bir hatunmuş aaa nerelerdeymiş ben görmedim onu hiç diyerek filmi değişiklik arayanlara tavsiye ediyorum
günah benden gitti aaay
serhat'ı görmek için gidecek olanlar varsa( ki suçlamak için söylemedim ben de konusunu ve fragmanını gördükten sonra sadece serhat bey için gitmeye karar vermiştiim) hiiiç heveslenmeyin kardeşlerim
öyle olayarın onun etrafında döndüğü yok
erdem beyin etrafında geçiyor her şey
serhat bey'in rolü de önemli ama zaten 4 kişi değiller mi şunun şurasında anlayın canım

Laltul
31-03-08, 15:14
bende filmi izledim,bu filmle igili yönetmeninden oyuncusuna,basında çıkan haberlere,televizyonda yayınlanan sinema programlarına kadar biçok şeyi takip ettim.
film ismiyle bile dikkat çekiyor.ara aslında çok şeyi anlatan bir film olabilirmiş,tabiki kötü demiyorum ama açıkçası beklentilerimin altındaydı.anlatılmak istenenlerin anlatılamamış olduğunu düşünüyorum.bu filmde yönetmen ve oyuncuların söylemleri doğrultusunda ben şöyle bişey bekliyordum bir yerden sonra içinizi sızlatacak,hatta kendinizi sorgulayacaksınız ama bu olmadı.buna nedende filmdeki küfür ve cinselliğin dozajının fazla abartılmasıydı.halbuki bunlara bu abartılara gerek yoktu,elde iyi bir hikaye ve iyi oyuncular vardı.yinede film izlenebilir oyuncular gerçekten çok başarılıydı...

_Jade_
05-04-08, 13:12
Izleyicilerle aynı şeyi hissetmek en büyük ödül

Arada kalmak ve idare etmek üzerine bir çalışma Ümit Ünal’ın ‘Ara’ filmi. Kendimize ne kadar dürüst olabiliyoruz; istediğimiz nasıl bir yaşam ve biz onu nasıl yaşıyoruz sorgulamaları yapılıyor filmde. Görmek istediğimiz başka bir şey, yaşadığımız ise başka bir hayat. Biz de elimizdekini riske atmadan sisteme ayak uyduruyoruz... Bazen başkaldırmak gerekiyor ama onu da kaybettiklerimiz oranında bastırıyor ve bir türlü verdiğimiz kararı uygulayamıyoruz. Duygular başka yönde, hayat ise sistemin içinde başka bir yerde... Filmin kendisi de hikayesi gibi tartışmalı; Altın Portakal’a gerekçesiz olarak kabul edilmeyen ama İstanbul Film Festivali’nde yarışan ‘Ara’da başrolleri Erdem Akakçe, Selen Uçer, Serhat Tutumluer ve Betül Çobanoğlu paylaşıyor. Biz de yönetmeni Ümit Ünal ile arada kalmak üzerine konuştuk.



Hikaye kafanızda nasıl oluştu?

Eski eşimle oturduğumuz evden taşınırken toplanmış eşyalara, boş eve baktım ve ‘bu evde neler yaşandı’ diye düşündüm. Yıllardır düşünüyordum hikayeyi; ilk sahnesini taşınırken yazmıştım. Aslında böyle anlattığımda birebir otobiyografik film gibi görünüyor. Tabii ki hayatımdan izler taşıyor ama genel bir meseleyi anlatmaya çalıştım. Kendi başımdan, arkadaşlarımın başından geçen bir sürü şeyi bir araya getirmeye uğraştım; aslında tam anlamıyla bizim dertlerimizi anlatmak istedim. Bizim kuşaktan pek çok insanın son derece mütevazı koşullardan çıkıp zengin olmaya çabalamalarını, oluşlarını gördüm ama büyük bir boşluk yaşayıp mutsuz olduklarına da tanık oldum. Manevi boşluğu da aşkla, seksle, alkolle, uyuşturucuyla ve daha çok para ile gidermeye çalıştılar. Ben, yazı-çizi işlerine sardığım için o boşluktan kurtardım kendimi diye düşünüyorum yoksa onlarla beraber olabilirdim.


“Yazmak, manevi boşluğumu doldurdu” diyorsunuz; filminizde Erdem Akakçe’nin canlandırdığı Ender karakteri de “Ben başka bir adam olmak istiyorum yoksa öleceğim ” diyor...

Karakterlerin birinde kendi olmamış halimi anlatıyorum. Yazmasaydım, film çekmiyor olsaydım ne olurdum ben de onu biraz yazmaya çalıştım. Küçüklüğümden itibaren sanatçı olacağım diye yetiştim eğer yanlışlıkla mühendislik bölümüne girseydim sonuna kadar gidebilir ve mutsuz olurdum. Yani Erdem’in filmde çizdiği karakter gibi olabilirdim.


Arada kalmışlığı sizin kuşağınızdan yola çıkarak anlatıyorsunuz ama her kuşak için geçerli bir durum, evrensel bir hikaye...

Biz zaman olarak sadece alaturka müzik dinlenilen dönemde büyüdük, TRT vardı. Filmde de bahsettiğim gibi muzun sadece yılbaşında alındığı, tavuğun sadece özel günlerde yenildiği, haftada bir hamama gidilen bir dönem... Ülkenin koşulları öyleydi; şimdi ise yaşam standartları çok değişti. Arada kalmak, evrensel bir sorgulama ama kuşakların arada kalma meseleleri farklı anlam içeriyor.


YAZDIKÇA RAHATLADIM

‘Ara’nın çekimleri bittikten sonra; “evet yüzleştim ve rahatladım” mı dediniz?


Senaryo yazmaya başlayınca beni en çok rahatsız eden meseleyle başlıyorum, hikayeye. Hikaye şekillendikçe, karakterler konuşmaya başladıkça anlıyorum, “bunları bunun için yazıyormuşum” diyorum. Ferahlatıcı bir durum bu. En heyecan verici tarafı kendimi de keşfetmeme yaraması. Belirsiz bir noktadan yola çıkıp kendini rahatsız eden şeyden kurtuluyor, rahatlıyorsun. İnsanlar filmi izleyip “ben de bunları sorguluyordum” dediğinde yüzleşme kaçınılmaz oluyor. Benim için en büyük ödül zaten insanlarla aynı şeyleri hissetmek!


Filmin adının ‘Ara’ olması çeşitli anlamlara çekilebilir, bir kelime oyunu var içinde...

Filmin ilk adı ‘Daire’ydi ve bu sözcükte de kelime oyunu vardı. Daha sonra aynı adlı bir İran filmi olduğunu öğrendim. Senaryoda ara sözcüğünü çokça kullanmıştım. Karakterlerin hepsi arada kalmış insanlardı; biri milletlerarası kalmış; bir tanesi çocukluğunun değerleriyle şimdiki değerleri arasında kalmış; bir tanesi cinsel ikilem yaşıyor diğeri ise kocasıyla sevgilisi arasında kalmış... Hikayeyi de büyük aralıklarla anlatıyorum ve araya başka görüntüler de giriyor. Her şey ‘ara’da yani filmde.


Filmi afişte anlatan cümle “O sızı hiç geçmeyecek biliyor musun biz hiç doymayacağız”... Siz nasıl tanımlarsınız ‘Ara’yı; arada kalmak mı, insanın doymama hali mi film?

Aslında birçok yoruma açık olsun istiyorum filmim. İnsanları kısıtlayacağım diye de bir şey söylemekten korkuyorum. Ama çok sevdiğim bir sinema eleştirmeni Fatih Özgüven filmi ‘bugüne kadar Türk sinemasının entelektüel çevrelere hiç insani olarak yaklaşamadığını ve bu filmin onu başardığını’ yazıyordu. Bu eleştiriyi çok sevdim. Yapmak istediğim şey farklı bakış açıları yansıtmak. Filmde çok boyut var ve herkes kendince bir şey bulabilir. Ben derdimi anlattığımı düşünüyorum.


Oyuncu seçimlerinizi sormak istiyorum; çok başarılı bir cast olmuş.

Selen Uçer ve Erdem Akakçe’yle daha önce de çalışmıştım. Serhat Tutumluer’i Derviş Zaim’in ‘Cenneti Beklerken’ filminde çok beğenmiştim. Betül Çobanoğlu’nu da tiyatroda izlemiştim. Seçimi yaparken çok iyi oyuncu olmalarına dikkat ettim. Çünkü bu filmde iyi performans gerekiyordu ve teknik olarak çok iş düştü oyuncularıma. Doğal oyunlar almaya çalıştım. Çok keyifli ve iyi geçen bir dönem oldu.


‘Ara’ Altın Portakal Film Festivali’ne kabul edilmedi. Sizi Antalya’da göremeyecek miyiz?

Antalya hakkında söyleyebileceğim her şeyi söyledim. Şimdi filmim konuşuyor. İnsanlara benim aylar önce sorduğum şeyi şimdi film izlendikten sonra herkes soruyor, “niye alınmadı” diye! Antalya çok büyük bir festival, kendimi buradan ayrı tutamam ama bu şekliyle yapıldığı müddetçe Antalya’ya katılmam. Önümüzdeki sene yine TÜRSAK yapıyorsa ve gizli ön jüri varsa girmem tabii ki. Bu konuda iki türlü düşüncem var: Paranoyak tarafım, beni bir şekilde engellemek isteyen insanların olabileceğini söylüyor. Orada büyük paralar dönüyor ve girdiğim her festivalden şimdiye kadar ödülle çıktım. “Durduralım ödül ona gitmesin” demiş olabilirler. Bu kötü tarafım. İyi tarafım da ortada bir beceriksizlik olduğunu, DVD’lerin ön jüri üyelerine gitmediğini söylüyor. Ben de TÜRSAK’ın içinde yer aldım, jüri oldum. Bu işleri sallapati yaptıklarını biliyorum. Film ulaşmayıp, görülememiştir. Beni hiç kimse orada doğru dürüst bir seçim yapıldığına ikna edemez.



05.04.2008
Akşam Gazetesi

nivea
18-04-08, 11:03
ben maalesef beenmedim filmi... oyunculuklar o kadar teatraldi ki bi türlü inanamadım samimiyetlerine.. özellikle erdem akakçe ve betül çobanoğlu tam bir tiyatro sahnesinde gibi oynuyorlardı ve bir süre sonra insanı sıkıyordu. film çok marjinal elbette ama çok kötü de

gormlaith
20-04-08, 11:08
http://img205.imageshack.us/img205/2349/ara34or9.jpg (http://imageshack.us)


27. Uluslararası İstanbul Film Festivali Ödülleri

Uluslararası Yarışma

� JÜRİ ÖZEL ÖDÜLÜ, "günümüz toplumunda hâlâ tabu olan konuları bireysel ilişkiler çerçevesinde büyük bir incelikle ve kişilerin derinliklerine inerek usta işi diyaloglar aracılığıyla çok çarpıcı bir biçimde işlediği için" Ümit Ünal'ın yönettiği "ARA" adlı filmine verilmiştir.

� EN İYİ ERKEK OYUNCU Ödülü, "ARA" filmindeki rolü için Serhat Tutumluer'e verilmiştir.

gormlaith
21-04-08, 09:38
İFF gösteriminden sonraki söyleşi / Emek Sineması:

http://img241.imageshack.us/img241/5206/1004830af5.jpg (http://imageshack.us)

erten07
21-04-08, 09:52
http://micro.kucukresim.com/uploads/5c1251ae64aa374a0cb6.jpg (http://www.kucukresim.com)
Serhat Tutumluer'in ödülünü Özgü Namal verdi.

'Ara'ya 'Jüri Özel Ödülü'

* 'Kültür ve Turizm Bakanlığı Yılın En İyi Türk Yönetmeni Ödülü', 'Nokta' filmiyle Derviş Zaim'in oldu. Yönetmene ödülünü Nurgül Yeşilçay verdi.

* 'En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nün sahibi ise 'Gitmek' filmdeki rolüyle Ayça Damgacı'ya verildi.

* 'En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'ne, Ümit Ünal'ın 'Ara' filmindeki rolüyle Serhat Tutumluer layık görüldü.

* Ulusal yarışmada 'Jüri Özel Ödülü' de 'Ara' filminin oldu. Ümit Ünal ödülünü, yarışmanın jüri üyesi yazar Pınar Kür'ün elinden aldı.

erten07
06-05-08, 14:25
Altın Koza'da 12 film yarışacak



Bu yıl 2-8 Haziran arasında yapılacak ''15. Altın Koza Uluslararası Film Festivali''nde 12 Türk filminin yarışacağı bildirildi.

''Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması''nda yarışacak filmler belli oldu. Toplam 29 filmin sunulduğu yarışmada, sinema yazarları ve festival sinema etkinlikleri koordinatörlerinden oluşan Festival Kurulu tarafından belirlenen 12 filmin, Altın Koza ödülüne sahip olabilmek için aday seçildiği bildirildi.

6 kişilik kurul ön değerlendirme sonucunda, yönetmenliğini Ümit Ünal'ın yaptığı ''Ara'', Hüseyin Karabek'in ''Gitmek'', Mehmet Güreli'nin ''Gölge'', Mehmet Yılmaz'ın ''Hazan Mevsimi: Bir Panayır Hikayesi'', Reis Çelik'in ''Mülteci'', Derviş Zaim'in ''Nokta'', Handan İpekçi'nin ''Saklı Yüzler'', Özcan Alperler'in ''Sonbahar'', Seyfi Teoman'ın ''Tatil Kitabı'', Çağan Irmak'ın ''Ulak'', Mahsun Kırmızıgül'ün ''Beyaz Melek'' ve İnan Temelkuran'ın ''Made in Europe'' filmlerinin ''Halk Jürisi'' ve ''Büyük Jüri''nin önüne çıkmasına karar verdi.

Festival Kurulu ayrıca, Tayfun Pirselimoğlu'nun ''Rıza'', Semih Kaplanoğlu'nun ''Yumurta'' ve Fatih Akın'ın ''Yaşamın Kıyısında'' isimli filmlerinin yarışma dışı gösterim için önerilmesini de kararlaştırdı. Yarışmada ödül alacak filmlerin, 7 Haziran Cumartesi günü yapılacak ödül töreni ile sahiplerini bulacağı bildirildi.

En İyi Film Ödülü 250 bin YTL, Büyük Jüri Yılmaz Güney Ödülü 75 bin YTL, Halk Jürisi En İyi Film ve En İyi Yönetmen Ödülü de 50'şer bin YTL olarak belirlenmişti.

saraygözlüm
21-05-08, 11:10
filmi nihayet izledim,merak ediyodum ,beklediğim gibiydi diyebilirim,ümit ünal bence türkiyedeki en iyi senaristlerin başında geliyo
ümit açıkçası zoru denemiş çünkü dar alanda anlatmak bir şeyi daha zor o gerginliği hissettirdi ,farklı ve iyi bir film izlemek isteyenler için iyi bir seçim kesinlikle
bu arada fatih özgüven bence türkiyenin en sağlam sinema eleştirisi yapan kişisi hem de açık ara en iyisi...yazısını okurken filmden aldğım tadı yeniden aldım...geçiş sayfalara eklenmiş o yazı çok hoşuma gitti
ayrıca oyunculukların hepsi iyiydi

birde beyazperde de Ali Ercivanın yorumu var,

http://img2.mynet.com/beyazperde/1pix.gifhttp://beyazperde.mynet.com/images/film/3826-ara-k.gif (http://beyazperde.mynet.com/film.asp?id=3826&kat=kritik)Ara (2007)
Y: Ümit Ünal (http://beyazperde.mynet.com/kisi/8636) O: Selen Uçer (http://beyazperde.mynet.com/kisi/22046), Betül Çobanoğlu (http://beyazperde.mynet.com/kisi/22045)
http://img2.mynet.com/beyazperde/1pix.gifArahttp://img2.mynet.com/beyazperde/dataicon_print.gif (http://javascript<b></b>:openHTML('/print-frame.asp?tur=sinekritik&id=1651','kritikprint','610','400');)
http://img2.mynet.com/beyazperde/cizgi.gifhttp://beyazperde.mynet.com/images/sinekritik/aliercivan.jpg

Ali Ercivan
Ümit Ünal’ın, izleyenler için son on yılın en önemli yerli yapımlarından biri olan 9’dan bu yana, kendi başına yönettiği ilk film Ara (http://beyazperde.mynet.com/film.asp?id=3826&kat=kritik). Malum, beş yönetmenli Anlat İstanbul’u da o yazmış ve bölümlerinden birini yönetmişti. Ümit Ünal’ın, ‘80li yıllardan bu yana, Teyzem ya da Hayallerim, Aşkım ve Sen gibi çeşitli filmlerin senaristliğini yaptığını ve Türk sinemasının önemli kalemlerinden biri sayıldığını belki genç okuyucular için bir kez daha belirtmekte de fayda vardır.

Ara, Harold Pinter’ın İhanet adlı güçlü oyunundan bir alıntıyla başlıyor. Pinter’ın metniyle Ünal’ın filminin göbek bağı olduğu zaten aşikar. Söz konusu oyun, iki ayrı çiftin yıllara yayılmış aşk ve ihanet ilişkilerini, sondan başa doğru anlatıyordu. Bu anlamda, Memento gibi bir filme de esin kaynağı olduğunu düşünmüşümdür hep. Ara’da ise, yine iki ayrı çiftin yıllara yayılmış ilişkilerini, ihanetlerini ve çözülmelerini izliyoruz. Öykü kurgusunu birebir almıyor Ümit Ünal ama yine de zamanı parçalıyor ve kronolojik bir anlatım yerine 10 yıllık bir zaman dilimi içinde gidip gelerek aktarıyor öyküsünü.

Film, İstanbul’un entelektüellerce kurtarılmış alan ilan edilmiş eski semtlerinden birinde (bu örnekte Kuledibi), tek bir apartman dairesinde geçiyor. Yıllara yayılmış bir öyküyü kısıtlı bir mekan üzerinden anlatıyor olması, Ünal’ın filminin en kayda değer başarılarından biri. Bu daire, Gül’ün babaannesinden kalmış. Fakat burada yaşamıyor Gül. Reklam ve dizi çekimlerine mekan olarak kiralıyor, zaman zaman da kaçamaklar ya da partiler için kullanıyor.

http://beyazperde.mynet.com/images/kritik/1651-aras-1.jpg

İlk tanıştıkları gece Ender’i getirdiği yer de burası oluyor. Fakat aralarındaki tek gecelik bir ilişki değil, yıllar süren bir beraberliğe dönüşüyor. Ender’in ortağı Veli ile karısı (aynı zamanda Ender’in çocukluk arkadaşı) Seda da onların yakın dostları olarak filme dahil oluyorlar. Arada filme girip çıkan başka yüzler olsa da filmin temelinde bu dört karakter arasındaki ilişkiler yer alıyor.

Ara’nın tiyatrodan beslenen bir zemine oturduğu muhakkak. Fakat bu handikabı kendi avantajına dönüştürmeyi başarıyor. Diyaloglardaki ve oyunculuklardaki gerçeklik hissi, dijital kameranın pratik kullanımının sağladığı dinamizm bunun en önemli gerekçeleri.

Sanırım karakterlerin gerçekliğini de eklemeliyim bunlara. Özellikle Erdem Akakçe tarafından büyük başarıyla canlandırılan Ender karakteri, kendi hayatımda en az iki üç adet benzerini tanıdığım, dolayısıyla Ümit Ünal’ın da ne kadar doğru ve gerçekçi bir şekilde çizdiğini birebir ayırt edebildiğim bir karakter oldu. Sadece bu karakterin filmin sonunda vardığı noktayı gereksiz buldum.

Kimi ufak pürüzlere rağmen oyuncu ekibi genelde oldukça başarılı. İçlerinden sadece Serhat Tutumluer’in karakterine yüklenen ikinci kimliği yeterince inandırıcı kılamadığını düşünüyorum.

http://beyazperde.mynet.com/images/kritik/1651-aras-2.jpg

Kendilerine kurmaya çalıştıkları yaşamlar, üzerlerine bir gömlek fazla gelen karakterler belki bunlar. Yükselmek, sınıf atlamak, başka birileri olmak için çok çabalamış ama geldikleri yerlerden, özlerinden, geçmişlerinden de kopamamış, arada kalmış karakterlerini başarıyla yansıtan Ümit Ünal, belki Türk toplumunun geneline fazla bir şey ifade etmeyecek ama kimimizin de yakından tanıdığı bir çevreye acı bir bakış atıyor. Hem alaturka hem alafranga, hem başarılı hem de gerçek anlamda hiçbir şey yaratmayan, üretmeyen; kendi zedelenmiş egoları yüzünden en yakınlarındakilere zarar veren bir grup insan…

Belki kameranın, filmin sadece en sonunda o daireden çıkıp sokağa inmesi de bundan. Çünkü bu insanlar, o dört duvarlar arasında kendilerine kurdukları bohem yaşamlarıyla, olabildiğine kopmuşlar o sokaklardan.

Son olarak şunu söylemeliyim ki, bu filmi geçtiğimiz Antalya Film Festivali’ne kabul etmeyenler de, sinemanın güncel deviniminden kopmuş olmalılar. Çünkü geçtiğimiz yılın tartışmasız en önemli ve başarılı iki üç yerli sinema filminden biri Ara. Ardı ardına gelen başarısız yerli yapımlar içinde, taze bir nefes…

fatmaaa-
21-05-08, 17:37
Geç olsada yeni haberim oldu filmden bi dergide okudum benide baya bi etkiledi muhakkak izlicem sanırım Serhat Tulumer bu filmdeki başarısından ötürü ödül almış

simge*deniz
25-05-08, 15:42
Festival 'Ara'landı

Anadolu Üniversitesi 10. Uluslararası Eskişehir Film Festivali’nde, “Ara” filminin gösteriminin ardından bir de söyleşi gerçekleştirildi. Söyleşide yönetmeni ve oyuncuları yakından tanıma fırsatı bulan katılımcılar, keyifli vakit geçirdiler

Anadolu Üniversitesi 10. Uluslararası Eskişehir Film Festivali’nin 3. günü “Ara” filminin gösterimi ile başladı. Seyircilerin yoğun ilgi gösterdiği filmin ardından, filmin yönetmeninin ve oyuncuların da katıldığı bir söyleşi gerçekleştirildi. Söyleşiye yönetmen Ümit Önal ve oyunculardan Serhat Tutumluer, Selen Uçer ve Erdem Akakçe katıldı.

Yönetmen Ümit Önal, bütün olayların bir dairede geçtiğini, bu yüzden filmin adını daire koymayı düşündüğünü ancak daire diye bir film olduğu için bundan vazgeçtiklerini belirtti. Önal, “Ne olsun diye düşünürken arada kalma fikri ortaya çıktı. Hemen hemen bütün karakterler ara kelimesini farklı manalarda kullanıyorlardı.” dedi. Filmde ilk yazdığı sahnenin asıl konuyla alakasız bir sahne olduğunu belirten Önal, bir sıra ile yazmadığını, filmde hayatından parçalar olduğunu ifade etti. Türkiye’nin son 30 senede geçirdiği değişime değinen Önal, karakterlerin de bu değişime dayalı olarak daha çok para, daha çok tüketme isteği içerisinde olan karakterler olduğunu ifade etti. Önal, hayatımıza mana vermemizi sağlayan şeylerden, kendi kuşaklarının yoksun kaldığını, bir çok arkadaşının içkiye ve daha çok paraya döndüklerini gördüğünü ifade etti.

Filmin oyuncularından Selen Uçer, filmin hayatında çok önemli bir yeri olduğunu, karakterlerin söylediklerini özümsediğini ifade etti Uçer, Anne ve babasıyla bir iletişim kuramayan milletler arasında kalmış bir çocuğun, ileride kurmaya çalıştığı bir aile mücadelesini sahnelediğini belirtti.

Uçer, “Bu senaryoda karakterler o kadar gerçek geliyor ki, tüm karakterlerden kendimden bir şeyler bulabildim. Olaylar o kadar olduğu gibi ortaya konmuş ki karakterler de bunu yansıtıyor” dedi.

Serhat Tutumluer, senaryosu olan, derdi, meselesi, derinliği olan işler yapabilmenin önemine işaret etti. Tutumluer, senaryo iyi olmadığında, oyunculuğunda iyi olmayacağını belirterek, iyi bir senaryo geldiğinde kaçırmak istemediğini, hemen kabul ettiğini kaydetti.

Erdem Akakçe, oynadığı karakterin sorunlarının durumu insancıl kıldığını, ancak sorunları çözmeden gittikçe biriktiğini kaydetti. Akakçe, oynadığı karakter ile kendi yaşayış tarzı arasında hiçbir bağ kuramadığını ifade etti. Oynadığı karakteri para yiyen bir canavar olarak niteleyen Akakçe, “Ben bir tiyatro oyuncusuyum. Benim hiç çılgınca harcayacak kadar param olmadı. Dolayısı ile karakterin sorunları ile benim sorunlarım örtüşmüyor. Sadece soruna karşı verdiğimiz tepki çok insancıl ve evrensel.” dedi.bye

elyz
07-06-08, 21:10
ARA'ya 3 ödül..
en iyi kadın oyuncu: selen uçer
en iyi senaryo: ümit ünal
en iyi kurgu: çiçek kahraman

adana altın koza film festivali ...
öncelikle her bölüm için 12 film içinden sadece 3 aday çıkarmaları ki eledikleri isimler kazanamasada aday olarak gösterilmesi gereken kişilerdi,baştan hiç aday dahi kabul edilmeyip 3 kişi arasında seçim yapmak bence çokta hoş bi durum olmamıştı..kazanan en iyi kadın oyuncu ödülünü 2 oyuncuyada beraber vermeleri ki zaten 3 aday vardı,diğerinide es geçmeselerdi bari...kazanan en iyi erkek oyuncu olarakta yine sadece 3 aday arasından güya tek oyuncuya verilen ama 18 oyuncuya ayrı ayrı sunulan ödül yine nasıl yani dedirtti bana...made in europe (4;5 sene önce çekilmiş)filminin 18 adet erkek oyuncusu en iyi erkek oyuncu(!) oldular...ne yani filmdeki ruhi sarı ya da teoman kumbaracıbaşı ile diğer 18 kişi içindeki diğer erkeklerden ismini bilmediğim herhangi biri aynı ölçüdemiydi oyunculuk açısından...

belkide tek ekip olarak gelen film nokta ve derviş zaimin orda sadece izleyici olarak kalması tek ödül almadan dönmesi yine abes geldi bana...

altın koza jürisinde şunu hissettim :""biz farklı seçimler yapıcaz""...farkımızı göstercez gibi garip bi ego...o halde her sene her yarışma kapsamına giren neredeyse her film ödülle dönecek bu mantıkla bakarsak..o halde her film en iyi film,her erkek en iyi erkek oyuncu,her kadın en iyi kadın oyuncu,her yönetmen en iyi yönetmen vs vs vs...

ARA'yı tebrik ediyorum...ümit ünal'ın en iyi yönetmen olarak kozayı alacağını ümit etmiştim... en iyi senaryo ödülüde çok çok güzel bi ödül ki ümit bey daha çok senaristliğiyle bilinir,o nedenle tebrik ediyorum ve yine kesinlikle hak ettiğini düşündüğüm selen uçer en iyi kadın oyuncu öülünü bu festivalde aldı buda teselli edici bi tarafı sanırım festivalin..