Tüm Versiyonu Göster : Zeki Müren


emresefer
09-06-07, 20:47
Doğumu
09/12/1931 - Bursa
Ölümü
24.09.1996 - İzmir

Filmleri - Oyuncu (21 Film)
Deli Deli Tepeli 1975
Rüya Gibi 1971
Aşktan da Üstün 1970
Fatoş Talihsiz Yavru 1970
Kalbimin Sahibi 1969
İnleyen Nağmeler 1969
Katip / Üsküdar'a Giderken 1968
Hindistan Cevizi 1967
Düğün Gecesi 1966
Hep O Şarkı 1965
İstanbul Kaldırımları 1964
Aşk Hırsızı 1963
Bahçevan 1963
Hayat Bazen Tatlıdır 1962
Gurbet 1959
Kırık Plak 1959
Altın Kafes 1958
Berduş 1957
Katibim 1956
Son Beste 1955
Beklenen Şarkı 1953

LİBRA
19-06-07, 19:42
Zeki Müren, (d. 6 Aralık 1931, Bursa – ö. 24 Eylül 1996, İzmir). Klasik Türk Müziği sanatçısı.

Bursa'da başladığı orta öğrenimini İstanbul'da Boğaziçi Lisesi'nde tamamladı. İstanbul'da Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nin Yüksek Süsleme Bölümü Sabih Gözen atölyesinden mezun oldu. Desen çalışmalarını öğrencilik yıllarından başlayarak pekçok kez sergiledi.

Zeki Müren, Bursa'da tamburi İzzet Gerçeker'den aldığı solfej ve usül dersleriyle musiki bilgileri öğrenmeye başladı. 1949'da, Boğaziçi Lisesi'nde okurken Agopos Efendi (sinema yönetmeni ve senaryo yazan Arşavir Alyanak'ın babası) ile udi Kirkor'dan aldığı derslerle de musiki eğitimini sürdü. Daha sonra fasıl musikisini iyi bilen ve geniş bir repertuvarı olan Şerif İçli'den çeşitli eserler meşk etti; Refik Fersan'dan, Sadi Işılay'dan, Kadri Şençalar'dan yararlandı.

1950'de sınavla İstanbul radyosu'na girdi. İstanbul radyosunda 1951'de, canlı olarak yayımlanan bir programda ilk radyo konserini verdi ve bu konseri çok beğenildi. Bundan sonra Türkiye radyolarında düzenli olarak okumaya başladı. Radyo programları on beş yıl sürdü, bunların çoğu canlı yayın programlarıydı. Müren bundan sonra kendini daha çok sahne ve plak çalışmalarına verdi. Alışılmış kalıpları zorlayan elbiseleri ve sahne davranışı ile halkın ilgisini sürekli olarak üstünde tutmayı başardı.

Zeki Müren 600'ü aşkın plak ve kaset doldurdu. Plağa okuduğu ilk şarkı Şükrü Tunar'ın "Bir muhabbet kuşu" güfteli şarkısıdır. Müren 1955'te "Manolyam" adlı şarkısıyla Türkiye'de ilk kez verilen Altın Plak Ödülü'nü kazandı.

Zeki Müren Türkiye'de en çok konser veren ses sanatçısıdır. Bir yılda yüz konser verdiği dönemler olmuştur. Kendisine 'sanat güneşi' ünvanı verilmiştir. Yabancı ülkelerde de birçok konser vermiştir.

İki yüz dolayında şarkı besteledi. On yedi yaşındayken bestelediği "Zehretme hayatı bana cânânım" mısraıyla başlayan acemkürdi şarkı bestelediği ilk şarkıdır. "Şimdi uzaklardasın gönül hicranla doldu" (suzinâk), "Manolyam" (kürdilihicazkâr), "Bir demet yasemen" (nihavend), "Gözlerinin içine başka hayal girmesin" (nihavend) güfteli şarkıları sık sık okunan, en sevilen şarkılarıdır. Müren bu şarkıları plaklara da okumuştur.Unutulmaz Maksim Gazinosu sahnelerinde aralıksız 11 yıl Behiye Aksoy ile dönüşümlü olarak sahne almıştır.

Zeki Müren 1954'te Beklenen Şarkı adlı filmde sinema oyunculuğuna başladı. Büyük bir ticari başarı kazanan bu filmden sonra şarkılarının çoğunu kendisinin bestelediği on sekiz filmde daha oynadı. 1955'te de Arena Tiyatrosu'nca sahneye koyulan Çay ve Sempati adlı oyunda da baş roldeki oyuncuydu. Ayrıca 'Bıldırcın Yağmuru' isimli bir şiir kitabı da vardır.

Zeki Müren kalp rahatsızlığı ve şeker hastalığı yüzünden 1980'den sonra sahne hayatından ve musikiden uzaklaştı. Bodrum'daki evine kapandı, münzevi bir hayat yaşadı. 24 Eylül 1996 Çarşamba günü, TRT İzmir Televizyonu'nda kendisi için düzenlenen tören sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu hayata gözlerini yumdu. Cenazesi görülmemiş bir halk kalabalığının katılmasıyla büyük bir törenle kaldırıldı. Mezarı, doğum yeri olan Bursa'da Emirsultan mezarlığındadır.

Vasiyetinde mirasının en büyük bölümünü Mehmetçik Vakfı'na bıraktı.



Albümleri

Senede Bir Gün (1970)
Pırlanta 1 (1973)
Pırlanta 2 (1973)
Pırlanta 3 (1973)
Pırlanta 4 (1973)
Hatıra (1973)
Anılarım (1974)
Mücevher (1975)
Güneşin Oğlu (1976)
Nazar Boncuğu (1977)
Sükse (1978)
Kahır Mektubu (1981)
Eskimeyen Dost (1982)
Hayat Öpücüğü (1984)
Masal (1985)
HELAL OLSUN (1986)
Aşk Kurbanı (1987)
Gözlerin Doğuyor Gecelerime (1988)
Ayrıldık İşte (1989)
Karanlıklar Güneşi (1989)
Zirvedeki Şarkılar (1989)
Dilek Çeşmesi (1989)
Bir Tatlı Tebessüm (1990)
Doruktaki Nağmeler (1991)
Sorma (1992)

Ölümünden Sonra Yayınlanan Albümler;

Muazzez Abacı & Zeki Müren Düet (2000)
Selahattin Pınar Şarkıları (2005)
Sadettin Kaynak Şarkıları (2005)
Zeki Müren: 1955-1963 Kayıtları (2005)
Batmayan Güneş (2006)
Zeki Müren yukarıda belirtilenler dışında, 1968-1974 yılları arasında Grafson Plak'tan kendi adıyla anılan 12 farklı albüm daha yayınlamıştır .

http://tr.wikipedia.org/wiki/Zeki_M%C3%BCren

LİBRA
19-06-07, 19:45
10'uncu ölüm yıldönümünde Zeki Müren'le son söyleşi:
"Bodrum'daki sessiz odamdayım"

Yatağını stüdyo haline getirip bir teybe okumuştu istediğim söyleşiyi ve sonunu veda sözcükleriyle bağlamıştı: "Bu kadar güzel yaşayan bir insan ölümü de tatmalı"


1996'da "Aynalar" belgeselini hazırlıyorduk. Bölümlerden biri Zeki Müren'di. Kendisiyle söyleşmek istiyorduk ama ne mümkün... Müren dört yıldır kendisini Bodrum'daki evine kapatmıştı. Bırakın söyleşi yapmayı fotoğrafını çekmek bile mümkün değildi.
Yine de denemek istedim.
Türkan Şoray'dan aracılık rica ettim.
Sağolsun kırmadı, Müren'i aradı, telefonla görüşmemizi sağladı.
Telefonda kendisine yaptığımız işi anlattım. Bunun kalıcı bir çalışma olacağını söyledim. Hazırladığımız araştırma dosyasını ilettim.
İşin ciddiyetine inandı.
"Ama ekrana çıkmam" dedi.
Onun üzerine "görüntüsüz bir röportaj" önerdim.
"Size de görünmek istemem" dedi.
Anlıyordum. Bütün ömrünü güzelliğe, estetiğe adamış bir insanın, o eski haliyle hafızalarda kalma talebine diyecek bir şey yoktu.
Son bir öneri yaptım:
"Size bir teyp yollayalım. Soruları da yanında gönderelim. Cevaplarınızı o teybe okuyun."
"İşte bu olur" dedi.
Hemen yolladık teybi...
İki gün sonra telefon etti.
"Can beyciğim bitirdim cevapları..."
Sonra da bu işi nasıl yaptığını anlattı gülerek...
Önce dinlenmek için uzun bir uykuya çekilmiş. Uyanınca telefonları kapattırmış. Yatağına oturmuş. Evdeki rahleyi kucağına çekmiş. Soruları üzerine koymuş. Teybi, mikrofonu ağzına yakın gelecek şekilde eline almış. Yanına bir de el feneri koymuş.
Her şey hazır olunca yorganını başına çekip yatağını "küçük bir stüdyo" haline getirmiş. El fenerini yakıp soruyu okuyor, ardından cevabını teybe anlatmaya başlıyormuş.
"Bitirene kadar kan ter içinde kaldım" diyordu telefonda...
Bir seferde biten kayıt bir saate yakın sürmüştü. Sonra da tatlı bir yorgunlukla uykuya çekilmişti.

"Sizlerleyim"
Kaset elimize ulaştığında hayretler içinde kaldık.
Berrak, ışıl ışıl bir ses, bütün yalınlığıyla hayatını anlatıyordu. Zaman zaman küçük kahkahalar, zaman zaman duygusal iç çekişlerle...
Sonunda bir veda mesajı vardı:
"Bu kadar güzel yaşayan bir insan tabii ki ölümü de tatmalı" diyordu. "Ondan kurtulmak yok."
Kaset şu sözlerle bitiyordu:
"Bodrum'daki sessiz odamdayım ve ne güzel ki sizlerleyim, sizlerleyim. Allah hepinize arzuladığınız her şeyi versin, her şeyi versin."

Bir intihar
Bu konuşmadan kısa bir süre sonra ani bir kararla TRT'nin yayın önerisini kabul etmişti.
Bence bu bir intihar kararıydı. Mademki devleti onu çağırıyordu, gidecek ve gerekirse o her şeyin başladığı stüdyoda, o mikrofonun başında ölecekti. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar tasarlamıştı. Düzenli aldığı ilaçları kesmiş, yıllardır gizlediği bedenini en güzel elbiseler içine hapsetmiş ve ayakta ölmeye ahdetmişti.
Öyle oldu.
Çınarlar gibi ayakta öldü.



MÜZE-EV
O küçük stüdyoda
Bugün ölümünün 10'uncu yıldönümü...
Bodrum'da anısına önce hatim duası okunacak, sonra kalede bir konser verilecek. Unutulmaz sanatçı böyle yad edilecek.
Dört yıl önce müzeye dönüştürülen Bodrum'daki evini ilk kez gezdim geçen ay...
En çok yatak odasındaki yatağını, o ses kaydının yapıldığı "küçük stüdyoyu" görmek istiyordum.
Küçük, gösterişsiz bir odaydı bu...
İki kişilik yatağının ahşap işlemeli yatak başı pembe döşemeydi. Başucundaki komodinin üstünde anneciğinin fotoğrafı duruyordu. Onun yanında küçücük makyaj masası... Orada malzemeleri... Tüylü şapkası... Nota desenleriyle süslü atkısı... Yerde parmak arası lame terlikler...
Oysa yan odada sergilenen, kendi tasarladığı allı pullu kıyafetleri, takıları ne kadar göz alıcı, ne kadar frapandı.
Hayatı bu ikilik içinde geçmemiş miydi zaten:
Evdeki sadelik ve sahnedeki gösteriş...
Alabildiğine cüret ve şapka çıkarttıran efendilik..
Asker hayranlığı ve feminenlik...

"Can'ım Dündar"
Müze evi gezerken kendi adını taşıyan koya bakan bu güzelim mekanın yıllarca ona cennetlik ettikten sonra son dört sene nasıl kendini gönüllü hapsettiği bir cezaevine dönüştüğünü düşünüyorum.
Öylesine deli dolu yaşanmış bir hayatı gelip bu inzivada noktalamak, dışarıya çağıran eğlenceye kulak tıkamak, dört duvar arasında, sarmaşıklarla kapatılmış verandasında yapayalnız oturup maziyle teselli bulmak....
İşte yaptığı buydu.
Kederi, çizdiği desenlerin isimlerine yansımıştı sanki: "Kader", "Özlemin alev alev"... "Bulutlara çek beni Tanrım..."
Akşam vakitlerinin çoğunu geçirdiği mütevazı oturma odasında televizyonun karşısında sade bir sedir vardı. Bizim belgeseli de orada seyretmiş, sonra yatağının başucundaki telefondan beni arayıp hayat boyu hafızamdan silinmeyecek şu sözleri söylemişti:
"Siz artık benim için Can Dündar değil, Can'ım Dündar'sınız. Bunu izledikten sonra 10 yıl daha yaşarım. Ömrüme ömür kattınız."
Katamamışız.
O konuşmadan altı ay sonra vefat etti.

Hicran yarasından da derin
O belgesel, bugüne dek 300 bin ziyaretçinin gezdiği müze-evde gösteriliyor şimdi... Gezenler, aşağıda bazı bölümler okuyacağınız röportajı dinleyebiliyorlar.
Haftanın iki günü Bodrum ilkokul öğrencileri müzik dersine geliyor.
Ev, onun şanına notalarla çınlıyor.
Ve Golden köpeği 17 yaşındaki Uğur, 10 yıldır kapısında onun dönmesini bekliyor.
"Bende hicran yarasından da derin bir yara var" derken sesinin o nasıl öyle kahredici bir hüzünle çınladığını, evden ayrılırken daha iyi anlıyorum.


ÇOCUKLUĞU
"Tarzancılık oynarken hep Jane olurdum"
"Çocukken diğer arkadaşlarım 'Top oynayalım, efendim ip gerelim, voleybol oynayalım, futbol oynayalım' derlerdi. Bazen hakiki toptan, bazen bezden yapılmış toptan pata küte karşımızdaki topraklı yolda oynarlardı. Ben 7 yaşında alfabeyi söktükten sonra göz doktoruna götürdü annem...
Çok enteresan, o zaman küçük çocuklarda pek gözlük yoktu. Doktor bey dedi ki, 'Astigmat hipermetrop fakat gözlüğünü devamlı kullanırsa ileriki yaşlarına kadar numarası çoğalmaz ve böyle kalır'. Fakat ben o kadar erken çağımda gözlük takınca diğer arkadaşlar biraz da müstehzi müstehzi güldüler. 'Dört göz... dört göz...' diye bağırmaya başladılar.
Hiçbirinin bu tip şakalarına ters cevap vermiyordum. Gözlüğümü takmaya devam ediyordum. Ve tabii bahçemizdeki iki tane, biri dört köşe, biri yuvarlar çeşmenin üstünde dizili olan sardunya çiçeklerini aralar, orayı sahne gibi düşünür, komşu çocuklarını çağırır, 'Gelin Tophanecilik oynayalım' derdim. Onlar önce anlamazlardı. 'Tophanecilik' ne demek? Yani Tophane bahçesindeki sahnedeki durumu evde tatbik edelim, minicik aklımızla... Yalnız elime renkli bir mendil aldığımı, onu sallaya sallaya hem şarkı, hem türkü okuduğumu hatırlıyorum.
Mahalle arkadaşlarımla evde verdiğimiz minik müsamerelerde Külkedisi piyesini yaşatmaya çalışıyorsak, ben Külkedisi olurdum. Tarzancılık oynuyorsak mahallenin bizden büyük ağabeylerinden biri Tarzan olurdu. Küçük bir çocuğu Çita rolüne koyarlardı. Ben Jane olurdum. Dallara çıkardım. Ordan Tarzan beni düşmanların elinden kurtarır, indirir, bileklerimdeki ipi söker ve huzura kavuştururdu."


BODRUM
"Değişik gecelerin şehri"
"Beni muhabbetle saran ve sinesine basan hakiki Bodrumluların jestleri ve tabiat güzelliği ve de mevsimlerin ılık geçişi aşık etti beni bu enfes ve bembeyaz şehre... Evet 'şehir' diyorum çünkü şehirdir. Aşk şehridir, meşk şehridir, duygu şehridir ve ıstırapların da meydana çıkarıldığı değişik gecelerin şehridir. Bazen elele en büyük aşkı tadarak Bodrum'a gelen kişiler bakarsınız nişan yüzüklerini denize atarlar ve ayrılır giderler. Bazen de ki bu söylediğim daha çok olur- burada tanışırlar, burada nişan takarlar, senesinde evli gelirler. İki sene sonra geldiklerinde bir de bebek vardır kucaklarında... Bodrum uğurlu yerdir."


SON SÖZLER
"Ölüme üzülmüyorum.
Ondan kurtulmak yok"
"İşte şimdi Bodrum'daki köy evimde, bazen huzurlu, bazen huzursuz tatiller yapıyorum, gibi düşünmek gerek. Çünkü kalbimin iki damarı tıkalı. Şekerim yüksekti ve her hafta kan alınıp buradaki laboratuvarda bakılıyor. Eh bir de kilom vardı, yavaş yavaş verdim. Yine de zayıf sayılmam.
Bu üç faktör bir arada herhalde ölümü çağrıştırabilir.
Hiç üzülmüyorum. Bu kadar güzel yaşayan bir insan, tabii ki ölümü de tatmalı. Ondan kurtulmak yok.
Sizleri çok seviyorum. her şeyimsiniz benim.
Bodrum'daki sessiz odamdayım ve ne güzel ki sizlerleyim, sizlerleyim.
Allah hepinize arzuladığınız her şeyi versin, her şeyi versin.
Önce sıhhat, evet önce sıhhat.
Hepinize en güzel dileklerimi sunuyorum efendim.
Varolunuz, sağolunuz."


www.candundar.com.tr/index.php?Did=3478

LİBRA
19-06-07, 19:49
Popüler kültüre ve toplumsal ahlaka dair özellikleriyle Zeki Müren hep yaşayacak.

Sahnedeki travesti alkışlanırken sokakta olana falçata atılmasındaki tezat, Zeki Müren'in değil toplumun gerçeğiydi. Müren bugün Türkiye'nin tek gerçek efsanesidir.

Kendisi de söylüyor: İlk programını radyoda tamamladıktan sonra gelen telefonlardan anlaşılmış ki, insanlar en çok sesinin kadın mı erkek sesi mi olduğunu merak etmiş. Aynı şeyi Bilgi Yayınevi sahibi Ahmet Tevfik Küflü anlatmıştı. Koltuğunun altında 'meşin top'la bir yaz akşam üstü arkadaşlarıyla oynamaya giderken eski Ankara'nın Samanpazarı civarındaki bir evde radyoda yükselen sesle olduğu yere çakılır kalır. Küflü sonuna kadar bekler. Ses okuduğu şarkıyı tamamlar. Ahmet ağabey bu anısını daima şu dikkatle anlatırdı: "15-16 yaşında bir çocuk, arkadaşları bekliyor, koltuğunun altında top, bir sesle olduğu yere çakılacak..." Şunu eklemeyiyse unutmazdı:
"Adını da Zekiye Müren diye duydum."
Ben de aynı şeyi yaşadım. Halazademle Antalya'nın dağlarında dolaşıyorduk. Bir akşamüstü radyoda 'Zeki Müren'den şarkılar' dendi. Sazların kimler olduğu söylendi, nelerin okunacağı sayıldı ve Zeki Müren, 'Sineler aşkınla inler dideler hep nur olur' diye okumaya başladı. Ansızın göklerin yırtıldığını duydum. Yolun ortasında arabayı durdurup soluk almadan şarkının tamamlanmasını bekledik. Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Ankara'ya döndükten sonra bu olaydan söz ederken baktım babam gülümsüyor. Meğer o da o sırada yazıhanesinde çalışırken bu programı dinlemiş. "Saplanıp kaldım" dedi.


Yeni albüm
Şimdi Kalan Müzik, yıllardır sürdürdüğü bedeli ödenmez kültür hizmetlerine bir yenisini ekleyerek Müren'in 1955-63 kayıtlarını iki CD'den oluşan bir albüm haline getirdi. Daha piyasaya dağıtılmadan ve gazetelerde haberi çıkmadan Doğan Hızlan üstadımız lütfetti kendi kopyasını bana gönderdi. Albümü Bülent Aksoy hazırladı. Bu derlemede Zeki Müren, bilinen, tanınan, Türk popüler kültürünün en önemli kurucularından birisi olan kişiliğinden bir hayli uzak, artık neredeyse tamamen unutulmuş ya da hiç tanınmayan bir niteliğiyle çıkıyor karşımıza. Onu zamanında sadece 'frapan' kostümleri içinde, dikkatli, özenli, 'saygılı' sansasyonlarıyla tanıyıp sevenlerin, onu sevmeyenlerin, bir kez bile olsa dinleyenlerin kısacası herkesin kabul, hatta iman ettiği en önemli yanı sesi ve okuyuşudur. Buna bir de diksiyonunu eklemek gerekir. Bu albüm onları içerip kapsamakla birlikte asıl Müren'in ortaya koyduğu az bilinen tavrıyla ilgi çekiyor. Bu albümde yer alan besteler Zeki Müren denilince akla gelen, sahne ve gazinodan hatırlanan parçalar değil. Bu, çok eskiye gitmemekle birlikte, bazı klasik parçaları da barındıran fakat daha çok bizim şarkı geleneğimizin seçkin örneklerine yaslanan bir repertuvar. Radyo icrası olduğu için dikkatle okunmuşlar. Hatta bana kalırsa daha sonrakiler kadar da büyük bir rahatlık ve özgüven içermiyorlar. Biraz daha tutuk, biraz daha 'akademik', 'çıldırtıcı parlaklık'ta olmayan fakat eşsiz icralar.

Efsanenin gerçeği
Zeki Müren bugün bir efsane. Hatta, Türkiye'nin gerçek anlamda tek efsanesi. Bu, onun deha düzeyine varan zekâsının bir sonucuydu. Bu yargıda bulunmaktan kaçınmamak gerekir. Türkiye gibi kültürel olanakları sınırlı, hoşgörüsü dar, alışkanlıkları katı bir ülkede onun yaptıklarını başarmak ikili bir çabayı gerektiriyordu. Bir yanda yeni, farklı, görünmemiş bir şey yapmak, ikincisi bunu halka kabul ettirmek, hatta gelip geçici bir balon olmadan bunu sürdürebilmek.
Yapılmış hiçbir araştırma, ortada hiçbir kaynak olmadığı için ilk kez 1951 yılında bir radyo programıyla kariyerine başlayan bu hırs, azim ve şevk dolu 20 yaşındaki çocuğun popüler kültür içindeki çıkışlarını hangi saiklerle, hangi kaynaklardan beslenerek yaptıklarını yapmaya başladığını bilmiyoruz. Arkasında Müzeyyen Senar'ın belirleyici bir etkisi olduğundan haberdarız ama daha ilk sahne programında yeniliklere gitmesi belki biraz Akademi öğreniminden kaynaklanıyordu. Fakat ötesi, dünyayı görmemiş, tanımamış bu genç adamın zekâ ve sezgisinin ürünüydü ve tek başına bütün bir popüler kültürü inşa ediyordu.
O zaman ortaya başka bir şey çıkıyor. Türk sahne kültürü aslında Türk toplumsal yapısındaki değişimin de bir yansımasıdır. Zeki Müren bunu 1951'den 1980'e kadar yaşadı. 1950'lerde ortaya çıkan taşra burjuvazisi ve hacıağa tipi, 1960'larda beliren ticaret burjuvazisi, 1970'lerde patlayan gecekondulaşma ve arabesk onun sahne kültürüne yansıdı. Özellikle o yıllarda meydana gelen büyük toplumsal kaymanın şehirde baş gösteren yansımalarına karşı kapandı ve bir efsaneye dönüşmekle yetindi.

Zeki Müren'in sahnede yaptıklarının yanlışı yok değildi. Eğlence dünyasının sahnesini
'akademik' bir dünyaya dönüştürme çabası onun belki sonuna kadar kendisini de rahatsız eden çifte kişiliğini oluşturdu. Kendisine 'paşa' dedirten bir travesti, yüzlerce kadınla 'beraber olduğunu' söyleyen bir eşcinseldi.

Fakat bu onun değil ona inanan toplumun sorunuydu: o sadece toplumla oynadı. Toplumun ikiyüzlülüğü yemekli gazinolarda o sahneye çıkmadan önce tıkırtı olmasın diye çatal ve bıçakların toplanmasıyla programın sonunda sazın ortada bir yanartop gibi dönmesi, atılan göbekler arasındaki çelişkide gizliydi. Sahnedeki travesti alkışlanırken sokakta falçatalanan travesti arasındaki tezat Zeki Müren'in değil toplumun gerçeğiydi. Zeki Müren sadece Bizans'tan beri yaşadığımız o çetrefil ahlakın toplumsal ölçekteki son durağıydı. Bu ikilem onun sanatçı kişiliğinde de kendisini gösteriyordu. İşte, bir yandan sonradan bütün bütüne terk edeceği ama ne kadar önemli olduğunu Çinuçen Tanrıkorur gibi güç beğenir isimlerin de kabul ettiği klasik icraları, öte yanda sahne ve arabesk. Bu ikisi Osmanlı müziğinde yan yana gelmesi olanaksız şeyler değildir. Bu konudaki son bilginlerimizden Cem Behar, tam tersine Osmanlının popüler olanla akademik olanı daima atbaşı götürdüğünü ve hatta bunun o müziğin en önemli özelliklerinden, beslenme, dönüşüm kaynaklarından birisi olduğunu belirtti. Zeki Müren orada da son duraktı. Ama radyonun ortadan kalkması bu işi sona erdirdi. Zeki Müren kendisiyle birlikte bitti. Biten yanı daha çok müzikle ilgili kısmıydı işin. Popüler kültüre ve toplumsal ahlaka ait yanıyla Müren daha hayli yaşayacaktır.


www.kalan.com/scripts/Dergi/Dergi.asp?t=3&yid=6435

LİBRA
19-06-07, 19:58
http://img125.imageshack.us/img125/1757/a4ty8.jpg (http://imageshack.us)
http://img187.imageshack.us/img187/6772/a5sk5.jpg (http://imageshack.us)

mervehaluk
19-06-07, 20:02
LİBRA(adını bilmiyorum afedersin)Zeki Müren hakkında paylaştığın herşey için saol cnm..o çok değerli bi insandı gerek oyunculuğuyula gerek sesiyle....:img-yes:

LİBRA
19-06-07, 20:03
http://img510.imageshack.us/img510/6877/61769064nl8.jpg (http://imageshack.us)

LİBRA
19-06-07, 20:09
LİBRA(adını bilmiyorum afedersin)Zeki Müren hakkında paylaştığın herşey için saol cnm..o çok değerli bi insandı gerek oyunculuğuyula gerek sesiyle....:img-yes:


libra diyebilirsin bana canım bence de zeki müren gibisi gelmeyecek insanın morali bozukken şarkılarını dinlediğinde çok iyi geliyor...

mervehaluk
19-06-07, 20:11
libra diyebilirsin bana canım bence de zeki müren gibisi gelmeyecek insanın morali bozukken şarkılarını dinlediğinde çok iyi geliyor...

aynen ya moral bozukluğunda şarkıları çok iyi geliyor.ee ne de olsa sanat güneşiydi.öyle bi insan gelmez bi daha haklısın libra:img-wink:

LİBRA
19-06-07, 20:16
http://img337.imageshack.us/img337/7430/a1iy1.jpg (http://imageshack.us)

mervehaluk
19-06-07, 20:20
http://www.galeriturk.net/getimg/zekimuren001.jpg (http://www.galeriturk.net)

LİBRA
19-06-07, 20:20
http://img525.imageshack.us/img525/1746/a2zp8.jpg (http://imageshack.us)
http://img525.imageshack.us/img525/5201/a3tw1.jpg (http://imageshack.us)

mervehaluk
19-06-07, 20:23
http://www.galeriturk.net/getimg/muren002.jpg (http://www.galeriturk.net)

LİBRA
19-06-07, 20:25
teşekkürler mervehaluk

http://img337.imageshack.us/img337/2138/03ah4.jpg (http://imageshack.us)

mervehaluk
19-06-07, 20:25
http://www.galeriturk.net/getimg/muren003.jpg (http://www.galeriturk.net)

LİBRA
19-06-07, 20:27
http://img518.imageshack.us/img518/7840/45db4.jpg (http://imageshack.us)

mervehaluk
19-06-07, 20:28
rica ederim libra sana da teşekkürler:img-wink:

LİBRA
19-06-07, 20:30
http://img509.imageshack.us/img509/989/55fm1.jpg (http://imageshack.us)

mervehaluk
19-06-07, 20:32
http://www.galeriturk.net/getimg/zekimuren006.jpg (http://www.galeriturk.net)

mervehaluk
19-06-07, 20:35
http://img236.imageshack.us/img236/8909/sanatgunesi05jn5.jpg (http://imageshack.us)

mervehaluk
19-06-07, 20:39
http://img234.imageshack.us/img234/9494/muren602yv4.jpg (http://imageshack.us)

cyprus_hsn
20-06-07, 23:02
TSM'nin yapı taşlarından. Yalnız oyunculuğu berbattı rahmetlinin. Bazen eski filmlerine tv de rastlıyorum. hele o filmlerdeki konuşmaları :D replikleri şiir okur gibi okuyordu.
ama sahnesini, sesini ve sanatını tartışmak hadsizlik olsa gerek. Boşuna demiyolar TSM'nin güneşi diye. Nur içinde yatsın :img-yes:

LİBRA
02-07-07, 13:29
http://img259.imageshack.us/img259/5594/56628154uh6.png (http://imageshack.us)
http://img412.imageshack.us/img412/8636/19620090wr7.jpg (http://imageshack.us)

LİBRA
02-07-07, 13:31
http://img259.imageshack.us/img259/2839/58229750vc4.jpg (http://imageshack.us)
http://img511.imageshack.us/img511/9/32689195ol5.jpg (http://imageshack.us)

LİBRA
02-07-07, 13:35
http://img514.imageshack.us/img514/9161/29616144vr0.jpg (http://imageshack.us)
http://img526.imageshack.us/img526/4692/41324977kx0.jpg (http://imageshack.us)
http://img526.imageshack.us/img526/9986/72583086rh6.jpg (http://imageshack.us)

LİBRA
02-07-07, 13:37
http://img514.imageshack.us/img514/5245/71049943yv4.jpg (http://imageshack.us)

LİBRA
06-12-07, 10:21
http://img101.imageshack.us/img101/7126/44893038zd2.png (http://imageshack.us)
http://img88.imageshack.us/img88/9189/b1ou2.png (http://imageshack.us)
http://img88.imageshack.us/img88/889/c1rc6.png (http://imageshack.us)
http://img101.imageshack.us/img101/4558/63970676sj3.png (http://imageshack.us)

LİBRA
06-12-07, 10:28
http://img146.imageshack.us/img146/2408/a1it2.png (http://imageshack.us)
http://img146.imageshack.us/img146/9200/57731983cv6.png (http://imageshack.us)
http://img241.imageshack.us/img241/9738/58516494cv4.png (http://imageshack.us)
http://img146.imageshack.us/img146/4367/d1uz6.png (http://imageshack.us)

MarilynMonroe
11-05-08, 18:15
Kendi Sözleriyle Zeki Müren..

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/026.jpg http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/046.jpg

"6 Aralık 1931 doğmuşum, iyi mi etmişim? 37 İlkokul siyah önlük, beyaz yaka, toplumda ilk fiyaka 41 Orta mektepte soluk beniz, kısa saç ve umutlardan kıskaç 1945 Lise, pembe hayaller, yeşil filizler, yorulmayan dizler Akademi 1950 renk dünyasında renksiz yelkenli 1952 film, plak, dik bir boyun ve alın ak 1954 sahne, çile, para, çile artık ne dilersen dile 62 en büyük aşkım, 62 en deli gönlüm, 62 en neyse Bindokuzyüz bilmem kaç veda kara dünyaya"
Kendi Sözleriyle Zeki Müren"Batmayan Güneş Belgeseli'nden"

Zeki Müren son olarak hayatını kendi ağzından TRTde Kürşat Özkök'ün hazırladığı "Batmayan Güneş Zeki Müren" belgeseli için anlatmıştı. Belgesel 10-11-12 Eylül tarihlerinde yayınlanmıştır.

Yalnız Allah'tan korkarım, Allah'ın dediği olur. Bu büyük alemi yaratan ve de yöneten yüce kudret, alnımıza bir yazı yazıyor diyorum ben doğarken. Doğuyor, yaşıyoruz. Ama pembe… Ama gri… Ama siyah olaylarla geçiyor bir ömür ve sonra da çaresi yok ölüyoruz. Evet. Ben bazen ölümü de özlüyorum. "Ölüm özlenir mi?" diyeceksiniz. O beni özlemeden ben yakınlık kurarım.Yeter ki tanrı onun bile hayırlısını versin. Gecinden versin. Başkalarına çektirmeden, gına getirmeden, başka kimseleri rahatsız etmeden… Ne demiş atalarımız? "İki gün yatak, üçüncü gün toprak..." Toprak verimlidir. Yine üzerimizde çimler bitecektir, yine onların da arasında kır çiçekleri olacaktır. Onlar bahar rüzgarlarıyla sallanıp şarkılar söyleyecektir. Yeniler yetişecektir. Sonbahar gelir, kış gelir ama pıtır pıtır o pembe beyaz baharlar sardı mı bambaşkadır…

Binlerce, onbinlerce, kanayana kadar alkışlayan ellerden sonra bir yatak odası ve dört duvar, bir ayna, elbetteki yavaş yavaş başlayan bir bunalım. Uzun yıllar sonra günde 34 ilaç ve iki insülin iğnesi ve bununla yaşayan yapayalnız, evet hayret edeceksiniz ama yapayalnız birZeki Müren...
http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/009.jpg

1931 yılının 6 Aralık Cuma sabahı ezanlar okunurken Bursa'da, Hisar semtinde Ortapazar Caddesi'ndeki 30 numaralı, iki katlı ahşap evde doğdum. Babam kereste tüccarı KayaMüren, annem Hayriye Müren'dir. Başka kardeşim yok, tekim.

İlkokul 1. sınıfa başladığımda çelimsiz, zayıf, kırpma saçları böyle platine kesilmiş, Tophane yokuşundan uçarcasına kendini bırakan bir çocuktum. Çünkü hemen o yokuşun sonunda ilkokulumuz vardı.

İlkokulu, Bursa Osmangazi İlkokulu'nda bitirdim. Tophane Okulu, sonra da Alkıncı İlkokulu oldu. Efendim, okulumuz bir çıkmaz sokağın sonundaydı ama çıkmaz sokağın başında Osmangazi Hazretleri'nin ve de Orhangazi Hazretleri'nin türbeleri yanyana yeralmıştı. Arasından bir yolla Tophane bahçesine girilirdi. Şu meşhur kuleli, uzun bir kule olan içinde, halka açık bir bahçeydi o zaman da, şimdi de herhalde öyledir.

Bursa'da sünnet olan her çocuğun fayton araba, böyle çiçeklerle süslenmiş atlı fayton, o zaman landon da denirdi, landon arabayla ilk ziyaret ettiği zat Emir Sultan Hazretleri'ydi. O süslü arabayla Emir Sultan'a gidilir, dua edilir, eve dönüldükten sonra sünnet olayı gerçekleşirdi. Ben 11 yaşında sünnet oldum. Elbette ki o landon, yani faytonun büyüğü olan atlı arabayla böyle başımdan teller, sağ omuzumdan aşağı doğru iniyordu ve şapkamda da hakiki hem anneannemin hem teyzemin broşları ön kısmını süslüyor, bu bir adettir, yani her çocuk öyle süslü bir şapka giyerdi. Efendim şimdi asıl bir noktaya geleceğim. Emir Sultan Hazretleri'nin türbe ve camiini ziyaret ettikten sonra muhakkak uhrevi bir hava ile eve dönülüp, insan sünnet acısını hissetmezdi. Buna inanmanızı bilhassa istirham ediyorum. Emir Sultan Hazretleri dedim de rahmetli babacığımın kabri de şimdi hemen onun yamacında. Allah gani gani rahmet eylesin. Çok sevdiğim anneciğimden öğrendiğim Emir Sultan İlahisini ilk olarak bu programda sizlere sunmak geldi içimden ve okuyorum efendim.

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/043.jpg

MarilynMonroe
11-05-08, 18:25
http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/055.jpg

Ünlülerden Yorumlar
Zeki Müren Ünlülerin Yorumları"Bazıları farklıdır... Yetkinlikleri ya da ilgi çekici yanları ile kendilerinden söz ettirirler. Zeki Müren, hem etkinliğini, hem de ilgi çekiciliğini bir arada yaşamıştır. Hayatı ödünsüz sunabilen nadir insan olarak hatırlanacaktır."

Süleyman DEMİREL; Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel,Türk Sanat Müziği'nin eşsis sanatçısı Zeki Müren'nin vefatı dolayısı ile başsağlığı mesajı yayınlandı. Cumhurbaşkanlığı Basın merkezinden yapılan açıklamaya göre Demirel'in mesaj'ı şöyle "Türk Sanat Müziği'nin unutulmaz ismi, güzide sanatçı Zeki Müren'in derin bir teessür ile öğrendim. Büyük sanatçı Zeki Müren'e Allah'tan rahmet diler,tüm sanat camiamıza ve yakınlarına tüm taziyetlerimi sunarim."

Mustafa KALEMLİ; "Zeki Müren'in, çok yönlü sanat kişiliğiyle ile gönlümüzde daha uzun yıllar yaşayacağına inanıyorum.

İsmail Hakkı KARADAYI; Zeki Müren'in mal varlığının yarısını Mehmetçik Vakfına bıraktığını öğrendim. Bu, tabii çok ince bir duygu. Onun ruh yapısını, ülke sevgisini ortaya koyan güzel bir davranış.

Necmettin ERBAKAN; Başbakan Necmettin Erbakan da Türk sanat müziği'nin eşsiz sanatçısı Zeki Müren'in vefatı dolayısıyla, bas sağlığı mesajı yayınlandı.Erbakan'ın mesajı şöyle"Eserleri,unutulmaz sesi,yüksek şahsiyeti ile tüm vatandaşlarımızın gönlünde taht kurmuş değerli sanatçımız Zeki Müren'in vefatı'nı,büyük üzüntü ile öğrendim. Ülkemizin yetiştirdiği bu büyük sanatçıya Cenab-ı Allah'tan rahmet,geride kalan tüm sevenlerine,sanat camiasına ve yakınlarına baş sağlığı dilerim."

Tansu ÇİLLER; Dış işleri bakani ve başbakan yardımcısı Tansu Çiller,Türk Sanat Müziği sanatçısı Zeki Müren'in vefat'ı dolayısı ile yayınladığı mesajda şöyle dedi" Türk Sanat Müziği'nin eşsiz yıldızı Zeki Müren'in vefatından çok derin teesür duydum. Sahnelerde olduğu kadar, çevirdiği sayısız filmlerde sesini, sanatını doruğa eriştiren zeki müren'i asla unutmayacağız. Bu eşsiz sanatçı daima türk milletinin gönlünde yaşatacaktır. Bu büyük kaybımızdan dolayı sanat camiasına vede milyonlarca sevenine baş sağlığı dilerim."

Mesut YILMAZ; Anap Genel Başkanı Mesut Yılmaz, Türk Sanat Müziği Sanatçısı Zeki Müren'in vefatı dolayısıyla yayınladığı mesajda" Sanat dünyamızın yetiştirdiği en büyük yıldızlardan biri söndü."Yılmaz mesajında "eşim ve ben, sayın Zeki Müren'in vefatından duyduğumuz derin üzüntüyü tüm sevenleri ile gönülden paylaşır, merhuma Yüce Allah'tan rahmet dileriz.

Alparslan TÜRKEŞ; MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş Zeki Müren'in fevatı dolayından yayınladığı mesajda "Sanat icrası ve güzel Türkçesi ile gönüllere taht kuran,unutulmaz,büyük ve değerli sanatcımız Zeki Müren'e Cenab-ı Allahtan Rahmet,sanat camiamıza vede yakınlarına en içten taziyetlerimi iletirim."

Bülent ECEVİT; DSP genel başkanı Bülent Ecevit Zeki Müren'in vefatı dolayısı ile yayınladığı mesajda " O dilerde gönüllerde bir şarkı gibi yaşayacak. Hem şarkılarında hem söyleyişinde türkçeyi kullanışı ile onu asla unutmayacağız."

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/013.jpg
Yıldırım AKTUNA; Sağlık Bakanı Yıldırım Aktuna, Zeki Müren'in vefat'ı dolayısıyla yayınladığı mesajda," Sanat güneşi olaraktan hiçbir zaman batmadan kalbimizde yaşayacaktir"dedi. Bakan Aktuna'nın mesajı şöyle devam ediyor "Zeki Müren'in vefat haberini büyük bir üzüntü ile öğrendim. Türk Sanat Müziği'nin büyük ismi, yeri asla doldurulamayacak büyük usta Zeki Müren'e Yüce Allah'tan rahmet. Geride kalan sanat camiasına ve sevenlerine başsağlığı dilerim."

Selda BAĞCAN; "Türkiye'nin bütün sanatçıları olarak kendine büyük bir aşkla bağlıydık. O bizim duayenimizdi."

Sezen Cumhur ÖNAL;"Eğer o şarkılarını İngilizce, Fransızca ya da Almanca söylemiş olsaydı bugün bütün dünyanın yasını tuttuğu bir insan olacaktı."

"Zeki Müren'in sonunu getirdiler. Yalnız TRT değil bütün medya. Korkunç birşey. Bırakın adamı rahat etsin. Yok şoförü. Yok 180 kilo. Bir sanatçının haysiyetiyle bu kadar oynanmaz. Ölümünü hazırladılar. Paşanın katili medya ve magazin dergileri, dünyadan haberi olmayan müzik yazarlarıdır. Şimdi bayram etsinler. Yaşayan bir efsane söndü."

Müjdat GEZEN; "Zeki Müren 45 yıllık baba dostumuzdu. Bütün türkiyenin sanatçısıydı. Sadece ses sanatçısı degil ayrıca ressam ve de şairdi. .. Cenazesi yerine kasedini almayı tercih ederdim.

Yusuf NALKESEN; (bestekar) "Bugüne kadar hiçbir sanatçı, o'nun mertebesine erişemedi. Müzik dünyası, o nun yokluğunu şimdiden hissetmeye başladı bile.

RAFİK ATAÇ; (bestekar) "Hayatımda tanıdığım en müthiş insandı. Hem insan olarak, hem sanatçı olarak mükemmeldi."

Güneş MÜFTÜOĞLU; (rtük baş.) "Müren'in, değer bilen milletimiz tarafından sonsuza'dek anılacağına gönüllerde yaşatılacağına inanıyorum."

26 Eylül 1996 Türkiye Gazetesi

Kültür Bakanı İsmail KAHRAMAN "Büyük sanatçı Zeki Müren, Türk musikisinde kendi ekolünü oluşturmuş, geçmişten geleceğe köprü kurmuş çok kıymetli bir sanatçıydı" dedi. Bursa Valisi Orhan Taşanlar "Onu örnek alacak genç sanatçılar yetiştirmeye gayret edeceğiz. Ancak, Onun yerinin doldurulması çok zor."

Büyükşehir Belediye Başkanvekili Mustafa KUŞDİL "Bursa'da doğdu, ebediyete kadar Bursa'da yaşayacak."

Osmangazi Belediye Başkanı Basri SÖNMEZ "Anıtmezar yapılması işinde Osmangazi Belediyesi işin takipçisi olacaktır."

Duahan Adem ERİM "Sanat Güneş'i batmadı. (Grup etti, gün kavuştu, güneş karardı, yüzler sarardı) deyiniz.Tür musikisini düştüğü yerden kaldıran adamdı."

Müjdat GEZEN "Bursalıların sanatçıya, adına kurulacak müze ve vakıf ile adına düzenlenecek şarkı yarışmasıyla ve yapılacak anıtmezarla sahip çıkacaklarına inanıyorum."

Ajda PEKKAN "Ajda Pekkan, Zeki Müren ile sanata başladı, sahne terbiyemi, Türkçem'i sahne arkasındaki çalışanlarla dost ve kardeşçe diyaloğu, sanatçının ne demek oldunu O'nda gördüm. Zeki Müren'in yeri hiç bir zaman doldurulamayacak. O bir misyonerdi. "

Adnan ŞENSES "İlk karşılaştığımızda bana "Benden bir şeyler öğren." diye tavsiyelerde bulundu. Kendisinden bir şeyler öğrenmeye çalıştım. Yine de bir şey öğrenememiştim. O'nun yeri 100 yıl da, 500 yıl da geçse doldurulmaz."

Zeki Müren'in ölümü en çok onun doğup büyüdüğü Bursa'nın Hisar İlçesi'ndeki mahallesini etkiledi. Zeki Müren'in akranları ise şimdi onunla birlikte geçirilen çocukluk ve de gençlik anılarını terennüm ediyorlar.

Zeki Müren'in çocukluk arkadaşı Türkan İŞİT "Zeki Müren 11 yaşında iken kırmızı kadife pantolonunu giyer,bir taşın üstüne çıkıp o ipek gibi sesiyle arkadaşlarına şarkı söylerdi."

Emine GENÇGÜN "Hisar'a gelin geldikten sonra Zeki Müren'le tanışma fırsatım oldu."

Zeki Müren'in sünnet düğününe katılan Emine hanım, Zeki Müren'in mahalledeki cemiyetlerde güzel sesi ile küçük yaşlarda şarkı söylediğini hatırlıyor.

26 Eylül 1996 Sabah Gazetesi

Tevfik YENER İşte 1954'ten beri adım adım izlediğim Dört Zeki Müren,
1- Sanatçılığı Mozart kadar gösterişli ve acıklı yaşayan Zeki Müren,
2- Özel yaşamındaki ıstırabını ölümüne dek yüreğinde saklayan Zeki Müren,
3- Tahtını korumak için acımasız Zeki Müren,
4- Yarım yüzyıla yakın zirvede kalan Sanat Güneşi.

28 Eylül 1996 Milliyet Gazetesi

Alaaddin ŞENSOY "Bu güneşin battığı zannediliyor, ama hiç bir zaman batmayacak gelecek nesillere aktarılacaktır. Plak ve bantları çalınacak, hiç unutulmayacaktır."

Adnan ŞENSES "Acı saatler yaşıyoruz. 1950-1951 arasında Müren'in radyo programlarını dinledim. 1953'te evimi terk edip sanatçı olmak istedim. 1956 da gazinoda Zeki Müren beni dinlemeye geldi. Onun tesiri altında kaldım. "Gel evladım çok güzel bir sesin var beni iyi taklid ediyorsun benden birşeyler öğren." dedi. Müren in yerini dolduracak kimse gelmeyecek. Bundan sonra onun şarkılarıyla anarsa ne mutlu bize."

Erkan ÖZERMAN "Zeki Müren müzik dünyasında milat'tır. Bundan sonra Zeki Müren den önce Zeki Müren den sonra diyeceğiz. Hassas ve duygusal bir insandı. Hassas ve duygusal insanlar ise yanlızlığa mahkumdur."

Bülent ERSOY "Acımız çok büyük. Sabah gidip yüzünü açtırdım. Dünyadaki vazifesi bu kadarmış. Üzülmek bizim hakkımız. Sahnede ölmesi çok muhteşem bir şey. Muhteşem bir ölüm. Ayakta durmak için bu kadar çaba göstermiş. Muazzez hanımın söylediğine göre makyaj odasına götürüldüğü zaman yere yığılmış. Türk Sanat musikisinin değerli bir büyügünü yitirdirdik. O'nun gibi bir sanatçı bir daha gelmez. "

Ferdi TAYFUR "Benim için aydınlık bir kapıydı. Onunla konuştuk, o ilkleri icat eden bir insandı. Yeri bir daha doldurulamaz. Doldurulmaya çalışılsa bile onun tadı ayrıydı."

Safiye SOYMAN "Böyle bir ölüm ancak Zeki Müren'e yakışabilirdi."

Orhan GENCEBAY "Çok büyük, üretken bir insan ve bir ekoldü. Birimkimlerinin yarısını Mehmetçik Vakfın'a bağışlaması ülkemizi ne kadar sevdiğini ve değer verdiğini anlatıyor. Allah gani gani rahmet eylesin."

Sinan ERKOÇ "1963'te 5 yaşındayken sünnet düğünümüze gelmişti. Fatih 11 yaşındaydı. Annem "Ağlama Zeki Müren geldi." dedi. Ben "Bana ne?" demiştim canımın acısından. Beni öptü. Babam onun saz heyetinde saz ud sanatçısıydı. Türk Sanat Müziği demek Zeki Müren demektir. Biz pop müziği yapmamıza rağmen Sanat Müziği aşkını yaşıyoruz. Zeki Müren'i yaşatmak için sahne terbiyesini, eğitimini, örnek almalıyız. O hiç bir zaman sahnede seyirciye sırtını dönmemiştir."

Emel SAYIN "Üzgünüm, hemde çok üzgünüm. Üzgünüm de demek yeterli değil. Zeki Müren deyince mağrur bir gülümseme aklıma geliyor. Reformist bir sanatçıydı."

Gönül YAZAR "Biz onu hep sevenler içinde gördük, ama kimin görünmek için onun yanında olduğunu bilemem. Ben korunmaya ihtiyaç duymasam bile onun himaye ettiği bir kız oldum. O bana sahip çıktı."

İsmet AY "Üstüne yıldızlar yağsın Zeki."

Emel SAYIN "Çok üzgünüm. O yok ve bir daha da gelmeyecek. Düşünüyorum da ne büyük bir yetenekti. Hepimiz çok şeyler öğrenmişiz ondan."

Orhan Gencebay "Çok büyük bir kayıp. Yeri doldurulyamayacak bir insan ve müzik adamıydı Hepimiz ondan feyz aldık. Onunla büyüdük. Çok istisna bir icracıydı. Onun gibi bir icracı 50 -100 yılda zor gelir."

Nükhet Duru "Çok hüzünlü, çok erken bir ölüm. Alkışlarla ebedi mekanına gitti Bir tercihi olsaydı her halde böyle ölmek islerdi."

Nilüfer Şoke oldum... İnanamadım. Tam yeniden birşeyler yapma hazırlığındaydı. Bizlerin arasına dönmek üzereydi. Hepimiz onunla kucaklaşmaya hazırdık. O bizim milli hazinemizdi. Ölüm hoş değil ama bir sanatçı için alkışlanırken ve bu kadar sevilirken ölmek en güzeli."

Türkan Şoray "Zeki Müren'le en son "Aynalar" programı çekilirken konuştum. O gün hiç yapmadığım birşeyi yaptım ve sesini kasete aldım. Çok hoş, onore eden sözler söylemişti bana.Bana söylediği 'Sultanların sultanı' sözü hala kulaklarımda. Haberi duyunca kabus görmüş gibi oldum. Koskoca Zeki Müren'ın öldüğünü söylemek, buna inanmak zor."

Yaşar Özel "Çok üzgünüm. Büyük bir sanatçıydı. Hepimizin anıları var. Çok çok üzüldük Başımız sağolsun. Kaderin önüne geçilemiyor. Çok genç yaşta bizi bırakıp gitti."

Yüksel Uzel "Bu ay içinde sevenlerine hem 'merhaba' dedi, hem de vedalaştı. Kötü bir süprizle ayrıldı aramızdan."

Tarkan Hiç bir şey söyleyemiyorum, şu anda çok büyük bir şoktayım.

Aysel Gürel Benim için o ölmedi ve hiçbir zaman ölmeyecek.

Gülriz Sururi Çok üzüldüm anlatamam. Büyük bir kayıp.

Hakan Peker Çok üzüldük. Bütün müzik ve sanat dünyasının başı sağolsun diyorum.
http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/056.jpg

MarilynMonroe
11-05-08, 18:31
http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/002.jpg

Zeki Müren' in Genç Kızlara Açık Mektubu


"Benim arkadaşlarım; yüzlerini dahi görmediğim, bilmediğim, samimi ve vefakar arkadaşlarım; sizlerle karşı karşıya gelmek ve samimi bir hasbihalde bulunmayı arzulamak, senelerden beri içimi yakan bir ateşti.bana yazdığınız mektuplara cevap alamadığınız zaman, emin olun en az sizler kadar mahzun olmuş, en az sizler kadar mahzun olmuş, en az sizler kadar ben de kendime kızmışımdır..."
ZEKİ MÜREN’ in GENÇ KIZLARA AÇIK MEKTUBU

Fakat beni bu şekilde hareket etmeye mecbur tutan birçok sebepler var. Ne kadar isterdim bu sebepleri sizlere Jean Jack Rousseau gibi samimi bir şekilde itiraf etmeyi. Fakat mümkün değil. Ama diyeceksiniz ki, büyük filozof J.J. Rousseau her şeyini itiraf edebilmek cesaretini gösterdiği halde sen bu cesareti nasıl gösteremezsin. Haklısınız, ama bu bir cesaret meselesi değil. J.J. Rousseau her şeyini itiraf ederken kendisini bağlayan bir hatıra ve bu hatıraya karşı bir hürmeti yoktu. Benim ise her zaman içimde taht kurmuş eski bir hatıram ve bu hatıraya karşı ruhumun en ücra köşelerinden kopup gelen bir hürmet ve sevgim var. Hiçbir şey değilken, Bursa’nın düzensiz taşları üzerinde sadece Zeki olarak dolaşırken beni seven bir insanın belki hatırasına, belki de şahsına olan hürmetimden yazamam, itiraf edemem.

Aşktan korkan insanlar aşkını saklayanlardır. Ben ise aşktan korkmuyorum. Korkmadığım için de aşkımı itiraf etmekten çekinmiyorum. Birçoklarınız bana kızdınız ve yazdığınız mektuplarda beni aşktan, histen mahrum bir insan olarak itham ettiniz. Halbuki ben, bu en ağır ithamlarınızı bile büyük bir aşk içinde okudum. Sizler beni acı sözlerle iğneleyip derin sükun ve huzura kavuştuktan sonra acaba benim çektiğim ızdırabı duydunuz mu?. Aşk için yanaklarımdan süzülen yaşarlın dudaklarımda bıraktığı o tuzlu lezzeti sizler de bir an olsun hissettiniz mi, tattınız mı?

Bütün dünya edebiyatını tetkik ediniz ve en büyük sanatkarlar, aynı zamanda en büyük aşıklardır. Aşk, bir bestenin, bir şarkının, bir romanın, bir tablonun velhasıl bir eserin doğmasında en büyük amildir. Her var olan şeyin sebebi ve mahsulü bence aşktır ve en büyük aşık da Tanrı’dır.
http://www.kaosgl.org/resim/Sanat/Muzik/zekimuren03.jpg
Peygamberine:

“Sen olmasaydın, sen olmasaydın ben bu kainatı yaratmazdım” diyen Tanrı’dan aldığımız aşkla, aşk için, aşka hasretiz.

Hürmet ve sevgilerimle aziz dostlarım ve muhterem okuyucularım….

MarilynMonroe
11-05-08, 18:35
Kırık Plak (1959) | Zeki Müren - Belgin Doruk

http://img514.imageshack.us/img514/108/kirikplakkt0.jpg
Zeki (Zeki Müren) ünlü bir ses sanatkarıdır. Onu keşfeden ve tanınmasında büyük rolü olan Nermin hanım aynı zamanda Zeki’den duygusal anlamda da hoşlanmaktadır. Ancak Zeki,müzik dersleri verdiği Leyla ile (Belgin Doruk) yakınlaşmış ve aralarında nişanlanmışlardır. Bütün bunlardan haberi olmayan Nermin , Zeki’den karşılık bekler ancak nişanlandığını öğrenince öfkelenir ve intikam almak için harekete geçer.
Toplam 17 film çeviren Zeki Müren'in görülmeye değer bir filmi...


http://img230.imageshack.us/img230/2489/hazrrrjc5.jpg

MarilynMonroe
11-05-08, 18:44
http://images.gittigidiyor.com/58/580369_0.jpg

http://www.ntvmsnbc.com/news/273148.jpghttp://

http://image.data.kalan.com/General/size2/mpic5171.jpg

http://www.harikasozler.net/data/media/494/zeki_muren.jpg

MarilynMonroe
11-05-08, 18:55
http://site.mynet.com/durukozalak/mynet_resimlerim/zeki_muren.jpg
Zeki Müren'in gazinosu

1945’de gazino olarak açılan Kazablanka 1968'den beri düğün salonu olarak çalışıyor
Kazablanka deyince çoğumuzun aklına o ünlü film gelir. Ve İngrid Bergman'ın söylediği sözler: Bir daha çal Sam! Savaşın son yılında açılan Kazablanka, başta Zeki Müren olmak üzere dönemin bütün ünlü şarkıcılarının sahneye çıktığı bir gazinoydu...

http://www.revan.com.tr/resim/fasil-foto/fasil-foto-zeki-muren-01.jpg
Doğal olarak. Dönem 1940'lı yıllar, İkinci Dünya Savaşı yılları, ‘‘Kazablanka’’ bir savaş filmi. Bu ad söylendiğinde aklımıza Ingrid Bergman'lı, Humphrey Bogart'lı o ünlü film gelir. Orta yaşın üzerindeki İstanbullular için Kazablanka'nın ikinci anlamı da bu gazino. Adını o ünlü filmden alan İstanbul'un en parlak gazinolarından biri Kazablanka. Gazino Kazablanka şöhreti bugünlere de ulaşan dönemin en ünlü sanatçılarının sahneye çıktığı en seçkin yerlerden biriydi...

Gazino 1945 yılında Hamdi Anlar tarafından açıldı. Hamdi Bey bugün hayatta değil. Gazinosunun adını Kazablanka koyarken belki de filmdeki büyülü barın havasını yakalamaya çalıştı. Gerçekten de Hamdi Bey'in gazinosu birçok sanatçıya ev sahipliği yaparken, birçok İstanbullunun da anılarında özel bir yer kazandı.

Kazablanka'da kimler sahneye çıkmadı ki? Zeki Müren, Nuri Sesigüzel, Ahmet Sezgin, Sevim Tanürek, Sevim Çağlayan, Erol Büyükburç, Hamiyet Yüceses, Müzeyyen Senar, Adnan Şenses...

http://userserve-ak.last.fm/serve/_/4166213.jpg
Ünlülerin okulu

Zeki Müren Kazablanka tarihinin önemli taşlarından biriydi. Gazino 1955 yılında yenilendi ve kapılarını Zeki Müren'le açtı. Assolist olarak 40 bin lira avans, bin 200 lira yevmiye ile çalışmaya başladı.

Zeki Müren ile birlikte gazinoların sahne adabı da değişti. İlk defa Kazablanka'da Zeki Müren, kendisine eşlik eden müzisyenlere tek tip kıyafet giydirdi.
Onu Kazablanka'da sahneye çıkaran, Mahmut Anlar'ın oğlu Yüksel Anlar'dı. Baba-oğul çevrelerinde ciddiyetleriyle tanınıyordu. Çok disiplinliydiler. Zamanının en havalı gazinosunda 150 garson çalışmaktaydı.

Kazablanka'nın Nuri Sesigüzel'in meslek hayatında da önemli bir yeri var. O günlerde burada sahneye çıkan Ahmet Sezgin aniden işi bırakmıştı. Boşalan kadro için acele yeni bir sanatçı aramaya başladılar. Henüz tanınmayan bir Türk halk müziği şarkıcısı olan Nuri Sesigüzel bir Anadolu turnesindeydi. Yüksel Anlar, Nuri Sesigüzel'e Zigana Dağları'na yakın bir yerdeyken ulaştı. Sesigüzel turneyi bıraktı ve İstanbul'a gelerek Kazablanka'da sahneye çıkmaya başladı...

MarilynMonroe
11-05-08, 18:59
Zeki Müren hakkında..
http://userserve-ak.last.fm/serve/_/4898166.jpg

ilk Plağı

Bir gün lise son sınıfta bahçede otururken hademe gelir ve Zeki’yi okul müdürün çağırdığını söyler.Korka korka gittiği okuldan kendisini koca bir sürpriz bekliyordu.Okul müdürü ona “benim bir şarkımı plağa okumanı istiyorum” kabul eder misin diye sorar.Bu teklif Zeki Müren’in ilk plağına hayat verir.İlk plağının satmasın bu genci cesaretlendirir ve müzik çalışmalarını hızlandırır. O dönemlerde ne popstarlar ne de gençleri hayal dünyalarından alıkoyan yarışmalar vardır , sanatın sanatçının sahne tozunun değerinin bilindiği yıllardır o yıllar.

İlk Radyo Programı

Takvimler 1951 ‘i gösterdiğinde T.R.T. radyosundan bu anons duyulur : “Rahatsızlığı nedeni ile programına gelemeyen Perihan Altındağ Sözerinin yerine Zeki Müren’i dinlediniz.” İşte bu an o büyük sanatçının kitlelerle tanıştığı ilk an olur.O ilk şans eseri de olsa verilen konserden sonra T.R.T. Radyosunun telefonları kilitlenir herkesin sorusu ise ortaktır : Kim Bu Zeki Müren !


İlk Sinema Filmi

Cahide Sonku Zeki Müren’in idollerinden biriydi.Her beyoğluna çıktığında ilk işi fotoğraf stüdyolarının vitrinlerinde dönemin starı Cahide Sonku’nun fotoğraflarına bakmak olurdu Zeki Müren’in. O hayranlık 1954 yılında iki sanatçıyı “Beklenen Şarkı “ adlı filmde buluşturur.Bu onun ilk sinema filmi olur , Zeki Müren bu filmden ilk büyük parasını kazanır, kazancı ise tam 10 bin liradır.Öylesine sevilir ki Zeki Müren’in filmleri , öylesine beğeni kazanır ki sonrakilerinden tam 200 bin lira talep eder sanatçı ve bu astrononik talebini kabul ettirir.

İlk Sahnesi

Zeki Müren 1955 yılında ilk sahnesini Dolmabahçe ki Küçük çiftlik parkında alır.Tam beş yıl boyunca halk onu plaklardan dinlemiş , sinemadan izlemişti , şimdi sıra onun sahne performansındaydı Tıklım tıklım doldurduğu gazinodan ilk yevmiyesini alır .İlk yevmiyesi ise rekor bir bir yevmiyedir : Tam 1200 Lira !


Sahnede ki ilk “ T biçimli sahne , dekorlar , kostümler ve daha onlarca yenilik , hepsi Zeki Müreni sahnede izleyenlerin karşılaştığı süprizlerdir.Bu sırada Demokratik parti iktidarı da en şaşalı dönemini yaşıyordu.Dönemin başbakanı Menderes , reis-i cumhuru Celal Bayar onu izlemeye giden siyasetçilerdi.


İlk Arabası
İlk arabası 1956 model yeşil – beyaz Pontiac olur , ilk İstanbul turu ve dönemin boş İstanbul caddeleri , ne günümüz gibi yoğun bir trafik ne de günümüz gibi uzayıp giden Popstar kuyrukları ... Başka bir dönemdir o dönem , başka bir yaşanır hayat , başka bir önemsenir sanat....

Askerlik Yılları

1956 yılında yedek subaylığını yapmak için sahnelere veda eden Zeki Müren 1958 yılında tepebaşı gazinosunda tekrar sahne alır.Yıllar sonra onun erkekliğine laf edenlerin , onu insafsızca eleştirenlerin , iki binli yıllarda eksik erkekliklerini bahane ederek askerlikten yırtma raporları alan starlara ne diyecekti kim bilir ? Oysa o , dönemin gerektirdiği gibi askerliğini yapar ve askerlik dönüşü sanat yaşamına devam eder.

Tepebaşı gazinosu - Maksim – kazablanka – lunapark – Çakıl derken Türkiye’nin en büyük starı oluverir Zeki Müren.

Adının Siyasetle Anıldığı Yıllar

Yetmişli yıllarda zirvede olan Zeki Müren Demirel ile Ecevit’in o çekişmeli yıllarında siyaset ile anılır.Söylentilere göre Zeki Müren parti kurup siyasete atılacak ve meclise girecekti.Matinelerde ki hanım izleyiciler ona oy vereceklerini haykırdıkları haberleri gazetelerde çıktığında , o yıllarda özel tv ler ve onların abuk sabuk ratin ölçen cihazları olmadığından , geceyi kaç milletvekilinin uykusuz geçirdiği saptanamıyordu.Ona siyaset hakkında soru sorulduğunda ise Zeki Müren “ bu soruyu politikacı olduğumda cevaplandırırım , şimdi sadece politikacı adayıyım” diye yanıtlıyordu.

Son Konseri

27 Mayıs 1960 darbesi , 12 Mart 1970 , 12 eylül 1980 darbesi .... Kısacası tarih olmuş her dönemi zirvede kapatır Zeki Müren , politikacılar gider , gelir ama o hep zirvede kalır.8 eylül 1984 Bodrum kalesinde verdiği konserle sahne hayatına son verir .Doktorlarının yasaklamasına karşı “öleceksem bodrum için öleyim” diyerek verdiği bu konser bir buçuk saat sürer , içeride 10 bin izleyici , dışarıda ise bunun iki katı kadar dinleyici vardır.Konseri yayınlayacak olan t.r.t. aracının kablolarının kopması yüzünden geç başlayan konser onun ulusu ile yüz yüze son vedalaşmasıydı.Doktorla değil sahneye çıkmasını üstü üste birkaç şarkı söylemesini bile yasaklamışlardı paşaya.

70 li yıllarda safra kesesi arızalandı , böbreğindeki taşı sahnede düşürdü , kolestrolü yükseldi , şeker ve yüksek tansiyon ve biraz da içkiyi sevmesinden dolayı kaynaklanacak karaciğerinin iflas noktasına gelişi....Zeki Müren yaşamının son 15 yılını geçireceği hastalıkları ile boğuşmaya başlar seksenli yıllarla beraber.


Hastalıklar ve yalnızlık , yüreğinde dayanılmaz sıkıntılar yaratınca aklına eski alışkanlığı geldi.Bodrumda halkla iç içe yaşayacak ve hayranlarıyla kucaklaşmayı sürdürecekti.Hastalıklarına rağmen üretmekten vazgeçmeyen Zeki Müren özellikle seksenli yıllarda birbininden kaliteli uzun çalarla hazırladı.1983 yılında müzik marketlere sunduğu “Hayat Öpücüğü” albümü Türkiye’de müzik adına üretilen en özel albüm oldu.Annesini çok seven yorumcu kaybettiği annesi için bestelediği “Annem” şarkısını bu albümde yorumladı.

Seksenli yıllarda Yıldırım Gürses ve Erdoğan Berker ile başlayan Türk müziğinin çok seslileştirilmesi çalışmalarına farklı bir boyut kazandırdı.Dönemin en önemli müzik yatırımlarına imza attı.”Hayat Öpücüğü” ve “Aşk Kurbanı” adlı albümlerdeki kayıt - düzenleme kalitesi günümüzde bile hala yakalanamamıştır.

Popüler Türk müziğinde esen arabesk rüzgarı o dönem Zeki Müren ‘in prodüktörlüğünü yapan Selami Şahin’in yorumcuyu arabesk kokan bir albüm olan “Helal Olsun” u yapmaya yönlendirir.Bu albüm Zeki Müren’in ilk ve tek arabesk albümü olur , bu albümle Selami Şahin ile yollarını ayıran yorumcu bu albümde yaptığı hata yüzünden bir dönem piyasadan çekilir.

Seksenlerin sonu ve doksanlı yılları Zeki Müren dönemin popüler Türk müziği eserlerini yorumladığı albümlerle geçirir.Bu dönemlerde Bodrumda inzivaya çekilen sanatçı sevdiği , dönemin popüler şarkılarını seçen Zeki Müren bu şarkıları İstanbula gelip stüdyoda yorumlayarak hazırlıyordu albümlerini.Öylesine büyük bir yorumcuydu ki tüm albümü –4-5 saatte okur kayıtlarını tamamlar Bodruma evine geri dönerdi. Doksanlı yıllar Zeki Müren’in dönemin popüler şarkıları yorumladığı albümlerle geçer.”Karlar Düşer “ , “Böyle Ayrılık Olmaz” “Hava Nasıl Oralarda” , “Bir gülü sevdim” gibi şarkıları yorumlayan Zeki Müren her yaptığı albümle yüzbinlerce satar , her ürünü ile dönemin gençlerine taş çıkartan tirajlar elde ederdi.

31 Mayıs 1969 tarihinde verdiği ve 27 bin kişinin izlediği Aspendos konseri ile “paşa” lakabını alan Zeki Müren Meydan Lourese Ansiklopedisinin 9 cildinin 151 inci sayfasında yer alarak ansiklopediye geçen ilk yorumcu da olmuştu.

Yaşamına 600 ‘ü aşkın plak , kaset , cd bırakan paşa’nın 1995 yılında onun haberi olmadan piyasaya sunulan adlı “yorgunum” adlı albümle dünya tarihinde bir ilke imza attı.1983-86 yılları arasında Zeki Müren’in prodüktörlüğünü yapan Selami Şahin’in para sıkıntısı çekmesi üzerine Unkapanında faaliyet gösteren Aziz Plağa sattığı 2 albümünü , yıllar sonra farklı düzenlemeler ve farklı bir kartonetle kendisinin izni alınmadan piyasaya sunulduğunu gören paşa çok üzüldü. Tam 12 yıl önce seslendirdiği şarkıları şimdi makara bantlarından alınmış ve dönemin teknolojisi sayesinde yeni bir formatta yeniden piyasaya sunulmuştu.Bu albüm o dönem basında çok konuşuldu , ona müzikal yaşamında ilk kez Arabesk okutan Selami Şahin’e ikinci kez kırılıyordu Zeki Müren.

Son Günleri


1992 yılında Bodrumdaki evine kendisini adeta kilitleyen ve bırakın basına , dostlarına bile görünmeyen Zeki Müren , son anına kadar Bodrumdaki evinde , odasında hizmetkarı ve kendisi ile başbaşa bir yaşam sürdürdü.Yaklaşık dört yıl tek başına oturduğu odasında tv izleyip radyo dinledi , kitap okudu , ikinci şiir kitabını hazırlamak için çalıştı , beste çalışmaları yaptı ve bol bol telefonla konuştu.

1996 nın eylülünde T.R.T. nin hazırladığı belgeselin ikinci bölümünün çekimi için Bodrumdan İzmir’e alacağı 251 km lik yol onun son yolculuğu oldu.O gün evden çıkarken ne ilaçlarını yanına aldı ne de ona teklif edilen en az yorucu helikopterle yolculuk yapma fikrini kabul etti.

Tarih 24 Eylül 1996 Çarşamba gününü gösteriyordu ,saatler ise 20:59’u.İlk sahne şarkı söylediği mikrofonunu ona yıllar sonra hediye eden T.R.T. stüdoyolarında fenalaşan Zeki Müren birkaç dakika içinde hayata gözlerini yumdu .

65 yıl süren yaşamında bırakın Türkiye’yi dünyaya dahi gelebilecek en önemli ve en değerli vokal , müzisyen öldüğünde yüzbinler tarafından defnedildi.

Her geçen yıl ile beraber tıpkı diğer gerçek sanatçılar gibi biraz daha fazla unutulan Zeki Müren’in hayata gözlerini yumduğu günden günümüze tam 8 yıl geçti Bu sekiz yıl içinde çok seslileşen bir medya , sanat adına değil şöhret adına uzayıp giden müzik yarışmaları kuyrukları ve ucuzculukla ahlaksızlıkla dolu bir sanat dünyasına doğru yol aldık.Şimdi belki onun değerini anlamıyoruz ama bir gün gelicek ve Zeki Müren’leri dünya üzerinde ki sanat kimliğimizi aramaya başladığımızda arayacağız ama iş işten geçmiş olacak.

http://userserve-ak.last.fm/serve/_/4898125.jpg

MarilynMonroe
11-05-08, 19:11
http://img454.imageshack.us/img454/7328/zirvevj4.jpg

http://shop.country-info.ru/catalog/images/zekimuren.jpg

http://www.turkkitap.org/catalog/images/Zeki%20M%DCren-Selahattin%20Pinar.jpg

http://i3.tinypic.com/5y0ixa9.jpg

http://images.hemalhemsat.com/_upload/200636/364668001157647651994578_0_0.jpg

http://img522.imageshack.us/img522/712/zek7hsex0.jpg

http://kevokforum.googlepages.com/ZEKMREN2-HATIRALARIM.jpg

http://img239.imageshack.us/img239/6128/dndenbugne7fz9.jpg

http://img101.imageshack.us/img101/6332/mu9398502va156500xj6.jpg

http://www.turkkitap.org/catalog/images/Zeki%20M%FCren-Saadettin%20Kaynak.jpg

MarilynMonroe
11-05-08, 19:24
http://www.olcayunalsert.com/images/stories/haberler/zeki_murenn.jpg

Türk sanat müziğinin büyük sesi, ''Sanat Güneşi'' olarak anılan Zeki Müren doğumunun 75. yılında anılıyor.

Sahneye uzun süre ara verdiği için ayrı düştüğü hayranlarıyla 1996 yılında yeniden buluştuğu TRT stüdyosunda yaşama veda eden Zeki Müren, ölümünün üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen, eşsiz yorumu ve dillerden düşmeyen çok sayıda eseriyle hala yaşıyor.

Bursa'nın Hisar Mahallesi'nde 6 Aralık 1931'de doğan, yaşamı müzikle, sanatla dopdolu geçen ünlü sanatçı, Şerif İçli ve Refik Fersan gibi ustalardan dersler aldı. 1946 yılında bir gazete ilanıyla gittiği İstanbul Beyazıt'taki bir plak şirketinde 10 lira ödeyerek plak doldurdu. 1950 yılında açılan bir yarışmayı kazanarak İstanbul Radyosuna girdi ve ilk radyo konserini 1 Ocak 1951'de verdi.



1954 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisini bitiren Müren'in ilk plağı ''Bir Muhabbet Kuşu'', 1954 yılında Belgin Doruk ile birlikte oynadığı ''Beklenen Şarkı'' da ilk filmi oldu.

''Manolya'' adlı plağıyla 1955 yılında Türkiye'de ilk kez ''Altın Plak'' ödülü kazanan sanatçı, birçok kurum ve kuruluş tarafından ''yılın sanatçısı'' seçildi. Çok yönlü çalışmalar yapan Müren'in ilk şiir kitabı olan ''Bıldırcın Yağmuru'' 1965 yılında yayınlandı. 200'e yakın bestesi bulunan ve 50 plak yapan sanatçının 18 sinema filminde de imzası bulunuyor.

Yaşamı müzik, şiir, resim ve sinemayla dolu olan Müren, 1980 yılında geçirdiği bir rahatsızlık sonucu, doktorların sahne yasağı koyması üzerine, Muğla'nın Bodrum ilçesi Bardakçı koyunda satın aldığı villasında inzivaya çekildi. Yıllarca yılbaşı geceleri evlerimize konuk olan ve bizlere ''iyi yıllar'' dileyen Müren, yıllar süren suskunluğunu 1996 yılında TRT için çekilen ''Batmayan Güneş'' belgeseliyle bozdu.

Çalışmalarından dolayı 1991 yılında ''Devlet Sanatçısı'' unvanına layık görülen ilk Klasik Türk Müziği sanatçıları arasında yer alan ''Sanat Güneşi''ni ölüm, radyoda canlı solo yayınlarda kullandığı ilk mikrofonun kendisine hediye edildiği stüdyo çekimlerinde yakaladı.

YAŞAMA STÜDYODA VEDA

İzmir'de yapılacak program çekimleri için Bodrum'daki evinden ayrılan Müren, bir daha çok sevdiği Bodrum'una dönemedi. Ajda Pekkan ve Muazzez Ersoy'un konuk olarak katıldığı programda kendisine ödül olarak verilen mikrofonu alan, sunucunun yardımıyla yerine oturduktan bir süre sonra fenalaşan Müren'in, 66 yıllık yaşamı 24 Eylül 1996 tarihinde TRT stüdyolarında sona erdi. Müren'in cenazesi, vasiyeti üzerine doğduğu Bursa'da onbinlerce seveninin katıldığı törenle Emirsultan Mezarlığı'na defnedildi.

''Paşa'' olarak da anılan Zeki Müren'in vasiyeti üzerine tüm mal varlığını eşit olarak paylaşan Türk Eğitim Vakfı (TEV) ve Mehmetçik Vakfı, sanatçıyı unutmadı. İki vakıfın Bursa'da yaptırdığı ''Zeki Müren Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi'' ünlü sanatçının yolunu takip eden sanatçı adaylarına eğitim imkanı sunuyor. Sanatçının ölüm ve doğum yıl dönümlerini unutmayan sevenleri, her yıl 24 Eylül ve 6 Aralıkta sanatçının Bursa'daki mezarı ve Müren'in Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından müze haline getirilen Bodrum'daki evinde düzenlenen törenlere katılıyor.

Bu arada, hayatını anlatan belgeselde, kendisini ''6 Aralık 1931'de doğmuşum, iyi mi etmişim? 1937, İlkokul siyah önlük, beyaz yaka, toplumda ilk fiyaka, 1941, orta mektepte soluk beniz, kısa saç ve umutlardan kıskaç, 1945, lise, pembe hayaller, yeşil filizler, yorulmayan dizler, akademi, 1950, renk dünyasında renksiz yelkenli... 1952, film, plak, dik bir boyun ve alın ak, 1954, sahne, çile, para, çile artık ne dilersen dile, 1962, en büyük aşkım, 62, en deli gönlüm, 62 en neyse. Bindokuzyüz bilmem kaç veda kara dünyaya...'' cümleleriyle ifade eden Zeki Müren anısına kurulan internet sitesi de sanatçının hayranlarına hitap ediyor.

Müren'e ithaf edilen ''www.sanatgunesi.com'' sitesinde, ''Sanat Güneşi''nin filmlerinden, şarkılarına, albüm çalışmalarından, hakkında çekilen belgesellere kadar hayatının tüm ayrıntıları yer alıyor.

HAYRANLARDAN MESAJLAR

Müren'in vefatının ardından siyasetçilerden, sanatçılara, hayranlarından yakınlarına kadar herkesin mesajlarına yer verilen ''Bir Çift Söz'' başlıklı bir bölümün bulunduğu sitede, sanatçının ölümünün ardından yazılan şu mesajlar dikkat çekiyor:

Selda Bağcan: ''Türkiye'nin bütün sanatçıları olarak kendine büyük bir aşkla bağlıydık. O bizim duayenimizdi.''

Sezen Cumhur Önal: ''Eğer o şarkılarını İngilizce, Fransızca ya da Almanca söylemiş olsaydı, bugün bütün dünyanın yasını tuttuğu bir insan olacaktı.''

Dönemin Kültür Bakanı İsmail Kahraman: ''Büyük sanatçı Zeki Müren, Türk musikisinde kendi ekolünü oluşturmuş, geçmişten geleceğe köprü kurmuş çok kıymetli bir sanatçıydı.''

Dönemin Bursa Valisi Orhan Taşanlar: ''Onu örnek alacak genç sanatçılar yetiştirmeye gayret edeceğiz. Ancak, onun yerinin doldurulması çok zor.''
Ajda Pekkan: ''Sahne terbiyemi, Türkçemi sahne arkasındaki çalışanlarla dost ve kardeşçe diyaloğu, sanatçının ne demek olduğu onda gördüm. Zeki Müren'in yeri hiçbir zaman doldurulamayacak. O bir misyonerdi.''

Gazeteci Tevfik Yener: ''İşte 1954'ten beri adım adım izlediğim dört Zeki Müren;

1- Sanatçılığı Mozart kadar gösterişli ve acıklı yaşayan Zeki Müren,
2- Özel yaşamındaki ıstırabını ölümüne dek yüreğinde saklayan Zeki Müren,
3- Tahtını korumak için acımasız Zeki Müren,
4- Yarım yüzyıla yakın zirvede kalan Sanat Güneşi.''

ESERLERİ

Zeki Müren'in 1965 yılında yayınlanan ''Bıldırcın Yağmuru'' isimli kitabında Pembe Yağmurlar, Bursa Sokağı, İkinci Sadık Dost, Çim Makası, Son Kavga, Bu Bestecikler Sana, Alınyazım, Kazancı Yokuşu, Kendimi Arıyorum gibi şiirleri yer alıyor.

Sanatçının, çoğu çevirdiği filmlerine ad olmuş, yıllardır dillerden düşmeyen besteleri arasında ''Hatıralar'', ''Kahır Mektubu'', ''Beklenen Şarkı'', ''Gurbet Yolu Hasret Dolu'', ''Manolya'', ''Bir Demet Yasemen'', ''Bir Tatlı Tebessüm'', ''Yaz Yağmuru'', ''Katibim'', ''Bahçevan'' ve ''Son Beste'' de yer alıyor.

BODRUM'DAKİ ''ZEKİ MÜREN SANAT MÜZESİ''

Bu arada, Bodrum'da bulunan, Kültür ve Turizm Bakanlığına ait ''Zeki Müren Sanat Müzesi''ni, açıldığı 8 Haziran 2000 tarihinden bugüne kadar 210 bin 822 ziyaret etti.

Müze yetkililerinden alınan bilgiye göre, ''Sanat Güneşi''nin adını taşıyan müzeyi, 2005 yılında 29 bin 945, 2006 yılının 5 Aralık tarihi
itibariyle 31 bin 363 kişi, müzenin açıldığı 8 Haziran 2000 tarihinden bugüne kadar ise 210 bin 822 kişi ziyaret etti.

Müzenin ziyaretçileri, sürekli Zeki Müren'in şarkılarının çalındığı müzede sergilenen şarkı sözlerine ve sanatçının kişisel eşyasına ilgi gösterirken, müze görevlilerinin bakımını üstlendiği, Sanat Güneşi'nin köpeği ''Uğur'' ile hatıra fotoğrafı çektiriyorlar.

Müzede Zeki Müren'in kıyafetleri, fotoğrafları, ödülleri, kişisel eşyası ve sanatçının yaptığı desen çalışmaları yer alıyor. Müzenin bahçesinde de sanatçının heykeli ile kullandığı arabası sergileniyor.
http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/018.jpg
http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/013.jpg

MarilynMonroe
11-05-08, 19:33
http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/014.jpg

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/016.jpg

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/003.jpghttp://

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/006.jpghttp://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/011.jpg

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/019.jpghttp://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/022.jpg

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/031.jpg

MarilynMonroe
11-05-08, 19:40
http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/024.jpg

Oynadığı Filmler:

* Rüya Gibi1971
* Asktan da üstün(1970)
* Kalbimin sahibi(1969)
* Inleyen nagmeler(1969)
* Katip (1968)
* Hindistan cevizi(1967)[[]]
* Dügün gecesi (1966)
* Hep o sarki (1965)
* Istanbul kaldirimlari(1964)
* Bahçevan(1963)
* Hayat bazen tatlidir(1962)
* Ask hirsizi(1961)
* Gurbet(1959)
* Kirik plak (1959)
* Altin kafes(1958)
* Berdus(1957)
* Son beste(1955)
* Beklenen Şarkı (film) (1953)

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/030.jpg

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/008.jpg

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/028.jpg

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/038.jpg

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/037.jpg

MarilynMonroe
11-05-08, 19:43
http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/034.jpg

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/043.jpg

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/042.jpg

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/041.jpg

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/040.jpg

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/047.jpg

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/039.jpg

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/044.jpg

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/045.jpg

MarilynMonroe
11-05-08, 19:45
http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/053.jpg

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/052.jpg

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/051.jpg

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/050.jpg

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/049.jpg

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/054.jpg

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/056.jpg

http://www.sanatgunesi.com/images/zoom/fotograf-albumu/055.jpg