Tüm Versiyonu Göster : Da Vinci Şifresi (The Da Vinci Code)
19.05.2006 da Sinemalarda
http://img95.imageshack.us/img95/4994/222pxthedavincicode3sh.jpg (http://imageshack.us)
Amerikalı yönetmen Ron Howard'ın, Dan Brown'un ünlü romanından uyarladığı "Da Vinci Şifresi" ("The Da Vinci Code") isimli filminin gösterimiyle açılacak. Brian Grazer ve John Calley'nin 'Columbia Pictures' ve 'Imagine Entertainment' stüdyoları adına yapımcılığını üstlendiği film, 100 milyon dolarlık bütçeye sahip. Başrolünde Tom Hanks'in yer aldığı, yılın en merak edilen filmlerinden olan "Da Vinci Şifresi"nde yardımcı oyuncular arasında Fransız sinemasının iki yıldızı Audrey Tautou ve Jean Reno gibi ağır isimler var. Bildiğiniz gibi, Dan Brown'un yazdığı roman, yaklaşık 40 dile çevrilmiş ve dünyada bugüne kadar 30 milyon adet satmıştı. Roman, ilk yayımlandığında, Katolik Kilisesi'nin ve bazı tarihçilerin sert tepkisine yol açmıştı.
Film, yarışma dışı olarak gösterileceği Cannes Film Festivali'nin ardından tüm dünyada vizyona girecek
http://img50.imageshack.us/img50/2807/th10606rv11fp.jpg (http://imageshack.us)
http://img50.imageshack.us/img50/4339/th150936qo.jpg (http://imageshack.us)
http://img135.imageshack.us/img135/8890/thdf040574tp.jpg (http://imageshack.us)
kitap çok güzeldi...filmin fragmanını gördüm...tam hayal ettiğim gibi gördüğüm sahneler...sanki benim düşüncelerimdeki gibi...
sabırsızlıkla bekliyorum..
black--mamba-- 26-02-06, 13:49 kitap çok güzeldi inşallah filmde güzel olur.çünkü kitabın filme uyarlanışı her zaman başarılı olmuyo.örneğin ben kurtlar impartorluğu nu defalarca okudum ve çok sewdim ama film vasattı:((jean reno ya rağmen)bu arada ben tam bi jean reno fanıyım ve bence bezu fache rolü için ondan iyisini bulamazlardı
"Da Vinci şifresi'nin getireceği şöhretten korkuyorum"
http://www.e-kolay.net/sinema/images/Audrey_Tautou_ds2.jpg
"Amelie"nin hınzır kızı Audrey Tautou, şimdi de "Da Vinci şifresi"nin mücadeleci kriptoloğu rolünde...
Filmin yönetmeni Ron Howard'ýn kendisini Sophie Neveu rolüne seçmesine şaşırdığını söyleyen oyuncu, Tempo dergisinin yeni sayısında yayınlanan röportajda da ilginç bir itirafta bulundu: "Da Vinci şifresi'nin getireceği şöhretten korkuyorum!"
Da Vinci şifresi romanından ne zaman haberiniz oldu?
2004'ün Eylül ayında Meksika'ya tatile giderken, romanı yanıma aldım. Yeterince kalın olduğu için ideal bir tatil kitabı olduğunu düşünmüştüm.
Filmi ne zaman duydunuz?
Amerika ve Kanada'da "Kayıp Niþanlı/Un Long Dimanche de Fiançailles"ın promosyon turundaydım. Toronto'da gazeteciler aniden, Ron Howard’ın yöneteceği "Da Vinci ıifresi" filmine seçildiğim için beni tebrik etmeye koyuldular. Çok şaşırdım. Filmin çekim hazırlığı olduğunu bile bilmediğimi, Howard’ı da tanımadığımı söyledim. Kimse inanmadı. Birkaç günlüğüne tekrar Meksika’ya gitmiştim. Menajerim aradı. Howard’ın benimle görüşmek istediğini söyledi. Aralıkta Paris’te büyük oyuncu seçimi gününde bazı Fransız kadın oyuncularla buluşacağını söyledi. Meksika’da havuzun kenarında yatarken, 15 dakikalık görüşme için Paris’e dönme fikri hiç cazip gelmedi. Ayrıca romandaki Sophie Neveu karakteri için çok genç olduğuma inanıyordum. Gitmemeye karar verdim.
Sizinle yeniden ne zaman baðlantý kurdu?
Aralık'ta hiç ses çıkmadı. Howard'ın da beni Sophie Neveu için çok genç ve fazla sevimli bulacağına inanıyordum. 3 Ocak'ta ilk e-mail geldi: "Ron Howard seninle görüşmek için ısrar ediyor. En kısa sürede Los Angeles’a gitmen gerekiyor." Üç-dört gün sonra bir başka e-mail geldi: "Ron emin değil, o yüzden boşu boşuna bu yolculuğu yapmanı istemiyor." Birbiriyle çelişen böyle mail'ler geldi durdu. Sonunda Pazartesi günü buluşmak üzere sözleştik. Ancak bu sefer benim "Kayıp Nişanlı" için Londra’ya gitmem gerekiyordu. Deneme çekimlerini perşembeye erteledik.
Çekimler nasıl geçti?
Çekimlerin yapılacağı Venice Plajı'na yaklaşırken, şoförüm "Bakın Tom Hanks kafenin dışında oturuyor" dedi. Kalp atışlarım hızlandı. Ron Howard, yapımcıBrian Grazer ve casting müdürü. Hanks de bize katıldı. Çalışacak yeterli zamanım olmadığı için, çekimlerin çok parlak geçmeyeceği konusunda onları baştan uyardım. Sahneleri Tom’la oynamaya başladım. Ama rolümü ezberlememiştim. Buluşmamız iki saat sürmüş olmalı. Sona erdiğinde rolü alamayacağımdan öylesine emindim ki, hem bu andan hatıra kalsın hem de kız kardeşime gerçekten Ron Howard ve Tom Hanks’le buluştuğumu kanıtlamak için fotoğraf makinemi çıkardım.
Sonra ne zaman görüþtünüz?
Pazartesi günü menajerim, Ron'un iki gün sonra Paris'e geleceğini ve beni görmek istediğini söyledi. Lutetia Oteli'nde 45 dakika görüştük. Deneme çekimleri için ne düþündüðümü sordu. Dürüstçe, bu rol için kendimi genç bulduğumu ve rolün benim sergilediğimden biraz daha katı bir yön gerektirdiğðini söyledim. Sözümü kesip, "Seni seçersem, çekim tarihlerinde serbest olacak mısın" diye sordu.
Rolü aldığınız zaman tepkiniz ne oldu?
Nasıl bir işin içine girdiðimi merak ediyordum. Hem kaygııydım hem de yakınlarımın ne kadar gururlandığını görünce keyifleniyordum.
Kitabı okumuş milyonlarca kişinin hayalindeki Sophie Neveu’ye uygun düşmeyebileceğinizden kaygılanıyor musunuz?
Hayýr, hiç. Okuyucularýn hayal sayısı kadar Sophie Neveu’ler olacaktır.
Filmi göreceğiniz günü beklerken kaygılı mısınız?
Aslında değil. Ama fragmanı gördüðüm zaman kendimle, saç stilimle, araba takipleriyle neredeyse dalga geçtim. Oynayacağımı hiç düşünmediğim türde bir filmin içinde kendimi görmek beni güldürüyor. Bu tür bir rolde, hınzır küçük bir Fransız kız değil, muhteşem ses tonuna sahip bir Amazon hayal ediyorsunuz. Umarım insanlar, "Ron neden bunu aramış" diye merak etmez.
Bu macerayla ilgili en büyük korkunuz ve en keyif aldığınız þey nedir?
En keyif aldığım şey, kendime muhtemelen bir daha hiç içinde olmayacağım bir tür filmde -büyük bütçeli bir Amerikan aksiyon gerilim filminde- yer aldığımı söylemek. En büyük korkum da projenin boyutunu ve beklentileri dikkate alırsak, ün ve popülerlik. Umarım şu an sahip olduðum hayatı yaşamaya devam ederim.
Tom Hanks kusursuz bir adam
Tom Hanks'in en önemli özelliği, her özelliğe sahip olmak. Hiç eksiği, kusuru yok. Çılgın bir þey bu. Öylesine profesyonel ki, akla zarar. Buna rağmen çok kolay ulaşılabilir biri ve kibar. Bir yönetmen için onunla çalışmak, bir rüyanın gerçekleşmesi demek olmalı.
Audrey Tautou kimdir?
1978, Fransa doğumlu. Orta Fransa’da büyüdü. Küçük yaşta oyunculuk eğitimi aldı. Edebiyat eğitimi de gördü. "Venus Beaute" filmiyle en iyi genç oyuncu dalında Cesar Ödülü kazandı. "Amelie" filmiyle dünya çapında ünlü oldu. "Kirli Tatlı şeyler/Dirty Pretty Things"te Türk kızını oynadı. (Hürriyet)
http://www.e-kolay.net/sinema/Haber.asp?PID=725&HID=1&HaberID=361199
Da Vinci Şifresi mahkemelik
http://www.bbc.co.uk/worldservice/images/2005/10/20051021204838_40927501_brownap_203.jpg
Dünya genelinde en çok satılan kitaplardan olan Da Vinci Şifresi (The Da Vinci Code) adlı macera kitabı, İngiltere'de dava konusu oldu.
Brown, kitabında Baigent ve Leigh'in fikirlerini kullanmakla suçlanıyor
Tarihçiler Michael Baigent ve Richard Leigh tarafından açılan davada Dan
Brown, kitaptaki fikirlerini iki yazarın "The Holy Blood and the Holy Grail" (Kutsal Kan ve Kutsal Kase) adlı kitabından almış olmakla suçlanıyor.
Söz konusu kitap Dan Brown'unkinden yaklaşık 20 yıl önce, 1982'de yazılmıştı.
İki yazar hem Dan Brown'un kitabını hem de kendi kitaplarını basan Random House yayımevini telif haklarını koruyamadığı gerekçesiyle dava etti.
Kitabın üçüncü yazarı Henry Lincoln ise davaya taraf olmadı.
Her iki kitapta da İsa Peygamber'in Magdalalı Meryem (Mary Magdalene) ile evlenmiş olduğu ve dünyaya gelen çocuğunun soyundan gelenlerin hala yaşadığı öne sürülüyor.
Dan Brown, kendi kitabında Kutsal Kan, Kutsal Kase'nin teorilerinden söz ederken, kitaptaki başlıca karakterleriden Sir Leigh Teabing'in adının da yazarların adlarından türetildiği öne sürülüyor.
Katolik Kilisesi'nin bu bilgiyi örtbas etmeye çalıştığı fikrini işleyen "Da Vinci Şifresi" 40'tan fazla dile çevrildi, dünya genelinde 30 milyondan fazla sattı.
Uzmanlar, yazarların araştırmalarının özgünlüğünü ve izin alınmadan kullanılmış olduğunu kanıtlaması halinde, kitaptan uyarlanan filmin İngiltere'de yayımlanmasının tehlikeye girebileceğini söylüyorlar.
Tom Hanks ve Audrey Tautou'nun başrollerini oynadığı Da Vinci Şifresi filminin İngiltere'de 19 Mayıs'ta gösterime girmesi planlanıyor.
Londra'da görülen davanın ise iki hafta süreceği tahmin ediliyor.
http://www.bbc.co.uk/turkish/news/story/2006/02/060227_da_vinci_code.shtml
http://img371.imageshack.us/img371/8937/code14wj.jpg (http://imageshack.us)
http://img474.imageshack.us/img474/5620/code20pe.jpg (http://imageshack.us)
Tür: Polisiye / Gerilim / Dram
Gösterim Tarihi: 19 Mayıs 2006
Yönetmen: Ron Howard
Senaryo: Akiva Goldsman , Dan Brown (Kitap)
Görüntü Yönetmeni:Salvatore Totino
Müzik: James Horner
Yapım: 2006, ABD
Oyuncular:
Tom Hanks (Robert Langdon) , Jean Reno (Müfettiş Bezu Fache) , Audrey Tautou (Neveu) , Alfred Molina (Bishop Aringarosa) , Ian McKellen (Sir Leigh Teabing) , Paul Bettany (Silas)
Simgebilimci Profesör Robert Langdon'a bir toplantı için Paris'tedir. Gece oteline gelen bir telefonla polis tarafından Louvre müzesine çağrılır. İsa'nın Son Yemeği'nin sergilendiği salonda bir cinayet işlenmiştir. Kanının son damlasıyla cinayet mahalline şifreli ipuçları bırakan kurban, Langdon'u aynı gün telefonla aramış bulunan Müze müdüründen başkası değildir.
Polis müfettişi Bezou Fache için Langdon sadece şifreleri çözecek isim değil, potansiyel katilin ta kendisidir. Fransız polisinin şifre çözme uzmanı genç ve güzel Sophie Neveu olaya karıştığında, herşey, göründüğünden çok daha karmaşık ve tarihin akışını değiştirebilecek bir sırrın etrafında düğümlenmeye başlayacaktır.
Dan Brown'un histeri derecesinde çok satan kitabından uyarlanan Ron Howard imzalı filmde Langdon'u Tom Hanks'in, Fransız Müfettiş Fache'ı ise Jean Reno'nun canlandıracak olması gibi sürprizler var.
Trailer icin TIKLAYIN (http://www.sonypictures.co.uk/movies/thedavincicode/)
bu fılmı dort gozle beklıyorum ınanılmaz bı senaryo ve umarım yonetmende hakkını verır bu senaryonun ve ortaya super bı fılm cıkar zaten bnm ıcın tom hanksın olmasıda ayrı bı zevk kaynagı
Hırçın Kız 19-03-06, 13:42 Tom Hanks ve Audrey Tautou.Asla düşünmediğim insanlardı.İnşallah filmde yadırgamam.Ben çok farklı düşünmüştüm.Mesela Sophie için, Sophie Marceau daha uygun olabilirdi.
Da Vinci Şifresi temize çıktı
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/1348544.jpg
İngiltere Yüksek Mahkemesi, “Da Vinci Şifresi” kitabının yazarı Dan Brown hakkında açılan intihal davasında yazar lehinde karar verdi. Hakim, Dan Brown'un bu iki yazarın kitaplarından alıntı yapmadığı hükmüne vardı. Tarihçiler Michael Baigent ve Richard Leigh tarafından açılan davada Dan Brown, kitaptaki fikirlerini iki yazarın "The Holy Blood and the Holy Grail" (Kutsal Kan ve Kutsal Kase) adlı kitabından almış olmakla suçlanmıştı.
Söz konusu kitap Dan Brown'unkinden yaklaşık 20 yıl önce, 1982'de yazıldı.
İki yazar hem Dan Brown'un kitabını hem de kendi kitaplarını basan Random House yayımevini telif haklarını koruyamadığı gerekçesiyle dava etti. Kitabın üçüncü yazarı Henry Lincoln ise davaya taraf olmadı.
Mahkemenin kararından sonra açıklama yapan Dan Brown da, “bu kararın, bu iddianın erdemden yoksun olduğunu gösterdiğini” söyledi.
Bu iki yazarın, kendisini dava etmesinden hala şaşkın olduğunu ifade eden Brown, bir yazar olarak bugünkü sonuçtan memnuniyet duyduğunu belirtti. Brown savunmasında, fikirleri ve kitabının öyküsü oluşuncaya dek 2 yazarın kitaplarını okumadığını ve kitabına yönelik tepkilerine çok şaşırdığını bildirmişti.
Her iki kitapta da İsa Peygamber'in Magdalalı Meryem (Mary Magdalene) ile evlenmiş olduğu ve dünyaya gelen çocuğunun soyundan gelenlerin hala yaşadığı öne sürülüyor.
Dan Brown, kendi kitabında Kutsal Kan, Kutsal Kase'nin teorilerinden söz ederken, kitaptaki başlıca karakterleriden Sir Leigh Teabing'in adının da yazarların adlarından türetildiği öne sürülüyor.
Katolik Kilisesi'nin bu bilgiyi örtbas etmeye çalıştığı fikrini işleyen "Da Vinci Şifresi" 40'tan fazla dile çevrildi, dünya genelinde 30 milyondan fazla sattı.
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/msnnews.aspx?id=2
UniQue_one 08-04-06, 12:23 Kitap bir harika idi, tek dilegim film'de o havayi kaybetmemesi.. Tarifsiz bir heycan yasamistim o kitabi okudugumda, umarim filminide ayni zevkle izlerim..
Vatikan'dan 'Da Vinci Şifresi'ne aforoz
http://www.cnnturk.com/images/yasam/davincihbr212.jpg
Vatikan, 'Da Vinci Şifresi' filmini resmen aforoz etti. Açıklamada Katoliklerin filmden uzak durması istendi.
Vatikan İnanç Doktrini Başkanı Teolog Başpiskopos Angelo Amato, 'Da Vinci Şifresi' filminin de romanda olduğu gibi Hıristiyan alemine ve özellikle Katoliklere hakaretler yağdırdığını belirtti.
"Eğer Kuran ve Yahudi soykırımı ile böyle alay edilseydi herhalde dünyanın sonu gelirdi" ifadesini kullanan Amato, "Katolik kilisesi filmi aforoz etmiştir" dedi.
Dan Brown'un 'Da Vinci Şifresi' adlı romanı dünyada 40 milyondan fazla sattı ve geçtiğimiz yıl filme çekildi.
Katoliklerin öfkesine neden olan 'Da Vinci Şifresi', 17 mayısta başlayacak 59'uncu Cannes Film Festivali'nin açılış filmi olarak gösterilecek.
Yönetmenliğini Ron Howard'ın yaptığı senaryosunu Akiva Goldsman'ın kaleme aldığı filmde, Profesör Robert Langdon'ı Tom Hanks, ona yardım eden kripto uzmanı Sophie Neveu'yu Audrey Tautou canlandırıyor.
İngiltere Yüksek Mahkemesi, bu ay başında, 'Da Vinci Şifresi'nde telif haklarının ihlal edilmediğine ve içindeki fikirlerin başka bir kitaptan kopyalanmadığına hükmetmişti.
Dan Brown'ın bir yıl içinde 80 milyon dolar kazanan romanında işlenen konuyla, İngiliz yazarların kitabındaki konu arasında benzerlikler bulunuyor.
kaynak:cnnturk.com
YOKOLAN_GUC 01-05-06, 08:56 kitap çok güzeldi...filmin fragmanını gördüm...tam hayal ettiğim gibi gördüğüm sahneler...sanki benim düşüncelerimdeki gibi...
sabırsızlıkla bekliyorum..
Aynen
Aynen
Dediklerinize katılıyorum
19 Mayıs ı bekliyorum
Tam da bayrama denk gelmiş ;)
Saygılarımla
tetra_1972 01-05-06, 09:11 kitap çok güzeldi inşallah filmde güzel olur.çünkü kitabın filme uyarlanışı her zaman başarılı olmuyo.örneğin ben kurtlar impartorluğu nu defalarca okudum ve çok sewdim ama film vasattı:((jean reno ya rağmen)bu arada ben tam bi jean reno fanıyım ve bence bezu fache rolü için ondan iyisini bulamazlardı
Sana aynen katılıyorum çünkü genelde okuduğunla seyrettiğin bir olmuyor illa ki kesintiye uğruyor.ama zaten her kitabı da kelimesi kelimesine çekemezler o yüzden her şeye hazırlıklı olmak lazım. be de filmi dört gözle bekliyorum inşallah hüsrana uğramayız. :icon_roll
sabırsızlıkla bekliyorum yanlız oyuncular için bile giderim doğrusu...
Kitabi yeni okumaya baslasamda bu kadar surukleyici olucagini tahmin etmemistim.. ayrica surukleyici olmasinin yaninda, kulturel zenginliklerle dolu olan bu kitabi herkese tavsiye ediyorum.. Daha en basinda olmama karsin kalp atislarimin hizlandigini hissettim okurken ve film vizyona girmeden bitiricegime emin gozuyle bakiyorum boylelikle.
Film'den resimler..
http://www.channel4.com/film/media/film/4x/D/da_vinci_code_xl_01.jpghttp://www.channel4.com/film/media/film/4x/D/da_vinci_code_xl_02.jpg
http://www.channel4.com/film/media/film/4x/D/da_vinci_code_xl_03.jpg http://www.channel4.com/film/media/film/4x/D/da_vinci_code_xl_04.jpg
http://www.channel4.com/film/media/film/4x/D/da_vinci_code_xl_05.jpghttp://www.channel4.com/film/media/film/4x/D/da_vinci_code_xl_07.jpg
Kitabı çok çok güzeldi. Umarım aynı şeyi filmi için de söylerim. Uyarlamalar çoğu kez tatmin etmiyor, belki bu film istisna olur.
Da Vinci filminin müziği korkunç bulundu
ngiltere’nin sinema sansür kurulu BBFC, Hollywood yapımı 'Da Vinci Şifresi' filminde, 'müziğin çocuklar için fazla gergin olduğu ve ses efektlerinin şiddeti fazla vurguladığı' kararına vardı.
BBFC, Tom Hanks gibi ünlü oyuncuların yer aldığı filmin yapımcılarının talep ettiği '12A' sertifikasını filme vermeyi uygun bulmadı. Kurul, Sony şirketi yöneticilerine, filmin ses içeriğinde önemli değişiklikler yapılmazsa,15 yaş sınırlaması getirmek zorunda kalacaklarını bildirdi.
Kaynak: Nethaber.com
Da Vinci şifresi: Katolik endişesi
http://www.e-kolay.net/haber/images/davvinci1256_ic.jpg
ABD'li yazar Dan Brown'un satış rekorları kıran romanından uyarlanan "Da Vinci Şifresi" adlı filmin dünya prömiyeri yaklaşırken, filme yönelik protestolar da artıyor.
Birçok üst düzey Vatikan yetkilisi filmin boykot edilmesi çağrısı yaparken, Ürdün'deki Kiliseler Konseyi ve Hindistan'daki bir grup koyu Katolik eylemci, hükümetlerinden filmi yasaklamasını istedi.
Türkiye'nin de aralarında bulunduğu birçok ülkede 19 Mayıs'ta gösterime girecek film ABD'de de tedirginlik yarattı. Din adamları protesto eylemlerinin Hıristiyanlığı kötü göstereceğini belirterek dindaşlarını sağduyuya davet etti. Katolik Opus Dei örgütünden yapılan açıklamada ise filmin gerçekleri saptırdığı bir kez daha vurgulandı.
kaynak:Milliyet
TOM HANKS, ''DA VİNCİ ŞİFRESİ''Nİ SAVUNDU
Amerikalı oyuncu Tom Hanks yeni filmi ''Da Vinci Şifresi''ni savundu ve Katolik Kilisesinin boykot çağrılarını eleştirdi. İngiliz Evening Standard gazetesine mülakat veren Hanks, Katolik Kilisesinin ''olayları fazla ciddiye aldığını'' belirterek, ''Bir kesimin bu filmin gösterilmesini istemeyeceğini tahmin etmiştik. Ancak bizim anlattığımız hikayede, hazine avının her türden saçmalıkları ve gülünçlükleri mevcut. Bu, çok eğlendirici, iyi bir hikaye'' dedi ve metnin ''hiç de şoke edici olmadığını'' savundu.
Dan Brown'ın çok okunan kitabından esinlenerek çekilen filmde baş kahraman Robert Landon'ı canlandıran Hanks, filmin kitapla aynı olduğunu düşünen seyircilerin büyük bir hata yapacağını söyledi. Da Vinci Şifresi'ne karşı olanlar, dünya prömiyerini gelecek hafta başlayacak olan Uluslararası Cannes Film Festivali'ndeki gösterimiyle yapacak olan ve İsa peygamberin Marie Madeleine'den çocukları olduğu ve soylarının devam ettiğini anlatan filmin dine hakaret ettiği görüşünü savunuyor. Filme karşı olanlar, ayrıca filmde Katolik Kilise hakkında birçok yalan söylendiğini iddia ederek filmin izlenmemesi çağrısında da bulunuyor.
Kaynak:tv8
kitabı çok güzeldi filmin de aynı başarıya ulaşacağını düşünüyorum
bende kesinlikle izlemeyi düsünüyorum, kitapini okumustum simdi sira filmde!
‘Şifre’ 19 Mayıs�ta çözülüyor
http://www.ntvmsnbc.com/news/232109.jpg
Yazar Dan Brown�ın aynı adlı ‘çok satan’ romanından sinemaya uyarlanan ‘Da Vinci Şifresi’ 19 Mayıs�ta tüm dünya ile aynı anda Türkiye’de de gösterime giriyor.
A Beautiful Mind�ın yönetmeni Ron Howard, yapımcı Brian Grazer ve senarist Akiva Goldsman�dan oluşan Oscarlı ekibi ile (�The Remains of the Day�le Oscar adayı) yapımcı John Calley, günümüzün en popüler ve hakkında en çok konuşulan Dan Brown imzalı romanı ‘The Da Vinci Code / Da Vinci Şifresi�nin sinema versiyonu için bir aradalar. İki Oscar sahibi Tom Hanks�in başını çektiği zengin oyuncu kadrosunun diğer isimleri ise Audrey Tautou, Ian McKellen, Alfred Molina, Jürgen Prochnow, Paul Bettany ve Jean Reno.
Grazer ve Calley yapımı olan “The Da Vinci Code/Da Vinci Şifresi” insanlık tarihinin en büyük sırrını ortaya çıkaran, gerilim yüklü bir cinayet soruşturmasını konu alıyor.
Ünlü simgebilim Profesörü Robert Langdon (Tom Hanks) bir gece, Louvre müzesine çağırılır. Müze müdürü öldürülmüş ve ardından gizemli bir simge dizimi ve ipuçları bırakmıştır. Kendisi de tehlikede olan Langdon, polis kriptoloji uzmanı Sophie Neveu’nün (Audrey Tautou) yardımıyla, Leonardo Da Vinci’nin çalışmalarında bir dizi akıl almaz sırrı çözer. Tüm bu sırlar onları, hayatlarını 2000 yıldır gizli kalan eski bir gizemi korumaya adamış gizli bir topluluğa götürür.
Langdon ve Neveu, Paris, Londra ve İskoçya’daki heyecan verici serüvenleri sırasında, şifreyi kırmak ve insanlığı temelinden sarsacak sırları ortaya çıkarmak için umutsuzca çabalarlar.
Bir Brian Grazer, John Calley yapımı olan “The Da Vinci Code / Da Vinci Şifresi”, Columbia Pictures ve Imagine Entertainment tarafından sunuluyor.
Başrollerini Tom Hanks, Audrey Tautou, Ian McKellen, Alfred Molina, Jürgen Prochnow, Paul Bettany ve Jean Reno’nun oynadığı filmi Ron Howard yönetti; Dan Brown’ın kitabına dayanarak Akiva Goldsman kaleme aldı.
Brian Grazer ve John Calley’nin yapımcılığını, Todd Hallowell ve Dan Brown’ın yönetici yapımcılığını üstlendiği film, görüntü yönetmeninde Salvatore Totino’nun, yapım tasarımında Allan Cameron’ın, kurguda Dan Hanley ve Mike Hill’in, kostüm tasarımında Daniel Orlandi’nin, müzikte ise Hans Zimmer’ın imzasını taşıyor. Filmin ortak yapımcıları ise Kathleen McGill ve Louisa Velis.
kaynak:ntvmsnbc.com
didou_didem 14-05-06, 19:06 kitabını okuyorum yarım daha ama film çıkana kadar bitirmem lazım:)filmi dört gözle bekliyorum sitesinden fragmanını falan izledim olağanüstü bir film olacak yaa gel 19 mayıs!!!!!
kitabı çok güseldi hakikaten... gerçi dan brown'ın bütün kitapları çok güseldi, hepsini resmen bi solukta okumuştum. umarım bu film de o heyecanı ve tadı bulabilir... ayrıca tom hanks'de oyunculuğuyla filmi ii bi şekilde sürükler die düşünüyorum... onun dışında jean reno var zaten, o da tartışılmaz bence... ayrıca silas'ı oynayan paul bettany'de odukça ii bi oyuncu, onun da performansını çok merak ediyorum...
http://img422.imageshack.us/img422/5370/7911davincie5ip.jpg (http://imageshack.us)
Da Vinci İlk Rekorunu Kırdı
7 Saat 25 dakikada 1421 kilometre
(17 Mayıs 2006)
59. Cannes Film Festivali bugün Da Vinci Şifresi’nin dünya prömiyerine de ev sahipliği yaparak başlıyor. Festivale katılmak üzere yola çıkan film ekibi dün Cannes’a, Guinness Rekorlar Kitabı’na girecek bir denemeyi başarıyla tamamlayarak ulaştı.
Londra’dan hareket eden Eurostar treninde yerlerini alan filmin yıldızları Tom Hanks, Audrey Tautou ve yönetmen Ron Howard rekor denemesi yapacak trende bulunmaktan oldukça keyif almışlar.
1421 km’yi 7 saat 25 dakikada aşan Eurostar, Cannes istasyonuna vardığı anda rekor resmi olarak kayıtlara geçmiş ve ekibin Da Vinci Şifresi olarak adlandırdığı tren, raylar üzerinde şimdiye kadar yapılmış en uzun-hızlı yolculuğu tamamlamış.
Cannes’a oldukça sükseli bir giriş yapan ekiple beraber 19 Mayıs’ı iple çekiyoruz. Şifrenin çözülmesine sayılı saatler kaldı!
kaynak:beyazperde
'Filmin en gerilimli sahnesinde güldük'
http://www.milliyet.com.tr/2006/05/18/magazin/resim/amag.jpg
Cannes Film Festivali'nin açılış filmi Da Vinci Şifresi hayal kırıklığı yarattı. Bir video oyunundan öteye geçemeyen filmin sürpriz ve gerilim yaratması gereken en kilit sahnesi bile salonda gülüşmelere yol açtı
59'uncu Cannes Film Festivali yılın beklenen gişe filmlerinden "Da Vinci Şifresi" ile açıldı. Ancak filmin talihinin eleştirmenlerden yana açık olduğunu söyleyemeyeceğiz. 16 Mayıs Salı akşamı önce basına gösterilen 2.5 saatlik film, genel olarak bir hayal kırıklığına neden oldu; filmin sürpriz ve gerilim yaratması gereken kilit sahnesi salonda gülüşmelere yol açtı. İtiraf etmeliyim ki, kendini tutamayıp gülenler arasında ben de vardım!
"Da Vinci Şifresi" bu hafta bütün dünyayla aynı anda ülkemizde de gösterime giriyor. Filmin yüksek gişe hasılatı elde edip edemeyeceği ve Martin Scorcese'nin Kazancakis'ten uyarladığı "Günaha Son Çağrı" gibi protestolara neden olup olmayacağı merakla bekleniyor.
Eldeki hazır aksiyondan kullanmış
Dan Brown'ın başka yazar ve araştırmacılarca da ileri sürülen İsa'nın Mecdelli Meryem ile tensel ilişki kurduğu, hatta evlendiği iddialarını bugüne uzanan bir gizli tarikatlar savaşı halinde kurguladığı "Da Vinci Şifresi" adlı kitap, dünya çapında yaklaşık 40 milyon adet sattı. İsa'nın Mecdelli Meryem'den bir çocuğunun olduğu ve soyunun bugüne dek geldiği, bu durumun tarikatlararası kanlı bir mücadeleye yol açtığı kurgusu bir solukta okunuyor ancak film hiç de öyle değil. Ron Howard, Jean Jacques Annaud'nun "Gülün Adı" gibi felsefi bir romandan polisiye gerilim çıkarmaktaki becerisini gösterememiş. Elinde hazır bulunan aksiyon ve entrika malzemesiyle heyecan yaratamıyor.
'Hesapta eleştiriyor'
Louvre Müzesi'nde işlenen bir cinayetle başlayan film, neredeyse hiç es vermeden bir takibe, bol bol semiyoloji, kriptoloji ve tarihi komplo teorisine argo deyişle "bodoslama dalıyor". Kilisenin otoritesi ve ataerkil düzenin devamının birbirine bağlı olduğunu vurgulayıp kadına alternatif bir kutsallık atfediyor. İsa'nın birlikte olduğu, onu tamamlayan, soyunun, kanının devamını sağlayan kişi olarak kadını farklı yönden kutsallaştırarak, erkek egemen dini örgütlenmeyi hesapta eleştiriyor. Ancak böylesi bir eleştiri için gereken felsefi zemin ve feminist bakış açısına sahip değil.
Sonuçta aynı dili konuşuyor ve bu bağlamda aslında Vatikan'ı neden sinirlendirdiğini anlamak da mümkün değil. Opus Dei misali tarikatların kilisenin en üst düzeyine dek sızmış olması da pek o kadar sansasyonel sayılmaz. Kitabın ve filmin en büyük sırrının Mecdelli Meryem'in lahidinin dünyanın en göz önünde yerlerinden birinde bulunması da öyle!
Din ve gizem sosu
Sonuçta film, bir video oyunundan öteye geçmiyor. Bir tür fantastik labirentin içinde bilmeceler, şifreler çözerek, kötü adamlarla dövüşerek, kaçıp saklanarak çıkış yolunu arayan biri kadın, biri erkek iki karakterin macerasını izliyoruz. Din ve gizem ise sadece sosu bu öykünün...
Filmin bütün öğelerine sinen tekdüzelik, kalıplaşmış ifadeler ise bir tek Sir Ian McKellen'ın ihtiraslı kötü adam karakteri sayesinde kırılıyor. Filme biraz olsun heyecan, hareket katan tek şey onun yorumu.
kaynak: Alin Taşçıyan/milliyet
Da Vinci Şifresi tepkiye yol açtı
Dan Brown'ın "Da Vinci Şifresi" adlı romanından sinemaya uyarlanan aynı adlı film, sadece Alin Taşçıyan'ın değil, Cannes Film Festivali'ne katılan hemen hemen tüm sinema eleştirmenleri ve gazetecilerin hayal kırıklığı hissetmesine neden oldu. Ron Howard'ın 125 milyon dolara çektiği film farklı kesimlerden gelen şu tepkilerle de gündeme oturdu:
*Filmin ilk gösteriminde sinema eleştirmenleri ve gazetecilerden oluşan 2 bin kişilik izleyici grubu, film bittiğinde alkışlamak yerine ıslık çaldı.
*Grup, filmin en kritik anahtar sahnesinde "gülmekten kırıldı".
*İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre Da Vinci Şifresi, kitabı okuyanların Katolik Kilisesi'ne olan inancını büyük ölçüde sarstı. Kitabı okuyan İngilizlerin üçte ikisi, Hz. İsa'nın kitapta anlatıldığı gibi gerçekten "Mary Magdalene"den bir çocuğu olduğuna inandı.
*Kitabı okuyanlar, muhafazakâr Roma Katolik tarikatı olan Opus Dei'nin üyelerinin öldürücü bir mezhebin üyeleri olduğuna 4 kat daha fazla inandı.
*Filmde "Silas" adlı katil keşiş karakterinin kırmızı gözlü bir albino (Deri, göz ve saçlarda renk pigmentlerinin çok az bulunması ya da hiç bulunmaması) olması, ABD'deki albinoları ayağa kaldırdı. "Ulusal Albinizm ve Hipopigmentasyon Organizasyonu" Başkanı Michael McGowan, Da Vinci Şifresi'nin "Albinoları şeytan gibi gösteren filmler zincirinin son halkası olduğunu" belirterek, filmi kınadıklarını açıkladı.
kaynak:milliyet
Bu tamamen eğlence
Cannes perdeleri Da Vinci Şİfresi ile açıldı.
BBC'nin bildirdiğine göre Da Vinci Şifresi ile ilgili birkaç olumsuz eleştiri yapılmamış değil ancak filmi erkenden seyretme şansı bulan şanslı isimler henüz fikirlerini net olarak belirtmediler.Vatikan'ın tüm çağrılarının ardından Cannes'ta bazı fanatik protewstolarda beklenmiyor değildi ancak korkulan olmadı.
Filmin yönetmeni Ron Howard tavrını en baştan belirtmiş ve dün sabah düzenlediği basın toplantısında "Olumsuz eleştiriler alabileceğimi en başından beri biliyordum çünkü bu çok tartışmalı bir konu.Ancak bu filmdeki iddiaların sizi üzeceğinden korkuyorsanız filmi seyretmemenizi tavsiye ederim"dedi.
Filmin yıldızı Hanks ise"Bunun eğlenceli olması gerekli,din bilimi değil.Ayrıca bu bir belgesel de değil,duygusal bir kurgu.En tehlikeli olan bu filmdekilerin tamamen gerçek olmasına inanılmasıdır" dedi
kaynak:beyazperde
Ümit: 'Da Vinci'nin en iyisi katil Silas
http://www.radikal.com.tr/veriler/2006/05/18/vat.gif
Herkesin merak ettiği 'Da Vinci Şifresi'ni dünya galasından önce yazar Ahmet Ümit'le seyrettik. Ümit filmde en çok katil Silas ve Sir Leig'li kareleri beğendi. 'Oyuncuların katkısıyla bu karakterler romandakinden de iyi' diyen Ümit filmi yeterince etkileyici bulmadı
Tüm dünyanın merakla beklediği 'Da Vinci Şifresi' filmini, Cannes'daki dünya galasından önce dün sabah, Türkiye'nin en başarılı polisiye yazarı Ahmet Ümit'le izledik. Şu sıralar, yakında sinemaya uyarlanacak Anadolu'daki Hıristiyanlarla ilgili romanı 'Kavim'in senaryosunu yazan Ümit, derinden etkilenmemekle birlikte 'Da Vinci Şifresi' filminin, iyi bir uyarlama olduğunu ve romanın ruhunu çok iyi yansıttığını söylüyor.
'Da Vinci Şifresi'yle ilgili sizi aradığımızda, filmi izlemeyi çok istediğinizi belirttiniz ve teklifimizi hemen kabul ettiniz...
Kitabı okumuştum ve böyle bir kitaptan nasıl bir uyarlama yapmışlar görmek istiyordum. Çünkü şu sıralar son romanım 'Kavim'in senaryosuyla uğraşıyorum. Her ne kadar romanı yazarken Dan Brown gibi düşünmesem de başarılı bir roman uyarlaması olabileceği için teknik olarak ilgilendim. Biraz da o gözle filmi izledim.
Peki o zaman nasıl bir uyarlama olmuş 'Da Vinci Şifresi', kitabın ruhunu yakalayabilmiş mi?
Bence kitabın ruhunu çok iyi yakalayabilmiş. Farklılıklar da var. Final özellikle, Magdalı Meryem'in mezarının yeri değişmiş. Ama ruhunu iyi yansıtmış. 'Da Vinci Şifresi' bir best seller kitap. Best seller'ın bütün özelliklerini başarıyla üstünda taşıyor. Burada önemli olan, karakterlerin yaşadığı büyük değişim, psikolojik derinlik değil, filmde de olduğu gibi tarihe dair önemli bir sırrın spekülatif bir şekilde açığa çıkarılması. İsa'nın karısının Magdalı Meryem olduğu ve İsa öldüğünde onun çocuğunu taşıyor olması ve çocuğun soyundan gelenlerin halen yaşıyor olması, temelde de pagan kültürün etkileri, Hıristiyanlıkta kadının rolünün geriye düşmesi gibi bir spekülasyona dayanan bir romandı 'Da Vinci Şifresi'. Film de esas olarak bunun üzerinde yükseliyor. Bu yönüyle pek çoğumuzun katılabileceği bir mesaj veriyor: Hıristiyanlığın o korkunç ortaçağ dönemini eleştiren bir kitaptı.
Benim edebi metinlerde beğendiğim şey, yaşananların insan benliği üzerinde yarattığı o büyük değişim. 'Da Vinci Şifresi' filminde en çok beğendiğim kareler de, Ian McKellen'ın canlandırdığı Sir Leigh ve Silas, yani katilin (Paul Bettany) olduğu kareler. Bu iki karakter filmde kitaptan daha iyi ortaya çıkıyor. Ian McKellen ve Paul Bettany çok da iyi oynuyorlar. Ama Tom Hanks rolüne iyi uydu mu, çok emin değilim, biraz donuk kalıyor.
Genel olarak filmi nasıl buldunuz?
Muhteşem bir film değil bence. Öyle çok derinden yakalayan, sarsan bir film değil. Kitap da öyleydi. Buradaki mesele, yani, edebiyatla best seller arasındaki fark. Best seller vitrindir. Çarpıcı olaylar ve durumlarla karşılaşırsınız. Ama o derin bir şekilde sizi yakalamaz, arındırmaz. Hikâye çok enteresandır. Ama enteresan hikâye devam ederken oradaki bir karakter, bir Dostoyevski romanındaki gibi ruhumuzu sarsmıyor. 'Da Vinci Şifresi', spekülatif bir roman. Ne diyor bize? İşte Magdalı Meryem'in İsa'nın karısı olduğunu, ona fahişe denmesinin din adamlarının uydurması olduğunu, gerçek İncil'e İznik'te karar verildiğini.... Bunlar gerçek mi, değil mi bilmiyoruz. Filmin ikinci yarısı daha başarılı. İlk yarıda bir sürü bilgi arasında boğuluyorsun.
Hıristiyanlık'la ilgili olmasına karşın kitap tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'dede tutulmuştu. Film de tutar mı?
Bence tutar. Ama bunun kitabın tutmasıyla bir ilgili olmaz. Kitabı ancak 200 bin kişi okumuştur Türkiye'de. Ama Tom Hanks gibi, Audrey Tauteu gibi, Jean Reno gibi yıldız oyuncular ve tüm dünyada yaratılan merak sayesinde film daha çok izlenecektir.
Vatikan filme çok sert tepki gösteriyor, mesajları dolayısıyla 'Da Vinci Şifresi'ne. Bu da Dan Brown'u haklı çıkarmıyor mu?
Dan Brown haklı olabilir bu konuda, bir fikrim yok. Hatta adamın söylediği birçok şey bana yakın geliyor. Yazarken bazen tarihsel gerçekleri açıklayabiliyoruz. Fakat bu sadece esinlenmedir. Mesela ben 'Kavim'i yazarken araştırmalar yaptım. Süryaniler, Anadolu'daki Hıristiyanlar hakkında. Tabii ki bir Hıristiyan ilahiyatçı benden çok daha fazla şey bilir o konuda. Çünkü onun işi o. Ama ben bu malzemeyi alıyorum, bu malzemeden karakterler yaratıyorum, kafamdaki adalet anlayışını bu malzemeyle kurmaya çalışıyorum. 'Da Vinci Şifresi'nde söylüyor, İsa bir tanrı mıydı, sıradan bir insan mıydı. İkisine de inanabilirsin. Magdalı Meryem'in mezarını Louvre Müzesi'nin altına koyuyorsun. Bu spekületif bir şey. Bu konuda o kadar fazla tez var ki. Dan Brown'ın başardığı bu spekülasyonları iyi bir kurgu içerisinde bize sunması. Ama bana göre Hıristiyanlığa dair en iyi roman ve film 'Gülün Adı'dır.
kaynak:Erkan Aktuğ/radikal
"Da Vinci Şifresi"Büyük sır beyazperdede...
Tarihe ilişkin sorular soran bir film...
Filmin beyazperde yolculuğu, Sony Başkanı Howard Stringer'ın önerisiyle kitabı bir solukta okuyan yapımcı John Calley'nin film haklarını satın almasıyla başlamış. Bu esnada Imagine Entertainment'ın ortak başkanı olan ünlü yapımcı Brian Grazer ve ortağı yönetmen-yapımcı Ron Howard da kitabı beyazperdeye aktarmayı düşünüyorlarmış. Grazer, özellikle kitabın bazı alt metinlerine büyük ilgi duyduğunu dile getirerek şunları söylüyor: "Da Vinci Şifresi"ni sadece eğlenceli ve heyecanlı bir roman olarak okumadım; hikâyedeki bazı derin şeyler özellikle dikkatimi çekti. Tarihin yaratımına ilişkin değil tarihe ilişkin sorular vardı; bu soruları heyecan verici ve zorlayıcı buldum."
Grazer ve Howard'ın, filmin haklarını satın alan Calley'yle masaya oturup işbirliği konusunda el sıkışmalarıyla bu yılın gişede en iddialı filmlerinden olan "Da Vinci Şifresi"nin yapım macerası da başlamış.
"Apollo 13" (1995), "Akıl Oyunları" ("A Beautiful Mind", 2001) ve "Cinderella Man" (2005) gibi filmleriyle tanıdığımız yönetmen Ron Howard, "Da Vinci Şifresi"ni yönetmek istemesinin asıl nedeninin macera-gerilim türüne olan sevgisi olduğunu söylüyor: "Bu hikâyede bir filmi eğlence aracı kılmaya yetecek tüm stil ve geleneksel gerilim öğeleri mevcut. İzleyiciyi belli bir yöne gittiğine çok net bir şekilde inandırıyor ama sonra sizi bambaşka şekillerde şaşırtıyor. Dan Brown'ın yarattığı hikâye bu yüzden okuyucuyu bu denli avucunun içine alıyor. Bir polisiye, bir gerilim hikâyesi olarak tanıdık geliyor, ama sonra, vay canına dedirten büyüleyici bir olaylar dönüşümü var."
Howard yönetmen koltuğuna oturması kesinleşir kesinleşmez daha önce "A Beautiful Mind/Akıl Oyunları" ve "Cinderella Man"de birlikte çalıştığı senarist Akiva Goldsman'ın romanı uyarlamak üzere projeye katılmasını sağlamış. Bu aşamadan sonra, uyarlama sırasında Howard ve Goldsman sık sık romanın yazarı Dan Brown'la görüşmüş. Ron Howard, Brown'ın uyarlama konusunda çok işbirlikçi ve ılımlı olduğunu belirtiyor: "Hikâyeyi bir ölçüde yeniden şekillendirmemiz gerektiğinin farkındaydı. Ama gerek kitabı yazmadan önce gerek yazdıktan sonra öğrendiği, okuduğu ve keşfettiği şeyleri yorumlamamıza ve senaryoya koymamıza yardım ederken çok önemli bir kaynak oldu. Yani, filmimiz bir bakıma "Da Vinci Şifresi"nin daha güncel, daha açıklamalı bir versiyonu diyebiliriz."
Uluslararası bir oyuncu kadrosu
Goldsman'ın senaryosu tamamlandıktan sonra, yapımcıların önündeki diğer büyük engel Brown'ın romanındaki çok sayıda etkileyici karakterin özünü yakalayabilecek ve onları beyaz perdeye en özgün biçimde yansıtabilecek nitelikte oyuncuları bir araya getirmek olmuş. Nihayetinde, kitabın hayranları arasında bazı çatlak sesler çıksa da Tom Hanks'in Prof. Robert Langdon'u ve Amelie filmiyle tüm dünyada sinemaseverlerin sevgisini kazanan 'şirin kız' imajlı Audrey Tautou'nun da Sophie Neveu'yu canlandırılmasına karar verilmiş. Yönetici yapımcı Todd Hallowell, oyuncu seçimlerini "olağanüstü" olarak nitelendiriyor ve sette çok uyumlu bir çalışma gerçekleştirdiklerinin altını çiziyor. İsterseniz gelin filmin oyuncu kadrosundaki isimlere ve canlandırdıkları karakterlere kuşbakışı bir göz atalım:
Tom Hanks (Robert Langdon)
Hanks'in "Da Vinci Şifresi"yle ilişkisi neredeyse daha fikir aşamasındayken başlamış. Son yıllarda Howard'la birlikte çalışmamış olsalar da, yakın ilişkileri sürüyormuş. "Tom'u Robert Langdon rolü için istememin ardında dostluğumuzdan çok daha fazlası var" diyen Howard, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Ona rolden bahsetmeye başlayınca, on yıl önce 'Apollo 13'ü tartıştığımız zamanki gibi pozitif bir şey hissettim. Oyuncu ve insan olarak Tom ile Robert Langdon karakterinin hassasiyeti arasında doğal bir kesişme vardı. Langdon'ı harekete geçiren şey merakı. Yalın bir mizah anlayışına sahip. Her şeyden önce, Langdon ayrıntılara büyük ilgi duyan ve gerçeği anlamaya istekli biri. Tom da çok zeki ve çevresindeki dünyaya büyük ilgi duyuyor. Tom'u seçtiğimde, projeye gerçekten çok akıllı ve yardımsever bir çalışma arkadaşı kattığımı biliyordum."
Hanks de Howard'la tekrar çalışmaya istekliymiş; özellikle de, kendi hayat deneyiminden böylesine farklı bir karakteri canlandırmak büyük bir meydan okuma olacağı için. "Langdon büyük, gizemli ve kapsamlı bir bilgiye sahip ve bu bilgiyi büyüleyici buluyor" diyor Hanks ve ekliyor: "Bu zengin bilgiyi bir şekilde kariyeri hâline getirmiş. Simgebilimci olarak, bir mağara duvarındaki üç işaretin neyi temsil ettiğini, ne anlama geldiğini ve asırlardır ne şekillerde yorumlandığını söyleyebiliyor. Bu adam sürekli olarak her şeyi gözlemleyen biri. Her an tüm bu bağlantıları görüyor." Aktör, Robert Langdon karakterini keşfetme sürecinde, Howard'la işbirliğinin çok önemli olduğunu da şu sözlerle belirtiyor: "Ron son derece mülayim; aynı zamanda da inanılmaz sorumlu, temkinli, yaratıcı ve mükemmeliyetçidir."
http://www.sinema.com/pic/yazilar/mayis06/da_vinci-yazi4.jpg
Audrey Tautou (Sophie Neveu)
Howard için Sophie Neveu rolü "Da Vinci Şifresi"nin hikâyesinin anlatımında büyük önem taşıyordu. "Romanı okurken bende etki bırakan, filmde önde ve merkezde yer alacağından emin olmak istediğim temalardan biri, kutsal dişi fikriydi" diyen Howard, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Üç tane kızım var ve 30 yıldır çok güçlü bir kadınla evliyim; dolayısıyla bu benim için çok önemli. Sophie'nin 'Da Vinci Şifresi'ndeki duygusal yolculuğu gerçekten heyecan verici. Merkezde böyle bir kadın karakterin oluşu, hayatının sırları açığa çıkarken onun gerçekte kim olduğunu anlamasını izlemek, filmdeki muhteşem gerilim unsuruna büyük katkı sağlıyor."
Sophie Neveu'nun bu durumunu mükemmel biçimde yakalayacak bir aktris seçmenin zor olacağının yapımcılar da farkındaymış. Bir çok önde gelen Fransız aktris seçmelere alınmış. Finalistler Los Angeles'a uçarak Hanks'le okuma seansına katılmışlar. Sadece tek bir İngilizce film (Bir Türk kızını canlandırdığı "Kirli Tatlı Şeyler"/"Dirty Pretty Things") yapmış olan Audrey Tautou, kendisine sahnelerin üzerinde çalışması için en az zaman tanınan oyuncu olmasına karşın, performansına getirdiği ayrıntılarla yapımcıları hemen etkilemiş. "'Da Vinci Şifresi'ndeki gizemli öğeler düşünülecek olursa, Audrey kesinlikle mükemmel olan benzersiz bir niteliğe sahipti" diyor Howard "Hem gizemli hem de ulaşılabilir."
Tom Hanks ise rol arkadaşıyla ilgili şunları ekliyor: "Audrey ürkütücü ve gizemli. Bazı açılardan çok havai, ama yine de size bir şey soruyor ve bunun samimi bir meraktan kaynaklandığını anlıyorsunuz."
http://www.sinema.com/pic/yazilar/mayis06/da_vinci-yazi2.jpg
Ian McKellen (Sir Leigh Teabing)
Filmin senaristi Akiva Goldsman, Sir Leigh Teabing için "hikâyenin sfenksi" diyor ve bu tespitini şöyle açıklıyor: "Gizemlerle dolu ve gerek kitapta gerek filmde lokomotif görevi görüyor. Olayların çoğu bu kukla oynatıcısından kaynaklanıyor."
Howard ise şunları söylüyor: "Sir Leigh Teabing'i canlandırabilecek birkaç müthiş İngiliz aktör vardı, ama Sir Ian'la tanışınca birlikte çalışmaktan büyük keyif alacağımızı ve onun bu karakterde harikalar yaratacağını hissettim. Haklı olduğum da anlaşıldı. Pek çok farklı filmde ona hayran olmuştum, çünkü inanılmaz bir yelpazeye sahipti: Büyük çaplı filmlerde popüler karakterlerden, küçük filmlerde çok karanlık, ilginç karakterlere bir çok farklı kimliğe bürünmüştü."
Hanks de böylesine deneyimli ve saygın bir aktörle birlikte oynama fırsatından memnuniyet duyduğunu şu sözlerle ifade ediyor: "Kimsenin rol yapmaktan Sir Ian McKellen kadar zevk aldığını sanmıyorum. Filmde ilk sahnemiz toplantı ve provalardaki hâlimizi fazlasıyla yansıtıyordu. Sürekli ve keyifli bir araştırma söz konusuydu. Her an, sadece diyalogları değil, onların ardındaki anlamları deşiyordu. Sete çıktığında da bunu yapmaktan bir an olsun geri durmadı. İster masada oturmuş Sion Tarikatı'nı tartışıyor olsun, ister merdivenlerden aşağı inerken 'Burada kim varmış bakalım?' diyor olsun, her seferinde farklı bir şey sunuyordu. Bu adam dünyanın en büyük oyun parkında diye düşündüm. Bir şeyi her seferinde yeni bir şekilde yapabilmenin yolunu bulmaktan keyif alıyor gibiydi."
Paul Bettany (Silas)
Aktör Paul Bettany, Dan Brown'ın romanında belki de en tuhaf karakter olan Silas rolünü üstlenirken, birincil hedefinin ölümcül keşişi insanileştirmek olduğunu söylüyor: "Silas inanılmaz ölçüde yabancılaştırılmış bir birey ve umutsuz bir şekilde bir baba figürü arıyor. Ona nazik davranan ilk kişi Aringarosa. Onun Silas'ın bozuk psikolojisini silah olarak kullanması talihsizlik. Silas'ın babası ona hayalet dediği için, Silas onu öldürerek hapse düşmüş. Sonra Aringarosa onu çağırıyor ve birden bire fiziksel varlığı kendisi için bir anlam kazanıyor."
Silas büyük bir roldü. Howard seçmelerde bir çok oyuncu izledi ama hepsinin karaktere yaklaşımında bir şeylerin eksik olduğunu hissetti. Daha önce Bettany'yle Oscarlı "Akıl Oyunları"nda birlikte çalışmıştı ve aktörün zengin ve güçlü bir performans sunduğu "Gangster No. 1"daki çalışmasına hayrandı. Bu yüzden mükemmel Silas'ı bulmak umuduyla Bettany'ye gitmiş ve pişman olmamış.
"Paul karaktere bayıldı, senaryoya bayıldı, ve onu canlandırırken bir çok kez kumar oynadı" diyen Howard, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Filmde muhteşem, tek kelimeyle muhteşem. Bazı tuhaf günler de yaşadık çünkü sahneler hazırlanırken dostumuz Paul Bettany'ydi, ama sete çıktığı anda bir şeyler değişiyordu ve bu karakteri yaratmak için içindeki kuytulara daldığını seziyordum. Bu onun yeteneğiydi ve karakterin korkutucu ama aynı zamanda çok boyutlu olmasına olanak tanıyan bir şeydi. Role çok şey kattı. Karakterden isteyebileceğiniz her şeyi, hatta fazlasını sundu: Silas, Paul Bettany'nin ellerinde bir insana dönüştü."
Jean Reno (Bézu Fache)
Jean Reno, daha önce yapımcı John Calley'yle çalışmıştı ve Bézu Fache rolüyle çok ilgilenmiş çünkü duyduğu güvene ihanet edilince hayal kırıklığına uğrayan bir karakteri canlandırma fikrini çok beğenmiş. Reno bunu şöyle açıklıyor: "Bu davanın bir parçası oluyor çünkü gerçekten inandığı bir şey var. Ama her şeyden önemlisi, o bir polis ve işini yapmaya çalışıyor. Canlandırdığım karakterin piskoposun ihanetine uğrayınca nasıl tepki vereceğini irdelemeye istekliydim."
Howard, Fransız polis yüzbaşısı Fache'yi Reno'dan daha iyi canlandıracak birini düşünemediğini söylüyor: "Jean film sürecine büyük neşenin yanı sıra, zekâ, muazzam bir tat ve yetenek katan şahsiyetlerden biri."
Bézu Fache karakteri Reno için yazılmış bir karakterdi. Aktör bu konuda şunları söylüyor: "Dan Brown'ın bu karakteri beni düşünerek yazdığını öğrenince büyük onur duydum. Bu durum filmde karakteri canlandırmamı çok daha anlamlı hâle getirdi."
Alfred Molina (Piskopos Aringarosa)
Alfred Molina bu role Howard'ın kızı Bryce Dallas Howard'ın da rol aldığı "As You Like It"in yapımı henüz sürerken seçilmiş. Aktör İngiltere'de çekim yaptığı yerden alelacele gelerek hızlı bir okuma ve bir günlük prova yaptı. Molina yapıma başlamadan önce Howard ve senarist Goldsman'la vakit geçirebilme fırsatının paha biçilemez olduğunu söylüyor: "Ron ve Akiva'yla bir odada oturduk ve yer aldığım tüm sahnelerin üzerinden geçtik. Ortaya çıkarmak istediğimiz noktaları didik didik ettik ve karakterimin yaptıkları doğrultusunda hikâyenin en iyi nasıl anlatabileceğini tartıştık."
Howard, Molina'nın karakterinin içsel derinliğini ortaya koymak için gösterdiği ilgiyi takdir ettiğini şu sözlerle dile getiriyor: "Alfred canlandırdığı karakteri ve içinden geldiği kültürü yazılandan çok daha sofistike bir şekilde anladı. Bu ekstra gerçeklik düzeyi karakterde ve beyaz perdede de yerini buldu."
Böylesine bir oyuncu kadrosunu bir araya getiren, son yılların en kafa kurcalayıcı hikâyesini perdeye aktaran "Da Vinci Şifresi"ni filmi doğuracağı tartışmaların uzağında kalmamak için mutlaka izleyin.
kaynak:sinema.com
britneysinem 19-05-06, 19:14 ben bugün gittim harikaydı valla denilecxek laf yok yani
yuzuklerın efendısı kralın donusunden sonra ılk kez bır fılm vızyona gırmeden bıletını aldım bu fılmı buyuk bır heyecanla beklıyordum dogrusu...
fılm gercektende guzel gerek kurgu olsun gerek oyuncular olsun ama ne yalan soyleyeyım pekte bekledıgım gıbı cıkmadı bırseyler eksıktı sankı benı doyuramadım yapım ama belkıde bu ben gozumde cok buyuttugum ıcınde olabılır tabı!!!!!!tom hanks jean reno bıle doyuramadı benı bırseyler eksıktı sankı ama senaryo cok guzel ıyı bır yapım tavsıye ederım ama benım gıbı gozununzde cokta buyutmeyın bence!!!!!!:img-sorry
Bence film çok güzeldi. Ben onun kitabını da okumuştum ve çok beğenmiştim. Film için de duygularım öyle. Film vizyona girmeden herkes çok kötü, yok Tom Hanks role uymamış filan demişti; bence hiç de öle değil. Ama kitabı okuduysanız son dakikalarını biraz değiştirmişler. Örneğin müze müdürü kitapta büyükbabasıydı ama burda diil. Daha fazla bahsetmek istemiyorum heyecanı kaçmasın. Ama ben ve arkadaşlarım vizyona girdiği ilk gün gittik ve hepimiz de memnun kaldık. Herkese izlemesini tavsiye ederim. Kitaptaki keyfi aldım...Mükemmel bir film. :img-grin2
daha gidemedim yarın gidicem muhteşem olduğuna eminim.çok merak ediyorum
her kelımesıne katıldıgım bır yorum
Vatikan'ı Öfkelendirmek Adına...
Popüler olmuş hatta bir tür salgın haline gelmiş kitapların sinemaya uyarlanmaları genellikle beklentileri ikiye böler. Kitabın fanatikleri çeşitli önyargılarla (haklı da olabilirler) projeyi önemsemezler, fanatik olmayanlar ise beyazperdede canlanacak görüntülerin hayalini kurarlar. Sinemayla edebiyat arasındaki ilişki her ne kadar sıkı sıkıya bağlıymış gibi gözükse de, görsel canlandırma düşsel canlandırmanın ötesine düşmektedir.
Langdon’un “kripteks”in şifresini çözerken yaratılan canlandırmanın, kitabın okunuşu sırasında ortaya çıkan zihinsel aktiviteden farklı olduğu açıktır. Umberto Eco’nun tapınak şövalyelerini, Kabala’yı ve dinler tarihini fon alan romanı “Foucault Sarkacı”ndaki şifre bulma çabasını ele alalım. Bunu görsele indirgemenin bir yolu var mıdır? Var ise bu, romanın yarattığı etkiden ne kadar farklıdır? Dan Brown’ın “Da Vinci Şifresi” de buna benzer sayfalar dolusu metne sahip ve Ron Howard’ın elinden fazla bir şey geldiğini söylemek güç. Filmdeki birçok sahne, kitabın yarattığı etkiyi sağlamakta zorluk çekiyor ama Newton’un cenaze törenine dair görüntüler gibi eşsiz buluşlar da yok değil…
http://img64.imageshack.us/img64/7821/1184davincisin13vz.jpg (http://imageshack.us)
Edebiyatta olup da sinemada aynı biçime kavuşamayan unsurlardan söz ettiğimize göre, şimdi de sinemada olup da edebiyatta olamayan bazı etmenlerin filmi nasıl etkilediğine gelelim. İlk olarak müzikler… Hans Zimmer’in olağanüstü müzikleri, zaten topu topu birkaç saatte geçen olayların yarattığı gerilimi arttırmakta muvaffak olmuş. Filmin sürükleyiciliğine sürükleyicilik katan müzikler, aday olduğu takdirde birçok festivalden eli boş dönmeyecektir.
Oyunculuklar açısından bakıldığında; kadrosunda bu kadar şöhret bulundurmasına rağmen, performansıyla öne çıkan bir aktör ya da aktris olduğunu söyleyemeyeceğim. Bunun en önemli sebepleri; hikayenin akışındaki sürat ve karakterlerin rolleriyle öne çıkmalarının bilinçli bir şekilde (kurgusal kesmeler, kısa diyaloglar, çekimler ve benzeri yollarla) engellenmiş olması. Howard’ın hikayenin öne çıkması için büyük çaba gösterdiği açık…
Filmin Vatikan’ı öfkelendirmeyi başaran hikayesi, gerçekten görülmeye/bilinmeye değer. En azından bazı soru işaretlerini aydınlatmayı amaçlıyor Brown, bir yandan da yeni soru işaretleri yol açarak… Da Vinci Şifresi; Gül ve Haç, Opus Dei, Sion, Kara Riya, Tapınak Şövalyeleri, İznik Kurulu gibi kavramlarla tanıştırıyor izleyicilerini. Isaac Newton’a, Leonardo’ya, Magdalalı Meryem’e, Kabala’ya karşı merak uyandırıyor hikaye. Bu bakımdan, başlangıcı itibariyle kültürel manâda art niyet taşıması da sona doğru sertleştiriyor söylemini, ardından kiliseyi karşısına alıyor ve kimi tabuları yıkmaya çalışıyor. Hem de mevcut düzenlerinin yerle yeksan olmasını sağlayacak şüpheleri arttırarak. Sonuçta filmin, propaganda taşımadığını savunmak yanlış olur…
http://img64.imageshack.us/img64/6150/1184davincisin26ka.jpg (http://imageshack.us)
Burstein gibi ayrıntılı çalışmalara ve sayısız belgesele konu olan, tüm dünyada fenomen haline gelen Da Vinci Şifresi; eli yüzü düzgün, tempolu bir macera filmi. Dur durak bilmeyen yapısıyla Kamçılı Adam serilerini ve Büyük Hazine (National Treasure) filmini, zengin alt-metinleri ve dinî göndermeleriyle Foucault Sarkacı’nı, cinayetler sayesinde yarattığı ürperti ve uyandırdığı merak duygusuyla Gülün Adı'nı anımsatan Da Vinci Şifresi; sinemada iyi vakit geçirmek için güzel bir seçim. Ama kitabın müptelâsı olanları üzmesi, sükut-u hayale uğratması da kuvvetle muhtemel. Demedi demeyin…
Ertan Tunç
kaynak :beyazperde
melis_krmcm 21-05-06, 11:34 kitabını okumadım malesef ama filmine gittim açıkçası konusu oyuncular fln güzel filmi beğendim ama çok aşırı da güzel değildi ama izlenmeye değer bi film ben tavsiye ederim herkese...
Filmi izlemedim hala.Ama kitapi okudum,cok begendigim eserlerden biri.kritiklerin yazilarini okumustum.Hic de guzel seyler yazmamislar.Kitapi daha zevkli diye yaziyorlar ve de her yerde yazilanlarin hepsinin yalan olmasini ispat etmek istiyorlar.Ama 1 sey soylemeliyim ki,bana gore en azindan 50%i dogru.
Fransiz aktrisanin fizik bakimindan kitabdakina benzemedigini fark etdim.
Kitabı okumuştum. Filmi de izledim. Aslında çekim, kurgu ve oyunculuk iyiydi. Kitabı okumayanlar'ın rahatça anlayabileceği akıcı bir film yapmışlar.
Uyarlama da iyiydi. Hemen hemen hiçbir şeyi atlamamışlar kitaptaki uzun anlatımları sadeleştirmişler.
Ama benim en sevdiğim kitap sahneleri değiştirilmiş. İlk yarı tatmin etti beni ama ne yazık ki 2. yarıyı pek beğenmedim.
Yani filmi çok beğenmedim. Kitabı tercih ederim.Film bana çok heyecan vermedi. Kitabı okuduğum için belki.
Pride&Prejudice 'i de ilk olarak okudum sonra izledim. Kitabı okuduğum halde filmi izlerken heyecanlandım. Ve bu fim de tıpatıp uyarlama yapmıştı. Hemen hemen hiçbirşeyi değiştirmemişti. Aynı heyecanı Da Vinci için hissedemedim.
Ama bu zevk renk meselesi. Beğenen de olacak tabi. Olmuş zaten.:img-grin2
Yapım notları
http://www.e-kolay.net/sinema/images/davinci_pa2.jpg
“A Beautiful Mind”ın yönetmeni Ron Howard, yapımcı Brian Grazer ve senarist Akiva Goldsman’dan oluþan Oscarlı ekibi ile yapımcı John Calley, günümüzün en popüler ve hakkında en çok konuşulan Dan Brown imzalı romanı The Da Vinci Code/Da Vinci Şifresi’nin sinema versiyonu için bir araya geldi.İki Oscar sahibi Tom Hanks’in başını çektiği zengin oyuncu kadrosunun diğer isimleri ise Audrey Tautou, Ian McKellen, Alfred Molina, Jürgen Prochnow, Paul Bettany ve Jean Reno.
“The Da Vinci Code/Da Vinci Şifresi” Avrupa’nın çeşitli yerlerinde ve bir çok setin kurulduğu Pinewood ve Shepperton Stüdyoları’nda çekildi.
Yapım ekibi Paris’te, Louvre’da çekim yaptıysa da, Büyük Galeri’yi stüdyoda kurmak zorunluydu çünkü böylece büyük aksiyon sahnelerinin çoğunluğunu daha kontrollü bir ortamda ve müzedeki hakiki başyapıtlardan uzakta çekmek mümkün olabilecekti. Bu amaçla, yapım tasarımcısı Allan Cameron müzenin bazı bölümlerini Londra’nın hemen dışındaki Pinewood Stüdyoları’nın “James Bond” platosunda yeniden kurdu: “Daha en başından, Louvre’un küçük bir kısmını platoda kurmamız gerekeceğini biliyordum,” diyor Cameron ve ekliyor: “Louvre’a gittiðimizde, gerek zemine gerek paha biçilmez tablolara zarar vereceğimizden endiþe duyduk. Paris’i birkaç kez ziyaret ettikten sonra, müzenin daha fazla bölümünü Pinewood platolarýnda inþa etmeye karar verdik. Benim bakış açıma göre, bu, mekanda çekim yapmaktan çok daha eðlenceliydi. Manzara sanatçım James Gemmill’in Louvre’daki ölçülere uygun 150 tablo yapması gerekti. Süpürgelik ve pencere çevresindeki mermerlere uygun mermer örnekleri bile bulduk. Son olarak, marangozum Büyük Galeri’dekine benzeyen ahşap kaplama yer karolarını yaptı. Daha sonra bunların fotoğrafları çekilerek, plastik çarşaflar üzerine basıldı ve zemin bunlarla kaplandı”.
Cameron röprodüksiyonu yapılan tüm tabloların önce dijital olarak fotoðrafının çekildiğini sonra büyütülerek üzerlerinden geçildiğini, bazen de duvara yansıtılarak Gemmill tarafından resmedildiğini açıklıyor. “James hepsini orijinalleri gibi resmetti. Sırlama ve çini tekniklerini çok iyi biliyor. Bu yüzden, resimlerin yüzeyleri oldukça gerçekçi duruyor”.
"Da Vinci Şifresi"nin mekanları
“The Da Vinci Code/Da Vinci şifresi”nin yapým ekibi Paris’ten İngiltere’ye, oradan da Malta’ya geçerken, Avrupa’nýn en büyüleyici ve tarihi öneme sahip bazı yerlerinde durakladı.
Fransa
“The Da Vinci Code/Da Vinci şifresi”nin başlangıç sahneleri Paris sokaklarında çekildi. Karmaşık ve heyecanlı Smart-car kovalamaca sahneleri efsanevi Louvre Müzesi’nde gerçekleşti. Ayrıca, þehrin dışında, Versailles yakınlarındaki Villette şatosu’nun dışında da çekim yapıldı.
Yapım ekibi, kapanış saatinden sonra Büyük Galeri’nin iç kısmında çekim yapmasına izin verilen az sayýdaki film ekibinden biri olma şansına erişti. “Orada çekim yapabildiğimiz için kendimizi çok ayrıcalıklı hissediyoruz. Film için harika bir renk oldu” diyor Tom Hanks. Rol arkadaşı Audrey Tautou ise şunu söylüyor: “Gece vakti Louvre’un içinde olabilmek, tüm o heykel ve resimlerle baş başa kalabilmek gerçekten çok hoþuma gitti. Hakikaten etkileyici ve büyüleyici bir deneyimdi”.
Sir Leigh Teabing (Ian McKellen) karakteri Paris’in kuzeydoðusunda, Versailles yakınındaki Villette Þatosu’nda yaşıyor. (Langdon ve Sophie oraya gecenin geç bir saatinde zırhlı bir kamyonla geliyorlar. Amaçları Teabing’den Kutsal Kase ile ilgili tavsiye almak). 1696 yıllarında, (Kral XIV. Louis döneminde Venedik Büyükelçisi olan) Aufflay Kontu François Mansart için yapılan, 185 dönümlük etkileyici yapı, dikdörtgen þeklinde iki göle, sıra sýra fıskiyelere, ve Versailles Sarayı’nın bahçelerini de düzenleyen André Le Nôtre’un eseri olan güzel bir bahçeye sahip.şato’daki çekimler üç gece sürdü. ıç mekanların (fuaye haricinde) büyük çoğunluğu ise Shepperton Stüdyoları’ndaki platolarda çekildi.
İngiltere
Kripteksin bulmacasını çözmek için ek ipuçları aramak üzere Londra’ya giden Langdon, Neveu ve Teabing, Fleet Caddesi ile Thames Nehri arasındaki Mabet Kilisesi’ne koþtururlar. 1185 yılında takdis edilen kilise, 12. yüzyılda İngiltere’de Tapınak şövalyeleri’ne hizmet etmek için inþa edilen mabetlerden biriydi.
Mabet Kilisesi’ni inceledikten hemen sonra, Langdon yanlış yere geldiklerini fark eder ve kısa bir araþştırmadan sonra, Sophie’yle birlikte Westminster Manastırı’na doðru yola çýkarlar. Manastýr’ýn dışındaki sokak sahneleri gerçek mekanda çekildiyse de, Manastýr’ýn ve Chapter House’un iç mekan sahneleri Londra’nın üç saat kuzeyindeki Lincoln Katedrali’nde gerçekleştirildi.
Malta
Yapım ekibinin son durağı, pek çok flashback sekansının çekildiği Malta adasıydı. Kutsal Topraklar ve İspanya sekansları da burada çekildi. Akdeniz’in kalbinde yer alan Malta, eski ve çağdaş denizcilerin yolları üzerindedir. Bu durum adadaki mimarinin çeþitliliðini açıklar; Bu mimari özelliği taşıyan ve filmin mekanlarından olan Vittoriosa kalesi, Malta şövalyeleri’nin Rodos’tan sürülmesinin ardından şövalye St. John’un yerleştiği yerdir.
kaynak:E-kolay.net
'Da Vinci Şifresi' rekora koşuyor
http://www.cnnturk.com/images/ks/davincihbr23983.jpg
Üç günde 224 milyon dolar gelir elde etti
'Da Vinci Şifresi' gösterime girdiği ilk üç gün içinde dünyanın en fazla izlenen ikinci filmi oldu.
Tüm eleştirilere ve protestolara rağmen film haftasonunda 224 milyon dolar gelir etti.
Hıristiyan örgütlerin tepkisini çeken 'Da Vinci Şifresi', film eleştirmenleri tarafından da beğenilmedi. Ancak olumsuz yorumlar ilgiyi daha da artırdı.
Film ilk üç günlük hasılatıyla tüm zamanların en çok kazandırdan ikinci filmi oldu.
Yapımcılara göre, ilk üç günde 224 milyon dolar gişe yapan film, 'Star Wars:Sith'in İntikamı' filminin ardından ikinci sırada yerini aldı.
Star Wars serisinin üçüncü filmi olan Sith'in İntikamı, 253 milyon dolarla ilk üç günde en çok kazandıranlar listesinde büyük farkla önde.
Uzmanlar 'Da Vinci Şifresi'nin bu başarısının ardından izleyicilerin merakının yattığını belirtiyor.
Film, çekimlerin başladığı günden bu yana gündemden düşmemiş, geçtiğimiz cuma günü de tüm dünyayla aynı anda Türkiye'de de vizyona girmişti.
Eleştirmenlerden zayıf not
Film, Cannes Film Festivali'nin açılışında gösterildi. Yönetmen Ron Howard'ın beyazperdeye uyarladığı film, eleştirmenlerden zayıf not aldı. Film, kaba ve karanlık olarak nitelendi.
Eleştirmenlerin çoğu da iki baş oyuncunun kimyalarının tutmadığı konusunda hemfikir.
Oyuncular ise filmin arkasında. Onlara göre film sonuçta bir kurgu ve ortada büyük fırtına kopartılmasını gerektirecek bir durum yok.
Yapımcılar olumsuz eleştirilere karşın, sadece ABD'deki ilk haftasonunda yaklaşık 80 milyon dolarlık hasılat beklediklerini açıkladı.
Yönetmenliğini Ron Howard'ın yaptığı senaryosunu Akiva Goldsman'ın kaleme aldığı filmde, Profesör Robert Langdon'ı Tom Hanks, ona yardım eden kripto uzmanı Sophie Neveu'yu Audrey Tautou canlandırıyor.
Ünlü oyuncu Jean Reno'nun da dedektif Bezu Fache rolünde seyirci karşısına çıkacağı filmde diğer rolleri Ian McKellen, Alfred Molina vePaul Bettany üstleniyor.
kaynak:cnnturk.com
http://img455.imageshack.us/img455/9917/7942albinoe5jg.jpg (http://imageshack.us)
Son Noktayı Albinolar Koydu
Şifreyi kim çözdü?
(22 Mayıs 2006)
Da Vinci Şifresi Vatikan’ın başı çektiği, Opus Dei’nin desteklediği ve albinoların isyan ettiği protestolarla rekor kırarak tüm dünyada vizyona girdi.
İsa’nın soyu devam ediyor iddiasına şiddetle karşı çıkan Vatikan’ın ardından Opus Dei de Silas adlı bir Albino müridlerinin olduğunu yalanlamıştı. Filmin vizyona girmesiyle isyan albino birliklerine sıçradı ve bu fizyolojik bozukluğa sahip insanların bir arada olduğu dernekler, Hollywood’un kendilerine bakış açısından artık bıktıklarını dile getirdiler.
Da Vinci Şifresi’nin kilit karakterlerinden Silas’ın hikaye boyunca yarattığı teröre yarı şaka yarı ciddi bir yanıt da bir başka albinodan, Dennis Hurley’den geldi.
Hurley yapmış olduğu The Albino Code adlı kısa filmle Da Vinci Şifresi’ni bir de Silas’ın gözünden çözüyor. Hurley’nin dikkati çekmek istediği nokta ise çok basit. Albinoların yaşamı normal bir insana kıyasla oldukça zordur ve Silas’ın yapabildiklerini yapmak bir albino için nerdeyse mucizedir.
Yukarıdaki ve aşağıdaki fotoğraflarla The Albino Code hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. Ancak, parodi olmasına rağmen ciddi bir tartışmaya el atan filmin keyfini baştan sona sürmek isterseniz The Albino Code’un sitesine göz atmalısınız.
http://img332.imageshack.us/img332/7586/7942albinog1b7pw.jpg (http://imageshack.us)http://img332.imageshack.us/img332/3163/7942albinog2b1qw.jpg (http://imageshack.us)
kaynak:beyazperde
ilk olark şunu eklemek isterim müzikleri cidden müthişti filmin hele son sahnede...
sanki sinemada bir ben bir tom hanks bir de o müzik vardı :D
benim arkadaşım kitabı okumadı ve filmi beğendi..ben kitabı okudum ben de beğendim ama arkadaşım kadar değil.
birçok sahne atlanmış.kitapta 3 kriptex vardı ama filmde tek.kitapta sophie erkek kardeşi ile de tanışıyordu ama filmde bu sahnede yok..neyse bu o kadar da önemli değil..ama 3 kriptexin bire inmesi kötü olmuş.
bunun haricinde birçok sahne hayal ettiğim gibi olmuş..hatta kitaptaki ince detayları görmek de pek hoşuma gitti.mesela müzenin önünde fache ın langdona piramidleri sorması,şöför koltuğundaki banka müdürünün rolex saati gibi :D kendilerini tebrik ederim.
film teknik açıdan bakınca da güzel.hem eskiyi anlatmaları hem tablolar üzerinde konuşurlarken ki digital hareketler hem de langdon ve sophie müzeye girerken etraflarındaki insanlar..
ama şunu eklemek isterim..2.5 saat sinema değil de tv izliyormuş gibi oldum.daha iyisi yapabilirlerdi..ama güzel olmuş :)
hele son sahne..tom hanks in karizmasının arttığı andır..
Ama benim en sevdiğim kitap sahneleri değiştirilmiş. İlk yarı tatmin etti beni ama ne yazık ki 2. yarıyı pek beğenmedim. ben de senin gibi ilk yarıyı beğendim ama ikinci yarıdan ciddi şüphelerim var :img-sorry
Bazi seyler cok sonuk ve eksik kaldi filmde.. kitabindaki tadi bulamadim.. tabikide tamamen uyarlanamazdi ama bazi noktalarda daha duyarli olunabilirdi.
Kitabindan buyuk keyif alsamda ayni sey filmi icin gecerli degil.. yinede izlemeye deger bi film olmus. Hic kitabini okumamis olanlar icin farkli bi tad vericegini dusunuyorum.. okuyanlar icinse eksik.
bi kere şöle bişiy var, kitabı okuyanların beklediği, kitaptan her önemli sahnenin alınması gibi bi durum söz konusu olsaydı, bilmiyorum film kaç saat sürerdi, şu an bile 2.5 saat olduğuna göre... kitabı okumayan birisinin çok rahat birinin anlayabileceği ölçüde ve miktarda en can alıcı bölümleri almışlar, ki daha fazlası yapılamazdı.
gerçi ben de çok tatmin olmadım filmden, ama hangi kitap uyarlaması film, kitabı kadar heyecan vermiş ki??? en azından benim aklıma gelen yok... buna rağmen yapılabilecek olanın en iisini sunmuşlar bence konu olarak... ancak filmin teknik özellikleri için aynısını söleyemeyeceğim, özellikle ışık biraz azdı sanki filmde... özellikle ilk bölümde(veya benim seyrettiğim salonda mı sorun vardı)
Da Vinci krizi umurunda değil
http://kelebek.hurriyet.com.tr/_newsimages/1572537.jpg
"Da Vinci Şifresi" adlı film, hasılat rekorları kırmasına rağmen eleştirmenlerden geçer not alamadı. Ancak bu ağır eleştiriler, filmin başrol oyuncusu Tom Hanks’in umurunda bile değil.
Da Vinci Şifresi’nin kitabından sonra filmi de sanat dünyasını ayağa kaldırdı. Edebiyat dünyasında yazar Dan Brown hırsızlık yapmakla suçlanıyor, sinema dünyası ise filmin roman kadar etkileyici olmadığı iddiasıyla çalkalanıyor. Ve bütün bunlar olup biterken, filmin başrol oyuncusu Tom Hanks kopan fırtınalara sadece gülüp geçmekle yetiniyor!
Bu sadece bir film
Hanks, "İnsanların aşırı tepkisini anlamıyorum. Bu sonuçta bir roman ve biz de romanı filme çektik. Meselenin bu kadar büyütülmesi bana saçma geliyor. Suçlamalara ve karalamalara gülüp geçiyorum. Bu filmin bir belgesel olmadığını unutmayalım" diyor.
Hollywood’un sevilen aktörü, bu filmde oynamayı kabul ettiği için pişmanlık falan da duymuyor. Aksine eski dostu Ron Howard ile yeniden çalışma fırsatı yakaladığına çok sevinmiş. Ayrıca film çekimlerinin Paris, Malta, Londra ve İskoçya’da olması sebebiyle, ailesiyle unutulmaz yolculuklar yapma fırsatı bulduğunu belirtiyor. Aktörün eşi Rita Wilson ve çocukları Chester ile Truman da özellikle Paris’te çok güzel günler geçirdiklerini söyleyip duruyorlar gazetecilere...
Tom Hanks’in geçen yıllarla, saçına düşen aklarla da kavgası yok. Yaşlanmaktan korkmadığını söyleyen oyuncu, "30 yaşında bir oyuncunun 70 yaşında bir erkeği canlandırması zor. Ama 50 yaşını geçen biri bu rolün üstesinden gelebilir. Başkalarını bilmem ama ben yaşlanmaktan memnunum" diyor.
kaynak:hurriyet
_butterfly_ 26-05-06, 20:18 filme bugün gitme fırsatım oldu..açıkcası okumaktan en çok zevk aldığım kitaplar biridir..zaten kitaptaki o ruhu film yakalayamazki...zaten ölede olmuş..kitap o kadar çok beğenildiki herkes filmininde öle olmasını istedi...ama kurgu hataları çok vardı tabii...şiddet sahnelere çok kötüydüü(yane izleyemedim acıkcası:D))..tom hank e de ilk baştaa filmin fragmanlarını gördüğüm zaman olmaz yanlış oyuncu seçimi demiştim ama filmi izlerkenki fikrim değişdi...sophie yee gelincee oonaa lafım yokk süperdi...ama şifrelerin çözülmesi vee her defasındaa her sahnede müzik kullanılması rahatsız edicidii biraz..
ama genel anlamda o kadardaa kötü değildi cnmm..;)
geçen hafta izledim.filmi güzel buldum ama tabi kitabı tercih ederim.ama prof.longdon,sophie ve simas rollerini güzel yaptılar bence.daha doğrusu genel olarak oyuncular iyilerdi ama kitap tam olarak yansımamış ekrana :)
ben kitabı okumamıştım ama film çok güzeldi...
hiç bir kitap uyarlaması beğenilmedi bugüne kadar...
harry potter falan da öölydi...
kitabı tamamne yansıtmak için 1-2 sezonluk dizi çekmek lazım...
ama heyecanlıydı bayaa film ilklerime girer bugüne kadarki izlediğim en ii filmlerdendi ... tom hanks in oyunculuğu zaten hep iyidi... kız da ii bir seçim olmuş bence....
ihtiyar da silas da çok iyidi ayrıca...
haziran ın sonunda bi daha gircem fırsat bulursam
justin_girl 02-06-06, 15:58 Bende kitabını okumadan filmini izleyenler arasındayım...kitabını okumamak ende ne derece kayıp(eksiklik)oluşturdu bilmiyorum ama tom hanksin oyunculuğu dışında beni pekte cezbetmedi,ama yinede tarihimizdenki gerçekleri yada gerçek sandıklarını izlemek,beni düşünmeye şevketti,nekadar inançlıyız,inandığımız değerlerin nekadar arkasındayız ve yahut nekadar hakkını veriyoruz...dediğim gibi beni düşünmeye teşvik etmiş olması bile yeterdi
saygılar..
http://img80.imageshack.us/img80/9571/davincijpg1sp.jpg (http://imageshack.us)
“Da Vinci Şifresi”ne yasak...
Da Vinci Şifresi filminin Pakistan'da gösterimi yasaklandı.
Film Pakistan'da henüz gösterime girmemişti.
Pakistan'da azınlıkta bulunan Hıristiyanlar, birkaç gün önce düzenledikleri protesto gösterisinde filmin gösteriminin bütün dünyada yasaklanmasını istemişlerdi.
Hükümet tarafından bugün yapılan açıklamada, yasaklama kararının Hıristiyanların duygularına saygı gösterildiği için alındığı belirtildi.
Pakistan'ın 150 milyonluk nüfusunun yaklaşık yüzde 3'ünü Hıristiyanlar oluşturuyor.
kaynak:ucankus
geçen hafta izledim.filmi güzel buldum ama tabi kitabı tercih ederim.ama prof.longdon,sophie ve simas rollerini güzel yaptılar bence.daha doğrusu genel olarak oyuncular iyilerdi ama kitap tam olarak yansımamış ekrana :)
Simas degil Silas..
Bu arada en iyi performansi sergileyenler arasinda tabikide Silas karakteri vardi..
Bu arada karakterlerin ic dunyalari ve flash backsiz (Sophie'ninkisi haric) bi film ne kadar zevk verir bilemiyorum ama.. ben filmi izlerken kitaptaki karaler canlandi gozumde ve hic eksiksizmis gibi izledim. Yinede kitabi film vizyona girmis olsa bile okunmasini tavsiye ediyorum.
britneysinem 08-06-06, 11:20 ben bu filme gittim valla harikaydı çok güzeldi böyle bir film görmedim bir bu bide babam ve oğlum valla
Filmi ülkemizde 3 haftada tam 752.528 kisi izledi.Uzun süredir hicbir yabanci film bu rakama ulasamamisti...
merhabalar.ben ilk kitabini okudum sonra filmine gittim.sanirim kitabi oudugum icin beklentilerim yüksekti.güzel bir filmdi ama bende bir cok arkadasim gibi kitabini tercih ederim.kitabini okumaktan zevk aldim....tavsiye ederim...
http://img132.imageshack.us/img132/9918/davincijpg4mu.jpg (http://imageshack.us)
GİŞE REKORLARI KIRAN “DA VINCI ŞİFRESİ” ÇİN'DE DE YASAKLANDI...
Çin hükümetinin, ''Da Vinci Şifresi'' filminin gösterimini yasakladığı bildirildi.
Çinli yetkililerin verdiği bilgiye göre, hükümet, sinemalara bu filmin gösterimini durdurması talimatını verdi.
Adının açıklanmasını istemeyen bir film sanayi yetkilisi, yetkililerin, bu kararın yerli filmlerin önünü açmak için alındığını söylediklerini belirtti.
Aynı yetkili, ''Da Vinci Şifresi''nin, Çin'de gösterilen yabancı filmler arasında en yüksek gişe hasılatına ulaşmak üzere olduğunu belirtti.
Hristiyan gruplar, Hazreti İsa'nın neslini sürdürecek çocuklarının bulunduğunu öne sürdüğü için filme karşı çıkıyor.
bence filmin bombası silas rolündeki paul bettany'di
:img-haha:
didou_didem 11-06-06, 21:33 kitabını da okudum okduktan sonra bugünde filmine gitmek kısmet oldu...kitapla arasında farklar var hemde baya var..ama genel olarak çok beğendim filmi tom hanks zaten hayran olduğum biri robert langdon rolü de ona çok yakışmış silas muhteşemdi ama kendini cezalandırdığı sahnelere bakamadım yaa
http://us.movies1.yimg.com/movies.yahoo.com/images/hv/photo/movie_pix/columbia_pictures/the_da_vinci_code/paul_bettany/davincicode1.jpghttp://us.movies1.yimg.com/movies.yahoo.com/images/hv/photo/movie_pix/columbia_pictures/the_da_vinci_code/paul_bettany/code.jpg
http://us.movies1.yimg.com/movies.yahoo.com/images/hv/photo/movie_pix/columbia_pictures/the_da_vinci_code/_group_photos/akiva_goldsman26.jpg
silasın gerçek adı:paul bettany
paul yine onun gibi oyuncu olan jennifer connely ile evli ,iki çocukları var
Paul Bettany resimleri ve biyografisi için:
http://www.dizifilm.com/forum/showthread.php?t=5107
http://us.movies1.yimg.com/movies.yahoo.com/images/hv/photo/movie_pix/twentieth_century_fox/master_and_commander__the_far_side_of_the_world/_group_photos/jennifer_connelly39.jpg
miss_black 16-06-06, 08:08 eleştirmenleri kim takar çok güseldii
Kitabı okumamıştım.
Filim hoşuma gitti. Özellikle de , insanları temel inançlar açısından düşünmeye ve sorgulamaya iten bir eser.
Hikaye iddialı ve şimşekleri üzerine çekecek bir yaratıcılık örneği.
Görmeye değer.........
Da Vinci Şifresi gişede güldü
http://www.e-kolay.net/haber/images/davinci2166_ic.jpg
Dan Brown'ın tüm dünyada milyonlarca satan kitabından beyazperdeye uyarlanan "Da Vinci Şifresi-Da Vinci Code" rekora koşuyor.
Sinema sektörünün önde gelen yayın organı Variety'nin haberine göre, gişe hasılatında rekorlar kıran film, "Titanic"in tahtına göz dikti.
ABD sinemaları hariç tutularak hesaplanan uluslararası gişe hasılatı 479.1 milyon dolara ulaşan film, tüm dünyada da toplam 678 milyon dolar hasılat elde etti.
Seyirciyle 19 Mayıs 2006 tarihinde buluşan bu sürükleyici yapım, Tom Hanks´in de bugüne kadar çevirdiği filmler arasında en çok gişe hasılatına ulaşan yapım oldu.
Hanks'in Oscar aldığı "Forrest Gump", dünya çapındaki 677.4 milyon dolarlık hasılatıyla sanatçının en çok gişe yapan filmi unvanını taşıyordu.
Dünya çapında tüm zamanların en çok izlenen filmi rekorunu 1 milyar 835 milyon 300 bin dolarlık hasılatıyla James Cameron'ın yönettiği, Leonardo DiCaprio ile Kate Winslet'ın rol aldığı 1997 yapımı "Titanic" bulunduruyor.
Bu filmi, 1 milyar 129 milyon 219 bin 252 dolarlık hasılatıyla 2003 yapımı "Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü" ve 968 milyon 657 bin 891 dolarlık gişe hasılatıyla "Harry Potter ve Felsefe Taşı" takip ediyor.
kaynak:e-kolay.net
Gittim bu filme cokk güzel bi film tavsiye ederim!!:):):)))
valla ben filmi çok beğendim keşke kitabını okusaydım gitmeden
Uzulerek soyluyorum ama bır kez daha sınema salonundan hayal kırıklıgı ıle ayrıldım:( Sanırım sınemalara asla Yuzuklerin Efendisi gibi heyecan vericek beni filmin içine cekicek bir yapım daha gelmiycek!!! Tamam film genel anlamda guzeldi fakat kıtaptakı olayların coklugundan mıdır anlamadım ama kıtabıyla fılmın seneryasonu kıyasladıgımda fılmı cok basıt buldum...Ayrıca fılm genel manada guzel olmasına karsın oyuncularla rollerın ortusmedıgı kanısındayım ama yınede herkese tavsıye ederım bana gore saydıgım bu kotu yonlerıne ragmen fılm bu senenın en ıyı fılmlerınden bırı olmayı genede basarmıs:)
Keremcemim_127 26-06-06, 19:43 Şu an kitabını okuyom tam kitaba basladım film vizyona girdi o bakımdan filme
gidemedim ama kitap süperrr yaww her sayfası macera o bakımdan tafsiye ederimmmmmmm ....
Kesınlıkle arkadaslar fılmı kacırsanızda kıtabını mutlaka okumalısınız zaten kıtabı fılme 10 basar.... Bu arada kitabı okuyupta filmine gidicek olanlar filmi kitap kadar gozunuzde buyutmeyın derım yoksa benım gıbı hayal kırıklıgına ugrayabılırsınız!!!
Da Vinci’nin ilki çekiliyor
Gişe rekorları kıran Da Vinci Şifresi filminin yapımcıları, Dan Brown’un Harvard’lı Profesör Robert Langdon’un maceralarını konu aldığı ilk romanı Angels Demons’ın filmini çekeceklerini açıkladılar. Başrolde Tom Hanks’den başkası düşünülmüyor. Tom Hanks’in astronomik bir ücret talep etmesi bekleniyor.
kaynak:hurriyet
film umdupum kadar güzel değil di doğrusu kitabı daha güzeldi
enderakgul 05-08-06, 11:35 kitabını okumadım ama film gayet güzeldi.zaten filmi çekilen hangi kitap filmden kötü durdu ki.yane kitap her zaman daha güzeldir.
.:princesse:. 19-08-06, 18:15 kitap daha güzel di filmi cok kesmişler bi kere sophie diye acılan kriptex yok bezu nun sophie den özür dilemesi yok yine de sonundaki diz cömelmesi harikaydı
*AşKveGuRuR* 21-08-06, 00:08 çok merak ediodum bu filmi ii ki de gittim güzeldi beğendim
busrA-harry-dan 21-08-06, 08:06 ben kitabı okumamıstm acıkcası ama film guseldi..
**_**tarci**_** 29-09-06, 11:26 bence filmi izlerken şifreyi deil filmi çözmek gerekiyor:img-haha:
computerhand 06-01-07, 20:05 filmi izleyeli uzun zaman aldı ama unutmadığım filmlerden biri özellikle sonu çok süprizdi benim için çünkü kitabını okumamıştım
movie_monster 17-01-07, 14:44 kitabını bi solukta bitirmiştim.çok güzel bi konusu vardı.filmede büyük umutlarla gittim.oyuncular iyiydi.özellikle silas karakterini canlandıran paul betanny tam kafamda hayal ettiğim gibiydi.tom hanks gibi usta oyuncunun oynaması da ayrıca bi artıydı.bence güzel di.ama şu gerçekki kitabı okumadan filmi izlemişolsam çok daha fazla beğenirdim beğenirdim.
Kitabını okuma imkanım oldu yönetmen tam kitabın çekilmesi gereken bölümlerini aktarmış kitabın tamamını aktarmak doğru olmazdı bence oldukça başarılı zaten Tom hanks süperdi her zamanki gibi
tarasbulba3 21-01-07, 21:35 kitabı okuduktan sonra gidenlerdenim.... forumdaki pek çok arkadaşın aksine ben beğenmedim.... melekler ve şeytanlarıda çekeceklermiş... durum farklı olur umarım.. bence farklı bir yönetmen seçmeliler...en azından ikinci kitabıda mahfetmemek için....
kitabı okuduk tan sonra gidenlerdenim ve filmi beenmedimm bide bişi sölemek istiyorum filmin gösterildii ilk festivalde salondan hiç bir tepki gelmemişşş filmi alkışlamamışlar bileee uzun zamn geçtiii için festivalin ismini hatırlayamadımm
kaptan jack 26-01-07, 14:11 kitab okudum ve film kitaba göre çok sönük kalmış.....kitabı okuysanız zaman kaybı..........:img-yes:
emirdag_güzeli 27-01-07, 19:10 FIlmi bir sever izledim..ama yani gene izlemem lazim..biraz zor bir filim..anlamak icin..sonu..acikti yani...adam oh camli seyinin ustune durdu..ve bitti...kitabi daha guzel..ama hep oyle.oluyor..hep kitablar filden daha guzel..oluyor (bence,,,)
ben de beğenmedim açıkçası filmi yarısından itibaren uyudum nerdeyse, kitabı okuyanlar zaten hiç izlemesin filmi gereksiz olur
Kitabı gerçekten harikaydı,:good: bir solukta okumuştum. İyiki kitabı okuyup gitmişim.
Ben filmi de beğendim, oyunculuklar güzeldi.
En önemlisi de filmdeki muhteşem sanat eserleriydi. Kitapta çok güzel tasvir ediliyor ama izlemekte çok güzeldi.
kitabını daha yeni okumaya başladım ama filmini hiç beğenmedim bu kadrodan daha iyisini beklerdim en beğendiğim karakter silas karakteri oldu
ben kitabı okumadım ama filmi çok başarılı buldum. buarada kitaplardan uyarlanan filmler için söylüyorum herzaman kitaap daha büyüleyici oluyor çünkü orada sadece bizim hayal dünyamız çalışıyor.:img-yes:
mrb arkadaşlar bu filmi çok izlemek istiyodum ve dvd den izledim çok beğendim ilginç bi teori bi kesim böyle birşeyin var olduğunu kimiside olmadığını ileri sürüyo ama anlatımlar ve tablolarda saklanan sırlar çok ilgimi çekti ilginç bi film güzel karışık biraz sonu güzeldi meryemin mezarının nerde olduğu sahne ben keyif aldım ve böyle gizemli filmleri çok severim tam benim istediğim tarzaydı güzeldi bence:good:
EFTALYAGUL 26-03-07, 17:28 ben kiatıbını okumamıştım ama filmini izledim.kitabı okuyup film e giden arkadaşlar kitabın daha sürükleyici ve etkileyciii oldugu fikrindeler.kitap ı okumadıgım için bu konuda yorum yok ama film güzeldiiiiii banaa göreee.
Bence de kitaptan sonra o kadar etkileyici deyildi, gerçi güzel kitapalardan sonra insanlar filminden tam olarak hiçbir zaman tatmin olmuyor ama, bilmiyoroum yinede mesela Tom Hanksi çok severim ama o karaktere bu oyuncu deyildi hiç hayalimde...
efran_albatros 09-09-07, 18:28 güzel bir film ama kitabıyla kıyaslandığında onun verdiği zevk ve heyecanın onda birini bile veremez.ama salt film olarak ele alırsak izlemesi keyifli bir film.yine de daha iyi olabilirdi.
kitabı da gzüeldi ben beğenmiştim :)
filmid e çok hoştu sanırım şimdide dan brown un melekler ve şeytanlar adlı kitabını film yapcaklarmış . .)
süperrrrrrrrrrrrrrr
özellikle uçaktan iniş sahnesi
Önce kitabı okuyup sonra filmi izleyen ben ile kitabı okumadan filmi izleyen ablamın görüşü farklı sebeplerden de olsa aynı. İkimiz de filmi beğenmedik. Ben, kitaptaki pek çok önemli meselenin atlandığı ve ana karakterin şu an çok fazla hatırlamıyorum ama bir nevi deformasyona uğratılması sebebiyle pek beğenmemiştim ablam ise her şeyin çok aceleye getirildiği ve filmin tadının çıkmadığı gerekçesiyle beğenmemişti. Sonuç olarak çok daha güzel olabileceğine inanıyordum bu filmin hatta büyük beklentilere girmiştim ama hayal kırıklığına uğratmıştı beni.
bence kitap filmden kat kat daha güzeldi film de çğu sahne üstün körü geçilmiş gibiydi
maria clara 22-07-08, 13:10 Kitabını okuyanlar filmde aynı başarıyı yakalayamadıklarını söylediler. Fakat bence güzeldi. Yalnızca biraz uzundu. Tam bitti derken yeni bir olay çıkıyordu. Tom Hanks çok iyi bir performans sergilemiş her zamanki gibi.
|
|