PDA

Tüm Versiyonu Göster : Charlie Wilson'ın Savaşı (Charlie Wilson's War)


emresefer
01-08-07, 00:08
[B]Yönetmen: Mike Nichols

Senaryo :George Crile(Kitap), Aaron Sorkin(Kitap)

Görüntü yönetmeni:Stephen Goldblatt(Kitap)

Oyuncular:Tom Hanks , Julia Roberts...

Tür:Dram

Yapım:ABD 2007 (Renkli)

Dil:İngilizce

omayra73
10-09-07, 11:01
Yönetmen:
Mike Nichols

Oyuncular:
Tom Hanks
Julia Roberts
Seymour Hoffman
Amy Adams
Mayte Garcia

Yapımcılar:
Tom Hanks
Gary Goetzman
Celia D. Costas

Senaryo:
Aaron Sorkin (George Crile’nin aynı adlı kitabından)

Görüntü Yönetmeni:
Stephen Goldblatt

Prodüksiyon Tasarımı: Victor Kempster

Kostüm Tasarımı: Albert Wolsky

Kurgu: John Bloom

Sanat Yönetimi: Brad Ricker

Set Dekorasyonu: Nancy Haigh, Alessandra Querzola

Universal Pictures / UIP Filmcilik

omayra73
10-09-07, 11:04
Mike Nichols’un yönettiği politik gerilim filmi “Charlie Wilson’s War”, Tom Hanks, Julia Roberts, Philip Seymour Hoffman, gibi dev isimlerden oluşan kadrosuyla 2007’ye damgasını vurmaya hazırlanıyor.

Senaryosunu Aaron Sorkin’in yazdığı “Charlie Wilson’s War”da, Afganistan’daki Sovyet işgali sırasında komünizme karşı direnen mücahitlere gizli yollardan silah ve finans desteği sağlayan Teksas’lı kongre üyesi Charlie Wilson’un gerçek yaşam öyküsü anlatılıyor.

2003 yılında George Crile’in yazdığı aynı adlı kitaptan uyarlanan filmde, Afganistan savaşı sırasında Pakistan’a ABD desteğinin sağlanmasında önemli rol oynayan Teksaslı kongre üyesi Charlie Wilson rolünde iki Oscar ödüllü dev aktör Tom Hanks kamera karşısına geçti.
Pakistan Devlet Başkanı Ziya Ül Hak’ın yakın arkadaşı ve sırdaşı olan, Sovyet ordusuna direnen ve onu ülkeden kovan asilere destek sağlaması için Wilson’u etkileyen sağ kanat Houston sosyetesine mensup Joanne Herring rolünü ise, Oscar ödüllü oyuncu Julia Roberts oynadı.
Filmde Amerikan Kongresini Komünistlere karşı savaşan mücahitlere yardım etmek için ikna eden CIA ajanını da Philip Seymour Hoffman canlandırdı.
Yapımcılığını Tom Hanks ile birlikte ortağı Gary Goetzman’ın gerçekleştirdiği filmin çekimlerine Ekim ayı ortalarında Fas’ta başlandı. Kuzey Amerika’daki gösterim tarihi ise, 25 Aralık 2007 olarak belirlendi.

FİLMLE İLGİLİ KISA NOTLAR
Tom Hanks’in “The Da Vinci Code”dan sonra oynadığı ilk film özelliğini taşıyor.
Julia Roberts da 2004’te oynadığı “Ocean’s Twelve”den sonra kamera karşısına ilk kez bu filmle geçti. Ünlü oyuncu aradaki sürede sadece “Charlotte’s Web” ve “Ant Bully” gibi CGI animasyon filmlerinin seslendirmesini yapmıştı.
Senaryo yazarı Aaron Sorkin, daha önce NBC televizyonunda yayınlanan “The West Wing”in senaryosuna imzasını atmıştı.
Yönetmen Mike Nichols ile Julia Roberts arasında “Charlie Wilson’s War” projesiyle ilgili ilk konuşmalar, Nichols’ün yönettiği ve ünlü yıldızın başrolünde oynadığı “Closer”ın setinde gerçekleşti.
Kitabın yazarı George Crile, aynı zamanda ABD televizyonlarının çok izlenen programı “60 Minutes”in de yapımcıları arasında yer alıyor.
Sözkonusu programın yapımcılarından Dan Rather, “Charlie Wilson’s War”a temel alınan kitap için, “CIA tarihinin en büyük örtülü operasyonunun olağanüstü öyküsü” tanımlaması yapmış ve George Crile’in yazdığı kitaptaki başdöndürücü anlatımı Tom Clancy’nin kurgusal anlatımıyla kıyaslamıştı.

CHARLIE WILSON:
Güzel kadınlara ve alkole tutkusuyla bilinen Teksaslı Kongre Üyesi Charlie Wilson, “Good Time Charlie” lakabıyla tanınıyordu. 1980’li yılların başlarında Las Vegas’ta kokain kullanan iki şov kızıyla basılınca politik kariyeri önemli hasar aldı.
Bu skandaldan yakasını kurtarmayı başardıktan sonra CIA tarihin en geniş kapsamlı ve başarılı gizli operasyonunu gerçekleştirdi. Afganistan’ın Sovyetler Birliği tarafından işgalinden sonra başta mücahitler olmak üzere direnişçi örgütlere gizli yollardan maddi fonlar aktararak Demir Perde’nin çöküşünün hızlanmasına katkı sağladı.
Pakistan’ın o dönemki Devlet Başkanı Ziya Ül Hak ve Genelkurmay Başkanı Akhtar Abdul Rahman’ın da katılımıyla gerçekleşen CIA operasyonuyla Sovyet işgali sona erdi ama Afganistan’a aktardığı büyük fonlarla ileriki yıllarda Taliban ve Usame Bin Ladin’in doğuşuna da yardımcı olduğu eleştirilerine de hedef oldu.

VİZYON TARİHİ : 8 ŞUBAT 2008 olarak açıklandı

sbuffy
30-09-07, 11:09
*Sovyet ordusunun Afganistan’da yenilmesinden de, Taliban ve Usame Bin Ladin’in tarih sahnesine çıkmasından da birinci dereden sorumlu adam Charlie Wilson’un yaşamı ve faaliyetleri nihayet beyazperdede…

*CIA tarihinin en büyük gizli operasyonunu yöneten Kongre Üyesi Charlie Wilson’un gerçek yaşam öyküsünde iki Oscar ödüllü Tom Hanks ve ikisi de Oscar ödüllü Julia Roberts ve Philip Seymour Hoffman başrollerde…

kaynak:sadibey

sbuffy
30-09-07, 11:12
http://img205.imageshack.us/img205/8640/charlie1nq6.jpg
http://img205.imageshack.us/img205/3730/tomhanks1nt8.jpg

omayra73
17-10-07, 14:55
http://img88.imageshack.us/img88/9733/charliewilsonswar3ij8.jpg (http://imageshack.us)

http://img87.imageshack.us/img87/1808/charliewilsonswar4qo4.jpg (http://imageshack.us)

kaptan jack
19-10-07, 11:06
Filmde, Afganistan’daki Sovyet işgali sırasında komünizme karşı direnen mücahitlere gizli yollardan silah ve finans desteği sağlayan Teksas’lı kongre üyesi Charlie Wilson’un gerçek yaşam öyküsü anlatılıyor.

2003 yılında George Crile’in yazdığı aynı adlı kitaptan uyarlanan filmde, Afganistan savaşı sırasında Pakistan’a ABD desteğinin sağlanmasında önemli rol oynayan Teksaslı kongre üyesi Charlie Wilson rolünde Tom Hanks var.

sbuffy
30-10-07, 09:46
Poster
http://img521.imageshack.us/img521/5055/charliewilsonteasepr2.th.jpg (http://img521.imageshack.us/my.php?image=charliewilsonteasepr2.jpg)

irene
03-11-07, 14:04
http://img248.imageshack.us/img248/9537/91765410sw5.jpg (http://imageshack.us)
http://img248.imageshack.us/img248/9488/91765413zz3.jpg (http://imageshack.us)
http://img252.imageshack.us/img252/485/91765409cz7.jpg (http://imageshack.us)

sbuffy
20-11-07, 13:56
http://img213.imageshack.us/img213/5525/6q03fk1bg3.th.jpg (http://img213.imageshack.us/my.php?image=6q03fk1bg3.jpg)http://img510.imageshack.us/img510/3799/charliewilsonsil6.th.jpg (http://img510.imageshack.us/my.php?image=charliewilsonsil6.jpg)

Oprah show
http://img151.imageshack.us/img151/1053/20071119101350x263mi2.jpg

sbuffy
30-11-07, 11:39
http://img208.imageshack.us/img208/9297/1ca5rt8.jpg

sbuffy
01-12-07, 12:57
"Charlie"nin havası erken söndü

Eylül ayında "Oscar'a Doğru" köşesinde en çok beklenen ve 'en iyi film'i zorlayabilir dediğimiz kapalı kutu "Charlie Wilson's War" nihayet açıldı. Ancak görülen o ki beklentiler, biraz da boşaymış. Filmle ilgili ilk yorumların nete düşmesiyle birlikte artık Mike Nichols'ın bol starlı filmini Oscar yarışından gönül rahatlığıyla çıkarabiliriz.

Oscarlı bir yönetmen (Mike Nichols), kazandığı Emmy'lerle TV tarihinin en başarılı işlerinden birine imza atmış bir senarist (Aaron Sorkin), Oscar şampiyonu star oyuncular (Tom Hanks, Julia Roberts, Phillip Seymour Hoffman) işin içinde olunca otomatikman "Charlie Wilson'ın Savaşı" ("Charlie Wilson's War") da bu senenin en büyük favorilerinden birisi olmuştu. Film Amerika'da Aralık sonunda vizyona girecek, ancak geçtiğimiz hafta basın mensuplarına yapılan ilk gösterim filmin Oscar tahmin tablolarında hızlı bir düşüş yaşamasına neden oldu.

Elbette ilk yorumlar yanıltıcı olabilir ancak "Charlie Wilson'ın Savaşı" bu aşamada yarışa pek de iyi başlamadı. İlk yorumlarda filmle ilgili değişik görüşlere sahip yazılarla karşılaşsak da ister olumlu ister olumsuz düşünsün herkesin birden filmi yarıştan silmesi şüphesiz iyiye işaret değil.

Filmle ilgili ilk yorumlar

Filmin Orta Doğu ilişkilerine yaklaşıma getirdiği mizah ve bunun yarattığı çatışmalar genel anlamda beğenilen bir özelliği. Tom Hanks'in performansının şöyle böyle olduğu, Julia Roberts'ın ise burada oynadığı karakter için yanlış bir seçim olduğu söyleniyor. Genel izlenime baktığımız zaman çoğunluğun filmden hoşlandığını görüyoruz, ancak buradaki asıl sorun da kimsenin filme bayılmaması.

Oscar yarışında iddiası olan filmlerin mutlaka çok güçlü fanatikleri olması gerekiyor. Çünkü yarış öncesinde kamuoyunu etkileme biraz da bu abartının sonucunda gelişiyor. "Charlie Wilson"da da bu eksik gözüküyor. LA Times'dan Tom O'Neil 'filmin belki de adaylık alabileceğini' düşünüyor ama bir şey kazanamayacağına da emin. O'Neil, filmin 'son derece iyi oynanmış, yönetilmiş, sağlam bir iş' olduğunu belirtiyor, ancak 'yaratması gereken heyecanı da yaratmadığını' ekliyor.

Sadece iki adaylık mı?

O'Neil'ın yorumu genel olarak herkesin ortak görüşü durumunda. Ancak elbette film Oscar yarışından tamamen de kopmuş değil. Filmi beğenen beğenmeyen herkes, Philip Seymour Hoffman'ın yardımcı erkek oyuncu kategorisinde Aaron Sorkin'in de uyarlama senaryo dalında adaylık alacağını öngörüyorlar.

Elbette yıldız isimler filmi bir yere taşıyabilir. Aslında Aralık'ta vizyona girmesi filmin şansını da baltalayan bir unsur haline dönüşmüş durumda. Geçtiğimiz hafta internette esen bu kötü havayı dağıtmak iyi bir gişe getirisiyle mümkün olabilirdi, ancak film gişelerde başarılı olsa bile Aralık sonu Akademi'yi etkilemek için geç olacak gibi gözüküyor.

kaynak:sinema.com,K. D. Yılmaz

sbuffy
12-12-07, 22:31
http://img441.imageshack.us/img441/8716/pre3ny4.jpghttp://img441.imageshack.us/img441/9417/prefk0.jpg
http://img441.imageshack.us/img441/9454/pre4vh6.jpghttp://img441.imageshack.us/img441/53/pre3ee7.jpg
http://img441.imageshack.us/img441/5730/preua4.jpghttp://img441.imageshack.us/img441/2276/ritawilson18ac5.jpg
http://img441.imageshack.us/img441/2049/prefy0.jpghttp://img441.imageshack.us/img441/5743/mikenichols17eo2.jpg

sbuffy
13-12-07, 18:34
65.Altın Küre (Golden Globe) Adayları

En İyi Komedi ya da Müzikal Film
Across the Universe
Charlie Wilson’s War
Hairspray
Juno
Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street

En İyi Senaryo
Diablo Cody -Juno
Ethan Coen and Joel Coen - No Country for Old Men
Christopher Hampton - Atonement
Ronald Harwood - The Diving Bell and the Butterfly
Aaron Sorkin - Charlie Wilson’s War

En İyi Erkek Oyuncu-Komedi ya da müzikal
Johnny Depp - Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street
Ryan Gosling - Lars and the Real Girl
Tom Hanks - Charlie Wilson’s War
Philip Seymour Hoffman - The Savages
John C. Reilly - Walk Hard: The Dewey Cox Story

En İyi Yardımcı Bayan Oyuncu
Amy Adams - Charlie Wilson’s War
Cate Blanchett - I’m Not There
Amy Ryan - Gone Baby Gone

sbuffy
31-12-07, 14:03
http://img87.imageshack.us/img87/4852/charliewilsonswar01cg6.th.jpg (http://img87.imageshack.us/my.php?image=charliewilsonswar01cg6.jpg)http://img87.imageshack.us/img87/6642/charliewilsonswar02yk1.th.jpg (http://img87.imageshack.us/my.php?image=charliewilsonswar02yk1.jpg)http://img87.imageshack.us/img87/9319/charliewilsonswar03ye3.th.jpg (http://img87.imageshack.us/my.php?image=charliewilsonswar03ye3.jpg)
http://img87.imageshack.us/img87/2881/charliewilsonswar04yg8.th.jpg (http://img87.imageshack.us/my.php?image=charliewilsonswar04yg8.jpg)http://img87.imageshack.us/img87/7615/charliewilsonswar05je4.th.jpg (http://img87.imageshack.us/my.php?image=charliewilsonswar05je4.jpg)http://img87.imageshack.us/img87/2019/charliewilsonswar06rs4.th.jpg (http://img87.imageshack.us/my.php?image=charliewilsonswar06rs4.jpg)

sbuffy
11-01-08, 11:12
Hangisi Oscar adayı olur

Sinema dünyasının en çok merak edilen ödülü Oscar için geri sayım başladı. Adayların açıklanmasına sadece bir kaç hafta kaldı. Büyük gece ise 24 Şubat'ta ünlü Kodak Tiyatrosu'nda. Adaylar henüz kesin olarak açıklanmadı ama sinema eleştirmenleri bu konuda tartışmalara başladı bile..

İŞTE BU YILIN OLASI ADAYLARI

İnternetteki hollywood.com sitesi de belli başlı dallarda aday olma ihtimali yüksek olan oyuncuları ve filmleri belirledi. Aralarında eleştirmenlerin aylardır hemfikir olduğu isimler kadar sürpriz isimler de var. Bakalım adaylar açıklandığında bu tahminlerin ne kadarı tutmuş olacak.

İşte hollywood.com'a göre en iyi erkek oyuncu dalında aday olması muhtemel oyuncular....

http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages/Güzelim/OSCAR'DA%20ADAYLIK%20TAHMİNLERİ/06.jpg
Tom Hanks
Charlie Wilson's War ünlü aktöre, Philadelphia ve Forest Gump'tan sonra bir Oscar daha getirebilir

YARDIMCI KADIN OYUNCU DALINDA ADAY OLMASI MUHTEMEL YILDIZLAR

http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages/Güzelim/OSCAR'DA%20ADAYLIK%20TAHMİNLERİ/35.jpg
Julia Roberts
2000 yılında Erin Brockovich ile kadın oyuncu Oscar'ı kazanmıştı. Bu yıl Charlie Wilson's War ile yardımcı kadın oyuncu aday adayları arasında gösteriliyor.

BU 10 FİLMDEN HANGİLERİ ADAY OLACAK....
Charlie Wilson's War
Mike Nichols'ın yönettiği bu kara komedi da adaylık için iyi bir konumda.

kaynak:hürriyet

sbuffy
17-01-08, 11:33
Oscar'da yardımcı kadınların yarışı

Bu sene nispeten zayıf bir kapışmanın yaşandığı 'yardımcı kadın oyuncu' kategorisinde adaylık için şansı olan isimler de oldukça az. SAG ve Altın Küre desteğiyle yerini sağlamlaştıran oyuncular şimdiden kazanmak için propagandaya başlayabilir. Yarışı şu anda Amy Ryan önde götürüyor ama sürprizlere de hazırlıklı olmak gerek. İşte aday olma şanslarına göre sıraladığımız bu senenin 10 performansı.

7) Julia Roberts ("Charlie Wilson'ın Savaşı"/"Charlie Wilson's War")
Roberts'ın adaylık şansı pek yok ama Hollywood Yabancı Basın Birliği kendisine Altın Küre adaylığı verince yine de listeye koymak gerekiyor. Aslında eleştirmenlerden delicesine övgü almamasına rağmen film genel anlamda beğenildi ancak yine de şu anda adaylık şansları çok azalmış durumda. Roberts'a gelince aslında albenisi yüksek bir performans olduğunu söylemek mümkün. Oyuncunun şu ana kadarki imajına tamamen ters Texas'lı zengin, soğuk, güçlü ve kaya gibi sert bir kadını oynayan Roberts, filmde gözüktüğü sahnelerde adeta buz kesmenizi sağlayabiliyor. (Özellikle banyo sahnesine dikkat) Normalde Akademi'nin balıklama atlayacağı bir performans olsa da maalesef kamuoyunda destekçisi yok. Bu da adaylık şansını fazlasıyla zorluyor.

kaynak:sinema.com,K.D.Yılmaz

sbuffy
28-01-08, 19:39
http://img530.imageshack.us/img530/3386/2160860927f24cfeb62fhj0.jpg
http://img530.imageshack.us/img530/8369/2199824823433cd352acnp3.jpg
http://img530.imageshack.us/img530/9938/219982851144987fb0dbul7.jpg
http://img530.imageshack.us/img530/7034/21998316096900c0fb48ec9.jpg
http://img530.imageshack.us/img530/6712/2199838279e469d733abjv0.jpg
http://img530.imageshack.us/img530/7219/2199847507e348f9da4bit3.jpg
http://img530.imageshack.us/img530/671/2200636536a7669f07b7ya5.jpg

sbuffy
28-01-08, 19:44
http://img530.imageshack.us/img530/5539/2200663824d86ef18775hb8.jpg
http://img530.imageshack.us/img530/5468/2199892285fa5f1e3c9bha6.jpg
http://img530.imageshack.us/img530/5124/2199884935f3d977bfa9gd5.jpg
http://img530.imageshack.us/img530/8743/219989934940c7554274gc4.jpg
http://img530.imageshack.us/img530/1702/2200670280012a3a04f8xy8.jpg
http://img530.imageshack.us/img530/3707/2199895421b6229f5087ql5.jpg

sbuffy
28-01-08, 19:48
http://img530.imageshack.us/img530/3240/2199807451c4efe24402eh0.jpg
http://img530.imageshack.us/img530/9585/220061004841f02aa6c6dc4.jpg
http://img530.imageshack.us/img530/10/219980386121376a3229vf9.jpg
http://img530.imageshack.us/img530/3413/2200677124b1c3685ec4fq6.jpg
http://img530.imageshack.us/img530/1748/22007050022e364d4b37ys3.jpg

sbuffy
07-02-08, 10:02
"Charlie Wilson": Keyifli bir politik komedi

Usta yönetmen Mike Nichols imzalı politik komedi, ince ve keskin bir mizahı barındıran zeki senaryosu ve güçlü performanslarıyla yılın en ilgi çekici yapımlarından biri. Gerçek olaylara dayanan filme, biyografik bir dram olarak da bakılabilir.
Mike Nichols, kuşkusuz yaşayan en önemli yönetmenlerden biri. 1967'de "Aşk Mevsimi" ("The Graduate") ile çok iyi bir yönetmen olduğunu kanıtlayan ve kazandığı Oscar ile bunu resmi hale getiren, "Carnal Knowledge", "Silkwood", "Heartburn", "Working Girl", "Postcards from the Edge" gibi kişilikli filmlerle ustalığını tescilleten ve en nihayet 2004'te "Daha Yaklaş" ("Closer") ile gövde gösterisi yapan Mike Nichols, bu kez bir politik komedi ile karşımızda. George Crile'ın çok satan biyografik romanından beyazperdeye uyarlanan "Charlie Wilson'ın Savaşı", günümüz dünya düzenine nasıl ulaşıldığını, ABD'nin kirli çamaşırlarını zeki ve kıvrak diyaloglarla dolu enfes bir senaryoyla öykülüyor. Senaryoyu yazan isim de çok ünlü bir sinemacı. "A Few Good Men", "Malice", "The American President" ve sevilen dizi "The West Wing"e imza atan politik metinlere alışık senarist Aaron Sorkin. İzlediklerimiz gerçek, yaşanmış olaylar. Teksaslı demokrat kongre üyesi Charlie Wilson'la tanışıyoruz ilk önce. Bir jakuzinin içinde çıplak kadınlarla beraber. İçkili, az kokainli ıslak bir eğlence arasında televizyonda yer alan Afganlı mültecilerle ilgili bir haber programını izliyor yan gözle. Ağzı laf yapan, hemen herkesle tanışık olan, hedonist, hareketli, ikna kabiliyeti oldukça yüksek, kovboy çizmeleriyle dolu dolu yaşayan bir politikacı o. Teksas'ın en zengin kadınlarından olan sevgilisi, aynı zamanda hamisi olan anti-komünist Joanne Herring'in SSCB karşıtı fikirleri Charlie'yi cesaretlendiriyor ve aralarına emektar CIA ajanı Gust Avrokatos'un da katılımıyla, bu üç kişi, soğuk savaş dönemini noktalayacak ve belki de yeni dünya düzenini doğuracak olaylara imza atıyorlar. Savunma Ödenekleri Alt Komisyonu üyesi olan Charlie Wilson, Afganistan'a yapılan beş milyon dolarlık mali yardımı, yıllar içinde bir milyar dolara çıkarıyor ve Afgan mücahitleri, Sovyet helikopterleriyle tanklarını, Amerikan malı güdümlü Stinger füzeleriyle vurarak yok ediyorlar. Dokuz yıllık işgalin sonunda Sovyetler, Afganistan'ı terk ediyor ve Berlin duvarının yıkılıp, SSCB'nin de dağılmasıyla yeni dünya düzeni başlamış oluyor… Ama işlerin planlandığı gibi gitmeyeceğini anlıyor Charlie Wilson. Afganistan'a verdikleri desteğin, köktendinci islamı güçlendirip 11 Eylül'e ve günümüz dünya tablosuna giden yolu açacağını fark etse de, iş işten geçmiş oluyor artık. Mike Nichols, ABD dış politikalarının acımasız saçmalığını gayet iyi bildiği için, son derece girift ilişkiler ağını ve olayları, hiçbir karışıklığa yer vermeden oldukça yalın ve basit yansıtıyor perdeye. Filmin gücü de buradan geliyor zaten. Ağla sevgili dünya, ağla diyor Mike Nichols… Karşısında düşman olarak gördüğü bir gücü ne yapıp edip alaşağı eden hırs ve güç, yarattığı canavarla başa çıkmak için yeni planlar yapmak zorunda… Bu kısır döngü dünyanın kaderi belki de…

Muhteşem performanslar
Filmin oyuncu kadrosu bir hayli iddialı isimlerden oluşuyor. Üç Oscar'lı oyuncu bir araya gelip adeta şov yapmışlar. Tom Hanks, Julia Roberts ve filmdeki performansıyla 'En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu' Oscar'ına aday olan Philip Seymour Hoffman karşılıklı döktürüyorlar. Özellikle Hoffman, bezgin ama kararlı ve inatçı emektar CIA ajanı rolünde tek kelimeyle unutulmaz. Bu üç ünlü isme ayak uydurmaya çalışan Amy Adams da işini gayet iyi yapmış. "Enchanted" ile rüştünü ispatlayan Adams haricinde, son dönemin dikkat çekici aktrisi Altın Küre'li Emily Blunt da filme damgasını vuran oyunculardan. Blunt, belki de beyazperdenin gördüğü en seksi ve çekici karakterlerden birine hayat vermiş. Sözün özü, zeki politik komedi, senaryosu, yönetimi ve oyunculuğuyla yeni yıla damgasını vuracak filmlerden biri.

Kimler İzlemeli?
Politik komedilerden keyif alanlar.
Dünyanın halinden memnun olmayanlar.
Mike Nichols farkını bilenler ve beyazperdede güçlü performans arayanlar.

Kimler İzlememeli?
Hafif filmleri sevenler.
Dünya meselelerinden uzak duranlar.
Aksiyon hayranları.

kaynak:sinema.com,Murat Erşahin

sbuffy
10-02-08, 10:57
ABD Afganistan'ı nasıl kazandı?

http://img.sabah.com.tr/2008/02/09/ct/im/7AFBDE7451A5A944917A9F0Dr.jpg

Mike Nichols yine yapacağını yapıyor. Ve 77 yaşında, karşımıza son derece dinamik, genç işi, pırıl pırıl bir filmle geliyor. Bravo Mike! Charlie Wilson'ın Savaşı, çeşitli açılardan son derece ilginç. Öncelikle günümüzde birden moda olan, dünyanın gidişatı üzerine siyasal filmlerin bir başka örneği. ABD'nin Afganistan savaşına karışıp Sovyetleri dize getirmesi gibi hemen hiç işlenmemiş bir konuya el atıyor. Üstelik karşımıza Amerikan siyaseti ve iç politika ilişkileri üzerine nerdeyse dört dörtlük bir tablo getiriyor. Ve de ayrıca çok ilginç bir kişisel dönüşüm öyküsü anlatıyor. Filmin başlarında Charlie Wilson, genç yaşta senatör ve üstelik hâlâ bekâr olmanın getirdiği nimetlerden sonuna dek yararlanan, işadamlarıyla seks alemlerinde buluşup Playboy güzelleriyle yatağa (pardon, havuza!) girmeyi pek seven bir politikacıyı oynuyor. Ama dikkat: Bürosuna fütursuzca dalıp, ona verdiği mali desteğin faturasını bölgesindeki bir umumi alanda İsa'nın resmini asma izni alarak tahsil etmek isteyen bir seçmeni haşlamasını da biliyor, çünkü Amerikan siyaseti temelde laikliğe dayanır ve ülkede bu ilkeyi çiğnemek kolay değildir... Tam da o havuz partisinde izlediği bir TV programı, Wilson'a Afgan gerçeğini hatırlatıyor: 1980'lerin sonunda, koca ülke Sovyetlere teslim olmuş gibidir ve ABD bu konuda sembolik bir yardımdan başka hiçbir şey yapmamaktadır. Dışişleri Bakanlığı, Pentagon ve FBI başlarından oluşan bir komitenin üyesi olan Wilson, komitenin dış yardımlar konusundaki yetkisini kullanmayı deniyor. Özellikle Pakistan'a yaptığı ve Ziya Ül Hak'la Afgan sorununu konuştuğu yolculuk (filmin en harika bölümlerinden biri!) ve göçmen kamplarını ziyareti, onu radikal biçimde değiştiriyor. Olaya Amerikan katkısı 5 milyon dolardan 1 milyar dolara kadar tırmanıyor. Ve elbette zafer kazanılıyor. Evet, gerçek bir öykü bu. Ama aynı zamanda, tek bir insanın çok şeyi değiştirebileceği üzerine o klasik Batı, en çok da Amerikan mitosunun yeniden doğrulanması. Dev ülke ABD'de dış siyasetin nasıl bilgisiz, ufuksuz, giderek açıkça cahil siyasetçiler eliyle yürütüldüğünün gösterilmesi, işin tuzu biberi. Ya da, tam tersine, kazanılmış bu zaferin sonradan küçük hesaplarla yenilgiye dönüşmesinin, Afganistan'ın bu kez Taliban'a teslim edilmesinin öyküsü, belki filmin asıl özü, mesajı. Nichols, kıvrak, zeki ve usta işi filmiyle bunu bize görkemli biçimde veriyor. Ve doğrusu kendi vatandaşlarına da iyi bir ders sunuyor.

kaynak:sabah/ Atilla Dorsay

dizi_maniac
10-02-08, 13:10
Bugüne kadar çıkan tüm eleştirilerin içersinde en çok Atilla Dorsay'ın kini sevdimdi.
Buraya eklediğin için çok teşekkürler sbuffy, arkadaşım.

Atilla Dorsay ; meselenin özünü , diğer eleştirmenler gibi dallandırıp budaklandırmadan (ve kafayı şişirmeden) can alıcı noktalarına değinerek çok güzel özetlemiş.

Mike Nichols , zaten benim en sevdiğim yönetmenlerden biridir.
Hayata dair tüm konulara daima ince bir hicvedicilikle yaklaştığını düşünmüşümdür. En ağır dramların içersinde bile... örneğin: Kim Korkar Virgina Woolf' dan.
Tiyatro kökenli yönetmen Mike Nichols'un , alınabilecek tüm önemli ödülleri kazanabilmiş nadir yönetmenlerden biridir. (Altın Küre, Tony, Emmy, Oscar v.s)
Altında onun isminin geçtiği tüm filmlerini izledim ve inşallah bu yaşlı kurt aramızda uzun yıllar daha yaşarsa, izleyeceğimde.

Charlie Wilson's War' ın hakkında düşündüklerimi, zaten Atilla Dorsay birebir yansıtmış.
Filmi izlerken benim en çok aklıma takılan 2 ayrıntı olmuştu.
1.) Amerikan senatosu; tekmil coğrafya bilgisi cahili !
2.) Milyar dolar harcamalardan ve Rus birliklerinin Afganistan'dan çekilmesini sağladıktan sonra.... harap olmuş Afganistan'a tek bir okul bile yaptırmanın "bize faydası nerede" tutumuna girerek, geri çevirmesi ve mahvolmuş bu zavallı ülkenin insanlarını Taliban'ın ezici dehşetine bırakması !

Mike Nichols üstad, aslında çok karmaşık olan (neredeyse arapsaçı) hikayeyi, akıcı bir uslup ile anlatabilmiş.
Oyunculardan, Philip Seymour Hoffman (bana göre!) en çok öne çıkabilecek kadar bir performans sergilemiş. Tom Hanks ise, oyunculuğuna zerre kadar bir yenilik katmamasına rağmen, yinede Charlie Wilson'u "algılatabiliyor" bizlere.
Ciddi anlamda sıkıcı ve çok yanlış oyuncu seçimi olarak gördüğüm : Julia Roberts oldu. Abartılı mimikler, çalakalem bir oyunculuk ve yer yer yanlış ses tonlamaları ile konuşmalar... bu kadın ne yaptığını sanıyor, allahaşkına? Julia'yı romantik komedilerde izlemek ne kadar büyük bir keyif ise, bu rolde izlemek ise o denli işkence gibiydi.
Acaba bir tek ben mi böyle hissediyorum??

Charlie Wilson'un Savaşını ; konusu itibarı ile MUTLAKA izlemeli , diye düşünüyorum. Hatta (keşke olsa) okullarda ; dünyanın süper gücü olarak tanımlanan amerikanın, siyasi içeriğine ayna tutma açısından, ders niyetine izletilmeli.
Film komedi unsurları barındırdığından , keyifli ve sıkı ama "sıkıcı" olmayan eğiticilik açısından ibretlik bir ders olur:img-wink:


.

deadly_angel
11-02-08, 13:12
Neler Olmuştu?

Bu filmde gördüğünüz herşey yaşandı. Yaşanan herşey harikaydı, ve dünyayı değiştirdi. Fakat sonunda her şeyi mahvettik.” – Charlie Wilson.

Charlie Wilson’ın Savaşı, ilk bakışta bir kaç vatansever Amerikalının sinsi yollarla soğuk savaşı nasıl bitirdiğini anlatan bir kahramanlık hikayesi. Fakat filmin sonunda görünen yukarıdaki alıntı, Amerika’nın 2000’li yıllara damgasını vuran “Terör Savaşı” felaketine nasıl girdiğini gösteren bir ibret masalını da ortaya koyuyor. Hali ile Afganistan-Rusya çatışmasına ve zamanın Amerikan politikasına olan kişisel düşünceleriniz, Charlie Wilson’un savaşına olan tepkinizi belirleyecektir.

Liberal bir moderatör olarak ben filmin edindiği bakış açısını az çok destekliyorum. Senatör Charlie Wilson’un elinden geleni ardına koymayarak Rusya’nın Afganistan vahşetini durdurması övgüyü hak eden bir başarı. Fakat çatışma sonrasında Amerika’nın parçalara ayrılmış Afganistan’a bir gıdım bile yardım eli uzatmaması, günümüz Amerika’sının yerlerde sürünen dış politikasına nasıl geldiğinin haritasını çiziyor.

Filmin en iç burkan sahnesi, Charlie Wilson’ın hükümetten Afganistan’a silah yardımı için bir milyar dolar topladıktan sonra, çatışma sonrası Afganistan’ın eğitimi için bir milyon dolarlık teklifinin geri çevrilmesi. Konu binlerce insanın birbirini öldürmesi olunca bir milyar problem değil. Küçük çocukların eğitimi için bir milyon dolar mı lazım? Bize ne, bırak kendilerini eğitsinler. Kirli Yarış ve Catch-22 gibi yapımlar ile politik hicive haşır neşir olan efsanevi yönetmen Mike Nichols, eleştirisini en etkileyici yöntemlerle kurgulamayı biliyor.

Silah toplantısında da, eğitim toplantısında da aynı mekandayız. Silah toplantısı onlarca senatör dolu; Charlie Wilson ayakta alkışlanıyor. Eğitim toplantısında ise sadece üç ilgisiz senatör var. Senatörler Afganistan durumu ile o kadar ilgisiz ki, biri Afganistan’ı Pakistan ile karıştırıyor. Bu sahnede Tom Hanks’in Charlie Wilson karakterinden çıkarak, neredeyse seyirciye dönüp filmin dersini verdiği monolog, didaktik ve beklenmedik olabilir. Fakat Mike Nichols ve Hollywood’un politik gurusu yazar Aaron Sorkin, filmin bu tür bir bildiriye ihtiyacı olduğunun farkında.

O günleri hali ile benden iyi hatırlayacak okuyucu, Afgan “özgürlük savaşçıları” Mücahaddinleri’nin Amerika’dan silah yardımı ile dev Rusya’yı nasıl devirdiğini göz önüne getirecektir. Ortalama bir politikacıdan bile daha kadın ve alköl düşkünü senatör Charlie Wilson, Rusları yenen silahları Afganlara yetiştiren anahtar isimlerlerden. Belki de anahtarın kendisi…

Charlie Wilson gibi baştan eğlenceli ve sempatik bir figürü, sırf Amerika’nın değil, dünyanın en sevilen yıldızlarından birinin canlandırması, haliyle ona olan sempatimizi arttırıyor. Bu role Tom Hanks’in seçilmesi, bu bakımdan yanlış bir karar. Politik bakımdan nötr bir bakış açısı sergilemesi gereken bir filmin ana karakterinin “sevimli” bir politikacı olması, filme olan saygımızı azaltıyor. Charlie Wilson’un bariz bir alkolik ve fırsatçı olması, Hanks’in her daim pozitif imajıyla sit-com tarzı bir performansa dönüşüyor. Eninde sonunda binlerce insanın ölümüne sebep olmuş sinsi bir karakterin daha tarafsız bir bakış açısıyla desteklenmesi, filmi daha da güçlendirebilirdi.

Diğer yandan Philip Seymour Hoffman’ın canlandırdığı, ansiklopedik beynine rağmen sosyal hayatı yerlerde sürünen FBI ajanı Gust Avrakotos, filmin tek unutulmaz performansı. Sinirlerine hakim olamayan Gust‘ın, patronunun camını “ikinci” kez kırdığı sahne muhteşem. Hoffman’ın bitmez tükenmez enerjisi, sahneye baştan sona hakim oluyor.

Charlie Wilson’un savaşı, kesinlikle mükemmel bir film değil. İlk olarak 10 yılı aşkın bu tür epik bir politik hikaye için 97 dakikalık süresi biraz kısa gibi. Filmin çoğunluğu boyunca Charlie Wilson’un 10 milyon dolarlık silah bütçesinden 40 milyon dolara nasıl eriştiğini izliyoruz. 40 milyon dolardan bir milyar dolara nasıl eriştiğinin hikayesi ise beş dakikalık bir montajla anlatılıyor. 960 milyon dolar gayet büyük bir rakam. Erişilmesinin o kadar da kolay olduğunu zannetmiyorum. Açıkcası Charlie Wilson’un bu 960 milyon dolara nasıl eriştiğini biraz daha detayla izlemek isterdim. Senaryonun sonlara doğru birden “ileri sar” tuşuna basması, teknik sebeplerden filmin bir an önce bitirilmesi gerektiğini hissettiriyor.

Filmin Ruslara olan duraksız antipatisi, bir diğer zayıf tarafı. Ana karakterlerin yüzlerinde silinmez gülümsemeler ile Rusları öldürmekten bahsetmeleri mesela. Ayrıca “Lanet komünistler!” tarzı diyaloglar filmin her dakikasına hakim. Bu tür düşünceler zamanın havasını olduğu gibi aktarıyor olabilir. Fakat üç Rus pilotun helikopterdeki diyaloğuna ne demeli? Afgan Stingerlar tarafından vurulmadan önce Rus pilotun kız arkadaşını nasıl aldattığını ballandıra ballandıra anlatması, bariz ve çirkin bir karalama yöntemi. Filmde tek bir pozitif Rus karakter olmaması, filmin tarafsız olması gereken bakış açısını sarsan bir diğer.

Charlie Wilson’un Savaşı, yılın en iyi filmlerinden biri değil. Yıllar sonra hatırlanacak bir politik hiciv klasiği de olmayacağı kesin. Fakat geçmişin günümüze nasıl ayna tuttuğunu seyirciye eğitmekte başarılı. Eğitimin arasından eğlenceli bir politik komediyi de araya sıkıştıryor.

Geçmişin “özgürlük savaşçıları”, günümüzün “teröristleri” olmuş durumda. Fakat Gust Avrakotos’un Zen ustasının dediği gibi, “Bakalım sonra ne olacak?”

Kaynak: Beyazperde

cenup
11-02-08, 21:26
"Charlie Wilson'ın Savaşı": Korkak hiciv

Usta yönetmen Mike Nichols'ın "Daha Yaklaş" ("Closer", 2004) filminden sonra çektiği yeni filmi "Charlie Wilson'ın Savaşı", günümüz Amerikan politikalarına tarihten bir örnekle gönderme yapmayı hedefleyen siyasi bir hiciv.

"Charlie Wilson'ın Savaşı", Sovyet işgali altındaki Afganistan'a örtülü ödenek ile silah ve finansman sağlayan Charlie Wilson'ın gerçek hayat hikâyesi üzerine kurulu. Hem sevgilisi, hem metresi fakat en önemlisi bu işteki ortağı, Texas'ın ünlü anti-komünist zenginlerinden Joanne Herring'in yardımlarıyla Wilson bir vatansever ve Amerikan kahramanı statüsüne erişiyor ve biz de yıllar sonra onun hikayesini izliyoruz Mike Nichols'ın kamerasından.

Zamanınızı anlamak için tarihe bakın derler, "Charlie Wilson'ın Savaşı" da şu anki Ortadoğu'nun durumunu bize kendi çapında tarihten bir sayfayla analiz etmeye çalışıyor. Hem de olayın tam kalbinden bize bunu aktarıyor. Filmin senaryosu ünlü senarist Aaron Sorkin tarafından yazılmış ve kamera arkasında da Nichols gibi ünlü bir yönetmen olunca, su gibi akan bir iki saat geçiriyoruz. Charlie Wilson'ın neler başardığını hayranlıkla izliyoruz ve belki "vay be" diyerek salondan ayrılıyoruz. Buraya kadar her şey çok güzel.

Fakat filmin bu gibi hassas bir olaya fazlasıyla yüzeysel ve yanlı baktığını anlamak çok da zor değil. Öncelikle olayın özü gereği, hikâyeyi bir Amerikalı'nın gözünden izliyoruz ve Afgan halkının çektikleri, sefaleti birkaç sahnede geçiştiriliyor. Asıl olan oradaki Afgan halkının işgal altında olması değil tabii ki de, komünist Sovyetler'in helikopterlerinin düşürülmesi ve komünistlerin savaşı kaybetmesi! Film bu hassas noktayı son bir sahneye sıkıştırarak eleştirse de, anlatımında ve bakış açısında kendi eleştirisinin tuzağına düşüyor. Ayrıca biraz tarihe meraklı olanlar araştırdıklarında Sovyet-Afgan savaşına dair filmle bize aktarılan bazı bilgilerin çarpıtıldığını göreceklerdir.

Film öyle bir noktada bitiyor ki, daha net ve vurucu tespitler beklentisinde olan seyirci, kaçamak cevaplar ve açıklamalarla yetinmek zorunda kalıyor. Ayrıca tüm filme soğuk savaş döneminden kalan anti-komünist propoganda ruhu hakim ki, bu devirde bu tür bir yaklaşımın izleyici nezdinde pek karşılığı kalmadığı aşikâr. Sanki film seksenli yılların o gerilimli ortamından fırlamış gibi, tıpkı Mike Nichols'ın yönetiminde gösterdiği demodelik gibi. Nichols daha çok teatrel anlatımı ve diyalog üstüne kurulu filimleriyle tanınan bir yönetmen. Fakat filmlerini sunuş tarzı ve güçlü hikâyeleri her zaman için Nichols'ı değerli bir yönetmen yapmıştır, fakat burda anlatımı sıradan bir televizyon dizisinkinden daha öteye gidemiyor. Yaratıcılıktan uzak mizansenler, kendi filmi "Aşk Mevsimi"ne ("The Graduate", 1967) yaptığı naif göndermeyi saymazsak, tamamiyle diyaloğa yüklenen bir anlatım filmi sıradanlaştıran en önemli öğeler.

Yıldız oyuncular geçidi

Bu kadar yıldız dolu bir kadro varken, oyunculuklardan bahsetmeden olmaz. Filmin hem yapımcısı hem de başrol oyuncusu Tom Hanks için fazla bir şey demeye gerek yok. Zaten çok da iniş çıkışları olmayan bir karakteri fazla incelikli olmayan bir çalışmayla bize sunuyor. Julia Roberts, Texas'ın şuh, zengin kadını rolünde izlemesi eğlenceli bir performans veriyor diyebiliriz. Philip Seymour Hoffman ise gerçekten bu iki yıldızın arasından sıyrılıyor. Bunda karakterinin daha iyi yazılmasının büyük bir etkisi var. Bunun haricinde yan rollerde gördüğümüz oyuncular da görevlerni yerine getiriyor. Zaten bir Mike Nichols filminde kötü oyunculuk beklemek biraz garip olur.

Türk televizyon izleyicilerinin de izleme fırsatı bulduğu The West Wing dizisinin yaratıcısının elinden çıktığı hem ideolojik hem de estetik anlamda belli olan "Charlie Wilson'ın Savaşı" kimi noktalarda cesur adımlar atsa da, cümlenin sonunu getiremiyor ve kendi eleştiri tuzaklarına düşerek tematik çelişkiler yaşıyor. Bu yüzden salondan pek bir şey düşünmeden, pek bir şey hissetmeden ve hiç sarsılmadan ayrılıyor, büyük bir hayal kırıklığı yaşıyoruz.

Kimler İzlemeli?
*Julia Roberts'ı farklı bir rolde görmek isteyenler.
*Siyasi taşlamalardan hoşlananlar.

Kimler İzlememeli?
*Derinlikli bir siyasi hiciv bekleyenler.

Ali Deniz Şensöz/sinema.com

elfkartal
12-02-08, 12:30
valla bu film hakkında heryerden çok iyi yorumlar aldım. bu hafta sonu izleme fırsatı bulmak istiyorum kısmetse. içinde julia roberts olması dolayısıyla güzel olup olmaması farketmiyor gerçi herhalukarda izleyeceğim ama umarım beğenirim.

cenup denizcim sbuffy dizi_maniac eklediğiniz yazılar için teşekkürler arkadaşlar

deadly_angel
14-02-08, 18:15
Taraf Olmayan Bertaraf Mı Olur?

Politik figürlerle ilgili bir film yapmak her zaman zordur. Yönetmenin ele aldığı konuya dair yaklaşımında objektifliğini koruyamaması, istemeden de olsa bir taraf tutmaya meyilli olması an meselesidir. Özellikle bu film bir Hollywood yapımı ise, yönetmenden çok yapımcının sözü geçtiği için, filmin "ne yardan geçerim, ne serden" türünde arada kalmış bir söyleme sahip olması sayısız örnekle belgelenebilir. Ancak bu tarafsız kalamama sorunu, kimi zaman iyi niyetimizi suistimal edebilir. Politik bir kara komedi çekeceğim diye ortaya çıkmak, eleştiri yapıyorum görünümünde yapılanları onaylamak, sol gösterip sağdan vurmak, her şeyden önce izleyiciye hakaret etmektir. Bu anlamda Rambo gibi kendisini hemen belli eden propaganda filmleri kendi açımdan daha saygı duyulasıdır; belirteyim.

Mike Nichols'un "duyarlı" bir Amerikan siyasetçisini konu aldığı Charlie Wilson'un Savaşı, yapımcılar ve Amerikalı eleştirmenler tarafından pompalanan, yılın en iyi kara komedisi şeklinde sunulan ve ABD dış politikasını ifşa eden bir yapım olarak daha vizyona çıkmadan önce merak uyandırmıştı. Öte taraftan Mike Nichols'ın Closer filminin yönetmeni olması, Charlie Wilson'un da kendine özgü bir mizah taşıyacağının en büyük ipucuydu. Belki de sorun izleyicide böylesi bir beklentinin yaratılmasıydı, aksi takdirde ince işlenmiş bir eleştiri izlemek üzere sinemaları dolduran izleyiciler hayal kırıklığına uğramayacaktı. Charlie Wilson Amerikan dış politikası tarihi üzerine olmasa da, referanslara aldanmamak konusunda iyi bir ders verdi.

Filmin ilk 20 dakikasının, gürültülü bir durum komedisi şeklinde ilerlemesi, Afganistan-ABD ilişkileri hakkında mizah yüklü bir film izleyeceğimizi düşündürmüş olabilir, ancak film kendisini Charlie Wilson gibi birden ciddiye almaya başlıyor. O ana kadar Amerikan siyasetinin ne tür kirli ilişkilerle döndüğü ve değirmenin suyunun nereden aktığı konusunda bir fikir sahibi olsak da, Wilson'un Afganistan ziyaretinden sonra filmin rengi değişiyor. Kötü kalpli komünistlerin Afgan vatandaşlarının yaşamlarını tarumar etmesi, öyle dokunaklı bir dille anlatıyor ki, olan biten bilinmese, insan kendisini Sam Amca'nın güvenli kollarına atacak. Kocaları, oğulları cani komünistler tarafından öldürülmüş kadınları, bacakları vücutlarından ayrılmış çocukları göstermek, ciddiyeti arttırdığı gibi filmi "ciddi bir demagog" havasına da sokuyor.

O güne kadar Afganistan'a yeteri kadar ehemmiyet göstermemiş meclis üyelerini kendine getiren ve yaşanılan dramı gözler önüne seren Charlie Wilson'un savaşı, azmin zaferi ile sonuçlanıyor. Savaş için ödeneği arttıran Wilson bunu kirli yollarla para kazandığı konusunda şüphe uyandıran bir "iş kadını" ve CIA'in uyanık ajanlarından birinin yardımı ile sağlıyor ama olsun, zaten hatice değil netice önemlidir, öyle değil mi? Afgan mücahitlerinin ellerine verdikleri yeni tasarlanmış uçaksavarlarla SSCB bozguna uğratılıyor ve Sovyet Rusya'nın yıkılmasının işaret fişeği atılmış oluyor. Ancak Charlie Wilson o kadar duyarlı ki, kendisi özgürlük kadar bir eğitim savaşçısı. O nedenle ikinci bir teklifle eğitim için ayrı bir ödenek almak üzere meclisin karşısına çıkıyor. Başta onu ayakta alkışlayanlardan ses seda yok, kimse Wilson kadar duyarlı olmadığı için bencil siyaset adamları onun teklifine hayır diyor.

Filmin sonu ABD'nin bugünkü siyasetinin başlangıç noktalarını işaret etse ve onun kendi cehennemini kendi yarattığını ima yollu anlatsa da, aklımızdaki soru işaretleri çözüme kavuşmuyor: ABD'nin o dönemki Afganistan politikası, gösterildiği gibi duyarlı Amerikan vatandaşlarının bir eseri değil de, soğuk savaş gibi daha karmaşık bir oyunun parçası olmasın sakın?

Kaynak: FilmGenTr

sbuffy
15-02-08, 13:25
dizimaniac belirttiğin gibi atilla dorsay filmi çok güzel özetlemiş.son dönemde konusu itibariyle seyrettiğim en iyi filmlerden biri.
amerikanın dünyayı nasıl yönettiğini anlatan ders niteliğinde bir film.özellikle
atilla dorsayında yazmış olduğu gibi wilsonın pakistana yaptığı ziyarette Ziya Ül Hak'la konuştuğu sahne ibretlikti.
oyunculara gelince,julia robertsı tom hanksten daha başarılı buldum.roberts karakteri çok iyi yansıtmış.hoffman ise kesinlikle filmdeki en başarılı oyuncuydu

maria clara
03-08-08, 15:24
charlie wilson'ın savaşı,bizim gibi ülkelerde amerikan nefretini daha da körükleyen bir film.her ne kadar filmde kötüler daha çok sovyet rusya gibi gösterilse de abd'nin daha doğrusu cıa'in el altından çevirdikleri şeyler öyle yenilir yutulur gibi değil gerçekten.film devletleri,ülkeleri nasıl karıştırdıklarını ne yazık ki kendini haklı çıkartarak biraz da mizahi bir dille anlatıyor.amerika;mazlum afgan halkına sovyet saldırı helikopterlerini düşürebilmeleri için roketatarlar veriyor.cıa'deki kafalı adamlar,daha doğrusu dahiler sovyetlerin gücünü kırabilmek ve onları dağıtabilmek için planlar yapıyor.bugün hiç kuşkusuz amerika'nın ortadoğuyu ve ülkemizi etnik kökenlere vede mezheplere göre bölebilmek için çok uğraştığını düşünecek olursak filmin anlattıkları midemizi bulandırmaya yetiyor doğrusu.eğer oyunculuklara gelirsek;başta tom hanks olmak üzere,julia roberts ve philip seymour hoffman çok iyi performanslar sergilemişler.yönetmen mike nichols imzalı charlie wilson'ın savaşı,izlemeseniz de birşey kaybetmeyeceğiniz bir film;ama gerçek bir hikayeden uyarlandığı için merak uyandırıyor tabii.bir de film abd'nin işi düşünce milletleri nasıl kullandıklarını ve işleri bitince de nasıl onları sattıklarını gözler önüne seriyor.eee amerika bunu hep yapıyor.film için bir dipnot;tom hanks'in canlandırdığı charlie wilson'ının kendisi ve filmin hayatta olan diğer kahramanları çekimler boyunca sette bulunmuşlar.