Tüm Versiyonu Göster : Beowulf: Ölümsüz Savaşçı (Beowulf)
Tür:Animasyon/Macera/Fantastik
Gösterim Tarihi:16 Kasım 2007 ABD
Yönetmen:Robert Zemeckis
Senaryo:Neil Gaiman,Roger Avary,Anonim Beowulf şiiri
Görüntü Yönetmeni:Robert Presley
Müzik:Alan Silvestri
Yapım:2007,ABD
Filmin websitesi: ]Link vermeyeniz, merak edenler ozelden ogrensin
Seslendirenler:Angelina Jolie(Grendel'in Annesi),Brendan Gleeson(wiglaf),Anthony Hopkins(Hrothgar Kralı),Crispin Glover(Grendel),Ray Winstone(Beowulf),Robin Wright Penn(Kraliçe Wealhtheow),John Malkovich(Unferth),Alison Lohman(Ursula)
Filmin Konusu:Beowulf güçlü ve korkusuz bir savaşçıdır.Bütün şehirleri kana bulayan ve çıkardığı kaosla insanları terörize eden Grendel'le başa çıkabilecek tek kişi beowulf'tur.
Fakat Grendel'i yenmek,kabusun bitmesine yetecekmidir? İntikam duygusu ile yanıp tutuşan Grendel'in annesi,Grendel'den bile daha tehlikeli olcaktır.
Oscar'lı pekçok unutulmaz filme(Geleceğe Dönüş Serisi,Forrest Gump,yeni hayat)imza atmış yönetmen:Robert Zemeckis,Angelina Jolie,Antohny Hopkins,Robin Wright Penn,John Malkovich gibi başarılı isimlerden oluşan etkili bir kadroyla yeniden fantastik bir maceranın sularında...
eski ingilizcenin en eski, güzel ve önemli örneklerinden biri olan beowulf 3,000 satırlık bir şiirdir. ingilizcenin, ingiliz edebiyatının ve tarihinin en önemli belgelerinden biri kabul edilmektedir. orjinalinde eski ingilizce olmasına rağmen kahramanları ingilizler değil, onların kuzey avrupalı atalarıdır. bu nedenle şiirin sadece eski ingiliz epik şiirinin en eski ve nadir örmeklerinden biri olmakla kalmayıp kuzey avrupa halkının yarattığı en büyük destanlardan bu güne ulaşan bir örnek olduğu ortadadır.
batı saksonya lehçesi ile yazılmış olan şiirin sözlü gelenekteki yaratıcısı da yazarı da bilinmemektedir. eser sekizinci yüzyılda, sözlü edebiyat geleneğinde doğmuş, onuncu yüzyıla kadar sözlü gelenekte yaşamış, onuncu yüzyılın ortalarnda, büyük ihtimalle bir friar tarafından yazıya dökülmüş, bu arada pek çok değişikliğe uğramış, içine hıristiyanlık öğeleri girmiştir. yazıldığı yere ve zamana ait kesin bir bilgi yoktur.
1878’de g.j. thorkelin tarafından modern ingilizceye çevrilmiştir ve günümüze kadar gelen bütün çevirileri thorkelin’in kopyaları kullanılarak yapılmıştır.
hikaye 6. yüzyılda geçmekte fakat daha eski dönemlere ait öğeler de barındırmaktadır. özetle, danimarkalı beowulf isminde bir savaşçının hayatı ve kahramanlıklarını anlatmaktadır.
bir önsözle başlar, bu önsözde danimarkalıların tarihi ve hayat ağacı kısaca anlatılır, sonra jute ülkesinde yaşayan bir kral ve onun ülkesinin başına gelenlere geçilir. hrothgar cömert, adil ve iyi bir kraldır, fakat artık yaşlanmaya başlamıştır. ülkesine dadanmış bir canavar vardır ve yaşlı kralımız grendel adındaki bu canavara karşı savaşmakta zorluk çekmektedir, çaresiz kalmıştır. bu sırada genç savaşçı beowulf denizlerin ötesinden* gemisi ve adamlarıyla çıkıp gelir. kahramanlık, macera ve şöhret; yani ölümsüzlüğü aramaktadır. hayır, belasını aramamaktadır, çünkü pagan inancında ölümden sonra yaşam yoktur ve bu dünyada yaptıklarınız, olup olabileceğiniz her şeydir. beowulf hrothgar’ın kalesine* gelir ve canavarla savaşmak istediğini bildirir. gururlu kral ve cesur savaşçı tanışırlar, kısa bir gerginlikten sonra soylu ruhlar anlaşır, beowulf ve adamlarına canavarla savaşma izni verilir. o gece büyük bir şölen düzenlenir. herkes yatıp uyuduktan sonra canavar grendel çıkagelir, kralın kalesine girip uyuyan adamlara saldırır. fakat beowulf uyumamış, canavarı beklemektedir, kılıcını çekip onun tek kolunu keser, yaralanan grendel kaçar, ölmek üzere inine döner. kalede büyük kutlamalar yapılır, hediyeler* dağıtılır. ertesi gece yine herkes uykudayken intikam zamanı gelmiştir: grendel’ın annesi ortaya çıkar, oğlunun öcünü almaya gelmiştir. kralın kalesine dalıp uyuyan adamlarına saldırır, en sevgili adamlarından birini kapıp kaçırır. kral hrothgar arkadaşının yasını tutarken, beowulf intikam yeminini eder. ertesi gün hazırlanıp grendel’ın annesini bulmaya çıkar. grendel’ın annesi onu da kaçırıp gölün dibindeki inine götürür, öldürmeye hazırlanmaktadır. fakat beowulf mağarada bulduğu bir kılıçla canavarı öldürür. hrothgar’ın kalesinde yeniden kutlamalar yapılır, kral beowulf’a liderlik öğütleri verir, onu hediyelere boğarak ülkesine gönderir. bu andan sonra öykünün daha az popüler bölümü başlar. ülkesine dönünce ünü kendisinden önde giden beowulf'a kahramanlıkları yüzünden toprak, kale ve taht verilir; beowulf da bir kral olur. elli sene boyunca ülkesini başarıyla yönetir, halkını refah içinde yaşatır. iyice yaşlanmaya başladığı sıralarda, onun ülkesinde de bir ejderha belirir. tıpkı yıllar önce hrothgar’ın ülkesinde olduğu gibi halkı katletmekte, ortalığı yakıp tıkmaktadır canavar -bu noktada canvarın pek çok farklı şeyin sembolü olabileceğini anladınız-. beowulf, hrothgar’ın tersine yas tutmak ya da çaresizlik içinde kıvranmayı tercih etmez, ortaya çıkıp canavarla savaşmaya karar verir, adamlarıyla birlikte hazırlanıp canavara ininde saldırmak üzere yola çıkar.
canavarın inine geldiği zaman bütün adamları korkup kaçarlar, beowulf canavarla tek başına yüzleşecektir; yanında sadece wiglaf adında cesur ve sadık bir savaşçısı kalmıştır. beowulf canavarı öldürmeyi başarır, fakat kendisi de ölür. wiglaf geri dönüp adamları korkaklıkları için azarlar, onun bir sonraki kral olacağına ait ipuçları vardır. daha sonra beowulf’a büyük bir cenaze töreni düzenlenir.
hikayenin amacı dünyevi yaşamı ve bir adamın cesareti sayesinde bu dünyada kazanabileceği şan, şeref ve başarıyı övmektir. cesaret ve ün bu hikayede iki anahtar kelimedir. ölümden sonra yaşam yoktur, önemli olan bu dünyada elinden gelenin en iyisini yapmak, ismini ölümsüz kılmaktır.
beowulf epik bir trajedidir, kahramanın en cesur, en başarılı anlarında bile anlatı ölümün kesinliği ile doludur.
öykü kuzey avrupa mitolojisi ve efsanelerinden oluşmaktadır, fakat içinde hıristiyanlık ögeleri de vardır. incile ait tüm göndermeler eski ahit’de geçen olaylara yapılan göndermelerdir. ölümden sonra yaşama ait göndermeler olmadığı için şiir klasik bir hıristiyan edebiyatı ürünü değildir fakat bir hıristiyan tarafından yazıya dökülmüş, hıristiyan dinleyicilere anlamlı gelecek bölümlere yer verilmiştir. her ne kadar hıristiyan ögelerle dolu bir eser olsa da, aslında daha çok savaşçı toplum, onların yaşam biçimi, gelenekleri ve sosyal ilişkilerini anlatmaktadır. bu bakımdan modern okuyucu için hem tarihsel açıdan öğreticidir, hem de çok eskilerdeki puslu bir dünyanın, başka yaşamların güzelliği ile doludur, kuzey avrupa edebiyatında tarih öncesi dönem mitlerinin işlevini çıplaklığıyla önümüze serer.
şiirin yazarı ve onun dinleyicileri belli ki aristokrat ve eğitimli kişilerdir. sözlü geleneğe ait bir eserdir ama resmi, geleneksel bir dili, çift anlamlı dizeleri vardır, hareketli, zaman zaman korkunç bir öyküyü anlatır. belli ki şairin kelime haznesi çok geniştir; eser, aynı anlama gelen pek çok farklı sözcükle güzelleştirilmiştir, pek çok birleşik isim ve sıfat tamlaması kullanılmıştır. ayrıca “kenning” adı verilen söz sanatı çok kullanılmıştır.
bu şiirde ses zenginliği çok önemlidir; sesli okunmak üzere yazılmış, sözlü edebiyat geleneğinden gelen bir şiirdir, bu yüzden çevrilmesi çok zorlu bir uğraştır, olacaktır.
modern ingilizceye hem şiir, hem de düzyazı biçimlerinde çevrilmiştir, satır sonlarında uyak bulunmadığı, ritm, kelimelerdeki seslerin uyumu ile yakalandığı için düzyazı biçiminde çevrilmesi de düşünülebilir.
ingiliz edebiyatının ilk epik şiiri, avrupanın da en eski destanıdır. bildiğim kadarıyla 8. yüzyılda söylense de yazıya ancak bundan 300 yıl sonra geçirilmiştir. bu orjinal yazma hala british museumda bulunmaktadır.
we have listened to many a lay of the spear danes... diye başlayan, beowulf adındaki bi kahraman ve öldürmeye calıştıgı grendel adındaki canavar arasında gecen hikaye.
kahramanın ölüm sahnesi
"now should i give my sons
my battle garments,
but fate did not grant
that i have sons.
i ruled the people
fifty winters.
not one king among
the neighboring peoples
dared greet me
with a sword;
i feared no one.
i awaited my destiny well:
never did i plot a quarrel,
never did i swear
an unjust oath.
i take joy in this,
despite a mortal wound.
the ruler of mankind
will not charge
that i murdered a kinsman
when my life
departs this body.
go quickly, wiglaf,
examine the hoard
under the gray stone
now that the dragon lies
sleeping of a wound,
bereft of his treasure.
be in haste
so that i may see
the ancient treasure,
may examine
the curious gems,
so that i may
more cheerfully give up
my life and country."
okumasi cok keyifli bir destan. epik. isvecli beowulf'un danimarkadaki bir krala yardima gelip bir $eytani oldurmesi, daha sonra kral olup uyanan ve ulkesini yakip yikan bir ejderhayi oldurmesi ile ilgili. ejderhayi wiglaf adindaki bir genc yardimiyla oldurur ve bu son sava$ta kendisi de olur.
ortacag mitleriyle ve viking kulturuyle ilgili herkesin okumasi gereken bir destan.
13. savaşçı filmi de bir beowulf uyarlamasıdır aslında.
8. yüzyil gibi oldukça erken bir yüzyilda ortaya çikmasina ragmen ingiliz edebiyatinin romantik döneme dek standart tribi olan tanri, insan, mesih ögelerini barindirmasi ilginçtir. ilk halinde (yaziya geçirilmemis versiyon) yoksa da bu trip (malum, pagan bu dönemde yasayan arkadaslar), yaziya geçirildigi sonraki yüzyillarda eklenmis olmasi muhtemeldir. bir de abartinin dibine vurulmustur haliyle, naslolsa destansi bir siirdir bu, söz konusu arkadas zirhi üzerinde günlerce yüzer denizde, batmaz, fizik kurallarini alt üst eder. ingilizler'in yaziya geçirilmis ilk edebi ürünlerinden biridir..
yuzuklerin efendisi sifati kendisine aittir.
beowulf'un grendelin kolunu çıplak elleriyle koparması, grendelin annesine hrotgarın verdigi ismini hatırlayamadıgım kılıç -ki bu kılıç sahibini asla utandırmaz- ile saldırıp kılıcın onu yüzüstü bırakması o anda orda bir kılıç bulup onunla saldırıp kılıcın işe yaraması, denizdeki canavarları kendisini ve kimseyi rahatsız etmesin diye öldürmesi ve bunu mağrur şekilde ifade etmesi, yediyüz kış boyunca ejderhanın saklandıgı höyügü kimsenin farketmemesi,ölümünün geçtigi bölümde kuzeni wiglaf'ın gazı ile ateşler etrafını sarmalamışken ve götünün kılı agarmışken ejderhayı öldürmesi, mızraklı dan savaşçılarının acizligi yüzünden hrothgarın çaresizligi, grendelin annesinin kopmuş kafasını 4-5 kişi agırlıgından taşıyamayıp beowulfun tek elle taşıması... gibi konuları ve abartılarıyla -abartı olması lazım zaten de, yuh! deditiyor insana- bezenmiş bir ingiliz/iskandinav epik destanı. okunası.
tolkien'in yaptigi bir cevirisi gecenlerde tesadufen bulunmu$ eser. yakinda yayinlanip yazarin fanlarina bayram ettirecek.
amerikalı heavy metal grubu.1980 yılında "slice of life" adlı albümü çıkarmış ve yokolmuşlardır.
(linkler)
cesur,cewik,kibirli,guclu kahraman beowulf un hikayesinin anlatildigi eski ingiliz destanı...
yüksek ihtimal robert zemeckis'in yöneteceği yepyeni film projesi. yönetmeni kadar ismi de muallakta fakat beowulf ile beowulf and grendel isimlerinden birinin filmin adi olacagi kesin gorunuyor. her$ey yolunda giderse 2007 yilinda beyaz perde'de izleyebilecegiz..
başrollarinde beowulf- gerard butler,hrothgar-stellan skarsgardve sarah polley'nin oynadığı filmin çekimleri geçen ay izlanda'da tamamlandı.bu yıl seyredebileceğimizi söylüyorlar.
ms. 8. yüzyıl başlarında, anglo-saksonca yazılmış ama anglo-sakson olmayan kahramanlık epiği. en büyük edebi özelliği aliterasyon (ses yinelemesi) sanatının yoğunlukla kullanılmış olması. her dizenin başlangıcında aynı sesleri kullanır. ingiliz edebiyatının ilk yazılı örneği, ingiliz dili ve edebiyatı öğrencilerinin korkulu rüyasıdır . anglo-saxon devrinden kalma bir destan; savaş, pagan inançları, ataerkil toplum ve zor anlaşılır bir ingilizce. londra'da tek elyazmasını bulmak mümkünmüş, gerçi bulunsa ne olacak, o da var şimdi. sonuçta dünyayı güvenli bir yer yapmak için canavarlarla savaşan bir kahramanın iç dünyasını anlatır. pek de güzel anlatır. çevirileri pek bi başarılıdır, zevkle okunasıdır.
harry potter la karşılaştırılıp duruluyor ingiltere'de edebiyat aleminde son zamanlarda, harry potter'a göre sıkıcı da bulunuyor, öyledir de bazı açılardan, fakat tabii harry'nin pek de bi edebi değeri olmadığı düşünülürse zaten alakasız iki şeydir kıyaslanan. beowulf'da saflık, temizlik, bağlılık işlenir, adanmışlık vardır en fazla. harry potter zaten epikten çok bi masaldır. armutla elma toplanmaz, abesle iştigaldir. budur.
sakson dili yani eski ingilizce ile yazılmış daha doğrusu yakılmış epik şiir.
satır no ___orjinal metin________________modern ingilizce çevirisi
[332] oretmecgas æfter æþelum frægn: asked of the heroes their home and kin
[333] "hwanon ferigeað ge fætte scyldas, "whence, now, bear ye burnished shields,
[334] græge syrcan ond grimhelmas, harness gray and helmets grim,
[335] heresceafta heap? ic eom hroðgares spears in multitude? messenger, i, hrothgar's
[336] ar ond ombiht. ne seah ic elþeodige herald! heroes so many ne'er met i
[337] þus manige men modiglicran, as strangers of mood so strong.
[338] wen ic þæt ge for wlenco, nalles for wræcsiðum, 'tis plain that for prowess, not plunged into exile,
[339] ac for higeþrymmum hroðgar sohton." for high-hearted valor, hrothgar ye seek!"
[340] him þa ellenrof andswarode, him the sturdy-in-war bespake with words,
[341] wlanc wedera leod, word æfter spræc, proud earl of the weders answer made,
[342] heard under helme: "we synt higelaces hardy 'neath helmet: -- "hygelac's, we,
[343] beodgeneatas; beowulf is min nama. fellows at board; i ** beowulf named.
[344] wille ic asecgan sunu healfdenes, i ** seeking to say to the son of healfdene
bahsi gecen filmde angelina jolie, queen of darkness karakterine ses verecekmis imdb'nin soyledigine gore.
2007 yilinda gosterime girmesi planlanan zemeckis filminin executive producer ve yazarlarindan birinin neil gaiman olmasi heyecanlanmak icin yeterli sebeptir.
99'da cikan versiyonu bizlere rhona mitra ve patricia velasquez'i tanitmasi acisindan inanilmaz faydalar saglami$, mortal kombat'a da antik bir prequel olmu$tu.
2007'de gelecek olan bir film, umarim viking kültürünü saptırmadan yansıtırlar.
her zaman olduğu gibi tarihsel savaş filmlerinin vazgeçilmezi brendan gleeson var filmde.
orjinali pagan olup 500lü yıllarda söylenmiş, ancak daha sonra yazıya döküldüğünden, hristaiyan kültürünün izlerini taşıyan bir metindir.
resimde görülen el yazmasının aslı british museum'dadır. destan 7. yüzyılda britanya'ya angle'larla gelmiş bundan üç yüzyıl sonra yazıya geçirilmiştir. bundan yedi yüzyıl sonra, 18.yy'da sir robert bruce cotton'ın kütüphanesinde çıkan bir yangından, yanmak üzereyken kurtarılmıştır. sayfanın kenarlarındaki yanık izlerinin nedeni budur.
destanın eski ingilizce ve modern ingilizce text'i buradan okunabilir: [url]
"ben okuyamam çok uzun" diyenler mp3 formatında project gutenberg'den indirip dinleyebilirler : [url]
''başrollarinde beowulf- gerard butler,hrothgar-stellan skarsgardve sarah polley'nin oynadığı filmin çekimleri geçen ay izlanda'da tamamlandı.bu yıl seyredebileceğimizi söylüyorlar.''
bu konuda daha fazla bilgi verirsen sevinirim.benim bildğim kadarıyla film çoktan bitti.hatta 2005 yılında vizyonada girdi amerika da avrupada.türkiyeye gelmedi sadece.
yok hyr bu animasyon filmi hani varya olay olmuştu angelina için çizgisine bile 6.5 milyon dolar verdiler demişlerdi.16 Kasım da vizyon'a girecek ayrıca filmin sitesinden de bakabilirsin özel 3 boyutlu efektler kullanılmış bu film için ayrıca Beowulf ya da beowulf angelina jolie de yazarsan google'da filmi resimleriyle birlikte gösterirler daha fazla olarak karşına çıkar istediğin her türlü bilgiye oradan da ulaşabilirsin resimler için dizifilm com forumundan yeni angelina jolie başlığına tıklaman yeterli olacaktır zaten.Ama eğer bulamadıysan sadece şuraya tıkla http://www.dizifilm.com/forum/showthread.php?t=27726&page=5
işte bu sayfada yalancısın adlı üye'nin 2.mesajına dikkat et orada göreceksin filmin resimlerini (bizim bilgisayar hasarlı olduğu için bir süre resim ekleyemiyorum,özellikle de o resimleri maalesef arşivimde de yok) haliyle de buraya da o resimleri ekleyemiyorum.Her neyse gelelim konumuza Umarım yardımcı olabilmişimdir.(Bir süre sonra en fazla 1 ay sonra filmin o resimlerini hatta daha fazlasını ekleyeceğim buraya acısını çıkartacağım yani.):good:
yok biz anlaşamadık.ben gerardın oynadığını yeni tamamlayacakalr dediğini sandım.yardımın için teşekkürler.
''başrollarinde beowulf- gerard butler,hrothgar-stellan skarsgardve sarah polley'nin oynadığı filmin çekimleri geçen ay izlanda'da tamamlandı.bu yıl seyredebileceğimizi söylüyorlar.''
bu konuda daha fazla bilgi verirsen sevinirim.benim bildğim kadarıyla film çoktan bitti.hatta 2005 yılında vizyonada girdi amerika da avrupada.türkiyeye gelmedi sadece.
Gerard Butler'in oynadigi filmin adi Beowulf & Grendel idi. Tamamen epik bir filmdi. Coktan yayinlandi, oduller aldi, hatta DVD'si bile cikti. Bu yeni filmin adi sadece Beowulf. Turleri farkli, biri destandan yola cikarak epik bir yaklasimla hazirlanmis, yenisi ise fantastik bir tur. Yine ayni destandan yola cikiliyor ama islenis tarzi baska. B&G'in beklenmedik basarisi ve yapilan olaganustu tanitimlar bu filmin simdiden merakla beklenmesine sebep oldu.
deadly_angel
11-11-07, 15:31
‘Beowulf’ destanı beyazperdede
İngiliz dilinin günümüze kadar gelen en eski destansı şiiri “Beowulf”un beyazperde uyarlaması, 30 Kasım’da vizyona girecek.
Warner Bros Türkiye’den yapılan açıklamaya göre, milattan sonra 6. yüzyılda geçen olayların anlatıldığı 3 bin dizelik tek bir şiirden oluşan “Beowulf” destanı, yazar Neil Gaiman ile Oscar Ödüllü senarist Roger Avary tarafından senaryolaştırıldı.
Oscarlı yönetmen Robert Zemeckis’in imzasını taşıyan filmin başrollerini Angelina Jolie, Ray Winstone, Anthony Hopkins, John Malkovich, Robin Wright Penn, Brendan Gleeson, Crispin Glover ve Alison Lohman paylaştı.
Filmin yapımcılığını Steve Starkey, Robert Zemeckis ve Jack Rapke, yönetici yapımcılığını Martin Shafer, Roger Avary ve Neil Gaiman, ortak yapımcılığını ise Steven Boyd gerçekleştirdi.
“Beowulf/Ölümsüz Savaşçı”, 30 Kasım’da Türkçe dublaj ve alt yazı seçenekleriyle vizyona girecek.
Filmde, efsane Viking Beowulf’un Danimarka krallığını yok etmek isteyen bir canavarla yaptığı mücadele anlatılıyor.
Yönetmen Zemeckis, filme ilişkin yaptığı değerlendirmede, ortaokulda okuma ödevi olarak verildiğinde Beowulf’un ilginç bir hikaye olacağını hiç düşünmediğini, ancak yıllar sonra senaryo önüne geldiğinde okur okumaz ilgisini çektiğini bildirdi.
Kaynak: Ntv
deadly_angel
14-11-07, 15:33
Beowulf Londra'da!
Beowulf: Ölümsüz Savaşçı filminin Londra Galası 11 Kasım Pazar akşamı, Leicester Square’de gerçekleşti!
"Beowulf güçlü ve korkusuz bir savaşçıdır. Bütün şehirleri kana bulayan ve çıkardığı kaosla insanları terörize eden Grendel'le başa çıkabilecek tek kişi Beowulf'tur..."
Ülkemizde 30 Kasım’da vizyona girecek olan Beowulf: Ölümsüz Savaşçı filminin Londra Galası 11 Kasım Pazar akşamı, Londra’da Leicester Square’de gerçekleşti.
Galaya, Angelina Jolie, Brad Pitt, Crispin Glover, Anthony Hopkins, Ray Winstone ve Robert Zemeckis gibi filme katkıda bulunan ve bulunmayan pek çok önemli isim katıldı.
Kaynak: Beyazperde
askhumbrad
17-11-07, 17:32
slm arkadaşlar şunu söliyim brad pitt angelina jolie hepsi ve fernando corrillaya bayılırım açıkçası ama içlerinde brad pittin yeri apayrı:img-in_loangelina jolie bence süper bi iş çıkarmış tebrik etmek gerek bnce süperrr bi iş çıkarmış herzamanki gibi:)))
fragamanı bugün izledim çok güzel bir filme benziyor.
kesinlikle izlenmesi gereken bir yapım olduğunu düşünüyorum
deadly_angel
30-11-07, 16:29
Benim Adım Beowulf!
“Benim... Adım... BEOWULF!!!”
Beowulf: Ölümsüz Savaşçı vizyona girdikten bir kaç hafta sonra sokaklarda buna benzer bağrışmalar duyarsanız şaşırmayın. Filmden çıkan gençlerin ya Beowulf’un kahramanlığından ve gücünden etkilendikleri için, ya da filmin utanmadan seyirciye attığı abartı dramatizmi ile dalga geçmek için bu yeni model “rahatsız edici derecede gerçekçi” animasyonun en çok tekrarlanan repliğini bağıra çağıra tekrarlamaları muhtemel.
İlginçtir ki, iki tarafta film hakkındaki görüşlerinde haklı. Beowulf, aynı oranda etkilenip, aynı oranda dalga geçilebilecek, çok eski bir destanı ve aynı oranda eski bir hikaye formülünü yepyeni tekniklerle birleştiren klasik bir macera. Ve bu tanımlamadan ileri gitmek, seyircinin nefesini kesecek, baştan sona eğlendirecek bir patlamış mısır destanı olmanın ötesinde derin bir ciddiyetle anılmak gibi bir amacı da yok.
Beowulf ile kolayca dalga geçilebileceğini belirtmem, film hakkında kötü bir eleştiri olarak algılanabilir, eğer yönetmen Robert Zemeckis ve yazarlar Neil Gaiman ve Roger Avary’nin aşırı abartı sahneleri ve çift anlamlı diyalogları, alttan ilerleyen hınzır bir espri anlayışı ile ekrana aktardıklarını düşünmesem. >“Yıldız Tozu”) ile duvardan duvara ince esprilerle dolu Ucuz Roman’ın ortak yazarı Roger Avary’nin, kendi abartı kahramanlığını olabildiğince ciddiye alan orjinal destanı bile bile tiye almaları bu iki isimden her hangi birine aşikar olan seyirciyi şaşırtmamalı.
Ana KAHRAMANımız, yenilmez yıkılmaz nors tanrı/adam Beowulf’un Cüneyt Arkın-ımsı repliklerle sağa sola bağırması, her fırsatta ismini tekrarlaması; filmin her köşesine serpiştirilen bariz cinsel nuanslı çift anlamlı replikler ve seksi ötesi su şeytanı Beowulf’un hareketleri, Avary ve Gaiman gibi hınzır isimlerin kaleminden çıktığı düşünülürse, tesadüfi göndermeler olamaz. Roger Avary’nin kendisi zaten geçenlerde verdiği bir röportajda filmdeki bütün gizli saklı cinsel göndermelerin bile bile senaryoya konduğunu, hatta prodüktörlerin hışmına yakalanmadan bu sahnelerin bitmiş filmde bulunmasına şaşırdığını belirtti.
Yönetmen Robert Zemeckis’in de projenin bu iki yönlü eğlencesine katıldığı bariz. Canavar Grendel ile eşiti olarak savaşmak için çırıl çıplak soyunan Beowulf’un mahrem yerlerini bin bir türlü değişik yöntemlerle kapatmaktan zevk aldığı ortada. Yanlış anlaşılmasın, Beowulf, Shrek veya Yıldız Tozu gibi bariz göndermelere ve esprilere sahip bir macera değil. Hatta kendini yılın diğer abartı oyunculuk destanı 300 Spartalı’dan daha çok ciddiye alıyor. Filmin hınzır göndermeleri çoğunlukla benim gibi her diyaloğun, her sahnenin altında anlam arayan, sembolizm radarı 100% açık seyirci için yaratılmış. Macera sinemasından muhteşem görsellikler, nefes kesici savaş sahneleri ve sınırsız kahramanlık arayan seyirci için ise bekleneni yerine getirecektir; Cesur Yürek ve Gladyatör gibi efsane olmuş epik maceralarla birebir gidemese de.
Beowulf, bir bakıma modern Blockbuster sinemasının en yaratıcı isimlerinden biri olan Robert Zemeckis’in, Forrest Gump ve Mesaj gibi filmlerle eriştiği “saygıdeğer” kimliğini geride bırakıp Geleceğe Dönüş ve Roger Rabbit gibi eğlence odaklı şaheserlere getirdiği sınırsız yaratıcılığına geri dönmesini müjdeliyor. Tabiki Beowulf’un Geleceğe Dönüş ve Roger Rabbit ile aynı sayfada adının geçmesi bile bir tür hakaret, fakat 2004 yılının görsel bakımdan etkileyici ama içi boş animasyonu Polar Express’ten çok daha başarılı olduğu kesin. Özellikle aşırı yakın surat çekimlerinden aşırı uzak manzara çekimleri arasında gidip gelen uzun planlar harika; filmin başlarındaki fırtına sahnesi gibi.
Beowulf, animasyon tekniği açısından bir kilometre taşı olmasa da gayet büyük bir ileri adım. Stüdyoda aktörlerin etrafına yerleştirilen 300 kameranın oyuncuların bütün hareketlerini animasyon karakterlere kopyalaması en küçük detaylarıyla insan gibi hareket eden ultra gerçekçi sanal performanslar ortaya çıkarıyor. Bu 300 kameranın Anthony Hopkins ve John Malkovich gibi yetenekleri bilgisayara aktarması bu gerçekçiliğe katkıda bulunuyor tabi ki.
Beowulf efsanesini yalayıp yutmuş, orjinal şiirin hayranlarının bu yeni “motion capture” (hareket yakalama) versiyonundan uzak durması tavsiyem. Neil Gaiman ve Roger Avary, 1500 yıllık efsaneyi klasik Hollywood epiği şablonuna oturtmak için bayağı değiştirmişler. Hrothgar’ın Grendel’in babası olması, deniz şeytanının çirkin bir yaratıktan çıplak bir Angelina Jolie’ye dönüşmesi (180 derece diye buna denir), Beowulf’un Grendel’in kolunu alışıla gelmiş yollarla koparmaktansa, Scorsese tarzı bir yöntem denemesi efsanenin fanatiklerini sinirlendirebilir. Geri kalan herkesi baştan sona eğlendiren, yer yer (bile bile) gülümseten klasik bir macera bekliyor.
Kaynak: Beyazperde
deadly_angel
01-12-07, 13:18
Krallar ve Canavarlar
Kahramanlara herkesin ihtiyacı var. Kendi eseri olan canavarları yok etmek isteyen krallardan, yavaş yavaş sinema ile animasyon karışımı "sinemasyon" filmlere alışmaya başlayan günümüz sinema izleyicisine kadar. Fakat kahramanların da tanımı anlamı zaman içinde değişiyor. Klasik anlatılardan aşina olduğumuz güçlü, kuvvetli, ödün vermez, yıkılmaz, hata yapmaz kahramanların yerini zamanla anti kahramanlar almaya başladı. Her ne kadar bu sıradışı kahramanlar sıradan insan özellikleri gösterse de, özellikle beyazperdenin yıldız sistemi içinde anti kahramanlar da kahramanlaştırıldı.
Her sinemada ve her sinema sisteminde farklı bir deneyim sunmayı amaçlayan Beowulf: Ölümsüz Savaşçı'yı izledikten sonra kahramanlık durumları üzerine düşünmemek mümkün değil. Fantastik sanatların yaratıcı devi Neil Gaiman ve çılgın pulp yazar Roger Avary'nin senaryosunu yazdığı film, çok eskilerden beri var olan bir şiir/şarkıdan yola çıkarak bize "kahraman"ın evrimini anlatıyor aslında.
Filmde kahramanın yolculuğu klasik kurtarıcı mitinden yola çıkarak edebiyata yaklaşan bir kahraman dönüşümü ortaya koyuyor. Çizgi romandan, fantastik edebiyata hayal gücüyle dokunduğu her türe edebi bir derinlik katan Gaiman, son derece çarpıcı bir Beowulf hikayesi tasarlamış. İşin yönetmenlik/tasarım yönü ise filmin metni gibi son derece olgun.
Fantastik sanatlar söz konusu olduğunda sinema, çizgi roman ve edebiyat kadar çarpıcı fikirlerle karşımıza çıkamıyor uzun bir süredir. Son dönemin en sıkı fantastik sinema ürünlerini düşündüğümüzde her birinin uyarlama olmasına şaşırmamak gerek. Doğrudan sinema filmi için düşünülen fanteziler ise orijinallikten uzak oluyor. Bu anlamda her ne kadar köklerini bir şiir/şarkıdan alsa da Ölümsüz Savaşçı'nın değeri daha da fazla anlaşılıyor. Animasyon teknolojileri üzerine kafa yoran bir yönetmen ile Neil Gaiman'ı buluşturmak son derece isabetli bir karar olmuş. Gaiman'ın elindeki mitolojik malzemeyi önemsediği ve yetişkin bir izleyiciyi hedef aldığı son derece belirgin.
Öncelikle bir kahramanla tanışıyoruz. Krallığı rahatsız eden bir canavarı öldürdükten sonra kral olan bu kahramanın aslında tahtına bir yalan, gizli bir anlaşma ile sahip olduğunu öğreniyoruz. Yeni canavarlar doğuran bu anlaşma ise sıradanlaşan, inançlarını ve heyecanını kaybeden kahraman kralı son bir hesaplaşmaya götürüyor. Film duraklarla dolu bu serüveni kimi zaman epik duygularla, kimi zaman ise şaşırtıcı, içinde özeleştiri barındıran bir mizahla ortaya koyuyor. Mizah bu filmde güncel esprilerle veya küçükleri hedefleyen oyunlarla sınırlı değil.
Ölümsüz Savaşçı, gerçek oyunculara yeni yüzler ve ifadeler kazandıran animasyon teknikleri olmasaydı bile ilginçliğinden bir şey yitirmezdi. Çünkü mekanlar son derece iyi tasarlanmış ve sahiciliği korunmuş. Üstelik "animasyon harikası" canavar tasarımları da söylendiği gibi beyazperdede bir devrimin habercisi gibi gözükmüyor. Ejderha son derece başarılıyken, Grendel korkunç olmktan çok çirkin ve yeteri kadar orijinal tasarlanmamış.
Sadece ultra teknolojik animasyon tasarımları ve gösterim koşulları için değil, geçmişten, çok uzaklardan gelen bir kahramanın etkileyici hikayesini olgun bir şekilde anlattığı için de izlenebilecek bir film Beowulf. Canavarlar üzerine değil belki ama canavarları üretenler ve sonra onlara savaş açan krallar üzerine düşünebilirsiniz.
Her kahraman bir gün kral olur ve kendi canavarlarını/düşmanlarını yaratıp başka kahramanlara ihtiyaç duyan bir zavallıya dönüşür. Peki sonra ne olur? Gaiman hikayenin devamını izleyiciye bırakıyor...
Kaynak: Beyazperde
deadly_angel
02-12-07, 12:04
Destandan dijital canlandırmaya
Eski İngilizcenin en uzun destanı “Beowulf” dijital teknolojiyle beyazperdede
http://www.ekolay.net/sinema/images/30112007145039_41_515864beo.jpg
Eski İngilizceden bugüne en iyi biçimde ulaşan destan olan “Beowulf” artık modern zamanların da efsanesi oldu. Gerçek oyuncuların hareketlerini taklit eden motion capture tekniğiyle gerçekleştirilen ve mümkün olan her yerde üç boyutlu IMAX ya da dijital Real D gösterimi yapılan “Beowulf: Ölümsüz Savaşçı” son derece ilginç bir seyirlik. Ekrandaki “Beowulf” kağıt üzerindeki “Beowulf” kadar büyüleyici değilse de izlemeyi okumaya yeğleyen genç kitlenin yanı sıra edebiyat ve mitoloji meraklılarını etkileyecek nitelikte bir film.
Batı Sakson diliyle yazılmış, yazarı bilinmeyen, tek bir el yazması halinde kalan (British Museum’da), 1805’te adı konulan ve ilk baskısı 1815’te yapılan “Beowulf” filmde izlediğimizden oldukça farklı bir destan. Cesaretiyle kahramanlaşan Beowulf’un kaderinden kaçamayışını anlatan uzun, trajik bir ağıt niteliğini koruyan film destanın etik ve dini boyutunu güncelleştirerek yansıtıyor.
“Beowulf” gerek teknolojik üstünlüğü gerek fantastik sinemanın gelişen teknolojilere paralel yükselişi döneminde denk getirilmesiyle göz boyayıcı bir popüler yapım gibi görünebilir. Ama Kuzeybatı Avrupa’nın yeni Hıristiyanlaşmaya, eski kavimlerin mitlerinin yerini İsa Mesih’inkine bırakmaya başladığı, kendilerinden çok üstün varlıklarla cesurca savaşırken ölen kurtarıcı-kahramanların yerini şehitlerin ve azizlerin aldığı bir dönemi yansıtabiliyor.
Bir yandan da insanın bütün zaaflarını; güce, şan şöhrete, servete, şehvete, güzelliğe düşkünlüğünü ve yalancılığını sergiliyor. Kahramanlığı bilgeliğe, günahı erdeme değişmesinin bedellerini nasıl ödeyebileceğini günümüzün diline çeviriyor.
Kaynak: e-kolay
Sinema sezonunun iyice ısındığı bu haftalarda gösterime iddialı filmler girmeye devam ediyor ve seyirci sayısı artıyor. Bu hafta ilk on film arasında 4 yeni film bulunuyor.
“Beowulf” iyi başladı ancak “Beyaz Meleği” geçemedi!
Ali Birant 5 Aralık 2007, Çarşamba 11:55Sinema sezonunun iyice ısındığı bu haftalarda gösterime iddialı filmler girmeye devam ediyor ve seyirci sayısı artıyor. Bu hafta ilk on film arasında 4 yeni film bulunuyor.
Son haftaların flaş filmi “Beyaz Melek” bu hafta da seyirci sayısını arttırmayı başardı. Geçen haftaya göre seyirci sayısını 20 bin kişi arttıran film toplamda 800 bin kişiye aştı. Bu başarısıyla yeni bir “Babam ve Oğlum” durumu olabilir mi onu gelecek haftalarda göreceğiz.
“Babam ve Oğlum” filmi de ilk hafta sonu sadece 35 bin kişiye ulaşmış ve 6. sıradan listeye girmiş ancak üçüncü haftasında 1. sıraya yükselmişti. Ancak “Babam ve Oğlum” her hafta seyircisini katlayarak büyümüştü. Bu nedenle “Beyaz Melek”in bu başarıya ulaşmasını zor görüyorum, ancak film 1.5 milyon kişiye ulaşabilir. Filmin yurtdışı başarısı ise bir çok Türk filminden daha iyi gidiyor. Almanya’da hasılatını geçen haftaya göre %44 arttıran film 9. sıraya kadar yükseldi ve bu ülkede 937 bin dolara ulaşarak salon başına en çok hasılat getiren film oldu. Çünkü sadece 32 salonda gösterimde. Film Avusturya, Belçika ve İngiltere’de de oldukça başarılı bir şekilde izleniyor. Filmin Dünya çapındaki hasılatının 12-13 milyon dolara ulaşabileceğini düşünüyorum.
Bu hafta 2. sıradan gösterime giren “Beowulf” animasyon filmler arasında yeni bir çığır açıyor. Birçok ünlü oyuncunun seslendirmesinde görev yaptığı film ülkemizde 82 bin kişiye ulaşarak başarılı bir giriş yaptı. Amerika’da üç hafta önce gösterime giren film ilk hafta sonu 27 milyon dolar hasılat yaparak ilk sıradan listeye girmişti. Toplam 150 milyon dolarlık hasılatıyla da dikkat çeken yapım, şu anda diğer ülkelerde de en çok hasılat yapan film. Dünya çapında 143 milyon dolar hasılata ulaşan yapımın ülkemizde 300 bin sınırını aşabileceğini düşünüyorum.
Ülkemizde her zaman belli bir izleyiciye ulaşan Garfield Serisi 3. filmiyle de oldukça başarılı oluyor. Geçen haftaya göre seyirci sayısı oldukça azalsa da 200 bine ulaşan yapımın serinin diğer iki filmi gibi 300 bine ulaşamayacağını düşünüyorum.
Bu hafta “Garfield Geri Dönüyor”u geçeceğini düşündüğüm “Musallat” az bir farkla 4. sıraya iniyor. Bununla birlikte 200 bini aşan yapım son haftalarda “Beyaz Melek”ten sonra en iyi iş yapan yerli film oluyor. Filmin toplamda 300 bini aşacağını düşünüyorum. Yurtdışında da gösterime gireceği belirtilen“Musallat” henüz diğer ülkelerde gösterime girmedi.
Geçen haftanın en başarılı girişi “Elizabeth:Altın Çağ” bu hafta %30 hasılat kaybıyla 5. sıraya geriliyor. Toplamda 110 bin rakamını aşacağını düşünüyorum. Filmin ülkemizde başarılı rakamlara ulaşması bence ilginç.
“Avukat” da ılımlı bir hasılat kaybıyla birlikte 55 bini aşıyor. Ülkemizde 100 bin barajını aşamayacak gözüken film, dünya çapında 65 milyon dolar hasılatı aştı.
Bu haftanın 2. yeni filmi “Şark Vaatleri” oluyor. Sıra dışı filmlere imza atan başarılı yönetmen David Cronenberg’in yeni filmi 36 salonda 9 bin kişiye ulaşıyor. Bu başlangıcıyla 40 bin izleyiciye ulaşabilir. Viggo Mortensen, Naomi Watts, Vincent Cassel’li kadrosuyla da dikkat çeken film dünya çapında 37 milyon dolar hasılata ulaştı.
“30 Gün Gece” bir basamak gerileyerek 65 bin kişiye ulaşıyor. Filmin daha önce belirttiğim gibi 80 bin rakamına ulaşacağını düşünüyorum. Otuz milyon dolar bütçeli film dünya çapında 56 milyon dolar hasılata ulaştı.
Danimarka yapımı “Kayıp Sırlar Adası” ülkesi dışında ilk ülkemizde gösterime giriyor. Ülkesinde 2 milyon doları aşan hasılat yapan filmin ülkemizde 20 bin kişiye ulaşabileceğini düşünüyorum.
Bu haftanın 10. sırasında yine yeni bir film “Abim Evin Tek Çocuğu” yer alıyor. Sadece 20 salonda gösterime girmesine rağmen ilk 10 içinde yer bulan film ülkesi İtalya’da 8 milyon doların üzerinde hasılat yaptı. Film ülkemizde 20 bin kişiye ulaşabilir.
İlk on içinde yer alabileceğini düşündüğüm “Maradona Tanrı’nın Eli” 40 salonda sadece 2 bin kişiye ulaşabildi ve hasılat olarak 15. sırada yer aldı. “Metres” ise sadece 4 salonda 1300 kişiye ulaştı ve hasılat olarak 16. sırada yer aldı. Haftanın tek yerli filmi “Zeynep’in Sekiz Günü” 10 salonda 1200 kişiye ulaştı ve hasılat olarak 18. sırada yer aldı. Fadik Sevin Atasoy’un oyunuyla başarılı eleştiriler aldığı ve filmi sürüklediği yapımın toplamda 5000 kişiye ulaşabileceğini düşünüyorum, ama tabii böyle güzel bir film için bu rakamlar çok az.
Bu arada geçen hafta ilk 10 içinde yer alan “Testere 4”, “Şıpsevdi”,”Yaşamın Kıyısında” ve “Arslanı Kuzulara” alt sıralara geriledi.
Gelecek Hafta Ne Olur?
Gelecek hafta sadece 3 film gösterime girecek,ancak bu filmlerin hepsi iddialı. Özellikle “Altın Pusula”nın 2. sıradan listeye gireceğini ve 100 bin kişiyi aşacağını düşünüyorum. “Hitman” ve “Cenazede Ölüm”ün de ilk on içinde olacağını düşünüyorum.
Kaynak: Haftalık Antrakt Sinema Gazetesi
Büyük ödül Cezayir vahşetini anlatan filmin
Kahire Opera Salonu'ndaki törende, Türkiye adına festivale katılan 'Cenneti Beklerken' 'sanatsal bakış' ödülüne layık görüldü. Ödülü, Türkiye Kültür Bakanlığı adına Okan Yüce, Mısır Kültür Bakanı Faruk Hüsni'den aldı. Türkiye'nin ödülünü jüri üyesi Nurgül Yeşilçay açıkladı. Yeşilçay'ın Arapça 'İyi akşamlar Ey Mısır' diyerek halkı selamlaması salondakileri güldürdü. Kendisine eşlik eden Mısırlı jüri üyesi de Yeşilçay'a Türkçe 'Çok güzel' dedi. 27 Kasım-7 Aralık arasında devam eden festivalde 'Adem'in Trenleri', 'Son Osmanlı', 'Polis' ve 'Taş Yastık' adlı Türk filmleri gösterildi.
Fransız yönetmen Florent Emilio Siri'nin Cezayir Savaşı'ndaki vahşeti anlatan cüretkâr filmi 'L'Ennemi Intime' En İyi Film ödülünü kazandı. film, 1959 yılında Kabile dağlarında unutulmuş, perişan haldeki bir birliğin komutasını alan genç ve idealist teğmen Terrien'in hikâyesini anlatıyor. Benoit Magimel'in canlandırdığı genç subay, direnen Cezayirlilere karşı girişilen acımasız saldırılar, işkenceler ve napalm bombardımanları karşısında insanlığını korumak için verdiği kişisel savaşı kaybediyor. Altın Piramit Ödülü'nü anons eden İngiliz jüri üyesi Nicholas Roeg, filmin savaşın dehşeti üzerine benzersiz bir uyarı olduğunu söyledi. Albert Dupontel'de filmdeki rolüyle En İyi Erkek Oyuncu ödülünün sahibi oldu.
İkincilik ödülü Shoaib Mansour'un yönettiği Pakistan filmi 'Allah Adına'ya gitti. Film, 11 Eylül'den sonra Pakistan ve Afganistan halkının yüz yüze kaldığı muameleyi anlatıyor.
Kahire Film Festivali'nde 100 ülkeden 153 film gösterilirken 16 ülkeden 19 film Altın Piramit ödülü için yarıştı.
Ekolay
çok güzel çekilmiş gerçekten
animasyon olmasına rağmen gerçek gibi
arada sıkılsam da sonları heyecanlıydı
vBulletin® v3.8.0 Beta 2, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.