Tüm Versiyonu Göster : Ruhi Sarı
zugasibere 09-03-06, 11:00 Son dönem Türk sinemasının başarılı oyuncuları arasında yer alan Ruhi Sarı, Temmuz 1972'de Trabzon'da dünyaya geldi. Orta okul ve liseyi Kartal/ İstanbul'da okuyan Sarı, lise yıllarında başladığı tiyatro serüvenini Kartal Lisesi'nden mezun olan gençlerin kurduğu " Kartal Sanat Tiyatrosu "nda sürdürdü.
Liseden mezun olduktan sonra Selçuk Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümünü bitirdi. 1987 yılından bu yana " Kartal Sanat Tiyatrosu " oyuncusu olan aktör, bu tiyatroda sahnelenen ve aralarında " Ölüler Konuşmak İster " ( M.Cevdet Anday ), " Abbas Yola Giden " ( Rıfat Ilgaz ) ve " Carrar Ananın Tüfekleri "nın ( Brecht ) da bulunduğu pek çok başarılı oyunda rol aldı.
zugasibere 09-03-06, 11:01 Ruhi Sarı'nın sinema serüveni, 1995 yılında Tunç Başaran'ın " Sen de Gitme " filmiyle başladı. Filmde Rıfat rolüyle izleyici karşısına çıkan oyuncu, bu filmdeki performansıyla Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde " Yılmaz Güney Genç Yetenek Ödülü "ne, Adana Altın Koza Film Festivalî'nde " Yılmaz Güney Özel Ödülü "ne ve Ankara Film Festivali'nde " Umut Veren Erkek Oyuncu " ödülüne layık görüldü.
1998 yılında Zeki Demirkubuz'un yönettiği " Üçüncü Sayfa "da Başak Köklükaya ile başrolleri paylaşan Sarı, filmde Beyoğlu'nun eski apartmanlarından birinde parasızlık ve çaresizlik içinde sıkışıp kalmış İsa karakterini canlandırıyordu.
zugasibere 09-03-06, 11:02 Bu filmdeki rolüyle de ÇASOD, Sadri Alışık ve O.M. Aırburnu " En İyi Erkek Oyuncu " ödüllerini alan Sarı, 2001 yılında gösterime giren " Maruf "ta başrol oyuncusu olarak yer aldı. 2001 yılını hayli yoğun geçiren oyuncu, İtalyan yönetmen Alberto Rondalli'nin " Derviş " filminde dergahta eğitim gören, sürekli herşeyi sorgulayan genç derviş adayı Yusuf'u canlandırdı.
2002 Şubatında gösterime girecek Tayfun Pirselimoğlu'nun yönettiği " Hiçbir Yerde " filminde de Zuhal Olcay'la birlikte kamera karşısına geçen aktör, tiyatro ve sinema çalışmalarının yanı sıra, televizyon dizilerinde de çeşitli roller aldı.
zugasibere 09-03-06, 11:06 " Şaşıfelek Çıkmazı ", " Figüran ", " Sıdıka " ," Yedi Numara ",''Yarım Elma''.''Alanya Almanya''oynadığı disilerden bazıları....hatta çoğu insan onu son dönemde oynadığı Nerdesin Firuze adlı sinema filminden de tanıyor..
MERYL STREEP 10-03-06, 11:02 Doğum Tarihi 1972
Boy 175
Kilo 60
Göz Rengi Kahverengi
Yabancı Dil İngilizce (orta)
Sinema Filmleri ve Yönetmenleri
Sende Gitme (Tunç Başaran)
Üçüncü Sayfa (Zeki Demirkubuz)
Derviş (Alberto Rondalli)
Maruf (Serdar Akar)
Hiçbiryerde (Tayfun Pirselimoğlu)
TV Yapımları ve Yönetmenleri
Şaşıfelek Çıkmazı (Mahinur Ergun)
Sıdıka (Mahinur Ergun)
Figüran (Cemal Şan)
Yedi Numara (Oya Yüce)
Yeditepe İstanbul (Türkan Derya)
Yabancı Ortak Yapımlar
Derviş (Alberto Rondalli) Türk-İtalyan
Özgeçmiş
1972 Trabzon doğumlu. İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul Kartal'da bitirdi. Konya Selçuk Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro bölümüne girdi. 1987'de Kartal Sanat Tiyatrosunda çalışmaya başladı. Bu arada çeşitli TV ve Sinema filmlerinde rol aldı. Halen TRT1'de Yeditepe İstanbul isimli dizide oynamaktadır.
Ödüller
1996 Antalya Altın Portakal (Yılmaz Zafer Genç Yetenek)
1996 Adana Yılmaz Güney Jüri Özel Ödülü
1997 Ankara Umut Veren Erkek Oyuncu
2000 ÇASOD En İyi Erkek Oyuncu
2000 Sadri Alışık En İyi Erkek Oyuncu
2000 Orhan Arıburnu En İyi Erkek Oyuncu
MERYL STREEP 10-03-06, 11:03 Son dönem Türk sinemasının başarılı oyuncuları arasında yer alan Ruhi Sarı, Temmuz 1972'de Trabzon'da dünyaya geldi. Orta okul ve liseyi Kartal/ İstanbul'da okuyan Sarı, lise yıllarında başladığı tiyatro serüvenini Kartal Lisesi'nden mezun olan gençlerin kurduğu " Kartal Sanat Tiyatrosu "nda sürdürdü.
Liseden mezun olduktan sonra Selçuk Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümünü bitirdi. 1987 yılından bu yana " Kartal Sanat Tiyatrosu " oyuncusu olan aktör, bu tiyatroda sahnelenen ve aralarında " Ölüler Konuşmak İster " ( M.Cevdet Anday ), " Abbas Yola Giden " ( Rıfat Ilgaz ) ve " Carrar Ananın Tüfekleri "nın ( Brecht ) da bulunduğu pek çok başarılı oyunda rol aldı.
Ruhi Sarı'nın sinema serüveni, 1995 yılında Tunç Başaran'ın " Sen de Gitme " filmiyle başladı. Filmde Rıfat rolüyle izleyici karşısına çıkan oyuncu, bu filmdeki performansıyla Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde " Yılmaz Güney Genç Yetenek Ödülü "ne, Adana Altın Koza Film Festivalî'nde " Yılmaz Güney Özel Ödülü "ne ve Ankara Film Festivali'nde " Umut Veren Erkek Oyuncu " ödülüne layık görüldü.
1998 yılında Zeki Demirkubuz'un yönettiği " Üçüncü Sayfa "da Başak Köklükaya ile başrolleri paylaşan Sarı, filmde Beyoğlu'nun eski apartmanlarından birinde parasızlık ve çaresizlik içinde sıkışıp kalmış İsa karakterini canlandırıyordu.
Bu filmdeki rolüyle de ÇASOD, Sadri Alışık ve O.M. Aırburnu " En İyi Erkek Oyuncu " ödüllerini alan Sarı, 2001 yılında gösterime giren " Maruf "ta başrol oyuncusu olarak yer aldı. 2001 yılını hayli yoğun geçiren oyuncu, İtalyan yönetmen Alberto Rondalli'nin " Derviş " filminde dergahta eğitim gören, sürekli herşeyi sorgulayan genç derviş adayı Yusuf'u canlandırdı.
2002 Şubatında gösterime girecek Tayfun Pirselimoğlu'nun yönettiği " Hiçbir Yerde " filminde de Zuhal Olcay'la birlikte kamera karşısına geçen aktör, tiyatro ve sinema çalışmalarının yanı sıra, televizyon dizilerinde de çeşitli roller aldı. " Şaşıfelek Çıkmazı ", " Figüran ", " Sıdıka " ve " Yedi Numara " dizilerinde yer alan Sarı, halen TRT 1'de yayınlanan " Yedi Tepe İstanbul " isimli filmde Ömer karakteriyle izleyici karşısına çıkıyor...
MERYL STREEP 10-03-06, 11:05 http://img52.imageshack.us/img52/1892/ruhisariunlu3b1kx.jpg (http://imageshack.us)
http://img207.imageshack.us/img207/9981/ruhisariunlu1b5aq.jpg (http://imageshack.us)
http://img52.imageshack.us/img52/4360/ruhisariunlu2b4gc.jpg (http://imageshack.us)
MERYL STREEP 10-03-06, 11:06 RÖPORTAJI
RUHİ SARI
--------------------------------------------------------------------------------
Serdar Akar’ın son filmi “ Maruf ” son günlerin en çok konuşulan filmleri arasında... Akar’ın önceki filmleri “ Gemide ” ve “ Dar Alanda Kısa Paslaşmaları ”nı izleyenler, biraz hayal kırıklığı ile çıktılar filmden. Hamlet uyarlaması diyenler, Mardin’de böyle düzgün Türkçe’nin işi ne diye soranlar oldu. Kimse bir yere koyamadı filmi, kafalar karıştı.
“ Üçüncü Sayfa ”daki çıkışının ardından uzunca bir dönem sessiz kalan Ruhi Sarı, “ Maruf ”taki başrolüyle bir kez daha çıktı karşımıza. İçinde bulunduğumuz krize rağmen rol bulmakta güçlük çekmeyen yetenekli oyuncu, 2002’nin başlarında ülkemizde gösterime girecek “ Derviş ” ve “ Hiçbir Yerde ”de de önemli roller üstlendi.
Sinema dünyasındaki yerini her geçen gün daha sağlamlaştıran Sarı’ya, “ Maruf ”u, yeni filmlerini, Türk sinemasını ve krizi sorduk...
--------------------------------------------------------------------------------
Bu sezon gösterime girecek “ Derviş ”, “ Hiçbir Yerde ” ve “ Maruf ” isimli üç yeni filmde rol aldınız. Çok yoğun ve yorucu bir dönem geçirmiş olmalısınız...
Evet, bu yaz öyle geçti. Şimdi sadece “ Yedi Tepe İstanbul ” var. Tiyatro olacak galiba ama şu an kesin bir şey yok.
Tiyatro geçmişinizden söz eder misiniz biraz?
Kartal Lisesi’nde öğrenciyken lise tiyatrosunda başladım tiyatroya. Oradan mezun olan abilerle, 1987’de “ Kartal Sanat Tiyatrosu ”nu kurduk. O günden bu yana Kartal Sanat Tiyatrosu’nun oyuncusuyum. 1995’te Selçuk Üniversitesi Devlet Konservatuarı’na girdim. Bunun paralelinde de sinema serüvenim başladı.
Geçen sezon üç filmde birden rol almam epey vaktimi aldı, bu yüzden bir oyunda yer almadım. Derviş’in çekimleri 2000’in sonlarında bitti. Kapadokya’daydı çekimler. Geldim, “ Yedi Tepe İstanbul ”un çekimleri başladı. Dizi yaz sezonu için ara verince, “ Maruf ” ve Hiçbir Yerde ”nin çekimi için Mardin’e gittim. Arada tatil yapma fırsatım olmadı hiç.
“ Maruf ”un daha iyi olmasını bekliyordum...
Son olarak Serdar Akar’ın yönettiği “ Maruf ”la izleyici karşısına çıktınız. Filmi beğendiniz mi?
Hayal ettiğim gibi bulmadım. Senaryo başka birşeydi. Filmi izlerken, öyle olmadığını gördüm. Yine de, içinde yer aldığınız bir şey hakkında tam karar veremiyorsunuz. Dışında durabilsem Maruf’un, daha doğru bir değerlendirme yapabilirim ama böyle bir şansım yok.
Hikayeyi ilk okuduğumda çok heyecanlanmıştım. Serdar Akar’ın yönetecek olması da önemliydi benim için, çünkü güvendiğim bir yönetmen Serdar. Nihat İleri’yle beraber çalışma düşüncesi de çok heyecanlandırmıştı beni. İyi ki de çalıştım onunla. Usta oyuncularla çalışmak çok şey öğretiyor insana. “ Maruf ” da bana çok şey öğretti bu anlamda.
Çok düşük bütçeli bir prodüksiyondu. Bugüne kadar yaptıklarımdan çok farklıydı. Bir ilkti Türk sineması içinde. O yüzden çok fazla risk taşıyordu. Filmi nereye koyabilirsiniz, koyabileceğiniz bir tarz var mı bilmiyorum, ama benim yok. Sonucun çok daha iyi olmasını bekliyordum.
Hamlet benzetmesi yapılıyor...
Olabilir ama doğrudan Hamlet uyarlaması denilemez. Başka bir hikaye. Sadece hayaletten dolayı Hamlet’i çıkartanlar var. Oysa buram buram yerli bir film aslında “ Maruf ”.
Rol arkadaşınız Meltem Cumbul medyatik bir oyuncu. Beraber çalışmak zor oldu mu?
Olmadı. Meltem çok sıcakkanlı bir insan, kaprisleri yok, dost da. Onu hep tanıyormuş gibiydim. Meltem, Mardin’in tek eğlencesiydi hatta. Beni çok güldürüyordu. Meltem’in öyle güzel bir yanı var, onunla eğlenebiliyorsunuz. Bu da, bir işte çalışırken çok önemli.
Basında bazı yerlerde “ Maruf ”un başrol oyuncusu Meltem Cumbul deniliyor. Bu sizi rahatsız ediyor mu?
Buna şöyle cevap verebilirim: Filmin adı “ Maruf ” ve ben de Maruf’u oynuyordum. Filmi izleyenler de bunu görüyordur. Başrol oyuncusu olmak vs. gibi kaygılarım yok gerçi. “ Maruf ”ta tek başrol de yok zaten. Meltem Cumbul başrol oyuncusu olarak gösteriliyorsa, çok büyük bir ustaya ayıp ediliyor, çünkü Nihat İleri o filmde iki farklı karakteri birden canlandırdı. Bunu da çok büyük ustalıkla başardı. İşi hepimizden zordu. Eğer böyle lanse edilmeye çalışılıyorsa, asıl ona ayıp ediliyor.
Maruf bugün çekilse, başka türlü oynardım.
Serdar Akar nasıl bir yönetmen?
Birlikte çalışılması kolay olan bir yönetmen Serdar. Sizi fazla zorlamıyor. Sette hazırsanız, sorun yok demektir. Bugüne kadar çalıştığımdan farklı bir tarzdı bu. Daha önce çalıştığım yönetmenlerde kendimi yönetmene bırakıyordum, o beni şekillendiriyordu. Serdar ise, oyuncunun getirdiği şeylere önem veriyor. Ters düştüğümüz birşey olmadı. Ya biz çok hazırdık birbirimize, ya da o, bizim getirdiğimizle yetindi. Belki de Serdar benim orada en az zorlandığım insandı. Zorlandığım başka şeyler oldu çünkü. Mesela prodüksiyon konusunda çok zayıftık ve bu sebeple çok acı çektik. Teknik ekip de çok acı çekti. Büyük emek sarfetti o insanlar. Bu yüzden filmin çok iyi olmasını istiyordum.
Fazla zorlanmadığınız için de fazla tatmin olamamış olabilir misiniz?
Zorlanmadım derken bunu kastetmedim. Kesinlikle çok zor bir işti. Söylemek istediğim, Serdar’ın beni sette bunaltmadığı. Oyuncuyla diyaloğu iyi olan bir yönetmen. Zeki ( Demirkubuz ) ile de çalıştım. Zeki sizden alması gerekeni bilen bir insan, her oyuncuya göre metodları var. Serdar ise sizi özgür bırakıyor oynadığınız karakterle. Bu anlamda zorlanmadım.
Ama Maruf kesinlikle çok zor bir karakter. Altından kalkabildim mi bilemiyorum, ama filmi izlediğimde, “ Maruf bugün çekilse, başka türlü oynardım. ” diye düşündüm. “ Üçüncü Sayfa ”daki İsa’yı da çok beğenememiştim, bugün olsa başka türlü olurdu o da. Sanırım yıllarca aynı şeyi söyleyeceğim. Çünkü insanın kendini izleyip inanması çok zor. Yalan gibi geliyor.
Film için ne gibi ön çalışmalar yaptınız?
Ben işin en son kısmında var oldum. Oyuncuların çoğu belirlenmişti. Görüşmeye çağrıldığımda senaryoyu okudum, çok beğendim. Ama ön çalışma yapmadık pek. Oyuncular ve Serdar Akar’la senaryo üzerinde bir iki kere görüştük. Mardin’de herşey hazırdı. Çok çabuk hazırlandık aslında. Ama sadece oyunculuk anlamında bu. Teknik anlamda çok çalışıldı. Mardin’de imkanlar az, şartlar çok zordu. Epeyce hazırlanıldı, hatta çekimlerin başlaması 1-2 hafta gecikti.
MERYL STREEP 10-03-06, 11:07 Türkiye’nin her yerine gitmek isterim...
Film Mardin’de geçiyor ama oyuncular düzgün bir Türkçe’yle konuşuyor. Rollere yeterince hazırlanılmamasından mı kaynaklı bu?
Hayır, özellikle böyle olsun istedik. Birebir gerçek olsun istenseydi, filmi Arapça, Süryanice ya da Kürtçe çekmemiz gerekirdi. Orada insanlar aralarında Türkçe konuşmuyorlar. Bizimle Türkçe konuşuyorlar. O da zaten bozuk bir Türkçe. Ama kendi dillerinde çok düzgün ve güzel konuşuyorlar. Biz biraz daha evrenselliği yakalamak için Türkçe konuşmayı seçtik ve Türkçe’yi, onların kendi dillerini konuştukları gibi konuştuk. Ayrıca, çok edebi bir hikayeydi, buna diyalekt katsanız komik olurdu. İnsanlar başka şeylere takılırdı. Bunu istemedik. Daha birçok sebep var ve en doğrusunun düzgün bir Türkçe’yle oynamak olduğuna karar verip öyle yaptık.
Bu çok eleştirildi çünkü...
Yanlış düşünülüyor. Zannediliyor ki, Türkçe’yi iyi konuşamayan insanlar, çok az şey biliyorlar. Oysa o insanların kendilerine ait bir dili var. Biz nasıl Türkçe’yi düzgün konuşuyorsak, onlar da kendi dillerini düzgün konuşuyorlar. Mardin’de bir sürü millet yaşıyor. Araplar, Süryaniler, Ermeniler, Kürtler ve Türkler var. Türkçe, orada en az konuşulan dil belki de.
Yöre insanıyla iletişiminiz nasıldı?
Serdar “ Yeraltında Dünya Var ” dizisinin çekimleri için bizden 8 hafta önce gitmişti oraya ve bölgede tanınıyordu zaten. Biz de çok iyi karşılandık. Meltem’in olması halkın ilgisini artırdı. Orada olduğumuz tarihlerde “ Deliyürek ” ekibi de bölgedeydi. Onlar da iyi karşılanmıştı. Halk bu tür şeyleri özlemişti, hatta belki hiç bilmiyordu. Çünkü yıllardır oralarda hiçbir şey yapılmıyordu. Orada çalışmamız çok hoşlarına gitti, çok güzel şeyler söyleyenler oldu. Amaçları bölgelerini tanıtmak olduğu için ellerinden gelen yardımı esirgemediler bizden. Rahat edelim diye çok uğraştılar.
Yine de çekimler çok zorlu geçmiş herhalde. Su sıkıntısı vs...
Şehrin dışında, 1800 yıllık bir köyde çalışıyorduk. Daha doğrusu, 3 köyde çalıştık. Biri tamamen terk edilmişti, birinde iki kişi yaşıyordu. Asıl hikayenin geçtiği Gülgözü köyünde ise yaklaşık 30 hane yaşıyordu, ama orası da normalde 300-400 hane olan bir köy. Terk edilmiş, yıkılmış bir sürü ev var. Bu yüzden pek çok zorlukla karşılaştık elbette. Çok geç fark edilmiş ama kesinlikle görülmesi gereken yerler. Midyat’ta 21 gün kaldım ve çekim saatlerimiz sayesinde her gün güneşin doğuşunu gördüm. Güneş orada o kadar güzel doğuyor ki. Taş evler renkten renge giriyor, sabah turuncu, öğleye doğru sapsarı. Acayip bir yer...
O halde şu anda yine Güneydoğu’da çekilecek bir film teklifi gelse kabul eder misiniz?
Benim için önemli olan hikayeye inanmam. Yoksa Türkiye’nin her yerine gitmek isterim tabii.
Çok zor şartlarda çalıştık...
Ama setten kaçanlar olmuş zor koşullar sebebiyle?
Orada biraz haksızlık ediliyor. Ekipte dört bayan arkadaşımız vardı. Onlara kalacak yer bulunamadı bir türlü. Böyle olunca çok zor şartlarla karşılaştılar ve “ Bu şartlarda verimli olamayacağımızı düşünüyoruz.” diyerek gitmek istediler. Çok haklıydılar bence. Zaten Serdar da kabul etti hemen. Erkekler bu konularda biraz daha şanslı. Teknik ekip bu işin en büyük eziyetini çeken ekipti. Gerçekten çok zor şartlarda yaşadılar.
Antalya Film Festivali’nde filme tepkiler nasıldı? Ödül almayı bekliyor muydunuz?
Ben sadece filmin galasına gidebildim, ertesi gün de “ Hiçbir Yerde ”nin çekimleri için Mardin’e döndüm. Filmi nereye koyacağını bilemeyen bir sürü insan çıktı filmden. Çok kötü diyen de oldu, çok seven de. Film kafaları karıştırdı aslında. Ama, Antalya’da çok da hoş tepkiler almadı diyebilirim. Ben, kendi adıma ödül almayı beklemiyordum. Ama filme birtakım ödüller bekliyordum. Mesela görüntü ödülünü. Filmin görüntü yönetmeni Mehmet Aksın’dı. Çok güzel bir manzara, çok güzel görüntüler vardı.
Filmde kader, töreler ön planda görünse de, aslında kader sanılanın insan kaynaklı olduğunu söylüyor film. Kadere razı olmayın, kader sanılanın gerisinde başka şeyler var mı demek istiyor film?
Ya da tam tersi, kader insanları böyle şekillendiriyor. Hangisi olduğunu bilemiyoruz. Biz bir soru sormak istedik. Filmde bir diyaloğum var: “ Hayrolan ne, şer olan ne? Halledebildiğimiz ne, halledemediğimiz ne? ” Filmin sorduğu şey bu belki de. Ne kadar başarılı olduğunu sorarsanız, bunu bilmiyorum, ama sormak istediğimiz şey buydu.
“ Maruf ”la “ Üçüncü Sayfa ”nın İsa’sı arasında bir paralellik var, ikisi de köşeye kısılmış, kadere boyun eğmiş karakterler.
Bence öyle değil. İsa çok zayıf, sinik bir karakterdi, karşısındaki kadına ezik düşüyordu. Maruf ise çok güçlü, herşeyi yapıyor, babasına karşı geliyor, vs.
Siz Maruf’u daha çok sevdiniz sanırım?..
Hayır, ben İsa’yı daha çok sevmiştim. Ama aslında Tunç Başaran’ın “ Sen de Gitme ” filmindeki Rıfat’ı sevdim en çok. Benim için en özel roldü, sinemadaki ilk rolümdü çünkü. Hayatımda bir dönüm noktasıydı. Bu rolle üç tane “ Umut Veren Erkek Oyuncu ” ödülü aldım. Sinemadaki en özel hatıralarım o filme ait.
Kamerayı ilk o filmde gördüm. Tunç Başaran’la, Işık Yenersu’yla çalışma imkanı buldum. Hikaye çok güzeldi. Ayla Kutlu’nun “ Sen de Gitme Triandfilis ” adlı hikayesinden uyarlanmıştı. Çok acı, çok hoş, güzel bir hikayedir o. Her şeyi öğrenmeye başladığım ilk işti ve ilkler unutulmaz. Bu yüzden, canlandırdığım karakterler içinde benim için en özeli Rıfat’tır.
Ms.Alabora 10-03-06, 11:09 Haziran Gecesinde ve Yarım Elma da tanıdım çok iyi bir oyuncu!!!
MERYL STREEP 10-03-06, 11:10 Hiç figüranlık yapmadım...
“ Üçüncü Sayfa ”nın İsa’sı figürandı. Cemal Şan’ın yönettiği televizyon filmi “ Figüran ”da da rol aldınız. Siz figüranlık yaptınız mı?
Hayır, ne sinemada, ne tiyatroda figüranlık yapmadım. Sinemaya “ Sen de Gitme ” ile başladım, tiyatrodaki ilk rolüm ise kendi kurduğumuz Kartal Gençler Tiyatrosu’nun ( sonradan Kartal Sanat Tiyatrosu oldu ) “ Ölüler Konuşmak İsterler ” oyunuydu. Sekiz kişilik bir oyundu sanırım ve oyuncuların sekizi de sahnedeydi. Hepsi de güzel rollerdi. “ Sen de Gitme ” teklifi de bu tiyatroda çalışırken gelmişti.
Neden sinemaya geçtiniz?
Ben oyunculuk yapmayı tercih ettim çünkü kendimi en iyi ifade edebildiğim şey buydu. Sinemada olsun, tiyatroda veya televizyonda olsun, sonuçta oyunculuk yapıyorsunuz. Sinemayı tercih ettim, tiyatroyu bıraktım diye bir şey yok. Sevdiğim her oyun, senaryonun içinde varım. İnandığım, yapmamın gerekli olduğunu düşündüğüm her işi yaparım.
Tiyatro, sinema, televizyon karşılaştırması yapabilir misiniz?
Bu üçü apayrı şeyler. Tiyatro ve sinemanın özel yeri var içimde. Televizyonsa, o kadar verimli olabildiğimiz bir yer değil, sadece hayatta kalmamızı sağlayan bir şey. Televizyonsuz çok zor olurdu yaşamak. Yine de, amaç para kazanmak olsa da, kaliteli yapımlarda yer almak isterim.
Televizyon için seçim yaparken ne gibi kriterleri göz önünde bulunduruyorsunuz?
Öncelikle hikayeye bakıyorum. Öyle şeyler var ki... Sete faksla senaryonun geldiğini bile gördüm. Oyuncuda senaryo yok, sadece bir iki kağıt var. Onun üzerine çekim yapılıyor. Sonuçta da çok kötü şeyler çıkıyor. O yüzden senaryo nasıl, oyuncu kadrosunda kimler var, bunlara bakıyorum. Yapımcının kim olduğu, dizinin hangi kanal için olduğu, kimin yönettiği de önemli tabii.
Şu anda TRT’de “ Yedi Tepe İstanbul ”da oynuyorum. Aradığım tüm niteliklere sahip bir dizi bu. Senaryo, oyuncu kadrosu, teknik ekip, yapımcılarımız, hepsi çok iyi ve kanalımız bence en nitelikli kanal. O yüzden de çok mutluyum o setten. İlk 13 bölümü bitirdik, ikinci 13’e başladık ve üçüncü bir 13 söz konusu. Dizi devam ederse, ben de devam edeceğim
Sinema ve tiyatro için de aynı kriterler mi geçerli?
Onları biraz daha ince elenip sık dokunuyorum. Televizyona yaptığınız şey sabun köpüğü gibi, kolay unutuluyor. Ama yaptığınız bir film ömrünüz boyunca karşınızda duruyor, atılamıyor. “ Ya ben bunu yapmamıştım. ” diyemiyorsunuz. Keza tiyatroda da öyle. Bir de, tiyatro kendimi beslediğim, iyi hissettiğim, nefes aldığım tek yer. Oyunculuk anlamında da, insan olarak da. Televizyonsuz ve sinemasız yaşayabilirim ama tiyatrosuz hayat çok zor. Üçünün de bana göre apayrı oyunculuk biçimleri var. Üçünü de birbirine engel olmadan götürebildiğim yere kadar götüreceğim.
Türkiye’nin en iyi kadın oyuncusu Zuhal Olcay.
Tayfun Pirselimoğlu’nun yönettiği “ Hiçbir Yerde ”de Zuhal Olcay’la birlikte rol aldınız. Filmden bahseder misiniz biraz?
Çok güzel bir film “ Hiçbir Yerde ”. 2002 Şubat’ında gösterime girecek sanırım. Tayfun Pirselimoğlu çok iyi bir senarist, çok güzel bir hikaye yazmış. Filmin oyuncu kadrosunda usta oyuncular var. Zuhal Olcay’ın oynadığı karakterin etrafında gelişen bir arayış, bir yol hikayesi. Zuhal Olcay, oğlunu arayan bir anneyi oynuyor. Biz de, ona yardımcı karakterleri oynuyoruz.
Benim rolüm, filmin sürprizi. Çok büyük bir rol değil ama izleyen herkesi şaşırtacak bir rol. Böyle bir şey oynamak, dahası Zuhal Olcay’la oynamak çok keyif verdi bana. Bence Türkiye’nin en iyi kadın oyuncusu Zuhal Olcay. Böyle biriyle oynadığınızda, herşey çok güzel gelişiyor. Film şu an montaj aşamasında. Kısa birşeyler gördüm ve çok güzel bir film geliyor diyebilirim size.
“ Hiçbir Yerde ” Pirselimoğlu’nun ilk uzun metrajlı filmi. Bu ilk filmde onunla çalışmak nasıldı?
Tayfun’un yapacağı her iş beni heyecanlandırır, çünkü Tayfun benim çok yakın arkadaşım. Bu proje de çok heyecanlandırdı o yüzden. Tayfun’un önceki senaryolarını ve kısa filmini biliyorum. Kısa filmi “ Dayım ” ve senaryoları Avrupa’da bir çok ödül almıştı. Tayfun şu anda Türkiye’de Eurimages’in yardım ettiği, ilk filmini çeken ilk yönetmen aynı zamanda. Onun her türlü başarısı beni çok çok mutlu ediyor. Birlikte çalışmayı çok istiyordum. Bu anlamda çok heyecanlıydım. Çok yakın bir arkadaşımın ilk filminde oynuyorum. Böyle bir durumda kötü olma şansınız yok. Kendinizi bütünüyle vereceksiniz role, bunu iş olarak düşünmeyeceksiniz, başka bir şey bu.
Tayfun’un çok güzel şeyler yapacağını biliyorum. Bu ilki, o yüzden çok önemli. Filmi çok sevdim. Senaryoyu, ekibi, Tayfun’un yönetmenliğini de sevdim. Hayatımda, sette ne yapacağını onun kadar iyi bilen başka bir yönetmen görmedim neredeyse. İlk filmi olmasına rağmen, sette ne yaptığını çok iyi biliyor. Sete geldiğinde her şeyi bitirmiş oluyor kafasında. Çekimler çok düzgün gitti, hiç sarkmadı. İstediği her duyguyu, resmi, kareyi, her şeyi de yakaladı.
“ Derviş ”, Ocak’ta Türkiye’de...
“ Derviş ”te de yabancı bir yönetmenle çalıştınız. Bunun zorlukları oldu mu?
Zorluğu olmadı, çünkü “ Derviş ” ön çalışması en uzun süren filmimdi. Çekimlerden iki ay önce, yönetmen Alberto Rondalli ve gerçek dervişlerle iki ay çalıştık. Sıkı bir eğitimden geçtik. Ekip Kapadokya’ya çekimlerden iki hafta evvel gitti, ben de bir hafta önce oradaydım. Başrol oyuncusu Antonio Buil Pueyo ile birlikte kostümlerimizi giyip motor diyeceğimiz güne kadar onlara alışmaya çalıştık. İş başladığında hepimiz hazırdık zaten.
Bir dil problemimiz vardı, Antonio İtalyanca, ben Türkçe oynuyorduk ama tuhaf bir şey oldu ve tek kelime İtalyanca bilmeyen ben, Alberto ve Antonio’nun söylediklerini anladım. Bize tercümanlık yapan insanlar da şaşırdı. “ İtalyanca biliyor musun? ” diyenler oldu. Bilmiyordum ama güzel bir elektrik vardı aramızda, garip bir şeydi.
Alberto’yla çalışmak da çok keyifliydi. Avrupalı bir yönetmen ve prodüksiyonla ilk kez çalıştım. Bunlar insan hayatında çok ender olan şeyler ve kişiyi çok geliştiriyor. Filmin Türkiye yapımcısı AFS idi. Ferzan Özpetek ve Asaf - Sıtkı Kardeşler. Türkiye’nin çok özel yapımcıları arasında onlar. İyi ki de çalıştım onlarla.
Çekimler 2000’in Eylülünde başladı, 2000 Kasımında da bitti. Film, birtakım uluslararası festivallerde gösterildi, Locarno’da ödül aldı. Ocak ayında da Türkiye’de gösterime girecek. Gerek senaryosuyla, gerek oyuncu kadrosuyla çok iyi bir film olacak bence. Ama bittikten sonra görmedim ben de. Bekleyip göreceğiz...
MERYL STREEP 10-03-06, 11:11 Filmdeki rolünüz neydi?
Dergahta eğitim gören, sürekli herşeyi sorgulayan genç bir derviş adayı vardı: Yusuf. Onu oynadım.
Projeye nasıl dahil oldunuz?
Film, Boşnak yazar Ahmet Selimoviç’in “ Derviş ve Ölüm ” romanından uyarlanmış. Alberto romanı okuyor ve çok beğeniyor. Bütün haklarını alıyor. Türkiye’ye turist olarak geldiğinde, Kapadokya’da gezerken, filmi Türkiye’de Türk oyuncularla çekmeye karar veriyor. Türk oyuncuları araştırıp, filmin oyuncularının önemli kısmını buluyor.
Tek kalan oyuncu var, onu ararken, sanırım, Ferzan Özpetek’in tavsiyesiyle Başak Köklükaya’yı izliyor “ Üçüncü Sayfa ”da. ( Derviş’teki tek kadın oyuncu Başak.) Başak’ı izlerken beni görüyor. Daha önce birkaç kişiye bakmış “ Yusuf ” rolü için, ama aradığı oyuncuyu bulamamış. Benimle görüşmek istedi ve ben de gittim görüşmeye.
Görüşmede garip bir şey oldu. Ofise girdiğimde, diyaloğumuzu sağlayacak tercümanın bir işi vardı. “ Siz İngilizce biliyorsunuz, değil mi? ” dedi bana, “ Evet ” deyince, “ Siz biraz oyalanın, ben geliyorum ” dedi. Konuşmaya başladık biz. Tercümanımız geldiğinde anlaşmıştık bile. Konservatuarı Konya’da okumuştum, dolayısıyla Mevlevileri tanıyordum, o tarihlerde yapacağım bir şey de yoktu... “ Eski Türkçe yazabilir misin? ” dedi bana. Küçükken Kur’an kursuna gittiğimi, ama yine de çalışmam gerekeceğini söyledim. “ Tamam ” dedi. “ Benim için hiçbir sorun kalmadı. Bence başlayabiliriz. ” O sırada tercümanımız geldi, “ Biz anlaştık. ” dedim.
Bazen böyle şeyler vardır. İnsan bir yıl arar oyuncusunu, uzun uzun görüşmeler yapar bulamaz, sonra birisiyle on dakika görüşür. Meğerse aradığı kişi oymuş. “ Üçüncü Sayfa ”da da öyle olmuştu. Zeki İsa’yı uzun süre aramış, hatta çok uzun süre oturup prova almış, sonra benimle 15-20 dakika falan konuştu ve “ Tamam, İsa’yı buldum. ” demiş.
Türkiye’de paparazzi programlarında boy göstermek çok kolay...
Rol aldığınız filmlerin oyuncu kadroları genelde çok iyi. Bu sizin seçiciliğinizle mi ilgili?
İnsanlar yaptığınız işlere bakıp nasıl bir insan olduğunuzu anlıyor ve böyle kadrolarla çıkıyorlar karşınıza. Hayata bakışınız, ortaya koyduğunuz işler, nasıl işlerde var olacağınızı gösteriyor. Yapımcılar da bunlara dikkat ediyorlar. Sansasyonel bir şey yapmak istedikleri zaman tabii ki bizi tercih etmiyorlar, çünkü biz bunu başarabilecek insanlar değiliz. Ama gerçekten iyi işler yapmak, iyi oyuncularla çalışmak istediklerinde kim var diye baktıklarında, hep aynı kadro akla geliyor.
Son dönemde çok fazla filmde rol alsanız da pek göz önünde değilsiniz, bu sizin tercihiniz mi?
Böyle bir tercihim yok. Yaşantımı düzenli şekilde devam ettirmek, hayatımla değil, yaptıklarımla anılmak istiyorum, getirisi bu oluyor. İyi işler yapmak istiyorum, bunun kuralı da, çok fazla deşifre olmamak bence. Yoksa paparazzi programlarında boy göstermek çok kolay Türkiye’de. Ben popülist bir iş de yaptım. “ Zilyoner ” diye bir dizide oynadım Atilla Taş’la birlikte. Ama hiçbir paparazzide, televolede görünmedim. Oysa bu çok mümkündü, çünkü her gün setteydiler. İsterseniz engel olabiliyorsunuz buna. Tercih meselesi. Hayatınızı nasıl devam ettirmeyi istediğinizle çok alakalı.
Kriz yapımcıları etkilemedi...
Krize rağmen çok sayıda yeni film çekilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu beni şaşırtan bir şey. Hiçbir şey yapılamayacak diye düşündüğüm bir ortamda en az 20 tane Türk filmi çekildi. Üstelik bu filmlerin bir-iki tanesi haricinde, bütçeler de pek düşük sayılmaz. Mesela “ Deliyürek ”, “ Vizontele ” çok geniş bütçeli filmler. Sinemalarda aynı anda farklı Türk filmleri oynuyor. Belki de, gösterime giren yabancı film sayısının azlığından kaynaklı bu. Başka bir şey daha var beni şaşırtan. Her krizde diziler dururdu, oysa şu an birbiri ardına başlayan diziler var televizyonda. Nedenini bilmiyorum.
Oyuncuları pek etkilemedi herhalde kriz?
Hayır, ben şanslıyım bu konuda, çalışan ender oyunculardan biriyim, ama hiçbir şey yapmadan, ne yapacağını bilmeden bekleyen, çalıştığı dönemlerdeki yatırımlarıyla geçinen pek çok oyuncu var. Oyuncular da etkilendi krizden elbette. Ama, yapımcılar etkilenmedi galiba.
Son dönem Türk filmlerinden en beğendiğiniz hangisi?
“ Büyük Adam Küçük Aşk ”ı çok sevdim. Antalya’da izledim filmi. Şükran Güngör’ün, İsmail Hakkı Şen’in, ufaklık Dilan’ın oyunculuğunu çok beğendim. Yönetmen de çok başarılı. Handan İpekçi’nin de dile getirdiği bir şey var: Filmde çok iyi bir teknik ekip çalışması var. Müzikler ve senaryo da gayet güzel.
Zeki’nin yeni filmleri “ Yazgı ” ve “ İtiraf ”ı da izledim Antalya’da. “ Yazgı ”yı sevdim. Orada da Zeynep Tokuş’un ve Serdar Orçin’in oyunculukları çok iyi. İyi bir film, iyi bir oyuncu kadrosu var.
Türk sinemasının gidişatı ve geleceği hakkında neler diyeceksiniz?
Yeni oluşuyor diyorum ben, ilk kez bu kadar film çekildi ve bu filmler aslında temeli atıyor. Umutluyum, ama ne olacağını bilmiyorum, çünkü iyi filmlerin yanında çok kötü filmler de çekiliyor hala. Yine de, kalite biraz daha yükseldi. Türk sinemasının seyircisi de oluştu. İyiye gidiyor galiba.
Gelecek için planlarınız neler? Oyunculuk çizgisinde mi devam edeceksiniz hep, yönetmenlik, yapımcılık gibi idealleriniz var mı?
Öncelikle tiyatroya dair planlarım var. En kısa zamanda bir oyun içinde yer almak istiyorum. Tiyatroya dair çok şey yapmak istiyorum, ama yönetmenlik, senaristlik veya yapımcılık gibi büyük düşlerim yok şu an. Gelecekte olabilir ama şimdilik erken. Çalıştığım işlerde, set arkasıyla da ilgiliyim aslında, ama şu an böyle bir şey düşünmüyorum. Yine de, ucunu açık bırakıyorum.
İyi bir karakter oyuncusu olmak, her karakteri iyi canlandırabilmek istiyorum. Hep iyi işler, iyi karakterler içinde var olmak istiyorum. Belli bir karakterle kalıp, sadece onun oyuncusu olmak istemiyorum. Şimdiye kadar yaptıklarımdan çok farklı bir şey gelse keşke.
Son olarak, internet hakkında ne düşünüyorsunuz?
Doğru amaçla kullanıldığında çok gerekli ve faydalı bir şey, ama Türkiye’de çok da mantıklıca, anlamlı kullanılmıyor. Herşeyin cılkı çıktığı gibi bunun da cılkı çıkıyor. Ama doğru amaçlı, düzgün kullanılırsa oldukça önemli bir şey. Çağ onu gerektiriyor çünkü. Yavaş yavaş hayatımızın bir parçası haline geliyor internet.
Ruhi Sarı.Son dönem Türk Sinemasının yüzünü güldüren yeteneklerden biri.Tabi ki benim için favori rolü Yeditepe İstanbul'daki Ömer'di ama hakkını vermediği hiçbir rol görmedim bugüne kadar.Birçok projeyi sırf o oynadığı için takip ettim.Daha çok ve önemli rollerde görmek istiyorum Ruhi Sarı'yı.Sanırım bunu hak ediyor!!!!!!!!!!!!!!
sude-elvin 13-07-06, 23:22 cok tatli biri bende en cok yeditepe istanbuldaki ömer karakterini seviyorum güzel laflar ediyordu.
çok beğendiğim bir oyuncu özellikle yeditepe istanbul ve sultan makamında
başrolünde oynadığı alanya almanyayı da hafta içi yayınında değil de ancak hafta sonları izliyordum ve orada da gerçekten çok başarılıydı umarım çok güzel yapımlarda görebiliriz
http://img91.imageshack.us/img91/3329/ruhiba5.jpg
iyi oyuncu ..
"yarım elma"da harikaydı .. çok qülüyodum ..
keremcem'in proqramında da çok iyiydi..
hehe,ba$arılarını devamı qelsin ..
+ruhimin ada$ı (:
Hırçın Kız 20-07-06, 14:33 Ruhi Sarı çok yenetenkli bir oyuncu.Çok farklı rollere bürünebiliyor.Hep güzel projelerde görmek istediğim insan...
özgür_keremcem 12-08-06, 12:09 Ben çok severim ruhi saruyı özellikle keremcemin programına konuk olduktan sonra çok komik ya çok şeker=).
ya ruhi sarı haziran gecesininn son bölümlerindde oynamıştı hakkatenn çok yetenekli bi oyuncuu
GENÇ GÜLLER 29-08-06, 20:52 alanya almanya da harikaydı.AB nin yolları yaştan da çok komikti ya.her türlü rolde oynayabiliyor.çok yetenekli nir oyuncu,bence.:img-grin2 :img-grin2 :img-grin2
Maruf ve 3.Sayfa filmlerinde çok iyiydi.Komedide çok başarılı ama dramada izlemek daha keyif verici.Öyle bir ifadesi varki oynadığı rollerde ezilmiş, romantik,duygusal roller olunca çok bütünleşiyor.Çok başarılı yeni film ve dizilerde görmeyi bekliyorum...
harika bir karakter oyuncusu.değeri bilinmesi gerekenlerden.
http://img150.imageshack.us/img150/8078/balksz2kj6.png
merlystreep 02-10-06, 15:32 ozan güven ve nurgül yeşilçayın başrolde oynadığı ezo gelin dizsinde ruhi sarıda varmış.çok sevindim onunda olduğunu duyunca.. oda diğer tüm oyuncular gibi antepli birini oynayacak. merakla bekliyorum hatta meraktan çatlayarak:img-grin2
ozan güven ve nurgül yeşilçayın başrolde oynadığı ezo gelin dizsinde ruhi sarıda varmış.çok sevindim onunda olduğunu duyunca.. oda diğer tüm oyuncular gibi antepli birini oynayacak. merakla bekliyorum hatta meraktan çatlayarak:img-grin2
Oynayacağını bilmiyordum çok sevindim.Ekranlarda tekraradn görmek çok iyi olacak.Şive li konuşma olursa üstesinden gelebileceğine inanıyorum Yrım Elma dizisnde azeri lehçesiyle konuşuyordu çokda başarılıydı aam Sultan Makamı ve Yeditepe İstanbuldaki replikler onun oyunculuğu ve ses tonuyla daha bir güzel oluyordu...
Ruhi sari trabzonda dogmus. Acaba gercekten trabzonlumu yoksa sadece ordami dogdu. Oyleyse hemseri sayiliriz ben rizeliyim. :happy0064
Yeditepe istanbul dan :
http://img57.imageshack.us/img57/5016/ytistanhy7.jpg
http://img205.imageshack.us/img205/9680/bscap0055vq.jpg
http://image01.resimlerim.us/files/1/9a1b9a2c-0005.jpg
http://image01.resimlerim.us/files/1/a4fa50b7-0003.jpg
http://img206.imageshack.us/img206/9083/43tc0.jpg
Bu arada koca forumda ruhi sari hayrani bir tek ben varim herhalde. Kimse bisey yazmiyo :icon_sorr
Ezo Gelinde gerçekten süper bir performansla oynuyo.(her zamanki gibi yani).İzledikçe hayran kalıyorummm.Hastayım yaa.Helal olsun Ruhi Abime.RUHİ SARI
bazen ödül jürilerinden şüphe etsemde ruhi sarı kesinlikle bütün ödüllerini hak ediyor
http://www.galeriturk.net/getimg/12xu8.jpg (http://www.galeriturk.net)
http://www.galeriturk.net/getimg/4wy6.jpg (http://www.galeriturk.net)
http://www.galeriturk.net/getimg/11xr6.jpg (http://www.galeriturk.net)
http://www.galeriturk.net/getimg/10ul4.jpg (http://www.galeriturk.net)
Başarılı bir oyuncu bence ve daha çok projede yer almalı diye düşünüyorum.
andreasfbi 18-02-07, 10:00 arkadaşlar elinizde ezo gelinden çekilmiş ruhi sarı fotoları yok mu başka? bende çok büyük bir hayranıyım onun.
Gercekten innailmaz basarili bir oyunucu, bugun tekrarini izledim Ezo Gelinin ve innailmaz bir performans verdi, gercekten baska projelerdede yer almali diye dusnuyorum :happy0064
boncuk.girl 13-03-07, 08:45 ayy arkadaşlar sabahları yarım elmanın tekrarı çıkıyo ve orda ruhi sarı huşeng rolüne çok yakışıyo
alanya almanyadada çok komikti
ama şimdi ezo gelinde oynuyo heralde
ama ben izlemiyorum ezo gelini
onun için rolü nasıl bilmiyorum ama yine çok başarılıdır eminim
Sultan Makamindaki Eko Karakteriyle Begenimi Kazanan Bir Oyuncu
mary osbourne 28-06-07, 15:08 bende yedi numara ve yarım elmadakioyunculuğunu çok beğenmiştim
rolünü kendine yakıştıran biri...
Biraz kendinizden ve oyunculuk geçmişinizden söz eder misiniz? Oyunculukla ilk tanışmanız nasıldı?
Ben 1972 yılında Trabzon’da dünyaya geldim. İlkokul, ortaokul ve liseyi İstanbul Kartal’da bitirdim. Tiyatroyla da tanışmam ise lisede lise tiyatrosuyla oldu. Daha sonra lise biter bitmez Kartal’da amatör tiyatro topluluğu olan Kartal Sanat Tiyatrosu’nda tiyatro eğitimi başlamış oldu. Yerleşik bir salona geçişimizle birlikte profesyonel tiyatroyla amatör ruhla işleyen profesyonel bir oluşumun içine girdik. Bütün bunların başladığı yıl 1987 idi. 1995 Aralık ayında ise Tunç Başaran’nın çektiği “Sen de Gitme” filmiyle de sinema serüveni başlamış oldu. Sonrasında Üçüncü Sayfa, Maruf, Derviş, Neredesin Firuze, Hiçbir yerde filmleriyle bu serüven devam etti.
Yeditepe İstanbul, Yarım Elma ve daha birçok önemli çalışmada rol aldınız. Bunun avantajları ve dez avantajları neler oldu?
Ben hep elimden geldiğince değişmeye, oynadıklarımla tekrara düşmemeye ve farklı karakterlere girmeye çalıştım. Sanırım bunları yaparken de hep iyi yapımların içinde oldum. Bunun avantajları çok tabi… Bir kere hep usta oyuncular ve iyi yönetmenler oldu yanımda. Çalışırken çok şey öğrenme ve kendimi geliştirme şansı elde ettim. Tabi ki iyi yapımların içinde bulunmak sizi sonrasında daha dikkatli adımlar atmaya zorluyor. Bu hem iyi hem de zor bir şey. Çünkü her şeyi beğenmemeye başlıyorsunuz, eğer kötü bir yapıma başladığınızı hissediyorsanız acı çekmeye başlıyorsunuz ki bu bir oyuncu için kötü bir durum.
İzleyiciler sizi en çok Yarım Elma’daki Huşenk rolüyle beğendi. Peki sizin en çok kendinize yakıştırdığınız ve oynarken keyif aldığınız karakter hangisi oldu?
Huşenk benim de severek oynadığım bir roldü ama eğer TV dizileri için soruyorsanız tabi ki Yedi Tepe’deki Ömer’i çok seviyorum ve özlüyorum.
En çok beğendiğiniz ve en başarılı bulduğunuz senaryo hangisiydi?
Zeki Demirkubuz’un yazıp yönettiği Üçüncü Sayfa senaryo olarak da film olarak da benim en beğendim film oldu ama Sen de Gitme öykü olarak da film olarak da en sevdiğim film olmuştur.
Birlikte çalışmak istediğiniz ve örnek aldığınız oyuncular var mı?
Beğendiğim çok oyuncu var. Bizim ülkemizin bir oyuncu cenneti olduğuna inanıyorum ben. Çok iyi, çok yetenekli oyuncuların bulunduğu bir memleket burası. Benim de çok sevdiğim, çocukluğumda içimi ısıtan, onlarla büyüdüğüm ustalar var tabi ki, ama bu gün de örnek aldığım arkadaşlarım ve ustalarım var. Bunların birçoğuyla çalışma şansına eriştim. Daha da çalışacağıma inandığım çok isim var
Genellikle sinema daha çok tercih edilse de sizin dizilerdeki çalışmalarınız da oldukça fazla. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Ben oyunculuğu çok ayırt etmemeye çalışıyorum ama iki sezondur tiyatrodan uzak kalmanın verdiği bir keyifsizlik yaşıyorum. Yani demek istediğim, kendimi içindeyken iyi hissettiğim yapımlar benim için önemli. Bu sinema ya da TV dizisi olsa da… Ama bir sinema filminin tadını hiçbir TV dizisinde bulamazsınız. Biri tüketime hizmet ediyor, bir diğeri ise tarihteki yerini alıyor. Bu anlamda daha özenli ve daha sanatsal bir durum ortaya çıkıyor tabi ama yine de hepsinden önemlisi sizin oynarken kendinizi yaptığınız işe ne kadar ait hissettiğinizdir.
Rol almayı düşündüğünüz dizi ve ya film seçiminde nelere dikkat edersiniz?
Ben her şeyden önce senaryoya inanmak isterim. Daha sonra da oynayacağım karakteri kendimle tanıştırmak, bedenimle tanıştırmak, oynayacağım karakterle iyi geçinmek benim için çok önemlidir. Tabi senaryoyu okurken duyduğum heyecan da kararımda etkili oluyor.
Oyunculuk için eğitim her zaman tek başına yeterli mi? Yetenekli gençlerin oyunculuk eğitimi almadan sinema ve dizilerde rol almasına nasıl bakıyorsunuz?
Okulda bitmiyor ki eğitim. Hayatın içinde yaşarken oynadığımız her oyunda, çalıştığımız her sette sürekli yeni bir şeyler öğrenmeye devam ediyoruz. Oyunculuk eğitimi için okul şart değil tabi ki ama bu işi dert edinmek ve her gün üstüne yeni bir şeyler koymak ve etrafınızda olup bitenlere sürekli ilgili olmak zorundasınız. Yani tabi ki eğitim şart, nerde nasıl olursa
olsun gelişmek şart.
Tiyatroyla ilgili neler söylersiniz? Bize biraz da tiyatro geçmişinizden bahseder misiniz?
Sanırım bunu cevapladım ama bir kez daha söylemek gerekirse tiyatro nefes aldığımız beslendiğimiz yer. Daha çok ve asıl olmak istediğim yer orası tabi ki. Tiyatrosuz geçen sezon, geriye atılmış bir adım oluyor. Ama oyun oynamak gerekmiyor tabi ki, tiyatro yapmak için tiyatroları takip etmek, bol bol oyun seyretmek gerekli.
Peki deneyimli bir oyuncu olarak bu işle ilgilenen gençlere neler önerirsiniz?
Söyleyebileceğim tek şey bol bol okumaları, oyun izlemeleri, herkesi ve her şeyi okumaları. Hayatın içinden beslenmeleri ve de mutlaka gelişime açık olmaları gerekiyor. Yani artık her şeyin kolay yoldan elde edildiği ve bunun gerekli olduğu öğretilen bir çağda yaşarken bu hayata karşı bizim yeterli donanımlara sahip olmamız gerektiğine inanıyorum.
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/100_2132-1.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/100_2136.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/100_2140.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/100_2142.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/100_2143.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/100_2144.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/100_2145.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/100_2147.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/100_2149.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/100_2151.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/100_2153.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/100_2154.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/100_2193.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/100_2196.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/100_2198.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/100_2200.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/100_2204.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/100_2233.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/100_2132.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/100_2122.jpg
kibar ve düşünceli adam Ruhi nin bikaç fotosuda benden;)
http://photos-g.ak.facebook.com/photos-ak-sf2p/v232/195/25/637062647/n637062647_506278_8348.jpg
http://photos-e.ak.facebook.com/photos-ak-sf2p/v167/211/50/568072709/n568072709_257036_1774.jpg
adanali esmer 14-06-08, 22:05 merhabalar bende ruhi sari hayranlarindanim gerek Yeditepe istanbul gerek Sultan Makami ve Ezo Gelin..
Ruhi Sariyi cok seviyorum bilmiyorum neden ama seviyorum iste..
Iyi bir oyncu diye heralde..
umarim benide araniza alirsiniz ben melis
umarim yeni dizi projeleri vardir. özledim onu ekranlarda görmeyi :icon_sorr
http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/ruhi-.jpg
http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/ruhi2.jpg
http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/ruhi.jpg
http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/ruhi1.jpg
|
|