PDA

Tüm Versiyonu Göster : Gülbeyaz-Senaryolar


dml
25-08-07, 14:14
Gülbeyaz her sahnesiyle bizi etkileyen, tadında bırakılmasıyla da apayrı bir yere sahip ender dizilerden...
Ama bittikten sonra ister istemez içimizde kalan yönleri de yok değil..
Hangimiz demiyoruz ki
"Ah bir de Kadirle Gülbeyazın düğününü görseydik... Kazım abimiz de orda olsaydı..."
"Ah bir de onların evli çocuklu hallerini görseydik.."
"Beyazla Demir'e ne oldu, Tahirle Neşe ne yapıyor, Nerimanla Halit kaptan ne zaman dönecek..."

Ne bileyim ilk aklıma gelenler bunlar...:)
Bugün dayanamayıp bir senaryoya başladım, 3 sayfa tamamlandı ve devamı da gelecek...

Eminim aramızdan bir şeyler daha yazmak isteyen çıkacaktır...

dml
26-08-07, 13:01

Belli belirsiz bir silüet halinde uzaklaşıyordu iki aşık, kolları birbirini sarmış, yüzlerinde huzur ve mutluluğun yansıması… Tekne onları alıp bir yerlere götürüyordu sanki, geçirdikleri bir senenin kötü izlerini geride bırakıp yanlarına sadece güzel anıları alarak.
Gülbeyaz Kadire baktı ve kendi kendine güldü. “Geçen sene bu zamanlar” dedi içinden… Ne kadar farklıydı her şey, ne kadar farklılardı onlar! Düşman iki aile…
“Hayır” dedi içinden sevgilisini koruyarak kendi sözlerinden, “o hep farklıydı.. ta en başından demişti ben bu kavgaya dahil değilim diye…”
Gülbeyaz’ın iç çekişiyle birlikte Kadir gözlerini ona çevirdi ve gülümsedi..

“Noldu bakim gene daldın bir yerlere?”
“Hiiç.. dilek ağacundan uzaklaştuk ya.. birden akluma o günler celdi işte… şey.. hani seni denizin ortasinda birakup gitmiş idum..”

Kadir kahkahayı patlattı..

“Arkandan tam deliye çattık demiştim ben de.. Tabi sen duymadan.. O günden anlamıştım ne kadar zor kız olduğunu daha sen olduğunu bilmeden:) “
“Dee.. Sen da baştan düşünseydun nasul döneceğunu”
“E benim kim olduğumu anlamasan almıştın beni tekneye kabul et!”
“eh.. yani..”

Alışkanlık mı nedir bilinmez, Kadir Gülbeyaz’a takılmadan edemedi.

“Bana bak.. Hakkaten nası tanıdın sen beni o gün? Ben mi az değişmişim, sen mi çok değişmişin ki seni tanıyamadım ben hm?”

Gülbeyaz’ın yüzü kızardı…
Tanımıştı işte, yüzünü, bakışlarını gördüğü anda tanımıştı Demiroğlu’nu. O zamanlar aşkla meşkle hiç alakası olmadığından, onu gördüğü anda içinde başlayan kıpırtıları farklı yorumlamıştı Gülbeyaz. Ne de olsa karşısındaki bir Demiroğluydu.. Oysa şimdi düşününce, daha o ilk anda Kadir’den etkilendiğini anlamıştı.. Tabi bunu –sevgilisi de olsa- Kadir’e söylemezdi.. Gülbeyaz’a uygun düşmezdi söylemek.

“Eh, benum hafuzamun seninkinden kuvvetli olduğu konusunda ikimiz da hemfikiruk heralde o zaman…”
“Hadi yuttuk bakalım…”

Kadir gülümseyerek elini Gülbeyaz’a uzattı…

“Hem biliyoruz ikimiz de artık bazı şeyleri hiç konuşmasak da. Ailelerin yanında dedim ya.. O zamanlar isimlendiremesek de daha ilk görüşte bir şeyler başlamıştı bizim aramızda Gülbeyaz.. “

Gülbeyaz susup kızarmaya devam etmekle yetindi başını utangaçça öne eğerek.
Kadir:

“ Ne kadar didişsek de vazgeçemedik ki birbirimizden! Oya’ya yaptığın eziyet hala dün gibi aklımda”

dml
26-08-07, 13:04
Gülbeyaz susup kızarmaya devam etmekle yetindi başını utangaçça öne eğerek.
Kadir:

“ Ne kadar didişsek de vazgeçemedik ki birbirimizden! Oya’ya yaptığın eziyet hala dün gibi aklımda”

Gülbeyaz kaşlarını çatarak elini çekti Kadir’in avcundan.

“Hiç de bile! O Oya denen kiz bana bulaşmasaydu hiç de bişi yapmazdum ben ona.. Hak ettu o cezayu da ettuğum laflaru da…”
“Kızma canım kızma aaa… Bi de alışsan şu benim şakalara..”
“Senun şakalar da espiriler de bu kadar soğuk olmasa…”

Kısa bir sessizlik…
Sonra iki sevgili birbirine bakarak gülmeye başladı yine.
Bir süre konuşmadan devam ettiler yollarına Karadeniz havasını içlerine çeke çeke… Kadir İstanbul’u çok sevse de burada kendini gerçekten evinde hissediyordu.. Bir kaçıştı Karadeniz onun için yazdan yaza. Hele şimdi bir de Gülbeyaz olunca yanında..
Gülbeyaz ise zaten çok özlüyordu kasabayı. Çocukluğu, genç kızlığı burada geçmişti. Aileleriyle İstanbul’a taşındıklarında oraya alışmakta en az zorlanan o olmuştu yine de. “Kadirin sayesinde…” diye düşündü Gülbeyaz yine gülümseyerek..

***

Demir Dede ve Beyaz Ana yavaş adımlarla yürüyorlardı yan yana…
50 yıl. Koskoca 50 yıl geçmişti birbirlerinden ayrı, birbirlerinin özlemiyle…
Nihayet yarım asır sonra aralarındaki mesele çözülmüştü işte!
İkisinin mutluluğunu kelimelerle ifade etmek imkansızdı artık…
Belki ömürlerinin son baharlarını yaşayacaklardı yan yana, belki bu sonbahar özlemle bekledikleri ilkbaharın ta kendisiydi, bunu kimse bilemezdi..
“Ama düşünmeyeceğum bunu…” dedi içinden Beyaz ana.. “Geçmişin hesabını çektik biz bunca senedir, üzüldük, üzdük.. Daha fazla geçmişi düşünerek zaman kaybetmeyelim..”

Demir Beyaz’a baktı…
“Daldun gittun gene düşüncelere..”
“Oyle…”
“Ne esasliymuş şu bizum torunlar Beyaz.. Bizden de çetin cevuz çiktular hamsiler..”
Beyaz başını salladı.
“Gülbeyazum hep farklu olmuştur benum içun.. Hep daha yakin olmuştur bana, oğlumdan bile daha yakun.. Bu.. aradaki meseleyu o anlamasa zaten başka kimse da anlayamaz derdum yıllardur…”
“Eh, bizum Kadirle kafa kafaya verunce çözmüşler işte meseleyu.. Hem kendi meseleleruni, hem da bizumkini..”
“Oyle oldi…”
Beyaz ana geldikleri yerde bir banka oturdu… Demir ağa da yanına. Beyaz diyeceklerini toparladıktan sonra başladı konuşmaya

“ Demir ağa bak ne diyeceğum sana… Pişmanluğum aşikardur, biliysun.. Yaptuğum yanliştu, dinlemedum seni, dinlesem da anlamadum, inanmadum.. Ama bundan sonra o meseleleru, o hatamu konuşmayalum olur mu? “

Demir susarak Beyaz’a baktı.. Belliydi bitmemişti söyleyecekleri…
“ Artuk.. 50 sene öncesinde değul, bugünde yaşamak isteyrum Demir.. Torunlarimizun mutluluğuna ortak olmak isteyrum…”

dml
26-08-07, 13:07
“ Bilirum Beyaz.. Ne düşündüğünü, ne hissettuğuni benden iyi kim bilir ki? Onlara bakup bizum yaşayamadığımizu görmek istersun.. Onlarun mutluluğuni kendi mutluluğin bellemek istersun.. Geç kaldığumuz şeyleri onlar yaşadikça huzura ermek istersun… Bilmez miyum..”

Beyaz ana yaşlı gözlerle başını salladı.
Demir:

“ Gülbeyaz’ı telli duvaklı gelin görmek isteysun, ama yüzünde güller açarken.. Çoluk çocuğa karuşmuş, aile genişlemişken.. Ben da Kadiri öyle görmek isteyrum.. Yaninda sevdiğu kadın, mutlu olsun isteyrum.. Taa ne zaman önce demiştum ona.. Hayatının kadunu ancak bir kere çikar karşuna sakın unutma diye.. Bak dinledu dedesunun sözünü cördün mi?”
“ Gülbeyaz o nikah masasundan kalktuğunda anlamaliyduk.. Anladuk da olmaz deduk ya.. neysa… Kadir.. Esaslu uşaktur, bilirum.. O da sana benzii Demir, kafa tutayi ailesine, sevduklerine.. Ne içun? Mutluluğu ancak oyle yakalayacağunu bildiğu içun.. Okumuş uşak, kafalu da.. Ama..”
“Ama ne?”
“ Bugün Gülbeyaz’un endişesinu okudum yuzunde.. Gelmeyeceğuni sandı uşağun.. Bırakti gitti sandu.. Diyeceğum odur ki, torunlarimizun birbirini sevdiğini nasul anlamaduk bunca zaman şimdi şaşayrum kendimize.. Fakat sevgi yetmez Demir, güven lazum.. Birbirlerine güvenmeleri, birbirlerini dinlemeleru, anlamalaru lazum.. Yoksa o bahsettiğun mutluluğu nasul göreceğuk?”

Demir ağa gülümseyerek Beyazın elini iki elinin içine aldı.

“Bak Beyaz hanum.. torunlarumuzun bize benzeduğu doğrudur. Ama sırf bu yüzden biz onlara müdahale edemeyuk.. Bi hata yapacaklarsa yapacaklar ve bundan kendi derslerini çıkaracaklar.. Bence bizim mevzudan çoktan ders aldular onlar.. Birbirlerini dinlemeyu da, anlamayu da zamanla öğrenecekler. Benim kuşkum yoktur..”
“Has konuştun Demir ağa.. İkna ettin beni, şimdi içim rahatladı bak..”
“ Ha şöyle! Eh artuk düğün hazırluklarına başlayalum derum ben tez vakit..”
“orda da sen dur bakalum.. Çocuklar bir kendi aralarunda konuşsunlar hele, ne bu acele? Onlar bizum derdumuze duşmekten kendi aşklarını daha yaşayamadular diledukleri gibi.. Hele biraz bekle…”
“Doğru deysun Beyaz.. Ama ben yine konuşayum bizim haytayla! Kaçurmasun gül gibu kizi.. Kaçurmak diyince… yaşlar da tutii aslında, kaçsalar da hapse girmez:)”

Demir kendi şakasına alışık olduğumuz o meşhur kahkahasıyla eşlik ederken Beyaz da gülümsemekten kendini alamadı…

***

dml
26-08-07, 13:11
***

“Zeynep ver bakayum ordaki tencereyu!”

Demiroğullarının evinde bir telaştır gidiyordu… Evden bir hanımın gitmesiyle birlikte işler tek birinin üstüne kalınca, mutfakta gergin rüzgarlar esmeye başlamıştı.
Saniye bir yandan yemek yapıyor, bir yandan da içeri koşturup etrafa çekidüzen veriyor, bahçeye çıkıp masaya tabak çanak taşıyordu..
Zeynep gözlerini devirerek uzattı annesine istediğini.

“Anne biraz abartmay musun? Alt tarafi akşama Dursunoğulları gelii, gören de tüm kasaba akşam bizde zanneder…”
“Hadi hadi… dikilme orda öyle bakayum..”

Mutfakta bir köşeye sinmiş Neşe de ayaklandı..

“Saniye teyze bana hiçbir şey yaptırmıyorsunuz ama.. Ben de Zeynebe yardım edeyim bari”
“Olur mu kizum, misafire iş yapturulduğu da nerden görülmüş?”
“Anne ne var sanki beraber masayı kursak?”
“İyi iyi.. hadi gidun ordaki çatal bıçakları koyun masaya.. Bardaklar da şurda bak..”
“Tamamdır:)”

Kızlar sohbet ede ede masayı kurarlarken Musa merdivenlerden inerek karısının yanına geldi…

“Oo hanum.. gene cüzel kokular gelii..”
“Musa hiç konuşturma beni şimdi, şu yemeklerden biri yanacak diye ödüm kopayi zaten!”
“Aman tamam iyi söz söylemekle de yaranamayruk artık…”

Saniye durarak Musaya gülümsedi

“Abartma abartma.. Neruman gideli bikaç saat oldu sadece, ama eksikliğini hissetmeye başladum bile valla! İki kadinun çekip çevirmesi ne kolaymuş meğerse!”
“ Ah ah.. Sorma Saniye.. ben da özledum ablamu şimdiden… Neyse.. hadi sana kolay gelsun, ben bi kasabayu dolaşayrum. Gelirken alınacak bir şey var mu?”
“Yok yok.. Tahire söyledum gitti almaya…”
“İyi hadi görüşürük akşama…
“Güle güle…”

…Bu sırada dışarıda…

“ Neşe.. Ne zamandır soracağum sana ama bi türlü yalnız yakalayamadum seni…”
“ Bi ima sezdim sanki ama hadi bakalım sor…”
“ Siz.. Tahir abimle ne kadar ciddisinuz?”
“ Bu da nerden çıktı şimdi?”
“ Bilmem.. Tahir abimi senle tanıştığından beri tanuyamaz oldum.. Senin sayende Yener’e bile bir şey diyemez oldu.. Çok değuşturdun onu.. İyi anlamda yani.”
Neşe gülümsedi..
“ ben de değiştim aslında.. Zıpır, memnuniyetsiz tipin tekiydim hatırlamıyo musun? Okulla da dertliydim.. Bi düzene girdim ben de Tahirle…”
“Yani ciddisinuz:)”
“ hadi hadi.. çene yapmayalım Saniye teyze kızacak şimdi, gel içeri gidip eksik tabakları da getirelim…”
“ eh, kaçaysun gibi bir his var içimde ama…”
“ Zeyneeep..”
“Tamam tamam kizma..”

Ve Demiroğullarındaki mutfak telaşı devam etti…

***

dml
26-08-07, 13:15
***
Hava yavaş yavaş kararmaya başlamıştı…
Kadirle Gülbeyaz tekneyi bağlamış, kasabayı gezmeye çıkmışlardı.
Gülbeyaz mavi bir evin önünden geçerken aniden durdu.

“Dee hatırlay misun bu evi bakayum?”
“ Nasıl unuturum..”
--Gülbeyaz’ın taklidini yaparak--
“Demiroğli bak bu evdeki amca çok şeker bir insandur.. Onun eriklerini alabiliruk..”
Gülbeyaz kahkahalarla güler..
“Eee demiştum ya, çok saf uşaktun çok!”
“hıı.. saflığın bedelini de iki erik sonrası üç sopa yiyerek ödemiştim hatırlarsan..”
“ eh, olacak o kadar.. seni kurtarduğum kavgalara say!”

Kadir suratını ekşitti
“ aman çok komik..”
Gülbeyaz daha yumuşak bir ses tonuyla
“kızma ya…”
Kadir gülümsedi.
Kasabada tanıdıklara selam vere vere yollarına devam ettiler ve Ali kaptanın evine vardılar. Gülbeyaz Kadire döndü

“Akşam size davetliymişuk..”
“Eh şaşırmıyorum.. Onca zamanın acısını çıkartıyorlar tabi.. Eh, pek de itirazım yok hani malum..”
Gülbeyaz güldü
“İtirazun yok tabi uyanuk.. Ama daha konuşacağuk senunle..”
Kadir yine Gülbeyaz’ın taklidini yaparak
“Ne konuşacağuk bakalum?”
“ Teknedeyken keyif kaçırmayayum dedum.. Ama sabahki mevzu halen aklumda bilesin..”
Kadir anlamazdan geldi..
“Eee.. hangi mevzu pardon?”
“ Konuşma yapmaya neden o kadar geç kalduğundan bahsedeyrum”
“ Hıı.. önemsiz bi mesele canım, neden takıldın ki bu kadar…”
Gülbeyaz gözlerini kısarak Kadirin değişen yüz ifadesini inceledi..
“ İyi.. konuşuruk işte önemsiz meseleyu..”
“ Peki peki.. yemekten sonra bizimkiler fark etmeden kaybolabilirsek ortadan dolanırız biraz yine, konuşuruz..”
“ Hı hı.. olur..”
“Tamam o zaman görüşürüz birazdan:)”
Gülbeyaz etrafa baktı.. Gelip giden olmadığını görünce hafifçe uzanarak Kadirin yanağından öptü ve bahçe kapısından içeri girdi..
Kadir de, keyfi yerinde bi şekilde, ıslık çalarak eve doğru yürümeye başladı…

***

dml
26-08-07, 13:17
***

“Abi… abi kime deyrum.. ohooo adam tam aşuk duymay ki sesimi..”
Tahir adımlarını sıklaştırarak Kadire vardı.
“Noldu oğlum ne bu telaş?”
“Telaş falan yok da, sen nerelerdesun onu de bakayum..”
“Ne nerelerdeyim.. buradayım ya işte.”
“O değul, tüm cün yoktun ortada.. Gülbeyazla mıydın?”
Kadir gülümsedi..
“Hııı…”
Kadir yürümeye devam etti. Tahir de Kadirle uğraşacak bir konu bulmuş olmanın verdiği zevkle peşinden yürüdü ve konuşmayı sürdürdü.
“Aslunda ben daha en başundan anlamaluydum he!”
“hmmm…”
“Daha ilk görüşte çarpuldum dedun ya bugün? Ha bugün düşündüm o ilk görüşünü, bana dediydin bu kiz nolmuş diye da, ben yanlış yorumlamişum tabi o zamanlar hehe”
“ Of be oğlum buldun şimdi uğraşacak adam hadi yine iyisin…”
“Yok be abi.. Şu.. Başak’tan beri doğru dürüst bir kiz bulsun da mutlu olsun derdum senin içun, meğer kiz yıllardur dibimizdeymuş da haberimiz yokmuş!”
Kadir gülümsedi. Alay sırası bu kez ondaydı.
“Allah Allah.. bu konuşan Tahir Demiroğlu mu, yoksa bana mı öyle geldi bir an için?”
“ Noldu ki?”
“ Ne bileyim.. benim bildiğim Tahir zamanının çoğunu Dursunoğullarıyla uğraşmaya adayıp onları sinirlendirmekten zevk alan bir adamdı.. Abisi ve onların kızı beraber diye duyunca da küplere binerdi, hım?”
“ Dün dündür bugün bugün, kurcalama sen da!”
“ Tamam tamam demiyorum bir şey şikayetim yok zaten… Sadece hala şaşıyorum geçen bunca zaman boyunca kimsenin merak etmeyişine..”
“ Eh, sizi bekliymişuk diyelum! Hem sen da diyeysun ya, ben onlarla uğraşmaktan çok memnun idum.. eh artık başka bi meşgale bulacağum kendime.”

Kadirle Tahir eve varmışlardı. Bahçedeki masa hazırdı, tam manasıyla döşenmişti.. Neşeyle Zeynep de bahçede oturuyorlardı. Kadirin gözü Neşeye ilişince Tahire döndü.

“Meşgale dedin de aklıma geldi.. Sizin Neşeyle durumlar ne bakayım, bir isim koysam mı?”
Tahir Neşeye bakarak gülümsedi.
“ Valla ne koyarsan koy, umrumda olmayacak pek!”
Kadir Neşeye doğru giden Tahirin arkasından baktı bir süre, sonra evin içine girdi.

“Ooo Saniye sultan, neler yapmışsın..”
“ Eh dünürler gelii oğlum, herhalde yapacağum..”
Kadir “çattık” dercesine gözlerini devirerek annesine baktı
“ Anne ne meraklısın böyle merasimlere ya.. Hemen de sahiplenmiş daha dünkü düşmanını dünür diye:)”
“ Hadi hadi çok konuşma bakayum.. Git yıka elini yüzünü, üstüne de düzgün bir şeyler giy..”
Kadir kareli mavi gömleğine baktı
“Üstümde ne varmış ya.. Çok severim ben bu gömleği!”
“ Ha işte.. Üstünden düşmii! Yatağunun üstüne koydum bi gömlek ütüleyip, git onu giy oğlum hadi bak gelirler az daha sonra…”
“ Tamam anne tamam gittim…”
“ Aa dur dur.. Deden odasunda beklii seni, sonra gidersun giyinmeye..”
“ Oldu…”

***

dml
26-08-07, 13:21
***

Tık tık tık…

Beyaz pencere kenarındaki sandalyede oturuyordu.. Kapının tıklatılmasıyla bakışlarını o yöne çevirdi..

“Gel…”
Gülbeyaz içeri girdi gülümseyerek ve ardından kapattı kapıyı..
Beyaz ananın da yüzü aydınlandı onu görünce, kollarını açarak Gülbeyaz’a gelmesini işaret etti. Nene-torun bir süre birbirlerine sarılmış kaldılar.. Sonra Beyaz ana Gülbeyaz’ın yüzünü ellerinin içine aldı ve alnından öptü.. Gülbeyaz da nenesinin sandalyesinin yanına ilişti.

“ Çıkmadan bir konuşalum istedum senle güzel kizum benum…”
“ Konuşalum tabi nene… Kimbilur anlatacak ne çok şeyin var dimi.. Hala merak ettuklerim var benum de..”
“ Dur hele.. Konuşacaklarum benle değul senle ilgilidur bir kere…”

---

“Benle mi?”
Demir ağa başını salladı..
“ Otur torun karşuma şöyle… uzun zaman oldu konuşmayalu şöyle karşılıklı..”
Kadir Demir ağanın karşısındaki koltuğa bıraktı kendini..
“ hayrola dede?”
Demir gülümsedi…
“Sanki bilmeysun ne konuşacağumu…”
“ Ha.. mevzu belli, Gülbeyazla ben.. ama merak ettim işte tam ne diyeceksin.”
Kadir de dedesine gülümsedi..
“ Ondan önce teşekkür edemedum sana doğru dürüst Kadir.. Eğer sen.. yani siz olmasaydunuz benum bildiklerum benumle birlikte mezara girecekti ve 50 yılluk bu mesele çözülmeden kapanacaktı. Benim de yattuğum yerde kemiklerim sızlayacaktı.. O yüzden sana ne desem az kalır…”
“ Çözülmesi gereken bir meseleydi dede. Biz olmasak başkası, illa ki çıkacaktı ortaya gerçekler. Ama benim de vesilemle olması beni de mutlu etti, Beyaz anayla bu hikayenizin eksik parçalarını anlatacaksın ama bir gün!”
“ Hehehe… Anlataruk anlataruk.. Ama asul mesele, dedum ya, sizsinuz.. Sizun hikayeniz de bizimkine benziyor uşak.. Aşkunuz sağlam, sevginizden şüphem yoktur, bilesun.. Ama…

---

“ Bugünkü o yüz ifadeni gördüğümde endişelendim Gülbeyaz senun için.. Gül yüzlü torunumun yüzünde hiç alışuk olmadığım bir şey gördüm bu sabah… Belki de benum yillar once yaptuğum bir hatanun gölgesinu gordum.. Korktum..”
“ Nene.. Böyle düşünme, üzme çendini nolur. Doğrudur, korktum uşak gelmeyecek diye.. Napayum? Bileysun, büyük hayalleri var Kadirin..”

Beyaz ana Gülbeyaz’ın ağzından ilk defa Kadirin ismini duymuştu, elinde olmadan gülümsedi Gülbeyaz’ın onun ismini söylerkenki ses tonuna, ifadesine. Gülbeyaz ise devam etti
“ Karadeniz, Marmara yetmeyi ona.. Okyanuslara citmek isteyi ta küçüklüğünden beri. Ve sonunda gerçekleşebilur istediğu.. Bugün gitseydu.. gitseydu hayali gerçek olacaktu belki..”
“ Ama gitmedi.. Gülbeyaz’ım ben da sana bunu demeye çalışayrum.. Aranızdaki şeylerden, gerçekliğinden şüphem yok zaten duydun. Tek korkum bunu.. bizum gibi kaybetmeniz..”
“ Böyle bir şey olmayacak nene.. Ben… ben oni.. yani.. şey.. “
Gülbeyaz yutkundu, Beyaz ana gülümsedi.
---

dml
26-08-07, 16:43
---

“ Dede.. Kaybetmek dedin ya? Ben onu kaybetmenin ne demek olduğunu kaybetmenin kıyısından dönerek anladım. O nikah masasından kalkmasaydı ben ne yapardım bilmiyorum.. Ve evet bugün ben önceki hatalarıma bir tane daha ekleyebilirdim belki… Ama.. Dediklerini hatırlıyor musun bana? Hayatının kadınını yalnızca bir kere bulursun demiştin bana. Senin için bu Beyaz anaydı, benim için de Gülbeyaz! Artık bundan eminim, ve bu kararımı hiçbir şey değiştiremez…”

“İşte benum uşağum! Eh, içum rahat o zaman.. Haydin git giyin, gelirler birazdan.. Ben da hazirlanayum..”
“ hı hı…”

Kadir ayaklanıp kapıya gitti. Kapının eşiğinde duraksayarak dedesine döndü.

“ Dede… sen de sağol... birçok şeyi anlamamı sana borçluyum, bunu bil.. ”

***

Gülbeyaz bir süredir aynaya bakıp duruyordu.
Aynada gördüğü kendisi midir emin olamıyordu çünkü bir türlü!
En son istemeye geldiklerinde uzun eteğini giymişti, ama etek giymeye hiç alışık değildi, sanki kıyafetin içindeki o değildi, bir garip geliyordu..
Hele ki bir elbise…
Annesinin elbisesi.
Odadan çıkarken nenesi tutuşturuvermişti eline, masmavi, tam gözlerinin renginde, dizinin altında biten sade bir elbiseydi aslında, boyundan bağlı…
Gülbeyaz sağına soluna dönerek kendini inceledi aynada.
“Bu uşak neler yaptırıyor bana..” diye düşünmeden edemedi ama Kadirin yüzü gözünün önüne gelince dudaklarını ısırdı ve aynadaki yansımasına gülümsedi..
“ Dee.. sanki çok şikayetçisun Gülbeyaz!”

Bu sırada kapı çalındı.
“ Geleyum mi Gülbeyaz?”
“Gel hala gel…”
Gülbeyaz aynadan uzaklaşırken halası içeri girdi ve gördüğü manzara karşısında ağzı açık kaldı.
“ Cülbeyaz! Sen… elbise!...”
“ Ya hala alay etme nolursun ya.. Nenem ısrar ettu illa bunu ciy diye..”
“ Ne alayı kizum, bi içim su olmuşsun!”
“ Yakişmiş mu?”
“ Yakışmak az kalur…”
Gülbeyaz gülümsedi halasına. Meryem halâ yeğenini inceliyordu:
“ Bana bak.. Çok güzel olmuşsun da.. bi şey eksik bu kıyafetle..”
“ Neymiş ki eksik?”

dml
26-08-07, 16:48
Gülbeyaz aynaya baktı. Meryem:
“ Az biraz makyaj da güzel olurdu ya bu kıyafetle-”
“ deee hala ben da bi şey diyecen sandum.. Makyaj falan yapmam! Bi kere yaptular da gördüm noldu.. boya kutusuna düşmüş cibu..”
“ Kızım öyle yap demeyruk sana herhalde ama.. neyse sen bilirsun tabi..”

Gülbeyaz bu kez kaşlarını çatarak inceledi görüntüsünü..
“ Hem haklisun, senin doğal halin de çok güzel, güzel kızım..”

Meryem Gülbeyaz’ın yanına gelip elinden tutarak yatağa oturttu.
“Gülbeyaz.. Bak ne diyeceğum..”
“ söyle hala..”
“ Bu zamana kadar her şeyini anlattun bana, ben da sana açtum içimu.. Bu.. asıl önemli mevzuyu.. anla işte gönül meseleni bana anlatamadun ya en baştan, sabahtan beri bi yandan sevineyrum bi yandan üzüleyrum ne taş kafayum diye..”
“ deee hala.. bilmez gibi konuşma.. o zaman ben bile kendume diyemeydum ki sana anlatayum.. hem, ailelerin arasundaki husumet hepimizin elini kolunu bağlıydi.. O yüzden üzme çendini hiç! Hem.. sahi sevineysun bana ha?”
“ Sevinmem mi! Tamam, arada husumet varken Kadir’e az çok laf etmişimdur… Ama hele ki ona ayrıca bir husumet hiç olmadı bizim ailede, hep uzak tuttuydu uşak kendini bu meseleden, hakkini yemeyelum. Eh, nihayetunde meseleyi çözenler de siz oldunuz işte!”
“ oyle oldi:)”
“ Cülbeyaz.. Sen çoktan hak ettin kizum mutlu olmayu, artık dilediğin gibi yaşamaya bak olur mu? Kadirle mutlu olacağınuza inanayrum ben…”

Gülbeyaz halasına sarıldı sıkı sıkı..
“Sağol hala.. Senin düşüncen çok önemli benim içun, bileysun…”
“ bilirim bilirim… eh hadi oyalanmayalum daha fazla, onu demeye celduydum ben! Haziruk hepimiz, cidebiliruk artık.”
“ Tamam ben da hazirum, cidelum..”
Gülbeyaz son bir kez (yine kendine kızarak “dee aynalardan ayrılmaz oldum yaa…”) aynaya bakarak halasının ardından kapıdan çıktı.

***

Alışılmadık bir manzara olarak, Demiroğulları ve Dursunoğullarının birlikte oturduğu bir masadan kahkahalar yükseliyordu bağrışmalar yerine.
Hava iyiden iyiye kararmıştı.
Demiroğulları’nın bahçesinde tüm ışıklar açılmıştı, boydan boya masa dolmuştu.. En başta Demir ağa oturuyordu, sağ yanında Beyaz ana, onun yanında Gülbeyaz, Kamil, Musa, Saniye, Meryem, Ali Kemal, Taci ve Yunus.. Masanın diğer tarafında ise Demir ağanın diğer yanında Ali kaptan, Kadir, Duriye, Tahir, Neşe, Zeynep, Hami ve Yener.. Herkes etrafındakilerle bir şeyler konuşuyor, bir yandan da yemekler yeniyordu.. Meryem yanındaki Saniyeye döndü..

“Saniyecum bugüne kadar pek söyleme fırsatum olmadi ama hamsi pilavini hakkaten çok güzel yapaysun… ”
“ Afiyet olsun Meryemcum.. Eh senin de yaprak sarmaların meşhurdur…”
“ Neriman ablalardan haber var mu? Sabah yola çıkmışlar diye duydum, ne zaman geliyorlar geri?”
“ Valla deduğune göre sefer 2-3 ay sürecekmiş.. Ama arada geri buraya geleceklermuş”
“ ha iyi iyi…”

dml
26-08-07, 20:51
“Kamil ha bunu denedun mu?”
“ Neyu kardeşum?”
“ Ha bunu.. bak bakalum taduna.. “
Kamil önündeki tabaktan kendi tabağına biraz alıp tadına baktı..
“ Çok güzelmuş..”
“ Afiyet olsun..”
“ Sağolasun.. Neredeydun bugünkü toplantidan sonra Musacum göremedum senu kahvede?”
“ Kasabada dolandum biraz.. Uzun zaman oldu malum, görmeduğum arkadaşlarla hasret giderdum. Sen da öyle yaptun herhalde?”
“ Öyle oldi.. Kasabanın yeri, havasu çok başka.. Özlemişuk çok.”
“ Doğru doğru.. Sizin İstanbul’a dönüş ne zaman?”
“ Valla daha konuşmaduk anamla.. Ama herhalde yazu burada geçirmeya niyetluyuk..”
“ Biz da oyle olacak sanursam..”
Musa Kamil’e biraz yaklaşarak sesini alçalttı.
“ Eh, belki burada yaparuk söz nişan da öyle döneruk İstanbul’a, ha?”
Musa sessizce Gülbeyaz’a bakmakla yetindi gülümseyerek.
Gülbeyaz’ın gözleri ise bir başkasınınkiyle kenetlenmişti:)
Kadir öyle bir bakıyordu her lokmasında bir yandan da kızarıyordu Gülbeyaz. Kadir ise halinden çok memnundu, Gülbeyaz’ın bu doğal hali çok hoşuna gidiyordu, ta başında olduğu gibi.. Ama bu akşam.. Bu akşam ayrı bir güzeldi sanki. “Benim için süslenmiş..” diye düşündü yine gülümsemekten kendini alıkoyamadan Kadir. Süslenmekten kastı ise giydiği o güzel elbiseydi tabii, “En çok da bu halini seviyorum ya… Böyle doğal, makyaja ihtiyaç duymuyor bile.. Şanslısın oğlum Kadir…”
Gülbeyaz bakışlarını kaçırmaktan başka çare bulamadı ve tüm dikkatini tabağındakine vermeyi tercih etti. Ne yaptığını kendi de pek bilmeden eli tuzluğu aramaya başladı sonra. Kadir ise ondan önce davrandı ve Gülbeyaz’ın dikkatini yine üstüne çekerek elindeki tuzluğu Gülbeyaz’a uzattı yüzünde halâ o ifade.
Gülbeyaz ise artık kulaklarına kadar kızararak elleri yavaşça birbirine değerken tuzluğu aldı ve mırıldandı
“ Sağol..”
“ Önemli değil…”
Sanki herkes onların birbirine bir şey söylemesini bekliyormuş gibiydi ki onların iki kelimelik konuşmasıyla masada sessizlik oluştu. Gözler Gülbeyazla Kadiri bulmuştu. Kadir içinden “ Haklı oğlum kız kızarmakta.. Baksana şu ailelerin haline!” diyerek yalvarır bakışlarla Demir Dedeye baktı. Demir de torununun bakışlarından anlamış olacak, masadakilere konuşmaya başladı.

“ Ee.... Bu akşam, uzun zamandur ilk defa, belli bir sebep olmadan iki aile olarak yemekte toplanmış bulunuyoruz. Dileğum, bundan sonraki tüm buluşmalarumuzda kutlayacak…”
Manidar bakışlarla Kadir ve Gülbeyaz’ı süzdü..
“ ..güzel şeylerimiz olacaktur.. Haydin, hepunuze afiyet olsun tekrar…”

Yemek devam ederken Beyaz ana masaya bir göz attı… Kazımın olmadığını fark edince Duriyeye döndü.
“ Duriye Kazim nereyedur?”
“ Arkadaşlaruna söz vermuş önceden Beyaz, uzulerek gelemeyeceğunu söyledi..”
“ Eh hakli tabi uşak.. ne zamandır görmedu arkadaşlarunu…”

dml
26-08-07, 20:54
Gülbeyaz içten içe güldü bu söz üzerine… Aslında Kazım’ın Ayşegül’e sözü olduğunu biliyordu çünkü. Öğlen Kadirle yürürlerken Ayşegülle karşılaşmışlardı, ve Ayşegül o heyecanlı haliyle Gülbeyaz’ı kenara çekerek söylemişti akşam Kazımla buluşacaklarını. Gülbeyaz da bir yandan Ayşegül için çok sevinirken, bir yandan da Kazım’ın bu konuda ciddi olmasını umut ediyordu.

Masanın öbür ucunda da muhabbet koyulaşmıştı. Yener ve Hami Taciyle Yunus’a Beşiktaşlı olmanın güzelliklerinden bahsederlerken Zeynep de gülerek onları izliyordu. Arada Yenerle göz göze geldiklerinde içinde daha önce hissetmediği türden güzel bir şey hissettikçe de daha da mutlu oluyordu. Neşeyle Tahir de kendi hallerinde sohbete dalmışlardı..

“Yarın napsak?”
“ Bilmem.. şu bana söz verdiğin yüzme olayını gerçekleştirsek mesela Tahircim? Bikinimi boşu boşuna getirdim gibi gelmeye başladı da!”
“ bikini mu? Hani mayoda anlaşmuştuk Neşe!”
“ Of Tahir.. Ha mayo, ha bikini ne fark edecek Allah aşkına?”
“ Neyse… Çok kimsenun bilmeduğu bir koy var, yarın oraya gideruk, söz bak..”
Zeynep bu konuşmaya kulak misafiri olunca öne doğru eğilerek abisine baktı.
“Abi.. kulaklaruma inanamayrum. Yarin yüzmeye mi gidiyoruz sahiden?”
“ Sen değul! Benle Neşe gideyruk..”
“ Tahir…”
Tahir Neşenin ses tonunu duyunca hemen fikrini değiştirdi tabii..
“ Şaka canum şaka! Hehe.. Tamam sen da gelirsun..”
“ Yaşasın!”
“ Abi nereye gideyruz?”
Tahir sıkıntıyla Yunus’a baktı.
“ Gitmeyruk hiçbi yere!”

***

Yemekler yenmiş, tabaklar kaldırılmıştı, yerine tatlı için yeni tabaklar geldi… Saniye tatlıları getirmeye içeri gidince Meryem Gülbeyaz’a döndü

“Gülbeyaz hadi kalk da yardum edelum Saniye’ye..”
“ Sen kal hala ben yardum ederum..”
Gülbeyaz masadaki çoğu kişinin bakışları altında içeri mutfağa Saniyenin yanına gitti.
“ Yardım edecek bir şey var mı Saniye teyze?”
Saniye gülerek Gülbeyaz’a döndü
“ Yok yok..”
“ Çayları koyayum?”
“ Eh, hadi koy bakalum.. Bardaklaru hazırladum bak tezgahın üstünde..”
Gülbeyaz çayları koyarken Saniye göz ucuyla Gülbeyaz’ı izledi. Tatlıyı buzdolabından çıkardı ve Gülbeyaz’ı bekledi, çaylar konunca birlikte bahçeye çıktılar.
“ Tatlılar ve çaylar geldi…”
Gülbeyaz Demir dede’den başlayarak masaya çayları bırakmaya başladı. Kadirin yanına geldiğinde Kadir sadece Gülbeyaz’ın duyabileceği şekilde fısıldadı.
“ Ne zaman gideyruk kaptan?”
“ dur konuşuruk…”

dml
26-08-07, 20:57
Gülbeyaz çayların hepsini dağıtınca tepsiyi bırakmaya içeri gitti. Kadir de ayaklanarak mutfağa yöneldi. Bu sefer onları gören sadece Demirle Beyazdı, onlar da yalnızca birbirlerine gülümsemekle yetindiler.. İkisinin de aklından geçen aynıydı ama, “bugünleri de gördük ya..”

Gülbeyaz tepsiyi tezgaha bırakıp arkasını döndüğünde Kadirle burun buruna gelince irkildi. Ona bu kadar yakın durmak dengesini bozuyordu biraz, yalpalayıp tezgaha tutundu ve mırıldandı.

“ Korkuttun..”
“ Fark ettim:) Ne zaman gitsek demeye geldim..”
“ Sen da amma meraklusun ailelerin yanundan uzaklaşmaya..”
“ Yok olayı tersten anlamayalım lütfen… İçlerinden biriyle yalnız kalıp gezmeye diyelim?”

(Gülbeyaz içinden “ Yok yok.. Yüz kızartmaya daha çok meraklusun” )

Gülbeyaz:
“ Ee.. şey.. tatlılar yensun, ikinci çaylarla birlikte kalkaruk, ha?”
“ Hı hı olur.. Tahiri ayarlarım ben onla bir yere gidecek gibi yaparız..”
“ İyi… Ya Kadir.. Aileler barıştı biz neden hala böyleyuk?”
“ E yine onlardan kaynaklanıyor canım, biz bir yürüyüşe çıkacaktık da desek bu saatte nolur sence?”
“ Ee.. eh, ya babalar gelur bizle, ya kardeşler.. yani illa gelir biri..”
“ Hıh.. aynen öyle..”

Derken Tahir içeri girdi.
“ Abi nerdesunuz ya?”
“ buradayız oğlum, su içmeye gelmiştim de ben..”
“ ben da tepsiyi birakaydum, biraktum, cideyum!”

Gülbeyaz mutfaktan çıkınca Tahir Kadire döndü yine.
“ Eh, içimden bi ses artuk bir şeyleri isimlendireceğuk diyor ama…”
( Kadir bu kez Tahiri taklit ederek)
“ Haha sen da! benum da içimden bir ses sözlerimi bana söyler oldun diyor Tahir efendu!”
“ Hehe.. onu boşver de, akşam yengeyle yürüyüşe mi çıkacaksunuz siz bakayum?”
“ Heh, bi kızın yengeliği kalmıştı Tahir aferin oğlum. Bu kadar meraklı olduğunuzu bilseydim çoktan evlenmiştim..”
“ dee, evleneyrum deysun yani?”
“ Ya konu gene nerelere geldi bak.. ne diyeceksen de be oğlum?”
“ hıı.. e benum bildiğum Kadir Demiroğli bu ailede en çok bana güvenir bu konularda.. Ben masadan kalksam diyecektum, biz abimle bir tekneye kadar gideceğuk diye.. uygun mudur?”

Kadir Tahirin sırtına vurdu gülerek
“ Uygundur uygundur..”

***

dml
26-08-07, 21:00
***

Yarım saat sonra, sahilde…
Hafif bir rüzgar esiyordu, Karadeniz’in yazının olabileceği kadar sıcaktı akşam.
Sahil boyunca pek kimseye rastlamamışlardı, bu saatte insanlar yorgun argın evlerinde ya da evlerinin önünde oturuyor olurdu zaten.
Yürürken pek konuşmamışlardı da, ayakları sanki onları belli bir yere götürüyordu, oraya varınca birinden biri konuşmaya başlayacak gibiydi. Birbirlerinin ellerini tutuyor olmasalar, ve bir de bu kadar yakın yürüyor olmasalar, sanki tek başlarına yürüyor gibilerdi yani.
Kayalıklara geldiklerinde Kadir atlayarak kayalardan birinin üstünde dengesini sağladı, sonra Gülbeyaz’a uzattı elini. Gülbeyaz da onun elini tutarak ilerledi kayalarda ve denizin içindeymiş hissi veren en uçtaki kayalardan birine gelince yan yana oturdular. Su rüzgarın da etkisiyle hız kazanarak çarpıyordu kayalara, bu ses de ikisine birden huzur veriyordu… Kadir deniz kokusunu içine çekti gözlerini kapatarak.

“ Karadeniz’in değerini bilmek lazım hakkaten.. İstanbul’da denizin keyfi en güzel uzaktan çıkıyor. Bi de bizim teknede tabii:)”
“ Oyle.. Karadeniz’i de oyle yapacaklar diye çok korkayrum, ama Karadeniz insanu farklidur. Kendisininmiş gibi korur herçes denizi..”

Kadir Gülbeyaz’a baktı.. Gelmeden kıyafetini değişmişti, yine o en doğal haliyle karşısındaydı. Gülbeyaz Kadirin bu bakışını hissedip gözlerini denizden çekti. Gülümseyerek:
“ Ne?”
“ Hiç.. Ne kadar haklıymışım onu düşünüyordum..”
“ Hangi konuda?”
Kadir Gülbeyaz’ın elini tuttu gözlerinin ta içine bakarak.
“ Dünyanın tüm okyanuslarından vazgeçiyorum, gözlerindeki Karadeniz’de boğulmak istiyorum..”
Gülbeyaz dudaklarını araladı bir şeyler söylemek için, ama böyle bir söz üstüne ne dese bilemedi. Kadir de diğer eliyle Gülbeyaz’ın dudaklarını kapattı.

“ Bak bunu sana söyleyip söylememekte çok tereddüt ettim… Şu son zamanlarda çok gel-gitler yaşadık Gülbeyaz, çok badire atlattık, bazen fark etmeden. Ta o ilk seferde konuşmam gerekiyordu senle, ama belki öyle olsaydı her şey düzelmeyecek kadar berbat olurdu kafamın karışmasıyla.. Bu şekilde anladım ben bazı şeyleri, benim için ne kadar değerli olduğunu, senden ne olursa olsun vazgeçemeyeceğimi.. Ama çok talihsizlik yaşadım arada Gülbeyaz! Aklımı karıştıracak, yaptığımı sorgulatacak şeyler oldu.. Dengesizleştim resmen.. Beni affettin di mi bunlar için?”
“ Affetmesem yanunda olabilir miydum ki? Kimbilir şimdi nerde olurdum.. O masadan kalkmamuş olsam, o bileti yırttığını gördüğümde bile aklim karişmiş bi evet desem nolurdu diye düşüneyrum.. Ve ürpereyrum.. Ben de hata yaptum Kadir… Senin beni.. Yani.. Ne bileyum, bile bile evet dedum.. bi inat uğruna, hakli idun öyle derken bana. Evlenseydum bi inat uğruna evlenip mutsuz olmuştum…”
“ Geride kaldı ama bunlar.. Söz artık geride kaldı…”

Gülbeyaz başını salladı.. Ama sormadan rahat etmeyecekti…
“ Kadir.. “
“ Biliyorum ne diyeceğini, ne soracağını. Doğru tahmin etmişsindir muhtemelen, Sea Star’a kabul edilmişim ve son başvuru 2 gün içindeydi. Kafam karıştı yine, hayallerim, yani geçmişim vardı bi tarafta ve öbür tarafta geleceğim.. İkinci kez aynı hatayı yapacak gibi oldum, bindim bir kamyona gidiyordum İstanbul’a…”

dml
26-08-07, 21:03
Gülbeyaz elini çekti Kadirin elinden şuursuzca ve fısıldadı.
“Cidden gideydun sen…”
“ Hayır.. Giden ben miydim emin bile değilim! Tek bildiğim bir anda kendime gelmem.. Ne yaptığımın farkına o kamyona binince vardım.. Benim yerim o okyanuslar değildi artık, geçmişte kalmış bir hayalin peşinden koşmak olurdu okyanusu seçmek… Asıl ait olduğum yerin bu Karadeniz olduğunu bile bile saçma bir şekilde gitmek olurdu, kendime, sana ihanet etmek… Ben seçimimi o Sea Star’dan gelen mektupla değil, asıl Deniz Yıldız’ında yazdığım bir mektupla yapmıştım…”
Gülbeyaz kaşlarını çatarak baktı Kadir’e… Sevdiği adamı hala tanımıyor gibi geliyordu bazen, işte o anlardan biriydi bu. Hem yakın, hem uzaktı sanki o anda Kadir…

“İşte.. sana söyleyip söylememekte tereddüt ettiğim şey buydu… Bu da geçmişte bir yerde kaldı çünkü..”
“ Anlamayrum ki - ”
“ Dur… anlatıcam.. bak hastanedeyken sana bir soru sormuştum hatırlıyor musun?”

[ G: dur tahmin edeyum.. bişi diyeceksun, diyemeysun...
K: gene zehur gibisun!
G: seni benden fazla-
K: Kim tanır diyeceksin?
G: yok canım seni elbet daha iyi tanıyan birileri vardır..
K: (mırıldanır) öyle biri yok aslında
G: efendum efendum???
K: yok bişi...
G: yok yok bişi diyeydun?
K: öhö öhö.. bugünlerde bi mektup aldın mı?
G: ne? ne mektubu?
K: ben cevabımı aldım...
G: bu cevabı ben vermeden sen nasu aldun?
K: bu da benim seni tanımamla ilgili bişi...
G: Ne? ne diyeysun demiroğli anlamayrum?
K: yok bişiiii...]

“ Hatırlayrum da.. O zaman da tam anlatmamuştun ki ne mektubundan bahsettiğini…”
“ Mesele, Gülbeyaz, benim… sana yazdığım bir mektuptu.”
Gülbeyaz, şaşkın, Kadir’e baktı…
“ Bana mektup mu yazmış idun?”
Kadir başını salladı.
“ Ee niye vermedin peki?”
“ Aslında verdim.. Kaptan köşküne bırakmıştım..”
“ Ama ben hiç okumadım ki, cörmedum mektup falan!”
“ biliyorum..biliyorum.. Çünkü senden önce başkası aldı mektubu…”
Gülbeyaz tahmini olmasına rağmen sordu
“ Kim?”
“ Ya… işte…”
“ Ah Kazım ah…”
“ Neyse boşver o defter kapandı.. Ama işte, o mektupta kendim ve sen hakkında anladıklarımı, hissettiklerimi yazmıştım…”
Gülbeyaz usulca sordu.
“Peki şimdi nerde o mektup?”
“ Kimbilir.. Hangi sularda yüzüyor..”
“ Ne? Bir de atmış mı mektubu?!”
“ Yok… aldım mektubu… ama her şey için çok geçti, sen bana cevap yerine düğün davetiyeni getirmiştin bile…”


Gülbeyaz üzüntüyle gözlerini kapattı...

dml
26-08-07, 21:06
Gülbeyaz üzüntüyle gözlerini kapattı...
“ Üzül diye anlatmıyorum bunları Gülbeyaz… Bak gözlerime lütfen..”
Gülbeyaz gözleri biraz buğulu Kadir’e baktı.
“ Hem.. gerçeğinin yerini tutmaz belki ama…”
Kadir cebinden bir zarf çıkarttı ve uzattı Gülbeyaz’a. Gülbeyaz sevinçle zarfa baktı.
“ Bu…”
“ Eh, mektubun kendisi değil ama içinde yazanlar birebir aynı.. O kadar çok yazıp sildim ki son hali tam olarak kaldı aklımda…”
Gülbeyaz titreyen bir elle uzandı aldı zarfı ve açmaya koyuldu ama Kadirin sesi durdurdu onu.
“ Dur.. Bu mektupta yazanlar beni bana hatırlattı işte, ve… off neyse okuyunca anlayacaksın ne demek istediğimi, dimi?”
Kadir sımsıcak gülümsemesiyle baktı Gülbeyaz’a…
Ve mektup Gülbeyaz’ın ellerindeydi nihayet, olması gereken yerde.
Daha ilk iki kelimesiyle yüreğinden vurulmuştu bile yine…

Seni seviyorum…

Evde çantasının içinde lunapark hatırası küçük bebekle birlikte duran uçak haline getirilmiş yazı da geldi o an aklına ve gözleri mutlulukla dolarak okumaya başladı devamını…

“Seni seviyorum…
Artık biliyorsun.
Seni seviyorum ve bu önceki hiçbir şeye benzemiyor..
Korktum.. Ve korkarak hayatımın en büyük hatasını yaptım. Bugünden sonra hayatta bekleyeceğim bir tek şey var. Bir gün beni affetmen.. Bunu yapabilecek misin?
Ömrümün kalanını seninle geçirmek istiyorum Gülbeyaz , beraber yaşlanmak beraber ölmek istiyorum.. Bir erkeğin bir kadına söyleyebileceği bundan fazla ne var ki?

Dünyanın bütün okyanuslarından vazgeçiyorum ve gözlerindeki Karadeniz’de boğulmak istiyorum..”

Gülbeyaz yutkundu ve Kadir’e baktı, gözlerinde birikmiş gözyaşlarını bırakarak.
Kadir ise sildi gözyaşlarını ve yine ellerini tuttu Gülbeyaz’ın ama bu sefer sımsıkı. Kahverengi gözler mavilikte kayboldu ve Gülbeyaz duyduklarıyla bir kez daha kalbinin dışarı fırlayacağını düşündü.

“Seni çok seviyorum Gülbeyaz… Çok…”

Gülbeyaz için zordu aslında bunu söylemek, alışkın olmadığı şeyleri yaşamak… Ama hislerinden bu denli eminken ve sevdiği adam onu bu kadar seviyorken tüm benliğinde hissettiğini söylemekten de çekinmedi hiç artık.

“ Ben de seni çok seviyorum.”

Kadir bu cümleyi ilk kez duymuyordu belki, ama hiçbiri onu bu kadar etkilememişti. Asla. Karnının ortasındaki o kayayı yeniden hissetti sanki. Biliyordu, anlıyordu Gülbeyaz’ın ne hissettiğini çünkü o da aynı şekilde hissediyordu. Ama Gülbeyaz’dan bu kadar net duymak tam da duymak istediğini…

dml
26-08-07, 21:10
Gülbeyaz bir eliyle sıkı sıkı mektubu tutuyor, diğer elini ise hiç hissetmiyordu sanki, Kadirin elinde hapsolmuştu çünkü. Mektubu bacaklarının arasına sıkıştırdı uçmasın diye ve boşta kalan elini Kadirin yanağına koydu. Kadir gözlerini Gülbeyaz’dan ayırmadan başını çevirerek öptü yanağındaki eli ve yüzünü tekrar Gülbeyaz’a doğru çevirdi… Gördüğü sadece bir çift mavilikti artık.. İçinde boğulmak istediği mavilik…
Çok yakınlardı. Alışık olmadıkları kadar.
Öyle ki Gülbeyaz artık damarlarının atışını hissediyordu şakaklarında, bileklerinde. Kadir de ondan farklı değildi. Gülbeyaz’ın yüzü ona yaklaştıkça, onun o tanıdık, denize benzer güzelim kokusunu duydukça dünyada sadece ikisi kalmış gibi hissetmeye başladı ve o da Gülbeyaz’dan aldığı cesaretle yüzünü biraz daha yaklaştırdı Gülbeyaz’a.
O an değil aileler, tüm kasaba başlarında dursa önemli olmayacaktı sanki…
Umurlarında olmayacaktı.
Aralarında hiç mesafe yok gibiydi artık, nefesleri karışmaya başlamıştı. Gülbeyaz titreyerek gözlerini kapattı ve mesafe tamamen yok oldu artık, dudakları birleşti…
Çok hafifti bu dokunuş, varla yok arasındaydı sanki.
Ama birbirlerinin soluklarını hissettikçe bu öpüşün iyice farkına vardılar, ve dokunuş daha belirginleşti ikisi içinde…
Ayrıldıklarında Gülbeyaz gecenin karanlığında bile belli olacak kadar kızarmış duruyordu karşısında Kadirin. Kadir gülümsedi sevgilisinin bu haline… Bir eliyle onun yüzüne düşmüş saçı itti geriye doğru, yüzünü okşadı.
Kelimelere gerek yoktu aralarında.
Halâ çok yakınlardı zaten ama Kadir Gülbeyaz’ı iyice kendine çekti. Gülbeyaz da huzurla içini çekerek başını Kadirin omzuna dayadı ve gözlerini kapattı tekrar.
Ve iki sevgili birbirlerinin varlığını gerçekten içlerinde hissederek, elleri kenetlenmiş bir şekilde oturarak Karadeniz gecesinin tadını çıkarttılar…


***

dml
29-08-07, 14:23
***



“ Kadirciğim,
İlk mektubu sana yazayım istedim.
Her şey yolunda, bazen tekneyle açıldığımızda kötü hissederdim ya, artık öyle bile olmuyor. Aksine ne zaman karaya çıksak kötü hissedeceğim gibi geliyor, o kadar alıştım açık denize anlayacağın.
Herkes nasıl? Benim sizi özlediğim kadar özlediyseniz beni yandık demektir! Sözlerimi yanlış anlama, çok mutluyum burada ama sizlerden uzak kalacak olmak buruyor beni biraz.

Aslan yeğenim, Dursunoğulları ile arada olan mevzunun bildiğim kadarını sana anlatamadığım için kızmamışsındır diye umut ediyorum. Gerçi kimsenin yardımına ihtiyaç kalmadan halletmişsiniz ya kendiniz Gülbeyaz’la, bir kez daha gurur duydum senle.
Gülbeyaz’a gelince… Sizden uzakta olmama üzülmem için bir neden daha çıktı bak. Mutluluğunuza tanık olamıyorum bu kadar mesafeden, ama emin ol hissediyorum. Daha da mutlu olacaksınız inşallah, ikinizi özellikle öpüyorum.
Çok uzun yazamıyorum, sırf iyi olduğumuzu söylemeye mektup atayım dedim. Aramaktansa mektup atmak daha kolay geldi ilk sefer için, sesinizi duyarsam kötü olurum diye korktum galiba. Sen bunu diğerlerine söyleme tabi, daha on gün geçti pişman oldu diye evhamlanırlar.
Kendine ve tüm aileye çok iyi bakacağını biliyorum ama adettendir, söylüyorum işte.
Halit’in de hepinize selamları var.
Babamın da ellerinden öpüyorum…

Neriman “

Kadir gülümseyerek oturduğu sedirden kalktı ve içeri seslendi.

“Halamın selamı var hepinize”
Zaten kapıda olan Zeynep abisinin elindeki zarfı görerek uzandı.
“Aa bakayum ne yazmuş halam…”
Kadir Zeynebin uzandığı zarfı arkasına sakladı.
“Olmaz… Bu yaşa geldin hala öğrenemedin mi kız mektuplar yazılana özeldir”
“Aman abi…”

Saniye ellerini önlüğüne kurulayarak çıktı evden.

“Ne deyi halan iyi miymuş?”
“İyi iyi.. Denizden ayrılamaz olurum sefer sonuna kadar diyor.”
“Oh oh ne cüzel.. Ama nikahınu göremeduk ben ona üzüleyrum.. Resim falan gönderse bari, demiş mi bir şey nasuldu nikah?”
“Anne yazmamış bir şey, yazsa söylerdim… Bi sonraki mektubu sana yazarsa kesin anlatır merak etme, tanıyor halam seni sonuçta dimi bilir merakını:)”
“ Eh napalum.. Onun nikahunu görmeduk ama artuk başka nikahlar göruruk inşallah…”

Saniye içini çekerek eve girdi, Kadir de gülerek başını “Hay allahım..” dercesine salladı ve geri sedire yürüyüp oturdu.
Zeynep Kadir abisinin yüz ifadesini görünce gülümseyerek Kadirin yanına oturdu.

“ Ee abi napaysunuz bugün Gülbeyaz ablayla?”
“ Eh Zeynep bir sen kaldıydın şu ailenin meraklılarına dahil olmayan, seni de uydurdular kendilerine nihayet..”
“ Ya ne kızaysun kötü bir şey mi dedum Allah Allah..”
“ Bilmiyorum ki naparız.. Geçen gün hep beraber tekne yarışı yapalım dedik, aile içi kan davası çıkıyordu gördün.”
“ Hep Tahir abimin başının altından çıkıyor bileysun herhalde… ”
“ Eh, ilk defa bir yarışta benle aynı teknede değil de rakip teknede olunca bozuldu galiba biraz…”
“ Biraz mı? Sen onun kahrini çekmedin tabi, anca söylenip durmuştur biraz.. Ben küçüğüm ya, hıncını benden çıkarttı!”

Kadir küçük bir kahkaha attı..
“Yapma ya.. Naptı?”
“ Vay efendum abim nasıl Gülbeyazla kullanurmuş tekneyi onu diğer tekneye atarmuş da kendine rakip yaparmış da o senin kaç yıllık kardeşinmiş de…”
“ Ohoo yandık desene… Tahir’e bak ya, bekler misin hiç?”
“ Eh bi de sırf size geçilse çok da üzülmezdi belki, kaç senelik şampiyonlarsunuz dimi? Hamiyle Yener’e yenilince iyice çileden çıktı galiba…”

dml
29-08-07, 14:25
Kadir yüzünde endişeli bir ifadeyle başını iki yana salladı.
“ Eyvah eyvah.. bak o küçük detay kaçmış gözümden..”
“ Ya ya… o senin küçük detay deduğun şey yüzünden ben Yenerle de görüşemez oldum haberin yok..”
“ Yenerle görüşemez oldum derken?”
“ Yani… eee..”
“ Hmm?”
“ Öyle yani…”
“ Hadi bakalım…”
“ Neyse biz asıl konumuza dönelum dimi? Nası olsa Tahir abimi sakinleştirdi Neşe… Bugün napaysunuz demiştum ben sana… ”
“ Hııı… Eh işte tekne yarışı sonrası da gerginlik devam edince pek de bir şey yapamadık. Ha bir de denize girmeye o koya gittiğimiz gün var tabii…”
“ Neşenin peşinden koşarken düşüp yara bere içinde kalmasundan bahsedeysun daha çok:)”
“ Eh öyle de denebilir..”
“ Gerçi sen pek bizle değildin ya…”
“ Eh evet ima zamanıydı zaten Zeynepçim. Buyur konuş!”
“ E yalan mı abi? Gülbeyaz ablaylaydun..”
“ yaa? Ben daha çok şu deniz kabuklarını dipten çıkarmakla meşguldüm diye hatırlıyorum ama…”

Kadir masada geniş bir çanağın içinde duran deniz kabuklarını gösterdi, Zeynep ise gülümsedi.

“Hatta bu benim küçük kız kardeşimin ısrarıyla oldu diye hatırlıyorum..”
“Eh dipten bunları çıkardığın doğru.. Ama o zaman da sırf biri vardı yanında”

Kadir güldü…

[ Sessiz sakin bir koy…
Tahir ve Neşe yüzerlerken Zeynep teknede güneşleniyor. Gülbeyazla Kadirse onun yanında oturuyorlar. Kadir elini güneşe siper ederek ayağa kalkıyor etrafa bakınıyor. Gülbeyaz:

“Noldu?”
“Koyun şu tarafı dalışa uygun sanki.. Ama biraz geri çıkıp açıktan dolaşmamız gerek…”
“Abi ya.. Hani ben küçükken deniz kabuğu toplardın bana, yine toplasana… ama kıyıdan değil, dipten çıkartırdın böyle renkli renkli..”
“ İyi hadi toplayayım…”
“ yaşa!”
Zeynep yerinden kalkarak teknenin diğer ucuna gider ve merdivenlerden inerek kendini suya bırakır.. Az ilerde Neşe Tahir’e söyleniyordur..
“ Tahircim havuzda değiliz farkındaysan bak, denizdeyiz..”
“ Anlamadum?”
“ Hani diyorum alan geniş, rahat rahat yüzebiliriz…”
“ Ha öyle yani.. tabi tabi.. yüzelum..”
“ Hamiyle Yener’i de gözlerinle dövüşün kaçmadı gözümden Tahir bu arada.. Zeynep’in hevesini kursağında bıraktın yine..”
“ Ya o hamsilere güven olmaz… Yüzerken eşek şakası falan yaparlar diye korktum…”
Neşe güler bu söz üzerine…
“ Hadi canım sen de.. Tekne yarışından beri yine tavırlısın çocukcağızlara..”
“ Dee hiç de bile!”
“ Hadi hadi yüzelim..”

dml
29-08-07, 14:28
“Benu de bekleyun…”

Zeynep’in de onlara yetişmesiyle üçü birlikte biraz açılarak yüzmeye devam ederler..
Bu sırada Kadir de teknenin yönünü değiştirip biraz açığa alır tekneyi ve geldikleri koyun diğer tarafında tekrar durdurur…

“Burası daha uygun gibi…”

Kadir üstündeki t-shirt’ü çıkartıp sırf şort mayosuyla kalır. Gülbeyazın yanından uzaklaşıp dalacağı yere en yakın ucuna gider teknenin ve suya bakar. Sonra geri döner Gülbeyaz’a

“ Eh, sanırım bulurum bir şeyler..”
Gülbeyaz başını sallar.
Kadir geri Gülbeyazın yanına gelip oturur. Gülbeyaz ise Kadire bakmaktan çok denizle ilgileniyordur. Kadir:

“Noldu bakim?”
“Ne noldi bişi olduğu yok…”
“Bakmıyosun ki bana.”
“Dee sana öyle gelmiş!”

Kadir sırf mayoyla kaldığı için Gülbeyazın biraz utangaç ondan tarafa bakamadığını anlayınca güler.

“ Bazı şeyler değişmiyor dimi?”
Gülbeyaz Kadir’e bakar
“Neymiş bakalum değişmeyenler?”
“ Mesela… Teknenin kadın kaptanı her nedense bakamıyor bazen erkek kaptana.. Beraber yaptıkları ilk deniz seferinde olduğu gibi:)”
Gülbeyaz Kadirin tekneyi kurtardığı günü hatırlar ve o da güler istemeden…
Kadir:
“Hem sen niye girmiyosun bakim denize?”
“ ee.. şey.. su soğuktur..”
“ e Karadeniz Gülbeyaz tabi soğuk olacak..”
“ canım istemeyi?”
“ uydurmaaa…”
“ of iyi tamam.. hadi sen cir deniza, ben de gireceğum sen dalarken…suya alışayım hele..”
“ iyi anlaştık…”

Kadir terliklerini çıkartarak teknenin ucuna gelir. Gülbeyaz şaşırır:

“ e malzemelerin?”
“ yok yok.. çok derine dalmicam zaten.”
“ eh.. iyi ya..”

Kadir suya dalınca Gülbeyaz onun daldığı uca gelerek suda onu izler.. Su çok berrak olduğunda görüyordur onun suda ilerleyişini, gülümser..
Kısa süre sonra Kadir elinde bir avuç deniz kabuğuyla su yüzeyindedir. Elindekileri teknedeki Gülbeyaz’a uzatır..

dml
29-08-07, 14:34
“ bi bu kadar daha bulayım yeter heralde..”
“ sen bilirsun…”
“ ee sen girmedin hala?”
“ bırakayrum bunları burada gireyrum..”

Böylece Kadir tekrar dalarken Gülbeyaz da çarçabuk mayosunun üstündeki şortuyla t-shirtünü çıkartır ve teknenin Kadir’e uzak ucundan denize atlar.
Az sonra Kadir güverteye çıktığında Gülbeyaz tekneden biraz uzaklaşmış yüzüyordur. Kadir elindekileri bırakarak seslenir.

“ Oo oyunbozanlık yapmışsın Gülbeyaz hanım..”
“ efendum ne dedun? Duyamayrum buradan Demiroğlu:)”
“ sıkı dur geliyorum diyorum…”

Gülbeyaz gülerken Kadir suya tekrar balıklama atlamış, birkaç kulaç sonra ise Gülbeyaz’a yetişmiştir bile.

“ Hani beraber yüzecektik?”
“ E celdun işte…”
“ Hmm..”

Gülbeyaz Kadirin saçına yapışmış yosun parçasını görür, alıp denize atar. Kadirse Gülbeyazı izlemekle meşguldür.. Islak saçlarıyla gözlerinin renginin iyice belirginleştiği masmavi suda iyice güzel gözükür Kadire Gülbeyaz.. Gerçi hep gözüküyordur ya…
Kadirin yüzündeki muzip ifadeyi görünce Gülbeyaz Kadirin boşluğundan yararlanarak onu omuzlarından ittirerek suya sokar.. Birkaç saniye sonra bırakarak aynı hızla sırt üstü yüzmeye başlar… Ama bu sefer de Kadir onun peşindedir.

“Bana ha..”

Gülbeyazla Kadirin kahkahaları birbirine karışır… ]


“ Eh galiba öyleydi..”
“ Oh, muhabbet koyu bakayrum..”

Tahir Zeynebe eliyle kenara geçmesini işaret ederek Kadirle Zeynebin arasında yer açtı kendine. Kadir:

“ Ben de diyordum nerde bu çocuk…”
“ Ya ya.. İyice dışlanur oldum zaten kasabaya gelduk geleli!”
“ Yok yok.. sen alıngan oldun bence..”

Zeynep Kadirin sözüne ve Tahirin yüz ifadesine güldü…


***



Bugünlük bu kadar...


Bu bölümleri bugün doğum günü olan Chaylack arkadaşımıza armağan ediyorum:)
İyi ki doğdun chaylack'cım!

dml
31-08-07, 13:52
***

Gülbeyaz odasında yatağına uzanmış Kadir’in geçen gün ona verdiği bir kitabı okuyordu. Bir deniz kasabasında geçen güzel bir aşk hikayesiydi bu, okurken ister istemez bazı yerlerde kendisiyle özdeşleştiriyordu Gülbeyaz baş karakteri.
Kitaba öyle kaptırmıştı ki kapıdaki tıklamayı duymadı. Ayşegül birkaç kez daha çalınca Gülbeyaz’ın seslenmesiyle içeri girdi.

“Kızım ne bu ya yüzünü gören cennetluk! Güya kasabadasun ama burada olduğunu ben pek anlayamadum!”
“ Dee söyleyene bak! Daha dün akşam geldum sizin eve baktum yoksun.. Annene sordum ben senle bileydum dedi ben de bozmayayum dedum…”

Ayşegül Gülbeyaz’ın yatağının ucuna oturdu.
“ Hıı.. Hırkasını almaya eve gelecektu heralde aldı da gitti gene deniz kiyisina demişsun.. Sağol:)”
“ Yaa.. renkten renge girdum o ayrı! Yalan söyledum basbaya yaa.. Niye söylemeysun annene bakayum?”
“ Ya Gülbeyaz bilmez gibi konuşma. İlk defa doğru dürüst biriyle bir şeyler olacak gibi, baştan söylersem annem Duriye teyzeyle dünür ilan ediverur kendini, sonra al başına belayu.. Kazıma nasul anlaturum sonra..”
“ Valla ben bilmem! Hem Kazım da ciddiyse söylesun artık canum aaa gül gibi kizi kaçirirsa kendi yanar sonra.. Onun yaşı geldi geçii..”

Ayşegül bozuldu bu lafa.

“Aşk olsun Gülbeyaz.. Daha çok genç o! Hem de bu genç yaşunda ne işler başardı, kendu ayaklaru üstünde durdu ta İstanbullarda dimi?”
“ E oyledur oyledur…”
“ Hem…”

Ayşegül yüzünde muzip bir ifadeyle Gülbeyaz’a bakarak gülümsedi. Bu ifadeyi aile fertlerinin tümünden tanıyan Gülbeyaz da içini çekerek Ayşegül’e baktı sözünün devamını bekleyerek..

“ Kadir’le ne zaman bakayum sizun nişan hmm? İstanbul’a dönmeden yapilur diye dedikodu aldı başını gitti kasabada bilesun..”
“ Off Ayşegül…”
“ Ne ya kötü bi şey mi dedum? Daha ne bekleysunuz ki bulmuşsunuz birbirinizu, mutlusunuz.. Yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmii.. Arkadaşımı göremez oldum hatta!!”
“ Dee sen da dön dolaş aynı yere bağla konuşmayu!”
“ Tamam tamam demeduk bi şey… Sen ne okuyosun bakim?”
“ Şey.. çok güzel bi kitap.. yabancı bi yazarunmuş..”
“ Nerden aldun?”
“ Kadir verdi:)”
“ Hııı… Bana bak geçen gün tekneyle açildiydunuz onu anlatacaktun bana bak iyi haturladum sen hayatta hatırlayup da anlatmazdun yoksa!”
“ Ya işte gittuk.. Biraz yüzdük.. Öyle yani.”
“ Ya Gülbeyaz doğru dürüst anlat şunu!!!”
“ Tamam tamam.. ”

dml
31-08-07, 13:55
[ Herkes denizden çıkmıştır. Tahir teknenin bir ucunda misinanın ucuna yem takmış, denize sarkıtmaktadır… Tekne biraz açıkta duruyordur şimdi, o yüzden yakaladığı balıklar yeterince büyüktür.

“ Heh şöyle! Gel bakalum Tahir abine..”
Tahir bir balığı daha yanındaki su dolu kovanın içine bırakır ve gülerek Neşeyle Zeynep’in olduğu tarafa bakar.. İki kız uzanmış güneşlenmektedir. Zeynep’in elinde bir dergi, Neşe’nin gözünde güneş gözlüğü ve elinde kitabı vardır. Tahirin gözlerini üzerinde hissettiğinden olacak, doğrularak ona doğru bakar. Başını hafif uzatarak kovanın içine göz gezdirir.

“Oo Tahir bey.. Baya doyucaz galiba..”
“ Eee ne sandun.. Kiz sen da bırak şu elindekini de git yardum et abimlere.”

Zeynep oflayarak dergisinin arkasından söylenir:

“Of abi ya.. Bırak da yalnuz kalsunlar.. Zaten kasabadayken kimse rahat vermii onlara fark etmey misun herkesin gözleri üstlerinde..”
“ Hııı…”

Tahir sesini alçaltıp kendi kendine konuşarak

“ Bizi düşünen yok tabi.. Bu çocuk sevgilisuyle baş başa kalmak ister mu diye bi düşünen yok!”
Neşe Tahir’in kendi kendine söylendiğini görerek güler ve yerinden kalkarak yanına gelir.

“ Yine öfkelendik sanki birden?”
“ Kim ben mi? Yok canum sana öyle gelmuş.. Daha sevgilinizu tanıyamadunuz Neşe hanum. Kendisu Karadeniz’un en sessiz, en sakin kaptanidur…”
“ En hızlısı değil ama dimi:)”
“ Neşeee… Ayıp olii..”
“ Tamam sakin kaptancım, kızma lütfen! Hem.. sen bana balık tutmanın püf noktalarından bahsedecektin unuttun mu?”
“ Oyle mi?”
“ Hı hı…”
“ Bak şimdi..”

Tahir ve Neşe balık tutmaya devam ederlerken teknenin öbür tarafında Kadirle Gülbeyaz masayı kurmuşlardır. Kadir ekmek keserken Gülbeyaz da salatayı hazırlıyordur tam karşısında oturmuş.
Kadir Gülbeyaz’a bakıp gülümseyerek

“ Özledim bizim ekmek teknesini…”
“ Ben da! Hem İmdat’ta da kalii aklım..”
“ Niye kalıyo canım memnun halinden gayet.. Ahmet amca var ya bizim komşu, onun oğluyla yaşıt sabah gözünü açar açmaz onun yanında alıyo soluğu.. Akşam yemeklerinde bile zor görür olduk..”
“ Dee… Geçen gece aileler toplanduğunda da yoktu..”
“ Hıı… Boşver Gülbeyaz bu kış yoruldu yeterince. Tatil yapsın o da dilediği gibi.”
“ Doğru diyosun, hak etti uşak.”
“ Ya bak sürpriz olacaktı ama..”

dml
31-08-07, 13:59
“ Ne?”
“ Kazımla konuştum dün… Geçenlerde o tekne hattının sahibi arkadaşıyla konuşmuş, geri kiralamamız için.”
“ Dee tekne seferleruna devam edeyruk yani!!” ]

Ayşegül içini çekerek Gülbeyaz’a baktı.

“ Görüyo musun Gülbeyaz… Çocuk herkesi düşüneyi.. İstanbul’a gidip de öyle soğuk nevale İstanbullulardan olmamuş!”

Gülbeyaz kaşlarını kaldırarak Ayşegüle bakınca Ayşegül ekledi

“Yani.. bizim kasabadan çıkanların huyu bu herhalde dimi? Kadir de çok efendi çocuk Allah için!”

Gülbeyaz kitabını okşayarak
“ Eh.. öyledur..”
“ Neyse sana doyum olmaz Gülbeyazcım ben gideyrum…”
“ Dur tahmin edeyum.. Kazımla buluşacaksun!”
“ Hayır işte yanuldun haha! Eve gideyrum geri, komşu kasabadan akrabalar ziyarete gelecek.. Sen görmediydin onları dimi?”
“ Yok bilmeydum bile orda akraban olduğunu, kim ki?”
“ Necmiye teyze, annemin kuzeni.. Kasabada değullerdi ne zamandır dönmüşler, bize çağurdu annem birkaç gün bizde kalacaklar.. öyle tatlı insanlar ki..”
“ Hadi sen geç kalma o zaman…”
“ Tamam ama ben unutacaktum bak az kalsun… Asıl ben senu de davet etmeye geldum…”
“ Beni mi? Niye ki?”
“ E hem onlarla tanışmış olursun, hem annem de deyi ne zamandır Gülbeyazla Kadiri bekleruk diye…”
“ Kadiri de m?”
“ Hıı hı.. Sizi beraber yemeğe çağuran ilk o olmak isteyi kasabadan bence.”
“ Dee…”
“ Dedim ben de daha nişan falan olmadı ama kasaba sizi sözlü sayıyor bile.. E öyle sayılırsınız hakkaten ne olacak ki gelsenuz?”
“ Söylerum o zaman Kadir’e, akşamüstü çaya mı gelelum?”
“ Hıı öyle yapun… Bizim akrabalar anca yerleşur şimdi. Hadi görüşürük öğleden sonra! Kadir de gelsin ha… Annem bozulur valla.”

Gülbeyaz başını sallarken Ayşegül ayağa kalktı ve kapıya geldi. Kapıyı açıp çıkmıştı ki dayanamayarak son bir kez Gülbeyaz’a döndü, yüzünde bir gülümseme ve yumuşak bir sesle:

“ Ama çok iyi çocuk dimi Gülbeyaz? Baksana sizin ailelerin de işine koşturayi…”
“ Öyle Ayşegül öyleee… Hadi görüşürük!”

Ayşegül kapıyı kapatınca Gülbeyaz mırıldandı…

“ İyi çocuk iyi çocuk da.. Bize daha evvel ettuklerini bir bilsen…”
Günün devamı hatrına gelince ise gülümsemeden edemedi Gülbeyaz

dml
31-08-07, 14:03
[ … Kadir Gülbeyaz’ın sevinçli halini görünce söylemekle doğru yaptığına karar verir ve gülümser ona.
“ Eh öyle olacak istersek.. Tek mesele Kazım’ın bu arada canını yakmadan ailelere izah etmek.”
“ Doğru deysun. O meseleler tekrar tekrar açulsun istemeyrum ben da…”

Kadir başını sallar.. Ekmeklerin dilimlenmesi bitince hepsini bir sepete koyup üstünü peçeteyle örter. Sonra gelip Gülbeyaz’ın yanına oturur ve aklına bir şey gelmiş gibi kaşlarını kaldırarak ona döner, Gülbeyaz hala salatayla uğraşırken.

“ Onların Ayşegül’le mesele nedir şimdi?”
“ Eh bakacağuk.. Dediydum ya bu Kazim hakikaten doğru kişiyi severse bu sefer.. çok sevinirum ikisi için da!”
“ Ben de ben de… Söz nişan bi şey olsun bir an önce hem Ayşegül’den iyisini mi bulacak di mi ama?”

Gülbeyaz kahkaha atarak elindeki salatalığı kaseye geri bırakır.

“ Sen de amma meraklıymışsın Kazımı baş göz etmeye:)”
“ Eh yani.. Benzer hataları tekrar yapmaya kalkarsa bu sefer elimden bi kaza çıkabilir.”
“ Ne gibi hatalar mesela?”
“ Meselaaa…”

Kadir sağ eliyle Gülbeyaz’ın beline sarılır ve onu kendine çeker hafifçe.
“ Benim sevgilime yan gözle bakacak olursa… Mesela yazdığım mektupları alıp doğru adrese ulaşmalarını engellerse…”
“ Mektuplar mu? Daha başka mektuplar da mı var?!”
“ Ya yok da.. Yani ne bileyim işte olur da olursa diye..”
“ Hmm..”
“ Neyse konuya geri döneyim…”

Kadir yakın temaslarından ötürü Gülbeyaz’ın yine kızaran yüzüne bakar. Sol eliyle Gülbeyazın yüzünü kendisine çevirir.

“ Eh, artık aileler de peşimize takmazlar birilerini sürekli… Rahat rahat tekne ekibimize devam ediyoruz bir ay sonra”
“ Öyle…”
“ Ama artık işkenceler yok dimi? Birimiz kaptanken diğerimiz girebiliyor kaptan köşküne…”
“ Hı hı..”
“ Vecdi babayı da çağıralım yine bir gün gidelim Kız Kulesine…”
“ Olur..”
“ Gülbeyaz?”
“ Efendim?”
“ buradasın dimi?”
“ Nası yani?”
“ Hayır yani kendi kendime konuşuyormuş gibi oldum da…”
“ E ne diyeyum… Çok sevindum anlamadın mi?”
“ Ne bileyim konuşmayınca…”

dml
31-08-07, 14:10
“ Bazen çok konuşmaya gerek kalmii ama anlatmak için. Yani bence… Ne bileyum böyle senle… eee şey… senle konuşurken çok şey söylemesek da anlayrum ben seni.. Yani bence…”

Kadirin yüzündeki gülümseme iyice belirginleşir…

“ Bu doğal halin o kadar hoşuma gidiyor ki Gülbeyaz… Hep böyle kalabiliriz sence de dimi? Değişmeyiz zamanla…”
“ Biz istemezsek değişmeyuk… Ama sen benum değişmemi istemez misin ki?”
“ Nasıl? Niye isteyeyim ben senin değişmeni?”
“ Ne bileyum…Aksanum var diye mesela…”

Kadir şaşırarak Gülbeyaz’a bakar.
“ Sen hiç benim senin aksanından falan şikayetçi olduğumu duydun mu?”
“ Yok duymadum da...”
“ Duyamazsın tabi çünkü öyle bir şey yok! Ben seni aynen böyle, olduğun gibi sevdim Gülbeyaz… Aynen dediğin gibi bazen hiçbir şey söylemeden anlaşabilmemizi sevdim, beni anlayışını, haklı olduğunda kafa tutuşunu, vazgeçmeyişini, senle bu kadar benzememizi… Sen beni nasıl olduğum gibi kabul ettiysen ben de öyle yaptım. Duymayayım bir daha öyle bir şey..”

Gülbeyaz içi ferahlamış bir şekilde sımsıcak gülüşüyle Kadir’e güler ve o anki mutluluğuyla Kadir’i yanağından öper bir anda.
Kadir Gülbeyaz geri çekilince muzur bakmaya devam eder. Diğerlerinin görebileceği bir tarafta durmuyorlardır, o yüzden Gülbeyaz itiraz edemez Kadir ona yaklaşırken ve Kadir Gülbeyaz’ı hafifçe öper dudaklarından. Geri çekildiğinde Gülbeyaz’ın yüzünde artık alıştığı o utangaç pembelik vardır. Kadir:

“ Hani yani… Hatırlatmayı tamamlamak amaçlıydı…”

Gülbeyaz Kadir’in koluna vurur. Kadir en şen haliyle gülmeye başladığında Tahirin sesi gelir.

“ Abi başlayalum hadi artuk balıkları yapmaya…”

Gülbeyaz Tahirin sesiyle birlikte irkilerek Kadir’den çeker kendini ve eline salatalığı ve bıçağı geri alarak salata yapmaya devam eder. Kadir de ayağa kalkarak teknenin öbür tarafına doğru yürür Gülbeyaz’a bir kez daha en tatlı haliyle gülümseyerek.

“ Geldim Tahir, salata da hazır zaten…”
Tahir yanına gelip mangalı hazırlamaya başlayan abisinin kulağına doğru:

“ Ben da bizum salata hiç gelmeyecek diye düşünmeye başladuydum.. Kaç saattir bi salatayu anca yaptunuz ya… Hani dedum-”

Kadir yerde duran gazeteyi alıp Tahirin başına geçirir:)

“Zevzeklik yapma.. Hadi hadi!”
“ Sen de her şeyi yanluş anlaysun da… Senun iyiliğin içun deduydum.. Yenge bu kadar saatte bir salata yaptuysa senu ilerde aç günler bekli Kadir kaptan diyeceğdum hehehee”

Kadirin gazeteyle ikinci hamlesinden başını çekerek kurtulur Tahir ve balıkları yapmaya başlarlar… ]

Gülbeyaz, yüzünde hala bir gülümseme, elindeki kitabın sonlarından bir sayfayı açarak içindekini çıkarttı ve aldığından beri her gün yaptığı gibi mektubu tekrar okudu… Gülümsemesi iyice büyümüşken mektubu zarfının içine koydu ve zarfı okurken kaldığı sayfaya yerleştirdi geri… Zaten birazdan Kadir’le buluşacaktı, babalarıyla balık tutacaklardı bugün, ondan sonra da Ayşegüllere gideriz diye düşündü Gülbeyaz ve kalktı.

***

dml
01-09-07, 12:13
***

“ Ne kadar uzun zaman oldu Kamil kardeşum değil mu?”
“ Öyle Musacuğum… Ama daha dün cibi aklumda burada huzur içinde balık tutuşlarumuz..”
“ Doğru deysun. Hangimiz daha çok baluk tutarsa diğerune verirdu baluklar eşitlenene kadar…”
“ Has konuştun…”
“ Zaten çoğunlukla veren sen olurdun, sen daha çok tuttuğundan.”
“ Bak bu doğru değuldur! Bir gün ben tuttuysam ertesi gün sen tutmuşsundur…”
“ Yoook yok.. Sen bu konuda benden iyisindur.”
“ Ama senun de kaptanluğunu hor görmemek lazumdur da! 4 sene ust uste tekne yarişunda birinciluk kazanmak zor iştur..”
“ Teveccühün güzel kardeşum..”

Gülbeyaz ve Kadir gülmemek için kendilerini zor tutarak babalarının arkasından birbirlerine baktılar ve dayanamayıp gülmeye başladılar.
Kamil solundaki Gülbeyaz’a döndü:

“ Noldu kizum?”
“ ee.. Yok.. yok bişi baba ne olacak… Senla bi kere baluk tutmaya çikmiş iduk da, o günü haturladum.. o gün geldu yani akluma bir an..”
“ sana noldi uşağum?”
“ Hiç baba.. Gülbeyaz gülünce öyle… Ben de güldüm!”

Kamille Musa konuşmaya dalıp bir yandan balık tutmaya devam ederlerken Kadir Gülbeyaz’ın yanına geldi babaların arkasından dolaşıp.

“ Bence sırasıdır, şu tekne işini söyleyelim mi?”
“ İyi fikir! Söyleyelum..”
“ Hı hı…”
“ Kadir?”
“ Hm?”
“ Buradan sonra Ayşegüllere gideceğuk”
“ Ayşegüllere mi niye?”
“ Ayşegül’ün annesu Melike teyze çağirmuş bizi oturmaya. Gelirsun dimi?”
“ Gelirim tabi..”

dml
01-09-07, 12:16
Musa Gülbeyaz’la Kadirin fısıldaşarak konuştuklarını görünce gülümseyerek onlara baktı.
Onların duymayacağından emin olarak Kamil’e:

“ Laf aramuzda pek sevineyrum ha bu uşaklara Kamilciğum… Herkes konuşayi bir şeyler nişan düğün herkesun dilinde mecbur onlara karşu sert durayrum ama ben de bir an önce isteyrum hayurlusuyla, sen ne deysun?”
“ Eh, hayırlısıysa olur deyrum ne diyeceğum? Hele bir onlar konuşsun bunu söylesunlar bize..”

O sırada Kadir öksürerek Musayla Kamilin dikkatini çekti kendilerine.

“ Baba, Kamil amca.. Sizinle bir şey konuşacağız..”

Musayla Kamil birbirine baktı.

***

Ali kaptanın evinin bahçesi…
Sedirde Beyaz ana ve Demir dede yan yana oturmakta, yanda da Ali kaptan oturmaktaydı.
Beyaz:

“ Sana da çok yük olayruk böyle Ali kaptan…”
“ Beyaz ne deysun ne yükü? Benum evum yıllardur böyle şenlik görmedi! Ne cüzel evde ses olayi, evde yaşanduğu belli oldu!”
“ Olsun olsun.. Uşaklar bütün yaz kalaruk deyler de öyle olmayacak merak etme.. Bir iki hafta sonra döneruk Istanbol’a.”

Demir söze atladı.

“ Olur mu öyle şey Beyaz… Çocuklar ne kadar özlemuş fark etmey misun? Bırak istedukları kadar kalsunlar dinlensunlar. Güz gelunce gene hepsinun işleri başlii ne de olsa. Hem bak Ali’nin de şikayeti yoktur. ”
“ He valla Beyaz, doğru diyi Demir, duymayayum bir daha öyle şey. Haydin verun bardakları çaylarunuzu tazeleyum..”
“ Dur Ali kaptan, Meryem içerde o koyardu..”
“ Yok birak kizu zaten tüm işlere o koşturayi ben alişuk değilim ki! Verun verun..”

Ali kaptan bardakları alıp içeri giderken Demir Beyaz’a döndü.

“ Beyaz… Bak lafu gelmişken konuşayum dedum. Aslunda ne zamandur aklumda ama aradaki husumet varken teklif etmeye bile korkmuş idum..”
“ Neden bahsedeysun sen Demir ağa?”
“ Sizun ev… İzin ver şu ipoteğu kalduralum-”
“ Böyle bir şeyi teklif etmedun kabul edeyrum.. Olmaz öyle şey! Çaluşacak uşaklar, hele o damat, kazanacaklar parayu öyle kalkacak o ipotek!”
“ Beyaz inat etme.. Bilmeyrum sanki senu.. Anularun vardur o evde, iyi kötü kaç sene geçirmişsundur… İçin gideyi bir senedur, İstanbol’dayken de aklun buradaydu…”
“ Demir ağa..”
“ Dur hele bir lafumu bitireyum. Artık, akraba sayıluruk. Resmi bir şey yok bileyrum daha nişan da yok ama kısa zamanda olacak, bileyruk ikimiz da… Akrabalar arasunda da böyle şeylerun lafu olmaz. Kamil’le de o hayursuz damadun Ali Kemal’le de konuşacağum ben… Zaten çalışayi uşaklar, daha napsunlar? Gel kabul et, inat etma..”

dml
01-09-07, 12:19
Beyaz ana sıkıntıyla düşündü…
Bir yanda gururu vardı, senelerdir taşıdığı gururu. Yenilmez, boyun eğmez, kendine acınmasından nefret eden Beyaz… Ama bu acımak değildi ki, dedi içinden bir yandan da. Belki de doğru söylüyordu Demir ağa, o evdeki anılar nasıl unutulurdu ki? Kamil, Meryem, torunlar… Hepsi bu evde doğup büyümüştü, bu evi yuva bellemişti.

“ Bir şartla kabul edeyrum.”
“ De bakayum neymiş o şart?”
“ Geri ödenecektur o para sana. Çalişup ödeyeceğuk..”
“ Beyaz - ”
“ Şartum budur.”

Demir ağa gülümsedi.
“ Seni inatçu keçi.. Peki… Ama hele bir aileler düze çiksunlar, işler tam yoluna girsun, öyle.. Sen da bunu kabul et.”
Beyaz ana başını salladı. Sonra o da gülümseyerek elini Demir’in elinin üstüne koydu ve sıktı elini hafifçe.

“Sağol Demir ağa…”
“ Sen sağ ol Beyazum.. sen sağ ol..”

Demir’in ona hitabını duyunca yüzü al al oldu Beyaz ananın… Tıpkı 50 sene önceki gibi konuşmuştu Demir, ve tıpkı o zamanki gibi utanmıştı Beyaz. İkisinin de aklına aynı şey gelince yüzlerindeki gülümsemeler büyüdü.

“ Çaylar gelduuu…”

Beyaz elini çekti Demir’den hemen ve Ali kaptan’a teşekkür ederek çayını aldı. Demir ağa da içini çekerek çayını yudumladı…

***

“ Ben da başka bir şey konuşacaksunuz sandum..”
“ Ben da…”

Musayla Kamil balık tutmaya devam ettiler. Gülbeyaz ve Kadir şaşırarak birbirlerine baktı. Kadir:

“ Baba anlatamadık galiba… Hattı geri alıyoruz diyorum, kaptanlığa devam ediyoruz.”
“ Eyu eyu..”
“ Allah Allah… Gülbeyaz ben mi yanılıyorum yoksa bizim tanıdığımız babalarımız buna sevinip kutlamazlar mıydı?”
“ Valla ben da anlamadum…”
“ Aslında…”
“ Aslunda ne?”

Kadir kendi aralarında konuşmaya devam eden babalara bakarak gülümsedi ve Gülbeyaz’a döndü yine.

“ Aslında anladım galiba…”

dml
01-09-07, 12:23
“ Neyu anladun doğru durust konuşsana ya…”
“ Yok bir şey yok…”
“ Dee Demiroğli hala bazı konuşmalaru yapmaktan kaçaysun gibi bir his var içumda ama..”
“ Yeri değil canım, sonra konuşuruz.”
“ Hmm…”
“ Ayrıca bakıyorum sen iyi huy edindin, ne zaman kafan bozulsa eski uygulamaya geri dönüyoruz. Demiroğlu falan…”
“ Eh, özleyruk o günleru de.”
“ Hıı.. Meşhur işkencelerini… Demiroğli hoşbeş yapmayalum.. Demiroğli güvertayu temizledun mi? Demiroğli paralaru tekrar sayayum ben senun matematiğin kuvvetlu değuldur…”

Gülbeyaz güldü Kadirin taklidi üzerine.

“ Dee hep tek taraflu bakaysun… Senun da ben senin cibi olmayacağum diyip kapulara tabelalar astuğunu, imalar yaptuğunu bileyruk.”
“ Olacak o kadar. Hem birbirini seven insanlar birbirlerine benzemeye başlarmış bir yerden sonra..”

Gülbeyaz tam o sırada oltasına yakalanan balığa hakim olamadı duyduğu sözle heyecanlanıp ve oltayı denize düşürdü. Kadir kahkahalarla gülmeye başladı.

“ Gülme! Gülme ya..”
“ Kizum napaysun?”
“ Baba baluk büyüktü galiba.. ee.. Tutamadum, dengemu şaştum, olta düşti!”
“ Dur dur tamam alırız şimdi…”

Kadir yanında duran ağları atarak Gülbeyazın oltasını aldı, geri verdi.

“ Sağ ol..”
“ Ne demek efendim görevimiz. ”

Kadir sonra Musa ile Kamil’e döndü yine.

“ Ya baba bu kez dinleyin bari… Dönünce diyoruz, biz tekne işine devam ederken Gülbeyaz’la siz de bizim teknede balık-ekmek satmaya devam edin ha? Bizim teknenin sefer izni yok belki hala ama üstünde balık-ekmek satmaya bir şey diyemezler..”
“ İyi düşünmüşünüz uşağum, biz da onu düşüneyduk demundan beri..”
“ Bizimkulere de haber veriruk artuk bu akşam… Biraz daha baluk tutalum da sonra dönelum artık.”
Gülbeyaz Kamil’e baktı.

“ Şey… baba? Ayşegül’ün annesu Melike teyze çağurdu da bizi… Kadir’le beni yani.. buradan oraya gideceğuk biz akşamüstü içun…”
“ Eh, iyi ya.. Biz da arkadaşlara bakaruk bir ha Musa?”
“ Olur tabi… Balukları hanumlara teslim edup gideruk arkadaşlarla hoşbeş etmeye…”
Kamil de başıyla onaylar.


***

dml
01-09-07, 12:26
***
“ Bak Saniyeciğum şurda bir kısmet var… Hanede bir mutluluk olacak…”
“ Ah inşallah inşallah!”
“ Nasul diyeyum, böyle sevincinden oynayacaksun!”
“ Eh, bir düğünde karşuluklu oynaruk inşallah…”

Meryem gülümseyerek kahve fincanını Saniyeye uzattı.

“ Ağzuna sağluk Meryemcum”
“ Ne demek…”
“ Ah ah… Artuk şöyle çocuklarun mürüvetlerini görmek isteyrum, bileysun.”
“ Eh yaşu geldi hepsinun, büyüdüler…”
“ Öyle öyle…”
“ Biz da.. Daha anamlara söylemeduk ama… Ali Kemal’le bir çocuk evlat eduneceğuk.”
“ Ne kadar cüzel!Çok sevindum..”
“ Sağ olasın.. Ama deduğum gibu daha anamun abimin falan haberi yok..”
“ Merak etme söylemem kimseya.. Hem biz de aileden sayiluruk artuk canum…”

Meryem gülümsedi, Saniye de sözüne devam etti

“ Ne zaman kestiremeyrum ama yakin zamanda nişan düğün bir şeyler olacak gibi ha ne dersun?”
“ Bakalum, kısmet tabi.”

“ Ben celdum..”
“ Hoşceldun Musa.”
“ hoş bulduk.. Saniye, şu baluklaru al da yapmaya başla istersen akşam içun..”
“ Tamam bırak sen mutfağa geleyrum ben da.”
“ Ben da kalkayum, abim de celmiştur.”
“ Kamil de birakacaktu baluklaru, sonra gelecek buraya beraber çikacağuk, arkadaşlara gideceğuk.”
“ İyi iyi gidun… Gidey misun Meryem?”
“ Kalkayum, ben de yemeği hazırlayayum. Haydin görüşürük sonra.”
“ Cüle cüle!”

Meryem giderken Saniye elinde fincanıyla içeri girdi Musa’nın peşinden.

“ Kadir’le Cülbeyaz napii?”
“ Melikelere gittular uşaklar demin, oturacaklarmuş beraber, Kadir gelur sonra.”
“ İyi iyi! Eh, ne kadar çok zaman geçirirlersa beraber o kadar iyidur! O kadar yakun demektur bizum düğün!”
“ Abartma Saniye abartma daha ortada fol yok yumurta yok”
“ Dee nasu yok? Demedi mi bu oğlan bize ben bu kizi seveyrum diye…”
“ Dedu de, uşaklarun üstüne gitmenun manasu yoktur. Kamil de benle aynu fikirdedur.”
“ Aman iyi iyi, Kadir’e bi şey demeyrum zaten ama ben o söylemeden de bileydum onun bi kizla ciddi olduğuni..”
“ İşte az daha sabret.. Göreceğuk illa ki mürüvetleruni..”
“ Ah ah…”

Saniye içini çekerek balıkları önüne aldı ve ayıklamaya koyuldu.

***

dml
03-09-07, 22:17
***

“hoş geldiniz!”
“Hoş bulduk…”
“Geçin geçin, arka bahçedeyuk…”

Kadirle Gülbeyaz Ayşegül’ü izleyerek bahçeye geldiler. Sırtları dönük iki kişi oturuyordu Ayşegül’ün anne ve babasının karşısında, hep beraber gülerek bir şeyler konuşuyorlardı. Ayşegül’ün babası Ahmet Kadir’le Gülbeyaz’ı görünce ayağa kalktı:

“ Ooo uşaklar hoşceldunuz, hoşceldunuz!”
“ Hoş bulduk..”

Kadir de Gülbeyaz da misafirlerin yüzlerini göremeden Ahmet amcaları ve Melike teyzeleriyle öpüştüler. Melike:

“ Bak Necmiye, hep bahsedeyduk ya Ayşegül’ün en yakun arkadaşu diye… Bu Gülbeyaz, bu da sözlüsu Kadir.”

Gülbeyaz ve Kadir yüzlerinde birer gülümsemeyle arkalarını döndüklerinde ifadeleri bir anda dondu kaldı. Karşılarında oturan adamın yüzü ise sevinçle aydınlandı ve adam ayağa kalkarak kollarını iki yana açtı:

“ Necmiye benum cördüğümü sen da görey misun?!”
“ Valla bu sefer haklu çiktun Vahap!”

Kadir hala gördüğüne inanamayarak Gülbeyaz’a baktı ve mırıldandı:

“ Tanıdık yüzler görüyorum Gülbeyaz, şaka falan mı bu?”
“ Dee rüyaysa ayni rüyadayuk, şakaysa kim yapayi bu şakayu bulalum!”

Önce Kadir, sonra Gülbeyaz kendilerini Vahap’a sarılmış buldular.
Sonra Vahap geri yerine oturdu, Gülbeyaz şaşkın bakışlarla kendilerini izleyen Ayşegül’ün karşısına otururken Kadir de -hala şokta- Gülbeyaz’ın yanına oturdu. Melike hanımla Ahmet bey de aynı şaşkınlıkla bu karşılaşmaya bir anlam veremeyerek Vahap’a bakıyorlardı.
Vahap pür neşe Gülbeyaz ve Kadir’e döndü yine:
“ Uşaklarum bak kaçtığınıza değdi mi hiç? Aileleri dize getirebileymişinuz madem..”
“ Kaçtıklarına mı?”

Melike hanım kaşlarını kaldırarak bir Vahap’a, bir Gülbeyaz’la Kadir’e baktı.

“ Hem siz nerden tanuşaysunuz anlamadum ki!”
“ Biz ha bu uşaklarla çok karşulaştuk Melike! İstanbul’a giderken geçen sene karşulaştuk, uşak kizu kaçurmaya kalkiştu otobüsten da biraz beceriksiz imuş kizin nenesune yakalandular!”

Necmiye de artık Gülbeyazla Kadirin ta o zaman kaçmaya çalıştıklarına ikna olmuştu.
“ Vahap kadunu sen uyandurdun uyandurmasan çoktan kavuşmuşlardu..”
“ neysa neysa uşak esaslu çiktu.. lokantada karşulaştuk bu uşak kizu kurtardi kaza yapaylardu az kaldı denizden kaçayum derken…”

dml
03-09-07, 22:20
Ayşegül daha fazla dayanamayarak:

“Gülbeyaz!”
“ Dee Ayşegül valla yok öyle bir şey! Biz Kadir’le.. Yani Demiroğli’yla o zaman- “

Vahap Gülbeyaz’ı duymuyor gibi konuşmaya devam etti bu kez Ahmet’e bakarak.
“ otelde de karşulaştuktu haturlay misun Necmiye?”
“ Nasu unuturum! Götürdüydün benu gene ucuz bi otele…”
“ Uydurma şimdu lafu da değiştirme daa! Ha işte otelde de bu kizun abilerinden kaçaylardı..”
“ Abilerinden mi?”
“ He valla.. Kizum soramadum sana, sizin aşiret falan mı vardur? Koca koca kaç tane adam peşinizdeydu!”
“ Aşiret mi?”

Gülbeyaz artık umutsuzca anlatma çabasındadır hızlı hızlı:

“ Ya biz o cün tekne için parça almaya gitmiş iduk oraya, sonra biraz İstanbul’u göstereyum dedi bana Demiroğli, ben da dedum olur, sonra bi baktum adamun biri bi kadunu döveyi! Biz nerden bilelum kadunun dayaktan hoşlanduğunu? peşimize taktular bi sürü adam, biz de o otele girduk…”

Vahap gülerek Gülbeyaza:

“ O cün öyle demeduydunuz ama - ”
Kadir:
“ Eeee Vahap abi sen bi sonraki karşılaşmamızdan bahsedecektin sanki ha? Hani teknede?”
“ Dee bak ben onu unutaydum! Ha bu uşaklarun cicim aylaru çok kısa sürmüş. Bir baktuk Necmiyeyle, boğaz turu yapalum diye bi tekneya binduktu, gene bu uşaklar! Ama nasul kavga edeyler… Eh, ama oğlan hakluydu şimdi bu kiz biraz caduluk yapmuş galiba..”
“ Vahap senin artuk anandan farkun kalmadu! Ne demekmiş caduluk yaptu?! Kiz hakluydu. Uşak terbiyesizluk yapmuş belli, kizcağuz da onun cezasunu vermiş napsun.”
“ Necmiye kiz oğlana basbaya işkence yapaydu!”
“ Uydurma Vahap!”

Gülbeyaz ve Kadir renkten renge girerken Melike araya girdi kavga büyümesin diye.
“ Necmiyecim, Vahap kardeşum kavga etmeyun da..”
“ He valla.. Hem ben bu deduklarunuzdan hiçbir şey anlamadum.”
“ Ahmet amca anlayacak bir şey yok da zaten, birkaç yanlış anlaşılma da -”
“ De uşağum pes valla! Hala inkar mi edeysunuz kaçtuğunuzu?”
“ Biz kaçmadık!”
“ Has konuştu, biz kaçmaduk!”
“ Haydin canum kanduramazsunuz beniii… Cördüm ben senun bakuşlaruni bu kiza.”
“ Eh o zaman inanmaduydum Vahap’a ama Allah içun bir başka bakaydunuz birbirinuza..”
“ Hee.. Hem o kamyon şoförü hemşerum niye yalan söylesun?”

Ahmet artık pes ederek, ama bir yandan da bu eğlenceden keyif alarak arkasına yaslandı.

“ Haydaaa.. bi de kamyon mu çıktı başımıza?”

dml
03-09-07, 22:23
“ Ha o en baştaydu. Uşak kizu otobüsten kaçurduğunda kamyona binmuşlar, sonra kizun nenesine yakalanunca ben sordum adama bunlar kaçay mu diye, o da onlardan duyduğunu anlattu, uşak kizu kaçurmuş.. Kiz da kendi rizasuyla kaçmuş.”
“ Ya Vahap abi yok öyle bir şey abicim anlatamadık ki sana bir yıldır!”
“ De bakalum uşağum sen bu kizla kaçmayu istemedun mu hiç?”

Kadirin bir anlık boşluğuna gelince Vahap’ın kastettiği zamandan çok sonrası aklına geldi ve:

“ Teklif ettim aslında kaçalım diye ama Gülbeyaz kabul etmedi.”
“ Neee?”
“ Kadir ne dedun sen…”
“ Ha.. Ya yok.. Öyle değil yani! Ya biz kasabadan giderken kanlı bıçaklıydık! Kaçmak falan yok… ”
“ Demun kendun demedun mu uşağum ben istedum diye..”
“ İstedim de…”
“ Eee?”
“ O çok sonra! Ailelerin arasındaki husumeti bitiremiyoruz gibi gelince… Off ben ne anlatıyorum ya..”
“ Ailelerin arasundaki husumet mi?”

Vahap hazine bulmuş gibi gözleri parlayarak karısına baktı.

“ Duydun mi Necmiye? Aileleru de düşmanmuş uşaklarun, e tabi kaçarlar haklular…”
“ Vahap kaçmaduk diyorlar ya çocuklar niye yalan söylesunlar?”
“ Kendi gözlerumuzla gördük Ahmetçiğum hem da kaç kere! Yoksa ben öyle dedikodudan falan hoşlanduğumdan değul… Hiç haz etmem ama, bu uşaklarun haline üzüldüm işte.”

Kadir hem kendine kızmış, hem artık sabrı taşmak üzere sinirleri bozuk başını salladı.

“ Ya ya…”
“ Ben çaylaru koyayum artuk! Kafam kazan gibu oldu bir anda… Uy…”

Melike içeri gitti. Vahap ise yine Gülbeyaz’la Kadir’in kavgalı gürültülü tekne macerasını, bu kez çok eğlenen Ayşegül’e anlatırken Kadir Gülbeyaz’ın duyabileceği bir şekilde konuştu:

“ Gülbeyaz bence şu hikayeyi baştan anlatalım da herkes rahatlasın… Özellikle de biz! Yoksa bu olay büyüyecek, kaçmaya çalıştılar falan diye ailelere de gidecek laf, papaz olucaz sonra birileriyle… Dedemi, neneni düşünemiyorum.”
“ Doğru diyeysun Demiroğlu…”
“ Bu arada sen de yine başladın Demiroğlu demeye, bozuluyorum.”
“ Dee ben farkunda miyum ne deyrum. Nasul anlatacaksun?”
“ eee.. Hikayeyi ana hatlarıyla özetlerim artık.”
“ Eh iyi…Ben eklemelar yaparum arada..”
“ Hııı… Ama bak adam bana işkencelerin konusunda haklı, bunu da anlatıcam haberin olsun:)”
“ Kadiiir…”
“ Hehe tamam tamam…”

dml
03-09-07, 22:27
Kadir sonra herkesin duyabileceği bir ses tonuyla:

“ eee… Bence hikayeyi bir kere de bizden dinleyin parçalar öyle daha kolay oturuyor, böyle kafamız karıştı dimi ama? Hem Vahap abi sen de artık bir huzura er, böyle bir yıldır yarım yamalak bir şeyler bilerek kafa patlattın, yazık sana da!”
“ Eh anlat bakalum uşağum…”
“ Ben üniversite okumaya İstanbul’a gideli çok zaman geçmişti, Gülbeyaz o sırada kasabadaydı. Geçen yaz gördük birbirimizi uzun zaman sonra, ben inatçı, Gülbeyaz benden inatçı biraz huzursuz birkaç gün sonrası ben İstanbul’a dönmek için otobüse bindim, Gülbeyazla ailesi de İstanbul’a temelli yerleşiyorlardı o ara. Aynı otobüse düşmüşüz ama sonra otobüsü kaçırdık. Yani bir kaçırma varsa bu vakada en fazla otobüsü kaçırdık Vahap abi, üzdüm seni ama napalım gerçek bu.”
“ Dee.. Ama kamyon şoförü?”
“ Ya onu de sevindirmek için öyle hikaye uydurdum ben, Gülbeyaz da sinir oluyordu, o sinir olunca ben mutlu oluyordum. Yani bizim aramızda didişme vardı o zamanlar habire.”
“ Eh, didişme varsa aşk da vardur Kadir uşağum, öyle değul mi?”

Kadir böyle aşk meşk meselelerinin herkesin önünde konuşulmasından rahatsızlık duyduğunu biliyordu Gülbeyaz’ın, kızarmaya başladığını görünce yine hemen kapatmaya çalıştı mevzuyu.
“ Eee.. Ama geç anlaşılan türden bizimkisi:) Neyse…Sizinle diğer karşılaşmalarımızda da hep başımızı bir belaya sokmuştuk. İlkinde Gülbeyaz’ların tekne açılışına yetişmeye çalışırken mazot bitti tekne sürüklendi, otele gelişimizi duydunuz demin… Sonraki seferde de yine didişiyorduk işte!”
“ Dee.. ama şimdu sözlüymüşsünuz siz… Lafa daldum kutlayamadum bile!”

Kadir gözlerini devirmemek için kendini zor tutarak gülümsedi Vahap’a.

“ Ya ya sağ olun.. O sonra sonra oldu, aileler arasındaki sorun bitince rahatladık biz de ama orası doğru..”
“ Aaa, yoksa Demir ağayla Beyaz hanum sizin dedenizle neneniz midur?”

Kadir’le Gülbeyaz bir kez daha korkuyla Necmiye’ye baktılar.

“ Eee… Noldu ki?”
“ Melike anlatmuştu da biraz.. Onlarun arasunda da geçmişte bir aşk varmuş, sonra aileleri düşman olmuş da - ”
“ Çaylar geldu!”

Melike hanım çayları dağıtmaya başladı bir yandan konuşarak.

“ Hadi hadi… Artuk birakalum da bu konuyu, hem bak öğrendinuz hikayelerinu da.. Rahatlamişsunuzdur herhalde.”
“ Ne demek istedun Melikecum şimdi?”
“ Ne diyeceğum Necmiyecuğum, aklunuzda kalmiştur bunca zaman, nihayet öğrendinuz ya…”
“ Ha öyle yani…”
“ Ya ya…”
“ Poğaçalaru da soğutmayun firindan yenu çiktu.. Hadi afiyet olsun!”

***

bu akşamlık bu kadar... Beğenmeniz umuduyla:)

dml
10-09-07, 20:57
***

“Abi?”
“ Hıı?”
“ Noldi sana ya çok yorgun gözükeysun..”
“ Sırf yorgun olsam iyi.. Öldüm öldüm dirildim akşam akşam…”
“ Hayurdur noldi?”

Kadir akşam yemeği öncesi Tahir’le bahçede oturuyordu.

“ Ya bugün eski bir tanıdıkla karşılaştık da Gülbeyaz’la… Abimiz biraz fazlaca konuşkan olunca haliyle yoruldum…”
“ Kötü olmuş… ee akşam napayruk? Ne zamandur karşuluklu içmeyruk senla daa…”
“ Valla ben diyorum kaç gündür ama gün akşam dinlemeden başka biriylesin sen ben napayım?”
“ Dee söyleyene bak sen sanki yalnuz gezeysun…”
“ Yok ondan değil de… Ya bu akşam bir planım var da.”
“ Planun var he? De bakalum neymuş planun… Sanki bileyrum ben ama..”

Kadir çok sevdiği taklit oyununu oynadı yine…
“ Bileysun demek.. Neymiş bakalum sen söyle?”
“ Cülbeyazla gezeceksinuz yine işte…”
“ tam olarak öyle değil.”
“ Nasul peki?”
“ Ya bir şey almam gerekiyor da önce..”
“ Ne alacaksun?”

Kadir bir an durakladı. Sonra kimse duymasın diye Tahire yaklaşarak

“ Bana bak yardım eder misin sen gene bana?”
“ Hadi bakalum neye yardum edeceğmişum gene?”
“ Kasaba dışına gidip gelelim iki dakka…”
“ Nereye gideceğuk?”
“ Ya sorgulama işte gidince göreceksin, anlayacaksın.”
“ Hmm.. Şimdi mi gidelum deysun, yemekten sonra gitseyduk?”
“ Yok o saate kapanır falan… Şimdi gidelim.”
“ Anneme ne diyeceğuk laf eder yemek hazur diye…”
“ Olmaz bir şey olmaz…”
“ Eh, hadi acele edelim madem…”
“ Hadi…”

***

“ Cülbeyaz hadi gel de sofrayu kuralum bahçeye!”
“ Geldum hala!”

Gülbeyaz merdivenlerden inerek mutfağa geldiğinde halasının yanında Ali kaptanı da buldu. Ali kaptan:

“ Valla çocuklar ben aluşuk değulum hiç böyle hazur sofraya oturmaya, kaç gündür sesimu çikartmayrum ama ben da yardum edeyum…”
“ Yok Ali abi sen geç otur ya, hem senu rahatsuz edeyruk böyle…”

dml
10-09-07, 21:00
“ Dee Meryem aşk olsun kizum… Bir yandan anan bir yandan sen böyle deyip duraysunuz bozulayrum valla, kaç yıldur tanirum sizi, ailem sayılursunuz olur mu öyle şey?”
“ Sağol Ali abi sağol… Ha bak abim dışarıda oturayi sen de ona eşlik et ha bak hazir zaten yemek falan bir sofra kurulacak..”
“ Eh iyi madem… Kamil yalniz kalmasun…”

Ali kaptan dışarı çıktı. Meryem salatayı hazırlamaya başladı. Gülbeyaz:

“ Hala ben nasul yardum edeyum?”
“ Dur sen hele, götürürük iki dakkada her şeyi masaya… De bakayum nasu geçti günün?”
“ İyiydi işte, Ayşegüllerdeyduk…”
“Akrabaları gelecekti Melike ablanun gelmişler mi?”
“ Hıı gelmişler gelmişler!”
“ Ne o pek bi bezgin konuştun?”
“ Eee… şey… akrabalaru görmüştüm de ben daha önce, pek konuşkanlar, yorgun düştüm bütün gün…”
“ Dee Gülbeyaz, konuşmaktan yorgun düşen ilk kişi sensundur herhalde!”
“ yok hala, görsen anlarsun ne demek istediğimu…”
“ Hıı.. Yarun ben de bir uğrayacağum ne zamandur görüşemedum Melike ablayla zaten. Heh salata da hazur, gel bari taşıyalum masaya”
“ Hı hı…”

10 dakika sonra herkes sofraya oturmuş yemekler yenmeye başlamıştı.
Ali kaptan:

“ Ellerune sağluk Meryem hepsi çok güzel olmuş…”
“ Afiyet olsun Ali abi, sevdiysen gitmeden yine yaparum!”
“ Yap valla.. Hem şu gitme lafundan ne zaman vazgeçeceğsunuz siz bakayum hepinizun ağzında aynı laf…”

Kamil:
“ Meryem doğru diii Ali abi, gideceğuk yakunda İstanbula zaten çok yük olayruk sana böyle… Değul mi ana?”
“ Ben da.. sizle bunu konuşacaktum…”
“ Neyu?”

Beyaz ana çatalını masaya koydu. Bir an sustu önüne baktı konuya nasıl gireceğini bilmeden, sonra hemen konuşmak en iyisi diye düşünerek konuya girdi.

“ İstanbula döneceğuk tabi, Taci’nin okulu başlayacak, tekne seferleri başlayacak, bakkalun işletmesu var… Ama burada olduğumuz sürece başka bir yerde olacağuk…”
“ Nasul yani?”
“ Ana??”
“ Nerde olacağuk nene?”
“ Evimuzde!”
“ Neee?”
“ Nasul evimuzde? Bildiğumuz evimizda mı?”

Beyaz yavaşça başını salladı…

dml
10-09-07, 21:03
“ Haciz işini… halledeceğuk birkaç gün içinde, oraya geçeceğuk.”
“ Beyaz, kapumun size hep açuk olduğunu daha kaç kere söyleyeceğum size daa…”
“ Sağ olasun Ali kaptan, biliruk bizi ailen sayduğunu, biz de seni aileden sayayruk zaten… Ama sanurum hepsi yuvalarunu özlemiştur. Doğru değul mi uşaklar?”
“ Ana ne diyeyum… Çok cüzel olacak da…”
“ Nasul olacak o iş?”

Beyaz yine de Demir’den söz etmek istememişti. Zaten Demir ağayla öyle sözleşmişlerdi, bu mesele ikisinin arasında kalacaktı, böylesinin daha doğru olacağı konusunda karara varmışlardı nihayetinde…

“ Orayu çok kurcalamayun şimdi! Gülbeyaz, Hami siz ne deysunuz bakayum?”
“ Nene ne diyelum! Süper olacak!”

Hami yanında oturan Yenere baktı sevinçle.

“ Benim odayu göreceksun, manzarasu süperdur! Direk denize bakayii!”
“ Tahmin ederim maviş, sana da öylesi yakışır abicim!”
“ Hehe…”
Herkes sorgulamadan neşeli bir şekilde kendi aralarında konuşmaya başlamıştı, bir tek Gülbeyaz biraz endişeli baktı yanında oturan nenesine..

“ Nene… Büyük masraf altuna girmeyecek miyuk? Altundan kalkabilecek miyuk… Sen düşünmüşsündür bilirum ama…”
“ Merak etme Gülbeyazum.. Çaresi hazurdur…”
“ Peki bana söyle… Bunun…”

Gülbeyaz nenesine yaklaşarak fısıldadı

“ Demir ağayla bir alakasu var midur?”

Beyaz ana kızararak diğerleri duydu mu diye emin olmak için masadakilere baktı. Duymadıklarını görünce Gülbeyaz’a döndü tekrar.

“ Söylesem de söylemesem de sen nasul olsa bir şekilde öğrenirsun benum uyanuk kizum…”

Gülbeyaz en içten gülümsemesiyle nenesine baktı gözleri parlayarak.
Beyaz ana ise yavaşça başını salladı.

“ Vardur… Demir teklif etti… Orada biraktuğumuz maneviyata kıyamadum ben da Gülbeyaz, anlaysun benu değul mi?”
“ Dee nene anlamaz miyum? Çok sevindum ben…”
“ Hem yavaş yavaş da olsa ödeyeceğuk… “
“ Öderuk tabi… Merak etma ben tekneden kazanacağumuz paranun bi kısmını hep bir köşeye ayurup sana ayruca verirum…”

Beyaz torununa sevgiyle bakarak onun yüzünü okşadı.

“ Allah bana senun gibi bir torun verdu ya.. Daha ne isterum deyrum bazen…”
“ Eh, senun gibu bir nene de herkese nasip olmayi!”
***

dml
10-09-07, 21:07
***

Birkaç saat sonra hava iyiden iyi kararmıştı… Kadirle Gülbeyaz akşam yemekleri sonrası evlerden çıkıp buluşmuş, deniz tarafında yürümekteydi. İkisinin de temiz havaya ihtiyacı vardı.

“ Dee… Başum kazan gibi oldu bütün cün!”
“ Hıı.. bir de bana sor! Ne diyeceğimi şaşırdım, doğru anlatıyorsun inanmıyor, kafamdan uydurayım diyorum hemen başka tarafa çekiyor… Of of resmen yoruldum ya!”

Yine ikisinin de çok sevdiği kayalıklara oturdular.

“ Anlamayrum ne hata yaptuk biz en baştan? Yani niye her yerde en olmayacak zamanda çıkaylar karşumuza?”
“ Güzel soru.. Ben de kendime aynı soruyu sordum durdum…”
“ Ya aslunda çok sevimlu insanlar diyeceğum yoktur ama o sorularu yok mu Vahap abinun!”
“ Hafızasının da maşallahı var..”
“ He valla.. yaptuğumuz espirileru bile hatırlayi.”
“ Ama espiri olarak değil, gerçek olarak hatırlıyor Gülbeyazcım farkındaysan…”
“ Misal?”
“ Hani o otelde karşılaştığımızda mesela…”

Gülbeyazın yüzü kızardı, Kadirse muzip ifadesiyle devam etti sözüne…

“ Ne dediğini hatırlatiim mı:) Evlendiniz mi demişti de - ”
“ Taam tamam ben de haturlayrum sayesinde gerek yok söylemene!”
“ Hehehe..”
“ Dee ne sırıtaysun gene pişmiş kelle cibu?”
“ Ne alakası var canım… O gün geldi de aklıma.. Kadıncağızı kurtarıcaz diye kendimiz telef oluyorduk!”
“ Kurtulduk ama!”
“ Eh, biraz da Vahap ağabeylerin sayesinde haklarını yemeyelim di mi?”
“ Has konuştun…”
“ Neyse bırakalım bunları ya… Ne zamandır yalnız kalamıyoruz biz senle…”

Gülbeyaz gülümsedi.

“ Hmm.. Öyle mi? Fark etmemişum..”
“ Yaa demek fark etmemişsin?”
“ Hıı…”
“ Pekiii..”

Kadir Gülbeyaz’a biraz daha yaklaştı oturdukları yerde. Gülbeyaz yine irkildi bir an için Kadir’in yakınlığından ama çekmedi kendini geri.

“ Böyle oturunca anladın mı bi türlü yalnız kalamadığımızı…”
“ Galba öyle olmuş..”
“ Peki sevgilimi öpsem şimdi daha da iyi hatırlar mı acaba:)”
“ Dee sen de çok aliştun… Ne o öyle..”
“ Ne ne?”

dml
10-09-07, 21:12
“ Ben sana bir şey haturlatayum istersen? Senun İstanbulunda değuluk sevgilum, Karadenizde kasabamuzdayuk.. Sevgilum dediğun kiz da artuk Karadenizli bir kiz, İstanbullu süpürge değul.. yani şey… kiz diyecektum. İstanbullu kiz değil…”

Kadir kahkahalarla gülmeye başlamıştı.

“Ne dedin sen ne dedin?”
“ Karadeniz deyrum…”
“ Yok yook.. ondan önce.. Başak için bir şey dedin sen sanki… tam duyamadım bir tekrarlar mısın rica etsem?”
“ Süpürge.”
“ Hehehe… İlahi Gülbeyaz ya… Sü.. Heheh.. Süpürge ha…”
“ Gülmaaa…”
“ Hiç güleceğim yoktu.. Sen de az değilsin hani.. Kıza isim takmışsın bi de!”
“ Ben takmadum bi kere..”
“ Ya kim taktı?”
“ Halam.. Yani, ondan esunlendum diyeyum… O Demir ağanun bastonu diyeydu daha çok.”
“ Ooo.. Siz ailecek takmışsınız kızcağıza..”
“ Dee hemen kizcağuz oldu bakayrum!”

Gülbeyaz Kadirin kolunu omzundan çekti yüzünde kızgın bir ifade…

“ Kızma hayatım kızma aa… Nefret etmeye gerektiren bir sebep yok ondan dedim..”
“ Sen öyle deysun da sizun bahçede çiçek sularken, sonra teknede falan beni gördükçe ettuğu imalı laflaru unutmayrum ben hala!”
“ Ne demiş bakim?”
“ Evleneceğunuzu ima etti ya…”
“ Ve sen de bi türlü bana inanmadın da benim dışımda herkese inandın dimi o zaman? Eski alışkanlık tabi!”
“ Dee bi da yağ cibu üste çıkaysun yaa…”
“ Ne üste çıkıcam ya eski mevzuları konuşuyoruz şurda… Hakkaten bir tartışılmıyor senle Gülbeyaz ha… öğrenmen şart doğru dürüst tartışmayı yoksa işimiz iş…”
“ Ben mu tartuşamayrum? Sen lafu çarpitaysun.. Tokat attuğumda da hakluydum sonra konuşup anlaşalum dedum ama sen tartuşmaktan kaçtın ben napayum..”
“ Hadi hadi… O konuda da haklı çıktığım konusunda hemfikiriz sanıyodum… Gördük Kazım’ın ta o zamandan amacını.”
“ Bak gene ona celdu konu… hani kapatmış iduk?”
“ E kapattıktı da Başaktan bahsederken iyiydi..”
“ Deee konu açmadum ki sadece… ismi geçtu..”
“ İsmi?”
“ Yani işte… amaaan…”
“ Peki peki… Hadi kapatalım şu konuyu da daha fazla canımız sıkılmasın… Ya Gülbeyaz?”
“ hmm…”
“ Biz senle yalnız değilken didişmiyoruz da… Yalnız kalınca tartışacak bir şey buluyoruz hemen farkında mısın?”
“ Eh, bu da eski aluşkanluk olsa gerek..”
“ Ehehe öyle belki… Bu didişmeler büyümesin de ben razıyım..”
“ Ben da…”

dml
10-09-07, 21:15
Kadir batmakta olan güneşin son ışıklarının vurduğu Gülbeyaz’ın yüzünü görünce dayanamaz ve yavaşça dudaklarına bir öpücük bıraktı.
Gülbeyaz boş bulundu itiraz edemez bu öpüşe ama ayrılır ayrılmaz yine rengi kırmızıya dönük bir şekilde Kadire baktı ve daha güçsüz bir sesle mırıldandı

“ Tartışmamuz bundan başladu sanaydum ben…”
“ Hmm.. senin hafızan daha güçlü biliyosun, bak unutmuşum bile ben…”
“ Kasaba küçük bilmeysun sanki.. Her an herkes görebilur..”
“ Sözlüm değil misin ne olacak…”
“ Sözlün müyüm?”

Kadir afalladı…
“ Değil misin?”
“ Öyle miyum?”
“ Öylesin bence…”
“ Nasul sence?”
“ Yani sırf bence değil, zaten iki aile de öyle düşünmüyor mu?”
“ Ben senun düşündüğünü merak ettum şimdi…”
“ Benim düşündüğümü… Peki… Ben gayet net ifade ettim kaç kere, ilk gördüğüm andan beri hislerim aynı diye … Hiçbir şey değiştiremedi bunu, değiştirmeyecek de… Karşılıklı sevgi, karşılıklı söz demek değil mi?”
“ Öyle…”
“ Demek ki sözlüyüz…”
“ Öyleyuk.”

Gülbeyaz Kadirin omzuna yasladı başını ve gözlerini kapattı.
Kadir ise Gülbeyaz’ı izlemeyi tercih etti. Saçları hafif hafif esen rüzgarda dağılmıştı biraz, dalgalanıyordu Karadenizin masmavi suları gibi… Kadir yavaşça gülümsedi. Elini cebine götürdü, cebindeki kutuyu kavradı ama yerinde bıraktı. Dudağını ısırdı, doğru anı beklese miydi acaba?
Doğru an…
O anı bekleyeyim derken Gülbeyaz’ı neredeyse kaybedecekti bir keresinde, aynı derece olmasa da bu hatayı bir kez daha yapmaya niyetli değildi ama.
Gülbeyazı iyice çekti kendine Kadir, onun yanında huzurluyum diye geçirdi içinden, gerçekten mutluyum… Bunca zaman mutluluğu okyanusta hayal etmiş olmak ne kadar uzak geliyordu şimdi ona. Burnunun dibinde yakalanmayı bekleyen mutluluk dururken az daha elinin tersiyle itmişti.
Gülbeyaz’ın alnına ufak bir öpücük kondurdu.
Gülbeyaz bu öpücükle gözlerini açarak Kadir’e baktı.
O çok sevdiği muzip gülümseme vardı Kadir’in gözlerinde yine… ilk gördüğünde olduğu gibi hafif çarpık bir gülümseme dudaklarında, ve gözlerinde o muzip ışıltı! Karanlıkta iyice belli oluyordu.
Kalbi hızlı hızlı atmaya başladı yine Gülbeyaz’ın, dudaklarını ısırdı her utandığı an yaptığı gibi başını biraz öne eğerek.
Bir süre daha aralarındaki bu sessizlik devam etti…
Derken kasabanın içinden, sahile yakın bir yerlerden bir müzik sesi yükseldi, Kadir de Gülbeyaz da kulak kesildi bu tanıdık müziğe. Az sonra sözler de başlamıştı tanıdık bir sesle…

dml
10-09-07, 21:18
“ Oropa ardzo arti varen
Çkim iveri nçari çkvaşa
Miordini miçkutu do
Goytiroku ma si çkvaşa
Miordini miçkutu do
Didou do na ni na….”

Gülbeyazla Kadir aynı anda sesi tanıyarak birbirlerine baktılar…

“ Ha bu bizum Laz uşağu değil midur?”
“ Ta kendisi…”
“ Bugün amma çok tanudukla karşulaştuk bak:)”
“ Hakikaten öyle oldu…”
“ Kadir… hani sen de bi kere pencereden…”
“ Evet… Radyoda çalan da oydu… Yanına gelebilseydim o gece her şey daha kolay çözülmüş olacaktı di mi? Başka bir Kazım bozduydu ama her şeyi…”
“ Bak gene geldi konu oraya… Kazım mı adı Laz uşağunun?
“ Hı hı… Kazım Koyuncu…”
“ Laz uşağuna bak sen… Meğer tanınaymuş radyolarda bile çalaymuş şarkılaru… Bak bu şarkiyu bileyrum ben duyduydum daha önce…”

Gülbeyaz mırıldanmaya başladı sözleri, Kadir ise şaşkınlıkla baktı.

“Kankaleşa gamkomile
Vaşilebu taşi rina
Kankaleşa gamkomile
Didou do na ni na…”
“ Sözlerini anlıyor musun sen?”
“ Heralde!”
“ Lazca bildiğini bilmiyordum!”

Gülbeyaz gülümsedi…

“ Bileyrum…”
“ Devam etsene söylemeye…”

Gülbeyaz ara müziğe kadar eşlik etti şarkıya denize bakarak… Şarkının müziği çok etkiliyordu onu, Kadire baktığında aynı derecede etkilendiğini anladı onun da.
Kadir Gülbeyaz’ın aklından geçenleri anlamış gibi:

“ Ne diyor anlamıyorum ama çok güzel şarkıymış.”
Gülbeyaz şarkıyı dinledi bir süre, sonra:

“ Senin çiftliğinde dolanıyorum
Başıboş şuursuzca
Bu yaptıgın mümkün değil
Sensiz ben ne yapayım
Gecem ile gündüzum bir oldu
Senin yolunu gözler oldum...”




(NOT: sözlerin çevirmesini internetten buldum, ne kadar doğru emin olamıyorum umarım doğruya yakındır en azından!)

dml
10-09-07, 21:21
“ Sözleri de anlamlıymış…”
“ Öyle… Ama Lazcasu daha cüzel tam çeviremedum şimdi…”

Kadir gülümsedi Gülbeyaz’a…
Beklediği an şimdiydi sanki.

“ Gülbeyaz?”
“ Hmm?”
“ Demin dedik ya hani biz sözlüyüz diye…”
“ Ee?”
“ Bir şey eksik di mi sence de?”
“ Nası?”
“ Yani ne bileyim… Mesela…”

Kadir cebinden küçük kutuyu çıkardı. Gülbeyaz’ın gözü de önündeki kırmızı kutuya kaydı…

“ Ka…Kadir…”
“ Yani düşündüm taşındım, fark etmek çok da uzun sürmedi aslında… Bu bizim parmaklarda bir eksiklik var dedim. Eh eksikleri gidermek lazım di mi?”
“ Ben… Kalbim yerinden çıkacak galba!”
“ Çıkmasın çıkmasın dur!”

Kadir Gülbeyaz’ın elini avcunun içine aldı.

“ Gülbeyaz… Sana demiştim ya geçen gece, bazı şeylerde geciktim ben diye. Artık hiçbir şeye geç kalmak istemiyorum ben. O mektupta yazdığımı hatırlıyorsun değil mi?”

Gülbeyaz belli belirsiz başını salladı, Kadir ise sözüne devam etti.

“ Beraber yaşlanmak, beraber ölmek istiyorum seninle… Biliyorsun böyle şeylerde çok beceriksizim ben, kurup durdum kaç gecedir kafamda nasıl konuşsam senle diye bak gene lafı uzatıp duruyorum…”
“ Bence gayet iyi gideysun?”
“ Sen de iyi alıştın buna he… Bu konuşmayı ben de ilk kez yapıyorum bilmem farkında mısın? :)”

Gülbeyaz gülümsemekle yetindi Kadir’e.

“ Madem yardım etmiyorsun, peki… Az kaldı zaten… Ama bu sefer hiçbir şeyin engellemesine izin vermicem konuşmamı baştan söyleyeyim… Şurdan İmdat çıkarsa kutu mutu getirirse birimize görmezden geliyoruz tamam mı?”

Gülbeyazın gülümsemesi kahkahaya dönüşünce Kadir “ iyi saçmaladım…” diye düşünerek son cümleye geldi hemen.

“Gülbeyaz evlen benimle…”

dml
10-09-07, 21:25
Gülbeyazın kahkahası havada kaldı.
“ N..ne?”
“ Daha niye bekleyelim ki dimi? Her şeyi yoluna soktuk artık, engel kalmadı önümüzde… Niye mutluluğu böyle yakalamışken daha fazla bekleyelim? Benimle evlenir misin Gülbeyaz?”

Gülbeyaz gözleri dolarak Kadire baktı ve başını salladı.

“ Evet…”
“ Evlenirsin yani…”
“ Son bildiğum evetin onay anlamuna geldiğiydi ama…”

Kadir Gülbeyaz’ın sözünü bitirmesine izin vermeden ona iyice yaklaştı ve uzun uzun öptü dudaklarından. Ayrıldıklarında Gülbeyaz zorla gözlerini açarak baktı Kadir’e. Kadir mırıldandı.

“ Bu seni seviyorum demekti kısaca…”
“ Ben de seni…”

Kadir artık elindeki kutuyu açarak çıkardı yüzükleri içinden ve Gülbeyaz’a ait olanı parmağına geçirdi, Gülbeyaz da kutuda kalan yüzüğü Kadir’in parmağına… Sonra eline baktı Gülbeyaz mutlulukla… Bizi birbirimize bağlayan yüzük, diye geçirdi aklından. Sımsıcak oluverdi içi yine her zamanki gibi.
Kadir de ondan farklı değildi, doğru insandı karşısındaki, doğru kadın… Ve onunla devam edecekti yoluna bundan sonra. Güzel bir hayat bekliyordu onları, bunu hissedebiliyordu.

Ne kadar kaldılar öyle bilmiyordu ikisi de, ama bir süre sonra Gülbeyaz konuştu aklına o an mı gelmişti kendisi de bilemeden.

“ Ailelere ne zaman söyleyelim?”
“ Bilmem… Sen ne zaman istersen ama bana soracak olursan bir an önce, ne zamandır sabırsızlanıyorlar zaten belli etmemeye çalışsalar da dimi?”
“ Doğru valla… Senunkiler de benumkiler de pek bir meraklu çiktu:)”
“ Ne güzel işte, işimiz iyice kolaylaştı bu kez…”
“ hı hı…”
“ O zaman şöyle yapalım.. Yarın sabah kahvaltıda ikimiz de söyleyelim ailelere, ne dersin?”
“ Bu kadar çabuk mu?”
“ Niye heyecanlandın canım…”
“ Ne bileyum… Önce babamla konuşsam diyeydum… Sonra nenemle de konuşmak gerek. Halamla…”
“ Ohooo… Ben hepsini bir arada halledeyim diyorum. Teke tek söyleyince heyecan fazla olur, bi de içlerinde tutamaz bizimkiler hemen diğerlerine söyler bu sefer niye bana söylemedin hadi bakalım…”

Gülbeyaz güldü Kadir’in bu anlatımına.

“ Has konuştun… Hiih Kadir, çok geç olmuş, gidelum artık..”
“ Peki… Şunun şurasında birkaç saat sonra yine beraberiz zaten dimi?”

Gülbeyaz’la Kadir evlere doğru yürümeye başladılar el ele…