Tüm Versiyonu Göster : The Tudors
-A k e L d a N-
25-10-07, 11:42
anne kraliçeye karşı ne kadar rahat davranıyor.Özellilikle kraliçeye ya sıkılmazsa gibi bişey dediği yerde çok sinir bozucuydu..zavallı kraliçe.Bu arada kraliçe nin bu olaydan haberi var ,peki niye anne e bişey yaptırtmıyor(öldürmek gibi)i ingiltere kraliçesi bu kadar mı güçsüz?!
Çok sinir bozucu olduğunu düşünmüyorum ben orda Anne'in..Bende tabii ki kraliçenin tarafındayım çünkü haksız o ama kraliçe çok aşağıladı kızı..O da sonuçta ailesinin piyonu,ben bu kralı tavlarım deyip işe koyulmadı yani..Babasıyla dayısı ne isterse yapmak zorunda..Kraliçe okadar ağır konuşmasaydı o da cevap vermezdi diye düşünüyorum..Kızı aşağılamaya ihiyacı yok,onu hiç takmıyomuş gibi davranması kraliçeyi gerçek bi asil yapardı bence..Yada aşağılamak istiyosa hep ayaklarını yıkatsın:icon_whis
boleyn kızı adlı kitabı geçenlerde gördm ama alma fırsatım olmadı henüz..yasecm sen okudun mu???
bu arada izleyemediğim için olayları kaçırdım baya..charles niye affedildi..yoksa margaret ile ilişkisi mi ortaya çıktı???
-A k e L d a N-
25-10-07, 12:06
boleyn kızı adlı kitabı geçenlerde gördm ama alma fırsatım olmadı henüz..yasecm sen okudun mu???
bu arada izleyemediğim için olayları kaçırdım baya..charles niye affedildi..yoksa margaret ile ilişkisi mi ortaya çıktı???
Evet canım okudum,çok güzel tavsiye ediyorum:img-wink:
Margaret'le evlendiler canım:img-in_lo:icon_whis Krala da haber gönderdiler..Kendileri haber vermediler yani..Kralda ikisini de saraydan kovdu..Charles af dilemeye gitti daha doğrusu yalvarmaya:icon_whis Bilek güreşi yaptılar,dizinin en güzel sahnelerindendi..Charles kazandı,saraya dönemye hak kazandı..Margaret'i kapsamıyor ama galiba bu karar:img-yes:
Erotizm soslu tarih ortalığı karıştırdı
Tudor hanedanını konu alan televizyon dizisindeki sevişme sahneleri İngiltere'yi karıştırdı.
ABD'li bir yapım şirketi tarafından çekilen ve BBC'nin ikinci kanalında yayınlanan The Tudors adlı dizide yoğun biçimde yer alan erotik sahneler başta tarihçiler olmak üzere yüzbinlerce İngiliz'i tarihçileri kızdırdı.
Kral 8. Henry'nin öyküsünü anlatan dizi İngilizler tarafından "tarihimiz Amerikanlaştırılıp seks sosuna bulanmış ve böylece ucuzlaştırılmış" diye eleştirildi.
Dizinin yayınlanmasından sonra yüzlerce seyirci telefon ederek tepkilerini dile getirdi
8. Henry'nin biyografisini yazan tarihçi Leanda de Lisle "Dizinin senaryosu çok kötü yazılmış ve tarihimiz ucuzlaştırılmış" diye konuştu
Dizide 8. Henry'yi Jonathan Rhys Meyers'ın oynaması da başka bir eleştiri konusu. De Lisle bu konuda da şunları söyledi: "Meyers sevimli ve hoş görünüşlü bir oyuncu. Ama 8. Henry'nin fiziksel ve politik gücünü gereken inandırıcılıkla ekrana taşıyamıyor. Bence bu rol için yanlış seçim. "
kaynak:hürriyet
-A k e L d a N-
25-10-07, 21:24
Erotizm soslu tarih ortalığı karıştırdı
Tudor hanedanını konu alan televizyon dizisindeki sevişme sahneleri İngiltere'yi karıştırdı.
ABD'li bir yapım şirketi tarafından çekilen ve BBC'nin ikinci kanalında yayınlanan The Tudors adlı dizide yoğun biçimde yer alan erotik sahneler başta tarihçiler olmak üzere yüzbinlerce İngiliz'i tarihçileri kızdırdı.
Kral 8. Henry'nin öyküsünü anlatan dizi İngilizler tarafından "tarihimiz Amerikanlaştırılıp seks sosuna bulanmış ve böylece ucuzlaştırılmış" diye eleştirildi.
Dizinin yayınlanmasından sonra yüzlerce seyirci telefon ederek tepkilerini dile getirdi
8. Henry'nin biyografisini yazan tarihçi Leanda de Lisle "Dizinin senaryosu çok kötü yazılmış ve tarihimiz ucuzlaştırılmış" diye konuştu
Dizide 8. Henry'yi Jonathan Rhys Meyers'ın oynaması da başka bir eleştiri konusu. De Lisle bu konuda da şunları söyledi: "Meyers sevimli ve hoş görünüşlü bir oyuncu. Ama 8. Henry'nin fiziksel ve politik gücünü gereken inandırıcılıkla ekrana taşıyamıyor. Bence bu rol için yanlış seçim. "
kaynak:hürriyet
Erotizm konusunda haklılar ama Jonathan Rhys Meyers'a çok büyük haksızlık yapmışlar..Harika bi oyuncu ve Henry'i çok muhteşem canlandırıyor bence:good:
Henry'i İngiliz oynasaydı diye düşündükleri için böyle söylediklerini düşünüyorum..Milliyetçidir çünkü İngilizler..
Bu arada anlamadığım şey niye Amerikalılar İngiliz tarihiyle ilgili bi dizi çekiyorlar,çok saçma bişey:icon_whis :)
Erotizm konusunda haklılar ama Jonathan Rhys Meyers'a çok büyük haksızlık yapmışlar..Harika bi oyuncu ve Henry'i çok muhteşem canlandırıyor bence:good:
Henry'i İngiliz oynasaydı diye düşündükleri için böyle söylediklerini düşünüyorum..Milliyetçidir çünkü İngilizler..
Bu arada anlamadığım şey niye Amerikalılar İngiliz tarihiyle ilgili bi dizi çekiyorlar,çok saçma bişey :)
Kendi tarihleri olmadığı için olabilir belki .. :icon_whis Evet bence de Jonathan'a haksızlık yapmışlar. Gerçekten de ahkkını vererek oynuyor verilen rolü.
Kendi tarihleri olmadığı için olabilir belki .. :icon_whis Evet bence de Jonathan'a haksızlık yapmışlar. Gerçekten de ahkkını vererek oynuyor verilen rolü.
Katılıyorum. Amerika'nın o kadar büyük sermayeyi besleyecek görkemli bir tarihi yok. Tarihleri yeni kıtaya göç, Kızılderilileri katletmek, Afrikalıları köleleştirmek, iç savaş, Kore&Vietnem ve şimdiki savaşlar gibi gayet nahoş olaylardan ibaret. Amerikalılar, eski Avrupalılar, kendilerini her zaman dünyanın geri kalanından ayırmaya çalışırlar, ama aslında her zaman Avrupa'daki gibi bir monarşiye özenmişlerdir. Bu yüzden mesela Kennedy ailesini çok severler ve ilgiyle takip ederlerdi, ellerindeki monarşiye en yakın şeydi çünkü:img-yes:
Ayrıca çok az tarihi eser %100 gerçek tarihle uyuşur. Okullarda öğretilen tarih bile %100 doğru değildir. Ayrıca ne erotizmi? Ben İngilizleri, Amerikalılara oranla daha liberal bilirdim. İki üç sevişme sahnesi, iki üç çıplak kadın... Bence Henry'i Jonathan oynuyor diye sevinmeleri lazım, gerçek Henry çok çirkin çünkü. Bu televizyon, ben yakışıklıları izlemeyi tercih ederim, gerçekler için gider kitap okurum:img-yes:
Henry, Anne'den önce Katherine'den ayrılmayı istiyordu; ondan önce abisiyle evlenmiş olduğu için rahatsızdı ve vicdan azabı çekiyordu, ayrca tabii sahip olamadığı bir erkek varis var! Kraliçeyi sevmemiş, evlenmesi uygun görülmüş uluslararası ilişkiler yüzünden. Anne'e ise aşık, karşılığı da var gibi...
Benim diziyi izlerken kafam karışıyor. Kim iyi, kim kötü??? Wolsey, Boleyn, Norfolk... Galiba kimse iyi değil. Hepsi krala daha çok yakın olayım da, daha çok "fayda" göreyim diye uğraşıyor:img-yes:
birtanecik imza..:img-wink:
http://img528.imageshack.us/img528/7938/90ps4.jpg
dizi_maniac
30-10-07, 13:15
Vakti zamanında ortalığı kasıp kavuran amerikan yapımı FRIENDS dizisine cevap olarak BBC , COUPLING dizisini çektiğini söylemişti ingiliz yapımcılar.
Amerikan TV yapımcılarından gelen cevap gecikmediydi : FRIENDS , temel olarak dostluğu ele alan günümüz gençlerin hayatından esprili kesitler sunmakta, oysa COUPLING'de ingiltere gençliğinin sex'den başka birşey düşünmediklerini ve yaşamlarının merkezine cinselliği yerleştirdiklerini görmekteyiz. ---- demişlerdi
O günden bu yana amerikan yapımcıların çektiği ve içersinde erotizmi barındıran dizileri topa tutma yarışına girdi ingiliz basını.
Sert eleştirilerden nasibini alanlar arasında :
Six Feet Under , Nip / Tuck v.s gibi diziler oldu.
Londra tabipler odası, amerikan yapımcılarına protesto mahiyetinde bir mektup yazıp göndermişlerdi : Dünyanın en özverili ve şerefli mesleklerinden olan hekimliği, Nip/Tuck 'da ki görünen tüm doktorların, birer cinsel sapkınları ve çılgın seks macera avcıları olarak gösterilmesinden çok rahatsız olduklarını dile getirmişlerdi.
işte size "liberal" ingiltere...
kendi çıkarları doğrultusunda gerek siyasi, gerek ticari veya kültürel mevzularda kendilerinin koyduğu kurallara uymayanları sert bir dille eleştirmeyi ve dışlamayı uslup edinmiş bir ulus'dan bahsediyoruz.
Eski ingiltere başbakanı Tony Blair'in bu sözleri dünyaca meşhurdur : "İngiltere için doğru veya yanlış diye birşey yoktur... İngiltere için kendi çıkarları neyse, o vardır !"
---
THE TUDORS dizisine gelelim :
Günümüzde en çok satan olguların ; skandallar, erotizm, ve entrikalar olduğunu inkar edebilirmiyiz arkadaşlar?
Şöhretlilerin dünyası, veya siyasi dünya, ya da tarihi platform ... her ne olursa olsun... skandal , entrika veya erotizm barındırmıyorsa haber bile yapılmaz!
THE TUDORS da ele alınan Henry VIII. dönemine göz atacak olursak : o dönemin bu olgulardan bol bol barındırdığını inkar edemeyiz, değil mi?
Amerikan TV yapımcıların ingilterenin çalkantılı bu dönemini görmemezlikten geleceğini bekleyemezdik. Daha önceleri de 8.Henry'nin dönemi ele alınmıştı ama bu sefer günümüzün prim yapan olgularına dayalı olarak çekiliyor.
Ben bunda şaşırılacak, tüh kaka denilecek bir şey görmüyorum açıkcası?
Ingilziler de cevaben Kennedy-Klan'nını çeksinler , olsun bitsin?:icon_whis:P:img-wink:
THE TUDORS'a ingiliz basınının başını çektiği, ciddi saldırılar var. Ama ingilterede BBCnin 2inci kanalı bu dizi ile olağanüstü reytingler almakta... :img-cool2
Jonathan Rhys Meyer's in oyunculuğunu "yetersiz" bulan yazar Leanda DeLisle , acaba kendisinin yazmış olduğu 8.Henry biyografi kitabını çekseydi amerikalılar ; o zaman da yetersiz bulacakmıydı??
Öte yandan şunuda göz önünde bulundurmak lazım :
şimdi amerikalı TV-Dizi yapımcıları kolları sıvayıp ansızın : Osmanlı Saray Hanedanlığının dönemini çekmeye kalkıştığını varsayalım(allah korusun!)... ve bunu bol erotik sahnelerle bezediğini varsayalım... zira Osmanlı Saray'ın da da günümüzün prim yapan olgularından(skandal, erotizm, entrika) daha bol ne var?
Bu sefer bizlerde rahatsız olmazmıydık?
Amerikalıları gerek milletçe, gerek basınımız üzerinden topa tutmazmıydık?
Sanırım bu her ulus için geçerli bir hassasiyet : kendi tarihinin dönemini bir başka millet tarafından ele alınıp perdeye/ ekrana yansıtılmasından rahatsızlık duymayacak bir millet düşünemiyorum?
Fakat eleştirileri "doğru" adrese yöneltmek varken, oyuncuların performansına dil uzatmak... çok yanlış bir yöntem bence?
Zira, ingilizlerin tarihlerinden ötürü duydukları hassasiyete sonsuz saygım olmasına rağmen, THE TUDORS 'un senaryosunda bazı tarihsel sapmalar , tutarsızlıklar ve yer yer erotik sahnelere haddinden fazla yer verilmesine rağmen... oyuncuların her biri karakterleri ile özdeşleşerek müthiş performanslar sergilemekteler!
Bu dizide yer alan tek bir oyuncu yok ki : yetersiz veya kötü oynamış diyebilelim?
Tabi bunlar benim şahsi görüşüm... farklı düşünen olursa, saygı duyarım.
Siz ne dersiniz arkadaşlar?
-A k e L d a N-
31-10-07, 00:25
dizi_maniac yorumun çok güzel,analizlerin çok isabetli:img-wink:
Ve haklısın oyuncular gayet başarılı..Bende hepsini beğeniyorum..Zaten Sam Neill ve Jeremy Northam'a söz yok..Onlar gerçek oyuncular..Jonathan Rhys Meyers'ı da çk başarılı buluyorum ben fiziksel özellikler olarakta uyuyor aslında ((sarışın ve renkli gözlü olması yani tabiki bu kadar yakışıklı değildir:icon_whis)) Natalie Dormer ve diğerleri de çok başarılı..Ben hepsini beğeniyorum..
Bu bölümde çok güzeldi..
Hastalığı konu edinmişler bu bölümde de..Henry hastalıktan çok korkuyormuş..
Bunun veliahtı olmamasıyla da bi ilgisi vardır tabii ama ölümden de çok korkuyor..
Anne'in babasının kızı kurtulduğunda ilk söylediği şeyin ''Kralla eski haline dönebilirsin'' demesi çok trajikti((bunun gibi bişey söyledi tabi aynısı değil hatırlamıyorum:icon_whis))
Anne Boleyn'le Henry'nin kavuşma sahnesi güzeldi aslında:img-yes:
Anne'de seviyor Henry'i:img-in_lo
Anne Boleyn'in yanında çalışan kızlara bu kadar şefkatli davrandığını sanmıyorum yalnız..Kız hasta oluyorum galiba Ane tutturmuş kucaklıcak kızı..10 yaşıdna sanki:icon_whis
Terleme hastalığı hangi hastalığa tekabül ediyor onu anlayamadım..
Şiddetli ateşten terledikleri için mi terleme hastalığı deniyordu acaba bu hastalığa??
Compton'un ölmesine çok üzüldüm..
Tallis biseksüel mi yoksa değil mi anlayamadım:icon_sorr Joan adlı kıza çok yakın davrandı:img-yes:
Önümüzdeki bölüm kıyametler kopcak gibi görünüyordu fragmandan..Tabii her fragman hareketli görünüyor belli olmaz..
Ama bu bölümde Kraliçe'yi Kardinaller çağırıcak oda kendini savunucak bu savunma çok duygusal olucak kanımca:img-yes:
Artık Brandon'dan çok bahsetmiyorlar..Margaretsa hiç görünmüyor..
imdb'ye göre Margaret'ı bir daha hiç göremicez:icon_sorr
Yine favorim Thomas More'du tabiki:)
Sonuç itibariyle güzel bi bölümdü..Unuttuğum şeyler olabilir,hatırladıkça naçizane yorumlarımı sizinle paylaşacağım:img-wink:
çok güzel bir bölümdü.Ben de anlamadım terleme hastalığının ne olduğunu:img-yes:Ama henry yi bayağı korkuttu.Bide yanlış hatırlamıyorsam henry bir ilaç gösterdi.Bunu razi adlı bir türk yaptı diye.:happy0064
ıslak ıslak
31-10-07, 13:36
Yine çok hareketli bir bölümdü, hastalık kasıp kavurdu herkesi.. Campton'un bu kadar çabuk ölüceğini düşünmemiştim ama neyse.. Henry ve Anne hastalıktan zor da olsa kurtulmayı başardılar aksi olmamazdı zaten..:img-pilot Bu arada Anne'nin hastalıktan kurtulduğu sırada babasının ilk olarak aklına, kızının kralla ilişkisine devam edebileceği düşüncesi gelmesi pes dedirtti.. Bu bölümde de en çok Thomas Moore'u beğendim bu adamın sözünü bir dinleseler ya..:icon_whis
Margereth'ten eser yok hani ne oldu bu kadar azmıydı rolü, ki evet diziyle alakalı yazılara bakınca Margereth sekiz bölümcük dizide yer alıcak diyordu.. Charles'a başka bir olay bulsalar da yine gündeme gelse bari..:icon_whis
bu akşamki bölüm çok güzeldi.yalnız ölülerin olması falan çok kötüydü Anne'nin hasta olduğunu duyunca zaten bir şok geçirdim. ve üzüldüm ama iyileşti sonunda salgının sona ermeside iyi oldu..sonlarına doğru kralın ağlaması falan benide duygulandırdı pederin-hizmetçinin ve çocuğun ölümleri çok kötüydü...bi ara dizide ödüm koptu krala mektup falan geldi ya noldu öyle yanında Anne falan belirdi
Arkadaşlar, terleme hastalığının Türkçe'de ve bölge tarihinde karşılığı yok. Zira buralarda hiç görülmemiş bu hastalık. Laticesi "sudor anglicus", "English sweate" olarak da biliniyor, yani hastalık neredeyse sadece İngiltere'ye özgü veya daha doğru ifade etmek gerekirse İngiltere'de en çok can almış, en büyük salgın hep orada olmuş, oradan yayılmış Avrupa'nın diğer bölgelerine.
Bu hastalığın ne olduğunu, hangi nedenlerle ortaya çıktığını kesin olarak bilen yok. En son salgın 1551'de olmuş, ondan beri de benzeri hiçbir vaka yok.
Hastalık ilk olarak Henry'nin babası, 7.Henry zamanında görülmüş. Söylentilere göre 7.Henry'nin büyük oğlu Arthur bu hastalıktan ölmüş ve bu sayede küçük oğul Henry, 8.Henry olmuş. Henry, abisinin karısıyla, Catherine of Aragon, evlenmiş. Ben bu akşam diziyi izlerken Henry'nin hastalık fobisiyle abisinin genç yaşta (15 yaşındaymış) ve aniden hastalıktan ölmesinin alakasını düşündüm.
Bu bölümde, Henry'nin kraliçeye "seninle evliyken Anne'le yatmam" demesine çok güldüm. Anne'le belki yatmıyor ama kraliçeyi BİRÇOK kere aldattığı kesin. Ve sonradan dua ederken demedi mi "bilmeden işlediğimiz günahlar için bizi affet, çünkü bu hastalık bir ceza", adam hiç kondurmuyor kendisine, sen karını aldat, ondan boşanmak için türlü oyun çevir, sonra ne günahı diye Tanrıya dua et. Ben de seviyorum Thomas More'u ama kızıyla yaptığı konuşma çok saçmaydı bence, kız genç, ödü kopuyordur ölmekten, Thomas "bu hastalık tanrının bize bir cezası, ama hastalıktan daha kötü bir salgın var Avrupa'da: Luther" falan diyor. Millet hastalığa yakalanıyor, bir gecede yüzlerce insan ölüyor, bu Luther diyor.
Bu arada tıp ne kadar ilerlemiş:img-wink: O zamanın doktorları insanı iyileştirmekten ziyade öldürürler bence. Zavallı adamın sırtını deldi!
lilly_rush
01-11-07, 12:52
Türk filmlerine benzettim biraz bu bölümü... hastalık yayıldı ama koskoca saraydan bi Campton öldü. Yazık Tallis'te hiç yasını tutmadı...Ama Onun öptüğü kız da öldü sanırım değil mi? bide kardinalin evindeki Joan o değildi dimi? uykulu uykulu izledim kavrayamadım :icon_whis
Kralla Anne kavuşması çok güzeldi... Nasıl olduysa millet kırılırken Anne boleyn hayatta kaldı..:img-pilot
Boşanma işi iyice zora girdi.gerçi eninde sonunda kralla anne boleyn evlenecek ama
hem cnbc-e'de hemde e2'de gösterilmesi çok güzel. açıkçası e2'de kesintisiz izlemek daha keyif veriyor..
-A k e L d a N-
01-11-07, 12:56
Arkadaşlar, terleme hastalığının Türkçe'de ve bölge tarihinde karşılığı yok. Zira buralarda hiç görülmemiş bu hastalık. Laticesi "sudor anglicus", "English sweate" olarak da biliniyor, yani hastalık neredeyse sadece İngiltere'ye özgü veya daha doğru ifade etmek gerekirse İngiltere'de en çok can almış, en büyük salgın hep orada olmuş, oradan yayılmış Avrupa'nın diğer bölgelerine.
Bu hastalığın ne olduğunu, hangi nedenlerle ortaya çıktığını kesin olarak bilen yok. En son salgın 1551'de olmuş, ondan beri de benzeri hiçbir vaka yok.
Hastalık ilk olarak Henry'nin babası, 7.Henry zamanında görülmüş. Söylentilere göre 7.Henry'nin büyük oğlu Arthur bu hastalıktan ölmüş ve bu sayede küçük oğul Henry, 8.Henry olmuş. Henry, abisinin karısıyla, Catherine of Aragon, evlenmiş. Ben bu akşam diziyi izlerken Henry'nin hastalık fobisiyle abisinin genç yaşta (15 yaşındaymış) ve aniden hastalıktan ölmesinin alakasını düşündüm.
Bu bölümde, Henry'nin kraliçeye "seninle evliyken Anne'le yatmam" demesine çok güldüm. Anne'le belki yatmıyor ama kraliçeyi BİRÇOK kere aldattığı kesin. Ve sonradan dua ederken demedi mi "bilmeden işlediğimiz günahlar için bizi affet, çünkü bu hastalık bir ceza", adam hiç kondurmuyor kendisine, sen karını aldat, ondan boşanmak için türlü oyun çevir, sonra ne günahı diye Tanrıya dua et. Ben de seviyorum Thomas More'u ama kızıyla yaptığı konuşma çok saçmaydı bence, kız genç, ödü kopuyordur ölmekten, Thomas "bu hastalık tanrının bize bir cezası, ama hastalıktan daha kötü bir salgın var Avrupa'da: Luther" falan diyor. Millet hastalığa yakalanıyor, bir gecede yüzlerce insan ölüyor, bu Luther diyor.
Bu arada tıp ne kadar ilerlemiş:img-wink: O zamanın doktorları insanı iyileştirmekten ziyade öldürürler bence. Zavallı adamın sırtını deldi!
Bilgiler için çok teşekkürler..Aydınlattın bizi:)
Bende orda çok güldüm..Günahkar olduğu kesin:icon_whis
Bence saçma değildi konuşması..Kızı kocaman kızdı onu eğitmeye çalışıyor..Ölümden korkulmaması gerektiğini söyledi ilk önce ki çok doğru..Daha güzel bi yere gideceğini düşünüyor..Dürüstlüğünün karşılığını alacağını düşünüyor,teslimiyetinin cennetin kapılarını açacağını düşünüyor..Bunlar için endişelenmenin saçma olduğunu asıl endişelenilmesi gereken şeyin Luther olduğunu söyledi..Çünkü o sırada ne kral ne de ülkeyi en az kral kadar yöneten kardinal ülkenin başında sapasağlam durmuyordu..Bi boşluk vardı,halkın yarısı ölüyordu..Luther'da ayaklanmalar çıkarıyordu o sırada,insanları dolduruyordu..Salgın sona erer ama bu adam ölene kadar bize rahat yok demek istedi yani..
Luther'da hastalık kadar büyük bir felaket bizim için dedi..Kızını karşısına almış böyle büyük şeyleri konuşuyorsa demekki onu dikkate alıyor,Boleyn gibi kızını kralın yemi olarak düşünmüyor..Kızını seviyor..Ben Thomas More'u cidden seviyorum:img-wink:
-A k e L d a N-
01-11-07, 13:00
Türk filmlerine benzettim biraz bu bölümü... hastalık yayıldı ama koskoca saraydan bi Campton öldü. Yazık Tallis'te hiç yasını tutmadı...Ama Onun öptüğü kız da öldü sanırım değil mi? bide kardinalin evindeki Joan o değildi dimi? uykulu uykulu izledim kavrayamadım :icon_whis
Kralla Anne kavuşması çok güzeldi... Nasıl olduysa millet kırılırken Anne boleyn hayatta kaldı..:img-pilot
Boşanma işi iyice zora girdi.gerçi eninde sonunda kralla anne boleyn evlenecek ama
hem cnbc-e'de hemde e2'de gösterilmesi çok güzel. açıkçası e2'de kesintisiz izlemek daha keyif veriyor..
Evet öptüğü kızda öldü..Kardinalin yanındaki Joan başka bi Joandı:img-yes:
Anne Boleyn gerçekten hastalanmış o dönemde..Hatta kralla baya uzun bi süre ayrı kalmışlar..Kız hasta olduğu için değil kralı elinden kaçırma olasılığı olduğu için üzülmüş..Ama sonunda kurtulmuş..Yani gerçekten olmuş böyle şeyler..
Kral zaten kendini bu kadar iyi korurken diğer insanlardan zor hasta olurdu:icon_whis
Evet baya bi zora girdi boşanma işi..Papa resmen alay etti..
Wolsey'i de sevmediği belli:img-wink:
lilly_rush
01-11-07, 13:15
Evet öptüğü kızda öldü..Kardinalin yanındaki Joan başka bi Joandı:img-yes:
Anne Boleyn gerçekten hastalanmış o dönemde..Hatta kralla baya uzun bi süre ayrı kalmışlar..Kız hasta olduğu için değil kralı elinden kaçırma olasılığı olduğu için üzülmüş..Ama sonunda kurtulmuş..Yani gerçekten olmuş böyle şeyler..
Kral zaten kendini bu kadar iyi korurken diğer insanlardan zor hasta olurdu:icon_whis
Evet baya bi zora girdi boşanma işi..Papa resmen alay etti..
Wolsey'i de sevmediği belli:img-wink:
teşekkür ederim açıklamalar için...
bu arada Wolsey Papanın adam gönderdiğini hala bilmiyor dimi? Bilse yıkılırdı bence çünkü Onada verebilirdi bu görevi dimi???
Ayrıca Kralın kabusları korku filmi gibiydi. tek başına yaşayanlar için( bknz. ben :P) izlemesi oldukça zordu bence....
Her zamanki gibi güzel bir bölümdü dun e2 de tekrar izledim benim merak ettiğim kralın kız kardeşi ona ne oldu biri beni aydınlatırmı?Kız kardeşinin beraber olduğu kişi şimdi adı aklıma gelmiyor o hala sarayda guyaa ikisini kovmuştu ben o bölümü kaçırdım..
diziyi izledikçe.iyiki müslümanım.iyiki o zamanda yaşamıyorum dedim.:img-yes:
ya da keşke kral olsaydım:happy0064şaka tabi.aslında çevreme baktığımda hiç bir şey değişmemiş.malesef bu tarz ilişkiler çok var.pazar günü otobüsteyim.ben oturuyorum.çok hoş bir çift bindi otobüse.böyle sarmaş dolaş.hallerinden üniversite öğrencisi olduklarını düşündüm.çocuk aşık gözlerle kızı süzüyor.ve malesef kızda beni.bu beni sevindirmedi üzdü.:img-yes:biz nasıl güvenicez kızlara ,insanlara.aldatmalar,arkadan vurmalar hala aynı.o yüzden tudors bana hergün yaşanıyormuş gibi geliyor.:img-polic
Bilgiler için çok teşekkürler..Aydınlattın bizi:)
Bende orda çok güldüm..Günahkar olduğu kesin:icon_whis
Bence saçma değildi konuşması..Kızı kocaman kızdı onu eğitmeye çalışıyor..Ölümden korkulmaması gerektiğini söyledi ilk önce ki çok doğru..Daha güzel bi yere gideceğini düşünüyor..Dürüstlüğünün karşılığını alacağını düşünüyor,teslimiyetinin cennetin kapılarını açacağını düşünüyor..Bunlar için endişelenmenin saçma olduğunu asıl endişelenilmesi gereken şeyin Luthor olduğunu söyledi..Çünkü o sırada ne kral ne de ülkeyi en az kral kadar yöneten kardinal ülkenin başında sapasağlam durmuyordu..Bi boşluk vardı,halkın yarısı ölüyordu..Luthor'da ayaklanmalar çıkarıyordu o sırada,insanları dolduruyordu..Salgın sona erer ama bu adam ölene kadar bize rahat yok demek istedi yani..
Luthor'da hastalık kadar büyük bir felaket bizim için dedi..Kızını karşısına almış böyle büyük şeyleri konuşuyorsa demekki onu dikkate alıyor,Boleyn gibi kızını kralın yemi olarak düşünmüyor..Kızını seviyor..Ben Thomas More'u cidden seviyorum:img-wink:
Sevgili A k e L d a N, senin bakış açın da gayet mantıklı. Kesinlikle Thomas'ı, Anne'nin babası ve amcasıyla karşılaştırmam, haşa, çoook daha insancıl biri olduğu kesin. Thomas'ın kızına ölümden korkmaması için söyledikleri anlaşılabilir, ama yine de dizinin başından beri Thomas'ın Luther meselesine takmış olduğunu hatırlarsın. Thomas, kafayı Katoliklik'le bozmuş, oldukça koyu bir Katolik (hatta çileci, sırtına kamçıyla vuruyordu önceki bölümlerde), ama diğer yönlerden de çok özgürlükçü birisi eğer yazdığı Ütopya kitabına bakılırsa. İlginç bir adam yani. Özellikle Katoliklerin onun hümanist düşünceleriyle çelişen sürüyla uygulaması olduğunu düşünürsek.
Ben sadece dışarıda yüzlerce kişi ölürken zaten halihazırda korkan bir kızı daha da korkutmaya gerek olmadığını düşünüyorum:img-yes:
diziyi izledikçe.iyiki müslümanım.iyiki o zamanda yaşamıyorum dedim.:img-yes:
ya da keşke kral olsaydım:happy0064şaka tabi.aslında çevreme baktığımda hiç bir şey değişmemiş.malesef bu tarz ilişkiler çok var.pazar günü otobüsteyim.ben oturuyorum.çok hoş bir çift bindi otobüse.böyle sarmaş dolaş.hallerinden üniversite öğrencisi olduklarını düşündüm.çocuk aşık gözlerle kızı süzüyor.ve malesef kızda beni.bu beni sevindirmedi üzdü.:img-yes:biz nasıl güvenicez kızlara ,insanlara.aldatmalar,arkadan vurmalar hala aynı.o yüzden tudors bana hergün yaşanıyormuş gibi geliyor.:img-polic
Kızlar da aynen senin gibi düşünüyor, biz nasıl güveneceğiz erkeklere diye:img-yes:
Senin de dediğin gibi Tudors hergün yaşanıyor ve yaşanmaya da devam edecek. Bizim tarihimizde de var aynı durumlar. Osmanlı yönetiminde ve hareminde yaşananlar bundan çok farklı değil. İnsan oldukça iyi şeyler olduğu gibi, kötü şeyler de yaşanacak, her yerde, her zamanda...:img-yes:
Erkeklere güvenmenin bu kadar zorlu ve meşakkatli şartlara dayanabilmesi bile bence düşünülmesi gereken bir şey arkadaşım!!!Yine de karşı cinsler arasındaki muhabbetin azalmaması en büyük dileğimiz olmalıdır...The Tudors yayınlanan son bölümüyle yine bir harikaydı!:img-yes:
-A k e L d a N-
02-11-07, 17:56
Sevgili A k e L d a N, senin bakış açın da gayet mantıklı. Kesinlikle Thomas'ı, Anne'nin babası ve amcasıyla karşılaştırmam, haşa, çoook daha insancıl biri olduğu kesin. Thomas'ın kızına ölümden korkmaması için söyledikleri anlaşılabilir, ama yine de dizinin başından beri Thomas'ın Luther meselesine takmış olduğunu hatırlarsın. Thomas, kafayı Katoliklik'le bozmuş, oldukça koyu bir Katolik (hatta çileci, sırtına kamçıyla vuruyordu önceki bölümlerde), ama diğer yönlerden de çok özgürlükçü birisi eğer yazdığı Ütopya kitabına bakılırsa. İlginç bir adam yani. Özellikle Katoliklerin onun hümanist düşünceleriyle çelişen sürüyla uygulaması olduğunu düşünürsek.
Ben sadece dışarıda yüzlerce kişi ölürken zaten halihazırda korkan bir kızı daha da korkutmaya gerek olmadığını düşünüyorum:img-yes:
Haklısın gerçekten bende bu bakış açısından hiç bakmamıştım..Kız gerçekten korkmuş görünüyordu..More'un Luther'a taktığını da inkar edemem..Haklısın..Ayrı açılardan bakmışız kanımca:img-yes:
Thomas More gerçekten çok egzantirik bi adamcağız..Haklının yanında haksızın karşısında olduğu sürece benim adamım olarak kalıcak..Kraliçe Katherine'i hiç bi zaman yalnız bırakmıyor mesela..Savaş karşıtı her zaman,dürüst..Bunlar onu sevmemdeki en büyük etkenler:img-wink:
Arkadaşlar, terleme hastalığının Türkçe'de ve bölge tarihinde karşılığı yok. Zira buralarda hiç görülmemiş bu hastalık. Laticesi "sudor anglicus", "English sweate" olarak da biliniyor, yani hastalık neredeyse sadece İngiltere'ye özgü veya daha doğru ifade etmek gerekirse İngiltere'de en çok can almış, en büyük salgın hep orada olmuş, oradan yayılmış Avrupa'nın diğer bölgelerine.
Bu hastalığın ne olduğunu, hangi nedenlerle ortaya çıktığını kesin olarak bilen yok. En son salgın 1551'de olmuş, ondan beri de benzeri hiçbir vaka yok.
Hastalık ilk olarak Henry'nin babası, 7.Henry zamanında görülmüş. Söylentilere göre 7.Henry'nin büyük oğlu Arthur bu hastalıktan ölmüş ve bu sayede küçük oğul Henry, 8.Henry olmuş. Henry, abisinin karısıyla, Catherine of Aragon, evlenmiş. Ben bu akşam diziyi izlerken Henry'nin hastalık fobisiyle abisinin genç yaşta (15 yaşındaymış) ve aniden hastalıktan ölmesinin alakasını düşündüm.
Bu bölümde, Henry'nin kraliçeye "seninle evliyken Anne'le yatmam" demesine çok güldüm. Anne'le belki yatmıyor ama kraliçeyi BİRÇOK kere aldattığı kesin. Ve sonradan dua ederken demedi mi "bilmeden işlediğimiz günahlar için bizi affet, çünkü bu hastalık bir ceza", adam hiç kondurmuyor kendisine, sen karını aldat, ondan boşanmak için türlü oyun çevir, sonra ne günahı diye Tanrıya dua et. Ben de seviyorum Thomas More'u ama kızıyla yaptığı konuşma çok saçmaydı bence, kız genç, ödü kopuyordur ölmekten, Thomas "bu hastalık tanrının bize bir cezası, ama hastalıktan daha kötü bir salgın var Avrupa'da: Luther" falan diyor. Millet hastalığa yakalanıyor, bir gecede yüzlerce insan ölüyor, bu Luther diyor.
Bu arada tıp ne kadar ilerlemiş:img-wink: O zamanın doktorları insanı iyileştirmekten ziyade öldürürler bence. Zavallı adamın sırtını deldi!
Yine güzel, düşündüren bir bölümdü.
Terleme hastalığı denilen hastalık bir cins gribe benziyor. Hastalar yüksek ateşli iken aşırı terleme ile su ve sıvı kaybına uğrar. Gribe bağlı zatüre ile ölüm antibiotiklerin icadından önce çok fazlaydı. Grip nefes yolu ile bulaşır.
Thomas More'un "Bu hastalık tanrının bize bir cezası" lafına gelince bütün dindar insanlar felaketleri günahlara bağlarlar.
Ortaçağda Avrupa doktoları herşeyi kan alma ile tadavi etmeye kalkarlardı.:icon_whis
dizi_maniac
02-11-07, 21:05
Müthiş bir bölümdü !
Zaten her bölüm başlı başına ayakta durmayı başarabilen bir düzeyde!
Lord William Compton'un "terleme hastalığı" sonucu ölümü (bu hastalıktan ilk ölendi sanırım saray hanedan mensupları içersinde?) ve bu acı olayın ardından yüzünde en ufak bir üzüntü belirtisi olmayan Thomas Tallis beni şaşkına uğrattı...!?!
Hani aralarında büyük bir aşk vardı?
Tallis sadece Compton'un mezarında enstrümanını kırdı ve öfkeli bir tavırla mezardan ayrıldı... ne yani? Bu muydu? Hepsi bu muydu yani?
O dönem ölüm cezası ile cezalandırılan hemcinsi ile ilişkiye girme olayına, göğüs geren ve herşeye rağmen aşkına engel tanımayan bu iki sevgiliden, geride kalan diğeri ... bir enstrüman parçalayacak ve ilk fırsatta kendisine göz süzen ve kıkırdayan bir kızamı yapışacaktı??
Eşcinsel ilişkileri ne tasvip nede yargıladığımdan değil ama... Tallis tamamen gözümden düştü. Zaten Tallis'in eşcinsel değil de biseksüel olduğunu düşünüyorum.
Fakat beni asıl hayrete düşüren, kim olursa olsun, ne olursa olsun o sarayda tek bir kişinin bile yürekten, çıkarsız ve temiz bir aşk yaşamıyor oluşu... yahu hiç mi kimse yoktu o koskoca sarayda şöyle saf ve içli bir aşk yaşayan???
Charles Brandon ve Margaret için zaten pek de "saf ve içli" aşk denilemez:img-blush ama en azından birbirine kavuşmak için mücadele vermiş bir çift.
Ne var ki bu çifte biz seyircileri doyurmayacaklar, sizlerin yazdıklarından anladığım kadarı ile?
Hırçın, isterikli ve dikbaşlı Margaret'imizi bir daha görmeyeceğiz, öyle mi?
Inşallah Charles içinde bu geçerli değildir...:img-cool2
Henry ve Anne'nin ilişkilerini ben aşk olarak adlandıramıyorum....
onların ki daha çok "önlenemez tutku" gibi geliyor bana...
Zaten dikkat ettim, dizi senaristleri onları büyük bir aşkın çifti olarak değil de, daha çok tutkulu bir çift olarak göstermekteler.
Birlikte oldukları her sahne tutkunun kıvılcımlarını saçıyor...
Konuşmaları, o alev alev bakışmaları...
Herşeyleri.
Zaten tarihsel gerçekler, bir mecnunun leyla'sına zarar veremeyeceği gibi hele onu asla öldüremeyeceğinin konseptini göz önünde bulundurursak, Henry'nin hiç de böyle insaflı davranmadığını biliyoruz, dimi?
Anne Boleyn'nin kendisine bir erkek varis veremedi diye bütün "aşkını" yeni hatun Jane Seymour'a yöneltmedi mi?
Henry+Anne ...Ne aşkmış ama !?!!:blink:
sevgili Akeldan, biliyorum sen çok seviyorsun ama...
Thomas Moore, beni ikileme düşüren biridir.
Hem hümanist ve erdemli ama öte yandanda fanatik bir katolik?
Onun meşhur eseri "Ütopya"yi okumuş olanlar anlayacaktır beni. Hem insanları sonsuz özgür bir dünyada eşit olarak düşlemiş, hem de kendi söylemlerinde tek kurtuluş yolunu katolisizmde görmüş?
Çelişki, ikilem.
Ama o entrika zengini dehşet sarayında, tek prensipli ve erdemli olan kişi.
Fakat öte yandan da ; Kardinal Wolsey sayesinde kariyer yapmış ve kariyer yaparkende Wolsey'in yanında yer almış birisi. Artık sarayın ve kral'ın sağlam kalelerinden biri oluncada, Wolsey'e rahatlıkla sırt çevirebilmiş.
Çelişki, ikilem.
Diğer yandan kendisi çok zeki, kültürlü ve araştırmacı bir bilgin ve yazar. Ama öte yandan , yaşanan her felaketi bilimsel yoldan araştırıp , çare bulup açıklamak yerine "Tanrıdan gelen cezadır" diye etrafındaki herkesden bunu sorgusuz sualsiz kabullenmesini bekledi.
Hem büyük bir bilgin ve düşünür... hemde "çare aramak faydasız, tanrıdan gelenleri kabullenelim" diyen bir adam bu Thomas Moore.
Evet islam dininde de Allah'a teslimiyet vardır, ama tüm kaderciliğin yanısıra "ilim Çinde de olsa, git bul" doktrini üzerine kuruludur dinimiz.
islam dinin;bilime verdiği önem sayesinde zaten tıp, matematik, ve astronomi alanlarında islam alimleri çığır açabilmişlerdir.
Katolisizm de ilim ön planda değildir. Vatikan'ın yaydığı "doğrular" ile örtüşmediği sürece her bilim tüh kakadır ve şiddetle bastırılmaya çalışılmıştır.
Demek istediğim şu : gerçekten büyük bir bilgin olan Thomas Moore kendi kilisesinin "at gözlüklü" bakış açısını bilecek kadar zeki ve bilgiliydi. Buna rağmen bu denli fanatik bir katolik oluşu... aklım almıyor.
Dediğim gibi bu adamcağız beni hep ikileme düşürmüştür:img-yes:
Bu yüzden korkudan titreyen zavallı kızı ile yaptığı konuşma, beni pek şaşırtmadı desem?
---
Henry'nin "ecza dolabı" evlere şenlik :) :)
Bir sürü saçma sapan ıvır zıvır... hele bir tane şurubun ihtiva ettiklerini anlattığı sahnede katıla katıla güldümdü:)
içerdiklerini sayarken, yahu nasıl oluyorda bu şurup öldürmüyor içenleri... düpedüz zehir gibi bişey... diye gülmüştüm.
"RIZA" isminde ki bir Türk'ün bulduğu diğer ilaca ise Henry'nin güveni tamdı. Merak ettim o ilacı? Bunun hakkında bilginiz varsa benimle paylaşırmısınız arkadaşlar?
"terleme hastalığı" konusunda trueblue arkadaşımızın dediklerine katılıyorum, bencede influenza'nın yani grip'in şiddetli çeşitlerinden biri olsa gerek?
nilberfu , sanada aydınlatıcı bilgiler için çok teşekkür ederim, birde senin şu Henry'nin "kendisine hiç kondurmuyor" sözlerine değinmek istiyorum nilberfu.
Anladığım kadarıyla Henry, abisinin dul karısı ile evlenmekle GERÇEKTEN günah işlediğine kendisini INANDIRMIŞ durumda.
Anne Boleyn daha "saray piyasasında" yokken, gidip günah çıkardığında bu "günahtan" çok korktuğunu defalarca dile getirmemişmiydi?
Kendisinin Tanrı tarafından bu yüzden lanetlendiğini ve bu yüzden asla bir erkek varis'e kavuşamayacağını defalarca söylememişmiydi?
Eşini "aldatma" konusuna gelince, sanırım özellikle o dönem bir Kral'ın , ne karısını, ne müttefiklerini, ne dostlarını "aldatabilmesi" mümkün değildi, zira o bir KRAL.
Kral'dır ne yapsa yeridir ...gibi gibi:img-wink:
Yani Kral'ın sayısız hatunla birlikte olması olağan karşılanıyordu sanırım.
Günümüz ingiltere sarayına bakacak olursak, Prens Charles'ın daha Diana ile henüz nişanlıyken bile Camilla Parker Bowles ile aldattığı tüm dünya basını tarafından haykırılmıştı ve Diana ile olan evliliği süresincede hep aldatmaya devam etti. Bunu bilmeyen yoktu?
Diana'nın bu ; "eski saray geleneği" , kraliyet mensubu erkekler elbette aldatabilirler konusuna boyun eğmeyip, baş kaldırması "o zaman bende yaparım , ayrıca kraliyet mensuplarının hepsinin canı cehenneme" tavrına şahit olmuştuk, dimi?
Yani VIII.Henry , ciddi ciddi kendini "aldatıyor" gibi hissetmiyordu ve ülkesi çıkarları uğruna aldığı her kararı , ciddi ciddi ülkesinin selameti için yaptığına inandığından... bu nedenle günah çıkarırken veya dua ederken ona söyleyebilcek tek şey kalıyordu " farkında olmadan işlediğim günahlar varsa eğer" :icon_whis
:)
Bana THE TUDORS bir şeyi daha fark etmemi sağladı : Yönetici olan her kim ise, yani İmparator, Kral, Prens veya Şirket Patronu, Menejer v.s ... hep kendilerini , yönettikleri insanlardan "ayrı" tutmanın verdiği psikoloji ile bazı "yanlışlardan" ve "günahlardan" muaf görmekteler.
Kendilerini ayrı tutarlar.
Bakınız; Osmanlı Sarayına. Bakınız; Roma Imparatorlarına. Bakınız; ülke yönetiminde ki iktidarlara. Bakınız; Holding Başkanlarına. v.s.
Bu tutumu genelliyorum veya onaylıyorum , demek istemiyorum! Yanlış anlaşılmasın. Sadece dikkatimi çeken bir hususu sizlerle paylaşmak istedim, ama belkide sizler bunun zaten çok önceden farkına vardınız?
Valla ben yeni ayıldım arkadaşlar:img-wink:
bu dizinin sayesinde...
herşeyi ile çok seviyorum bu diziyi yaa ...:happy0064
sevgili Akeldan, biliyorum sen çok seviyorsun ama...
Thomas Moore, beni ikileme düşüren biridir.
Hem hümanist ve erdemli ama öte yandanda fanatik bir katolik?
Onun meşhur eseri "Ütopya"yi okumuş olanlar anlayacaktır beni. Hem insanları sonsuz özgür bir dünyada eşit olarak düşlemiş, hem de kendi söylemlerinde tek kurtuluş yolunu katolisizmde görmüş?
Merhabalar,
Dizinin tüm sezonunu izlediğimden pek sağlıklı yorum yapamasamda ben yobazlık derecesinde dindar olan hiç kimseyi sevemiyorum. Dindar olmak başka yobaz olmak başka. Bana göre Thomas yobaz. Şu anda hangi bölümü yayınlanıyor bilmiyorum ama Thomas'ın eline yetki geçer geçmez
sırf Lutherci olduklarını düşündüğü için diri diri yakaması hiç bir insanlığa sığmaz.
Bne de bu diziyi kitabını aldıktan sonra keşfettim ve hemen internetten indirip bir günde on bölüm bitirdim şimdi 2. sezonu bekliyorum.
Cast hakkında eleştiriler olmuş galiba İngilizler tarafından ama bence çok başarılı oyuncu kadrosu..
Benim dizideki favori karakterim Charles tabii bunda onu canlandıran oyuncu Henry Caville in payı büyük:img-yes:
ıslak ıslak
05-11-07, 21:27
http://img105.imageshack.us/img105/9330/04bz6.jpg (http://imageshack.us) http://img105.imageshack.us/img105/8258/05do6.jpg (http://imageshack.us) http://img105.imageshack.us/img105/6147/17qr3.jpg (http://imageshack.us) http://img105.imageshack.us/img105/9598/18cp9.jpg (http://imageshack.us) http://img105.imageshack.us/img105/5633/08rq2.jpg (http://imageshack.us)
dizi_maniac ne kadar güzel tespitler yapmışsın, iki kere okudum yazdıklarını.:icon_whis
Bu arada terleme hastalığı galiba veba. İsim vermem yasak olabilir, başka bir forumda okudum..:img-wink:
-A k e L d a N-
06-11-07, 01:20
dizi_maniac ne kadar güzel tespitler yapmışsın, iki kere okudum yazdıklarını.:icon_whis
Bu arada terleme hastalığı galiba veba. İsim vermem yasak olabilir, başka bir forumda okudum..
Aynen katılıyorum..Tespitlerin çok güzel bende zevkle okudum:good:
Thomas More'u sevmeme açıklık getirelim:img-blush
Dizideki en normal insan olduğu için seviyorum,dürüstlüğünden vazgeçmiyor diye seviyorum..Katolikliğe aşırı bağlı olduğunu biliyorum bende biraz araştırma yaptım hatta fırsatım olursa Ütopya'yı da okumayı düşünüyorum..Döneminin önemli düşünürlerinden..
Luther konusunu fazla abartıyor evet haklısınız..Bi insanı bu insan kim olursa olsun yaktırmak istemesi bana da çok acayip geldi..Adam dinine derinden bağlı ve böyle olarak cennete gireceğinden emin galiba..Aslında bu kadar çok dinine bağlı olması bişeye yaramış,ölümünden 200 yıl sonra aziz ilan edilmiş:icon_whis:img-wink:
Anlayacağınız Thomas More'a bayılmıyorum aslında..Hani her dizide bi favori karakterimiz olur ya..Bu karısını süreki aldatan ve güçten gözü kör olmuş Henry olmayacağına göre,ailesinin piyonu olmuş Anne Boleyn olmayacağına göre,yada milletin arkadasından iş çeviren Wolsey olmayacağına göre ki saraydaki herkes bi garip bende en normalini gözüme kestirdim buda More oldu:icon_whis
Charles Brandon'u da çok seviyorum hatta favorim o ama ana karakterlerden bahsediyorum..Brandon olaya renk katmak için dizide gibi sanki..Dizi aslında Henry-Wolsey-Boleyn'ler arasında..
Sonradan Cromwell'de katılcak bu insanların arasına..Şimdilik önemsiz görünüyor ama değil:img-yes:Aslında dizinin en önemli karakterlerinden..Kralın başka bi mezhep kurup başına geçmesinin ana nedenidir Cromwell ve bu fikri ilk kimin aklına sokmuştur Anne Boleyn'in..Mezhebin adıda Lutheriyancılık gibi bişeydi sanırım tam hatırlamıyorum..More'la aralarının bozulmasının sebeplerindendir yani:img-yes:
Zaten dizinin amacı bi yerde okuduğuma göre dönemi anlatmak değil daha çok Henry'i anlatmak yani nelerdüşünmüş,Anne'e nasıl bağlıymış,kabusları,korkuları,sevdiği şeyler..Anlatabilişimdir herhalde..Dönem olayları teğet geçiliyor aslında biraz:img-yes:
Yani Thomas More'u koruyacak değilim onda da eminim bişeyler vardır..En azından düşündüklerini söyleyen bi adam..Fikirlerini saklayıp kenarına çekilmemiş..Fikirlerini savunan insanlardan hoşlanırım,içi dşı bir olur en azından bu insanlar Wolsey gibi iki yüzlü olmazlar:icon_whis:img-blush
DipNot: Evet veba galiba terleme hastalığı babamda aynı kanıda..
Ozamanlar çok yaygınmış veba..Belki ozamanki ismi oydu,terledikleri için:img-yes:
ıslak ıslak sağol avatarlar için..
Henry'nin zamanından başlayarak sonradan İngiltere'nin resmi mezhebi olacak akımın ismi Anglikanizm.
Galiba dizinin sezon sonuna 3 bölüm falan kaldı, değil mi?
Ben tıp okumadım ama internetten araştırdığım ve tabii ki onca tıbbi terimden anlayabildiğim(!) kadarıyla, terleme hastalığı, elde virüsün inceleme imkanı bulunmadığı için tarihsel dokümanlardan araştırıldığına göre, belirtileri gribe ve vebaya da benzeyen ama değişik bir hastalık. Çünkü ikisinden de farklı özellikleri var.
Ben tıp okumadım ama internetten araştırdığım ve tabii ki onca tıbbi terimden anlayabildiğim(!) kadarıyla, terleme hastalığı, elde virüsün inceleme imkanı bulunmadığı için tarihsel dokümanlardan araştırıldığına göre, belirtileri gribe ve vebaya da benzeyen ama değişik bir hastalık. Çünkü ikisinden de farklı özellikleri var.
Bende araştırmıştım ve bu hastalığın adı 2terleme hastalığı' olarak geçiyor. Veba değil.. Bir kaç defa salgınlar olmuş, İngiltere ve Avrupa ülkelerinde ama bir türlü sebebi bulunamamış.
-A k e L d a N-
06-11-07, 14:43
Henry'nin zamanından başlayarak sonradan İngiltere'nin resmi mezhebi olacak akımın ismi Anglikanizm.
Galiba dizinin sezon sonuna 3 bölüm falan kaldı, değil mi?
Ben tıp okumadım ama internetten araştırdığım ve tabii ki onca tıbbi terimden anlayabildiğim(!) kadarıyla, terleme hastalığı, elde virüsün inceleme imkanı bulunmadığı için tarihsel dokümanlardan araştırıldığına göre, belirtileri gribe ve vebaya da benzeyen ama değişik bir hastalık. Çünkü ikisinden de farklı özellikleri var.
1.Sezon finali 20 Kasımda:img-yes: Az kaldı yani..Bugünkü bölümle birlikte 3 bölüm evet:img-yes:
Ben araştırmadım bilemicem yani..Bilgiler için teşekkürler:good:
Evet doğru ben okuduğumu yanlış anlamışım yeni farkettim..
Anglikanizm..Amma çok mezhebe ayrılmış bu Hristiyanlıkta yahu:icon_whis
Boşanma sürecinde yıldızı parlayacak bir başka şahsiyetse Thomas Cromwell.Başından beri Boleyn ailesiyle işbirliği yapan Cromwell,aynı zamanda Anne'i Lutheryanizm ile tanıştıran kişi.Tarihte de İngiliz Reformunda büyük rol oynamış,Kralın Papa'yla bağlarını koparıp İngiliz Kilisesinin başına geçmesini önermiş..O da Wolsey gibi unvansız bir aileden gelmiş ve kendini yetiştirmiş hırslı bir adam.Şu an için Kral'ın en sevdiği adamlarından..
e2 dergiden alıntı..
İşte bunu yanlış anlamışım..Nasıl oldu bilemiyorum:icon_whis
dünkü bölümde kraliçeye hayran kaldım ya. o nasıl bir duruştur öyle. asla ezdirmedi kendini. ama bu gidişle sonu kötü olacak. ben nedense kraliçeyle ayrılmasını hiç istemiyorum.
birde charles'a sinir oldum karısını aldatmasına. yatma teklif ettiği kadından cevabını ne güzel aldı öyle. aklı başıan gelir umarım
dizi_maniac
07-11-07, 15:10
Son bölüm "diz çökmeler" geçiti gibiydi...:img-wink:
Bu son bölümde sadece ve sadece "diz çökme"leri takip edersek bile , dizinin ana konusuna vakıf olabiliriz...:img-cool2
Kardinal Wolsey, Kraliçenin önünde diz çöktü (evliliğinden vaz geç ve git manastıra kapan)diye
Daha sonra Kralın önünde diz çöktü.(bana güven senin sadık hizmetkarınım, seni boşatacağım)diye
Kraliçe Katherine; Kral Henry'nin önünde diz çöktü.(beni boşayamazsın) diye
Henry de gitti... Anne'nin önünde diz çöktü :):) (elbisesinin altındaki kurdela'yı almak için)
Charles ve Margaret'i kısa da olsa tekrar görebildiğimize sevindim. Fransa Kraliçesi ne biçim bozguna uğrattı bizim çapkın Charles'ı, dimi?
Margaret'de ağzının payını aldı, abisini Anne konusunda etkilemeye çalışırken, aldığı cevap da onu bozguna uğrattı... "sen önce kendi evliliğine bak!" :img-wink:
---
Şahsen, pek elfkartal arkadaşımız gibi düşünmüyorum.
Elimde değil.
Aragon'lu Katherine'nin bu "inadım inattır" tavrı ve bu inadım uğruna gerekirse koca bir ulus dininden olsun, heba olsun, yüzlercesi bu uğurda can versin...tavrını onaylayamıyorum.
Hayatta sadece "haklı" olmak, insanı selamete götürmez. Bu nasıl bir inattır böyle? Sıradan bir kadın değil ki kendisi? Koca bir ulusun akibetinden sorumlu bir Kraliçe kendisi! Günümüzün insani ve cinsiyetler arası değerlere göre değerlendirmemek gerek... o dönem herşey daha farklıydı.
Katherine, kendi inadının ve "ben haklıyım!" dayatmasının peşinden gitmeseydi, Henry tutkusunun arzu nesnesi (o dönem hamile olan ve doğacak çocuğunun gayrımeşru sayılmaması adına) Anne Boleyn'e kavuşabilmek için, bütün bir ulusu derinden etkileyecek olan çareye baş vurmayacaktı.
Sakın yanlış anlaşılmasın, ben burada VIII.Henry'nin savunmasını yapmıyorum. Kendi tutkularının peşinden giden açgözlü ve gözü dönmüş bir erkekti... ama Aragonlu Katherine ondan daha mı olgun davrandı sanki?
Siz de bilirsiniz, bazı insanlar "haklılıklarını" bir silah olarak kullanırlar.
O haklılığın o zaman ne kadar değeri var?
O kibir timsali Katherine'de ben en ufak fedakarlık göremiyorum?
Bir ulusun selameti için , madem Kral uçkuruna sahip olamıyor, o zaman sen Kraliçe olarak fedakarlık et... gerçek asalet kraliyet soyundan gelmekle değil, davranışlarla ölçülmez mi? Ben mi yanlış biliyorum yoksa?
VIII.Henry'nin asla ve asla geri adım atmayacağını, ve kendisine aşık olmadığını, kendisini arzulamadığını ve istemediğini ÇOK iyi bildiği halde... "olsun...ama ben haklıyım!" diye inat etmesinin ben neresini alkışlayayım , söylermisiniz?
Elimde değil... sevemedim, sevmiyorum bu "ahlak" kisvesi altına saklanan inatçı , bencil kraliçeyi. Elimde değil.
Zaten aşırı dindar ve ahlak timsali gibi ortalıkta dolanan insanlara ezelden sempati duyamamışımdır. Herkes hatalı ve kusurlu , bir tek onlar kusursuz ve HAKLIdırlar.
Yok yok, elimde değil...sevemedim. Yine de üzülüyorum Kraliçe için. Zor bir hayat yaşadı.
---
Eveeeeeeet Wolsey'in sonu göründü... Hayatta gerçek anlamda sevgi beslediği tek insan olan sevgili Kral'ının boşanmasını sağlayamadığı için , tarihsel gerçeklere göre Karl tarafından tüm mal varlığına el konuluyor ve son derece öfkeden gözü dönmüş kralın onu idam etmesinden , eceli ile ölerek, kurtulabilyordu.(bakalım dizi de bunu nasıl verecekler? Belki de farklı verirler?)
Bu entrika ustası Wolsey ölüyor da ne olur sanki? Yerine başka "wolsey'ler" gelmiyormu? Yerine gelenler daha mı az entrikacı oldular sanki?
sevgili Akeldan, spoilerin deki şahisyet ve o şahsiyetin yaptıkları ile diğerlerini karıştırmana bu nedenle şaşmamak gerek:img-wink:
Ama bakalım dizide bu mevzuyu nasıl işlemişler?
Lutherizmin sanırım alman bir dini akım olması nedeni ile, ingilterenin bu "protestan" meshebin üzerinde yaptığı bazı değişiklikler sonucu Anglikanizm oldu.
Sadece hristiyan dininin mi bu kadar çok mezhep'i, var Akeldan? Hangi dinin yok ki?
Heather'ciğim... terleme hastalığının aslında veba olması konusunda bir şey diyemeyeceğim... veba da ki belirtiler aşırı terleme ile baş gösteriyor demek ki? Bilmiyordum. Teşekkürler.
ıslak ıslak ... avatarlar çok güzeller. Hele o çiftimizin muhtelif yerlerine yerleştirdiğin "kalp"lerde cabası :img-wink: Çok teşekkürler canım.
Bu arada benden bir itiraf :img-blush : Kardinal'lerin "kırmızı" giysilerine hasta oldum yaa. O ne güzel "kırmızı"dır öyle? Bana göre sarayda en görkemli ve güzel giyimli insanlar bu Kardinaller. Dizi boyunca bundan daha göz kamaştırıcı bir kostüm göremedim:img-wink:
Yaaa ben tıpkı öyle bi kırımızıdan elbise istiyom:img-blush şöööyle yerlere kadar...eteği kabarık...:img-blush
-A k e L d a N-
07-11-07, 20:38
Sevgili dizi_maniac yorumun çok güzel..Katılmamak elde değil:)
Kraliçe de inadından vazgeçmiyor..Davasında haklı,doğrudur..Bunu bizde gayet açık görüyoruz ama Krala karşı dava kazanılamayacağını hala anlayamadıysa (ki bi sürü kişi bunu Kraliçeye anlatmaya çalıştığı halde anlayamadı) ne diyelim sonu hayrolsun:icon_sorrKralın işi Katherine'e karşı çok zor çünkü dinine çok bağlı,halkın sevgisini kazanmış ve dünyaya prenses olarak gelmiş bi kadından söz ediyoruz..
Örneğin Anne Boleyn'i yargılamak çok daha kolay oluyor:icon_whis
Yine de Kraliçe'nin hali içler acısı..Kızını ondan uzaklaştırdıkları yetmiyormuş gibi ((ki bu uygulamayı da anlayamadım..Kimse bi çocuğa kendi çocuğuna baktığı gibi bakamaz yada daha iyi yetiştiremez..Kötü bi uygulama bence..Çocukların sevgiye ihtiyacı vardır İspanyolca'da öğrenmeyicersin..))
Sonucu görüyoruz ((Bknz: Bloody Mary))
Charles'a fena bozuldum..Sanırım bundan sonra Margaret'i göremiyoruz..
Zaten misafir oyuncu gibi bişey sonunda görüldüğüne göre..
Charles'ın aşkı yalanmış,çok üzüldüm:icon_sorr
Ama yine de kralın Margaret'a cevabı çok komik geldi..Trajikomik..''Sen kendi evliliğine bak'':img-pilot
Fransa Kraliçesinin Charles'a verdiği cevapsa kapak olarak nitelendirilebilecek zekice bir cevaptı..Kraliçeyi kutluyoruz efenim:img-dirol
Wolsey'e nedense yine de acıyorum((çok mu yufka yürekliyim bende ne:icon_whis)) Nede olsa topu entrikacı bunların..Wolsey'de böyle olmasa Kral'ın sağ kolu olmazdı..Wolsey hırlanıp yukarılara tırmanmış bi insan..İngiltere de sınıf ayrımının nasıl olduğunu hepimiz bildiğimize göre Wolsey'e bile hak vericek duruma gelebiliyor insan haliyle..Yine de Kral'ı sevdiğini düşünüyorum ben:img-yes:
Bence de her dinde oluyor fikir ayrılıkları ve dolayısıyla da bi sürü mezhep doğuyor..Doğru bişey midir peki günlerce tartışsan sonuç alamazsın heralde:icon_whis
O kırmızı kıyafetlerde benimde aklım kaldı valla:icon_whis
Özellikle Wolsey'e çok yakışıyor..E karizmatik adam tabii..İngilizcesine bayılıyorum zaten..İzlemeyi bırakıp adamın ingilizcesini dinleyesi geliyor insanın..Sam Neill harika zaten tek kelimeyle:img-wink:
Dizinin bazı reklamlarında, kral olmaktan sonraki en iyi şey krala yakın olmak gibi bir şey söylüyorlar ya, bu gerçekten her bölüm giderek daha iyi anlaşılıyor. Herkesin amacı bu: krala daha yakın olmak veya krala olan yakınlığını koruyabilmek. Cumhuriyete doğmuş olan bizler için krala duyulan bu şekil bir tutkuyu anlamak zor diye düşünüyorum. Böyle çoşkulu ve samimi bir his gerçekten var eskinin köklü monarşilerinde. Adamlar için tanrıları var, peygamberleri var ve kralları var. Ve böyle bir bakış açısıyla bakıldığında Henry'nin çevresindeki herkesin davranışı gayet anlaşılabilir geliyor bana, doğru olmasalar da... Dediğim gibi hepsi krala daha yakın olmak veya krala olan yakınlığını koruyabilmek istiyor. Kraliçenin yapmak istediği de bu; Wolsey'nin de; Boleynler, Norfolk, Charles, vb. diğerlerinin de...
Birkaç bölümdür Wolsey'i takdir ediyorum gerçekten. Olanları gerçekten anlayan ve olabilecekleri sezen bir tek oymuş gibi geliyor bana. Hatırladığım kadarıyla Henry, Wolsey'le eğer boşanma talebi Papalık tarafından kabul edilmezse atabileceği adımları detaylıca ve kesin olarak hiç konuşmadı. Tehdit etti falan. Buna rağmen Wolsey tehlikeyi görebiliyor ve bunun için aslında hiç işine gelmeyecek bir evliliğin gerçekleşmesine bile yardım etmeye çalışıyor.
Bu bölümde kesin olarak NEFRET ettiğim bir şey vardı. Neydi o hayalet öyle??? Ne saçmalık. Yani ilk seferini anlayabilirim. Kardeş biraz sıyırmış ve ikizini görüyor, sonra Tallis bakıyor ve hayalet yok oluyor da ya aynı yatakta görünmesi??? Çok gereksiz ve saçma olmuş bence. Tamam Tallis zamanının en ünlü müzisyeni ve Tudorların sarayında rolü var ama bence Tallis bölümleri dizinin en sarkan bölümleri olmaya başladı. Hayalet üstüne tuz biber oldu.
lilly_rush
08-11-07, 10:44
dün akşam izleyebildim nihayet...
Wolsey'in mahkemede yarı canı gitti. Öle bi baktı ki Kral ölse ondan iyiyidi. bi de nasıl bi hırs ve korku bürüdüyse adamı öldürcekti papanın gönderdiği adamı.. Kraliçenin söyledikleri de şaşırttı beni meğer sevgilisi varmış. Joan mı yoksa diye düşünmeden edemedim..
Tallis'te az değilmiş..Adam ne ballı, çirkin şansı var mübarek.. Bence dizideki en güzel kızı o kaptı..şu haliyle onun eşcinsel olduğuna inanmak çok zor..:icon_whis
Kraliçeye gelince çok kızdım Ona bu bölüm..Tamam yasal kocası hak veriyorum ama bu kadarda gurursuz olunmaz ki kardeşim..Adam istemiyo işte seni daha ne diye ısrarla boşamıyosun kendini madara ediyosun milletin önünde...Sürekli "seviyorum, yasal kocam" lafları...Bu arada aslında anne boleyn ile kraliçenin aynı safta olduğunu farkettim ikiside Wolseyi bitirmek için uğraşıyorlar..
Margaret'a çok üzüldüm. ben Charles'ın onu sevdiğini düşünmüştüm ama sevmiyomuş:icon_sorr...Söyledikleri çok acıydı ama gerçekti de..Charlesta aldı ağzının payını öteki kraliçeden...O kadında iyi konuştu.. BEllllkiii aklı başına gelir...
bişi sorucam acaba sezon finalinde yeni din çıkmış olacak mı? yoksa yeni sezonu mu bekliyces?
Tallis'te az değilmiş..Adam ne ballı, çirkin şansı var mübarek.. Bence dizideki en güzel kızı o kaptı..şu haliyle onun eşcinsel olduğuna inanmak çok zor..:icon_whis
bişi sorucam acaba sezon finalinde yeni din çıkmış olacak mı? yoksa yeni sezonu mu bekliyces?
Tallis eşcinsel değil ki biseksüel, yani o kızla olan ilişkisine inanmak kolay, çirkin şansı diye nitelendirmene ise katılıyorum. :img-yes:
Sorduğun soru hakkında bir bilgim yok, belki ingilizce sitelerdeki bölüm özetlerinden anlaşılabilir.
2. sezon çekimleri ise geçen ay İrlanda'da bitmiş. 2. sezon ABD'de nisanda başlayacak ve büyük ihtimal 10 bölüm olacak 1. sezon gibi. İlk sezon DVD si de ABD de ocakta çıkıyor. Bize gelir mi bilinmez, gelirse ne zaman gelir bilemiyorum, umarım gelir.
dizi_maniac
08-11-07, 19:25
2. sezon çekimleri ise geçen ay İrlanda'da bitmiş. 2. sezon ABD'de nisanda başlayacak ve büyük ihtimal 10 bölüm olacak 1. sezon gibi. İlk sezon DVD si de ABD de ocakta çıkıyor. Bize gelir mi bilinmez, gelirse ne zaman gelir bilemiyorum, umarım gelir.
Bu bilgiler için çok teşekkürler Heather... 2.sezon'un başlamasını nasıl sabrederim bilmiyorum:img-cool2
Kraliçe'nin hali içler acısı..Kızını ondan uzaklaştırdıkları yetmiyormuş gibi ((ki bu uygulamayı da anlayamadım..Kimse bi çocuğa kendi çocuğuna baktığı gibi bakamaz yada daha iyi yetiştiremez..Kötü bi uygulama bence..Çocukların sevgiye ihtiyacı vardır İspanyolca'da öğrenmeyicersin..))
Sonucu görüyoruz ((Bknz: Bloody Mary))
Charles'a fena bozuldum..Sanırım bundan sonra Margaret'i göremiyoruz..
Zaten misafir oyuncu gibi bişey sonunda görüldüğüne göre..
Charles'ın aşkı yalanmış,çok üzüldüm:icon_sorr
Bence de her dinde oluyor fikir ayrılıkları ve dolayısıyla da bi sürü mezhep doğuyor..Doğru bişey midir peki günlerce tartışsan sonuç alamazsın heralde:icon_whis
O kırmızı kıyafetlerde benimde aklım kaldı valla:icon_whis
Özellikle Wolsey'e çok yakışıyor..E karizmatik adam tabii..İngilizcesine bayılıyorum zaten..İzlemeyi bırakıp adamın ingilizcesini dinleyesi geliyor insanın..Sam Neill harika zaten tek kelimeyle:img-wink:
evet ilerde Bloody Mary lakabına erişecek olan acımasız Mary'de göreceğiz çocukluğunda ki sevgisiz büyümenin sonuçlarını, ÇOK doğru bir ayrıntıya değinmişsin Akeldan!
Mezhep ayrımlarına ve çeşitlerine girmemek konunsunda da sana katılıyorum, ucu bucağı olmayan bir mevzudur:icon_whis
Charles konusuna gelince : bu kadar tatlı bir çapkın ve tatlı serseri ruhlu olmasa acaba biz onu bu kadar severmiydik? hm? ne dersin?:img-wink: Ağzının payını almasına sevindim ama kyamam yaa nasıl da kraliçenin karşısında kızarıp bozardı ve dili tutuldu öyle?
Saraydaki hatunlar onu şımartmışlar...belli... istediğini elde edebileceğine inandırmışlar... suç onun mu?:img-wink:
Bir amerikan forumunda, birileri Henry Cavill'in özel hayatını bu kadar gözlerden sakınmasını onun homoseksüel olmasına dayandırıyorlar. Bazı kişilerle, bazı yerlerde görünmüşlüğü ve birlikte yaşamışlığı varmış...
inşallah sadece dedikodudan ibarettir bu saptamalar:img-cool2
yoksa kadınlar adına , büyük bir kayıp olarak görür ve üzülürüm valla:sad53:
Sam Neill konusunda sana sonuna kadar katılıyorum Akeldan. Sağlam bir oyuncu ve kardinal cübbeside çok yakışıyor ona:img-wink:
Ingizceyi kullanma konusunda birşey diyemeceğim, zira bana göre dizide her biri tane tane düzgün bir ingizlice ile konuşuyorlar.
Bu bölümde kesin olarak NEFRET ettiğim bir şey vardı. Neydi o hayalet öyle??? Ne saçmalık. Yani ilk seferini anlayabilirim. Kardeş biraz sıyırmış ve ikizini görüyor, sonra Tallis bakıyor ve hayalet yok oluyor da ya aynı yatakta görünmesi??? Çok gereksiz ve saçma olmuş bence. Tamam Tallis zamanının en ünlü müzisyeni ve Tudorların sarayında rolü var ama bence Tallis bölümleri dizinin en sarkan bölümleri olmaya başladı. Hayalet üstüne tuz biber oldu.
Ölü kızkardeş sahnelerinde ben pek rahatsız olmadım, evet itiraf etmeliyim ilk anda ürktüm ama bu ürpermeyi özellikle hedeflemişler gibi geldi bana. Bu iki kız kardeş hayattaykende sürekli her yerde birlikte görünmüyorlarmıydı? Sarayda birlikte dolanıyorlar, hatta Anne'nin abisinin yatağınıda birlikte paylaşmışlardı yanlış hatırlamıyorsam.
Yani birbirine aşırı derecede bağlı iki kız kardeş bunlar...demek istiyorlar sanırım?
Ve biri ölünce, diğeri yaşadığı her anında ölü kızkardeşini görüyor olması ve onu hep yanında hissediyor olması bana çok da saçma gelmedi.
Tallis'li sahnelerin "gereksizliği" duygusundan bende kendimi alamıyorum nilberfu. Belki de ilerki bölümlerde Tallis; hikaye içersinde daha çok önem teşkil edecek bölümleri vardır ve bütün bu "sarkıyor" gibi görünen kısımlar aslında, ilersi için gerekli sahnelerdir?
Bilmiyorum... belki de fazla uçtum?:img-pilot
-A k e L d a N-
08-11-07, 21:24
evet ilerde Bloody Mary lakabına erişecek olan acımasız Mary'de göreceğiz çocukluğunda ki sevgisiz büyümenin sonuçlarını, ÇOK doğru bir ayrıntıya değinmişsin Akeldan!
Mezhep ayrımlarına ve çeşitlerine girmemek konunsunda da sana katılıyorum, ucu bucağı olmayan bir mevzudur:icon_whis
Charles konusuna gelince : bu kadar tatlı bir çapkın ve tatlı serseri ruhlu olmasa acaba biz onu bu kadar severmiydik? hm? ne dersin?:img-wink: Ağzının payını almasına sevindim ama kyamam yaa nasıl da kraliçenin karşısında kızarıp bozardı ve dili tutuldu öyle?
Saraydaki hatunlar onu şımartmışlar...belli... istediğini elde edebileceğine inandırmışlar... suç onun mu?
Bir amerikan forumunda, birileri Henry Cavill'in özel hayatını bu kadar gözlerden sakınmasını onun homoseksüel olmasına dayandırıyorlar. Bazı kişilerle, bazı yerlerde görünmüşlüğü ve birlikte yaşamışlığı varmış...
inşallah sadece dedikodudan ibarettir bu saptamalar:img-cool2
yoksa kadınlar adına , büyük bir kayıp olarak görür ve üzülürüm valla:sad53:
Sam Neill konusunda sana sonuna kadar katılıyorum Akeldan. Sağlam bir oyuncu ve kardinal cübbeside çok yakışıyor ona:img-wink:
Ingizceyi kullanma konusunda birşey diyemeceğim, zira bana göre dizide her biri tane tane düzgün bir ingizlice ile konuşuyorlar.
Ölü kızkardeş sahnelerinde ben pek rahatsız olmadım, evet itiraf etmeliyim ilk anda ürktüm ama bu ürpermeyi özellikle hedeflemişler gibi geldi bana. Bu iki kız kardeş hayattaykende sürekli her yerde birlikte görünmüyorlarmıydı? Sarayda birlikte dolanıyorlar, hatta Anne'nin abisinin yatağınıda birlikte paylaşmışlardı yanlış hatırlamıyorsam.
Yani birbirine aşırı derecede bağlı iki kız kardeş bunlar...demek istiyorlar sanırım?
Ve biri ölünce, diğeri yaşadığı her anında ölü kızkardeşini görüyor olması ve onu hep yanında hissediyor olması bana çok da saçma gelmedi.
Tallis'li sahnelerin "gereksizliği" duygusundan bende kendimi alamıyorum nilberfu. Belki de ilerki bölümlerde Tallis; hikaye içersinde daha çok önem teşkil edecek bölümleri vardır ve bütün bu "sarkıyor" gibi görünen kısımlar aslında, ilersi için gerekli sahnelerdir?
Bilmiyorum... belki de fazla uçtum?
Sadakat benim için çok önemli olduğu için ne kadar uğraşsam da Brandon'un yaptığını mazur göremiyorum ne yazıkki..E bu kadar yakışıklı olmak onun suçu mu tabii ki değil:icon_whis:img-icecr Oda bu nimetten yaralarnıyor tabi ki ama kadının bu kadar aşağılanması da hiç hoş değil tabii ki..Bilmiyorum yaa ben yadırgadım açıkçası..
Ama serseri ruhu konusuna katılıyorum..İlginç bi kişilik ve bu serserilik ona kesinlikle sempati kazandırıyor..((Söylemeden geçemeyeceğim o dönemde erkeklerin giydiği kıyafetleri çok beğeniyorum..Özellikle Henry Cavill'e çok yakışıyor bu kıyafetler:img-wink:))
Bu arada umarım dedikodudur Henry hakkında söyleneneler..
Bence de kadınlar için gerçekten büyük bir kayıp olur:img-wink:
Evet dizideki herkes İngilizceyi harika konuşuyor tabii ki((İngiliz ingilizcesini çok severim zaten)) ama Sam Neill'in ki bi farklı..Ses tonundan da kaynaklı tabii ki..Adamın sesi de çok güzel..Tabii diksiyon,konuşma tarzı,karizması falan:icon_whis
Tallis konusuna katılıyorum..Bende öyle olmasını umuyorum..Yoksa gerçekten gereksiz olmuş bu sahneler..
Bu adamın ne yaptığını ben pek anlayamadım zaten:icon_sorr
Anlayan varsa bana da anlatırsa çok mutlu olurum:img-pilot
Geçen haftadaki perşembe günü e2'de yayınlanan The Closer isimli dizide Cromwell'i canlandıran aktör (James Frain) oynuyordu. Geç oldu biraz ama, unutmuşum yazmayı. İlgilenenlere:img-wink:
dizi_maniac tebrikler Müthiş bir bölüme Müthiş bir yorumdu. !
Eşcinsellik Antik Yunan’da ve Roma medeniyetinde bir çeşit doğum kontrol yöntemi olarak kullanıldığından Avrupa kültüründe fazla dikkat çekici ve sıra dışı sayılmıyordu. O dönem de eşcinsel ve biseksüel ölüm cezası ile cezalandırılsa da Rönesans devrinde birçok ünlü eşcinsel ve biseksüel yaşam sürdükleri bilinmektedir. Örnek olarak Sistine Chapel’in tavan resimleri, Musa ile Davut heykellerini ve San Pietro Bazilikasını yapan Ressam, Heykeltraş ve Mimar Michelangelo, Yaptıkları ile Dahi adlandırmasının dışına çıkan, Mona Lisa ve Son Akşam Yemeği gibi eşsiz resimlerin yaratıcısı, Sayısız icat planlayan Mucit, Bilim adamı ve Mühendis Leonardo da Vinci en ünlüleri ve ilk akla gelenlerdir. Tallis’e gelince ben onu Lord William Compton'a karşı hep biraz soğuk olarak gördüm. Ayrılırlarken bile gayet soğuktu.
Zaten her bölüm başlı başına ayakta durmayı başarabilen bir düzeyde!
Sana yürekten katılıyorum. Dizinin başarısı inanılmaz. Konusu tarihin yazdığı herkesin bildiği bir konu ama konunu işlenişi, oyuncular, tarihsel çerçevenin iyi aksettirilmesi diziye masalsı ve hiç bilinmeyen bir konuyu izler gibi keyif veriyor.
Fakat beni asıl hayrete düşüren, kim olursa olsun, ne olursa olsun o sarayda tek bir kişinin bile yürekten, çıkarsız ve temiz bir aşk yaşamıyor oluşu... yahu hiç mi kimse yoktu o koskoca sarayda şöyle saf ve içli bir aşk yaşayan???
Sevgili dizi_maniac VIII. Henry’nin sarayından bahsediyoruz. Aslında bütün saraylar öyle olduğunu tarihten öğreniyoruz..
Henry ve Anne'nin ilişkilerini ben aşk olarak adlandıramıyorum....
onların ki daha çok "önlenemez tutku" gibi geliyor bana...
Zaten dikkat ettim, dizi senaristleri onları büyük bir aşkın çifti olarak değil de, daha çok tutkulu bir çift olarak göstermekteler.
Birlikte oldukları her sahne tutkunun kıvılcımlarını saçıyor...
Konuşmaları, o alev alev bakışmaları...Herşeyleri.
Anne Boleyn'nin kendisine bir erkek varis veremedi diye bütün "aşkını" yeni hatun Jane Seymour'a yöneltmedi mi?
Henry’nin Jane Seymour'a yöneltmesi önemli değil Anne ile kardeşi arasında esnet ilişki var diye Anne’nin kafasını kestirmesine ne demeli kendine çok benzeyen kızı Elizabeth’i nüfusundan çıkarıp *** ilan etti.
Anladığım kadarıyla Henry, abisinin dul karısı ile evlenmekle GERÇEKTEN günah işlediğine kendisini INANDIRMIŞ durumda. ?
Eşini "aldatma" konusuna gelince, sanırım özellikle o dönem bir Kral'ın , ne karısını, ne müttefiklerini, ne dostlarını "aldatabilmesi" mümkün değildi, zira o bir KRAL.
Kral'dır ne yapsa yeridir ...gibi gibi:img-wink:
Yani Kral'ın sayısız hatunla birlikte olması olağan karşılanıyordu sanırım.
Bana THE TUDORS bir şeyi daha fark etmemi sağladı : Yönetici olan her kim ise, yani İmparator, Kral, Prens veya Şirket Patronu, Menejer v.s ... hep kendilerini , yönettikleri insanlardan "ayrı" tutmanın verdiği psikoloji ile bazı "yanlışlardan" ve "günahlardan" muaf görmekteler. Kendilerini ayrı tutarlar.
Bakınız; Osmanlı Sarayına. Bakınız; Roma Imparatorlarına. Bakınız; ülke yönetiminde ki iktidarlara. Bakınız; Holding Başkanlarına. v.s.
Ben buna pek inanmıyorum. Minareyi çalan kılıfını uydurur misali biraz. Henry her isteiğine sahip olmayı hakkı gören bir adam. Anne’le beraber olmak ve erkek evlat sahibi olmak için her şeyi yapacak türden biri. Herkesin canı onun iki dudağının arasında olduğu için kendini Tanrı gibi görüyordu.
Çok inançlı bir Katolik iddia eden Papa’yı Lutherian akıma karşı koruma yeminleri eden bir adam olarak boşanmada başarılı olamayınca Protestan Angilikan Kilisesini kurup, Kilisenin de başı olmakta bir sakınca görmemiştir. Bu davranışı ile ne kadar dindar biri olduğunu anlıyoruz. Zaten hükümdarlar din ile devleti birleştirerek güçlerini artırma yoluna gitmişlerdir.
Güç sahibi her insana musallat olan bir hastalık bu GÜÇ’e esir olup, ölümlü olduğunu unutup
Tarihte Fransa Kralının Metresi diye sarayda resmi bir unvan olduğu gerçeğini bilince insana Kral’ın önüne gelenle düşüp kalkması garip gelmiyor.
dünkü bölümde kraliçeye hayran kaldım ya. o nasıl bir duruştur öyle. asla ezdirmedi kendini. ama bu gidişle sonu kötü olacak. ben nedense kraliçeyle ayrılmasını hiç istemiyorum.
Charles ve Margaret'i kısa da olsa tekrar görebildiğimize sevindim. Fransa Kraliçesi ne biçim bozguna uğrattı bizim çapkın Charles'ı, dimi?
Şahsen, pek elfkartal arkadaşımız gibi düşünmüyorum.
Elimde değil.
Aragon'lu Katherine'nin bu "inadım inattır" tavrı ve bu inadım uğruna gerekirse koca bir ulus dininden olsun, heba olsun, yüzlercesi bu uğurda can versin...tavrını onaylayamıyorum.
Hayatta sadece "haklı" olmak, insanı selamete götürmez. Bu nasıl bir inattır böyle? Sıradan bir kadın değil ki kendisi? Koca bir ulusun akibetinden sorumlu bir Kraliçe kendisi! Günümüzün insani ve cinsiyetler arası değerlere göre değerlendirmemek gerek... o dönem herşey daha farklıydı.
Katherine, kendi inadının ve "ben haklıyım!" dayatmasının peşinden gitmeseydi, Henry tutkusunun arzu nesnesi (o dönem hamile olan ve doğacak çocuğunun gayrımeşru sayılmaması adına) Anne Boleyn'e kavuşabilmek için, bütün bir ulusu derinden etkileyecek olan çareye baş vurmayacaktı.
Sakın yanlış anlaşılmasın, ben burada VIII.Henry'nin savunmasını yapmıyorum. Kendi tutkularının peşinden giden açgözlü ve gözü dönmüş bir erkekti... ama Aragonlu Katherine ondan daha mı olgun davrandı sanki?
Siz de bilirsiniz, bazı insanlar "haklılıklarını" bir silah olarak kullanırlar.
O haklılığın o zaman ne kadar değeri var?
O kibir timsali Katherine'de ben en ufak fedakarlık göremiyorum?
Bir ulusun selameti için , madem Kral uçkuruna sahip olamıyor, o zaman sen Kraliçe olarak fedakarlık et... gerçek asalet kraliyet soyundan gelmekle değil, davranışlarla ölçülmez mi? Ben mi yanlış biliyorum yoksa?
VIII.Henry'nin asla ve asla geri adım atmayacağını, ve kendisine aşık olmadığını, kendisini arzulamadığını ve istemediğini ÇOK iyi bildiği halde... "olsun...ama ben haklıyım!" diye inat etmesinin ben neresini alkışlayayım , söylermisiniz?
Elimde değil... sevemedim, sevmiyorum bu "ahlak" kisvesi altına saklanan inatçı , bencil kraliçeyi. Elimde değil.
Zaten aşırı dindar ve ahlak timsali gibi ortalıkta dolanan insanlara ezelden sempati duyamamışımdır. Herkes hatalı ve kusurlu , bir tek onlar kusursuz ve HAKLIdırlar.
Yok yok, elimde değil...sevemedim. Yine de üzülüyorum Kraliçe için. Zor bir hayat yaşadı.
Yaaa ben tıpkı öyle bi kırımızıdan elbise istiyom:img-blush şöööyle yerlere kadar...eteği kabarık...:img-blush
Kraliçe dizide en taktir edilecek kadın. Kraliçe Katherine inançlı bir Katolik. Katolik inancı boşanmayı yasaklar eşlerden biri ölene kadar yaşamak zorundadırlar. Bu son 20 yıla kadar bizim ülkemizde de çok uygulanan bir durumdu. Tarih boyu toplumlar hep erkeklerin çapkınlığının kabul edilmesi gerektiğini söylemiştir. “Erkektir gezer gelir” inançı ile büyütülen Katherine için kabul edilemez bir durumdu.
Hele Hele Kraliçe Katherine için kocasının onu boşamak adına Katolik Roma Kilisesini çiğneyip geçeceği ise hiç düşünülemezdi. Aragon'lu Katherine inadının böyle bir duruma yol açacağını bilse belki boşanırdı.
VII: Henry Kraliçe Katherine’ni boşayınca ondan olan üzerine anlaşmalar yaptığı kızı Mary’i *** ilan etti. Anne Boleyn celladın kütüğünü boylayınca bu sefer de Anne Boleyn’den olan kızı Elizabeth’i *** ilan etti ki. Tek oğlunun Krallık hakkına karşı gelemesinler diye.
Ne Baba Ne Koca Ama. Evlerden Irak Allah düşmanımın başın bile vermesin.
nazli_chriss
13-11-07, 22:41
çok gzL bi dizi her hafta izLiyorum ama e2 deki bölümlerini izliyorum bn cnbc-e de ne zamn başlıyo
cnbce de salıları 9 da
ilk defa bi bölümde wolseye çok üzüldüm.Adamın hiç kimsesi kalmadı,hem kralın tarafı hem de kraliçenin tarafı nefret ediyor.Gerçi sonunda yine 4 ayağının üstüne düştü.Kral aylık bağlattı eskisi gibi olmasa da.
Kral şimdi thomas a görev verdi.Umarım onun başını yakmaz.Zaten adamın tercih etme gibi bir hakkı da yoktu.
-Bu görevi sana veriyorum.:img-yes:
-Hayır istemiyorum.:img-fie:
-EMREDİYORUM!:dito
-A k e L d a N-
14-11-07, 01:03
cnbce de salıları 9 da
ilk defa bi bölümde wolseye çok üzüldüm.Adamın hiç kimsesi kalmadı,hem kralın tarafı hem de kraliçenin tarafı nefret ediyor.Gerçi sonunda yine 4 ayağının üstüne düştü.Kral aylık bağlattı eskisi gibi olmasa da.
Kral şimdi thomas a görev verdi.Umarım onun başını yakmaz.Zaten adamın tercih etme gibi bir hakkı da yoktu.
-Bu görevi sana veriyorum.:img-yes:
-Hayır istemiyorum.:img-fie:
-EMREDİYORUM!:dito
Evet yaa bende çok üzüldüm..Hele adama oda vermediler ya boğazıma bişey düğümlendi:icon_sorr Arkada kutusuyla kaldığı yerde çok kötüydü..Üstüne bide halktan insanlar alay ettiler..Çok kötüydü hali..Sonuçta yaşlı bi adam çok üzüldüm:icon_sorr
Wolsey'den daha kötüleri de var..Boleyn ve Norfolk dükü gibi mesela..
Brandon'dan iyice soğudum..Karısının hasta olduğndan haberi bile yoktu..Acı içinde öldü Margaret:icon_sorr Kan kusarak..Çok kötüydü:icon_sorr
Kral Anne Boleyn'e söz geçiremiyor bir tek herhalde..Kadın aldı başını gitti..
Kral babasına onu çok özledim geri dönsün demese gelmezdi belki..Kadın işini biliyor..
Kardinal Fisher da çok yürekli çıktı vallahi..
Mahkeme de Kraliçe'ye karşı ifade veren adam çok iğrençti..Bi de ortada komik bişey var gibi gülüyorlar..Kraliçe duysa ne kötü olurdu yazık kadına..
trueblue Kraliçe'nin dizide ki en takdir edilcek kadın olduğunu inkar edemem..Ama inadının ne sonuçlar doğuracağını gayette iyi biliyordu..Çok zeki bir kadın..Kral'ı çok seviyor ve ondan ne olursa olsun boşanmak istemiyor sonuçta onunla bi 5-6 sene daha evli kalmış ama ne işine yaramış koca bir hiç..
Kardinalinde bugün söylediği gibi ''O kral istediği şeyi sonunda elde edicektir'' Böyle bişeydi işte..Tam hatırlayamıyorum tabii ki..
Lütfen boşayın bu adamı. Lütfen. Bütün Britanya kralın uçkur meselelerini konuşuyor. İnsan biraz utanır ya:mad72: Henry, Anne, Katherine bizim kanallarda yayınlanan kadın programlarına layık hale geldiler. Ne kadar da emin Anne oğullar doğuracağına.
Margaret'in ölmesine çok üzüldüm. Çok da kötü gitti kız. Akıllı bir kadındı. Boleynler hakkındaki gerçeği gördü. Umarım en kısa zamanda kral da görür.
Wolsey'i acımasızlıkla cezalandırdı, ama onun yerine gelenler de kötü insanlar. Ben hala Wolsey'e olan bu tavrını anlayabilmiş değilim. Tek neden kralın istediği çabuk boşanmayı sağlayamaması. Ne bekliyordu Henry? Tüm Katolik kurallarının kolaylıkla görmezden gelineceğini mi? Bence devamlı başkalarının etkisi altında kalıyor. Wolsey kimseye yaranamadı. Daha ne yapsın? Boşanmak istemeyen kraliçe bunlar hep senin başının altından çıkıyor diyor, ama Wolsey Boleynlerle düşman, eğer o ayarlasaydı kraliçeyi Boleyn'e tercih ederdi. Boşanmayı gerçekleştirmeye çalıştı tüm gücüyle. Yalvardı, yakardı, tehdit etti, dinleyenlere kralın yapabileceklerini anlatmaya çalıştı. Papalık temsilcisini öldürüyordu az kalsın. Tüm bu yaptıklarını görmeyen, anlamayan Henry, adamın hayatını kararttı. Ben Wolsey'i de sevmiyorum, ama hakikaten adam haksızlığa uğradı.
Demek Margaret de öldü? Williamsız, Margaretsiz zor olacak, tekrarları izlemek. :icon_sorr Charles a da kızgınız bakıyorum, çok sürmez onun yası kanımca. Wolsey i hiç sevmemekle beraber yazdıklarınızı okuyunca üzüldüm. Charles ın Margaret in ölümü karşısındakini tepkisini ayrıntısıyla yazarsanız sevinirim.:img-wink:
ıslak ıslak
14-11-07, 14:08
Wolsey için üzüleceğimi asla tahmin etmezdim ama dün akşamki bölümde onun haline içim acıdı resmen.. Bu kadar çabuk mu düştü Kralın gözünden ve bu kadar kör mü etti Anne'nin aşkı Kralı.. Dizide en başta sevdiklerim ileriki bölümde nefret ettiğim karakterlere dönüştü bknz: Charles.. Margereth acılar içinde ölürken ve Charles da onun hastalığının bilincindeyken, böyle bir zamanda bile Kralın yanında sarayda gününü gün ediyordu.. Margereth'a çok yazık oldu yapayalnız öldü.. Bu arada bir sonraki bölümün sezon finali olucağının şokundayım hala bu kadar erken beklemiyodum hele ki böyle karışık bir dönemde pat diye bitircekler diziyi kimbilir nasıl şok bi final olucak ve bizleri nasıl merakta bırakıcaklar...
tomvejerry
14-11-07, 16:56
Arkadaşlar çok ayrıntıya girmeyeceğim. Birçoğunuz yada hepiniz biliyorsunuzdur. Genetik olarak çocukların cinsiyetini babalar belirliyor.
Şimdi dünyanın birçok yerinde kadınların erkek çocuk doğurması beklenirken acaba Avrupalılar bu gerçeği farkettiklerinde ne yaptılar merak ediyorum...
Fransa Kraliçesi ne biçim bozguna uğrattı bizim çapkın Charles'ı, dimi?
Sevgili dizi_maniac Fransa Kralı ile Henry aynı kavaktan yontulmuş kaşıklar gibi. İkiside aynı kafadalar. Uyanık Charles’da güzel Fransa Kraliçesi ile hoşça vakit geçirmek istedi ama Fransa Kraliçesi, Kraliçe Katherine ile aynı görüşte. Kocası onu aldatsa da o sadık kalıyor.
Siz de bilirsiniz, bazı insanlar "haklılıklarını" bir silah olarak kullanırlar.
O haklılığın o zaman ne kadar değeri var?
Zaten aşırı dindar ve ahlak timsali gibi ortalıkta dolanan insanlara ezelden sempati duyamamışımdır. Herkes hatalı ve kusurlu , bir tek onlar kusursuz ve HAKLIdırlar.
Yok yok, elimde değil...sevemedim. Yine de üzülüyorum Kraliçe için. Zor bir hayat yaşadı.
Dediğin gibi aşırı dindar ben haklıyım diye kasılan insanlara bende kızarım. Ama Kraliçe’yi öyle yansıtmadılar.
Ayrıca iyilik ve ahlaklılık her zaman sıkıcıdır. Tarih kocasını bırakıp Prens Paris’e kaçan Truvalı Helen’i yazar, ya da kendisi için katil olan sevgilisini unutup zengin matadora giden Carmen için çok güzel opera bestelenir ama kocasına sadık, namuslu, fedakar, iyi bir anneyi anlatan Ne tarih bahseder ne de operalar, romanlar vardır.
Lütfen boşayın bu adamı. Lütfen. Bütün Britanya kralın uçkur meselelerini konuşuyor. İnsan biraz utanır ya:mad72: Henry, Anne, Katherine bizim kanallarda yayınlanan kadın programlarına layık hale geldiler. Ne kadar da emin Anne oğullar doğuracağına.
Nilberfu bir İngiliz atasözü derki “Güneşin altında yeni bir şey yoktur.”
Anne Boleyn, Henry’i oğlu olacağı yemiyle evlenmeyi umuyor ama Henry’e istediği oğlu veremeyince o da kendini celladın kütüğünde bulacak.
Margaret'in ölmesine çok üzüldüm. Çok da kötü gitti kız. Akıllı bir kadındı. Boleynler hakkındaki gerçeği gördü. Umarım en kısa zamanda kral da görür.
Wolsey'i acımasızlıkla cezalandırdı, ama onun yerine gelenler de kötü insanlar. Ben hala Wolsey'e olan bu tavrını anlayabilmiş değilim. Tek neden kralın istediği çabuk boşanmayı sağlayamaması. Ne bekliyordu Henry? Tüm Katolik kurallarının kolaylıkla görmezden gelineceğini mi? Bence devamlı başkalarının etkisi altında kalıyor.
Tüm bu yaptıklarını görmeyen, anlamayan Henry, adamın hayatını kararttı. Ben Wolsey'i de sevmiyorum, ama hakikaten adam haksızlığa uğradı.
Evet yaa bende çok üzüldüm..Hele adama oda vermediler ya boğazıma bişey düğümlendi:icon_sorr Arkada kutusuyla kaldığı yerde çok kötüydü..Üstüne bide halktan insanlar alay ettiler..Çok kötüydü hali..Sonuçta yaşlı bi adam çok üzüldüm:icon_sorr
Wolsey'den daha kötüleri de var..Boleyn ve Norfolk dükü gibi mesela..
Wolsey o mevkiye herkesin ayağını kaydırarak, Henry 18 yaşında Kral olup, Wolsey’e güvenince onu başbakan yapınca Wolsey herkesi ezmiş. Hesap ödeme günü eni sonu gelir.
Kral Anne Boleyn'e söz geçiremiyor bir tek herhalde..Kadın aldı başını gitti..
Kral babasına onu çok özledim geri dönsün demese gelmezdi belki..Kadın işini biliyor..
D,nsizin hakkından imansız gelirmiş.
[QUOTE=-A k e L d a N-;5328184] trueblue Kraliçe'nin dizide ki en takdir edilcek kadın olduğunu inkar edemem..Ama inadının ne sonuçlar doğuracağını gayette iyi biliyordu..Çok zeki bir kadın..Kral'ı çok seviyor ve ondan ne olursa olsun boşanmak istemiyor sonuçta onunla bi 5-6 sene daha evli kalmış ama ne işine yaramış koca bir hiç..
Kardinalinde bugün söylediği gibi ''O kral istediği şeyi sonunda elde edicektir'' Böyle bişeydi işte..Tam hatırlayamıyorum tabii ki..
A k e L d a N arkadaşım toplam 24 yıl evli kaldılar. Kraliçe Katherine’i boşaması dizide o kadar uzun gözükmese de 4 yıldan fazla sürdü. Kraliçe Katherine VIII.Henry’e 6 çocuk doğurdu. Çocuklarından sadece Mary yaşadı.
Ayrıca karısını boşayabilmek için bulunduğu mezhepten ayrılan ve yeni bir mezhep kuran başka bir Kral ya da Yönetici yok tarihte, VIII.Henry ilk ve tek örnek.
Yavuz Sultan Selim bile oğlu olmayacağını düşündüğü zaman Kırım Hanlığını Osmanlıya mirasçı olarak atamış.
nazli_chriss
17-11-07, 22:10
bn e2 de izliyodum margaret çldü ya çok üzüldümm anne boleynler hakkında gerçeği biliyodu ama bn seviyorum bn anneyi ya çok tatLı kız neyse henryde üzüldü baya margaretin öldüğünü duyunca yazıkk cnm ya bide bn katherinadan boşanmasınıu istiyorum ya henrynin
panikle-me
17-11-07, 23:51
izlediğim tek yabancı dizi
ve benden bir avatar :)
http://i205.photobucket.com/albums/bb4/panikle-me/a8.jpg
içimde kalmasın diye
dizi_maniac
18-11-07, 22:09
hala son bölümü izleyemedim :icon_sorr
fırsatım olmadı...
ama bu gece yayın akışlarına göre ; hem cnbc-e (saat24.00)
hemde e2 (saat23.00) da verecekler
kesin izleyeceğim
spoiler olur diye yorumlarınızı okumadım arkadaşlar:img-wink:
neler oldu bitti... çok merak ediyorum
-A k e L d a N-
18-11-07, 22:58
A k e L d a N arkadaşım toplam 24 yıl evli kaldılar. Kraliçe Katherine’i boşaması dizide o kadar uzun gözükmese de 4 yıldan fazla sürdü. Kraliçe Katherine VIII.Henry’e 6 çocuk doğurdu. Çocuklarından sadece Mary yaşadı.
Ayrıca karısını boşayabilmek için bulunduğu mezhepten ayrılan ve yeni bir mezhep kuran başka bir Kral ya da Yönetici yok tarihte, VIII.Henry ilk ve tek örnek.
Yavuz Sultan Selim bile oğlu olmayacağını düşündüğü zaman Kırım Hanlığını Osmanlıya mirasçı olarak atamış.
Bende biliyorum 24 sene evli olduklarını canım,yanlış anlaşılcak bi cümle kurmuşum çok pardon..Anlatım bozukluğu:img-icecr
Kadının inadı sayesinde bi 5-6 sene daha evli kalmışlar demek istemiştim..
Doğurduğu çocukların bazıları da erkekmiş hatta ama hiç biri hayatta kalmamış bunu da biliyorum..Henry çocukları hayatta kalmadığı için lanetlendiklerini düşünüyor zaten..
Mezhep yaratmasa da olur,o Kral sonuçta Kraliçe'den bi şekilde ayrılırdı..O daha değişik bir yol buldu..Anne Boleyn sayesinde..Kral ne olursa olsun boşanıcaktı Kraliçe'den:img-yes:
"The Other Boleyn Girl" filminin fragmanı çıkmış arkadaşlar, ilgilenenler tüplü sitede izleyebilirler.
Eric Bana, 8.Henry rolüne bence pek yakışmış. Ben Jonathan'ı severim, iyi de oynuyor dizide, ama Eric Bana o yapılı, heybetli haliyle bir krala daha çok yakışıyor gibi geldi bana. Asıl Boleyn kızına gelince, ben ısınamadım Natalie Portman'ın Anne'liğine. Bence bir ülkenin din sistemini, dolayısıyla kültürünü falan yıkmaya değecek bir kadın olarak Anne Boleyn karakterini dolduramıyor. Ufacık bir çocuk gibi duruyor. Natalie Dormer daha iyi, daha kadınsı. Ya da Natalie Portman benim gözümde hala büyüyemedi, Mathilde olarak kaldı. Yine de çok fazla önyargılı olmak istemem. Çünkü Mary zaten o zaman da kardeşine göre daha çekici kabul ediliyormuş. Belki Anne, bir kralı nasıl etkileyebileceğini bilen akıllı, hırslı bir kadındır ve Natalie de bunu verebilmiştir.
Bu arada, kızların annesi (herhalde), "kızlarımız erkeklerin yükselmesi için sığırlar gibi satılıyor" diyor. Birisi de bunu bizim dizide söyleyebilse keşke:img-yes:
-A k e L d a N-
19-11-07, 18:10
"The Other Boleyn Girl" filminin fragmanı çıkmış arkadaşlar, ilgilenenler tüplü sitede izleyebilirler.
Eric Bana, 8.Henry rolüne bence pek yakışmış. Ben Jonathan'ı severim, iyi de oynuyor dizide, ama Eric Bana o yapılı, heybetli haliyle bir krala daha çok yakışıyor gibi geldi bana. Asıl Boleyn kızına gelince, ben ısınamadım Natalie Portman'ın Anne'liğine. Bence bir ülkenin din sistemini, dolayısıyla kültürünü falan yıkmaya değecek bir kadın olarak Anne Boleyn karakterini dolduramıyor. Ufacık bir çocuk gibi duruyor. Natalie Dormer daha iyi, daha kadınsı. Ya da Natalie Portman benim gözümde hala büyüyemedi, Mathilde olarak kaldı. Yine de çok fazla önyargılı olmak istemem. Çünkü Mary zaten o zaman da kardeşine göre daha çekici kabul ediliyormuş. Belki Anne, bir kralı nasıl etkileyebileceğini bilen akıllı, hırslı bir kadındır ve Natalie de bunu verebilmiştir.
Bu arada, kızların annesi (herhalde), "kızlarımız erkeklerin yükselmesi için sığırlar gibi satılıyor" diyor. Birisi de bunu bizim dizide söyleyebilse keşke:img-yes:
Harika bir filme benziyor..Oyuncular rollerine çok oturmuş,çok sevdim:img-wink:
Eric Bana aslında fiziksel yönden pek Henry'e benzemiyor bu biraz ön yargılı yaklaşmama sebep olmuştu doğrusu ama tabii söz konusu Eric Bana gibi harika bi aktör olunca fragman beni yine de şaşırtmadı diyebilirim..Harika olmuş Eric Bana bu role:)
Güçlü,kudretli,yakışıklı..
Natalie Portman'ın masum yüzü aslında evet bu role elverişli sayılmaz ama ben beğendim..Kitabının ön yüzünde Natalie Portman'ı görünce onu Mary sanmıştım,Anne olduğunu duyduğumda şaşırmadım desem yalan olur..Scarlett daha kadınsı tabii ki..Ama ben yine de oyuncuları rollerine uygun buldum..Filmi izledikten sonra daha objektif karar verebiliriz tabii..
Ama Natalie Dormer gerçeken Anne Boleyn'i çok iyi yansıtıyor..Çok iyi bir oyuncu:img-yes:
Evet Mary Boleyn çok güzelmiş..Hatta Anne'den daha güzel..Ama bi Kralı uzun süre elinde tutabilicek kabiliyete sahip değilmiş..Romantik ruhlu bir kadınmış..Güven,aşk ve sadakat istiyormuş..Anne Boleyn ise tam tersi güç istiyormuş..
Kızların annesinin böyle bişey söylemesi beni şaşırttı çünkü kadın zaten bunu istiyor..Kızları Kral'ın metresi yada karısı farketmez bişeyi olursa bu onların daha çok paraya ve güce sahip olmalarını sağladığı için anneleri için kızları satılmış,verilmiş,gözden düşmüş umrunda bile değil..Çok kötü bir anne modeli gerçekten..Anne Boleyn bile kızına karşı daha sevecendir herhalde..Doğduğunda ne kadar bir kız hiç bişime yaramaz diye feryat etmiş olsa da:icon_whis
Bu arada The Other Boleyn Girl başlığını ben açmıştım..Film hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak isteyenler oraya uğrayabilirler:img-yes:
dizi_maniac
20-11-07, 17:21
Merhaba The Tudorcu'lar bye
Bugün sezon'un son bölümünü izleyeceğiz, dimi?
Diğerinin ne zaman başlayacağı hakkında bir bilgisi olan var mı?
Paylaşırsanız sevinirim. Şimdiden çok teşekkürler.
Yayınlanan son bölümü ancak Pazar gecesi izleyebildim.
Güç odakların değişimine tanık olduk : Wolsey - More/Cromwell
Norfolk ve Baba Boleyn ve Suffolk Dük'ü (yani Charles Brandon) Kral'ın etrafında üçlü-güç-ittifakı kurduklarını ve bunda başarılı olduklarını , zaten bir önce ki bölümde de göstermişlerdi.
Hepimizin gönlünün "prensi" Charles artık dul . :img-cool2
Saray'ın hatunlarına sefa olsun diyeceğim ama zaten çapkın yakışıklımız evliyken de saray da "sefa"sını sürüyordu.
Margaret'in ölümünü fazla "hızlandırılmış" olarak verdiler gibi geldi bana.
Kızacağızın sadece bir öksürme sahnesi vardı ve daha sonra süt'ün içine düşüp öldü!:blink: Ne çabuk?
Charles'ın yeterince karısının ölümüne üzülmediğinden bahsetmiş bazı arkadaşlar... yahu biz bile üzülmeye fırsat bulamadık. Apar topar gitti kızcağız:blink:
Sanki Gabrielle Anwar bir an önce diziden ayrılması gerekiyordu da, bu yüzden böyle acele ettiler şüphesi uyandı bende.
Kral da bilmiyordu hasta olduğunu, şıpsevdi kocası da bilmiyordu. Kimsecikler bilmiyordu.
Bu yüzden Henry'nin Charles'ı "bana niye söylemedin" diye paylaması ve Charles'ında cevap vermeyişi bana biraz abes geldi.
Deseydi ya haberim yoktu diye? Bilseydi sarayın dilberleri ile gününü gün edermiydi?
Ayrıca Charles iyi ki çapkınmış. Yoksa bu dizi de o malum sahnelerin dışında , "güçlü" bir sahnesi pek yok.
Bir düşünün, Charles da Thomas More gibi ağırbaşlı ve sadık biri olsaydı... ortalıkta öööylesine dolanan, Kral'ın arkadaşlarından biri olarak kalacaktı.
(Karı kız mevzularından ziyade) Henry ile bilek güreşinden başka nerede gerçek anlamda oyunculuğunu konuşturabileceği "büyük" sahnesi vardı ki?
itiraf etmeliyim ki Charles'ı bu kadar hercai yapmalarından şikayetçi değilim :img-wink: ama Henry Cavill gerçekten iyi bir oyuncu, ve inşallah yeni sezon bölümlerinde kendisine erotizmin dışında daha anlamlı ve önemli "büyük" sahneler yazmışlardır.
Yazmadılarsa da , canları sağ olsun... yeter ki onu dizide bol bol görebilelim. Onun Uncut'ları bir başka oluyor...:img-blush:img-blush
Gelelim inatçı ve kibir timsali kraliçeye... yok yok gelmeyelim.
Sinirlerim tepeme çıkıyor. Hiç değinmek istemiyorum...
ya da dur, dur... değinmeden edemeyceğim, içimde kalmasın:img-wink:
Zaten ortalıkta ahlak abidesi gibi gezinen bu kadından hiç haz etmiyordum, artık büsbütün sildim.
Kraliçe dizide en taktir edilecek kadın. Hele Hele Kraliçe Katherine için kocasının onu boşamak adına Katolik Roma Kilisesini çiğneyip geçeceği ise hiç düşünülemezdi. Aragon'lu Katherine inadının böyle bir duruma yol açacağını bilse belki boşanırdı.
sevgili trueblue , göndermiş olduğun tüm yorumların...
tekrar tekrar okunulası.
Tarih konusunda bir hayli bilgilisin, belli. Bilgini bizlerle paylaştığın için teşekkürler.
Fakat kraliçe konusunda "ben demiştiiiiiiiiim" demicem : )
Kraliçe bu boşanma gerçekleşmezse Henry'nin koca bir ulusun mezhepini değiştireceğini işte... bak... buyur.. gördünmü... bal gibide biliyordu... demiicem :)
Gerek Wolsey, gerek Kral'ın kendisi yüzüne karşı söylediler bunun olacağını. Kılı bile kıpırdamadı hatunun!
Wolsey ona bu tehlikeden bahsedince , Kraliçenin verdiği tek cevap : "bu uğurda sizin gözden düşmeniz ve yenilmeniz benim en büyük zevklerimin başında geliyor" .... oldu.
Daha sonra Kral'a ikide bir sert şivesi ile " Ama Swittharrtt , ben senin Tanrı önünde yasal karınım, Swittharrtt..." demesi Henry'nin açık ve net bir şekilde onun bu inadının mezhep değişimine sebep olacağını ve gerekirse onu başından atabilmek için mezhep değiştirmekten tereddüt etmeyeceğini söylediği halde...
hamfendinin bunun üzerine söylediği tek şey neydi hatırlıyorsunuz , değilmi?
: " Ama Swittharrtt yemin ederim ben bakire olarak geldimdi sana Swittharrtt"
Henry'nin de tepesi attı tabi ve bastı küfürü. Kimin tepesi atmazdı ki?
Aferin sana ahlak timsali, namuslu, düzgün, böyyük kraliçe hazretleri. Aferin sana. Zavallı cahil halk'da seni bişey sanıyor.
Tabi halk bu gerçeklerden habersiz. O zamanları Doğan-Yayın-Medya kuruluşu yoktu ki? :) Medya senin foyanı çıkarırdı ortaya:), ve bak o zaman halk hala senin uğruna kadeh kaldırırmıydı?
Katharine'nin katolisizm kuralları gereği boşanmayı red ettiğini sanmıyorum. Kendi taht hakkını ve kızının ilerde tahta çıkma hakkını kaybetmemek için yapıyor bunu besbelli.
Eğer Henry başka bir kadınla evlenirse ve oğlu olursa, kızının tahta çıkma şansının olmayacağını çok iyi biliyor.
Eğer Anne Boleyn, dişiliğini kullanarak hedefine varmaya çalışıyorsa... o zaman da Katherine'nin katolisizm kurallarını kullanarak ve arkasına sığınarak hedefine varmaya çalıştığınıda inkar etmemeliyiz.
Kraliçe'de az entrikacı değilmiş.
Ispanyol elçilerinin biri gidip, diğeri geliyor ve her birine kendini acındırarak avcuna almayı ÇOK iyi biliyor.
Hararetli entrikaları esnasında önce Piskopos Fisher'i , sonra Papa'yı etkilemeyi başarmadımı?
"Koyu" dindar Katherine, katolik kilisesini kendi çıkarları uğruna kullandığı apaçık ortada.
Cinselliğini ve güzelliğini kullanan Anne 'den daha masum değil.
Birşey daha fark ettim, sizi bilmem arkadaşlar ama... hani derler ya davulun sesi uzaktan...? Henry olmak kolay değilmiş.
Henry'i daha az yargılar oldum, etrafına iyi insanlar, güvenilir insanlar bulabilmek ve yerleştirmek için çırpınışları... ölesiye bir tutkunun pençesinde boğuşmaları, bu tutku uğruna değerleri kurban etmemek için önceden verdiği mücadeleyi, kime güvenip güvenemeyeceğini asla bilemiyor oluşu v.s
Evet megaloman, ihtiraslı ve uçkuruna düşkün biriydi... ama yinede...
Henry olmak da kolay değilmiş !
hani dizinin en başında (başlarken) Henry'nin ağzından diyorlar ya :
(... to get to the heart of a story , you have to go back to the beginning...)
bir hikayenin kalbine (özüne) ulaşmak için , başladığı yere dönmek gerekir , diye
Dizinin üstün nitelikli aktarım dili bize bu hikayeyi belki tam tarihsel zamanlamalar ile değil ama özünü esaslı ve akıcı bir görsel şölenle çok güzel anlatıyor.
ah şu yeni sezon'u nasıl sabredeceğim?:sad53:
Geçen bölümde Wolsey Thomas More'la konuşurken "I don't think anything, but I imagine everything. (Hiçbir şey düşünmüyorum, ama herşeyi hayal ediyorum.) " demişti. Thomascığım azıcık kafasını kaldırıp havayı koklasaydı, Lutherdi Katoliklikdi bırakıp çevresine baksaydı İngiltere'yi nelerin beklediğini anlayabilirdi. Thomas, bir hümanist olarak insanları yaktırabiliyor, "kafir"leri cezalandırıyor, ama asıl tehlike kraldan gelecek, eğer Wolsey'i dinleseydi kralın neler yapabileceğinin farkında olurdu... Şimdi sırada ne var? Kralı mı yaktıracak? Bugünkü bölümde jeton düştü, Wolsey bana şöyle demişti de falanda filanda... Kral soruyor Wolsey'i nasıl bilirsin diye, Thomas "kibirliydi" diyor. Ben hiç öyle düşünmüyorum. Bence Wolsey her şeyden önce GERÇEKÇİYDİ, PRAGMATİSTTİ. İntihar etmeden önce ettiği duada söylediklerinden açıkça anlaşılıyor. Asıl kibirli olan kişi Thomas More. İlkeleri olduğu için kendisini herkesten üstün görüyor, ama özellikle monarşilerde ilkeler kralın arzuları yanında hiçbir şeydir. Wolsey bunu çok iyi biliyordu. Wolsey oyunu kurallarına göre oynuyordu, Thomas o oyuna katılmayacak kadar üstün görüyordu kendisini, yine de hiç terketmedi oyunu, ama oyunun kurallarının kral tarafından belirlendiği bir dünyada, hatta oyunun kralın ta kendisi olduğu bir sistemde o oyunda ufak bir başarısızlık seni oyundan tümüyle kopartacaktır, Wolsey olayların kontrolünü elinden kaçırdı ve sonu trajik oldu.
Gerçi ben Vatikan gibi dini bir kurumun tüm Avrupa'yı yönetmesine karşıyım, yani Reformun tüm ilkeleri halk için çok daha iyi, ama kralların Reforma destek vermesinin halkın iyiliğiyle hiçbir alakası yok, bu bölümde gördüğümüz gibi krallar kendilerini frenleyecek (Vatikan gibi) herhangi bir şeye karşı çıkıyorlar. Reform krallara neredeyse tanrıkral olmak gibi bir hak veriyor. Tüm meşruluğunu tanrıdan alacağın ve sadece tanrıya hesap vereceğin bir düzen... Bir kral başka ne ister. İstediğin gibi at koşturabilirsin böylece.
Knivert: Aren't you supposed to be running the country?
Brandon: I leave that to Norfolk. He's had more practice. And in any case, meetings with ambassadors - infinitely tedious. They're all liars, hypocrites and middle-aged men.
Knivert: Would you prefer them to be women?
Brandon: My friend, if all ambassadors were beautiful women I'd be serving my country day and night.
Evet, anlaşıldı ki birini alaşağı etmek kolay Brandon, ama onun yerini doldurmak yine de zor. Sen kimsin ülke yönetmek kim? Senin ülke yönetme mantığın, devlet işini nereyle düşündüğün yukarıdaki sözlerinden de anlaşılıyor. Wolsey hakikaten çalışıyordu oysa. Dizinin başlarında nefret ettiğim birisinin sonunda bu kadar savunduğum birisine dönüşmesi ilginç tabii ki ama hiç mi adam yok bu sarayda???
Merhaba The Tudorcu'lar bye
Güç odakların değişimine tanık olduk : Wolsey - More/Cromwell
Norfolk ve Baba Boleyn ve Suffolk Dük'ü (yani Charles Brandon) Kral'ın etrafında üçlü-güç-ittifakı kurduklarını ve bunda başarılı olduklarını , zaten bir önce ki bölümde de göstermişlerdi.
Evet, anlaşıldı ki birini alaşağı etmek kolay Brandon, ama onun yerini doldurmak yine de zor. Sen kimsin ülke yönetmek kim? Senin ülke yönetme mantığın, devlet işini nereyle düşündüğün sözlerinden de anlaşılıyor. Wolsey hakikaten çalışıyordu oysa. Dizinin başlarında nefret ettiğim birisinin sonunda bu kadar savunduğum birisine dönüşmesi ilginç tabii ki ama hiç mi adam yok bu sarayda???
Güç odakları değişti ama yeni gelenlerin kafası çalışmıyor ve devlet idaresinden anlamıyorlar. Hükmetmek ve Kralın etrafında saygı görmek istiyorlar ama Wolsey’in yetenekleri bu grupta yok. Henry’de durumun farkında . Wolsey acele etmese Henry onu geri getirecekti ama kendi eliyle ölümüne yol açtı.
Henry’nin Wolsey’in ölüm haberini alınca ki hali ve yüzünün ifadesi için Jonathan Rhys Meyers’in oyunculuğuna süper ötesi diyorum.. Yalnız benim bildiğim kadarıyla Wolsey hastalanıp ölmüştü, intihar etmemişti. Zaten intihar Katolik mezhebinde büyük bir günahtır.
Nilberfu Wolsey’in ölümü ve adamlarının yetersizliği VIII. Henry’e elindeki gücü kullanması gerktiğini gösterdi. İşte o zaman İngiliz Aslanı Henry kükremeye başladı.
Gelelim inatçı ve kibir timsali kraliçeye... yok yok gelmeyelim.Sinirlerim tepeme çıkıyor. Hiç değinmek istemiyorum... ya da dur, dur... değinmeden edemeyceğim, içimde kalmasın:img-wink:Zaten ortalıkta ahlak abidesi gibi gezinen bu kadından hiç haz etmiyordum, artık büsbütün sildim.
sevgili trueblue , göndermiş olduğun tüm yorumların...
tekrar tekrar okunulası.
Tarih konusunda bir hayli bilgilisin, belli. Bilgini bizlerle paylaştığın için teşekkürler.
Fakat kraliçe konusunda "ben demiştiiiiiiiiim" demicem : )
Kraliçe bu boşanma gerçekleşmezse Henry'nin koca bir ulusun mezhepini değiştireceğini işte... bak... buyur.. gördünmü... bal gibide biliyordu... demiicem :)
Kendi taht hakkını ve kızının ilerde tahta çıkma hakkını kaybetmemek için yapıyor bunu besbelli. Eğer Henry başka bir kadınla evlenirse ve oğlu olursa, kızının tahta çıkma şansının olmayacağını çok iyi biliyor.
Kraliçe'de az entrikacı değilmiş. Ispanyol elçilerinin biri gidip, diğeri geliyor ve her birine kendini acındırarak avcuna almayı ÇOK iyi biliyor.
Hararetli entrikaları esnasında önce Piskopos Fisher'i , sonra Papa'yı etkilemeyi başarmadımı?
"Koyu" dindar Katherine, katolik kilisesini kendi çıkarları uğruna kullandığı apaçık ortada.
Cinselliğini ve güzelliğini kullanan Anne 'den daha masum değil.
Sevgili dizi_maniac yorumlarımı beğenmene sevindim. Tarih bilgimi fazla gösterdiğim için başka bir forumda ukalalıkla suçlanmış olduğum için sözlerin beni sevindirdi. Tarihten ders almayanlar için Tarih tekerrürden ibarettir. Sözüne inanırım. Ayrıca bu günü belirleyen geçmiştir.
Ayrıca, Kraliçe konusunda anlaşamayacağımız ortada.:icon_sorr Kraliçe’nin İspanyol olması konuşmasını değiştiriyor. Henry’nin Katherine ile evliliği İspanya ile yapılan anlaşma üzerine kuruluydu. Evliliğin bitmesi üzerine anlaşmada bitti. İspanyol büyükelçiler zaten yurttaşları olan ve haksızlığa uğradığına inandıkları Kraliçe’den yanalar. O devrin süper gücü olan İspanya’nın ve yeğeni imparatorun İngiltere ve Henry’den intikam almak istememesini hep merak etmişimdir. Meğer Kraliçe Katherine istememiş. İngiltere giderek yanlızlığa gömüldü ve bunu 19. yüzyılda siyaset haline getirdi.: Muhteşem Yalnızlık (Splendid Isolation)
Geçen bölümde Wolsey Thomas More'la konuşurken " Hiçbir şey düşünmüyorum, ama herşeyi hayal ediyorum." demişti. Thomascığım azıcık kafasını kaldırıp havayı koklasaydı, Lutherdi Katoliklikdi bırakıp çevresine baksaydı İngiltere'yi nelerin beklediğini anlayabilirdi. Thomas, bir hümanist olarak insanları yaktırabiliyor, "kafir"leri cezalandırıyor, ama asıl tehlike kraldan gelecek, eğer Wolsey'i dinleseydi kralın neler yapabileceğinin farkında olurdu... Şimdi sırada ne var? Kralı mı yaktıracak? Bugünkü bölümde jeton düştü, Wolsey bana şöyle demişti de falanda filanda... Kral soruyor Wolsey'i nasıl bilirsin diye, Thomas "kibirliydi" diyor. Ben hiç öyle düşünmüyorum. Bence Wolsey her şeyden önce GERÇEKÇİYDİ, PRAGMATİSTTİ. İntihar etmeden önce ettiği duada söylediklerinden açıkça anlaşılıyor. Asıl kibirli olan kişi Thomas More. İlkeleri olduğu için kendisini herkesten üstün görüyor, ama özellikle monarşilerde ilkeler kralın arzuları yanında hiçbir şeydir. Wolsey bunu çok iyi biliyordu. Wolsey oyunu kurallarına göre oynuyordu, Thomas o oyuna katılmayacak kadar üstün görüyordu kendisini, yine de hiç terketmedi oyunu, ama oyunun kurallarının kral tarafından belirlendiği bir dünyada, hatta oyunun kralın ta kendisi olduğu bir sistemde o oyunda ufak bir başarısızlık seni oyundan tümüyle kopartacaktır, Wolsey olayların kontrolünü elinden kaçırdı ve sonu trajik oldu.
Thomas More aşırı dindar ama karşısındaki Protestanlarda onun kadar dindar. Thomas More'un hümanistliği adam yakmaya hayır demiyor. Bütün aşırı dindarlar gibi be haklıyım diyor. Zaten En Büyük Günahlar Din Adına İşlenir. Thomas More'un uygulamaları, Engizisyon Mahkemeleri bunun en güzel kanıtlarını oluşturuyor galiba.
Wolsey hakkında dediklerin doğru ama Wolsey için en az incitici sözü ve çekinerek (ama Kraldan değil) More söyledi. Wolsey gücünün sona erebileceğini düşünemeyecek kadar kendine güveniyordu. Bu da onu kibirli yapıyordu.
More Henry’i Parlementoya karşı uyardığında çok güldüm. Çünkü VIII: Henry Parlementoya hiç baskı yapmadan onu kandırma ve kendi yanına çekme stratejisini kullanmıştır.
Gerçi ben Vatikan gibi dini bir kurumun tüm Avrupa'yı yönetmesine karşıyım, yani Reformun tüm ilkeleri halk için çok daha iyi, ama kralların Reforma destek vermesinin halkın iyiliğiyle hiçbir alakası yok, bu bölümde gördüğümüz gibi krallar kendilerini frenleyecek (Vatikan gibi) herhangi bir şeye karşı çıkıyorlar. Reform krallara neredeyse tanrıkral olmak gibi bir hak veriyor. Tüm meşruluğunu tanrıdan alacağın ve sadece tanrıya hesap vereceğin bir düzen... Bir kral başka ne ister. İstediğin gibi at koşturabilirsin böylece.
Krallar ile Papa’nın güç kavgalarına bizde son yıllarda çok kullanılan bir terim kullanılır: “Laiklik” . Krallar asillere görev karşılığı verdikleri toprakların mirasçısız kalan asillerden kiliseye bağışlanması sonrasında o toprağın taçtan ve her türlü vergiden muaf olması Kralları kızdırıyordu. Kralın verdiği toprak Taç’ın malı mirasçı yoksa toprak Taç’a dönmesi gerekir diye düşünüyorlardı. Tek Tanrı ve Tek Hükümdar inancı eski Türklerde çok yaygındı.Osmanlıda Padişah ve Halife ikilisi gibi.
Papa ile Krallar arasındaki son kavga Fransa İmparatoru I. Napoleon Bonaparte’ın çocukları olmadığı için karısı JJosephine ile anlaşarak boşanmak istemesi üzerine çıktı. Papa boşanmalarına izin vermeyince zaten Roma’yı işgal altında tutan Napoleon jandarmalara Papa’yı tutuklamalarını emretti, bunun üzerine Papa boşanma iznini vermek zorunda kaldı. İkinci karısı Marie Louise’in yerine herzaman Josephine’i tercih etti. St. Helene adasında Napoleon ölürken şu sözleri söyledi: “Fransa, Ordu, Ordunun Başı, Josephine.” Tabii böyle bir şey Henry için mümkün değil. Henry hiçbir kadını öyle sevecek bir adam değil.
wolsey intihar etti inanamadım bu kadar dindar insanlar intiharın ne kadar günah olduğunu bilmiyorlar mı kralın bunu duyunca tepkisi bana üzülmüş gibi gelmişti ama dizinin finalindeki sahneden sonra üzülmediğini anladım ama wolsey diziye bi hareket getiriyordu varlığıyla bence sem neil kendisimi arılmak istedi acaba neyse kalan sağlar bizimdir:)))
Wolsey'in ölümüne üzüldüm tamam kibirli biriydi ama iyi biriydi Henry'de üzüldü o yanındakilere güvenirse daha çoook üzülecek demektir...
Sezon sonu şerefine ilk bölümden itibaren diziden bazı diyalogları yazmak istedim. Bunların hepsi senaryodan olduğu için İngilizce yazıyorum, bilmeyenler kusuruma bakmasın lütfen:icon_sorr
1. Bölüm
Queen Katherine: Though I love Your Majesty and I'm loyal to you, in every way, I cannot disguise my distress and unhappiness.
King Henry: Well, you're going to have to.
King Henry: Tell me about King Francis, Sir Thomas.
Thomas Boleyn: He's 23 years old.
King Henry: Is he tall?
Thomas Boleyn: Yes. But ill proportioned.
King Henry: What about his legs? Are his calves strong like mine?
Thomas Boleyn: Your Majesty no one has calves like yours.
King Henry: Is he handsome?
Thomas Boleyn: Some people might think so. He certainly thinks so himself.
King Henry: He's vain?!
Thomas Boleyn: Your Majesty... he's French!
Thomas More: As a humanist I have an abhorrence of war. It's an activity fit only for beasts yet practiced by no kind of beasts so constantly as by man.
King Henry: As a humanist I share your opinion. As a King, I'm forced to disagree.
Thomas More: Spoken like a lawyer.
King Henry: You should know, you taught me.
Thomas More: Not well enough it seems.
King Henry: An important question, whether it is better for a king to be feared or loved.
2. Bölüm
Thomas Boleyn: There's something deep and dangerous in you Anne, those eyes of yours are like dark hooks for the soul.
Cardinal Wolsey: Thomas, let me give you a little advice. If you want to keep the love of a prince, this is what you must do: You must be prepared to give him the thing you most care for, in all the world.
Thomas More: The thing I care for most is my integrity.
3. Bölüm
Anne Boleyn (to Master Wyatt): You are a poet as I ** a woman. Poets and women are always free with their hearts, are they not?
4. Bölüm
King Henry (to cardinal Wolsey): I want a divorce, and you will get one for me.
Cardinal Wolsey: Well, at least our alliance with the emperor is popular, although sometimes I ask myself why that should be so.
King Henry: Because he's not French!
Cardinal Wolsey: Quite.
Thomas Boleyn (to Norfolk): There will come a point when the King's belief in his minister will hang in the balance and then, Your Grace, we shall drop our truth into the scales... and the scales will fall.
5. Bölüm
Princess Margaret: I hate you!
Charles Brandon: No, you don't!
Princess Margaret: Yes, I do. If it weren't for you I would still be the Queen of Portugal. And now, what ** I?
Charles Brandon: You are drunk and you are foolish!
Cardinal Wolsey: It is my considered opinion that we should apply to His Holiness, Pope Clement, for a ruling on this matter. Since he loves Your Majesty, I'm certain he will rule in your favour.
King Henry: Oh, I hope so. I certainly do hope so, for your sake.
Anne Boleyn: I make you this promise. When we are married, I will deliver you a son.
Charles Brandon: You know me, I don't always think.
William Compton: Yes you do, just not with your head.
Devamı:
6. Bölüm
Cardinal Wolsey: Lady Anne, what are you doing here?
Anne Boleyn: I have an audience with His Majesty?
Cardinal Wolsey: What would a silly girl like you have to say to a king?
Norfolk: Well, the King is plainly in love with you. Don't you see, niece... It makes a man, any man... extremely vulnerable.
Thomas Boleyn: How do you like your charge, sweetheart?
Anne Boleyn: I... At first, I confess, I did not like it so much. I did not care for the King, but now, I... Now I...
Norfolk: Anne, it would be wise for you not to be fooled by your own masquerade. It is your duty to use his love to our advantage in supplanting Wolsey.
Thomas Boleyn: The Cardinal stands between us... and everything. And it is now in your power to do him a great hurt, and we expect you to do so.
King Henry (about Brandon): Look, I don't mean he is banished forever. Just as long as he breathes.
7. Bölüm
Queen Katherine: And your fear of The Sweat is greater than your infatuation with your mistress?
King Henry: Katherine, she is not my mistress. I do not sleep with her. Not whilst you and I are still married.
Cardinal Wolsey: Why should the pope favour the emperor, who has caused him nothing but misery, over the king of England, who has never caused him any harm at all?
Edward Fox: The trouble is, your Eminence, the swords of the king of England are much further away than the swords of the emperor. Diplomacy is nearly always settled by such proximity.
Cardinal Wolsey: Spoken like a true lawyer.
8. Bölüm
Charles Brandon: Margaret, you and I must stay in the king's good graces or we are nothing. Let him marry who he wishes.
Princess Margaret: That was always your philosophy, wasn't it Charles? So very cynical. Is that why you keep company with that devil Boleyn?
Charles Brandon: You liked him enough once, when he helped us back to court... Or were you just being cynical?
Princess Margaret: I didn't see all of his game. Now I do. I despise him.
Charles Brandon: So do I. But I hate Wolsey more. It's a marriage of expedience.
Princess Margaret: Rather like ours.
Charles Brandon: No, I loved you.
Princess Margaret: You don't know the meaning of the word, Charles. You can love, perhaps for a year, a month, a day, even for an hour. And in that hour I do believe you love as well and deeply... as any man. But after that hour, you love not! You love another, and then another. Your love is most generous where it is most hurtful.
Cardinal Wolsey: Let me make certain things plain to you. If you do not grant the King his divorce, papal authority in England will be annihilated. You should remember, the greater part of Germany has already become estranged from Rome, the same thing could happen here. It would mean the total ruin of the kingdom.
9. Bölüm
Princess Margaret: Softly love and to love softly. Dew on the sycamore branch. By the creaking gate where my heart hurries afterwards through the path of wheat along the briar, to that stone, under which I lie.
Cardinal Wolsey: Try to discover by subtle means, through his agents, if the emperor is prepared to support his aunt by use of force.
Thomas More: You think he might invade England in support of the queen?
Cardinal Wolsey: I don't think anything, but I imagine everything.
King Henry: Wolsey promises me I will have a divorce by summer.
Anne Boleyn: Promises are easy.
Queen Katherine: I know also your malice against my nephew, the Emperor. You hate him like a scorpion. And why? Because he would not satisfy your ambition and make you pope by force.
Cardinal Wolsey: Madam, you should never presume...
Queen Katherine: My only satisfaction is that in frustrating you I hasten your fall from the King's good graces, an outcome I desire above all others.
10. Bölüm
Knivert: Aren't you supposed to be running the country?
Brandon: I leave that to Norfolk. He's had more practice. And in any case, meetings with ambassadors - infinitely tedious. They're all liars, hypocrites and middle-aged men.
Knivert: Would you prefer them to be women?
Brandon: My friend, if all ambassadors were beautiful women I'd be serving my country day and night.
King Henry: Have I made you unhappy?
Anne Boleyn: No, I would only be unhappy if you ever stopped loving me.
King Henry: London would have to melt into the Thames first.
Queen Katherine: I had always thought fancied that the King, after pursuing his course for some time, would turn away, would hear to his conscience and change his purpose, as he has done so often before. I believed with all my heart that he would return to reason, but now...
Thomas Cromwell: You condemn all reformers as heretics?
Thomas More: Wolsey was far too soft on them. I intend not to be.
Thomas Cromwell: Will you burn them?
Sızlanacağınıza soyunun
Şu sıralar annesini kaybetmenin acısını yaşayan The Tudors dizisinin yıldızı Jonathan Rhyes Meyers, yine tartışma yaratacak bir açıklama yaptı. Senaryo gereği soyunması gereken kadın oyuncuların bunu yapmamak için türlü zorluklar çıkardığından yakınan aktör "Giysilerini çıkarmayan kadın oyunculara dayanamıyorum. Kulaklarını kesmek istiyorum. Eğer senaryoda çıplak oldukları yazıyorsa 'göğüslerimi göstermek istemiyorum, kalçamı göstermek istemiyorum' diye sızlanacaklarına soyunsunlar" diye konuştu.
KAYNAK:HÜRRİYET
dizi_maniac
30-11-07, 15:08
nilberfu arkadaşım, harikasın!:happy0064
üşenmeyip neredeyse hepsini yazmışsın... çok teşekkürler
tekrar hatırlamak güzel oldu valla:img-yes:
dizinin ilk sezonu bitti , sayfamızda durdu....
sanırım ancak seneye 2inci sezona doğru burada görüşürüz arkadaşlar...
Tudors boyunca, burada fikirlerini ve resimlerini bizlerle paylaşan herkese teşekkürler:good:
smart, haber için sağ ol
bana göre Jonathan çok doğru konuşmuş!
Dizi sözleşmesini imzalamadan önce, oyuncuların nerede ne yapacakları daha önceden dile getiriliyor zaten. Şu veya bu sahnede bazı soyunma-çıplaklık sahneleri olacak diye kesinlikle öncesinden belirtiliyor. Kabul etmeyenler dizide oynamaz, kabul edenler dizide yer alır.
Dizide yer alabilmek için sözleşmeyi ve şartları kabul eden oyuncular, çekim esnasında naz niyaz ve vik vik yapıp sızlanmaya ne kadar hakları var?
imzayı atmışsın...daha ne naz edip, tüm çekim ekibinin zamanından çalıyorsun ki?
dimi ama?
Jonathan az bile demiş:img-wink: Çok haklı valla.
Ama bu haklılığını daha "nazik" bir uslup ile dile getitrebilirdi tabi.
Ama işte... çılgın irlandalı!
Zaten irlandalılar "centilmenlikleri" ile tanınmazlar:) :)
---
Yeni sezon'la ilgili video, resimler veya haberler bulabilenler bizlerle paylaşırlarsa çok sevinirim.
Şimdiden teşekkrüler.
Görüşmek üzerebye
ıslak ıslak
30-11-07, 20:56
http://img441.imageshack.us/img441/5831/tudors2bcn1.jpg (http://imageshack.us)
http://img404.imageshack.us/img404/5070/1642414330759ed46694dr6.jpg (http://imageshack.us)
dizi_maniac
07-12-07, 21:06
THE TUDORS - After Party
http://i169.photobucket.com/albums/u224/cine-suzi/Stars/JRMtudors12.jpg
http://i169.photobucket.com/albums/u224/cine-suzi/Stars/JRMtudors13.jpg
http://i169.photobucket.com/albums/u224/cine-suzi/Stars/JRMtudors14.jpg
Gabrielle baya samimi davranmış...?:img-cool2 :)
dizi_maniac
07-12-07, 21:09
THE TUDORS- After Party devam...
http://i169.photobucket.com/albums/u224/cine-suzi/Stars/JRMtudors16.jpg
http://i169.photobucket.com/albums/u224/cine-suzi/Stars/JRMtudors15.jpg
dizi_maniac
12-12-07, 22:58
Tudors- kamera arkası
http://i169.photobucket.com/albums/u224/cine-suzi/Stars/JRMy11.jpg
http://i169.photobucket.com/albums/u224/cine-suzi/Stars/JRMy12.jpg
http://i169.photobucket.com/albums/u224/cine-suzi/Stars/JRMy13.jpg
.
ıslak ıslak
13-12-07, 21:08
65. Altın Küre Ödülleri televizyon dizileri adayları listesi
En iyi drama: "Big Love" HBO,
"Damages" FX Networks,
"Grey's Anatomy" ABC,
"House" Fox, "MadMen" AMC,
"The Tudors" Showtime.
En iyi erkek oyuncu:
Michael C. Hall "Dexter",
Jon Hamm "Mad Men",
Hugh Laurie "House",
Jonathan Rhys Meyers "The Tudors",