Tüm Versiyonu Göster : Sıla - 28 - 38. Bölüm Yorumları - Arşiv 3
Sayfalar :
1
2
3
4
5
6
7
[ 8]
9
10
zeynepsudem 29-05-07, 21:15 Meral OKAY mı? :happy0064 Keşke... Olabilir mi acaba? Olursa benim umutlar mantar misali çoğalabilir hatta içimden taşabilir. Ama Meral OKAY senarist değil ki? Öykücü:icon_sorr Tıpkı Gül OĞUZ gibi o da öykücü.. Ama insanın içini açan yaşama, sevgiye, ölüme dair söyleyecek çok şeyi olan umut dolu bir öykücü hem de... Senaryo yazmak bambaşka bir uzmanlık. Bu nedenle Meral OKAY ihtimali yok gibi birşey.
Eğer senaryo daha mantıklı olur ve bütünlüğü bozulmadan sahnelere aktarılırsa...
Yönetmenimiz gözündeki kara gözlükleri atıp bir kez de dünyaya çıplak gözle bakıp renklerin eşsiz güzelliğini görebilirse, başrol oyuncularının arasını bozmak yerine düzeltmeye gayret ederse, tıpkı bir takım koçu gibi oyuncularını yönetmeyi başarıp takım ruhunu yeniden yakalayabilirse....
Lüzumsuz Bayan sete alınmazsa, ya da ileride kocası olacak adamın kariyerini kişisel zaafları ile baltalamazsa....
Cansu, bulutların üstünden inip yanımıza gelirse ve oyuncuğu herşeyin üzerinde tutabilirse....
Ben hala bu diziden umutlu olacağım:img-blush
Canım Turuncu' m ben senin ne istediğini tam olarak anlayamadım ablacığım:icon_sorr . Biraz daha açıklama ya da örnekleme yaparsan seve seve yanıtlayacağım:img-in_lo
Günışığı Ablacığım, dizinin senaryosunu yazmaya Meral Okay devam etse, ne iyi olurdu.:happy0064 Asmalı Konak' ta yazdığı karekterleri, daha sonraki bölümlerde, karekterin kişiliğine oldukça ters düşecek, bir tutum içine sokmuyordu. Senaryodaki diyologları, ne kadar sıcak ve içtendi. M. Okay Sezen Aksu ile de çok samimi arkadaşmış, gazetede okumuştum, ikisi zaman zaman yurtdışı seyahatlerine beraber gidiyorlarmış. Sezen Aksu ile Gül Oğuz' da çok samimi arkadaşlar, belki bir şekilde Sezen' imiz canımız M. Okay' ı ikna etse ne iyi olurdu. :happy0064 N. Devres' in senaryolarında karekterler hep şıpsevdi oluyor. :img-hyste Kara Melek' te sanırım Sanem Çelik kayınpederine aşık olmuştu. Birbirinin sevgilisini elinden alan alana, ihanetler, sonradan ortaya çıkan çocuklar, hırs, intikam cinayetleri. kısaca entrika içinde entrika. .:img-pilot Melekler Adası' nda kimin kime aşık olduğu belli değildi, resmen Dallas gibiydi. aman aman lütfen N.D bizim dizimizi yazmasın.bye Kevser bile sonra Zinhar' a aşık olabilir. :img-hyste
BÖLÜM YORUMUM: Kevser kadın ile Firuz ağa, acaba tekrar konağa dönerler mi? Boran onların gitmesine dayanamayıp, gidip Onları zorla geri getirir mi? :img-cool2
Bilmiyorum, ama Sıla bu bölümde bir şekilde Boran' ın gönlünü almalı bence.
Ben Sıla' nın yatağın üstünde oturduğu sahneden, umutluyum. Boran odaya girdiğinde Sıla tabiki çemkirecektir,ama sonra yola gelecek galiba. :good:
35. ci bölüm , pembeli sitedeki fotoğraflardan en sonuncusunda Sıla' nın gülümsemesi pek içten, bu sahnede bence Boran' a gülümsüyor.
ZEYNEPCİGİM okadar iyi niyetlisinki senin yazılarını okuyunca diziye dair umutlarım gittikce artıyor.:happy0064 MAA varsa bende gelecek sezon izleyecegim.:good: Canım sen sılanın yatagın üzereindeki fotografına bir daha baktım sen bahsedince gülümseme nerde ben göremedim.Gözlerimde saglamdır ama belki Cuma akşamları TV yapışıyorum diye babam kızıyordu gözlerini bozacaksın diye galiba gözlerimide dizi ugruna feda ettim.:img-hyste HARAMI ye katılıyorum elektirikli testereyle bekliyor sıla boranı ne gülümsemesi.İnşallah sen haklısındır benim yüregi güzel arkadaşım.İnan bunu çok istiyorum.Sılanın bir gülümsemesi için neler vermeyiz degil.:img-hyste
İYİ AKŞAMLAR.bye kendinize iyi bakın.
herkese ii geceler.....
bu dizinin bana en buyuk kazanci bu forum girmedigim tek bir gun neredeyse yok gibi gece bile olsa vakit buldukca girip yazilanlari okumak apayri bir keyif benim icin...
bu hafta yapilan anketlere gelirsek;
HeMeRa haftalık anketi:
1-Bu hafta en beğendiğiniz sahne?
Lusin ve Narin in sahnesi beni cok etkiledi ....
sonra boran in silaya cevap verdigi susmadigi sahneleri de aslinda sevdim...
bir de boran in mutfakta DURIYE nin yedigi kaba tukurmenin ne oldugunu anlamasini sagladigi sahne...
2-Bu hafta en beğendiniz performans?
Boncuk Yilmaz
Devrim Saltoglu
Mehmet Akif Alakurt (Eger kendisi dizide yer almasaydi 15.bolumden sonrasi asla izlenmezdi kanimca)
3-Aklınızda kalan replik?
-kacalim mi?
-kacalim...
4-Bu haftaki bölüme en uygun atasözü veya deyim sizce nedir?
-delidir ne yapsa yeridir...
5-Aranızda hala umudu olan var mı?
var maalesef hala ondan bende var...
hem de neye dayanarak bilmiyorum ama bi yanim hep ii olabilecekmis gibi geliyor galiba bu oyuncularin basarisindan ve yeteneginden kaynaklaniyo...
bu arada sevgili Günışığı anket sorusuna gelirsek;
***ben olsam 6.bolumun son sahnesinde ;yatak odasinda once hayir diyen fakat daha sonra borana olan sevgisi ve zaafindan kocasinin boynuna sarilip askini dile getiren bir SILA gormek isterdim....
o zaman hicbirsey bu kadar zor ve dolambacli olmazdi.....
Teoman abi, GünümIşığım, nasıl açıklayacağımı bilemedim şimdi.:icon_sorr Daha önce birinci soruda Sıla "atasözüdür" ya da "deyimidir"diye tecih yaptınız ya hani. Şimdi seçtiğiniz şey olabilmesi için sağlaması gereken koşulları yazdım. Siz de maddelerden açıklamak istediklerinizi seçin ve Sıla böyle dediği için, bunu yaptığı için, böyle yapmadığı için, böyle demediği için bu maddeyi sağlar diyin. Sonrada saydığınız özellikleri barındıran bir atasözü ya da deyimi biliyosanız örnek olarak verin. Sıradaki maddeye geçin... Biraz garip duruyor farkındayım:img-blush
Bölüm yorumum yok, ya ödünç verin ya da modum gelmeden kendim siliyim bu mesajı.:)
Turumcum şimdi anladım. :img-in_lo "Karakteriniz" sözcüğü yanılttı beni, kendi karakterimizden bahsettiğini düşünüp ne alaka demiştim. Şincik oldu... Çok kazık soruyorsun sen de yav.
35. bölüme yorum yok bende de 36 için beklentilerim var ama anladığım kadarı ile boşuna halleniyorum. Ben artık Sıla Boran' a çemkirmekten vazgeçsin biraz insana dönsün, Boran' da Sıla' ya biraz höt höt olsun istiyorum ama Gül OĞUZ' la "hayat görüşümüz" faklı.
Ozguster keyifle okuyorum, keşke daha sık yazsan:good:
Bu arada aramızda bu aralar sınavları olanlar var biliyorum. Hepinize bol şans diliyorum. Ben okulu bitireli 18 yıl oldu ama daha 4-5 yıl öncesine kaçan finaller, yağan karla kapanan ve yürümekle bitmeyen Hacettepe yolları kabuslarımın en favorileriydi. Çok zor çok bilirim. Hepinize başarılar:img-in_lo
teomanresat 29-05-07, 21:32 Özgücüm evet işle özel hayatı bunlar birbirne karıştırıyor,olmuyor çok sevgili ekip olmuyor:hıh
hele sana ne oldu geçmiş olsun demeyenleri ayrıca kınıyorum.Böyle bir sahnenin çekilmiş vede kesilmiş olduğunu yanlış hatırlamıyorsam-unique- yazmıştı.E madem böyle bir sahne çekildi,hadi diğerlerini geçtim nerdeyse sokakta ölen adam gördümü ağlamaya başlayan sıla yaşam sebebim dediği kocası bu halde tepkisi bol bol çemkirmek.Yani araya geçmiş olsun boran, hadi canımı geçtik,duymayalı uzun zaman oldu,yada ne bileyim koluna ne oldu Boran diyebilirdi.Yada Boran şaka yollu çok sağol geçmiş olsun dediğin için diyebilirdi.
Evet Dilaverde aynı Azad gibi,Azad sılanın etekleri altına sığınıyordu parası altına,Dilaverde Cihan'ın etekleri altına sığınıyor.AAAA bak dilaver dedimde bu bölüm ne gördüm bende sonradan izleyince nelere dikkat ediyorum:img-hyste .Hani Cihan karga tulumba Dilaveri taşımaya çalışıyor ,yalpalaya yalpalaya yol almaya çalışırken Dilaverin bel bölgesine dikkat edin.ne görüceksiniz:icon_whis Şimdi burda açık açık yazmayayım:img-hyste Vay be dilaver sen neymişsin diyesim geldi.Benide zıvanadan çıkardılar ya nelere dikkat eder olduk:icon_whis
Turuncum gecenin bu saatinde malesef anlamadım.Sen yada birileri örnek yorum yaparsa anca anlarım.mazur gör abicim.Cahilliğin gözü kör olsun:img-hyste
Belki de Sıla kezzap atar Boran'ın yüzüne.Olamaz mı?:img-hyste Öyle bir ruh halinde oturuyor o yatakta.:icon_whis
Boran'ın ruhunda açtığı yaraların daha hafifini yüzünde açmış nolur, ne farkeder ki?:icon_sorr :icon_sorr
Cansu Dere gerilim ve korku filmlerinde oynasın bence. Ne duruşu, ne bakışı ve konuşma tarzı aşka uygun değil. Derin derin verdiği nefesler bile katil psikolojisini anımsatıyor bana. Yakında meşhur korku filmi repliği "Öldür onu anne" dediğini duyarsam da şaşırmayacağım.
Aşk C.D'ye 10 beden Sıla'ya 1000 beden büyük. Senaristin feriştahı gelse fazlası çıkmaz. Sıla'nın yapacağı en güzel jest bile bana artık -özellikle 35.bölümden sonra- asla ve asla güzel görünmez.
-Sıla'nın aşkına da ,samimiyetine de, büyük sevda sözlerine de inanmıyorum.
-Uğrunda herkesi karşısına alacağını iddia ettiği büyük davasına ( ! ) olan inancına da inanmıyorum.
-Hayattaki duruşunu,hayata bakışını anlamıyor ve onaylamıyorum.
-İnsanlarla ilişkilerini sevmiyorum.
Sıla karakter olarak "ortaya karışık" gibi. Hiçbirşeyden tam olarak yok içinde.Ne tatlı ne ekşi ne de acı.Garip ve kötü bir tad bırakıyor ağızda sadece.Ne hüznü hüzün gibi ne mutluluğu mutluluk ne de aşkı aşk gibi. En azından bir duygusunu zirvelerde yaşatıp diğerlerini ortalama sunsa tutulacak bir yanı olacak ama şu andaki haliyle neresinden tutsan elinde kalıyor.Hiçbir ortama yakışmıyor,eğreti kalıyor.
Sıla'yı sevesim 6.bölümde kaçtı,bir daha da geri gelmiyor.:img-pilot
zeynepsudem 29-05-07, 21:41 Ben bu akşam diziyi izlerken birşey farkettim.Boran'ın hastanede sağ eline vede koluna pansuman yapılıyor.Ama dizi ilk başladığında ve hatta Boran duvara dayanıp sağ elini alnına götürdüğünde elde bırakın kurşun yarasını azıcık kan bile yoktu.Ama sonradan bir bakıyoruzki o el acayip bir şekilde sarılıyor.Tamam biliyoruz MAA o elini kesti ama azıcık birazcık çok değil hani kan oluverseymiş:icon_whis
Sizde diyeceksiniz sende koca bölümde buna mı taktın haklısınız ama taktım işte:img-in_lo
Turuncu bende günışığı gibi ne sormak istediğini pek anlayamadım.Azıcık açıklarsan.Malum okulu bitireli çok oldu:icon_whis
oooo Özgücüm şükür kavuşturana.Gerçi biz hergün görüşüyoruz ama burda uzun zamandır karşılaşmıyorduk değil?
Teoman Abiciğim,Doktor, Boran' ın sol eline pansuman yaparken, elinizi duvara çarpmışsınız dedi. Sanırım bu yüzden incitmiş olabileceğini söyledi. Birde aynı koluna üstten pansuman yaptı ya, orayıda kurşun sıyırdı. o yüzden kolunda değil ama atletinde kan vardı, ama bu sahnede, bence de eline biraz kan rengi boya dökülerek, biraz daha gerçekçi bir hava verilebilirdi. :good: Boran' ın bu kolu ne kadar sağlammış, maşallah iki kere kurşun yedi.( Sıla' ya kalsa, mazaallah bu kolu, kangren olmuş diye kesmeye kalkardı:img-hyste ) Bedirhan bence gücünü aslan babasından almış.
35. bölüm başlarındaki çatışma sahnelerinde ve sonrasında duvara yaslandığı o mahsun hallerinde elini alnına götürdüğü sahnelerde, MAA' un sol elinin hareketleri baya bir tutuktu. Ama gene de arabayı kendisi kullanıyor. yok yok kesinlikle Bedirhan gücünü, Sıla' dan değil Aslan Boran' dan aldı. :good:
.
Hiç yazacak değildim ama sevgili Bimkolik i cevaplamak istedim.Çok geç kaldım ama, ancak yazabiliyorum.Bimkolik cim, sen zaten benim söylemek istediğimi anlamışsın Boran hakkında, farklı düşünmüyoruz. Ben Cihan konusunda aslında bu son bölümde olanları değil de Mardin e gelindiğinden beri olanları kastetmiştim.Yoksa son bölümde Boran gerekeni yaptı. Fakat Cihan daha önce yaptıkları için ceza görmedi. Ben kesinlikle Boran onu vursun demiyorum, olacak şey değil. Hatta ben meydandaki sahneyi de hiç doğru bulmamıştım. Boran a yakışmazdı birini öldürmek. Benim dediğim Cihan aşiretten atıldıktan sonra bu kadar rahat olmamalıydı.Turgut un ölümünden dolayı polise şikayet edilmedi, demek ki Boran bunu istemedi.ı..Boran onun göz hapsinde tutmalıydı, onun itibarının olmasını, sözünün dinlenmesini engellemeliydi, takipçisi olmalıydı.Kötülük etmekten bahsetmiyorum ama kurnazca onun gözden düşmesini sağlayacak işler yapabilirdi..Toprakları onun aldığı bile ortaya çıkarılamadı. Cihan ın yapacaklarına karşı daha tedbirli olmalı, ondan bir adım önde olmalıydı. Adamlarına sözü geçmeliydi. Madem ağa, bunları yapabilmeliydi. Ama senaristler Boran ın başarılı olamadığı böyle bir durum yarattılar..
..
Sabacığım, yorumun için çok teşekkürler, dün site kapalı olunca mesaj yazdım ama gitti mi gitmedimi emin değilim..Cihanın yeterince ceza almamasının Boranın beceriksizliğinden değil de Cihan kadar kötü olmadığı için yapabileceklerinin boyutunu tahmin edemediğini düşünüyorum. Yani Boran Cihanı hala bir insan gibi görüyor, Dilaver ona silah çekmiş biriyken onu yerde yatarken görünce yardım elini uzatmak istiyor..Boranın aşırı insancıl ve merhametli huyu onun ağalığı için belkide büyük handikap. Dediğin gibi Boranın Cihanın bu kadar kötülüklerine şahit olduktan sonra, Boranın çok daha tedbirli, hatta 24 saat Cihanı takip eden bir adamı olmalıydı. Sılanın ve ailesinin korumasını itiraz kabul etmeden belki 10 kişiyle güvende olmalarını sağlamalıydı. Ama Boran bunları yaparken destek alabileceği kimsesi yok. İfade verdirdiği adamlar bile hemen dönüverdiler. Aşirettekiler zaten Boranın getirmek istediği düzen işlerine gelmediği için Cihanın tarafında olmayı seçiyorlar.
Turgut konusunda da Sıla her konuda Borana karşı koyup bildiğini okurken niye gidip emniyete Cihanın gözlerinin önünde Turgutu vurduğunu anlatmadı bilmiyorum. Boran bu konuda ona bir kısıtlama getirmedi hatırladığım kadarıyla.
Tabii bütün bunların hepsi yani Boranın Cihanın hep br adım gerisinde olması, kötülerin kazanması, Sılanın devamlı Borana köstek olması senaryonun bize azizlikleri.. Nereye kadar devam edecek merak ediyorum..
Sevgili lodoslar_kenti,cidden o sahnede boran'ın yalnızlığı ve üzüntüsü ne kadar iç acıtıcıydı.Bu adam hep yalnızmı kalacak?Bir Abay'ı vardı O'nu da elinden aldılar:icon_sorr
O sahne varya benim bittiğim, içimin resmen acıdığı sahneydi, vah Boranım vah..
Teo'cum gördüm ben o manzarayı.Midyat ama valla erkek modasını yakından takip ediyor tüm aşiret ağaları.Üste bak şalvar,kafada poşu,alta bak mazallah CK'den iç giyim manzaraları.İnsanın içi güzel olsun,dış görünüşe bakmayın,gerisi boş:img-hyste
Günışığı'm eskiden destanlar yazardık buralara.Neler neler.Ah ah içimiz mi kuruttular?? bildiğim bir şey varsa valla ben böyle değildim.:img-yes:
Bu arada BBG 'ye bakıyorum bir yandan.Onur'un bluzunun üstünde küççücük bir kan lekesi ,ameliyathaneden içeri girerken göğsünden kanfışkırıyor,doktor eliyle pres yapmak zorunda kalıyor.Allahım saçmalık her yerde diz boyu.Demedem geçemeyeceğim.Ama orada kanserojen madde daha az bu kesin.
teomanresat 29-05-07, 21:50 Teoman Abiciğim,Doktor, Boran' ın sol eline pansuman yaparken, elinizi duvara çarpmışsınız dedi. Sanırım bu yüzden incitmiş olabileceğini söyledi. Birde aynı koluna üstten pansuman yaptı ya, orayıda kurşun sıyırdı. o yüzden kolunda değil ama atletinde kan vardı, ama bu sahnede, bence de eline biraz kan rengi boya dökülerek, biraz daha gerçekçi bir hava verilebilirdi. :good: Boran' ın bu kolu ne kadar sağlammış, maşallah iki kere kurşun yedi.( Sıla' ya kalsa, mazaallah bu kolu, kangren olmuş diye kesmeye kalkardı:img-hyste ) Bedirhan bence gücünü aslan babasından almış.
35. bölüm başlarındaki çatışma sahnelerinde ve sonrasında duvara yaslandığı o mahsun hallerinde elini alnına götürdüğü sahnelerde, MAA' un sol elinin hareketleri baya bir tutuktu. Ama gene de arabayı kendisi kullanıyor. yok yok kesinlikle Bedirhan gücünü, Sıla' dan değil Aslan Boran' dan aldı. :good:
Zeynep gömleğindeki lekeyi bende farkettim,hadi o kolundan dı diyelim ama ne kurşun yarasıymış ki kanaması bilem olmadı:icon_whis Sahi doktorun dediği gibi ne zaman elini duvara çarptı.Bende hata bulacam ya soruyorumda soruyorum.Çarpmıştır bir ara değil?:icon_whis
Ama sıla konusunda dediklerinde haklısın.Kesin boranın kolu kangren oldu diye keserdi.Kökten çözüm işte:icon_whis :img-hyste
Özgücüm çok doğru insanın dışı değil içi güzel olsun:img-hyste
Ah ah kader utansın değilmi arkadaşım:icon_sorr
Bedirhan bence gücünü aslan babasından almış. 35. bölüm başlarındaki çatışma sahnelerinde ve sonrasında duvara yaslandığı o mahsun hallerinde elini alnına götürdüğü sahnelerde, MAA' un sol elinin hareketleri baya bir tutuktu. Ama gene de arabayı kendisi kullanıyor. yok yok kesinlikle Bedirhan gücünü, Sıla' dan değil Aslan Boran' dan aldı. :good:
Valla o sahnede düşündüm kaldım.Adamın kolu boynun askıda.Araç kullanıyor.Şivan nerede kardeşim? Ya da İstanbul sahillerinde ralli yapan Sıla ne iş yapar yan tarafta? Orada da hamileydi.Hem de karnını direksiyona falan çarpmıştı.Daha riskli durumdaydı ama Boran'ı kovalayacağım diye düşmüştü yollara.Niye demiyorsun adama sen geç hayatım kenara ben kullanırım kolunu yorma diye.Amaaan kime diyorum ki!!!Yoksa Midyat'ta kadınlara araba kullanmak yasak??
Tek kollu canavar gibi her yere yetti adam ayol.Helal demek istiyorum.
zeynepsudem 29-05-07, 22:04 Bilmiyorum, ama Sıla bu bölümde bir şekilde Boran' ın gönlünü almalı bence.
Ben Sıla' nın yatağın üstünde oturduğu sahneden, umutluyum. Boran odaya girdiğinde Sıla tabiki çemkirecektir,ama sonra yola gelecek galiba. :good:
35. ci bölüm , pembeli sitedeki fotoğraflardan en sonuncusunda Sıla' nın gülümsemesi pek içten, bu sahnede bence Boran' a gülümsüyor.
ZEYNEPCİGİM okadar iyi niyetlisinki senin yazılarını okuyunca diziye dair umutlarım gittikce artıyor.:happy0064 MAA varsa bende gelecek sezon izleyecegim.:good: Canım sen sılanın yatagın üzereindeki fotografına bir daha baktım sen bahsedince gülümseme nerde ben göremedim.Gözlerimde saglamdır ama belki Cuma akşamları TV yapışıyorum diye babam kızıyordu gözlerini bozacaksın diye galiba gözlerimide dizi ugruna feda ettim.:img-hyste HARAMI ye katılıyorum elektirikli testereyle bekliyor sıla boranı ne gülümsemesi.İnşallah sen haklısındır benim yüregi güzel arkadaşım.İnan bunu çok istiyorum.Sılanın bir gülümsemesi için neler vermeyiz degil.:img-hyste
İYİ AKŞAMLAR.bye kendinize iyi bakın.
Fatmacığım Canım Arkadaşım, Yataktaki resmi kastetmedim canım, pembeli sitede, Sıla' nın yatakta oturduğu resmin altında, Sıla' nın aynı elbise ile çekilen oldukça candan gülümsediği bir resim var. Bu resimde gülümsediği kişi bence Boran' dır dedim. Sıla' nın yatağın üzerine oturup, hesap sorarcasına gözlerini belertip baktığı sahnede, dişlerinin arasından tıslayarak:img-pilot '' Boorraann Naariinn nerede? diye çemkirmesi ile kötü başlayan gecenin belki Boran' ın, Onu bir iki söz ile yumuşatıp belki mumların etkisi ile romantik bir gece geçirebilirler :good: demek istedim.
Fatmacığım, biz aslında halan TUTKU' NUN RAHMETLİ OLMASINI KABUL EDEMİYORUZ. MERHUM TUTKU' nun peşindeyiz, napalım canım umut, fakirin ekmeği. :img-hyste
Güzel Forumumun, güzel insanları hepinize iyi geceler.bye
Dizimize senarist transfer etmiyelim de bizimkiler BBG dizisini izlemeyi tavsiye edelim.
Yönetmenimiz çekim nasıl yapılır öğrensin.:img-wink:
Kadın başrol oyuncumuz sevdiği erkeğe nasıl ilgi gösterilir,hasta nişanlının başında sabaha kadar nasıl beklenir,nasıl çorba içirilir,nasıl öpüşülür ve nasıl sevgi ile bakılır öğrensin.:icon_sorr
Sevgili teo,görmediğimiz o kadar çok sahne var ki bu arada Boran'ın kolunu çarptığını da görmeyiverelim.
Biz dua edelim doktorun açıklamasını kesmediler.Bir de o sahne kesilseydi forumcak adam kolundan vuruldu nasıl oldu da bir kurşun yarasına bu bandaj ve askı takıldı diye kafa yorardık.
Bimkoliğim ben bide Boran'a aşiret toplantısında ki çaresizliğinde üzüldüm.Hani çocuk gibi Azad öldü törenin hükmü bozulsun deyip Ali ağanın hüküm devam edecek sözünden sonra.:icon_sorr
Bir de son sahnede konağın avlusuna girdiğinde çok yalnız olduğunu hissettim.:icon_sorr
Canım forumum iyi geceler.bye
mekselina 80 29-05-07, 22:30 Nuran Devres´in silanin senaristligine getirilmesi kabus gibi olur.Nuran Devres ikinci sezon diziye gelirse,silanin 35.bölümünü bile elimizde mumla gezer arariz yinede bulamayiz(nuran devres iste böyle bir sey):icon_sorr
Meral Okay cok begendigim bir insan.Kendisini ikinci bahar,ve yeditepe istanbul dizilerindeki oyunculuguyla cok begenmistim.Tabi asmali konak unutulmaz.:good:
Böyle kirilmis,dökülmüs bir diziyi ancak meral okay yeniden onarip rayina oturtabilir.Bence Mahinur Ergun´uda unutmasin.Oda iyi bir senarist.Beraber calissinlar:happy0064
35.bölüm ile aklimda kalanlar ise;
"seni cok sevdigim icin karsinda olabilirim"ve telefonu acar acmaz"azadin katili cihanmi"diye soran bir sila kaldi.
Hadi silayi gectik borana ,annesinin babasinin hic kimsenin kolunu sormamasi en büyük mantik hatasiydi
rhett-butler8/1 29-05-07, 22:44 Haftalık anketimiz (Bölümü hatırlayabilene )
1-Bu hafta en beğendiğiniz sahne?
2-Bu hafta en beğendiniz performans?
3-Aklınızda kalan replik?
4-Bu haftaki bölüme en uygun atasözü veya deyim sizce nedir?
5-Aranızda hala umudu olan var mı?
Artık TUTKU lafı bile edilmez oldu yahu..
En sonunda bizi yıldırdılar galiba..
1-Flashback görüntüleriyle rahmetli azad ve narinle lusinin duygusal konuşmaları
:icon_sorr
2-değişmez altın kural eşliğinde elbetteki cihan ,ve tabiki abay :img-hyste
3-dizi içindeki bütün replikler unutulmazdı (tabi yerseniz :img-hyste )
4-aslında yazacağım dörtlüğe lütfen dikkat edin.. atasözü deyim ne olursa artık...dizimize ait ne varsa bu dörtlüğe sıkıştırılmış gibi..çok aradım diyecem bu dörtlüğü ama yalan.nerden bulduğumu söylemeyeceğim...lütfen ısrar etmeyin..:img-hyste
bir civi kaybolursa bir nal kaybolur.
bir nal kaybolursa bir at kaybolur.
bir at kaybolursa bir suvari kaybolur.
bir suvari kaybolursa bir savas kaybolur (çok ama çok anlamlı )
5-fala kanmayın falsızda kalmayın gibi olacak ama umuda inanmak artık çok zor onsuz yaşamak daha zor...(çok bilmiş seni yani ben :img-hyste )
gelen gideni aratır eşliğinde bu ikiliye dikkat sema-eylem senarist travmalarının yerine nuran devres gelebilme ihtimali olduğunu sizlerden acil anons eşliğinde duyduğum anda gözümün önüne
o birrrrrrrrrr saçmalıklar silsilesi,:img-yes:
o birrrrrrrr ben bunu izleyemem en iyisi gidip bulaşıkları yıkayayım dedirten,:img-eat:
o birrrrrrrrr yazık ya bu kadar çekim için harcanan paraya yazık diye ağlatan,:img-heh:
o birrrrrrrr ilkti umarım son olur eşi benzeri bir daha gelmez diyerekten yağmur duasına çıkartan,:klme
o biiiirrr iki üç melekler adası geldi...:img-beee:
kamere şakasının sanırım sıla ekibine uğradığını söyler ,gülmemek için kendimi zor tutuyorum derim.::img-swoon (tutamadım ama :img-hyste )
neden başladıkları işi yarım bıraktılar bu senaristler....yani öyle bir yere getirdiler ki konuyu demekki kendileri de işin içinden çıkamadıklarını anladılar...kaçtılar...:img-help: :img-cool2 [/COLOR][/FONT][/B]
hiç bir anne çocuğu sakat oldu diye terk edebilirmi...senaristler için verdiğim örnek çok fazla kaçtı ama önemini anlatmak için aklıma başka bir şey gelmedi...evet dizileri sakatlandı ve terkettiler...tıpkı giden abay ve azad gibi...yakında gül oğuzunda yönetmen koltuğunu bıraktığı gibi bir haber alırsam forum sakinlerinden şaşmayacağım...
Rhett arkadaşım çok güzel bir noktaya değinmiş. neden başladıkları işi yarım bıraktılar bu senaristler...., ve eklemiş hiç bir anne çocuğu sakat oldu diye terk edebilirmi...
Forumda okuduklarımı anlamakta zorlanıyorum... Bilmediğim , yabancısı olduğum bir dünyanın perde arkası... forum katılımcılarının yazdıklarını anlamakta da zorlanıyorum... Bindiğimiz gemi batıyor deniliyor, herkes feryat figan ama yapılan iş gemiyi daha da batırmaktan ileri gitmiyor... Bir kurtarıcı aranıyor, kaptan linç edilmeye çalışılıyor...kaçan yardımcıları da neredeyse kahraman olacak..ve kurtarıcı aranıyor...kimdir, nedir, nereye kadar ve ne yapabilir bilinmez....velhasıl batacağı düşünülen geminin güvertesine çıkılmış..sanki biran önce batsın da kurtulalım dercesine....
Dönüp bakıyorsunuz yürüyen bir kurgu var... ama makina geçici olarak durmuş gibi (acaba?)...kontağı açsan çalışacak, mazotu var tayfaları var, sadece bir-iki çarkçı gitmiş (acaba?)...o çarkçılarda bu işe başlarken acemiymiş, burada ustalaşmışlar, namlanmışlar ve kabını beğenmez olmuşlar , kaptana akıl yürütür olmuşlar (acaba ?)... yolcular da hala gemide olduklarını ve bir kaprtanları olduğunu unutmuşlar, çarkçıların derdine düşmüşler, onların avukatlığına sayunur olmuşlar, ...ama çarkçılar gemiyi çoktan terketmişler, kendileri de denizin ortasında makinaları durmuş bir geminin güvertesinde feryat figan, kaptanın kapısını yumrukluyorlar....Ve sormak akıllarına gelmiyor neden başladıkları işi yarım bıraktılar bu senaristler....yani öyle bir yere getirdiler ki konuyu demekki kendileri de işin içinden çıkamadıklarını anladılar...kaçtılar..
malum , gemiyi önce fareler terkedermiş....
Perde arkasında neler olur biter bilemem...ama benim perdede gördüğüm tek şey var... Şu , Sıla Boran'a azıcık canım, cıcım, aşkım dese biraz hülyalı hülyalı baksa, karşılıklı bakışırken hayatı unutsalar öyle bakışarak birbirlerine dalıp gitseler, Boran her daim esip gürlese , o esip gürlerken ağalar korksa ve hemen yelkenleri suya indirse, marabalar birden refeha kovuşsa, okullar hastahaneler açılsa, onlar bakışırken töre yokolsa ....Boran Sıla'ya, Sıla Boran'a sürprizler yapsa, öpüşseler, koklaşsalar, sevişseler , onların mutluluğu esen yel olsa herbir kötülüğü sürükleyip götürse...onlar mutlu mesut, bizler mutlu mesut...ohhh be desek, aşkın gücüne bak aşkın olduğu yerde törenin adımı kalır...zaten yaşadığımız hayat sıkıntılarla dolu, aşkı ve sevdayı günlük dertler arasında yaşamaya fırsat bulamıyoruz,seyrederken hissettik,yaşamış kadar olduk .... hem fenamı, töre belasından da kurtulduk, bizim derdimiz bize yeterken hiç yoktan bulaştığımız aşiret sorunlarına kafa yormak bize kaldı desek...bize bu güzel günleri gösterdikleri için, bir göklere çıkardığımız bir yerin dibine soktuğumuz yapımcılara teşekkürler etsek...kazandıkları helal olsun desek....bir alkışlasak, bir alkışlasak....
Görünen o ki, kaçıp gittiği söylenen senaristlerin kapasiteleri ancak yukarıda yazdıklarıma yetermiş...daha ötesi boylarını aşarmış. Bana göre dürüst davranmışlar... gerçeği farketmişler ve yollarını ayırmışlar, belki kaçmamışlar, karşılıklı oturup uzlaşmışlar...belki de bu dedikoduların tamamı dezenformasyon... şirketler arası rekabet...reklam için olmadığı ne malum...veya bilmediğimiz halde bizleri bir şekilde gelişmelerin içine dahil etmeye çalışan bir sürü gelişme olabilir... Bu rayting seviyelerinde bir diziye son vermek ekonominin mantığına uymaz...mutlaka bir çözüm üretilir, kimsenin kuşkusu olmasın....
Bölüm yorumu: Töre belasını alttetmek zor ama imkansız değil. Can acıtıyor, yürek sızlatıyor ama mümkün...mümkün çünkü zaten kalıntıları kalmış, çoğu gitmiş azı kalmış...
Sıla muhtemelen geri dönecek...fareler gibi gemiyi terketmeyecek... Giden gider, kalan kalır ...ama bu gemi yoluna devam eder, törelerle savaş devam eder, giden gittiğiyle kalır... Buraya kadar gelmesini bilen, bundan sonra devam etmesini de bilir.... biz işimize bakalım....
Herkese güzel ve umut dolu bir gün diliyorum.
teomanresat 30-05-07, 07:14 Sevgili teo,görmediğimiz o kadar çok sahne var ki bu arada Boran'ın kolunu çarptığını da görmeyiverelim.
Biz dua edelim doktorun açıklamasını kesmediler.Bir de o sahne kesilseydi forumcak adam kolundan vuruldu nasıl oldu da bir kurşun yarasına bu bandaj ve askı takıldı diye kafa yorardık.
Çok sevgili kabinemgil ve çileden çıkmış forumun güzide insanları hepinize Günaydın:img-wink:
Fatoş haklısın o kadar görmediğimiz sahnenin arasında Boran'ın kolunun çarptığı sahne hiç kalır desene.Herşeyi görmüyoruz hadi bunuda görmeyiverelim:img-wink:
Ama doktorun açıklamasını kesmediler dediğin gibi birde onuda kesselerdi mazallah:img-swoon
Bu Sıla Borana demediğini bırakmıyor Zinhar sönmezlere baskın yapar gibi çok afedersiniz ahıra girer gibi kapıya tekme vurup içeri girdiğinde ona niye haddini bildirmedi.Ona niye çemkirmedi.Yoksa büyüktür büyüklere saygıda kusur etmemeliyiz mesajınımı verdiler:img-pilot Dertleri mesaj vermek ya.:icon_whis
Ben bu diziyi yada dizileri neden izliyorum.Gerilmek strese girmek için değil,ekran karşısından moral bozukluğuyla sinirlerim tavan yapmış durumda kalkmak için değil.Yada ekranda mucuk mucuk cıvıklaşan sözüm ona aşk sahneleri görmek içinde değil.Sağolsun hayat yeteri kadar stresli,iş ortamı yeteri kadar gergin,hergün bir sürü insanla uğraşmak zorunda kalıyorsunuz,as üs ilişkisi arasında gerilip duruyorsunuz,Şiddet içeren moralimin bozulmasını istediğim yada gerçekleri görmek Türkiyede Dünyada neler olup bitiyor diye merak ettiğim ve öğrenmek istediğim zaman bunlarıda öğrenebileceğim haber programları,tartışma programları var.Tamam diziler birer mesaj içermeli,ekran karşısındaki izleyenler tv karşısından dizi bittikten sonra kalktığında boş kafayla kalkmamalı,elbet birşeyler öğrenmeli.Ama bunlar insanları germeden sıkmadan olmalı.:img-yes:
Ben her zaman dedim bu diziye doğunun kültürünü,törenin ne olduğunu az çok biliyordum ama açılımını,Mardin'in nasıl bir yer olduğunu ve yanındada bonus olarak aşkı izlemek için başladım.Sıloganı neydi ''Törelere karşı gelen aşk.''
Hadi dedik bakalım aşk bu töreleri nasıl yenecek.Ama şimdi geldiğimiz noktada öğrendiğimiz tek şey;Töreden kaçılmaz,Ağada olsan marabada olsan hüküm verildimi yerine gelmek zorunda.Mardinde yada töre olan heryerde günde en az 1- 2 kişi hakkın rahmetine kavuşmak zorunda.Töre denen şey ağaların kendilerine çalışan marabaları aşağılamasından onları hor görmesinden geçiyor.Onlara iş imkanları yaratmıyorlar,yaratanlarıda öldürüyorlar.Kendi insanlarına sahip çıkmıyorlar.Töre denen şey kendi topraklarının gelişimine sıcak bakmıyor.Gelişemesinler ki bize karşı gelemesinler.Yoksa herşeyin gibi bununda sonu ölümdür.
Allah aşkınıza töre sadece bunlar mı?Bu törenin hiç iyi güzel tarafları yokmu.?İnsanları koruyan kollayan onların menfaatlerini gözeten yönleri yokmu?
TÖre=ÖLÜM bunu anlamalıyız.Valla ben açıkçası geldiğimiz durumda bunu anlıyorum.Ekran karşısına bunu öğrenmek yada bunu görmek için oturmamıştım.:icon_sorr
Töreden kaçılmaz,Ağada olsan marabada olsan hüküm verildimi yerine gelmek zorunda.Mardinde yada töre olan heryerde günde en az 1- 2 kişi hakkın rahmetine kavuşmak zorunda.Töre denen şey ağaların kendilerine çalışan marabaları aşağılamasından onları hor görmesinden geçiyor.Onlara iş imkanları yaratmıyorlar,yaratanlarıda öldürüyorlar.Kendi insanlarına sahip çıkmıyorlar.Töre denen şey kendi topraklarının gelişimine sıcak bakmıyor.Gelişemesinler ki bize karşı gelemesinler.Yoksa herşeyin gibi bununda sonu ölümdür.
Günaydınlar.Teoman abi sana alıntı yapmayı özlemişim:)
İçerik editör'üm sevgili Ecrin'cim geçen hafta Mardin'deydi.Mardin de ki halkın bazı kesimleri dizinin gidişatından memnun değillermiş.''Bizi resmen katil gibi gösteriyorlarmış''demişler.Kendi adıma konuşmak gerekirse ilk başlarda ''acaba Sıla ve Boran'ın aşkı hangi seviyeye ulaştı acaba ne zaman birbirlerine açılacaklar'' derdim.Şimdi ise ruhum kararmış bir şekilde acaba bu hafta kim mefta olacak töre yine kimi bulacak diyorum:img-cray:
Bence artık ''Töre'ye Baş Kaldıran Aşk'' sloganı da mazi olmakla kalmayıp tarihin tozlu sayfalarında yerini aldı ve hatta üzerine bir sürü konu eklendi:icon_whis
Şu anda tutku ve aşk dendiği zaman Binbirgece, Töre ile adam akıllı baş etmek ve töre'yi insanlara iyi aksettirmek dendiği zaman ise Yertsiz Yurtsuz dizileri açık ara öne geçiyor.:img-yes:
Teomanreşat arkadaşımız güzel bir mesaj yazmış. Dizide gördüğümüz sevimsiz gerçek bu. Belli ki yapımcıların vermek istediği mesaj da bu....ve buradan yola çıkarak neden doğudan batıya, kırsaldan şehire göç olduğunu daha iyi anlayabiliyoruz...''töre'' nin çağdışı yönleri ağır basmasaydı , aşiret düzeni bu kadar kapalı ve gelişmelere kulaklarını tıkamış olmasaydı , bağnazca tıkattırmaya çalışmasaydı, duymak isteyenlerin sesini kesmeye çalışmasaydı varlığını sürdürebilirmiydi...insanlar batıya yönelirlermiydi...dertleri neydi ki yerlerini yurtlarını bıraksınlar...oradan oraya savrulsunlar...can derdi, iş derdi, aş derdi, gelecek derdi,insanca yaşamak derdi....
Ama ''töre''ler Cumhuriyetle birlikte zaten hükmünü yitirmiş...zorla baskıyla değil insanların desteğiyle yitirmiş...cumhuriyetin ilk yıllarında ülkemizin doğusundan batısına kuzeyinden güneyine bir sürü aşiret isyan olmuş, ve isyanlar sadece devlet gücüyle değil yöre halkının da desteğiyle yıkılmış. Arada da kapalı alan bulanlar çeşitli nedenlerle bu güne kadar varlığını sürdürebilmiş...
Şimdi de son çırpınışları... başka isim altında, başka şekillerde ama son çırpınış...ve öyle günlerden geçiyoruz ki bu belayı da altedeceğiz...geçmişte nasıl halletmişsek, bugün de üstesinden geleceğiz....sezon finalinde bu yönde olabilecek gelişmelere ilişkin ipuçlarını seyredeceğimizi düşünüyorum...mantıken de öyle olması gerekir....
''töre''nin iyi yönleri var elbette...ama iyi olanların tamamı insani yönler, geri kalanları çağdışı... cenazeye akın akın gelen yemekler, aileye verilen moral destek, aile birliği, değer yargılarına sahip çıkmak ... ve bizler bu değer yargılarını zaten sindirmişiz...unutmamışız ki...en basiti kadının kocasına saygılı olması, sevgi ve şefkat göstermesi...Sıla'ya ve yapımcılara bu değer yargısına uymadığı için kızmıyormuyuz...ama kötü Kevser'i de yerden yere vuruyoruz...birincisi iyi yönü, ikincisi de kötü...gerekeni yapıyoruz da ne büyük bir iş yaptığımızın biz farkında değiliz galiba...
Ukalalık etmek istemem teomanreşat arkadaşım, ama o kadar anlamlı ve güzel bir mesaj yazmışın ki dayanamadım...yalan yok....
Bunalım modundan çıkınca çok eğlenceli olmaya başladı burası, değil mi arkadaşlar? Hepimiz şoku atlattık :img-hyste Sılacılar ve Borancılar bir çatı altında birleştik, kenetlendik.
Yalnız yakında Cihan'cılar diye bir grup oluşabilir :img-hyste
Hemeracigim ben de senin gibi Sila'yi degil, Yersiz Yurtsuz'u heyecanla bekliyorum artik
Çok güzel dizi ama İshak'ımı iyice psikopata bağlamışlar yaa... :dito
Ben geçen hafta izleyemedim. Yorumlarda öyle yazıyordu.
Yine de favorim İshak.
Sevdiği kadına bu kadar sahip çıkan, bu kadar tutkulu bakan, onun için tüm dünyaya kafa tutan ve tek başına aşkının mücadelesini veren başka bir kahraman daha var mı soruyorum size. İyice dellenip tüm köyü bombalamak gibi birşey yapmazsa ben sonuna kadar İshak diyeceğim.:img-hyste
GO NURAN DEVRES i transfer ettiyse HANDE ATAİZİ de gelir.:happy0064 Sılanın bir rakibe ihtiyacı ver yoksa BORAN ın kıymetini anlayacagı yoK. Hande Ataizi SILA ya dünyayı dar eder.TUTKU için HANDEnin entrikaları şart.:
Dün Yuniki'ye Sema & Eylem'den daha beteri ne olabilir demiştim.
Dizi daha vahim bir duruma gelemez yazmıştım. Ama olabilirmiş. Çok özür diliyorum yunik. Ben söylemedim farz ediyorum, sen de duymadığını farz et :img-hyste Haklısın, beterin beteri varmış.
Nuran Devres mi... Kabus gibi yaaaaa:img-fie: :img-fie:
:img-blush HeMeRa canım benim, bu hafta oynayan bölüme rağmen anket yapmaktan vazgeçmediğin, bizi hala canlı tutmaya çalıştığın için bu hafta en beğendiğim performans senin...
:happy0064 :happy0064
Teşekkür ederim canım. Sloganımız belli.
HERŞEY FORUM İÇİN.
Siz burada olduğunuz müddetçe, ben de soruna kadar anketlerimle burdayım.
Hepimiz bölüm sonu hafıza kaybına uğrayana kadar yapacağım :img-hyste
Canım kabinemgiller ve sevgili forum:img-wink:
Ben bu diziyi yada dizileri neden izliyorum.Gerilmek strese girmek için değil,ekran karşısından moral bozukluğuyla sinirlerim tavan yapmış durumda kalkmak için değil.Yada ekranda mucuk mucuk cıvıklaşan sözüm ona aşk sahneleri görmek içinde değil.Sağolsun hayat yeteri kadar stresli,iş ortamı yeteri kadar gergin,hergün bir sürü insanla uğraşmak zorunda kalıyorsunuz,as üs ilişkisi arasında gerilip duruyorsunuz,Şiddet içeren moralimin bozulmasını istediğim yada gerçekleri görmek Türkiyede Dünyada neler olup bitiyor diye merak ettiğim ve öğrenmek istediğim zaman bunlarıda öğrenebileceğim haber programları,tartışma programları var.Tamam diziler birer mesaj içermeli,ekran karşısındaki izleyenler tv karşısından dizi bittikten sonra kalktığında boş kafayla kalkmamalı,elbet birşeyler öğrenmeli.Ama bunlar insanları germeden sıkmadan olmalı.:img-yes:
Ben her zaman dedim bu diziye doğunun kültürünü,törenin ne olduğunu az çok biliyordum ama açılımını,Mardin'in nasıl bir yer olduğunu ve yanındada bonus olarak aşkı izlemek için başladım.Sıloganı neydi ''Törelere karşı gelen aşk.''
Hadi dedik bakalım aşk bu töreleri nasıl yenecek.Ama şimdi geldiğimiz noktada öğrendiğimiz tek şey;Töreden kaçılmaz,Ağada olsan marabada olsan hüküm verildimi yerine gelmek zorunda.Mardinde yada töre olan heryerde günde en az 1- 2 kişi hakkın rahmetine kavuşmak zorunda.Töre denen şey ağaların kendilerine çalışan marabaları aşağılamasından onları hor görmesinden geçiyor.Onlara iş imkanları yaratmıyorlar,yaratanlarıda öldürüyorlar.Kendi insanlarına sahip çıkmıyorlar.Töre denen şey kendi topraklarının gelişimine sıcak bakmıyor.Gelişemesinler ki bize karşı gelemesinler.Yoksa herşeyin gibi bununda sonu ölümdür.
Allah aşkınıza töre sadece bunlar mı?Bu törenin hiç iyi güzel tarafları yokmu.?İnsanları koruyan kollayan onların menfaatlerini gözeten yönleri yokmu?
TÖre=ÖLÜM bunu anlamalıyız.Valla ben açıkçası geldiğimiz durumda bunu anlıyorum.Ekran karşısına bunu öğrenmek yada bunu görmek için oturmamıştım.:icon_sorr
Sevgili teo aynı duyguları birkaç hafta önce sizlerle paylaşmıştım.:img-yes:
TV.karşısına günlük hayatın stresinden kurtulmak için oturmamız lazım.Biraz düşünüp,biraz hüzünlenmeli çokca da mutlu olmalıyız.
Ama büyük umutlarla başladığımız dizimizde geldiğimiz sona bakarmısınız,seninde belirttiğin gibi TÖRE=ÖLÜM den başka bir şey göremedik.
Aşkın töreleri yenmesine gelince ben ortada aşk da görmüyorum artık:icon_sorr
Bukleli erik'imin, bahsettiği yöre halkının dizinin gidişatından mutsuz ve huzursuz olduğu bilgisi bana da gelmişti.:img-yes:
Demek sadece biz forum üyeleri şikayetçi değilmişiz.
Sayın GO eğer varsa şapkasını önüne koyup düşünmeli artık "ben nerde yanlış yaptım"diye.
Bundan sonra herhangi bir dizinin tanıtımında şu,bu mesajı vereceğiz diye duyarsam kesinlikle izlemeyeceğim.
Sevgiler.
Dizi senaristliğine Nuran Devres getirilirse Eylem ve Sema'dan daha da vahim olur durum.Entrika ve aşk üçgeni arasında yazma yeteğini konuştıran Devres bence bu dizinin altından kalkamaz.
Farz edelim ki Nuran Devres Sıla'nın senaristliğine getirildi,Esma Boran'a aşık olur Sıla'nın Boran'a olan aşkı biter (gerçi elle tutulur gözle gözülürü birşey görmedik ama neyse) Boran'ın mal varlığını ele geçirmek için 20 bölüm küsürdür görmediğimiz tutkuyu yansıtır.:icon_whis Kara Melek dizisini hatırlıyorum.Yasemin Nahit'in parası için elinden gelen herşeyi yapmıştı.Bu dizi için en uygun kişi ve kişiler Meral Okay ve Mahinur Ergun.İkinci Bahar ve Asmalı Konak dizilerinin başarılını göz ömüne getirin.G.O'nun eşi Mustafa Oğuz da zaten Meral Okay ile birlikte İkinci Bahar da birlikte çalışmışlardı:img-yes:
Eğer E.K.K ile ilgili bir senaryo çıkarsa Diyar'cım ile bu işe talibiz:img-hyste Sıla dizisini bu saatden sonra toparlamak için 7 gün 24 saat kafa patlatmaları ve gereksiz kişileri sete sokmamaları (Leyla Başak gibi) ve abuk sabuk haberlerle başrol oyuncularının basına yansımamaları kazım.(Cem Yılmaz ve yutmadığımız traş olma haberleri gibi)Sadece ve sadece diziye kanalize olmalı gerekir.:img-yes:
Günaydın Sevgili Paspas forumum ve Sevgili Arkadaşlarım,
Güne forumla başlamak gibisi yok:) Ben tekrardan söyleyeyim iyi ki varsınız:img-in_lo
Allah aşkınıza töre sadece bunlar mı?Bu törenin hiç iyi güzel tarafları yokmu.?İnsanları koruyan kollayan onların menfaatlerini gözeten yönleri yokmu?
TÖre=ÖLÜM bunu anlamalıyız.Valla ben açıkçası geldiğimiz durumda bunu anlıyorum.Ekran karşısına bunu öğrenmek yada bunu görmek için oturmamıştım.
Teoman abicim, o kadar güzel yazmışsın ki kısaltmak istemedim aslında ama uzun olmasın diye bu kadarını alabildim:img-in_lo
Dizinin başıyla sonu arasında dağlar kadar fark var. Verdikleri mesajla verecekleri mesaj arasında da dağlar kadar fark var. Ben açıkcası bu dizinin başlangıç amacının ne olduğunu kavrayamadım. Bizlere ne sunmak istediklerini ya unuttular ya da istedikleri amaç buydu. Sanmıyorum amaçlarının Töre= Ölüm=Cihan olduğunu... Ama gelinen nokta bu... Yazık hem de çok yazık...
Her röportajında benim törelerle meselem var diyen G.O geldikleri durumdan memnun mu acaba? Hatırlıyorum da G.O ''Benim törelerle meselem var'' dedikçe Sevgili Rozettacığım da ''Benim de aşkla meselem var'' diyordu... (Onu çok özlediğimi belirtmeden edemeyeceğim:icon_sorr ) Şimdi ne törelerle mesele kaldı ortada ne de aşkla mesele. Hepsi yerle bir oldu...
Ben çok merak ediyorum acaba G.O ve ekibi izlerlerken ne düşünüyorlar? Bizim diziden çıkardığımız mesajı onlar çıkaramıyor mu? Ya da bizler Azat'ı yanlış tanıdığımız (süperman Azat:img-hyste ) gibi dizinin verdiği mesajları da mı yanlış anladık? :blink:
İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır demiş Atalarımız. Biz iğneyi kendimize batırıyoruz fakat iş bizde bitmiyor. Başkalarınında kendilerine iğne batırması gerekiyor...:img-yes:
Turuncu'm, keşke hatırlatmasaymışım sana soracağın soruyu:img-hyste Eriniyor muyum, erinmiyor muyum bilemiyorum ama cevabı hemen veremeyeceğimi biliyorum. :icon_whis
Fatoş ablacım, dün çıkmadan yazmıştım. Diğer Sıla forumunda aynen dediğim gibi yazmışlar. Bizler onların çalışmasını engelliyormuşuz. duyda inanma:img-hyste Zaten yeni duyumlarda alınmış. Senarist adayları yazılmış. Galiba beterin beteri varmış:img-heh:
Berfin'cim, o bücürü sevmeyen var mıdır acaba?:img-in_lo
Herkese mutlu ve umutlu bir gün diliyorum...
Biraz geriden geliyorum.Pazartesiden beri yazılanları okumayı ancak bugün bitirebildim,bir sürü de alıntı yaptım...Geç oldu ama söylemeden edemiycem;"gelecekte birgün Bedirhan" ve "Gül Oğuzun Sıla benzeri gelini" ile ilgili yazılan her şeye bayıldım,hepiniz her zamanki gibi harikasınız:good: …Jess’im "Sılayı kullanma talimatı" da süperdi…:img-hyste
Boran sizlere ömür.(MAA ve reyting ilişkisini unutamayacakları için bu biraz zor olur.) Sıla ile Narin, Azad ve Boran'nın mezarları başında iken başlar. Ha öldü, ha ölecek dediğimiz Firuz Ağa aslan parçası gibi olur. Ağalık ondadır,ama asıl güç Sıla ile Narin'nin ellerindedir. Hem çocuklarını büyütürler hem de mücadelelerini sürdürürler.Yan köyün ağası ölür. ABD de okuyan yakışıklı oğlu aşiretin başına döner. Aşiret toplantısında kayınpederine vekalet eden Sıla ile karşılaşır ve başına geleceklerden habersiz Sıla'ya ilgi duyar ve...(Dizi "MAA olmadan asla" diyenlersiz yoluna devam eder.)
Oslo,yorum çok güzel,özellikle “başına geleceklerden habersiz” kısmına bayıldım:img-hyste ,Boran zaten yandı,Allah başkalarını yakmasın…
Sezon sonunda Sıla'nın Boran'ı vurmasını bekliyorum..Gelişmelerden çıkarabildiğim en olası son bu...
Haklısın galiba,Sıla Borana gerçekten o kadar sevgi dolu bakıyorki,ben de bazen,becerebilse Boranı öldürebileceğini düşünüyorum…Ama onu da beceremez,eline yüzüne bulaştırır,sonra da oturur,"hepsi benim yüzümden" diye bir güzel ağlar…Umarım,törelerle melesi olan sevgili Gül Oğuz,Sılaya kocasını vurdurtarak onu tamamen kahraman ilan etmez…
Sıla bu kabadayı tavırlarla hapiste de koğuş ağası olur valla,alır herkesin façasını aşağı…imgdrag
jess sen birde nasıl gittiklerini duysan ölürdün eminim gülmekten...
sema ve eylem ikilisi otelin lobisine mektub bırakıp kaçmışlar...:img-hyste not olarakta ekonomik sıkıntı diye yazmışlar...
son olarakda MAA gül oğuza benim arkamda şu kadar sevenim ve hayranım var eğer rahatsızsanız ben giderim.o zaman ne yapıcaksınız diye konuşuyormuş.
yani bir nevi tehdit ediyormuş...o yüzden komşu köyde kaprisliymiş diye yorumlar yazmışlar MAA ile ilgili...
Canım Ye_şil’im;senaristlerin kaçışı konusunda yazdıklarında ciddi değilsin,değil?Yok artık…Komşu köyde uydurmuşlardır bunu herhalde,ama cidden komik…:img-hyste
MAA konusunda da söyleyecek bişey yok;bu,tehdit ya da kapris falan sayılmaz;adam haklı;doğru söze ne denir?Bugün bir anket düzenlense “Sıla dizisinde Sıla karakterini mi daha çok seviyorsunuz;Boran karakterini mi?” diye sorulsa Sıla % kaç oy alır;Boran % kaç oy alır acaba?Arada uçurum gibi bir fark olacağından eminim…
Bölüm yorumum: MAA banyoda 2 cm lik jiletin üstüne düşsün, bacağı yaralansın 24 dikiş atsınlar, sonracıma dizide kolunda koltuk değneğiyle içeri giren Boran'ı Sıla nihayet farketsin ve ona çorba içirsin ...
Umudun var mı?Bence yine fark etmez bile...Sıla;zayıf,güçsüz bir kadın değil;kocası için endişelendiğini,onu merak ettiğini,sevdiğini belli ederek,zayıf,güçsüz kadınlar gibi mi davransın?Onun misyonu var,köhne düzeni yok etmeye soyunmuş,"gözükara kadın" imajını yıkmamak için böyle umursamaz davranıp “davam uğruna seni bile silerim” konuşmaları yapması gerekiyor…(Valla benim düşüncelerim değil,ama Gül Oğuzun böyle düşündüğünü sanıyorum.)
...aslında bu gece çok dövmeyecekti,özlemişti çünkü boranı....ama boranın bu yaptığı affedilemezdi...
...arkasını döner ve her zaman yanında taşıdığı şu kesme şekerlerden ikisini damağına takar...gözlerini de ayarladımıydı tamamdı...
sıla ağır çekim döner(e 80 dakikanın dolması lazım)
boran:sılaaaaaaaa
aman tanrııım...kurtarın beni
der ve kapıyı yumruklamaya başlar,imdat çığlıklarıyla,göz yaşları içinde....fakat sıla ise gülmektedir sadece
boran:kurtarın beni!anne,baba,narin,cihan,dilaver,amca....nerdesi niz?
:img-hyste Okudukça gözümde canlandırdım;"bu gece çok dövmeyecekti,özlemişti çünkü Boranı...."
Pelinsi,harika olmuş…Sıla yakında Boranın “kabuslarının kadını” olacak zaten…
Sıla'yı sevmeyenler.......
sevinebilirsiniz, 36.bölüm sonunda Cihanla Sıla karşı karşıya
geliyorlar ve Cihanada çemkiren Sıla'yı Cihan vuruyor.
Komşu köyün tiyosu; valla ben sevinemedim, işler iyice kötüleşti.
Valla,ben üzülürmüyüm?Tabiki hayır…Sıla herkesin Boran kadar anlayışlı ve sabırlı olmadığını öğrenmiş olur.Boran ona aşık ve her saçmalığını alttan alıyor ama dünyadaki herkes ona aşık değil,heleki manyak Cihan;böyle çeker vurur işte insanı…:img-gun:
Bir felaket önerim daha var. küresel ısınma Bedirhanı pişirsin de,Sıla katı yumurtlasın.İç organları ve beyni kaskatı olsun!Taş doğursun yani!
İşte felaket önerilerinin en güzeli buydu:img-hyste ... «Katı yumurtlasın» kısmını okuyunca attığım kahkahayı tahmin bile edemezsin...Borana yazık ama,bu kadar sene bekle,sonra taştan bir bebeğin olsun...Hem sonra Sıla ömür boyu «senin yüzünden oldu,bizi iyi koruyamadın» diye Borana ekşisin;arta kalan zamanlarda da «hepsi benim suçum» diye ağlasın...Ay,dayanılmaz... :img-fie:
Biraz da bölüm yorumu yapayım ;sevgili Mod.um Nslmia kızmasın...Lusin&Narin sahnesini ben de sevdim ama Narini hala sevmiyorum.Herşeyin başlangıcının,onun "kahraman Azad"la kaçması;sonrasında da kocasının sırtını görmeye dayanamayıp İstanbula kaçması olduğunu düşünürsek,Narin hala gözüme sevimsiz görünüyor.Dizide Narini istedikleri kadar « dili lal,gözleri kör olmuş » ya da « Narin artık ne yerde,ne gökte » diye tarif etseler de;İstanbulda,o kadar derdin arasında,abisi aşiret kararı yüzünden korkunç günler geçirirken;tek derdi,mini eteğiyle çizmelerini giyip kendini mübarek sırtlı kocasına beğendirmek olan Narini kolay kolay sevmem ve anlamam mümkün değil...Ama tabi, Narini teselli eden kişinin,"birbirimizin hayatına girdiğimizden beri hepimiz savrulduk durduk Narin" şeklinde abuk cümlelerle Sıla karakteri olduğunu düşünürsek,Narin'e acımıyor da değilim;Allah herkesi Sılanın sevgisinden,şefkatinden korusuntroest .AMİN...
Moonrose'm;yaşasın E.K.K. kardeşliği...:happy0064
günaydınlar,
Nuran Devres'ten sonra Meral Okay 'ın adı geçmiş , Meral Okay bildiğim kadarıyla bebeğim dizisinin öykü yazarı yani onunda ilgilenmesi gereken bir dizisi var.tam anlamıyla bu diziye konsantre olacak bir veye birkaç yazara ihtiyaç var birde erkek olması daha doğru seçim olacakmış gibi geliyor bana.sade kadınlar ölüyü diriltiyor sevenleri ayırıyor..ınsanları cıldırma noktasına sürüklüyorlar...
bölüm yorumu: sıla sayesinde Narin'in Kevser ve Fıruz ağa tarafından Sönmez'lerin yanından götürüldüğünü öğrenen Boran gece gece bağ evinin yolunu tutacak .Narin 'i de yanına alıp konağa geri getirecek..
Celil efendi Azad'ın yarım bıraktığı işleri tamalayacağını söylemişti işe giderken kravat takacakmı? acaba mulum fabrika müdürü iş toplantılarına katılması istanbul'dan gelen misafirleri ağırlaması gerekiyor değil mi?....fabrikanın açılmasını bu bölümde görecek miyiz? merak ediyorum..
Herkese Günaydın,
Bu sabah yeni bölüm özeti ve fragmanı öncesi son yorumlar için son fırsat. Artık geçen bölüm üzerine yazılması gereken her şey yazıldı. Ben uzun bir yorum yapamadım. Bu hafta yorum konusu yalnızca ve olsa olsa hepinizin yazdığı gibi sözde aşık bir kadının kocasına uygulamakta olduğu tacizden başka ne olabilir ki?
Defalarca yazılıp çizilmiş olmasına rağmen, artık dizi ekibinin burayı takibe alacağını duyduğum için, belki “körün taşı, kelin başı”:img-hyste olabilir umuduyla yine yeniden içimizdekileri yazayım dedim. Olur da; buralara kadar gelip, Sayın Oz-3’ün bu sabah yazdığı batan gemi efsanesini okumaya kalkışırlarsa, haksızlığa uğrayanın bizler değil de dizi ekibi olduğunu düşünebilirler. Hatta sırf bu yazı yüzünden suçlu, diziden ayrılma erdemini gösterenler ve bizler bile olabiliriz. Ben pis izleyici sorumluluğu içinde kendi yorumumu yazayım. Gidişattan memnun olanlar hiç üstüne alınmasın..:icon_whis
Mezopotamya'nın bereketli toprakları. Hiçbir penceresi birbirine bakmayan, yüksek avlulu evleri, daracık sokakları olan topraklarda kanun tanımaz töreler, töreye karşı gelen aşk! Kalbinde hep hasret büyütmek zorunda kalan bir kızla, töreleri ve kalbi arasında kalan Boran'ın tutkulu aşk hikayesi!
Ben sezon sonu gelmiş olmasına rağmen bu genel özette sunulan kısımdan, birbirine bakmayan pencereler, yüksek avlulu evler, daracık sokaklar ve kanun tanımaz töreler kısmından başka hiçbir şey görmedim. Yavaş yavaş ilerliyorlar diyebilir, kendimizi bu konuda oyalayabiliriz. Ancak; ortaya çıkan işe bakınca “Töreye karşı gelen aşk” kısmında yine takılıp kalıyorum. Yine bu anlamda gördüğüm, töreye karşı gelmeye çalışan, iki ayrı fikir ve stratejide, yaptıkları söylemden icraata bir türlü yol almayan, kendilerini en çok da birbirlerini tüketen, sürgün vermeye çalışan aşkları ve tutkularından sonra ruhları da yapım ekibi tarafından alınmış, anlamsız karakterlerde iki insan. Ayrıca siz kalbinde hep hasret büyüten bir Sıla gördünüz mü? Ben görmedim. Yanılıyorsam düzeltin. Ama özetin hakkını yememek için töreleri ve kalbi arasında kalan Boran’ı gördüğümü söylemeliyim. O da eksik, olması gereken gibi değil. Tutkusuz.
Sıla her gün kaçış planları yapar ama farkında değildir ki, asıl kaçmaya çalıştığı şey, içinde yavaş yavaş büyüyen Boran'a duyduğu umarsız aşktır.
Umarsız Aşk. Siz bu diziden böyle bir sonuca vardınız mı? Ben varamadım. Ben umarsız aşkından kaçmaya çalışan bir kız değil de, uğradığı haksızlığa haklı olarak başkaldıran bir kız gördüm. Oraya kadar Sıla’nın hakkı Sıla’ya. Bu imkanlar içinde kaçmaması, kaderine boyun eğmesi zaten abesle iştigal olurdu. Ama aşkın umarsızlığından bir kaçış göremedim ben. Hissedemedim. Sonrasında da tepeden tırnağa intikama kesmiş, fikirsiz, sevgisiz, çiğ bir kadın gördüm. Hepsi budur…:icon_sorr
Bu dizinin çöküş sebebinin Sıla karakteri olduğunu düşünüyorum. Çünkü Boran bile Sıla’dan daha sonraki karakter. Başrol Sıla. Dizinin adı Sıla. Ben Kevser’e çok kızıyorum ama Kevser’e kızdığım için diziyi başarısız bulup izlemekten sıkılmıyorum. Kevser kötü bir karakteri çok iyi oynuyor. Oysa Sıla esas kız, onunla kendimizi bütünleştirmemiz gerekirken kutuplaştık. Sıla iyi bir karakter ama, içimdekileri itiraf etmek istiyorum; Cansu Dere kötü bir oyuncu. Yüz hatları güzel olabilir ama oyuncu olmak için hiç uygun değil. Kızgınlığın, acının ve öfkenin dışa vuruş şekli Cansu’nun yüzündeki o korkunç ifade olmamalı bana göre. Hiçbir aşık erkek o yüzün aldığı şekli üstelik sık sık gördükten sonra içindeki güzel duyguları koruyamaz. :icon_sorr
Dizide, kurguda, ekipte, teknik anlamda bir sürü hata mutlaka vardır. Ama biz önce oyuncunun ne verdiğine ya da ne vermediğine bakarız. Senaryo bu kadar, kız ne yapsın diyen arkadaşlarım vardır mutlaka. Haklı olabilirsiniz. Ama ben yine bu konuda sabit fikirli olmaya devam edeceğim. Podyumdaki cansız objeleri taşımak gibi bir şey değil, başrol Sıla’yı taşımak. Biraz emek istiyor, çaba ve özen istiyor.
Yine Boran’ıma değinmeden geçemeyeceğim. Okuyacaklarsa görsünler değil mi? Boran Ağa, tüm hissiyatıyla yok edildi. Etrafı da replikleri kadar boşaltıldı. Bir Abay’ı vardı, O’nu güçlü kılan, var olmasına yardımcı olan, çok şükür son bir operasyonla onu da yok ettiler. Boran’ın hayat damarlarından birini daha kesmek suretiyle yapayalnız bıraktılar. Şimdi görünürde bir tek ara sıra tekleyerek “gidiciyim” sinyalleri veren babası var yanında onu seven. O da giderse tam süper olacak. Ammmaaaaa… her şeye rağmen. İçi boşaltılmış da olsa. İlk gün söyledim hala da söylüyorum. Sadece bakışlarıyla bile oynayabilen bir çocuk var ortada. Ben ikisinin aşkı için değil, Boran’ın mutlu olmasını görmek için izliyorum artık. Dizinin vermeye çalıştığı ve bir türlü veremediği mesajlar da umurumda bile değil .
Şimdi herkes diziyi yavaş yavaş sebebi bilinmeyen bir şekilde terk ediyor. Aslında çoktan bizim çözülmemiz gerekirken, onlar başladılar. Sanırım 13. bölüm üzerine yapılmış bir düzen vardı. Bizim yüzümüzden bu kadar uzatmak zorunda kaldılar. Aslında bizi dizide tutan şey de bu Forumun nefesi. Burayı paylaşıyor olmasak eminim çoktan hepimiz diziyi bırakmış olurduk.
Pek çok arkadaşımın yazılarını büyük bir beğeni ile okuyorum. Her seferinde Bölüm Yorumuna yazacak bir şey bulamadığım için Foruma yazamıyorum. Hepinizi seviyorum. Sizler benim “Dizi Sebebimsiniz”…..:img-yes:
Unutmadan…Eğer senarist konusunda bir sıkıntı varsa ben gönüllü olabilirim. :img-hyste Gülmeyin..Ben ciddiyim..
Keyifli yorumlar……
Forumda okuduklarımı anlamakta zorlanıyorum... Bilmediğim , yabancısı olduğum bir dünyanın perde arkası... forum katılımcılarının yazdıklarını anlamakta da zorlanıyorum...
Perde arkasında neler olur biter bilemem...ama benim perdede gördüğüm tek şey var... Şu , Sıla Boran'a azıcık canım, cıcım, aşkım dese biraz hülyalı hülyalı baksa, karşılıklı bakışırken hayatı unutsalar öyle bakışarak birbirlerine dalıp gitseler, Boran her daim esip gürlese , o esip gürlerken ağalar korksa ve hemen yelkenleri suya indirse, marabalar birden refeha kovuşsa, okullar hastahaneler açılsa, onlar bakışırken töre yokolsa ....Boran Sıla'ya, Sıla Boran'a sürprizler yapsa, öpüşseler, koklaşsalar, sevişseler , onların mutluluğu esen yel olsa herbir kötülüğü sürükleyip götürse...onlar mutlu mesut, bizler mutlu mesut...ohhh be desek, aşkın gücüne bak aşkın olduğu yerde törenin adımı kalır...zaten yaşadığımız hayat sıkıntılarla dolu, aşkı ve sevdayı günlük dertler arasında yaşamaya fırsat bulamıyoruz,seyrederken hissettik,yaşamış kadar olduk .... hem fenamı, töre belasından da kurtulduk, bizim derdimiz bize yeterken hiç yoktan bulaştığımız aşiret sorunlarına kafa yormak bize kaldı desek...bize bu güzel günleri gösterdikleri için, bir göklere çıkardığımız bir yerin dibine soktuğumuz yapımcılara teşekkürler etsek...kazandıkları helal olsun desek....bir alkışlasak, bir alkışlasak....
Görünen o ki, kaçıp gittiği söylenen senaristlerin kapasiteleri ancak yukarıda yazdıklarıma yetermiş...daha ötesi boylarını aşarmış. Bana göre dürüst davranmışlar... gerçeği farketmişler ve yollarını ayırmışlar, belki kaçmamışlar, ....
Senaristlerin kapasitelerinin yettiği kadar mı?
İşaret ettiklerini ben bugüne kadar göremedim.:img-help:
-Sıla ne zaman Boran’ın gözlerinin içine bakıp ona sevdalı sözler söyleyerek kendinden geçirtti? :icon_whis
-Boran’ın gölgesinden ağalar ne zaman kaçar oldu.
-Sürprizlerin olduğu sahneler var mı? Hangi bölümlerde kaldı.
Bizim ağzımız açık aaaaaa dediğimiz olmuşmudur acaba? :img-pilot
-Aşk mı siz öyle bir şey hissettiniz mi? Ekrana yapışıp kaldığınız bir aşk-tutku sahnesi (ilk 5 ve ilerilerde bir iki sahne demeyin onların altında başka itici nedenler vardı) oldu mu? Valla ben hiç aşık olmadım. Bunları izlerken de hiç hülyalara dalmadım. Eğer aşk bunların ki gibiyse ben istemiyorum. Gerçek hayatta ki dertlerimi unutturamıyorlar maalesef. :img-cool2
-Alkış mı? Bak onu sadece MAA ya gönderiyorum.:happy0064
Her yaşanmışlığını doğru mimiklerle ifade ettiği için. Bir de replikleri iyi olsa
tam süper olacak.
Forumda okuduklarımı anlamakta zorlanıyorum demişsiniz. Valla arkadaşım bu forumda yazan herkesi eksiksiz okuyorum. Ben de genelde sizin yazdıklarınızı okurken zorlanıyorum. Bazen ders verir gibi, bazen araştırmacı gibi, ama diziyle bölümle bağdaştıramıyorum. Herhalde benim aklım kıt ki seyrettiğimi anlamıyorum. :icon_sorr
Bölüm Yorumu: Sıla çemkirmelerini neden 3. şahıslara gösteremiyor. Acaba 36. bölümde 3.şahıslar da Sıla dan nasiplerini alırlar mı?
Dizimize senarist transfer etmiyelim de bizimkiler BBG dizisini izlemeyi tavsiye edelim.
Yönetmenimiz çekim nasıl yapılır öğrensin.:img-wink:
Kadın başrol oyuncumuz sevdiği erkeğe nasıl ilgi gösterilir,hasta nişanlının başında sabaha kadar nasıl beklenir,nasıl çorba içirilir,nasıl öpüşülür ve nasıl sevgi ile bakılır öğrensin.:icon_sorr
AA olur mu canım bizim dizide Boran adında bir merkep var ya, bütün yükü o taşıyacak. Ben sayısını unutum Boranın çorba içirip, yemek taşıyıp Sılanın yatağına getirmelerinin..Kucakta taşımaları da cabası..
Bimkoliğim ben bide Boran'a aşiret toplantısında ki çaresizliğinde üzüldüm.Hani çocuk gibi Azad öldü törenin hükmü bozulsun deyip Ali ağanın hüküm devam edecek sözünden sonra.:icon_sorr
Bir de son sahnede konağın avlusuna girdiğinde çok yalnız olduğunu hissettim.:icon_sorr
Evet mauseciğim, o sahnelerde de çok duygulandım Boran adına. Hoş kendisine çemkiren nefretle bakan Sıladan sa yanlız olması daha hayırlı.. ama konakta yatakta onu bekleyen Sıla ise hakikaten bu senaryoyu yazanlar allahlık.. Yani Sıla hasta değil, sakat hiç değil normalde Borana haber vermesi gerekirken bir de durmuş karanlıkta onu bekliyor. Eğer olayı Borana romantik bir süpriz yapmak için bekliyormuş gibi yapacaklarsa bir derece ama çemkirmek için suçlamak için bekliyorsa nefret ve muz kabuğu...
Suçlayacak insan Boranı kapıda karşılar, derhal saldırıya geçip çemkirmeye başlar.. Bir de o yataktaki resim bu sahneye aitse o zaman da anlamsız ve saçma, ne o öyle karanlıkta kıyafetlerle yatağın ortasında.. Odanın karanlık olmasının ve içinde Sıla olmasının tek mantıklı senaryosu, Sılanın o yatakta Boranı beklerken uyuya kalmış olması olur ki yine de telefon açmamasını görmezden geldiğimizi varsayarsak..
Ben bu diziyi yada dizileri neden izliyorum.Gerilmek strese girmek için değil,ekran karşısından moral bozukluğuyla sinirlerim tavan yapmış durumda kalkmak için değil..Sağolsun hayat yeteri kadar stresli,sorr
Sevgili teoman, mesajının tamamı çok güzeldi, eminim bir çoğumuzun hislerine tercüman olmuşsundur, ben de stres atmak için dizi izlemeye başlamış biri olarak resmen hayalkırıklığı içindeyim. Eskiden dizide olanlar aklıma geldikçe bütün hafta kendi kendime sırıtırdım, ya da bir heyecenim olurdu ama artık böyle bir şey maalesef yaşamıyorum..
Şu aralar beni heyecanlandıran hiç bir dizi yok, daha doğrusu büyüleyen aşk yok maalesef. Boşlukta kaldım resmen..:img-help:
ne yapayım bu diziyi seviyorum…kızıp,köpürüyorum ama
itiraf etmek gerekirse dizinin bitmesini yani erken bitmesini
İSTEMİYORUM.aman ne yapayım,gene kötü bir bölüm çekmişler
se çekmişler..arda bir oluversin işler karışık imza vakti,transver
zamanı maç oynanıyor değip sineye çekmek daha iyi hepten
kaybetmektense…..
senaristler çok ayıp etmişler eğer kaçtılarsa…batan gemiden
kaçılmaz kurtarmağa yardım gerek…ben kaçmıyorum hiç faydalı
olamayacağım kesin. Ama olsun…burada durup diziyi desteklemek
istiyorum…dizimi istiyorum günah ve sevaplarıyla….
bu bölüm güzel olacak..sıla ve boran özlediler birbirlerini…dışarıyı
unutup sevda tazeliyecekler..sonrada diğer ağalardan ümidi kesip
kendi yollarını çizecekler..sıla ile boran omuz omuza…..
ezik forumum iyi günler
hemeracığım kusura bakma anketine cevap veremedim...
beğendiğim sahne lusin - narin sahnesi beğendiğim replik narin kaçalımmı... performans belli benim için MAA... uygun ata sözüde kel ölür sırma saçlı olur... korkak ölür yiğit olur....
ND senraist olması iğrenç düşünsenize melekler adasını :fighting2... nasıl başladı nasıl bitti konunun başı ile sonunda bir benzerlik yoktu.... hande ataizinin dizide yapmadığı iğrençlik kalmadı artık dizimizdede cihan neler yapmaz... kevseri bile firuz kur yaparken görebilirsiniz... bedarın zinarı ayarlama girişimleri :img-fear2 narinin olmayan abaydan hamile kalması yani klasik amerikan dizilerini izleyebilir yalan rüzgarı = sıla dizisi
bölüm yorumum: ne olur bu bölümde azadı övmesinler kusarım yoksa birde bedirhanın geleceğiyle oynayıp dayısının yiğit olduğunu inandırıp yıllar sonra gerçekleri öğrenince yıkılmasın....anası yetiyor birde evelediyle uğraşmayalım (kevser ana )
bir atasözü var tam hatırlamıyorum ama biliyorsan konuş derviş sansınlar bilmiyorsan sus adam sansınlar bu nedense bana hep sılayı hatırlatıyor :img-pilot ....
zeynepsudem 30-05-07, 09:42 [QUOTE=mause;3512817]Canım kabinemgiller ve sevgili forum:img-wink:
Sevgili teo aynı duyguları birkaç hafta önce sizlerle paylaşmıştım.:img-yes:
TV.karşısına günlük hayatın stresinden kurtulmak için oturmamız lazım.Biraz düşünüp,biraz hüzünlenmeli çokca da mutlu olmalıyız.
Ama büyük umutlarla başladığımız dizimizde geldiğimiz sona bakarmısınız,seninde belirttiğin gibi TÖRE=ÖLÜM den başka bir şey göremedik.
Aşkın töreleri yenmesine gelince ben ortada aşk da görmüyorum artık:icon_sorr
Sevgili moonrose'un bahsettiği yöre halkının dizinin gidişatından mutsuz ve huzursuz olduğu bilgisi bana da gelmişti.:img-yes:
Günaydın, Sevgili Arkadaşlar,
Fatoş Ablacığım, dizimizde, son iki bölümdür yaşanan olaylar maalesef benimde içimi acıtıyor.:icon_sorr
Cihan zaten ilk bölümlerde de sürekli Boran' ın açığını arıyordu, fakat 28. bölümden sonra yaptığı kötülüklerin dozajını öylesine artıdıki, resmen töre manyağı oldu.:img-hyste Kevser kadın desen, ilk bölümlerdeki, davranışların da, insanları küçük görme ve önyargılı tavırları açıkça sezilebiliyordu fakat, bu kadın bir kaç bölümdür, resmen canavarlaştı.:::img-hyste
Sıla' da, maalesef Azad öldüğünden beri, Boran' ı suçlar tavrıları ile Boran' a resmen psikolojik işkence yapıyor. :img-pilot Ve üstelik, 33- 34 cü bölümlerde de, üstüste yaşanan töre cainayetleri ve intihar vakalarıyla, diziyi :img-cool2 seyrederken içim daralıyor.
İlk bölümlerde, Midyat'ın ve Hasankeyf' in olağanüstü güzellikteki atmosferinde,başlayan dizimiz, Boran ve Sıla' nın tesadüfen birbirlerinin hayatına girmesi, başta karşı koysalarda bize de çok güzel hissettirdikleri, :good: karşı konulamaz tensel çekimleri ile, zaman zaman kıskançlıkları, ile yaşadıkları tutkulu aşkları ile 12.ci bölüme kadar dizimiz tadından yenmiyordu.
Mardin halkıda sanırım, ardarda yaşanan töre cinayetlerine, bizim buralarda böyle şeyler, yaşanmıyor ki, bu kadarı da fazla deyip tepki göstermiş olabilirler. Ayrıca Mardin' deki erkeklerde , Sıla' ya, Boran' a karşı takındığı tavırlarından, sabırsızlığından, eşine duyduğu güvensizliğinden dolayı, eşlerimize kötü örnek oluyor diye tepkili olduklarını düşünüyorum.:happy0064
Umarım yaz tatili Sn. G. Oğuz hanıma ve ekibine yarar, haliyle Onlarda insanlar, yoruldular, dizimiz ikinci sezonda devam edecekmiş, yapım ekibi, tatilde dinlendikten sonra, şapkalarını eline alıp düşünsünler, hatta ilk bölümleri tekrar seyretsinler , o bölümlerin güzelliği ile sonraki bölümleri karşılaştırsınlar,töre olaylarını, elbet güllük gülüstanlık gösterecek değiller ya, ama töre ile mücadele ederken olayları Boran için biraz daha yumuşatsınlar ve Sıla' yı Boran' a karşı davranışlarında tutarsız bir karekter içine sokmasınlar.
Benim diziden umudum hiç azalmadı, bu dizide M.Akif Alakurt olduğu sürece benim umudum da hep olacak.:good:
Sevgili kabinemgil ve forum arkadaşlarım, iyi bir gün geçirmenizi dileyerek başlıyorum sözlerime. Geziye gittiğimde Midyat'tan önce Birecik'e gittik.Baraj gezisi yapılacaktı.Bir baktımki Yersiz Yurtsuz dizisinin çekim yeri bizim yemek yediğimiz sal lokantasının hemen üstünde.Ama ben Sıla hayranıyım ya ay dedim seyretmiyorum nasılsa bu diziyi setine gitmeme ne gerek var diyerek gitmedim.Ama şimdi birazcık pişman oldum.En azından bu diziyi izleyen arkadaşlarım için fotoğraflar çekebilirmişim.Ama dalgıçın 2 fotoğrafını çektim becerebilirsem isteyenlere göndermeye çalışırım.Fakat Dalgıç'a kameralar haksızlık ediyor.Dünya ahiret kardeşim olsun ama ekrandaki görüntüsünden çok çok yakışıklı.Adamı çıplak gözle görmek lazım yani.:img-hyste :img-hyste :img-hyste
Esas kızın sevgilisi ise en fazla 20 li yaşlar görüntüsünde.Benim favorim İshak oldu:good:
Bölüm yorumuma gelince anlamadım gitti ne isterler bu MAA'dan.Karalama kampanyası başlatıldı hakkında resmen.Komşu köyde de filanca yönetmen MAA yı başrol oyuncusu yapacakmış ama setteki ortamı görünce Kİ ile anlaşmış ta mış mış.Bu adam bu kadar aptal mı Allah aşkına.Daha tam anlamıyla yıldızı yeni yeni bu dizi ile parlarken kapris yapıpta meslek hayatını söndürür mü? Sanmıyorum en aptal insan bile bunu yapmaz. Buradaki beceriksizliğin tamamen GO'dan kaynaklandığını düşünüyorum.Bu Projenin başı olarak hikayenin başını çok güzel kurguladığını ama bu kadar başarılı olacağını ummadığı için ya tutarsa mantığı ile nasıl olsa hikayeyi toparlarız diye düşündükleri için maalesef çuvalladılar.Bizleri de burada kahır mektubu yaptılar.:img-pilot
Törelere karşı galip gelebilmeleri için birbirlerine küsüp çemkirmeleri değil omuz omuza beraber bir mücadeleye girmeleri gerektiğini sokakta çevirdiğiniz 10 yaşındaki çocuk bile söyleyecektir.GO bunu niye anlamıyor bir türlü abes olan da bu bence.
Bu kadar sorunun içinde ne aşk kalır ne de sevda.Biraz huzur lazım bu diziye huzur.:good:
Sağlıklı ve esen kalınbye bye bye
Herkese merhaba...
Bölümü bir daha izledim. (nasıl becerdim bilmiyorum ama) Hani Sıla ile Boran'nın arabada konuştukları sahne var ya. Orada birşeyi anlamadım ben. Boran 'İstanbul'a gitmelisin' diyor, Sıla cevap olarak 'Sana beni sevdiklerimlerimle,inandığım şeyler arasında tercih yapmak zorunda bırakma demiştim' gibi birşeyler zırvalıyor.Şimdi sevdiği şeyleri anladık, zaten orda da Boran'ı en son sıraya koyarak(çok şükür onuda yapmayabilirdi) sıralıyor sevdiklerini. Yalnız şu inandığım kısmını bir türlü anlayamadım. Ne yani aslında Sıla'da artık İstanbul'a gitmesi gerektiğini düşünüyor ancak arkasında bırakacağı sevdiklerine birşey olma tehlikesini göze alamadığını da belirten bu cümleyi mi kuruyor. Hayır madem o da 'inandığım şeyler' adı altında gitmesi gerektiğini düşünüyor(kaldıkı tercihini, bu cümleden çıkan sonuç sebebiyle inandıklarından taraf yani İstanbul' a gitmekten yana kullanıyor) niye bir bölüm önce kanınız yerde kalmıcak Azad ve Aysel diye nefretle yemin ediyor ki. Ya da niye bütün bir bölüm Boran'a çemkirip senin bir halt becerdiğin yok senin yapamadıklarını ben yapıcam tarzı cümleler kuruyor. Sonuç: ne oldu Sıla yine Boran'a sözde! güvenip alıp bavulunu İstanbul yollarına koyuldu. Sonra ne oldu annesinden aldığı telefonla 'sevdiklerim' kısmı ağır basıp gitmekten vazgeçti.
Vallahi ben bu Sıla'nın kurduğu cümlelerden birşey anladıysam ne oluyim.:img-pilot
Forumda okuduklarımı anlamakta zorlanıyorum demişsiniz. Valla arkadaşım bu forumda yazan herkesi eksiksiz okuyorum. Ben de genelde sizin yazdıklarınızı okurken zorlanıyorum. Bazen ders verir gibi, bazen araştırmacı gibi, ama diziyle bölümle bağdaştıramıyorum. Herhalde benim aklım kıt ki seyrettiğimi anlamıyorum. :icon_sorr
Bölüm Yorumu: Sıla çemkirmelerini neden 3. şahıslara gösteremiyor. Acaba 36. bölümde 3.şahıslar da Sıla dan nasiplerini alırlar mı?
Sevgili bbasalan bu yorumunuzu okuyan Canım neslim ve Sevgili nihzim size kesinlikle kulübümüze hoş geldiniz diyeceklerdir.:happy0064 :happy0064 :happy0064
Sıla'nın tekhedefi var töreler ay pardon Boran.Onun için 3. şahıslara çemkireceğini hiç sanmıyorum.
Kevserin laflarına çemkirmedi.
Firuzun yaptıklarına çemkirmedi.
Zinar evi bastı sesini çıkaramadı.
Ama Boran,ah o Boran yok mu?
Adam paratoner mübarek bütün çemkirmeleri üzerine çekiyor.:icon_sorr
Anası doğduğunda kulağına merhamet fısıldarken karın seni hep ezsin sakın sesini çıkarma da demiş herhal.:img-hyste
Bence bu bölüm Sıla Cihan'a çemkirir ve sonucunu görür:img-gun: :img-swoon
Canım forumdaşlarım,senaristlerin ayrıldığı kesinmiş.:img-wink:
Özet ve fragman gelmeden şu feciat bölümle ilgili aklıma gelenleri paylaşmak istedim.
Sevgili Saba yazınca aklıma geldi .Şu manasız kızın manasız repliklerine maya tutturmaya çalışıyorum. Sevdiklerimle ,inandıklarım arasında bırakma, seni okadar seviyorum ki bu yüzden karşında olabilirim manasızlıklarını -Turgut'un ölümüne ŞAHİT OLDUĞU HALDE TANIKLIK ETMEDİĞİ ,Boran ve babasını daha fazla zor durumda bırakmak istemediği için sustuğu -ve bunun sonucunda o manasızlıkları sarfetmiş olabilir mi?:img-pilot Buna inanmak istiyorum saflık ama ne yapayım,istiyorum.
Biliyorum benim için çelişik bir durum.Ama bu çelişik durum O MANASIZ KIZIN ÜSLUBUNU KABUL ediyorum anlamına gelmez. O üslüp insanı çileden çıkartır. Offfff. Ne yapayım .Dedim ya kendimce bahaneler yaratıp bu özensizliği, saı saçlarından sen suçlusun triplerini ve basiretsizliğini,Lüzumsuz Bayanların kıskançlık ve güvensizliklerini Törelere karşı gelen AŞK diye izlemeye bahane yaratıyorum...:img-hyste
Keşke ABDULLAH OĞUZ bu duruma el atsa da Meral OKAY'I GÖRSEK....bye
aslında boranın yapmak istediklerini yani hük' mü kaldırtmak,
ağaları yola getirmak,insanlıklarını hatırlatmak gibi…bu tutumu
ile boran bana çok hayalperest gelmişti…başarılı olmayıncada
boran hayal kırıklığına uğradı ama ben uğramadım doğrusu….
boran ağalardan, ağalıklarından olmalarını istedi bir yerde…hiç
kazanabilirmiydi….ağaların tek dayanakları TÖRE iken,töreyi
hiçe saymalarını,kazançlarından vaz geçip,okutup,eğitip kendi
ayakları üstünde duran,bilinçli maraba sahibi olmak hiç işlerine
gelirmi ağa kısmının…ağa dediğin cihan gibi olur…daima ağasına
muhtaç,bilinçsiz *o ağa ben kulum*diyenlere muhtaç onlar…hiç
o da(ağa) insan, ben de insanım dedirtir mi ağa kısmı….
ama bitti işte…boran artık ağalardan yardım ummasın hayal kurmasın
iki ayağının üstüne bassın…doğrulsun, toparlansın, ardından gelecekleri
çok onun…yürü boranım artık……
aslında boranın yapmak istediklerini yani hük' mü kaldırtmak,
ağaları yola getirmak,insanlıklarını hatırlatmak gibi…bu tutumu
ile boran bana çok hayalperest gelmişti…başarılı olmayıncada
boran hayal kırıklığına uğradı ama ben uğramadım doğrusu….
boran ağalardan, ağalıklarından olmalarını istedi bir yerde…hiç
kazanabilirmiydi….ağaların tek dayanakları TÖRE iken,töreyi
hiçe saymalarını,kazançlarından vaz geçip,okutup,eğitip kendi
ayakları üstünde duran,bilinçli maraba sahibi olmak hiç işlerine
gelirmi ağa kısmının…ağa dediğin cihan gibi olur…daima ağasına
muhtaç,bilinçsiz *o ağa ben kulum*diyenlere muhtaç onlar…hiç
o da(ağa) insan, ben de insanım dedirtir mi ağa kısmı….
ama bitti işte…boran artık ağalardan yardım ummasın hayal kurmasın
iki ayağının üstüne bassın…doğrulsun, toparlansın, ardından gelecekleri
çok onun…yürü boranım artık……
İşte Sıla nın yapıp ta Boran ın yapamadığı ve yapmaya daha önceden teşebbüs etmediği tam da bu. Boran sorunu ağalık sistemi içinde çözmeye çalışıyor. Sıla ise bunun halkın gücü ile yapılacağına inanıyor ve kurgudan gördük ki haklı çıktı ve marabaların desteğini ardına aldı. Boran ın ağalık sistemi içinde yetiştiği halde bu gerçeği bir türlü anlayamaması büyük hata bence. Ayrıca bana bazen Boran sanki sadece hükmü erteletmeye çalışıyormuş, törelerin acımasız yüzü ve marabaların ezilmesi onun için ikinci planda imiş gibi geliyor. Boran ın ilk bölümlerde de Sıla nın sen ne biçin ağasın, sen niye varsın o zaman tarzındaki repliklerine Boran ın verdiği cevap yine aynı."Benim de içim yanıyor ama birşey yapamam, ben töre yazmam uygularım" vs vs. Bunu çok yazdım ama benim Boran a kızdığı nokta işte tam da bu. O sadece merhametli ve iyi bir insan ama o kadar , Boran devrim adamı değil. Sadece gözünün gördüklerine ,kulağının duyduklarına yardım etmiş ama törenin kadınlar üzerinde ve maraba üzerinde yarattığı ezikliği iyice özümleyip kalıcı çözüm üretmek için değil bir adım yarım adım bile atmaya kalkışmamış.
Sıla nın arabada aşiretin Cihan ı cezalandıracağını söylediği zaman ki verdiği cevap aslında Boran ın yolunun yanlış olduğuna dair çok anlamlı idi ve sonuçta Sıla haklı çıktı. Sıla ne demişti: AŞİRET CİHAN I AYAKTA ALKIŞLAYACAK.
Bence Boran Sıla nın çemkirmelerine sadece ona olan sevgisinden değil, zaman zaman onu haklı bulduğu için de karşılık vermiyor. 25 yıl törenin içinde büyüyen Boran töre gerçeğini ve halkın gücünü yeni yeni farkediyor.
Aslında kurguda olaya iki ayrı yönden yaklaşan, birbirlerini dengeleyen Sıla ve Boran ın mücadelesini elele, yanyana ( karşı karşıya değil ) mücadelesini görebilse idik çok daha etkileyici olacaktı. Ama ben şimdi affınıza sığınarak yazıyorum sünepe bir ağa ve histerik bir gelinağa görüyorum.
Canım kabinemgil, çok sevgili paspas forum hepinize yürekten bir merhaba:img-wink:
Öncelikle Teo ve Lodos' uma güzel yorumları için :good: diyor ve ekliyorum. Bence de sizce:img-yes: :img-yes:
Kırçiçeğim sevgili Rozetta' dan bahsetmiş:icon_sorr , senarist konusunun gündemde olduğu bir zamanda adını okuyunca zamanda bir yolculuk yaptım. Yılbaşından sonraki hafta İstanbul' da kuzenimin evindeydim. Gece uyku tutmadı foruma girdim. Yanlış hatırlıyorsam özür dilerim ama büyük ihtimalle Seyşelll' im bıcırığım bir senaryodan övgüyle bahsediyordu hatta okuyabilmemiz için sayfaları bile vermişti. O gece baştan sona soluksuz okudum o senaryoyu. Bittiğinde gözlerim ağlamaktan kızarmıştı, o kadar gerçeğe yakın, o kadar akıcı ve o kadar etkileyiciydi ki sanki senaryo okumamış resmen dizinin bir bölümünü izlemiştim. Sonradan yaşının tahmin ettiğimden çok genç olduğunu öğrendiğim bu akıllı ve duygulu kardeşimin diğer senaryolarının da sıkı takipçisi olmuştum. Forumda varlık sebeplerimden biriydi sevgili Rozetta:img-in_lo Keşke yine aramızda olsaydı, keşke imkan olsaydı da bu dizinin senaryosu ona emanet olsaydı. Biraz önce geçmişe dönüp kapanan senaryo sayfalarından bulup baştan sona yeniden okudum, hani geçenlerde bir soru sormuştum ya dizide hangi zaman dönmek istersiniz diye. Tam o noktaya 16.Bölüme dönmek ve rozetta' nın yazdıklarıyla devam etmek isterdim.:icon_sorr Okumak iyi mi geldi kötümü bilemiyorum ama hayalimdeki Boran Sıla aşkını yaşadım o senaryoda. 20 li yaşlarının başında gencecik bir kız bunu bana birkaç sayfa ile yaşatabiliyor ama binlerce lira harcanarak geceler gündüzler birbirine katılarak önüme konan bu görsellikten ne yazık ki değil aynı tadı almak, yanından bile geçemiyorum.
Bimkolikciğim ben de seninle aynı durumdayım hiçbir dizi beni içine almıyor, hiçbir dizinin ne konusu, ne oyuncuları, ne mekanları ne de görüntüleri ilgimi çekmiyor. Ben umarsızca dizimi geri istiyorum.:icon_sorr
Sıla ve Boran onları kendileri yapan en güzel özelliklerini birer birer yitiriyorlar, oyuncular yaprak gibi dökülüyorlar, mantıksızlık diz boyu, acı her an her yerde, aşk çoktan rahmetli, dizide bebişin adının neden "Umut" olmadığı da artık çok belli. Ama bende hala neden umut var gerçekten anlayamıyorum:img-in_lo
aahh kadınlar….
elimizden kaçanla uçan kurtulmaz istersek….
en büyük silahımız da dır,dır…eğer seviliyorsak ne yapar yapar
yanlışını gördüğümüzde adamı yola getiriz…
sıla nın ki baya ağır oldu…uzattı ve tadını da kaçırıp bizi sinir
etti etmesine….ama boranda aklını başına devşirecek,sonunda..
sıla dır,dır etti,yüz vermedi,acık küstü,yüklendi kocasına…
her kadın *saçını kocasına göre keser* demiş atalarımız…boranda
hanyayı konyayı anlayacak…demekki boranı yola getirmenin
yolu bu, bir koca olarak…öyle olsun ben sıladan daha iyi bilemem
onun karısı ben değilim(ne yazık)…..
ama yapacağını yapıp boranı bir güzel silkeledikten sonra aşk
vaktidir derim…biraz poh, poh ve aşk…hadi sıla……
Bence Boran Sıla nın çemkirmelerine sadece ona olan sevgisinden değil, zaman zaman onu haklı bulduğu için de karşılık vermiyor. 25 yıl törenin içinde büyüyen Boran töre gerçeğini ve halkın gücünü yeni yeni farkediyor.
Aslında kurguda olaya iki ayrı yönden yaklaşan, birbirlerini dengeleyen Sıla ve Boran ın mücadelesini elele, yanyana ( karşı karşıya değil ) mücadelesini görebilse idik çok daha etkileyici olacaktı. Ama ben şimdi affınıza sığınarak yazıyorum sünepe bir ağa ve histerik bir gelinağa görüyorum.
Neden böyle düşünüyorsun sevgili arkadaşım.
Çoğumuz aynı şeyleri düşünüyoruz ama biz daha çok 7. bölümde geçen sahneye bağlıyoruz Boran'ın sünepeliğini.
Sıla'nınkini ise hiç anlayamıyoruz.
Yaşam sebebimsin diyor,beni cehennemlerden çekip alıyorsun diyor,üstüne adama etmediği eziyeti bırakmıyor.Ama dikkatini çekerim bunu sadece Boran'a yapıyor yani Sıla'nın derdi töreler değil Boran sanki.
Kurgudaki bozukluklara gelince bunları saysak burdan Mardine yol olur.:icon_sorr
Cihan'a gelince,karakterimiz o kadar akıllı ve hinki,adalet sistemini bile yanıltıp dışarı çıktıktan sonra ağalarımı kandıramayacaktı:img-wink:
Şu Adli Tıp raporu kayıplar arasına girmezse belki ondan bir sonuç çıkabilir diye düşünüyorum.Çünkü bu bölümde rapor üzerine epey vurgu yaptılar.:img-yes:
Aslında kurguda olaya iki ayrı yönden yaklaşan, birbirlerini dengeleyen Sıla ve Boran ın mücadelesini elele, yanyana ( karşı karşıya değil ) mücadelesini görebilse idik çok daha etkileyici olacaktı. Ama ben şimdi affınıza sığınarak yazıyorum sünepe bir ağa ve histerik bir gelinağa görüyorum.
bak ne güzel söylemişsin elele yanyana mücadele görebilseydik diye:good:
ama maalesefki birtek boran'ın sünepeliğini kabul etmiyorum ben:img-fie: söyle bir düşünün sıla kuyruğuna basılmadan hangi atağı yaptı.kuyruğuna basıldığı sırada bile üstüne gelen zinar ağaya tek bir kelam edebildimi?boran zaten sıla hayatına girmeden öncede mücadele ediyordu asla sünepe değil.sılanın histerikliğine gelince o histeriklikten de öte bişi tanım bile koyamıyorum..
boran sünepe değil bence sadece destek göremeyan anlaşılamayan bir adam sadece..ah sıla beni bi anlasan diyorya;boşversin sıla anlamaya çalışırsa mutlaka yanlış anlar aman aman kusur kalsın anlayışı:img-beee:
acikcasi bölüm yorumu yapmaktan korkuyorum,kendi fikirlerimi söylersem kizacaksiniz gibi bir his var icimde o yüzden cok uzatmadan bir kac sey söyleyip gidicem.
Ben bu bölümü icim aciyarak izledim,bazi sahnelerde güldüm burukca,bazilarinda sinirlendim ama en cok caresizligini cok güzel ifade eden Boran a cok üzüldüm,yine cok sevdigi cigeri yerden yere vuran Silaya kizdim ama bir an düsününce benim de abim öldürülse,kimin yaptigini bilsem ve buna ragmen elimden birsey gelmese hic birsey yapamasam bende beni en anlayacak belkide en cok nazimi cekecek kisiden sinirimi cikarirdim herhalde dedim,insan ne kadar bilsede kormak icin cok cabaladigini yinede öyle bir durumda sanirim olabilir yani ne yapabilirdi düsünüyorum ben olsam ne yapardim düsünüyorum,kendimi sila yerine ve esimide boran yerine koyuyorum ve anliyorumki bende benim o anda tek nazimi,öfkemi cekecek kisi esim olurdu diyorum malesef insan en kolay en sevdiklerini kirabiliyor.Ama söylemeden gecmiyim her ne kadar kizsam da sargilarla gelen sevdigime ne olmus merak eder ve en azindan sorardim bunu yapmamasi silanin bence bütün bölümü aldi götürdü halbuki sorup ondan sonra olanlari ögrendikten sonra daha da büyük bir sinirle cihana kizginligini borandan yine cikarsaydi bile bu kadr göze batmayacakti.
Bölüm aslinda anlatilanlarla ve repliklerle hic kötü degildi,ben Znarin oglunu hapiste birakmayacini bir yolunu bulup kurtaracagini en azindan tutuksuz yarilanmasini saglayacagini tahmin ediyordum,oradaki insanlar cinayetleri bile agalari icin üstleniyorlar yalanci ifade vermekten mi korkacaklar.
Asiretin cihana ceza vermemesi asiret tarafindan bakilinca daha ne bekliyorduk ki,onlar degilmi bu karari alanlar,simdi cihana ne den uyguladin diye kizacaklarini hic beklemiyordum,onlar normal insanlar gibi düsünmüyorlarki normal davransinlar öyle olsa asiret olmazdi kanunlari olmazdi kendi kisir döngülerinin icinde beklenilenleri yapiyorlar.Benim merak ettigim Boran artik onlari hci bir sekilde ikna edemiyecegini bu bölüm anladi ne yapmayi düsünüyor nasil yollar var,bizler bilmiyorsakta o düzende yetisen biri olarak Boranin bilmesi gerek son carenin ne oldugunu,bir mum isigi dahi olsa muhakkak sizmasi gerek bu karanliga.
Kevserin yaptiklarini ben daha öncede söyledigim gibi sadece kaynanalik olarak görüyorum,o bircok cahil kaynanadan farkli davranmiyor bence,ama artik cok sert sekilde oglunun tavirlari ile karsilasiyor hatta Firuz aga bile ona cok sert konusuyor,bu da beni korkutuyor acikcasi,ben hep denize düsenin yilana sarilmasi gibi Kevser kadinin da Cihana sarilip onlarla is birligi yapmasinda korkuyorum,evin icinden birinin yardimini alan cihan neler becerir aklima getimek bile istemiyorum.
CIHAN' in yaptiklarinin cezasini öncelikle kendi carkindan sonra da kanunlar yolu ile bulmasini cok istiyorum.Cihan kendisi asiret ve töre kanunlari cok agir yaralar almadan asiret ve törenin kendisine zarari dokunmadan,o aciyi kendi iliklerinde hissetmeden iflah olmaz ben diyorum ki keske su 3.cocuk kiz olsa ve bir sekilde Cihana törelerle ilgili cok büyük bir aci yasatsa,Bir kez Zinar ISt. demisti'' onlar hep baskalari icin verilen kararlarda karsidan izlediler,hic yakinlarindan birinin basina böyle bir bela gelmedi''Boranin basina gelenler Cihani ancak sevindirdi kininden dolayi eger kendi basina gelirse neler yapar görmek istiyorum,o caresizligi o aciyi yasamasini izlemek istiyorum,belki size cok canice gelecek ama Cihanin baska türlü bir cezadan ucuz kurtulacagini düsünüyorum,ceza eger karsiliginda ders alabiliyorsan cezadir,cihan hapse girse idi 5-6 senede cikar hic ders almaz kaldigi yerden devam ederdi,bunun bircok örnekleri var insanlar afla disari cikip daha ayni gün yine birini öldürebiliyorlar.
Bu arada Cihanin karisina karsi gösterdigi sefkati ilgiyi bizlere gösteren ekibe acaba hangi özel ve güzel sebepten dolayi Sila-Boran arasinda cekilen ama gösterilmeyen sahnenin aciklanmasini cok isterdim cünkü yapildigini bilmek buna ragmen gösterilememesi nasil bir sebebi olabililirki???????
Silanin kötü bakislarina ise anlam veremiyorum cünkü sterse cok güzelde bakabiliyor acaba ona kötü baktiranlar neyi istiyor,resimlere bakinca ben Silanin yüzünde cok temiz güzel bir ask görebiliyorum yaniliyormuyum.
Umarim sizleri kizdirmamisimdir sadece bu bölümün rpliklerinin bilhassa Boran sila arasindaki repliklerde Boranin repliklrinin güzel oldugunu Boranin ilk defa silaya yeri geldiginde hak ettigi sözleri söyledigini düsünüyorum,lütfen kizmayinda ben bu bölümü hic te fena bulmadim,yakinlik acisindan aksikti tamam ama beklentilerimin cok disinda degildi.:sad53:
Sevgili NİLFER Boran' a sünepe diyemeyeceğim ama olaylar karşısında edilgen halde olmasının nedeni "karısı ve karısının isteyerek ya da istemeyerek neden olduğu olaylar". Boran Sıla' ya "gücümü senden alıyorum" dedi hatırlarsak. İşte Sıla' nın ona verdiği güçte son bölümlerde ortada. İnsan kendisine belertik gözlerle düşman gibi bakan, her sözü zehirli ok misali kalbe isabet eden bir kadınla yarım saat aynı odada kalsa dağ olsa yıkılır, yaşam enerjisi tükenir. Özellikle geçen Bölüm Boran' ın repliklerinde "bana güç ver, yanımda ol yoksa yokolacağım" çığlıkları vardı. Bölümü ikinci kez izlemeye dayanamayacağım için tam olarak replikleri yazamayacaım ama hep eğer Sıla' nın ona güveni inancı sevgisi tükenirse yaşayamayacağı, tükeneceği anlamına gelen sözler etti Boran. Ayrıca Boran' ın karşısında töre ve aşiret yok ki Cihan var. Eğer Cihan ve Özgenco aşireti Boran' ın yoluna habire mayın döşemese, Sıla ve Boran' ın her yaptıklarını yıkmasa, her adımlarımda çelme takmasa, canlarını yakmasa, sürekli ölümle, kayıplarla uğraşmak zorunda bırakmasa herşey çok farklı olacaktı. Boran Aliağa' nın desteğini zaten almıştı, babası da artık onun yanında eğer Cihan sürekli kışkırtmasa Aşireti de hüküm konusunda zorlamak Boran için hiçte zor olmayacaktı. Boran aşiretle töreyle mücadele etmiyor, Boran töre ve aşireti kendine maşa yapmış olan Cihan la mücadele ediyor ve bu mücadelede ne yazık ki uğruna savaş verdiği kadın değil her koşulda ona destek olmak, davranış ve sözleriyle gücünü örseliyor, canını yakıyor. Offf offf neler hayal etmiştim 28. bölümde, Sıla ve Boran arasında ufak tefek sürtüşmeler fikir ayrılıkları olabileceğini düşünmüştüm ama böyle olacağını hiç ama hiç tahmin etmemiştim.:icon_sorr
Birşey daha eklemek istedim; eşimle 18 yıldır tanışıyorum ve 13 yıllık evliyiz. Evlenmeden önce de sonra da onun ya da benim mutlaka ortak yaşamımızı daraltan hataları ve eksikleri olmuştur. İçim kan ağlasa mantığım ona "Ahhh! ne yaptın sen" desede kalbimi dinleyip kocama hep destek oldum, tek bir hatasını ya da eksiğini yüzüne vurmadım. Dimdik durup ona destek olmaya, gayret ettim, hatta yaptığı hatalar karşısında pişmanlığını yüreğinden söküp atmak istedim, bir kadının gücü bileğinde değil ama aklında ve yüreğindedir. Kocasına çemkirmekle, "ne zaman, ne yapacaksın peki?", "seni karşıma alırım" demekle.. "gücüm tükeniyor" diyen kocaya sırtını dönmekle varılacak nokta asla "biryürek" olma durumu değildir. Bu şekilde davranmakla ne Sıla birşey kazanır ne de Boran içinde bulunduğu sıkıntıdan çıkabilir.
Kırçiçeğim sevgili Rozetta' dan bahsetmiş:icon_sorr , senarist konusunun gündemde olduğu bir zamanda adını okuyunca zamanda bir yolculuk yaptım.
GünIşığı ablacım, Rozetta'nın yazdığı senaryoyu ara sıra bende açıp okuyorum. Hem nostalji gibi oluyor hem de onu bir kez daha anmış oluyorum.:img-yes: Ben nedense aşkla meselem var yazılınca direkt olarak Rozetta'yı hatırlıyorum. Bende bu kadar yer etmesine sevinsem de içimde bir yerler acıyor. İnşallah bir gün yeniden aramıza gelecektir. Ben o günü bekliyorum sabırsızlıkla...:img-in_lo
Yazdığı senaryonun sonunda sık sık tekrarladığı cümle ; ''Sıla ve Boran çok mutlu olacaklar''dı... Ne yazık ki bu dileği de gerçekleşemedi. Sıla&Boran mutlu olamadılar bir türlü... Ne aşkı yaşabildiler ne de birbirlerinin değerini en iyi şekilde anlayabildiler. Eğer ilk 5 bölüm olmasaydı, Sıla ilk bölümlerde kıskançlık krizlerine girmeseydi, kaçarken o kadar göz yaşı dökmeseydi, İstanbul'da resme sarılıp ağlamasaydı şuanda Sıla'nın sevgisine kimse inanmıyor olurdu. Tamam sevgisini gösteriş şekli yanlış ama ben yine de onun Boran'ı sevdiğini biliyorum. Ve ona inanmak istiyorum...
Bence dizideki en büyük saçmalık; insanların kendilerini Sıla'nın yerine koyamamaları. Empati kuruyoruz ama çıkan sonuç hep ama hep Sıla'nın davrandığının tam tersi oluyor. bu da bizi Sıla karakterinden uzaklaştırıyor ve bütünleşmemizi engelliyor:icon_sorr
Bimkolikciğim ben de seninle aynı durumdayım hiçbir dizi beni içine almıyor, hiçbir dizinin ne konusu, ne oyuncuları, ne mekanları ne de görüntüleri ilgimi çekmiyor. Ben umarsızca dizimi geri istiyorum.:icon_sorr
Bende sizinle aynı duyguları paylaşıyorum:icon_sorr Malesef gösterilen dizilerdeki aşkların hiçbirisi inandırıcı gelmiyor banada... Sıla&Boran aşkına önceden inanmasaydım şuanda burada olmazdım zaten... Bende eski dizimizi geri istiyorum. Daha doğrusu ben gerçek anlamda eş görmek istiyorum. Sevindiği zaman sevinen, kızdığı zaman kızan ama kızma dozajını aşırıya kaçırmayan, köstek değil destek olan bir Sıla görmek istiyorum. Sıla böyle davransa zaten Boran mutlu olacak ama...:icon_sorr
fkenan1979 30-05-07, 11:00 bu bölümü tekrar izleme hissi dogdu akşam sakın denemeyin tavsiye etmem sonuc o kadar kötüydükü bölümü izledikten sonra deprosyona girdim tam anlamıyla formu kısa bir not yazıp izlememe kararı bile almıştım :icon_sorr yazıyı yollayıp yollamama arasında gidip gelirken yolladım ama site gitti benim mesajta kaynadı arada bu bir işaret deyip vaazgeçtim anladımki ben daha kendime cok eziyet edicem :icon_sorr :icon_whis
acilen pisikolojik tedaviye ihtiyacım olduguna kaanat getirdim büyük bir deprosyandayım malum nedenlerden sılanın bu boran üzerinde kurduğu baskı sanırım bize yansıdı biraz düşündüm eve geldiğimde ben kocamı öyle bulsam 2 gün kendime gelemem :icon_whis
karanlıkta beklemeki nasıl olur acaba bir denesem mi akşam eşimi ben evde o şekilde bekleyim sizce sonucu ne olur :img-hyste :img-hyste
sılayla boran karşılasması nasıl olucak acaba düşündümde aklıma geldi ben bu karşılaşmaya eye of the tiger şarkısıyla klip yapsammı:icon_whis sıla balboğa yakıştı ama :img-hyste :img-hyste
Dün akşam eski bölümlerden bazı sahneler izledim. Aslında o bölümleri izlerken de bana batmıştı Boran ın söyledikleri ve halleri. Sıla o zamanar da Boran çemkiriyormuş. Ama Boran hep ezik bir şekilde ben ağayım töre yapmam uygularım, benim de içim yanıyor ama yapacak birşey yok töre böyle gibi laflar etmiş hep. O sebepten Boran bana nedense ta o zamanlardan hep aciz geliyor. Boran bazen töreyi yanlış bulsa da aslında o da törelerden gücünü alıyor, töreler bağlı. Boran sadece esip gürlüyor ama hiç icraat yok. Cihan aslında iyi çözmüş Boran ı, havlayan köpek ısırmaz misali Boran ı takmıyor hiç.
Boran Cihan olmasa da tüm meclisi ikna edemezdi. Çünkü meslisin içinde başka çatlak sesler de vardı. Her zaman o çatlak seslerle mücadele etmesi gerekir. Zaten Boran ın tek derdi hükmü kaldırma konusunda meclisi ikna etme. Başka ulvi mücadelesi yok.
Boran ın alttan alma sebebi malum olaysa Sıla nın ki de kendisinin dediği gibi Boran ın hep ceğim ceğim li ifadeleri, her yediği darbeden sonra , verdiği sözleri başaramamış olmasına rağmen yine aynı repliklerle tekrarlaması. Vallahi bu sahnelerde bazen benim de Sıla olup Boran a çemkresim geliyor. İnsan bu kadar da aptal olur mu canım?
Son söz Boran eğer yağamıyacaksa esip gürlemekten vazgeçsin, Sıla da Boran ın içinde olduğu durumu görsün ve kocasına destek olsun
Perde arkasında neler olur biter bilemem...ama benim perdede gördüğüm tek şey var... Şu , Sıla Boran'a azıcık canım, cıcım, aşkım dese biraz hülyalı hülyalı baksa, karşılıklı bakışırken hayatı unutsalar öyle bakışarak birbirlerine dalıp gitseler, Boran her daim esip gürlese , o esip gürlerken ağalar korksa ve hemen yelkenleri suya indirse, marabalar birden refeha kovuşsa, okullar hastahaneler açılsa, onlar bakışırken töre yokolsa ....Boran Sıla'ya, Sıla Boran'a sürprizler yapsa, öpüşseler, koklaşsalar, sevişseler , onların mutluluğu esen yel olsa herbir kötülüğü sürükleyip götürse...onlar mutlu mesut, bizler mutlu mesut...ohhh be desek, aşkın gücüne bak aşkın olduğu yerde törenin adımı kalır...zaten yaşadığımız hayat sıkıntılarla dolu, aşkı ve sevdayı günlük dertler arasında yaşamaya fırsat bulamıyoruz,seyrederken hissettik,yaşamış kadar olduk .... hem fenamı, töre belasından da kurtulduk, bizim derdimiz bize yeterken hiç yoktan bulaştığımız aşiret sorunlarına kafa yormak bize kaldı desek...bize bu güzel günleri gösterdikleri için, bir göklere çıkardığımız bir yerin dibine soktuğumuz yapımcılara teşekkürler etsek...kazandıkları helal olsun desek....bir alkışlasak, bir alkışlasak....
oz-3 ne bu şimdi..ironi mi...sakalım yok diye mi dinlenilmiyorum.ironi tehlikelidir....ironi yi ehline bırakacaksın...
eğer bu yazdığın olsaydı dizi cennet bahçesine döner,anlatılacak hiç bir şey
kalmadığından da biter giderdi..masal gibi onlar ermiş muradına....
töreleri bitirmek,vicdan sahibi ağalar,insan olduğunu hatırlamış vaz geçmiş,
ümmü ye bile aşık olmuş bir cihan,gelinini seven bir keser vs,vs,vs
bak bende ironi yapıyorum...zaten bu kadar kolay olsaydı töre diye bişi olmazdı
aşk sa engelsiz olduğuna göre vazgeçilemez sevda olabilirmiydi...olsa da
böyle mutlu bir aşkın nesi anlatılabilirdi...acı anlatılır mutluluk yaşanır...
ne kadar taşlı,dikenli olsada yola devam bence...kolayca kazanmıyacaksın,
ter, gözyaşı,kan...bedelini öde ki bir şey hasıl olabilsin ve asla unutulmasın..
yoksa haydan gelen huya gider...
bölüm yorumu: sıla 3 üncü şahıslara çemkirmez...çemkirecekte ne olacak.
zinara çemkirse zinar dinleyip,*ya vah vah sıla ne doğru söylüyor* diye düşünecek mi....ama boran dinliyor değil. hakta veriyor gibi........
Forumda okuduklarımı anlamakta zorlanıyorum... Bilmediğim , yabancısı olduğum bir dünyanın perde arkası... forum katılımcılarının yazdıklarını anlamakta da zorlanıyorum... Bindiğimiz gemi batıyor deniliyor, herkes feryat figan ama yapılan iş gemiyi daha da batırmaktan ileri gitmiyor... Bir kurtarıcı aranıyor, kaptan linç edilmeye çalışılıyor...kaçan yardımcıları da neredeyse kahraman olacak..ve kurtarıcı aranıyor...kimdir, nedir, nereye kadar ve ne yapabilir bilinmez....velhasıl batacağı düşünülen geminin güvertesine çıkılmış..sanki biran önce batsın da kurtulalım dercesine....
Okuyunca alıntı yapmadan duramadım OZ-3. Çünkü yorumlarınızı okurken çoğu zaman aynı diziyi izlemediğimizi hissediyorum, ben de sizi anlamakta büyük zorluk çekiyorum. Siz foruma kendinizi ne kadar yabancı hissediyorsanız, forum da sizin dünyanıza o kadar yabancı emin olun. Evet haklısınız Sıla'nın gemisi batmak üzere, hatta battı bile diyebiliriz, bizde seyirci olarak isyan ediyoruz, feryat figan ediyoruz haklı olarak. Ne yapmalıyız sizce? Gidip yönetmenin yerine diziyi yönetmek, oyuncuların yerine geçip rol kesmek, senaristlerin yerine geçip senaryo yazmak gibi imkanlarımız olsa diziyi kurtarmak için bir şeyler yapabiliriz ama böyle bir ihtimal de yok bildiğiniz üzere. Sevdiğimiz bir şeyi mahvettikleri için diziyi yapanları tabiiki eleştireceğiz, bu en doğal hakkımız eğer diziyi kendileri için çekmiyorlarsa. Siz hayatınızda, çevrenizde kötüye giden bir şeyi değiştirmek için eleştirmek yerine onu sonuna kadar destekliyor musunuz, böylelikle geminin batmamasını mı sağlıyorsunuz merak ediyorum. Bu şekilde devam edecekse bu dizi, hiç etmesin, bitsin, gemisi de batsın :img-yes:
Perde arkasında neler olur biter bilemem...ama benim perdede gördüğüm tek şey var... Şu , Sıla Boran'a azıcık canım, cıcım, aşkım dese biraz hülyalı hülyalı baksa, karşılıklı bakışırken hayatı unutsalar öyle bakışarak birbirlerine dalıp gitseler, Boran her daim esip gürlese , o esip gürlerken ağalar korksa ve hemen yelkenleri suya indirse, marabalar birden refeha kovuşsa, okullar hastahaneler açılsa, onlar bakışırken töre yokolsa ....Boran Sıla'ya, Sıla Boran'a sürprizler yapsa, öpüşseler, koklaşsalar, sevişseler , onların mutluluğu esen yel olsa herbir kötülüğü sürükleyip götürse...onlar mutlu mesut, bizler mutlu mesut...ohhh be desek, aşkın gücüne bak aşkın olduğu yerde törenin adımı kalır...zaten yaşadığımız hayat sıkıntılarla dolu, aşkı ve sevdayı günlük dertler arasında yaşamaya fırsat bulamıyoruz,seyrederken hissettik,yaşamış kadar olduk .... hem fenamı, töre belasından da kurtulduk, bizim derdimiz bize yeterken hiç yoktan bulaştığımız aşiret sorunlarına kafa yormak bize kaldı desek...bize bu güzel günleri gösterdikleri için, bir göklere çıkardığımız bir yerin dibine soktuğumuz yapımcılara teşekkürler etsek...kazandıkları helal olsun desek....bir alkışlasak, bir alkışlasak....
Biz bunları izledik mi gerçekten? Yoksa ben bu genç yaşımda bunamaya mı başladım? Ya da bunları izleseydik, töre gerçeğinden bihaber olacağımızı, hoş ama boş bir yapım mı izleyeceğimizi, hepimizinden de bundan mest olacağını mı belirtmek istediniz? Buradaki her yorumu okuyorum, büyük çoğunluğumuzun tercihinin bu yönde olacağını sanmıyorum(diğer arkadaşlarımın yazdıklarını anladığımı düşünüyorum çok şükür). Boş yapımları tercih edecek boş insanlar değiliz.Biz sadece dizinin ana sloganı olan törelere karşı gelen aşkı izlemek istedik. Törelerle mücadele adına insanlara küçük de olsa umut verilsin istedik. Bu diziyi izledikten sonra, ben eğer töre kültürünün etkin olduğu bir yerde yaşasaydım, törelere karşı durmayı aklımın ucundan bile geçirmezdim. Çünkü bu dizide verilen mesaj bu : Töreler yenilmez, kırın dizinizi, oturun evinizde. Şu an dizide ne aşk var ortada ne de törelere karşı bir galibiyet. Dizinin ana konusundan sapması bu sadece ,saçma sapan diyaloglardan, birden kaybolan karakterlerden, başı gelen, çok önemli gibi gözüken ama sonu gelmeyen, bölüm sonunda unutulan olaylardan bahsetmiyorum bile. Eğer arkadaşlarımızın yorumlarında bahsettiği ve izlediklerini söyledikleri diğer yapımları incelerseniz hiçbirinin laylaylom, içi boş yapımlar olmadığını görürsünüz. Bence bu diziyi izleyen herkes , bu forumda değerli fikirlerini paylaşan her arkadaşım çok çok daha özenli çekilen bir diziyi izlemeyi hakediyor.
Bölüm yorumu da yapayım. Sildim bugün bayağı mesaj bölüm yorumsuz:img-blush çünkü.
Firuz ile Kevser Narin'in İstanbul'a gitmesinden niye o kadar korktular? Abisinin bir bildiği olabilir diye düşünmediler. Sonuçta her ne kadar Boran hiç bir önlem almadan Sıla'yı İstanbul'a göndermek istediyse de bundan Firuzla Kevser'in haberi yok. Kızımız daha güvende olur, belki acısını uzakta daha az badireyle atlatabilir diye düşünmeleri gerekirdi. Hadi gitmesini istemeseler bile, bana tepkileri yine de abartılı geldi. Boran'ı arayıp işin aslını öğrenmediler bile.
Firuz ile Kevser Narin'in İstanbul'a gitmesinden niye o kadar korktular? Abisinin bir bildiği olabilir diye düşünmediler. Sonuçta her ne kadar Boran hiç bir önlem almadan Sıla'yı İstanbul'a göndermek istediyse de bundan Firuzla Kevser'in haberi yok. Kızımız daha güvende olur, belki acısını uzakta daha az badireyle atlatabilir diye düşünmeleri gerekirdi. Hadi gitmesini istemeseler bile, bana tepkileri yine de abartılı geldi. Boran'ı arayıp işin aslını öğrenmediler bile.
Bu konuda bir düzeltme yapmalıyım. Boran Sıla yı Istanbul a göndereceği zaman
arabada BEN HERŞEYİ AYARLADIM diyor. Yani Boran Sıla yı göndermeden önce İstanbul da birtakım önlemler almış. Ben böyle anladım. Hoş onun aldığı önlemler pek bir işe yaramıyor. Adamlarının hepsi beceriksiz ama olsun yine de kendince önlem almış.
Sevgili NİLFER haklısın geçmişte Boran' ın Aşiret ve törelere yaklaşımı bugünkünden farklıydı. Törelerin insan hayatına getirdiği engellerin o zaman da farkındaydı ama yüzyıllardır süregelen bu kayıtsız kanunların birden değiştirilemeyeceğine inanmış kendince bazı çıkış yolları bulmuştu. Aslında kendisinin baş olduğu bir düzende "eylemci" gibi çalışıyordu. Helin' i ve töreden kaçan diğerlerini farklı hayatlara kaçırmakta çözüm bulmutşu. Sıla onun bu farkındalığını ve pasif mücadelesini aktif hale getirmesini sağladı. Eskiden yaşanan her olaya kendince çözüm bulmaya çalışırken şu anda örnek teşkil etmesi amacıyla "hükmü kaldırma" ya çalışma boyutuna geçti. Bu büyük bir adım olacak sonrasında aşirette pek çok şey değişecekti. Başlangıçta bunu başarabileceğine inancı olmasa Sıla' yı alıp Midyat' a getirmezdi. Olaylar onun istemediği geliştiği için şu anda bu durumdalar ve bunda kesinlikle Sıla' nın solo icraatlarının ve kocasını kaba olacak ama iplememesinin etkisi çok büyük. Ben daha 28. Bölümde yazmıştım. Sıla toprakları Boran' a devretmeli ve atmak istediği her adımda onunda fikrini almalı ve desteğini istemeliydi. Celil le Azad kendi kendilerine karar verdiler Sıla' nın yatırımlarını değerlendirmeye Boran' ın herşeyden sonradan haberi oldu. Sonuçta Sıla' nın da geçen bölüm kabul ettiği gibi onun inadı yüzünden Cihan' ın elde ettiği fırsatlar sonucu yakıp yıktıklarını toplamak Boran' a düştü. Boran zarar ziyan tespiti ve maddi manevi onarım çalışmalarından başka birşey yapamaz hale geldi.
Siyah-Beyaz nerelerde?:img-help:
arkadaslar yaa bende tutkulu ask görmek istiyorum yaa...o dügün gecesinde neydi o öyle yangaindan öpmek bizi salak sandilar galiba yetmiyor bunlar bana ya size??? ...raitinglerde bu hale gelir iste ne yapalim...bir kere olsun öpüsünler bunlar yaa..hep yanagindan yada boynundan..hepsi gazeticelrin paparazilerin hatasi yaa...cansu dere yi ikna etmek zor yaaa:icon_sorr
Sevgili NİLFER Boran' a sünepe diyemeyeceğim ama olaylar karşısında edilgen halde olmasının nedeni "karısı ve karısının isteyerek ya da istemeyerek neden olduğu olaylar". Boran Sıla' ya "gücümü senden alıyorum" dedi hatırlarsak. İşte Sıla' nın ona verdiği güçte son bölümlerde ortada. İnsan kendisine belertik gözlerle düşman gibi bakan, her sözü zehirli ok misali kalbe isabet eden bir kadınla yarım saat aynı odada kalsa dağ olsa yıkılır, yaşam enerjisi tükenir. Özellikle geçen Bölüm Boran' ın repliklerinde "bana güç ver, yanımda ol yoksa yokolacağım" çığlıkları vardı. Bölümü ikinci kez izlemeye dayanamayacağım için tam olarak replikleri yazamayacaım ama hep eğer Sıla' nın ona güveni inancı sevgisi tükenirse yaşayamayacağı, tükeneceği anlamına gelen sözler etti Boran. ne yazık ki uğruna savaş verdiği kadın değil her koşulda ona destek olmak, davranış ve sözleriyle gücünü örseliyor, canını yakıyor.
Kocasına çemkirmekle, "ne zaman, ne yapacaksın peki?", "seni karşıma alırım" demekle.. "gücüm tükeniyor" diyen kocaya sırtını dönmekle varılacak nokta asla "biryürek" olma durumu değildir. Bu şekilde davranmakla ne Sıla birşey kazanır ne de Boran içinde bulunduğu sıkıntıdan çıkabilir.
Günışığım yukarıda alıntı yaptığım yazın için müsade edersen bir şeyler eklemek istiyorum.
Kadınlar sevmedikleri erkeklere hiç acımazlar demiş ,Alexandre Dumas Files...Bu sözden yola çıkarsak senin ikinci paragrafta Sıla'nın Boran'a olan duygularının kısaca ifadesi olabilir mi? Yaşam sebebim dediği adama bir insan aynı zamanda söylediği sözün tersi davrana bilirmi.? Bence Sıla bu son bölümde Boran'ı sevmediğini bir kez daha belli etmiştir.Yazmak istemediğim replikleri bunu kanıtlamıştır.Son sahne de eğer Sıla, Boran'ı yatakta çemkirmek için baykuş gibi bekliyorsa bu sözüm bir kez daha kanıtlanmış olacaktır.
Kadınlar kendilerin sevenleri değil, onlara hükmedenler için can verirler ( H.Edip Adıvar) Bu sözde Ümmü için ne kadar uymuş değil mi?Cihan'ın kendisini sevmediğini ben seninle bile yalnızım sözü ile çocuklarını bile düşünmeden intihar etti.Cihan'ın 90 derece Ümmü'nün tarafına döndüğünü görsekte bu dengenin yeniden bozulacağnı sanıyorum.
Canım Lodoslar- kentim ve Teoman yorumlarınız :good:
Senaristlerden Nuran devres ve Meral Okay'ın adı geçiyor .Nuran Devres 'in değil ama Meral Okay'ın gelmesini isterim ama bu diziyi kurtarmak için ne gibi faydası olur bilemem.Ayrıca bunca yaşanılmışlıklardan sonra başrol oyuncuların nasıl bir performans çıkaracaklarını da merak ediyorum.. Hemeracım anketine ilk kez cevap veremiyorum ,çünkü ben bu bölümü olmamış sayıyorum..
Boran kolu kursunlanmis sargili kolla Silanin yanina gider, Sila görmez, kör gecinir. Bunun üzerine Boran simdiye kadar "Seni cok seviyorum Sila derken" bundan böyle "Seni dünyadaki her seyden daha cok seviyorum" der..
Tam o sahne'nin hemen öncesinde, içimden ''eyvah'' diye geçirmiştim. ''Kuş uçuyor Boran, elini çabuk tut, aklını başına al, azıcık gayrete gel''...Allahtan , Boran oğlum anlamış ta o sözleri etmiş diye düşünmüştüm...
ya anlamasaydı...alimallah, düşünmesi bile kötü....:img-hyste
Mesaj alınmıştır Figan1973, bir daha ironi, mironi yok...dobra, dobra...:happy0064
Eğer 35.bölümü izlemeseydim Boran'ın ağırdan gerçekleşen hareketlerine bende kızıyor olabilirdim. Önceden kızdığım gibi şimdi de kızmaya devam ederdim. Ama eğer 35.bölümü izlemeseydim...
35.bölümü izlerken Boran'ın içinde bulunduğu durumu gördükçe içime baygınlık geldi. Adamcağızın ferhalayacağını hiçbir yer yok. Ciddi olaylar karşısında ferahlamasını beklemiyorum zaten ama yaşadıkları bence fazlasıyla ağır...
Şimdiye kadar hep çift taraflı baktım olaylara. Bir Sıla'nın gözünden bir de Boran'ın gözünden. Ama bu bölümde Sıla'nın gözünden bakabileceğim bir durum olmadı malesef... Boran içinde bulundukları durumdan kurtulabilmek için çıkış yolu ararken Sıla o çıkış yollarının görülmesini bile engelledi...
Boran daha ne yapsın arkadaşlar?
Bulduğu bütün delilleri topladı, şahit olabilecekleri yanına çağırdı gerektiği yerde kaba kuvvete başvurdu, polisle bağlantıya geçti, kendi bindiği dalı kesmeye devam ederek devlete güvendi... Sonuç ne oldu? Cihan meymenetsizin babası bastırdı parayı devleti kandırdı... Bu durumda suçlanıcak kişi Boran değil kesinlikle. O elinden geleni yaptı ama yine de sonucu değiştiremedi... Burada asıl suçlu Zinar. Asıl suçlu Cihan. Asıl suçlu senaristler... Devleti bile kandırabiliyorsa eğer Cihan onu Boran değil Boran'ın kat kat kuvvetlisi, kat kat zekisi gelse yenemez!!!
Boran'ın güvenebileceği kimse yok etrafında... Herkese elinden geldiğince yardım etmeye çalışıyor, ağalık gücünü kullanmaya çalışıyor. ama karşılığında hep ihanet görüyor... En basitinden Duriye olayında çok üzüldüm ben. Boran o kadın için, o kadının töreye alet olmaması için hüküme karşı çıktı, eşek için, öküz için bir de eşeğin tedavisi için bir sürü para verdi... Peki o kadın ne yaptı? Elinde tütsüler, muskalarla Boran'ın canını acıtmaya kalktı... Ne yapsaydı Boran? Duriye'yi verse miydi kaynına? Peki ya Duriye'ye ne demeli? Ağam bana iyilik ediyor beni yanına alıyor, kaynımla evlenmekten kurtarıyor diye düşünmedi de gitti onun eşi benim canımı yaktı deyip muskalarla faaliyete geçti... :img-pilot Boran'ın mutfakta söylediği söz inanın içimi acıttı... Dizi tarihinde hiçbir baş rol karakter bu kadar fazla ihanete uğramamıştır... hiç birisi:icon_sorr
Boran bu saatten sonra ne yapsa haklıdır benim gözümde. Cihan konusunda devlete güvenmiştir ve sonucunda Cihan serbest kalmıştır. Devlet bu konuda yetersiz kalıyorsa Boran'ın yetersiz kalması çok normal... Herşeyi de Boran'dan beklemek Boran'a haksızlık oluyor bir yerde...
Madem Sıla bu töreleri yıkmaya yemin ediyor, ettiği yeminleri tutsun da görelim... Boran'a ''yık, yap'' demek kolay. Biraz da kendisi uğraşsın o zaman... O önce eşine saygı nasıl gösterilir, köstek değil de destek nasıl olunur onu öğrensin bence... Ondan sonrası yani törelerle savaşması gelir zaten... Şimdiye kadar Boran'a destek olsaydı belki de hikayenin geldiği yer çok farklı olurdu... ((İlk defa Sıla'ya bu kadar yüklendim... Sabrın sonu galiba:img-pilot ))
Seyşelll'im nerelerdesin?:img-help:
Sevgili NİLFER haklısın geçmişte Boran' ın Aşiret ve törelere yaklaşımı bugünkünden farklıydı. Törelerin insan hayatına getirdiği engellerin o zaman da farkındaydı ama yüzyıllardır süregelen bu kayıtsız kanunların birden değiştirilemeyeceğine inanmış kendince bazı çıkış yolları bulmuştu. Aslında kendisinin baş olduğu bir düzende "eylemci" gibi çalışıyordu. Helin' i ve töreden kaçan diğerlerini farklı hayatlara kaçırmakta çözüm bulmutşu. Sıla onun bu farkındalığını ve pasif mücadelesini aktif hale getirmesini sağladı. Eskiden yaşanan her olaya kendince çözüm bulmaya çalışırken şu anda örnek teşkil etmesi amacıyla "hükmü kaldırma" ya çalışma boyutuna geçti. Bu büyük bir adım olacak sonrasında aşirette pek çok şey değişecekti. Başlangıçta bunu başarabileceğine inancı olmasa Sıla' yı alıp Midyat' a getirmezdi. Olaylar onun istemediği geliştiği için şu anda bu durumdalar ve bunda kesinlikle Sıla' nın solo icraatlarının ve kocasını kaba olacak ama iplememesinin etkisi çok büyük. Ben daha 28. Bölümde yazmıştım. Sıla toprakları Boran' a devretmeli ve atmak istediği her adımda onunda fikrini almalı ve desteğini istemeliydi. Celil le Azad kendi kendilerine karar verdiler Sıla' nın yatırımlarını değerlendirmeye Boran' ın herşeyden sonradan haberi oldu. Sonuçta Sıla' nın da geçen bölüm kabul ettiği gibi onun inadı yüzünden Cihan' ın elde ettiği fırsatlar sonucu yakıp yıktıklarını toplamak Boran' a düştü. Boran zarar ziyan tespiti ve maddi manevi onarım çalışmalarından başka birşey yapamaz hale geldi.
Siyah-Beyaz nerelerde?:img-help:
Sevgili GünIşığı size bu konuda katılıyorum. Güya Sıla da Boran da bir mücadelenin içersinde ama ikisi de ayrı baş çekiyor. Oysa ben Midyat a döndüklerinde birlikte , yanyana daha farklı bir mücadele vereceklerini zanmıştım. Yani gönlüm öyle istemişti. İkisi beraber ezilenlerin içerisine karışsınlar, onların iyi günlerinde ( düğünlerde, bayramlarda ) , kötü günlerinde ( cenazelerinde ) yanlarında olsunlar, kadınlar için kurslar açsınlar istemiştim.
Ama kurgu hiç te öyle olmadı. Cihan akıl kumkuması olup çıktıkça Boran a bir aptallık ( iyiniyetinden kaynaklanan ) geldi. Sıla bir eş olma ile bir mücadele kadını olmayı dengeleyemedi. Sevdikleri ile inandıkları arasında kaldı kendi deyimiyle. Boran ın içerisine düştüğü durum çok kötü bir durum adam yapayalnız ve dayanaksız kaldı. Evet Boran ın yanlışı olabilir ama bir eşin görevi düştüğü zaman eşine elini vermektir, onu kaldırmaktır. Aynen Boran ın yaptığı gibi. Sevdiği insan çok zor durumda. Bu ilk bölümlerde hayvanları bile incitmek istemeyen iyi yürekli kıza hiç yakışmadı. Evet bazen insanların hataları ile yüzleşmesi için onlara sert davranmak gerekebilir. Ama Boran ın şu an içerisnde olduğu durum için böyle bir davranış ve Sıla nın 35.bölümdeki tepkileri çok ağır oldu. Benim Boran a kızdığım tek nokta töre karşısındaki acizliği ve bazen de törenin arkasına sığınarak yaptığı savunmalar. Boran töre ve aşiret konusunda söyledikleri ile yaptıkları birbrini tutmuyor.
Ama şunu da söylemek isterimki bana göre hem düzeninin içersinde yeralıp hem de düzenle mücadele edilmez. Boran hala töreyi yumuşatma derdinde, evet onun yaptığı eylem, devrim değil.
merhaba sevgili forum arkadaşlarım,
bugün çok mutluyum ve hiç birşey bu mutluluğumu bozamaz sıla bile....uzun zamandır mücadele ettiğim hastalığımın bedenimi terk ettiğini doktorum müjdeledi..bye onun için hiç bir şeye moralimi bozmamaya gayret edeceğim...bu hastalık sayesinde sizleri tanıdım.birgün nette dolaşırken bu forumu gördüm ve o günden beri sizleri takip ediyorum...zaman zaman arkadaşların yazdıkları esprili yazılara çok güldüm ve bunlar bana moral kaynağı oldu..ben diziden çok sizleri takip etmeyi seviyorum..dizinin biteceği falan yazılıyor inşallah dizimiz bitmez ve bu forum dağılmaz..bölüm yorumum bu hafta her an her şey olabilir..bizleri şaşırtmayı seviyorlarya şaşırtmayı bırakın ters yüz ediyorlar..:img-hyste
Tam o sahne'nin hemen öncesinde, içimden ''eyvah'' diye geçirmiştim. ''Kuş uçuyor Boran, elini çabuk tut, aklını başına al, azıcık gayrete gel''...Allahtan , Boran oğlum anlamış ta o sözleri etmiş diye düşünmüştüm...
ya anlamasaydı...alimallah, düşünmesi bile kötü....:img-hyste
Mesaj alınmıştır Figan1973, bir daha ironi, mironi yok...dobra, dobra...:happy0064
hönkk diyorum bir fiyaskoyu :img-swoon :img-fear2 bu kadar enteresan yorumlamak şahsınıza münhasır galiba tekrar ve tekrar yerlere kadar eğilerek kutlar saygılar sunarım troest :img-clapp :img-clapp inanın kelimeler kifayetsiz kaldı..borana telepatik olarak hükmedebilmenizde takdire şayan :good: yalvarıyorum size bu bölümde sılaya telepatiyle hükmedinde çilemeyelim burda..
bölüm yorumum:hiçbir zaman gerçekliğine inanmadığım azad-narin aşkının hayatta kalanını da tez elden bu bölümde yok etsinlerde boranın da kafası rahatlasın biraz töreden geçdik bari action görelim değil:img-wink:
Ama şunu da söylemek isterimki bana göre hem düzeninin içersinde yeralıp hem de düzenle mücadele edilmez. Boran hala töreyi yumuşatma derdinde, evet onun yaptığı eylem, devrim değil.
Sevgili NİLFER, elbette Boran devrim yapamaz. Devrim olayı 1923'te yapıldı. Boran misyonu aşiret kalıntılarını Cumhuriyet kurumları içinde eritip yoketmek...giderek nostaljik bir lidere dönüşmesi...Sıla'da ağa olmaktan gelen gücünden ve geleneklerinden kopmakta zorlanan Boran'ı kattı önüne götürüyor...kimse iktidarını altın tepside kendiliğinden bırakmaz, sanmıyorum...doğru da olmaz...bırakırsa akan kanı hızlandırır o kadar....O günler gelsin, gör bak ağalığı bırakmasına önce Sıla karşı çıkar...nede olsa kadınlar erkeklerden daha öngörülü...
Dün akşam eski bölümlerden bazı sahneler izledim. Aslında o bölümleri izlerken de bana batmıştı Boran ın söyledikleri ve halleri. Sıla o zamanar da Boran çemkiriyormuş. Ama Boran hep ezik bir şekilde ben ağayım töre yapmam uygularım, benim de içim yanıyor ama yapacak birşey yok töre böyle gibi laflar etmiş hep. O sebepten Boran bana nedense ta o zamanlardan hep aciz geliyor. Boran bazen töreyi yanlış bulsa da aslında o da törelerden gücünü alıyor, töreler bağlı. Boran sadece esip gürlüyor ama hiç icraat yok. Cihan aslında iyi çözmüş Boran ı, havlayan köpek ısırmaz misali Boran ı takmıyor hiç.
Boran Cihan olmasa da tüm meclisi ikna edemezdi. Çünkü meslisin içinde başka çatlak sesler de vardı. Her zaman o çatlak seslerle mücadele etmesi gerekir. Zaten Boran ın tek derdi hükmü kaldırma konusunda meclisi ikna etme. Başka ulvi mücadelesi yok.
Boran ın alttan alma sebebi malum olaysa Sıla nın ki de kendisinin dediği gibi Boran ın hep ceğim ceğim li ifadeleri, her yediği darbeden sonra , verdiği sözleri başaramamış olmasına rağmen yine aynı repliklerle tekrarlaması. Vallahi bu sahnelerde bazen benim de Sıla olup Boran a çemkresim geliyor. İnsan bu kadar da aptal olur mu canım?
Son söz Boran eğer yağamıyacaksa esip gürlemekten vazgeçsin, Sıla da Boran ın içinde olduğu durumu görsün ve kocasına destek olsun
Nilüfer
Yorumunuza tamamen katılıyorum. Boranın iyi karekterli düzgün bir insan olduğunu kabul ediyorum ama dediğiniz gibi malese |