Tüm Versiyonu Göster : Sıla - Senaryolar - Arşiv1


Sayfalar : 1 2 3 4 [5] 6

fc_ceng
18-05-07, 01:26
ev
sila : yarin boran geliyor tanisiriz
erkan bey : ee abisi geliyor mu
sila : baba boran ders calismaya geliyor
erkan bey : ee bende abisiyle is yapacagim
sila : tamam baba ben arar haber veririm

boran : alo
sila : alo boran nasilsin
boran : ii
sila : sey yarin bize geleceksin ya
boran : bi sorun mu var
sila : sey baban diyorki abinde gelsin hani sizin holdingle calisir belki
boran : olabilir ama yengemle beraber geliriz
sila : tamam oldu
boran : sey ii geceler
sila : sanada
boran : kendine ii bak
sila : sende
boran : yarin gorusuruz
sila : tamam boran
boran : ne tamami sila
sila : uff boran hadi kapat
boran : aa niye herzaman uste cikan sensin sen kapat
sila : ne uste cikmasi
boran : bbugun ku kacisini unuttum sanma
sila : aa boran sen onu unutsan ii olur
boran : eminim sen bana tekrardan hatirlatirsin
sila : kapattim

fc_ceng
18-05-07, 01:51
boran : abi yarin bizim bir arkadas varda babasi bizimle tanismak istiyor
emine : hadi soyle sila degilmi
sarhan : olum ne isimiz var kizin evinde hem senin yasin kucuk
boran : abiii kızdırma beni
sarhan : ne dusunmemi bekliyorsun boran kızın ailesi bizimle tanismak istiyor niye herhal poker oynamayacagiz gerci ben oynarim ama
boran : babasini aslinda tanirsin
sarhan : kimmis
boran : hani su en son ihaleyi kaptirdigin holding
sarhan : ozdemir holding
boran : evet seninle tanismak istiyor
sarhan : onceden soylesene oglum
boran : ee konusturmadinki
sarhan : kiz guzel mi
boran : abii yeter gelecekmisin
sarhan : tabii
emine : bende geleyim su silayi baya merak ettim
boran : abla kizi korkutma
emine : korkma yoksa yengene guvenmiyon
boran : aynen oyle yenge yezda olayini unutmadim
emine : ee boran ben seni dusunuyordum hani yezda da guzel kız hem sende de gonlu var
boran : kalsin istemez bu arada hala konusmuyon onla degilmi
emine : ee artik sila varya o is bitti
boran : yenge ne olursun bulasma bu ise
emine : aa ne demek ya ben senin yengenim
boran : ne halin varsa gor

sarhan : boran bu holding varya
boran : biliyorum abi bize cok yardimci olabilirler ama bu umrumda degil
sarhan : tamam sen silayla iilgilen ben babasiyla tanisayimda
boran : Allahim bana sabir ver ya cildiracagim
sarhan : yar,na kadar sabret ondan sonra istedigini yap
boran : ahh benim salak kafam
emine : ee oda bize gelecek mi
boran : gelecekti ama artik gelmese daha ii olur
emine : aa ne demek boran bak darilirim
boran : yahu ders calisacagiz
emine : bilirim zamaninda bende abinle az ders calismadim
sarhan : emine bak olmuyor
emine : yalan mi
sarhan : yeter yahı
boran : anlat yenge abimle ne calisirdiz
emine : valla genelde turkce ve muzik calisirdik abin bana siir okur bende ona sarki soylerdim
boran : bunlar ders mi simdi
emine : ya sen anlamasin matemetige benzemez
boran : ya ne nedemezsin ders bahane ama calisma sahane.. sahi turkce ve muzikten ne aldiz
sarhan : turkceden kaldik ama muzikten yengen gecti
boran : baya verimli olmus
emine : ondan suphe yok baksana hala beraber calisiyoruz
boran : neyse benim calismam lazim

fc_ceng
18-05-07, 03:01
okul

sevgi : boran sey sana bisey soylemeliyim
boran : cabuk soyle isim var
sevgi : su resimlere baksana
boran resimlere bakar
sevgi : ne kadar samimiler degilmi sence sen gelmeden once sila kiminle arkadasti
ve yarin birgun baskasi geldiginde seni birakmayacagi ne malum
... tabi o sira emre silanin yanina gitmis ve silanin elini tutmus sacini oksuyordu sila arkasi donuk oldugundan pek tepki verememisti. o gamze zannediyordu.
boran ise sinirle onlara bakiyordu
sevgi : ne kadar da samimiler
boran ise ofkesine hakim olamamisti
hizla oradan kalkip gidip emrenin elini cekip : sen ne yaptigini saniyorsun diye bagirarak.. emreyi duvara itmisti
emre : ne yapmisim boran aga ha
sila ise once cok sasirmisti ...elini tutup sacini oksayan gamze degildi. ve o an gozu sevginin gozendeki seytanca bakisi gormustu
emre : sen ne hakla beni itersin
boran ise yaptigindan asla pisman degildi
emre : ne oldu boran aga burasi senin mardinin degil
sila : ne ler oluyor
boran sa sinirle silaya bakip : sen daha ii bilirsin sila deyip hizla sinifi terketmisti

sila ise cok saskindi
sila : ne oldu gamze
gamze : sey sanirim emre senin elini tutup sacini oksayinca boranda
sila ise hayatinda ilk defa boyle birseyle karsilasiyordu.
sila : ne demek oluyor bu
gamze : ask bu silacim ask
sila ise kafasi iice dagilmisti
sila : emreye nefretle bakmisti... neden bunu yaptin emre
emre : ben ne yapmisim sila ben herzaman yaptigim seyi yaptim hem sen benim kac yillik arkadasimsin ne yani boran agamiz kiziyor diye elini tutamam mi
butun sinif konusmayi dinliyordu.. sila ise ne yapacagini sasirmisti.. emre hakli idi. onu buzamana kadar engellememisti. ama simdi hersey altust olmustu..
sila : iii emre demekki bu zamana kadar hata yapmisim bundan sonra daha dikkatli ol
emre : ne demek bu sila simdi boran yuzunden mi tartisacagiz
sila : alakasi yok emre ben sadece millet yanlis anlamasin sonra aramizda birsey var zannedecek
emre : ne yani yok mu
sila : tabiki yok emre olabilirmi sende dedin biz sadece arkadasiz
emre : oyle olsun sila ama yarin cok pisman olacaksin
sevgi ise bir tasta iki kus vurmustu. hem boran cekip gtmis hem emre ve sila kavga etmisti

gamze : ben sana demedim mi sila
sila : ne yi
gamze : dikkatli ol diye simdi boran seninle hayatta konusmaz
sila : ben hic bir sey anlamadim boran niye bu kadar tepki verdi
gamze : sila bak yine baslama yeter ya uff
sila : neyse boran aksam bize gelecek ben gonlunu alirim
gamze : hic sanmiyorum bu sinirle gittigine gore hayatta gelmez
sila : sacmalama gamze ne demek projeye calisacagiz beni yuz ustu birakamaz
gamze : bence boran bu herseyi yapar
sila : aslinda haklisin ama insallah gelir yoksa babam beni oldurur
gamze : niyeki
sila : bugun boranin abisiyle tanisacakti is icin... eger bu olanlari duyarsa bir daha beni boranla gezmeme hayatta izin vermez
gamze : niyeki
sila : sey bilirsin babamla emrenin babasi cok ii dost eger boranin yaptiklarini duyarsa
gamze : insallah duymaz yoksa
sila : gamze ne olursun bana yardim et boranla konus
gamze : uff sila zaten adami sana birakanda suc
sila : sşnirli bir sekilde gamze yardim edecekmisin
gamze : ee ne yapacaksin benim icin
sila : sey boranla matemetik calisirken senide cagiririz olur mu
gamze : ii olsun geci bu az ama
sila : sey bide boran beni cok ii bir lokantaya goturdu.. cok guzel mardin yemekleri yapiliyor ora gideriz
gamze : bak simdi oldu yemege asla hayir diyemem
sila : bu isi hemen halletmen lazim
gamze : ama boran artik derse gelmez
sila : telefonunu vereyim ara
gamze : tam bir yapmadigim bu is kalmamisti
sila : hadi ilerde bende senin icin yaparim
gamze : yaa ne demezsin

birzey
18-05-07, 05:55
YASAKSIN BANA


8. bölüm

Boran odasına geri dönmüştü…yatağına uzandı bir türlü huzur bulamıyordu…bir o tarafa bi bu tarafa dönüp duruyordu… sılayla çok sık kavga ederlerdi ama ilk defa ikiside ağızlarından çıkanları duymamalıkta ısrar etmiş ve kalplarini kırmışlardı…boran bütün gece nerdeyse hiç uyumadan sabah etmeişti…sılaysa çok uzun süre ağlamış ve ağlarken uyuya kalmıştı…artık kalkmaları gerekiyordu… hasret boran ve sılaya kahvaltının hazır olduğunu sölemişti…
Boran ilk gelen oldu…
Cihan: günaydın….
Boran: günaydın abi…
Cihan: oğlum bu ne hal…hiç uyumadın mı sen…yoksa şu zatı muhterem kızımı düşündün tüm gece….
Boran bir an olsun o kızı düşünmemişti…tüm gece sılayı düşünmüştü…ama şimdi tutupta abisine her şeyi anlatamazdı…
Boran: yok abi o kızı neden düşüneyim…başım ağrıdı biraz ondan uyuyamadım…
Derken sılada gelmişti…
Cihan sılayı görürü görmez…: bu ne hal sıla…yüzün gözün şişmiş…ağladın mı sen…
Boran sılayı öle görünce yüreğine bişeyin yarıp geçtiğini hissetti…kalbi çok acımıştı…sıladan gözlerini ayırmadı…sıla ise hiç sesini çıkarmadan masaya oturdu…
Cihan: sıla sana sordum ağladın mı sen…
Sıla başını eğmiş sadece gözlerini kaldırıp cihana bakıyordu…
Cihan: sıla bu halde okula filan gidemezsin…ben arar gelemeyceğini sölerim…
Sıla: tamam manasında kafasını salladı…abi benim canım bişey istemiyor…odama gidebilirmiyim…
Cihan ısrar etmenin anlamı olmadığını biliyordu tamam dedi…sıla gittikten sonra borana döndü…
Cihan: boran yinemi kavga ettiniz…
Boran:………….
Cihan: anlaşıldı kavga etmişsiniz ama siz hiç bu hale gelmezdiniz ne oldu…
Boran:……………….
Cihan: boran deli etme adamı konuşsana…
Tam o sırada kapı çalınır ve abay gelir….boran abayı görünce çok rahatlar…
Abay: hadi geç kaldık boran gidelim…
Boran bu sözü duyacağına bu kadar sevineceğini hiç düşünmezdi…
Cihan: otur kahvaltı yap abay…
Boran: yok abi …bak geç kalmışız….biz çıkalım…
Abay: boran doğru söler cihan abi…dünde zaten derslere giremedik…hiç bişey anlamadık bu üniversiteden…
Boran abayı çekiştirerek dışarı çıkarlar…
Abay: yine bişey olmuş…
Boran: sonra anlatırım…hadi bi taksi çevirelim…
Abay bir taksi durdurur ve okullarına giderler…
İlk dersleri ortaktı…hemen dersliklerine girerler…ön kısma oturmak istemezler ama arkayada oturmak istemiyorlardır…bu kararsızlık içinde sonunda ortalarda bi yere oturmaya karar verdiler…
Boran elindeki kolayı sıranın üzerine koyarak….
Boran: abay bakalım ilk gelen hoca nasıl birisi hadi tahmin edelim bakalım kiminki tutacak…
Abay: kaybeden ne alacak….
Boran: çayları…
İkiside gülmeye başlar…boran gülerken elini sıraya koyduğu an olanlar olmuştu…önde oturan kızın saçlarından aşağıya kola dökülmüştü…
İlk gören abay oldu….
Abay: hıııı…ne yaptın…
Boran: ne yaptım ki…boran abayın baktığı yöne doğru baktı…gördükleri hiç de hoş değildi…önde oturan kızın saçları ve sırtı olduğu gibi kola içerisindeydi…kız omuzlarının yanında yumruklarını sıkıca sıkmış ve onlara bakmadan ayağı kalkıyordu…
Boran: çok özür dilerim…istemeden oldu…
Kız: bide isteyerek olsaydı diyerek borana dönmüştüki…ikiside bir an ölece bakakaldılar…
Boran: sen ha…az öncekiözrümü geri alıyorum…ödeşmiş olduk…
Kız: utanmaza bak bide tutmuş ne diyor…sen ömrümde gördüğüm en ukala insansın…
Boran: bak bu konuda anlaşabiliriz…sende benim gördüğüm en ukala insansın…
Kız: ya sen kendini ne zannediyorsun…
Boran: gülümseyerek… ben kendimi normal bir insan zannediyorum…ama sen kendini bulunmaz hint kumaşı olduğunu yada küçük dağları senin yarattığını düşünüyor olmalısın…
Bu sırada içeri giren hocayı görmüyorlardı…
Abay boranı çekiştiriyordu…sonunda boran abaya döndü…
Boran: ne oldu abay…bu sefer bu kız kolay kolay kurtulamaz…
Abay hocayı gösterince…boran kendilerini dikkatle izleyen hocayla gözgöze geldi…
Boran: yerine oturdu….
Hoca: ben yar. Doç. Dr. Mesut ayvacı…bu dersi tanışma amaçlı işlemeyi düşünüyordum ki görüyorum siz çoktan tanışıp kaynaşmış hatta kavgaya bile başlamışsınız… durum böyle olunca ne yapmak lazım siz ikinizi buraya davet etmek gerekiyor sanırım…buyrun…
İkiside sınıfın önüne kürsüye çıkmışlardı….
Mesut hoca: isimlerinizi alalım…
Boran: boran genco…
Kız: sevgi candan
Mesut hoca: çok güzel…şimdi bir ilke imza atarak size yılın ilk ödevini veriyorum…dersimiz ne biliyorsunuz değil mi…
Sevgi: inkilap tarihi hocam….
Mesut hoca: güzel ikinizin birlikte yapacağı ödev…sınıfa dönerek ne olabilir fikri olan… abaya bakarak sizce ama önce kendinizi tanıtın…
Abay: abay seydi… cumhuriyet dönemi türkiyesi…
Mesut hoca: çok güzel ve kapsamlı…ödeviniz bu bir hafta süreniz var…şimdi yerinize geçebilirsiniz…
Boran yerine oturduğunda abaya dönerek…
Boran: pek candan bi kız demi abay…
Abay: anlamadım boran….
Boran: soy adı gibi diyorum pek candan…
Mesut hoca: genco bişey mi sölemek istiyorsun…
Boran: yok hocam…
Bütün sınıf tanıştıktan sonra ders bitmişti…
Sevgi arkasına dönerek:

yağmur yüreklim
18-05-07, 06:15
bu bölüm müsterih için gelsin

şarkı için moonrose'e teşekkürler..

sevmek keder mi yoksa mutluluk mu

Bölüm-93

Boran’ın gözleri bir iki saniyelik şaşkınlıktan sonra normal hale dönmüş karşısında kendi ayaklarıyla gelen.. ölümüne susamış Boran’ın ayağına kadar gelmiş Emre’ye nefretle bakmaya başlamıştı
Emre kendini çok kötü hissediyordu ne işi vardı burda.. boran’ın karşısında.. ama Sıla için gelmemişmiydi... derin derin nefes aldı birkaç kez..
Emre “ biraz konuşabilirmiyiz boran ağa” seslendi yukarıya
Boran merdivenleri koşarak indi.. Biran önce gidip boğazına sarılmak istiyordu Emre’nin.. öfkesi soluk alıp verişini değiştirmişti Boran’ın.. Emre’nin yanına kadar geldiğinde
Boran “ ne işin var senin burda?”
Emre “ konuşmaya geldim”
Boran “ seninle konuşacak hiçbirşeyim yok.. şimdi defol yoksa elimden bir kaza çıkacak..”
Emre “ Sıla var”
Boran “ Sıla’nın adını ağzına alma”
Emre “ o çok kötü..”
Boran “ seni ilgilendirmez”
Emre “ kendimi sorumlu hissediyorum... “
Boran “ bak delikanlı.. sen bana ait olanlardan uzak dur yeter..”
Emre “ o seni çok seviyor” dedi.. Ne kadar zordu Emre için bunu söylemek..
Boran gözlerini Emre’ye dikti.. konuşmasını dinler gibi
Emre “ dün hastaneye çok farklı düşüncelerle gelmiştim. Sıla’nın seninle zorla evlendiğini düşünerek onu almak kurtarmak için gelmiştim...”
Boran düşündüklerinde yanılmadığını anladı birkez daha.. bir iki adım ilerleyerek Emre’nin dibine kadar geldi.. tam ağzını açacaktıki Emre buna fırsat vermedi
Emre “ ama Sıla seni seviyor”
Boran duraksadı yine..
Emre “ çok seviyor hemde.. dün sen geldiğinde.. gördüğün ...”
Boran Sıla’nın elinin Emre’nin elinde olduğunu hatırladı tekrardan
Emre “ sana olan aşkını anlattı bana..seni nasıl sevdiğini”
Boran “ bunları bana neden anlatıyosun”
Boran “ Sıla’nın değerini bilmen için.. sevgisini görmen için anlatıyorum.. o mutlu olmayı hakediyo”
Boran “ bunu bende biliyorum”
Emre “ ozaman acı çektirme “
Boran “ bunlar sana kalmadı”
Emre “ Sıla’yı aradım bugün özür dilemek için.. ağlıyordu.. sevdiğim adama düşüman oldum dedi.... ben böyle olsun istememiştim...”
Boran “ ağlıyordu” kelimesine dayanamadı.. Sıla’nın ağlasına katlanamıyordu..ama 2 gündür ağlatmamışmıydı.. isteyerek değildi ama suçluydu yinede.. üstelik bağırıp çağırmıştı.. Emre’ye olan kızgınlığının acısını Sıla’dan çıkarmıştı..
Boran “ benim gitmem lazım “ diyerek vakit kaybetmeden çıktı konaktan.. Zamanla yarışır gibi.. hızlıca.. durmaksızın.. nefes almaksızın geldi Bedar’ların evinin önüne.. kapıyı yumruklamaya başladı utanmadan.. yüzsüzce..
Azad koşarak kapıya geldi
Azad “ patlama geldim” diyerek
Kapıyı açıp Boran’ı karşısında görünce
Azad “ ağam.. kusura kalma..”
Boran “ Sıla’yı çağırırmısın Azad”
Azad “ girseydin ağam”
Boran “ yok..Sıla’ya deki.. Boran seni almadan gitmeyecekmiş...ben burda bekliyorum”
Azad “ hemen ağam” dedi

Sıla içerde Dilan’ın derslerine bakıyordu.. .Ne kadar zekiydi Dilan.. okumak istiyor ve bunun için büyük bir çaba sarfediyordu ve bu Sıla’yı hayran bırakıyordu kendisine.. Azad içeri girerek
Azad “ bacım” deyince Sıla dönüp Azad’a baktı
Azad “ Boran ağam.. kapıda...seni çağırıyo”
Sıla şaşırarak “ niye gelmiş”
Azad “ bilmiyom”
Sıla “ gelmicem”
Azad” bacım.. seni almadan gitmeyecekmiş”
Sıla yerinden kalktı çaresiz.. Boran “ gitmem “ dediyse gitmezdi.. dediğim dedikti.. gözlerini kendisine bakan insanlardan kaçırarak
Sıla “ ben gelirim hemen” deyip çıktı dışarı.. o an ordaki herkes biliyorduki Sıla geri gelmeyecekti...onlarda beklemeyeceklerdi zaten..
Sıla dışarıya geldiğinde Boran arabaya yaslanmış bekliyordu.. Sıla’yı görünce yanına gelerek
Boran “ Sıla”
Sıla “ ne oldu Boran bu saatte”
Boran “ konuşmak istiyorum”
Sıla” ne konuş..”
Boran “ herşeyi konuşcaz” diyerek kesti Sıla’nın sözünü ve arabanın kapısını açtı
Sıla boran’a bakarak
Sıla “ nereye”
Boran “ konuşacağımız bir yere.. konuşalım Sıla.. eğer istersen seni yine getiricem annenlere.. söz veriyorum”
Sıla boran’daki sakinliğe ve durgunluğa teslim olmuştu bile.. ses etmeden bindi arabaya.. Boran kazanmıştı.. Artık Sıla gelmek istesede getirmeyecekti.. hoş gelmek istemeyecektide Sıla zaten..
Aşk.. ne garip..... hesabı yok.. sorgusu yok.. cevabı yok.. nedeni yok... sadece kendisi var.. görünmeden hissedilebilen..yaşamanın hükümlerini elinde tutan.. benlikleri..bedenleri teslim alan....Sıla ve Boran.. aşka teslim olmuş iki insan.. yaptıklarının ve yapacaklarının bedellerini ödemekle yükümlü olsalarda aşka boyun eğen.. karşısında el pençe divan durmaya hazır iki yürek... yüreği sevgiyle..aşkla dolup taşmış iki sevdalı.. kim daha çok seviyor bilinmezdi ama onların sevdaları asla tükenmeye niyeti olmayan inatçı... dirençli.. başına buyruk bir sevdaydı....

Kim her sabah bir karanfil
Koyar gider baş ucuna
Kim okşar gözlerini
Sana her bakışında
Kim tapar giyindiğin
Bir sıradan kazağa
Söyle yarim
Kim daha çok seviyor

Sen yalnızca naz yapmayı bilirsin
Ağlatırsın inletirsin yalvartmayı bilirsin
Seviyorum dersin eziyetsin seversin
Her zaman keyiftesin neşedesin zevktesin

Kim canını hiçe sayar
Biricik aşkı uğruna
Kim bekler yollarını
Tüm geceler boyunca
Kim verir umarsızca
Herşeyini avucuna
Söyle yarim
Kim daha çok seviyor

(Çelik - Kim Daha Çok Seviyor)

birzey
18-05-07, 10:50
YASAKSIN BANA

9. bölüm

bu kadar erken olmayacaktı ya asena sağolsun bu bölüm asenaya gelsin ;)

Sevgi arkasını dönerek:sanırım her şeyi unutup baştan tanışsak iyi olacak…ne dersiniz…
Boran: sanırım haklısınız….
Sevgi: ben sevgi candan…
Boran: bende boran genco…
Sevgi: sizde abay seydi…
Abay: evet…tanıştığıma memnun oldum…
Sevgi: bende… dün size çay içirmedim hadi size çay ısmarlayayım…
Boran: hayır olmaz çayları abay ısmarlayacak…ikimizinde sakarlığı üzerinde abay sakar değildir…o ısmarlasın…
Abay: boran doğru söylüyor…ben ısmarlasam daha iyi olacak…
Sevgi: benim arkadaşın yanına uğramam lazım kantinde buluşuruz…
Boran: tamam…görüşürüz…
Boran ve abay kantine giderler…
Abay: bak gördün mü…kız ne kadar kibar çıktı…hakkında bide neler söylüyordun…
Boran: yeterince utanıyorum zaten abay kapatalım bu konuyu….
Abay: bak sevgi geliyor… yanındada bahsettiği arkadaşı olsa gerek…çok güzel bir kız var…
Sevgi ve arkadaşı masaya geldiklerinde…
Sevgi: arkadaşım asena…. Ve boran , abay…
Asena: memnun oldum…
Abay: bende…abay gözünü bir an olsun asenadan ayırmıyordu…asenada abayın bu halinden utanarak gözlerini ondan kaçırmak zorunda kalıyordu…
Dörtlünün arasında çok koyu bir sohbet başlamıştı…boran bir an pencereden dışarı baktı….sabahki havadan eser kalmamıştı…gökyüzü delinmiş gibi yağmur yağıyordu…boranın beti benzi atmıştı birden…
Sevgi: bişey mi oldu boran…
Abay anlamıştı borana ne olduğunu…öylece borana bakıyordu…
Boransa gözlerini gökyüzüne kilitlemişti…sılayı düşünüyordu… dün akşamki tartışmaları ve sılanın sabahki halini…
Boran: abay gökgürlemeye başlamaz değil mi….
Abay: bu ayda …bilmem ki boran nerden bileyim…
Sevgi: ne o gökgürültüsünden korktuğunu söleme sakın…
Boran: sevgiye ters bi bakış attı…
Abay hemen söze karışma ihtiyacı duyarak: boran böyle havaları çok sever… onun korkusu başka…
Boran: benim eve gitmem lazım…
Abay: sıla okulda değil mi boran…merak etme ….
Boran: sabah anlatırım demiştim…unuttum…sıla evde bugün …
Abay: hayırdır neden boran….
Boran yanlarındaki sevgi ve asena ya göz gezdirdikten sonra: biraz rahatsız ….ben hemen eve gitmeliyim…
Abay: sıla söz konusu olunca seni durdurmak imkansız değimli…
Sevgi sılanın kim olduğunu merak etmişti…boranı içten içe kıskandığını hissettiki…aman yeni tanıdığın bi kişi için neler hissediyorsun diye kendine kızdı…
Boran apar topar kafeden çıktıktan sonra bir taksiye atlayıp hemen eve gitti…gökgürlüyordu hemde tüm öfkesini kusarcasına…
Boran eve girdiğinde doğruca sılanın odasına gitti… sılanın kapısında kalakaldı…nefes nefese kalmıştı…anlam veremediği bir korku vardı içinde…kapıyı açtı…sılanın korkudan büzülerek uyuduğunu gördü…ona doğru yürüdü…yanına uzandı…ilk önce ne yapacağını bilemez şekilde sılayı öylece izledi…sonra elini kaldırıp sılanın saçlarına doğru götürdü…elini bir türlü sılanın saçına dokunduramadı…sonra sılanın titrek bir şekilde borannn dediğini duyunca…elini sılanın saçına götürerek okşamaya başladı…
Boran: tamam sıla…bak yanındayım…korkmana gerek...yok…çok özür dilerim…ben …ben ….ben dün gece öyle demek istemedim…
Sılanın durumundan haberi olmayan boran konuşmaya çalışıyordu ama ne demesi gerektiğini de bilmez haldeydi…
Sılanın saçını okşarken eli sılanın alnına değmişti…sıla ter içinde kalmış üstelik çokta ateşi vardı…sıla sayıklamaya başlamıştı….
Sıla: boran …boran …..
Boran: tamam sıla ben yanındayım…. Ben şimdi ne yapacağım…
Sıla: boran….ben….ben….boran…ben seni seviyorum….asla başkasıyla evlenmem…neden bana bunu yapıyorsunki….neden görmezden geliyorsun….boran….gitme….
Boran duydukları karşısında dona kalmıştı….ne yapacağını ne diyeceğini bilemez haldeydi…sıla sürekli sayıklıyordu…boranın bir an önce sılanın ateşini düşürmesi gerekiyordu…sılayı kucağına aldı…banyoya götürdü…sılanın üzerindekileri çıkarması gerektiğini biliyordu…kalp atışlarının hızlandığını hissetti…sılanın geceliğini çıkardığında sılaya bakmamaya çalışıyordu…doldurmuş olduğu küvete sılayı bıraktı…sıla titremeye başlamıştı…gözlerini açmıyordu…boran sılanın üzerine soğuk su tutuyordu…sılanın vücuduna bakmamak için elinden geleni yapsada kendine engel olamıyordu…kusursuz bi fiziğe sahipti… kalp atışları inanılmaz dercede artmıştı…sılayı havluya zar zor doladıktan sonra kucağına alıp yatağa yatırdı…sılaya ölece bakıyordu…. Sıla biraz olsun kendine gelmiş gibiydi sayıklaması durmuştu… sılanın yanına uzandı…onu izlemeye koyuldu uzun bi süre….
“ sılaya sıkıca sarıldı…sılada ona iyice sokulmuştu…sılanın nefesini teninde hissettikce nefes alış verişlerinin değiştiğini hissetti…kalp atışlarıda düzensizleşmişti…sıla gözlerini açtı…
Sıla kafasını kaldırıp borana bakıyordu… boran ona yakın olmaya dayanamaz hale gelmişti…artık biliyordu ki o sılayı seviyordu…
Sıla: borannnn…
Boran ölece sılaya bakıyordu sılanın ne söleyeceğini merak ediyordu…
Sıla: borannn…ben seni çok seviyorum…
Boran sılanın alnından öpmüştü bu sözün üstüne…
Boran: bende seni seviyorum sılam…
Sıla borana daha bi sokularak: biliyordum seninde beni sevdiğini biliyordum…
Boran sılanın dudaklarını parmağıyla kapatarak : bu anı bozma sıla… bunları sonra konuşuruz…
Sılanın burnuna küçük bir öpücük konduruktan sonra dudaklarına yöneldi…

Ne olur bak bana biraz
Çocukmuyum değil miyim?
Sen küçücük güzel bebek
Öyle olsa sevmeyi bilir miyim?

Olmaz küçücüksün
Yüreğin genç umut dolu
Özlem bu olurya
Buluruz belki mutluluğu

Deliler gibi seviyorum bak
Geçer bunlar
Sana söz ömür boyu sürecek
Hayal bunlar

Ne hayal ne düş nede yalan yok
Bizim bizim gelecek
Ne olur bir an unutup kalsak
Ne olur biraz rüyaya dalsak
Ne olur gerçek olsa masallar
Ya da biz masal olsak

Olmaz, dayanmaz yorulmuş kalbim sevdalardan
olmaz silinmez bu yıllar aramızdan
olsun yüreğimde beslenen ümitler gibi
özlem bu olur ya buluruz belki cenneti

Deliler gibi seviyorum bak
Geçer bunlar
Sana söz ömür boyu sürecek
Hayal bunlar

Ne hayal ne düş nede yalan yok
Bizim bizim gelecek
Ne olur bir an unutup kalsak
Ne olur biraz rüyaya dalsak
Ne olur gerçek olsa masallar
Ya da biz masal olsak

(keremcem –küçük bir aşk masalı )

yağmur yüreklim
18-05-07, 11:35
bu bölüm de yorumsuz'a gelsin

sevmek keder mi yoksa mutluluk mu

Bölüm-94

Arabada önce bir sessizlik oldu Sonra uygun bir yere durdu Boran.. Karanlıkta Sıla nereye geldiklerini göremiyordu
Sıla “ burası neresi”
Boran “ seni ilk gördüğüm yer “
Sıla şaşırarak baktı dışarı
Sıla “ o çeşme”
Boran “ evet o çeşme.. beni benden aldığın yer” dedi Sıla’nın gözlerinin içine bakarak
Boran “Sıla.. affet beni...yaptıklarım mantığa sığmayacak cinsten biliyorum ama sözkonusu sen olunca.. tutamıyorum kendimi.. senin yannıda başka şnsanlara dayanamıyorum”
Sıla “ tek senin çevrende sadece seninle yaşayamam ki..”
Boran “ biliyorum.. abartıyorum.. ama inan elimde değil.. “ dedi Sıla’nın dizleri üzerinde duran elinin üzerine elini koyarak
Boran “ benim dünyam sadece senden ibaret.. bu nasdıl bir mantık nasıl bir sevgi bilmiyorum.... düşüncesiz.. umarsız bir aşk.. gözleri körelmiş bir sevda.. “
Sıla “ boran..”
Boran “ senden uzakta olunca kalmış atmıyor Sıla.. nefes almıyorum ben.. nefesimi tutup senin geleceğin bana hayat vereceğin anı bekliyorum”
Sıla Boran’ın elinin üzerine elini koyarak
Sıla “ bende özür dilerim.. haklıydın” dedi
Boran “ haklı değildim.. seni o adamla görünce çok kızdım.. hazmedemedim ama..haklı değildim.. Sana yaşattıklarımda haklı değildim.. yaptıklarımda.. söylediklerimde haklı değildim.. özür dilerim Sıla.. sana söz veriyorum.. bundan sonra kendimi dizginlemeye çalışıcam..”
Sıla gülümsedi
Sıla “ inanayım mı”
Boran “inan.. çabalıcam”
Sıla “ dışarı çıkalım mı”
Boran “ tamam çıkalım “deyip indiler birlikte arabadan.. Sıla çeşmenin başınadoğru yürüdü ve başını göğe kaldırdı.. Ay okadar parlak o kadar aydınlıktıki. .ikisininde yüzüne düşüyordu o ışık.. Boran Sıla’nın ardından gelip sarıldı Sıla’ya.. Sıla’da belini saran ellerin üzerine koydu ellerini..
Sıla “ ne kadar güzel değil mi ay”
Boran “ senin kadar değil”
Sıla “ abartma” dedi gülümseyerek
Boran “ abartmıyorum.. daha güzelsin”
Sıla “ boraannn”
Boran “ Sıla.. birdaha asla üzmücem seni.. . seni mutlu etmek için elimden gelen herşeyi yapıcam sana söz veriyorum”
Sıla “ inanıyorum..”deyip duraksadı..
Sıla “ bende Emre’yle görüşmücem birdaha “ dedi sıkılarak
Boran bunu duymamazlıktan gelerek... daha doğrusu o ismin bu anı bozmaması için umursamadı.. Sıla’nın boynuna bir öpücük kondurarak
Boran “ seni seviyorum “ diye fısıldadı kulağına
Sıla yine gülümsedi... sessiz kaldı..
Boran “ yoksa sen beni sevmiyormusun gelin ağam “ dedi yine kulağına
Sıla “ seviyorum” dedi yavaşça.. Boran’ın Sıla’yı saran elleri biraz daha sıkılaşarak
Boran” inanayım mı”
Sıla “ inan” dedi
Boran “ emin olamamıyorum”
Sıla “ neden”
Boran “ bilmem “
Sıla “ seni seviyorum “ dedi birkez daha ..Boran’da gülümsedi bunun üzerine... Sıla’yı kendine çevirerek
Boran “Sıla”
Sıla “ efendim..”
Boran “ gerçekten aydan daha güzelsin”dedi
Sıla tekrar tekrar gülümsedi
Sıla “ iltifatlar bitmeyecek gibi”
Boran biraz daha sokularak Sıla’ya
Boran “ iltifat değilki.. gerçek”
Sıla “ öyle olsun bakalım”
Boran “ Sıla”
Sıla “ efendim”
Boran “ yok bişey” dedi gözleri Sıla’nın gözlerinden dudaklarına doğru kayarken.. ve tekrarladı
Boran “ yok bişey “ diye dudakları Sıla’nın dudaklarına değdiğinde.. ve artık sözlerin sustuğu.. aşkın.. özlemin.. konuştuğu.. ay ışığının üzerlerine tüm aydınlığıyla düştüğü bu gecede...

Ben seni gördüm aşık oldum
Gönlümü verdim aşık oldum
Tez geldi hicran ayrıldık hemen
Ay ışığında ay ışığında
Olmasa hasret gülsün muhabbet ay ışığında
Gene gel bize durak yüz yüze
Ay ışığında ay ışığında


(Yıldız Tilbe – Ayışığında)

Sıla kendini çektiğinde Boran hala Sıla’dan koparamamıştı kendini.. Sıla’nın nefes alıp verme işlemi bittikten sonra tekrar dudaklarına yöneldi.. kısa süreli bir iki öpücüğün süresini uzatmak için çabalarken Sıla Boran’ı çekiştirerek kendinden uzaklaştırarak
Sıla “ boran.. boran” diyebildi
Boran duymayarak devam ediyordu Sıla’nın yanaklarından yüzünden boynundan öpmeye.. Sıla’nında konuşmasını engellemek için dudaklarını öpmeye çalışıyordu
Sıla “ Boran..dur..”
Boran zoraki duraksayarak
Boran “ ne oldu Sıla”
Sıla “ sen sigaramı içtin” diye sordu
Boran “ bunun sırasımı”
Sıla “ neden içtin”
Boran “ derdinden”
Sıla “ ne yani”
Boran “ içtim işte Sıla”
Sıla “ birdaha içme sakın”
Boran “ emrin olur gelinağam” deyip tekrar Sıla’yı öpmek istedi..Sıla birkez daha engelleyerek
Sıla “ birdaha içersen.. benide.. beni öpmeyide unut” diye çıkıştı ve arabaya kadar gidip oturdu..
Boran’da çaresiz Sıla’nın ardı sıra giderek arabaya bindi ve evlerine doğru yola koyuldular....eve geldiklerinde ses etmeden odalarına geçtiler.. Boran’ın yüzünde gülümseme eksik olmazken Sıla’nın da yüzünde güller açıyordu. Birara olmak onlar için vazgeçilmezdi..
Sıla odaya girince
Sıla “ odamızı özledim.. yatağımızı..”
Boran “ bizde seni çok özledik.. en çokta ben..sensiz hiçbirşeyin tadı yok” dedi.. Sıla gülümsedi...
Sıla “ hemen uyumak istiyorum hiç uyumadım dün “ diyerek geceliğini alıp giydi bir çırpıda ve hemen yatağa girdi.. Ardı sıra boran’da üzerini değiştirerek yattı Sıla’nın yanına..Sıla sırtını Boran’a dönmüştü. Boran’da arkasından sarıldı sıkıca.. birkaç dakika sonra Sıla vücudunda Boran’ın gezinen ellerini farketti.. Boran’ın parmakları Sıla’nın askılarını indirmeye çalışırken dudakları boynundan yol çizmeye başlamıştı Sıla’nın yüzüne doğru.. Sıla önce sessiz kalıp tepki vermedi.. Sonra Boran vazgeçmeyip ısrarla devam edince
Sıla “ boran.. yapma “ dedi
Boran “ Sıla’m.. özledim seni” dedi ve daha bir sıkı sarılıp özlemini iyice dışa vurmaya başladı.. Sıla’yı kendine çevirerek öpmek için hamle yaptığında Sıla kendini çekerek
Sıla “ Boran.. istemiyorum “ dedi

dizi_tirya
18-05-07, 15:01
20.Bölümümüz hayırlı olsun arkadaşlar..Daha nice 20lere:)İyi okumalar.

Bölüm-20

Sıla son lokmasını da aceleyle ağzına attı.Bir an önce odasına gitmek istiyordu.Sofradaki derin sessizlik,aslında çok fazla tepki çektiğini hissettiriyordu ona.Üzerindeki soğuk bakışlara aldırmamaya çalıştı.Kimseye bakmadan,sadece tabağına yönelerek sessizce yedi yemeğini.Boransa sık sık Sıla’ya bakıyor ve Abay’la konuştuklarını düşünüyordu.Kendi hissettiklerinden böylesine korkarken,Sıla’nın hislerini nasıl çözmeye çalışacaktı?Bir yandan kafasının karıştığını düşünürken bir yandan da Sıla’nın gözlerinde Abay’ın bahsettiği o aşkı görmek istiyordu.Sıla herkese kaçamak bakışlar attığı sırada Boran’la göz göze geldi.Boran’ın ona dikkatle bakmasına şaşırdı,ne yapacağını bilemedi.Boran da aynı tedirginliği yaşıyordu.Ama ikisi de çekmediler gözlerini birbirlerinden.Kevser’in oynattığı kaşığın sesiyle kendilerine geldiler.Sıla Kevser’e dönüp baktı ve gözlerindeki nefreti gördü yeniden.Neden insanlar birbirlerine karşı böylesine körelmişlerdi ki?İçinin burulduğunu hissetti birden.Daha fazla üzülmemek adına yavaşça ayağa kalktı.Boran da Sıla’nın kıpırdanmasıyla kendini diken üzerinde hissetmişti.Bakışları ile onu takip etti.Sıla kuru bir “afiyet olsun”dan sonra odasına doğru yöneldi.Boran Sıla’nın odasına yönelmesiyle düştüğü ikilemden kurtuldu ve ayaklandı bir anda.Kendini tamamen Sıla’ya yönlendirmişken babasının katı ve tok sesiyle durdu.
Firuz:Boran!
Sıla da sesi duymuş ve kapının önünde beklemeye koyulmuştu.Neydi bütün bu gerginlikleri daha da ateşleyen?Merak ediyordu.Kendi varlığını hissettirmeden usulca dikildi ayakta.
Firuz:Seninle konuşmamız gereken bir mesele var..
Boran’ın sessizce oturdu ve Firuz’un konuşmasını bekledi.Soran gözlerle bakıyordu babasına.
Firuz:Nedir karınla aranızdaki bu soğukluk Boran?Ben kaçtır ne diyorum sana?
Boran ne söyleyeceğini bilemedi.Bu konunun yeniden açılması rahatsız etmişti onu..Geçmişi hatırladı birden.Sıla’yı bu konuda zorlamayışı,hem kendi hem de onun içindi.Bunu ikisi de anlayabiliyorlardı ama Firuzlar asla.Sessiz kalmakla yetindi.Söylemek istediği bir sürü şey vardı aslında.Ama boğazında düğümlenmişti kelimeler.Bir türlü anlatamıyordu derdini.Bunun yürekle ilgisi vardı.Zoraki bir hayatı yaşamayı ve yaşatmayı kimse istemezdi.Babasına baktı sakince.Firuz,sabırsızlanıyordu.Boran o an en doğru ve en dengeleyici cevabı vermek istedi babasına.Ama bunun sonu yoktu.Birşey bir kez sokuldu mu insanın kafasına,değişmezdi.Bir kanun gibiydi bu.İnsanın insana yaşattığı zoraki,acımasız,adaletsiz bir kanun.
Boran:Baba..
Firuz Boran’ın sözünü kesti.Öfkeliydi artık.Sıla ise büyük bir endişe ile dinliyordu konuşulanları.Ürpermişti.Yaşadıklarından korkarken bir de yaşayacaklarının korkusu sarmıştı bedenini.Korkuyordu.
Firuz:Bahane duymak istemiyorum Boran..Bu şekilde yaşamak ne kadar doğrudur oğlum..Sen ağasın..Senden soyumuzu yürütecek bir torun isterim..Bu hepimizin hakkı.Bir kadının sözüyle soyumuzu mu kurutacaksın Boran?
Firuz’un sözleri bir kılıç gibi sağlanıyordu Boran’ın yüreğine.Birşey söyleyemedi,üstelemedi.Konuştukça daha da beter bir uçuruma sürüklenecekti babasıyla..Firuz da Boran’ın bir cevap beklemiyordu.Boran’ın suskunluğu,onu alttan alır gibiydi.Sıla hayretle izliyordu olanları.Az önceki korkusu bie nebze azalmıştı.Kendisinin suçlu duruma düşürülmesi onu üzmüş ve kızdırmıştı.Suçlu olan o muydu?Öfke damarlarında usul usul akarken,yaşadığı hayal kırıklığı da kalbini ezip geçmişti.Boran’a dikkat kesildi.Birşey söyleyecek,onu ve kendini savunacak gibi durmuyordu.Babasına boyun mu eğiyordu?İkisine de yapılan bu haksızlığa,yargısız infaza boyun mu eğecekti?Bunu daha fazla dinlemek istemiyordu.Odaya girip yavaşça kapattı kapıyı.Bir an önce sabah olsun istiyordu.

Emre otele varmış ve odasına yerleşmişti.Gelir gelmez babasını aradı,durum hakkında bilgi verdi.Ortalık sessiz görünüyordu.Sıla için endişe duyduğu kadar kendi için de endişe duysa da bunu belli etmemeye çalıştı.Şule ile Kenan ise oğullarından uzak,huzursuzca bekliyorlardı.Kenan, işlerini halledip Mardin’e gitmek istiyordu ama Sıla’yı kurtarma girişimlerine dair bir gelişme yoktu.Emre’nin de onu karşısında büyük bir umutla karşısında görüp yeniden hayal kırıklığına uğramasını istemiyordu.Bunun için sabırsızca beklemeye koyuldu.Emre için de o gece hiç bitmeyecek gibiydi.Yatağına uzandı huzursuzca.Tavanı dikti gözlerini ve düşündü.

Sıla elini Emre’nin elinin üzerine koydu.Boğazda çay içiyorlardı.Hafifçe esen rüzgar Sıla’nın saçlarını dalgalandırmıştı.Emre hayranlıkla bakıyordu Sıla’nın saçlarına.Gülen gözlerinde kayboluyordu.
Sıla:Ne zaman zor durumda kalsam hep yanımda buluyorum seni Emre.Bazen bu bir tesadüf olamaz diyorum..Sanki..
Gözlerini deniz manzarasına çevirdi Sıla.Sözünü yarıda kesmiş gibiydi.Emre dikkatle Sıla’yı izliyordu.
Emre:Evet Sıla..Sanki..
Sıla tekrar Emre’ye baktı.Bu kez gülmüyordu gözleri..Emre endişeyle baktı Sıla’ya.
Emre:Sıla ne oldu?Seni üzen birşey mi var?
Sıla üzgünce baktı Emre’ye.Emre daha da endişeleniyor ve üsteliyordu.
Emre:Sıla..Korkutma beni..Neler oluyor?
Sıla birden gülümsedi.Emre afallamıştı.
Sıla:Yanılmıyorum işte..O kadar iyisin ki..Bana benden bile yakınsın..Kendimi hatırlatıyorsun bana..Senin yanındayken kendimi buluyorum..İyi taraflarımı,çocukluğumu,hala yaşamaya çalıştığımız gençliğimizi..Bazen yaşamak zor geliyor Emre.Bazen içime öyle şeyler doğuyor ki..Sanki herşey yalan,annem,babam,sen..Tüm sevdiklerim.. Sanki yanımda yoksunuz..
Emre Sıla’yı elini sıkıca tuttu.Sıla Emre’nin sıcaklığını yüreğinde hissetti.
Emre:Sakın böyle düşünme Sıla..Ben hep yanındayım senin..
Öyle huzurluydu ki Sıla..Gözlerini kapadı mutlulukla.Sıkıca yumdu ve sadece rüzgarı hissetti yüzünde..Bir de Emre’nin varlığını,elini tutan ellerini.
Sıla:Şimdi uyandım işte..Daha yaşamadan beni korkutan bu kabustan..
Gözlerini açtı ve Emre’ye baktı sevgiyle..

Sıla kapının açılmasıyla kendine geldi.Gördüklerinin etkisiyle etrafına bakındı.Herşeyin rüya olduğunu anladı.Daha sonra kapıya doğru baktı.Boran yavaşça girdi içeri.Huzursuzdu,üzgündü,tedirgindi.Sıla’nın da ondan aşağı kalır bir yanı yoktu.Kaçamak bakışlarla bakıyordu Boran’a.Boran da aynı çekingenlikle karşılık veriyordu.Sıla uzandığı yerden doğrulmuştu.Boran attığı yavaş adımlarla Sıla’nın yanına ulaşmıştı.Sıla kafasını kaldırıp Boran’a bakıyordu.Boran Sıla’nın önünde eğildi ve gözlerine baktı.
Boran:Sıla..
Çekingen bir tavırla,Sıla’yı incitmeden ellerine dokundu.Sıla bir an hafifçe geri çekti ellerini.Daha sonra serbest bıraktı.Boran ikinci kez tutuyordu ellerini.İkisi de bu temasla birbirlerine değen ellerine bakarken yeniden göz göze geldiler.İkisi de bir adım sonrasının ne olacağını bilmiyorlardı.Ve Sıla hiç korkmuyor,Boransa az önce mecburiyetleriyle boğuşmuyordu sanki.
Sıla:Neden?
Boran merakla baktı Sıla’nın gözlerine.Sıla’nın gözleri dolu dolu olmuştu bir anda.Birkaç saniye içinde neler olduğuna anlam veremedi Boran.
Sıla:Neden hiçbir günahımız yokken suçluyuz?
Boran Sıla’nın onu kendiyle aynı kefeye koymasından buruk bir sevinç duydu.Sıla artık kendisini suçlamıyordu demek..Ama ya akan gözyaşları..Boran bu yaşlarn kederiyle büyük bir hüzne boğuldu.
Sıla:Bu çaresizlikten bıktım..
Boran başını eğdi.Sıla diğer eliyle Boran’ın yüzüne dokundu.Boran Sıla’nın sıcaklığını yüreğinde hissetti.Elleri titriyordu Sıla’nın.
Sıla:Çaresi yok değil mi?
Boran Sıla’nın neden bahsettiğini anlamıştı.Büyük bir acı duydu içinde.Sıla’yı üzmek istemese de bu istemsizce gerçekleşiyordu.Tüm bu baskıların altında ezilmek yormuştu Boran’ı.Sıla Boran’ın düşündüklerini anlamış gibi soran gözlerle bakan bakışlarına,acı dolu gözlerle bakarak karşılık verdi.
Sıla:Konuştuklarınızı duydum..
Boran daha fazla dayanamadı.Sıla’nın bu konu üzerine fazla düşmesini ve ikisinin de canını acıtmasını istemiyordu.
Boran:Sıla..
Sıla Boran’ı duymuyordu.
Sıla:Özgürlüğün bile zincirleri var aslında..İnsanlar her yere gidebilirler,ama uçamazlar;kuşlarsa uçabilirler ama nereye gittiklerini bilmezler,kısa bir zamanda dünyanın öbür ucuna da gitseler,gördüklerini yerin güzelliklerini tadamazlar.Onların istedikleri sıcak bir yuvadır çünkü.Gerisini tokturlar..Daha fazlası batmaz gözlerine..Özlem duymazlar..Nerede olduğunun bir önemi yok o yüzden...Eğer olduğun yerde mutluysan..Gerçekten özgürsün demektir..
Boran kafasını kaldırıp Sıla’ya baktı.
Boran: Peki ya sen?Olmak istediğin yerde misin Sıla?Burayı sevdiğini hissedebiliyor musun?
Sıla acıyla baktı Boran’ın gözlerine.Boran Sıla’nın neler hissettiğini biliyordu.Başka türlü bir tepki beklemiyordu zaten.Sessizce dinledi Sıla’yı.Birşeyler söylemesini bekledi.Sıla derin bir nefes aldı.Ne Boran’ı kırmak istiyordu ne de yalan söylemek.Çünkü bir gün sözlerinin altında ezilebilirdi.Bunun suçluluğu daha büyüktü.Ama gerçekten ne hissediyordu?
Sıla: O kadar zor ki..Belki şu an bunları konuşmanın zamanı değil Boran..İsteklerimizden,hislerimizden bahsedersek daha çok özlem duyarız onlara.Bu bizim içimizi acıtmaktan başka bir işe yaramaz..
Boran Sıla’nın gözlerine bakamıyordu.Yüreğindeki sızının,acının,hüznün gölgesini görmek istemiyordu.Bunu taşıyamazdı yüreği.Böylesine severken,sevgiden başka bir şeye dokunamazdı.Sıla da eğmişti başını.Boran tüm cesaretini topladı ve altından kalkamayacağı bu acının kırıntılarını,zamanla toplamayı da göze alarak Sıla’nın gözlerinin içine baktı acı bir merakla.Gerçek olanı bilmeliydi.Bunu için yüreğiyle hesaplaşmamıştı daha.Yine de yapmalıydı bunu.Sıla’ya sormalıydı.Böyle bir muamma içinde yaşamaktansa,acıyla kıvranmayı yeğledi.Sıla Boran’ın sessizliğinden istifade ederek Boran’a dikti gözlerini çekinerek.Boran’ın da ona baktığını gördü.Göz göze gelmişlerdi yeniden.Boran’ın Sıla’ya her baktığında yüreği yanarken,Sıla’nın da ona bakmasıyla kavruluyordu adeta.Sıla’nın ise içi bölünüyordu.Ne yapması gerektiğini bilmiyordu.Boran’ın aşkıyla,sorumlulukları arasında kalması onu da tedirgin ediyordu.Kendi de bu sorumluluklarn içindeydi çünkü.Hatta artık başındaydı.Firuz’un Boran’ı nasıl zorladığını görmüştü.Bunları düşünürken daha fazla bakamadı Boran’ın gözlerine.Başını eğdi.Boransa Sıla’nın çektiği acının azabıyla derin bir nefes aldı.
Boran:Sıla..
Büyük bir acıyla seslenmişti sevdiğine.Sıla Boran’ın gözlerine bakabilmek için büyük bir mücadele verdi kendiyle.Zoraki de olsa çevirdi bakışlarını Boran’a.Korkuyordu.Boran’ın her sözünün her bakışının,her dokunuşunun gizemiyle kendini daha da tedirgin ediyordu.
Boran: Onu özlüyor musun?
Bu sorunun üzerine kendine inanamadı Boran.Kızdı,hırpaladı kendini suçlamalarıyla.Ellerini Sıla’nın ellerinden çekti.Sıla yüreğinin buz tuttuğunu hissetti.Boran aniden ayağa kalktı.Sıla’nın gözlerine acıyla bakıyordu.Sıla’nın şaşkın ve korkak bakışları arasında odadan çıktı.Sıla neler olduğunu anlamıyordu.Bir süre sonra ayaklandı Sıla.Hızla çıktı odadan.Boran’ın üst kata çıktığını gördü.Hızlı adımlarla takip etti onu.Herkes çoktan dağılmıştı odalarına.Boran konağın arka tarafına geçmiş,manzarayı izliyordu.Hala öfkeliydi.Sıla Boran’ı görünce durdu ve bir süre onu izledi.Ne yapması gerektiğini bilmiyordu.Kimden bahsediyordu Boran?Neden bu kadar kızmıştı?Boran’a doğru birkaç çekinik adım daha attı.
Sıla:Boran..
Boran Sıla’nın varlığını hissettiği an kaskatı oldu.Sıla’nın sesi onu daha da öfkelendirmişti.Dişlerini sıktı,sakin olmaya çalıştı.Sıla Boran’ın öfkesini tüm bedeninde hissetti.Sanki dokunulmaz,gizemli bir güçle birbirlerine bağlıydılar.Boran da Sıla’nın kalp atışlarını duyuyordu yüreğinde.Sıla’nın anlayamadığı bu öfkenin ardında büyük bir aşk vardı aslında.Boran içindeki karanlık,uçsuz bucaksız aşka karşı koyamadığı gibi,başedemiyordu da.Bu onu tarifsiz acılar içinde boğuyor ve tüketiyordu.Sıla ise olanlardan habersizdi.Ama içinde büyük bir huzursuzluk vardı.Sanki birşeyler duymak istiyor gibiydi Boran’dan.Kalbinin deli gibi attığını hissettiğinde Boran’ın omzuna dokunmak için yavaşça elini uzatmıştı.Boran Sıla’nın elini omzunda hissettiğinde tüm vücuduna bir sıcaklık yerleşti,tüm bedeni yeniden var oluyordu sanki.Sıla’nınsa içi huzurla doldu.Sanki uzun zamandır ona ulaşmaya çalışıyordu.Ve en sonunda varmıştı yanına.Yüreğindeki ıssızlık,coşkulu bir kalabalığa yaklaşmış gibi delicesine atıyordu.
Sıla:Boran..
Sıcak bir ıslık gibi çıkmıştı sesi.Boran kendiyle verdiği müsadelede hem kazanan hem de kaybeden taraftı.Koruyup ,kollanmayı bekler gibi masumca bakıyordu.Sıla ile gözleri yeniden buluşmuştu.Sıla birşeyler söyleyecek gibi bakıyordu Boran’a.Boransa hiçbirşey duıymak istemiyordu.
Boran:Birşey söyleme Sıla..
Sıla isyankar bakışlarla baktı Boran’a.Üzülmüştü olanlara,yeteri kadar perişandı.Şimdi ise Boran’ın bu suçlayıcı bakışlarına maruz kalmıştı.Yeniden ağlamaklı oldu.Boran acı bir veda havası sezdi bu bakıştan.Sanki bambaşka bir yerdeydiler.Birbirlerinden ayrılıyordular.İkisi de bu acının tutsağı olmuştu.Sıla Boran’a anlamadığı bir şeyi açıklamaya çalışırken gözlerinden akan bir damla yaşı durduramadı.
Sıla:Ne demek istedin Boran?
Boran az önceki sorusunu duymak istemiyordu.Kabul etmiyordu bu durumu.Sıla’nın bu soru üzerine bir bir dökeceği itirafları dinlemek istemiyordu.Yenilgi ile çıkmıştı bu cesaret savaşından.Sıla’nın başkalarına dair özlemlerini,aşklarını duymak istemiyordu.Uğraşmaya çalıştığı bunun mücadelesiydi.Sıla ise soran gözlerle bakıyordu Boran’a.Başını iki yana salladı.Bir iki adım geri gitti,sendeledi.Boran Sıla’ya büyük bir özlemle baksa da durduramadı kendini.İçindeki erken acının kazınmasına dayanamazdı.Bu konuyu tamamen kapatacaktı.Hiç konuşulmamış gibi olacaktı.Sıla düşecek gibiyken kavradı onu.Sımsıkı tuttu.Şimdi hiç olmadıkları kadar yakındılar birbirlerine.Sıla Boran’ın kendisine dokunması ile ağlamaya başladı.Boran neler olduğunu anlamıyordu.Sıla’yı narince tutuyordu kolları arasında.Boran Sıla’ya şaşkınca bakarken Sıla kızarmış gözlerini Boran’a dikti yeniden.Boran ürperdi,içi acıdı.Kollarından tuttuğu,sevdiğini kadını nasıl acıtmıştı söyle?Kendi yarasının merhemi uzaklaşmak değil miydi korkularından?Yanılmıştı Boran.Kaçış değildi bu.İçinde taşıdığı büyük aşktan nefret etmesine imkan yoktu.Sıla’dan duyacağı gerçekler onu rahatlatmayacaktı.Bir an sorduğu sorunun cevabına kendini öyle hazırlamıştı ki..”Acı bile olsa dayanırım” demişti.Şimdi ise yalvarıyordu Sıla’ya gözleriyle.Yüreğinin ağırlığını hafifletmesi,kanayan yarasına merhem olması,onu affetmesi için yalvarıyordu.Sıla kendini öyle güçsüz hissetti ki..Boran’ın bu kırgın gidişine anlam veremiyordu.Bedeninden başka bir beden kopmuştu sanki..Şimdi yeniden tutunuyordu ona.Yeniden kaybetme korkusuyla sarıldı Boran’a.Kim olduğunu bilmeden sarıldı.Yüreğindeki suçluluk biraz olsun hafiflemişti.Gözlerini sıkıca kapattı.Boran da Sıla’nın varlığını bir nefes gibi çekti içine.Sıla yüreğinin kanatlanıp uçtuğunu hissetti o an..Gökyüzünün maviliği içinde havalanıyordu adeta.İçi içine sığmıyordu.Tutunduğu yüreğin sevgisini tüm bedeninde hissetti.

Kısa oldu maalesef..Pazartesi görüşmek üzere...:img-wink:

cicek20
18-05-07, 20:53
Part 50

E: Borani nasil buldun?

N: Ne yalan söyleyim önceden biraz tepkiliydim. Yani sende benim gibi yillardir Emrenin bizim damadimiz olmasini cok isterdin. Ama kismet degilmis. Kizimiz bizim gibi düsünmedi. Baskasina asik oldu. Boranin Silayi gercekten cok sevdigini bugün gördüm. Ona asla zarar vermez. Galiba iyi biri. Efendi, saygili, konuskan. Yani ben sevdim acikcasi. Ama yinede dogru bir karar vermek icin daha erken. Iyici taniyalim, ondan sonra bakariz.

E: Bende. Pek tanimiyoruz daha. Ama ilk izlenim bende olumlu. Bugün yemekte biraz agzini aricagim. Ne yapiyor Mardinde bi ögreneyim. Sonra belki yani cok uzak bir ihtimal ama belki sirketleri ona birakirim. Yani güvenilir birine benziyor.

N: Erkan hemen karar verme. Bi dur önce. Onun kendi hayati var. Bencede güvenilir birisine benziyor, ama önce iyice taniyalim.

E: Hakli olabilirsin Nese. Zamanin bize ne göstericegi belli degil. Bekleyip görelim.[/COLOR][/SIZE][/FONT]

Part 51

Sonunda dörtü yaliya gelmislerdi. Nese hanim yemeklerle ilgilenmeye gitmis, o sirada Boran ve Erkan bey tavla oynamaya baslamislardi. Erkan bey Boranin tavlada cok iyi oldugunu ögrenince sevinmisti. Simdiye kadar hep Kenanla oynamisti. Beyler tavlaya dalmisken, Nese hanim bu durumdan istifade edip hemen Silanin yanina gitmisti. Silada geldikten sonra hemen odasina cikmis giyicek birseyler aramakla mesgulduki birden annesi odasina girmisti.

N: Sila rahatsiz etmiyorum degil mi?

S: Yok anne. Ne rahatsizligi olsun ki.

N: Baban ve Boran asagida tavla oynuyorlar. Simdi hemen konusabiliriz. Bugün ne oldu? Yani hastanede birseyler demek istedin ki, o anda Boran ve baban girdi odaya. Lütfen olan biteni anlat. Yoksa icim rahat etmez. Birsey oldugu cok belli.

Sila bir an bugün sabah yasadigi o igrenc durumu unutmustu. Boran sayesinde unutmustu. Simdi annesine ne derdi. Emreyi cok sevdigini biliyordu. Hep oglu yerine koyardi. Anlaticaklari annesini cok üzücekti. Ama annesi yalan söyledigini hemen anlardi. Ondan sonra dogruyu ögrenene kadar, rahat birakmazdi. Zor da olsa söylemeliydi herseyi.

S: Tamam anne. Sana anlaticagim. Ama bana kimseye söylemicegine söz verirsen. Bunu kimse bilmicek.

N: Söz kizim. Anlat lütfen, korkmaya basladim.

S: Dün ben ve Boran yemekten geldikten sonra Emreyle karsilastik. Biliyorsun Emrenin bana olan ilgisini. Boranla biraz atistilar. Bende Emreye gitmesini dedim. Yarin konusuruz dedim. O gitdi. Boranla biraz tartisdik. Boran Emreyle görüsmemi istemiyor. Cünkü Emrenin beni sevdigini biliyor ve belki birseylere kalkisir diye endiselendi. Bende bana birak ben hal ederim dedim. Ama anne Boran hakliymis.

N: Nasil hakliymis? Emre sana birsey mi yapti?

S: Bugün ofise geldi. Yanlizdim. Konustuk. Ona anlatmaya calistim. Borani sevdigimi, onsuz bir hayat düsünemedigimi söyledim. O bunu kabul etmedi. Sonunda ona gitmesini dedim. Gitdigine sandim. Birden arkamda görünce korkmaya basladim. Sonra beni zorla öpmeye basladi. Ona tekme atinca kurtarabildim kendimi. Yoksa….

N: Allahim Emre bunu nasil yapabildi. Inanmiyorum. Bunu yaptigina inanmiyorum. Biz bu kadar yanilmis olamayiz. Yoksa öncedende mi böyle birsey yapmaya kalkisti?

S: Hayir anne, aksine hic böyle birseye yeltenmedi. Beni zaten en cok bu sasirtdi. Sok oldum. Neye ugradigima sasirdim. Kendimi zor eve atdim. Yani Emrenin bir anda böyle degismesi beni yikti. Hic böyle birsey ummazdim. Bunca yil dostumu tanimaz oldum bir an. Ben bu kadar yanilmis olamam.

N: Kimse bunu ondan beklemezdi. Artik bu sevgi bir saplanti olmus onda.

S: Anne Boran bunu asla ögrenmemeli. Yoksa cok kötü seyler olur. Emrenin beni zorla öptügünü ve….

N: Sus kizim. Sakin o cirkin seyi söyleme. Ben ama Lemanla konusucagim.

S: Hayir anne. Sakin yapma.

N: Kizim, o bir anne olarak ogluyla konusmali. Yanlis yaptigini anlatmali. Olmazsa yine Amerikaya dönsün. Belli ki tam kendine gelmemis. Gitsin piskolojik tedavi görsün. Böyle olmaz ki.

S: Hakli olabilirsin anne. Ben ama onu asla bir daha görmek istemiyorum. Benim ve Boranin hayatina bir daha giremez. Girmemeli.

N: Tamam kizim. Sen endiselenme. Hadi simdi asaga inelim. Beyler meraklanmistir, biz nerde kaldik diye.

S: Anne Borani gercekten sevdiniz mi?

N: Evet Sila. Tam tanimiyoruz. Ama iyi birisine benziyor. Biraz daha tanimamizda yarar var degil mi?

S: Evet haklisin anne. Ama emin ol Boran cok iyi biri. O da sizi cok sevdi.

N: Tamam kizim. Hadi asagi inelim.

Sonunda ana kiz yemek odasina gecerler. Erkan ve Boran hala tavlaya dalmis, gönüllerinin sultanlarinin geldigini görmemislerdir.

N: oh…Erkan bey…yine unutulduk desene.

E: Nese yapma öyle.Sende yillardir bu tavlayi kiskanip duruyorsun. Boran baya iyimis tavlada. Kenandan baska birisiyle oynama firsatini kaciramazdim. Ama Boran ne kadar iyi olmasina ragmen yinede ben kazandim. (Erkan beyin bilmedigi Boranin bilerek kazanmasini sagladigi!!).

Boran Silanin gelisiyle hemen tavlayi birakip ayaga kalkmisti. Gözlerini Silaya dikmisti. Bir türlü Silaya bakmaya doyamiyordu. Hep bakmak, bütün günü böyle gecirebilirdi. Silada Borana bakiyor, ama anne ve babasina ayip olmasin diye Borana isaret etmisti. “Yapma öyle” diye. Bunu gören Boran zorda olsa toparlamisti kendini.


Dörtü masaya oturmus, yemege baslamislardi.

N: Boran kusura bakma, senin ne yemekler sevdigini bilmedigimden birseyler hazirlatdirtim. Umarim begenirsin.

B: Yok Nese hanim. Yemekler cok güzel olmus. Ben yemek secmem zaten.

O an Silaya bakar. Ikiside gülümserler. Bag evdeki makarna sefalari akillarina gelmisti. Boran Silaya o gün dememisti. Ama makarnayi zor yemisti. Yani Sila icin güzel olmasada, yemisti. Silada aslinda makarnanin güzel olmadiginin farkindaydi. Boranin bu kadar istahli yemesini sasirmis ama bir o kadar sevinmisti. Onun icin o berbat makarnaya katlanmisti, kötü oldugunu kafasina vurmamisti.

E: Anlat Boran. Sila Mardinde yasadigini söyledi. Neler yapiyorsun orda? Yani meslegin ne?

Boran bu soruyla birden tedirgin olmustu. Oysa o Silanin ailesine agaligindan bahsetdigini sanmisti. Ama hic birsey bilmiyordular. Silaya bakar. Silada bu ani soru karsisinda saskin oldugunu görmüstü.

Simdi agayim dese, bunu nasil karsilardilar. Bilmiyordu. Yalan söylicek halim yok. Acik acik söylemem gerek diye düsünür Boran. Yalanlar üzerine birsey kuramazdi insan.

Silada merak ediyordu aslinda. Anne ve babasinin Boranin agaligini duydugunda tepkileri ne olucak diye. Birde evlenip, oraya gidicegini ögrenicekleri zaman, evet en cok buna tepkilerini merak ediyordu. Zor saatler simdi ikisini bekliyordu.

Boran zorda olsa Erkan beyin sorusuna cevap verir.

B: Ben…Mardinde aile sirketi yönetiyorum.

E: Ahh…cok güzel. Ya ailen? Anne babanin meslekleri ne?

B: Sey….bir kiz kardesim var. Evli ve iki cocugu var. Annem ev hanimi. Babamda…yani meslege yok. Eskiden….yani biz bir asirete bagliyiz. O da zamaninda asiretin agasiydi. Ama hastalaninca birakti. Yani.....tek oglu olarak ben aga oldum.

Boran birden rahatlamisti. Aga oldugunu diyince birden kus gibi hafiflemisti.

Nese hanim o sirada sarab bardagindan bir yudum almaktadiyki, Boran dedikleriyle birden öksürmeye baslar. Erkan bey ise saskin saskin bir Sila bir Borana bakar.

E: Ne agasi? Bu zamanda böyle seyler kaldimi daha? Sacmalik bu.

B: Erkan bey sizin icin anlamasi zor olucak biliyorum. Ama biz yillardir, hatda yüzyillardir böyle yasiyoruz. Bende bu düzene karsiyim. Yanlis olan sok sey var. Agaligi kabul etdim, cünkü böylece bu düzeni yavas yavas degisterebilirim.

E: Bak Boran sana kisa zaman icinde isindik. Senin efendi birisi oldugunu gördük. Ama sende bizi anla. Ilk önce kizimiz birisini seviyorum dediginde cok sasirdik. Ama yinede kizimizin mutluguna ortak olduk. Icimiz acisa bile. Simdi ama ögreniyoruz ki, kizim bir agaya asik olmus. Bizim bilmedigimiz bir hayati olan birisini. Sila ben gercekten anlamiyorum. Senin bunlari bile bile…

S: Baba, hersey sizin görmek istediginiz gibi degil. Ben kendim sahit oldum. Boran nasil bir babaya kizini okula göndermek icin zorladigini. O da bazi seylerin yanlis gitdiginin farkinda. Zamanla hersey düzelicek. Bende ona yardim edicegim.

N: Nasil? Sen ona burdan nasil yardim ediceksin ki?

Sila ve Boran birbirine bakar. Artik herseyi anlatma zamanidir.

S: Ben Mardine tasinicagim?

Nese ve Erkan birden „Ne?“ diye bagirmislardi.

N: Kizim sen delirdin mi? Orda nasil yasarsin? Sen oralara alisik degilsin ki?

S: Ben kararimi verdim. Orda yeni bir ofis acip, orda avukatlik yapicagim.

E: Sila bunlari yanlizken konussak iyi olur. Anne ve baban olarak bizimde senin hayatin hakkinda konusma hakkimiz var.

Boran artik daha fazla kalmak istemiyordu zaten, en iyisi gitmekti. Silayi ailesiyle yanliz birakip, konusmalarini saglamakti.

B: Ben gitsem iyi olur. Size iyi aksamlar.

Sila saskin saskin Boranin kalkisini, ardindan gitmesine bakiyordu. Birden ayaklanmisti. Niyeti Boranin arkasindan gitmekti. Kapiya kadar gitmisti ki birden babasinin „Silaaa“ diye bagirmasiyla oldugu yerde kalmisti. Arkasina dönüp babasina bakmis, bir adim daha edememisti.

Boranda zaten kapidan cikmis, yalinin merdivenlerine dogru yönelmisti bile.

BHR
19-05-07, 00:06
Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin…
Tekkede manastırda eremezsin…
Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada…
Cennetin cehennemin üstündesin…

Hayyam


Sevgidir baki kılan insanı…
Ve içindeki sevebilme yetisidir yücelten onu…
Ne kadar sevebilirsen… O kadar var edersin kendini…
İçinde ki sevgiyle… Var edersin kendini…
Tek taraflı bile olsa sevgin... Önemli olan ona sahip olabilme gücün değil midir?
Ve sevdiğin zaman… Yürekten sevdiğin zaman…
Duyguların en yücesine sahip olmaz mısın…
Hele de sevgin karşılıklıysa…
Bir ömür kutsanmaz mısın…
Hem sevebildiğin… Hem de sevilebildiğin için…
Kutsanmış olmaz mısın… Bütün sevgiden yoksunların yanında…

Öyleyse Sıla’yla Boran’da kutsanmış değiller miydi sevgilerinin bağıyla…
İkisine de bahşedilmişti sevebilme yetisi…
Ve yazılmışlardı birbirlerinin alınlarına…
Bir gün kavuşup mutlu yaşamanın yazgısı nasip olmuştu onlara…
Ve çok temiz… Çok saf… Ve çok yüce bir sevdayı yaşayabilmek…


Boran küçük kadınını ardında bırakarak… Ondan dakikalarca ayrı kalmayı göze alarak girmişti duşa…
Ona kalsa bütün bir ömrü Sıla’yla o yatakta geçirebilirdi ama… O gün yetişmeleri gereken bir uçak… Ondan önce de paketlemeleri gereken eşyalar vardı…
Bir ömür sürecek beraberlikleri için en büyük adımı atlamalarına çok az bir zaman kalmıştı…
İkisine göre bir ömür geçmek bilmeyen anlar boyunca beklemişlerdi… Bu kavuşma anını…
Kutsal evlilik bağıyla bağlanarak… Aşklarını daha da kutsayabilecekleri o anı…

Boran çabucak duşunu aldıktan sonra küçüğüne bir sürpriz hazırlayarak… Belinde beyaz havlusuyla… Bir yandan da elinde ki havluyla saçlarını kurulayarak gitmişti Sıla’sının yanına…
Onun sırtına saçlarından damlayan sularla beraber bir öpücük kondurmuştu…
Sıla bir anlığına suyun etkisiyle irkilse de bozuntuya vermeden yatmaya devam etmişti…
“Hadi ama güzelim… Kalkmayacak mısın yataktan?”
“Iııhhh…”
“Kalmayacaksın öyle mi… Yani kocanın burada açlıktan ölmesine… Güçsüz düşüp kendi düğününe katılamamasına göz yumacaksın…”
Sıla yüzükoyun gömüldüğü yastıkların arasında bir hışım Boran’a dönmüştü bu cümlenin üzerine…
“Bana bak Boran Ağa… Seni düğünümüzde sapasağlam bir görmeyeyim… Çekeceğin var o zaman benden…” demişti… Yüzünde bir gülümsemeyle parmağını ona sallayarak…
Boran kendisine yüzünü bahşeden güzel yüzlüsünü bir anda kucaklamış… Sıla’nın “Boran napıyorsun sen” deyişine aldırmadan… Kucaklamasına bir öpücükle devam etmişti…
Ardından da Sıla’nın tatlı çırpınışları ve kurtulma çabaları arasında….
“Ya Boran… Ayıp ama hayatım… Sen çıplak bir kızı kucaklamaya utanmıyor musun?”
Deyişini de bir öpücükle böldükten sonra…
“Hadi ama güzelim… Bırak çırpınmayı… Kocanın kollarındasın işte… Hem dün gece her santimini ezberlediğim vücuda biraz daha bakmışım çok mu?” diyerek Sıla’ya hazırladığı sürprize doğru yol almıştı…
Banyoya girdiklerinde Sıla’nın tek diyebildiği… “Boran” olmuştu… En cilveli… En arzulu… Ve en sevgi dolu sesiyle demişti bu Boran’ı…

Boran küveti Sıla için doldurmuş… Onun gibi koktuğuna inandığı… Ama yine de kadınının kokusunun yanında değerini yitiren en özel banyo köpüğünü kullanmış…
Ve küvetin yanına da bir adet beyaz gül bırakmıştı…
Aynı küçüğü gibi saf… Temiz… Ve duruydu bu beyaz gül…
Zaten Boran için hayatında var ettiği her şey biraz Sıla değil miydi?
Sıla ve Sıla’ya dair ne varsa var ediyordu hayatında…
Bir anlığına bile olsa içinde Sıla’ya ait bir parça taşıyabilecek her şey onun başının tacı olmaya hazır değil miydi?
Özellikle de bütün beyaz çiçekler…
Sıla gibi bembeyaz olan o çiçeklerin her cinsini önüne dökmeye hazır değil miydi Boran sevdiğinin?
Aynı Sıla’dan uzakta geçirdiği her saniye de… İçlerinde Sıla’nın kokusunu barındıran… Yaseminleri… Şebboyları… Nergisleri… Gülleri… Ve daha nicesini kokladığı gibi…
Aynı banyoya ilk girdiği anda bile Sıla’yı duyumsayabildiği gibi…

Boran yavaşça küvete bırakmıştı Sıla’yı…
Sıcaklığı ne teni yakacak derecede… Ne de teni ürpertecek derece de olan…
Tam kıvamında… Tam Sıla’sının ipek tenine uygun bir kıvamda hazırladığına inandığı suyun içine bırakmıştı Sıla’yı… Sıla’sını…
Ardından da onun ipek tenini yumuşak hareketlerle keselemişti…
Kollarını… Bacaklarını… Sırtını… Göğsünü…
Küçük bir bebeği yıkar gibi narin ama kadınını yıkar gibi arzulu hareketlerle yıkamıştı sevdiğini…
Saçlarını… O kokusuyla her daim başını döndüren sevdiği kadınının mest edici saçlarını da yıkamış…
Ve mest edici durulama faslı da bittikten sonra… Havluya sarmalayarak yine kucağında bu sefer mabedine değil de odasına taşımıştı küçüğünü…

Son olarak da yatağının üzerine bıraktığı küçücük kadına bakarak… Öpücük kondurmuş dudaklarına… Ve giyinmek için aşağıya inmişti…
Sıla’yı da giyinmesi için yalnız bırakmış…
Ama kahvaltıya çabuk inmesi içinde sıkı sıkı tembihlemişti onu…
Çünkü değil ondan bir saat… Bir dakika hatta bir saniye bile ayrı kalmaya tahammülü yoktu…

fc_ceng
19-05-07, 02:28
emine : boran niye erken geldin
boran : ders yoktu

emine : saat kacta gidecegiz
boran : nereye
emine : silalara unuttun
boran : bir yere gitmiyoruz
emine : ne demek bu daha dun soylemed,n mi
sila seni davet etmedimi
boran : evet ama bşr yere gitmiyoruz
emine : olmaz bak abinde gelecek ona ne diyecegiz
boran : gitmiyoruz dedim silayida unut
emine : ne demek bu
boran : ne demek se ne demek o kadar
emine : ben onu bunu bilmem o kadar hazirlandim abinde gelecek istersen sen gelme ben gidecegim
boran : yenge
emine : ne var ben gidip tanisacagim ya hem abin is yapacak o adamla unuttun
boran : tamam tamam ama eger orda gene bir hatlar karistirirsan yemi ederim bir daha seninle konusmam
emine : ne demek halt karistirmak ben sadece tanisacam
boran :ii
emine : ne oldu bugun soyle
boran : hic bise olmadi deyip ceketini cikartip lavoboya gitti
bu arada gamze borani ariyordu
emine : alo
gamze : sey ben boranla gorecegimde
emine : siz silamisiz
gamze : yok ben silanin arkadasi gamze boranla konusmam lazimda
emine : boran cok sinirli bugun okulda ne oldu
gamze herseyi anlatmisti
emine : tamam ben onu ,ikna ettim ben aralarini duzeltirim
gamze : tamam


boran : telefonum mu caldi yenge
emine : yok sana oyle gelmistir
boran : ii ben yukarda dinleniyorum abim gelince haber ver
emine : tamam

oda :
boran sa azar azar sakinlesiyordu
Allahim bu kiz bana ne yapiyor boyle onu gorunce neden hislerime hakim olamiyorum.. ben bu degilim ben bu.... o fotograflar neydi. ya o emre bu cesareti nerde aliyordu. ya sevginin soyledikleri sila gercekten nasil bir kizdi.
aklina gelenleri dusunmek bile istemiyordu. kendini bu kıza kaptirmamaliydi. yoksa sonra pisman olacakti. ve silaya karsi artik mesafeli olmaya karak vermisti. evet enazindan zaman gerekliydi.... ve o emre bunun hesabini verecekti.. tabi sevgide.. boran her nekadar silaya kizsada emrenin ve sevginin hayat, onda nefret uyandiriyordu. ne hakla bunu yapiyorlardi. sevgi o fotograflari nerden bulmustu. eline nasil gecmisti. aslinda parcalari birlestirmek zor olmamisti.....

evet bu bir oyundu ve boran bu oyuna gelmisti.. ve artik nasil davranacagini daha ii dusunuyordu.. aslinda bu olay ona bir sey hatirilatmisti. demek silaya karsi birseyler hissettigi disardan belli oluyordu. ve sila onun icin bir zaafti. fakat o bir aga cocugu idi. ve zaaf olmamasi gerekiyordu. hemde bir kadin icin..
bir kadin diyince aklina yine sila gelmisti. ama o farkli idi. o o masum halleri o cana yakin hali o gulusu...

boran .. bu ise bir cozum bulmaliydi.. ve bunu nasil yapacagini dusunmeye baslamisti.. umarim sila bugun olanalri bana anlatir... diye icinden gecirdi..

emine : hadi boran abin geldi
boran : tamam yenge geliyorum
sarhan : hadi damat nerde kaldin
boran : abi boyle yapacaksaz hic gitmeyelim sonra ben sialnin yuzune nasil bakarim
emine : tamam ya saka yapti abin
sarhan : ne sakasi ya sunun surasinda kac senesi kaldi. annem kız bulmaya baslamistir. bizim oralardan malum seherlii bir gelin yeter ona
boran : ya sen istedigin kizi al bize annem bulsun
sarhan : ee iste sana firsat bi kızı gorelim
boran :ya bunada mı sen karar verecen
emine : gevezelik etmeyin hadi gitmemiz lazim

gamze : tamam sila gelecekler
sila : boran ne dedi
gamze : yengesiyle konustum o geleceleini soylediler. bu ara sanirim yengesicok seker biri
sila: tamam saol gamze
gamze : sozlerini unutma yoksa borana hic ii seyler soylemem
sila : tamam gamze


erkan bey : sila ne oldu
sila : hic baba boran aradimda
erkan bey : bi sorun mu var
sila : yok baba yoldalarmis
erkan bey : senin suratin niye boyle uzgun
sila : sana oyle gelmis baba bisey yok
erkan bey :ya hadi yakinda kokusu cikar ya


emreler
kenan : anlat oglum
emre : baba bizim okula yeni bir cocuk gelmisti. adi boran mardinli bir aganin oglu..
kenan : ee nolmus
emre ise olanlari cok farkli bir sekilde anlatmisti..
kenan : ne demek bunlar dag basimi burasi peki sila ne yapti
emre : ne yapsin sasirip kaldi
kenan : tamam ben erkan beyle de konusurum kimse beniim ogluma bisey yağamaz heşle bi aga asla.. ayrica mudur beylede konusurum gerekirse sinifini degistirirler
emre : bu cok ii olur baba
kenan ise emrenin silaya olan ilgisini biliyordu. zaten erkan beyle ii isbirligi vardi. ilerde sila ile emrenin evlenmesi en buyuk istegi idi.

kapi caliyor..
sila : anne geldiler
nese hanim : tamam kizim kapiyi ac artik...
ssila : tamam anne
kapi acilyor
sarhan : ii aksamlar

ezgi su
19-05-07, 11:31
SEVEN NE YAPSIN SEViLEN NANKÖRSE!!

PART 10

bu part dogum günümü hatirlayip kutlayan herkese gelsin

boran:sila...
evet dudaklarinin arasindan zorda olsa sila sözcügü dökülmüstü..
sila ise boranin sesini duymasiyla ufak capli bir sok geciriyordu..."nerden cikti simdi bu....niye allah`im tam unutmaya calisirken niye"diye geciriyordu icinden...
sila zorda olsa kendini topladi..simdi bunlari düsünmenin zamani degildi..borana haddini bildirmesi gerekiyordu..hangi cesaretle ariyabiliyorduki onu.."bu kadar mi yüzsüzsün sen boran???hangi hakla ariyabiliyorsunki beni..bu cesareti kimden aliyorsun"diye ekledi düsüncelerine.ama yinede emin olamiyordu boranin aradigindan...belkide baska birisidir ve ben onu cok özledigim icin onun sesine benzettim..evet evet baska birisidir...bunu ögrenmenin tek bir yolu vardi..
sila:sen....boran..
boran:evet benim sila.....
silanin gözleri dolmustu..ne kadar özlemisti bu sesi..ama yinede herseye ragmen onun olmamasini istemisti...ama bir yandanda seviniyordu..en azindan aradi..öylece hicbirsey yokmus gibi birakmamisti onu.."kendine gel sila...neler diyorsun sen...ne icin aramis olabilirki..seni sevdigini söylemek icin degil herhalde...kimbilir yine ne yalanlar siralicak.."diye ekledi kötü düsüncelerine...ama bir yandanda"onu bu kadar cok severken nasil uzak durucam ondan"diye söyleniyordu bir yani...evet beyninin iki yani catisiyordu su anda...daha dogrusu beyni ve kalbi catisiyordu..kalbi herseye ragmen"askim bitanem diyip onu bagrina basmayi..ona onu cok özledigini gelip onu almasini söylemesini istiyordu...ama beyni tam terseydi...o seni aldatti..sana dokunurken eski sevgilisini hayal ederek dokundu...kim bilir daha hangi yalanlari söyledi sana..kim bilir kimlerle aldatti seni..sen sadece birine sahit oldun..bütün öfkeni dile getir...herseyi söyle ona..bir daha seni aramamasini seni rahat birakmasini söyle diyordu"evet hangisi galip gelmeliydi peki..aslinda kalbinin sesini dinlemek isterdi sila ama simdi buna izin veremezdi...boran yaptiklarinin bedelini cekmeliydi...aksi halde asla kendini afedemezdi sila...gururunu ayaklar altina alip borani afedemezdi..icindeki bütün nefreti sesine yükledi sila..sanki telefonda boranla konusuyormus gibi degilde...hayatta en cok sevdigi insani gözlerinin önünde öldüren bir katille konusuyormus gibi hissetti..sesinin nasil bu kadar soguk ve öfkeli ciktigina kendide sasirdi bir an..ama daha sonra böylesinin en iyisi olduguna inandi..
sila:ne var???ne istiyorsun???
evet iste bu iki sözcügü söylemisti o soguklukla..peki sadece bu kadariylami kalicakti...onu kendiside bilmiyordu..aslinda hemen telefonu kapatmak istiyordu...bu iskenceye daha ne kadar dayanabilecegini kendide bilmiyordu....
o kadar soguk bir sekilde söylemistiki bunlari boran bir an buz tuttugunu hisetti..evet kalbi üsüyordu..eskiden sila konusurken kalbi ve bütün bedeni alev alev yanarken simdi üsüyordu..peki üsümesinin nedeni silanin buz gibi sesimiydi yoksa silanin o icini isitan sevgisini kaybettigini düsünmesimiydi...buna izin veremezdi...silaya inat en icten sesiyle cevap verdi..
boran:silam...seninle konusmam gerekiyor...
sila:konusulacak ne kaldiki boran aga...ask bitti..sen bitirdin bu aski..

KEREMCEM/ASK BiTTi

ask bitti geriye ne kaldi simdi..
kim suclu, kim aldatti ne fark eder...mühim degil...sözlerin önemi yok..
diledigini al diledigini ver ne fark eder..
mutlu sayilmam,bundandir aglamam
mutlu sayilmam, bundandir aglamam.
ask bitti...geriye ne kaldi simdi...
gururum olmasa sana git diyemem ama git ne olur..
anla ne olur seni afedemem..bu defa ihaneti unutmak unutmak agir gelir
diledigini al diledigini ver ne fark eder
kim suclu kim aldatmis ne fark eder..

boran:nerdesin sen sila...
silada boranda farkina varmislardi..artik boranin sesindeki sevkat yerini sabirsiz ve yavas yavas sinirlenmis bir tona birakiyordu..
sila:senin ve o yalanci askinin ulasamiyacagi bir yerdeyim...bir daha beni arama ve karsima cikma...
sila telefonu kapatip aglamaya basladi...
sila:neden....neden boran..niye yiktin o büyük askimizi...hicmi sevmedin beni...hersey yalanmiydi???allahim bana yardim et...onu icimden atmama yardim et...diye hickiriliklar arasinda fisildadi..
boran ise suratina kapanan telefona bakakalmisti...sila o telefonu kapatmakla boranada bütün kapilarini kapatmisti...
boran:silam...yapma silam...diye fisildiyabilmisti sadece...gözlerini duvarda olan silanin fotografina dikmisti...silayi tekrar aramisti ama telefonu kapaliydi...boran odasindan cikip adamlarina en kisa zamanda silanin yerini bulmalarini istedi ve odasina geri dönüp yatagina geri uzandi..silanin fotografini izliye izliye uykuya daldi..

sila ise hala yataginda durmus agliyordu...bir süre sonra aglamayi kesmisti...cani inanilmaz bir sekilde cilek istiyordu...sila buna aglasami gülsemi bilemedi...bu neydi simdi...o tartismanin üzüntünün üstüne bebegi ona inat gelisebilmek hayat bulabilmek icin birseyler istiyordu...elini karnina koyup gülümsedi..yataktan kalkip mutfaga gitti...evet aradigi iste ordaydi..cilekleri bir tabaga koyup temizce yikadi..ve odasina dogru ilerledi...sila bir yandan cilek yiyor bir yandan ise bebegi ile konusuyordu...aslinda o hayatini hic böyle hayal etmemisti...hele bebek olayi tamamen farkliydi..o boranla birlikte bebegini büyütmeyi hayal etmisti...cani birsey aserdigi zaman boranin onun etrafinda pervane olusunu hayal etmisti hep...peki simdi nerdeydi..kim bilir belkide iki paralik bir kadinin kollarindadir diye düsündü...saate baktiginda saatin gece üce geldigini gördü...
sila:artik yatma zamani melegim...dedi bebegine ve yatagina girdi...kisa bir süre sonra uykuya dalmisti..
sabahin erken saatlerinde boran uyanmisti...kahvaltisini yaptiktan sonra isrkete gidip islerle ilgilendi ve adamlarinin ona silanin adresini getirmesini bekledi...
dün geceden beridir arastirma yapan adamlar en sonunda silanin nerde oldugunu bulmuslardi..hemen boranin yanina gelip adresi verdiler...
adam:agam...gelinagamin adresini bulduk..
boran:tamam ver bana...
adresi aldiktan sonra sirketten ayrildi...silanin yanina dogru yola koyuldu....

birzey
19-05-07, 12:22
YASAKSIN BANA

doğum günü kızı ezgi suya gelsin;


“ sılaya sıkıca sarıldı…sılada ona iyice sokulmuştu…sılanın nefesini teninde hissettikce nefes alış verişlerinin değiştiğini hissetti…kalp atışlarıda düzensizleşmişti…sıla gözlerini açtı…
Sıla kafasını kaldırıp borana bakıyordu… boran ona yakın olmaya dayanamaz hale gelmişti…artık biliyordu ki o sılayı seviyordu…
Sıla: borannnn…
Boran ölece sılaya bakıyordu sılanın ne söleyeceğini merak ediyordu…
Sıla: borannn…ben seni çok seviyorum…
Boran sılanın alnından öpmüştü bu sözün üstüne…
Boran: bende seni seviyorum sılam…
Sıla borana daha bi sokularak: biliyordum seninde beni sevdiğini biliyordum…
Boran sılanın dudaklarını parmağıyla kapatarak : bu anı bozma sıla… bunları sonra konuşuruz…
Sılanın burnuna küçük bir öpücük konduruktan sonra dudaklarına yöneldi…


10. bölüm

Boran sılayı tüm benliğiyle öpüyordu kendini hiç bu kadar huzurlu ve mutlu hissetmemişti…dudaklarını sılanın dudaklarından ayırdıktan sonra tüm gücüyle sılayı sardı…onun varlığını tüm benliğiyle hissetmek isityordu…”
Sılanın kımıldamasıyla boran gördüğü rüyadan sıyrılarak uyanmıştı…gerçektende sılayı tüm gücüyle sarmıştı… gördüğü rüyanın şoku vardı üzerinde…nasıl olurda böyle bir rüya görürdü… sılaya bakıyordu…sılayı gerçekten seviyormuydu…ona aşıkmıydı…bu olabilirmiydi…abayın söleri aklına geldi…sılaya hissettiklerin ağabeylikten çok öte bişey…abay bunumu kastetmişti…ama nasıl olurdu…sıla çok masum görünüyordu…bir o kadar da güzel…sılayı alnından öptü…sıla birden gözlerini açtı…
Boran hiçbişey olmamış sılanın sölediklerini duymamış gibi davranmaya karar vermişti…
Sıla: boran…
Boran: iyimisin sıla….biraz ateşlenmiştin…
Sıla üzerine baktı…sadece havluya dolanmış ve borana sarılmıştı…yüzü kızardı…utanmıştı…
Boran sılanın bu halini görünce verdiği kararın yerinde olduğunu anlamıştı…
Boran: sıla ben seni çok seviyorum biliyorsun değil mi….
Sıla kafasını kaldırıp boranın gözlerinin içine bakıyordu….duymak istediği şeyimi söylemişti yoksa kardeşce sevdiğinimi kastediyordu…bunu anlamak istercesine gözlerinden içeri girip kalbine girmek istercesine boranın gözlerine bakıyordu…boran sılanın gözlerinde kaybolduğunu hissediyordu…
Sıla: bende seni çok seviyorum…hem de tahmin edemeyeceğin kadar çok….
Başını tekrar eğdi…boran sılayı göğsüne yaslayarak saçlarına bi öpücük kondurdu…artık ne yapması gerektiğini bilemez durumdaydı… duyguları karmakarışık olmuştu…
Boran: sıla hadi biraz daha uyu ben de sana bişeyler hazırlatayım…yemek yemedin demi bugün hiçç…
Sıla: canım istemiyor…
Boran: yemek zorundasın…hadi sen biraz uyu…
Sıla: gitmesen olmazmı….
Boran gülümseyerek: merak etme çorbanı ben içiririm…
Boran kendini odanın dışına zor attı…kalbinin atışlarına artık daha fazla engel olamıyordur… ben ne yapacam şimdi…bu bu nasıl olur bu imkansız…telefonunu çıkarır abayı arar…
Boran: abay hemen konuşmalıyız….
Abay: ne oldu sana boran sesin çok kötü geliyor…
Boran: hemen buluşalım ne olur…
Abay: tamam…size mi geleyim…
Boran: yok evde olmaz…bizim evin ilersinde bi cafe varya oraya gel…
Abay: tamam boran hemen geliyorum…
Boran hasrete sılaya çorba yapıp götürmesini söledikten sonra evden çıkmış cafeye gitmişti…sabırsızlıkla abayı bekliyordu…abaya ne diyeceğinide bilmiyordu aslında…bu onun için çok zordu….kendine bile anlatamıyorduki…bu duyguların ona ne zaman nasıl geldiğini anlamamıştı ki…ben ne yapacam..nasıl bir günahın içine düştüm böyle… babama anama ne derim… bir an gülümsedi…oda beni seviyor… kalbi yeniden hızlı atmaya başaladı…yüzüne gülümseme yerleşmiş her şeyi unutmuştu biranda tüm kaygıları onu terk edip gitmişti…
Abay sonunda gelmişti ama boran onu bile fark etmiyordu…abay birkaç kez borana seslendi ama nafile…
Sonunda abay boranı tutup hafifce sarstı…
Boran: hı….ha abay geldinmi…
Abay: geldim de telefonda sesin çok kaygılıydı şimdi ise gözlerin parlıyor yüzünde çok güzel bir tebessüm var….hayırdır…
Boran: hayır mı şer mi bende bilmiyorum…
Abay: bu ne demek şimdi…ya hayırdır ya şer…ikisi bi arada olmaz değil…
Boran: ben birini seviyorum…
Abayın kafası karışıktı bunu iki gün önce söleseydi kesinlikle sıla derdi ama şimdi acaba sevgiye mi aşık oldu demeden edemiyordu….ölemi…kime diyebildi zorlukla….
Boran abayın öle bi gözlerine bakıyordu ki…içindeki acıyla karışık mutluluğu göstermek istiyordu…sustu hiç bişey çıkmadı dudaklarının arasından…
Abay boranın bu sessizliğinden anlamıştı: anladım sanırım….sana anlatmaya çalışmıştım… peki ne olduda anladın…ben sana demediğimi bırakmamıştım ama anlamak istemiyordun…
Boran: biliyorsun işte sizden ayrılıp eve gittim… sıla korkuyla uykuya dalmış her halinden belliydi yanına gittim…bi süre sonra ateşi olduğunu fark ettim terden sırılsıklam olmuştu… ateşini düşürmek için küçükken annem onu banyoda çok soğuk olmayan ılık denebilecek suyla yıkardı…
Abay: eeee.
Boran: bende öle yaptım…ateşi biraz düştükten sonra yatağına yatırdım…sonra uyuya kalmışım rüyamda gördüm…uyandığımda gerçeği fark etmiş oldum…yada acaba rüyanın etkisinde mi kaldım…kafam çok karışık abay….ben ne yapacam…
Abay: senin sılaya aşık olduğunu biliyordum… rüyanın etkisinde kaldığını sanmıyorum…
Boran: abay bu imkansız sıla benim öz kardeşim olmasa bile kardeş gibi büyüdük biliyorsun…bu nasıl olur…
Abay: sılada seni seviyor biliyosun değil…
Boran: onuda mı biliyodun abay… ama nasıl…
Abay: evet …hatırlıyomusun…yezda ile seni sözlemeyi düşünüyorlardı su olayı hallolsun diye baban filan çok uğraşmıştı…hani o günlerde lucinle de yanımdaydı sizinle karşılaşmıştık yezda seninle konuşmak isitemişti…o zamn sılanın nasıl tırnaklarını kemirdiğini görseydin sende anlardın…iyide…sen …sen nasıl öğrendin….
Boran: bi şekilde öğrendim ama eminim… onu bırakta bana bi akıl ver ben ne yapacam…
Abay: aman boran düşündüğün şeye bak…ne güzel işte …birbirinizi seviyosunuz…ilerde evlenirsiniz olur biter…
Boran: abay ağzından çıkanı kulağın duyuyormu… babam ne der…aşiret ayağa kalkar… babam sılayı evlat olarak büyütmeye kalktı diye neler yaptılar… şimdi bide bu duyulursa hakkımızda ne hüküm verirler düşünmek bile istemiyorum…
Abay: ama boran…siz…
Boran abayın sözünü bitirmesine izin vermedi: kendim için korkmuyorum abay sılaya bişey olursa yaşayamam asıl…sılanın kılına zarar gelmesine dayanamam…anlıyorsun değil mi abay…bu yasak bi aşk…sıla bana yasak…

Sorgusuz sualsiz aşığım sana
Prangalarda gibi mahkumum sana
Hayalsin birtanem hayalsin bana
Neden sevgilim neden yasaksın bana

Sevdam şimdi zincirlerde yasakta
Ürkek yüreğim korkularda boşlukta
Umutlar karanlık dipsiz kuyuda
Neden sevgilim neden yasaksın bana

Vurgun yemiş yüreğim tutsak aşkınla
Deli çılgın bu sevda sonsuzluklarda
Günahlarda haramlarda hep olmazlarda
Neden sevgilim neden yasaksın bana

Sevdam şimdi zincirlerde yasakta
Ürkek yüreğim korkularda boşlukta
Umutlar karanlık dipsiz kuyuda
Neden sevgilim neden yasaksın bana

(Emrah – yasaksın bana)

birzey
19-05-07, 16:01
YASAKSIN BANA

doğum günü kızı bu bölümde senin için ama sakın kıstırmaya kalkma beni tamam mı hacercim ;D

11. bölüm

Abay: borannn…
Abay borana ne demesi gerektiğini ilk defa bilemiyordu…yılardır boran için her türlü öğütü verebilen abay çaresizdi…bu çaresizlik onun elini kolunu bağlıyordu… boranın kan kardeşinin bu durumda olması ona yardım edemeyecek olması abayı derinden yaralıyordu…
Boran: sılanın bunu bilmemesi lazım abay… beni unutması lazım… ben…ben…
Abay: sen unutabilecekmisin…
Boran: ben önemli değilim abay…sıla acı çekmemeli….benim yüzümden acı çekmemeli.. bilemden yeterince üzdüm onu…bundan sonra acı çekmesine izin vermiyecem…
Abay: ne yapmayı düşünüyorsun peki…
Boran: hiç bişey…ona ağabeylik yapmaya devam edecem…
Abay: artık bu senin için hiç kolay olmayacak biliyorsun değil…onu severken nasıl ondan uzak durabilirsinki…üstelik bunun farkındayken…
Bran: bilmiyorum abay… başını iki elinin arasına almış çok çaresiz gözüküyordu…

Cihan hacerle buluşmak zorunda kalmıştı…cihanla hacer 1 yıl kadar çıkmışlardı ama birden bire cihan hacerden uzaklaşmıştı…cihan hacerden ayrılacağını sölememişti…mardine gitme bahanesiyle ortadan kaybolmuştu..evini değiştirmiş üstelik telefonu dahi değiştirmişti…hacer cihanın yeni telefonunu bulmuştu…neler olduğunu öğrenmek istiyordu…ama cihanın ona söyleyeceği fazla bişeyi yoktu…oda bilmiyordu ne olduğunu… bir akşam yemeğinden dönmüşlerdi… o akşam cihan hacere evlenme teklif etmeye karar vermişti ama sabah uyandığında her şey cihan için bam başka olmuştu…haceri sevip sevmediğinden bile emin değildi…kendide anlamamıştı ne olduğunu ama olan olmuştu…aralarındaki büyü tamamen bozulmuştu…oysaki çok iyi bir çift olmuşlardı… tüm arkadaşları onlara gıbta ile bakıyordu…
Cihan hacerle yemek için bir restaurantta buluşmuştu…hacerin yüzüne bile bakamıyordu…karşılıklı oturmuşlar ağızlarından bir tek kelime dahi çıkmıyordu…sessizliği bozan hacer oldu…
Hacer: neler oluyor cihan…
Cihan: anlamadım hacer…
Hacer: gülümsedi…gülümsemesinde alaycı bir tavırda vardı…: her şey bu kadar basit miydi cihan…ilişkimiz , yaşadıklarımız basitmiydi… en son hatırladığım ikimizde çok mutluyduk…ama ertesi gün sen ortalardan yok oldun…üstelik bir tek kelime etme zahmeti bile göstermedin… ben senin için bu kadar mı değersizdim…
Cihan kafasını kaldırıp hacerin yüzüne baktı…sevdiği karşısındaydı… belki o anki heyecan yoktu ama haceri seviyordu hep sevmişti… yaptığı hatanında farkındaydı…pişman olmuştu ama neden öyle hissettiğini anlamamıştı…sonrada duyguları yerleşince her şey için geç olduğunu düşündüğü içinde haceri aramamıştı…
Cihan: hacer ben…nasıl anlatacağım bilmiyorum…
Hacer: ayrılmak istediğini yüzüme söle cihan… anlamamı bekleme…gerçi anlayacağımı anladım ama yüzüme bunu söle ben bunu hak ediyorum sanırım…
Cihan: ben ayrılmak istemiyorum ki…
Hacer şaşkınlık içindeydi…nasıl yani…
Cihan: hacere tüm düşüncelerini aktardı bir anda…evlenme teklifi edeceğini bile sölemişti…hacer olanları anlayamıyordu ama yinede cihanı seviyordu…
Hacer: cihan şimdi ne hissediyorsun…
Cihan: sana hep gerçekleri söledim hacer…şimdide öyle yapacağım…ben eskisi gibi hissetmiyorum …o heyecan yok ama seni seviyorum…
Hacerin biranda gurur kırılmıştı…yalan sölemesindense gerçekleri sölemesi tabiî ki en iyisiydi ama bu onun canını acıtmıştı bi kere…
Hacer: bu ne demek şimdi cihan…başkasına mı aşık oldun ne oldu…
Cihan: sadece kendinin duyabileceği bir şekilde aşk dedi…aşkkk….sonra hacere bakarak hacer aşk ne….
Hacer: cihan bu senmisin…aşkın ne olduğunu bilmiyormusun…çaresiz bir iç çekişle aşk benim için şuan aşk bazen karşındakine hiç ulasamayacağını bile bile gözü kara onu yıllarca;bazen isyan edip,ama vazgeçemeden beklemektir.En azından ben böylesini yaşıyorum…
Cihan: o an yanlarından geçen garsona dönerek sizce aşk nedir deyiverdi…
Garson cihanın sorusuna bir anlık şaşkınlıktan sonra : Aşk gökte birbirine çarpan iki bulut gibidir.Biranda her yeri aydınlatır ve büyük ses getirir.insanlar ya hayretle izler yada korkuyla bakarlar.
Cihan: teşekkür ederim…
Garson: önemli değil efendim…
Cihan: bak herkeze göre farkılı anlam taşıyor bana görede Aşk asla gerçek değildir.Sadece bir oyundur.İnsan beyninin insana oynadığı bir oyun.Aşk sadece elde etme arzusudur.İnsan elinde olan şeylerden çabuk bıkar.Bu yüzden aşkın ömrü kısadır. Aşk yerini sevgiye bırakmazsa işte asıl kötü olan budur… ama zaten sevdiğin birine aşık olursan aşk ….düşünceye dalar… düşüncelerinden sıyrıldıktan sonra imkansız olduğunu bildiğin için vazgeçmektir…
Cihan kalbiyle ve beyniyle büyük bir savaş içine giriyordu…: ben seni seviyorum hacer…belki aşık değilim ama seviyorum… şimdi benimle devam etmeye varmısın…
Hacer: cihanın gözlerinde eski ışıltıyı , mutluluğu arıyordu ama bir türlü onu aradığı yerde bulamıyordu…cihanı kaybetmekte istemiyordu…: başını aşağı yukarı hafifce sallayarak evet varım….
Cihan gülümsedi…

Boran eve vardığında hasretle karşılaştı…
Hasret: boran bey: sıla hanım çorbasını içmedi…çok ısrar ettim ama beni dinlemedi…sizi sordu… geldiğinizde sizin içireceğinizi söledi…
Boran: deli kız dedi sadece kendisinin duyabileceği bir sesle…tamam hasret ben halederim sen tepsiyi hazırla…
Hasret: tamam boran bey hemen hazırlıyorum…
Boran ne yapacağını düşünüyordu…şimdi sılaya nasıl davranacaktı… onun gözlerine nasıl bakacaktı…allahım bana yardım et…hasret tepsiyi getirmiş borana uzatıyordu…boran hasreti zor fark etmişti…hasretin elindeki tepsiyi alarak sılanın odasına gitti… sıla uyuyordu…kapının açılmasıyla yerinde kıpırdanarak uyandı…gelenin boran olduğunu görünce…
Sıla: boran nerde kaldın…hani çorbamı sen içirecektin…

cicek20
19-05-07, 16:17
Part 51

E: Sila bunlari yanlizken konussak iyi olur. Anne ve baban olarak bizimde senin hayatin hakkinda konusma hakkimiz var.

Boran artik daha fazla kalmak istemiyordu zaten, en iyisi gitmekti. Silayi ailesiyle yanliz birakip, konusmalarini saglamakti.

B: Ben gitsem iyi olur. Size iyi aksamlar.

Sila saskin saskin Boranin kalkisini, ardindan gitmesine bakiyordu. Birden ayaklanmisti. Niyeti Boranin arkasindan gitmekti. Kapiya kadar gitmisti ki birden babasinin „Silaaa“ diye bagirmasiyla oldugu yerde kalmisti. Arkasina dönüp babasina bakmis, bir adim daha edememisti.

Boranda zaten kapidan cikmis, yalinin merdivenlerine dogru yönelmisti bile.


Part 52

Sila babasina kizgin bir sekilde bakiyordu. Dogru dürüst dinlemeden resmen yargisiz infaz yapmisti. Ama izin vermicekti. Boranin böyle gitmesine müsade etmicekti. Anne ve babasinin saskin bakislari altinda hemen salondan kosarcasina cikmisti. Yalinin bahcesine cikmis, Borana bakinmisti. Ama hic bir yerde yoktu. Son care olarak merdivenleri cikmis, Borani arabasina bindigini görmüstü. O an Boran arabayi calistirmis, arka arka sürüyordu ki, Sila hemen kosup arabanin önüne atilmisti. Boran neye ugradigini sasirmis bir vaziyetde Silaya bakar. Sila ise bugün olanlari artik kaldiramamis, basi dönmeye baslamisti. Düsmemek icin arabaya tutunur. Boran arabadan cikip hemen Silanin yanina gelir.

B: Sila iyi misin?

S: Biraz basim döndü. Sen ne hizliymissin ya. Ben kos kos yakaliyamadim seni.

B: Tamam Sila. Biraz sakinles. Kendine gel önce. Niye geldin ki. Ben senin ailenle konusman gereken seyler var diye gitdim. Yine gelirim. Tabii onlar isterse.

S: Boran böyle gidemezsin.

B: Sila gitmem en dogrusu.

S: Boran sen simdi gidersen, ilk sorunda kacmis olursun. Beraber onlarin karsisina cikip herseyi anlatmak en dogrusu. Böyle kücük bir problemde kacmak olur mu? Onlara ciddi oldugumuzu göstermeliyiz. Bizim askimiza, bizim bagliligimiza inanmalarini saglamaliyiz.

B: Sila senin anne ve babani anliyorum. Keske önceden herseyi anlatsaydin.

S: Anlatmak istedim. Ama önce seni taniyip, seni sevmelerini istedim. Benden duyduklari sonrasi sana önyargili davranmalarini istemedim.

B: Ama su an gercekten önyargililar. Hem yarisini biliyorlar. Önceden evli oldugumu,seninle evlenicegimizi daha bilmiyorlar. Ben onlari gercekten anliyorum. Bir günde bu kadar seyi ögrenmek kimse icin kolay degil.

S: Boran lütfen benimle geri dön ve birlikte bu durumu atlatalim.

Sila elini Borana karsi uzatir. Boranin kafasi karismistir. Yinede tereddüt etmeden Silanin elini tutar. Ikisi birlikte yaliya dogru yürümeye baslarlar.

O sirada Nese ve Erkan hararetli bir sekilde yemek odasinda konusmaktadirlar.

E: Hala saskinim. Silaya neler oluyor böyle. Birden bizi burdaki hayatini birakipda Mardine gitmekde ne oluyor. Anlamis degilim. Kizimi taniyamaz oldum. Okumus kiz, o geride kalan yasami nasil tercih eder. Bu rüya mi Nese?

N: Erkan, kizimiz asik oldu. Olan bu. Ama sende haklisin, Silanin bu kadar ileri gidicegini bende sanmazdim. Ama hep öyle degilmiydi. Hep basinin dikine gitmedi mi? Biz onun icin neler düsünmüstük, ama o kendi hayatini hep kendi eline almak istedi. Bizde hep kizimizla bu yüzden iftar etmedik mi?

E: Simdi ne yapicagiz? Mardine gitmesini göz mü yumucagiz? Biz simdiye kadar Siladan uzun zaman ayri kalmadik ki. Buna nasil dayaniriz.

N: Haklisin. Benimde kafam cok karisti. Artik ne düsünücegimi bilmiyorum. Ama Erkan Silanin gözlerine hic baktin mi? Boranin yanindayken gözlerinin isiltisini görmedin mi? Mutlu oldugu her halinden belli. Ben kizimi taniyorsam, biz ne kadar karsi ciksak bile, o bildigini okucak.

E: Keske hep kücük Silamiz olarak kalsaydi. Hic büyümeseydi.

O sirada Sila ve Boran salona girmis, Nese ve Erkan onlara bakmistilar. Kizlari yine kafasina koydunu yapmisti. Borani geri getirmeyi basarmisti. Icin icin gülümsüyordular. Boranin eger bu iliski ciddiyse Silanin bu dik basliligila nasil bas edecegini merak ediyordular.

Sila Boranin elini hala tutmus, onunla masaya kadar gelimistiler. Erkan herseyi kestirip atmanin bir fayda getirmicegini anlamisti. Bu iki genci anlamak, dinlemek geliyordu icinden. En cokta kizini belki bu olumsuz tavri yüzünden kaybedicek kaygisi yasiyordu. Büyük olarak bir adim atmaliydi.

E: Boran otur. Gelmen iyi oldu. Böyle gitmen beni rahatsiz ederdi ilerde.

Boran istegi kiyamayarak oturur. Sila hala elini tutuyordu. Boranda sikica elini tutuyor, böylece ikiside birbirine güc veriyordu.

S: Biliyorum sizin icin zor bir durum.

E: Sila dur lütfen. Sen konusmadan önce ben birseyler demek istiyorum.

Sila sen bizim tek evladimizsin. Senden sonra Allah bize bir daha cocuk vermedi. O yüzden seni bir baska sevdik. Bütün sevgimizi sana verdik. Bu dünyadaki tutunucak tek dalimizsin. Senden baska kimsemiz yok ki. O yüzden diger anne ve babadan daha cok endiseleniyoruz evladimiz icin. Sana kötü birsey olmasini dünyada en son isticegimiz sey. Sana birsey olsa, emin ol biz kahrimizdan ölürüz. Artik yaslandik. Bizde senin evlenip, yuva kurmani istiyoruz. Seni güvenicegimiz birisini emanet etmek istiyoruz. Seni simdiye kadar hep destekledik. Avukat olucagim dedin birsey demedik. Oysa ben bunca yil emek verdigim sirketi sana emanet etmek istedim. Sonra ofis acip, yoksul insanlarin yaninda olucagim dedin, yine destekledik. Yani anlicagin hep yaninda olduk. Niye biliyormusun? Cünkü hep gözümüzün önündeydin. Birsey olsa senin yaninda olabilirdik. Sana yardim edebilirdik.

Bir gün geldin ben asigim dedin. Önce sasirdik. Ama bunuda kabul etdik. Sevdigin adami tanimak istedik. Tanidikta. Ne yalan söyleyim kisa zaman icinde isindik. Ama Sila simdi sen baska bir sehire tasinicagim. Orda yasicagim diyorsun. Burda dur derim. Binlerce kilometre uzakliginda olmak, beni korkutuyor. Bir baba olarak bunu kabul edemem. Biricik kizimi tanimadigim yerlere birakamam. Tanimadigim insanlara emanet edemem. Sende bizde anla. Bizde genctik. Bizde sevdik ve sonunda evlendik. Ama bunun olmasi icin zaman gerek. Borani tanimak icin zaman vermiyorsun ki. Hemen Mardine tasinicagindan o kadar eminim ki. Dogru degil mi? Ben kizimi tanidiysam, simi iki hafta sonra gidicegini biliyorum. Dogru degil mi?

Sila babasinin dedikleriyle duygulanmisti. Cok hakliydi. Her yönden. Ama o da hakliydi. Sevdigi adamin yakininda yasamak istemek en dogal hakkiydi. Ailesinin endiselerini anliyordu. Keske onlarda kendisi gibi Boran hakkinda süpheleri olmasaydi. Cok garip bir hizdi. Boranin yaninda o kadar güvende kendini hissediyordu ki. Hic böyle hissetmemisti kendini. Anne ve babasina icindekilerini anlatirsa, onu anlar diye ümit ediyordi. Anlayisliydilar. Babasi dogru demisti. Simdiye kadar hep desteklemistiler,.

S: Baba sizin icin zor bir durum oldugunu emin ol biliyorum. Sizi cok anliyorum. Ama sizde beni anlayin lütfen. Hayatimda ilk kez sevdim. Sevmek nedir Boranla ögrendim. Borani yanlis tanimanizi istemiyorum. Insan disardan olaylara hep baska görür. Bende ilk Boranin agaligini duydugumda tepkiliydim. Ama kendi gözümle gördüm. O gercekten insanlari icin asiretinin insanlari icin elinden geleni yapiyor. Asil bunu takdir etmeniz gerekiyor. Baskasi olsa bu agaligi kendi amelleri icin kulanip, insanlara zulüm yapardi. Ama Boran bunu yapmiyor.

Öyle degil mi Boran?

Boran Silanin söyledikleriyle duygulanmisti. Kendisini nasilda savunuyordu. Bunun üzerine Silanin elini dahada sikmis, kendince ona böyle tesekkür etmisti. Sila ise sevgi dolu gözlerle Borana bakiyordu. Anne ve babasi saskinlikla aralarindaki bu sevgi bagini görüyordular ve bunun bu kisa zamanda nasil olustu diye sorup duruyordular. Iki insan bu kadar cabuk birbirini nasil taniyabilirdi, bu kadar nasil güvenebilirdi? Insan kayitsiz sartsiz birisini sevebilirmiydi? Kizlari ve Boran bunu basardiklarini saniyordu. Disardanda öyle gözüküyordu. Hayran kalmamak elllerinde degildi.

E: Kizim hakli olabilirsin. Ama bizde anne ve baba olarak hakliyiz. Borani tanimiyoruz. Seni tanimadigimiz bir insana nasil güvenle teslim ederiz.

S: Haklisiniz. Ama bilin ki Boranin oldugu her yer benim icin güvenlidir. Ben Borana sonuna kadar güveniyorum. Onun bana kötü birsey, yada baskasinin bana kötü birsey yapiicagina müsade etmicegine emin olabilirsiniz. Simdiye kadar bana hep güvendiniz. Ben sizin güveninizi hic bosa cikarmadim. Bu seferde bana inanin.

N: Bilmiyoruz kizim. Kafamiz cok karisti.

S: Anne, baba belkide size bütün hikayeyi basindan anlatmam gerekiyor. Belki o zaman bize inanirsiniz.

Aslinda ben Borani bes senedir seviyorum.

Nese ve Erkan sasirmisti. Oysa onlar bu askin iki günlük bir olay olarak düsünmüstüler. Simdi kizlarinin bes senedir birisini sevdigini ögrenmislerdi. Ne düsünüceklerini sasirmisdilar. Oysa Nese kizinin Borani sevdigini önceden ögrenmisti. Ama bu kadar uzun zamandir sevdigini, o da tahmin etmemisti. Sila zaten hic anlatmamisti.

S: Biz Boranla yaklasik bes sene önce tanistik. Berdan abiyi zaten taniyorsunuz. Onun vazitasiyla tanistik. O zaman ben ….Borani ilk gördügümde asik oldum. Ertesi gün yine bulustuk. Ama ondan sonra bir daha birbirimizi görmedik. Boran apar topar Mardine geri döndü. Sonra Berdan abiden ögrendim ki, Boran nisanliymis..

N: Nasil nisanli? Sila her anlatdiginla bizi daha cok sasirtiyorsun. Benim kafam karisti artik. Ne demek nisanli? Sen simdi evli misin Boran?

misz-turkis
19-05-07, 16:20
Selam, bir arkadasimin onerisi uzerine bu siteye uye oldum...ve senaryomu eklemeye karar verdim...umarim begenirsiniz:img-wink:

Senaryonun basi Irakta oynuyor...sormayin neden orda diye iste aklima birden geldi bende yazdim

Oyunculardada iki yeni karakter ekledim simdilik

Kerem --Binbir gecedeki Kerem yani tardu flordun
Lamia -- Kader dizisindeki Lamia yani birce akalay

Sila Irakta yasayan Turk bir kizdi. Irakta savas olmasina ragmen bulundugu bolumde pek oyle fazla catismalar olmuyordu. Annesi o daha cok kucukken vefat etmisti. Babasi ise onun herseyiydi. Baba kiz birbirlerine cok bagliydilar. Ne yazikki cok istemesine ragmen Silanin bir kardesi yoktu. Ama kardesi kadar sevdigi bir kuzeni, Lamia, vardi. Ikisi birbiriyle o kadar iyi anlasiyorlardiki gorenlerin kiskanmamasi mumkun degildi.
Silanin birde nisanlisi vardi, Kerem, ona deliler gibi asikti.

Silayla Keremin karsilasmalari cok farkliydi... Bir gun Sila ve Lamia carsiya cikmislardi. Carsida alisverislerini yaptiktan sonra saat epey bir gec olmustu. Sila babasinin ne kadar disciplinli oldugunu cok iyi biliyordu. Gecikirse ne kadar kizacaginida. Ama alisverise o kadar dalmistiki saati unutmustu iste. Daha Lamia onu uyarmasaydi saatin aslinda hic farkina bile varmazdi. Lamia eve dogru giderken Silada evinin yolunu tutmustu. Ikisi aslinda cok yakinda oturuyorlardi ama evlerinin yonu ters dustugu icin ayrilmak zorunda kalmislardi. Sila hizli hizli eve dogru yururken Lamia arkasindan bagirmisti. Zaten hersey Lamianin o bagirmasiyla baslamisti. Sila kafasini cevirip Lamiayi dinlerken ayni zamandada hizli hizli yurumekteydi.
Lamia bagirir: Sila yarin sabah bize ugramayi unutma
Sila tamam diye bagirmisti ve tam yoluna devam etmek isterken karsisinda dalgin onu fark etmemis olan Kereme carpmisti. Aslinda Kerem Silayi son anda fark etmisti ama Sila o kadar hizli yuruyorduki carpismalarini engelleyememisti. Carpisinca Silanin elindeki posetler yere dusmustu.
Tabi Sila gec kalmasininda verdigi stresle Kereme patlamisti.
Sila: Ya onune baksana...off senin yuzunden dahada gec kaldim
Kerem ise saskinlikla onu suclayan Silaya bakmisti.
Kerem alayci: Hem suclu, hem guclu suna bak. Birincilikle siz onunuze bakmadiniz....
Sila yerdeki posetleri toplamisti ve bu karsisindaki duran ukala, onunla dalga gecen erkege haddini bildirmek istemisti...kendisinin suclu oldugunu bir an bile dusunmeden....
Sila: Mademki siz o kadar dikkatliydiniz neden carptiniz o zaman? Hem sizin konusmaya hic hakkiniz bile yok....sizin yuzunuzden posetlerimi dusurdum.... ama yooook hic yardimda etmiyorsunuz birde oyle dikilmissiniz daha konusuyorsunuz......
Kerem iste o an fark etmisti karsisindaki duran o asabi kizin guzelligini. Silanin dediklerini hic dinlemiyordu bile yalnizca oylece bakiyordu. Sila ise Keremin bakislarini fark etmisti ve dahada cok sinirlenmisti.
Sila: Ya ne bakiyorsun...size konusanda kabahat....sizin gibilere harciyacak vaktim yok benim.
Sonrada Sila arkasina bakmadan kosa kosa eve gitmisti. Kerem ise bu adini bile bilmedigi guzel kizin ardindan baka kalmisti. Iste o gun Kerem kararini vermisti...bu guzel kiz onun olacakti.

Sila ise eve vardiginda babasindan iyi bir azar isitmisti.
Babasi: Kizim sen hicmi beni dusunmuyorsun...daha kac kez soyluyecegim gec kalma diye! Aksam vakti buralarin halini bilmezmisin az kalsin seni aramaya cikacaktim....
Sila: Baba geldim iste bak birsey olmadi...dalmissim
Babasi: Ben onu bunu bilmem bir daha dedigim saatten bir dakika bile gec kalinilmiyacak! Hem bu saatte gelen kiza ne derler sen bilmiyormusun! Bak kizim bizim namusumuz hayatimiz demektir tamammi!
Sila: Ne yani yarim saat gec kaldim diye adimmi cikacak
Babasi sinirli: Silaaaaa
Sila babasini daha fazla kizdirmak istemez ve ‘tamam baba, bir daha dikkat ederim’ der. Sonrada babasina sarilir...belliki babasi cok endiselenmistir. Babasi ise biricik kizinin saclarini oksar ve bak kizim ben senin iyiligin icin soyluyorum der.
Sila yemekten once odasina cikar. Kendini yatagin uzerine atar ve tavana bakar. Neden bu yolda carpistigim adamin o bakislari aklimdan cikmiyor diye kendine kizar. Sanki onun o bakislari Silanin aklina kazinmisti iste o gun......

Bu gunden sonra Keremi bir cok defa daha gormustu zamanla birbirlerini tanimislardi. Sila her zaman icin cekimser durmustu ama Kereme asik oldugu o kadar belliydiki kimse bunu fark etmekte zorluk cekmiyordu... Kerem ise bu deliler gibi asik oldugu kizla evlenmeyi bile dusunmustu...O evliligin e sini bile aklindan gecirmeyen oglan, simdi evlilik hakkinda hayaller kuruyordu. Sonunda bir gun Kerem Silayi bir koseye cekmisti ona acilmak icin. Sila her zamanki gibi birileri tarafindan fark edilmekten korkmustu... Babasina laik bir kiz olmak icin elinden geleni yapiyordu ve eger biri onlari gorurse bunun babasini ne kadar uzecegenide biliyordu.
Bu yuzden sabirsizca Keremin bu kadar onemli olan soylemek istedigi seyi dinliyordur. Kerem ise Silaya evlilik teklif etmekte bir hayli zorlaniyordu...
Kerem: Sey Sila....ben sana seyi soracaktim
Sila sabirsizca: Kerem bak soyle bir goren olacak
Kerem: Ben.....sey ben
Sila artik iyice sinirlenmeye baslamistir: Sen benimle oyunmu oynuyorsun? Ya soyle bak yoksa giderim
Kerem ise Silanin gidecegini duyunca bir anda evlilik teklifini yapar
Kerem: Sila benimle evlenirmisin?
Bu sefer Sila oyle kala kalmistir. Keremle aslinda evlenmeyi cok istiyordur ama boyle aniden soyleyince bir an icin duraksar.
Keremin ise Silanin duraksamasiyla butun hayalleri suya duser....kendi kendine aptal iste seni sevmiyor der.
Sila ise kendine gelmis ve utangacca gulerek hic boyle evlilik teklifi yapilirmi demisti ve ardindan evet demisti. Bu cevabi alan Kerem ise sevincten ne yapacagini sasirmisti....Silanin gozlerine bakmisti ve ona seni seviyorum demisti....Sila ise onun gozlerinde hapis olmustu...Kerem Silanin gozlerine bakaraktan egilmisti...Silanin o guzel dudaklarini opmek istemisti....Aslinda Silada onu opmeyi cok istemisti ama bir an icin kafasini cekmisti....Kerem ise saskin saskin bakmisti ona....
Silanin gozleri parliyordu ve utangacca evlenmeden once olmaz demisti.
Kerem Silanin bu sozune cok gulmustu ve o gunude beklerim guzelim demisti. Sonrada Silayla ayrilmislardi....Evde Sila babasina Keremi anlatmisti (tabi onunla bir suredir konustugunu soylememistir)...Babasi ise kizinin gozlerini bu kadar parlatan cocugu gormek istemisti...Boylece her sey bir anda olmustu ve simdi Sila Keremle nisanliydi. Silanin babasida Keremi cok sevmisti ve ona guveni sonsuzdu.

Artik Sila ve Keremin evlenicekleri gune gunler kalmistir. Son hazirliklari yapmak icin Sila ve Kerem saat 1 de carsida anlasmislardir. Tabi Kerem ablasinida getirecektir ve Silada Lamiayla beraber gidecektir.
Lamia Silaya gelmistir ve Silayla beraber konusmaya baslarlar.
Lamia gulerekten: Sila bak sakin aza kanaat etme tamammi..gitmisken bol bol altin aldir.
Silada guler: Tabi canim...baslik parasi yok nasil olsa bari altin alsin
Lamia: Hem bak bulasik makinasi....camasir makinasi....hepsini aldir. Simdi iste sonra zor aldirirsin
Sila: Nedenmis canim... Kerem ben ne istersem alir....
Lamia: Ooo nede cabuk korurmus mustakbel esini...suna bak
Kizlara artik gulmekten bir hal gelmistir. Tabi Sila bu arada her zamanki gibi saati unutmustur...
Lamia: Sila kiz cabuk ol saat 1 olmus
Sila saate bakar ve endiseli bir sekilde yerinden kalkar: Offf ya ilk gunden kim bilir ne diyecek ablasi...
Ikiside hemen ellerine cantalarini alirlar ve hizli hizli kapiya dogru yururler. Ama Silanin babasi Sila diye seslenince ikiside dururlar.
Sila: Efendim baba
Babasi: Kizim dikkatli olun...Amerikan askerleri gelmisler ve buralar baya bir gergin...keske bugun hic gitmeseniz...
Sila: Olurmu baba...onlar bizi bekliyorlar zaten....
Babasi: Tamam kizim ama gecikmeyin
Lamia alayci bir sekilde: Tamam amca sen merak etme ben kizina saati hatirlatirim.
Boylece Sila ve Lamia kapidan cikarlar ve hizli hizli carsiya dogru yol alirlar.

Kerem ise 15 dakikadir ablasiyla beraber carsida meydanin ortasinda beklemektedir. Biliyordur Silanin bu huyunu...o ilk karsilastiklari gunku gibi kesinlikle kosa kosa gelecektir simdi diye dusunur. Ablasi ise beklemekten sikilmistir.
Keremin ablasi: Kerem bak gelmiyecekler diyorum...unutmuslar besbelli
Kerem inatla: Abla Silanin biraz zamanlamasi kotudur...birazdan gelir sen merak etme...o hep boyle 10, 15 dakika gec gelir zaten....
O sirada Keremin gozune uzaktan gelen basi kapali bir adam carpar. Cok gizemli davraniyordur bu adam ve Kerem ne yapmiya calisiyor diye bakarken cok siddetli bir bomba patlamasi yasanir.....

Yorumlarinizi bekliyorum:good:

BHR
19-05-07, 23:15
“Sılam… Canım noldu? Niye düştü yüzün bir anda…”
Sıla elinde telefon gittikte asılan yüzü… Bozulan morali… Ve yanaklarından damlamaya başlayan gözyaşlarıyla kalakalmıştı…
Boran durabileceği bir yer bularak arabayı kenara çekmiş… Ve aniden Sıla’ya doğru dönerek onun yüzünü ellerinin arasına almıştı…
“Sılam… Sebebim… Her şeyim… Söyle bana… Nedir senin yüzünü düşüren… Nedir gözlerinden yaşların süzülmesine neden olan… Söyle ki karşısında durayım… Seni üzebilecek… Sana zarar verebilecek her şeyin nasıl karşısında duruyorsam… Gücümün el verdiği son noktaya kadar… İzin ver bunu da halledeyim…”
Sıla Boran’ın yüzünü tutan ellerine bir öpücük kondurarak… Burnunu çekmiş… Ve konuşmaya başlamıştı…
“Yok, bir şeyim hayatım… Ben sadece… Arkadaşlarımın bir iki tanesi hariç… Geri kalanı gelemiyormuş düğünümüze… Kınaya hiçbiri gelemiyor… Düğüne de 2’si geliyor… “
Boran göğsüne çekmişti birden Sıla’yı… Sonra da saçlarını okşayarak öpücükler kondurmuştu onlara…
“Niye gelemiyorlarmış güzelim? Ne sebep gösterdiler gelmemelerine…”
Sıla burnunu çekmişti yine…
“Neymiş efendim… Çok geç haber vermişim evleneceğimi… Bu kadar kısa zamanda nasıl işlerini ayarlayıp gelebilirlermiş… Ben pat diye arayıp evleniyorum diyormuşum… Zaten kızgınlarmış bu yüzden bana…” diyerek doğrulmuştu Boran’ın göğsünden…
“Hıh… Duyanda seni 10 yıldır onlardan saklıyorum sanır…”
Boran gülümseyerek alnına bir öpücük kondurmuştu kadınının…
“Güzelim demek ki işlerini ayarlayamadılar… Hem aileleri de geliyor zaten düğünümüze… Onlar da daha sonra uygun olduklarında gelirler topluca… 2. bir düğünde yaparız istersen… Kına da yaparız… Annemden 2. kere kaparsın altınları… Hadi ama güzelim ağlama artık… Dayanamıyorum senin ağlamana… Gözünden akan her bir damla gelip benim yüreğimi yakıyor…”
Sıla duyduğu bu sözün üzerine Boran’ın yüzüne değdirerek kendi yüzünü… Yüreğine koymuştu elini…
“Sakın… Sakın yanmasın bu yürek… Yanıp da kavrulmasın üzüntüyle… Onu tek yakan bizim sevdamız olsun… Aynı benim yüreğimdeki yangın gibi… “ demiş… Ve eğilerek… Biraz önce elinin değdiği yüreğe bu seferde dudaklarını değdirmişti…
O an da dudakla yürek bir olmuş… Bir yanmış… Bir kavrulmuştu…
Ardından da Sıla… “İyi ki varsın… İyi ki benimsin… Eğer sensiz kalsaydı bu ben… İnan yok olabilirdi… Ama sen varken… Ben biliyorum ki… Her üzüntünün bir sonu… Bir telafisi… Bir avuntusu var benim için… Seni çok seviyorum Boranım… Bu dünyada var olabileceğine inandığım her şeyden çok seviyorum…” demişti…
Boran bu kadınının yüreğinden gelen sözlere bir öpücükle karşılık vermiş…
Ve “Ben varım… Aynı seninde olduğun gibi… Ve biz bir ömür var olacağız… Bir ömür beraber var olacağız… Ve en çok bir birimizi seveceğiz… “ diyerek bir an duraklamıştı…
Sonra Sıla’nın burnunun ucuna bir öpücük kondurarak… “Ta ki bir bebeğimiz olana dek…” demişti…
Sıla’ysa kıpkırmızı olmuş yanaklarının eşliğinde… “Tabi ki bebeğimizi en çok seveceğiz Kocacım… Ama benden söylemesi… Sonra bana kızma niye benle çok ilgilenmiyorsun falan diye… “
“Aa küçük hanım… Asıl siz bana kızmayın kızımızı senden daha çok seviyorum… Onunla senden fazla ilgileniyorum diye…”
“Benim hakkım bir kere… Ben anneyim… Her türlü naz yapma hakkım var… Hem dur bir dakika… Sen kız mı dedin?”
“Evet Güzelim… Aynı annesi gibi baş belası… Ama dünya tatlısı bir kızımız olsun istiyorum…”
“Demek ben baş belasıyım… Neyse bunun hesabını sonra sorarım sana… Düğüne kadar iyi davranayım da… Sonra maazallah bir başıma bırakırsın beni nikah masasında…”
“Ayıp ama Sılam… Ben zor sabretmişim zaten onca zaman… Dört gözle beklemişim sana kavuşacağım günü… Seni bırakabileceğimi nasıl düşünürsün… Başımı ağrıt istediğin kadar… Asla bırakmam seni… Hem daha sen bana senin gibi şeker bir kız evlat vereceksin… Ben de onu her gördüğümde… Her öptüğümde… Her kokladığımda biricik Annesini… Seni hatırlayacağım… Ve seni özleyeceğim…”
“Annesi başkası olsaydı istersen hayatım… “
“Sılam… Senden başka anne ister miyim hiç ben kızıma…”
“Kızımız olacak dimi… Bizim kızımız… Ama oğlumuz da olmalı… Beklerler dimi şimdi bizden erkek evlat… “
“Eee beklerler tabi… Aşirete küçük ağa lazım… Biliyorsun… Yapmak lazım… Artık deneriz baya bir… “
“Hı hı…”
“Desene Karıcım çok eğleneceğiz…”
“Ya Boran… “
“Efendim hayatım…”
“Farkındaysan uçağı kaçıracağız biraz daha oyalanırsak”
Boran Sıla’dan aldığı kaçamak cevabın üzerine arabayı çalıştırmış… Ve içinden… “Siz görürsünüz küçük hanım… Ben daha çok çocuk denemesi yaptıracağım size...”
Atatürk Havalimanına doğru yol alırlarken… Sıla radyoyu açmış… Ve içinden… Çıkan şarkının ikisi için olmasını istemişti…
Duyduğu ilk cümleyle de kendi kendine gülümseyerek Boran’ın vitesin üzerinde duran elinin üzerine elini koymuştu…
Boran’da Sıla’nın içinden dilediği “ikisinin şarkısı olması” isteğini duymuş gibi…
Sıla’yla aynı anda duymaya başladığı ilk dizeleri söylemişti…

“Son nefesim de elimi sen tutacaksın…
Son sözlerimi bir sen duyacaksın…
Meleklerin sözü var…”


(Yalın – Meleklerin sözü var…)

ozge_91
20-05-07, 13:53
14.bölüm

Sıla boranın yardımıyla arabadan indi. Kapıdaki adamlar hem sılanın bu kadar erken gelmesine şaşırmışlar hem de sevinmişlerdi. Hepside geçmiş olsun dedikten sonra sıla konaktan içeriye girdi. Artık burası benim evim diye düşündü. İçinde hem hüzün hemde garip bir mutluluk vardı. Sıla boranın kolunda içeriye girdikten sonra etrafı incelemeye başladı düğün esnasında pek fırsatı olmamıştı.

Sıla konağı seyrederken boranda sılayı seyrediyordu. Ne kadar güzel ve masum, ona bir şey olsaydı napardım ben onsuz nasıl yaşardım diye düşünmeden edemedi. Ve en sonunda ben ona nasıl bağlandım böyle diye sordu kendi kendine. Sonra göz göze geldiler biran. Sılada itiraf ediyordu artık. Oda boranı seviyordu. Ama hemen teslim olmayacaktı. Biraz daha çekeceksin boran ağa dedi içinden. Boran sılanın ne düşündüğünü merak etmişti. Gözlerinde kayboluyordu adeta. Artık sıla daha fazla dayanamayıp bu bakışlara eğdi kafasını yere.

Boranda sıla gözlerini çekince ondan kendine geldi. Sılaya eliyle yön vererek merdivenleri çıkmaya başladılar ikinci katın avlusuna geldiklerinde sıla babasını gördü. Firuz ağa ile konuşuyorlardı. Daha hiç kimse sılanın geldiğini fark etmemişti. Sıla gülümsedi kendi kendine. Sonra seslendi babasına daha fazla dayanamayarak

Sıla: babaaa

Celil ağa hemen dönüp bakmıştı sesin geldiği yöne. Ve gördüklerine inanamamıştı adeta. Hemen kalktı ayağa ve sarıldı kızına sanki yıllardır görmemiş gibi. Boranda çekilmişti baba kızın hasret gidermelerini izliyordu kenardan. Artık herkes sarmıştı sılanın etrafını.

Celil: kızım canım sen nasıl geldin buraya neden çıktın hastaneden daha iyileşmemişsindir kii

Sıla: iyiyim ben babam çok iyiyim hemde sen tasalanma artık

Celil: kızım sana bir şey olsaydı ne yapardım ben haa senide annen gibi kaybetsydim ne yapardım benn

Sıla: baba konuşma böyle ne olursun bak ben çok iyiyim gerçekten hem doktorlar iyi olmasaydım izin verirler miydi çıkmama

Celil: ben seni bilirim kızım çıkmak için hastaneden elinden geleni yapmışsındır, dedi celil ağa artık sılanın iyi olduğuna ikna olmuş gibi bir hali vardı ve çok mutluydu. Kızının iyi olduğunu görmüştü ve en çok ta gözlerindeki mutluluğu görmüştü.

Daha sonra sılanın yanına Firuz ağa geldi. İlk olarak sıla onun elini öptü. Firuz ağa sarıldı sonra sılaya.

Firuz: geçmiş olsun kızım Allah seni bize borana bağışladı

Sıla: saolun efendim

Firuz: bana baba de artık kızm ben senin babanım artık

Sıla ilk önce kendi babasına baktı sonra gülümseyerek tekrar döndü firuza ve

Sıla: peki baba

Sıla Kevser ve narinle de sarıldıktan sonra boran araya girme zamanının geldiğini düşündü ve sılanın yanına giderek herkesten izin istedi

Boran: ehh hadi sılayı odasına götürelim artık fazla ayakta durmasın, der ve sılanın koluna girerek odalarına çıkartır. Odanın kapısına geldiklerinde boran bir süre duraklar ve sılaya bakar ve evine hoş geldin sılam dedi ve kapıyı açtı sılanın içeriye girmesini bekledi.

Sıla içeriye girdinde gözlerine inanamadı. Her yer papatyalarla doluydu. Borana döndü aniden sonra tekrar odaya baktı gözleri doldu. Ama bunu borana belli etmek istemiyordu. Borana dönmeden konuşmaya başladı.

Sıla: papatyaları sevdiğimi nerden biliyorsun

Boran gülümseyerek: ağalar her şeyi bilir

Sıla: hımm gülbanu mu söyledi

Boran tekrar gülümsedi ve başını evet anlamında salladı.

Sıla: teşekkür ederim çok güzel olmuş geröektenn

Boran: önemli değil hadi sen biraz yat dinlen

Sıla: tamam, dedi sonra üstünü fark etti utanarak borana döndü

Sıla: şeyy boran ben böyle mi yatcamm

Boran: tamam dur ben bulurum şimdi, dedi ve çekmeceleri karıştırmaya başladı karıştırırken de konuşuyordu bir yandan sılayla, annem koymuştur bir yerlere kesin, sonra buldu birtane ve gösterdi sılaya bu olurmu diye

Sılada geceliye bakmadan: olur olur ver, dedi ve aldı geceliği eline

Boran: tamam istersen annemi ya da narini çağırayım, dedi

Sıla: yok gerek yokk

Sıla bir süre bekledi sonra dayanamayıp

Sıla: ee boran çıkta giyineyim

Boran utanarak tamam diyebildi sadece tam kapıyı açmış dışarı çıkacakken sılanın boran diye seslenmesiyle geri döndü

Sıla: yaa boran şu düğmelerimi açar mısın, dedi sıla utanarak. Boran yutkunarak tamam dedi ve yavaşça sılanın arkasına geçti titreyen elleriyle yavaş yavaş açmaya başladı düğmeleri bir ömür sürmesini istiyordu sanki bu anın sılanın açtığı düğmelerle gözüken pürüzsüz beyaz teni
Boranın nefessiz kalmasına yetmişti. Sonra daha fazla dayanamadı buna ve düğmeleri bitirdikten sonra sılanın boynuna bir öpücük kondurarak ben sana yiyecek bir şeyler getireyim dedi ve hızlıca çıktı odadan.

Sıla geceliğini zorlada olsa giyer ve etrafına bakınmaya başlar. Ne kadar güzelmiş boranın odası diye düşünür sonra hayır burası boranın odası değil burası artık bizim odamız diye düzeltir kendi düşüncelerini ve daha fazla ayakta kalmaya dayanamaz yatağa yatıp boranı düşünmeye başlar.


yorumlarınızı bekliyorum arkadaşlar:img-wink: :img-wink:

esma-selim005
20-05-07, 14:06
Bende bir senaryo yazmak istedim. Eğer beğenirseniz devamını getiricem. Herkese iyi hafta sonları.

Bölüm-1

Midyatta yeni bir gün başlıyordu. Sabahın ilk ışıklarıyla yollarda tarlalarına giden çiftçiler, kahvehaneye giden insanlarla doluydu. Midyatta gün erken başlar erken biterdi. Oranın insanının düşüncesi; gece geç saatlere kalmadan işleri yoluna koyarak evine, huzuruna kavuşmak istemesi idi.

Yeni bir gün başladı Midyat sokaklarında.. Genç kızlar ellerinde su bidonlarıyla çeşmeden