Tüm Versiyonu Göster : Sıla - Senaryolar - Arşiv1
Boran Sıla’yı uyandırmadı.Birkaç dakika başında durup uyuyuşunu izledi.Yüzüne baktı,saçlarına baktı...Nedense bir değişiklik vardı Sıla’da. Mardin deki kızdan bir farklılık vardı..Uyurken ne kadar masum diye düşündü.Ne yapacağını bilemiyordu.Ellerini başının arasına aldı,tekrar dönüp Sıla’ya baktı..Ama gözüne bir şey takıldı ..Sıla’nın elinin altında bir fotoğraf vardı.Onu uyandırmamaya çalışarak fotoğrafı k yavaşça kendine doğru çekti ama sıla bunu hissetmiş,kendine gelmişti.Boran’ı karşısında görünce şaşkınlıktan gözlerini kocaman açmış ,adeta nefesi kesilmişti.Doğrulup‘’Boran ‘’ diye fısıldadı..Elini çekince,Boran kendi fotoğrafını gördü.Sıla gözlerini Boran’a dikmiş.’’Rüya mı yoksa bu ‘’diye şaşkın şaşkın Boran’a bakıyordu.Boran’ın yüzünde sert bir ifade vardı ,yataktan kalktı..Sıla’da üzerindeki yorganı itip Boran’ın yanına gitti.
S:Boran..sen..buraya nasıl girdin?
B:Daha hiçbir şeyi anlayamamışsın Sıla.Ömür boyu benden kaçacağını,seni bulamayacağımı mı sandın?
S:Boran ben çok üzgünüm..Böyle olmasını istememiştim inan bana..
B:Ama yaptın sıla..her şeyi elinin tersiyle ittin .. kaçtın.
S:Çok pişmanım Boran .. buraya geldiğim ilk günden beri geri dönmeyi ne kadar istedim bilemezsin..Herkesin hayatını mahvettim..Seni çok zor duruma düşürdüm biliyorum ama defalarca söyledim,aileme ve çalışanlarıma karşı sorumluluğum var dedim,beni anlamadın,dinlemedin..
B:Bunların artık önemi yok Sıla.Sen beni bıraktın.Kaçarak bu evliliği bitirdin..
S:Beni öldürmeye geldin değil mi Boran?Aşiretin emrini yerine getireceksin değil mi??
Boran Sıla’ya üzülerek baktı,
B:Hala da anlamıyorsun beni.Farkında değil misin Sıla Aşirette töre de umrum da değil!!Sen beni bıraktın,seni seviyorum dediğimde duygularımı önemsemedin,çektin gittin
S.Boran ben sana bağ evinde açıklayamadım.Çünkü ordayken duygularım karma karışıktı.Ne hissettiğimi ben bile kendime söyleyemiyordum, sana da söyleyemedim.Ama burada ,,senden uzakta aldığım her nefeste yokluğunu hissettim boran.Artk eminim Bende seni seviyorum.Daha önce hiç kimseye aşık olmadım ben,bu duyguları kimseye karşı hissetmedim.Nolur beni bırakma
diye yalvardı Sıla, Boran’ın elini avucunun içine aldı.Ama içi acıdı o anda, Boran’ın alyansını hissetmedi parmakları,emin olmak için parmağına baktı sonra soru dolu bakışlarını çevirdi Boran’a.
MeHmEt - GüMüS 23-12-06, 22:05 Sevgili u.gulsum ve balim89 sizi kiramadigim icin hemen bir tane daha ekliyorum...Umarim bunuda begenirsiniz....
Seni Sensiz Yasamak Korkusu
Tam göğsünüzün ortasında bir yeriniz acıyacak... Evinizin sizi içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksiniz... Sokağa fırlayacaksınız... Sokaklar da dar gelecek... Tıpkı vücudunuzun yüreğinize dar geldiği gibi... Ne denizin mavisi açacak içinizi, ne pırıl pırıl gökyüzü... Kendinizi taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksiniz... Birileri size bir şeyler anlatacak durmadan... "Önemli olan sağlık." "Yaşamak güzel." "Boşver, her şey unutulur." Siz hiçbirini duymayacaksınız... Gözyaşlarınızdan etrafı göremez hale geleceksiniz. Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksiniz... Hep ondan bahsetmek isteyeceksiniz... "Ölüme çare bulundu" ya da "Yarın kıyamet kopacakmış" deseler başınızı kaldırıp "Ne dedin?" diye sormayacaksınız... Yalnız kalmak isteyeceksiniz... Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak... İkisi de yetmeyecek. Geçmişi düşüneceksiniz... Neredeyse dakika dakika.
Onunla geçtiğiniz yerlerden geçmek isteyeceksiniz... Gittiğiniz yerlere gitmek... Bu size hiç iyi gelmeyecek... Ama bile bile yapacaksınız. Biri size içinizdeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksınız... Aslında kurtulmak istediğiniz halde, o acıyı yaşamak için direneceksiniz. Hayatınızın geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksiniz... Aksini iddia edenlerden nefret edeceksiniz... Herkesi ona benzetip... Kimseyi onun yerine koyamayacaksınız... Hiçbir şey oyalamayacak sizi... İlaçlara sığınacaksınız... Birkaç saat kafanızı bulandıran ama asla onu unutturmayan... Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren... Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek... Boğazınız düğümlenecek, dinleyemeyeceksiniz... Uyumak zor, uyanmak kolay olacak... Sabahı iple çekeceksiniz... Bazen de "Hiç güneş doğmasa" diyeceksiniz. Ne geceler rahatlatacak sizi ne gündüzler... Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksiniz... Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önünüze çıkana sarılmak
isteyeceksiniz...
Nafile... Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek... Rüyalar göreceksiniz, gerçek olmasını istediğiniz... Her sıçrayarak uyandığınızda onun adını söylediğinizi fark edeceksiniz... Telefonun çalmasını bekleyeceksiniz... Aramayacağını bile bile... Her çaldığında yüreğiniz ağzınıza gelecek... Ağlamaklı konuşacaksınız arayanlarla... Yüreğiniz burkulacak... Canınız yanacak... Bir daha sevmemeye yemin edeceksiniz. Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinizden... Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksınız... Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğiniz için kendinizden nefret edeceksiniz... Yaşadığınız şehri terk etmek isteyeceksiniz... Onunla hiçbir anınızın olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek... Ama bir umut... Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu... Bu umut sizi gitmekten alıkoyacak... Gel gitler içinde yaşayacaksınız... Buna yaşamak denirse...
Seni Sensiz Yaşamaya Mecbur Kalmak İstemiyorum Senin Yokluğunda Ben Bu Düşüncelerde Kavrulacağım.
Kendini bildi bileli mor menekşeyi çok severdi. Çocukluğunun geçtiği ikikatlı evin bahçesinde bahar geldiğinde mor mor açar, mis gibi kokarlardı..Annesi mor menekşeleri hep duvar kenarına dikerdi..
gölgeyi sever menekşelerderdi..Oysa ögretmeni bitkilerin güneş ışınları ile fotosentez yaptığını anlatmıştı onlara .Bitkiler güneş ışığına muhtaçtı.Mor menekşeler ne tuhaf bitkilerdi , her bitki güneşi severken,onlar nedengölgeyi tercih ediyorlar diye düşündü durdu Hande...Küçük, ufacık aklı ile aslında menekşelerin diğer çiçeklerden farklı olduğunu keşfetmişti, işte belki de menekşeler
bu yüzden bu kadar güzeldi.Herkesden farklı olursan, bu hayatta değerli olursun yargısına varmıştı.Daha o yıllarda farklı olmak için uğras vermeye başladı. ilk olarak, okulda kimsenin yanına oturmak istemediği Hacer'in yanına oturmak istiyorum ögretmenim diyerek başladı farklılıklarla süren hayatı. Hacer bile şaşırmış şaşkın şaşkın bakıyordu onun yüzüne. Hacer çok dağınık, biraz anlama zorlukları olan problemli bir ailenin kızı idi. Hande ise mühendis Kamil Beyin biricik kızı. Ögretmen pek oturtmak istemedi önce Hacer'in yanına Hande' yi. Daha sonra bir tatsızlık çıkmasın
diye öğretmen Hande'nin annesini çağırdı.
Annesi eve geldiklerinde Hande'ye sordu :
- Neden yavrum Hacer in yanına oturmak istiyorsun?
Hande cevap verdi :
- Geçen baharda menekşeler ekiyorduk hani anne, o gün sen bana menekşeler
güneşi sevmez demiştin, oysa her bitki güneşi sever. Menekseler farklı, belki de
bu yüzden bu kadar güzeller. Hacer'in yanına kimse oturmak istemiyor. Ben farklı olmak istiyorum. Belki Hacer de güzeldir, onu fark etmek istiyorum, dedi.
Annesinin ağzı açık kalmıştı. İlkokul 4.sınıf öğrencisi kızının olgunluğuna hayran kalarak
- peki kızım kimin yanında istersen oturabilirsin, " dedi.
Pazartesi Hande Hacer'in yanında oturmaya başladı. Hem Hande tedirgindi, hem Hacer.Birbirleri ile hiç konuşmuyorlardı. Diğer kızlarda soğumuştu Hande'den. Nasıl Hacer gibidağınık, bir şeyi, iki kere anlatınca anlayan fakir bir kızın yanına oturmayı istemişti.En çok alınan doktor Cemal Beyin kızı Esin'di. Anne babaları her hafta sonu görüşüyorlar,
Hande ve Esin birlikte oynuyorlardı. Nasıl olur da kendi yerine Hacer'i seçerdi. Çok gururu kırılmıştı Esin'in. Hande ile konuşmuyordu.Birgün Hande ve ailesi Esinlerle dağ köylerinden birinde gerçekleştirilecek bir panayıra katılmak için sözleştiler. Hande gene Esin'in somurtacağını bildiği için gitmek istemiyordu.İçin için de Hacer'e kızmaya başlamıştı arkadaşları ile arasının bozulmasına sebep olmuştu.Neden sanki bu kadar dağınıktı, neden her şeyi iki kerede anlıyordu? Yoksa aptal mıydı?Sonra menekşeleri hatırladı hemen düşüncelerinden utandı. Hacer farklı diye yargılamaması gerekiyordu. Hacer'in, kimsenin bilmediği güzelliklerini keşfedecekti. Buna tüm gücü ile inandı. Panayıra gittiklerinde Esin somurtarak karşısında oturuyordu, Hande ile konusmuyordu.
Hande canı sıkıldığından biraz dolaşmak için annesinden izin aldı. Köy yolunda yürümeye başladı. Hava iyice soğumuş ve ayaz iyice artmıştı, kar atıştırmaya başlamıştı. Hande karı çok seviyordu, yürüdü, yürüdü. Köye gelmişti. Bir evin önünde durdu. Evin penceresinde ki saksıya gözü
ilişti. Gözlerine inanamıyordu, bunlar mor menekşelerdi. Ama kıştı ve menekşeler soğuğu hiç
sevmezlerdi eve dogru bir adım attı. Kapıda beliren gölgeyi çok sonra fark etti bu Hacerdi.
Hande'ye gülümsüyordu.
- Hoşgeldin Hande buyurmaz mısın?, dedi.
Biraz ürkek, şaşkınlıkla kapıya doğru ilerledi Hande ve içeri girdi. Oda sıcacıktı odun sobası
her yeri ısıtmıştı. Menekşeler diyebildi sadece Hande...
- Bu soğukta ?
Hacer gülümsedi ;
- Onlar annem için, annem onları çok sever.
Sonra yatakta yatan kadını fark etti Hande.
"Annen hasta mı?" dedi.
"Evet 2 sene önce felç oldu ona ben bakıyorum, bizim kimsemiz yok, birtek ineğimiz var onunla
geçiniyoruz. Ama tüm işler bana baktığı için derslere çalışacak pek vaktim olmuyor, dedi Hacer
utanarak. Bir de bizim köyden şehre araç yok, bu yolu her gün yürüyorum o yüzden de çok yorgun
okula geliyorum dersleri anlamakta güçlük çekiyorum. Hande'nin gözleri dolmuştu. Dışarıdan gelen ses ile kendine geldi. Annesi onu arıyordu. Çok merak etmiş olmalıydı. Dışarıya koştu ve annesine sarıldı, ağlıyordu. Bir müddet sonra anne bu Hacer diye tanıştırdı sıra arkadaşını. Hacer'in yaptığı sıcak çorbadan içtiler birlikte. Hande annesine anlattı Hacer'in hayatını, ağlayarak.
"Bir şeyler yapalım anne" dedi.
O hafta annesi ve Hande, Hacerlere gidip annesi ve Hacer'i kendi evlerine taşıdılar. Hacer artık Handeler den okula gidip geliyordu, ne dağınıktı, ne de aptal. Sınıfın en iyi öğrencisi olmuştu. Seneler geçti Hacer ve Hande bir arkadaş değil, iki kız kardeşlerdi artık. Mor menekşeler Hande'ye Hacer'i armağan etmişti. Hacer'e ise hem Hande'yi, hem hayatı. Seneler sonra ikisi de evlendi. Hacer şimdi bir doktor. Hande'den vicdanın ne kadar önemli olduğunu öğrendi, hastalarına vicdanıyla birlikte şifa dağıtıyor. Hande ise bir ögretmen. Çocuklara farklı olan şeyleri sevmeyi de ögretiyor. Bir kızı var
adı, Hacer Menekşe. Hayatta en çok sevdiği iki şeye birini daha ekledi Hande.
LÜTFEN SEVGiNiZE ÖNYARGI KOYMAYIN.
HERŞEY SEVİNCEYE KADAR FARKLIDIR
SEVDİKTEN SONRA İSE SEVGİNİN DİLİ HEP AYNIDIR
arkadaşlar şimdi uçtun diyeceksiniz ama ben yazdıklarım hikayelerden çok etkilendim bunu için sizinle paylaşıyorum beğenmezseniz ve istemezsiniz yazmam
Sıla, Boran’ın elini avucunun içine aldı.Ama içi acıdı o anda, Boran’ın alyansını hissetmedi parmakları,emin olmak için parmağına baktı sonra soru dolu bakışlarını çevirdi Boran’a.
B:Artık bu evlilik bitti Sıla
Sıla bu söze inanmak istemiyordu,elinde Boran’ın eli hayır dercesine başını salladı.Boran elini Sıla’nın elinden çekti.Bunun üzerine ‘’Sen..benden vazgeçtin..’’diye inledi Sıla
Boran’ın içi yanıyordu. ruhu’’ hayır sılamm,seni eskisinden de çok seviyorum,bende sensiz yaşayamıyorum’’ diye haykırıyordu.Ama gururu el vermiyor,sevdiğine anlatamıyordu derdini.
B:Başka adama gittikten sonra seni affedeceğimi mi sandın?Belki de haklıydın,en başından beri hataydı bu evlilik..Sen ve ben...O kadar farklıyız ki...
Sıla bu duyduklarına inanmak istemiyordu.Allahım nolur bu bir rüya olsun nolur diye içinden geçiriyordu.Ama Boran karşısında adeta demirden bir duvar örmüştü.Bu yaşananlar gerçekti.Bir adım daha yaklaştı ’’Boran’’diye seslendi.Boran sırtını dönmüş bakmıyordu Sılanın yüzüne,kolundan tutup kendine çevirdi:
S:Ben seni Emre için bırakmadım Boran.Kaç kez daha söylemem gerekiyor.Emreyle benim aramda düşündüğün gibi bir şey yok, olamazda.Bana senden başkası yok Boran sadece seni seviyorum
Boran Sıla’ya inanmak istiyordu.Ona sarılmamak,öpmemek için kendini zor tutuyordu.Ama Birden sabah ki görüntü geldigözlerinin önüne.Emre onu öperken çok mutluydu Sıla.Defalarca Emre’yi görmemesini söylemişti Boran,dinlememişti.Mardin’de sadece iş görüşmesini yaptıklarını söylemişti Sıla ama kaçmayı planlamışlardı.
B:Seni öldürmeyeceğim merak etme.Artık İstediğin şehirde istediğin insanla mutlu yaşayabilirsin.Hayatında bundan sonra ben yokum.Seni mardin’e götürüp senin tabirinle tutsak bir hayat yaşatmak için gelmedim buraya.Sadece bende senden bir şey kalmadı..bunu söylemek istedim.Artık özgürsün ..
Dedi Boran ve kapıya doğru kararlı adımlarla yürüdü.’’Napıyorum ben allahım.Sevdiğim kadını bırakıyorum,ondan vazgeçiyorum.Ama unuturum.. her acı gibi bunu da unuturum’’diye geçiyordu aklından.Kalbi acıyor,nefes alamıyordu....
Sıla öylece ardından bakakalmıştı Boran’ın .Mutluluk avuçlarının arasından kayıp gitmişti.Burda sevdiği adamsız özgürlüğün bir anlamı var mıydı?.Onsuz nefes almak nasıl mutlu edebilirdi kendini.Koşarak boran’ın yanına gitti,onunla yürümeye başladı,elini tutarak ’’Boran..yalvarırım bırakma beni..’’dedi.Ama Boran onu duymuyor gibiydi.Gidiyordu işte..terkediyordu Sıla’yı...Sonra tek bir çare kaldığını anladı.Boran’ı durdurmak için tek bir yol...Aniden önüne geçti Kesti yolunu..Gözlerini sildi.Elini tutup karnının üstüne koydu.Boran sılanın ne yapmaya çalıştığına bir anlama veremedi,soru dolu gözlerle baktı sılaya .Sıla incecik,ağlamaklı sesle’’Hamileyim’’dedi.
Boran sırkete gıttıgınde Mehmet onu beklıyordu.. bır terslık oldugu bellıydı..
B:ne oldu Mehmet..bır terslık mı var..
M:sorma abı..olanlar pek ıc acıcı degıl..
B: ne oldu Mehmet..anlat seni dınlıyorum..
uzun zamandır senaryo yazmıyodum arkadaslar.. en son nerde kaldıgımı bulamadım.. o yuzden alıntı yapamadım ama en son satırları yazdım.. buyrun devamı umarım begenırsınız..
M: abı bılıyosun uzun zamandır bu sılayı vuranların pesındeyız.. elımızde olan bır kac ıp ucunu degerlendırıdım.. sılayı vuran tetıkcıyı sıkıstrdım dun gece.. adam nuh dıyor peygamber demıyor ama azgından cok onemlı bır sey kacırdı..anladıgım kadarıyla bır kısı degılmıs bu ısın arkasındakıler.. adamın soyledıgıne gore amac sılayı tamamen ortadan kaldırmakmıs fakat sonradan karar degısmıs..sonuc olarak sıla sadece ufak bır kursun yarası ıle atlattı durumu..
B: atlattı mı.. karar degıstrdıklerıne gore baska planları var bunların..
M:kesınlıkle abı..bu arada cıhanıda uzun zamandır takıp ettırıyorum bu aralar ne yapar ne eder dıye..ama aldıgım duyumlar pek ıc acıcı degıl..hanı su kara alı var ya?
B: su uyusturucu ısı ıle ugrasan ıt degıl mı..hanı mafya olan?
M: tam ustune bastın.. onunla bu aralar pek sıkı fıkı bu cıhan.. abı dıkkat edelım de bı pıslık bulastrmasın bıze..
B:merak etme Mehmet..cıhan ıcın bı cozum yolu buluruz. Su tetıkcılerı bıraz daha sıkıstralım bakalım.. kımler varmıs bu ısın arkasında.. bakalım yakında cıkar kokusu..
M: merak etme sen ben arastrmaya devam edıyorum..
B: cok saol mehmetcım..sımdı benım toplantıya gırmem lazım..malum gızem hanımla olan toplantı ıptal olmustu.. sıla da kendını toparladıgına gore artık ıslerın basına donme zamanı.. umarım uzun surmez bu toplantı..sılaya erken donucem dıye soz verdım.. neyse Mehmet sonra konusuruz tekrar.. bı gelısme olursa haber ver tamam mı?
M: tamam boran agam..gozun arkada kalmasın..sılaya da cok selam soyle..
Boran sırketten ayrılıp… sılaların sırketıne dogru yol aldı. Gızem onu orda beklıyordu… boran toplantı odasına gırdıgınde gızem coktan yerını almıstı.. sapsarı saclarını salmıs..kısacık bır etek ceket takımıyla butun havasını odada estrıyordu. Boran kıbarca elını sıktı gızemın.
Yerlerıne gectıler. Konuyla ılgılı bırkac mudur ve ıkısı vardı toplantıda. Toplantı boranın umdugundan fazla uzun sürmustu..saatıne baktı..
B: bence bugunluk bu kadar yeter gizem hanım. Gerı kalanını da yarın konusuruz.
G: ama boran bey. Bu cok onemlı bır konu. Cuma ya kadar mutlaka yetıstırmemız gerek. Zaten dun de ertelendı.
B: bılıyorum gızem hanım. Yarın mutlaka yetıstırırız hıc merak etmeyın. Gerekırse sabaha kadar calısırız.
Boran eve gıttıgınde saat epey gec olmustu. Sıla yatagında uyuya kalmıstı. Yanına yaklastı saclarına götürdu ellerını. Kokusunu ıcıne cektı. Tam alnına bır opucuk koyacakken sıla uyandı..
S: sakın dokunma bana boran aga..
B: ne oldu sıla?
S: bıde ne oldu dıye soruyosun. Saat kac oldu nerdesın. Hanı cabucacık gleıcem demıstın…
B: bılıyorum ama sırkette ısler uzun surdu. Hem daha sonra sızın sırkete de ugrayıp gızem hanımla bır toplantı daha yaptık.
S:gızem hanımla oyle mı.. pekı boran aga oyle olsun bakalım. Nasıl kendınızı affettırıceksın hıc bılmıyorum..
B:demek kendımı nasıl affettiricem öyle mi.. sen görürsün küçük hanım..
Boran odadan cıktı bır hısımla…
S: nereye gıdıyosun boran…
B: sakın pesımden gelme sakın dedı sadece…
Sıla boranın arkasından bakakaldı. Pesınden gıtmeyı denesede boran evden coktan ayrılmıstı. Camdan dısarı baktıgında boran arabasında atlamıstı bıle. Cok ılerı gıttım sanırm dıye hayıflanıp durdu. Yıne cenesını tutamamıs azgına gelenı soylemıstı. Oflaya puflaya yatgın ıcıne gırdı. Borandan ne ses verdı ne de bır haber. Beklemekten sıkılmıstı. Uykuya kaptmıstı yorgun gozlerını. O kadar derın uyuyordu kı boranın geldıgını duymadı.
Boran kafasını odanın kapısından uzattı. Sıla uyuyordu..sessızce alt kata ındı. Daha onceden soyledıgı gıbı sofra hazırdı. Yardımcıları nurandan sılayı uyandırması ıcın rıca ettı.
N:sıla hanım..yemek hazır..hem ılaclarınızı almanız lazım..
Sılanın ıtıraz edecek halı yoktu. Halınden bezgın bır sekılde asagıya ındı. Asagıya ındıgında guzel bı sofra onu beklıyordu. Masaya bakarak gulumsedi. Bırden ensesınde sıcaklık hıssettı. Boran hemen arkasındaydı.
Sevgı dolu bır sekılde sarıldı sılasına. Sofrayı gostererek…
B: erkegın kalbıne gıden yol mıdesınden gecer derler ama bu sefer durum degıstı sanırım..karısına kendını affetrmek ıcın yolu mutfaktan gecen bır erkegı goruyorsunuz karsınızda sıla hanım..
S: senı cok sevıyorum..ozur dılerım bıraz fazla ustune gıttım sanırım.
B: bende bıraz fazla sert cıktım.
Berber boranın hazırladıgı yemeklerden yedıler. Bırlıkte odalarına cekılıp yenı dogan gunu karsılamak ıcın gözlerını kapattılar.
Sabah boran kalktı. İşe gıtmek ıcın hazırlanıyordu. Aynanın karsısına gecmıs hangı kravatı takacagına karar vermeye calısıyordu.
S: kırmızı cızgılı olanı
B: efendım..
S: cızgılı olan senı daha yakısıklı gosterıyor. Boran agam bu ne hazırlık boyle sızı gorende toplantıya gıdıyor demez.
B:off sıla..amma abarttın. Sadece kararsız kaldım. Neyse canım cok gec kaldım.. saat 10 da toplantı var ben durmus burada oyalanıyorum..
S:pardon duyamadım..
B: senı sevıyorum dıyodum..
Boran ısyerıne vardıgında gızem toplantı salonuna yenı gırmıstı. Her zaman oldugu gıbı bakımlı ve kendınden emın durusuyla elını sıktı boranın.
Gızem yapılacak ıslerden bahsettı. O kadar cok ıs bırıkmıstı kı. Zamanın gectıgını anlamdılar bıle. Boran bır ara lavaboya gıtmek ıcın ızın ıstedı. Telefonu masanın ustunde duruyordu. Bu arada sıla aradı. Gızem fırsattan ıstıfade calan telefonu actı..
S: alo askım..nerdesın ?
G: sıla hanım.. ben gızem..boran su an lavaboda.
S: sıla kulaklarına ınanamıyordu. Bırden ne kadar da samımı olmuslardı..boran dıyecek kadar..telfonunu acıcak kadar.. pekı dedı ve kapattı telefonu.
Sımdı sıla sınırden aglıyordu.telefonu fırlattı sınırınden. Demek lavaboda..
Bu sırada gızemın mutluluguna dıyecek yoktu. Bu sırada boran gelmıstı. Telefonuna baktı arayan soran varmı dedı. Gızem gayet soguk kanlılıkla hayır cevabını verdi. Boran aldırmadan toplantıya devam ettı. Eve geldıgınde saat gecenın bır yarısıydı. Cabucak odalarına cıktı. Sıla yuzunde sınırlı halı sandalyede onu beklıyordu….
Sıla elinde telefon koşarak Boran’ın arkasından gitti.Kolundan yakalayıp durdurdu Boran’ı.Elinden tutup tekrar odaya getirdi.
Boran:Bu adam neden bu saatte seni arıyor.Tam sana inanmak istiyorum,aralarında bir şey yok diyorum,adam gecenin bir yarısı seni arıyor.Ona bu cesareti sen veriyorsun.
Sıla:Önce dinle.
Emre’nin Celil’in intihar etmek için köprüye çıktığını ve eşi ve çocukları gelmezse kendini atacağını söylediğini anlatmıştı.Polisler Celil’in verdiği bilgilerden Emre’ye ulaşıp ailesine haber vermesini istemişlerdi.Sıla”hemen geliyoruz” diye kapattı telefonu
Boran:sen gitme Sıla.Cihan şimdi sizi buldum diye ortaya çıkar.Senin için tehlikeli olabilir.Narin’le Azad da gitmesin.
Sıla:annem gitsin o zaman.
Boran:Annen mi?
Sıla:evet,annemle Emir geldi bugün.Annem ,çocuklarının canı için kendi caını vermeye gelmiş.Annelik ne güzel bir şey değil mi Boran?
Boran:Çok sevindim annenin yanında olmasına.Annelik güzel şeydir herhalde...anne olmadığım için bilemeyeceğim.
Sıla: Peki baba olmak?
Boran:baba olmak çok güzeldir herhalde.Celil de vuramadı evlatlarını baba olarak.
Sıla:Şimdi basına da yansır…of…
Boran:Sadece annen gitsin,siz ortalarda görünmeyin.Ben de gideyim annenle,basını susturmak gerek.
Sıla:hadi Boran çabuk olun.
Sıla koşarak Bedar’ın odasına giderAnnesini uyandırır.Babasını anlatır,Boran’ı anlatır…
Boran ve Bedar koridorda karşılaşır.
Bedar:hoş gelmişsin ağam.
Boran:hoş bulduk ana.Beraber gidelim.
Bedar:oy Celil oy,ne işler açtın başıma.
Köprü.
Bedar:Celil,in ordan aşağıya,hadi geldim ben.
Celil:İnmeyeceğim.sadece bir şartla inerim,kimse benden çocuklarımı öldürmemi istemesin.
BoraN:tamam,Celil Efendi…senden çocuklarını öldürmeni istemiyoruz hadi in artık.
Polisler çekerler Celil’i bu tarafa.Beder ve Celil sarılıp ağlaşırlar.
Boran Emre’yi görür kalabalığın arasından.Emre gazetecilerle bir şeyler konuşuyordur.Boran yanlarına gider.
Gazeteci: kendini atmaya çalışan adam,Sıla Özdemir’in gerçek babası mı?
Emre:hayır efendim.Para koparmaya çalışıyorlar.Malum,büyük miras kaldı Sıla hanıma.
Gazeteci:Çocuklarımı öldürmem diyordu, ne demek istedi.
Emre:akli dengesi yerinde değil galiba.Ne koparsam kar diye düşündü herhalde.
Emre:bu olaylar basına yansırsa,Özdemir holding,gazetelerinize ve televizyonlara reklam vermeyecek.Kesinlikle böyle bir haber görmeyeceğiz.
Gazeteciler oradan ayrılırken Boran fotoğraf makinelerini alır ellerinden.Görüntüleri siler tekrar verir
Önce karakola gidip ifade verilir.Sonra
.Emre ve Boran nefretle bakmaktadırlar birbirlerine.
Emre:ne işin var senin burada?
Boran:kayınvalidemle kayınpederimi bekliyorum,evlerine götüreceğim.
Emre: Onlar artık senin kayınvalidenle kayınpederin değil.Sıla istemiyor seni.
Boran:seni istiyor mu?
Emre bir şey diyemez.Patlıcan moruna döner.
Boran:Karımdan uzak dur.
Emre.Durmayacağım,eninde sonunda Sıla benim olacak.
Boran karakolda oldukları için yumruklarını sıktı.
Boran:Göreceğiz.
Boran,Bedar ve Celil’i arabaya bindirip çiftliğe getirdi.Çocuklar babalarıyla hasret gidrediler.Narin ve Azad Boran’ı görünce çok utandılar.Narin abisinden af diledi
Celil:Sıla sen utanmıyorsun,babanı dövdürüyorsun.
Sıla:baba ben hiç öyle şey yapar mıyım?
Celil:Ben Sıla’nın babasıyam dedim.Sıla hanımı arıyoruz diye aradılar.Sonra Sıla hanım bekliyor diye arabaya bindirdiler.Bir kapalı yere götürdükler.Elimi ayağımı bağladılar.sonra yer misin,yemez misin.Sonra arabaya bindirip,bilmediğim bir yerde attılar beni.
Sıla:Kim yaptırdı acaba.
Boran:korumalar kimden emir alıyor.
Sıla:emre’den.Aman Allahım.Emre mi yaptırdı.Soracağım bunun hesabını.
Boran: O adamla muhattab olmayacaksın.Ben sorarım hesabını.
Sıla:Boran sen bu işe karışma.Emre babamı dövdürmenin hesabını verecek.
Boran:peki sen bilirsin.
Emir :Bir türkü söyleyeyim mi ağam.
Bedar:Şimdi türkünün sırası ,değil.Git yat hadi.
.
Boran gitmek için izin istedi.
Sıla:Gitme Boran,burada kal ,dedi.Kendisi de şaşırmıştı söylediklerine.
Boran:tamam dedi.
Birlikte odaya çıktılar.Şömine hala yanıyordu.
Sıla:sana söylemek istediğim ikinci şeyi hala söyleyemedim.
Boran:söylemeden duramazsın değil mi?
Sıla:duramam.Aslında sen gelmesen de yarın seninle görüşüp söyleyecektim.
Boran’ın elini tuttu,karnına koydu.
Sıla:Hamileyim!
Sonra tek bir çare kaldığını anladı.Boran’ı durdurmak için tek bir yol...Aniden önüne geçti Kesti yolunu..Gözlerini sildi.Elini tutup karnının üstüne koydu.Boran sılanın ne yapmaya çalıştığına bir anlama veremedi,soru dolu gözlerle baktı sılaya .Sıla incecik,ağlamaklı sesle’’Hamileyim’’dedi.
Boran sılanın ağzından çıkan tek bir kelimeyle donup kalmıştı.Az önceki kararlı adam yok olmuştu bir anda.Nasıl olur bu diye düşündü..Çocuğu olmasını bu dünyada her şeyden çok istiyord..Ama bu kadar erken olacağı aklının ucundan geçmemişti.,Sıla defalarca onun çocuğunu doğurmayacağını söylemişti belki bu yüzden hiç ihtimal vermemişti..
Yüzüne baktı sılanın..Avuçlarında bedeninin sıcaklığını hissetti.Çekemiyordu parmaklarını ondan,sanki sıladan bir sıcaklık yayılıyor,bütün bedenini kaplıyordu.’’Nasıl olur bu’’’ dedi.Bu sefer Sıla’ya sormuştu.
Sıla ağlamaklı ‘’bizim bebeğimiz Boran,ikimizn parçası..Ben onu doğuracağım’’dedi.Boran hiç bir şey demiyordu.Sıla onu durdurmuştu işte.Ama konuşmuyordu da.Tüm acıları unutmaya karar vermişken bu haber bütün duygularını allak bullak etmişti Boran’ın.Sıla onun böyle sessiz kamasından korktu:Acaba istemiyor mu,onun çocuğunun annesi olmamı istemiyor mu diye geçirdi aklından.Toparlandı bu sefer,dikeldi sıla,elini çekti Boran’dan istemezse istemesin diye düşündü ve kararlı bir sesle ‘’Sen istemesen de,ben bu çocuğu doğuracağım Boran’’dedi.Boran’ın Sıla’ya bakışları değişti.Karşısında kararlı bir kadın gördü.Aynı Mardin’deki cesur Sılaydı o.Hala eski Sıla’sıydı.İnatçı,kararlı,dik karısıydı..Gözleri dolmuştu bu mutluluk karşısında, Elini Sılanın saçlarına götürdü usulca okşadı sonra yüzünde gezdirdi parmaklarını ‘’Sılam...’’diye seslendi.Sıla’nın içine mutluk doldu bir anda.Boran ondan vazgeçmemişti.Hala eskisi gibi seviyordu Sıla’yı.Ve öyle de sevecekti.
Boran sılayı tutup kendine çekti,sıkıca sarıldı,Sıla daha fazla dayanamadı,Boran’ın kollarında hüngür hüngür ağlamaya başladı’’Sakın beni bırakma Boran ,sensiz yaşayamam ben,bu dünyada artık bir sen birde bebeğim için varım,nolur beni hiç bırakma’’diye yalvardı.Boran yüzüne baktı Sıla’nın gözlerinin önüne gelen saçları geriye itti’’Bende sensiz yaşayamam Sıla,artık benim için, sadece sen ve bebeğim var,size kimsenin zarar vermesine izin vermeyeceğim’’dedi ve sılanın titreyen dudaklarını sevgiyle öptü..
Arkadaşlar inşallah bu sefer bitirdiğim yerden memnun kalırsınız :img-wink:
arkdaşlar hikayemi dersiniz gerçek olay mı dersiniz okumanızı yavsite ederim okurken içim burkuldu:sad53: :sad53:
AŞK VE ÖLÜM!!!
9.SINIF
Şuan dersteyiz.yanımda dünya tatlısı bir kız oturuyor.Yüzüne bakmaya kıyamıyorum.onu ne kadar çok sevdiğimi bilmiyor.o benim en yakın arkadaşım. beni sadece arkadaşı olarak görüyor.nedenini bilmiyorum ama kendimden çok utanıyorum...
10.SINIF
Evdeydim arayıp erkek arkadaşıyla tartıştığını ve bana ihtiyacı olduğunu söyledi.sonra bize geldi.bana sıkı sıkı sarılıp ağladı.Şuan dizimde uyuyor.saçlarını okşayıp ogül yüzünü doya doya seyrettim.ben onu o kadar çok severken o beni sadecearkadaşı olarak görüyor.nedenini bilmiyorum ama kendimden çok utanıyorum...
11.SINIF MEZUNİYET BALOSu
Onunla çocukluktan beri arkadaşız.8. sınıftayken birbirimize söz vermiştik lise sonda mezuniyet balosuna gidecek eşimiz olmazsa beraber gidecektik.beni aradı ve erkek arkadaşının hastalanıp gelemeyeceğini söyledi ve beraber gidebilir miyiz diye sordu. kabul etttimonu evinden aldım.balodaki en güzel kız oydu.bembeyaz elbisesiyle tıpkı bir melek gibiydi..gece boyu dans ettik.kollarımdayken hep aynı şeyi düşündüm onu çok seviyordum .gece sonunda onu evine bıraktım.beni yanağımdan öpüp en iyi arkadaşı olduğumu söyledi.onu gerçekten çok seviyorum.ama o beni arkadaşı olarak görüyor.ona onu sevdiğimi nasıl söylerim. nedenini bilmiyorum ama kenmdimden çok utanıyorum...
Aradan yıllar geçti.. şimdi o canımdan çok sevdiğim meleğimi toprağa veriyorum. özel eşyalarının arasından kara kaplı bir defter çıkmış bana verdiler.okuyup okumamakta kararsızdım.açtım. bu bir günlüktü ve bir sayfasında şöyle yazıyordu...
''Şuan dersteyiz ve yanımda dünya yakışıklısı bir çocuk oturuyor.yüzüne bakmaya doyamıyorum.onu ne kadar çok sevdiğimi bilmiyor.beni arkadaşı olarak görüyor.erkek arkadaşım olduğu yalanını söyleyerek ve sürekli onunla ilgili yalanlar uydurarak yanında olabiliyorum.onu canımdan çok seviyorum.bana bir kerecik SENİ SEVİYORUM deseydi dünyalar benim olurdu...''
Ben bu satırları okurken meleğimi çoktan gömdüler.hıçkırıklarımı tutamıyorumgözümü mezarından alamıyorum.merak etme biriciğim ben de ben de seni çok seviyorum....
Boran duyduklarına inanamaz.Sıla’ya tecavüz ettiği sahne gelir gözlerinin önüne.Şaşkınlıkla tekrar sorar.
Boran:ne?sen ne dediğinin farkında mısın?
Sıla:ne dediğimin çok iyi farkındayım .Hamileyim diyorum,bebek diyorum,ikimizin diyorum
Boran:Emin misin?Doktora gittin mi?
Sıla:test yaptım.İki çizgi çıktı.Akşam seni aramıştım hani,bunu söylemek için
söyleyememiştim.Bebek için ikimizin karar vermesi gerek.
Boran şaşkınlıktan hiçbir şey söyleyemez.Boran,hiç aklına gelmeyen bir durumla karşı karşıyadır.Hayatta en çok duymak istediği sözcükleri duyup ,sevinememiştir bile.O an tek düşündüğü şey Sıla’yı koruyabilmekti,her şeyden,herkesten…ama nasıl yapacağını bilmiyordu…Karısı,kadını şimdi çocuğunun anası oluyordu ve yapması gereken tek şey ne pahasına olursa olsun onun hayatta kalmasını sağlamaktı…ağalığı bırakmak zorunda kalsa bile...yapmak istediği ikinci şey de anne ve babasını arayıp haber vermek istedi.Kim bilir ne çok sevineceklerdi oğullarının soyu yürüyecek diye.Peki ölüm kararı ne olacaktı.
Sıla:Boran bir şey desene.sevinmedin mi?
Boran:ne diyeyim Sıla?Aşiret senin ölüm fermanını imzalamış,kız kardeşimi, karımı ve onun kaçtığı adamı öldürmem gerekiyor.Hayatımda ilk kez baba olacağım haberini alıyorum…sevinemiyorum bile.
Sıla:bana hala kızgınsın…bak sen istemesen de ben kararımı verdim.Bu bebeği doğuracağım.
Boran:Kızgın değilim Sıla,kırgınım.Bana bir haber vermeden,iki satır yazı yazmadan gittiğin için kırgınım.Cihan’a “kuş uçtu Boran” dediğinde cevap veremediğim için kırgınım.Anlıyor musun?En çok da kaçarken Emre ile gittiğin için kırgınım.
Sıla:Keşke zamanı geri döndürebileydik Boran…Tıpkı o geceyi bana yaşattıktan sonra dediğin gibi.
Boran yine konuşmaz.
Sıla:kaç gecedir resminle uyudum,sevgimi resmine itiraf ettim.Beni bulmandan korktum,bir taraftan da beni bulmanı,konuşmanı istedim.Bunların hepsi hamile olduğumu öğrenmeden önceydi.Şimdi içimde sana ait bir şey taşıyorum Boran ve o parçadan ayrılmak istemiyorum.
Sıla hıçkırıklara boğulmuştur yine.
Sıla: Oysa ne çok sevineceğini düşünmüştüm bu habere.Boran’ın çocuğu oluyormuş dedim,o geceyi bile sildim beynimden…o gece artık ,kötü bir gece değil…bebeğimin gecesi oldu…sen hala tutmuş ölümden bahsediyorsun..hadi öldürsene…hadi…
Boran Sıla’nın ellerini tutar.Bir eliyle çenesinden kaldırıp,yüzüne bakmasını sağlar.
Boran:Ben o geceyi sana unutturacağımı vaat ederken,o geceyi hep hatırlayacağın bir şey vermişim sana...o geceden olma çocuğu gerçekten istiyor musun...eğer sen istemiyorsan ben de istemem...o benim çocuğumsa bile istemem...anlıyor musun?
Sıla:Hangi anne çocuğunu istemez.Tabi ki istiyorum ama ..ölüm beni korkutuyor...onun annesiz büyümesini istemiyorum.
Boran:o çocuğu ben de istiyorum..kaç yıldır bu haberi bekledim ben.ama töreyi biliyorsun.Berdel bozuldu.Kaçan kişinin cezası ölümdür. Ben sana söylemiştim o zaman bu ölümü ben bile durduramam demiştim.Ben töre yazmam,töreyi uygularım.Bebek sadece infazı geciktirir.Sonra yine…
Sıla: Tamam o zaman doğurmayacağım..yarın gider aldırırız.Bebeğimin annesiz büyümesine izin vermeyeceğim.
Boran:kafam çok karıştı Sıla…ama mutlaka bir çıkar yol bulacağım.
Sıla:sen de dönme Mardin’e.Burada hep beraber yaşayalım…sen şirketin başına geçersin…
Burada bizi bulamazlar…korumalar…güvenlik çok iyi.
Boran:Sıla buraya nasıl girebildiğimi zannediyorsun.Güvenlik zayıf…biz burada yaşarken de aşiretten birileri mutlaka içeri sızar…kaçak olarak yaşayamayız.
Sıla:Lütfen dönmeyelim oraya…beni tekrar götürme lütfen.Burada yaşarız.Güvenliği artırırız.Sana vekalet veririm.Şirketi sen yönetirsin.Bu servet hepimize yeter.Azad Narin,Bedar Annemlar..sen ,ben çocuğumuz…burada kalalım.
Boran:senin paran beni ilgilendirmez.Eğer ölüm kararı değişirse Mardin’e gidip,orada yaşayacağız.
Sıla:Ben orda yaşayamam Boran,annenle babanın yüzüne bakamam…burada kalalım.Tamam şirketle ben ilgilenirim.Sen başka bir işte çalışırsın.
Boran:aşiret bizi her yerde bulur ve öldürür Sıla…bu sefer beni de öldürürler.Sizi koruyamam.Ben yarın Mardin’e gidip konuşmalıyım.Babama anlatmalıyım.Torun haberine çok sevinecekler.
Boran Sıla’yı kendine doğru çekti.Alnına bir öpücük kondurdu…ve şu sözcükleri fısıldadı kulağına” kadınım,çocuğumun anası,senin kılına zarar gelmesine izin vermeyeceğim.Ne pahasına olursa olsun.”
arkadaşlar saolun o güzel yorumlarınız için hadi öyleyse devammmm
emre.deniz,sıla,melis hep beraber çıkarlar sıla jipin anahtarını emreye atar
sıla:hadi abicim herzamanki gibi sen sür bakalım arabayı...der vve gülerrr
emre:peki sıla hanım nazıkçe şoförlüğümüzü yap desen ben zaten emirlerinize amadeyim sıla hanım ...sıla emreye sarılır
sıla:sen benim bu hayatta güvendiğim tek erkek sin abicim ...derrr
emre gülümser sılaya
hep beraber arabaya binerler
ve çarşıya giderler önce alış veriş yaparlar en son oyuuncakçı dükkanına girerler sıla bi kaç oyuncak alır kardeşine sonra çocukluklarındaki gibi denizi kızdırmaya başlar bi bebek alır bebek okadar çirkindirki denize göstererek
küçük çocukklarr gibi
sıla:deniz birgün bi bebeğin olursa aynı buna benzeyecek....der gülerler
denizde pembe panteri göstererek
sıla:inşallah kocan buna benzer
emre ve melis onlara gülmekten bişey diyemezler iki genç kız öyle güzel atışıyorlardırki
sonra sıla kedi yi denizin üstüne atar deniz çocukluğundan beri kedilerden korkar ve hala devam ediyordur sılanın kediyi atmasıyla deniz bağarır ve sılayı dükkanın içinde koşturmaya başlar sıla canını kurtarmak için dışarı çıkar ve boranla çarpışır
boran neye uğradığını şaşırır sılanın kafası dudağına çarpmıştır dudağını tutar
çok kızmıştır sılaya
boran:of be sıla senden kurtuluş yok berde olsam beni buluyorsun uslu ol azcık küçük kız çocukları gibi davranmaktan vazgeç ağır ol yaaa
sıla neye uğradıını şaşırır boranın dudağına bakar ona çok kızmıştır ama boranın dudağı kanıyordur sıla hemen
sıla:boran dur şimdi kızmayı bırak dudağın kanıyorrr ...der ve elini boranın dudağına götürür boran bi hışımla sılanın elini iter
boran:dokunma ortalık yerde ne yaptığını sanıyorsun sen
sıla sinirlenir
sıla:ne yapıyorum ya sen nasıl bi adamsın böle ya manyakmısın sen dudağın kanıyor sen neleri düşünüyorsun yık şu tabularını ağır abi olmaktan vazgeç.....
sıla çantasından bi mendil çıkarır borana uzatır
sıla:al şunu tut dudağına bastırda kanaması dursun
bu arada emre,deniz ,melis olanlara bi anlam veremiyordur
boran mendili iterek
boran:gerek yok sıla istemem benden uzak dur yeter
sıla:aman çokta meraklıyım sana
boran kıgın sılanın gözlerine bakıyordur ama sıla boran nasıl bakarsa baksın onun gözlerinde kaybolmak istıyordur o kızgın bakarken sıla içindeki aşkı gözlerine yansıtır okadar sıcak bakıyordur ki boran gülmemek için kendini zor tutuyordur onunde duran sılayı omuzkarından tutar ve yana kayması iter ve boran gider sıla arkasından bakakalır
sıla ağlamamak için zor tutuyordur kendini ve emre,meli,deniz sılanın bu halini çok iyi anlıyorlardır .... yanına gelirler sılanın emre sırtını sıvazlar sılanın ve sorar
emre:sıla aşık olduğun adam boran dimi
sıla sadece başını sallar ve herzaman yaptığı gibi emreye sarılır ve sokağın ortasında ağlamaya başlar emre sılanın gözyaşlarını siler
deniz ve melis onları öylece izlemeyi tercih eder emre herzman olduğu gibi sılayı teselli eder ve sıla ağlamayı keser emrenin koluna girer deniz ve melis arkadan gelirler
melis :ablam emre ebiyi çok seviyor dimi deniz
deniz gülerek
deniz :emre ve sılanın dostluğu çok farklı melis onlar çok iyi dostlar emre sılayı hep korumuştur yeri gelir abisi,yeri gelir babası olur ve biliyormusun her gören onları sevgili sanır hep onları birbirlerine yakıştırırlar
melis :ablamın boran baiye aşık olduğunu bilmesem bende onları aşık sanırdım
deniz :melis, boran nasıl bi insan nasıl sılayı bu hale getirebildi sılayı nasıl kendine aşık edebildi
melis:boran baim hiç bişey yapmadı hatta ablamla hiç ilgilenmedi bile
deniz şimdi anlamıştır
melise gülerek
deniz :aslında ilgilenmemekle en büyük şeyi yapmış ....der ve acı bı tebessüm eder
cafeye otururlar sıla iyi olmuştur gülerler çok eğlenirler akşam olur
emre:hadi kızlar kalkalım ya sıkıldım ben
melis :eeee tabi kız muhabbeti emre abiyi sarmadı babamla abimin yanına gitsinde erkek muhabbeti yapsın azcık hatta emre abi sen hangi takımlısın
emre kollarını kabarta kabarta
emre:deniz oda sorulurmu be abicim fenerbahçe başka atkımmı var
melis güler :iyi ozaman babamla iyi anlaşacaksınız
sıla şaşırır ve melise bakar
sıla:melis babamdamı fenerbahçeli
melis :yok ablacım babam koyu galatasaraylı eğer emre abi bizim evde fenerli olduğunu söylerse babam kafasına silahı dayar emre abimde galatasaraylı olur ve doğal olarak iyi anlaşırlar
herkes güler emre
emre :hadi ordaaan be
deniz :hadi kalkalım daha düğün için hazırlanacağızz
hep beraber kalkarlar
eve gelirler kızlar doğruca hazırlanmaya giderler ........
sıla koşarak odasındaki bavula yöneldi işe yarayacağını biliyordum melis ve deniz sılaya bakarlar ....
sıla bavuldan gece kıyafetini çıkarır kızlara döner ayağa kalkar ekbisesini üzerine tutar ....
sıla:bunu giyeceğim nasıl
melis kaşlarını kaldırır :abla o çok açık değilmi
sıla :melisim biliyorum ama üstünde şalı var canı m ....der ve şalı gözterir
kızlar hazırlanmaya başlarlar sıla beyaz gece kıyafetini giyer dizine kadar yırtmacı vardır yandan tabiki askılı(o beyaz geceliği gibi)sıyah lüle lüle saçlarını salık bırakmıştır aslınsa şimdi şalada gerek yoktur ama olsun yinede almalıydı(sonra atar )
evvet kızlar hazırdı üşüde birbirinden güzel olmuştu emre takımlarını giymiş aşşada avluda kızları bekliyodu
bu arada bedar ,azad,celil çok tab düğün evine gitmişlerdi boran ağa düğün sahibi olarak ağaları o karşılıyordu boran celil ağayı görünce sılanın gelmeyeceğini sandı kalbi sızladı birden ah be dedi çok kırdım ben bugün sılayı ama anlamadıki aslında acıyan dudağım değildi acıyan kalbimdi benden başkasının yanındayken mutlu olmasıydı oysaki ben ondan başka kimsenin yanında mutlu olamıyorum diye düşündü ağalar toplandıktan sonra ona ayrılan masaya oturdu boran
kızlar hazırlandı ve merdivenden inerken
emre ıslık çalmaya başladı önce melis indi merdivenden tek tek iniryorlardı
emre:melis harika görünüyorsun.... melek gibisin tıpkı canım ....(melisin elinden tutarak döndürür onu ıslık çalarak) valla dilim tutldu ufaklık keşke yaşım daha küçük olsaydı seni alırdım ...der melis kızarmıştır emreye gülerek
melis:abi ya utandırma beni dur şimdi deniz ablamla sıla ablamda geldinden dilini öle yutarsın .....der bu arada deniz merdivenlerde görünür deniz salına salına merdivenlerden iniyordur eme gülerek
emre:bu kız beni mahvediyor ya nasılda nazlı nazlı iniyor merdivenlerden
melis gülmeye
melis :abi keşke azcık daha küçük olsaydın dimi ....der gülerek emre melise döner
emre:belkide küçük olmama gerek yoktur he ....der sırıtarak
deniz yanlarına gelir emre denizin kulağına yaklaşır sessizce
emre:prenses gibisin yine deniz birden prens olasım geldi
deniz gülmeye başlar emre ilk defa ona böyle içten davranıyordur dostluktan öte bi tavırdır bu denizde emreden hoşlanıyordur aslında ama arkadaşlıkları bozulmasın diye ikiside birbirine açılmamıştır deniz belkide tam zamanı diye düşünür ama emre merdivenlerden inen sılaya bakar ceylan gibidir sıla okadar zarıf iniordurki siyah lüle lüle saçları hafif esen rüzgarla dans ediyordur resmen emre birden
emre:allahım cennettemmiyim ne bu gecenin en şanslı delikanlısı benim yanımda üç tane melekle gideceğim....der ve güler
sılada gelmiştir yanlarına
kızlar birbirlerine bakıyorlardır sonra emreye dönerler muzurca sorar sıla emreye
sıla :emre söylermisin hangimiz daha güzel olmuşuz
emre düşünür ama söyleyecek söz bulamaz çünkü kızların hepsi çok güzel olmuştur
emre gülerek:valla ne söylesem yalan olur hepiniz okadar güzel olmuşsunuzki hanginiz daha güzel ona karar veremedim.....
tek kaşını kaldırarak sorar
emre:aaaa ama kimse bana bişe demedi ben nasıl olumuşum ....der etrafında dönerek kızlar gülmeye başlar
sıla emrenin yanağından makas alarak
sıla :fıstık gibi olmuşsun canımmm ....der
hepsi güler
emre:hadi güzel kızlar arabaya binide gidelimder melise bakarak
emre:melis canım sen öne binsen iyi olur yolu biz bilmiyoruz tarıf edersin
melis bunu diyene kadar öne binmiştir zaten
evet düğünün olduğu yere gelirler
herkes arabadan iner sıla hemen emrenin koluna girer melis ve deniz önden çıkarlar merdiveni boran melis ve denizi görünce büsbütün hayalleri suya düşer sıla ve emre gelmemiştir diye düşünürken herkesin kafası boranı baktığı yere doğrulur sıla ve emre kol kola içeri girerler herkes hayran hayraN ONLARA BAKIYORDUR ....herkes bu iki gence bakıyordur birden salonda sesler uğuldamaya başlar herkes emre ve sıla hakkında konuşuyordur emre ve sıla geçtikleri her masıyı selamlıyor ama gülmedende edemiyorlardır sıla emrennin kulağına eğilerek.....
sıla :emre borana bak nasıl bakıyor dikkat et seni dövmesin bu gece
emre sılaya bu laf üzerine daha sokulur boran sinirden ne yapacağını şaşırır yumruklarını sıkıyordur herkes hayran kalmıştır celilin öğretmen kızına emreylede çok yakıştıklarını düşünüyorlardır diğer aşiretin hanım ağası bedarın kulağına yanaşıp
leyla olsun kadının adı
leyla :bedar hanım damadında pek yakışıklıymış
bu arada sıla ve emre narının yanına gençlerin oturduğu masaya oturmuşlardır
melis le deniz birbirlerine bakarak
melis :deniz abla boran baime bak nasılda bakıyor emre abimle sıla ablama
deniz :bizim çocuklar iyi iş çıkardı oh olsunborana....der
emre denizin kulağına eğilir
emre:deniz seninle bişey konuşacağım sonra konağa gidince ne olur hemen odana çıkkma olurmu canım....der
denizin kalbi küt küt atıyordur emre der ah emre sonunda ya sonunda der gülümser emreye
sıla ve boran birbirlerinin gözlerine kenetlenmiş bakıyorlardır ama bu sefer gözünü çeken taraf sıla olur sıla masaya eğilerek kızlarla konuşur( bu bizim masalardan değil arkadaşlaar kare bmasa değil herkes yanyana oturyor) böyle daha çok emrenin içine giriyormuş gibi görünür
...sonra herkes ortaya dökülür oyunlar oynanır sıra borana gelir ağadır onun oynaması şarttır ama boranın hiç içinden gelmes
ama zorla kalkar.....
sılanın yanında oturan narine doğru gitmeye başlar sılanın ayakları uyuşmuştur heyecandan sıla kendisini kaldıracağını sanar ama boran narının yanına gelir
boran:narın abicim benimle oynamayı kabul edermisin
narın gülerek:abi burda seninle dans etmek isteyen binlerce kız var onlardan biriyle oynasan....der sılaya bakar
boran sılaya bakar bu arada
boran:sıla ile güzel oynanırdı ama o bilmez bu havaları o varsa yoksa müziğin ritmine kendini kaptırır kafa sallar
sıla güler ayağa kalkar.... kafası ve omuzları dimdiktir.... boranın yanına gider ....boran elini uzatır sılaya,kulağına eğilir
boran:sıla yol yakınken dön bak rezil olacaksın
sıla kaşını kaldırır borana sinirle bakar
sıla:görüceğiz boran bey ....der ve avlunun ortasına gelir herkes şimdi bu iki çift karagözlere bakıyordur herkes hayran kalmıştır onlara artık sıla ve boranı konuşmaya başlamıştır ve müzik başlar sıla ve boran reyhanı oynamaya başlar
boran ve sıla sanki etreafta kimse yokmuş gibi öyle bi bakıyorlardırki gözlerine ikisininde içinden sevgi sözcükleri dökülüyordur ve gözleri birbirlerine aşklarını itiraf ediyorlardır ve boran yine sılaya hayran kalmıştır ne güzelde oynuyorrr ....müzik biter sıla boranın göğsune yaklaşır bi beş dakika öyle kalır boran sılanın kokusunu öyle bi içine çekmiştirki sıla bi beş dakıka daha durcak olsa borana sarılacaktır ve sevgisini herkesin önunda haykıracakır
sıla borana döner boran sılanın elinden tutar masaya kadar götürür...
boran:sıla teşekkür ederim
sıla küstahlığını takınır yine :önemli değil boran ağam sizi mahcup etmedim umarım
boran:senin bu oyunu bildiğini sanmıyordum istanbulda bunu nasıl öğrendin çok merak ettim doğrusu
sıla gülerek:emreyle dans okuluna gitmiştik orda her şehirin oyunlarını ve her dansı öğrettiler bize boran bey
yani reyhanıyı bilmek için midyatta büyümeye gerek yok
boran sinirle karışık gülümser(allahım bu nasıl bi gülümseme şekliyse işte öle )boran ve sıla hala el ele dir
boran :sılaaa....
sıla boranın gözlerine bakarak
sıla:efendim boran
boran gülerek:sıla herkes bize bakıyor elii bırakırmısın
sıla yine kıpkırmızı olur ne yapacağını şaşırır öfkeyle boranın elini bırakır ve yerine oturur
boran pis pis gülüyordur
içinden benim masum prensesim ama biraz sabretmen lazım ben seni o çocuğun yanında gördüğümde nasıl oluyorsam sende öyle acı çekeceksinki ve birbirimize öyle zor kavuşacağızki ve emin ol o saatten sonra birbirimizi hiç bırakmayacağız....der ve yavaş yavaş sılanın tam karşısında olan masasına oturur ::::
sıla ve boran birbirlerine bakıyoorlardır sıla sinirli sinirli boransa gülüyordur sılaya sıla birden ayağa kalkar narının kulağına eğilir
sıla:narın lavabo nerde canım
narın eliyle işaret eder boran narının işaret ettiği yere bakar oda kalkar sıladan önce gidecektir anlamıştır boran
narın:bende geliyim sıla
sıla:yok canım zahmet etme ben giderim
sıla koşar adımlarla merdivenleri çıkar tam köşeyi döner boranla burun buruna gelierler
sıla dik dik boranı gözlerine bakar
sıla:çekilde geçiyim duvar gibi durma önümde
boran hala put gibi dikiliyordur
sıla kafasını kaldırır ve boranı kollarından tutar ama güzü yetmiyordur boranı çekmeye boran gülümser sılaya
sılada hala tepki yoktur sinirli dişlerinin arasından konuşarak
sıla:bana ne yapmaya çalışıyorsun boran dengesizliklerin beni çıldırttı benimle oyun mu oynuyorsun innsanların duygularıyla oynamak çok mu hoşuna gidiyor senin ....
boran sıladan bu sözleri duyunca şaşırır sıla grurunu ayaklar altına almış boranla sevgi üzerine kouşuyordur ama sıla hala devam eder
sıla:sen beni ne sanıyorsun boran ne sanıyorsun beni ben senin gözunda hafif bi kızmıyım sölesene sen her güldüğünde gülüp sen kızdığında yanına mı sokulmamı bekliyorsun boran ben senin düşündüğün gibi bi kız değilim şımarık zengin çocuğuda değilim,saf erkek delisi bi kızda değilim,boran şimdi çekil önümden ve sevgime biraz saygı duyuyorsan daha doğrusu sevmenin ne kadar güzel bi duygu olduğunu biliyorsan beni rahat bırak bana karşı içinde bi hiz yoksa bana umut vermeyi bırak boran....
sıla daha fazla tutamaz kendini gözyaşlarına engel olamıyordur boranın gözlerine bakarak ağlamaklı
sıla:ne olur yapma bunu bana boran çekil....der resmen yalvarıyordur
boran kafasını öne eğer ve sılanın önünden çekilir
ve sessizce
boran:amacım bu değildi sıla sadece sevmek ten koorkuyordum .....ama sıla çoktan gitmiştir yanından boran üzgün bi şekilde sılanın lavabodan çıkmasını bekler sıla ise içerde hıçkıra hıçkıra ağlıyorduur .....sonra gözlerini siler aynaya bakar
sıla:bundan sonra sen göreceksin boran kapımda köpek olacaksın bu yaptıklarının hesabını vereceksin ....der ve lavabodan çıkar borana bakar
boran üzgündür sıla gülüyordur bu sefer
sıla:boran ağam hayırdır
boran içeri giren sılayla çıktıktan sonraki sılanın farkını çıkarmaya çalışıyordur içerde sihirli bı aynamı vardı yoksa veya insanların kalbini birden değiştiren bi ayna
sılaya gülümser sıcacık,ama bu sefer sıla yumuşamayacaktır duvar gibi durur boranın önunde
boran:sıla üzgünüm amacım seni kırmak değildi
sıla güler :allallah neydi amacınız dalga geçmek hep beraber eğleniriz diye mi düşünmüştün boran
boran ne dese affettiremeyecektir kendini ve sılanın o soğuk bakışları karşısında gitmekten balka yapacağı bişey yoktur boran arkasını döner ve gider sıla arkasından bağarır
sıla:boran yaptığın tek şey kaçmak herşeyden kaçıyorsunnnnn korkak sınnnn
boran arkasını döner sılaya bakar tekrar kafasını çevirir
sessizce ''haklısın sılllaaa '' derrr
Sıla boranın arkasından bakakaldı. Pesınden gıtmeyı denesede boran evden coktan ayrılmıstı. Camdan dısarı baktıgında boran arabasında atlamıstı bıle. Cok ılerı gıttım sanırm dıye hayıflanıp durdu. Yıne cenesını tutamamıs azgına gelenı soylemıstı. Oflaya puflaya yatgın ıcıne gırdı. Borandan ne ses verdı ne de bır haber. Beklemekten sıkılmıstı. Uykuya kaptmıstı yorgun gozlerını. O kadar derın uyuyordu kı boranın geldıgını duymadı.
Boran kafasını odanın kapısından uzattı. Sıla uyuyordu..sessızce alt kata ındı. Daha onceden soyledıgı gıbı sofra hazırdı. Yardımcıları nurandan sılayı uyandırması ıcın rıca ettı.
N:sıla hanım..yemek hazır..hem ılaclarınızı almanız lazım..
Sılanın ıtıraz edecek halı yoktu. Halınden bezgın bır sekılde asagıya ındı. Asagıya ındıgında guzel bı sofra onu beklıyordu. Masaya bakarak gulumsedi. Bırden ensesınde sıcaklık hıssettı. Boran hemen arkasındaydı.
Sevgı dolu bır sekılde sarıldı sılasına. Sofrayı gostererek…
B: erkegın kalbıne gıden yol mıdesınden gecer derler ama bu sefer durum degıstı sanırım..karısına kendını affetrmek ıcın yolu mutfaktan gecen bır erkegı goruyorsunuz karsınızda sıla hanım..
S: senı cok sevıyorum..ozur dılerım bıraz fazla ustune gıttım sanırım.
B: bende bıraz fazla sert cıktım.
Berber boranın hazırladıgı yemeklerden yedıler. Bırlıkte odalarına cekılıp yenı dogan gunu karsılamak ıcın gözlerını kapattılar.
Sabah boran kalktı. İşe gıtmek ıcın hazırlanıyordu. Aynanın karsısına gecmıs hangı kravatı takacagına karar vermeye calısıyordu.
S: kırmızı cızgılı olanı
B: efendım..
S: cızgılı olan senı daha yakısıklı gosterıyor. Boran agam bu ne hazırlık boyle sızı gorende toplantıya gıdıyor demez.
B:off sıla..amma abarttın. Sadece kararsız kaldım. Neyse canım cok gec kaldım.. saat 10 da toplantı var ben durmus burada oyalanıyorum..
S:pardon duyamadım..
B: senı sevıyorum dıyodum..
Boran ısyerıne vardıgında gızem toplantı salonuna yenı gırmıstı. Her zaman oldugu gıbı bakımlı ve kendınden emın durusuyla elını sıktı boranın.
Gızem yapılacak ıslerden bahsettı. O kadar cok ıs bırıkmıstı kı. Zamanın gectıgını anlamdılar bıle. Boran bır ara lavaboya gıtmek ıcın ızın ıstedı. Telefonu masanın ustunde duruyordu. Bu arada sıla aradı. Gızem fırsattan ıstıfade calan telefonu actı..
S: alo askım..nerdesın ?
G: sıla hanım.. ben gızem..boran su an lavaboda.
S: sıla kulaklarına ınanamıyordu. Bırden ne kadar da samımı olmuslardı..boran dıyecek kadar..telfonunu acıcak kadar.. pekı dedı ve kapattı telefonu.
Sımdı sıla sınırden aglıyordu.telefonu fırlattı sınırınden. Demek lavaboda..
Bu sırada gızemın mutluluguna dıyecek yoktu. Bu sırada boran gelmıstı. Telefonuna baktı arayan soran varmı dedı. Gızem gayet soguk kanlılıkla hayır cevabını verdi. Boran aldırmadan toplantıya devam ettı. Eve geldıgınde saat gecenın bır yarısıydı. Cabucak odalarına cıktı. Sıla yuzunde sınırlı halı sandalyede onu beklıyordu….
B: ne oldu sıla nıye oyle bakıyorsun..
S:bi de ne oldu diye soruyor musun boran
B: sıla ne diyorsun hiç bi şey anlamıyorum..
S: anlamamazlıktan gelme boran aga.. once telefonunu baskaları acıyor..sonra zahmet edıpde
Tekrar aramıyorsun bile..
Sıla odadakı esyaları dagıtmaya baslamıstı bıle..elıne ne gecerse fırlatıyordu bırer bırer. Efsunlanmıs gibiydi..
S: sana guvendım ben. Kalbımın kapılarını sonuna kadar actım.. ama sen ne yaptın karsıma gecmıs hıc bırseyden haberın yokmus gıbı davranıyorsun..
Boran su an lavoboda (gızemın sesını taklıt ederek).. telefonlarını baskalarına mı actırıyorsun boran artık.. sonra ne yaptınız gızemcıgınle.. soylesene ..
Boran sılanın kollarından tuttu..
B: ınan bu soyledıklerınden haberım yok. Senın aradıgından da gızemın de bu telefona cevap verdıgınde haberım yok. Lutfen sıla yargısız ınfaz yapıyorsun. Lutfen bır sakınles ve benı dınle..
Sıla boranın onu sıkı sıkı tutan kollarından kurtulmaya calısarak..
S: benı bırak..sakın bana dokunma..dokunmaaa dedım..
Sıla basının dondugunu hıssedıyordu. Gözlerı karardı.. yıne aynı seyın olacagını bılıyordu. Emreye kızdıgında da boyle olmustu. Avuclarının ıcı buz gıbı oldu.. bayılacaktı..
S: boraaaannnnn … benı bırakma
Dedi ve bayıldı. Boran hala kollarında olan sılayı yataga yatırdı. Panıklemişti. Doktorun dedıklerını hatrladı. Bır daha boyle bır sey yasarsa sonucları daha agır olabılır.. tuvalet masasının usunden kolonyayı aldı. Sılanın bıleklerını ovalarken bır yandanda
B: sıla..ac gozlerını melegım..sıla lutfen..cok ozur dılerım.. sıla lutfen.. affet benı..ınan senı uzmek gıbı bır nıyetım yoktu… sılam..karım..kendıne gel hadı..
Sıla gozlerını araladı.. butun vucudu sıtma nobetı gecırırcesıne tıtrıyordu..
S: boran..
B: sıla cok ozur dılerım..ben boyle olmasını ıstemezdım..senı uzmek aklımın ucundan bıle gecmedı..ınan hıc bı seyden haberım yok..boyle yapma lutfen..
S:boran..senı bır baskasıyla paylasma fıkrı bıle delı edıyor benı..sensız kalmaktan cok korkuyorum..
Boran sılanın yanına yattı. Alnına sevgı dolu bır opucuk kondurdu…
B: merak etme sılam..ben hep burada senın yanı basındayım.. sen benım canımdan ote..sevdıgımsın..kadınımsın..sensız bana hayat yok..
Sıla boranın yanına sokuldu. Kollarını boynuna doladı. Huzurlu oldugu tek yer onun yanıydı..sınırın verdıgı yorgunlukla gozlerını kapadı.
Boran yanı basında yatan karısına baktı. Onu boyle uzun ve bıtmıs gormek cok korkutuyordu. Sonra olanları dusundu. Sıla gızemden bahsetmıstı. Ama anlam veremıyordu gızemın bu davranısına.. gızemın bu kadar aptalca bır sey yapacagını daha once kestırememıstı. Halbukı ne kadar da dostca yaklasıyordu. Kafası karısmıstı. Bırden calan telefonla ırkıldı. Ekranda kocaman Mehmet yazıyordu.
B: efendım Mehmet.. ne oldu bı sorun mu var..
M: evet buraya gelmen lazım..
B: ne oldu?
M: sılayı kımın vurdurdugunu bulduk.. cabuk gel telefonda konusulcak seyler degı bunlar.. ben ofısteyım
B: tamam gelıyorum..
sevimli yaratık 24-12-06, 16:51 bu arada hiç içime sinmedi....bu yazdıklarım...ama yinede dayanamadım...karaladım bişeyler....bu senaryonun devamı sizin yazdıgınız begenme payına göre devam edebilir...begenmeyen varsada açık açık söylesin....ama benim hoşuma gitmedi...sölim..birazdan kendime yorum yapcam....
Dakikalar geçmek bilmiyordu sanki....içini burukluk kapladı birden...
o gece geldi aklına....içini yakan bişeyler olmuştu sanki...
zamanı gelmişti....teste baktı sonuç pozitifdi...biran şaşkınlık yaşadı..
elleri titremeye başladı...korkuyordu....
yatagın üzerine oturdu...düşüncelere daldı....sevinsemiydi...üzülsemiydi..bilemiyordu.. .
sıla-nerdesin boran...sana ihtiyacım oldugu zamanlarda nerdesin.....
ağlıyordu...ayaga kaltı cama yaklaştı...kendince şarkı mırıldanıyordu....
Sensizlik neler aldı
Hayallerim nasıldı
Senden bana ne kaldı
Gözyaşlarım anlatır
Karardı gecelerim
Ben nerdeyim ben kimim
Seni nasıl beklerim
Gözyaşlarım anlatır
birden omuzunda bir sıcaklık hissetdi...gülümsedi...camdan yasımasını görüyordu...bir süre seyretti...o yansımayı...
ama sonra birden arkasını döndü...camdaki yansıma gerçekti...
inanamıyordu bir türlü...karşında duruyordu....
elini yüzüne deydirdi...gerçekligi hissetdi...içini tarifsiz bir huzur kapladı....
dinmiş olan göz yaşları yeniden akmaya başladı...
sarılmak istedi yapadı....başını öne eğdi...hiç bişey diyemiyordu...yutkundu...
sıla-nasıl geldin buraya...
boran sılanın yanına yaklaşmadan önce son söyledi sözleri duymuştu..alaycı bir şekilde konuşmaya başladı....
boran-sen çagırdın...bende geldim....
sıla hiç bir şey kavrıyamıyordu....daha çok ağlamaya başladı....
boran elleriyle sılanın yüzünü çevredi...
boran-ağlama sıla...
sıla artık tutamıyordu kendini...hıçkırıklarını gizleyemiyordu....
boran-sıla..ağlama diyorum sana...
boran sılanın bu haline daha fazla dayanadı..sıkıca sarıldı..ağlamasının bitemesi için sakinleşmesi için bekledi...
sonra elini tutup yataga otutturdu...boranda yanına oturdu..yine sıkıca sardı sılayı....
sıla bu güvenli kollar arasında ne kadar da mutluydu...içinde tuttugu göz yaşlarını salıvermişdi..rahatlamışdı..çekti kendini boranın kollarından..
sıla-özürdilerim boran...seni kırmak istemedim..
boran-seninle buraya bunları konuşmak için gelmedim...
sıla geçde olsa anlamışdı neden geldigini....şaşkın bir ifadeyle..
sıla-törenin karaını uygulamaya geldin dimi...tamam o zaman...sende rahatla bende...çek vur beni...hazırım ben...
boran ayaga kaltı...arkasını döndü sılaya.
boran-birinin canını almak bu kadar kolay mı sanıyorsun sıla..bana yapamıcagım işleri yaptırıyordunuz...
neden haaa...neden kaçtın?..onun için degermiydi bu fedakarlık...
boran arkasını döndü..sılanın yüzüne bakıyoru cevap bekliyodu..ama sıla yeniden hıçkırıklara boğulmuştu...
boran-sana diyorum sıla...cevap versene...tabi verecek cevabın varsaa...
Part 51
Aslan yine sanci dolu bir “Arrrrghhhhh!” bastirir icinden ve acidan cenesini ovusturur…ama ayni anda, icini yakan yeni bir aci hisseder, cünkü Sahra, korkunun verdigi bir kuvvetle, aniden kavradigi Aslanin kasli üstkollarina, tirnaklarini gecirtmisti ve tüm bedeni korkudan kaskati kaskati kesilmisti!
Nefesini tutmus, basini kaldiririr ve korku dolu gözlerle Aslan’a bakar “Neler oluyor?" diye
Yine o kabuslarla, silah sesleriyle dolu ilk karsilastiklari gün gelir aklina! Dehset’den gözleri yine bugulasir!
Artik Aslan’in sinirleri gerilmistir “Yeter yaaaa!” diye öfkeyle inler! “Daha yeni yatistirdim kizcagizi!” gecirir icinden öfkeli!
Sonra Sahraya bir sey belli etmemek icin, herseye pes etmiscesine icini ceker…Caresizce “Allaim nedir bu günlerdir cektilerim, yarabbim….hadi onlari es gectim, simdi bu kizi ne yapcam ben…bi yamyam gibi isirir, bi icler acisi aglar, bi bastan cikartir, bir yumrugu kondurur cenemi dagitircasina, tirnaklarini ettimdem kemigime kadar gecirir…canimi yakmaktan acaip zevk aliyor bu galiba...yandin Aslan desene….resmen izler birakacak bu kiz üzerimde….Gazi olurum yakinda!” diye aci hissini artik bastiramayarak inler!
“Sahraaaa….canimi yakiyorsun, kücük ejderham benim!....Hadi güzelim, su tirnaklarini cikar etimden olurmu, güzelim….. yoksa kendimi savunmaya mecbur kalacagim, bana su an cektirdigin aciya fazla dayanamiyacam...da” der, dislerini sancidan sikarak!
Sahra bu sözler üzerine saskin sakin Aslan’a bakar,…. saskinliktan artik sikmiyordur Aslan’in kollarini, yasliyordur ancak avuclarini Aslan’in kasli kollarina! “Ne kaaadaar güzel, siki kaslari var, Allahimmmm!” diye gecirir icinden ve farkina varmadan hayranlikla ellerini oksarcasina Aslan’in üstkollarinin kaslari üzerinde gezindirir…..Aslan yutkunur! “Bu kadinin masumca bir dokunusu bile adami deliye cevirir, Yarabbim!” diye etkilenerek gecirir icinden, ani bir reaksiyonla kendini geri ceker, Sahra’nin mestedici, kendinden gecmis olan büyüleyici yüz hatlarindan, kendini büyük bir gücle sarf edercesine kopartir, ayaga firlar!
“Kendine gel Aslan, kendine gel! Kontrolü kaybetmek üzerisin, kendine gel ! Neler oluyor sana, hani etkilenmiyecktin…unuttunmu oglum! ….Etkilenme yok…! Bu kizin sana yaptigi peri büyüsünden farkli birsey degil!….Kaptirma yine kendini bir kadinin ellerine …Bir daha kontolü elinden vermemeye ettigin yemini unuttun mu sallak Aslan! Yeter artik… yeter! Etkilenmeyeceksin artik…tam tersi …Sen etkileyeceksin! Sen!” diye derin derin iki üc nefes alarak, parmaklarini saclarindan gecirerek haykirir icin icin!
Sahra yine saskin saskin, basini ensesine yaslamis, Minare gibi basindan yukari dikilmis, Aslan’in yüzüne saf saf bakar, hic kipirdamadan, bir ses cikarmadan!
Aslan bu bakis karsinda yine savunmasiz yakalar kendini, artik caresizce uzaklasir, terassin karsi tarafina, karanliktaki kalan kenarina dogru gider, derin bir nefes ceker icine ve gecenin ayaklarinin altina serdigi manzaraya dalar....Midyat’in yildizlar gibi parlayayan gece isiklarindan, derdine bir care bulma umuduyla !
Sahra ise ne yapacagini bilmez....karanlik kösede duran....kendisini cazibesinden cekip alamadigi adamin, kendisine dönük güclü sirtina bakar.... „Kim bu adam, kim?“ diye icinden gecirir inleyerek....Icinde büyüyen bir ses beyninde yankilar...“Kos Sahra! Kac, hayir kal, kac, kal, kac, kal“ diye....sonra birden "Susandim yaaa!" gecirir icinden...ve sarap kadehine uzanir!
Sila ve Boran… Aslan’in bir hismla ayaga firlamasini, herkesten uzaklasip karanligin kucagina siginmasini, Sahra’nin tepkilerine….. herseyi ...heyecanli sinema seyircileri gibi, kendilerini bir türlü alamadiklari, büyülenmis bir merakla, seyrediyordular!
Sila yine Boran’a sokularak oturmustur, sirtini Boran’in gögsüne yaslamis, Boran ise cenesini sefkatle Silanin basini dayamis ve kollarini Silanin gövdesine dolamistir! Silada bir icgüdüyle ellerini Boran’in elleriyle kavusturmustu! (ikiside sessis bir anlasma yapmis gibidirler, cok dogal davranmaya karar vermis, kabullenmislerdir beraberlik hallerine)
Sila gülerek: „Boran....biliyorum...ben bu gece hep ayni soruyu soruyorum....(kikirkikir güler) ....Ama sen söyle bana, lütfen ...NELER OLUYOR? ...Ne oluyor bunlara....sen Agasin...herseyi bilirsinya!“ diye dikkatlice fisildar…Sahra’nin duyasina imkan vermemek icin!
Boran icin icine güler! Sila ise Boran'in bu gülüsü bütün bedeniyle hisseder ve bu cok hosuna gider!
Boran Sila'nin kulagina egilir, fisildayarak: “Icindeki tezatliklarla bas etmeye calisiyorlar!“ diyerek cevap verir.
Sila düsünmeden: „Bizim gibi yani, degilmi?“ fisildar!
Boran bir an duraksar, sonra:” Evet, bizden farkli, ama bizim gibi!” sessizce der!
Sila cekingen ama cesaretle: “Basarirlarmi, sence?” diye umutla ve endiseyle sorar…Bu sorunun aslinda ikisinin icin gecerli oldugunu, Boran' inda anladigini bilerek!
Boran bu soru karsinda yine saskinlikla bir an duraksar….. dürürstce:”Benim umudum sonsuzdur Silam!” diye fisildar Silanin kulagina “Yeterki caba olsun ortada!”
Sila kendini yine alamadan:”Vazgecmezler, degilmi?” sorar.
Boran vurgulayarak:” Aslan vazgecmez, vazgecemez!” fisildar!
Sila bu sözlerle, Boran’in kendisni kastettigini biliyordur!
Boran: “Ya Sahra vazgecermi?” diye sorar
Sila cekinir bir an…..ama ”Eger severse....ve kendisinin gercekten sevildigini bilse….asla vazgecmez!” fisildayarak Boran’a cevap verir…basini cevirir ve Boran’in gözlerine bakar…cevap bekler!
Boran: “Af edermi, sevilmeyi kabul edermi?” umutla sorar, cevap olarak!
Sila yine cekinerek… :”Biraz korkuyordur ama! ….Cani yanmis saf sevgisinin karsiliginda…Sevmeyi korkuyordur artik, sevilmekten korktugu gibi….cani yanar yine diye….Ama cok da sevmek istiyordur yine mahsumca!” mahcupca söyler, biraz utanmistir bu itiraf karsisinda…gözleini kacirir Boran’in gözlerinden, basini cevirir!
Boran bu sözler karsinda mutlukla, icine dogan ümitle gülümser….bu sözlerin anlami, yanan yarasina bir melhem gibidir..."Demek umut var, gercekten biraz umut var ikimiz icinde, evliligimiz, gelecegimz icin!" diye sükrederek gecirir icinden!
Boran Silaya daha siki ve sefkatle sarilarak: “Bir daha ayni hatayi ebedi yapmaz, imkansizdir, yemin etmistir kendisine…..nefret ediyor, tiksiniyor kendisinden….nasil bu kadar asaglanabildi, hayvanlasabilid diye….bunu ebedi kendisine affetmiyecektir ölümüne kadar……zamani geriye cevirebilmek, hatasini düzeltmek icin, inan bana canindan can vermeye hazirdir! Ama buna malesef imkani yok….Hayatinde tek bir istegi var...Kendisine bir sans daha verilmesini istiyor….esine yasattigi o aciyi unutturabilmek icin, bir sans daha diliyor” diyerek, üzgünce, yalvarircasina fisildar Silanin kulagina!
“Bir sans daha verir mi? ..Söyle bana! ….Pisman olmyacaktir! …Yemin ederim!”
Silanin bu pismanlik sözleri karsisinda yüregi sizlar, son talebinde ise yüregi delicesine carpar heyecandan!
Kendini atesle oynar gibi hissediyordu, ama cok tatli bir sizi veren bir atesle!
Artik inkar edemiyordu, istiyordu Boran’i…..O aciyi kendisine yasatan adam Boran degilidi!
O canini yakan adam, kokusuna, dokunusuna, sefkatli bir sözüne hasret oldugu Boran degilid!
Tüm korkularina ragmen, kötü tecrübesine ragmen Boran’in sefkatli, ince düsünceli, ihtiyali bir sevgili oldugunu icgüdüsel olarak biliyordu, emindi!
Ve kendisininde bile bir türlü anlayamadigi, bir icgüdüsel dürtü ve egilimle Boran’i istiyordu,... bu sefer daha iyi, daha farkli, daha güzel bir beraberlik olacagini adindan gibi emendi…”Kadinlik budur demek” diye gecirir icinden…..!"Artik o saf, genc, el degmemis Sila degilim!" gecirir icinden.
Kötü bir tecrübeyle mahsumiyetini kaybettiyse bile, bu aciya boyun egip karanlik bir köseye cekilmek istese bile…. Boran’dan bir türlü nefret edemiyordu! Nedense Boran’in cekiciligine bir türlü karsi koyamiyordu…gece kelebeklerin isiga karsi koyamadigi gibi!
Oyuncular
Boran (Mehmet Akif Alakurt)
Sila (Cansu Dere)
Aslan (Kenan Imirzalioglu)
Sahra (Özgü Namal)
Aslan’in ailesi – Cevahirogullari (Cevahir Asireti)Resul Aga / baba (Kenan Bal)
Serife Hanim Aga / anne (Serif Sezer)
Hanzade / abla (Özlem Conker)
Sahin / kardes - mühendis (Tolga Sayisman)
Zeyda / gelin – ögretmen (Ipek Yaylacioglu)
Elcin / yegen – Sahin ve Zeyda’nin kizi, 6 yasinda
Sahra’nin ailesi – Akhanli’larAli Riza Bey / baba – emekli albay hakim (Cetin Tekindor)
Esme Hanim / anne – emekli ögretmen (Selda Alkor)
Serhat / agbi – cerrahi doktor - Gülhane Tip Fakültesinde (Serhat Tutumluer)
Zeynep / yegen – Serhat’in kizi, 7 yasinda
Misafir oyuncular:Cemal Aga (Sener Sen)
Asiye Hanim Aga / Cemal Aga’nin esi (Fatma Girik)
Arda / Sahra’nin sözlüsü – Üniv. Docent – Dr.-Psikiyatr(Mehmet Ali Alabora)
Servan Aga (Cerrahpasali – KV’den)
ve….Sila dizisi oyunculari
*************************
Senaryo: Madita
Casting: Madita / SzaRap
Yönetmen: Madita / Sila dizisi - senaryo forumculari
Kamera: Sila dizisi - senaryo forumculari
Isik: Sila dizisi - senaryo forumculari
Ses: Sila dizisi - senaryo forumculari
Müzik: Sila dizisi - senaryo forumculari
Menajer/ Basin sözcüsü: kenru
Yayin Yönetmeni: Helen
Moral vericiler: MerveKaya, kenru, u.gulsum, sumisali, haramikedi, SzaRap ve Helen, Sila dizisi forumu
Santajcilar: kenru, u.gulsum, sumisali, Helen, Szarap
Ilham kaynagi: Sila dizisi,Sila senaryo forumculari ve Kendi Catlakligim
*************************
Part 53
Ilk defa ictenlikle ve kahkalarla gülen bir Boran’i gören Sila, saskin bir hayranlikla Boran’i seyreder....cok etkilenir!
Boran’i hic böyle görmemisti...“Aylardir yanyanayiz, beraberiz...okadar mutsuz bir hayati mi var benimle, hic böyle ictenlikle güldügünü görmedim....ne kadar güzel gülüyor...gözlerin etrafindaki gülücük kirisiklarini hic fark edememisim daha önce...ne kadar güzel bir insan...hep gülse, keske ben hep güldürebilsem...!“ düsünürken, Boran Sila’nin elini avucuna alir ve herzamanki gibi farkina varmadan, basparmagiyla Sila’nin elinin sirtini oksar!
Ama Sila, Boran’a tersin, bu sefkatli ve bilincsiz hareketin her seferinde oldugu gibi, cok farkindadir ve nezaman Boran elini tutsa, Silanin icini huzur ve mutluluk dalgalari sarar, rahatlar!
Boran gülümseyerek:“Hadi Silam, bekletmeyelim kenidlerini!“ der ve suskun Sila’ya yol göstererek önden gider! Sila usulca takip eder! „Eve gidiyoruz....aman Allahim...nolcak simdi...ben hazirmyim buna?“ korkuyla gecirir icinden, farkina varmadan Boran’in elini daha siki kavrar!
Boran merdivenlerden inerken, Sila’nin tepksinin sebebini ögrenmek icin dönerek Silaya bakar....Sila’nin yüzündeki endiseyi görünce, herseyi anlar!
Ama yinede yoklamak icin „N’oldu Sila, bir seyin mi var?“diyerek sorar. Belki Sila kendisini istemedigini söyler, diye!
Bu soru Boran’a ters gelse bile, sormadan’da edemiyordu bir türlü!....
Bu gecede istendigini veya istenmedigini bilmesi gerekiyordu!
Sila’ya geriye cekilme firsatini tanimak istiyordu, daha fazla ileri gitmeden.
Sila’nin cevabini bekliyordu....!
Sila ise gözlerini Boran’dan kacirir ve sade bir „Yooo, yok bir sey, neden sordun?“ diyerek kacamakca, mahcupca bir cevap verir!
Ben’de ne cevabi bekliyordum’ki sanki, akilli! Soruya bak…utandi tabi, tecrübesiz kadinim, diye gecirir Boran icinden!
Dikkatli ve sefkatli davranmasinin gerektigini tekrar hatirlatir kendisine.
Silayi kessinlikle zorlayamayacakti!
Bu gece icin. Aslan’in yemege cikma fikri, Sila ve kendisine, yeni bir baslangic yapma firsatini vermisti! Aslan’a bu konuda sükran borcu olduguna yemin eder kendisine.
Sila’nin kendisine yemekte bu kadar yakin davranmasi, artik benden nefret etmiyor anlamini tasidigini, adindan gibi eminidi!
Ama bu demek degildi ki, bedenen Boran’a hazir oldugunu. Bunuda biliyordu!
Ve Silanin su anki tedirgin hali, bunun ispatiydi!
„Evet bu gece cinsel anlamda beraber olma mecburiyite yoktur, kessinlikle!“ diye gecirir Boran icinden.
„Ama en azindan Sila’yi yavas yavas, fiziksel olarak kendi bedenime alistirmam gerekiyor, dokunuslarimdan korkmasin artik…bana ne kadar olumlu tepki verirse, bende o denli yaklasacagaim!” diye icinden karari verir.
Boran Sila’nin bir daha canini yakmasindan cok korkuyordu…”Belki hic dokunmasam da olur!” düsünür bir an, ama bu fikri aklindan hemen atar „Sacmaliyorum!“ der kendisine.
Sila ile, cocuklarin evcilik oyunu gibi, bir evlilige sürdürmeye hic niyeti yoktu! Bu fikre aci aci gülümser!
„Resmen sacmalik!” der tekrarlayarak icinden, kendi kendine!
Her seyden önce, kendisi böyle bir seye dayanamazdi, katlanamazdi!
Tüm hayalleri ve umutlarinin en önemlilerinden bir tanesi, hayatinin her gecesini Silay’la ayni yatakta gecirip, Sila’yi sevmek, oksamak ve ertesi sabah bedenlerinin birbirlerine sarilmis, uyanmaktir!
Tersi bir mesafelik, evliliklerinin olumlu gelismesine engel olacagindan emendi!
Gercek ve sinirsiz bir beraberlik, Silayi kendisine daha cok baglayacagini biliyordu! Ama bunlari düsünmeden önce, herseyden cok, ilk olarak kendi hatasini telafi edip, Sila’nin korkularini yenmesi yardimci olmasi gerekiyordu!
“Allahim, iyiki tecrübesiz, toy bir delikanli degilim ilk evliligim sayesinde, yoksa kendi tecrübesizligimle herseyi daha berbat, hayatimizi tamamen mahf edebilirdim!” diye gecirir icinden!
Boran Sila’nin cevap vermeyeyecegini anlar!
En azinden hayir demedi, gecirir icinden!
Ve sanki bir sey anlamamis, farketmemis gibi, Sila’yi elinden tutarak, merdivenlerden inerler…. dis kapiya yönelirken Cihan cikar karsilarina!
Cihan: “Oooo Boran Aga, bakiyorum bu gece romantik takilmissiniz! der o igrenc siritmaysiyla!
Boran: “Sanada iyi aksamlar Emmioglu!” der soguk bir sesle ve Sila’yi arkasina ceker, koruma icgüdüsüyle, Cihan’dan Sila’yi oldugunca uzak tutma cabasiyla!
Sila Cihan’a nefret dolu bir bakis atar ve Boran’in sirtina dahada sokulur!
Cihan, Sila’nin tepkisine gülümser: “Bakiyorum gelin Agam, bizim yöreye yavas yavas ayak uydurmussun! Kiyafetin pek de güzel durmus üstünde, yöre güzeli olmussun…Yalniz bir eksigin var…Bizim esas kizlar gerdek gecesinden dokuz ay sonra dogururlar…ama bakiyorum, senin karnin kurumus dereyatagi gibi dümdüz, aylar gecmesine ragmen! ….(daha igrenc bir siritma ve alayci bir bakisla)… Söyle Istanbullu, sendemi kusurlu ciktin ….yoksaaaa yine Boran Aga’nin dölünde mi is yok, ki tutmuyor?” diyerek kücük bir kahkaha atar!
Boran ani öfkesiyle Cihan’in üstüne yürümek ister, yumrgunu kaldirmak ister ama Sila Boran’in aninde simsiki koluna sarilisi kendisini engeller
Sila korkuyla “Yapma Boran! Nolurusun yapma birak su pisligi konussun!” yalvarir! Boran ise Sila’nin canini acitmamak icin, ister istemez duraksar!
Öfkeyle Cihan’a cevap veremeden, Cihan ikinci hakaretini yagidirir ikisinin üstüne
“Ne sanssiz bir adam missin Boran Agaa! Bir türlü dölün tutmaz! Neyse ben sizi alikoymayim, bu romantik gece yemeginden sonra yatak odasinda isiniz coktur! Asiret bebek bekler, oglan bebek! Cook calismaniz lazim coook”der ve pis pis güler
Sila bu son imaya fena sinirlerinir “Bana bak bozuntu, terbiyesiz herif!…Bizim yatak oda maceralarimiz, dölü tutturup tuttaramamiz seni zerre kadar ilgilendirmez, seviyesiz, asaglik herif! Senin gibi bir adi herifin on tane cinsi bozuk oglu olmusta nolmus, ha!”
Boran Sila’nin bu sert ve cesaretli sözlerine sasirir!
Cihan ise öfkesinden mosmor olur! Sila’ya bir tokat atmak icin eli havaya kalkar. Ama Boran’in buz gibi, tas gibi sert sesi, Cihan’in elini havada birarkir!
Boran:”Hele Sila’nin bir kilina bile dokun Cihan, bana yillardir bekledigim firsati altin bir tepside sunmus olursun! Seni kendi ellerimle gebertme firsati!” der, o korkunc öfkeli bakisini,Cihan’in gözlerine dikererek!
Cihan Boran’in öfkeli bakisindan ve tehtitkar sözlerinden ürkerek bir adim geri cekilir! Bir sey daha demeye cesaret edemez, ancak nefret dolu gözlerle yanindan evrenin hükümdarlari gibi gecen Boran ve Sila’nin pesinden bakakalir!
Bu maglubiyet nefretine nefret kazandirmistir!
“Ikinizide mahf edecem, yerlerder süründürecegim, ayaklarima kapanip yalvaracaksiniz ikinizde…ve ben sizi affetmiyecegim..caninizi alacagim!” yemin eder kendisine…icindeki yana öfkesiyle masasina döner…asaglanmanin acisini ikiyüzlü dostlarinda cikartir!
Sila korkuyla daha cok Boran’a sokulmustu, diskapiya vardiklarinda!
Sila:”Boran nefret ediyorum ondan, ne bicim amcaoglu bu, sana resmen düsman! Ölsen dügün, bayram yapacak. Dikkatli ol Boran nolursun! Korkuyorum sana, bize birsey yapabilir diye! Inanamiyorum, ne kadar adi bir herif!” Ici ürperir!
Boran Sila’nin sözleriyle kendine gelir, öfkesi buhar olmustur! Sila’nin korku dolu yüzüne bakarken!
“Korkma sen Silam! Ben onun ne mal oldugunu, hasta beyni nasil calistigini cok iyi bilirim! Sana tavsiyem, sakin on güvenme, hicbir zaman güvenme! O insan degeri nedir bilmez, mal gibi kulanir, gözünü kirpmadan can feda eder cikari icin! Duydunmu Sila, sakin güvenme! Sana bir sey yaparsa ben mahf olurum, cildiririm” der
Sila Boran'i hic ayni anda bu kadar ciddi, öfkeli ve endiseli görmemisti!
Boran’in yüzündeki buz gibi öfkesi, kendisini ürkütsede, Boran’in son sözleri kendisini sevincten mutlu eder! Boran kendisi icin endiseleniyordu! Boran’dan korkmuyordu artik! Beraberce, elele arabya dogru yürürler!
Aslan direksiyonun arkasina gecmisti bile ve Sahra ise arka koltukta oturuyordu!
Boran Sila icin arabanin arka kapisini acar…Sila Boran’in elini birakmak isterken, Boran Sila’yi engeller ve gülümseyerek “Yatak oda macearalari, haaaa!” diye siritarak Sila’nin gözlerine bakar!
Sila’nin yanaklari al al olur, hazir cevap agzindan kacar “Her evli ciftin bizim gibi yatak odasi maceralari olsa, dünyadaki insan soyu coktan tükenmisti!” ve ne dedigini farkina varidigi anda, tüm bedeni pancar kirmizisi kesilir.
Boran Sila’nin ani utanmasina, icin icin güler. “Sen ayran ictin degilmi?” takilmadan edemez!
Sila daha cok mahcup olmustur ve susmayi yegerlerken, gülümseyerek de edemez ve bir hisimla elini Boran’in elinden ceker, aceleyle arabaya biner!
Boran‘da Sila’nin takilmasina gülümseyerek cevap vermesine sevinerek, kapiyi kapatir ve kendiside arabaya biner!
Konaga yolculuk ise sessiz ve cabuk gecer!
Aslan arabayi konagin yolubasinda park eder ve iner!
Part 54
Saat 23.35 - Sahra/ Aslan
Arabanin kapisin acar Aslan..Sahra’nin inebilmesi icin....ama Sahra basini Sila’ya yaslamis hafif bir uykuya dalmisti...Sila Aslan’a gülümser onun eglenceli bakisina!
Sila Sahra’yi hafifce dürterek „Sahra, hadi uyan ...eve geldik!“ der, ama Sahra sadece bir „Iyi!“ mirildanir gözlerinin acmadan, kipirdamadan!
Sila tekrar denesede Sahra tepki vermek istemez!
Aslan inanmazcasina basini sallar....“Bir yemege gittik..kadinimiz alkolik cikti!“ der icinden gülerek, ama Sahranin uyanip'ta, kendiliginden arabadan inmesine beklemeye, artik sabri kalmamisti!
Aslan arabanin icine dogru egilir ve Sahrayi belinden kavrayip kucagina ceker...“Sayende bel fittigi olacam yakinda kücük cadim!“ mirildanmadan da edemez, Sila’nin duyabilecegi kadar...Sila ise duydugu bu sözlere siritirak “Cok romantiksin Aslan Aga!“ diyerek, takilir Aslan’a!
Aslan ise bu manali sözlere, Sila’ya sakadan bir ters bakis atar ve kucagina aldigi Sahra’ile konagin kapisina dogru yürür!
Bu esnada Sahra’in uykusu bölünür, kendisini Aslan’in kucaginda bulmasiyla...Ilk saskinligini hemen üstünden atarak ve gülümseyerek kollarini simsiki Aslan’in boynuna dolar, basini Aslan’in omuzuna koyarak biraz daha sokulur Aslan’in gövdesine, sicaklik ve emniyet ararcasina!
Aslan ise sessiz sessiz güler, Sahra’nin kendisine kücücük bir kedi yavrusu gibi simsiki sokulmasina...inanilmaz hosnut olur bu tavirdan ve Sahray’ya daha sefkatli bir sarilir..!
Kendisine tekrar itiraf edemeden yapamiyordu Aslan,...cok bayiliyordu Sahra’nin bu icini, yüregini isitan tavirlarina, „Allahim sahitdirki, mest oluyorum Sahra’nin bu hallerine!“ düsünürken.... Sahra’nin sicak nefesini ensesinde hisserder...... Sahra dahada sarilimistir Aslan’in boynuna ve Aslan’in saclarinin kokusunu. derin bir nefes alisiyla icine cekerek...yine „Cook güzel kokuyorsun Aslan!“ diye inleyerek fisildar!
Bu kendinden gecmis söylenen sözler,... ensesinde ve kulaginda hissettigi Sahranin sicak nefesi... Aslan’in damarlarindaki akan kanin kaynamasina, delicesine cagildamasina sebep olur.... Aslan bu ani tesir ve soktan duraksar, bir adim bile daha atamaz, yutkunur, kendini toparlayama calisir....Sahra ise uykudan uyanmis gibi „N’oldu? niye durdun?“ diye Aslan’in boynunda fisildar!
.... ve Aslan’in kendisine gelmeye cabalarken,
....sanki Sahra’dan duydugu o yakici sözler yetmezmis gibi,
…Sahra Aslan’in zaten delicesine atan sahdamarinnin üstüne, yumusak oldugu kadar, o denli ithtrasli bir öpücük kondurur! …ve Aslan’i tamamen savunmasiz kilar!
Bu mahrem öpücükle, Aslan bir an neye ugradigini sasirarak, neredyse Sahra’yi cumbadak yere düsürecekti...yine ani bir refleksle Sahra’yi daha siki kavrayip gövdesine bastirir!
„Allahini seversen yapma, Sahraaaa...bende bir canliyim, tastan degilim! ….Sakin bir daha yapma...!“ inleyerek, Sahra’nin kulagina fisildar, sadece Sahra’nin duyabilecegi kadar yüksek bir sesle!
Ama kendi ihtarina uyamaz, kendisi’de Sahra’ni safagina bir buse kondurur!
Sahra ise, emir almis gibi „Oluuuur!“ cevabini verir, somurtarak.... bu ihtara biraz kirilmistir ki „Bende o zaman seni sevmiyorum!“ der küskün bir cocuk gibi!
Aslan Sahra’nin bu fikir silsilerini takip etmekten, büyük bir keyif aliyordu..siritarak Sahra’ya “Küsme canim!“ der gülerek „Ayiptir Gelin Agam, ayiptir yaptigin ...bak kapidaki adamlarin agizalari acik kalmis bize bakiyorlar….ben seyirci sevmem Sahram!“ der, ciddi bir tavir takinarak.
„Biz bir yatak odamiza girelim, cazibe kralicem...sen sonra istedigin kadar, beni bastan asaga kadar öpebilirsin....inan bana bir tanem, hic itirazim, sikayetim olmaz..., sarhos prensesim, benim !“ der gülerek, Sahraya takilarak edemeden!
Sahra sevinerek“Taamaaaam, oluuuur!“ der ve Aslan’in bir kac saniye önce verdigi ihtari unutarak, coskuyla Aslan’in boynuna sarilir, bir öpücük kondurur Aslan’in yanagina…yüzünü eksitir “Batiyorsun, yaaa!“ demesiyle kendi yanagiyla Aslan’in boyununa sokulur .....ve „Sende beni öpücen mi?“ diye fisildiyarak sorar, mahsumca!
Aslan kahakaha atmamak icin kendini zor tutar!
Konagin kapisina vardiklarinda, Sila ve Boran’i iceriye girmistir bile, Aslan bir duraksar ve ...kapidaki Aziz ile Haydar’a uyarici ve sert bir bakis atarak iceriye girer! (Aziz ve Haydar bir sey duymamis olsalarda ...Sila ve Boran’i, Aslan ve kucagindaki Sahra’yi merakla, caktirmadan takip etmislerdi, herseye sahit olmuslardi....Aslan’in ardindan konagin kapisini kapatirlar ve ikiside hem alayci, hem mahcup, hem gizli hayranlikla birbirine bakarak gülerler...girgirina laf atarlar birbirlerine, iki yeni evli cift hakkinda!) .....
Aslan medivenlerden cikarken, Sahra’nin tüm tavirlarini kendi gözü önüne getirir!
Üc gündür, kendisine kin, nefret ve ates kusan, hakaretler yagdiran yabanci ve asi karisi, alkölün etkisiyle „kocasindan“ aslinda ne kadar hosylandigini ititraf ediyordu! Bunu düsündükce, icin icin güler Aslan ....Evet sarhos haliyle gercekleri inkar edemiyordu Sahra......Zeytinyagi gibi su üstüne cikiyordu icgüdülleri, bastirdigi duygulari, bununla beraber tüm gercekler, gecirir Aslan icinden!
Sahra’nin kendisine karsi duydugu cekime, bir türlü karsi koyamamamsi, Aslan’a sanki büyük bir zafer kazanmis gibi bir his verir. Galip gelmenin hazina doyamaz!
Kimbilir daha hangi sirlari anlatirdi Sahra bu sarhos haliyle kendisine, kurnazca bir fikir gelir Aslan’in aklina!
Evet, günlerdir, adamlar görevlendirerek, Sahra hakkinda ögrenmeye calistigi tüm gercekleri, belki kendisi bu gece, bir gecede, Sahra’dan söke söke ögrenebilirdi....!
„Evet bu firsati kulanacagim!“ karar verir,hic utanmadan, zerre kadar vicdan azabi cekmeden!
Yine kendi oyun kurallarini belirlemisti, Aslan!
Sahra’nin küskün ve aglamakli bir sesle „Niye halen bisey demiyorsun bana? Öpmicenmi beni?“ fisildamis sorusuyla, Aslan yine tüm dikkatini Sahra’ya cevirir!
Aslan siritarak :“Sen bana söyle nezaman, nerede ve nereye öpülmek istedigini kücük ejederham, ben seni, senin istedigin kadar öperim, ...emrindeyim pamuk prensesim!“ fisildar alcak sesle Sahra’nin kulagina!
Fisildar, cünkü kimsenin bu, hem saka, hem ciddi mana tasiyan ayartici sözleri duyamamasi icin!
Sahra ciddiyeti kavramis gibi: “Tamam, ben sana söylerim!“ diye fisildar, kirginligini unutup, mutluktan muradina ermiscesine!
Artik Aslan Sahranin bu mahsumca ama ayni zamanda bastan cikartici tepkisine ve son cevabina karsin, ne düsünecegini, ne söyleyecegini bilemiyordur... saskinligini atamiyordur üzerinden!
Derin bir nefes ceker, kendisine gelebilmek icin...“Ihtiras’tan cildirayimmi simdi, yoksa bu acinacak kedi yavrusuna mi üzüleyim?“ sorar saskin saskin gülerek, kendisine!
Icindeki bu celiskili duygular, kendisini sasirtiyordu!
Son üc günden beri, kendini sanki yeniden dogmus gibi hissediyordu Aslan...sanki hersey daha berrakti,daha aydin’di ... sanki kendisi daha güclü hissediyordu, ....sanki artik daha rahat nefes alabiliyordu,...inanilmaz ve tarif edemedigi bir canlilik hissediyordu Aslan kendisinde .....ve cok gülüyordu...son üc senede bir gün bile gülmediginin rövansini alir gibiydi, hayat ve Sahra kendisinden!
Evet, itiraf ediyordu kendisine.... bununda tek sebebi...tek suclusu Sahraydi.... Gülerek “Allah senden ragzi olsun, adi pislik Servan Aga!“ diye gecirir yine icinden, ......kendi yatak odalarinin kapisina vardiginda!
Part 55
Aslan Sahrayi yatagin önünde yere birakir, ceketini cikartir!
Ama Sahra kollarini Aslan’in boynundan cözmek istemez….“Yaaaa ben inmek istemedim amaaa….cok rahatti senin kollarin!“ diye sitem eder…“Ben simdi uyucaktim kollarinda, yaaa!“ diye somurtur ve bir hisimla yatagin kenarina oturur… “Öfffff beeeee!“ der, kaslarini catarak, kizgin kizgin! Ters ters Aslan’in yüzüne bakar…surat yapar!
Aslan bu komedi kiza doyamiyordu bir türlü, sessiz sessiz gülerek Sahra’nin önünde dize cöker…
“Pamuk prensesim!“ der… „Sen zaten bu gece kollarimda uyuyacaksin, ama yatakta, bitanem!“
Kücük bir cocuga aciklama yapar gibi “Ben leylaklar gibi ayakta uyuyamamki…hem sen kus tüyünden agirsin….bütün gece nasil ayakata tasirim seni ben, acisana bana birazicik kara gözlüm?…Hadi sen pijamalarini giyin…ben seni yine kollarima alirim, birtanem!“ der ve öner dogru egilip Sahra’nin ayakabilarini cikartir!
Sahra ciddi ciddi bir düsünür „Ehhh öyle olsun o zaman!“ der bir kralice edasiyla. „Hem yatak’da daha rahat… senin icin, dimi?“ sorar ciddiyetinden ödünc vermeden!
Aslan’da kendisini ciddiyete zorlayarak „Evet yufka yürekli, merhametli kadinim benim! Yatak kessinlikle daha rahatdir!“ der, “Sen acimazsan, kim acir bana, söyle güzelim!“ sorar tiye alarcasina ve ayaga kalkmaya yönelir…ama Sahra ellerini Aslan’in omuzuna koyarak, kalkmasini engeller!
„Duuuuur…daha coraplarimi cikarmadin amaaaaa!“ der emredercesine, ihtar edercesine!
Aslan basini kaldirir ve saskin saskin Sahra’nin mahsumca bakan gözlerine, yüzüne bakar! „Olur!“ der ama bir hamle yapamaz!
Sahra eteklerini kapip, uyluguna kadar yukari ceker ve yarali sol ayagini Aslan’in dizinin üstüne koyar….süper güzel, askisiz jartiyerli bacak manzarasi karsinda, Aslan yutkunmaktan baska fazla bir sey yapamaz olsa bile, Aslan farkina varmadan Sahra’nin ayak bilegini kavramisti ve ovuyordu!
Sahra gözlerini kapatarak, memnuniyetten derin bir “Ahhhh!“ ceker, basini ensesine yaslayarak !
„Ayagim cok sizladi tüm gün…masajin cok iyi geliyor, nolursun devam et !” diye fisildar kendinden gecmiscesine, kendini sirt üstü yataga birakir, kollarini yelpaze gibi sererek!
Sertce „Devam et!“ diye Aslan’a emir verir!
Aslan kendine gelir…ama gözünü dantelli jartiyerden…Sahara’nin süt gibi beyaz uyluk teninden, alamaz…eli farkina varmadan Sahra’nin baldirindan dizin ic tarafina dogru yukari kayar, oksar ama fazla duraksamadan parmaklari daha yukari, jartiyerin dantelli bandina ulasir, iki elinin parmaklarini jartiyerin icine sokar, kenarini kavrar…Sahra’nin ciplak teninin temas etmesiyle….tüm bedenine bir ates sardigini hisseder…yavasca jartiyeri sefkatli asaga ceker ve cikartir.
Sahra aniden dogrulur ve Aslan’in gözlerine bakarak…endiseyle
“Kibris’i gördünmü?“ sorar „Cokmu cirkin?“
Aslan bir sey anlamamis gibi, affallanmis Sahra’ya bakar!
Dürüstce „Görmedim!“ der
„Nasip olmamis simdiye kadar!“ bu ani konu degisimine, sacma bir cevap vermemek icin!
Sahra sabircizca :“Niyeee…okadar cirkin sey göze batmazmi, yaaa?“
Aslan daha saskin :“Kibris?....Niye cirkinki?...Niye göze batsinki?“ der.
Sahra sikilmis :“Ama bak….bak….baksana yaaaa!“ diyerek, dizini kücük kizlar gibi yukari ceker ve parmagiyla uylugunun ic kismindaki, beyaz teninden siritan, acik kahverenginde ve Kibris haritasina tipa tip benzeyen, yedi santim büyüklügündeki ben’i Aslan’a gösterir! „Baaaak buraadaaaa!“ der ve tekrar parmagiyla üstüne basar!
Aslan saskinca kendisine denileni yapar, bakar…ancak “Cok güzel!“ diye fisildayabilir!
“Yalan söyleme! Dogruyu söylee…Bak ne kadar cirkin!…Denize bile bikiniyle girmeye utaniyorum yaaaa!” der, hem sitemli, hem aglamakli!
Aslan karsi koyamadigi bir icgüdüyle, parmaginla harita gibi ben’in kenarlarini cizerek oksar! Egilir ve ben’e bir buse kondurur....“Ben Kibris’i cok sevdim Sahra!“ diye mirildanir inleyerek...“Hemde coook!“
Sahra kikirdayarak güler...Aslan’i saclarindan kaparak basini yukari ceker...“Yapmaaaa...cok gidiklaniyooooo!“ der gülerek...bacagina kacirarak indirir! Sonra bir hisimla yine kendini sirt üstü yataga atar...ve sag bacagini Aslan’in dizine koyar!
„Cikaaar!“ nazlanarak emir verir!
Aslan yine fena yutkunur, ama „Emredersiniz Gelin Agam!“ diyerek ikince jartiyeri de cikartir, bu sefer daha yavasca, Sahranin ipek gibi ve sicak teniyle temassini doyasiya cikartabilmek icin !
Sahra yine dogrulur ve gülümseyerek „Cok tesekkür ederim!“ der, öne egilip Aslan’in dudaklarina ani bir öpücük kondurur!
Aslan artik dayanamaz!
Sahrayi belinden kavrayip kucagina ceker, Sahrayi büyük bir tutkuyla öper...Sahra ise kendinden gecerek, kollarini simsiki Aslan’in boynuna sarara, kendini Aslan’in kollarina birakir, teslim olmuscasina!
Bu teslimiyet Aslan’i daha cok kamcilar, daha cok ister, derin bir nefes alisla Sahra’nin ciplak bacaklarini beline dolar ve Sahra’yi kalcalarindan kavrayip ayaga kalkar... kucagindaki Sahrayla yataga uzanmak ister – ken…
Sahra „Aman Allahim...Arda bile senin gibi öpemiyor!“ diyerek inler!
Aslan kaskati kesilir...“ARDA“ diye kani donar!
Part 56
Dogrulmaya calisir ama Sahra’nin boynuna simsiki sarilmis kollari, kalcasini hapse almis ipeksi bacaklari, Aslan’i engeller...kendini Sahra’nin bacaklarindan ve kollarindan sigirir, yatagin üstüne diz cökerek, Sahra’yi omuzlarindan kapip kendine ceker...
Buz gibi bir sesle, „Arda kim?“ sorar!
Dünya’dan kopmus Sahra ise bu reklam arasina fena bozulur, hosnutsuz inler!
„Öp beni bidaha!“ fisildar ve Aslan’a yaklasmaya calisir..ama Aslan’in kuvvetine karsi gelemez, sinirlenirlenerek „Yaaaa ASLAN, ben sana sarilmak istiyorum, yaaaa!“ diye karsi gelir!
Ama Aslan müsade etmez…“Sahraaaa, Arda denen herif kim!... Söyleee, …kim bu Arda?“ sertce sorar ve Sahra’yi sirkeler!
Sabri tasmak üzererdir…Can yakmak istiyordu..Ardanin canini yakmak isirtiyordu….öldürmek istiyordu…beyninde acimasizca Arda, Arda, Arda yankiliyordu…
Sahrayi öpen, Sahraya dokunan baska bir erkek!
Bunu düsünmek Aslan’i deliye ceviriyordu….inanamiyordu…inanmak istemiyordu…Sahra onundu…herseyiyle onundu…kendisinden baska kimse dokunazda Sahrasina…hele o Arda den alcak herif, asla….kim mis bu Arda...nerden cikmisti…bunu ögrenemezse, kendini tutamadan, hirsini Sahra’dan cikartacagindan, icgüdüsel, karsi koyamadan biliyordu, kiskanclik kanini zehirlemeye basladigini biliyordu…“Allahim ne oluyor bana?“ diye kendine soruyordu…ve Sahra’nin „Yaappmaaaaa, sallama beni öyleeee, basim dönüyooo yaaa, migdem bulaniyooo….biraaak beniiii, biraaaak!“ haykirmasiyla, Aslan kendine gelir…Sahra’nin canini yakiyordu…pismanlikla „Sahra, özür dilerim, canim benim!“ der ve Sahrayi kollarina ceker, basini gögsüne yaslar ve Sahra’nin saclarini oksar….“Özür dilerim, canim!“ diye tekrar fisildar….sakinlesmeye calisir!
Sahra yine halinden memnun, kollarini Aslan’nin gövdesine dolar, simsiki sarilir, basinin dönemsinin gecmesine kadar’da, simsiki gözlerini yumar!
Sahra’nin kendisine ictenlikle sarilmasiyla, Aslan dahada sakinlesir.
Mantikli düsünmeye zorlar kendisini…“Resmen kiskancliktan deliye döndüm, yarabbim!“ itiraf eder kendisine…Sahra gibi güzel bir kizin, Istanbullu bir kizin, meslek sahibi, kendi ayaklarinin üstünde durabilen, dünyalar güzel genc bir kadinin, bir sevgilisi olmamasina, esas böyle bir seye sasmasini gerektiginide, itiraf eder icinden…ki „SEVGILI“ kelimesiyle yine yüksek dozda bir kiskanclik dalgasiyla sarsilir, Sahra’yi yine omuzlarindan tutup kendinden biraz uzaklastirir…Sahra’nin, gözü kapali, beyaz kesilmis yüzüne bakar, Sahra’nin yüzünü iki avcunun icine alarak …
“Sahraaaa, Arda kim?“ diye sorar, dikkatlice
Sahra saskin saskin Aslan’in gözlerine bakar “Kim?”
Aslan sabirla: „Arda!...Kim bu Arda?“
Sahra sasirarak.”Arda mi?“
Aslan sabirsizca: „Eveet!....Sahraa, Arda kim soruyorum sana!..Benim gibi iyi öpemeyen o Arda”
Sahra anlar: “Haaa, sen o Ardaaaayi diyorsun!“
Aslan’in sabri artik tasmak üezere “Sahraaaa, Arda kim Allahini seversen?“ ve dislerini sikarak „Sevgilinmi?“ sinirini belli etmeden sorar…biliyoruduki, eger Sahra’nin üstüne fazla giderse…Sahra’nin ters tepki gösterebilecegini…“Sarhos, ayik…hic farketmez!“ gecirir inicinden, aci bir gülümsemeyle ve bir an „Kocasi mi?“ diye dehsetle düsünür,…ama satin alinmis nikah memuru dememismiydi „Evlenmelerini engel eden bir husus yoktur!“ diye…Piskopat Servan Aga bunu bile arastirtmisti…“Sagolasin it!“ düsünür Aslan ferahlanmis - Sahra öz be öz nikahli karisi, kadiniydi…baska birisinin degil!
Sahra yeni bir meskaleyle, Aslan’in gömlek dügmeleriyele ugrasirken, umursamazca bir edayla „Arda mi….Ardaaa….o benim sözlüm, biz evlenecegiz!“ der ve birden kaslarini catar…sanki birseyin farkina varmis gibi!
Aslan’in ise, duydugu „sözlüm, biz evlenecegiz“ kelimeleriyle yüregine bir bicak saplandigini hisseder,„Sözlün demek?!“ fisildayabilir ancak, omuzlari cöker!
„Ne zaman evlenecektiniz?“ sorar bitkin bir halde.
Sahra ciddi bir düsünür, birseyler hatirlamaya calisircisina ve „Ben ona daha evet demedimkiiii!“ kikirdayarak cevap verir.
„O beni cook bekletti, sorana kadar…bende biraz bekletiyim dedim….iyiiiii yaptim dimi?“gülerek der ve ardindan siritarak bir „Ohhh olsun ona!“ ceker!
Aslan’in yüregindeki acisi, hafifce diner, gülümseyerek „Iyi, hemde cok iyi yaptin!“ der, ama yine icini bir kiskanclik kemirir ve „Nasil öpüsürsün evlenmemisken onunla?“ diye, sertce sorar „Daha neler yaptiniz siz?….Söyle, ne kadar ileriye gittiniz…yattinmi onunla?“ cikisir.
Artik sorduguna inanamadigi kadar….cevabini o kadarda bilmek istiyordu!
Sahra’nin inanilmaz sert tepkisini ama hic beklememisti…yanagi kipkirmizi, ates gibi yaniyordu. Tokatin sesi hala kulaklarinda yankiliyordu…hem saskin, hem sinirli…..kendisini esefle, öfkeyle bakan Sahra’nin gözlerine bakiyordu…Sahra bir hisimla, Aslan gögüsüne birer yumruk atarak, geri iter ve yatagin bas ucuna kadar geriye cekilir….
“Terbiyesiz! …Sen …sen beni ne zannediyorsun, haaa…hayvna herif!“ diye Aslan’in basina bagirir…“Ben, ben öyle ucuz , basit bir kadinmiyim…inanamiyorum…sen, sen kenidini ne zannediyorsun…nasil bir soru bu….hem sen kim oluyorsunda, bu soruyu bana nasil sorarsin?“ gözleri dolar, onuru kirilmistir!
Aslan yanan yanagini ovusturur „Helal oslun, agir eli varmis!“ gecir icinden “Gazilige bir adim daha yaklastim!”
Part 57
Aslan: „Ben kimmiyim…kendimi ne mi zannediyorum….Senin KOCANIM….Sahra CEVAHIROGLU !“ der sertce
Sahra: „Benim soyadim AKHANLI…Cevahir degil…sende benim kocam degilsin!“
„Senin soyadin artik Cevahiroglu, Sahra hanim! Akhanli mazide kalmistir, alissan senin icin iyi olur! Sen benim karimsin…RESMI nikahli“ acimasizca bir öfekeyle Sahra’ya cevap verir!“
Sahra aci ve alayci „Yapma yaaa! Nerden karin oluyormusum ben…Istanbul’a döner dönmez iptal ettirecegim bu nikahi…kagit üzerinde bir evlilik beni baglamaz …Bir kagit parcasi o sirf bir kagit parcasi…aramizda birsey yok, yalan bir evlilik bu, hic bir gecerliligi yok!“
Aslan sinirden Sahrayi ayak bileklerinden kavrar ve bir hisimla kendisine ceker „Yalan haaa! Ben gercek yapmasini cok iyi bilrim!“ bagrir…Sahra panik ve korkudan bir ciglik atar, cirpinmaya baslar „Biraaak beni, avazim cikana kadar bagricam, biraaaak beniiii!“ bagrir…hem korku hem öfkeyle Aslan’in omuzlarini yumruklamaya baslar….Aslan Sahra’nin el bileklerini kapip Sahra’yi bir hisimla sirt üstü yatirir ve Sahra’nin kollarani yanibasi yataga bastirarak hapseder…Sahra’nin üstüne egilir….erkek gücünü kulanir…Sahra’yi kendi bedeniyle yataga bastirark hapseder
Bu cok mahrem posisyonla...öfkesi bir anda buharlasip yok olur!
Sahra ise soktan tas kesilmistir…bagirmak istiyor…ama ses cikartamiyordu…dehset dolu, yasli gözlerle Aslan’in gözlerine bakar!
Korku dolu, yalvarircasina „Yapma, nolursun yapma!“ diye fisildiyabilir yutkunarak, aglamakli bir sesle!
„Ne yapmayim Sahra?“ der sakince, Sahra’ni gözlerine meydan okurcasina bakarak „Söyle, ne yapmayayim?“ fisildar ve egilir Sahran’in deli gibi atan sah damarini intikam alircasina atesli öper, diliyle dokunur! Karim degilmissin, haaa…sana benim karim olmak nasilmis biraz göstereyimki aklin basina gelir diye hirslanir!
Sahra ceyrandan carpilmis gibi, bir ciglik atar! Tepinir kendini Aslan’dan kurtarmak icin!
Aslan icin icin güler “Ne oldu Sahra hanim, canini mi yaktim?” sorar mahsumca?
Sahra ancak bir “Yapma!” inleyebilir…bu o mahsumca öpücüklerden cok farkliydi!
Aslan dudaklariyla Sahranin köprücük kemigine kadar minacik buselerle atesten iz birakarak bir yol cizer, Sahranin kokusunu icine ceker!
Sahra’nin migdesinde kipirdamaya baslamis olan kelebekler on mislisine katlanip delicesine ucuyorlardi! Ama icnden bir ses böyle Aslan’in altinda yatmasini dogru bulmuyordu birden! Aslan’in atesli öpücükleri kendisini mest etsede..bir seyler batiyordu tenine….Aslan’in hafif kirli sakali gelir aklina…”Batiyorsun!” der nefessizce!
Aslan basini kaldirir ve Sahra’nin sakin gözlerine bakar!
„Sahra, beraber oldunuz mu?“
Sahra’yi yine utanc ve öfke basar „In üstümden hayvan herif!“ bagirir, tepinir yine
Aslan yine gücünü kulanip, Sahra’ya fazla kipirdama imkani vermez! Sinirle tekrar ayni soruyu sorar ama Sahra inat edip cevap vermez, daha fazla tepinir ama Aslan zerre kadar acimaz!
„Sana benim karim olarak soruyorum, berabe oldunuzmu?“ buz gibi bir sesle israr eder…Sahra artik dayanamayarak hüngür hüngür aglamaya baslar, öfkeyle „Olmaaadiiiim, olmaaaadimmmm, duydun mu hayvan herif!“ bagirir ve bitkin bir sekilde „Olmadim iste!“ hickirarak fisildar ardindan „Senden nefret ediyorum!“ haykirarak! Aslan’dan kurtarmak, sirtini cevirmek ister ama Aslan’in bedeni kendisini engeller!
Aslan bu aci dolu cevapla inanilmaz bir rahatlar, derin bir nefes ceker, hafif dogrulur, Sahra’nin bedenini serbest birakir. Sahra hemen yana döner, sirtinin Aslan’a cevirir, ciplak backalarin kalcasina kadar yukari kaymis etekleriyle örter, dizlerini gögsüne kadar ceker, sarilir… yumak gibi olmus sessisce icin icin aglar, dayanilmaz ic cekisleri Aslan’in yüregini yakar, ama icindeki pismanlik ve vicdan azabi duygularini bastirir….Sahra kendisinindi, tamamen kendisine aitti…Artik bir daha Sahra’dan süphelenmeyecegini adi gibi biliyordu…hayatinda baska bir erkek , o „Arda“ olsa bile!
Ne demisti Sahra „Arda senin kadar iyi öpemiyor!“ ve Arda’nin Aslan gibi „güzel kokmadigini!“ da biliyordu artik….eger o kadar uzun bir beraberlikten sonra Sahra halen kendisini o Arda’ya teslim etmediyse…bu demekti ki aralarindaki cekim yeterince degildi…“Sahra ise benim bir saf öücügüme bile karsi koyamiyor!“ diye zafer duygulari icinde yükselir!
Sahra’nin kacamak hickiriklari ama bu zafer duygusunu hemen yok edip yürek acisi verir kendine! Sahra’ya dogru egilip, Sahra’yi belinden kavrayip kendi kollarina ceker, simsiki sarirlir! Sahra nedense karsi koyamaz Aslan’in kollarinda dönüp basini Aslan’in genis gögsüne gömer ve sessizce aglamaya devam eder „Senden nefret ediyorum!“ diye fisildar ve Aslan’a daha simsiki sarilir!
Aslan „Biliyorum pamuk prensesim, biliyorum!“ rahatlatici fisildar ve Sahra’nin sirtini sivazlar! Sahra uzun bir süre böyle aglar, Aslan’in kollarinda yavas yavas sakinlesene kadar……ve sakinlesir!
Part 58
Sahra:“Babam senide sevmiyecek!“ der burnunu cekerek!
Aslan Sahra’nin sakinlesip, kendisiyle konusmasina sevinir…ferahlatici derin bir ic ceker!
Aslan:“Baban niye o Arda denen herifi sevmedi!“ sorer.
Beni sevmezse, en azindan o herifide sevmedi….iyi…ben sevdim bu adami, gecirir icinden.
Sahra:“ O bana göre adam degilmis, bana kocalik yapamazmis, light erkekmis diye“
Aslan sevincten gülmemek icin kendini tutar! „Neden?“ sorar meraktan. Sahra’nin babasi nasil bir koca bekliyordu, istiyordu kizi icin!
Sahra:“Bilmem, sevmiyo iste…ama Arda cok iyi bir insan….hem akilli, hem terbiyeli, caliskan, kültürlü, yakisikli, basarili…herkes Arda’yi seviyoooo….Babam ve abim haric!“
Aslan’a kiskanclik basar yine…ama eger Sahra’nin agbisi’de sevmiyorsa, o kadar karizmasi yoktur, gecirir bir umutla icinden!
Sahra:“Agbim…hep…geldi yine senin Deli Doktorun diye, hep takilir bana…Zeynep bile Deli Doktoru diyooo!“
Aslan:“Zeynep kim?“
Sahra:“Afacan yegenim, agbimin kizi, bahtsiz yavrum benim!“
Aslan:“Neden?“
Sahra:“Leyla ablayi, annesi yani, Zeynep bir yasindayken vefat etti!“
Aslan üzülür :“Gercekten bahtsizmis kücük kiz! Simdi kac yasinda?“
Sahra:“ 7 oldu bu sene, ama o kadar acima ona…cadinin teki, dikkafali, laf dinlemez, acaip zekali, yaramazin teki…erkek fatma yani…ama cooook seker bisey, kiyamazsin ona!“ güler son söylediklerine.
Aslan’da güler: “Demekki sana cekmis!“
Sahara basini kaldirarak, kizarak : „Ne yani ben dikkafali, laf dinlemez, yaramaz bir erkek fatma miyim?“ der, öfkeyle Aslan’in gözlerine bakarak!
Aslan güler ve Sahra'nin basini yine gögsüne bastirir: “ Evet…ve cadiligini unuttun…ve coook ama cooook sekersin! Insanin seni yiyesi geliyor“der siritarak!
Sahra’da gülümser bu sözlere ve dahada sokulur Aslan’a !
Aslan:“Üvey annesi ile arasi nasil mini cadinin?“ sorar meragindan.
Sahra: “Agbim bir daha evlenmediki….Leyla yengem öldükten sonra Agbim cok degisti, malesef….Cok sert ve sinirli bir adam oldu…bazen herkesi ezip, kavurup geciyo…Arda bile agbim’den korkuyor…cok saygi duyuyor agbime, cünkü benim agbim Gülhane Tip fakültesinin en iyi cerrahlarindan biri, hatta bazilari en iyisi diyor onun icin!” anlatir Sahra gururla.
Aslan kizgin :”Agbin sana kötü davraniyormu ,Sahra?”
Sahra bir kahkaha atar:“Bana mi….(kikirdar) Agbim benim icin canini verir…Agbim benim bebekken altimi bile degistirmistir….biliyormusun agbim benden 15 yas büyüktür…40 yasinda!“
Aslan sasirir :“Demek sen 25 yasindasin!“
Sahra:”Ama daha gecen ay 25 oldum!” der sanki cok yasliymis gibi.
Aslan bu nazli tavira gülümser „Agbinin adi ne?“
Sahra:“Serhat“
Aslan:“Babanin, Annenin?“
Sahra:“Babamin adi Ali Riza Bey…cünkü Annem hala babama ilk tanistiklari gün gibi Bey der, kizdigi zaman Ali Riza Bey…full isim yani…cok kizdigi zaman soyadinida ekler…sevdigi zaman Ali Bey der!......Babam’da Esmem der hep…kizdigi zaman Esme Hanim!“ anlatir kikirdayarak „Coook özledim onlari Aslan!“
Aslan:“Istersen gideriz yanlarina veya cagiririz....sen nasil istersen!“der. Sahra’nin mutsuz olmasini, sevdigi ailesinden baglarini koparmasini istemiyordu!
Sahra birden irkilir:“Olmaz, kessinlikle olmaz….Babam senin gibi birisiyle evli oldugumu duyarsa cildirir, mahf eder beni..senide kesip bicer köpek baliklarina yedirir…Agbim bogar seni, sonra ic organlarinin hepsini cikartip blenderden gecirip domuzlara yedirir….annemde kalpten gider!“
Aslan duyduklarina inanmazcasina Sahra’ya bakar!
Bu ne demekti simdi? Herkes kendisine kiz vermege can atarken, Sahra’nin ailesi kaldirim mühendisi gibi mi görüyordu kendisini…sinirlerinir!
Aslan:“Neden bana böyle bir tepki göstersinlerki….Kusurum neymis Sahra hanim!“
Sahra Aslan’in incindigini fark eder, ve bir sey daha farkina varir…Aslan kendisine kizdigi zaman, babasinin annesine gibi, hanim, „Sahra HANIM!“ diyordu….Sahra buna icin icin gülümser!
Aslan yatakta dogrulur sirt üstüne dönmüs yatan Sahra’ya bakar „Bunda gülünecek ne var Sahraaa hanim….Söyle, neden beni damat olarak kabul etmiyecekler! Bekliyorum!“ der, son sözü sertce!
Sahra aci bir gülümsemeyle :“Cünkü benim babam emekli bir albay hakim’dir! Bu yilbasi emekliye ayrildi…Askeriye terbiyesi var onda, devletci, hukukcu, Atatürkcü, cumhuriyetci, demokrat anlayisindan zerre kadar ödünc vermeyen bir insan….Sen ise bir Agasi’sin….feodal, arsaik bir sistemin ürünü…devlet hukukunu hic sayan, insan haklarini i sini bile bilmeyen bir sistemin temsilcisisin ve malesef en önemlisi bu sistemin bir lidersisin, bir asiretin en üst düzey agasi’sin!…Simdi de bana Aslan kocam…ben seni nasil babama taktim edecegim!“ bu son söyledigi sözlerle, Sahra’nin istemeden gözleri dolar!
Niye aciyor yüregim böyle, diyerek elini agiran kalbinin üstüne bastirir, sanki yarasindan akan acili kani durdurabilirmis gibi! Kendine sasar!
Ben Aslan’i sevmiyorumki, bu evliligin bir gelecegi yok, imkansiz…derin bir ic ceker….“Keske olsa!“ kendine itiraf eder, gözyaslarini bastirmaya calisir!
Aslan Sahra’nin gözlerinden anlar, üzüldügünü!
Bana sahip cikmak istiyor pamuk prensesim gecer aklindan, yüreginde tatli bir aciyla, yürek sizisi hissederek!
Egilir Sahra’nin yüzüne dogru ve Sahra’nin yanagindan kacak akan tuzlu gözyasini bir öpücükle siler!
Aslan:“Üzülme canimin ici….sevmesinler…ben kirilmam…ben yine onlari severim, saygimdan eksiklik, kusur etmem….seni doguran ana babayi ben nasil sevmem!“
Sahra bu sözlerle gözyaslarini artik hic tutamaz, bogazi dügmelenir, kendini Aslan’in kollarina atar, simsiki sarilir!
Aslan bir an sasirir, Sahra’nin bu tepkisine…ama sonra usulca kollarini Sahra’nin bedenine sarar ve beraberce yataga uzanirlar! Sahra hickiriklarini Aslan’in gögsünde bogar, Aslan yine Sahra’nin sirtini sivazlar, biliyorduki, ögrenmistiki, bunun Sahra’yi rahatlattigini!
Icinden „Ben kendime onlara sevdirecegim…kimse Sahra’yi benden alamaz, ailesi bile!“ kendisine yemin eder, and icer!
Sahra sakinlemis, hafif bir uykuya dalmisti!
Aslan Sahra'yi uyandirmaya kiyamaz, üstlerini degistirmek ve yorganin altina girmek icin. Artik doyarcasina Sahra’nin bedenine yaydigi sicakligi hisseder ve Sahra'nin uykusundaki huzur dolu nefes alisini dinler!
Bir süre sonra, Aslan Sahrayi uyandirmadan cizmelerini cikartmaya basarir, koluyla uzanip, gece lambasini söndürür, yatak örtüsüyle oldugunca kadar kendi üstlerini örter ve Sahray’la beraber, birbirlerine sarilmis derin bir uykuya dalar !
Ayni zamanda – baska bir yerde
Sahra ve Aslan Midyat’ta derin bir uykuya dalmisken……Istanbul Moda’da, Selvi Cadde’nin Kiraz apartmanin 5 katindaki dairede, yari gecesi calisma odasinda oturan Ali Riza Bey, cildirmak üzereydi…iki saat önce özel bir kurye ile eve gelen dosyalari incelerken!
Esme Hanim coktan yatmisti…Ali Riza Bey’in uykusu ise tamamamen kacmisti….okuduklarina inanamyordu…sonunda telefona sarilipr bir numara cevirir…karsi taraf uyku sersemligi ile telefonu acar “Efendim!” der!
Ali Riza Bey sinirli ve caresiz bir sesle :”Serhat, oglum…cabuk buraya gel!”
Serhat tedirgin “Noldu baba, anneme mi bir sey oldu!”
Ali Riza Bey aci aci güler :”Yok oglum, annen gayet iyi, misil misil uyuyor!....Bu sefer Sahra fazla ileriye gitti!”
Serhat her zamanki gibi, Sahra-müdafa moduna girip :“Yapma baba, herzamanki olaylardan sebep tartismiyalim yari gecesi, uykusuzluktan ölüyorum zaten!”
Ali Riza Bey aci bir kahkaha atar:”Yalniz bu sefer…kacirlimis... ve bir asiret Aga’si ile evlenmis!”
“Neeeeee!” Serhat duyduguna inanamaz, babasinin saka yapma egilimi, kabiliyeti olmadigi icin bu kelimelerin dogru oldugunu biliyordur!
Ilk sokunu üstünden atip “Hemen geliyorum baba!” der ve telefonu kapatir!
Part 59
Saat 23.35 - Sila/Boran
Aslan arabayi konagin yolubasinda park eder ve iner!
Boran’da Aslan gibi, arka kapiyi acar Sila’nin inmesini bekler!
Sila ise kendisine yaslanmis ve uyuyan Sahra’yi uyandirmaya calisir! Ama Sahra uyanmaz!
Aslan Sahra’yi belinden kavrayip kucagina alir ve arabadan cikartir!
Boran Aslan’a güler icin icin “Gitti adamcagizin beli!” gecirir icinden!
Ve Sila’ya bakar. Elini Silaya uzatir, Sila ilk an cekimser olup duraksar…kendisine uzatilan ele bakar…Yezda’ya uzattigi gibi, gecirir icinden…eger ben bu eli alirsam..bu EVET anlamina gelecegini biliyordu…ve elini Boran’in eline koyar!
Sila Boran’in elini tutmasiyla sok olur “Aman Allahim ben ne yapiyorum?” sorusu, sürekli beyninde yankilar ve yine sihirli bir güc kendisini yönlendirir gibi arabadan iner. Boran’in gözlerine bakar, nefesini tutarak!
Boran Sila’nin da kendisi gibi hafif bir sokta oldugunu sezer ve Sila’yi kendisine iten görünmez güce sükreder! Susar! Arabanin kapisin üstüne carpar ve birsey demeden, Silayla elele konaga dogru yürür….sanki yildizlarin altinda gezen iki asik bir cift gibiyiz gecer aklindan…gülümser!
Sila mahcup ve icinde her attigi adimla büyüyen heyecani ile bas etemeye calisir!
Her adimla yatak odasina dahada yaklasiyoruz…Ben bu gece ne yapacagim!
Bir kac gün önce beyaz geceligi ile cesaretle resmen nasil Boran’in burnunun dibine dikildigini hatirlar…Boran’in nasil yutkundugunu, nasil kendini geri cekmekte zorlandigini hatirlar…sacma sapan iyi geceler dileklerini ve Boran’in kendi yatak odasina cekilmesini hatirlar…evet o cesareti yine bulup aynisini yapacagim ama önceden yatak odasinin kapisini kilitlemem gerek…yok, sonra ben kacamam gerekirse, düsünererek kapi kilitleme fikrinden vazgecer!
Bag evindeki dogüm günü gecesini hatirlar, yine cesaretlenmisti o gece! Boran kendisine o kadar güzel bir süpriz yapmistiki, kendisini o romantik duygulara kaptirip, yine, resmen Boran’in kollarina atmisti kendisini, ama nedense yapamadi sonradan…!
”Yapamadim!” bu kelime Sila’nin beyninde yankilar!
O berbat gece herseyi mahf etmisti, Boran herseyi mahfetmisti… Ama bag evinde Boran’in pismanligini görmüstü, “Eger sen istemedikce, sana dokunmam!” demisti.
“Istiyorum ama yapamiyorum, nolursun anla beni Boran!” gecirir Sila yine icinden!
”Ama bu gece yine deneyecegim! Ben istiyorum Boran’i !Güvenmem gerekiyor Boran’a! O bir daha canimi acitmaz biliyorum!” icinden gecirerek, teselli eder Sila kendi kendini!
“Sila iyimisin?” sorusuyla Sila kendine gelir, bir an sok olur, yatak odasina ne zaman girmislerdi, ne kadar dalmisti kendi düsüncelerine! Simdi ise tam yatak odasinin ortasinda duruyordu…saskindi, ne diyecegini bilemiyordu, Boran’in endise dolu gözlerine bakabiliyordu ancak!
Boran:”Sila….Sen kendini iyi hissetmiyorsun galiba! Sen en iyisi yat, kafana birseyler takma oldu mu güzelim!” der ve Sila’nin safagina bir buse kondurur!
Sila kendine gelir, panik icinde…”Ama sende burda yatican, benimle dimi?” sorar
Boran bir an ne cevabi verecegini bilmez. Sila’nin bu geceden korktugunu son dakikalarda tamamen anlamisti. Dün geceki kararini degistirip, yine ayri bir odada yatmaya karar vermisti, gerceklerle yüzleserek!
Boran:”Sila…Ben”
Sila Boran’in sözünü keser “Boran, artik beraber bir odada yatsak olmazmi, dün gece gibi? Ben sana cok alismistim…gercekten özledim seni!” der son sözleri fisildayarak, gözlerini mahcupca Boran'in gögsüne dikererk!
Boran:”Sila ben bu konuda sen ne istersen onu yaparim! Biliyorsun sana karsi bu konuda benim boynum egiktir…Her sey sen nasil istersen, Sila!” der, Sila’nin yanagini oksayarak!
Sila mahcup bir sekilde basini yere eger, afacanligi tutmustur ve”Gercekten herseymi?” sorar, elbisenin kol kenarindaki islemeleriyle oynayarak!
Boran saskin gülümser “Ever hersey!” der, ama icindeki süpheden siyrilamadan!
Sila gülümseyerek “Iyi!” der, ve Boran’in siyah yeleginin dügmeleri ile oynamaya baslar.
Boran biraz heyecanlanmis, meraklanmis ama en cok süphelenmiscesine sorar
“Silaaaa, senin aklindan neler geciyor, cok merak ediyorum…Sen birseyler planliyorsun, hayirdir insallah!”
Sila “Sey…ehhh…sey…!”
Boran: “Silaaaaa!”
Sila:” Sey…ehhh…yok unut sen…yok bisey!”
Boran:”Silaaa!”
Sila:”Ehhhh..yok bisey yaaa!”
Boran:”Anladim!….....Sen bu kadar korkak miydin canim…hadi söylesene!”
Sila:”Ben korkak degilim…duydunmu!….Senin üstünü ben cikartmak istiyorum!.....Ohhhhh beeee söyledim iste, nihayet” der ve Boran’in ceketini omuzlarindan indirerek cikartir, katlar ve sandalyenin üstüne koyar….kipirdamadan, saskin saskin bakan Boran’in yanina döner ve siyah yelegin dügmelerini, ardindan hemen gömlegin dügmelerini teker teker titreyen parmaklariyla acar! Boran’in yüzüne bakmaya hic cesaret |