Tüm Versiyonu Göster : Ben Efsaneyim (I a m Legend)
Dünyadaki son insan
Ünlü aktör Will Smith de "I ** Legend" adlı yapımda rol almaya hazırlanıyor. Warner Bros. şirketinin Richard Matheson'ın öyküsünden beyazperdeye taşıdığı yapımın yönetmenliğini Francis Lawrence üstlenecek. Senaryosunu Akiva Goldsman'ın kaleme aldığı filmde Will Smith, kıyametin eşiğindeki dünyadaki son sağlıklı insanı canlandıracak.
http://img381.imageshack.us/img381/580/poster2zb6.jpg (http://imageshack.us)
http://img232.imageshack.us/img232/2618/posterki0.jpg (http://imageshack.us)
http://img232.imageshack.us/img232/7568/34748064ab1.jpg (http://imageshack.us)
http://img232.imageshack.us/img232/6894/47887982zg5.jpg (http://imageshack.us)
http://img295.imageshack.us/img295/9982/87104055gu9.jpg (http://imageshack.us)
http://img232.imageshack.us/img232/1865/45469998nj7.jpg (http://imageshack.us)
http://img232.imageshack.us/img232/2167/81511930sf2.jpg (http://imageshack.us)
timuçin hayranı 17-01-08, 16:04 filmi bugün izledim
sonunu çok beğenmesemde izlenebilecek bir film... özetinde dünyadaki tek sağlıklı insanı canlandıracak denmiş, heralde tüm dünyayı new yorktan ibaret gibi gördüler. halbuki filmdede yaşayan daha bir çok sağlıklı insan var..
timuçin hayranı 17-01-08, 16:09 Neville, kontrol altına alınamayan bir virüse bağışıklık gösteren bir bilim adamıdır ve New York’ta hayatta kalmış tek insandır. Üç yıl boyunca inancını yitirmeden her gün telsiz mesajı göndererek, başka insanlar bulmaya çalışır. Ama yalnyz değildir, salgının mutanta dönüştürdüğü kurbanlar pusuya yatmış bir hata yapmasını beklemektedirler. Neville’i ayakta tutan tek şey bir tedavi bulmaktır.
deadly_angel 25-01-08, 16:38 "Ben Efsaneyim": Bir yalnızlık öyküsü
Richard Matheson'ın 1954 tarihli aynı adlı romanından uyarlanan "Ben Efsaneyim", New York'un boş sokaklarında hüzün, macera ve gerilim doldu dakikalar vaat ediyor. Filmin bilindik gişe canavarlarından farkı ise ana karakteri üzerinde yoğunlaşacak bolca zaman bulması ve bu zamanı iyi değerlendirmesinde. Filmin en kusursuz yanı ise Will Smith'in performansı.
Şu ana kadar "The Last Man on Earth" (1964) ve "The Omega Man" (1971) isimleriyle iki kere sinemaya uyarlanan Richard Matheson'ın post apokaliptik romanı 'I ** Legend' bir kere daha, bu sefer aynı isimle beyazperdede yerini alıyor. Yönetmenliğini Francis Lawrence'ın ("Constantine") yaptığı senaryo ekibinin başında ise "Akıl Oyunları" ("A Beautiful Mind", 2001) ile Oscar'a uzananan, ancak ondan çok daha vasat işlerle tanıdığımız Akiva Goldsman var. Ekip böyle olunca -gerçi "Constantine"i de çok fazla kötülemek haksızlık olur– haliyle "Ben Efsaneyim" de ("I ** Legend") çok büyük beklentiler oluşturmuyor. Ancak ilk izlenime de çok takmamak gerekiyor, zira Lawrence'ın bu yeni numarası her ne kadar kusurlar içerse de en azından belli bir orijinallik ve tat içeren bir yapım.
Filmin en önemli yanı şüphesiz yegâne karakterini tanıtmak için gösterdiği sabır. 2012'de ölümcül bir virüsün alt ettiği insan ırkından, görünüşe göre, normal olarak kurtulabilmiş tek insan üzerinden açılan filmimiz uzun bir süre, bu çaresiz -ama boş vermemiş- karakterin çevresinde dolanarak bize nasıl bir yaşam sürdüğünü gösteriyor. Senaryo burada akıllıca davranarak Robert Neville (Will Smith) karakterinin yaşamı üzerinden psikolojik durumunu da yansıtmayı akıl ediyor. Bunların üstüne teknolojinin en son olanaklarının kullanılmasıyla birlikte terkedilmiş bir şehir olarak sunulan New York'un o hazin atmosferindeki mizansenler de eklenince "Ben Efsaneyim" seyircide ciddi bir melankoli yaratma noktasına kadar gidiyor.
Ancak her şey bu kadar basit değil elbette. Çünkü Neville aslen o kadar da yalnız değil, tehlikeli zombi türevi olmuş insanlardan da kendisini koruması gerekiyor. İşin bu kısımlarında ise elbette olayın aksiyon ve gerilim taraflarına geliyoruz. "Ben Efsaneyim", başta rahat rahat geçirdiği sekansların ardından bazı çok başarılı gerilim sahnelerine sahip. Işığın ustaca kullanıldığı, görsel efekt ve ses tasarımlarının da katkısıyla daha etkili hale gelen bu sahneler ise kesinlikle kuru birer aksiyon sahnesi değiller. Her biri karakterimizin öyküsüne gerçek bir şeyler katarken diğer yandan da kalabalık yaratmaktan çok filmin genel atmosferine hizmet etmeyi tercih ediyorlar.
Dengesiz bir film
Bu aşamada filmin özellikle ilk saatinin –eğer o dünyanın içine rahatça girebilirseniz– ana karakterimiz Neville'in yaşadıklarını aktarmak ve elbette asıl macerasına girişini göstermek açısından son derece doyurucu olduğunu söyleyebiliriz. Gerçekten de sinema anlamında doyurucu nitelikte seyreden film, son yarım saatinde çok hızlı çözümlemelere sahne oluyor. O ana kadar zamanı sonuna kadar kullanarak hiçbir tempo sıkıntısı da çekmeden derdini anlatırken, birden bire farklı bir boyuta taşınıyor. Klasik kaçma kovalamaca kısmını bir yana bırakırsak, öykü anlamında da her türlü önemli gelişme o kadar çabuk oldu bittiye getiriliyor ki ilk yarının ağzınızda bıraktığı tat resmen yarıda kalıyor ve elbette filmin ikinci yarısında seyreden bu aceleci yaklaşım filmin sonunda da rahat durmuyor. Böylece ana karakterimizin bu öyküdeki yerine dair yapılan çözümlemeler –filmin başlangıçtaki havasının yanında- neredeyse ışık hızıyla bize aktarılıyor. Böylece de seyircin filmi tam olarak sindirmesi engellenmiş oluyor.
Filmin genel vaziyetini ciddi anlamda zedeleyen bu dengesizliği bir kenara bırakıp "Ben Efsaneyim"in tek 'olmuş' yanından özel olarak bahsetmemiz de gerek elbette. Şimdiye kadar Hollywood'un tonlarca gişe canavarındaki eften püften karakterlerinin yanında "Ali" (2001) ve "Umudunu Kaybetme" ("Pursuit of Happiness", 2007) gibi filmlerde oyunculuğunu görme şansına ulaştığımız Smith bu sefer iki gücünü bir araya getiriyor. Hem gişe yapabildiğini, hem de bir aksiyon gerilim filminde de doğru düzgün bir karakteri canlandırdığı takdirde harikalar yaratabileceğini kanıtlıyor. Tamamen kendisine odaklı ilerleyen bir filmi tek başına omuzlayıp enfes performansıyla, filmin erdemli o ilk yarısını daha da güçlendiriyor. Yönetmen Lawrence'ın kurduğu atmosferi ve Neville karakterinin yalnızlığına odaklanan yan öyküleri çok daha güçlü bir hale getiriyor. Sonuç olarak Will Smith şu anda Hollywood semalarında bir filmi tek başına götürebilecek star gücüne ve oyunculuk yeteneğine sahip ender aktörlerden birisi olduğunu da kanıtlıyor.
"Ben Efsaneyim" her ne kadar yukarıda dengesizliğinden dem vursak da sizi şu aralar sinemalarda gördüğümüz eğlenceliklerden daha farklı ve kendine has bir dünyaya taşıyor. Her şeye rağmen yine de bir şekilde etkileyici olan film, türün sağlayabileceği eğlenceyi almanızı da sağlıyor. Bu anlamda çok da fazla burun kıvırmadan gidilebilecek, bu yılın sağlam popüler sinema örneklerinden biriyle karşı karşıya olduğumuzu belirtmek lazım.
Kimler İzlemeli?
Will Smith'in usta işi performansını izlemek isteyenler.Özellikle yalnızlık teması üzerinden sakin ama sağlam bir gerilimin de yapılabileceğini görmek isteyenler.
Kimler İzlememeli?
Bol aksiyon ve göz alıcı efektlerle dolu soluk aldırmayan çatlamalı patlamalı bir macera görmeyi bekleyenler.
Post apokaliptik bir dönem söz konusu olduğunda, fazlasıyla alt metin bekleyenler.
Kaynak: Sinema
alias_charmed 25-01-08, 16:41 filmi çok beğendim gerçekten çok güzel bir filmdi ama sonunu pek beğenmedim
will smithin performansı gerçekten iyidikesinlikle tavsiye ederim
deadly_angel 25-01-08, 17:17 Eğer herhangi bir yerde kimse varsa. Lütfen. Yalnız değilsin…
“I, Robot”, “Independence Day” ve “Men in Black” gibi filmlerin bilim kurguya aşina yıldızı Will Smith, yeni filmi "Ben Efsaneyim" ile karşınızda! "Ben Efsaneyim", Dünyada hayatta kalan son kişi olarak, yaşamı için tek başına mücadele eden bir adamın korku ve aksiyon yüklü hikayesini anlatıyor. Will Smith; “Bu filmde pek çok şey bir arada yer alıyor: Korku, bilimkurgu ve müthiş bir karakter unsuru” diyor ve ekliyor: “Dünyada hayatta kalan son kişi olmanın psikolojik boyutu her zaman çok ilgimi çekmiştir.”
http://foto.ekolay.net/images/galeri2/galeri_2031/[2]2412008143355_2031.jpg
Bir virüsün kontrolden çıkması durumu artık sadece bir bilimkurgu hikâyesi malzemesi değil!
“Ben Efsaneyim”in merkezinde bir adamın görünüşe göre hiçbir şansı olmadığı halde hayatta kalma mücadelesi yer alıyor: Yalnızdır ve çevresini Virüslüler sarmıştır. Bunlar düşünce ya da mantık olmaksızın öldüren, canavar ruhlu yaratıklardır. Yapımcılar bu noktadan yola çıkarak, virüsler ve viroloji bilimi üzerine kapsamlı bir araştırmaya koyuldular. Araştırmaları bu alanın en üst düzey eğitmenlerinden aldıkları derslerle ve Hastalık Kontrol Merkezi'ne yaptıkları geziyle başladı. Oradayken anlamaya başladılar ki değişime uğratılan bir virüsün kontrolden çıkması durumu artık sadece bir bilimkurgu hikâyesi malzemesi değil son derece olabilir bir şeydi.
Yıl: 2012 Mekan: New York
Filmdeki 2012 yılının New York şehri bildiğimiz günümüz metropolünün huşu uyandıran bir izdüşümü. Yapımcılar bilimkurgunun klişeleşmiş yıkık dökük şehir konseptinden uzak durmak istediler. Bunun yerine, zamanın içinde bir anda, karantina altındaki binaların, kapanmış işyerlerinin, biyolojik tehlike uyarılarının ve içi boş arabaların oluşturduğu trafik kargaşasının fotoğraflarını yarattılar. Aşırı büyümüş ağaçlara ve doğal yaşama teslim olmuş bir şehir oluşturdular. Manhattan'ı bir şehir cangılı, doğanın geri aldığı, ürpertici ve sert bir yer olarak göstermek yönetmen Francis Lawrence'ın fikriydi.
http://foto.ekolay.net/images/galeri2/galeri_2031/[2]2412008143457_2031.jpg
Felaket sonrası...
Şehrin karşılaşmış olabileceği çeşitli senaryoların muhtemel sonuçları üzerine kapsamlı araştırmalar yapıldı. Bu araştırmalar arasında su ve elektriğin aniden kesilmesi, bitkilerin olsun hayvan ve böceklerin olsun büyüme oranları vardı. “Böyle bir durumda, su borularındaki kırılmalar lağımları taşırıp, caddeleri ve binaların bazı kısımlarını yutardı. Elektrik ve gaz kaçaklarından kaynaklanan yangınlar daha da fazla hasara yol açardı ve durdurulamaz doğa da kendi alanını geri talep ederdi. Birden bire, tıbbi ve askeri araçlarla dolu caddeler yerine, New York şehrinin büyük kanyonları 19. yüzyıl ressamları tarafından betimlenen Batı Amerika'nın romantik bir vizyonuna benzemeye başlardı” diyor sanat yönetmeni Naomi Shohan.
http://foto.ekolay.net/images/galeri2/galeri_2031/[1]2412008143457_2031.jpg
Hollywood ve ordu el ele...
Salgın sonrası Manhattan'ının boşluğuna sert bir tezat oluşturan şey, binlerce oyuncu ve figüranın şehrin karantinaya alınışı ve boşaltılması sırasındaki paniği canlandırışıydı. South Street Seaport'un yakınında, altı gecede çekilen karmaşık aksiyon sekansında, düzinelerce askeri kara ve hava teçhizatı kullanıldı. Bunlar arasında bir adet New York Ulusal Koruma Kara Şahin'i ve Sahil Güvenlik H-65 Dolphin helikopterlerinin yanı sıra, Humvee ve (ABD ordusunun donanımlarına yeni eklenen) Stryker silahlı saldırı taşıtları vardı. İrili ufaklı deniz taşıtları ABD ordusu ve Sahil Güvenlik işbirliğiyle temin edildi. Bunların her biri sahnede rol oynamakla kalmadı, su üzerindeki binlerce aktör, figüran ve yapım ekibi üyelerinin güvenliğini sağladı. Kamera önünde ve arkasında, filmde kullanılan teçhizatları kullanmak üzere 150 askeri personel görev yaptı.
http://foto.ekolay.net/images/galeri2/galeri_2031/[1]2412008143355_2031.jpg
Bir kayıp hikayesi...
“Ben Efsaneyim”de yer alan yoğun aksiyon ve kullanılan görsel efektlere rağmen, senarist Akiva Goldsman hâlâ filmin en güçlü ve zorlayıcı yönünün baş karakterin içsel yolculuğu olduğunu düşünüyor. “Bu gerçekten bir kayıp hikayesi” diyor Goldsman ve ekliyor: “Sevdiğimizi kaybettiğimiz zaman ne olduğunu işleyen bir film. Bizim başlangıç noktamız, feci bir kayıp yaşadığınızda, dünyanın durduğuydu. Bu durumu dramatik olarak ifade edebilmek için durmuş bir dünya yarattık. Ayrıca bu bir yeniden doğuşa ve iyileşmek için ne yapabileceğinize dair bir hikâye. Bilimkurgu olsa da, hepimizin yüreğinde hissedebileceği bir öykü”.
http://foto.ekolay.net/images/galeri2/galeri_2031/[5]2412008143355_2031.jpg
Günümüz bilim kurgusunun öncülerinden biri...
“Ben Efsaneyim”, Richard Matheson'ın zamandan bağımsız romanı “I ** Legend'dan uyarlanmış. Matheson'ın 1954 tarihli bu karmaşık ve kışkırtıcı romanı, pek çok kişi tarafından günümüz bilim kurgusunun öncülerinden biri olarak görülmüş, nesilleri etkilemiş, sayısız benzeri yazına ilham kaynağı ve bundan önce iki filmin de çıkış noktası olmuştur: Başrolünü Vincent Price'ın oynadığı, 1964 yapımı “The Last Man on Earth” ile başrolünü Charlton Heston'ın oynadığı, 1971 yapımı “The Omega Man”.
http://foto.ekolay.net/images/galeri2/galeri_2031/[4]2412008143355_2031.jpg
Kaynak: e-kolay
bende izledim gerçekten çok güzel bir film tavsiye ederim.will smith çok güzel performans göstermiş.burada bence filmin vermek istediği anafikire bakmamız lazım film new yorkta geçmiş ama bu virüs aşısı 10.009 milyon (milyar tam bilemiyorum) ve ayrıca bu virüs bulaşıcı olduğundan sağlıklı insanlara da bulaşmış.ben öyle anladım.bilim kurgu sevenlerin izlemesi gereken bi film:img-wink:
deadly_angel 26-01-08, 18:33 Dört Dörtlük bir Paket...
Ben Efsaneyim, her yönüyle mükemmel bir gişe filmi. Hem her yaştan, her tür seyirciye hitap ediyor, hem de onlarca değişik film türünü ustaca bir araya getirmeyi başarıyor. Fakat en önemlisi, 150 milyon dolarlık bütçesine rağmen hikayesini ve mesajını seyirciye kaşıkla yedirmekten kaçınıp, şaşırtıcı biçimde içten ve yetişkin bir yalnızlık ve ümitsizlik hikayesini, pahalı özel efektleriyle yarıştırmaktan çekinmiyor.
Aksiyon ve korku gibi türlerin yanında, trajik bir insan dramını ve eski usul Alacakaranlık Kuşağı tarzı bilim kurgu türlerini eşit oranda başarıyla sunan dört dörtlük bir paket… Filmin bir araya getirdiği türlerin hepsi, kendi sınıflarında “pekiyi” notunu hak ediyor.
Aksiyon ile başlayalım. Ben Efsaneyim, mega bütçeli aksiyon sahnelerinin başarısını, içerdiği patlamaların devasallığı ile ölçmenin ötesinde, incelikle elden geçirilmiş bir dinamizm ve beklenti ile buluşturmayı biliyor (Transformers’ın kulakları çınlasın).
Küçük bir ara verip filmin basit olduğu kadar etkili kurgusunu özetleyelim: Kıyamet oranlarında yanlış giden bir kanser deneyi sonucu bütün dünya solgun derili, güneşe çıkamayan, insan kanına susayan “yaratık”lara dönüşür. Deneyin yarattığı kaosu durdurmakla sorumlu virolojist Robert Neville (Will Smith), New York’taki tek “sağlıklı” insandır. Neville’in yalnızlıkla dolu yeni yaşamının tek amacı, bu hastalığa bir çare bulmak ve gece dışarı çıkan yaratıklardan olabildiğince uzak durmaktır.
Filmin aksiyon sahnelerinin yaratıcı dinamizmine en iyi örnek, Neville’in güneş battığı sırada arabasına dönmeye çalıştığı sahne. Sahnenin seyircide yarattığı gerginlik, özel efektlerin başarısında değil, sahnenin kurgusuna bağlı iki adet yaratıcı elemente bağlı: Neville’in ayağı yaralı, bu yüzden arabasına sürünmek zorunda. En önemlisi, iki metre ötesindeki yaratıklarla arasında sınır görevi edinen güneş ışığı, yavaş yavaş yok olmakta. Işık yok olduğunda sonucun ne olabileceğini belirtmeme gerek yok sanıyorum.
Filmin korku sinemasına atıfta bulunan bölümleri de benzer bir dinamizm ile destekleniyor, belki de bu sefer daha ekonomik bir sebepten. Hali ile Ben Efsaneyim’in dağıtımcı stüdyosu Warner Brothers, film pazarının yüksek bir dilimini oluşturan 13-18 yaş arası seyirciyi salonlara çekebilmek için, Amerika’da filmi 17 yaş sınırı yerine 13 yaş sınırıyla vizyona sokuyor. Bu yüzden film, yüksek oranlarda kan ve bağırsak gösteremeyeceğine göre, korku bölümlerinde kandan çok gerilime odaklanmak zorunda. Çoğunlukla bu tür bir kısıtlama, “çöp tenekesindeki kedi” tarzı ucuz numaralara yol açar.
Fakat yönetmen Francis Lawrence, sadece bir kaç basit dekor kullanarak bu handikapı avantajına kullanmayı biliyor. Robert Neville’in köpeğinin peşinden yaratıklarla dolu karanlık binada dolaştığı on dakikalık sekans, sadece bir el feneri ve Neville’in hızlı nefes alıp veriş seslerinden oluşmasına rağmen, son yıllarda gördüğüm en ürkütücü sahnelerden biri. Lawrence, sanki filmin milyonlarca dolarlık bütçesine rağmen, sinema sanatının en basit ve ucuz yöntemlerle bile seyircisini etkileyebileceğini bir kez daha kanıtlıyor.
Filmin insan dramı, hikayeye duyduğumuz sempatiyi en çok güçlendiren tarafı. Ben Efsaneyim, Richard Matheson’un 52 yılında yazdığı korku/bilim-kurgu klasiğinin, Vincent Price’lı B-Filmi Dünyadaki Son Adam ve Charlton Heston’lı Omega Man’den sonra üçüncü sinema macerası. Zombi tarzı yaratıklar yerine daha klasik usül vampirlere yer veren orijinal roman, hikaye bakımından bu son versiyondan olabildiğince farklı. Sonuçta bu filmdeki Robert Neville, yaratıklar ile sarımsak ve kazıkla savaşmıyor. Ve kitaba ismini veren en önemli özellik, kendi aralarında bir sosyal yaşam kuran, konuşan yaratıklar filmde yok.
Fakat kitabın her köşesine yapışan derin bir yalnızlık ve izolasyon hissi, filme diğer versiyonlardan daha yakın oranda enjekte edilmiş. Kitaptaki alkolik ve kronik depresif Neville’e karşın, filmde uçak gemisi üzerinde golf oynayan, spor arabası ile boş şehirde gezinen Neville’in kendi varlığından birazcık daha haz aldığı ortada. Filmin ilk yarısı, çoğunlukla Neville’in yalnızlıkla dolu günlük yaşamını inceliyor. Neville, her ne kadar sert bir disipline sahip olsa da, köpeği ile uzun diyaloglara girmesi, şehrin etrafına yerleştirdiği mankenlerle konuşması, içindeki derin yanlızlığı ortaya koyuyor.
Neville’in acınası durumuna sempati duymamızı kolaylaştıran en önemli özellik, Will Smith’in olabildiğince içten ve gerçekçi performansı. Smith, Hollywood gişe filmi, cool aksiyon yıldızı parametrelerinin arkasına sığınmak yerine, role getirdiği ciddiyet ve gerçekçilik ile üç boyutlu bir insan yaratıyor. %80’i boyunca sadece bir karakteri izlediğimiz bir filmde, Smith’in kalibresinin altında bir oyuncu, projeye büyük zarar verebilirdi.
Ben Efsaneyim’e düşük beklentilerle gittiğimi itiraf etmeliyim. Kitabın büyük hayranlarından biri olarak, senaryo yazarı Akiva Goldsman’ın, bir önceki Will Smith aksiyon/bilim-kurgu projesi Ben Robot’u, Asimov’un efsanevi romanından uyarladığını (darmadağın ettiğini desem) biliyor olmam, Ben Efsaneyim’e duyabileceğim ilgiyi yükseltmedi tabii ki. Fakat bu sefer Goldman ve Smith, orijinal kitaba saygıyla göndermede bulunduğu kadar, kendi ayakları üzerinde bağımsızca durmayı başaran dört dörtlük bir gişe klasiğine imza atıyor. Size de bu haftasonu salonlara koşmak kalıyor.
Kaynak: Beyazperde
filmi yeni izledim ve çok beğendim.Will smithin oyunculuğu çok güzeldi. :happy0064 Filmdeki gerilim sahneleri de çok güzel çekilmiş,izlerken ben de heyecanlandım o kısımlarda:good:
Filmi vizyona ilk girdiği gün izledim. Will simitin oyunculuğuna birşey diyeceğim yok. Kakat konusu ilginç olmasına rağmen mantık hatalarıyla doluydu.. Maddi imkansızlıklara rağmen Yerli Filmlerimiz onların yanında devede kulak kalır. Efek anlamında bayağı başarılı buldum. Beni ençok etkileyen köpeği SamIn ölüm biçimi oldu.
Filmin fragmanını izlemiştim ve muhakkak izlemeliyim diyerek bugün gittim. Güzeldi. Efektler çok iyi kullanılmıştı ama sonu bence hiç iyi değildi. Bir anda oldu ve bitti.
bende gecen carsamba ingilizcesini izledim...
super otesiydi.... YAA ozellikle kutuphanede please say hello to me demesi ordaki makete superdi....
mesela Samle konusmasi bugun dogumgunumm eger supriz filan planliyorsan vazgec sam ben suprizlerden hoslanmammm.. demesi filan...
Will smithhh oyunculugunu konusturmuss bence/.//
dün filmdeydim..
gerilimli sahneler gerçekten iyi yapılmıştı. ben de o sahnelerde gerildim.
Yalnızlığı çok güzel anlatmış film. Maket Fredle konuşması, Sam ile konuşup tamam yarın merhaba diyeceğim demesi...
Kesinlikle Will Smith oyuncluğunu konuşturmuş.
Ama anlayamadığım bazı sahneler de vardı.
Mesela karanlık düşmanlar beyin fonksiyonlarını yitirdilerse onunki gibi bir tuzak nasıl kurabildiler ? Adamı nasıl takip etmeyi akıl ettiler ?
Sonra kızı ve karısını helikoptere bindirdikten ve karantina altına alındıktan sonra nasıl o insanlar o hale geldi? Ne kadar zaman aldı bu ?
Hafta sonu başka bir filme diye gittim saat konusunda anlaşamadık buna girdim :) izlenebilir ama virüs yaratık filan pek açıcak şeyler değil çok değişiklik yok tipik bulaşıcı hastalık filmlerinden birisi ama Will Smith'in oyunculuğu güzel efektler güzel gerilmek isterseniz güzel geriyor :))
filmde en çok maketlerle konuşmaları ve Köpeği Sam'in ölümünden etkilendim
en değerli dostunu kendi elleriyle öldürmek zorunda kaldı :(
neticede de uğruna savaştığı şey için ölümü seçti güzel bir oyunculuk izlenebilir ama gitmezseniz çok bişey kaybetmezsiniz...
Güzel bir filmdi. Eğlenceli, zamanınızın boşa gitmeyeceği bir film. Hafif de gerilim ve heyecan var. Gerilim ve heyecanın dozu da iyi ayarlanmış. İzlenebilecek, sıkılınmayacak bir film Ben Efsaneyim.
Will Smith'in performansı muhteşemdi. Hayran kaldım kendisine. Adeta yaşattı o karakteri bizlere.
Filmde köpeğin ölmesi, aslında Neville'nin kendi elleriyle onu öldürmesi gerçekten de acı bir duyguydu. En çok üzüldüğüm yer ise 3 yıldır hiç kimseyle konuşmamasından ötürü kafayı sıyırdığı sahneler. Marketteki cansız mankenlerle konuşması, arkadaşlık etmesi ne kadar zor bir durumda olduğunu gösteriyor. Filmin en beğendiğim sahnelerinden birisiydi. Göz ardı edilmemiş bir sahne. Senaristler çok iyi düşünmüşler bunu. Psikolojisi 3 yıldır köpeğinden başka kimseyle konuşmadığı için bozuluyor haliyle. Will de bunu iyi yansıtıyor beyazperdeye.
En çok güldüğüm sahne ise Shrek'li sahneydi. Orada Shrek ile Eşek'in konuşmalarını hiç durmadan onlarla birlikte tekrarlaması olağanüstüydü. Burada da performansını konuşturdu Will. Ama zor bir sahne olsa gerek.
Filmdeki virüslü insanlara gelirsek diğer filmlerdeki canavarlardan pek farkları yok. Ama gene de iyi tasarlanmış virüslüler. Diğer filmlerde olduğu gibi güneşin olduğu zamanlar dışarı çıkamıyorlar. Bunu da gösteriyor film. İyi düşünülmüş klişe bir sahneydi o. Ama gene de film için olması gereken bir sahneydi.
Senaryoya gelirsek iyiydi. Ancak filmin süresinin çok kısa olması filmden yeterince tatmin olmadan çıkmanıza neden oluyor. Senaryo da hemen çözülüyor. Belki de filmin tek eksisi süre bakımından kısa olması, senaryonun hemen çözülmesi ve karakterin geçmiş hayatının -virüsün yayıldığı gün- çok iyi gösterilmemesi olabilir. Ayrıca filmde virüsün yayıldığı gün herkesi başka şehre götürmeye çalışmaları esnasındaki karmaşa çok iyi yansıtılmadı. İdare edilecek bir sahneydi. Ancak daha iyi yansıtılabilirdi.
Film çok güzel olmasa da güzeldi. Vakitin nasıl geçtiğini anlayamayacağınız kadar güzel. Ama ufak tefek eksiklikler dışında tatmin etmeye çalışan bir film. Asla "keşke izlemeseydim" demezsiniz. Öneririm filmi.
Puan verecek olsaydım filme 10 üzerinden 8,5 verirdim en fazla.
deadly_angel 01-02-08, 19:39 Efsane İnceleniyor
Türk Hava Yolları, Ben Efsaneyim filmi hakkında inceleme başlattı...
THY uçağının kötü hava şartları sebebiyle pistten çıktığı haberi Ben Efsaneyim filminde yer aldığı gerekçesiyle Türk Hava Yolları filmin yapımcılarıyla karşı karşıya geldi. THY yönetimi haberin 'olumsuz imaj oluşturabileceği endişesiyle' inceleme başlatma kararı aldı.
Kaynak: Beyazperde
deadly_angel 01-02-08, 19:44 Filme istemeyerek arkadaş ve Will Smith'in hatrına gittim.Bir beklentim yoktu, filmi tahmin ettiğim gibi beğenmedim.Son derece abartılı buldum, gereksiz gerilim sahneleri, tipik korku filmi ögesi olan insandan türemiş yaratıklar v.s Amaçsız bir filmdi diyebilirim.Çevresini düşünmeden, sorumsuz ve bencil bir şekilde tüketen insanların başlarına gelecek sonu çok büyük abartıyla anlatmış film.Zaten herhangi bir canlının ölümüne katlanmak benden beklenen bir durum olmadı hiçbir zaman.Köpeğin öldüğü sahneden sonra filmi daha da sıkılarak izledim.Sonunuda daha filmin en başından tahmin ettim.Senaryosu son derece zayıf, insanı meraklandırmaktan yoksun.Fazla bir beklentim olmadan gitmiş olmama rağmen hayalkırıklığına uğradım.Will Smith yine oyunculuğunu konuşturmuş ama o kadar.Film gözümde baştan sonra sıfır.İzleme hatasına düştüğüm bir yapım olarak aklımda kalacak.
filmi sonunda izleyebildim. bende hayal kırıklığına uğrayanlardanım. konusu bence çok ilginçti zaten izlememdeki en büyük sebepti. hep aynı konulardan bıktığımız bu zamanda farklı birşeyler yakalamak güzeldi. konusu ilginç ama kurgusu ilginç olmayan bir film gördüm maalesef
filmin ilk yarısını beğendim ama son kısmında bu mudur dedim. kız ve çocukla buluştuktan sonraki kısmı biraz daha uzatabilirlerdi. şak diye bitti.
en çok beğendiğim sahneler cansız mankenlerle konuştuğu o dükkandaki sahneler ve köpeği sam ile olan sahnelerdi onun dışında pek bişey yoktu zaten.:icon_sorr
__princess__ 05-02-08, 10:58 Filmi izlerken Will Smith'in oyunculuğu ile içine girdim sanki...HErşeyin iyi düşünüldüğü ve yerinde olduğu bir yapıttı..
Will'in gözlerinden oradaki yalnızlığı acıyı sevdiklerine olan özlemini herşeyini görebildim diyebilirim..Özellikle köpeği Sam'i o öldürdüğü sahnede artık yalnızlığın tam anlamıyla adımlarını atmışlar...Orası en beğendim ve ayrıca en hüzünlendiğim sahnelerden biriydi..
Filmin başlarında konuya gayet iyi başlanmıştı...Neville insanlığı kurtarmayı tercih etmişti... Bu yüke sahip olduğunu çok iyi gösteriyordu...
O son sahneler bana biraz yetersiz gelse de bence çok iyi yansıtılmıştı...Neville'in hayatını böyle kaybetmesi acıydı ve filmde de belirtildiği gibi efsaneleşmesini sağladı...Ama ölüme gitmeden önce ailesinin resmine bakması ve gözlerinde o acıyı görebilmek çok etkiledi beni..
Film boyunca çok etkilendim zaten oyunculuğundan..konusu ile oyunculuğunu birleştirmeyi başarmış...Zamanı biraz uzatılabilseydi tam anlamıyla müthiş bir film olabilirdi..Ama ben böyle de beğendim..
alias_charmed 05-02-08, 14:33 THY WB stüdyolarına dav açtı
arkadaşlar filmin başında habr spikerinin thy uçağı pistte çıktı sözü nedeniyle tühy şirketi Wb ye dava açtı.
filmi bugün izledim ilk 20 dk sıkıldım sonrası harikaydı ama biraz daha uzun olabilirdi
mahsunn abii 06-02-08, 09:20 herşey güzel hoş ta....
2. bölüme girmemizle çıkmamız bir oldu.
tek kelime ile süper bir film
benim çok hoşuma gitti.
adam ölmese daha iyi olabilirdi tabi:)
captainsparrow 08-02-08, 20:10 geçen perşembe izledim filmi.
film çok güzeldi ama beni çok etkiledi ya.hiç korkmayacağım bir filmde şimdiye kadar böyle kaç film izledim ve beni pek etkilemez korkmaksa anca saçma gelirdi bana...ama bu filmde gerçekten korktum.fazla gerçekçi geldi bana...gelecekte olabilecek gibi...
2. yarı çok çabuk gelişti.adam 3 sene sonra ilk defa bir insan görmüş.hatta 1 değil 2 ama pek de tepki vermedi.ben şimdi koşup sarılacak falan dedim ama pastırmalar için azarladı!
köpeğini boğduğu sahnede üzüldüm:img-cray:ama mecburdu tabi...
ben bir sahneyi anlamadım.geçmişi hatırladığı karantina sahnesinde herşey yolundayken helikopterlerden biri köprüye,diğeri de karısı ve çocuğunun bulunduğu helikoptere çarptı.ben o helikopterlere ne olduğunu anlamadım tam...
herşeye rağmen güzeldi.bn fragmanı gördüğüm an bu filme kesinlikle gitmem lazım demiştim zaten:img-yes:fragmanı da ağustosta görmüştüm o zamandan beri bekliyordum vizyona girmesini:img-yes:
kardeşimin isteği üzerine bu filme gittik..başladığında nerden geldim bu diziye diye içimden söylendim..çok sıkıcıydı..sonra bir başladı tam başladı..iyiki gitmişim..süper bir filmdi.sem'in ölmesine çok üzüldüm..adamın ölemeside iyi mi oldu kötümü oldu bilmiyorum ama güzel bir filmdi..o filmi nasıl çekmişler koskoca şehri viraneye çevirmişler..
super bir filmdi ama mantik hatalarida yok degildi...o bombayi orda birakip kendide kacabilirdi....
sonucta o bomba onsuzda patlardi..
birde o kadin irlandadan new yorka nasil gelmis????? orasida ilginc, dusundurucuydu...
arti televizyon nasil calisiyo programi kim yapiyo????
film harikaydı!!!!
ama biraz daha uzun olabilirdi
'I-sun' demişinki tv programını nasıl yapıyor diye o daha önceki programlar dvd veya ona benzer bir şeye kaydetmiş ve yalnız kalmamak için tekrardan izliyor sırf mankenlerede yaptığı gibi
bu arada o diğer canavar insan da akkıllıymış adamın yaptığı tuzağın aynısı yapmış helal olsun
Alakası yok arkadaşlar. İstila'nın merkezi New York. O şehirde hiçkimse kalmamış. Herkes başka yerlere göç etmiş. Dolayısıyla insanların topluca bulunduğu yerlerden haber yapılıyor. Yani o haberler dvd değil. O haberler başka şehirlerden yapılıyor. Sonuçta diğer yerlerde de istilalar olsa da insanların bir arada bulunduğu ve istilanın ele geçirmediği yerler de var. Oradan da haberler yapılıyor anladığım kadarıyla.
Bomba meselesine gelelim. Spoiler kutucuğu içinde açıklayacağım.
O bombayı orada bırakıp kaçsaydı bomba patlardı evet ama ya virüslüler onların peşinden tekrar giderlerdi ya da bomba patladığında kaçmayı çalıştıkları yer de patlar ve dolayısıyla onlar da ölürlerdi. Bu nedenle bombayı bırakıp kaçmadı.
Yanlışsam söyleyin lütfen!
filmi çok beğendim ya süper ötesiydi Will in köpeğini öldürdüğü sahne de ve bombayı patlattığı an çok üzücüydü :icon_sorr
senaryasunda cok büyük eksiklkler olan dizi, konusu gayet iyi hoş ama insan film bitince sormadan edemiyor "ona ne oldu? o oraya nasıl geldi nasıl gitti?" diye.. will smith gayet başarılı zaten filmin 3/4 ünde sadece o var.. cok daha güzel bi film olabilirmiş açıkcası..
bnce de harika bir filmdi. gerek efektleri gerek konusu gerekse will smith'in oyunculuğu. herşey cok güzeldi. will'inde oyunculuğu insanı hayran bırakıyordu
ama yine de sinemadan cıktığımda daha uzun olabilirdi diye düşündüm(ikinci yarı için) bana filmin sonu yarım kalmıs gibi geldi
en etkilendiğim sahnelerde will'in bombayı patlatması ve o yaratığın sevgilisini kurtarmak için will'le olan mücadelesi tabi sam'in (yanlıs hatırlamıyorsam köpeğin adı sam'di) tüylerinin dökülmesi will'in avucu bi anda sam'in tüyleriyle doluyordu ve onu boğuyordu :img-cray:
ve filmdeki müzikle konu arasında süper bir uyum vardı :img-wink:
$ılgın_alev 18-02-08, 14:07 çok güzel bir film ..islerken koltuqa yapı$tıran cinsten :img-hyste
efektler harikaa karanlık sahnelere bittimm :img-wink:
sonu daa farklı olabilirdii ama :icon_whis
veee adamım yaa wiillllllllll çook karizmatikk herzaman ki qibii :img-in_lo
Will Smith'in oyunculuğu süperdi harika oynamı$ oscarlııkk :img-icecr
sadece wiill için bile qidilirr :img-in_lo
gerçekten muhteşem bi film.her anında bi gerilim.adam pencereyi kapatırken bile gerim gerim gerildim valla :D.filmde en çok korktuğum sahne mutandın adamın üstüne atlamasıydı.yani ilk karşılaşmalarında.adamın öldüğüne üzülmedim köpeğe üzüldüğüm kadar :D.
captainsparrow 27-02-08, 15:45 Alakası yok arkadaşlar. İstila'nın merkezi New York. O şehirde hiçkimse kalmamış. Herkes başka yerlere göç etmiş. Dolayısıyla insanların topluca bulunduğu yerlerden haber yapılıyor. Yani o haberler dvd değil. O haberler başka şehirlerden yapılıyor. Sonuçta diğer yerlerde de istilalar olsa da insanların bir arada bulunduğu ve istilanın ele geçirmediği yerler de var. Oradan da haberler yapılıyor anladığım kadarıyla.
Bomba meselesine gelelim. Spoiler kutucuğu içinde açıklayacağım.
O bombayı orada bırakıp kaçsaydı bomba patlardı evet ama ya virüslüler onların peşinden tekrar giderlerdi ya da bomba patladığında kaçmayı çalıştıkları yer de patlar ve dolayısıyla onlar da ölürlerdi. Bu nedenle bombayı bırakıp kaçmadı.
Yanlışsam söyleyin lütfen!
cnm haberler dvd dendi:img-yes:çünkü will kadın kurtulanların klonisine gideceğim dediğinde will kurtulan falan yok herkes öldü bir biz kaldık demişti:img-yes:o inanmıyordu yani insanların yaşadığına.hem hergün telsizden aynı şeyi söylüyordu.yaşayan kaldıysa,beni duyuyorsanız buraya gelin diye.ümidi de kesmişti.
zaten dvd görüntüleri olduğu spikerdeki neşeden belli.arkada insanlar yürüyor herkes mutlu.new york nüfusunun tamamı bir virüsten ölmüş olsa kanallar yağan karın güzelliğinden bahsetmez herhalde:img-wink:
virüsün de saniyeler içinde yayıldığını biliyoruz.bu kadar hızlı yayılan bir virüsü nasıl new york sınırları içinde tutabilirler.
hem will yaşayan birilerinin olduğunu bilse hemen onların yanına giderdi.hergün aynı saatte telsize yalvarmakla uğraşmazdı:img-yes:
soruma cevap veren olmamış.ben tekrar sorayım.will geçmişi hatırlarken adayı karantinaya alma işlemi sırasında helikopterler kontrolden çıkıyor,biri köprüye diğeri de ailesinin bulunduğu helikoptere çarpıyo.o helikopterlere ya da pilotlarına ne oldu da kontrolden çıktılar?o sahneyi anlayan ve cevap veren olursa çok sevinirim:img-yes:
soruma cevap veren olmamış.ben tekrar sorayım.will geçmişi hatırlarken adayı karantinaya alma işlemi sırasında helikopterler kontrolden çıkıyor,biri köprüye diğeri de ailesinin bulunduğu helikoptere çarpıyo.o helikopterlere ya da pilotlarına ne oldu da kontrolden çıktılar?o sahneyi anlayan ve cevap veren olursa çok sevinirim:img-yes:[/QUOTE]
sanırım kontrolden çıkma nedenleri o hastalığı pilotlarında taşıması olabilir...yani bn yanlış söylemiş olmayayımda,ben öle düşünüyorum...
cnm haberler dvd dendi:img-yes:çünkü will kadın kurtulanların klonisine gideceğim dediğinde will kurtulan falan yok herkes öldü bir biz kaldık demişti:img-yes:o inanmıyordu yani insanların yaşadığına.hem hergün telsizden aynı şeyi söylüyordu.yaşayan kaldıysa,beni duyuyorsanız buraya gelin diye.ümidi de kesmişti.
zaten dvd görüntüleri olduğu spikerdeki neşeden belli.arkada insanlar yürüyor herkes mutlu.new york nüfusunun tamamı bir virüsten ölmüş olsa kanallar yağan karın güzelliğinden bahsetmez herhalde:img-wink:
virüsün de saniyeler içinde yayıldığını biliyoruz.bu kadar hızlı yayılan bir virüsü nasıl new york sınırları içinde tutabilirler.
hem will yaşayan birilerinin olduğunu bilse hemen onların yanına giderdi.hergün aynı saatte telsize yalvarmakla uğraşmazdı:img-yes:
soruma cevap veren olmamış.ben tekrar sorayım.will geçmişi hatırlarken adayı karantinaya alma işlemi sırasında helikopterler kontrolden çıkıyor,biri köprüye diğeri de ailesinin bulunduğu helikoptere çarpıyo.o helikopterlere ya da pilotlarına ne oldu da kontrolden çıktılar?o sahneyi anlayan ve cevap veren olursa çok sevinirim:img-yes:
Öncelikle cevabın için teşekkürler. Aslında ben de cevabı yazarken bir ara düşüncemden kuşkulanmıştım.:) Ama sonra yazmaya karar verdim. Demekki yanlış düşünmüşüm. :icon_whis
Bu arada ben de senin sorunu cevaplıyım. Will Smith'in canlandırdığı karakterin ailesi helikoptere biniyor. Yavaş yavaş yükselirken karşıki rıhtımdan bir helikopter daha kalkıyor. Ama çok korkan, buradan acilen uzaklaşmak isteyen 2-3 kişi karşıki rıhtımdan kalkan helikoptere tutunuyor. Helikopter de bu güç karşısında havada yalpalıyor ve en sonunda dengeyi kaybederek Will'in ailesinin bulunduğu helikoptere çarpıyor. Çok ayrıntılı gösterilmedi, eksik sahneydi. Daha iyi anlatılabilinirdi.
Neyse sonuçta da bu çarpışmadan ailesi ölüyor.:img-wink:
captainsparrow 01-03-08, 19:26 Öncelikle cevabın için teşekkürler. Aslında ben de cevabı yazarken bir ara düşüncemden kuşkulanmıştım.:) Ama sonra yazmaya karar verdim. Demekki yanlış düşünmüşüm. :icon_whis
Bu arada ben de senin sorunu cevaplıyım. Will Smith'in canlandırdığı karakterin ailesi helikoptere biniyor. Yavaş yavaş yükselirken karşıki rıhtımdan bir helikopter daha kalkıyor. Ama çok korkan, buradan acilen uzaklaşmak isteyen 2-3 kişi karşıki rıhtımdan kalkan helikoptere tutunuyor. Helikopter de bu güç karşısında havada yalpalıyor ve en sonunda dengeyi kaybederek Will'in ailesinin bulunduğu helikoptere çarpıyor. Çok ayrıntılı gösterilmedi, eksik sahneydi. Daha iyi anlatılabilinirdi.
Neyse sonuçta da bu çarpışmadan ailesi ölüyor.:img-wink:
sağol cnm ben de sen söyleyince hatırladım helikoptere asılanları ben filmden çıkınca mutantlara adapte olduğum için unutmuşum orayı:img-yes:
filmde her ne kadar cok film hatalari olsada ben cok begendim super otesi bir filmdi,...
BERKSAN KOLİKKK 21-03-08, 09:19 bir will smith hastası olaraktan mükemmel bir film ben acaip çok beğendim ben vizyona girdiği gün izledim filmi kısaca şunu diyorum WİLL SMİTH olurda kötümü olur kardeşimmmmmmmmmm:img-wink:
filmde en çok will smithin köpeğine üzüldüm öldüğü sahne çok kötüydü yhaaa:icon_cry:
o öldüğü zaman ben çok kötü oldum walla hatta bakamadım bile bir haywan sewer olaraktan....
Genel olarak film güzeldi.Başlarında birşey anlamasam da beğendim.
Ama keşke Robert ölmeseydi de gururla teslim etseydi deney tüpünü...
çok sıkıcı bi filmdi yaratıklar daha fazla filmin içinde olsaydı belki daha heyecanlı olurdu aslında anafikir güzeldi. köpeğe de çok üzüldüm:icon_sorr
slm arkadaşlar harika bir filim kesinlikle tavsiye ederim ben dvd izledim zaten will hastasıyım konusu çok tanıdık ama güzel anlatılmış final süperdi çok etkilendim bide bob marley adamın dediği laf çok etkiledi beni kötüler zaman kaybetmeden kötülük yapmaya devam ederken ben niye durayım filmide özetleyen bu kelimeler oldu harikaydı ama zombiler komikti ilk defa korkmadam izledim o sahnelerizaten zombilerim başları ayrı bi komikti finalde bizimki anlaşabiliriz diyordu ona ama bob marleyin dediği gibi adam zaman kaybetmiyordu bizimkide yapması gerekeni yaptı tekrar izlesem bıkmam süper bide kafamı kurcalıyo bu tarz filimler çok yapılmaya başlandı bunun altında bişey var gibi abd bişerler karıştırıyor gibi dünya böyle birşeyle karşılaşabiler adamlar bilimde uzmanlaşmış bakalım ama merakta ediyorum hani olurmu acaba:icon_whis
Ben filmi beğendim.Will Smith her zamanki gibi harikaydı.Neredeyse tüm film boyunca tek başına oynadı.Filmin sonu beni de üzdü doğrusu ama güzel filmdi.
dün izledim muhteşem ötesiydi bayıldım. will smith göz doldurucu performans sergilemiş gerçekten
|
|