Tüm Versiyonu Göster : Binbir Gece - Bolum Yorumlari (Arsiv 2)


Sayfalar : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 [11] 12 13 14 15

unagi
26-02-07, 11:39
sevgili moonbeam ve snowboard,
yorumlarınız çok güzel. okumaktan büyük zevk alıyorum. şu zor pazartesi gününde keyfimi yerine getirdiniz gerçekten.

onur'un tavırlarında her zaman ince bir alaycılık ve ukalalık var. gerçekten onur olarak çok iyi bir oyuncu (sanıyorum bu başlıkta böyle bir yorum vardı) şehrazatın gerçeğini öğrenip duygularından kaçmaktan vaz geçtikten sonra şehrazata çok farklı bakıyor ve davranıyor. ama gözlerinde bazen insanı rahatsız eden bir kayıtsızlık yakalayabiliyorsunuz. şehrazata karşı değil tabi çevresindeki diğer insanlara karşı. üzerine ilk bölümde kerem'in söylediği gibi "don patrone" durumu da var. Bu genel tavrı kendi yaralarını ve kadınlarla olan sağlıksız ilişkisini saklama ve kendini koruma yöntemi olarak görüyorum. ama ilk bölümlerde gerçekten oldukça irite edici olabiliyordu. kendi adıma ben böyle zor ve karmaşık adamları hep çok çekici bulmuşumdur. o nedenle adamın huysuzluğunda bir çekicilik var diyorum.

shemaran
26-02-07, 12:29
Onurun tavırları şehrazata karşı değişmeden bile benim çok hoşuma gidiyordu:img-in_lo (tabi benim şahsi bakışım sonunda ne olabileceğini tahmindendir)
yalnız dediğiniz gibi gerçekten çok kayıtsız diktatör işadamı görünümündeydi
Benim anlamadığım Bennu
Şehrazat paraya ihtiyacı olduğunu söylemek istediğinde Bennu 5 yıldır burada çalışıyorum vicdanı olduğunu gösteren bir şey görmedim dedi. hatta yalan söylediğin için seni işten çıkarır dedi.
5 yıldır orada çalışıyorsun Onuru bu kadar tanıyorsun mağdem Onurdaki değişimin farkındamısın Onur bey sana karşı çok değişti Kaanı duyunca yumuşadı dedi Şehrazata.
Şehrazat dubai gezisinin ertesi günü sadece hakaret değil artık dayanamıyorum demişti. yani orada bile herhangi bir tahmini yoktu.
Onurun davranışlarında çok bariz değişim var nasıl görmüyor Bennu bunu. nedenini niye sorgulamıyor. bu kadar mı kör aşık çevresini görmüyor
Şehrazatın Bennuya anlatmamış olmasından ben rahatsızım mesela arkada sonuçta.
ama Bennuda Şehrazat sormasa keremi anlatmayacaktı şehrazat farketti o kadar sıkıntının içinde bennunun durumunu ve ısrarla sordu öğrendi.
Bennu neden farketmiyor akşam yemek yenilecek şehrazat kalkmak istiyor onur hadi kalk gidelim diyor böylesine değişimi görmemesi mana vermemesi yada şehrazata sadece değişti farkındamısın yerine ağzını araması gerekmezmi

unagi
26-02-07, 12:36
Bennu neden farketmiyor akşam yemek yenilecek şehrazat kalkmak istiyor onur hadi kalk gidelim diyor böylesine değişimi görmemesi mana vermemesi yada şehrazata sadece değişti farkındamısın yerine ağzını araması gerekmezmi

katılıyorum. onur önce şehrazatın rahatsız olduğunu fark etti sonra da e hadi kalk gidelim dedi. yani sanki iki sevgili gibi. beraber çıkmaları çok normalmiş her zamanki durummuş gibi. bennu nasıl anlamıyor bilemiyorum. belki de onur'a aşık adam durumunu konduramıyordur. öyle ya adam çok katı prensipleri olan bir adam. bennu'nun birşeyler fark edip şehrazatı sıkıştırmasını şehrazat'ın da utana sıkıla itiraf etmesini izlemeyi çok isterim.

snowboard
26-02-07, 12:44
Kendi içinde baş etmesi ne kadar zor olsa da ben insanın böyle bir şeyi 3. bir şahsa itiraf ederse rahatlamak bir yana kendisini daha da kötü hissedeceğini düşünüyorum. Şu an Şehrazat bunu yaptığı için sadece kendi gözünde değersizleşti, kendi kendisine "ihanet etti". Yaptığı onu Onur'un gözünde ancak yüceltebilir. Ama bunu bir 3. şahsa açması aşağılanmasının boyutunu artırır sadece. Bu öyle bir yara ki derdinin ilacı derdinin kaynağından başkası olamaz. (Onur'a aşık olduğu için). O nedenle Şehrazat bu konuyu ancak Onur'la halledebilir. Onur'la "birlikte unutabilir", Onur'un sevgisi bu "acıyı iyileştirebilir." Ben Bennu'nun ya da bir başkasının öğrenmesini hiç istemem doğrusu.

Evet, belki de... Kendi içinde taşıdığı acı gerçekten çok büyük. Belki de bu yüzden, bir ara sanki acaba paylaşabilse daha mı iyi olurdu dedim. Ama senin yorumlarını okuduktan sonra gerçekten daha büyük bir acıya dönüşebileceği konusunda sana hak verdim. Sonuçta, Şehrazat'ın da itiraf ettiği gibi, o "kendisine ihanet" etti. Herhalde hayatta insanın kendine olan saygısını kaybetmesinden daha acıtıcı, daha aşağılayıcı birşey olamaz! Ben de en başından beri bu olayın açığa çıkmaması taraftarıyım. İki kişi arasında yaşandı, iki kişi arasında da kalmalı! Ve eğer bu yaranın kapanma şansı varsa, gene sadece aynı o kişinin çabasıyla olabilecek birşey! O duygu yoğunluğunda insan bazı şeyleri başına gelmeden doğru tahlil edemiyor çoğu zaman. Ama burdaki onur ve gurur kırıcı nokta o kadar açık ki! Allah bildirmesin diyorum hiçkimseye, hiç ama hiçkimseyi böyle bir durumla yüzleşmek durumunda bırakmasın...

desire72
26-02-07, 12:47
katılıyorum. onur önce şehrazatın rahatsız olduğunu fark etti sonra da e hadi kalk gidelim dedi. yani sanki iki sevgili gibi. beraber çıkmaları çok normalmiş her zamanki durummuş gibi. bennu nasıl anlamıyor bilemiyorum. belki de onur'a aşık adam durumunu konduramıyordur. öyle ya adam çok katı prensipleri olan bir adam. bennu'nun birşeyler fark edip şehrazatı sıkıştırmasını şehrazat'ın da utana sıkıla itiraf etmesini izlemeyi çok isterim.

üstelik keremde yemekte bennuya bu yönde çok soru sordu. Belki onlarda şu anda bizi ekmiş yemek yiyorlardır diye özellikle söyledi. Bennu o kadar keremle meşgulki etrafını görmüyor ve şehrazatın aşkla ilgili önceki sözlerine dayanarak ta Onurla aralarında birşey olabileceği aklına bile gelmiyor.Durumu öğrendiğinde ne tepki vereceğini hele evlilik teklifini duyunca ne yapacağını çok merak ediyorum. Şehrazat artık bir şekilde bennuya durumu anlatmalı. yoksa bennu durumu ayşenden öğrenicek.

Ceyla
26-02-07, 12:56
üstelik keremde yemekte bennuya bu yönde çok soru sordu. Belki onlarda şu anda bizi ekmiş yemek yiyorlardır diye özellikle söyledi. Bennu o kadar keremle meşgulki etrafını görmüyor ve şehrazatın aşkla ilgili önceki sözlerine dayanarak ta Onurla aralarında birşey olabileceği aklına bile gelmiyor.Durumu öğrendiğinde ne tepki vereceğini hele evlilik teklifini duyunca ne yapacağını çok merak ediyorum. Şehrazat artık bir şekilde bennuya durumu anlatmalı. yoksa bennu durumu ayşenden öğrenicek.

desire72,
Bennu'nun durumu Ayşen'den öğrenmesi :) bu gidişte başka birilerinden duyacağı kesin bu Ayşen olursada tam şamata :) eğer başkasından öğrenirse Bennu'nun hayal kırıklığını düşünemiyorum Şehrazat'la araları işte bu sefer açılabilir..Tabiki Şehrazat kalkıpta yaa Bennu Kerem beyle o kadar meşguldün ki anlamadın, hatalı sensin ben değilim nasıl söyleyebilirdim v.s. gibi cümlelerle üste çıkmazsa malum Bennu'da etrafında ne oluyor ne bitiyor dünyadan bir haber boşuna Kerem'e ulaşamıyor oysaki Şehrazat ve Onur için bir sürü ipucu oluştu gözünün önünde enbasiti desire72'nin belirttiği gibi yemek muhabbeti..Niye Bennu'yu dünyadan bir haber bir karakter olarak izlettiriyorlar bize..

shemaran
26-02-07, 12:56
moonbeam siyah gecenin anlatımından behsediyorsunuz sanırım
siyah gecenin palaşımı diye bir şey söz konusu olamaz bence.
bennuya bile söylemez
yalnız şehrazatın aşık olmasından bahsetmişsin. bence şehrazat şu an aşık değil. elektriklenme hoşlanma var. hayatındaki bir boşluğu dolduruyor Onur. ama henüz aşk kıvamına gelmedi.

shemaran
26-02-07, 13:10
bennu kahve yapan kör aşık rolünden sıyrılmalı bence artık
nasıl konsantrasyonunu toplayıp projelere odaklanıyor hayret yani işinde gayet başarılı kerem bey tarafından farkedilmek mi amaç

Ceyla
26-02-07, 13:20
bennu kahve yapan kör aşık rolünden sıyrılmalı bence artık
nasıl konsantrasyonunu toplayıp projelere odaklanıyor hayret yani işinde gayet başarılı kerem bey tarafından farkedilmek mi amaç

shemaran,
Yarama parmak bastın :) madem Bennu esas karakterlerden biri artık onuda meydanda görelim değil mi? Kaç bölüm oldu hep ezik izledik bu gidişte bir müddet daha böyle gidecek ama nereye kadar sessiz kalacak merak ediyorum bence çıkışı muhteşem olacak, tahmin etmediğimiz bir güçlü kadın imajı ile gelecek ama ancak bir darbe yerse kendine gelir diye düşünüyorum (Kerem'le bir gece Kerem kendini teselli edebilmek için ama Bennu'nun aşkını bilmeden yada Melek&Kerem darbesi) ne olacaksa olsun artık..

shemaran
26-02-07, 13:31
shemaran,
Yarama parmak bastın :) madem Bennu esas karakterlerden biri artık onuda meydanda görelim değil mi? Kaç bölüm oldu hep ezik izledik bu gidişte bir müddet daha böyle gidecek ama nereye kadar sessiz kalacak merak ediyorum bence çıkışı muhteşem olacak, tahmin etmediğimiz bir güçlü kadın imajı ile gelecek ama ancak bir darbe yerse kendine gelir diye düşünüyorum (Kerem'le bir gece Kerem kendini teselli edebilmek için ama Bennu'nun aşkını bilmeden yada Melek&Kerem darbesi) ne olacaksa olsun artık..

Keremin Şehrazat ilgisi kendine getirir onu ama önce Onurun evlenme teklifini duymalı Şehrazatında Onura boş olmadığını sezmeli ki şehrazattan şüphelenmesin ( zaten bir kere hata yaptı yılbaşı sonrası konuşma faslı yani arkadaşlık ikinci hatayı kadırmaz)

yele
26-02-07, 13:43
desire72,
Bennu'nun durumu Ayşen'den öğrenmesi :) bu gidişte başka birilerinden duyacağı kesin bu Ayşen olursada tam şamata :) eğer başkasından öğrenirse Bennu'nun hayal kırıklığını düşünemiyorum Şehrazat'la araları işte bu sefer açılabilir..Tabiki Şehrazat kalkıpta yaa Bennu Kerem beyle o kadar meşguldün ki anlamadın, hatalı sensin ben değilim nasıl söyleyebilirdim v.s. gibi cümlelerle üste çıkmazsa malum Bennu'da etrafında ne oluyor ne bitiyor dünyadan bir haber boşuna Kerem'e ulaşamıyor oysaki Şehrazat ve Onur için bir sürü ipucu oluştu gözünün önünde enbasiti desire72'nin belirttiği gibi yemek muhabbeti..Niye Bennu'yu dünyadan bir haber bir karakter olarak izlettiriyorlar bize..

Gazeteye çıkacaklar ( Bkz özet ve fragman ) yani Onur ve Kerem in annesi, Evliyaoğlu cephesi vs vs herkes zaten haber gazetede çıkar çıkmaz öğrenecek.

Bennu nun bihaber olmasına gelince, Şehrazat ın eğer bir şey varsa kendisiyle paylaşacağından o kadar kesin emin ki , hiç kondurmuyor. Şehrazat ın her boş vaktini oğluyla geçirdiğini de biliyor , zaten ofiste de aynı odadalar , nerede işi pişirmiş olabilirler ki !( Bennu nun gözünden bakarsak )

Şimdi böyle anlatınca ben bile , sahi hangi arada Şehrazatla Onur konuşup görüşme fırsatı buldular dedim :))

Ceyla
26-02-07, 13:43
Keremin Şehrazat ilgisi kendine getirir onu ama önce Onurun evlenme teklifini duymalı Şehrazatında Onura boş olmadığını sezmeli ki şehrazattan şüphelenmesin ( zaten bir kere hata yaptı yılbaşı sonrası konuşma faslı yani arkadaşlık ikinci hatayı kadırmaz)

Zaten Kerem'in Şehrazat'a olan ilgisinin fazlasıyla farkında birtek Kerem'in ağzından duymadı açık açık ee artık Kerem açık olarak ifade ederse Bennu silkelenir biryerde herhalde artık Bennu'nun kendini ifade edebilmesi gerekiyor karşıdan seviyorum demekle olmuyor.
Umarım Kerem yanlış birşeyler yapıp teselliyi Bennu'da bulmak namına üzmez aslında Bennu'nun derin bir darbe alması lazım kendine gelebilmesi için ben Kerem'den yana bir darbe yiyeceği kanaatindeyim ama Kerem'in Şehrazat'a olan ilgisinden değil bu bilmediği birşey değil sonuçta..
Bence, Bennu'yu Kerem ancak Burak çıktıktan sonra gerçek anlamda fark edebilecek. Burak karakteri ile Bennu arasında yakın bir diyalog bekliyorum zaten Kerem ve Burak'ın arası hiç iyi değil ve Burak'ın kendisini kıskandığını dile getirmişti Kerem eğer birgün bu Burak çıkacaksa Bennu ile yakın olacak ki Kerem Bennu'yu fark edebilsin..

Ceyla
26-02-07, 13:49
Gazeteye çıkacaklar ( Bkz özet ve fragman ) yani Onur ve Kerem in annesi, Evliyaoğlu cephesi vs vs herkes zaten haber gazetede çıkar çıkmaz öğrenecek.

Bennu nun bihaber olmasına gelince, Şehrazat ın eğer bir şey varsa kendisiyle paylaşacağından o kadar kesin emin ki , hiç kondurmuyor. Şehrazat ın her boş vaktini oğluyla geçirdiğini de biliyor , zaten ofiste de aynı odadalar , nerede işi pişirmiş olabilirler ki !( Bennu nun gözünden bakarsak )

Şimdi böyle anlatınca ben bile , sahi hangi arada Şehrazatla Onur konuşup görüşme fırsatı buldular dedim :))

Bu hafta öğrenmeyen kalmayacak zaten enfazlada Ayşen'e iyi olacak malum kendini birşeyler biliyor ama kimse ondan başka birşey bilmiyor havalarında görüyordu bunu dilinde imalı imalı koz olarak kullanıyordu ehh artık kullanır kozunu :img-hyste
Yele, nerede işi pişirmiş olabilirler demek :) ahh bir bilse Bennu dönen dolapları zaten birgün ortaya çıkarsa bunların hepsi şaşkınlıktan toplu katliama uğramış gibi patır patır dökülecekler..

moonbeam
26-02-07, 17:26
onur'un tavırlarında her zaman ince bir alaycılık ve ukalalık var. gerçekten onur olarak çok iyi bir oyuncu (sanıyorum bu başlıkta böyle bir yorum vardı) şehrazatın gerçeğini öğrenip duygularından kaçmaktan vaz geçtikten sonra şehrazata çok farklı bakıyor ve davranıyor. ama gözlerinde bazen insanı rahatsız eden bir kayıtsızlık yakalayabiliyorsunuz. şehrazata karşı değil tabi çevresindeki diğer insanlara karşı. üzerine ilk bölümde kerem'in söylediği gibi "don patrone" durumu da var. Bu genel tavrı kendi yaralarını ve kadınlarla olan sağlıksız ilişkisini saklama ve kendini koruma yöntemi olarak görüyorum. ama ilk bölümlerde gerçekten oldukça irite edici olabiliyordu. kendi adıma ben böyle zor ve karmaşık adamları hep çok çekici bulmuşumdur. o nedenle adamın huysuzluğunda bir çekicilik var diyorum.
Evet ben Onur'un da Halit Ergenç kadar iyi bir oyuncu olduğunu, içinden geçenleri yüzüne yansıtmadığını yazmıştım. İyi poker de oynuyordur bu kerata. :img-hyste

Sen kayıtsızlık diyorsun unagi, ben de baştan beri aşırı bir kendine güven görüyorum. Tabi onun pozisyonunda biri için çok da anormal değil bu. Adam genç, yakışıklı, eğitimli, kültürlü. Kadınlar tarafından çekici bulunacak birisi. Bir de üstüne para ve gücü ekleyince, peşinde orduyla insan olması lazım (aynı şey Kerem için de geçerli. Aslıdna bu iki genç bekar adamın kös kös yalnız oturup hayatlarına bir Şehrazat'ın girmesini beklemiş olmaları çok garip). Sonuç olarak kendine çok güvenen bir adam. Şehrazat'ı mutlu edebileceğinden emin, Kaan'ın bir gün kendisini seveceğinden emin, Şehrazat'ın kendisini sevdiğinden emin. Don Patrone olayı ise onun umursamaz davranmasını sağlıyor. Zaten hayatında umursadığı kim var ki? Kerem, annesi, zorlarsan Seval anne. Hakikaten bir dördüncü yok. Kim ne düşünmüş, demiş umursamıyor. Bunun üstüne de hayat tecrübelerinden gelen - özellikle de kadınlara karşı - sinik tavrı eklersek, evet ukala ve alaycı, yeri gelince kayıtsız davranıyor. Sen Şehrazat hariç demişsin, ben Şehrazat da dahil diyorum. Bir kere gerçeği öğrenene kadar ona karşı da böyle davranmıştı. Öğrendikten sonra alaycılık ve kayıtsızlık kesildi belki ama ukalalık (Kendine eminlik) yerli yerinde.

Ve evet, bir yandan sinir olunası bu davranışlar onu diğer yandan oldukça çekici kılıyor. Bzi kadınlar gerçekten garibiz ve kolayı değil zoru seviyoruz!

pirpir
26-02-07, 17:42
Evet, belki de... Kendi içinde taşıdığı acı gerçekten çok büyük. Belki de bu yüzden, bir ara sanki acaba paylaşabilse daha mı iyi olurdu dedim. Ama senin yorumlarını okuduktan sonra gerçekten daha büyük bir acıya dönüşebileceği konusunda sana hak verdim. Sonuçta, Şehrazat'ın da itiraf ettiği gibi, o "kendisine ihanet" etti. Herhalde hayatta insanın kendine olan saygısını kaybetmesinden daha acıtıcı, daha aşağılayıcı birşey olamaz! Ben de en başından beri bu olayın açığa çıkmaması taraftarıyım. İki kişi arasında yaşandı, iki kişi arasında da kalmalı! Ve eğer bu yaranın kapanma şansı varsa, gene sadece aynı o kişinin çabasıyla olabilecek birşey! O duygu yoğunluğunda insan bazı şeyleri başına gelmeden doğru tahlil edemiyor çoğu zaman. Ama burdaki onur ve gurur kırıcı nokta o kadar açık ki! Allah bildirmesin diyorum hiçkimseye, hiç ama hiçkimseyi böyle bir durumla yüzleşmek durumunda bırakmasın...
Bu konuda her ikinizin sözlerine katılıyorum. Ve bir ek yapmak istiyorum. sonuçta biz bu güne kadar hem Şehrazat hemde Onur da en çok gurur gördük. Diğer insanlarla olan mesafeleri onlarla olan ilişkileride hep bunu gösterdi. Şimdi Şehrazat her ne kadar Bennu en yakın arkadaşıda olsa onun gözünde kendini küçük düşürecek bir sırrını asla ifşa etmez. Evet bu hatasının telefasini ancak Onur la beraber olursa kendi içinde çözümler ama bunun sebebide aynı kendisi gibi Onur unda hatalı olması. Düşünün ki son derece gururlu, her istediğini almaya muktedir bir adam bir kadını parayla yatağına alabiliyor. Bu bir kadın için ne kadar onur kırıcı davranışsa o kadınla beraber olan erkek içinde öyledir. O yüzden Onur da bunu ancak çok çok yakın bir Dostuna bile (Kerem) tüm bu aşk mevzuları su yüzüne çıkmadan önce genel olarak anlatıp, onunla paylaşmadı. Ve şimdi tek bir koşulda bunu Kerem e anlatır o da Kerem in Şehrazat la evlenecek olması, artık Şehrazat ın geri dönülemez bir biçimde ondan uzak kalmasıyla bunu kinle açıklar. Başka türlü olamaz. Öfkeden gözü dönmedikçe her ikiside bu gecenin üzerini örtüp, kabuklarının altında sakladıkları yarayı kimselere göstermeyecektir.

Bir de Onur un bakışlarında kimi zaman görülen pervasızlıktan bahsedilmiş. Evet burada diziyi çekenler karakteri çok güzel çizmişler ben takdir ettim. Çünkü Onur un bir anda kör aşık hallerine geçmesi ne kadar inandırıysa gene o karakterin içinde bulunduğu halleri en iyi veren anlarda bakışlardaki pervasızlık. Bir hata yapmış ama dünyanın avuçları içinde olduğuna en sonuında istediğine kavuşacağına emin bir Onur var. Aşkın sancılarını çeksede her şeyin nihayetinde avucuna düşeceğine emin bir adamın bakışları. Geçmişde genel gururu, özgüveni onu hemen terketmiyor. Pervasızca bizlere yakalandığı anlar o yüzden :)

moonbeam
26-02-07, 17:46
Şehrazat paraya ihtiyacı olduğunu söylemek istediğinde Bennu 5 yıldır burada çalışıyorum vicdanı olduğunu gösteren bir şey görmedim dedi. hatta yalan söylediğin için seni işten çıkarır dedi.
5 yıldır orada çalışıyorsun Onuru bu kadar tanıyorsun mağdem Onurdaki değişimin farkındamısın Onur bey sana karşı çok değişti Kaanı duyunca yumuşadı dedi Şehrazata.
Şehrazat dubai gezisinin ertesi günü sadece hakaret değil artık dayanamıyorum demişti. yani orada bile herhangi bir tahmini yoktu.
Onurun davranışlarında çok bariz değişim var nasıl görmüyor Bennu bunu. nedenini niye sorgulamıyor.
5 yıldır değil "Kaç senedir" dedi Shemaran. Yemekte Kerem'e Şehrazat'ı 4 yıldır tanıdığını, o zaman başka bir şirkette çalıştığını söylemişti. Ayrıca Dubai sonrası Şehrazat'ı sorguya çekerken Onur'la hiç çalışmamış ve seyahate çıkmamış gibi konuşuyordu. Bence onu çok da iyi tanımıyor. Ama kafasında bir fikir vardı, bu adam katı ve vicdansız diye. O uyarıları buna dayanarak yapmıştı. Sonra Onur değişince şaşırdığı için Şehrazat'a bu konuyu açtı, ve başka açıklama bulamadığından olayı Kaan'a bağaldı. Olaya Onur'u "katı", "vicdansız", "ruhsuz", "sinirli", "ileri geri konuşan"* ve "sert" bir adam olarak gören Bennu'nun açısından bakınca Onur'un Kaan'ı görünce "yumuşaması" ve "vicdan azabı duyması" şu ana kadar bu kadar kötü davrandığı Şehrazat'a aşık olmasından daha mantıklı bir açıklama değil mi?

Bennu ne Onur'un Şehrazat'a hediye aldığını gördü, ne onunla dansettiğini, ne de Kerem gibi açıktan açığa övdüğünü. Gördüğü aslında çocuğu hastalanmış yalnız bir anneye anlayışlı davranan bir patron. (Hafta sonu onun işe gelmesini istemedi ve işten erken çıkmasına izin verdi, bir de çocuğu kaybolduğunda bizzat ilgilendi). Onun haricinde birlikte oldukları ortamlarda Şehrazat'la açıktan ilgilenen hep Kerem oldu. (Partiye oğlunu getirip getirmeyeceğini sordu, partide Bennu'ya Şehrazat'ın gelip gelmeyeceğini sordu, yemeklerde, toplantılarda iltifatlar etti).

Bennu "Dubai’de bir şey oldu" derken yine işle ilgili bir şeyler düşünüyordur. Olanlar aklının ucundan bile geçemez. Şehrazat'ın "aşağılanma" lafı her yöne çekilebilecek kadar genel.

Ama bu elele hali ya da fotoğraflarını görür de bir şey çakmazsa YUH derim.


*Yeri gelmişken Onur için söylenen çok şeye katılabilirim ama ileri geri konuştan biri olduğunu söylemek bence çok saçma.

moonbeam
26-02-07, 18:24
bennu'nun birşeyler fark edip şehrazatı sıkıştırmasını şehrazat'ın da utana sıkıla itiraf etmesini izlemeyi çok isterim.
Herhalde o elele fotoğraflardan sonra böyle bir sahne yakındır. Yani haberim olmadan benim arkadaşıma olsa hemen "ne iş?" derim.

üstelik keremde yemekte bennuya bu yönde çok soru sordu. Belki onlarda şu anda bizi ekmiş yemek yiyorlardır diye özellikle söyledi.
Kerem'in Şehrazat'a ilgisini bilen Bennu bunu Keerm'in kıskançlığına yorabilir.

Şehrazat artık bir şekilde bennuya durumu anlatmalı. yoksa bennu durumu ayşenden öğrenicek.
:img-hyste :img-hyste :img-hyste Ay ne komik olur düşünsenize!!!!

moonbeam siyah gecenin anlatımından behsediyorsunuz sanırım
siyah gecenin palaşımı diye bir şey söz konusu olamaz bence.
bennuya bile söylemez
Ben de aynı şeyi söylemiştim. Bu Onur'dan başkasıyla asla paylaşamayacağı bir şey. Onur da Kerem'e söylememiş olsaydı asla da kimse öğrenemezdi. Sonuçta Onur'un Şehrazat'a para verdiği bile ortaya çıksa neye karşılık verdiğini kimse bilemezdi.

yalnız şehrazatın aşık olmasından bahsetmişsin. bence şehrazat şu an aşık değil. elektriklenme hoşlanma var. hayatındaki bir boşluğu dolduruyor Onur. ama henüz aşk kıvamına gelmedi.
Valla o araba sahnesi olmasa sana katılabilirdim ama resmen adamın gözüne baka baka "seni sevmiyorum" diyemedi. O sahneyi tekrar tekrar izledim. Onur'un ağzının kulaklarına vardığı eve gelince yüzünün güldüğü kadar var. O sahne resmen bir itiraftı. Sadece elektriklenme olsa bunu rahatlıkla söyleyebilirdi. Hele de aralarında o kadar olumsuz şeyler geçmiş bir adama. Ayrıca elekriklenme ve hoşlanma bu gibi olumsuz yaşanmışlıkların yanında o kadar yetersiz kalırdı ki Şehrazat Onur'a kolayca kati ve net bir şekilde "hayır" diyebilirdi. Bunu yapamıyorsa sebebi aşktan başka bir şey olamaz.

moonbeam
26-02-07, 18:40
Bennu nun bihaber olmasına gelince, Şehrazat ın eğer bir şey varsa kendisiyle paylaşacağından o kadar kesin emin ki , hiç kondurmuyor. Şehrazat ın her boş vaktini oğluyla geçirdiğini de biliyor , zaten ofiste de aynı odadalar , nerede işi pişirmiş olabilirler ki !( Bennu nun gözünden bakarsak )

Şimdi böyle anlatınca ben bile , sahi hangi arada Şehrazatla Onur konuşup görüşme fırsatı buldular dedim :))
Bir kere aynı projede çalıştıkları için işte çok başbaşa kaldılar. Sonra Dubai var, siyah gece var. Ayrıca Bennu'nun evlenme teklifi yemeğinden, kafedeki konuşmadan, Onur'un Şehrazat'ın evine geldiğinden falan da haberi yok. Onur'un Şehrazat'ı kaç kere eve bıraktığından, yolda neler konuştuklarından, telefon konuşmalarından haberi yok. Yani Bennu bizim her gördüğümüzü görmüyor.

MankenCocuk1987
26-02-07, 19:24
Merhaba Bin Bir Gece Sevenleri!

Sizinle acik konusacagim. Ben bu diziyi hic begenmiyorum, hic bir sekildede onaylamiyorum. Bastan asagi mantik hatalari üzerine kurulmus bir projedir bu.

1. Nasil olurdu esas kiz kendisine "ahlaksiz teklifte bulunup birlikte olan", kendisini "kolay kadin" gibi gören birisine asik olabiliyor, anlamis degilim.

2. Hadi diyelim bu teklife cocugunun hayatini kurtarmak icin "evet" dedi, sonrasinda bütün iliskisini, hem özel hem is anlaminda kesmesi gerekmiyormuydu?

Simdi bana, evet, esas kiz esas oglana asik olabilir, cünkü esas oglan bundan ibaret bir karakter deyip, beni asabilestirmeyin. Askta mantik aranmaz, ancak bir insanin midesi varsa eger, böyle bir asaglayici teklifte bulunan adami tamamiyla hayatindan cikartir. Diyelim ki esas kiz esas oglani bu tekliflerden önce "baska" tanidi, bundan ibaret bir insan oldugunun farkina vardi, o vakit esas kizin esas oglani hayatindan cikarmamamasini, ona zamanla asik olmasini, anlayabilirdim, ancak durum böyle olmadigina göre, ne yazik ki hic bir sekilde anlam yükleyemecegim.

Sonra, dedigim gibi bir caresiz annenin cocugunun hayatini kurtmak icin ahlaksiz teklife evet demesine bir yere kadar anlam yükleyebilirim, ancak Türkiyemiz'de saglik sigortasi denen birsey var, degilmi? Her saglik sigortasi olan bir lösemili cocugun bütün tedavi masraflari devlet tarafindan karsilanir. Bunu saglik bakanligimiz bizzat kendileri onayladi. Demem o ki, esas kiz bayagi akli basinda bir kiza benziyor, nasil olurda bundan bihaber olup, ahlaksiz teklife evet diyebilir? Herhalde esas kizin oglunun bir saglik sigortasi vardir. Yoksa eger, lösemi nakli öncesindeki tedavisini kim üstlendi? Nakil öncesindeki tedavide bayagi masrafali bir tedavi sürecidir. Yoksa esas kiz daha öncedemi bir ahlaksiz teklifi kabul etti? Bilmedigimiz birseyler mi var?:img-hyste

Tekrar esas kizin esas oglani haytindan cikarmama konusuna deginelim isterseniz. Tamam, lösemili cocugunun tedavisi halen sürmekte, hem cocugu icin hem kendisi icin calismasi gerekiyor, hayatini bir sekilde kurtarmazi, kazanmasi gerekiyor. Ha bide cok fakir, cok caresiz esas kizin azeri olan bakicisinida saymazsak olmaz, nede olsa onunda masraflari var, degilmi? Neyse bastan asagi mantiksiz olan durumu uzatmamisa gerek yok diye düsünüyorum, biz tekrar konumuza dönelim.
Simdi benim bildigim kadariyla esas kiz ödüllü bir mimar. Türkiyemiz'de ödüllü mimarlara Bin Yapi denen sirketten baska is veren yoksa, vay Türkiyemizin hali vay. Dedigim gibi esas kiz ahlaksiz teklifte bulunan bir adami tamamiyla hayatindan cikarmasi gerekiyordu, cünkü esas kiz ödüllü bir mimar, cünkü esas kiz ödüllü bir mimar olma avantajila kolaylikla baska bir sirkette is bulabilir ve bu sebebten dolayi Bin Yapi denen sirkette muhtac degildir.

Cocuk bahanesi sebebiyle bir anneyi ise almamayida cok mantiksiz buluyorum. Benim bircok tanidigim bildigim sirketler var, hepside kendi alanlarinda bir numara. Bu nedenlede cocuklu annelere/babalara muhtesem imkanlar sunuyorlar. Mesela bu sirkettlerin kendilerine ait cocuk yuvalari var sirkett binalarinin icinde. Bir anne/baba rahatlikla calisiyorken, cocugunu bu yuvaya teslim edebiliyor, ögle tatillerindede ziyaret edebiliyor. Benim kendi ablam böyle bir sirkette dahil örnek verecek olursam.
Ama sakin ola duymasinlar, simdi kesin böyle birseyde katarlar diziye!


Son olarak Bergüzar Korel'i özel hayati nedeniyle kiniyorum. Kimsenin özel hayatina karsimak gibi bir haddim olamaz, herkes kendi bildigini yasar, ancak kimsede fikrimi söylememe karisamaz, dogru bildigimi her zaman okurum. Kesin anladiniz siz beni, ben Bergüzar Korel'in Tan Sagtürk'le baslamis oldugu iliskiyi kast ediyorum. Bildigim kadariyla Bergüzar Korel ve Ceyda Düvenci set disindada siki dostlar. Bildigim baska birsey ise bir zamanlar Ceyda Düvenci'nin Tan Sagtürk'le büyük ask yasamasi, simdide Bergüzar Korel ayni adamla bir iliski yasiyor, ask demiyorum, cünkü askin adini bu iliski cercevesinde kirletmek istemem. Bunlarin mideleri nasil kaldiriyo bunu? Bana cok ters, yanlis ve ahlakisiz geliyor. Ceyda Düvenci ile Bergüzar Korel oturup Tan Sagtürk hakkinda konusuyorlardir herhalde, nede olsa arkadastan öte siki dostlar. Ceyda Düvenci "beni böyle seviyordu, senide öyle mi seviyor?", Bergüzar Korel'de "evet kiz, aynen öyle seviyor" gibi konusmalar geciyordur kesin aralarinda. Tek kelimeyle igrenc!

BHR
26-02-07, 21:50
Bütün dediklerine katılıyorum... Aslında hiçbir yere olumsuz yorum yapmak istemediğim için bu dizi hakkındaki görüşlerimi belirtmiyordum... Ama madem yazmışsınız benimde eklemek istediklerim var...

Kudret Sabancı dizide çok büyük bir aşk izleyecez diyor...Ama bu dizide aşk yok...Bu saatten sonra olamazda...
2 erkek aynı kadına aşıklar evet...ama ben şehrazatın bundan sonra onura hissetceklerine aşk demem... Diyemem çünkü...
İlk görüşte hiçbir etkilenme yok...Sadece nefret var diyebilirim...bir de üstüne yaşanan kötü bir gece var...

Anladık adam aşık... .ikide bir evlenme teklif ediyor...ben seni seviyorum diyor... senden vazgeçmicem diyor...
Kadında doğal olarak buna kayıtsız kalamıyor...
Zamanla başlıcak onda da birşeyler...
Ama bu AŞK değil... Sevgi diyebiliriz... hoşlanma diyebiliriz...etkilenme diyebiliriz...
Ama ortada büyük bir aşk yok...
Şehrazatın kocasıyla arasında olan aşktı ama onurla aşk olmayacak... çünkü ilk anda böyle bir şey hissetmedik hiçbirimiz...

Binbir Geceyi izlemeden yorum yapmıyorum bunu da ekliyim... İzliyorum ve eleştiriyorum.... İzlemediğim şeyler üzerine yorum yapmam...

Dizi ilk başladığında eleştirdiğim en büyük şey çekimdeki hatalardı... O kadar fazla boşluk bırakılıyordu ki...ya da gereksiz sahneler o kadar uzatılıyordu ki...
Misal Dubaide Şehrazat valizini toplamış merdivenlerden inerken onur onu durduruyor ve bir anda şehrazat odada oturuyor... bu ne şimdi... ara sahneler nerde??
şehrazatla oğlunun duvarda şekiller yapmalarını 1 saat gösteriyorlar ama önemli sahneler sabun köpüğü gibi atlanıyor...
Sevmiyorum bu tür çekimi....

Eleştirilerim bu kadardı benim...

moonbeam
26-02-07, 21:56
Düşünün ki son derece gururlu, her istediğini almaya muktedir bir adam bir kadını parayla yatağına alabiliyor. Bu bir kadın için ne kadar onur kırıcı davranışsa o kadınla beraber olan erkek içinde öyledir. O yüzden Onur da bunu ancak çok çok yakın bir Dostuna bile (Kerem) tüm bu aşk mevzuları su yüzüne çıkmadan önce genel olarak anlatıp, onunla paylaşmadı.
Onunla paylaşmasına bile şaştım. Bunu söylemesinin tek neden bir kadına para ödeme ihtiyacı hissetmemesi, bunu bir deneme olarak yapmış olması ve Kerem'in bunu anlayacağını bilmesi. Yoksa gerçekten bunu yapan erkekler kadınlardan daha zavallı bence.

moonbeam
26-02-07, 22:00
Tecavüze mazeret bulan birinin böyle şeyler yazabilmesine hayret doğrusu. En azından burda kadının kendi adına karar verme şansı vardı.

moonbeam
26-02-07, 22:10
İlk görüşte hiçbir etkilenme yok...Sadece nefret var diyebilirim...bir de üstüne yaşanan kötü bir gece var...
........
Şehrazatın kocasıyla arasında olan aşktı ama onurla aşk olmayacak... çünkü ilk anda böyle bir şey hissetmedik hiçbirimiz...
Ne yani insan sadece ilk görüşte mi aşık olur? O zaman ben hiç aşık olmamışım demek ki....

seyşelll
26-02-07, 22:26
Herhalde esas kizin oglunun bir saglik sigortasi vardir. Yoksa eger, lösemi nakli öncesindeki tedavisini kim üstlendi? Nakil öncesindeki tedavide bayagi masrafali bir tedavi sürecidir. Yoksa esas kiz daha öncedemi bir ahlaksiz teklifi kabul etti? Bilmedigimiz birseyler mi var?:img-hyste
...
Bu forumdaki sessizliğimi bozmak istiyorum..
Çünkü kendimii tutamıyorum.:img-hyste :img-hyste :img-hyste
SÜper bu süper..Fünf kanserine bile bu kadar gülmemiştim.:img-hyste
Bir lösemi nakli alıyım lütffen. Acil ölmek istiyorum da.:img-hyste

Birilerinin canı sıkılmış mantık hatası bişii demiş. Bence tek taraflı değil objektif olmalı. Zira fanı olduğu dizi mantık içinde yüzeerken böyle şeyler komik kaçıyor komik..

Dizi ilk başladığında eleştirdiğim en büyük şey çekimdeki hatalardı... O kadar fazla boşluk bırakılıyordu ki...ya da gereksiz sahneler o kadar uzatılıyordu ki... ...
Çok afedersin ama bir zamanlar Sıla dizisini seven biri olarak bu eleştirini anlayamadım. Bence objektiflikten uzak. Sıla yı izlemeye devam edebiliyorsan,ki çekimler berbat ötesi,mantık sıfır, bence 1001 geceye bir şey deme.:)

Lösemi naklii...:img-hyste :img-hyste

mojo
26-02-07, 22:30
Beğenmediğiniz yönündeki eleştiriler...

Olaiblir,her insan beğenecek diye bir şey yok,tıpkı benimde gülünç bulduğum replik fukarası-manken dizileri var.Ama her dizinin seveni sevilecek tarafı olabilir diyerek hiç o foruma duhul olupda sayfalar dolusu olabilecek mantıksızlıkları ya da sevmediğim şeyleri yazmıyorum,gereksiz.O da bir dizidir,sanaldır,eğlencedir,yuhh artık desem de seveni izleyeni var.

MankenÇocuk,BHR
Sevgili sağlık sigortalarından bahsetmişsin.İki günde sence Şehrazat sevgili devletimizi ikna edebilir miydi?En başından yapabilirdi vs..gibi türden söylemlerde bulunabilirsin,hepimiz biliyoruz ki Türkiye'de sağlık sistemi işlemiyor.O çok sevgili bakanın daha çok seyler söyledi ama hiçbiri uygulanmıyor,bizzat yaşadığım için biliyorum.

Ahlaksız teklifin kabulune gelince,bu bir dizidir,alternatif pek çok seçenek vardı,söyleyebilirdi,şirketle ilişiğini kesebilirdi vs..vs...Ama söylememe ihtimali,kabul etme ihtimali de vardı ve dizi bu rotayı takip etti,bunda anlaşılmayacak hiç bir şey yok.

Aşık olması konusunda,sen aşık olmazsın beriki aşık olmaz ama öteki aşık olur.Bunda %100 kesinliklerden bahsedebilir miyiz? Edemeyiz.Bunun hakkında da tartışmak yersiz,Şehrazat'ın o şirketten ayrılamamasını sebepleri kendilerince verildi.İlk görüşte aşk olmamış! Duyduğum en mantıksız sebep diyebilirim,kusura bakma.

Ödüllü mimarımıza başka yerden teklif gelmiş ve engellenmiş.Biraz dikkat.

Çocuklu annelerin istenmediği şirket/görev alanları vardır.Şehrazat konumu gereği seyahate çıkmak durumunda,geç saatlere kadar projesi ile ilgilenmek zorunda.Çocuklu olduğunuz zaman bu sıkıntı verici olabilir.BU şirketlerin insiyatifindedir,benim için sorun teşkil etmezdi ama kimileri için edebilir.Bunda da bir mantıksızlık yok.

Ve Bergüzar'ın özel hayatı beni ilgilendirmez demiş ve akabinde bir güzel yermişsin.Ne diyebilirim ki :) Ve haberin doğruluğunu teyit etmişe benziyorsun (ekleyen bendim haberi,magazin işte...) Doğru olsa bile,ben bunda acaip hiç bir şey görmedim.Salla gitsin.Kınıyormuşsun.Çok önemli şahsiyet ya Bergüzar,aman aman...

moonbeam
27-02-07, 06:53
Her tür eleştiriyi anlarım ama sırf bir diziyi yermek için forumuna gelip kin kusmanın psikolojisini bir türlü anlayamadım gitti. Bu nasıl bir ihtiyacı giderir????

tatli_dilli
27-02-07, 07:04
egerki haberler bölümünde cikan yazi dogrulari yansitiyorsa bizi cok güzel bölümler bekliyor olacak, bu ask güzel bir ask olacak...

moonbeam
27-02-07, 07:50
Dün akşam Firdevs ve Onur'un sahnelerini neden bu kadar sevdiğimi düşünüyordum. Birden farkettim ki Firdevs ve Peride'nin Onur'a karşı tavrındaki farklılıklardan kaynaklanıyor.

Düşünün, Peride'nin oğlu ile ilgili yorumları genelde onun fiziksel durumuyla ilgili oluyor. Çok çalıştığından, çok içtiğinden, buz dolabının boş olduğundan, uykusuzluktan gözlerinin altının çöktüğünden söz ediyor. Evinin boş olduğunu, evlenmesi gerektiğini söylerken bile buranın büyük misafirleri için bir yuvaya dönüşmesinden söz ediyor. Sanki Peride için Onur'un mutlu olmasından çok "başarılı, gururlu, onurlu" olması önemli. Onu mutlu edecek aşık olduğu kişiyle değil "Soylu soplu, iyi bir aileden, ... çocuklarını doğurmaya layık bir kadınla" evlenmesini istiyor.

Peride genelde sadece Onur'un fiziksel olarak iyi olup olmadığına odaklanırlen Firdevs bunun yanısıra (aç karna içki içmesi ya da yemek yiyip yememesi) keyfinin yerinde olup olmamasına, mutlu olup olmadığına da bakıyor: "Onur Bey, bir derdiniz var sizin", "İyi misiniz Onur bey?", "Pek keyfiniz yok galiba bu sabah", "Yüzünüz gülüyor bu aralar Onur Bey?" Onun evlenme ihtimalini ise büyük bir mutlulukla karşılıyor. Onur çocuklardan söz edince heyecanla "Hayırlı bir niyetiniz var işallah!" deyişi çok hoştu. Gene beğendiğim bir sahne de aşağıdaki:
Firdevs - Anneniz dün sizi sordu.... Hayatında biri var mı dedi.
Onur - Sen ne dedin?
Firdevs - Bilmiyorum dedim. Yani, gerçekten bilmiyorum.
Onur - Bilsen söyler miydin peki?
Firdevs - Hayır. Hiç söyler miyim? Aşkolsun.
Onur - Var deseydin.
Firdevs - Ay! (Ellerini ağzına götürür) Ay! (Koltuğa oturur) Sahiden var mı Onur Bey?

Firdevs her koşulda Onur'u destekliyor, Peride bir telefonla tebrik etmekten aciz ve aşkına nasıl köstek olacağını bugün izleyeceğiz. Bakalım "Anneliğin insana yaptıramayacağı şey var mı?" diyen Peride'nin oğlunun mutluluğu için Şehrazat'ı kabul etmesi ne kadar zaman alacak.

Firdevs Peride'den çok daha cana yakın bir insan. Peride'nin oğluna şefkatli bir dokunuşunu görmedim daha, ama Firdevs destek vermek için elini, omzunu okşamaktan geride kalmıyor. Onur'un Peride ile şakalaştığını da görmedim, ama Firdevs'le şakalaşıyor. (Firdevs içkisini almaya kalktığındaki "Kovarım bak!" konuşması çok hoştu). Dolayısıyla adam kendisi için çok önemli bir konuyu annesiyle değil hizmetçisiyle (aslında teknik olartak kelime bu olduğu için bunu kullanıyorum, daha önce de dediğim gibi ilişkileri bundan çok daha farklı aslında. Bana Firdevs Onur'a bir anne şefkatiyle yaklaşıyor gibi geliyor) paylaşıyor. İçini Firdevs'e döküyor, ondan öğüt alıp onun fikrini soruyor ("Ben kötü bir adam mıyım?", "İnsan bir başkasının çocuğuna anne ya da baba olabilir mi sence?", "En çok istediğim şey ne biliyor musun Firdevs? Zamanı geri alabilmek. Upuzun siyah bir geceyi yaşanmamış kılabilmek.")

Firdevs de bir kaç kez dediği gibi Onur'u iyi tanıyor, onu okuyabiliyor. Onur'un başkalarına gösterdiği poker suratı Firdevs'e işlemiyor. Gerçi o da duygularını Firdevs'ten saklamıyor zaten. Bu sahneleri bu nedenle de seviyorum. Onur Firdevs'in yanındayken içindekileri dışarı yansıtıyor, olduğu ve hissettiği gibi görünüyor. Numara yapmıyor. Duygularını kayıtsızlık ya da alaycılık maskeleri altında gizlemiyor. Herhalde Şehrazat öncesi Onur'un Kerem'le ilişkisi de buna yakındı, o nedenle Kerem onun için annesinden bile önce geliyordu, ama şimdi Şehrazat yüzünden dostu varken dostuna yüreğini açamıyor. Halbuki Kerem de genelde Onur'u Firdevs gibi kolaylıkla okuyabiliyor.

Bu nedenlerle Onur'un ailesi açısından şanssız bir insan olduğunu düşünüyorum. Baba zaten malum. Tek çocuk. Onur çok yalnız bir insan.

pirpir
27-02-07, 08:27
Valla o araba sahnesi olmasa sana katılabilirdim ama resmen adamın gözüne baka baka "seni sevmiyorum" diyemedi. O sahneyi tekrar tekrar izledim. Onur'un ağzının kulaklarına vardığı eve gelince yüzünün güldüğü kadar var. O sahne resmen bir itiraftı. Sadece elektriklenme olsa bunu rahatlıkla söyleyebilirdi. Hele de aralarında o kadar olumsuz şeyler geçmiş bir adama. Ayrıca elekriklenme ve hoşlanma bu gibi olumsuz yaşanmışlıkların yanında o kadar yetersiz kalırdı ki Şehrazat Onur'a kolayca kati ve net bir şekilde "hayır" diyebilirdi. Bunu yapamıyorsa sebebi aşktan başka bir şey olamaz. Bence Şehrazat da elektriklenmeden çok daha fazlası var. Hep aklımı kurcalayan soru şuydu. Şehrazat neden Onur'a gitti. Hep Onur onunla didişirken, sürekli insanların arasında azarlarken diğer ortak Kerem herkes tarafından sevilirken, övülürken parayı istemek için gitti Onur u seçti. Neden? Kerem i seçse bence o parayı alma şansı siyah bir gece yaşamadan çok çok fazlaydı. Yani ben, benden hoşlanmayan ve bunu apaçık gösteren birinden kalkıp su bile istemem. Şehrazat gitti 150 bin dolar istedi. Bunun tek bir açıklaması olabilir. Aralarında o zaman zaten bir çekim vardı. Ve bence Şehrazat ın gücüne giden şeylerden biri kocasından sonra ilk defa beğendiği bir adamın kalkıp onu parayla tutulacak bir kadın yerine koyması olduğu kadar yaşadığı hayal kırıklığı. zira beğendiğimiz adamın kusurlarını görmeyiveririz ya Şehrazat da Onur u beğendiği için onun bir kadına böyle çirkin bri teklifte bulunması ile hayal kırıklığı yaşadı.
O yüzden ben şimdi Onur a davranışlarında birazda inanmamazlık görüyorum. Hani bir şeyi istersiniz ve sonra hiç umudunuz kalmaz, sonra bir bakmışsınız avucunuzun içinde ve inanamassınız bir türlü. O araba sahneside bana bunu düşündürüyor.
Genede aralarındaki bağ hala tam bir aşk değil. Çünkü hala birbirlerini tanımıyorlar. Birbirlerine ait hayatta çok az şeyi paylaştılar. Bir Nadide Hanım ve Burhan Bey arasındaki bağ gibi güçlü bir yakınlık, paylaşım yok. İşte o sevginin gelişim süreci bence asıl aşkın var olup olmadığını gösterecek.

Bir de Bennu nun Onur ve Şehrazat arasında olanları anlamaması konusu var. Anlmıyor çünkü Bennu bir tek Kerem i görüyor. Onur un en yaptığı ile ilgilenmiyor. Ve tek gördüğü devamlı Şehrazat lafı eden Kerem. Onur Kerem haricinde, kimsenin yanında Şehrazat a karşı bu kadar atak değil. Hep yalnız olmalarını bekliyor. Bennu o yüzden asla Şehrazat ile Onur arasında bir yakınlık düşünemez. En fazla Kaan yüzünden onu kayırdığını düşünebilir. Ki buda aslında ilgisini gösterir bir şey ama Bennu iyi bir kız. Aşk konusunda bu kadar pervasız olunmayacağını düşünür. Öyle olmasaydı çoktan Kerem in üstüne atlamıştı :) Böyle için için kendini yemezdi :)

pirpir
27-02-07, 08:43
Merhaba Bin Bir Gece Sevenleri!

Sizinle acik konusacagim. Ben bu diziyi hic begenmiyorum, hic bir sekildede onaylamiyorum. Bastan asagi mantik hatalari üzerine kurulmus bir projedir bu.

1. Nasil olurdu esas kiz kendisine "ahlaksiz teklifte bulunup birlikte olan", kendisini "kolay kadin" gibi gören birisine asik olabiliyor, anlamis degilim.

2. Hadi diyelim bu teklife cocugunun hayatini kurtarmak icin "evet" dedi, sonrasinda bütün iliskisini, hem özel hem is anlaminda kesmesi gerekmiyormuydu?

Simdi bana, evet, esas kiz esas oglana asik olabilir, cünkü esas oglan bundan ibaret bir karakter deyip, beni asabilestirmeyin. Askta mantik aranmaz, ancak bir insanin midesi varsa eger, böyle bir asaglayici teklifte bulunan adami tamamiyla hayatindan cikartir. Diyelim ki esas kiz esas oglani bu tekliflerden önce "baska" tanidi, bundan ibaret bir insan oldugunun farkina vardi, o vakit esas kizin esas oglani hayatindan cikarmamamasini, ona zamanla asik olmasini, anlayabilirdim, ancak durum böyle olmadigina göre, ne yazik ki hic bir sekilde anlam yükleyemecegim.

Sonra, dedigim gibi bir caresiz annenin cocugunun hayatini kurtmak icin ahlaksiz teklife evet demesine bir yere kadar anlam yükleyebilirim, ancak Türkiyemiz'de saglik sigortasi denen birsey var, degilmi? Her saglik sigortasi olan bir lösemili cocugun bütün tedavi masraflari devlet tarafindan karsilanir. Bunu saglik bakanligimiz bizzat kendileri onayladi. Demem o ki, esas kiz bayagi akli basinda bir kiza benziyor, nasil olurda bundan bihaber olup, ahlaksiz teklife evet diyebilir? Herhalde esas kizin oglunun bir saglik sigortasi vardir. Yoksa eger, lösemi nakli öncesindeki tedavisini kim üstlendi? Nakil öncesindeki tedavide bayagi masrafali bir tedavi sürecidir. Yoksa esas kiz daha öncedemi bir ahlaksiz teklifi kabul etti? Bilmedigimiz birseyler mi var?:img-hyste

Tekrar esas kizin esas oglani haytindan cikarmama konusuna deginelim isterseniz. Tamam, lösemili cocugunun tedavisi halen sürmekte, hem cocugu icin hem kendisi icin calismasi gerekiyor, hayatini bir sekilde kurtarmazi, kazanmasi gerekiyor. Ha bide cok fakir, cok caresiz esas kizin azeri olan bakicisinida saymazsak olmaz, nede olsa onunda masraflari var, degilmi? Neyse bastan asagi mantiksiz olan durumu uzatmamisa gerek yok diye düsünüyorum, biz tekrar konumuza dönelim.
Simdi benim bildigim kadariyla esas kiz ödüllü bir mimar. Türkiyemiz'de ödüllü mimarlara Bin Yapi denen sirketten baska is veren yoksa, vay Türkiyemizin hali vay. Dedigim gibi esas kiz ahlaksiz teklifte bulunan bir adami tamamiyla hayatindan cikarmasi gerekiyordu, cünkü esas kiz ödüllü bir mimar, cünkü esas kiz ödüllü bir mimar olma avantajila kolaylikla baska bir sirkette is bulabilir ve bu sebebten dolayi Bin Yapi denen sirkette muhtac degildir.

Cocuk bahanesi sebebiyle bir anneyi ise almamayida cok mantiksiz buluyorum. Benim bircok tanidigim bildigim sirketler var, hepside kendi alanlarinda bir numara. Bu nedenlede cocuklu annelere/babalara muhtesem imkanlar sunuyorlar. Mesela bu sirkettlerin kendilerine ait cocuk yuvalari var sirkett binalarinin icinde. Bir anne/baba rahatlikla calisiyorken, cocugunu bu yuvaya teslim edebiliyor, ögle tatillerindede ziyaret edebiliyor. Benim kendi ablam böyle bir sirkette dahil örnek verecek olursam.
Ama sakin ola duymasinlar, simdi kesin böyle birseyde katarlar diziye!


Son olarak Bergüzar Korel'i özel hayati nedeniyle kiniyorum. Kimsenin özel hayatina karsimak gibi bir haddim olamaz, herkes kendi bildigini yasar, ancak kimsede fikrimi söylememe karisamaz, dogru bildigimi her zaman okurum. Kesin anladiniz siz beni, ben Bergüzar Korel'in Tan Sagtürk'le baslamis oldugu iliskiyi kast ediyorum. Bildigim kadariyla Bergüzar Korel ve Ceyda Düvenci set disindada siki dostlar. Bildigim baska birsey ise bir zamanlar Ceyda Düvenci'nin Tan Sagtürk'le büyük ask yasamasi, simdide Bergüzar Korel ayni adamla bir iliski yasiyor, ask demiyorum, cünkü askin adini bu iliski cercevesinde kirletmek istemem. Bunlarin mideleri nasil kaldiriyo bunu? Bana cok ters, yanlis ve ahlakisiz geliyor. Ceyda Düvenci ile Bergüzar Korel oturup Tan Sagtürk hakkinda konusuyorlardir herhalde, nede olsa arkadastan öte siki dostlar. Ceyda Düvenci "beni böyle seviyordu, senide öyle mi seviyor?", Bergüzar Korel'de "evet kiz, aynen öyle seviyor" gibi konusmalar geciyordur kesin aralarinda. Tek kelimeyle igrenc!
Enteresan bir şey bende bir sürü diziyi beğenmiyorum ama kalkıp oyuncuların özel hayatına kadar bu kadar sıkı takip etmek yerine hiç izlemiyorum. Çok çelişbir karar mekanızmanız var sanırım. :) Yanlış anlamayın aynen sizin kelimelerinizle Kimsenin özel hayatina karsimak gibi bir haddim olamaz, herkes kendi bildigini yasar, ancak kimsede fikrimi söylememe karisamaz, dogru bildigimi her zaman okurum durumu benimkide :img-pilot :icon_whis

Gelelim diğer muhteşem sağlık sigortası hakkındaki fikirlerinize. Bu ülkede sizin afilli tabirinizle sağlık sigortası var. Biz gariban Türkler ona kısaca SSK diyoruz. Şimdi sizin infonuzda yazan Hamburg dan ilhamla SSK konusundaki cehaletinizi gidermek için anlatayım. Efem SSK evet kanser tedavisi sağlıyor. Ama bu ülkede bir tek kanserli hasta sizin yakınınız olamadığı ve hastahaneler yetersiz kaldığı için hastahane koridorlarında sürünüyorsunuz. Tüm tedavi süresince sabah gidip akşam yorgun argın eve dönüyorsunuz çünkü jey hızıyla bir tek sizin işinizi gören hastahaneler değil oralar. Sıranızı bekleyeceksiniz. 40 farklı yerden imzalar başka 40 farklı yerden ilaçlar alınacak. Bu arada hasta bunları tek başına yapamayacağı için muhakkak bir refakatçisi olacak. Kolunda serum şişesiyle karmakarışık hastahanelerde dolaşıp tüm bu işleri yapmak biraz zorda. Tabi refaktçiniz her daim sizinle ollunca çalışması zor. Ama çalışmayınca SSK nın olmuyor. O da olmayınca sağlık hizmeti alamıyorsunuz :img-hyste enterasan bir döngü değil mi?
Tabi bir de paranız varsa gider özel hastahanelerde çatı r çatır işinizi görürsünüz ama tabi bunun ucuz olduğunu size kim söylediyse kandırıyor :img-yes: Elinizdeki avucunuzdakini eritip bitiriyor. Neyse yaz yaz bitmez elim yoruldu. Siz oralarda istediğiniz hizmeti alabilirsiniz ama burada bizim bir sözümüz var. "Allah kimseyi hastahane kapılarına düşürmesin"
Bu arada burada evet hala çocuksuz bekar insanlar işe alınırken tercih ediliyor çünkü kariyerlerine daha fazla odaklanabiliyorlar. Çünkü zırt pırt karım hastalandı, çocuğu düştü diye izin istemiyorlar. Dertsiz tasasız oluyorlar.
Berguzar Korel de kimle isterse olur diyip sonrada kaba bir tabirle laf geçirmenizi ise tam anlamıyla fesatça buldum. Siz galiba daha önce böyle bir şey yaşamışsınız ki bu gibi durumlarda nasıl konuşulur iyi biliyorsunuz. Kusura bakmayın benim bile aklıma gelemeyecek detaylara haizsiniz. Şahsi kanaatimi bende söyleyim eksik kalmayayım :icon_whis Ben sadece bir dizi izliyorum. Kimsenin hayatına, yaşamına ipotek koyacak halim yok Önemli olan benim için bu dizideki işini iyi yapması. Gerisi onun problemidir.
Aman neyse sıkıldım. Siz zaten bu diziyi izlemiyorsunuz ama hayatın gerçeklerine fransız kalmayın diye yazdım.

snowboard
27-02-07, 08:58
Sevgili Moonbeam,

Ne kadar güzel dile getirmişsin iki karakterin yaklaşımlarındaki farklılıkları...

Bende Peride anne değil ama Firdevs hakkındaki görüşlerimi paylaşmak isterim. Zira şu anda yaklaşan bölümün heyecanıyla keyfim bir hayli yerinde, Peride hanımla ilgilenip, en başta kendi canımı sıkmak istemiyorum.

Evet Firdevs tanıyor Onur'u, okuyor da ama bir yandan da gerçekten çok seviyor. Onur'un canını sıkan birşey olduğunu anladığında nasıl da güzel sordu; "Burda değil mi? Çok mu acı veriyor?" diye. Firdevs'in en başından beri Onur'la ilişkileri çok seviyeli devam ediyor. Firdevs merak etmiyor mu, Onur'un hayatında olan bitenleri? Elbette merak ediyor ama o kadar mesafeli, içten ve sevgi dolu yaklaşıyor ki, Onur kendiliğinden dökülüyor Firdevs'e. Hiçbir zaman Firdevs'ten yeni birşey öğrenmek adına zorlayıcı bir tavır görmedik. (Çaktırmadan Peride'ye Şehrazat'ı sormasının dışında) Firdevs'in radarlar açık ve çok iyi bir gözlemci. Çok güzel gözlem yapıyor, Onur'un her hareketini inceliyor ama onu asla bunaltmıyor. Çünkü Onur'u gerçekten belki de senin de dediğin gibi anne şefkatiyle seviyor. Hiç cocuğu olmadığını anlatmıştı, hatta keşke gururuma yenilmeseydim diye pişmanlığını dile getirmişti. Anlaşılan Onur'u çocuğu yerine koymuş Firdevs ve karşılıksız seviyor.

Kırılmıştı bir sabah hatırlarsan yılbaşı partisinin ertesi günü, Onur onu azarladı diye. Akşamki yüz ifadesinden anlaşılıyordu. Ama Onur'da yaptığının farkında, gönlünü alıveriyordu hemen. Aslında biliyordu Onur'un sabahki tepkisinin kendine olmadığını, başka bir derdi olduğunu anlamıştı. Çünkü gözüne bakması yetiyordu. Firdevs Onur'u tanıdığı gibi, Onur'da onun içtenliğine o kadar inanıyor ki. İnanmadığın, güvenmediğin bir insanın yorumları dikkate almazsın genelde. Ama Onur, Firdevs'in yorumlarını her zaman can kulağıyla dinliyor, ve inanıp güveniyor ki, ondan cesaret alıp uyguluyor.

Ben böylesi bir ikili ilişkiyi izlemekten ötürü son derece memnunum. Emeği geçen herkese çok teşekkürler, insanın zaman içinde unutabildiği duyguları yansıttıkları için. Gerçek sevgi gibi. Belki sadece ailenden görebileceğin karşılıksız bir sevgi işleniyor Firdevs-Onur sahnelerinde. Karşındakinin hiçbir şartta kötülüğünü istemeyecek kadar onu seven ve sadece gözlerinin içi gülsün diye çabalayan bir ikili ilişki bu. Son günlerde çok fazla sorgulamaya başladığımız "dostluk" kavramına çok güzel bir gönderme ve çok iyi bir örnek. Keşke insanın tüm sevdiklerine karşı içi böyle titrese.

moonbeam
27-02-07, 09:00
Bence Şehrazat da elektriklenmeden çok daha fazlası var. Hep aklımı kurcalayan soru şuydu. Şehrazat neden Onur'a gitti. Hep Onur onunla didişirken, sürekli insanların arasında azarlarken diğer ortak Kerem herkes tarafından sevilirken, övülürken parayı istemek için gitti Onur u seçti. Neden? Kerem i seçse bence o parayı alma şansı siyah bir gece yaşamadan çok çok fazlaydı.
Her ne kadar Kerem Mert'e Onur'un Şehrazat'la arasında olanların kendisiyle olanla aynısı olduğunu iddia etse de Şehrazat'ın o aşamada Kerem'le hiç bir ilişkisi yoktu. Dubai projesinde çalışıyordu ve bu proje Onur'un sorumluluğundaydı. Onur'la birlikte çalışıyordu, birebir çalışıyordu. Kerem uzaktan tanıdığı, toplantılarda gördüğü bir patrondu. İnsan böyle bir talebi işinin niteliğini değerlendirecek kadar yakından bilen birinden yapar. (Şöyle düşünün, okulda hiç ders almadığınız bir hocadan referans mektubu ister misiniz? Transkriptinize bakıp evet notları iyi diyebilir ama o kadar.) İki patron arasında birebir çalıştığı Onur dururken parayı gidip Kerem'den istemesi çok kel alaka olmaz mıydı? Şu konuşmayı hatırlayalım:

Şehrazat - Oğlum lösemi hastası, ilik nakli için paraya ihtiyacım var desem Onur Bey'e bana 150 bin dolar verir mi sence Bennu?
Bennu - Offf! Bilmiyorum Şehrazat. Vermez bana kalırsa. E az buz para degil ki. 150 bin dolar.
Şehrazat - Oğlumun hayatı söz konusu ama Bennu. O kadar vicdansız mıdır sence?
Bennu - Kaç senedir Bin Yapı'da çalışıyorum. Vicdanı olduğunu gösterecek bir hareketini görmedim bu güne kadar. Onur Bey çok katı bir adam.
Şehrazat - Vermez diyorsun yani?
Bennu - İstersen bir söyle, ama bırak bu parayı vermeyi bir de ''Vay demek işe girerken bize çocuğum yok'' dedin diye işten kovarsa seni. E o zaman naparsın?

Bakın burda Bennu Şehrazat'ın parayı Onur'dan isteme düşüncesini hiç garipsemiyor. Sadece adamın vicdansız olduğu için vermeyeceğini, bir de üstüne Şehrazat'ı kovabileceğini söylüyor. İtirazı Onur'un karakteriyle ilgili, Şehrazat'ın patronunda para istemesine ya da aralarının iyi olmamasına değil. Bennu'nun bile aklına parayı Kerem'den istemek gelmiyor. "O vicdanlıdır, verir, ondan iste" demiyor. Saki Kerem Bennu'nun patronu, Onur da Şehrazat'ın.

Yani ben, benden hoşlanmayan ve bunu apaçık gösteren birinden kalkıp su bile istemem. Şehrazat gitti 150 bin dolar istedi. Bunun tek bir açıklaması olabilir. Aralarında o zaman zaten bir çekim vardı.
Bence yoktu. O zamanlar Şehrazat'ın gözü gerçekten çocuğundan başka bir şey görecek durumda değildi. Onur'a bir erkek olarak baktığını hiç sanmıyorum... o teklife kadar. Parayı çaresizlikten istedi.

Genede aralarındaki bağ hala tam bir aşk değil. Çünkü hala birbirlerini tanımıyorlar. Birbirlerine ait hayatta çok az şeyi paylaştılar. Bir Nadide Hanım ve Burhan Bey arasındaki bağ gibi güçlü bir yakınlık, paylaşım yok. İşte o sevginin gelişim süreci bence asıl aşkın var olup olmadığını gösterecek.
Birbirlerini tanımadıkları konusunda haklısın. Ben daha önce dalga geçmiştim, özellikle Şehrazat Onur hakkında ne biliyor ki diye. Tek çocuk olduğunu, babasının nasıl öldüğünü, atları sevdiğini, biraz Şah Şehriyar olduğunu, sert bir patron olduğunu, en iyi arkadaşı Kerem'le düzenli takıldığı bir bar olduğunu ve havyar sevdiğini. Bir de ara ara ahlaksız tekliflerde bulunma eğilimi olduğunu. :img-hyste O kadar. Daha Şehrazat Süitinden haberi yok, Firdevs'i tanımıyor.

Ama sen de abartmışsın Pirpir. Kalkıp kırk yıldır evli Nadiide ve Burhan'la karşılaştırıyorsun. :img-hyste O kadar beklemelerine gerek yok, birazcık bir şeyler paylaşmaya başlasınlar aşk alevelenecektir.

Onur Kerem haricinde, kimsenin yanında Şehrazat a karşı bu kadar atak değil. Hep yalnız olmalarını bekliyor. Bennu o yüzden asla Şehrazat ile Onur arasında bir yakınlık düşünemez.
Valla artık değil. Kaan kaybolduğunda yanlarında anneler de vardı. Binicilik klübünde neredeyse tüm toplantı ekibi vardı. Asanör vakası bir ordu adamın önünde gerçekleşti. Son bölümde Onur kendisini Şehrazat'la "biz"leyip işten yemek yemeden çıkarlarken Bennu ordaydı. Sergide el tutma objektiflerin önündeydi. Bennu'nun öğrenmesi yakın. :img-yes: Onur Bey Şehrazat'tan emin oldukça bu konuda cüretkarlığı artıyor.

desire72
27-02-07, 09:06
onur- firdevs arasındaki ilşkinin bir benzeri şehrazat - mihriban arasında gelişiyor. firdevs onuru, mihriban şehrazatı bu aşk konusunda cesaretlendiriyor. İkisininde Bu aşkın gidişatındaki etkileri tartışılmaz. Mihriban Onuru tanıdı ve onurun gözlerindeki aşkı gördü. Bakalım Firdevs Şehrazatla ne zaman tanışacak. Bir an şehrazatı Onurun evinde düşündüm de.

moonbeam
27-02-07, 09:07
Efem SSK evet kanser tedavisi sağlıyor. Ama bu ülkede bir tek kanserli hasta sizin yakınınız olamadığı ve hastahaneler yetersiz kaldığı için hastahane koridorlarında sürünüyorsunuz. Tüm tedavi süresince sabah gidip akşam yorgun argın eve dönüyorsunuz çünkü jey hızıyla bir tek sizin işinizi gören hastahaneler değil oralar. Sıranızı bekleyeceksiniz. 40 farklı yerden imzalar başka 40 farklı yerden ilaçlar alınacak. Bu arada hasta bunları tek başına yapamayacağı için muhakkak bir refakatçisi olacak. Kolunda serum şişesiyle karmakarışık hastahanelerde dolaşıp tüm bu işleri yapmak biraz zorda. Tabi refaktçiniz her daim sizinle ollunca çalışması zor. Ama çalışmayınca SSK nın olmuyor. O da olmayınca sağlık hizmeti alamıyorsunuz :img-hyste enterasan bir döngü değil mi?

Pirpir merak ettiğim ama yazmayı unuttuğum bir şeyi hatırlattın. Sanırım bir TV eleştirmeni de bu konuda bir şey yazmış, olayın baştan saçma olduğunu falan. Bir bilen anlatsın (Belki sevgili arkadaşım Bego biliyordur) evet sigorta kanser tedavisi sağlıyor ama hangi şartlarda? Yani belki sadece ilik Türkiye'de bulununca ve bu nedenle masrafı az olunca olabilir mi? Yurt dışından birini getiriyorlar mı? Bildiğim kadarıyla Türkiye'de yapılamayan tedaviler için yurt dışına gidilebiliyor ama bunu kanıtlamak deveye hendek atlatmaktan zor.

Ne güzel demişsin: Allah kimseyi düşürmesin.

Seyşelll: Lösemi nakli... :img-hyste :img-hyste

desire72
27-02-07, 09:14
moonbeam dediğin gibi onur şehrazattan emin oldukça şehrazat üzerindeki etkisini dahada arttırıyor. arabadaki o konuşma geçmese sergide elini tutmaya yeltenmezdi kesinlikle çünkü birkaç bölüm önce kahve fincanının temas olmadan nasıl el değiştirdiğini görmüştük.

dilay1
27-02-07, 09:21
Bu forumdaki sessizliğimi bozmak istiyorum..
Çünkü kendimii tutamıyorum.:img-hyste :img-hyste :img-hyste
SÜper bu süper..Fünf kanserine bile bu kadar gülmemiştim.:img-hyste
Bir lösemi nakli alıyım lütffen. Acil ölmek istiyorum da.:img-hyste

Birilerinin canı sıkılmış mantık hatası bişii demiş. Bence tek taraflı değil objektif olmalı. Zira fanı olduğu dizi mantık içinde yüzeerken böyle şeyler komik kaçıyor komik..

Çok afedersin ama bir zamanlar Sıla dizisini seven biri olarak bu eleştirini anlayamadım. Bence objektiflikten uzak. Sıla yı izlemeye devam edebiliyorsan,ki çekimler berbat ötesi,mantık sıfır, bence 1001 geceye bir şey deme.:)

Lösemi naklii...:img-hyste :img-hyste

seyşellllcim kendini özlettin ama dönüşün muhteşem oldu.

Dün bu yorumların ilkini okuyup ancak kafamı salladım, o kadar cahilceki nasıl bir cevab yazılmalı kestiremedim.:img-help: :img-help:

Yaklaşımın çooook güzel olmuş.
Ve benden yeni tıbbi buluş ' lösemi nakli' için Nobel önerisi ....Cocuğ'a !!!:happy0064

moonbeam
27-02-07, 09:37
Snowboard arkadaşım, sen de çok güzel yazmışsın.

Firdevs merak etmiyor mu, Onur'un hayatında olan bitenleri? Elbette merak ediyor ama o kadar mesafeli, içten ve sevgi dolu yaklaşıyor ki, Onur kendiliğinden dökülüyor Firdevs'e. Hiçbir zaman Firdevs'ten yeni birşey öğrenmek adına zorlayıcı bir tavır görmedik. ( Çaktırmadan Peride'ye Şehrazat'ı sormasının dışında)
Aslında Firdevs orda bence Şehrazat hakkında çaktırmadan bilgi almıyordu. Zaten biliyordu Şehrazat'ın şirkette çalışan bir mimar olduğunu ve çocuğu olduğunu. Onur'un bir şeyler hissettiği insanın o olduğunu da. Kerem'le arasındaki şu telefon konuşmasına şahit olmuştu (Firdevs'in bildiklerini göstermek açısından tek yanını veriyorum konuşmaların)

Onur (Telefonu açar) - Muhabbetime doyamadın mı bütün gece? Bi yemek yedirmiyorsun ağız tadıyla.
...
Onur - Kadınlar zehirdir ama anneler melektir.
...
Onur - Tabi canım. O baş melek, baş.
...
Onur - Niye?
...
Onur - Yanında Bennu mu var senin?
...
Onur - Hm. İyi, peki. Ben yarın uğrarım holdinge.
...
Onur - Şehrazat’ı mı? Niye? (Firdevs Şehrazat’ın adını duyunca başını kaldırıp bakar)
...
Onur - Anlatacağını anlattı o. Hem yarın Cumartesi. Bence rahatsız etmeyelim. Bırakalım oğluyla vakit geçirsin.
...
Onur - Efendim?
...
Onur - Niye?
...
Onur - Melek tabi ki. (Firdevs yine dönüp güşümseyerek Onur’a bakar) Şart mı yarın toplanmamız? Pazartesi gün bakar göndeririz.
...
Onur - Tabi canım.
...
Onur - Sana da.

Firdevs Peride'ye numara yapıyordu, Şehrazat'ın kim olduğunu sorması gerekirdi, yoksa bildiği ortaya çıkardı. Peride kendi bilmediği bir şeyi Firdevs'in bilmesini pek hoş karşılamaz herhalde. Orda zaten Firdevs "Şehrazat Hanım kim?" dediğinde Onur kafasını kaldırıyor ve bir sır paylaşır gibi bakışıyorlar. Bu konuşmadan Firdevs'in tek öğrendiği Kaan'ın hastalığı.

Onur'un Şehrazat'la ilişkisi hakkında merak ettikleri olması muhakkak. İnsan olan eder. Önce adam birden obsesif bir şekilde sürekli Şehrazat adlı bir müziği dinlemeye başlıyor. Ardından kadına "İnsan bir başkasının çocuğuna anne ya da baba olabilir mi sence?" diye soruyor. Sonra söylediği şeyler de ister istemez merak uyandırıcı: "En çok istediğim şey ne biliyor musun Firdevs? Zamanı geri alabilmek. Upuzun siyah bir geceyi yaşanmamış kılabilmek. Mümkün değil tabi." "Bir gün bir teklifte bulundum, bedeli çok ağır oldu. Şimdi bunu nasıl telafi edebilirim diye düşünüyorum. Zor, çok zor." Şimdi insan merak etmez mi ne teklif etmiş, nolmuş o gece? Ama dediğin gibi, Firdevs içten bir sevgiyle zorlamadan, bildiği kadarıyla (bazen hiç bir şey de olsa) yardım edip yol göstermeye, destek olup cesaret vermeye çalışıyor.

Kırılmıştı bir sabah hatırlarsan yılbaşı partisinin ertesi günü, Onur onu azarladı diye. Akşamki yüz ifadesinden anlaşılıyordu. Ama Onur'da yaptığının farkında, gönlünü alıveriyordu hemen. Aslında biliyordu Onur'un sabahki tepkisinin kendine olmadığını, başka bir derdi olduğunu anlamıştı. Çünkü gözüne bakması yetiyordu.
O sahneye ben de bayılmıştım. Onur ne güzel gönlünü aldı.

Ben böylesi bir ikili ilişkiyi izlemekten ötürü son derece memnunum.
Aynen. 12. bölümde Firdevs çok az göründü diye kızmıştım. Füsun'un hırslarından, bunalımından, Ali Kemal'in karısına ve babasıan ihanetinden, Gani'nin para için ablasını satmasındansa insan bazen de böyle güzel ilişkiler görmek istiyor.

pirpir
27-02-07, 09:41
Pirpir merak ettiğim ama yazmayı unuttuğum bir şeyi hatırlattın. Sanırım bir TV eleştirmeni de bu konuda bir şey yazmış, olayın baştan saçma olduğunu falan. Bir bilen anlatsın (Belki sevgili arkadaşım Bego biliyordur) evet sigorta kanser tedavisi sağlıyor ama hangi şartlarda? Yani belki sadece ilik Türkiye'de bulununca ve bu nedenle masrafı az olunca olabilir mi? Yurt dışından birini getiriyorlar mı? Bildiğim kadarıyla Türkiye'de yapılamayan tedaviler için yurt dışına gidilebiliyor ama bunu kanıtlamak deveye hendek atlatmaktan zor.

Ne güzel demişsin: Allah kimseyi düşürmesin.

Seyşelll: Lösemi nakli... :img-hyste :img-hyste
Teşekkür ederim.
Gelelim soruna evet yeni yeni bu durumda kalan hastaların eğer donörde bulunursa yurtdışına çıkmalarına ve tedavi bulmalarına izin veriliyor. Ama bununda ağır koşulları var. O şartlarıda herkes tutturamıyor. Benim yengem kanser tedavisi gördüğü için bu konuda yaşanan zorlukları az buçuk biliyorum. Kanser olan kişi örneğin kemoterapide kullanılacak ilaçları gidip kendi alıyor. Evet bazılarını SSK karşılıyor ama genelde SSK nın verdiği ilaçlar yan etkileri güçlü oaln ilaçlar olunca kalkıp piyasadan parayla daha pahalı ama güçlü ilaçlar alınıyor örneğin. Bir serum için kalkıp Anadolu yakasında yaşadıkları halde Avrupa yakasına geçip SSK ile uğraşıyorlar. Anlatmakla bitmez. Cidden yıpratıcı bir süreç. SSK hastahanelerindeki hijyendenmi yoksa personenlin yaşattıklarından mı bahsetsem bilmem. Onun için davulun sesi uzaktan hoş gelebilir ama yakından hiçde öyle değil.

Moonbeam diğer yazına genel olarak cevap verecek olursam ben bir annenin çaresizliğini kabul edecek olsamda genede aralarında bir çekim olduğunu düşünüyorum. O meşum gecenin ardından Kerem le dertleşene kadar ben ;Onur un Şehrazat a ciddi bir ilgi beslediğini hiç düşünmemiştim. Kerem e verdiği parayla ilgili yaptığı itirafın tam cümlesini sen eminim anımsayacaksın. İlk defa orada Şehrazat ıın adını vermeden bir kadını diğerlerinden ayrı bir kefeye koyduğunu ama onunda diğer kadınlar gibi olduğuna dair dert yanarken gördüğümde Şehrazat a ilgisini anlamıştık.
Ben hala hiç ama hiç ümit olmadığını söyleyen ve o iş yerinde kendisinden uzun süre çalışan Bennu nun ( ki farklı konularda BEnnu nun sözünü dinlerkende gördük örneğin işten ayrılma mevzsusunda) söylediklerini dinlemeyip genede Onur a gitti. Belki içindeki Annelik içgüdüsü asıl etkensede bir başka sebebi, beğendiği Onur un onu bu konuda hayal kırıklığına uğratmayacağına dair hayalperest umuduydu. Beğendiğimiz kişinin kusurlarını görmeyiveriz dedim ya. Bennu nun uyarılarına iltifat etmeyip genede Onur a gitmesini ben buna yoruyorum.

Onur un artık ilgisini açık açık ortaya koyduğundan bahsetmişsin. Asansördekiler işçilerdi ve şirkette asıl kaale alabileceği bir tek Kerem vardı. Toplantıda çocuğundan haber alamamış bir kadına yardım etmek söz konusuyduki, söz konusu çocuk lösemiliydi ve oda zaten lösemili çocuklara nasıl yardım edileceği üzerine Kerem inde bulunduğu bir toplantıydı. Gene abes kaçan bir hareket olduğunu düşünmüyorum. Çiftliktede diğerleri at binmeyi bilmezken ve zaten Onur la ortakda bri projede çalıştıkları için çok göze batmayan bir ilgi vardı. İlk yalnız kaldıkları anda Bennu ve Kaan da yanlarındaydı. Ki konuşma süreci onları beraber at binmeye götüren bir seyir izledim. Farkedilir özel bir çaba yoktu. Beraber yemeğe gittikleri andada Bennu hiç dikkat etmemiştir zira Keremiyle yalnız kaldı :) Onur un tüm göze sokmaları, aşırı ilgisi hep Kerem in yanında. :img-pilot Bu rekabet komik olsada aslında birazda ürkütücü. Eğer Kerem olmasa acaba Onur bu kadar Şehrazat ın peşine düşer miydi?

Hala inatla :) diyorum ki resimleri gördüğünde bile tüm şirket çalkalansa bile Bennu genede fena bir şey düşünmez. Arkadaşını savunur. Bunu duyduğunda mutluluktan en çok çıldıracak insanın o olması bir şeyi değiştirmez:) Kerem ine kavuşması için önüne bir fırsat gelecek bakalım Bennu ne yapacak.

moonbeam
27-02-07, 09:47
onur- firdevs arasındaki ilşkinin bir benzeri şehrazat - mihriban arasında gelişiyor. firdevs onuru, mihriban şehrazatı bu aşk konusunda cesaretlendiriyor. İkisininde Bu aşkın gidişatındaki etkileri tartışılmaz. Mihriban Onuru tanıdı ve onurun gözlerindeki aşkı gördü. Bakalım Firdevs Şehrazatla ne zaman tanışacak. Bir an şehrazatı Onurun evinde düşündüm de.
Ben hep düşünüyorum. :) Sabırsızlıkla bekliyorum Firdevs'in Şehrazat ve Kaan'la tanışacağı günü. Daha sonra Şehrazat hakkında Onur'a söyleyeceklerini, Onur'un ona Şehrazat'ı nasıl bulduğunu sorup sormayacağını. Eminim Firdevs Kaan'a çok canayakın davranacaktır. Acaba Peride Onur'un Şehrazat'a olan aşkını öğrendikten sonra Firdevs bu konuda ne biliyor öğrenmeye çalışacak mı?

Destek açısından Mihriban-Şehrazat ilişkisi benzese de ben onu biraz farklı görüyorum. Orda ki sevgi daha olağan. Onlar abla-kardeş gibi oldular. Şehrazat Mihriban'a "abla" diyor, Mihriban Şehrazat'a "bacım". Şehrazat Mihriban'a çocuğunun hayatını kurtardığı için minnettar, Mihriban da Şehrazat'a hiç bir şeyinin kalmadığını sandığı hayatta yaşamak için bir sebep, bir yuva verdiği için, oğlunu onunla paylaştığı için.

Firdevs-Onur ilişkisi bu kadar denk olmadığı için daha ilginç. Aralarında sevgi ve saygı olan bir patron-çalışan. Cinsiyet farklı, yaş farklı. Firdevs'i bu "katı" adamın insan yönünü ortaya çıkartıp bize Onur'u sevdirdiği için de çok seviyorum. İşyerinde ilk bölümlerdeki Onur'a bakan birisi onun çalışanıyla (Firdevs'e hizmetçi demeye dilim varmıyor) böyle bir ilişkisi olabileceğini hayal bile edemez.

pirpir
27-02-07, 09:48
Firdevs konusunu açınca aklıma geldi. Gerçektende annesi ile Onur un konuşmalarına mesafeli ama şirin bir merakla dalıp Şehrazat kim diye sorduğunda Onur un gıkını çıkaramayıp Firdevs e bakması, Firdevs in masumca Onur un bakışlarına cevap vermesi, o aralarındaki sözsüz diaolog çok çok güzeldi. Gerçekten çok beğendiğim bir sahnedir. Burda aslında Firdevs in tavırları tam anne şefkatindeydi. Çocuğunun hayatını merak eden ama onu diğerlerine karşı asla zora sokmayan sevgiyle yüklü bir merak.

moonbeam
27-02-07, 10:12
Yengene çok geçmiş olsun Pirpir.

O meşum gecenin ardından Kerem le dertleşene kadar ben ;Onur un Şehrazat a ciddi bir ilgi beslediğini hiç düşünmemiştim. Kerem e verdiği parayla ilgili yaptığı itirafın tam cümlesini sen eminim anımsayacaksın. İlk defa orada Şehrazat ıın adını vermeden bir kadını diğerlerinden ayrı bir kefeye koyduğunu ama onunda diğer kadınlar gibi olduğuna dair dert yanarken gördüğümde Şehrazat a ilgisini anlamıştık.
Aslında ben anlamıştım. Neden dersen Onur'un Şehrazat'a ekstra taktığı ve herkesten farklı ve daha acımasız davrandığı barizdi. Her ne kadar Bennu Şehrazat'a "Onur Bey’e aldırma. Bir tek sana böyle yapmıyor ki. Herkese yapıyor. Amaan, sert patron ya" dese de kovdurduğu kadın hariç (ki ona neden öyle davrandığı ortadaydı) kimseye böyle davrandığını görmedik. Onur'un Şehrazat'a Kerem'in deyimiyle "taktığı" belliydi. "Tabak sevdiği deriyi yerden yere çalar" misali gösterdi Onur sevgisini. Ne dedi Kerem'e? "Bi yanlışını görmedim ama illa görücem." Normal bir davranış mı şimdi bu?

Söz ettiğin konuşma şöyle:
Kerem - Sır gibi sakladığına göre bu kadın baya bir önemliymiş senin için. Yani halinden çıkan sonuç bu.
Onur (CD’yi değiştirir) - Öyleydi. Dün geceye kadar.
Kerem - Bak konunun özüne geliyorsun. Nasıl önemliydi?
Onur - Yani, galiba bu defa farklı diyordum. Bu başka diyordum.
Kerem - Ee?
Onur - Değilmiş. Hepsi aynıymış. Bir kere daha tecrübe etmiş olduk. Ben sana ne diyorum abi? Hı? Kadınların derdi aşk değil. Sevgi değil.
Kerem - Ne peki?
Onur - Para. Güç. Elde etme isteği. Aşktan başka her şey yani. Söyler misin bir kadının seni sevdiğine nasıl inanırsın?
Kerem - Nasıl yani?
Onur - Yani bir kadın naparsa tamam bu kadın beni seviyor dersin?
Kerem - Şöyle yaparsa seviyor diye bir şey yok. O belli eder kendini.
Onur - Etmiyor abi. Sen az buçuk bir değer veriyorsun, gözün tutarsa daha da değer vermeye hazırsın ama duvara tosluyorsun.
Kerem - Eyvah eyvah eyvah eyvah. Çok fena sarsılmışsın sen. Kim bu kadın ya?
Onur - Kimse kim. Biri.
Kerem - Allah Allah. İyi de naptı oğlum? Birşey yapmış ki böyle konuşuyorsun?
Onur - Boşa değer vermişim işte onu gördüm.
Kerem - Onur, bak, sen bir kadına değer vereceksin o da bir gecede bu değeri yerle bir edecek. Çok önemli bir şey yapmış olması lazım. Naptı?
Onur - Gecenin bedelini ödedim Kerem. Nakit olarak. Yeter mi?
Kerem - Ne diyorsun ya?

Ama ben daha önce anlamıştım. :img-wink: Bir kere para ile satın alınan kadınlara değer vermeyen adamın o teklifi bir testten başka amaçla yapmış olması mümkün değil. Bu testi neden "mal" tabir ettiği ve geçemeyeceklerinden emin olduğu kadınlara değil de Şehrazat'a yaptı? Neden Şehrazat hayır dediğinde, bağırıp çağırdığında o kadar mutlu oldu? Ona değer verdiği ve aslında reddedilmeyi istediği çok belliydi. Şehrazat kabul edince yıkıldı adam.
Alaycı ya da kayıtsız davranamadı. Değer vermediği bir kadın olsa alaycı olurdu tavrı.

Ben hala hiç ama hiç ümit olmadığını söyleyen ve o iş yerinde kendisinden uzun süre çalışan Bennu nun ( ki farklı konularda BEnnu nun sözünü dinlerkende gördük örneğin işten ayrılma mevzsusunda) söylediklerini dinlemeyip genede Onur a gitti.
Aslında Bennu'yu dinledi ve kovulmamak için Onur'a parayı neden istediğini söylemedi. Başına ne geldiyse bu yüzden geldi zaten. Bunun Onur'u beğenmesiyle bir ilgisi olduğunu sanmıyorum. (İlla beğendirmiycem Şeharazat'a Onur'u! Banane, banane, onu ben beğeniyorum. :img-hyste :img-hyste :img-hyste

Onur un artık ilgisini açık açık ortaya koyduğundan bahsetmişsin. ... Gene abes kaçan bir hareket olduğunu düşünmüyorum. ... Farkedilir özel bir çaba yoktu.
Yazdıklarımı "kimsenin yanında Şehrazat a karşı bu kadar atak değil. Hep yalnız olmalarını bekliyor" cümlesine cevaben yazmıştım. Bence asansöre koşup Şehrazat!a bağırması oldukça abesti. :img-hyste :img-hyste :img-hyste Ama ne demek istediğini anladım. Tabi ki hem Kerem duygularını bildiği hem de kendisi Kerem'in duygularını bildiği için ona karşı ve onun yanında hiç bir şey saklamıyor, inadına sahipleniyor.

unagi
27-02-07, 11:25
ben de ilk bölümlerle ilgili bir yorumumu ilave etmek istiyorum. ilk bölümü yeniden izledim. bence onur'un şehrazata baştan beri ilgi duyduğu çok açık. özellikle şehrazata dubai projesi koordinatörlüğüne getirildiğini söyledikleri bölümde. hatırlatmak için tarif edeyim. kerem- onur-şehrazat onurun odasında. onur şehrazata birşey içer misin diye soruyor. o da istemiyor ve teşekkür ediyor. o anda onurun şehrazata şanşınlık-çarpılma-hayranlık karışımı bir bakışı var. sanki o an aşık olmuş gibi. hatta kerem de durumun tuhaflığı fark ediyor. daha sonra şehrazat haberi duyunca sevinip gözlerini kaldırıp onura bakıyor. ama onur gözlerine bakamıyor ve kaçırıyor bakışlarını. yine ilk bölümden itibaren onur'un şehrazat suitini dinlediğini ve dertli dertli düşündüğünü burada yazmıştık.
yani demem o ki ilk bölümden beri kerem'in açıkça, onur'un derinden şehrazata ilgi duyduğunu görüyoruz. ama şehrazat'ın onura karşı birşey hissettiğini düşünmüyorum. çünkü o dönem tamamen oğlunu yaşatmaya yoğunlaşmıştı. onura gitti çünkü onunla çalışıyordu keremle değil. ama onurla aralarında garip adını koyamadığı bir çekim olduğunu hissetmiştir belki. bilmiyorum bence şehrazat erkeklere potansiyel sevgili/koca gözüyle bakmıyordu. dul kadın olması/ hasta çocuğu olması sebebiyle o tarafı tamamen es geçiyordu.

snowboard
27-02-07, 11:37
ben de ilk bölümlerle ilgili bir yorumumu ilave etmek istiyorum. ilk bölümü yeniden izledim. bence onur'un şehrazata baştan beri ilgi duyduğu çok açık. özellikle şehrazata dubai projesi koordinatörlüğüne getirildiğini söyledikleri bölümde. hatırlatmak için tarif edeyim. kerem- onur-şehrazat onurun odasında. onur şehrazata birşey içer misin diye soruyor. o da istemiyor ve teşekkür ediyor. o anda onurun şehrazata şanşınlık-çarpılma-hayranlık karışımı bir bakışı var. sanki o an aşık olmuş gibi. hatta kerem de durumun tuhaflığı fark ediyor. daha sonra şehrazat haberi duyunca sevinip gözlerini kaldırıp onura bakıyor. ama onur gözlerine bakamıyor ve kaçırıyor bakışlarını. yine ilk bölümden itibaren onur'un şehrazat suitini dinlediğini ve dertli dertli düşündüğünü burada yazmıştık.


Evet kesinlikle sana katılıyorum. Ben de ilk bölümün yorumunu yaparken aynı sahneden söz etmiştim. Hatta Şehrazat'a "birşey içer misin?" sorusunu sorduktan sonraki bakışı hakkında, son bölümlerdeki Onur bakışlarıyla bire bir aynıymış diye yazmıştım. Görülen o ki; Onur paşa Şehrazat'a "seni gördüğüm ilk andan beri şuramdasın" derken (kalbini göstererek), hakikaten doğru söylüyormuş. Paşa ilk günden beri aşka tutulmuş meğer:happy0064

pirpir
27-02-07, 12:33
Bir de hanımlar aşktan ziyade şöyle bir duygu vardır. Bunuda dikkatinize sunmak isterim. Genelde biri sizinle ilgilenmeyince ki bu fiziksel olarak çekicide bulduğunuz bir karakterse daha çok ona kendinizi göstermeye çalışıyorsunuz.
Bahsettiğiniz gibi Şehrazat o sıra oğlundan başka birşeyi gözü görmeyecek halde olsa bile, dul olmanın verdiği sorumlulukla aşırı temkinli/dikkatli olmanın verdiği bir korunma içgüdüsyle kendini saklarken bu Onur un dikkatini daha fazla çekmiş olabilir.
Diğer kadınlar kendilerini Onur un önüne atarken Şehrazat ın bir şeyleri korurcasına kendi kabuğuna çekilmiş sakınan halleri Onur un ilgisini ona yönlendirmiş olmalı diye düşünüyorum.
Sanırım Onur un o sıralardaki tüm o bağırıp çağırmalarıda Şehrazat a, ben burdayım kaldır başını bir bak, bana bak, beni gör, ilgilendiğini belli et demenin başka bir şekliydi:) Ne zaman Şehrazat onunla diğerlerinden farklı bir yolculuğa çıktı :D o zaman Onur da bağırmayı kesti :)

Kiyara
27-02-07, 13:28
Yanlış hatırlamıyorsam 2. bölümde Onur ve Kerem Onur'un odasına Şehrazat'ı çağırıp, Dubai projesinin koordinatörlüğüne getirdiklerini açıkladıkları bir sahne vardı.
Şehrazat deneme süresi sonunda işine son verildiği beklentisi ve buna dair kaygısını da yanına alıp, odaya girdi. Koltuğa tedirgin bir şekilde oturdu, başı önünde sanki kurbanlık koyun gibi olacakları beklemeye koyuldu.
Kerem Şehrazat'a birşey açıklamak için çağırdıklarını söylediğinde Şehrazat iyice umutsuzluğa kapılarak tahmin ettiği haberi duyacağı anı kafası önünde bekliyordu.
Hem Kerem hem Onur dikkatlice Şehrazat'ı izliyorlardı.
Kerem sözü Onur'a verdi.
Onur, "Şehrazat hanım" diye söze başladığında, Şehrazat "efendim" diyerek son derece naif, kırılgan ve hüzünlü bir tavırla kafasını kaldırdı ve Onur'a baktı.

İşte o an arkadaşlar, o an Onur konuşamadı.:img-in_lo

Şehrazat'ın tablonun karşısında dile getirdiği güzel, soylu ve hüzünlü tanımlamalarını o an Onur Şehrazat için içine kadar hissettiğinden ötürü resmen büyülendi ve nutku tutuldu.
Ne zaman ki Kerem onu konuşması için uyardı, o zaman Onur daldığı ilk aşk kıpırtıları dolu minik uykusundan uyandı.

O sahneyi hiç unutmam.
Onur için Şehrazat'a dair ilk ve çarpıcı duygu seline orada tanık olduğumuzu düşünüyorum.

Bundan sonra gelen teklif ve teklife gelen Şehrazat tepkisi Onur'un bir sonraki en çarpıcı duygu dışa vurumudur bana göre.
Onur orada yanılmadığını kısa süreli de olsa yaşamıştır ve sanki hayatında reddedilmekten bu kadar hoşlanacağı bir başka durum olamaz gibi gülümsemiştir.
Öyle ki yaptığı iğrenç test dahi bu memnuniyeti gölgeleyememiştir tabiki bu Onur'un bir süredir sahip olduğu hastalıklı ve saplantılı düşüncelerinin etkisiyle
bu şekilde yaşanmıştır.
Geri dönüp teklifi kabul eden Şehrazat Onur'un Şehrazat adına kurduğu, tüm saplantılarının dışında istisnai durum yaratan beklentilerini, hayallerini altüst etmiş ve istisna durum sıradan hale dönüşmüştür.
Bu durumda Onur da kadınlara karşı bilinen ve hükümsüren tepkilerine geri dönerek, acımasızlaşmıştır.
Kendisini hayatta bu yargılara getiren bir dizi deneyimin en sonuncusundan bu yana ilk kez farklı düşünmeye sevk eden kişinin kendince yine aynı kefeye girmesi Onur'u agresifleştirmiş ve adeta onu sözleriyle, imkansız talepleriyle hırpalama dönemine girmiştir.
Bir yandan da siyah geceden itibaren beklediği malum kefeye ait ilave tepkileri alamadığı Şehrazat Onur da hem merak uyandırmakta hem de bir türlü işin mantığını çözemediği için iyice hırçınlaştırmaktadır.
Onur bu belirsiz gidişata dur diyebilmek için, şu anda pek çok detayına girmediğim veya koşullarını ortaya koymadığım bir ikinci teklife cesaret etmiştir.

Onur Şehrazat'tan teklif öncesi kesinlikle onun şartlarına ve deneyimlerine göre oldukça etkilenmiştir.
Şehrazat açısından ise böyle bir durum söz konusu değildir.
Şehrazat kendini özellikle teklif günlerinde çok ağır seyreden Kaan'ın sağlık problemlerine adamış olmakla beraber, sonraları zaten iyice ortaya çıkan kaybettiği eşine duyduğu derin bağlılığın da büyük etkisiyle hiçbir arayışın içinde olmamıştır veya Onur'a elinde olmadan dahi hiçbir şey hissetmemiştir.
Sadece Onur Şehrazat'ın saygı duyduğu veya saygın olmasını beklediği bir patron iken, bu noktada yaptığı teklif ile Şehrazat'ı hem ahlaken yaralamış hem de derin bir hayal kırıklığına uğratmıştır.

pirpir
27-02-07, 13:44
Arkadaşlar siz ısrarla daha evvel Şehrazat ın Onur a hiç bir his beslemediğini düşündüğünüzü ifade ediyorsunuz :) Bende neden olmasın diyorum :)
Hepiniz Şehrazat ı azize yerine koydunuz. Bir itirazım yok. Pek çok kadına göre yaşadığı tüm o ağır şeylere rağmen dimdik ayakta. Bu bile büyük bir zaferdir.
Ama gene her şeye rağmen Şehrazat çok genç ve yalnız bir kadındır. Neden olmasın? Neden bir erkeği beğenmesin? Bunu hepiniz diskalifiye etmiş görünüyorsunuz ama ben aynı sizlerin kocasının anısına sıkı sıkıya bağlı bir kadın olarak nitelediğiniz kişinin sonuçta bir kadın olduğunu, kanlı,canlı bir kadın olduğunu dikkate almanızı isterim.
Kocasıyla uzun uzadıya birlikte olamamış belkide bazı şeyleri çocuğunun çok erken olması dolayısıyla yaşayamamış bir kadın.
Evliliğindeki mutlulukları bile Burhan Bey ve ailesinin tavırları yüzünden gölgelenmiş, hayata yeni atılan 2 genç insan var. Bu iki insan gerçekten birbirlerini tanımak ve sevgilerinin olgunlaşması için zaman bulamamışlar. Eşlerden biri diğerini ölümüyle yalnız bırakmış. Ben Şehrazat da, başından evlilik geçmiş, çocuğu olan bu kadında görmüş geçirmişlikten çok yaşanmamışlık duygusunu algılıyorum.
O yüzden ben hala daha evvelden Onur u beğenebileceği hükmü üzerinde duruyorum. Gözü görmesede, kalbininde kör olacağı anlamına gelmezki bu.
Aksi takdirde kedisini adi bir kadın yerine koyan bir adama bu kadın kesinlikle elini vermez. Veremez. Çünkü gerçekten gururlu bir kadın. Bennu ile olan tek tartışmasını anımsayın. Kerem hakkında Bennu nun dediklerni duyar duymaz, en yakın arkadaşını, en zor zamanında yanında olan kişiyi bile dinlemeden çekip gitti.

moonbeam
27-02-07, 13:50
Bir de hanımlar aşktan ziyade şöyle bir duygu vardır. Bunuda dikkatinize sunmak isterim. Genelde biri sizinle ilgilenmeyince ki bu fiziksel olarak çekicide bulduğunuz bir karakterse daha çok ona kendinizi göstermeye çalışıyorsunuz.
Bahsettiğiniz gibi Şehrazat o sıra oğlundan başka birşeyi gözü görmeyecek halde olsa bile, dul olmanın verdiği sorumlulukla aşırı temkinli/dikkatli olmanın verdiği bir korunma içgüdüsyle kendini saklarken bu Onur un dikkatini daha fazla çekmiş olabilir.
Diğer kadınlar kendilerini Onur un önüne atarken Şehrazat ın bir şeyleri korurcasına kendi kabuğuna çekilmiş sakınan halleri Onur un ilgisini ona yönlendirmiş olmalı diye düşünüyorum.
Kesinlikle öyle. Şehrazat hem Onur'a, hem Kerem'e, genelde erkeklere karşı mesafeli bir kadın. Bu da erkeklerin onu farklı ve çekici bulmasına neden oluyor. Mesela Kerem ne demişti Şehrazat'tan için? "Çok farklı bir kadın değil mi? Soylu bir havası var bir kere. Farklı yani. " Şehrazat'ı "soylu"* bulmasının nedeni o uzak ulaşılmaz edası. Dediğin gibi o Jale gibi kadınlardan sonra özellikle Onur'a çok çekici gelmiş olmalı.

Sanırım Onur un o sıralardaki tüm o bağırıp çağırmalarıda Şehrazat a, ben burdayım kaldır başını bir bak, bana bak, beni gör, ilgilendiğini belli et demenin başka bir şekliydi :) Ne zaman Şehrazat onunla diğerlerinden farklı bir yolculuğa çıktı :D o zaman Onur da bağırmayı kesti :)
Bunu düşünmem lazım. Onur'un dikkat çekmeye çalıştığından emin değilim. Beğendiği insana kötü davranmak bir savunma mekanizmasıdır, çaktırmamak için. Özellikle de bu insanı beğenmemen gerektiğini düşünüyorsan. Onur zaten tüm kadınlara karşı önyargılı ve belki de onu beğendiği için Şehrazat'a kızgın. Kendi duygularının acısını ondan çıkarıyor.

* Bunu yazarken şunu farkettim: Kerem Şehrazat'ı soylu buluyor, Onur Şehrazat'ı soylu buluyor. Bu durumda Şehrazat'ın Peride'nin "soylu soplu" kriterine uyması gerekmez mi? :img-hyste :img-hyste :img-hyste

moonbeam
27-02-07, 14:08
Ama gene her şeye rağmen Şehrazat çok genç ve yalnız bir kadındır. Neden olmasın? Neden bir erkeği beğenmesin? Bunu hepiniz diskalifiye etmiş görünüyorsunuz ama ben aynı sizlerin kocasının anısına sıkı sıkıya bağlı bir kadın olarak nitelediğiniz kişinin sonuçta bir kadın olduğunu, kanlı,canlı bir kadın olduğunu dikkate almanızı isterim.
Bunun azizelikle bir ilgisi yok sevgili Pirpir. Normal koşullar altında haklısın derim. Ama sözü edilen dönemde Şehrazat'ın koşulları hiç de normal değil ki. Çocuğu ölümcül bir hastalığın pençesinde, onun kurtulup kurtulamayacağını bilmiyor, kendisine destek olacak doğru dürüst kimsesi yok. Oğlunun sabaha çıkıp çıkmayacağını bilmediği siyah geceler yaşıyor. Böyle bir zamanda ne Onur'un erkek olduğunun farkındadır, ne de kendisinin genç bir kadın. Tek kimliği anneliğidir. Sanırım herkesin söylemek istediği bu.

Diyelim ki Burhan Bey parayı verdi, o siyah gece hiç yaşanmadı, Kaan iyileşti. Şehrazat'ın Onur'dan hoşlanmayacağı ve Onur'un onu yaralamadan bir teste tabi tutup ona bir şans vermeyeceği ne malum?

pirpir
27-02-07, 14:26
Bunu düşünmem lazım. Onur'un dikkat çekmeye çalıştığından emin değilim. Beğendiği insana kötü davranmak bir savunma mekanizmasıdır, çaktırmamak için. Özellikle de bu insanı beğenmemen gerektiğini düşünüyorsan. Onur zaten tüm kadınlara karşı önyargılı ve belki de onu beğendiği için Şehrazat'a kızgın. Kendi duygularının acısını ondan çıkarıyor.



Onur un hoşlandığı bir kadın olsunda bunu insanlardan saklama gereğini duysun. Bu bana şu an gördüğüm Onur la ilgili gibi gelmiyor. Zaten Onur da öyle olmamalı. Zira Onur un çizdiği profil şu. Ben ne istersem elde ederim. Kimseden korkmam. Onur un gurur gibi taşıdığı bu kibir diğer insanlara karşı koyduğu mesafeninde açılımı. Onur o zamanda Şehrazat ı beğeniyordu. Ama Şehrazat dan ilgi görememekten şikayetçiydi. Eğer Şehrazat ile her hangibi başka yoldan bağ kuralabileceğini ve ona yaklaşabileceğine böylece onu ele geçirebileceğine inansa zaten o sırada Şehrazat ı hırpalamazdı. Hırpaladı çünkü Şehrazat onunla olan her dialoğa kapalıydı. O siyah gece öyle yada böyle Şehrazat a yaklaşması için fırsatı verdi. Şimdi bu yakaladığı fırsattan pişmanlık duysada eğer o gece olmasasydı Şehrazat Onur a Kerem den bir gram fazla ilgi gösterir miydi? İşte mesela orada. Ben tüm o Kaan ın sağlık problemleri aşıldıktan sonrada ilgi göstereMEyeceğini düşünüyorum. Zira Şehrazat ölesiye korkuyor. Onu kabuğundan çıkarmak çok zor. Onur un şu ana kadar Şehrazat a döktüğü dillerle en az on kız:img-hyste baştan çıkardı. Şehrazat bir elini verdi şimdiye kadar :img-wink: Savaş biraz kanlı olacak gibi :icon_whis
Genede sizin fikirlerinizde bana olmazmış gibi gelmiyor, doğrusu savlarınızı güzel ortaya sürüyorsunuz ama ben birazda karşı fikir yaratmak istediğim için bu konuda diretiyorum. Didik didik edince daha enterasan şeyler düşünüyor insan. Umarım bu fikir teatisi ile kimseleri sıkmıyorumdur:)

Kiyara
27-02-07, 14:57
Sevgili Pirpir,

Şehrazat'ın daha önce de Onur'a birşeyler hissettiğini veya hissetmiş olması gerektiğini söylemişsin aksi takdirde siyah geceye rağmen Şehrazat Onur'a karşı bu noktaya gelemezdi diyordun.
Şimdi bu noktada bir varsayımdan bahsediyoruz yani seni yanlış anlamadıysam bu bir böyle olmalı diyorsun zira ben daha öncesinde Şehrazat'ın Onur'a dair ufak, belli belirsiz anlık bir zaafını, beğenisini, ilgisini gösteren bir kareyi izlemedim.
Veya böyle bir kare vardı da ben mi atladım?
Samimiyetle soruyorum atlamış olabilirm lütfen varsa hatırlatın.

Böyle bir veya daha fazla sahne olmadığını varsayarak yorumuma devam edicem ama eğer cevap gelirse vardı diye onu da konuşuruz.

Şehrazat Onur'a karşı teklifler sonrasında nefret boyutuna geldi.
Onur'un bulunduğu ortamlara tahammül bile edemediğini bir an önce başka bir iş bulmayı garanti etmek kaydıyla oradan gitmeyi kafasına koydu.
Aradığı gibi iş imkanına rastlayamadı ve zaten de sonradan öğrendik ki gelebileceklerin önü de Onur tarafından kesilmişti.
Şehrazat ile ilgili gerçeklerin ortaya çıkması Onur açısından tüm soru işaretlerinin açığa çıkmasını çok ama çok acı bir şekilde sağladı.
Bundan sonra Onur acı çekerek, defalarca özür dileyerek Şehrazat'ın gözünde aklanmayı ümit etti, kendi kendini bir taraftan da yargılamaya devam da etti.
Şehrazat'a kendini hem bu yolla affettiremeyeceğini anlayan ve zaten içinde daha önce başlamış ama bir süredir adeta alabora olmuş etkilenme, hayranlık ve ufaktan aşk kıpırtıları yerini gerçeklerle kuvevtli bir aşka da bırakınca teklif öncesi gönlünde istisna bir yere oturttuğu Şehrazat'a gelişmeler sonrası gönlünün sultanı yapma niyetini açıkladı.
Onur siyah geceden başlayarak, buna dair duyduğu kuvvetli pişmanlığa vurgu yaparak ama bu pişmanlığın altında insanlık olduğu kadar her daim aşkın olduğunu belirterek ve daha eşi benzeri az rastlanır yoğunlukta ve netlikte duygularını, kalbini açarak asla sıradan olmayan bir evlenme teklifi yapmıştır.
Söyledikleri, söyleyiş tarzı, tüm yaşananların birbirine olan etkisi, Onur'un kendini samimi aşık bir erkek olarak ortaya koyması çok başarılıdır.
Bu başarıdan ötürü Şehrazat bu tekliften, bu aşktan, bu samimiyetten etkilenmiş, bir an bile kendisine bunun vicdanını temizlemek adına yapıldığı düşüncesine yervermemiştir.
Bu noktadan itibaren Şehrazat'ın kalbinin seçimi olan bir etkilenme, ister istemez karşılıklı duygular besleme başlamıştır.
Kanımca durum budur.:img-wink:
Pirpir farklı fikirlerimizi ortaya koymak ve tartışmak son derece keyifli ve düzeyli.
Keşke fikirler hep böyle tartışılsa.
Ben durumdan gayet memnunun sadece daha fazla yazamamaktan muzdaribim.
Sizleri keyifle okuyorum bu da güzel çok şükür.
Allah forumumuzu amacı ne olduğu belli olmayan, diziyi izleyenleri de içine alan karalama uygulamasıyla haşırneşir forum hackerlarından korusun.
Amin.:img-wink:

MankenCocuk1987
27-02-07, 18:10
Öncellikle sunu söylemeliyim ki, benim yazimla Atv'de yayinlanmakta olan Sila adli Dizi projesiyle bir baglanti kurmaniz cok absürd bir durum, hatta komik ötesi birsey. Ben yazimda Sila adli Dizi ile Bin Bir Gece adli Diziyi kiyaslamadim, siz neden böyle bir kiyaslamaya giriyorsunuz ki?

Evet, ben Atv'de her hafta cuma aksamlari yayinlanan Sila adli Tv dizisini severek ve büyük bir begeniyle izliyorum, ancak bu durum benim baska dizileri seyretmedigim yada Dizifilm.com'da baska diziler hakkinda yorum yapma iznim olmadigini ifade etmiyor. Yoksa bu sitede, bir dizi hakkinda yorum yapiyorsan, diger bir dizi hakkinda yorum yapman yasak mi? Benim bildigim kadariyla böyle bir durum yok, eger yanlis biliyorsam, lütfen düzeltin.:img-hyste

Sonra sevgili Seysell, sizi gönülden tebrik ediyorum, benim bir yanlis kelime kullanmamdan istifade ederek, benimle dalga gecmissiniz. Varin gecin, viz gelir bana. Ben Almanya'da dogup, büyüyen ve hala yasaminin büyük kismini Almanya'da sürdüren biri olarak türkcemden gayet memnunum, hatta kendini begenmislik gibi algilamayin, ama gurur bile duyuyorum. Hem ben sadece türkceyi degil, almancayida, ingilizceyide ve kürtceyide gayet iyi konustugumu düsünüyorum. Fransizcayida az bucuk bilirim, ama bu dilde fazla iddali oldugum söylenemez. Simdi sevgili Seysell siz kac dil biliyorsunuz yada bir dilde kendinizi ifade ederken hicmi hata yapmiyorsunuz?
Evet, kabul ediyorum, ilik nakli yerine "lösemi nakli" kullanmam komik olmus, ancak benim yazimi okuyan herkesin benim ne ifade etmek istedigimi anladigini düsünüyorum. Hem ne güzel hep birlikte gülmüs olduk, degil mi?

Beni bu konuda anladiginizi düsünerek, tekrar Bin Bir Gece Dizisi hakkindaki görüslerimi paylasmak istiyorum sizinle, izin veriyorsunuz degilmi?
Vermeyin gitsin ya, ben yinede yazacagim.:img-hyste

Simdi sevgili Mojo tabikide herseyi mantik cercevesine oturtmamiz sacma olur, her dizide oldugu gibi Bin Bir Gece'dede ufak tefek, yada büyük kücük mantik hatalari olmustur ve olacaktirda. Hem inan bana ben dizi izlerken mantik hatalarina takilan birisi degilim, ben bir diziyi izlerken nedense göremiyorum ufak tefek mantik hatalarini.

Ama benim görüsüm Bin Bir Gece Dizisinin temelinde bir mantiksizlik vardir, ki bu durum bana cok absürd geliyor ve ne yazik ki gözden kacacak gibide degil. Benim görüsümde hic bir kadin kendisine ahlaksiz teklif edip, onunla birlikte olan adamla bir arkadasliginin, ne dostluk anlaminda nede ask anlaminda, baslamasina izin vermez. Hadi diyelim is iliskisini kesmezi bazi sebeblerden dolayi mümkün degil, ki ben ödüllü bir mimara kendisinin bile is aramadan is tekliflerinin yagcagini düsünüyorum.

Benim anlamadigim nokta neden bir kadin kendisine böyle bir igrenc durumu yasatan adami özel hayatina sokar? Aciklayabilirmisin bana bu durumu? Ilk yazimda belirttigim gibi, eger esas kiz bu olay öncesinde farkli tanimis olsaydi bu adami, bundan ibaret bir karakter olduguna karar verip, hayatina sokabilirdi, ama durum bu degil ki. Esas kizla esas oglanin tanismalari, daha dogrusu hayatlarinin kesismeleri bir ahlaksiz teklif üzerine kurulu. Bu sebebeten dolayida esas kiz esas oglani sekiller ve sartlar ne olursa olsun kendi arzu ve istegiyle hayatina sokmasi, gercek hayatta ancak 0.00000000000000001 %, rastlanacak bir durum, hele Sehrazat gibi bir kadin tarafindan bu duruma onay cikmasi herhalde ihtimal disidir, yüzdeye bile vurmamiza gerek yok.

Ama dedigin gibi Bin Bir Gece bir dizidir, bir kurgudur. Olaylarin benim yazdigim gibi gelismesi gerekirken, benim yazdigima zit ve farkli gelismesi kacinilmazdir, suan izledigi rotayi secmesi bir dizi oldugu icin gayet dogaldir yani. Eger esas kiz esas oglana asik olmazsa diziyi kim izler ki? Illaki bir dizide ilginc seyler, gercek hayatta ihtimal bile vermeyecegimiz olaylar gelisecek ki, dizide izlensin.

Zaten Bin Bir Gece hakkinda edinmis oldugum ilk gözlemlerim her Bölüm onaylaniyor. Bin Bir Gece bir zamanlar Atv ekranlarinda büyük basarilara imza atan, seyirci tarafindan büyük alkis alan, Aliye dizisinin „Sehrazat“ versiyonudur. Yani bir baska degisle Aliye 2 ekranlara geri döndü. Türk halkida Aliye dizisini unutamadigi icin, bu dizinin etkisi altinda kaldigi icin Bin Bir Gece'yi izliyor. „Calinti“ dememiz hata olur, nede olsa bu büyük benzerligin sebebi yönetmenin ayni olmasidir. Birde sunu merak ediyorum, Türk halki „Cocuklarim olmadan asla“ yada „Cocugum bir yana, dünya bir yana“ slogoniyla ekrana gelen dizilerde ne gibi farkliliklar bulup, izleyebiliyor bu gibi projeleri? Sonucta her türk annesi böyle degilmidir? Belkide biz türk halki farkliliklara, yeniliklere acik bir halk degiliz. Neyse zevkler ve renkler tartisilmaz digerek bu sohbeti burda kapatalim, bir baska konuya gecelim.

Mesela Bin Bir Gecede verilen sosyal icerikli mesaj sizi tatmin ediyormu yada Bin Bir Gece ne gibi bir sosyal icerikli mesaj yada mesajlar veriyor seyircisine? Organ bagisini, daha dogrusu lösemi tedavisi icin gerekli kan bagisna yönelik mesajlar vermesi gerekirken, neden bu konu dizide yeterli duyarliliga sahip degil? Izledigimiz tek sey sirket yöneticilerinin bir iki kere toplanip bu konu hakkinda fikir yürütmeleri, bir faaliyet ne yazik ki daha göremedik. Hem her köklü sirket, her kendi alaninda bir numara olan sirket, sosyal faaliyetler gösterir, bunun dizide böyle islenmesi farkli ve yeterli bir durum degil. Zaten Onur ve Kerem isin icinde Sehrazat'la ayni ortamda bulunma olasiligi oldugu icin, bu sohbettlere dahil oluyorlar, yoksa bu isleri o soguk, kendilerini entel zanneden anneleri üstleniyor, degil mi?

Kisaca özetlemek gerekirse, sadece parasi olan mi, lösemi kampanyalarina destek verebilir? Siradan bir vatandasin, basit bir kan bagisi belkide yeni bir umut, yeni bir hayat demek degilmidir? Bu konuda ben Bin Bir Gece dizisinin yeterli duyarliligi gösterdigini düsünmüyorum.

Yeri gelmisken sunuda ifade edeyim, ben bir dizifilmin illaki bir sosyal mesaj vermesi gerektigini düsünmüyorum, ama madem ki dizifilmler reyting rekorlari kiriyor, genis kitlelere ulasiyor, o vakit dizifilmlerin sosyal icerikli mesaj vermeleri taktir edilmelidir. Hele türk vatandasinin en cok TV izleyen milletler arasinda üst siralarda bulunmasini göz önünde bulundurursak.

Arzu ederseniz tekrar Bin Bir Gece'nin basrol oyuncusu Bergüzar Korel hakkinda konusalim. Kesinlike haklisiniz, önemli olan Bergüzar Korel'in dizide gösterdigi performanstir, özel hayatina kimse karismamali. Ancak „dizi manyagi“ olmus türk halki ne yazik ki oyuncularin özel hayatlarinada karisiyorlar, yada baska bir deyimle bu oyuncularin özel hayatlarindan etkileniyorlar. Dolayisiyla yayinlanmakta olan bir dizifilm yada bir sinemafilmi bu durumdan ister istemez payini aliyor. Size „Aliye skandalini“ hatirlatmak isterim. Sanem Celik'in yasadigi bir olay yüzünden, bu oyuncunun canlandirdigi Aliye karakteri büyük bir itibar kayibina ugramistir, dizinin reytingleri düsmüstür.

Ben üstüne basa basa tekrar belirtmek isterim ki, Bergüzar Korel istedigi herseyi yapabilir, istedigi her iliskiye girebilir, ama benim bunu illaki dogru bulmam, taktir etmem gerekmiyor. Mesela siz Bergüzar Korel'in siki dost oldugu Ceyda Düvenci'nin eski sevgilisi Tan Sagtürk'le olan berarberligini normal karsilamissiniz. Ne güzel size, ama ben „igrenc“ buluyorum. Sunuda belirtmek isterim, ben kesinlike muhafazakar degilimdir, sadece kökenlerine, atalarina bagli bir cagdasim.

Son olarak sevgili Pirpir benim Bin Bir Gece'yi izlemedigimi, takip etmedigimi nerden cikarttiniz? Ben Bin Bir Gece'yi takip ediyorum. Ancak izlemek, takip etmek baskadir, begenmek baskadir. Hem belkide bazi projelere dahil oldugum icin izlemek zorundayimdir? Bu durum sadece Bin Bir Gece icin gecerli degil, daha bir cok begenmedigim, ama izlemek zorunda oldugum Tv yapimlari icinde gecerlidir. Kendimi yeterli bir sekilde ifade ettigimi düsünerek, bu aksam keyif dolu bir bölüm izlemenizi temmeni ederim.

RODYA
27-02-07, 18:36
Arkadaşlar siz ısrarla daha evvel Şehrazat ın Onur a hiç bir his beslemediğini düşündüğünüzü ifade ediyorsunuz :) Bende neden olmasın diyorum :)
Hepiniz Şehrazat ı azize yerine koydunuz. Bir itirazım yok. Pek çok kadına göre yaşadığı tüm o ağır şeylere rağmen dimdik ayakta. Bu bile büyük bir zaferdir.
Ama gene her şeye rağmen Şehrazat çok genç ve yalnız bir kadındır. Neden olmasın? Neden bir erkeği beğenmesin? Bunu hepiniz diskalifiye etmiş görünüyorsunuz ama ben aynı sizlerin kocasının anısına sıkı sıkıya bağlı bir kadın olarak nitelediğiniz kişinin sonuçta bir kadın olduğunu, kanlı,canlı bir kadın olduğunu dikkate almanızı isterim.
Kocasıyla uzun uzadıya birlikte olamamış belkide bazı şeyleri çocuğunun çok erken olması dolayısıyla yaşayamamış bir kadın.
Evliliğindeki mutlulukları bile Burhan Bey ve ailesinin tavırları yüzünden gölgelenmiş, hayata yeni atılan 2 genç insan var. Bu iki insan gerçekten birbirlerini tanımak ve sevgilerinin olgunlaşması için zaman bulamamışlar. Eşlerden biri diğerini ölümüyle yalnız bırakmış. Ben Şehrazat da, başından evlilik geçmiş, çocuğu olan bu kadında görmüş geçirmişlikten çok yaşanmamışlık duygusunu algılıyorum.
O yüzden ben hala daha evvelden Onur u beğenebileceği hükmü üzerinde duruyorum. Gözü görmesede, kalbininde kör olacağı anlamına gelmezki bu.
Aksi takdirde kedisini adi bir kadın yerine koyan bir adama bu kadın kesinlikle elini vermez. Veremez. Çünkü gerçekten gururlu bir kadın. Bennu ile olan tek tartışmasını anımsayın. Kerem hakkında Bennu nun dediklerni duyar duymaz, en yakın arkadaşını, en zor zamanında yanında olan kişiyi bile dinlemeden çekip gitti.

Arkadaşım bu konu çok karmaşık, ve belkide hiç bir zaman net aydınlanamayacağımız bir şey belkide.Şehrazat tam olarak ne zaman onurdan hoşlanmaya başladı ,olayın öncesinde de bir beğenisi var mıydı?....Bende senin gibi düşünüyorum.Neden olmasın?

Kiyaracım,sorunun cevabı kesinlikle böyle bir ipucu alamadık.Son 2-3 bölümde şehrazatın duygularıyla ilgili ipuçları görebiliyoruz

RODYA
27-02-07, 18:56
Yanlış hatırlamıyorsam 2. bölümde Onur ve Kerem Onur'un odasına Şehrazat'ı çağırıp, Dubai projesinin koordinatörlüğüne getirdiklerini açıkladıkları bir sahne vardı.
Şehrazat deneme süresi sonunda işine son verildiği beklentisi ve buna dair kaygısını da yanına alıp, odaya girdi. Koltuğa tedirgin bir şekilde oturdu, başı önünde sanki kurbanlık koyun gibi olacakları beklemeye koyuldu.
Kerem Şehrazat'a birşey açıklamak için çağırdıklarını söylediğinde Şehrazat iyice umutsuzluğa kapılarak tahmin ettiği haberi duyacağı anı kafası önünde bekliyordu.
Hem Kerem hem Onur dikkatlice Şehrazat'ı izliyorlardı.
Kerem sözü Onur'a verdi.
Onur, "Şehrazat hanım" diye söze başladığında, Şehrazat "efendim" diyerek son derece naif, kırılgan ve hüzünlü bir tavırla kafasını kaldırdı ve Onur'a baktı.

İşte o an arkadaşlar, o an Onur konuşamadı.:img-in_lo

Şehrazat'ın tablonun karşısında dile getirdiği güzel, soylu ve hüzünlü tanımlamalarını o an Onur Şehrazat için içine kadar hissettiğinden ötürü resmen büyülendi ve nutku tutuldu.
Ne zaman ki Kerem onu konuşması için uyardı, o zaman Onur daldığı ilk aşk kıpırtıları dolu minik uykusundan uyandı.

O sahneyi hiç unutmam.
Onur için Şehrazat'a dair ilk ve çarpıcı duygu seline orada tanık olduğumuzu düşünüyorum.

.

Kiyaracım ,evet bende o sahneyi unutamam.Onurun baştan beri için için şehrazata yanık olduğundan şüphe yok zaten.Onurun doğrudan şehrazatın gözlerine,yüzüne bakamaması..O sahnelerde harikaydı:good:

mojo
27-02-07, 19:10
MAnkençocuk,

Elbette eleştirirsin,kimse buna bir şey demiyor,sadece eleştirilerinin ifade tarzı tamamen limon sıkmak amaçlı geliyor bize.Gelelim yazılarına,

Aliye2 olduğuna katılmıyorum,neden dersen Aliye'de baştan sona çocuklarına kavuşmaya çalışan bir annenin dramı vardı,temel konu buydu ve yan konular bitirildi.Binbir Gece ''Ahlaksız Teklif'' dizisi değildir ''çocuğum olmadan asla'' dizisi de değildir.Şehrazat çocuğu için ağır bir teklife evet dedi diye dizi bundan ibaret olamaz,çünkü sonrasında yaşananlar çok farklı.Benzerlik kurulamayack kadar farklı bence.En büyük farkı da aşk.İnkar edilemez sanırım bu.

Esas kızla esas oğlanın tanışması o geceye de mahsus değil.Biraz daha dikkat.

Böyle bir geceden sonra hayatına nasıl sokar? Bununcevabının olmadığını benim kadar sende biliyorsun bence,insan duyguları mantık çerçevesinde işlenmez,olmaması çok daha yakın bir ihtimal ama %1 bile olsa olma ihtimali vardır ve dizide bu işlenmektedir.Ayrıca Onur karakterini de gözden çıkarma,Şehrazat'a nasıl davrandığı bağlamında yaklaşırsan %1 ihtimalini elde edersin.Onur da hayali bir karakterdir,umurumda değil hani,dizi bu.Milyonda bir rastlanacak durumlar işlenir.

Sosyal mesajlar...Dizi sosyal mesaj vermek zorunda değil ki? Böyle bir misyonu kimse yükleyemez.KAldı ki,o işe yaramıyor dediğin toplantılarda,Firdevs ile Onur'un konuşmalarında aslında ilik bankası kurmanın bağış yapmanın çok kolay olduğuna değinildi.Sana yetersiz geldi ise yapacak bir şeyim yok,ben öğrenmem gerekeni öğrendim.Uzun uzun nutuk atacak halleri yoktu bana göre.

Sende umarım keyif alırsın,zira takıldığın konuların haricinde bile çok güzel...Kolay kolay dizilerde görmediğim kadar güzel hani :)
Görüşürüz.

RODYA
27-02-07, 19:32
Firdevs ve mihribandan bahsetmişsiniz.Gerçekten dizinin vazgeçilmez iki,gizli,temel direği firdevs ve mihriban.Benim favorim kesinlikle firdevs:good: Firdevsin şu ana kadar ki katkıları müthiş.Mihribanda işe yaradı ama onurun harekete geçmesi gerektiği için,onu yüreklendiren firdevsin fonksiyonu çok çok daha önemli:img-wink:

Arkadaşlar başlıyor yeni bölüm.Yorumlarımızla 2 saat sonra görüşmek üzere:img-wink:

seyşelll
27-02-07, 20:09
Öncelikle moonbeam'cim, yorumlarını okumayı gerçekten özlemişim. Burada da yine derinlemesine yorumların tadından yenmiyor.:img-wink:

Hepsini olamasa da son yazılanları okudum ve gördümki bu sayfadaki kaliteli yorum sayısı artmış. Devamlı yazan herkesin ellerine sağlık. Eskiden de bu sayfa böyle idi. Bu sayfada yazma şevkimin kırılmasının en büyük nedenlerinden biri, kimsenin birbirini okumamasıydı. Herkes, diğerinin ne dediğinden habersiz yazardı. Umarım bu durum değişmiştir.

Bu kadar erken geleceğini düşünmemiştim. Hatta bu dizi bu noktadan sonra nereye gidebilir ki diye düşünmüştüm ama tempoyu düşürmeden gayet güzel 14. bölüme kadar getirdiler. 3. Bölümden sonra şöyle yazmıştım: Benim hala en merak ettiğim Onur'un Şehrazatın çocuğu olduğunu öğrendiği an. Pişman olscak mı? Yaptıkları için içi sızlayacak mı? Bu konuda beni kesinlikle hayal kırıklığına uğratmadılar. Bu çok kritik sahne çok güzel planlanmıştı. Gerçeklerin Onur'un kafasına bir bir dank etmesi Halit Ergenç'in mükemmel oyunculuğuyla çok iyi yansıtıldı. Önce annesiyle Şehrazat'ın tanıştığına şaşırdı. Sonra tanışma mekanının Lösemili Çocuklara Umut Vakfı toplantısı olmasına. Bunu duyunca şaşkınlıkla Şehrazat'a baktı. Ama her bir cümle beynine balyoz gibi iniyordu. (Fonda kullanılan müzik de bunda çok etkiliydi) Bir sonrakinde Şehrazat'ın bir oğlu olduğunu ve ona ilik nakli yapıldığını öğrendi. Sonra sürecin ne kadar zor olduğunu ve Şehrazat'ın ne kadar acı çektiğini. Artık tahmin etmiş olmalı ama yine de sonra en büyük darbe geldi. Tedavinin ne kadar pahalıya malolduğu. Onur bunu duyduktan sonra çok fazla dayanamadı, kendini dışarı dar attı. İlk teklifini yaptığı akşam Şehrazat'ın oturup ağladığı merdivende duralaması güzel bir detaydı. Neredeyse o da aynı yere çökecek haldeydi. Onur'un pişmanlığı benim gibi zor beğenen bir seyirciyi bile tatmin edecek kadar iyi işlenmişti.
O kadar güzel açıklamışsınki moonbeam, bölmeye kıyamadım; tamamını alıntı yaptım:). Diğer bölüm yorumlarını da okudum fakat 6. bölüm benim de merakla beklediğim bölüm olduğu için bu yorumun daha çok dikkatimi çekti.
6. bölümün bu ilk sahnesi benim de içime işledi ve gerçekten en önemli sahnelerinden biriydi. Halit Ergenç'in oyunculukta aştığını düşündüğüm sahne bu idi sanırım. ve çok ince yazılmış, çok detaylı.
- Onur cephesinde derin bir pişmanlık varken Şehrazat cephesinde henüz af yoktu.
O bölüm sonrası yorumlarımda ilk sahne, at üzerinde dile gelen Onur'un pişmanlığının hayal ve gerçek arası anlatımı ve bakışlarını yatağında uzanmışken havaya sabitlemesi dışında(bu sahne 6.bölümdeydi dimi?) pişmanlığını hissedemediğimi, Onur'un çevresine belli etmemmek için mi sürekli tıkınıp neşeli görünmeye çalıştığını anlamadığımı yazmıştım. O gün yemediği kadar yemek yemedi mi ..Deli etti beni.
Hatta tıkınan Onur benim gözümde boğulası bir kişilikti.:img-hyste :img-hyste
Hala tatmin oldum diyemeyeceğim bu pişmanlık konusunda. Bir eksiklik bulduğumu yazmıştım.
- Akabinde Onur'la yaptığı telefon görüşmesi ve "Kadınlar zehirdir, kadınlar zemberektir" "ama anneler melektir" muhabbeti de çok hoştu, Onur'un zaten oğlu için o gece eve erken göndermeye çalıştığı Şehrazat'ı hafta sonu çalıştırmak istememesi de, konuşmaya kulak misafiri olan Firdevs'in bu gizemli Şehrazat hakkında bir şeyler öğrenmesi de.
İşte bu sahne.. Beni çok sinir etmişti.. Oooo..Bi yandan neşeli neşeli Kerem'e takılıyor, bir yandan da hapır küpür. Maşallah.:img-hyste Şehrazat'ın karşısında pısıp kalıyor ama..

Aslında Firdevs orda bence Şehrazat hakkında çaktırmadan bilgi almıyordu. Zaten biliyordu Şehrazat'ın şirkette çalışan bir mimar olduğunu ve çocuğu olduğunu. Onur'un bir şeyler hissettiği insanın o olduğunu da. Kerem'le arasındaki şu telefon konuşmasına şahit olmuştu (Firdevs'in bildiklerini göstermek açısından tek yanını veriyorum konuşmaların)

Onur (Telefonu açar) - Muhabbetime doyamadın mı bütün gece? Bi yemek yedirmiyorsun ağız tadıyla.
...
Bak hala tıkınıyor.:img-hyste :img-hyste İyiki yiyemedi yani yemeğini.
Firdevsli sahneleri hep sevdim:).O kadının felsefi, insanı anlayan yanını seviyorum.
Arkadaşlar siz ısrarla daha evvel Şehrazat ın Onur a hiç bir his beslemediğini düşündüğünüzü ifade ediyorsunuz . Bende neden olmasın diyorum
Hepiniz Şehrazat ı azize yerine koydunuz. Bir itirazım yok. Pek çok kadına göre yaşadığı tüm o ağır şeylere rağmen dimdik ayakta. Bu bile büyük bir zaferdir.
Ama gene her şeye rağmen Şehrazat çok genç ve yalnız bir kadındır. Neden olmasın?
ııı ıııı! Olmazdı sevgili pirpir! Çünkü o durum Şehrazat'ıın çevresindeki olaylara algısının en kapalı olduğu, tamamen çocuğuna odaklandığı zaman dilimiydi. Bu durumdaki bir kişinin varsayılan durum içerisine kendisini koyabileceğini hiç sanmıyorum.
* Bunu yazarken şunu farkettim: Kerem Şehrazat'ı soylu buluyor, Onur Şehrazat'ı soylu buluyor. Bu durumda Şehrazat'ın Peride'nin "soylu soplu" kriterine uyması gerekmez mi?
:img-hyste :img-hyste Hakkaten epey uyar hem de.

Bu arada şimdi geçen bölüm özetinde Kerem'in Onur'a sorduğu hesap tekrar dikkatii çekti. Eskiden,öncelikli 2 kişiden biriydim, şimdi 3. oldum dimi? :img-hyste Nasıl yani ya! Kerem Onur'u mu kıskanıyor yoksa Şehrazat'ı mı?

Ben şimdi bu yazımı beş dilde yazıcaktım ama forum kurallarına aykırıymış vazgeçtim. Çoğu dili çok iyi yazar ve konuşurum ayıptır söylemesi. :butch:
Neredeyse filoloji uzmanı oluyordum hatta. Ama sonra vazgeçtim, orada öğretilmeyen diller de varmış. Onlara da kafa yordum. Öncelikle okuduğunu anlayabilmen gerekiyormuş ama,bi de izlediğini anlaman. Ben bundan tam not aldım. Neyse kişisel bilgilerimle kafanızı yormayayım.
Bir dil vardır benim için en önemlisi; o dil objektif bakar, konuşur. Böyle konuşan arkadşlarımın yorumlarını da zevkle okuyorum.

Herkese iyi seyirler ve yorumlar..

mojo
27-02-07, 20:17
Ben ilk tahminimi yazdım bile,Füsun kendi keşfedecek resimleri Gani'ni bilgisayarındaki...ehe :)

Hala çarpıcı sahneler gelmedi...Hadi bakalım.

RODYA
27-02-07, 20:21
Ben ilk tahminimi yazdım bile,Füsun kendi keşfedecek resimleri Gani'ni bilgisayarındaki...ehe :)

Hala çarpıcı sahneler gelmedi...Hadi bakalım.

Şehrazat sayesinde ali kemalin foyası ortaya çıkacak:img-hyste İyi oldu,iyi:img-wink:

Peride uyuz etti beni,bu kadar da olmaz.Keremin annesi ve o,sanırım lorraine dükleri soyundan geliyor:icon_whis

snowboard
27-02-07, 20:22
Sevgili Moonbeam,

İlk sahnelerin biriydi, kulaklarını çınlattım:img-yes:
Firdevs Onur'a çay getiriken gazetedeki resmi görünce "Şehrazat Evliyaoğlu" diyerek, nasıl da güzel tahtaya vurdu öyle, aman nazar değmesin niyetiyle... Onur'un gülüşü de muhteşemdi:happy0064

RODYA
27-02-07, 20:23
Nasıl sahneyid ama? Siz ne ikram ederseniz,biz onu içeriz:)

Bu onur müthiş ya,eninde sonunda aldı gönlünü şehrazatın:img-yes:

RODYA
27-02-07, 20:24
Sevgili Moonbeam,

İlk sahnelerin biriydi, kulaklarını çınlattım:img-yes:
Firdevs Onur'a çay getiriken gazetedeki resmi görünce "Şehrazat Evliyaoğlu" diyerek, nasıl da güzel tahtaya vurdu öyle, aman nazar değmesin niyetiyle... Onur'un gülüşü de muhteşemdi:happy0064

Diyorum ya ,onur ve firdevs sahneleri dizinin vazgeçilmezi.O kadar hoşuma gitti ki o sahne.Yıllar sonunda, artık gözleriyle anlaşır duruma gelmişler

dilay1
27-02-07, 20:38
Tubacim sen duy sesimi. Neler oluyooooooor.
:sad53: :sad53: :sad53: :sad53:

mojo
27-02-07, 20:45
Tubacim sen duy sesimi. Neler oluyooooooor.
:sad53: :sad53: :sad53: :sad53:

KApı çaldı,onur geldi (ilk bölümü yanlışlıkla öbür başlığa yazmışım) çok kısaydı sahne,sesini duymak yetmedi,bir de yüzünü göreyim dedi,kendini içeri davet ettirdi,kaan ile mihriban sinemadaydı,bana onur bey deme diye rica etti hanımkız gene ne içersiniz diye konuyu değiştirdi,siz ne ikram ederseniz biz de onu içeriz dedi (sizz lere vurgu yaparaktan) Şiraz gülümsedi sahne bitti..Onur validesine gitti,ama valide onu görmeyi reddetti,sonracıma şirkete sabahattin diye ankaradan bir adam geldi,bu işler size büyük gelir bırakın falan dedi dubai projesi için,onur da bir güzel tersledi yolladı adamı,nurhayat kereme şirkette dedikodu oluyor arabalar içn dedi,kerem hemen ayşen mi dedi ve odasına çağırttı fırçaladı ama ayşende kendini savundu keşke açıklama yapsaydınız diye falan...sonra zafer beyin bir halkla ilişkiler uzmanı şirkete geldi o yürütecekmiş işleri (keisn bi hinlik var) şiraz ile bennunun proje başkanı olduğunu duyunca epey bir şaşırdı,çetin sözleşme yolladı,şraz hışımla yırrttı,çetini arayıp ağzının payını verdi teli yüzüne kapattı,sonracıma burhan evliyagil haberler yüzünden çok üzgün o çöpler aşağıki mahalleye dökülmüş,zehirlenmiş toprak falan işte...Alemal'in üstünden bu evi alacağım dedi. En son toplantıdalardı firdevs aradı valideniz eve gledi diye,onur birazdan gelirim dedi.reklam arası....

asıl sorun cafeye ne zaman gidiyor bunlarrr?

dilekçim gayet duygusuz ve çabuk yazıyoum kusura bakma.

dilay1
27-02-07, 20:54
KApı çaldı,onur geldi (ilk bölümü yanlışlıkla öbür başlığa yazmışım) çok kısaydı sahne,sesini duymak yetmedi,bir de yüzünü göreyim dedi,kendini içeri davet ettirdi,kaan ile mihriban sinemadaydı,bana onur bey deme diye rica etti hanımkız gene ne içersiniz diye konuyu değiştirdi,siz ne ikram ederseniz biz de onu içeriz dedi (sizz lere vurgu yaparaktan) Şiraz gülümsedi sahne bitti..Onur validesine gitti,ama valide onu görmeyi reddetti,sonracıma şirkete sabahattin diye ankaradan bir adam geldi,bu işler size büyük gelir bırakın falan dedi dubai projesi için,onur da bir güzel tersledi yolladı adamı,nurhayat kereme şirkette dedikodu oluyor arabalar içn dedi,kerem hemen ayşen mi dedi ve odasına çağırttı fırçaladı ama ayşende kendini savundu keşke açıklama yapsaydınız diye falan...sonra zafer beyin bir halkla ilişkiler uzmanı şirkete geldi o yürütecekmiş işleri (keisn bi hinlik var) şiraz ile bennunun proje başkanı olduğunu duyunca epey bir şaşırdı,çetin sözleşme yolladı,şraz hışımla yırrttı,çetini arayıp ağzının payını verdi teli yüzüne kapattı,sonracıma burhan evliyagil haberler yüzünden çok üzgün o çöpler aşağıki mahalleye dökülmüş,zehirlenmiş toprak falan işte...Alemal'in üstünden bu evi alacağım dedi. En son toplantıdalardı firdevs aradı valideniz eve gledi diye,onur birazdan gelirim dedi.reklam arası....

asıl sorun cafeye ne zaman gidiyor bunlarrr?

dilekçim gayet duygusuz ve çabuk yazıyoum kusura bakma.

Yok yok, sag ol. Sen beni unutma. Zaten bende bunu istedim. Söyle kenarindan bileyim olan biteni. Aslinda sabirli olupda, yarin izlerken heycanimi kesmemek var. Bos ver ben yine heycanlanirim.

moonbeam
27-02-07, 21:04
Bence bu EVET demek!!!!!!!!!!!!!!!!

s.venler
27-02-07, 21:04
Bunu Kağana siz götürseniz?

dilay1
27-02-07, 21:05
Bence bu EVET demek!!!!!!!!!!!!!!!!

Ne olduuuuuuuuuuu:happy0064 :happy0064

moonbeam
27-02-07, 21:08
Dilekçim Onur Kaan'a atı göndermek istedi Şehrazat'la (bir adım atalım Kaan'ın beni kabullenmesi için diyerek), o da "Bunu Kaan'a siz götürseniz" dedi!!!!!! Onur da ağzı kulaklarında "Seve seve" dedi.

Bu arada kötü niyetli bi adam Şehrazat'ı takip ediyor.

Sergi ve resim sahnelerindeki gülümsemelerin altından fazla bişey çıkmadı ama kafe sahnesi süperdi. Onur arayıp "Seni görmek istiyorum buna çok ihtiyacım var" dedi, Şehrazat da gitti. Onur gelince Şehrazat'ı yanağından öperek karşıladı bu arada bana artık Onur de deyip duruyor. :happy0064 Konuşurken de bir ara elini tuttu. Kafe sahnesine bayıldım!!!!!

s.venler
27-02-07, 21:08
Kerem yeni aşklara yelken açtı

gemini7
27-02-07, 21:11
tam da yerinde yaa silah vardı
ne yapıcak sizce umarım kaçırmaya falan kalkmaz
ama sanmam onca kalabalıkta tabii gizliden gösterirse bilemem
ne biçim şirketmiş ya

mojo
27-02-07, 21:12
oy oy...Onur peride ile tartıştı,sonrasında şirazı aradı,şiraz yeni arabası ile yoldaydı,itiraz etmeden o cafeye geldi bir kahvelik vaktım var dedi,evlilik mevzusu açıldı,kaan kabul etmeden ben evet demem gibi bir şeyler dedi,o zaman bu atı kaan a götür öyle başlayalım falan dedi,şiraz geri uzattı,siz götürün dedi.seve seve dedi onur.
kerem yapışkan halkla ilişkiler uzmanı ile takılıyor,melek temiz çıktı,çıkar çıkmaz ablasına kapris yapıyor şimdi,bennu ona iyi davranıyor,değiştiğine inanıyor ama keremin lafını ettiğinde melekin yüzü çok pis değişti.
ve şiraz sabah sabah otoparka giderken yanına bir adam yaklaştı tam silahını çıkardı..reklam arası.

bu 2.iddianın cevabı değildir arkadaşlar,kaan kabul etmeden evet demem dedi.henüz cevap vermiş sayılmaz.

ve silah göstermekle kalacak,herhalde vurcak değil,reklamdan sonra da bir şey olacağını sanmam,FRAGMANA dikkat

EFTALYAGUL
27-02-07, 21:14
ya bu melek yine bi