PDA

Tüm Versiyonu Göster : İşaretler (Signs)


Gizem~AsiYıllar
04-09-07, 15:25
http://img521.imageshack.us/img521/807/singspu6.jpg (http://imageshack.us)
http://img521.imageshack.us/img521/807/singspu6.4bddb40a7b.jpg (http://g.imageshack.us/g.php?h=521&i=singspu6.jpg)
Filmin Konusu

Eski bir rahip olan Graham Hess (Mel Gibson), çok sevdiği eşinin altı ay önce ölmesinin ardından biri erkek diğeri kız iki çocuğuyla Pennysylvania’daki çiftliğine yerleşerek çiftçilik yapmaya başlamıştır. Ailesini ayakta tutmak için büyük çaba sarfeden Graham'a destek olmak için çiftliğe küçük kardeşi Merrill de (Joaquin Phoenix) gelir ve onlarla birlikte yaşamaya başlar.

Fakat Graham aksi yöndeki tüm çabasına rağmen eşini genç yaşta kaybettiği için Tanrı'ya olan inancını yitirmeye başlamış ve rahiplikten soğumuştur.

Bu günlerden birinin sabahında uyanır ve çiftliğindeki tarlada yüzlerce metre çapında daireler olduğunu görür. Önce birisinin kendilerine oyun oynadığını sanan Graham ve ailesi zamanla bunun belki de dünya dışı varlıklar tarafından kendilerine verilen işaretler olabileceğini düşünmeye başlar. Bu garip şekiller Graham ve ailesinin hayatını sonsuza dek değiştirecek, inançlarını yeniden sorgulayarak gerçeği bulmasına yol açacaktır.

Yönetmenliğini “The Sixth Sense” ve “Unbreakable” ile adını tüm dünyaya duyuran M. Night Shyamalan’ın üstlendiği “Signs – İşaretler”, izleyiciyi tarlalarda zaman zaman görülen esrarengiz şekillerin dört kişilik bir aile üzerindeki etkisini keşfetmeye davet ediyor.

Touchstone Pictures’ın sunduğu “Signs”ın yapımcılıklarını M. Night Shyamalan, Frank Marshall ve Sam Mercer üstlendi. Prodüksiyon amirliğini Kathleen Kennedy gerçekleştirdi. Senaryosunu da Shyamalan’ın yazdığı filmin başrollerinde Mel Gibson, Joaquin Phoenix, Rory Culkin, Abigail Breslin, Cherry Jones ve Patricia Kalember kamera karşısına geçti.

Filmin Konusu

“Ama bu su çok kirli…” Hess ailesinin 5 yaşındaki küçük kızı Bo her su içişinde önce nazlanmaya, sonra da içmekten vazgeçmeye başlar. Aslında bu, Hess ailesinin yaşamında başlayacak tuhaf gelişmeler zincirinin sadece ilk halkasıdır.

Ailenin babası Graham Hess ile kardeşi Merrill’in bir sabah bahçede havlayan köpeğin sesini duymalarıyla zincirin yeni halkaları gelmeye başlar. Telaşla dışarı fırladıklarında küçük Bo ile 10 yaşındaki ağabeyi Morgan’ın çiftlikteki mısır tarlasına şaşkın gözlerle bakmakta olduğunu görürler. Çocukların ikisi de ağlamaktadır. Mısır tarlasının üzerinde geceden kaldığı belli olan esrarengiz görünümlü daire şekilleri kazınmıştır.

Bu olaya aşırı tepki vermemeye çalışan Graham, televizyon ve radyolar yoluyla medyanın adeta çılgınlık halinde bölgeye yönelen ilgisine aldırmamaya çabalar. Hatta oğlu Morgan’ın dünya dışı varlıkların gezegenimizi işgalini anlatan kitaplarda okuduklarına da omuz silker. Graham’ın asıl mücadelesi kendi benliğinde gerçekleşecek, çok sevdiği eşinin ölümünden sonra kaybettiği inancını tekrar kazanmaya çabalarken ailesini de açıklanamayan olaylar dizisinden kurtarmaya bakacaktır.

Gizem~AsiYıllar
04-09-07, 15:31
http://img521.imageshack.us/img521/8162/sings2gn2.jpg (http://imageshack.us)
http://img521.imageshack.us/img521/8162/sings2gn2.e4e7b82b5e.jpg (http://g.imageshack.us/g.php?h=521&i=sings2gn2.jpg)

Gizem~AsiYıllar
04-09-07, 15:44
http://img212.imageshack.us/img212/3954/moviesignshj0.jpg (http://imageshack.us)

http://img106.imageshack.us/img106/8104/signspp4.jpg (http://imageshack.us)

http://img106.imageshack.us/img106/7807/signsgaleri1kw6.jpg (http://imageshack.us)

http://img106.imageshack.us/img106/5917/signsgaleri2ok4.jpg (http://imageshack.us)

http://img106.imageshack.us/img106/4657/signsgaleri5ps3.jpg (http://imageshack.us)

Gizem~AsiYıllar
04-09-07, 15:47
ÇİFTLİKTE PARÇALANMIŞ BİR AİLE

Kısmen aile draması, kısmen de gerilim filmi olarak tanımlayabileceğimiz "Signs"taki olaylar dizisi, annenin trajik ölümü sonucunda parçalanmış bir ailenin görüntüleriyle başlar. Yapımcı Sam Mercer'in anlatımıyla bu aile zor bir dönemeçten geçmektedir. Başlarına gelen felaket sonrasında yepyeni bir yapılanmaya girmek zorundadırlar. Özellikle de ailenin babası eski bir rahip olduğu için inancını sorgulama durumundadır. Bunu yaparken hayatındaki öncelikleri değerlendirir ve ilk aşamada ailesini korumanın birinci önceliği oluşturduğu kararına varır.

Öykülerindeki doğaüstü unsurların varlığına karşın Shyamalan'ın filmlerinde gerçekçilik olgusu hayati önem taşır. Yapımcı Kathleen Marshall, Shyamalan filmlerindeki belirleyici özelliği şöyle anlatıyor:

"Night'ın filmlerinin bence en ilginç yanı, farklı temaların birbirine paralel biçimde ilerlemesidir. 'The Sixth Sense'ten örnek verecek olursam, ilk izleyişinizde bunun bir hayalet filmi olduğunu düşünürsünüz. Ancak aynı filmi ikinci izleyişinizde aslında bir aşk öyküsü olduğu ortaya çıkar. Aynı durum 'Signs' için de geçerlidir. Evet, bu bir bilimkurgu filmidir ama aynı zamanda inançlar ve spritualizm üzerine ciddi bir dramadır. Başka cümlelerle söylersem, bu film doğaüstü bir olay karşısında yeniden biçimlenen insani duygular üzerine bir çalışmadır diyebilirim."

Bu noktada sözü devralan Shyamalan, imzasını attığı filmlerin amacını şu sözlerle dile getiriyor: "Doğaüstü konuları ele alan filmlerin başlangıcında 'Bu filmde göreceklerinizin hiçbirisi gerçek değildir' şeklinde bir ibareye yer verilir. Ben böyle bir uygulama yapmamaya çalışıyorum. Amacım çok kötü koşullar altında kalan bir insanın nasıl davranacağını olabildiğince derinlemesine incelemek. Seyirciye, 'Bunlar gerçekten olsaydı neler hissedirdin?' sorusunu yöneltmek isterim. Böylelikle öykünün içinden duygusal gerçekliğin ta kendisi zaten çıkacaktır."

GÖZLERİNİ AÇ, CEVAPLARI GÖRECEKSİN

Shyamalan sözlerine devamla, filmin isminin nereden geldiğini şöyle açıklıyor: "Filmin ismi olan 'İşaretler'in kökenleri aslında katmanlar arasında gizlidir. İki farklı anlamı olduğunu söyleyebilirim. Birincisi bu ailenin tarlada bulduğu işaretler, diğeri ise dünyanın her köşesinde var olan işaretler.Ayrıca biraz önce saydığım işaretlerin var oluşu ve inanç kavramı üzerine bir çalışmadır."

Yapımcı Frank Marshall'ın bu konudaki düşünceleri ise şöyle: "Filmin ismine, insanın gözlerinin açılmasını sağlayan bir işaret gibi bakabilirsiniz. Graham karakterinin filmin başlangıcında kapalı bir karakter olduğunu görürüz. Gerçeklik olgusuna sırtını dönmüş gibidir. Ailesinin durumu da ondan farklı değildir. Bu nedenle filmin mesajlarından birisinin, 'Çevrende neler olup bittiğini anlamak istiyorsan gözlerini aç. O zaman cevapları göreceksin.' biçiminde olduğunu söyleyibilirim."

Shyamalan'ın önceki filmlerinde kamera arkasında görev yapan ekiplerin büyük çoğunluğu "Signs"ta da aynı görevi üstlendiler. Filmin yapımcılıklarını Sam Mercer, Kathleen Kennedy ve Frank Marshall birlikte gerçekleştirirken prodüksiyon tasarımlarını Larry Fulton hayata geçirdi. "Signs"ın görüntü yönetmenliğini ise "The Sixth Sense"te de aynı görevi yapmış olan Tak Fujimoto üstlendi.

BAŞROLDE MEL GIBSON

Bundan sonraki adım Hess ailesinin bireylerini hangi aktörlerin canlandıracağının belirlenmesiydi. Eski rakip Graham Hess'i, eski bir beyzbol oyuncusu olan kardeşi Merrill'i ve ailenin iki çocuğu 10 yaşındaki Morgan ile 5 yaşındaki kızkardeşi Bo'yu kimlerin oynayacağı saptanacaktı.

Hem ailece hem de tek tek bireyler olarak yoğun deneyimler yaşayan bu ailenin öyküsünü en iyi şekilde anlatabilmenin tek yolu, birbirleriyle uyum sağlayabilecek en iyi oyuncuların bulunmasından geçiyordu. Shyamalan bu noktadaki ilkelerini şu sözlerle özetliyor:

"Aktörler herşeyden önce senaryoya inanmalı. Bu bazılarına aptalca gelebilir. Oyuncuların bu işi para için yaptığı, anlatılan öyküye mutlaka inanmasının gerekmediğini ileri sürenler çıkabilir. Böyle düşünen aktörlere saygı duyarım ama onlar için yapabileceğim bir şey yok. Rolü onlara veremem. Bu filmde kendilerini tamamen filme adayan oyuncularla çalıştığım için şanslı hissediyorum."

"Signs"ta ailenin babası Graham Hess rolünde Mel Gibson kamera karşısına geçti. Ünlü aktör bu filmde neden oynamak istediğini şu sözlerle açıklıyor:

"Herşeyden önce senaryonun kompleks yapısı çekici geldi. Olay örgüsünün çok iyi yapılandırılmış olması nedeniyle hayal edemediğim hiçbir ayrıntı yoktu diyebilirim. Gizem boyutu öylesine güçlüydü ki, senaryoyu okudukça bir adım ilerisini merak etmeden yapamıyordum. Karmaşık bütünün parçaları bir araya geldikçe karakterleri aşama aşama anlamaya başlıyorsunuz. Bence bu harika. Çünkü gerçek yaşamda da insanları parça parça öğrenebiliyoruz."

Mel Gibson'ın filmde üstlendiği rol ile ilgili düşünceleri ise şöyle: "Bu filmde spritüalizm ve inançlar anlatılıyor. Graham kendisine rahip denilmesine inatla karşı çıkan bir din adamı. Çok geçmeden onun din ve inançlar konusunda ciddi kuşkuları olduğunu anlıyorsunuz. Hayatını altüst eden bir deneyim yaşayınca yıkılarak kendisini dünyaya kapatmış. Neler olup bittiği konusu filmin başlangıcında çok net değil. Ancak buna rağmen davranışlarına bakarak onun neden bu kadar kırılgan olduğunu anlamaya başlıyorsunuz."

JOAQUIN PHOENIX NELER SÖYLEDİ

Graham'ın eski beyzbol oyuncusu kardeşi Merrill'i ise "Gladiator"deki başarılı performansıyla Oscar ödülüne aday gösterilen Joaquin Phoenix canlandırdı. Night Shyamalan ile New York'ta bir restoranda tanışan genç aktör, filmle ilgili olarak görüştükleri o günle ilgili izlenimlerini şu sözlerle açıklıyor:

"Filmin isminin ne olduğunu sordum. 'Signs' olduğunu söyledi. Öncelikle ailenin çiftlikte karşılaşacağı esrarengiz şekillerin tanımlamasını yaptı. Ardından senaryoyu okurken mecazi anlamlar bütün açıklığıyla gözümün önünde canlandı. Bu zaten Night'ın uzmanlık alanıdır. Senaryolarında öylesine otantik karakterler getirir ki, hepsinin kendisine özgü bakış açıları olduğu halde oradaki dünyayı herşeye rağmen tam olarak hissedebilirsiniz."

Ağabeyi ve iki yeğeniyle birlikte yaşayan Merrill Hess'in, spordaki başarısız kariyerinden kaynağını bulan melankolik bir dünyası vardır. Joaquin Phoenix bu karakterin özelliklerini şöyle anlatıyor:"Merrill bir zamanlar oynadığı yerel beyzbol ligi rekorunu elinde tutuyor. Ancak aynı zamanda başarısızlık rekorları da onda. Bu tür çelişkiler yüzünden çok ağır baskı yaşadığını görüyoruz. Yaşamını enine boyuna değerlendirerek yeniden kurmaya çabalıyor. Bu küçük kasabaya geri dönüşünün nedenini merak ediyor. Çok büyük hedeflerle başlayan spor yaşamının dar çerçeveye sıkışıp kalmasının sebebini bir türlü çözemiyor."

Ağabey Graham Hess ile kardeşi Merrill'i canlandıracak iki aktörün bulunmasından sonra sıra ailenin iki çocuğunun portresini çizecek küçük oyuncuların bulunmasına geldi. 10 yaşındaki Morgan rolünde "You Can Count On Me" adlı filmdeki başarısıyla dikkat çeken Rory Culkin kamera karşısına geçerken, 5 yaşındaki kız kardeşi Bo rolünde ise Abigail Breslin oynadı.

"Night şimdiye kadar çalıştığım en iyi yönetmen" diyen küçük aktör Rory Culkin, "Signs"taki rolüyle ilgili olarak şunları söylüyor: "Bugüne kadar böylesine zor bir filmde oynamamıştım. Aynı zamanda oynadığım en iyi ve en zor film oldu bu... Ama en iyiyi yapmak her zaman çok zordur. Ayrıca yedi erkek çocuğun olduğu bir ailenin en küçük oğlu olarak Abby ile birlikte çalışmaktan mutlu oldum. Şimdiye kadar hiç kızkardeşim olmamıştı. Onunla çok iyi anlaştım."

Yapımcı Kathleen Kennedy, 5 yaşındaki Abigail Breslin'i büyük bir keşif olduğunun altını çizerek, "Bu onun ilk filmiydi. Görüntülerde izleyeceğiniz gibi olağanüstü tatlı bir kız. En zor repliklerin bile üstesinden gelmeyi başardı. 5 yaşındaki bir kız çocuğunun bütün özelliklerini yansıtmayı bildi."

Filmin kaydadeğer rollerinden birisi de, hayatlarının en önemli noktasında aile ile sıkı bağlar kurmayı başaran devlet görevlisi Caroline Paski karakteriydi. Bu rolde sahne sanatçısı Cherry Jones kamera karşısına geçti. İyi bir sinema izleyicisi olmadığını kabul eden Cherry Jones, Shyamalan'ın "The Sixth Sense"ini gördüğünde hayran kaldığını belirterek şunları söylüyor: "Öyle çok etkilendim ve onun oluşturduğu atmosferi öyle çok beğendim ki, herşeyi son derece inanılır biçimde yaratmıştı. Bu yüzden 'Signs' için teklif geldiğinde hiç düşünmeden kabul ettim. Filmde kamera karşısına geçen oyuncular arasında sadece benim farklı bir altyapım vardı. Senaryodaki diyalogların son derece içten olması karşısında kendimi tiyatro sahnesinde olduğu kadar rahat hissettiğimi söyleyebilirim."

Önceki filmlerinde küçük rollerde kamera karşısına geçen Night Shyamalan bu geleneğini "Signs"ta da devam ettirerek ailenin komşusu Ray Reddy rolünde oynadı.

Gizem~AsiYıllar
04-09-07, 15:50
SHYAMALAN USULÜ ÇEKİMLER

Shyamalan'ın yazarlık ve yönetmenlik yönlerinin yanısıra görsel stilinin gücü de çok iyi bilinir. Storyboard sanatçısı Brick Mason, Shyamalan'ın senaryolarında görsellik unsurunun çok yüksek olduğunu özellikle belirtiyor. Yönetmenin ikinci filmi olan "Wide Awake"den bu yana sürekli Shyamalan ile çalışan Brick Mason, storyboard işleminin Shyamalan için büyük önem taşıdığını, tek tek sahnelerin çekiminden önce filmin genelini önceden görselleştirdiğini sözlerine ekliyor.

Shyamalan'ın storyboard sürecini çok iyi kullandığını belirten Brick Mason sözlerine şöyle devam ediyor: "İstediği storyboard'ları sürekli olarak gözden geçirerek bunlardan tüm departmanların yararlanmasını sağlar. Böylelikle insanlar bunlara bakarak kendilerinden ne beklendiğini, görevin ne olduğunu daha iyi anlayabilirler. Ayrıca storyboardlar sayesinde hangi çekimlerin ne zaman yapılacağı konusunda teknik ekiplerle iletişim de sağlanmış olur."

Brick Mason sözlerini şöyle noktalıyor: "Çekimlere başlamadan önce yorucu bir hazırlık aşamasını mutlaka uygulayan Shyamalan'ın, film yapımında uzun yılların süzgecinden geçmiş temel tekniklerine yürekten bağlı olduğunu düşünüyorum. O geleneksel yöntemlere göre hareket eden bir yönetmendir. Storyboardlarında bilgisayar kullanmaz. Sadece kalem, kağıt ve silginin yer aldığı klasik tarzı uygulamayı tercih eder. Shyamalan'ın film yapımında modern deneyimlere biraz kuşkuyla yaklaştığını, geleneksel yöntemlerden uzaklaşmadığını gördüm."

"Signs"ın başrol oyuncularından Joaquin Phoenix de Shyamalan'ın vizyonundan etkilendiğini belirterek yönetmenin uyguladığı yöntemler konusunda şunları söylüyor: "Shyamalan'a göre film çekmek bazı bilimsel teknikleri uygulamayı gerektirir. Ancak bunu yaparken filmdeki karakterlerin duygusal özünü asla kaybetmez. Aslında bu zor bir dengedir. Tekniğe fazla ağırlık verirseniz, örneğin dikkatinizi kamera hareketi, ışıklandırma gibi konulara yöneltirseniz filmin insani niteliğini kaybetme tehlikeniz var demektir. Ya da tam tersine dikkatinizi insani boyuta verirseniz bu kez de teknik yanı zayıf kalabilir. Sonuçta bu dengeyi sağlamak kolay iş değildir. Shyamalan bu filmi çekerken öylesine harika bir atmosfer oluşturdu ki, bütün oyuncular için esin kaynağı olması kaçınılmazdı."

HAYAL GÜCÜNÜN ÜST SINIRLARINDA…

"Signs"ı çekerken Shyamalan'ın esin kaynağı olan filmler arasında "Invasion of the Body Snatchers", "The Birds" ve "Night of The Living Dead" gibi klasikler yer aldı. Alfred Hitchcock'un çektiği gerilim filmleri, Shyamalan'ın imzasını attığı filmlerin gerilim unsurunun temel kaynağı oldu. Bunu "Signs"ın yapımcılarından Kathleen Kennedy şu sözlerle açıklıyor:

"Hitchcock'unki kadar güçlü bir hayal gücüne sahipseniz insanların önüne herşeyi koyabilecek gücünüz var demektir. Shyamalan'da bu fazlasıyla var. Teknolojinin herşeyi yapabileceğine koşullandırıldığımız bir dönemde Shyamalan öykünün baş aktör gibi olduğu filmler yapıyor."

"Signs"ın izleyici üzerinde yaratacağı havada setlerle doğal çevrenin eşit derecede önemi vardır. Filmdeki aksiyon sahnelerinin hemen hemen tamamı, Hess ailesinin çiftliği ile çevresindeki tarlalalarda geçer. Shyamalan filmleri için mekan tercihlerini yaparken evinin de bulunduğu Pennysylvania eyaletine bağlı Bucks County ve çevresini mekan olarak tercih eder. Bir başka özelliği de daha önceki filmlerden tanıdığı ekiplerle birlikte çalışmasıdır. "Signs"ta da bu geleneği bozmayan ünlü yönetmen "Signs"ın senaryosunu Bucks County bölgesini düşünerek yazdı. Genel çekim mekanlarının bu çevrede olması kaçınılmaz bir sonuçtu.

Shyamalan mekan konusundaki tercihlerini şu sözlerle açıklıyor: "Bu filmi bir çiftlik mekanında çekmek istedim. Ancak ihtiyaç duyduğum herşeye sahip bir çiftlik bulamadık. Senaryoda tanımlanan şekilde bir ev bulamadığımız için de Hess ailesinin yaşadığı evi sıfırdan inşa etme yoluna gittik. Ancak yeni inşa edeceğimiz bir eve en az 100 yıllık görüntü vermek oldukça zor oldu."

Bucks County bölgesinde yer alan geleneksel çiftlik evlerinin stili, tuğlaya dayalı olmakla birlikte Shyamalan'ın aklında "Psycho"nun ünlü evine benzer Amerikan gotik sanatını çağrıştıran bir ev vardı. Filmin prodüksiyon tasarımlarını gerçekleştiren Larry Fulton, yönetmenin nasıl bir tarz istediğini şu sözlerle anlatıyor: "Aradığı ev aslında biraz Victoria stili bir evdi. Ancak aynı zamanda dünyanın her yerinde tipik Amerikan çiftlik evi olarak bilinen stilde bir ev olmasını da istiyordu."

Daha önce "The Sixth Sense" ve "Unbreakable"da da birlikte çalışan Fulton - Shyamalan ikilisi, filmin temasını set tasarımlarında kullandıkları görsel birtakım metaforlar aracılığıyla anlatma yoluna gittiler. Prodüksiyon tasarımcısı Fulton, çalışma tarzlarını şöyle açıklıyor: "Graham Hess'in eski bir rahip olması nedeniyle öncelikle dinsel birtakım ikonlara yer verdik. Burada iyiyle kötünün savaşı var. Bu yüzden mutfağın duvar kağıtlarındaki ve paravan üzerindeki şekilleri dört parçalı yapraklardan oluşturma yoluna gittik. Evdeki kapılara haç şekilleri konuldu.Graham belki inancını kaybetmiş olabilir ama dinsel içerikli şekiller hala çevresinde var."

TARLALARDAKİ ESRARENGİZ ŞEKİLLER

Shyamalan'ın tarladaki garip şekillerin gerçeğe uygun olmasını istemesi nedeniyle evi çevreleyen doğa görüntülerinin de çok büyük önemi vardı. Bu şekiller havadan bakış sahneleri için bile kesinlikle bilgisayar aracılığıyla yapılmamalıydı. Bölgeye ekipler gönderilerek 40 - 50 dönümlük araziler araştırıldı. Bu arazilerde belirli bir zaman diliminde yeteri kadar mısır yetiştirilebilmeliydi. Ayrıca doğal görüntünün ve ufuk çizgisinin de tam Shyamalan'ın hayalindeki gibi olması gerekiyordu. Uzun araştırmalardan sonra Bucks County bölgesinde ideal bir mekan bulundu. Burası, Delaware Vadisi Koleji olarak bilinen bir ziraat fakültesinin çevresindeki alanlardı.

Shyamalan'ın bir özelliği de filmlerini olabildiğince bir süreklilik içinde çekmesidir. Başka bir deyişle sahnelerin çekim sırasını filmin konusunu yakından izleyen bir süreklilikle düzenlemeyi tercih eder. Tarlaya ekilen mısırların olgunlaşması ve yakın çekim için uygun hale gelmesini bekleyemeyecek kadar kısa zaman vardı. Ayrıca filmin konu akışına göre olaylar dış mekanlarda başlıyor ve daha sonra iç mekanlarda devam ediyordu. Buna rağmen çekim ekipleri "Signs"ın çekimlerini belli bir süreklilik içinde gerçekleştirmeyi başardılar.

Çiftlik evi, avlu, garaj ve daire şeklindeki garip şekillerin yer aldığı çekimlere ziraat fakültesi alanında başlandı. Çiftlik evinin içinde bir mutfak vardı ve aile bireylerinin içeriden dışarıya çıkışını gösteren sahnelerde kamera sürekli onları izliyordu. Bu mutfağın bir benzeri de Philadelphia eyaletindeki Bensalem kasabasında bulunan büyük bir depoda kuruldu. Ayrıca evin yatak odaları, oturma odası, koridorları ve bodrumları da bu depoda yeniden oluşturuldu.

Geçtiğimiz yıllarda İngiltere ve Hindistan gibi bazı ülkelerde tarlalarda garip şekiller görülmüştü. Ancak bu ülkelerdeki garip şekiller genellikle buğday veya arpa tarlalarındaydı. Shyamalan filmde tarlaya ekilen ürünün mısır olmasını uygun gördü. Mısırın buğdaya oranla daha yüksek boyda bir ekin olması nedeniyle filmdeki karakterlerin tarlada koşarken adeta bir labirentte kaybolmuş gibi görüntüsü sağlanacaktı. Buğday tarlasında kaybolma duygusu çok güçlü değildi. Mısır tarlasındaki görüntülerin izleyici açısından daha inandırıcı olacağına kuşku yoktu.

Gösterime girişinden önce Newsweek dergisinde filminin başarı şansıyla ilgili bir söyleşi yapan M. Night Shyamalan'ın "Signs - İşaretler" projesiyle ilgili son sözleri şöyle: "Gişe hasılat rakamları umurumda değil. Ben bağlantılara bakarım. Filmlerimin bir fenomen, kültürel fenomen olmak istiyorum. İzleyici kendisini filmdeki o mekanlarla, insanlarla ve anlatılanlarla bağlantılı hissetmeli... 'Jaws', 'E.T.', 'The Exorcist' böyle filmlerdi. Bunların hepsi seyirciyle bağlantı kurmuştu."

Gizem~AsiYıllar
04-09-07, 16:22
http://img106.imageshack.us/img106/8863/signsgaleri7lw5.jpg (http://imageshack.us)

http://img158.imageshack.us/img158/2921/250pxsignscircle2nu2.jpg (http://imageshack.us)

http://img158.imageshack.us/img158/3178/resim002mh9.jpg (http://imageshack.us)

http://img158.imageshack.us/img158/9228/signsgaleri8qf5.jpg (http://imageshack.us)

http://img207.imageshack.us/img207/2716/signs1sa0.jpg (http://imageshack.us)

sarıseren
04-09-07, 16:26
Bu filmi 2 kere falan tvde izlemiştim.Bana biraz saçma geldi bu film.Zaten uzaylılarla ilgili olan çoğu film saçma,abuk subuk oluyo.Uzaylının(tabi varsa bilemicem:)) nasıl bi şey olduğunu nerden biliyolarki.Hep koca kafalı,iki iri gözü olan yaratık gibi gösteriyolar.Ama tabi film söylediklerime rağmen yinede ilginç bi filmdi.
Bi de son olarak bu filmin Korkunç Bir Film 3teki halini de görmenizi isterim:img-wink:

Z_oMbbiE
04-09-07, 21:53
Evet korkunç bir filmde iyi dalga geçişlerdi bu filmle. Bencede biraz saçamydı film. Ve türü korku olmasına rağmen hiç de korku ögelerini barındıramıyo film kendi bünyesinde.

_nesli_
06-09-07, 19:56
bana saçma geldi bitişi fln açıkçası umduğumdan daha kötüydü...

ofori
13-09-07, 14:50
Sırf “izlemedim” dememek için izlediğim bir filmdi; ve daha geçen televizyonda verdiler, o zaman izledim..Yönetmene saygıdan olsa gerek; sırf onun hatrına izlenecek bir film..Öyle bir adam ki Altıncı His’i çekiyor; sonra da gidip böyle bir film çekiyor..Gerçi yargılamamak lazım sanırım ama yine de insan bu filmi gördükten sonra aynı fikirde kalamıyor...Filmin başı güzeldi gerçekten;_ o tarlada ki işaretler falan derken gariban okuyucu etkileniyor işte bundan..Ama ilerleyen kısımlar için aynı etkileyicilikten bahsetmek pek mümkün olmuyor..

Ortaya çıkan uzaylılar; hükümetlerin hiçbir şey yapmadan onları izlemesi; saldırıya geçmeleri falan derken o koskoca uzaylıları kaçıran tek şeyin de “su” olması; hatta bunu da filmin içinde rol alan yönetmen tarafından filmin ortasında söylenmesi insana daha sonrasında pek de heyecan sağlamıyor..Artık bu tür filmler kesmiyor sanırım; bu kurguyla o kadar çok izledik ki bunlardan; bu film sırf oyuncuları ve yönetmeni hatrına izlenebilir o kadar..Zaten filmin ana mesajını da anlamış değiliz daha; ne demek istedi; “her şeyin kaderde bir yeri var” mı demek istedi yoksa biz sırf bir ana sonuç bulmak için kendimizi mi kandırıyoruz..Velhasıl oldukça enteresan bir filmdi..

Gizem~AsiYıllar
17-09-07, 18:29
yapmayın filmin hep kötü yönlerine bakmayın.

bir ailenin hayatta kalma çabasını anlatması ne kadar güzeldi.Filmin ilgi cekici yanı cok ince olsada bir takım psikolojik ayrıntıların gözler önüne serilmesi.o anki psikolojiyi çok iyi yansıtmışlar.

SHYAMALANın yüzlerce kez işlenmiş bir konuyu anlatması filmi az da olsa basitleştirmiş.Film hayatımızın aslında mucizelerle dolu olduğunu anlatma konusunda başarılı.Gelecekte kurtulmanın yolu geçmişte saklı mesajını veriyor.Hayatımızın Tanrının kontrolü altında olduğunu, her ne kadar inkar etsek de zor anlarımızda mutlaka zihnimizin bir köşesinden geçtiğini söylüyor ve inancı sorguluyor.Bu açıdan SHYAMALAN iyi bir iş başarmış diye düşünüyorum.Film tamamen germek amacını taşımıyor.Araya birkaç komik sahne koyarak seyirciyi biraz da olsa rahatlatıyor.Filmde en beğendiğim sahne akşam yemeğinde hep beraber ağladıkları sahneydi.

Ama uzaylıların nasıl oluyor da kapıyı kıramadıklarını anlamadım.onların da bizler gibi sıradan birer yaratık olduğu anlatılmaya çalışılmış sanırım.

bo karakteri için bundan daha iyi bir kız bulunamazdı sanırım.çok iyiydi.
filmin finali güzeldi.Mel gibson çok iyi bir performans göstermiş.diğer filmleriyle karşılaştırırsak çok da iyi olmayabilir.ama karşılaştırma yapıp filmin tadını kaçırmaya gerek yok.:img-yes:

kötü yönlerine de bakarsak
ofori arkadaşın kısmen dediğine katılıyorum yani hükümetin uzaylılar için birşey yapmaması garipti ve o yönden saçmaydı.
su olayı da öyle uzaylıları kaçıran şey su:icon_whis