Tüm Versiyonu Göster : Yemin - Basında Çıkan Haberler


nazlikiz
11-09-07, 21:31
Yemin dizisiyle ilgili basinda cikan haberlei bu baslikta paylasa biliriz....

@ly
20-09-07, 05:41
Kendi sesim cırtlak çıkıyor

Başrol oynadığı 'Yemin' adlı dizinin kutlama yemeğine katılan Tuba Ünsal, dizide kendi sesiyle konuşmadığını belirterek, Şunları söyledi: "İlk defa beni bir başkası konuşuyor çünkü sesim rolüme uygun değil. Dizide genç bir kadını canlandırdığım için sesim cırtlak çıkıyor. Yaşım gereği genç bir sesim var. Oyunculuğumu değiştirebilirim ama sesimi değiştirebilmem için ameliyat olmam gerekiyor!" 'Yemin' dizisi setinde dostluk ortamı yaşandığını vurgulayan Tuba Ünsal, "Bu benim hayatımda yaptığım en güzel iş. Reytingi yüksek olmasa da önemli değil" dedi.

Gerçek hayatta katlanamazdım!
Tuba Ünsal'ın, Serhan Yavaş ve Zeyno Üstünışık'la başrolleri paylaştıkları 'Yemin'adlı dizi, iki ayrı evliliği ve hayatı olan bir erkeğin hikayesini konu alıyor. Dizide'Leyla' karakterini canlandıran Tuba Ünsal,"Gerçek hayatta böyle bir şey olursa, kimse altından kalkamaz. Ben de kalkamam!Böyle bir şeyin üstesinden gelmek çokzor" sözleriyle ikili hayatlara tepkisini dile getirdi. Taksim'deki Ponte adlı mekanda dizinin ilk bölümünü izleyen oyuncular, "Çok eğlenceli bir ekip oluşturduk" dedi.

Kaynak:ÖNER ÖNGÜN/Sabah

10760

alisercan
20-09-07, 15:32
• Bilkent Üniversitesi Tiyatro Bölümü mezunusunuz şimdiye kadar tiyatroyla ilgili ne tür çalışmalar yaptınız? Ve kimlerle çalıştınız?

Ben okuldan mezun olduktan sonra bir süre Ankara Devlet Tiyatrosunda görev yaptım, bir yıl sonrada İstanbul macerası başladı zaten. Burada özel tiyatrolarda çalışırken bir yandan da ufak tefek dizi deneyimleri başladı. En son iki yıl önce tiyatro yaptım. Tiyatro aynaya ait “Pir Sultan Abdal” adlı bir oyunda görev aldım.Öncesinde İstanbul devlet tiyatrosunda bir sezon “Taraf Tumak” adlı oyunda Can Gürzap, Tarık Ünlüoğlu gibi isimlerle çalıştım. Ondan öncesinde “Yeni Tiyatro” var. Burada da “Kahramanlar Hep Erkek (Duygu Asena) ve “Yaşamak Güzel Şey be Kardeşim” (Nazım Hikmet) adlı oyunlarda görev aldım. Fakat ülkemizde tiyatroların durumu malum.. kurumlar zaten kurum gibi çalışıyor, özel tiyatrolarsa ancak kendilerini çevirebiliyorlar. Ve tabi bir de kalıplardan kurtulamamak, bir türlü yenilenememek meselesi var.Tiyatroya dair en güzel zamanlarım okul ve okul öncesi zamanlarıydı.çok değerli hocalarla çalıştım.Rüştü Asyalı, Cüneyt Gökçer, Çetin Tekindor, Ejder Akışık, Lemi Bilgin ve birbirinden değerli Rus hocalar… Bu insanları tanımak ve onlarla çalışabilmek benim için büyük bir şanstı.Hepsine sonsuz teşekkürler bana öğrettikleri her şey için…

• En çok sevdiğiniz ve usta olarak gördüğünüz oyuncular kimlerdir?

Haluk Bilginer, Şener Şen, Jülide Kural, Vahide Gördüm, Erol Günaydın, Suna Pekuysal ,Tilbe Saran ilk aklıma gelenler.. Bence hepsi dünya çapında oyuncular…

• Dizilerde oynamaktan memnun musunuz? Önceliğiniz tiyatro oyunculuğu mu yoksa dizi oyunculuğu mudur?

Dizi oyunculuğu benim için çok yeni. Başlarda biraz zorlanıyordum ama giderek bundan zevk almaya başladım. Hatta çok sever oldum. Her iş gününün sonunda kendimi mutlu hissedip burada olduğum için ve bu işi yaptığım için şükrediyorum.Tabi bunda çalıştığım ekibin ve rol arkadaşlarımın etkisi çok büyük..hele ki bana bu fırsatı veren,bana güvenen canım yönetmenim Sadullah Celen ve yapımcımız sevgili Nilgün Sağyaşar.. bu insanlar benim en büyük şansım galiba..Öncelik meselesine gelince, herhangi bir önceliğim yok.Sağ elinle sol elini birbirinden ayırabilir misin? Sonuçta her şekilde yaptığım iş oyunculuk…ama gönlümde yatan aslan tabiki sinema..
• Çok sayıda dizide çok farklı rollerde seyirciyle buluştunuz. Sizce en ilginç rolünüz hangisiydi?

Şimdiye kadar öyle ilginç diyebileceğim bir şey olmadı aslında, en ilginci Asuman galiba…

• Dizi çalışmalarının dışında özel bir uğraşınız var mı?

Resim yapıyorum, lisede branşım resimdi. Oyunculuk aklımı çelmeseydi ya iç mimar ya da ressam olacaktım. Belki üç beş yıl sonra kişisel bir sergi açarım. Bu, ölmeden önce yapmak istediğim yüz şey arasında..Bunun dışında amatör olarak dört yıldır tango yapıyorum.

• Yemin dizisinde Asuman aşkı uğruna çok büyük bir fedakarlıkta bulundu, benzer bir durumda siz olsaydınız dizideki gibi bir tepki verebilir miydiniz?

Bu sorunun cevabını bilmiyorum.çünkü Asumanla kafa yapılarımız, koşullarımız çok farklı. Şimdi ben olsam yapmazdım diyeceğim ama aşk bu işte insana neler neler yaptırır bilinmez ki…

• Asuman’ı oynarken senaryodaki karaktere kendinizden neler kattınız?

Aslında birebir kendimden bir şey katmadım. Çünkü bende Asumanla benzeşen çok fazla özellik yok . Daha çok senaryoya bağlı kaldım.Bir de tabi Türkiye’de Asumanla benzer durumlar yaşayan çok kadın var.Çevremize şöyle bir baksak benzer yaşantıları görebiliriz. Televizyondaki kadın programları, karşı komşumuz Ayşe teyze vs… Toplanabilecek çok done vardı yani..

• Asuman’ın en sevdiğiniz yönü nedir?

Dışardan baktığımda Asumanı çok sevdiğimi söyleyemem, ama içine girdiğimde dizilerde yaratılan ve birazda gerçeküstü görünen kusursuz kahramanlardan çok daha sahici gibi görünüyor bana.ÇünküAsumanın da hepimiz gibi kusurları, zaafları, defoları var.insan olmak da böyle bir şey değil mi ki,yani şu hayatta kimse tek başına kötü yada iyi değil ki.asuman sadece beyaz yada siyah değil,içinde grinin bir sürü tonu var bu da benim için çok güzel bir zenginlik…

• Seyirciler sizi sokakta gördüklerinde rolünüzle ilgili ne tepkiler veriyorlar?
Genelde sevgiyle karşılıyorlar..bazıları kızıyor,bazıları da haklı buluyor ama ben olumlu yada olumsuz bütün tepkilere seviniyorum çünkü bu, insanları hikayenin içine çekebildiğimizi gösteriyor.Bu arada şaşılacak şey beni en çok çocuklar seviyor..:)



• Dizi ekibiyle ve oyuncularla aranızdaki ilişkiden özellikle dizideki aynı adama aşık iki rakip kadın Asuman ve Leyla’nın Zeyno Üstünışık ve Tuba Ünsal olarak ilişkisi nasıl biraz bahsedebilir misiniz?
Asuman ve Leyla bizim hikaye içinde büründüğümüz karakterler,senaristlerin kurguladığı şekilde hareket eden rol kişileri…yani oyun içinde hepimiz iplerle yönetilen kuklalar gibiyiz.Gerçek hayattaysa ipler bizim elimizde ve tabiki çok iyi arkadaşız…


DİZİFİLM.COM üyelerinin Zeyno Üstünışık’a soruları:


Döndü: “Zeyno Hanım bildiğim kadarıyla sinemada oynamadınız. Sinemaya yönelik planlarınız neler? Ve size şu an için bir sinema teklifi var mıdır?

Hayır bir sinema filminde oynamadım ama bu en büyük hayalim..Şu anda böyle bir teklif yok ama umarım olur ve hatta nolur olsuuuun!!
:

Vildan974: “Çok güzel birisiniz ama neden kötü bir karakteri oynuyorsunuz”?
Sevgili Vildan, oyunculukta illa güzeller iyileri,çirkinler de kötüleri oynar diye bir kaide olduğunu sanmıyorum.diyelim sen bir lokantada aşçısın,menüdeki yemeklerden canının istemediğini yapmamak gibi bir seçeneğin olabilir mi?Yani işinin gereği neyse onu yaparsın.oyunculukta da bu böyle. Önemli olan ne yaptığın değil nasıl yaptığın, becerebiliyorsan ve iyiysen sorun yok bence…
Gülüm_su: “Belki klasik bir soru olacak ama gerçek hayatta olsaydınız, Menderes’i sevmeye devam edebilir miydiniz? Leyla’yı kendinize kadar rakip olarak görüyorsunuz ya da Leyla nasıl bir rakip”?
Bu soruyu yukarıda cevaplamıştım aslında..Söz konusu aşk olunca insanın neler yapabileceğini bilemeyiz.Böyle durumlarda insan kendiyle bile ters düşebiliyor bazen..Dizide Asumanla Leyla tabi ki zorlu iki rakip.ikisi de aşkı, sevgisi için mücadele veriyor.Ama Asumanın dramı ve çatışması,karşılığı olmayan bir aşkın savaşını vermesinde..bu arada bu iki rakip arasında giderek öncelikle kadın sonra da anne olmaları sebebiyle enteresan bağ,bir empati durumu oluştuğunu düşünüyorum..



Forgetmenot : “Yemin dizisinde gerçekten başarılı bir performans gösteriyorsunuz. Yanlış bilmiyorsam, şu ana kadar hep TV dizilerinde yer almışsınız. Gelecekte bir sinema filminde rol almak ister misiniz? Ne tür bir rol arzu edersiniz”?
Tabi ki çok isterim ama ne tür bir rol olmalı diye düşünmedim hiç,her şey olabilir..sağır dilsiz bir insan,kleptoman bir kadın,bir uyşturucu bağımlısı, bir fahişe vs..Yani o kadar çok şey var ki…



“Yemin dizisinde çok doğal bir oyunculuk sergiliyorsunuz. Komedi,dram özellikle bir tercihiniz var mı?Yoksa ne rol olsa oynarım mı diyorsunuz.Kısacası 'oyunculuk' hakkındaki genel düşüncelerinizi alabilir miyiz”?
Şimdiye kadar tiyatro ve dizilerde hep dramatik roller oynadım ama bir komedide oynamayı çok isterim..Komedi oynamanın çok eğlenceli ama aynı zamanda çok da zor olduğunu düşünüyorum,insanları güldürmek ağlatmaktan çok daha güç bir iş gibi geliyor bana…



“Türkiye'de oyuncu olmanın zorlukları ve güzelliklerinden biraz bahseder misiniz”?

Bir kere bir şeyler yaratmak muhteşem bir duygu,alkışlanmak ve yaptığın şeyin insanlar tarafından kabul görmesi de cabası..işim, insanların yaşamlarını giyinmek ve ayna olmak geçmişe,geleceğe,yada şimdiye..böyle tanımladığım bir işi yapmak bana çok özel geliyor..şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere..bunca güzelliğin yanında en büyük zorluklardan biri parasal sıkıntılar..memlekette tiyatro yapabilmek için öncelikle hayatını idame ettirebilmen gerek mesela.yani anlayacağınız böyle sanatsal işler bu ülkede çok lüks şeyler arkadaşlar..e böyle olunca tv ve dizilerle yöneliyoruz haliyle..tabi burada da çalışma koşulları oldukça meşakkatli..bana en zor gelen kısmıysa beklemek ve ağır çalışma saatleri. yani bu işte engel yok,mesaisiydi, karıydı çamuruydu demeden çalışıyoruz vallahi..ama bu dizi olayı sabun köpüğü işte,tüketiyorsun ve bitiyor oysa izlediğiniz her bölümde öyle çok insanın emeği var ki..bu zorluk meselesi uzadıkça uzar arkadaşlar ama ana hatlarıyla böyle işte..


“Yemin dizisinin sizce nasıl bir seyirci profili var?En çok hangi yaş gurubundan izleyiciniz var”.?
İstatistik olarak bilemiyorum ama bizim diziyi genci-yaşlısı,çalışanı-çalışmayanı herkes izliyor galiba..


“Çok sürükleyici bir tarzda devam eden Yemin dizisinin senaryosu hakkında ne düşünüyorsunuz? Senaryo'nun gidişatından memnun musunuz? Sizlerin oyuncu olarak zaman zaman senaryo üzerinde direkt veya dolaylı reaksiyonlarınız oluyor mu? Senaristlerle bu tarz bir yakınlığınız var mı?Yoksa elimize hangi senaryo gelirse onu oynarız mı diyorsunuz”?

Bir kere konusu itibarıyla farklı ve hızlı ilerleyen bir hikayemiz olduğunu düşünüyorum.senarist arkadaşlar bunun böyle olabilmesi için canla başla çalışıyorlar ve tabi bu bir ekip işi yani kimse kimseden bağımsız değil,dolayısıyla bizlerde zaman zaman biraraya gelip karakter analizleri ve hikayenin gidişiyle ilgili konuşup,fikirlerimizi paylaşıyoruz.



Mavi deniz: “Bence kendisi bu son dönem için yeni bir yetenek ve güçlü bir karakteristik görünüme sahip egzotik ve değişik güzel bir yüzü var kendisi bu konuda ne düşünüyor ekrandaki yeri kendine göre nedir “?
Öncelikle bu güzel düşüncelerin için çok teşekkür ederim mavi deniz..bir oyuncu olarak benim de ekranla ilgili birsürü beklentim var tabiki.. ama gerçekten çok mücadele vermek gerekiyor bu iş için ve ben en zor kısmı atlattım galiba..bundan sonra gereken, doğru zaman,doğru,yer,doğru kişiler üçgenine denk gelebilmek ve biraz da şans..ben herkesin bir zamanı olduğuna inanıyorum ve kendim için de artık bu zamanın yaklaştığını hissediyorum …


“Rolüne hakimiyeti ve bana verdiği duygu yükü çok etkileyici değişik yüzü ve oyunculuğuyla geleceğin aranan bir aktrisi olacağından eminim keşfiniz biraz geç olmadı mı?bu konudaki düşüncesiniz nedir”?
Ben geç olduğunu düşünmüyorum aksine tam zamanı.. Olgunlaştığım,sakinleştiğim dolayısıyla mesleğimde de profesyonelleştiğim bir dönemdeyim.Ayrıca ben yine şanslıyım arkadaşlar, konsevatuvardan çıkıp, daha çok popülerliğin ön planda olduğu bu sahada hala yer bulamamış ,fırsat tanınmamış üstelik hepimizin dizilerden aşina olduğu birçok yüzden çok daha yetenekli ama işsiz bir sürü oyuncu var piyasada…


“Bundan sonra çalışmak istediğiniz oyuncular bayan erkek ve yönetmen kimlerdir? Bu güne kadar keşke o ben olsaydım diyerek iç geçirdiğiniz bir dizi karakteri veya film var mı yerli yabancı olarak”?

Oyuncu olarak Şener Şenle yönetmen olarak da Çağan Irmak ve Ferzan Özpetekle çalışmayı çok isterim..taparak izlediğim,izlerken kıskandığım,ya inşallah birgün ben de böyle bir işte yer alabilirim diye dua ettiğim projeyse İkinci Bahardı..Bence her bölümü ayrı birer oyuculuk dersiydi …


Kendi jenerasyonunuzdan beğendiğiniz aktör ve aktristler ve yine kendi jenerasyonunuzdan bir gün oynak isterim dediğiniz oyuncular kimlerdir?

Dolunay Soyserti beğeniyorum,bana çok yumuşak ve yalın geliyor oyunculuğu..aktörlerden de favorim Fikret Kuşkan …


Zeyno Üstünışık kimdir sevenlerinin tanıdığı kadarıyla Bilkent Üniversitesi Tiyatro Bölümü bitirmiş 1978 İstanbul doğumlu ve çeşitli dizilerde rol almış tır kendiden biraz daha bahsedebilir mi?





jujum : Sokaktaki insan Yemin’i izliyor, seviyor özellikle diziyi gerçekmiş gibi algılayan büyük bir kitle var. Yalnız bu izlenme oranları bazen reytinglere yansımadığı oluyor sizce bunun sebebi ne olabilir? Ve bu durum oyuncular olarak performansınızı nasıl etkiliyor”?

Bence de gelen raytingler gerçeği pek yansıtmıyor gibi.Çünkü kime sorsam diziyi biliyor,takip eden çok insan var ama fox tv birçok yerde hala çıkmıyor mesela.Rayting makinesi bulunan birçok evde de çıkmıyor olabilir yani..kanalında tanıtım konusunda eksik olduğunu,reklamımızın çok fazla yapılmadığını düşünüyorum yani biraz desteklenmeye ihtiyaç var…


Öncelikle değerli vaktinizi bizlere ayırıp sorularımızı yanıtladığınız için teşekkür ederim…
Son olarak izleyenlerinize, sevenlerinize ve dizifilm.com üyelerine iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Öncelikle cevapları bu kadar geciktirdiğim için özür diliyorum arkadaşlar..bu arada söylemeden geçemeyeceğim, herkes dersine iyi çalışmış,güzel güzel sorular hazırlanmış..umarım cevaplar tatmin edici olmuştur .Vaktim oldukça yorumlarınızı okumaya çalışıyorum yani hepinizi az çok tanıyorum aslında.sevgili Vildancığıma da özellikle selamlarımı gönderiyorum yaptığınız eleştiriler ve yorumlar benim için çok değerli ve önemli…hepinize diziye verdiğiniz destek için çok teşekkür ediyorum ve bizi hiç yalnız bırakmamanızı diliyorum…Son olarak, Pazartesileri ekranda buluşmak üzere Allah dizimize zeval vermesin diyorum arkadaşlar..Hoşçakalın… Bu arada Hüseyin ağabeycim, bu site için verdiğin onca emekle,bunca güzel insanı bir araya getirdiğin için seni kutluyorum ve tabii İlknurcuğuma da sorularınızı bana ulaştırıp vesile olduğu için sevgilerimi yolluyorum…


Not benden: Zeyno, kesinlikle bu siteye benim emeğimi abartmışsın, çok teşekkür ederim. Benden çok emek verenler var bu siteye... Murat ve Vildan en baştadır. Mavideniz, jujum, aliye, tavuskuşu, arada sırada girenlerimiz. Ve özlediklerimiz, sinope, fettan, sycamore cadıkız lazkız, c ve b, ismini sayamadıklarım da beni bağışlasın. Bazen insan en çok emek verenleri unutabilir. Onu da şuna bağlayın... "Onlar zaten bizim evin insanı"

peloş_sezin
28-09-07, 16:06
Tuba Ünsal, Hayko Cepkin’le düet yapacak


Yapımcılığını Sinan Çetin’in, yönetmenliğini Onur Ünlü’nün üstlendiği fantastik tarzdaki ''Çocuk'' isimli filmin çekimleri tüm hızıyla devam ediyor.

1 Şubat’ta vizyona girmesi beklenen ve yaklaşık bir milyon dolarlık bütçesi olan filmin başrollerinde Tuba Ünsal, Hayko Cepkin ve ''Babam ve Oğlum'' filmindeki çocuk yıldız Ege oynuyor. Filmde hiç konuşmayan bir medya patronunu canlandıran Hayko Cepkin filmin müziklerini Nil Karaibrahimgil ile birlikte yapacak. Ayrıca Cepkin, film müzikleri içinde yer alacak bir şarkıda ise filmin başrol oyuncularından Tuba Ünsal ile düet yapacak.

Kaynak:milliyet.com.tr

@ly
02-10-07, 15:37
İŞTE PARA BASAN DİZİLER

DİZİ PİYASASINDA BOL PARA DÖNÜYOR. PEKİ 2007'NİN REKLAM REKORTMENİ DİZİLERİ HANGİLERİ...

İşte diziler, işte 2007'deki toplam reklam saniyeleri:

Avrupa Yakası 440.291
Cennet Mahallesi 393.663
Çocuklar Duymasın 359.236
Tarık ve Diğerleri 340.344
Acemi Cadı 310.290
Selena 254.807
En Son Babalar Duyar 238.151
İki Aile 232.092
Yemin 180.157
Yabancı Damat 177.374
Yaprak Dökümü 172.474
Emret Komutanım 171.019
En iyi Arkadaşım 169.266
Sihirli Annem 158.455
Memleket Hikayeleri 158.131
Hatırla Sevgili 156.619
Aliye 155.911
Arka Sokaklar 143.452
Kaybolan Yıllar 136.688
Üç Tatlı Cadı 125.946

Kaynak:gecce.com

edit: Melal, Hatırla Sevgili sayfasına eklemiş...oradan alıntıladım...:img-wink:

jess
05-10-07, 08:35
"Yemin" dizisinde böylesine büyük bir başarı yakalayacağınıza inanıyor muydunuz?

- Kemikleşmiş bir izleyici kitlemiz var. Bu kitlenin üzerine yeni yeni insanlar geliyor. Bu işin bu kadar tutacağını tahmin etmiyordum açıkçası

Leyla’ karakterine iyice adapte oldunuz mu?

- Dün arkadaşıma aynen şunları söyledim: "Yaklaşık yedi aydır, hayatımda hiç görmediğim Leyla diye bir kadınım. Sevgi ve aşk dolu, özverili bir kadın."

Birçok yapımda yer almanıza rağmen bu dizideki oyunculuğunuz daha çok ön plana çıktı.

- Bu diziye başladığımdan beri insanlar oyunculuğumu daha çok beğenmeye başladı, çok güzel eleştiriler alıyorum. Zuhal Olcay bir röportajında benim oyunculuğum hakkında övgü dolu açıklamalar yapmış. Fakat bunlar çok fazla yazılıp çizilmiyor.

Oynamak istediğiniz uç bir rol var mı?

- Dizide her bölümde farklı bir psikoloji yaşıyorum. En ağır travmaları yaşadım ve yaşamaya devam edeceğim.(:img-fear2 :img-fear2 Gökhan'ı tez elden kaçırıp olaya el koyma zamanı gelmiş.:img-gun:) Geçenlerde "Bu kadar işkence yeter" diyerek isyan ettim. Dizide yerlerde süründüm, kapkaça uğradım, çocuğum kaçırıldı, aldatıldım, kocam öldü, tecavüze uğradım , psikolojim bozuldu ve intiharı düşündüm. Kısacası bu dizide her şeyi yaşadım.

Kariyerinizde birçok farklı karakteri canlandırdınız bu durum psikolojinizi etkiledi mi?

- Farklı rollerde yer alarak bir sürü karaktere bölünüyorsun. Örneğin bir çocuk filmi çekiyorum ve orada da çocuklardan nefret eden, hiç sevgiyle alakası olmayan bir kızı oynuyorum. Daha sonra ’Yemin’ dizisinin setine geliyorum sakin, melek gibi bir kadını oynuyorum. Önümüzdeki hafta ’Plajda’ filmine başlayacağım orada da sert, işi için çıldıran bir yönetmen kızını canlandıracağım. Senaryolar arasında gidip geliyorum. Setleri birbirine karıştırdığım bile oluyor. Biraz şizofrenik bir durum ama çok zevkli.

Dizilerin sayısının artmasıyla birçok genç yetenek ön plana çıkıyor. Yeni jenerasyondan beğendiğiniz oyuncular var mı?

Beren Saat ve Melissa Sözen’i çok beğeniyorum. Bir de benim çocukluk arkadaşım Bergüzar Korel var, onu da çok beğeniyorum. Onunla çok güzel anılarımız oldu.

Kaynak: Hürriyet

Not:Röportajın sadece diziyle ilgili kısmını aldım.Özeline karışmadım.:icon_whis

mxrxt
07-10-07, 16:18
Bergüzar ile rakip değiliz

Fox TV'de yayınlanan Yemin dizisinde rol ayan Tuba Ünsal, Binbir Gece dizisinin yıldızı Bergüzar Korel ile rekabet içinde olmadıklarını söyledi.

Dizi çekimleri nedeniyle kendisine vakit ayırmakta zorlanan Ünsal, bu durumdan şikayetçi. Tuba Ünsal, televizyonlardaki dizilerin hiçbirisini izlemediğini kendi dizisini de fırsat buldukça izleyebildiğini söyledi. Ünsal'ın yeni oyuncular arasında en beğendiği isimler Beren Saat ve Melisa Sözen... Tuba Ünsal, çocukluk arkadaşı Bergüzar Korel'i de çok beğendiğini ifade etti.

"Kesinlikle Bergüzar'ı rakip olarak görmüyorum. Benim beğenerek izlediğim bir dizi. Halit'i de çok beğeniyorum" ifadelerini kullanan Tuba Ünsal, "Bergüzar'a kötü bir duygu besleyemem. Bergüzar'ın babası Tanju Korel'e benim çok büyük bir vefa borcum var. Çünkü onun sayesinde ben burada yaşıyorum. Beni İzmir'den İstanbul'a getiren kişi ve ilk dizimin yapımcısı odur" dedi.

Kaynak:Televizyongazetesi.com

CveB
08-10-07, 12:37
Hayatta kalmak için beş şart

Yani ekranda bir dizinin var olabilmesi, devam edebilmesi için en az beş reyting alması gerekiyor. Reytingi 5’in, izlenme payı 15’in altına düşen diziler her an yayından kaldırılma tehlikesiyle karşı karşıya. Geçen haftanın ilk yirmi dizisinin son basamaklarına baktığınızda, siz de bu sayısal gerçeği görecekseniz. Ve birçok iddialı, fiyakalı yapımın ilk yirmi içine bile giremediğini fark edip, sizler de benim gibi onlar için endişelenecek, üzüleceksiniz.

Kimler için mi çalıyor bu tehlike çanları? Örneğin atv’nin büyük umutlarla gösterime soktuğu, izleyenleri gözyaşlarına boğan Sessiz Gemiler. Eğer birkaç hafta daha düşük reyting almaya devam ederse maalesef yaşama şansı yok. Mesela Fesupanallah. Dev bir kadroyla, büyük bütçeyle çekilen ve acı dolu, gözyaşı dolu onlarca dizinin arasındaki nadir güldüren yapımlardan birisi. Ama reyting hazretlerinin can alıcı kılıcı, onun da ensesinde.

Pusat... Bir Osman Sınav dizisi. Tutması, çok reyting alması için gerekli bütün kurallar yerine getirilmişti. Ama o da ciddi ciddi reyting sıkıntısı yaşıyor. Sezonun başında yıla damgasını vuracağı düşünülen birçok proje, daha ikinci haftasında seyirciyi tutabilmek için haftanın günlerini, gecelerini dolaşıyor. Her kanal, her gün bulduğu her boşlukta bir dizinin tekrarını yayınlıyor. Kanal D Oyun Bitti ile aynı hüsranı yaşadı. Star’ın yeni dizileri Sır Gibi, Leylan ve Vazgeç Gönlüm de kaçınılmaz sona çare arıyor.

Dudaktan Kalbe, Ertelenmiş Hayatlar, Komiser Nevzat, Yemin, Kartallar Yüksek Uçar... Açıkçası ben hepsini beğendim. Ve tekrar aynı şeyi yineleyeyim. Eğer bu anlamsız dizi furyası olmasaydı, şu an reyting korkusu çeken yapımlar kesin zirveye oynardı. Bu acayip dizi sağanağı yaşanmasaydı, onlarca dizi daha sezonun ilk ayından yayından kaldırılma tehlikesi gibi bir tatsızlıkla karşı karşıya kalmazdı.

ZİRVEDE DURUM AYNI

Listenin zirvesinde ise durum değişmiyor. Binbir Gece ile Yaprak Dökümü birincilik yarışında. Sıla, Kavak Yelleri, Kurtlar Vadisi Pusu onlarla arayı kapatmaya uğraşıyor. Ne yazık ki önümüzdeki haftalarda sezonun başında gösterime giren elliden fazla dizinin yarısı çöpe gidecek. Çünkü ekranlarda hala önümüzdeki günlerde gösterime girecek yeni dizilerin tanıtımları dönüyor. Ne diyeyim, yazık ediliyor. Onca emeğe, paraya, umuda, beklentiye, hayallere ve en çok da bir anda ekranda sevdikleri dizilerin yayından kaldırıldığını gören seyirciye yazık oluyor...

Memet Güler / Vatan

jujum
30-10-07, 18:36
TUBA “MUTLULUK”UN PEŞİNİ BIRAKMADI!
Oyuncu Tuba Ünsal da festivalin ünlü konukları arasındaydı. Ünsal, Abdullah Oğuz’un “mutluluk” filmiyle “en iyi erkek oyuncu ödülü”nün sahibi olan Murat Han’ıh peşinden ayrılmadı. Tuba Ünsal’ın Murat Han’a ilgisi dikkate değerdi.

ÜNSAL’DAN MURAT HAN’A YAKIN MARKAJ
İlk gününden beri festivalin ünlü konukları arasında bulunan Tuba Ünsal ise Abdullah Oğuz’un “mutluluk” filmiyle “en iyi erkek oyuncu ödülü”nün sahibi Murat Han’a yakın ilgisiyle dikkatleri üzerine topladı. Ünsal, festivalin kapanış partisinde Murat Han’ı yakın markaja aldı. Star tv de “vazgeç gönlüm” isimli dizide ilk ekran macerasını yaşayan Murat H an ise gördüğü ilgiye karşın mütevazi tavırlar sergiledi…

Kaynak… milliyet gazetesi cafe eki(30.10.2007)(magazin ekibi)


pek dizimizi ilgilendirmese de :img-cool2

CveB
06-11-07, 01:29
Serhan Yavaş “Beni keşfeden odamdaki aynadır!”

http://www.ekolay.net/kadin/images/02112007143927_1199_511149ser.jpg

MELİKE BİRGÖLGE

Ben sordum, o tüm samimiyetiyle cevapladı. İşte karşınızda ‘Yemin’ dizisindeki ‘Menderes’ nam-ı diğer Serhan Yavaş! Buyrun bakalım...

Son günlerde hemen herkesin dilinde O var. ‘Menderes’ nam-ı diğer Serhan Yavaş. Fox TV’de yayınlanan ‘Yemin’ dizisindeki oyunculuğu ve yakışıklığığıyla dikkat çeken biri O. Sayısı giderek çoğalan hayranları, onun hakkında hiç bir bilgiye rastlayamadıklarını belirtince iş başa düştü! Serhan Yavaş’ı buldum ve hayranları için onunla keyifli bir röportaj yaptım.

İlgiyle izlenen ‘Yemin’ dizisiyle dikkatleri üzerinize çektiniz. Diziden önce çikolata reklamında oynadınız. Diziyle birlikte sizi tanıyanların sayısı çoğaldı. Peki bu bilgilerin dışında kimdir Serhan Yavaş? Sizi tanıyarak başlayalım mı?

Öncelikle benimle röportaj yaptığınız için size teşekkür ederim. Serhan Yavaş; 1972 doğumlu, Marmara Üniversitesi Spor Akademisi Bölümü mezunu, bir kız çocuğu babası, huzuru ve mutluluğu her daim yaşamaya çalışan, duygularından çok aklıyla hareket etmeyi öngören bir bakış açısı oluşturmuş, düzenli, titiz, disiplinli, yaptığı işe ve tüm iş arkadaşlarına saygı duyan, insanları ve canlıları seven, kendi halinde biri.

Spor Akademisi’nde eğitim aldınız. Branşınız da tenis hocalığı. Ne kadar süre tenis hocalığı yaptınız?

Üniversitede 2. sınıftayken ders vermeye başlamıştım. Hiç unutmam, oturduğum
yerden tam 125 km uzağa İstanbul dışında bir yere ders vermeye gidiyordum hafta sonları. Daha sonraları daha uygun şartlar ve koşullar ortaya çıktı. 6 sene kadar severek ve eğlenerek bu işi sürdürdüm.

Tenis hocalığı yaparken modellik yapmaya başlamanız nasıl oldu?

Ben zaten Akademi’ye girdiğimde bir ajansa bağlı olarak reklam oyunculuğu ve modellik yapıyordum.

Sizi bu anlamda ilk keşfeden kim oldu peki?

Bu işe girmemi sağlayan keşif odamdaki aynadır!

1990’dan 1998’e kadar modellik ve reklam oyunculuğu sonrasında 1998 yılından 2005’e kadar başka bir sektöre yönelmişsiniz. Hangi sektördü bu? Ve o sektöre yönelmenizin nedeni neydi?

1999’da evlendim. Evlenince bu işi bıraktım. Ailevi mecburiyetten dolayı da tekstille, ticaretle uğraşmam gerekti.

2005 yılında sizi asıl yapmak istediğiniz mesleğe yani modellik ve oyunculuğa döndüren ne oldu?

Boşanmış olmam!

‘Yemin’ dizisi için teklif nasıl geldi? Veya şöyle soralım kimin aracılığıyla ya da tavsiyesiyle bu rolü size sundular?

Bildiğim kadarıyla bahsettiğiniz çikolata reklamını sevgili yapımcımız Nilgün Sağyaşar , televizyonda izlerken ‘İşte Menderes’ demiş ve bana ulaşmış. Bizzat benim deminki soruda geçen keşif olayım Nilgün Hanım’ın kendisi tarafından gerçekleştirilmiştir. Teklifi de bana kendisi yapmıştır.

“Her zaman oyunculuğa ilgim ve yatkınlığım vardı” diyorsunuz. Oyunculuğunuzu keşfeden kim oldu?

Ben reklam çekimlerini seviyorum. Hep aynı disiplinle severek yaptım. Reklam setleri bana hep eğlenceli gelmiştir. Bundan ileri de gitmedi. Tabiî ki büyük bütçeli Holywood aksiyonlarını izlerken hep o gerçekçiliği takdir ederdim. Ayrıca bu tarz yapımların içinde düşünürdüm kendimi nacizane. Bunun dışında kendimi bir oyuncu olarak görmedim, görmüyorum da.

Çok mütevazisiniz. Aslında şunu farkediyorum ki, yaptıklarınıza bakınca; bir insan yapmayı çok istediği bir işse bu konuda doğru yer ve doğru zaman önemli rol oynuyor değil mi?

Kesinlikle... Her an yeni bir oluşumun içindeyiz. Her oluşum kendine ait zamanı da beraberinde getiriyor.

Ailevi nedenlerden dolayı modellik ve reklam filmlerine bir süre ara verseniz de vazgeçmediniz ve ne mutlu ki şimdi istediğiniz işi yapıyorsunuz. Bu anlamda zorluklarla ya da engellerle karşılaştığınızda neler yaptınız?

Zor dediğiniz aslında o an için sizin kendine güveninizin zayıfladığı ‘an’dır. Ben önüme çıkan engellerin nasıl aşılması gerektiğini düşünüp, araştırıp yöneliyorum ve bu süreç sonunda da sizin zorunuz yok oluyor.

Modelliğin, oyunculuğa kamera alışkanlığı dışında başka nasıl katkıları oluyor?

Rahat olma açısından katkısı var. Sizin evde yalnızken hissettiğiniz o rahatlığın sanıyorum kamera önünde de yaşanması gerekiyor. Reklam setlerinde de dizi setleri kadar kalabalık bir kadro var.

Modellikle oyunculuğun kıyaslamasını yapın demeyeceğim ama ikisini ayrı ayrı anlatmanızı, sizdeki yerini, bıraktığı izleri sorarsam ne der, nasıl anlatırsınız?

Modellik bir ürün tanıtımı ile ilgili bir gösteri diyebiliriz. Tanıtılan ürünün gerektirdiği bir rol vardır aslında ve bu roller de hep bizim yaşamımızdan karelerdir.

’Yemin’ dizisinin öncesinde sayısız reklam filminde rol almanızın yanı sıra bir de Türk-Fransa ortak yapımı olarak çekilen Osmanlı’nın son dönemleriyle ilgili 4-5 bölümlük bir dizide rol aldınız. Tarihi bir dönemin ele alındığı projede yer almak neler kattı size ve oyunculuğunuza?

Bu gerçekten uzun zaman önceydi. Diziyi Fransız ekip çekiyordu. Benim Fransa da ünlü bir balerin olan başrol oyuncusuyla bir sahnem vardı.Bir ara çekim esnasında bayanın morali bozuldu çekim durdu sonradan benimle ilgilenen ajans yetkilisi yönetmenin bana olan iltifatlarını duyduğu için Kızın sinirlendiğini söyledi. Yani benim reklam dışındaki ilk işimdi ve tamamen yabancı bir ekip çekiyordu. Açıkçası ben oyuncu değildim şimdi de değilim. Sadece benden istenileni iyi anlayıp en iyi nasıl verebileceğime konsantre oluyorum.

‘Menderes’ rolünü kabul etmenizde neler ön plandaydı? Ne etkili oldu, neydi cezbeden?

O sırada televizyonda dönen reklam filmini gördüğümde, içimden ‘Sen yakında bir dizide oynayacaksın’ dedim ve kısa süre sonra da Nilgün Hanım bana ulaştı. Öncelikle hikaye değişikti. Gündemdeki dizilerden farklı bir başlangıcı vardı. En önemlisi Nilgün Sağyaşar. Onun yaklaşımı, onun bana verdiği çok şey var. “Serhan Yavaş, ‘Menderes’ karakterini iyi canlandırıyor” deniyorsa bu Nilgün Hanım’ın ve yönetmenimiz Sadullah Celen’in emeğindendir. Yok eğer denmiyor ise de oda benim beceriksizliğimdendir.

Estagfurullah. ‘Yemin’ sizin ilk dizi çalışmanız ama birçok oyuncuya göre daha rahat oynadığınızı gözlemliyorum. Bunu nasıl başarıyorsunuz? Bunun sırrı nerde?

Valla ben de bilmiyorum açıkçası. Öyle mi gerçekten?

Evet... Çevremdeki bir çok insan dizinin takipçisi ve bu da demek oluyor ki, sizin ve diğer oyuncuların oyunculukları iyi olduğu ve ekip olarak başarılı olduğunuz için.

Çok teşekkür ederim.

Diziye başlamadan 2,5 ay bir ön çalışma yapmışsınız. Oyuncu koçuyla da çalışıyorsunuz. Oyuncu koçuyla çalışmak neyi fark ettiriyor? Role bürünüşte etkisi ne şekilde oluyor koçların?

Evet Sayın Süreyya Güzel’le çalıştık. Hikayedeki ‘Menderes’ karakterini oluşturduk. 2.5 ay kadar sonra motor denildi. İlk iki bölüm neyi nasıl yapmam gerektiğini öğrenme sürecimdi teknik olarak bilgilenmeye başladıkça daha rahatladım. Daha sonra Sinan Mıhçı yardımcı oldu. Benim gibi konservatuar okumadan bu işin içine girmiş kişilere rollerinin gerektirdiği karaktere bürünmek için gerekli bir yol gösterici bence oyuncu koçları.

Sizin öğrendiğiniz en bariz şey ne oldu, oyuncu koçunuzdan?

Duyarak oynama.

Kendinizi eleştiriyor musunuz izlerken? Ne şekilde...

Evet... ‘Aferin bravo’ diyorum. (Gülüyor)

Günümüzde ekranlarda fazlasıyla işlenen konulardan biri ‘töre’. Size töreyle ilgili roller teklif edilse, bir de ‘Yemin’ dizisi teklif edilseydi...

‘Yemin’in senaryosunun yanında töre ile ilgili başka bir teklif gelseydi, ‘Yemin’i seçerdim. Çünkü dediğiniz gibi zaten bir sürü töre ile ilgili dizi var. Sahneler ve olaylar benzerlik gösterecektir mutlaka, bu yüzden de tercih etmezdim.

Bir şeyi yapıyorsanız onu en iyi şekilde yapabilmek için çok uğraştığınızı düşünüyorum. Neler yapıyorsunuz en iyi olmak, en iyiyi yapmak adına?

Ben meşhur olmak için şöhret olmak için bu işi kabul etmedim. Bu yüzden de benzeri olan projelerin içinde yer almak çok da mantıklı gelmiyor. Nilgün Hanım’a inandığım için bu işe girdim. Bu konuda da bana neyi öğrenmem, neyi geliştirmem gerektiği söylenirse de hedefimi o konunun üzerine yönlendiririm. Benim şu aşamada seslendirme ve yabancı dil üzerine eğitim almam gerekiyor.

Oyunculuğunuzu nelerle besliyorsunuz?

Hayatla aslında derler ya... Şunu izle, bunu izle diye bilinçli olarak çevrenizi izlerseniz çevrenizdeki her bir insanın tavrı, duruşu, mimikleri, bakışı, sözleri, yürüyüşü yani tüm hayatınız aslında sizi besleyendir. Çünkü her bir insan farklı güler, farklı ağlar, farklı bakar. Sizin yapacağınız; canlandırdığınız karakterinizin bunu nasıl yapması gerektiği.

Siz de ekranlarda yeni yüzler görmek isteyenlerdensiniz. Ekranlarda yeni yüz olmanın avantajları ve dezavantajları neler sizce?

Yeni yüzden ziyade ben yeni karakterler görmek istiyorum. Bir dizi ya da filmdeki rolüyle öne çıkmış ya da tanınmış bir oyuncunun aynı karakterle başka bir dizide oynamasını çok doğru bulmuyorum. Yeni yüz eğer başarılıysa herkes onun peşine düşüyor. Onlar da ‘Akarken kabımı doldurayım’ diye düşünüp, gelen her işi kabul ediyorlar. Bu, diğerlerine göre avantaj sayılabilir. Ama benim için değil. Dezavantajı ise tanınmak ve artık topluma karşı sorumluluk duyarak yaşamaktır. Fakat bunu yapabilen maalesef çok az.

‘Türkiye de jön yok' diyorlar ya... Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?

Bu ve bu tarz konulara açıklama yapmak ve yorum getirmek kesinlikle bana göre değil Melike.

Tan Sağtürk’le yaptığım röportajda “Bale içtiğimiz su kadar önemli” demişti. Peki tenis sizin için ne kadar önemli?

Su kadar değil tabiî ki spor bedenimiz ve sağlığımız için önemli bir yaşam aktivitesi. Aklına esince ya da ‘Kilo aldım, vermem lazım’ deyip spor yapmak anı kurtarmaktır, geçici çözümdür. Bu yüzden düzenli ve sürekli spor yaparak yaşamak gerekir. Şu anki çalışma temposundan dolayı tenisle aramız açıldı fakat zaman buldukça tenis oynuyorum.

Peki yoğunluğunuz nedeniyle, tenis oynayamamanın eksikliğini hissediyor musunuz?

Evet tabiî ki hissediyorum. Tenis ferdi bir spor. Ben koç burcuyum, kişiliğimle çok uyumlu bir yapısı var tenisin.

İnsanların sizinle ve diziyle ilgili görüşleri nasıl? Neler söylüyorlar?

Olumlu yorumlar duyuyorum. Dizideki karakterlerin oyuncularla birebir uygunluğundan ve senaryonun değişik bir konuyu işlemesinden dolayı izlendiğini duyuyorum. Çekimlerin resimlerdeki güzelliğinden bahsediyorlar. Güzel şeyler söylüyorlar.

Bu kadar çok dizi arasından ‘Yemin’i öne çıkaran, ilgiyle izlenmesiyle ilgili olarak farkı ne oldu diğerlerinden?

Öncelikle yönetmen Sadullah Celen. Çok başarılı ve çok bilgili bir hoca ve onu artık sinemada da görmek istiyoruz. Senaryodaki karakterleri oynayan oyuncu seçimi ve senaryonun konusu ve tabiî ki dizi müzikleri oldu diziyi bu kadar öne çıkaran.

Sizin beğenerek izlediğiniz diziler hangisi?

Şu anda belirli bir diziyi izleyemiyorum sürekliliğim olmuyor çalışma saatlerimden dolayı. Ama yapılan işleri takip etmek anlamında denk geldiklerime inceleyerek bakıyorum, seyirci gözüyle değil.

Ya kendinize oyunculuğunu örnek aldığınız isimler kimler? Neden?

Kendime kimseyi örnek almıyorum. Örnek almak kişinin kendindeki doğallığını etkilediğini düşünüyorum. İster istemez izlediklerimizden etkileniyoruz. Zaten bu beynin çalışma sistemi gereği olan bir şey.

Dizinin kamera arkası nasıl? Ya Tuğba ve Zeyno ile aranızdaki iletişim?

Yönetmenimiz Sadullah Celen; çok espri üreten biri ve ben ona çok gülüyorum. Tuğba ve Zeynoyla aramız iyi şimdilik.

Sormam istenen sorulardan biri de şu: dizide Cihan karakteri (Barış Yalçın) tehlikeli olmaya başladı. Neler bekliyor Menderes ve Leyla’yı?

Açıkçası ben de bilmiyorum sadece tahmin edebilirim. Menderes, hiçbir zaman Leyla’dan vazgeçmeyecektir. Aynı şekilde Leyla’da Menderes’ten... Fakat kavuşmalarını engelleyen bir takım olaylar olacaktır. Tabiî ki bunu da en iyi yapan Cihan. Ama vakti ve zamanı gelince de o engel de ortadan kalkacaktır elbet.

Hiç düşündünüz mü şu rolü iyi canlandırabilirim diye? Hangi rolü iyi canlandırabileceğinizi düşünüyorsunuz?

Öyle kafamda belirlediğim ya da üzerinde düşündüğüm bir rol yok. Fakat aksiyona karşı bir hevesim var. Başarabileceğime inandığım her rolü canlandırmaya çalışırım. Her karaktere öyle pat diye giriş yapamıyorsunuz. Ön hazırlığı, araştırması, gözlemi ve bunun sizden nasıl açığa çıkartılacağı süreci var. Hiç düşünmediğiniz bir rolü çok gerçekçi ve zengin bir karakter olarak canlandırabilirsiniz.

Sinemada oynama hayaliniz var mı? Varsa sinema ve oyunculuk adına yapmak istedikleriniz arasında neler var?

Ben yaptığım işte yükselme anlamında çıkılabilecek en üst noktaya ulaşmak isteyen bir dürtüye sahibim. Bu işte başarılı bulunuyorsam bunun en iyisini yapmaya çalışıyorum. Sinema diziden apayrı bir çalışma sistemi ve beceri gerektiriyor. Bu beceri ve gerekli özelliklere kavuşursam elbette her oyuncunun hayali olan sinemada yer almak isterim. Artık ülkemizde sinema sektör olmalı. Türkiye’nin ileri gelen iş adamları bu sektöre yatırım yapmalı bizim atalarımızın ve kültürümüzün getirdiği olağanüstü konular kişilikler efsaneler ve kahramanlar var bunlar teknik yetersizlikten ve finans sorunlarından dolayı değerlendirilemiyor bence bunlar aşılması gereken bu sektördeki öncelikli konular.

Şöhret, tanınmak neler hissetiriyor, neler yaşatıyor?

Toplumu dikkate alarak yaşamayı gerektiriyor bence. Onun dışında insanların size olan hayranlığı ve beğenisini hissetmek tabiî ki güzel bir şey ama bunun müptelası olmak ve beklentisine girerek yaşamak o egoya bürünmek bir o kadar da tehlikeli.

Serhan için nedir başarı?

Yapılan iş doğrultusunda bana güvenen kişilerin bu güvenini sarsmamak ve memnuniyetlerinin devamı içinde çalışmaktır.

Dizide Leyla’ya (Tuğba Ünsal) çok aşık bir adam Menderes. Aşk olunca gözünüz bir şey görmez mantıklı düşünemezsiniz, kalırsınız, hep sonraya atarsınız” diyorsunuz ya. Gerçek hayatta da gözü kara mısınız aşkta?

Ben gerçek hayatta aşkı yaşamamışım! Bu zamana kadar bir beğeniymiş yaşadıklarım. Yunus’un Mevlana’nın yaşamları gerçek aşkmış tüm varlığa olan. Leyla ile Mecnun’unki aşkmış.

Gerçek hayatta dizideki durum başınıza gelse Serhan Yavaş’ın tepkisi canlandırdığınız Menderes gibi mi olur yoksa daha başka mı?

Benim yapım Menderes’ten farklı bir yapıda. Yeminimi bozmazdım. Asuman benden uzaklaşmadan etrafa başka bakmazdım.

Aşkı nasıl yaşarsınız? Gözün bir şeyi görmeme ve mantıklı davranamama durumu olur mu sizde de? Ya da başka neler...

Dediğim gibi bunu bilmiyorum. Aşk; sevdiğinin haliyle hallenmekmiş. Bunu yaşayan kaç kişi var? ‘Aşığım’ deyip, bir süre sonra ayrılık yaşayan ve birbirine düşman olanların görüntüleri ‘Aşk’ diye adlandırılır olmuş.

Peki aşk bittiğinde çok acı çekenlerden misiniz?

İşte anlatmak istediğim bu. Aşk bitmez, bitemez! Bitenler aşk değildir, beğenidir! Hayat sürekli yenilenen anlardan ibaret. Bu yüzden neyi yaşıyorsanız getirdiği anı bir öncekinde kayıtlı kalarak karşılamamalısınız. Yoksa ateşiniz yanmaya devam eder sizi yakarak.

Sizinle röportaj yapacağımı duyanlar kendinden geçti.

(Gülüyor) Neden kendilerinden geçtiler?

Bilmem! Yakışıklı buldukları, sevdikleri bir kişiyi görüp, konuşacak olmam sebebiyledir belki bu kendinden geçmeler... (Gülüşmeler) Onlar adına şimdiki sorum: nasıl biri sizi etkiler?

Benim dikkatim kişinin hayata bakışı ile ilgili.

Yani?

Yaşam tarzı, alışkanlıkları vazgeçmeye hazır oldukları, vazgeçemeyecekleri... Hayata; şartlanmalarla, değer yargılarıyla, yoğun duygularla bakmak yanmayı getiriyor. Bu yaşıma gelirken bunları öğrendim.

Üç yıl önce boşanmışsınız sanırım. Bu nedenle evlilik kavramı uzak mı size?

2005’te boşandım evet. Evet uzak görünüyor ama yine de görünüyor. (Gülüyor)

Gelelim babalığınıza... 7 yaşında kızınız var. Nasıl onunla aranız?

Birinci sınıfa başladı. Aramız iyi çok şükür.

Nasıl zaman geçiriyorsunuz, neler yapıyorsunuz onunla beraberken?

Onun istekleri doğrultusunda zaman geçiriyoruz. Genelde oyun ve eğlence ağırlıklı oluyor yaşının gerektirdiği gibi. Bu sene okula başladığı için ders de çalışacağız beraber. Onu mutlu görmem gerek. Kendi doğrularımı ona empoze etmek yerine doğruyu bulmasına yardımcı olmak üzerine bir ilişki kuruyorum kızımla.

Çok güzel... Televizyonda sizi gördüğünde nasıl tepki veriyor?

İçindekileri bilemiyorum. Dışarıya pek bir şey belli etmiyor açıkçası.

Oyunculuğun güzel yanları ve olumsuz yanları neler?

Öncelikle yaptığınız işi sevmelisiniz. Ben şu anda yaptığım işi severek yapıyorum. Bu yüzden de mutlu ve huzurluyum. Olumsuz yanları; çalışma saatleri normal bir iş gibi değil. Bir de maalesef kendinize pek vakit ayıramıyorsunuz.

Takım sporları ve toplu sporlar, binicilik su sporları ve extreme sporların dışında nelerle ilgilenmekten keyif alırsınız?

Aslında bunlar eğitimim sırasında yaptığım ve öğrendiğim aktiviteler. Şu anda vakit sıkıntısı çekiyorum. Ama gece hayatı, sigara ve alkolden hoşlaşmam. Film izliyorum, kitap okuyorum işten arta kalan vakitlerimde.

Neler sizi mutlu eder?

Huzur. Nerde, nasıl, ne şekilde yaşadığınızın önemi yok. Bunlar gelip geçici şeyler. Ne yapıyor olursanız olun o anda içinizdeki huzurun ve mutluluğun derecesidir sizi yaşama ve hayata bağlayan.

Ya kızdıran konular?

Bu bakış açınızla alakalı. Kızdığım şeyler tabiî ki var. Mesela işteki disiplinime aykırı tavırlar bana göre yanlış. Toplumu ilgilendiren konulardaki yanlışlar beni kızdırıyor. Yoksa şahsımın gocunması söz konusu değil.

Ev hayatını seviyorsunuz.

Evet... Ev hayatını sevmekten kasıt; evde vakit geçirmek, kitap okumak, internette araştırma yapmak, film izlemek daha yapıcı işlevler.

Yaşam felsefenizi soracak olursam...

Sevgi. Mevlana’nın Hacı Bektaş’ın Yunus’un, tüm erenlerin dilinden dökülen gerçekler istikametinde hayata bakabilmek. Her an senden çıkanın farkında olarak yaşamak. Bir sonraki karşılaşacağın algılamanın senden çıktığının neticesi olduğunu bilerek yaşamak. Benim amacım bunu idrak edip hissetmek ve hazmetmektir.

Bundan sonra sizi hep oyuncu olarak göreceğiz değil mi? Oyunculuktan başka sektörlere geçmeyi düşünmüyorsunuzdur sanırım. Tekrar tekstile dönmek gibi...

Bunu bu projenin sonunda anlayacağız. Sanırım şimdiden bir şey söylemek için erken. Şu an tek düşüncem bu projeyi başarıyla sürdürmek. Bu işi başarıyla yapabiliyorsam ne mutlu bana. Tekstile döneceğimi zannetmiyorum. Ama tenise dönebilirim.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Size tekrar teşekkürlerimi sunuyorum, çok keyifliydi. Röportajımızı duyduğunda kendilerinden geçenlere selamlarımı iletin lütfen. Yaptığımız bu röportajı keyifle okurlar dilerim.

Teşekkür ederim. Selamınızı da ileteceğim sizi sevenlere.

Kaynak: ekolay

ehlocan
14-11-07, 14:50
http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/phprFWvz4PM.jpg

http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/phpc2qhDLPM.jpg


Bize kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz? Özellikle müziğe yönelme ve müziği kariyer olarak benimseme aşamalarınızdan…

Kemal Sahir Gürel :
1966'da Giresun'un Görele ilçesinde doğdum. Çocukluk dönemim Giresun’da geçti. 1974'de yılında babamın emekliliğinin ardından İstanbul’a yerleştik. 1978'de müziğe önce kardeşlerimin sonra da müzik hocamın etkisiyle ilgi duymam beni ensturman çalmaya yöneltti. 1981'de Hüseyin Yıldızla birlikte Yavuz Top' un müzik kursunda bağlama ve solfej dersleri alarak işi ehlinden öğrenme anlamında eğitime başladım. Bir buçuk yıl öğrenim gördüm. 1982–83 yıllarında, İ.Ü. Konservatuarı Türk Müziği Bölümü'nde bir yıl öğrenim gördüm. 1984' de Türk Folklor Kurumu'nun (TFK) Halk Müziği Okulu'nda yine Hüseyin Yıldızla birlikte başladık bir yıl öğrenim gördüm. 1984–86 yılları arasında ‘Fırtına Saz Kursu'nda, bağlama ve solfej dersleri verdim. 1984 yılı sonlarında Halk dansları müziklerine düzenlemeler yapmaya başladım. 1985 yılından itibaren İTÜ Devlet Konservatuarı Temel Bilimler Bölümü'nde beş yıl öğrenim gördüm 1986 yılından sonra müzikle ilgili çalışmalarımı bestecilik, aranjörlük ve grup konserleriyle sürdürdüm.
İlk film müziğim 2003 yılında Çizgi Animasyon Filmin Binbir Gece Masallarına yaptım. Sonrasında rahmetli Kazım Koyuncu ile Sultan Makamını (2004) ve yine Hakan Yeşilyurt ile (2004) Kurşun Yarasının müziklerini yaparak dizi film müzikleri alanında da çalışmaya başladım. 2005 yılında Aşka Sürgün filmini Erol Mutlu ile birlikte yaptık. 2006 yılında iki proje başladı bunlardan hasreti yalnız ve Esir Kalpleri Nail Yurtseverle beraber çalıştık. 2006 yılında kısa metrajlı Kanada’da yaşayan yönetmenimiz Alp Esenerin Kırık Yaşamlar Diyarı adlı filmin müziğini yaptım. Yine 2006 yılı sonunda Ayşe Önder, Aytekin Gazi Ataş ve Soner Akalın ile beraber Son Osmanlı-Yandım Ali filmini yaptım. 2006 yılında Aşka sürgün, Hasret ve Esir Kalpler filminde müzik eşlemesinde birlikte çalıştığım Erdal Güney ve Hüseyin Yıldız ile beraber Hatırla Sevgili dizisinin müziklerine başladık. Ardından 2007 ye iki proje ile girdik. Bu projeleri de Erdal ve Hüseyin ile birlikte yaptık; Yemin ve Dicle… 2007 yazında gelen Elveda Rumeli ile çalıştığımız son projeyi hayata geçirdik. Ancak burada aramıza iki yeni arkadaşımız girdi. Ayşe Önder ve İrşad Aydın. Ayrıca yine bu sene Erdal Güney ve Hüseyin Yıldızla beraber Gitmek adlı filmin müziklerini de gerçekleştirmeye çalışıyoruz.


Erdal Güney :
Küçük yaşlarda başlayan müzik yaşamım üniversite yıllarıyla yoğunluk kazandı.İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunuyum.Tahsin İNCİRCİ, Elmira AŞRAFOV,Jerair ARSLANYAN ve Kemal KAPLAN’dan müzik dersleri aldım. 1993–94 yılları arasında Metz-Fransa'da bir kültür kuruluşunun davetlisi olarak bağlama dersleri verdim. 1994–96 yılları içinde Anamur-Ören Bld. Kültür Merkezinde yöneticilik de yaptım. Burada verdiğim bağlama derslerinin yanı sıra, koro çalışmaları da yaptırdım. 1998–2003 'de Berlin 'de özel bir kuruluş olan Alman-Türk Müzik Akademisi'nde öğretim kadrosu içinde yer aldım. Türkiye, Fransa, Almanya, Hollanda ve İsviçre'de kültürel etkinlikler çerçevesinde düzenlenen birçok konser ve dinletiye katıldım. Halen Taşalı Platosu üzerine alan çalışmasına dayalı müzik incelemesi yapmaktayım.
Yayınlanan albümlerim.
1996 "Güney Türküleri" Ada müzikten çıktı. 1999 "Yakımlar" Ada müzikten çıktı. 1999 "Köprüler" - Enstrümantal toplama albüm -Ada müzikten çıktı. 2005 "Aşkiya" –yine Ada müzikten 2007 “Unutulmayanlar” Saundtracks-film müziği Ada müzikten 2007 Sizlerin de bildiği gibi Kemal Sahir Gürel ve Hüseyin Yıldızla birlikte “Hatırla Sevgili” Saundtracks-film müziği Kalan müzikten çıktı.


SİNEMA MÜZİĞİ:
2006”Unutulmayanlar”-Akademi Prodüksiyon ve 2007 de henüz yayınlanmayan “Gitmek” filminin müzikleri..
TELEVİZYON FİLM MÜZİĞİ:
2005”İlk Göz Ağrısı”- ATV 2006 ”Hatırla Sevgili”-ATV 2007 ”Yemin”-FOX TV 2007 de “Dicle”-ATV yine 2007 de “Elveda Rumeli”- ATV
KISA FİLM MÜZİĞİ:
2007”Günah”


İrşad : Sanıyorum çok uzun uzadıya anlatmaya gerek yok. Klasik olanı yaşadık. İlkokulda ensturmana mandolin ile başladım. Ardından büyük bir sevinçle bağlamaya geçtim. Uzun bir süre bağlama çaldım. 1992 yılına geldiğimizde bir müzik grubu ile çalışmaya başladım. O günde başlayan çalışmalar çeşitli evreler de geçirerek ama sürekli müziğin içinde olarak bugünlere geldi. Bugüne geldiğimizde zevkle ve mutlulukla başka bir alanda müziğe devam ediyorum. Bütün bu evirilmenin ışığında söyleyeceğim tek şey müzik hep benimle vardı.

Ayşe : 1974 de İzmir’de doğdum. Müzik çalışmalarıma babamın verdiği mandolin dersleri ile başladım. Aslında aileden genetik bir müzisyenlik var. Babam müzisyen, ben dahil tüm kardeşlerim müzisyen. Babam halk müziği ve sanat müziği ile ilgilenmesine rağmen bizler klasik batı müziği ile ilgilendik. Şimdilik bu kadar yeterli diyorum…

Hüseyin :1961 Erzincan Tercan doğumluyum. Müzik Ayşe’nin evi gibi bizde de hep vardı. Babam klasik halk aşığı tarzında bağlama çalardı. Ama ben bağlamaya maalesef çok geç ilgi duydum. Müziğe de. 17 yaşımda kendi kendime bağlama çalmayı öğrendim. Sonra bu işi ilerletebilmek için Hüseyin Fırtına müzik evine gittim. Ardından kemal ile birlikte Yavuz Toptan müzik dersleri aldım. Ama 6 ay dolmadan ayrıldım ve askere gittim. Sonra hayat hızla aktı. Evlendim 2 çocuk olunca artık sadece hayat ile ilgilendim. Müzik bitti. Yıllar sonra yeniden müziğe başlamam yine kemal ile birlikte oldu. 2005 de üzerine konuşmada yeniden başlayan müzik hayatı 2006 da müzik eşleme (Aşka Sürgün, Hasret ve Esir Kalpler) daha sonra 2007 de Hatırla sevgili ile müzik eşlemeden çıkan iş yerini birlikte film müziği yapmaya başlamamızı sağladı. Yemin ve Dicle’den sonra Elveda Rumeli ile çalışmalara devam ediyoruz.



Müzik hayatınıza başlarken ya da başlamadan önce sizi etkileyen müzisyenler (yerli_yabancı) kimler olmuştur. Grubunuz elemanlarının örnek aldığı müzisyenler kimlerdir?

Kemal: Benim çocukluğumdan beri en çok etkilendiğim sanatçı Zülfü Livaneldir. Onun dışında Ruhi Su ve Selda Bağcandır. Yabancı olarak beni en çok etkileyen müzisyen Goran Bregoviç ve Old Field.

İrşad : Müziğe başlamadan bizim memlekette herkes müzisyen zaten. Meşhur sıra gecelerini çok dinledik. Meşhur kazancı bedi en başat örnektir hiç kuşkusuz. Sonrasında Kemalin belirttiği gibi Livaneli gerçeği ve hiç kuşkusuz Cem Karaca ve dönemin müzik yapan tüm sanatçıları beni etkiledi. Bugüne gelirsek sanatçı ismi veremiyorum ama üretimleri olan ezgileri çok beğeniyorum.

Ayşe : Ben başlarken ad olarak hatırladığım müzisyen yok. Ama günümüzde çok geniş bir beğeni yelpazem var. İrşadın değindiği gibi bazen ezgileri çok beğeniyorum. Bazı durumlarda da isimler ön plana çıkıyor. Şu an için Sezen Aksuyu çok seviyorum. Ayrıca modern tarza uyarlanmış klasik müzikler çok hoşuma gidiyor. Dünyanın her yerindeki etnik müzikleri çok seviyorum. Özellikle de Macar besteciler çok hoşuma gidiyor.

Hüseyin : Ben de öncelikli olarak kendi memleketimdeki önemli halk ozanlarından daimi Davut Sulari, ve babamdan dinlediğim deyişlerle müzik dinlemeye başladım. Sonrasında Livaneliyi tanımak, Ruhi Suyu ve Selda Bağcanı dinlemek de cilası oldu diyebilirim. Halk müziğimizin önemli yerel sanatçılarını zaman içinde tanımak da müzik etkileşimimi perçinledi. Neşet ve babası Muharrem Ertaşlar, Keskinli Hacı Taşanlar, Zeybekler, Azeri, Karadeniz ezgileri çok zengin bir müzik kültürünün bizlere mirası oldu. Uluslar arası müziklerden Kemal gibi Goranın film müzikleri oldukça etkiledi beni. Bunun yanı sıra en çok etkilendiğim müzisyenden ziyade, Yağmurdan önce ve Akdeniz filminin müzikleri ise tadından yenmezlerin ilk sıralarındandır.

Biraz projelerinizden bahseder misiniz? Ayrıca gelecekte neler yapmayı planlıyorsunuz?


Kemal : Ben dizi ve sinema müzikleri dışında solo bir ensturmantal albüm düşünüyorum.

İrşad : Şu anı ifade edeyim, yapabileceklerimizin en iyisini yapmaya çalışmak olarak tanımlamak bu sorunun cevabı olsa gerek diye düşünüyorum.

Ayşe : Kendi etnik ensturmanlarımızla modern müzik yapmak istiyorum.

Hüseyin : Ben de elimden gelen çabayı arttırmak için yeni şeyleri öğrenmeyi (Müzik ve Ensturman ve Teknik alt yapı anlamında) amaçlıyorum.



Bir gününüz nasıl geçiyor? Mesela müziğin dışında diğer sanat dallarını da takip edebiliyor musunuz?


Kemal : Doğrusu müziğin dışında faaliyete zaman kalmıyor. Ama sinemayı takip etmeye ve okuma çabamı yapabildiğim ölçüde yerine getirmeye çalışıyorum.

İrşad : Evet Kemale ekleyecek bir şey bulamıyorum.

Ayşe : Ben de müzik uğraşımın zamanımı oldukça aldığını düşünüyorum.

Hüseyin : Sinema benim de takip etmeye çalıştığım bir diğer alan. Zaman buldukça sinema izlemeye çalışıyorum.


En son hangi albümü aldınız? Genel bir yorum yapabilir misiniz albümle ilgili?


Kemal : En son Müslüm Gürses’in Murathan şarkılarını dinledim. Bir de Zerrin Özerin Ve böyle bir şey albümünü aldım. İkisi de sürekli dinlediğim albümler arasındadır.



Müziği kategorize etmek gerekirse sizin yaptığınız müzik hangi kategoriye girer?

Kemal : Biz sahne müziği veya bir performans müziği yapmıyoruz. Biz dizi filmlere veya sinema filmlerine müzik yaptığımız için bir tarzı yok. Müziğimiz senaryonun fikrine göre şekilleniyor. Bu anlamıyla kategorize yok.


Tam olarak kullandığınız ekipmanlar nelerdir?


Kemal : 12/14 anahtar, çekiç ve (Hüseyin) yıldız tornavida. Pardon müzik konusundaydı değil mi?

Hüseyin : Evet Kemal evindeki ekipmanı sormadılar…

Kemal : Bir bilgisayar özellikle müziğin alt yapısını hazırlamada ve müzik eşlemesinde olmazsa olmazımız. Müzik programlarımız var. Ses kartları ve mikrofon ve düzenlemenin gerektirdiği ensturman çeşitleri…



Her müzisyenin bir süre sonra çaldığı enstrümanla özdeşleştiğini düşünüyorum sizde de böyle bir durum oldu mu?


Hüseyin : Bu bizim grupta birçok kişi için olumsuz. Çünkü Kemal yaylılar dışında her türlü ensturmanı çalabiliyor. Ayşe piyano çalıyor ama ensturmandan ziyade düzenleme ve kompozisyonda gelişmiş. Erdal bağlama ve gitar çalabiliyor üstelik şu anda neyi geliştiriyor. İrşad da ha keza bağlama ve gitar çalıyor.

Kemal : Burada olsa olsa şunu diyebiliriz. Çaldığı ensturmanı sevmek diye bir olgu var. Onu diyebiliriz. Evet, ensturmanları seviyoruz. Sonuçta ezgilerimizi onlar aracılığı ile seslendiriyoruz.


Günümüz popüler müziği içerisinde türkülerimizin yerini nasıl görüyorsunuz? Son yıllarda özellikle türkülere artan ilgi ve sevgiyi sizler nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkücülerimizden kimleri severek dinlersiniz?

İrşad : Bundan 10 -15 yıl öncesinde TRT klasiğinde gelen türkülerimiz vardı. Zaman ve teknoloji ilerleyip değiştikçe bunların günümüz şartları ile uyumsuz yönleri pratikte ortaya çıktı. Doğal olarak dinlenmemeye başladı. Doğaldır ki, yeni müzisyenler bu sorundan yola çıkarak bu konuya eğildiler ve başarılı çalışmalar ortaya çıktı. Bununla birlikte ortaya çıkan çalışmalar daha memnuniyet verici durum.

Kemal : Türküler, radyo repertuarına baktığımızda birkaç bindir. Hâlbuki yaratılmış türkü sayısı onbinlercedir. Ama bu türkülerin bugüne kalabilmesinin temel nedeni, bir takım sıkıntılar ve coğrafi koşulların dışında sevilen türkülerin bir şekilde nesilden nesile ulaşmasındadır. Örneğin bir popçu şarkı yaptığında bu illa sevilecek demek değildir. Türküler de böyledir sevileni günümüze onu dinleyenlerce taşınmıştır. Etkileyici ve başarılı olan türkülerin bugüne ulaşması diye bir gerçeklik var. Yeni nesil kent soundundan dolayı rock ve metal müziğe ilgi duyabilir ama bir süre sonra toprak kokusu onları çekmeye başlıyor. Türkülere olan ilginin nirengi noktası buradan kaynaklanıyor. Türkü ustaları açısından benim en çok sevdiğim Aşık Veysel, Feyzullah Çınar, Muharrem ve Neşet Ertaştır.

Ayşe : Ben de Muharrem ve Neşet Ertaşları çok severim.

Hüseyin : Ben de Türkülere yeni yorum tekniğini getiren Ruhi Suyu yeniden yad etmek istiyorum. Çünkü Ruhi Su tüm yurt türkülerini yeniden yorumlayarak onları günümüze taşımakta büyük çaba sarf etmiştir.

ehlocan
14-11-07, 14:52
Dizifilm.Com Üyelerinin Müzisyenlere Soruları:


Dazzle: Benim merak ettiğim bu şarkıları yaparken neler düşünüyorsunuz? Her diziye birbirinden bağımsız farklı melodiler yapıyorsunuz, bu direkt içinizden gelerek mi, yoksa hayal gücünüzü kullanarak mı ya da daha önce senaryoları okuyarak mı şekilleniyor?


Kemal : Bağımsız melodi anlayışı senaryonun türünden kaynaklanıyor hiç kuşkusuz. Kent dizisi, dönem dizisi, kırsal müzik olması tamamen müziğin tarzını ve melodileri değiştiriyor. Dizileri görüntüyü izlemeden senaryodan yola çıkarak yaptığımız için tamamen önsezi veya senaryonun bizde bıraktığı etki ile yapıyoruz.


Arwen61: Hatırla Sevgili ekibi sormak istediğim bu kadar harika müzikleri nerede ve hangi şartlarda bestelediniz? Ahmet ve Yasemin aşkı bu bestelerde size ne kadar ilham kaynağı oldu?

Hüseyin : Bizi aşktan ziyade dönemin kendi tarihsel süreci etkiledi. Elbette aşk şarkılarımız vardı. Ve bunlar bizi etkileyen melodileri yaratma sürecine katkıda bulundu. Ama en önemlisi aşk şarkılarında da dönemin müzik soundunu düşünmek gerekiyordu.Belki de bu müziklerin yaratılış sürecini en iyi açıklayan neden bu olabilir. Dönemin kendi çekiciliği yeterlidir diyorum.



Bir_adı_yok: Bir ara Kıraç’ın müzikleri ünlüydü; şimdi ise sizlerin müzikleri ünlü, acaba dizi müziği yapmadan sesinizi bu kadar duyurabilir miydiniz?

Kemal : Biz bir müzik grubu olmadığımız için başka bir alanda zaten çalışmıyoruz. Eğer Müzik grubu olsaydık başka türlü de sesimizi duyurabilirdik belki.


d.cansel: Bir dizinin veya filmin müziğini yaparken orada çekilen sahnelere göre mi beste yapıyorsunuz? Yoksa sadece konuyu bilip ona göre mi müzik yapıyorsunuz?

Ayşe : Biz öncelikli olarak senaryoya bakıyoruz. Ve onun atmosferine uygun müzikleri yapmaya çalışıyoruz. Sahneleri maalesef müzik eşlemesi sırasında görebiliyoruz.


Cerenimo_: Piyasada pek çok sanatçı art arda albüm çıkarırken asıl patlamayı dizi müziklerini içeren albümlerin yapmasını ve asıl rekabetin de bu albümler arasında olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kemal : 70 li yıllarda 45 likler vardı. Bir sanatçı en çok tutan iki şarkısını koyardı albümüne. Yıllar sonra en iyi iki şarkıyı koyma albümü kaset ve longplaylere geldi. Yine en çok tutabilecek iki albüm iki yüze konurdu. Dizi film müziklerinde de bu gelenek sürdü. Ve iyi melodiler tutup izleyenler arasında dile getirilmeye başlandı. Yani en iyi şarkılar dizi film kulvarına geçti. Müzik sektörünün gelişen teknolojik şartlarda tıkanmasıyla beraber dizilerde öne çıkan şarkılar başka bir boyutta izleyici ile buluştu. Bu süreç süper babanın “Bana Bir Masal Anlat Baba” ile başladı, bugüne kadar da devam ediyor.


Forgetmenot: Eserlerinizi oluştururken en çok ilham aldığınız noktalar nelerdir? Müzikal geçmişinizde etkilendiğiniz akım ve sanatçılar kimlerdir?

Kemal : Öncelikli olarak Zülfü Livaneli ve o dönemdeki müzisyenler. Sonrasında daha öncede belirttiğim gibi Goran Bregoviç ve Old Field. Diğer arkadaşlar da bu soruya cevap vermişti zaten.


Eserlerinizi oluşturduğunuzda sevincinizi ilk defa kim veya kimlerle paylaşırsınız? Şimdiye kadar size en kolay gelen veya sizi en çok zorlayan eser(ler) nelerdir?

Kemal : Genelde biz ortaya çıkardığımız ezgiden mutlu olursak onun yankısını izleyiciden görüyoruz zaten. Dolayısıyla bu sevinç izleyici ya da dinleyiciden yansıyor diyebiliriz. Ama ilk olarak ekiple paylaşıyoruz.


Kısacıkta olsa bir eserinizin meydana geliş öyküsünü anlatabilir misiniz?


Hüseyin : Öncelikli olarak senaryoları okuduktan sonra senaryoya uygun motifleri oluşturmaya başlıyoruz. Bu sürece ev süreci diyelim. Sonra bunu müzik programına ekliyoruz. Burada midi tabir ettiğimiz elektronik ortamda motifleri ezgiye dönüştürüyoruz. Sonrasında stüdyo öncesi süreç başlar. Ezgiler senaryo türü göz önüne alınarak düzenlenmeye hangi ensturmanlarla seslendirileceğine karar veriliyor. Akabinde stüdyo sürecine geçiyoruz. Burada alanında çok iyi ustalarca ezgilerin stüdyo kaydı gerçekleşir. Sonrasında bu ezgilerin nasıl duyulmasına yani mix ve masteringi yapılır. Ayrıca her ezginin versiyonları dediğimiz çeşitli bileşimleri de mixlenir. Örneklersek, Hatırla Sevgilideki Yaralı Kalbimin sadece kemanlısı, ya da ensturmantali, vokallisi gibi değişik bileşimleri ele alınır. Artık tüm ezgiler dizide kullanılmaya hazırdır.


Geçmişte veya günümüzde 'Bunu ben bestelemeliydim' dediğiniz bir dizi müziği oldu mu? Adını vermeseniz bile olup olmadığını söyler misiniz?

Kemal : Ben geçmişe dair söylemeyeyim de geleceğe dair söyleyeyim. Şeyh Bedrettin Destanını ben yapmak isterim.


Ezoo87: Hatırla Sevgili: müzikleri çok güzel ama yeni bölümlerde sanki müzikler arka plana atılacak gibi geldi bana acaba böyle bir şey olabilir mi? ( aman olmasın biz müziklerle sevdik)

Hüseyin : Böyle bir şey yok. Çünkü her dönemin kendi içinde dönemi yansıtacak müzikleri olması gerekiyor. Ki, bunu okuduğunuzda ilk yeni melodileri duymuş olacaksınız.


Yemin: yeni besteler gelecek mi? Bir de dizide yeni bölümlerde Niran Ünsal’ın şarkısı hariç müzik duyamıyoruz pek fazla nedeni nedir?

Kemal : Öncelikli olarak Niran Ünsal bir kereliğine istek üzerine konuldu. Yani geçiciydi. Yemin de aynı şekilde yeni müzikleri de duymaya başladınız. Bir de şunu belirtelim. Biz almış olduğumuz tüm dizilerde dizilerin senaryolarına ve türüne uygun olan kendi dostlarımızın yazdıkları ezgileri de sizlerle paylaşmak adına diziler içinde yer veriyoruz. Örneklersek Elveda Rumelide Aynur Cihan arkadaşımızın, Yemin de Cevdet Bağca arkadaşımızın, yine Hatırla Sevgilide Seyithan Kızıl ve Turabi Yıldırım arkadaşımızın güzel ezgilerini izleyici ile paylaştık. Bu buluşmaların çok güzel ve doğru olduğuna inanıyoruz.


Elveda Rumeli: Pek müzik duyamadık, bu dizi de bizi ne tarzda müzikler bekliyor?

Ayşe : Yapmayın Ezo hanım… Orada da Rumeli otantiğine uygun, hareketli, duygusal ve dramatik müziklerimiz var. Konu ve otantik tarz ön planda olduğundan henüz hissedilmedi diye düşünüyorum. Sanırım hak verecek ve yakında daha iyi duyumsayacaksınız.
Kemal : Bence Ezo hanımın beklediği sözlü müzik. O da zaten izlediğinde bugün itibarıyla duyulmuş olacaktır. Ya da şöyle anlatalım. Kastınız sözlü müzikse o da röportaj yayınlandığında duyulmuş olacaktır. Ben de ayşe gibi özgün müzikler gerektiği ölçüde var diye düşünüyorum.



Messa: Hatırla Sevgili albümünün görmüş olduğu büyük ilgide dizinin payı sizce nedir? Eğer albüm şarkı ve müzikler dizide yayınlanmadan bu kaset piyasaya sürülseydi yine aynı başarıyı yakalar mıydı? Bu büyük başarıdan sonra yaşantınızda değişen birtakım şeyler oldu mu?

Kemal : Mutlaka şöyle bir payı var. İzleyici diziyle beraber ezgiyi öğrendiği için, müziği her dinlediğinde dizinin bir karesi aklına geliyor. Burada hayal etmenin ve kurgulamanın bir başka boyutuna geçiliyor. Bu da dizinin müzikleri etkileme gücü hiç kuşkusuz. Hayatımızda müziklerin gördüğü ilginin duyumsattığı haz ve coşkudan başka bir değişiklik olmadı.


Nehirrrr: Yaptığınız müzikler Türk Sanat Müziği ağırlıklı olduğu halde gençler üzerinde bu kadar etkili olmasının ve sevilmesinin nedeni nedir sizce?

Kemal : Hatırla Sevgili dönem dizisi olduğu için dönemin soundu anlamında Sanat müziği duyarlılığı var. Ama klasik sanat müziğinin dışında bir form var dizide. Gençler Halk müziğini de, Sanat müziğini de, Klasik Sanat müziğini de sevebilir; fakat üretimlerin çok yeni olması ile alakalı bir durum bu. Yani bilindik şeylerin dışına çıkıldığında gençlerin de aslında tüm ülke insanının da seveceği bir ürün ortaya çıkmış oluyor.

Adalar: Dizi müziklerini hazırlarken daha önce yaptıkları dizi müziklerine az da olsa esinleniyorlar mı?[/B]

Hüseyin : Hayır, çünkü senaryo ve dizinin tarzı belirleyici olduğu için hadi yemindeki şu şarkının melodisi güzel esinlenelim diyemiyoruz.


Özgün-rbd88: Öncelikle hepinizi bu kadar güzel şarkılara imza attığınız için kutluyorum. Benim sorum şu; bu şarkıların sözleri ve müzikleri o kadar güzel ve insanı derinden etkiliyor ki acaba bu şarkılar sizin daha önceden yazdığınız yaşanmışlıklardan gelen eserler mi? Onları bu dizide uygun olur diye mi seçiyorsunuz yoksa dizi projesi elinize geldiğinde müzikleri düşünerek mi yapıyorsunuz?

Kemal : Öncelikle şunu belirterek bu soruya girmek gerekiyor. Bir yazarın bir öyküyü anlatırken öncelikle onu yaşamış olması gerekmiyor. Sanatçı olmanın gereği öncelikli olarak tasavvur etme yeteneği olmasında yatıyor.
Hüseyin : Daha önce Kemalin belirttiği dizinin konseptine uyacak müzik konusunu burada soruya da uygun düşer diye katkı sağlayarak devam ettirelim. Eğer önceden üretilen bir ezgi bu diziye gerekiyorsa kullanabiliyoruz. Dalgakıran buna en güzel örnektir.


Gül Tuna: Kaç senedir müzikle ilgileniyorsunuz? Ailenizde müzikle uğraşan var mı? Yeni projeleriniz nelerdir?

Kemal : Abilerim amatör olarak müzikle ilgileniyor.

Ayşe : Babam ve 5 kardeşim de profesyonel olarak müzikle ilgileniyorlar.

Hüseyin : Babam aşık geleneği ile halk müziği ile ilgileniyor…

ehlocan
14-11-07, 14:53
Goldrose: Hatırla Sevgilinin müziklerini yapan ekip, senaryoya göre mi yazıyor yoksa zaten o şarkılar var ve yönetmen duruma uygun olanı mı kullanıyor?

Kemal : Yukarıda belirtmiştik ama yineleyerek Goldorose da cevap verelim. Senaryo ve dizinin türü önemli.


Mine4: Dizi müzikleri yaparken en çok neye dikkat ediyorlar?

Hüseyin : En çok senaryo ve senaryonun türü diyelim. Bu çok önemli. Sonrasında iç konulara bakıyoruz. Aksiyon, gerilim ve dramatik ezgileri belirliyoruz. Dizinin sürecinde yeni olaylara göre yeni müzikler de yapılıyor.


Lyon69: müzikleriniz bir harika… Hatırla Sevgili cd sini aldım fakat yeminin müziklerinin bir albümü çıkacak mı çıkacaksa ne zaman çıkacak?

Hüseyin : Yapımcının böyle bir düşüncesi vardı. Ama bunu zaman ve talep belirleyecektir. Bekleyelim ve görelim.




Nazlikiz: Yemin dizisinin müziğini yapmak için nerden teklif geldi ve ne kadar zaman da müziği yapıldı, teklif geldiğinde hemen mi kabul edildi?

Hüseyin : Yemin dizisinin müzik teklifi yapımcısı Nilgün Sağyaşar’dan geldi. Senaryoyu okuduk. Ve senaryonun türü bir kent dizisi olmasına rağmen yaşananlar sıcak geldi. Teklifin hemen kabulüne gelince; zaten görüş bildirme süresi çok kısadır. Çünkü yapımcılar zamanla yarışırlar. Senaryoyu okuduğunuzda diziye katacak bir şeyiniz olduğuna karar verirseniz olumlu yaklaşır ve teklifi hemen kabul edersiniz. Yok, bu diziye bizim katacağımız bir şey yok derseniz onları bekletmek doğru değildir zaten.


Gsg: Süper müzik yapıyorsunuz, yemin en fazla müzikleriyle dikkat çekti, ama keşke dizinin jenerik müziği “kömür gözlerin” parçası olsaydı yani eğer bunu siz ayarlıyorsanız acaba değişmesi mümkün müdür?


Kemal : Değişmesi mümkün değil çünkü sözlü müziğin jenerik olması bazı durumlarda geçerli. Aslında jenerik müziği sinyal müziğidir. Sinyal müziği de kısa etkili ve kalıcı olmalıdır. Ha bu şu demek değil. Jenerik müzik sözsüz başlar sonra olmaz mı? Olabilir tabi ki. Örnekleri var zaten. Çünkü artık jenerik müzik oturmuş ve umulan başarıyı yakalamıştır.


Aly_73: Herhangi bir talep olmadan, besteledikleri ezgilerle, dizi sahnelerinin müzikleri için besteledikleri eserler arasında farklar var mı? Yani bir dizi için yaptığınız parçayı da diğerleri kadar benimseyebiliyor musunuz?

Hüseyin : Talep olmadan yapılan müzik kendi iç dünyandan, kendi duygularından kaynaklanan ve onu tarif eden müziklerdir. Ama dizi için bestelediklerinde başat durum senaryo ve türüdür. Hoş geçmişte kendin yazdığın bir müziği de eğer konsepte uyuyorsa kullanabilirsin elbette. Hatırla Sevgilideki “Seni Seviyorum” 1984 de yapılan bir ezgi.

Ayşe : Kendi ürettiğin müzik daha özgür ve özgündür, kendinindir, kendini ifade eder. Ama diğerinde seni bağlayan bir öykü bir tür sınırları var. Bütün ürettiğin ezgileri benimsiyorsun, çünkü sonuçta onlar dizi kurallarında da olsa o kurallar içerisinde de senin ürettiğin sana ait ezgilerdir.



Barış_derya: Grup içersinde yakın arkadaş mısınız? Yoksa sadece işlerini yapmaya çalışan dizi müziği gurubu musunuz? yani bu grup bir dizi ile mi başladı ya da evveliyatı yani dostlukları var mı?

Kemal : Grup içinde en eski dostluğumuz yaklaşık 30 yıla varan dostluğumuz Hüseyin’le var. İrşad’la da 10 yıldan fazla süren dostluğumuz var. Sonrasında Erdal ile albüm düzenlemesinde başlayan ve bugüne gelen dostluğumuz var. En yenisi Ayşemizdir. Onunla da Son Osmanlı filminde başlayan ve süregelen bir dostluğumuz var. İş ilişkisi ile kurulu bir dostluk yürümez zaten. Biz dostluğu ve paylaşımı işten de öne almaya çalışıyoruz.

Hüseyin : Üretim içinde her şey oluyor. Tartışma da oluyor hiç kuşkusuz. Ama bu da üretimin kalitesini arttırıyor.


Yeşim_duygu: Bu tür müzikleri hangi duygu içersinde yazdıklarını ve bu şarkılarından bir kaset ya da cd şeklinde yayınlamayı düşünüp düşünmediklerini merak ediyorum böyle güzel müzikler daha çok yayınlanmalı…

Kemal : Grup içindeki her bir üyenin bağımsız müzik çalışmaları var. Dolayısıyla ürettiklerini konserle veya albümle sizlerle paylaşmaya devam ediyorlar, gelecekte de bu sürecek.


CveB: Yemin dizisini birbirinden güzel müzikleriniz sayesinde keşfettim. Acaba sezon sonu Yemin'in albümü çıkacak mı?

Hüseyin : Sevgili cveb, formda da takip ediyorum yazdıklarını. Diliyorum ki talep artar ve yapımcı sizinle aynı fikirde olur. Böylece yayınlanır. Çünkü biz bir sözleşme yapıyoruz ve albümün yayınlanmasına tek başımıza karar veremiyoruz. Beklentimiz yayınlanması yönünde.


Emine82; Müzikler dizilere ruh veriyor ve bu onların yapmış oldukları müzikler.. şarkıyı yaparken dizinin konusu mutlaka etkiliyordur acaba hiç zorlandıkları ve müziklerini yapamadıkları projeler oldu mu?

Kemal : Biz zaten katkı sağlayamayacağımız projelere müzik yapmıyoruz, yapamıyoruz. Çünkü zorlanma bu şartlarda kaçınılmaz. Bu hem bizi hem de buradan ekmeğini kazanan birçok insanı etkileyecektir. Bu yüzden bu tür projeleri almıyoruz. Bu sene ona yakın projeyi bu anlamda yapamayacağımızı belirttik. Güzel projelerdi ama katkı sunamayacaksak niye böylesi projeleri riske atalım.


Hewal: Bir diziye müziklerinin yapılması yönünde teklif geldiğinde kabul etmeleri için belirlenmiş kriterleriniz var mı?

Kemal : Burada tek kriter öyküyü senaryoyu hissedebilmek ve ondan etkilendiğiniz ölçüde üretebilmek. Bu olmuyorsa yapamıyorsunuz. Tek kriter bu.


Keşke şu dizinin yada filmin müziğini yapsaydım (ayrı ayrı cevapta olabilir ortak bir cevapta) dediğiniz oldu mu ?

Kemal : Buna yukarıda da değinmiştik. Geçmişte olmadı. Ama gelecekte benim düşündüğüm Şeyh Bedrettin destanının müziğini yapabilmek.


Çalışma stilleriniz nelerdir ?

Hüseyin : Bunu da belirttik ama yinelesek de bir şey kaybetmeyiz çünkü hewalin katkıları forumda oldukça fazla. Senaryo aşaması birinci aşama, senaryodan etkilendiysek müzikleri çıkmaya başlar. Sonra bunun ev aşaması müziklerin yazılıp bilgisayara yüklenmesi, sonrasında düzenlemeler başlar. En son aşaması stüdyodur. Stil derken ben bunu anladım Başakcım. Dilerim yanlış anlamadım. :)


Sycamore: Eğer dizinin müziklerini yaparken sözlere müdahale edilirse, ekip tarafından bu işi bırakmanız için bir kriter midir?

Kemal : Böyle bir baskı ve diretmeyle karşılaşmadık. Ancak sözleri yazarken senaryo ve dönem açısından önemsediğimiz için yapımcı, senarist veya yönetmenin eleştiri ve önerilerine açığız. Çünkü zaten bu üç etkende kendi isteğinin mutlaka olması anlamında bir öneri ile değil, yapımın daha iyi olması için çaba sarf etmekte. Dolayısıyla bu kriter değildir. Ama gerçekten gelen önerinin yapımın ve bizim ruhumuza aykırı olduğunu düşünüyorsak müdahale ettirmeyiz.

Hatırla sevgili albümünün sözlerinde o döneme dair anlatımlar var. Tam olarak anlaşılabildiğinizi düşünüyor musunuz?

Hüseyin : Gelen tepkilerden ve Formun Hatırla Sevgili sayfasından takip ettiklerimize bakarak anlaşılabildiğimizi düşünüyoruz.



Fettan: Oldukça yoğun bir dönem geçiriyorsunuz bu süreç özel hayatınızı nasıl etkiliyor. Ailenize ve kendinize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?.

Kemal : Dizilerin ilk tasarlanma döneminde çok yoğun bir süreç yaşıyoruz. Bu hemen hemen gece gündüz süren bir dönem oluyor. Bu dönem iki ay sürebiliyor ve günlük rutin yaşamımızın birçok yapılması gerekenleri öteliyoruz. Dolayısıyla aile ve çocukların sorunları bu dönem göz ardı edilebiliyor. (Hüseyin daha çok etkileniyor doğal olarak.)


Dizi müziklerinin izlenme oranlarını bir anda değiştirebildiğini biliyoruz (İmkânsız Aşk şarkısı patladığı dönem Hırsız Polis in reytingleri de artmıştı)Bunu neye bağlıyorlar ve kendi yer aldığınız bir projede böyle bir durum yaşandı mı?


Kemal : Sözlü müziğin diziler üzerinde çok büyük etkisi olduğunu düşünüyoruz. Bu söz iddialı olsa da bu tür müziklerin dizileri kurtardığını bile görüyor ve yaşıyoruz. Hatırla sevgilideki sözlü müziklerde diziyi ileriye taşıyan müzikler olduğunu düşünüyoruz.


Blue ivy : Bu müzikleri yapan ekibin Avrupa veya dünyanın herhangi bir ülkesi için çalışıp çalışmadıklarını öğrenmek isterim. Ya da çalışacaklar mı? Çalışacaklarsa hangi ülke için? Soru biraz uzun oldu galiba, ama ben bunları merak ettim.

Kemal : Herhangi bir dünya ülkesi için henüz bir projede yer almadık. Ancak Uluslararası festivallerde yer alacak bir film projesine imza attık. (Gitmek adlı Hüseyin Karabey’in yönettiği film Berlin ve Rotterdam film festivaline katılacak.) Bunun haricinde ekibin dışında benim Kanada’da yaşayan bir yönetmenin Kayıp Yaşamlar Ülkesi adlı kısa filme müzik yaptım.

Ayşe : Yurt dışında Avusturya, Almanya, Hollanda ve Amerika’da çeşitli gruplara yapmış olduğum müzikler var. Onlar tarafından seslendirildi.



Sensitivecat: Son zamanlarda yapmış olduğunuz dizi müzikleri ile gündeme geldiniz sizce; Türk insanına bir dizi üzerinden dizinin izleyici kitlesini hedef alarak yapılan parçalarla mı ulaşmak daha kolay yoksa kişisel albümlerle mi?

Kemal : Yukarıda da bahsettiğimiz gibi müzik sektörünün geldiği bu noktada dizi müzikleri daha kolay ulaşıyor.








Dilediğiniz malzemeleri bir araya getirip kendi damak zevkinize göre mi? yoksa
izleyici kitlesini ve onların beklentilerine göre mi parçalarınızı şekillendiriyorsunuz?

Kemal : Biz önce senaryodan yola çıkarak kendimize göre ezgilerimizi ayrı ayrı yazıyoruz. Sonra bir ezgi değerlendirme toplantısı ile ezgileri seçip, senaryonun türüne göre şekillendiriyoruz.





Lovablebuterfly: Müzikte eskiye özlem duyuyor musunuz? Geçmişle ilgili bugün en çok neleri özlüyorsunuz?

Kemal : Geçmişe duyulan özlem sadelik olsa gerek. Örnek olarak Livaneli geçmişte bir bağlama ile yaptığı müziğin görkemi bir başkayken, bugün koca orkestralarla minimal müzikler yapılıyor. Yani tersinden bakıldığında bugün ensturmanların derme çatma kullanılması ile oluşan bir müzik kirliliği var. Müzik kirliliği yoğunlaştıkça sadeleşmeyi özlüyor.



İnsanlara gerek müzikleriniz, gerekse şarkı sözlerinizle ilgili vermek istediğiniz
en önemli mesaj nedir?

Kemal : Sanatın bir mesajı her zaman olmuyor. İnsan kendi yaşadıklarının tecrübe ve birikimlerine kattıklarını izleyici veya dinleyici ile paylaşır.




Elinizde bir aşk, hüzün, acı, mutluluk konsepti var, ona göre çalışıyorsunuz. Size boş kâğıt sayfalarını gösterip de, ben bu işi yaptırmak istiyorum ama ne yaptıracağımı bilmiyorum, siz Hüseyin Yıldız olarak buraya ne yapmak istersiniz? Dedikleri oluyor mu?

Hüseyin : Boş sayfa derseniz bu işin içinden çıkmak zor ama yine de konsepti, karakterleri belirttiğinde bir şeyler çıkıyor. Örneklemek gerekirse geçmişten geleceğe ezgisi Tomris Giritlioğluyla Hatırla Sevgilinin geleceği üzerine konuşurken söz Denizlere geldiğinde yaşadığımız coşku ve etkilenmeden çıkan bir ezgiydi. Yine bize verilmekten vazgeçilen bir projede dizi kahramanın babasının Fransızların tezgâhı ile çetelere öldürülmesi üzerine bir ezgi yazmıştım ama hayata geçirmek stüdyo aşamasını yaşamak mümkün olmadı.






-unique- Geçmişte '' dizi müziği '' diye bir kavram bile yokken; bugün müziklerin, dizinin bile önüne geçtiğini görüyoruz. Siz dizi müziklerinin bu kadar beğenilmesini neye bağlıyorsunuz. Kalite kuşkusuz ama onun dışında da nedenler olmalı…!

Hüseyin : Bugün ülkenin toplumsal koşullarında akşam gezmeleri, yemeğe çıkmalar, ya da başka bir kültürel faaliyette bulunan ülke insanı yok, olmadı da. Halkın büyük çoğunluğunun erkekleri kahvelerde arkadaşları ile buluşur, kadınları ise artık evlerinde TV karşısında. Tek eğlence bu ve reklâm sektörü de her iki kesimin izleyeceği projeler peşinde. Önceden sadece hafta sonu eğlence programları ve filmle geçiştirilen TRT den günümüzde sabah programları öğlen sonu programları gibi kuşaklar oluşturuldu. Geriye kalan Haberler sonrası kuşak ta prime time 1 ve 2 olarak bölündü. Bunları da günümüzde sadece diziler oluşturuyor. Bu dizilerin tutmasında hedef kriterler oyuncu, dizi izleyicisinin tutacağı konunun yanı sıra dizinin müzikleri de ön planda. Kısaca izleyicinin hem beğendiği karakterlerin hem de özlem duyduğu zengin görkemin filmleri ile bağlamak bir açıdan yetmeyince buna dizi müzikleri de önemli bir etken olarak eklemlenmiştir diyebiliriz.



Dizi için yaptığınız bir parçanın, diğerlerinden farkı nedir?

İrşad : Diziler içinde farkı tamamen aksiyon, gerilim ve drama üzerine kurulmasında. Diziler arası farkta senaryonun türü ve hikâyesindedir.


Fondaki müzik sayesinde, dizide yaşananları daha çok hissediyoruz... Sizce; dizi müziğinin, izlenme oranına katkısı ne kadar? Yapımcılar tarafından, dizi ve film müzisyenlerine gereken önem veriliyor mu?

Kemal : Dizilere müziğin katkısını belirttik zaten. Müzisyenlere kesinlikle önem verilmiyor maalesef. Müzisyen dış kapının mandalı gibi maalesef… Bizdeki gelenek müzisyenin filme dahil edilmemesidir. Hem emek olarak, hem çalışma olarak hem de prodüksiyon masrafı olarak… Bir filmin çekim aşamasının tüm sürecine müzisyenin aktif olarak katılması gerekir. Dünyada böyle. Hatta yönetmen ve senaristle birlikte tasarlanması gerekir. Diğer taraftan müzik prodüksiyon masrafı genel prodüksiyon masrafının %1 inin de altındadır. Ama buna rağmen müziğin rolü %40 ların üstündedir. Başka bir anlatımla müzik film ve özellikle dizeleri kurtaran bir misyoner olmuştur. Ülkemizdeki mantık budur. Sinema alanında da çok ihmal edilmiştir. Prodüksiyon masrafı 3 milyon dolar olan filmin müziğe ayrılan payı 15 bin YTL dir. İkincisi ve canımızı yakan en önemli kısmı ise müziğin dolaylı hakları sinemada yeterli değildir. Müzik gişenin dünya ülkelerinde projenin 4 ortağından biridir ve %20 lerin üstünde alır ama Ülkemizde bu sıfırdır. Dolayısıyla sinema dünyasında müzisyenin sömürüldüğü bir sinema endüstrisi içinde yaşıyoruz. Ve maalesef yasalar da buna destek olmaktadır. Dizi filmlerde ise bambaşka bir talan anlayışı mevcuttur. Müzisyen mali haklarının tamamını yapımcıya veya TV ye devretmek zorundadır müzisyen. Müzisyen bir şekilde esir alınmıştır. Ne soundtrackte, ne vcd ne dvd ne cep telefonunda ne de başka bir alandaki satışlarından müzisyen yararlandırılmamaktadır. (Mesam Hakları dışında ki bu da küçücük bir paydır %1le 5 arasında oynar) Müzisyen bu mali faaliyetlerden hak ettiği bir ödemeyi asla alamamaktadır.

B]Hüseyin : [/B]Aslında işin manevi boyutunda bile nasıl mağdur edildiğimize de değinmek istiyorum. Jenerikler konusu da bizi yaralayan bir başka konu. Bir projeyi yaratan 4 unsur vardır. Bunlar büyükten küçüğe Yönetmen, Senarist, Diyalog yazarı ve Müzisyendir. Ön Jenerikte baştan sona doğru giderken bu göz önünde bulundurulur. Müzisyen yazılır, sonra Senarist ve diyalog yazarı en sonda ise Yönetmen yazılır. Ama Ülkemizde bu hak bile göz ardı edilir ve müzisyen kurgudan da , diğerlerinden de önce yazılır ve hızla geçilir. arka jenerikte yer alan diziye katkı sunan müzisyenler vokalistler, ensturman çalanlar da jeneratör ve ulaştırmadan önce gelir. Oysa orada da en başlarda yer alır. Kemalin de dediği gibi müzisyen dış kapının son mandalı ve maalesef misyonerleridir. Biz dizinin bilinmemesi gereken kavramlarıyız ne de olsa. Öyle kalmalıyız. Buna bizim yer aldığımız tüm projeler içinde hemen hemen tam olarak uyan Yemin dizisidir.


Pinar15: Böyle güzel müzikleri sözleri nasıl yazabiliyorsunuz? Nasıl bu kadar güzel oluyor? Nasıl insanların kalplerini böyle fet edebildiniz?

Ayşe : Projeleri yazanların ve onları bize iyi aktarmalarında da gizli bu sır. İyi anlaşılan ve özümsenen bir proje iyi müziklerle size dönüyor. Gerçi iyi anlayamadığımız ya da katkı sağlayamayacağımız projeye zaten katılmıyoruz. Çünkü bu hem onlara hem bize haksızlık oluyor.


Peloş_sezin:Bu kadar güzel ve harika müziklerle, diziye insanları bağlamanızın sırrı ne acaba? Ve neden dizi müziği yapmayı tercih ettiniz sebebi nedir?

Hüseyin : Vildan benim manevi kızımdır arkadaşlar. Bu soruyu cevaplayayım gerçi tekrar olacak ama onun yüreğini incitmemeliyim. Sevgili Vildan proje bize ne kadar iyi anlatılır ve ona katacaklarımız ne kadar iyi sindirilirse o kadar iyi müzikler çıkıyor. Bugüne kadar böyle oldu. Dizi müziği yapmayı tercih etmemiz de zaten grubun bu amaçla bir araya gelmesidir. Bizler sahnede veya başka yerlerde performans eylemi içinde olan grup değiliz. bir araya gelişimizin yegâne sebebi film ve dizi müzikleridir.


Mavi deniz: Bir işi yaptıktan sonra alacağı tepkileri önemseyen biri olarak Yemin ve yapılan dizi müziklerinden nasıl bir tepki ve keyif aldınız?

İrşad : İşin güzel yanı da bu olsa gerek. Ürettiğiniz bir ezginin tüketilirken size beğeni olarak geri dönmesi müthiş keyif. Çünkü o sizin beyninizden yaratılıyor, sonrasında arkadaşlarınızca şekilleniyor. Ama bu yetmiyor. Bu yaratılan ezgi en önemli faktör olan izleyici ya da dinleyici tarafından nasıl karşılanacağıdır. Olumlu her tepki size ivme kazandırıyor. Sizi bir adım daha yukarıya taşıyor. Eleştirel her yaklaşım hatalarınızı size fark ettiriyor. Kısaca bu süreç olumlu bir süreç.



Bu sorumda Yeminin müziklerine hayat veren Hüseyin Abi ve silah arkadaşları için; sayfalarca anlatılabilecek bir şeyi birkaç parçada anlatabilmek hayata bakış açınızda size ne kattı?

Kemal : Bir sanat yapıtını üretebilmek belli bir yetkinlik ve tecrübede yatıyor. Sanatın anlamı ve sanatçının ona kattığı değer de bu zaten. Yani sayfalarca anlatılabilecek bir şeyi öz haline getirebilmek. Hayatımıza kattığı bakış açısı da olsa olsa sanatsal yorumlarımızı geliştirmede ileriye taşımada bir kaldıraç olmasıdır.


Son dönemlerde dizi müziklerinin gerek senaryo gerekse karakterlerin önüne geçip daha popüler olduğunu gözlemliyoruz hatta şunu söylemek mümkün ki bir dizinin akıbetini müzik parçaları belirlemektedir peki söz ve müzik yazarları olarak sizler bu popülaritenin bilincinde olarak mı yoksa senaryonun etkisiyle mi önceliklerinizi belirliyorsunuz?


Ayşe : Elbette ki senaryonun etkisi ve türü başat bir öge. Her şeyi belirleyen o. Hatırla sevgiliye koyacağınız bir müziği ya da soundu Elveda Rumelide kullanamazsınız.



Jujum: Elveda Rumeli 1800’lü yılları anlatan bir yapım o zamanın müziklerini çağımıza ve diziye uyarlarken nelerle karşılaştınız o zamanla bu zaman arasındaki müzikalite yönünden en büyük fark nedir?

Kemal : Elveda Rumeli için öncelikli olarak diziyi alıp almamayı düşünmeden, bu alandaki eksikliklerimizi gidermeyi düşündük. Hüseyin ve ben Makedonya’ya gittik. Yanımıza oralarda yabancılık çekmemek için Gostivar’dan ülkemize gelmiş Ekrem Dönmez adlı bir arkadaşımızı da alarak gittik. Üsküp, Gostivar, Manastır, Debre, Ohri ve birkaç yerde 100 yıllık türküleri aradık. Bulduk da. Zaten senaryodan yola çıkarak yaptığımız birçok ezgi vardı. Ama onların soundunu bulmak düzenlemelerine vakıf olmak için iyi bir deneyim oldu. Hatta tetovada Bektaşi nefeslerini bile ulaştık. Oradaki Bektaşi Babayla ve Dervişle yoğun bir sohbetimiz oldu. O zaman ile bu zaman farkına gelince ebetteki 100 yıl önceki müziği uyarlamak olmazdı. Onun yerine rumeliye bugünkü bakışı vermekti Çünkü günümüz makedonyasında bile artık klarnet, akerdiyon iki telli veya askı davullar yok. Bir Arnavut düğününe katıldık. Büyük bir heves ve ilgiyle gittik. Ama birkaç korg (elektronik müzik) ve darbuka ile karşılaştık. Hayal kırıklığı elbette. Geleneksel tarz yada otantik beklenti yerini teknolojiye bırakmış. Biz topladığımız zengin bir derya ile döndük. Dileriz sizlere de aynı tepkiyi yansıtmış oluruz.

ehlocan
14-11-07, 14:55
Dizifilm.com üyelerinin müzisyenlere mesajları:

Dazzle :Dönem yapımlarının yeri her zaman farklı oluyor. Elveda Rumeli’deki olaylar bizden olacağı için; oradaki yaşanmışlıkları zamanla söze müziğe döktüğümüz o Rumeli türkülerinin tınılarını duymayı umut ediyorum…


Kubettin :Özellikle çok güzel müzik yaptıklarını ve kaşı kemanım şarkısını çok beğendiğimi söylemek istiyorum …


Arwen61: Hatırla Sevgilinin albümünü aldım ve hala büyük bir zevkle dinliyorum. Özellikle yaralı kalbim parçasını seslendiren beyefendiye selamlarımı iletiyorum


Bir_adı_yok : Harika müzikler yapıyorsunuz. Ben Hatırla Sevgiliyi izliyorum ve bunda onların yaptıkları müziklerin etkisi de var. Bazen diziden sıkılıyorum lakin müzikleri izlettiriyor…


Nzlhan: Dönem yapımlarının yeri her zaman farklı oluyor. Elveda Rumeli'deki olaylar bizden olacağı için; oradaki yaşanmışlıkları zamanla söze müziğe döktüğümüz o Rumeli türkülerinin tınılarını duymayı umut ediyorum. Ben kendilerine Elveda Rumeli konusunda güveniyorum. Ve umarım güvenim boşa çıkmaz. Kendilerine şimdilik selam ve sevgilerimi iletiyorum ve bu yapımda bizi yalnız bırakmadıkları için teşekkürlerimi de tabi…


Mavigece07: O dizilerin müziklerini yapan grup gerçekten çok başarılı, Elveda Rumeli’ye de müthiş bir dizi müziği yapılmış… Bu harika müzikleri yapan grubun başarılarının devamını diliyorum…


Sude_elvin: Mükemmel şeyler çıkarıyorlar ortaya özellikle Hatırla Sevgili ve Yeminin müziklerini çok beğeniyorum ve onlardan daha çok müzik bekliyorum…


(BuRcUu): Yaptığınız müzikler birbirinden güzel yüreklerinize ağzınıza sağlık…

Nazlikiz: Yemin dizisinin müziği muhteşem bunu da ayriyeten söylemek istiyorum…

Gzm: Ben yemin dizisini yazın video paylaşım sitesinde dinlediğim müzikleriyle fark ettim… Kendilerini ve dizi ekibini kutluyorum ve yaptıkları müzikleri çok beğeniyorum…


Öncelikle değerli vaktinizi bizlere ayırıp sorularımızı yanıtladığınız için teşekkür ederim…Son olarak dinleyenlerinize, sevenlerinize ve Dizifilm.Com üyelerine iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Bize bu soruları göndererek zamanlarını ayıran tüm form üyelerine ve okuyarak bizimle düşüncelerimizi paylaşan herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz. Ayrıca üzülerek belirtiyoruz ki, sorularınızın cevapları üzerine toplandığımızda Sevgili Erdal GÜNEY’in Mersin ve Hatay konserleri vardı. O yüzden kendisi sorularınızı cevaplayamadı. Kalın sağlıcakla diyor.

ehlocan
31-01-08, 16:15
http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/Balksz1-2.jpg + http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/arkakapak.jpg

http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/Balksz2-1.jpg

CveB
15-03-08, 12:44
YEMİN SOUNDTRACK İMZA GÜNÜ CUMARTESİ 16:00 DA BEYOĞLU MEGAVİZYON'DA

http://focusfilm.sinefil.org/uploads/pictures/thumbnails/96x64/1202134286_yemin_poster.JPG

Yemin Soundtrack Albüm tanıtımı için 15 Mart Cumartesi günü saat 16:00'da Beyoğlu Megavizyon'da imza günü düzenleniyor.

Tuba Ünsal, Serhan Yavaş ve dizinin müzisyenlerinin katılacağı imza gününe tüm YEMİN ve MÜZİKseverleri bekliyoruz.

Kaynak: Focus Film

CveB
16-03-08, 14:50
Milliyet TV ekinden;

http://i219.photobucket.com/albums/cc225/CveB_album/th_Balksz1copy.jpg (http://i219.photobucket.com/albums/cc225/CveB_album/Balksz1copy.jpg)
http://i219.photobucket.com/albums/cc225/CveB_album/th_Balksz2copy.jpg (http://i219.photobucket.com/albums/cc225/CveB_album/Balksz2copy.jpg)

Gümüş Hastası
20-04-08, 15:10
Tuba Ünsal İspanyolca öğrenecek

Önceki gün Kavram Dersaneleri'nden ödül alan ünlülerden biri de Tuba Ünsal'dı.

Önceki gün Kavram Dersaneleri'nden ödül alan ünlülerden biri de Tuba Ünsal'dı. Plaketini aldıktan sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ünsal, başrol oynadığı 'Yemin' dizisinin üç hafta sonra sona ereceğini belirterek, "Yaza planlarım var. İspanyolca öğrenmeye karar verdim" dedi.

İşime konsantreyim

"Sadece İngilizce bilmenin yeterli olmadığını düşündüğüm için ikinci bir lisan öğrenmek üzere İspanya'ya gideceğim" diyen Tuba Ünsal, "Aşk yok, işime konsantreyim" şeklinde konuştu. Ünsal, hakkında çıkan aşk haberlerinin hiç umrunda olmadığını belirterek, "Özel hayatımda kimsecikler yok ama önümde koca bir yaz var" dedi.

Kaynak: http://www.haberaktuel.com/

mervelina
10-05-08, 16:32
Tuba Ünsal'ın mutluluk oyunu




Tuba Ünsal'ın "Mutluluk" filminin başrol oyuncusu Murat Han ile birlikte olduğu ortaya çıktı.Tuba Ünsal'ın mutluluk oyunu




Tuba Ünsal'ın "Mutluluk" filminin başrol oyuncusu Murat Han ile birlikte olduğu ortaya çıktı.


İŞTE O FOTOĞRAFLAR

Genç oyuncu Tuba Ünsal'ın "Mutluluk" filminin başrol oyuncusu Murat Han ile birlikte olduğu ortaya çıktı.
23 nisan günü Han'la Şile'de kucak kucağa görüntülenen Ünsal'ın, mutluluğu her halinden belli oluyordu. Uzan zamandır özel hayatıyla gündemde olmayan genç oyuncu Tuba Ünsal'ın, Türk sinemasının yeni jönü olarak gösterilen Murat Han ile birlikte olduğu ortaya çıktı. Özgü Namal'la başrol oynadığı "Mutluluk" filmindeki performansıyla geçtiğimiz yıl Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "En İyi Erkek Oyuncu" ödülünü alan Han'la iki ay önce tanışan Ünsal, yeni aşkıyla Şile'de yakalandı. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda Şile'ye giderek bahar mevsiminin tadını çıkartan ünlü çifti, "Haber Özel" kameraları görüntüledi. Saatlerce Şile sahillerinde dolaşan, Karadeniz'e bakarak uzun uzun sohbet eden, kimi zaman yanak yanağa, kimi zaman da kucak kucağa oturan Tuba Ünsal ile Murat Han'ın aşkı, objektiflere işte böyle yansıdı... Birkaç hafta önce bir davet çıkışında gazetecilere, "Bir sevgilim var ama bizi yakalayamazsınız" diyen genç oyuncunun, bu iddiası kısa sürdü...

jujum
11-05-08, 09:33
http://img142.yukle.tc/images/78345545481.jpg http://img142.yukle.tc/images/80015545483.jpg

"Gitmek" filminin yönetmeni Hüseyin Karabey, Peter Scarlet'in Manhattan'daki dairesinde verdiği partiye katıldı.

Geçtiğimiz hafta yapılan Tribeca Film Festivali'nde "Gitmek" (My Marlon and Brando) filmiyle en iyi yönetmen ödülünü kazanan Hüseyin Karabey ve filmin müziklerini yapan üç kişilik ekipten Erdal Güney, festivalin sanat danışmanı Peter Scarlet'in Manhattan'daki dairesinde verdiği partiye katıldı. Partide, "Şeytan Ayetleri" kitabının yazarı Salman Rüşdü, festivalin kurucusu Robert De Niro ve ünlü yıldız Ornella Muti de vardı. De Niro, Erdal Güney'in çaldığı bağlamayı büyük bir hayranlık ve ilgiyle dinledi. Müziklerini Erdal Güney, Kemal Sahir Gürel ve Hüseyin Yıldız'ın yaptığı film, Irak Savaşı'nı ve bir Türk kızıyla orta yaşlı bir Kürt'ün aşkını konu alıyor.

Kaynak: Hürriyet Kelebek eki

Sitede filmle ilgili başlığı bulamadığımdan dolayı haberi buraya ekliyorum...

Gümüş Hastası
15-05-08, 20:10
TUBA ÜNSAL ARTIK DAVETLERE SEVGİLİSİ MURAT HAN İLE KATILIYOR..

‘Mutluluk’ filminin başrol oyuncusu Murat Han ile aşk yaşayan Tuba Ünsal artık ilişkisini saklamıyor.

23 Nisan’da Şile’de oyuncu Murat Han ile birlikte hayli samimi bir şekilde görüntülenen Ünsal’ın 'Bir sevgilim var ama bizi yakalayamazsınız' iddiası da kısa sürdü.

Ünsal başrolünde oynadığı ‘Yemin’ adlı dizinin final yemeğine yeni sevgilisi Han ile katıldı. Murat Han’ı geccenin yapıldığı Taksin Sanat Evi'ne kendi arabası ile getiren Ünsal, gecce boyunca yeni sevgilisi ile romantik saatler geçirdi. Kimi zaman sevgilisinin elinden meyve yiyip, dans eden Ünsal'ın keyfine diyecek yoktu. Geccenin sonunda kameralar karşısına Han ile el ele çıkan Ünsal, yaşadığı bu sürpriz ilişki hakkındaki sorulara gülümseyerek “Her şey iyi gidiyor. Mutluyuz” cevabını verdi.


İ.Şahin-Habertürk

Gümüş Hastası
15-05-08, 20:15
'Yemin'de mutlu son

Tuba Ünsal, Serhan Yavaş ve Zeyno Üstünışık'ın başrollerini üstlendiği dizi ekrana veda ediyor. Tülay'ın intikam kurşunlarına kendini siper eden Cihan, Leyla'yı ölümden kurtarır ve son nefesini verir. Altı ay sonra sular durulmuştur. Asuman kendi kafesini açarken Leyla ve Menderes başta olmak üzere tüm ailenin desteğini alır.
FOX / 19.45

Kaynak: milliyet

Haber Pazartesi gününe ait ama finalin heyecanı kaçmasın diye buraya eklememiştim.