Tüm Versiyonu Göster : Menekşe İle Halil - Basında Çıkan Haberler


yasmin_hepsi
12-09-07, 11:22
Dizi ile ilgili basında çıkan haberleri burada paylaşalım arkadaşlar..

N_e_z
15-09-07, 16:24
Menekşe ile Halil'in ilk bölümü zirvede




http://kelebek.hurriyet.com.tr/_newsimages/4004541.jpg http://www.hurriyet.com.tr/p/kelebek-ani.gif Kıvanç Tatlıtuğ ve Sedef Avcı'nın oynadığı, "Menekşe ile Halil", cuma akşamı ekrana gelen ilk bölümüyle Türkiye'yi ekran başına kilitledi.

Kanal D'nin başrollerinde Kıvanç Tatlıtuğ ve Sedef Avcı'nın oynadığı, Ece Yörenç ve Melek Gençoğlu'nun senaryosunu yazdığı, yönetmenliğini de Uluç Bayraktar'ın yaptığı yeni dizisi "Menekşe ile Halil", cuma akşamı ekrana gelen ilk bölümü Türkiye'yi ekran başına kilitledi. Berlin'de başlayıp, İstanbul'a sürüklenen imkansız bir aşkın anlatıldığı ve bu aşkın içinde büyük bir kaçışın yaşandığı dizi, izleyicilerden tam not aldı. Sürükleyici hikayesiyle daha ilk bölümden ekranların yeni gözdesi olmayı başaran "Menekşe ile Halil", Tüm Kişiler'de yüzde 5,3 reyting ve yüzde 22,4 izlenme payı ile birinci oldu.

havincim
16-09-07, 11:41
Yeni yayın döneminde dev bütçeli yepyeni dizilerle reyting pastasından pay almanın telaşında olan TV kanalları için, bu sezon pek de parlak başlamadı.


Yeni yayın dönemine ’Bıçak Sırtı’, ’Halil ile Menekşe’ ve ’Annem’ ile başlayan Kanal D, yeni dizileriyle reyting sıralamasında ilk beşte kendisine yer edinmeyi başardı.

Kanal D’de yayından kalkan tek dizi Doğuş ve Seda Bakan’ın başrollerini oynadığı ’Sana Mecburum’ oldu

N_e_z
16-09-07, 12:53
Menekşe ile Halil (http://ygmroz.blogspot.com/2007/08/meneke-ile-halil.html)

Reklamlarda sözlerinden ve müziğinden çok etkilendim,yeni dönemde izlenebilecek bir dizi.Bir yaprak dökümü takipçisi olarak merakla yeni bölümlerini beklerken bu diziye rastladım.Yaprak dökümü müziğini yapan kisi olan Toygar Ali Işıklı dizinin müziklerini yapıyormuş çok da başarılı olmuş bence.

nereye kaçsan kaybolursun
yine bulur mu seni aşk
yum usulca gözlerini
uzat üşümüş ellerini
sakla masum yüreğini
zaman gibi sessiz uyu
bu dünya dipsiz bir kuyu
uyu melek yüzlüm uyu
bu dünya dipsiz bir kuyu

N_e_z
16-09-07, 13:03
http://kelebek.hurriyet.com.tr/_newsimages/4004544.jpg

İkili, ilk bölümü önümüzdeki cuma günü Kanal D'de yayınlanacak "Menekşe ile Halil" dizisinde başrolleri paylaşıyor. Kıvanç Tatlıtuğ, tutkulu bir aşkın anlatıldığı diziyi "Dokunmadan da aşk yaşanır" sözleriyle özetliyor. Avcı ise ailesinin zoruyla evlendirilen bir genç kızı canlandırdığı "Menekşe ile Halil" için şunları söylüyor: "Provalarda bile kendimizi rollerimize kaptırdık. Menekşe'nin yaşadıklarını düşündükçe içim sızlıyor, kopup gidiyorum oynarken."

Yönetmenliğini Uluç Bayraktar'ın üstlendiği “Menekşe ile Halil” adlı dizinin çekimi için 10 kişilik oyuncu ve 14 kişilik teknik ekip Almanya'da iki hafta çalıştı. Berlin'den kaçış öyküsünün start aldığı Templhof Havaalanı’nda süren çekimlerde dünyaca ünlü star Tom Cruise da "Valkyrie" filmi için kamera karşısındaydı. Tom Cruise, Hitler'e suikast girişiminde bulunan Claus Schenk Grafvon Stauffenberg'i canlandırdığı "Valkyrie" filminin çekimleri sırasında Menekşe ile Halil'in İstanbul'a kaçış hikâyesi başladı. Dizinin öyküsü kısaca şöyle: Almanya'da tutucu bir ailenin kızı olarak dünyaya gelen Menekşe, istemediği bir adamla evlendirilmek zorunda kalınca sevdiği adam olan Halil'e kaçıp, ona sığınır. O andan itibaren de büyük kaçış başlar...

http://kelebek.hurriyet.com.tr/_newsimages/4004538.jpg

KIVANÇ TATLITUĞ:

Bende yanlış olmaz, geleneklerine bağlı bir adamım

- Öncelikle canlandırdığınız Halil karakterini bize biraz anlatır mısınız?
Halil, Bosna'lı bir çocuk. Biz de Bosnalıyız köken olarak. Köklü bir aileye sahip olan Halil, bir takım karışıklıklar yüzünden rotasını Almanya'ya çeviriyor. Almanya'da karın tokluğuna çalışmak zorunda kalıyor. Bir gün şans eseri bir yerde Menekşe ile tanışıyor ve büyük bir aşka yelken açıyor... Senaryoyu ilk okuduğum andan itibaren tüylerim diken diken oldu. Böyle bir aşkın içinde bulunmak ve böyle bir aşığı canlandırmak benim için çok mutluluk verici.

- İkisi için de hayat o kadar kolay olmayacak sanırım. Türkiye'ye kaçıyorsunuz Almanya'dan değil mi?
Evet, aralarındaki aşk o kadar güzel, o kadar dokunulmaz ki sonuçta o aşkın içine nifak tohumları ekilecek, kara kediler girecek.

- Evlilik sonrası kaçırıyorsunuz sanırım Menekşe'yi. Oynarken nasıl bir hisse kapıldığınız sevdiğiniz kız evlenince...
Allah kimsenin başına böyle bir dert vermesin. Oynarken bile kötü hissetim kendimi. Allah korusun! Ben hiç böyle bir şey yaşamadım ama bu durum karşısında bir insanın kendini kolay kolay toparlayamayacağını düşünüyorum. O an neyin ne olacağı belli değil. Çekip vurur musun, kaçar mısın, ağlar mısın, belli değil? Gerçekten çok sağlam bir aşk öyküsünü anlatıyoruz.

- "Gümüş" dizisi sonrası oyunculukta rahatladığınızı düşünüyor musunuz?
Aradan üç sezon, 100 bölüm geçti. Dile kolay, gerçekten uzun soluklu bir dizi çektik. "Gümüş"le oyunculuk anlamında büyük tecrübe kazandığımı düşünüyorum...

- Peki, "Menekşe ile Halil" dizisinde sizi çeken neydi?
Hikayenin bir roman gibi akıp gitmesi... Çok değerli oyuncularla çalışıyorum, partnerim Sedef Avcı, ninemiz Yıldız Kültür, Menekşe'nin annesini Nergis Çorakçı, Menekşe'nin belalı ağabeyleri; Fırat Tanış ve Caner Candarlı... Hepsi başarılı oyuncular.

- Azra Akın ile birlikteliğiniz bittikten sonra aşk ile ilgili neler düşünüyorsun?
Evet, uzun zaman oldu biz ayrılalı. Şu anda hayatımda kimse yok. İşlerime yoğunlaştım, aileme daha çok zaman ayırmaya çalışıyorum. Sosyal hayata vakit ayıramıyorum, çünkü çok çalışıyorum. Günümüz aşklarına baktığım zaman kolayca bittiklerini görüyorum. Birbirlerine delice bağlı olan insanlar küçük bir sorundan dolayı ayrılıp kolayca yeni aşklara, yeni maceralara atılıyorlar. Benim "Menekşe ile Halil"de dikkatimi çeken şey şu oldu; o kadar büyük bir aşk yaşıyorlar ki birbirlerine dokunamıyorlar bile. Yaşamasam bile onu hissetmeye çalışmak ve canlandırmak büyük bir hazdı benim için.

- Peki ya gerçek yaşam... Tenler birbirine değmeden de aşk yaşanır mı?
Önemli olan dokunmadan da aşkı yaşamak ve büyütmek. Bence tensel dokunma olmadan aşk yaşanır. Ama günümüzde böyle aşklar çok nadir yaşanır.

- "Gümüş" dizisinde rol arkadaşınız Songül Öden'in evli olması ve bir partiye sizinle kol kola gelmesi basında büyük yankı bulmuştu. "Menekşe ile Halil"deki rol arkadaşınız Sedef Avcı da evli. İster istemez size dair yine dedikodular çıkacak...
Bizler profesyonel insanlarız. Rol arkadaşınız ister evli, ister bekâr, isterse beş çocuğu olsun siz bir oyuncusunuz... Bizlerin burada bulunmasının tek sebebi rolümüzü icra etmek, işimizi yapmak. Türk örf ve adetlerine göre yetişmiş, geçmişine bağlı bir adamım. Bu işi seviyorum ve yapıyorum, başka da bir şeyle uğraşmıyorum. Kendimden son derece eminim ve ne yaptığımı bilen bir adamım. Bu dizide de böyle bir sıkıntı olacağını düşünmüyorum. Sedef'le iki sevgiliyi oynuyoruz, insanların bizi birbirimize yakıştırması gayet normal ki, biz de rolümüz için kendimizi birbirimize yakıştırmaya çalışıyoruz.





http://kelebek.hurriyet.com.tr/_newsimages/4004540.jpg


SEDEF AVCI:

Kocası da dizideki sevgilisi de Kıvanç


- Mutsuz bir gelin görüyorum karşımda... Rolünüze nasıl hazırlandınız?
Evet, ailemle beni zorla Almanya'da evlendiriyor. Sonra da Menekşe kaçıyor. Gerçek hayatta da gelinlik giydim. Allah kimsenin başına zorla evlilik vermesin... Kıvanç'la dizi başlamadan 15 gün önce çalışmaya başladık. Provalarda üzülüyor, kendimizi rollerimize kaptırıyorduk. Menekşe'nin yaşadıklarını düşündükçe içim sızlıyor, kopup gidiyorum oynarken.

- "Sacayağı" adlı sinema projesinden bu diziye geçiş yaptınız. Bu yıl sizin için bayağı hareketli olacağa benziyor.
Evet, film yeni bitti ve hiç dinlenmeden bu diziye başladım. Aralık gibi film vizyona girecek.

- Eşinin adı Kıvanç Kasabalı, partnerin de Kıvanç Tatlıtuğ, dizide de gerçekte de yakışıklı Kıvanç'larla bir aradasınız. Eşiniz kıskanıyor mu sizi?
Yoo, zaten Kıvanç'la eskiden beri arkadaşım... Evet, eşimin de rol arkadaşımın da adı Kıvanç, güzel bir tesadüf. Kıvanç'ın yani eşimin kıskançlığı olmadığı için ve birbirimizi tanıdığımız için kıskançlık sorunu yaşanmayacak. Eşim de zaten en son "Yaprak Dökümü" dizisinde rol aldı.

- Gelinliğinin üzerindeki bekaretin sembolü olan kırmızı kurdele için ne diyeceksiniz?
Rol gereği bile olsa bu kurdeleyi takarken sinirim bozuluyor, bu durum bana çok aşağılayıcı geliyor. Araştırdık Almanya'da hâlâ bu gelenek devam ediyormuş. Hatta gerdek sonrası bohçalar veriliyormuş ailelere. Kırmızı kurdeleyi düşündükçe nevrim dönüyor. Bizim dizide anlatmak istediğimiz de bu tür yanlış düşüncelerin ortadan kalkması. Bu gelenek artık köylerde uygulanıyor ama Almanya'da bazı aileler sanki köylerindeymiş gibi yaşamıyor, bu çok sinir bozucu bir durum. İşte Menekşe'nin de böyle bir ailesi var, babası ona şiddet uyguluyor. Menekşe'yi ağabeyleri işe götürüp getiriyor. Menekşe'nin evlenmek istemediğini söylemesi bile ailesi için büyük bir olay.

havincim
16-09-07, 14:06
http://img237.imageshack.us/img237/9548/11585511ih0.jpg (http://imageshack.us)


Biri evli, diğeri aşkı arıyor

Kıvanç Tatlıtuğ 25, Sedef Avcı 26 yaşında. İkisi de genç, ikisi de güzel. Hem de inanılmaz ağırbaşlılar. Lafı ağızlarından kerpetenle almak gerekiyor, Halil ve Menekşe’nin... Diziyi izleyen herkes daha ilk bölümde salya sümük ağlamış. Oysa Menekşe’nin gerçek hayatta mutlu bir evliliği var. Gerek saçları, gerekse gözleriyle aynı kanaldaki rakibi Şehrazat’a benziyor

Her manken eninde sonunda oyuncu mu olmak zorunda?” sorusuyla balıklama dalıyorum röportaja... (Zaten Kıvanç Tatlıtuğ, tamı tamına 1 saat 8 dakika bizi bekletmiş!) İlk konuşmaya başlayan Sedef Avcı oluyor: “1997’den bu yana mankenlik yapıyorum. Ama ben sürekli etrafta görünen mankenlerden değilim. Sadece saygın modacıların işlerinde yer aldım. Sonra reklam filmlerinde oynamaya başladım. Ve ardından dizi teklifleri geldi. Mankenlikten keyif alıyorum. Ama aynı zamanda oyunculuktan da keyif alıyorum. Çünkü gerçek hayatta dışa dönük ve rahat bir insan değilim. Oyunculuk yaparken normal hayatımda olmadığım kadar rahat hissediyorum.”

Kıvanç Tatlıtuğ’un oyunculukla olan hikayesi ise çocukluk yıllarına dayanıyormuş. İlkokulda çocuk oyunlarıyla başlamış bu işe. “Aslında ben de Sedef gibiyim. Utangaç bir yapıya sahibim ve kendimi en çok sahnede özgür hissediyorum. Birçok işi aynı anda yapmak da çok hoşuma gidiyor. Hem okuyorum, hem oynuyorum, hem de podyumdayım” diyor.

Dizide birbirine dokunmadan yaşanan bir aşkı anlatıyorsunuz. Sizce ten tene değmeden aşk yaşanabilir mi?

S.A: Hayatımda dizi dışında böyle bir şeye şahit olmadım. Ben zaten evliyim ve böyle bir aşk yaşamama gerek yok. Ama sevdiği kırılacak diye dokunamamak çok ibret verici bir aşk.
K.T: Ben de dizi dışında böyle bir şey görmedim ama aşkın yaşanması için tenin tene değmesi gerekmiyor. Günün birinde biraraya gelme umudu olsa aşkıma dokunmam, beklerim.

Sedef Hanım sizi Bergüzar Korel’e benzetiyorlar...

S.A: Bunu çok sık duyuyorum. Hatta yolda Şehrazat diye çevirip konuşanlar oluyor. Ancak ikimizin de çıkış dönemleri farklı. Ona benzemeye çalıştığımı düşünenler olabilir. Binbir Gece tuttu diye ona benzeyen bir iş yaptığımızı da düşünebilirler. Ama ben kaç senedir bu işi yapıyorum ve ben de saçımı tepeden topluyorum. Herkes birbirine benzeyebilir. Ne yapabilirim.

Rahatsız olmuyor musunuz?

S.A: Hayır ama şimdi saçımı toplayamıyorum. Aslında bence de birbirimize benziyoruz. Onun gibi güzel ve başarılı bir kadına benzemekten rahatsız değilim. Yeter ki dozunda olsun.

İkinizde çok gençsiziniz. Her adımınıza dikkat etmek zorunda olmak sıkıcı değil mi?

S.A: Ben zaten evcimenimdir. Evimde vakit geçirmekten acayip zevk alıyorum. Film izlemek ve kitap okumak en sevdiğim şey. İşlerin yoğunluğundan kitap okumayı özledim. Eşimle, arkadaşlarımla sohbet etmeyi ve yemek yapmayı çok seviyorum.
K.T: Kendimi en huzurlu hissettiğim yer evim. Zaten orada yapacak çok iş var. Çok geniş bir sinema arşivim var ve sürekli film izliyorum. Onun dışında model uçak hobim var ve birkaç tane uçağım var. Bütün parçalarını siz yapıyorsunuz ve takıyorsunuz. Benzinle çalışıyor, uçuruyorsunuz ve indiriyorsunuz. Çok keyifli bir şey. Ayrıca spor da yapıyorum.

Şöhret ve evliliğin birarada yürümediği söylenir... Zor olmuyor mu evden sete, setten eve?

S.A: O kiminle evli olduğuna bağlı. Benim için hiç zor değil.
K.T: Bir taraftan okulum, diğer yandan iş var. Herkesin aşka ihtiyacı var ve bende o duygu eksik. Ne zaman karşıma çıkar, bilmiyorum. Çünkü aşk pazardan domates almaya benzemiyor.

Kıvanç Bey yine evli bir kadınla başrol oynuyorsunuz. Çıkacak aşk dedikodularına gardınızı aldınız mı?

K.T: Ben çıkan haberlere gülüyorum. Stresli bir iş yapıyoruz ve yoğun çalışıyoruz. Arada bir gülmek lazım. Böyle haberler insanları güldürüyor. Biz ne yaptığımızı çok iyi biliyoruz. Profesyonel bir iş. Birlikte çalışıyoruz ve arkadaşız.
nRolünüze kendinizi kaptırdığınız, dışarıda da aynı Menekşe gibi baktığınız oluyor mu mesela?
S.A: Evet, ilk bölümün o kadar etkisinde kalmışım ki hâlâ Menekşe gibi baktığım söylenebilir. Bazen oynadığım rolden çıkamıyorum

N_e_z
17-09-07, 15:08
http://www.diziler.com/show_380x175/1cf316495ec57059a810c1052f7135a3.jpg

Menekşe İle Halil


"Menekşe ile Halil" bir aşk hikayesi….Berlin’de başlayan, İstanbul’a sürüklenen imkansız bir aşkın hikayesi. Menekşe ile Halil bu aşkın kahramanları.. Ailesinin zoruyla evlendirilen Menekşe, büyük bir çelişki yaşıyor. Aşkı yüzünden, hayatını bile tehlikeye atarak ailesinden kaçan Menekşe, Halil’i korumak adına, Halil’den de kaçıyor. Yani Aşkı için aşkından vazgeçiyor…

http://www.diziler.com/news/c23bf791c8c87239160c0565aad3b74d.jpg

http://www.diziler.com/news/c23bf791c8c87239160c0565aad3b74d.jpg Menekşe İle Halil (http://www.diziler.com/index.php?page=shows&id=1192)

Menekşe ile Halil'in ilk bölümü zirvede

Kıvanç Tatlıtuğ ve Sedef Avcı'nın oynadığı, "Menekşe ile Halil", cuma akşamı ekrana gelen ilk bölümüyle Türkiye'yi ekran başına kilitledi.

Kanal D'nin; başrollerinde Kıvanç Tatlıtuğ ve Sedef Avcı'nın oynadığı, Ece Yörenç ve Melek Gençoğlu'nun senaryosunu yazdığı, yönetmenliğini de Uluç Bayraktar'ın yaptığı yeni dizisi "Menekşe ile Halil", cuma akşamı ekrana gelen ilk bölümü Türkiye'yi ekran başına kilitledi.

Berlin'de başlayıp, İstanbul'a sürüklenen imkansız bir aşkın anlatıldığı ve bu aşkın içinde büyük bir kaçışın yaşandığı dizi, izleyicilerden tam not aldı. Sürükleyici hikayesiyle daha ilk bölümden ekranların yeni gözdesi olmayı başaran "Menekşe ile Halil", Tüm Kişiler'de yüzde 5,3 reyting ve yüzde 22,4 izlenme payı ile birinci oldu.

N_e_z
17-09-07, 15:58
http://bp1.blogger.com/_kXE4xUOTCzQ/RtBzq-AQwDI/AAAAAAAAAAk/YvvDCzKMxpo/s400/menekse2ou6.jpg

Burda TV-Filmi “Menekse” Halil Menekseye (kivanci caldigi enstrumanin türkcesini bilmiyorum ) calarak tavlamaya calisiyor. Halil Kivanc Tatlitug. Sadece Menekse kim, onu söylemiyorlar. Film özenle cekiliyor. Yönetmen, Uluc Bayraktar TV-Dizisini aski odunlastirlmamis anlatmak istiyor. (kaba olarak demek istediler herhalde).Bu sahnede virtüle olarak degil sadece MUNDHARMONIKA/ARKEDON, Kivanc Tatlitug, gelecek dizinin Yildizi, profesonel olarak ARKEDON calabiliyor.Eylül sonunu, planlarin hepisi islerse, Kanal 5 (D) türkiyede görülecek. Interne ve Satellit-Tvda burdaki Türkkökenli Vatandaslarimizda izleyebilecek. Berlindeki cekimlerde Kivanc Tatlitug cok kez ARKEDONu almak zorundaydi, Sahne tam cekilene kadar.

siyunbike
22-09-07, 11:31
Menekşe ile Halil’in aşkı Kerem ile Aslı’yı aratmıyor

DİLEK GÜRAY
Senaryosunu yazar Elif Şafak’ın oluşturduğu Menekşe İle Halil dizisi ilk bölümden itibaren büyük ilgi görüyor. Sürükleyici hikâyesi, bitmek bilmeyen aksiyonu ve duygusal sahneleriyle seyircinin bam teline dokunuyor.
Televizyonlar arası rekabet, dizi filmler sayesinde müthiş bir yarışa dönüşüyor. Bu sezonun filmleri de arka arkaya seyircinin beğenisine sunuldu. Bu yapımlar içerisinde Kanal D’de yayınlanan Menekşe İle Halil dizisinin başarısı gözlerden kaçmadı. Dizi ilk üç bölümü ile izlenme oranlarında üst sıralarda yer almayı başardı. Etkileyici hikâyesi ve sürekli yükselen aksiyonu ile ekran başındakilerin heyecanı hep doruk noktada. Dizinin hikâyesini Elif Şafak yazıyor, genç yönetmen Uluç Bayraktar da çekiyor. Başrolleri de Kıvanç Tatlıtuğ ve Sedef Avcı paylaşıyor. Öykü Bosnalı Halil ile Berlin’de yaşayan göçmen Menekşe’nin temiz, duru ve sıcacık ama bir o kadar da yaşanması zor aşkını anlatıyor. Menekşe’nin sarsıcı ve sürükleyici hikâyesi kadar Tatlıtuğ ve Avcı’nın oyunculuğu da filmin öyküsü kadar çok konuşuluyor.

Öyküsünün Elif Şafak’a ait olmasının oyuncuların bu filmde rol almasında etkisi büyük. Her iki oyuncu da daha önceden farklı dizilerde rol aldı. Ancak buna rağmen filmdeki karakterlerine uyum sağlamak için bir aya yakın İpek Bilgin’den oyunculuk dersi aldılar. Bunun dışında Tatlıtuğ 20 günlük bir mızıka dersi aldı ve dizide mızıkadan yükselen seslerde onun imzası var. Ayrıca Tatlıtuğ o alıştığımız uzun saçlarını Halil için kestirmiş. Sedef Avcı’nın oyunculuğuna bakarsanız hiç rol kestiğini düşünmezsiniz, çok sahici ve etkileyici bir oyunu var. Filme kendini çok kaptırdığını itiraf eden oyuncu “Ağlama sahnelerinin çoğu gerçekçi, artık kendimi Menekşe’den ayrı görmüyorum. Menekşe’yle kendimi unuttum.” diyecek kadar da çok seviyor oynadığı karakteri.

Filmin çekildiği sete gittiğimizde herkes birbirine övgüler yağdırıyor. Yani oyuncu-yönetmen, senaryo-yapımcı arasında müthiş bir uyum görünüyor. Öykünün yanı sıra senaryosuyla da ilgilenen Elif Şafak ise oyuncuları, yönetmeni ve çalışan ekibi büyük bir saygı ve hayranlıkla izlediğini itiraf ediyor. İzlenme oranlarının iyi olmasıyla sette şu anda her şey yolunda. Aldığımız tüyolara göre Menekşe ile Halil aşkları için Berlin-İstanbul-Bosna üçgeninde sonuna kadar kaçmaya devam edecek. Heyecanın dorukta olacağı filmde hız ile yumuşaklık, aksiyon ile aşk yan yana ve iç içe yaşanacak. Şimdilik her şey yolunda görünüyor. Ne diyelim Allah yollarını açık etsin.




--------------------------------------------------------------------------------


Sedef Avcı (Menekşe):
Arada gülerim; ama o da kursağımda kalır


Senaryoyu okuduğumda inanılmaz etkilendim; çünkü çok sürükleyici ve aksiyonu yüksek bir hikâyesi var. Kendi hayatımdan da karaktere bir şeyler katınca Menekşe ortaya çıktı. Ben bile bazen işin içinden çıkamıyorum, rolüme çok kaptırıyorum kendimi. Karakterimle ben bir bütün olduk. Menekşe’yle kendimi unuttum diyebilirim. Beni de Halil gibi kucaklayan biri olsaydı gerçekten kaçardım. Hep ağlatıyorlar beni, arada güldürürler belki; ama o da kursağımda kalır gibi geliyor. Gülmek haram bana. Daha önce de yer aldığım projeler güzeldi; ama bu rol benim kendimi ifade etmeme vesile oldu. İlk bölümdeki köprüdeki veda sahnesi çok etkileyiciydi. Dayak sahnesi, tecavüz ve iple intihar etme girişimi üç gün üst üste çekildi. O günlerde moralim çok bozuldu, eve gittiğimde barut gibiydim. Filmdeki dayak sahnelerini seyrederken annem ve babam evde fenalık geçirmiş, annem tansiyon ilacı içmiş, herkes sanki gerçekmiş gibi çok üzülmüş; ama benim başarılı olmam onların da hoşuna gidiyor.


***


Kıvanç Tatlıtuğ (Halil):
Dizinin tutucağını hissediyordum


Halil karakterine bürünmem yaklaşık 20-25 günümü aldı. O sürede Halil olabilmek için oyunculuk dersleri ve mızıka dersi aldım. Halil ile Menekşe arasında çok naif bir ilişki ve tertemiz bir aşk var, bu durum beni çok etkiledi. Dramı ve aksiyonu çok yüksek bir film. Halil’i tam olarak çözdüm sayılır, bunun için oynadığım sahnelerde zorlanmıyorum. Halil sadece aşkıyla mücadele etmiyor. Aynı zamanda sevdiği kızın babası, abisi, kendi yakınları ve daha önce Türkiye’de yaşadığı sorunlarla da uğraşıyor. Dizi boyunca hep ağlayacağız gibi görünüyor. Aksiyonu çok yüksek bir dizi, hiçbir karakter yerinde durmuyor. Alt metinler çok kuvvetli. Halil’in gizli yanları ortaya çıkınca Menekşe’nin bocalamaları olacak. Sedef’le 6 yıldır arkadaşız ve uyum noktasında hiç sıkıntı çekmedik. Bu dizinin tutacağını hissediyordum; ama bu kadarını da tahmin etmiyordum. Çok güzel övgüler alıyoruz, bu da motivasyonumuzu artırıyor.




--------------------------------------------------------------------------------


Elif Şafak:
Menekşe ile Halil benim zihnimde sahiden yaşıyor


Menekşe İle Halil aslında kimin hikâyesi?

Menekşe İle Halil âşıkların hikâyesi. Bu hikâyenin sahibi onlar. İnanıyorum ki âşık olan her insan bu dizide kendinden bir şeyler bulacaktır.

Hikâyeyi oluştururken nelere dikkat ettiniz?

Sahici olmasına. Yürekten hissederek yazılmasına. Bu hikâye, yapmacık, özenti bir hikâye değil. Sırf ilginç olsun diye yazılmış yapay bir hikâye de değil.

Menekşe İle Halil’in diğer filmlerden farkı ne oldu?

Aile, mahalle, toplum, şirketler, miras kavgaları... Tüm bunlar karşısında tek istedikleri aşklarını yaşamak olan bir çifti anlatıyoruz. Ama aşık olduğun insan da bir bilmecedir. Onu da çözmek istersin. Berlin, Bosna, İstanbul... Farklı şehirlere uzanan bir hikâye bu.

İlk bölümde ninesi Menekşe’ye “içindekini uyut” demişti? Ama Menekşe uyutmadı, uyutmadınız, neden?

Çünkü Menekşe âşık. Aşk uçmak ister, sen istediğin kadar kafese hapset. Aşk yaşanmak ister, sen istediğin kadar bastır. Aşk bir efsundur, büyülenirsin. Dünya bir yana, aşk bir yana dedirtir.

Nine karakterini filmde sık görecek miyiz? Nine sanki filmdeki dengeleri elinde tutuyor.

Bizim aile yapımızda bilhassa babanın annesinin konumu son derece mühimdir. Ninelerimizi el üstünde tutarız toplum olarak. Bu çok güzel bir denge. Yeri geldiğinde babaya açıkça karşı çıkmaya cesaret edebilen tek insan o. Biz de hikâyede bunu yansıttık.

Menekşe ile Halil hep kovalanacak, hep kaçacaklar mı?

Bu bir kaçış hikâyesi, doğrudur. Ama kimin “avcı” kimin “av” olduğu o kadar net değil her zaman. Kaçan da kovalıyor.

Menekşe’nin hikâyesi belli ama Halil’inki tam bir muamma. Bu bilmece dizi boyunca devam edecek mi?

Menekşenin açısından bakın olaya. Bir adamı seviyorsun gizliden gizliye. Ama o kadar çok aile baskısı var ki üzerinde o adamla ancak sınırlı zaman geçirebiliyorsun. Bir kerecik elin eline değdi diye günlerce hayal kuruyorsun. Ama bu adamla kaçtığında birden anlıyorsun ki aslında onu hiç tanımıyorsun. Kim bu adam? Sevgili bir bilmece. Çözülecek o bilmece.

Menekşe’nin dizi boyunca gözyaşları hiç dinmeyecek mi?

Menekşe çok zorlu bir yolculuğa çıkıyor. Bu memlekette o kadar çok genç kız var ki onun neler hissettiğini gayet iyi bilen, anlayan.

Diziyi seyirci gibi mi yoksa bir jüri üyesi gibi mi seyrediyorsunuz?

Ne o ne bu. Sinema salonundaki yer gösterici çocuk gibi izliyorum diziyi. Hani filmi biliyorum bir yanıyla ama bir yanıyla da keyifle, merakla izlemekten kendimi alamıyorum.

Başrol oyuncuları rollerine adapte olmak için bir aylık bir eğitim almışlar. Dolayısıyla sizin kafanızdaki karakterlere benzemişler mi?

Başrol oyuncularını ilk gördüğümde öyle heyecanlandım ve sevindim ki. Tam doğru insanlar. Tek tek her ikisinin de oyunculuğu harika. Ama bir de aralarında çok özel bir uyum, müthiş bir kimya var. Bu çok hassas bir şey. Zorla sağlayamazsınız. Menekşe ile Halil o kadar uyumlular ki seyirciye de geçiyor o güzel elektrik.

Senaryo yazarlığına kendinizi nasıl hazırladınız? Bunun için özel bir çabanız gerekti mi?

Daha evvel Osman Sınav’la bir senedir bir film senaryosu üzerinde çalışıyordum zaten. O süreç bana çok şey kattı. Ben zaten yazarken hep görsel düşünen biriyim. Sinemaya, televizyona çok açık kalemim.

Senaryoda birlikte çalıştığınız Ece Yörenç, Melek Gençoğlu ile uyum sağladınız mı? Öykünüz istediğiniz tiratlarda yazılıyor mu?

Ece ve Melek hanımlarla beraber çalışmak benim için o kadar zenginleştirici, öğretici bir tecrübe ki. Her ikisi de son derece profesyonel ve işinin ehli insanlar. Aramızda ta başından beri karşılıklı saygı ve uyum var. Edebiyat ile sinemanın dili her zaman aynı olmaz. Ama biz birbirimizin dilini iyi anlıyoruz.
Zaman Gazetesinin Cumaertesi ekinde çıkan bir haber.

**Nesli**
30-09-07, 11:17
Kivanc Tatlitug als Halil in "Menekse"

Beschreibung

Seit vier Tagen dreht Kivanc Tatlitug, der den Halil in dem Türkischen TV- Film "Menekse" verkörpert, in Berlin für den 90 Minuten TV-Pilotfilm "Menekse". Kivanc war 2002 "Best Model of the World from Turkey" und hat in der Türkei eine große http://view.stern.de/img/picture/metaminus.gif (http://javascript%3cb%3e%3c/b%3E:void%280%29;) Fangemeinde. "Gümüs & Mehmet" war einer seiner letzten Erfolge in der Türkei

eftelya61
03-10-07, 17:24
KOLUM MORARDI SAÇIM DÖKÜLDÜ

SEDEF: 'SANKİ GERÇEKTİ'
http://www.gecce.com/web/images/haber/sedefavci-3ekim2007.jpg

‘MENEKŞE İLE HALİL’ DİZİSİNİN GÖZÜ YAŞLI MENEKŞE’Sİ SEDEF AVCI ÇEKİM SIRASINDA YAŞADIKLARINI KONUŞTU.



Yeni yayın döneminin en sıkı işlerinden biri kabul edilen ‘Menekşe ile Halil’ dizisinin gözü yaşlı Menekşe’si Sedef Avcı, başarılarını, ekip olarak samimi ve gerçekçi olmalarına bağlıyor. Sedef, sözlerine kanıt olarak şu örneği veriyor: “Üçüncü bölümdeki dayak sahnesinden sonra bana izin verdiler. Kollarım morardı. Her seferinde dayak yiyormuş gibi yapmak gerçekçiliği yitiriyor. Saçlarımdan çekildiğim sahneden sonra eve gidip saçlarımı taradım ve saçlarım döküldü”

Kaynak: gecce.com

sarıseren
04-10-07, 08:58
30.09.07
Menekşe ile Halil dizisinin 3. bölümünde, ağabeyi ve kocası tarafından Menekşe'nin elleri ve ağzı bağlanıyor. Yalnız çok gariptir, Menekşe'nin elleri arkadan değil de önden bağlanıyor. Dolayısı ile elleri rahatça hareket ettiğine göre ağzındaki bez parçasını çıkarıp, neden yardım istemiyor?(Okan Tören)

Yüksel Aytuğ/Sabah

sarıseren
04-10-07, 09:01
30.09.07
Menekşe ile Halil dizisinde Menekşe'nin dış hatlar terminalinden çıkışını bekleyen ağabeyi ile kocasının olduğu sahnede arkadaki 5-10 kişilik tayfa "En büyük asker bizim asker" tezahüratları yapıyorlardı. Dış hatlar çıkışı ve "En büyük asker bizim asker!.." (Arjen Robben)

Yüksel Aytuğ/Sabah

hyoldas
05-10-07, 05:46
Kollarım morardı saçlarım döküldü




Yeni yayın döneminin en sıkı işlerinden biri kabul edilen "Menekşe ile Halil" dizisinin gözü yaşlı Menekşe’si Sedef Avcı, Hafta Sonu dergisine verdiği röportajda ilginç açıklamalarda bulundu.

Genç oyuncu, "Üçüncü bölümdeki dayak sahnesinden sonra bana izin verdiler. Çünkü kollarım morardı. Saçlarımdan sürüklendiğim sahneden sonra da saçlarım döküldü" dedi.

n Soluk kesen sahnelerin yer aldığı dizide Menekşe rolüyle izliyoruz Sedef Avcı’yı. Bize Menekşe’yi anlatır mısınız?

- Senaryoyu ilk okuduğumda beni çok etkiledi. Nisan-mayıs gibi okumuştum ilk olarak. Çok akıcı bir dille yazılmıştı ve her senaryoda karşınıza çıkan bir şey değildir bu. Alıp götürüyor gerçekten. Siz de görmüşsünüzdür, ilk bölümde soluğu kesildi izleyenlerin. Her dakika yeni bir şey oluyor. Bu da hem izleyiciyi hem de bizi etkiliyor. İlk bölümde istemediğim bir adamla evlendirildim. Bana tecavüz etti, babamdan dayak yedim, kendimi astım. Standart dizilerde üç dört bölümlük hikayeyi tek bölümde çektik.

n Menekşe’ye odaklanırsak...

- Menekşe ailesinden çok baskı görmüş biri. Ailedeki tek dert ortağı ninesi. Annesi de güçlü bir kadın değil. Bir ağabeyi zaten hálá peşinde. O babasının ayağı gibi, kendini ispatlama çabasında. Bu yüzden kardeşini bile sadece bir asker arkadaşı hatırına öldürmeyi göze almış durumda. Diğer ağabey biraz daha Menekşe’nin tarafımda. Belki de o kurtaracak Menekşe’yi. Böyle bir ailenin içinde yetişmiş biri çok değişik bir aşk yaşıyor.

n Dayak sahnesi, tecavüz ve iple intihar etme girişimi üç gün üst üste çekildi. Bu durum ağır gelmedi mi?

- Geldi aslında. Üçünü de üç gün üst üste çektik. Birkaç kere tekrarlandı o sahneler. Ben diziden önce koçumuzla birlikte çok çalıştım. Menekşe’yi içselleştirmiştim. Dolayısıyla çekimlerde başıma gelen her şey benim başıma da gelmiş gibi oluyordu. O yüzden izleyicileri bu kadar derinden etkiledi.

n Menekşe’yle Sedef’in örtüşen yanları var mı?

- Genel olarak sadeliği ve masumluğu benzeşiyor. Yaşam tarzları çok farklı. Allah kimseye onun başına geleni vermesin. Üçüncü bölümdeki dayak sahnesinden sonra bana izin verdiler. Kollarım morardı. Her seferinde dayak yiyormuş gibi yapmak gerçekçi olmuyor. Saçlarımdan çekildiğim sahneden sonra eve gidip saçlarımı taradım ve saçlarım döküldü.

ŞÖHRET BENİ KORKUTMUYOR

n Menekşe rolüne nasıl hazırlandınız?

- Senaryoyu ilk okuduğumda bu kadar zor olacağını düşünmemiştim. İpek Bilgin Kıvanç ile büyük bir çalışma yaptık. İlk bölümde bir aşk var ve yeni bir aşk değil. Daha önceden var olan bir aşkı canlandırıyoruz. Oyuncuların birbirlerine ısınmaları için geçen süreci bu nedenle dizi çekimlerinden önceye aldık. Bu yüzden insanlar çok beğendi. Gerek karakter analizleri, gerek birbirimizi tanıma aşamaları derken bir sürü şeyi kolaylaştırdık. O duyguya girebildik. Rollerimizi içselleştirip izleyiciye sununca daha samimi ve gerçekçi olduk.

n Bulunduğunuz ortam, ilişkiler, yaşananlar, evliliklerin adeta kabusu gibi. Endişeniz, korkularınız, "Ya yuvam yıkılırsa" sorgulamaları oluyor mu?

- Yuvamız konusunda hiçbir kaygım olmadı. O herkesin kendi bakış açısı. Ben 15 yaşımdan beri bir şekilde bu sektörün içindeyim. Ben ergenlik döneminden itibaren kendime zarar verecek hiçbir davranışta bulunmadım, kendimden eminim. Eşim de emin tabii. Bu biraz şöhrete ne kadar kapıldığınıza bağlı. Şöhret beni korkutmuyor!

n "Menekşe ile Halil"e başlamadan önce "Sacayağı" adlı sinema filminde oynadınız. 29 Şubat’ta vizyona girecek olan "Sacayağı" nasıl bir film ve hangi rolü oynayacaksınız?

- "Sacayağı" Gömeç’te geçiyor. Sıcak bir kasabada geçiyor öykü. Kasabada yaşayan üç sıkı dostun ve ailelerinin başından geçen olayları anlatıyor. Zeki Alasya, Tarık Papuççuoğlu ve Hakan Boyav o üç karakter. Ben de Tarık Papuçcuoğlu’nun kızını oynadım. Hem ayakları üstünde duran, hem iki kardeşinin sorumluluklarını üstlenip onlara anne gibi davranan bir kızdı Kardem.

n Özellikle oynamak istediğiniz bir rol ya da senaryo var mı?

- Şu an Menekşe rolü benim bütün hayatımı kaplamış durumda ve çok memnunum. Menekşe benim hayatımın rolü.

Eşim beni kıskanmaz

n Dizide Kıvanç Tatlıtuğ ile oynuyorsunuz, gerçek hayatta ise Kıvanç Kasabalı ile evlisiniz. Eşinizin diziye bakışı, eleştirisi nasıl, kıskançlıklar oluyor mu?

- Kıskançlık bizde yok. O duygudan arınmış durumdayız. Diziyi çok beğeniyor. Ama çok yoğun tempolu bir dizi, gün kavramımız gitmiş durumda. İlk defa bugünümüz boş. Bazen o kadar yorgun geliyorum ki eve, "Bu kadar da kaptırma kendini" diyor. Ağlamaktan gözlerim şişmiş geliyorum eve bazen de. Gerçekçiliğini koruması için elimizden geleni yapıyoruz ve vücutlarımız iki üç kat daha fazla yoruluyor. O da gayet memnun ve takdir ediyor beni. Ama zaman zaman kızıyor Menekşe’ye Sedef’i bu kadar yorduğu için.

n Bu arada ne zaman evlendiniz?

- 29 Temmuz 2005. Oyunculuğa başladıktan sonra.

n Aşk evliliği mi?

- Evet, aşk evliliği. Aile baskısı yok (gülüyor). Aynı ajanstaydık. Yarışmada karşılaşmıştık. Miss Turkey 2001’e de katılmıştım. İki yarışma var hayatımda. 1997 yılında ilk yarışma ve 2001’deki eşimle tanıştığım yarışma.


Kaynak: http://kelebek.hurriyet.com.tr/magazin/7424382.asp

fatma16
12-10-07, 05:26
Bu ninniyi sevdim
MENEKŞE ile Halil bana göre yeni sezonun en başarılı üç dizisinden biri. Senaryosu çok sağlam, kurgusu son derece akıcı, yönetmen Uluç Bayraktar mekanları çok iyi kullanıyor. Oyunculuklar da rafine. Özellikle Kıvanç Tatlıtuğ Gümüş'ten sonra oyunculuğuna pek çok artı katmış. Ancak dizinin izlenmesini sağlayan faktörlerden belki de en önemlisi müziği... Özellikle de şu ninni... Uyu, güzel yavrum uyu, bu dünya dipsiz bir kuyu..." Bu ninniyi ne zaman duysam, içimden bir şeyler kopuyor. Her ne yapıyorsam bırakıp, başımı ekrana çeviriyorum. Eminim ekran başındaki pek çok insan da aynısını yapıyordur. Bu köşeden dizinin müziklerini yapan Toygar Ali Işıklı'ya kocaman alkışlar gönderiyorum.
Yüksel aytuğ

delfin23
31-10-07, 05:58
Menekşe ile Halil" dizisinin dertli Menekşe'si Sedef Avcı, Elele dergisine rolünü anlattı.

"Rol kaptırılmayacak gibi değil. O kadar güzel yazılmış ve o kadar güzel işlenmiş bir hikayesi var ki, senaryo ilk elime geçtiğinde inanılmaz etkilendim. Senaryoyu okurken elimde olmadan yaşlar süzülüyor. Belki de bu rolü bu kadar içselleştirmiş olmamdan dolayı benden de bir şeyler çıkıyor ve Menekşe'ye katılıyor, dolayısıyla insanlar beğeniyor."

"Menekşe ile Halil" dizisinin dertli Menekşe’si Sedef Avcı, ilk başrolüyle yıldızlaştı. Başarılı modellik yaşamının ardından televizyonda da rüştünü ispatlayan genç oyuncu, mutlu evliliğini ve oyunculuk aşkını Elele dergisine anlattı.

n Sizi ilk defa 1997 yılında Elite Model Look birincisi olarak tanıdık. Çok başarılı bir modelken şimdi oyuncu olarak da izleyicinin takdirini kazandınız. Hayaliniz miydi bu?

- Eskiden oyuncu olmak gibi bir hayalim yoktu. Küçükken mimar olmak isterdim. Ama onunla ilgili de eğitim almadım, çalışma ekonomisi okudum. O sırada zaten mankenlik yapıyordum. Daha sonra reklam filmlerinde oynamaya başladım.

n Küçükken balerin olma hayaliniz varmış, neden devam etmediniz?

- Sekiz sene bale yaptım. Dört yaşında başlamıştım. Ayağımın kemik yapısı uygun olmadığı için devam edemedim. İçime oturan şeylerden biridir bu. Ama o yılların benim için büyük önemi var, çünkü karakterime, oturuşuma, kalkışıma, her şeyime büyük etki eden, hatta temelini oluşturan bale ve bale hocamdır. Hayatımdaki disiplin anlayışımı oradan aldığımı düşünüyorum.

n Sizi ilk "Böyle mi Olacaktı" dizisinde gördük bir oyuncu olarak, değil mi?

- Evet, ilk o diziyle başladım profesyonel anlamda oyunculuğa. 2002 yılıydı. Bir sezon oynadım, daha sonra okulumu bitirmek için bir sene ara verdim. Okul bittikten sonra bölümümle ilgili bir şey yapmak istemedim açıkçası. Oyunculuğun tadını almış ve çok sevmiştim, onunla ilgili eğitim almak istedim. Tam o sırada "Yanık Koza"dan teklif geldi. O bittikten sonra oyunculuk dersi alma isteğimi gerçekleştirebildim, üç ay boyunca Mahşer-i Cümbüş topluluğundan Dilek Çelebi ile çalıştım. İnanılmaz keyifliydi. Çok faydasını gördüm, çok rahatlattı beni.

n Neden, utangaç biri misinizdir?

- Utangaç demeyelim de, çok fazla dışa dönük, çok çabuk iletişim kurabilen, herkesle bir anda samimi olabilen bir yapım yok. Daha sakinim. Tek çocuğum zaten. O yüzden aldığım o dersler beni rahatlattı.

n 15 yaşında bir yarışma kazandınız. Neredeyse çocuk denilebilecek bir yaş. Elite Model Look’ta birinci olmak, o yaşta moda dünyasının içine dalmak, tüm spot ışıklarının size dönmesi... Sizce erken bir yaş mıydı yoksa "İyi ki yaşadım" mı diyorsunuz?

- Zor bir dönem aslında. Çünkü 15 yaşındasınız ve hayatta ne yapmak istediğinize bile karar vermemişsiniz. Ailem bana güvendi bu konuda, hiç sıkıntı yaşadığımı hatırlamıyorum. Zaten Gaye Sökmen, yani halen bağlı olduğum ajansın sahibi, benim ikinci hocam diyebilirim. Okulu aksatmama ya da okula gitmeden işlere yetişme gibi bir duruma asla izin vermiyordu. Öncelik okuldaydı, geri kalan zamanlarda modellik yapıyordum. Yarışmaya girdim, ertesi gün yine üniformamı giyip okuluma gittim! Esas üniversiteyi kazandıktan sonra, yani 2001’den sonra yoğunlaştım modelliğe.

MODELLİĞE VAKİT AYIRAMIYORUM

n Modeller kolayca "ucuz haber" olabiliyorlar... Siz nasıl kendinizi korudunuz bundan?

- Her şey size bağlı aslında. Eğer siz isterseniz o şekilde anılmak veya "sunulmak", öyle olur. Ama istemezseniz, çizginizi korursunuz. Kimse sizi hiçbir şeye zorlamıyor. "Şuraya gideceksin, bunu giyeceksin, şuranı açacaksın" diye bir şey yok, herkesin kendi inisiyatifinde olan bir yaşam bu. Hayata bakış açısıyla da çok ilgili. Ben öyle bir yaşantıyı ne kendime yakıştırırım, ne de tasvip ederim. O yüzden farklı davranışlarda bulunmadım.

n Modellikte çok iyi bir noktadasınız, peki oyunculuktan modellik yapmaya vakit kalıyor mu?

- Artık yapamıyorum, çünkü vakit yok. Bir gün var sadece çalışmadığımız, o günü de kendime ayırıyorum.

n Biraz eşiniz Kıvanç Kasabalı’dan konuşmak istiyorum. Nasıl bir aşk hikayesi?

- 2001’de Miss Turkey’e katılmıştım. Orada tanıştık Kıvanç Kasabalı’yla.

n Aranızda şimşekler mi çaktı, öyle bir an mıydı bu?

- Aynen öyle... Aynı ajanstaydık, ama hiç karşı karşıya gelmemiştik. Tanıştığımızda şimşekler çaktı gerçekten; hálá da çakıyor! Miss Turkey’de ikinci oldum, sonra hemen Miss Universe yarışmasına gittim. Ben yarışmaya gidince bana sürpriz yaparak Miami’ye geldi! Yarışma Porto Riko’daydı, dönüşte aktarmalı olarak Miami’den uçacaktık. Kıvanç da beni karşılamak için oraya geldi. Birlikte Türkiye’ye döndük. Böyle bir durum karşısında büyülenmemek elde değil...

n Şöhretli insanların evliliklerinin zor olduğu bilinir. Aranızda kıskançlıklar olmuyor mu?

- Kıskaçlığın dozu kaçarsa zararlı olabiliyor. Biz birbirimize güveniyoruz.

n "Menekşe ile Halil"e gelelim. Nasıl teklif edildi bu rol size?

- Eşim "Yaprak Dökümü"nde oynuyordu. "Yanık Koza"daki yönetmenim aynı zamanda "Yaprak Dökümü"nün de yönetmeniydi. Arada sete gidip geliyordum. Kıvanç’ın oynadığı Cem karakterinin İsviçre’de okuyan bir kız kardeşi vardı. "Ben oynayayım" dedim. Kabul ettiler. "Yaprak Dökümü" ve "Menekşe ile Halil"in yapımcısı aynı. Sonra birden yeni dizi için konuşur olduk.

n Henüz vizyona girmedi ancak yakın dönemde bir sinema filminde oynadığınızı da biliyorum, bu nasıl oldu?

- Filmin ismi "Sacayağı"... Ancak telaffuzundan dolayı isminin değişme durumu var. 29 Şubat’ta vizyona girmesi planlanıyor. Gömeç’te çekildi. Sıcak bir Ege hikayesi.

- Menekşe’nin halini, tavrını çok benimsemişsiniz, bir röportajınızda epey kendinizi kaptırdığınızı okudum. Kollarda morluklar, ağlamalar...

Ama rol de kaptırılmayacak gibi değil yani... O kadar güzel yazılmış ve o kadar güzel işlenmiş bir hikayesi var ki, senaryo ilk elime geçtiğinde inanılmaz etkilendim. Çok ince ve çok detaylı düşünülmüş; her bölümde bir kilit noktası oluyor ve senaryoyu okurken elimde olmadan yaşlar süzülüyor. Belki de bu rolü bu kadar içselleştirmiş olmamdan dolayı benden de bir şeyler çıkıyor ve Menekşe’ye katılıyor, dolayısıyla insanlar beğeniyor.

Evlenmek bizim için tabu değildi

Ne zaman evlendiniz? Nasıl evlenme teklifi aldığınızı anlatır mısınız?

Beş senelik ilişkimizden sonra 2005’te evlendik. Acele bir karar değildi. Ben okulumu bitirdim, düzenli bir hayatımız vardı, ben ailemle yaşıyordum, o da öyle. Sonra Kıvanç askerliğini yaptı. Evliliğimiz doğal bir sürecin sonuydu aslında. Evlenmek bizim için bir tabu değildi. Beraber yaşamak istedik, "Madem istiyoruz, evlenelim" dedik! Kalıpçı bir evlilik anlayışı değil yani bizimki. İnsanlar bazen bizim evli olduğumuzu anlamıyorlar. İnanmıyorlar, kardeş filan sananlar var! Fazla beraber olmaktan birbirimize benzedik herhalde! Rahat bir evliliğimiz var, birbirimizi sıkmıyoruz. Bir evlenme teklifi de yok aslında! Her şey doğallık içinde gelişti.

Hürriyet / Kelebek

ekinnnnsarppppp
02-11-07, 17:39
Televizyona edebiyat dopingi

Televizyonlar son dönemde nitelikli yapımlar ekrana getirmek için işin ehline başvuruyor ve edebiyat dünyasıyla işbirliğine giriyor. Televizyon dizileri yazanlar arasında Elif Şafak, Ahmet Ümit, Ayfer Tunç, Şebnem İşigüzel gibi tanınmış edebiyatçılar var


EFNAN ATMACA (Arşivi)

İSTANBUL - Her ne kadar bazen burun kıvrılsa da televizyon sektörü son dönemde en hızlı büyüyen ve gelişen sektör. Türkiye televizyonlarında her yıl onlarca dizi yayın hayatına başlıyor ve içlerinden 'reyting'le baş edebilenler yollarına devam ediyor. Hal böyle olunca da yapımcılar 'reyting'le başa çıkacak iyi diziler yapmak için binbir türlü yola başvuruyorlar. Bu yollardan biri de işin ehlinden yardım istemek ve edebiyatçıların kapısını çalmak. Kimisi senaryo yazıyor, kimisi öykü; bazen yayımlanmış kitaplar dizilere ilham veriyor. Bu yıl da televizyonlarda tanınmış yazarların elinden çıkma yapımlar var.
Sezonun dikkat çeken dizilerinden biri, öyküsünü Elif Şafak'ın yazdığı Kanal D'de yayınlanan 'Menekşe ile Halil'. Elif Şafak'ın öyküsünü yazdığı, Uluç Bayraktar'ın yönettiği dizide Kıvanç Tatlıtuğ ile Sedef Avcı başrollerde. 'Menekşe ile Halil' Almanya'da yaşayan Türkiyelilerin sorunlarını da konu alan bir aşk hikâyesi. İlk bölümleri reyting yarışında hiç de fena olmayan bir sonuç elde etti.
Konuyla ilgili görüşünü aldığımız Şafak, romancılığın 'yalnız', televizyonun 'ekiple' yapılan bir iş olmasının altını çiziyor: "Menekşe ile Halil'in orijinal öyküsünü televizyon icin kaleme almak keyifli, zenginleştirici, ama bir o kadar zorlu bir süreç. Çok iyi bir ekiple çalşıyorum. Romancılar bir başlarına yazmaya alışkın insanlar, ekip işi yapmak bizim için ciddi bir değişim. Ben yazarken hep görsel düşünen bir insanım. Yazdığım hikâyeyi ekranda görmek müthiş bir deneyim. Elbette sinema ile edebiyatın dili bire bir aynı değil. Ama olması da gerekmiyor. Edebiyatçıların televizyon ve sinemaya katacakları çok şey var. Benzer şekilde televizyon ve sinemadan öğrenecek çok şeyimiz var" diyor.

Kaynak: Radikal Gazetesi

ekinnnnsarppppp
02-11-07, 17:44
Menekşe ile Halil bulundu

Menekşe'nin süt kardeşi Canay'ı kaçıran Mustafa ve Kadir, başlarına dert açtıklarını fark eder. Halil ve Yusuf olayı duyunca Kadir'lerin peşine düşer. Zeynep, Menekşe'den kurtulmak için bir fırsat yakalar. Kadir ve Mustafa ise Menekşe ve Halil'in kaldığı evi bulur. Kanal D 22.00

Kaynak: Sabah Gazetesi

ekinnnnsarppppp
02-11-07, 17:46
'Osman Sınav'la film senaryosu yazıyoruz'

Elif Şafak:
Menekşe ile Halil' dizisinin senaryosunu yazmak o kadar keyifli bir süreç ki. Bir edebiyatçı için yeni bir tecrübe, inanılmaz hayranlık ve saygıyla izliyorum oyuncuları, yönetmenin yaptıklarını. Geçen sene de Osman Sınav'la bir film senaryosu yazmaya başladık, henüz bitmedi. Konu aşk ve tasavvuf. İnşallah önümüzdeki sene çekilecek.

Sabah Gazetesi

ekinnnnsarppppp
02-11-07, 17:49
Göçü önlemek için diziler kaldırılsın!

İSTANBUL Valiliği, Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü, RTÜK ve TRT ortaklaşa bir çalışma başlatmışlar. Amaç, İstanbul'a göçün önünü almak. Yapılan toplantılarda bir de görüş öne sürülmüş: "Millet başını dizilerden kaldırmıyor. Bu konuda en etkin mesajlar diziler sayesinde verilebilir!.." Bence alınacak önlem belli: Dizilerin tamamı yayından kaldırılsın!.. Durun, hemen isyan etmeyin. Nedenini anlatacağım: Anadolu'daki vatandaş dizileri izledikten sonra İstanbul'a göç etmeyip de ne yapsın? Dizilerdeki tüm İstanbul ahalisi havuzlu villada kalıyor. Ciple dolaşmayanı dövüyorlar. Adam başı en az üç avrat düşüyor. Oysa köyde başlık parası yüzünden delikanlılar muratlarına eremiyor. İstanbul dizilerinde kimsenin geçim derdi yok. En kötü, mafyaya üye olursun, hayatın kurtulur. (!) Bir de İstanbul sanki kurtarılmış kaçaklar başkenti. Anadolu kentleri ise töreden, kan davasından, berdelden, beşik kertmesinden geçilmeyen cehennemler!.. Kaçan, soluğu İstanbul'da alıyor. Sıla'nın, Menekşe ile Halil'in, Zeylan'ın tüm kaçakları İstanbul'a sığınıyor. Şimdi anladınız mı neden "İstanbul'a göçü önlemek için diziler kaldırılmalı" dediğimi?

Yüksel Aytuğ-Sabah G.

ekinnnnsarppppp
02-11-07, 17:52
Aldatmadan olmuyor mu?

İçinden ihanet geçmeyen dizi neredeyse yok gibi... İki Aile'de Yaman, Eda'yı, Menekşe ile Halil'de evin babası eşini, Kavak Yelleri'nde Murat eşini oğlunun arkadaşının ablasıyla aldattı, Yaprak Dökümü'nde Ceyda eşini Oğuz'la aldattı, Dudaktan Kalbe'de Gelin Hanım eve gelen ünlü kemaniste aşık oldu, Binbir Gece'de Ali Kemal eşini Cansel'le aldattı... Bunlar ilk akla gelenler. Eminim sizler de biraz düşününce bu listeyi uzatabilirsiniz. Soru şu: Toplumda ihanetler arttığı için mi dizileri "aldatanlar" istila etti, yoksa diziler kötü örnek olduğu için mi sadakatsizlik aldı yürüdü? Gelin de bu tavuk- yumurta ikileminin içinden çıkın. Ama daha da vahim bir durum var: Malum, bu dizilerin en büyük müşterilerinin başında henüz buluğ çağına ermemiş çocuklar geliyor. Zaten gazetelerin magazin sayfaları ve ekrandaki magazin programları "sadakat" konusunda çocukların kafalarını iyice karıştırmış olmalı. Buna bir de ihanetten geçilmeyen diziler eklenince... Eminim, onlar da büyüyünce Almanya'daki kadın kaymakam gibi evliliklerin 7 yılla sınırlandırılması için Meclis'e teklif götüreceklerdir!..

Yüksel Aytuğ-Sabah G.

delfin23
18-11-07, 10:40
Son dönemde oynayan dizilerdeki kadın başrol oyuncularına bir bakın; koyu renk uzun saçları, iri gözleri ve sade güzellikleriyle hepsi birbirine benziyor. Peki, ama bu yıldızların birbiri ardına parlamasının ve dizilerde hep bu tiplerin tercih edilmesinin bir nedeni var mı yoksa sadece tesadüf mü? Artık sarışınların ve frapan kadınların devri kapandı mı? Doğal güzellik değer mi kazandı? Yapımcılara ve TV eleştirmenlerine sorduk

Özgü Namal, Ahu Türkpençe, Nehir Erdoğan, Arzum Onan, Sezin Akbaşoğulları, Tuba Büyüküstün, Melisa Sözen, Sedef Avcı, Bergüzar Korel… Son dönemin ‘popüler’, daha doğrusu ‘tutan’ dizilerin başrol oyuncularından bazıları… Hepsini şöyle bir gözünüzün önünden geçirin; esmer, koyu renk uzun saçlı, iri gözlü ve sade bir güzelliğe sahip kadınlar… İsimlerini art arda sıralayınca belki onları siz de karıştırmış olabilirsiniz, ‘o hangi dizide oynuyordu, bu o muydu’ gibi soru işaretleri belirebilir kafanızda, çünkü hepsi de birbirine benziyor! Özellikle ‘Menekşe ile Halil’ dizisinin Menekşe’si Sedef Avcı ile ‘Binbir Gece’nin Şehrazat’ı Bergüzar Korel’in benzerliği herkesin dikkatini çekiyor.

Son 4-5 yıldır dizilerle birlikte yıldızı parlayan bu genç kadın oyuncuların esmer ve sade bir güzelliğe sahip olması, ‘acaba Türk halkının güzellik anlayışı bu mu, yoksa bu bir trend mi?’ sorusunu akla getiriyor. Zira bundan birkaç yıl öncesine kadar televizyon dizilerinde ve sinema filmlerinde frapan, sarışın kadınlar daha çok aranan yıldızlardı. Günümüzde yapımcıların tercihi daha sade yıldızlardan yana…

ZAYIF VE UZUN BOYLULAR

Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Hülya Uğur Tanrıöver, günümüzde televizyon ve sinemada frapan kadınlardan vazgeçilip daha sade oyuncuların tercih edildiğini düşünse de dizilerde Türk kadınının genelini yansıtmayan çok zayıf ve uzun boylu kadınların ön plana çıkarıldığını söylüyor. Tanrıöver’e göre fizikte bir seçicilik söz konusu…

Yapımcıların tercihlerini neden esmer ve sade bir güzelliğe sahip bu tiplerden yana kullandığını ve bunun bir trend mi yoksa Türk halkının genel beğenisi mi olduğunu, televizyon dünyasını çok yakından takip eden televizyon eleştirmenlerine ve yapımcılara sorduk.

İşte yanıtlar…


TV eleştirmenleri ne diyor?

Bu da bir trend; gelip geçer

Burhan Ayeri-AKŞAM Gazetesi yazarı

Dİzİlerde esmer başrol oyuncularına dönüş, Erol Avcı’nın yapımcılığını üstlendiği ‘Bir İstanbul Masalı’ ile başladı. Esmerlik bizim yapımızda var. Orta Asya’dan gelmişiz Anadolu’ya daha sonra Balkanlar’dan göçle karışmışız. Sinemada ilk sarışınımız Filiz Akın’dır, o da göçmendir. Aslında o da kumraldır. Erol Avcı’nın dizilerindeki tiplere bakın; hep bizim klasik, atalarımızın köklerine dayanan tiplerdir. Bu diziler de tuttu. O, bu işi iyi biliyor. Yeni dizilerde de aynı şeyi görüyoruz. Türkiye’de esmerden vazgeçilmez.

Filmlere bakarsak Türkiye’de egemen en büyük isim Türkan Şoray’dır. Ondan vazgeçemedik. Bu eskiye dönüştür, erkekler de daha çok esmerleri beğeniyor. Sarışınlar aradan sıyrılıyor bazen ama sabun köpüğü gibi yok oluyorlar. Ancak bu da bir trend; gelir geçer. İyi bir sarışın bulurlar bu dönem de biter. Bir de şu açıdan bakmak gerek, dünya nüfusun 5’te 4’ü esmer.

O kadar sarışını nerede bulacaksınız?

Memed Güler-VATAN Gazetesi yazarı

Dİzİlerde başrollerin esmerlere verilmesini, dizilerin kalitesinin ve çeşitliliğinin artmasıyla birlikte gerçek tiplere yönelme ihtiyacına bağlayabiliriz. ‘Yaprak Dökümü’nde ailenin üç kızı var; hepsi ‘normal’ tipler. Bir sarışın kadınla reytingler yükselmiyor artık, dönem değişti. Son 5 yılın bir gerçeği; seyirciyi ikna etmek zor. Eskiden ‘Sibel Can, Hülya Avşar dizisi’ diye bir şey vardı, şimdi yok. Kalabalık kastlar söz konusu, kadroda bir sürü kadın olması lazım, bir sarışın kadın etrafına kurulu işler yürümüyor. Ayrıca bundan 5 sene önce televizyonda 20 dizi vardı, bugün 100’e yakın dizi oynuyor. Sokakta kaç sarışın kadın var ki, bu dizilerde oynatacak sarışın başrol oyuncusu bulunsun?

‘Şehrazat’tan sonra durum değişti

Yüksel Aytuğ-Sabah Gazetesi yazarı

Uzun düz siyah saçlı, renkli gözlü, yuvarlak yüzlü pek de dolu dolu bakmayan kadın tipleri, özellikle bu sezon yapımcıların gözdesi. Bunun bir araştırmayla mı tespit edildiğini yoksa tesadüf mü olduğunu bilemiyorum. Ancak ‘Şehrazat’ karakterinin çok tutmasının bunda etkili olduğunu düşünüyorum. Türk halkının benimsediği yıldızlar genellikle esmerlerdir, sarışınlara çok fazla itibar edilmez. Aslında bundan birkaç yıl önce yapılan bir TV araştırmasında, reklamlarda rol alan kadınların neredeyse tamamının açık kumral ya da sarışınlardan oluştuğu, Türk halkının bunları daha inandırıcı bulduğu tespit edilmişti. Ama son dönemde yerli dizilerle beraber reklamlarda da koyu renk saçlı kadınların ürün tanıttıklarına görüyoruz. Türk halkının bu konudaki karakteristiği hızla değişmiş. Ayrıca Özgü Namal, Nurgül Yeşilçay’ın yer aldığı dizi ve filmlerin tutması da bu trendin fitilini ateşlemiş olabilir.

Yapımcılar ne diyor?

Yıllardır süren bir eğilimin göstergesi

Erol Avcı - Yapımcı

TV dizileri tüm topluma hitap eder, çoğunluğun güzellik anlayışının uzağında olmaması gerekir. Dolayısıyla, başroldeki kadın oyuncunun, role uygun olmasının yanı sıra, genel bir güzellik anlayışının temsilcisi olması izleyiciyi memnun ediyor. Türkiye’de öteden beri sıcak ifadeli, sade bir güzelliğe sahip kadınlar halk tarafından daha çok beğenildi. Türkan Şoray buna iyi bir örnektir. Her açıdan Türk kadınını temsil eder. Soğuk ifadeli sarışın kadınları, istisnaları olmakla birlikte, halkın yıldızları arasında pek görmedik. Dolayısıyla bu, bir trendden çok, uzun yıllardır süren bir eğilimin göstergesi. Ancak frapanlıktan uzaklaşıldığı doğru. Günümüz seyircisi frapan kadından ve abartılı gösterişten hoşlanmıyor, bu sadece diziler için geçerli değil. Gündelik hayatta da güzellik anlayışında sadelik, tarz sahibi olmak öne çıktı. Bunun dizilere yansıması kaçınılmaz.

Gözleriyle öne çıkıyorlar

Abdullah Oğuz - Yapımcı

AçIk renk saçlı ve açık renk gözlü yıldızlar ben bildim bileli TV’de kabul görmüyor. İstisnalar var tabii, ama çok zor sarışınların star olması; sinema bir derece ama TV kabul etmiyor. Son dönemdeki kadın başrol oyuncularının bir de şöyle bir benzer yanları var; gözleriyle öne çıkıyorlar. Melisa’nın (Sözen) da Bergüzar’ın da (Korel) gözleri büyük. Bir ortak özellikleri de Bergüzar’ı bilmiyorum ama Melisa da Nurgül de oyunculuktan geliyor. Özellikle TV’de küçük ekran olduğu için göz oyuncu için avantaj. Büyük gözlü oyuncular başlangıçta bir artıyla geliyorlar ama oyunculuk şart. Bence bu bir trend değil, bir tesadüf. Yapımcılar artık neyin ne olduğunun farkına varıyor, gözlerin önemli olduğunu fark ettikleri için kastlarını yaparken böyle seçiyorlar. Türk halkı diğerlerini kabul etmediği için Türkan Şoray gibi tipler yeni jenerasyonda da öne çıkıyor.

AYSUN ÖZ KAŞİ / Akşam

sarıseren
21-12-07, 00:43
O kadar dejenere olmasa mankenliği bırakmazdım

Röportaj: Hande Üresin
O kadar dejenere olmasa mankenliği bırakmazdım Şov dünyasına modellikle adım atan Ekin Türkmen, sonradan kulvar değiştirdi.

Şu sıralar "Halil ile Menekşe" dizisinde rol alan alan Türkmen, gelecek hayallerini oyunculuk üzerine kurduğunu söylüyor ve "Bu işe o kadar güzel bir kadroyla başladım ki, kısa sürede oyunculuğun hayatımın işi olduğunu anladım" diyor.

Öncelikle şunu sorayım; daha yolun başındayken modelliği neden bıraktınız?- Ben Best Model’a girdim, bir derece aldım, ama istediğim kadar iş yapamadım. Zaten manken standartlarında değilim, boyum 1.73... Uğurkan Erez podyumumu çok beğenirdi ve birçok işine çıkarmıştı. Ama öyle işler çok az geliyordu, daha çok mağaza açılışları gibi işler oluyordu. Onlara katılmak istemiyordum. Sonunda "Mankenlik iyi gitmiyor, oyunculuk daha iyi durumda, üstelik de seviyorum. İkisi bir arada olmasın" dedim ve mankenliği bıraktım. Mankenlik bu kadar dejenere olmasa çok iyi bir iş... Orada da oynuyorsun, bir sürü yer geziyorsun, birçok kıyafet giyiyorsun. Açıkçası özel bir işti, ama bitti.

n Oyunculuğa nasıl başladınız?

- Aslında oyunculuk hiç istediğim ya da hayal ettiğim bir iş değildi. Best Model’a katılmıştım. Osman Sınav da orada oyuncu olabileceğini düşündüğü insanlarla görüşüyormuş. Bana "Ekmek Teknesi diye bir dizimiz var, oynamak ister misin?" dedi. İçimden "Ben ne anlarım oyunculuktan?" diye geçirdim, ama yine de "Tamam eğlenceli olur" deyip kabul ettim. O kadar güzel bir kadroyla başladım ki, kısa sürede oyunculuğun hayatımın işi olduğunu anladım.

n "Ekmek Teknesi"nde oynadığınız Songül ile "Menekşe ile Halil" dizisindeki Zeynep karakteri arasında çok fark var. Kendinizi geliştirmek için neler yaptınız?

- Açıkçası pek bir şey yapamadım. Okuduğum kitaplar, arkadaşlarıma ya da büyüklerime danıştığım şeyler dışında tabii. Bu yaz yurt dışında eğitimlere katılmak istiyorum. Bir de ben oyunculuğa iş olarak bakmıyorum, öyle olunca her an kendine bir şeyler katabiliyorsun. Mesela kötü bir haber aldığımda nasıl tepki veriyorum diye dikkat ediyorum, her şey oyunculuğa hizmet ediyor. Her anı kaydediyorsun ve sonra da bunları kullanıyorsun.

n Sinema deneyiminiz var, bunu sürdürmeyi düşünüyor musunuz?

- "Keloğlan"da küçük bir rolüm vardı. Şimdi çok güzel bir film daha geliyor, şubatta vizyona girecek. Artık sadece oyunculuk var benim için. Oyunculuğa işim bile demek istemiyorum, hayatımın bir parçası oldu çünkü...

n Şubatta vizyona girecek olan filminizden bahseder misiniz?

- Uğur Yağcıoğlu yazdı. Ferhan Şensoy oynuyor. Ferhan Şensoy üniversitede bir hoca ve film bir aşk hikayesini konu alıyor.

n Yeniden "Menekşe ile Halil"e dönersek... Bu projeyi kabul etmenize ne sebep oldu?

- Senaryoyu okudum, çok güzeldi. Zaten "Yaprak Dökümü"nden de takip ettiğim senaristlerdi ve çok başarılı buluyordum. Senaryo etkiledi diyebilirim.

n Günümüzdeki oyunculukları nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Bir sürü dizi başlıyor, herkes "kalite düştü" diyor. Ama ben çok iş, çok oyun, çok oyuncu olduğunda daha kaliteli işler ortaya çıkacağına inanıyorum. Mesela "Bıçak Sırtı" çok güzel bir dizi. Böyle işler artacaktır. Dejenere olanlar da geride kalacaktır. Cnbc-e’deki gibi bir noktaya geleceğimizi düşünüyorum.

n Peki size hangi rol teklif edilirse "yapamam" dersiniz?

- Öyle bir sınırım yok.

- Hayatınızın başrolünde kim var?

Kendim... Kendimle o kadar çok uğraşıyorum ki... Yalnız yaşıyorum ve hayatı keşfediyorum.

- Burak Kut ile anılmıştı adınız bir aralar...

Burak ile olan ilişkimizden hiç bahsetmedik, kimsenin gözüne sokmadık. Normal bir şekilde yaşadık ve bitti.

Kaynak:Hürriyet/Kelebek

sarıseren
02-01-08, 07:01
Menekşe ve Halil'in eğitime katkısı

Kanal D'nin sevilen dizisi Menekşe ve Halil'in başrol oyuncuları Sedef Avcı ve Kıvanç Tatlıtuğ, 'Baba Beni Okula Göndersene' kampanyasına destek olmak için birer kız çocuğu okutmaya söz verdiler...


http://www.televizyongazetesi.com/img/haber/manset/sedef_kivanc_cnnturk.jpg

CnnTürk'te Beyazıt Öztürk ve Elif Dağdeviren'in sundukları yılbaşı gecesi şovuna konuk olan Sedef Avcı ve Kıvanç Tatlıtuğ, yıllık 370 YTL ödeyerek bir kız çocuğunun eğitim almasına katkıda bulunacaklarının sözünü verdiler.

Aynı zamanda 'Baba Beni Okula Göndersene' kampanyasına destek olmak için yapılan programa katılan Avcı ve Tatlıtuğ ile Beyaz arasında herkesi güldüren bir de diyalog yaşandı:

Beyaz: Siz ister misiniz bir çocuk okutmayı?

Tatlıtuğ: Tabi ki

Beyaz: Yalnız normal çocuklarımız olduğu için size özel okuldan senelik 8 bin dolar....(Kahkahalar) Kusura bakmayın böyle denk geldi.... Berke Can ile Tuğçe Berk'i okutacaksınız..... Şaka şaka 370 YTL.

Kaynak:Televizyon Gazetesi

Dilan-Cagri
06-01-08, 15:17
UÇANKUŞ'UN EKRANLARDAKİ DİZİLERDE ROL ALAN OYUNCULARDAN EN GÜZEL VE ÇEKİCİ BULDUĞUNUZ İSİM SİZCE HANGİSİ KONULU ANKETİ ATILAN YAKLAŞIK 60.000 OYLA SONA ERDİ!.. PEKİ DİZİLERİN EN GÜZEL VE ÇEKİCİ İSMİ HANGİSİ SEÇİLDİ?..

30/10/2007 23:54



Uçankuş'un Dizilerde rol alan oyunculardan en güzel ve çekici bulduğunuz isim sizce hangisi? konulu anketi sona erdi

Yaklaşık 60.000 kişinin oy kullandığı ankette Show Tv'nin sevilen dizisi Doktorlar'ın başrol oyuncularından Yasemin Ergene aldığı 6693 oyla lider oldu. Ergene'nin hemen ardından 6179 oyla Kavak Yelleri dizisinin güzel oyuncusu PELİN KARAHAN geldi. Ve üçüncülük koltuğunu 5281 oyla Menekşe ile Halil dizisinin güzel oyuncusu Sedef Avcı aldı.


kaynak:uçankuş sitesi

NiliWerda
21-01-08, 19:46
Dizilerin matematiği !

İyi bir hikaye, bir televizyon dizisinin başarıya ulaşmasında tabii kilit rol oynuyor. Ama dizi televizyonda gösterilirken reytingleri dakika dakika izleniyor ve seyircilerin en çok neden hoşlandığı da ortaya çıkıyor. İzleyicilerin zevki, elbette dizileri etkiliyor.

Gerçi dizi senaristleri, "Bizim anlatmak istediğimiz belli bir şey olur dizinin en başında. Sezon finalinde ne olacağını en baştan biliriz ve o hikayeyi her hafta gelen raporlara göre hemen değiştirmeyiz" diyor. Ama dakika dakika önlerine serilen reyting raporlarından biliyorlar ki, seyirci bazı şeyleri izlemiyor, bazı olaylarda ekrana kilitleniyor. Televizyonda neyi görmeyi seviyoruz, neyi izlemeye dayanamıyoruz, başarılı dizilerin senaristlerine sorduk. Ece Yörenç ve Melek Gencoğlu (Yaprak Dökümü, Dudaktan Kalbe, Menekşe ile Halil), Yıldız Tunç (Binbir Gece), Kuledibi grubu (Beyaz Gelincik, Çemberimde Gül Oya, Karayılan) ve diziler konusunda araştırmalar yapan Galatasaray Üniversitesi öğretim üyesi Hülya Tufan, Türk izleyicisinin ekrandaki tercihlerini anlattı.

KAVUŞULMAYAN AŞK HER ZAMAN MAKBUL

Senaryo yazarlarının hemfikir olduğu bir konu var: Aşk hikayeleri garanti. Hatta hikaye iyi işlenirse, diziyi tek başına bile götürüyor. Bir aşk hikayesinin seyirciyi ekrana kilitlemesi için, içinde bir türlü kavuşamama, buluşup buluşup ayrılma, çelişkiler, kararsızlık olması lazım. Karayılan dizisinin senaryo ekibinden Sertaç Ergin’e göre, sevenler kavuşsa zaten dizi biter: "Çift mutluluğa ulaştıktan sonra, seyirci bekliyor, ne zaman bozulacak diye. İzlenmeyi sağlamak açısından, aralarını bozman gerekiyor. Aslında seyirciyle bire bir konuşsan, "Aman bunlar da bir türlü bir araya gelemedi. Keşke hiç kavga etmeseler" diye şikayet ederler. Ama iki bölüm bir araya gelseler, dizinin izlenme oranı düşüyor."

AĞANIN AŞKI İZLENİR MARABANIN AŞKI ZAPLANIR

Aşkı kimin yaşadığı çok önemli. Kuledibi ekibinin senaryosunu yazdığı ve iki sezon gösterilen "Beyaz Gelincik" dizisi, Adanalı bir toprak sahibi (Ömer) ile ziraat mühendisi bir genç kızın (Ceren) aşkını anlatıyordu. Dizinin ilk bölümlerinde, sadece Ömer ile Ceren’in değil, tarlalarda çalışan genç işçilerin de aşk öyküsü yazılıyordu. Fakat 6-7 bölümün sonunda, reyting raporları gösterdi ki, işçilerin aşkı anlatılmaya başlanınca insanlar başka kanala geçiyor; Ömer-Ceren sahnelerinde geri dönüyordu. Ağalar ile yaşanan aşkların dikkatimizi daha çok cezbettiğini, Hülya Tufan da söylüyor: "Ağalar artık masaldaki prensler gibi. Hem töresini uyguluyor, hem çok romantik, hem çok kibar. Şimdi birçok kız, ah beni de Sıla’daki Boran Ağa gibi birine verseler, diye rüya görüyordur. Hormonları düzgün çalışan hangi kızın rüyasına girmez ki öyle bir adam? Tam aşık olunacak insan."

NASIL ÖPTÜN KARINI ERKAN ABİ!

Cinsellik, Türk dizilerindeki en çetrefilli konulardan biri. Evli çiftler arasında cinsellik olduğu hafiften ima edilirse sorun yok. Aksi takdirde, ancak ortada bir sorun varsa cinsellik anlatılabiliyor: İki kişiden biri kısırsa, ortada bir tecavüz vakası varsa, kadın eski bir fahişeyse vb. Ama çiftler arasında, sevişme bir yana, öpüşme sahnesi bile geçiyorsa, televizyonu genellikle ailece seyreden Türk seyircisi, kumandayı kaptığı gibi başka kanala geçiyor.

Fikret Bekler şu örneği veriyor, "Beyaz Gelincik’te, Ömer ve Ceren iki yıl aşk yaşadı. Bu sürede sadece iki kere beraber oldular. Biri ilk evlendikleri geceydi. Diğerindeyse sadece öpüşme sahnesi vardı. O sahnenin ardından, izleyiciler Ömer’i canlandıran Erkan Petekkaya’nın internet sitesine, "Nasıl yaparsın bunu Erkan Abi? Ailemizle izliyoruz o diziyi" diye mesajlar yolladı. Düşünün, adam sadece karısını öptü ve o da görünmüyor bile."

Ece Yörenç ve Melek Gencoğlu, cinsellik konusunun nasıl anlatıldığının çok önemli olduğunu söylüyor. Örneğin iyi karakterli evli bir kadının asla kocasını aldatmaması gerekiyor: "Mesela Yaprak Dökümü’nde evin büyük kızı Fikret kocasını aldatsa, kıyamet kopar. Ama eğer o karakter Ferhunde gibi biriyse, öyle şey yapabilir, deniyor."

SEVİŞME SAHNESİ BAŞLAYINCA HERKESİN BİR İŞİ ÇIKIYOR

Ece Yörenç ve Melek Gencoğlu, Menekşe ile Halil dizisinden bir örnek veriyor: "Dizide, birbirini dokunmadan seven bir çift var. Seyircinin tepkisini anlamak için dizinin internet sitesini takip ediyoruz. Mesela bir bölümde Halil, Menekşe’nin elindeki yara izini öptü. Yatsalardı, insanlara bu kadar erotik gelmeyecekti! Çok hoşlandılar bundan. Ama diğer yandan, ilk bölümlerde fark etmeden, bunların "Allahaısmarladık", "Güle güle" derken öpüştüğü sahneler yazmışız. İzleyiciler hemen "Hop!" dedi, "Bunlar öpüşüyor, ama o kadın evli!" Evli dediğimiz de, sadece kağıt üstünde. "Ama nasıl evli bir kadını öper Halil!" diye mesajlar geldi. Yani orada cinsellik değil, değerler önemli oluyor. Akşam 20.00’de oturuyor herkes, çoluğuyla çocuğuyla o filmi izliyor. Gerçek bir sevişme sahnesi, romantizmin ötesine geçtiği zaman insanlar huzursuz oluyor. Geçen haftalarda Ferhunde ile Şevket’in sevişme sahnesi vardı. İzleyicilerden biri foruma şöyle yazmış, ’O sahne başlayınca babam birden kahve almaya gitti, anneannem aniden tespihini aramaya başladı.’ Yani kimse bakmıyor o zaman televizyona."

AĞIR ABİLERE YAKIŞMAZ

Hülya Tufan’a göre gençlik dizisi "Kavak Yelleri", dizilerdeki cinsellik için güzel bir örnek: "Bu dizideki çocuklar 18 yaşında. Hormonları tepeye vurmuş durumda. Tamam, ille bize yatak sahnesi gösterin demiyorum. Ama kardeşim bunlar bir yakınlaşır, en azından akıllarından geçer. O yaşlarda sen birine aşıksan, o da sana aşıksa, öyle uzun uzun bakışmalarla olmuyor bu işler. Bunun en tepe noktası da Kurtlar Vadisi’dir. Kurtlar Vadisi’nde ana kahramanımız duygusallığı, ’Erkek adam duygusal olmaz’ lafıyla tamamen reddeden biriydi. Yani o zaman ağır abilere böyle işler yakışmıyordu."

NE AĞLATIYORSA O İZLENİYOR

Seyirciler, acılı sahneleri daha çok izliyor. Bu aşk acısı da olabilir, ölüm veya hastalık da. Bu nedenle dizilerde bol bol çocuk düşürme, trafik kazası ve hastane sahnesi var. Bu gibi sahneler izleyiciyi ekrana kilitliyor. Ama ufak tefek güldürecek, umut verecek şeylerin de arada mutlaka konması lazım. Yaprak Dökümü’nde, büyük kız Fikret’in evi terk etmeden önce babasıyla vedalaştığı sahnenin çok yüksek reaksiyon aldığını söylüyor Melek Gencoğlu: "O sahneyi düşünürken, kendimiz ağlıyorduk zaten. E bu reaksiyonu sizde yaratıyorsa, izleyicide de yaratıyordur. Çocuk düşürmek veya trafik kazası dizilerde sık kullanılıyor ama bunlar zaten Türkiye’de sık yaşanan olaylar. Artık resmen hayatımızın bir parçası oldu. Yani senaryoya kolaylık olsun diye koymuyoruz. Haa, izleyiciden reaksiyon alıyor mu, alıyor."

KÖTÜ ADAM HİKAYEYE GİRİNCE REYTİNGLER FIRLIYOR

Kötü karakterler senaristler için önemli, çünkü onlar aracılığıyla dizide çatışma yaratılıyor. Ama daha da önemlisi seyirci kötü adamları seviyor. Hele ki, o kötü adamın, zaman içinde insani özellikleri ortaya çıkarsa, ona iyice bağlanıyor. Yaprak Dökümü’nün gelini Ferhunde, bu aralar en çok sevilen kötülerden. Ece Yörenç, Ferhunde karakteri eve girdiği zaman reytinglerin yükseldiğini söylüyor: "Ferhunde ile beraber, insanlar ’Allah! Bu kadın bunların canına okuyacak şimdi’ demeye başladı. Ama onun da kendine göre iyi tarafları var. İnsanlar ondan tam nefret ederken, bir anda insani bir şey görüyor ve böyle şaşırtmalar çekici geliyor. Mesela evin büyük kızı Fikret evlenip giderken, Ferhunde onunla hep didişmesine rağmen, üzüldü. Deniz Çakır da öyle bir oynadı ki o rolü, seyirci onu beş kat daha çok sevdi."

Beyaz Gelincik dizisinde de, evin gelinlerinden Meryemce’yi geçmişte pavyonlara düşüren Aziz karakteri diziye geldiğinde reytingler fırladı, çünkü onun gelişiyle aksiyon başlıyordu.

EŞCİNSEL OLMASIN BARİ ROCK’ÇI OLSUN

Eşcinsellik bugüne kadar dizilerde hemen hemen hiç kullanılmadı. Gerçekçi bir eşcinsel karaktere şimdiye kadar sadece "Bir İstanbul Masalı"nda, Arhan ailesinin holdinginde çalışan Zekeriya’da rastladık. Ama bu da sadece yarım bölüm gösterildi. Dizinin senaristlerinden Sertaç Ergin, tepkileri şöyle anlatıyor: "Gümbürtü sadece eşcinseller arasında koptu, ah nihayet gerçekçi bir karakter çıktı, diye. Bazı uçlardan da ’Eşcinseller hastadır. Nasıl böyle şeyler yazarsınız?’ gibi bir tepki geldi. Ama ortadaki büyük topluluk, bunu tamamen görmezden geldi."

Hülya Tufan da bu konuda, yeni başlayan "Parmaklıklar Arkasında" dizisinin önemli bir örnek olduğunu söylüyor: "O dizi Alman formatıdır. Orijinaline göre o hikayede lezbiyenlerin olması lazım. Belki üç dört bölüm sonra, şöyle kıyısından bunu çağrıştırırlar. Ama hakikaten aşk veya cinsellik yaşayan bir lezbiyen çift görmeyeceğiz. Çünkü bu Türkiye’de izlenmiyor, hatta tepki görüyor. ABD’den adaptasyon bir dizi vardı. Kadınlardan birinin oğlu gay ve isyankar bir tip. Hikaye, anne ve çocuğun zıtlığı üstüne kurulu. Ama dizinin yapımcıları ’Bu Türkiye’de olmaz, çocuk gay olmasın da bari rock’çı olsun’ dediler."

DİN, SİYASET, AİLE

Zenginlerin hayatı ilgi çekiyor. Fakat dizinin sonunda kahramanın parayı pulu reddedip orta halli bir hayat sürmeye karar vermesi daha hoşumuza gidiyor. Mesela "Bir İstanbul Masalı" ve "Beyaz Gelincik" gibi dizilerin başrolündeki erkek karakterler, dizinin sonunda servetlerini reddetti.

Hoşlanılan konulardan biri de aile. Şu anda başı Yaprak Dökümü çekiyor, ama daha önce Süper Baba ve Baba Evi gibi diziler vardı. Ece Yörenç aile konusunun hiç eskimeyeceğini söylüyor: "Bütün aile bir arada olsun. Herkesin dileği bu."

Sadece Kurtlar Vadisi, günlük siyasi konulara girip reyting alıyor. Dönem dizileri olan, Hatırla Sevgili ve Çemberimde Gül Oya’daki siyaset de ilgi çekiyor. Ama milliyetçiliğe eleştirel bir şekilde yaklaşmak, izleyici kaybettiriyor.

Din konusuna Samanyolu ve Kanal 7 gibi kanalların dizilerinde giriliyor ve iyi reytingler alınıyor. Diğer kanalların dizilerinde ise din öğesi kullanılmıyor. Beş vakit namaz kılan, dükkanı bırakıp Cuma Namazı’na giden karakterler pek yok. Sadece namaz kılan bir nine olabiliyor. Ama Ramazan’da yayınlanacak bölüme içki koymamaya dikkat edilmesi gerekiyor.

KAHRAMAN DEDİĞİN, AMACA KİLİTLENİR FAZLA SORU SORMAZ

İzleyicinin beğendiği özel bir kahraman tipi var. Kuledibi ekibi bu kahramanı şöyle tarif ediyor: "Kendi iç çelişkileri, kuşkuları olmayacak. Tuttuğunu koparan, kararlı ve hata yapmayan biri olacak. Öyle oturup kendi amaçlarını sorgulayan kahramanları pek izlemiyoruz. Karayılan’ı da buna göre yazıyoruz artık."

Kaynak: Hürriyet.com.tr

sarıseren
29-01-08, 16:14
Dizilerdeki komik hatalar

Dizilerdeki birbirinden komik mantık hataları... Sırtından bıçaklanıp sedyede sırtüstü taşınmaktan, gün ortasında iftar etmeye kadar...


Dizilerin süreleri 90 dakikaya çıkınca çekim ekipleri de adeta sette yaşamaya başladı. Bu durum bazı sahnelerde gülünesi mantık hatalarına yol açmaya başladı. İşte size birkaç örnek..

-Menekşe İle Halil-

Dizinin 3'üncü bölümünde, ağabeyi ve kocası tarafından Menekşe'nin elleri önden bağlanıyor. Elleri rahatça hareket ettiğine göre ağzındaki bez parçasını çıkarıp, neden yardım istemediği ise hâlâ merak konusu.

Kaynak:Uçankuş

sarıseren
14-02-08, 08:21
Zap'tiye
Şehrazat ile Onur, Menekşeile Halil, Sıla ile Boran kavuşurlarsa, dizileri bitecek! Çünkü kavuşamamanın adını "aşk"koymuşlar. Kim bilir belki de Romeo ile Jülyet hayatta kalsaydı, sonlarını "şiddetli geçimsizlik" getirecekti! Sevgililer Günü kutlu olsun!..

-Yüksel Aytuğ/Sabah-

suri06
14-02-08, 13:03
Menekşe'den daha güçlüyüm

Hello

Sedef Avcı ve Kıvanç Kasabalı, birbirine çok yakışan güzel bir çift. Çok güzel bir kadın ve yakışıklı bir erkek aşık olmuş, evlenmiş.
İdeal bir çift olmuşlar. Yedi senedir beraberler, üç buçuk yıl önce de evlenmişler. Manken, fotomodel ve oyuncu her ikisi de. Sedef Avcı, “Menekşe ile Halil” dizisinin yıldızı. Şu aralar çok izleniyor ve çok beğeniliyor. Kıvanç Tatlıtuğ ile uyumlu bir ikili oldular. İyi bir oyuncu olarak kariyerine devam etmek istiyor. Kıvanç Kasabalı’nın da önümüzdeki ay oyuncu olarak bir dizi projesi var.

HELLO!: Önce tanışma hikayenizi öğrenebilir miyiz?
Kıvanç Kasabalı: Temmuz’da evleneli üç buçuk sene olacak ama yedi sene önce tanıştık. Sedef, 2001’de Türkiye Güzellik Yarışması’na girmişti. Aynı ajansta olmamıza rağmen o zamana kadar tanışmamıştık. Yarışmada Sedef’in kavalyesiydim. Orada bakıştık o kadar, yarışma bittikten sonra başladı her şey. Yoğun bir programa girmiş Porto Rico’ya gidiyordu yarışma için. Ben de ona havaalanında sürpriz yaptım beraber gittik.
HELLO!: Sizi etkileyen ne oldu?
K. Kasabalı: Duruluğu ve sadeliği. Orada 20 tane kız vardı, ama o farklıydı. Sedef o dönem yoğun çalışmıyordu, okulu vardı, ajansta da hiç görmemiştim. Yedi yaş var aramızda ama benim üniversite de onunla aynı zamanda bitti. Askere gittim, döndüm, o yaz da evlendik.
Sedef Avcı: Karşılıklı o anki elektrik etkiledi. Daha önce de ben onu biliyordum, o beni bilmiyordu. O şekilde dikkatimi çekmemişti.
HELLO!: Aşk evliliği yaptınız tabi.
S. Avcı: Zaten o yaştayken aşk dışı evlilik düşünemezdim ama şimdi bakıyorum gerçekten mantıklı bir şey yapmışım. Doğru insanı bulduktan sonra onu kaybetmemek gerek çünkü böyle bir zamanda sana değer veren, seven ve saygı duyan birini bulmak gerçekten zor.
K. Kasabalı: Bizimki tam bir aşk evliliğiydi. Taşlar yerine oturdukça ne kadar doğru bir evlilik yaptığımızı daha net anlıyorum. Allah bozmasın, günümüzde yaşanan ilişki ve evlilikler gerçekten zor. Bunu etrafımızdan iyi analiz edebiliyoruz. O yüzden şanslı çiftlerdeniz.
HELLO!: Çocuk sahibi olmak istiyor musunuz?
K. Kasabalı: İnsan hayat koşullarıyla paralel olarak planlamada da zorlanıyor. Yoğun bir tempodayken çocuk sahibi olalım diyemiyoruz. Bence Sedef için de benim için de öyle bir zaman gelecek ve o duyguyu içimizde hissedeceğiz.
S. Avcı: Birbirimize bile zor zaman ayırırken böyle bir sorumluluğun altına girmek bencilce olur. Kariyer açısından bir yere gelmek istiyorum ve ondan sonra çocuk düşünürüm gibi geliyor.
HELLO!: Mütevazı yaşamayı seven bir çiftsiniz.
K. Kasabalı: Böyle bir yaşam tarzımız var. Bundan ödün vereceğimizi düşünmüyorum. Bu, insan yapısıyla da alakalı. Aileden de gelen bir şey. Bunun yaptığınız işle alakası olduğunu düşünmüyorum.
S. Avcı: Biz hep böyleydik. İkimiz de böyle bir yapıya sahibiz.
HELLO!: İşinizde hanginiz daha kıdemli?
S. Avcı: Tam 10 senedir Gaye Sökmen ile beraber çalışıyorum. Üniversite döneminde ara vermiştim, yaklaşık altı senedir bu yoğun tempoya geldim. Kıvanç daha eski.
K. Kasabalı: Ben de 12 senedir Gaye Sökmen ile çalışıyorum. Artık bir aile gibi olduk. Sedef’e göre tabi daha kıdemliyim bu işlerde ama o, birlikteliğimizden bu yana benim kadar tecrübe kazandı. Bunda katkım olduğunu düşünüyorum.
HELLO!: Zaman zaman podyumda da buluşuyor musunuz?
S. Avcı: Diziden dolayı pek zamanım olmuyor, çok az defileye çıkıyorum. Eskisi kadar defile de yok.
K. Kasabalı: Sektör gerçekten öldü gibi. Özellikle erkekler için çoktan ölmüştü. Bazen güzel işlerde bir arada oluyoruz.
HELLO!: Birlikte dizi teklifi geliyor mu?
S. Avcı: Daha öyle bir teklif gelmedi. Yaprak Dökümü’nde iki bölüm beraber oynadık. Kıvanç orada oynarken ben de konuk oyuncu olarak kız kardeşini oynamıştım. Güzel bir anı oldu. Aynı projede olmayı pek tercih etmiyoruz, zor.
HELLO!: Menekşe’yi kendinize yakın hissediyor musunuz?
S. Avcı: Menekşe ile benzer yanlarımız ve ona kattığım şeyler var. Naifliği, kırılganlığı, hassas oluşu ortak yönlerimiz. Ama ben ondan daha güçlüyüm. Küçük yaştan beri kendi ayaklarımın üzerinde durduğum için güvenim kuvvetli. Menekşe de yavaş yavaş Halil sayesinde ayakları üzerinde durabilen biri olmaya başlayacak. Onu da güçlü, kendine güvenen biri olarak görmek istiyorum.
HELLO!: Halil ile olan ilişkisi için ne söylersiniz?
S. Avcı: Menekşe ile Halil’in ilişkisi gerçekten çok saf. Bu dönemde böyle bir ilişki bulmak çok zor. Bu kadar uzun süre birbirlerine zarar vermemek adına, dokunmadan yaşadıkları aşk insana dudak ısırtan cinsten. Sürekli engel çıksa da aşkları öyle kuvvetli ki hiç yılmıyorlar.
HELLO!: Kıvanç Tatlıtuğ ile kimyanız uyuştu mu?
S. Avcı: O elektriği yakalayamazsan inandırıcılığı da o kadar zor oluyor. Ortak dili konuştuğun zaman her şey çok rahat, eğlenceli oluyor. Şanslıyım, anlaşabildiğim bir partnerim var.
HELLO!: Geleceğe dair hedefleriniz neler?
S. Avcı: Oyunculuk alanında kendimi daha da geliştirmek istiyorum. Bu işi çok seviyorum, yapmak istediğim çok şey var. Sinemada da yer almak istiyorum. İlk filmim Mart’ta vizyona girecek. Beyazperde çok farklı. İnsanı başka bir boyuta götürüyor. Ortak hedeflerimizde var tabi. Kendimize ait güzel bir ev almak istiyoruz. En yakın planımız bu. Bir de dünyayı gezmek.
HELLO!: Sevgililer Günü’nü kutlar mısınız?
S. Avcı: Hayırrr! Tamamen ticari buluyorum. Formaliteden hediye almak çok sıkıcı ve samimi değil. Sıradan bir günde gelen küçük bir sürpriz daha değerli bence.
K. Kasabalı: Sevgililer Günü’nün bizim için bir önemi yok. Ummadığı anda hediye almak karşındakini şaşırtıyor ve daha mutlu ediyor.
HELLO!: Kendinizle ilgili nasıl tespitleriniz var?
S. Avcı: Birbirimizi tasvir etsek daha güzel olur. Kıvanç çok sakin bir insan. Hiçbir işini aceleye getirmez. Ben daha tez canlıyımdır. Ona rağmen hiç geç kalmaz. Evden çıkacağımızda Kıvanç hep son dakika hazır olur. Kapıda hazır bekleyen hep ben olurum. Geç kaldığını görmedim ama beni bazen strese sokar. Onun dışında gayet uyumlu bir insandır. Muhabbeti çok eğlencelidir. İnsanı güldürür. Onunla zaman geçirmekten hiç sıkılmazsınız. Aşırı hırsları olan biri değildir. Sakin ve huzurlu bir yaşam onun için en önemli şeylerdir.
K. Kasabalı: Sedef de sakin bir yapıya sahip. Ama bazen panik olabiliyor. Ama onu bu konuda sakinleştirdim. İnsanlarla ilişkilerine önem verir. Kırılgan bir yapıya sahiptir. Kolay kolay kırılmaz ama biri gerçekten kırarsa onu silebilir. Güzel yemek yapar

Kaynak: hürriyet kelebek eki

angels18
21-02-08, 00:16
Medya Takip Merkezi’nin (MTM), düzenli olarak hazırladığı “haftanın en çok reklam alan yerli dizileri” araştırmasına göre, reklamverenin bu haftaki gözdesi Avrupa Yakası’ydı. Dizi, 71 markanın reklam spotunu, 47 dakikaya yakın süreyle izleyicileriyle buluşturdu. Bu diziyi en çok tercih eden markalar ise Pınar, İş Bankası ve Pepsi Cola oldular. Dizinin reklamlarında çarpıcı bir artış gözlendi.



Kurtlar Vadisi Pusu, yeniden zirveyi zorladı…

Bir dönemin reklam rekortmeni Kurtlar Vadisi Pusu, verdiği kısa aradan sonra reklamverenin ilgisini yeniden çekmekte zorlanmıştı. İzleyicilerin en beğendiği yapımlar arasındaki yerini hep koruyan dizi, bu hafta reklam kulvarında da yeniden atağa geçerek, listenin ikinci sırasına yükseldi.

Dizi, 62 markanın reklamını 37 dakikaya yakın süreyle izleyicisine sundu. Kurtlar Vadisi Pusu’ya en çok reklamı ise Kosla, Calgon ve Turkcell verdiler.







İŞTE EN ÇOK REKLAM ALAN 10 DİZİ...









11-17 Şubat Haftasında En Çok Reklam Alan Yerli Diziler

No
Dizi Adı
Yayın Tarihi
Spot Süresi (sn.)

1
Avrupa Yakası (ATV)
13.02.2008
2.806

2
Kurtlar Vadisi Pusu (Show)
14.02.2008
2.187

3
Elveda Rumeli (ATV)
11.02.2008
2.173

4
Genco (Kanal D)
16.02.2008
2.110

5
Kavak Yelleri (Kanal D)
14.02.2008
2.099

6
Menekşe İle Halil (Kanal D)
16.02.2008
2.095

7
Köprü (Star)
11.02.2008
2.089

8
Karayılan (ATV)
12.02.2008
2.088

9
Hepsi 1 (ATV)
16.02.2008
2.071

10
Tatlı Bela Fadime (Star)
14.02.2008
2.065

Kaynak: MTM Medya Takip Merkezi (Dizilerin aynı hafta içinde yayımlanan yeni bölümleri ölçümlenmiştir.)

angels18
04-03-08, 13:37
25 Şubat-2 Mart Haftasında En Çok Reklam Alan Yerli Diziler

No
Dizi Adı
Yayın Tarihi
Spot Süresi (sn.)

1
Avrupa Yakası (ATV)
27.02.2008
2271

2
Parmaklıklar Ardında (ATV)
28.02.2008
2270

3
Menekşe İle Halil (Kanal D)
01.03.2008
2108

4
Yaprak Dökümü (Kanal D)
27.02.2008
2107

5
Genco (Kanal D)
01.03.2008
2104

6
Köprü (Star)
25.02.2008
2065

7
Hatırla Sevgili (ATV)
29.02.2008
2053

8
İki Aile (Star)
25.02.2008
1994

9
Tatlı Bela Fadime (Star)
28.02.2008
1941

10
Kavak Yelleri (Kanal D)
28.02.2008
1932
kaynak:ucankus

sarıseren
08-03-08, 01:13
Menekşe ile Halil gibi tutkulu aşklar artık yok

"Menekşe ile Halil" dizisinin başrol oyuncusu Sedef Avcı, daha podyuma adım bile atmadan "mankenim" diye dolaşmaya başlayanlara fena çattı: "Günümüzde bir sürü kişi ortaya 'mankenim' diye çıkıyor. Hayatımda görmediğim, duymadığım, herhangi bir defilede karşılaşmadığım kişiler bunlar. İster istemez 'Sen modelsen biz ne yapıyoruz?' diye soruyorsun. İnsanları bu meslekten soğutuyorlar."

Tesadüfen oyuncu oldum

n Daha önce reklam filmlerinde de oynuyordunuz, dizi teklifi ilk nasıl geldi?

- Tesadüf oldu. "Böyle mi Olacaktı" dizisi bir akrabamın evinde çekiliyordu. Ben de onlara akraba ziyaretine gitmiştim ve evde set vardı. Orada beni görüp görüşmeye çağırdılar.

n ’Menekşe ile Halil’ dizisine nasıl seçildiniz?

- "Yanık Koza" dizisi bittikten sonra Mahşer-i Cümbüş ekibinden Dilek Çelebi’den ders aldım. 3-4 ay onlarla çalıştıktan sonra "Yaprak Dökümü"nde bir iki bölüm oynadım. O da tesadüftü. Çünkü "Yanık Koza"nın yönetmeni "Yaprak Dökümü"nün de yönetmeniydi. Oradaki Cem rolünü eşim (Kıvanç Kasabalı) oynadığı için sık sık sete gidip geliyordum. Cem’in kız kardeşi rolünü ben oynayayım dedim öylesine ve bir bölüm ben oynadım. Ondan sonra tekrar onlarla görüştüm ve şu anki "Menekşe ile Halil" dizisi oldu.

n Sokaktaki vatandaş diziden sonra size nasıl tepki veriyor?

- Bana acıyorlar. Sürekli şiddet gördüğüm için, "Yeter artık ağlama, söyle onlara dövmesinler seni, öldüreceğiz o Mustafa’yı" diyorlar. "Ne zaman Halil sana dokunacak, böyle aşk mı olur" diyorlar. Ama sonuçta dizinin sloganı, "Kavuşmak için ayrılmayı göze alır mısın" olduğu için daha çekilecek dertler.

n Siz böyle bir durumu göze alır mıydınız?

- Konuşmak kolay ama nihayetinde "Menekşe ile Halil"in aşkı çok uç bir aşk. Ben artık böyle bir aşk görmüyorum, siz görüyor musunuz? Keşke herkes öyle derin ve tutkulu yaşasa her şeyi. Öyle bir durumda ben de göze alırım, öyle hisseden herkes alır. Mutlu olacağına inanıyorsan alırsın.

n Setin yorucu olması gündelik hayatınıza nasıl etki ediyor?

- Eve ve kendime çok fazla zaman ayıramıyorum. Vakit buldukça dinleniyorum. Evcimen bir insanım. Eşimle vakit geçiririm, DVD izlerim. Çok kitap okurum. Arkadaşlarıma gidemiyorsam onlar bana gelsin, yemek yapayım. Bunlardan keyif alıyorum.

n Ekranda eşiniz sizi izlerken örneğin şiddet içeren sahnelerde nasıl tepki veriyor? İzleyebiliyor mu?

- Ne yapsın, izliyor. O sahneleri çektikten sonra eve gidince barut gibi oluyorum ve ona patlıyorum. O kadar yorgun oluyorum ki dokunsa ağlayacağım. "Böyle böyle oldu, dokunma bana çok sinirim bozuk" diyebiliyorum. O da, "Eve taşıma ama, dizi bu canım bu kadar inandırıcı olmasına gerek yok" diyor. İzlerken senaryoyu okuduğu için biliyor ama üzülüyor ne yapsın. "Ben burada senin saçını çeksem ciyak ciyak bağırırsın, orada hiç sesin çıkmıyor" deyip dalga geçiyor.

n Setlerdeki ilk izinlerde neler yapmayı seviyorsunuz?

- Beyoğlu’nu seviyoruz. Bu aralar çok kalabalık olduğu için çok çıkamıyoruz. Sahil kenarına gidip balık yiyoruz. Beden olarak ikimiz de çok yorgun olduğumuz için sakin şeyler yapmayı tercih ediyoruz. Kalabalıkta, yüksek seste bir şeyler yapmak daraltıyor. İki gün izin olduğu zaman Şile’ye ya da Ağva’ya gidiyoruz. İşimiz tabii ki ön planda ama arada kendimize de ödül vermezsek yaşamanın anlamı yok.

Kaynak:Hürriyet/Kelebek

alamehmet
11-03-08, 01:09
Mor Menekşe nasıl soldu?

MENEKŞE ile Halil daha ilk bölümüyle benim gibi pek çok izleyiciyi "içine alan" ender yapımlardan biriydi. Aşkın engel tanımayacağı ve törelerin hiçbir sevdaya karşı duramayacağını kanıtlamak için yola çıkan dizi büyük bir sempati yaratmıştı. Ancak haftalar ilerledikçe, pek çok dizinin ense kökünde kılıcını bileyen Reyting Hazretleri, bizim Menekşe ile Halil'i de yoldan çıkardı. Örneğin; Mustafa'nın giderek iflah olmaz bir sapığa dönüşmesi, hiç de gereği yokken diziye suni bir gerilim kattı. Son bölümde Mustafa'nın Menekşe'yi kaçırıp, ırzına geçmesi ise bana göre bardağı taşıran son damla oldu. Nahif bir aşk hikayesi için ekran başına geçenler, bu gereğinden fazla sert sahne ile irkildi. Tamam, kabul ediyorum, ülkemizde çok sayıda kadın cinsel şiddete, tacize ve tecavüze maruz kalıyor. Ama hiç olmazsa aşk dizisi olarak yola çıkan, saf duyguları ön planda tutmaya çalışan bir dizide Menekşe gibi "su damlasından daha saf ve duru" bir karakter kendini bu şiddetten kurtarabilmiş olsaydı. Üstelik tam da Dünya Kadınlar Günü'nde...


KAYNAK: http://www.sabah.com.tr/gny/haber,45B3658E1089452D911E366AA1ADD40A.html

!! Elyf !!
12-03-08, 05:47
Dizilerde intihar salgını

Son dönem dizilerinde bir intihar salgını başladı ki, sonu nereye varır, bilinmez. Binbir Gece'de Onur'un annesi Peride Hanım ilaç içerek intihara kalkıştı. Aynı dizide aşkına karşılık bulamayan Yasemin, intihar ederek yaşamına son verdi. Dudaktan Kalbe'deki Veysel gibi. Hatırla Sevgili'nin Ayla'sı da intihara teşebbüs etmişti. Genco ve Vazgeç Gönlüm'de gençler ailelerin zorlamasıyla hiç istemedikleri kişilerle sözlendiler. Sonra kızlarla konuşup, evlenmek istemediklerini medeni bir şekilde ortaya koydular. Ancak her iki dizide de kızlar intihara kalkışınca, bizim gençler geri adım atmak zorunda kaldılar. Menekşe ile Halil dizisinin son bölümünde ise tecavüze uğrayan Menekşe, Mustafa'ya "Ne olur öldür beni" diye yalvardı. Muhtemelen Menekşe de intihara kalkışacaktır. Görüldüğü gibi durum bir hayli vahim. Televizyonun bu konularda ne kadar yönlendirici olduğu daha önce istatistik verilerle belgelenmişti. Boğaz Köprüsü'ndeki intihar eylemlerinin televizyondan yayınının yasaklanmasından sonra intihar girişimleri yüzde 75 oranında azalmıştı. Eğitim düzeyi düşük toplumlar, televizyonun olumsuz etkilerine daima açıktır. Dizi senaristleri ellerindeki tuttukları kalemin, sorumsuzca kullanıldığında nasıl keskin bir silaha dönüşebileceğini asla akıllarından çıkarmamalılar.

Kaynak : Sabah Gazetesi - Yüksel Aytuğ

zeyneptalu
13-03-08, 17:01
Menekşe ile Halil dizisinin öykü yazarı Elif Şafak, “Tek sıfatlı karakterleri sevmiyorum. Benim yazdığım rollerin her an değişime uğraması mümkün” diyor


AYSEL YAŞA
Bu sezon yüksek rey-ting alan yapımların başında romandan uyarlanan diziler geliyor. Menekşe İle Halil de edebiyat uyarlaması olarak ekrana gelen dizilerden. Elif Şafak'ın öyküsünü yazdığı ve Ece Yörenç ile Melek Gençoğlu'nun senaryolaştırdığı dizi tüm engellere rağmen birbirinden kopmayan iki gencin aşkını anlatıyor. Önceki akşam dizi ekibi için düzenlenen yemekte Elif Şafak'la, dizi yazarlığını konuştuk.
ARTIK DİZİ İZLİYORUM

Şafak, bu dönem çoğu yapımcının edebiyat eserlerine yönelmesini her iki taraf açısından da olumlu bulduğunu belirtiyor. Edebiyatçıların da sinema veya dizilerden beslenerek başarılı olacağını ifade eden Şafak “Edebiyatın sinemaya ve dizilere çok şey katacağına inanıyorum. Ama bu iki taraflı bir süreç. Edebiyatçıların da buradan öğrenecekleri çok şey var” diyor. Dizi yazarlığı deneyimi olmayan Şafak, bu konuda kendini geliştirmek adına dizileri daha yakından takip ediyor. Bir yazar olarak yarattığı karakterlerin ete kemiğe bürünmesi de yazar için yeni bir deneyim. Karakterleri oluştururken zihninde belirli bir yüzü hayal eden Şafak, Menekşe ile Halil'i canlandıran Kıvanç Tatlıtuğ ve Sedef Avcı'yı görünce çok şaşırmış. İkilinin tam hayal ettiği karakterler olduğunu dile getiren Şafak “İki oyuncunun arasında çok güzel bir kimya olduğunu gördüm. Zaten o yazdığım aşkı zorlayarak inandırıcı kılamazdık” diyor.

Oluşturduğu karakterlere hükmetmeyen yazarlık modelini be-nimseyen Şafak, dizinin öyküsünü yazarken karakterleri serbest bıraktığını ifade ediyor. Yazar, oyuncuların zaman zaman değişik yönleriyle izleyicinin karşısına çıkması ile ilgili olarak da “Ben tek sıfatlı karakterler yaratma taraftarı değilim o yüzden Menekşe ile Halil'de de karakterlerin her an değişime uğraması mümkün” diyor.


Elif Şafak bize hitap ediyor

Dizide Menekşe karakterini canlandıran Sedef Avcı iyi bir Elif Şafak okuru. Şafak'ın takip ettiği yazarlardan biri olduğunu söyleyen Avcı ”Sevdiğiniz bir yazarın sizin için yazdığı öyküde yer almak bambaşka bir şey. Senaryo bana geldiğinde Elif Şafak ismini görünce çok heyecanlandım. Bayan olduğu için hikayenin dili de çok hoş ve bana yakın” diyor. Dizinin Halil'i Kıvanç Tatlıtuğ da hikayenin bir kadın yazarın elinden çıkmasının ayrıcalıklı tarafları olduğunu söylüyor. Bir aşk hikayesinin kadın gözüyle daha anlamlı olduğunu belirten Tatlıtuğ da bu hikayenin parçası olduğu için çok mutlu olduğunu söylüyor.


12.03.2008


KAYNAK:YENİ ŞAFAK
http://yenisafak.com.tr/Televizyon/?t=12.03.2008&i=105057

gÜmÜs_mEhmEt
18-03-08, 22:09
gezentilkinin sayfasinda dizimizi hakkinda haber var. haberin screenshot cektim buraya ekledim. orjinal haberi okumak isteyenler buyurn link:
http://www.gezentilki.com/v2/onlari-neler-bekliyor-12257-1.php?PHPSESSID=5b422a4e4da678c892df525c88b30e87

http://img246.imageshack.us/img246/424/gezentilkihabervc4.th.jpg (http://img246.imageshack.us/my.php?image=gezentilkihabervc4.jpg)

_menekşe_
20-03-08, 16:13
"Saatleri Kuralım"

Okurlardan akan mailler çoğaldı.Seçmesi zor oluyor ama Cihan Çeneli ilginç bir ayrıntıyı yakalamış."Menekşe ile Halil'in nikahı saat 20:00'de kıyılacaktı.Ancak dizide verilen saat birbirini tutmadı.Nikah 21:55'te kıyıldı.Böyle bir saat farkı olur mu"
Neden olmasın Cihan Bey?Yaz saati uygulaması var bunun ya da ülkelerarası saar farkı falan filan, neden olmasın?Hahaha

....

Posta Gazetesi-Mesut Yar...

gÜmÜs_mEhmEt
22-03-08, 01:31
Aksam Gazetesi-Burhan Ayeri'nin kose yazisindan

DİZİLER

Geçtiğimiz sene, diziler için ‘En kötü yıl oldu’. Tek bölümle ekrana veda edenlere bile rastladık. Amaç seyredilmek ise öncelik Binbir Gece’nin. Daha sonra Yaprak Dökümü ile Elveda Rumeli’yi sayabiliriz.

Grey’s Anatomy ‘Doktorlar’a, Lost ‘Kayıp’a dönüştürüldü. Kara Yılan ve son olarak Gazi, ulusal değerlerimize sahip çıkan yapımlar. Konu ve mekan tamamen bize özgü. [B]Menekşe ile Halil’i ise sakın bizden sanmayın. Buram buram Romeo-Juliet uyarlaması.[B]

sarıseren
22-03-08, 10:15
Dizi izlemek cahillik mi?

Kanal D’de ekrana gelen “Menekşe ile Halil”in öyküsünü yazan Elif Şafak, dizinin Beyoğlu’ndaki yemeğine giderken yaşadıklarını böyle kaleme aldı.


http://www.televizyongazetesi.com/img/haber/manset/menekse_ilehalil_4.jpg

“Menekşe’ye söyle, fazla üzülmesin. Böyle zamanlar oluyor insanın hayatında. Dirayetli durmak lazım. Bekaret bu toplumun tabusu. Kızlarımıza haksızlık ediliyor. Kadınlarımız eziliyor. Menekşe’nin dik durması lazım. Söyle ona, unutmasın ki, kaç genç kızımıza örnek oluyor.

Bu lafları bana söyleyen hatun, durmadan televizyon seyreden bir ev kadını değil. 1970’lerin Ankara Yeni Mahallesi’nin dar mahalle ortamlarında bile bağımsızlığını korumayı bilmiş, genç yaşta yürümeyen bir evliliği noktamış, ‘single mother’ kavramının bilinmediği dönemde beni tek başına büyütmüş, boşandıktan sonra tekrar üniversiteye dönüp eğitimini tamamlamış, yemek pişirmeyi, ev işlerini bilmeyen, tipik annelere benzemeyen, hayatında yaptığı en kapsamlı yemek kereviz salatasından ibaret olan, uzun yıllar yurtdışında ülke ülke idari ataşe olarak görev yapmış, eğitimli, laik, modern, Atatürkçü annem... Öylesine kaptırmış ki, kendini diziye, Menekşe’ye iletmem için mesajlar veriyor bana...”

Buraya kadar yazdıklarımın tamamı Elif Şafak’ın Tempo’daki köşesinden...

Kanal D’de ekrana gelen “Menekşe ile Halil”in öyküsünü yazan Elif Şafak, dizinin Beyoğlu’ndaki yemeğine giderken yaşadıklarını böyle kaleme aldı.
“Menekşe ile Halil’in Akşam Yemeğinde” başlıklı yazıdaki bu satırlar gerçek değil de “senaryo” ise artık günahı Elif Şafak’ın boynuna...

Elif Şafak’ın yazdıkları ne kadar gerçek, ne kadar kurgu bilemem.

Ama bildiğim bir şey var ki, yazar Elif Şafak’ın yazdıkları aslında yaşadığımız toplumda dizi tutkunlarına yadırgayan gözlerle bakanların bir manifestosu gibi. Tahminim o ki, Elif Şafak da “Menekşe ile Halil”in öyküsünü yazmadan önce dizilere ve dizilere kendini kaptıranlara burun kıvırarak bakanlardan biriydi...
Çünkü o yazının satır araları bu bakışın izleriyle dolu...

Madalyonun bir de arka yüzü var.
Ön tarafdakiler, arka taraftakilere ne denli burun kıvırarak bakıyorsa, arkadakiler de ön taraftakilere aynı gözle bakıyor...
Dizilerin gücü, oldum olası nedense birilerinin gücüne gidiyor...

Ali Eyüboğlu / Milliyet

angel eyes
22-03-08, 23:53
Tecavüz sahnesi çok zorladı
Menekşe ve Halil dizisinde ’Mustafa’ karakterini canlandıran Hasan Küçükçetin, karıncayı bile incitmeyen birisi olarak tecavüz sahnesinde zorlandığını söyledi.



Kanal D’nin sevilen dizisi Menekşe ve Halil’deki tecavüz sahnesinden sonra Hasan Küçükçetin’e sokaktaki tepkiler de değişmiş.

Küçükçetin, yolda yürürken kendisine ’Pis sapık’, ’Menekşe’nin peşini bırak’, Allah belanı versin’ diye tepkiler veren insanlar olduğunu ve dizide canlandırdığı Mustafa’nın cinayet işlemesinden sonra insanların kendisinden korkmaya başladığını anlattı.

Tecavüz sahnesi çekilirken de zorlandıklarını anlatan Hasan Küçükçetin, "Tecavüzün başında Mustafa, Menekşe’ye nasıl bu hale geldiğini anlattı. O beni biraz zorladı. hoş olmayan sahnelerdi. Sedef’i (Avcı) insan olarak çok seviyorum ama rol gereği ona tokat atmak, yerlerde sürüklemek çok zorluyor beni. Çünkü ben bir kadına el kaldıramam.Yolda karıncayı görünce üstünden atlarım. Okuldayken lakabım ’Yeşil yol’ filmindeki ’Coffey’di. Mustafa, Menekşe’ye yapabileceği en büyük kötülüğü yaptı. Hayatta bırakıp can çekiştiriyor" diye konuştu.

Milliyet/Televizyon

gÜmÜs_mEhmEt
31-03-08, 01:39
Dizilerin kraliçeleri

İnternette yapılan bir ankette; 'hangi dizi oyuncusunun en çekici olduğu' soruldu. Sedef Avcı herkese fark attı İnternette yapılan bir ankette; 'hangi dizi oyuncusunun en çekici olduğu' soruldu. Sedef Avcı herkese fark attı.




Dizi izlemeyenimiz var mı bilinmez ama her yerli dizinin bir güzel oyuncusu olduğu kesin! İşte bu tezden yola çıkan bir internet sitesi de okuyucularına; "En güzel ve çekici dizi oyuncusu kim?" sorusunu yöneltti. Listenin sonucu ise bir hayli ilginçti. 'Menekşe ve Halil' dizisinin magazinden uzak kalmayı başaran oyuncubu Sedef Avcı, tüm rakiplerini gölgede bıraktı. Avcı, oyların yüzde 26'sını alarak açık ara farkla "dizilerin en güzel ve çekici oyuncusu" unvanını aldı. Sedef Avcı'yı takip eden isim ise 'Doktorlar' dizisinin başrol oyuncusu Yasemin Ergeney'di. Ergene; oyların yüzde 9'unu aldı. Üçüncü sırada ise özellikle gençlerin ilgiyle takip ettiği 'Kavak Yelleri' dizisinin genç oyuncus Pelin Karahan vardı.

DİĞER İSİMLER ŞÖYLE...
Oyların yüzde 8'ini alan oyuncuyu; 'Hatırla Sevgili'yle herkesin hayranlığını kazanan Beren Saat izledi. Saat'in oy oranı ise yüzde 6. Sevilen grup Hepsi'nin kızları da aldıkları yüzde 5.8'lik oyla listenin 5. sırasında yer aldı. Diğer sıralama ise şöyle: 'Şehrazat' karakteriyle gönüllerde taht kuran Bergüzar Korel, Sıla'nın güzel oyuncusu Cansu Dere, 'Yaprak Dökümü'nde kötü gelini canlandıran Deniz Çakır, 'Bıçak Sırtı'nın Güneş'i Vildan Atasever, atv'nin beğeniyle izlenen dizisi Selena'nın başrol oyuncusu Sinem Kobal.

http://www.takvim.com.tr/pap119.html

*yildiz*
09-04-08, 15:03
Azra ile çok mutluyuz Kıvanç Tatlıtuğ, katıldığı bir toplantıda sevgilisi Azra Akın hakkındaki soruları yanıtladı.

"Menekşe ile Halil" dizisinin yakışıklı oyuncusu Kıvanç Tatlıtuğ, Swissotel'de katıldığı bir toplantıda sevgilisi Azra Akın hakkındaki soruları yanıtladı.
Azra Akın'la uzun bir birliktelik yaşadıktan ayrılan ve daha sonra tekrar barışan Tatlıtuğ, "Güzel giden bir beraberliğimiz var. Sırrını ben de bilmiyorum, kimse çözmüş değil. İkimiz de aynı mesleği yaptığımız için birbirimize yardım ediyor zaman zaman da eleştiriyoruz. Kısacası çok mutluyuz" dedi.

Tiyatro istiyorum
Dizide finale yaklaştıklarını söyleyen genç oyuncu, "Son bölümleri çekiyoruz, dizimiz aynı heyecanla devam ediyor. Yeni sezon için değişik çalışmalarımız olacak. Tiyatro düşünüyorum ve bir iki sinema projesi geldi, onları değerlendireceğim. Yazın kısa bir dönem yurtdışına gideceğim, oyunculukla ilgili etkinliklere katılacağım" diye konuştu. Tiyatroda seyirciyle birebir karşı karşıya olmanın büyüsünü hissetmek istediğini belirten Tatlıtuğ, dizilerin birkaç bölüm oynadıktan sonra yayından kaldırılması ile ilgili olarak da şunları söyledi: "Seyirci daha da bilinçlendi, artık kolay kolay herşeyi kabul etmiyor. İnandırıcılığın dışına çıkan sürreal hikayelere tepki gösteriyorlar. Senaryo ve öykünün sıcak ve samimi olması gerekiyor, başarının anahtarı bu."

kaynak: Hürriyet 9 Nisan 2008

AysenuR*
14-04-08, 07:36
Her hafta ağlamaktan yaş kalmadı



http://img134.imageshack.us/img134/9522/sedefavcicnnlp5.jpg

Kanal D'deki Menekşe ve Halil dizisiyle izleyenlerin beğenisini kazanan genç oyuncu Sedef Avcı, dizide finale doğru yaklaştıklarını söyledi.

Dizinin bir sezonluk olduğunu ve gelecek sezonda devam etmeyeceklerini anlatan Avcı, dizinin bu denli tutmasının nedeninin de 'töre' konusunun işlendiği bir çok diziden farklı olarak değişik bir açıdan konunun işlenmesini gösterdi.

Sedef Avcı, "Yine bir töre olayı bir şekilde var dizide. Ailelerin kızlarını zorla evlendirme durumu sözkonusu. Ama bu diğer töre dizilerinden farklı bir şekilde gösterildiği için tuttu diye düşünüyorum. Çünkü bu dizide kız kaçıyor ve daha sonrasında aile sahip çıkıyor. Bir çok dizide işlenen töre, daha tersi bir biçimde anlatıldığı için bu dizinin tuttuğunu düşünüyorum" diye konuştu.

Dizide hemen hemen her hafta bol bol gözyaşı döken Sedef Avcı, uzun süre ağlamaktan biraz sıkıntılı. Avcı, "Fenalık geldi artık her bölüm ağlamaktan. Kendim de ağladığım zamanlar oluyor tabii, ama her bölüm sürekli ağlayınca bazen takviye almam gerekiyor mecburen. Çünkü yaş kalmıyor artık" açıklamasını yaptı.

Kaynak: Televizyon Gazetesi

ilkay_33
16-04-08, 14:33
CNNTURK’teki ’Nası Yani?’ programında diziler masaya yatırıldı. Özellikle sektörde büyük sorun haline gelen 90 dakikalık süreler nedeniyle yaşananlar konuşuldu.

Adeta bir sinema filmi uzunluğundaki senaryoları her hafta yetiştirmeye çalışan dizi ekiplerinin sorunları oyuncular tarafından sık sık gündeme getirilmekte. Bir çok oyuncu gibi Kanal D’deki Menekşe ve Halil dizisinin oyuncusu Sedef Avcı da teknik ekiplerin yaşadıkları sıkıntılara dikkat çekerek "En büyük sorun dizilerin 90 dakika olması. Her hafta bir sinema filmi çeker gibi çalışma var. Biz arada gidip geliyoruz, başkaları çekiyor ama teknik ekip için gerçekten çok zor. Hiç bir özel hayatları yok ve tamamen mutsuz oluyorlar" açıklamasını yaptı.
Programa katılan ve ’Mutluluk’ filmindeki başarılı performasından sonra Vazgeç Gönlüm dizisinde rol alan oyuncu Murat Han da "Amerika’da sendikalar olduğu için orada sendika olarak hareket edebiliyorlar. Burada böyle bir şey olmadığı için yapılamıyor" diyerek mesleki örgütlenmenin önemine değindi.

suri06
27-04-08, 18:10
İyi oyuncu taşı bile oynatır

“Menekşe ile Halil” dizisinde Zeynep karakterini canlandıran Türkmen’in en büyük hayali Şener Şen ve Haluk Bilginer’le bir projede yer almak.

Katıldığı Best Model yarışmasının ardından Osman Sınav’ın dikkatini çeken ve “Ekmek Teknesi” dizisiyle oyunculuğa merhaba diyen Ekin Türkmen, bugünlerde Kanal D’nin sevilen dizisi “Menekşe ile Halil”de oynadığı Zeynep karakteriyle kamera karşısında. Dizide Menekşe ile Halil’i ayırmaya çalışan Zeynep karakterini oynayan Ekin Türkmen, rolüyle ilgili “Aşkım için kötülük yapıyorum. Kötüyüm ama nedenlerim” var diyor.

“Menekşe ile Halil”de oynadığınız Zeynep karakteriyle dikkat çektiniz. Oyunculuk sevdanız nasıl başladı?

Aslında oyunculuk yapmak istediğimi bilmiyordum. Orta gelirli bir ailede büyüdüm. Ailem öyle çok sinemaya, tiyatroya giden bir aile değildi. Uzun boylu zayıf biraz da alımlı bir kız olduğum için modellik yapmaya başladım. İzmir’de mankenlik yaptım ve podyumda olmayı çok sevdim. Ardından Best Model yarışmasına girdim. Finalistlerin içinde Kenan İmırzalıoğlu da vardı. Osman Sınav diğer Best Model finalistleriyle de tanıştırıldı. Bunların içinde ben de vardım.
Ardından “Ekmek Teknesi”nde oynamam için teklifte bulundular. Osman Sınav “Ben inanıyorum. Oyuncunun gözünden anlarım, sende bir şeyler var ve çalışmak istiyorum. Şu kadar para vereceğim” deyince kabul ettim. Haliç Üniversitesi Konservatuvar bölümüne girdim.

Yedi yıl önce İstanbul’a geldiniz. İzmir’den İstanbul’a gelmek ve burada yalnız yaşamak zor olmadı mı?

İstanbul’u çok sevdim. Burada ritim çok farklı. Bütün konserler, festivaller burada. Hiç zorlanmadım çünkü ben beş dakikada arkadaşlık kuran biriyim. Burada insanlar değerli vakit harcamıyorlar. Sürekli koşuşturuyorlar ama ne için olduğu belli değil. İzmir’de öyle değil. O kadar tembel ve rahat bir yaşam var ki.

Best Model’den sonra oyunculuğa adım attınız.

Okula mezun olmak için değil, öğrenmek adına gittim. Hâlâ diplomamı alamadım. Birkaç dersim var vermediğim. Diploma çok önemli değil. Müşfik Kenter’in o okulda ders verdiğini duyduğum için orayı tercih ettim.

Size gelen projeleri nelere göre değerlendiriyorsu- nuz, danıştığınız birileri var mı?

Osman Sınav’a danışırım. Akıl hocam diyebilirim. Düzenli takip etmesem de tüm programlardan, dizilerden haberdarım.

Dizide sevenleri ayıran kötü kadınsınız. Bu imajının üstünüze yapışmasından korkuyor musunuz?

Hiç öyle bir kaygım yok. Zeynep âşık olduğu için haklı sebepleri var kötülüğünün. İnsanlar bana kızıyorlar ancak sonrasında “Yazık kıza eskiden onun nişanlısıydı. Çocuğu seviyor” diyorlar. Kötülüğümün haklı nedenleri var. Birilerinin beni sevmesi gerekmiyor. Benim işimi iyi yapmam gerekiyor. Eğer izleyici rolü gerçekçi buluyorsa bu başarıdır.

“Son Ders” filminde oynadınız. Film iyi gişe yapmadı ancak 11 Nisan’da yeniden gösterime girdi. Neden böyle bir şey yapıldı?

Bir filmin ikinci kez vizyona girmesi Türkiye’de ilk kez oluyor. Eskiden film ödül aldığı zaman tekrar vizyona giriyormuş. Filme inanılmaz bir talep oldu. Bunun nedeni vizyonda kısa süre kalmasıydı. Filmle ilgili reklam yapılmadı. Sponsorlarımız yoktu. Gişesi yavaş ilerledi, istenilen başarı sağlanamayınca da film erken kalktı vizyondan. Ancak sonrasında “Film çok iyiydi neden erken kalktı”, “‘Tekrar vizyona girsin” gibi talepler arttı. Bunun üzerine yeniden vizyona girdi.

Gişeden elde edilecek gelirin bir kısmı Milliyet’in Baba Beni Okula Gönder Kampanyası’na bağışlanacak değil mi?

Filmin gişesinden elde edilecek gelirin bir kısmı Baba Beni Okula Gönder kampanyasına aktarılacak. Böyle bir kampanyaya az da olsa faydamızın dokunması bizleri çok sevindirir. Filmin daha çok ilgi göreceğini düşünüyorum. Öyle ki Facebook’ta gruplar kurmuşlar, yüzlerce üyesi var.

Özellikle çalışmayı istediğiniz oyuncular kim?

Her oyuncunun hayalidir Şener Şen, Haluk Bilginer’le çalışmak. İyi bir oyuncu, karşısındaki taşı bile oynatır. Gerçek oyuncularla çalışmayı çok istiyorum.

Kıvanç Tatlıtuğ’la nasıl bir ikili oluşturduğunuzu düşünüyorsunuz?

Kıvanç iyi oynuyor, Sedef’i de çok yetenekli buluyorum. Karşısındakinden bir şey öğrenmekse Kıvanç’la değil de Fırat’la oynamayı tercih ettim. Onunla olduğum sahneler daha farklı çünkü. Karşınızda iyi bir oyuncu var ondan bir şey öğreniyorsunuz, paslaşıyorsunuz. Ben bu dizide Fırat Tanış’la oynarken çok heyecanlanıyorum.

Özel hayatınızda biri var mı, evlilik düşünüyor musunuz?

Evliliğe çok sıcak bakmıyorum. Evlilikler eskindendi sanki. Eskiden insanlar paylaşımcıydı, birbirlerine sonuna kadar destekti. Şimdi her şey zor. Ben zaten dengesiz bir kişiliğe sahibim. Üç gün eve kapatabiliyorum kendimi. Beş gün dışarda vakit geçirebiliyorum. Bu dengesizlikte bana katlanacak biri olacağını sanmıyorum. Zaten uzun süreli ilişkiler de yaşayamıyorum.

İLKNUR TAŞ / MİLLİYET

sarıseren
01-05-08, 16:01
Dizi senaristleri dizileri anlattı

Türkiye’de en çok izlenen ’Yaprak Dökümü’, ’Dudaktan Kalbe’ ve ’Menekşe ve Halil’ dizilerinin senaristleri olan Melek Gençoğlu ve Ece Yörenç, dizileri nasıl yazdıklarını, çalışma şartlarını ve yeni projelerini anlattılar.

http://www.televizyongazetesi.com/img/haber/manset/melekgencoglu_eceyorenc.jpg


Yaprak Dökümü, Menekşe ve Halil ve Dudaktan Kalbe dizilerinin senaristleri Melek Gençoğlu ve Ece Yörenç, SKYTURK’te Cengiz Semercioğlu’nun Full Ekran programına konuk oldular.

Senaristlerin senaryolarını yazarken nasıl bir çalışma temposunda oldukları merak konusudur. Ece Yörenç, normal çalışanlar gibi sabah 9 civarında biraraya geldiklerini ve akşam saatlerine kadar çalıştıklarını, haftada bir günü de kendilerine ayırdıklarını söyledi. Yörenç, "Evde çalışıyoruz. Tretman çalışmasında biraradayız. Tretman çıktıktan sonra sahneleri paylaşıyoruz, yarıya bölüyoruz ve ayrı ayrı çalışıyoruz" dedi.

Dudaktan Kalbe’yi daha kolay yazıyoruz

Bir diziye başlarken bütün sezon ne yapacaklarına baştan karar verdiklerini anlatan Yörenç, "Gideceğimiz yol belli zaten. Arada belli duraklar koyuyoruz kendimize. Özellikle sezon finalini ne yapacağımız, eğer dizi sağlıklı bir şekilde ilerlerse çok şaşırtıcı olmuyor. Hikayeyi yükselten, nabzı yokladığımız yerler oluyor ama yola baştan karar veriyoruz" dedi.

Reşat Nuri Güntekin’in Yaprak Dökümü ve Dudaktan Kalbe kitaplarını diziye uyarlayan Yörenç ve Gençoğlu, 90 dakikalık senaryonun 45’er dakikalık bölümlerini ayrı ayrı yazdıklarını anlattılar. Melek Gençoğlu, yazdıkları senaryolar arasında en çok Dudaktan Kalbe’yi daha kolay yazdıklarını söyleyerek "Onların tarzı daha akıcı geliyor. Yaprak Dökümü daha oturaklı bir tarz karakterler açısından. O kolay, o zor diye ayıramayız ama Dudaktan Kalbe daha rahat gidiyor" dedi.

Biz de merakla izliyoruz

Ece Yörenç ise, "Biz yazarken çok iştahlı yazıyoruz. Dizi izler gibi merakla, sonu nasıl olacak acaba diye yazıyoruz. Menekşe ve Halil’in matematiği çok daha farklı bir iş. Ama yine de onda da bir merak unsuru var. Yaprak Dökümü’nü ise bir sonraki bölümü bilerek bitiriyoruz. Yani hikayeyi kurmada Yaprak Dökümü daha rahat ilerliyor. Seyirci nasıl haftaya nasıl olacak acaba diye bekliyorsa biz de öyle bekliyoruz" diye konuştu.

Hayal ettiğimiz dünyayı kuruyorlar

Sete zaman zaman keyif olsun diye gittiklerini söyleyen Yörenç, "Bizim çalıştığımız bütün ekiplerin setleri çok medeni ortamlar. Bu tabii yapımcı Kerem Çatay’dan da kaynaklanan birşey. 3 dizi de AY Yapım’ın. Kerem yapımcılığa başladığından beri birlikteyiz" şeklinde konuştu.

Yazdıkları bölümleri önce birbirlerine daha sonra Yapımcı Kerem Çatay’a gönderdiklerini anlatan Yörenç, senaryonun kontrol edilmesinden sonra da yönetmene ve ekibe dağıtıldığını anlattı.

"Biz o dünyayı kurarken bütün tartışmalarımızı masada hallediyoruz. Yani biz kafamızdaki dünyayı hem yapımcıya hem yönetmene anlatıyoruz. Ondan sonra onlar mucizevi bir şekilde o dünyayı kuruyorlar. Kitabını okuduğunuz filmi seyretmek biraz buruk gelir, çünkü kafanızdaki o değildir. Ama bu son derece planlı ve profesyonel bir düzen. Biz senaryoyu yazdığımızda çoğunlukla oyuncular ve mekanlar belli olmamış oluyor. Fakat gittiğimiz zaman mekana, kafamızdaki şeyi görüyoruz. Çok şanslıyız ki işinin en ehli yönetmenlerle çalışıyoruz. Onlar da o dünyayı öyle güzel yansıtıyorlar ki.."

Hangi diziler devam edecek?

Yörenç ve Gençoğlu, Dudaktan Kalbe’nin ve Yaprak Dökümü’nün bu sezon finalinin Haziran ortasında olacağını ancak yeni sezona devam edeceğini söylediler. Menekşe ve Halil’in ise 36. bölümde biteceğini, şu anda son bölümü yazdıklarını aktardılar.


Kaynak:Televiyongazetesi

61MERVE61
10-05-08, 14:24
http://www.mgdmagazin.com/pic_lib/2007-10-19_sedef_avcI-kIvanCkasabalI.jpg
"Menekşe ile Halil" dizisinin Menekşe karakteriyle dikkatleri üzerine çeken manken Sedef Avcı, iki yıl önce evlendiği meslektaşı Kıvanç Kasabalı ile çok mutlu bir beraberliği olduğunu söyledi.. Önceki akşam, eşi Kıvanç Kasabalı'nın rol arkadaşı Kıvanç Tatlıtuğ ile çıktığı defileyi izleyen Avcı, sokakta insanların kendisine gösterdiği ilgiden dolayı çok mutlu...

eklendiyse ozur dilerim;)

suri06
12-05-08, 12:15
Yol Arkadaşım’da sürpriz oyuncu
Kanal D’nin bu akşam başlayacak olan ve başrollerinde Özge Özberk ile Sinan Tuzcu’nun oynadığı ’Yol Arkadaşım’ dizisinin 2 bölümünde ünlü bir şarkıcı konuk oyuncu olarak yer alacak. İşte Gölge Kalem’den set fısıltıları...


TELEVİZYONGAZETESİ

-Çağan Irmak’ın senaryosunu yazdığı ve Irmak Çığ’ın yönetmenliğini yaptığı Kanal D’nin yeni dizisi Yol Arkadaşım’ın ilerleyen bölümlerinde sürpriz bir isim yer alacak. Ayvalık’ta çekimleri süren dizide şarkıcı Mirkelam da 2 bölüm konuk oyuncu olarak oynayacak. Bugüne kadar ilk kez bir dizide rol alan Mirkelam’ın oyunculuğu merak konusu oldu. Bu arada kısa bir süre önce başlayan dizinin çekimleri de hızla devam ediyor.

-Kanal D’nin sevilen dizisi Menekşe ve Halil’in son bölümün çekimleri sürüyor. Finalde izleyiciyi büyük bir sürpriz bekliyor.
-Star TV’de yayınlanan Köprü dizisi ekranlara veda ederken sinema seyirciyle buluşmaya hazırlanıyor. Böylelikle Köprü dizisi de Asmalı Konak ve Kurtlar Vadisi’nin ardından sinema filmi çekilen 3. dizi olacak.

-TRT’ye ’Gönül Salıncağı’ isimli bir dizi yazan ve başrolde oynayan Ayşe Şule Bilgiç ve Kıraç, kendi yapımcılıklarında bir başka projeye imza atmaya hazırlanıyorlar. Star TV’ye çekilecek olan dizinin başrolünde bir köpek oynayacak. Haziran ayında yayınlanması beklenen diziyi Ayşe Şule Bilgiç yazacak.

-Yonca Evcimik’in eski eşi olan Harun Özakıncı Bodrum’da bir filme başlıyormuş. Bodrum’daki yerel halk oynayacakmış. ’Dondurmam Gaymak’ tadında bir iş yapmayı planlıyormuş.

-Hakan Arslan’ın yönetmenliğini yaptığı Kanal D’nin iç yapımı olan ’Küçük Kadınlar’ dizisinin çekimleri başladı. Dizide Ekin Türkmen, Deniz Kurdoğlu, ve Mahir İpek rol alıyor.

-Şevval Sam ve Feridun Düzağaç’ın oynadığı ve Gani Müjde’nin yazdığı ’Derman’ isimlinin dizinin çekimlerine Çarşamba günü başlanacak.

Yeni fısıltılarda buluşmak üzere...

KAYNAK: TELEVİZYONGAZETESİ

ÇAKIL85
17-05-08, 11:29
YERLİ DİZİLERİN ÖNE ÇIKAN KADINLARI
Yerli diziler çoğalıp reytingleri tavana vururken, onların hayran kitlesi de gittikçe büyüdü. İşte yerli dizilerden öne çıkan kadın karakterler...
Onları sevilen televizyon dizilerinden tanıyoruz. Yerli diziler çoğalıp reytingleri tavana vururken, onların hayran kitlesi de gittikçe büyüdü. Dizilerin öne çıkan kadın karakterleri ile bazen özdeşleştik bazen de onları çevremizdeki kadınlara benzettik. Kimi güzelliği, kimi zekası kimi de gücü ve cesaretiyle idol oldu. Hatta içlerinden bazıları vardı ki; kötü kalpli olsalar bile bir kuralı bozup izleyicinin sevgisini kazandılar.

İşte yerli dizilerden öne çıkan kadın karakterler...

Ferhunde Tekin - Deniz Çakır

Yaprek Dökümü'nün hem en kötü hem de en sevilen kadını. Tekin ailesinin gelini. Şevket'le ikinci evliliğini yaptı. Kötü geçmiş bir çocukluğun izlerini üzerinden atamıyor. Hayata tutunabilmek ve kendini güvende hissetmek için kötülük yapmaktan çekinmeyen bir karakter. En büyük amacı sınıf atlamak ve daha iyi yaşamak.

Mine - Aslı Enver

Kavak Yelleri'nin yaramaz kızı... Almanya’dan İzmir-Urla'ya anneannesi ile dedesinin yanına gönderiliyor. Annesinin evlilik dışı dünyaya getirdiği bu kız çocuğu, babasını hiç tanımamış olmanın ve kendini bir aileye ait hissetmemenin hırçınlığını taşıyor. Almanya'dan Urla'ya oradan da üniversite için anneanesi ve Urla'dan arkadaşları ile İstanbul' a geliyor. Kendini arkadaş grubuna dahil edemediği için türlü oyunlara devam ediyor. Erkekleri kullanarak birlşeyler elde etmeye çalışıyor.

Aslı - Pelin Karahan

Kavak Yelleri'nde ailelerin örenk gösterdiği kız. Urla'da orta halli bir ailenin iki kızından küçüğü. Çalışkan, ahlaklı, iyiliksever ve çocukluk arkadaşı Deniz'e deli gibi aşık. Hayal ettiği tıp fakültesini kazanıyor. Hislerini ifade etmekte hep çekingen...

Şehrazat Evliyaoğlu - Bergüzar Korel

Binbir Gece'nin masal kahramanı... Güzel, akıllı bir mimar. Çalıştığı holdingin patronunun ilgisini kazanan ama bir türlü mutluluğu bulamayan bir kadındır Şehrazat. Çocuğunun hastalığını tedavi ettirebilmek için patronunun "tek gecede 100 bin dolar" teklifini kabul etmek zorunda kalmıştır. İyiliksever, dürüst ve güçlü bu kadının çevresinde Onur'dan ( Halit Ergenç'ten) başka erkekler de vardır.

Yasemin Ünsal - Beren Saat

Hatırla Sevgili'nin çıtıpıtı ama güçlü demir leydisi... Demokrat Parti Milletvekili Rıza Ünsal' ın kızı. Naif, utangaç, yetenekli, biraz inatçı, çalışkan ve sanata eğilimli genç bir kız. Güzel sanatlar fakültesi öğrencisi... İyi bir yüzücü... Çocukluğundan beri babasının en yakın arkadaşı olup aynı zamanda farklı siyasal görüşlere sahip Şevketi'in oğlu Ahmet'e aşık. Yıllar sonra aşkına karşılık bulsa da siyasal olaylar onların ilişkisinin de kader olacaktır.

Menekşe - Sedef Avcı

Naif, zarif, iyi kalpli... Berlin’de başlayan, İstanbul’a sürüklenen imkansız bir aşkın kadın kahramanı. Ailesinin baskısı altında ezilmiş ama aşkı için herşeyi göze alan bir kadın. Aşkını korumak için aşkından kaçabilecek kadar fedakar. Cesur ve güzel, sözün kısası...

Şahika Koçarslanlı - Binnur Kaya

Zengin, obur, duygusal, 'moda ikonası'... 'Şaşırdım', 'bebeğim,' oh may god' repliklerini herkesin diline pelesenk eden Avrupa Yakası'nın en komik kadın karakteri. 'Salon kadını' ama arasıra 'podyum kadın çizgimden çıkarmayın', beni diye histerik çığlıklar atabiliyor. Lahmacuna ve Sacit'e dayanamıyor.

Peri - Selenay Sarıkaya

Limon Ağacı'nın masalsı atmosferine uygun olarak, adı üstünde, bir peri... Saf bir o kadar muzip ve inatçı... Sinan Çetin, tam da bu karaktere uygun birini nasıl da keşfetmiş! Son günlerde de başında kavak yelleri esiyor.

Lamia - Aslı Tandoğan

Reşat Nuri Güntekin'in unutulmaz eseri Dudaktan Kalbe'nin 'Kınalı Yapuncak'ı... Annesi babası ölmüş amcalarının yanında kalan sakin uysal çilli bir kız çocuğu. Ne kadar büyüse de her daim küçük bir kız çocuğu kadar masum. Ancak masumiyetinin ardındaki aşık kadını Keman virtüözü Hüseyin Kenan'ı tanıyınca açığa çıkaracaktır. Tabi aynı anda ona acı verecek gururlu kadın su yüzüne çıkacaktır.

Fatma - Şebnem Dönmez

Elveda Rumeli'nin, dominant annesi. Sütçü Ramiz’in karısı. Tam bir Balkan kadını. Biryandan 5 kızını idare ed