Tüm Versiyonu Göster : Ezo Gelin - Senaryolar


Sayfalar : 1 [2]

papatya363
16-12-07, 12:09
3. KISIM

arzu:hadi ezo elbiseyi giy bakalım nasıl olucak
ezo:şu sofrayı toplıyım denerim
arzu:boşver sofrayı beraber toplarız merak ediyorum nasıl olacak diye
ezo:tamam benim giyip geleyim

ezo elbiseyi giymeye gider arzuda bu arada camdan bakmaktadır kadimin geri döndüğünü görür ve hemen kapıyı açkam için aşağı iner kadim zile basmadan arzu kapıyı açar

arzu:hayırdır
kadim:telefonumu unutmuşumda
arzu:tamam getiriyim ben hemen
kadim:yok ben alırım

yukarı çıkarlar kadim telefonu alır bu arada ezoda elbiseyi giymiştir tülbentide başından açar saçları açıktır çok güzel görünüyordurkadim tam odadan çıkıcakken ezo odaya girer ve kadimi karşısında görünce şok olur bir süre böyle bakışırlar kadim adeta büyülenmiştir ezo çok güzel görünüyordur bir süre konuşamaz ikiside

sesizliği ezo bozar

ezo:kadim bey siz nariysiz burda gitmemişmiydiniz
kadim:(kadim ezoya öyle güzel bakıyordurki)telefonumu unutmuşumda onu almaya geldim
ezo:zilin sesini duymadımda
arzu:ben geri geldiğini görünce inip kapıyı açtım zile basmadan
ezo:hııı

arzu kadimin bakışlarından ezoyla aralrında bişeyler olduğunu anlamıştır ve onları yalnız bırakmak için hemen söze girer

arzu:anne sninle konuşacklarım var senin odana çıkalımmı
elçin:tabi kızım çıkalım

arzuyla elçin hanım odadan çıkmıştır

kadim:ezo çok güzel görünüyorsun elbise gözlerinin güzelliğini dahada oartaya çıkarmış
ezo:(gülümseyerek)saolun kadim bey
kadim:telefonu unuttuğum iyi oldu aslında seninle konuşmam lazımdı

ezo kadimin kendisini sevdiğini söyliyeceğini zannederek

ezo:önemli işiniz vardı siz işinize bakın sonra söylersiniz
kadim:hiç bişe senden daha önemli değil ezo onun için beni dinle yarın beraber gezelim olurmu sana istanbulu gezdiririm güzel bi gün geçiririz
ezo:(gülümseyerek)demek yemekte o yüzden ezo yarın için zin istiyo dediniz
kadim:(gülerek)evet ee ne diyosun gezelimmi?
ezo:(gülerek)bilmemki patron sonunda beni işten atacak çok izin aliysin diye
kadim:(gülerek)ben ondan izin alırım hem senin gibi elemanı bulmuş öyle kolay kolay işten atarmı
ezo:tamam o zaman :)
kadim:tamam o zaman :)

kadim:yarın sabah ben seni alırım
ezo:tamam kapının önüne gelince telefonu çaldırın ben gelirim elçin annem görmesin
kadim:görsede bişe olmaz ezo
ezo:olsun görmese daha iyi
kadim:tamam sen nasıl istiyosan öyle olsun
kadim:görüşürüz ezo, inan çok güzel bi gün olucak
ezo:evet güzel bi gün olacak, görüşürüz

ve kadim gider ezo çok mutludur kendi kendine şimdi sbah nasıl olucak daha çok var diye düşünür

VE İŞTE BÜYÜK GÜN SABAH OLMUŞTUR

sessizperi
16-12-07, 14:20
Kadim, Ezo’ya aşkını itiraf etmenin rahatlığıyla o gece güzel bir uyku çeker. Uyandığında, güne daha güzel başlamanın keyfiyle yataktan kalkar. Sabah’ın erken saati olmasına rağmen, Kadim kendine çeki düzen verir. Artık Ezo’mu görmenin zamanı gelmiştir diye düşünür, mutfağı arar.
Zeki: Buyrun mutfak.
Kadim: Hemen odama iki kişilik kahvaltı istiyorum. Ezo ile gönderir misiniz?
Zeki: Ezo geldi mi ki, gördüm mü ben onu az önce... diye düşünürken Kutsal Usta araya girerek,
Kutsal Usta: Zeki, napıyorsun sen oğlum? Versene telefonu bana.
Kutsal Usta: Buyrun Kadim Bey. Ne olur Zeki’nin kusura bakmayın, daha kendisi uyanamamışta, ben birazdan uyandırcam kendisini. Hemen gönderiyorum kahvaltınızı Kadim Bey.
Kadim: Sağol usta. Ezo Hanım’la gönderirseniz sevinirim.
Kutsal Usta: Ezo daha gelmedi Kadim Bey. Kahvaltınızı şimdi göndereyim mi?
Kadim: Tamam iyi olur usta. Ezo da gelir gelmez hemen odama gelirse iyi olur. Teşekkür ederim.
Kutsal Usta, telefonu kapattıktan sonra ‘’’Zekiiiiiiiiiiiii oğlum Kadim Bey telefonun karşısında senden cevap bekliyor sen onun yerine kendi kendine konuşuyorsun, uyanamadıysan gel gel yanıma da uyanmana yardım edeyim.’’
Zeki: Yok, usta uyandım ben gerek yok.
Kutsal Usta: Eylül kızım, şu kahvaltıyı Kadim Bey’in odasına götürür müsün?
Eylül: Tamam baba, hemen götürüyorum.
Ezo, Kadim Bey’in kendisine ilan-ı aşk etmesinin şokunu üstünden atamamış bir halde mutfağa girer.
Ezo: Günaydın Usta.
Kutsal Usta: Geldin mi Ezo... Kadim Bey seni odasına çağırıyor. Ezo Hanım gelir gelmez odama gelsin dedi.
Ezo: Tamam usta çıkıyorum.
Ezo, Kadim’in odasına gitmeye can atsa da içini kaplayan korku buna engel olmaktadır. Gece boyunca sürekli iç sesiyle kavga etmiş, kalbi ile beyni arasında sıkışıp kalmıştır. Hala da Kadim’e karşı nasıl davranacağını bilememenin etkisiyle Kadim’in odasına çıkar.
‘’’ Sakin ol Ezo, heyecanlı olduğunu belli etme sakın.’’’ der ve kapıyı çalar. Ezo tam kapıyı açacakken Kadim ondan önce davranır kapıyı açar. Ezo kapının birden açılmasının şaşkınlığıyla, kapıda kala kalır.
Kadim: İçeriye girmeyi düşünmüyorsun sanırım?
Ezo: Şey, ben, beni gör.. iste...
Ezo’nun bu hali Kadim’in çok hoşuna gider. Ezo zor da olsa kendini toparlar ve içeri girer.
Kadim: Dünden bugüne nasılsın Ezo? (Aslında Kadim, dünkü olayla ilgili Ezo’nun ne düşündüğünü çok merak etmektedir.)
Ezo: İyiyim Kadim Bey. Beni görmek istemişsiniz...
Kadim (eh inatçı seni, illa uğraştırcan di mi beni) : Birlikte kahvaltı yaparız diye düşünmüştüm hem bu arada konuşuruz da.
Ezo daha fazla soruya maruz kalmamak için;
Ezo: Yok Kadim Bey, sizinle kahvaltı etmem doğru olmaz. Zaten aşağıda çok işim var, mutfaktan beni beklerler.
Kadim Bey: Niye doğru olmazmış... Hani sen insanların ne dediğine önem vermezdin.
Ezo: Bu ayrı bir konu Kadim Bey. Siz patronsunuz ben de mutfakta çalışan işçinizim.
Kadim: Sen benim gözümde Ezo’sun. İşçim falan değilsin. Tamam işçimsen de ben de senin patronunsam da, ben ne dersem o olur, öle değil mi?
Ezo: Evet ben sizin işçinizim der ve gözleri dolar.
Kadim: Ezo özür dilerim amacım seni kırmak değildi ama sen öyle konuşunca ağzımdan öle çıkıverdi. Susmam gereken yerde yine konuştum Ezo.
Ezo: Ben kimim ki benden özür diliyorsunuz.
Kadim: Sen kim misin, sen benim sevdiğimsin Ezo. Hala anlamadın mı?
Ezo: Siz beni sevmiyorsunuz Kadim Bey sadece sevdiğinizi zannediyorsunuz. Bu aralar sürekli yanınızdaydım, bu yüzden benden etkilenmiş olmanız normal.
Kadim: Ezo, sen beni benden daha iyi mi bileceksin. Anlamıyorsun?
Ezo: Esas siz beni anlamıyorsunuz Kadim Bey. Ben sizin o çevrenizde dolaşan süslü bayanlardan değilim ve hiçbir zamanda olmıcam. Ben onlarla boy ölçüşemem Kadim Bey. Lütfen beni artık rahat bırakın... der ve Ezo koşarak odadan çıkar.
Kadim, Ezo’nun peşinden gitmek istese de ‘onu rahat bırakmalıyım düşüncesiyle’ peşinden gitmez.
Kadim, masanın üstünde duran iki kişilik kahvaltıya bakar, canı kahvaltı yapmak istemez ve bir kahveyle güne başlar.
Mutfağa inen Ezo kendini işe verir ve harıl harıl çalışmaya başlar. Odasında çalışmaya koyulan Kadim, kapının vurulmasıyla heyecanlanır ‘’Ezo’mu geldi acaba’’ diye düşünür ve kapıyı açmak için kapıya yönelir.
Kapıyı açar açmaz ‘’Pişman oldun di mi’’ der.
‘’Ne için pişman olacakmışım Kadim’’ Bu ses Ezo’nun sesi değildir, Kadim karşısında duranın Ezo olmadığını görünce hayal kırıklığına uğrar. ‘’ Sen.... burada ne işin var?’’

‘’Sanırım başkasını bekliyordun? Beni görmeyi ummuyordun di mi?’’ Bu ses, Kadim’in eski arkadaşlarından biri olan manken Pınar’dan başkasına ait değildir....

Pınar: Uzun zamandır sesin soluğun çıkmıyordu. Hiç beni aramadın da, telefonlarıma da cevap vermedin. Sen gelmezsen ben gelirim dedim ve geldim. Beni içeri davet etmeyecek misin?

Kadim: Aslında çok işim var Pınar.

Pınar: Çok kalmayacağım merak etme.

Kadim: Tamam, gel içeri.

Pınar içeri girer ve paltosunu çıkartır ve koltuğa oturur.

Pınar: Eeee Kadimcim, nerede eski misafirperverliğin, bir içki ikram etmeyecek misin misafirine?

Kadim: Kusura bakma. Ne içersin?

Pınar: Her zamankinden biliyorsun Kadimcim.

Kadim: Bana Kadimcim demesen iyi olur Pınar. Hazırladığı içkiyi Pınar’a verir.

Pınar: Peki öle olsun Kadim. Aslında sana gelmemin bir sebebi var. Hatırlarsan, çalışanlarından birine elbise almam için benden bir iyilik istemiştin.

Kadim: Evet, hatırlıyorum.

Pınar: Eğer sana bu iyiliği yaparsam, ben de senden bir iyilik isterim demiştim. Şimdi sıra sende, bana bir iyilik yapman gerekecek.

Kadim: Ne istiyorsun Pınar?

Pınar: Akşama bir davet var ve ben oraya davetliyim. Bu davet benim için çok önemli ve bu nedenle davete yalnız gitmek istemiyorum. Senden, benimle gelmeni istiyorum.

Kadim: Gelemem Pınar. Uzun zamandır öyle yerlere gitmediğimi biliyorsun.

Pınar: Bugünlük o kuralını bozacaksın. Bana bir borcun var merak etme bir daha senden bir şey istemeyeceğim.

Kadim istemese de, Pınar’ı az çok tanıyordu ve akşama onunla gitmezse peşini bırakmayacağını çok iyi biliyordu.

Kadim (isteksiz bir şekilde) : Peki, tamam ama seni gelip alamam, adresi verirsin kapıda buluşuruz.

Pınar: Buna da razı olurum yeter ki gel...

Pınar, Kadim’e davetin olacağı yerin adresini verir.

Pınar: 8’de kapının önünde buluşuruz. Senin için uygun mu?

Kadim: Fark etmez, ama benden fazla bir şey bekleme, sıkılırsam erken ayrılırım davetten ona göre.

Pınar: Sıkılmazsın merak etme. Neyse ben gideyim artık. Akşama beni fazla bekletme.

Pınar, Kadim’in odasından çıkar, tam asansöre binecekken, asansörde Ezo ile karşılaşır.

Ezo, Pınar’ı görür görmez hemen tanır ve içinden bu katta Pınar’ın ne işi olduğunu tahmin etmeye çalışırken Kadim’in odasının da bu katta olduğu aklına gelir. Ve o an anlar. Ezo, Pınar’ı baştan aşağı süzmeye başlar.

‘’Ezo Hanım, kendine bak bi de bu bayana bak, Kadim Bey’in etrafında bu tip bayanlar olduğu sürece sen ne hakla Kadim Bey’in yanında duracaksın.’’

Asansör zemin kata iner ve ikisi de asansörden inerler...

Gün boyunca, Ezo’yu görebilirim düşüncesiyle Kadim sürekli mutfaktan bir şeyler ister, fakat Ezo her seferinde bahaneler uydurarak servise çıkmaz.

Kadim saatine bakar ve hazırlanmanın vakti geldiğini düşünür. Aslında canı hiç gitmek istemese de Pınar’dan tamamen kurtulmanın başka yolu olmadığını da bilmektedir.
Kadim otelden çıkarken, Ezo, Kutsal Usta ve Eylül de servis kapısından çıkıyordur. Otel önünde karşılaşırlar. Kadim her ne kadar gece için hazırlanmak istemese de aslında çok şık olmuştur. Bu durum Ezo’nun gözünden de kaçmaz ama bozuntuya da vermez.

Kadim: İyi Akşamlar Kutsal Usta. der ve Ezo’ya bakar. Ama Ezo Kadim’in yüzüne bakmamaktadır.

Kutsal Usta: İyi akşamlar Kadim Bey.

Eylül: Çok şıksınız Kadim Bey. Özel bir geceye mi davetli misiniz?

Kutsal Usta: Eylül kızım, bize ne Kadim Bey nereye gidiyor?

Kadim: Yok usta önemli değil. Bir iş toplantım var da oraya gidiyorum (durup dururken yalan da söyledik iyi mi)

Kadim’in gözü sürekli Ezo’dadır. Ama Ezo hala Kadim’e bakmamaktadır.

Kutsal Usta: Biz de Elçin Hanım’lara gidiyorduk, bizi yemeğe davet etmiştite.

Kadim: Keşke ben de sizinle gelebilseydim... Elçin Anne’ye çok selam söyleyin.

Kutsal Usta: Söyleriz Kadim Bey hiç merak etmeyin.

Kutsal Usta, Eylül arabaya binerler ve Ezo da tam arabaya binecekken Kadim, Ezo’yu durdurur.

Kadim: Ezo, neler oluyor, hiç selam sabah yok.

Ezo: Kaç kere selamlaşacaz Kadim Bey. İyi akşamlar size.

Kadim: Peki öle olsun Ezo. Kendine dikkat et lütfen.

Ezo hiçbir şey demeden arabaya biner. Kadim de isteksiz bir şekilde kendi arabasına biner ve yola koyulur....

Devamı sonra... :icon_whis

papatya363
16-12-07, 19:30
4. KISIM

sabah olmuştur kadim büyük bir mutlulukla ezoyu beklemektedir sonunda ezo gelirkadim çok sevinçlidir ezoyla çok güzel bir gün geçirmeyi planlamıştır

kadim:ezo hoşgeldin
ezo:hoşbulduk çok bekledinizmi
kadim:biraz, ama olsun dahada beklerdim seni beklemek bile güzel hadi arabaya bin çok güzel bi gün geçiricezezo arabaya biner
ezo:eee nereye gidiyik
kadim:söylemem süpriz
ezo:tamam süpriz olsun
kadim:(ezonun üstünde arzunun aldığı elbise vardır saçlarıda açıktır)ezo çok güzel görünüyorsun elbise çok yakışmış
ezo:teşekkür ederim(gülümseyerek)önünüze baksanız:)
kadim:bak eflatun giymedim sen beğenmiyosun diye
ezo:yoo ben beğenmiyim demedim sadece çok giyiysiniz dedim. hem bele spor size daha çok yakışiy sizi daha genç gösteriy
kadim:aşk olsun ezo ben yaşlımı görünüyorum
ezo:yok cnm gayet iyi göriniysiniz size her şey yakışiy:)

sonunda gelmişlerdir

ezo:burası nere kadim bey
kadim:önce şu bey lafını kaldırsak bana sadece kadim de olurmu
ezo:ama olurmuki sonuçta siz patronsunuz bende sizin işçinizim
kadim:aa ezo yapma biz sadece patron işçi değiliz sen benim için çok önemlisin lütfen sadece kadim de
ezo:tamam kadim bey şeyy kadim, ee nereye geldik
kadim:sinemaya geldik hadi girelim

içeri girerler

kadim:hangi filme girelim
ezo:bilmem siz seçin daha iyi anliysiz
kadim:bak burda tanıtımları var hangisi ilgini çekiyosa ona girelim

ezo incelemeye başlar

ezo:şu güzele benziy kadim bey(bi an duraksar)pardon kadim ağız alışkanlığı işte
kadim:hangisini dedin
ezo:şunu
kadim:cenneti beklerken hımm güzel film, biletleri alalım hadi

biletleri alırlar

kadim:mısırla kolada alalım film izlerken yeriz
ezo:tamam

mısırla kolayı alıp salona girerler ortalarda bi yere otururlar

kadim:daha önce hiç sinemaya gelmişmiydin
ezo:yok bu ilk bizim oralarda pek gidilmiy
kadim:beğenirsen bundan sonra sık sık geliriz

film başlamıştır ezo dikkatle filmi izlemektedir kadimde film yerine ezoyu izlemektedir ezo bir süre sonra kadimin kendisini izlediğini farkeder

ezo:niye bana bakıysin
kadim:seni izlemek filmi izlemekten daha güzlde ondan
ezo:bakmayın ama
kadim:(gülümseyerek)nedenmiş?
ezo:hem utanıyım hemde siz beni izlediğiniz için konsantrasyonum bozuluyo, doğru söyledimmi :)
kadim:(gülümseyerek)evet

sonr filmi izlemeye devam ederler ezo çok dikkatli bi şekilde izlemektedir bi anda efekt çok sesli çıkınca ezo irkilir ve elindeki mısır yere düşer kadim gülmeye başlar

kadim:ne o ezo korktunmu
ezo:yoo niye korkiyimki
kadim:bilmem, ama korktun
ezo:korkmadım
kadim:korktun:)
ezo:korkmadım diyim
kadim:korktun diyim:)
ezo:bakıyım sizde benim kimin konuşmaya başladınız:)
kadim:hoşunamı gitti:)
ezo:evet, ama bu korktuğumu kabul ediyim anlamına gelmiy

kadim pes etmez, aslında ezonun bu halleri çok hoşuna gideiyodur ve kızdırmaya devam eder

kadim:o zaman niye irkildin gözlerin faltaşı gibi açıldı mısırıda döktün ama diyosanki dikkatsizliğimden döktüm ona bişe diyemem:)

bu sırada arkada oturan kişi eğilip gülümseyerek
artık biriniz pes etsede bizde filimi izliyebilsek der

ezo:bak senin yüzünden filimi izliyemiyler
kadim:aa niye benim yüzümden olsun
ezo:ee kaç saattir yok korktun yok irkildindiye gonuşiysiniz
kadim:asıl senin yüzünden, mısırı döktün diye(bu arada içinden geçirir, yalan sıf seni kızdırmak için:) )

bu arada arkada oturan kişinin yanındaki sorar cnm noluyo der arkadaki kişide ezoyla kadimin duyabileceği bi şekildehiç cnm önde iki tane aşık tatlı tatlı didişiyolar:)ezo bunu duyunca hemen utanır kadimin yüzüne bakmaz ama bu söz kadimin çok hoşuna gider gülümseyerek ezoya bakar ikiside filmi izlemeye devam eder

kadim:ezo benim mısırımdan alsana
ezo:yok saol
kadim:hadi ama bir sürü var
ezo:tamam

ezo arada bir mısırdan almaktadır.tam gene mısır alırken kadimde aynı anda alır ve elleri kutunun içinde buluşur birbirlerine bakarlar kadim tam cesaretlenip ezonun elini tutucakken ezo önce davranıp elini çeker çok heyecenlanmıştır kalbi hızlı hızlı atmaktadır filmi izlemeye devam eder bir süre geçtikten sonra ezo dalar sinama karanlık oladuğu için uykusu gelmiştir(aslında gece heyecandan uyuyamamıştır ee ouykusuz kalıncada:) )kadim ezonun daldığını farkeder filmi bırakıp ezoyu izleröyle güzel uyuyordurki kadim bakmaya doyamaz ezo sesli bi efekt gelince hemen uyanır ve kadimin kendisini izlediğini görür


devamı var...

papatya363
17-12-07, 11:39
5. KISIM

ezo:genemi beni izliysiniz
kadim:hıı, öyle güzel uyuyodunki kendimi sana bakmaktan alıkoyamadım

bu söz ezonun çok hoşuna gider
kadim:ezo sıkıldıysan, filmi beğenmediysen çıkalım
ezo:yoo beğendim(sonra kadimi kıskandırmak için söze devam eder)güzel olmasada başroldeki oyuncu için bile izlenir

kadimde kıskanma sinyalleri başlamıştır

kadim:niye ne özelliği varmış
ezo:görmiymisin çok yakışıklı, hem çokda güzel oyniy, hele bakışlarna söylenecek söz yok

kadim bu sözlerin üstüne iyice kıskanır(şu yazdığım senaryoya bak adam kendi kendini kıskanıyo varmı böyle bişe ya:) )

kadim:ben ondan güzel bakıyorum bi kere, yeşil göz desen bendede var, boy pos desen bendede var, yakışıklıyımda, beni görmüyosun gidip başroldeki oyuncuyu görüyosun
ezo:(gülerek)ilahi kadim kendini bu kadar övenide ilk defa göriyim, ben hiç çok güzelim, yeşil gözlüyüm, fiziğim çok güzel, hem bende çok güzel bakıyım diyiymiyim
kadim:ya hiç dermisin:) (bu bahaneyle ezoda iyi övdü kendini:) )
ezo:hem niye bu kadar kıskanıysiniz
kadim:hiçde kıskanmıyorum
ezo:kıskaniysiniz
kadim:kıskanmıyorum

bu sırada arkada oturan kişi devreye girer yanındaki kız arkadaşına allaaah yine başladılar yandık:) der. ezoula kadim bunu duyar. ezo arkaya döner

ezo:kardeş kusura bakma bizim yüzümüzden iliyemediniz filmi
arkada oturan kişi:yoo önemli değil, aslında ben komedi filmine girmek istemiştim kız arkadaşım bu filmi girdiama sayenizde komedi izlemiş kadar oldum, valla çok güzl atışıyosunuz çok hoşuma gitti
kadim:(imalı bi şekilde)ya demek çok eğlendiniz

bu sırada film biter salondan çıkarlar

kadim: ya ezo film izlemeye geldik biz film olduk, hemde komedi filmi
ezo:ee bizde bi fil boyunca atıştık, haklılar
kadim:senle atışmak hoşuma gidiyor:)
ezo:sürekli yenilmek hoşunuza gidiy demekki
kadim:kim yeniliyomuş, hiçde bile
ezo:şimdi atışmaya başlarsak bi türlü çıkamıyacayık, en iyisi hiç başlamıyalım:)

papatya363
17-12-07, 11:41
6. KISIM

arabaya binerler

ezo:şimdi nereye gidiyik
kadim:söylemem buda süpriz
ezo:süpriz yapmayıda pk seviysiniz
kadim:sen süpriz yapılmasını sevmiyomusun yoksa
ezo:seviyim
kadim:güzel

istanbul gezisindeki 2. yere gelmiştirler. arabadan inerler

ezo:bura neresi peki
kadim:Sultanahmet
ezo:çok güzel bi yere benziy
kadim:evet çok güzel bi yer

yürümeye başlarlar

kadim:aa bi dakka ezo, arabadan bişe almayı unuttum

koşa koşa arabaya gider ve fotoğraf makinesini alır

ezo:fotoğrafmı çekeceksiniz
kadim:evet uzun zamandır çekmiyodum, tekrar başlamak için güzel bi fırsat

ortam çok güzel görünüyordur her taraf kuşlarla doludur sevgililer el ele gezmektedir hava güzeldir ezo ve kadimde çok mutludur birlikte yürürler kadim fotoğraf çekmeye başlar

kadim: ezo hadi şöyle geç seninde fotoğrafını çekiyim
ezo:yok, ben zaten poz vemesini falanda bilmem
kadim:ezo doğal ol yeter, her zamanki gibi:)

kadim ezonun fotoğrafını çeker

kadim:hiç canlanma ezo bide göz fotoğrafını çekicem
ezo:ya zaten benim sizde göz fotom varya, daha önceden çekmiştiniz
kadim:o sayılmaz o zaman sinirli bakıyodun ama şimdi gözlerin gülüyo ve ben bu gülen gözlerin fotoğrafını çekmek istiyorum
ezo:o zaman çok sinirliydim çatacak yer arıydım piyangoda size vurdu:)
kadim:iyikide vurdu:)
ezo:nerden nereye, bi daha hiç karşılaşmayız sandığınız insan bazen hayatının tümünde olabiliy, kader işte
kadim:güzel kader:)
ezo gülümser. kadim ezonun göz fotoğrafını çeker . tekrar birlikte yürümeye başlarlar. ileride ezo küçük bi tavşan örür ve yanına gider tavşan kafesin içindedir. ezo sevmeye başlar yanındada küçük küçük katlanmış kağıtlar vardır

ezo:bu kağıtlar ne kadim
kadim:kağıtların içinde güzel yazılar var bi nevi fal sayılır tavşanı serbest bırakıyosun oda senin şansına kağıt çekiyo istersen çekelim:)
ezo:bilmemki
kadim:çekelim o zaman
ezo:tamam çekelim fala inanma falsızda kalma demişler

ikiside kağıtları çekerler kadim açar okur ve gülümser

ezo:ee ne yaziy

kadim okumaya başlar

kadim:ilk gözlerine vurulmuşsun
kalbinin içine hapsolmuşsun
sevdan o kadar büyükki
gözlerinde kaybolmuşsun

ezo bunu duyunca yanakları al al olur çok hoşuna gitmiştir. sonra ezo açar kağıdı ve okur

kadim:seninkinde ne yazıyo ezo
ezo:boşverin ya fal işte pek bişe yamiy
kadim:aa mızıkçılık yapma ezo hadi oku
ezo:ey tamam der(okumaya başlar)

ezo:kalbinin kapısını çalmış
buyur etmeden içeri dalmış
onun o güzel bakışı
aklını başından almış

kadim bunu duyunca gülümser çok hoşuna gitmiştir kağıtta çıkan fallar gerçektende ikisini anlatır. birlikte yürümeye devam ederler bi yandanda falda çıkan sözler akıllarından geçer ve ikisininde yüzünde gülümseme vardır

yanyana yürüyodurlar arada bi elleri birbirine değiyodur kadim ezonun elini tutmak istiyodur ama ezonun nasıl bi tepki verceğini bilmediği için cesaret edemez içten kendi kendilerine düşünmeye başlarlar

kadim:acaba elini tutsam bişe dermi
ezo:ya elimi tutarsa napacaksın ezo
kadim:ne olacak kadim tut bişe olmaz
ezo:tutsun ezo ne olacakki sen tutmasını istemiymisin sanki
kadim:belki oda tutmak istiyodur
ezo:ay kalbim hızlı hızlı çarpiy
kadim:cesaretlen kadim hadi tut elini der ve tutar

ezonun kalp atışları dahada hızlanmıştır kadiminde aynı şekilde. ezo dönüp kadime bakar ve gülümser
kadim bunu görünce çok mutlu olur ezo hiç bi tepki vermemiştir ve elele yürümeye dvam ederler ikiside bu anın hiç bitmesini istemiyordur sonsuza dek böyle yürüyebilirler

tekrar içlerinden konuşmaya başlarlar

ezo:bu yol hiç bitmese hep böyle yürüsek
kadim:bu an hiç bitmese elini hiç bırakmasam
ezo:kimsenin ne dediğini düşünmeden böyle yürümek ne kadarda güzel
kadim:sevdiğinin sıcaklığını hissederek yürümek çok güzel
ezo:acaba ne düşiniy kadim:)
kadim:acaba ne düşünüyo ezo:)

ve yolun sonuna gelmiştirler ikiside bu anaın hiç bitmesini istemiyordur dönüp birbirlerine bakarlar ve aynı anda ellerini bırakırlar bir süre bakıştıktan sonra

kadim:hadi ezo arabaya binelim
ezo:tamam

arabaya binerler

ezo:(yüzünde gülümsemeyle)şimdi nereye gideceğimizi sormiyim süpriz diyeceksin biliyim
kadim:bi yeremi gidiyoruz ben eve gideriz diye düşünmüştüm

ezonun birden yüzü asılır ve kendi kendine söylenmeye başlar

ezo:ha salak ezo, ha gerizekalı ezo ne diyiysin sen bak rezil oldun bu kadarı neyine yetmiy

aslında kadim ezoya şaka yapmıştır daha gün bitmemiştir, ezo yanında hiç bu fırsatı kaçırırmı kadim:)

kadim:şaka yaptım ezo hemen yüzün asılmasın:)

ezo bi an duraksar

ezo:ne şakamıydı, aşk olsun kadim.
kadim:evet şakaydı:) daha seni götürüceğim bi yer daha var
ezo:o zaman sana ceza, bu sefer nereye gideceğimizi söyliceksin
kadim:olmaz ezo bugün sana herşey süpriz
ezo:ey tamam öyle olsun

ve süprizin olduğu yere gelmişlerdir

sessizperi
17-12-07, 13:07
Ezo hiçbir şey demeden arabaya biner. Kadim de isteksiz bir şekilde kendi arabasına biner ve yola koyulur....

Kadim, Pınar’ın dediği adrese gelir ve kapıda Pınar’ın kendisini beklediğini görür.

Pınar: Nerede kaldın Kadimcim..

Kadim: Geldik işte. Hem bana Kadim dersen daha iyi olur demiştim sana.

Pınar, Kadim’in koluna girer ve içeri geçerler. İçerisi çok kalabalıktır. Gazeteciler fotoğraf makineleriyle gelenlerin fotoğrafını çekmektedir. Kadim Pınar’dan uzak mesafede durmaya çalıştıkça, Pınar daha çok Kadim’e yaklaşır. Kadim ile Pınar bir yere geçip otururlar. Pınar fotoğrafçılara malzeme vermek için bir takım girişimlerde bulunmak için hamle yapar ve bunu da başarır. Pınar öyle bir hamle yapar ki, sanki Kadim’i yanağından öpüyormuş gibi fotoğrafları çekilir. Kadim fotoğraflarının çekildiğinin farkına bile varmaz. Kadim bulunduğu ortamdan o kadar çok sıkılır ki, bir an önce oradan ayrılmanın hesaplarını yapmakla meşguldür.

Kadim saatine bakar ‘’Çok geç oldu Pınar, benim gitmem gerek. Gönlün olmuştur umarım.’’

Pınar içinden ‘’hem de nasıl’’ ‘Tamam Kadim, teşekkür ederim bana eşlik ettiğin için. Sen git, ben biraz daha kalacağım...’

Kadim bulunduğu ortamdan kurtulmanın sevinciyle otelin yolunu tutar...

Yeni bir sabah ve yeni bir günde, otelin mutfağına giren Ezo, Zeki ile Eylül’ün dikkatli bir şekilde gazete okuduklarını fark eder.

Ezo: Alooo günaydınnn. Nerdeyse gazetenin içine düşeceksiniz...

Eylül: Gel gel Ezo.. Bak bizim patrona, gazeteye çıkmış..

Ezo: Kim Nedim Bey mi? O her gün bir güzelle gazeteden düşmüyor zati.

Eylül: Yok bu sefer Kadim Bey gazeteye düşmüş.

Ezo: Nasıl ya... versene gazeteyi bakıyım... der ve gazeteyi hızlı bir şekilde Eylül’ün elinden alır.

Ezo: Nerde çıkmış göremiyorum Eylül.

Eylül: Sağ alt köşeye bak.

Ezo gazetenin sağ alt köşesinde yer alan resme uzun uzun bakar ve Kadim’in yanındakinin Pınar olduğunu görür. Resmin altındaki yazıyı sesli bir şekilde okumaya başlar.

‘’ Ünlü işadamı Kadim ..... uzun bir aradan sonra tekrar gecelerde kendini gösterdi. Dün gece, özel bir davette ünlü manken Pınar ... ile samimiyeti gözlerden kaçmadı. Genç âşıklar gece boyunca eğlencenin keyfini çıkardılar.’’

Ezo gazeteyi masaya fırlatır ve okuduklarını sindirmeye çalışır.

Eylül: Vayy Kadim Bey’e bak. Dün bize iş toplantısı olduğunu söylememiş miydi kendisi.

Ezo: Kendimi iyi hissetmiyorum, lavaboya gitmem lazım der ve mutfaktan koşarak çıkar.

Eylül: Ne oldu şimdi buna ya..

Ezo aynanın karşısına geçer. Ağlamaklı bir şekilde ‘Kadim Bey iş toplantısı ha, bi de beni seviyodunuz, sevmek böle mi olur, siz de diğerleri gibiymişsiniz... ‘ Ezo yüzünü yıkar ve mutfağa geri döner.

Eylül: İyi misin Ezo?

Ezo: İyiyim Eylül, midem bulandı da ama şimdi daha iyiyim. Sağolasın.

Kadim uyanmış, Ezo’yu görecek olmanın heyecanıyla mutfağı arar.

Ezo: Buyurun mutfak.

Kadim: Günaydın Ezo, nasılsın?

Ezo: Buyurun Kadim Bey, bir şey mi istediniz?

Kadim: Yine ne oldu Ezo?

Ezo: Yoo bir şey mi olması gerek.

Kadim: Neyse kahvaltı isteyecektim. Getirebilir misin?

Ezo: Peki Kadim Bey.

Ezo kahvaltı tepsisini hazırlar ve gazeteyi de tepsinin kenarına koyar. Kadim’in kapısına gelen Ezo derin bir nefes alır ve kapıyı çalıp içeri girer. Tepsiyi masanın üstüne bırakır ve çıkmak için kapıya doğru yönelir. Karanlık odadan çıkan Kadim, Ezo’yu durdurur.

Kadim: Hayırdır Ezo, ne bu acele?

Ezo: Bana dediğinizi yaptım Kadim Bey kahvaltınızı getirdim şimdide gidiyorum. Bitince, ararsınız gelir tepsiyi alırım.

Kadim: Ezo, bu suratının hali ne böle, ağlamışsın sen. Bak bakıyım bana.

Ezo: Kadim Bey napıyorsunuz? Birkaç gündür size yakın davrandım diye ne bu samimiyet.

Kadim: Pardon Ezo. Sen iyi misin cidden?

Ezo: İyiyim Kadim Bey. Sizin iş toplantınız nasıl geçti?

Kadim: Toplantı nasıl olur sıkıcıydı işte..

Ezo: Eminim öledir, çok sıkılmışsınızdır.

Kadim: Ne dedin Ezo anlamadım.

Ezo: Bir şey demedim. Kafamdan geçenleri de mi size söylemem gerekecek.

Kadim: Ne alakası var. Mırıldandın gibi geldi bana da o yüzden sordum. Toplantıyı sormak nerden çıktı şimdi, benimle ilgili konularla ilgilenir miydin sen?

Ezo: Yok, dün akşam Elçin Anne sormuştu da ne toplantısı diye keşke o da gelseydi demişti de, şimdi eve gidince sorarsa kendisine söylemek için size sorayım dedim.

Kadim: Ben de benimle ilgileniyorsun diye sevinmiştim.

Ezo: Sizinle ne ilgilenecem Kadim Bey. Sizinle ilgilenen ilgileniyor zati.. Bu arada dünkü toplantınızla ilgili gazete de haber var. Belki ilginizi çeker diye getirdim okursunuz büyük başarınızı.

Kadim: Ne haberi, ne başarısı...

Ezo: Size iyi okumalar Kadim Bey der ve odadan çıkar.

Devamı sonra... :icon_whis

papatya363
18-12-07, 11:23
7. KISIM

arabadan inerler.deniz kenarına gelmişlerdir.ezo dnize bakmaktadır.derin bi nefes alır ve denizin kokusunu içine çeker.hiç olmadığı kadar mutludur.kadimle birbirlerine bakarlar

kadim:denizi seviyomusun ezo
ezo:bizim oralarda deniz yok hep filimlerde görürdüm istanbula gidince bol bol giderim derdim ama hayat şartları falan pek vakit bulamadım.bide izsan tek başına gelince pekde güzel olmiy ele sap kimin
kadim:şimdi ben varım yanında
ezo:evet.saol, sayende çok güzel bi gün geçiriyim
kadim:asıl ben sana teşekkür ederim.bende çok güzel bi gün geçiriyorum.bugün gittiğimiz yerlere daha önce tek başıma gitmiştim ama hiç zevk alamamıştım.bugünse tam tersi o kadar büyük zevk aldımki bunun sebebide yanımda senin olman.

ezonun duydukları hoşuna gitmiştir ve gülen gözleriyle kadime bakar

kadim:hadi gel ezo der ve ezonun elinden tutar
ezo:bele acele nereye götiriysin

kadim durmuştur yatın yanına gelmişleridir.kadim yatı göstererek

kadim:işte burya
ezo:ne burayamı
kadim:evet.yoksa binmek istemezmisin.güzel bi deniz turu yaparız diye düşünmüştüm(ezonun hayır demesinden korkuyordur)
ezo:yoo isterim tabide biraz korkiyim daha önce hiç binmemiştim.denizin üstünde olduğumu düşününce bi garip oldum
kadim:korkma ezo yanında ben varım hiç bişe olmaz
ezo:tamam

kadim ezonun elinden tutup yata bindirir

kadim:gel şöyle otur ezo

yanyana otururlar

kadim:iyisin dimi ezo
ezo:eyiyim tabi, korkiyim dedimde abartma bu kadar, eyice korkak ettin beni

ayağa kalkar

ezo:bak alıştım bile
kadim:tamam bişe demedim.ben yatı çalıştırıyım
ezo:ne senmi sürecen
kadim:evet
ezo:ya daha eyi anlayan biri süreydi
kadim:ne yani sen iyi süremezmisin diyosun, gayet iyi sürüyorum ezo daha öncede sürdüm(sonra ezoyu korkutmak için devam eder:) )sadece bi kaçkere tekneye çarptım okadar.ama sorun değil nasıl olsa yüzme biliyorum bişe olmaz:)

ezonun gözleri faltaşı gibi açılır

kadim:sen yüzme biliyosun dimi ezo:)
ezo:ya ben diyim bizim oralarda deniz yok, sen diyosunki yüzme biliymisin.dalgamı geçiyin.

kadim gülmeye başlar

kadim:evet dalga geçiyorum:)ben bilmediğim şeyi sürüp seni tehlikeye atarmıyım ez.sana bile bile zarar verirmiyim
ezo:ya bende biliym dalga geçtiğini.anladığımı öğrenip bozum olmayasın diye bende anlamamış kimin yaptım
kadim:hıı tabi tabi.kesin öyledir:)
ezo:ey tamam ele değil:)
kadim:hadi yanıma gel beraber sürelim

birlikte dümenin oraya giderler.kadim motoru çalıştırır.bi yandan yatı sürerken bi yandanda etrafı anlatır.artık havada kararmıştır.kadim motoru durdurur

kadim:ezo hadi gel arka tarafa geçelim

akşam olduğu için hava soğumuştur ve esiyordur

kadim:sen bekle ben içerden battaniye getiriyim
ezo:tamam

kadim içeri girer ve battaniyeyi alır.arkadan ezonun sıtına sarar.ezo gülümser.

ezo:saol.ama sende üşürsün kendine de getirseydin bi tane
kadim:bitane vardı sadece(yalan:) )
ezo:içeri girelim o zaman
kadim:yok önemli değil otururum ben böyle(amacı ezoyla aynı battaniyenin içine girmek aslında:) )

ezoda kdimin bu niyetini anlar:)

ezo:olmaz ama.hadi böyle gel battaniye büyük ikimizede yeter

kadiminde duymak istediği zaten budur.ezoya yaklaşır ve battaniyeyi üstüne alır.artık ikiside aynı battaniye altındadır.birbirlerine hiç olmadığı kadar yakınlardır.birbir gözlerine bakarlar.adeta birbirlerine gözleriyle sevdiğini söylüyodurlar.sonra ezo yıldızlara bakar ve derin bi nefes alır

kadim:ezo üşüdün hadi içeri girelim
ezo:tamam

birlikte içeri girerler.ezo içeri girdiğinde öylece kalakalır.gördükleri karşısında şok olmuştur

papatya363
18-12-07, 13:41
evet sizi daha çok merakda bırakmadan başlıyım yazmaya

8. KISIM

ezo içeri girdiğinde öylece kalakalır

karşısında müthiş bi sofra vardır.özenle hazırlanmış, şık, her tarafı kırmızı güllerle donatılmış bi sofra.

her taraf mumularla aydınlatılmış, etrafa güller serpiştirilmiş ve duvarlarda kadimle ezonun deby olduğu zaman çekildikleri resimler, ezonun büyütülmüş göz resimleri asılıdır

ezo gördüklerine inanamaz.bu kadar güzel geçen bir günün, ardındanda böyle rüya gibi hazırlanmış bi ortamın gerçek olabileceğine inanamaz.sanki gözlerini kapatıp açtığında herşey bitecektir.

kadimde ezoyu izlemektedir.ezoyu öyle görünce kendide çok mutlu olur

kadim:hadi oturalım ezo

kadim ezonun sandalyesini çeker.ezo oturur.kadimde güzel bi müzik açıp karşısına oturur(siz hangi müzik olmasını istiyosanız onu hayal edin artık)

kadim:ezo beğendinmi süprizimi

ezo gözleri mutluluktan parlayarak

ezo:beğenmez olumuyum hemde çok beğendim.bu sofra, güller, duvardaki resimler, herşey rüya kimin,inanamiyim.hayatımda hiç yaşamadığım şeyleri bugün yaşiyim.
kadim:rüya değil ezo hepsi gerçek, seni böyle mutlu görmek, gözlerini böyle gülerken görmek çok güzel

uzun uzun birbir gözlerine bakarlar

kadim:hadi yemeğe başlıyalım.sabahtan beri dolaşıyoruz acıkmışsındır.
ezo:evet acıktım.hatta aklımdan geçiydi beni aç acınamı eve götürecek, bi yemek yedirmicekmi:)(hep romantizm olmasın dimi arada atışsınlarda)
kadim:aşk olsun ezo ben öyle şey yaparmıyım, kanıtıda önünde zaten:)
ezo:biliyim zaten şaka yapiyim, hazırlanabilecek en güzel sofrayı hazırlamışsın

yemeğe başlarlar

kadim:ezo şarap istermisin
ezo:yok saol hiç içmedim önceden, şimdi çarpar falan
kadim:bi kadehten bişe olmaz
ezo:tamam o zaman:)
kadim:tamam o zaman:)

kadim ezonun kadehini doldurur ve kadehini kaldırır

kadim:bundan sonrada böyle güzel günler geçirmek dileğiyle içelim ezo

ezo bi yudum içer tadı çok değişik gelmiştir

kadim:beğendinmi ezo?
ezo:bilmem, çok değişik geldi
kadim:içtikçe alışırsın
ezo:sen bu şarabın nasıl yapıldığını biliymisin
kadim:biraz
ezo:bilsen içmessin zaten
kadim:bak sen nasıl yapılıyomuşki bilsem içmem:)
ezo:şarap üzümden yapıliyya
kadim:eee
ezo:işte o üzümleri ayaklarıyla çığniylermiş
kadim:ayaklarıyla napıyolarmış:)
ezo:çığniylermiş, yani eziylermiş
kadim:hadi cnm seni kandırmışlar:)
ezo:bende hiç kanacak göz varmı:)
kadim: o zaman neden içiyosun şarap, madem ayaklarıyla eziyolarmış.pardon çığniyolarmış:)
ezo:seni kırmamak için, benim için bu kadar güzel bir masa hazırlamışsın.her tarafı güllerle, mumlarla donatmışsın, resimlerimizi asmışsın, bu kadar özen göstermişsin. seni kırıp şarapmı içmicem:)

birlikte yemeğe devam ederler

sessizperi
18-12-07, 14:01
Ezo: Size iyi okumalar Kadim Bey der ve odadan çıkar.

Kadim, Ezo’nun neyden bahsettiğini anlamak için gazetenin sayfalarını hızlı bir şekilde çevirir. Son sayfanın sağ alt köşesindeki haberi görür ve okumaya başlar.

‘’ Ünlü işadamı Kadim ..... uzun bir aradan sonra tekrar gecelerde kendini gösterdi. Dün gece, özel bir davette ünlü manken Pınar ... ile samimiyeti gözlerden kaçmadı. Genç âşıklar gece boyunca eğlencenin keyfini çıkardılar.’’

Haberi okuyan Kadim okuduklarına inanamaz ve bir daha okur. ‘’ Genç âşıklar mı, ne diyor bunlar ya... Ezo, tabii ya haberi okudun...’’ Kadim hızlı bir şekilde odadan çıkar ve Ezo’ya yetişmek için merdivenlerden koşarak iner. Mutfak katına geldiğinde Ezo’yu tam mutfağa girecekken yakalar.

Kadim: Ezooo

Ezo: Bir şey mi istediniz Kadim Bey?

Kadim, Ezo’yu kolundan tuttuğu gibi malzeme odasına götürür.

Kadim: Ezo açıklayabilirim. Dün akşam aslında toplantı.... yanımdaki bayan... şey resimde gördüğün...

Ezo: Hiçbir şey açıklamak zorunda değilsiniz Kadim Bey. Sizin özel hayatınız beni hiç ama hiç ilgilendirmiyor.

Kadim: Hayır açıklamak zorundayım. Toplantıya gidiyorum dedim evet ama hem seni kırmak istemedim, hem de yanlış şeyler düşünmeni istemediğim için yalan söyledim. Sonuçta resimdeki bayan sadece arkadaşımdı, benden kendisine eşlik etmemi istedi. Yazılanlara gelince de hepsi yalan, gazetecilerin abartması.

Ezo: Ha bi de siz şimdi beni zorla öptü dersiniz di mi!.. Kadim Bey buralı olmayabilirim ama aptal da değilim. O yanınızdaki bayan dün de oteldeydi hatta kendisiyle sizin kattan asansöre binerken karşılaştım. Hiç kimse istemediği bir şeyi zorla kendisine yaptıramaz. Bunu siz kendiniz söylemiştiniz. İstemişsiniz ki öle bir fotoğraf çıkmış.

Kadim: Ezo lütfen inan bana. Fotoğrafta gördüğün gibi Pınar beni öpmüyordu ama öpüyormuş gibi görünüyor.

Ezo: Yeterin Kadim Bey. Dediğim gibi sizin özel hayatınızı beni ilgilendirmiyor. İzninizle işimin başına dönmeliyim. Size iyi günler...

Kadim: Daha konuşmamız bitmedi Ezo. Lütfen beni dinle. Sen benim için çok önemlisin. Seni çok seviyorum.

Ezo: Sevmek mi, siz beni sevmek... beni seviyisiniz demek bizim orda birini sevdi mi insan ona yalan söyleyip o geceyi başkasıyla geçirmez. Bir daha ağzınızdan sevgi sözcükleri çıkmasın, toplantınız gibi sevginiz de yalan. Sizde diğerleri gibiymişsiniz, canımı yaktınız. Oysa sizin diğerlerinden farklı olduğunuzu düşünmüştüm. Tüm kalbimle buna inanmıştım ama aklım beni engelliyordu sürekli. Aklım diyordu ki ‘’ Sen kimsin o kim, o da diğerleri gibi biri, sadece sana acıyor, senden etkilenmiş olsa bile bu sadece bir süreliğine sürecek bir eğlence onun için. Sen seni bil Ezo’’. Kalbim yine yanıldı, aklım yine haklı çıktı. Evet Kadim Bey, size iyi günler...

Kadim, Ezo’yu durdurmaya çalışır ama Ezo hızlı bir şekilde hareket ederek mutfağa yönelir.

Kadim çaresiz bir şekilde asansöre biner ve odasına çıkar. Çekmecede özenle sakladığı Ezo’nun fotoğrafını çıkarır ve güzel gözlüsüyle konuşmaya başlar.‘’Seni seviyorum Ezom, neden inanmıyorsun. Aslında kızmakta haklısın, ben sana güvenden bahsederken benim yaptığıma bak biliyorum. Hele ben insanlara güvenmeyen ben, onlar gibi güvenilmez oldum. Senin güvenini sarstım, şimdi ne yapayım güzel gözlüm söyle bana...’’

Tüm gün boyunca Ezo ve Kadim birbirlerini düşünmeden edemezler. Ezo Kadim’i düşündükçe sinirlenmekte, Kadim’de hatasını düzeltmenin yollarını aramaktadır.

Kadim en sonunda Ezo’ya güzel bir sürpriz yapmaya ve bu planı akşam yemeğinde uygulamaya karar verir ve böylelikle kendisini affettirebileceğini düşünür. Hazırlıklara başlayan Kadim odayı güzel romantik bir ortama dönüştürür.

Kutsal Usta telefona cevap verir.

Kutsal Usta: Buyrun Kadim Bey.

Kadim: Usta çok özel 2 kişilik bir akşam yemeği hazırlamanı istiyorum.

Kutsal Usta: Peki Kadim Bey. Yarım saate kadar gönderirim.

Eylül: Ne oldu baba.

Kutsal Usta: Kadim Bey çok özel 2 kişilik bir akşam yemeği hazırlamamı istedi.

Eylül: Gazete de gördüğümüz bayanı ağırlayacak herhalde bu akşam.

Kutsal Usta: Bize ne kızım, hadi biz işimize bakalım.

Eylül: Baba, dışarıda biraz işim var. Erken çıkabilir miyim?

Kutsal Usta: Tamam kızım akşama çok geç kalma. Ben de yemeği hazırlar çıkarım zati. Evde görüşürüz.

Bu sırada Ezo, mutfağa girer.

Kutsal Usta: Ha kızım geldin mi!.. Bana yardım ette şu yemeği yetiştirebileyim. Kadim Bey çok özel 2 kişilik bir akşam yemeği hazırlamamı istedi de.

Ezo: Zıkkı.... yesin.

Kutsal Usta: Bir şey mi dedin Ezo.

Ezo: Yok bir şey demedim usta.

Yarım saat sonra çok güzel bir akşam yemeği hazırlanır.

Kutsal Usta: Ezo, her şey hazır artık götürebilirsin.

Ezo: Usta ben götürmeseydim.

Kutsal Usta: Kim götürecek Ezo, Eylül de yok. Ben mi götüreyim?

Ezo: Yok usta. Tamam ben götürürüm.

Devamı sonra....:icon_whis

papatya363
18-12-07, 16:02
devamı

8. KISIM

yemeğe devam ederler.artık yemeklerini yemiştirler.kadim ezonun gözlerinin içine bakarak ayağı kalkar. müziğin sesini birazdaha açar.eline bir tane kırmızı gül alır ve ezoya doğru gider.gülü ezoya verir

kadim:bu güzel bayan benimle dans edermi acaba

ezo çok istiyodur ama dans etmeyi bilmiyodur

ezo:şeyy ben dans etmeyi bilmiyim ama
kadim:çok kolay sen kendini bana bırak yeter

ezo tamam der ve ayağı kalkar.kadim elini ezonun beline sarar, diğeriylede elini tutar.dans etmeye başlarlar.bu onların ilk dansıdır.ikisininde kalbi hızlı hızlı atmaktadır.birbir gözlerine bakıyodurlar.adeta gözleriyle konuşuyodurlar

kadim:ah ezo bi korkmasan, kimin ne diyeceğini düşünmesen sadece sevsen
ezo:neden korkiysin neden kendini geri çekiysin, görmiymisin adam seni ne kadar seviy, senin içi neler yapiy
kadim:aşk her şeyi göze almak değilmi zaten
ezo:neden aşk hep bele zor bele imkansiz oliy
kadim:imkansız diye birşey yok.yeterki biz birbirimizi sevmeye korkmayalım
ezo:korkma ezo, kimin ne dediğini düşünme, yoksa olan sana ve aşkına olur
kadim:korkusuzca sevdiğini söylesen ezo, başkalaerının sözlerini değil sadece kalbinden geçenleri söylesen
ezo:seviysin işte ezo, sevdiğini söylemek bu kadar zormu,hayır değil. seviyim işte seviyim, seviyim(tabi sadece gözleriyle itiraf etti:)olsun buda bi aşama)

ve bunları düşündükten sonra başını kadimin göğsüne koyar, böyle dans etmeye devam eder.kadim şaşırmıştır.o hep korunaklı zırh gibi ezo kendini kadimin kollarına bırakmıştır.uzun bi süre böyle dans ederler

kadim:ezo şöyle oturalımmı sana söyliyeceklerim var
ezo:tamam

birlikte otururlar

devamı var

fırsat buldukça girip yazıyorum inş. devamını yazmayada fırsat bulabilirim

papatya363
18-12-07, 17:22
devamı

10. KISIM

birlikte otururlar.kadim eliyle ezonun yüzünü okşayarak konuşmaya başlar

kadim:ezo sana baktığım zaman kalbim deli gibi çarpıyor, gözlerine baktığımda sanki rüyalara dalıyorum, ellerini tutmadan gözlerine bakmadan bi an bile geçirmek istemiyorum, hep yanımda ol istiyorum

sen gelmeden hayatım bomboşdu tek başıma buz gibi yaşıyordum herşeye karşı nefret doluydum zaten sebebini biliyosun ama sen gelince hayatımda bi güneş gibi doğdun yeniden bi insana güvenebileceğimi anladım

seni tanıdığım için kendimi dünyanın en şanslı adamı hissediyorum ve seni bulmuşken kaybetmek istemiyorum

artık sensiz bi hayat istemiyorum, senin içinde olmadığın hiç bir şey istemiyorum, senin kokunu hissetmeden yaşamakda istemiyorum.

ben sensiz hep eksik hep yarımım.nolur bunu bana yapma ikimizide birbirimizden uzak tutma

yaşayacağımız güzel günleri bile bile yok etme

beni sensiz, senide bensiz bırakma.mantığının ve başkalarının sesini değil kalbinin sesini dinle

tek istediğim kalbimi korkusuzca kabul etmen.inan kalbin bende olduğu sürece hiç bi zaman incinmiyecek, kırılmıyacak

ben yaşadığım sürece bu kalp seni hep sevecek.

SENİ SEVİYORUM EZO SENİ ÇOK SEVİYORUM
deliler gibi SEVİYORUM SEVİYORUM SEVİYORUM

ezo bu sözler karşısında daha dayanamaz ve

bende seni sevmiyimmi saniysin, seni görünce benimde kalbim deli gibi çarpmiymi, ben istemiymiyim seninle hep böyle güzel günler geçirmek, bakışların karşında erimiyimmi(e taş olsa erir dimi)

bende seni SEVİYİM hemde çok SEVİYİM, SEVİYİM, SEVİYİM

gözlerinden damlalar dökülür

kadim:hişş sakın ağlama san gülmek yakışıyor bu gözler hiç ağlamasın hep gülsün çünkü gülünce daha güzel oluyor der ve ezonun gözyaşlarını siler

birbirlerine yavaş yavaş yaklaşırlar ve sonunda dudaklar birbiriyle buluşur

benden artık bu kadar
beynim iflas etti, aklıma daha bişey gelmiy(zaten ezonun repliklerini yaza yaza onun kimin konuşmaya başladım:) )

zaten diziyede pek bişe kalmadı
akşam bölüm olduğu için yetiştirmeye çalıştım sonunda yetiştirdim

sessizperi
19-12-07, 12:01
Ezo: Size iyi okumalar Kadim Bey der ve odadan çıkar.
Kadim, Ezo’nun neyden bahsettiğini anlamak için gazetenin sayfalarını hızlı bir şekilde çevirir. Son sayfanın sağ alt köşesindeki haberi görür ve okumaya başlar.
‘’ Ünlü işadamı Kadim ..... uzun bir aradan sonra tekrar gecelerde kendini gösterdi. Dün gece, özel bir davette ünlü manken Pınar ... ile samimiyeti gözlerden kaçmadı. Genç âşıklar gece boyunca eğlencenin keyfini çıkardılar.’’
Haberi okuyan Kadim okuduklarına inanamaz ve bir daha okur. ‘’ Genç âşıklar mı, ne diyor bunlar ya... Ezo, tabii ya haberi okudun...’’ Kadim hızlı bir şekilde odadan çıkar ve Ezo’ya yetişmek için merdivenlerden koşarak iner. Mutfak katına geldiğinde Ezo’yu tam mutfağa girecekken yakalar.
Kadim: Ezooo
Ezo: Bir şey mi istediniz Kadim Bey?
Kadim, Ezo’yu kolundan tuttuğu gibi malzeme odasına götürür.
Kadim: Ezo açıklayabilirim. Dün akşam aslında toplantı.... yanımdaki bayan... şey resimde gördüğün...
Ezo: Hiçbir şey açıklamak zorunda değilsiniz Kadim Bey. Sizin özel hayatınız beni hiç ama hiç ilgilendirmiyor.
Kadim: Hayır açıklamak zorundayım. Toplantıya gidiyorum dedim evet ama hem seni kırmak istemedim, hem de yanlış şeyler düşünmeni istemediğim için yalan söyledim. Sonuçta resimdeki bayan sadece arkadaşımdı, benden kendisine eşlik etmemi istedi. Yazılanlara gelince de hepsi yalan, gazetecilerin abartması.
Ezo: Ha bi de siz şimdi beni zorla öptü dersiniz di mi!.. Kadim Bey buralı olmayabilirim ama aptal da değilim. O yanınızdaki bayan dün de oteldeydi hatta kendisiyle sizin kattan asansöre binerken karşılaştım. Hiç kimse istemediği bir şeyi zorla kendisine yaptıramaz. Bunu siz kendiniz söylemiştiniz. İstemişsiniz ki öle bir fotoğraf çıkmış.
Kadim: Ezo lütfen inan bana. Fotoğrafta gördüğün gibi Pınar beni öpmüyordu ama öpüyormuş gibi görünüyor.
Ezo: Yeterin Kadim Bey. Dediğim gibi sizin özel hayatınızı beni ilgilendirmiyor. İzninizle işimin başına dönmeliyim. Size iyi günler...
Kadim: Daha konuşmamız bitmedi Ezo. Lütfen beni dinle. Sen benim için çok önemlisin. Seni çok seviyorum.
Ezo: Sevmek mi, siz beni sevmek... beni seviyisiniz demek bizim orda birini sevdi mi insan ona yalan söyleyip o geceyi başkasıyla geçirmez. Bir daha ağzınızdan sevgi sözcükleri çıkmasın, toplantınız gibi sevginiz de yalan. Sizde diğerleri gibiymişsiniz, canımı yaktınız. Oysa sizin diğerlerinden farklı olduğunuzu düşünmüştüm. Tüm kalbimle buna inanmıştım ama aklım beni engelliyordu sürekli. Aklım diyordu ki ‘’ Sen kimsin o kim, o da diğerleri gibi biri, sadece sana acıyor, senden etkilenmiş olsa bile bu sadece bir süreliğine sürecek bir eğlence onun için. Sen seni bil Ezo’’. Kalbim yine yanıldı, aklım yine haklı çıktı. Evet Kadim Bey, size iyi günler...
Kadim, Ezo’yu durdurmaya çalışır ama Ezo hızlı bir şekilde hareket ederek mutfağa yönelir.
Kadim çaresiz bir şekilde asansöre biner ve odasına çıkar. Çekmecede özenle sakladığı Ezo’nun fotoğrafını çıkarır ve güzel gözlüsüyle konuşmaya başlar.‘’Seni seviyorum Ezom, neden inanmıyorsun. Aslında kızmakta haklısın, ben sana güvenden bahsederken benim yaptığıma bak biliyorum. Hele ben insanlara güvenmeyen ben, onlar gibi güvenilmez oldum. Senin güvenini sarstım, şimdi ne yapayım güzel gözlüm söyle bana...’’
Tüm gün boyunca Ezo ve Kadim birbirlerini düşünmeden edemezler. Ezo Kadim’i düşündükçe sinirlenmekte, Kadim’de hatasını düzeltmenin yollarını aramaktadır.
Kadim en sonunda Ezo’ya güzel bir sürpriz yapmaya ve bu planı akşam yemeğinde uygulamaya karar verir ve böylelikle kendisini affettirebileceğini düşünür. Hazırlıklara başlayan Kadim odayı güzel romantik bir ortama dönüştürür.
Kutsal Usta telefona cevap verir.
Kutsal Usta: Buyrun Kadim Bey.
Kadim: Usta çok özel 2 kişilik bir akşam yemeği hazırlamanı istiyorum.
Kutsal Usta: Peki Kadim Bey. Yarım saate kadar gönderirim.
Eylül: Ne oldu baba.
Kutsal Usta: Kadim Bey çok özel 2 kişilik bir akşam yemeği hazırlamamı istedi.
Eylül: Gazete de gördüğümüz bayanı ağırlayacak herhalde bu akşam.
Kutsal Usta: Bize ne kızım, hadi biz işimize bakalım.
Eylül: Baba, dışarıda biraz işim var. Erken çıkabilir miyim?
Kutsal Usta: Tamam kızım akşama çok geç kalma. Ben de yemeği hazırlar çıkarım zati. Evde görüşürüz.
Bu sırada Ezo, mutfağa girer.
Kutsal Usta: Ha kızım geldin mi!.. Bana yardım ette şu yemeği yetiştirebileyim. Kadim Bey çok özel 2 kişilik bir akşam yemeği hazırlamamı istedi de.
Ezo: Zıkkı.... yesin.
Kutsal Usta: Bir şey mi dedin Ezo.
Ezo: Yok bir şey demedim usta.
Yarım saat sonra çok güzel bir akşam yemeği hazırlanır.
Kutsal Usta: Ezo, her şey hazır artık götürebilirsin.
Ezo: Usta ben götürmeseydim.
Kutsal Usta: Kim götürecek Ezo, Eylül de yok. Ben mi götüreyim?
Ezo: Yok usta. Tamam ben götürürüm.
Devamı sonra....:icon_whis

Bu sırada, Kadim’in kapısı çalınır.

Kadim içerdeki odadan seslenir ‘’Kapı açık, gir sen içeri ben geliyorum.’’ İçeri giren Pınar, odanın halini görünce kendisi için hazırlanmış olabileceğini düşünerek sevinir. Paltosunu çıkaran Pınar, koltuğa geçer.

Ezo, Kadim’in kapısının önüne gelir ve kapıyı çalar. Tam kapıyı açacakken Pınar, kapıyı açar. Ezo, Pınar’ı karşısında görünce bayılmamak için kendisini zor tutar.

Pınar: İçeri bırakabilirsin?

Ezo, o an oradan kaçıp gitmek istese de bunu yapmaz ve yemeği masanın üstüne bırakır.

Pınar: Söyleyin diğer çalışanlara da bizi rahatsız etmesinler.

Ezo, cevap verme gereği duymaz ve odadan çıkmak için kapıya doğru yönelir. Tam bu esnada diğer odadan Kadim çıkar.

Kadim: Ezo, nereye gidiyorsun der ve o esnada Pınar’ı görür.

Ezo: Hanımefendinin isteği üzerine yemeği masanızın üzerine bıraktım. Size afiyet olsun efendim.

Ezo odadan çıkar, asansöre doğru yönelir. Kadim Ezo’nun arkasından gelir.

Kadim: Ezo, o akşam yemeği ikimiz içindi. Lütfen gitme...

Ezo: Pınar Hanımı da yemekten sonra tatlı niyetine alacaktınız herhalde.

Kadim: Ben çağırmadım ki onu. Ezo inan bana, geleceğinden haberim bile yoktu. O oda senin için hazırlandı.

Ezo: İçeri nasıl girdi? Kadim Bey... Pardon girebilir miyim dedi siz de çok yufka yüreklisinizdir ya girsin dediniz. Yeterin gerçekten yeterin, beni rahat bırakın der ve gözleri dolar.

Kadim: Ezo, yüzüme bak, yalan söylemiyorum inan bana.

Ezo, Kadim’in yüzüne bakar ama öyle bir bakar ki; Kadim Ezo’nun gözlerindeki nefreti ta içinde hisseder.

Ezo: Yeter.... der ve Ezo asansöre biner.

Kadim sinirli bir şekilde odaya döner ve Pınar’ı kolundan acıtacak şekilde tutar.

Kadim: Senin ne işin var burada, hem içeri nasıl girdin sen?

Pınar: Kapı açık gir diyince ben de girdim.

Kadim: Sessiz niye giriyorsun ki, ben geldim diyebilirdin. Gitmeni istiyorum hemen şimdi. Zaten yeterince başımı derde soktun.

Pınar: Kadim senden çok hoşlanıyorum, anlamadın mı şimdiye kadar. Bırak bu gece ikimizin olsun.

Kadim: Ne bu gece ne de başka bir gece ikimizin olmayacak. Odamdan çık hemen şimdi.

Pınar: Kadim.

Kadim: Bak zorla çıkartmamı istemiyorsan git artık. Yeterince hayatımı mahvettin zati. Yüzünü görmek bile istemiyorum.

Pınar odadan çıkar. Kadim, koltuğa kendini bırakır.‘’ Ne yapıcam şimdi. Biliyorum Ezom, insan sevdiğini bu şekilde üzer mi, ama hepsi yanlış anlamadan ibaret, kalbim hep seninle bunu görmüyor musun, hala neden bu öfke, neden bu sitem...’’

Ezo koşarak mutfağa iner.

Kutsal Usta: İyi misin Ezo?

Ezo: İyiyim usta, ben izninle çıkabilir miyim...

Kutsal Usta: Tamam kızım, yarın görüşürüz. İyi Akşamlar...

Ezo koşarak otelden çıkar ve kendini sahil kenarına atar. Sahil kenarı, Ezo için bir sakinleşme alanıdır. Ezo gözünden süzülen yaşlara engel olamaz ve denizin derinliklerinde sakinleşmeye çalışır.’’Fotoğrafı düşünmek istemese de gözünün önünden bir türlü gitmemektedir. Yok toplantıya gidiyormuş ta, yok beni kırmamak için yalan söylemişte, yok gitmek istememiş te, yok o fotoğraf yalanmışta, yok o yemek ikimiz içinmişte, yok onun gelceğinden haberi yokmuş ta, yok yok yok Kadim Bey, karşınızdakini saf biri sandınız herhalde. Salak kafam nasıl da kandın da kalbini açtın ona. Nefret ediyorum senden. Ama şu kalbime laf geçirtemiyorum, bir kere girdin kalbimin en derin yerine, nasıl çıkarsın bilmiyorum. Her ne kadar kalbim artık sensiz kalmak istemese de sensizliğe alışmalıyım.’’

Ezo, iyice düşündükten ne yapması gerektiğini artık çok iyi biliyordur....

Devamı sonra... :icon_whis

pelin-ce
21-12-07, 00:08
Tavsiye müzik: Gece Yolcuları - Nerdesin?


YEŞİL BİR DENİZ…
(NERDESİN?)

Cemil: Yoksa sevgilin mi?
Kadim ve Deniz şaşkın ve bir o kadarda mahçup birbirlerine bakarlar...


Gittiğinden beri ağlıyorum…
Bittim her taraf sessiz…

Gidenlerin ardından ağlarken kabuslarından uyanarak yeni düşlere sarılmakmış hayat…
Tesadüflerin getirdiği düşleri anlamakmış yeni diyarlarda…
Zaman akarken şaşırarak bakmakmış olanlara; dilsiz, kifayetsiz…

Muhsin: Aa Cemil oğlum o ne biçim soru…
Misafirlerimiz o kadar yoldan gelmişler hadi al bavulları da odalarına çıkar bakalım…
Cemil: Ama dayı…
Muhsin: Hadi söylenme, söylenme!

Cemil Kadim’in elinden çantayı çekiştirir Deniz’den de sırt çantasını isteyerek merdivenlere doğru ilerler…

Muhsin: Kusura bakmayın çocuklar bizim Cemil’in halleri işte…
Uzun yoldan geldiniz acıkmışınızdır… Siz odalarınıza yerleşin bende atıştırmalık bir şeyler hazırlayayım size…
Deniz: Tamam Muhsin amca…

Deniz ve Kadim bir birlerinin yüzlerine bakamadan merdivenleri çıktılar…
Deniz: Cemil’e alışmalısın o biraz farklıdır…
Kadim: (Kaçamak bir gülümsemeyle) Evet, belli oluyor…

O sırada Cemil koridorun solundaki odadan çıkarak Kadim’e doğru yaklaşır…
Cemil: (Gergin bir sesle,) Senin odan burası! Diyerek parmağıyla işaret eder…
Kadim sinirinden gülerek odasına geçer, Deniz’de her zaman ki odasına…

Kadim odaya girdiğinde huzur bir esinti olup yüzüne vurmuştu sanki…Oda da eşyalarını yerleştirebileceği küçük bir dolap, eskilerden kalma bir çalışma masası ve fazlasıyla rahat görünen bir yatak vardı. Bu küçük odanın en güzel yanı ise derin mavileri hayallere taşıyan deniz manzarasıydı…
Kadim önce kendini yatağa attı… Hesapsızca çıktığı yolculuğunu ve getirdiği sürprizleri düşündü…
Bir an Deniz düştü aklının en ücra sahillerine… Hemen doğruldu…Onun hakkında her şeyi bilmek öğrenmek isteğine karşı koyamıyordu… Pencereye yaklaştı, başını cama dayadı ve sonsuz mavilere daldı… Aklında binlerce soru yığını vardı, sorulması cesaret gerektiren cevapları bilinmezde gizlenen… Cesurca bir motora atlayıp yollara düşen bu kadını tanımak istiyordu…

Kadim: Kimsin sen?

Yan oda…

Deniz uzun zaman önce geldiği odasını süzer önce her şey aynıydı gülümsedi…
Sırt çantasını ve fotoğraf makinesini masanın üzerine bıraktı dikkatlice…
Pencereye yönelerek perdeyi araladı…
İkisi de o an birbirlerinden habersiz sonsuz mavilerin gölgesinde ki düşüncelere esir olmuşlardı…

Deniz düşüncelerinden sıyrılarak odasından çıktı…
Yemek için aşağı ineceklerdi ama Kadim’den ses yoktu…
Kapının önüne kadar geldi ve Cemil’in dediklerini hatırlayıp utandı…
Kapıyı çalıp çalmamak konusunda kendiyle bir savaşa girdi…Tam kapıyı vuracakken….


Kadim Cemil’in söylediklerine gülerek odadan çıkmak için kapıyı araladı…
Deniz irkildi önce, sonra derin bir nefes alarak…
Deniz: Bende tam yemek için…
Kadim: Korkuttum mu?
Deniz: Hayır bir an boş bulundum… Hadi inelim…
Kadim: Tamam…

Beyaz örtü üzerinde mis gibi köy ekmeği, ortada ki büyük kasede taze mevsim salatası, eski bakır bir sürahi dolusu su ve iki bardak…
Aşağı indiklerinde masa neredeyse hazırdı…

Muhsin Bey içerden seslendi…
Muhsin:Deniz kızım siz oturun her şey hazır…
Deniz Kadim’e gülümseyerek masaya oturdu.. Ardından sessizce Kadim’de…
Biraz sonra elinde bir tava ile Muhsin Bey çıkıp geldi…Elindeki içinde peynirli yumurta olan bakır sahanı masanın orta yerine koydu…
Muhsin: Hadi size afiyet olsun. Ben bir Cemil’e bakayım…

Kadim masaya bakındı ne tabak ne bıçak vardı. Tam Deniz’e soracakken Deniz köy ekmeğinden bir parça kopararak yumurtaya bandırdı…
Kadim şaşkın bir gülümsemeyle önce Deniz’i izledi…
Deniz onu fark edince…
Deniz: Neden yemiyorsunuz?
Kadim: (Şaşkınlığını atamadan) Ben… Yiyorum…
Deniz hadi diyerek bir parça ekmek uzattı… Kadim Deniz’e bakarak onun gibi banmaya çalıştı…
Elindeki lokmanın ağzında bıraktığı tat gerçekten kusursuzdu…Ne kadar acıkmış olduğunu hissetti…
Bu güne dek yediği yemeklerin hiç birinde de bu lezzeti bulamamıştı üstelik…


Sonbaharın huzurlu sakinliğinde alacakaranlık doğayı örtüp gizlediği saatlere vurmuştu zaman…
Yemek bitiminde Cahide teyze kasabadan dönmüştü…Cahide Hanım tombul, cana yakın, hamarat sıcacık bir kadındı..

Cahide: Deniz canım kızım hoş geldin…
Deniz: Cahide teyze nerelerdesin asıl sen hoş geldin!
Cahide: Muhsin Bey geleceğini dediydi ya kasabaya kadar indiydim…
Deniz: Cahide teyzem bu bey Kadim Avşar…
Cahide: Sende hoş gelmişsin oğlum… Nasılsın?
Kadim: Hoş bulduk Cahide Hanım… Teşekkür ederim buraya geldiğimden beri daha iyiyim…
Her şey çok güzel, bu çevre, pansiyon ve yemekleriniz…
Bir süre sohbete devam ettiler, sıcacık kan kırmızı çaylar eşliğinde…

Akşam karanlığı çökmüştü kasabaya ve sevda tepesine…
Kadim günün verdiği yorgunluğa ve uykusuzluğuna yenilerek izin istedi…
Ağır adımlarla merdivenleri çıkarken Deniz’in cıvıl cıvıl sesiyle yüzünde aniden beliriveren bir gülümseme oluştu…

Deniz:Ne kadar özlemişim sizleri, sevda tepesini…
Cahide: Biz de seni özledik... Ee şimdi anlat bakalım deli kız sen neler ettin İstanbul’lar da…
Deniz ve Cahide Hanım koyu bir sohbete dalmışlardı… Gecenin ilerleyen saatlerinde herkes teker teker odasına çekildi…

Zaman gecenin hakimiyetini silerek tahtını koyu mavilere bırakıyordu…
Gün özgürlüğüne kavuşurken, Kadim yeşil gözlerini İstanbul’dan uzak başka diyarların sabahına açmıştı…
Yataktan kalkarak pencereye yaklaştı, Kara Deniz hırçın dalgalarıyla kumdan sahillere savaş açmıştı… Bir süre dalgın, sahillerin çaresizliğine baktı… Sonra bir an boğulduğunu hissederek koridorun sonunda ki balkona çıkmaya karar verdi…
Deniz’in odasının önüne geldiğinde kesik kesik ağlama sesleri duyumsadı…
Bir süre dinledikten sonra kapıyı çaldı usulca ama içerden yanıt gelmiyordu…
Sonra bir kez daha, bir kez daha denedi ama Deniz’in ağlama sesinden başka tepki yoktu…
Usulca kapıyı araladı, içeride ki karanlık yüzünden pek bir şey seçemese de neden sonra Deniz’i fark etti… Hemen ona doğru yaklaştı, uykusunda ağlıyordu…
Önce yavaşça seslendi…

Kadim: Deniz…
Deniz hala o karanlık kabusun içinde sayıklıyordu…
Deniz: Nerdesin? Nerdesin?
Kadim daha fazla dayanamadı onun bu haline elini Deniz’in yanağına götürerek bir kez daha seslendi…
Kadim:Deniz… Uyan!
Deniz korkuyla gözlerini açmıştı, hala gördüğü kabusun etkisinde gözlerinden süzülen yaşlarla birden Kadim’e sımsıkı sarıldı…
Deniz: Nerdesin?

Nasıl yalnız bıraktın beni söyle nerdesin?
Koşarak geleceğim yanına canım nerdesin?

Şah-ru ve Söğüt'e Teşekkürler...

sessizperi
22-12-07, 17:34
Bu sırada, Kadim’in kapısı çalınır.

Kadim içerdeki odadan seslenir ‘’Kapı açık, gir sen içeri ben geliyorum.’’ İçeri giren Pınar, odanın halini görünce kendisi için hazırlanmış olabileceğini düşünerek sevinir. Paltosunu çıkaran Pınar, koltuğa geçer.

Ezo, Kadim’in kapısının önüne gelir ve kapıyı çalar. Tam kapıyı açacakken Pınar, kapıyı açar. Ezo, Pınar’ı karşısında görünce bayılmamak için kendisini zor tutar.
Pınar: İçeri bırakabilirsin?
Ezo, o an oradan kaçıp gitmek istese de bunu yapmaz ve yemeği masanın üstüne bırakır.
Pınar: Söyleyin diğer çalışanlara da bizi rahatsız etmesinler.
Ezo, cevap verme gereği duymaz ve odadan çıkmak için kapıya doğru yönelir. Tam bu esnada diğer odadan Kadim çıkar.
Kadim: Ezo, nereye gidiyorsun der ve o esnada Pınar’ı görür.
Ezo: Hanımefendinin isteği üzerine yemeği masanızın üzerine bıraktım. Size afiyet olsun efendim.
Ezo odadan çıkar, asansöre doğru yönelir. Kadim Ezo’nun arkasından gelir.
Kadim: Ezo, o akşam yemeği ikimiz içindi. Lütfen gitme...
Ezo: Pınar Hanımı da yemekten sonra tatlı niyetine alacaktınız herhalde.
Kadim: Ben çağırmadım ki onu. Ezo inan bana, geleceğinden haberim bile yoktu. O oda senin için hazırlandı.
Ezo: İçeri nasıl girdi? Kadim Bey... Pardon girebilir miyim dedi siz de çok yufka yüreklisinizdir ya girsin dediniz. Yeterin gerçekten yeterin, beni rahat bırakın der ve gözleri dolar.
Kadim: Ezo, yüzüme bak, yalan söylemiyorum inan bana.

Ezo, Kadim’in yüzüne bakar ama öyle bir bakar ki; Kadim Ezo’nun gözlerindeki nefreti ta içinde hisseder.

Ezo: Yeter.... der ve Ezo asansöre biner.
Kadim sinirli bir şekilde odaya döner ve Pınar’ı kolundan acıtacak şekilde tutar.
Kadim: Senin ne işin var burada, hem içeri nasıl girdin sen?
Pınar: Kapı açık gir diyince ben de girdim.
Kadim: Sessiz niye giriyorsun ki, ben geldim diyebilirdin. Gitmeni istiyorum hemen şimdi. Zaten yeterince başımı derde soktun.
Pınar: Kadim senden çok hoşlanıyorum, anlamadın mı şimdiye kadar. Bırak bu gece ikimizin olsun.
Kadim: Ne bu gece ne de başka bir gece ikimizin olmayacak. Odamdan çık hemen şimdi.
Pınar: Kadim.
Kadim: Bak zorla çıkartmamı istemiyorsan git artık. Yeterince hayatımı mahvettin zati. Yüzünü görmek bile istemiyorum.

Pınar odadan çıkar.

Kadim, koltuğa kendini bırakır.‘’ Ne yapıcam şimdi. Biliyorum Ezom, insan sevdiğini bu şekilde üzer mi, ama hepsi yanlış anlamadan ibaret, kalbim hep seninle bunu görmüyor musun, hala neden bu öfke, neden bu sitem...’’
Ezo koşarak mutfağa iner.
Kutsal Usta: İyi misin Ezo?
Ezo: İyiyim usta, ben izninle çıkabilir miyim...
Kutsal Usta: Tamam kızım, yarın görüşürüz. İyi Akşamlar...

Ezo koşarak otelden çıkar ve kendini sahil kenarına atar. Sahil kenarı, Ezo için bir sakinleşme alanıdır. Ezo gözünden süzülen yaşlara engel olamaz ve denizin derinliklerinde sakinleşmeye çalışır.’’Fotoğrafı düşünmek istemese de gözünün önünden bir türlü gitmemektedir. Yok toplantıya gidiyormuş ta, yok beni kırmamak için yalan söylemişte, yok gitmek istememiş te, yok o fotoğraf yalanmışta, yok o yemek ikimiz içinmişte, yok onun gelceğinden haberi yokmuş ta, yok yok yok Kadim Bey, karşınızdakini saf biri sandınız herhalde. Salak kafam nasıl da kandın da kalbini açtın ona. Nefret ediyorum senden. Ama şu kalbime laf geçirtemiyorum, bir kere girdin kalbimin en derin yerine, nasıl çıkarsın bilmiyorum. Her ne kadar kalbim artık sensiz kalmak istemese de sensizliğe alışmalıyım.’’

Devamı sonra... :icon_whis

Ezo, iyice düşündükten ne yapması gerektiğini artık çok iyi biliyordur....

Ezo telefonu çantasından çıkarır ve Havva’yı arar.

Ezo: Havva, benim Ezo.

Havva: Ezo, nasılsın?

Ezo: İyiyim Havva, sağolasın. Ben şey için aramıştım.

Havva: Buyur Ezo. Bir sorun yok değil mi?

Ezo: Yok Havva. Çok iyiyim hem de çok iyi. Geçen gün benimle tanışmak isteyen biri var demiştin. Söyle kendisine, yarın akşam iş çıkışıma gelsin. Tanışalım en azından.

Havva: Emin misin? Sana söz ettiğimde bayağı kızmıştın o zaman.

Ezo: Evet, artık çok eminim. Yarın akşam iş çıkışı gelsin işte, sen söylersin. Hadi görüşürüz.

Sabahleyin Ezo erkenden otele gelir ve işe koyulur.

Ezo: Eylül, senden bir ricam var, umarım beni kırmazsın.

Eylül: Söyle Ezo.

Ezo: Bundan sonra Kadim Bey ne zaman odasına servis isterse istesin, servisleri senin yapmanı istiyorum. İşin olsun ya da olmasın. Tamam mı? Nedenini zamanı gelince açıklarım.

Eylül: Tamam, sen merak etme.

Gün boyunca Kadim Ezo’yu görebilmek için sürekli mutfaktan bir şeyler ister ama her seferinde servise Eylül çıkar.

Akşam olur. ‘’Nasılsa eve gitmek için mutfaktan çıkacaksın, en iyisi seni çıkışta yakalamak’’ düşüncesiyle aşağı inen Kadim, otelin kapısının önünde Ezo’yu beklemeye başlar. Kadimle birlikte Ezo’yu bekleyen biri daha vardır. Tam bu esnada Kadim içerden resepsiyondan çağrılır, ‘’Tam sırasıydı, neyse çıkarken görürüm’’ der ve içeri girer.

Ezo’da yan kapıdan Kutsal Usta’larla birlikte görülür. Ezo, kendisini bekleyen kişiyi fark eder ve o yöne doğru yürümeye başlar.

Poyraz: İyi Akşamlar Ezo Hanım. Ben Poyraz, Havva ablam benimle görüşmek istediğinizi söyleyince çok sevindim, teşekkür ederim kabul ettiğiniz için.

Ezo (ah normalde kabul etmezdim ya sürülmesi gereken biri var.): İyi Akşamlar Poyraz Bey. Ben teşekkür ederim.

Tam bu esnada Kadim, içerden dışarı bakar ve Ezo’nun biriyle konuştuğunu görür. Görür görmez soluğu dışarıda alır.

Kadim: İyi Akşamlar Ezo Hanım.

Ezo: İyi Akşamlar Kadim Bey.

Kadim: Ezo Hanım, siz Kutsal Ustalarla birlikte gitmediniz mi? İsterseniz evinize bırakabilirim, hem Elçin Anne’ye de uğramam gerek.

Ezo: Benim dışarda işim var der ve Poyraz’a bakar. Siz uğrayın Elçin Anne’nize Kadim Bey.

Ezo’nun Poyraz’a baktığını fark eden Kadim ‘’ Arkadaşınızı tanıştırmayacak mısınız Ezo Hanım?’’.

Ezo: Poyraz, Kadim Bey benim patronum, Kadim Bey arkadaşım Poyraz...

Kadim (bana bey diyor, ona ismiyle hitap ediyor yaaa): Memnun oldum Poyraz Bey. Nerden tanışıyorsunuz Ezo Hanım’la?

Poyraz: Yakın bir tanıdık vasıtasıyla tanışıyoruz.

Kadim: Hımm, kimmiş bu tanıdık öğrenebilir miyim?

Ezo: Öğrenemezsiniz Kadim Bey.

Kadim: Ne işle meşgulsünüz Poyraz Bey?

Poyraz: Kendime ait dükkânım var da neden bu kadar çok soru sordunuz öğrenebilir miyim sakıncası yoksa.

Kadim: Sakıncası yok tabii. Çalışanlarımdan sorumlu olarak onların kimlerle arkadaşlık kurduğunu öğrenmek prensibimdir.

Ezo: Öyle mi Kadim Bey, o zaman yarın ilk işimiz otel çalışanları olarak size ayrıntılı bir rapor vermek olacaktır.

Poyraz: İzninizle Kadim Bey, Ezo gidelim mi artık?

Kadim, Poyraz’ında Ezo’ya ismiyle hitap ettiğini duyunca iyice sinirlenir.

Kadim: Nereye gideceksiniz?

Ezo: Neden, siz de mi gelceksiniz?

Kadim: Neden gelemez miyim?

Ezo: Kadim Bey biraz gelir misiniz?

Ezo ile Kadim kenara geçerler.

Ezo: Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz Kadim Bey?

Kadim: Esas sen ne yapmaya çalışıyorsun? Beni sinir etmek amacındaysan başardın tebrik ederim. Hem bu adam da kim?

Ezo: Arkadaşım Kadim Bey.

Kadim: Arkadaşın?

Ezo: Evet, arkadaşım. Olamaz mı?

Kadim: Ne zamandan beri arkadaşın?

Ezo: Bugünden itibaren arkadaşım.

Kadim: Yani daha tam olarak tanımıyorsun bile bu adamı ve onunla dışarı çıkıyorsun.

Ezo: Sizi tanıdığımı zannettim de ne oldu Kadim Bey.

Kadim: Ezo, lütfen. Beni ilk başta nasıl tanıdıysan ben yine oyum. Değişen bir şey yok. İlk tanışmamızdan bu yana değişen sadece tek bir şey var.

Ezo: Nedir o?

Kadim: Seni çok seviyor olmam.

Ezo (bu cevap Ezo’nun çok hoşuna gitse de belli etmez.): Belli seviyisiniz...

Kadim: Keşke açıklamama izin versen Ezo. Lütfen bir yere gidip konuşalım...

Ezo: Kusura bakmayın Kadim Bey. Bu akşam gördüğünüz gibi randevum var.

Kadim: Nerden çıktı bu bir anlasam... (Poyraz’ı kastederek..)

Ezo: Bu akşam onunla dışarı çıkmamı istedi, ben de ricasını kıramadım kabul ettim. İstanbul’a ayak uydurmak lazım öyle değil mi?

Kadim: Rica etmişte kıramamışta, ben onun bir yerini kırayım da sen o zaman gör.

Ezo: Arkadaşlar dışarı çıkamaz mı Kadim Bey. Siz de arkadaşınızla çıkmıştınız hatırlarsanız.

Kadim: Pınar’ı kastediyorsan arkadaşım olduğunu düşünüyordum ama artık arkadaşım da değil.

Pınar: İster arkadaşınız olsun ya da olmasın bu sizin özeliniz, beni ilgilendirmez. Poyraz benim arkadaşım.

Kadim: Arkadaş dediğin öle karşısındaki yiyecekmiş gibi bakmaz. Poyraz mı ne o adamın sana bakışını hiç beğenmedim.

Ezo: O sizin sorunuz. Bence çok tatlı bakıyor hem çok hoş biri.

Kadim (hoşu batsın onun...): Hadi geç oldu, seni eve bırakayım.

Ezo: Gece yeni başlıyor Kadim Bey. Poyraz beni bırakır, size zahmet olmasın. Ha bu arada aklıma gelmişken bize tavsiye edeceğiniz bir yer var mı? Siz daha iyi bilirsiniz böyle yerleri.

Kadim: Poyraz’ın gideceği bir yer var ama yalnız gitmesi gerekecek.

Ezo: Neyse Kadim Bey. Poyraz’a ayıp oluyor. Size iyi akşamlar der ve Poyraz’ın yanına gider.

Kadim ''Poyraz’a ayıp oluyormuş’’ der, sinirli bir şekilde Poyraz ile Ezo’nun arabaya binişlerini ve arabanın gidişini izler. Elinden bir şey gelememenin siniriyle Kadim odasına çıkar ve kendisine içecek hazırlar.

Güzel gözlüsünün ilgisini başkasına yöneldiğini gören Kadim’in içini bir korku kaplar...

Devamı sonra...:icon_whis

h23
24-12-07, 09:40
son sahneden devam..
kadim:ezo bu guzel gozleri bırakıcagımı mı sanıyorsun
ezo: hee derdiniz gözse o eşşekte de var,**not1
kadim: anlamadım ne demek bu simdi
ezo:diyim ki dunyanın en guzel gozleri eşektedir, gidin eşekgozune bakın, hem otelinizde de daha cok iş gorur beni de rahat bırakın
kadim: ezo sana inanamıyorum, bu nasıl laflar boyle, tek derdim elbette bir cift göz değil, ben senin yuregini de..
cumleyi tamamlamasına izin vermeden ezo kapıyı kadimin yuzune kapamtmıstır bile.
kadim şaşkın ve caresiz bakıslarla kapıya bakmaktadır arkasına dondugunde sadık dostu osman onu beklemektedir,
osman:kadim bey isterseniz sizi otele bırakayım eğer isterseniz yanınızda da kalabilirim ama sizi tanıdıgım kadarıyla yalnız kalmak istersiniz
kadim: osman senle erkek erkege konusalım mı bir yere gidip,
osman: benle mi tabi kadim bey,
osmanla kadim bir yere gider otururlar.
kadim: osman bana birinci dereceden yakın birisin herseyi bizzat goruyorsun, sadece otel hakkında değil ozel hayatımda da herseyi biliyorsun, her an yanımdasın. acıkca konus
osman:tabi kadim bey ben yalan soylemem zaten, siz rahmetli babanızın emanetisiniz,
kadim:teşekkur ederim, osman dısarıdan ezoyla nasıl gorunuyoruz??
osman: nasıl gorunuyor derken?, durumunuza bir isim mi soruyorsunuz
kadim:o da var, ama ne bileyim ezonun tavırları benim tavırlarım ya cok caresizim,
osman:kadim bey basından beri ezoyu begenen biriyim, ee siz de cok ozur dilerim hani akıl vermeye haddim yok ama yalnızsınız ve kazadan sonra ilk defa sizi hayata baglı gordum, hayat kolaylasmadı aslında, hayatı paylaştıgınız biri olunca hayatta size kolay gorunuyor,
kadim:osman ben nasıl davranmam gerektigine bir turlu karar veremiyorum
osman: kadim bey ezo icin de zor, sonucta size guveniyor belki ama aklında soru işaretleri vardır, ee hatırlarsanız dul oldgunu bir daha tovbe ettigini soylemişti, sizin gibi onun da duvarları var, karsılıklı ciddyetinizi gostermelisiniz,
kadim:ben zaten ciddiyim osman, kimseden cekinmeden aşkımı mutlulugumu yasamak istiyorum,
osman:kadim bey ben 1.derecede yanınızda olmanıza ragmen, bu gece sahit olduklarımı gormesem aranızda birşey oldugunu anlamıyacaktım.
kadim:ne yapmalıyım osman
osman:kadim bey eş dostlarınız bir toplasanız ve herkesin icinde acıkca ilan etseniz aşkınızı ezo da boylece sizin ondan utanmadıgınızı ve de ciddi oldugunuzu anlar,
kadim:hımm olabilir aslında herkesin icinde ezoyu yanıma davet eder,
osman:hatta bir yüzük de alırsanız cok güzel olur, bir işaret lazım di mi?
kadim:osman babamdan tek yadigar sensin. o zaman yüzügümü de sen takarsın ha ne dersin der goz kırpar
osman:kadim bey ben mi lutfen
kadim:osman lutfen o zaman en kısa zamanda bu geceyi duzenliyelim, cok teşekkur ederim verdigin fikir icin,
osman: rica ederim kadim bey,
ertesi gün ballı otele gelir, ezoyu odasına cagırtır
ballı: ezo hanım zahmet ettirdik sana ksura kalma,
ezo:estagfirullah ballı ağam buyr,
ballı: : hee konu kadim bey
ezo: kadim beye sorsanız ben ne anlarım onun işlerinden
ballı: bak ezo hanım kadim yigenim tehditler alıyor dusmanın varmı diyorum bana cevap vermiyor, bu işin şakası yok pazar aksamı kadimi aramıslar takip etmişler tum gun. akşam da vurmakla tehdit etmişler, o soylemiyor belki sen bilirsin,
ezo:ben ne bilirim ağam, ben bi işçisiyim
ballı: bak ezo hanım ilk bize bu işten bahsederken, işin icinde bi hıyanet var demiştin sonra da kapatmıstım konuyu, sen acmiyceksin ama o hainler acıyo bu konuyu,bize yardım ediceksin, sana ihtiyacmız var, kadimin soyleyecegi yok, tahmin et kim yapar bu hainligi, kadimin oteli bırakmasını kim ister,
ezo:ballı ağa siz kadim beye sorun
ballı: ezo hanım sorduk soylemii, biz kirliyiz ama kadim beyi de kirletmek isteyenler var acık, yav yardım et sen hiç mi değer vermisin bu adama,
ezo:degerli olmaz olur mu peki ballı ağa.. simdik bunun bir kardeşi var..
ezo ballıya bildikleri kadarıyla anlatır, ballı nedimin telefonunu adresini ister, ezo eylulun yanına gider.
ezo: eylul nedimle hala gorusimi misin
eylul: bana nedim deme nefret ediyorum ondan, agzımdan laf almak icin yakınlasmıs benle, muhasebeye zarf bırakmıs cok utanc verici bişey bu yaa
ezo:hah guzel gozlum sonunda anladın, bak simdi tam tersini yapsan bu tarafa yardım etsen hem sucunu affettirmiş olursun, kadim bey tehlikede herseyi ogrenmişler ballıyı da tehdit ediyorlar, nedimin telefon adres neyini biliyorsan söyle bana biz erkenden bu olayı cozelim..eylül peki der numarayı ve evinin adresini ezoya verir ezo da ballıya iletir,ballı arastırmalarına başlar,
not1: eşek muhabbeti seneristlere bir imadır, 2 çift güzel gözle dizinin devam edecegini düşünen seneristlere söyleyebilecegtim tek şey: güzel gözse o eşekte de var
not2: meslegimin insan kaynaklıgıyla alakası yok ama bu tarz bi söze tepki vermek için illaki bu mslekten olmamıza gerek yok
not3: sinirim hala gecmiş değil, o yuzden pek iyi olmadı seneryom yinede okuyan herkese teşekkurler.
devam edeceğim..

h23
24-12-07, 09:49
kadimin ise aklı ezodadır, osmanın verdigi tavsiye aklına yatmıstır, o akşam tum dostlarına haber verecek ertesi gun ise buyuk yemek ve teklifini gercekleştirecektir, oncesinde elcin annesinin evine gider, kimse yoktur evde kadim direk ezoyu arar
kadim:iyi akşamlar ezo, evde kimse yok nerdesiniz
ezo: ee ben arziye ablalardayım ya, elcin ablamları bilmiyorum beni arayacagınıza arzuyu arasydınız ya
kadim:bişey mi ima ediyorsunuz,
ezo: ne ima edecem aklıma geleni soyliim alla alla onları sorisiz onları arayın
kadim:ezo seni de soruyorum offf bak yarın aksam hayatımın en onemli kararını eş dostlarımla paylaşmak istiyorum hazır arzu da gelmişken senin de muhakkak gelmeni istiyorum
ezo: iyi ne kararıymış bu,
kadim:hayatımın kararı işte, mutluluga ilk adım..
ezo: hee arzu hazır gelmişken anliim tabi Allah mesut etsin, gelmeme gerek yok kadim bey
kadim:ezo ne diyorsun bi saniye der ama ezo telefonu kapatır..
kadim şaşkın bi şekilde yüzüne kapanan telefona bakar. neyse der icinden yarın ikna ederim
elcin annesini arar
kadim:elcin anne ben geliyorum ama kapıda kalıyorum ya
elcin:aa güzel oğlum akrabalardayız da
kadim:yarın cok onemli bi kararımı sizle paylaşmak istiyordum da
elcin:aaa oğlum ne kararıymıs bu
kadim:evlilik diyordun ya işte kararımı verdim ama surpriz detayları da sorma, arzu da muhakkak gelsin, ama çaktırma surpriz tamam mı?
elcin:evlilik mi arzu mu surpriz mi ayy tamam oglum tabi caktırmam daveti var derim, hadi guzel oglum gorusuruz der
elcin cok mutlu olmustur daveti kızı icin anlamıstır kadimin arzuya evlenme teklif edecegini zannetmiştir, ama yanılmaktadır:D:D

h23
24-12-07, 10:25
ertesi gün:
ballı sabahtan nedimin peşindedir.
kadim ise mutfagı arayıp ezoya akşamki yemege muhakkak gelmesi konusunda ikna etmeye calısır,
kadim:ezo bu akşamki programı yanlıs anladın sanırım,yemegin amacı sensin ya yukarı cıkar mısın yüzyüze konusalım
ezo: burdan soyleyin kadim bey
kadim:ezo bak sanırım arzuyla evlenme niyetimimn oldugunu sandın halbuki ben seni seviyorum, yukarı gel lutfen yanlıs anladın biz arzuyla kardeş gibiyiz yaa
ezo: peki geliim
arzu ise yemegi merak etmektedir otelin yolunu coktan tutmuştur
kadim:aaa hoşgeldin arzu ne güzel bir surpriz,
arzu: asıl surpriz sende soyle bakalım neler oluyor bu geceki mesele de neyin nesi,
kadim:yaa bu elcin annemin agzında lokma ıslanmıyo ama, iyi ki senden saklıyacaktı
arzu: iyi de surpriz benle ilgiliyse hazırlıklı olmam lazım di mi, nasıl giyinsem programın detaylarını bilmem gerekiyor,
kadim:ya tam olarak senle igili değil aslında, ya işte evlenme teklif edecektim sevdigim kadına. sevdigim kadına da sana da surpriz yapmak istedim,
arzu:nasıl yani sevdigin kadın, şeyy kim bu kadın yaa,
kadim:aa o kadarı bari surpriz olsun di mi,
arzu bu sırada şok olmustur, tüm hayalleri suya düşmüş şok bi halde kadime sarılır,ağlar( fragmandan esinlenmiştir..)
kadim:arzu neden ağlıyorsun lutfen, neler oluyor
arzu.şeyy surprizi ogreince sevincten oldu herhalde bir an bi mutluluktan boyle gözyaslarım bosalıverdi,
tam bu sırada ezo odaya gelir, mutluluk laflarını duyunca iyice cıldırır,
ezo: Allah hep mutlu etsin diyerek odadan cıkar, kadim ise arkasından koşar.
kadim:ezo lutfen dur ezoo lutfen
köşeyi dondukleri yerde ballı cıkar karsılarına
ballı: ezo hanım sen aglıyor musun,
ezo: yok bişey ağam ben mutfaga inem
ballı: hayır ezo hanım gecen sefer indin ama bu sefer hayır, hee yiğenim bu ezo hanımı 2 ağlarken gorusum ne tesaduftur ki hep arkasından da sen gelisin, anlaticeksiniz neler oluyor
kadim:bu akşam herşeyi anlatmak icin bi yemek verecektim zaten, isterseniz siz de gelin.
ballı: ezo hanımla ilgileniyorum ben su anda. bak yigenim ezo hanımın mutfaktan alınmasını söyledim, sozunde durmamıssın, ben ise sozumde durdum gerekli arastırmaları yaptım sana ele gecirdigim bilgiler icin geldim ama su anda ezo hanım 1.öneceliktir.
kadim: benim için de oyle, az once bi yanlıs anlasılma oldu, odamda kızkardeşim gibi olan arzuyla gorunce ezo yanlıs anladı,
ballı: bak yiğenim Allaın hakkı 3 tür, ama bu kadar merhamet ve sabır zaten Allaha mahsustur, neler oluyor aranızda ne var bilmim, dedikodu meraklısı değilim, ama ortada da bi sorun var, bu ezo hanımı 2. ağlarken gorusum,
kadim:peki ballı ağa, bu geceki yemekte ben ezoya surpriz yapıp ona hayatımla ilgili verdigim onemli kararı paylasacaktım ama ezo az once yanlıs anladı, benim onunla sanırım oyun oynadıgımı düşündü,
ezo bu sırada şaşkın bi şekilde dinlemektedir,
kadim: kıskardeşim arzu benim mutlulugumu paylaşırken ezo duymus ve arzuyl aramda birşey var sandı galiba,kendisnie surpriz yapacaktım ama maalesef surprizlik tarafı kalmadı der üzgün bi şekilde bası egilir, ezo ise utanmıstır nasıl olur da bu adama guvenmem diye
ballı:hee ezo hanım dogruyu mu soyluyor yiğenim, ağlama nedenin işle ilgiliyse bozusuruz, ama eger bi gonul meselesiyse kadim yigenimin sevdasına saygı duymak gerekir diye düşünim,
ezo: he ağam işle ilgili değildir,
kadim:özür dilerim ezo arzuyla yakınlık konusunda ölçüyü tutturamadım belki de, beraber buyuduk kardeş gibiyizdir,
ezo: ben özür dileirm fesatlık işte benimkisin ben bu akşam gelecem,
ballı: yok fesatlık değil kıskanclık ee seven kıskanır yigenim ortada kötü bişey yok, bu sorun hallolduysa seninle asıl iş meselesini gorussek,
kadim:tabi ballı der ezoya gülümseyerek bakar ezoda gülümser aşagı iner,
kadimle ballı odasına geçer, arzu biraz daha sakinleşmiştir,
ballıyı gorunce odadan cıkar
kadim:arzu soyleme elcin anneme olur mu, bari ondan gizli kalsın herkes ogrendi zaten,
arzu: istesen de soylemem zaten der hışımla odadan cıkar
ballı arzunun arkasından bakar ve söze baslar
ballı: bak yigenim, iyi niyetli olmak guzel bir erdemdir, ama herkes senin karsındakine hissettiklerini hissetmiyebilir,
kadim:ne demek istiyorsunuz, arzuyu siz de yanlıs anladınız galiba
ballı: yiğenim arzuyu kardeş gorebilirsini ama onun bakısları oyle değil, ondan sonra sen kardeşini canciger bilirsin ama o seni oyle bilmez,
kadim:kardeşim?
ballı: hee kardeşin, cevrendeki insnlara cok cabuk guvenisin, yaf dusmanım yok diyisin ee kardeşin varmıs
kadim:kardeş diyorsunuz ya ballı kardeşten dusman mı olurmuş,
ballı: valla yigenim aradık arastırdık nedim avşar sureyya isimlerine ulastık seyiti bunlar tutmuş,evine gittim nedim kardeşin silahla karsıladı bizi, hoş çocukken bile silah tutmamıs herhalde belli olii neyse boyle işte şimdi sen ne diyeceksen biz onu yapicez,
kadim: vazgecirtin seyit denen adamla ve otelimle ugrasmalarından yeter bu bana, intikam derdinde değilim,
ballı: e biz biraz konustuk kardeşin cabuk yola gelcik de o yılan turundeki o kadın biraz zor hırslı ee biraz da arsız gibin sanırım dost hayatı yasiler,
kadim:ballı az once dedikodu meraklısı degilim demiştiniz, işinizle iligilenseniz,
ballı: eyi peki de bu işle lgili değil mi, koynunda yılanla gezen adamdan hayır gelir mi, cık gelmez sen bilirsin biz ondan dedik,
kadim:neyse ne siz kardeşimle iliglenin kimsenin burnu kanamadan halledin şu işi, yeter bana, şimdi hazırlık yapmalıyım aksam icin geliyorsunuz di mi
ballı: hee geliriz tabi, ezo hanım varsa yalnız bırakmiyecez,
kadim:iyi teşekkur ederim.
büyük yemeği de en kısa zamanda yazacagım..

sessizperi
24-12-07, 13:01
Kadim’’Poyraz’a ayıp oluyormuş’’ der, sinirli bir şekilde Poyraz ile Ezo’nun arabaya binişlerini ve arabanın gidişini izler. Elinden bir şey gelememenin siniriyle Kadim odasına çıkar ve kendisine içecek hazırlar.

Güzel gözlüsünün ilgisini başkasına yöneldiğini gören Kadim’in içini bir korku kaplar...

Arabaya binerken arkasında Kadim’i o şekilde bırakması Ezo’nun içini acıtsa da geri adım atmaz. Poyraz’la o akşam deniz kenarına çay bahçesine giderler. Gece boyunca Ezo kendisini zorlamaya çalışsa da oldukça sessizdir.

Poyraz: İstersen seni eve bırakayım.

Ezo: Gitsek iyi olur aslında. Kusura bakma ne olur, bugün mutfakta çok yoruldum.

Poyraz: Önemli değil.

Poyraz, Ezo’yu evine bırakır. Odasına çekilen Ezo, aslında başka bir erkeğin yanında olmasına rağmen Kadim’i düşünmeden edememiştir. Ezo aynanın karşısına geçer ve ‘’Acaba Kadim de beni düşünmüş müdür yoksa onun yanına mı gitmiştir.’’ diye düşünürken telefonu çalar. Arayan Kadim’dir. Ezo telefonu açmak istese de cevaplamaz. Karşı tarafta da Kadim, Ezo’nun sesini duyabilmek için ısrarla telefonu sonuna kadar çaldırır ama açan olmaz.

Ezo, Kadim’le birlikte çekildikleri fotoyu çekmeceden alır ve yatağına uzanır. ‘’Bana bu iki günde acı verdin ama kalbim sana kızamıyor ve her gün fazlasıyla yanıyor içim, kabul etmek istesem de istemesem de seni özlüyor seni istiyor. Başkasını bularak sana zarar vermek istesem de daha çok kendime zarar veriyorum.’’

Kadim ve Ezo o gece sabaha kadar uyuyamazlar ve yeni güne hiçte iyi başlamazlar. Kadim Ezo’yu görebilmek için mutfaktan bir şey istesem mi diye düşünürken, Ezo’nun ne kadar inatçı olduğunu bildiğinden bu fikrinden vazgeçer. Kadim bütün gün odasından çıkmadığı gibi mutfaktan da bir şey istemez.

Kutsal Usta: Kadim Bey sabahtan beri bir şey istedi mi? Bilgisi olan var mı?

Eylül: Yok baba. Kadim Bey hiç aramadı bugün mutfağı.

Kutsal Usta: Hasta mı ki? Yoksa mutlaka bir şey isterdi. Ezo senin bir bilgin var mı?

Ezo: Benim nerden bir bilgim olsun Usta. (Aslında belli etmese de sabahtan beri Kadim’den ses çıkmaması Ezo’yu da endişelendirmiştir.)

Kadim biraz hava almak için odasından çıkar ve lobiye iner. Lobiye indiğinde Poyraz’ı lobide beklerken görür. ‘’Yine gelmiş, dün akşam neler yaptılar acaba, şimdi niye geldi ki, ikinci kez gelmesi iyiye işaret değil, cidden Ezom onunla mı, yok yok olamaz buna izin vermem zati.’’ diye tüm bunları düşünürken kendini Poyraz’ın yanında buluverir.

Kadim: İyi günler Poyraz Bey.

Poyraz: İyi günler Kadim Bey.

Kadim: Hayırdır Poyraz Bey. Bu saatte ne işiniz var burada?

Poyraz: Ezo aradı da bugün işten erken çıkacakmış ta o yüzden geldim.

Kadim (erken çıkılıyor öle mi Ezo Hanım, biraz zor çıkarsın) : Neyse, size iyi günler.

Bu esnada Ezo yanlarına gelir. Kadim tam gidecekken geri adım atar.

Ezo: Kadim Bey siz otelde miydiniz?

Kadim: Başka nerede olacaktım Ezo Hanım?

Ezo: Yok bütün gün bir şey istemediniz de merak ettim yani mutfak olarak merak ettik.

Kadim (memnun olmuş şekilde sırıtarak) : Çok mu merak ettiniz Ezo Hanım.

Ezo: Ben ne merak edecem sapasağlam duruyorsunuz işte. Sabahtan beri bir şey istemeyince Usta merak etti.

Kadim: Neden istiyim ki, getiren beklediğim kişi olmadıktan sonra der ve Ezo’nun gözlerinin içine bakar.

Ezo hemen gözlerinin kaçırarak,

Ezo: İzninizle Kadim Bey, Kutsal Usta’nın haberi var. Bugün erken çıkıcam.

Kadim: Biliyorum Ezo Hanım, Poyraz Bey söyledi. Ama ne yazık ki çıkamazsınız.

Ezo: Neden Kadim Bey. Kutsal Usta’dan izin aldım ben.

Kadim: Mutfakta işiniz olmadığı için izin almış olabilirsiniz ama mutfak dışında da yardımınız gerekli.

Ezo: Nasıl bir yardımım olacak Kadim Bey.

Kadim: Şey, şey... Ballı Ağa gelecek senin de bulunmanı istiyor ben de sana bunu söylemek için aşağı inmiştim.

Ezo: Ballı Ağa mı? Neden benim de bulunmamı istiyor ki...

Kadim: Bilmiyorum bana bir şey söylemedi.

Ezo (Poyraz’a dönerek) : Kusura bakma Poyraz, ama ben gelemicem.

Poyraz: Önemli değil Ezo, ben sonra seni ararım.

Kadim ‘’ Ararsın Ezo’nu sonra, ara ara da bulamama inşallah’’.

Poyraz otelden ayrılır.

Ezo: Evet Kadim Bey, ben mutfağa gidiyorum. Ballı Ağa gelince haber verirsiniz gelirim.

Kadim (sakın 5 dakika yanımda durma di mi...) : Yok Ballı Ağa birazdan gelir. Gel odama çıkalım, merak etme yemem seni... der ve sırıtır.

Ezo: Ne merak edecem, iyi piki gidelim. Ama çok kalamam.

Kadim ve Ezo birlikte asansöre binerler. Kadim, Ezo’sunun gitmesine engel olmanın mutluluğuyla sırıtmaktadır. Ezo Kadim’e ne kadar kızsa da onun yanında heyecanlanmaktan kendini alıkoyamaz.

Devamı sonra... :icon_whis

sessizperi
25-12-07, 11:07
Kadim ve Ezo birlikte asansöre binerler. Kadim, Ezo’sunun gitmesine engel olmanın mutluluğuyla sırıtmaktadır. Ezo Kadim’e ne kadar kızsa da onun yanında heyecanlanmaktan kendini alıkoyamaz.

Ezo ve Kadim odaya girerler. Kadim, Ezo’ya belli etmeden kapıyı kilitler ve anahtarı cebine koyar.

Ezo masanın kenarındaki sandalyeye geçer.

Kadim: İstersen içerdeki odaya geç, oturduğun yer çok yakın kalmış bana. Geçsene şu koltuğa rahat rahat otur.

Ezo: Yok böyle iyiyim Kadim Bey.

Kadim: Geç şuraya Ezo.

Ezo istemeye istemeye geçer koltuğa. Kadim de Ezo’nun tam karşısına oturur.

Yaklaşık bir saat boyunca ikisi de birbiriyle konuşmadan karşılıklı otururlar. Kadim konuşmasalar bile Ezo’nun yanında olmasından dolayı çok mutludur.

Ezo: Ballı Ağa gecikti, gelmicek mi?

Kadim: Ballı Ağa geleceğim dediyse gelir. Neden sıkıldın mı?

Ezo: Yok ta, ne biliyim yaklaşık 1 saat oldu ne gelen var ne giden.

Kadim: Açıktıysan bir şeyler söyleyeyim getirsinler.

Ezo: Yok.

Aradan iki saat geçer ne gelen vardır ne de giden. Ezo iyice bu durumdan rahatsız olmaya başlamıştır.

Ezo: Kadim Bey, Ballı Ağa’yı arayın isterseniz gelip gelmeyeceğini öğreniriz. Gelmeyecekse yapacak işlerim var.

Kadim: Poyrazla randevunu mu kastediyorsun? Gidemediğin için çok mu üzüldün?

Ezo: Bu sizi ilgilendirmez Kadim Bey. Evet, işim vardı Poyraz’la.

Kadim: Poyraz’la işi varmış. Sen beni kesin delirtmeyi düşünüyorsun Ezo...

Kadim bu durumu fazla sürdüremeyeceğini düşünerek;

Kadim: Ballı Ağa gelmeyecek Ezo. Sana tatlı bir yalan söyledim.

Ezo: Nasıl gelmicek, neden yalan söylediniz der ve ayağa kalkar.

Kadim (ayağa kalkar ve Ezo’nun karşısında durur) : O an bir şey söylemeseydim Poyraz’la gidecektin. Ne yapsaydım gitmene izin mi verseydim. Ben de aklıma gelen ilk şeyi söyleyiverdim.

Ezo: Aslında niye şaşırıyorum ki yalan söylemeye alışkın birinden yine yalan söylediğini öğrenmek normal olsa gerek.

Kadim: Ben sana hiç yalan söylemedim. Pınar’la çıktığım geceyi kastediyorsan o gün azcık yalan söyledim. Dışarı çıkacağımı söyledim, tamam Pınar’ı söylemedim. O gece sana yalan söylemedim ama gerçeğin tamamını da söylemedim. Gerçeği söylerken tutumlu davrandım sadece sen yanlış anlamayasın diye. Pınar’ın teklifini kabul etmeseydim peşimi bırakmayacaktı. Ona olan borcumu ödedim sadece.

Ezo: Tutumlu davranmış. Yalan yalandır Kadim Bey. Neyse Ballı Ağa’nın gelmeyeceğini öğrendiğime göre ben gidiyim artık.

Kadim: İyi gitmek istiyorsan gidebilirsin.

Ezo (Kadim’in tepkisizliğine şaşırır) : Size İyi günler Kadim Bey.

Ezo, kapıya doğru yönelir, kapıyı açmaya çalışır ama ne kadar zorlasa da kapıyı açamaz ve kapının kilitli olduğunu anlar. O an Kadim’in elindeki anahtarı fark eder.

Kadim: Seni bu kadar kolay bırakabileceğimi düşünmüyordun herhalde...

Ezo: Verin o anahtarı Kadim Bey. Lütfen oyunun sırası değil.

Kadim: Oyun oynadığımı kim söyledi. Gitmene izin vermeyeceğim özellikle de beni affettiğini söyleyene kadar...

Ezo, Kadim’den anahtarı almak için Kadim’in elini yakalamaya çalışır. Ezo, anahtarı almaya çalışırken ikisi de farkında olmadan birbirlerine iyice yaklaşırlar. Tam bu esnada Kadim, Ezo’nun kollarını sıkıca yakalar ve Ezo’sunu kendine çeker. Birbirlerinin nefeslerini yüzlerinde hisseden Ezo ve Kadim’in gözleri birbirinin içine bakıyordur artık. İkisi de hiçbir şey demeden bu şekilde kısa bir süre kalırlar.

Kadim: Senin güvenini sarstığımı biliyorum güzel gözlüm, ne olur beni affet. Ama o gece inan bir şey olmadı. Gözlerimin içine bak ve doğru söylediğimi anla. Özel yemeği de senin için hazırlattım sadece senin için.

Ezo gözlerini çekmeye çalışsa da kendisini Kadim’in gözlerine bakmaktan alıkoyamaz. Sevdiğinin gözlerin de doğru söylediğini görüyor olsa da bu işin yürümeyeceğini çok iyi biliyordu. Çünkü bu ilk olmayacaktı her zaman Kadim’in yanında kıskanacağı birileri olacaktı.

Ezo: Bırak beni Kadim, lütfen. Daha fazla acı çektirme bana..

Kadim Ezo’sunu üzmemek için onu bırakır artık ikisi de birbirlerinin kollarında değildir.

Kadim: Senin için hiçbir önemim yokmuş bunu anladım. Tamam gidebilirsin, Poyraz mı neydi git onun yanına... der ve anahtarı masanın üstüne bırakır ve kendisini koltuğa bırakır.

Masadan anahtarı alan Ezo kapıya doğru yönelir tam kapıyı açacakken Kadim’in hali gitmesine engel olur, tekrar içeriye döner. Pencereden dışarı bakan Ezo konuşmaya başlar.

Ezo: Kadim şu an ki psikolojimi anlatsam anlayabilir misin? Seninle ilk tanışmamızı hatırlarsın, tartışma ile olmuş daha sonra ki görüşmelerimizde didişmelerle devam etmişti. O zamanlar senden nefret mi ediyordum yoksa zamanla sana bağlanıyor muydum bilmiyorum. O zamanlar da şimdi seni bu kadar seveceğimi nerden bilebilirdim ki...

Kadim, duyduklarına inanamıyordu güzel gözlüsü ‘’seni bu kadar seveceğimi nerden bilebilirdim ki...’’ demişti az önce. Az önce her şeyin bittiğini düşünen Kadim, Ezo’sunun cümlesiyle ayağa kalkar ve Ezo’nun karşısına geçer.

Kadim: Sen az önce ne dedin?

Ezo: Konuşmama izin ver, lütfen...

Kadim ‘’tamam’’ anlamında başını sallar.

Ezo: Yoruldum, tam her şeye yeniden başlıcam derken yine hayal kırıklığına uğradım. Tam kendime ait kuralları bırakıp sana teslim olmayı düşünürken, hepsinin yalandan ibaret olduğunu öğrendim. Senin sıkıcı geçen hayatında sana piyon olarak görüldüm belki de... Hepsi senin için bir oyun iken benim içinse yeni bir yaşama amacıydı.

Daha fazla dayanamayan Ezo kendini bırakır ve gözyaşlarının akmasına izin verir.

Ezo: Senin o bakışların, sözlerin beni her defasında heyecanlandırsa da bunu belli etmemek için çabaladım hep. Ama her defasında kalbimde bir parçası kaldı ve o parçalar zamanla birleşip aşka dönüştü. O gün bana ilan-ı aşk ettiğinde o kadar mutlu oldum ki o an sana sarılmak istedim. Ama yapamadım bana engel olan bir şey vardı. Bekle dedim kendi kendime... İyi ki de öyle demişim. Oysaki gözlerinden ne kadar da samimi olduğunu, gerçekten beni sevdiğini düşünmüştüm.

Kadim, Ezo’nun gözyaşlarını siler ve sevdiğinin yüzüne bakarak;

Kadim: Kalbim hep seninle bunu görmüyor musun güzel gözlüm. Güzel gözlerinin içinde buldum aşkı. Ben seninle tekrar yaşamayı öğrendim, karanlık geçen hayatımda ışık oldun. İnan bana tüm sana söylediğim her cümlemde samimiydim ve hepsi doğruydu.

Ezo: Sana nasıl güveneyim ki... Güvenimi yıktın...

Kadim: Kızmakta haklısın, ben sana güvenden bahsederken benim yaptıklarıma bak biliyorum. Hele ben insanlara güvenmeyen ben, onlar gibi güvenilmez oldum. Senin güvenini sarstım, şimdi ne yapayım güzel gözlüm söyle bana...

Ezo: Bilmiyorum artık hiçbir şey düşünemiyorum. Bana bu iki günde acı verdin. Ama şu kalbime laf geçirtemiyorum, bir kere girdin kalbimin en derin yerine. Kalbim sana kızamıyor ve her gün fazlasıyla yanıyor içim, kabul etmek istesem de istemesem de seni özlüyor seni istiyor.

Kadim: Hele ben güzel gözlüm, bu iki gün benim için nasıl geçti bilemezsin. Sensizliğe artık iki dakika bile dayanamıyorum. Beni hayata yeniden bağladın, nefes alışım oldun. Şimdi o kadar mutluyum ki anlatamam karşımdasın çünkü. Seni kaybetmek istemiyorum. Bundan sonra sensiz bir hayatı düşünemiyorum bile... Ne olur beni sensiz bırakma...Her anımın her saniyesini seninle yaşamak istiyorum.

Kadim’de dayanamaz ve o da gözyaşlarının akmasına izin verir.

Ezo (Kadim’in gözlerinin içine bakar) : Sen de beni sensiz bırakma Kadim. Bırak desem de bırakma.

Kadim Ezo’sunun dudaklarına doğru eğilir, küçük bir dokunuşun ardından, Kadim ve Ezo bir daha ayrılmamak üzere birbirlerine sıkıca sarılırlar.

- BİTTİ -



Not: En son cümleler yazılırken acemi senarist kendini kaybetmiş olup, en yakın hastanenin kalp bakım ve onarım merkezine yatırılmıştır. Bilginize.... :img-help: :img-help:

Gökgöz
25-12-07, 19:01
Kadim : Hiç inandırıcı değil. Gözlerinde şimşekler çakıyor baksana.

Ezo : Bu karanlıkta nasıl gözlerimi gördüğüz. Bütün gece aydınlık yerde görmediğiz de Pırtık Bey

Der ve bahçe kapısını kapatmaya çalışır. O sırada Kadim kapıyı tutar ve kapatmasını engeller. Gözgöze gelirler. Ezo nun gözleri kıskançlık ateşiyle yanmaktadır. Kadim ise hem şaşkın hem de mutludur.

Kadim : Ezo içinden geçenleri lütfen benimle paylaşır mısın?

Ezo : Paylaşılacak bişey yoğğ Gadim bey. İzin verirseğiz gitmek istiyorum. Siğze iyi geceler.

Kadim : Ama Ezo dur lütfen.

Demeye kalmadan Ezo kapıyı kapatıp gitmişti bile. Havva camda Ezo yu bekliyordu. Geldiğini görünce kapıyı açtı. Ev halkı uykuya dalmıştı çoktan. Havva Ezo nun yatağını da hazırlamıştı. Ezo sabah çok erken kalkacağını bahane ederek hemen uyumaya gitti. Yatağa yattı ama bir türlü uyku tutmuyordu. Çünkü çok kızgındı. Arzu ile Kadim in samimiyeti onu çok rahatsız etmişti. Ne kadar kardeş gibi büyümüş olsalar da kardeş değillerdi. Bütün gece onun farkına varmayan Kadim şimdi fark etmişti Ezo yu. Kadim e çok kızgındı.

Ezo : Bah bah gözlerimde şimşekler çakiymiş. Bütün gece çaktı şimşek. Ancamı göriysin. Tabi Arzu hanım vardı yanında görür mü heç. (duraklar) Acaba çok mu abarttım? Bu gadar tepgi vermem doğru olmadı galiba. Hem bağa ne oluyoki anlamiyim. Ondan zaman istedim ama yaptığıma bag. (duraklar) Niye eyle diyin Ezo? Sende seviyin bu adamı. Onun senden başkasına ilgi göstermesi tabiki rahatsız eder seni. Aman canım anlarsa anlasın. Bende çog gıskandım onu işte.

Diyerek yavaş yavaş gözleri kapanmaya başlar ve uykuya dalar. Bu sırada Kadimde arabada içinden söylenir.

Kadim : Dupeduz kiskandi, Arzudan kiskanmasi, eğlendirici. (güler)

Kadim bunları düşünürken otele gelmiştir. Osman a iyi geceler dileyerek odasına çıkar. Ezo nun söylediği sözler, aklında yolunu kaybetmiş başıboş dolaşmaktadır. İlk anda neden kızdığını anlamasa da şimdi emindir. Ezo onu Arzu dan kıskanmıştır. Kıskanması onunda artık Kadim e karşı boş olmadığının ispatı gibidir. Kadim bunları düşünürken suratında hafif bir gülümseme olduğunu hisseder. Çünkü Ezo nun onu kıskanması çok hoşuna gitmiştir ama yine de bu yanlış anlamayı telafi etmelidir. Yatağına yatar ve Ezo nun söylediklerini düşünürken gözleri kapanmaya başlar. Mutlu bir uykuya dalar. Ezo, sabah erkenden kalkarak baklava dükkanına gider. Ortalığı toparlar. 2 tepsi baklava hazırlar. Daha sonra ordan çıkarak acele acele otele yetişmeye çalışır. Bugün önemli bir gündür. Kutsal usta bir televizyon programı çekimine katılacaktır. Çekim otelde yapılacaktır. Ezo geldiğinde hazırlıklar çoktan başlamıştır. Hemen üzerini değiştirip işe koyulur. Kutsal usta çok heyecanlıdır. İlk kez televizyona çıkacaktır. Otelde ve mutfakta bir koşuşturmaca almış başını gitmektedir. Kutsal usta Ezo dan yardım ister. Mutfağı bırakıp çekim öncesi kendisine yardım etmesini ister. Bu sıralarda da Kadim her yerde Ezo yu aramaktadır. Mutfakta olmadığını öğrenince, çekimin yapılacağı yere gider. Ezo yu bir şeyler hazırlarken görür. Hemen yanına gider.

Kadim : Ezo nerelerdeydin? Her yerde seni aradım.

Ezo : Bişeymi vardı Gadim bey? Buyrun yardımcı olayım.

Kadim : Ne bu resmiyet Ezo? Hala kızgın mısın bana?

Ezo : Yogg canım ne münasebet. Benim üzerimemi düşmüş siğze gızmak. Ben siğzin sadece işçinizim.

Kadim : Ezo saçmalama lütfen. Benim sadece işçim olmadığını çok iyi biliyorsun. Ama lütfen açıklamama izin ver.

Ezo : Yormayın gendinizi Gadim bey. Bağa bişeyleri açıklamak zorunda değilsiğiz.

Kadim : Zorundayım Ezo. Kendimle ilgili olan her şeyi seninle paylaşmak zorundayım. Çünkü sen artık benim öbür yarımsın. Ne ben sensiz, ne de sen bensiz bir bütün olamayız anlıyor musun?

Ezo : (bu sözler Ezo nun çok hoşuna gider ama yine de serde gurur var) bu siğzin fikriğiz Gadim bey. Ben eyle düşinmiyim.

Kadim : Off Ezo çok inatçısın. Neden beni dinlemek istemiyorsun? Bırakta kafandaki soru işaretlerini sileyim.

Bu sırada çekim başlayacaktır. Hazırlıklar tamamlanmıştır. Herkes yerini almaya başlar.

Ezo : Neyse Gadim bey çekim başliyi. Gapatsak bu gonuyu.

Kadim : (gülümseyerek) Peki şimdilik kapattık ama burada bitmedi bunu bil.

Ezo ve Kadim yan yanadırlar. Çekimi izlemeye başlarlar. Çekim başlar. Kutsal usta heyecanın ve spot ışıklarının da etkisiyle bayılır. Herkes telaş eder. Doktor getirilir. Önemli bir şeyi yoktur Kutsal ustanın ama çekime devam edemeyecektir. Çekime Ezo nun devam etmesini isterler. Nede olsa Kutsal ustanın yardımcısıdır. Ezo ilk başta istemese de ısrarlara dayanamaz ve kabul eder. Çekim yapılır. Ezo çok başarılı bir iş çıkarır. Sanki önceden televizyona çıkmış gibi bir havası vardır. Kadim se aşık olduğu bu kadını hayranlıkla seyreder. Çekim biter. Program yapımcıları Ezo ya çok teşekkür ederler. Yavaş yavaş ortalık dağılır. Otel eski sessizliğine bürünür. Ama Kadim odasında düşüncelere dalmıştır. Her ne kadar Ezo nun onu kıskanması hoşuna gitse de, biran önce gönlünü almalıdır Ezo nun.

PEK GÜZEL OLMADI SEVGİLİ ARKADAŞLARIM. ZATEN LAF OLSUN DİYE KARALADIM BİŞEYLER. BEĞENECEĞİNİZİ DE PEK SANMIYORUM AMA NEYSE. BU AKŞAM DİZİMİZİN BÖLÜMÜ OLACAĞI İÇİN DEVAMIDA YOK. DİZİMİZDEKİ AKSAKLIKLAR BENİM YARATICILIĞIMI DA KÖRELTTİ SANIRIM. YAZACAK PEK BİŞEY BULAMIYORUM. YİNE DE OKUMA SABRI GÖSTEREN ARKADAŞLARIMA ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM… :icon_whis:icon_whis:icon_whis

pelin-ce
26-12-07, 10:26
Tavsiye Müzik: Yeni Türkü - Aşk Yeniden...

Kadim: Deniz… Uyan!
Deniz korkuyla gözlerini açmıştı, hala gördüğü kabusun etkisinde gözlerinden süzülen yaşlarla birden Kadim’e sımsıkı sarıldı…
Deniz: Nerdesin?

YEŞİL BİR DENİZ...
(AŞK YENİDEN)

Aşk yeniden
Ürperen sahiller gibi …

Karanlık kabuslardan uyandıran sıcacık şefkatler varsa yüreğinde, kıpırtılar başlarmış kimseler duymadan içinde, en derinlerinde…
Fırtınalardan yara almış olsan da yürek seslenirmiş sana o derinden “Aşk yeniden”

Deniz: Nerdesin?
Kadim: Şşşttt… buradayım…Sakin ol Deniz yanındayım…
Deniz sığındığı şefkatli kolların farkına vardı ve başını Kadim’in o sıcacık göğsünden çekip….
Deniz: Kadim…

Hiç hesapsızca açılan kollar, ona sımsıkı sarılmış bir sevda…
Gözlerinden süzülen son damlalarıyla Kadim’in gözlerine takılı kalmıştı Deniz…
Kadim neler olduğunu anlayamadan bir vurguna düşmüştü alacakaranlık bir karmaşada…
Kadim şaşkın…
Deniz şaşkın…
Süregelen sessizliğin içinde Kadim yavaşça Deniz’i yatırdı yatağına…
Kadim: (Deniz’in yüzüne düşen saçlarını şefkatli elleriyle düzelterek) Hadi biraz daha uyumaya çalış! Olur mu?
Deniz uysal küçücük bir kız gibi ağlamaklı sesi ile tamam diyebildi.
Tam gözlerini kapamıştı ki Kadim’in gitmeye çalıştığını fark etti…

Deniz: Gitme!

Kadim yatağın bir köşesine oturdu Deniz’in elini tuttu sıkıca, gülümsedi…
Güven veren bir sıcaklığı vardı ellerinin önce tereddüt etse de, sonra anlatmaya başladı…
Ailesini, annesini o korkunç trafik kazasında nasıl kaybettiklerini, sonrasında değişen yaşamını, yaşadıklarını tüm hayatını…
Onca yorgunluk, onca hüznün ardından bir süre sonra uyuya kalmıştı Deniz…
Kadim’se yaşadıklarını düşündü düştüğü dehlizlerden kurtulmak için ayağa kalkıp yürüyen bu kadının… Meydan okumuştu hayata, sert ve kalın duvarlar örmüştü o da etrafına…
Bir şekilde yaşamayı başarmıştı, başarmışlardı…

Deniz usulca araladı gözlerini kabusundan çekip çıkaran o sıcacık, güven veren eller hala ellerindeydi… Tüm hayatını anlattığı, acı anlarını paylaştığı o gizemli adam onu şefkatle dinlemişti. Fırtınanın ardından gelen huzurlu bir gülümseme yerleştirdi yüzüne…

Deniz: Teşekkür ederim… Yanımda olduğun için…
Kadim: Bu teşekkürü kahvaltıda kabul etsem…

Aşk yeniden
Bir masal gibi gülümserken…

Zaman aşkın sarhoşluğunda hızla koşuyordu, masal tadında sunumlarıyla…
Kimi zaman bir kahve oluyordu neşeyle geçen sohbetlerde, kimi zaman bir gün batımı sahilde kumlar üzerinde… Bazen akşam yemekleri eşliğinde, bazen sarı hüzünlerde bir yürüyüşte…
Belli belirsiz zamanlarda birbirlerinden habersiz, gizlice basılan deklanşör seslerinde…
Acılarla beslenmiş, derin yara almış iki saklı yürekte aşk yeniden işte…

Kadim: Bana neler oluyor böyle içimde ki kalın duvarlarım yavaş yavaş yıkılıyor…
Dışarı çıkmak, karanlığı aydınlatmak isteyen ben miyim?
En ağır hüzünlerin bile susturamadığı bu kadının insana hayat veren neşesi, cıvıl cıvıl sesine esir düşüyorum. Bu ben miyim?

Deniz: Derin kabuslardan uyanıp bilmeden içine düştüğüm bu masalda ne?
Ellerim ilk defa bu kadar sıcacık… Kara gecelerin derin uykularında, yemyeşil şefkatlere bulanıyorum… Bu ben miyim?

Her masalın bir sonu vardı mutlaka, mutlu da bitse…
Kısacık süren bu huzur arayışı ikisini de neredeyse unuttukları heyecanlara, aşk mevsiminin sınırlarına sürükleyivermişti…
Deniz son kez gün batımını fotoğraflarıyla ölümsüzleştirmek istedi…
Dar patika yoldan sahile doğru yürüdüler… Yamaçtaki taşın üzerinden atlayan Kadim elini Deniz’e uzattı… Deniz uzatılan o sıcacık ele güveniyordu. Sıkıca tuttu Kadim’in elini…

Karadeniz hırçın olurdu, her sonbahar mevsiminde… Dalgalarına eşlik eden şarkılar vardı sahillerinde…Kumdan sahiller, sert rüzgarlarla kavgaya düşmüş, rüzgarlar keskin çığlıklar savuruyordu aşk şarkıları içinde…

Kadim: (Derin bir nefes alarak) Bu huzur kaçamağı da sona erdi…O korkunç karmaşalara geri dönüş vakti…
Deniz: En azından yaşadığımız her anın tadını ölümsüzleştirdik. Her hatırladığımızda unutamayacağımız, bir nefeslik kareler sakladık albümlere…
Kadim: Evet unutulmayacak zamanlar, ama bu konuşmalar bir veda değil öyle değil mi?
Deniz: Tabi ki değil, hem hala bana bir yemek borcun var unuttun mu?
Kadim: (Çapkın bir gülümsemeyle) Hayır unutmadım…

Deniz önce otele sonra etrafına bakındı kendini öylesine kaptırmıştı ki Kadim’in kolunu tuttu…
Kadim Deniz’in bu hallerine bakıp gülümsedi, bazen fotoğraf çekerken hayattan kopup başka diyarlara düşüyordu sanki…

Deniz: Bu açıdan bir-iki poz çekmeliyim mutlaka…
Deniz ardı sıra deklanşöre basarken Kadim onu izliyordu hala gülümseyerek, bir an Deniz’in arkasına geçti, kollarını omuzlarından uzatarak fotoğraf makinesini almaya çalıştı…
Kadim: Versene şunu bana…
Deniz: Kadim! Dur… Ya inanmıyorum harika bir açıydı…
Kadim: Demek harika bir açıydı. Bakalım ne yakalamışsın? Hmm… Evet…
Deniz: Evet ne?
Kadim: Fena değil…
Deniz: (Ellerini beline koyarak) Yaa demek fena değil… Peki o zaman bir de siz çekinde biz açınızı görelim beyefendi…
Kadim: Memnuniyetle…

Fotoğraf makinesini aldığı gibi Deniz’in öfkelenmiş hallerini yakalamıştı… Deniz önce öfkeli sonra mahçup halleriyle karelere haps oldu… Kadim’e doğru yürüyerek fotoğraf makinesini almaya çalışıyor, bir yandan da hala söyleniyordu…

Deniz: Otelin tanıtımında kendi resimlerimi mi kullanayım… Hadi ver şu makineyi artık…
Kadim: (Gülerek) Bak bu çok iyi bir fikir…

Deniz o sırada aniden makineyi eline aldı ve bu defa roller değişti. Deniz karşısında ona yeni umutlar vaad eden yeşil gözlü adamın her halini önce kalbinin derinliklerine sonra resimlere kaydetti…

Kadim: Ne o? Kendinden vazmı geçtin? Yoksa benim fotoğraflarımı mı kullanacaksın?
Deniz: (Gülerek) Hmm… Bak bu da çok iyi bir fikir…
Kadim: (işaret parmağını sallayarak) Sen şimdi görürsün küçük Hanım…

Hızlı adımlarla Deniz’e doğru yürüdü… Deniz'se gülerek kaçmaya çalışıyordu Kadim'den… Uzun sonsuz sahillerde bir kovalamaca oyunu başlamıştı… İlerde kasabadan bir grup genç yakılan ateşin başında şarkılar söylüyordu… Uzaktan duyulan sesler aşk nameleri fısıldıyordu kulaklarına tüm aşıkların…
Bir anda öfke yüklü rüzgarlar esti kumları peşi sıra sürükleyerek…
Sarı toz bulutları silmeye çalışıyordu sanki aşk kokan havayı, Kadim Deniz’i ellerinden tutup kendine doğru çekti kollarıyla sardı sarmaladı genç kadını korumak istercesine…
Deniz’se yüzünü Kadim’in göğsüne saklamaya çalıştı, sığınabildiği, güvendiği dingin bir liman gibi…


Aşk yeniden,
Rüzgârlı bir akşam vakti ...
Aşk yeniden,
Ürperen sahiller gibi...
Aşk yeniden,
Kumsalların deliliği...
Aşk yeniden,
Bir masal gibi gülümserken…

Söğüt ve Şah-ru'ya teşekkürler...

sessizperi
26-12-07, 13:13
Arzu, Kadim'in yanına gelir.

Kadim: nArzu niyimisin, hiç niyi gözükmüyorsun?

Arzu: hiç niyi değilim Kadim...

Kadim: noldu nArzu, nanlat bana...

Arzu: Nölmek istiyorum, nartık yaşamak nistemiyorum.

Kadim: Nanlat bana, ben senin nabin sayılırım.

Arzu: Nabi, biliyorum ben de senin kardeşin sayılırım. çok kötüyüm, nağlamak istiyorum, herşeyi parçalamak nistiyorum...

Kadim: Gel nabinin kollarına, nağla kollarımda...

Arzu, Kadim'e sarılır.

Arzu: Nabi,kollarına al beni, bırakma beni Kadim. Bir bebegim olacak Kadim, nama nistemiyorum ben bu bebeği...

Kadim: Kıyma bebeğine nArzu....

Kadim ve Arzu birbirlerine sarılı bir şekilde iken, Ezo içeri girer.

Ezo: Ninanamıyorum, duyduklarım doğru nolamaz.

Kadim: nEzo yanlış nanladın, nArzu benim kardeşim.

Ezo: Biliyorum. Nonu kastetmiyorum. NArzu senin bir bebeğin mi olacak?

Arzu: nEvet nEzo. Nama bu bebeği istemiyorum ben.

Ezo: Neden nArzu, babasının haberi var mı?

Arzu: nEvet var nama nistemiyor bizi, görmek bile nistemiyor beni.

Ezo: Hangi vicdansız bu ki sizi böyle zor durumda bırakıyor, Ninanamıyorum.

Arzu: nÖlmek istiyorum nEzo.

Ezo: Nayır nölemezsin, bu çocuğu naldıramazsın.

Arzu: Yapamam, nasıl bakarım anamın yüzüne...

Ezo: Bakacaksın, çünkü bu bebeğin bir babası olacak.

Arzu: Nasıl, kim olur ki bebeğimin babası?

Ezo: Kadim..

Arzu: Nayır bunu kabul edemem. Sizin aranıza kötü kadın gibi giremem.

Kadim: nEzom, ne diyorsun, yapamam böyle bir şey...

Ezo: Yapacaksın Kadim, sen onun abisisin, onu böyle bırakamazsın, sana yakışmaz.

Kadim: Nayır kabul edemem, biz ne nolacaz, nayır olmaz...

Ezo: Bu bebeğin canına kıyılırsa eğer, seninle beraber nolamam, en iyisi bu.

Arzu: Çok niyisin nEzo..

Ezo: Neğer kızınız olursa ismini Ezo koyun oldu mu? Size mutluluklar diliyorum. :img-in_lo

Kadim: nEzo, sen çok iyi birisin, seni hiç unutmayacağım naşkım. Elveda... :img-cray:

Ezo: Elveda Kadim....:img-cray:


:img-hyste :img-hyste :img-hyste

deryadil
27-12-07, 23:18
Puslu bir havada yürüyordu Arzu. Sahilde martıların sesi kendi içindeki çığlıklarla karışıyordu. Haykırmak istiyordu o da. Neden neden böyle severken birden yalnız buluvermişti kendisini. Birde kendisini çok yorgun hissetti, sahildeki kayalara doğru yürüdü, adeta çölercesine oturdu. Gözlerinden yaşlar boşaldı. İçindeki incinmiş küçücük örselenmiş çocuğu teselli etmek isterdi. Herkes doktor hanım derken, her gün nice hayatlar kurtarırken, yeni yaşamların doğuşunu sağlarken hiç farketmemişti bu kadar çocuk, bu kadar kırılgan olacağını. İşte şimdi birden ortaya çıkmıştı içindeki o naif çocuk, ne kadar hırpalanmıştı bu ilişkide. Şimdi nasıl anne olacaktı. Daha dün özgür ve neşeli bir kızken şimdi bir bebeğin sorumluluğu. Babası olmayan bir bebek, baba sevgisini tatmayacak bir bebek. Yanaklarını yaşlar ince ince ıslatırken, bir yandan da içi temizleniyordu.
Hiç olmazsa ona sevgi dolu bir dayı verebilirim. Kadim'i düşündü, çocuğu büyürken yanlarında olacak, güvenebileceği bir erkek. Gülümsedi, yapabilirdi, bu çocuğu sevgiyle büyütebilirdi. Birden telefon çaldı...
-Arzu kızım, nerdesin. Seni merak ettim, sabah erkenden çıkmışsın.
Kendisini toplamaya çalıştı Arzu
-İyiyim anne, sahilde biraz yürümek istedim.
-İyi kızım, geliyor musun, sana kahvaltı hazırladık, bak Ezo da burada...
-Annecim siz başlayın ben gelince yerim.
-Aaa, olur mu, seni bekleriz.
-Peki siz bilirsiniz ben geliyorum annecim.
Arzu'nun içini birden sevinç kapladı. Bu çalışkan ve insancıl anadolu kızı ona kendisini hep iyi hissetttiriyordu. Akran da olsalar onda bir şefkat, bir anne şefkati vardı.
-Veda et Arzu dedi, gözyaşlarına veda et.Güzel günler olacak önünde. Bebeğinle sen mutlu olacaksınız.
Kalktı, bedebini dikleştirdi hızla eve doğru yürüdü.
Kapıyı Ezo açtı, gözlerinin içi gülüyordu:
-Günaydın dedi, yanakların pembe pembe olmuş, açık havada yürümek yaramış.
-Günaydın Ezo dedi, sen de çok güzel görünüyorsun bu sabah, keşke Kadim'İ de çağırsaydık kahvaltıya.Ne güzel çay kokmuş.
-Aaa tabi ya erken daha etmemiştir Kadim kahvaltısını, ben hemen çağırayım diye lafa girdi Elçin A.
-Ezo senin de yanakların pespembe oldu, hasta mısın, ateşin mi var.
-Yok ööle kapıyı açınca belki soğuk çarpmıştır.
-Yok yok soğuk çarpsa yüzün solar, soğuk damarları büzer Ezo'cum, senin yanaklarına giden damarların genişlemiş olmalı. Bu da genelde ateşle birlikte olur.
-Ya evet evet bir ateş hissediym, bugünlerde arada basiyi beni, mühim bi şey değil hadi biz içeri geçek.
-Kahvaltıdan sonra sana bir bakayım Ezo'cum, grip falan olma
(Ezo kendi kendine konuşur, ben hasta gibiyim doğru ama bu bildiklerinden değil)
-Çocuklar aradım, Kadim de geliyor, o da sanki davet etmemi bekliyormu, öyle sevindi ki ben 10 dakikaya oradayım dedi.
-Aaa Kadim de değişmiş, eskiden hiç bize o kadar da çok gelmezdi haftalık olağan ziyaretlerinin dışında, ne oldu ki böyle, hayır beni özledi desem daha önce de geldim ama hep işleri yoğun olduğundan az görüşebildik. Ne iyi di mi Ezo hep beraber kahvaltı etmek?
-İyi ki hem de ne iyi...
-Ezocum bak sen gittikçe daha çok kızarıyorsun, iyice ateşlenmiş olmayasın, dur Kadim gelinceye kadar ben bir derece koyayım olur mu?
-Ben hasta değilim, kırılık neyim hissetmiyom, evet yüzüm biraz kırmızı ma ocağın başındaydım da ondandır herhal.
-Yok yok ben ölçeyim yine de...

.....

-Evet Ezo haklıymışsın ateşin normal, ama yüzün hala kızarık, neyse önemli değil o zaman.
-Dedimdi ben.
Kapı çalınır
Elçin A
-Tama kızlar ben bakarım, Kadimdir gelen.
Kadim odaya girer elinde dereceyle Arzu'yu Ezo'nun başında görürü.
- Ne oldu Ezo hasta mısın diye yanına gelir, elini tutar.
Arzu güler
-Yok ateşi yüksek sandım ama bu sabah yüzüne bir kırmzızılık yerleşti gitmiyor, hatta bak daha da fena oldu şimdi. Bir vazomotor refleks, heyecanla falan ilgilidir.
Ezo hızla ayağa kalkar elini Kadim'dem kurtarır
-Benim olur çocukluğumdan beri der heyecanla falan ilgisdi yok, ne var ki heyecanlanacak, sankim ilkokulda müsamereye mi çıkıyom, hadi ben çayları koyuyorum, siz de geçin sofraya.
-Hadi hadi Ezo haklı çocuklar der olayı bir an önce kapamak için Elçin anne.
Arzu ile Kadim birbirlerine bakarlar, Kadim bu durumdan çok hoşnut kalmıştır, güler
-Ya Ezo insan sadece müsamereye çıkınca mı heyecanlanır
Ezo çok sinirlenir hışımla geri döner, gözlerinden kıvılcımlar saçarak Kadim'e bakar
-Yok ondan değil doktor gördüm diyedir der, ben sana göztermez miyim diye söylenerek mutfağa girer (kaçar).

deryadil
28-12-07, 00:54
Ezo mutfaktan elinde tepsiyle çıkar.
-Niye zahmet ettin kızım der Elçin A, biz koyardık.
-Aman Elçin A, sanki elime yapisiyi, ne olacak bi çaydan, Kadim bey siz de alın belli üşümüşsünüz dışarda.
-Yok çok soğuk değildi.
-Ne biliyim bana öyle gibi geldi de.
Kadim bozulur, Ezo'nun kendisine kızdığını anlamıştır, gönlünü almak ister
-Yaratılış işte Ezo ben ateşler içinde yansam da öyle soğuk görüyorum der ve dediğine pişman olur.
-Yoksa ateşler içinde yaniyi misiniz neden acaba der.
Arzu bu fırsatı kaçırmaz oyuna katılır.
-Aaa ben var dedim birşeyler bu Kadim'i hiç bu kadar mutlu görmemiştim. Kadim kim bu seni ateşler içinde yakan.
Kadim kıpkırmızı olur,
-Yok yani öylesine söyledimdi ay söylemiştim.
-Konuşmayı da şaşırdınız Kadim Bey der Ezo, sevdiğinize iyi davranıyor musunuz bari
-Onun bana davrandığından çok daha iyi davrandığıma eminim.
-Kadim yoksa sevgilin seni üzüyor mu der Arzu.
-Ya bana kırıldı galiba, istemeden incittim de ondan bir özür dilemem kalbini almam lazım.
-kim bu kız der Arzu
-Ya Arzu şimdi daha söylemeyim sonra söylerim
Ezo hemen telaşlanır
-Canım neyse söylemek istemiyorsanız sizi zorlamayalım, afedersiniz der.
-Yok asıl sen kusuruma bakma Ezo der.
-Ne kusuru ne diyorsunuz siz der mutfatan çayını alıp gelmekte olan Elçin A.
Hepsi bir ağızda
-Yok öylesine konuşuyorduk derler ve hepsi de gülerek birbirine bakar. Kadim Arzu'nun herşeyi bildiğini anlamıştır, kendilerine gizli bir ortak buldukları için rahatlamıştır. Çayından bir yudum alır. Ezo yine de Kadim'den intikamı yeterli görmemiştir.
-Kadim bey siz hiç Titanik deyi bir filme gitmiş miydiniz diye sorar.
Kadim birden yudumlamak