PDA

Tüm Versiyonu Göster : Kırık Kanatlar- Basında Çıkan Haberler


Sayfalar : 1 [2]

fawwka
26-01-07, 12:30
Sokaklarda yürek vardı
İstanbul’da salı günü adeta bir insan seli akıyordu sokaklarda. Gözlerinde yaşlar, ellerinde dövizler, yüreklerinde “biz soykırımcı değiliz” duygularıyla dolu bir insan seli. Yakından tanıyan, tanımayan, belki de sadece öldürüldüğü gün adını duyan bütün vicdan sahibi yürekler oradaydı. Tarihte egemenlerin, Türk halkının alnına sürdüğü “soykırım” lekesini gözyaşlarıyla yıkayıp silmek için oradaydı yüz binler. Türkiyeli Ermeni, solcu, barışçı, insancıl yazarımız, kardeşimiz Hrant Dink’i çok sevdiği ülkesinin toprağına uğurlamak için oradaydık.
Benim izlediğim ve çok beğendiğim tek dizi olan Hırsız-Polis’in ünlü Aksak’ı Uğur Yücel’le yan yana, aynı hüznü paylaşarak yürümek, ekranlarda gördüğümüz suratları tek başlarına ve hiçbir kamera ilgisi beklemeden halkın içinde yürümelerini görmek beni ve 16 yaşındaki kızımı, ülkemiz ve insanlarımız adına çok umutlandırdı. Yabancı Damat’ın genç oyuncusu Özgür Çevik, Kırık Kanatlar’ın Nevzat Teğmeni M. Ali Nuroğlu, hemen yanıbaşımızda gördüğümüz sanatçılarımızdan bazılarıydı. Daha göremediğimiz onlarca sanatçımızın adını ise gazetelerde okudum. Ancak bu isimler yoktu gazetelerde. Onun için size yazma gereği duydum. Memleketimin bu aydınlık yüzlerinin ırkçılığa hayır dedikleri bilinsin istedim halkla birlikte. FATMA İRİER


http://www.vatanim.com.tr/tv/detay.asp?id=6178

fawwka
26-01-07, 12:34
Olan her zaman perde arkasındakilere oluyor

Sezon başından beri izlediğimiz dizilerin çoğu birkaç bölüm sonra gösterimden kalktı. Reyting canavarı ne Gözyaşı Çetesi bıraktı, ne Rüya Gibi, ne de ne Kırık Kanatlar... Gelen dedikodulara göre şimdi de sırada Sev Kardeşim var. Onlarca dizi ekranlarda bir göründü, ardından yok oldu. Reytinge kurban giden dizilerin sayısı birkaç ayda yirmileri, otuzları buldu. Dün bir telefon aldım yıllardır bu sektöre emek veren isimsiz kahramanlardan birinden. Siz ışıkçı deyin, ben kameraman... Dedim ya, o bir isimsiz kahraman. “Bir dizi yayından kaldırıldığında en çok bizim canımız yanıyor” diye başladı söze. “Çünkü yapımcıların aynı anda gösterilen birkaç dizisi vardır. Biri tutmazsa, diğerine yatırım yapacaklardır. Oyuncular için de durum pek farkı değildir. Çoğu, aynı anda bir kaç dizide, filmde iş bulabilmektedir. Ancak biz, çalıştığı gün para kazanabilenler. Yani en alttakiler... Hiçbir güvencemiz olmadan bekleriz kaderin ağlarını örmesini. Ve kimin dizisi olursa olsun hiç istemeyiz bitmesini. Çünkü biliriz ki bir dizi yarı yolda kaldığında, birçok arkadaşımız da evlerine ekmek götürmekte zorlanacaktır. Yapımcılar, oyuncular, büyük balıklar kendilerini kurtaracaktır ve olan yine bize olacaktır...” Dinledim, anladım, hüzünlendim. Her hafta başka bir dizinin gösterimine son verilen şu günlerde, sektörün geleceği için endişelendim... Haksız mıyım?

Vatan TV-Mehmet Güler

http://www.vatanim.com.tr/tv/detay.asp?id=6175

fawwka
26-01-07, 12:38
Reyting virüsünün son kurbanları!

Şu sıralar ekranlarda bir yaprak dökümüdür gidiyor. Önce ‘Rüya Gibi’ apar topar yayından kaldırıldı ardından ‘Kadın Severse’... Bu hafta da sürpriz bir kararla ‘Karınca Yuvası’ ekrana veda etti. Nedeni malum, düşük reytingler... Ancak ekrandaki kıyım maalesef bu kadarla kalmayacak sırada televizyona veda edecek 3 dizi daha var. Önümüzdeki hafta ‘Sev Kardeşim’, ‘Kırık Kanatlar’ ve ‘Maçolar’ın da son bölümü yayınlanacak. ‘Sev Kardeşim’ ve ‘Kırık Kanatlar’ bekleniyordu zaten... Ancak büyük umutlarla ve zengin bir kadroyla çekilen ‘Maçolar’ın vedası sürpriz oldu. ‘Maçolar’ ilk üç bölümde reyting denizinde yer almayınca Show TV yönetimi tarafından yayından kaldırılmasına karar verildi. 4’üncü bölümü bu hafta ekrana gelen dizi, önümüzdeki hafta 5’inci bölümünün yayınlanmasının ardından kaldırılacak. Dizinin çok iyi olduğunu ama zamana ihtiyacı olduğunu düşünen oyuncuları ise “Reyting meselesi bir hastalık virüsü gibi oldu” yorumunu yapıyor.

Vatan TV-Mehmet Güler

http://www.vatanim.com.tr/tv/detay.asp?id=6167

sude-elvin
27-01-07, 01:55
Kırık Kanatlar'dan buruk veda

Kanal D'nin sevilen dizisi "Kırık Kanatlar" ekrana veda ediyor. Çekimleri tamamlanan dizinin oyuncuları önceki gün Taksim Sütliman'da verilen yemekte bir araya geldi.

Önümüzdeki hafta 35. bölümü yayınlanacak olan dizi 36. bölümde sona erecek.

Dizinin başrol oyuncularından Mehmet Ali Nuroğlu'nun diğer oyuncularla biraraya gelmemesi ve basına poz vermek istememesi şaşkınlık yarattı.

hurriyet-kelebek

cropsy
27-01-07, 02:09
sude-elvin arkadaşımızın eklediği haberin linki:
http://kelebek.hurriyet.com.tr/magaz...364.asp?gid=90

bu da geceden çekilmiş bir resim:
http://www.galeriturk.net/getimg/2783385_1_.jpg

ANTİKA
27-01-07, 15:30
Kanatları kırıldı

Özel bir kanalda yayınlanan 'Kırık Kanatlar' isimli dizinin, Taksim Sütliman'da veda yemeği vardı. Önümüzdeki hafta sona erecek olan dizinin yemeğinde, başrol oyuncusu Mehmet Ali Nuhoğlu'nun diğer oyuncularla bir araya gelmemesi şaşırttı.

TAKVİM http://www.takvim.com.tr/yas107.html


Yazık oldu!
KANAL D’de yayınlanan Kırık Kanatlar dizisi de bitti, üstelik bu dizi geçmişimizi anlatan nadir öykülerden biriydi. Dizinin sevenleri, takip edenleri, hatta onun için savaşanları bile vardı, ama reytinglere kurban oldu. Başladığında diziyi pek sevmemiştim; Türkler’i değil, Yunanlar’ı gösteriyordu. Amacı Yunan hayranlığıydı, sonra değişti, zevkle izlenen bir diziye dönüştü, bazı bölümleri göz yaşartıyordu. Artık Kırık Kanatlar yok, geride bizden olan iki dizi var, ikisi de TRT’de. Biri Hayat Türküsü, diğeri Kınalı Kuzular. Onlar da biterse iyice aşka-ihanete-güneydoğu törelerine mahkûm olacağız!

TUNA SERİM- TERCÜMAN

özge_letyy
28-01-07, 11:36
'Şu Çılgın Türkler' kitabının yazarı Turgut Özakman, bugüne kadar Atatürk'ü canlandıran oyuncular arasında en çok Rutkay Aziz'in başarılı olduğunu söylüyor. Özakman'a göre; Atatürk'e fiziksel olarak en çok benzeyen oyuncu da Alican Yücesoy. Ali Ulvi Hünkar'ın canlandırdığı rol ise tarihe saygısızlık!.

Uluslararası çapta bir Atatürk filmi çekilmesi için 50 yıldır yapılan girişimler, bu konudaki hassasiyet nedeniyle sonuçsuz kalmıştı. Yıllardır Atatürk'e layık bir oyuncu bulamadığı için filmini çekemeyen Türk sinema ve dizi sektörü; bir yılda 3 Atatürk birden çıkardı! Gerek beyazperdede, gerekse televizyon dizilerinde Atatürk'ü canlandıran oyunculara en büyük tepki ise, satış ve okunma rekorları kıran 'Şu Çılgın Türkler' adlı romanın yazarı Turgut Özakman'dan geldi. Son 1 yılda Atatürk'e benzetilmeye çalışılan üç oyuncuyu ve daha önce 'Cumhuriyet' ile 'Kurtuluş' filmlerinde Atatürk'ü canlandıran Rutkay Aziz'i değerlendiren Özakman; ünlü oyuncuyu rakiplerinin iki tur önünde gösterdi: "Onun üstün oyunculuğu, rolüne saygısı çok başkaydı. Ten renginin değişmemesi için sokağa bile çıkmadığını biliyorum..."

YAKA BAĞIR AÇIK ATA OLMAZ!
Özakman, fiziksel olarak Atatürk'e en çok benzeyen oyuncunun; yönetmenliğini Mustafa Şevki Doğan'ın üstlendiği 'Son Osmanlı-Yandım Ali' filmindeki rolüyle Alican Yücesoy olduğunu söyledi. 'Mustafa Kemal' dizisinde Ata'yı canlandıracak oyuncu Arda Kural'ın Ata'ya hiç benzemediğini belirten ünlü yazar, en sert eleştirisini 'Kırık Kanatlar' dizisine yaptı... Dizinin bir bölümünde Atatürk'ü canlandıran Ali Ulvi Hünkar'ın fiziksel olarak Atatürk'e hiç benzemediğini belirten yazar, Hünkar'a şu eleştiride bulundu: "Yaka bağır açık Atatürk olmaz! Atatürk, giyimine çok özen gösteren bir liderdi. Bu tür çekimler öncesinde arşivlerin ve Ata fotoğraflarının çok iyi incelenmesi gerekir!" Özakman, söz konusu dizinin tarihe saygı göstermediğini ve birkaç bölüm izledikten sonra bir daha o diziye bakmadığını söyledi. Ünlü yazar, bu oyuncuların özel hayatlarının da önemli olduğunu vurguladı: "Oyuncu, Ata'ya çok benzese bile, gece kulübünde kavga çıkararak gündeme gelen biri oynamamalı!"


Ya diziyi sırf bir bölümüne göre değerlendirerek fazla eleştirmemiş mi?Tarihe saygısı yok falan,ağır şeyler bunlar

ANTİKA
29-01-07, 14:39
http://www.gazetevatan.com/tv/detay.asp?id=6198

ANTİKA
30-01-07, 16:33
Atatürk üşümez, acıkmaz, yorulmaz

Türk askeri üşümediğine, acıkmadığına ve yorulmadığına göre, Atatürk de asker ve de en büyük komutan olduğuna göre, elbette o da üşümez, acıkmaz ve yorulmaz.

Böyle düşünen çok kişi vardır aramızda. Sayın Turgut Özakman da bunlardan biri.

Çeşitli sinema filmleri ve televizyon dizilerinde Atatürk’ü oynayanları beğenmiyormuş. Beğenmemesi oyuncuların yetenekleriyle ilgili değil, “yaka bağır açık Atatürk olmaz” diyor. (Oyuncu kendi kafasına göre açıyor ya da kapıyor yakasını bağrını, yönetmen dedikleri kimse yok ortalıkta!)

Yani Atatürk, piyade talimatnamesine uygun biçimde davranır ve gömleğinin en üst düğmesini bile açamaz. Düğme açmak için komutanın izni ve emri beklenir ama Atatürk’ün üstünde kimse olmadığı için bu izni kim verecektir?

(Sayın Kenan Evren de diktatörlüğü döneminde gayet “laubali” bir şekilde selam verir, Amerikan askerleri gibi avuç içi gösterirdi... Oysa kurallara göre parmaklar kapalı olacak, avuç içeri bakacaktı... Fakat kendisine “bu ne biçim selam” diyebilecek bir üst merci yoktu... Aynı selamı biz versek fırça yerdik askerde...)

Atatürk ceketini çıkaramaz, ayağını uzatamaz, sigarasını yakamaz, kahvesini yudumlayamaz...

Çünkü bir uzaylı bütün bunları yapmaz. Atatürk de “bizler gibi bir fani” olmadığına göre...

Demek ki Atatürk’ün sabah kalkınca limonata içtiğini ve yemeklerden de en çok kurufasulya ile pilavı sevdiğini bizlere hatırlatan merhum Attila İlhan, Atatürkçü falan değil, bir vatan hainidir!

Hele şu Fikriye Hanım meselesine gelince... Atatürk’ün gençliğinde Latife Hanım’dan başka bir kadına bakmış olabileceğini söyleyen de kafasından iki, ensesinden bir kurşunla öldürülecek midir “milli hisleri kabaracak” genç bir köylü tarafından?

Turgut Özakman’ın bugüne kadar Atatürk’ü canlandıranlar arasında en beğendiği oyuncu, Rutkay Aziz... Yani, Atatürk’e, gerek saç rengi, gerek göz rengi, gerek boy pos, gerekse ses tonu açısından “en benzemeyen” kişi!

Belki de bizim Rutkay’ın “davudi” bir sesi olduğu için Sayın Özakman bir zamanlar Ankara Radyosu Çocuk Saati’nin “müsamerelerini” hatırlıyor ve bu hoşuna gidiyor...

Hazret-i Ömer’i Agâh Hün’e konuşturdukları gibi, Atatürk’ü de “tok sesli” bir sanatçıya konuştururlardı.

Aslında Atatürk’ü görüntülü olarak “oynamak” ve göstermek de yasaktı da, tıpkı peygamber efendimizin suretini göstermenin yasak olması gibi, bu çoktan aşıldı... Şimdi buna laf edemeyenler oyuncunun ağzına burnuna takıyorlar kafayı...

Sayın Özakman “Atatürk’ü canlandıracak oyuncuların özel hayatlarının da çok önemli olduğunu” belirtmiş.

Örneğin rakı içen bir aktör Atatürk’ü asla ve kat’a oynayamaz, oynamamalıdır! (Bizim Rutkay yalnızca kuşburnu ve ıhlamur içer.)

“Atatürk” ve “rakı” kavramlarını yanyana getirmeye cüret eden Türk değildir. (Nedir? Ermeni olmasın sakın?)

Özakman “gece kulübünde kavga çıkararak gündeme gelen biri Atatürk’ü oynamamalı” diyor...

İyi de, Sakarya Çarşısı’ndan balığını, Gima’dan da peynirini alıp filesine koyduktan sonra Kızılay-Küçükesat dolmuşuna binip vakitlice evine giden ve yemek üstüne çay demleyip erkenden de yatan “Ankaralı” oyuncu nereden bulacağız? Devlet Tiyatrosu’nun memurları bile bu kadar mazbut yaşamıyorlar.

“İyi hal kâğıdını” Atatürk’ü oynamaya aday olan oyuncuya hangi “merci” verecektir? Muhtarlık mı, karakol mu? Güvenlik soruşturması da isteyecek miyiz? Kürt mürt çıkmasın sakın... Aşı kâğıdı da soralım mı?

Atatürk, batı taklitçiliğini ve kopyacılığını sevmezdi, batının “yöntemlerini almaktan” yanaydı.

Bu durumda, romanını, tiyatro oyununu ve bunlardan uyarlama senaryosunu Joseph Hayes’in kaleme aldığı, yönetmenliğini William Wyler’ın yaptığı, başrollerini Humphrey Bogart ile Fredric March’ın paylaştıkları “Ümitsiz Saatler” (The Desperate Hours) filminden “gereğinden fazla esinlenerek” oturup “Duvarların Ötesi” adlı bir oyun yazmak Atatürkçülük’ün neresine sığar, Turgut Özakman bana anlatsın...

ENGİN ARDIÇ-AKŞAM GAZETESİ
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=65938,10,2

cropsy
01-02-07, 13:13
1 AVRUPA YAKASI [NET] ATV 11,70 26,60
2 YAPRAK DOKUMU [NET] KAND 10,60 24,10
3 CANDAN OTE [NET] STAR 7,70 19,40
4 SHOW TV ANA HABER BULTENI [NET] SHOW 7,10 19,70
5 HABER SAATI [NET] KAN7 6,00 17,40
6 KARAGUMRUK YANIYOR [NET] STAR 5,70 12,90
7 ACEMI CADI (TKR) [NET] KAND 5,60 18,40
8 GIZLI ORTAK (Y.S) [NET] ATV 5,60 16,10
9 KANAL D ANA HABER BULTENI [NET] KAND 5,30 14,70
10 G.O.R.A (T.S) [NET] SHOW 5,20 11,80
11 STAR ANA HABER BULTENI [NET] STAR 5,00 13,90
12 SEBNEM KISAPARMAK''LA PAYLASTIKCA [NET] KAN7 4,80 18,20
13 KIRIK KANATLAR [NET] KAND 4,80 12,70

A/B
1 AVRUPA YAKASI [NET] ATV 16,80 38,90
2 YAPRAK DOKUMU [NET] KAND 12,90 29,70
3 KIRIK KANATLAR [NET] KAND 7,40 19,10

cropsy
01-02-07, 16:53
“KIRIK KANATLAR” BİTMESİN

1980’li yıllar... Dönemin başbakanı Turgut Özal, milli değerlerine sıkı sıkıya bağlı olan Japonların Batı’ya meydan okuyan ilerleyişi karşısında, Japon eğitim sistemine ilgi duyar. Bu sebeple inceleme ve araştırma yapmak üzere bir Japon Pedagog heyetini Türkiye’ye davet eder. Alanında uzman olan bu Japon heyeti, ülkemizin çok değişik yerlerinde inceleme ve araştırma yapar. Görüşme ve temaslarda bulunur. Sonra da bütün bu faaliyetlerin sonuçlarını takdim etmek üzere, zamanın Milli Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerler’le birlikte Başbakan Turgut Özal’ın huzuruna çıkar. Eğitim alanında uzman olan Japon heyetinin kararı kısa ve kesindir. Derler ki:

“Sizin gençliğinizde milli şuur yok”
Bu karar; Başbakanlıkta bulunan Türk yetkililer üzerinde bomba tesiri meydana getirir ve büyük bir şok yaşatır. Biraz şaşkınlık, biraz da hayret içinde:
“Nasıl yani…?” diyerek şu soru sorulur:
“Peki, siz Japonlar, gençliğinize milli şuur verme adına ne yaparsınız? Hangi programı, nasıl uygularsınız?
Bunun üzerine Japonlar şu cevabı verirler:
İlk eğitime şok testler uygulayarak başlarız. Bu çocukları uçak kadar hızlı giden trenlere bindirir ve çok katlı yollardan geçiririz. En üstün teknolojiyle ve robotlarla çalışan dev fabrikalarımızı gezdiririz. Bu baş döndürücü teknoloji karşısında sarsılan ve şok olan çocuklarımıza deriz ki:
“Gördüğünüz bu hızlı trenleri ve üstün teknolojiyi sizin atalarınız yaptı. Eğer siz daha çok çalışırsanız, daha hızlı giden ulaşım araçları yapar, daha üstün teknoloji meydana getirir, daha gelişmiş ve modern fabrikalar kurarsınız” Daha sonra bu çocukları Hiroşima ve Nagazaki’ye götürüp gezdiririz.
2.Dünya savaşında atom bombasıyla yerle bir edilen bu bölgeleri biz, gelecek nesillere ibret olsun diye aynen koruruz. Buraları çeşitli bilgiler vererek onları gezdirir ve gösteririz. Atom bombasıyla hiçbir canlının ve bitkinin yaşayamaz hale geldiği bu yerleri çocuklarımız büyük bir dikkat ve hayretle seyrederler. Bu gördükleri şeyler onların taze hafızalarında hiçbir zaman silinmeyecek derin izler bırakır. Ve yine deriz ki:
“Eğer siz çalışmazsanız, vatanınızı korumaz, milletinizi sevmezseniz, birlik ve dirlik içinde olmazsanız; işte böyle düşmanlar sizin ülkenizi bombalar, yakar, yıkar ve yaşanmaz bir hale getirirler. Ama çalışırsanız, güçlü olursanız düşmanlar size saldırmaya cesaret edemezler. Vatanınız yücelir, milletiniz yükselir. Dünyadaki bütün insanlar size saygı duyarlar. Artık çalışmak ve çalışmamak konusunda kararınızı siz verin…”

Ne doğru bir tespit... Hem de 20 küsür yıl öncesinde yapılan... Tarihi sevmiyoruz biz... Savaşların sebep ve sonuçlarını madde olarak çocuklarımıza öğretmenin tarih öğretmek olduğunu sanıyoruz.... Neyin ne olduğunu anlamayan dahası kendi tarihini özümseyemeyen gençleri okullardan mezun ediyoruz. Öğrendiğimiz ise; Osmanlı tüm dünya’ya hakim kocaman bir imparatorluktu...Yükseldi, geriledi, kuşatıldı.. Kurtuluş Savaşını Atatürk kazandı, Cumhuriyet'i kurdu... İyi de küllerinden nasıl doğdu paramparça olmuş bir ülke ?... Öyle bir gece de kazanılmadı Kurtuluş Mücadelesi... Bu kadarı ile elbette milli şuur yaratılamaz....

Yetersiz tarih eğitimi saçma sapan tarih öğretme taktikleri bir yana geçen sene çok sevindirici bir gelişme bir nebze de olsa serinlemişti içimi... Malum milletimiz tarihini öğrenmeyi değil ama dizi izlemeyi çok seviyordu... Ekranlarda ise 100 küsür dizi yayınlanıyordu... Ve onlardan birisi Kurtuluş Mücadelesi yıllarını anlatacaktı... Üstelik bu muhteşem dizi ilk defa TRT dışında, çok izlenen özel bir kanalda yayınlanacaktı... Dizi yayınlanmaya başlayınca daha da arttı heyacanım... Muhteşem bir prodüksiyon ve başarılı oyuncuları ile Kırık Kanatlar her türlü övgüyü hak eden bir dizi olmuştu... Gerçi senaryo bir aşk hikayesinin etrafında dönüyordu ama o kadarı da olacaktı... O dönemi soluyorduk ya her sahnede; her an, her mekan güzeldi... İlk defa bir dizi izliyor dahası izleyen birçoklarının olduğunu düşündükçe mutlu oluyordum... Ama olmadı, ufacık da olsa belki milli şuur kıvılcımı yakabileceğini düşündüğüm dizi, reyting canavarına yenik düştü... Türk halkı tarihine sahip çıkmadığı gibi tarihinin anlatıldığı diziye de sahip çıkmamıştı... Reyting sıralamalarında ilk 10 dizi arasına bile giremeyen dizi, kanal yöneticilerinin tüm dirençlerinin sonunda reytingleri değişmeyince, kaldırılmasına karar verildi... Şimdi son iki bölümünü izlemek için beklediğimiz dizi de ise en son Atatürk’e yapılan İzmir suikasti anlatılıyordu, dizi de Hilafeti korumaya çalışan Cumhuriyet düşmanı gericilerin başında İngiliz bir komutanın daha doğrusu dış güçlerin olduğu anlatılıyordu... Ancak izleyici tarihin tekerrür olduğunu anlayamıyordu... Oysa ki halkım saçma sapan duygu sömürülerinin yapıldığı aşk hikayelerini izlemek için adeta ekrana kilitlenirdi... KIRIK KANATLAR'ın ise kanadı kırılıyordu... Benim gibi bir avuç dizi izleyicisine ise kızgınlıkla karışık bir üzüntü kalıyordu..

Yazıyı okuyup, “hay Allah keşke diziyi izleseymişiz” diyenlere bir tavsiye: TRT'1 de Salı akşamları Çanakkele Savaşı'nın anlatıldığı bir dizi var; "Kınalı Kuzular"... Her bölümde Çanakkale savaşında tereddüt etmeden kendini adeta kurban eden başka bir şehidin öyküsü anlatılıyor... O kınalı kuzular sayesinde yaşadığımız bu hayat, diziyi izleyenler için biraz daha anlamlı olur belki!...

linki:
http://www.desifrehaber.com/koseYazilari.aspx?_Id=136&__Id=234

KIRÇİÇEĞİ
03-02-07, 09:04
''Kırık Kanatlar ekrana veda ediyor''

İzmir suikastı Yüzbaşı Sedat ve Nevzat'ın teşkilatı tarafından kısa sürede aydınlatılır. Nevzat, zanlının peşinden belki de dönmemek üzere Yunanistan'a geçecektir.Bunu da Ayşe'ye açıklamak ister...

Kaynak: Milliyet Televizyon Eki...

ANTİKA
04-02-07, 18:22
Turizmde başrolü diziler oynuyor

İç turizmdeki durgunluktan şikayet edenlerin imdadına diziler yetişiyor. Televizyonda tiryakisi oldukları dizilerin çekildiği mekanları daha yakından görmek isteyenler iç turizmin canlanmasına neden oluyor.

ARTIK bir ilin ya da bölgenin turist akınına uğramasında tarihi ve turistik güzelliklerinin yanı sıra diziler de etkili oluyor. Tiryakisi oldukları dizi ya da filmlerin çekildiği yerleri görmek isteyenler buralara akın ediyor. Doğal bir çekim platosu haline gelen iller arasında Mardin, Urfa ve Muğla başı çekiyor.

Tarihi yapısı ve kültürü ile doğal sinema platformu haline gelen Mardin’in Midyat ilçesine son yıllarda dizi yapımcıları adeta akın ediyor. Mardin’in en güzel ilçelerinden biri olan ve film yapımcılarının da gözde mekanı haline gelen Midyat, bu sayede yerli turist sayısını da artırmış oldu. Beşik Kertmesi, Aşka Sürgün, Berivan ve Azap yolu gibi sevilen dizilere ev sahipliği yapan Midyat’ta halen Sıla isimli dizinin çekimleri devam ediyor. Müslüman, Süryani ve Yezidilerin bir arada yaşadığı bölge olan Midyat’ta dizi filmlerin çekildiği Konukevi, Estel Hanı ile Süryani evleri turistlerin uğrak yeri oluyor.

SİNEMANIN KÖRFEZİ

Edremit Körfezi de günümüzde sinema ve dizi filmlerinin vazgeçilmez mekanı. Başrolünü Fatma Girik’in oynadığı ‘Hasret’ dizisi, ünlü türkücü Zara’nın başrolünü oynadığı ‘Gelin’ dizisi, Türkan Şoray’ın 2006 yılında çektiği ‘Aşk Beklemez’ ve ‘Eczacı Suna’ sinema filmleri; Edremit, Akçay ve Güre’de çekildi. ‘Gelin’ dizisinin yönetmeni Ümit Efekan ‘Hasret’ dizisi için tekrar Edremit’i tercih etmişti... Edremit Körfezi’nde çekim yapılabilecek sayısız mekan mevcut; aslı korunarak restore edilmiş manastır ve hanlar, tarihi antik dokular, köprüler, şelaleler...

‘Kırık Kanatlar’ dizisi Ayvalık ve civarındaki bölgelerde çekiliyor. Ayvalık, tarihi mekanları oldukça fazla olan bir ilçe. Tarihi konaklar ve Cunda Adası’nın Pateriça Köyü, bu çekimler için biçilmiş kaftan. 2006 yılının en çok izlenen filmi ‘Babam ve Oğlum’ yine Ayvalık’ta çekildi. Yönetmen Çağan Irmak ve ekibini ağırlayan Ayvalık’ta, daha önce başrolünü Berdan Mardini’nin oynadığı Kurşun Yarası’ adlı dizi de çekilmişti.

STAR GAZETESİ

elif_gs
04-02-07, 22:56
Vatan gazetesi Memet Guler 3.2.2007

Binbir Gece, Arka Sokaklar, Ihlamurlar Altında, Yabancı Damat, Yaprak Dökümü, Gümüş, Fırtına, Acemi Cadı, Hırsız-Polis, Kırık Kanatlar ve Sağır Oda dizileriyle, diziler liginin liderliğini aylar önce atv’den devralan Kanal D, tüm gün, prime time, tüm kişiler ve AB Grubu da dahil olmak üzere bütün reyting kategorilerde ayın şampiyonu oldu.

Yorum yapmıyorum siz anladınız...

MardiGras
06-02-07, 21:03
Dizi ile ilgili gorus ve yorumlarinizi dile getirebileceginiz yeter sayida baslik mevcuttur. "Basinda Cikan Haberler" basligi, sadece dizi hakkinda basinda yeralan haberlerin forumuz uyelerinin paylasiminin saglanmasi icin vardir. Bu basliga lutfen yorum eklemeyiniz.



MardiGras
Super Moderator

spider_th
08-02-07, 12:53
Tele - Barometre
7 şubat 2007 çarşamba
No Program Adı Kanal Rating (%) Share (%)
1 Yaprak Dokumu [net] Kand 11,90 27,10
2 Avrupa Yakasi [net] Atv 11,10 25,50
3 Gurcistan-turkiye [net] Show 10,00 24,80
4 Yarali Yurek [net] Show 6,20 14,60
5 Star Ana Haber Bulteni [net] Star 6,10 17,20
6 Gunun Icinden Show 6,00 17,70
7 Candan Ote [net] Star 5,40 12,70
8 Haber Saati [net] Kan7 5,20 15,00
9 Acemi Cadi (tkr) [net] Kand 5,10 18,00
10 Kanal D Ana Haber Bulteni [net] Kand 5,10 13,90
11 Cennet Mahallesi (tkr) [net] Show 4,80 17,60
12 Kirik Kanatlar [net] Kand 4,80 15,30

Tele - Barometre
Hedef Kitle : A/b
7 şubat 2007 çarşamba
No Program Adı Kanal Rating (%) Share (%)
1 Avrupa Yakasi [net] Atv 15,50 37,60
2 Yaprak Dokumu [net] Kand 12,40 29,50
3 Gurcistan-turkiye [net] Show 10,00 27,20
4 Kirik Kanatlar [net] Kand 7,10 21,70

asia
09-02-07, 02:42
Böylesini hiç izlememiştik...
burhan.ayeri@aksam.com.tr



Pek çok dizinin bitirilişi içimize sinmemiştir. Ancak Kırık Kanatlar’ınki kadar komik bir ‘Final’ görmedik. Silah sesleri ve komut aynı anda duyuldu; ‘Yere yaat’. Ne diyelim, bilemiyoruz. Sanırız, bu yapımın hayranlarının ‘İlk bitirme kararında yaptıkları şanlı direniş’ hatırlandı. Belki de bu yüzden ‘Yeni, yeniden’ kapısı açık bırakıldı. Aslında Kırık Kanatlar’ın son bölümleri bir yerde Ayça Erman’a göre ‘Pembe Dizi’ye, bize göre ‘Teşkilatı Mahsusa’ tarihine dönüşmüştü. Sanırız, perdeyi çoktan kapatmalıydılar.

mary61
10-02-07, 12:04
Mesut Yar'ın yazısı.

Bu dizileri takdir etmeli
Ekranda bu kadar dizi bolluğu varken ayakta kalmak zor hakikaten.Bu anlamda dizilerin beslendiği farklı kaynaklar var.En güçlüsüde magazin dünyası...
Bir dizinin tutanabilmesi için,harcının magazinsel olması neredeyse şart oldu.Magazin bültenlerinde ne kadar görünüyorsan,ömrün o kadar uzuyor çünkü..
Aslında bir al gülüm,ver gülüm ilişkisi bu.Magazini besleyen de diziler artık.Neyse..
Yine de adı hiç magazine karışmadan ayakta durabilen diziler var.Hakikaten takdire şayan bir durum.Konusu,oyuncuları ve diğer unsurlarıyla magazine bulaşmadan yürümek zor..
Candan Öte,Yaprak Dökümü,Kaybolan Yıllar,Kırık Kanatlar,Hayat Ağacı,Şöhret ve Köprü aklıma gelen ilk isimler.Elbette sizinde bildikleriniz vardır..
Hepsi çok izlenen bu dizilerin uzun ömürlü olacağı kanaatindeyim ben.Çünkü yakıtlarına katkı koymadan seyrediyorlar reyting otobanında .. Ne dersiniz;haksız mıyım?...


alinti

sampras1
10-02-07, 16:14
RTÜK'ün (Radyo Televizyon Üst Kurulu) başlattığı Akıllı İşaretler uygulaması birinci yılını doldurmak üzere. Ama ne yazık ki uygulama beklenen etkiyi yaratmadı. Programcıların da TV yöneticilerinin de izleyicilerin de kafasını karıştırmaktan başka bir işe yaramadı. RTÜK yöneticileri Akıllı İşaretler'in ilk birkaç ay içinde "pilot uygulama" şeklinde süreceğini, izleyenlerin "gözlerinin alışması" için ekrana getirileceğini söylemişlerdi. Kurallarla belirlenecek ilgili yaptırımlar ise daha sonra başlayacaktı. Ama bir türlü başlayamadı. Geçen hafta Kırık Kanatlar dizisini izlerken, sağ üst köşede artı 7 logosunu görünce şaşırdım. Yani 7 yaşından küçüklerin izlemesi sakıncalıydı. Oysa bu dizi Kurtuluş Savaşı'nda yaşanan zorlukları, kahramanların verdiği mücadeleyi anlatıyor, laik cumhuriyetin öneminin altını çiziyordu. Yani okullardaki tarih derslerinde "yardımcı materyal" oluşturabilecek kadar yararlı bir diziydi. Varsın 7 yaşından küçük çocuklar da Atatürk'ü, bayrağı, cumhuriyeti, kurtuluş mücadelesini görsün, tanısın, ne çıkar ki? Hele gündüz kuşağında türlü rezilliğin kol gezdiği yarışma, şov ve sözde sohbet programlarının köşesinde "Tüm izleyici" logosu dururken... Özetle; RTÜK'ün denediği Akıllı İşaretler uygulaması akıl karıştırmaktan öteye gitmedi. Ya yeniden düzenlenmeli ya da daha fazla zararlı olmadan kaldırılmalı.

http://www.sabah.com.tr/gny/yaz1277-70-112-20070210-200.html

erendiz
11-02-07, 10:38
Akşam Gazetesi'nden Burhan Ayeri'nin yazısı: http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=67260,10,17

Kırık Kanatlar’ın ipe sapa gelmez finalle bitirilmesi, sevenlerini isyan ettirdi. Ankara’dan Orhan Şirvan’la başlayan kampanya Uğur Dağcı ve Ümit Karatay’la hızlandı. Ortak çağrılarında “Geçmişimiz için, ecdadımız için, bu eşsiz vatan uğruna şehit düşmüşler için, Kırık Kanatlar’a destek bekliyoruz” diyorlar.

eRenn_20
11-02-07, 14:15
arkadaşlar bu haberı gumus_kivanc nickli arkadaş eklemişti..içinde dizimizin adı da geçtiği için okumanızı istedim..burda yazdığı gıbı showtv kanal d i geçerse çok da uzulecek değilim :img-blush ..

http://img149.imageshack.us/img149/8559/habermh2.jpg (http://imageshack.us)

haber eklendıyse ozur dılerım..

cropsy
13-02-07, 15:19
Dizinin finalinden memnun olmayan bir izleyicinin görüşleri;

http://www.gazetevatan.com/tv/detay.asp?id=6411

yarimhaziran
16-02-07, 12:44
akşam gazetesi...burhan ayerinin yazısından bir bölüm....
Bizim Ombudsman Ayça Erman'dan, diziler ağırlıklı yeni bir e-posta aldık. Bu defa fazlaca şimşek çekecek sanırız:

'Altın Zakkum ödüllü-Kötüler listesi-Kırık Kanatlar adlı dizi sıradan bir finalle sona erdi. Ancak bu diziye çok kırgınım. Kurtuluş Savaşı ve milli mücadeleyi, istiklal ruhunu ve dökülen kanları, Mustafa Kemal'in ve tüm halkımızın şanlı direnişini ikinci plana atıp dört kişinin yaşadıkları aşk, nefret ve kişisel ilişkileri ön plana alarak hepimizi hayal kırıklığına uğrattı. Reyting ve daha çok izlenmek için yerli dizilerin her zaman kullandığı duygusal ilişkilere daha çok önem verdiler. Halbuki bu dizi laiklik tanımının yeniden yapılmaya çalışıldığı, Atatürk'e her türlü haksız eleştiriler yapılan, inkılapların ve yeniliklerin basite indirgendiği, Menemen olayının tartışmaya açıldığı, halkın muhafazakarlaştırılmaya çalışıldığı bir dönemde bu tartışmalara neden olan insanlara en büyük cevap olabilirdi. Dönem ve karakterler iyi yansıtılmadı. Devamı için yeşil ışık yakılmasını mantıklı bulmuyorum. Milli mücadeleyi gerçekçi bir şekilde anlatacak yeni diziler ve filmler yapılmalı.

ANTİKA
17-02-07, 21:46
Kırık Kanatlarda Final Fiyaskosu !..

Televizyon kanallarındaki dizi furyası tüm şiddetiyle devam ediyor. Bazı insanlarımızı, özelikle kadınlarımızı kendisine esir eden beyaz cam bir hastalık gibi tüm bedenleri sarıyor. Toplantılar, eş dost ilişkileri hep ekranlardaki dizilere göre ayarlanıyor. Günlük konuşmalarda ise konu dönüp dolaşıp ekranlardaki dizilerde o hafta ne olup bittiğine dayanıyor. Ardından da dizi hastalığına tutulmuş olanlar sonuçlar konusunda kendilerine göre görüşlerini ortaya koyuyor. Çoğu insan artık iç ve dış politika ile ilgilenmiyor, dünyada ve yurtta olup bitinler umurlarında bile olmuyor. Varsa yoksa dizilerdeki aşklar, ilişkiler ve mafya bozuntusu vurdu kırdılar...

Kuşkusuz, sen dizi seyretmiyor musun? Diye bana da bir soru yöneltmek aklınızdan geçiyordur. Evet, bende en ince ayrıntısına kadar bazı dizileri izledim ve izliyorum. Ancak benim izlediğim konular daha çok toplumsal ve yakın tarihlerde yaşanmış olayların ekrana yansıtanlarıdır. Örneğin Kurşun Yarası, Hatırla Sevgili, Kınalı Kuzular, Üç İstanbul ve Kırık Kanatlar başta gelmiştir. Bunun dışında kalanlardan bazılarına ara sıra da olsa bakmak zorunda kalmışımdır. Bu dizilerden Kırık Kanatlar’ın hiçbir bölümünü kaçırmadan, işlerimi, randevularımı da ona göre ayarlayarak izledim.

Kırık Kanatlar Milli Mücadele yıllarında Anadolu’nun Ege bölgesinde geçen ve içerisine de duygusal aşkların serpiştirildiği bir dizidir. Çağatay Tosun’un yönetimindeki bu dizi aslında güç bir çalışma istiyordu. Nitekim de ekip bu zoru başarmış, çekimler Ayvalık’ta yapılmıştı. Yaklaşık 1000 kişinin figüran olarak kullanıldığı dizide Özge Özberk, Mehmet Ali Nuroğlu, Şemsi İnkaya, Türkü Hazer Turgay Aydın, Berk Halman, Cengiz Sepici, Tanju Gürsoy başarılı bir kompozisyon çizmişlerdi. Ne var ki, dizinin ilk beş bölümünden sonra izleyicilerden reyting alamadığı gerekçesi ile dizinin kaldıracağı söylenmiş ve bunun üzerine izleyicilerden gelen maillerle devam etmiştir. Bundan sonra dizi sürdürülmüş, bazı oyuncuların başka dizilerde rol almaya karar vermelerinden sonra yerlerini yeni oyuncular almıştır.

Kırık Kanatlar dizisi, zaman zaman bilgi ve teknik eksiklikler görülmüş olmasına rağmen yakın tarihimize meraklı izleyiciler tarafından beğeni ile izlenmiştir. Bu arada dizi içerisinde iki ayrı kişi Atatürk olarak gösterilmiş, özellikle çavuş rütbesi ve giysilerde yanlışlıklar görülmüş olmasına rağmen bunlar ana temayı etkilememiştir. Bu arada bölümlere yersiz eklemeler ve olaylar yerleştirilmiştir. Küçük bir Ege kasabasında her türlü hıyaneti yapan İttihat ve Terakki militanlarının ne aradığını sormak her iki zaptiye amirlerinin nedense aklına gelmemiştir. Buradaki İttihatçılar Cumhuriyeti yıkmaya, Atatürk’e suikast düzenlemeye çalışıyorlar ama bunların yakın tarihimiz ile uzaktan yakından benzerliği yoktur. Yalnızca Milli Mücadele yıllarında Anadolu’daki eşkıya çeteleri, kasaba ve köylerdeki irticai hareketler, çıkarcılar biri aydın diğeri yobaz iki hocanın mücadelesinde son derece güzel işlenmişti.

Kırık Kanatlar’ın finalinde ise birçok olaylar karmaşık yumak biçiminde idi. Son finalde bunların nasıl çözüleceği düşünülürken bir anda ekranda “SON” sözcüğü görüldü ve dizi sona erdirildi. Böylesine ilginç bir konuyu ekrana yansıtanlar bir anda reyting kaygısından olacak diziyi sona erdirdiler. Belki ilan alamadılar, belki rakip kanallardaki sulu zırtlar aşk öyküleri ve vurdulu kırdılı Kurtlar Vadisi veya Binbir Gece karşısında ezildiler. Toplumun tarih ile kültür ile ilgisi olmadığını düşündüler ve ekranlara veda ettiler. Hem de dizinin en karmaşık ve heyecanlı yerinde...

Türk toplumu bu kadar aptal mı?

Aylardır izlediği, yakın tarih konusunda biraz olsun bilgilendiği diziyi ortasında kesme onlara saygısızlık değil de nedir? Televizyon başına esir olan bunca kişiyi aptal yerine koymak dizi yapımcıları için ayıp değil mi?

Toplumun tepkisiz olduğu söylenir ama izleyiciler bu kadar da aptal değillerdir... Sonunu getiremiyorsan, böylesine uzun tutmaz, aralara gereksiz uzatmalar koymaz, kısa kesersin.

Kısacası Kırık Kanatlar’da dağ, doğura doğura fare doğurdu. Tarih sizin neyinize siz bundan böyle vurdulu kırdılı, sulu sulu aşk dizilerine yönelin, daha çok izlenirsiniz... Böyle diziler yaparak aydın kesimle de dalga geçmeyin.

Bundan böyle reklâm gelirleriniz ve reytinginiz de bol olsun...

12 Şubat 2007 Pazartesi ERDEM YÜCEL
http://www.kenthaber.com/Arsiv/Haberler/2007/Subat/12/Haber_208033.aspx

ANTİKA
17-02-07, 21:54
Meğer dizimizi seven ne çok yazar varmış.

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=25089

ANTİKA
17-02-07, 23:18
Vadideki Terör

Kurtlar Vadisi ve Terör ha! Tam zamanında usta. Mafya! Susurluk! Çuval terbiyesizliği! Ve işte terör! Gerçi ben Irak’la ilgili filmi, sekiz-on yaşındaki çocuklarla sinemaya teşrif etmiş ve “teşrifatçı” marifetiyle seyir yerlerine oturtulmuş birkaç aile ve onların çekirdek senfonileriyle birlikte izlemiştim ama anlaşılan o ki yapımcılara yetmemiş… Şimdi yeniden dönmeye başladı televizyonlarda tanıtımı. Tanıtım filminde verilen bilgilere göre; Türkiye'de, son 22 yılda 46 bin terör eylemi gerçekleşmiş. 1984'ten bu yana 508'i çocuk olmak kaydı ile 36.628 vatandaşımız ölmüş. Yaklaşık 5 milyon vatandaşımız ise yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalmış. Resmi rakamlara göre terör eylemlerinin Türkiye'ye doğrudan maliyeti ancak milyar dolarlarla ifade edilebiliyor. Yaklaşık zararın 300 milyar dolar olduğu tahmin edilmekte. Bu da demektir ki; 7 tane GAP, Türkiye'nin dış borcunun 2,5 katı, 350 tane Boğaz Köprüsü, Türkiye'nin 83 yıllık sağlık gideri ve 75 tane Atatürk Barajı terör nedeniyle heba olup gitmiş. Bunu görünce, insan düşünmeden edemiyor. Terör olmasaydı, dış borcu olmayan ve bir o kadar da ekonomisine yatırım yapmış bir ülke olacak mıydık gerçekten? Ben, birikimlerimizi heba edecek başka bir şey bulurduk, diye düşünmekten alamıyorum kendimi.

Neyse mevzuu o diil. Gerçi bizim ne düşündüğümüzün ne önemi var? Şimdi genç kızları, çocukları, bilcümle âlemi kilitleyecek yine bu televizyon dizisi. Zamanında anlatılamayan bir sürü şeyi gösterecek, anlatacak. Gerçi Sağır Oda, Kırık Kanatlar gibi diziler bu derin devlet mevzularının, devlet içindeki çatışmaların, hep devletinden yana olan yağızlarla devleti yemek isteyen müstevlilerin savaşını anlattı durdu. Kırık Kanatlar dizisinde yıl 1925’lere kadar gidiyor ve vatanın felahı için yan yana gelen delikanlıların nasıl birtakım mevzulara(!) derinden girdiklerini anlatıyor.

Belli ki bu vatan, ne yaparsak yapalım “dahili ve harici bedhahların” tehditi altında bulunacak. Yani bize rahat yüzü yok. Birileri hep tehlike, birileri hep düşman, -hatta iç düşman- hatta kökü dışarıda düşman, birileri hep şuura bağlı ve milletperver, birileri hep hain olacak.

Çocukluğunun filmlerini vatan sahibi Kızılderilileri haklayan kovboylar olarak geçirmiş bir milletin evladı olarak manidar durumlar yaşamıyor değiliz bu dizileri izlerken.Sevimsizliğin, insan sevmezliğin, şüpheciliğin, dar kalıpçılığın ve görüşlülüğün nasıl bir şey olduğunu, daha bir yakından görüyorum şimdi. Bizim kuşak, ne steril yaşamış usta! Ne kazasız belasız yaşamış! Neler oluyormuş hayatta da haberimiz yokmuş! Bu diziler de olmasa neler olup bittiği konusunda hiçbir şey bilemeyeceğiz. Yaşadığımız yeri ve ülkeyi, oturduğumuz mahallenin sokağı, odası kadar zannedeceğiz.

Ne ufuk açıcı diziler, ne inceltici sözcükler, ne zarif sahneler. Bombalar patlıyor, insanlar biçiliyor, ayak hizasından tarananlar, boyun hizasından yukarıdan aşağı doğru tek mermiyle öbür dünyaya yollananlar, diri diri gömülenler, gömülüp üstleri betonla örtülenler…

Hakan Dilek http://www.habergazetesi.com.tr/koseyazigoster.asp?kimlik=2835

ANTİKA
17-03-07, 15:29
TV propagandası yapan kazanır
Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan, seçim döneminde televizyon ekranlarını en iyi kullanan liderlerden biri. Maçların, kadın programlarının, dizilerin arasında Cem Uzan'ın fotoğrafıyla birlikte vaatlerini görmeye pek alıştık. "Mazot 1 YTL olacak" ya da "Her işsize 350 YTL maaş" gibi... Gördüğüm kadarıyla liderler seçim propagandaları sırasında en büyük seçmen kitlesini yani "televizyon izleyicilerini" ıskalıyorlar. Eminim ki propaganda faaliyetlerini televizyon izleyicilerine yönelik hazırlasalar, çok daha fazla oy alacaklar. Eh fantezi bu ya, örneğin, Cem Uzan'ın ekrandaki fotoğrafının yanında şöyle ibareler yer alsa nasıl olur?
* Kurtlar Vadisi ekrana dönecek!
* Diziler saatinde başlayacak!
* Yarışma için gönderilen SMS'ler ücretsiz olacak!
* Kırık Kanatlar'a, Cumhuriyet tarihimize yaraşır bir final yapılacak!
* Erkekler Ağlamaz devam edecek!
* En uzun reklam kuşağı 1 dakika olacak!
* Bitime 3 saniye kala verilen reklamlar kaldırılacak!
* Her dizide en fazla bir kişinin ölmesine izin verilecek!
* Yarışmalar "yarışma gibi" yapılacak!
* Süper Baba, İkinci Bahar, Asmalı Konak ve Aliye'nin devam bölümleri çekilecek!
* Belediyeler seçim öncesi bulgur yerine her eve Gaffur pijaması dağıtacak! (Tüh yahu! Bedavaya gitti bizim aslan gibi stratejik reklam kampanyası. Ali Taran tarifesinden, nereden baksanız 2 trilyon kaybım var!)

SABAH-YÜKSEL AYTUĞ

ANTİKA
19-03-07, 13:07
Diziye yakışan bir final
"Hırsız-Polis" reytinglerde birinciliğe oynayamadı belki ama, güzel bir final yaptı. Olayların hep aynı minvalde dönüp durmasından sıkılıp bir süredir "Hırsız-Polis"ten el etek çekenler bile, hikâyenin nasıl bağlanacağını görmek için ekran karşısına geçti. Geçtiklerine de değdi. Aksak'a, Mavi'ye, Çınar'a, Ümit'e, Jilet'e ve diğerlerine layıkıyla veda ettiler. Oysa biz dizilerin apar topar yayından kalkmasına, "Kırık Kanatlar" gibi "final" diye adlandırılan bölümlerde dahi senaryonun belirli bir sona bağlanmamasına alışkınız. "Hırsız-Polis" ne yaptı? Hem "mutlu son" hazırladı, hem de dizi bittiğinde jeneriğe yönetmeninden asistanına, oyuncusundan ışıkçısına tüm ekibi yerleştirerek, "Hoşçakalın" dedi. Hele en sonunda ekran Uğur Yücel'de donduğunda, ekibin dizinin gizli kahramanına teşekkür ettiği hissine kapıldım...

TAKVİM-AHU ERKIVANÇ

ANTİKA
26-03-07, 16:02
Toygar Işıklı'yla bir röportaj...

'Yaptığım şarkıya göre sahne çekebiliyorlar'

İlkokuldayken çocuk korosunda şarkı söylüyordum ve çocukluğumdan beri müzik hep içimde vardı. Sonrasında ortaokul ve lise dönemlerimde hem korist hem solist olarak yer aldım. Enstrüman çalmıyordum sadece söylüyordum. Babam müzikle yakından ilgileniyordu. Altmış sekizli, yetmişli yıllarda popüler olan...

Müziğe ne zaman başladınız?
İlkokuldayken çocuk korosunda şarkı söylüyordum ve çocukluğumdan beri müzik hep içimde vardı. Sonrasında ortaokul ve lise dönemlerimde hem korist hem solist olarak yer aldım. Enstrüman çalmıyordum sadece söylüyordum. Babam müzikle yakından ilgileniyordu. Altmış sekizli, yetmişli yıllarda popüler olan Erkin Koray, Cem Karaca, Edip Akbayram ve Barış Manço şarkıları söyleyen bir grubu vardı. Dolayısıyla küçük yaştan itibaren müzikle iç içe bir ortamda büyüdüm. Ortaokulda ise kendi grubumuzu kurduk ve bestelerimizi icra ettik.

Bu sektörle nasıl tanıştınız?
Benim ilk tecrübem dizi müziğiyle başladı. Dizi müzikleri yapan bir arkadaşım kendisine gelen bir projeyi yoğunluğundan dolayı bana yönlendirdi. Dolayısıyla ilk yaptığım iş benim için çok önemliydi. Çünkü ilk başladığınız işte, o işi yapanları memnun ederseniz devamı gelecektir demektir. Yönetmen ve yapımcı sizden memnun olursa bir sonraki projesinde yine sizinle çalışmak isteyecektir. İlk dizim Tarık Akan ile Lale Mansur'un oynadığı Gece Yürüyüşü adlı diziydi. Çok uzun soluklu bir dizi olmamasına rağmen iyi bir işti ve on beş bölüm yayınlandı. Yaptığım işten çok memnun kaldılar. Daha sonra Çeşmi Bülbül dizisinin müziklerini yaptım, ama reytingler yüzünden kaldırıldı. Yani reyting gerçeği ile karşılaşmam uzun sürmedi.

Film müzikleri de bu diziler sayesinde mi geldi?
Sonrasında bir teklifle Türev filminin projesi için geldiler. Ön çalışma yaptık. Yönetmen Ulaş İnaç bu çalışmadan çok memnun kaldı. Türev filmi, Altın Porta-kal'da en iyi film ödülünü alınca ortalık epey karıştı. Çünkü filmi hiç beğenmeyenler de vardı, çok beğenenler de. Bence farklı bir deneme oldu. Dogma tarzına yakın, o temelde çekilmiş bir film olarak görüldü. Belki ilk üçe girerdi, ama birincilik çok fazla bir ödül diyenler oldu. Tabi, öyle bir başarı elde etmiş filmin müziğini yapmak da benim için çok güzel bir duyguydu. Zaten yılda otuz tane film üretiliyorsa bunların yirmi beş tanesi gişeye yönelik filmler. Dolayısıyla gerçekten sinema yapmaya uğraşan insanların yaptıkları işler çok fazla gündeme gelemiyor. Türev de popüler bir mantıkla değil de sinema yapmak için çekilmiş bir filmdi. Buna saygı duymak lazım. Bana da şu an için gelebilecek teklifler sanırım yine o kıvamda yani gerçek anlamda sinema yapmaya uğraşan yönetmenlerin filmleri olacaktır.

Herhangi bir dizi müziği teklifi geldiğinde, önce senaryoyu mu okuyorsun. Bu süreç nasıl işliyor?
Öncelikle, yapımcı ve yönetmen isteklerini anlatıyor, senaryo ya da sinopsisi veriyorlar. Yapımcının ve yönetmenin kafasındakileri anlamaya çalışıyorum. Ne istedikleri benim için çok önemli, nasıl bir yapıda bir müzik istiyorlar. Mesela; alaturka enstrümanların kullanıldığı bir şey mi, yoksa tamamen batı formlarında bir şey mi istiyorlar. Gerçi hikâye bunu size hissettiriyor ama diziyi çeken ekibin de yönlendirmesi çok önemli. Şu an çalıştığım Yaprak Dökümü adlı dizide, yapımcı ve yönetmen beni yönlendirdiler, fakat aynı zamanda özgür de bıraktılar. Yaptığım müziğe müdahale etmediler. Belki de kafalarındakine uyan bir iş çıkardığım içindi. Senaryoyu okuduğumda biraz bize ait, bizden hafif makamsal öğeler içeren müzikler olması gerektiğine karar verdim. O yüzden, cümbüş, ud ve keman enstrümanlarını kullandım. Ne tam batı ne tam doğu, iki havayı da koklayan bir müzik yapmaya çalıştım. Dizide, duyulan vokal, sözler, besteler her şey bana ait.

Sadece çekilen görüntülere mi bakıp müzik yapıyorsun. Setlere de gittiğin oluyor mu?
Her ikisi de oluyor. Setlere dizinin veya filmin ruhunu yakından hissetmek için gidiyorum. Her hafta dizinin yeni çekilmiş bölümünü gönderiyorlar ve hangi sahnelerde, nerelerde müzik kullanılacağını tamamen ben belirliyorum. Genel müzik miksajımı yapıp gönderiyorum. Onlarda orada ses ve müzik seviyesini ayrıca ayarlıyorlar. Yönetmenin veya senaristin çok özel ve önemli bulduğu bir sahne varsa bana yaptığın şu temayı orada kullanırsan tam o sahne için çektim çok güzel olur diyebiliyorlar veya yeni bir tema çalışması yapmamı talep ediyorlar. Dolayısıyla zaman zaman özel istekler de olabiliyor. Mesela bazen yaptığım şarkıya göre de sahne çekilebili-yor. Çok başarılı bir yönetmen olan Mesude Erarslan, Yaprak Dökümü adlı dizi için Uzak şarkısını yazdığımda, şarkıyı dinleyip, çok beğendi ve o şarkıya özel sahne çekti. Böyle çalışmalar da olabiliyor.

Müziğini yaptığın dizileri takip ediyor musun? Yoksa zaten senaryoyu okudum deyip geçiyor musun?
Yaprak Dökümü dizisini çok beğenerek izliyorum. Ayrıca yayın anında yaptığınız melodileri milyonlarca insanın dinlediğini hissetmek ayrı bir duygu. O anı yaşamak güzel. Kırık kanatlar adlı diziyi de başından izliyordum ve sonrasında yirmi altıncı bölümünde ben de dahil oldum. Yaptığım müzikleri beğendiler. kırık kanatlar farklı yapıda bir diziydi, bir dönem çalışması... Dolayısıyla aynı anda iki farklı türde dizinin müziğini yapmak, bir müzisyen açısından kendini tekrar etmemek çok iyi bir çalışma şansı. Kırık kanatlar dizisinde biraz halk müziği öğeleri içeren türkü formunda eserler yazdım ve bağlama kullandım. Arkasından Fox TV'de yayınlanan Tutsak dizisi geldi. Yaprak Dökümü'nü izleyen yapımcı, yaptığım müzikleri çok beğendiği için müziğini benim yapmamı istediler. Önümüzde ki yaz içinde çeşitli teklifler ve projeler var. Her yaptığınız işin iyi olması lazım. Çok iş alırsanız üretiminizde bir kısırdöngü riski doğabilir. O yüzden farklı tarzda yapımlarda yer almayı tercih etmeye çalışıyorum. Zorlanmayacağımı düşündüğüm noktaya kadar birçok projeyi bir arada almayı düşünüyorum.

Özellikle çalışmak istediğin yönetmenler var mı?
Nuri Bilge Ceylan'ın, Türev filmine yaptığım müzikleri çok beğendiğini ve çok önemsediğini biliyorum. Kendisi filmlerine müzik yaptırmıyor, genellikle klasik eseleri kullanıyor. Ben de Türev'de o formda bir şey yapmıştım. Nuri Bilge Ceylan'la çalışmayı çok isterim. Çağan Irmak, Zeki Demirkubuz, Derviş Zaim, Uğur Yücel şu an aklıma gelen ve çalışmayı çok istediğim yönetmenler. Ayrıca, Yaprak Dökümü adlı dizinin yönetmeni Mesude Eraslan, bir film çekerse çok etkili olacağını düşünüyorum ve kendisi de çalışmak istediğim yönetmenler arasında. Bir yönetmenin tek tercihi olmak, bütün olmak ve sürekli onunla çalışmak isterim.

BİRGÜN GAZETESİ 10.03.2007

_NEVZAT_
28-03-07, 19:23
aykut ışıkların bugünkü yazısı:
TV MÜDÜRLERİ BU MEKTUBU 'SİZ' OKUYUN
'Sayın Aykut Işıklar, Artık dizi izlemeye korkuyoruz. Size 'Böyle güzel, şöyle muhteşem bir dizi sunacağız' diyorlar.
4 bölüm sonra 'Olmadı, boş verin izlemeyin, kaldıracağız' diyorlar. Sene başından beri yeterli şans tanınmadan yayından kalkan dizilerin sayısı malum. Son olay da 'Kırık Kanatlar' dizisinin başına gelenler. Bu dizi, izleyicilerin isyanı sayesinde şu anda hala devam ediyor. İzleyiciler isyan etmese kanal gözünü kırpmadan diziyi harcamaya razıydı. Belki de bu isyandan güç alıp, şikayetlerimizi dile getirmeye karar verdik, bir umut dizimizi geri getirebiliriz diye...

Artık susan izleyici olmak istemiyoruz. Tepkilerimizi dile getirip, bir şekilde sesimizi duyurmak istiyoruz. Bitme kararı alınmış bir dizi için bu tepkilerimiz ne kadar etkili olur bilmiyoruz ama sonuna kadar mücadele etmekte kararlıyız. Bu dizideki değerli oyuncuların kıymetinin bilinmediği ülkemizde magazin programlarıyla gündemde olan kişilerin dizilerinin izlenmesini, onlara gerekenden fazla önem verilip gerçek oyunculara değer verilmemesini kınıyoruz.

Elimizden ancak bu kadarı geliyor. Sizler sayesinde şikayetlerimizin medyada ses getirmesini başarabilirsek, belki dizimizi geri getiremeyeceğiz ama en azından elimizden geleni yapmış olacağız. Bizi anlamanız ve destek vermeniz dileğiyle...

Saygılarımla

_NEVZAT_
28-03-07, 19:24
BİR AYKUT IŞIKLAR YAZISI DAHA:
KANAL D NİN TEK İSTEĞİ REYTİNG VE PARA MI
Kırık Kanatlar hayranları Kanal D yönetimi hakkında fena konuşmaya başladılar. Haklı olup olmadıklarını bilemem. Her ne kadar somut örnekler gösterseler de...
Ama bu mektuplar, isyanlar TV dünyası için çok önemli bir kilometre taşı. İzleyiciler daha doğrusu o hep küçümsenen sessiz çoğunluğun nereye vardığını gösteriyor. Demek ki artık TV'ler patronların değil, izleyen halkın malıdır. Kimse kafasına göre işler yapamaz. Kırık Kanatlar fanatiklerinin son mektubu bunu açıkça gösteriyor. İşte mektup...

'Attığımız mailleri toplasak 10000 etmiş midir?.... evet etmiştir. Afiş dağıtıldı mı? evet dağıtıldı. Çantalarımızın arkasına ya da kıyafetlerimizin arkasına kırık kanatların yazısı yapıştırıldı mı?.Evet yapıştırıldı..sitelerdeki imzalarımız dizinin reklamını içeriyor mu? Evet içeriyor...Video yapıp onları da şimdi yaptığım gibi diğer maillerde de yolladık mı? Evet yolladık.... Peki bunlar işe yaradı mı?.... evet yaradı tabi bu Kanal D nin yönetiminin ağzından çıkan sözler. Dizi devam ediyor deniliyor ama...Saati ya baya yanlış oluyor, ya öncesindeki dizi çok uzun sürdürülüyor. Ya da son dakikada kolaj veriliyor. Meseleler çözüldüğünden beri diziyle oynanıyor. Kanal D izleyicisizine hiç mi önem vermiyor?... Tek isteği reyting in getirdiği para mı?.. Bizim saygımız ,sevgimiz bir şey ifade etmiyor mu?... Son bir sene ki Kanal D ile bir sene önceki Kanal D nin aynı olmadığını düşünüyorum...'

DİPNOT:standart bir seyirci mektubudur

_NEVZAT_
02-04-07, 18:30
pakize suda bizden bahsediyooo




Kırık Kanatlar


Laf bir diziden açılmışken... Başka bir diziyle devam edelim.


Kırık Kanatlar.


Önce önemsemedim açıkçası gelen postaları. Ama ardı arkası kesilmeyince...


Meğer dizinin fanatikleri varmış. Yayından kaldırılacağını duyunca köşe yazarlarından, TV eleştirmenlerinden, akıllarına bu işlerle ilgili olabileceğini düşündükleri kim geldiyse herkesten yardım istemeye girişmişler.


Bundan önce sayısız dizi kaldırıldı yayından fakat bir teki için bile, tek posta geldiğini hatırlamıyorum.


Bir-iki kişi olsa tamam da... Böyle bir bombardıman olunca, bunu tek tek, birbirinden habersiz seyircilerin yaptığı hususunda şüpheye düşüyor insan. Hele üsluplar da birbirine benzeyince...


Fakat bir yandan da "Kurtuluş Savaşı" sözkonusu olan...


"Şu Çılgın Türkler"in kırdığı satış rekorunu falan düşününce şu sıralar milletçe Kurtuluş Savaşı aşığı olduğumuz bir gerçek.


Haksız da sayılmayız.


Züğürtleyen tüccar eski defterleri yoklarmış... Hayaller tükenince anılara sarılmak gibi bir nevi.


Hal böyle olunca, postaların gerçek fanatiklerden geldiğine inanıyorum.


Gerçi dizide Kurtuluş Savaşı’na rastlamadım ben henüz. Hani kostümlerle arada kendini gösteren çeteler de olmasa... Fakat adı bile yetiyor demek.


Ortalığı karıştıran kaynanayla, şirket hisselerini paylaşamayan adamlar yok hiç olmazsa. Bu yönü bile ötekilerden farklı kılıyor Kırık Kanatlar’ı.


Gelelim dizinin yayından kaldırılacağı söylentilerine...


Kanalların işine akıl sır ermez sevgili Kırık Kanatlar fanatikleri!


Yapımcıların da.


Bir bakmışsınız bindikleri dalı kesiyorlar...


Sebebini ben buradan anlayamadım, siz oradan hiç anlayamazsınız.


Yani dizi kalkar mı kalkar.


Ama ben yine de isteğinizi gözardı edemedim. İnşallah bir faydası olur

sampras1
09-06-07, 21:16
Ölümsüzlük yolunda

Belki 'Sıla'nın itici gücü dersiniz, belki de hakikaten gerçeğe en yakın duran dizi olması hasebiyle atv'deki 'Hatırla Sevgili' her geçen hafta izleyicisini arttırdı... Yakın döemi yaşayanların bile hafızasızlığı üstüden gidersek, bir masal kitabı tadında giden dizide 'bizim tarihimize' dair heme her ayrıntı var... Dizinin bu bölümündeki ayrıtılardan biri de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da topa girişi oldu. Erdoğa'ın gençlik yıllarında öne çıkan hitabet ve şiir okuma sanatı 'Hatırla Sevgili'de göz kırpılarak geçildi...
Benim dikkatimi çeken , oyuncuların adı geçen gerçek kişilere klonlanmış derecede bezemesi. Daha önce Deniz Gezmiş, kısmen Adnan Menderes (o şimdi 'Kurtlar Vadisi'nn Bulut'u) örneğide olduğu gibi Erdoğan'ı calandıran oyuncunun Başbakan'a müthiş benzerliği dikkat çekti...
Bir de elbet sektörde 'sanat' adında toplana ekibin tarihsel detayları gözden kaçırmayan müthiş performansı var ki, döem dizilerinin olmazsa olmazı bu... Araba plakalarıdan, meydan pankartlarına kadar her detayda bire bir canlandırılan platoda çalışan oyuncuların, anlatılan zamanı yaşaması hiç zor değil. İzleyicinin de öyle... Altını defalarca çizdiğim gerçeklik duygusu bir diziyi vazgeçilmez kılıyor. 'Kırık Kanatlar'da kısmen, 'Çemberimde Gül Oya'da tamamen yaşanann o duygu adı geçen dizileri ölümsüz kıldı... 'Hatırla Sevgili' de aynı yolda yürüyor. Ne dersiniz?..

Televizyon Hastası Mesut Yar- (Posta Gazetesi 9 Haziran Cumartesi)