Tüm Versiyonu Göster : Smallville-5. Sezon Bölüm Yorumları
Smallville 5. Sezon
http://img101.imageshack.us/img101/8339/svs5poster3ow7cu0.jpg (http://imageshack.us)
Oyuncular
Tom Welling ... Clark Kent
Michael Rosenbaum ... Lex Luthor
Allison Mack ... Chloe Sullivan
Kristin Kreuk ... Lana Lang
Annette O'Toole ... Martha Kent
John Schneider ... Jonathan Kent
John Glover ... Lionel Luthor
Erica Durance ... Lois Lane
James Marsters ... Professor Milton Fine (8 Bölüm)
Bölümler
5.01 Arrival
5.02 Mortal
5.03 Hidden
5.04 Aqua
5.05 Thirst
5.06 Exposed
5.07 Splinter
5.08 Solitude
5.09 Lexmas
5.10 Fanatic
5.11 Lockdown
5.12 Reckoning
5.13 Vengeance
5.14 Tomb
5.15 Cyborg
5.16 Hypnotic
5.17 Void
5.18 Fragile
5.19 Mercy
5.20 Fade
5.21 Oracle
5.22 Vessel
Smallville 30 eylülden itibaren her pazar saat 20.00da Cnbc-e'de
Not: Başlık cuma gününe kadar kilitli kalacaktır.
Başlık yorumlara açılmıştır. Bu başlıkta spoiler kuralına özen gösterileceğine eminim. 5. sezonla ilgili bilgi almak veya bilgi vermek isteyenler lütfen spoiler başlığına mesaj yazsınlar. İyi seyirler.
ilk bölüm olarak fena değildi clark jor-el e verdiği sözü tutamadı ve güçlerini kaybetti bir sonraki bölümlerde bu güçlerini çok arayacak :img-wink: diğer yandan lex hemen aldırdı gemiyi artık clark ın ona söylediği yalanların farkında iğneliyici sorular daha çok sıklaştı :img-wink: son sahnede milton fine kendisini gösterdi iyi bir bölümdü herkese iyi yorumlar
4ewerbrucas 01-10-07, 19:48 bencede iyi bir bölümdü başlangıç için artık lex clark dostluğunun uzatmaları oynadığını düşünüyorum dvmlı birbirlerine iğneleyici sorular filan soruyorlar:img-yes: clark güçlerinin kaybetti ilk dikkatimi çekense güçleri varken dvmlı süperman renkleri olan kırmızı ve mavi giyen clark güçlerini kaybedince bu renkeri giymemesi oldu bakalım güçleri olmadan neler yaşayacak......
seth_gecko 01-10-07, 21:05 Clark sonunda ünlü yanlızlıklar kalesini kurdu ve Jor-el ona ''bilgi yüklemesi yaparken'' Chloe'i ortaya çıktı ve Clark onu kurtarmak için geri döneceğini söyleyip ayrıldı
Benim asıl anlamadığım baba Luthor gelen Kriptonluları nerden biliyordu ve Zod'un havarileri olduklarını söyledi bu daha önce konusu geçmiş ve benim kaçırdığım bir olay mı yoksa henüz baba Luthor'un bunu nerden bildiği ve neden garip hareketlerde bulunduğu açıklanmadımı?
Zaten Clark 2 Kriptonluyu kafese tıkıp yolladı ama uzay gemisinden bir adam daha çıktı bu adam Zod olsa gerek :icon_sorr
Jor-el geri dönmediğinden Clark'ın güçlerini elinden aldı ama bu uzun sürmez yoksaki zaten Supermen olamaz :img-wink:
KUZEYSANTA 02-10-07, 00:09 Clark sonunda ünlü yanlızlıklar kalesini kurdu ve Jor-el ona ''bilgi yüklemesi yaparken'' Chloe'i ortaya çıktı ve Clark onu kurtarmak için geri döneceğini söyleyip ayrıldı
Benim asıl anlamadığım baba Luthor gelen Kriptonluları nerden biliyordu ve Zod'un havarileri olduklarını söyledi bu daha önce konusu geçmiş ve benim kaçırdığım bir olay mı yoksa henüz baba Luthor'un bunu nerden bildiği ve neden garip hareketlerde bulunduğu açıklanmadımı?
Zaten Clark 2 Kriptonluyu kafese tıkıp yolladı ama uzay gemisinden bir adam daha çıktı bu adam Zod olsa gerek :icon_sorr
Jor-el geri dönmediğinden Clark'ın güçlerini elinden aldı ama bu uzun sürmez yoksaki zaten Supermen olamaz :img-wink:
gerçekten en sevdıgım bolumlerden bırıydı hatta beşıncı sezonda bı 5-1 bıde
5-12(unutulmaz bölümü 100. bölüm) en sevdıgım bölümlerdi clark bu bolumde artık babasından baya ögreneceklerının oldugunu kabul edıyor buda onun kaderıne bır adım atıgı anlamına gelıyor
bu arada gemiden cıkan son kışı zod degıl o milton fine:img-cool2 onu bu sezon baya göreceksınız konuk oyuncu olarak
lio nun nasıl olduda uzaylıları bıldıgını daha acıklanmadı yanı 5-1 bundan sonrakı bolumlerde yavaş yavaş göreceksın arkadaşım onuda :good:
ve artık chole ye her şeyi yanı uzaylı oldugunu anlatan clark bıraz rahatlamış oldu bundan sonra en yakın arkadaşı zaten o oluyor
Şu Smallville'in başına gelenlerin yarısı bizim başımıza gelseydi cidden ayağa kalkamazdık. Ben çocukluğumda yaptığım yaramazlıkların izlerinin çoğunu hala taşıyorum ama Lana ve Chloe hala güzel hala sağlam. Hadi Clark uzaylı, hadi Lex de ilk meteor yağmurunda alyuvar seviyesi vs yüzünden metabolizma olarak kırılgan değil de Chloe ile Lana, Martha ile Jonathan ne alaka.
Clark ve çevresi çocuğa sürekli son kalan diye hitap ediyorlar ama sürekli birileri çıkıyor. Ne menem bir gezegenmiş de herkes öldü diye biliniyorken kimse ölmemiş oluyor. Ben yakın zamanda Jor-el'in de bir yerlerden çıkacağını düşünüyorum.
Güçleri alınan Clark büyük bir cesaretle Lana'yı öptü. Ancak Jor-el asla ve asla son varisini öylece bırakmaz ki Jonathan bunu öngördü.
Bu arada Lionel o an kendinde değildi. Gözleir beyazlaşmıştı. Bedeni ele geçirilmişti yani. bunun sebebi de cebindeki taştı bence. Bir şekilde o taş Lionel'ı ele geçirdi.
Not: Ne Lex ne Chloe'imiş beklediğim. Lionel ve Jonathan'ı gördüğüm her sahnede ''işte bu'' diye çığlık atasım geldi. :img-blush
Şu Smallville'in başına gelenlerin yarısı bizim başımıza gelseydi cidden ayağa kalkamazdık. Ben çocukluğumda yaptığım yaramazlıkların izlerinin çoğunu hala taşıyorum ama Lana ve Chloe hala güzel hala sağlam. Hadi Clark uzaylı, hadi Lex de ilk meteor yağmurunda alyuvar seviyesi vs yüzünden metabolizma olarak kırılgan değil de Chloe ile Lana, Martha ile Jonathan ne alaka.
Clark ve çevresi çocuğa sürekli son kalan diye hitap ediyorlar ama sürekli birileri çıkıyor. Ne menem bir gezegenmiş de herkes öldü diye biliniyorken kimse ölmemiş oluyor. Ben yakın zamanda Jor-el'in de bir yerlerden çıkacağını düşünüyorum.
Güçleri alınan Clark büyük bir cesaretle Lana'yı öptü. Ancak Jor-el asla ve asla son varisini öylece bırakmaz ki Jonathan bunu öngördü.
Bu arada Lionel o an kendinde değildi. Gözleir beyazlaşmıştı. Bedeni ele geçirilmişti yani. bunun sebebi de cebindeki taştı bence. Bir şekilde o taş Lionel'ı ele geçirdi.
Not: Ne Lex ne Chloe'imiş beklediğim. Lionel ve Jonathan'ı gördüğüm her sahnede ''işte bu'' diye çığlık atasım geldi. :img-blush
aslında jor-el için vazgeçiyor diyemeyiz ama sonuçta clarkı kendi haline bırakıyor iki bölüm sonra mecbur olarak müdahele etmek zorunda kalıyor clark 2 bölüm dayanıyor sadece :)
hakkaten orası açık bırakıldı ama belki phantom zone dan geliyor olabilirler çünkü başka gelecek yer yok :img-pilot
zaten dizide en sağlam lex clark taşı gördümü yamuluyor ama bakın lex e adamı savuruyorlar ama hiç bir şey olmuyor :img-icecr
siyahsapkali 02-10-07, 18:16 aslında jor-el için vazgeçiyor diyemeyiz ama sonuçta clarkı kendi haline bırakıyor iki bölüm sonra mecbur olarak müdahele etmek zorunda kalıyor clark 2 bölüm dayanıyor sadece :)
hakkaten orası açık bırakıldı ama belki phantom zone dan geliyor olabilirler çünkü başka gelecek yer yok :img-pilot
zaten dizide en sağlam lex clark taşı gördümü yamuluyor ama bakın lex e adamı savuruyorlar ama hiç bir şey olmuyor :img-icecr
olmaz tabilex o:)ben izleyemiyorum bişey rica etsem izlediiniz bölümleribiraz daha ayrıntıyla anlatırsanız çok sevinicem..şimdiden çok teşekkürler.. bu arada baya keyifli galiba böümler:(
4ewerbrucas 02-10-07, 18:54 zaten dizide en sağlam lex clark taşı gördümü yamuluyor ama bakın lex e adamı savuruyorlar ama hiç bir şey olmuyor :img-icecr
kötüye bişey olmazmış derler:img-hyste:img-hyste cnm lexim ztn sakın başına bişey gelmesin onun:img-in_lo:img-in_lo
Ve yepyeni bir sezona daha merhaba dedik nihayet.
5. sezonu da açmış bulunuyoruz. :happy0064
Kızdığım, beğendiğim, hayran kaldığım, alay ettiğim bütün karakterleriyle Smallvile'i özlemişim...
Ve özlediğime de değmiş doğrusu.
Ama ne yazık ki...
Ne yazık ki, 5. sezon CNBC'de yayınlanmaya başlamadan önce,
kendimi tutamamış ve bu sezonla ilgili bazı gelişmeleri okumuştum.
Yani ileride olacak birkaç şeyi biliyorum.
Fakat ALLAHTAN, sezonla ilgili tüm gelişmeleri okuyup da öğrenmiş DEĞİLİM.
Bildiklerim genelde Clark & Lana ilişkisi ile ilgili şeyler…
Yani bildiklerim SINIRLI.
Neyse... Gelelim 5. sezon açılışına.
Gerçekten çok çarpıcı bir bölümdü. Hem de her anlamda.
Ama hiç şüphe yok ki şu bölüme damgasını vuran, ((sanırım Alaska'daki)) o görkemli Buzdan Kaleydi.
Gerçi Kale diyoruz demesine de...
Ben, o dev yapıyı daha ziyade Buzdan Piramit'e benzettim.
Ama O yapı her ne olursa olsun, oluşumu çok güzel efektlerle tasarlanmıştı.
Bundan böyle diyebiliriz ki Clark için,
İlk 2 sezon boyunca o küçümen uzay gemisi ne ise,
3. ve 4. sezon boyunca Kawatche Mağaraları ne ise,
İşte şimdi de, bu Buzdan Piramit görünümlü Kale o…
Bundan böyle Kawatche Mağaralarının yerini, Buzdan Kale alacaktır kanımca.
Yani Clark’ın Jor-El ile yeni iletişim noktası… Bir başka deyişle Jor-El’in yeni barınağı…
Ayrıca geçen sezon boyunca,
peşinde koşulup durulan 3 Büyülü Kripton Taşının,
aslında ne amaca hizmet ettikleri de açığa çıktı.
Buzdan Kalenin oluşumunda "tetikleyici" vazife görüyorlarmış.
Tıpkı geçen sezon Jor-el'in söylediği gibi...
3 Büyülü Taş, Clark için varlarmış hakikaten. :img-yes:
Gerçi aklımda bir soru işareti de oluşmadı değil hani.
Diyelim ki 3 taş, başka biri ((örneğin Lionel)) tarafından birleştirilse,
((ki Clark hariç en çok o yaklaştı buna)) acaba o zaman ne olacaktı?
Bunu da merak ettim açıkçası.
Chloe’ye gelirsek…
Geçen seneden beri Clark’ın sıradan biri olmadığını bilen Chloe,
Artık Clark’ın orijinini de biliyor…Kalesini de biliyor… Her bir şeyini biliyor :)
Yalnız bu kız, nasıl o karlı topraklara geldi anlamış değilim.
3 Taşı birleştiren Clark’tı.
Doğal olarak elinde tutan her kimse, SADECE O’nun ışınlanması gerekirdi.
Ve nitekim Clark o uzak diyara ışınlandı.
Ancak bir de baktık ki,
ışınlanma anını biraz öteden seyreden Chloe’de orada buldu kendini.
Orası biraz saçma olmuş bana göre.
((Fakat sezon açılışının hatrına, bunun üzerinde durmayacağım.))
Ancak Chloe sadece o topraklara ışınlanmasıyla göze batmadı.
Bir de, o muazzam Buzdan Kaleyi görüp içeri girdiğinde,
Clark’ın eğitimine mani olmasın mı !!!
Hah işte orada, sinirleri zıplattı gene...
Yani bazen dizideki en sempatik karakter olup çıkıyor.
O kadarki Lois’in diziye katılışını tamamen gereksiz hale getirecek kadar…
((Ki ben dizide Lois'i, kesinlikle bir fazlalık olarak görüyorum))
Ama gel gelelim yine aynı Chloe bazen de, sinirleri yerinden oynatabiliyor.
O kadarki insana,
“Keşke Baba Luthor'un bombayla yerlebir ettirdiği evde O'nun da işi bitseydi” dedirtiyor.
Ama Chloe ister kendini sevdirsin ister nefret ettirsin,
şu saatten sonra bu gibi düşünceler için artık çok geç.
Olan oldu.
Clark’ın eğitimi de, güçleri de, Chloe’nin de payıyla gümbürtüye gitti.
Ve an itibariyle, Clark tam manasıyla bir insana eşdeğer.
Herkes kadar incitilebilir bir halde.
Ancak Clark için bu hazin gelişmenin yani güçlerini kaybedişinin hiç mi getirisi olmadı?
Bence bu durum 2 açıdan Clark'a yaradı ve yarayacak.
Birincisi Clark'ın hep merak ettiği,
"insan olmak" ya da "insan gibi olmak" nasıl bir şey,
süper güçler olmasızın normal bir yaşam nasıl birşey gibi bilinmeyenleri,
en sonunda deneyerek & görerek öğrenme fırsatı olacak.
İkincisi ise,
Clark’ın Chloe gibi bir can dostu oldu bu sayede…
Bazen can sıkıcı olsa da, Hep yanında olan…Clark'a aşık olan…ve herşeyini bilen…
Öte yandan Lex’e gelirsek…
Chloe – Clark arasındaki samimileşme yönündeki değişimin tam zıttı,
Clark ile Lex arasında yaşanmaya başladı.
Lex'in mağarada uyandığında gördüklerinin,
O'nun üzerinde zannettiğimizden daha büyük etkiler bırakacağı belli.
Şöyle bir hafızaları tazeleyelim.
Geçen sezon Clark hafızasını kaybettiğinde,
Lex Clark’ı mağaralar hakkında konuşturup, mağarada gizli bir oda olduğunu öğrenmişti.
Sonra da geçen sezon finalinde, Clark’ın elinde meşhur Sekizgen Anahtarı görmüştü.
Ve Şimdi…
Önce Clark’ı ışınlanma anında neredeyse görür gibi olması…
Ayıldığında, Clark’ın daha evvel söylediği mağaradaki Gizli Oda’yı bulması…
Üstelik 4. sezon finalinde,
Clark’ın elinde gördüğü Sekizgen Anahtarı mağaradaki gizli odada bulması…
Lex tüm bunları,
kafasında ((herhalde)) bir bulmacayı birleştirir gibi ucuca eklemesiyle,
Clark hakkında ilk CİDDİ şüpheleri duymaya başlamış olmalı.
Nitekim ikisinin konuşmasında bunun alametlerini gördük.
“Neden bana doğruyu anlatmadığın şeklinde, rahatsız edici bir hisse kapılıyorum?”
gibisinden bir söz sarfetti Lex…Ve bu bir ilk…
İlk kez Clark’la hiç olmadığı kadar “sivri” ve “itham edici” bir dille konuştu.
Hatta konuştu demek yetmez. Sorguladı adeta.
İkisinin arkadaşlığı hususunda, gelecek sisli.
Bir de Lex’in gördüğü uzaylılar var.
Gemiden inen "Kriptonlu Bitirim İkili” mağarayı ziyaret ettiğinde,
Lex de oradaydı... Tam da eline Sekizgen Anahtarı almışken…
Ve Lex ilk kez,
Süper Güçleri olan ve bu güçleri GÖZÜNÜN ÖNÜNDE kullanan birileriyle karşılaşmış oldu.
Bu ürkütücü karşılaşma sonrası,
Kawatche mağarasından kasabaya dönen Lex,
yolda Lana'yı görüp, ondan inen uzay gemisini öğrendi.
Ve bölümün sonunda, uzay gemisini LuthorCorp labaratuvarında gördük.
…Gemi büyük olduğundan bu gemiyi örtbas edip kaldırıp götürmek de büyük kişilerin harcı olsa gerek. Bu da sana bir gönderme olsun Kule2. :) 5. sezon başlarını izlerken anlarsın.
Naman, büyük kişi dediğin Lex miydi? :)
Gerçi aklımdan, senin olsa olsa bizim Küçük Luthor'u kastettiğin geçmişti.
Ama ne bileyim...
İnsan gemiyi alıp götürecek gerçekten büyük birini bekliyor.
Aslında ordu birlikleri, göktaşı yağmuru nedeniyle hazır kasabadayken,
halkın ruhu bile duymadan, gemiyi alıp götürmelerini beklerdim.
((Ki ABD’de Ordu’nun, bu gibi uzaylı meselelerine nasıl baktığını az çok tahmin edersin.))
Ama bunun yerine,
bir de baktık ki, uzay gemisini ((herhalde)) bizim Küçük Luthor aldırmış.
Acaba şöyle bir "Uzay turuna" mı çıkacak nedir :)
Gerçi Lex'ten olsa olsa,
sağlam gemiyi alıp uçursa bile, ancak onu bozup getirmesi,
ve hatta gemiyle yere çakılması beklenir ya neyse... :img-hyste
Ve ve ve… benim için 1 numaralı adama gelirsek.
Yani Lionel’a. :happy0064
...Not: Ne Lex ne Chloe'imiş beklediğim. Lionel ve Jonathan'ı gördüğüm her sahnede ''işte bu'' diye çığlık atasım geldi...
Yorumunun tamamını beğendim Sudem :good:
Ama bu yukarıdaki kısma ayrı bir parantez açmak lazım.
Jonathan'dan ziyade,
esas Lionel için sana katılmamak mümkün değil :img-wink:
Fakat bu yeni sezon açılışında, Lionel'in dış görünümünü pek beğendiğimi söyleyemem.
Doğrusu uzun saç, Lionel’a çok daha fazla yakışıyor.
O yüzden şimdiki nispeten kısa saçları uzadıkça,
Lionel'ın DAHA DA KARİZMATİK olacağına eminim. ((2. ve 3. sezondaki gibi))
Ama ((görünümü dışında)) bu bölümde Lionel’a neler olmuş böyle?
Resmen medyum olmuş çıkmış ortaya.
Transa geçmişti ve gözleri ağarmıştı. Ve yere birşeyler çiziyordu.
((Aynı Heroes’daki Isaac gibiydi. Gözler, yere çizimler…Tek fark Isaac boyayla, Lionel taşla çiziyor. :)
Zaten Kriptonlu savaşçıların biri de, D.L.'i oynayan adamdı. Heroes'dan esintiler izledik sanki...))
Medyum diyorum çünkü Uzay Gemisinden inenleri görmeden,
hatta haberini bile almadan bildi.
Böylesi bir güce kavuştuysa eğer...
Lionel’in da bir süper gücü olması, en çok beni sevindirir. :happy0064
Fakat bu durumun sebebi aslında hepimizce malum...
Bu transa geçişi, Büyülü Kripton Taşına borçluyuz.
Baba Luthor'un bu halinin nedeni,
ceketinin cebinde bulunan Kripton Taşının bir anda ışıldaması,
ve bunun sonucunda (bence ÇOK SAÇMA ŞEKİLDE) O'nu şoka sokması.
Nitekim bu şok sonrasında Lionel’i en son,
aklından adeta hiyeroglif yazıları gibi, Matrix’teki makina kodları gibi birşeyler geçerken görmüştük.
Demek ki anlamı buymuş.
Ancak şunu söylemeliyim ki,
Lionel kendine gelince, artık ondan yeniden Büyük Adımlar atmasını bekliyorum.
Bir kere şu uzay gemisini, oğlunun elinden almakla işe başlar inşallah.
Çünkü o geminin gizemini çözmek, Lex'in boyunu ÇOK AŞAR.
Geminin gizemini çözmek,
Lex gibi dünkü çömez diyebileceğimiz birine değil,
Lionel gibi tecrübe ve zekanın dizideki adresi olan bir "Yaşlı Kurt'a" yakışır.
Ardından da, Baba Luthor'un Luthorcorp’u da geri almasının vaktidir diyorum.
Ben Lionel'in dönüşünün (ER YA DA GEÇ) muhteşem olacağına %100 inanıyorum.
Çünkü Lionel’a ve O’nun Dehasına GÜVENİM TAM.
Aklıma gelmişken,
bir de genel merak edilenlerden farklı olarak benim merak ettiğim birşey var.
Şu Sekizgen Anahtar meselesi.
Kriptonlu İkili, "Metal Halkaya" hapsedilmeden önce belli ki düşürdüler onu.
Ve Clark da Sekizgen Anahtarı buldu.
Aklıma takılan şu.
Acaba bu meşhur Sekizgen Anahtar,
Kawatche Mağarasındaki gizli odadaki kullanımından sonra, işlevini tamamladı mı?
Yoksa hala kullanılabileceği bilinmeyen kaynaklar, delikler, duvarlar var mıdır?
Bu da, merak ettiklerim arasında üst sıralardaki yerini koruyor.
Ve son olarak, bölümün en son sahnesinden bahsetmek istiyorum.
Terminatör 2’deki Cıva Adam gibi birisi,
gemiden dışarıya AKARAK (!) çıktı ve insan şekline büründü.
Neyin nesidir o?
Gemiden çıkan ilk 2 Kriptonlu arkadaşıyla aynı safta mıdır?
Yoksa o ikilinin gemisine sızmış bir nevi “kaçak yolcu” mudur?
Şimdilik en büyük bilinmeyen bu gibi görünüyor.
İleriki haftalarda yanıtları görmeyi bekliyoruz.
evettt 5. sezona meraba dedikten sonra devamı geldi bn şahsen 2. bölümü de çok beğendim gerçi sonlarında ''bana bunuda mı yapıcaktın clark!'' desemde güzel bi bölümdü :D lanaya son sahnede sinir oldum yicek gibi bakıyodu clarkıma sinir şey :hıh clark aşırı derecede yakışıklı olmuş ya her geçen sezon daha bi iyi oluyo dudağı kanarken ayrı bi karizmatikti her ne kadar chloe için üzülsemde clana çok iyi bi çift oldu lana ikidebir clarka yılışmazsa daha iyi olucak ...bi dahaki bölümün rklamından da süper bi bölüm olucağı anlaşılıyo o çocuk the o.c de çıkan marissanın arkadaşlarından chili miydi neydi öyle bişiydi dimi? =) severim keretayı.....
bölümün başlarını izledim sadece clark-lana sahnelerini yani gecede devamını izlerim artık :img-wink: clark şimdilik hayatından mennun alışmış gibi görünüyor yeni hayatına ama böyle olmadığını bir bölüm sonra görecek arkadaşlarımız diyorum konuyu bağlıyorum bundan sonrası spoiler e girer.herkese iyi yorumlar :img-wink:
Gelecek bölüm şahane, bence. İlk 6 bölümü izledim 5. sezondan, aralarında en iyisi 3. bölümdü, yani haftaya yayınlanacak olan. Kaçırmayın derim.
alonsomania 07-10-07, 22:50 süper başladı yaaa 5. sezon...lanayla olmaları süper ötesi..nihayet yanii....lionel delirdi en sonunda..ilginç olaylar yine bizi bekliyor...
Lionel'ın iyice şirazeden çıkmasıyla beraber Lex'in önündeki engeller birbir ortadan kalkmaya başladı! Bundan sonra daha rahat hareket edip istediklerini gerçekleştime yolunda engellerle karşılaşmayacaktır bence.Clark'ın ise Lana'yla olan ilişkisine fazla bir yorum getirmek istemiyorum.Chloe'nin de artık Clark'la alakalı duygusal güdülerini saklama isteğine gem vurmaması ilginç ve bir o kadar da olağandışı bence...Bakalım olaylar bizleri nereye doğru sürükleyecek!
Canım Chloe’im benim. Nasıl mahzundu bu bölümde. Özellikle dizinin başında Clark’tan yine Lana nağmeleri dökülürken Chloe için çok üzüldüm. :img-cray: Bir mutlu olsa da ben de rahatlasam. Clark serumu almaya çalışırken Chloe ile konuşmaları da güzeldi. Chole, Pete’in bu sırrı ondan önce öğrenmesine ciddi anlamda içerledi. Ancak Clark haklı bu konuda. Öyle kolay mı ben uzaylıyım demek. :hıh
Lex iyice aştı bu bölümde. Serum olayını düzenlemesi, Clark’ı izlemesi ve sonra onu yeniden denemesi gerçekten çok tehlikeli olduğunu bir kez daha gösterdi. Clark sırrını anlatsa Lex’e diyorum hep ama anlatınca da bir Pete bir Chloe gibi davranmayacak. Gemiyi anında yürüten, nehire düşen arabasını saklayan, araştıran bu kişi Clarka neler yapar kimbilir. :img-fear2
Chloe'nin de artık Clark'la alakalı duygusal güdülerini saklama isteğine gem vurmaması ilginç ve bir o kadar da olağandışı bence...
Chloe uzun zamandır Clark'a olan duygularını saklamıyordu. Hatta bir ara sevgili olmaya bile karar verdiler ama tabi Clark'ın kalbi Lana'dayken böyle bir şey uzun süremezdi. Chloe şuan için kendini Lana'nın önünde hissediyor. Çünkü tesadüf bile olsa Clarkın sırrını öğrendi. Clark, sevdiği kıza bile söyleyememişken Chloe bu sırra sahip. Zaten en küçük şeyde umutlanan bir insan böylesine bir durumda artık saklanacak bir şey kalmamalı diye düşünüyor bence.
4ewerbrucas 08-10-07, 19:16 dün akşam bölüm iyiydi clark güçleri olmadan fena değil bence:img-wink: uyzu olduğum tek şey o clark denilen şahsiyetin gelip benim lexime vurması ayıptır bu yaptığı bu çocuğa biri terbiye öğretsin:P:P:P:P
biraz alakasız olucak ama,
kule 2 seni tebrik etmek istiorum, hocam ne yazı yazmışsın öle... merak ettim ne kadar sürdü.. baya emek isteyen bişiy yazmışsın, çok da güzel anlatmışsın... emeğine sağlık :good::img-clapp:img-clapp:img-clapp
Güzel bir bölümdü.her ne kadar lana ve clarkı bir arada görünce sinirlerim zıplasada,güzeldi.sudem katılıyorum sana chloe cim nasılda mahzundu bu bölümde:icon_sorr.yazık kıyamam ben ona zaten.şu dizide lana istediği herşeyi elde etti,başta clark.ama chloe cim hep eli boş kaldı.:icon_sorr.clarkın sevgisine sahip olamasada en azından dostluğunu vermişler chloe ye senaristler.zaten elindeki tek şeyde bu:icon_sorr
4ewerbrucas 09-10-07, 19:09 Güzel bir bölümdü.her ne kadar lana ve clarkı bir arada görünce sinirlerim zıplasada,güzeldi.sudem katılıyorum sana chloe cim nasılda mahzundu bu bölümde:icon_sorr.yazık kıyamam ben ona zaten.şu dizide lana istediği herşeyi elde etti,başta clark.ama chloe cim hep eli boş kaldı.:icon_sorr.clarkın sevgisine sahip olamasada en azından dostluğunu vermişler chloe ye senaristler.zaten elindeki tek şeyde bu:icon_sorr
aslında chloe için en doğrusunu vermiş seneristler clarkla sevgili olmalarını istemiyorum ben o güzel dostlukları bozulur yoksa hem chloe daha şanslı lanadan clark konusunda sırrını bile biliyor hem clark chloe gibi bir kızı haketmiyor o lana ile takılsın:icon_whis
bu bölümü indireli sanırım bir yıl olmuştu ama diyalogları tam anlayamamıştım.clana sahneleri benim anladığımdan çok daha romantikmiş :img-in_lo birbirlerine söyledikleri şeyler çok özeldi.çok yakışıyorlar!karakter olarak da görüntü olarak da...keşke böyle devam etse:(
bu bölümü indireli sanırım bir yıl olmuştu ama diyalogları tam anlayamamıştım.clana sahneleri benim anladığımdan çok daha romantikmiş :img-in_lo birbirlerine söyledikleri şeyler çok özeldi.çok yakışıyorlar!karakter olarak da görüntü olarak da...keşke böyle devam etse:(
bende 1 yıl önce alman kanalı RTL de izlemiştim bende çok fazla bir şey anlamamıştım :) bu sahneleri daha görecek clark-lana cılar zaten :img-wink:
5.sezonun ilk yarısındaki bölümler clana cı arkadaşlar için kaçırılmamalı ama diğer yarısında bu durum söz konusu değil lana yüzünden:icon_whis
KUZEYSANTA 10-10-07, 11:02 aslında clark gücünü giri alınca bazı durumlar ortaya cıkıyor bu konu yüzünden baya tartışma oluyor zaten en sonunda 100. bölümden sonra isler tam felakete dönmeye başliyor clark birlikte olamıyacaklari ve lanayi sevmedigini söyluyor
Lana'yı sevemeyeceğini söylemesi gerçekten de ilginç değil mi arkadaşlar? Clark iyice çığırından çıkacak gibi görünüyor.Lana'yı şu anda deliler gibi seven Clark ileriki zamanda ne gibi enteresan şeyler gösterecek bakalım bizlere!:img-yes:
İşte sonunda 5. sezon ilk yarısında en beğendiğim bölümü izledik. Şahane bir bölümdü. Bir iki detay hariç gayet iyiydi. Clark, üstü başı parçalanmış halde yeryüzüne iniş yaptıktan sonra Lana'yla kucaklaştı. E be Lana, hiç mi aklına gelmiyor Clark ne bu hal diye? :D
Bu bölüm başta çok eğlenceliydi. Lana ile Clark'ın konuşmaları, Kent büyüklerine yakalanmaları ve Chloe'nin olayı bir çırpıda çözmesi ve yüzündeki ifade süperdi. :img-hyste
Yalnız ben çok garipsedim Kentler'in böyle yapmasını. Çünkü daha bir hafta önceki bölümde ki bu bu bölümdeki duruma göre 1 gün öncesine tekabül ediyor, Jonathan ile Martha, tişörtünü ters giymiş olan Clark ile dalga geçmiş ve Jonathan -dur ben bir Lanaya bakim- demiştir. Ne değişti peki şimdi? Martha ayrı komikti ya. Korunduğunuzu söyle bari. Yalnız Clark çok terbiyesizdi. Jonathan benim çatımın altında yapmamalıydın diyince Neden siz hiç yapmadınız mı dedi ya yok artık dedim. Neyse Lana ve Clark bu faslı da atlattılar. Hepimize geçmiş olsun. :icon_whis
Chloe çok tatlıydı ya. Yerim ben onu. Kendisine bir sevgili bulmak ve mutlu mesut yaşamasını izlemek istiyorum. O kadar çok seviyorum yani. Bu bölümde de Clark'a olan duyguları baya bir gizledi. :icon_whis :) Canım benim kendini özel hissediyormuş Clark'ın sırrını bildiği için. Sen zaten özeldin.
Lex herhalde hayatta en son istediği kişi ile sorun yaşıyor. Ama biraz dürüst olursa Lana'nın onunla barışmaması için herhangi bir sebep yok. Ne de olsa hanım kızımız ne olursan ol, ister katil ister hırsız ama dürüst ol diye Smallville meydanlarında dolanmakta. :hıh
Bir de bu Jor-El bir şeyi de karşılıksız yapsın. Sonra neden uzaylıları sevmezsin derler. Bu adamın neresini sevelim efendim. Allah'tan Clark'ı dünya yakışıklı ve efendisi bir adam yetiştirdi. :img-blush Yoksa Jor-El'den farkı kalmazdı. Hem kaslı hem kötü çekilmez bir insan.
Clark'ın sevdiği insan bol. Yavrumun gönlü geniş. Lex'le bile barışır yakında. Chloe, Lana, Lois, Martha, Jonathan. Ölen kişi bence Lana olsun. Ölsün gitsin. Smallville de biz de kurtulalım. :icon_whis
siyahsapkali 15-10-07, 14:42 eve gititm gecen hafta büyük bi keyifle izliim diziyi dedim ama gördüklerime inanamadım lexciğim kaç yumruk yedi yaw:(noluyoz hem clarkın ordaki ukalalığı sinirlerimi bozdu çok acayip.. uzaylısın işte! nie lexciğimi dövüyosun:img-wink: nolduğunu bile anlayamadan yedi 3-5 yumruk... ya bölümün başını izleyemdim.. lionele nolmuş öle Kule2?:) yine hapis biyerlerde. bakalım napıcak.. bölümlerle ilgili yorumlarınızı nooolur biraz daha ayrıntılı yazın ben buradan takip edebiliyorum ancak:(yazık bana:icon_sorr
Güzel bir bölümdü.chloe duygularını yine saklamayı seçti,gerçi yapıcak birşeyide yok ama:(clarkın güçlerini bu kadar çabuk geri almasına sevindim açıkçası.özellikle o füzeyi yakaladığı sahne çok güzeldi.
4ewerbrucas 15-10-07, 20:25 be ngece tekrarına yatişmek için acele ile eve geldim bide ne göreyim 4400 oynuyor smallive tekrarı 3 e alınmış sinir oldum cumaya kaldım artık niye böyle yaptı bu cnbce ya:sad53:
merhaba arkadaşlar ben smollwille in yeni bölümünü geçen hafta izlemiştim o tekrar ıydı hangi gün veriyo acaba bu hafta baktımda hiç bi gün göremedim kaçırdım hangi gün hangi saatte bilmiyorum ben pazar 7 de bilkiyordum
Clark'ın Chloe'nin kendisiyle alakalı olarak gerçekleri öğrenmesiyle aralarındaki ilişkinin bozulmaması bence sevindirici bir gelişmeydi.Lana'nın hastaneye yattığı vakir Clark'ın öldüğünü görmesi ve daha sonra Jor-El'in yardımına koşup onu bir şekilde hayata döndürmesiyle sahnelenen kurgusal sekanslar tam anlamıyla tam bir heyecan kasırgasıydı...Genel olarak beğendiğim ve gerilimin de etkisiyle nelerin olacağını bilememenin verdiği merakla izlediğim bir bölümdü!:good:
merhaba arkadaşlar ben smollwille in yeni bölümünü geçen hafta izlemiştim o tekrar ıydı hangi gün veriyo acaba bu hafta baktımda hiç bi gün göremedim kaçırdım hangi gün hangi saatte bilmiyorum ben pazar 7 de bilkiyordum
bu konuda bir aydınlatma olabilir tarafımdan smallville yeni bölümleri pazar saat 20.00 de .
benim bildiğim 2 kez tekrarı veriliyor .ilk tekrar yine pazar gecesi saat 00.15 civarı gerçi en son bölümde saat 03.00 te yayınlandı :mad72: bir diğer tekrarda cuma saat 19.00 da :img-wink:
5.03 ün tekrarı pazar 00.00 dan 03.00 e kaydırıldı neden böyle yapıldı bende anlamadım inşallah böyle devam etmez :img-wink:
Artık her sezonda alıştık.Önce dizi iyi başlıyor konular güzel sonra klasik olarak sürekli meteor taşından etkilen bir sürü adam çıkyor hadiiii onlarla uğraş.Tabii bunun yanında ana hikaye gıdım gıdım gitmeye devam ediyor.Genelde dizinin sezon orta bölümleri sürekli birbirini takip ediyor.
Birde benim bildiğim süpermenin sırrını çoz az kişi bilirdi ama maşallah bu dizide kasabanın yarısı Clarkın güçlerini artık bilir hale geldi.
Clark'ın Lana'yla olan ilişkisi bundan sonra daha da bir yerli yerine oturacaktır bence!Jor-El'den son bir şans alan Clark'ın artık bütün güçlerini daha da üstruplu kullanması gerekecektir.:img-yes:
Clark'ın Lana'yla olan ilişkisi bundan sonra daha da bir yerli yerine oturacaktır bence!Jor-El'den son bir şans alan Clark'ın artık bütün güçlerini daha da üstruplu kullanması gerekecektir.:img-yes:
bu gürüşe katılabilirim clark jor-el den gelen uyarıyı dikkate alacak sanırsam çok istediği normal bir insan gibi yaşamak clark a yaramadı en fazla 2 bölüm dayanabildi :) clark lana ile sır yok düşüncesi ne kadar sürdürecek göreceğiz :img-wink:
bu arada 5.03 Hidden bölümünü kaçıranlar için son tekrar bölümü bugün saat 18.50 de ilgilenenlere duyrulur :img-wink:
bu bölümün sonunda çalan şarkıyı bilen varsa biri söyleyebilirmi
bölümü izledim az önce bitti duygusal bölümlerden biriydi :img-wink: daha önce yorumda bulunmuştum ama yine bir kaç şey söylemek gerekirse son sahnede clark ın mutlu olmadığını görüyoruz jor-el in söyledikleri çok açık ve netti :img-yes:
yani şu bölümlerde lana ya bakıyorsun nefret dolu bakışlarla lex e bakıyor yani nasıl olacakta bu ikili bu sezonun sonlarında birleşecek diziyi hiç izlemeyen birine söylesen bunu hayatta inandıramazsın .tabii clark ın 5.16 da kendinde olmayarak yaptığı macera lana yı derinden etkileyecek demek ki
4ewerbrucas 19-10-07, 18:40 bende az önce izledim bu bölümü gerçeken duygusal bir bölümdü ayrıca clark"ın sonunda uçabilmesine sevindim:happy0064 bide bölümün sonunda çalan şarkıyı bende mrk ettim çok güzel bir parçaydı
ben clarkın yerinde olsaydım lana'ya bakmazdım ya yanında kapı gibi chloe dururken. em çok iyi bir ikili oluşturuyorlar biri beynini diğeri gücünü kullansa süper olurlar birlikte.
lex hala vageçmedi ya babasını bile gölgede bıraktı. gittikçe daha kötü oluyor. eski lexi özlüyorum bazen:icon_whis
Geçtiğimiz haftasonu,
okul için birşeyler hazırlamakla biraz meşgul olduğum için, siteye bile pek girmedim.
Dolayısıyla sezonun 2. bölümü (Mortal) ile ilgili,
ne kadar söylemek istediğim şeyler olsa da hepsi havada kaldı.
O yüzden, şimdi son bölümü (yer yer evvelki bölüme de değinerek),
şöyle bir dilim döndüğünce yorumlayım. :-)
Öncelikle Son bölümün benim için,
bazı yönlerden bir hayalkırıklığı olduğunu söylemeliyim.
Bunların başında da,
Clark'ın bu kadar çabuk güçlerine kavuşması geliyor.
Şimdi olduğu gibi toplam 1,5 bölüm değil,
hiç değilse 4 - 5 bölüm güçleri olmasa da her daim "kahraman" ruhuyla,
tehlikelere karşı Smallville'i ve Kent ailesini korumasını,
ya da en azından korumaya çalışmasını beklerdim.
Clark'ın böyle pat diye kurşunlanıp, bunun sonucu olarak güçlerinin geri gelmesi,
senaristlerin Clark'ın güçlerine geri kavuşması anlamında,
"yangından mal kaçırır gibi" bir tavırla hareket etmesi,
yuh bu ne acele diye düşündüren bir gelişmeydi.
Ve benim için hayalkırıklığıydı.
Yukarıda söylediğim kadar değilse de,
bölümün inandırıcılığı da bende bir ölçüde hayalkırıklığı yarattı diyebilirim.
Yani daha ergenlik çağını yeni geçmiş bir delikanlının,
babası kim olursa olsun bir Nükleer Başlıklı Füzenin Ateşleme kontrol merkezine,
keyfince sızıp (!) bombayı aktive edecek her türlü yazılımı bilmesi,
ve bu yazılımların koruma şifreleri vs. çözüp, Nükleer Başlıklı füzeyi fırlatması...
Sadece oraya sızması bile imkansız olmalıyken,
kalkıp da ateşleme mekanizmasını çalıştırıp füzeyi fırlatması… (!)
Gerçi "Smallville'de imkansız yoktur" denebilir haklı olarak.
Ama bu kadarı, en fantastik bir filmde bile olmaz ki be kardeşim dedirten bir olaydı.
Ancak yine de gayret gösterip,
"Burası Smallville'dir... Ne olsa yeridir" felsefesiyle (:)),
bu söylediğim 2. husus üstünde çok durmuyorum.
Ama genel hatlarıyla sezonun 3. bölümü benim için bu şekildeydi.
Gelelim tek tek karakterlere...
Bence sırf bu bölüme değil, son 2 bölüme de damgasını vuran Lionel'dı.
Son bölüm değil de bir evvelki bölüm için,
yani Mortal için birkaç şey söyleyim.
lionel delirdi en sonunda..
lionele nolmuş öle Kule2? :)
Şapkalı arkadaşım gibi ne kadar Lex hayranı varsa,
evvelsi bölüm (yani sezonun 2. bölümü) onlara bayramdı tabi.
İnsanın iç çekesi geliyor aaaaahhh ahhh diye. :icon_sorr :icon_sorr
Çok değil daha 2 sezon evvel yani 3. sezonda (Shattered ve Asylum bölümlerinde),
Belle Reve denen hastanede,
Lex'in kapatıldığı hücreye bu kez Baba Luthor'un kapatılmış olması,
göreni allak bullak eden bir gelişmeydi.
Gözleri hala Ağarmış vaziyetteki Lionel bizleri,
"Ne olmuş bu adama böyle... Full Time Medyumluğa mı geçiş yapmış... bu ne hal..."
şeklinde düşüncelere sevketti. :icon_sorr
Ama şunu da söylemeliyim ki o 3 Taş'ın,
geçen yıl birleşince ışıldayıp SAÇMA SAPAN bir şekilde Baba Luthor'u bayıltmasının ardından,
en sonunda O'nu hastaneye düşürmesi,
O Büyülü Kripton Taşına da en sonunda lanet okutturacaktı...o derece.
İşte Lionel için bunları düşündüren sezonun 2.bölümünün ardından,
esas bomba bu son bölümde (sezonun 3. bölümünde) patladı.
En sonunda geçen sezon finalindeki o ışıldamanın,
ve Baba Luthor'u şoka sokmasının sonucu tümüyle ortaya çıktı.
Ben daha evvel Lionel transa geçtiğinde,
"içinde bulunmadığı halde olayları görme" gibisinden bir yetenek kazandığını düşünmüştüm.
Ama görünen o ki,
geçen sezon finalinde geçirdiği şokun etkileri, sadece bununla sınırlı değilmiş.
Bence bu bölümün bombası da buydu.
Meğerse bu yukarıda söylediğim yeteneğin yanı sıra bir de,
Lionel'in bedeni, Jor-El'in dilediği zaman kullanabileceği bir "kalıp" haline gelmiş galiba.
Aslında şu güne kadar Jor-El'i severdim.
Clark'ı alıp, Kal-El'e dönüştürmesi ve 4. sezon açılış bölümündeki gibi,
"Büyük Adam" olmaya yönlendirişi hep hoşuma giderdi.
Ama bu bölüm, artık O'nun hakkında ne düşüneceğimi pek bilmiyorum.
Çünkü Jor-El Efendi başka kimseyi değil de, bula bula Lionel'in bedenini bulmuş!!
Artık Jor-El ne zaman isterse, "bu yeni kalıbı" kullanacak herhalde.
Üstelik Lionel o anları hatırlayamıyor ve bu büyük bir handikap.
Çünkü hatırlasa o parlak zekasını konuşturup,
bir an önce Jor-El'in, bedenini kullanmasına mani olacak birşeyler yapabilir.
Ama hatırlamıyor işte...
Fakat hiç değilse Transta olmadığı zamanlarda,
görmeye alıştığımız her zamanki Baba Luthor olmaya devam edecek.
Şu anda ancak bununla teselli bulmak mümkün.
Zaten bölümün bu bağlamda tek güzel yanı,
Lionel'in hastaneden çıkıp sapasağlam şekilde Smallville'e geri dönmüş olması.
lex hala vageçmedi ya babasını bile gölgede bıraktı. gittikçe daha kötü oluyor.
Aman ne yaptın Elfkartal arkadaşım :)
Bizim Küçük Luthor’un Babasını yakalaması için,
((yakalaması imkansız da, hani buna çabalarsa diye söylüyorum.))
ve bunu icraatlere dökebilmesi için daha 100 fırın ekmek yemesi lazım. :)
Neyse Lex'e gelelim. Son 2 bölüm boyunca,
uzay gemisi araştırmaları için LuthorCorp labaratuvarına gitmekten,
babasının yattığı hastanede Onu ziyaret etmeye,
Clark'ın üstüne Göktaşından etkilenmiş ucubeler yollamaktan,
gizlice Clark hakkında görüntülü kayıt tutmaya çalışmasına kadar çeşitli işler yaptı.
Yani hareket halindeydi sürekli.
Ama yaptığı plan her zamanki gibi gene açığa çıktı.
Bu sefer de Clark hakkındaki araştırması deşifre oldu.
Üstelik pek de istemediği bir şekilde...
Evvelsi bölümde, Clark'ın "normal insan olmadığına" dair aklındaki şüpheyi kanıtlamak için,
Clark'ın lazerlerle dolu o odada görüntülü kaydını almaya çalışmasından bahsediyorum.
Aslında bu planın açığa çıkmasıyla,
ikisi arasındaki dostluk hakkında, daha ilk bölümde beliren sisler dağıldı.
Geçen haftaki yumruklaşmaları, adeta bir devrin sonuydu.
İlk 2 sezon samimi ve sıkı şekilde,
3. ve 4. sezon ise daha alacalı bir tonda olsa da,
sonuçta dostluklarını sürdüren Lex ile Clark artık iki yabancı sanki.
Lex de zaten Clark ile ilgili aklındaki düşünceleri nihayet açık açık söylüyor.
Clark'ın yalan söylediğini ve birşeyler gizlediğini Lana'ya, Chloe'ye söylemesi bunun delili.
Aslında Lex'in son bölüm boyunca 2 etkileyici konuşması vardı.
Birincisi, labaratuvarda gemi üzerinde çalışan bilimadamına,
"Luthorcorp'ta olanaksız diye bir sınırlama yoktur" gibi bir söz sarfetti.
Eh Baba Luthor'dan birkaç şey öğrenmiş galiba. Hakkını vermek lazım.
Esas ikincisi bence daha ilgi çekiciydi. Lex alay eden bakışlarla,
"Ben mucizelere inanmam. Ama Clark'ın hastanede olduğunu duyunca,
ben de herkesin istediği o mucizelerden kendi payıma düştüğü kadarını istedim...
...Ancak normal insanlar öldükten sonra canlanmaz" deyip,
Lana'ya hakikaten kötü laf sokunca, kız apışıp kaldı sanki.
Ve bu sözler sonrası o salonu terketti.
Fakat onun gidişinin hemen ardından Baba Luthor'un salona girişi,
ve Lex'in şaşkın bakışları altında,
"O zaman, istediğin o mucize benim" deyişi yok muydu?
Yıktı geçti ortalığı her zamanki gibi. :happy0064
Muhteşem lafı çevirme yetisini konuşturdu yine.
Küçük Luthor'a da ,"Babama geri kavuştum" gibisinden bir sözle,
hafiften yavru köpek moduna geçiş yapmak düştü... :img-hyste
İşte böyle uysal olduğu müddetçe severim bizim Küçük Keloğlanı (hehe)
süper başladı yaaa 5. sezon...lanayla olmaları süper ötesi..nihayet yanii
Clark ve Lana için söylenecek pek birşey yok bence.
Clark yakışıklı bir genç adam ve Lana da çok güzel bir genç bayan.
Ve birbirlerini seviyorlar.
Yaşı yaşına, huyu huyuna, boyu boyuna... Birbirlerini her anlamda tamamlıyorlar.
Ayrıca,
Her ne kadar Chloe'yi çoğu zaman şirin bulsam da,
Lana (yani Kristin Kreuk) gibi,
değil dizinin, belki de sinema dünyasının en güzel kızlarından biri oradayken,
Chloe'nin 2. planda kalması bana doğal geliyor.
Clark & Chloe hayranları bu söylediklerime kızabilir elbet.
Sadece benim fikrim bu.
...Yalnız Clark çok terbiyesizdi.
Jonathan benim çatımın altında yapmamalıydın diyince
Neden siz hiç yapmadınız mı dedi ya yok artık dedim...
Jor-El işte bunun için var Sudem. :img-wink:
Clark'ın bu terbiyesizliklerine, birilerinin dur demesi gerekiyor. :)
((Her ne kadar, Jor-El benim için bir soru işareti olsa da))
Jor-El olmazsa, Clark'ı kim adam edecek? :)
Değil mi ama?
Ve son olarak, şu Uzay Gemisi büyük bir muamma hala.
Labaratuvardaki bilim adamlarının geminin tepe kısmındaki giriş kapısını bir türlü açamamaları,
bir sır perdesinin bizi beklediğini gösteriyor kanımca.
Zaten Cıva gibi geminin altından dışarı akıp şekil alan kişinin,
kimin nesi olduğu da hala meçhul.
Ama Cıva Adam'ın gemiden dışarı akarak çıktığı yeri tespit ettiler.
Bakalım bundan sonrası nasıl olacak, hep birlikte göreceğiz.
dünkü bölümde bizim eski göz ağrımız spike vardı ya acayip sevindim. çok severim kendisini. dizide daha çok görürürz bundan sonra inşallah.
lex'e dün yine gıcık oldum clark onu koruyor ama o da anladı. lex'in o yoldan geri dönmesi zor artık. çok acımasız oldu. luisle clarc arasında son sahnedeki konuşmada çok güzeldi:img-wink:
4ewerbrucas 22-10-07, 19:00 ben kaçırdım ya gece tekrarıda 3teydi onuda kaçırdım:sad53: cumaya kaldım bu gece tekrarı saatini eskisi gibi yapsalar süper olucak
geçen bölümde profesörü oynayan buffydeki spike mıydı?biri beni aydınlatabilirmi acaba.hayır ona benzetiyorum da saçların rengi tipi degiştirio
geçen bölümde profesörü oynayan buffydeki spike mıydı?biri beni aydınlatabilirmi acaba.hayır ona benzetiyorum da saçların rengi tipi degiştirio
bu sezonda diziye renk katan isim eski Spike yeni Milton Fine :) James Masters bu sezon smallville de konuk oyuncu olarak yer alıyor ve Milton Fine karakterini canlandırıyor aslında önemli bir misyonuda var dizide :img-wink: gerisi spoiler e girer en iyisi izleyin ve görün :img-icecr
cnbc-e smallville dizisine resmen üvey evlat muamelesi yapıyor :mad72: önce yeni bölümden sonra gece saat 00.00 da verilen tekrar bölüm saat 03.00 e kaydırıldı , şimdide cuma saat 18.50 de yayınlanan tekrar bölümü komple kaldırıldı :icon_whis
smallville izleyicisi bu uygulamalardan sonra yeni bölümü kaçırmamak zorunda çünkü tekrarlar saat 03.00 ve 06.00 da veriliyor kanal ne yapmaya çalışıyor anlamış değilim :mad72:
kanal tekrar bölümü verdi bugün biraz şaşırdım aslında çünkü hem tv teletex inde hemde resmi sitede yayın akışında desperate housewises yayınlanacağı yazıyordu cnbc-e izleyici adresine bu tekrar konusu ile ilgili mail atmıştım daha önce acaba dikkate aldılar mı diye ciddi şekilde düşündüm şimdi :)
bölüme gelecek olursak en önemli sahnesi bence son sahneydi clark ın lois e ileride daha özel biriyle tanışacaksın demeseydi :img-wink: diğer yandan lex ve clark ın artık farklı yollarda ilerleyeceği bu bölümden itibaren belli olmaya başladı :img-wink:
güzel bir bölümdü hikayeyi chole nin ağzından dinlemek farklı ve güzeldi :img-wink: en önemli olaylar arasında hiç kuşkusuz clark ve chole arasındaki kostüm replikleri ile ilgili :img-wink: clark o balo tarzı şeyden önce kostümlerden nefret ettiğini söylüyor ama bölüm içinde kostümü giydikten sonra hoşlandığını belirtiyor :)
Milton Fine ise lex i sıkıştırıyor bunu çokta iyi yapıyor clark-lex-fine üçlüsü arasındaki sahneleri izlemek keyifliydi güzel bir bölümdü herkese iyi yorumlar :img-wink:
dünkü bölümü sevdim. chloe'nin daha çok olduğu bölümleri seviyorum zaten.
makeli parti olayı güzeldi. özellikle chloe ve clarkın kapıdaki halleri çok komikti clark'ın sırıtışı süperdi. bir de chloe carlos demesi ve en azından c ile başlıyor demesi güzeldi.
lanayı pek sevmiyorum. clark'a eziyetten nbaşka bişey getirmiyor.
profesörde bu bölüm çok iyiydi. adamı nasıl öldürdü öyle ya. merak ettiğim kötülük içinmi burda. clarkla zıt taraflarımı oluşturuyorlar orasını henüz anlayamadım
lex ise gittikte kötüye gidiyor. clarkla artık eskisi gibi olamayacaklarına üzülüyorum
Dünkü bölüm harikaydı.Çok kısa ama net bir şekilde gördügümüz üzere Profesör Fine bu sezonun bombalarından olacak.Eski günlerin Spike karakterine yine vampirli bir bölüm geldi.Vampirler adamın kanında var demekki.
siyahsapkali 29-10-07, 18:48 o kadar da svinmiştim eve gidiyorum bu bölümü izlicem geçen haftanın tekrarını izlicem filan diye ama geçen haftanın tekrarını izleyemedim :(bu haftaki bölüme denk geldiğime inananmıyorum. şans işte. bence olaylar açısından smallville tarihinin en saçma sapan bölümüydü. ben hayatımda bu kadar salak kızı bi arada hiç görmedim. cıvık cıvık iğrenctiler. hele lana elebaşını yok ettiğinde mink minik adımlarla koşarak kaçtılar ya sinirimden ağlicaktim:img-wink: en sevdiğim bölüm ''pelerin biraz fazla kaçmadı mı??'' bölümüydü:) clark ve pelerin heehe.. bi de sölemeden edemicem bi eve gidiyorum lex clarktan yumruk yiyo bi eve gidiyorum lex ne olduğu belli olmayan bi adamla konuşurken cevap veremiyo altta kalıyo.. minderleri yumruklicaktım aç ağzını da bi cvp ver diye. lex'e tek sinirlendiğim bölüm buydu heralde.. o adama da sinir oldum. kim o yaw??hikayedeki faktörü ne? lex'i araştırmayan bi o kaldı zaten.. neyse dediğim gibi izlediğime izliceme pişman olarak geri döndüm. ama beğenenler de olmuş olabilir bilmiyorum bence kötüydü...
Jonthan Jonathan Jonathan. :happy0064İnsan olamaz bu adam. Vote for Jonathan Kent Gelsin bizim ülkemizde aday olsun. :)
Bu bölüm çok eğlenceliydi. Clark ile Lois'in ataışmaları muhteşemdi yine. Klüpteki hallerine bayıldım en çok. Zaten Clark yanına gelen kıza ''cola'' dedi ya orada koptum. Sonra dans eden kızın Lois olduğunu anlayınca baksam mı bakmasam mı diye düşünmesi, kızarması. En sonunda Lois'in kucak dansı, Clark'ın parayı nereye koyacağını bilememesi bölümdeki en eğlenceli sahnelerdi.
Lex de uzun zamandır ilk defa eflatun gömliğini giymemişti. Şaşırdım açıkçası. :icon_whis
Bu bölümde Lois'in doğuştan yetenekli olduğunu da öğrenmiş olduk. :)
bu bölümü beğendim bana göre bir önceki bölümden daha iyiydi :img-wink: özellikle clark-lois sahneleri clark ın lois i gördüğü anda şaşırması ne yapacağını bilememesi .. Bu sahneler hakkaten keyifliydi :happy0064 Jonathan kent inde bazı hikayeleri öğrenmiş olduk bölümde :)
Bir güzel sahnede chole nin ilk yazısının okunma sahnesi clark ilk sayfaya bakıyor alışkanlık üzerine chole de yapıştırıyor lafı tabii :) güzel bir bölümdü ...
Bu arada kanalda reklam kuşağını değiştirdi 2 haftadır daha alışamadım bölüm bitmesine 1 dk kala reklama giriyor önceki reklam kuşağı daha iyiydi sanki ama elden bir şey gelmiyor maalesef iyi yorumlar .....
Ben yine 2 bölümlük bir yorum yapacağım.
Fakat ne yazık ki,
dün akşam yayımlanan Exposed bölümüyle ilgili değil,
ondan evvelki 2 bölüm, yani Aqua ve Thirst bölümleriyle ilgili...
Böyle zamansız,
vaktinden geç yazdığım için kusura bakmayın arkadaşlar. :icon_sorr
İnşallah bu durum şimdi son kez yaşanıyor olacak.
Neyse lafı dolandırmadan konuya gireyim.
Aslında sondan önceki 2 bölümün ikisini de beğendiğimi söylemeliyim.
Her iki bölümde,
ayrı ayrı yönleriyle izleyicilerin beğenisini kazanmıştır diye düşünüyorum.
Fakat benim için özellikle Aqua ayrı bir güzeldi.
O yüzden o bölümden başlayım.
Bir kere Aqua, dizide benim için İLKLERİN bölümüydü.
Smallville'e ayak bastığından bu yana,
hem güzel bulmadığım hem de "dizi içindeki fazlalık" olarak gördüğüm Lois,
bana göre ilk kez ciddi şekilde kendini gösterdi.
Kulaklarından kan gelen AJ adlı süper süratte yüzen çocuğa üzülmesi esnasındaki mimikleri,
sonra da ona naz yapması ve nihayetinde kendini kaptırması...
Dahası da var.
Yine gördük ki Lois hanım kızımız (:)),
ancak süper güçlere sahip olanlardan hoşlanıyor galiba.
Bunu nereden anlıyoruz?
Clark da süper güçlere sahip fakat bunu gizliyor.
Onun hakkındaki gerçekleri bilmeyen Lois'in,
Clark'a sıklıkla Smallville demesi ve hatta bir ara Clark'ın köpeğine Clarky adını takması, :img-hyste
Lois'in kendisine sıradan görünen gençlere, nasıl yaklaştığının kanıtı.
Yani sadece arkadaş olarak.
Kabul etmeliyim ki, en azından Onun güzelliği konusunda yanılmışım.
Özellikle Talon'da geçen sahnede ve kısa bir yüzme yarışı yaptığı sahnede,
ilk kez Lois'i yani Erica Durance'ı bu kadar güzel buldum. :img-blush
((Her ne kadar Kristin Kreuk varken, DOĞAL OLARAK 2. planda kalıyor olsa da.))
Fakat oyunculuğuna laf etmek hata olur doğrusu.
Aqua bölümünde o yönünü de konuşturdu bence.
Yer aldığı tüm sahnelerde başarılıydı.
Zaten geveze, hazırcevap ve her an iğneleyici laflarla karşı tarafı gıcık eden Lois'i,
gerçekten iyi canlandırıyor. Bu konuda diyecek pek birşey yok.
Öte yandan bu artıları,
Erica Durance'ın rolüne göre BİRAZ YAŞLICA DURDUĞU gerçeğini,
ve dizide de işlevsiz ve fazlalık bir karakter olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Diğer yandan bölümü sürükleyen bir diğer karakter Lex'ti.
Baba Luthor olmadığı zamanlar meydan oğluna kalıyor tabi.
((Sözüm ona "Kurt kocayınca, meydan..." hesabı yapılıyor sanırım.))
Bölüm boyunca gördüğümde beni hakikaten şaşırtan Lex' e dair 2 husus vardı.
Bunlardan ilki artık ne biçim bir olaysa,
daha evvel Lex'in ağzından 1 KEZ bile duymadığımız Pentagon,
Lex'in proje ortağı olarak iş yaptığı bir kurum haline gelivermesiydi.
Adeta pat diye gökten zembille inmiş gibi,
"Pentagon ile savunma anlaşmaları imzalayan, büyük proje ve iş ortağı"
olarak tanıtılmaya başlandı bizim Küçük Luthor Aqua bölümünde.
Yahu Lex,
hangi aralıkta Pentagon ile askeri anlaşmalar imzaladı da, adından söz ettirir oldu?
Hayır yani şunca zamandır Smallville izlemesem,
Lex için çizilen, bu "Büyük Adam" profiline kanacaktım.
Fakat sonradan aklıma geldi ki,
bizim Küçük Luthor, tıpkı başka birçok konuda olduğu gibi,
gene Lionel'in yaptığı anlaşmaları devam ettirmiştir.
Lex ile ilgili dikkat çeken 2. ayrıntıysa bölümün sonunda,
Lex ile Clark yokolan sonar silahı ve Profesör Fine'la ilgili olarak konuşurlarken yaşandı.
Lex Clark'a gülümseyerek,
"Profesör'e bağnazlığımdan bahsetmişsindir" gibisinden bir söz sarfedince,
Clark "Ben, Profesör Milton Fine'a karşı seni savunmuştum" dedi.
Ve bu sözden sonra Clark salonu terketti.
İşte o esnada Lex'in Clark'ın arkasından bir bakışı vardı ki...
Başka kimse farketti mi bilmiyorum,
ama bölüm biterkenki o bakış Lex'te ilk defa gördüğümüz bir yönü,
Onun PSİKOPAT yönünü işaret ediyordu bence...
Çok sıradışıydı ve hatta ürküten bir havası vardı. Hala hatırlıyorum.
Lex Aqua bölümünde özellikle bu 2. saydığım yönüyle şaşırttı beni.
Birçok arkadaşımız Lex'in zekasından dem vursa da,
onun ruh hastası olma potansiyeli de gözardı edilmemeli bence.
Fakat yine de söylemeliyiz ki,
gösterilen bunca sezonlar ve bölümler arasından,
2. kez Lex'i kötü biri olmaya giden rotada gördüm o bölümde.
Devamının gelip gelmeyeceğini hep birlikte göreceğiz.
Bu arada o süper hızlı yüzen çocuğun yeteneğini nasıl aldığını açıklamadılar.
Tıpkı geçen sezon,
Clark'tan hızlı koşan çocuğun yeteneğinin nereden geldiğini açıklamadıkları gibi...
Bu da dikkatlerden kaçmadı.
Ve evvelsi bölüme yani Thirst'e gelirsek...
O bölümün yıldızları da Lana ve Chloe idi.
Aslında bu bölüm hakkında konuşulacak o kadar çok şey yok.
Bir yandan Lana'nın,
yarasa tarafından ısırılmış kızın kanını içip vampirleşmesi ve Chloe'nin,
bunu hikayeleştirip Daily Planet'e vererek,
en basit bir seviyede iş sahibi olması anlatılırken,
diğer yandan Lex - Profesör Fine savaşı başladı.
Ve daha da önemlisi ilk raund Profesör Fine'ın oldu.
Thirst bölümünde benim ilgimi çeken 2 gelişme yaşandı.
Birincisi ve en önemlisi,
bölüm başında Chloe ile Daily Planet editörünün konuşmalarıydı.
Editör,
"Geçtiğimiz yıllarda gazetede kendi köşesi yer alan kız kimmiş merak ettim.
Bu yüzden çağırdım yoksa seni görmek için çağırmadan başvurunu reddederdim." deyince,
Chloe de bunun üzerine teşekkür etti editöre.
Ve işte benim için can alıcı yer burasıydı.
Editör bu teşekküre karşılık "Bana değil Lionel Luthor'a teşekkür et" dedi.
"O benden sana bir köşe vermemi istemişti.
Bu sayede daha altın bağlanacak yaştayken,
burada kendi köşende, kendi imzanla yazın yayımlanıyordu.
Fakat bir müddet sonra onu kızdırmış olmalısın ki, seni işten çıkarttırdı." dedi.
İşte o an Chloe için ara sıra hissettiğim ÖFKEYİ yine duydum.
Bir bakıma o konuşmayı dinlemek anıları tazelemek gibi oldu.
Ne yalan söyleyim bu kızın,
ne kadar cana yakın ne kadar sevimli olursa olsun,
Lionel'a ihanetini HİÇBİR ZAMAN unutmayacağım.
Chloe için aklımda "Aslında iyi kız" tarzında düşünceler belki de her zaman olacak.
Fakat bir yandan da, 3. sezonun sonunda yaptıklarını hatırladıkça...
İşte editörün "Bana değil Lionel Luthor'a teşekkür et" sözleri,
beni şöyle bir maziye götürdü. :icon_sorr
...lex ne olduğu belli olmayan bi adamla konuşurken cevap veremiyo altta kalıyo..o adama da sinir oldum. kim o yaw??hikayedeki faktörü ne?...
Şapkalı arkadaşım :img-wink:
5. sezonun açılış bölümünü izlediysen orada düşen bir uzay gemisi olduğunu hatırlıyorsundur.
Uzay gemisinden ilk etapta 2 kişi çıkmıştı ve Clark'ı daha doğrusu Kal-El'i arayıp,
ona dünyanın geleceği üzerinde birlikte söz sahibi olmayı teklif etmişlerdi.
Ancak Clark ağızlarının payını ağır şekilde vermişti.
İşte o uzay gemisinden sürpriz olarak ((hem de dışarıya akarak)) çıkan 3. kişi bu sorduğun adam.
Yani Profesör Milton Fine.
Bir başka deyişle, Lex'i açık açık tehdit edip nakavt eden şahsiyet. :)
Gerçi şimdilik kimse onun dünyaya uzay gemisiyle geldiğini bilmiyor... Clark da dahil.
Ama ileriki bölümler ne getirir bilinmez.
Zaten dikkatimi çektiğini söylediğim 2. anekdot,
senin sorduğun kişi yani Profesör Fine'ın, peşinden gelen korumayı öldürme şekliydi.
Cıva Adam misali sıvılaşıp uzayan (!),
ve metalik bir keskiye dönüşen koluyla, deşti korumanın göğsünü. :bırr
İnsanın gözünü faltaşı gibi açtıran bir sahneydi.
Profesör Fine'ın o kadar gizli dosyaları elde etmesinin sırrı da belli bence.
Profesör Fine istediği yere akarak geçebildiği için,
Lex’in neyi var neyi yok sakladığı kasalarına, belge arşivlerine girerek,
çevirdiği kirli işleri bu kasaların yerini bildiği müddetçe,
ortaya çıkartmaya devam edecektir.
...bi eve gidiyorum lex clarktan yumruk yiyo bi eve gidiyorum lex ne olduğu belli olmayan bi adamla konuşurken cevap veremiyo altta kalıyo.. minderleri yumruklicaktım aç ağzını da bi cvp ver diye...
Şapkalı arkadaşımdan ricam bölümleri hep izlemesi (hehe)
Her izlediğinde bizim Keloğlan’a şans getiriyorsun madem. :)
Gerçi bu senin şanssızlığın mı,
yoksa Lex’in kaybedenler kulübünün gediklisi olmasından mı,
orasını pek bilemiyorum ama... (hehe)
Sonuçta Küçük Luthor bu.
Her an heryerden KAYBEDEBİLECEĞİ gerçeğini unutmamak lazım.
Veya ona hayransan en iyisi sakinleştirici alıp Smallville’i izlemek. :)
((Tabi cengaver gibi Baba Luthor varken,
Lex’e hayran olmanın bir açıklamasını da yapamıyorum orası da ayrı :)))
Bu arada bu akşam yayımlanan bölümün tümünü izleyemedim.
Dolayısıyla bu Cuma akşamı veya Cumartesi sabah 6 sularında tekrarını izledikten sonra,
yeni bölümle ilgili fikirlerimi o zaman söyleyeceğim.
Ama dün akşamki bölüm (Exposed) hakkında ilk izlenimim,
Lois'in bu bölüm hiç olmadığı kadar meydana çıkıyor olduğu...
Hatta şöyle söyleyim...Lois ortaya bir çıkıyor... pir çıkıyor... :)
Exposed ile ilgili esas yorumum,
bölümün tekrarını izledikten sonra cumartesi gününe artık...
Herkese iyi yorumlar.
siyahsapkali 05-11-07, 18:31 kule gene lex'i topa tutmuşsun.. 2bölümle ilgili yorumlar baya uzun son bölüm baya kısa olmuş ben sadece 2.yi izleyebildim:(:( her ne kadar içimden deli gibi lexi savunmak geçse de yapamıyorum çünkü pek savunulcak bi yanı yoktu ben izlediğimde:sad53: ama demişsin ya lexin zekasına hayran olanlar psikopat yönünüde göz ard etmemek gerk diye.. psikopatların bir çoğunun aşırı zeki olduğu sölenir bilmem duydun mu:img-yes: neyse.. yorumları okudum ve lex'e inanılmaz kızdım sana bayram yaşama fırsatı verdiği için:(:(:(... .. ben yine arkadaşlar sizden önemle rica ediyorum ayrıntılı yazın birazcık nooolurrr.son bölümle çok yorum yapılmamış.. şimdiden teşekkürler. . .byebye
arkadaşlar merhaba biri bana smollville in hangi gün olduğunu söylesin kaç haftadır izliyemiyorum günümü değişti acaba pazar günleri değilmiydi saat 7 de şimdi her pazar bakıyorum yok biri bana kaçta oldgunu söylesin bayılıyorum bu diziye :sad53:
arkadaşlar merhaba biri bana smollville in hangi gün olduğunu söylesin kaç haftadır izliyemiyorum günümü değişti acaba pazar günleri değilmiydi saat 7 de şimdi her pazar bakıyorum yok biri bana kaçta oldgunu söylesin bayılıyorum bu diziye :sad53:
Smallville dizisi normalde her pazar saat 20.00 de gösterilmekte :img-wink: Fakat 11 Kasım 2007 tarihinden yani önümüzdeki bölümden itibaren yeni bölümler saat 19.00 da yayınlanacak .....
Herkese iyi seyirler ...
Ve Exposed bölümünü tümüyle izledim.
Gerçekten de,
--> verilen mesajlarıyla,
--> olaylarıyla,
--> içerdiği konuşma ve diyaloglarıyla,
yani hemen herşeyiyle izlenmeye değer bir bölümdü ve ben oldukça beğendim.
Kabaca bölümde,
Bir yandan arabayla ezilen bir kız ve bunu araştıran Chloe & Lois ikilisini,
ve olayı öğrendikten sonra bu ikiliye yardımcı olmaya çalışan Clark'ı,
öte yandan sanki Clark'ın üzerine göktaşı ucubelerini yollayan kendi değilmiş gibi,
Clark'a cinayet araştırmasında yardım eden Lex'i,
ve son olarak da,
dizinin gündemine ilk kez giren hayatın çok başka bir alanını,
Yani Politikayı, Senatörlük seçimlerinden bahsedilmesini ve hatta adayları gördük.
Bölümün tartışmasız en parlayan ve dikkat çeken karakteri Lois oldu.
Yalnız Lana ortalarda gözükmemeye devam ederse, Lois onun tahtını sarsar korkarım ki.
Bu hafta yaptıkları neydi öyle ya... (hehe)
Geçen hafta daha Exposed'u kısmen izlemişken söylediğim gibi,
"Lois bir çıktı ortaya... Pir çıktı."
Doğrusu, Lois soyunma odasındaki o giyinme kabininden dışarı çıktığında,
Chloe'nin önce, gülümseyerek "God Bless America" deyişi,
Ama esas sahneye çıkmadan önce Lois'e,
"İçindeki Demi Moore'u uyandır" demesi (:)),
daha o anda izleyenlerin merak seviyesini yükseltmiştir tahminim.
Sırf bu da değil. Peki ya sonrası...
Çalan müzikler ve dans pistini görünce...
Başkalarını bilmem ama ben ne düşüneceğimi dahi bilemedim açıkçası.
Bu andan sonra,
Chloe ile Lois'in kulübün yetkililerine yakalandıkları andan itibaren beklenen şey oldu.
Dans için Pussycat Dolls grubunun "Don't you wish" şarkısı çalınmaya başladı.
Veeee... Lois dans pistinde görüldü.
Ben o sırada aklımdan hiçbir düşünce geçmeksizin öylece kalakaldım. :img-blush
Direğin yanına gelmesi ve kıyafetini çıkarmasıyla,
Chloe'nin neden "God Bless America" dediği de böylece ortaya çıkmış oldu.
En azından dikkatli izleyen arkadaşlar sebebini anlamıştır.
Bu bölümde Lois'in doğuştan yetenekli olduğunu da öğrenmiş olduk...
Yani yüz kızartıcı olabilecek bir beceri (ya da yetenek... nasıl adlandıracağımı bile bilemiyorum...)
ancak bu kadar basit ama net şekilde açıklanabilir.
Sözünü ettiğim "Don't you wish" şarkısı çalınırken,
Lois de derhal dans pistinde Pussycat Dolls grubunun bu şarkıya özel dansını,
((marş marş yürümek gibi olan dansı)) tekrar etti.
O kadar kısa zamanda sahneye uyum sağladı yani...
Yani bu doğal bir yetenek değil de nedir? Sudeme katılmamak mümkün değil. :img-wink:
Bunun devamındaki dansta ise, kendinden birşeyler katmıştır kanımca. :)
Bu gece kulübü faslından sonraysa,
özellikle kaçırılışında Lois'in performansı müthişti.
Yani bu kız ya kareteci ya da Kik-boksçu olsa gerek.
Kendisini kaçıran diplomatın oğlunu o evde tekmelerken ve helikopterde yumruklarken görülmeye değerdi.
Gerçi o sırada eskilerden,
bizim Şener Şen ile Kemal Sunal'ın o meşhur "funk-hu" diyaloğu akıllara gelmiş olabilir tabi... :)
Ama Lois onlar gibi tırışkadan değil hakiki dövüşçü.
Adamı yere serişine gıpta ettim diyebilirim yani.
Sonuç olarak, bütün bu hengamenin ve maceranın neticesinde,
Chloe gazeteye 73. sayfadan (:img-hyste) giriş yaptı.
Halbuki bir zamanlar,
gazetede kendi köşesi olan, kendi yazıları yayımlanan ve zirveye yakın bir yazar iken,
yanlış kişiye yaptığı büyük yanlışın sonucunda 73. sayfa haberciliğine gelmek...
((Eeeeeee...Zamanında düşünecekti bunu.))
Tabii ki, gidişatın böylesini görmek nedense pek bir anlamlı geliyor bana.
Ne diyeyim sevinsin bari kızcağız...
Bu arada kaç sayfalık bir gazetedir bu Daily Planet merak ettim.
100 sayfa var mıdır acaba (hehe)
Diğer yandan Clark da bu bölüm ayrı bir parladı.
Gerçi buraya bölümle ve karakterlerle ilgili fikirlerimi yazarken,
Clark'ı ve yaptıklarını daha ziyade yorumlamamayı tercih ediyorum.
Çünkü zaten dizi onun.
Her bölümün ister istemez yıldızı ve günü kurtaranı o olacak tabii de...
Yalnız bu bölümde ona değinmek bence şart.
Bilhassa 2 sahnede, dikkatleri her zamankinden çok üzerinde topladı.
Birincisi, hiç şüphesiz helikopter sahnesiydi.
Yahu "o nasıl bir asılmadır, o koca helikopteri nasıl çatıya geri çekiştir" diye düşündürdü yani.
Muhteşemdi tek kelimeyle.
Gerçi Clark bugüne kadar sayamayacağımız kadar çok defalar güçlerini kullandı.
Ama bu Helikopter indiriş sahnesi, son yılların en müthiş 1-2 sahnesinden biriydi.
1. sırada hiç şüphesiz 4. sezon açılışında Kal-El'in destansı uçuşu var.
Bunun ardından şu nükleer füzeyi yakalama sahnesiyle beraber,
2.liği paylaşıyor diyebilirim benim gözümde.
Clark'ın bu bölüm diğer dikkat çeken sahnesiyse,
Sudem'in de söylediği Lois ile pistteki dans sonrası muhabbetleriydi.
Lois Clark'a "burada ne arıyorsun" derken kulübün korumalarından birinin gelmesi,
bunun üzerine Lois'in, sohbeti derhal "kucak dansı" havasına sokması... (hehehe)
Sohbetin formatı değişince,
Lois üzerinde o kıyafetle masayı kaplayınca, Clark nereye bakacağını şaşırdı :)
Hele ki o para koyma mevzusu...
Sohbetin bir anda kucak dansına dönmesi sonucu,
Clark eli ayağı birbirine dolaşmış ne yapacağını bilemez haldeyken,
korumanın onları izlediğini de bilen Lois,
Clark'a para vermesini daha doğrusu "para koymasını" hatırlatmasın mı? (hehehe)
Para koymasını Lois Clark'a hatırlatıyor (!). :img-hyste
((Yok yok... Hakikaten doğuştan olsa gerek :)))
Dahası da var. Cebinden parayı çıkaran Clark bu sefer de nereye koyacağını bilemedi.
Clark'ın önündeki masaya yayılmış vaziyetteki Lois,
daha fazla bozuntuya vermemek için parayı Clark'ın elinden alıp,
Amerikan flamalı gösteri giysisinin içine kendi koydu :)
Ya keşke o sahneyi birden çok defa izleyebilseydim... (hehehe)
Velhasıl Clark'ın mimikleri ve utangaç tavırları çok başarılıydı.
Gerçekten o içinde bulunduğu andaki rahatsızlığını çok net belli etti.
Aslında Clark'ın bu hoş ve utangaç tavırlarını,
daha önce de görmüşlüğümüz var ama bu bölümdeki hakikaten müthişti.
Tüm bunlar Chloe & Lois & Clark üçgeninde yaşanırken,
öte yandan başta da söylediğim gibi diziye yeni bir gündem girdi.
Senatörlük seçimleri.
Ve bölüm sonu itibariyle, Kansas eyaleti için 2 senatör adayımızı görmüş olduk.
Lex Luthor ve (anlaşılan o ki) Jonathan Kent.
Kasabaya gelen Jonathan'ın arkadaşı olan ilk senatör adayı,
"görünen o ki rakibim Lex olacak" dedi.
Benim merak ettiğim şu.
Lex'in parası da var malı mülkü de... Öyleyse neden kendine bir akıl hocası tutmuyor? :)
Bugüne kadar yaşadığı SAYISIZ BAŞARISIZLIĞI yetmemiş de,
bir de şansını ABD Kongresine girmek için deneyecek bizim Keloğlan.
Şu hazırlattığı seçim afişine bakın. "Looking to the Future".
Yani Geleceğe bakıyor dedirtmiş afişinde bizim Küçük Luthor.
İnsan bari "Geleceğe bakmadan evvel", AYNAYA bakar. :img-hyste
Yani Lex neyine güveniyor? Kelliğine mi?
Ya da az da olsa Tatlı bebek suratlı oluşuna mı? Yoksa parasına mı?
Ancak ve ancak sonuncusuna güvenebilir bence. Ki o da ASLA yetmez.
ABD'de para, seçim kampanyalarında SADECE Reklam ve Ülke turu için lazım.
((Gerçi dünyanın pekçok yerinde öyle.))
Kampanya haricinde Adaylara oy getiren asıl vasıflar,
Adayın dış görünümü, söylediklerinden emin olması,
karizmatik olması, Güçlü bir ikna edicilik ve hitabet yeteneği gibi
geniş yelpazede ((ve daha buraya yazmadığım)) birçok hususa bağlı.
Eh bu kriterler doğrultusunda Lex'e bakıyorum.
Bana göre,
değil Dolar Milyoneri Dolar Trilyoneri olsa zor kazanır.
Çünkü bu vasıflarda sınıfta kaldığı aşikar.
Fakaaaaaaat... Para da dahil olmak üzere,
yukarıda saydığım TÜM VASIFLARA Baba Luthor FAZLASIYLA sahip.
Sonra sırf bu da değil. Meşhur bir laf vardır,
"Yaptıklarım yapacaklarımın garantisidir" diye... Hepimizce malum.
Lionel da geçmişte yaptıklarıyla ve İCRAATLERİYLE aday olması halinde bunu başarabileceğini,
defalarca kanıtlamış biri oğlunun aksine.
Netice itibariyle özetlemem gerekirse,
Eğer seçimlerde Baba Luthor senatör adayı olursa,
MUTLAK FAVORİ olacağına dair, zerre kadar şüphem yok.
İnşallah Lex de 40 yılda bir akıllılık eder de,
--> Ya Babasını kampanyasına destekçi olarak dahil eder.
--> Ya da adaylıktan çekilir.
Veya en iyisi Lionel,
oğlunun keyfini hiç beklemeden inşallah kendisi aday olur.
Luthor ailesini hiç değilse gururla temsil edip zafere taşır.
Açık açık söylemekte zarar yok.
Bu seçimler ((eğer niyetlenirse işe girişmeye)) Lionel için yeniden ZİRVEYE TIRMANMA fırsatıdır.
Lex'in kendisine ihanet ederek aldığı mevkisini ve şirketini,
geri kazanma imkanı da doğabilir ileride.
Umuyorum ki bu seçim sürecine müdahil olarak kendisi için en iyi olanı yapacaktır.
Neyse son olarak,
kabul etmeliyim ki bu senatörlük mevzusuna fena şekilde takılmış durumdayım.
İyi ki böyle bir gündem maddesi diziye girdi.
Heyecan, merak, soluksuz olaylar daha da artacak.
Bu konudaki gelişmeleri sabırsızlıkla, önümüzdeki haftalarda görmeyi bekleyeceğim.
Kule2 bölümler hakkındaki yorumlarını büyük keyifle okuyorum. Yalnız rica ediyorum Lex'e bu kadar yüklenme. Sanma ki Lex hayranı olduğum için söylüyorum bunu. Lex'ten nefret eden biri bile olsaydım bile ''o kadar da değil'' derdim. Lex'i her defasında yerin dibine sokuyorsun. Cidden o kadar da değil. Lex kesinlikle Lionel olamaz, aynı Clark'ın asla Jonathan olmayacağı gibi. Ancak biraz farklı eleştirmek ve karşılaştırmayı en aza indirmek gerek.
Lex'in seçimleri kazanamayacağına eminim. Ancak bunun nedeni bu hikayedeki yerinin böyle olması. Gerçek hayatta olsa kesin kazanırdı. :) Lex Luthor ne zaman kazanmıştır Superman hikayelerinde? Hiçbir zaman. Joker ne zaman kazanmıştır Batman hikayelerinde? Hiçbir zaman. Bu böyle devam eder. Lionel da bir kötü olarak tam anlamıyla bir şeyleri kazanmış değil. Kazansaydı dizideki dünya böyle olmazdı. Lex de Lionel da hiçbir zaman istediklerini elde edemeyecekler. Lex, yüzüne gözüne bulaştıracak her şeyi, Lionel ise ileride iyi adam olacak sırf bu senaristler yüzünden.
Son bir şey eklemek istiyorum. bu haftaki bölüm itibariyle Smallville'in 5. sezonu daha iç karartıcı olacaktır. Bugünkü bölüm Clark'ın aklının bir köşesinde olanları görsel hale getirecek. Herkese tavsiye ederim.
Mükemmel bir bölümdü 5.sezonda şuana kadar izlediğim en iyi bölümdü :img-wink: piskopat clark ı izlemek hakkaten çok keyifliydi :img-icecr Bu bölümde sonlarda ki lionel replikleri çok güzeldi lex ide fena dağıttı bu arada clark :happy0064 Chole nin konuşması çok etkileyiciydi gerçek bir dost olduğunu bir kez daha gösterdi :img-yes:
Milton Fine ın kimliği açığa çıktı o da clark ı zorlamaya başlayacak artık:img-wink: Yine bölüm güzel vakit geçirtti bölümün yıldızı lionel luthor dı bana göre bölümdeki her repliği süperdi:good: . Bölümün en boş repliği ise Lana dan geldi Lex ile aramda hiç bir şey olamaz :icon_whis herkese iyi yorumlar ..
Kesinlikle mükemmel bir bölümdü. Smallville'in çocukluktan çıkması ve gençlik dizisi havasından sıyıldığı bir bölümdü. Bir kere bile alakasız, insanı vurmayan bir repliği olmadı. İleride izleyeceğimiz bölümlere güzel göndermeler vardı.
Gözlerimin dolduğu bir sürü sahne oldu.
Clark: Başka yalan yok. Bana gerçeği söyle.
Anlat bana!
Jonathan: Gerçek mi istiyorsun? Sen gerçekten oğlum değilsin.
Mısır tarlasında bulduğum ''şey''sin sadece.
__________________________________________________ _
Chloe: Bak, Clark, kendinde olmadığını anlıyorum,
Lionel'a sırrını asla söylemem. Başkasına da.
Sana ihanet edeceğime, ölürüm.
__________________________________________________ __
Lionel: Bu iyiliğe hizmet için değil, ya da güç hakkında da. Bu seninle ilgili
İnsanların seni farklı fark etmesini sağlamak amaçlı değil mi?
Bu yüzden ofis için adaylığını koyuyorsun.
Birleşik Devlet'leri başkanı da olsan, sence bir şey fark edecek mi?
Çünkü sana yakın olan insanlar gerçekte kalbinin içinde ne olduğunu her zaman bilecek.
Bu yüzden Lana Lang seni asla sevmeyecek oğlum. (Sorduk sanki :hıh)
__________________________________________________ ___
Clark: İnsan'ı kötü bir şeymiş
gibi söylüyorsun.
Fine: Sadece gördüğümü biliyorum. Bu ırk umut vaat ediyor.
Ama tarihin bu noktasında, hala doğaları gereği iki yüzlüler,
Sevdiğini sandıklarına bile güvenemezsin.
Clark: Bu ırk hakkında hiçbir şey bilmiyorsun.
Evet, aşağılık olabilirler, hain olup birbirlerine
defalarca ihanet edebilirler. Ama ayrıca dürüst olabilirler ve sadık.
Sevdikleri kişiyi korumak için her şeyden vazgeçebilirler,
o kişi başka gezegenden olsa bile.
Fine: Kal-El...
Clark: Benim adım Clark. Ve aileme ve dostlarıma hep
inanacağım.
_________________________________________________
Bu sahnedeki replik çok etkileyiciydi kendi açımdan. Lex'in haal içinde hala ''iyi'' şeylerin de olduğunu gösteriyordu.
Lex: Arayabildiğiniz kadar insanı arayın. Her 30 dakikada bir rapor istiyorum.
Güvenlik ekibim Chloe ve Kentlerle birlikte çalışıyor.
Lana: Ona zarar vermeyecekler değil mi?
Lex: Eğer öyle bir şey olursa, Sibirya'ya transfer olur onu yapan. :img-hyste
Gümüş kriptoniti gönderenin Fine olduğu kesin. Bunun sebebi de büyük olasılık Clark'a dünyalılara güvenilmeyeceğini göstermek içindi. Clark ne hayal ettiğini neler yaşadığını biliyor ve eğer ilerde bunlardan biri gerçekleşirse insanlara karşı güveni sarsılacaktır düşüncesinde. Ancak Clark'ın ne kadar saf olduğunu bilmiyor ki ''saf'' derken ''salak'' demek istemiyorum. Clark'ı Clark yapan huy bu işte. Clark neler yaşadı şu ana kadar yine de hala inanmaya devam ediyor. Tabi bu o kadar da iyi bir şey değil. Jor-El'in de dediği gibi ''Clark'ın en büyük gücü sevdiklerine güvenmesi. Ancak bu aynı anda en zayıf noktası da''
Bu bölümün başında Lexin hayalleri çok hatta biraz fazla sevimliydi.O hali o kadar masumdu ki hayır olamaz dedim.Çünkü biz onu her zamanki haliyle sevdik.Birden bire bütün gücü itemezdi.Zaten bölüm sonunda mutlu olmanın tek yolu güç ve para diyerek kalbimi fethetti.
Olayların Clark cephesindeyse biraz klişe kaldığını söylemeden duramayacağım.Resmen bayattı.Ama noel babanın düştükten ve Clark onu yakaladıktan sonraki ifadesi mükemmeldi.
Ho!Ho!Wow!:img-hyste:img-hyste
Çok hoş bir bölümdü.Herkese iyi yorumlar.
Arkadaşlar ne olmuş buraya böyle?
2 haftadır Sudem'in yazdığı bölümdeki diyaloglardan alıntılar haricinde, tek yorum yazılmış.
Sessizlik almış başını yürümüş.
Madem öyle konuyu yeniden hareketlendirelim bari. :)
O halde evvelsi 2 haftanın bölümlerini şöyle bir toparlayıp yorumlayım.
Gerek 2 hafta evvelki Splinter bölümü, gerekse geçen haftaki Solitude bölümünü,
1 husus dışında genel hatlarıyla beğendim.
((Daha sonra o hususa değineceğim.))
Her iki bölümde yer yer çok hareketliydi. Bazı sahnelerdeyse adeta soluksuz bıraktı izleyenleri.
Peşin Splinter bölümüyle başlayım söze.
Bölümü kabaca özetlemem gerekirse,
Bir yandan Astronomiye ve dolayısıyla göktaşlarına meraklı olan Lana'nın,
üniversite yurdundaki odasına gönderilen ve Smallville'de daha evvel hiç görülmemiş Gümüş Kriptonitin,
Clark'ın parmağını kesip, taşın bir kıymığının Clark'ın dolaşım sistemine girmesiyle,
Clark'ın gördüğü halisünasyonları izlerken,
diğer yandan Lex'in hali hazırda sakladığı en önemli sırra,
yani deposundaki uzay gemisi sırrına Lanayı ortak edişini,
ve son olarak da yeni gündem maddesi olan Senatörlük seçimlerinde,
Lionel'in nasıl taraf olduğunu gördük.
Bölüme damgasını vuran hiç şüphesiz Clark'ın halisünasyonlarıydı.
Yukarıda Sudem'in de özellikle yazıp vurguladığı gibi,
gerek Lionel-Chloe ikilisinin birbirlerine attıkları e-postaları görünce,
gerekse Lionel-Jonathan ve ((belki de en ilginci)) Lex - Lana ikilisinin konuşmalarını görünce,
o anda zihninde canlandırdıkları, aslında Clark'ın en büyük korkularından başka birşey değil.
Aslında dizideki karakterlerin korkuları mevzusu, daha evvel işlenmişti.
4. sezondaki "Scare" bölümünde de aynı konu işlenmişti.
O bölüm, Luthorcorp labaratuvarlarından sızan gazdan kaynaklanan,
ve gazı soluyanların başlarına gelmesinden korktukları olayları hayal edişini konu alıyordu.
Ve görmüştük ki,
Lana'nın, anne babasının ölümüne yol açan göktaşı yağmurunun,
Clark'ın dünyaya ulaşmasına aracı olduğunu öğrenince Clark'a karşı ölesiye bir kin duyması,
Clark'ın en büyük korkusuydu o zaman.
Şimdiyse, Splinter bölümünde zihninde canlandırdıkları sayesinde öğrendik ki,
Clark'ın korkuları hem revize olmuş hem de üstüne yenileri eklenmiş. :)
Bu yönüyle Splinter bölümünü, geçen sezonki Scare bölümüne benzettim.
"Senaristlerde fikirsel anlamda bir sıkıntı mı yaşanıyor acaba?"
diye düşündüren bir ayrıntı olduğunu da eklemeden geçemeyeceğim.
Splinter'da Clark'ın gördüğü halisünasyonlarla beraber, 4 nokta vardı dikkatleri çeken.
Birincisi ve en göze batanı,
Lex'in görevli elemanlarının dışında kimselere söylemediği uzay gemisini Lanaya açıklamasıydı.
İnsanın gözüne baka baka yalan söyleme konusunda tecrübesi olan Lex'in,
Lana'ya daha fazla yalan söyleyememesine ve hali hazırda sakladığı en büyük sır olan,
deposunda tuttuğu uzay gemisini Lanaya göstererek,
onunla samimiyet kurma çabası gözden kaçmadı.
"Bu sırla birlikte, artık bir nevi ortak sayılırız" benzeri bir söz sarfetti zaten.
Ki bu da niyetine dair bir ipucu veriyordu bizlere.
Bölümün bana göre en garip kısmıysa, Clark'ın Jonathan'dan bile şüphelenmesi oldu.
Lionel ve Jonathan'ın konuşmasında Clark babasını, Lionel ile "işbirlikçi" olarak hayal etti.
Hayır yani Baba Luthor'u komplocu olarak görmesinde anlaşılmayan bir taraf yok.
Yaklaşık 1,5 sezon boyunca Clark'ın sırrını çözmeye çalışan,
üstelik buna fazlasıyla yaklaşan Baba Luthor'dan şüphelenmesi doğal da...
Nasıl Jonathan'ı işbirlikçi olarak hayal ediyor!?
Bunu nasıl düşündüğünü, nasıl bilinçaltında böyle bir korku hissettiğini anlamış değilim.
Jonathan'ın buna meyilli bir karakteri olmadığı malum.
Clark'ın bilinçaltında onu ele vereceği korkusuna zemin hazırlayacak HİÇBİR EYLEMİ de olmadı ki...
Yani bilemiyorum ama yukarıda Sudem'in yazdığı Clark - Jonathan diyaloğu,
bence bu sezon duyduğumuz en beklenmedik diyaloglardan biriydi.
Peki en beklenmedik gelişmeler sıralamasında birinci kim bu durumda?
En başta Splinter bölümünü tek husus dışında beğendiğimi söylemiştim.
İşte o da bu şimdi söyleyeceğim şey...
Tabii ki Lionel - Chloe ikilisinin işbirliğinden bahsediyorum.
İNANILIR gibi değil.
Bu sezon gördüğüm en beklenmedik gelişmelerin başında benim için bu var.
Senaristlerin bunu yazarken akıllarından neler geçirdiğini çok merak ediyorum.
Yani Baba Luthor'un,
daha 2 sezon evvel kendisini hapse attıran BAŞ sorumluyla,
3. sezon finalinde evini bombayla havaya uçurduğu,
başaramadığını öğrenince,
4. sezonda "Gone" bölümünde öldürmesi için,
üzerine güçlü bir göktaşı ucubesini gönderdiği Chloe ile ittifak etmesine,
tek kelimeyle inanamıyorum. Acaba bir ara,
"Chloe Lionel'a kendini affettirecek bir iş yaptı da ben mi kaçırdım" diye düşündüren bir gelişme bu.
Nasıl olabilir böyle birşey yahu nasıl !?
Ancak yine de, Lionel'in bu işbirliğine dair muhakkak bir hesabı vardır diyorum.
Zira Baba Luthor bugünlere,
BAZI BAŞKALARI gibi mirasyedi olarak, hazıra konmacı ve taklitçi olarak gelmedi.
Fakat bundan sonra Lionel - Chloe ilişkisini daha da dikkatle izlemeye devam edeceğim.
Tek temennim, senaristlerin NE YAPTIKLARININ FARKINDA OLARAK bunu yazmış olmaları.
Ve Splinter hakkında son olarak Senatörlük seçimlerine gelirsek...
Nihayet Baba Luthor sürece müdahil oldu.
Senatörlüğe kendi adaylığını koyması kesinlikle tercihim olurdu.
Ama oğluna "Er mi yaman bey mi yaman" diye göstermek için,
Jonathan Kent'in yanında yer alması da yeterince iyi sayılır.
Bizim Küçük Luthor'un ufka, "geleceğe bakarken",
oraya bakmadan evvel, peşin bir önüne bakmasını,
ve hatta ondan da önce aynaya bakmasını, bu şekilde hatırlatacak Baba Luthor.
Splinter bölümü yukarıda anlattığım tüm bu yönleriyle akıllarda kalırken,
Solitude bölümüyse,
diğeri kadar ilgi çekmemiş olmamakla beraber yine de güzel sayılırdı.
Baştan aşağı Profesör Milton Fine'ın sürüklediği bir bölümdü.
Bilinmeyenlerden biri çözülüp diğeri ortaya çıktı desek yanlış olmaz.
Çözülen bilinmeyen dediğim,
Profesör Fine'ın tam olarak ne olduğunu,
perde arkasındaki amacını ve bu amacı uğruna neler yapabileceğini gördük...ve sonunu da.
Az kalsın Martha'yı öldürüp,
bunun sorumluluğunu Jor-El'e yükledikten sonra Jor-El'i de öldürüp,
Zod adlı bir Kriptonlu generali çağıracaktı geçit gibi bir yerden.
Neyse ki Clark, Kalenin kristallerinin de etkisiyle onu yoketti.
Bu sayede bir gizem daha aralandı ve hatta yokoldu.
Fakat bir diğer sır perdesi, ortaya çıktı bu sefer de...
General Zod.
Sezon açılışında transa geçmiş haldeki Lionel,
gemiden ilk çıkan bitirim ikili için "Zod'un Havarileri" demişti.
Şimdi de gemiden çıkan 3. kişi yani Profesör Fine da onu dünyaya getirmeye kalkıştı.
Hem o gemiden çıkan ilk çıkan ikilinin,
hem de aslen Kripton'a ait bir yapay zeka formu olan Profesör Fine'ın,
aynı adresi işaret etmeleri hayra alamet değil.
Bu olaylar silsilesi haricinde bölümde dikkatleri 2 husus çekti.
İlki (gene) Lionel ile Chloe'nin konuşmasıydı.
Splinter bölümünde bu ikisinin işbirliğine duyduğum tepkiyi,
Solitude bölümünde duyduğumuz bu diyalog bir ölçüde dizginledi açıkçası.
Baba Luthor, Profesör Milton Fine'ın gerçek kimliğini ve nereden geldiğini Chloe'ye anlattı.
Tam da ben "onca gazeteci varken neden bula bula Chloe" derken,
buna bir anlam veremezken, o esnada Baba Luthor beklentileri boşa çıkarmayıp,
lafı çarptı Chloe'nin yüzüne.
Chloe'nin Profesör Fine'ın gerçek kimliği ile ilgili olarak,
"Bunu neden bana söylüyorsunuz?" sorusuna,
"Çünkü bu, Time dergisinin kapağına koyacağı cinsten bir haber değil" diyerek yıktı geçti ortalığı.
Aslında aba altından dolaylı olarak söylediği şuydu.
"Mecburen sana başvuruyorum çünkü bunu araştıracak başka sazan bulamam."
Eeeee Lionel bu. Dehasını onun gibi sözlere döken bir başkasını Smallville'de bulmak mümkün değil. :happy0064
İkinci dikkati çeken nokta da yine bununla bağlantılı.
Lionel hem Profesör Fine'ın gerçek kimliğini, hem de depodaki uzay gemisini nasıl bildi?
Dikkatli izleyenler farketmiştir ki sezon açılışında olduğu gibi,
muhtemelen Baba Luthor bu dediklerini gözleriyle görmeden veya birinden duymadan öğrendi.
Bana kalırsa bunun açıklaması basit.
Tıpkı sezonun ilk 2 bölümündeki gibi yine transa geçmiş olmalı diye düşünüyorum.
Öyle zannediyorum ki bu özellik kalıcı ve belki de hiç kaybolmayacak.
Doğrusu Jor-El, Lionel'in bedenini kalıp gibi kullanmadığı müddetçe,
bu transa geçiş özelliğini ben Onun için çok kullanışlı buluyorum.
Üstelik bu yetenekle çok iş yapacağına da kuşkum yok.
Neyse bu konudaki ayrıntılar, artık önümüzdeki bölümlerde daha net görülür.
Gelelim bu akşamki bölüme...
Bence sezon açılışından beridir izlediğimiz en güzel bölümdü.
Bölümün adı bile ilgi çekici --> "Lexmas"
Bugüne kadar çizgifilmler ve sinemalarda,
duya duya alışageldiğimiz (Noel) Christmas, Smallville'de olmuş Lexmas. :)
Bu akşamki bölümü,
haftaya Cuma tekrarını izledikten sonra yorumlamaya niyetliyim.
Şimdilik benden bu kadar. :)
Herkese iyi yorumlar.
6 sezondur izlediğim en iyi bölüm bence. Ondan sonra Onxy, ondan sonra Reckoning ki 2 bölüm sonra herkes izleeyce. : )
Lilian, Noel Hayeleti olarak Lex'i ziyaret etti. Gelmeseydi daha iyi olurdu. Yani resmen bırak dağınık kalsın durumu oldu. Madem bir şey gösteriyorsun bari sonu hayırlı olsun. Ayrıca Lionel'ı da çok kötü gösterdi. Bence Lionel, Lana'yı ortada bırakmazdı.
Lana ve Lex ilişkisi çok güzeldi. Aynı şekilde Lana&Chloe; Lex&Chloe; Lex&Clark ve Jonathan&Lex. Herkes neyse de Jonathan&Lex olayı beni çok sevindirirdi. Ama olamaz.
Clark ile Lex'in konuşması olayın hayal olduğunu çok belli ediyordu. : ) Tamam Clark saf ama bu kadar da değil. ''Lex, benim yapamadığımı yaptın. Aldın Lana'yı. Helal olsun. Yürü be kim tutar seni'' tarzı bir konuşma yapmayacağına eminim Clark'ın.
Lionel'ın Lex hakkında verdiği karar tam olarak Lex'in dediği gibi. Küçükken de zaten lex, uçaktan korktuğunda ''Bir Luthor asla korkmaz'' demişti. Ayrıca oğlunun duygusal, annesine düşkün olması yani ''zayıf'' olması Lionel'ı çok rahatsız ediyordu. İşte sonuçta şeytani bir varis yetiştirdi.
Nasıl Jonathan'ı işbirlikçi olarak hayal ediyor!?
Bunu nasıl düşünmüş, nasıl bilinçaltında böyle bir korku hissetmiş onu anlamış değilim.
Jonathan'ın buna meyilli bir karakteri olmadığı malum.
Clark'ın bilinçaltına onu ele vereceği korkusunun yerleşmesine zemin hazırlayacak HİÇBİR EYLEMİ de olmadı ki...
Yani bilemiyorum ama yukarıda Sudem'in yazdığı Clark - Jonathan diyaloğu,
bence bu sezon işittiğimiz en beklenmedik diyaloglardan biriydi.
Jonathan'ın Clark'a bir kere bile uzaylı muamelesi yaptığını sanmıyorum. Ama sonuçta Clark, uzaylı olduğunu biliyor ve ister istemez aklının bir köşesinde ''babana bile güvenmeyeceksin bu zamanlarda'' cümlesi durmaktadır. Sonuçta ergen :)
Bu arada geçen hafta aralarında geçen bir dialog çok hoşuma gitmişti.
Clark, Fine'ın da Kriptonlu olduğunu ve ona yardım ettiğini açıkladıktan sonra Jonathan ''Kriptonlulara güven olmuyor. Gördük bundan öncekileri de'' tarzındaki konuşmasındam sonra Martha, Jonathan'ı uyararak ''Clark da Kriptonlu. Böyle konuşma'' dedi. Jonathan bunun üzerine ''İnsanlar tarafından yetiştirilen ve üstün erdemlere sahip bir Kriptonlu'' dedi. Nasıl kendini beğenmiş biri ya. Ben yetişirdim. Olacak o kadar diyor :)
Lexmas bana göre Smallville tarihine altın harflerle kazınacak gelmiş geçmiş en iyi bölüm.Michael Rosenbaum benim gözümde Tom'dan birçok kez başrolü kapıp kendi showu haline getirdiği bölümler oldu dizide ama Lexmas bu noktada tam anlamıyla bir devrin kapanıp bir devrin açıldığı etkiyi yaratacak olan bölümdür.
Her nekadar Lex'in "para ve gücü" seçmesindeki esas sebep Lana gibi gösterilmesinden rahatsız olsamda eski bir Lex/Lana sever olarak bu bölümün etkisini uzun zaman üzerimden atamadım.
Michael'in oyunculuğunu döktürdüğü dakikalarda Smallville izlenilmesi oldukça zevkli bir dizi.Bu bölümde de sağolsun kendisi bütün kontrolü ele geçirmiş durumdaydı.
Başlangıçta duruma afallasada çok kolay birşekilde yeni yaşantısına ayak uyduruşu aslında oldum olası istediği şeyin Lana ile öylesi bir yaşam olduğunu ispatlıyor aslında.Lionel ile uyandıktan sonraki konuşmasında, hastanede tek başına yatarken yada son sahnede annesinin endişe dolu bakışları içerisinde dışarıyı izlerken ki hallerinde LEx için üzülmekten kendimi alamadım.
Lex ne kadar kötü olsada.Ne felaketlere sebebiyet versede halen çizgi roman dünyasında galip gelmesini istediğim tek kötü karakterdir.
Bölümü izlerken Nicholas Cage in Aile Babası filmini hatırladım resmen bazı sahnelerde tanıdık geldi hani :img-icecr Lex tede iyi hayal gücü varmış hani Clark ile yaptığı konuşmadan sonra yok artık dedim Lex Chole konuşmasında ise bir güzel yuh çektim :img-pilot Lex te babasından yardım istiyor rüya kısmında istediği yardımı bulamıyor haliylen sen o kadar Luthor sırlarını açığa çıkar Chole nin kitabı basılsın sonra Lionel den yardım bekle var mı öyle şey yahu :)
En uçuk sahnelerden biride Jonathan-Lex konuşmasıydı tanıdım en iyi insan Lex Luthor repliği bölümün en olmayacak repliğiydi bana göre :) Son sahnede Lex in para ve güç konusunda verdiği konferansı dinledik Lex in gözlerden ateş çıkıyordu bu sahnelerde :img-wink: Bu bölümden sonra rahatça şunu söyleyebiliriz sanırsam Clark ile Lex in karşı karşıya geleceği bölümler yakında :img-icecr
Bu arada hemen ekleyeyim Lilian ile konuşmasında Lex, sevdiğim insanların ölümünü engelleyemedim dedi ve Julian danda bahsetti :icon_whis
4ewerbrucas 28-11-07, 17:31 bu haftaki bölüm benim büyük merakla beklediğim bir bölümdü ama malasef kaçırdım gece tekrarı saatini düzenleseler smallive eski saatine gelse iyi olucak neyse cuma izlerim artık koyu bir lex hayranı olarak bu bölümü çok mrk ediyorum:img-yes:yorumuda izledikten sonra yazarım:img-wink:
4ewerbrucas 30-11-07, 22:36 sonunda izledim ve lex"e hayran kaldım oyunculuk konusunda muhteşem oynamış,lana"yı görünce şaşırması lşana öldüğünde ağlaması filan çok harikaydı amakeşke bu yaşamı tercih etseydi babası yüüzndne geen ya ayrdım etseydi belki lana ölmezdi ve bu yaşamı seçerdi ama son nokta müthişti herşeye sahip olmak için gerekn tek şey "para ve güç"artık lex yavaş yavaş ortaya çıktı galiba sonuç olarak 5.sezon başladığındna beri izlediğim hatta smallive tarihinde izlediğim en iyi bölümdü bu 100.bölümüymüş galiba öyle okumuştum bir yerde en iyi bölümlerden bir diye geçiyrdu bu bölüm
Hayır 100. bölüm bu değildi. 97ydi sanırım bu. :)
Yarın akşam yayınlanacak olan yeni bölüm de bir harikadır arkadaşlar...Özellikle Clark'ın babası Jonathan ile alakalı bazı gerçekler su yüzüne çıkacak!!!Lex artık Clark'a karşı çıkacak...:img-yes:
4ewerbrucas 01-12-07, 21:41 Hayır 100. bölüm bu değildi. 97ydi sanırım bu. :)
pardon o zman yanlış hatırlıyorum heralde ama çok iyi bir bölümdü hayran kaldım tek kelimeyle:img-wink:
Ve geçen haftaki Lexmas bölümünün tekrarını izledim.
Yorumlardan anlaşılan o ki pek çok arkadaşımız için,
Smallville’in unutulmazları arasında zirvede yerini alan bir bölüm olmuş.
Benim içinse,
sezonun en akılda kalan 4-5 bölümünden biri olacağı kesin de olsa,
Smallville tarihinin en iyi bölümü demek biraz iddialı konuşmak olur gibime geliyor.
Fakat en azından 5. sezonun zirvedeki 3-4 bölümünden biri olacağı su götürmez bir gerçek.
Lexmas’ın nasıl olduğuna gelecek olursak…
2 hafta önce Clark’ın korkularıyla dolu halisünasyonlarına tanık olmuşken,
şimdi de Lex’in özlemleriyle dolu hayallerini seyrettik.
Hem bazı yönleriyle haydaaaa dedirtip şaşırtan,
hem bazı ayrıntı denebilecek noktalarıyla kendine hayran bıraktıran düşünceleri barındıran,
hem de bir insanın isterse yapabileceklerini gözler önüne seren,
kısacası her anlamda farkını net şekilde ortaya koyan bir bölüm olduğunu söyleyebilirim.
Bölümün en dikkatleri üstünde toplayan karakteri Lex iken,
bölüme damgasını vuran Lex’in vurulması ve bunun sonucu gördüğü hayallerdi.
İtiraf etmeliyim ki Lex’i şunca zamandır izlemiş biri olarak,
belki de hiçbir zaman Onu,
bu bölüm kadar sempatik, sevecen, gerçekten tutulabilir bir karakter olarak görmedim.
Kendisini bu kadar sevdirdiği nadir bölümlerden biriydi bu.
Yalnııııııııııııız,
tüm bu övgüleri hangi Lex için sıraladığım mevzusu önemli.
Ben Lex’in hayalinde gördüğü halinden övgüyle söz ediyorum.
Ne yalan söyleyim, Michael Rosenbaum’un Lex’in rüyasındaki gibi,
sevecen bir karakteri oynamaya, çok daha elverişli bir yüzü ve dış görünümü var.
((Kendisinin bir ölçüde de olsa “bebek yüzlü” olduğunu hatırlatmama gerek yoktur.))
Lex’i belki de hiçbir zaman favori karakterlerim arasına almayacak olan ben bile,
bu sevimli halini görünce sevdim.
Neyse...Bölümün en azından gerçek hayattaki kısmında,
Lex’in vurulması, Lionel’in her ne olursa olsun oğlunu ameliyat ettirmesi,
ve ikisinin ameliyat sonrasındaki konuşmaları dışında pek bir hareketlilik yokken,
esas Lex’in hayalleri bizleri pür dikkat izler hale soktu desek yanlış olmaz.
O yüzden bahsedeceklerim de çoğunlukla Lex’in hayalleri olacak haliyle.
Aslında Lex’in gördüğü dünyayı ((son anı haricinde)),
Lex’in dünya üzerinde en arzu ettiği rüyalardan bir kesit şeklinde değerlendirmek mümkün.
Bir kere ta 3. sezonun sonlarında başlayan,
4. sezonda çok belirgin bazı sinyalleri görülen Lex / Lana yakınlığı,
bu bölüm Lex'in hayallerinde,
sonunda bir evliliğe ve hatta çocuklarla birlikte huzurlu bir hayata dönüşmüştü.
Lex’in hayalinde de tıpkı gerçek hayattaki gibi, Noel günüydü.
Ama bu hayalindeki Noel ((sonu dışında)),
Lex’in hayallerindeki noel olduğu için bölümün adını da Christmas değil, Lexmas olmuş olsa gerek. :img-yes:
Oğluyla ağaç almaya gidişini, oğlunun Baba baba diye seslenişlerini,
Lana’nın o çok samimi tavrını ve öpücüklerini önce garipsemesi,
daha sonraysa alışması ve sevmesi hakikaten çok hoştu.
Sonra sırf kendisiyle ilgili de değil hayatında olan diğer insanlarla ilgili hayalleri de gerçekten güzeldi.
Zaten hayatında olan herkes bir şekilde oradaydı.
Clark da, Lionel de, Martha ve Jonathan da, Chloe de ve hatta annesi de...
Clark ile devam edelim.
Bence Clark’ın hayatı da en az Lex’inki kadar güzeldi.
Öncelikle iş hayatında başarıyı yakalamış ve Daily Planet’ta iyi bir muhabir olmuştu Clark.
Ama Lex’in hayali "İşte kaybeden, aşkta kazanır" sözüne ters hareket ediyordu.
Clark iş hayatında olduğu kadar özel hayatında da,
büyük ölçüde hayallerine ulaşmıştı kendisini hep seven 2. kızı seçerek.
Tabii ki ilk aşkı Lana değilse de bu kişi,
sonuçta bir insanın kendisine aşık bir başkasını yanında bulması da yeterince iyi sayılır.
Hele ki zaten arkadaşlarsa...
((Ayrıca Lana’nın Clarkla olması da tuhaf olurdu…Sonuçta Lex’in hayal dünyasındayız. :)))
Yani Chloe’den bahsediyorum. Zaten bu bölümü Chloe severlerin çok sevdiğine eminim.
Belki de en büyük hayallerini süsleyen ilişki nihayet gerçek olmuştu... Hayalde bile olsa.
Clark ve Chloe birlikteydiler en sonunda.
Aslında bu ikisi ilk sezonun sonunda da beraberdiler.
Ama Clark o zamanlar tabiri caizse eşeklik edip,
Chloe’nin onu yokladığı bir anı fırsat olarak kullanmış ve ikisinin,
arkadaş olarak kalmalarının daha iyi olduğunu söyleyip ilişkilerini bitirmişti.
Şimdiyse Lex’in hayalinde bu kez ikisi başarmışlar gibi görünüyordu.
Lex, oğlu Alex ile noel ağacı seçmeye gittiklerinde onları bir arada gördü.
Hatta Alex’in “Clark amca, Clark amca, uçur beni” diye fırlayıp,
Clark'ın yanına gelmesi de çok sevimli bir başka ayrıntıydı.
Clark’ın akşam noel kutlaması için Lex’i davet etmesiyle,
Lex’in hayalinde ikisinin arasının nasıl olduğu da açıkça görülüyordu.
Noel akşamı kutlama için Senatör Jonathan’ın evine gidip kutlamaya katılmaları görülmeye değerdi.
Lex’in hayalindeki en ilginç noktalardan biri de buydu zaten.
Yani Senatörlüğü Jonathan'ın kazanmış olup kendisinin onun lehine yarıştan çekilmiş olmasıydı.
Öte yandan, o gözlüklü ve saçları taranmış haldeki Jonathan da,
karizmatik görünümüyle hemen dikkatleri üstünde toplamadı desem yalan olur çünkü topladı. :)
İlk izlenim itibariyle mevkisine yakıştığını rahatlıkla söyleyebilirim.
Sadece bununla da sınırlı değil...
Lex’in Kansas Eyaletinin insanlık ödülüne layık görülmesinden,
Senatör Jonathan’ın da bizzat Lex’i överek ödülü takdim etmesine,
çocuklarının ve sevdiği kadının Lana'nın yanında olmasından,
Clark ve diğer arkadaşlarıyla ilişkilerine kadar her gelişme, herşey neredeyse HERŞEY,
Lex'in umduğu gibi hatta umduğunun da ötesindeydi kanımca.
Aslında bir anlamda “Lex harikalar diyarında” tarzında bir atmosferin hakim olduğunu söylemek,
hiç de yanlış olmaz o kutlamada.
Bundan daha iyisi olabilir mi bir erkek için, daha doğrusu bir insan için bilemiyorum.
İşte böyleydi Lex’in hayali…Ta ki… ta ki annesi ortaya çıkana kadar…
Annesi ortaya çıktıktan kısa süre sonra bir anda içeriden Martha’nın Lana’nın doğum haberini verişi,
ardından Lex’in 2. çocuğunun ((kızının)) dünyaya gelmesi derken bir anda işlerin seyri değişti.
Lana yeni doğmuş bebeği galiba hala kucağındayken rahatsızlandı.
Ve sonradan anlaşıldı ki doğum sebebiyle kan kaybından komaya girmiş.
İşte bu anda bölümün en çarpıcı 2 diyaloğundan biri yaşandı.
Lex, babasına gitti.
Ancak Lex kapıdan girince gördüğümüz o sahneye bayıldığımı söylemeden geçemeyeceğim.
Karanlık bir odada,
adeta spot misali güçlü bir ışığın,
yukarılardan bir yerden çalışma masasına doğrultulmasıyla oluşmuş göz alıcı bir aydınlıkta,
önünde masası ve dizüstü bilgisayarı olan,
Noel olmasına rağmen gece vakti bile çalışan,
uzun & yele gibi gür saçlarıyla işine konsantre olmuş bir siluet belirdi ekranda.
Bu siluet Baba Luthor'dan başkası değildi.
Kesinlikle 2. ve 3. sezonlarda olduğu gibi Kudretinin Doruğundaki Lionel’dı bu.
Verilen bu ambiyans onu her zamankinden de Daha Üstün bir seviyeye taşımıştı.
Bu haliyle, Tahtında oturan bir kralı andırıyordu desek asla yanlış olmaz Lionel için.
Smallville’in Kralı… :happy0064 :img-gun:
En azından görsel olarak bu mesajı,
odasında oluşturulan bu olağanüstü atmosferle çok ama çok bariz şekilde verdiler.
Sadece hayranlıkla izledim o sahneyi… Anlata anlata bitiremem o anın doyumsuz tadını.
Aralarındaki diyaloğa gelecek olursak…
Sudem’in de Replikler konu başlığında aktardığı gibi Lionel,
oğlunun kendi varisliğinden ve Luthor kimliğinden sıyrılıp kendi kafasına göre hareket etmesini,
((gerçi şimdi de kendi kafasına göre hareket edip Babasını dinlemiyor ya... neyse…)) ,
Ta ki Senatörlük seçimlerinden Jonathan lehine çekildiğinden beridir yaptıklarını onaylamıyormuş.
Şimdiyse galiba uzunca bir zaman aradan sonra Lex ilk kez Babasını,
hem de Noel gecesi ziyaret edince Lionel da şaşırdı elbet.
Babasından Lana’nın geçirdiği kanamadan dolayı yardım istedi onu Metropolisteki kliniğe götürmesi için.
Fakat Baba Luthor Lanaya helikopterini tahsis etmedi.
Hayaldeki değil bizim bildiğimiz gerçek Lionel,
Luthor olmaya, bu ailenin ferdi olmaya büyük önem veren biridir.
Ne olursa olsun Oğluna hiç değilse torunları hatrına yardım etmesi beklenir.
Doğrusu ona yardım etmeyerek beni ve Lionel’dan bunu bekleyen tüm izleyenleri şaşırttı.
Ne olursa olsun, kendi torunlarının annesine bunu yapmasını,
“oğlum yok ki torunlarım olsun” şeklinde açıklamasını ben makul bulmadım açıkçası.
((Tabii ki bu o an içindi. Sonradan asıl sebep açığa çıktı.))
Velhasıl bu yardım talebine Babasından ret yanıtı alan Lex,
Lana’nın yanına dönüp ölmemesi için dua edip ona yalvardıysa da,
Harikalar diyarı olarak başlayıp gelişen hayal, ne yazık ki feci şekilde sona erdi.
Lana doğumdan sonra kurtulamayıp öldü.
Ancak bu ölümden sonra bu olayın iç yüzü açığa çıktı.
Lilian, Noel Hayeleti olarak Lex'i ziyaret etti. Gelmeseydi daha iyi olurdu. Yani resmen bırak dağınık kalsın durumu oldu... Ayrıca Lionel'ı da çok kötü gösterdi. Bence Lionel, Lana'yı ortada bırakmazdı.
Lana öldükten sonra Lex’in annesi Lilian gene ortaya çıktı. Ve olay çözüldü.
...keşke bu yaşamı tercih etseydi babası yüzünden gene ya...
Yani ben mi yanlış anladım bilemiyorum.
Ama Sudem arkadaşımın dediği gibi, Lilian’ın ta kendisiydi Lana’nın ölümünün arkasındaki kişi.
Orada sadece Lex’in hayalleri yoktu. Ki orada gördüğümüz Lionel,
bence Lilian'ın aklındaki Lionel'dan başkası değildi.
Yani demek istediğim, vurulduktan sonra Lex'in gördüğü hayaller, sadece Lex’in özlemlerinden oluşmuyordu.
Lex'in annesi Lilianın gösterdikleriyle de örülüydü aynı zamanda.
Böylece zaten Lionel’ın pek anlaşılır olmayan mazeretininin sırrı da açığa çıktı.
Lilian’ın etkisi, Lionel’ın oğlunu geri çevirmesinde belliydi.
Kesinlikle Lilian, Lionel’ı "yardım etmeyen baba" olarak göstermiş olmalı.
Aynen katılıyorum Sudem. :good:
Üstelik Baba Luthor tek bir sefer haricinde ((onda da oğlu kendisine ihanet edip hapse attırmıştı)),
ölüm-kalım meselelerinde yada Lex'in başı boyundan büyük belaya girdiğinde,
Lex’e birçok kez yardım etmişti. Gene ederdi belki ama Lilian yüzünden işte...
Yani Lex’in o Harikalar Diyarı olarak adlandırabileceğim hayatı beğenmeyip,
Para ve Güç seçimini yapmasında, Lana’nın ölümü dolayısıyla Lilian baş rolü oynadı.
Böylece bir anda dizinin hakiki kötüsü klasmanına yükseldi.
Ve ardından da Lex uyandı hayalinden… Rüya bitmişti hem de kötü sonla.
Dediğim gibi,
Bölümün göze batan 2 diyaloğu vardı ve ikisi de Lionel ve Lex arasında geçti.
İlkini yukarıda az evvel söyledim zaten.
İkincisiyse, Lex ameliyattan çıkıp uyanınca yaşanan konuşmaydı.
Aslında Lex’in hayati tehlikeye rağmen onu ameliyat ettiren babasına kızmasına,
bir yerde hak verdim ama bir açıdan da kızdım.
Ortada 2 şık mevcut bir halde bekleyen bir Baba, çocuğu için neyi seçer?
Ömür boyu vucudunun yarısı tutmadan sandalyeye mahkum yaşamasını mı?
Yoksa bunun için oğlunun ölümünü göze alsa da, nihayetinde TAM bir yaşama ulaşma şansını mı?
Bu mevzuda, bir yandan Lex’e hak verdim.
Çünkü ölseydi babasının bunu düzeltebileceği hiçbir argümanı elinde olmayacaktı.
Ama aynı zamanda Lex’i haksız da buldum.
Çünkü tekerlekli sandalyeye mahkum olsaydı bizim Küçük Luthor,
Bu sefer de babasına “beni zavallı hale getirmek için bundan iyi fırsat eline geçmezdi” veya
Veya “İmkanın varken beni bu sakatlıktan kurtarmayı nasıl denemezsin?” şeklinde düşünebilirdi.
Hepsinden önemlisi Lionel’in şu sözü diye düşünüyorum.
“Sana yürüme şansını vermek zorundaydım”.
Bana kalırsa bu yanıt Lionel’in yaptığına kılıf araması değildi Lex’in düşündüğünün aksine…
Tam tersi hakiki gerekçesiydi oğlunun iyileşebilmesi için...
Gerçi Lex’in “Nasıl olur da hayatım üzerinde Tanrı rolüne soyunursun?” sözü de manidardı harbiden.
Kısacası hangi taraftan bakılırsa bakılsın haklı bulunacak bir yan bulmak mümkün.
Ben doğrusu çekimser kalmış olmakla beraber, Lionel’i haksız bulmadığımı da eklemek istiyorum.
Fakat Lex’in de haklılık payı var. Yani mesele bıçak sırtı bana göre.
Ve sona gelecek olursak…
Lex’in Para ve Gücü seçip, “I want all” deyişi meseleyi özetler nitelikteydi.
Eeeeee onun bölümü, gayet tabii ki O'nun iddialı bir sözüyle son buldu.
6 sezondur izlediğim en iyi bölüm bence. Ondan sonra Onxy, ondan sonra Reckoning ki 2 bölüm sonra herkes izleyecek.
Sudemcim o bölümlerin yanına,
Bir Covenant’ı ((ki son 5 dakikası, şu ana kadar izlediğim bütün bölümlerin üstünde harikuladeydi.))
bir Memoria’yı ((ki en duygusal ve Luthorların geçmişine en net ışık tutan bölümlerin başında geliyor)),
Ve adı gibi efsanevi bir bölüm olan Legacy’i da katmalıyız diye düşünüyorum.
Bunları da unutmamak lazım. :img-wink:
...Michael Rosenbaum benim gözümde Tom'dan birçok kez başrolü kapıp kendi showu haline getirdiği bölümler oldu...
Michael'in oyunculuğunu döktürdüğü dakikalarda Smallville izlenilmesi oldukça zevkli bir dizi.
Tom Welling’den baş rolü kapıp,
Smallville’i kendi dizisi haline getirdiği yönündeki bu fikre,
JOHN GLOVER için sonuna kadar katılıyorum.
Dizi için saçını kestirdiği zaman bile,
klasından, karizmasından, seçkin görünümünden hiçbirşey kaybetmeyen Glover,
Bana göre Michael’ı da fersah fersah geride bırakan oyunculuk yetisiyle,
bir de herkesin hemfikir olacağını düşündüğüm mükemmel tonlaması ve berrak konuşmasıyla,
Clark'ın ardından DİZİNİN AMİRAL GEMİSİ desem,
ancak John Glover'ı ve ((oynadığı Lionel'i)) tanımlamış olurum diye düşünüyorum.
Neyse...Bu akşamki bölümün de tekrarını bekleyeceğim anlaşılan. :)
Haftaya tekrarını izleyince bu Fanatic bölümüne değinirim artık. :)
Herkese iyi yorumlar.
alonsomania 03-12-07, 10:55 slm herkese dün akşamki bölümde güzeldi her bölümü güsel bu dizinin...clarkın chole ile konuşma anları çok komikti :) süpermanimiz her bölümde uçmayı öğreniyor güya ama bir türlü öğrenemdi gitti yaneee....ne zaman öğrenecek ki?
lana'ya çok pis dalacam yaaa.ne bu yakınlık lex'le ya :@ Clark'ımı üzmeye ne hakkı var hemde bu kadar severken onu...Ayyy sinirlerim hopladı yaaaa....
Hakkaten pis Lana yahu hiç sevmiyorum şu kızı :) Gerçekler diye diye ölüp gidecek en sonunda Smallville in kara bahtı kör talihi :img-pilot Bu bölümde Lex te az daha açılacaktı Lana ya yani Lana konuşmanın sonunu tahmin ettide kesti Lex in lafını :) Clark la Lex in bu derece sorunları varken sen kalk Lex ile dost ol saf Lana seni Clark ım şutlayacak yakında haberi yok :img-pilot Clark ın Lana yı saplantı haline getirmesi bu bölümde daha net görüldü Lana dan başkasını sevemem tarzında bir ayar çekti C.K ... Chole m orda dururken sen git Lana için kafayı ye :icon_whis Bu diziye ben girecem artık Chole için yeter yahu yanlız bırakıyorlar dizinin güzel , zeki üstelik sarışın kızını :icon_sorr
Jonathan da öğrendi en sonunda bu para işini Lois te abarttı yahu Jonathan ın öğrenmesi geç bile oldu yani :img-wink: Lionel Luthor dan gelecek yardım olmaz olsun tarzında bir düşünce ile karşımızdaydı bu bölüm Jonathan Kent .... Martha da ikna yollarındaydı damardan bir konuşma yaptı ... Martha nın damar konuşması 1 Jonathan Kent in gururu 0 .... :)
Yine Lex tarafına dönecek olursam bu bölümde Lex iyice niyeti bozdu saçım olsa beni beğenir miydin tarzında sorular geldi Lana ya birde Clark ın saçları kıskanıldı bu bölümde =)... Clark keşke ölseydi Lana o zaman bana kalırdı şeklinde bir duyguda vardı sanki o sahnede :icon_whis Hastane sahnesinde dizinin kör talihi Lana Lex ile samimiyeti attırma yoluna gitti Lex in ortalık teklifine hayır dediğinde Lex in surat ifadesini gördük sanırsam ağlayacak gibiydi :icon_whis Daha sonra Lana nın belkide beklemediği şekilde ona sarılması Lex için Lana hakkında umutları attırdı bir yerde...
|