Tüm Versiyonu Göster : Basında Çıkan Haberler


RIZA_BABA
21-09-07, 10:28
Pusat dizisi ile ilgili basında çıkan haberleri buraya koyabilirsiniz


Lütfen Yorumları Yorumlar Başlığına Yapınız

RIZA_BABA
22-09-07, 13:49
Pusat'ta jet mahkeme kararı


22 Eylül 2007 Cumartesi 11:46


Dizilerde adalet şipşak hızında çalışıyor. Ancak bu hız Pusat'ta abartıldı..
Dizilerdeki adaletin hızına yetişilemiyor! Adalet mekanizması şipşak hızında..

Hele Pusat adlı diziye kimse yetişemez. Yüzündeki yaralar iyileşmeden Pusat altı yıl hüpse mahkum olarak kendini koğuşta buluyor.

Bu tuhaf durumu Sabah'ın televizyon eleştirmeni Yüksel Aytuğ köşesinde yazdı:

-(...)Pusat maçta bir araba dayak yiyor. Yüzü gözü kan çanağı gibi. Aynı akşam hamamda babasını vuruyor. Sonra genç boksörü hapiste görüyoruz. Yüzü gözü yine mosmor.

Belli ki yaralarının iyileşeceği kadar bile süre geçmemiş. Ama koğuştaki mahkum, Pusat'a "Kaç yıl yedin?" diye sorunca, bizimki "Altı yıl" diyor.

Belli ki bu cinayet davasında mahkumiyet kararı neredeyse iki haftada çıkıvermiş!.. Televizyon dizilerini izleyen hakimler, savcılar, avukatlar kim bilir ne kadar gülüyordur..."


Kaynak: İnternethaber.com

adanali esmer
22-09-07, 16:01
Fikrimin İnce Gülü ve Pusat dizilerinin genç oyuncusu Yasemin Balık, “Allah yardım etti, imkansızı başardım” dedi. Genç oyuncu Yasemin Balık, Fikrimin İnce Gülü ve Pusat dizileriyle ekranlarımıza konuk oluyor. Her oyuncunun çalışmak için can attığı usta yapımcı Osman Sınav'ın imzasını taşıyan Pusat’ta rol almaktan büyük mutluluk duyduğunu söyleyen Yasemin Balık, “Bu hayatımın en güzel şanslarından biri” dedi.

Genç oyuncu, mutluluğunu şöyle anlattı: “Kurtlar sofrası olan bir sektörde bir yerlere gelmek çok zor. Ödün vermeden bir yerlere gelmek imkansız gibi. Ancak ben Allah’ın yardımıyla imkansızı başardım, ödün vermeden mesleğimde ilerlemeye çalıştım. Çok zor günler geçirdiğim, hatta bazen ümitsizliğe kapıldığım anlar bile oldu. Ancak gerek tiyatronun, gerekse dostlarımın desteği ile yılmadım. Sonunda herkesin takdirini ve saygısını kazanan Osman Sınav gibi bir duayenin projesinde yer almanın mutluluğunu yaşıyorum.”

adanali esmer
22-09-07, 16:09
Reytingi yüksek dizilerin altında imzasını görmeye alıştığımız yapımcı Osman Sınav, yeni yayın dönemine iddialı bir diziyle geliyor: Pusat. Bir boksör hikâyesi 'Zafere giden yolda çekilen çile kutsaldır' sloganıyla ekrana gelecek dizi, bildiğimiz Rocky filmlerinden farklı, özgün bir iş.

Anadolu'dan çıkmış bir boksörün hayatındaki kırılmaları, cezaevi yıllarını ve çocukluğu anlatılıyor. Osman Sınav, 'Pusat'ın, Rocky'ye benzetilme ihtimaline karşı ise kesin konuşuyor: "Hayatımda hiç Rocky filmi izlemedim. Arkadaşlarla sohbet ederken 'yerli Rocky' derler diye bir konuşma geçti aramızda. Ama biz insanlara ne zaman ki 'pusat' dedirtiriz o zaman başarmışız demektir. Pusat bizim hikâyemiz. İlk defa Türkiye'de bir boksör filmi çekiyoruz. Buna sadece bir boks hikayesi olarak bakmak da yanlış olur. Hayatın kendisi bir dövüş ve ring. İçinde aşk da var sevgi de. Çiçekçilik yapan bir kızı var mesela. Boks ile çiçeği yan yana getiriyoruz."

'Acı Hayat'tan hatırladığımız Abdulkadir Ceylan Ede'nin yönettiği dizide Haluk Piyes, Yasemin Balık, Emin Boztepe ve Tarık Solak gibi isimler rol alıyor. Çekimlerine önümüzdeki günlerde Sivas'ta başlanacak Pusat için kahramanımızın maç trafiğine göre İstanbul ve Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde de setler kurulacak. Dizinin konusuna gelince: Genç boksör Ali Pusat (Haluk Piyes) şampiyonluk maçı öncesinde yaşadığı talihsiz olaylar nedeniyle hapse girer. Hocasıyla arası açılan ve sevdiği kız Hediye'yi (Yasemin Balık) de kaybeden Ali, hapisten çıktığı gün yeni bir hayata başlar. Ancak bahis dövüşlerine yön veren Kont (Emin Boztepe), Ali'yi yeniden belanın içine çekecektir. Artık Ali, temiz ve kirli dünya arasında kalmıştır... Dizinin Sivas'tan başlamasını ise "Adıyaman da olurdu, İzmir de. Bizim gönlümüze Sivas düştü. Selçuklu'nun başkenti. Türk ve ozan motiflerinin yanında içinden Pir Sultan ve Âşık Veysel'in geçtiği önemli bir şehir." diye açıklıyor Osman Sınav.

'Sinan Şamil Sam'ı izledim'

Oyuncu seçerken bokstan anlayan isimlerle çalışmaya özen gösteren Sınav, Sinan Şamil Sam'ın maçını izleme fırsatı bulmuş. Oyunculara gelince... Haluk Piyes profesyonel boks yapmış bir isim. Kickboks organizasyonları yapan Tarık Solak ise hem oynuyor hem de birikimlerini senaryo grubu ile paylaşıyor. Senaryo yazarları boks yaparak rehabilite edilen sokak çocuklarıyla ve onların hocalarıyla görüşerek bilgileniyor. Âşık Veysel'den de alıntılar var dizide; 'Kısmetin değilse dayak bile yemezsin' sözü, dizinin felsefesiyle de örtüşüyor. Dizinin müzikleri de konusu kadar orijinal. Türk halk müziği sanatçısı Cengiz Özkan ile Türk rap müziğinin önemli isimlerinden MC Fuat Engin, rap ve Türk halk müziğini harmanlayarak deneysel bir çalışmaya imza atmış. Boksörün nefesi ile zikirdeki ritim karışınca ilginç bir müzik çıkıyor ortaya.

'At, avrat pusattır aslında'

"Pusat, 'kuşanılmış zırh' demektir. Yetenek, güzel ahlak da bir pusattır. Ringe çıkmadan önce boksörümüze bunları öğretiyor hocası. Mesela 'At, avrat, silah'ın orijinali; 'At, avrat, pusat'tır. Benim için çok ilginç bir anısı var 'pusat'ın; üniversite yıllarında Selim Pusat müstearıyla yazılar yazdım."

Pars, gündeme kurban gitti

'Pars Kiraz Operasyonu' ekonomik olarak beklentimizi karşılamadı belki; ama verilen mesaj, manevi haz ve sinemasal değer olarak görenleri memnun etti. 20 Nisan'da vizyona girdi, 27 Nisan'da cumhurbaşkanlığı krizi patlak verdi ve sinema gündeminden düştü.

Dizisini de çekeceğim

'Pars Kiraz Operasyonu' bugüne kadar çektiğim en iyi film. Amerikalı ortağım beni arayıp 'ABD standartlarında bir film yapmışsınız.' diye tebrik etti. Devamını çekmeyi düşünüyoruz. Ayrıca tam tarih veremem; ama Pars'ın dizi filmini de izleyiciyle buluşturacağız[/align]

adanali esmer
22-09-07, 16:18
Osman Sınav'ın dizisi çalıntı mı?

Sanat dünyası yine çalıntı iddialarıyla çalkalanacak. İlk iddia Muğla’dan geldi. Muğla’nın Köyceğiz ilçesinde yaşayan sosyolog-yazar Akın Tekin, kendisinin kaleme aldığı ''Sahipsiz Gezegen'' adlı romanla, Osman Sınav’ın yapımcılığını üstlendiği ''Pusat'' adlı dizinin senaryosunun birebir örtüştüğünü söyledi.

Akın Tekin, Almanya Çalışma Bakanlığı’nda sosyolog danışman olarak çalışırken yazmaya başladığı, emekli olup yerleştiği Köyceğiz’de tamamladığı, 2002’de Türkiye’de Türkçesi, 2004’te ise ABD ile Almanya’da, İngilizce ve Almancası satılmaya başlanan ''Sahipsiz Gezegen'' adlı romanında anlatılanlar ile Pusat’ın ilk bölümünde hikâye edilenlerin adeta birbirinin kopyası olduğunu savundu.

İşte benzerlikler

Tekin, 5 kişilik senaryo ekibinde Aybars Bora Kahyaoğlu, Onur Şener, Selman Kılıçaslan, Uğur Önver ve Burak Zeybek’in yer aldığı dizinin ilk bölümü ile romanındaki benzerliklerden bazılarını şöyle anlattı: ''İki hikâye de Sivas’ta start alıyor. Romanım, Sivas Gökmedrese resmi yanında 1954 Sivas yazısıyla başlıyor. Osman Sınav’ın dizisinin de hemen başında Sivas 2001 yazısı ve Gökmedrese resmi görülüyor. Benim kahramanım genç Erol, zorbalarca dövülünce yenilmez bir boksör olmaya karar veriyor. Dizinin kahramanı Ali Pusat da aynen zorbalarca dövdürülüp yenilmez bir boksör olmaya itiliyor.''

2004’te kitabının telif hakkını aldığını vurgulayan Tekin, hukukçuların yardım etmesi halinde yapımcı Osman Sınav hakkında maddi tazminat davası açmak istediğini söyledi.

ebrumm
24-09-07, 20:56
SHOW TV'NİN YENİ DİZİSİ PUSAT'IN SENARYOSUNUN DA ÇALINTI OLDUĞU İDDİA EDİLDİ...
22.09.2007 13:13

Sosyolog-yazar Akın Tekin, Osman Sınav'ın yapımcılığını üstlendiği ''Pusat'' adlı dizinin ilk bölümünün, ''Sahipsiz Gezegen'' adlı romanıyla birebir örtüştüğünü iddia etti...


Sanat dünyası yine çalıntı iddialarıyla çalkalanacak. İlk iddia Muğla’dan geldi. Muğla’nın Köyceğiz ilçesinde yaşayan sosyolog-yazar Akın Tekin, kendisinin kaleme aldığı ''Sahipsiz Gezegen'' adlı romanla, Osman Sınav’ın yapımcılığını üstlendiği ''Pusat'' adlı dizinin senaryosunun birebir örtüştüğünü söyledi.
Akın Tekin, Almanya Çalışma Bakanlığı’nda sosyolog danışman olarak çalışırken yazmaya başladığı, emekli olup yerleştiği Köyceğiz’de tamamladığı, 2002’de Türkiye’de Türkçesi, 2004’te ise ABD ile Almanya’da, İngilizce ve Almancası satılmaya başlanan ''Sahipsiz Gezegen'' adlı romanında anlatılanlar ile Pusat’ın ilk bölümünde hikâye edilenlerin adeta birbirinin kopyası olduğunu savundu.


İşte benzerlikler
Tekin, 5 kişilik senaryo ekibinde Aybars Bora Kahyaoğlu, Onur Şener, Selman Kılıçaslan, Uğur Önver ve Burak Zeybek’in yer aldığı dizinin ilk bölümü ile romanındaki benzerliklerden bazılarını şöyle anlattı: ''İki hikâye de Sivas’ta start alıyor. Romanım, Sivas Gökmedrese resmi yanında 1954 Sivas yazısıyla başlıyor. Osman Sınav’ın dizisinin de hemen başında Sivas 2001 yazısı ve Gökmedrese resmi görülüyor. Benim kahramanım genç Erol, zorbalarca dövülünce yenilmez bir boksör olmaya karar veriyor. Dizinin kahramanı Ali Pusat da aynen zorbalarca dövdürülüp yenilmez bir boksör olmaya itiliyor.''
2004’te kitabının telif hakkını aldığını vurgulayan Tekin, hukukçuların yardım etmesi halinde yapımcı Osman Sınav hakkında maddi tazminat davası açmak istediğini söyledi. MİLLİYET / CAFE

mc karakule
30-09-07, 16:29
Pusat ta yok yok..

PUSAT DİZİSİ
Yapımcı Sirket: Sinegraf
Yapımcı:Osman Sınav
Yonetmen:Abdülkadir Ceylani EDE
Senaryo EKİBİ
Aybars Bora Kahyaoglu
Onur Şener
Selman Kılıcaslan
Görüntü Yönetmeni:Yusuf Akkus
Sanat Yonetmenlerı: Sırma Bradley,Orkide Batır
Kurgu Yonetmeni:İbrahim Sanver Özcan
Müzik:Aytug Yargıç

Osman Sınav'ın Yenı Dizisi Pusat Daha Ekranlara Gelmeden Cok Konusulmaya Baslandı.

Cekimlerine Sivasta Baslanan Dizinin Basrollerını Dunyaca Unlu Aktor HALUK PİYES Ve YASEMİN BALIK Paylasıyor .Bunun Yanı Sıra Yıne Dunyaca Unlu Kick-Boks Cularında Rol Aldıgı Dizide Dunyaca Unlu Kıck Boks Cu Ve Organizator Tarık SOLAK Ve Unlu Kıck Boks Cu Emin BOZTEPE De Rol Alıyor .


PUSAT DİZİSİ
Yapımcı Sirket: Sinegraf
Yapımcı:Osman Sınav
Yonetmen:Abdülkadir Ceylani EDE
Senaryo EKİBİ
Aybars Bora Kahyaoglu
Onur Şener
Selman Kılıcaslan
Görüntü Yönetmeni:Yusuf Akkus
Sanat Yonetmenlerı: Sırma Bradley,Orkide Batır
Kurgu Yonetmeni:İbrahim Sanver Özcan
Müzik:Aytug Yargıç



Osman Sınav'ın Yenı Dizisi Pusat Daha Ekranlara Gelmeden Cok Konusulmaya Baslandı.

Cekimlerine Sivasta Baslanan Dizinin Basrollerını Dunyaca Unlu Aktor HALUK PİYES Ve YASEMİN BALIK Paylasıyor .Bunun Yanı Sıra Yıne Dunyaca Unlu Kick-Boks Cularında Rol Aldıgı Dizide Dunyaca Unlu Kıck Boks Cu Ve Organizator Tarık SOLAK Ve Unlu Kıck Boks Cu Emin BOZTEPE De Rol Alıyor .

Dizide Tamamiyle Gercek Bir Hikaye Ekranlara Yansıtılıyor.Ve Bu Dizinin Baska Bir Ozelligi İse Konu Edılen Temaya Uygun Karakterler İcin Gercekciligi Yakalamak Amacıyla Alanında Tecrubelı Kisiler Kullanılması....


Dizinin Müzikleri De Konusu Kadar Orijinal . Türk Halk Müzigi Sanatcısı Cengiz Özkan İle Türk Rap Müziginin Önemli İsimlerinden MC Fuat Ergin, Rap Ve Türk Halk Müzigini Harmanlayarak Deneysel Bir Calısmaya İmza Atmıs. Bolsorun Nefesi İle Zikirdeki Ritm Karısınca İlginc Bir Muzik Cıkıyor Ortaya.....

Dizi Fragmanların dan da Anlasılacagı Gibi %100 Türk Malı Rocky.Dizi Daha Baslamadan Bu Kadar Ilgı Gormesı Bizim Ne Kadar Dövüs Sporuna İlgi Duydugumuzu Gosterıyor.Her Zaman Mafya Dizileri Tutuluyor Fakat Pusat Dizisi İle Bu Tabu Yıkılacak.Az Kaldı Bekleyelim Ve Osman Sınav'ın Ne Kadar Güzel Bir Dizi İle Karsımıza Gelecegine Sahitlik Edelim.....

Show TV De Ekranlara Merhaba Dıyecek Olan Dizi Eylul De Yayına Giriyor.......

mc karakule
30-09-07, 16:35
Eldivenin içine "reyting demiri" gizlenmiş!

http://img.sabah.com.tr/2007/09/18/gny/im/37AA721C95E27749B78759CEy.jpg


Osman Sınav ne yapıyor, ne ediyor, her sezon bir diziyi "en çok konuşulan yapım" haline getirmeyi başarıyor. Geçen yıl Acı Hayat bu sütunlarda fazlaca çenemizi yormuştu. Belli ki bu yıl da Pusat'tan çok konuşacağız. Pusat ilk gecesinde iyi reyting aldı. Çünkü yapımcı Osman Sınav artık Türk izleyicisinin beğeni ve alışkanlıklarını iyi çözmüş. Bakmış ki Show TV'de kickboks ve boks maçlarının hatırı sayılır bir reytingi var. Öyleyse, "Rocky tarzı" tutacak demektir. Rollerden birini de menajer Tarık Solak'a verip, işi sağlama aldın mı, tamamdır. Ama karşıda atv'nin Sıla'sı var. Öyleyse boksa biraz da hanım eli değmesi lazım. O zaman al güzel kızı, sok soyunma odasına... Ben hayatımda hiç bu kadar romantik bir soyunma odası görmemiştim. Boksör genç, elini yavuklusuna uzatmış. O da bir yandan koruyucu bezleri sevgilisinin yumruğuna doluyor, bir yandan da tatlı tatlı gözlerinin içine bakıyor... Oturttun mu kadınları da ekran başına... Sıra geldi aksiyona: İşin içine mafya sosu karıştırmadan aksiyon maksiyon olmaz. Eh, Osman Ağabey de bu işi iyi bilir. Eli silahlı bahis mafyasının siyah takım elbiseli ağır ağabeyleri öyküye karışınca, "mafya sosu" da tamamdır. Peki ya müzik? Malum, müziği iyi olmayan dizi, reyting yarışına 1-0 mağlup başlıyor demektir. Osman Sınav bunu da çözmüş. Geniş kitleleri kapsayan ve her geçen gün ekranda biraz daha ilgi gören türküyü, yine yükselen trend Hip Hop ile bir güzel harmanlamış. Dizinin müziği Nişantaşı'nın tiki'sine de, Anadolu'nun bağrı yanık delikanlısına da yabancı gelmiyor. O zaman müzik işi de tamamdır!.. Osman Sınav'ın her dizisinde bir "halk bilgesi" vardır. Bu sefer iri laflar etme görevi Ozan Niyazi'ye düşmüş... Alıyor sazı eline, ince ince dokunduruyor. "Kısmetin değilse, dayak bile yiyemezsin" diyor mesela... Ve Sivas vurgusu... Sazda Aşık Veysel'in Kara Toprak'ı, sözde "Ben de Sivas'tan çıkıp, dünya şampiyonu olacağım" diyen Pusat... Antrenörün lakabı bile Kangal... Biliyorsunuz, Sivas sadece Sivas'tan ibaret değil. Yalnızca İstanbul'da 3 milyon Sivaslı'nın yaşadığı rivayet olunuyor. Reytingi ölçülen illerdeki "Sivaslı yoğunluğunu" dizinin yaratım ekibi iyi analiz etmişe benziyor. Bu nedenle neredeyse her planda bir "Sivas" lafı geçiyor. "Bu dizinin iyi reyting alması, Sivaslılar'ın sayesindedir" demek, emeğe haksızlık olur. Ama hemşehricilik vurgusunun "akıllıca" olduğu da ortada... Dizide ilginç ayrıntılar da gözüme çarptı. Pusat ilk maçında, satın alınmış hakem yüzünden fena halde dayak yiyor. Sol gözü kan revan içinde. Ekranın altından reklam geçiyor: "Katarakt ameliyatında ücret farkı yok. Dünya Göz Hastanesi..." İşte reklamcılıkta son nokta... "Hediye" karakterini canlandıran Yasemin Balık'ın, Pusat'tan hemen sonra aynı kanalda yayınlanan Fikrimin İnce Gülü dizisinde de önemli bir rolü üstlenmesi ise "inandırıcılık" açısından büyük handikap... Osman Sınav bu kez Pusat'ın boks eldiveninin içine "reyting demiri" gizlemiş, vurduğunu deviriyor!.. http://img.sabah.com.tr/i2/sp.gif

SABAH/Yüksel Aytuğ
http://ads.sabah.com.tr/vld/vld.ads?h=ZmZ4aDAyemtqRjdnaWdFMW1oZzJEZWdpNjJ5aGc0 N3c=

mc karakule
30-09-07, 16:37
Gaf Kürsüsü

Dikkatli okurumuz Begüm Kurdas yazıyor: Pusat dizisinde Hediye adlı karakter, stajyer olarak çalıştığı gazetedeki müdürüne "Seher" diye sesleniyor. Ama babasına, "Bahar Hanım'dan izin aldım" diyor. E karar verin. Seher mi, yoksa Bahar mı?

SABAH/Yüksel Aytuğ

mc karakule
30-09-07, 16:40
Pusat maçta bir araba dayak yiyor. Yüzü gözü kan çanağı gibi. Aynı akşam hamamda babasını vuruyor. Sonra genç boksörü hapiste görüyoruz. Yüzü gözü yine mosmor.

Belli ki yaralarının iyileşeceği kadar bile süre geçmemiş. Ama koğuştaki mahkum, Pusat'a "Kaç yıl yedin?" diye sorunca, bizimki "Altı yıl" diyor.

Belli ki bu cinayet davasında mahkumiyet kararı neredeyse iki haftada çıkıvermiş!.. Televizyon dizilerini izleyen hakimler, savcılar, avukatlar kim bilir ne kadar gülüyordur..."

Sabah/Yüksel Aytuğ

mc karakule
30-09-07, 16:45
Rap ile Türk halk müziği Pusat dizisinde biraraya geldi. Türkü ustası Cengiz Özkan ile rapçi Fuat bu sıradışı müziği seslendirmekle kalmıyor aynı zamanda oyunculuklarını da konuşturuyorlar. Bu iki aykırı karakter yanyana gelince en az dizideki kadar uyum oluşturuyor. Yayınlandığı ilk günde reytinglerde zirveye yerleşen Pusat, orijinal hikâyesi, oyuncularının başarısı kadar müzikleriyle de dillerden düşmüyor. Türk halk müziği ile rap�in ustaca harmanlandığı dizide izleyici, doyasıya türkü dinlerken, hiphop ve rap türüne de aşina oluyor. Müzik danışmanlığını Türk halk müziği sanatçısı Ulaş Özdemir�in yaptığı Pusat�ta, farklı bir sentez var. �Birbirini bıçak gibi kesen bu iki tür nasıl bir araya gelir?� diyorsanız, Show TV�nin yeni dizisi Pusat�ı hâlâ seyretmemişsiniz demektir.

Dizide doğu batı sentezinin nasıl gerçekleştiğine gelince; yapımcı Osman Sınav diziye, Ozan Niyazi (Cengiz Özkan-Türk halk müziği sanatçısı) ve rapçi Fuat (Fuat Ergin) adında iki karakter yerleştirmiş. Ozan Niyazi, dizeleriyle birlikte bağlamasını çalarken, araya başka bir ritimle rapçi Fuat giriyor. Cengiz Özkan ve Fuat Ergin, türkü söylemekle kalmayıp yan hikâye ile girdikleri dizide yılların usta oyuncularına taş çıkartıyor.

İnsanın aklına ilk etapta �Acaba anlaşıyorlar mı? Bu birliktelik zor oldu mu?� soruları gelse de ikiliyi bir arada gördüğünüzde bu sorular havada kalıyor. Kısa süre önce tanışmış olmalarına rağmen, sanki yıllardır birlikte çalışıyor izlenimi veriyorlar. Müziğin evrensel bir dil olduğu, sevgi ve barışın en önemli adresi olduğu Cengiz Özkan�ın şu cümleleriyle perçinleniyor zaten: �Rap ile halk müziğinin bir araya gelmesi olarak değerlendirmeyelim bunu. Fuat ile benim bir araya gelmem olarak bakalım. O rap yapıyor, ben türkü söylüyorum. Belki ileride atışmalar olacak; ama insanın olduğu her yerde biz varız. Amacımız, insanlara tebessüm ettirmek.�

Fuat Ergin�in diziye giriş hikayesi de çok ilginç. Teklifi alır almaz kendince bir araştırmaya girmiş. Âşık ve ozan kültürü hakkında günlerce bilgi toplamış. Ve tabii ki daha önce hiç tanımadığı Cengiz Özkan�ı araştırmış sanal dünyada. Abi dediği Özkan�ı tanıdığı için çok mutlu. Gözünün içine bakıyor adeta. Saygı duyduğunu ve onun çok mükemmel bir insan olduğunu söylüyor.

Konuşmamızın bir yerinde geçen �Rap, Batı kültüründen geldi� sözüne itiraz ediyor Ergin. �Konuşarak ritimler üzerine söz söyleme her kültürde vardır. Kızılderililerde ve Afrikalılarda da vardı. Hikâyeler kafiyelerle nesilden nesile aktarılırdı. Biz de türkü ile rap�i harmanladık, yeni bir sentez ortaya çıktı. Rap�te de olimpik bir düşünce vardır. Karşındaki ile dövüşeceğine, onu sözlerinle yen. Ben çok memnunum.� diyor. İlk rol deneyimi biraz heyecanlandırmış Cengiz Özkan�ı. Kameralar, ışıklar... Olur mu olmaz mı diye endişeye kapılsa da kısa sürede atmış o korkuyu. Hem de ne atmak. Âşık Veysel�den dizeler okuyor. İlk bölümde söylediği �Kısmetinde yoksa dayak bile yiyemezsin� herkesin dilinde. �Konuşabiliyorsak, müzik de yapabiliriz.� diyen Özkan, konuşur gibi müzik yapmanın kültürümüzle bağlantısını şöyle açıklıyor: �Müziğin temelinde konuştuğumuz gibi şarkı söyleyip, şarkı söylediğimiz gibi konuşmanız gerekir. Mani atma vardır bizde. Doğaçlamadır ve müzik yoktur. Taşlamalar vardır. �Leb değmez� denir. Bunlar unutulmuştur şimdilerde. Tekerlemeler vardır. O da bir rap�tir aslında. Şimdi benim bir rapçi ile atışmam yadırganabilir. Ancak Türk halk müziği ne benim ne de bir başkasının müdahalesiyle yıkılacak bir şey değildir. İkimiz de buradayız, müzik yapmıyoruz; ama konuşuyoruz. En önemlisi dünyaya aynı şekilde bakıyoruz. Açıkça itiraf edeyim, ben birbirine bu kadar geçeceğini düşünmüyordum. Çünkü ilk yaptığımızda çok ayrı durdu birbirinden. Sonra olabileceğini gördük.�

Rap yapmasam yoldan çıkardım!

Rap yaptığı kadar rolünün de hakkını veren Fuat Ergin�in, Alman yapımı bazı filmlerde küçük de olsa rolleri var. Almanya doğumlu olan ve sık sık gidip gelen Ergin�in �Küçük İstanbul� dediği Berlin, burnunda tütüyor. 28 sene Almanya�da yaşamış ve tüm arkadaş çevresi orada. Çok badireler atlatmış. Kötü yola düşmekten müzik sayesinde kurtulmuş. Arkadaşları arasında karanlık işlere kalkıştıkları için cezaevine düşenler, hatta ölenler bile olmuş. O ise zor günlerinde müziğe sarılarak hayata sarılmış. Müziğin hayatına yön verdiğini söyleyen Ergin�in rap yapan gençlerden bir ricası var: �Rap�i İstanbul Türkçesiyle yapmayın. Çok sırıtıyor. Hangi ildenseniz kendi şivenizi kullanın. Çok daha doğal oluyor. Bundan kesinlikle utanmayın.� Birlikte sahneye çıkmalarının daha erken olacağını düşünen ikili, ortak albüme sıcak bakıyor. Sahneye çıkma fikri ise Ergin�i heyecanlandırıyor. �Çok isterim.� diyor. Özkan ise, �Albüm çıkarabiliriz, neden olmasın? Önyargıya gerek yok. Biz yaparız olur ya da olmaz, yeter ki niyetiniz iyi olsun.� diyor. Hâlâ izlemeyenler için �Zafere giden yolda, çekilen çile kutsaldır.� sloganıyla ekrana çıkan Pusat�ın hikâyesine gelince: Genç boksör Ali Pusat (Haluk Piyes), şampiyonluk maçı öncesinde yaşadığı talihsiz olaylar nedeniyle hapse girer. Şampiyonluk kürsüsüne çıkacakken altı yılını hapiste geçirmeye mahkum olur. Yanlış bir anlaşılma yüzünden boks hocasıyla arası açılan ve sevdiği kız Hediye�yi (Yasemin Balık) de kaybeden Ali, hapisten çıktığı gün yaptığı hataları düzeltmek ve şampiyonluk yolunda mücadelesini sürdürebilmek için yepyeni bir hayata başlayacaktır.

Fuat Ergin: �Türk halk müziğinin içinde büyüdüm...�

Sevenlerim Türk halk müziği ile rap�i birleştirmemizden dolayı mutlular. Her türlü eleştiriye de açığım. Yeter ki yapıcı olsun. İnandığım için buradayım. Türk halk müziği ile büyüdüm. Annem babam, evde hep THM dinlerlerdi. İzzet Altınmeşe, Belkıs Akkale ve Özay Gönlüm bana uzak değil.

Cengiz Özkan: �Fuat sayesinde rap dinlemeye başladım...�

Kötü bir tepki almadım; ama ben işlerimi övgülere ya da eleştirilere göre yapmam. Övmelerini de istemem, eleştirilere de takılmam. Fuat�ı tanımadan önce ne bir rap kaseti aldım ne de dinledim. Daha çok eskileri dinlerim. Taş plak, Hafız Kemal vs. Ama şimdi Fuat sayesinde rap dinliyorum.

mc karakule
02-10-07, 19:39
Türkü ile rap’i harmanladık yeni bir sentez yakaladık...

http://pusatdizisi.gen.tr/haberimg/pusatturkurap.jpg

Rap ile Türk halk müziği Pusat dizisinde biraraya geldi. Türkü ustası Cengiz Özkan ile rapçi Fuat bu sıradışı müziği seslendirmekle kalmıyor aynı zamanda oyunculuklarını da konuşturuyorlar. Bu iki aykırı karakter yanyana gelince en az dizideki kadar uyum oluşturuyor. Yayınlandığı ilk günde reytinglerde zirveye yerleşen Pusat, orijinal hikâyesi, oyuncularının başarısı kadar müzikleriyle de dillerden düşmüyor. Türk halk müziği ile rap’in ustaca harmanlandığı dizide izleyici, doyasıya türkü dinlerken, hiphop ve rap türüne de aşina oluyor. Müzik danışmanlığını Türk halk müziği sanatçısı Ulaş Özdemir’in yaptığı Pusat’ta, farklı bir sentez var. “Birbirini bıçak gibi kesen bu iki tür nasıl bir araya gelir?” diyorsanız, Show TV’nin yeni dizisi Pusat’ı hâlâ seyretmemişsiniz demektir.

Dizide doğu batı sentezinin nasıl gerçekleştiğine gelince; yapımcı Osman Sınav diziye, Ozan Niyazi (Cengiz Özkan-Türk halk müziği sanatçısı) ve rapçi Fuat (Fuat Ergin) adında iki karakter yerleştirmiş. Ozan Niyazi, dizeleriyle birlikte bağlamasını çalarken, araya başka bir ritimle rapçi Fuat giriyor. Cengiz Özkan ve Fuat Ergin, türkü söylemekle kalmayıp yan hikâye ile girdikleri dizide yılların usta oyuncularına taş çıkartıyor.

İnsanın aklına ilk etapta “Acaba anlaşıyorlar mı? Bu birliktelik zor oldu mu?” soruları gelse de ikiliyi bir arada gördüğünüzde bu sorular havada kalıyor. Kısa süre önce tanışmış olmalarına rağmen, sanki yıllardır birlikte çalışıyor izlenimi veriyorlar. Müziğin evrensel bir dil olduğu, sevgi ve barışın en önemli adresi olduğu Cengiz Özkan’ın şu cümleleriyle perçinleniyor zaten: “Rap ile halk müziğinin bir araya gelmesi olarak değerlendirmeyelim bunu. Fuat ile benim bir araya gelmem olarak bakalım. O rap yapıyor, ben türkü söylüyorum. Belki ileride atışmalar olacak; ama insanın olduğu her yerde biz varız. Amacımız, insanlara tebessüm ettirmek.”

Fuat Ergin’in diziye giriş hikayesi de çok ilginç. Teklifi alır almaz kendince bir araştırmaya girmiş. Âşık ve ozan kültürü hakkında günlerce bilgi toplamış. Ve tabii ki daha önce hiç tanımadığı Cengiz Özkan’ı araştırmış sanal dünyada. Abi dediği Özkan’ı tanıdığı için çok mutlu. Gözünün içine bakıyor adeta. Saygı duyduğunu ve onun çok mükemmel bir insan olduğunu söylüyor.

Konuşmamızın bir yerinde geçen “Rap, Batı kültüründen geldi” sözüne itiraz ediyor Ergin. “Konuşarak ritimler üzerine söz söyleme her kültürde vardır. Kızılderililerde ve Afrikalılarda da vardı. Hikâyeler kafiyelerle nesilden nesile aktarılırdı. Biz de türkü ile rap’i harmanladık, yeni bir sentez ortaya çıktı. Rap’te de olimpik bir düşünce vardır. Karşındaki ile dövüşeceğine, onu sözlerinle yen. Ben çok memnunum.” diyor. İlk rol deneyimi biraz heyecanlandırmış Cengiz Özkan’ı. Kameralar, ışıklar... Olur mu olmaz mı diye endişeye kapılsa da kısa sürede atmış o korkuyu. Hem de ne atmak. Âşık Veysel’den dizeler okuyor. İlk bölümde söylediği “Kısmetinde yoksa dayak bile yiyemezsin” herkesin dilinde. “Konuşabiliyorsak, müzik de yapabiliriz.” diyen Özkan, konuşur gibi müzik yapmanın kültürümüzle bağlantısını şöyle açıklıyor: “Müziğin temelinde konuştuğumuz gibi şarkı söyleyip, şarkı söylediğimiz gibi konuşmanız gerekir. Mani atma vardır bizde. Doğaçlamadır ve müzik yoktur. Taşlamalar vardır. “Leb değmez” denir. Bunlar unutulmuştur şimdilerde. Tekerlemeler vardır. O da bir rap’tir aslında. Şimdi benim bir rapçi ile atışmam yadırganabilir. Ancak Türk halk müziği ne benim ne de bir başkasının müdahalesiyle yıkılacak bir şey değildir. İkimiz de buradayız, müzik yapmıyoruz; ama konuşuyoruz. En önemlisi dünyaya aynı şekilde bakıyoruz. Açıkça itiraf edeyim, ben birbirine bu kadar geçeceğini düşünmüyordum. Çünkü ilk yaptığımızda çok ayrı durdu birbirinden. Sonra olabileceğini gördük.”

Rap yapmasam yoldan çıkardım!

Rap yaptığı kadar rolünün de hakkını veren Fuat Ergin’in, Alman yapımı bazı filmlerde küçük de olsa rolleri var. Almanya doğumlu olan ve sık sık gidip gelen Ergin’in “Küçük İstanbul” dediği Berlin, burnunda tütüyor. 28 sene Almanya’da yaşamış ve tüm arkadaş çevresi orada. Çok badireler atlatmış. Kötü yola düşmekten müzik sayesinde kurtulmuş. Arkadaşları arasında karanlık işlere kalkıştıkları için cezaevine düşenler, hatta ölenler bile olmuş. O ise zor günlerinde müziğe sarılarak hayata sarılmış. Müziğin hayatına yön verdiğini söyleyen Ergin’in rap yapan gençlerden bir ricası var: “Rap’i İstanbul Türkçesiyle yapmayın. Çok sırıtıyor. Hangi ildenseniz kendi şivenizi kullanın. Çok daha doğal oluyor. Bundan kesinlikle utanmayın.” Birlikte sahneye çıkmalarının daha erken olacağını düşünen ikili, ortak albüme sıcak bakıyor. Sahneye çıkma fikri ise Ergin’i heyecanlandırıyor. “Çok isterim.” diyor. Özkan ise, “Albüm çıkarabiliriz, neden olmasın? Önyargıya gerek yok. Biz yaparız olur ya da olmaz, yeter ki niyetiniz iyi olsun.” diyor. Hâlâ izlemeyenler için “Zafere giden yolda, çekilen çile kutsaldır.” sloganıyla ekrana çıkan Pusat’ın hikâyesine gelince: Genç boksör Ali Pusat (Haluk Piyes), şampiyonluk maçı öncesinde yaşadığı talihsiz olaylar nedeniyle hapse girer. Şampiyonluk kürsüsüne çıkacakken altı yılını hapiste geçirmeye mahkum olur. Yanlış bir anlaşılma yüzünden boks hocasıyla arası açılan ve sevdiği kız Hediye’yi (Yasemin Balık) de kaybeden Ali, hapisten çıktığı gün yaptığı hataları düzeltmek ve şampiyonluk yolunda mücadelesini sürdürebilmek için yepyeni bir hayata başlayacaktır.

Fuat Ergin: “Türk halk müziğinin içinde büyüdüm...”

Sevenlerim Türk halk müziği ile rap’i birleştirmemizden dolayı mutlular. Her türlü eleştiriye de açığım. Yeter ki yapıcı olsun. İnandığım için buradayım. Türk halk müziği ile büyüdüm. Annem babam, evde hep THM dinlerlerdi. İzzet Altınmeşe, Belkıs Akkale ve Özay Gönlüm bana uzak değil.

Cengiz Özkan: “Fuat sayesinde rap dinlemeye başladım...”:):)

Kötü bir tepki almadım; ama ben işlerimi övgülere ya da eleştirilere göre yapmam. Övmelerini de istemem, eleştirilere de takılmam. Fuat’ı tanımadan önce ne bir rap kaseti aldım ne de dinledim. Daha çok eskileri dinlerim. Taş plak, Hafız Kemal vs. Ama şimdi Fuat sayesinde rap dinliyorum.

mc karakule
02-10-07, 19:41
Her Ring Biraz Hayata Benzer!!!


Almanya ve ABD�de yaşadıktan sonra Türkiye�ye gelen ve birikimlerinin meyvelerini kendi ülkelerinde toplamaya karar veren iki sporcu-oyuncu. SHOW TV�nin yeni dizisi �Pusat�ta başrol oynayan Actors Studio mezunu Haluk Piyes ve dünyanın en tanınmış dövüş sanatları ustası, Pusat�ın düşmanı rolündeki Emin Boztepe ile konuştuk

Ekranların en sportmen yakışıklısı

PUSAT

Her boksör biraz bize benzer, her ring biraz hayata. Herkes sıkı 3-5 yumruk yemiştir� ve �Zafere giden yolda çekilen çile kutsaldır� diyerek geçen hafta yepyeni bir dizi başladı Show TV ekranlarında. Bugüne kadar anlatılmamış bir hikaye olan Pusat�ta, genç bir boksörün sevgiyle dolu bedeninden hayata olan kavgasına indirdiği yumrukları izleyeceğiz.

Bu hafta ikinci bölümü geride kalan Pusat�ın başrol oyuncusu, yine Osman Sınav�ın çektiği filmlerden �Pars-Kiraz Operasyonu�ndan hatırlayacağımız Haluk Piyes. Almanların deyişiyle; Luk Piyes. Almanya�da doğup büyüyen hukuk eğitiminden sonra oyunculuk için Amerika�ya uzanan serüveni sonrasında Haluk Piyes, yeni adıyla Pusat artık uzun süreliğine Türkiye�de. Almanya�da DVD�si 6 milyon satan ve kült haline gelen �Kanak Attack� ve Lale Mansur ile başrollerini paylaştığı �O da Beni Seviyor� Piyes�in filmlerinden sadece birkaçı. Pusat�tan önce iki romantik TV dizisine de imza atan genç sanatçıyla geldiği yeri, ringlerden öğrendiklerini, dahası uzandığı yolu konuştuk.

Oyunculuğa gelene kadar pek çok iş yapmışsınız. Hepsi buralara ulaşmak için miydi?
İnsanın yaptığı işin dışında başka hedefinin olması lazım. Hedefim, yaptığım tüm işlerin dışındaydı ama aynı zamanda hepsi de ona hizmet ediyordu. Almanya�da sosyal danışman olduğum zamanlarda hastalar ve düşkünlerin her türlü sorunuyla uğraştım. Ben de öyle büyüdüğüm için ilk etapta o çevreyi yaşanır hale getirmeye çalıştım. Önce antrenörlük vardı, sonra birbirine çok zıt olan boks ve meditasyon, ardından futbol ve basketbol da oldu hayatımda. O hayatlarda çok yaratıcı eğlenceler olmadığı için spor yaparak büyüdüm. Hukuk ve tiyatro eğitimi aldım. Fuarlarda sunuculuk yaparken bir sponsor yaklaştı bana ve �Marlon Brando�nun okuluna gitmek ister misin?� diye sordu ve bu sorudan sonra New York Actors Studio School�a gittim, oradan da Play House West�te okumaya başladım. Derken; sinema, televizyon, senaryo, yönetmenlik ve oyunculuk...


Buradaki oyuncuların derdi Avrupa sinemasına ya da Hollywood�a ulaşmak ama sizin yatırımınız Türkiye�ye, neden?
Yurtdışında olan sorunlar burada maksimum seviyede. Fakirle zengin arasındaki uçurum burada dağ gibi. Buradaki çocuklar sevgiye, ilgiye ve bilgiye daha aç. Her konuda çok az bilgi sahibi ve şiddet bağımlısı her biri. Toplumun neredeyse yüzde 95�i şiddetten yana; varoşlardan tutun profesörlere kadar. Dini, sosyal ve cinsel farklılıklara aşırı tepki de var, elbette bu bilinçsizlikten. Burada inanılmaz zenginlik var. Gidenlerin derdi belki de mesleki tatmindir ama benim misyonum para kazanmak değil. Türkiye�de ya melankoliyi hâlâ arabesk şekilde anlatıyoruz ya da Amerikan filmlerini burada yapmaya çalışıyoruz. Oysa, Hollywood ya da Avrupa bizim başka bir tarafımızı görmek istiyor.


Yurtdışında büyümüş ve kendini yetiştirmiş Sibel Kekilli, Birol Ünel gibi isimler başka standardın insanları olduğu için mi avantajlı?
Genel olarak yurtdışından gelen insanlar öyle yüksek standartlardan falan değil. Ama bu kesinlikle avantaj ve zenginlik. Bir kere doğar doğmaz iki dil konuşuyorsunuz ve iki kültür yaşıyorsunuz. Bilhassa Almanya�da insanlar çok düzgün ve sistemli. Sadece iş için yaşıyorlar. Ezilen topluluk da hırs yapıyor bir şekilde.


Oyunculuktan para kazanabilmek için dizilerde mi oynamak gerekiyor?
Türkiye�yi tanıdığım kadarıyla öyle çünkü burası TV piyasası. Tiyatroya giden insan sayısı belli. Reklam aracılığıyla çok büyük paralar yatırılıyor burada televizyona ve doğal olarak da insanlar oraya kanalize oluyor. Çok kötü işler de gelse çok iyi oyuncular maalesef bunları kabul etmek durumunda kalıyorlar. TV piyasası da sinemanın direksiyonu çünkü çok tutmuş bir dizinin sinema filmine gitmek buranın seyircisine çok cazip geliyor.


Pusat ne demek?
Zırh demek hocam! (Kahkahalar) İki anlama geliyor; hem zırh, kalkan ama aynı zamanda silah da. Her şeyin bir iyi bir kötü yanı vardır diyoruz ya. Diyelim ki bir silahınız var ve bir aileniz, çiftliğiniz. Silahı onları koruma amaçlı kullanabilirsiniz ama psikopatsanız çok tehlikeli olabilir o silah. Burada da hem kendi içinin temizliğini hem de etrafını korumaya çalışan, iyi niyetli, her türlü kötülüğe ve İstanbul�un da cazibesine karşı, sevgiden oluşan o zırhını giyen duygusal bir karakter; Pusat.

HERKESTEN YUMRUK YİYORSUNUZ


Her ring hayata mı benziyor?
Kesinlikle. Orada da dediğimiz gibi; her boksör biraz bize benzer, her ring biraz hayata. Herkes sıkı üç beş yumruk yemiştir. Aile fertleri yumruk atabiliyor size, sevdiğiniz hayvanınızı kaybedebiliyorsunuz. İşyerinizde verdiğiniz savaşlar ve kavgalar sonucunda yıkılıyorsunuz yere ama nakavt olmuyorsunuz. Ya tekrar ayağa kalkıp devam ediyorsunuz kavgaya ya da başka bir ringde sürdürüyorsunuz mücadelenizi. İşte Pusat, ağır abilik öğretmek yerine hiçbir imkan yoksa sporun da bir çözüm olduğunu söylüyor. Al kum torbasını önüne, hayata olan öfkeni yumruk sallayarak çıkar ondan ama sportmence ve disiplinle.


Çirkin olsaydınız yine oyuncu olacak mıydınız?
Sizi ya para çok seksi kılar ya da muhteşem oyunculuğunuz! Ama bunun örnekleri de var dünyada.



Dövüş dünyasının Al Pacino�su

KONT

17 Haziran 1962�de Eskişehir�de doğar Emin Boztepe. Henüz 4 yaşındayken, ailesi Almanya�ya göç eder. O sıralarda Almanya�da ırkçılık had safhadadır, çok kez ırkçı saldırılara uğrar. Bruce Lee hayranıdır. Gördüğü bir Wing Tsun şovu sonrası, bu savaş sanatını öğrenmeye karar verir, biraz da kafasında o saldırılara yanıt vermek, adını bir Türk olarak dünyaya duyurmak da vardır� Wing Tsun Association�un Başkanı Leung Ting�ın hocalık yaptığı, Alman üstat Keith Kernspecht�ten ders alır ve kısa zamanda üstün yeteneğiyle alanında bir numara olur, dünyada tanınır, okullar açar, birçok insan için kahraman, efsane haline gelir. Kendi sistemi Emin Boztepe Martial Arts�ı (Ebmass) kurar. Uzun yıllar güzel oyuncu Jacqueline Bisset�le birlikte olur. Bütün dünyada dövüş sanatı üzerine seminerler veren, şovlar yapan, organizasyonlar gerçekleştiren Emin Boztepe şimdi sinema ve televizyonda dünya çapında olmaya niyetli. Osman Sınav�ın yapımcılığını üstlendiği �Pusat�ta Ali Pusat�ın amansız düşmanı Kont rolünde izlediğimiz Boztepe ile sinemadaki hayallerini, dünyaya bakışını konuştuk.


�Pusat�ta karanlık bir karakteri oynuyorsunuz, sevdiniz mi rolünüzü?

Kont, şeker, zengin bir karakter aslında. Ailesine çok düşkün, evet bahis oynatıyor, insanları kullanıyor ama iyi biri bence.


Sinemaya ilginiz nasıl başladı?

Sinemayla ilgim 1987�de başladı. Almanya�nın en ünlü kadın yönetmenlerinden Doris Dörrie�nin �Happy Birthday Turkiye� filminde Özay Fecht�le oynadım. Sonra bir aksiyon filminde dövüşçüyü canlandırdım. Hillary Swank�ın başrolünde olduğu �Quiet Days in Hollywood�da da küçük bir rolüm vardı.


İçinizde hep bir oyuncu olma arzusu varmış demek!

Bu arzu tüm Türk milletinde var! Tabii benim hayatım biraz daha renkli geçti. Çok çile de çektim ama. Gurbetçi oluyorsun, farklı bakıyorsun dünyaya. Her gün evinde kalırsan değerini bilmezsin, uzaktaysan evini özlersin. Türkiye�ye düşkünüm, daha milliyetçiyim bu yüzden. Bir Türk olarak ismimi duyurma arzusu da var içimde.


Hiç sanatla uğraştınız mı daha önce?

�Uğur Böcekleri� adında müzik grubu kurmuştuk ağabeyimle, basgitar çaldım. Babam 1984�te vefat etti, o zaman düşünmüştüm, dövüş sanatlarını mı seçeyim, müzikte mi kalayım diye. Dövüşü seçtim.

SIRTIMDAN BIÇAKLANDIM


Sonra ne oldu?

Bruce Lee hayranıydım. 1987�de Los Angeles�a gittim, Ed Parker�la dövüşmeye. Bruce Lee 20 yıl önce aynı yerde sahneye çıkmış. Çok başarılı oldum, herkes beni çok sevdi. İklimi hoşuma gitti ve oraya taşındım. Uzun yıllar kaldım. O sırada Çinli hocam ve Almanya�daki üstadım �bizim işleri sen takip et� dedi, ben de 1997�de baş antrenör oldum, 10 adet okul açtım Amerika�da.


Hâlâ var mı okullarınız?

Şimdi kendi şirketim Ebmass; Emin Boztepe Martial Arts System�i kurdum. 2001�den bu yana 40 ülkede 600 şubem var. Ondan önce hocalarım adına iş yapmıştım. Hayatımın 22 yılını onlara verdim, onlar beni Brütüs gibi bıçakladılar.


Nasıl bıçakladılar?

Hocalarım yaşlandı, 60�lara yaklaştılar. Bana haksız suçlamalarda bulundular, kıskançlık yaptılar. Oysa alnımın teriyle dünyaya ismimi duyurdum. Dünyada hangi dövüş dergisi varsa, orada kapak olmuşum. Dövüş sanatının Robert De Niro�su, Al Pacino�suyum. 22 yıl sonra tüm okullarımı elimden aldılar.


Nasıl alabildiler?

Temsilciliği aldılar elimden. �Hakaret etti� dediler. Kendileri okul kurdular ama onların bütün okulları iflas etti. Benim ismimle saygı kazanmışlardı. Bugün dövüş dünyasında Emin Boztepe deyince herkes tanır. Alman hocam cimri, kıskanç. Sorsanız çok seviyor beni.


Dövüş sanatınızda zihni de eğitmek yok mu? Nedir bu kıskançlık?

Var tabii o yüzden de benim öğrencilerime karşı davranışlarım farklı. Yurtdışında, Almanya�da problemler yaşadım, dünyada ismimi duyurdum ama kötülükler gene beni yakaladı. Hayatımı verdiğim hocalarımdan kötülük gördüm. Bu, büyük darbe. Talebelerimi çok seviyorum, onları serbest bırakıyorum. Belli kurallarımız var, onları aşanlara diyorum ki, senin �chi� yani ruhun bizim cemiyete uymuyor, başka hoca ara.


�Son Osmanlı�da dayak yiyorsunuz buna hayranlarınız bozulmuşlar�

Bozulurlarsa bozulsunlar, bu profesyonel işi. Kenan (İmirzalıoğlu) benden 13 yaş küçük, aktör olarak ona saygım var. Tanıştığımızda �abi ellerin ağır� dedi. �Hiç problem değil Kenancım, seninle sahnem kötü olursa, benim aktörlüğüm kötü olur. Yumruk vuramazsan, dövüş sahneleri inandırıcı olmaz dedim�. Bayağı bir çalıştırdık, çok iyi dövüşmeye başladı. Amacım aktör olarak da dünya çapında olmak. Dövüş sanatçısı olarak kendimi ispat etmeme gerek yok, 32 yıldır bu işi yapıyorum, dünyada tanınan bir profesyonelim.

kaynak:Akşam Gazetesi Cumartesi eki

Kiraz
06-10-07, 20:37
Almanya’ya 1970’lerde giden Adanalı bir anne ve Türkmenistanlı bir babanın oğlu olan Haluk Piyes, Almanya’da ilkokulda çok sevdiği Türk Edebiyatı hocasının desteği ile tiyatro kurslarına gitti. Arkadaşlarının şiddete eğilim göstermesi üzerine hukuk okumaya karar verdi. Hukuk eğitimiyle birlikte tiyatro ve sinema eğitimi de alan Piyes, bu arada boks da yaptı. Bir ara fuarlarda sunuculuk yapan genç oyuncu, New York’taki Actors Studio’da yaklaşık üç ay sinema üzerine eğitim aldı. Pusat dizisi ile ekranlarda da boy göstermeye başlayan başarılı oyuncu, Pusat projesini anlattı.



Pusat projesinde yer almaya nasıl karar verdiniz. Size evet dedirten nedenler neler oldu?



Pusat projesini zaten Osman Sınav ile birlikte tasarladığımız için projeyi kabul edip etmemek gibi bir durum söz konusu olması. Başından beri dizi için birlikte çalıştık.

Pusat karakteri için özel bir çalışma yaptınız mı, ne kadar süre çalıştınız?



Geçmişte boks sporu ile uzun süre ilgilendiğim için üç aylık bir çalışma süreci ile karakter için son derece iyi şekilde hazırlanmış oldum. Boks sahnelerinde zorlanmıyorum. Aksine benim için gayet keyifli bir antrenman oluyor.

Pusat özellikle Sivaslılar ve Aleviler tarafından ilgiyle izleniyor. Bu kadar ilgi göreceğini tahmin ediyor muydunuz?



Pusat’ın ayrım gözetmeden her kitleye hitap etmesinden son derece memnunuz. Sadece Sivaslılara ve Alevilere hitap eden bir dizi değil. Hikâyenin Sivas’ta başlamasından dolayı böyle bir durum ortaya çıkmış olabilir.

Daha önce oynadığınız iki dizide uzun soluklu olmadı. Dizilerin bu kadar kısa süreli olması sizi nasıl etkiledi?



Olumsuz anlamda etkilendiğimi kesinlikle söyleyemem. Çünkü yer aldığım her proje ile farklı deneyimler kazandım.

Almanya’da başlayan oyunculuk kariyerinizi Türkiye’de devam ettirmeye nasıl karar verdiniz?



Barış Pirhasan ile 2002 yılında başlayan diyalogumuz, benim Türkiye’yi yakından tanımaya başlamama sebep oldu. Türkiye’deki hikâyelerin, kulislerin, yeteneklerin, oyuncuların yani her şeyin farkına vardım. Bu nedenle Türkiye’de oyunculuk kariyerine devam etmeye karar verdim.

Almanya’daki sinema otoriteleri sizi dünya çapında oyunculuk yapabilecek potansiyelde görüyor. Ama siz şu anda Türkiye’desiniz. Bunun özel nedenleri var mı?



Sahip olduğum bu zenginliği evrensel bir proje bazında tüm dünyaya sunmak istiyorum.

Bundan sonra Türkiye’ye yerleşmek ve kariyerinize burada devam etmek gibi kafanızda bir proje var mı?



Şu an Pusat projesinin başrol oyuncusu olduğum için aralıksız olarak Türkiye’deyim. Ayrıca kendi çekeceğim sinema filmi projelerimin en az 4 tanesini de Türkiye’de gerçekleştirmeyi planlıyorum. İşlerim iyi gittiği sürece Türkiye’de kalmayı planlıyorum.

Almanya’da şu an Fatih Akın, Yaşamın Kıyısında filmiyle Oscar Aday Adayı. Siz Türk sineması adına bu gelişimleri nasıl buluyorsunuz?



Türk sinemasının yurtdışında getirdiği her ses bizi mutlu ediyor. Her şeyin çok daha iyi olacağına inanıyorum ve bunu bütün kalbimle istiyorum.

Oynadığınız dizilerle birlikte kadın hayranlarınız arttı mı?



Genel olarak sokakta yürürken karşılaştığım olumlu tepkiler arttı. Ama gün boyu hayranlarım arttı mı artmadı mı diye düşünen, açıkçası buna kafa yoran bir insan değilim.

Rol arkadaşınız Yasemin Balık’la ilişki yaşadığınız haberleri çıktı. Bunun doğruluk payı var mı?



Tabii ki hayır! “Bütün başroller birbirine aşık olur” diye bir klişe yerleşmiş. Fakat buna bir dur demek lazım. Ayrıca ben özel hayatımla ilgili olarak değil, işimle anılmak isterim. Ne kadar dobra bir insan olduğumu herkes bilir. Gerçek payı olsaydı bunu da herkese söylerdim. Bu tip medyatik yaklaşımlara tenezzül bile etmem.

Kaynak: Milliyet Gazetesi

Princess-Sila
07-10-07, 15:17
Show TV’de yayınlanan Pusat dizisi ilgiyle izlenmeye devam ediyor. Dizinin başarısında katkıda bulunan isimlerden biri de Şahin Çelik. Kendisini ilk önce Acı Hayat dizisinde Terzi karakteriyle tanıdık. Ardından Pusat’ta boks antrenörü Kangal Selahaddin olarak karşımıza çıktı. Devlet tiyatrosu sanatçısı başarılı oyuncu, diziyle ilgili düşüncelerini Show Haber’e anlattı. “Senaryoyu okuduğumda Pusat’ı fazla rağbet göreceğini tahmin ettim çünkü konusu itibariyle diğer dizilerden farklıydı, farklı bir konu yakalanmıştı. İçinde sadece dövüş olsaydı o zaman biraz kuşkum olabilirdi ama dövüşün yanında çok duygusal yaşanan anlarda var. Sivas’a çekim için gittiğimizde Sivas’lılarla hemen irtibata geçtim. En fazla kullandıkları kelimeleri ve deyimleri yakalamaya çalıştım.”

sarıseren
08-10-07, 10:58
Hayatta kalmak için beş şart
Ekranda bir dizinin var olabilmesi, devam edebilmesi için en az beş reyting alması gerekiyor. Reytingi 5’in, izlenme payı 15’in altına düşen diziler her an yayından kaldırılma tehlikesiyle karşı karşıya.



Geçen haftanın ilk yirmi dizisinin son basamaklarına baktığınızda, siz de bu sayısal gerçeği görecekseniz. Ve birçok iddialı, fiyakalı yapımın ilk yirmi içine bile giremediğini fark edip, sizler de benim gibi onlar için endişelenecek, üzüleceksiniz.

Kimler için mi çalıyor bu tehlike çanları? Örneğin atv’nin büyük umutlarla gösterime soktuğu, izleyenleri gözyaşlarına boğan Sessiz Gemiler. Eğer birkaç hafta daha düşük reyting almaya devam ederse maalesef yaşama şansı yok. Mesela Fesupanallah. Dev bir kadroyla, büyük bütçeyle çekilen ve acı dolu, gözyaşı dolu onlarca dizinin arasındaki nadir güldüren yapımlardan birisi. Ama reyting hazretlerinin can alıcı kılıcı, onun da ensesinde.

Pusat... Bir Osman Sınav dizisi. Tutması, çok reyting alması için gerekli bütün kurallar yerine getirilmişti. Ama o da ciddi ciddi reyting sıkıntısı yaşıyor. Sezonun başında yıla damgasını vuracağı düşünülen birçok proje, daha ikinci haftasında seyirciyi tutabilmek için haftanın günlerini, gecelerini dolaşıyor. Her kanal, her gün bulduğu her boşlukta bir dizinin tekrarını yayınlıyor. Kanal D Oyun Bitti ile aynı hüsranı yaşadı. Star’ın yeni dizileri Sır Gibi, Leylan ve Vazgeç Gönlüm de kaçınılmaz sona çare arıyor.

Dudaktan Kalbe, Ertelenmiş Hayatlar, Komiser Nevzat, Yemin, Kartallar Yüksek Uçar... Açıkçası ben hepsini beğendim. Ve tekrar aynı şeyi yineleyeyim. Eğer bu anlamsız dizi furyası olmasaydı, şu an reyting korkusu çeken yapımlar kesin zirveye oynardı. Bu acayip dizi sağanağı yaşanmasaydı, onlarca dizi daha sezonun ilk ayından yayından kaldırılma tehlikesi gibi bir tatsızlıkla karşı karşıya kalmazdı.

Zirvede Durum Aynı

Listenin zirvesinde ise durum değişmiyor. Binbir Gece ile Yaprak Dökümü birincilik yarışında. Sıla, Kavak Yelleri, Kurtlar Vadisi Pusu onlarla arayı kapatmaya uğraşıyor. Ne yazık ki önümüzdeki haftalarda sezonun başında gösterime giren elliden fazla dizinin yarısı çöpe gidecek. Çünkü ekranlarda hala önümüzdeki günlerde gösterime girecek yeni dizilerin tanıtımları dönüyor. Ne diyeyim, yazık ediliyor. Onca emeğe, paraya, umuda, beklentiye, hayallere ve en çok da bir anda ekranda sevdikleri dizilerin yayından kaldırıldığını gören seyirciye yazık oluyor...

Memet Güler / Vatan

mc karakule
09-10-07, 21:53
Hangi diziler risk altında? Hangi diziler sırat köprüsünü geçti?

http://img514.imageshack.us/img514/3726/439vm6.jpg (http://imageshack.us)

Sezonun yeni başlamasına rağmen diziler bir,bir reyting kurbanı olmaya devam ediyor. Ekranda bir dizinin var olabilmesi, devam edebilmesi için neler yapması gerekir?
Geçen haftanın ilk yirmi dizisinin son basamaklarına baktığınızda, siz de bu sayısal gerçeği görecekseniz. Ve birçok iddialı, fiyakalı yapımın ilk yirmi içine bile giremediğini fark edip, sizler de benim gibi onlar için endişelenecek, üzüleceksiniz.

Kimler için mi çalıyor bu tehlike çanları? Örneğin atv'nin büyük umutlarla gösterime soktuğu, izleyenleri gözyaşlarına boğan Sessiz Gemiler. Eğer birkaç hafta daha düşük reyting almaya devam ederse maalesef yaşama şansı yok. Mesela Fesupanallah. Dev bir kadroyla, büyük bütçeyle çekilen ve acı dolu, gözyaşı dolu onlarca dizinin arasındaki nadir güldüren yapımlardan birisi. Ama reyting hazretlerinin can alıcı kılıcı, onun da ensesinde.

Pusat... Bir Osman Sınav dizisi. Tutması, çok reyting alması için gerekli bütün kurallar yerine getirilmişti. Ama o da ciddi ciddi reyting sıkıntısı yaşıyor. Sezonun başında yıla damgasını vuracağı düşünülen birçok proje, daha ikinci haftasında seyirciyi tutabilmek için haftanın günlerini, gecelerini dolaşıyor. Her kanal, her gün bulduğu her boşlukta bir dizinin tekrarını yayınlıyor. Kanal D Oyun Bitti ile aynı hüsranı yaşadı. Star'ın yeni dizileri Sır Gibi, Leylan ve Vazgeç Gönlüm de kaçınılmaz sona çare arıyor.

Dudaktan Kalbe, Ertelenmiş Hayatlar, Komiser Nevzat, Yemin, Kartallar Yüksek Uçar... Açıkçası ben hepsini beğendim. Ve tekrar aynı şeyi yineleyeyim. Eğer bu anlamsız dizi furyası olmasaydı, şu an reyting korkusu çeken yapımlar kesin zirveye oynardı. Bu acayip dizi sağanağı yaşanmasaydı, onlarca dizi daha sezonun ilk ayından yayından kaldırılma tehlikesi gibi bir tatsızlıkla karşı karşıya kalmazdı.

ZİRVEDE DURUM AYNI

Listenin zirvesinde ise durum değişmiyor. Binbir Gece ile Yaprak Dökümü birincilik yarışında. Sıla, Kavak Yelleri, Kurtlar Vadisi Pusu onlarla arayı kapatmaya uğraşıyor. Ne yazık ki önümüzdeki haftalarda sezonun başında gösterime giren elliden fazla dizinin yarısı çöpe gidecek. Çünkü ekranlarda hala önümüzdeki günlerde gösterime girecek yeni dizilerin tanıtımları dönüyor. Ne diyeyim, yazık ediliyor. Onca emeğe, paraya, umuda, beklentiye, hayallere ve en çok da bir anda ekranda sevdikleri dizilerin yayından kaldırıldığını gören seyirciye yazık oluyor...

Memet Güler / Vatan

08 Ekim 2007, 09:37

mc karakule
09-10-07, 21:56
Pusat dizisiyle ekranlarda boy gösteren Yasemin Balık, yeni dizisini ve hakkında bilinmeyenleri anlattı. “Ben her zaman kendimi geliştirmeye özen gösterdim. Anadolu lisesi mezunuyum. Okulumuzda kendimizi geliştirmemiz gerektiği öğretildi. Hep “Farkınız olsun” denildi. Ben de kendi mesleğime sadece sahne oyunculuğu değil, kamera oyunculuğunu da öğrenerek başladım. İlk olarak Eti reklamında oynadım. Bir tanıdık vasıtasıyla ajansa yazıldım. Birkaç reklam filmi oldu. Konservatuarı kazandıktan sonra üç yıl okuluma gittim ve öğrenciliğimi yaşadım. Dördüncü sınıfta yavaş yavaş dizilerde ufak roller almaya başladım. Bir kez figüranlık yaptım. Sonra Bütün Çocuklarım, Hacı ve şimdi de Pusat...”



Oyunculuk sevdası nasıl başladı?



Oyunculuk ve müzik kendimi bildim bileli hep vardı. Tanıdıklarım, “Ya şarkıcı ya da aktris olacak” derlerdi. Küçüklüğümden beri içimde olan bir şeydi.

Bu ilk başrolünüz, bu konuda geç kaldığınızı düşünüyor musunuz?



Aslında 5-6 yıldır tam olarak bu işin içindeyim. Baktığınız zaman başrol oynamak için geç kalmış bile görüyorum kendimi . Çünkü insanlar bazen ilk projelerinde bile başrol oynayabiliyorlar. Ben yıllardır tatil yaptığımı bilmem. Her zaman iş görüşmelerine gittim çalıştım, emek verdim. Benim var oluş nedenim oyunculuk.

Çıkışınız Hacı dizisindeki başörtülü kız rolüyle oldu değil mi?



Bütün Çocuklarım dizisinde de çok şey öğrendim. Kadir İnanır’ın setinde olmak insana çok şey öğretiyor. Oyuncu olarak eski Yeşilçam disiplinini gerçekten öğrenmek istiyorsanız öğreniyorsunuz. Bütün Çocuklarım başlangıç noktasıydı. Daha sonra Hacı dizisindeki Ayşe Gesili karakteriyle Türk halkı beni tanıdı. Çünkü orada oynadığım karakter cesur ve göze batan bir roldü.

Pusat’ta en çok ne sizi etkiledi?



Birincisi tabii ki, Sinegraf yani Osman Sınav olması. İkincisi senaryo ve hikâye. Hediye karakterini çok sevdim. Bir proje var ve onun için benimle görüşmek istediklerini söylediler. İş hakkında bilgi verildi falan ama ben Hediye karakterini oynayacağımı bilmiyordum. Ufak bir rol verecekler diye düşünüyordum. Hediye’yi oynayacağımı öğrenince tabii ki mutlu oldum. Pusat kısa sürede izleyici tarafından beğenildi. Fazla şeker boğaz yakar ya, bizim dizimiz boğaz yakmayacak şekilde çok kıvamında mesajları var. Silaha karşı olması, türkü ve hip hop kültürlerini birleştirmesi, barış teması olması beni çok etkiledi. Pusat kuşanılmış silah ama aynı zamanda kuşanılmış erdem, ahlak, cesaret.

Hediye karakteriyle Yasemin arasında ortak noktalar var mı?



Yapı olarak hem katı, hem yumuşak bir insanım. Hediye de böyle. Ben özel hayatımda, aile hayatımda anaç bir tipim. Hediye’de bu da var. Hediye gerek annesi babası arasında, gerek Pusat ve diğerleri arasında köprü. Çok yapıcı. Ben yere sağlam basan biriyim. Haksızlığa küçüklüğümden beri tahammül edemem. Babam bana hep çıbanbaşı derdi. Hediye’nin o tarafı da var. Karşımdaki cumhurbaşkanı da olsa fikrim neyse çekinmeden söylerim. Aslında Hediye’yle inanılmaz ortak noktalarımız var.

Rol arkadaşınız Haluk Piyes’le nasıl bir ikili oluşturduğunuzu düşünüyorsunuz?



Haluk’la çalıştığım için kendi mi çok şanslı hissediyorum. Haluk yurtdışında yaşamış yıllarca, yönetmenlik okumuş, kamera oyunculuğu öğrenmiş bir insan. Ondan bakış açısı olarak çok şey öğreniyorum. Ben Türkiye’de yetişmiş bir oyuncuyum. O katı bir disiplin almış, ben daha alaturka yapıdayım. Dengeliyoruz birbirimizi. Hiçbir şekilde kaprisi yok. Tüm ekibe sahip çıkıyor. Bu anlamda şanslıyım. Bana bir şey katan partnerim var. İyi arkadaşız.

Pusat’ın özellikle Sivaslılar ve Aleviler tarafından büyük ilgi gördüğünü biliyor musunuz?



Her taraftan olumlu tepki alıyoruz. Hacı dizisinde Kayseri’de başlamıştı hikâye. Türkiye’nin her yerinde binlerce Sivaslı insan var. Ben de memleketimle ilgili bir dizi çekilse onu daha dikkatli takip ederim. Sahip çıkarım. İlk bölümde Çift Minare’de buluştuğumuz bir sahne vardı. Bir Sivaslı daha çok sahip çıktı tabii ki. Ama Sivaslı olmayanlar da sahip çıktı.

Haluk Piyes’le sevgili olduğunuza dair haberler çıktı. Doğru mu?



Böyle bir şey yok. Hiçbir şeyi saklayarak yaşamam. Bugüne kadar hiçbir işimde iş arkadaşlarımla aramda bir ilişki olmadı. İnsanlık hali olamaz mı? Ama olursa da, ben bunu saklamam, dürüst olurum. Çünkü bu benim aile terbiyeme uymaz.

Kaynak: Milliyet Gazetesi

mc karakule
09-10-07, 21:58
24-30 Eylül haftasında en çok reklam alan yerli diziler

(Spot Adedi üzerinden)

1 Kurtlar Vadisi Pusu (Show TV) 183
2 Pusat (Show TV) 139
3 TV Filmi (Kanal 7) 107
4 Sıla (ATV) 104
5 Ezo Gelin (Show TV) 100
6 Dudaktan Kalbe (Show TV) 99
7 Selena (ATV) 99
8 Vazgeç Gönlüm (Star) 98
9 Yaprak Dokumu (Kanal D) 98
10 Binbir Gece (Kanal D)97
11 Zoraki Koca (Kanal D) 97
12 Küçük Semazen (Kanal 7) 94
13 Kavak Yelleri (Kanal D)93
14 Fesuphanallah (ATV) 91
15 Benden Baba Olmaz (Star) 89


Medya Takip Merkezi’nin (MTM) 24-30 Eylül haftasında TV kanallarında yaptığı reklam ölçüm sonuçlarına göre, haftanın en fazla reklam alan yerli dizileri belirlendi.
Reytingi yüksek, genel içerikli sekiz TV kanalında, en fazla izlenen zaman dilimi olarak kabul edilen prime time’da yapılan reklam ölçümüne göre, en fazla reklamı ‘Kurtlar Vadisi Pusu’ aldı. 27 Eylül Perşembe gecesi ekranlara gelen Kurtlar Vadisi Pusu, toplam 183 reklam alırken; reklamvereni yanıltmadı ve aynı zamanda gecenin en çok izlenen yapımı oldu.

24-30 Eylül haftasının en çok reklam alan ikinci yerli dizisi ise yine Show TV ekranlarında izleyicilerle buluşan Pusat’tı. Yayımlandığı gün reyting sıralamasında 6. olan Pusat, 139 reklamla listenin ikinci sırasına yerleşti.



MTM’ nin aynı araştırmasına göre; Kanal 7’de yayımlanan, ilahi adalet konulu ‘TV Filmi’ adlı yerli dizi, hafta boyunca izleyicilerin karşısına üç bölümle çıktı. Dizi, üç bölümde ortalama 107 spotla, en çok reklam alan üçüncü yapım oldu. Benzer içerikteki bir diğer yerli dizi ‘Küçük Semazen’ ise yine Kanal 7 ekranları aracılığıyla meraklılarıyla buluştu. Küçük Semazen, hafta boyunca prime time’da yayımlanan iki bölümde ortalama 94 spot reklam alarak, reklamverenin en çok tercih ettiği 12. yapım oldu.



Töre ve gelenekler konulu dizilere de reklamverenin ilgisi yüksek oldu. ATV ekranlarından izleyenleri ile buluşan Sıla, 104 spotla; Show TV’de yayınlanan Ezo Gelin, 100 spotla en çok reklam alan diğer diziler oldular.

sarıseren
11-10-07, 14:17
Vur gözüne gözüne

Show TV'deki Pusat ilgiyle izlediğim diziler arasına girdi. Zira her bölümde bir "sürprizle" karşılaşmak mümkün. Son bölümde Hediye'nin annesi Münevver, boksör eşi olmanın zorluklarını kızına anlatırken gözü o sırada Show TV ekranında yayınlanan kickboks maçlarına ilişiyor. Diyor ki; "Dövüşmek çok matah bir şey sanki. Hah işte bak burada da dövüş var. Hep kavga; hep dövüş..." Aynı anda Show TV, 12 Ekim'de yayınlayacağı Kickboks maçının tanıtımını ekranın altından vermesin mi? Boksta buna "kontra yumruk" diyorlar!.. Bu arada bir dönem Kurtlar Vadisi'nde olduğu gibi Pusat da özlü sözlere sıkça yer veriyor. İşte onlardan bir kaçı: "Kadın dediğin 15'inde ceren, 20'sinde ceylan, 25'inde ise kendisi avcı olur." "Niyeti iyi olana kötülük el kaldırmaz." "Erkek, geceyi örten güneş gibi olmalı. Kadınını asla karanlığa bırakmamalı..."

Yüksel Aytuğ/Sabah

ebrumm
17-10-07, 13:07
'Pusat' adlı TV dizisinin yakışıklı aktörü Haluk Piyes, kendisine 'Türkiye'nin yeni jönü' denmesinden memnun değil: Hiç öyle bir kaygım yok, hedefim bu değil. Böyle şeylerle kendimi etkilemem ve beynimi kirletmem. Her zaman mesajı olan filmlerde oynamayı tercih ederim..

Bu sıralar 'Pusat' adlı diziyle hayran kitlesini genişleten Almanya doğumlu oyuncu Haluk Piyes, "Türkiye sinema konusunda çok yetersiz ama benim iyi şeyler çıkacağına dair umudum var" dedi. Çekmeyi planladığı filmlerde Türkiye'yi anlatmak istediğini belirten Piyes, kendisine Türk Sineması'nın yeni jönü denmesini ise şöyle yorumladı: "Hiç öyle bir kaygım yok, hedefim bu değil. Böyle şeylerle kendimi etkilemiyorum ve beynimi kirletmiyorum!"

SEMİNERLER VERİYORUZ

Almanya'da hukuk eğitimi alan Haluk Piyes, oyunculuğun yanı sıra sosyal danışmanlık projelerine imza attığına da dikkat çekerek, şunları söyledi: "Yaptığım ya da yapacağım ve oynayacağım filmler, sosyal danışmanlık projelerime kapı açıyor. Bu işe sokak köşelerinde başlayıp, spor salonlarına taşıdık. Şimdi polis arkadaşlarımla liseleri gezip, madde bağımlılığı ve şiddetle ilgili seminerler veriyoruz. Ben daha çok gerçek yaşamla ilgili örnekler anlatıyorum. Bunu daha da geliştirmek istiyoruz. Benim için oyunculuk da, yönetmenlik de, yazarlık da bu projelerime hizmet ediyor."

* Siz aslında Almanya'da hukuk okudunuz, sonra oyunculuğa nasıl başladınız?
Oyunculuk benim hayatımda bir tür tedavi yöntemiydi. İlkokulda konuşmayan çok içine kapanık bir çocuktum. Çelişki içinde gurbette büyümüştüm. Anne baba olmayınca çocuklar aşırı tepki verebiliyor. Ama bu tepkiler engelli ya da özürlü çocuk olduğuna dair bir belirti değil. İlkokulda sınıf öğretmenimiz benim özürlü olduğuma dair bir iddiada bulunmuştu. Sonra gelen öğretmenimiz de 'bu çocukların bir problemi yok. Sadece ruhsal sıkıntıları var, çok hassaslar' demişti. O öğretmen bize çeşitli oyunlar oynattı ve oyunculuğa ilk yaklaşımım bu şekilde oldu.

FİLMİM YASAKLANDI!

* Oyuncu olmaya o zaman mı karar verdiniz?
Aslında oyuncu değil; polis, doktor, kaleci ya da motorsiklet yarışcısı olmak istiyordum. Şimdi geriye baktığımda; hepsini olabileceğim bir iş yaptığımın farkına varıyorum. Senaryo ve yönetmenlik de ilgi alanımda.

* Farklı projeleriniz var mı? Senaryo yazıyor musunuz mesela?
Okuduğum okul zaten senaryo ve yönetmenlik üzerineydi; oyunculuk sonra geldi. Amerika'da okula gitmeden önce Köln'de kendi tiyatromuz vardı. ABD'de de ilk teklifler oyunculuk üzerineydi.

* ABD'de ne gibi teklifler aldınız? Hangi filmlerde oynadınız?
'Kanack Attack' adlı filmle başladım. Hikaye beni çok etkilemişti, canlandıracağım karakter de asi bir tipti. Türk'ü mağdur durumda bırakmayan ve Türkler açısından farklı bakış açısına sahip bir filmdi. Ben o filmin çok ses getirmesini istemiştim; getirdi de. Yasaklandı! Canlı yayında verdiğim demeçlerle de fark atmıştık. Ben bu filmle ulaşmak istediğim insanlara ulaştım. Sadece Türkiye'den Almanya'ya göç edenler değil, Fransa'ya İtalya'ya göçenler de bu filmde kendilerinden bir parça buldu bence. Film, hem kendini hem de ülkeyi eleştiren ve çözüm bulmaya çalışan bir gencin hikayesini anlatıyordu.

* Mesajı olan dizi ya da filmlerde olmayı mı istiyorsunuz?
Önüme hangi rol gelirse oynamıyorum tabii ki! Benim aynı zamanda sosyal danışmanlık mesleğim de var. Yaptığım her proje ona hizmet ediyor. Yaptığım ya da yapacağım ve oynayacağım filmler, sosyal danışmanlık projelerime kapı açıyor. Bu işe sokak köşelerinde başlayıp, spor salonlarına taşıdık. Şimdi polis arkadaşlarımla liseleri geziyoruz. Madde bağımlılığı ve şiddetle ilgili seminerler veriyoruz. Yaptığım projelerde, özellikle senaryolar da az da olsa mesaj olması gerektiğine inanıyorum. Ayrıca, filmlerden kazandığımız popülarite de bizim insanlara yardım etmemiz için zemin hazırlıyor.

* Size yeni jön denmesini nasıl yorumluyorsunuz?
Hiç öyle bir kaygım yok, hedefim bu değil. Böyle şeylerle kendimi etkilemiyorum ve beynimi kirletmiyorum.

* Almanya'da mı, Türkiye'de mi daha çok tanınıyorsunuz?
Hemen hemen aynı. Ama 'Pusat'tan sonra burada çok tanınmaya başladım. Sokakta beni görenler 'Reis' diyorlar artık.

kaynak:sabah gazetesi..

Kiraz
29-10-07, 23:30
Pusat adlı dizide gazeteci rolündeki Yasemin Balık başrol oynadığı için kendisini eleştirenlere “O insanların geçmişimi de bilmesi gerek. Ben buralara tırnaklarımla geldim” diye yanıt veriyor. Büyük Müslüman komutanı Tarık bin Ziyad Endülüs’ü fethetmek için gemilerle İspanya’ya ulaştıktan sonra gemileri yaktırdı... Dönmeyi umut eden askerleri için yapmıştı bunu. Ve onlara “Ey mücahitler, arkanızda düşman gibi bir deniz, önünüzde deniz gibi bir düşman var, nereye kaçacaksınız” dedi. Gemileri yakması sadece askeri bir taktik değil bir dünya görüşüydü aynı zamanda... Yasemin Balık İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı sınavlarına girerken jürinin “Gemileri yakan komutan kimdi?” sorusunu doğru yanıtlamıştı. Aynı jüri bu kez Balık’ın gözlerine bakarak “Peki biz bu soruyu sana neden sorduk?” deyince yine geçer not aldı: “Ben de burada olmak için bütün gemileri yaktım çünkü!”



Yasemin Balık, bir boksörün yaşamının anlatıldığı Pusat dizisinde Hediye adlı gazeteci rolünde. Oyunculuğun başında olduğunu biliyor, hatta bundan dolayı Pusat’ta başrolde olmasının eleştirildiğini söyleyen genç oyuncu “Ancak eleştirenlerin geçmişimi de bilmesi gerekiyor. Buraya kadar tırnaklarımla geldim” diyor. Fikrimin İnce Gülü’nde Aydan Şener’in canlandırdığı karakterin gençliğini oynayan Balık hayatın karşısına çıkardığı tesadüfleri ve kendini anlattı...

Ekranla tanışmanız bir reklamla olmuş. Nasıl buralara geldiniz?



Daha 17 yaşındaydım o dönemde. O da bir tanıdık aracılığıyla oldu. Sonra kameraların karşısında olmak yerine opera sınavlarına girmeye karar verdim. Sınava girmeye az bir zaman kala vazgeçip konservatuar sınavlarına girmeye tiyatrocu olmaya karar verdim ama karşıma babam çıktı...

Neden istemiyordu?



Tek kızdım. Karşımda kızına aşık bir baba vardı işte... Bir de orta halli bir aileydik. Babam 17 yaşında İstanbul’a gelmiş, tutunmak için çok çalışmış. En büyük yatırımı bize yapmış, hepimizi en iyi yerlerde okutmuş. O dönemler benim için yine iyi bir şey istiyordu belki de... Ama o zamanlar biraz önyargılıydı ama şimdi en büyük destekçim. Bana “Operaya git ama tiyatroya gitme” dedi. Sınava bir ay kala biri ona opera okumanın çok zor olduğunu söylemiş o da bana tiyatro sınavlarına girmemin daha iyi olacağını söylemeye başladı.

Babanızın sözünden çıkmayan biri misiniz, yani sonuçta hayat sizin...



Ailem beni öyle yetiştirdi ki, ‘İnandığın şey için mücadele et ama haddini de bil çünkü biz senin annen, babanız’ mesajını verdiler. Benim babam babalığını, annem anneliğini yapmıştı. Onun adına baskı diyebilirsiniz ama içinde sevgi de vardı. Lanet bir baba olsa daha kolaydı her şey ama değildi.

Babanızın kendisi için feragat ettiği şeyler var mıydı?



Babam hiç kimseden yardım almadan bizi okuttu. Hepimiz şu an simültane tercüme yapacak kadar iyi derecede İngilizce biliyoruz. Bunlar hep babam sayesinde oldu. Keyfine düşkün bir adam olduğu halde hep çalıştı... Kendine ayırdığı bir sigara parasıydı. Maaşını aldığında oturur annemle hesap yaparlardı. Onlar hep mücadele etmiş, şimdi sıra bende.

Sizin mücadeleniz nasıl başladı?



Aslında yine aile içinde başladı. Dedim ya, babam tiyatro okumamı önce istemiyordu. O ikna olduğunda sınavlara hazırlanmam için önümde 10 günlük bir dönem vardı. Benim “şeytan azapta gerek” tarafım var. İnadına oraya girmek istiyordum. Onlar tatildeyken İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü sınavlarına girdim. Sınav tarihinde görülmemiş bir şey yaşadım.

Neydi bu görülmemiş olay?



Bunu kimselere anlatmadım bugüne kadar... Birinci sınava girdim, “Sonuçları iki hafta sonra açıklanacak” dedi birileri bana. Bir ara gidip sonuçlar açıklandı mı dedim, bir de baktım ikinci sınavın sonuçları asılmış tahtaya. Geçen hafta birinci sınava katılmıştım daha, ikincisi nereden çıktı? Tabii bunları orada bulunan temizlik görevlilerine söylüyorum çünkü hocalar daha o gün ikinci sınavı yapmış ve hepsi okuldan ayrılmış. Temizlik görevlisine birinci sınavın sonuçlarını sordum. Bana çöpün içinden bir káğıt çıkardı. 12 kişi sınavı kazanmıştı ve káğıt bir yerinden yırtılmış atılmıştı. Tam sınırda ismimi buldum o káğıtta. Kazanmıştım ama beni kimse haberdar etmemiş ve ikinci sınava girememiştim. Hayatım mücadeleydi ya, orada da mücadele etmem gerekiyordu. Ortalığı yıktım... ‘O ikinci sınava gireceğim’ dedim. Orada bulunan bir hoca, sınavı yapan tüm hocaları tek tek arayarak geri çağırdı. Sadece aralarında Yıldız Kenter yoktu. Toplanıp beni sorgulayacaklardı ve sınav hakkım olsun mu olmasın mı diye karar vereceklerdi. Sınava girme hakkını kazandığım gün, sınavı kazandığım günden daha fazla sevindim. Kapıdaki simitçiye sarıldığımı hatırlıyorum. Sınav için sabah 04.00’e kadar arkadaşlarımı jüri kılığına sokup karşıma geçirdim. Onlar sordu ben yanıtladım. Bu şekilde tiyatro okumaya hak kazandım.

İlk oynadığınız dizi Hacı mıydı?



Hayır. Bugüne kadar 16 yapımda yer aldım. İlki 1999’da Hayat Bağları’ydı. Hatta kimse inanmıyor ama Kurtlar Vadisi’nde bile oynadım.

Nasıl inanmıyor?



Çünkü bir karede göründüm. Belki de dünyada bir kare gözüküp büyük bir para kazanan tek oyuncuyum.

Ne kadar kazandınız?



Bundan beş yıl önceydi galiba, o dönemin parasıyla 500 milyon lira aldım. Aslında iyi bir rolüm olacakken yönetmen değişti ve diğer yönetmenin aklında olmadığım için yok oldum gittim.

Fikrimin İnce Gülü’nde Aydan Şener’in gençliğini canlandırıyorsunuz. Sever miydiniz kendisini?



Evet, hem de çocukluğumdan beri çok severdim. Bu diziyi aslında biraz da çocuklarıma göstermek için oynadım... Çünkü küçüklüğümden beri Çalıkuşu’ndan bahsederlerdi ve oynamak istediğim bir filmdi. Bu dizi için aslında son anda elenmiştim. Benim yerime başkası seçildi. Sonra elemelerin tekrar yapılmasına karar verildi. Tesadüfen beni buldular.

Pusat’ta da bir gazeteciyi oynuyorsunuz...



Evet, altı yıl boyunca erkek arkadaşını bekleyen Hediye’yi canlandırıyorum. Bu günümüzde çok hayal bir şey ama olabiliyormuş işte.

Siz bekler miydiniz altı yıl?



Öyle sevseydim beklerdim. Yanında ne taşıdığına bağlı bu. İnsanlar ‘Hayat bana bunları yaptı’ diyor. Ben buna iyi bir örneğim aslında. Her gün ölüp her gün yeniden doğan biriyim. İnsanları sevdiğin zaman o kırılganlıkla daha seçici oluyorsun, herkesin seni hak etmediğini düşünüyorsun. Ama insanlardan nefret de edemiyorsun. Sadece silmeyi öğreniyorsun.

Gelecekle ilgili bir soru soralım, nasıl bir oyuncu olmak istiyorsunuz, sizin bir idolünüz var mı?



Annem en büyük idolüm. Elbette beğendiğim oyuncular var. Ama rol yapmayı reddediyorum, özgün olmak istiyorum. Annem gibi bir anne olmak istiyorum sadece...

Askerliğimi Çatalca’da yaptım!



Bütün Çocuklarım, benim askerlik yaptığım dizi oldu. Çatalca’da çekimleri yapılıyordu. Kadir İnanır ve Jülide Kural başrolleri paylaştılar. Orada küçük bir rolüm vardı. Ama hemen her şeyi öğrendiğim dizi oldu o. Bir kere psikolojinizin çok güçlü olması gerektiğini öğrendim dizi çekerken. Yolun başında olduğum bir diziydi. Dokuz ay boyunca sanki bir teste tabi tutulmuş gibiydim. İnanılmaz soğuklarda, karda, tipide titreyerek çalıştık. Kadir İnanır’ın setinde olmak çok başka bir şeydi. Ondan o ortamda bile sesimi çıkarmamayı öğrendim. Çünkü çok kötü şartlarda bile o kalibredeki insan, hiçbir şikáyette bulunmadan işini yapıyordu. Çok kırıldığım anlar oldu, tuvalete gidip ağladığım sonra tekrar gülen kadın rolünü oynadığım...

Kaynak: Star Gazetesi

EnDlEeS_89
01-11-07, 17:47
slm arkadaşlar bunu okudunuzmu bilmiyorum ama eklemek istedim..

Boks Federasyonu 'Pusat'a karşı

İlk bölümü ekrana gelir gelmez çalıntı bir eser olduğu iddiasıyla gündeme gelen Osman Sınav'ın son dizisi "Pusat" bu kez de Türkiye Boks Federasyosu'nun hedef tahtasında...
Türkiye Boks Federasyonu "Pusat"ı, Radyo Televizyon Üst Kurulu'na (RTÜK) şikâyet etti.
Türkiye Boks Federasyonu Başkanı Caner Doğaneli imzasıyla RTÜK'e gönderilen şikâyet dilekçesinde "yok" yok...
Üç sayfalık dilekçede yazılanların hepsini buraya sığdırmam mümkün değil.
4 Ekim 2007 tarih ve 1597 sayı numaralı başvurunun girişinde, yerli ya da yabancı sportif dizilerin o ülkenin gençliği ve sporu üzerinde olumlu veya olumsuz büyük etkileri olduÇu, "Beyaz Gölge" dizisinin basketbolu, "Kung-Fu"nun Uzak Doğu sporları felsefesini, "Karate Kid"in karateyi Türkiye'ye sevdirip yaygınlaştırdığı, bir kısım dizi ve filmlerin de "Bu da spor mu? Bu bir vahşet" diye düşünen ailelerin çocuklarını spordan uzaklaştırdığını vurgulayan Boks Federasyonu, "Pusat" içinse şunları yazdı:
"Bu dizide, mafya yönetimindeki bir bölge şampiyonasında hakkı yenen boksör, hocasını, orta hakemi ve önüne gelen herkesi bir kahraman edası ile dövüyor. Sonra bahis parası yüzünden annesini yumruklayıp komaya sokan akrabasını, arkadaşlarıyla hamam sefası yaparken yakalıyor. Onları da bir güzel dövüyor ve orada eline geçirdiği bir tabanca ile akrabasını vuruyor. Sonra da hapse giriyor. Altı ay hapis yatıyor ve tekrar boks antremanlarına başlıyor.
Dizide, kafes dövüşü olarak isimlendirilen, Amerika, Vietnam veya Tayland gibi ülkelerin geri kalmış kenar mahallelerinde yapılan ve filmlere konu edilen bahisli öldüresiye dövüş sahneleri, yine bu tür Amerikan filmlerinde iyi ya da kötü tarafta yer alan sevgili rolüne soyunan genç kızların varlığı, birtakım kirli işler ve mafyavari spor dışı davranışlar, bu tür insanlara boks sporunun duayeni isminin yakıştırılması ve sokak kavgası gibi hiç de hoş olmayan durumlar ve görüntülere fazlasıyla yer verilmiştir."
"Pusat"ı, baştan sona yanlış kurgulanmış kötü Amerikan ve GüneydoÇu Asya filmlerinin taklidi olarak nitelendiren Türkiye Boks Federasyonu, şikâyet dilekçesinde şöyle bir vurgu da yaptı: "Amatör bölge şampiyonasında kasksız mücadele eden kahramanımızın, ilk bölümde amatör bir sporcu olarak işlemiş olduÇu sportif veya adli suçların cezası doğrudan ömür boyu spordan men edilmesidir. Bu konudan hiç bahsedilmeyerek tüm spor teşkilatımız töhmet altında bırakılmıştır."
Türkiye Boks Federasyonu, dilekçenin son bölümünde ise RTÜK'ten şu istekte bulundu:
"Show TV'ye gerekli uyarıları yaparak, sporun, Türk örf ve adetlerinin doğruluğunu hiçe sayarak kurguladığı hayal mahsulü yayına çeki düzen vermesini saÇlayacağınızı umuyoruz."

kaynak:milliyet gaz.

Princess-Sila
24-11-07, 14:07
Haluk Piyes ve Yasemin Balık Her Şey Dahil’e konuk oldu!

Oktay Kaynarca ve Seray Sever’in Türkmax’ta sundukları Her Şey Dahil programına, Pusat dizisinde başrolleri paylaşan Haluk Piyes ve Yasemin Balık konuk oldu. Program içerisinde Oktay Kaynarca, Pusat Olur türküsüne hayranlığını dile getirirken, Haluk Piyes’te Pusat projesinin nasıl doğduğunu anlattı. İlk başta film olarak tasarladığı bu projenin Osman Sınav’ın ricası üzerine diziye dönüştürüldüğünü anlatan Piyes, tıpkı dizideki gibi, geçmiş dönemde de kafes dövüşü yaptığını dile getirdi. Dizinin diğer başrol oyuncusu Yasemin Balık ise Haluk Piyes’le çok iyi bir ikili olduklarını ve diziyle beraber ister istemez boks hakkında çok şey öğrendiğini söyledi.

Princess-Sila
29-11-07, 20:01
Mafyalardan mafya beğen

İçinden mafya geçmeyen dizi yok gibi... Kurtlar Vadisi: Pusu malumunuz olduğu üzere PKK üzerinden organ mafyası, mülteci ticareti ve derin devlet ilişkilerini sorguluyor. Pusat'ta dövüş mafyasının icraatlarına tanık oluyoruz. Arka Sıradakiler, okul önlerindeki uyuşturucu mafyasının üzerine gidiyor. Sessiz Fırtına'daki aile yıllardır yaşamını kaçakçılıkla sürdürüyor. Kuzey Rüzgarı'nda yine uyuşturucu, silah ve ihale mafyasıyla mücadele konu ediliyor. Menekşe İle Halil'de namus belasına Almanya'dan Türkiye'ye gelenler kendilerini ayaklarının tozuyla silah mafyasının kucağında buluyorlar. Binbir Gece ise kimi zaman arazi mafyasına kimi zaman Rus mafyasına dokunuyor. Sessiz Gemiler'de zaman zaman tefeci ve çek-senet mafyasının icraatları gözler önüne seriliyor. Vazgeç Gönlüm'de de mafya icraatları paralel anlatımlarla ekrana getiriliyor. Görünen o ki, ekrana sarkıtılan reyting çaparisinin bir oltasında mutlaka mafya olmak zorunda... Korkum, televizyon dizileri sayesinde mafyanın "kurumsallaşarak" hayatın "olağanlıkları" arasına girmesi...


Yüksel Aytuğ
Sabah

Kiraz
01-12-07, 19:05
Fransız oyuncu Jaqueline Bisset’yle yaşadığı aşkla adından söz ettiren dövüş uzmanı Emin Boztepe, Pusat adlı dizide canlandırdığı Kont tiplemesiyle yine gündemde. Boztepe, Pusat’taki karakterin kendisine çok yakıştığını belirterek, “İleride duygusal ve komedi tarzında çalışmalar da yapmak istiyorum. Ama önce Türkçemi biraz daha geliştirmem gerekiyor” dedi. Almanya'da 14 yaşındayken dövüşmeye başladığını belirten Emin Boztepe, “Sorunlu gençliğim duygusal olarak beni çok güçlü yaptı” diyerek şunları söyledi: “Çok ağır şeyler yaşadım. Kolumdan kurşun yedim yine de pes etmedim. Bunu yapanlara cevabımı verdim. Sokak kavgaları da yaptım ama sebebi kendimi savunmaktı. Şartlar bunu gerektiriyordu.”

Kiraz
01-12-07, 19:08
Türk izleyicisi onu, Osman Sınav’ın son sinema filmi Pars Kiraz Operasyonu’nda Mehmet Kurtuluş’un kardeşi Tayfun Karahan rolü ile tanıdı. Şimdi ise Pusat olup ringlerin tozunu attırıyor. 1970’lerin başında Almanya’ya giden Adanalı bir anne ve Türkmenistanlı bir babanın oğlu. Asıl adı Haluk Piyes; Almanlar ha’sını yiyerek Luke diyor. Almanya’da da pek çok filmde rol alan ve profesyonel boksör olan Piyes, her projede yer alayım diye bir kaygı gütmüyor. “Oynadığım projelerin bir mesajı olmalı.” diyor.



Ringi de bir hayat mücadelesine benzetiyor oyuncu. “Hayat kavgası veriyor.” dediği Pusat’ı anlatırken, sosyal içerikli projelerde yer almak istemesinin nedenini de öğreniyoruz: “Dünya sinemalarında mesaj içerikli projelerin hepsinin tuttuğunu görürüz. Sinema hem sanat, hem bilgi, hem de ihtiyaçtır. İnsan sinemaya gidince ya hayatı unutmayı ya da hayatla ilgili bir sorunun çözülmesini ister.” Türkiye’deki genç kitlenin sevgisini kazanan Haluk Piyes’in çekim mekanları hayranlarıyla dolup taşıyor. Pusat sayesinde boks sporunu sevdirmeye çalıştıklarını da söyleyen oyuncunun gençlere bir de mesajı var: “Gençler hangi spor dalıyla ilgilenirlerse ilgilensinler yeter ki dürüst kalsınlar. Bunu kendileri için yapsınlar. Kendilerine dürüst kalınca her şeyi başarırlar.”

Kaynak: Zaman Gazetesi

*misket*
03-12-07, 22:35
alintidir...

reportaj icin sevgili piyesgirl'e te$ekkürler

Hayat ringdir, pusat aynası...

Pusat, televizyonların iyi reyting alan dizilerinden biri. Filmde simge olarak boks kullanılıyor; ama aslında anlattığı olaylar hayatın içinden kavgalar. Oradaki ring, hayatı temsil ediyor. Aşktaki kavga, işteki kavga, ailedeki kavga, işyerindeki patronlarla kavga, hepsinin simgesi...
Pusat, bütün bu hikâyeleri işliyor, ringin dışındaki hikâyeleri de. Dizinin başrol oyuncusu Haluk Piyes, filmdeki gibi profesyonel bir boksör. Hukukçu, senarist, yönetmen kimliği de olan oyuncu, “Gençler boksu seviyor. Böyle bir rağbet var. Bir yerden yakalayıp onlara hayatla ilgili bir şeyler verebiliyorsak ne mutlu bize.” diyor. Oyuncu, şiddet içeriyor gibi gözüken boksun, aslında disiplinli ve ahlâklı olmayı öğreten bir spor dalı olduğunu söylüyor.

Hocasının, “Söyle bakayım nedir Pusat?” sorusuna, ‘Zırhtır hocam!’ diyen genç bir boksörün hikayesi aslında Show TV’de cuma günleri ekrana gelen dizi. Sivas’ta doğup, şampiyonluklar tadacak bir boksörün hayatına tutuyor kamerayı Pusat. İnişler, çıkışlar, başarı, başarısızlık ve tabii ki bir de sevgi giriyor boksörün hayatına. İzleniyor ‘Pusat.’ Reytinglerde en üstlerden inmiyor. Hayran kitleleri oluşmuş. Çekim mekanları gençlerle dolup taşıyor. Ve tabii ki en çok merak edilen ise ‘Pusat’ı oynayan Haluk Piyes oluyor hiç kuşkusuz. Almanya doğumlu olan Piyes, profesyonel boksör aslında. Sadece boksör mü? Değil. Hukukçu, senarist, yönetmen ve tabii ki oyuncu. On parmağında on marifet olan Piyes’i bir spor salonunda buluyoruz. Tabii ki çekim için. Gong sesine daha var. Ve ringe çıkmadan sohbete başlıyoruz. Oyunculuk ile ilgili söylediği; “On parmağımdan en küçüğü.” cümlesi kafamızı karıştırıyor. Demek ki hayatta daha önemli şeyler var onun için. Hele şöhret, bahsetmek bile istemiyor Piyes. “İnsan oyuncu olmak için önce insan olmalı. Yani insanlara yukarıdan bakmamalı.” diyor. Almanya’da yaşayan gençlerin dramları, kendi aile yaşantısı, ‘Pusat’ı izledikten sonra boks yapmak isteyenler, dizide verilen mesajlar, oyunculuk, şöhret ve daha neler neler konuştuk Haluk Piyes ile... Ta ki gong sesini duyana kadar...

‘Pusat’ım dediniz, ringe çıktınız ve bir anda herkes boksu sevmeye başladı

Bu spora karşı inanılmaz bir ilgi oluştu, bu doğru. Zaten amacımız bu sporu sevdirmek. Gençlerin bir açlığı da var. Yurtdışında sosyal danışmanlık yapmış biri olarak, var olan şiddet alışkanlığını azaltmak. Kavgacı olmasınlar diye onları salonlara çekerek içlerindeki şiddeti törpülemek. Bir de boks şiddet içeriyor gibi gözükse de aslında disiplini ve ahlaklı olmayı öğreniyorlar. Kavgacılar zaten 3 hafta sonra kaçıyor.

Söylediklerinizden Pusat’ın salt bir boks dizisi olmadığı anlaşılıyor

Pusat, simge olarak boksu kullanıyor ama esas o gösterdiği olaylar hayat kavgası. Oradaki ring, hayatı temsil ediyor. Aşktaki kavga, işteki kavga, ailenizdeki kavga, işyerinizdeki patronlarınızla kavga, hepsinin simgesi. Onların hepsine burada değiniyoruz ve hepsinin hikâyelerini işliyoruz, ringin dışındaki hikâyeleri de. Ama önce birisine bir hediye sunarken ya da yaklaşırken onlara cazip ve ambalajlı yaklaşmak lazım ve çocuklar boksu çok seviyor, böyle bir rağbet var ve bir yerden yakalayıp ondan sonra da onlara hayatla ilgili bir ders verebiliyorsak ya da bir öneride bulunabiliyorsak ne mutlu bize.

Bir ‘Pusat’ rolü gelse de oynasam demediniz herhalde...

Benim fikrimle yola çıktık; uzun metraj çekmek istiyordum açıkçası ama Osman Sınav, televizyon piyasasını daha iyi bildiği için gel bunu dizi yapalım dedi. Tamam dedim dizi oldu...

Sizin bu spora başlamanız nasıl oldu?

16 yaşında Almanya’da orta sıklette şampiyon oldum. Bu spor beni tüm kötülüklerden korudu. Çünkü klasik gurbetçi çocuğu olarak büyüdüm, gettolarda. Doğru yoldan sapmamaktan korudu boks. Baba gibi sevdiğim antrenörlerim vardı ve onlar da beni çok güzel törpüledi, aşıladı. Ben de bu birikimlerimi insanlarla paylaşmak istiyorum.

Türk gençliğini yakından tanıma fırsatınız olmuştur eminim. Onların da bir hocaya ihtiyacı var mı?

Biz yurtdışında çok kötü şeyler gördük. Ancak gördüm ki buradaki çocuklar da zor durumda. Elimden geldiği kadarıyla bir şeyler vermeye çalışıyorum. Gençler geliyor yanıma. Fenerbahçe’den, Beşiktaş’tan. Çok büyük ilgi var. İlk etapta kavgacı dövüşçü olmak isteyenler de geliyor ama boksun çok medeni bir spor olduğunu görüp güzel ahlakı öğreniyorlar. Bütün spor dallarında en centilmenleri boksörlerdir ve ayrıca en duygusalları da onlardır; yani intihar eden en büyük kitle boksörlerdir aşk yüzünden. Boks ve aşk ayrılmaz bir ikili, birbirine yapışık.

Hayatta olduğu gibi boksta da usta çırak ilişkisi önemli olsa gerek

Bu bir öğretmen olabilir, bazen boks hocası bazen başka bir yerden bir büyüğünüz olabilir, hayat tecrübesi edinmiş bir insan olabilir. Hep usta çırak ilişkisi her zaman olmalıdır. Meslekte de bu aynıdır hayatta bu aynıdır ve ondan feyiz almayı bilmek gerekir yani büyükleri dinlememiz gerekiyor. Tabii ki yanlış yapan büyüklerimiz de var ama doğruyu öğrendikten sonra yanlışları görebiliyoruz. Kendi kafamıza göre gidersek yanlışları da doğruları da bilemeyiz.

Sizin hayata bakışınız nasıl?

Ben her zaman hayata pozitif bakarım. Çok zorluklarla büyüyen bir çocuktum. Benim bu zorluklarımın bir nedeni olduğunu düşünürüm, hepsinin beni pozitif etkilediğini düşünüyorum, daha güçlü yaptığını düşünüyorum. Başıma kötü bir musibet gelse bile onun bir hayra vesile olduğunu düşünürüm. Her zaman için başınıza ne gelirse gelsin onun için mutlaka bir hayır vardır.

Son yıllarda Almanya’daki Türk gençlerinin başarılarını çok sık duyar olduk. Futbol olsun oyunculuk olsun...

Çok kızgın ateş olmazsa demiri işleyemezsiniz. Oradaki ateş çok ağır. Yani oradaki çocuklar zor şartlar altında ve çelişkide büyüyor. Bir tarafı Türk, bir tarafı Alman. Kimlik sorunu yaşıyor, çelişki de yaşıyor ve bu bir hırs oluşturuyor. Bu daha iyi olma hırsına dönüşüyor. Bunun kontrol altına alınması lazım. Bu hırsı doğru kullanırsak dünya çapında başarıya ulaşırsınız. Bu Türkiye için de geçerli, Türk genci için de geçerli. O içindeki şiddeti, enerjiyi, o kızgınlığı, öfkeyi, güzel bir şeye kullanırsa yapamayacakları şey kalmaz.

Almanya’da Pusat’ı izliyorlardır hiç kuşkusuz. Geri dönüşler oluyor mu?

İnanılmaz mutlular, orada reyting makineleri olsa hep önde çıkarız sanırım. Çünkü oradakiler benimle daha çok gurur duyuyorlar. Yanlarından o zorlukları yaşamış bir genci Türkiye’de anavatanlarında başarılı görmek onları fevkalade gururlandırıyor. Telefonlarım hiç susmuyor.

Sizde de on parmağınızda on marifet, oyunculuk bunun neresinde?

Teşekkür ederim. Oyunculuk, ‘on parmağımdan en küçüğü.’; Çünkü insan oyuncu olmak için insan olmalı, yani insanlara yukarıdan bakmamalı. Onun için oyunculuk mütevazılık getiriyor insana; gerçek anlamda bunu anlarsa insan, oyunculuk gerçekten sabır ve tevazu ister.

İnşallah bu yaz ilk defa işte ben esas bir sponsor bulduktan sonra sosyal danışmanlıktan sonra hukuk okudum. Sonra Amerika’ya gittim orada senaryo yönetmenliği okudum ve kısa filmler çektim ve inşallah bu yaz uzun metrajda ilk projemle çıkacağım.

Magazinden medet uman oyuncuların aksine, sizi dizi dışında bir yerde görmüyoruz...

Onlarınki oyunculukla alakalı değil, onlarınki özel hayatlarında ortaya koyup onunla prim yapıp cip ve lüks araba, kat derdinde.

Benim öyle bir derdim yok. Bence en önemlisi sizin yaptığınız işte de insanlara verimli olabilmek, insanlara güzel şeyler katabilmektir. Hedefiniz yaptığınız işin dışında sadece lüks bir hayatsa o zaman işiniz de bir işe yaramaz. Samimi de olmazsınız, yazınız da okunmaz, benim filmim de izlenmez. Onun için her zaman bir sanatçı toplumun sorununu topluma yansıtması lazım. Basından arkadaşlar beni görünce hemen başka konuları konuşurlar. Benim duruşum bellidir. Özel hayatımla prim yapmam.

Sokağın size bakışı nasıl?

Sokaktaki insanlarla çok çabuk diyalog kurarım. Hemen biriyle bir yere oturur, sohbet eder ve onunla gerekirse çorba içerim.

Garsonuyla, çaycısıyla, belediyede çalışanıyla kim olursa olsun sizli bizli değil, senli benli, kardeşim, abi, oğlum diye hitap ediyorlar. Ve belli ki böyle bir samimiyete açlık var.



--------------------------------------------------------------------------------

‘Sokaktaki gençler ailem oldu’

”Gurbette çoğu zaman anne baba çalışıyor ya da ana yok veya baba yok. Ben de öyle büyüdüm. Doğal olarak sokaktaki gençler aileniz oluyor. Onlardan bir tanesini kaybedince ailenizden birisi kaybediyoruz ve onları kaybetmek istemiyorsunuz artık. Onlar için savaşmaya çalışıyorsunuz ve onları bir arada tutmaya çalışıyorsunuz. Esrar bağımlısı olanları oluyor, şiddete bağımlı olan oluyor, hapse giren oluyor, kendi canına kıyan oluyor. Onları hayata bağlamaya çalışıyorsunuz ya sporla ya da herhangi bir dalda başarıyla onlar buna inanıyor ve siz başarılı olursanız aralarından büyümüşseniz size itimat ediyorlar. Bu aramızda büyüdü, belki daha zor şartlarda büyüdü ve bir gün televizyonda ise onun söylediklerinde doğruluk payı vardır.”

‘Hayatı annemden öğrendim’

”İlk öğretmenim annemdi. Çok aydın bir insandı. Din dersi, dil dersi, sanat, müzik, tasavvuf ve modern müziği öğretti ve hiçbir zaman kapalı değildi. Almanlar kiliseye gidiyor sen de git bak öğren ki dinine sahip çık. Hiçbir dine aykırı bir şey yapma. Kadıncağız kırsaldan geliyor ama dünyayı o kadar aydınlatıyordu. İkinci öğretmenim de gerçekten ilkokul öğretmenimdi. Bir bayan, o da bize çok modern bir şekilde işte Aziz Nesin’den Yaşar Kemal’ine, Kelime-i Şahadet’ine hepsini öğretti. O da güzel bir platform çizdi, güzel bir yelpaze sundu bize ve bunun için de insan modern olabilir, örfüne adetine de sahip çıkabilir oldu. Ben Türkiye’yi seviyorum, Türk toprağımı seviyorum, örfüme adetime, dinime sahip çıkıyorum.”

Kiraz
07-12-07, 17:47
Pusat’ın küçük yaşlardan beri hem hocası hem de babası gibi... Kendisi de eski bir boksör aslında. Pırpır lakabı ona, şampiyonluk günlerinden kalmış. Show TV’de cuma günleri ekrana gelen Pusat’ın Selahaddin hocası, Şahin Çelik’ten bahsediyoruz. Çok değil birkaç ay önce Acı Hayat’ın acımasız Terzi’siydi. Şimdilerde boks hocalığı yapıyor. Rolüne kendisini o kadar kaptırmış ki, Pusat’ı yani Haluk Piyes’i Almanya’da yetiştiren Ali Hoca bile şaşmış kalmış performansına, dizinin üçüncü bölümünde arayarak “Beni kandırdın, sen zaten boksörmüşsün.” demiş.



Terzi karakterinden kurtulması kolay olmamış tabii ki. Kum torbasına yumruk attıkça kendine güveni gelen Çelik, “Herkes küçülmeye başladı. Yolda yürüyüşüm bile değişti.” dese de el yumruğunu yemeyen kendininkini balyoz sanırmış atasözünü aklından çıkarmıyor. Futbolla yatıp futbolla kalkan toplumumuza, boks sporunun anlatıldığı dizide, sokak ve kafes dövüşlerinin kötülüklerine dikkat çekiliyor. Dizinin başlamasıyla birlikte bu spora yönelen gençlerin sayısı hayli artmış. Çelik, “Hocaların görevi gençlerde var olan gücü kontrol altında tutmak. Amacımız gençleri kahve köşelerinden alıp, spora yöneltmek.” diyor. Devlet tiyatrosu sanatçısı Şahin Çelik, Pusat’ın ileriki bölümleri için “Herkesin başına her şey gelebilir. Kötü yola düşer, sevgilisini kaybeder, her şey olabilir.” diyor.

Kaynak: Zaman Gazetesi

!! Elyf !!
14-12-07, 07:01
http://img169.imageshack.us/img169/4913/15891847ar1.png (http://imageshack.us)

Kaynak : Sabah Gazetesi

mıstaa
14-12-07, 09:49
İşte Osman Sınav farkı

- De bakalım, kimsin sen?

- Pusat.

- De bakalım, neymiş Pusat?

- Kuşandığım zırhtır Hocam.

- De bakalım, neymiş o zırh?

- Güzel ahlak, kırılmaz cesaret, yüksek kondisyondur Hocam.

Ne güzel bir jenerikle başlamıştı değil mi Pusat. Kolay değil tabii, arkasında Osman Sınav gibi ekranların en başarılı işlerine imzasını atmış bir isim vardı. Ancak dizi reytinglerde bir türlü aradığını bulamadı. Aslında öyle çok kötü sonuçlar falan da almadı. Belki ilk onun içine giremedi ama diziler liginin haftalık reyting karnelerinde; mutlaka ilk yirmi dizinin arasında yer aldı. Hiçbir kanal, Pusat kadar seyirci toplayan bir yapımı kolay kolay yayından kaldırmazdı.

Ama dedim ya, bu projenin sahibi Osman Sınav’dı. Ve belli ki usta yönetmen, orta ölçekli reyting getiren bir diziyi daha fazla uzatmak istemedi. Kanalın bütün ısrarlarına rağmen, dizisi Pusat’ı kendi elleriyle bitirdi. Pusat bu gece erken final bölümüyle ekranda olacak. Ve bir dizi, uzun zaman sonra ilk defa kanalın değil, yapımcısının arzusuyla yayından kaldırılmış olacak. Geçen sezon Show’da yayınlanan Acı Hayat’ın devam etmesi için de kanaldan yine talep gelmişti. Fakat Osman Sınav o isteği de geri çevirmişti. İşi, uzatmadan, zamanında bitirmesini bilmişti. Şimdilerde yeni dizisi için hazırlık yapıyor Osman Sınav. Bu kez kamerasının önünde Pars Narkoterör başlıklı iddialı bir proje var. Pusat hayranlarına geçmiş olsun diyelim. Osman Sınav’a da çekimleri Van’da başlayan yeni dizisi için başarılar dileyelim.

Vatan Gazetesi/Memed Güler

Kiraz
15-12-07, 19:39
Kendimizi aşamadığımız için Pusat’ı bitirdik!



Reytingleri yüksek olmasına rağmen, dün akşam son bölümüyle ekrana gelen Pusat’ı Osman Sınav’ın isteği üzerine yapımcı kuruluş Sinegraf'ın yayından çektiği ortaya çıktı. Dizinin yayınlandığı Cuma günleri tüm günde ilk üç ve ikinci sıraya girmesine rağmen final yapması kafaları karıştırırken, yapımcı Osman Sınav dizinin yayından kaldırılması ile ilgili olarak, “Pusat’ı kalite olarak kendini aşamadığını düşündüğümüz için bitirdik.” dedi. Sınav 26 Nisan 2005’te de benzer bir gerekçe ile Kanal D’de yayınlanan Kapıları Açmak’ı yayından çekmişti. İlk ona girmenin bile başarı sayıldığı reyting sıralamasında Osman Sınav’ın bu tutumu sektörde kaliteli projelerin artacağı yorumlarının yapılmasına neden oldu. 13. bölümde ekrana veda eden Pusat’ta Sivas’tan çıkıp şampiyonluklara uzanacak bir boksörün hayatı anlatılıyordu.

Tarih: 15.12.2007 Saat: 02:05

BERNA
24-12-07, 15:37
Jetix Çocuk Ödülleri'nin finalistleri belirlendi

Digitürk'te yayın yapan Jetix adlı çocuk televizyonu, minik izleyicilere 2007 yılı boyunca takip etmekten en çok keyif aldıkları yıldızları belirleme fırsatını veriyor. Bu yıl 3'üncüsü düzenlenen 'Jetix Çocuk Ödülleri Türkiye' adlı yarışmanın finalistleri, 'www.jetix.com.tr' adlı internet sitesini ziyaret eden çocukların oylarıyla belirlendi.

7 KATEGORİDE YARIŞACAKLAR
Toplam 7 kategoriden oluşan finalist listeleri, çocukların siteye girip ödül almasını istedikleri ünlüleri belirtmeleriyle oluşturuldu. Oylamanın 13 Ocak'a kadar sürecek olan ikinci aşamasında çocuklar bu isimler arasından en çok sevdiklerini seçecek. Yarışma önümüzdeki şubat ayında düzenlenecek bir ödül töreniyle sona erecek.

İşte Adaylar

* En Sevilen Türk Müzik Grubu: Hepsi, Manga, Duman, 4Yüz, Mor ve Ötesi.

* En Sevilen Türk Kadın Şarkıcı: Nil Karaibrahimgil, Demet Akalın, Sezen Aksu, Şebnem Ferah, Petek Dinçöz.

* En Sevilen Türk Erkek Şarkıcı: Ceza, Kenan Doğulu, Murat Boz, Tarkan, Keremcem.

* En Sevilen Türk Sporcu: Mehmet Okur, İbrahim Kutluay, İlhan Mansız, Süreyya Ayhan, Hakan Şükür.

* En Sevilen Yerli Dizi: Hepsi Bir, Avrupa Yakası, Kavak Yelleri, Pusat, Selena.

* En Sevilen Türk Aktör: Dağhan Gülegeç, Cem Yılmaz, Engin Günaydın, Haluk Bilginer, Kadir İnanır.

* En Sevilen Türk Aktris: Özgü Namal, Sinem Kobal, Gülse Birsel, Yasemin Ergene, Türkan Şoray.

Kaynak:Sabah
22 Aralık 2007