Tüm Versiyonu Göster : İki Aile - Bölüm Yorumları/4
Sayfalar :
1
2
3
[ 4]
5
6
7
8
9
10
11
Dün foruma giremediğim için yeni bölümden önce geç de olsa en'lerimi paylaşayım dedim ;)
En Beğendiğim Sahne: Herkesin tek tek Umut Bebek'e veda ettikleri sahneleri çok beğendim. Hem kurgu hem de oyunculuk başarısı olarak da çok başarılıydı sahneler. Ceren ve Merve tıpkı Ferit ve Damla gibi birbirlerini teselli ettiler. Merve kendini suçladı çocuk aklı ile ancak doğal olarak ablasının mantıklı açıklaması ile kendine geldi. Oğuz ve Timur'un yalnızlığı ise daha çok etkiledi beni. Oğuz'un duygularını paylaşamadığı ve içine attığını gördük bölümün diğer kısımlarında. Emre Kınay'uın oyunculuğuna şapka mı çıkartayım ne yapayım bilemedim izlerken. Bir programda Emre Kınay komedi dizisinde mi çok ağlatıyorum diye şaka yapmıştı fakat valla beni de en çok ağlatan oyunculardan birisi kendisi ;)
Timur'un oyuncak Sergen ile konuşması ise bu sahneler içinde en beğendiğim oldu. Abisi ile araları kötü olmasa da maalesef aynı evde yaşamadıkları için Merve ve Ceren'in paylaşımını yapamıyor Timurcuk. Üstelik annesinin yaşadıklarının en yakın sahidi olduğu için en çok etkilenenlerden biriydi. Keşke abisi yanında olsaydı ancak boşanmış ailelerin bir gerçeğinin de bazen kardeşlerin ayrılması olduğunu alt mesaj olarak verdi bu sahne. Timur oyuncakla da olsa duygularını, 'hiç görmediği birine' karşı özlemini içinde saklamadığı için aslında doğru birşey yaptı. Bütün sahneler çok güzeldi ancak bence en yaratıcı sahne Timur'un sahnesiydi.
En Beğenmediğim Sahne: Ben de Buğra gibi Efe-Ceren-Arda-Timur'un Şule ve Yaman ile oturduğu sahneyi beğenmedim. Aslında sahnedeki gerginlik hissedilmiyor gibi değildi. Efe'nin herkesi kendi haline bırakma duygusunu da ben anlayabiliyorum. Yaman'la uğraşmaktan bir süre önce vazgeçti Efe. Ayrıca katılsak da katılmasak da bir erkek evlat olarak Efe babasının evlenmesini annesinin evlenmesinden daha ılımlı karşılardı. Çoğunluğunun özünde iyi olduğu karakterler olsa da dizi toplumumuzdan çok esintiler taşıyor, bize sıcak gelmesinin sebebi de bu hatta. İşte bu yüzden ben Efe'ye katılmasam da niye buluşmada haddinden fazla sessiz kaldığını anladım diyebilirim. Sahnede hoşuma gitmeyen şey oyuncudan özür dilerek yazıyorum Arda karakterinden fazla bir duygu alamamam. Şule ile olan sahnelerinde sadece Şule inandırıcı geliyor bana. Ceren onu ikna ettiğinde de ne yalan söyleyeyim fazla bir ifade değişikliği alamadım. Arda çok karışık bir karakter, oynaması da kolay değil ancak diğer derinliği olan anti-karakterlerin yanında çok inişli çıkışlı bir karakter performansı görüyoruz. Bu oyuncuktan da senaryodan da kaynaklanıyor diye düşünüyorum.
En Duygulandığım Sahne: En beğendiğim diye yazdığım tüm sahnelerde duygulandım ancak onların dışında Eda'nın kara örtüyü kaldırıp bebek takımını bulduğu sahnede çok duygulandım. Yeğenime bebek eşyaları uğursuzluk getirir bahanesiyle son iki ayda alınmıştı. Uğursuzluğu değil ama nedenini o sahnede çok iyi anladım. Bebeğin sağlığından emin olmadan bu tip eşyaların alınması gerçekten de bebeğin kaybedilmesi durumunda tüm sevenleri özellikle de anneyi perişan ediyor. Eda'nın 'benim beş çocuğum var isyan etmemem lazım' sözleri de her çocuğunun annenin kalbinde farklı bir yere sahip olduğunu gösterdi. Eda'nın Oğuz'un hastanedeki tesellisine mantık olarak katıldığını ancak kalbinde farklı düşünceler olduğunun çelişkisi de çok iyi verildi. O ana kadar iyiymiş gibi gözüken Eda'nın o isyanı ve kendini salıverişi de belki de ilerisi için daha sağlıklı adımlar atmasına neden oldu. İclal Aydın'ın yine çok başarılı olduğu bir sahneydi. Dizinin başından beri oyunculuğundaki gelişimi bu bölümde bir kez daha anladık.
En Çok Güldüğüm Sahne: Eda'nın özellikle Oğuz'u kızdırmak için yapılan afişleri beğenmediği sahneye bayıldım ve de en çok orada güldüm. Eda özellikle sorun çıkardığı için bıyık altından gülerken sonra yine kendini didişmeye kaptırması da bence ayrıca komikti. Oğuz'un başına gelecekleri bilip çekinerek içeri girmesi de tam durum komedisi sahnesine layıktı. Sincap mı fare mi tartışması da diyalogların içindeki en komik repliklerdi bana göre. Duygusal ağırlıklı bir bölümde yine kahkahalarla güldük, ne kadar güzel bir denge yaratılıyor dizi içinde :good:
Sevgili Sevil Ablacığım Yaman'dan umudu kesip kesmediğimi merak etmiş. Daha tam bir karar veremedim aslında ancak önceliğimi değiştirdim :)
Asıl topluma kazanılması gereken karakterin zayıf karakterli Şule olduğuna karar verdim. Güçlü olduğu zamanlar parmakla gösterilecek kadar az da olsa o sahneler hoşuma gidiyor. Yaman'a hayır dediği ve yaptıkları yüzünden neler hissettiğini açıkca dile getirdiği sahnelerde beğeniyorum Şule'yi. Zaten her an kavgaya hazır olan Yaman'a sakince de olsa birşeyler anlatmaya çalışıyor. Bunun yanında kocası öldüğünden beri belli ki başka şeylerle onun yerini doldurmaya çalışmaya alışmış (alkol, para yiyen kocalar veya Şahin). Hayatının kontrolunu eline alırsa özünde iyi bir insan olduğu için kendisi de topluma kazandırılacak ve, ben pek sevmesem de, oğlu da topluma kazandırılacak. Üstelik maddi açıdan da güçlü bir kadın olduğu için kötüye kullanmadığı bu gücü ile belki de yemek işinde daha da başarılı olup yeni iş imkanları açacak.
İşte tam da bu yüzden Şule'nin Yaman'a gerçekleri öğrendiğinde tekmeyi basmasını ve de Yaman'ın da şöyle bir sarsılmasını daha çok istiyorum. Eğer olur da Yaman asıl kaybının para değil de Şule'nin ona adam gibi davranması ve de çok sevmesi olduğunu anlarsa onun rafa kaldırdığımız topluma kazandırılma projesi de yeniden gündeme gelebilir diye düşünüyorum. Aksi takdirde Yaman konusunda benim de oyum olumsuz olacaktır. Hakan Vanlı her iki durumu da elbette çok iyi canlandıracaktır fakat Yaman'ın az da olsa gördüğümüz ikilemlerini yansıtmakta sanki biraz daha başarılı diye düşünüyorum haddim olmayarak biraz da. :icon_whis
Herkese Merhabalar...:img-wink:
Dizi öncesi sizlerle olamadım fakat dizimizin hemen ardından sıcağı sıcağına hissettiklerimi,gözlemlerimi ve yorumlarımı sizlerle paylaşmak için buradayım...Gece boyunca sürecek yolculuğumuz başlıyor....Yaslanın bakalım arkanızı...:img-wink:
:good:DİZİ SONRASI...:good:
Sıcacık,samimi ve ince espriler ile bezeli detayların tümleri oluşturduğu bir İki Aile bölümü izledik...Gözyaşı,hüzün ve çetin ceviz bir sınavın hemen ardından Köşkte ki yaşam sohbetler,sıcacık sofralar ve oyunlarla devam etti...
Umut bebeğin acısı zamana bırakılırken hem Eda'yı hemde Oğuz'u bir bakıma silkeyelen ve düşünmelerini ve birbirlerini daha fazla kırmamalarını sağlayan kişinin Ergin oluşu ise herzaman belirttiğimiz gibi Ergin'in hikayemizde ki tarafsızlığını ve duygularından çok mantığı ile olaylara yaklaştığının göstergesiydi...Zaten Ergin'e biçilen bu rol Eda'nın gözünün tutmadığı müşteriyi Oğuz'a değil Ergin'e söylemesi bu düşüncemizi destekliyor...Muhtemelen ilerleyen bölümlerde Eda'nın uyarısına karşın Ergin şüphe duydukça sahtekar vatandaş açık verecektir...
Yaman'ın adamın nasıl bir ticari anlayışı,daha doğrusu hayat duruşu olduğunu bile bile Oğuz'a yönlendirmesi ise Yaman'ın içinde ki kinin duygularını esir aldığının ve hatalarından ders almak bir yana yenilerini eklediğinin göstergesi...Bu konuya yeniden değineceğim...
Eda ile Oğuz'un evlilik öncesinde aşk nağmelerinin uçuştuğu balıkçı lokantasına gitmesi ve Emre Kınay'ın sesinde birkez daha yüreklere akan "Huysuz ve Tatlı Kadın" şarkısı,bölümün en renkli ve özlenen sahnelerinin başında geliyordu...Aylar önce aynı masada,birbirlerinden ayrı kalma kararlarını uygulamaya çalışan çiftimiz bugün bambaşka bir konu ile yine aynı masadalar...Sahnenin çekimleri ve Hülya Hanım'ın bakış açısı ile bize yansıyan karelerde ayrıca hoşuma gitti...Özellikle güllerin yakın plan estetik çekimi ve müzisyenlerin detay çekimi çok güzeldi...Bu anlamda ilk tebrik sahneye ince dokunuşları ile Hülya Bilban'a gitsin...Söz konusu sahnede tıpkı geçen yıl olduğu gibi yine Eda ile Oğuz'un ufak çaplı didişmeleri neden onların en az aşkı kadar didişmelerinide sevdiğimizi birkez daha gösterdi...
Bu arada Eda ile Oğuz'un "İş Yemek"lerinden hemen önce matbaada ki resmi ilişkileri ve sahnede ki performansların çok hoşuma gittiğini belirtmek isterim...Çok güzel yazılmış ve aynı başarı ile çekilmiş bir sahneydi...Ayrıca "İş"yemeğinin dizimiz tarihinde ki "Ruj krizi"ni hatırlattığınıda söylemek isterim...:img-wink:
Yemekte Oğuz'un matbaa'da ki makinaları çıkartmak için duvarları yıktıklarını Eda'ya da anlatması kısacık bir detaydı ama beni düşündürdü...Şöyle ki hayali karakterlerimizin,hayali "Hatıraları" ve "Geçmişleri" ile bir o kadar gerçek oluyorlar...Buda müthiş bir inandırıcılık sağlıyor dizimize...Gecenin ikinci tebriği senaristlerimize gelsin öyleyse...
Kendi içinde hayali bir dünyası olsa bile bu bölümde çok moda olunan
"Face book" ve "İnternet"in de hikaye içine espri olarak serpiştirilmesi çok hoşuma gitti...Zaten Ergin'in Köşkteki yemek gecesi ve Oğuz'un patlattığı "Soğuk espriler" bölümün en doğal sahnesi oldu...Çok hoşuma gitti...Çünkü yazılan replikler tamamen "Bizim evlerimizden" alınmışçasına sade ve gerçekti...Aynı şekilde Emre Kınay'ın yüksek performansı ve laf arasında Oğuz'un babasını hatırlayıp,Ceren'in tepkilerini kendi çocukluğu ile bağdaştırması da sahnenin ne kadar "Yalın" olduğunun göstergesiydi...Çünkü gerçekten geçmişin izleri "Hiç farkında olmadığımız bir anda" fırlar,çıkar bugüne...O ana...
Az Sonra Devam Edeceğim...
Süper bölümdü.Oğuzla Edanın atışmaları harikaydı:img-hysteFeritte yazık işten kovuldu ama babacığı ona yerleri silme görevini verdi:)Bu arada ben son reklamdan sonrası izleyemedim.Rica etsem biri noldu anlatabilir mi?
Hız kesmeden yola devam !!!:img-wink:
Şimdi gelelim Ferit'in hikayesine...Bu bölüm onun için resmen "Olgunlaşma" bölümüydü...Ferit'in evlilik ile birlikte yavaş yavaş büyümesi,hayatın zorluklarını sırtlaması adına zincire bir halka daha eklendi...
Babasının iş kurma teklifini geri çevirmesi ve buna karşın Tahir ağa'nın sinirlenip,savurduğu hakaretleri normal karşılıyorum...Çünkü Tahir ağa gerçekten iyi kalpli,düşünceli ama "Cahil" bir karakter...Gelenekler,kendi gördükleri,kısacası kendi gibi bir "Oğlu" olmasını istiyor...Hesaba katmadığı tek şey Ferit'in ayrı bir şahsiyet olduğu ve kişilik dahil bir çok şeyin babadan oğula geçmesinin padişahlık döneminde kalması...
Tahir ağa'nın geçmişine dönük,nereden nereye geldiğine ilişkin bir hikaye verilmedi bize...Tahir ağa bugünlerine babasının parasını devir alıp mı gelmiş,sıfırdan mı başlamış bilinmez...Ama Ferit'in bu teklifleri reddetmesi başta dediğim gibi onun yavaş yavaş büyüdüğü ve hayata bir uçtan başladığına işaretti...
Hayata başlamak için Oğuz'un yanı ne kadar doğru bir nokta bilinmez ama eğlenceli sahneleri getireceğinden şüphem yok...Bu arada Ferit'in babası gittikten sonra ağacın altına oturması ve burada uygulanan çekim yine çok hoşuma gitti...Hülya hanım'ın kulaklarını bu gece çok çınlatacağız belli oldu...Ağaçların gölgesini yansıttığı sokağı güzel yorumlamış yönetmenimiz...
Eleştiri yok mu...Maalesef var...Köşk geçişleri eski bölümlerden alınmıştı yine...Üstelik beni çok rahatsız eden Eda'nın alt kat yeşil perdeleri,her geçişte dikkatimi çekti...Köşkün dekarasyonu,perdeler dahil değişti fakat geçişlerde hala eski pencereleri,eski çekimleri görmek,herkesin farketmemesine karşın rahatsız edici bir boşluktur...Umut ediyorum gelecek haftadan sonra bol bol Köşk'ün dış plan çekimleri alınır ve sıfır kilometre "Gündüz-Akşam" çekimleri ile bize söyleyecek tek söz "Övgü" kalır...
Hikayemize dönecek olursam,Eda ile Oğuz'un yemekten döndüğü gece
"Köşk ahalisine atılan bakış" bölümün en beğendiğim sahnesi oldu...Eda'nın kızların üstlerini örtmesi,Timur'u öperken uzaktaki oğlunu unutmayıp bir öpücükte büyük kuzusunun resmine kondurması...
:icon_shadTıpkı hayat gibi...Aynı çatı altında ki ikinci hayat...:icon_shad
Ferit'in hesap yaparken uyuyakalması ve Damla'nın ona sarılması,aynı anda Eda'nın da uyuya kalmış Oğuz'a sarılması dediğim gibi Köşke atılan sıcacık bir bakıştı ve benim çok sevdiğim bir anlatım tarzıdır...Hep dediğim gibi bunu pencerelerden yapılan çekimlerlede çok severim,böyle iç mekan detaylı çekimlerde de çok hoşuma gitti...İnsan daha bir irdeliyor,düşünüyor ve soluk aldırıyor hikayemize...Her hafta bölümün ana fikrine uygun böyle müzik eşliğinde sahnelerimiz olsa çok memnun olurum...Konuşmadan da birşeyler anlatabilmek çok önemli...
Helal olsun...:good:
nar cicegi 19-11-07, 21:54 Dizimiz bitti bende her zamanki gibi foruma koştum.Ama kimse yok.Neyse gelirler biraz sonra herhalde.Sınav haftasıda olunca normal fazla kalabalık olmaması.
Sanki bugün dizi erken bitti yada bana öyle geldi.Sıkılmadan bir solukta izleyebileceğim tek dizi.
Şöyle baştan başlayacak olursak Eda ve Oğuz'un kavgasının pek ciddi olmayacağını söylemiştim.Ama ilk adımı da Eda'dan beklemiyordum.Eda'nın Oğuz'u anlayıp bu işi uzatmaması çok hoşuma gitti.Ne söylemiş olursa olsun sonuçta oda çok üzüldü.Oğuz'un söylediği şarkı eşliğinde yemekleri özlemişim.Benim sandığım kadar eski anımsanmadı.Ama diğer bölümlerde sık sık anımsanacaktır.
Ferit işten kavuldu.Ama Eda her zamanki gibi ona kol kanat gerdi.Ferit'i unutup Oğuz'la konuşmaya dalıp konuşacağı konuyu unutması falan çok güzeldi.Sonra birden saf değiştirip Ferit'in yanına geçti ona işe bile soktu.Oğuz'la Ferit sahnelerinde çok güldüm.Eda gerçekten Ferit'e ablalık yapıyor.Bence Ferit'i de toparlayan Eda'dır.Kimsenin ona yardım etmediği zamanda Eda ona destek oldu.
Yaman ve Şule'ye gelirsek Yaman tabiri caizse tek ayak üstünde kırk yalan söyledi.Birde bunlara inana Şule var tabi.Ben aslında bir insan bu kadar zayıf nasıl olabilir anlamıyormum.Demek yaşadıkları insanları bu kadar zayıflata biliyor.Ama ben her zaman yaşadıklarından ders alan hayata daha sıkı asılmış,kendine güvenen insan tipini tercih ederim.Şule tıpkı bir genç gibi başında kavak yelleri esiyor.Yaşadıklarından sonra toparlanamıyor buda hata yapmasına neden oluyor.Yaman'a dönecek olursak galiba ömrü boyunca Oğuz'la uğraşacak.İki arada bir derede gene yaptı yapacağını.Matbaaya sahtekar müşteri buldu.
Ceren ve Arda ilişkisi arkadaşlık olarak giderken birden hız kazandı.Ama Oğuz'un onu köşkün önünde değilde düğün de görmesi çok daha iyi oldu.Eda Ceren'i öz kızı gibi sahiplenmesi onun için endişelenmesi çok hoşuma gitti.Bu sefer Eda Ceren'in durumunu Oğuz'dan saklamadı çok da iyi yaptı bence.
Ergin Oğuz için gerçekten bir dost her zaman yanında hep yardımına koşuyor.Oğuz'a binevi aynalık yapıyor.Ergin demişken köşkte yenen yemek çok samimiydi.Bu arada Ergin için bir bayan arkadaş geliyor gibi.Yemekte bahsettiği ilkokul arkadaşlarından bir şey çıkacak gibi geliyor.Zaten senaristlerimiz bir olaydan önce ayrıntıları tek tek işliyorlar.
Bu günlük bu kadar olsun yarın devam ederim.Özette gelir zaten.Gene senaristlerimiz diziyi çok can alıcı bir şekilde bitirdi.Bu sahnenin devamında neler olabilir gerçekten çok merak ediyorum.Bekliyip görcez.Haftaya...
Sayfalarımız bu gece pek sakin...Başta ne dedik "Gece Boyu" yolculuğa çıktık,öyleyse haydi devam...!!!!:img-wink:
Nostaljik,Ahşap kokan dizimizde kahvaltı sofraları,akşam yemekleri büyük yer tutuyor...Geçtiğimiz sezon sıkça satırlara döktüğüm gibi bu sofralar binevi dizimizde hikayenin özeti işlevini görüyor...Şöyle ki son birkaç bölümü kaçırmış bir izleyici,o gece bölümü izliyor...Hikaye ne durumda,kim ne oldu,olaylara nasıl gelişti bilmiyor...
Hah İşte tam bu anda;:good:
Bir Kahvaltı sofrası veya Akşam yemeği sahnesi imdata yetişiyıror ve olup biteni,yaşanmış ve yaşanacağı karakterlerin kendilerine has yorum ve bakış açıları ile özetleniyor,ortaya paylaşan,konuşan ve birbirleri ile sürekli iletişim içinde olan sıcacık bir aile sofrası çıkıyor...Bu sahneler gün geçtikçe bana büyük bir keyif vermeye devam ediyor...Evet üzerinde konuşulmuyor,enlere girmiyor ama gecenin başında söylediğim gibi tümleri oluşturan detaylarda bu sahneler oluyor...:img-wink:
Bu bölümde de sofra başı sahnelerinden büyük keyif aldım ve bize Ferit'in Oğuz ile ilk iş gününü ve Ergin'in çocukluk arkadaşlarını bulma hikayesi kaldı...Bende Burçin'e katılıyorum...Ergin'e bir hanım arkadaş bu eski çocukluk anılarından fırlayabilir...Kesinlikle köşkümüzede sıçrayan bir samimiyetin ayak sesleri...Bu eski arkadaşın Köşke girmesi,Eda ile Oğuz'un ilginç ilişkilerini ve geçmiş hikayelerini dinlemesi,hayretler etmesi ve Eda ile kuracağı arkadaşlık adına çok hoş sahneler getirir...Hikayeye taze kan olur resmen samimi bir çocukluk arkadaşı...Umarım bu bir sinyaldir senaristlerimizden bizlere kadar ulaşan...:good:
Arkadaşlarım kahvaltı sofraları,yemekler dedim aklıma geldi...Bizim bir dönem Servis önü sohbetlerimiz vardı hatırlarsanız...Çocuklar okula gitmeden servis beklerken Eda ile Oğuz'da onları yola kadar yolcular,sıcacık diyaloglar çıkardı...Böyle sahneleri o kadar çok özledim ki...Tıpkı "sofralar" gibi bir simgesiydi dizinin...Buradan yine bir seslenelim senaristlerimize,yönetmenimize...Ola ki sesimiz duyulursa,bazı sofra sohbetlerini Acıbadem'in kaldırımlarına taşısanız öyle memnun oluruz ki...Zaten o yeşillik ve atmosfer ekrana müthiş yansıyor...Hikaye olarak ta Eda ile Oğuz'un anne-baba rollerini ve düşkünlüklerini müthiş yansıtıyordu...
Arkadaşlarım şimdi de Yaman ve Şule'nin düğün hazırlıklarını ve bu düğünün çevrelerine yaydıkları dalgalardan bahsedelim...:img-wink:
Doğruyu söylemek gerekirse "Yaman iyi bir Yalancı"...Yalan söylerken olayları leyhine göre kıvırması,attığı blöfler ve vardığı sonuca bakacak olursak ya Yaman çok başarılı yalan söylüyor,yada Şule gerçekten çok saf...Sen ne diyorsun Buğra derseniz,Her ikiside var derim...
Şule'nin birine güvenme isteği gözünü kör edecek,mantığını duygularının arkasına atacak kadar fazla...Birde ne olursa olsun arada tek tarafından emin olduğum bir "Aşk" var...Aşık insan iki kat daha duygu yüklediği için bünyesine,fazla duygu çarpmasında sersemleşir...Şule'nin durumunuda böyle özetliyorum...Duygu çarpmış hanımefendiye...:img-yes:
İnsani bir duygu...Ama arkadaşlar Yaman'ı tam olarak kestiremiyorum...Şule'nin yalnızca maddi gücü değil,yanında kendide farketmese bile mutluluğundan etkileniyor...Gerçi kendisine iki tane çocuk vermiş Eda'ya karşı nankör olduktan sonra Şule'de daha farklı neler bulabilir bilemiyorum ama şuan ikilinin ilişkileri dolu dizgin devam ediyor...Şarompole yuvarlanması yakındır...
İnsan hayatta büyük konuşmamalı...Şöyle geçmişe bakacak olursak Ceren'in dolaylıda olsa Yaman'ın düğünü için bunca hazırlık yapacağı,oyun kuracağı aklınıza gelirmiydi...Hayat işte o şekil kabul etmessen ben eğilir bükülür bir şekilde sana sirayet ederim der ve farklı şekillerde bir anlam oluşturur,sen bile farketmessin...Sonuçta o duygu çarpılmasına Ceren'de kapılmış,oksijen çarpması gibi sersemleştirmiş ve mayıştırmış...Birde "İlk"leri yaşadığı için etkileri çok daha büyük ve güçlü oluyor...İlk öpüşmesi,ilk yakınlaşması ve ilk heyecanları ile ceren'in psikolojisi doğru işleniyor,izlediği yol yanlış olsa bile Ceren'i bir noktada anlayabiliyorum...
Arda olan ilişkisi ne kadar olur,nekadar olmaz düşünmek gerek,oradan buradan her cepheden bakmak gerek...Doğrudur veya yanlıştır fakat emin olduğum Ceren aşkı Arda'yı değiştirmeye başladı...Olumlu bir adım...Hayatının seyri değişti,hiç ummadığı bir anda...İlginç ve sonunu çok merak ettiğim bir çatışma izliyoruz arkadaşlar...
Konumuzdan sapmayalım,Şule ile Yaman düğünü öncesi Eda'nın Timur'a verdiği öğütler çok olgunca ve medeniceydi...Öyle Efe ve Timur orada onları yetiştiren annelerini temsil ediyor ve yüz akı olmak zorundalar...Yaman'ın Eda'nın düğünü öncesi oğullarına söyledikleri ile tam tersi durumda Eda'nın yaklaşımı iki birbirinden çok uzak ve tezat birer tablo...Yorum yapmama gerek var mı...Görünen köy ne zaman kılavuz istemişki şimdi istesin...:good:
Az sonra düğün öncesi oyun içinde ki oyun ile sizlerleyim...:img-wink:
Bu gece "Tek Kişilik Sahne"ye çıkmış oldum ama ne yapalım her türlü ne olursa olsun perde açılmalı,izleyici olmasa bile...
Önceki yorumumun sonunda belirttiğim gibi "Oyun içinde Oyun" olarak değerlendirdiğim bir köşe kapmaca yaşadık...Daha önce değerlendirmek istediğim bir diğer sahne ise "Düğün Klasikleri"miz...
Çok Seviyorum,böyle detayları ve yeri geldiğinde hatırlanacak mı diye beklerken geçen bir yıla inat unutulmadığını görmek bana mutluluk veriyor...
Evet Düğün klasiklerimizi hatırlayalım...Öyle çok farklı şeyler değil...Biraz sizden,biraz bizden,ortaya bir karışıktan başka birşey değil...
Timur'un taranmış,yan yatırılmış saçları,Merve'nin düğün makyajı ne ise Efe'nin kendine has stili olan spor ayakkabı ısrarıda aynı şey...Artık kulağımıza tanıdık replikler..."Oğlum takım elbisenin altına spor ayakkabı giyilir mi"...
Her düğünde Eda'nın bu yakınmaları,artık olmadığı zaman oluşacak bir yadırgamaya düşürür biz izleyicileri...Ama Eda ısrarla söylemeye devam eder...Ederde eder...Bu klasik olur,yıllar böyle akıp gider...
Şimdi dizimizin son bölümünü hayal ettim...Koca bir adam Efe'yi canlandırıyor...Yıllar geçmiş,kuzuları büyüdükçe anne Eda'da yaşlanmış ve bir düğün günü Efe yine spor ayakkabı giyiyor,Eda yaşlı yaşlı Oğlum takım elbisenin altına spor ayakkabı giyilirmi diye ortalığı çınlatıyor...:img-wink:
Aynı şekilde "Düğün Makyajı" yapan kızılcık şerbetimiz de abartılı bir makyaj ile Oğuz'u sinirlendiriyor...
* Bizlerde ekran başında hey gidi günler hey deriz artık...:img-yes:
Neyse ben çok ileriye daldım,ama bahane ile de söylemiş oldum,dizimizin son bölümünü böyle yıllar sonra "Değişenlerin" yanında inatla "Değişmeyenlerin" çatışması ile izlemek en büyük hayalim...Eminim senaristlerimizinde böyle özel bir hikaye için özel hayalleri vardır...Kendi karakterleri,evlatları,akrabaları gibi artık her biri...
Bu duyguları her dizide hissetmek kolay değildir o yüzden kalbimden geçirdikleri dökmek istedim satırlarıma...:good:
Günümüze dönelim bakalım...(Çemberimde Gül Oya dizisine döndük)...:img-wink:
Ve Ceren'in gerçekten kusursuz görünen planına karşın Eda'nın daha kusursuz planı...Daha kusursuz olması "Kartları açık oynamasından ileri geliyor"...Korkacağı çekineceği birşey olmadığı için başarı payı Ceren'i katlıyor...Ayrıca geçen bölüm iç ses ile Eda'nın izleyeceği rolü anladık...
"Ben niye korkuyorum,O benden korksun" anlamına gelen iç ses ile ilk sinyalleri aldık...Eda kartlarını sonuna kadar açtı...:img-wink:
Bölümün temposu yüksek final sahneleri kurgu olarak hoşuma gitti...Makina dişlisi gibi tıkır tıkır,Eda'nın oyunu bozmak için beklenmeyen hamleleri izleyici beklentisini karşılarak resmen kavradı götürdü hikaye içine...Dizimizde komedi eksik olurmu...Bizim muhteşem ikilimiz Eda ile Oğuz'un doğum günü sahnelerinde ki performansları ve ikili konuşmalarıda çok başarılıydı...Üstüne "Hakem" espriside gelince Eski Türk Filmlerine selam eden komedi sahneleri izledik...Yanlış anlamalarda ve bunu hissettirmede Emre Kınay çok başarılıydı...Bölümün ikinci başarılı yalancısı ise Ceren...Soğuk kanlılık ile inandırıcı hamlelerde Ceren çok başarılı...
Ama dediğim gibi "Dürüstlük" ile "Oyun"..."Doğru" ile "Yanlış" çatışmasında her zaman dürüst insan,doğru insandır ve işleri doğru gider diyerek Eda'nın oyunda ki haklı galibiyetini kutluyorum...
Sanırım Oğuz'a üstü kapalı veya tüm çıplaklığı ile olan biteni anlattı...Onu da özetten anlayacağız...Eda ile Oğuz'un orada olmaları bölüm resimlerini gördüğüm için tam bir sürpriz olmadı ama yine asıl sürprizi olan bitenden haberdar olmayan "Standart televizyon izleyicimiz" yaşadılar...
Bu bölümü biraz daha durgun geçirmemize rağmen çok şeyin oturduğu ve de düğünde veya düğünden sonra yaşanacağı bence kesin olan olaylar öncesi ara verdiren bir bölümdü.
Öncelikle köşkteki evli çiftlerimiz artık yeni evli olmadıklarını çok iyi anladılar. Eda ve Oğuz her zaman birbirlerini anlamayadıkları ve de aslında konuşmaları gerek olaylar da olabileceğini anladılar. Evliliğin sürdürülmesi için bazen alttan almak da gerektiğini, duygularını açıkça ifade etmenin en doğrusu olduğunu bölümün yıldızı Ergin sayesinde de anladılar. Gerçi Oğuz ve Eda'nın çocuk konusunu oturup hala adamakıllı konuşmaları gerekiyor ancak sanırım bu daha sakin bir ortamda geçer. Çok da sorun çıkarmaz. Oğuz ve Eda'nın meyhane sahnesi çok hoştu. Uzun zamandır Oğuz'un bu şarkıyı söylemesini bekliyordum Eda'ya ancak bu seferki duruma sanki daha bir oturdu. Ferit'in geçmişteki Oğuz'un meyhane konserlerine selam çakan hatırlatmasını da sevdim çok. Onların ilişkisi hakkında daha çok yazacağım :)
Daha genç olan çiftimiz ise hayatın gerçekleri ile yüzleşmeye devam ediyorlar. Ailelerinden habersiz evlenmek işin belki de en kolay olan kısmı idi. Şimdiyse geçim derdi gibi büyük bir gerçekle yüzleşiyorlar. Ferit iyi niyetli olan oyunun sonucunu yine hiç düşünmediği için işinden kovuldu. Oğuz'un prestijini sarstı ve de belki de maddi zarara sokacaktı. Oğuz da dersini iyice alsın diye senet işini çıkardı yoksa gerektiğinde zaten müdahale edecekti bence. Eda'nın Oğuz'a ve de Ferit'e ders olsun diye bulduğu yol da sanırım önümüzdeki haftalarda daha da komik sahnelere yol açacak :) Yine de Tahir Ağa en sonunda Ferit'i orta kademeden bir işte çalıştıracak diye düşünüyorum. İki hafta komik sahneler izleriz ama ;) Bölümün güzel sahnelerinden birisi de Damla'nın kocasına destek olmak için çabalamasıydı.
Oğuz ve Ergin de yeni bir iş kurmanın zorluklarıyla boğuştular. Yeni müşteriler bulmanın o kadar kolay olmadığı gerçeğiyle yüz yüze geldiler. Yaman'ın gönderdiği kişi büyük bir ihtimalle sahtekar bunu biliyoruz. Şimdi iş bu sahtekarlığı farkedip farkedilmeyeceğine bakıyor. Bu arada Oğuz Yaman'ın oyunuyla olsa da iş teklifi geldikten sonra formuna kavuştu resmen. Ergin'e takıldı durdu, Ceren'i kendi çocukluğuna benzetti, onu eskisi gibi uğraştırdı. Eski Oğuz maalesef büyük bir ihtimalle oyuna geldiğini bilmeden eski Oğuz oluverdi. Karısı ile ilişkisi zaten düzelmişti fakat bu haberden sonra neşesi iyice yerine geldi.
Şule'yi Yaman dışında ayakta tutabilecek ve de Yaman'a direnç göstertebilecek tek kişinin Arda olduğunu bu bölüm iyice anladık. Ceren'in saptaması aslında çok doğru, Yaman Arda'nın varlığından ciddi anlamda rahatsız oluyor. Amacı ipleri tamamen ele geçirmek, oysa Arda bunun için her zaman tehdit. Şule'nin Yaman konusunda gözlerine inmiş gözüken perdenin ise en ufak bir falsoda kalkacağını düşünüyorum. Bunu Refik daha önce de dile getirmişti, bu bölümde de yine uyardı Yaman'ı. Yaman çok emin konuşuyor ama yavaş yavaş yine Refik'in deyimiyle ava giderken avlanıyor. Yalanların ortaya çıkması çok yakın bence.
Yaman'ın gözlerinde yalan söylerken takındığı sahte tavır bazen Şule'ye hayranlığını dile getirirken farklı bir boyuta geçiyor diye hissediyorum, samimi olduğu dakikalar da yok değil. Yamanın bu kadar dalavare sonucunda kaybı bence sadece Şule'nin parasıyla sınırlı kalmayacak. Bir sevgili olarak da Şule'yi kaybetmek ikinci bir darbe olacak Yaman için. Bu arada o adamı Oğuz'a göndermesi de nefreti biraz törpülenmiş olsa da, kendisi direkt uğraşmasa da, kendince rakibini aşağıya çekme zihniyetinin bir örneğiydi. Bu kadar kurnazlığı ve zekayı dürüst bir iş kurmaya harcasa aslında başarılı da olurdu bence Yaman :icon_whis
Bu bölümde yalanları ortaya çıkan birisi oldu, bence gelecek bölümlerde Yaman'ın da başına geleceklerle ilgili bir işaretti bu. Ceren yalan söyledikçe battı (ailesine de Arda'ya da) ve de gittikçe daha trajikomik bir duruma düştü. Eda Ceren'e defalarca kez gerçeği söylemesi için fırsat tanıdı aslında. Ceren ise ısrarla yalanlarına devam etti. Biraz komikçe de bir öyküyle Ceren'in tüm foyası meydana çıktı. Eda doğum günü partisinde bile gerçeği söylemesi için şans tanıdı ama maalesef orada da yalan söylenince tüm kredisini tüketti Ceren. Bence Oğuz'a da partiden çıktıktan sonra gerçeği söyledi Eda. Buğra da yazmış niyeti birisi iyi birisi kötü de olsa Yaman ve Ceren aynı amaç için biraraya geldiler. Daha önce babası olduğu halde Efe'nin babası ile yakınlığına tepki gösteren Ceren'in bu durumda olması da ayrı bir ironiydi.
ya ben bölüm çok beğendim hatta çok kısa geldi ama bölümle ilgili beğenilerimi dile getirmekten çok şunu söyliyim bu dizi beni hüzünlendiriyo ya yani çok farklı bir duyguya sürüklüyo gerçekten belkide çok uzun zamandır daha doğrusu süper baba,baba evi ve ikinci bahardan sonra yapılan benim için en yürke ısıtan en içten dizi sanırım o komedi sahneleri bile beni duygusallaştırıyo valla çok sevgi yüklü bir dizi olduğundan sanırım ekranlarda artık kin ve nefret dolu insanların çatışmalarını görmeye o kadar alıştık ki iki aile bu doğallığıyla herbirimize kendi hayatımızdan bir kesit hatırlatıyo sanırım neyse çok duygulandım gerçekten dizi bitince kesinlikle oturup hüngür hüngür ağlarım ben bu sezon bitmez inş bi bilginiz varmı bu konuda
Bende bu diziyi artik izler oldum. Gercekten cok sicak ve samimi bir dizi.
Hele Eda , Oguz ve Ferit`i harika buluyorum.
Favorim tabiki Eda. Bu arada Iclal`i hem cok basarili hemde cok sevecen buluyorum. Böyle devam etmesini diliyorum.
Ceren iyi bir cezayi haketti. Cünkü ona karsi gösterilen iyi niyet acayip istismar etti.
Selamlar
Merhaba arkadaşlar...Uzun zamandır elimde olmayan bazı nedenlerden dolayı başlığı ihmal etmek durumunda kaldım ne yazık ki...Umarım artık olmaz böyle birşey...Neyse konuyu daha fazla dağıtmıyım...
İki Aile 64.Bölüm Yorumu...
Bölümün başında biraz gerildim açıkcası, oğuz'un eda'ya altından kalkmayacağı bir laf ediceği korkusu sardı bir anda beni ama öyle olmadı çok şükür...Bu konuyu adam akıılı konuşmaları lazım kesinlikle, eda doğal olarak oğuz'dan daha farklı düşünüyo bu konuda dün ergin'e söylediği gibi çocuğu düşüren oydu, bu konuda biraz daha hassas olması çok doğal (geçmişte bunun birebir örneği görmüş biriyim) tabii oğuz kolay kolay vazgeçmicektir bu isteğinden, yemekte sustum tamam daha sonra konuşuruz demesinden belli...
Ferit babacığına yardım etmek isterken yardım edilmesi gereken bir duruma düştü yazık ki...Tahir ağa'nın tepkisi beklediğim gibi oldu, koskoca tahir pamukçuoğlu'nun birici oğlu o ne işi var pidecilikte :P Ferit için bundan sonrası çok daha zor olucak sanırım...Eda'nın senet işini öğrendikten sonraki tepkiside çok güzeldi, tabii orda bir anda konuşmak istediği asıl konuyu unutup oğuz'a övgüler sıralaması ayrı bir alemdi, oğuz yaman lafını duyunca yüzü değişti birden eda konuyu ancak böyle toparladı...Oğuz'un ferit'e fırça attığı (!) sahne benim çok hoşuma gitmedi açıkcası, onların
didişmeleri daha hoş geliyo bana...
Yaman ve şule ikilisi gelince...Herşey yaman'ın istediği gibi gidiyo şimdilik görünen o, şule için yaman belkide tutunabileceği bir dal ama işte ne yazık ki o dal'ın ardında neler gizli olduğunun farkında değil...Arda'nın varlığından tedirgin oluşu ne yalan söyliyim çok hoşuma gitti, arda annesinin yanında olursa işler yaman içinde zorlaşır (ki umarım öyle olur)...
Ceren'e gelince onun içinde bundan sonrası hiç kolay olmucaktır sanırım, oğuz'un bakışlarından belli, arda'yı en azından eda'ya söyleseydi dürüstçe belki bunlar olmazdı ama başında esen kavak yelleri bunu düşünmesine engel oldu sanırım...
Benden bugünlük bu kadar...Umarım bir daha böyle uzun bir ara vermek zorunda kalmam...
Herkese İyi Günler...bye
minemtoprak 20-11-07, 11:02 Yine çok çok çok güzel bir bölümdü.Yorum yapan arkadaşların emeğine klavyesine sağlık :)
Eda ve Oğzu yine inanılmaz tatlıydılar.O tartışmaları yokmu özelliklede Oğuzun Edanın çaçalığından korkması :) ama hayran kaldığım sahnelerden biride Eda Feriti savunmak için matbbaya baskın yapıp sonrada Oğuza delici bakışlar konusunda yavşamasıydı:happy0064 burda ölüdüm gülmekten süperdi yaaa.
Sonra herkesin bahsettiği gibi balıkçı da söylenen şarkı :good: bence Emre Kınay kesinlikle bir sanat müziği albümü yapmalı adamdaki ses süper.
Ceren ve Arda da çok tatlıydı ben artık onların ilişkisini destekliyorum Arda özünde kötü bir çocuk değil çok şeker biri bakın son birkaç bölümdür ne kadar tatlı.Efede bu sezon favorilerim arasında daha öncede bahsettiğim gibi olgunlaştı.
Şule ve Yaman ikilisine gelince ne diyeyim birbirlerini yerlerde umarım ete para vermezler.Pis yaman bu kadar kargaşanın arasında halen daha oğuzla uğraşıyor.Bende diyorumki Eda ya halen daha duygusal bir şeyler hissediyor.
Sabutayyy nerdesin yahu? Bu adam iyice kayboldu.Ferit yine her zamanki gibi süperdi özelliklede Tahir ağanın pidecimi oldun dediğinde yok baba pizzacı deyip İtalyanca bişiler gevelemesi çok hoştu.
İşin özü yine iki ailemiz aile sıcaklığında bize keyifli bir akşam sundu emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler.İyiki varsın İKİ AİLE :happy0064
Herkese Merhabalar
Evet kısa süren bir ayrılıktan sonra buradayım. yine 63 bölüm hakkında knuşmadan 64. bölümün son 20 dakikası hakkında yorum yazabileceğim maalesef:icon_sorr Neden mi? E biliyorsunuz spora başladım ve okuldan kaytaran öğrenciler gibi davranmıyorum da ondan:P dün eve dönmem ve diziye bakabilmem ancak o dakikalara rast geldi. Şansımada sanki çok seviyorum Yman-Şule-Ardalı sahnelerin bol olduğu yerlerdi ama ne yapalım seyrettim:img-yes:
Öncelikle Ceren'in yalan konusundaki uzmanlığı neydi öyle. Doğum gününde Eda-Oğuz anlamasına rağmen hemen başka hikaye buldu, internetten tanıdığım arkadaşım diye:img-yes: O bunları söylerken kendim ve internetten tanıdığım arkadaşlarım aklıma geldi tebessüm bile ettim bu sahnede:img-cool2 Hoş benim forumdan tanıdığım arkadaşlarımın adlarınıda, nerede okuduklarını, işlerini filan çok iyi biliyorum ama bir şekilde internet arkadaşlıklarına filan bir taş atma durum vardı gibi:img-wink:
Bölüm hakkında genel yorumumu ilk sahneleri seyredip yazabileceğim ama şu düğün olsada şu sevimsiz çifti bu kadar sık görmek zorunda kalmasam:icon_sorr
Görüşmek üzere
Sevgiler
minemtoprak 20-11-07, 13:04 Yaşasınnn özette gelmiş :happy0064saol arkadaşım klavyene sağlık.Şimdiden heyecanlandım yine haftayı iple değil urganla çekiyorum.Bence Eda cafeyi satma kararı alacak.Ve Oğuzla bu yüzden karşı karşıya gelecekler.
Herkese Merhabalar...:img-wink:
Evden çıkmadan önce reyting oranlarımızı gördüm ve birkaç satır yorum getirmek istedim...
:icon_shad:kahve:icon_shadGÜN ORTASI AJANSI...:icon_shad:kahve:icon_shad
AB Grubunda Dördüncü,Toplam izleyici de onikinci olmuşuz…Sıralamayı pas geçip oranlar üzerinden konuşacak olursak ortada bir sorun yok…Klasik İki Aile oranları…AB grubu 7 çıtasında,toplam izleyici ise oldukça düşük…Peki yapılması gereken ne derseniz…Size vereceğim cevap basit…Etkileyici ve izleyici çekecek derecede güzel bölümlerimiz var…Fakat vitrinimiz çok sönük olduğu için içeriye yeni izleyici çekemiyoruz…Bilen biliyor İki Aile’yi,vitrinin ardında neler olabileceğini bizler artık çok iyi bildiğimiz için gözü kapalı giriyoruz…Ama unutulmaması gereken nokta televizyon piyasası,özellikle pazartesi gecesi çok ısındı…Tüm projeler kaliteli ve izleyici çekme potansiyeli olan yapımlar…Rakiplerimizi karalamak niyetinde değilim,aksine övgülerimi dile getirmek istiyorum…Televizyonda kalite çıtasını zirveye taşıyan yüz akı yapımlarımız ve onlara harcanan emek ortada…
Yeni rakibimiz “Kara Yılan” dizisinin çekim öncesi hazırlıklarını basından eminim takip etmişsinizdir…Diyeceğim şu ki kalitenin yüksek olduğu bir arena’da bizde vitrinimizi güçlendirmemiz gerekiyor…Bizim dizimizde gerek hikaye,gerekse teknik bakımdan rakiplerimize ezilmeyecek kadar güçlü…
Ama eksiği bilmek,bunu kabullenmekte çok önemli…:good:
Bizim eksiğimiz dizi öncesi fragmanlarımız arkadaşlar…Geçen hafta içi gönderdiğim sinyalde olduğu gibi dizi öncesi fragmanlara “Anlatım” şart…Her hafta Dış ses için yazılan metinler,bazen şiirler ile ana konumuz aşk olmasa dahi “Hikaye akışına” uygun metinler ile müzikler ile ilgi arttırılabilir…Ben reytinglerimizin katlanacağına eminim böyle bir özenin ardından…İzleyici ilgisini celbetmek adına hem samimi hemde doğru bir yol olduğu görüşündeyim…
Ortada kötü bir durum yok,ama neden daha iyi olmasın…:img-yes:
Benden şimdilik bu kadar...
Yeniden Görüşünceye kadar kendinize İyi Bakın...:img-wink:
İşin açıkçası televizyonlar tam raiting savaşları içersinde. Dizi tutuyor diye fragmanı, özeti önemsiz diye önemsemezlerse önceki raitinglerine hiç güvenmesinler vallahi. Dün başlayan bir dizi ardı atv de televizton paso her daim reklamını verdi sonuç 1. ve 4. sırayı almış. Ne demek istediğimi anladınız İki Aile iyi raiting alıyor diye bu kadar güvenmesin lütfen fragmanı erken versinler yoksa izleyici sayısı azalacaktır maalesef çünkü izleyici bu kadar çok dizi bolluğunda ay ben bunu çok seviyorum sonuna kadar varım demeyi biraz bıraktı derken (bunlar şahsi görüşlerim) hele resim konusuna hiç girmiyeyim donuk dediğim BBG bile her bölüm 6-7 tane değişik resimleri koyuyor. Star TV'yi aslında çok sevdiğim BBO dizisini (bizim dizimizin kardeşi gibiydi) yayından kaldırdığından itibaren boykot ediyorum dizimiz dışında hiçbir dizisini seyretmiyorum zaten iyi raiting alan dizileride pek yok. Sevgili Dünürüm hariç ama onun için yaptıkları reklamları sizlerde gayet iyi biliyorsunuz:img-yes:
Evet evlensinler kurtulayım dedim aradan 1 saat geçtikten sonra yeni bölüm özetinde evlendiklerini görünce keşke başka şey dileseymişim dedim:P
Ceren aslında kendisine yapılanları sonuna kadar hak ediyor her ne kadar 18 yaş ateşini yaşasa bile ailemizde yalanın dolanın nelere mal olduğunu yaşadı ve babasına söz vermişti hiçbir şeyi saklamayacağım diye konu Arda bile olsa bunu saklamayacaktı çünkü Eda gibi harika bir ablaları var artık hayatlarında aradaki yaş sorununu filan görecek durumda değil şu an ama Eda'yla konuşmalarında filan ortak bir yol bence muhakkak bulurlardı:img-yes:
Tekrar görüşeceğizbye
nar cicegi 20-11-07, 14:27 Reytingleri gördüm birkaç birşey yazmadan geçmiyim dedim.Evet aslında bu konuyu arkadaşlarımgayet iyi açıklamış.Çokta haklılar.Pazartesi günü gerçekten kızıştı.Ama bu günde bile İki Aile çok güzel gidiyordu.Bu haftaya kadar.Aslında benim reytinglere bu kadar takılmam dizimizin daha iyisini hak etmesi.Ve star tv'nin yaptığı haksızlık.Dizi izleniyor reytinlerde iyi diye reklamı ihmal ediyorlar.Ben inananamıyorum gerçekten diğer dizilere yaptığının üçte birini bile yapmıyor İki Aile ye.Ben diğer dizilerin reklamını izlemekten sıkıldım.Bıktırasıya kadar reklamını veriyorlar diğer dizilerin.Kaç gün önceden reklamını veriyorlar.Hemde ilgi çekici bir biçimde.Hangi diziden bahsettiğimi anlamışsınızdır.Ben geçen hafta kanalın sitesine yazdım ama yayımlamadılar.Bazı kanallar ana haber bülteninde bile dizilerden bahsediyorlar.Başrol oyuncularını konuk ediyorlar.Star tv de böyle birşey yapsa fena olmaz gördüğüm kadarıyla haber bülteninin reytingleride iyi.Aklıma gelmişken söyliyeyim dizi 30.bölümlerinde bile diziden haberdar olmayan insanlar vardı.Diğer kanallar dizinin başladığını ilan etmek için bilbordlara reklam vermediği kaldı.Biz hala ilk önce 30sn lik bir fragman 2 kala da yeni bir fragmanla idare ediyoruz.2.fragman iyi hoş ama genelde euro starda veriliyor.Reklamda yenilik şart.
Bilbordlara reklam vermediği kaldı demiştim ama şimdi geldi aklıma show tv bunuda yaptı.
Selammmlarrr:)
Ayhh ki gündür giremiyorum yaaa ohh yarın sınav yokk ben de dedim bi uğrıyım dünkü muhteşem bölümü çok uzun olmasa da bi yorumlayayım yani dimi??...Neden uzun diil?...Çünkü efendim tamam yarın sınavım yok ama çok sevgili hocalarımız 300 sayfadan aşağı bişey işlemedikleri için bugünden başlamam gerekecek okumaya =(
Neyse lafı fazla uzatmıyım vee başlayalım!...Cephe cephe aklımıza ne gelirse yazalım bakalım!...ehuehue…Hemen Eda ve Oğuz cephesiii=)
Ayy baştaki kavgalarında çok korktum yaa zaten bütün haftayı bu korkuyla geçirdim yani…Aha şimdi biri bi laf edicek şimdi geliyoo ayy hayır!....Falan diye içim içimi yedi hakkatenn!...Ama neyse ki birbirlerini kırsalar da öyle çok ağır yerlere gitmedi işş!..Yalnız bişey söyliycem ben hem Ergin tarafından hem de Eda tarafından Oğuz’un suçlu ve kıran taraf olarak gösterilmesinden rahatsız oldum yaniii,bence kesinlikle Eda’nın yaptığı da hiç hoş değildi tamam çok daha hassas olabilir tamam hakkaten içinden bi parça koptuğu için çok daha duygusal olabilir ama Oğuz da kesinlikle haklıydı yaa!...Tekrar hemen çocuk istemekte diil yanlış anlamayın kastettiğim o değil ,Eda’nın Oğuz’a sormadan hareket etmesinden söz ediyorum ben!...Tamam çocuk istemiyo olabilirsin( Şimdilik;)) Ama yine de Oğuz’la bunu konuşmalıydı ve bence Oğuzun asıl kırıldığı da buydu!...Enişteyi geri çağırması falan da bundan kaynaklanıyo gibi geldi inat etti çünkü o noktadan sonra!....:img-yes:
Ayhh neyse bu içi karartıcı yorumu bırakalım aa!... Ama tabii bu kavganın meydana getirdiği muhteşem didişmeleri de atlayamayız yani dimi?...Yaa yok böyle bişeyy yaa!...İş muhabbetlerine koptum!...Her müşterinizle senli benli mi konuşursunuz Oğuz Beyy!...:img-hyste Hayy Allah’ım ya!...Hele iş yemeğiii ehuehue ayy süperlerdi Oğuz’un sesinden tekrar Huysuz ve Tatlı Kadın dinlemek çok hoştu yaa hakkaten!...Hep kavga edince gidiyolar oraya da hee!...Kavga mekanı,sakinleşmek isteyenlere birebir ehuehue…=)
Yaa Eda ve Oğuz’un beş dakikalık yolu gelmeleri bile olay yani Allah Allah yaww!...O arada derede nasıl oldu da geldiler heyecan tartışmasına ben çözemedim ehuehue…Hayret bişey zaten bi yanlış anlaşılmadan çıkacağı belliydi âlemler yaa!...E tabi bi de öpüşen gençleri görünce ister istemez Oğuz’un kıskançlık damarı kabardı,kıskandığının kendi kızıı olduğunu bilssee Alllaaaah!...Yalnız Arda’nın ordaki konuşmaları güzeldi,takdir ettim yani adam olma yolunda emin adımlarla ilerliyoo ehuehue…:good:
Bu arada değinmek istediğim bir şey daha…Oğuz Eda için sürpriz hazırlarken Eda’nın bütün çocukları kontrol etmesi çok hoştu çok beğendim…Her ne kadar kocası bu yüzden uyuyakalmış olsa da olsun yaniii Oğuz zaten balayında bile uyumuştu yani:img-hytse
Bu arada Ferit ve Damla’ya da değinelim yaa!...Ferit’in işinden kovulması kötü oldu babası da sinirlendi derkeeenn bi baktık Eda olaya el koymuş!...Oğuz’un tamam borcun yoktu ben uydurdum diye itiraf ediceği günleri dört gözle bekliyorum…ehuehue Ama tabii Eda bu,yani onu öğrenirse inadına çalışmaya devam ettirir Oğuz’la Ferit’i…Ayy bi de Eda’nın Oğuz’la kavga etmeye gidip sonra Oğuz’un delici bakışları sayesinde ehuehu yumuşaması süperdi :img-hyste
Vee Oğuz’un Ferit’e yaptığı işkenceler ,Ayhh koptum yaa!...Yazık çocuk külkedisi gibi oldu!....Ayy bi de demiyo mu "dışa doğru dışa doğru" diye:img-hyste Ayhh koptum o sahnede ya!...Hele Ferit ‘n fırça değmediği halde fırçanın düştüğünü gördükten sonra “aaa” diye panik olması da süperdi yaa:img-hyste “Güzel taktik” ehuehue…
Vee son olarak tekrar Ceren diyelim….Ayy arkadaşlarıyla beraber süper plan kurdu ama işlemedi işte!...Bu arada nası süper yalancıymış yaaa pess vallahiii!..İnternet arkadaşı falan diyince ağzım açık kaldı…Tam şimdi dökülecek diye düşünürken bi baktım yeni yeni yalanlar sıkıyoo!...Pesss!...Ferit eniştesiyle yarışır hakketen :img-hyste
Aman Yaman’la yarışmasın da ayy nası gıcık yaa hala Oğuz’la uğraşıyo deli oluyorum…Resmen sahtekarı Oğuz’a postaladı…Umarım Oğuz bunu yemez dikkatli olur!...(Özetten okuduğumuz kadarıyla bu bölüm adamın sahtekarlığı ortaya çıkacak galiba…Ayy nası bi yere bağlıycaklar merak ediyorum…:icon_whis)
Neyse benden bu kadar canlarım hadi hepinize hafta boyunca iyi yorumlar kim bilir bi daha ne zaman gelirim ehuehue…=(
Bu arada reytingler de 12. sırayı görünce bi kaldım şöyle…Ama sonra iyice irdeleyince aslında reytingimizin çok düşmediğini ama oranlar birbirine çok yakın olduğu için sıralamamızın bu kadar düştüğünü fark ettim :)Mutlu oldum ehuehue=)
Hadibye
burhan_altıntop 20-11-07, 17:44 Herkese Merhabalar..
Bugün genelde girdiğim saatlere göre biraz geciktim ama olsun.Yine buradayım...
Havada iyice karardı.Yorumumuza geçmenin vaktidir o zaman..
**İKİ AİLE 64.BÖLÜM YORUMU**
İlk olarak genel bir bakış ile başlayalım yoruma.Eskisi gibi bir İki Aile bölümüydü.Daha öncede bahsetmiştik forumda.Köşkün eski hareketli günlerine dönmesinden.İşte aynen öyleydi.Umut bebeğin acısını bir nebzede olsa unuttu ailemiz.Her ne kadar bu konuda Oğuz ve Eda arasında sert bir tartışma geçmiş olsada..
Genel bir yorum yaptıktan sonra devam edelim..
Söze Eda ve Oğuz'un tartışmasından başlayalım.Bana göre Eda'nın haklı olduğu bir tartışmaydı.Oğuz bir kere daha çocuk istiyor ama Eda, tekrar böyle birşey yaşamayı göze alamıyor.İkiside kendince haklı aslında..
Ve tabi bu tartışmadan sonra barışma çabalarıda beraberinde geldi.Tabi ki Oğuz cephesinden oldu ilk barışma sinyali.Barışmalarındaki en güzel detay evlenmeden önce hatta Eda'nın ayrılma kararı aldığında gittikleri lokantaya, bu kez karı-koca olarak gitmeleriydi..
Ve tahmin ettiğim gibi Ferit işten kovuldu.İstediğimiz gibide Oğuz'un yanında çalışmaya başladı ki bu gerçekten güzel oldu.Ferit, artık eskisi gibi değil.Az da olsa değişti.Eski düzenbaz Ferit gitti.Yerine ailesini daha doğrusu minik ailesini sırtlayan, ayaklarının üstünde duran bir Ferit geldi.Bunlarda güzel bir gelişme.Özellikle baba parası yemek istemeyerek Tahir Ağa'nın iş kurma teklifini kabul etmemeside bu duruma en belirgin örneklerden birisi.Aslına bakarsanız Oğuz'un yanında çalışmasının ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum.Ama işe girer girmez başlayan komik sahneler devam edecek bu belli..
Daha öncede bahsetmiştik biliyorum ama bir kere daha yinelemek istiyorum.Tam olarak olmasada şu anda köşkte yaşayan yine "İki Farklı Aile" var.İşte bu nokta düşünülerek güzel bir sahne vardı bölümümüzde.Hesap yapan Ferit'in yanına giden Damla'nın ona sarılması ve tam bu esnada Eda'nında uyuya kalan Oğuz'a sarılması.Gerçekten güzel bir detaydı.
Kalan yorumumuza yarın devam edeceğiz artık..Hoşçakalın..bye
Herkese İyi Akşamlar…:img-wink:
Bu akşam sizlerle olamayacağım için gitmeden önce bir yorum bırakmak istedim…Dün geceye dair attığımız bakışlar ve altını çizdiğimiz detaylar ile yorumlarınızı büyük bir keyifle okudum…Bölüm hakkında ortak bir düşüncede buluşmamız ise senaristlerin amaçladığı etkiyi yarattıklarının göstergesi…Bir Akşam Ajansı açalım bakalım…
:icon_shad:kahve:icon_shadAKŞAM AJANSI…:icon_shad:kahve:icon_shad
İlk sezon aşkı gözlerden yüreklere,sözlerden dillere düşüren çiftimiz Eda ile Oğuz evlilik dahilinde ilk büyük kavgalarını ettiler…Ben geçen hafta koyduğumuz teşhisi yineliyorum,her ikisi de kendilerine göre haklılardı ve duygusal kararlar vermeleri atlattıkları badireyi düşününce aslında en normali ve olması gerekendi…
Tartışma sırasında Emre Kınay’ın performansı göz doldurdu…O alt tarafı bir yatak odası takımı değil,o umut’un yatak odası derken inanarak,hissederek ve bunları ötesinde yaşayarak içinde tüten yangını ilk kez Eda’ya dolayısı ile biz ekran başındaki izleyicilere saçtı…Bir patlamaydı aslında…Eda’yı teselli etmek için,çocuklarına güç vermek için ayakta duran ve güçlü bir duruş sergileyen Oğuz’un aslında ne kadar acı çektiğini Eda bu sahnede görmüş oldu…Ergin belki vesile oldu ama Eda’nın Oğuz’u bir noktada anladığına inanıyorum…İlk adımı atarak matbaa’ya gidip Oğuz’u düştüğü kuyudan çıkarmasının da altında bu düşünce yatıyor…
Ne demiştik vaktiyle ,Aşk Bazen susmaktır,yada sessizce konuşmak.Bazen Aşk tepeden tırnağa anlamaktır…:img-wink:
Bu anlamda Eda ile Oğuz’un bazen sesler yükselse dahi,sonuçta tepeden tırnağa anlayıp,birbirlerinin boşluklarını doldurduklarını söyleyebiliriz…Onlar gerçekten hayatın aynı cephesinde saf tutan ve bunu başarı ile yapan uyumlu bir çift…Bunu aşk öncesi dönemde de görmüştük zaten…Köşkün kaybedilmemesi için Tahir ağa’ya düzenlenen oyunlar,kriz yönetimi ve daha bir çok yaşanmışlıkta birbirleri ile uyumları onların tüm zorlukları karşı direnme gücü vermişti…
Bu bölüm balıkçı lokantasında ki sahnelerinde ise evlilik ile değişenleri ve inatla bu değişime ayak direten yönlerini gördük…Şarkının sözleri itibari ile “Huysuz” vurguları ve Eda’nın da yeri geldiğinde huysuz,yeri geldiğinde tatlı olduğunu bilerek istem dışı gülümsemeleri ile ayrı bir anlam kazandı…Meyhane’nin de hikayemizde ki önemi ortada,bu sahnelerin aynı mekanda ve aynı masada çekilmesi ise ayrıca hoşuma gitti…
Köşkün önünde “Öpüşen Çifti” görmelerinin ardından gelen yorumlar ise bölümün en sevdiğim repliğinin çıkmasını sağladı…Kendi gençliklerinde böyle kaçamaklar yaptıklarından bahsederken,bırak geçmişi biz çocuklarımızdan gizli saklı buluşmadık mı demesi ise bölümün en beğendiğim repliği oldu…Buradan geçmişe,o günlere bakınca belki Eda ile Oğuz ilklerini yaşamıyorlardı ama büyük bir cesaret ve özveri ile aşklarını yaşamaya çalışıyorlardı…Hem de tüm sert doğa koşulları,imkansızlıktan doğurdukları imkanlar ve Ferit’e rağmen…Aşk insanın içine girdimi ister 15 olsun ister 55 hiç fark etmez…Yaşı,şartı ve şurtu yoktur Aşk’ın…
* Karakterlerimiz ikinci sezon ile birlikte kendileri ile dalga geçmeye,gayet normal duran anormallikleri bugünden değerlendirmeye devam ediyorlar…Bizde memnuniyetimizi gönderiyoruz senaristlerimize…
* Gitmeden önce ufak bir noktaya değinmek istiyorum…Kahvaltı sofrasında Timur okula giderken
“Güle Güle” demesi ve Eda’nın düzelttiği sahne ise bana kendi küçüklüğümü hatırlattı…Çünkü bende güle güle derdim bir yerden ayrılırken…Bu yüzden sıcacık geldi,senaristlerimizin incecik detayları nasılda hayatın içinden topladıklarını görmek çok hoşuma gitti…Evet giderken “Güle Güle” denmez…Gidene denir…Demek ki bu genelde yapılan bir hataymış…
Benden şimdilik bu kadar…
Yeniden Görüşünceye kadar hoşçakalın…
Görüşmek üzere….:good:
Herkese merhabalar arkadaşlar….Bu hafta erkenden yorum yapmak istiyorum…Yoksa üzerime bir tembellik çöküyor ve yazamıyorum….:img-heh:Neyse efendim….Yorumumuza gelelim….
...Oğuz ve Eda bebek odası için kavga edelerse….
Ne yalan söyleyeyim ben Oğuz ve Eda’nın bebek odası kavgasında çok gerildim….Eda kendi hislerini bir şekilde anlatmak istiyordu ama Oğuz o sırada sinirli olduğu için Eda’yı anlamıyordu…Bebek eşyaları gitti evet…Bence de iyi oldu…Eda daha çok üzülecekti eşyalara baktıkça….Neyse ki bu kavgaları uzun sürmedi….
....Tahir Ağa Ferit’in motosikletine çarparsa…. :img-heh:
Evet koca İstanbul’da Tahir ağa gitti Ferit’in motosikletine çarptı…Çok güldüm valla……Fakat o sokak daha önce de Ferit’in ağaca araba çarptığı sokaktı sanırım..Çok üzüldüm Ferit’in başına gelenlere….Ama komik bir sahneydi söylemeden geçemeyeceğim…
.......Huysuz ve tatlı kadın…….
Evet uzun bir aradan sonra Eda ve Oğuz kendilerini gittikleri mekana atmışlardı…Ve Oğuz özlediğimiz şarkıyı söyledi.. “Huysuz ve Tatlı kadın..” Ne güzel söyledi Oğuz bey..:good:Bu sayede de Eda ve Oğuz barışmış oldu….
....Ceren ve Arda arasında geçenler….
Öncelikle Ceren’de amma güzel gitar çalıyormuş valla…Başımı şişirdi dan dan……:) Bu arada az değilmiş Ceren'de bu bölümde neler yaptı öyle Arda ile konuşmak …Hele sokakta öpüşmesi…Hiç hoşuma gitmedi…Yani Ceren’e değil de….Bu repliği bu sahneyi yazan Hülya hanıma biraz kızdım….Evet....Diziyi izleyen küçük arkadaşlarımıza ve gençlerimize pek iyi örnek olmadı….Neyse……. Eda ve Oğuz’un Ceren’i tanımamaları ilginçti…Eda üzerindeki kıyafetten çakar dedim içeride ama bir şey anlamadı…İlginç….
Eda ve Ferit arasında geçen komik konuşma…
Evet bu bölümde…Eda Ferit’in işten kovulduğunu öğrendi…Ferit elinde çamaşırla la bahçeye giderken Eda onu gördü…Ve…
Eda-İşimi astın..
Ferit-Çamaşır astım…
Gibi bir konuşma geçti tam olarak not alamadım ama komikti Ferit’in söylediği…O sırada ki hali de tabi ki..:img-heh:
...Eda ve Ferit matbaaya Oğuz’a hesap sormaya gelirlerse…
Ferit Eda’ya Oğuz’un zorla senet imzalattığını söylemişti evet….Eda Ferit’i de yanına alarak soluğu matbaada aldı….Nasılda tartıştılar…..Fakat Eda bir ara yumuşadı ve Oğuz’un koluna girdi.Neden oraya geldiğini unuttu yani…Ferit’in hatırlatması ile kolundan çıkması tartışmaya devam etmesi çok komikti….Eda gittikten sonra da Oğuz ve Ferit arasında geçen konuşma….
Ferit-E babacım ne yapıyım ilk iş olarak…
Oğuz-Defol..
Çok güldüm valla öyle böyle değil…:img-heh:Ama benim bir tanecik Ferit’ime arapsabunu ile yerleri sildirdi……Nasıl içime dert oldu….Ah Oğuz bey ah …..
.......Ceren ve Efe’nin arabadaki sahnelerine gelirsek…..
Evet gerçekten de güzel ve de komik bir sahneydi…..Efe ve Ceren’in telefonda mesajlaşmaları hele…Ceren nasılda panik atak bir durumdaydı…Bu kıza aşk yakıştı diyeceğim ama yaşı daha çok küçük…Hem Arda’da ona göre çok büyük…Onaylamıyorum ben bu aşkı…Neyse…..
Ah Eda ah nasılda şüphelendi ve doğum gününe gitti…Bu sahnede yaşananlar gerçekten çok güzel ve çok gerçekçiydi…Ceren’in tedirgin halleri…Eda’nın ve Oğuz’un olayı anlamak için tanımadıkları kadına hesap sormaları…Ve Ceren’i bırakıp gitmeleri….Ceren’in oh çekmesi…Ve Ceren’in hop taksiye atlaması ve Arda’nın yanına gitmesi…
......Sürprizli bir final…...
Evet bu haftaki bölüm bana göre hiç beklemediğim bir yerde bitti….Ceren’i nasılda yakalandılar içeriye girmeden Eda ve Oğuz….……Ve her ikisinin de Ceren’e bakışları neydi öyle….?Yani uzun bir süre kendime gelemedim ve güldüm…Bana göre süper bir şekilde bitti bu hafta….
Evet yorumuma son verirken….Yaman içinde bir şeyler yazmak istiyorum….Bu hafta evleneceği için çok mutlu görünüyordu…Ve fazla kötülük yapamadı….Ah hep böyle kalsa…Evlense ve Şule ile balayına gidip bir on ay gelmese…..heehehe…:img-heh::img-heh:
Bu arada ratinglere bende takıldım….. 5. ve 12. ama bana göre her zaman İki Aile kalbimde birinci… Kara Yılan ve Arka sokaklar izlemediğim için ratingleri önemli değil benim için…Neyse…Olur böyle şeyler….İyi ki İki Aile var..:happy0064
Emeği geçen herkese canı yürekten teşekkürler….bye
Dünkü bölümün ardından, yine bölüm kadar güzel yorumlarınızı okudum. Hepinizin yüreğinize ve klavyenize (!) sağlık. Umut Bebeğin kaybedilmesinden sonra ailemiz toparlanma aşamasında. Bebeğin eşyaları sayesinde, Oğuz'la Eda içlerine gömdükleri acıyı kısmen de olsa birbirlerine açtılar. Bundan sonra, yaraları kabuk bağladıkça, daha rahat konuşacaklardır bu konuyu. Zaten ben, ilerleyen bölümlerde, bu bebek konusunda ikili arasında çok tatlı didişmeler ve çok güzel komedi yüklü sahneler olacağını umuyorum. :img-yes:
Bu arada Sevgili Buğra, Eda ve Damla'nın eşzamanlı hamilelik hikayesini, çok daha ileri bölümler için söylemiştim. Bence de uzun bir süre, çiftimizin biraz havada kalan yeni evli halleri ve maceralarını izlemeliyiz. Onca çoluk çombalağın içinde yaşanan bir aşkın, düştüğü komik durumları ve maceraları evlilik sonrası pek göremedik. Oysa evlenmeden önce çok güzel işlenen bu durum, evliliğin getirdiği değişimlerle birlikte yine aynı güzellikte işlenmeliydi. Araya giren iflas ve hamilelik hikayeleri nedeniyle, fazla yaşanamayan bu gibi sahneleri, bundan sonra görebiliriz umarım. Yeni bölümlerde Oğuz'un, 'heyecan yaratma' planları, çocukların 'kızılca kıyamet' baskınları sonucu hüsranla sonuçlanabilir mesela... Senaristlerimiz eşsiz hayal güçleri ile bu konudan, öyle sahneler çıkarabilirler ki, benim verdiğim örnek çok basit kalır. :good:
Oğuz'un iş krizi, artık fazla uzamamalı diyorum ben. Sonuçta Oğuz, acemi bir girişimci değil, bu piyasanın kurdu. Bundan sonra Oğuz'un, büyüme çabalarını görmeye başlamalıyız bence.
Bir de Eda'nın, ikide bir ''fazla gelir getirmiyor zaten'' diyerek, çalışma hayatının hafife alındığını düşünüyorum. Eda'nın çalışması ciddiye alınmalı ve kendi ayakları üzerinde durabileceği, mesajı verilmeli. :img-wink:
Gelelim şu rating meselesine;
Buğra'nın ve diğer kardeşlerimin görüşlerine katılıyorum. Bu konuda, ekibimizin hiç kusuru yok, tek suç, ''nasılsa ratingleri iyi'' diyerek dizimize gereken önemi vermeyip, böyle altın yumurtlayan bir tavuğun tanıtımını layıkı ile yapmayan kanaldadır. Ben bunları aynı şekilde daha önce de yazmıştım bu sayfalarda... Dizimiz bu sonuçları, abartmadan söylüyorum hiç tanıtımı yapılmadan alıyor. Ne kadar kaliteli bir yapım olduğu buradan belli zaten. Bölüm yayınından önce, gösterime sunulan 25-30 saniyelik fragmanlar tanıtım değildir. Dışı yaldızlanmış boş teneke misali yapımları görüyoruz, duyuyoruz. Haber programlarında, gündüz programlarında (yanlış anlaşılmasın bunları 5 dakika bile seyretmeye tahammül edemiyorum ama zaplarken görüyorum) sanki memleket meselesi gibi ele alınıp tartışılıyor. Bu şekilde olsun demiyoruz, zaten bizim ekibimiz, böyle gülünçlüklerin içinde yer alacak insanlar değiller ama kanal içinde bazı düzeyli programlarda, talk showlarda, oyuncularımızın katılımıyla tanıtım yapılabilir. Yine Buğra'nın dediği gibi, fragmanlar etkileyici ve çarpıcı sözler eşliğinde, dış ses sunumuyla verilebilir. Bunlar çok basit pazarlama teknikleridir. Bunları burada, bizim hatırlatmamız bile, bir kanal açısından çok acı.
En basit örneği kendi ailemden vereyim; yeğenlerimden biri geçen sezon dizimizi hiç seyretmiyordu. Oysa bu tür fimleri seven biridir. Neden izlemediğini sorunca ''o kanalın dizileri düşük maliyetli ve kalitesiz oluyor'' demişti. Ben de haklı olduğunu ama bunu bir kez izleyip ondan sonra karar vermesini söyledim. Sezon sonu tam da balayı bölümünü izlemiş. Eh tamin edeceğiniz gibi, bu sezon kaçırmadan izliyor. İşte Star TV'nin şahane tanıtım politikasına basit bir örnek. Ne diyelim İnşallah tez zamanda doğru yolu bulurlar.
Şimdilik hoşçakalın.
bye
burhan_altıntop 21-11-07, 11:41 Herkese Merhaba..
Dün yorumumu yarıda bırakmak durumunda kalmıştım.Kaldığımız yerden devam edelim..
**İKİ AİLE 64.BÖLÜM YORUMU 2**
Yaman ve Şule diyelim o zaman.İlk olarak şunu söylemek istiyorum.Yaman'ın bunca yalanlarına Şule nasıl oluyorda bu kadar kolay bir şekilde kanıyor.Gerçekten Yaman'a karşı çok saf Şule.Zaten Yaman'ın yalan söylemek konusundaki profesyonelliğide ortada.Birde Şule'nin saflığı eklenince buna Yaman'ın ağzından her türlü yalan çıkabiliyor..Neyse tekrar konumuza dönelim;
Şule, Yaman'a "Aşık".Ama aynı şeyi Yaman için söylemekte biraz tereddüt ediyorum.Neden derseniz, Şule'nin maddi durumundan dolayı onunla birlikte olmak istiyordu bir aralar derim.Ama Yaman'da gerçekten aşık mı bilmiyorum..Yani Şule'nin maddi durumumu Yaman'ı ona karşı yaklaştırıyor yoksa gerçekten seviyor mu hiçbir tahminim yok..Ama maddi durumuda olsa yada gerçekten sevmesi de olsa ikili evlenecek gibi gözüküyor.Tabi bu aşamada bir olay çıkmazsa..
Bu olaydan kastım tabi ki çocuklar.Özellikle de Arda.Ceren'in Arda üstündeki etkisi çok büyük.Ceren her ne kadar Arda'nın düğüne gitmesini sağlasada aslında o da Arda'nın Yaman'a karşı bir cephede olmasını istiyor.Bu yüzden Arda'nın bu evliliğe engel olabileceği hala benim bir düşüncem..
Arda ve Ceren'den söz açılmışken onların ilişkisinide bir inceleyelim.Az önce de söylediğim gibi Ceren'in Arda üstünde büyük bir etkisi var.Olumlu yönde tabi.Hayata hep karamsar bakan Arda'yı değiştiriyor Ceren.Ama bu ilişki doğru mu yoksa yanlış mı o konuda bir fikrim yok.Gerçi bu ilişkiyi Eda ve Oğuz'un da öğrenmesiyle artık görüşmeleride çok zor olacak.
Arda, Ceren konusunda bu kadar cesur davranırken, Ceren'in Oğuz'dan korkarak herşeyi saklaması Arda'yı kızdıran nokta..Bu yüzden Ceren'e getirelecek yasakları dinlemeyerek onunla görüşmenin yollarını deneyecektir.Tabi Ceren de her ne olursa olsun Arda'dan kolay kolay vazgeçeceğe benzemiyor..
Şimdilik bu kadar..Yeniden birlikte olmak dileğiyle..;
Hoşçakalın..bye
Bölüm Yorumlarıı
ben bu bölümüü netten izledimm o yüzden biraz geç oldu
ilk olarak arda ceren çiftinii çok seviyorum ama öpüşme sahnesi için senaristee kızdım bendee sonuçta cerenin yaşıda küçük yanii her neyse...:icon_whis
oğuz ve edanınn atışmalarıı süperdi yine bu bölümm heyecanımızz gitmiş olayı özelliklee :img-wink:
erginide çok seviyorum ben ya 'gergin' :D oğuzunn cerene espri yapması erginin karışması falan çokk süperdi yaa
efeye gelincee biraz cerenden hoşlanıyo gibi geliyo ama varsayım sadecee hem kardeş sayılırlar ama ardayı falan sevmiyoo vede son sahnede doğumgününe gidicek demesii falann bilmiyorummm amaa
Şu anda, son bölümü tekrar izlerken, bir yandan da bu satırları yazıyorum. Ya arkadaşlar, ben hakikaten bu diziyi farkedemeyip, izleyemeyenlere çok acımaya başladım. Bizler, 'yakalayamadığımız, ya da yakalayıp da erkenden kaçırdığımız kuyruklu yıldızın kuyruğuna' bu diziyle tutunduk. Ne iyi etmişiz... Yaşadığımız hayal bile olsa, bu güzel hayalin etrafında toplanan ve birbirleriyle en güzel hislerini, samimiyetle paylaşan bizler gerçeğiz. Zaten yaşadığımız alemi şöyle bir düşünürsek, gerçek diye sarıldığımız hangi olgu hayal değil. Bir varmış, bir yokmuş misali... Onun için, hayal ya da gerçek, nasıl nitelendiriyorsak, bulduğumuz bütün küçük avuntulara sıkı sıkı sarılmalıyız. Belki de durmadan peşinden koştuğumuz, mutluluğun sırrı da bundadır. Ama insanoğlu işte, mutluluğun bu kadar basit olduğunu nedense kabullenmek istemiyor ve karmaşık mutluluk denklemlerinin peşinden koşarak, hayatı kendisine de çevresindekilere de zehir ediyor. Olmadık hırslarla ateşe verdiği dünyaya dönüp baktığında ise neden böyle olduğuna şaşıp kalıyor ve suçlu arıyor.
Neyse, ben fazla sapıtmadan, hayatın zor şartları içinde, bizlere ufak bir mutluluk penceresi açan dizimize döneyim.
Oğuz ve Eda'nın, bebek eşyaları üzerinden, acılarını birbirleriyle yüzleşerek paylaştıklarını belirtmiştik. Laf olsun diye söylemiyorum, bu sahneler gerçekten çok güzeldi ve duygu olarak, izleyenlere çok güzel geçti. Tartışmanın sonunda Eda, Oğuz'a kırgın bir şekilde bakıp, odaya gittikten sonra, Oğuz'un çanta'yı fırlatması, pişmanlığının ve kendine kızgınlığının göstergesiydi. O anda Eda'nın peşinden gitmek istedi ama sonra kendi acısı üstün geldi ve Eda'nın da onun duygularını hiçe saydığını düşünerek, çantasını kaptığı gibi dışarı çıktı.
İşte tam bu aşamada, Ergin devreye girdi. İkisiyle de ayrı ayrı konuşarak, içlerinde çoktan parlayan, pişmanlık ateşini körükledi ve hatalarını ayna gibi yüzlerine vurdu (böyle sahnelerde, hiçbir zaman unutmadığım Oya'nın yokluğunu daha çok hissediyorum, dizi on sene de sürse unutmayacağım :icon_sorr). Ondan sonra da dizimizde en sevdiğimiz sahneleri, tatlı didişmelerle, gönül alma çabalarını izledik. Veee burada bizi çok güzel bir sürpriz bekliyordu... Çiftimiz, Sözde Ayrılık'larının şerefine kadeh kaldırdıkları mekana bu kez karı-koca olarak gitmiş, tartışmalarını tatlıya bağlamaya çalışıyorlardı.
Şimdi bu sahneyle birlikte, daha önce aklıma düşen bir şeyi hatırladım. Köşkün satışından vazgeçildiği akşam, köşkte verilen davette, kadehler kaldırılırken, Eda ile Oğuz'un, rakı muhabbetlerinin olduğu sahneler aklıma gelmişti. Hele Eda'nın çatıda, sarhoş olup sızdığı gece, en sevdiğim sahneler arasındadır.
İşte o davette, artık çok uzun süre bu tür sahneler izleyemeyeceğimizi düşünmüştüm. Çünkü Eda hamileydi ve hamilelik süresi+emzirme süresince, kadınların, yiyip içtiklerine çok dikkat etmeleri gerekiyor. Bebeğe çok sevinmekle birlikte, bunları düşününce biraz burukluk duymuştum. Aman iyi ki o zaman burada yazmamışım bunları... Yoksa ne şom ağzım varmış diye dövünüp dururdum. Şimdi bebeği kaybetmenin verdiği hüzünle, çatıda karşılıklı bir efkar dağıtma sahnesi fena olmaz diyorum.:img-lazy: Aynen Damla'nın evden gittiği gece gibi.
Bir de, hazır evlenmeden önce gittikleri mekanları gezerken, ilk dans ettikleri yeri unutmamalılar bence. Tam yıldönümü de yaklaşmışken, oraya gitmeleri ve yine Ömrümce Hep Adım Adım şarkısı eşliğinde dans etmeleri çok güzel olur. O gün, geri dönüş sahneleriyle ne güzel olmuştu bu ilk dans. O günün yıldönümünde ise, o zamandan bugüne, yaşanan sahneler eşliğinde bir dans harika olur. :img-yes:
Evet, bölüm yorumunu biraz dağıttım galiba, daha sonra yine devam etmek istiyorum.
Şimdilik hoşçakalın.
bye
minemtoprak 22-11-07, 10:13 Bu sabah uyanır uyanmaz hatta yataktan çıkmadan aklımda iki aile vardı :)
geçen haftalardaki bölümlerinden bir sahne :img-yes:hani Oğuz Ferit ve Damlayı beraber yatırmamak için kafasına çorap giyip yüzüne fener tutup camdan damlayı korkutmuştu :happy0064 sonrada Eda o çorabı bulunca ....
bastım kahkahayı sabah sabah çok tatlıydı yaaa.
Merhabalarrr!..Bir günlük molamda tekrar sayfalarımızdaki yerimi almaya geldim ehuehue…Gerçi yine çok kalamıycam ama en azından yorum yapmaya vaktim var yani aa hiç yoktan iyidir ehuehu…:img-yes:
Öncelikle Sevil Abla’nın yorumuna değinmek istiyorum…
Ya arkadaşlar, ben hakikaten bu diziyi farkedemeyip, izleyemeyenlere çok acımaya başladım. Bizler, 'yakalayamadığımız, ya da yakalayıp da erkenden kaçırdığımız kuyruklu yıldızın kuyruğuna' bu diziyle tutunduk. Ne iyi etmişiz... Yaşadığımız hayal bile olsa, bu güzel hayalin etrafında toplanan ve birbirleriyle en güzel hislerini, samimiyetle paylaşan bizler gerçeğiz. Zaten yaşadığımız alemi şöyle bir düşünürsek, gerçek diye sarıldığımız hangi olgu hayal değil. Bir varmış, bir yokmuş misali... Onun için, hayal ya da gerçek, nasıl nitelendiriyorsak, bulduğumuz bütün küçük avuntulara sıkı sıkı sarılmalıyız. Belki de durmadan peşinden koştuğumuz, mutluluğun sırrı da bundadır. Ama insanoğlu işte, mutluluğun bu kadar basit olduğunu nedense kabullenmek istemiyor ve karmaşık mutluluk denklemlerinin peşinden koşarak, hayatı kendisine de çevresindekilere de zehir ediyor. Olmadık hırslarla ateşe verdiği dünyaya dönüp baktığında ise neden böyle olduğuna şaşıp kalıyor ve suçlu arıyor.
Bu satırlarına bayıldım Sevil Abla yaa süpersin :img-icecrKesinlikle katılıyorum,sonuna kadar…Hemen bir örnekle destekliyim(gerçi biraz alakasız ama olsun zorlarsak bi alaka kurabiliriz gibi ehuehue)Benim yakın bi arkadaşım var,İki Aile’yi izlemesini sağlayamadığım tek arkadaşım…Sinir oluyorum zaten, hayır başka bişey de izlemiyo o saatte…Bana inat mı gidiyo anlamıyorum ki,neyse!...Kaç gündür bunalım bunalım dolaşıyo sınavlar yüzünden(iyi geçtiği halde) Neden çünkü stres altında,ve ne yazık ki bütün çabalarıma rağmen stres atmanın, hayatın güzelliklerini fark etmenin en iyi yolu olan dizimizi izlemiyo,inatla!...Sen B.S’yi H.S’yi izlersen herhalde ertesi gün kalktığında bunalımda olursun…minemtoprak gibi güne gülerek başlayamazsın aaa!...:)
Ayy neyse ben de çok uzattım galiba ehuehue…Sanırım buradan sonra özet yorumu yaparsam çok uzıycak o kadar da vaktim yok…:) O yüzden şimdi de Arda ve Ceren öpüşmesine değinelim…ehuehue…:icon_whis
Ben de açıkçası fragmanda falan görünce biraz yadırgadım ama sonra düşününce bence olması gereken bişeydi…Neden çünkü bi kere Ceren Arda’yı öpmedi,Arda Ceren’i öptü bence bu çok önemli bi ayrım…Ne farkeder neticede çoluk çocuk izliyo derseniz,o zaman Oğuz Eda’yı öptüğünde de tepki göstermemiz gerekirdi…Ceren'in genç olması çok bişey değiştirmiyo bence çünkü dediğim gibi Ceren Arda'yı diil,Arda Ceren'i öptü...Bir Aile dizisinde olması gereken ise bence bu noktadan sonra başlar…:img-yes:Şöyle ki; Eda bence Arda’nın Ceren’i öptüğünü bir şekilde öğrenmeli nasıl olur bilmiyorum ama bi şekilde olmalı ve Eda’nın bu olaya yaklaşımının nasıl olacağı bizim dizimizde asıl anlatılması gereken…Açıkçası ben çok merak ediyorum ve kestiremiyoum Eda’nın tepkisini…Tabi başta bi Şokk!... olur ama eheuheu…Her şeyi bir şekilde ortaya çıkaran senaristlerimizin bunun gizli kalmasına da gönüllerinin elvermeyeceğini umuyorum:img-hyste
Neyse bugünlük benden bu kadar canlarım görüşürüzzbye
Herkese Kocaman Merhabalar
Burayı bunca saat boş görmeye dayanamıyorum diyeceksinizki Fatoş Abla sen müsaitsin sen yaz:P vallahi ben yazayımda yazdıklarım pek hoşunuza gitmeyecektir, ama diyorsanız olsun abla sen yaz biz sevmediğimiz yorumlarını es geçeriz, o zaman tamamdır ben başlıyayım yine:P
Ben şöyle bir tahminde bulunmak istiyorum acaba doğru mudur? Şu son bölümlerde Yaman-Arda-Şule sahneleri çoğaldığı için benim gibi sizlerde pek yazmak istemiyorsunuz di mi:img-wink: Nereden çıkardığıma gelince Eda-Oğuz-Ferit sahneleriyle bol olan bölümler bittiğinde hepimiz yazdıkları çoşku dolu, hatta yazarken bile yüzümüzde tebessümlerle yazıyoruz di mi:img-yes:
Ama iş Yaman-Şule-Ardalı sahnelerle dolu bölümlere gelince ister istemez geriliyoruz, neden onlarla bölüm doluyor diyoruz (tamam çoğul konuşmayayım en azından ben öyleyim:img-yes:) bu da o bölümle ilgili görüşlerimizi yazmamıza etkili oluyor. Güzel bir bölüm sonrası her ne kadar öyle çok çok sayfa atlayan dizi forumu olmasak bile en az 6-7 atlarken, diğer şahıslarla ilgili bölüm sonlarında en fazla 3-4 sayfa atlıyor (nerden mi biliyorum çalışma yapıyoruz, gözle yapıyoruz burada herhalde:P)
Şimdi bu haftaki bölüm özetini hepimiz okuduk değil mi? evet okuduk, kaçımızın hoşuna gitti bu, kaçımızın kafasından yahu bu bölümde süper geçecek, Eda-Oğuz, Oğuz-Ferit didişmeleri göreceğiz yaşadık:happy0064 diye geçti, geçmede di mi hatta özeti okuyunca bizi yine gergin bir bölüm bekliyor diye en azından ben geçirdim aklımdan ve bu yüzden özeti yorumlamasam bile olur dedim kendi kendime. İşin açıkçası yok o kadar da değil demeyin eğer bu şekilde seyir devam ederse raitinglerin daha da düşeceğinden ben kendi adıma korkuyorum açıkçası:icon_sorr
Şimdilik burada keseyim umarım yanlış anlaşılmıyorumdur ve biraz sonra ne kadar da yok saymaya çalışsam Yaman'a bakış açımı sizinle paylaşmak istiyorum
Daha sonra görüşene kadarbye
Evet Yine Ben:img-wink:
Dizimizin ilk başladığı günleri hatırlıyorumda ilk bölüm olan diziler genelde merak ettiğimzden izleriz ya ve ilk bölüm kim ne derse desin bence seyirci üzerinde önemli oluyor:img-yes: İlk bölümden keyif aldıysanız, üzüldüyseniz, diğer bölümü merak ediyorsanız dizinin tutkunu olma yoluna girmiş bulunuyorsunuzdur:img-wink: İlk bölümü öyle bir seyretmiştim ki baktım Halit Akçatepe, Ali Cağaoloğlu, Tekin Akmansoy gibi yılların oyuncuları, Emre Kınay'ı YH dizisinden biliyordum, İclal Aydın adını duyunca yahu bu kadın gazeteci nasıl olur diye düşündüm (sonra tşyatrocu olduğunu öğrendim o başka) senaryo basit gibi duruyordu ama ilk bölümüyle beni sarmıştı, çok ama çok beğenmiştim ve bu beğenim o kadar büyük ki seyrettiğim dizilerden elimde tek arşivi olan dizimizdir ve ben her bölümünü büyük bir keyifle,mutlulukla,gözlerim yaşlı yine yeniden seyredeceğim bunu biliyorum:good:
İlk bölümle Yaman karakterine kavuşmuştuk zaten, belliydi kötü bir karakter olduğu. Ama Eda gibi bir kadının onunla evlenmesi ve bu evliliğinden 2 çocuk sahibi olması belkide çok kötü bir karakter değildir düşüncesine soktu beni:img-yes: Zaten ilk sezonda onu izlemek beni çok germedi işin açıkçası:img-yes:
Ama ikinci sezon ya bende onunla ilgili negatif düşünceler birikti bilemiyeceğim hele 63. bölümde onun için düşüncelerimi biliyorsunuz kendisi yüzünden yorum yapmayı bile bıraktım (kısa dönem bile olsa, hoş bu dönemi uzatsaydım uzun süre uzak kalabilirdim ama uzaklığı uzatırsanız bir daha dönmeyi bile düşünmüyorsunuz ki ben bunu istemedim) neyse hele o yetmiyormuş gibi karşısındaki kadını eliyle koluyla itekleyen adamın sahneleriyle Buğra nın klibinide seyredince anlayın artık halimi:icon_sorr
Ha bu iteklemelerin üzerine kendine öz eleştiri yapsaydı ya ben nasıl bir adamım nasıl kendime hakim olamadım, kimbilir benim yüzümden bir can daha dünyaya gelmeden maalesef düştü deseydi inanır mısınız yine kendisinin iyi biri olma abası içinde olacağını bile düşünecektim ki değil böyle laflar Şule bunu söylediğinde ne alaka sakın öyle düşünme dedi ya:icon_twis
Sen madem aslanlarını çok seven bir babasın, eğer eski eşinin evlenmesini hala kaldıramıyorsan unutma ki küçük aslanın eşinin yeni eşiyle aynı evde yaşıyor, eğer o kişi oğluna kötü davransaydı yaptıkların bir şekilde hak görebilirdi ama öyle bir durum yok, esas sen bu şekilde davranarak oğlunun sana kin duymasına neden olacaksın demezlermi Yaman denilen insanlığın biraz köşesinden geçen şahıs
Sevgilerbye
İstanbul'da, güneşli bir sonbahar gününün, sona ermesinin ardından, yolum yine buraya düştü.
Nuray'cığım, inan ki hislerimiz karşılıklı... Zaten bu forumdaki sıcaklığı oluşturan, yaşama ve yaşanmışlıklara, bakışlarımızdaki ortak noktalarımız ve duygularımız değil mi? Verdiğin örnek de benim söylediklerimle çok alakalı. Ne diyelim, Allah o arkadaşına da selamet ve iç huzuru versin (tabi bazı şeyleri isteyene veriyor Yaratan). :img-yes:
Şimdi, bölümle ilgili, senin de yazdığın bir konuya değinmek istiyorum. Ceren ve Arda'nın şu öpüşme sahnesi... Evet benim de bu sahneyle ilgili bir rahatsızlığım oldu. Yalnız benim rahatsızlık duyduğum yön biraz farklı. Şöyle ki; o yaşlarda flört eden gençler arasında gayet doğal bir davranış bu ve bir aile dizisinde böyle birşey olmaz diye de düşüncem yok. Beni rahatsız eden Ceren'i canlandıran Ece Çeşmioğlu'nun da yaşının küçük olması... Eğer Ceren'i, reşit olan bir oyuncu canlandırsaydı, bana göre bir sorun yoktu. Pek çok filmde görmüşüzdür, fiziksel görünümleri uygun olduğu için, 5-6 yaş büyük oldukları halde, 16-17 yaşlarındaki karakterleri, başarıyla canlandıran oyuncular vardır. Böyle bir durumda, oyuncu, bu gibi sahnelerde, oynayıp oynamayacağına kendisi karar verebilir. Ama Ece gibi yaşı küçük ise, böyle bir sahnede oynatılması, bence etik değil. Benim yanlış bulduğum budur.
Şimdilik hoşçakalın.
bye
Herkese İyi Akşamlar...
Kısacık bir aranın ardından Selamlar ve Sevgiler getirdim sizlere...Hayat koşturmasına birde teknik sorunlar eklenince dün sizlerle birlike olamadım...Alışkanlık garip duygu,akşam olupta eve gelirken evin içinde ki evi düşünmek ise bambaşka bir duygu...Ne diyelim bir diziyi bahane edip toplandığımız,paylaştığımız Ailemize kocaman kocaman sevgiler...
Açalım bir ajans,gündem maddeleri de bizler olalım bakalım son noktayı koyduğumuzda vardığımız nokta neresi olacak...
:icon_shad:kahve:icon_shadAKŞAM AJANSI...:icon_shad:kahve:icon_shad
Sevil Abla...Hikayemizi kıyısından köşesinden yaşamış sevdiğimiz ablamız...Dün gece dizinin son bölümünü izlerken,o an için hissettiklerini içinde tutacağına satırlara dökmüş ve bizlerle paylaşarak çoğalmayı seçmiş...Bunun için ayrıca bir teşekkür etmemiz gerekiyor diye düşünüyorum...Hayali hikayemizin içinde bulduğu gerçek duyguları anlatmış...Burada ek olarak söyleyeceğim şu ki,peşinden gittiğimiz hayali bir hikaye dahi olsa,asıl olan bizim hissettiklerimizdir...Duygularımızdır...Üstelik insan duygularının hayali,gerçeği,sahtesi oyunu yoktur...Ya birşeyler kıpırdar ya kıpırdamaz bu kadar basit...Bu anlamda hepimiz yaşamın tüm gerçekçiliğine inat,anlatılmaya değer bulunan bu hayali hikayenin peşinden koşuyor ve bundan bazı gerçekler çıkarıyoruz...Sizler gibi,durup düşünmek gibi,bazı şeyleri atlıyormuyum acaba diye kendi kendine sorabilmek gibi o gibi bu gibi özlediğimiz ve kaybetmemek için sıkı sıkı tuttuğumuz tüm insani değerler gibi...
İşte böyle bir duygu İki Aile izlemek,üstelik gönlümden gönlünüze akıtmak istediğim duygular o kadar fazla ki satırlara dökmeye kalksam sayfalar dolar taşar,iyisimi yaşarak görelim,günlere yayalım...
Sevil Abla'ya da sağol diyelim güzel bir noktaya ayna tuttuğu için...
Şimdi gelelim Fatoş Abla'nın satırlarına...Öncelikle diyeceğim şu ki biz bu sayfalarda sürekli benzer düşünceleri paylaşıp,ortak bir noktada buluşmak zorunda değiliz...Böyle bir zorunluluğumuz yok...Yeri gelecek düşünceler ayrılacak,yollar çatallanacak ve bizlerde her daim birbirimizin düşüncelerine katılmasak dahi saygı duymaya devam edeceğiz...Fatoş abla'nın uzun zamandır Yaman-Şule ilişkisi,Arda faktörü ve dizimizde onlara biçilen hikayeden hoşnut olmadığını biliyorum...Zaten kendide nedenlerini ve ona böyle hissettirecek parçaları toplamış ve bizlerle paylaşmış...Fatoş ablanın tespitleri,yorumlarını elbette genelleyemiz,genel bir kanı var diyemeyiz,bunu diyebilmemiz için aynı yönde düşünen arkadaşlarımızın fikirlerini paylaşmaları gerekiyor,ben kendi adıma diyebilirim ki Yaman ve Şule'nin hikayesi zaman zaman izlediğimiz samimiyetsiz sahneler haricinde beni rahatsız etmiyor...Olmazsa olmaz büyük keyif alıyorum diyemem,ama tam tersinide söyleyemem...Hikaye'ye bir adım geriden bakınca Hakan Vanlı gibi usta bir oyuncunun dizide varlığını sürdürebilmesi ve geçen yılın aksine kendi hikayesini oluşturabilmesi adına Şule ile örülen hikaye,seçilebilecek onlarca hikaye arasında çokta başarısız ve diziyi olumsuz etkileyecek bir hikaye olmadığı görüşündeyim...Üstelik bu öykünün sonunda ki kocaman belirsizlik,dizide ki merak unsurunu körükleyen bir etkendir...Herşeyi bir kenara atacak olsak bile hikaye dahilinde Köşkün bu yan öyküden beslendiğini söyleyebiliriz...Ceren ve Arda birlikteliği dolayısı ile...
Şunu da belirtmek isterim Fatoş abla,gönül istemez mi bu sahnelerin yerine sıkı mahalle hikayeleri izlemek,Numan ve Niyazi'nin hayatının derinleşmesini izlemek...İster ama az önce dediğim gibi Yaman'ın var olması için seçilebilecek onlarca hikaye içinde en verimli olanı seçmiş senaristlerimiz...
Ama Hayat tek yönlü değil ki işte...Hayatın tatlı yüzünü,sevgi yönünü Ailemiz ve Köşkümüz ile görürken,bunu ıskalamış ve kendini sevgisizliğe mahkum bırakmış yönünü ise Yaman üzerinden,düştüğü her sıkıntıda içkiye sarılan Şule üzerinden görüyoruz...Bize kötüyüde gösteriyorlar ki iyinin kıymetini anlayalım...Bu çatışma hayatımızın her noktasında,yaşadığımız ve sona erdirdiğimiz her günün sonunda varken dizimizde izlemek,kimbilir yaşayıpta farketmeyen,bakıpta görmeyen birçok insana ders olur,ibret olur diye düşünmek lazım...Kul herkesi kendi gibi bilirmiş,hayatın sevgi getirdiğine inanan ve sevgi ile çözülmeyen sorunun olmadığını savunan insanlarız,Kimbilir hayali de olsa belki bu yüzden seni,beni,onu şunu rahatsız ediyordur Fatoş abla...Ama emin ol senaristlerimiz bu hikayenin finalinde de insanlık için güzel bir mesaj verecektir...Hayatta sevgiyi amaç edinen ve bu doğrultuda yaşayan insanlar ile öncelikleri daha farklı olan ve kendi kendini sevgisizliğe mahkum eden insanlar arasında ki o ince çizgi korunacaktır...
Sonuç olarak Hayat gibi diyoruz,iyisi var kötüsü var...Doğrusu var yanlışı var...Yine çok şanslıyız ki dizimizde iyi ile kötünün ayrımı çok yumuşak veriliyor,genellikle izleyicinin yorumuna bırakılıyor...
Sana tekrar teşekkürlerimi gönderiyorum,içinden geçenleri satırlara döküp yeniden bizle olduğun için...
* Bu akşam gündem maddesi bizleriz diye çıktık yola...Şimdi de Anketleri başlatalım mı...İçimizde kalanları oradan paylaşmaya devam edelim...
:icon_shadİKİ AİLE 64.BÖLÜM ENLERİ...:icon_shad
1- EN Beğendiğiniz Sahne...?...
2- EN Beğenmediğiniz Sahne...?...
3- EN Güldüğünüz Sahne...?...
4- EN Duygulandığınız Sahne...?...
5- Haftanın Repliği...?...
Hayri...Selamlar Sevgiler...Kulağını çınlatıyor anketlerini açıyorum...
:icon_shadİKİ AİLE 64.BÖLÜM ŞIK VE RÜKÜŞLER...:icon_shad
1- EN Şık Bayan...?...
2- EN Şık Bay...?...
3- EN Rüküş Bayan...?...
4- EN Rüküş Bay...?...
:icon_shadİKİ AİLE 64.BÖLÜM ENLERİM...:icon_shad
1- EN Beğendiğim Sahne; Eda ile Oğuz'un yemek dönüşü Köşkteki gece,anlatım tarzı olarak çok hoşuma gitti...Herzaman söylediğim gibi müzikli anlatım tarzını çok beğeniyorum...Sahnelerde ki mesajlarda,yüklenen anlamlarda izleyicinin kendi yorumuna bırakılıyor ve bambaşka bakış açıları ile farklı anlamlar yükleniyor sahnelere...İşte son bölümde ki o gece de bu yüzden çok hoşuma gitti...Kızların hayatında Eda'nın yerinden bahsettik haftalar önce...Bir alışkanlık dedim,bir detay,bir kare...Kızların hayatının Eda'nın gelmesi ile değişmesine dair ufacık bir kare...İşte beklentim bu bölümde karşılandı...Eda tüm çocuklarının üstünü anne dokunuşu ve şefkati ile örterek içimizi sıcacık etti...Yine hepimizin anneleri sahneye çıktı ve onlardan bir sülüet izledik adeta...Üstelik uzaktaki Efe'ninde resmine bir buse kondurması ile bu sahnelerin anlamı ve çekim detayları ile benim için büyük değer kazandı...Budur bize İki Aile'yi sevdiren...İncecik detaylardan oluşan sevgi buketleri,bağırmadan anlatabilmek,altını çizmeden dikkat çekebilmek...Daha öncede söyledim ve yineliyorum...Her bölümün ana hikayesine uygun bir müzikli anlatım,bir tarama hikayenin irdelenmesini ve rahatlamasını sağlar...
Bize de tıpkı bu haftaki gibi sıcacık duygular kalır...(Yani beklentimizin tam karşılığı)...
2- EN Beğenmediğim Sahne...Bu bölümde benim değil,fakat bir çok arkadaşımızın çeşitli sebepler ile eleştirdiği Ceren'in öpüşme sahnesini konuşmak istiyorum...Dediğim gibi bu sahneden herhangi bir rahatsızlık duymadım...Çünkü bir hikaye akışı içinde,öykünün gerektirdiği tüm zorunluluklar yapılmakla yükümlüdür...Oyuncumuzda eminim senaryoyu çekimde öğrenmedi,eline ulaşan senaryo taslağında böyle bir sahnenin varlığı belirtilmişti...Bunu ailesi ile yönetmen ile enine boyuna konuştuğunu düşünüyorum...Kaldı ki bu sahne magazinlere düşseydi,dizi haricinde basında,dergilerde yer alsaydı işte asıl sorun burada başlardı...Yapımcımız,kanalımız bu ufacık sahneyi bir magazin haberi ve dizinin ilgi çekmesi için bir araç olarak görmediği için rahatsızlık duyulacak bir konu yok derim...Üstelik Türkiye Star fragmanlarında dahi bu sahne yer almıyordu,yanılmıyorsam...
Hikaye yönünden bakacak olursak Ceren'in...Ceren'i de bıraktım bir genç kızın "İlk"i çok masum ve incecik verildi...Mutfakta ki o şaşkın ve utangaç hali ile masumiyeti ve ilkleri simgeliyordu...Önü ve ardı tertemiz bir öpüşme sahnesi olduğu için bir sorun yok...Hayatın içinden bir gerçek sonuçta...
3- EN Güldüğüm Sahne...Ergin'in Köşkümüzde akşam yemeğine kaldığı sahne grubu çok hoşuma gitti ve yüzümde gülücükler oluşturdu...Ev ahalisinin Oğuz'a takılmaları,üstüne üstüne gitmeleri...Oğuz'un cevap vermekten yemek yiyememesi ve Ergin ile olan sıcacık atışmalar ile en güldüğüm,gülümsediğim sahne Köşkümüzde ki o gece oldu...Tak bir eşofman bu gece burada kal gibi replikler ise biraz sizden,biraz bizden yine her evden toplanmış,derlenmiş sıcacık replik ve detaylardı...Ekranda kendimizi görüncede haliyle samimiyet ve doğallık katlanıyor,bunu kalabalık bir set ortamından bizim evlerimize ulaştırmak ise oyuncularımızın,yönetmenimizin ve senaristlerimizin başarısıdır...Helal olsun...
4- EN Duygulandığım Sahne...Az önce en beğendiğim sahneyi yorumlarken ne demiştim,Köşkümüzde ki o gece herkes tarafından bambaşka şekilde yorumlanmaya açık bırakılmış...Çıktığım bu yolda şimdide diyorum ki Eda'nın Ceren'in üstünü örttükten sonra kalkıp gidişi ve Ceren'in gözlerini açıp bakması hem "İlk"in verdiği heyecan,hemde Eda'nın doldurduğu boşluk adına güzel bir detaydı...Ceren'e bir anne dokunuşu ve şefkati,yaşamadığı bu duygunun getirdiği duygusallığı hissettirdiği görüşündeyim...Belki de dediğim gibi ben böyle yorumlamak istedim ve yorumladım...
5- Haftanın Repliği..."Ya Bırak Anne Babadan gizli gizli buluşmayı çoluğumuzdan çocuğumuzdan gizli buluşuyorduk seninle hatırlasana öyle havuzlarda mavuzlarda..."
* Eveet Benden şimdilik bu kadar...Bu güzel sohbet için hepinize teşekkürü bir borç bilirim...Ehh Turuncu Sayfalarda sohbet böyle oluyor işte...Ben büyük bir keyif aldım ve en kısa zamanda tekrarlıyalım...
Görüşmek üzere...
Kendinize Çok İyi Bakın...
Hoşçakalın...
Fatoş Ablacığım ne güzel ve de ne kadar samimi ifade etmişsin Yaman'la ilgili duygularını, çok sevindim bizimle fikirlerini paylaşmana. Biliyorsun bizde teklif var ısrar yok. Diğer tüm arkadaşlar da farklı fikirlerini yazdıkça biz de ne güzel kafa patlatacağız, onların bakış açılarını daha iyi anlayacağız.
Her zaman azdan çok çıkarmayı sevdim ve Yaman analizleri yapmayı seviyorum bu yüzden. Bazen isabetli sağlıyorum ama topluma kazandırılmanın isabeti konusunda da bazen çuvalladığım bir aşikar. Buğra'yla bu konuda tamamen aynı fikirdeyim. Bence Yaman sırf Hakan Vanlı gibi bir oyuncu canlandırdığı için bile öyküde olması gereken bir karakter. Üstelik Oğuz çok iyi bir üvey baba olsa bile, oğlanların ve Eda'nın bir gerçeği Yaman. Senaryo tekrarından kaçılmaması için ona Eda dışında bir ilişki yazılması, Eda'nın ve çocukların bu ilişkiye tepkilerinin ne olacağı, çok da istediğim bir konuydu. O yüzden Yaman-Şule hikayesinden rahatsız değilim.
Yine de Fatoş ablacığıma katıldığım bir nokta da var, bu ilişki yine var olur ancak dizideki ağırlığı daha az olabilirdi. Kısa ama etkili sahnelerde geçen sene çok başarılıydı oyuncu, keza Güneş Berberoğlu da aynı kalitede bir oyuncu. Bu ilişkinin genel seyirci açısından da zor bir ilişki olduğunu düşünüyorum. Yaman zaten kolay kolay empati kurulabilen bir karakter değil, çoğunlukla kötülük peşinde de olduğunu biliyoruz. O yüzden Şule'ye acınacak değil de yine Yaman'ın oyununa gelse de daha çok sevilecek (s)empati duyulabilecek bir karakter yapabilirlerdi. İşte o zaman genel seyirci bu çifti daha uzun sahnelerde izlemek zorunda kaldığında sıkıntı duymazdı. Böylece Şule Yaman'ı şutlarken (muhtemelen bu olacaktır bence) seyirci sırf oğlanlar, çocukların ilişkisi, Eda vs. için değil Şule için de sevinirlerdi. Ben farklı düşünüyorum diye söylenenlerden gözlemlediğim genelin düşüncesini yazmamak olmazdı :img-wink:
Enlerle gecenin ilerleyen saatlerinde yine yorum yazacağım inşallah :)
MERHABA İKİ AİLE HAYRANLARI
Bu haftaki bölümümüz yine harikaydı. Yine büyük bir keyifle izledim.
Eda Oğuz tartışması bu safer biraz sert geçti diyebiliriz. Oğuz fazla ileri gitti. Resmen kendini kaybetti. Gerçi ikisinde de hata var. Birbirleriyle hiç konuşmadılar, düşüncelerini paylaşmadılar. Birbirlerinden habersiz hareket ettiler. Ama Ergin sayesinde Oğuz hatasını anladı. Eda’nın matbaaya gelmesi ve Oğuz’la olan diyalogları da çok hoştu. Akşam yemekte Eda’nın artık bebek konusunda konuşmak istememesi ve Oğuz’un ısrarla sustum sonra konuşuruz, tamam sonra konuşuruz demesi çok komikti.:P Eda Oğuz’un Ferit’e yaptığı senedi öğrenmesi ve akabinde matbaaya gidip Oğuz’la yaptığı konuşmaları da çok beğendim. Oğuz ile Eda’nın didişmeleri dizimizin en can alıcı sahnelerini oluşturuyor.:good:
Tahir Ağa’nın arabasının Ferit’e çarpması ve Ferit’e söylediklerine çok güldüm.:P Tamam Ferit kendi ayakları üzerinde durmak istiyor. Bu konuda Ferit’i tebrik ediyorum ama babası Ağa ve bir şirketi var. Ferit bu fırsatı değerlendirip şirkette iyi bir mevkide çalışabilir. Böyle bir imkanı var ve kullanmak istemiyor. Sonuçta evlendiğin kişi bir doktor adayı seninde ona uygun bir iş bulman lazım. Karısı doktor olacak birine pizzacı da çalışmak hiç yakışmıyor. Eda’nın ısrarıyla şimdilik Oğuz’un yanında çalışıyor ama nereye kadar. Ferit için en iyisi babasının şirketinde yüksek bir mevkide çalışmak.
Oğuz Ferit’e çok iyi yapıyor yerleri sildirmekle. Bir daha yalan söylemeden önce iki kere düşünsün. Ferit gereksiz yere yalan söyledi ve bu yalanı ona pahalıya patladı. Sen önce kendini kurtar. Oğuz senin gibi bu işlere yeni başlamıyor. Yılların tecrübesi var. Bir şekilde işlerini yoluna koyar. Ferit bir kere Oğuz’un eline düştü. Daha çok çekeceği var Oğuz’dan.
Ceren’le Arda’ya gelince, aşk iyice bacayı sardı. Ama bu aşkın geleceği tehlike de. Çünkü Eda ve Oğuz durumu öğrendi. Artık Ceren’in Arda ile buluşması iyice zora girecek. Bakalım Arda ve Ceren bu durumda hangi yollara başvuracaklar.
Bu arada Sabutay galiba tarih oldu. Bence artık Sabutay’ın ailemizle herhangi bir ilişkisi olmayacak. Zaten Yaman yeterince kötülük yapıyor, ortalığı karıştırıyor. Sabutay’a gerek kalmıyor.
Şimdilik benden bu kadar…
Tekrar görüşmek üzere…bye
Çok mutluyum yeni bölüm fragmanı gelmeden ben de bu haftanın en'lerini yazabildim ;)
En Beğendiğim Sahne: Geçen sezon da birara sürekli meyhane, içki masaları sahnelerini yazıp durmuştum buraya. Yine nostalji yapmanın sırası gelmiş, kaç zamandır yapmıyorduk değil mi? Dizide elbet bir kere 'Huysuz ve Tatlı Kadın'ın söyleneceğini biliyorduk ama bu hafta geçen sezonda olduğu gibi yine bir barışma yemeği ve bir Oğuz Bey dinletisi olunca tadına doyulmaz oldu sahne. Eda'nın şarkının kendisi için olduğunu anlayıp mest olması bir yana, bir taraftan da içi gitse de, barışmanın o kadar kolay olmayacağını yinelemesi çok hoştu. Oğuz'un sürekli 'sonra konuşuruz'larına giderek şiddeti azalan bir şekilde tepkileri de gülümsetti beni. Emre Kınay şarkısıyla ve hafif alkollu mimikleriyle sahnenin oyunculuk açısından yıldızı olsa da, karı kocanın arasındaki tansiyonun bu kadar doğal bir şekilde azalmasındaki katkıyı göstermesi açısından İclal Aydın'ı da çok başarılı buldum. Uzun lafın kısası yine bir içki sahnesi favorim oldu, hayır içkiyi çok sevsem neyse ;) Şaka bir tarafa, içki masalarında uzun uzun oturulduğu için sohbet edilmesi beni bu kadar çekiyor tabi ki!
En Beğenmediğim Sahne: Bu bölümde özellikle beğenmediğim bir sahne yoktu. Ceren'in yalan dolanı tema olarak çok hoşuma gitmese de dizide aslında iyi işlenmişti, sonuçta Ceren 'kusursuz planların' yalan üstüne kurulamayacağını öğrendi. Yalnız ben bu bölümde Eda ve oğuz'un Ergin'e anlattıkları sakinlikte çocuk konusunu daha sonra konuşmalarını bekledim ama olmadı. Umarım ileriki bölümlerde bu gerçekleşir.
En Duygulandığım Sahne: Bu sahneyi aslında çok da fazla beğendim ama ilk seçeneğe değişik sahne yazmak istedim ;) Neyse, Eda'nın kocası büyük hazırlıklar içinde olmasına rağmen üç çocuğuna uyurken bakması, onların rahatlarının yerinde olduğundan emin olması, saçlarını evin annesi olarak okşaması çok duygusaldı. O anda yanında olamadığı büyük oğlunun resmini de hasretle okşaması gözlerimi doldurdu. Gerçi Efe köşke dönecek gibi özetten ama 18 olana kadar Efe Yaman'dan uzun süreli olarak kolay kolay ayrılamaz. Boşanma hayatımızın bir gerçeği ve kavga dövüş içinde yaşanacağına boşanılması bence daha doğru olsa da, insan ayrı kalan kardeşler, anneler, babalar için üzülmeden edemiyor.
En Güldüğüm Sahne: Doğumgünü sahnesinde de güldüm. Yine de ben Eda'nın 'Yaman yaman bakıyor' sözünden sonra Oğuz'un kıskanmasını ve de Eda'nın bunun hoşuna gidip, kocasına iltifat edip en sonunda senetler için kızdığı sahnede çok güldüm ve de eğlendim. İlk etapta çiftin Ferit'i unutmaları ve o çok sevdiğim cilveli hallerine dönmeleri gülümsetti beni. O sırada Ferit'in tepkileri de çok komikti. Sonrasında Eda'nın 180 derece dönüşüyle Oğuz'un hayretler içinde kalması, Eda'nın biraz da kendini zorlayarak bağırmasına bayıldım. Yalnız ilk başta Ferit havalanmışken havasının kayınbabasının yanında çalışacağını öğrendikten sonra sönmesi o sahnede beni en çok eğlendiren öğe oldu. Oğuz'un da sonuca kızsa da, karısının zekasına söyle bir gülümsediğini hissettim o sahnede. Sonuç olarak kahkahalarla güldürmese de ben o sahnede çok eğlendim yine detaylar sayesinde ;)
Bölümün Repliği: Repliği tam olarak hatırlamasam da Damla'nın kocasına destek için sözleri kısacık ama çok etkili bir konuşmaydı diye düşündüm.
belle de jour 23-11-07, 11:36 fragmanı izledim çok fena şeyler oluyor:icon_sorrsanırım oğuz cereni bir yere gönderiyor hazır mısın falan diyor.arda nikahta efeyi çok fena benzetiyor:img-blackefe annesiyle konuşurken bu köşke geldiğimizde oğuz abi de bir yabancıydı ama bak evlendiniz gibisinden bir şeyler söylüyor. oğuzla eda yine kavga ediyor sanırım eda cafesini satmaya karar veriyor hayat müşterektir falan diyor.arda sabutayla dertleşiyor sabutay ben ablasına sen kardeşine tutuldun demek diyor.fragmanın sonunda eda ile oğuz yine kavga ediyor.eda oğuza ne yaparmışsın diyor oğuz da boşarım diye cvp veriyor.:icon_cry:köşk çok karışıyor ya.
eda bu lafın altında kalmaz bence.umarım atladığım bir şey yoktur.çok heyecanlı bir bölüm bizi bekliyor arkadaşlar
fragmanı izledim çok fena şeyler oluyor:icon_sorrsanırım oğuz cereni bir yere gönderiyor hazır mısın falan diyor.arda nikahta efeyi çok fena benzetiyor:img-blackefe annesiyle konuşurken bu köşke geldiğimizde oğuz abi de bir yabancıydı ama bak evlendiniz gibisinden bir şeyler söylüyor. oğuzla eda yine kavga ediyor sanırım eda cafesini satmaya karar veriyor hayat müşterektir falan diyor.arda sabutayla dertleşiyor sabutay ben ablasına sen kardeşine tutuldun demek diyor.fragmanın sonunda eda ile oğuz yine kavga ediyor.eda oğuza ne yaparmışsın diyor oğuz da boşarım diye cvp veriyor.:icon_cry:köşk çok karışıyor ya.
eda bu lafın altında kalmaz bence.umarım atladığım bir şey yoktur.çok heyecanlı bir bölüm bizi bekliyor arkadaşlar
Canım fragmanı anlattığın için çok teşekkürler...:)
Evet sabah ben de gördüm fragmanı ne yazık ki bizi çok ağır bi bölüm bekliyo...Hayır Oğuz ve Eda'nın çok kötü kavga etmesi yetmiyomuş gibi bi de üstüne bol bol Sabutay sahneleri izliycez...Gerçi bizim salaklar yine çok komikler...Aa sahi o sahneyi de ben anlatıyım...Şimdi Arda ve salaklar bi masada oturmuşlar sarhoşlar sanırım...Yok yok kesin öylelerdi...ehuehue...1. Salak 2. Salak'ın kafasında şişe kırıyo Arda da buna gülüyo...Aslında buna ben de ilk gördüğümde gülmüştüm ama düşününce o kadar da komik diilmiş yaww:img-hyste
Yalnız bişey daha eklemek istiyorum...Oğuz Eda'ya boşarım derken öyle çok sinirli diil yanii...Şöyle ki; Eda Oğuz'a "Naparsın ha naparsın naparsın..."diyo(Bi on defa diyo olabilir:img-hyste ) Sonra da Oğuz biraz üste çıkmak ister gibi "Boşarım" diyoo...Yani hemen pişman oluyo...Malum Emre Kınay'ın muhteşem oyunculuğu...:) Karakterin sinirle mi yoksa üste çıkmak için mi söylediğini anlayabiliyoruz:)
Ama tabii bunun telafisi baya zor olur...Gerçi Oğuz anında pişman olduğu için(bu çok belli yüzünden) hemen kendini affettirme çabalarına girişecektir...Ama Eda kolay affeder mii????Ayhhh!...İçim karardıı...
Neyse ben kaçıyım artık...Fragmanı umarım biri çeker ben çekemem ne yazık ki idare ederdik bi süre ama malum dersler( Tamam hafta sonu olabilir şimdi ama çoook çalışmam lazım çooookk!..:img-hyste )
nar cicegi 23-11-07, 12:48 Fragmanı şimdi izledim sıcak sıcak bir yorum yapıyım dedim.Neler oluyor öyle her bölüm bir olay.Oğuz Ceren'in hayatı zehir etcek anlaşıldı ama söz konusu Oğuz olunca yapacaklarını hayal edemiyorum.
Arda ile Efe'nin kavgası çok kötüydü.Arda resmen Efe'yi tutup atıyor.Sabutay yavaş yavaş ortaya çıkıyor.Bence Sabutay bundan sonra çok aktif olacak.Yoksa kaç bölüm oynamayan birini tekrar oynatmazlardı.Benim anlayamadığım şey Oğuz Ceren'e niye hazır mısın diyor.Çok merak ettim şimdi.
Eda kafeyi satıyor.Bencede satması Oğuz'a destek olması çok normal Oğuz bu konuda biraz fazla hassas davranıyor ve sonuç gene çenesini tutamıyor.Oğuz'un söylediği de ağır olmuş ne demek boşarım ya.Kavga çok ciddiye binmez inşallah.Ama Oğuz'un yüz ifadesi saka ile karışık söylemeye benzemiyor.Tabi sonra çok pişman olacağı kesin.Önceki kavgada Eda çabuk yumaşamıştı.Bu sefer biraz uzun sürebilir.
Ben malesef cumartesi akşamına kadar yokum.Size iyi yorumlar hepinizin yorumlarınızı zevkle okuyorum ellerinize sağlık.
minemtoprak 23-11-07, 13:39 Saolun arkadaşlar yaaa fragmanı anlatmışsınız resmen tırnaklarımı yiyerek okudum.
Yaşasınnn :happy0064 Sabutaycığım tekrar ortaya çıkıyormuş :) biliyorum bana çok kızacaksınız ama seviyorum o adamı yaaa.
Offf dizimiz iyice hareket ve heyecan kazanıyor şu pazartesiyi sendrom olmaktan çıkaran dizimizi çok seviyorum herkese sevgiler yolluyorum.
Merhabalar
Fragman demek bugün erken saatte yayınlanmış öyle mi. Ne diyeyim Star TV'nin başına taş düşmüş herhalde. Ya da artık pabucun pahalı olduğunu anladılar ki bugün erken vermişler baksanıza. Dün bir dizi vardı ki gecenin 2. olmuş raitinglerde dizi biter bitmez hemen yeni bölümün fragmanını vermişler. Birilerine duyurulur:img-yes:
Öncelikle fragmanı anlatan tüm kardeşlerime teşekkürler. Hoş yazdıklarınız okuyunca içimi bir kasvet kapladı ama ne yapalım. Baksanıza bütün bölüm gerginlik, kavga, kırılan onur, guru gibi tüm duyguları göreceğiz:icon_sorr Yinede bu kadar kötü ve üzücü olaylarların yanında yinede tebessüm edeceğimiz sahneleride görürüz inşallah. Ben umudumu kaybetmiyeyim de
Sevgilerbye
Not: Ha bu arada yeni bölümün o kadar çok resmi eklenmiş ki bakmak için uzun bir zamanım gitti vallahi. Değişik değişik süperdi resimler:icon_evil
MERHABA ARKADAŞLAR
Öncelikle fragmanı çeken Serdar arkadaşımıza ve bu fragmanı bizlere ulaştıran Buğra arkadaşımıza çok teşekkür ediyorum.
Fragmandan gördüğüm kadarıyla önümüzdeki bölümde bizleri çok üzücü ve kötü sahneler bekliyor. Arda’nın Efe ile kavga etmesi hiç hoş değil açıkçası. Sabutay yok oldu derken yine piyasaya çıktı. Ama ailemizle nasıl bir bağlantısı olacak merak ediyorum açıkçası. Eda cafeyi satılığa çıkarıyor ama yine Oğuz’a yaranamıyor anlaşılan ve yine Eda Oğuz didişmesi başlıyor. Bu didişme sırasında Oğuz her zaman olduğu gibi yine çenesini tutamıyor ve boşarım seni diyerek ağır konuşuyor. Tahminim bu 65. bölümün son sahnesi olabilir.
Tekrar görüşmek üzere...bye
Herkese merhabalar arkadaşlar…Umarım herkesin keyfi yerindedir….Güneşli ve mutlu bir günün sonundan foruma bakmaya geldim…Dün Fatoş ablama sözüm vardı yazdığı yazıyı okuyacaktım ama diğer dizim ve uykusuzluğum yüzünden maalesef okuyamadım…:img-blush
Evet şimdi Fatoş ablanın yazdıklarını keyifle okudum..O kadar güzel anlatmışsın ki Fatoş ablacım….Arda’lı ve Yaman’lı sahnelerde bende inanılmaz geriliyorum…Benim de en çok izlekten keyif aldığım sahnelerden bir tanesi…Tabi ki Ferit-Oğuz-Eda didişmeleri..Ama her zaman Oğuz’a kızıyorum Ferit’e kötü davrandığı için…Şimdi biraz seviyor gibi damadını…Arapsabunu ile yerleri sildirdi ama neyse….Fatoş ablacım iyi ki yazmışsın yazdıklarına canı gönülden katılıyorum…:good:
Sevil ablama gelirsek yorumunu keyifle okudum….İçinden geçenleri öyle güzel kelimelere döküp yorum yapmışsın ki..Ama ne yalan söyleyeyim ben hala bebek eşyaları için üzülüyorum…....
Ve yine Fatoş abla…Ne güzel tespitler yapmışsın…Özellikle İclal Aydın konusunda…Ben İclal Aydın’ı "Dedem Gofret ve Ben" dizisinden sonra sevmeye başladım…O diziyi izleyenler hatırlarlar… Ve orada bana oyunculuğunu göstermişti…İki Aile’nin senin de dediği gibi ilk bölümden beni fena sardı…Kurulan kadronun güçlü olması da denilebilir buna…Emre Kınay ,Öner Erkan ,Halit Akçatepe…Yağmurlu bir gündü çok Oğuz bey arabası ile Eda’yı durakta ıslatmıştı….Nostalji yaptım biraz ama sonuç gerçekten bu güzel kadronun hiçbir zaman bozulmasını istemem…:good:
Sevil ablacım biliyormusun bende rahatsız olmuştum…Ceren ve Arda’nın öpüşme sahnesinde hatta yorumumda yazdım..Ama sen benden daha güzel analiz ettin….Ben yüzeysel olarak anlattım…Yine de o sahne Ceren’in yaşındaki bir kıza yakışmadı…..
Buğra’nın en’leri gelmiş çok geçmeden yanıtlayacağım ….Buğra her hafta en’lerin ve Ünite sorularınla burayı her zaman güncel tuttuğun için sana ne kadar teşekkür etsem azdır…Hele yaptığın özel klipler….Ellerine emeklerine yüreğine sağlık…:good:
Berna’nın son anda yetişip yorum yazmasına bayılıyorum yine harika bir yorum yazmış ama hemen arkasından en’lerini de yazmış …Keyifle okudum..
Murat’ın yorumunu da ve fragman yorumunu da keyifle okudum.
...Ve Fragman...
Tarık_naz ve Buğra çok teşekkür ederim sizlere..Fragmanı izledim…:good:
Bu hafta bölüm bol gerilimli bir bölüme benziyor….Arda ve Efe’nin kavga etmesi bana fragmanı izlerken ne kadar gerçekçi geldi…Of …..Hele Arda rolünü o kadar iyi yapıyor ki oynadığı karakterden kendini nefret ettiriyor….Ceren’in dik başlı olması…Eda ve Oğuz ile kavgası…Hiç yakıştıramadım hiç…!!Çoktandır ortalarda görünmeyen Sabutay da bu bölümde var ne yazık ki…Hani benim bir sorum vardı haftalar önce sormuştum..Sabutay ve Arda bir plan yapacaklar mı diye…?Sanırım bu bölümde yapacaklar bir şeyler…Eda’nın kafeyi satması iyi olmayacak ben size söyleyeyim… Ve son sahne…Eda ve Oğuz didişmesi..
Eda-Ne yaparsın ?ha Ne yaparsın….?
Oğuz-Boşarım…
Aman Allah’ım bu kadar kolay mı boşamak….?Umarım ciddi olarak söylememiştir Oğuz o kelimeyi….
Evet bu bölümü izlerken gerileceğiz belli…Önlemimizi alalım…Ben nasıl olsa diğer dizimden alıştım arkadaşlar…..:)
En kısa sürede görüşmek dileği ile..bye
burhan_altıntop 24-11-07, 12:53 Herkese Merhaba..
En'leri cevaplamak ve fragmandan izlenimlerimi paylaşmak için buradayım.Başlayalım o zaman..:img-wink:
**İKİ AİLE 64.BÖLÜM ENLERİ**
1- EN Beğendiğiniz Sahne...?...
Eda ve Oğuz'un evlenmeden önce gittikleri lokantaya tekrar gidip, Oğuz'dan 'Huysuz ve Tatlı Kadın'ı dinlediğimiz sahne.Güzel bir nostaljiydi gerçekten..Bir diğer beğendiğim sahne tartışamdan sonra gelen barışma çabaları.Ve Eda'nın matbaada Oğuz'u fırçalaması ve Ferit'i işe aldırtması..
2- EN Beğenmediğiniz Sahne...?...
Tam anlamıyla beğenmediğim bir sahne yok.Ama Yaman ve Şule'nin sahnelerinde biraz sıkıldığımı söyleyebilirim..
3- EN Güldüğünüz Sahne...?...
Ferit'in Oğuz'un yanında çalışmaya başladığı sahne.Ve Oğuz'un biraz soğuk esprilerle Ergin ile uğraşyığı sahne.Bu sahnede çok gülmedim ama yinede yazmak istedim..
4- EN Duygulandığınız Sahne...?...
Eda'nın çocukların yanına gidip üstlerini örttüğü, köşkte olmayan Efe'yide unutmayarak onunda resmiyle hasret giderdiği sahne.Biraz garip gelecek ama ben Oğuz ve Eda'nın tartışmasında da duygulandım.Çünkü ikiside yaşadıkları acıyı bir anda birbirlerine anlatmış, içlerini dökmüştü.
5- Haftanın Repliği...?...
"O sadece bebek odası eşyaları değil, o Umut'un eşyaları.."Oğuz'un hiç kimseye belli etmediği acısını özetleyen bir replik.Bu yüzden haftanın repliği olarak bu repliği seçtim..
**FRAGMANDAN İNCİLER**
Öncelikle tarık_naz ve Buğra'ya teşekkür ediyorum fragman için.Şimdide fragmandan incilerimize geçelim..
Son sahneden başlamak istiyorum yorumuma.Hiç beklemediğim bir sözcük ve altında yatan o kırıcı anlamla.Oğuz ve Eda ne kadar zor koşullarda aşklarını yaşadılar.Bunu hepimiz biliyoruz.Yani söylemek istediğim bu yuvayı kolay kurmadılar.Şimdi ise bir cafenin satılığa çıkmasıyla Oğuz'dan boşarım lafı çıkıyor.Aslına bakarsanız Oğuz'un kişiliğle ilgili bir durum bana kalırsa.Cafenin satılması değil onu kızdıracak olan.Eda'nın ona sormadan böyle bir işe kalkışması ve ona güvenmediğini düşünecek Oğuz.Biraz önyargılı olacak bu davranışı.Ve birde sinirlenen Oğuz'un hali eklenince bunlara böyle bir sözcük sarfetmesi normal diyeceğim ama değil.Boşanmak o kadar kolay mı..?
Böyle bir tartışma yaşanacak ama bence fazla bir zaman sürmez barışmaları..
Kalan konulara değinmeyeceğim çünkü onların yanıtını daha önce değerlendirmiştik.Bölümde bütün cevapları bulacağız artık..
Yeniden birlikte olmak dileğiyle..;
Kendinize iyi bakın..Hoşçakalın..bye
Herkese Merhabalar…:img-wink:
Takvimlerimiz 24 Kasım 2007’yi gösteriyor…Bugün bizi yetiştiren,üzerimizde emeği olan,göz nurunu akıtan kıymetli öğretmenlerimizin günü…Senenin bu zamanı bende bir heyecan olur…Yıllar geçmesine rağmen hafızamda canlılığını koruyan ilkokul öğretmenim Emel Usta aklıma düşer…Nasıl düşmesin ki şuan bu satırları yazabiliyorsam,yıllara inat hala şefkatini üzerimde hissedebiliyorsam bu öğretmenimin bazı şeyleri başardığının göstergesi değil midir… Tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü içten dileklerim ile kutlarım…:good:
Ve Bu yola baş koymuş Öğretmen adayları,seçimini öğrencilerden yana yapmış ve bu doğrultuda yol alan geleceğin öğretmenleri…Bizim Ailemizde de bir öğretmen adayı var…Pelin nam-ı diğer GizemliSahne…Pelin senin için en büyük dileğim yıllar yıllar sonra olurda öğrecilerin,hiç ummadığın bir yerde,hiç tahmin etmediğin bir şekilde ve yıllara inat edercesine kulağını çınlatmaları,öğretmenler günün kutlu olsun demeleri…Bir öğretmen için öğrencilerinin bu sevgisi eminim çok kıymetlidir…İster ilkokul olsun,ister lise hiç fark etmez…
Emek emektir ve emeğin olduğu yerde Sevgi bâki’dir…
Evet arkadaşlarım…Gördüğünüz gibi bu hayatta sevginin birçok kılıfı var,sunumu var…Nasıl gösterdiğin hiç fark etmez ama Sevgi gelir,hiç ummadığın,tahmin etmediğin bir anda ortaya çıkıverir işte…Yıllar sonra bile…
* Gelelim Hayali Hikayemize,hayali hikayeden çıkardığımız gerçek sevgimize…
:icon_shad:kahve:icon_shadHAFTASONU AJANSI…:icon_shad:kahve:icon_shad
Öncelikle Fragmanı çeken Serdar arkadaşımıza teşekkür ederim…Fragmanın içeriğine doğru yönelecek olursak yine bol sürprizli bir haftaya gireceğimizi tahmin etmek çok güç değil…İlk olarak Ceren’in yakalanması ve sırların açığa çıkması hakkında söyleyeceğim ,Eda’nın geçmişte attığı adımlardan çıkardığı dersler…Damla ile Ferit’in sırrını taşımıştı hatta onların bu sırrına ortak bile olup Oğuz’a yalan söylemişti fakat yapılması gereken ayrım Eda’nın Arda’yı onaylamaması…Gerek yaş,gerek konum gerekse Ceren’in Eda’ya bile kapalı oynaması ile olaylar bu noktaya geldi…
Eda’nın asıl sorunu Ceren’in bir arkadaşlık yapması,aşık olması değil…Hatırlarsanız Can zamanında Ceren’in tek destekçisi yine Eda olmuştu…Eda’nın bu ilişkiyi kabul etmemesinin sebebi yukarıda yazdığım gibi “Bir Gelecek görememesi” ve “Arda’nın hayatta ki duruşuna yönelik ön yargıları”…Arda iyi bir insan olabilir,onu bu raddeye getiren sebeplerde olabilir fakat Eda’nın yargıları bir noktada gerçeği yansıtıyor…Arda bir barda çalışıyor,eğitimi yok,yeri geldiğinde ehliyetsiz motorsiklet kullanabilecek kadar gözü kara ve asi bir çocuk…Tüm bu sebepleri sıralayarak Arda kötü bir insan,dışlanmalı demiyorum…Aksine Arda’nın bir şekilde hayata yeniden başlamasını çok isterim…Keşke böyle bir hikaye yazılsa…Arda Köşkte bir şekilde Sevgi’yi tanısa,tanıyamadığı sevgiyi bizim sevgi mimarlarımızın arasında tatsa…Ailemiz Ferit gibi yanlış sularda yüzen ve kendilerini dolandıran bir şahsiyeti doğru yola sevk etmişken Arda’nın da olası değişimi yadırganmaz…
Tek değişmeyen gerçek ise Arda’nın Şule’nin oğlu olması ve Şule’nin de Yaman ile evlenmesi…İşte benim yukarıda düşündüklerime tek set olacak gerçek ise bu oluyor…Sanırım bu hikaye üzerinden gidilerek Ceren ve Arda ilişkisi engellenecek…Ceren’e “Yalan” söylediği için verilecek cezalar,hayatının kontrolü ve okula bile Oğuz’un bırakması ile koyulan yasaklar bölüme damgasını vuracak…Ben bu noktada Oğuz’un haricinde Eda-Ceren konuşması bekliyorum…İşte “Annesizlik ile Annenin varlığını” yansıtmak adına müthiş bir fırsat…Hatalar ne kadar büyük olursa olsun bir baba’nın yaklaşımı ile annenin yaklaşımı bir olmaz…Şurada bağırır çağırır,on dakika sonra huzursuz olur ve gönlünü almaya çalışır…Umut ediyorum Eda ve Ceren ilişkisi için böyle “Yapıcı” sahneler yazılmıştır…Eda tüm gerçekleri ortalığa saçtığı için Ceren’in tavır yapmasını ve Eda’dan uzaklaşmasını istemem…Bu vesile ile çok daha yüreğe dokunan sahneler izleyebiliriz…
İstemeyerekte olsa söylemek durumundayım,sanırım hikaye Ceren’in Köşkten kaçmasına kadar gidecek…İleride bir Arda-Ceren firarı izleyeceğimizi düşünüyorum…Böylece Yaman-Şule ve Eda-Oğuz çiftinin hayatları,hikayeleri yeniden kesişecek ve ortak bir amaç için birlikte hareket etmek zorunda kalacaklar…Dediğim gibi ufuktaki hikayemiz sanırım bu olacak…
Şimdi Ceren’in hikayesini bir kenara bırakalım ve Eda-Oğuz ilişkisine dönelim…Eda’nın kafe’yi satmak için acele etmesini şuna bağlıyorum…Yaman’ın gönderdiği adam tarafından dolandırılan ve zarara uğrayan Oğuz’a destek…Açıkçası bu hikayenin bu kadar çabuk açığa çıkacağını düşünmemiştim…Ama Oğuz’un maddi kayba uğramasından başka “Acil” sebep bulamıyorum kafe’yi satmak için…Bu bölümde ufak ufak sinyalleri verilen satışın karar aşaması ile çok olaylı geçecek…Sude’nin eklediği resimlerden görüyorum ki Eda ile Oğuz yine ortalarına bir adamı almışlar ve adamın önünde tutuşmuşlar kavga’ya…Allah ikisinin ortasına düşen bu adamın yardımcısı olsun diyorum,zaten resimlerde de adamın bakışına dikkatinizi çekmek isterim…İki ateşin ortasında kalmak gibi bir şey…Sahnenin paratoneri ise bu masum adam olacak anlaşılan…
Fakat komedi dolu bu sahnelerin ardından Oğuz’un yine düşünmeden ağzından çıkan sözler yenilir yutulur cinsten değil…”Boşarım” demek özellikle bir bayana söyleniyorsa çok daha ağırdır ve bu bayan Eda ise o laf Oğuz’un burnundan fitil fitil getirilir…Muhtemelen birkaç saniye sonra Oğuz durumu toparlamaya çalışacak…Fakat bu sözün hikayemizde nasıl bir dönem açacağını şimdiden merak etmeye başladım…Eda’nın küslüğü,Oğuz’un pişmanlığı bize izlemesi keyif veren sıcacık sahneler getireceği kuşkusuz,bu yüzden bu sözün hikayemiz adına hayırlı olduğu görüşündeyim…Oğuz böyle biri işte…Sinirlendiği anda ağzından çıkanlara hakim olamıyor ve ok gibi fırlatıyor…
Köşkte kısa vadeli bir küslük ve bunun geri dönümlerini izleyeceğiz…Eda ile Oğuz’la başlayan bu gerginlik tüm köşk ahalisine sirayet edecek ve yer yerinden oynayacak…Eda’nın sinirle Damla ile Ferit’e misafir olarak bir süre konuk olacağını düşünüyorum…Üst katta ise Oğuz’un pişmanlığı ve gönül alma çabaları ile “Yine İki Katın çatışmasına şahit olacağız”…
Dediğim gibi hikayemiz adına doğru hamle,Eda ile Oğuz ilişkisini canlandırmak için bir çıkış yolu olacak bu talihsiz söz…
Toparlayacak olursam güzel bir bölüm izleyeceğiz…Sabutay ve salakların gelmesi ile renklenen ve Efe’nin Köşke yeniden dönmesi ile beslenen sıcacık bir bölüm bizleri bekliyor…Efe ile Ceren’in kardeşlik bağlarını,Eda’nın anne desteğini Ceren’e göstermesi dediğim gibi bölüm içinde ki en büyük beklentim…
O halde Ünite Sorularımız gelsin bakalım…
:icon_shadİKİ AİLE 65.ÜNİTE BÖLÜM SORULARI…:icon_shad
1-Ceren sırlarını açığa çıkaran Eda’ya tavır koyacak mı…?...Nasıl davranacak…?...
2-Oğuz’un koyduğu yasaklar ile bunalan Ceren’e Eda’dan destek gelecek mi…?...
3-Şule ve Yaman evliliğinin ardından Efe’nin Köşke dönmesi,Eda ile Yaman’ı birkez daha karşı karşıya getirecek mi…?...
4-Köşke dönen Efe ile Ceren’ın arası nasıl olacak…?...Arda ile kavga eden Efe bunu Ceren’e anlatacak mı…?...
5-Yaman neden Sabutay’ın yanına gidecek…?...
6-Yaman’ın gönderdiği dolandırıcı deşifre olacak mı…?...Oğuz’u maddi sıkıntıya düşürdüğü takdirde onu gönderen kişinin Yaman olduğu ortaya çıkacak mı…?...
7-Eda ile Oğuz’un “Yeni bebek” didişmeleri devam edecek mi…?...
8-Eda,Kafe’yi satabilecek mi…?...
9-Sabutay,Arda’nın Ceren’le görüşmesi için yardım elini uzatacakmı…?...
10-Sabutay,Damla Ferit evliliğini öğrenecek mi…?...
11-“Boşarım“ sözü ile kırılan kalpler Oğuz tarafından yapıştırılacak mı…?...
12-Ufukta Eda-Oğuz boşanması var mı…?...
13-Bölüm sonu tahminleriniz Varmı…?...
14-Sizlerinde soruları varsa cevaplamaktan memnuniyet duyarım…
İşte böyle arkadaşlar…Artık yavaş yavaş son noktayı koyabiliriz…
Satırlarımı bitirmeden önce çam sakızı çoban armağanı tüm öğretmenlerimize,sizlerin,benim öğretmenlerime her yıl olduğu gibi bir buket çiçek göndermek istiyorum…Sembolik bu çiçeğimiz tüm öğretmen ve Öğretmen adaylarımıza armağan olsun…
ece_ikiaile 24-11-07, 20:15 İyi Akşamlar İki Aile Ailesi...:img-wink:
http://img107.imageshack.us/img107/7554/24kasimxu4.gif (http://imageshack.us)
:icon_angeİKİ AİLE 64.BÖLÜM ENLERİ...:icon_ange
1- EN Beğendiğiniz Sahne...?...
Meyhane sahnesini çok beğendim.Oğuz'un (Emre Kınay'ın)sesinden "Huysuz Ve Tatlı Kadın"ı dinlemek çok güzeldi.
Eda'nın matbaada Ferit'i işe aldırması.Oğuz'un Ferit'e yaptığı senet şakası...Hepsi çok güzel sahnelerdi...
2- EN Beğenmediğiniz Sahne...?...
Beğenmediğim sahne yoktu ama Yaman ile Şule'nin olduğu sahneler bana çok yapmacık geliyor...;)
3- EN Güldüğünüz Sahne...?...
Ferit'in senetleri nasıl ödeyeceğini düşünmesi...Oğuz'un matbaada Ferit'e yaptığı eziyet...Kafasına fırça atması (fırçaydı galiba:))...Oğuz'un Edayla barışma çabaları...
4- EN Duygulandığınız Sahne...?...
Oğuz'un bebek odası için Eda ile tartışması ve Eda'cığımın ağlamaklı olması...:blush:
5- Haftanın Repliği...?...
Oğuz ile Eda tartışırken Oğuz'un söylediği...
"O sadece bir bebek odası takımı değil...O Umut'umuzun odası Eda" (cümle tam böyle değildi galiba):icon_roll)
Hoşçakalın...
byebyebye
nar cicegi 24-11-07, 20:40 İKİ AİLE 64.BÖLÜM ENLERİ
1- EN Beğendiğiniz Sahne...?...
Eda ve Oğuz'un lokanta sahnesi.Oğuz'un Eda'ya huysuz ve tatlı kadın şarkısını söylemsi gerçekten çok hoştu eski günleri hatırladım.
2- EN Beğenmediğiniz Sahne...?...
Bu bölümde beğenmediğim sahne yoktu.
3- EN Güldüğünüz Sahne...?...
Ferit'in Oğıuz'un yanında çalıştığı sahne çok komikti.
4- EN Duygulandığınız Sahne...?...
Eda'nın çocukların üstünü örttüğü sahne.
5- Haftanın Repliği...?...
"O sadece bebek odası eşyaları değil, o Umut'un eşyaları"
En'leri bitirmiş bulunmaktayım.Az sonrada ünite sorularıyla buradayım.
Şimdilik hoşçakalın.
Başta kendi öğretmenlerim olmak üzere tüm öğretmenlerin öğretmenler gününü kutluyorum.
nar cicegi 24-11-07, 21:53 İKİ AİLE 65.ÜNİTE BÖLÜM SORULARI
1-Ceren sırlarını açığa çıkaran Eda’ya tavır koyacak mı…?...Nasıl davranacak…?...
Ceren Eda'ya kesin bir tavır koyaca |