Tüm Versiyonu Göster : Sinema ve Müzik Dünyasından Haberler(Yeni)
Scorsese Belgesele El Attı
Martin Scorsese, müzik dünyasının en farklı seslerinden biri olan Bob Dylan'ın konu ettiği No Direction Home: Bob Dylan isimli belgeselden sonra, şimdi de başka bir efsane ismin belgeselini çekmeye hazırlanıyor. Scorsese, The Beatles grubunun unutulmaz üyelerinden biri olan George Harrison'un belgeselini çekecek. Yeni projeyi bizzat kendisi ve Harrison'un eşi Olivia Harrison finanse ediyor.
Film Harrison ailesi ve sanatçının yakın çevresi ile yapılacak röportajlara dayanacak. Röportajların önümüzdeki sene başlanacağı söyleniyor. 2008 yılını dolu dolu geçirecek olan ünlü yönetmen, böylece üç yeni film projesine bir de belgesel eklemiş olacak. (27-09-2007)
Kaynak:film.gen.tr
Coppola'nın Hırsız Kabusu
Baba serisinin efsane yönetmeni Francis Ford Coppola'yı Türkiye'ye beklediğimiz şu günlerde, yönetmen bir hayli sıkıntılı günler yaşıyor. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde gösterilecek olan filmi Youth Without Youth'a mali kaynak bulmak için düştüğü sıkıntıları tam atlattı derken, Coppola şimdi de hırsızlarla uğraşıyor. Coppola'nın kurduğu Zoetrope'un Arjantin'deki merkez ofisine giren beş kişi, ofisteki bilgisayar ve elektronik eşyaları çaldı. Ancak esas talihsizlik çalınan bilgisayarların birinde Coppola'nın yeni projesi Tetra'ya ait senaryonun da yer alması.
Önümüzdeki sene yapımına başlanacak olan Tetra İtalyan göçmeni bir oyuncunun hikayesini anlatıyor. Beyazperdede izlemeyi özlediğimiz yüzlerden biri olan Matt Dillon filmin başrolünde yer alacak. (28-09-2007)
Kaynak:film.gen.tr
Bu filmde 1 Nobel 2 Oscar var!
http://www.ekolay.net/sinema/images/28092007151919_38_504961nel.jpg
İki usta isim, Morgan Freeman ve Clint Eastwood, ses getirecek bir projede bir araya geliyor.
Hollywood’un Oscar’lı siyahi oyuncusu Morgan Freeman’ın Güney Afrika’nın Nobel Barış Ödüllü Devlet Başkanı Nelson Mandela’yı canlandıracağı “The Human Factor” isimli filmin yönetmenliğini de Oscar ödüllü Clint Eastwood’un üstleneceği açıklandı.
1995 Dünya Rugby Şampiyonası’nda yaşanan ayrımcılığa ve Mandela’nın ırkları birleştirici rolüne dikkat çeken film, "John Carlin’in The Human Factor: Nelson Mandela and the Game that Changed the World" (İnsanın Rolü: Nelson Mandela ve Dünyayı Değiştiren Oyun) isimli kitabından uyarlanacak. Film, Mandela’nın başa geçmesiyle Güney Afrika’ya uygulanan ayrımcılık sisteminin çöküşünü, Batı’daki yankılarını, spor dünyasında yaşanan gelişmelerle anlatacak.
OSCAR’A GÜÇLÜ ADAY
Çekimleri daha başlamayan film, şimdiden konusu ve oyuncuları gereği, 2009’un Oscar’ına aday gösteriliyor. Filmde Matt Damon’un da rol alacağı söyleniyor.
kaynak:ekolay.net
deadly_angel 29-09-07, 18:21 "Kolera Günlerinde Aşk"
http://img219.imageshack.us/img219/5250/2809200715362313504965kpm0.jpg
Nobel ödüllü yazar Gabriel Garcia Marquez’in aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan "Kolera Günlerinde Aşk/Love in Time of Cholera", 7 Aralıkta Türkiye’de vizyona girecek.
Yönetmenliğini "Harry Potter ve Ateş Kadehi" filminin yönetmeni Mike Newell’in üstlendiği filmin senaryosunu Ronald Harwood yazdı.
Giovanna Mezzogiorno, John Leguizamo, Laura Harring, Benjamin Bratt, Javier Bardem, Fernanda Montenegro, Catalina Sandino Moreno, Hector Elizondo, Liev Schreiber’in oynadığı filmin müziklerini Antonio Pinto ile Shakira yaptı.
Filmin çekimlerinin büyük kısmı, Kolombiya’nın duvarlar arasındaki tarihi kenti Cartegena’da yapıldı. Çekimlerin bir kısmı ise Brezilya’da gerçekleştirildi. Filmde, Fermina Daza (Giovanna Mezzogiorno) adlı bir kadın ile ona aşık olan iki erkek Florentino Ariza (Javier Bardem) ile Doktor Juvenal Urbino (Benjamin Bratt) arasındaki 1880’lerden 1930’lara kadar uzanan ve 51 yıl 9 ay 4 günlük zaman dilimine yayılan aşk üçgeninin öyküsü anlatılıyor.
3 YIL PEŞİNDEN KOŞTU
Filmin yapımcısı Scott Steindorff’un, romanın film haklarını alabilmek için üç yıl boyunca yazar Gabriel Garcia Marquez’in peşinden koştuğu ve alana kadar da vazgeçmediği bildirildi.
O sıralarda kansere yakalanan ve bu hastalığa karşı büyük mücadele veren Marquez’in, romanlarının ana dili İngilizce olan sinema filmlerine uyarlanmasına pek sıcak bakmadığı anlatılan açıklamada, "Marquez ancak iki milyon dolar telif ücreti karşılığında ’Kolera Günlerinde Aşk’ın sinema haklarını sattı. Marquez, iki milyon dolarla eşi Mercedes ve oğullarının geleceğini mümkün olan en iyi şekilde garanti altına almaya çalıştı" denildi.
"Kolera Günlerinde Aşk", Marquez’in bir Hollywood stüdyosu tarafından uyarlanan ilk yapıtı olacak.
e-kolay
3 Türk filmi Kanada'da
Kanada'nın en popüler etkinliklerinden 26'ncı Vancouver Uluslararası Film Festivali'de 'Yaşamın Kıyısında', 'Mutluluk' ve 'Beş Vakit' gösterilecek.
Dünya genelinde 50 ülkeden 300'den fazla filmin katılımıyla 27 Eylül ile 12 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek festivale katılacak filmlerden ilki, Fatih Akın'ın yönettiği Cannes Film Festivali'nde 'En İyi Senaryo' ve 'Özel Ekümenik Jüri Ödülü'nü alan 'Yaşamın Kıyısında' olacak.
Zülfü Livaneli'nin, Barnes & Noble'ın 'Büyük Bir Yazarın Keşfi' ödülünü alan romanından uyarlanan, Abdullah Oğuz'un yönettiği, bu yılki 'Altın Küre Ödülleri'nin aday adayı 'Mutluluk' (Bliss) de festivale katılacak bir diğer Türk filmi olacak.
Festivale katılan üçüncü film ise 25'inci İstanbul Uluslararası Film Festivali'nde 'En İyi Türk Filmi' ödülünü alan Reha Erdem'in yönettiği 'Beş Vakit' olacak.
Festivalde, 3 Türk filminin gösterimlerinin sponsorluğunu Mavi Jeans yapacak.(27.09.2007)
Kaynak:e-kolay.net
deadly_angel 30-09-07, 06:56 Paul McCartney "Shrek 4"te ne yapacak?
Beatles grubunun efsane ismi Paul McCartney, ünlü animasyon "Shrek 4"ün soundtrack'i için şarkı yazmaya hazırlanıyor.
Soundtrack'in line-up'ında ismi bulunan McCartney'nin, animasyon filmde seslendirme yapması da konuşuluyor.
Sinemaseverlerin “Shrek 4”ü izlemek için epeyce bir beklemesi gerekecek. DreamWorks Animation ile Paramount, yeşil dev “Shrek”in dördüncü bölümünü 10 Mayıs 2010’da vizyona çıkaracak.
DreamWorks Animation’dan sızan ilk bilgilere göre, “Shrek” serisinin olmazsa olmazı kabul edilen dört kahramanı Shrek (Mike Myers), Eşek (Eddie Murphy), Prenses Fiona (Cameron Diaz) ve Çizmeli Kedi (Antonio Banderas) dördüncü bölümde de boy gösterecek.
e-kolay
Hollywood - Pentagon arası buz kesti!
Hollywood hükümet yanlısı geleneği bu sene bozdu; Pentagon da teknik desteği kesti! İki oluşum arasında buz gibi rüzgarlar esiyor!
İkinci Dünya Savaşı ve Vietnam Savaşı'nda olduğu gibi savaş sürerken sadece Amerika ordusunu destekleyen filmlerin prodüksiyon ve vizyon zamanlamalarından sonra bu sezon bir ilk gerçekleşiyor!
Hollywood, Irak ve Afganistan'daki savaş devam ederken; sonbaharda sinema sezonun açılmasıyla birlikte birbiri ardına savaş karşıtı; global güçlerin ortadoğuya yönelik müdahalesini eleştiren filmleri vizyona sokacak. Amerikan hükümetinin yılladır; "Ülke savaştayken eleştiriye karşı" koyduğu ambargo bu kez ihlal edilmiş ve Bush hükümetinin damarına fena halde basılmış olacak.
Robert Redford, Tom Cruise ve Meryl Streep'in başrollerde oynadığı 9 Kasım'da vizyona girecek "Lions for Lambs" (Kuzular için Aslanlar) Irak ve Afganistan konusunda bölünen Amerikan toplumunu öyküye alan filmlerin başında geliyor. Bir senatör, bir profesör ve bir gazeteci üçgeninde ilerleyen filmin vizyona çıkış tarihi daha entresan. Başkanlık seçimleri yaklaştıkça filmler daha da önemli bir gündemin üstüne oturuyor.
Mısırlı bir kimya mühendisliği öğrencisinin karısını canlandıran Reese Witherspoon'un önemli rollerinden birini canlandırdığı bir diğer Pentagon politikaları karşısındaki film ise "Rendition"(Teslimiyet).
Teslimiyet ise tamamen CIA'nın terör zanlılarına karşı nasıl sorgulama yöntemlerini kullandıklarını anlatıyor ve sert eleştirilerde bulunuyor. 14 Eylül'de gösterime girecek bir diğer film ise "Valley of Elah" (Elah Vadisi), Paul Haggis'in yönetmenliğini yaptığı filmin önemli rollerinde; Tommy Lee Jones, Susan Sarandon ve Charlize Theron yer alıyor. Gerçek bir hikayeden yola çıkılarak çekilen film kısaca Savaş sonrası askerlerin yaşadığı depresyonu anlatıyor. Ekim'de gösterime girecek "Grace is Gone" (Zerafet Yok Oldu) filminde Irak'ta öldürülen bir kadın askerin geride bıraktığı eşi ve çocuklarının yaşadığı zorluklar konu ediliyor.
Mart'ta vizyona girecek yönetmen Kimberly Peirce'nin "Stop Loss" (Kayıpları Durdurun) yeniden Irak'a dönmeyi rededen bir askerin dramını anlatıyor.
Pentagon tüm bu filmlere Hollywood'a gözdağı vermek adına mı bilinmez her zaman gücünü ve show mizansenleri konusunda cömert davranırken; hu defa teknik desteğini filmlerden çekti!
kaynak:ekolay.net
Kara Şimşek Dönüyor!
Yapımcı Doug Liman, ünlü televizyon dizisini yeniden küçük ekranda görmek istiyor...
Kara Şimşek (Knight Rider) dizisi yakın zamana kadar sinema projesiyle "Haber" bölümümüze konuk oluyordu.
Zamanla yapımcıların böyle bir sinema filmiyle ilgilenmedikleri, David Hasselhoff'un çabasının da yetersiz kaldığı ortaya çıktı.
Fakat yeni bir haber söz konusu sinema projesinin bile kaderini değiştirebilir. Yapımcı ve yönetmen Doug Liman, Kara Şimşek dizisini yeniden başlatmak için harekete geçti.
NBC, diziye yeşil ışık yakmadan önce iki saatlik bir pilot bölüm görmek istedi; bölümün alacağı tepkilere göre de dizi hayata geçecek.
Bu arada David Hasselhoff hayranlarına da kötü haberi verelim. Dizi yeni bir Michael Knight ve farklı bir arabayla karşımıza gelecek.
kaynak:beyazperde
http://www.resim-yukle.com/thumbs/948970sineekim-b.jpg ('http://www.resim-yukle.com/viewer.php?id=948970sineekim-b.jpg')
Sinematürk 1 Yaşında!
Sayfalarını sadece Türk Sineması’na ayıran tek dergi olan Sinematürk Dergisi'ni kutluyoruz...
Ekim ayında okuyucuyla buluşmaya başlayan ve sayfalarını sadece Türk Sineması’na ayıran tek dergi olan Sinematürk Dergisi artık 1 yaşında.
On ikinci sayısında dosya konusunu Sinema Salonları’nın sorunlarına ayıran Sinematürk Dergisi Tayfun Pirselimoğlu’nun Rıza ve Aren Perdeci’nin Yanlış Zaman Yolcuları filmlerinin afişlerini de son sayısında okuyucularına hediye ediyor.(30 Eylül 2007)
Kaynak:Beyazperde.
deadly_angel 30-09-07, 17:06 Garfield geri döndü!
Şişman, tembel ve sevimli... "Garfield" hayranlarına müjde! Animasyon tarzdaki Garfield Kasım'da vizyonda!
Senaryosunu Garfield serisinin yaratıcısı Jim Davis'in yazdığı, yönetmenliğini Mark Dippe'nin yaptığı 'Garfield Geri Dönüyor' (Garfield Gets Real) 1994 yılında yayınlanan 'Garfield and Friends'ten bu yana yapılan ilk baştan sona animasyon Garfield filmi özelliğini taşıyor.
Wonderworld Animasyon Stüdyoları'nda yaratılan 'Garfield Geri Dönüyor', 16 Kasım'dan itibaren Türkçe seslendirilmiş olarak animasyon filmi sevenlerin karşısına çıkacak.
Filmin öyküsü:
"Çizgi bant yıldızı olmanın tekdüzeliğinden sıkılan Garfield, gazetesayfasından firar ederek 'gerçek dünyanın' yolunu tutar. Gerçek bir ev kedisi olarak düşük profilli hayat yaşarken, gazete baskıya girmeden geri dönmediği takdirde çizgi serinin iptal edileceğini öğrenir.
Ancak bugüne kadar gerçek dünyaya kaçan hiçbir çizgi karakter, sonradan geri dönmeyi başaramamıştır. Üstelik bir takım şeytani güçler, onun çizgi roman dünyasına geri dönüşüne engel olmaktadır."
'Garfield Geri Dönüyor'da, çizgi bant serisinin başkarakterleri olan Garfield, Jon Arbuckle, Odie, Nermal ve Arlene'in yanı sıra yeni karakterler de boy gösterecek.
Filmin yeni karakterleri arasında Wally, Bonita, Billy Bear ve Eli yer alıyor. Yeni bir karakter olan Sheckny adlı kedi de bu filmde üne kavuşacak.
e-kolay
Mick Jagger’dan ‘Best of’ albümü
Efsanevi rock grubu Rolling Stones’un solisti Mick Jagger, solo şarkılarını bir “Best of” albümünde topladı. Şarkıcının 30 yılda yaptığı 17 parçadan oluşan albüm gelecek hafta satışa çıkıyor.
Dünyanın en iyi rock gruplarından Rolling Stones’un solisti Mick Jagger, 1970’li yıllardan beri yaptığı solo parçaları ilk kez bir albümde topladı. 17 şarkıdan oluşan “The Very Best of Mick Jagger” adlı albümün en eski parçası “Memo From Turner”.
Ayrıca daha önce hiç yayınlanmayan 3 parça “Charmed Life”, “Too Many Cooks” ve “Checking up on my Baby” de albüm de yer alıyor.
Jagger bu albümle hayranlarını uzun bir müzik yolculuğuna çıkaracak. Bu konuyla ilgili olarak Jagger, “Albüm, 1970’teki ilk solo çalışmadan, birkaç yıl önce yaptığım sonuncusuna kadar uzun bir dönemi kapsıyor. Albümdeki birçok parça dinleyenleri az ya da çok, geriye götürecek” diyor.
İlerleyen yaşına rağmen enerjisiden birşey kaybetmeyen 64 yaşındaki rock yıldızının yeni albümü gelecek hafta raflardaki yerini alacak.
kaynak:ntvmsnbc
Enrique Iglesias geliyor
http://www.skyturkonline.com/images/20071001/ENBB.jpg
Birbirinden güzel şarkıları ve sahne şovuyla özellikle genç kızların kalbini hoplatan Enrique Iglesias, tüm dünyada büyük ses getiren son albümü “Insomniac”’ın dünya turnesi kapsamında konser vermek üzere Türkiye’ye geliyor.
Dünyanın en çok satan İspanyol şarkıcısı olan Enrique Iglesias, MTV müzik ödülleri sonrasında Türkiye Gençlik Kulubü Federasyonu, Purple Concerts ve EPD organizasyonuyla 3 Kasım 2007 Cumartesi günü İstanbul’da Abdi İpekçi Arena’da Türk hayranlarına bir konser verecek.
kaynak:skyturk
ABD'de Türk'ün başarısı
http://www.skyturkonline.com/images/20070919/ERBB.jpg
Genç Türk müzisyen Erberk Eryılmaz, Amerikan Besteciler Birliği ile Amerikan Besteciler, Yazarlar ve Basımcılar Topluluğu'nun ortaklaşa düzenlediği yarışmada, bestelediği piyano sonatı ile birinci oldu.
ABD'de Hartt Müzik Okulu'nun hem piyano hem kompozisyon bölümlerinde burslu okuyan ikinci sınıf öğrencisi Eryılmaz, düzenlenen beste yarışmasında, 15 yaşında bestelediği piyano sonatıyla ABD'nin kuzeydoğu bölgesinde birinciliğe layık görüldü.
Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı mezunu olan ve konservatuvarda kompozisyon hocası Serdar Muhatov ile çalışan 18 yaşındaki Eryılmaz, müzik eğitimine devam etmek için geldiği ABD'de bir Türk öğrenci olarak aldığı bu ödülden dolayı son derece mutlu olduğunu söyledi.
Eryılmaz, yarışmada Amerika'nın en iyi müzik okullarında okuyan, çoğunluğunu master ve doktora öğrencilerinin oluşturduğu müzisyenlerle yarıştığını ve birinci olan tek Türk öğrenci olduğunu belirtti.
Amerikan Besteciler Birliği'nin en genç üyesi olduğunu söyleyen Eryılmaz, birinci olan piyano sonatında Türk müziği modları ve tartımları kullandığını ifade etti. Connecticut'ta bulunan Hartt Müzik Okulu'nda (The Hartt School of Music) okuyan Eryılmaz, piyano hocası Oxana Yablonskaya ile çalışıyor. Eryılmaz'ın, Yablonskaya'nın isteği üzerine iki piyano ve orkestra için bestelediği konçertonun da yakında CD olarak çıkması bekleniyor.
kaynak:skyturk
Topkapı filmi niye Prag’da çekilsin?
Truva filmi Türkiye’deki bürokratik hantallık yüzünden Çanakkale’deki Troya antik kentinde değil de Meksika’da çekildi. Troya’da güneş batıda deniz üzerinde batarken, filmde Meksika’nın doğuya bakan sahillerinde toprağın üzerinde batıyordu.
Bu gidişle başka filmlerin güneşleri de yanlış yönden batacak. Amerikan film şirketi MGM yeni çekilecek Topkapı filmini İstanbul yerine Prag’da çekmeye hazırlanıyor. Çek Cumhuriyeti Topkapı Sarayı’nın bir benzerini inşa etmek için hazır, yeter ki film onların ülkesine gelsin.
Ama hálá bir şansımız var. Hollywood filmlerinin afiş tasarımcısı Emrah Yücel’in kurucusu ve başkanı olduğu Türk Film Konseyi bu iş için canla başla çalışıyor. Los Angeles merkezli konsey, 25 üyeli bir sivil toplum kuruluşu. Yücel’in ofisinde iki oda ve iki personelle işleri yürütüyor. Konsey, bu yıl dünyadaki tüm film konseylerinin üye olduğu Uluslararası Film Komisyonları Derneği’nin (AFCI) düzenlediği, ülkelerin film çekim mekanlarnı tanıttığı Lokasyon Fuarı’na katıldı; başarılı sunumuyla ikincilik ödülü aldı. "Gönül Yarası" ve "Dondurmam Gaymak" filmlerinin Los Angeles tanıtımları için çalıştı.
En önemlisi, Türkiye’yi mekan olarak kullanacak filmlere vergi teşviki öngören bir yasa tasarısı hazırladı. Yasa şu anda Meclis’te bekliyor. Bu arada konsey, Türkiye’de çekilebilecek birkaç önemli filmi kaçırmamak için çabalıyor. Emrah Yücel, bize konseyin kuruluş hikayesini anlattı.
KITE RUNNER FİLMİ AFGANİSTAN’A GİDİNCE BİR ŞEY YAPMAK GEREKTİĞİNİ ANLADIM
ABD’nin önemli film şirketlerinden Dreamworks’ten bir arkadaşım "Kite Runner" filmine yer bakmak için Türkiye’ye gittiklerinde nerede kalacaklarını sordu. Döndüklerinde ise Türkiye’de şelale olmadığı için Afganistan’da karar kıldıklarını söyledi. Türkiye’de şelale bulunamaması mümkün müdür? İnsan saçını başını yolmak istiyor ama sorunun özü muhatap eksikliği. 2005’te Türk Film Konseyi kurulana kadar Hollywood gibi bir merkezde, Türkiye’nin sinema sektörü ile ilgili hiçbir muhatabı yoktu. Bir diğer sebep ise; aynı yıllarda pazarlama görselleri üzerinde çalıştığım Nicole Kidman’ın oynadığı "Soğuk Dağ" filminin Romanya’yla hiç bağlantısı olmamasına rağmen Romanya’da çekilmesiydi. Yeni Zelanda, Romanya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Fas’ın bile Los Angeles’ta film konseyi var. Benim ülkemin bunlardan ne eksiği var? Sadece örgütlenme ve yaratıcı düşünme eksik. Amacımız Türkiye’yi yabancı film yapımcıları tarafından kullanılan bir platform haline getirerek sinemayı geliştirmek, ülkemizin kültürel alanda tanınmasını sağlamak; çünkü şu andaki tek tanınırlığımız -ne yazık ki- "Geceyarısı Ekspresi" ile! Bu kaygılarımı Türkiye’deki sinemacı arkadaşlarım ile paylaştım. Karakter olarak da girişimci bir yapım olduğu için bu sivil toplum örgütünün ilk adımlarını attım. Çoğu kişiden "Boşuna paranı harcama, Türklerle iş yapılmaz!" gibi yorumlar duydum. Oysa ben bunu sosyal bir sorumluluk olarak algılıyorum.
YÜZÜKLERİN EFENDİSİ YENİ ZELANDA’YI FİLM PLATOSUNA DÖNÜŞTÜRDÜ
ABD’de her eyaletin bir film konseyi ya da komisyonu var, rekabet ediyorlar. Örneğin Hawaii eyaletinin beş adasının her birinin film komisyonu var. "Lost" dizisini paylaşmaya çalışıyorlar. Hawaii dediğinizde aklınıza gelen cennet ve tatil görüntüsünün arkasındaki tek sebep filmlerde görmüş olduklarınız. Kimse kalkıp Hawaii yerine Tahiti’ye gitmez; gitmiyor! Yeni Zelandalı yönetmen Peter Jackson’ın kişisel çabaları Yeni Zelanda Film Komisyonu’nun kurulmasında çok önemli. "Yüzüklerin Efendisi" filmiyle bu ülke kullanılmaya başlandı, "King Kong", eski "Narnia" ve yeni çekilen "Narnia" ile devam etti. Şu anda James Cameron, "Avatar" filmini orada yapıyor.
FAS KRALI FİLM PLATOSUNU BİZZAT ZİYARET ETTİ
Indiana Jones ile kullanılmaya başlanan ve Ridley Scott’un "Cennet Krallığı" ile tekrar gündeme gelen Fas bir başka örnek. Fas Kralı Muhammed ve geçmişte de babası, sinema konusunda meraklı ve teşvik verici oldular. Kralın yönetmen Ridley Scott ile dostluğu da bir etken. "Cennet Krallığı" filmi çekilirken kral seti ziyaret etti ve her türlü kolaylığı sağladı. Fas özellikle Irak Savaşı ya da Ortadoğu konulu pek çok filmde yer olarak fazlasıyla kullanılıyor. Türkiye de bu konulu filmler için ideal. Hatta şu anda bir Irak Savaşı filmi için son elemelerde Fas ve Türkiye kaldık.
HER ÜLKENİN YÖNETMENİ KENDİ OYUNCUSUNU YILDIZ YAPIYOR
Türk devleti ve yatırımcıları Türk kökenli projelere yatırım yapmalı. Bunun en güzel örneği "My Big Fat Greek Wedding" türünde yapımlardır. Bu tip senaryoları geliştirmek de Türk Film Konseyi’nin amaçları arasında. Geçmişte yapılanlara bakıldığında izlenecek yol gayet nettir: Meksikalı yönetmen Alejandro Innaritu sayesinde Gael Garcia Bernal, İspanyol yönetmen Pedro Almodovar sayesinde Penelope Cruz ya da Antonio Banderas meşhur oldu. Fransız yönetmen Jean Pierre Jeunet sayesinde Audrey Tautou, Tom Hanks ile başrol oynadı. Amerikan filmlerindeki Fransa gezileri sayesinde komiser rolüyle Jean Reno ile tanıştık ve onu "Pembe Panter"e kadar taşıdık. Bizim izlememiz gereken yollar da aynıdır.
TÜRKİYE’DE ÇEKİLECEK DÖRT PROJE VAR
Teşvik yasası seçimler nedeniyle hálá çıkmadı ama şu anda TFK’nın gündeminde 5 proje var. Bunlardan ilki, "Perfume" filminin yönetmeni Tom Twyker’in yöneteceği Clive Owen ve Naomi Watts’ın oynadığı "The International". Bu proje 3 ülkede geçen bir aksiyon filmi ve bunlardan biri Türkiye. 120 sayfalık senaryoda Türkiye’nin 17 sayfa yeri var. İkinci proje, 2008 şubatında çekilmesi planlanan "Fast Tracks". Snowboardcuların yer aldığı bir korku filmi. Üçüncü proje, şu anda gizliliğini koruyan bir Amerikan TV dizisi. Bu proje 300 kişilik kadrosu ile Kasım ayında Türkiye’de. 13 bölümü Türkiye’de çekilecek. Dördüncüsü Focus Features’ın çekeceği ve Irak’ta geçen bir savaş filmi. Bu projede Türkiye’yi Irak için çekim mekanı olarak kullanmak istiyoruz. Son proje, MGM’in yapımcısı olduğu "Thomas Crown Affair 2" yani "Topkapı" projesi. Bu proje Türkiye için yine "Troy" filmi benzeri bir hayal kırıklığı olabilir; çünkü şu anda hiçbir teşvik olmadığı ve Çekler de yüzde 20 teşvik önerdikleri için bu proje oraya gidecek. MGM çok iyi müşterim olduğu için yöneticileri ile iyi ilişkiler içindeyim. Bu konuyu görüşmek için Kültür Bakanlığı’ndan Ekim ayında bir randevu almaya çalışıyoruz. MGM’den Perry Stahman bu konuda Türkiye’ye gelmeye hazır. Bunlar kaçırılmaması gereken altın fırsatlar.
TEŞVİK YASASI NEW MEXICO’YUGÖZDE BİR FİLM MEKANI YAPTI
ABD’deki New Mexico eyaletini örnek alarak Türkiye için bir sinema teşvik yasa tasarısı oluşturduk. New Mexico Film Konseyi, yüzde 25’lik vergi iadesi sistemini bir yıldır uyguluyor. Daha önce New Mexico’da film çekilmezken, 2006’da yasanın yürürlüğe girmesiyle eyaletin film sektöründen gelen geliri 428 milyon dolara çıktı ve eyalet filmcilerin gözde mekanlarından biri oldu. Şu anda çıkacak teşvik yasası Türkiye’de sadece 20 milyon dolar ve üzeri çekim harcaması yapacak projeleri kapsıyor. Bu rakam New Mexico’da 2-3 milyon dolar civarında. Bu yüzden talep çok daha az olacak. Ama Los Angeles’taki TFK’nın ne sponsor ne de devlet desteği alan bir yapı olduğu göz önünde tutulursa 4-5 büyük proje bizim için fazlası ile büyük bir iş. Yerli sinemacılar da bu teşvik yasasından zarar görmeyecek çünkü onlar da benzer teşviklerle desteklenecek. Uluslararası piyasada başka ülkeleri de hedefleyen projeler yapılmalı. TFK bu tip senaryoları da takip ediyor. Türk izleyicisine benzer özellikler taşıyan, Kore, Mısır, Yunanistan, Balkan ülkeleri ve Rusya için üretilmiş ortak yapımları destekliyoruz.
HOLLYWOOD’DA TANITIM GECESİ
Projelerimizden biri, web sitemizde Türk yeteneklerini tanıtacak geniş bir bölüm oluşturmak. Oyuncular, film müziği bestecileri, kostüm tasarımcıları, art direktörler, grafik tasarımcıları, senaryo yazarları ve kameramanlar için bir arena yaratmak. Bu arenada Türk prodüksiyon firmalarının da web sayfalarına yer verilecek. İkinci projemiz ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile planladığımız, "Hollywood’da 300 Kilit Adam" yemekli tanıtım geceleri. Hollywood sinema endüstrisinin üst düzey isimleriyle birebir ilişkiler kurabilmek amacıyla, beş gece boyunca Los Angeles, Peninsula Oteli’nde yapılacak yemeklerde İstanbul’un film mekanı olarak tanıtımı yapılacak. Diger projemiz "Comet Awards" yani "Turk Sineması Ödül Töreni", Golden Globe törenlerinin her yıl yapıldığı Beverly Hilton Oteli’nde gerçekleştirilecek.
KONSEY TÜRK VE AMERİKALI SİNEMACILARDAN OLUŞUYOR
Türk Film Konseyi’nin 20’ye yakın kurucu üyesi var. Üyeler arasında Türk sinemacılar Ezel Akay, Ömer ve Mine Vargı, Osman Sınav, Egemen Bağış, Ömer Atay, Elif Dağdeviren, Erol Avcı, Şükrü Avşar, Yılmaz Erdoğan, Diloy Gülün, Kortan Çelikbilek var. Onursal üyeler ise Amerikalı Türkiyesevenlerden oluşuyor: Conan filmlerinin yazarı ve yönetmeni, "Apocalypse Now" filminin yazarı ve "Roma" dizisinin yapımcısı John Millius; MGM’in başkanı Rocky ve Kill Bill filmlerinin başarısının arkasındaki isim Perry Stahman; 20th Century Fox’ın Pazarlama Başkan Yardımcısı Peter Stougard, oyuncu ve yapımcı Cassandra Gava; Candy Walters ve Marilyn Hall...
kaynak:ekolay.net
Jason İçin Hayırlı Cumalar
Yüzündeki hokey maskesi ve kostümü, elinden düşürmediği baltasıyla 13. Cuma'nın Jason'ı, 80'lerin korku ikonlarından biriydi. 1980'de Sean S. Cunningham tarafından çevrilen 13. Cuma öylesine başarılı oldu ki, filmin devamı 90'lı yılların ilk yarısına kadar devam etti.
80'li yılların klasiklerini birbiri ardına hayata geçiren Hollywood şimdi de bu korku filmini yeniden çekecek. New Line tarafından yayım hakları satın alınan film Damian Shannon ve Mark Swift tarafından güncelleştirilecek.
Jason karakteri en son 2003'te Freddy vs. Jason ile beyazperdedeki yerini almış, ancak film beklenilen başarıyı gösterememişti.
kaynak:film.gen.tr
1001 Belgesel Film Festivali başlıyor
Türkiye’nin tek belgesel film festivali olan Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali bu yıl 10. yaşını kutluyor.
Türkiye’nin tek belgesel film festivali olan Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali bu yıl 10. yaşını kutluyor. 3 - 7 Ekim arasında düzenlenecek olan festival, bu akşam yapılacak açılış töreninde Bahriye Kabadayı’nın yönettiği “Devrimci Gençlik Köprüsü” adlı belgeselin gösterimiyle başlayacak.
85 eser gösterilecek
Bu yılki ana teması 'hatırlamak’ olan festival, İtalyan Kültür Merkezi, Beyoğlu Sineması, Atatürk Kültür Merkezi, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi ve Yeni Melek salonlarında yerli ve yabancı 85 belgeseli izleyiciyle buluşturacak. Program bölümleri Hatırlamak, Kültürler ve Renkler, Hiç Umut Yok mu?, Herkesin Bir Öyküsü Var, Kişisel Bakış, Dünya Hali, Avrupalılar ve Bir Belgesel Okulu başlıkları altında toplandı. 10. festivalin bu yılki bir yeniliği de festival atmosferini 'sokağa’ taşıyacak olması. Beyoğlu’nda Gazeteci Erol Dernek, Ayhan Işık ve Fuat Uzunay sokakları festival alanı olarak donatılacak ve belgesel sinema etkinlikleriyle canlanacak.
Bu etkinlikler arasında, sokak partileri ve Belgesel Sinemacılar Birliği üyelerinin filmlerinden seçtikleri karelerden oluşan “10 Yılın Kareleri” adlı fotoğraf sergisi bulunuyor.(03.10.2007)
Kaynak:e-kolay.net
Pavarotti’nin yeri dolmaz
Dünyanın en iyi 10 tenoru arasına aday gösterilen ismin Bülent Bezdüz olduğu açıklandı.
The New York Sun Gazetesi’nin İtalyan tenor Luciano Pavarotti’nin tahtına oturacak adaylar arasında gösterdiği Mersin Devlet Opera ve Balesi tenoru Bülent Bezdüz, adının dünyadaki en iyi 10 tenor arasında geçmesinin gurur verici olduğunu, ancak Pavarottinin yerini kimsenin dolduramayacağını söyledi.
Grammy ödüllü Bezdüz, "The New York Sun Gazetesi’nde çıkan yazı benim için gurur vericidir. Dünyada 10 tenor arasında anılmak insanın gururunu okşasa da, Pavarotti gibi bir ustanın yerini kimsenin dolduramayacağı da bir gerçek. Bir Türk olarak başarı göstermenin tek kriteri çağdaş ve pozitif çizgiyle hareket etmekten geçer. Bu çizgi de Atatürk’ün bize gösterdiği çizgidir" dedi.(02.10.2007)
Kaynak:e-kolay.net
Bu sezon kimleri dinleyeceğiz?
http://muzik.ekolay.net/images/03102007112750_47_505669alb.jpg
Tarkan, Sezen Aksu, Madonna ve diğerleri… Hangisini sabırsızlıkla bekliyorsun?
Durgun müzik piyasası hareketleniyor. Yerli yabancı pek çok albüm, yayınlanmak üzere sırada bekliyor. Yerli kontenjanda Sezen Aksu , Tarkan , Teoman , Zerrin Özer , Deniz Seki , Aşkın Nur Yengi öne çıkarken, yabancı kontejanında Madonna, Jennifer Lopez, Britney Spears, Alicia Keys, Kylie Minogue, Backstreet Boys, Foo Fighters ve Spice Girls gibi devler var. Görülen o ki müzik konusunda epey hareketli günler bizi bekliyor. Kim ne yapıyor, ne zaman, nasıl albüm çıkaracak araştırdık.
Yerli albümler
Tarkan yıl sonuna doğru…: Yazdan beri beklenen ve yine bir efsaneye dönüşen Tarkan’ın yeni albümü, son haberlere göre 2007 sonuna yetiştirilmeye çalışılıyor. Albüm ağırlıklı olarak Tarkan’ın bestelerinden oluşacak. Müzik direktörü Ozan Çolakoğlu. Sezen Aksu ve Tarkan birlikte yeni şarkılar üretmeye devam ediyor. Pek çok şarkı dinleniyor, kaydediliyor ama henüz hiçbir şarkının akıbeti belli değil.
Sezen Aksu’dan 3 proje: Şu aralar ABD’de tatilde olan Sezen Aksu, 3 proje üzerinde birden çalışıyor. İlki, yazın anons edilen, bu yılki Harbiye Açıkhava Konserleri’nden alınan kayıtlarla oluşturulacak olan DVD. İkinci proje, 2007 sonu veya 2008 başı gibi yayınlanması planlanan, tamamen yeni şarkılardan oluşacak albüm. Diğer proje ise yoğun akademik ve müzikal araştırma gerektiren ’Kök’ adlı konsept albüm.
Teoman’dan sürpriz düetler: Teoman kasım ortasında çıkaracağı albümde, bugüne kadar yayınladığı 7 albümden seçtiği 15 hit şarkısında önemli müzisyenlerle düet yapacak. Pamela, Özlem Tekin, Şebnem Ferah, Hayko Cepkin, Yalın, Emre Aydın isimlerden bazıları. Albümün en büyük sürprizi ise Sezen Aksu, Paramparça’yı söyleyecekler. Albümde Ajda Pekkan’ın da yer alacağı konuşuluyor.
Deniz Seki ritmik duygusal: Deniz Seki’nin yeni albümü şarkıcının titizliği yüzünden ertelenmişti. Nihayet aralık gibi müzik marketlerde olacak. Şarkıların tamamı kendi bestesi. "Kariyerimde çok önemli ve farklı bir adım. Bu sefer şarkılarım hem ritmik hem duygusal oldu" diyor
Yabancı albümler
Madonna ile 2007 bitmeden: Madonna, 2007 bitmeden iki albümle birden bizlerle olacak. İlk albüm bugüne kadar yayınlamış olduğu en iyi remix’lerden oluşacak "Best of Remixes". Diğer albüm ise tamamen yeni şarkılardan oluşuyor. Yeni albümde dünyaca ünlü prodüktör Timbaland’le çalışan Madonna, bir şarkıda da Justin Timberlake ile düet yapacak. Her iki albümün de 2007 bitmeden çıkması planlanıyor.
Dört yıl aradan sonra Kylie: Kylie Minogue, yepyeni şarkılarıyla kasım ayında dönüyor. "X" adını verdiği yeni albümünden çıkan ilk single "2 Hearts" 12 Kasım’da piyasada olacak. Kylie’nin hayranlarına bir diğer sürprizi de aralıkta yayınlanacak 2006 Showgirl Homecoming turnesinin DVD’si.
The Cure’dan çift CD: Uzun süredir yeni albüm yayınlamayan The Cure grubu için de geri sayım başladı. Yeni albümleri hem çift CD’den oluşacak, hem de ekim ayının ortaları gibi tüm dünyada yayınlanmış olacak. Albümde 80’lerden kalma, gün yüzüne çıkmamış 3 The Cure şarkısı da yer alacak.
Brİtney eski günlerini yakalar mı?: Britney Spears, yeni bir albümle eski günlerine dönmek istiyor. Kasımda yayınlanacak albümün ilk single’ı Gimme More, MTV Müzik Ödülleri’nde hayal kırıklığı yaratmıştı. Bakalım albümün tamamıyla bu kötü etkiyi silebilecek mi?
Duran Duran ve Backstreet Boys: Duran Duran ve Backstreet Boys da sürpriz yaptı, yıllar sonra tekrar bir araya geldi. Backsreet Boys’un Unbreakable adını verdiği albümden çıkan ilk single Inconsolable, ekim ortasında yayınlanacak. Hemen hemen aynı günlerde Duran Duran, "Red Carpet Massacre" albümünü yayınlıyor.
Jennifer Lopez popa döndü: İspanyolca albümden umduğunu bulamayan Jennifer Lopez, hemen bir pop albüm için kolları sıvamıştı. Brave adlı albümden çıkan ilk single Do it Well, radyolarda çalmaya başladı. Albüm ekim başında yayınlanıyor.
kaynak:ekolay.net
ULUSLARARASI İSTANBUL FİLM FESTİVALİ DİREKTÖRÜ AZİZE TAN,
ASYA PASİFİK SİNEMA ÖDÜLLERİ ÖN JÜRİSİNDE …
Uluslararası İstanbul Film Festivali Direktörü Azize Tan, ilk kez düzenlenen Asya-Pasifik Sinema Ödülleri ASPA’nın ön jürisine davet edildi.
CNN International, UNESCO ve Uluslararası Film Yapımcıları Dernekleri Federasyonu (FIAPF) işbirliğiyle düzenlenen ve bu bölgede düzenlenen en prestijli sinema etkinliği olmaya aday Asya Pasifik Sinema Ödülleri, bölgedeki 70’den fazla ülkenin sinemasını onurlandırmayı hedefliyor. Türkiye’yi de içeren Asya-Pasifik bölgesinde çekilen filmler, dünyada bir yılda çekilen tüm filmlerin yaklaşık yarısını oluşturuyor.
2007 Asya Pasifik Sinema Ödülleri ön jürisinin başkanlığını Uluslararası Chungmuro Film Festivali Direktörü ve Güney Kore Ulusal Sanat Akademisi Sinema-Televizyon Bölümü’nde öğretim üyesi Prof. Kim Hong-Joon üstlendi. Azize Tan’ın da yer aldığı ön jürinin diğer üyeleri ise şunlar: İranlı Bağımsızlar’ın Direktörü Mohammad Attebai, Uluslararası Singapur Film Festivali Direktörü Philip Cheah, Variety Dergisi eleştirmenlerinden ve Avustralya Sinema Eleştirmenleri Derneği üyesi Russell Edwards, Pekin Film Akademisi profesörlerinden ve ödüllü film yönetmeni Xie Fie, Uluslararası Brisbane Film Festivali Direktörü Anne Demy-Geroe, Uluslararası Hawaii Film Festivali Kurucu Başkanı Jeannette Paulson Hereniko, Uluslararası Kahire Film Festivali Direktör Yardımcısı ve Uluslararası Kahire Çocuk Filmleri Festivali Direktörü Soheri Abd El Kader ve Asya Sinemasını Yükseltme Ağı Kurucu Başkanı ve Osian Cinefan’ın Direktörü Aruna Vasudev.
24-28 Eylül tarihleri arasında Avustralya’nın Brisbane kentinde yapılan ön elemede 9 kategoride beşer aday belirlendi. CNN International’ın da iki saatlik bir belgeselle tanıtacağı Asya Pasifik Sinema Ödülleri yine Avustralya’da 13 Kasım’da yapılacak olan ödül töreniyle sona erecek. Ön jüri tarafından seçilen adaylar, başkanlığını ünlü Hintli aktris ve yardımsever Shabana Azmi’nin yapacağı uluslararası bir jüri tarafından 9 farklı kategoride ödüllendirilecek.
2 Ekim’de Singapur’da açıklanan ve 19 ülkeden 34 eserin yer aldığı aday filmler arasında Ömer Kızıltan’ın yönetmenliğini üstlendiği “Takva” üç kategoride aday… Takva, “En İyi Film”, Önder Çakar “En İyi Senaryo” ve Erkan Can da “En İyi Erkek Oyuncu” dallarında aday oldular.
kaynak:Sadibey
deadly_angel 05-10-07, 20:10 14 yönetmenden Cumhuriyet hikayesi
Gazeteci Nebil Özgentürk’ün “Cumhuriyet” belgeseline, 14 ünlü Türk sinemacı kısa filmleri ile katılıyor.
Klasik tarih kurgusunu biliyorsunuz. Cumhuriyet kuruldu, 1924 Anayasası kabul edildi, hilafet kaldırıldı, kılık - kıyafet yasası yürürlüğe girdi, tevhidi tedrisat kararı alındı, tekke ve zaviyeler kapatıldı, Şeyh Sait isyan etti, Türkiye İş Bankası kuruldu, Latin alfabesine geçildi, Sümerbank açıldı, Atatürk dünyaya gözlerini kapadı, İkinci Dünya Savaşı başladı, ekmekler karneye bindi, çok partili sisteme geçildi, Menderes hükümeti kuruldu...
Yani ulusal kahramanların yarattığı, tek kişinin ya da dar bir ekibin kudretiyle yaratılan bir tarih. Belgeselci ve gazeteci Nebil Özgentürk, 84’üncü yıldönümünde Cumhuriyet tarihini bugüne kadar pek el değmemiş olan sıradan insanın hayatıyla anlatmaya karar veriyor. İğneyle kuyu kazarak buluyor aradığı hikayeleri. Aile arşivlerinden, kütüphanelerden, çeşitli kuruluşların depolarından fotoğrafları derliyor. Dönemin tanıklarıyla temas kuruyor. Çekimler geçtiğimiz Şubat ayından beri sürüyor. 400 dakikayı bulan belgesel 13 bölümden oluşuyor. Cüneyt Türel’in sunacağı belgeselin müziklerini Sezen Aksu yapıyor. Fazıl Say da bu dizi için bir senfoni hazırlıyor. Bu çalışmanın sponsoru Denizbank.
Nebil Özgentürk, kendi çalışmasını bitirdikten sonra belgeselin ikinci aşamasına geçiyor. Ünlü Türk sinemacılarına, "Buyurun, siz de kendi Cumhuriyetinizi kurun" diyor. Projeyi sunduğu tüm yönetmenler severek katılacaklarını açıklıyor. 14 yönetmen katılıyor projeye: Halit Refiğ, Osman Sınav, İrfan Tözüm, Sinan Çetin, Zülfü Livaneli, Ali Özgentürk, Mustafa Altıoklar, Yılmaz Erdoğan, Cem Yılmaz, Yavuz Turgul, Şerif Gören, Metin Erksan, Fatih Akın ve Çağan Irmak’ın kısa filmlerinde ilginç ve çarpıcı öyküler var.
Halit Refiğ, Cumhuriyet’in kuruluş döneminin en tanınmış edebiyatçılarından Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun 1930’larda Kadro hareketine katıldığı için iktidar tarafından dışlanarak gönüllü sürgüne gideceği günden bir gece öncesini getiriyor ekranlara. Ülkeyi terketmesinin kendisi için "iyi olacağını" öğrendiği akşam, eşi Leman Hanım’la evinde yaşadıklarını anlatıyor. Yakup Kadri’yi Talat Bulut, eşini ise Ayda Aksel canlandırıyor.
Mustafa Altıoklar, 2001’e kadar yürürlükte kalan ve idamın yasalardan çıkışıyla ortadan kalkan "Kadınlar eğer hamileyse çocuklarını doğurana kadar idam edilemez" hükmüne atıfta bulunan bir kısa film çekiyor. Filmde, darağacına gönderilen bir kadının hamile olduğu anlaşılınca ipten geri dönmesi ve daha sonra yaşananlar anlatılıyor. Altıoklar’ın da rol aldığı filmde hamile kadını Nehir Erdoğan canlandırıyor.
Bu iki film çekildi. Zülfü Livaneli’nin kısa filmi de geçtiğimiz hafta tamamlandı. Diğer sinemacılardan bazılarının senaryoları da ortaya çıktı:
Ali Özgentürk, Cumhuriyet’in ilk yıllarında, Anadolu’nun ücralarına gidip çocukları aydınlatmak için uğraş veren bir eğitim gönüllüsünün hikayesini anlatacak.
Yılmaz Erdoğan’ın hikayesi, doğum yeri olan Hakkari’de geçiyor. Sevgi üzerine kurulmuş bu kısa filmde silahların tamamen susmasını, dağlarda, vadilerde, yaylalarda sadece kuş seslerini duymak isteyen birkaç insanın öyküsü yer alacak. Tabii ki filmin teması barış olacak.
Şerif Gören, 6-7 Eylül İstanbul’undan bir hikayeyi çekecek. 1955 yılında, Türkiye-Yunanistan ilişkileri Kıbrıs nedeniyle bozulduğu sırada, "Atatürk’ün Selanik’teki evine bomba atıldı" denilerek kışkırtılan ve binlerce dükkanı talan ederek, İstanbul’daki azınlık yurttaşlara saldıran yağmacı grubun hakim olduğu sokaklar anlatılacak. Kısa film bu sokaklarda ve atmosferde var olmaya çalışan bir insanın dramını aktaracak.
Cem Yılmaz, Sadun Boro’nun anılarına uzanacak. Senaryoda, 1968’de küçük teknesiyle dünyayı gezen Boro Türkiye’ye dönmüş, Fenerbahçe açıklarından İstanbul kıyılarına doğru yol almaktadır. Binlerce İstanbullu deniz kıyısında toplanmış Boro’yu muzaffer bir kral gibi karşılamaya hazırlanmaktadır. Boro’nun babasıyla dayısı da büyük denizciyi karşılamaya çıkanların arasındadır. Bir sandala atlayıp Boro’nun teknesine doğru yol almaktadırlar. Amma velakin sandalın dibi deliktir ve onların bundan haberi yoktur...
Fatih Akın, Osman Sınav, Yavuz Turgul, Çağan Irmak, Metin Erksan ve İrfan Tözüm’ün filme çekecekleri senaryolar henüz belirlenmedi.
SABAHATTİN ALİ ROLÜNDE ALTAN ERKEKLİ
Tiyatrocu Rutkay Aziz sınırda öldürülen öykücü Sabahattin Ali’ye dair kısa bir tiyatro oyunuyla bu belgesele sinemanın dışında bir katkı sağlayacak. "Aldırma Gönül Aldırma" şarkısının sözlerini kaleme alan ünlü yazarı bu oyunda Altan Erkekli canlandıracak.
UĞUR MUMCU’YU GÜVEN KIRAÇ CANLANDIRIYOR
Zülfü Livaneli, kendi yönettiği 5 dakikalık bölümde 1983’te Paris’te gazeteci Uğur Mumcu’yla geçirdiği bir günün hikayesini anlatıyor. Film Nebil Özgentürk’ün Ortaköy sırtlarındaki dairesinde çekildi. Zülfü Livaneli bu evi gördüğünde "İşte burası gibi bir salonum vardı Paris’te. Orada yeni yaptığım parçayı Uğur Mumcu’ya dinlettim" deyince filmin orada çekilmesine karar verildi.
Bu bölümde Uğur Mumcu’yu Güven Kıraç, Zülfü Livaneli’yi Emre Kınay oynuyor. Kıraç, makyajla bir saat içinde Uğur Mumcu’ya dönüşüyor. Bu kısacık role televizyon kayıtlarından Mumcu’nun sesini dinleyip, yüzünü, gülüşünü, vücut dilini günlerce inceleyerek hazırlanmış.
Zülfü Livaneli, filme çektiği o günün hikayesini anlatıyor. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Paris’e yerleştiği dönemde Tülay German’la birlikte bir albüm çalışması yapıyormuş. Albümü bitirdiği günlerde Uğur Mumcu Paris’e gelip müzisyenin konuğu olmuş. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Nazım Hikmet için yazdığı "Yiğidim Aslanım Burda Yatıyor" şiirini yeni bestelemiş Livaneli. Uğur Mumcu, parçayı dinledikten sonra "Bu eser ölenlerin ardından yakılmış mükemmel bir ağıt gibi" demiş ve gözlerinden birkaç damla yaş süzülmüş. Bu beş dakikalık bölümde iki dostun Paris’te buluştuğu o hüzünlü akşam anlatılıyor.
Kaynak: e-kolay
deadly_angel 05-10-07, 20:28 Placebo davulcusuz kaldı!
http://img257.imageshack.us/img257/6862/0410200713593547505912pyz3.jpg
Placebo davulcusu Steve Hewitt'in, 11 yıllık beraberlikten sonra gruptan ayrıldığını açıklandı.
Placebo ’dan Brian Molko davulcuları Steve Hewitt’in gruptan ayrılmasını şu sözlerle açıkladı: "Bir grubun üyesi olmak, evlilik gibidir. Yıllar sonra insanlar ayrılabilir, bu gayet normal." diyen Brian Molko sözlerine şöyle devam ediyor: "Paylaştığınız onca şeye rağmen 'birlikte çalıştığım insani sevmiyorum' demek yanlış olur. Ama bir süre sonra artık karşınızdakinden farklı şeyler bekliyorsunuz ve anlıyorsunuz ki artık daha fazla aynı çatı altında beraber olamazsınız."
Steve Hewitt, ilk olarak 1996 yılında Placebo'ya katılmıştı. Hewitt'ten önce Placebo Robert Schultzberg'le çalışıyordu. Grubun diğer iki üyesi Brian Molko ve Stefan Olsdal yeni bir davulcu bulmak için acele etmediklerini belirttiler.
Kaynak: e-kolay
Altın İstiridye "Bin yıl hayır Duası" filmine gitti!
İspanya’nın dünyaca ünlü uluslararası San Sebastian Film Festivalinde en iyi filme verilen Altın İstiridye ödülünü Hong Kong asıllı Amerikalı yönetmen Wayne Wang’ın “Bin yıl hayır Duası” adlı filmi kazandı
Festival başkanı yazar Paul Auster tarafından açıklanan sonuçlara göre, Henry O (A Thousand Years of good prayers) en iyi erkek oyuncu, Blanca Portillo (Siete mesas de billar frances) en iyi kadın oyuncu, Nick Broomfield (The Battle for Haditha) en iyi yönetmen, Gracia Querejeta ile David Planell (Siete mesas de billar frances) ve John Sayles (Honeydripper) en iyi senaryo ödüllerini aldı.
Festivalde Jüri Özel Ödülü ise 18 yaşındaki İranlı yönetmen Hana Makmalbaf’ın “Buddha collapsed out of shame” adlı filmine verilirken, Donostia (San Sebastian) özel ödüllerine aktör Richard Gere ve aktris Liv Ullmann layık görüldü.
kaynak:sinema.com
deadly_angel 07-10-07, 12:01 'Sis ve Gece' Arjantin’e gidiyor
Polisiye film "Sis Ve Gece" Arjantin’de yapılacak olan San Luis International Film Festivali’ne davet edildi.
Turgut Yasalar’ın Ahmet Ümit’in eserinden uyarladığı Sis ve Gece, 16 - 25 Kasım 2007 tarihleri arasında Arjantin’de yapılacak olan San Luis International Film Festivali’ne davet edildi.
Festivale Turgut Yasalar da iştirak ediyor. Filmin başrollerini Selma Ergeç ve Uğur Polat paylaşıyor.
Sedat bir gizli servis elemanıdır. Çok sevdiği amiri Yıldırım bir süre önce öldürülmüştür. Sedat amirinin kendi servisince öldürüldüğüne inanmaktadır. Sedat için mesleği her şeyin önünde gelmektedir ancak teşkilat içinde Sedat pasifize edilmiştir. Yaşama yeniden bağlanacak tutkulu ilişkiyi genç bir kız olan Mine’de bulur.
Kaynak: e-kolay
deadly_angel 08-10-07, 13:17 Beyonce konseri iptal oldu
Ünlü R&B vokali Beyonce’nin çok uzunca bir zamandır beklenen konseri iptal edildi.
Geçtiğimiz ay Malezya'da konser veren Gwen Stefani'yi konser kıyafetlerinin açık olması gerekçesiyle protesto eden Müslüman gençler, bu kez aynı tavrı Beyonce için gösterdi.
Beyonce, konser turnesinin Malezya ayağını iptal etti.
Bu davranışa çok şaşırdığını söyleyen Beyonce, Müslüman gençlerin bu kadar radikal olmalarına üzüldüğünü belirtti.
Kaynak: e-kolay
deadly_angel 08-10-07, 13:20 Türk sineması New York'ta
Sivil toplum kuruluşu Moon and Stars Project'in düzenlediği New York Türk Filmleri Festivali'nin dokuzuncusu başlıyor.
12 Ekim' de Cem Yılmaz'ın rol aldığı 'Hokkabaz'ın gösterimiyle başlayacak festivalde, 'Beş Vakit', 'Takva', 'Kader', 'Beynelmilel', 'Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü?', 'Eve Dönüş', 'Pars: Kiraz Operasyonu', 'Küçük Kıyamet', 'Sınav', 'Dondurmam Gaymak', 'İklimler', 'Hayatımın Kadınısın' gibi son dönemde dikkat çeken 34 film gösterime sunulacak. 'Ustalara Saygı' bölümünde Yavuz Turgul'un yönettiği 'Muhsin Bey'in gösterileceği festivalin programında birçok kısa film de yer alıyor.
Kaynak: e-kolay
Neil Gaiman- Terry Gilliam Ortaklığı
Şu sıralar vizyonda fırtınalar estiren Yıldız Tozu'nun yazarı Neil Gaiman, başka bir fantastik film üzerine çalışıyor. Geiman romanı Good Omens'in sinema filmi için, kendi kadar enteresan bir yönetmen olan Terry Gilliam ile birlikte keyifli bir çalışma sürdürüyor. Muhtemelen ikili birlikte çalışmaktan çok mutlular ki, geçtiğimiz günlerde Neil Gaiman, kendisini üne kavuşturan çizgi romanı Sandman/Kum Adam'ın filminin çekilebilmesi için Gilliam'a teklif götürdüğünü söyledi. Gilliam teklifi kabul ettiği takdirde, Gaiman Good Omens biter bitmez hemen çalışmalara başlayabileceğini bildirdi.
Sandman, DC Comics/Vertigo için 1988 ile 1996 yılları arasında 10 ciltlik bir seri halinde çıkan ve dünyanın her yerinde fanatikleri bulunan bir çizgi roman. Şayet Terry Gilliam projeyi kabul ederse, Sandman'in Örümcek Adam ya da Yüzüklerin Efendisi serileri kadar başarılı olacağı düşünülüyor.
kaynak:film.gen.tr
İngiltere’nin en iyi klibi Bohemian Rhapsody
Efsanevi grup Queen’in 1975 tarihli hit parçası ‘Bohemian Rhapsody’, İngiltere’de müzikseverler arasında yapılan bir araştırmada ülkenin en iyi video klibi seçildi.
O2 adlı telefon firmasının yaptığı ankete katılan 1051 müzikseverin yüzde 30’u Queen’in 1975 tarihli hit parçası ‘Bohemian Rhapsody’yi, İngiltere’de tüm zamanların en iyi müzik videosu seçti.
Ankette Michael Jackson’ın “Thriller” adlı parçasına çekilen klip ikinci, Justin Timberlake’in “Cry Me A River” adlı parçasının klibi üçüncü oldu.
İlk ondaki diğer klipler ise şunlar;
A Million Ways - OK Go
Take on Me - A-Ha
Addicted to Love - Robert Palmer
Nothing Compares 2 U - Sinead O’Connor
Losing My Religion - REM
Dirrty - Christina Aguilera
Like A Prayer - Madonna
Queen’in “Bohemian Rhapsody” adlı parçası 1975’te piyasaya çıktıktan sonra listelerde 9 hafta süreyle bir numarada kalmış, grubun şarkıcısı Freddy Mercury’nin 1991’de ölümünden hemen sonra yeniden bir numara olmuştu.
Klibin çekimi sadece 3 saat sürmüş ve 3500 sterline (yaklaşık 8500 YTL) mal olmuştu.
kaynak:ntvmsnbc
Sahneyi korumasının kucağında terk etti
Sezen Aksu, Pazar gecesi İngiltere’nin başkenti Londra Royal Albert Hall’da 3500 kişinin önüne çıktı. Yarı İngilizce, yarı Türkçe esprileriyle ve göbek dansı şovuyla hayranlarını eğlendiren Aksu, sahneyi korumasının kucağında terk etti.
http://www.ntvmsnbc.com/news/273835.jpg
Dünyanın en ünlü konser ve gösteri mekanları arasında yeralan Londra’daki Royal Albert Hall’da 3500 kişinin önüne çıkan Minik Serçe’nin konserine, çoğunlukla İngiltere’de yaşayan Türk toplumu büyük ilgi gösterdi. Konser öncesinde Uujami’nin hareketli müziği ile coşan izleyiciler, saat 21.00’de sahne alan Sezen’i sabırsızlıkla beklediler.
Konser boyunca esprileri ve oryantal figürleri ile salonu kırıp geçiren Sezen Aksu, Gülümse, Haydi Gel Benimle Ol, Keskin Bıçak, Sen Ağlama gibi hiç eskimeyen ve dillerden düşmeyen şarkılarını , izleyicilerin de zaman zaman coşkulu katılımı ile seslendirdi.
http://www.ntvmsnbc.com/news/273836.jpg
Bir ara, seyahatlerinden birinde tanıştığı ve kendisine konserinde sahneye çıkaran zenci bir şarkıcı ile karşılaşma öyküsünü de anlatan Aksu, en ön sırada oturmakta olan şarkıcıyı sahneye davet ederek, bir de şarkı söyletti. İki sanatçının, şarkı ardından duygulu sahnelerle birbirlerine sarılmaları, salonu coşkuya boğdu.
Sezen Aksu ayrıca vokalisti Nurcan Evrim’e de bir şarkı söyletti ve Evrim’le bir de karşılıklı “göbek dansı şovu” yaptı.
Finali “Rakkas” (Salla salla) adlı hareketli parçası ile yapan Sezen Aksu, dakikalarca ayakta alkışlandığı konserinde sahneden ayrılırken, kenardaki özel koruma elemanlarından, dev yapılı bir zenciyi yanına çağırdı ve onun kucağına çıkarak, sahneyi korumanın kucağında terk etti.
Aksu, konseri boyunca yarı İngilizce, yarı Türkçe esprileri ile izleyicileri kırıp geçirdi.
kaynak:ntvmsnbc
deadly_angel 09-10-07, 12:08 Nil Paris’i sallayacak
Nil Karaibrahimgil 13 Ekim’de Parisli izleyicilerin karşısına çıkacak.
Gerek yazdığı şarkılar, gerekse çektiği klipler ve giydiği kıyafetlerle pop müzik dünyasının sıra dışı kadın şarkıcılarından biri olmayı başaran Nil Karaibrahimgil , İlhan Erşahin’in grubu Wax Poetic’le birlikte Paris’te sahneye çıkacak.
Birlikte çalışmaktan, üretmekten, aynı sahneyi paylaşmaktan büyük keyif alan ikili geride bıraktığımız yaz başında bir dizi konser serisi için bir araya gelmişti.
Birlikte sahnede toplam beş parça seslendiren Nil ve Wax Poetic, New York Brooklyn’de bir konser, İlhan Erşahin’in işlettiği kulüp Nublu’da üç konser, Toronto’da bir konser ve asıl önemlisi geçtiğimiz temmuz ayında Montreal Jazz Festivali’nde bir konser vermişti.
Turnenin yeni konseri 13 Ekim’de Paris’te yapılacak. Paris konseri "Festival de l’Automne" kapsamında ‘Le Point Ephemere’de olacak.
Kaynak: e-kolay
deadly_angel 09-10-07, 12:16 Radiohead’den bir ilk
http://img260.imageshack.us/img260/1076/273513of3.jpg
Dünyanın en etkin rock gruplarından Radiohead, müzik dünyasında bir ilke imza atarak, yeni albümünü web sitesinden hayranlarının ödemek istedikleri paraya satacak.
İngiliz rock grubundan yapılan açıklamada, yedinci stüdyo albümü “İn Rainbows”un internet sitesinden 10 Ekim’den itibaren MP3 formatında indirilebileceği ve tüm dijital cihazlarda çalınabileceği belirtilerek, albüme ne kadar para ödeyeceklerini veya ne kadar ödemeyi tercih ettiklerini müzikseverlerin belirleyecekleri kaydedildi.
Müzik gözlemcileri, bir plak şirketiyle anlaşma imzalamayan ve kurulan destek temelinde albümünü hayranlarına doğrudan satabilen Radiohead’in müzik piyasasında böylesine bir girişimde bulunan ilk grup olduğuna dikkat çekerken, “paralarını da bir anlamda riske attıkları” yorumunu yapıyorlar.
Geleneksel müzik ticareti modelinin internet yüzünden yıkıldığına ve dijital müzik satışları ile müzik korsanlığının şarkıcı ve grupların albüm gelirlerini büyük ölçüde azalttığına işaret eden gözlemciler, Radiohead’ın bu girişiminin başarılı olması durumunda diğer grupların da bu yöntemi takip edeceklerini belirtiyorlar.
Radiohead’in “gönülden kopana satılacak” dijital albümü ile 80 dolara satılacak 2 vinyl albüm, yeni albümün CD versiyonu ile yeni şarkılardan oluşan 2. bir CD ve grubun fotoğraflarından oluşan özel bir baskıyı hayranları web sitesinden bugünden itibaren ısmarlayabilirler.
Kaynak: Ntv
deadly_angel 09-10-07, 15:10 Kötü Kedi Şerafettin geliyor!
Türkiye'nin en kötü kedisi Şerafettin'in ilk sinema filmi ise hazırlık aşamasında.
11 yıl önce Cihangir'de doğan Kötü Kedi Şerafettin ise ilk kez aktörlüğe soyunuyor. Ünlü çizgi kahramanın yaratıcısı Bülent Üstün, çekecekleri filmin hazırlıklarının başladığını söylüyor ve ekliyor: "Bu film, sinemadaki yerli çizgi hayvan kahraman açığını kapatacak. Meydan Garfield'a kalmayacak!"
Çizgi romandaki şiddeti ve argoyu mümkün mertebe filme de yansıtacaklarını belirten Üstün, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Filmin bir yaş sınırı olacak. Şimdilik bu sınır 18 gibi görünüyor. Şero'yu kimin seslendireceğini ise henüz bilmiyorum. Ama aklımda içki ve sigaradan deforme olmuş, kırçıllaşmış, bas bariton bir ses var."
Kaynak: e-kolay
deadly_angel 09-10-07, 15:14 Escobar'ın hayatı film!
Dünyanın en 'belalı' uyuşturucu kaçakçılarından Pablo Escobar'ın hayatı ölümünden 15 yıl sonra filme çekiliyor.
Mark Bowden'ın 'Killing Pablo' isimli kitabından uyarlanan filmde Escobar'ı Javier Bardem, Escobar'ı yakalamak için oluşurulan oluşturulan timin lideri, Delta Force komutanı Steve Jacoby'yi ise Christian Bale canlandıracak.
Joe Carnahan'ın yöneteceği film 2008'de çekilecek.
Kaynak: e-kolay
'Yol'un yayınlanmamış bölümü festivalde
Yönetmen ve oyuncu Yılmaz Güney imzalı 'Yol' filminin yayınlanmamış bölümü 13'üncü Avrupa Filmleri Festivali'nde gösterilecek.
Festivali düzenleyen Ankara Sinema Derneği'nden yapılan yazılı açıklamaya göre, 2-25 Kasım'da Ankara, Kars, Samsun ve Saraybosna'da düzenlenecek gezici festivalde, Güney'in doğumunun 70'inci yılı, Altın Palmiye Ödüllü 'Yol' filminin de 25'inci yıldönümü dolayısıyla özel gösterim yapılacak.
Festivalde, Şerif Gören'in yönetmenliğini yaptığı, Yılmaz Güney'in senaryosunu yazdığı ve yapımcılığını üstlendiği 'Yol'un bugüne kadar ortaya çıkmamış 30 dakikalık görüntüleri, '25 Yıl Sonra Bilinmeyen Görüntüleriyle Yol' başlığı altında gösterilecek.
Gösterim, filmin kurgusunu yapan Elizabeth Waelchli ile İsviçreli yapımcısı Donat Keush'un katılımıyla yapılacak.
Kaynak:e-kolay.net
Gezici Festival başlıyor!
http://www.ekolay.net/sinema/images/10102007144415_13_507086gez.jpg
13. Avrupa Filmleri Festivali - Gezici Festival 02 - 25 Kasım 2007 tarihleri arasında Ankara, Kars, Samsun ve Saraybosna kentlerinde yapılacak.
Ankara Sinema Derneği tarafından düzenlenen, 13. Avrupa Filmleri Festivali - Gezici Festival, T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kars Belediyesi, Statoil ve Akman Holding’nin katkılarıyla 02 - 25 Kasım 2007 tarihleri arasında Ankara, Kars, Samsun ve Saraybosna kentlerinde yapılıyor.
Gezici Festival programında bu yıl, Altın Kaz Uluslararası Film Yarışması, Özel Gösterim, Anısına: Antonioni, Haneke’nin Seçtikleri, Türk Sineması 2007, Öteki, Anısına: Cristian Nemescu, Avrupa Panoraması, Kars’ta Sinema Konuşalım, Çocuk Filmleri adlı bölümler yer alıyor.
kaynak:ekolay.net
deadly_angel 12-10-07, 11:41 Mevlana diyarında rock festivali
Konya, tarihinin en başarılı rock festivaline gün sayıyor!
Rock konserleri Mevlana diyarına taşınıyor. Konya, 18-21 Ekim tarihleri arasında programı oldukça zengin bir rock festivaline ev sahipliği yapacak.
Konya Rock Günleri'nde her gün farklı sayılarda olmak üzere toplam yirmiye yakın grup sahneye çıkacak.
Dizayn Organizasyon tarafından Konya Rixos Hotel işbirliğiyle otelin ön bahçesinde gerçekleştirilecek festivalde Pentagram , Bulutsuzluk Özlemi , Malt, Asena Özçetin, Derin6, Umut Kuzey, Aydilge, Hayko Cepkin , Satarial (RU), Sokak Köpekleri, Reset To Default, Kılçık, Enkaz, Hayal Ürünü, Etkisiz Eleman, Orjin ve 21 Gram gibi isimler birer konser verecek. Konya Rock Günleri'nde katılımcıların tüm ihtiyaçlarını karşılayabileceği yiyecek, içecek, çarşı ve eğlence alanları da olacak.
Kaynak: e-kolay
deadly_angel 12-10-07, 11:50 Kevin Costner İstanbul'da rock söyleyecek!
Ahmet San’ın organizasyonuyla 27 Ekim’de Türkiye’ye gelecek olan Kevin Costner rock konseri verecek.
Ünlü Hollywood yıldızı ve Oscar ödüllü aktör Kevin Costner , 30 Ekimde İstanbul’da konser verecek. Kevin Costner, Ahmet San ve Cüneyt Ortan organizasyonu ile "Hollywood Starları Türkiye"de başlığı altında düzenlenen etkinliğin ilk etabı çerçevesinde Los Angeles’ten özel uçağıyla 27 Ekimde İstanbul’a gelecek.
Konser öncesinde Türk oyuncularla öğle yemeğinde buluşacak olan Costner, İstanbul WOW Convention Centre’de "Modern West" adlı müzik grubu eşliğinde 3 bin 700 kişiye 2 saat süreyle rock müzik ziyafeti verecek.
Ünlü sanatçı Costner, İstanbul’da Ayasofya’yı, Sultanahmet’i ve Topkapı Sarayı’nı gezecek, daha sonra Ankara’ya geçerek Anıtkabir’i ziyaret edecek.
VIP Bilet’ten satışa çıkan biletler, 100-700 YTL arasında satılacak. VIP Bilet, Mars Sinemaları’nda, Beyoğlu, Etiler, Caddebostan CKM, Suadiye, Bakırköy ve Cevahir Alışveriş Merkezi D&R’larda, Cinebonus’larda, internet üzerinden ve call centerlardan müşterilerine hizmet veriyor.
Tuvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı (TOÇEV) yararına da belli bir kapasitede biletin satılacağı gecede, saat 20.30’da tüm izleyicilerin katılabileceği kokteyl verilecek.
VIP Özel bilet satın alan izleyiciler ise konser sonrası açık büfe yemekli After Hour Party’e katılacak.
Kaynak: e-kolay
deadly_angel 12-10-07, 12:32 Roger Moore’un da yıldızı var
James Bond filmlerinin aktörü Roger Moore, Hollywood’un Şöhretler Kaldırımı’nda yıldızı olan ünlüler arasına katıldı.
Moore’un, Hollywood Bulvarı’ndaki evinin önündeki kaldırıma yıldızının konulması nedeniyle yapılan küçük törene, ünlü aktörün ailesi ve arkadaşları katıldı. 69 yaşındaki Moore, artık Bond filmlerinden emekli olduğunu ve kızların gençleri tercih ettiğini belirtti.
Toplam 7 Bond filminde 12 yıl boyunca oynayan Moore, birçok televizyon ve sinema filminde de yer almıştı.
Moore, ayrıca İngiliz hükümeti tarafından BM Çocuk Fonu UNICEF için yaptığı çalışmalar nedeniyle şövalye unvanına layık görülmüştü.
Kaynak: Ntv
deadly_angel 12-10-07, 12:34 Radiohead hayranları cimri çıktı
Müzik dünyasında bir ilki başlatarak, yeni albümünü web sitesinden hayranlarına “istedikleri fiyattan” satan İngiliz rock grubu Radiohead’in hayranlarından üçte birinin “gönlünden tek kuruş bile kopmadı.”
İngiliz The Times gazetesinin internette yaptığı ve 3 bin kadar kişinin katıldığı araştırmaya göre, Radiohead hayranlarının yaklaşık üçte biri, “elini cebine atmamayı” tercih etti.
Gazetede yayımlanan araştırma, albüme verilen ortalama miktarın 5,78 Euro (yaklaşık 9,5 YTL) olduğunu, ancak 67 kişinin 14,45 Euro’dan (yaklaşık 24 YTL) fazla, yaklaşık 10 kişininse 57 Euro’nun (yaklaşık 95 YTL) üzerinde para verdiğini ortaya koydu.
Ayrıca araştırmada, 351 kişinin, talebe göre özel üretilen, 57 Euro tutarındaki albümün CD versiyonunu, vinil albümü, 8 yeni şarkının bulunduğu başka bir CD ile grubun bazı fotoğraflarının bulunduğu paketi aldığı ortaya çıktı.
Grup, albüme toplam ne kadar verildiğine ilişkin açıklama yapmadı.
İngiliz rock grubu Radiohead’in yedinci stüdyo albümü “In Rainbows”un internet sitesinden 10 Ekim’den itibaren MP3 formatında indirilebileceği ve tüm dijital cihazlarda çalınabileceği belirtilerek, albüme ne kadar para ödeyeceklerini veya ne kadar ödemeyi tercih ettiklerini müzikseverlerin belirleyecekleri açıklanmıştı.
Müzik gözlemcileri, bir plak şirketiyle anlaşma imzalamayan ve kurulan destek temelinde albümünü hayranlarına doğrudan satabilen Radiohead’in müzik piyasasında böylesine bir girişimde bulunan ilk grup olduğuna dikkati çekmiş, grubun “paralarını da bir anlamda riske attığı” yorumunu yapmıştı.
Gözlemciler, geleneksel müzik ticareti modelinin internet yüzünden yıkıldığına ve dijital müzik satışları ile müzik korsanlığının, şarkıcı ve grupların albüm gelirlerini büyük ölçüde azalttığını vurgulasa da, Jamiroquai, Oasis ve The Charlatans’ın da Radiohead’in başlattığı ilkin devamını getireceği belirtiliyor.
Kaynak: Ntv
deadly_angel 12-10-07, 12:37 Madonna, plak şirketini değiştiriyor
ABD’de yayımlanan Wall Street Journal (WSJ) gazetesine göre, ünlü Amerikalı şarkıcı Madonna, 120 milyon dolar karşılığında plak şirketini değiştiriyor.
http://img122.imageshack.us/img122/290/274022wj6.jpg
WSJ’nin internet sitesindeki haberde, konser organizatörü Live Nation şirketinin Madonna’ya 10 yıl için 120 milyon dolar önerdiği ve ünlü şarkıcının şu anki plak şirketi Warner Bros. Records’dan ayrılmak üzere olduğu belirtildi.
Haberini “taraflar arasındaki görüşmelere yakın kaynaklara” dayandıran WSJ, bu kontrata göre Live Nation’ın, Madonna’nın 3 yeni albümünün haklarını elde edeceğini, Madonna için turneler ayarlayacağını ve ünlü şarkıcının adını taşıyan ürünleri satabileceğini yazdı.
Kontrattaki son ayrıntıların görüşüldüğü belirtilen haberde, pop müzik tarihinde daha önce böyle büyük bir anlaşmaya varılmadığı kaydedildi.
Anlaşmanın doğrulanması halinde, 2005’ten beri en çok para kazanan kadın şarkıcı olan Madonna’nın bu unvanını sağlamlaştıracağı yorumu yapılıyor.
Madonna, Forbes dergisine göre 325 milyon dolarlık bir servete sahip.
Kaynak: Ntv
deadly_angel 12-10-07, 12:40 Sting’in sesi gitti
Tekrar birleşen rock grubu The Police, solisti Sting’in “sesindeki ciddi sorunlardan” ötürü Belçika’nın Anvers ve Almanya’nın Mannheim kentinde vereceği konserleri iptal etti.
http://img111.imageshack.us/img111/7880/273942eg5.jpg
Konserin organizatörü Live Nation şirketi iptal edilen konserin başka bir tarihte yapılması için çalışmaların sürdürüldüğünü kaydetti.
Şubat’ta kuruluşunun 30. yıldönümü dolayısıyla dünya turuna çıkmak üzere yeniden birleştiğini açıklayan efsane grup, bugün Almanya’nın Mannheim kentinde vereceği konseri de iptal etti. Ünlü grubun, 13 Ekim’de de Almanya’nın Düsseldorf kentinde sahneye çıkması öngörülüyor.
Live Nation sözcüsü, grubun bundan sonraki konserlerinin yapılıp yapılmayacağı konusunda bilgisi bulunmadığını söyledi.
Grubun lideri Sting, diğer üyeler gitarist Andy Summers ve davulcu Stewart Copeland ile Los Angeles’ta Şubat’ta düzenlediği basın toplantısında, dünya turnesinin 28 Mayıs’ta Kanada’nın Vancouver kentinden başlayacağını, Kuzey Amerika’nın ardından Avrupa’da Fransa, Hollanda, İtalya, Almanya ve İngiltere gibi ülkelerde konser vereceklerini belirtmişti.
Açıklamasıyla milyonlarca hayranını sevindiren grup, Latin Amerika, Avustralya ve Japonya’da da sahneye çıkması bekleniyor.
Gerçek adı Gordon Matthew Sumner olan Sting, Copeland ve Fransız Henri Padovani’nin 1977’de kurduğu ve Londra’da o dönem patlayan punk dalgasına katılan Police grubundan sonradan Padovani ayrılmış, gitarcı Summers katılmıştı.
Ayrıldıklarını resmen açıklamayan grubun müzisyenleri, 1983’te son albümleri “Synchronicity”yi çıkardıktan sonra kariyerlerini yalnız sürdürmeye başlamıştı.
Kaynak: Ntv
deadly_angel 12-10-07, 21:48 Yaşamın Kıyısında Filmine Ödül
Yönetmenliğini Fatih Akın'ın yaptığı ve Almanya adına Oscar ödülüne aday gösterilen “Auf der anderen Seite” (Yaşamın Kıyısında) adlı film, Kuzey Almanya Film Ödülü'ne de layık görüldü.
Kuzey Almanya Film Ödülü, 3 Kasım'da Lübeck kentinde düzenlenecek törenle sahiplerine verilecek.
102 filmin katıldığı yarışmada 12 film dereceye girdi.
Kaynak: Ntv
Şimdi Politika Zamanı!
George Clooney ve Leonardo DiCaprio, politik bir gerilim projesi için güçlerini birleştirdi!
Kim demiş Hollywood yıldızları apolitik olur diye? Tartışmaya açık bir konu olsa da, son dönemde Hollywood ailesinin giderek daha fazla politikleştiğini söyleyebiliriz. Son yıllarda çekilen politik dram ve gerilim filmlerinin ve eleştirel belgesellerin sayısına bir bakın.
Şüphesiz bu eğilimin öne çıkan isimlerinden biri de George Clooney. Usta sinemacı yanına Leonardo DiCaprio'yu da alarak Farragut North projesinin başına geçmeye hazırlanıyor.
Son zamanlarda pek çok projede karşımıza gelen seçimler konusu, bir oyundan uyarlanan Farragut North'un da konseptini oluşturuyor. Yapım 2004 başkanlık seçimlerini konu ediniyor.
Kaynak:Beyazperde
Ustalara Saygı
Yeni açılan sinema salonlarına Tarık Akan, Atilla Dorsay ve Yavuz Turgul isimleri verildi...
Türkiye’nin ilk sinema komplekslerinden Bahçelievler Büyülü Fener Sineması'nın yeni salonlarına sinemamızın ustalarının isimleri verildi.
Sinemaseverlerle yapılan anketler sonucunda, 11.450 kişi, 127 farklı isim önerdi. Yapılan değerlendirmeye göre, yeni sinema salonlarına, sinema yazarı Atilla Dorsay, oyuncu Tarık Akan ile senarist ve yönetmen Yavuz Turgul’un isimleri verildi.
Büyülü Fener sinemaları sahibi İrfan Demirkol, ankete katılanlar arasından çektikleri kura ile Tarık Akan’ı öneren Koray Cengiz’in, Atilla Dorsay’ı öneren Gülsen Yüncüler’in, Yavuz Turgul’u öneren Başak Altınkaynak’ın 5 yıl boyunca 2’şer kişi olarak ücretsiz film izleyeceklerini belirtti.
Resmi açılış 17 Ekim’de yapılacak.
Kaynak:Beyazperde
Hollywood'da Kurtuluş Savaşı'nı çekmek istiyor
AA - HAMBURG - Sandra Bullock'un oynadığı 'Sıradışı' (Premonition) adlı filmle gündeme gelen Münih doğumlu Türk yönetmen Mennan Yapıcıoğlu (Yapo), Hollywood'da yüksek bütçeli bir Kurtuluş Savaşı filmi çekmek istiyor. Almanya'daki bir yerel televizyon kanalının 'Oriental Night' programına konuk olan Yapo, Atatürk'ten çok etkilendiğini belirterek "Amerika'da çok büyük bütçeli çekmek istediğim Kurtuluş Savaşı filminde ünlü yıldızları oynatmak istiyorum. Tarihteki bazı ayrıntıların tam anlamıyla gösterilmesinden yanayım. Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'ndaki savaş stratejisi tüm ülkelere örnek olacak düzeydedir. O, İngilizleri bile bozguna uğrattı" dedi.
Bir ülkede göçmen olarak yaşamanın farklı avantajlar sağladığını anlatan Yapo, geçen yıl gösterime giren 'Sıradışı' filmi için Hollywood'lu yapımcıların kendisini klişelerden kaçtığı için tercih ettiğini söyledi: "Yapımcıları, önceki filmim 'Soundless'te klişelerden kaçtığımı, hikâye anlatmayı seçtiğimi gördü. Filmlerimde her sahneyi yeni bir olay gibi kuruyorum. Şu sıralar üzerinde çalıştığım ve önümüzdeki yıllarda çekmeyi düşündüğüm birkaç film var
kaynak:radikal
Bach İstanbul'da
7. İstanbul Bach Günleri' 19 Ekim'de başlıyor.
Bach bu yıl Komet'in atölyesine, Café Marmara'ya, Lycée Notre Dame de Sion'a 'beş çayına', St. Antuan ve Santa Maria kiliselerine konuk oluyor. Hakan Erdoğan Productions'un düzenlediği 'Bach İstanbul'da: VII. İstanbul Bach Günleri' 19 Ekim'de başlıyor.
Zimmermann'ın kahvesi kuruluyor
Litvanyalı oda orkestrası Camerata Klaipéda'nın konseriyle başlayacak olan festivalin 4 Kasım'a kadar sürecek programının en ilgi çeken bölümlerinden biri 'İstanbul'da Café Zimmermann'. Telemann tarafından kurulan ve 1729-1739 arası Bach tarafından yönetilen Collegium Musicum'a ev sahipliği yapan Zimmermann'ın Kahvesi bu kez İstanbul'da kuruluyor. Zimmermann'ın kahvesi, Cafe Marmara'da 24 ve 25 Ekim'de hayat bulacak.
'Bach Günleri'nin bu yılki bir diğer yeniliği, Dame De Sion'da düzenlenecek 'Beş Çayı Konserleri'. 28 Ekim'de keman virtüözü Elizabeth Wallfisch, 4 Kasım'da da İdil Biret 'beş çayı konseri' verecek. 'VII. İstanbul Bach Günleri'nin biletleri Biletix gişelerinden ve AKM'deki 'İstanbul Bach Günleri' gişesinden alınabilir.
Kaynak:ensonhaber.com
'Köşe Bucak Caz'
Akbank Caz Festivali'nin 17'ncisi 17 Ekim'de Aya İrini'deki John Pizzarelli'nin konseriyle başlayacak.
Dünyanın en usta sanatçılarıyla yine köşe bucak caz vakti; Akbank Caz Festivali başlıyor. Archie Shepp Quartet, Pizzarelli Quartet, The Phil Woods Quintet, Nublu Orchestra contucted by Lawrance D. 'Butch Morris' gibi cazın usta isimleri ve birçok genç cazcı festival kapsamında sahneye çıkmaya hazırlanıyor.
Bu yıl 'Köşe Bucak Caz' sloganıyla yola çıkan festival 17 Ekim'den 1 Kasım'a dek sürecek ve İstanbul, Ankara ve İzmir'e yayılacak.
17. Akbank Caz Festivali, 17 Ekim'de Aya İrini'de George Shearing, Rosemary Clooney ve Buddy DeFranco gibi önemli isimlerle birlikte unutulmaz sahne performansları gerçekleştiren ve bugüne kadar 40'a yakın albüme imza atan Pizzarelli'nin konseriyle başlayacak. Müzik türlerinden bossa nova'ya olan hayranlığını bir albümünde yansıtan, yazdığı şarkılarla geleneksel caz standartlarına yeni bir form kazandıran Pizarelli, konserinde Frank Sinatra şarkılarına da yer verecek.
Akbank 17. Caz Festivali'nde yer alacak önemli gruplardan biri de Butch Morris yönetimindeki Nublu Orchestra (24 Ekim saat 20.30 / CRR). Norah Jones, Kudu, Wax Poetic ve Brazilian Girls gibi isimleri keşfeden Nublu'nun orkestrası, New York'un yenilikçi profesyonel müzisyenlerini bir araya getirerek dinleyicisini dansa sürükleyen keyifli müziğiyle bir konser sunacak. Orkestra yönetmeni Butch Morris'in rehberlik yapacağı bu sihirli orkestrada yer alan Tom Waits'in ekibinden Kenny Wollesen, Brazilian Girls'den Didi Gutman ve elbette saksofon virtüozu İlhan Erşahin gibi isimler, yenilikçi ve modern tınılara açık bir gece yaşatacak.
Archie Shepp 70 yaşında
Modern caz dünyasının sayısız birincilikleri arasında üç Grammy ödülü de bulunan The Phil Woods Quintet da, Akbank 17. Caz Festivali'nin önemli gruplarından biri (25 Ekim saat 20.30 / CRR). Zamansız müziğiyle adeta mikrofona ihtiyaç duymayan uzay çağına göz kırpan The Phil Woods Quintet, konserlerinde bir geleneğin modern çağa başarıyla nasıl taşınabileceğini izleyiciye sunacak. Japonya'nın ünlü caz topluluklarından Soil&Pimp Sessions (20 Ekim saat 23.00 / Babylon), Fransız ünlü kontrbas virtüozu ve besteci Renaud Garcia-Fons&Arcoluz (21 Ekim saat 20.00 / Babylon), Grammy
adayı ismi Mississippi'den ünlü piyanist ve vokalist Mose Allison (26 Ekim saat 21.45 / Cemal Reşit Rey), caz dünyasının üç ünlü ustası Terje Rypdal, Palle Mikkelborg, Helen Davies (27 Ekim saat 19.30 / CRR) ile Moscow Art Trio (23 Ekim saat 21.00 / Babylon) festivale renk katacak isimler arasında. Küba'nın en yetenekli ve geleceği parlak yeni kuşak müzisyeni Roberto Fonseca (27 Ekim saat 21.45 / CRR), Tortured Soul (26 Ekim saat 23.00 / Babylon), Amp Fiddler (19 Ekim saat 22.00 / garajistanbul) Akbank 17. Caz Festivali'nin ilgi odağı isimlerinden olacak.
Akbank 17. Caz Festivali'nin önemli konuklarından biriyse 70. yaşını kutlayan, saksofoncu, besteci, piyanist, şarkıcı, siyaset düşkünü bir şair, oyun yazarı kimliklerine sahip ABD'li saksofon virtüozu Archie Shepp ve quartet'i (26 Ekim saat 19.30 / CRR).
Festivalin New Mexico'dan gelen konuklarıysa A Hawk and a Hacksaw (17 Ekim saat 22.00 / Babylon). Kerem Görsev ise, Nublu'nun çekirdeğini oluşturan usta müzisizyenlerle kaçırılmayacak bir 'listening session' gerçekleştirecek (19 Ekim saat 23.00 / Babylon). Besteci ve piyanist Selen Gülün de festivalde sahneye çıkacak (18 Ekim saat 21.30 / Q Jazz By Les Ottomans).
Ayhan Sicimoğlu & The Latin Allstars'ın yanı sıra Murat Öztürk, Gevende, DANdadaDAN, Sarp Maden Quartet, Dinamik, Song Dreaming 2, DJ Yakuza, Kaiser & Semih Duo 'Hits From My Best Years' da festivalin konuklarından.
Akbank Sanat Merkezi'nin seminerlerle, workshop'larla destekleyeceği festivalin biletleri Biletix'lerde.
Kaynak:ensonhaber.com
deadly_angel 15-10-07, 08:22 İşte dünyanın en yüksek konseri
Everest’te 21 Ekim’de verilecek konser, kansere dikkat çekmeyi amaçlıyor.
Kanserden kurtulanların hastalığa dikkat çekmek için düzenlediği "dünyanın en yüksek konseri", 21 Ekim'de Everest dağında verilecek.
Aralarında müzisyenlerle kanserden kurtulanların bulunduğu 38 kişilik grup, 5500 metre yükseklikteki Kalapathar tepesine çıkmak üzere Cuma günü Katmandu'dan hareket edecek.
Konsere, ABD ve İngiltere'den 6 müzisyen katılacak. Bunlar The Alarm grubundan Mike Peters, Stray Cats'den Slim Jim Phantom, Fixx'ten Cy Curnin ve Jamie West, Squeeze'den Glen Tillbrook ve Nick Harper. Ekipte İngiltere, ABD, Avustralya, Kanada ve Fransa'dan eski kanser hastaları ve destekçileri de yer alıyor.
Projeden elde edilecek gelir, Nepal'deki Baktapur Kanser Hastanesi'ne gerekli cihazların alınması için harcanacak.Kalapathar, Everest zirvesi ana kampının yakınında bulunuyor.
Kaynak: e-kolay
Aşk Evi
Usta sinemacı Taylor Hackford, eşi Helen Mirren ile Joe Pesci'yi yönetmeye hazırlanıyor!
Love Ranch projesi ilginç bir öyküyü ilgi çekici bir kadro ile buluşturdu.
Kamera arkasında Taylor Hackford; kamera önünde Helen Mirren ve Joe Pesci gerçek bir hikayeye dayanan projede.
Love Ranch, Nevada'nın ilk genelevini açan çiftin yaşadıklarını konu edinecek. 1976 yılında Sally Conforte'nin bir boksörle ilişki kurmasının ardından çiftin ilişkisi alt üst olmuş ve genelev cinayet haberiyle gündeme gelmişti.
Amerika'da genelevlerin legalleşmesi etrafındaki tartışmaları konu edinen öyküsüyle dikkat çekecek olan yapımın bir özelliği de, Hackford-Mirren çiftini buluşturmuş olması. Ayrıca sinemadan uzaklaşan Joe Pesci'nin dönüşünü de unutmayalım.
Kaynak:Beyazperde
Panayır ve Peri Masalı
Mehmet Eryılmaz'ın yönettiği Hazan Mevsimi-Bir Panayır Hikayesi Şubat ayında sinemalarda!
Mehmet Eryılmaz'ın senaryosunu ve yönetmenliğini üstlendiği Hazan Mevsimi: Bir Panayır Hikayesi projesinde Zümrüt Erkin, Fatih Al, Erol Babaoğlu, Tarık Köksal, Ahu Sıla Bayer, Halil Kumova, Figen Yalçın ve Erol Tezeren rol alıyor.
Hazan Mevsimi-Bir Panayır Hikayesi yerel dili çok iyi kullanan ve titizlikle kaleme alınmış bir modern çağ peri masalı olarak tanımlanıyor.
"Bu, birbirine umutsuzca aşık olmuş iki insanın bir panayırda geçen hikayesidir. Panayırın yakınındaki inşaatta çalışan Cemal ile, bulunduğu her panayırda çalışan gezgin şarkıcı Nurşen’in hikâyesi.
İkisi de bir yere kök salamayan, rüzgar nereden eserse oraya savrulan insanlar. Her ne kadar renkli ve eğlenceli bir hayat olduğu sanılsa da, panayırda çalışmak hiç de göründüğü gibi değil."
Kaynak:Beyazperde
Einstein Sinema Yolunda
Lionsgate firmasının 20. yüzyıla damgasını vuran bilim adamı Albert Einstein'ın biyografisiyle ilgili bir film yapmak için hazırlık aşamasında olduğu belirtildi. 20. yüzyılın en önemli ikonlarından biri olan Einstein'ın hayatını anlatacak filmin Walter Isaacson'un Einstein ile ilgili yazdığı "Einstein: His Life and Universe" adlı kitaptan uyarlanacağı belirtildi.
Alan ve Gabe Polsky'nin yapımcılığını üstlenecekleri filmde Isaacson'un özel danışman olarak yer alacağı belirtildi. Bir dönem Time dergisinde editörlük de yapan Isaacson'un Einstein'ın kişisel arşivlerine ulaşan ilk biyografi yazarı olduğunu da belirtelim.
Filmin Einstein'ın 20'li yaşlarından 40'lı yaşlarına dek olan döneme yoğunlaşacağı belirtildi. Filmin içinde bulunacağı zaman aralığının Einstein'in Nobel Fizik Ödülü'nün kazandığı 1921 yılında sona ermesi bekleniyor. Filmde Einstein'ın bilimsel yönünün yanı sıra yaşadığı kişisel sorunların ve romantik ilişkilerinin de anlatılacağı açıklandı. Einstein'ı kimin canlandıracağı ve filmin kadrosu şu anda konusundaysa en ufak bir açıklama yok.
kaynak:film.gen.tr
Evlat Acısı
Clint Eastwood, yaşanan trajik olayları John Malkovich ve Angelina Jolie ile anlatıyor...
Artık ödüllü bir yönetmen olan Clint Eastwood'un gerçek bir olaydan yola çıkarak hazırladığı Changeling projesinden daha önce bahsetmiştik.
Jeffrey Donovan, Colm Feore ve usta aktör John Malkovich, Angelina Jolie'ya katılarak projeye dahil oldular.
1920'lerde geçen film oğlu kaybolan bir kadının yaşadıklarını anlatıyor. Çocuğun bir seri katil tarafından öldürüldüğü anlaşılınca, kadın akıl hastanesine kaldırılıyor.
kaynak:beyazperde
deadly_angel 17-10-07, 12:50 Ekim filmleri şahane
Filmekimi gene, sinemaseverlerin gönlünü çelecek çeşitte ve lezzette filmlerle dolu.
Post-punk ilahı Ian Curtis'in hayatını aktaran Control/Kontrol, bu sene Cannes'da Altın Palmiye kazanan "4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün", David Cronenberg'in son icraatı "Eastern Promises/Sessiz Tanık"... Filmekimi kapıda, dolayısıyla namı çok önceden duyulan filmler de. Yukarıdakiler sadece bir cümleye sığdırabildiklerimiz. Yoksa 19-25 Ekim'de Emek Sineması'nda devam edecek Filmekimi, bu sene içinden en cazibelisini seçmenin zor olduğu bir seçki sunuyor.
Ama en fazla merak edilen sıralamasında muhtemelen Persepolis başa güreşir. Marjane Satrapi'nin aynı adlı grafik romanından Vincent Porannaud ile beraber sinemaya uyarladığı Persepolis, bir animasyon için hayli sıradışı bir konuyu işliyor: İran İslam Devrimi'ni... Fransa'nın en iyi yabancı film Oscar aday adayı gösterdiği, Cannes jüri ödülü sahibi, haliyle İran yönetiminin pek sıcak bakmadığı Persepolis'in seslendirme kadrosu da esaslı. Catherine Deneuve ve kızı Chiara Mastroianni, baş dublajcılar.
Cannes'ın ödüllendirdiklerine devam edersek bu seneki Altın Palmiye'nin sahibi Romanya filmi 4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün'ün özel yerini teslim etmemiz gerekir. Film, Çavuşesku rejiminin son yıllarını yasadışı kürtaj yaptırmaya çalışan Gabita ile ona yardım eden arkadaşı Otilia'nın hikâyesi ekseninde aktarıyor.
Kaykay, rock ve 19. yüzyıldan sert bir esinti
Cannes Film Festivali 60. yıl özel ödülünün sahibi, son Gus Van Sant filmi Paranoid Park'ın konusu itibarıyla kaykaycıları Emek sinemasına toplaması muhtemel. Hikâye, bluğ çağındaki kaykaycı Alex'in kazara bir güvenlik görevlisini öldürmesi üzerine. Tam kendine göre bir hikâyeyle Filmekimi'nde yer alan bir başka yönetmen de Catherine Breillat. Cinselliğin kuytusuna meraklı Breillat, 19. yüzyıl Fransa'sından Jules-Armadee Barbey d'Aruevilly'nin romanını Un vieille maitresse/Metres'i uyarlıyor. David Cronenberg de Sessiz Tanık'ında adeti olduğu üzere kahramanlarının karanlık yönlerini didik didik ediyor. Viggo Mortensen, Londra'nın en belalı suç organizasyonlarından birinin başındaki Nikolai rolünde. Naomi Watts da yolu onunla kesişen talihsiz ebeyi canlandırıyor.
Julie Taymor, Frida ve Titus'tan tanıdık gösterişli, gözalıcı tarzını her şeyi Beatles'a ayarlı müzikali Across the Universe'de uyguluyor. Across the Universe'ün sadece ismi değil, karakterleri bile Beatles şarkılarından geliyor. 1960'larda geçen filmde liman işçisi Jude, Liverpool'dan New York'a babasını aramaya gidiyor ve burada tanıştığı Lucy'ye (Lucy in the Sky with Diamonds) âşık oluyor. Müzik bu seneki Filmekimi'nin temellerinden. Depeche Mode'un Personal Jesus'ı, Nirvana'nın Heart Shaped Box'ı gibi itibarlı kliplerin yönetmeni, fotoğrafçı Anton Corbijn, Ian Curtis biyografisi Kontrol'la bu damarın öne çıkanlarından. Punk'ın altın çağının birinci elden tanıklarından, belgecilerinden Julien Temple da, akımın en esaslılarından biri üzerine belgeseliyle, Joe Strummer: Gelecek Daha Yazılmadı ile programda. Irina Palm'ın başrolündeki Marianne Faithful, Filmekimi'ndeki bir diğer müzisyen ama bu filmde oyunculuğu ön planda. John Travolta'nın orta yaşlı bir banliyö kadınını canlandırdığı, fırlamalık yönünden umut vaat eden, John Waters kaynaklı müzikal Hairspray, Filmekimi'nin bir diğer yıldızı.
Ama gerçekten gözde belirlemenin zor olduğu bir seçki bu seneki. Yoksa Emilio Estevez'in bol yıldızlı Bobby'si, François Girard'ın Keira Knightley'li dönem filmi İpek, son Emir Kusturica filmi Zavet/Bana Söz Ver, Kim Ki Duk'un Nefes'i, Julie Delpy'nin yönetmenliği de üstlendiği Paris'te 2 Gün de meraklılarının iştahını kabartacak filmlerden bazıları.
Kaynak: e-kolay
deadly_angel 17-10-07, 12:52 Kylie'nin albümünde bir Türk...
http://img145.imageshack.us/img145/5140/1610200711493547507793lru3.jpg
Kylie Minogue'un kanser araştırmalarına destek için hazırladığı albümde, Tan 'Miracle' şarkısı ile yer alacak.
Beynindeki tümörün tedavisi için ABD'ye giden Tan'ın sevgilisi Devrim, genç popçunun Kylie Minogue ile buluşmasına vesile oldu. Aynı hastanede koltuk altındaki bezeleri için tedavi gören Kylie ile tanışan Devrim, ünlü yıldıza sevgilisinin müzisyen olduğunu söyleyip bir şarkısını dinlemesini rica etti.
Tan, sevgilisinden gelen haber üzerine ikinci albümü 'Sözümü Tutamadım'da yer alan 'Miracle' adlı şarkısını Kylie'ye gönderdi! Şarkıyı çok beğenen Kylie, gelirini kanser araştırması yapan bir kuruluşa bırakacağı albüme Sting, Marc Anthony, Craig David gibi sanatçıların yanı sıra Tan'ın şarkısını da koymaya karar verdi.
Dünya turnesiyle tanıtacak
İki yıllık mücadeleden sonra kanseri yenen Kylie Minouge, artık hastalıkla savaşanlara yardım için kolları sıvadı. Ünlü sanatçıların yer aldığı bir albüm yapıp gelirini de kanser üzerine çalışan bir vakfa bağışlamak isteyen Minogue, albümü büyük bir dünya turnesiyle tanıtacak.
Kaynak: e-kolay
deadly_angel 17-10-07, 12:55 Rihanna Türkiye’ye geliyor!
Dünyayı kasıp kavuran Rihanna’nın 24 Kasım’da Türkiye’ye gelmesi bekleniyor.
Bu yaz neredeyse her köşe başından onun Umbrella şarkısı yükseliyordu. Bu şarkı daha etkisini kaybetmemişken, peşpeşe Shup and Drive, Don’t Stop the Music, Hate That I Love You single’ları yayına girdi. Tam adı Robyn Rihanna Fenty. 1988 Barbados doğumlu, yani henüz 19 yaşında. Zulasında şimdiden 3 albüm, pek çok liste birinciliği, milyonlarca albüm satışı biriktirdi. En son MTV Müzik Ödülleri’nde Yılın Single’ı ve şarkısı ödüllerini cebe indirdi.
Beyonce’un en büyük rakibi olarak gösteriliyor. İroniye bakın ki, dünya çapında olay yaratan hiti Umbrella’da Beyonce’un sevgilisi Jay Z ile düet yaptı. Onu keşfedip müzik dünyasına kazandıran da Jay Z’den başkası değil. Ve asıl bomba: İnternet sitesinde son albümü Good Girl Gone Bad’in Avrupa turnesi kapsamında 24 Kasım’da İstanbul’da olacağı anons edildi. Henüz detaylar bilinmiyor ama bu haber, binlerce hayranı bulunan Türkiye’de de büyük coşkuyla karşılandı.
Çok değil, yalnızca bundan 2 yıl öncesine, 2005’e gidelim. Yer, Amerika’da ünlü Def Jam Records’un ofisi. Müzik şirketi yeni yetenekler aradığını duyuruyor. 1988 Barbados doğumlu Robyn Rihanna Fenty de bu seçmelerde şansını denemek üzere Barbados’tan Amerika’ya geliyor. Biraz heyecanlı, biraz gergin, biraz sonra olacaklardan habersiz.
Ve beklenen an geliyor. Rihanna, hünerlerini sergilemek üzere şirket yöneticileriyle karşı karşıya geliyor. Seçici kurul içinde dünyaca ünlü rapçi Jay Z de var. Jay Z, Rihanna’yı dinler dinlemez gözleri dönüyor ve önüne bir kontrat koyup ona şöyle diyor: "Bu odadan çıkmanın sadece iki yolu var. Ya bu kontratı imzalayarak kapıdan çıkarsın ya da camdan atlarsın."
Binanın 29. katında bulunan bir ofiste gecenin 03.00’üne kadar kilitli tutuluyor Rihanna. Çaresiz, teslim oluyor. İlk albümü Music of the Sun, hemen o yıl hazırlanıp yayınlanıyor. Albümden çıkan ilk single ’Pon de Replay’ çıkar çıkmaz ABD Billboard listelerinde 2 numaraya kadar yükseliyor. Albüm ABD’de 500 binden, dünyada 2 milyondan fazla satıyor. Buna rağmen müzik eleştirmenlerinin gözüne girmeyi başaramıyor. Rolling Stone dergisinin 5 üzerinden 2.5 puan verdiği ilk albüm sonrasında yılmıyor ve Gwen Stefani’nin ön grubu olarak turneye çıkıyor. Turne sonrası gelen 2. ve 3. single, ilk single kadar bile ses getirmiyor. Aceleye getirildiği her halinden anlaşılan ilk albüm sonrası, hiç vakit kaybetmeden ikinci albüm için harekete geçiliyor.
İkinci albüm ’A Girl Like Me’ ilk albümden sekiz ay gibi kısa bir süre sonra müzik marketlerdeki yerini alıyor. Albümdeki SOS şarkısı, Nike’ın reklamlarında kullanıllınca, Rihanna daha büyük kalabalıklar tarafından fark ediliyor. Bu şarkı Rihanna’nın ABD ve Avustralya Billboard listelerinde 1 numaraya yükselen ilk şarkısı oluyor, üstelik bu kez Avrupa listeleri de şarkıyı pek seviyor. Albümden çıkan ikinci single "Unfaithful" ise daha büyük bir başarı sağlıyor ve Rihanna’nın sesini daha büyük bir coğrafyaya duyuruyor. Erkek arkadaşına çemkirdiği Unfaithful şarkısında beraber çalıştığı R&B şarkıcısı Ne-Yo, Rihanna’nın bundan sonraki albümü için de gidilen ilk adres oluyor.
Kaynak: e-kolay
deadly_angel 17-10-07, 12:58 Poyraz, en iyi Balkan filmi seçildi
Belma Baş’ın ilk kısa filmi Poyraz, 17-23 Eylül tarihleri arasında Yunanistan’da düzenlenen 13. Uluslararası Drama Kısa Film Festivali ‘nde “En İyi Balkan Filmi” ödülüne değer bulundu.
İlk gösterimi Mayıs 2006’da Cannes Film Festivali ‘nin resmi bölümünde gerçekleşen Poyraz şimdiye dek 6 kıta üzerinde 50’yi aşkın film festivalinde Türkiye’yi temsil etti.
Film son üç ay içinde İtalya’nın çeşitli kentlerindeki uluslararası film festivallerinde peşpeşe beş ödül kazandı:
Lenola’da düzenlenen Inventa un Film Kısa Film Yarışması’nda “Birincilik” ve “En İyi Yönetmen Ödülü”; Roma-Trevignano’da La Cittadella del Corto festivalinde mansiyon; Capalbio Kısa Film Festivali’nde “Toscana Film Komisyonu En İyi Peyzaj Ödülü” ve Bosco Chiesanuova’daki Lessinia Film Festivali’nde “Jüri Ödülü”.
Poyraz geçen yıl Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “Jüri Özel Ödülü”, Akbank Kısa Film Yarışması ‘nda “En İyi Kurmaca Film” ödüllerini almasının ardından Rio de Janeiro Kısa Film Festivali ‘nde Özel Mansiyon ve yine Brezilya’da düzenlenen MostraMundo Festivali’nde “En İyi Ses” ile “En İyi Özgün Müzik” ödüllerine değer görülmüştü.
Poyraz’ın denizaşırı yolculuğu, Kasım ayında New York prömiyerinin gerçekleşeceği ArteEast CinemaEast Film Festivali’yle ve Hindistan prömiyerinin gerçekleşeceği Kolkata Film Festivali ‘yle sürecek.
FİLMİN HİKAYESİ
Poyraz, Karadeniz’in dağlık bir köyünde yaşlı akrabalarıyla yaşayan bir çocuğun, yetişkinler ve doğayla ilişkisi çerçevesinde yaşama ve ölüme tanıklığını konu alıyor. Belma Baş’ın senaryosunu yazıp yönettiği 13 dakikalık filmin yapımcısı Seyhan Kaya, görüntü yönetmeni Mehmet Y. Zengin. Çevre düzenlemesi Yasemin Özcan Kaya, Budak Akalın ve Serpil Ülker’e; kurgu Berke Baş’a; ses İsmail Karadaş’a; özgün müzikse Erdem Helvacıoğlu’na ait.
Filmin oyuncuları Şeyma Uzunlar, O. Rüştü Baş, Sevinç Baş, Oktay Kaptan ve Müjgan Öztürk bu filmle ilk kez kamera karşısına geçti.
Kaynak: Ntv
deadly_angel 17-10-07, 13:04 ‘Mutluluk’ Strasbourg’da ödüllendirildi
Film, Fransa’nın Strasbourg kentinde Avrupa Konseyi ve Avrupa Konseyi Sinema Fonu Eurimages’ın katılımıyla düzenlenen “Avrupa Sinemasının Yıldızları ve Sahne Perdeleri” etkinliğinin en önemli ödülü olan insan hakları ödülüne layık görüldü.
http://img518.imageshack.us/img518/5485/274353oy3.jpg
9 kişilik jüri, Eurimages tarafından desteklenen filmlere verilen ödülü bu yıl Zülfü Livaneli’nin aynı adlı romanından uyarlanan ‘Mutluluk’ adlı filme verilmesini kararlaştırdı.
Jüride, Fransa, Türkiye, Yunanistan, İsviçre, Makedonya, İspanya ve Belçika’nın Avrupa Konseyi’ndeki daimi elçileri ile Eurimages yöneticileri de bulunuyor. Ödül, 18 Ekim perşembe akşamı, Zülfü Livaneli’nin de katılacağı belirtilen bir törenle verilecek. Ödül, son 8 yıldır düzenli olarak bir Avrupa filmine veriliyor.
Avrupa Sinemasının Yıldızları ve Sahne Perdeleri adlı etkinlik, Türk sinemasının Avrupa’daki penceresi haline gelen Strasbourg’daki Odysee Sineması tarafından organize ediliyor. AB ve Fransız Kültür Bakanlığı tarafından da desteklenen Odysee Sineması son 18 yıldır Türkiye sınırları dışındaki en önemli Türk sinema etkinliğini de düzenliyor. Bu çerçevede her yıl Aralık ayının ilk iki haftası sinemada çok sayıda Türk filmi gösterime giriyor.
Namus cinayetlerini konu alan ‘Mutluluk’ da etkinlik çerçevesinde 13 Ekim’den bu yana Strasbourg’da gösterimde. Yönetmenliğini Abdullah Oğuz’un yaptığı filmde başrolleri Talat Bulut, Özgü Namal, Murat Han ve Mustafa Avkıran paylaşıyorlar. Zülfü Livaneli’nin ‘Mutluluk’ adlı romanı 2006 yılında Fransa’da da yayımlanmıştı.
Kaynak: Ntv
deadly_angel 17-10-07, 13:07 Kylie Minogue, şimdi de beyaz perdede
Film, ünlü şarkıcının sahnelere dönüşünü anlatıyor...
Kanser tedavisinin ardından sahnelere dönen Avustralyalı ünlü şarkıcı Kylie Minogue, şimdi de beyaz perdede. Ünlü şarkıcı tedavinin ardından sahnelere dönüşünü anlatan bir filmle hayranlarının karşısında.
Göğüs kanseri nedeniyle sahnelere ara veren ünlü şarkıcı Kylie Minogue, tedavisinin ardından yeni bir single ve yeni bir albümden sonra şimdi de bir filmle hayranlarının karşısında.
“White Diamond” (Beyaz Elmas) adlı filmde Kylie Minogue,’un sahnelere dönüşü konu ediniyor. Filmin Londra’da ki prömiyerine ünlü şarkıcının yanısıra çok sayıda hayranı da katıldı.
Filmde, Kylie Minogue’un 2006’da sahnelere dönmesiyle çıktığı tur konu ediliyor. Avustralyalı şarkıcının daha önce ekranlara hiç yansımayan sahne arkası görüntüleri ve çıktığı turla ilgili duygularını anlattığı röportajlar da filmde dikkat çekiyor.
Ünlü şarkıcıya göre film, onun nasıl sıradan biri olduğunu gösteriyor.
Kaynak: Ntv
deadly_angel 17-10-07, 13:12 Al Gore’un filmine yasak
İngiliz Mahkemesi “Inconvenient Truth-Uygunsuz Gerçek” filminin okulda gösterimine kısmi yasak getirdi. Gerekçe, filmin abartılı iddialar içermesi ve bilimsel kanıt sunulmadan hazırlanması.
İngiltere Yüksek Mahkemesi, ABD eski başkan yardımcısı Al Gore’un Oscar ödüllü “Uygunsuz Gerçek” adlı filminin okullarda gösterimini şarta bağladı. Mahkemenin hükmüne göre, bilimsel olarak kanıtlanmamış ve abartılı bazı iddialar içeren film, karşıt görüşlerle desteklenmediği sürece okullarda gösterilemeyecek.
Oscar ödüllü “Inconvenient Truth-Uygunsuz Gerçek” filmi, İngiltere Yüksek Mahkemesi’nin aldığı kararla bir kez daha gündemde.
Küresel ısınmaya ilişkin çarpıcı iddia ve görüntüleri beyazperdeye yansıtan, eski ABD başkan yardımcılarından Al Gore imzalı filmin, İngiltere’deki okullarda gösterilmesi şarta bağlandı.
Bir okul idarecesinin yüksek mahkemeye taşıdığı davada, hakim, küresel ısınmaya ilişkin bilimsel olarak kanıtlanmamış ve abartlı bazı iddialar içerdiği gerekçesiyle filmin, karşıt görüşlerle destelenmediği sürece okullarda gösterilmesinin uygun olmadığına hükmetti.
MAHKEMENİN FİLMDE HATALI BULDUĞU NOKTALAR:
Mahkemenin hatalı filmde hatalı bulduğu 9 nokta var. Bunlardan birkaçı şöyle:
1) Buzulların erimesi sonucu deniz seviyesinin çok yakın gelecekte yükseleceğinenin söylenmesi.
2) Klimanjaro dağındaki buzların erimesinin doğrudan insan kaynaklı küresel ısınmaya bağlanması.
3) Kutup ayılarının en yakını 90 kilometre uzakta olan buzullara ulaşmaya çalışırken boğuldukları iddiası.
Al Gore cephesinden bir açıklama gelmezken, İngiliz hükümetinin öğrencilerin en azından filmin ana mesajını alabilecek olmasından mutluluk duyacağı yorumları yapılıyor.
Kaynak: Ntv
deadly_angel 17-10-07, 15:25 Garfield, yine O.Bayülgen’in sesiyle geliyor
Dünyanın en tembel ve gözü açık kedisi Garfield’ı, üçüncü beyaz perde macerasında da Okan Bayülgen seslendirecek.
UIP yetkililerinden alınan bilgiye göre, senaryosunu Garfield serisinin yaratıcısı Jim Davis’in yazdığı, yönetmenliğini Mark Dippe’nin yaptığı “Garfield Geri Dönüyor (Garfield Gets Real)” 1994 yılında yayınlanan “Garfield and Friends”ten bu yana yapılan ilk baştan sona animasyon “Garfield” filmi özelliğini taşıyor.
Önceki bölümleri Türkiye sinemalarında 672 bin 144 kişi tarafından izlenen, dünya sinema hasılatı 340 milyon doları geride bırakan “Garfield Geri Dönüyor”, Wonderworld Animasyon Stüdyolarında yaratıldı.
16 Kasımdan itibaren Türkçe seslendirilmiş olarak animasyon filmi sevenlerin karşısına çıkacak olan bu filmde de yaramaz kedi Garfield’ı, Okan Bayülgen seslendirecek. Filmin öyküsü kısaca şöyle:
“Çizgi bant yıldızı olmanın tekdüzeliğinden sıkılan Garfield, gazete sayfasından firar ederek ‘gerçek dünyanın’ yolunu tutar. Gerçek bir ev kedisi olarak düşük profilli hayat yaşarken, gazete baskıya girmeden geri dönmediği takdirde çizgi serinin iptal edileceğini öğrenir. Ancak bugüne kadar gerçek dünyaya kaçan hiçbir çizgi karakter, sonradan geri dönmeyi başaramamıştır. Üstelik birtakım şeytani güçler, onun çizgi roman dünyasına geri dönüşüne engel olmaktadır.”
“Garfield Geri Dönüyor”da, çizgi bant serisinin baş karakterleri olan Garfield, Jon Arbuckle, Odie, Nermal ve Arlene’in yanı sıra yeni karakterler de boy gösterecek.
Filmin yeni karakterleri arasında Wally, Bonita, Billy Bear ve Eli yer alıyor. Ayrıca yeni bir karakter olan Sheckny adlı kedi de bu filmde üne kavuşacak.
Kaynak: Ntv
Orson Welles'in Oscar'ı satışa çıkıyor
http://www.ekolay.net/sinema/images/18102007104953_38_508208ors.jpg
Oyuncu ve yönetmen Orson Welles'in, tüm zamanların en iyi filmi olarak gösterilen "Yurttaş Kane" (Citizen Kane) filmiyle 1941'de aldığı Oscar ödülü Aralık'ta müzayede yoluyla satılacak
Sotheby's müzayede evinden yapılan açıklamada, 1941'de en iyi film senaryosu dalında verilen Oscar heykelciğinin 11 Aralık'ta düzenlenecek müzayedede satışa sunulacağı kaydedildi.
Açıklamada, heykelin 800 bin ila 1,2 milyon dolara satılmasının beklendiği belirtildi. 1985'te yaşamını yitiren Welles'in bir zamanlar kaybettiği altın heykelcik, 1994'te bulunmuş ve uzun süren yasal mücadeleden sonra mirasçılarına verilmişti. 2003'te merkezi Los Angeles'da bulunan yardım kuruluşu Dax Vakfı'na verilen heykelciğin müzayededeki satışından elde edilecek gelir, bu vakfın dünya çapındaki çalışmaları için kullanılacak.
Welles'in oynadığı, hırsları olan bir medya patronunun anlatıldığı "Yurttaş Kane" filmi, 2002'de İngiltere Film Enstitüsü ve bu yıl Amerikan Film Enstitüsü tarafından tarihteki bir numaralı film seçilmişti.
kaynak:ekolay.net
elwiens_86 18-10-07, 19:45 6.Filmekimi'nde Sizi Bekleyenler...
Filmekimi yaklaştı, biletleri satışa çıktı... Geçtiğimiz yıl programında yer alan politik filmlerin çoğunluğuyla dikkat çeken Filmekimi’nde bu yıl Cannes Film Festivali’nin ödüllü filmleri çok konuşulacak. 6.yılını kutlayan bu mini festivali, beyazperde pusulası ile keşfedin...
Yine Yıldız Yönetmenler...
Bu yılki Filmekimi’nde, özellikle Gala filmleri ünlü yönetmenlerin ve oyuncuların en son çalışmalarını önceden izleme imkanı sunuyor. Bu kategorinin en gözde filmi sizin de tahmin edebileceğiniz gibi Paranoid Park. Gus Van Sant’a Cannes Film Festivali’nde 60.Yıl Özel Ödülü’nü kazandıran film, bizleri Portlandlı kay kaycıların hit mekanlarından birisi olan Paranoid Park’a götürüyor.
Gus Van Sant’ın çoğu filminde olduğu gibi gençlik problemlerine keskin bir bakış fırlatacağı Paranoid Park, Filmekimi’nde biletleri birkaç saat içinde tükenmesi beklenen yapımların başında geliyor diyebiliriz. Filmin görüntü yönetmeninin Christopher Doyle olması da Paranoid Park’ı sinemaseverler için iyice cazip kılıyor.
Öte yandan programın bir diğer dev ismi de David Cronenberg. Ünlü yönetmenin ahlak kavramını irdelediği son filmi Sessiz Tanık ile Filmekimi’nde belirgin bir izleyici kitlesini peşinden sürükleyeceğine kesin gözüyle bakabiliriz.
John Travolta, Michelle Pfeiffer ve Christopher Walken gibi ünlü isimleri bir araya getiren Adam Shankman’ın merakla beklenen müzikali Hairspray de Filmekimi’nin gözdelerinden. John Waters’ın 1988 tarihli filminden uyarlanan Hairspray’in John Waters hayranlarını memnun edip, edemeyeceği meçhul. Ancak birçok sinemaseverin sadece John Travolta’nın performansını izlemek için bu filmi merakla beklediklerini söyleyebiliriz.
Emir Kusturica’yı Cannes Film Festivali’nden eli boş döndüren son filmi Bana Söz Ver de Filmekimi’nde ilgi toplayacak gibi görünüyor. Kusturica, son birkaç yıldır sürekli eski çalışmalarını tekrar eden filmlere imza atsa da, Bana Söz Ver’in yönetmenin sadık hayran kitlesini Filmekimi’ne çekeceğine kesin gözüyle bakabiliriz. Programda yer alan bir diğer merak uyandıran yapım da Filmekimi müdavimi Kim Ki-duk’tan geliyor. Güney Koreli yönetmenin bu yıl Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan filmi Nefes’te Kim Ki-duk’un tarzına yakışır bir aşk hikayesi anlatılmakta.
Ünlü oyuncu Julie Delpy’nin yönetmenliğini ve başrolünü üstlendiği Paris’te 2 Gün de programda boy gösteren ilgi çekici filmlerden biri. Before Sunset ve Başka Hatunlarla Muhabbet[/COLOR] karışımı bir film olacağa benzeyen Paris’te 2 Gün’de Julie Delpy yönetmenlik sınavı verecek. Delpy ile başrolleri paylaşan Adam Goldberg’ün varlığı ise filmi daha da izlenemeye değer yapıyor.
Cannes Film Festivali’nden Alıntılar
Daha önce belirttiğimiz gibi bu yıl Cannes Film Festivali, Filmekimi’ne damgasını vuruyor. Paranoid Park, Bana Söz Ver ve Nefes gibi Cannes’da büyük ödül için yarışan daha birçok film Filmekimi’nde görücüye çıkıyor. Bu kategorinin en çarpıcı filmi tahmin edersiniz ki 4 Ay 3 Hafta ve 2 Gün. Bu yılki Altın Palmiye’nin sahibi olan Romanyalı yönetmen Cristian Mungui, kendisine ödül getiren bu filmde yasadışı bir hamilelik geçirmesi gereken genç bir kızın kaygı dolu günlerini anlatıyor.
Cannes’da Jüri Özel Ödülü’nin sahibi olan Persepolis de Cannes Film Festivali’nden Filmekimi’ne sıçrayan filmlerin en merak edilenlerinden birisi. İran Devrimi sırasında yaşanan toplumsal değişimleri küçük bir kız çocuğunun gözünden anlatan film, Marjane Satrapi’nin çizgi romanından beyazperdeye uyarlanmış ve özellikle İran’da ciddi tartışmalara neden olmuştu.
Julian Schnabel’in Elle dergisi editörü Jean-Dominique Bauby’nin felç geçirdikten sonraki yaşam öyküsünü anlattığı şiirsel filmi Kelebek ve Dalgıç Giysisi’nin heyecan yaratmaması ise imkansız. Cannes Film Festivali’nde Schnabel’e En İyi Yönetmen ödülünü kazandıran filmde, Mathieu Amalric ve Emmanuelle Seigner’in oyunculuk performansları da merak ediliyor.
Oyunculuktan bahsetmişken, Konstantin Lavronenko’ya Cannes’da En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandıran Sürgün de Filmekimi’nin gizli cevherlerinden biri. Dönüş ile büyük beğeni kazanan yönetmen Andrei Zvyagintsev’in yeni filmi Sürgün, kaçırılmaması gereken yapımlardan.
Gizli Cevherler
Filmekimi programında her yıl bir takım gizli cevherler barındıran bir organizasyon. Programında yer alan bazı popüler filmler sinemaseverleri hayal kırıklığına uğratırken, fazla göze batmayan en sessiz sakin filmler gizli birer hazine niteliği taşıyorlar.
Filmekimi’nin bu seneki gizli cevherlerinin başında Irina Palm geliyor. Gala filmleri arasında yer alan Marianne Faithfull'lu Irina Palm’ın aslında pek de saklı durduğu söylenemez. Ancak birçok şaşalı film ile dolup taşan Filmekimi programındaki sessiz sakin duruşu onu da gizli cevherlerden biri olarak saymamıza sebep oluyor.
Mini festivalin gizli cevherlerinden bir diğeri de Tayvanlı yönetmen Hou Hsiao-hsien’in son çalışması Kırmızı Balonun Yolculuğu. Juliette Binoche’un başrolde yer aldığı film, problemli bir anne oğul ilişkisine dahil olan Çinli bir sinema öğrencisinin anne Suzanne ve oğul Simon ile çıktığı düşsel yolculuğa değiniyor.
Cannes Film Festivali’nde FIPRESCI Ödülü’nün sahibi olan Bando da bu yılki Filmekimi’nin saklı hazinelerinden. Mizahi duruşu ve masalımsı temasıyla ilk bakışta geçtiğimiz yıl programda yer alan Bükreş’in Doğusu filmini hatırlatan Bando kaçırılmaması gereken yapımlardan biri. 2007 yılında Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı’nın sahibi olan Tuya’nın Evliliği de Filmekimi’nin fazla göze batmayan hazinelerinden. Moğolistan’ın iç bölgelerinde yaşanan trajik ve karmaşık bir aile yaşantısını dile getiren film izlenmeye değer.
Fon Müziği
Geçtiğimiz yıl Leonard Cohen ve Habana Blues filmleri ile müzikseverlerin ilgisini üzerine toplayan Filmekimi’nde bu yıl müzik içerikli yapımların çokluğu dikkat çekmekte. Bu kategoride yer alan yapımların en çekicisi Cannes Film Festivali’nde Altın Kamera Ödülü’nün sahibi olan Kontrol... Joy Division grubunun efsanevi vokalisti Ian Curtis’in hayat hikayesini anlatan filmde, başrolde yer alan Sam Riley’in oyunculuk performansı da merak konusu.
Filmekimi’nin müzik temalı filmlerinden bir diğeri de The Clash grubunun solisti Joe Strummer’ın hayat hikayesine değinen Gelecek Daha Yazılmadı isimli belgesel film. Steve Buscemi, John Cusack, Johnny Depp, Matt Dillon ve Jim Jarmusch gibi ünlü isimlerin yorumları ile destek vereceği filmin en can sıkıcı yanı bu tür ortaklıklarda adını görmekten usandığımız Bono’nun filmde boy göstermesi.
Diğer yandan Filmekimi’nde ana teması müzik olmasa da müzikle iç içe bir filme daha rastlamak mümkün. Gala filmlerinden Across the Universe, Beatles’ın 33 şarkısını arka planına alarak Jude ve Lucy isimli iki karakterin aşk hikayesini anlatıyor. Beatles’ın adını bir pazarlama aracı gibi arkasına alan filmin, hayal kırıklığı yaratacağını fısıldayan bir havası var.
Ayşegül Kesirli
Kaynak: Beyazperde
elwiens_86 18-10-07, 19:58 Milos Forman'ı Yarattığı Karakterler ile Tanıyın!
Hollywood’a damlayan Avrupa dahilerinden birisi Milos Forman. Filmlerinin ortak bir teması varsa, o da sıra dışı karakterleri. Büyük ustalara ardı ardına veda ettiğimiz bir dönemde Forman’ı daha bir bağrımıza basalım istedik ve o'nu karakterlerinin dilinden anlattık.
Bir dönem/biyografi filmi olan Goya’nın Hayaletleri ile sinemaya geri döndü Milos Forman. Popüler ile sanatsal olanı birleştirerek, Hollywood’da kendine farklı bir kulvar oluşturmaya başlayan sayılı yönetmenlerden birisi... Üstelik, apayrı türlerin içinden içinden sıra dışı filmler ortaya çıkardı. Romantik komedi olarak Loves of a Blonde, parodide The Firemen’s Ball, müzikalde Hair, biyografide Aydaki Adam ve Amadeus, mahkeme dramı diyebileceğimiz bir türde People Vs. Larry Flynt ve ünlü roman adaptasyonlarında Ragtime ve Valmont.
Hepsi de türün beklentilerinin dışına çıkabilen, Avrupa Sineması ile Amerikan Sineması’nın etkileyici karışımları. Sinemada melez yaklaşımların ve anlatımların ne derece başarılı olabileceğinin apaçık örnekleri… Forman Sineması’nın en önemli yapıtaşını ise kendine has, sıra dışı karakterleri oluşturuyor.
Dahilik ile delilik arasında dolaşan akıllar… Forman’ın özellikle hayat hikayelerini aktardığı karakterlerin ortak özelliği bu diyebiliriz. Guguk Kuşu’nun bir akıl hastanesini altüst etmeyi başaran ana kahramanı Randall Patrick McMurphy’si örneğinde olduğu gibi. Bir yandan kaosu davet eden psikolojisi ile tehlikeli, diğer yandan otoriteye ve yargılayıcı sisteme karşı başkaldırışı ile toplumun dışından birisi…
Efsanevi bir müzisyenin en iyi portrelerinden birisi olarak sinema tarihine geçen Amadeus ise dahiliğinin içindeki deliliğin izini sürüyor. Forman, Mozart’ın dahiliğinin ardındaki kırılgan ruhunu o derece iyi açığa vuruyor ki, filmin trajik sonunun etkisinden kurtulmak oldukça zaman alıyor.
Popülerliğinin zirvesinde hayata veda eden bir başka sanatçının hayatını yine Forman hikayeleştirdi. Aydaki Adam filminde, komedyen (kendisini asla komedyen olarak nitelendirmiyordu), aktör, performans sanatçısı Andy Kaufman’ın sanatındaki eksantrik yaklaşım, Kaufman’ın gerçek hayatı ile çok iyi hesaplanmış bir paralellik içinde aktarılıyordu.
Forman, "Hustler" dergisini çıkarttıktan sonra hayatı mahkeme salonlarında geçen Larry Flynt’in hayat hikayesini anlattığı The People vs. Larry Flynt ile diğer karakterlerinden farklı olarak, sansasyonel bir personaya yönelmiş oldu. Nitekim, eleştirmenler tarafından büyük bir beğeni toplamasına rağmen, geniş bir feminist topluluğunun şiddetli tepkisini çekti. Hatta filmin karşıtlarının, medyayı da arkalarına alarak yürüttükleri kampanya ile Forman’ın o sene en iyi film dalında Oscar almasını engelledikleri iddia ediliyor. Özellikle Hustler’ın pornografik boyutundan uzak durmayı seçen Forman için Flynt’in çekiciliği, Amerika’nın sansür anlayışına karşı yürüttüğü mücadeleden başka bir şey değildi.
Son filmi Goya’nın Hayaletleri’nde 18.yy İspanya’sının ünlü ressamı Goya’nın yaşamına şahit oluyoruz. Her ne kadar yukarıdaki üç filmden farklı olarak sanatçının yaşamı arka planda kalsa da, Forman Goya’nın engizisyon gibi korkunç bir dönem içindeki farklı duruşuna yakın plan yaklaşıyor…
Milos Forman’ın bir yönetmen olarak, karizmatik oldukları kadar acı dolu yaşamlar süren bu karakterleri çekici bulduğunu ve bu karakterleri tasarlarken zorlanmadığını tüm bu filmler aracılığı ile gözlemleyebiliyoruz. Çocuk yaşında ailesini Auschwitz kampında kaybeden ve Çekoslovakya’nın karanlık komunizm günlerinde bir sanatçı olarak var olma savaşı veren Forman, aslında acıya ve baskıya çok aşina bir yönetmen.
Forman’ın birkaç röportajında belirttiği gibi, bu karakterleri seçmesindeki en büyük neden acı dolu ya da sansasyonel yaşamlarından çok, bu karakterlerin yaşadıkları döneme, otoriteye ya da sanat estetiklerine isyankar yaklaşımları. Sürekli sınırları zorlayan provokatör komedyen Kaufman gibi ruhunda belirgin bir anarşizm var hepsinin. Hair müzikalindeki hippilerin, toplum tarafından dayatılan yaşama ve savaşa karşı duruşları gibi... Her ne kadar sonları trajik olsa da, arkalarında bu isyanın önemli izlerini bırakıyorlar. Ve bu izi süren Forman gibi yönetmenler olduğu sürece, bizler de bu isyankar ruhlara şahit olacağız.
Bige Akdeniz
Kaynak: Beyazperde
deadly_angel 18-10-07, 20:19 Walt Disney'in yeni prensesi
Walt Disney’in yeni prensesi "Giselle"nin öyküsünün anlatıldığı "Manhattan’da Sihir-Enchanted", yakında vizyona girecek.
http://img134.imageshack.us/img134/9149/1710200714173338508096ehq6.jpg
Alınan bilgiye göre, Walt Disney Pictures’ın sunduğu filmin yönetmenliğini, "Tarzan" ve "Eloise At Christmas Time"ın da yönetmenliğini yapan Kevin Lima üstlendi. Senaryosunu Bill Kelly’nin yazdığı filmin yapımcılığını Barry Josephson ile Barry Sonnenfeld gerçekleştirdi. Filmin müzikleri, ünlü besteci Alan Menken ile şarkı sözü yazarı Stephen Schwartz’ın iş birliğiyle ortaya çıktı. Filmde, Amy Adams, Patrick Dempsey, Susan Sarandon ve James Marsden rol aldı.
Kuzey Amerika’da 21 Kasımda gösterime girmesi planlanan Walt Disney’in yeni filmi, gerçek aktörlerin oynadığı sahnelerle geleneksel animasyonu harmanlayan bir çalışma özelliği taşıyor. Çok farklı bir tarzda hazırlanan filmin, sadece 11 dakikalık bölümü animasyon, diğer bölümlerinde insanlar oynuyor.
Filmle birlikte, daha önce izleyicinin beğenisini kazanan "Aurora", "Belle", "Ariel" ve "Jasmine"den sonra çok özel bir prenses daha görücüye çıkacak. Filmin gösterime girmesiyle birlikte dünyanın çeşitli ülkelerindeki Walt Disney eğlence parklarındaki karakterlere "Giselle" de eklenecek. Ayrıca Walt Disney tarafından üretilen cep kitapları, kahve kupaları ve kostümlü bebeklere "Giselle" de katılacak.
Filmin Konusu
Peri masallarındaki ülkesinden kötü ruhlu kraliçe (Susan Sarandon) tarafından kovulduktan sonra kendisini günümüz Manhattan sokaklarında bulan güzel prenses "Giselle"nin (Amy Adams) öyküsünün anlatıldığı filmin konusu şöyle: "Peri masallarının büyüleyici dünyasında mutlu bir şekilde yaşayan güzel prenses Giselle, kötü ruhlu kraliçenin gazabına uğrar. Aniden içine düştüğü yeni ve zorlu çevresinde hiçbir şeyin peri masallarındaki sonsuza kadar mutluluk kavramına uygun işlemediğini görünce şok olur. Kısa süre sonra yardımına gelen yakışıklı bir dul avukatla (Patrick Dempsey) tanışınca hayata ve sevgiye bakış açısı değişmeye başlar. Ancak peri masallarındaki mükemmel prense de (James Marsden) evlilik sözü vermiştir. İki arada bir derede kalınca içtenlikle merak etmeye başlar. Hikaye kitaplarındaki tarzdaki bir romantizm, acaba gerçek dünyada varlığını koruyabilecek midir?"
Kaynak: e-kolay
deadly_angel 19-10-07, 09:36 Ricky’nin de yıldızı parladı!
Yakışıklı şarkıcı Ricky Martin’in de Şöhretler Kaldırımı’nda bir yıldızı oldu.
http://img291.imageshack.us/img291/1769/1810200711282547508206rka8.jpg
Porto Riko'lu pop müzik şarkıcısı Ricky Martin de Hollywood Bulvarı'ndaki Şöhretler Kaldırımı'nda yıldız sahibi olan sanatçılar arasındaki yerini aldı.
Bulvarda düzenlenen yıldız alma töreninde, hayranlarının tezahüratları ve alkışları arasında bir konuşma yapan 35 yaşındaki şarkıcı, "ABD Kongresi'nde ve Birleşmiş Milletler'de konuşma yaptım. Ancak hiçbiri beni bugünkü kadar heyecanlandırmadı" ifadesini kullandı.
Ricky Martin, Şöhretler Kaldırımı'ndaki 2 bin 351'inci yıldızın sahibi oldu.
Kaynak: e-kolay
deadly_angel 19-10-07, 10:00 Avril ve Justin yarışıyor!
Bu sene 35.’si düzenlenecek yarışmanın bomba gibi adayları var!
http://img153.imageshack.us/img153/9186/1510200714020047507597adx2.jpg
Bu yıl 35.si düzenlenecek olan Amerikan Müzik Ödülleri töreni, Los Angeles'ta Nokia Theatre'da birbirinden önemli isimleri ağırlayacak.
Justin Timberlake , Beyonce , Linkin Park ve Daughtry, bu yıl düzenlenecek olan Amerikan Müzik Ödüllerine 3 dalda aday oldular. İlk kez 1973 yılında sahiplerini bulan Amerikan Müzik Ödülleri, bu yıl müzikseverler tarafından seçilecek.
18 Kasım'da Los Angelesta bulunan Nokia Theatre'da düzenlenecek Amerikan Müzik Ödülleri'ne The White Stripes, My Chemical Romance, Timbaland, Fergie, Maroon 5 ve Avril Lavigne de katılıyor.
Kaynak: e-kolay
deadly_angel 19-10-07, 11:32 İngiliz Gülü artık yok!
Sinema dünyasının önemli isimlerinden Deborah Kerr hayatını kaybetti.
http://img138.imageshack.us/img138/2052/1910200711395238508491drc0.jpg
Britanyalı ünlü sinema oyuncusu Deborah Kerr, 86 yaşında öldü. Suffolk'ta hayata veda eden Kerr, parkinson hastasıydı. Kerr, Burt Lancester'la oynadığı 'İnsanlar Yaşadıkça' ve Yul Brynner'la başrolü paylaştığı 'Kral ve Ben'deki etkileyici performanslarıyla hatırlanıyor.
Zarif İngiliz leydilerini canlandırdığı filmlerinden ötürü 'İngiliz Gülü' diye anılan Kerr'e 1994'te 'oyun zarafetinin mükemmelliği' için 'Oscar Onur Ödülü' verilmişti.
Kaynak: e-kolay
deadly_angel 19-10-07, 11:35 Filminin galasına 1.1 milyon $ ile geldi
Ünlü Avustralyalı şarkıcı Kylie Minogue, önceki akşam 'White Diamond/Beyaz Elmas' adlı filminin Londra'daki galasına katıldı.
http://img138.imageshack.us/img138/8940/1910200711591738508499kam2.jpg
İki yıl önce yakalandığı göğüs kanserini yenen Avustralyalı şarkıcı Kylie Minogue, yeni albümü ve sahnelere dönüşünü anlatan 'White Diamond' adlı filmle tekrar hayranlarıyla buluşuyor.
'White Diamond' (Beyaz Elmas) adlı film, Minogue'un hastalığı sonrası çıktığı turnede sahne arkasında yaşadıklarına ve şarkıcıyla yapılan özel röportajlara yer veriyor. Önceki akşam Londra'da filmini görücüye çıkartan Minogue, geceye Dolce&Gabbana imzalı bir kıyafetle katıldı. Üzeri Swarovski taşlarla süslü 1.1 milyon dolarlık elbisesiyle, gece boyunca 'beyaz bir elmas' gibi ışıldayan ünlü yıldız, herkesi büyüledi. Yönetmenliğini William Baker'ın yaptığı filmi için Minogue şöyle konuştu: "Filmde, benim de diğerleri gibi olduğumu görecekler. Yaşadığım acıları daha iyi anlayacaklar..." Öte yandan Minogue, 26 Kasım'da çıkacak 'X' isimli yeni albümü için çok heyecanlı.
Kaynak: e-kolay |