Tüm Versiyonu Göster : Amerikan Gangsteri (American Gangster)


sbuffy
30-09-07, 09:09
http://img205.imageshack.us/img205/5048/topre8.jpg

Yönetmen:Ridley Scott
Yapımcı:Brian Grazer,Ridley Scott
Senarist:Steven Zaillian (senaryo),Mark Jacobson (makale)
görüntü yönetmeni:Harris Savides
Müzik:Marc Streitenfeld
gösterim tarihi:25 ocak 2008

Oyuncular:
Denzel Washington - Frank Lucas
Russell Crowe - Detective Richie Roberts
Cuba Gooding Jr. - Nicky Barnes
Josh Brolin - Det. Trupo
RZA - Jones
John Ortiz - Javy Rivera
John Hawkes
Ted Levine - Toback
Yul Vazquez - Detective Alphonse Abruzzo

Kimse Frank Lucas'ı, şehirdeki bir fakir mahallesindeki siyahi çete patronunun sessiz sürücüsünü farketmemiştir. Ancak ne zaman ki patronu ölür, Frank aniden kendi imparatorluğunu kurmaya ve Amerikan rüyasını kendine göre yaşamaya başlar. Zekası ve sağlam iş ahlakı sayesinde şehrin uyuşturucu trafiğini yönetmeye başlar. Sokakları daha saf bir malla ve daha iyi bir fiyatla kontrol etmektedir. Lucas sadece bir suç örgütü lideri değildir, aynı zamanda sivil ve meşru bir süperstar haline de gelmiştir.

Richie Roberts dışlanmış bir polistir. Sokaklarda dönen uyuşturucu trafiğini ve bunun yeraltı bağlantılarını engelleyebileceğini düşünmektedir. Birisinin tüm bu işlerin arkasında olduğunu ve domine ettiğine inanmaktadır. Hem Lucas hem de Roberts'ın kendilerini diğerlerinden ahlaki açıdan değişmez ve sert kuralları vardır, bu onları kanunun karşısında tek başlarına bırakmaktadır. Bu iki adamın kaderleri birbirleriyle kesişir ve sadece birisinin zirveye çıkacağı bir hal alır.

sbuffy
30-09-07, 13:32
YÖNETMEN RIDLEY SCOTT’IN TÜRKİYE SİNEMALARINDA 25 OCAK 2008’DE GÖSTERİLMEYE BAŞLANACAK OLAN DENZEL WASHINGTON VE RUSSELL CROWE’LU YENİ FİLMİ “AMERICAN GANGSTER” UYUŞTURUCU TİCARETİNİN YENİ YÜZÜNÜ KONU ALIYOR

Harlem bölgesinin hızla değer kazanmasının ölçütlerinden birisi: 1990’ların 116. Caddesinin lezzetini yakalamak istiyorsanız artık film çekmek için 20 blok kuzeye gitmek zorundasınız. Ridley Scott’un yönettiği “American Gangster”in çekim ekipleri de öyle yaptılar ve yayalarla araç sürücülerinin kafasını karıştırmak pahasına 136. Caddenin trafik levhalarını değiştirerek 116. Cadde tabelaları astılar. Filmin başrollerinde oynayan Denzel Washington ile Russell Crowe ancak bu işlemden sonra caddenin yolunu tutabildi.

Denzel Washington, “American Gangster”da 1970’li yıllarda güç kazanan bir uyuşturucu patronu rolünde oynuyor. Çekimleri yapılan sahnede hapishaneden yeni çıkmıştır. Russell Crowe ise onu hapishaneye gönderen ve daha sonra yakın arkadaş olan dedektif rolündedir. Denzel Washington ve Russell Crowe’un oynadığı Frank Lucas ve Richie Roberts karakterleri, sert ve dik bakışlı dört genç adama doğru yaklaşmaktadır. Denzel Washington’un oynadığı karaktere geçecek yol kalmaz. Bunun üzerine yanındaki Richie Roberts’a, “Bak, gangsterler geliyor” diyerek genç gangsterlerin geçmesine izin verir. İki taraf karşılıklı durur, sert bakışlarla birbirlerini süzdükten sonra yürüyüp giderler. Bu bir nevi nöbet değişimi gibidir. Amerikan gangsterlerinin bir kuşağının, kendisinden sonra gelen kuşağa yol vermesini gösterme biçimlerinden birisidir.
Filmin kapanışında yer alan bu sahne aynı zamanda Amerikalı gangsterlere özgü kodları da simgeler. Geçmişin ve günümüzün gangsterleri arasında gidip gelen film, gangster filmlerinin uzun yıllara dayalı geleneğini de izler. Tıpkı bilimkurgu ve western filmlerinde olduğu gibi gangster filmleri geleneği de zaman içinde periyodik olarak güncellenmiş, böylelikle yeni dönemin özelliklerini yansıtması sağlanmıştır.

“Scarface”de portresi çizilen Paul Muni gibi Ekonomik Bunalım dönemi gangsterleri, ekonomik imkanları ve gözkamaştırıcı yaşam tarzını simgeliyordu. 1970’li yılların “Godfather” filmlerinde ise yozlaşmış bir dünya içerisindeki aile değerleri ve onur gibi kavramlar ön plana çıktı. 1990’lardaki “Goodfellas”ve benzerlerinin gangsterleri artık kaybolmuş bir imparatorlukta yol almaya çalıştılar. Tony Soprano ise gangster geleneğine 21. yüzyıl spekülatörlerinin ortayaş bunalımlarını ekledi. Son dönemde izlediğimiz “The Departed”da iyi ve kötü adam kavramlarının her an karşılıklı olarak değişebilir yapısı ön plana çıktı.
Uyuşturucu kralı Frank Lucas ve dedektiflikten gelme savcı Richie Roberts’in gerçek yaşamını konu alan “American Gangster”in ana temasında çok uluslu büyük şirketler var.

Filmin senaryosunu Steven Zaillian yazdı. Geçtiğimiz yıllarda “Schindler’s List” ve “All the King’s Men” gibi önemli yapımlara da imzasını atmış olan Steven Zaillian, “American Gangsters”in senaryosunu yazarken hangi yaklaşımdan yola çıktığını şu sözlerle anlatıyor:“Bu öyküyü Amerikan iş dünyası ve ırkçılık problemleri üzerine bir öykü olarak gördüm. Burada eroinin yerine başka bir ürün de koysanız sonuç değişmez. Bir uyuşturucu öyküsü olup olmadığı o kadar da önemli değildi. Herşeyden önce şu sorudan yola çıktık: Uyuşturucu endüstrisinin yönetimini siyah bir işadamı alırsa ne olur? Böyle bir durumun sürdürülmesine izin verilmeyeceği ortadadır. Siyah işadamı Frank kısa zamanda Mafya’dan da büyük olur ve iş dünyasının kontrolünü eline geçirir ama bu hızlı yükselişi yüzünden iş dünyasında kalması zorlaşır.”

Adeta beyaza boyanmış film endüstrisinde tıpkı westernler gibi gangster filmleri de, etnik çatışmalar ve tribalizm (kabilecilik) gibi konularda hiç de akıllıca olmayan bir vitrin sağlarlar. Ahlaki açıdan bakınca western filmlerinin beyaz çoğunluğun davranış biçimlerini onayladığı görülür. Ancak gangster filmlerinde doğruluk ve iktidar gibi kavramlar daha karmaşık yapıdadır. Göçmenler ülkesi olarak bilinen ABD’de ülkeye yeni gelen göçmenlerin henüz asimile edilmemiş etnik örgütlerden birisine katılabileceği endişesi vardır. Film karakterlerinin izleyiciye sempatik gelmesi sonucunda yeni göçmenlerin böyle örgütlere girmesinde özendirici etki yapacağı düşünülür. Asimile edilmemiş olanların çok bilinen destanlarından birisi, “Hiç kimse, İtalyan mafya babası ve akrabalarından daha fazla İtalyan değildir” şeklindedir.

Ekranların en başarılı çetelerinin hepsinin (İrlandalı, İtalyan, Yahudi, Çinli, Kübalı veya Afrika kökenli Amerikalı) kendilerine özgü ahlaki kodları ve aile değerleri vardır. Hepsinin bir başka özelliği de, örgüte alt kademeden yeni giren ve üst kamedeki büyüklerin ahlaki kodlarını eski moda bulan genç üyelerin tehdidi altında olmalarıdır.

Bir gangster filminin etnik dramasında asimilasyonun kaçınılmaz sonuç olduğu gerçeği vardır. Ülkedeki göçmen grupları zaman içinde dominant kültüre benzedikçe güç kaybetmeye başlarlar. Dominant kültüre benzemeye başlayan her alt kültürde bozulma ve sağlamlık kaybı kaçınılmazdır. Azınlık kültürlerine bazı filmlerde yer verilmiş olsa bile dominant kültürden farklılıklarının sergilenmesine izin vermezler. Sonunda birisi oyunbozanlık eder, perde kapanır.
“American Gangster”de, “The Godfather”da Corleone ailesinin bölünmesine yol açan uyuşturucu ticareti konusu işlenir. Corleone ailesinin bölünmesinden sonra uyuşturucu ticaretinin yönetimi İtalyan kökenli ailelerin elinden Frank Lucas’ın eline geçmişti. Bunda da uyuşturucunun üretim yeri olan Vietnam ile Harlem arasında global ikmal zinciri kurmasının önemli payı vardı.

Filmin yapımcılarından Brian Grazer, “American Gangster”i Enron skandalının patlak verdiği bir çağda iş dünyasının mekanizmalarını konu alan bir yapım olarak değerlendirerek şöyle konuşuyor:“Benim düşünceme göre bu film, beyaz yakalıların bitmek tükenmek bilmeyen hırs ve suç işleme eğilimi üzerine mecazi anlamlar taşıyan bir filmdir. Sonuçta Frank Lucas’in yaptığı işlerle borsada ucuz ve değersiz kağıtları pazarlamaya çalışan bir spekülatörün ne farkı var?”

Harlem’de faaliyet gösteren uyuşturucu lordları arasında Frank Lucas’ın ismi, örneğin bir Nicky Barnes kadar fazla duyulmamıştı. Ancak 2000 yılında bir New York Magazine adlı dergide Mark Jacobson imzalı bir makalede işadamı olarak yükselişi ve çöküşünün öyküsü yayınlanınca geniş çevreler tarafından duyuldu ve filme de esin kaynağı oldu.
Kuzey Carolina’da yoksulluk içinde çocukluk geçiren Frank Lucas, New York’a geldikten sonra direkt olarak Güneydoğu Asya’dan ithal etmek suretiyle eroin ticaretini modernize etti. Bunu da eroini genellikle askeri personelin yardımıyla askeri uçaklarda taşıyarak gerçekleştirdi. Sevkiyatını ise ölü askerlerin tabutları içerisinde yaptı. Zaman içerisinde Afrika kökenli Amerikalılar’ı “alt küme” olarak gören İtalyan Mafyası üzerindeki kontrolü bile ele geçirdi. Ürünlerin içeriğini, destek zincirini ve organizasyonel yapılanmayı geliştirdi. Sonuçta 52 milyon dolarlık nakit servete ulaştı. Savcı Richie Roberts’a verdiği ifadelerin sonucunda 100’den fazla tutuklama gerçekleşirken kendisi de 15 yıl hapis cezası aldı.
Savcılığı bıraktıktan sonra şu anda özel bir kriminal suçlar hukuk bürosunun sahibi olan Richie Roberts, bir zamanlar hapse attırdığı halde şu anda yakın arkadaş olduğu Frank Lucas’ın kişilik yapısını şu sözlerle anlatıyor:“Uyuşturucu işindeki bu insanlar acımasız ve vahşi insanlardı. Frank Lucas da öyleydi. Ancak aynı zamanda son derece zekiydi. Onda hoşuma giden birşeyler vardı. Bunu söylemekten ne kadar nefret ediyor olsam da zeki bir insan olduğunu kabul etmeliyim. Akıllıca davrandı. Olağanüstü zararlar verdi ama sonradan olağanüstü iyi şeyler de yaptı.”

Filmin yönetmeni Tony Scott ise, Frank Lucas’ın girişimci cesaretinin yanısıra kendisine özgü ahlaki değerlere sahip olmasından büyülendiğini, özellikle de polisler ve savcılarla kıyaslandığında ahlaki yapısının çok daha fazla ön plana çıktığını söylüyor. Tony Scott’un sözünü ettiği savcılar arasında çapkın ve hovarda bir insan olarak portresi çizilen savcı Richie Roberts da var.
Tony Scott, uyuşturucu tüccarıyla savcı arasındaki kişilik farklarını ise şu sözlerle yorumluyor: “İkisinin özel hayat ve iş hayatı anlayışları konusunda çelişkiler (paradokslar) vardır. Hatta birbirlerinin tam tersidir diyebiliriz. Birisinin işi her ne kadar tartışmalı olsa da (eroin ticareti) kişisel boyutta ahlaklıdır. Aynı şekilde işinin işleyişi ve prosedürleri konusunda da etik kuralları vardır. Bu kurallar konusunda o kadar titizlenir ki, insanın neredeyse saygı duyası gelir.”
Sözlerine devamla savcı Richie Roberts’dan bahsederken de şöyle konuşuyor: “Richie Roberts da kendi kişiliği içerisinde adeta bir çelişkiler abidesi gibidir. Kişisel hayatı tam bir cehenneme dönmüş olan bu adam tam bir av köpeği gibidir ve dürüstlükten nasibini almamıştır. Bir arabanın kaportasında bulunan ve büyük ihtimalle uyuşturucu ticaretinden kazanıldığı belli olan 1 milyon dolar tutarındaki parayı polise teslim etmemiş olması sebebiyle Polis Departmanında ismi kötüye çıkmış, güvenen kalmamıştır. Kısacası savcı Richie Roberts birtakım etik çatışmaları yaşamaktadır.”

Geçtiğimiz yıllarda aralarında “Alien” ve “Gladiator”ün de yer aldığı çok sayıda ünlü filme imzasını atan Tony Scott, “American Gangster”in çekimlerine başlamadan önce “The French Connection” ve “Prince of the City” gibi filmler üzerinde çalışma yaptığını söylüyor. Bu araştırmaları sonucunda filmde anlatacağı Amerikalı gangsterler konusundaki düşüncesini şu sözlerle açıklıyor:
“Bu filmde sadece tek gangster yerine geçmişten bugüne uzanan Amerikalı gangster kavramına özgü terimlerle düşünmek istedim. Çünkü geçtiğimiz yüzyılda ünlü ve ünsüz birçok Amerikalı gangster vardı. Yaptığım araştırma sonucunda ‘Amerikalı Gangster’ kavramının değişime uyum sağlayarak gelişme kavramına benzediğini gördüm. Değişime ayak uyduramayan gangsterler kısa sürede yok oldu. Bu konuda bir örnek verecek olursam, siyah işadamı fikrinin gündeme gelmesiyle birlikte bu durum daha önceki Mafya için pahalıya mal oldu. Bu fikre zamanında alışamayan Mafya kısa sürede ortadan kalktı.”

sbuffy
30-09-07, 13:35
“American Gangster”in prodüksiyon aşamasına gelişinin hayli sorunlu bir tarihçesi var. Projenin ilk defa gündeme geldiği 2004 yılında yönetmen koltuğunda Antoine Fuqua, başrollerde ise Denzel Washington ile Benicio Del Toro’nun ismi vardı. Ancak filmin daha önceden programlanan çekimlerinin başlamasına bir ay kala Universal Stüdyoları’ndan gelen açıklamada projenin iptal edildiği duyuruldu. O güne kadar harcanan 30 milyon doların bile sineye çekilmesi göze alınmıştı. Geçtiğimiz yıl “Hotel Rwanda”nın yönetmeni Terry George senaryoyu yeniden yazarak daha ucuza çıkacak bir versiyona başladı. Sonra bundan da vazgeçilerek yapımcı Brian Grazer tarafından yönetmenlik koltuğu Tony Scott’a emanet edildi ve yepyeni bir kadro kuruldu.

“American Gangster”in yapımcısı Brian Grazer, filmin yapımının çıkmaza girdiği süreç içinde zaman zaman kuşkuya kapıldığını; filmin baş kahramanı şeytani ruhlu bir insan olduğu için geniş izleyici kesimlerince sevilmeyeceği, onlara hitap etmeyeceği gibi sebeplerle filmin lanetlendiğini dahi düşünmeye başladığını söylüyor.

Uyuşturucu kralı Frank Lucas’ın portresini çizen Denzel Washington ise, en büyük başarısı daha çok eroini daha çok insana ulaştırmak olan böyle bir insanı oynamasının ne kadar doğru olacağı konusunda kararsızlığa düştüğünü belirterek yaşadığı ikilemi şöyle anlatıyor:“Rolü kabul etmeden önce uzun süre kendimi sorguladım. Böyle bir rolün bana uygun olup olmayacağını düşündüm. Filmin yapımcısı Grazer ilk iki ‘Godfather’ın hayranı olduğunu söylüyordu ama ben hiçbir zaman gangster filmlerinin hayranı olmamıştım. ‘Neden bir uyuşturucu tüccarını oynayayım ki?’ diye kararsız kaldığım anlar oldu.”

Aradığı huzuru İncil sayfaları arasında bulduğunu söyleyen Denzel Washington, “İncil’de ‘Tanrı, lanetlenmiş olanlar için huzur yoktur dedi’ şeklinde bir ayet vardır. Bu sözün senaryoda da yer aldığını görünce rahatladım. Filmde hayatı anlatılan gangster belli bir konuma gelir ama başına türlü türlü kötü olaylar gelmeye başlar. Vücudu ona sırt çevirmiş gibidir. Silahlı saldırıda yaralanır. Suçla yaşamanın bir bedeli vardır ve o bedeli birçok şekilde öder. Bazıları bu kadarının yeterli olmadığını söylese de bence suçun bedelini ödemektedir” diyor.
Çekimlerden önce Frank Lucas’ın kendisiyle tanıştığını belirten Denzel Washington, bu tanışma sırasında edindiği izlenimleri şu sözlerle dile getiriyor:
“Frank ile tanıştığımda kişilik yapısının anahatlarını anlamaya çalıştım. Kaliteli elbiseler giyiyor veya pahalı arabalar kullanıyor olabilir. Eğer bunlar gösteriliyor diye o karakterin göklere çıkarıldığı düşünülüyorsa diyecek birşeyim yok. Ancak bu insanın kişilik yapısının anahatlarına bakınca bana artık o kadar da muhteşem görünmüyor.”

Filmin Harlem’de kurulan film setinde bölge yönetimi üyelerinden Vicky Gholson ile konuşuyoruz. “Bu filmde Denzel Washington olmasaydı, korkarim ki, 1970’li yıllarda çekilen gangster filmlerindeki hatalar tekrarlanabilecekti” diyor. Hemen ardından şunları ekliyor: “Başrolünde Denzel’in olması sayesinde uyuşturucu tüccarlarının göklere çıkarılabileceği şeklindeki karmaşık duygularım yok oldu. Harlem semtinin iki ana özelliği gangsterleri ve eğlence mekanlarıdır. Bu filmde her ikisi de gösteriliyor.”

Çekimleri izlerken sokak sahnelerinin tam istenildiği gibi olmadığını görüyoruz. Kabadayı rollerinde oynayan genç aktörlerin gerçek katillere pek benzediği söylenemez. Filme danışman olarak hizmet veren rap yıldızı Fab Five Freddy, genç aktörleri bir köşeye çekerek biraz daha ağır hareketlerle salına salına yürümelerini tavsiye ediyor. Genç aktörlerin çok hızlı hareket ettiğini, gerçek kötü adamların çatışmalardan zevk aldığını söylüyor.

Senaryonun tamamını henüz okumadığını söyleyen gerçek Richie Roberts, filmin herşeyi dosdoğru söyleyen dobra bir yapım olmasını umduğunu, uyuşturucu tüccarlığının yüceltilmeyeceğini söylüyor. Ancak Hollywood’un bozucu etkilerini şimdiden hissettiğini söylemeden de yapamıyor. Dediğine göre, Russell Crowe’un portresini çizmesinden sonra kız arkadaşı bile ona daha farklı gözle bakmaya başlamış.

Buna karşılık Russell Crowe, filmi daha sade ve basit açıdan ele alarak şöyle konuşuyor: “Bankada 250 milyon dolar parası olan ve eroin satan siyah bir işadamı, Miss Puerto Rico ile yatabiliyor. İşte sinemanın büyüklüğü de burada… Böyle bir filmi çekerken üzerimizde büyük sorumluluk vardı. Bu adamın hayatını adaletli şekilde ekrana taşımalıydık. Bunu ne kadar başarabildiğimizi hep birlikte göreceğiz.”

Yönetmen Tony Scott aktörleri getiriyor ve kameralar yeni çekim için başka bir pozisyona geçiyor. Genç kabadayılar bu defa biraz daha ağır hareket ediyorlar. Başka bir deyişle hareketlerini zamana yaymayı öğrenmişler. Bu tablo karşısında Tony Scott tatmin olmuş gibi… Ne de olsa yeni kuşak Amerikan gangsterleri geldi.

kaynak:sadibey

sbuffy
30-09-07, 13:43
http://us.movies1.yimg.com/movies.yahoo.com/images/hv/photo/movie_pix/universal_pictures/american_gangster/_group_photos/denzel_washington1.jpg
http://us.movies1.yimg.com/movies.yahoo.com/images/hv/photo/movie_pix/universal_pictures/american_gangster/_group_photos/denzel_washington2.jpg
http://us.movies1.yimg.com/movies.yahoo.com/images/hv/photo/movie_pix/universal_pictures/american_gangster/denzel_washington/gangster3.jpg
http://us.movies1.yimg.com/movies.yahoo.com/images/hv/photo/movie_pix/universal_pictures/american_gangster/denzel_washington/gangster2.jpg
http://us.movies1.yimg.com/movies.yahoo.com/images/hv/photo/movie_pix/universal_pictures/american_gangster/russell_crowe/gangster3.jpg
http://us.movies1.yimg.com/movies.yahoo.com/images/hv/photo/movie_pix/universal_pictures/american_gangster/denzel_washington/gangster1.jpg
http://us.movies1.yimg.com/movies.yahoo.com/images/hv/photo/movie_pix/universal_pictures/american_gangster/russell_crowe/gangster1.jpg
http://us.movies1.yimg.com/movies.yahoo.com/images/hv/photo/movie_pix/universal_pictures/american_gangster/russell_crowe/gangster2.jpg

sbuffy
30-09-07, 13:48
set resmi
http://us.movies1.yimg.com/movies.yahoo.com/images/hv/photo/movie_pix/universal_pictures/american_gangster/_group_photos/denzel_washington3.jpg

posterler
http://us.movies1.yimg.com/movies.yahoo.com/images/hv/photo/movie_pix/universal_pictures/american_gangster/americangangster_teaser1big.jpghttp://us.movies1.yimg.com/movies.yahoo.com/images/hv/photo/movie_pix/universal_pictures/american_gangster/americangangster_teaser2big.jpg

sbuffy
01-10-07, 19:05
Jay-Z gangster olacak!

http://muzik.ekolay.net/images/28092007160845_47_504960jay.jpg

Başarılı prodüktör ve müzisyen Jay Z, Russell Crowe ve Denzel Wahington'un başrollerini paylaştığı "American Gangster" filminden oldukça etkilenerek yeni bir albüm hazırlamak için kolları sıvadı.

"Kingdom Come" adlı son albümüyle birçok müzikseverin beğenisini kazanan Jay Z, "American Gangster" adlı filmin sahnelerinden oldukça etkilendi ve filmden yola çıkarak yeni besteler yazmaya başladı.

Kanye West ve Rihanna gibi sanatçılarla yaptığı çalışmalarla adından sıkça bahsettiren sanatçı, "Filmin hikayesini destekleyecek bir konsept albüm hazırlıyorum." dedi.

kaynak:ekolay.net

sbuffy
10-10-07, 17:29
http://img162.imageshack.us/img162/9439/153141361012f7d4b746iw1.jpg

sbuffy
14-10-07, 16:58
http://img520.imageshack.us/img520/442/gangster6zk3.jpg
http://img520.imageshack.us/img520/3169/americangangsterharlemhe1.jpg
http://img520.imageshack.us/img520/5484/gangsterdo5.jpg
http://img520.imageshack.us/img520/7005/gangster5kn1.jpg
http://img520.imageshack.us/img520/6744/gangster6ew8.jpg
http://img520.imageshack.us/img520/5072/gangster7hl8.jpg
http://img520.imageshack.us/img520/5018/gangster4ef4.jpg
http://img520.imageshack.us/img520/2568/gangster8ir9.jpg
http://img520.imageshack.us/img520/1116/common16ov9.jpg

sbuffy
14-10-07, 17:38
http://img98.imageshack.us/img98/3620/denzelwashington17jf9.jpg
http://img98.imageshack.us/img98/4449/denzelwashington14hj5.jpg
http://img98.imageshack.us/img98/4489/denzelwashington13hr1.jpg
http://img98.imageshack.us/img98/4064/denzelwashington12em7.jpg
http://img99.imageshack.us/img99/1461/denzelwashington10mu1.jpg
http://img99.imageshack.us/img99/4834/russellcrowe9kc6.jpg
http://img99.imageshack.us/img99/1329/russellcrowe8rm5.jpg
http://img99.imageshack.us/img99/5809/russellcrowe4sz8.jpg
http://img98.imageshack.us/img98/2904/gangster4sg1.jpghttp://img98.imageshack.us/img98/9689/gangster5ua6.jpg

sbuffy
14-10-07, 17:52
kamera arkası

http://img99.imageshack.us/img99/4740/gangsterks1.jpg
yapımcı Brian Grazer ve yönetmen-yapımcı Ridley Scott
http://img99.imageshack.us/img99/9751/ridleyscott15wf6.jpg
http://img99.imageshack.us/img99/2724/denzelwashington11sp2.jpg
http://img99.imageshack.us/img99/8608/russellcrowe6vi1.jpg
http://img99.imageshack.us/img99/587/ridleyscott5rm0.jpg
http://img99.imageshack.us/img99/6163/gangster2ya2.jpg

sbuffy
31-10-07, 14:16
http://img467.imageshack.us/img467/3162/20071030031544agrto4.jpg
American Gangster yalnızca harika bir film değil,Denzel Washington ve Russell Crowe'un da gişeye uygun performans sergiledikleri bir film.filmde hikaye iki karakter arasında ilerliyor ve seyirciye iki adamı gerçekten anlamaları için gereken herşeyi veriyor.
American Gangsterde,Denzel Washington en iyi performanslarından birini sergiledi tıpkı Training Daydeki gibi.Russell Crowe ise filmde var olduğunu kanıtlıyor.siz filmi seyredince onların rolleri için daha iyi oyuncu bulamayacaklarını düşünecksiniz.kısaca bu yılın en iyi filmlerinden biri.

sbuffy
31-10-07, 14:20
http://img467.imageshack.us/img467/2810/empiregangster201sy2.jpg

sbuffy
02-11-07, 16:58
http://img209.imageshack.us/img209/5903/russellcrowe25ts9.jpg
http://img209.imageshack.us/img209/5813/pre2px3.jpghttp://img209.imageshack.us/img209/815/pre2od0.jpg
http://img209.imageshack.us/img209/5346/denzelwashington28dx8.jpghttp://img209.imageshack.us/img209/425/denzelwashington27rq2.jpg
http://img209.imageshack.us/img209/984/prera5.jpghttp://img209.imageshack.us/img209/188/pre2gx8.jpg

sbuffy
02-11-07, 17:05
http://img209.imageshack.us/img209/8941/prepa9.jpg
http://img209.imageshack.us/img209/2117/pre2qy1.jpghttp://img209.imageshack.us/img209/9488/prets5.jpg
http://img209.imageshack.us/img209/5317/prenz2.jpghttp://img209.imageshack.us/img209/5953/precp7.jpg

sbuffy
03-11-07, 12:53
http://img149.imageshack.us/img149/3127/77663780jw5.jpg
http://img149.imageshack.us/img149/6334/77422833ku7.jpg

sbuffy
05-11-07, 14:44
Haftasonu box office listesi:
Denzel Washington ve Russel Crowe'un başrollerini paylaştığı American Gangster Amerika'da,5300 kopyayla 3928 sinema salonunda gösterime girdiği haftasonununda en çok izlenen film oldu.
American Gangster 30milyon dolarlık açılış hasılatıyla suç türünde daha önce vizyona giren Sin City(29milyon dolar) ve Departedın(26 milyon dolar) açılış hasılatını geçmeyi başardı.
liste:
1 -American Gangster 46,344,000 dolar.1.hafta
2-Bee Movie 39,100,000 dolar 1.hafta
3-Saw IV 11,010,000 dolar 2.hafta

dizi_maniac
06-11-07, 13:51
Büyük bir heyecan ve merakla vizyona girmesini beklediğim filmlerden biri olan AMERICAN GANGSTER için, amerika da okumakta olan ve film zevklerimizin genelde örtüştüğü çocukluk arkadaşımdan gelen mailde , özetle şunları diyor ;(almancadan çeviri)

Ridley Scott'un Scorsese özentisinin bariz dışavurumu gibi duran, karmaşık hikayede ki daha karmaşık hale getiren birbirine benzeyen zenci oyuncuların kimin polis kimin çete üyesi olduğunu ve hangilerin dürüst hangilerin rüşvetçi polisler olduğunu ayırmakla meşgulken, fragmanının filmin kendisinden daha etkili olduğunu düşünmeden edemedim. sinema salonlarına insanları koşturan fragman, içerde tam anlamı ile hayal kırıklığı yaratmasada yinede beklentileri tatmin edemiyor, sanmıyorum ki defalarca izlenilecek filmlerin listesine girebilsin, bir kere seyrediyorsun ve tamam diyorsun, seyrettim doydum yeter diyorsun, zaten kafanda filmi götürmüyorsun sinemadan çıkarken. seçkin başrol oyuncuları ve yapımcısı ile yönetmeni velhasıl herşeyi ile bu büyük bir filmdir dayatması olmasa insanlara, çoğunluğun vasatın biraz üzerinde diye adlandıracağı filmlerden biri ama burası amerika! bağımsız küçük iyi yapımların büyümesini her zaman engelleyemesede, bu büyük çok büyük bir yapımdır diye lanse ettiklerinin çoğunuda göze parmak sokarcasına izlettirebiliyor. jenerikte ridleyin ismi geçmese, bunun bir acemi-scorsese yapımı olduğuna hepimiz kalıbımızı basacaktık neredeyse. scorsese ustanın katmanlı anlatımına uzak bir mesafeden bakacağına kendi uslubunun üzerine oturtmuş olsaydı belki meramını daha iyi anlatabilen bir film ortaya çıkarabilirdi. denzel ve russellin kendilerini zayıf ve yer yer kopuk kurgunun içersinde gösterebilmek için çırpınarak paraladıklarını görmek oyunculuk göstergesiyse buna ekleyecek birşeyim yok o zaman. kendini kasmadan en rahat oynayan cuba gooding jr üç dakikalık gözüküyor, onun dışında herkes etrafta büyük filmin içersinde oynadıklarının gerginliği ile dolanıyor.bakın bu büyük bir film! dikkatle izleyin! üstelik gerçek bir öyküden alıntıdır diye her reklamında vurgulanması bizlere amerikanın suç tarihinin mutlaka öğrenmemiz gereken bir kesitini veriyor ve bizlerde buna minnet duymalıyız. siz türklerin çok hoşuma giden bir şekerlemeniz varya, hani ramazan ayında satarlar, bir çubuğun üzerine eritilmiş şekeri sararlar, (sanırım Lisbeth, macun'u kast ediyor) her an kopacakmış gibi incelen şekeri koparmadan çubuğa sarıp ve ince yerinden çabuk çekip koparırlar, bu filmde iyi ve kötünün mücadelesi bitmeyecek sarmalarla sürerken, sonunu aceleye getirilmişlik hissi ile seni salondan gönderiyor.baftada en iyi fragman kategorisinin açılmasına ve bu yılın en iyi ve göz boyayıcı fragmanın american gangsterse gitmesi için dilekçe yazmayı düşünüyorum arkadaşım, sen ne dersin?


Lisbeth'in bu mailinden sonra filmden soğumak yerine, ben şimdi büsbütün merak eder oldum filmi:img-cool2


resimler ve ayrıntılı bilgiler için çok teşekkürler sbuffy:good:

sbuffy
07-11-07, 10:15
dizi_maniac arkadaşının yorumunu yazdığın için teşekkürler.scottı bilimkurgu ve gerilim türündeki alien filmiyle tanısakta onu hep tarihi ve dönem filmlerinin yönetmeni olarak bildik.american gangster de dönem filmi olmasına rağmen scottın fazla rağbet etmediği suç türüne de giriyor.scottın nasıl bir iş çıkartacağını merak ettiğim için bu filmle ilgili eleştirilerin hepsini okumaya çalıştım.tıpkı arkadaşının yazdığı gibi eleştirmenlerin büyük çoğunluğunun da filmin işleniş biçimini beğenmediğini gördüm.
scottın film için uygun gördüğü oyunculardan denzel washingtonın rolünün üstesinden geleceğinden hiç kuşkum yoktu ama Crowe için açıkçası önyargılarım vardı.eleştirlerde de yine denzelın oyunculuğu övülürken Crowe için vasat yorumları yapılmış.sonuç olarak sinema eleştirmenleri ve arkadaşının eleştirisini okuyunca bende filmi daha çok izlemek istiyorum:img-wink:

dizi_maniac
07-11-07, 15:29
sbuffy, anladığım kadarı ile sen film hakkında baya araştırmalar yapmışsın:img-wink:
Ben araştırmadım, ama izlemiş olan arkadaşlarımdan gelen görüşler çoğunlukla olumsuz yönde...
Yinede sen ve ben, heyecanımızın elimizden alınmasına izin vermeyeceğiz:img-yes:
Ridley Scott hakkında söylediklerine katılıyorum.
ingiliz asıllı ve askeri bir aileden gelen Ridley bir çok eleştirmene göre Gladiatör'den sonra sanat gücünün sonuna gelmiş bulunuyor.

The Blade Runner, Thelma And Louise ve Gladiatör gibi sinemaya altın harflerle yazılan çok başarılı yapımlara imza atmış olduğu kadar, vasatın biraz üzerine çıkan filmleride oldu :Black Rain, Matchstick Men, Kingdom Of Heaven ve A Good Year gibi.
Bu esnada gerçekten kötü yapımlarıda var sicilinde:img-cool2 mesela GI:Jane ...

Black Hawk Down'u izlemediğim için bir şey diyemeyeceğim (amerikan askerlerin "kahramanlıklarını" ve "fedakarlıklarını" izlemekten bıkıp usandığım için izlemedim)

Birde eleştirmen ve seyricilerin pek beğenisini kazanamayan 1492-Conquest Of Paradise var, ama ben şahsen o filmi hala defalarca sinematografik bir şölen diye severek izleyenlerdenim.

umarım AMERICAN GANSGTERi izleyebildikten sonra , eleştirmenlerin yıllar önce kendisi hakkında vardıkları "sanatında tükendi" kanısına , sen ve bende eşlik etmek zorunda kalmayız.

American Gangster de ki performansını bilmiyorum Russel Crowe'nin... ama 3:10 to Yuma 'da bana göre muhteşem bir sadelik ile oynamış... oynamadan oynamış sanki... inanılmaz yumuşak ve son derece inandırıcı geçişler yapmış merhamet ile merhametsizlik arasında.

Korkak Robert Ford'un Jesse James Suikasti bu sezonun ikinci büyük western türü sanırım? Eğer 3:10 to Yuma'nın yarısı kadar eli yüzü düzgün ve western türünün ölmediğini kanıtlarcasına etkileyici bir film ise, baş tacı ederim.
sbuffy, yanılmıyorsam Korkak Robert Ford'un Jesse James Suikasti filminin yapımcısı bizim Ridley, dimi?
Yanılıyor da olabilirim. Sanki bir yerde bunu gördüm gibi ama ...emin değilim?

sbuffy
07-11-07, 20:35
dizi_maniac scott Korkak Robert Ford'un Jesse James Suikastinin yapımcısı:img-wink:cennetin keşfinde de hemfikiriz.scott filmleri arasında şahsen cennetin keşfini gladyatörden daha çok sevmişimdir.bana göre görselliğinden diyaloglarına kadar yönetmenin en iyi filmlerinin başında geliyor.
cennetin krallığı filminde ise iki taraf açısından konuyu ele alışı,karakterleri işleyişi ve alt metin çok başarılıydı.buna rağmen nedense filmi beğenen kişi sayısı çok az.cennetin krallığı ridley scott filmlerinden cennetin keşfi ve thelma ve louiseden sonra en sevdiğim film.

denzelın american gangsterde oynayacağını duyduğumdan beri bu filmi merakla bekiyorum.malum denzel beğendiğim oyunculardan.bu yüzden film beni pek hayalkırıklığına uğtarmaz:img-wink:

sbuffy
08-11-07, 14:19
http://img145.imageshack.us/img145/9079/53329478wg6.th.jpg (http://img145.imageshack.us/my.php?image=53329478wg6.jpg)http://img145.imageshack.us/img145/4236/55865150bf4.th.jpg (http://img145.imageshack.us/my.php?image=55865150bf4.jpg)http://img145.imageshack.us/img145/1857/45784278to5.th.jpg (http://img145.imageshack.us/my.php?image=45784278to5.jpg)
http://img145.imageshack.us/img145/5120/97912298kz6.th.jpg (http://img145.imageshack.us/my.php?image=97912298kz6.jpg)http://img145.imageshack.us/img145/1608/43038780rm2.th.jpg (http://img145.imageshack.us/my.php?image=43038780rm2.jpg)http://img145.imageshack.us/img145/2204/32068837oi4.th.jpg (http://img145.imageshack.us/my.php?image=32068837oi4.jpg)
http://img145.imageshack.us/img145/4120/74274204pb6.th.jpg (http://img145.imageshack.us/my.php?image=74274204pb6.jpg)http://img145.imageshack.us/img145/5810/47586875kn5.th.jpg (http://img145.imageshack.us/my.php?image=47586875kn5.jpg)http://img145.imageshack.us/img145/3033/86385365di1.th.jpg (http://img145.imageshack.us/my.php?image=86385365di1.jpg)
http://img145.imageshack.us/img145/9268/59946325ef9.th.jpg (http://img145.imageshack.us/my.php?image=59946325ef9.jpg)http://img145.imageshack.us/img145/9002/86008190xg1.th.jpg (http://img145.imageshack.us/my.php?image=86008190xg1.jpg)http://img145.imageshack.us/img145/9090/58674390nk1.th.jpg (http://img145.imageshack.us/my.php?image=58674390nk1.jpg)

sbuffy
09-11-07, 18:56
“American Gangster” : Amerikan Rüyasının Diğer Yüzü

“American Gangster”, Amerikan rüyasının öteki yüzünü 70’li yılların sosyo-politik arka planında, Frank Lucas isimli uyuşturucu kaçakcısının gerçek hikayesini bize anlatarak göstermeye çalışıyor.

Film Harlem’in arka sokaklarında, kendilerine yeni bir çevre ve hayat kurmuş siyah Amerikalı’ların yaşamının içinde açılıyor. Frank Lucas (Denzel Washington)’ın, nasıl bir geçmişten geldiğine dair ipuçlarını, bu sokaklarda işlerin nasıl döndüğü kısa bir süreç içerisinde bize aktarılıyor. Ama asıl gerilim, Frank Lucas’ın patronu öldükten sonra zirveye çıkma mücadelesinde başlıyor.

Lucas’ın hikayesini izlerken bir yandan da dürüst ama sorumsuz polis Richie Roberts (Russell Crowe)’ın hikayesi ni takip ediyoruz. İşte bu noktada Amerika’daki çoğu eleştirmenin filmle ilgili takıldığı noktaya değinmek istiyorum. Yaklaşık 45-50 dakika boyunca bu iki farklı karakterin hikayelerini koşut kurguda izliyoruz, fakat ancak senaryo belli bir süre harcadıktan sonra iki karakterin gerilimini ortak bir noktada buluşturabiliyor.

Eleştirilere rağmen, bu tercihin böyle karakter odaklı bir filmde seyir zevkini arttırdığını söyleyebilirim. Çünkü filmin ilk bölümü tamamıyla, zamanın, mekanın ve karakterlerin tasvirine ayrılıyor, bu da süresi yaklaşık 3 saate varan bir filmde hikayeye daha fazla tutunmamızı sağlıyor.

Daha vizyona girmeden önce, Ridley Scott’ın filminin geçen seneki Martin Scorsese filmi “Köstebek” (The Departed, 2006) ile karşılaştırılacağı düşünülüyordu, fakat öyle olmadı. “Köstebek” ise tamamıyla tür filmi kalıpları içinde bir gangster filmi idi. “American Gangster” ise, gerçek bir hikaye üzerinden; Amerikan politikalarından, yozlaşmış devlet kurumlarına dil uzatırken, kendisini bir tür filminden ziyade karakter odaklı sosyal-gerçekçi motifleri olan, hafif politik bir film olarak konumlandırıyor. İşte bu noktada “American Gangster” kimi zaman gerçekten vurucu ve ağır laflar etse de, sonuçta daha önce duymadığımız ya da bilmediğimiz sonuçlara, daha derin tespitlere varamıyor. Bu noktada film bittikten sonra “iyi” bir film izlediğinizin tatminini alsanız da, yeni bir şey izlemediğinizin de farkına varıyorsunuz.

Oyunculuklara gelirsek, Denzel Washington soğukkanlı, otoriter ve karizmatik çete lideri rolünde görevini yerine getiriyor fakat film boyunca bir türlü oyuncunun karakteri tam olarak kavrayamadığı hissine kapılıyorsunuz. Çünkü Washington az “oynuyor” ama gerçekten az mı oynuyor yoksa karaktere mi inemiyor bir türlü anlaşılmıyor. Bunun yanında daha zengin olarak yazılmış Richie Roberts rolünde Russell Crowe gerçekten en temiz oyunlarından birini çıkarıyor. Özellikle karısıyla olan mahkeme sahnesinde karakterin düşünsel değişimini az sözle fakat iyi oyunla bize geçirmeyi çok iyi başarıyor. Bunun yanında “kötü” polis rolünde Josh Brolin tam bir karakter oyuncusu olduğunu kanıtlarcasına karakterini her boyutuyla bize aktarmayı başarıyor. Filmin asıl sürprizi ise Frank Lucas’ın annesi rolünde çık kısa fakat etkili bir performans sergileyen Ruby Dee.

Ridley Scott’ın yönetimi her zamanki gibi ustaca fakat bu sefer daha yalın diye biliriz. Daha önceki büyük bütçeli projelerindeki gibi biçimsel oyunlar yerine daha hikaye odaklı ve sakin bir anlatımı tercih ediyor ama bunu yaparken her zamanki gibi atmosfer kurmadaki hünerini burda da bize gösteriyor. Özellikle hikaye kurgusundaki tercihleri, filmin izlenilebilirliğini, takibini oldukça kolaylaştırıyor.

İyi yazılmış senaryosu, dikkatli yönetimi ve sağlam oyunculuklarıyla “American Gangster”, yılın önemli filmlerinden biri. Fakat bu kadar usta bir kadronun bir araya gelmesinden doğan beklentileri karşıladığını söylemek zor. Yine de cesur tespitleri, 70’li yılların polisiye filmlerini aratmayan atmosferi ve akıcı anlatımıyla yılın kayda değer filmlerinden biri olduğu şüphesiz.

OSCAR’A DOĞRU DURUM RAPORU

Yukarıda da belirttiğim gibi “American Gangster”, bu senenin “Köstebek” i ve Ridley Scott’ın Oscar alacağı film olarak görülüyordu fakat Amerika’da aldığı çok da iç açıcı olmayan eleştiriler ve beklentilerin daha önceden yüksek olması, filme Oscar yarışında biraz zarar verdi diyebiliriz. Fakat bu sene Oscar yolundaki filmlerin düşük gişe başarısı “American Gangster” için bir avantaj olacağı kesin. Film geçtiğimiz hafta sonu 50 milyon dolara yakın hasılat yaptı ve Oscar yarışı kızıştığı zamanlar filmin 100 milyon dolardan fazla gişe yapması bekleniyor. Bu durumda Oscar’ın altın kurallarından biri olan gişe başarısını yerine getirmiş oluyor.

Filmin yıldız dolu kadrosunun, usta yönetmeninin ve Oscar ödüllü yapımcısı Brian Grazer (Akıl Oyunları, 2001), Akademi üyelerine yabancı olmaması da filmin diğer bir avantajı. Eğer film beklenildiği gibi büyük bir seyirci desteği alırsa, filmin önemli kategorilerde adaylık alması çok şaşırtıcı olmaz. Fakat bunun yanında “No Country For Old Men”, “Kefaret” (Atonement), “Avukat” (Michael Clayton), “Into the Wild” gibi, eleştirmenlerin bu seneki gözdelerinin yanında oldukça zayıf kalıyor. Bu nedenle film sadece birkaç teknik dalla da yetinebilir.

Bu seneki erkek oyuncu kategorisine baktığımızda en azından 10-15 tane çok sağlam ve adaylık alabilecek performansla karşı karşıyayız bu yüzden Denzel Washington’ın şansı zayıf olmasa da çok büyük değil. Ancak film Oscar öncesi ödüllerden alacağı rüzgarla Washington’a da bir adaylık getirebilir.

Filmin diğer başrol oyuncusu Russell Crowe ise yardımcı erkek oyuncu dalında yarışacak. Stüdyoların son yıllarda aynı kategoride iki oyuncuya kampanya yapmayarak daha fazla adaylık alma üzerine kurulu stratejilerinden dolayı, Crowe; “Collateral”daki (2004) Jamie Foxx, “Saatler”de (The Hours, 2002)’daki Julianne Moore gibi yardımcı oyuncu kategorisinde konumlandırılıyor. Fakat yine bu dalın çok kalabalık olmasından dolayı fazla “Oscarlık” olmayan bu rolün şansı düşük.

Filmin sürpriz adaylığı usta aktris Ruby Dee’den gelebilir. Yardımcı kadın oyuncu kategorisinin bu sene zayıf olması ve bu kategorinin favorilerinden birinin sektörde yıllarca emeği geçmiş oyuncular olduğu düşünülürse, Dee’nin şansı hiç düşük değil. Fakat tek düşündürücü konu Dee’nin filmde 5-10 dakikadan fazla görünmemesi. Judi Dench 1998 yılında 8 dakikalık rolüyle Oscar’a ulaşmayı başarmıştı. Bakalım bu sene benzer bir durum tekrarlanacak mı?

Son olarak filmin en büyük adaylık şansı senaryo kategorisinde gibi görünüyor. Film önceden uyarlama senaryo kategorisinde yarışacağı zannedilirken, kampanyanın orijinal senaryo dalında olacağı stüdyo tarafından açıklandı. Bu durumda bu senenin en zayıf kategorisi olan bu dalda, “Schindler’in Listesi” (Schindler’s List, 1993) nin de senaristi olan Steven Zaillian’ın adaylık şansı oldukça yüksek.

kaynak:sinema.com/Ali Deniz Şensöz

dizi_maniac
09-11-07, 19:21
sbuffy , eklediğin son resimlerin her birine tek tek baktım
ve beni inanılmaz heyecanlandırdılar
ya bu film zayıf bir film olamaz?!? mümkün değil...
muhteşem resimler için çok teşekkürler sbuffy

oscar adaylığına doğru haberlerinde; MICHAEL CLAYTON'dan söz ediliyor. George Clooney'in yere göğe sığdırılamayan performansını çok merak ediyorum. Sen bu filmi izleyebilmişmiydin?
Bizde vizyona girdimi?

sbuffy
10-11-07, 19:39
rica ederim dizi_maniac.american gangster sevdim sevmedim şeklinde kutuplaşmaya yol açtı:)bence çok kötü bir film değilmiş gibi vizyona girince görücez.
michael clayton'ın 23 kasımda vizyona gireceği dışında pek bilgim yok.

Biraz Goodfellas,Biraz Scarface

Başlık referansıma rağmen American Gangster kendi yolunda giden bir film.bir eleştirmen Godfathera çok yakın bir film olduğunu yazdığı için böyle bir referans yaptım.böyle olmadığını biliyorum çünkü Godfather suç dramasından çok epik bir filmdi.Ama bu American Gangster'ın daha az şaşırttığını ifade etmiyor....Goodfellas,Scarface gibi gangster filmlerini beğeniyorsanız bu filmi de beğeneceksiniz.fakat buna rağmen film yeteri kadar farklı ve eğlenceli.birkaç aksiyon sahnesi olmasına rağmen aksiyon filmi olarak düşünülemez.gerçek bir hikayeden temel alınan gangster filmi.

ecr
11-11-07, 02:10
Bu filmi sabırsızlıkla bekliyorum. Nedenim 3 kelime: Scoot, Washington, Crowe ...

Uyuşturucu konulu olması da cabası. 25'inde sinemanın yolları gözüküyor bize

sbuffy
19-11-07, 14:06
Akademi ödülleri için hazırlanan posterler
http://img117.imageshack.us/img117/5890/gangsterdu9.th.jpg (http://img117.imageshack.us/my.php?image=gangsterdu9.jpg)http://img117.imageshack.us/img117/2574/americangangstergp5.th.jpg (http://img117.imageshack.us/my.php?image=americangangstergp5.jpg)http://img117.imageshack.us/img117/5355/americangangsterdd5.th.jpg (http://img117.imageshack.us/my.php?image=americangangsterdd5.jpg)

NiliWerda
22-11-07, 01:13
Film benim mailime geldi ve indirdim,
Daha önce yurtdışında gösterime girdiği için mailime geldi herhalde.
Türkiyeye anca gelicek bu film neden böyle oldu bilmiyorum?
Genelde filmler aynı anda vizyona girerdi yurtdışıyla?
Neyse bazen oluyor böyle herhalde.
Filmi yarın izlemeyi düşünüyorm vakit bulusam eğer:)

sbuffy
27-11-07, 15:29
American Gangster Rahatsız Etti

Ridley Scott'ın Oscar'a aday olacağı düşünülen filmi American Gangster mahkemelik oldu. Frank Lucas davasında çalışan ve filmde Russel Crowe'un canlandırdığı Richie Roberts tarafından kurulan uyuşturucu ile mücadele departmanında çalışan eski bir narkotik görevlisi film hakkında suç duyurusunda bulundu. Filmi üzüntüyle karşıladığını belirten bu eski görevli, senaryonun gerçekleri çarpıttığını iddia etti. Departmanda görev yapan diğer narkotik görevlileri ise filmi oldukça olumlu karşıladı ve yaşananları doğru yansıttığını söyledi. Yapımcı şirket ile ilgili suç duyurusu şu anda bölge savcısı tarafından inceleniyor.

American Gangster, 1960'lı yıllarda uyuşturucu pazarına hakim olan Frank Lucas'ın devlet ve özelde polis teşkilatıyla olan "samimi" ilişkisi üzerinde duruyor.

kaynak:film.gen.tr

dizi_maniac
07-12-07, 21:34
bu gidişle dayanamayıp gidip kaçak dvd'de izleyeceğim bu filmi
sabrımın son haddindeyim valla:img-cool2
oysa bazı filmler ilk olarak kesinlikle beyaz perdede izlemeyi hak ediyorlar...
bu filminde onlardan biri olduğunu düşünüyorum

sabır...sabır...sabır... az kaldı
bakalım dayanabilecekmiyim?

sbuffy
13-12-07, 17:21
haklısın dizimaniac.en azından oscar açısından önemli filmlerin olabildiğince amerikayla eş zamanlı gösterime girmesi gerekir.

65.Altın Küre (Golden Globe) Adayları

En İyi Yönetmen:
Tim Burton - Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street
Ethan Coen & Joel Coen - No Country for Old Men
Julian Schnabel - The Diving Bell and the Butterfly
Ridley Scott - American Gangster
Joe Wright - Atonement

En İyi Film-Drama
American Gangster
Atonement
Eastern Promises
The Great Debaters
Michael Clayton
No Country for Old Men
There Will Be Blood

En İyi Erkek Oyuncu-Drama
George Clooney - Michael Clayton
Daniel Day-Lewis - There Will Be Blood
James McAvoy - Atonement
Viggo Mortensen - Eastern Promises
Denzel Washington - American Gangster

*Sultan*
19-12-07, 00:30
Sahane bir Film :good:
ilk sahnesi zaten dehset, neye ugradiginizi sasiriyorsunuz.
Sinemada izlemeyi tavsiye ediyorum :good:
fazla tüyo vermek istemiyorum, sadece izleyen pisman olmaz, izlemeyen pisman olur diyorum.
:good:

sbuffy
22-12-07, 14:29
filmi dayanamayıp seyrettim.denzel washingtonın performansından kuşkum olmamasına rağmen filmi seyredince neden en iyi erkek oyuncu dallarında en üst sıralarda yer aldığını farkettim.acımasızlıkla duygusallık arasındaki geçişleri yansıtışı inanılmazdı:good:

mangalyurekli
22-12-07, 15:05
Fragman
http://www.imdb.com/title/tt0765429/trailers-me60061652

sbuffy
24-12-07, 17:06
"Thelma & Louise," "Black Hawk Down" ve "Gladiator" filmleriyle Oscara aday olan yönetmen Scott yeni bir türe bulaştı: epik Gangster

"Ben senaryoyu okudum ve çok beğendim fakat o zamanlar bu filmi yapmak için zamanım yoktu çünkü Kingdom of Heaven'ı çekecektim.Sonra 'Gangster'in hala çekilmemiş olduğunu gördüm.Steve Zaillianı çağırdım ve senaryoda iki kez değişiklik yaptık."

"Filmi olabildiğince gerçeğe uygun olarak çekmeyi denedim.tek renkleri tercih ettim:kül,krem rengi... 4 kamerayla 2 çekim yaptık.bu aktörleri kurtarmak içindi.çünkü tekrarlarla yoruluyorlardı."

"Frank Lucas , Denzel Washington olmak zorundaydı.Denzel Frank Lucas ile saatlerini harcadı o hergün setteydi.o hepimiz için çalıştı"

" Russell Crowe senaryoyu okudu ,Richienin sahneleri azdı, ve o senaryoda en iyi rol Frank Lucas'ın.onu oynamak istiyorum dedi.bende biz iyi tarafta olacak başka birine ihtiyaç duyuyoruz ve bu sensin deim.o da pekala tamam dedi."

sbuffy
31-12-07, 12:25
Oscar için hazırlanan yeni psoterler
http://img230.imageshack.us/img230/3004/americangangster03qo2.th.jpg (http://img230.imageshack.us/my.php?image=americangangster03qo2.jpg)http://img230.imageshack.us/img230/1309/americangangster04sw0.th.jpg (http://img230.imageshack.us/my.php?image=americangangster04sw0.jpg)http://img230.imageshack.us/img230/4475/americangangster05gp2.th.jpg (http://img230.imageshack.us/my.php?image=americangangster05gp2.jpg)http://img230.imageshack.us/img230/2104/americangangster06sm7.th.jpg (http://img230.imageshack.us/my.php?image=americangangster06sm7.jpg)
http://img230.imageshack.us/img230/9878/americangangster08qa1.th.jpg (http://img230.imageshack.us/my.php?image=americangangster08qa1.jpg)http://img230.imageshack.us/img230/6631/americangangster07di3.th.jpg (http://img230.imageshack.us/my.php?image=americangangster07di3.jpg)http://img230.imageshack.us/img230/1456/americangangster10zk5.th.jpg (http://img230.imageshack.us/my.php?image=americangangster10zk5.jpg)http://img230.imageshack.us/img230/1218/americangangster11kl1.th.jpg (http://img230.imageshack.us/my.php?image=americangangster11kl1.jpg)http://img230.imageshack.us/img230/5301/americangangster12qo1.th.jpg (http://img230.imageshack.us/my.php?image=americangangster12qo1.jpg)

sbuffy
01-01-08, 18:46
Beyazperde Yazarlarından 2007'nin En İyi Yabancıları

Orkan Şancı:
American Gangster: Bu suç filmi, sizi 70’li yılların sokak şiddetiyle tanıştıracak. Siyah bir Amerikalı kendi mahallesinde ‘salyangoz’ satmaya kalkışırsa ne olur? Denzel Washington’ın kiliseden çıkarken Russel Crowe’a bakışına dikkat edin.

kaynak:beyazperde

ecr
01-01-08, 19:00
17 gün kaldı filme. Heyecanla bekliyorum. 2 ay geçti, şu 17 gün geçmek bilmiyor.
Eklediklerin için teşekkürler sbuffy.
Yavaş yavaş heyecanla beklediğim filmler vizyona girmeye başlıyor. 17 gün sonra hemen bu filmi görmeye gideceğim.

sbuffy
02-01-08, 11:01
rica ederim ecr

Yeni Bir Suç Destanı: American Gangster
...Mutlak iyi ve mutlak kötü kavramlarını dışlayan bir film American Gangsteri.B uyönüyle Mcihael Mann'in suç destanı Heat filmini andırıyor.Yurtdışındaki izlenimler filmin Al Pacino filmleri Scarface ve Serpico'ya benzediği yönünde.Frank Lucas bu benzetmeyle hırslı Tony Montana,Richie Roberts ise daima kanuna bağlı Frank Serpico karakterlerine benzetilmi.Filmin çekimleri sırasında yönetmen Scoot gerçek Frank Lucas'ı ve gerçek Richie Roberts'ı bulup sete getirmiş ve oyuncularla fikir alışverişinde bulunmalarını sağlamış.Film senaryo aşamasındayken "Tru Blu" ve "The Return Of Superfly" gibi isimler almış;ama daha sonra American Gangster'in de karar kılınmış.....
Oscarlı aktörler Washington ve Crowe'un oyunculuklarıyla adından çok sözettirecek bir film olan American Gangster'inin bu yılın Oscar ödüllerinde de iddialı olmasına kesin gözüyle bakılıyor.Film,Oscarın habercisi sayılan Altın Küre Ödüllerinde de en iyi film,en iyi yönetmen(Ridley Scoot) ve drama dalında en iyi erkek oyuncu (Denzel Washington) dallarında da yarışacak.American Gangster'i 25 Ocakta sinemalarda vizyona girecek.

kaynak:sinemalife.com,Barış Beldek

sbuffy
04-01-08, 10:15
YÖNETMEN RIDLEY SCOTT’IN TÜRKİYE SİNEMALARINDA 18 OCAK 2008’DE GÖSTERİLMEYE BAŞLANACAK OLAN DENZEL WASHINGTON VE RUSSELL CROWE’LU YENİ FİLMİ “AMERICAN GANGSTER” UYUŞTURUCU TİCARETİNİN YENİ YÜZÜNÜ KONU ALIYOR

Harlem bölgesinin hızla değer kazanmasının ölçütlerinden birisi: 1990’ların 116. Caddesinin lezzetini yakalamak istiyorsanız artık film çekmek için 20 blok kuzeye gitmek zorundasınız. Ridley Scott’un yönettiği “American Gangster”in çekim ekipleri de öyle yaptılar ve yayalarla araç sürücülerinin kafasını karıştırmak pahasına 136. Caddenin trafik levhalarını değiştirerek 116. Cadde tabelaları astılar. Filmin başrollerinde oynayan Denzel Washington ile Russell Crowe ancak bu işlemden sonra caddenin yolunu tutabildi.

Denzel Washington, “American Gangster”da 1970’li yıllarda güç kazanan bir uyuşturucu patronu rolünde oynuyor. Çekimleri yapılan sahnede hapishaneden yeni çıkmıştır. Russell Crowe ise onu hapishaneye gönderen ve daha sonra yakın arkadaş olan dedektif rolündedir. Denzel Washington ve Russell Crowe’un oynadığı Frank Lucas ve Richie Roberts karakterleri, sert ve dik bakışlı dört genç adama doğru yaklaşmaktadır. Denzel Washington’un oynadığı karaktere geçecek yol kalmaz. Bunun üzerine yanındaki Richie Roberts’a, “Bak, gangsterler geliyor” diyerek genç gangsterlerin geçmesine izin verir. İki taraf karşılıklı durur, sert bakışlarla birbirlerini süzdükten sonra yürüyüp giderler. Bu bir nevi nöbet değişimi gibidir. Amerikan gangsterlerinin bir kuşağının, kendisinden sonra gelen kuşağa yol vermesini gösterme biçimlerinden birisidir.
Filmin kapanışında yer alan bu sahne aynı zamanda Amerikalı gangsterlere özgü kodları da simgeler. Geçmişin ve günümüzün gangsterleri arasında gidip gelen film, gangster filmlerinin uzun yıllara dayalı geleneğini de izler. Tıpkı bilimkurgu ve western filmlerinde olduğu gibi gangster filmleri geleneği de zaman içinde periyodik olarak güncellenmiş, böylelikle yeni dönemin özelliklerini yansıtması sağlanmıştır.

“Scarface”de portresi çizilen Paul Muni gibi Ekonomik Bunalım dönemi gangsterleri, ekonomik imkanları ve gözkamaştırıcı yaşam tarzını simgeliyordu. 1970’li yılların “Godfather” filmlerinde ise yozlaşmış bir dünya içerisindeki aile değerleri ve onur gibi kavramlar ön plana çıktı. 1990’lardaki “Goodfellas”ve benzerlerinin gangsterleri artık kaybolmuş bir imparatorlukta yol almaya çalıştılar. Tony Soprano ise gangster geleneğine 21. yüzyıl spekülatörlerinin ortayaş bunalımlarını ekledi. Son dönemde izlediğimiz “The Departed”da iyi ve kötü adam kavramlarının her an karşılıklı olarak değişebilir yapısı ön plana çıktı.
Uyuşturucu kralı Frank Lucas ve dedektiflikten gelme savcı Richie Roberts’in gerçek yaşamını konu alan “American Gangster”in ana temasında çok uluslu büyük şirketler var.

Filmin senaryosunu Steven Zaillian yazdı. Geçtiğimiz yıllarda “Schindler’s List” ve “All the King’s Men” gibi önemli yapımlara da imzasını atmış olan Steven Zaillian, “American Gangsters”in senaryosunu yazarken hangi yaklaşımdan yola çıktığını şu sözlerle anlatıyor:
“Bu öyküyü Amerikan iş dünyası ve ırkçılık problemleri üzerine bir öykü olarak gördüm. Burada eroinin yerine başka bir ürün de koysanız sonuç değişmez. Bir uyuşturucu öyküsü olup olmadığı o kadar da önemli değildi. Herşeyden önce şu sorudan yola çıktık: Uyuşturucu endüstrisinin yönetimini siyah bir işadamı alırsa ne olur? Böyle bir durumun sürdürülmesine izin verilmeyeceği ortadadır. Siyah işadamı Frank kısa zamanda Mafya’dan da büyük olur ve iş dünyasının kontrolünü eline geçirir ama bu hızlı yükselişi yüzünden iş dünyasında kalması zorlaşır.”

Adeta beyaza boyanmış film endüstrisinde tıpkı westernler gibi gangster filmleri de, etnik çatışmalar ve tribalizm (kabilecilik) gibi konularda hiç de akıllıca olmayan bir vitrin sağlarlar. Ahlaki açıdan bakınca western filmlerinin beyaz çoğunluğun davranış biçimlerini onayladığı görülür. Ancak gangster filmlerinde doğruluk ve iktidar gibi kavramlar daha karmaşık yapıdadır. Göçmenler ülkesi olarak bilinen ABD’de ülkeye yeni gelen göçmenlerin henüz asimile edilmemiş etnik örgütlerden birisine katılabileceği endişesi vardır. Film karakterlerinin izleyiciye sempatik gelmesi sonucunda yeni göçmenlerin böyle örgütlere girmesinde özendirici etki yapacağı düşünülür. Asimile edilmemiş olanların çok bilinen destanlarından birisi, “Hiç kimse, İtalyan mafya babası ve akrabalarından daha fazla İtalyan değildir” şeklindedir.
Ekranların en başarılı çetelerinin hepsinin (İrlandalı, İtalyan, Yahudi, Çinli, Kübalı veya Afrika kökenli Amerikalı) kendilerine özgü ahlaki kodları ve aile değerleri vardır. Hepsinin bir başka özelliği de, örgüte alt kademeden yeni giren ve üst kamedeki büyüklerin ahlaki kodlarını eski moda bulan genç üyelerin tehdidi altında olmalarıdır.

Bir gangster filminin etnik dramasında asimilasyonun kaçınılmaz sonuç olduğu gerçeği vardır. Ülkedeki göçmen grupları zaman içinde dominant kültüre benzedikçe güç kaybetmeye başlarlar. Dominant kültüre benzemeye başlayan her alt kültürde bozulma ve sağlamlık kaybı kaçınılmazdır. Azınlık kültürlerine bazı filmlerde yer verilmiş olsa bile dominant kültürden farklılıklarının sergilenmesine izin vermezler. Sonunda birisi oyunbozanlık eder, perde kapanır.
“American Gangster”de, “The Godfather”da Corleone ailesinin bölünmesine yol açan uyuşturucu ticareti konusu işlenir. Corleone ailesinin bölünmesinden sonra uyuşturucu ticaretinin yönetimi İtalyan kökenli ailelerin elinden Frank Lucas’ın eline geçmişti. Bunda da uyuşturucunun üretim yeri olan Vietnam ile Harlem arasında global ikmal zinciri kurmasının önemli payı vardı.
Filmin yapımcılarından Brian Grazer, “American Gangster”i Enron skandalının patlak verdiği bir çağda iş dünyasının mekanizmalarını konu alan bir yapım olarak değerlendirerek şöyle konuşuyor:
“Benim düşünceme göre bu film, beyaz yakalıların bitmek tükenmek bilmeyen hırs ve suç işleme eğilimi üzerine mecazi anlamlar taşıyan bir filmdir. Sonuçta Frank Lucas’in yaptığı işlerle borsada ucuz ve değersiz kağıtları pazarlamaya çalışan bir spekülatörün ne farkı var?”

Harlem’de faaliyet gösteren uyuşturucu lordları arasında Frank Lucas’ın ismi, örneğin bir Nicky Barnes kadar fazla duyulmamıştı. Ancak 2000 yılında bir New York Magazine adlı dergide Mark Jacobson imzalı bir makalede işadamı olarak yükselişi ve çöküşünün öyküsü yayınlanınca geniş çevreler tarafından duyuldu ve filme de esin kaynağı oldu.
Kuzey Carolina’da yoksulluk içinde çocukluk geçiren Frank Lucas, New York’a geldikten sonra direkt olarak Güneydoğu Asya’dan ithal etmek suretiyle eroin ticaretini modernize etti. Bunu da eroini genellikle askeri personelin yardımıyla askeri uçaklarda taşıyarak gerçekleştirdi. Sevkiyatını ise ölü askerlerin tabutları içerisinde yaptı. Zaman içerisinde Afrika kökenli Amerikalılar’ı “alt küme” olarak gören İtalyan Mafyası üzerindeki kontrolü bile ele geçirdi. Ürünlerin içeriğini, destek zincirini ve organizasyonel yapılanmayı geliştirdi. Sonuçta 52 milyon dolarlık nakit servete ulaştı. Savcı Richie Roberts’a verdiği ifadelerin sonucunda 100’den fazla tutuklama gerçekleşirken kendisi de 15 yıl hapis cezası aldı.

Savcılığı bıraktıktan sonra şu anda özel bir kriminal suçlar hukuk bürosunun sahibi olan Richie Roberts, bir zamanlar hapse attırdığı halde şu anda yakın arkadaş olduğu Frank Lucas’ın kişilik yapısını şu sözlerle anlatıyor:
“Uyuşturucu işindeki bu insanlar acımasız ve vahşi insanlardı. Frank Lucas da öyleydi. Ancak aynı zamanda son derece zekiydi. Onda hoşuma giden birşeyler vardı. Bunu söylemekten ne kadar nefret ediyor olsam da zeki bir insan olduğunu kabul etmeliyim. Akıllıca davrandı. Olağanüstü zararlar verdi ama sonradan olağanüstü iyi şeyler de yaptı.”

Filmin yönetmeni Tony Scott ise, Frank Lucas’ın girişimci cesaretinin yanısıra kendisine özgü ahlaki değerlere sahip olmasından büyülendiğini, özellikle de polisler ve savcılarla kıyaslandığında ahlaki yapısının çok daha fazla ön plana çıktığını söylüyor. Tony Scott’un sözünü ettiği savcılar arasında çapkın ve hovarda bir insan olarak portresi çizilen savcı Richie Roberts da var.
Tony Scott, uyuşturucu tüccarıyla savcı arasındaki kişilik farklarını ise şu sözlerle yorumluyor: “İkisinin özel hayat ve iş hayatı anlayışları konusunda çelişkiler (paradokslar) vardır. Hatta birbirlerinin tam tersidir diyebiliriz. Birisinin işi her ne kadar tartışmalı olsa da (eroin ticareti) kişisel boyutta ahlaklıdır. Aynı şekilde işinin işleyişi ve prosedürleri konusunda da etik kuralları vardır. Bu kurallar konusunda o kadar titizlenir ki, insanın neredeyse saygı duyası gelir.”
Sözlerine devamla savcı Richie Roberts’dan bahsederken de şöyle konuşuyor: “Richie Roberts da kendi kişiliği içerisinde adeta bir çelişkiler abidesi gibidir. Kişisel hayatı tam bir cehenneme dönmüş olan bu adam tam bir av köpeği gibidir ve dürüstlükten nasibini almamıştır. Bir arabanın kaportasında bulunan ve büyük ihtimalle uyuşturucu ticaretinden kazanıldığı belli olan 1 milyon dolar tutarındaki parayı polise teslim etmemiş olması sebebiyle Polis Departmanında ismi kötüye çıkmış, güvenen kalmamıştır. Kısacası savcı Richie Roberts birtakım etik çatışmaları yaşamaktadır.”

Geçtiğimiz yıllarda aralarında “Alien” ve “Gladiator”ün de yer aldığı çok sayıda ünlü filme imzasını atan Tony Scott, “American Gangster”in çekimlerine başlamadan önce “The French Connection” ve “Prince of the City” gibi filmler üzerinde çalışma yaptığını söylüyor. Bu araştırmaları sonucunda filmde anlatacağı Amerikalı gangsterler konusundaki düşüncesini şu sözlerle açıklıyor:
“Bu filmde sadece tek gangster yerine geçmişten bugüne uzanan Amerikalı gangster kavramına özgü terimlerle düşünmek istedim. Çünkü geçtiğimiz yüzyılda ünlü ve ünsüz birçok Amerikalı gangster vardı. Yaptığım araştırma sonucunda ‘Amerikalı Gangster’ kavramının değişime uyum sağlayarak gelişme kavramına benzediğini gördüm. Değişime ayak uyduramayan gangsterler kısa sürede yok oldu. Bu konuda bir örnek verecek olursam, siyah işadamı fikrinin gündeme gelmesiyle birlikte bu durum daha önceki Mafya için pahalıya mal oldu. Bu fikre zamanında alışamayan Mafya kısa sürede ortadan kalktı.”
“American Gangster”in prodüksiyon aşamasına gelişinin hayli sorunlu bir tarihçesi var. Projenin ilk defa gündeme geldiği 2004 yılında yönetmen koltuğunda Antoine Fuqua, başrollerde ise Denzel Washington ile Benicio Del Toro’nun ismi vardı. Ancak filmin daha önceden programlanan çekimlerinin başlamasına bir ay kala Universal Stüdyoları’ndan gelen açıklamada projenin iptal edildiği duyuruldu. O güne kadar harcanan 30 milyon doların bile sineye çekilmesi göze alınmıştı. Geçtiğimiz yıl “Hotel Rwanda”nın yönetmeni Terry George senaryoyu yeniden yazarak daha ucuza çıkacak bir versiyona başladı. Sonra bundan da vazgeçilerek yapımcı Brian Grazer tarafından yönetmenlik koltuğu Tony Scott’a emanet edildi ve yepyeni bir kadro kuruldu.
“American Gangster”in yapımcısı Brian Grazer, filmin yapımının çıkmaza girdiği süreç içinde zaman zaman kuşkuya kapıldığını; filmin baş kahramanı şeytani ruhlu bir insan olduğu için geniş izleyici kesimlerince sevilmeyeceği, onlara hitap etmeyeceği gibi sebeplerle filmin lanetlendiğini dahi düşünmeye başladığını söylüyor.

Uyuşturucu kralı Frank Lucas’ın portresini çizen Denzel Washington ise, en büyük başarısı daha çok eroini daha çok insana ulaştırmak olan böyle bir insanı oynamasının ne kadar doğru olacağı konusunda kararsızlığa düştüğünü belirterek yaşadığı ikilemi şöyle anlatıyor:
“Rolü kabul etmeden önce uzun süre kendimi sorguladım. Böyle bir rolün bana uygun olup olmayacağını düşündüm. Filmin yapımcısı Grazer ilk iki ‘Godfather’ın hayranı olduğunu söylüyordu ama ben hiçbir zaman gangster filmlerinin hayranı olmamıştım. ‘Neden bir uyuşturucu tüccarını oynayayım ki?’ diye kararsız kaldığım anlar oldu.”

Aradığı huzuru İncil sayfaları arasında bulduğunu söyleyen Denzel Washington, “İncil’de ‘Tanrı, lanetlenmiş olanlar için huzur yoktur dedi’ şeklinde bir ayet vardır. Bu sözün senaryoda da yer aldığını görünce rahatladım. Filmde hayatı anlatılan gangster belli bir konuma gelir ama başına türlü türlü kötü olaylar gelmeye başlar. Vücudu ona sırt çevirmiş gibidir. Silahlı saldırıda yaralanır. Suçla yaşamanın bir bedeli vardır ve o bedeli birçok şekilde öder. Bazıları bu kadarının yeterli olmadığını söylese de bence suçun bedelini ödemektedir” diyor.

Çekimlerden önce Frank Lucas’ın kendisiyle tanıştığını belirten Denzel Washington, bu tanışma sırasında edindiği izlenimleri şu sözlerle dile getiriyor:
“Frank ile tanıştığımda kişilik yapısının anahatlarını anlamaya çalıştım. Kaliteli elbiseler giyiyor veya pahalı arabalar kullanıyor olabilir. Eğer bunlar gösteriliyor diye o karakterin göklere çıkarıldığı düşünülüyorsa diyecek birşeyim yok. Ancak bu insanın kişilik yapısının anahatlarına bakınca bana artık o kadar da muhteşem görünmüyor.”
Filmin Harlem’de kurulan film setinde bölge yönetimi üyelerinden Vicky Gholson ile konuşuyoruz. “Bu filmde Denzel Washington olmasaydı, korkarim ki, 1970’li yıllarda çekilen gangster filmlerindeki hatalar tekrarlanabilecekti” diyor. Hemen ardından şunları ekliyor: “Başrolünde Denzel’in olması sayesinde uyuşturucu tüccarlarının göklere çıkarılabileceği şeklindeki karmaşık duygularım yok oldu. Harlem semtinin iki ana özelliği gangsterleri ve eğlence mekanlarıdır. Bu filmde her ikisi de gösteriliyor.”

Çekimleri izlerken sokak sahnelerinin tam istenildiği gibi olmadığını görüyoruz. Kabadayı rollerinde oynayan genç aktörlerin gerçek katillere pek benzediği söylenemez. Filme danışman olarak hizmet veren rap yıldızı Fab Five Freddy, genç aktörleri bir köşeye çekerek biraz daha ağır hareketlerle salına salına yürümelerini tavsiye ediyor. Genç aktörlerin çok hızlı hareket ettiğini, gerçek kötü adamların çatışmalardan zevk aldığını söylüyor.
Senaryonun tamamını henüz okumadığını söyleyen gerçek Richie Roberts, filmin herşeyi dosdoğru söyleyen dobra bir yapım olmasını umduğunu, uyuşturucu tüccarlığının yüceltilmeyeceğini söylüyor. Ancak Hollywood’un bozucu etkilerini şimdiden hissettiğini söylemeden de yapamıyor. Dediğine göre, Russell Crowe’un portresini çizmesinden sonra kız arkadaşı bile ona daha farklı gözle bakmaya başlamış.
Buna karşılık Russell Crowe, filmi daha sade ve basit açıdan ele alarak şöyle konuşuyor: “Bankada 250 milyon dolar parası olan ve eroin satan siyah bir işadamı, Miss Puerto Rico ile yatabiliyor. İşte sinemanın büyüklüğü de burada… Böyle bir filmi çekerken üzerimizde büyük sorumluluk vardı. Bu adamın hayatını adaletli şekilde ekrana taşımalıydık. Bunu ne kadar başarabildiğimizi hep birlikte göreceğiz.”

Yönetmen Tony Scott aktörleri getiriyor ve kameralar yeni çekim için başka bir pozisyona geçiyor. Genç kabadayılar bu defa biraz daha ağır hareket ediyorlar. Başka bir deyişle hareketlerini zamana yaymayı öğrenmişler. Bu tablo karşısında Tony Scott tatmin olmuş gibi… Ne de olsa yeni kuşak Amerikan gangsterleri geldi.

kaynak:sadibey

sbuffy
11-01-08, 10:02
Hangisi Oscar adayı olur

http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages/Güzelim/OSCAR'DA%20ADAYLIK%20TAHMİNLERİ/44.jpg

Sinema dünyasının en çok merak edilen ödülü Oscar için geri sayım başladı. Adayların açıklanmasına sadece bir kaç hafta kaldı. Büyük gece ise 24 Şubat'ta ünlü Kodak Tiyatrosu'nda. Adaylar henüz kesin olarak açıklanmadı ama sinema eleştirmenleri bu konuda tartışmalara başladı bile..

İŞTE BU YILIN OLASI ADAYLARI

İnternetteki hollywood.com sitesi de belli başlı dallarda aday olma ihtimali yüksek olan oyuncuları ve filmleri belirledi. Aralarında eleştirmenlerin aylardır hemfikir olduğu isimler kadar sürpriz isimler de var. Bakalım adaylar açıklandığında bu tahminlerin ne kadarı tutmuş olacak.

İşte hollywood.com'a göre en iyi erkek oyuncu dalında aday olması muhtemel oyuncular

http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages/Güzelim/OSCAR'DA%20ADAYLIK%20TAHMİNLERİ/10.jpg
Denzel Washington
En iyi erkek oyuncu dalında Oscar kazanan Washington aynı ödülü bu kez American Gangster ile evine götürebilir

BU 10 FİLMDEN HANGİLERİ ADAY OLACAK
American Gangster
Ridley Scott’un yönettiği Amerikan Gangsteri bakalım ödüle aday olabilecek mi.

HANGİSİ EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU DALINDA ADAY OLACAK

http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages/Güzelim/OSCAR'DA%20ADAYLIK%20TAHMİNLERİ/38.jpg
Russell Crowe
Amerikan Gangsteri'ndeki rolü ile adaylık alabilecekler arasında ilk sıralarda.

kaynak:hürriyet

sbuffy
12-01-08, 09:24
"Amerikan Gangsteri" beyazperdede!

Ridley Scott'un yönettiği "Amerikan Gangsteri" adlı film, 18 Ocak cuma günü sinemalarda izlenebilecek.

Russell Crowe, Denzel Washington ve Norman Reedus'un oyunculuğunu yaptığı filmde, New York'un önde gelen suç patronlarından birisinin şoförlüğünü yapan Frank Lucas'ın patronunun ani ölümü üzerine kendi imparatorluğunu kurmak ve Amerikan Rüyasının kendine özgü versiyonunu yaratmak için yaptığı girişimler sonucu zekası ve katı çalışma ahlakı sayesinde kısa sürede Harlem bölgesindeki uyuşturucu ticaretinin kontrolünü ele geçirmesi işleniyor

kaynak:ekolay.net

sbuffy
15-01-08, 16:40
Gerçek bir gangster öyküsü

http://www.tersninja.com/wp-content/uploads/2008/01/american_gangster.jpg

Ridley Scott son filmi Amerikan Gangsteri ile kendisinin de Scorsese kıvamında bir usta olduğunu bize bir kez daha hatırlatıyor. Gişe filmi takipçilerini ne kadar tatmin eder bilemeyiz ama “iyi film dilencisi” sinema severler salonlardan çok memnun ayrılacak.


1995 tarihli film Virtuosity’de acar polis dedektifi Parker Barnes, sanal gerçeklik olarak yaratılmış, ama bir fırsatını bulup kendine android bir beden bulmuş ultra-suçlu SID 6.7 ile uğraşmak zorunda kalır. Bugün çok hatırlanan bir film değil, hatırlayan az sayıdaki insan ise Virtuosity’yi yıldızı parlamaya başlayan iki aktörü bir araya getirdiği için hatırlıyorlar: Denzel Washington ve Russell Crowe.

Onları 12 sene sonra yeniden aynı filmde izleme imkanına sahibiz. Yönetmen koltuğunda Ridley Scott’un oturduğu Amerikan Gangsteri’nde yine zıt tuplardaki iki rakibi canlandırıyorlar. Yalnız bu yeni filmde roller yer değiştiriyor ve bu kez polis rolüne bürünen Crowe olurken, Washington’a suçluyu oynamak düşüyor.

American Gangster 1970’li yılların başlarında New York’un Harlem semtinin tehlikeli sokaklarında uyuşturucu ticaretini kontrolü altına alarak bir suç imparatorluğu kuran gerçek bir karakteri, Frank Lucas’ı konu alıyor. Lucas, Vietnam Savaşı sırasında kullandığı eroin sevkıyat yöntemi sayesinde bir nevi efsane olmuştur. Uyuşturucuyu Amerikan askerlerinin cenazelerini taşıyan tabutların içinde sokturuyordu ülkeye.

Frank Lucas 60’larda New York’un önde gelen suç patronlarından birisinin şoförlüğünü yaparken tam anlamıyla bir “hiç kimse”dir. Ancak patronunun ani ölümü üzerine oyuna katılır. Zekası ve katı çalışma ahlakı sayesinde kısa sürede Harlem bölgesindeki uyuşturucu ticaretinin kontrolünü eline geçirir. Amerikan ordusundaki bağlantılarını kullanarak daha kaliteli uyuşturucu maddeyi daha ucuz fiyata Harlem sokaklarına akıttığı için şehirdeki rakiplerini saf dışı bırakır.
Richie Roberts mesleği ve evliliği tehlikeye girmiş bir kanun adamıdır. Suç dünyasındaki değişimleri hissedecek kadar Harlem caddeleriyle iç içedir. Araştırmaları sonucunda Frank Lucas’a ulaşmayı başarır.
Lucas ve Roberts’ı, çevrelerindeki iş arkadaşlarından ayıran ve onları yapayalnız birer figür haline getiren çok katı ahlaki prensipleri vardır. İlgi alanları ve sorumlulukları onları karşı karşıya getirmesi an meselesidir. Böyle bir karşılaşmadan heyecan, gerilim ve kan dışında ne çıkacağı da bırakalım filmin sürprizi olsun.

Ridley Scott bugüne kadar Crowe ile iki kez çalıştı. Gladyatör ve niye çektiğini pek akıl sır erdiremediğimiz İyi Bir Yıl (A Good Year) filminde. Washington ise Ridley Scott’ın değil ama kardeşi Tony Scott’ın gözde oyuncusu. Birlikte tam üç film çektiler. (Crimson Tide, Man On Fire ve Deja Vu)

Amerikan Gangsteri ile ilgili bir başka ilginç nokta da şu: filmin çekilmesine ilk kez 2004’de başlanmıştı. Ama o zaman yönetmen koltuğunda Antoine Fuqua, Crowe’un yerinde de Benicio Del toro vardı. Planlanan bütçeye uyulamadığı için proje iptal edildi.

Teknik anlamda kusursuz bir sinema çalışması olsa da, duygusal anlamda sinema seyircisiyle buluşmakta zorluk çekebilecek bir film Amerikan Gangsteri. Fincher’ın Zodiac’ı gibi bu film de genel Hollywood sineması klişelerine ve gerek uzunluk, gerek gidişat formülasyonu açısından mainstream sinemanın kalıplarına itibar etmediği için gişe filmi takipçileri tarafından biraz soğuk bulunabilir

kaynak:tersninja.com

sbuffy
16-01-08, 15:13
BAFTA adaylıkları

en iyi film
AMERICAN GANGSTER – Brian Grazer/Ridley Scott
ATONEMENT – Tim Bevan/Eric Fellner/Paul Webster
THE LIVES OF OTHERS – Quirin Berg/Max Wiedemann
NO COUNTRY FOR OLD MEN – Scott Rudin/Joel Coen/Ethan Coen
THERE WILL BE BLOOD – JoAnne Sellar/Paul Thomas Anderson/Daniel Lupi

en iyi orjinal senaryo
AMERICAN GANGSTER – Steven Zaillian
JUNO – Diablo Cody
THE LIVES OF OTHERS – Florian Henckel von Donnersmarck
MICHAEL CLAYTON – Tony Gilroy
THIS IS ENGLAND – Shane Meadows

en iyi görüntü yönetmeni
AMERICAN GANGSTER – Harris Savides
ATONEMENT – Seamus McGarvey
THE BOURNE ULTIMATUM – Oliver Wood
NO COUNTRY FOR OLD MEN – Roger Deakins
THERE WILL BE BLOOD – Robert Elswit

müzik
AMERICAN GANGSTER – Marc Streitenfeld
ATONEMENT – Dario Marianelli
THE KITE RUNNER – Alberto Iglesias
THERE WILL BE BLOOD – Jonny Greenwood
LA VIE EN ROSE – Christopher Gunning

kurgu
AMERICAN GANGSTER – Pietro Scalia
ATONEMENT – Paul Tothill
THE BOURNE ULTIMATUM – Christopher Rouse
MICHAEL CLAYTON – John Gilroy
NO COUNTRY FOR OLD MEN – Roderick Jaynes

ecr
16-01-08, 18:50
Evet, 2 gün kaldı. 2 gün sonra umarım gidebilirim. İple çekeceğim o 2 günü.

sbuffy
17-01-08, 10:29
Oscar'da yardımcı kadınların yarışı

Bu sene nispeten zayıf bir kapışmanın yaşandığı 'yardımcı kadın oyuncu' kategorisinde adaylık için şansı olan isimler de oldukça az. SAG ve Altın Küre desteğiyle yerini sağlamlaştıran oyuncular şimdiden kazanmak için propagandaya başlayabilir. Yarışı şu anda Amy Ryan önde götürüyor ama sürprizlere de hazırlıklı olmak gerek. İşte aday olma şanslarına göre sıraladığımız bu senenin 10 performansı.

5) Ruby Dee ("American Gangster")
Ridley Scott'ın son filminin Oscar'larda ne yapacağı hâlâ belli değil ama filmin içindeki onca albeninin yanında Ruby Dee'nin yıldızı ayrıca parlıyor. 83 yaşındaki emektar oyuncu filmde canlandırdığı Frank Lucas'ın annesi rolünde kısa oyun süresine rağmen gerek karakterin öyküsüne getirdiği insani boyut gerekse Washington'dan rol çalmasıyla adından çok bahsettirdi. Altın Küre'lerde ve Eleştirmen ödüllerinde bir varlık gösteremese de SAG adaylığıyla sektördeki oyuncuların gönlünü çaldığını kanıtladı. Üstelik emektar bir oyuncunun onore edilme şansını da düşünürsek Akademi burada duygusal davranıp Dee'ye adaylık verebilir.

kaynak:sinema.com,K.D.Yılmaz

cenup
18-01-08, 03:28
"American Gangsteri": Raconun sonu

"American Gangsteri", 70'lerde Harlem'in tozunu attıran Frank Lucas'ın hikâyesini konu alıyor. Ridley Scott'ın, Akademi'nin gözüne girmek için, Oscar klişelerini kapıldığı film, çok şık ve cilalı bir görünüme sahip. Yine de Scott'tan eski günlerdeki gibi bir performans bekleyenler hayalkırıklığına uğrayabilir.

Frank Lucas; Harlem suç dünyasının 1970'lerdeki bir numaralı ismi. Gerçek bir başarı hikâyesi onunki, çarpık bir Amerikan rüyası... Bumpy Johnson adlı gangsterin şoförüyken basamakları teker teker çıkarak daha önce hiçbir siyahın başaramadığını başarıyor ve hırsıyla, gaddarlığıyla kendi suç imparatorluğunu kuruyor. Lucas'ın başarısı hayati bir değişimi herkesten önce tespit ederek harekete geçmesinde. "Kabadayı"da (2007) Şener Şen'in son sahnede tesbihi masaya atıp söylediği gibi; Lucas, Harlem suç dünyasına 'raconun sonunu' getiriyor. O yeni dönemin patronu; çok uluslu şirketlerin, indirimli seri üretim malların, vahşi rekabet piyasasının, filmin açılış sekansında Bumpy'nin artık 'ruhunu' bulamadığı için adeta gönüllü bir şekilde çekip gittiği dünyanın patronu.

Gangster filminden çok bir biopic... Frank Lucas'ın gerçek bir karakter olması her şeyi daha da ilginç kılıyor. "Amerikan Gangsteri" bu kozunun oldukça farkında ve hatta diyebiliriz ki sırtını buna biraz fazla yaslamış. Film Frank Lucas'ın yükselişi ve çöküşünü anlatmakla, kahramanının hikâyesini epik bir anlatıya dönüştürüp kendi 'suç starını' yaratmakla o kadar uzun uzun meşgul oluyor ki, annesi, karısı, kardeşi derken Lucas'ı var eden dönemin koşulları filmde gerekli yeri bulamıyor. Vietnam Savaşı ya da sermayenin el değiştirerek siyah işadamlarının eline geçmesi gibi döneme dair genel konuları televizyondaki haberlerden 'duyurmak' gibi kaçamak yollara başvururken, suç dünyasının hakimi İtalyan ailelerinin Lucas hükümdarlığına tepkisini de tek bir karakter üzerinden anlatıyor. Yani "Amerikan Gangsteri" bir gangster filminden çok, Frank Lucas adlı uyuşturucu kaçakçısının biyografisi.

Bütün bunların bir eksiklik değil bir tercih olduğu çok açık ve bu tercihin nedeni de... "Amerikan Gangsteri", Ridley Scott'ın Oscar projesi. Scott'ın uzun zamandır yolunu beklediği altın heykelciğe gangster figürü üzerinden sosyal adaletsizliği ve kapitalist etik anlayışını eleştiren bir türle değil, eleştirir gibi yapan biyografik bir filmle, yani Akademinin favorisi olan 'biopic' türüyle ulaşması kuşkusuz daha olası.

Bu filmin artısı da olabilir, eksisi de. Nereden baktığınıza göre değişir. Değişmeyen "Amerikan Gangsteri"nin çok şık bir dönem filmi olduğu. Gönül rahatlığıyla filmin görsel anlamda Ridley Scott'ın atmosfer oluşturmak yönündeki dehasından nasibini aldığını söyleyebiliriz. Hem prodüksiyon tasarımıyla hem de kurgusuyla film iki buçuk saat gibi uzun sayılabilecek bir sürede bile kendini keyifle izlettirerek, mükemmel bir şekilde akıyor. Ancak aynı gönül rahatlığıyla bütün bunların şıklıktan öteye geçemediğini de söyleyebiliriz.

Dolayısıyla eğer beklentiler doğru çıkar da Ridley Scott uzun zamandır beklediği altın heykelciğe "Amerikan Gangsteri"yle kavuşursa, "Bıçak Sırtı" ("Blade Runner"), "Hannibal", "Yaratık" ("Alien"), "Thelma ve Louis" gibi farklı türlerden klasiklere imza attıktan sonra 'en iyi yönetmen' payesini böylesi ortalama bir yapımla aldığı için hayranları sanırım memnuniyetten çok hayal kırıklığı duyacaklardır.

Kimler İzlemeli?
*İyi yazılmış, iyi çekilmiş, iyi oynanmış, tam Akademi'nin ağzına layık bir film bekleyenler.
*Biopic türünü sevenler.

Kimler İzlememeli?
*Ridley Scott'dan daha fazlasını bekleyenler.

Gülengül Altıntaş/sinema.com

deadly_angel
18-01-08, 15:29
Amerikan Gangsteri

http://www.ekolay.net/sinema/images/17012008143859_1281_523989ame.jpg

Acımasız bir gangsterin, Harlem sokaklarında başlayıp suç dünyasının zirvelerine tırmanışının ve bir polis tarafından alaşağı edilişinin gerçek öyküsü...

Oscar ödüllü yıldızlar Denzel Washington ve Russell Crowe, Oscar ödüllü yapımcı Brian Grazer, yönetmen Ridley Scott ve Oscar ödüllü senaryo yazarı Steven Zaillian, uyuşturucu ticaretinin en acımasız gangsteri olarak tanınan Frank Lucas’ın Harlem sokaklarından başlayıp suç dünyasının zirvelerine tırmanışının ve Harlem sokaklarına adalet getirmeye kararlı bir polis tarafından alaşağı edilişinin gerçek öyküsünü anlatmak için güçlerini birleştirdiler. Ortaya muhteşem bir film çıktı: "Amerikan Gangsteri".

"Adi herifin, alçağın, o… çocuğunun birisiyim ama farklıyım" Frank Lucas

Gazeteci Mark Jacobson’un, eroin kaçakçısı / aile babası / ölüm taciri / sivil toplum lideri Frank Lucas efsanesiyle ilgili yazısı, ilk kez yedi yıl önce New York Magazine’de yayınlandı. Daha önce Martin Scorsese’nin çektiği “Goodfellas” ve “Casino”nun ortak senaryo yazarlığı yapmış olan prodüksiyon amiri Nicholas Pileggi, 2000 yılında gazeteci Mark Jacobson’u mafya babası Frank Lucas ile tanıştırmıştı. Lucas’ın gözkamaştırıcı yükseliş ve çöküş sürecini bir gazeteciye anlatma kararının başlangıcında bu buluşma vardı. O buluşma sırasında Kuzey Carolina’da yaşayan kuzeninin Ku Klux Klan tarafından gözlerinin önünde öldürülmesinden başlayarak uyuşturucu ticaretinden kazanılan olağanüstü yüksek paralara ve kendisini ömür boyu hapis cezasına götüren süreçle ilgili her türlü detayı tek tek anlattı.

Mark Jacobson’un “The Return of Superfly – Superfly’in Dönüşü” adıyla kaleme aldığı yazıda, Harlem’e taşınan çok yoksul bir siyahın küçük işlerle başlayıp New York’a hükmeden eroin ticaretinin tepe noktalarına ağır ama emin adımlarla yükselişinin karmaşık öyküsü vardı. Vietnam Savaşı döneminde New York sokaklarında yaşayan binlerce uyuşturucu bağımlısına nitelikli ürünü daha ucuz fiyata satmak suretiyle milyonlarca dolarlık servetin sahibi olunca yetkililerin dikkatini çekmişti.

Jacobson’un yazdığı makalenin büyüsüne kapılan Oscar ödüllü yapımcı Brian Grazer, o yazının film haklarını Image Entertainment adına satın aldı.

Ünlü yapımcı bu hikayenin kendisini neden etkilediğini şu sözlerle açıklıyor:” Güneydoğu Asya’daki tek tek bireylerle anlaşmalar yapmanın bir çaresini bularak Amerikaya uyuşturucu getirmek isterler. Lucas eroini bulduktan sonra ülkeye sokabilmek için ABD ordusunu kullandı.Vietnam’dan Amerikaya getirilen ölü askerlerin ceset torbaları içinde uyuşturucuyu getirdi. Bazı yüksek rütbeli subaylarla yapılan ve ‘Kadavra Bağlantısı’ adı verilen bu anlaşmayla yüz binlerce insan zehirlendi. Böyle bir adamın hayat hikayesinin kayda değer ve çok ilginç olduğunu düşünüyorum.”

Denzel Washington rolüne hazırlanırken öncelikle hapishaneye giderek Frank Lucas ile görüştü. Yanına bir kayıt cihazı alarak ömür boyu hapse mahkum ünlü gangsterle yaptığı konuşmaları kaydetti. Gerisini Washington’un kendisinden dinleyelim:
“Frank ile bir odaya kapanarak saatlerce konuştuk. Frank son derece büyüleyici ve etkileyici bir adamdı. Onun karakterinin anahtar kelimesi etkileyicilikti. Buna rağmen onu taklit etmek istemedim. Daha önce Rubin ‘Hurricane’ Carter karakterini oynarken de aynı şekilde davranmıştım. Portresini çizeceğim kişiyle başbaşa görüşmüş, kişiliğindeki gerçeği bulmaya çalışarak kendi versiyonumu ortaya koymuştum. Bu nedenle Frank ile yaptığım görüşmelerde, ‘Bana bilmem gerekmeyen hiçbir şey söyleme. Ben buraya elimdeki bilgileri doğrulamak için gelmedim’ dedim.”
Daha sonra New York’ta o dönem gerçekleşen uyuşturucu ticaretinin boyutları hakkında araştırma yapmaya başlayan Denzel Washington, ulaştığı bilgileri şu sözlerle açıklıyor:
“Filmin öyküsünde de anlatıldığı gibi o günlerde % 50 - % 60 saflıkta eroinin kilosu 50.000 – 60.000 dolardan satılıyordu. Frank bu geleneği bozarak % 100 saflıkta eroinin kilosunu 4.200 dolardan piyasaya çıkararak sokaklarda satmaya başladı. Daha yüksek saflıkta eroini rakiplerinden çok ucuz fiyata kullanıma sunuyordu. Hesabını kendiniz yapabilirsiniz. İnanılmaz miktarda paralar kazandı. Hatta kimi zaman günde 1 milyon dolar kazandığını kendisi de söyledi.”
Washington sözlerini şöyle sürdürüyor: “Öyküde en çok bir uyuşturucu tüccarının göklere çıkarılmıyor oluşu ilgimi çekti. Tanıştığım gün bu düşüncemi Frank’in kendisine de söyledim. O da bana İncil’de yer alan, ‘Tanrı dedi ki: Kötü ve günahkar işler yapanlara huzur yoktur’ (Isaiah 48.22) şeklindeki bir pasajı okudu. Lucas’ın hayat yolculuğunu ve günahlarının kefaretini arayış çabasını hatırlatması için bu sözü filmin çekim senaryosuna da koyduk.”

Filmle ilgili son sözleri “American Gangster”in yönetmeni Ridley Scott söylüyor: “Tek isteğim, izleyicinin bu filmi seyrederken bizlerle aynı deneyimi yaşamasıdır. İki büyük aktörün portresini çizdiği iki karakterin gelişimini ve dünyalarının kesişmesini ilgiyle izleyeceklerini umuyorum.”

Kaynak: e-kolay

cenup
19-01-08, 02:37
'Fukaranın çorbası'nı uyuşturucu kaynatırken

Aile değerlerine saygılı, büyük buluşma yemeklerini seven, kardeşlerine arka çıkan ama yeri kanunsuzların yanı. Öte yandan karısına adım başı ihanet eden, çocuğunun sorumluluğunu üstlenmekten aciz bir baba. Ama yeri kanunun tam da ortası. Kim bilir, ikisi bir araya geldiklerinde ne büyük bir takım olurdular ama heyhat hayat onlara av ve avcı rollerini biçmiş bir kere. Ridley Scott büyük bir yönetmen. 'Yaratık', 'Blade Runner', 'Thelma Louise', hepsi birer başyapıt. Alt kalibrede de filmleri var kuşkusuz ama hepsi de sinemasal açıdan yaşanılması gereken deneyler kabul edilebilir. Ben zaten 'Gladyatör'ün de vurgunuyum ama mesela bir önceki filmi 'İyi Bir Yıl'dan bile hoşlandığımı söyleyebilirim.
Suç geleneğinde yeni ve kaydadeğer bir adım olarak lanse edilen son çalışması 'Amerikan Gangsteri' ise (American Gangster), türe özel bir soluk getirmese de hoşlukları açısından görmezden gelinecek bir yapıt değil. Üstelik kuşağının iki iyi oyuncusunu, bir sorgu masasının başında buluşturmak bile salonun yolunu tutmak için yeterli bir sebep. Ama filmin handikabı da galiba burada başlıyor; 'The French Connection'ı, 'The Godfather'ı (seri olarak da alınabilir), 'Scarface'i, 'Bir Zamanlar Amerika'da'yı, 'GoodFellas'ı ya da 'Heat'i izleyenlere, bu film yetmiyor.

Malı 'kaynağından' almak

Sonda söyleneceği başta söyledim belki ama gerçek bu. Peki ya filmin derdi, erdemleri, eksileri? 70'ler boyunca Amerikan sineması Vietnam'la meşguldü. Bir yanda savaş, bir yanda da modern toplumun yeni yeni ortaya çıkan arızaları vardı. Hükümet yalanlarının yanına eklenen medya yalanları mesela... Alan çok boştu ve çoğu kez, koca bir ormana bakmaktan küçük ağaçları görmeniz zordu. Dönemin siyah mafya liderlerinden Ellsworth Johnson'ın yanında palazlanan (şoförüydü) ve patronunun zamansız ölümüyle kendisine âlemde bir rol biçen Frank Lucas, bir yandan racon koyarken bir yandan da kendince bir üslubun peşinde koşuyor. Nedir bu üslup? Mesela 'aracı'yı ortadan kaldırmak. Toplum Vietnam'ın günahı ve sevabıyla uğraşırken o Güneydoğu Asya'nın birinci sınıf uyuşturucusunu, yerinden alıp dağıtıma sokuyor ve askerler vasıtasıyla gerçekleştirdiği trafikten inanılmaz paralar kazanıyordu. Öğreticisi ise, patronu Johnson'ın ilkeleriydi. Tıpkı 'Kabadayı'daki Ali Osman gibi 'fukaranın çorbası'nı unutmuyor, Robin Hood'vari hamlelerle fakirin de gönlünü alıyordu. Üstüne üstlük bir orduyu andıran ailesini de New Jersey'deki malikânesine taşıyıp annesinin yanı başına oturtuyor ve eski Porto Riko güzeliyle evlenerek de tabloyu tamamlıyordu.
Richie Roberts ise New York Polis Departmanı'nda dürüstlüğü, ahmaklıkla eşdeğer bir çizgiye getirmesiyle tanınıyordu. Çünkü günün birinde bulduğu 1 milyon dolarlık uyuşturucu parasını getirip merkeze teslim ediyor; bu da sistemi ayakta tutan ve nemalanan meslektaşları tarafından kendisine yadırgatıcı bir ün sağlıyordu. Çevresindeki herkes uyuşturucu trafiğinden kabını doldururken, o prensiplerinde ısrarcıydı. Lakin aile hayatı ise (girişte de değindiğim gibi) fecaatti. Önderliğinde kurulan birlikle soruşturmalarını geliştirirken sonuçta yoluna ister istemez Lucas çıkıyordu. Hikâyenin dinamiği de aslında bu noktadan besleniyor: İkilinin bir şekilde buluşması...

Suçluyu yüceltiyor mu?

'Amerikan Gansgteri' genel olarak ikili bir denge üzerinde yükselse de aslında Frank Lucas'ın hayatına odaklanıyor. Film, gerçek bir hayat hikâyesinden alındığı için yeterince ilgi çekici; çünkü biz Amerikan toplumsal hayatında (özellikle de New York'ta) hep bu kirli işlerin muhatabının İtalyanlar olduğunu biliriz. Scott'ın filmi, bir anlamda bu ezberimizi bozuyor. Öte yandan daha sonra polisle işbirliği kabul gören, zaten aile değerleri ve kişiliğiyle neredeyse 'ideal'e yakın bir portre çizen Lucas'ın, bu filmle yüceltilebileceği tehlikesi, Amerikan basınında tartışma konusu olmuş. Doğrusu genel itibarıyla film, bu tartışmayı haklı kılıyor. 'Training Day' dışında kötü rollerde pek izlemediğimiz Denzel Washington (aksine hep iyiydi o; özellikle gerçek kişiliklerde; Malcolm X ya da Rubin 'Hurricane' Carter mesela) gibi bir oyuncunun da bu karakteri canlandırması, 'iyilik katsayısı'nı yükseltiyor. Öyle ki, 'yükselme dönemi'nde sokak ortasında rakibi Tango'nun beynini dağıtan bu adama, Washington'ın sürekli gülümseyen yüzüyle özel bir sempati duyuyorsunuz. Yeri gelmişken, dışarıda ve içeride (sinema dergilerini kast ediyorum) 'Amerikan Gangsteri', Michael Mann'in 'Heat'iyle karşılaştırılırken Denzel Washington-Russell Crowe ikilisi de Al Pacino-Robert De Niro eşleşmesiyle kıyaslanmış. Bence kıyas kabul etmez; Scott'ın filminde öyle ahım şahım bir oyunculuk gösterisi yok. Ya da şöyle söyleyeyim: Lucas'ın annesi rolündeki Ruby Dee, herkesten rol çalıyor o kadar. Crowe ise 'Gladyatör' ve 'İyi Bir Yıl'dan sonra üçüncü Ridley Scott çalışmasında üzerine düşeni layığıyla yerine getiriyor ama daha fazlası yok.
Ayrıca filmin dümdüz ilerleyen temposu da, belki hazmı kolaylaştırıyor, 157 dakikalık süre olayları daha iyi anlamamıza neden oluyor ama, finaldeki baskının dışında çok daha heyecan sunmuyor. Belki bu Scott'ın aksiyondan çok bilgeliğe ve bir dönem tasvirine yönelme isteğinin yansıması ama yine de bu kadar uzun süreye daha fazla numara sığdırılabilirdi gibi.

Lucas hapse girse n'olur?

Gerçi Lucas'ın, rakibinin sokak ortasında beynini dağıtması, 'Alien'da John Hurt'ün karnından yaratık çıkması türünden bir Scott numarası olabilir mi, diye de düşünmedim değil. Neyse, her şeye rağmen bu 'güzel' tanımlamasını hak eden filmin bir kıssadan hissesi var: Lucas, Roberts'a soruşturma sırasında şu can alıcı soruyu soruyor: "Beni hapse atınca her şey değişecek mi? Katiller, uyuşturucu trafiği, kötülükler bitecek mi?" Kim bu soruya "Evet, bitecek" yanıtını verebilir ki? Ama yine biliyoruz ki, bazıları görevini yapmak durumunda...

Uğur Vardan/Radikal

deadly_angel
19-01-08, 12:00
Denzel Washington'un Gölgesi

Siyah bir Amerikalı, 1970’lerde kendi mahallesinde “salyangoz” satmaya kalkışırsa ne olur? Ridley Scott’un bu suç-polisiye filmi, sizi mafya-uyuşturucu dünyasına götürecek ve sokaklarda dönen dolapların daha önce fazla tanık olmadığınız detaylarıyla tanıştıracak.

Herşeyden önce Bay Frank Lucas ile tanışın… Denzel Washington, ağzından düşürmediği “adamım” lafıyla, her an şiddete başvuracakmış gibi tekinsiz duruşuyla aklınızı başınızdan alacak. Kiliseden çıkarken Russell Crowe’a bakışına dikkat edin. Sinemada “bakış” ne demek sorusunun yanıtı bu sahnede...

Washington, filmi sürükleyen asıl unsur; sorun da bu zaten. Michael Mann’in suç filmi Büyük Hesaplaşma’da Al Pacino ile Robert De Niro arasında kurduğu kusursuz dengeyi bu filmde göremiyoruz. Pacino’nun işi çok zordu, zira De Niro fazlasıyla karizmatik çizilmiş kusursuz bir kötü adamdı. Buna rağmen Pacino karısını kaptırsa da televizyonunu kaptırmayan(!), evinde sorunlu işkolik dedektif rolünde en az De Niro kadar derinlikli, ilgi çekici bir karakter çizmeyi başarmıştı.

Oysa Amerikan Gangsteri'nde Washington’ın karakteri, Crowe’un Dedektif Richie Roberts’ına oranla fazla baskın. Beyazperdenin ‘gladyatör’ gibi önüne geleni ezen aktörü Crowe bile birşey yapamıyor. Richie’nin eşiyle yaşadığı sorunlar, bitmeyen çapkınlıkları, parkta gençleri azarlaması, montajda atılsa filme değer kaybettirmeyecek sahneler hep. Oysa Frank öyle mi? Annesi için ev satın alması, işe yaramaz kardeşlerine her fırsatta sahip çıkıp ödüllendirmesi, düşmanlarına ise tüm lanetiyle ölüm kusması, onu, yani filmin gangster’ini filme zarar verecek denli öne çıkarıyor.

Bir filmde daha çok bir oyuncunun performansı öne çıkıyorsa bunu film için eksi puan sayabiliriz. Ridley Scott’un bu karaktere ilgisi, Vietnam’da ölen askerlerin tabutlarıyla esrar taşıyacak kadar ahlaksız bir adamın, özel hayatında tamamen sadelikten yana oluşunda yatıyor olabilir. Hatta Scott, Lucas karakterini bu sadelikten ilk sapmasında (süslü şapkasıyla boks maçı izlemeye gitmesi) cezalandırmayı da ihmal etmiyor.

Kurt İngiliz yönetmen, ABD toplumunun allak bullak olduğu bir döneme kamerasını tutarken iyi-kötü polis, uyuşturucu, mafya ilişkilerinin cereyan ettiği en kirli sokaklarda dolaşıyor. Ahlaki düşmüşlüğü resmederken erdemli insanların bulunduğunu da hatırlatıyor. Kötüler, ya da kötülük diyelim, tıpkı bir virüs gibi sayıca çok olsa, toplumun bütün katmanlarına sızsa da, vücudun savunma sistemi olan ahlaklı insanlar sayesinde bedenin kendisini iyileştirebileceğini söylüyor.

Steven Zaillian (Schindler’in Listesi) gibi bir senaryo canavarının yazdığı, iyi yönetilmiş, neredeyse tüm sahneleri iyi çekilmiş bir film Amerikan Gangsteri. Ancak, 50’sini çoktan deviren Washington, baştan sona aksamayan ritmiyle sizi olduğu gibi filmi de alıp götürüyor. Filmden çıktığınızda geriye iyi oynanmış bir rol kalıyor.

Kaynak: Beyazperde

jatco bennardo
19-01-08, 14:16
böyle filmleri severim

kadro güzel gidebilecegim filmlerden

sbuffy
19-01-08, 15:57
bu filmi iki sebepten merakla bekliyordum.1.denzel washington 2.yönetmen ridley scottın bu türde neler yapacağını görmek için.
denzel washington frank karakteriyle harikalar yaratmış.ilk sahne ile piyano sahnesindeki acımasız frank ile sevgilisinin yanındaki sempatik frank ikilemini yansıtışı inanılmaz.
rusell croweun oyunculuğu ise frankı beklediği sahnedeki bakışları dışında genelde vasattı.açıkçası 3:10 yumada kat be kat daha iyiydi.bence oscarlara aday olacaksa 3:10 yumayla aday olması daha iyi olur.
ridley scottın tarihi filmlerinin hastasıyım ama bu türde de başarılıydı.kurgusundan filmin atmosferine kadar herşey çok başarılıydı.
açıkçası eğer kanlı şiddet içeren bir film bekleniyorsa hayalkırıklığı yaratabilir çünkü film karakter merkezli.

cenup
20-01-08, 01:46
ABD Vietnam'da uyuşturucu batağında

Kendini kolay kolay ele vermeyen bir film... Özellikle ilk yarım saatinde, tek sözcükle itici. Ama gerek Amerikan sinemasının deneyimi, gerekse Ridley Scott'ın ustalığı sayesinde, sizi yavaş yavaş ele geçiriyor. Yine de Scott'ın en iyilerinden biri değil!... Başında 'gerçek olaylardan alınmıştır' lafı olan filmlerden hep sakınırım!... Bunda da öyle oluyor. Ve 1968'lerden başlayıp 1970 ortalarına doğru ilerleyen hikâye, başta pek ilgimizi çekmiyor. Yine bir hırsız-polis hikâyesi. 'Hırsız', bu kez o dönemde İtalyan mafyasının yerini alan zenciler, özellikle Uzakdoğu kökenli uyuşturucuyu fiyat kırarak piyasaya süren bir 'aile çetesi' ve onun başındaki Frank Lucas. Film, Lucas'ın 15 yıldır hizmetinde çalıştığı yine zenci patronunun ölümüyle onun yerini almasının ve giderek New York'ta egemenliğini ilan etmesinin hikâyesi. Öncelikle film, en iyi örneğini Baba'da bulmuş olan bir mafya filmleri anlayışının tersine gidiyor. O filmlerin çekiciliği, cilası, romantizmi, Amerikan deyimiyle 'glamor'ı yok. Frank'in nerdeyse tümünü rüşvetle ele geçirdiği NY polis örgütünün yanıbaşında, namuslu polis Richie Roberts'ın adeta tek başına ona meydan okuması ise, önceleri tam bir Don Kişot öyküsü gibi duruyor. Ne var ki hikâye giderek ivme kazanıyor. Aynı zamanda, hiç bilmediğimiz çok ilginç bir olayı, Vietnam Savaşı'nda askerlerin kolay ve ucuz uyuşturucuya alışmasını ve bunun anavatanda yarattığı uyuşturucu patlamasını öğreniyoruz. Ve de ordunun bu ticaretteki önemli rolünü. Böylece, giderek hızlanan bir kurgu, sapasağlam oyunculuklar ve etkileyici bir müziğin eşliğinde, filmin ana temalarından biri ortaya çıkıyor: Bir büyük savaştan yeni çıkmış ve yenilgisi ancak milliyetçiliğinin dozunu artırmış olan askerle, ne pahasına olursa olsun görevini yerine getirmeye çalışan polisin karşılaşması, giderek çatışması. Gelin de yakın tarihinde, hatta halen aynı ikilemi yaşayan kimi ülkeleri aklınıza getirmeyin!... Kısacası, ilk yarıda biraz sabrederseniz, oldukça tadına varabileceğiniz tempolu ve sıkı bir polisiye, türün başyapıtlarından değilse de iyi örneklerinden biri...

Atilla Dorsay/Günaydın

sbuffy
21-01-08, 14:43
Kocaman 4 Yıldızlı Bir Film İçin 5 Yıldızlı Sorular

Vietnam savaşının sonlarına doğru, “Ben sizin için askerlik yapmayacağım” diye haykıran Muhammed Ali’nin; Fransız İhtilâlinden bile önce, 4 Temmuz 1776’da ‘Bütün insanlar eşit ve hür doğar’ ilkesini getiren Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’ne rağmen “Benim bir hayalim var!” sözleriyle özgürlük ve eşitlik arayan Martin Luther King’in; yanındaki Emir subayına “Başka bir çare yok mu” diye sorduğunda, “Var efendim, siz Başkomutansınız, darbe yapabilirsiniz!” cevabına rağmen istifasını imzalayan Başkan Nixon’ın, dönemi hatırlatmak için birkaç saniyelik görüntü veya repliklerle verildiği Amerikan Gangsteri için verilecek ilk bilgi şu: Gerçek hayattan aktarılan bir hikâye.

Alelâde bir mafya-polis hikâyesi gibi başlayan ve sıkan yanlarına rağmen, izleyeni gittikçe dar alana, karanlık bir koridora sokarak, “Ne olacaksa olsun, şuradan bir an evvel çıkayım” ile “Bakalım bu koridorun sonunda ne var?” ikilemi arasında bırakan Amerikan Gangsteri evet, yönetmen Ridley Scott’ın soyadının son hecesi gibi sert bir film.

Baş karakterlerimizden Frank Lucas’ın (Denzel Washington) Muhammed Ali ve Martin Luther King gibi zenci olması… Hikâyenin özgürlükçülük ve ırkçılık hareketlerinin en şiddetli biçimde yaşandığı bir zamanda geçmesi, çeşitli çağrışımlara sebep oldu.

Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’nde, “Bütün insanlar eşit ve özgür doğar ve yaşar” denmiş olmasına rağmen 200 yıl sonra bile hala zenciler hak ettikleri özgür ve eşit hayat için mücadele verdiğinde… Muhammed Ali böyle bir düzende asla askerlik yapmayacağını ringlerde ve ekranlarda haykırdığı için boks yapmama cezası aldığında… Martin Luther King ve Malcom X gibi siyahî Hıristiyan ve Müslüman liderler ise kurşunla susturulduğunda… Frankie’nin hikâyesi devreye girer ve Vietnam’a özgürlük götürmeye gittiklerini sanan, orada “Büyük Amerikan ideali” için ölen (Martry, Fallen) askerlerin hatırasına saygısızlık yapılarak getirilen saf eroin bomba gibi patlar hikâyenin içinde…

Acaba yönetmen şöyle mi demek istiyor diye düşünmeden edemiyorsunuz: , “İntikam böyle olur. Sen Muhammed Ali’yi Vietnam’a gitmediği için aşağılar mısın? Frank Lucas da seni aşağılar. 20 bin kilometre öteye gönderdiğin çocuklarının cenazesine saygısızlık yapar. Sen, M. L. King ve Malcom X’in ‘Kamu düzenine dokundukları için can güvenliğini sağlamaz mısın?’ Frank Lucas, saf eroini iç piyasaya dağıtarak koca bir nesli un ufak ederek nerdeyse kamu bırakmaz!”

Böyle de düşünebilirsiniz ama bu doğru olmaz. Çünkü işin başka boyutları var… Üstelik Frank Lucas’ın, insanlıktan nasip almamış olduğu, sokaklarda haraç kesen bir mafya babası tarafından yetiştirildiği için insanları sinek gibi öldürdüğü, kendi ırkdaşlarının eroinden ölmesine aldırmadığına ve eğitim düzeyine bakılırsa (hiç okula gitmemiş) başkalarını da hesaba katarak bir intikam plânlayamayacağı kesin. Zeki olmasına rağmen bu kadar katmanlı düşünecek bir kültürel donanım edinememiştir! Üstüne üstlük, 20 bin kilometre öteden kilolarca saf eroini, bizzat kendi kurduğu (!) basit bir organizasyonla getirterek Amerikanın her yerinde, diğer mafya ailelerine rağmen elini kolunu sallaya sallaya satamayacağı da aşikâr…

Demek ki, Frank Lucas benim yukarıda varsaydığım gibi bir intikam plânlayıcısı değildi. O, olsa olsa çok daha büyük bir örgütün parçasıydı. Bir günah keçisine gerek duyulduğunda boğazlanıverecekken itirafları sayesinde sefil hayatını kurtarmıştı!

Çünkü Artık Vietnam’daki savaş kaybediliyordu ve buradan kolaylıkla getirilen eroinin sonu da gelmişti. Evet, evet, bir de Vietnam’da üretilen eroini daha önce Fransız’ların kontrol ettiği, bilâhare işin “Conilere” devredildiği rivayetleri de ayyuka çıkmıştı!

Film sonunda şu soruları sordurtuyor:
1- Frank Lucas, Vietnam’da sadece uydurma kuzen ile nasıl olup bu kadar büyük bir bağlantıyı kuruyor ve sevkiyatı sorunsuz biçimde işletebiliyordu?
2. Saf eroin özgür Amerikan vatandaşlarını parça parça eder ve polis şefleri aşağılık bir biçimde rüşvet karşılığı olanlara göz yumarken, Amerikan hükümeti pinpon mu oynuyordu?
3-Bazı kötü niyetlilerin iftirasını da tekrarlarsam: Acaba haşhaş tarımı, eroin üretimi ve kaçakçılığından sağlanan paralarla savaşın finanse edildiği gerçek miydi?
4-Frank Lucas’ın el konan servetinin miktarı 200 milyon dolar olarak gösteriliyordu ki, bu o dönemde (1970’lerde) Amerika’daki toplam eroin gelirinin tüm müydü? Değilse kaçta kaçıydı?
5-Hikâye’nin anlatılmayan tarafları var mı? Varsa bu suç imparatorluğunda asıl kazancı sağlayan “beyaz ırktan babalar” kimlerdi?

kaynak:sadibey.com,Coşkun Çokyiğit

sbuffy
22-01-08, 16:26
http://www.resimekle.gen.tr/files/drekx8yossbfnytyv7ay.jpg

En İyi Yardımcı Bayan Oyuncu
Cate Blanchett
Ruby Dee
Saoırse Ronan
Amy Ryan
Tilda Swinton

En İyi Sanat Yönetmeni
American Gangster
Atonement
The Golden Compass
Sweeney Todd
Thre Will Be Blood

sbuffy
23-01-08, 18:14
http://img530.imageshack.us/img530/5928/amcvnsfp00020r16778b8sykd6.jpg

irene
27-01-08, 21:22
fılmı bugun ızledım ve cok begendım!Russel Crowe ıcın ızlemek ıstıyordum fılmı ama denzel washington un oyunculugu benı daha cok etkıledı.fılmın ıslenısını ve oxellıklede sonunu cok begendım fılm tam bıttı dıyorken tekrardan devam ettı ve ıyıkıde ettı eger o sahneler olmasaymıs fılm eksık olurmus sanıyorum ben fılmı cok begendım:)oscarda yolu acık olsun dıyecegım ama aday oldugu dallardakı favorılerım baskaları:D

durunazar
28-01-08, 12:39
Filmi dün izledim. Genel olarak beğendim. Denzel Washinton oyunculuğuyla beklentilerime karşılık vermesine karşın Russl Crowe roluyla ve oyunculuğuyla bayağı vasat kalmış. Gladyatör Filmindeki başarısı hafızalarımızdan silinmezken. Böyle ikinci karekter olmasına açıkca çok şaşırdım.

sbuffy
28-01-08, 16:22
Oyuncular Birliği (Sag) ödüllerinde en iyi yardımcı bayan oyuncu dalında American Gangsterındeki oyunculuğuyla Ruby Dee ödüle layık görüldü.

http://img179.imageshack.us/img179/7536/capt04d6b96806b1417c970rl1.jpg

dizi_maniac
31-01-08, 20:07
Çok fazla sevmedim. Sevemedim filmi.
Belki de Scott'dan yana beklentilerim fazlaydı, bilemiyorum?
Eksik birşeyler var. Kurgu da mı başka bir yerinde mi.. bilemiyorum.
Ama eksik birşeyler var....

70lerin atmosferini inanılmaz derecede güzel yansıtmışlar ama hikayenin anlatımnda aksayan birşeyler vardı sanki... adını koyamıyorum... sadece eksik diyebiliyorum.
Herkesin aksine ben Denzel'in oyunculuğunu fazla "kasıntı" buldum. Kasıla kasıla ortalıkta dolaşan bir Denzel vardı. Frank Lucas'ı izletmedi bana, kendisini izlettirdi sanki. Açıkcası Denzel babaya biraz kızgınım....
Russel'ın en vasat performanslarından biri, belkide en vasatı?
Ama en büyük hayalkırıklığını bana Ridley Scott yaşattı diyebilirim.
American Gangster, bana göre sadece iyi bir polisiye.
Scott'un filmografisinde ki yaldızlı yapıtlarından biri asla değil.
Oscar'da en iyi film, en iyi erkek oyuncu, en iyi yönetmen adaylıkları almayışına cidden sevindim diyebilirim.... aslında en-iyi-yardımcı-bayan da adaylık alan Ruby Dee'ye de bir anlam veremedim... Ruby Dee'ye gelinceye kadar AWAY FROM HERE 'den Olympia Dukakis ve Harry Potter: Order Of The Phoenix den gıcık müdüre hanım Umbridge/ Imelda Staunton'un aday olmalarını yeğlerdim....
Ruby Dee'nin performansı bu diğer iki bayanın yanında çerez gibi kalıyor.... yani bana göre:img-cool2

sbuffy
02-02-08, 08:35
bence filmin eksiği değil fazlalığı vardı. russel croweun eşiyle konuştuğu sahne gibi birkaç yer vardı ki sanki ridley scott gözde oyuncumu kadroya aldım bari birkaç sahne ekliyim de ayıp olmasın mantığıyla çekmiş gibi duruyordu.bunun haricinde scott iyi iş çıkarmış.yinede onun savaş filmleri çekmesini tercih ederim:)

_tu_na_
08-02-08, 14:54
filme vizyona girdiği gün gittim.açıkçası ilk yarıda çok sıkıldım,afakanlar bastı beni..ama ikinci yarısı güzeldi.ve filmin sahneleri aklıma geldikçe aslında 1. yarının da güzel olduğunu düşünmeye başladım:img-yes:sonuçta gerçek bir hikaye ve oyunculuklar göz dolduruyordu.

denzel washington russell crowe'a göre daha ön plandaydı..

frank lucas'ın sokağın ortasında,hiç düşünmeden adamın kafasına sıkması beni yerimden sıçrattı..ondan sonra da hiçbir şey olmamış gibi gidip kafeye oturması beni hayretler içerisinde bıraktı:blink:

son sahneyi de çok beğendim bu arada:good:

kelebek_01
11-02-08, 17:47
güzel bir filmdi seyretmeye değerdi evet bende ilk bölümde biraz sıkıldım ama gerçekten de seyretmeye değer bi film yalnız çok uzun tutmuşlar filmi

elfkartal
15-02-08, 09:28
izlediğim en sıkıcı filmlerdendi. film başladı sıkıntı başladı bende hadi dedim sonun kadar git sonlara geldikçe güzelleşir. 1 saat geçti hala sıkılıyorum 2 saat geçti ben yine sıkılıyorum ve sonda 2.5 saatlik filmin son 10 dakkası beni sıkmadı sadece. bu kadar uzun bir filmi izlemek zaten zor ama birde sıkıcı olunca dahada işkence gibi geliyor.

amerikanın kokuşmuş polisleri ve onlara karşı temiz polis olmanın zorlukları izledik. filmde en güzel sahneler birilerinin birileri vurduğu sahnelerdi sadece. frankin %20 isteyen adamı vurduğu sahne güzeldi gerçekten. son kısım en iyisiydi. 90 dakikalık bir film olsa daha çok severdim herhalde.

sbuffy
20-03-08, 19:56
Billboard dergisine göre en iyi 5

Video kiralama

1. "American Gangster," Universal Studios Home Video.

2. "Beowulf," Paramount Home Entertainment.

3. "Into the Wild," Paramount Home Entertainment.

4. "Mr. Magorium's Wonder Emporium," 20th Century Fox.

5. "Michael Clayton," Warner Home Video.

Video satın alma

1. "101 Dalmatians: Platinum Edition," Buena Vista Home Entertainment.

2. "Mr. Magorium's Wonder Emporium," 20th Century Fox.

3. "Beowulf," Paramount Home Entertainment.

4. "Into the Wild," Paramount Home Entertainment.

5. "American Gangster," Universal Studios Home Video

dizi_maniac
21-03-08, 08:48
Billboard dergisine göre en iyi 5

Video kiralama

1. "American Gangster," Universal Studios Home Video.

2. "Beowulf," Paramount Home Entertainment.

3. "Into the Wild," Paramount Home Entertainment.

4. "Mr. Magorium's Wonder Emporium," 20th Century Fox.

5. "Michael Clayton," Warner Home Video.

Video satın alma

1. "101 Dalmatians: Platinum Edition," Buena Vista Home Entertainment.

2. "Mr. Magorium's Wonder Emporium," 20th Century Fox.

3. "Beowulf," Paramount Home Entertainment.

4. "Into the Wild," Paramount Home Entertainment.

5. "American Gangster," Universal Studios Home Video

sbuffy listeyi eklediğin için teşekkürler.

Sanırım liste başı olmasında ki en büyük (yoksa tek'mi demeliyim?) etken Denzel ve Russell'in isimleri.
Zaten bu film başkaları ile çekilseydi, değil liste de başı çekmesi... esamesi bile okunmazdı.
Yine söylüyorum sbuffy, böyle bir yönetmenle ve böyle oyuncularla vede böylesi muazzam bir hikayesi ile bu film sinema salonlarını sallayabilmeliydi.
Olmadı.
Daha öncede söyledim: birşeyler eksik... bende ki bıraktığı duygu bu oldu.

sbuffy
17-06-08, 09:59
Yeni çıkan DVD'ler

Sinemalarda ses getiren bu filmlerin DVD'leri piyasaya çıktı. DVD koleksiyonu yapanların kaçırmaması gereken videolu tanıtım turumuz başlıyor.


Gangster filmleri geleneği

Amerikan Gangsteri (American Gangster)

Yönetmen : Ridley Scott
Oyuncular : Denzel Washington, Russell Crowe
Bilgi : Bir çok filmiyle Oscar ödülüne aday gösterilen yönetmen Ridley Scott, bu kez yaşanmış olaylar ile gerçek kişilerden yola çıkarak, en büyük başarısı daha çok eroini daha çok insana ulaştırmak olan şuç imparatoru Frank Lucas'ın yükselişini ve çöküşünü anlatıyor.

kaynak: ekolay.net

maria clara
23-07-08, 12:19
harika bir filmdi bence, oyuncuların performansları senaryoya çok uyumlu olmuş, böyle bir filme harika oyuncu seçimi yapılmış, amerikada "baba" olarak nitelendirilen mafya oluşumu değişik bir şekilde işlenmiş, idealist bir polis memuruyla kendine çok güvenen bir mafya babası...