Tüm Versiyonu Göster : Dehşet Odası (Captivity)


pelin-ce
09-10-07, 08:38
http://www.sineport.com/poster/2007/captivity.jpg

Orjinal Adı: Captivity

Yönetmen: Roland Joffé
Oyuncular: Elisha Cuthbert, Daniel Gillies, Pruitt Taylor Vince, Michael Harney

Senaryo: Larry Cohen, Joseph Tura
Görüntü Yönetmeni: Daniel Pearl
Kurgu: Richard Nord
Müzik: Marco Beltrami
Tür: Korku - Gerilim
Süre: 96 dk.
Yapım: 2007 - ABD/Rusya
Dağıtımcı: Chantier Films www.chantierfilms.com

Gösterim tarihi: 5 Ekim 2007

Konu: Şöhretinin doruğunda olan güzel manken Jennifer Tree bir sabah uyandığında kendini bir hücreye kapatılmış bulur. Kişisel eşyalarının, fotoğraflarının ve bir dizi kilitli dolabın bulunduğu odada, güzel mankene daha önce işkence yapılmış insanların görüntüleri ve kendi röportajlarının olduğu kasetler izletilir. Bu odadan kaçmaya çalışsa da hiç bir kurtuluşu olmadığının farkına varır. Jennifer’i kaçıran seri katil onu çok iyi tanıyıp, tüm korku ve arzularını biliyordur. Jennifer’in hassas olduğu konularda ona psikolojik oyunlar oynayarak onu baskı altına alır.

Jennifer bir süre sonra yalnız olmadığını fark eder. Yan taraftaki odada Gary isimli genç bir erkek vardır. Sadistçe yapılan işkencelere maruz kalan Jennifer ve Gary hapsedildikleri mahzenden kaçmaya çalışırken verdikleri mücadele onları duygusal olarak birbirlerine yaklaştırır.

Ancak zaman geçtikçe olay daha da karmaşık bir hal alır , acaba diğer kurbanlar gibi Jennifer’in da kaçınılmaz sonu ölüm mü olacak?

kaptan jack
16-10-07, 10:45
Dehşetengiz Bir Oda!



Serdar Kökçeoğlu
Uzun bir aradan sonra Amerikalı izleyici ile buluşmasını sağlayan son filmi yeteri kadar tatmin edici bulunmayan siyah eldivenli Dario Argento korku sinemasında bir şeyi çok iyi beceriyor; Giallo'ların favori seri katili siyah eldivenli "bilinmeyenin" gözüktüğü sahneler gerçekten ürkütücü olmayı başarıyor.

İzleyici, bıçakla bir kadını da izlese, tuhaf oyuncaklarla da meşgul olsa, eldivenin arkasında kim olduğunu bilmemenin verdiği huzursuzlukla tedirgin oluyor. Ki o huzursuzluk zamanla filmin geneline yayılır; en aydınlık ve keyifli sahnede bile, kim olduğunu bilmediğimiz bir katilin gördüklerimizle aynı dünyayı paylaştığını ve belki de çok yakında olduğunu hissederiz. Bizzat Argento'nun elleriyle dolan siyah deri eldivenler son derece etkilidir.

Dehşet Odası'na giriş yapmak için İtalyan sinemasının usta ismini seçmiş olmamız bir karışıklık yaratmasın. Söz konusu film ile Argento'nun filmleri arasında eldivenler dışında pek bir benzerlik yok. Hatta şöyle bir fark var; Dehşet Odası'nın sürekli kurgu masasında oturan eldivenli katili nedense Argento filmlerinin yarattığı huzursuzluğu yaratamıyor. İşkence evinden çıkıp da polis karakoluna ya da sokaklara uğradığımızda da tedirgin olmuyoruz. Çünkü "kurban" karakterler gibi seri katilin de herhangi bir ağırlığı yok.




Testere sonrası ticari korku sinemasının ilgi alanları belli ve önümüzdeki yapım da bu tuhaf alana güzel bir örnek oluşturuyor. % 100 ticari ve aynı oranda başarısız bir film olan Dehşet Odası'nda biri yakışıklı bir genç, diğeri güzel bir celebrity, tasarımcı eli değmiş bir güncel sanat sergi salonunu andıran bir yerde uyanıyor ve birbirlerini buluyorlar. Derken kaçırıldıklarını anlıyor ve video manyağı bir katil tarafından işkence görmeye başlıyorlar. Meğerse tutsak adamın oyunda farklı bir rolü olduğu ortaya çıkıyor ve kandırılan genç kadın herkes nalları dikince "sergi salonundan" kurtuluyor.

İşkence salonları filmde son derece stilize bir şekilde karşımıza gelirken; ana sahnenin dışının özellikle de dublajlı polislerin de katkısıyla b-movie dünyasına ait olması garip bir tezat oluşturuyor. Filmin sonlarına doğru aniden ölerek filme bir parça olsun ilginçlik katan polislerin kötü oyunculuğu ve aksiyonsuzluğu garip durmazken, stilize bölümler çok sırıtıyor. İki katilin kurbanlarıyla oynamak için hazırladıkları odaların tasarımcı işi gibi olmasının anlamı ne olabilir acaba?




İki kişilik bir dehşet odasına aslında Haze isimli kısa filmle başarılı bir şekilde daha önce uğradığımızı hatırlatarak, Dehşet Odası'nın zeka ve yaratıcılıktan yoksun bir film olduğunu belirtelim. Kaçırılan iki kişi arasındaki diyaloglar ve plan bozduran aşk inandırıcılıktan yoksun. Belki sadece, daima sıradışı roller için düşünülen ağır oyuncu Pruitt Taylor Vince'ın başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Yemek ve cinayet söz konusu olduğunda oyuncu daima iyi iş çıkarıyor.

Hollywood son dönemde bunu çok sık yapıyor. Orijinal bir hikaye yok; atmosfer yok; karakter yok; sadece kesik beden parçaları var. Birileri yaratıcılıklarını (eğer varsa) ve mesailerini hangi organların hangi araçlarla daha iyi parçalanacağını düşünmeye ayırıyor anlaşılan. Korku sineması savaşlar çağında anlamsız işkenceleri sıradanlaştırmaya devam ediyor.

pelin-ce
16-10-07, 11:03
Filmden kareler...

http://www.sineport.com/vizyon/resim/2007/captivity/captivity01.jpg

http://www.sineport.com/vizyon/resim/2007/captivity/captivity02.jpg

http://www.sineport.com/vizyon/resim/2007/captivity/captivity04.jpg

http://www.sineport.com/vizyon/resim/2007/captivity/captivity03.jpg

http://www.sineport.com/vizyon/resim/2007/captivity/captivity05.jpg

http://www.sineport.com/vizyon/resim/2007/captivity/captivity06.jpg

elifc
17-10-07, 19:45
haftasonu izledim bu filmi bence oldukça iyi bir film..zaten elisha çok başarılı bir oyuncu senaryo güzel ,şaşırtıcı herkese tavsiye ederim

denizimsi
02-11-07, 20:18
Bende izledim çıktığı gün filmi.Gerçekten başarılıydı Testere tarzı gösterip değişik bir film olduğunu gösteriyor.Yani Sağ gösterip sol vuruyor :D

balzac
04-11-07, 16:04
güzel 1 film,sahnelerde fazla abartı yok .
sade bir gerilim filmi olmuş,her ne kadar olayların gidişatını tahmin etmek zor olmasa da izlenebilir.tavsiye ederim.